Menu

Arama Yapın

Menu

Bu kitap, e-kitap formatında olduğu için 4,23 ağaç kesilmekten kurtarılmıştır.

E-Kitaplar

Tasarrufun İptali Davaları

  • Yayınevi: Aristo Yayınevi
  • Yazar: Filiz BERBEROĞLU YENİPINAR
  • Sayfa Sayısı: 584
  • Yayın Tarihi: 19.11.2021
  • Baskı: Genişletilmiş 2. Baskı
  • Tür: E-kitap
  • Basılı Olsaydı Fiyatı: 200,00
200,00 TL
60,00 TL

Bu kitap 841 kez incelendi; 2 adet satıldı.

Kategoriler: Bütün Hukuk Kitapları, İcra ve İflas Hukuku, Taşınmaz (Gayrimenkul) Hukuku

Bu çalışma uygulamaya yönelik olarak hazırlanmış mütevazi bir çalışmadır. Davacı, alacağını sonuçsuz bırakan bir işleme karşı, TBK'nın 19. maddesindeki muvazaa hukuksal nedenine dayalı olarak bir dava açabileceği gibi, aynı işlem için İİK’nın 277 ve devamı maddelerine göre bir tasarrufun iptali davası da açabilir.  

Çalışmadan özetler;

1- İİK 277 ve devamı maddelerine dayanılarak açılmış tasarrufun iptali davalarında amaç, borçlunun haciz ya da iflasından önce yaptığı ve aslında geçerli olan bazı tasarrufların geçersiz ya da "iyiniyet kurallarına aykırılık" nedeniyle alacaklıya karşı sonuçsuz kalmasını ve dolayısıyla o mal üzerinden cebri icraya devamla alacağın tahsilini sağlamaktır. Davacı, iptal davası sabit olduğu takdirde, tasarruf konusu mal üzerinde cebri icra yolu ile hakkını almak yetkisini elde eder ve tasarruf konusu taşınmaz mal ise, davalı üçüncü şahıs üzerindeki kaydın düzeltilmesine gerek olmadan o taşınmazın haciz ve satışını isteyebilir (İİK.md.283/1).

Bu yasal nedenle iptal davası, alacaklıya alacağını tahsil olanağını sağlayan, nispi nitelikte, yasadan doğan bir dava olup; tasarrufa konu malların aynı ile ilgili değildir.

2- Bu davaların dinlenebilmesi için;

  • Davacının borçludaki alacağının gerçek olması gerekir.

Örnek; Bu tür davaların dinlenebilmesi için, davacının borçludaki alacağının gerçek olması, borçlu hakkındaki icra takibinin kesinleşmiş olması, iptali istenen tasarrufun takip konusu borçtan sonra yapılmış olması ve borçlu hakkında alınmış kesin veya geçici aciz belgesinin (İİK’nın 277 md) bulunması gerekir. Bu ön koşulların bulunması halinde ise İİK’nın 278, 279 ve 280. maddelerinde yazılı iptal şartlarının bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır.

Yukarıda izah edildiği üzere davacının borçludaki alacağının gerçek olması dava koşulu olup, dava koşulları ise taraflarca her zaman ileri sürülebileceği gibi mahkemece re'sen nazara alınması gerekir.

“Borçlu …’nun, gerek icra dosyasına verdiği dilekçesinde, gerek cevap dilekçesinde, gerekse de C. Savcılığına yaptığı şikayette davacının alacağının dayanağı bonodaki imzanın kendisine ait olmadığını, bir şekilde temin edildiğini ileri sürdüğü görülmüştür.

Yargılama boyunca mahkemece davacının alacağının gerçek olup olmadığı hususunda hiç durulmamıştır. Bu itibarla bu husustaki taraf delilleri toplanarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ile yazılı şekilde işin esasına girilerek davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.

Kabule göre de; alacağın temliki işleminin muvazaasız, iyiniyetli ve ivazlı bir şekilde yapılmış olduğu belirtilerek davanın reddine karar verilmişse de, İİK’nın 279/2 maddesinin somut olaya uygulanıp uygulanmayacağı hususunda durulmamıştır”.

Örnek; Tasarrufun iptali davalarında karar ilam harcı, takip konusu olan alacak miktarı ile iptali istenen tasarrufun, tasarruf tarihindeki değeri karşılaştırılarak düşük olan değer üzerinden nisbi olarak hesaplanmalıdır. Oysa ilk derece mahkemesince dava dilekçesindeki değer/senet bedeli üzerinden harç hesabı yapılmıştır. Harç hususu kamu düzenine ilişkin olması nedeniyle tarafların sıfatına bakılmaksızın re’sen dikkate alınması gereklidir.

Kabule göre de, davalı …’a ait cevap dilekçesindeki hususlar irdelenerek davacı ile diğer davalı arasında düzenlenen ve takibe konulan senedin gerçek bir alacağa dayalı olup olmadığının araştırılıp açıklığa kavuşturulması, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi isabetli değildir.

