Menu

Arama Yapın

Menu

Bu kitap, e-kitap formatında olduğu için 9,28 ağaç kesilmekten kurtarılmıştır.

E-Kitaplar

Medeni Usul Hukuku Hakkında Hukuk Genel Kurulu Kararları 2020

250,00 TL
75,00 TL

Bu kitap 942 kez incelendi; 1 adet satıldı.

Türk hukukunun da içinde yer aldığı Kıta Avrupası hukuk sisteminde kural, Anglo-Sakson hukuk sisteminin aksine, yargısal kararların hukukun aslî değil, ancak yardımcı kaynağı olmasıdır. Zira bu hukuk sistemi Roma hukuku kökenli olup, hukuk kurallarının soyut normlar şeklinde kodifiye (tedvin) edilmesi esasına dayanır. Modern anlamda ilk kodifikasyonun Fransa’da 1669 yılında medenî usul hukuku alanında yapılmış olması ilginç bir tarihî vakıadır.

Bununla birlikte, mahkeme önüne gelebilecek tüm uyuşmazlıkların halli bakımından önem taşıyan her hususun, önceden öngörülmek suretiyle soyut bir kurala bağlanması, Kıta Avrupası hukuk sistemini benimsemiş ülkeler açısından dahi beklenebilecek ve önerilebilecek bir durum değildir. Buna her şeyden evvel sosyal olayların çeşitliliği ve dinamikliği izin vermez. Kaldı ki hukuku bütünüyle donduracak böyle bir durum şayanı tavsiye de değildir.

Bu noktada yargısal kararların Kıta Avrupası hukuk sisteminde hukukun yardımcı kaynağı olmaklığı ön plana çıkar. Şöyle ki, somut bir hayat olayına uygulanacak hukuk kuralının eksik olması ve bu eksikliğin giderilmesi için kanun koyucunun harekete geçmesinin söz konusu olmadığı durumlarda kendisi bir kural koymak durumunda olan hâkim, bilimsel görüşler yanında, yargısal kararlardan da yararlanır. Asıl önemlisi ise, mevcut soyut hukuk kurallarının anlamlandırılarak somut olaya uygulanmasında hâkimin yargısal kararlara ihtiyaç duymasıdır. Nihayet hukuk devletinin ve hukuka güvenin vazgeçilmezi olarak, soyut kuralların benzer olaylarda aynı şekilde uygulanmasının sağlanabilmesi için özellikle içtihat niteliğindeki yargısal kararlar vazgeçilmez bir konumda yer alırlar.

Söz konusu önem, diğer alanlara kıyasla, medenî usul hukukunda daha belirgindir. Zira bir taraftan Türk medenî usul hukukunun temel kaynağı konumundaki HMK nispeten mücmel bir kanundur. Uygulamada hâkimlerin somut bir usul probleminin çözümü için bu Kanun’da açık bir kural bulamamaları çok az rastlanan bir durum değildir. Diğer taraftan, mevcut usul kurallarının benzer tüm olaylarda aynı şekilde anlamlandırılması ve yeknesak olarak uygulanması ihtiyacı, neredeyse her somut olayda kendini gösterir.

Bu bağlamda Hukuk Genel Kurulu’nun içtihatları özel bir önemi haizdir. Zira ilk derece ve istinaf aşamasındaki mahkemeler ile Yargıtay hukuk dairelerinin sayı olarak çokluğuna karşılık, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun tek bir mahkemeden (kuruldan) ibaret bulunması, kararlarının takibinin daha kolay olması, içtihatlarının ağırlığının ve bağlayıcı görülme hissinin sair mahkemelerin içtihatlara nazaran fiilen daha yaygın ve daha güçlü olması, onun içtihatlarını daha önemli kılan sebeplerden bazılarıdır. 2017 yılında (vakıa 2022 yılı sonuna kadar geçerli olmak üzere) “sabit genel kurul” modeline geçilmiş bulunmasının, Hukuk Genel Kurulu kararlarının işaret edilen bu önemini daha arttırdığı söylenebilir.

