İçeriğe geç
Yürürlükte Cumhurbaşkanı Kararı 1. hâli

2020 Yılı Cumhurbaşkanlığı Yıllık Programının Onaylanması Hakkında Karar

Karar sayısı
1733
Karar tarihi
03.11.2019
Resmî Gazete
04.11.2019 / 30938 (mükerrer)
Son değişiklik
—
Kaynak
mevzuat.gov.tr (PDF)

Bu metin Resmî Gazete'de yayımlanan belgeden optik karakter tanıma (OCR) ile okunmuştur; özellikle tablolar, listeler ve haritalar için resmî belgeye bakınız. Resmî PDF

2020 YILI CUMHURBAŞKANLIĞI

YILLIK PROGRAMI

BİRİNCİ BÖLÜM

1. DÜNYA EKONOMİSİNDEKİ GELİŞMELER

2018 yılı ikinci çeyreğinden itibaren sert bir şekilde başlayan küresel iktisadi faaliyetteki yavaşlama eğilimi, ABD ile Çin arasındaki ticaret savaşına ilişkin gelişmeler, Brexit’e ilişkin politik belirsizlikler, güç kaybeden küresel ticaret hacmi ve küresel büyümeye dair endişelerin gölgesinde 2019 yılı ilk çeyreğinde de devam etmiştir. Özellikle küresel imalat sanayii faaliyetleri küresel finansal krizden bu yana görülmeyen seviyelerde zayıflamıştır. Artan ticari ve jeopolitik gerginlikler, küresel ticaret sisteminin ve uluslararası işbirliğinin geleceği konusundaki belirsizliği daha da artırmış iş güvenini, yatırım kararlarını ve küresel ticareti etkilemiştir.

Bu dönemde, gelişmiş ülke ekonomileri büyümeye yönelik daha olumlu bir görünüm sergilerken, gelişmekte olan ekonomilerde beklenenden daha zayıf bir aktivite görülmüştür. 2019 yılı ikinci çeyreğinde, gelişmiş ekonomilerde para politikası görünümünde kaydedilen gevşeme ile birlikte ekonomiyi destekleyici yönde politikalar izlenmeye başlanmıştır. Bunun yanında 2019 yılı ikinci çeyreğinde, küresel ticarete ilişkin kaygıların yeniden tırmanması, Orta Doğu kaynaklı jeopolitik risklerin belirginleşmesi ve küresel boyutta özellikle imalat sanayii sektörünün ekonomik aktiviteyi olumsuz etkileyecek şekilde yavaşlaması yılın geri kalanında büyüme görünümüne dair aşağı yönlü riskleri artırmıştır. Bu gelişmeler sonucu, küresel ekonomik büyümenin 2008-2009 döneminden bu yana en düşük seviyeye geleceği ve 2019 yılında yüzde 3 olarak gerçekleşeceği öngörülmektedir.

2019 yılı ilk yarısında gelişmiş ekonomiler, özellikle ABD ve Japonya öncülüğünde görece olumlu bir büyüme performansı sergilemiştir. Avrupa ekonomilerinin genelinde ise büyümeye katkılar beklenenden zayıf kalmıştır. Korumacılık eğilimindeki artış ve hız kesen küresel ticaret hacmi ile birlikte 2019 yılında gelişmiş ekonomilerdeki büyüme oranı yüzde 1,7 olarak beklenmektedir. Bu nispeten düşük büyüme beklentisi, aynı zamanda zayıf dış talebin neden olduğu endüstriyel üretimdeki yavaşlamayı önemli ölçüde yansıtmaktadır. Özellikle Almanya için önemli olan otomobil üretiminde kayda değer bir yavaşlama söz konusudur.

ABD ekonomisinde güçlü seyreden istihdam gelişmelerine rağmen ticaret anlaşmazlıkları büyüme üzerinde baskı yaratmaktadır. ABD ile Çin arasında süregelen ticaret savaşı, tarım, hammadde, teknoloji, fikri mülkiyet hakları, enerji ve otomotiv gibi birçok sektöre yayılmıştır. ABD ve Çin’in karşılıklı aldığı yeni kararlar ile birlikte olumlu ve olumsuz gelişmelerle ilerleyen süreç iktisadi politikaların öngörülebilirliğini zayıflatmıştır. Ayrıca mali gevşemenin sağladığı desteğin azalmasıyla büyüme beklentileri zayıflamaktadır. Bu doğrultuda 2018 yılında yüzde 2,9 olan ABD büyümesinin 2019 yılında yüzde 2,4 olması beklenmektedir.

Avro Bölgesinde 2018 yılı ortasından bu yana ivme kaybeden iktisadi faaliyet, 2019 yılının ilk yarısında da zayıflığını sürdürmüştür. Küresel ticaretteki yavaşlamadan olumsuz etkilenen Avro Bölgesinde, sanayi üretimindeki azalış da büyüme oranlarında önemli ölçüde düşüşe neden olmaktadır. Bunun yanında dış talepteki zayıf görünüm, Almanya otomotiv sektöründe hem dış talep hem de yeni emisyon standartları nedeniyle yaşanan yavaşlama, İtalya’da kamu borçlanma maliyetlerinin artması nedeniyle yatırımların gerilemesi ve Brexit’le ilişkili riskler gibi faktörler Avro Bölgesi büyümesi üzerinde önemli rol oynamaktadır. Avro Bölgesinde büyümenin 2019 yılında yüzde 1,2 olarak gerçekleşmesi öngörülmektedir.

TABLO I: 1- Dünya Ekonomisinde Temel Göstergeler

(Yüzde Değişim)

2018 2019 2020 2019(1) 2020(1)
Büyüme
Dünya 3,6 3,0 3,4 -0,2 -0,1
Gelişmiş Ekonomiler 2,3 1,7 1,7 -0,2 0,0
ABD 2,9 2,4 2,1 -0,2 0,2
Japonya 0,8 0,9 0,5 0,0 0,1
Avro Bölgesi 1,9 1,2 1,4 -0,1 -0,2
Almanya 1,5 0,5 1,2 -0,2 -0,5
Yükselen Piyasalar ve Gelişmekte Olan Ekonomiler 4,5 3,9 4,6 -0,2 -0,1
Yükselen ve Gelişmekte Olan Avrupa 3,1 1,8 2,5 0,6 0,4
Rusya 2,3 1,1 1,9 -0,1 0,0
Gelişmekte Olan Asya 6,4 5,9 6,0 -0,3 -0,2
Çin 6,6 6,1 5,8 -0,1 -0,2
Hindistan 6,8 6,1 7,0 -0,9 -0,2
Latin Amerika ve Karayipler 1,0 0,2 1,8 -0,4 -0,5
Brezilya 1,1 0,9 2,0 0,1 -0,4
Sahra Altı Afrika 3,2 3,2 3,6 -0,2 0,0
Dünya Ticaret Hacmi 3,6 1,1 3,2 -1,4 -0,5
Mal ve Hizmet İthalatı
Gelişmiş Ekonomiler 3,0 1,2 2,7 -1,0 -0,6
Yükselen Piyasalar ve Gelişmekte Olan Ekonomiler 5,1 0,7 4,3 -2,2 -0,8
Tüketici Fiyatları (Yıllık Ortalama, Yüzde)
Dünya 3,6 3,4 3,6 - -
Gelişmiş Ekonomiler 2,0 1,5 1,8 -0,1 -0,2
ABD 2,4 1,8 2,3 - -
Avro Bölgesi 1,8 1,2 1,4 - -
Yükselen Piyasalar ve Gelişmekte Olan Ekonomiler 4,8 4,7 4,8 -0,1 0,1
İşsizlik Oranı (Yüzde)
Gelişmiş Ekonomiler 5,1 4,9 4,8 - -
ABD 3,9 3,7 3,5 - -
Avro Bölgesi 8,2 7,7 7,5 - -
Genel Devlet Bütçe Dengesi / GSYH (Yüzde)
ABD -5,7 -5,6 -5,5 - -
Avro Bölgesi -0,5 -0,9 -0,9 - -
Genel Devlet Brüt Borç Stoku / GSYH (Yüzde)
ABD 104,3 106,2 108,0 - -
Avro Bölgesi 85,4 83,9 82,3 - -
Ortalama Petrol Fiyatları (ABD Doları/Varil) 68,3 61,8 57,9 - -
LIBOR, Altı Aylık ABD Doları (Yüzde) 2,5 2,3 2,0 -0,1 -0,3

Kaynak: IMF Dünya Ekonomik Görünüm Raporu, Ekim 2019

(1) IMF Dünya Ekonomik Görünüm Raporu Temmuz 2019 Güncellemesinden Farklar

Yükselen piyasalar ve gelişmekte olan ekonomilerde 2018 yılında başlayan ekonomik aktivitedeki yavaşlama, korumacılık eğilimlerinin tırmanması, zayıflayan güven ve yatırım ortamıyla özellikle gelişmekte olan ülkeler büyümesine en büyük katkıyı veren Çin ekonomisindeki yavaşlama nedeniyle 2019 yılında da devam etmektedir. 2018 yılında Türkiye dâhil gelişmekte olan ülkelerde, yerel para birimlerinde dolara karşı ciddi değer kayıpları ve önemli ölçüde sermaye çıkışları yaşanmıştır. Önümüzdeki dönemde, gelişmiş ülkelerde para politikasındaki gevşeme eğiliminin belirginleşmesi gelişmekte olan ekonomilere yönelik sermaye akımlarını destekleyecek bir unsur olarak değerlendirilmektedir. 2018 yılında yüzde 4,5 oranında büyüyen yükselen piyasalar ve gelişmekte olan ekonomilerin, 2019 yılında yüzde 3,9 oranında büyümesi öngörülmektedir.

Çin’de 2018 yılında başlayan ekonomik faaliyetteki ivme kaybı zayıflayan dış talep ve artan tarifelerin etkisiyle 2019 yılında da devam etmektedir. 2019 yılı başında hafifleyen ticaret gerginlikleri yılın devamında artarak yerini karşılıklı tarife artışlarına bırakmıştır. ABD ve Çin devlet başkanlarının G-20 zirvesinde gerçekleştirdikleri görüşmede uzlaşmaya varılması ticaret savaşı endişelerini bir miktar azaltsa da Çin ekonomisindeki yavaşlama eğilimi yılın ikinci çeyreğinde daha belirgin hale gelmiştir. 2019 yılı ikinci çeyreğinde 1992 yılından bu yana en düşük büyüme rakamını kaydeden Çin’de hükümet ekonomiyi desteklemek adına yeni adımlar atmaya devam etmektedir. Tüm bu gelişmelerle birlikte 2018 yılında yüzde 6,6 oranında büyüyen Çin ekonomisinin 2019 yılında yüzde 6,1 oranında büyümesi beklenmektedir.

Destekleyici politikalar ve ekonomik durgunluk yaşayan bazı ülkelerde beklenen canlanmayla birlikte küresel ekonomik büyümenin 2020 yılında 2019’a göre bir miktar daha yükselerek yüzde 3,4 olması beklenmektedir. Bu beklenti, temelde yükselen piyasalar ve gelişmekte olan ülkelerde aynı dönemde yüzde 3,9’dan yüzde 4,6’ya çıkması öngörülen büyüme oranı kaynaklıdır. Gelişmiş ekonomiler genelinde, büyüme oranının 2020 yılında değişmeyerek yüzde 1,7 seviyesinde gerçekleşmesi öngörülmektedir.

Korumacı politikalardaki artış küresel büyüme oranlarını baskılayan en önemli etkenlerden biridir. Özellikle ABD-Çin arasında artan ticaret tansiyonunun olumsuz etkileri küresel ticaret hacmindeki artışı sınırlandırmaktadır. 2018 yılında yüzde 3,6 oranında artan küresel ticaret hacminin 2019 yılında yüzde 1,1, 2020 yılında ise yüzde 3,2 oranında artması beklenmektedir.

ABD merkez bankası (Fed), Temmuz 2019 toplantısında 2008 yılı sonrasında ilk kez faiz indirimine gitmiştir. Eylül ve Ekim aylarında da faiz indirimlerine giden Fed genişletici para politikası adımlarına devam etmiştir. Finansal kırılganlıkların yükseldiği mevcut küresel ortamda gelişmiş ekonomilerin merkez bankaları mevcut gelişmelerle uyumlu para politikaları uygulamaktadır. Bu para politikası duruşunun önümüzdeki dönemde de devam edeceği beklenmektedir. Fed’in politika faiz indirimlerini sürdürmesi; Avro Bölgesi ve Japonya’da ise politika faizlerinin sıfır veya sıfırın altında kalmaya devam etmesi öngörülmektedir.

Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) verilerine göre küresel işsizlik oranı 2009 küresel finansal krizinden bu yana en düşük seviyesine gerileyerek 2018 yılında yüzde 5 olarak gerçekleşmiştir. 2018 yılında yüzde 3,9 olan ABD işsizlik oranının 2019 yılında yüzde 3,7’ye, 2020 yılında ise yüzde 3,5’e gerilemesi beklenmektedir. Avro Bölgesinde ise 2018 yılında yüzde 8,2 olan işsizlik oranının 2019 yılında yüzde 7,7’ye, 2020 yılında ise yüzde 7,5’e gerileyeceği tahmin edilmektedir. Genç işsizlik oranının görece yüksek olması ile beceri uyumsuzluk ve eksiklikleri küresel istihdam piyasasının yapısal sorunları olmaya devam etmektedir.

Küresel büyümenin zayıflamasıyla birlikte çekirdek enflasyon oranları; gelişmiş ekonomilerde hedefin, gelişmekte olan birçok ekonomide ise tarihsel ortalamaların altına düşmüştür. Küresel talepteki daralma ve dolayısıyla düşük seyreden petrol fiyatları ile ılımlı seyreden küresel büyüme ve emtia fiyatlarına bağlı olarak küresel enflasyon oranının yatay seyir izlemesi beklenmektedir. 2018 yılında gelişmiş ekonomilerde yüzde 2 olarak gerçekleşen yıllık ortalama enflasyonun 2019 yılında yüzde 1,5 olması öngörülmektedir. 2018 yılında yüzde 4,8 olan yükselen ve gelişmekte olan ekonomilerin enflasyon oranının ise 2019 yılında yüzde 4,7 olarak gerçekleşmesi beklenmektedir.

2019 yılı ilk çeyreğinde ABD’nin İran ve Venezuela’ya uyguladığı yaptırımların yanında Libya’da artan çatışmalardan kaynaklanan arz aksaklıklarının etkisi ve OPEC ile Rusya başta olmak üzere OPEC dışı bazı ülkelerin (OPEC+) üretim kısıntısı kararını yürürlüğe koymasıyla Brent petrolün varil fiyatı 70 ABD doları seviyesini aşmıştır. Mayıs ayı ile birlikte ABD ile Çin arasındaki ticaret savaşı geriliminin yeniden tırmanması talep yönlü endişeleri tetikleyerek petrol fiyatlarını aşağı yönlü baskılamıştır. ABD kaya petrolü üretim artışının hız kesmesi, Temmuz ayında gerçekleşen OPEC+ toplantısında petrol üretimi kısma kararının 9 ay daha uzattıldığının açıklanması ve Eylül ayı ortasında Suudi Arabistan’ın petrol tesislerine yapılan saldırı petrol fiyatlarındaki düşüşü sınırlandıran faktörler olmuştur. Önümüzdeki dönemde, küresel büyümede gözlenen yavaşlamanın devam etmesi, azalan talep ve küresel ticarette artan belirsizlik petrol fiyatları üzerinde aşağı yönlü riskler oluştururken üretimin yoğunlaştığı bölgelerde jeopolitik risklerin artması ve ABD kaya petrolü üretiminde gözlenen yavaşlamanın sürmesi petrol fiyatları üzerinde arz tarafından yukarı yönlü riskler olarak öne çıkmaktadır. Ortalama petrol fiyatlarının 2019 yılında 61,8 ABD doları, 2020 yılında ise 60 ABD dolarının altında olması beklenmektedir.

Uluslararası ekonomik işbirliğini artırmayı amaçlayan ve küresel ekonomik kararların alındığı önemli bir platform olan G20 zirvesi 28-29 Haziran 2019 tarihlerinde Japonya'nın Osaka şehrinde küresel ticaret savaşları ve politik bir takım anlaşmazlıklarda adımlar atılması anlamında olumlu bir havada gerçekleşmiştir. Toplantıda sekiz ana başlık altında küresel ekonomi, ticaret, yatırım, yenilik, istihdam, kadının güçlendirilmesi, çevre ve enerji konuları ele alınmıştır. Toplantının ardından yayımlanan bildiride, serbest ve adil bir küresel ticaret politikası ihtiyacı vurgulanmıştır. Ticaret ve yatırım için risklerin değerlendirilmesine devam edileceğine ve bu risklerin giderilmesi için gerekli adımların atılacağına işaret edilmiştir.

Küresel görünümde aşağı yönlü riskler artmıştır. Ticaret engelleri ve Brexit'e bağlı riskler dâhil olmak üzere artan jeopolitik gerilimler tedarik zincirlerinin daha da bozulmasına, güven kaybına, yatırım iştahı ve büyümenin baskılanmasına neden olabilecek unsurlardır. Söz konusu gerilimlerin ve diğer iç politika belirsizliklerinin, gelişmekte olan piyasa ekonomilerinde ve Avro Bölgesinde öngörülen büyüme artışını olumsuz etkilemesi beklenmektedir. Gelişmiş ekonomilerdeki düşük enflasyonun süreklilik kazanması ve gelecekte para politikası alanını daha da kısıtlayarak etkinliğini sınırlandırması söz konusudur. Ayrıca çözümüne yönelik adımlar atılmadığı takdirde, küresel ekonominin geleceğini yakından ilgilendiren iklim değişikliğinden kaynaklanan sorunların gelecekte daha büyük problemlere dönüşmesi önemli riskler arasında yer almaktadır.

