İçeriğe geç
← Resmî Gazete listesi
YARGITAY KARARLARI · Yargıtay, Danıştay ve Uyuşmazlık Mahkemesi · RG 12.08.2011/28023

— Yargıtay 2, 3 ve 14. Hukuk Dairelerine Ait Kararlar

Resmî Gazete'deki aslı

YARGITAY KARARLARI

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinden:

Esas No : 2010/8639

Karar No : 2011/11432

YARGITAY İLAMI

İncelenen Kararın

Mahkemesi : Samsun 2. Aile Mahkemesi

Tarihi : 6/5/2008

Numarası : Esas no: 2008/350 Karar no: 2008/332

Davacı : Sosyal Hizmetler Çocuk Esirgeme Kurumu Genel Müdürlüğü

Davalı : Hasımsız

Dava Türü : Koruma Kararı

Temyiz Eden : Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hükmün kanun yararına bozulması Adalet Bakanlığının yazısı üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından istenilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.

Davacı İl Sosyal Hizmetler Müdürlüğü tarafından açılan davada, küçük hakkında 2828 sayılı Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Kanunu uyarınca koruma kararı alınması talep edilmiş, mahkemece dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda davanın kabulüne karar verilmiştir.

Bilindiği üzere; Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 73. maddesinde "istisnalar haricinde hakimin her iki tarafı istima veyahut iddia ve müdaafalarını beyan etmeleri için kanuni şekillere tevfikan davet etmedikçe hükmünü veremeyeceği" kabul edilmiştir.

2828 sayılı Kanunda işin evrak üzerinde incelenip, karara bağlanacağına ilişkin herhangi bir hüküm bulunmamaktadır.

Koruma kararı alınması çocuğun hak ve menfaatleriyle de ilgilidir. Bu nedenle, husumetin hakkında korunma kararı alınacak olan çocuğa, çocuk ergin değilse yasal temsilcisine (veli veya vasisine) yöneltilmesi, kanuni mümessilin menfaati ile küçüğün menfaati birbirine zıt olursa kayyım tayin edilerek husumetin ona yöneltilmesi, tarafların göstereceği deliller varsa toplanıp, değerlendirilerek ulaşılacak sonuç uyarınca karar oluşturulması gerekirken, evrak üstünden karar verilmesi doğru görülmemiştir.

SONUÇ: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 427/6. maddesine dayalı kanun yararına bozma isteğinin açıklanan sebeple kabulü ile hükmün sonuca etkili olmamak üzere BOZULMASINA, oybirliğiyle karar verildi. 4/7/2011

—— • ——

Yargıtay 3. Hukuk Dairesinden:

Esas No : 2010/23159

Karar No : 2011/4348

YARGITAY İLAMI

İncelenen Kararın

Mahkemesi : Ankara 6. Sulh Hukuk Mahkemesi

Tarihi : 9/2/2010

Numarası : 2009/2065-2010/241

Davacı : H. Erdal Demir Av. Mustafa Kemal Dölek

Davalı : Orhan Erden Av. Akın İbil

Dava dilekçesinde 67 TL ecrimisilin faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm kesin olarak verildiğinden Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından HUMK 427/6. madde hükmü gereğince kanun yararına bozulması istenilmiştir.

YARGITAY K ARARI

Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.

Davada, paylı mülkiyete konu taşınmazın davalı tarafından haksız işgali nedeniyle tahliye tarihine kadar ödenmeyen 21 gün karşılığı 67,00 TL ecrimisilin tahsili istenilmiştir.

Mahkemece, davanın reddine miktar itibariyle kesin olarak karar verilmiştir.

Kural olarak ecrimisil; kötüniyetli zilyedin haksız işgali nedeniyle hak sahibine ödemekle yükümlü olduğu bir tür (haksız fiil benzeri eylem nedeniyle oluşan zarara ait) tazminattır (TMK m. 995).

Somut olayda, dava konusu bağımsız bölümün müşterek mülkiyet şeklinde kayıtlı olduğu ve davacının 7/36, davalının 4/36 nispetinde payları bulunduğu, Ankara 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2007/490-2009/30 sayılı kararı ile davalının müdahalesinin önlenmesine ve ecrimisile karar verildiği ve hükmün Yargıtay incelemesinden geçerek kesinleştiği anlaşılmaktadır.

Davacının, müdahalenin önlenmesi ve ecrimisil konusunda açtığı dava sonucu kesinleşen karar, taraflar yönünden bu davada kesin delil ve emsal niteliğindedir. Bu davada dava konusu edilen dönemde davalı tarafından işgale son verildiği de ileri sürülmediğine göre bilirkişi tarafından saptanan ecrimisile hükmedilmesi gerekirken davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.

Bu itibarla Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 427/6. maddesine dayalı kanun yararına bozma isteğinin açıklanan sebeplerle kabulü ile hükmün BOZULMASINA ve gereği yapılmak üzere kararın bir örneği ile dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine 21/3/2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

—— • ——

Yargıtay 14. Hukuk Dairesinden:

Esas No : 2011/7046

Karar No : 2011/8152

YARGITAY İLAMI

Mahkemesi : Çorum 2. Asliye Hukuk Mahkemesi

Tarihi : 27/1/2009

Numarası : 2008/231-2009/18

Davacı : Satı Hodul

Davalılar : Muharrem Hodul VD.

Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 16/7/2008 gününde verilen dilekçe ile tapu kaydında isim tashihi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 27/1/2009 günlü temyiz edilmeden kesinleşen hükmün, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 5/4/2011 gün 160340 sayılı tebliğnamesi ile HUMK'nun 427/6. maddesi gereğince kanun yararına bozulması istenilmiş olmakla; dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:

KARAR

Dava, tapu kaydında yanlış yazılan kimlik bilgilerinin düzeltilmesi istemine ilişkindir.

Davacı, davayı, yasal hasım olan tapu sicil müdürlüğünü hasım göstermeksizin açmış, davanın kabulüne ilişkin kesinleşen hüküm Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca "tapu sicilindeki yanlışlıklardan kaynaklanan davalarda yasal hasım bunları fiilen tutmakla görevli ve sorumlu tapu sicil muhafızlıkları veya tapu sicil müdürlükleridir. Bu nedenle davanın tapu sicil müdürlüğüne yöneltilerek açılması gerektiği halde, ilgili tapu sicil müdürlüğüne dilekçe tebliği ile taraf teşkili sağlanmadan hüküm kurulmasının doğru bulunmadığı" gerekçesiyle HUMK'nun 427/6. maddesi uyarınca kanun yararına bozulması istemiyle temyiz edilmiştir.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 17/3/1999 tarihli ve 1999/14-165-149 sayılı kararında da belirtildiği gibi, tapu sicilindeki yanlışlıklardan kaynaklanan davalarda yasal hasım bunları tutmakla görevli ve sorumlu tapu sicil müdürlükleridir. Bu nedenle tapu sicil müdürlüğü hasım gösterilerek dava açılması gerekir.

Somut olayda; dava tapu sicil müdürlüğüne yöneltilmemiş, taraf teşkili sağlanmadan karar verilmiştir. Bu durum yasaya aykırılık teşkil ettiğinden hükmün bozulması gerekmiştir.

SONUÇ: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının HUMK'nun 427/6. maddesine dayalı kanun yararına bozma isteğinin yukarıda açıklanan nedenle kabulü ile hükmün sonuca etkili olmamak üzere BOZULMASINA ve gereği yapılmak üzere kararın bir örneği ile dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine, 21/6/2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi.