İçeriğe geç
Yürürlükte Temel kanun 4. hâli

Milletlerarası Münasebetlerin Yürütülmesi ve Koordinasyonu Hakkında Kanun

Kanun numarası
1173
Kabul tarihi
05.05.1969
Resmî Gazete
17.05.1969 / 13201
Düstur
5. tertip, cilt 8
Son değişiklik
17.01.2019
Madde sayısı
12

Kaynak: Millet Meclisi S. Sayısı 741 · belgeyi aç · TBMM kaydı . Gerekçeler kanun tasarısı ya da teklifi üzerine yazılmıştır; komisyon ve Genel Kurul görüşmelerinde madde numaraları değişebilir. Her gerekçe, metni en çok benzeyen yürürlükteki maddeye bağlanmıştır.

Genel gerekçe

I - Dış politika ve diplomasi :

Türkiye Cumhuriyetinin dış münasebetleri halen toplu bir şekilde yürütülmemektedir. Bu duru mun yarattığı mahzurları gidermek için hazırlanan bu kanun teklifinin genel gerekçesine, «dış poli tika» ve «diplomasi» mefhumlarının izahı suretiyle girmek zarureti mevcuttur.

Dış politika, bir devletin dış münasebetlerinde takibedeceği yolun ve yapacağı tercihlerin anahatlarını tesbit etmek demek olup gayesi millî menfaatin korunmasıdır; bu anlam ficinde, dış politi ka, zaman içerisinde özü itibariyle değişikliğe uğramış bir mefhum değildir.

Buna mukabil, diplomasi, bir devletin veya milletlerarası kurulun, kısaca, milletlerarası hukuk süjelerinin, diğer milletlerarası hukuk süjeleriyle yaptıkları bilcümle temas ve tasarruflar ve bu te mas ve tasarrufların yapılması sanatı anlamına gelir. Diplomatik işlemler arasında, bir devletin dış politikasiyle ilgisi pek uzak olan cari ve günlük tasarruflar yer aldığı gibi, dış politikanın uygu lanması dolayısiyle diğer milletlerarası hukuk süjeleriyle yapılan temasların ve bu temasların ge rektirdiği işlemlerin de diplomasi mefhumuna dâhil olduğu şüphesizdir. Bu temas ve işlemler ve bunların yapılması sanatı zaman ve hattâ mekân içerisinde geniş tahavvüller arz eder.

Her devlet millî menfaatlerini en iyi şekilde koruyacak bir dış politika tesbit etmek zorundadır.

Bu anlamda dış politikanın vasıtaları arasında diplomasi sadece bir tanesidir. Gerçekten, askerî gü cün geliştirilmesi, iktisadi potansiyelin artırılması gibi vasıtalar da diplomasinin yanısıra dış poli tikanın önemi vasıtalarmdandır. Diplomatik faaliyetler, bu anlamdaki dış politikanın çerçevesinde, müşahhas hâdiselerin, ortaya çıktıkça halledilmesine dair kısa vadeli tasarruflardır; buna karşılık, dış politika, devlet var oldukça devam edecek ve günün şartlarına uygun olarak millî menfaatleri gözetmek üzere istikamet değiştirebilecek bir tasarruflar teselsülüdür.

İşte, dış politika ve diplomasi mefhumları arasındaki bu farklar ve bu irtibat noktaları, dış poli tikayı tesbit eden ve uygulayan merci ve makamlar arasındaki farklılıkları da izah eder. Gerçek-' ten, dış politikanın tespitindeki ve uygulanmasındaki diplomatik, askerî, iktisadi, kültürel ve sos yal unsurlar, dış politikanın modern devlette en yüksek Hükümet organı olan Bakanlar Kurulunca teshit edilmesini gerektirir. Bunun gibi dış politikanın uygulanmasında da, Bakanlar Kurulu ve muhtelif bakanlardan kurulu veya muhtelif bakanların da katıldığı kurul ve komiteler, koordina tör rolünü oynamaktadırlar. Başbakanın, Bakanlar Kurulu ile diğer söz konusu kurul ve komitele rin koordinasyon vaizfesini görmelerini sağlamakta Anayasadan doğan özel görevlerinin mevcudolduğu da bu vesile ile haıtırlaıiıma'ııdır. Bu acıdan bakılınca, bütün bakanlıkların, kendi faaliyet sahalarının sorunları bakımından, dış politikanın tesbitinde ve bir kere tesbit edilmiş olan dış po litikanın içerdeki ve dışardalki icaplarının yerine getirilmesinde rolü olduğu şüphesizdir.

Dipılo<matik görevim yürütülmesi ise, yukarda i:-;ah olunan tarzda tesbit edilen dış politikanın çer çevesi içerisinde, milletlerarası hukuka nazaran Devlet Başkanına aittir. Devletin milletlerarası hu kuk alanındaki işlemleri kaideten Devlet Başkanı tarafından veya onun adına yapılır. Milletlerara sı hukukun gelişmeleri sonucunda, çok uzun bir süreden beri dışişleri bakanlarının ve daha son ra da başbakanların, Devlet Başkanı adına diplomatik temas ve işlemleri ipso jure yürütebilecek leri kabul edilmiştir. Gerçekten, bir şahsın Devlet Başkanlığı makamın a gelmesi veya Başbakan veya Dışişleri Bakanı tâyin edildiğinin usulüne göre yabancı devletlere ve milletlerarası kurulla ra tebliğ edilmesi, bu kimselerin devleti ilzam edici temas, beyan ve tasarruflarda bulunmaları için kâfi sayılır. Görülüyor ki, diplomatik faaliyet, bu açıdan iki veçhe arz eder: Bunlardan birincisi, Devletin dış münasebetler alanındaki görüşlerinin diğer milletlerarası hukuk süjeleri muvacehesin de açıklanması; ikincisi ise, bu şekilde dışarıya karşı resmen beliren dış politikanın dış alanda yürü tülmesidir. Milletlerarası hukukun icapları, bu iki nevi diplomatik faaliyetin birbirinden ayıkla mamasını ve aynı şahıslarda temerküz etmesini gerektirir.

Devletin diplomatik fonksiyonunu ifa etmek'e görevli bu şahıslardan yani devlet başkanı ile ona izafeten ipso jure hareket edebilecekleri kabul edilen Başbakan ve Dışişleri Bakanından gay ri, diplomatik alanda devlet adma görüş ve irad v beyanında bulunan diğer şahıslara diplomatik ajan denilir. (Aynı neviden görüş ve irade beyanlarını daha dar bir alanda yapan ve konsüler ajan denilen şahıslardan burada ayrıca bahsedil .aiyecek ve bunlar da geniş anlamıyla diplomatik ajan kategorisi içersinde mütalâa edileceklerdir.) Aynı zamanda diplomatik statüyü haiz olan bu diplomatik ajanları da diplomatik misyon şefleri ve diplomatik misyon şeflerinin maiyeti olarak ikiye ayırmak gerekir. Dipknoatik misyon şefleri, bu sıfatla devleti temsilen hareket edebilmek için, sefir ısıfatmı taşıyorlarsa, kendilerini gönderen devletin başkanı tarafından imzalanan ve ay rıca dışişleri bakanının da imzasını (consre - sehıg) taşıyan itimatnameyi haiz olmak ve bu iti matnameyi nezdinde akredite oldukları devletin başkanına tevdi etmek zorundadırlar; bunların atanması da daha önce nezdinde akredite edilecekleri devletin muvafakatinin (agrement) alınmasiyle mümkündür. Sadece ad hoc maslahatgüzar unvanının taşıyan diplomatik ımisyon şefleri, dışişleri bakanı tarafından imzalanan ve nezdinde akredite olunan devletin dışişleri bakanına tevdi edilen bir kabine mektubunu vermek sorumladırlar. Bu şekilde gönderilen ve göreve başlıyan diplomatik misyon şefinin görevi başından g içici olarak ayrılması halinde ona vekâlet ede cek olan şahsın ad interim maslahatgüzar olarak atanması ise bizzat diplomatik misyon şefi tara fından nezdinde akredite olduğu devletin dışişleri bakanına tevdi edilecek bir mektupla olmak tadır; ad interim maslahatgüzarların sadece bel!i. alanlarda temas yetkisine sahip uzıman müşa vir ve ataşelerden olamıyacağı ve genel temsil yetkisine sahip diplomasi mesleki mensupların dan olması da milletlerarası hukukun icaplarmd.ındır. Görülüyor ki diplomatik ımisyon şefi, dev- M. Meclisi (»S. Sayısı : 741) — S — let başkanına veya dışişleri bakanına veyahut bizzat diplomatik misyon şefine izafeten ve özel usul ve merasim dairesinde tanzim ve tevdi edilen bir resmî diplomatik belge sayesinde temsilci sıfatını kazanabilmektedir.

Diplomatik misyon şefinin maiyetinde çalışan ımemurlar ise, rütbe ve dereceleri ne olursa olsun ona izafeten görev yapan ajanlardır; bu sebepledir ki bunların tâyininde, sefirlerin: tâyininin ak sine, nezdinde akredite olunan devletin peşin muvafakatini istihsâl etmeğe - bâzı .memleketlerde askerî ataşeler için bâzı istisnalar mevcut olmakla beraber - lüzum görülmemektedir.

Yabancı diplomatik misyon şefinin haiz olduğu itimatname veya kabine mektubu, hâmilinin «devlet başkanı ve hükümet namına her türlü b-jyanı yapmağa yetkili kılındığını» tasrih eder.

Türkiye Cumhurbaşkanı adına tanzim edilen itimatnameler ile Türkiye Dışişleri Bakanı adına tanzim edilen kabine mektupları da, Milletlerarası hukuk ve tatbikata uygun olarak bu kaydı ih tiva eder. Bundan çıkan netice şudur ki, diplomatik (misyon şefinin görevlendirdiği maiyetindeki diplomatik ajanlar da ona izafeten aynı yetkiyi haizdirler. Bununla beraber, bunlardan, diploma tik misyon şefinin akredite olduğu devletin dışişleri bakanlığına sadece belli işlerle uğraşacağı resımen tebliğ edilen ajanlar, ezcümle, ımügavir ve ataşe unvanının taşıyan ajanlar, sadece - ve diplomatik misjyon şefine izafeten - söz konusu alanda beyanda bulunmak yetkisine sahiptirler.

Pek tabiîdir ki bir sefarette bir askerî ataşenin mevcudiyeti sefiri askerî alanda beyanda bulun maktan alıkoyamaz; bunun gibi, bir sefarette bi? malî müşavirin ve bir ticaret ataşesinin bulun ması da, sefiri bu alanlarda beyanda bulunmaktan ve nezdinde akredite olduğu devletin dışiş leri bakanı, başbakanı, devlet başkanı veya bunların yetkilendirdiği diğer diplomatik ajanların o devlet adına yapacakları beyanları bu alanlarda dahi tebellüğ etmekten alıkoyamaz.

Diplomatik misyon şefleri ve maiyetleri daimî diplomatik ajan vasfını taşıdıkları halde, bun ların yanısıra, belli konular için yetkilendirilen geçici diplomatik ajanlar da mevcuttur. Bu geçici diplomatik ajanlar da kendilerini tâyin eden devlet başkanının dışişleri bakanınca da imzalanan bir salâhiyetnamesini veya sadece dışişleri bakanının bir kabine mektubunu haiz olmak gerekir.

Geçici diplomatik ajanların maiyetindeki a|ynı vasıftaki diplomatik ajanlar da, onun maiyetindeki heyete dâhil oldukları karşı tarafa resımen bildirilmekle, söz konusu resmî belgeyi haiz olan aja na izafeten temsil yetkisine sahibolurlar; bunla v* dahi, yapılan tebligatla, genel temsil yetkisine veya sadece belli alanlarda temsil yetkisine sahip kılmabilirler.

Bir milletlerarası andlaşmanm parafe edilmesi, imza edilmesi, tevdi veiya teati edilmesi söz ko nusu ise, milletlerarası hukuka göre, bu andlaşraa ile ilgili devlet nezdinde akredite sefir dahi ol sa, bu işle görevlendirilecek olan kimselere ayrı bir salâhiyetnamecnm yukarda belirtilen şekilde ve rilmesi gerekmektedir.

Buraya kadarki izahlarımızı özetlemek icabederse, bundan çıkan sonuçlar şunlardır :

1. Devlet Başkanı, - ve ona izafeten - Başbakan ve Dışişleri Bakanı, ayrıca yetkilendirilmelerine lüzum olmaksızın her konuda Devlet adına diplomatik beyanlarda bulunmak ve bu gibi beyan lara muhatabolmak yetkisine sahiptirler; Dışişleri Bakanlığı memurları da Dışişleri Bakanına izafeten aynı yetkiye sahiptirler.

2. Diplomatik misyon şefleri, bu sıfatı taşıdıklarına dair resmî belgeyi tevdi etmiş olmak şartiyle, her konuda Devlet adına diplomatik beyanlarda bulunmak ve bu gibi beyanlara muhtacolmak yetkisine sahiptirler.

3. Diplomatik misyon şeflerinin maiyetinde bulunan ve görevinin niteliği genellik arz eden dip lomatik ajanlar da diplomatik misyon şefine izafeten her konuda Devlet adına diplomatik beyan larda bulunmak ve bu gibi beyanlara muhatabolmak yetkisine sahiptirler.

4. Diplomatik misyon şeflerinin maiyetinde bulunan ve görevi sadece belli bir sahaya inhisar ettiği bildirilmiş olan diplomatik ajanlar ise diplomatik misyon şefine izafeten sadece o sahada dip lomatik beyanlarda bulunmak ve bu gibi beyanlara muhatabolmak yetkisine sahiptirler.

5. Geçici diplomatik ajanlar, sadece kendilerine verilen görevi gösteren resmî belgenin sınırları içinde Devlet adına diplomatik beyanlarda bulunmak ve bu gibi beyanlara muhatabolmak yetkisine sahiptirler.

6. Geçici diplomatik ajanların maiyetleri arasında da, onları yetkilendiren resmî belgenin sı nırları içinde ona izafeten genel temsil yetkisine sahibolanlar ile sadece bâzı konularda temsil yet kisine sahibolanlar vardır.

7. Milletlerarası andlaşmalarla ilgili tasarrufların yapılması hususunda Devlet Başkanı ayrıca bir salâhiyetname ile yetkilendirilmesine lüzum olmaksızın milletlerarası hukuk plânında .genel yetki sahibidir.

Bu tasarrufların yapılması ile ilgili olarak Devlet Başkanının dışında herkesin - Başbakan ile Dışişleri Bakanı dâhil - Dışişleri Bakanının da her halde imzasını taşıyan resmî belge ile özel surette yetfcilendirilmesi gerekir.

II - Diplomatik temsil vahdeti :

Yukarda verilen izahat, bir milletlerarası hukuk süjesinin, ezcümle, bir Devletin milletlerarası hukuk alanında ve diğer milletlerarası hukuk süj eleri muvacehesinde temsil edilirken bu temsil keyfiyetinde mevcudolan vahdeti de ifade etmektedir.

Bu vahdet, hukuk nazariyesi bakımından, bir milletlerarası hukuk süjesi olarak yaptığı bü tün tasarrufların Devlet Başkanına izafe edilmesi ile sağlanmaktadır.

Dışişleri Bakanlığj ise, Devlet Başkanı ile Başbakanın milletlerarası bir hukuk süjesi olarak Devleti temsil ederken yaptıkları tasarruflarda onların kitabeti, kançılaryası olması ve bu kitabet vazifesini genel olarak haiz bulunması suretiyle, idari bakımdan aynı vahdeti gerçekleştiren te mel vasıta olmaktadır. Dışişleri Bakanlığı, bu vasfiyle, aynı zamanda yurt dışındaki temsil vahdetinin de idari vasıtası olmaktadır. Gerçekten, yabancı devletler ve milletlerarası kurullar nezdindeki diplomatik ve konsül er misyonların Dışişleri Bakanlığına bağlı bulunması ve belli konularda temas ile görevlendirilen geçici temsilcilerin veya heyetlerin salâhiyetnamelerinin de Dışişleri Bakanlığınca tanzim edilmesi ve bütün bu misyon, temsilci ve heyetlerin Hükümetin emir ve talimatını Dışişleri Bakanlığından almaları sayesinde, dış münasebetlerin, yurt içinde cereyan etsin veya yurt dışında cereyan etsin, bütününü belli bir Bakanlığın ve Bakanın göz altında bulundurması sağlanmış bulunmaktadır.

Bununla beraber, bir memlekette aıkredite yabancı diplomatik misyonların bütün temaslarını Dışişleri Bakanlığı ile yaptıklarını ve mütekabilen yurt dışındaki diplomatik misyonların da bütün temaslarını sadece oradaki Dışişleri Bakanlığı ile yaptıklarını sanmamak lâzımdır. Gerçekten, yabancı diplomatik misyonlar bâzı temaslarını Dışişleri Bakanlığının peşin olarak verilen açık ve zımnî müsaadesi ile diğer bakanlık ve kuruluşlarla da yapabilirler. Ancak, böyle bir temasın yapılabil mesi için her halde Dışişleri Bakanlığının peşin müsaadesine ihtiyacolduğundan, bu bakanlığın yabancı bir diplomatik misyonun diğer bir bakanlık veya kuruluşla yaptığı temastan zamanında haberdar olması imkânı da sağlanmış olur. Dışişleri Bakanlığının bu konuda açık müsaadesi ya bancı diplomatik misyonun müracaatı üzerine verilebilir. Bâzı şıklarda Dışişleri Bakanlığının mü dahalesi müsaade şeklinde değil; fakat, sadece temasın yapılabilmesi için gerekli aracılığın yapıl ması şeklinde olur; yabancı diplomatik misyon şeflerinin Başbakanla görüşmeleri ve - büyükelçi ler hariç - diğer yabancı diplomatik misyon şeflerinin Devlet Başkanının huzuruna kabul edilme leri, ancak Dışişleri Bakanlığı Protokol Dairesi vasıtasiyle randevu almalariyle mümkündür. An cak fbüyükelçiler Devlet Başkanından doğrudan doğruya huzura kabul edilmelerini talebedebilirler; bu takdirde de, Parlömanter rejimlerde Devlet Başkanının büyükelçiyi huzuruna kabulü dai ma Dışişleri Bakanının veya yüksek dereceli bir Dışişleri Bakanlığı memurunun da bulunduğu bir görüşme sırasında olur.

Dışişleri Bakanlığının yabancı diplomatik misyonların diğer bakanlık ve kuruluşlarla temas et melerine müsaade etmesinin zımnî şekli, askerî ataşelik, malî müşavirlik veya ataşelik, ticaret, basın, kültür, tarım, sanayi, çalışma, enerji ve saire gibi belli alanlarda müşavirlik veya ataşelik kurulmasına müsaade etmesiyle mümkündür. Bu takdirde, bu gibi müşavir ve ataşeler teknik bo- M. Meclisi (;S. Sayısı : 741) _ 6 — nularda veya andUaşımıalarun uygulanmasında Dışişleri Bakanlığının dışındaki bakanlıklarla temas edebilirler. Yabancı diplomatik misyonların bu gibi müşavir ve ataşeler vasıtasiyle yurt içinde yaptıkları temaslardan Dışişleri Bakanlığı diğer bakanlık ve kuruluşlar tarafından daima malû- mattar tutulur ve bu temasların konusuna giren konularda Dışişleri Bakanlığı, diplomatik misyon şefi veya maiyetinde genel temsil yetkisine sahip diplomatik ajanlarla daima gereken temasları yapabilir. Bir Devletin yabancı memleketlerdeki kendi diplomatik misyonlarmdaki bu gibi müşa vir ve ataşelerin temaslarından Dışişleri Bakanlığının bilgi sahibi olması ise, bütün bu müşavir ve ataşelerin diplomatik misyon şefinin emri altında olması ve bağlı oldukları bakanlıklarla yapacak ları yazışmaların sadece teknik veya idari hususlara - ve diplomatik misyon şefinin malûmatı tah tında - munlhasır kjalmıasiyle temin edilir. Bu gibi müşavir ve ataşelerin yaptıkları temaslar so nucunda iki Devlet arasında resmî bir andlaşma yapılması bahis konusu ise, bu andlaşmanın resmen tahassülü de Dışişleri Bakanlığının vereceği salâhiyetname üzerine imkân dâhiline girer.

Bunun gibi, Dışişleri Bakanlığı dışındaki bakanlıklara mensup memurların belli konularda te mas yapabilmeleri de, bu temasların daha önce Dışişleri Bakanlığı kanaliyle veya diplomatik mis yonlar kanaliyle tertiplenmesiyle mümkündür.

Bütün bu esaslar bilhassa X V I II nci Asrın sonundan beri milletlerarası hukukta ve tatbikatta sıkı sıkıya yerleşmiştir. Nitekim, 16 Nisan 1961 tarihinde Birleşmiş Milletler Genel Kurulunun bir kararı üzerine akdedilen bir konferansta hazırlanmış olup memleketimizin de Taraflar arasın da bulunduğu «Diplomatik münasebetlere dair Viyana Konvansiyonu» nda bu kurallar aynen yer almıştır. Gerçekten, söz konusu Konvansiyonun 41 nci maddesinin 2 nci fıkrası aynen şöyledir :

«Akredite eden Devletin misyonuna mevdu olup akredite edilen Devletle intacedilecek her türlü resmî işler, akredite edilen Devletin Dışişleri Bakanlığı veya onun kanalı ile yahut mutabık kalına cak muayyen bir bakanlıkla halledilir.» Bundan başka, yabancı bir Devlet nezdinde akredite se fire bağlı olmıyan bir misyon tesisi milletlerarası hukukta asla bahis konusu değildir; o kadar ki, elçilik bürolarının tek bir binaya sığmayıp muhtelif binalara yerleşmesi zarureti halinde dahi, akredite olunan Devletin peşin müsaadesinin alınması gerektiği, mezkûr Konvansiyonun 12 nci maddesinde ifade edilmiştir.

Klâsik diplomasinin müessesesi olan büyükelçilik ve elçiliklerin yanısıra, ilk defa Milletler Ce miyeti ille birilikte ortaya çıkan «Parlâmanter diplomasinin» müesseseleri olan daimî temsilcilikler için de, temsil vahdeti aynı derecede varittir. Bu daimî temsilcilikler milletlerarası hukuk süjesi olan milletlerarası kurullar nezdinde kurulmaktadırlar. Bu daimî temsilciliklerin şefleri bâzı hal lerde ilgili milletlerarası kuruldan agreman alınması suretiyle atanmakta; bâzı hallerde ise bu formaliteye lüzum görülmemektedir. Bunların mensuplarının diplomatik muafiyet ve imtiyazları ise, bu kurulun, arazisi üzerinde yerleştiği Devletle yaptığı bir andlaşmadan doğmaktadır. Da imî temsilciliklerin başında bulunan şefler, milletlerarası kurumun en yüksek dereceli memuruna hitaben Dışişleri Bakanınca yazılan kabine mektuplariyle atamrler. Bu milletlerarası kurumlar nezdinde daimî temsilcilik açılması, bunların statülerinin buna müsaidolmasma bağlıdır. Bâzı milletlerarası teşekküllerin idare kurullarında belli bakanlar ipso jure üye olduklarından bunlar nezdinde daimî temsilcilik açılmaz ve bu kurallarla Devletin yazışmaları o kurulun merkezinin bu lunduğu yerdeki sefaret kanaliyle yürütülür.

Statüleri gereğince belli (bakanlıklarla münasebette bulunacağı açıkça 'belirtilen milletlerarası kurullar dışında kalan kurullar nezdinde açılan daimî temsilcilikler, ileri diplomatik servislere sahip bütün memleketlerde Dışişleri Bakanlığına bağlıdırlar ve Hükümetin emir ve talimatını bir bakanlık kanaliyle alırlar. Bu gibi daimî temsilcilikler nezdinde muhtelif bakanlıkların memur ları müşavir veya ataşe sıfatiyle baılunaJbilir ve bunlar tıpkı sefaretlere bağlı müşavir ve ataşeler gibi daimî temsilcilik şefine bağlı olarak çalışırlar; bunların teknik ve idari konularda kendi bakanlıklariyle daimî temsilcilik şefinim bilgisi altında yazışma yetkileri 'bulunabilir.

M. Meclisi (-S. Sayısı : 741) _ 6 — Bütün dış diplomatik teşkilâtın böylelikle Dışişleri Bakanlığına bağlı olması sayesinde, bu ba kanlık, son derecede değişik ve geniş sahalara yayılmış olan diplomatik tasarrufları, birbirleriyle münasebetleri bakımından ayarlamak imkânına kavuşur. Milletlerarası hayatta, belli bir alanda bir diplomatik tasarrufun yapılması veya yapılmaması, çok kere diğer bir alanda bir diplomatik tasarrufun yapılması veya yapılmamasiyle yakından ilgilidir. Bunları, yani Ibu ilgileri, bu tasar rufların iç veçheleriyle ilgili bakanlıkların tek başlarına görebilmeleri mümkün olamaz. Bu konu da Hükümete gereken tavsiyeleri yapmak, diplomatik münasebetlere bütün veçheleriyle bakan Dışişleri Bakanlığına ait bir görevdir. Yine bu sayede, Dışişleri Bakanlığı, bir yandan, Devlet merkezinde bulunan diplomatik misyonlarla temaslarını; diğer yandan da, dış diplomatik misyon larımızın yabancı devletler vte milletlerarası kurullarla tem aslarını ayarlamak imkânını bulur. İkti sadi işbirliği ve Gelişme Teşkilâtı nezdinde belli bir konuda yapılan bir teşebbüsten NATO nezdindeki Daimî Delegeliğimizin, Avrupa İktisadi Topluluğu nezdindeki Daimî Delegeliğimizin, Av rupa Konseyi nezdindeki Daimî Delegeliğimizin, Birleşmiş Milletler nezdindeki Daimî Delegeliği mizin, Birleşmiş Milletler Avrupa Ofisi nezdindeki Daimî Delegeliğimizin ve bu milletlerarası ku rullarda üye olan yabancı devletler nezdinde akredite sefaretlerimizin bilgi sahibi olmaları ve her derecedeki teşebbüslerini aynı istikamette ayarlamaları lüzumu aşikârdır.

Pek tabiîdir ki, Dışişleri Bakanlığının bu vazifeleri görebilmesi, milletlerarası münasebetleri a iç inikaslarının ancak belli veçheleriyle ilgili olan Bakanlık ve diğer kuruluşlarla dâhilde geniş bir işbirliğinde bulunmasını gerektirir. Bu işbirliğini ve ahengi sağlamak ve murakabe etmek, pek talbiîdir ki, Başbakana düşen bir vazifedir. Bu işbirliğin esasları dairesinde muhtelif bakan lıklar arasında çıkacak adıtilâflar, Bakanlıklararası Kurul ve komitelerde ve nihayet, Bakanlar Ku rulunda çözülür. Böylelikle, hem dış münasebetlerin iç inikâslariyle ilgili bakanlıkların yetkileri mahfuz tutulmuş olup; hem de dış münasebetlerimizin bütün veçhelerine bir açıdan bakmak ve bunları değişik milletlerarası hukuk süjeleriyle ilgili olarak ve mahiyetleri arasında mevcut fark lılıkları tartmak suretiyle dış münasebetlerimizden hâsıl olacak millî menfaati azamî verimliliğin de tutacak surette ölçmek ve ayarlamak imkânı hâsıl olur.

Dış temsil vahdetinin hukukî esaslarını cerh için milletlerarası tatbikatta ileri sürülelbileoek birkaç misal, hakikatte, milletlerarası Uıukuk kurallarının ihlâli veya hiç değilse, ihmali mahiyeti ni taşıyan olaylardan ibarettir. Dış temsil vahdetinin idari sebeplerini, aynı şekilde anlamıyan devletler ise, pek azdır ve her halde diplomasi tecrübesi bakımından misal olarak alınamazlar.

III - Memleketimizdeki tatbikat :

Memleketimizde dış ımünaselbetleriımizin idaresinde Dışişleri teşkilâtının kuruluşundan beri yu* karda izah edilen beynelmilel tatbikata tamamiyle uygun hareket edilmiştir. 31 Mayıs 1949 da Milletlerarası İktisadi İşbirliği Teşkilâtının kurulmasına kadar devam eden bu devrede, Dışişleri Bakanlığının dış alanda temas, müzakere ve andlaşma. akdi yetkileri tam idi. Bu durum, pek ta biîdir ki, dış münasebetlerin muhtelif iç veçheleriyle ilgili bakanlıklarla gerekli koordinasyonun yapılmasını önlemiyordu. Ancak, bu devre zarfında hukukî ve idari bakımlardan dış temsil vaJhdeti konusunda iç mevzuat ve tatbikatımızla milletlerarası hukuk ve tatbikat arasında tam.

bir muvazilik mevcuttu.

31 Mayıs 1949 da 'bir kanunla Milletlerarası İktisadi İşbirliği Teşkilâtı kuruldu. Bu teşkilât.

Marslhall Plânının tatbikatiyle iştigal etmek üzere vücude getirilmişti. Bu maksatla, Avrupa İk tisadi İşbirliği Teşkilâtı işleriyle 'bu teşkilât uğraşıyor ve Ibu millerlerarası kurum nezdindeki Del e gasyonumuz da bu teşkilâta bağlı (bulunuyordu. Ayrıca, bu teşkilât, Ankara'daki Amerika Birleşik Devletleri Büyükelçiliğine bağlı İktisadi Yardım Teşkilâtiyle teknik temasları yürütmek ve bu Yardım Teşkilâtının diğer Türk daireleriyle temaslarında kanal vazifesini görmekle görevliydi.

Milletlerarası iktisadi İşbirliği Teşkilâtı, 4 Haziran 1952 günü kabul edilen bir kanunun yürür lüğe girmesine kadar bir Devlet Bakanlığına bağlı idiyse de, Teşkilât Genel Sekreterinin aynı zamanda Dışişleri Bakanlığı Genel iSekreter iktisadi işler Yardımcısı olması sebebiyle, gerek bu teşkilât, gerek ona bağlı olan delegasyonun Dışişleri Bakanlığı ile irtibatı çok yakından muhafaza edilmiş oluyordu.

Ancak, Teşkilâtın başında bir Devlet Bakanının bulunuşu bâzı gecikmelere ve ihtilâflara sebe biyet verdiğinden, 4 Haziran 1952 tarihli Kanunla Teşkilât sadece Dışişleri Bakanlığı Genel Sekreter iktisadi işler Yardımcısına değil; fakat, aynı zamanda, Dışişleri Bakanına bağlandı.

Böylelikle, 31 Mayıs 1949 dan önceki durum tam olarak avdet etmiş oluyordu.

Bilhassa 1954 ten itibaren, Milletlerarası iktisadi işbirliği Teşkilâtının Dışişleri Bakanlığına bağlanmasının bâzı mahzurları görülmeye başlandı. Gerçekten, Milletlerarası iktisadi işbirliği Teşkilâtı, sadece dış temas ve müzakereleri belli bir alanda yürütmekle kalmıyor; aynı zamanda, bu dış temas ve müzakerelerin ve Amerikan iktisadi yardımı konusunda akdedilen andlaşmaların bir kısım iç tatbikatını da bizzat yapıyordu. Bu durum, bâzı siyasi sebeplerin de yardımiyle, iktisadi münasebetlerin iç veçheleriyle yakından ilgili ve Devletin iktisat politikasının hazırlan masında temel payı olması gereken Maliye Bakanlığı ve Ticaret Bakanlığının ve hattâ zaman zaman diğer bâzı bakanlıkların yetki ve görev alanlarına yersiz müdahalelerin yapılması sonu cunu doğurdu. Aslında yanlış olan husus, Milletlerarası iktisadi işbirliği Teşkilâtı kurulur ken, bu Teşkilâta belli bir alanda dış temas ve müzakereleri yürütmek görevinin yanında bâzı dahilî muameleleri yapmak yetkisinin de verilmiş olmasıydı. Hakikatte yapılması gereken şey, dış temas ve müzakere yetkilerini Dışişleri Bakanlığında bırakırken, bir koordinatör teşkilât tarzında, bir Devlet Bakanlığına ve tercihan Maliye Bakanlığına bağlı olarak bu daireyi kur maktan ve böylelikle dahilî muamelelerin bir kısmını yapma yetkisinin de Dışişleri Bakanlığına intikalini önlemekten ibaretti.

Bu yersiz müdahalelerin bir reaksiyonu olarak çıkarılan 6 Temmuz 1960 tarihli ve 13 sayılı Kanun ise, bir ifratın bir tefrite çevrilmesini ifade ediyordu. Bu kanuna göre, Dışişleri Bakanlığı.

iktisadi alanda bütün temas, müzakere ve andlaşma akdi yetkilerinden mahrum bırakılıyor ve bu yetkiler - Milletlerarası iktisadi işbirliği Teşkilâtının kendisine bağlandığı - Maliye Bakanlığı ile Ticaret Bakanlığı arasında paylaşılıyordu. Mezkûr 13 sayılı Kanun, daha da ileriye giderek, büyükelçilik ve elçilikler nezdinde o zamana kadar mevcut ticaret müşavir ve ataşeleriyle malî müşavirleri iktisaidi misyonlar halinde teşkilâtlandırıyor ve bu misyonları, kanunun sarih ve özel bir hükmiyle, diplomatik misyon şeflerine bağlı olmaktan çıkarıyor ve Maliye Bakanlığınca tâyin olunan bir memurun emrine veriyordu.

Bu kanun, pek çok bakımlardan sakat. esaslar getirmiştir.

Evvelâ, bu kanun sonucunda, milletlerarası hukuk ile iç hukuk arasında muhafazası zaruri mwazilik ortadan kalkmıştır. Milletlerarası hukuk gereğince Dışişleri Bakanı ve Dışişleri Ba kanlığı ile iktisadi konular dâhil her konuda temas etmeye kendilerini milletlerarası hukuk ge reğince yetkili sayan Ankara'daki diplomatik misyonlar, Dışişleri Bakanlığını bâzı iktisadi ko nularda kendileriyle temas edemez veya temas etmesine imkân bırakmıyacak bir bilgisizlik içinde bulmuşlardır. Bunun gibi, yabancı memleketlerdeki Türk sefaretleriyle milletlerarası hu kuk gereğince her konuyu konuşabilecek olan yabancı Dışişleri bakanlıkları, sefaretlerimizi bu konularda tamamiyle bilgisiz bulmuşlardır.

Saniyen, bu durum, pek büyük idari mahzurlar yaratmıştır.

Bir kere, söz konusu iktisadi misyonların, milletlerarası hukuk bakımından diplomatik misyon lardan ayrı sayılmasını, yabancı memleketler kabul etmediklerinden, bu iktisadi misyonlar o memleketlere karşı sefaret bünyesi içindeymiş gibi gösterilmişler; ancak, çok kere, iktisadi misyon şefleri ile diplomatik misyon şefleri arasında nezdinde bulunulan Devlet ile olan ve bir kül teşkil eden münasebetlerimizin yürütülmesinde türlü ihtilâflara raslanmıştır. Bâzı hallerde, Ma liye Bakanlığınca tâyin eıdilen memurlar, beynelmilel muahedeler gereğince bağlı olmaları ge reken Türk diplomatik misyonuna bağlı olmadıklarından (meselâ, Cenevre'de GATT nezdindeki Maliye Bakanlığı memurları gibi); bunların, diplomatik imtiyaz ve muafiyetlerden istifade etti rilmeleri mümkün olamamıştır.

Ancak, en büyük mahzur, dış iktisadi münasebetlerimizin yürütülmesinde doğan koordinasyon yokluğu olmuştur. Çok kere, iktisadi İşbirliği ve Gelişme Teşkilâtı nezdinde Maliye Bakanlığınca idare edilen delegasyonumuzun oradaki diğer Devletler delegasyonlariyle veya teşkilâtın genel sekreterliği ile yaptığı temaslardan, bu temasların konulariyle ilgili devletler ve milletlerarası kuruluş nezdinde akredite diplomatik misyonlarımızın haberi dahi olmamış ve böylelikle, esa sen Dışişleri Bakanlığı kadar dış misyona sahibolamıyacak olan Maliye Bakanlığı her yere ikti sadi misyon yetiştiremediğinden, Dışişleri Bakanlığının dış teşkilâtının iktisada menfaatlerimizin korunmasında tam kapasitesiyle çalıştırılması mümkün olamamıştır. Halbuki, diplomatik münase betlerin idaresinde başarı, muhtelif kançılaryaların, içerde ve dışarda, kendilerini ilgilendirebile cek en ufak teferruat konularından dahd zamanında haberdar olmalarını gerektirir.

Bundan da önemli olarak, sefaretlerimizin akredite olduğu devletler nezdinde, büyükelçi ve elçilerimizin yapabilecekleri ve ancak onlara tanınan bâzı yüksek seviyedeki temas imkânların dan mahrum olan müşavir ve ataşeler eliyle, görüşlerimiz, gereken tesirlilikle savunulamamıştır.

Kaldı ki söz konusu 13 sayılı Kanun bütün icaplariyle tatbik de edilememiştir. Bunun neticesi olarak, dış iktisadi münasebetlerimizin idaresinde tam bir dağınıklık hâkim olmuştur. Gerçekten, ticari alandaki temas ve müzakere yetkisi Ticaret Bakanlığı, kredi ve yardımlarla ilgili temas ve müzakere yetkisi Maliye Bakanlığına aidolduğu halde, Türkiye'ye yardım konsorsiyumunun kurulmasının yüksek siyasi önemi ve bu konudaki temasların çok yüksek seviyede ve zaman zaman Ku zey Anlantik Konseyinde yapılması zarureti karşısında bu konsorsiyumun kurulması hakkındaki temas ve müzakereler Dışişleri Bakanlığınca yürütülmüştür. Bunun gibi, Türkiye'nin Avrupa İktisadi 'Topluluğu ile bir ortaklık Andlaşması akdetmesi sonucunu doğuran bütün müzakereler, mezkûr 13 sayılı Kanunun yürürlüğe girmesinden önce ve sonra Dışişleri Bakanlığı eliyle yürütül müştür. NATO ve ÖENTO içindeki bilcümle iktisadi konular da Dışişleri Bakanlığı kanaliyle ida re edilmeye devam olunmuştur. Bunun gibi Birleşmiş Milletler Teşkilâtı ve bu teşkilâtın ihtisas kuruluşlariyle - GATT hariç - bütün iktisadi temas ve müzakereler yine Dışişleri Bakanlığı kanaliyle yürütülmüş ve Avrupa Konseyi içindeki iktisadi münasebetlerimiz için de aynı husus varit olmuştur. Dünya ticaret konferansiyle ilgili işler de Dışişleri Bakanlığınca yürütülmüştür, iktisa di ve teknik yardımla ilgili temas ve müzakerelerden sadece İktisadi işbirliği ve Gelişme Teşki lâtı, dünya para fonu, Dünya Kalkınma Bankası ve Amerikan yardımiyle ilgili olanlar Maliye Bakanlığınca yürütüldüğü halde, diğer milletlerarası kurumlar ve yabancı devletlerle ilgili yar dımların Dışişleri Bakanlığı kanaliyle idare edilmesine devam edilmiştir. Nihayet, 1963 te yürür lüğe giren bir kanunla Avrupa İktisadi Topluluğu nezdinde kurulan daimî temsilcilik de Dışişleri Bakanlığına bağlı olarak teşkil edilmiştir. Bundan başka, bâzı önemli ticari müzakereler de Dış işleri Bakanlığının nezareti altında yürütülmüştür.

Bu dağınıklığı önlemek amaciyle, 1962 yılı başında bir Bakanlıklararası Dış İktisadi.Münase betler Komitesi, bir Bakanlar Kurulu Kararnamesiyle kurulmuş ve bu komitede bir Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısının riyasetinde veya onun yokluğunda Başbakanlık Devlet Plânlama Teş kilâtı müsteşarının riyasetinde Dışişleri, Maliye ve Ticaret bakanlıkları temsilcileriyle Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası temsilcisinin bir araya gelmeleri ve dış iktisadi münasebetlerle il gili konuların bu komitede bir dereceye kadar koordone edilmesi imkân dâhiline girmiştir. Bu komitenin daimî sekreterinin, kararnamenin mahsus bir hüküm icabı, komitenin üyesi sıfatını da taşıyan bir Dışişleri Bakanlığı memuru olması, Dışişleri Bakanlığının bu alandaki fiilî yetkileri nin, kısmen dahi olsa, iadesi neticesini doğurmuştur.. Aynı zamanda, tatbikattaki, aksaklıklar ne ticesinde, dış memleketlerde açılan iktisadi misyonlar, hukukan yine de diplomatik temcilciden müstakil görünmekle beraber, - söz konusu 13 sayılı Kanuna aykırı olarak Maliye Bakanlığınca yapılan bir yönetmelikle - diplomatik misyon şefiyle daha sıkı bir işbirliğine sevk edilmişlerdir.

Nihayet, dış krediler ve yardımlar için yüksek seviyede temas yapılmasına ihtiyaç hâsıl olan hal lerde, Dışişleri Bakanlığının ve hariçteki büyükelçi ve elçilerimizin görevlendirilmesi de sık sık vukua gelmeye başlamıştır.

Nihayet, 31 Mayıs 1963 tarihli ve 244 sayılı Kanunla, Dışişleri Bakanlığı dışındaki bakanlıkla rın bizzat yapageldikleri andlaşmalarm, milletlerarası hukuk ve tatbikat ve Anayasa tatbikatı ba kımından Dışişleri Bakanlığının hukukî süzgecinden geçmesi sağlanmıştır.

IV - Kanun teklifinin amacı :

Bu kanun teklifinin amacı, milletlerarası hukuk ve tatbikatın ve milletlerarası münasebet lerin mahiyet ve bünyesinin icabı olarak, esasen gitgide fiilen tatbik mevkiiden kalkmakta olan söz konusu 13 sayılı Kanunun ilgasıdır. Bu suretle, Dışişleri Bakanlığına, beliibaşlı memleket lerde, ezcümle, Birleşik Amerika, İngitere, Fransa, İtalya, İsveç, Batı Almanya, Belçika, Holânda ve diğerlerinde olduğu 'gibi, genel müzakere ve etemas yetkisini iade ederken; Dışişleri Ba kanlığından gayri bakanlıkların yetkilerinin her hangi bir müdahale ihtimalinin dışında mah fuz tutulması bilhassa gösetrilmiş ve bu maksatla, iç iktisadi işlemleri yerine getirmesi itiba riyle Milletlerarası İktisadi İşbirliği Teşkilâtı yine Maliye Bakanlığında bırakılmıştır. Ayrıca, dış iktisadi münasebetlerimizin muhtelif iç veçheleriyle ilgili Bakanlıkların dış diplomatik misyon larda temsil vahdeti esasını bozmadan temsil edilmeleri imkânının yanı sıra; dâhilde mevcut Bakanlıklararası Komite kanuni bir statüye kavuşturulmak suretiyle, Bakanlıklar servisleri ara sında bu alanda son derecede zaruri olan koordinasyon sağlamış olmaktadır. Böylelikle, hem dış münasebetlerimizin bütününe belli bir bakanlığın yani Dışişleri Bakanlığının aynı açıdan bak ması kabil olacak; hem de bakanlıklararası gerekli koordinasyon hiçbir yetki tedahülüne imkân bırakılmadan sağlanmış olacaktır. Bunun neticesinde, Ankara'daki diplomatik temsiloiliklerine bağlı olarak yardım misyonları ve malî ve ticari ataşelikler ve çalışma ataşelikleri gibi ataşe likler bulunduran diplnmatik misyonların, yukarıda i«ah edildiği şekilde, teknik bakanlıklarla tek nik alandaki temasları da pek tabiî olarak devam edecektir.

Madde gerekçeleri

Tasarı/teklif madde 1

→ yürürlükteki madde 1

— Genel gerekçede arz edilen esas^ra uygun olarak bu maddede, Dişişlerti Bakan lığının genel temas ve müzakere yetkisine uymıyan durumlar ortadan kaldırılarak, Türk millî hu kukiyle milletlerarası hukuk arasındaki muvazi ik kurulmaktadır.

Esasen, bu maddede yer alan hususlar Merkezi Hükümet Teşkilâtı Araştırma Proje Yönetim Kurulu raporunda da tavsiye edilmiş bulunmaktadır.

Tasarı/teklif madde 2

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

— Bu maddede, mevcut Bakanlıklararası Komite kanuni bir statüye kavuşturulmakta dır.

Tasarı/teklif madde 3

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

— Bu madde, diplomatik ve konsüler misyonların nasıl kurulacağını göstermekte ve bunları, yine milletlerarası tatbikata uygun olarak Dışişleri Bakanlığına bağlamaktadır.

Tasarı/teklif madde 4

→ yürürlükteki madde 3

— Bu madde ile, Dışişleri Bakanlığı memurları dışındaki sivil memurların diploma tik misyon şefliklerine atanmalarında şimdiye kadar haiz olmadıkları bâzı kolaylıklar getirilmek tedir.

Tasarı/teklif madde 5

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

— Bu madde ile, diplomatik misyonlarımız nezdinde Dışişleri Bakanlığı dışında mevcudolan memurların statüsü, mületlerarası hukuk ve tatbikata ve mezkûr 13 sayılı Kanunun çıkma sından önce mer'i iç mevzuatımıza uygun bir şekilde tanzim edilmektedir.

Tasarı/teklif madde 6

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

— Bu madde ile, de, geçici temsücilerin ve geçici temsilci heyetlerinin durumu, mil letlerarası tatbikata uygun olarak düzenlenmektedir. Bu heyetlerde heyet başkanlığı belli bir baş kanlığa hasredilmiş olup, ilgili bakanlıkların herhalde bu heyetlerde temsil edilmesi de kanuni esasa bağlanmış olmaktadır. Sadece, Dışişleri Bakanlığının durumdan zamanında haberdar olması bakımından, bu heyetlerin ve temsilcilerin de devleti bağlıyacak hususlarda emir ve talimatı Dışiş leri Bakanlğı kanaliyle alacakları belirtilmiştir.

Tasarı/teklif madde 7

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

— Milletlerarası İktisadi İşbirliği Teşkilâtı, Maliye Bakanlığı Hazine Genel Müdürlü ğüne bağlı olarak bırakılmıştır.

Tasarı/teklif madde 8

→ yürürlükteki madde 5

— Bu madde ile, Dışişleri Bakanlığı kadrolarına eklenmesi gerekli kadrolar gösteril mistir.

Tasarı/teklif madde 9

→ yürürlükteki madde 7

— Bu madde ile, dış misyonlarımızda çalışan memurların maaşı konusu ele alınmış tır.

Tasarı/teklif madde 10

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

— (Bu ımadde ile, Maliye Bakanlığı Hazine Genel Müdürlüğünün yetkileri yeni du ruma göre tanzim edilmiştir.

Tasarı/teklif madde 11

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

— Bu madde ile, Ticaret (Bakanlığı Dış Ticaret Dairesinin yetkileri yeni duruma uydurulmuştur.

Maddel2. — Bu madde ile, 31 Mayıs 1963 tarihli ve 244 sayılı Kanunun 4 ncü maddesi, işbu kamım teklifindeki esaslara göre değiştirilmektedir.

Tasarı/teklif madde 13

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

— Yürürlükten kaldırılan hükümleri göstermektedir.

Geçici madde — (Bu madde ile, halen Dışişleri Bakanlığı dışındaki bakanlıklara bağlı olarak hariçte vazife gören memurların durumu mahfuz tutulmuştur.

Tasarı/teklif madde 15

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

— Yürütmeye dairdir.

Bu kanunla alman kadrolar sayesinde, bir yandan Maliye Bakanlığı ile Ticaret Bakanlığının dış diplomatik misyonlarımızda; özellikle, şimdiye kadar temsil edilmedikleri milletlerarası ku rumlar nezdindeki daimî temsilciliklerimizde daha geniş ölçüde temsil edilmeleri sağlandıktan başka; aynı imkân, - bu imkâna esasen sahibolan Millî iSavunma, Millî Eğitim ve Turizm ve Ta nıtma bakanlıklarından gayrı - Sanayi, Gümrük, ve Tekel, Tarım, Çalışma, Ulaştırma, Sağlık ve Sosyal Yardım ve Bayındırlık bakanlıklarına da, bilhassa OCDE, lOEE, OATT ve FAO gibi Millet lerarası kurul ve kuruluşlarda mevcut delegeliklerimizde temsil edilmeleri zarureti mevcudolduğundan, tanınmış bulunmaktadır.

Geçici Komisyonun raporu Millet Meclisi Geçici Komisyonu 30 . 10 . 1968 Esas No. : 2/243 Millet Meclisi Yüksek Başkanlığına Cumhuriyet Senatosu eski Üyesi Cevat Acıkalım ile 12 arkadaşının, 22 Şubat 1966 tarihli «Millet lerarası münasebetlerin yürütülmesi ve koordinasyonu hakkındaki kanun teklifi» ni incelemek üzere, Genel Kurulun 22 . 3 . 1968 günkü 62 nci Birleşiminde kurulan Geçici Komisyonumuz, 14 Hazi ran 1968 günü toplanarak aşağıdaki hususları kararlaştırmıştır :

1. Geçici Komisyonumuz, kanun teklifinin gerekçesinde yer alan mütalâalara aynen katılmakta dır.

2. Geçici Komisyonumuz, ayrıca, iktidardaki Bakanlar Kurulunun programında da, dış müna sebetlerimizde vahdet ihtiyacının, gerçekleştirilmesi lüzumlu bir husus olarak kabul edildiğini tesbit etmiştir.

Gerçekten, Hükümet programında, «dış politikanın ayrılmaz bir cüz'ü olarak telâkki ettiğimiz dış iktisadi münasebetler» cümlesi ile dış münasebetlerde idare vahdeti ilkesi ifade edilmiş ve ayrıca, «Dış münasebetlerde çeşitli Devlet resmî organlarının faaliyetlerinin en verimli bir şekilde ve yeknesak bir sistem dairesinde yürütülmesini sağlamak» ihtiyacımdan bahsedilmiştir.

Geçici Komisyonumuz, Hükümet programında yer alan bu esaslarla tamamiyle mutabakat ha linde olup, incelemekle görevlendirildiği kanun teklifini, söz konusu esasların gerçekleştirilmesi bakı mından da uygun mütalâa eylemiştir.

3. Geçici Komisyonumuz, dış politikamızın muhtelif veçhelerinin en iyi şekilde koordone edilmesi ve böylelikle, dış diplomatik tasarruflarımız sayesinde dış politika hedeflerimize ulaşmak açısından en verimli sonuçların -elde edilebilmesi için, her ileri ve medenî ülkede olduğu gibi, Dışişleri Bakan lığının bütün bu münasebetlerden zamanında haberdar olmasını ve dış münasebetlerimizin bütünü için de bunların değişik veçhelerinin ayarlanması hususunda Başbakana ve Bakanlar Kuruluna zama nımda gerekli tavsiyelerde bulunabilmesini, kesin bir zaruret olarak görmektedir.

Çağdaş Devlet idaresinin, bâzı bakanlıkların kendi alanlarına giren bütün konulardan zamanın da bilgi sahibi olmalarını, gereken işlemleri zamanında yapabilmeleri ve Hükümete zamanında bilgi verip tavsiyede bulunabilmeleri bakımından zaruri kıldığı meydandadır. Meselâ, Maliye Bakanlığı nın Devletin bütün malî faaliyetlerinden haberdar olması ve bunların tümünü birden kapsıyabileeek bir bakış açışınım imkânlarına kavuşturulması şarttır. Kanun koyucu, bu bakımdan, bu Bakanlığa çeşitli yetkiler vermiştir. Her bakanlığın bünyesinde Maliye Bakanlığıma bağlı bir Saymanlık Mü dürlüğünün mevcudoluşu, bu Bakanlığa mahallî idare ve Kamu İktisadi Teşebbüslerinin, durumunu takip ve tanzim için verilmiş olan yetkiler, bütçenin,- Hazine ve kambiyo muamelelerinin yürütülmesin de aynı Bakanlığa tanıman nâzım mevki, Maliye Bakanlığının Devletin ve kamunun malî işlemle rini kapsayıcı bir tarzda gözetim altında bulundurmasını sağlamaktadır. Bu olmadığı takdirde, Ma liye- Bakanlığının malî alanda Hükümet siyasetini uygulamak için kereken işlemleri zamanında yap ması, Hükümete zamanında doğru ve tam bilgi verip gerekli tavsiyelerde bulunması mümkün olmaz.

Bunun gibi, her bakanlıkta bulundurulan, ancak İçişleri Bakanlığına bağlı olan Sivil Savunma müdürlükleri, İçişleri Bakanlığının sivil savunma işlerinin tümüne birden kapsayıcı tarzda bakabil mesini ve bu konudaki işlemlerin zamanında yerine getirilmesini sağlamaktadır. Asayişi sağlamak için de, bu Bakanlık toplum hayatının her safhasını yalandan takibetmek zorundadır.

Nihayet, Millî Savunma Bakanlığı, memleket güvenliğini sağlamakta başlıca rolü oynıyan Silâhlı Kuvvetlerimizin gücü ve bu gücün destekçisi olan unsurlar bakımından Devlet ve kamu hayatının her veçhesiyle yalandan ilgilenmek durumundadır.

İstihdam politikası bakımından Çalışma (Bakanlığı ile Millî Eğitim Bakanlığı toplum haya tının 'hemen her alanıyla ilgilenmek sorundadırlar. Çalışma Bakanlığının istihdam açısından ilgilenmiyeceği iktisadi ve (sosyal faaliyet tasavvur edilemez. Eğitim ve kültür açısından Millî Eğitim Bakanlığının durumu da budur.

Yukarda 'saydığımız bütün bakanlıkların ihtisas lalanı 'bakış açışı ıbakımından farkla1 olduğu halde, 'bütün kamu ve toplum faaliyetlerini kapsar. Buna mukabil, bâzı Bakanlıkların ihtisas alan ları, sadece bakış açısı olarak değil, aynı zamanda, belirli faaliyetlerle de sınırlıdır.

'İhtisas 'alanları ister kamu faaliyetlerinin tamamını değişik bakış açılarından kapsamakta ol sun, ister aynı zamanda belirli faaliyet alanlarına inhisar etsin, 'bütün bu 'bakanlıklar arasında, Devletin resmî siyasetinin hedeflerine uygun bir işbirliğini sağlamak görevi, Bakanlar Kuruluna ve onun başı olan Başbakana aittir. Başbakana bağlı Devlet Plânlama Teşkilâtı ve İstatistik Ens titüsü gibi daireler, Başbakana Millî Savunma alanında tanınan özel yetkiler ve Millî Güvenlik Kurulu ile bu Kurulun Genel Sekreterliği gibi kuruluşlar, 'Başbakana kamu faaliyetlerininde be raberlik ve koordinasyon sağlama 'görevinde yardımcı olurlar ve icracı bakanlıkların işlemlerine bu açıdan nezaret ederler.

Anayasanın bakanlık]ararası koordinasyonu sağlama açısından Başbakana verdiği yetki, pek ta biîdir ki, bu bakanlıkların Devlet ve kamu faaliyetlerinin aksaksız yürütülmesi için lüzumlu iş birliğini bizzat sağlamak için 'gerekeni yapmalarını engellemez; bilâkis gerektirir. Nitekim, Baş bakan, işte bu koordinasyon zaruretinin değişik bakanlıklarca yerine getirilmesinin baş denetcisidir.

Kaldı ki, ihtisas alanları değişik bakış açılarından Devlet ve kamu faaliyetlerinin tümünü kapsıyan bakanlıkların herbiri, kendilerine has bakış açısından bizzat 'koordinasyon dairesi ol mak durumundadır.

İşlte, Dışişleri Bakanlığının durumu da budur. İstisnasız her diploımatâk işlemin, dâhilde inika sı vardır. Bunun 'gibi, pekçok liç işlemler ve faaliyetler d.'e dışarda diplomatik işlemleri gerektirir.

Dışişleri Bakanlığınım görevi, diplomatik işlemlerden Devletin - genel hedeflerine uygun olarak tesbit edilen - dış politika hedefleri için en verimli sonuçları almaktır. Bir Devlet, dışarıya karşı tek bir bütündür, içerde değişik Balkanlııklarm ihtisas alanlarını ilgilendiren pek çok konu dış mü nasebetlere inikas elttikleri zaman, Devlet tüzel kişiliğinin ve ımillî bütünlüğün vahdeti içinde bir hukukî ve idari bütün manzarası arz eder. Bu sebepten 'ötürüdür ki, sırf iç ımuameleler olarak görüldüğü vakit 'aralarındaki ilgi derecesi ızayıf olabilecek pök değişik muameleler, dış münase bet konusu olunca, birbirleriyle ilgili hale ıgelirler.

Bunun bariz misali, milletlerarası para tartışmaları sırasında 'görülmüştür. Fransa'nın dış te diyelerde altına daha fazla önem verilmesi yolundaki tezi, alslmıda, Batı âlemi içinde Birleşik Ame rika karşısında daha nüfuzlu hale gelme çabaları dairesinde yer alır. Bunun ıgibi, yine Fransa'nın İngiltere'nin Avrupa Müşterek Pazarına 'girmesini •engelleyişi, Batı âleminin genel dış politikası ile savunma politikasında daha fazla ısöz salhibi olabilmek için tâvliz elde etime amaciyle ıgirisıtiği bir baskı hareketi mahiyetini taşır. Gelişimle halindeki ülkelerin çıkarlarına uygun şekilde dünya dış ticaretinin ve malî ve teknik yardımların düzenlenmesi konusu, bu memleketlerin güvenlik po litikaların] n, dış siyasetlerinin başlıca hedeflerinden biri olduğu kadar, dış âleme karşı ıcgeımenlik 'haklarının korunması dâvasiyle çok yakından ilgilidir.

Dış .münasebetlerin çok daha teknik ve önemsiz görünen konulanında da durum aynıdır. Mil letlerarası kuruluşlarda, traktör yedek parçalarının ıstandardizasyonu ile uğraşan bir komitede belli bir Devlet temsilcisinin diğer bir Devlete karşı çıkardığı güçlükler, aslında bu .konuda ara larında bir anlaşmazlık olduğundan ileri gelmeyip, sırf bir başka alanda o Devletten taviz kopar mak, ya da ıgenel dış politika bakımımdan ona zorluk 'göstermek için lüzumlu oilmuş bulunabilir.

Bazan bir Devletle bir ticaret anlaşması akde/tıme'k ısırf iktisadi açıdan çok yararlı olabileceği hal de, diğer 'bâzı Devletlerin meselâ Birleşmiş Milletler Genel Kurulunda bir başka meselede oyla rını sağlamak için böyle bir ticaret anlaşmasından vazgeçmek veya kapsamını ıdaralltrnak gerekebi- — ıs — lir. Bazan Ibir Devletle kültür anlaşması yapılsa bile, /o Devletle kültürel mübadelelerin fiilen genişliyemiyeceğinin bilinmesine rağmen, o Devlete bu suretle bir prestij imkânı vermek, bunu ya pan devlete diğer alanlarda menfaatler sağlıyabilir. Bazan bir Devletin (kendi vatandaşı bir mah kûmun affedilmesi yolundaki ricasının kabulü, onun bir siyasi konuda reyimi sağlamak, ondan gümrük tarif el erinde bir tâviz elde etmek veya vereceği dış yardımın miktarı, vâdesi, faizi ko nusunda 'kolaylıklar temin etmek balkumından faydalı olabilir. (Sporla ilgili milletlerarası Itoplantılanda 'bile, yabancı devlet veya hükümetlerin bu gibi toplantılara siyasi sebeplerle katılması veya 'katılmaması hususunda hararetli görüşmelerin yapıldığını, Birleşmiş Milletler İnsan Halkları Kon feransının bile aynı manzarayı gösterdiğini bu vesileyle hatırlamalıyız.

Bu misalleri 'çok daha 'genişletmek mümkündür. Aslında, iç inikasları ne kadar farklı olursa olsun, dış münasebetlerin değişik veçhelerinin birbiriyle yakından dlıgdli bir bütün teşkil ettiği ve bunlar arasındaki 'bu ilgilenin gözden kaçırılmaması için bütün dış münasebetlere bir .arada ba kabilecek 'bir daireye ihtiyaoolduğu, XVIII nci Asından 'beri anlaşılmış bir -gerçdktir.

Bu demek değildir ki, kendi ihtisas alanlarındaki balkış açısı dış 'münasebetlere de uzanaın di ğer Bakanlılklar yoktur. Böyle Balkanlıklarm mevcudolduğumu 'yukarda belirttik. Meselâ, Millî Eği tim Bakanlığı eğitim ve kültür faaliyetleri açısından kültür anlaşmalarının ıgenel eğitim siyaseti bakımından değerlendirilmesini yapacaktır. Çalışma Balkanlığı, hiç şüphesiz, istihdam alanımda dışarda olup bitenleri takibedecek, dışardaJki Türk işçilerinin haMarmı korumaya ve onların dışardaki hakları arasındaki ahengi tesis etmeye çalışacaktır. Maliye Balkanlığı, muhakkak ki, dış te diye dengemiz açısından dış yardımlarla ve ticaret anlaşmalariyle ilgilenecek, dış yardımlarla sağlanan hususlarda iç finansman ve vergileme bakımından ve sair baikıımlardan gereken husus ları dalkkate alacaktır. Millî Savunma Bakanlığı (ve Genelkurmay Başkanlığı), hiç şüphesiz, millî güvenlik ve savunma açısından dış âlemde olup - (bitenleri takibe devam edecektir.

Bu, sadece ihtiyaç alanları ıbir bakış açısına dayandığı için 'bütün kamu faaliyetlerini kapsıyan ba/kanılıklar için değil, ihtisas alanları aynı zamanda belirli ıbir faaliyet alanına inhisar eden bakanlıklar için de varittir. Meselâ Adalet Bakanlığı, dış âlemdeki genel mevzuat birleştirmeleri ile ilgilenımelsi tabiî olduğu Ikadar, bir başka alanda bir yabancı devletten tâviz koparmak söz konusu olduğunda bir yabancı mahkûmun affedilip affedilmemesi Ifeomusunda kendi açısından gereken tavsiyede bulunması da o kadar tabiîdir. Komşu bir devletle iyi komşuluk münasebetleri mizin artırılmasında dış politikamızın diğer hedefleri ve bu arada millî ıgüvenlik açısından menfaat varsa, sınırdaki bir nehir üzerinden köprü geçirmek veya demiryolu inşa etmek gerekince, elbette Bayındırlık Bakanlığının bu konuda sözü olacaktır.

Bu misalleri daha da artırmaik mümkündür.

Şu halde, Dışişleri Bakanlığı, dış münasebetlerimizi ilgilendiren pek ejolk konuda, kendi başı na hareket etmek mevkiinde değildir. Bu bakumdan, Dışişleri Balkanlığı, yukarda da belirtildiği gibi, bir koordinasyon dairesi olarak da çalışmak zorundadır. Dış münasebetlerimizde belli bir iş lemde bulunmadan önce bu Bakanlık, diğer bakanlıklarla temas etme/k lonların görüşlerini kendi görüşleriyle ahenkleştirmenin 'çarelerini araştırmak ve neticede, 'Başbakana ve Balkanlar Kuruluna gerekli olabilecek tavsiyeleri dış münasebetler açısından yapmak: mevkiindedir.

Bunun gibi, diğer Bakanlıklar da, dış münasebetlerde sırf ıkcndi ihtisas alanlarına ait konuları takibetmek mevkiindedirler. Bunu yapmazlarsa, kendi ihtisas ^alanlarına (giren faaliyetleri bir bü tün halinde göremezler ve bu sebepten ötürü bu faaliyetlerde aksamalar olur.

îşte, bir yandan, dış münasebetlerin bütününe nezaret etmek durumruıda bir dairenin mevcudolmasmdaki zaruret; diğer yandan, dış münasebetlerin dâhili inikaslarının çok çeşitli Bakanlık ların ihtisas alanlarını ilgilendirmesi, dış münasebetlerin idaresinde kurulması gereken teşkilâtın bünyesinin de bu ihtiyaçlara göre ayarlanmasını gerektirmiştir. Kanun teklifinin gerekçesinde bahsi geçen milletlerarası hukuk kuralları da bu zaruretlerden doğmuş kurallardır.

Kanun teklifinin gerekçesinde de belirtilen milletlerarası hukuk kurallarının ışığı altında bu alanda gelişen teşkilâtlanma prensiplerini şu şekilde özetlemek kabildir :

a) Dış politikanın ve dış münasebetlerin idaresinde, diplomatik ve konsiiler tasarrufların yapılmasında (Dışişleri Bakanlığı merkezi koordinatör daire durumundadır. Dış temas ve müzakeler konusunda her alanı kapsıyan genel yetki Dışişleri Bakanlığına aittir.

Bu temel prensibin bir sonucu olarak, Devletin bütün milletlerarası andlaşmaları Dışişleri Bakanlığı eliyle yapılır.

Yine bu temel prensibin bir sonucu olarak, Dışişleri Bakanlığı ve ona bağlı diplomatik tem silcilikler, her alanda diplomatik irade beyanlarında bulunmak ve yabancı Devletlerin veya temsil ciliklerinin diplomatik irade beyanlarına muhatabolmak mevkiindedirlcr.

b) Dış politikanın son derecede nâzik meseleleri ihtiva edişi ve milletlerarası münasebet lerin şu veya bu konuda ani ihtilât]arııı çıkmasına müsaidoluşu sebebiyle dış meselelerin de ğişik veçheleriyle ilgilenmek mevkiinde olan du;er (Bakanlıkların dış temsilciliklere doğrudan doğruya - meselâ Valiliklere olduğu gibi - kendi alanlarında Devleti ve Hükümeti bağlayıcı tali mat göndermeleri mümkün değildir.

Buna karşılık, bu bakanlıkların, kendi ihtilas alanlarına giren dış münasebetleri takibetmek ve bu konuda dış temsilciliklere yardımcı olmak için, dış temsilciliklerde müşavir ve ataşe gibi unvanlarla kendi memurlarını bulundurması da, genel bir prensibolarak kalbul edilir. Bu me murlar, mensuboldukları (Bakanlıklarla Devleti ve Hükümeti bağlayıcı niteliği olmıyan sırf tek nik ve idari konularda temsilcilik şefinin bilgisi altında karşılıklı yazışma yetkisine, işlerin ça buk yürütülmesi için, sahip kılınırlar. Bu yazışmaların temsilcilik şefinin bilgisi altında yapılması sayesinde, bu yazışmalar ile mensuboldukları Bakanlıktan aldıkları talimatı gerçekten sırf tek nik ve idari hususları aşıp aşmadığı ve Devleti ve Hükümeti bağlayıcı veya dış politikanın diğer veçhelerini ve bütününü etkileyici olup olmadığı denetlenmiş ölür.

Bunun gibi, aynı Bakanlıklar kendi memleketlerindeki dış temsilciliklerle belirli konularda temaslarda bulunabilirler. Ancak, bunlar da Dışişleri Bakanlığının bilgisi altında cereyan eder.

Bu gibi temasların yapılması, ya Dışişleri Bakanlığı kanalı ile Hükümetin buna cevaz vermesi ile, ya da 'bu alanlarda yabancı temsilcilikler nezdinde müşavirlik veya ataşelik gibi mercilerin veya konsoloslukların kurulmasına izin verilmesi suretiyle olur. Ancak, bu takdirde de, bu gibi temas lar teknik ve idari hususların dışına çıkamaz, konu Devleti veya Hükümeti bağlayıcı veya dış münasebetlerin diğer veçhelerini ve dış politikanın bütününü etkiliyecek bir nitelik kazanınca, temaslar, Dışişleri Bakanlığının bilâvasıta kontrolü altına girer; ve her halde, bu gibi temaslarda Dışişleri Bakanlığı zamanında haberdar edilir.

c) Belli bir konuda müzakerede bulunmak veya milletlerarası andlaşma yapmak için Devleti temsil yetkisi ile hareket etmek üzere gönderilen temsilcilerin ve temsilci heyetleri başkanlarının muhakkak surette Dışişleri Bakanlığına mensubolmaları da gerekmez. <Fakat, bunların müzakere ve akit yetkisi, Dışişleri (Bakanlığının sağladığı belgeler sayesinde mevcut olur. Gerek bu yoldan, gerek bunların yazışmalarını Dışişleri Bakanlığı kanalı ile yapmaları ve - temsilci bir tek kişiden ibaret olmayıp, genellikle olduğu gibi bir heyetse - ibu temsilci heyetinde Dışişleri Bakanlığının - Başkanlığı deruhde etmesi bile - her halde temsil clifknesıi sayesinde, lüzumlu koordinasyon,, dış poli tikanın bütünlüğünü ahengi içinde sağlanır.

d) Dış münasebetlerin değişik veçheleri ile ilgilenen diğer bâzı bakanlıkların mevcut oluşu ve Dışişleri Bakanlığının dış münasebetlerin ve dış politikanın tümüne nezaret etmesi gereken merci oluşu, merkezli koordinasyon ihtiyacını -bilhassa çağımızda - çok artmmışitır. Bu husus, en yüksek seviyesinde Bakanlar Kurulunda ve Başbakanın şahsında ve bakanlıklar veya hizmetler arasımda kurulan karma Ikomiteler yolu ile gerçe ki eştirilir.

Yukanda belirtilen temel prensipler, diplomatik ve ikonsülıer teşkilâta daıir ilkelerin, Millet lerarası hukuk kuralları ille muvazi olması bakımınldan da zaruridir. Nitekim, kanun tekifinin gerekçesinde de beirtildiği gibi, Milletlerarası Hukuk Kurallar*, Dışişleri Bakanlığının ve dış dip lomatik temsilcilik şeflerinin yabancı devletlerin her alandaki diplomatik irade beyanlarına muhatap olabilmelerini gerektirir. Bunun gibi, Türkiye'deki yabancı diplomatik temsilcilikler ide, Dışişleri Bakanlığı ile her çeşit dış münasebet konusunu görüşüp ondan gelecek diplomatik iraıde beyanlarım muteber saymaya, Milletlerarası Hukuk Kuraliarnnca yükümlüdürler. Bu Milletler arası Hukuk Kuralları, yabancı devletlerin çeşitli idari sızma yolları ile Devletin içişlerine mü dahale etmemesi dış münasebetlerin ve dış politikanın bütününe nezaret mevkiinde olmıyan servislerden Devletin dış politika hedeflerine ve hattâ millî güvenliğine ve egemenliğine uygun düşmiyecek tavizleri elde edememeleri ficin vaz'edilmiştilr. Bu kurallar, aymca, Devletin vahdeti denilen ve egemenlik kavramından doğrudan doğruya doğan temel ilkenin de icabıdır.

Halen üzerinde durulan «İkili Anlaşmalar», tâbir ıedillen anlaşmaların bir kısmının,, dış münase betle rimizde merkezî nezaret görevinin yeterince yerine getirilmemesi ve Dışişleri Bakanlığı CİID- şındaki Bakanlık ve dairelerin Dışişleri Bakanlığının bilgisi dışında yabancı! resmî mercilerle temas ve müzakerede bulunmaları sonucunda yapıldığı da, burada önemle zikredilmesi gereken bir husustur. Bu gibiiı hususların tashihi ve tekerrürünün önlen/mıesi bakılmandan da bu kanun tek lifi büyüik bir ihtiyacı karşılamaktadır.

Bu temel ilkelerin lüzumunu belirtirken, Fransız Danıştaymın her çeşit Milletlerarası anlaşma yı yorumlama yetkisinin sadece Dışişleri Bakanlığına aidolduğunu ortaya koyan 3 Temmuz 1931 tarihli bir mütalâasında şu parçayı zikretmekte fayda vardır.

«Bir Milletlerarası' andlaşmaya dayanan bir icrai ve idari meselede başka bir bakanın üstünlüğü ne merkezde olursa olsun, bu üstünlük, onun Milletlerarası andlaşmayı yorumlamak bakamından yetkili olmasını doğru göstermez. Dış politika alanında değişik görüş açıları arasında vazgeçilmez nitelik taşıyan vahdet, görünüşte birbirinden farklı sanılan dış meselelerin gerçekte fiilen çok sıkı şekilde birbirine bağlılığı, biir andlaşmanm değişik kısıımları içinde dağılmış maddeler ara sında mevcut iç ahenk, (Milletlerarası andlaşmalann yorumlanmasında sadece Dışişleri Baka nının yetkili olması yolundaki) hal tarzını zururi kıllar.» Bunun gibi, Franlsız Bakanlar Kurulunun 14 Mart 1953 tarihli biir kararnamesi de, Milletlerarası amdlaşmalarm her çeşidinin onaylanması ve yayınlanmasında sadece Dışişleri Baknınm yetkili ol duğunu belirtmektedir.

Yine Fransa'da Dışişleri Bakanlığının temel ve 'genel dış temas ve miüzakere yetkisine sahibolduğu ve diğer bütün bakanlıkların bu konudaki temaslarından derhal Dışişleri! Bakanlığına bilgi vermeleri gerektiği, Birinci Napoleon'un hâlâ yiürürlükte olan bir emirnamesinden doğan bir yükümdür. 25 Aralık 1810 tarihli bu imparatorluk emirnamesi, bu temel kurallarım temelini ve menşeini teşkil eder.

Diğer bütün medeni ve ileri devletlerde de durum budur, Bağlı »olduğu hallerde bile,, tekıleştirilmiştir.

Memleketimizde de, 6 Temmuz 1960 tarihli ve 13 sayılı Kanunun yürürlüğe girmesine ka dar, .aynı esaslar uygulanmıştı. Kanun teklifinin gerekçesinde de belirtildiği gibi, bu kanonun yürürlüğe girmesiyle dış (münasebetlerimizin yürütülmesinde vahdet bozulmuş, bundan çeşitli zararlar doğmuş ve üstelik, bu sistemim tam olarak uygulanması fiilen mümkün "olmamıştır.

Bu zararları şu şekilde özetlemek mümkündür :

a) Bâzı hallerde, iktisadi alanda Devletin dış politika hedeflerine uygum düşmiyem mil letlerarası andlaşmalar, Dışişleri Bakanlığının bilgisi dışımda yapılmıştır.

b) Dış yardımların sağlanması için gerekli teşebbüsler, yabancı devlet merkezlerinde em yük sek seviyede yapılmamış; bu konudaki temas ve müzakereler karşılıklı olarak teknik memurlar arasımda on verimli şekilde yürütülememiş; bu alanda belli bir konuya Türkiye'min atfettiği si yasi önem, teknik memurlarım diplomatik temsilcilik şeflerinim sahib oldukları temas imkânlarıma malik olmamaları sebebiyle zaomamımda yabancı devletin siyasi makamlarına duyurulmamış ve yüksek seviyede temas yapılması lüzumu duyulunca, dış diplomatik temsilcilik şefleri ve Dışiş leri Bakanlığı konumum evveliyatımı ve irtibatlarımı yeteıri kadar bilmedikleri içm bu temaslarda aksaklıklar olmuştur.

c) Gelişme halindeki 'memleketlerin dış ticaret ve dış yardım dâvası gibi dış politikamızın temel konulanından biri olaın bir meselenin idaresinde gereken koordinasyon sağlanamamış, bu meseleyle ilgili bâzı temas ve müzakereler Dışişleri Bakanlığınca, bazlıları ise diğer bakantoklaroa yürütülmüş, yapılan temas ve müzakerelerde bilgi edinme, bilgi aktarma ve davranma ça bukluğu merkezî bir yürütmenin mevcudolmayışından ötürü gerçekleştirilememiş, gerekli ahenk sağlanamamıştır.

Genellikle, dış yardım sağlalma talanında da durum bu olmuştur.

d) 'Türkiye'min bellibaşlı ımillî dâvasiyle ilgili devletlerle münasebetlerimizde, bu devletler karşısında baskı imkânlammız, değişik milletlerarası kurullardaki değişik faaliyetlerde ahenkli ve çabuk bir şekilde kullanılamamıştır. Böyle bir buhranlı meselede, iktisadi işbirliği ve gelişme teşkilâtlında ve 'Ticaret ve Gümrük Tarifeleri genel anlaşması konferanslarında Türkiye'nin haiz olduğu imkanlar zamanında yeterince kullanılamamıştır.

e) Mezkûr 13 sayılı Kanun gereğince Büyükelçilik ve elçiliklerimizden bağımsız olarak dışarda açılması gereken iktisadi misyonların açılması yolundaki taleplerimiz, yerleşmiş ve sarih mil letlerarası hukuk kuralları muvacehesinde muhatap yabancı devletlerce ıreddedilmiş ve kanunun bu hükmü uygulanamamıştır.

'Bunun üzerine, Maliye Bakanlığı, kanuna aykırı bir yönetmelik hükmüyle bu misyonları bü yükelçilik ve elçiliklerimizin bünyesi içinde göstermek durumunda kalmış; iancak, kanun, dış diplomatik temsilciliklerimizin şefleri ile iktisadi misyonlar arasında yine uygulanmış ve asgari bir ahengin sağlanabilmesi, idari ilkeler sayesinde değil, fakat, vâki olduğu zaman, şahsi dost luklar sayesinde mümkün olabilmiştir.

f. Askerî ataşeler, kültür ataşeleri ve öğrenci müfettişleri, basın müşavir ve ataşeleri ile Tu rizm ve Tanıtma Bürosu müdürleri, kanun gereğince, dış diplomatik temsilcilik şefine bağlı kal makta devam ederken, Maliye müşavir ve ataşeleri ile ticaret müşavir ve ataşeleri ayrı bir sta tüye tabi tutulmuşlardır. İzahı kabîl olımıyan bu durum, diplomatik temsilciliğin değişik faali yetlerinde irtibatsızlığı daha da arttırmıştır.

Üstelik, diğer bakanlıkların müşavir ve (ataşelerinin aksine, ticaret müşavir ve ataşeleri, dip lomatik ıtemsilcilik şefine değil Maliye Bakanlığına bağlı iktisadi misyon şefine bağlanmışlar ve dûn bir ıstıatüye tabi tutulmuşlardır.

g) Ticaret ve gümrük tarifeleri, genel anlaşması inezdinde milletlerarası hukuk kuralları müs takil bir temsilcilik açılmasına imkân vermediğinden, loradaki temsilciliğimize resmî bir millet lerarası statü ile diplomatik muafiyet ve imtiyazları tanıtmak mümkün olamamıştır.

Bu durumda, mezkûr 13 sayılı Kanunun yarattığı mahzurlu hali ortadan kaldırarak ve dış temsil vahdedini yeniden 'kurmak kesin bir zaruret halimi almış bulunmaktadır.

5. Geçici Komisyonumuz, kanun teklifinin 1 nci maddesinin yukarda yer alan temel ilkele rin hepsini bir (arada ihtiva etmesi gerektiği ımülâhazasiyle, teklifin 1 nci, 3 noü, 5 nci ve 6 ncı maddelerini 1 nci madde içinde birleştirmiştir.

Bu konuda teklifin esasları bâzı önemsiz değişikliklerle kabul olunmuş ve ayrıca, Dışişleri Ba kanlığı dışındaki mercilerin memleketimizdeki yabancı diplomatik temsilciliklerde mûtat te maslarını ve Türkiye (Cumhuriyetini temsil yetkisine sahibolmaksızın dış ülkelerde yaptıkları te masları düzenliyen bir bend bu maddeye eklenmiştir.

Geçici Kolmisyonuımuzun düzenlediği madde metni, 'Bakanlar Kurulunun 13 (Şubat 1962 tarih li ve 6/209 sayılı karaıriyle kurulan Merkezî Hükümet Teşkilâtı Araştırma (Projesi Yönetim Ku rulunun raporundaki tavsiyelere tamamiyle uygundur.

6. (Geçici Komisyonumuz, 2 nci maddede derpiş edilen Bakanhklararası komiteye kanuni bir mevcudiyet verilmesinde fayda mütalâa etmiş ve bu konuda ıbâzı tasrihler yaparak madder yi kabul etmiştir.

M. Meclisi (iS. Sayısı : 741) 7. 'Geçici Komisyonumuz, dış diplomatik temsilcilik şefi olarak hizmet görmenin sadece [Dışişle ri Bakanlığı meslek mamurlarıma ait bir hak olmaması gerektiğini, bu alanda yetişmiş her ele mandan istifadesinin esas olması ieabetıtiğini ve esasen bu gerekçelerle iDışişleri Bakanlığı mes lek memurları dışımda - istisnai ahvalde de olsa - Büyükelçi Elçi ve daimi temsilci tâyininin mevzuatımızca kabul edildiğini dikkate alarak Dışişleri (Bakanlığı meslek memurları dışından hu ma kamlara 'tâyin edilenler esasen memur iseler, bunların müktesep haklarıınıın korunmasını sağlıyan ve böylelikle, bu gibi tâyinlerin yapılmasını kolaylaştıran 'teklifin 4 neü maddesini, tahrir tarzı na mütaallik bâzı tadillerle 3 ncü madde olarak kabul etmiştir.

8. Geçici Komisyonumuz, teklifin 7 nci maddesinde olduğu gibi ve Merkezî Hükümet Teşkilâtı Araştırma Projesi Yönetim Kurulu raporunda da tavsiye edildiği üzere, iktisadi ve malî konular da dış münasebetlerin gerektirdiği iç işlemleri yerine getirmenin Dışişleri Bakanlığına ait bir gö rev olmaması gerektiğine kaani olarak, Milletlerarası İktisadi İşbirliği Teşkilâtını Maliye Bakan lığı Hazine Genel Müdürlüğü bünyesi içinde muhafaza etmiştir.

Geçici Komisyonumuz, Maliye Bakanlığı İla/ine Genel Müdürlüğünün görev ve yetkilerini, bu esası da dikkate alarak, mezkûr 13 sayılı Ka.Tunun yürürlüğe girmesinden önceki şekline getiren teklifin 10 ncu maddesini de teklifin 7 nci maddesi ile bir arada mütalâa eylemiş ve bu konuda sırf tahrir tarzına mütaallik değişiklikler yapmıştır. Bu arada, 1960 tan sonraki tadiller de mahfuz tu tulmuştur.

Geçici Komisyonumuz, Maliye Bakanlığına ait yurt dışı görev kadrolarını yeni icaplara göre düzenlerken, her derecede kadro adedi olarak, Maliye Bakanlığının yurt dışına kendi memurlarını gönderme imkânlarında hiçbir azaltma yapmamış ve bu imkânları aynen muhafaza eylemiştir.

9. Geçici Komisyonumuz, teklifin 8 nci maddesini 5 nci madde olarak ele almış ve bu madde yi de yeni ihtiyaçlara göre tanzim etmiştir. Mezkûr 13 sayılı Kanun mer'iyken Maliye Bakanlığı Hazine Genel Müdürlüğü ve Miletlerarası İktisadi İşbirliği Teşkilâtı bünyesinde yer alıp, dış gö rev kadroları olmıyan Bakanlıklara aidolan kadrolarda Dışişleri Bakanlığı bünyesine okluğu gibi nakledilmiştir.

10. Geçici Komisyonumuz, teklifin 11 nci maddesini 6 nci madde olarak ele almış ve Ticaret Bakanlığı Dış Ticaret Dairesi Reisliğinin görev ve yetkilerini mezkûr 13 sayılı Kanunun yürürlü ğe girmesinden önceki şekline - 1960 tan sonraki tadilâtı mahfuz tutarak - irca eden bu metni tah rir tarzı bakımından değiştirerek kabul etmiştir.

Ayrıca, daha önce Maliye Bakanlığına bağlı İktisadi Misyonlar emrinde bulunan Ticaret Mü şavir ve Ataşeleri, bundan böyle teknik ve idari yazışmalarda kendi bakanlıklarına doğrudan doğruya bağlı olarak diplomatik temsilcilik şefinin emrinde bulunacaklarından, bun lara aidolup Maliye Bakanlığı Hazine Genel Müdürlüğü ve Milletlerarası İktisadi İşbirliği Teşki lâtı bünyesinde yer alan kadrolar da olduğu gibi Ticaret Bakanlığı bünyesine aktarılmışlardır.

11. Geçici Komisyonumuz, teklifin 9 ncu maddesini 7 nci madde olarak ele almış ve tahrir tar zına mütaallik bâzı tadillerle kabul etmiştir.

12. Geçici Komisyonumuz, teklifin 12 nci maddesini de tahrir tarzına mütaallik bâzı tadiller le benimsemiştir.

13. Geçici Komisyonumuz, teklifin 13 ncü maddesini 9 ncu madde olarak ele almış ve yürür lükten kaldırılması gereken hükümler arasına diğer Bakanlıklara mensup olup da hariçte göreve tâyin edilenlerin Dış Diplomatik Temsilcilik Şefine bağlı olacaklarına dair 8 Temmuz 1948 tarih li ve 5250 sayılı Kanunun 6 nci maddesini, aynı hükmün işbu teklifin Komisyonumuzca kabul edilen ilk maddesinde yer alması muvacehesinde, yürürlükten kaldırılması gerekli hükümler arası na ithal eylemiştir.

M. Meclisi (S. Sayısı ; 741) 14. Geçici Komisyonumuz, teklifin geçici maddesini, geçici maddenin ilk bendi olarak kabul etmiş ve geçici maddeye evrak ve belgelerin Dışişleri Bakanlığına devrolunacağına dair bir geçici hükmü 2 nci bend olarak eklemiştir.

15. Geçici Komisyonumuz, teklifin yürürlük ve yürütülmeye dair 14 ncü ve 15 nci maddeleri ni, 10 ncu ve 11 nci maddeler olarak bâzı redaksiyon değişiklikleriyle kabul etmiştir.

16. Genel Kurulda öncelik ve ivedilikle görüşülmesi ricasiyle arz olunur.

Geçici Komisyon Başkanı Sözcü Kâtip İzmir İstanbul Konya Aydın Settar İksel Coşkun Kırca Selçuk Ay tan Sinan Bosna Aydın Konya Manisa Rize Yüksel Menderes S. Faruk Önder Mithat Bülge E. Yılmaz Akçal