Belirginleşen söz konusu risklere karşın, küresel düzeyde büyüme ve ticarette ılımlı bir toparlanmanın yaşanacağı beklentisinin yanı sıra gelişmiş ülkelerde para ve maliye politikalarının destekleyici nitelikte olmasının gelişmekte olan ülkelerde finansman ve dış talep kısıtlarını azaltarak ekonomik büyüme üzerinde olumlu etkileri olacaktır.

Bu bağlamda büyüme ve ticarete dayalı dış talepteki ılımlı toparlanma beklentisinin yanı sıra genişleyici para politikalarının sermaye akımlarının yönünü yeniden gelişmekte olan ülkelere çevirmesi ihtimali Türkiye ekonomisi için fırsat niteliğindedir. Bununla birlikte, küresel finans piyasalarında meydana gelebilecek oynaklıklar ve petrol fiyatlarında olası yukarı yönlü hareketler, Türkiye ekonomisinde cari işlemler dengesi ve enflasyon üzerinde risk oluşturabilecektir.

2. TÜRKİYE EKONOMİSİNDEKİ GELİŞMELER VE HEDEFLER

Ağustos 2018’de başlayan spekülatif kur saldırıları, alınan tedbirlerle etkisiz hale getirilmiş ve Türkiye 2018 yılında yüzde 2,8 oranında büyüme kaydetmiştir. Yılın ilk yarısında yurtiçi talep kaynaklı hızlı bir büyüme gerçekleşirken, döviz kurunun dalgalı ve artan bir seyir izlemesi ile enflasyon ve faiz oranlarında gözlenen hızlı artış neticesinde ekonomik faaliyetlerde özellikle yılın ikinci yarısından itibaren belirgin bir yavaşlama yaşanmıştır. Bununla birlikte küresel piyasalardaki belirsizlikler ve finansal koşullardaki sıkılaşmaya rağmen, döviz kurunda istikrarı sağlamaya ve enflasyonu kontrol altına almaya yönelik uygulanan aktif ve koordineli para ve maliye politikalarının katkısıyla ekonomide güçlü bir yeniden dengelenme sürecine girilmiştir.

Türkiye ekonomisi 2018 yılının ilk yarısında yurt içi talep ağırlıklı olmak üzere yüzde 6,5 büyümüştür. Yılın üçüncü çeyreğinde ivme kaybetmeye başlayarak yüzde 2,3 büyüyen Türkiye ekonomisi, yılın son çeyreğinde daralma sürecine girerek yıllık bazda yüzde 2,8 küçülmüştür. Net mal ve hizmet ihracatının büyümeye yaptığı önemli pozitif katkıya rağmen, kur şoklarının etkisiyle yılın son çeyreğinde özel tüketim ve yatırımlarda meydana gelen düşüşler sonucunda yılın ikinci yarısında ekonomi yüzde 0,3 daralmıştır.

2018 yılının tamamında kamu tüketim harcamaları ağırlıklı olmak üzere toplam tüketim harcamaları yüzde 1,2 artmıştır. Bu dönemde toplam sabit sermaye yatırımları yüzde 0,6 azalırken net mal ve hizmet ihracatı büyümeye 3,6 puan ile 2001 yılından itibaren gözlenen en yüksek oranda katkıyı vermiştir. Net mal ve hizmet ihracatının büyümeye yaptığı katkının 1,7 puanı mal ve hizmet ihracat artışından, 1,9 puanı mal ve hizmet ithalat düşüşünden kaynaklanmıştır.

2018 yılında başlayan yeniden dengelenme sürecinde ekonomik faaliyetlerin yavaşlaması sonucunda sanayi sektörü yüzde 1,3, hizmetler sektörü yüzde 3,9, tarım sektörü ise yüzde 1,9 büyümüştür. Böylece ekonomik büyüme ivme kaybetmiş olsa da 2018 yılında tüm ana sektörler büyüme kaydetmeye devam etmiştir. Bu dönemde büyümenin temel sürükleyicisi büyük oranda sermaye stoku ve istihdam artışı olmuştur. Yüzde 2,8 oranındaki büyümeye tarım sektörü 0,1, sanayi sektörü 0,3, hizmetler sektörü ise 2,4 puan katkı vermiştir.

2018 yılında ekonomik büyümede yaşanan ivme kaybı 2019 yılının ilk yarısında görece etkisini kaybetse de ekonomi yüzde 1,9 daralmıştır. Bu dönemde sanayi sektörü yüzde 3,3, hizmetler sektörü ise yüzde 1,1 daralarak büyümeye 0,7’şer puan negatif etkide bulunmuşlardır. Tarım sektörü katma değeri yılın ilk yarısında yüzde 2,6 artış kaydedip 0,1 puan pozitif katkı vererek diğer sektörlerden olumlu yönde ayrışmıştır.

2019 yılının ilk yarısındaki ekonomik büyüme harcamalar yönünden incelendiğinde mal ve hizmet ithalatındaki ve özellikle inşaat olmak üzere yatırım harcamalarındaki keskin düşüşler öne çıkmaktadır. Bu dönemde, özel tüketim harcamaları yüzde 2,9 daralırken, kamu tüketim harcamaları yüzde 4,9 artmıştır. Böylece yılın ilk yarısında toplam tüketim harcamaları yüzde 1,4 gerilemiştir. Ekonomideki yüzde 1,9 daralmanın 1 puanı toplam tüketim harcamalarından kaynaklanmıştır. Bu daralma ağırlıklı olarak dayanıklı ve yarı dayanıklı tüketim mallarına yapılan harcamalardan meydana gelmiştir. Toplam sabit sermaye yatırımları yılın ilk yarısında yüzde 18 gerilerken büyümeye negatif 5,5 puan etki etmiştir. Bu etkinin 4,1 puanı inşaat sektöründeki küçülmeden kaynaklanmıştır. Bu dönemde, net mal ve hizmet ihracatının büyümeye katkısı ise 5,5 puanı mal ve hizmet ithalatındaki azalma kaynaklı olmak üzere 7,5 puan olmuştur.

2019 yılının ikinci yarısında ekonomideki toparlanmanın ivme kazanması beklenmektedir. Yılın üçüncü çeyreğine ilişkin öncü göstergeler iktisadi faaliyette göreli bir toparlanmanın gerçekleştiğini göstermektedir. Merkez Bankasının (TCMB) başlamış olduğu faiz indirimleri, gerileyen enflasyon oranları, döviz kurlarındaki dalgalanmaların nispeten azalmış olması, kamu bankaları öncülüğünde kredi hacmini artırmaya yönelik politikalar ve 2018 yılının ikinci yarısından gelen olumlu baz etkisi gibi teknik nedenlerin toparlanmadaki belirleyici unsurlar olacağı düşünülmektedir.

Bu dönemde finansal koşullardaki iyileşmeyle birlikte özel tüketim harcamalarının büyümeye pozitif katkı vermesi, net mal ve hizmet ihracatının AB’deki durgunluk ve artan yurt içi taleple beraber büyümeye katkısının azalarak da olsa devam etmesi, risk primindeki düşüş ve belirsizliklerdeki azalma sayesinde toparlanma sürecinin hız kazanması beklenmektedir. Böylece yılın son çeyreğinde güçlü bir büyüme oranı kaydedileceği öngörüsüyle 2019 yıl genelinde GSYH büyümesinin yüzde 0,5 oranında gerçekleşeceği tahmin edilmektedir.

TÜİK Hanehalkı İşgücü Anketine göre 2018 yılında bir önceki yıla göre, toplam istihdam 549 bin kişi, tarım dışı istihdam ise 716 bin kişi artmıştır. Ancak işgücüne katılma oranının bir önceki yıla göre 0,4 puan yükselmesinin ve ekonomideki dengelenme sürecinin de etkisiyle, 2018 yılında işsizlik oranı yıllık bazda 0,1 puan artarak yüzde 11’e yükselmiştir. Aynı yılda tarım dışı işsizlik oranı yüzde 12,9, genç nüfusta işsizlik oranı ise yüzde 20,3 olarak gerçekleşmiştir.

Temmuz 2019 döneminde geçen yılın aynı dönemine göre istihdam edilenlerin sayısı 748 bin kişi azalarak 28,5 milyon kişi, istihdam oranı ise 1,8 puanlık düşüşle yüzde 46,4 olmuştur. Bu dönemde işsizlik oranı 3,1 puanlık artış ile yüzde 13,9 seviyesinde gerçekleşmiştir. 2019 yılında işsizlik oranı ortalamasının yüzde 12,9 olması beklenmektedir.

Ekonomik aktivitenin yavaşlaması ve yurt içi talebin düşmesine bağlı olarak ithalatta yaşanan düşüş ile ihracattaki artış sonucunda Genel Ticaret Sistemi (GTS) tanımlı dış ticaret açığı 2018 yılında 54,3 milyar ABD dolarına gerilemiştir. Dış ticaret açığının azalmasına bağlı olarak 27 milyar ABD dolarına inen cari işlemler açığının GSYH’ya oranı ise yüzde 3,4 seviyesinde gerçekleşmiştir.

Ana ihracat pazarlarımızdaki ekonomik aktivitenin zayıflamasına rağmen, 2019 yılının Ocak-Ağustos döneminde GTS tanımlı ihracat, üretim ve ihracata yönelik desteklerin devam etmesinin de etkisiyle yüzde 2,9 artarak 117,3 milyar ABD doları olarak gerçekleşmiştir. Büyük ölçüde yurt içi talep daralmasına bağlı olarak yüzde 16,9 azalan ithalat ise 137 milyar ABD dolarına gerilemiştir. Bu dönemde sektöre yönelik desteklerin olumlu etkisi ve fiyat avantajı sayesinde net seyahat gelirleri yüzde 23,2 artış kaydetmiştir.

Yılın kalan aylarında ihracat artışının Ocak-Ağustos dönemine benzer bir eğilimle devam etmesi ve ithalatta yaşanan daralmanın yavaşlamasıyla 2019 yılı GTS tanımlı dış ticaret açığının 26,4 milyar ABD doları seviyesine gerileyeceği tahmin edilmektedir. Dış ticaret açığındaki öngörüler ile seyahat gelirlerindeki artışın devamı neticesinde yıl sonunda cari işlemler dengesinin fazla vermesi ve GSYH’ya oranının yüzde 0,1 olması beklenmektedir.

Yurt içi tasarrufların GSYH’ya oranı, 2018 yılında bir önceki yıla göre, özel tasarruflarda kaydedilen artışın etkisiyle 1,6 puan artarak yüzde 27 olarak gerçekleşmiştir. Bu dönemde özel kesim tasarruf oranı 2,2 puan artarak yüzde 25,3’e ulaşmış, kamu tasarruflarının GSYH’ya oranı ise 0,6 puan azalarak yüzde 1,7 olmuştur.

2019 yılında bir önceki yıla göre, kamu tasarrufunun 2,1 puan azalması, özel tasarrufların ise 2 puan artması beklenmektedir. Bunun sonucunda 2019 yılında toplam yurt içi tasarruf oranının, bir önceki yıla göre değişim göstermeyerek yüzde 27 olacağı tahmin edilmektedir.

2018 yılında temelde Türk Lirasındaki (TL) değer kaybı ve ithalat fiyatlarındaki artışın yarattığı maliyet baskıları ile fiyatlama davranışlarındaki bozulma nedeniyle TÜFE yıllık artış hızı ivme kazanmış ve yıl sonunda yüzde 20,3 seviyesinde gerçekleşmiştir. Mal fiyatlarında genele yayılan güçlü bir ivmelenme gözlenirken, hizmet fiyatlarındaki ivme görece sınırlı kalmıştır. Öte yandan para ve maliye politikalarındaki sıkı duruş ve Enflasyonla Topyekûn Mücadele Programı uygulamaları TÜFE yıllık artış hızını sınırlayıcı etkide bulunmuştur.

2019 yılında ise TL’nin görece istikrar kazanması, yıl genelinde gıda fiyatlarının olumlu seyretmesi, para politikasındaki ihtiyatlı duruş gibi etkenler neticesinde TÜFE yıllık artış hızı azalma eğilimi sergilemiş ve olumlu baz etkisiyle birlikte 2019 yılı Eylül ayında tek haneli seviyelere gerileyerek yüzde 9,3 oranında gerçekleşmiştir.

Yılın geri kalanında, TÜFE yıllık artış hızının olumsuz baz etkisi nedeniyle sınırlı şekilde artarak yıl sonunda yüzde 12 oranında gerçekleşmesi beklenmektedir. Para ve maliye politikalarındaki koordinasyonun sürdürülmesi, finansal piyasalarda istikrarın güçlendirilmesi ve beklentilerdeki olumlu seyirle birlikte TÜFE’nin 2020 yılında kalıcı şekilde tek haneli seviyelere ineceği tahmin edilmektedir.

2.1. BÜYÜME VE İSTİHDAM

2.1.1. GSYH ve Sektörel Büyüme Hızları

a) Mevcut Durum

2018 yılında yaşanan kur şoklarına bağlı olarak ekonomik faaliyette yılın ikinci yarısındaki ivme kaybının etkisiyle GSYH büyümesi yüzde 2,8 oranında gerçekleşmiştir. Bu dönemde katma değer, sanayi sektöründe yüzde 1,3 ve hizmetler sektöründe (inşaat dâhil) yüzde 3,9 artmıştır. İmalat sanayiinin katma değeri yüzde 1,1 artarken, hizmetler sektöründe kaydedilen artışta; ticaret, ulaştırma ve konaklama faaliyetleri ile kamu yönetimi, eğitim, sağlık ve sosyal hizmetler faaliyetlerinin katma değerlerindeki yüksek oranlı artışlar etkili olmuştur. Tarım sektörü ise yüzde 1,9 büyümüştür.

TABLO I: 2- Katma Değer Artış Hızları ve Sektörlerin GSYH İçindeki Payları

2018 2019 Yıllık
I II III IV I II 2017 2018 2019 (1) 2020 (2)
(Zincirlenmiş Hacim, Yüzde Değişme)
Tarım 8,1 -0,9 2,4 0,3 1,3 3,4 4,9 1,9 2,2 4,0
Sanayi 7,7 4,5 1,1 -6,7 -3,9 -2,7 9,2 1,3 -0,1 6,0
Hizmetler (3) 7,6 6,7 3,1 -0,9 -1,2 -1,0 7,8 3,9 0,9 5,0
GSYH 7,4 5,6 2,3 -2,8 -2,4 -1,5 7,5 2,8 0,5 5,0
(Cari Fiyatlarla, Yüzde Pay) (4)
Tarım 2,6 4,0 9,8 5,8 2,8 4,5 6,1 5,8 6,1 6,2
Sanayi 22,2 21,9 21,5 23,6 23,6 23,4 20,7 22,3 21,9 22,5
Hizmetler 64,3 63,2 58,4 60,7 64,2 62,2 61,9 61,4 61,8 61,4

Kaynak: Strateji ve Bütçe Başkanlığı (SBB), TÜİK

(1) Gerçekleşme Tahmini (2) Program (3) SBB hesaplaması olup inşaat sektörü dâhildir. (4) Vergi-sübvansiyon hariçtir.

2019 yılının ilk yarısında GSYH’da yüzde 1,9 daralma kaydedilmiştir. Bu dönemde katma değer tarım sektöründe yüzde 2,6 artarken, sanayi ve hizmetler (inşaat dâhil) sektörlerinde sırasıyla yüzde 3,3 ve yüzde 1,1 azalmıştır.

2019 yılının ikinci yarısına ilişkin reel sektörde bazı öncü göstergeler ekonomik aktivitede toparlanma eğilimine girildiğine işaret etmektedir. Yılın ilk yarısında sanayi üretimi yüzde 4,4 azalırken, Temmuz ve Ağustos aylarında sanayi üretim endeksi bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 0,9 azalmıştır. Kapasite kullanım oranları ve Satın Alma Yöneticileri Endeksi (PMI) yılın ilk yarısına göre daha güçlü bir görünüm sergilemektedir. Gelen turist sayısı ile turizm gelirlerindeki artış da sektördeki süregelen canlılığın devam etmekte olduğunu göstermektedir. Bu nedenle, yılın üçüncü çeyreğinde GSYH artışının yılın ilk yarısına kıyasla daha yüksek seviyede gerçekleşmesi beklenmektedir. Ekonomideki toparlanma sürecinin dördüncü çeyrekte hızlanacağı öngörüsü ile GSYH artışının 2019 yılının tamamında yüzde 0,5 oranında gerçekleşeceği tahmin edilmektedir. Üretim sektörleri itibarıyla katma değer artış hızlarının tarım sektöründe yüzde 2,2, sanayi sektöründe yüzde -0,1 ve hizmetler sektöründe (inşaat dâhil) yüzde 0,9 olması beklenmektedir.

b) Hedefler

2020 yılında, Yeni Ekonomi Programı (YEP) kapsamında açıklanan makroekonomik dengeleri gözeten, yenilikçi, üretim ve verimlilik odaklı kapsayıcı bir büyüme anlayışıyla hazırlanan 2020-2022 Orta Vadeli Programda (OVP) öngörülen politika ve tedbirlerin hızlı ve etkin bir şekilde hayata geçirilmesi hedeflenmektedir. Bu dönemde ertelenmiş tüketim ve yatırımların yeniden devreye girmesi, finansal koşullardaki iyileşmenin sürmesi, finansal oynaklık ve belirsizliklerin azalması, enflasyondaki kazanımların devamı ile tüketici ve yatırımcı güvenindeki iyileşmenin büyümede güçlü bir toparlanmaya neden olacağı tahmin edilmektedir.

