Emlak Vergisi Kanunu (EVK)
- Kanun numarası
- 1319
- Kabul tarihi
- 29.07.1970
- Resmî Gazete
- 11.08.1970 / 13576
- Düstur
- 5. tertip, cilt 9
- Son değişiklik
- 04.12.2025
- Madde sayısı
- 63
Metin içindeki değişiklik notlarından ve dipnotlardan derlenmiştir. Toplam 147 kayıt.
-
4 Aralık 2025
-
Eski ifade
yeniden değerleme oranının yarısı nispetindeYeni ifadeyeniden değerleme oranında -
Eski ifade
yeniden değerleme oranının yarısı nispetindeYeni ifadeyeniden değerleme oranında -
4/12/2025 tarihli ve 7566 sayılı Kanunun 11 inci maddesiyle bu fıkrada yer alan “veya yeniden değerleme oranına kadar artırmaya” ibaresi madde metninden çıkarılmıştır.
-
9 Haziran 2021
-
Değişikliğin gerekçesi
Madde ile, iş yapma kolaylığı reformları kapsamında, belediyelerin sisteminde yer alan emlak vergi değerlerinin tapu müdürlüklerine elektronik ortamda açılması; tapu müdürlüklerinin de taşınmaz alım ve satımlarını elektronik ortamda belediyelere bildirmelerine imkân sağlanmaktadır.
Bu düzenlemeyle, belediyelerce istenen “emlak vergisi borcu yoktur” şeklindeki fiili uygulamanın mükelleflere getirmiş olduğu zorluk ortadan kaldırılarak iş yapma kolaylığı bakımından gerekli iyileştirmenin sağlanması amaçlanmaktadır.
-
Değişikliğin gerekçesi
Madde ile; altyapısı mevcut olmayan belediyelerin gerekli elektronik altyapıyı hazırlayabilmeleri amacıyla geçiş süreci öngörülmektedir.
-
-
14 Şubat 2020
-
Eski ifade
ve üniversitelerinYeni ifade, üniversitelerin ve Toplu Konut İdaresi Başkanlığının -
Eski ifade
bina vergi değeri veya Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünce belirlenen değeri 5.000.000 Türk lirası veYeni ifade29 uncu maddeye göre belirlenen bina vergi değeri 5.000.000 Türk lirasının -
Eski ifade
Mesken nitelikli taşınmazın değerinin, bina vergi değeri veya Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünce belirlenen değerin 42 nci maddede belirtilen tutarı aştığının (bu tutar dâhil) belirlendiğiYeni ifadeMesken nitelikli taşınmazın bina vergi değerinin 42 nci maddede belirtilen tutarı aştığı -
14/2/2020 tarihli ve 7221 sayılı Kanunun 16 ncı maddesiyle, bu fıkrada yer alan “ve Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünce belirlenen değer” ibaresi ve aynı fıkrada yer alan “(bu tutar dâhil)” ibaresi madde metninden çıkarılmıştır.
-
5 Aralık 2019
-
5/12/2019 tarihli ve 7194 sayılı Kanunun 30 uncu maddesiyle, 41 inci maddeden sonra gelmek üzere bu kısım başlığı eklenmiştir.
-
29 Kasım 2018
-
Eski ifade
İmar ve İskan ve İçişleriYeni ifadeÇevre ve ŞehircilikDeğişikliğin gerekçesi
Madde ile, İçişleri Bakanlığına bağlı Mahalli İdareler Genel Müdürlüğünün kapatılması ve görevlerinin Çevre ve Şehircilik Bakanlığına bağlı olarak kurulan Yerel Yönetimler Genel Müdürlüğüne devretmesi doğrultusunda uyum düzenlemesi yapılmaktadır.
-
-
2 Temmuz 2018
-
Eski ifade
Bakanlar KuruluncaYeni ifadeCumhurbaşkanınca -
Eski ifade
Bakanlar KuruluYeni ifadeCumhurbaşkanı -
Eski ifade
Bakanlar KuruluYeni ifadeCumhurbaşkanı -
Eski ifade
Bakanlar KuruluncaYeni ifadeCumhurbaşkanınca -
Eski ifade
Bakanlar KuruluYeni ifadeCumhurbaşkanı -
Eski ifade
Bakanlar KuruluYeni ifadeCumhurbaşkanı -
Eski ifade
Bakanlar KuruluYeni ifadeCumhurbaşkanı -
Eski ifade
tüzükteYeni ifadeCumhurbaşkanınca çıkarılan yönetmelikte
-
-
28 Kasım 2017
-
18 Haziran 2017
-
18/6/2017 tarihli ve 7033 sayılı Kanunun 10 uncu maddesiyle, bu fıkrada yer alan parantez içi ibareden sonra gelmek üzere “ile organize sanayi bölgeleri, serbest bölgeler, endüstri bölgeleri, teknoloji geliştirme bölgeleri ve sanayi sitelerinde yer alan binalar” ibaresi eklenmiştir.
-
16 Kasım 2016
-
16/11/2016 tarihli ve 6761 sayılı Kanunun 4 üncü maddesiyle, bu bentte yer alan “(Sanayici lehine tapudaki tescilin yapılacağı tarihe kadar)” ibaresinden sonra gelmek üzere “, Bakanlar Kurulunca serbest bölge ilan edilen arazi (Kullanıcı lehine tapuda tescilin yapılacağı tarihe kadar)” ibaresi eklenmiştir.
Değişikliğin gerekçesi
29/7/1970 tarihli ve 1319 sayılı Emlak Vergisi Kanununun 15 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde yer alan “(Sanayici lehine tapudaki tescilin yapılacağı tarihe kadar)” ibaresinden sonra gelmek üzere “, Bakanlar Kurulunca serbest bölge ilan edilen arazi (Kullanıcı lehine tapuda lescilin yapılacağı tarihe kadar)” ibaresi eklenmiştir.
-
-
15 Temmuz 2016
-
Değişikliğin gerekçesi
1319 sayılı Emlak Vergisi Kanununda yapılan düzenlemeyle, yatırım teşvik belgesi kapsamında inşa edilen binaların, inşalarının sona erdiği tarihi takip eden bütçe yılından itibaren beş yıl süre ile emlak vergisinden muaf tutulması sağlanmaktadır.
-
Değişikliğin gerekçesi
1319 sayılı Kanunda yapılan düzenlemeyle, yatırım teşvik belgesi kapsamında yapılan yatırımlar için iktisap olunan veya bu yatırımlar için tahsis edilen arazilerin yatırım teşvik belgesi süresince emlak vergisinden muaf tutulması öngörülmektedir.
-
-
25 Nisan 2013
-
Eski ifade
özürlülerinYeni ifadeengellilerin
-
-
3 Nisan 2013
-
Değişikliğin gerekçesi
Madde ile Hazine Müsteşarlığı varlık kiralama şirketi tarafından ihraç edilen kira sertifikalarına konu olan binaların tekrar ilgili kurumlara iade edileceği dikkate alınarak, anılan binalar emlak vergisinden muaf tutulmaktadır.
-
Değişikliğin gerekçesi
Madde ile Hazine Müsteşarlığı varlık kiralama şirketi tarafından ihraç edilen kira sertifikalarına konu olan arazi ve arsaların tekrar ilgili kurumlara iade edileceği dikkate alınarak, anılan varlıklar emlak vergisinden muaf tutulmaktadır.
-
Eski ifade
(a), (b), (s) ve (y)Yeni ifade(a), (b), (s), (y) ve (z)Değişikliğin gerekçesi
Madde ile Hazine Müsteşarlığı varlık kiralama şirketi tarafından ihraç edilen kira sertifikalarına konu olan binaların tekrar ilgili kurumlara iade edileceği dikkate alınarak, anılan binalar emlak vergisinden muaf tutulmaktadır.
-
Eski ifade
(a), (b), (f) ve (ı)Yeni ifade(a), (b), (f), (ı) ve (j)Değişikliğin gerekçesi
Madde ile Hazine Müsteşarlığı varlık kiralama şirketi tarafından ihraç edilen kira sertifikalarına konu olan arazi ve arsaların tekrar ilgili kurumlara iade edileceği dikkate alınarak, anılan varlıklar emlak vergisinden muaf tutulmaktadır.
-
-
25 Şubat 2010
-
16 Haziran 2009
-
Eski ifade
KatmaYeni ifadeÖzel -
Eski ifade
KatmaYeni ifadeÖzel -
Eski ifade
250.000.000 lirasıYeni ifade10.000 Türk Lirası
-
1 Temmuz 2006
-
3 Temmuz 2005
-
Değişikliğin gerekçesi
Maddenin (a) bendiyle belediye başkanları ve encümen Emekli Sandığı ile ilişkileri düzenlenmekte ve bu amaçla 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununda değişiklik yapılmaktadır.
(b) bendiyle 5018 sayılı Kamu Mali Yönetim ve Kontrol Kanunuyla yapılan yeni düzenlemede belediye ve il özel idarelerinin 237 sayılı Taşıt Kanunu kapsamında olup olmadıkları tartışmasına son vermek ve bu idarelerin taşıt alımlarının bu Kanun kapsamında olduğunun açıkça belirtilmesi amaçlanmaktadır. Bu idareler bakımından da Bakanlar Kurulu kararı yerine kendi meclislerinin kararı yeterli görülmektedir.
(c) bendiyle ise belediye kurulduktan sonra mahalli idareler genel seçimlerini beklemeden seçim yapılabilmesi için 18.1.1984 tarihli ve 2972 sayılı Mahalli İdareler ile Mahalle Muhtarlıkları ve İhtiyar Heyetleri Seçimi Hakkında Kanunun 29 uncu maddesinin birinci fıkrasının mülga (d) bendi yeniden düzenlenmektedir.
(d) bendiyle 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanununun çeşitli maddelerinde değişiklik yapılmakta ve bazı ibareler yürürlükten kaldırılmaktadır.
(e) bendiyle 22.2.2005 tarihli ve 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanununda değişiklik yapılmaktadır.
(f) bendiyle 7.12.2004 tarihli ve 5272 sayılı Belediye Kanunu yürürlükten kaldırılmaktadır. 5272 sayılı Belediye Kanunu Anayasa Mahkemesinin 18.1.2005 tarihli ve E.2004/118, K.2005/8 sayılı kararıyla iptal edilmiş ve bu kararın Resmî Gazetede yayımlanmasından itibaren 6 ay süre verilmiştir. Söz konusu karar 13 Nisan 2005 tarihli Resmî Gazetede yayımlanmış olup 6 aylık süre de bu tarihten itibaren başlayacaktır. 5272 sayılı Kanun bu süre içinde yürürlükte kalacaktır. Ancak bu tasarının bu süre sonundan önce kanunlaşma ihtimali yüksek olduğundan o tarihte yürürlükte bulunan 5272 sayılı Kanunun yürürlükten kaldırılması gerekmektedir.
(g) bendiyle 29.7.1970 tarihli ve 1319 sayılı Emlak Vergisi Kanununun 38 inci maddesi yürürlükten kaldırılmaktadır.
(h) bendiyle 4562 sayılı Organize Sanayi Bölgeleri Kanununun 4 üncü maddesinin altıncı fıkrasında değişiklik yapılarak işyeri açma ve çalışma ruhsatının organize sanayi bölge idaresi tarafından verilmesi ve bu ruhsata ilişkin harcın da OSB tarafından tahsil edilerek ilgili belediye veya il özel idaresi hesabına yatırılması öngörülmektedir.
-
-
1 Temmuz 2005
-
1/7/2005 tarihli ve 5378 sayılı Kanunun 22 nci maddesiyle, bu fıkrada yer alan "gazilerin," ibaresinden sonra gelmek üzere "özürlülerin," ibaresi eklenmiştir.
Değişikliğin gerekçesi
Madde ile, ekonomik güçlükler yaşayan ve emsallerine oranla daha fazla harcama yapmak durumunda olan özürlülerin yurt sınırları içinde brüt 200 metrekareyi geçmeyen tek meskeni olması hâlinde emlak vergisi muafiyetinden yararlanmaları öngörülmektedir.
-
-
30 Aralık 2004
-
Eski ifade
50.000 liradanYeni ifade2.500 Yeni Türk LirasındanDeğişikliğin gerekçesi
- Maddenin (1) numaralı fıkrasında yapılan değişiklikler 6183 sayılı Amme Alacalarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunda yer alan bazı hadlerin günün ekonomik koşulları dikkate alınarak yeniden belirlenmesine yöneliktir.
(1) numaralı fıkranın (a) bendi ile 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 99 uncu maddesinde ibare değişikliği yapılmaktadır. Söz konusu maddede haciz yoluyla satışı yapılan bir gayrimenkule ilişkin ihalenin feshine yönelik açılan davada duruşma talep edebilme şartlarından biri olarak satışa konu gayrimenkülun belli bir değeri aşması şartı da aranılmaktadır. Bu değer Kanunun kabul edildiği 1953 yılından itibaren iki bin lira olarak günümüze kadar uygulana gelmiştir.