Öte yandan davanın kabulüne karar verilirken borçlu aleyhine yürütülen takipteki alacak ve fer'ileriyle sınırlı olmak üzere taşınmaz üzerinde cebri icra yetkisi tanınması gerekirken yazılı şekilde sınırlama konulmadan ve borçlu aleyhine yürütülen takip dosya numarası belirtilmeden infazda tereddüt yaratacak şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.

Örnek; Somut olayda davaya konu tasarrufun şeklen takip konusu borcun doğumundan önce yapıldığı görülmektedir. Ancak uygulamada alacak-borç ilişkisi daha önce başlamasına rağmen alacak için düzenlenen çek ya da bono gibi kıymetli evraka sonraki tarihlerin atıldığına sıklıkla rastlanmaktadır. Her ne kadar çekte vade olmaz ise de ticari hayatta çeklerin de bono gibi vadeli (ileri tarihli) kullanıldığının bilinen bir gerçek olduğu, bu durumda davacı ile davalı borçlu arasındaki takip konusu çekin verilmesini gerektirir ticari ilişki ve borcun doğum tarihinin tespiti amacıyla öncelikle takip konusu çekin keşide tarihinden önceki tarihlerde taraflar arasında herhangi bir hukuki ya da ticari ilişkinin olup olmadığı üzerinde durulmalıdır.

Örnek; Tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde, bononun gerçek bir borç karşılığı verilmediği davalılarca kanıtlanamamış olmakla, davanın yazılı şekilde usulden reddine karar verilmesi isabetsizdir. Mahkemece yapılması gereken iş, tasarrufun iptaline ilişkin diğer dava şartlarının incelenmesi ile taraf delilleri toplanarak gerekirse davanın esası hakkında bir karar verilmesinden ibarettir.

  • Borçlu hakkındaki icra takibinin kesinleşmiş olması, iptali istenen tasarrufun takip konusu borçtan sonra yapılmış olması gerekir.
  • Borçlu hakkında alınmış kesin veya geçici aciz belgesinin (İİK’nın 277 md) bulunması gerekir.
  • Bu ön koşulların bulunması halinde ise; İİK’nın 278, 279 ve 280.maddelerinde yazılı iptal şartlarının bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır.
  1. Akrabalar arasındaki tasarruf

İİK’nın 278. maddesinde akdin yapıldığı sırada kendi verdiği şeyin değerine göre borçlunun ivaz olarak pek aşağı bir fiyat kabul ettiği ve yasanın bağışlama hükmünde olarak iptale tâbi tuttuğu tasarrufların iptali gerektiğinden mahkemece ivazlar arasında fark bulunup bulunmadığı incelenmelidir. Aynı maddede sayılan akrabalık derecesi vs. araştırılmalıdır. İİK’nın 280. maddesinde malvarlığı borçlarına yetmeyen bir borçlunun alacaklılarına zarar vermek kastıyla yaptığı tüm işlemler, borçlunun içinde bulunduğu mali durumu ve zarar verme kastının işlemin diğer tarafınca bilindiği veya bilinmesini gerektiren açık emarelerin bulunduğu hallerde tasarrufun iptal edileceği hususu düzenlendiğinden yapılan işlemde mal kaçırma kastı irdelenmelidir. Ayrıca İİK’nın 279. maddesinde de iptal nedenleri sayılmış olup bu maddede yazılan iptal nedenlerinin gerçekleşip gerçekleşmediği de takdir olunmalıdır.

3- TBK. 19 – Muvazaa Davaları

İİK'nın 277. maddesinde sözü edilen iptal davaları borçlu tarafından geçerli olarak yapılmış bazı tasarrufların hükümsüz kılınması için açılır. Oysa TBK. 19. maddeye göre açılan muvazaa davası borçlunun yaptığı tasarrufi işlemlerin gerçekte hiç yapılmamış olduğunu tespit ettirmeyi amaçlar. Kural olarak muvazaa nedeniyle hakları ihlal olunan ve zarar gören 3. kişiler tek taraflı veya çok taraflı hukuki işlemlerin geçersizliğini ileri sürebilirler. 3. kişinin danışıklı işlem ile hakkının zarar gördüğünün benimsenebilmesi için onun danışıklı işlemde bulunandan bir alacağının var olması ve bu alacağın ödenmesini önlemek amacıyla danışıklı bir işlem yapılması gerekir. Zira, danışıklı olan bir hukuki işlem ile 3. kişinin zararlandırılması ona karşı işlenmiş bir haksız eylem niteliğindedir. muvazaaya dayalı davalarda davacının icra takibine geçmesi ve aciz belgesi almasına gerek yoktur.

4- Kamu Alacağı

 6183 sayılı Yasa'nın 24 ve devamı maddelerine ilişkin iptal koşullarının varlığının tespiti halinde, tasarruf tarihi itibari ile doğmuş olan vergi aslı ve ferileri üzerinden iptal kararı verilmesi gerekir.