2020 yılında sektörel açıdan da genele yayılan bir toparlanma öngörülmektedir. Bu dönemde turizm gelirlerindeki artış eğiliminin süreceği, ihracatın gücünü koruyacağı, son dönemde uygulanan verimlilik odaklı politikalarla sanayi sektörü katma değerindeki artışın yeniden ivme kazanacağı, tarım sektörü katma değerinin ise uygulamaya konulacak tedbirlerle uzun dönem ortalamalarından daha iyi performans göstereceği tahmin edilmektedir. Böylece sanayi sektörü katma değerinin yüzde 6, hizmetler sektörü katma değerinin yüzde 5, tarım sektörü katma değerinin ise yüzde 4 artacağı öngörülmektedir. Sonuç olarak 2020 yılında GSYH’nın yüzde 5 oranında büyüyeceği tahmin edilmektedir. Büyümeye ağırlıklı olarak sermaye stoku ve istihdamın katkı vermesi, toplam faktör verimliliğinin katkısının ise pozitif seyretmesi beklenmektedir.

GRAFİK I: 1- Sektörel Büyüme Hızları

(Zincirlenmiş Hacim, Yüzde Değişme)

Kaynak: Strateji ve Bütçe Başkanlığı, TÜİK (1) Gerçekleşme Tahmini (2) Program

TABLO I: 3- Temel Ekonomik Büyüklükler

2012 2013 2014 2015 2016 2017 2018 2019 (1) 2020 (2)
BÜYÜME VE İSTİHDAM (Yüzde Değişme)
Toplam Tüketim (3) 3,8 7,9 3,0 5,2 4,7 6,0 1,2 0,9 4,6
Kamu 6,8 6,1 2,8 5,1 10,5 1,5 5,4 4,3 3,0
Özel 3,3 8,2 3,0 5,2 3,8 6,7 0,6 0,3 4,9
Toplam Sabit Sermaye Yatırımı (3) 2,7 13,8 5,1 9,3 2,2 8,2 -0,6 -10,0 9,3
Kamu 10,4 20,4 -6,3 9,4 2,9 8,1 0,9 -28,7 -14,0
Özel 1,5 12,7 7,1 9,3 2,1 8,3 -0,8 -7,0 12,1
Toplam Sabit Sermaye Yatırımı / GSYH (Yüzde) 27,3 28,5 28,9 29,7 29,3 30,1 29,9 27,4 28,6
Toplam Yurt İçi Tasarruf / GSYH (Yüzde) 22,8 23,2 24,4 24,8 24,4 25,5 27,0 27,0 27,0
Net Mal ve Hizmet İhracatı (4) 3,0 -1,8 1,9 0,6 -1,3 0,1 3,6 2,8 -0,6
Toplam Mal ve Hizmet İhracatı (3) 14,9 1,1 8,2 4,3 -1,9 12,0 7,8 6,0 6,2
Toplam Mal ve Hizmet İthalatı (3) 0,7 8,0 -0,4 1,7 3,7 10,3 -7,8 -6,5 10,6
GSYH (3) 4,8 8,5 5,2 6,1 3,2 7,5 2,8 0,5 5,0
GSYH (Milyon TL, Cari Fiyatlarla) 1 569 672 1 809 713 2 044 466 2 338 647 2 608 526 3 110 650 3 724 388 4 269 436 4 872 455
GSYH (Milyar ABD Doları, Cari Fiyatlarla) 871 950 935 862 863 853 789 749 812
Kişi Başı Milli Gelir (GSYH, ABD Doları) 11 588 12 480 12 112 11 019 10 883 10 616 9 693 9 093 9 738
Kişi Başı Milli Gelir (SAGP, GSYH, ABD Doları) (5) 20 473 22 205 23 983 25 728 26 330 28 190 28 384 28 954 30 846
Nüfus (Yıl Ortası, Bin Kişi) (6) 75 176 76 148 77 182 78 218 79 278 80 313 81 407 82 377 83 393
İşgücüne Katılma Oranı (Yüzde) 47,6 48,3 50,5 51,3 52,0 52,8 53,2 52,8 53,4
İstihdam Düzeyi (Bin Kişi) 23 937 24 601 25 933 26 621 27 205 28 189 28 738 28 275 29 327
İşsizlik Oranı (Yüzde) 8,4 9,0 9,9 10,3 10,9 10,9 11,0 12,9 11,8
DIŞ TİCARET (Milyar ABD Doları)
İhracat (GTS) 161,7 166,8 151,2 149,6 164,6 176,9 181,4 190,0
İthalat (GTS) 260,8 251,2 213,6 202,2 238,8 231,2 207,8 231,5
Dış Ticaret Dengesi (GTS) -99,2 -84,3 -62,4 -52,6 -74,2 -54,3 -26,4 -41,5
Cari İşlemler Dengesi -48,0 -63,6 -43,6 -32,1 -33,1 -47,3 -27,0 1,0 -9,6
Cari İşlemler Dengesi / GSYH (Yüzde) -5,5 -6,7 -4,7 -3,7 -3,8 -5,6 -3,4 0,1 -1,2
KAMU FİNANSMANI (GSYH’ya Oran, Yüzde)
Genel Devlet Gelirleri 34,1 34,6 33,8 34,2 34,7 33,1 33,3 33,3 32,4
Genel Devlet Harcamaları 35,1 35,2 34,3 34,3 36,1 34,9 35,6 36,4 35,2
Genel Devlet Borçlanma Gereği 0,9 0,6 0,5 0,1 1,4 1,8 2,4 3,0 2,9
Genel Devlet Faiz Harcamaları 3,2 2,9 2,5 2,3 2,0 1,9 2,1 2,6 3,0
Program Tanımlı Genel Devlet Dengesi 0,7 0,7 0,5 0,5 -1,0 -1,1 -2,3 -3,4 -1,6
Kamu Kesimi Borçlanma Gereği 0,9 0,4 0,5 0,0 1,1 1,8 2,5 3,2 3,0
Program Tanımlı Kamu Kesimi Dengesi 0,7 0,9 0,5 0,6 -0,7 -1,0 -2,4 -3,5 -1,7
AB Tanımlı Genel Devlet Nominal Borç Stoku 32,7 31,4 28,8 27,6 28,3 28,2 30,1 32,8 33,2
FİYATLAR (Yüzde Değişme) (7)
GSYH Deflatörü 7,4 6,3 7,4 7,8 8,1 11,0 16,4 14,1 8,7
TÜFE Yıl Sonu 6,2 7,4 8,2 8,8 8,5 11,9 20,3 12,0 8,5

Kaynak: Strateji ve Bütçe Başkanlığı, TÜİK.

(1) Gerçekleşme Tahmini (2) Program (3) Zincirleme hacim yüzde değişim, kamu ve özel sektörler Strateji ve Bütçe Başkanlığı verileridir. (4) Büyümeye katkı olarak verilmektedir. (5) OECD verileridir,

2017-2018 dönemi Ekim ayında revize edilmiştir. (6) TÜİK, Nüfus Projeksiyonları 2018-2080 (7) 2019-2020 verileri Program tahminleridir.

Not: Kamu ve özel sektör tüketim ve sabit sermaye yatırım verileri Strateji ve Bütçe Başkanlığı hesaplamalarıdır.

TABLO I: 4- Fert Başına GSYH

Yıllar Yıl Ortası Nüfusu (1) (Bin Kişi) (Cari Fiyatlarla) Satın Alma Gücü Paritesi (SAGP) (ABD Doları/TL) (2) SAGP’ye Göre Fert Başına GSYH (ABD Doları) (3)
GSYH (1) (Milyon TL) Fert Başına
TL (1) ABD Doları (1)
1998 62 464 71 893 1 151 4 442 0,13 8 922
1999 63 364 107 164 1 691 4 003 0,20 8 608
2000 64 269 170 667 2 656 4 229 0,28 9 430
2001 65 166 245 429 3 766 3 084 0,41 9 077
2002 66 003 359 359 5 445 3 581 0,59 9 209
2003 66 795 468 015 7 007 4 698 0,74 9 502
2004 67 599 577 023 8 536 5 961 0,79 10 766
2005 68 435 673 703 9 844 7 304 0,83 11 796
2006 69 295 789 228 11 389 7 906 0,84 13 516
2007 70 158 880 461 12 550 9 656 0,85 14 727
2008 71 052 994 783 14 001 10 931 0,88 15 911
2009 72 039 999 192 13 870 8 980 0,90 15 336
2010 73 142 1 160 014 15 860 10 560 0,92 17 232
2011 74 224 1 394 477 18 787 11 205 0,97 19 445
2012 75 176 1 569 672 20 880 11 588 1,02 20 473
2013 76 148 1 809 713 23 766 12 480 1,07 22 205
2014 77 182 2 044 466 26 489 12 112 1,10 23 983
2015 78 218 2 338 647 29 899 11 019 1,16 25 728
2016 79 278 2 608 526 32 904 10 883 1,25 26 330
2017 80 313 3 110 650 38 732 10 616 1,37 28 190
2018 81 407 3 724 388 45 750 9 693 1,61 28 384
2019 (4) 82 377 4 269 436 51 828 9 093 1,79 28 954
2020 (5) 83 393 4 872 455 58 428 9 738 1,89 30 846

Kaynak: Strateji ve Bütçe Başkanlığı, TÜİK, OECD

(1) 1998-2018 TÜİK, 2019-2020 Strateji ve Bütçe Başkanlığı verileridir. (2) OECD tarafından GSYH için hesaplanan satın alma gücü paritesidir. Tabloda OECD tarafından 9 haneli olarak verilen katsayı

2 haneli olarak gösterilmiştir. Söz konusu katsayılar OECD tarafından geriye dönük olarak her yıl revize edilmektedir. 2019-2020 Strateji ve Bütçe Başkanlığı rakamlarıdır. (3) SAGP hesaplamasında

OECD’nin 9 haneli katsayı kullanılması nedeniyle tabloda verilen SAGP katsayısı kullanılarak SAGP’ye göre fert başına milli gelire net olarak ulaşılamaz. (4) Gerçekleşme Tahmini (5) Program

2.1.2. İstihdam

a) Mevcut Durum

2018 yılında istihdam, 2017 yılına göre 549 bin kişi artarak 28 milyon 738 bin kişi olurken, işgücüne katılma oranı 0,4 puan artarak yüzde 53,2’ye yükselmiştir. Bu çerçevede işsizlik oranı 0,1 puan artarak yüzde 11 olarak gerçekleşmiştir.

TABLO I: 5- Yıllar İtibarıyla Yurt İçi İşgücü Piyasasında Gelişmeler

(15+ Yaş, Bin Kişi)

2013 2014 2015 2016 2017 2018
Çalışma Çağındaki Nüfus 55 982 56 986 57 854 58 720 59 894 60 654
İşgücü 27 046 28 786 29 678 30 535 31 643 32 274
İstihdam 24 601 25 933 26 621 27 205 28 189 28 738
Tarım 5 204 5 470 5 483 5 305 5 464 5 297
Sanayi 5 101 5 316 5 332 5 296 5 383 5 674
Hizmetler (1) 14 296 15 147 15 805 16 604 17 342 17 766
İnşaat 1 768 1 912 1 914 1 987 2 095 1 992
Tarım Dışı İstihdam 19 397 20 463 21 138 21 900 22 725 23 441
İşsiz 2 445 2 853 3 057 3 330 3 454 3 537
İşgücüne Katılma Oranı (Yüzde) 48,3 50,5 51,3 52,0 52,8 53,2
İstihdam Oranı (Yüzde) 43,9 45,5 46,0 46,3 47,1 47,4
İşsizlik Oranı (Yüzde) 9,0 9,9 10,3 10,9 10,9 11,0
Tarım Dışı İşsizlik Oranı (Yüzde) 10,9 12,0 12,4 13,0 13,0 12,9
Genç Nüfusta İşsizlik Oranı (Yüzde) 17,1 17,9 18,5 19,6 20,8 20,3

Kaynak: TÜİK, Hanehalkı İşgücü Anketi Sonuçları

(1) İnşaat sektörü dâhildir.

2018 yılında bir önceki yıla göre tarım sektörü istihdamında yüzde 3,1 azalma kaydedilirken sanayi ve hizmetler sektörlerinde istihdam sırasıyla yüzde 5,4 ve yüzde 2,4 artmıştır. 2018 yılında toplam istihdam içerisinde tarım, sanayi ve hizmetler sektörlerinin payları sırasıyla yüzde 18,4, yüzde 19,7 ve yüzde 61,9 olmuştur.

TABLO I: 6- İstihdam Edilenlerin İşteki Çalışma Durumuna Göre Dağılımı

(Yüzde)

2013 2014 2015 2016 2017 2018
Ücretli ve Yevmiyeli 64,1 66,0 67,0 67,6 67,3 68,0
Kendi Hesabına Çalışan 18,7 17,3 16,8 16,7 17,1 17,1
İşveren 4,6 4,5 4,4 4,6 4,5 4,4
Ücretsiz Aile İşçisi 12,6 12,2 11,8 11,2 11,1 10,5
Toplam 100 100 100 100 100 100

Kaynak: TÜİK, Hanehalkı İşgücü Anketi Sonuçları

2018 yılında bir önceki yıla göre toplam istihdam içerisinde ücretli ve yevmiyeli olarak çalışanların payı artarken işverenler ile ücretsiz aile işçilerinin paylarının azaldığı gözlenmektedir.

TABLO I: 7- Yurt İçi İşgücü Piyasasındaki Gelişmeler

(15+ Yaş, Bin Kişi)

2018 2019 (1)
Çalışma Çağındaki Nüfus 60 654 61 507
İşgücü 32 274 33 113
İstihdam 28 738 28 517
Tarım 5 297 5 644
Sanayi 5 674 5 600
Hizmetler 17 766 17 273
İnşaat 1 992 1 555
İşsiz 3 537 4 596
İşgücüne Katılma Oranı (Yüzde) 53,2 53,8
İstihdam Oranı (Yüzde) 47,4 46,4
İşsizlik Oranı (Yüzde) 11,0 13,9
Tarım Dışı İşsizlik Oranı (Yüzde) 12,9 16,5
Genç Nüfusta İşsizlik Oranı (Yüzde) 20,3 27,1

Kaynak: TÜİK, Hanehalkı İşgücü Anketi Sonuçları

(1) Temmuz dönemi itibarıyladır.

Temmuz 2019 döneminde (Haziran-Temmuz-Ağustos) 2018 yılının aynı dönemine göre istihdam 748 bin kişi azalmıştır. İşsizlik oranı bir önceki yılın aynı dönemine göre 3,1 puan artarak yüzde 13,9 olarak gerçekleşmiştir.

Tarım dışı işsizlik oranı bir önceki yılın aynı dönemine göre 3,6 puan artarak yüzde 16,5 seviyesinde gerçekleşirken, genç nüfusta işsizlik oranı 7,2 puan artışla yüzde 27,1’e yükselmiştir. Söz konusu dönemde istihdam, 2018 yılının aynı dönemine göre; tarımda 130 bin kişi, tarım dışı sektörlerde ise 618 bin kişi azalmıştır. Aynı dönemde, sanayi sektörü istihdamı 103 bin kişi, hizmetler sektörü (inşaat dâhil) istihdamı ise 515 bin kişi azalmıştır.

Temmuz 2019 döneminde mevsim etkilerinden arındırılmış istihdam bir önceki döneme göre 2 bin kişi artarak yaklaşık 28 milyon olurken istihdam oranı 0,1 puan azalarak yüzde 45,5 olmuştur. Mevsim etkilerinden arındırılmış işsizlik oranı yüzde 14,3, işgücüne katılma oranı ise yüzde 53,1 olarak gerçekleşmiştir.

TABLO I: 8- Temel İşgücü Piyasası Göstergeleri

(15+ Yaş, Bin Kişi)

2019 (1) 2020 (2)
Çalışma Çağı Nüfus 61 482 62 294
İşgücü 32 479 32 263
İstihdam 28 275 29 327
Tarım Dışı İstihdam 23 204 24 164
İşsiz 4 204 3 936
İşgücüne Katılma Oranı (Yüzde) 52,8 53,4
İstihdam Oranı (Yüzde) 46,0 47,1
İşsizlik Oranı (Yüzde) 12,9 11,8
Tarım Dışı İşsizlik Oranı (Yüzde) 15,1 13,7

Kaynak: Strateji ve Bütçe Başkanlığı

(1) Gerçekleşme Tahmini

(2) Program

2019 yılında, istihdamın bir önceki yıla göre 463 bin kişi azalacağı, işgücüne katılma oranının ise yüzde 52,8 olacağı tahmin edilmektedir. Bu çerçevede işsizlik oranının yüzde 12,9 olarak gerçekleşeceği öngörülmektedir.

b) Hedefler

2020 yılında, ekonomideki toparlanma süreci ve bu sürecin ima ettiği yüksek büyüme oranları çerçevesinde istihdam artışının ivme kazanmasıyla istihdamın bir önceki yıla göre 1,052 milyon artacağı, işsizlik oranının ise yüzde 11,8’e gerileyeceği öngörülmektedir. İşgücüne katılma oranının yükselişini sürdürerek 0,6 puan artışla yüzde 53,4’e ulaşması beklenmektedir.