Ancak, günümüz ekonomik şartları ve Yeni Türk Lirasına geçiş süreci nedenleriyle ihalenin feshine yönelik açılan davada duruşma yapılabilmesi için aranılan şartlardan biri olarak gayrimenkulün değerinin arttırılması gereği doğmuştur. Bu amaçla açılan davalarda duruşma yapılabilmesi için ihale edilen malın değeri 50 bin Yeni Türk Lirası olarak belirlenmiştir.
(1) numaralı fıkranın (b) bendi ile de 6183 sayılı Kanunun 114 üncü maddesinde ibare değişikliği yapılmaktadır. Yapılan bu yeni düzenleme ile amme borçlusunun süresinde ödemediği amme alacağının takibi amacıyla düzenlenen ve amme borçlusuna tebliğ edilen ödeme emrinin gereği olarak amme borçlusunun bazı bilgileri bildirmemesi halinde adli mahkemelerde açılan dava sonucunda verilebilecek cezalardan biri olan hafif para cezası hem tutar hem de tür olarak güncellenmektedir.
Yapılan bu düzenleme sonucunda hem mahkemece verilebilecek para cezası adli para cezası ismini alarak 5237 sayılı Türk Ceza Kanununa paralellik sağlanmakta hem de Yeni Türk Lirasına geçişte bu para cezasının tutarı uyumlu hale getirilmektedir. Bu itibarla, 100 liraya kadar olan hafif para cezası 100 Yeni Türk Lirası adli para cezası şeklinde değiştirilmektedir.
Maddenin (2) numaralı fıkrası ile Damga Vergisi Kanununda yer alan azami had Yeni Türk Lirasına uyumda dikkate alınarak günün şartlarına uygun hale getirilmiştir.
Maddenin (3) numaralı fıkrası ile 492 sayılı Harçlar Kanununda yer alan bazı tutarlar Yeni Türk Lirası uygulamalarına uyum sağlamak amacıyla günün ekonomik şartlarına uygun olarak yeniden tespit edilmiş ve harçların ödenmesinde harç pulu kullanımı kaldırılarak harçların makbuz karşılığı tahsili hususunda gereken düzenlemeler yapılmıştır.
Maddenin (4) numaralı fıkrasında yer alan ibare değişiklikleri ile Emlak Vergisi kanununda yer alan bir tutar Yeni Türk lirası olarak yeniden belirlenirken 3030 sayılı Büyükşehir Belediyelerinin Yönetimi Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabulü Hakkında Kanunun yürürlükten kaldırılması ve 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanununun yürürlüğe girmesi nedeniyle ibare değişiklikleri yapılmaktadır.
Maddenin (5) (6) ve (7) numaralı fıkraları ile 3030 sayılı Büyükşehir Belediyelerinin Yönetimi Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabulü Hakkında Kanunun yürürlükten kaldırılması ve 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanununun yürürlüğe girmesine paralel olarak Özel Tüketim Vergisi Kanunu, Gider Vergileri Kanunu ve Belediyelere ve İl Özel İdarelerine Genel Bütçe Vergi Gelirlerinden Pay Verilmesi Hakkında Kanunda ibare değişiklikleri yapılmaktadır. Ayrıca (6) numaralı fıkrada yapılan bir diğer düzenleme ile Türkiye'de görev sözleşmesi uyarınca ulusal egemenlik kapsamında uydu yörünge pozisyonlarının hakları, yönetimi ve işletilmesi yetkisine sahip olan ve yüzde yüz kamu sermayeli olarak 4.2.1924 tarihli ve 406 sayılı Kanuna 16.6.2004 tarih ve 5189 sayılı Kanunla eklenen Ek 33 üncü madde hükmü uyarınca kurulan Türksat Uydu Haberleşme ve İşletme Anonim Şirketi'nin bu kapsamda verdiği hizmetler özel iletişim vergisinden istisna edilmektedir.
Maddenin (8) numaralı fıkrasında (b) bendiyle yapılan ibare değişikliği ile mükellefin kendisi, eşi ve küçük çocuklarına ilişkin olarak yapılan eğitim ve sağlık harcamaları nedeniyle gelir vergisi beyannamesinde beyan edilen gelirlerden indirim olarak dikkate alınabilecek azami tutar söz konusu fıkrada belirtilen şartlarla "beyan edilen gelirin % 5'inden" "beyan edilen gelirin % 10'una" çıkarılmaktadır. Fıkranın (c) ve (d) bentleriyle yapılan değişiklikle menkul sermaye iratlarına ilişkin yeni sistemin yürürlüğe gireceği tarihe kadar, halen uygulanmakta olan geçici maddelerin süresi uzatılmaktadır.
Fıkranın (a) bendiyle yapılan değişiklik damga pulu kullanımının kaldırılmasına paralel bir ibare değişikliğidir.
Maddenin (9) numaralı fıkrasında yapılan ibare değişikliği ile 2.6.1934 tarihli ve 2489 sayılı Kefalet Kanununun 2 nci maddesinde yer alan tutarlar günün ekonomik koşulları da dikkate alınarak 1500 gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucu bulunacak tutar olarak yeniden belirlenmektedir.
Maddenin (10) numaralı fıkrası ile Noterlerin değerli kağıt bedeli tahsil etmeleri konusunda 1512 sayılı Noterlik Kanununda değişiklikler yapılmaktadır.
Maddenin (11) numaralı fıkrası ile 3100 sayılı Katma Değer Vergisi Mükelleflerinin Ödeme Kaydedici Cihazları Kullanmaları Mecburiyeti Hakkında Kanunun 7 nci maddesinde yapılan değişiklikle, basit usulde vergilendirilen gelir vergisi mükelleflerinin, yeni ödeme kaydedici cihaz almaları halinde bunların bedellerini vergiye tabi kazançlarının tespitinde indirim konusu yapmalarına imkân sağlanmaktadır.
Maddenin (12) numaralı fıkrası ile 20.6.2001 tarihli ve 4684 sayılı Kanunun geçici 3 üncü maddesinin (a) bendinde ifadenin iyileştirilmesi yönünde bir değişiklik yapılmıştır. (13) numaralı fıkra bendi ile Veraset ve İntikal Vergisi Kanununun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının bent sıralamasında oluşan mükerrerlik giderilmekte ve Medeni Kanuna yapılan bir atfa ilişkin düzeltme yapılmaktadır.
Maddenin (14) numaralı fıkrasının (a) bendinde yapılan değişiklik ile Katma Değer Vergisi Kanununun 17 nci maddesinin (2) numaralı fıkrasının (d) bendinde yer alan yönetmelik ibaresi metinden çıkartılmakta, Maliye Bakanlığı istisnaya ilişkin usul ve esasları çıkaracağı tebliğ ile belirleme imkânı tanınmaktadır. Maddenin (14) numaralı fıkrasının (b) bendinde yapılan değişiklik ile ise Katma Değer Vergisi Kanununun geçici 21 inci maddesinde yer alan istisna hükmü 31.12.2006 tarihine kadar uzatılmaktadır.
Maddenin (15) numaralı fıkrasında yer alan düzenleme bu Kanunun 33 üncü maddesi uyarınca Katma Değer Vergisi Kanununun geçici 22 nci maddesinde yapılan değişikliğin sonucu olarak yapılmaktadır. Yapılan değişiklik ile 5255 sayılı Kanunun geçici l inci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan "Katma Değer Vergisi dahil" ibaresi fıkra metninden çıkartılmaktadır.
-
Eski ifade
3030 sayılı KanununYeni ifade5216 sayılı KanununDeğişikliğin gerekçesi
- Maddenin (1) numaralı fıkrasında yapılan değişiklikler 6183 sayılı Amme Alacalarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunda yer alan bazı hadlerin günün ekonomik koşulları dikkate alınarak yeniden belirlenmesine yöneliktir.
(1) numaralı fıkranın (a) bendi ile 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 99 uncu maddesinde ibare değişikliği yapılmaktadır. Söz konusu maddede haciz yoluyla satışı yapılan bir gayrimenkule ilişkin ihalenin feshine yönelik açılan davada duruşma talep edebilme şartlarından biri olarak satışa konu gayrimenkülun belli bir değeri aşması şartı da aranılmaktadır. Bu değer Kanunun kabul edildiği 1953 yılından itibaren iki bin lira olarak günümüze kadar uygulana gelmiştir.
Ancak, günümüz ekonomik şartları ve Yeni Türk Lirasına geçiş süreci nedenleriyle ihalenin feshine yönelik açılan davada duruşma yapılabilmesi için aranılan şartlardan biri olarak gayrimenkulün değerinin arttırılması gereği doğmuştur. Bu amaçla açılan davalarda duruşma yapılabilmesi için ihale edilen malın değeri 50 bin Yeni Türk Lirası olarak belirlenmiştir.
(1) numaralı fıkranın (b) bendi ile de 6183 sayılı Kanunun 114 üncü maddesinde ibare değişikliği yapılmaktadır. Yapılan bu yeni düzenleme ile amme borçlusunun süresinde ödemediği amme alacağının takibi amacıyla düzenlenen ve amme borçlusuna tebliğ edilen ödeme emrinin gereği olarak amme borçlusunun bazı bilgileri bildirmemesi halinde adli mahkemelerde açılan dava sonucunda verilebilecek cezalardan biri olan hafif para cezası hem tutar hem de tür olarak güncellenmektedir.
Yapılan bu düzenleme sonucunda hem mahkemece verilebilecek para cezası adli para cezası ismini alarak 5237 sayılı Türk Ceza Kanununa paralellik sağlanmakta hem de Yeni Türk Lirasına geçişte bu para cezasının tutarı uyumlu hale getirilmektedir. Bu itibarla, 100 liraya kadar olan hafif para cezası 100 Yeni Türk Lirası adli para cezası şeklinde değiştirilmektedir.
Maddenin (2) numaralı fıkrası ile Damga Vergisi Kanununda yer alan azami had Yeni Türk Lirasına uyumda dikkate alınarak günün şartlarına uygun hale getirilmiştir.
Maddenin (3) numaralı fıkrası ile 492 sayılı Harçlar Kanununda yer alan bazı tutarlar Yeni Türk Lirası uygulamalarına uyum sağlamak amacıyla günün ekonomik şartlarına uygun olarak yeniden tespit edilmiş ve harçların ödenmesinde harç pulu kullanımı kaldırılarak harçların makbuz karşılığı tahsili hususunda gereken düzenlemeler yapılmıştır.
Maddenin (4) numaralı fıkrasında yer alan ibare değişiklikleri ile Emlak Vergisi kanununda yer alan bir tutar Yeni Türk lirası olarak yeniden belirlenirken 3030 sayılı Büyükşehir Belediyelerinin Yönetimi Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabulü Hakkında Kanunun yürürlükten kaldırılması ve 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanununun yürürlüğe girmesi nedeniyle ibare değişiklikleri yapılmaktadır.
Maddenin (5) (6) ve (7) numaralı fıkraları ile 3030 sayılı Büyükşehir Belediyelerinin Yönetimi Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabulü Hakkında Kanunun yürürlükten kaldırılması ve 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanununun yürürlüğe girmesine paralel olarak Özel Tüketim Vergisi Kanunu, Gider Vergileri Kanunu ve Belediyelere ve İl Özel İdarelerine Genel Bütçe Vergi Gelirlerinden Pay Verilmesi Hakkında Kanunda ibare değişiklikleri yapılmaktadır. Ayrıca (6) numaralı fıkrada yapılan bir diğer düzenleme ile Türkiye'de görev sözleşmesi uyarınca ulusal egemenlik kapsamında uydu yörünge pozisyonlarının hakları, yönetimi ve işletilmesi yetkisine sahip olan ve yüzde yüz kamu sermayeli olarak 4.2.1924 tarihli ve 406 sayılı Kanuna 16.6.2004 tarih ve 5189 sayılı Kanunla eklenen Ek 33 üncü madde hükmü uyarınca kurulan Türksat Uydu Haberleşme ve İşletme Anonim Şirketi'nin bu kapsamda verdiği hizmetler özel iletişim vergisinden istisna edilmektedir.
Maddenin (8) numaralı fıkrasında (b) bendiyle yapılan ibare değişikliği ile mükellefin kendisi, eşi ve küçük çocuklarına ilişkin olarak yapılan eğitim ve sağlık harcamaları nedeniyle gelir vergisi beyannamesinde beyan edilen gelirlerden indirim olarak dikkate alınabilecek azami tutar söz konusu fıkrada belirtilen şartlarla "beyan edilen gelirin % 5'inden" "beyan edilen gelirin % 10'una" çıkarılmaktadır. Fıkranın (c) ve (d) bentleriyle yapılan değişiklikle menkul sermaye iratlarına ilişkin yeni sistemin yürürlüğe gireceği tarihe kadar, halen uygulanmakta olan geçici maddelerin süresi uzatılmaktadır.
Fıkranın (a) bendiyle yapılan değişiklik damga pulu kullanımının kaldırılmasına paralel bir ibare değişikliğidir.
Maddenin (9) numaralı fıkrasında yapılan ibare değişikliği ile 2.6.1934 tarihli ve 2489 sayılı Kefalet Kanununun 2 nci maddesinde yer alan tutarlar günün ekonomik koşulları da dikkate alınarak 1500 gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucu bulunacak tutar olarak yeniden belirlenmektedir.