Çalışmamıza bu düşüncelerin yön verdiğini belirtmek isteriz. Hemen hepsinde en azından çatışma halindeki bir ilk derece yahut bölge adliye mahkemesi kararı ile bir Yargıtay hukuk dairesi kararının değerlendirildiği HGK kararlarında hukuki meselenin daha kapsamlı ve derinlemesine tartışılması doğaldır. Bunun yanında kararın sayıca fazla (20+1) yüksek hakimden oluşan bir kurul tarafından ele alınarak değerlendirildikten sonra verilmiş olması, onun itibarını daha da arttırmaktadır. Neticede bugün için uygulamada özellikle avukatlar, önlerine gelen somut uyuşmazlıkta, pozisyonları itibariyle kendi lehlerine olan bir HGK kararını sadece emsal bir içtihat olarak değil, adeta bir delil olarak görmekte ve mahkemeye bu beklentiyle sunmaktadırlar. HGK kararları hiç şüphesiz hâkimler ve akademisyenler için de çok büyük bir önem taşımakta ve itibar görmektedir.

Bu tespit ve değerlendirmelerden yola çıkarak Yargıtay HGK’nun medenî usul hukukuna ilişkin olarak 2020 yılında vermiş olduğu tüm kararları derleyerek, ilgililerin istifadesine sunmak istedik. Bu çerçevede HGK tarafından 2020 yılı içinde verilmiş toplam 1058 karar incelendi ve bunlardan medenî usul hukukuna ilişkin olan 265 tanesi evvelemirde belirlenen konu başlıklarına göre kategorize edildi. Kararlardan bir kısmının konu ve benimsenen görüş itibariyle büyük ölçüde benzerlik taşıdığı hallerde bunlardan sadece bir tanesinin tam metnine yer verilip, diğerlerinin künyelerine dipnotlarda işaret edilmekle yetinildi. Kararların sıralamasında Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun sistematiği esas alındı ve aşağıdaki gibi bir şematize yöntemi uygulandı:

 

  • Öncelikle kararın künye bilgilerine yer verildi ve kararın içeriği dikkate alınarak anahtar kelimeler belirlendi. Her karar metninin başında yer alan gri tablo bu bilgileri içermektedir.
  • Akabinde SAFAHAT bölümü eklenerek, yargılamanın geçtiği safhalara kısaca değinildi.
  • Daha sonra kararın ilişkin olduğu hukuki sorun UYUŞMAZLIK başlığı altında açıklandı.
  • Hukuk Genel Kurulu tarafından uyuşmazlığın incelenmesinden önce tespit edilmiş bir ön sorun mevcut ise, bu bilgiye de yine aynı bölümde ÖN SORUN başlığı altında yer verildi.
  • Kararda uyuşmazlık konusu hakkında ulaşılan sonuç NİHAİ KARAR başlığı altında belirtildi.
  • Nihayet kararın tam metnine yer verildi.

Böylece, karar metninin tamamının okunmasına gerek kalmaksızın, içerik hakkında asgari/yeterli bilgi sahibi olunması hedeflendi. Ancak yine de Hukuk Genel Kurulu tarafından ilgili uyuşmazlık hakkında yapılan hukuki açıklama ve değerlendirmelerin tamamını görmek isteyen okurlar için karar metninin tamamı muhafaza edildi.

Derlememizin en başında, bir “ÖZETLİ İNDEKS” yer almaktadır. Bununla, derlememizde yer alan tüm kararların nihai sonucuna sıra numarası altında yer verilerek, kaç numaralı kararın hangi konuya ilişkin bulunduğunun ve nihai sonucun ne olduğunun bilgisine kolayca ulaşma imkânı yaratıldı.

Derlememizin ilgilenen herkese faydalı olmasını dileriz.

Av. Aydan DÜZGÜNKAYA – Prof. Dr. Murat ATALI

Akademisyen

Prof. Dr. Murat ATALI

  • Eğitim Sayısı 12
  • E-Kitap Sayısı 2
  • Eğitim Alan Kişi Sayısı 162
  • E-Kitap Alan Kişi Sayısı 12

Eğitmen Hakkında

Prof. Dr. Murat ATALI İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Medeni Usul ve İcra-İflas Hukuku Anabilim Dalı öğretim üyesidir. Yüksek Lisans Eğitimini Selçuk Üniversitesi’nde tamamlamıştır. Doktora eğitimine de burada başladıktan sonra Regensburg Üniversitesi’ne geçiş yaparak  doktorasını burada tamamlamış ve 2008 yılında doçent, 2015 yılında ise profesör unvanını almıştır.  Uzmanlık alanları medeni usul hukuku, icra ve iflas hukuku, tahkim, konkordato, avukatlık hukuku, noterlik hukuku, milletlerarası usul hukuku ve arabuluculuktur. Atalı, akademik görevlerinin yanı sıra çeşitli kamu kurum ve kuruluşlarının idari organlarında da görev almıştır.