2.1.3. Ekonominin Genel Dengesi

a) Mevcut Durum

2018 yılında ekonomide net mal ve hizmet ihracat artışının yanı sıra toplam talebin önemli bir unsuru olan tüketimin olumlu katkısıyla GSYH artış hızı yüzde 2,8 olmuştur. Bu dönemde, net mal ve hizmet ihracatının büyümeye katkısı 3,6 puan olarak gerçekleşirken toplam tüketimin ve sabit sermaye yatırımlarının büyümeye katkıları sırasıyla 0,9 puan ve -0,2 puan olarak gerçekleşmiştir. 2018 yılında özel kesim tüketim harcamalarında kaydedilen reel artış, özel harcanabilir gelir artışının altında kalırken kamu kesimi tüketim harcamalarındaki reel artış kamu kesimi harcanabilir gelir artışının üzerinde gerçekleşmiştir.

Zincirlenmiş hacim değerlerine göre, 2018 yılında özel tüketim harcamaları yüzde 0,6, kamu tüketim harcamaları ise yüzde 5,4 oranında artmıştır. Böylece GSYH içerisinde özel tüketimin payı bir önceki yıla göre 2,3 puan azalarak yüzde 60,8, kamu kesimi tüketim harcamalarının payı da 0,3 puan artarak yüzde 10,7 olmuştur.

2018 yılında, toplam sabit sermaye yatırımlarındaki reel azalış hızı yüzde 0,6 olmuştur. Bu dönemde, kamu kesimi sabit sermaye yatırımlarının GSYH içerisindeki payı bir önceki yıla göre 0,2 puan artarak yüzde 4,5 olurken özel kesim sabit sermaye yatırım harcamalarının payı bir önceki yıla göre 0,4 puan azalarak yüzde 25,4’e gerilemiştir. Kamu ve özel sabit sermaye yatırımlarının GSYH içerisindeki payı son beş yıl ortalamasının üzerinde gerçekleşmiştir. 2018 yılında reel mal ve hizmet ihracatı yüzde 7,8 artarken, reel mal ve hizmet ithalatı ise yüzde 7,8 azalmıştır.

2018 yılında toplam tüketimin GSYH’ya oranı 2 puan azalarak yüzde 71,5 olurken, toplam yurt içi tasarrufların GSYH’ya oranı 2017 yılına göre 1,6 puan artarak yüzde 27’ye yükselmiştir. Bu gelişmede cari fiyatlarla özel tasarruflarda kaydedilen artış önemli rol oynamıştır. 2018 yılında kamu tasarruflarının GSYH’ya oranı yüzde 1,7 olarak gerçekleşmiştir. Bu dönemde özel tüketim artışının özel harcanabilir gelir artışının gerisinde kalmasının neticesinde özel kesim tasarruf oranı bir önceki yıla göre 2,2 puan artarak yüzde 25,3’e ulaşmıştır.

2019 yılının ilk yarısında yüzde 1,9 gerçekleşen daralmaya en önemli negatif katkı sabit sermaye yatırım harcamalarından gelmiştir. Yılın ilk yarısında, toplam tüketim harcamaları da bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 1,4 azalarak daralmaya 1 puanlık katkı yapmıştır. Bu dönemde toplam sabit sermaye yatırım harcamaları yüzde 18 azalmış ve bunun ekonomik daralmaya katkısı 5,5 puan olmuştur. Bu gelişmeler sonucunda toplam nihai yurt içi talep yüzde 6,3 reel azalış kaydetmiş ve yüzde 1,9 daralmaya 6,5 puan negatif katkı yapmıştır.

2019 yılının ilk yarısında ihracat ve turizm gelirlerindeki artış kaynaklı mal ve hizmet ihracatı reel olarak yüzde 8,6 artış gösterirken mal ve hizmet ithalatı yüzde 23 azalmıştır. Sonuç olarak net mal ve hizmet ihracatının pozitif katkısı 7,5 puan olmuştur.

2019 yılında zincirlenmiş hacim endeksine göre özel tüketim harcamalarının yüzde 0,3, kamu tüketim harcamalarının yüzde 4,3 ve böylece toplam tüketim harcamalarının yılın tamamında yüzde 0,9 artması öngörülmektedir.

Aynı dönemde, kamu sabit sermaye yatırımlarının yüzde 28,7, özel kesim sabit sermaye yatırımlarının ise yüzde 7 ve böylece toplam sabit sermaye yatırımlarının yüzde 10 azalması beklenmektedir. Büyümeye, özel kesim nihai talebinin -1,5 puan, kamu kesimi nihai talebinin ise -0,7 puan katkı yapması beklenmektedir. Dış ticarette oluşacak dengelenme ve turizm gelirlerindeki artışın etkisiyle 2019 yılının tamamında net mal ve hizmet ihracatının büyümeye 2,8 puan katkı yapması öngörülmektedir. Bu beklentiler doğrultusunda, GSYH’nın 2019 yılında reel olarak yüzde 0,5 artış göstereceği tahmin edilmektedir.

GRAFİK I: 2- GSYH Büyümesine Katkılar

Kaynak: Strateji ve Bütçe Başkanlığı hesaplamaları

(1) Gerçekleşme Tahmini

(2) Program

Özel harcanabilir gelirin GSYH’ya oranının 2019 yılında bir önceki yıla göre 1,6 puan artarak yüzde 87,8’e yükselmesi, kamu harcanabilir gelirinin GSYH’ya oranının ise 1,8 puan azalarak yüzde 10,6 oranında gerçekleşmesi öngörülmektedir. 2019 yılında toplam yurt içi tasarruf oranının ise, bir önceki yıla göre değişmeyerek yüzde 27 olacağı tahmin edilmektedir. Bu gelişmede, 2018 yılına göre GSYH’ya oran olarak özel tasarrufların 2,1 puan artmasının belirleyici olması beklenmektedir.

b) Hedefler

2020 yılında yüzde 5 olması hedeflenen GSYH büyümesinin ertelenmiş tüketim ve yatırımların devreye girmesiyle özellikle yurt içi talep kaynaklı olması öngörülmektedir.

2020 yılında bir önceki yıla göre özel kesim tüketim harcamalarında yüzde 4,9, kamu kesimi tüketim harcamalarında ise yüzde 3 artış olacağı öngörülmektedir. Özel kesim sabit sermaye yatırımlarının yüzde 12,1 artacağı, kamu kesimi sabit sermaye yatırımlarının ise yüzde 14 azalacağı tahmin edilmektedir. Böylece, toplam sabit sermaye yatırım harcamalarının yüzde 9,3 artması öngörülmektedir.

2020 yılı GSYH büyümesine; özel tüketim harcamalarının 3,1 puan, özel kesim sabit sermaye yatırım harcamalarının ise 2,8 puan katkı yapması beklenmektedir. Bu dönemde, kamu tüketim harcamalarının büyümeye 0,3 puan katkı yapması beklenirken, kamu kesimi sabit sermaye yatırım harcamalarının büyümeye katkısının -0,4 puan olması beklenmektedir. GSYH büyümesine net mal ve hizmet ihracatının katkısının ise artan iç talebin yaratacağı ithalat artışı kaynaklı olarak -0,6 puan olacağı tahmin edilmektedir.

Kamu harcanabilir gelirinin GSYH’ya oranının 2020 yılında yüzde 9,7 oranında gerçekleşeceği tahmin edilmektedir. GSYH’ya oranla 2020 yılında kamu tasarruflarının yüzde -1, kamu yatırımlarının ise yüzde 2,7 olması beklenmektedir. Buna göre kamu tasarruf-yatırım farkının GSYH’ya oranının negatif yüzde 3,7 olarak gerçekleşeceği tahmin edilmektedir.

Özel tasarrufların GSYH’ya oranının 2020 yılında bir önceki yıla göre 0,6 puan artarak yüzde 28, özel yatırım harcamalarının yüzde 25,3 olması beklenmektedir. Bunun sonucunda özel kesim tasarruf-yatırım farkının GSYH’ya oranının yüzde 2,6 gerçekleşeceği öngörülmektedir. 2020 yılında toplam tasarrufların GSYH’ya oranının bu gelişmeler neticesinde yüzde 27 toplam tasarruf-yatırım açığının GSYH’ya oranının ise negatif yüzde 1,1 olması beklenmektedir.

TABLO I: 9- Ekonominin Genel Dengesi

2018 2019 (1) 2020 (2) 2018 2019 (1) 2020 (2)
(Cari Fiyatlarla, Milyon TL) (GSYH İçindeki Paylar, Yüzde)
Toplam Tüketim 2 663 609 3 048 484 3 483 120 71,5 71,4 71,5
Kamu 397 542 467 755 519 760 10,7 11,0 10,7
Özel 2 266 067 2 580 729 2 963 360 60,8 60,4 60,8
Toplam Yatırım 1 101 642 1 143 426 1 369 027 29,6 26,8 28,1
Kamu 165 033 144 455 133 944 4,4 3,4 2,7
Özel 936 609 998 971 1 235 083 25,1 23,4 25,3
Sabit Sermaye Yatırımı 1 114 095 1 171 012 1 395 866 29,9 27,4 28,6
Kamu 168 239 141 307 132 837 4,5 3,3 2,7
Özel 945 856 1 029 706 1 263 030 25,4 24,1 25,9
Stok Değişmesi -12 453 -27 587 -26 839 -0,3 -0,6 -0,6
Kamu -3 206 3 148 1 107 -0,1 0,1 0,0
Özel -9 247 -30 735 -27 947 -0,2 -0,7 -0,6
Toplam Yurt İçi Talep (Toplam Kaynaklar) 3 765 251 4 191 910 4 852 147 101,1 98,2 99,6
Net Mal ve Hizmet İhracatı -40 863 77 526 20 309 -1,1 1,8 0,4
Mal ve Hizmet İhracatı 1 099 816 1 344 886 1 481 140 29,5 31,5 30,4
Mal ve Hizmet İthalatı 1 140 678 1 267 360 1 460 831 30,6 29,7 30,0
GAYRİ SAFİ YURT İÇİ HASILA (GSYH) 3 724 388 4 269 436 4 872 455 100,0 100,0 100,0
Net Faktör Gelirleri -58 019 -73 513 -80 525 -1,6 -1,7 -1,7
Net Dış Âlem Cari Transferleri 4 000 5 868 7 305 0,1 0,1 0,1
GAYRİ SAFİ MİLLİ HARCANABİLİR GELİR (GSMHG) 3 670 369 4 201 790 4 799 235 98,5 98,4 98,5
KAMU HARCANABİLİR GELİRİ 461 309 452 576 472 364 12,4 10,6 9,7
Kamu Tüketimi 397 542 467 755 519 760 10,7 11,0 10,7
Kamu Tasarrufu 63 767 -15 179 -47 396 1,7 -0,4 -1,0
Kamu Yatırımı 165 033 144 455 133 944 4,4 3,4 2,7
Kamu Tasarruf-Yatırım Farkı -101 266 -159 634 -181 340 -2,7 -3,7 -3,7
ÖZEL HARCANABİLİR GELİR 3 209 060 3 749 214 4 326 852 86,2 87,8 88,8
Özel Tüketim 2 266 067 2 580 729 2 963 360 60,8 60,4 60,8
Özel Tasarruf 942 993 1 168 485 1 363 512 25,3 27,4 28,0
Özel Yatırım 936 609 998 971 1 235 083 25,1 23,4 25,3
Özel Tasarruf-Yatırım Farkı 6 384 169 514 128 409 0,2 4,0 2,6
Bilgi İçin:
Toplam Yurt İçi Tasarruflar 1 006 760 1 153 306 1 316 115 27,0 27,0 27,0

Kaynak: Strateji ve Bütçe Başkanlığı

Not: Toplam tasarruf-yatırım farkı ile cari açık arasındaki fark, milli gelir hesaplamalarında ihracat ve ithalat ağırlıklı döviz kuru kullanılmasından kaynaklanmaktadır.

(1) Gerçekleşme Tahmini (2) Program

TABLO I: 10- Ekonominin Genel Dengesi

2018 2019 (2) 2020(3) 2018 2019 (2) 2020 (3)
(2009=100 Zincirlenmiş Hacim, Milyon TL) (Yüzde Değişme)
Toplam Tüketim 1 271 039 1 281 845 1 340 807 1,2 0,9 4,6
Kamu 174 472 181 977 187 416 5,4 4,3 3,0
Özel 1 096 567 1 099 868 1 153 391 0,6 0,3 4,9
Toplam Yatırım 441 881 391 029 430 200 -6,1 -11,5 10,0
Kamu 67 842 50 442 42 782 0,6 -25,6 -15,2
Özel 374 038 340 587 387 418 -7,2 -8,9 13,7
Sabit Sermaye Yatırımı 501 190 451 288 493 100 -0,6 -10,0 9,3
Kamu 69 190 49 325 42 419 0,9 -28,7 -14,0
Özel 432 000 401 963 450 681 -0,8 -7,0 12,1
Stok Değişmesi (1) -59 310 -60 259 -62 900 -1,5 -0,1 -0,2
Kamu -1 348 1 116 363 0,0 0,1 0,0
Özel -57 962 -61 376 -63 263 -1,5 -0,2 -0,1
Toplam Yurt İçi Talep (Toplam Kaynaklar) 1 712 919 1 672 874 1 771 008 -0,8 -2,3 5,9
Net Mal ve Hizmet İhracatı (1) 29 103 77 859 67 262 3,6 2,8 -0,6
Mal ve Hizmet İhracatı 403 728 427 948 454 341 7,8 6,0 6,2
Mal ve Hizmet İthalatı 374 625 350 089 387 079 -7,8 -6,5 10,6
GAYRİ SAFİ YURT İÇİ HASILA (GSYH) 1 742 023 1 750 733 1 838 270 2,8 0,5 5,0
Net Faktör Gelirleri -22 831 -24 912 -26 521 11,6 9,1 6,5
Net Dış Alem Cari Transferleri 1 338 1 621 1 936 -69,8 21,1 19,4
GAYRİ SAFİ MİLLİ HARCANABİLİR GELİR (GSMHG) 1 720 530 1 727 441 1 813 685 2,5 0,4 5,0
KAMU HARCANABİLİR GELİRİ 216 244 186 063 178 511 0,1 -14,0 -4,1
Kamu Tüketimi 174 472 181 977 187 416 5,4 4,3 3,0
Kamu Tasarrufu 41 772 4 087 -8 905 -17,3 -90,2 -317,9
Kamu Yatırımı 67 842 50 442 42 782 0,6 -25,6 -15,2
Kamu Tasarruf-Yatırım Farkı -26 070 -46 355 -51 687
ÖZEL HARCANABİLİR GELİR 1 504 286 1 541 378 1 635 173 2,9 2,5 6,1
Özel Tüketim 1 096 567 1 099 868 1 153 391 0,6 0,3 4,9
Özel Tasarruf 407 719 441 510 481 782 6,0 8,3 9,1
Özel Yatırım 374 038 340 587 387 418 -7,2 -8,9 13,7
Özel Tasarruf-Yatırım Farkı 33 681 100 923 94 363

Kaynak: Strateji ve Bütçe Başkanlığı

(1) Yüzde değişimleri GSYH büyümesine katkıları göstermektedir.

(2) Gerçekleşme Tahmini

(3) Program

2.2. YATIRIMLAR

2.2.1. Yatırımların Sektörel Dağılımı

a) Mevcut Durum

Kamu kesimi sabit sermaye yatırımlarının alınan harcama kısıcı tedbirler neticesinde 2019 yılında reel olarak yüzde 28,7 azalması beklenmektedir. Bu dönemde kamu kesimi sabit sermaye yatırımlarının yüzde 53,8’inin merkezi yönetim bütçesi kapsamındaki idareler, yüzde 29,4’ünün yerel yönetimler, yüzde 16,2’sinin işletmeci KİT’ler, yüzde 0,1’inin özelleştirme kapsamındaki kuruluşlar, yüzde 0,6’sının döner sermayeli kuruluşlar ve sosyal güvenlik kuruluşları tarafından gerçekleştirileceği tahmin edilmektedir.

Bu dönemde cari fiyatlarla özel kesim sabit sermaye yatırımları içinde tarım, madencilik, imalat, turizm ile sağlık alt sektörlerinin göreli ağırlıklarının artması, ulaştırma, konut ve diğer hizmetler alt sektörlerinin ağırlıklarının ise azalması beklenmektedir. Söz konusu dönemde, cari fiyatlarla kamu kesimi sabit sermaye yatırımları içinde madencilik, imalat, enerji, konut, eğitim ile sağlık alt sektörlerinin göreli ağırlıklarının artması, tarım, ulaştırma, turizm ve diğer hizmetler alt sektörlerinin ağırlıklarının ise azalması öngörülmektedir.

TABLO I: 11- Sabit Sermaye Yatırımlarının Sektörel Dağılımı (1)

(Cari Fiyatlarla, Yüzde Dağılım)

2018 2019(2) 2020(3)
Kamu Özel Toplam Kamu Özel Toplam Kamu Özel Toplam
Tarım 8,6 1,0 2,1 6,0 1,2 1,8 5,1 1,5 1,8
Madencilik 2,6 1,7 1,9 4,2 2,1 2,3 2,7 2,0 2,1
İmalat 0,4 22,9 19,5 0,6 23,8 21,0 0,8 23,8 21,6
Enerji 3,6 1,3 1,7 6,7 1,2 1,9 10,6 1,2 2,1
Ulaştırma 40,7 30,9 32,4 40,1 29,9 31,1 37,1 29,7 30,4
Turizm 0,6 2,2 1,9 0,3 3,2 2,8 0,3 3,9 3,6
Konut 1,0 32,4 27,7 1,1 31,1 27,5 1,4 30,6 27,8
Eğitim 9,6 2,1 3,3 11,1 2,1 3,2 10,3 2,1 2,8
Sağlık 4,4 2,7 3,0 5,6 2,8 3,2 5,1 2,6 2,9
Diğer Hizmetler 28,5 2,7 6,6 24,4 2,6 5,2 26,8 2,6 4,9
TOPLAM 100 100 100 100 100 100 100 100 100

Kaynak: Strateji ve Bütçe Başkanlığı

(1) Merkezi yönetim bütçesinde yatırım işçiliği dâhildir.

(2) Gerçekleşme Tahmini

(3) Program

TABLO I: 12- Kamu Sabit Sermaye Yatırımları (2018)

(Cari Fiyatlarla, Milyon TL)

Sektörler Merkezi Yönetim (1) İşletmeci KİT’ler Özelleş. Kapsam. Kuruluş. İller Bankası Döner Sermaye+ SGK ALT TOPLAM Yüzde Pay Mahalli İdareler TOPLAM KAMU Yüzde Pay
Tarım 11 604 19 1 0 334 11 958 11,4 1 344 13 302 8,3
Madencilik 468 3 847 0 0 0 4 315 4,1 6 4 320 2,7
İmalat 98 501 45 0 3 647 0,6 1 648 0,4
Enerji 1 820 3 563 0 0 0 5 383 5,1 447 5 829 3,6
Ulaştırma 31 034 11 508 0 0 139 42 681 40,8 22 962 65 643 40,9
Turizm 482 0 0 0 23 505 0,5 447 951 0,6
Konut 583 7 0 0 0 590 0,6 1 060 1 650 1,0
Eğitim 13 875 0 0 0 147 14 022 13,4 902 14 924 9,3
Sağlık 5 174 0 0 0 1 720 6 894 6,6 41 6 934 4,3
Diğer Hizmetler 17 320 5 0 0 381 17 706 16,9 28 607 46 313 28,9
Toplam 82 458 19 449 47 0 2 746 104 700 100 55 815 160 515 100
Yüzde Dağılım 78,8 18,6 0 0 2,6 100
Yüzde Dağılım 51,4 12,1 0 0 1,7 65,2 34,8 100

Kaynak: Strateji ve Bütçe Başkanlığı

(1) Yatırım İşçiliği Hariç

TABLO I: 13- Kamu Sabit Sermaye Yatırımları (2019) (1)

(Cari Fiyatlarla, Milyon TL)

Sektörler Merkezi Yönetim (2) İşletmeci KİT’ler Özelleş. Kapsam. Kuruluş. İller Bankası Döner Sermaye + SGK ALT TOPLAM Yüzde Pay Mahalli İdareler TOPLAM KAMU Yüzde Pay
Tarım 6 662 99 4 0 167 6 932 7,3 953 7 885 5,9
Madencilik 327 5 503 0 0 0 5 831 6,1 4 5 835 4,3
İmalat 224 533 80 0 2 839 0,9 0 839 0,6
Enerji 1 266 7 232 0 0 0 8 497 8,9 792 9 290 6,9
Ulaştırma 28 601 8 425 2 0 72 37 100 39,0 16 946 54 046 40,1
Turizm 327 0 0 0 16 343 0,4 17 361 0,3
Konut 406 0 0 0 0 406 0,4 1 058 1 465 1,1
Eğitim 13 706 3 0 0 106 13 815 14,5 640 14 455 10,7
Sağlık 7 163 0 0 0 83 7 245 7,6 29 7 274 5,4
Diğer Hizmetler 13 791 7 0 0 306 14 103 14,8 19 167 33 270 24,7
Toplam 72 474 21 802 85 0 751 95 112 100 39 608 134 720 100
Yüzde Dağılım 76,2 22,9 0,1 0 0,8 100
Yüzde Dağılım 53,8 16,2 0,1 0 0,6 70,6 29,4 100

Kaynak: Strateji ve Bütçe Başkanlığı

(1) Gerçekleşme Tahmini

(2) Yatırım İşçiliği Hariç

TABLO I: 14- Kamu Sabit Sermaye Yatırımları (2020) (1)

(Cari Fiyatlarla, Milyon TL)

Sektörler Merkezi Yönetim (2) İşletmeci KİT’ler Özelleş. Kapsam. Kuruluş. İller Bankası Döner Sermaye+ SGK ALT TOPLAM Yüzde Pay Mahalli İdareler TOPLAM KAMU Yüzde Pay
Tarım 4 730 185 3 0 260 5 178 6,7 1 100 6 277 4,9
Madencilik 327 3 209 0 0 0 3 567 4,6 5 3 572 2,8
İmalat 241 663 102 0 15 1 021 1,3 1 1 022 0,8
Enerji 1 363 10 501 0 0 0 11 834 15,3 2 030 13 864 10,8
Ulaştırma 15 382 9 749 2 0 81 25 215 32,7 22 582 47 797 37,4
Turizm 330 0 0 0 20 350 0,5 22 373 0,3
Konut 455 0 0 0 0 455 0,6 1 356 1 811 1,4
Eğitim 10 923 3 0 0 163 11 089 14,4 1 523 12 612 9,9
Sağlık 5 978 0 0 0 127 6 105 7,9 37 6 142 4,8
Diğer Hizmetler 11 794 6 0 0 520 12 321 16,0 22 095 34 416 26,9
Toplam 51 524 24 317 107 0 1 186 77 135 100 50 751 127 886 100
Yüzde Dağılım 66,8 31,5 0,1 0 1,5 100
Yüzde Dağılım 40,3 19,0 0,1 0 0,9 60,3 39,7 100

Kaynak: Strateji ve Bütçe Başkanlığı

(1) Program

(2) Yatırım İşçiliği Hariç

TABLO I: 15- Sabit Sermaye Yatırımlarının Sektörel Dağılımı (1)

(Cari Fiyatlarla, Milyon TL)

2018 2019 (2) 2020 (3)
Kamu Özel Toplam Kamu Özel Toplam Kamu Özel Toplam
Tarım 14 389 9 048 23 437 8 491 12 410 20 901 6 732 18 345 25 077
Madencilik 4 364 16 251 20 615 5 864 21 135 27 000 3 572 25 827 29 400
İmalat 657 216 416 217 073 860 244 621 245 481 1 045 300 442 301 487
Enerji 6 000 12 767 18 767 9 405 12 504 21 909 14 026 15 225 29 251
Ulaştırma 68 550 292 408 360 958 56 646 307 970 364 616 49 275 374 642 423 917
Turizm 997 20 664 21 661 391 32 715 33 106 404 49 781 50 185
Konut 1 705 306 812 308 517 1 502 320 540 322 042 1 855 386 825 388 680
Eğitim 16 223 20 211 36 434 15 701 21 873 37 574 13 661 25 945 39 606
Sağlık 7 419 25 968 33 387 7 925 29 023 36 948 6 716 33 226 39 943
Diğer Hizmetler 47 936 25 311 73 247 34 523 26 913 61 437 35 550 32 771 68 320
TOPLAM 168 239 945 856 1 114 095 141 307 1 029 706 1 171 012 132 837 1 263 030 1 395 866

Kaynak: Strateji ve Bütçe Başkanlığı

(1) Merkezi yönetim bütçesinde yatırım işçiliği dâhildir.

(2) Gerçekleşme Tahmini

(3) Program

b) Hedefler

2020 yılında, cari fiyatlarla kamu kesimi sabit sermaye yatırımlarının yüzde 40,3’ünün merkezi yönetim bütçesi kapsamındaki idareler, yüzde 39,7’sinin yerel yönetimler, yüzde 19’unun işletmeci KİT’ler, yüzde 0,1’inin özelleştirme kapsamındaki kuruluşlar, yüzde 0,9’unun döner sermayeli kuruluşlar ve sosyal güvenlik kuruluşları tarafından gerçekleştirileceği öngörülmektedir. 2020 yılında kamu kesimi sabit sermaye yatırımlarının tarım, enerji, ulaştırma, eğitim ve diğer hizmetler alt sektörlerinde yoğunlaşması beklenmektedir.

Bu dönemde özel kesim sabit sermaye yatırımlarının reel olarak yüzde 12,1 artış göstereceği tahmin edilmektedir. Özel kesim sabit sermaye yatırımlarının imalat sanayii, ulaştırma ve konut alt sektörlerinde yoğunlaşması beklenmektedir. Bunun yanı sıra turizm sektörünün payının yüzde 3,9 seviyelerine kadar artması beklenmektedir.

2.3. ÖDEMELER DENGESİ

2.3.1 Cari İşlemler Hesabı

a) Mevcut Durum

2018 yılında GTS tanımlı ihracat, özellikle yılın ikinci yarısında TL’nin rekabetçiliğinin yükselmesi, ihracat teşvikleri, ihracat pazarlarının çeşitlenmesi gibi unsurların etkisiyle, ticaret ortaklarımızdaki ekonomik aktivitenin yavaşlamasına rağmen yüzde 7,5 artmış ve 176,9 milyar ABD doları olarak gerçekleşmiştir. Aynı dönemde yaşanan dengeleme süreciyle yurt içi talebin zayıflaması ile birlikte enerji fiyatlarındaki yükselmeye rağmen GTS tanımlı ithalat yüzde 3,2 oranında azalarak 231,2 milyar ABD dolarına gerilemiştir. Dış ticaret açığının azalmasıyla cari işlemler açığı gerilemiş ve 27 milyar ABD doları olmuştur. Bunun sonucunda 2018 yılında cari işlemler açığının GSYH’ya oranı yüzde 3,4 seviyesine inmiştir.

TABLO I: 16- Türkiye’nin Dış Ticareti ve Dış Ticareti Etkileyen Faktörler

(Yüzde Değişim)

2017 2018 2019 (1) 2020 (2)
İhracat (fob, Milyar ABD Doları, GTS) 164,6 176,9 181,4 190,0
İthalat (cif, Milyar ABD Doları, GTS) 238,8 231,2 207,8 231,5
İhracat (GTS) 10,0 7,5 2,6 4,7
İthalat (GTS) 18,1 -3,2 -10,1 11,4
İhracat Fiyatları 1,5 2,7 -3,0 1,3
İthalat Fiyatları 7,5 5,4 -3,0 0,7
Reel İhracat 8,5 4,2 5,7 4,2
Reel İthalat 9,5 -9,5 -6,4 11,0
Mamul Fiyatları -0,3 1,9 1,4 -0,2
Yakıt Dışı Başlıca Emtia Fiyatları 6,4 1,6 0,9 1,7
Ham Petrol Brent Varil Fiyatı (ABD Doları) 54,3 71,5 63,5 60,0
GSYH Büyüme Hızı 7,5 2,8 0,5 5,0
Sanayi Büyümesi 9,2 1,3 -0,1 6,0
Yurt İçi Nihai Talep Büyümesi 6,6 0,7 -2,2 5,8
Dünya Büyüme Hızı 3,8 3,6 3,0 3,4
Dünya Mal ve Hizmet Ticareti 5,7 3,6 1,1 3,2
Avro Bölgesi Büyüme Hızı 2,5 1,9 1,2 1,4

Kaynak: Strateji ve Bütçe Başkanlığı, Hazine ve Maliye Bakanlığı, TÜİK, IMF Dünya Ekonomik Görünümü, Ekim 2019.

(1) Gerçekleşme Tahmini (2) Program

Dış Ticaret Dengesi

Ödemeler dengesinde gösterildiği şekliyle dış ticaret açığı 2018 yılında 41,9 milyar ABD doları olarak gerçekleşmiştir. Dış ticaret açığı, 2019 yılının Ocak-Ağustos döneminde, bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 69,6 azalarak 12,2 milyar ABD doları seviyesine düşmüştür. 2019 yılında, ödemeler dengesinde gösterildiği şekliyle dış ticaret açığının ihracatta artış eğiliminin devam etmesine ve dengeleme süreci kapsamında iç talebin düşmesi sonucunda ithalattaki düşüşe bağlı olarak 15,7 milyar ABD doları seviyesine gerilemesi beklenmektedir.

İhracat

2018 yılında 176,9 milyar ABD doları olarak gerçekleşen GTS tanımlı ihracat, 2019 yılının Ocak-Ağustos döneminde, bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 2,9 artmış ve 117,3 milyar ABD doları seviyesinde gerçekleşmiştir. Bu dönemde TL’deki değer kaybının devam etmesi sonucunda oluşan rekabet avantajının yanı sıra ihracat ve üretime yönelik teşvikler ihracattaki artışı desteklemiştir.

TABLO I: 17- Ülke ve Fasıllara Göre İhracat (1)

(Milyar ABD Doları)

Yıllık Ocak-Ağustos
2017 2018 2018 2019
TOPLAM İHRACAT 157,0 167,9 108,6 111,4
Avrupa Birliği Ülkeleri (AB-28) 73,9 84,0 54,7 54,8
Diğer 83,1 83,9 54,0 56,6
Seçilmiş Ülke Grupları
Karadeniz Ekonomik İşbirliği 15,6 17,8 11,4 12,0
Ekonomik İşbirliği Teşkilatı 8,1 7,1 4,8 5,0
Bağımsız Devletler Topluluğu 9,1 9,7 6,2 7,0
Türk Cumhuriyetleri 4,2 4,0 2,6 3,0
İslam İşbirliği Teşkilatı 45,1 41,2 26,4 28,7
En Yüksek İhracat Yapılan Ülkeler (2)
Almanya 15,1 16,1 10,6 10,2
İngiltere 9,6 11,1 7,1 7,1
İtalya 8,5 9,6 6,3 6,0
Irak 9,1 8,3 5,2 5,5
ABD 8,7 8,3 5,3 5,2
En Yüksek İhracat Yapılan Fasıllar (2)
87. Kara taşıtları ve bunların aksam ve parçaları 23,9 26,8 17,4 17,0
84. Makineler, mekanik cihazlar, kazanlar ve aksam, parçalar 13,8 15,8 10,2 10,7
72. Demir ve çelik 8,2 11,6 7,0 7,0
61. Örme giyim eşyası ve aksesuarı 8,8 9,0 6,0 6,0
85. Elektrikli makine ve cihazlar 8,1 8,7 5,5 5,5

Kaynak: TÜİK

(1) Tabloda yer alan ülke ve fasıllara göre ihracat değerleri için sadece Özel Ticaret Sistemi (ÖTS) verileri bulunduğundan bu veriler kullanılmıştır.

(2) Sıralama 2018 yılı verilerine göre yapılmıştır.

Başlıca ticaret ortağımız olan AB’nin toplam ihracattaki payı 2019 yılının Ocak-Ağustos döneminde, geçen yılın aynı dönemine göre 1,1 puan azalarak yüzde 49,2 olarak gerçekleşmiştir. Bu gelişmede Almanya ve İtalya’nın paylarındaki sırasıyla 0,7 ve 0,4 puanlık gerilemeler etkili olmuştur. Bu dönemde Yakın ve Orta Doğu ülkelerine yapılan ihracatın payı ise 0,8 puan artarak yüzde 18,3’e, Kuzey ve Diğer Afrika ülkelerine yapılan ihracatın payı ise 0,8 puan artarak yüzde 9,2’ye yükselmiştir.

2019 yılının ilk sekiz aylık döneminde ihracatta en yüksek paya sahip fasıl olan motorlu kara taşıtları ve bunların aksam ve parçaları ihracatı, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 2,4 azalırken, aynı dönemde kazanlar, makineler ve bunların aksam parçaları sektöründeki ihracat ise yüzde 4,4 artmıştır.

2019 yılının ilk sekiz aylık döneminde imalat sanayii ile balıkçılık alt sektörlerinde ihracat artışı kaydedilirken, diğer alt sektörlerde ihracat gerilemiştir. Bu dönemde, imalat sanayiindeki yüzde 3,2’lik ihracat artışında kok kömürü, rafine edilmiş petrol ürünleri, kimyasal madde ve ürünler, metalik olmayan diğer mineral ürünler, başka yerde sınıflandırılmamış makine ve teçhizat, mobilya ve başka yerde sınıflandırılmamış diğer ürünler ile diğer ulaşım araçları sektörlerinde kaydedilen ihracat artışları önemli rol oynamıştır.

2019 yılında GTS tanımlı ihracatın (fob) yüzde 2,9 artarak 181,4 milyar ABD doları seviyesinde gerçekleşeceği tahmin edilmektedir. Söz konusu yılda, ihracat fiyatlarında yüzde 3 düşüş beklenirken reel ihracat artışının yüzde 5,7 olacağı tahmin edilmektedir.

TABLO I: 18- İhracatın Sektörel Dağılımı (1)

Milyar ABD Doları Yüzde Pay Yüzde Değişim
Yıllık Ocak- Ağustos Yıllık Ocak- Ağustos Yıllık Ocak-Ağustos
2017 2018 2018 2019 2017 2018 2018 2019 18/17 19/18
TOPLAM İHRACAT 157,0 167,9 108,6 111,4 100 100 100 100 7,0 2,6
Tarım ve Ormancılık 5,3 5,6 3,3 3,0 3,4 3,3 3,0 2,7 5,1 -9,6
Balıkçılık 0,5 0,5 0,3 0,3 0,3 0,3 0,3 0,3 7,7 5,9
Mad. ve Taş Ocak. 3,5 3,4 2,2 2,1 2,2 2,0 2,0 1,9 -3,1 -3,7
İmalat Sanayii 147,1 157,7 102,3 105,4 93,7 93,9 94,2 94,7 7,2 3,2
Diğer 0,6 0,7 0,5 0,6 0,4 0,5 0,5 0,4 27,4 -10,6

Kaynak: TÜİK

(1) Tabloda yer alan ihracatın sektörel dağılım değerleri için sadece Özel Ticaret Sistemi (ÖTS) verileri bulunduğundan bu veriler kullanılmıştır. ISIC Rev.3’e göredir.

İthalat

2018 yılında GTS tanımlı ithalat, yılın ikinci yarısı itibarıyla yaşanan dengelenme süreci kapsamında yurt içi talebin zayıflamasıyla birlikte enerji fiyatlarındaki yükselmeye rağmen 231,2 milyar ABD doları seviyesinde gerçekleşmiştir. 2019 yılının Ocak-Ağustos döneminde ise iç talepteki zayıf görünümün devamına bağlı olarak ithalat 137 milyar ABD doları seviyesine gerilemiştir. Bu dönemde, neredeyse tüm alt ekonomik gruplarda ithalat gerilerken, tüketim malları ithalatındaki gerileme yüzde 31,3 oranı ile ciddi boyutlara ulaşmıştır.

GTS tanımlı ithalatın (cif) 2019 yılında yüzde 10,1 azalarak 207,8 milyar ABD doları seviyesinde gerçekleşmesi beklenmektedir. 2019 yılında ithalat fiyatlarının yüzde 3, reel ithalatın ise yüzde 6,4 azalması beklenmektedir.

TABLO I: 19- İthalatın Ekonomik Gruplara Göre Dağılımı (1)

Milyar ABD Doları Yüzde Pay Yüzde Değişim
Yıllık Ocak-Ağustos Yıllık Ocak-Ağustos Yıllık Ocak-Ağustos
2017 2018 2018 2019 2017 2018 2018 2019 18/17 19/18
TOPLAM İTHALAT 233,8 223 157,8 132 100 100 100 100 -4,6 -16,4
Sermaye Malları 33,1 29,3 20,5 16,4 14,2 13,1 13,0 12,5 -11,5 -19,7
Ara Malları 171,5 170,0 120,0 103,5 73,3 76,2 76,0 78,5 -0,8 -13,7
Tüketim Malları 28,5 22,9 16,9 11,6 12,2 10,3 10,7 8,8 -19,7 -31,3
Diğer 0,7 0,8 0,5 0,4 0,3 0,4 0,3 0,3 11,3 -27,0

Kaynak: TÜİK

(1) Tabloda yer alan ithalatın ekonomik gruplara göre dağılım değerleri için sadece Özel Ticaret Sistemi (ÖTS) verileri bulunduğundan bu veriler kullanılmıştır. BEC'e göredir.

Hizmetler Dengesi, Birincil ve İkincil Gelir Dengesi

2018 yılında 25,2 milyar ABD doları olarak gerçekleşen seyahat gelirleri, 2019 yılının Ocak-Ağustos döneminde bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 15,7 artarak 19 milyar ABD doları olmuştur. Seyahat gelirlerinin, 2019 yılında artan turist sayısı ve döviz kuru avantajına bağlı olarak 29 milyar ABD dolarına ulaşacağı tahmin edilmektedir.

Türkiye, 2018 yılında 48,6 milyar ABD doları hizmet geliri elde etmiş ve 25,8 milyar ABD doları hizmetler dengesi fazlası vermiştir. 2019 yılının Ocak-Ağustos döneminde ise bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 10,9 artış göstererek 35,4 milyar ABD doları hizmet ihracatı gerçekleşirken yüzde 25,6 artışla 20,6 milyar ABD doları hizmetler dengesi fazlasına ulaşılmıştır. Diğer taraftan, yıllıklandırılmış olarak bakıldığında Ağustos 2019 itibarıyla ülkemiz 52,1 milyar ABD doları hizmet geliri elde etmiş bulunmaktadır. Hizmetler gelirlerindeki artışta turizm sektöründeki canlanmanın sürmesi ve sektöre verilen desteklerin yansıması etkili olmuştur. 2019 yılında hizmetler dengesi fazlasının 28,5 milyar ABD doları olması beklenmektedir.

2018 yılında, birincil gelir dengesindeki açık yatırım giderlerindeki artışın etkisiyle bir önceki yıla göre yüzde 6,8 artarak 11,8 milyar ABD doları seviyesinde gerçekleşmiştir. 2019 yılının Ocak-Ağustos dönemi birincil gelir dengesi açığı ise bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 3,8 artmış ve 7,8 milyar ABD doları seviyesine yükselmiştir. Birincil gelir dengesi açığının 2019 yılında 12,8 milyar ABD doları olarak gerçekleşmesi beklenirken, ikincil gelir dengesinin 1 milyar ABD doları seviyesinde fazla vermesi tahmin edilmektedir.

Dış ticaret, hizmetler, birincil ve ikincil gelir dengelerindeki gelişmeler ve tahminlere göre, 2019 yılında cari işlemler dengesinin 1 milyar ABD doları fazla vermesi beklenmektedir.

b) Hedefler

OVP’de cari işlemler dengesinde kalıcı iyileşme sağlanması, dış finansman ihtiyacının azaltılması, dengeli ve sürdürülebilir büyüme eğiliminin korunması öngörülürken, yüksek katma değerli ürün ihracatının artırılması, yerlileştirme yoluyla ithalata olan bağımlılığın azaltılması ve seyahat gelirlerinin önemli derecede artırılması hedeflenmiştir. 2020 yılında, ekonomideki toparlanmanın sonucu olarak talep kompozisyonundaki değişimle birlikte cari işlemler dengesinin dış finansman ihtiyacını makul düzeylerde tutacak bir açık vermesi beklenmektedir. Bu dönemde enflasyondaki düşüşle birlikte ülke risk primlerindeki gerileme, kaliteli sermaye girişleri için elverişli bir ortam oluşturarak dış finansmanın temel belirleyicisi olacaktır.

2020 yılında GTS tanımlı ihracatın (fob) yüzde 4,7 artarak 190 milyar ABD dolarına, GTS tanımlı ithalatın (cif) ise yüzde 11,4 azalarak 231,5 milyar ABD dolarına ulaşması ve böylece GTS tanımlı dış ticaret açığının 41,5 milyar ABD dolarına gerilemesi öngörülmektedir.

TABLO I: 20- Cari İşlemler Dengesi

(Milyar ABD Doları)

2017 2018 2019 (1) 2020 (2)
CARİ İŞLEMLER HESABI -47,3 -27,0 1,0 -9,6
DIŞ TİCARET DENGESİ -59,0 41,9 -15,7 -28,9
İhracat 159,5 172,0 179 184,4
İhracat (FOB) 157 167,9 172,5 182,0
Bavul Ticareti ve Uyarlama 2,5 4,1 6,5 2,4
İthalat 208,5 205,2 188,6 207,6
İthalat (CIF) 233,8 223,0 201,0 224,5
Navlun ve Sigorta ve Uyarlama -25,3 -17,8 -12,4 -16,8
HİZMETLER DENGESİ 19,9 25,8 28,5 31,4
Gelir 43,7 48,6 54,1 59,4
Gider 23,7 22,8 25,7 27,9
Seyahat 17,7 20,6 24,0 28,8
Gelir 22,5 25,2 29,0 34,3
Gider 4,8 4,6 5,0 5,5
BİRİNCİL GELİR DENGESİ -11,0 -11,8 -12,8 -13,4
Gelir 4,9 6,1 6,4 7,3
Gider 16,0 17,9 19,2 20,6
Yatırım Geliri Dengesi -10,3 -10,7 -11,7 -12,2
Doğrudan Yatırımlar -3,0 -2,2 -2,4 -2,6
Portföy Yatırımları -3,4 -3,5 -3,9 -4,0
Diğer Yatırımlar -4,0 -5,0 -5,4 -5,5
Faiz Geliri 2,4 2,7 2,8 2,9
Faiz Gideri 6,3 7,7 8,2 8,5
Uzun Vade 5,0 5,7 6,1 6,3
İKİNCİL GELİR DENGESİ 2,7 0,9 1,0 1,2

Kaynak: Strateji ve Bütçe Başkanlığı, Hazine ve Maliye Bakanlığı, TCMB

(1) Gerçekleşme Tahmini

(2) Program

İhracat ve ithalat fiyatlarının 2019 yılında sırasıyla yüzde 1,3 ve 0,7 artması beklenmektedir. 2019 yılında reel ihracatın ve ithalatın ise sırasıyla yüzde 4,2 ve 11 artacağı tahmin edilmektedir.

2020 yılında seyahat gelirlerinin 34,3 milyar ABD doları seviyesinde gerçekleşmesi, hizmetler dengesinin ise 31,4 milyar ABD doları fazla vermesi tahmin edilmektedir. Birincil gelir dengesinde 13,4 milyar ABD doları açık öngörülürken, ikincil gelir dengesinde 1,2 milyar ABD doları fazla beklenmektedir.

Söz konusu varsayımlar altında cari işlemler açığının 2020 yılında 9,6 milyar ABD doları seviyesine yükselmesi, böylece cari işlemler açığının GSYH’ya oranının ise yüzde 1,2 seviyesinde gerçekleşmesi öngörülmektedir.

2.3.2. Sermaye ve Finans Hesapları

a) Mevcut Durum

2018 yılında doğrudan yabancı yatırımlar ve net hata noksan hareketlerine bağlı olarak Türkiye’ye net sermaye girişi olmuştur. Gayrimenkul yatırımlarındaki doğrudan yabancı yatırım girişleri 5,9 milyar ABD doları olarak gerçekleşmiştir. Bununla birlikte portföy yatırımları ve diğer yatırımlar kaynaklı sermaye çıkışı yaşanmıştır. Devlet İç Borçlanma Senetlerinde (DİBS) 0,9 milyar ABD doları tutarında net çıkış olurken, Hazine tarafından yurt dışına ihraç edilen tahviller yoluyla 3,9 milyar ABD doları tutarında net borçlanma gerçekleştirilmiştir. 2019 yılının Ocak-Ağustos döneminde ise küresel ve bölgesel ölçekli ekonomik ve siyasi belirsizliklerin sürmesi ve bu belirsizliklerin ülkemize yansıması nedeniyle portföy yatırımlarındaki net giriş 338 milyon ABD doları seviyesinde kalmıştır. Aynı dönemler itibarıyla, DİBS’ten 2,2 milyar ABD doları sermaye çıkışı ve Borsa İstanbul’dan (BİST) 434 milyon ABD doları tutarında sermaye girişi gerçekleşmiştir. Hazinenin yurt dışı tahvil ihracında 5,8 milyar ABD doları ve bankaların yurt dışı tahvil ihraçlarında ise 557 milyon ABD doları tutarında sermaye girişi gerçekleşmiştir.

Diğer yatırımlar kaleminde, 2018 yılında, yurtdışından sağlanan kredi kullanımlarındaki keskin düşüşün etkisiyle, 8,7 milyar ABD doları tutarında net sermaye çıkışı gerçekleşirken 2019 yılının ilk sekiz aylık döneminde diğer yatırımlardan 4,3 milyar ABD doları seviyesinde çıkış kaydedilmiştir.

TABLO I: 21- Sermaye ve Finans Hesabı

(Milyar ABD Doları)

Ocak-Ağustos
2017 2018 2018 2019
Cari İşlemler Dengesi -47,3 -27,0 -31,1 1,0
Türlerine Göre Sermaye Hareketleri (rezerv hariç) (1) -38,5 2,4 0,4 -0,6
Doğrudan Yatırımlar (net) -8,8 -9,4 -4,8 -4,6
Portföy Yatırımları (net) -24,5 3,1 2,7 -0,3
Yabancıların Hisse Senedi Alımları 3,2 -1,1 -1,3 0,4
Yabancıların DİBS Alımları 7,3 -0,9 -0,6 -2,2
Diğer Yatırımlar (net) -5,2 8,7 2,5 4,3
Kullanıcıya Göre Sermaye Hareketleri (1) (2) -38,5 2,4 0,4 -0,6
Kamu Kesimi -12,6 -6,5 -0,5 -3,1
Özel Kesim -17,1 18,2 5,6 7,0
Bankalar -5,4 24,8 9,4 9,6
Banka dışı 11,7 -6,6 -3,8 -2,5
Doğrudan Yatırımlar (net) -8,8 -9,4 -4,8 -4,6
Rezerv Varlıklar -8,8 -9,4 -13,4 4,2
Net Hata Noksan 0,6 19,1 18,1 2,6

Kaynak: TCMB

(1) Eksi işareti girişi göstermektedir.

(2) Doğrudan yatırımlar girişinde kamu özel ayrımı net olarak yapılamadığından ve borç oluşturan bir kalem olarak kabul edilmediğinden kullanıcıya göre sermaye hareketleri kısmında hesaplamaya dâhil edilmeyip ayrı olarak verilmiştir. Ayrıca sermaye hesabı altında yer alan göçmen transferleri ve üretilmeyen ve finansal olmayan varlıklar kalemleri de hesaplamaya dâhil edilmemiştir.

2.4. ENFLASYON VE PARA-KUR POLİTİKASI

2.4.1. Enflasyon

a) Mevcut Durum

2018 yılı sonunda bir önceki yıla göre 8,4 puan artarak yüzde 20,3 olarak gerçekleşen TÜFE yıllık artış hızında; döviz kurundaki geçişkenlik, gıda fiyatlarındaki gelişmeler, enflasyon beklentileri ve fiyatlama davranışlarında görülen bozulma etkili olmuştur. Özellikle, döviz kuru gelişmelerinin yarattığı maliyet yönlü baskı TÜFE yıllık artış hızındaki ivmenin ana belirleyicisidir. 2019 yılında ise ılımlı talep koşulları, olumlu baz etkisi, enflasyon beklentilerinde iyileşme ve maliyet baskılarının ortadan kalkmasıyla TÜFE yıllık artış hızı ivme kaybederek Eylül 2019’da yüzde 9,3 seviyesine gerilemiştir.

Döviz kurunun oluşturduğu maliyet baskısının yurt içi üretici enflasyonu üzerinde belirginleşmesine bağlı olarak Yİ-ÜFE 2018 yılında yüzde 33,6 artmıştır. TL’nin görece istikrar kazanması sonrasında ortadan kalkan maliyet baskısı ve ılımlı yurt içi talep koşullarının etkisiyle belirgin şekilde ivme kaybeden yurt içi üretici enflasyonu Eylül 2019 itibarıyla yüzde 2,4 seviyesine gerilemiştir.

GRAFİK I: 3- Fiyat Gelişmeleri

TÜFE ve Özel Kapsamlı TÜFE Göstergesi C (ÖKTG-C) (Yıllık Yüzde Değişim) Yİ-ÜFE ve İmalat Sanayii Fiyatları (Yıllık Yüzde Değişim)
Kaynak: TÜİK

2019 yılının ilk çeyreğinde TÜFE yıllık artış hızı gıda fiyatlarındaki olumsuz görünüme rağmen temel mal ve enerji fiyatlarındaki düşüşlerle birlikte gerileyerek Mart ayı itibarıyla yüzde 19,7 olarak gerçekleşmiştir. Yılın ikinci çeyreğinde ise TÜFE yıllık artış hızı, ılımlı talep koşullarıyla mal grubu fiyatlarının genelinde gözlenen düşüşle 4 puan gerileyerek yüzde 15,7 seviyesinde gerçekleşmiştir. Maliyet baskılarının ortadan kalkması ve baz etkisinin yanı sıra destekleyici talep koşullarına bağlı olarak dezenflasyonist süreç belirginleşmiş ve TÜFE yıllık artış hızı Eylül ayı itibarıyla yıllık yüzde 9,3 olarak gerçekleşmiştir. Mal grubu fiyatlarındaki olumlu görünüme rağmen, hizmet fiyatlarındaki görece katılık TÜFE yıllık artış hızındaki gerilemeyi sınırlamıştır.

GRAFİK I: 4- Mal ve Hizmet Fiyatları (TÜFE’ye Katkı ve Yıllık Yüzde Değişim)

Kaynak: TÜİK

Temel mal grubu fiyatlarının 2019 yılındaki seyrinde döviz kuru gelişmeleri belirleyici olmuştur. 2019 yılında TL’nin görece istikrar kazanması sonucunda grup fiyat artış hızı düzenli bir şekilde gerilemiştir. Hizmet grubu fiyatlarında ise enflasyon beklentilerindeki yüksek seyir ve fiyatlama davranışındaki bozulma sonucu bir katılık gözlenmiştir. TÜFE yıllık artış hızının 2018 yılı sonuna göre 11 puan azaldığı bu dönemde hizmet fiyatlarının enflasyona katkısındaki azalma sadece 0,6 puan düzeyinde kalmıştır. Temel mal ve hizmet gruplarındaki gelişmelere paralel olarak özel kapsamlı TÜFE göstergelerinden ÖKTG-B ve ÖKTG-C endeksleri yıllık artış hızı Eylül 2019 itibarıyla sırasıyla yüzde 8,9 ve yüzde 7,5 olarak gerçekleşmiştir.

TÜFE yıllık artış hızının; talep koşullarında beklenen iyileşme, yönetilen fiyat ayarlamalarının etkileri ve olumsuz baz etkisi neticesinde 2019 yılının son çeyreğinde bir miktar ivme kazanarak yıl sonunda yüzde 12 olarak gerçekleşeceği tahmin edilmektedir.

2.4.2. Para ve Kur Politikası

a) Mevcut Durum

TCMB fiyat istikrarını sağlamak ve sürdürmek temel amacı doğrultusunda enflasyon hedeflemesi rejimi çerçevesinde para politikası uygulamalarını sürdürmektedir.

GRAFİK I: 5- Yıllık Enflasyon Oranı ve Enflasyon Hedefi

Kaynak: TCMB, TÜİK

2018 yılının ikinci yarısında yaşanan kur atakları sonrasında maliyet baskısı kaynaklı TÜFE yıllık artış hızında ivmelenme gözlenmiştir. Bu doğrultuda, 2018 yılı Eylül ayında TCMB faiz oranlarını artırarak parasal sıkılaştırmaya gitmiştir.

GRAFİK I: 6- TCMB Net Fonlaması (Milyar TL) ve Faiz Oranları (Yüzde)

Kaynak: TCMB

2019 yılının ikinci yarısında TÜFE yıllık artış hızındaki görece olumlu seyre paralel olarak enflasyonist beklentilerdeki iyileşme neticesinde TCMB, parasal sıkılaştırmasını sınırlamaya başlamıştır. Bu doğrultuda faiz oranları ihtiyatlı şekilde azaltılmaya başlanarak 25 Ekim 2019 tarihinde bir hafta vadeli repo borç verme faiz oranı yüzde 14 seviyesine indirilmiştir.

İhracat reeskont kredileri yoluyla; TCMB döviz rezervlerine 2018 yılında 14,9 milyar ABD doları, 2019 yılının ilk dokuz ayında ise 16,5 milyar ABD doları katkı sağlanmıştır.

TABLO I: 22- TCMB Net Döviz Alımları

(Milyon ABD Doları)
Yıl İhracat Reeskont Kredileri Döviz Alım İhaleleri Döviz Satım İhaleleri Döviz Alım Müdahaleleri Döviz Satım Müdahaleleri Enerji İthalatçısı KİT’lere Döviz Satışı Toplam Net Döviz Alımları
2002 25 795 - 16 12 - 824
2003 34 5 652 - 4 229 - - 9 915
2004 27 4 104 - 1 283 9 - 5 405
2005 25 7 442 - 14 565 - - 22 032
2006 4 4 296 1 000 5 441 2 105 - 6 636
2007 2 9 906 - - - - 9 908
2008 5 7 584 100 - - - 7 489
2009 1 040 4 314 900 - - - 4 454
2010 1 104 14 865 - - - - 15 969
2011 1 920 6 450 11 210 - 2 390 - -5 230
2012 8 295 - 1 450 - 1 006 - -5 839
2013 12 664 - 17 610 - - - -4 949
2014 12 999 - 10 439 - 3 151 1 321 -1 912
2015 15 182 - 12 346 - - 10 505 -7 669
2016 15 022 - 3 400 - - 5 084 6 538
2017 12 491 - - - - 7 851 4 640
2018 14 902 - - - - 7 699 7 203
2019(1) 16 548 - - - - 5 248 11 300
Kaynak: TCMB İstatistikleri, Piyasa Verileri, Aylık Döviz Alım Satım Tutarları (1) 2019 yılı verileri ilk dokuz ay itibarıyladır.

TCMB’nin altın hariç brüt döviz rezervi 2018 yılı sonunda bir önceki yıl sonuna göre 12,1 milyar ABD doları azalışla 72 milyar ABD doları olarak gerçekleşmiştir. Rezervlerdeki söz konusu azalış, zorunlu karşılık politikasındaki değişiklikle bağlantılı olarak bankacılık sektörünün TCMB nezdinde tuttuğu yabancı para zorunlu karşılıklarındaki azalıştan kaynaklanmıştır. Diğer taraftan toplam net döviz alışları rezervdeki azalışı sınırlamıştır. Eylül 2019 itibarıyla TCMB’nin altın hariç brüt döviz rezervi 75,6 milyar ABD doları seviyesindedir.

2019 yılı üçüncü çeyrek sonu itibarıyla para tabanı 2018 yıl sonuna göre yüzde 4,7 artmıştır. Bununla birlikte emisyon toplamı 18,3 milyar TL artış göstermiştir. Aynı dönemde TCMB dış varlıkları 7,5 milyar ABD doları, toplam yükümlülükleri ise 3,8 milyar ABD doları artmıştır. Bu doğrultuda, TCMB’nin net dış varlık pozisyonunda 3,7 milyar ABD doları artış gerçekleşmiştir.

M1, M2 ve M3 para arzları, Ağustos 2019 itibarıyla 2018 yılı sonuna göre sırasıyla yüzde 26,1, yüzde 16,3 ve yüzde 17,7 oranlarında artmıştır. M1 para arzındaki artışta, TL cinsinden vadesiz mevduatlardaki artış etkili olmuştur. M2 para arzında kaydedilen artışta ise M1 para arzındaki ve döviz cinsi vadeli mevduatlardaki değerlenme belirleyici olmuştur.

TABLO I: 23- Parasal Büyüklükler ve TCMB Bilançosu Seçilmiş Kalemleri

2018 2019
4.Ç 1.Ç 2.Ç 3.Ç(1)
Milyon TL
Para Arzları
M1 509 725 575 821 610 447 642 553
M2 1 939 048 2 090 327 2 159 659 2 254 518
M3 1 994 742 2 172 627 2 256 990 2 347 316
Milyon TL
Para Tabanı 184 748 171 451 194 819 193 353
Emisyon 134 470 132 517 141 322 152 746
Net Dış Varlıklar 168 909 151 605 180 355 213 118
Net Uluslararası Rezervler 159 352 164 688 167 205 202 455
Net İç Varlıklar 15 839 19 846 14 464 -19 765
Hazine Borçları 13 347 2 127 15 477 15 299
Değerleme Hesabı -45 111 -54 975 -65 450 -58 192
Milyon ABD Doları
Dış Varlıklar 96 345 98 448 98 780 103 795
Toplam Yükümlülükler 65 998 77 457 70 854 69 837
Yurt Dışı 4 132 8 523 4 033 4 019
Yurt İçi 61 866 68 933 66 821 65 818
Net Dış Varlık Pozisyonu 30 347 20 991 27 926 33 958
Kaynak: TCMB Not: Alt kalemlerin tamamı gösterilmediği için toplamlar tutmayabilir. Veriler ayın son Cuma günü itibarıyladır. Bilanço büyüklüklerine ait rakamlar Stand By Bilançosundan alınmıştır. (1) Para arzları 3. çeyrek verileri Ağustos 2019 itibarıyla verilmiştir.

b) Hedefler

Para politikasının finansal istikrarı da gözetecek şekilde enflasyon hedeflemesi çerçevesinde yürütülmesi, maliye politikasıyla eşgüdümün güçlendirilmesi ve alınacak tedbirlerle tüketici enflasyonunun 2020 yılı sonunda yüzde 8,5’e indirilmesi hedeflenmektedir.

2.5. MALİ PİYASALAR

a) Mevcut Durum

Finans sektörünün toplam aktif büyüklüğü, Haziran 2019’da 4,9 trilyon TL olarak gerçekleşmiş olup aktiflerin GSYH’ya oranı da yüzde 122,9 olmuştur. 2019 yılının ilk altı aylık döneminde mevduat bankalarının ve banka dışı kredi kuruluşlarının payında kayda değer bir düşüş görülürken katılım bankaları ve portföy yönetim şirketlerinin paylarında önemli oranda artış görülmektedir.

TABLO I: 24- Finansal Sektör Kuruluşlarına Dair Bazı Göstergeler

Aktif Büyüklük (1) Aktif Büyüklük (1) Sektör Payı GSYH’ya Oran Kuruluş Sayısı (2)
Milyar TL Milyar ABD Doları Yüzde Yüzde Adet
2017 2018 2019-6 2017 2018 2019-6 2017 2018 2019-6 2017 2018 2019-6 2017 2018 2019-6
Bankalar 2 731,0 3 867,1 4 234,0 716,7 735,1 734,2 83,9 86,5 86,4 87,8 103,8 106,1 52 52 53
Mevduat Bankaları 2 455,4 3 403,0 3 706,4 644,4 646,8 642,8 75,4 76,1 75,6 78,9 91,4 92,9 34 34 34
Kalkınma ve Yatırım Bankaları 142,8 257,3 287,9 37,5 48,9 49,9 4,4 5,8 5,9 4,6 6,9 7,2 13 13 13
Katılım Bankaları 132,9 206,8 239,6 34,9 39,3 41,5 4,1 4,6 4,9 4,3 5,6 6,0 5 5 6
Banka Dışı Kredi Kuruluşları 114,4 142,8 129,0 30,0 27,1 22,4 3,5 3,2 2,6 3,7 3,8 3,2 102 96 94
Finansal Kiralama Şirketleri 48,5 68,5 63,1 12,7 13,0 10,9 1,5 1,5 1,3 1,6 1,8 1,6 26 24 23
Faktoring Şirketleri 33,1 34,6 32,9 8,7 6,6 5,7 1,0 0,8 0,7 1,1 0,9 0,8 62 58 57
Finansman Şirketleri 32,8 39,7 32,9 8,6 7,5 5,7 1,0 0,9 0,7 1,1 1,1 0,8 14 14 14
Sigorta ve Emeklilik Şirketleri 152,3 178,4 201,8 40,0 33,9 38,3 4,7 4,0 4,1 4,9 4,8 5,1 62 62 62
Hayat Dışı 50,6 60,8 68,0 13,3 11,6 12,1 1,6 1,4 1,4 1,6 1,6 1,7 38 38 38
Hayat/Emeklilik 98,2 113,7 129,3 25,8 21,6 21,7 3,0 2,5 2,6 3,2 3,1 3,2 22 22 22
Reasürans 3,6 3,9 4,4 0,9 0,7 0,8 0,1 0,1 0,1 0,1 0,1 0,1 2 2 2
Yatırım Ortaklıkları 72,5 84,6 85,5 19,0 16,1 14,8 2,2 1,9 1,7 2,3 2,3 2,1 48 49 49
Gayrimenkul Yatırım Ortaklıkları 67,2 79,4 80,3 17,6 15,1 13,9 2,1 1,8 1,6 2,2 2,1 2,0 31 33 33
Menkul Kıymet Yatırım Ortaklıkları 0,5 0,5 0,5 0,1 0,1 0,1 0,0 0,0 0,0 0,0 0,0 0,0 9 9 9
Girişim Sermayesi Yatırım Ort. 4,9 4,7 4,6 1,3 0,9 0,8 0,2 0,1 0,1 0,2 0,1 0,1 8 7 7
Portföy Yönetim Şirketleri (3) 158,3 173,1 221,0 41,5 32,9 38,3 4,9 3,9 4,5 5,1 4,6 5,5 49 54 52
Aracı Kurumlar 23,1 21,9 24,8 6,1 5,7 6,5 0,7 0,5 0,5 0,7 0,6 0,6 81 78 75
Varlık Yönetim Şirketleri 3,7 4,2 4,7 1,0 1,1 1,2 0,1 0,1 0,1 0,1 0,1 0,1 13 18 19
Yetkili Müesseseler 1,7 2,3 - 0,4 0,4 - 0,1 0,1 - 0,1 0,1 - 748 742 738
TOPLAM 3 257,0 4 474,5 4 900,7 854,8 852,4 855,9 100 100 100 104,7 120,1 122,9 407 409 404

Kaynak: Hazine ve Maliye Bakanlığı, SPK, BDDK

(1) Haziran 2019 toplamına yetkili müesseseler dâhil değildir.

(2) Toplam satırına yetkili müesseseler dâhil değildir.

(3) Portföy yönetim şirketlerinin portföy büyüklüğünü ifade etmektedir.

Finansal İstikrar Kapsamında Hanehalkı ve Finans Dışı Kesim Borçluluğu

Finansal istikrarın sürdürülebilirliğinde hanehalkı ve finans dışı kesim borçluluğunun halen düşük seyretmesi olumlu bir etkendir. Ayrıca, 2009 yılından bu yana hanehalkının yabancı para cinsinden borçlanamaması ve 2018 yılından bu yana uygulanan firmaların yabancı para cinsinden borçlanmasına ilişkin sınırlandırma bu bakımdan ilave bir katkı sağlamaktadır. 2019 yılında hem hanehalkında hem de finans dışı kesim borçluluğunda düşüş eğilimi görülmektedir.

TABLO I: 25- Hanehalkı Finansal Varlık ve Yükümlülükleri

(Milyar TL)
Haziran
2017 2018 2018 2019
Mevduat 930,3 1 153,8 1 038,4 1 293,8
Tasarruf Mevduatı 563,2 643,3 603,9 632,6
Döviz Tevdiatı 344,9 472,1 403,7 611,9
Kıymetli Maden Deposu 22,3 38,3 30,9 49,3
Tahvil ve Bonolar 18,6 20,8 25,0 38,3
Kamu 1,3 4,0 2,5 5,4
Özel Sektör 17,2 16,8 22,6 32,9
Yatırım Fonları 122,4 130,5 127,7 168,4
Menkul Kıymet 42,7 38,0 43,5 62,0
Emeklilik (1) 79,6 92,5 84,2 106,5
Hisse Senedi 65,0 61,1 63,6 63,0
Diğer Menkul Kıymetler (2) 1,1 3,9 1,6 4,5
TOPLAM VARLIKLAR 1 137,4 1 370,1 1 256,5 1 568,1
Banka Kredileri 505,9 522,0 531,5 532,4
Konut Kredileri 192,3 189,1 200,8 181,6
Taşıt Kredileri 7,4 6,7 7,4 6,3
İhtiyaç Kredileri 208,7 215,3 222,1 227,3
Kredi Kartları 97,5 110,9 101,2 117,2
Finansman Şirketi Kredileri 18,3 17,8 19,5 13,1
Konut Kredileri 0,3 0,3 0,3 0,3
Taşıt Kredileri 12,5 11,2 12,5 7,8
İhtiyaç Kredileri 5,4 6,3 6,7 5,0
Finansal Kiralama Şirketi Kredileri (3) 0,3 0,2 0,2 0,2
TOPLAM YÜKÜMLÜLÜKLER 524,5 540,1 551,3 545,7
Varlıklar/GSYH (Yüzde) 36,6 36,8 36,9 39,3
Yükümlülükler/GSYH (Yüzde) 16,9 14,5 16,2 13,7
Varlıklar/Yükümlülükler (Yüzde) 216,8 253,7 227,9 287,3

Kaynak: BDDK, TÜİK, MKK, TBB Risk Merkezi, Emeklilik Gözetim Merkezi

(1) Katılımcıların fon tutarı ile devlet katkısı tutarı toplamını ifade etmektedir. Otomatik katılım sistemi verileri de dâhil edilmiştir.

(2) Varlığa dayalı menkul kıymetler, varlık teminatlı menkul kıymetler ve kira sertifikalarını içermektedir.

(3) Finansal kiralama şirketlerince kullandırılan konut kredilerini ihtiva etmektedir.

Haziran 2019 itibarıyla hanehalkı borcu, önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 1 azalarak 545,7 milyar TL’ye gerilemiştir. Bu gerilemede en önemli etken yüzde 33 azalan finansman şirketi kredileri olurken aynı dönemde finansal kiralama şirketi kredileri de yüzde 10,9 gerilemiştir. Söz konusu dönemde finansman şirketlerinin kullandırdığı taşıt kredilerinde yüzde 37,4 düşüş görülmüştür.

Hanehalkı yükümlülükleri arasında en büyük kalemi oluşturan banka kredi stoku Haziran 2019’da önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 0,2 artmıştır. Banka kredilerinde en büyük tutarı oluşturan ihtiyaç kredisi stoku bu dönemde yıllık yüzde 2,4 artarken konut ve taşıt satışlarındaki yavaşlamanın etkisiyle konut kredisi stoku yüzde 9,6, taşıt kredisi stoku yüzde 15 azalmıştır. Aynı dönemde kredi kartı stok tutarı yüzde 15,8 artmıştır.

Haziran 2019 itibarıyla hanehalkı varlıkları yıllık yüzde 24,8 artarak 1,6 trilyon TL’ye ulaşmıştır. Hanehalkı varlıklarının en büyük kısmını oluşturan mevduat söz konusu dönemde yüzde 24,6 artarken tahvil ve bonolar yüzde 53,1, yatırım fonları yüzde 31,9 artmıştır. Mevduattaki yükselişin temel kaynağı, yüzde 51,6 artan döviz tevdiat hesabıdır.