Maddenin (10) numaralı fıkrası ile Noterlerin değerli kağıt bedeli tahsil etmeleri konusunda 1512 sayılı Noterlik Kanununda değişiklikler yapılmaktadır.
Maddenin (11) numaralı fıkrası ile 3100 sayılı Katma Değer Vergisi Mükelleflerinin Ödeme Kaydedici Cihazları Kullanmaları Mecburiyeti Hakkında Kanunun 7 nci maddesinde yapılan değişiklikle, basit usulde vergilendirilen gelir vergisi mükelleflerinin, yeni ödeme kaydedici cihaz almaları halinde bunların bedellerini vergiye tabi kazançlarının tespitinde indirim konusu yapmalarına imkân sağlanmaktadır.
Maddenin (12) numaralı fıkrası ile 20.6.2001 tarihli ve 4684 sayılı Kanunun geçici 3 üncü maddesinin (a) bendinde ifadenin iyileştirilmesi yönünde bir değişiklik yapılmıştır. (13) numaralı fıkra bendi ile Veraset ve İntikal Vergisi Kanununun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının bent sıralamasında oluşan mükerrerlik giderilmekte ve Medeni Kanuna yapılan bir atfa ilişkin düzeltme yapılmaktadır.
Maddenin (14) numaralı fıkrasının (a) bendinde yapılan değişiklik ile Katma Değer Vergisi Kanununun 17 nci maddesinin (2) numaralı fıkrasının (d) bendinde yer alan yönetmelik ibaresi metinden çıkartılmakta, Maliye Bakanlığı istisnaya ilişkin usul ve esasları çıkaracağı tebliğ ile belirleme imkânı tanınmaktadır. Maddenin (14) numaralı fıkrasının (b) bendinde yapılan değişiklik ile ise Katma Değer Vergisi Kanununun geçici 21 inci maddesinde yer alan istisna hükmü 31.12.2006 tarihine kadar uzatılmaktadır.
Maddenin (15) numaralı fıkrasında yer alan düzenleme bu Kanunun 33 üncü maddesi uyarınca Katma Değer Vergisi Kanununun geçici 22 nci maddesinde yapılan değişikliğin sonucu olarak yapılmaktadır. Yapılan değişiklik ile 5255 sayılı Kanunun geçici l inci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan "Katma Değer Vergisi dahil" ibaresi fıkra metninden çıkartılmaktadır.
-
Eski ifade
3030 sayılı KanununYeni ifade5216 sayılı KanununDeğişikliğin gerekçesi
- Maddenin (1) numaralı fıkrasında yapılan değişiklikler 6183 sayılı Amme Alacalarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunda yer alan bazı hadlerin günün ekonomik koşulları dikkate alınarak yeniden belirlenmesine yöneliktir.
(1) numaralı fıkranın (a) bendi ile 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 99 uncu maddesinde ibare değişikliği yapılmaktadır. Söz konusu maddede haciz yoluyla satışı yapılan bir gayrimenkule ilişkin ihalenin feshine yönelik açılan davada duruşma talep edebilme şartlarından biri olarak satışa konu gayrimenkülun belli bir değeri aşması şartı da aranılmaktadır. Bu değer Kanunun kabul edildiği 1953 yılından itibaren iki bin lira olarak günümüze kadar uygulana gelmiştir.
Ancak, günümüz ekonomik şartları ve Yeni Türk Lirasına geçiş süreci nedenleriyle ihalenin feshine yönelik açılan davada duruşma yapılabilmesi için aranılan şartlardan biri olarak gayrimenkulün değerinin arttırılması gereği doğmuştur. Bu amaçla açılan davalarda duruşma yapılabilmesi için ihale edilen malın değeri 50 bin Yeni Türk Lirası olarak belirlenmiştir.
(1) numaralı fıkranın (b) bendi ile de 6183 sayılı Kanunun 114 üncü maddesinde ibare değişikliği yapılmaktadır. Yapılan bu yeni düzenleme ile amme borçlusunun süresinde ödemediği amme alacağının takibi amacıyla düzenlenen ve amme borçlusuna tebliğ edilen ödeme emrinin gereği olarak amme borçlusunun bazı bilgileri bildirmemesi halinde adli mahkemelerde açılan dava sonucunda verilebilecek cezalardan biri olan hafif para cezası hem tutar hem de tür olarak güncellenmektedir.
Yapılan bu düzenleme sonucunda hem mahkemece verilebilecek para cezası adli para cezası ismini alarak 5237 sayılı Türk Ceza Kanununa paralellik sağlanmakta hem de Yeni Türk Lirasına geçişte bu para cezasının tutarı uyumlu hale getirilmektedir. Bu itibarla, 100 liraya kadar olan hafif para cezası 100 Yeni Türk Lirası adli para cezası şeklinde değiştirilmektedir.
Maddenin (2) numaralı fıkrası ile Damga Vergisi Kanununda yer alan azami had Yeni Türk Lirasına uyumda dikkate alınarak günün şartlarına uygun hale getirilmiştir.
Maddenin (3) numaralı fıkrası ile 492 sayılı Harçlar Kanununda yer alan bazı tutarlar Yeni Türk Lirası uygulamalarına uyum sağlamak amacıyla günün ekonomik şartlarına uygun olarak yeniden tespit edilmiş ve harçların ödenmesinde harç pulu kullanımı kaldırılarak harçların makbuz karşılığı tahsili hususunda gereken düzenlemeler yapılmıştır.
Maddenin (4) numaralı fıkrasında yer alan ibare değişiklikleri ile Emlak Vergisi kanununda yer alan bir tutar Yeni Türk lirası olarak yeniden belirlenirken 3030 sayılı Büyükşehir Belediyelerinin Yönetimi Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabulü Hakkında Kanunun yürürlükten kaldırılması ve 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanununun yürürlüğe girmesi nedeniyle ibare değişiklikleri yapılmaktadır.
Maddenin (5) (6) ve (7) numaralı fıkraları ile 3030 sayılı Büyükşehir Belediyelerinin Yönetimi Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabulü Hakkında Kanunun yürürlükten kaldırılması ve 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanununun yürürlüğe girmesine paralel olarak Özel Tüketim Vergisi Kanunu, Gider Vergileri Kanunu ve Belediyelere ve İl Özel İdarelerine Genel Bütçe Vergi Gelirlerinden Pay Verilmesi Hakkında Kanunda ibare değişiklikleri yapılmaktadır. Ayrıca (6) numaralı fıkrada yapılan bir diğer düzenleme ile Türkiye'de görev sözleşmesi uyarınca ulusal egemenlik kapsamında uydu yörünge pozisyonlarının hakları, yönetimi ve işletilmesi yetkisine sahip olan ve yüzde yüz kamu sermayeli olarak 4.2.1924 tarihli ve 406 sayılı Kanuna 16.6.2004 tarih ve 5189 sayılı Kanunla eklenen Ek 33 üncü madde hükmü uyarınca kurulan Türksat Uydu Haberleşme ve İşletme Anonim Şirketi'nin bu kapsamda verdiği hizmetler özel iletişim vergisinden istisna edilmektedir.
Maddenin (8) numaralı fıkrasında (b) bendiyle yapılan ibare değişikliği ile mükellefin kendisi, eşi ve küçük çocuklarına ilişkin olarak yapılan eğitim ve sağlık harcamaları nedeniyle gelir vergisi beyannamesinde beyan edilen gelirlerden indirim olarak dikkate alınabilecek azami tutar söz konusu fıkrada belirtilen şartlarla "beyan edilen gelirin % 5'inden" "beyan edilen gelirin % 10'una" çıkarılmaktadır. Fıkranın (c) ve (d) bentleriyle yapılan değişiklikle menkul sermaye iratlarına ilişkin yeni sistemin yürürlüğe gireceği tarihe kadar, halen uygulanmakta olan geçici maddelerin süresi uzatılmaktadır.
Fıkranın (a) bendiyle yapılan değişiklik damga pulu kullanımının kaldırılmasına paralel bir ibare değişikliğidir.
Maddenin (9) numaralı fıkrasında yapılan ibare değişikliği ile 2.6.1934 tarihli ve 2489 sayılı Kefalet Kanununun 2 nci maddesinde yer alan tutarlar günün ekonomik koşulları da dikkate alınarak 1500 gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucu bulunacak tutar olarak yeniden belirlenmektedir.
Maddenin (10) numaralı fıkrası ile Noterlerin değerli kağıt bedeli tahsil etmeleri konusunda 1512 sayılı Noterlik Kanununda değişiklikler yapılmaktadır.
Maddenin (11) numaralı fıkrası ile 3100 sayılı Katma Değer Vergisi Mükelleflerinin Ödeme Kaydedici Cihazları Kullanmaları Mecburiyeti Hakkında Kanunun 7 nci maddesinde yapılan değişiklikle, basit usulde vergilendirilen gelir vergisi mükelleflerinin, yeni ödeme kaydedici cihaz almaları halinde bunların bedellerini vergiye tabi kazançlarının tespitinde indirim konusu yapmalarına imkân sağlanmaktadır.
Maddenin (12) numaralı fıkrası ile 20.6.2001 tarihli ve 4684 sayılı Kanunun geçici 3 üncü maddesinin (a) bendinde ifadenin iyileştirilmesi yönünde bir değişiklik yapılmıştır. (13) numaralı fıkra bendi ile Veraset ve İntikal Vergisi Kanununun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının bent sıralamasında oluşan mükerrerlik giderilmekte ve Medeni Kanuna yapılan bir atfa ilişkin düzeltme yapılmaktadır.
Maddenin (14) numaralı fıkrasının (a) bendinde yapılan değişiklik ile Katma Değer Vergisi Kanununun 17 nci maddesinin (2) numaralı fıkrasının (d) bendinde yer alan yönetmelik ibaresi metinden çıkartılmakta, Maliye Bakanlığı istisnaya ilişkin usul ve esasları çıkaracağı tebliğ ile belirleme imkânı tanınmaktadır. Maddenin (14) numaralı fıkrasının (b) bendinde yapılan değişiklik ile ise Katma Değer Vergisi Kanununun geçici 21 inci maddesinde yer alan istisna hükmü 31.12.2006 tarihine kadar uzatılmaktadır.
Maddenin (15) numaralı fıkrasında yer alan düzenleme bu Kanunun 33 üncü maddesi uyarınca Katma Değer Vergisi Kanununun geçici 22 nci maddesinde yapılan değişikliğin sonucu olarak yapılmaktadır. Yapılan değişiklik ile 5255 sayılı Kanunun geçici l inci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan "Katma Değer Vergisi dahil" ibaresi fıkra metninden çıkartılmaktadır.
-
Eski ifade
27.6.1984 tarihli ve 3030 sayılı Kanunun 18 inciYeni ifade10.7.2004 tarihli ve 5216 sayılı Kanunun 23 üncüDeğişikliğin gerekçesi
- Maddenin (1) numaralı fıkrasında yapılan değişiklikler 6183 sayılı Amme Alacalarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunda yer alan bazı hadlerin günün ekonomik koşulları dikkate alınarak yeniden belirlenmesine yöneliktir.
(1) numaralı fıkranın (a) bendi ile 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 99 uncu maddesinde ibare değişikliği yapılmaktadır. Söz konusu maddede haciz yoluyla satışı yapılan bir gayrimenkule ilişkin ihalenin feshine yönelik açılan davada duruşma talep edebilme şartlarından biri olarak satışa konu gayrimenkülun belli bir değeri aşması şartı da aranılmaktadır. Bu değer Kanunun kabul edildiği 1953 yılından itibaren iki bin lira olarak günümüze kadar uygulana gelmiştir.
Ancak, günümüz ekonomik şartları ve Yeni Türk Lirasına geçiş süreci nedenleriyle ihalenin feshine yönelik açılan davada duruşma yapılabilmesi için aranılan şartlardan biri olarak gayrimenkulün değerinin arttırılması gereği doğmuştur. Bu amaçla açılan davalarda duruşma yapılabilmesi için ihale edilen malın değeri 50 bin Yeni Türk Lirası olarak belirlenmiştir.
(1) numaralı fıkranın (b) bendi ile de 6183 sayılı Kanunun 114 üncü maddesinde ibare değişikliği yapılmaktadır. Yapılan bu yeni düzenleme ile amme borçlusunun süresinde ödemediği amme alacağının takibi amacıyla düzenlenen ve amme borçlusuna tebliğ edilen ödeme emrinin gereği olarak amme borçlusunun bazı bilgileri bildirmemesi halinde adli mahkemelerde açılan dava sonucunda verilebilecek cezalardan biri olan hafif para cezası hem tutar hem de tür olarak güncellenmektedir.
Yapılan bu düzenleme sonucunda hem mahkemece verilebilecek para cezası adli para cezası ismini alarak 5237 sayılı Türk Ceza Kanununa paralellik sağlanmakta hem de Yeni Türk Lirasına geçişte bu para cezasının tutarı uyumlu hale getirilmektedir. Bu itibarla, 100 liraya kadar olan hafif para cezası 100 Yeni Türk Lirası adli para cezası şeklinde değiştirilmektedir.