 

Atalı, basılı 5 adet kitabının yanında, çok sayıda tebliğ ve yerli – yabancı çeşitli bilimsel dergilerde makale yayımlamıştır.

Sosyal Medya


Prof. Dr. Murat ATALI İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Medeni Usul ve İcra-İflas Hukuku Anabilim Dalı öğretim üyesidir. Yüksek Lisans Eğitimini Selçuk Üniversitesi’nde tamamlamıştır. Doktora eğitimine de burada başladıktan sonra Regensburg Üniversitesi’ne geçiş yaparak  doktorasını burada tamamlamış ve 2008 yılında doçent, 2015 yılında ise profesör unvanını almıştır.  Uzmanlık alanları medeni usul hukuku, icra ve iflas hukuku, tahkim, konkordato, avukatlık hukuku, noterlik hukuku, milletlerarası usul hukuku ve arabuluculuktur. Atalı, akademik görevlerinin yanı sıra çeşitli kamu kurum ve kuruluşlarının idari organlarında da görev almıştır.

 

Atalı, basılı 5 adet kitabının yanında, çok sayıda tebliğ ve yerli – yabancı çeşitli bilimsel dergilerde makale yayımlamıştır.


FORMÜL:

 

Kitabın Sayfa Sayısı / 2 x 1000 / 69000 = 1000 adet basılan bir kitap için kesilen ağaç sayısı

 

 

Kağıt yapımında, genellikle iğne yapraklı ağaçlardan Ladin ve Çam ağaçları kullanılmaktadır. Çoğunluk çam ağacına aittir.

 

Dünya çapında her gün 80.000 ila 160.000 ağaç kesilmekte ve kağıt endüstrisinde kullanılmaktadır. Ormanlar yok edilmekte, küresel ölçekte iklim değişikliğine sebep olmaktadır.

 

Bir çam ağacının boyunu ortalama 18 m, yarıçapı da 15 cm eder. Bu durumda bir çam ağacı 1,2717 metreküptür. 0.0083 metreküp odun yaklaşık 4,5 kg gelir. Bu durumda 1,2717 metreküp odun yani bir ağaç 690 kg gelecektir.

 

Bir ağaçtan elde edilen kağıt, ağacın ağırlığının yarısı kadar etmektedir.

 

O halde, ortalama bir çam ağacı 690 kg ettiğine göre, elde edilecek kağıt 345 kg olacaktır.

 

Bir A4 beyaz kağıdın ağırlığı 5 gr etmektedir. Demek ki, bir ağaçtan 345000/5 = 69000 adet A4 yaprağı elde edilmektedir.

 

Günümüzde özellikle dijital kitap baskılarında, kitabın boyutu ne olursa olsun A4 boyutunda kağıt harcanmakta olup, kesime giren kısımları atılmaktadır.

 

Buraya kadar elde edilen verilerle şöyle bir formül çıkartılabilmektedir:

 

Kitabın sayfa sayısı / 2 = kitapta kullanılan kağıt yaprağı.

 

Her kitabın asgari 1000 adet basıldığı (ki ortalama çok daha yüksek çıkacaktır)

 

FORMÜL:

 

Kitabın Sayfa Sayısı / 2 x 1000 / 69000 = 1000 adet basılan bir kitap için kesilen ağaç sayısı

 

E-kitaplar geleceğimizi kurtaracak. Gelin e-kitapları daha çok sevelim, doğaya bir nebze olsun nefes verelim.

 

Peki basılı kitapların çevreye verdiği tahribat sadece ağaç ile mi sınırlı? Tabii ki hayır! Bir araştırmaya göre, Amerika Birleşik Devletlerinde hava kirliliğinin yüzde yirmisini kağıt fabrikaları oluşturuyor. Bununla birlikte havayla sınırlı kalmayıp su kirliliğine de büyük ölçüde neden oluyor. Zira kağıt, yapısı gereğince bol suya ihtiyaç duyar.

 

Modern tesislerde bile 1 ton kağıt üretebilmek için yaklaşık 50 ton su kirletilmektedir.

 

Artık karar sizin? E-kitap teknolojisi yokken elbette kitaplar ağaçlardan daha önemli idi. Zira, entelektüel hale gelen her birey doğayı korumak için fazladan çaba harcayabilecek bilince kavuşmuş olacaktı.

 

Ya şimdi? Tamamen zararsız bir teknoloji varken, hala zararlı nostaljik alışkanlıklarınıza devam mı etmek istiyorsunuz? Siz bilirsiniz…