  1. 6183 sayılı Yasa'nın 25. Maddesinde, "iptalin borçlu ile hukuki muamelede bulunan veya borçlu tarafından kendilerine ödeme yapılan kimselerle, bunların mirasçıları ve suiniyet sahibi diğer üçüncü şahıslara karşı istenileceği" belirtilmiştir.
  2. 6183 sayılı Yasa’nın 28/1 maddesine göre, üçüncü dereceye kadar kan hısımları ile eşler ve ikinci dereceye kadar (bu derece dahil) sıhri (kayın) hısımlar arasındaki tasarruflar bağış niteliğinde olup iptali gerekir.
  3. 6183 sayılı Yasanın 13. maddesinde, ihtiyati haciz düzenlenmiştir. İİK’da bulunan bazı hükümler kıyas yoluyla 6183 sayılı Yasadan kaynaklanan davalarda uygulanmaktadır.

Çalışmaya eklenen örnek dilekçe ve raporlarda kesinlik ve doğruluk iddiası bulunmamaktadır.

Bu eserin hazırlanmasında büyük özveride bulunarak yardımlarını esirgemeyen, Sn. Alihan YENİPINAR’a en içten duygularımla minnet ve şükranlarımı sunarım.

Eserin basımını üstlenen: ARİSTO YAYINEVİ çalışanlarına ve emeği geçenlere çok teşekkür ederim.

Filiz BERBEROĞLU YENİPINAR

Hâkim

 

Filiz BERBEROĞLU YENİPINAR

  • Eğitim Sayısı 0
  • E-Kitap Sayısı 33
  • Eğitim Alan Kişi Sayısı 0
  • E-Kitap Alan Kişi Sayısı 4646

Eğitmen Hakkında

Hakim

Sosyal Medya


FORMÜL:

 

Kitabın Sayfa Sayısı / 2 x 1000 / 69000 = 1000 adet basılan bir kitap için kesilen ağaç sayısı

 

 

Kağıt yapımında, genellikle iğne yapraklı ağaçlardan Ladin ve Çam ağaçları kullanılmaktadır. Çoğunluk çam ağacına aittir.

 

Dünya çapında her gün 80.000 ila 160.000 ağaç kesilmekte ve kağıt endüstrisinde kullanılmaktadır. Ormanlar yok edilmekte, küresel ölçekte iklim değişikliğine sebep olmaktadır.

 

Bir çam ağacının boyunu ortalama 18 m, yarıçapı da 15 cm eder. Bu durumda bir çam ağacı 1,2717 metreküptür. 0.0083 metreküp odun yaklaşık 4,5 kg gelir. Bu durumda 1,2717 metreküp odun yani bir ağaç 690 kg gelecektir.

 

Bir ağaçtan elde edilen kağıt, ağacın ağırlığının yarısı kadar etmektedir.

 

O halde, ortalama bir çam ağacı 690 kg ettiğine göre, elde edilecek kağıt 345 kg olacaktır.

 

Bir A4 beyaz kağıdın ağırlığı 5 gr etmektedir. Demek ki, bir ağaçtan 345000/5 = 69000 adet A4 yaprağı elde edilmektedir.

 

Günümüzde özellikle dijital kitap baskılarında, kitabın boyutu ne olursa olsun A4 boyutunda kağıt harcanmakta olup, kesime giren kısımları atılmaktadır.

 

Buraya kadar elde edilen verilerle şöyle bir formül çıkartılabilmektedir:

 

Kitabın sayfa sayısı / 2 = kitapta kullanılan kağıt yaprağı.

 

Her kitabın asgari 1000 adet basıldığı (ki ortalama çok daha yüksek çıkacaktır)

 

FORMÜL:

 

Kitabın Sayfa Sayısı / 2 x 1000 / 69000 = 1000 adet basılan bir kitap için kesilen ağaç sayısı

 

E-kitaplar geleceğimizi kurtaracak. Gelin e-kitapları daha çok sevelim, doğaya bir nebze olsun nefes verelim.

 

Peki basılı kitapların çevreye verdiği tahribat sadece ağaç ile mi sınırlı? Tabii ki hayır! Bir araştırmaya göre, Amerika Birleşik Devletlerinde hava kirliliğinin yüzde yirmisini kağıt fabrikaları oluşturuyor. Bununla birlikte havayla sınırlı kalmayıp su kirliliğine de büyük ölçüde neden oluyor. Zira kağıt, yapısı gereğince bol suya ihtiyaç duyar.

 

Modern tesislerde bile 1 ton kağıt üretebilmek için yaklaşık 50 ton su kirletilmektedir.

 

Artık karar sizin? E-kitap teknolojisi yokken elbette kitaplar ağaçlardan daha önemli idi. Zira, entelektüel hale gelen her birey doğayı korumak için fazladan çaba harcayabilecek bilince kavuşmuş olacaktı.

 

Ya şimdi? Tamamen zararsız bir teknoloji varken, hala zararlı nostaljik alışkanlıklarınıza devam mı etmek istiyorsunuz? Siz bilirsiniz…