Maddenin (2) numaralı fıkrası ile Damga Vergisi Kanununda yer alan azami had Yeni Türk Lirasına uyumda dikkate alınarak günün şartlarına uygun hale getirilmiştir.
Maddenin (3) numaralı fıkrası ile 492 sayılı Harçlar Kanununda yer alan bazı tutarlar Yeni Türk Lirası uygulamalarına uyum sağlamak amacıyla günün ekonomik şartlarına uygun olarak yeniden tespit edilmiş ve harçların ödenmesinde harç pulu kullanımı kaldırılarak harçların makbuz karşılığı tahsili hususunda gereken düzenlemeler yapılmıştır.
Maddenin (4) numaralı fıkrasında yer alan ibare değişiklikleri ile Emlak Vergisi kanununda yer alan bir tutar Yeni Türk lirası olarak yeniden belirlenirken 3030 sayılı Büyükşehir Belediyelerinin Yönetimi Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabulü Hakkında Kanunun yürürlükten kaldırılması ve 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanununun yürürlüğe girmesi nedeniyle ibare değişiklikleri yapılmaktadır.
Maddenin (5) (6) ve (7) numaralı fıkraları ile 3030 sayılı Büyükşehir Belediyelerinin Yönetimi Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabulü Hakkında Kanunun yürürlükten kaldırılması ve 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanununun yürürlüğe girmesine paralel olarak Özel Tüketim Vergisi Kanunu, Gider Vergileri Kanunu ve Belediyelere ve İl Özel İdarelerine Genel Bütçe Vergi Gelirlerinden Pay Verilmesi Hakkında Kanunda ibare değişiklikleri yapılmaktadır. Ayrıca (6) numaralı fıkrada yapılan bir diğer düzenleme ile Türkiye'de görev sözleşmesi uyarınca ulusal egemenlik kapsamında uydu yörünge pozisyonlarının hakları, yönetimi ve işletilmesi yetkisine sahip olan ve yüzde yüz kamu sermayeli olarak 4.2.1924 tarihli ve 406 sayılı Kanuna 16.6.2004 tarih ve 5189 sayılı Kanunla eklenen Ek 33 üncü madde hükmü uyarınca kurulan Türksat Uydu Haberleşme ve İşletme Anonim Şirketi'nin bu kapsamda verdiği hizmetler özel iletişim vergisinden istisna edilmektedir.
Maddenin (8) numaralı fıkrasında (b) bendiyle yapılan ibare değişikliği ile mükellefin kendisi, eşi ve küçük çocuklarına ilişkin olarak yapılan eğitim ve sağlık harcamaları nedeniyle gelir vergisi beyannamesinde beyan edilen gelirlerden indirim olarak dikkate alınabilecek azami tutar söz konusu fıkrada belirtilen şartlarla "beyan edilen gelirin % 5'inden" "beyan edilen gelirin % 10'una" çıkarılmaktadır. Fıkranın (c) ve (d) bentleriyle yapılan değişiklikle menkul sermaye iratlarına ilişkin yeni sistemin yürürlüğe gireceği tarihe kadar, halen uygulanmakta olan geçici maddelerin süresi uzatılmaktadır.
Fıkranın (a) bendiyle yapılan değişiklik damga pulu kullanımının kaldırılmasına paralel bir ibare değişikliğidir.
Maddenin (9) numaralı fıkrasında yapılan ibare değişikliği ile 2.6.1934 tarihli ve 2489 sayılı Kefalet Kanununun 2 nci maddesinde yer alan tutarlar günün ekonomik koşulları da dikkate alınarak 1500 gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucu bulunacak tutar olarak yeniden belirlenmektedir.
Maddenin (10) numaralı fıkrası ile Noterlerin değerli kağıt bedeli tahsil etmeleri konusunda 1512 sayılı Noterlik Kanununda değişiklikler yapılmaktadır.
Maddenin (11) numaralı fıkrası ile 3100 sayılı Katma Değer Vergisi Mükelleflerinin Ödeme Kaydedici Cihazları Kullanmaları Mecburiyeti Hakkında Kanunun 7 nci maddesinde yapılan değişiklikle, basit usulde vergilendirilen gelir vergisi mükelleflerinin, yeni ödeme kaydedici cihaz almaları halinde bunların bedellerini vergiye tabi kazançlarının tespitinde indirim konusu yapmalarına imkân sağlanmaktadır.
Maddenin (12) numaralı fıkrası ile 20.6.2001 tarihli ve 4684 sayılı Kanunun geçici 3 üncü maddesinin (a) bendinde ifadenin iyileştirilmesi yönünde bir değişiklik yapılmıştır. (13) numaralı fıkra bendi ile Veraset ve İntikal Vergisi Kanununun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının bent sıralamasında oluşan mükerrerlik giderilmekte ve Medeni Kanuna yapılan bir atfa ilişkin düzeltme yapılmaktadır.
Maddenin (14) numaralı fıkrasının (a) bendinde yapılan değişiklik ile Katma Değer Vergisi Kanununun 17 nci maddesinin (2) numaralı fıkrasının (d) bendinde yer alan yönetmelik ibaresi metinden çıkartılmakta, Maliye Bakanlığı istisnaya ilişkin usul ve esasları çıkaracağı tebliğ ile belirleme imkânı tanınmaktadır. Maddenin (14) numaralı fıkrasının (b) bendinde yapılan değişiklik ile ise Katma Değer Vergisi Kanununun geçici 21 inci maddesinde yer alan istisna hükmü 31.12.2006 tarihine kadar uzatılmaktadır.
Maddenin (15) numaralı fıkrasında yer alan düzenleme bu Kanunun 33 üncü maddesi uyarınca Katma Değer Vergisi Kanununun geçici 22 nci maddesinde yapılan değişikliğin sonucu olarak yapılmaktadır. Yapılan değişiklik ile 5255 sayılı Kanunun geçici l inci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan "Katma Değer Vergisi dahil" ibaresi fıkra metninden çıkartılmaktadır.
-
-
7 Aralık 2004
-
16 Temmuz 2004
-
16/7/2004 tarihli ve 5228 sayılı Kanunun 59 uncu maddesiyle bu fıkrada yer alan” kiraya verilmemek şartıyla ”ibaresi, “ kiraya verilmemek (24.11.1994 tarihli ve 4046 sayılı Kanun kapsamında yapılan işletme hakkı devirleri hariç) şartıyla" olarak değiştirilmiştir.
Değişikliğin gerekçesi
- Bankalar Kanununda Değişiklik Yapan 4672 sayılı Kanunun 11 inci maddesinin (e) bendinde yer alan hüküm uyarınca özel finans kurumları, 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu, 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun ve 3167 sayılı Çekle Ödemelerin Düzenlenmesi ve Çek Hamillerinin Korunması Hakkında Kanun ile diğer mevzuatın çeke ve teminat mektuplarına ilişkin hükümleri ile 213 sayılı Vergi Usul Kanununun mükerrer 298 inci maddesi hükümlerinin uygulanması bakımından banka addolunmuştu.
Ancak günümüz koşullarında özel finans kurumları ile bankalar arasındaki farklılıklar bir hayli azalmış durumdadır. Maddenin (1) numaralı fıkrasının (a) bendinde düzenlemeyle vergi kanunları uygulaması yönünden banka-özel finans kurumu ayrımından kaynaklanan sorunları gidermek amacıyla, vergi kanunları uygulamasında özel finans kurumlarının banka olarak addolunması öngörülmektedir.
Maddenin (1) numaralı fıkrasının (b) bendinde yapılan düzenlemeyle, azalan bakiyeler usulünde uygulanacak amortisman oranının üst sınırı belirlenmektedir.
Maddenin (2) numaralı fıkrası ile 3065 sayılı Kanunun 1 inci maddesinin 3 numaralı fıkrasının (d) bendinde yer alan "Hazinece yapılan taşınmaz mal satışları hariç müzayede mahallerinde" ibaresi Hazinece yapılacak taşınmaz satışları ile ilgili istisnanın Katma Değer Vergisi Kanununun 17 nci maddesine taşınmış olması sebebiyle bu bentte yer alan hüküm "Müzayede mahallerinde" olarak değiştirilmiştir.
Maddenin (3) numaralı fıkrasının (a) bendinde ilgili Kanuna yapılan atıf düzeltilmekte, (b) bendinde yapılan düzenlemeyle ise, Gelir Vergisi Kanununun 42 nci maddesinin ikinci fıkrasında değişiklik yapılarak, yıllara sari inşaat ve onarma işlerinden elde edilen kazançlarda beyan zamanı, gelir vergisi beyan zamanı ile uyumlu hale getirilmektedir.
Maddenin (4) numaralı fıkrası ile Damga Vergisi Kanununda yapılan değişiklikle;
- Madde ile damga vergisine tâbi kağıtlar terimi, manyetik ortamda ve elektronik veri şeklinde oluşturulan belgeleri de kapsayacak şekilde yeniden tanımlanmıştır.
- İstihkaktan kesinti suretiyle hesaplanan verginin ödeme süresi muhtasar beyanname ile beyan edilen vergilerin ödeme süresine paralel hale getirilmektedir.
- Kanuna ekli (1) sayılı tablosunun "IV. Makbuzlar ve diğer kâğıtlar" başlıklı bölümünün (2) numaralı fıkrasının (b) bendinin (5) numaralı alt bendinde yer alan "Diğerleri" ibaresi "Diğer vergi beyannameleri", olarak değiştirilerek, bentte sayılanların dışındaki beyannamelerden sadece vergi beyannamelerinin vergiye tâbi olması sağlanmaktadır.
- Ayrıca yapılan düzenleme ile Bakanlar Kuruluna, elektronik ortamda verilen belgeler için de, damga vergisi oranını her bir kâğıt için ibraz yeri itibarıyla ayrı ayrı sıfıra kadar indirme hususunda yetki verilmiştir.
- Kanuna ekli (1) sayılı tablosunun "IV. Makbuzlar ve diğer kağıtlar" başlıklı bölümünün (2) numaralı fıkrasında yapılan değişiklikle de birden fazla beyanname alınan hallerde, bunlardan sadece bir nüshasının vergiye tâbi tutulması şeklinde olan mevcut uygulamaya açıklık getirilmektedir.
Maddenin (5) numaralı fıkrası ile Harçlar Kanununda yapılan değişikliklerle;
- Sadece gazete muhabirleri için var olan ikamet tezkeresi harcı muafiyeti, bütün basın ve yayın muhabirlerini kapsayacak şekilde yeniden düzenlenmiştir.
- Avcılık belgelerine ait yıllık olarak tahsil olunan harçlar yeniden belirlenmiştir. Böylece, kaçak avcılığın artacağı yönündeki endişe ve tereddütlerin önüne geçmek, avcılık faaliyetinin bilinçli ve kontrollü bir şekilde icra edilmesi ortamının oluşmasına katkıda bulunmak amaçlanmış olup, avcılık belgelerinden alınan harç tutarları makul bir seviyeye çekilmektedir.
Maddenin (6) numaralı fıkrası ile, Vergi Barışı Kanununun 18 inci maddesinde değişiklik yapılmakta, vergi barışı kapsamında yeniden yapılandırılan borçların taksitlerinin zamanında yapılmaması durumunda, borcun ödenmeyen kısmının % 10 fazlası ile ödeneceğine ilişkin hükümde yer alan oran, vergi barışı uygulamasının gelinen noktadaki başarısı ve faiz oranlarında yaşanan kalıcı düşüş nedeniyle % 5 olarak yeniden belirlenmektedir.
Maddenin (7) numaralı fıkrasıyla 18.2.1963 tarihli ve 197 sayılı Motorlu Taşıtlar Vergisi Kanununun 13 üncü maddesinin (d) fıkrasında yer alan "Taşıtlarla ilgili fenni muayene komisyonları," ibaresi "Taşıtlarla ilgili fenni muayene komisyonları, fenni muayene yapma yetkisi verilen gerçek ve tüzel kişiler" olarak değiştirilmektedir.
Maddenin 8 inci fıkrasının (a) bendiyle yapılan değişiklikle Karayolları Genel Müdürlüğünün görev ve yetkileri arasında yer alan 2918 sayılı Kanunun 35. maddesine aykırı hareket edenler hakkında suç ve ceza tutanağı düzenleme yetkisi kaldırılarak bu yetki Ulaştırma Bakanlığına verilmiştir. Karayolları Trafik Kanununun 114 üncü maddesinin beşinci fıkrasındaki mevcut düzenlemeye göre, yetkili memurlarca düzenlenen trafik para cezası tutanakları doğrudan doğruya mal sandıklarına teslim edilmektedir.
Maddenin (8) numaralı fıkrasının (b) bendiyle yapılması önerilen değişiklikle trafik para cezası tahsilatlarının Maliye Bakanlığınca PTT vasıtasıyla yaptırılması halinde bu tutanakların mal sandığı yerine doğrudan PTT İdaresine teslimini temin etmek amacıyla söz konusu ibare değişikliği yapılmaktadır.
Fıkranın (c) bendiyle, araç tescil plakalarına göre yazılan trafik ceza tutanaklarının tebligat işlemlerinin posta yoluyla yapılmasına ve bu şekilde tebliğ edilemeyenlerin vergi dairesinin ilan tahtasına asılmak suretiyle tebliğine ilişkin özel bir tebligat usulü getirilmektedir.
Maddenin 9 uncu fıkrasıyla 4706 sayılı Kanunda yapılan ibare değişikliklerine ilişkin açıklamalar aşağıda yer almaktadır.
a) 4706 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin son fıkrasında yer alan "plan kararlarına uyulmak kaydıyla" ibaresi uygulamaya ilişkin bir uymayı ifade etmekle birlikte, fıkranın sonunda yer alan bu yerlerin amacı dışında kullanılamayacağına dair tapu kütüğüne şerh konulacağına ilişkin ifade karşısında mükerrerlik oluşturmakta ve karışıklıklara yol açmaktadır. Plan kararlarına uyma, amaca uygun kullanma ile aynı sonucu doğurduğundan, karışıklıkların ortadan kaldırılması amaçlanmaktadır. Ayrıca, değiştirilmesi öngörülen ikinci ibare ile sınai amaçlı yatırımları teşvik ederek istihdam yaratılması amaçlanmışken, uygulamada, sınai yatırım dışında diğer yatırımların bulunmaması, yatırım tutarı ile istihdam sayısının yüksek olması nedeniyle müracaat olmamıştır. Kanun hükmü ile amaçlanan yatırım ve istihdam hedeflerine ulaşabilmek ve diğer yatırımların da önünü açmak bakımından böyle bir değişiklik öngörülmektedir.
b) Maddenin uygulamasında tek bir parsel üzerinde çok sayıda yapı bulunmakta, madde metnindeki "alan" ifadesi birden fazla taşınmaz olması gerekeceği gibi yanlış yorumlara yol açabilmektedir. Bu karışıklığı ortadan kaldırmak amacıyla böyle bir düzenlemeye gidilmektedir.
c) Maddenin mevcut hali, imar planı yapılmış parsellere ilişkin olarak da yeniden plan yapılması gerektiği gibi yanlış anlaşılmalara neden olabilmektedir. Bu yanlış anlaşılmaları ortadan kaldırmak ve parsel bazında değerlendirme yapabilmek amacıyla böyle bir düzenlemeye gidilmektedir.
d) 2886 sayılı Devlet İhale Kanununun 9 uncu maddesinde tahmin edilen bedelin nasıl tespit edileceği belirtilmiştir. 4706 sayılı Kanunun 7 nci maddesinin altıncı fıkrasında, ekspertiz şirketlerine değer tespit ettirileceğine ilişkin hüküm bulunmasına rağmen, bu bedelin doğrudan rayiç bedel olarak ve 2886 sayılı Kanun hükümleri dışında tahmin edilen bedel olarak dikkate alınacağına ilişkin açıklık bulunmamaktadır. Emlak vergisine esas bedelin yüksek tespit edildiği taşınmazlarda bu bedelin, rayiç bedelin de üzerinde olması durumları ile karşılaşılmakta, ihale mevzuatına göre tahmin edilen bedelin emlak vergisine esas bedelin altında olamayacağına ilişkin hüküm karşısında bu taşınmazlar değerlendirilememekte ve gereksiz ilan masrafları ve mesai kaybı ile karşılaşılmaktadır. Bu olumsuzluğun ortadan kaldırılması bakımından, olayı tamamen genelleştirmeden, yalnızca ekspertiz şirketleri ile Maliye Bakanlığı merkez denetim elemanlarına yaptırılan rayiç bedel tespitlerinde; bir istisna hükmü olarak, emlak vergisine esas bedele bağlı kalınmaksızın, bu rayiç bedellerin tahmin edilen bedel olarak dikkate alınması ve böylece emlak vergisine esas bedeli yüksek tespit edilmiş Hazineye ait taşınmazların değerlendirilmesine yönelik olumsuzluklar ile gereksiz masrafların ortadan kaldırılması amacıyla böyle bir düzenlemeye gidilmektedir.
e) 4706 sayılı Kanunun 7/B maddesi, konut yapı kooperatiflerine, kooperatif birliklerine veya bu birliklerin oluşturduğu üst birliklere, Hazineye ait taşınmazların, bunlar arasında yapılacak ihale ile rayiç bedel üzerinden satışını düzenlemektedir.
Buradaki amaç, Hazineye ait imarlı, imarsız veya imar planında başka amaca ayrılmış taşınmazların konut amaçlı olarak satılabilmesine imkân tanımak olmasına rağmen, "imar planlarına uygun olarak konut yapılmak üzere ibaresi" imar planı yapılmamış veya imarda başka amaca ayrılmış taşınmazların bu madde kapsamında değerlendirilmesi konusunda tereddütlere neden olmaktadır. İmar planlarında konut amacına ayrılmış veya ayrılacak taşınmazlarda zaten plana uygun olarak konut yapılması gerektiği açıktır.
Burada imar planlarına uygun olmayan bir yapılaşmanın olması düşünülmemektedir ve bu esasen mümkün de değildir. Bu nedenle (9) numaralı fıkra ile, madde metninde yer alması gerekli olmayan ibarenin metinden çıkarılması tereddütlerin ortadan kalkmasını sağlayacaktır.
Maddenin (10) numaralı fıkrasının (a) bendi ile, 16.2.1995 tarihli ve 4070 sayılı Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanunun 10 uncu maddesinde 3.7.2003 tarihli ve 4916 sayılı Kanunla yapılan değişiklik paralelinde, bu maddenin değişiklikten önceki hükümlerine atıfta bulunan 8 inci maddesinde yer alan ibare madde metninden çıkarılmaktadır.
22.11.1984 tarihli ve 3083 sayılı Sulama Alanlarında Arazi Düzenlemesine Dair Tarım Reformu Kanununun 7 nci maddesinin ikinci fıkrası 3.7.2003 tarihli ve 4916 sayılı Kanunun 18 inci maddesi ile değiştirilerek, Kanun kapsamında kalan arazinin uygulayıcı kuruluşça uygun görülmesi durumunda satılmak, sınırlı ayni hak tesis edilmek ve kiralanmak veya kendilerine özel kanunlarla verilen görev ve yetki içinde kullanmaları şartı ile kamu kuruluşlarına tahsis edilmek üzere, Hazinenin tasarrufuna bırakılabileceği hükmü getirilmiştir. Bu yetkinin kullanılmasında tereddütlerin giderilmesi bakımından tarım arazilerinin satışında da bu kapsamda açıklık getirmek bakımından (10) numaralı fıkranın (b) bendi ile böyle bir düzenlemeye gidilmektedir.
1164 sayılı Kanunun mevcut ek 4 üncü maddesi hükmü, Hazineye ait arsa ve arazilerin bedelsiz devrinin iki Bakanın müşterek teklifi ve Başbakanın onayı ile gerçekleştirilmesini öngörmektedir. Oysa buradaki amaç, Arsa Ofisi Genel Müdürlüğü ile Toplu Konut İdaresi Başkanlığının önemli projeleri gerçekleştirmek üzere belirleyeceği arsa üretim alanlarının Başbakan onayı ile tespit edilmesi ve bu alanlar içinde bulunan Hazineye ait taşınmazların Maliye Bakanlığınca ilgili idarelere devredilmesidir. Bu durum aynı zamanda, belirlenen arsa üretim alanları içinde kalan tescilsiz alanların Hazine adına tescil edilmesinde karşılaşılan bürokratik formalitelerin kısaltılmasını ve kolaylaştırılmasını da sağlayacaktır. Ayrıca, bu şekilde devredilen bazı taşınmazlara, değişik şekillerde değerlendirilmesine yönelik olarak ihtiyaç duyulmaktadır. Böyle durumlarda, kamu hizmetine ayrılan yerlerde olduğu gibi devredilen taşınmazların bedelsiz olarak Hazineye iade edilmesi gerekmektedir. Belirtilen gerekçelerle maddede yer alan ibarelerin değiştirilmesi öngörülmektedir.
29.1.2004 tarihli ve 5084 sayılı Kanunun 5 inci maddesi, bu Kanunun 2 nci maddesinin (b) bendi kapsamındaki illerde en az on kişilik istihdam öngören yatırımcılara Hazineye ait arazi veya arsaların bedelsiz devrini öngörmektedir. Organize sanayi bölgelerinde bulunan parsellerin de bu kapsamda değerlendirilmesi, uygulamada bu alanların her türlü alt yapı, plan ve parselasyon çalışmalarını yürüten organize sanayi bölgelerinin arsa tahsislerinde yatırımcılar yönünden farklı muhataplar olması açısından yetki karmaşasına neden olmakta ve teşvik amacının tam olarak gerçekleştirilememesine yol açmaktadır. Bütün bu sakıncaların ortadan kaldırılarak yatırımcıların tek bir muhatapla karşılaşmalarını ve bürokratik formalitelerin azaltılmasını teminen (12) numaralı fıkra ile böyle bir düzenlemeye gidilmektedir.
Maddenin 5083 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Devletinin Para Birimi Hakkında Kanunun 2 nci maddesinde ibare değişikliği yapan fıkrası ile, Yeni Kuruşa tamamlama işlemlerinin birim fiyatlarda değil, işlem sonuçlarında ve ödeme aşamasında gerçekleştirilmesi ve ödeme kayıtlarının virgülden sonra en çok iki hane ile yapılması amaçlanmaktadır. Bu değişiklikle, Türk Lirası değerlerin Yeni Türk Lirasına dönüşüm işlemlerinin ve Yeni Türk Lirası cinsinden yapılan işlemlerin sonuçlarında ve ödeme aşamalarında bir Yeni Kuruşun altındaki tutarları ödemeye olanak verecek madeni para bulunmaması nedeniyle, yarım Yeni Kuruş ve üzerindeki değerlerin bir üst Yeni Kuruşa tamamlanması, yarım Yeni Kuruşun altındaki değerlerin dikkate alınmaması yönünde düzenleme getirilmektedir. Bu düzenleme doğrultusunda, sayısal işlem yapan elektronik cihazların ve bilgisayar yazılımlarının yenilenmesi gibi bazı teknik güçlüklerin de önüne geçilmiş olunacaktır.
Mal ve hizmetlerin fiyatları bir Yeni Kuruşun altında olabileceği gibi, bir Yeni Kuruşun altındaki değer küsuratlı olarak da belirlenebilecektir. Vergiler, yabancı para alım satımı ve benzeri belli sabit sayılarla çarpım yapılarak elde edilen sonuç üzerinde tahakkuk, tahsil ve ödeme işlemlerinde, işlem sonuçları da bir Yeni Kuruşun altında veya değer küsuratı bir Yeni Kuruşun altında olabilecek şekilde sonuç verebilecektir.
Maddenin 14 numaralı fıkrasıyla 29.7.1970 tarihli ve 1319 sayılı Emlak Vergisi Kanununda yapılan değişiklikle Kanunun 4 ve 14 üncü maddelerinde yer alan muafiyet uygulamalarında geçerli olan kiraya verilmeme şartının Özelleştirme uygulamaları çerçevesinde yapılan işletme hakkı devirlerini kapsamaması yönünde düzenleme yapılmaktadır.
-
Bu fıkrada yer alan”kiraya verilmemek şartıyla”ibaresi, 16/7/2004 tarihli ve 5228 sayılı Kanunun 59 uncu maddesiyle “ kiraya verilmemek (24.11.1994 tarihli ve 4046 sayılı Kanun kapsamında yapılan işletme hakkı devirleri hariç) şartıyla" olarak değiştirilmiştir.
Değişikliğin gerekçesi
- Bankalar Kanununda Değişiklik Yapan 4672 sayılı Kanunun 11 inci maddesinin (e) bendinde yer alan hüküm uyarınca özel finans kurumları, 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu, 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun ve 3167 sayılı Çekle Ödemelerin Düzenlenmesi ve Çek Hamillerinin Korunması Hakkında Kanun ile diğer mevzuatın çeke ve teminat mektuplarına ilişkin hükümleri ile 213 sayılı Vergi Usul Kanununun mükerrer 298 inci maddesi hükümlerinin uygulanması bakımından banka addolunmuştu.
Ancak günümüz koşullarında özel finans kurumları ile bankalar arasındaki farklılıklar bir hayli azalmış durumdadır. Maddenin (1) numaralı fıkrasının (a) bendinde düzenlemeyle vergi kanunları uygulaması yönünden banka-özel finans kurumu ayrımından kaynaklanan sorunları gidermek amacıyla, vergi kanunları uygulamasında özel finans kurumlarının banka olarak addolunması öngörülmektedir.
Maddenin (1) numaralı fıkrasının (b) bendinde yapılan düzenlemeyle, azalan bakiyeler usulünde uygulanacak amortisman oranının üst sınırı belirlenmektedir.
Maddenin (2) numaralı fıkrası ile 3065 sayılı Kanunun 1 inci maddesinin 3 numaralı fıkrasının (d) bendinde yer alan "Hazinece yapılan taşınmaz mal satışları hariç müzayede mahallerinde" ibaresi Hazinece yapılacak taşınmaz satışları ile ilgili istisnanın Katma Değer Vergisi Kanununun 17 nci maddesine taşınmış olması sebebiyle bu bentte yer alan hüküm "Müzayede mahallerinde" olarak değiştirilmiştir.
Maddenin (3) numaralı fıkrasının (a) bendinde ilgili Kanuna yapılan atıf düzeltilmekte, (b) bendinde yapılan düzenlemeyle ise, Gelir Vergisi Kanununun 42 nci maddesinin ikinci fıkrasında değişiklik yapılarak, yıllara sari inşaat ve onarma işlerinden elde edilen kazançlarda beyan zamanı, gelir vergisi beyan zamanı ile uyumlu hale getirilmektedir.
Maddenin (4) numaralı fıkrası ile Damga Vergisi Kanununda yapılan değişiklikle;
- Madde ile damga vergisine tâbi kağıtlar terimi, manyetik ortamda ve elektronik veri şeklinde oluşturulan belgeleri de kapsayacak şekilde yeniden tanımlanmıştır.
- İstihkaktan kesinti suretiyle hesaplanan verginin ödeme süresi muhtasar beyanname ile beyan edilen vergilerin ödeme süresine paralel hale getirilmektedir.
- Kanuna ekli (1) sayılı tablosunun "IV. Makbuzlar ve diğer kâğıtlar" başlıklı bölümünün (2) numaralı fıkrasının (b) bendinin (5) numaralı alt bendinde yer alan "Diğerleri" ibaresi "Diğer vergi beyannameleri", olarak değiştirilerek, bentte sayılanların dışındaki beyannamelerden sadece vergi beyannamelerinin vergiye tâbi olması sağlanmaktadır.
- Ayrıca yapılan düzenleme ile Bakanlar Kuruluna, elektronik ortamda verilen belgeler için de, damga vergisi oranını her bir kâğıt için ibraz yeri itibarıyla ayrı ayrı sıfıra kadar indirme hususunda yetki verilmiştir.
- Kanuna ekli (1) sayılı tablosunun "IV. Makbuzlar ve diğer kağıtlar" başlıklı bölümünün (2) numaralı fıkrasında yapılan değişiklikle de birden fazla beyanname alınan hallerde, bunlardan sadece bir nüshasının vergiye tâbi tutulması şeklinde olan mevcut uygulamaya açıklık getirilmektedir.
Maddenin (5) numaralı fıkrası ile Harçlar Kanununda yapılan değişikliklerle;
- Sadece gazete muhabirleri için var olan ikamet tezkeresi harcı muafiyeti, bütün basın ve yayın muhabirlerini kapsayacak şekilde yeniden düzenlenmiştir.
- Avcılık belgelerine ait yıllık olarak tahsil olunan harçlar yeniden belirlenmiştir. Böylece, kaçak avcılığın artacağı yönündeki endişe ve tereddütlerin önüne geçmek, avcılık faaliyetinin bilinçli ve kontrollü bir şekilde icra edilmesi ortamının oluşmasına katkıda bulunmak amaçlanmış olup, avcılık belgelerinden alınan harç tutarları makul bir seviyeye çekilmektedir.
Maddenin (6) numaralı fıkrası ile, Vergi Barışı Kanununun 18 inci maddesinde değişiklik yapılmakta, vergi barışı kapsamında yeniden yapılandırılan borçların taksitlerinin zamanında yapılmaması durumunda, borcun ödenmeyen kısmının % 10 fazlası ile ödeneceğine ilişkin hükümde yer alan oran, vergi barışı uygulamasının gelinen noktadaki başarısı ve faiz oranlarında yaşanan kalıcı düşüş nedeniyle % 5 olarak yeniden belirlenmektedir.
Maddenin (7) numaralı fıkrasıyla 18.2.1963 tarihli ve 197 sayılı Motorlu Taşıtlar Vergisi Kanununun 13 üncü maddesinin (d) fıkrasında yer alan "Taşıtlarla ilgili fenni muayene komisyonları," ibaresi "Taşıtlarla ilgili fenni muayene komisyonları, fenni muayene yapma yetkisi verilen gerçek ve tüzel kişiler" olarak değiştirilmektedir.
Maddenin 8 inci fıkrasının (a) bendiyle yapılan değişiklikle Karayolları Genel Müdürlüğünün görev ve yetkileri arasında yer alan 2918 sayılı Kanunun 35. maddesine aykırı hareket edenler hakkında suç ve ceza tutanağı düzenleme yetkisi kaldırılarak bu yetki Ulaştırma Bakanlığına verilmiştir. Karayolları Trafik Kanununun 114 üncü maddesinin beşinci fıkrasındaki mevcut düzenlemeye göre, yetkili memurlarca düzenlenen trafik para cezası tutanakları doğrudan doğruya mal sandıklarına teslim edilmektedir.
Maddenin (8) numaralı fıkrasının (b) bendiyle yapılması önerilen değişiklikle trafik para cezası tahsilatlarının Maliye Bakanlığınca PTT vasıtasıyla yaptırılması halinde bu tutanakların mal sandığı yerine doğrudan PTT İdaresine teslimini temin etmek amacıyla söz konusu ibare değişikliği yapılmaktadır.
Fıkranın (c) bendiyle, araç tescil plakalarına göre yazılan trafik ceza tutanaklarının tebligat işlemlerinin posta yoluyla yapılmasına ve bu şekilde tebliğ edilemeyenlerin vergi dairesinin ilan tahtasına asılmak suretiyle tebliğine ilişkin özel bir tebligat usulü getirilmektedir.
Maddenin 9 uncu fıkrasıyla 4706 sayılı Kanunda yapılan ibare değişikliklerine ilişkin açıklamalar aşağıda yer almaktadır.
a) 4706 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin son fıkrasında yer alan "plan kararlarına uyulmak kaydıyla" ibaresi uygulamaya ilişkin bir uymayı ifade etmekle birlikte, fıkranın sonunda yer alan bu yerlerin amacı dışında kullanılamayacağına dair tapu kütüğüne şerh konulacağına ilişkin ifade karşısında mükerrerlik oluşturmakta ve karışıklıklara yol açmaktadır. Plan kararlarına uyma, amaca uygun kullanma ile aynı sonucu doğurduğundan, karışıklıkların ortadan kaldırılması amaçlanmaktadır. Ayrıca, değiştirilmesi öngörülen ikinci ibare ile sınai amaçlı yatırımları teşvik ederek istihdam yaratılması amaçlanmışken, uygulamada, sınai yatırım dışında diğer yatırımların bulunmaması, yatırım tutarı ile istihdam sayısının yüksek olması nedeniyle müracaat olmamıştır. Kanun hükmü ile amaçlanan yatırım ve istihdam hedeflerine ulaşabilmek ve diğer yatırımların da önünü açmak bakımından böyle bir değişiklik öngörülmektedir.
b) Maddenin uygulamasında tek bir parsel üzerinde çok sayıda yapı bulunmakta, madde metnindeki "alan" ifadesi birden fazla taşınmaz olması gerekeceği gibi yanlış yorumlara yol açabilmektedir. Bu karışıklığı ortadan kaldırmak amacıyla böyle bir düzenlemeye gidilmektedir.
c) Maddenin mevcut hali, imar planı yapılmış parsellere ilişkin olarak da yeniden plan yapılması gerektiği gibi yanlış anlaşılmalara neden olabilmektedir. Bu yanlış anlaşılmaları ortadan kaldırmak ve parsel bazında değerlendirme yapabilmek amacıyla böyle bir düzenlemeye gidilmektedir.
d) 2886 sayılı Devlet İhale Kanununun 9 uncu maddesinde tahmin edilen bedelin nasıl tespit edileceği belirtilmiştir. 4706 sayılı Kanunun 7 nci maddesinin altıncı fıkrasında, ekspertiz şirketlerine değer tespit ettirileceğine ilişkin hüküm bulunmasına rağmen, bu bedelin doğrudan rayiç bedel olarak ve 2886 sayılı Kanun hükümleri dışında tahmin edilen bedel olarak dikkate alınacağına ilişkin açıklık bulunmamaktadır. Emlak vergisine esas bedelin yüksek tespit edildiği taşınmazlarda bu bedelin, rayiç bedelin de üzerinde olması durumları ile karşılaşılmakta, ihale mevzuatına göre tahmin edilen bedelin emlak vergisine esas bedelin altında olamayacağına ilişkin hüküm karşısında bu taşınmazlar değerlendirilememekte ve gereksiz ilan masrafları ve mesai kaybı ile karşılaşılmaktadır. Bu olumsuzluğun ortadan kaldırılması bakımından, olayı tamamen genelleştirmeden, yalnızca ekspertiz şirketleri ile Maliye Bakanlığı merkez denetim elemanlarına yaptırılan rayiç bedel tespitlerinde; bir istisna hükmü olarak, emlak vergisine esas bedele bağlı kalınmaksızın, bu rayiç bedellerin tahmin edilen bedel olarak dikkate alınması ve böylece emlak vergisine esas bedeli yüksek tespit edilmiş Hazineye ait taşınmazların değerlendirilmesine yönelik olumsuzluklar ile gereksiz masrafların ortadan kaldırılması amacıyla böyle bir düzenlemeye gidilmektedir.
e) 4706 sayılı Kanunun 7/B maddesi, konut yapı kooperatiflerine, kooperatif birliklerine veya bu birliklerin oluşturduğu üst birliklere, Hazineye ait taşınmazların, bunlar arasında yapılacak ihale ile rayiç bedel üzerinden satışını düzenlemektedir.
Buradaki amaç, Hazineye ait imarlı, imarsız veya imar planında başka amaca ayrılmış taşınmazların konut amaçlı olarak satılabilmesine imkân tanımak olmasına rağmen, "imar planlarına uygun olarak konut yapılmak üzere ibaresi" imar planı yapılmamış veya imarda başka amaca ayrılmış taşınmazların bu madde kapsamında değerlendirilmesi konusunda tereddütlere neden olmaktadır. İmar planlarında konut amacına ayrılmış veya ayrılacak taşınmazlarda zaten plana uygun olarak konut yapılması gerektiği açıktır.
Burada imar planlarına uygun olmayan bir yapılaşmanın olması düşünülmemektedir ve bu esasen mümkün de değildir. Bu nedenle (9) numaralı fıkra ile, madde metninde yer alması gerekli olmayan ibarenin metinden çıkarılması tereddütlerin ortadan kalkmasını sağlayacaktır.
Maddenin (10) numaralı fıkrasının (a) bendi ile, 16.2.1995 tarihli ve 4070 sayılı Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanunun 10 uncu maddesinde 3.7.2003 tarihli ve 4916 sayılı Kanunla yapılan değişiklik paralelinde, bu maddenin değişiklikten önceki hükümlerine atıfta bulunan 8 inci maddesinde yer alan ibare madde metninden çıkarılmaktadır.
22.11.1984 tarihli ve 3083 sayılı Sulama Alanlarında Arazi Düzenlemesine Dair Tarım Reformu Kanununun 7 nci maddesinin ikinci fıkrası 3.7.2003 tarihli ve 4916 sayılı Kanunun 18 inci maddesi ile değiştirilerek, Kanun kapsamında kalan arazinin uygulayıcı kuruluşça uygun görülmesi durumunda satılmak, sınırlı ayni hak tesis edilmek ve kiralanmak veya kendilerine özel kanunlarla verilen görev ve yetki içinde kullanmaları şartı ile kamu kuruluşlarına tahsis edilmek üzere, Hazinenin tasarrufuna bırakılabileceği hükmü getirilmiştir. Bu yetkinin kullanılmasında tereddütlerin giderilmesi bakımından tarım arazilerinin satışında da bu kapsamda açıklık getirmek bakımından (10) numaralı fıkranın (b) bendi ile böyle bir düzenlemeye gidilmektedir.
1164 sayılı Kanunun mevcut ek 4 üncü maddesi hükmü, Hazineye ait arsa ve arazilerin bedelsiz devrinin iki Bakanın müşterek teklifi ve Başbakanın onayı ile gerçekleştirilmesini öngörmektedir. Oysa buradaki amaç, Arsa Ofisi Genel Müdürlüğü ile Toplu Konut İdaresi Başkanlığının önemli projeleri gerçekleştirmek üzere belirleyeceği arsa üretim alanlarının Başbakan onayı ile tespit edilmesi ve bu alanlar içinde bulunan Hazineye ait taşınmazların Maliye Bakanlığınca ilgili idarelere devredilmesidir. Bu durum aynı zamanda, belirlenen arsa üretim alanları içinde kalan tescilsiz alanların Hazine adına tescil edilmesinde karşılaşılan bürokratik formalitelerin kısaltılmasını ve kolaylaştırılmasını da sağlayacaktır. Ayrıca, bu şekilde devredilen bazı taşınmazlara, değişik şekillerde değerlendirilmesine yönelik olarak ihtiyaç duyulmaktadır. Böyle durumlarda, kamu hizmetine ayrılan yerlerde olduğu gibi devredilen taşınmazların bedelsiz olarak Hazineye iade edilmesi gerekmektedir. Belirtilen gerekçelerle maddede yer alan ibarelerin değiştirilmesi öngörülmektedir.
29.1.2004 tarihli ve 5084 sayılı Kanunun 5 inci maddesi, bu Kanunun 2 nci maddesinin (b) bendi kapsamındaki illerde en az on kişilik istihdam öngören yatırımcılara Hazineye ait arazi veya arsaların bedelsiz devrini öngörmektedir. Organize sanayi bölgelerinde bulunan parsellerin de bu kapsamda değerlendirilmesi, uygulamada bu alanların her türlü alt yapı, plan ve parselasyon çalışmalarını yürüten organize sanayi bölgelerinin arsa tahsislerinde yatırımcılar yönünden farklı muhataplar olması açısından yetki karmaşasına neden olmakta ve teşvik amacının tam olarak gerçekleştirilememesine yol açmaktadır. Bütün bu sakıncaların ortadan kaldırılarak yatırımcıların tek bir muhatapla karşılaşmalarını ve bürokratik formalitelerin azaltılmasını teminen (12) numaralı fıkra ile böyle bir düzenlemeye gidilmektedir.
Maddenin 5083 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Devletinin Para Birimi Hakkında Kanunun 2 nci maddesinde ibare değişikliği yapan fıkrası ile, Yeni Kuruşa tamamlama işlemlerinin birim fiyatlarda değil, işlem sonuçlarında ve ödeme aşamasında gerçekleştirilmesi ve ödeme kayıtlarının virgülden sonra en çok iki hane ile yapılması amaçlanmaktadır. Bu değişiklikle, Türk Lirası değerlerin Yeni Türk Lirasına dönüşüm işlemlerinin ve Yeni Türk Lirası cinsinden yapılan işlemlerin sonuçlarında ve ödeme aşamalarında bir Yeni Kuruşun altındaki tutarları ödemeye olanak verecek madeni para bulunmaması nedeniyle, yarım Yeni Kuruş ve üzerindeki değerlerin bir üst Yeni Kuruşa tamamlanması, yarım Yeni Kuruşun altındaki değerlerin dikkate alınmaması yönünde düzenleme getirilmektedir. Bu düzenleme doğrultusunda, sayısal işlem yapan elektronik cihazların ve bilgisayar yazılımlarının yenilenmesi gibi bazı teknik güçlüklerin de önüne geçilmiş olunacaktır.
Mal ve hizmetlerin fiyatları bir Yeni Kuruşun altında olabileceği gibi, bir Yeni Kuruşun altındaki değer küsuratlı olarak da belirlenebilecektir. Vergiler, yabancı para alım satımı ve benzeri belli sabit sayılarla çarpım yapılarak elde edilen sonuç üzerinde tahakkuk, tahsil ve ödeme işlemlerinde, işlem sonuçları da bir Yeni Kuruşun altında veya değer küsuratı bir Yeni Kuruşun altında olabilecek şekilde sonuç verebilecektir.
Maddenin 14 numaralı fıkrasıyla 29.7.1970 tarihli ve 1319 sayılı Emlak Vergisi Kanununda yapılan değişiklikle Kanunun 4 ve 14 üncü maddelerinde yer alan muafiyet uygulamalarında geçerli olan kiraya verilmeme şartının Özelleştirme uygulamaları çerçevesinde yapılan işletme hakkı devirlerini kapsamaması yönünde düzenleme yapılmaktadır.
-
-
12 Aralık 2003
-
Değişikliğin gerekçesi
- Bankalar Kanununun 14 üncü ve 15 inci maddelerinin hükümleri ve diğer hükümleri ile temettü hariç ortaklık hakları ile yönetimleri ve denetimleri veya hisseleri kısmen veya tamamen Fona intikal eden bankalar, tasfiyeleri Fon eliyle yürütülen müflis bankalar ve iflâs idareleri, genel olarak her türlü vergi, resim, harç ve diğer malî mükellefiyetlerden muaf ve istisna edilmişse de, bu kurum ve kuruluşlara ait binalar yönünden de 1319 sayılı Emlak Vergisi Kanunu kapsamına giren vergilerden istisna ve muaf tutulmaları amaçlanmıştır.
-
Değişikliğin gerekçesi
- Bankalar Kanununun 14 üncü ve 15 inci maddelerinin hükümleri ve diğer hükümleri ile temettü hariç ortaklık hakları ile yönetimleri ve denetimleri veya hisseleri kısmen veya tamamen Fona intikal eden bankalar, tasfiyeleri Fon eliyle yürütülen müflis bankalar ve iflâs idareleri, genel olarak her türlü vergi, resim, harç ve diğer malî mükellefiyetlerden muaf ve istisna edilmişse de, bu kurum ve kuruluşlara ait araziler ve arsalar yönünden de 1319 sayılı Emlak Vergisi Kanunu kapsamına giren vergilerden istisna ve muaf tutulmaları amaçlanmıştır.
-
Eski ifade
(a),(b) ve (s)Yeni ifade(a),(b), (s) ve (y)Değişikliğin gerekçesi
- Bankalar Kanununun 14 üncü ve 15 inci maddelerinin hükümleri ve diğer hükümleri ile temettü hariç ortaklık hakları ile yönetimleri ve denetimleri veya hisseleri kısmen veya tamamen Fona intikal eden bankalar, tasfiyeleri Fon eliyle yürütülen müflis bankalar ve iflâs idareleri, genel olarak her türlü vergi, resim, harç ve diğer malî mükellefiyetlerden muaf ve istisna edilmişse de, bu kurum ve kuruluşlara ait binalar yönünden de 1319 sayılı Emlak Vergisi Kanunu kapsamına giren vergilerden istisna ve muaf tutulmaları amaçlanmıştır.
-
Bu fıkrada yer alan; "(a),(b) ve (f)” ibaresi, 12/12/2003 tarihli ve 5020 sayılı Kanunun 9 uncu maddesi ile "(a),(b),(f) ve (ı)” şeklinde değiştirilmiştir.
Değişikliğin gerekçesi
- Bankalar Kanununun 14 üncü ve 15 inci maddelerinin hükümleri ve diğer hükümleri ile temettü hariç ortaklık hakları ile yönetimleri ve denetimleri veya hisseleri kısmen veya tamamen Fona intikal eden bankalar, tasfiyeleri Fon eliyle yürütülen müflis bankalar ve iflâs idareleri, genel olarak her türlü vergi, resim, harç ve diğer malî mükellefiyetlerden muaf ve istisna edilmişse de, bu kurum ve kuruluşlara ait araziler ve arsalar yönünden de 1319 sayılı Emlak Vergisi Kanunu kapsamına giren vergilerden istisna ve muaf tutulmaları amaçlanmıştır.
-
-
31 Temmuz 2003
-
Bu maddede yer alan “% 5” pay oranının, 2003 yılı sonuna kadar “% 4,5” olarak uygulanması ile ilgili olarak, 31/7/2003 tarihli ve 4969 sayılı Kanunun Geçici 3 üncü maddesine bakınız.
-
-
30 Temmuz 2003
-
Değişikliğin gerekçesi
- Bu madde ile Emlak Vergisi Kanununun muafiyetlere ilişkin 4 üncü maddesine bir fıkra eklenmektedir.
Doğalgazın ülke içinde yaygınlaştırılması ile yeni inşa edilen ana iletim, dağıtım ve bağlantı hatları bağımsız bölümlerle birlikte mükellefiyet adedi onbinleri geçecektir. Teknik olarak bu hacimde ve ülkenin değişik bölgelerinde bulunan il, ilçe ve beldedeki emlak vergisini takip etmek imkânsız hale gelecektir.
Mevcut durumu ile boru hatları, üzerinden geçtikleri her bir bağımsız yapılarla birlikte değişik belediyelerde emlak vergisine konu olmaktadır. Oysa boru hatları kesintisiz olup, hangi belediyeye ait olduğunun tespiti de zaman zaman güçlük yaratmakta ve bu durum ihtilaflara neden olabilmektedir.
Bu karmaşayı gidermek için yapılan düzenleme ile doğalgaz ve petrol boru hattı ile bunların ayrılmaz parçasını oluşturan istasyonlar bina vergisinden muaf tutulmaktadır.
-
Değişikliğin gerekçesi
- Bu madde ile bina vergisi oranını düzenleyen Emlak Vergisi Kanunun 8 inci maddesinin ikinci fıkrası yeniden düzenlenmekte ve üçüncü fıkraya yeni bir hüküm eklenmektedir.
Maddenin ikinci fıkrasında yapılan düzenleme ile daha önce indirimli vergi oranından yararlanan mükelleflerin yanında, hiçbir geliri bulunmayan mükelleflerin de indirimli vergi oranından yararlanmalarına imkân sağlanmaktadır. Ancak, hiçbir geliri olmayan mükelleflerden kendisine bakmakla yükümlü bir kimsesi olan ve 18 yaşını doldurmamış bulunan mükellefler yararlanamayacaklardır. Mükellefin kendisine bakmakla yükümlü olan kişinin de hiçbir gelirinin olmaması halinde indirimli vergi oranı uygulanacaktır.
Yapılan düzenleme ile ayrıca indirimli vergi oranından yararlanmak için konutun 150 m2 yi geçmemesi şartı getirilmiştir. Buna göre, indirimli vergi oranından yararlanacak mükelleflerin sahip oldukları meskenin 150 m2 yi geçmemesi gerekmektedir.
Diğer taraftan, aynı maddede yapılan bir diğer düzenleme ile maddenin son fıkrasına bir hüküm eklenmektedir.
Bilindiği gibi, Emlak Vergisi Kanununun 8 inci maddesinin son fıkrasında, yeni inşa edilen bina veya binaların vergisinin, arsasının veya arsa payının vergisinden az olamayacağı hükmü yer almaktadır.
Yeni inşa edilen binalarda bu hükmün devamlı uygulanması düşünülemeyeceğinden, anılan fıkranın sonuna eklenen bir hükümle, söz konusu uygulamanın 4 yıl süre ile yapılması öngörülmektedir.
-
Değişikliğin gerekçesi
- Bu madde ile bina vergisi oranını düzenleyen Emlak Vergisi Kanunun 8 inci maddesinin ikinci fıkrası yeniden düzenlenmekte ve üçüncü fıkraya yeni bir hüküm eklenmektedir.
Maddenin ikinci fıkrasında yapılan düzenleme ile daha önce indirimli vergi oranından yararlanan mükelleflerin yanında, hiçbir geliri bulunmayan mükelleflerin de indirimli vergi oranından yararlanmalarına imkân sağlanmaktadır. Ancak, hiçbir geliri olmayan mükelleflerden kendisine bakmakla yükümlü bir kimsesi olan ve 18 yaşını doldurmamış bulunan mükellefler yararlanamayacaklardır. Mükellefin kendisine bakmakla yükümlü olan kişinin de hiçbir gelirinin olmaması halinde indirimli vergi oranı uygulanacaktır.
Yapılan düzenleme ile ayrıca indirimli vergi oranından yararlanmak için konutun 150 m2 yi geçmemesi şartı getirilmiştir. Buna göre, indirimli vergi oranından yararlanacak mükelleflerin sahip oldukları meskenin 150 m2 yi geçmemesi gerekmektedir.
Diğer taraftan, aynı maddede yapılan bir diğer düzenleme ile maddenin son fıkrasına bir hüküm eklenmektedir.
Bilindiği gibi, Emlak Vergisi Kanununun 8 inci maddesinin son fıkrasında, yeni inşa edilen bina veya binaların vergisinin, arsasının veya arsa payının vergisinden az olamayacağı hükmü yer almaktadır.
Yeni inşa edilen binalarda bu hükmün devamlı uygulanması düşünülemeyeceğinden, anılan fıkranın sonuna eklenen bir hükümle, söz konusu uygulamanın 4 yıl süre ile yapılması öngörülmektedir.
-
-
3 Nisan 2002
-
3/4/2002 tarihli ve 4751 sayılı Kanunun 7 nci maddesiyle bu maddede yer alan “Beyan dışı” ibaresi, “Bildirim dışı”; “beyan edilmediğinin” ibaresi, “bildirim dışı bırakıldığının” olarak, değiştirilmiştir.
-
7 Mart 2002
-
8 Ocak 2002
-
Değişikliğin gerekçesi
– (A) fıkrası ile; bina vergisi oranına ilişkin Emlak Vergisi Kanununun 8 inci maddesinin birinci fıkrası yeniden düzenlenmektedir.
Büyükşehir belediyelerinin devamlı göç alması, büyükşehir belediyelerinin sürekli alt yapı yatırımı yapmalarını gerekli kılmaktadır. Büyükşehir belediyelerinin gerek alt yapı yatırımlarını sürdürmeleri, gerekse büyükşehirlerde yaşamın gerektirdiği diğer ihtiyaçlar gözönüne alındığında, büyükşehir belediyelerinin finansman ihtiyacı açık bir şekilde ortaya çıkmaktadır.
Büyükşehir belediyelerinin ortaya çıkan gelir ihtiyaçlarının büyükşehir belediye sınırları içinde oturanlardan karşılanması, sosyal adalete daha uygun düşmektedir.