Hanehalkı yükümlülüklerindeki azalış ve varlıklarındaki artışla birlikte Haziran 2019 itibarıyla hanehalkı varlıklarının yükümlülüklere oranı bir önceki yıla göre 59,4 puan artarak yüzde 287,3’e yükselmiştir. Benzer şekilde, hanehalkı yükümlülüklerin GSYH’ya oranı yüzde 13,7’ye gerilerken varlıklarının GSYH’ya oranı yüzde 39,3’e yükselmiştir.

Temmuz 2019 itibarıyla finansal kesim dışındaki firmaların net döviz açığı, bir önceki yılın aynı dönemine göre varlıklarındaki yüzde 6,6 artış ve yükümlülüklerindeki yüzde 7,8 düşüş sonucunda 33,3 milyar ABD doları azalarak Kasım 2015’ten sonraki en düşük seviye olan 184 milyar ABD dolarına gerilemiştir. Varlıkların en büyük unsuru olan mevduattaki yıllık yüzde 8,1 artış varlıklardaki yükselişin temel kaynağı olmuştur. Söz konusu dönemde yükümlülüklerde bütün kalemlerde azalış görülürken nakdi krediler yüzde 8,6, ithalat borçları yüzde 3,1 gerilemiştir. 2018 yılında kullanımı kaldırılan dövize endeksli krediler ise Temmuz 2019’da bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 66,5 gerilemiştir. Aynı dönemde yurt dışından sağlanan krediler yüzde 2,6 düşüşle diğer yükümlülükler kalemlerine kıyasla yatay seyretmiştir.

Finansal kesim dışındaki firmaların kısa vadeli net döviz pozisyonu, fazla vermeyi sürdürmektedir. Temmuz 2019’da bir önceki yılın aynı dönemine göre söz konusu firmaların kısa vadeli net pozisyon fazlası 5,1 milyar ABD doları kadar artarak 9,7 milyar ABD dolarına yükselmiştir. Bu dönemde firmaların kısa vadeli varlıkları yüzde 7,9, kısa vadeli yükümlülükleri yüzde 2,6 artmıştır.

Hanehalkı borçluluğu ve finansal kesim dışındaki firma kredilerinin GSYH’ya oranı diğer ülke gruplarıyla karşılaştırıldığında Türkiye’nin her iki gösterge bakımından da oldukça düşük bir riskliliğe sahip olduğu görülmektedir. Bank for International Settlements veri tabanına göre 2019 yılı ilk çeyreği itibarıyla Türkiye’nin hanehalkı kredilerinin GSYH’ya oranı yüzde 14,3 ile hem gelişmekte olan ülkelerin hem de raporlanan ülke ortalamalarının oldukça altındadır. Ayrıca bu gerçekleşme 2009 sonunda görülen yüzde 14’ten beri en düşük seviyeye işaret etmektedir. Tüketici kredilerinde 2014 yılı başından bu yana kapsamlı olarak uygulanan makroihtiyati tedbirler de bu düşüşte etkili olmuştur.

Tablo I: 26- Finansal Kesim Dışındaki Firmaların Döviz Varlık ve Yükümlülükleri

(Milyar Dolar)
Temmuz
2017 2018 2018 2019
Varlıklar 115,1 111,3 112,9 120,4
Mevduat 78,4 75,5 77,0 83,3
Menkul Kıymetler 0,3 0,5 0,4 0,6
İhracat Alacakları 15,5 18,4 17,3 18,4
Yurt Dışına Doğrudan Sermaye Yatırımları 20,9 16,8 18,2 18,2
Yükümlülükler 327,2 316,4 330,3 304,4
Nakdi Krediler 286,1 276,1 286,7 262,2
Yurt İçinden Sağlanan Krediler 183,5 171,4 181,5 159,7
Döviz Kredileri (Bilgi İçin) 151,2 151,6 155,9 146,7
Dövize Endeksli Krediler (Bilgi İçin) 20,0 9,0 14,6 4,9
Yurt Dışından Sağlanan Krediler 102,6 104,6 105,2 102,5
İthalat Borçları 41,1 40,3 43,6 42,3
Net Döviz Pozisyonu -212,1 -205,1 -217,3 -184,0
Kısa Vadeli Varlıklar (1) 94,2 94,4 94,7 102,2
Kısa Vadeli Yükümlülükler (2) 86,6 90,3 90,1 92,5
Kısa Vadeli Net Döviz Pozisyonu 7,5 4,1 4,6 9,7

Kaynak: TCMB

(1) Kısa Vadeli Varlıklar=Mevduat+Menkul Kıymetler+İhracat Alacakları

(2) Kısa Vadeli Yükümlülükler=Yurt İçi Bankalar, Faktoring Şirketleri ve Finansman Şirketlerinden Sağlanan Kısa Vadeli Döviz Kredileri ile Dövize Endeksli Krediler+Yurt Dışından Sağlanan Kısa Vadeli Krediler ile Vadeye Kalan Süresi 1 Yıldan Az Olan Uzun Vadeli Krediler+Kısa Vadeli İthalat Borçları ile Vadeye Kalan Süresi 1 Yıldan Az Olan Uzun Vadeli İthalat Borçları

Diğer ülke gruplarıyla karşılaştırıldığında finansal kesim dışındaki firma kredilerinin GSYH’ya oranında da Türkiye, 2019 yılı ilk çeyreği itibarıyla yüzde 70,7 ile düşük riskliliğe sahiptir. Raporlanan tüm ülkelerin ağırlıklı ortalamasına bakıldığında bu oran aynı dönemde yüzde 93,7 iken gelişmekte olan ülke ağırlıklı ortalaması yüzde 100,6’dır.

GRAFİK I: 7- Hanehalkı Kredilerinin ve Finansal Kesim Dışındaki Firma Kredilerinin GSYH’ya Oranı (1)

Hanehalkı Kredileri/GSYH (Yüzde) (2) Finansal Kesim Dışındaki Firma Kredileri/GSYH (Yüzde)
Kaynak: Bank for International Settlements

(1) Raporlanan ülke sayısı 43’tür. (2) Hanehalkı kredileri kapsamında hanehalkına hizmet eden kâr amacı gütmeyen kuruluş kredileri de yer almaktadır.

Bankacılık

Haziran 2019’da bankacılık sektöründe 34’ü mevduat, 13’ü kalkınma ve yatırım, 6’sı ise katılım bankası olmak üzere toplam 53 banka faaliyet göstermektedir. Haziran 2019 itibarıyla bankacılık sektörünün toplam aktif büyüklüğü TL bazında yıllık yüzde 15,3 artarak 4,2 trilyon TL, ABD doları bazında ise yüzde 8,6 azalarak 736 milyar ABD doları olarak gerçekleşmiştir.

Haziran 2019 itibarıyla yerli özel bankalar sektör aktiflerinin yüzde 32,9’unu, yabancı bankalar yüzde 26,8’ini, kamu bankaları ise yüzde 40,3’ünü temsil etmektedir. Bir önceki yılın aynı ayına göre yerli özel bankalar ile yabancı bankaların sektör aktifleri içindeki payı azalırken kamu bankalarının payı artmıştır. Fonksiyonel gruplar bazında ise mevduat bankalarının payı azalırken katılım bankaları ile kalkınma ve yatırım bankalarının payında artış görülmektedir. Buna göre mevduat bankaları sektör aktiflerinin yüzde 87,5’ini, katılım bankaları yüzde 5,7’sini, kalkınma ve yatırım bankaları ise yüzde 6,8’ini temsil etmektedir.

2018 yılının ilk çeyreğinden itibaren arz ve talep kaynaklı dinamiklerin etkisiyle kredi büyümesi yavaşlama sürecine girmiştir. Kur etkisinden arındırılmış toplam kredi hacmi, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 0,5 artış göstermiştir. Aynı dönemde kur etkisinden arındırılmış ticari krediler yüzde 0,6 artarken tüketici kredileri yüzde 14,1 azalmış ve kredi kartları yüzde 15,8 artmıştır. Kredilerdeki yavaşlama ve takibe giren alacak (TGA) bakiyesindeki yüksek miktarlı artışlar sonucu TGA oranı yükselerek Haziran 2019’da yüzde 4,4 seviyesine gelmiştir.

TABLO I: 27- Bankacılık Sektörü Temel Göstergeleri

Haziran
2017 2018 2018 2019
Temel Büyüklükler
Aktif Büyüklüğü (Milyar TL) 3 258 3 867 3 671 4 234
Aktif Büyüklüğü (Milyar ABD Doları) 864 732 805 736
Canlı Krediler (Milyar TL) 2 098 2 395 2 353 2 540
Mevduat (Milyar TL) 1 711 2 036 1 899 2 273
Dönem Net Kârı (Milyon TL) (1) 48 648 53 522 29 018 24 776
Banka Sayısı (Adet) 51 52 52 53
Şube Sayısı (Adet) 11 599 11 576 11 601 11 498
Personel Sayısı (Bin kişi) 209 208 209 206
Performans (Yüzde)
Dönem Net Kârı / Ortalama Aktifler (1) 1,6 1,4 0,8 0,6
Dönem Net Kârı / Ortalama Özkaynaklar (1) 14,6 13,6 7,9 5,9
Mevduat / Toplam Pasifler 52,5 52,6 51,7 53,7
İhraç Edilen Menkul Değerler / Toplam Pasifler 4,5 4,5 4,8 4,8
Krediler / Toplam Aktifler 64,4 61,9 64,1 60,0
Menkul Değerler / Toplam Aktifler 12,3 12,4 11,8 13,8
Riskler (Yüzde)
Sermaye Yeterlilik Rasyosu 16,9 17,3 16,3 17,7
Yabancı Para Net Genel Pozisyonu / Yasal Özkaynak 0,5 3,0 0,1 3,0
Tahsili Gecikmiş Alacak Oranı 3,0 3,9 3,0 4,4
Özel Karşılık Oranı 79,4 68,3 72,8 67,6
Kredi / Mevduat Oranı 122,6 117,6 123,9 111,8
Likidite Yeterlilik Oranı 144,5 143,8 141,0 142,4

Kaynak: BDDK

(1) Yıl içindeki birikimli değerleri göstermektedir.

Bankaların temel fon kaynağı olan mevduatın toplam kaynaklar içindeki payı Haziran 2018-Haziran 2019 döneminde bir miktar artarken, bankaların net ödeyici konuma geçmesiyle birlikte çoğunluğu yurt dışından sağlanan kredilerin payı azalmış, ihraç edilen menkul kıymetlerin payı ise değişmemiştir. Haziran 2019’da söz konusu kalemlerin toplam kaynaklara oranı sırasıyla yüzde 53,7, yüzde 13,3 ve yüzde 4,8 olarak gerçekleşmiştir.

Haziran 2019’da kredilerin mevduata oranı tüm bankacılık sektörü için yüzde 111,8’e gerilemiştir. Bu oran TL’de yüzde 144,8 ve yabancı parada yüzde 83,8 seviyesindedir. Söz konusu oranda TL ile yabancı para arasındaki fark, mevduatta döviz talebinin, kredilerde ise TL talebinin baskın olması nedeniyle açılmıştır.

Sermaye yeterliliği rasyosu (SYR), 2019 yılında bankaların sermayelerini güçlendirmeleri sonucu Haziran 2019 itibarıyla yüzde 17,7 oranıyla uluslararası standartların öngördüğü asgari düzeyin (yüzde 8) oldukça üzerinde seyretmektedir. Bu dönemde SYR; mevduat bankaları için yüzde 17,3, katılım bankaları için yüzde 17,4, kalkınma ve yatırım bankaları için yüzde 24,5 seviyesinde gerçekleşmiştir. Bankaların sahiplik durumuna göre ise SYR, yerli özel bankalar için yüzde 17,3, kamu bankaları için yüzde 17,6 ve yabancı bankalar için de yüzde 18,5 düzeyindedir.

Sermaye Piyasası

Borsa İstanbul’da işlem gören şirketlerin piyasa kapitalizasyonu 2018 yılı sonunda 794,8 milyar TL iken Haziran 2019’da 855,7 milyar TL olarak gerçekleşmiştir. Bunun sonucunda da piyasa kapitalizasyonunun GSYH’ya oranı aynı dönemde yüzde 21,3’ten yüzde 21,5’e ulaşmıştır. Bu dönemde Borsa İstanbul’daki yabancı yatırımcı payı yüzde 65,1 düzeyinde gerçekleşmiştir. Haziran 2019 itibarıyla 401 şirketin payları Borsa İstanbul’da işlem görmektedir.

Kurumsal yatırımcılar sektöründe ise menkul kıymet yatırım fonlarının toplam değeri 2018 yılı sonuna göre yüzde 58,7 artışla Haziran 2019 itibarıyla 76,6 milyar TL’ye ulaşmıştır. Portföy yönetim şirketlerinin yönettikleri portföy büyüklüğü ise aynı dönemde yüzde 27,7 artarak 221 milyar TL olmuştur. Gayrimenkul yatırım ortaklıklarının aktif toplamı Haziran 2019’da 2018 yılı sonuna göre yüzde 1,2 oranında artmış ve 80,3 milyar TL olarak gerçekleşmiştir.

TABLO I: 28- Sermaye Piyasalarına İlişkin Göstergeler

2016 2017 2018 2019-6
Sermaye Piyasası Kanunu Kapsamındaki Şirketler (Adet) 485 481 487 504
Borsa İstanbul Şirketleri (Adet) 405 399 402 401
Borsa Dışı Şirketler (Adet) 80 82 85 103
Piyasa Değeri (Halka Açık Kısım, Milyon TL) 245 806 351 990 311 711 335 925
Yabancı Payı (Halka Açık Kısım, Yüzde) 63,4 65,6 65,0 65,1
Piyasa Kapitalizasyonu (Milyon TL) 614 069 880 241 794 823 855 742
Piyasa Kapitalizasyonu/GSYH (Yüzde) 23,5 28,3 21,3 21,5
Yatırım Kuruluşları (Adet) 132 124 122 119
Aracı Kurumlar (Adet) 89 81 78 75
Bankalar (Adet) 43 44 44 44
Menkul Kıymet Yatırım Fonları (Adet) 384 456 489 538
Toplam Değeri (Milyon TL) 43 755 54 208 48 238 76 562
Bireysel Emeklilik Fonları (Adet) 263 299 408 409
Toplam Değeri (Milyon TL) 58 439 79 531 93 139 106 570
Yabancı Yatırım Fonları (Adet) 42 14 10 10
Portföy Değeri (Milyon TL) 16 12 10 12
Menkul Kıymet Yatırım Ortaklıkları (Adet) 9 9 9 9
Net Aktif Değer (Milyon TL) 442 479 480 511
Gayrimenkul Yatırım Ortaklıkları (Adet) 31 31 33 33
Aktif Toplamı (Milyon TL) 60 602 67 161 79 414 80 342
Girişim Sermayesi Yatırım Ortaklıkları (Adet) 8 8 7 7
Portföy Yönetim Şirketleri (Adet) 50 49 54 52
Yönettikleri Portföy Büyüklüğü (Milyon TL) 122 178 158 339 173 057 220 955
Bağımsız Denetim Şirketleri (Adet) 100 99 101 -
Gayrimenkul Değerleme Şirketleri (Adet) 132 135 134 137
Derecelendirme Kuruluşları (Adet) 8 7 8 8
Hisse Senedi Hariç Özel Sektör Menkul Kıymetleri (Milyon TL) 51 838 65 798 61 245 80 043

Kaynak: SPK, TÜİK

Hisse senedi hariç özel sektör menkul kıymet stoku geçtiğimiz yıllardaki yükseliş eğilimini sürdürmüş ve 2018 yılı sonuna göre yüzde 30,7 artarak 80 milyar TL seviyesine yükselmiştir. Bu stokun yüzde 72,7’si banka bonosu, yüzde 19,8’i özel sektör tahvili, kalan yüzde 7,5’i ise varant ve varlığa dayalı menkul kıymetlerden oluşmaktadır. Bu dönemde 2018 yılı sonuna göre banka bonosunun payı 9 puan artarken özel sektör tahvilinin payı 7,7 puan azalmıştır.

TABLO I: 29- Sermaye Piyasası Hacmi

(Milyon TL)

Eylül
2017 2018 2018 2019
Borçlanma Araçları Piyasası
Kesin Alım-Satım Pazarı İşlem Hacmi 351 865 396 714 298 987 311 486
Repo-Ters Repo Pazarı İşlem Hacmi (1) 4 193 906 3 996 826 3 190 927 9 254 886
Pay Piyasası
İşlem Hacmi (2) 1 468 001 1 993 296 1 526 527 1 418 649
Birincil Halka Arz Hasılat Toplamı (3) 1 353 5 419 5 419 162
Kıymetli Madenler ve Kıymetli Taşlar Piyasası
Altın TL İşlem Hacmi 8 665 8 055 6 891 4 611
Altın Dolar İşlem Hacmi (Milyon ABD Doları) 16 085 8 990 7 595 6 721
Altın Avro İşlem Hacmi (Milyon Avro) 9 137 67 183
Altın İşlem Hacmi (Ton) 457 289 242 197
Vadeli İşlem ve Opsiyon Piyasası
Vadeli İşlem Pazarı İşlem Hacmi 829 208 1 258 797 985 097 1 036 202
Opsiyon Pazarı İşlem Hacmi 38 553 28 277 25 445 16 496