Bu amaçla büyükşehir belediye sınırları ve mücavir alan içinde bulunan bina vergisi oranlarının % 100 artırımlı uygulanması ve bu suretle fazla tahsil edilen verginin büyükşehir belediyelerine aktarılması öngörülmektedir.
Buna göre, büyükşehir belediye ve mücavir alan sınırları içinde bulunan belediyeler, meskenlerden binde 2, diğer binalardan ise binde 4 oranında emlak vergisi tahsil edeceklerdir.
(B) fıkrası ile; arazi vergisi oranına ilişkin Emlak Vergisi Kanununun 18 inci maddesi yeniden düzenlenmektedir.
Yapılan düzenleme ile büyükşehir belediye ve mücavir alan sınırları içinde, arazi ve arsaya ilişkin vergi oranlarının % 100 artırımlı uygulanması öngörülmektedir.
Buna göre, büyükşehir belediye sınırları ve mücavir alanlar içinde halen binde 1 olarak uygulanan arazi vergisi oranı binde 2, binde 3 olarak uygulanan arsa vergisi oranı ise binde 6 olarak uygulanacaktır.
(C) fıkrası ile; belediyeler tarafından tahsil olunan emlak vergisinden il özel idarelerine ve büyükşehir belediyelerine verilecek payların miktarı ile bu payların aktarılmasına ilişkin hususlar düzenlenmektedir.
Halen uygulanan madde hükmüne göre, tüm belediyelerce tahsil olunan emlak vergisinin % 15’i il özel idareleri payı olarak ayrılmaktadır. 3030 sayılı Kanunun uygulandığı büyükşehirlerde ise il özel idareler payı ayrıldıktan sonra kalan miktarın % 20’si büyükşehir payı olarak ayrıca ayrılmakta ve tahsilâtı takip eden ayın sonuna kadar ilgili il özel idarelerine ve büyükşehir belediyelerine ödenmektedir.
Yeniden düzenlenen maddeye göre, 3030 sayılı Kanunun uygulandığı büyükşehir belediye sınırları ve mücavir alanlar içinde tahsil edilen bina, arsa ve arazi vergisi tutarının yarısı büyükşehir belediyesi payı, bu pay ayrıldıktan sonra kalan tutarın yüzde 15’i il özel idareler payı olarak ayrılacaktır. İl özel idareler payının hesaplanmasına esas olan tutardan il özel idareler payının düşülmesinden sonra kalan kısmın % 20’si oranında büyükşehir belediyesine ayrıca pay verilecektir.
3030 sayılı Kanunun uygulandığı büyükşehir belediyesi dışında kalan belediyelerde ise, tahsil edilen bina ve arazi vergilerinin % 15’i daha önce olduğu gibi ilgili il özel idareler payı olarak ayrılacaktır.
Belediyeler bu suretle ayırmış oldukları il özel idarelerine ve büyükşehir belediyelerine ait payları tahsilâtı takip eden ayın yedinci günü akşamına kadar ilgili il özel idarelerine ve büyükşehir belediyelerine bir bildirimle beyan edecekler ve aynı süre içinde ödeyeceklerdir.
Belediyeler tahsil ettikleri emlak vergisinden il özel idarelerine ve büyükşehir belediyelerine ayırdıkları payları süresi içinde ödememeleri halinde, 6183 sayılı Âmme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre, il özel idarelerine ve büyükşehir belediyelerine gecikme zammı ödeyeceklerdir.
Ayrıca, söz konusu payların il özel idarelerine ve büyükşehir belediyelerine tam ve zamanında yatırılmasından belediye başkanları sorumlu olacaklardır. Bu yükümlülüğe uymayanlar adına ilgili özel idareler ve büyükşehir belediyeleri tarafından ödenmeyen payların % 10’u kadar ceza kesilecek ve bu ceza ilgililerden 6183 sayılı Kanun hükümleri uyarınca müşterek ve müteselsil sorumluluk esasına göre tahsil edilecektir.
(D) fıkrası ile; Emlak Vergisi Kanununa geçici bir madde eklenmektedir.
Bilindiği gibi, 17 Ağustos 1999 tarihinde Sakarya İlinde deprem felaketi yaşanmıştır. Bu deprem, Sakarya’da ciddî boyutta tahribata ve zarara neden olmuştur. Bu durum dikkate alınarak, Emlak Vergisi Kanununun bu Kanunla değişik 8 inci maddesinin birinci fıkrası ile 18 inci maddesi hükümlerine göre büyükşehir belediye sınırları ve mücavir alanlar içinde uygulanacak artırımlı vergi oranlarının, 2002 ila 2005 yıllarında Sakarya Büyükşehir Belediye sınırları ve mücavir alanlarda uygulanmaması sağlanmaktadır.
Bu suretle, Sakarya Büyükşehir Belediye sınırları ve mücavir alanlar içindeki belediyelere mükellefler 2002 ila 2005 yıllarında normal oranda bina ve arazi vergisi ödeyeceklerdir.
-
Değişikliğin gerekçesi
– (A) fıkrası ile; bina vergisi oranına ilişkin Emlak Vergisi Kanununun 8 inci maddesinin birinci fıkrası yeniden düzenlenmektedir.
Büyükşehir belediyelerinin devamlı göç alması, büyükşehir belediyelerinin sürekli alt yapı yatırımı yapmalarını gerekli kılmaktadır. Büyükşehir belediyelerinin gerek alt yapı yatırımlarını sürdürmeleri, gerekse büyükşehirlerde yaşamın gerektirdiği diğer ihtiyaçlar gözönüne alındığında, büyükşehir belediyelerinin finansman ihtiyacı açık bir şekilde ortaya çıkmaktadır.
Büyükşehir belediyelerinin ortaya çıkan gelir ihtiyaçlarının büyükşehir belediye sınırları içinde oturanlardan karşılanması, sosyal adalete daha uygun düşmektedir.
Bu amaçla büyükşehir belediye sınırları ve mücavir alan içinde bulunan bina vergisi oranlarının % 100 artırımlı uygulanması ve bu suretle fazla tahsil edilen verginin büyükşehir belediyelerine aktarılması öngörülmektedir.
Buna göre, büyükşehir belediye ve mücavir alan sınırları içinde bulunan belediyeler, meskenlerden binde 2, diğer binalardan ise binde 4 oranında emlak vergisi tahsil edeceklerdir.
(B) fıkrası ile; arazi vergisi oranına ilişkin Emlak Vergisi Kanununun 18 inci maddesi yeniden düzenlenmektedir.
Yapılan düzenleme ile büyükşehir belediye ve mücavir alan sınırları içinde, arazi ve arsaya ilişkin vergi oranlarının % 100 artırımlı uygulanması öngörülmektedir.
Buna göre, büyükşehir belediye sınırları ve mücavir alanlar içinde halen binde 1 olarak uygulanan arazi vergisi oranı binde 2, binde 3 olarak uygulanan arsa vergisi oranı ise binde 6 olarak uygulanacaktır.
(C) fıkrası ile; belediyeler tarafından tahsil olunan emlak vergisinden il özel idarelerine ve büyükşehir belediyelerine verilecek payların miktarı ile bu payların aktarılmasına ilişkin hususlar düzenlenmektedir.
Halen uygulanan madde hükmüne göre, tüm belediyelerce tahsil olunan emlak vergisinin % 15’i il özel idareleri payı olarak ayrılmaktadır. 3030 sayılı Kanunun uygulandığı büyükşehirlerde ise il özel idareler payı ayrıldıktan sonra kalan miktarın % 20’si büyükşehir payı olarak ayrıca ayrılmakta ve tahsilâtı takip eden ayın sonuna kadar ilgili il özel idarelerine ve büyükşehir belediyelerine ödenmektedir.
Yeniden düzenlenen maddeye göre, 3030 sayılı Kanunun uygulandığı büyükşehir belediye sınırları ve mücavir alanlar içinde tahsil edilen bina, arsa ve arazi vergisi tutarının yarısı büyükşehir belediyesi payı, bu pay ayrıldıktan sonra kalan tutarın yüzde 15’i il özel idareler payı olarak ayrılacaktır. İl özel idareler payının hesaplanmasına esas olan tutardan il özel idareler payının düşülmesinden sonra kalan kısmın % 20’si oranında büyükşehir belediyesine ayrıca pay verilecektir.
3030 sayılı Kanunun uygulandığı büyükşehir belediyesi dışında kalan belediyelerde ise, tahsil edilen bina ve arazi vergilerinin % 15’i daha önce olduğu gibi ilgili il özel idareler payı olarak ayrılacaktır.
Belediyeler bu suretle ayırmış oldukları il özel idarelerine ve büyükşehir belediyelerine ait payları tahsilâtı takip eden ayın yedinci günü akşamına kadar ilgili il özel idarelerine ve büyükşehir belediyelerine bir bildirimle beyan edecekler ve aynı süre içinde ödeyeceklerdir.
Belediyeler tahsil ettikleri emlak vergisinden il özel idarelerine ve büyükşehir belediyelerine ayırdıkları payları süresi içinde ödememeleri halinde, 6183 sayılı Âmme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre, il özel idarelerine ve büyükşehir belediyelerine gecikme zammı ödeyeceklerdir.
Ayrıca, söz konusu payların il özel idarelerine ve büyükşehir belediyelerine tam ve zamanında yatırılmasından belediye başkanları sorumlu olacaklardır. Bu yükümlülüğe uymayanlar adına ilgili özel idareler ve büyükşehir belediyeleri tarafından ödenmeyen payların % 10’u kadar ceza kesilecek ve bu ceza ilgililerden 6183 sayılı Kanun hükümleri uyarınca müşterek ve müteselsil sorumluluk esasına göre tahsil edilecektir.
(D) fıkrası ile; Emlak Vergisi Kanununa geçici bir madde eklenmektedir.
Bilindiği gibi, 17 Ağustos 1999 tarihinde Sakarya İlinde deprem felaketi yaşanmıştır. Bu deprem, Sakarya’da ciddî boyutta tahribata ve zarara neden olmuştur. Bu durum dikkate alınarak, Emlak Vergisi Kanununun bu Kanunla değişik 8 inci maddesinin birinci fıkrası ile 18 inci maddesi hükümlerine göre büyükşehir belediye sınırları ve mücavir alanlar içinde uygulanacak artırımlı vergi oranlarının, 2002 ila 2005 yıllarında Sakarya Büyükşehir Belediye sınırları ve mücavir alanlarda uygulanmaması sağlanmaktadır.
Bu suretle, Sakarya Büyükşehir Belediye sınırları ve mücavir alanlar içindeki belediyelere mükellefler 2002 ila 2005 yıllarında normal oranda bina ve arazi vergisi ödeyeceklerdir.
-
Değişikliğin gerekçesi
– (A) fıkrası ile; bina vergisi oranına ilişkin Emlak Vergisi Kanununun 8 inci maddesinin birinci fıkrası yeniden düzenlenmektedir.
Büyükşehir belediyelerinin devamlı göç alması, büyükşehir belediyelerinin sürekli alt yapı yatırımı yapmalarını gerekli kılmaktadır. Büyükşehir belediyelerinin gerek alt yapı yatırımlarını sürdürmeleri, gerekse büyükşehirlerde yaşamın gerektirdiği diğer ihtiyaçlar gözönüne alındığında, büyükşehir belediyelerinin finansman ihtiyacı açık bir şekilde ortaya çıkmaktadır.
Büyükşehir belediyelerinin ortaya çıkan gelir ihtiyaçlarının büyükşehir belediye sınırları içinde oturanlardan karşılanması, sosyal adalete daha uygun düşmektedir.
Bu amaçla büyükşehir belediye sınırları ve mücavir alan içinde bulunan bina vergisi oranlarının % 100 artırımlı uygulanması ve bu suretle fazla tahsil edilen verginin büyükşehir belediyelerine aktarılması öngörülmektedir.
Buna göre, büyükşehir belediye ve mücavir alan sınırları içinde bulunan belediyeler, meskenlerden binde 2, diğer binalardan ise binde 4 oranında emlak vergisi tahsil edeceklerdir.
(B) fıkrası ile; arazi vergisi oranına ilişkin Emlak Vergisi Kanununun 18 inci maddesi yeniden düzenlenmektedir.
Yapılan düzenleme ile büyükşehir belediye ve mücavir alan sınırları içinde, arazi ve arsaya ilişkin vergi oranlarının % 100 artırımlı uygulanması öngörülmektedir.
Buna göre, büyükşehir belediye sınırları ve mücavir alanlar içinde halen binde 1 olarak uygulanan arazi vergisi oranı binde 2, binde 3 olarak uygulanan arsa vergisi oranı ise binde 6 olarak uygulanacaktır.
(C) fıkrası ile; belediyeler tarafından tahsil olunan emlak vergisinden il özel idarelerine ve büyükşehir belediyelerine verilecek payların miktarı ile bu payların aktarılmasına ilişkin hususlar düzenlenmektedir.
Halen uygulanan madde hükmüne göre, tüm belediyelerce tahsil olunan emlak vergisinin % 15’i il özel idareleri payı olarak ayrılmaktadır. 3030 sayılı Kanunun uygulandığı büyükşehirlerde ise il özel idareler payı ayrıldıktan sonra kalan miktarın % 20’si büyükşehir payı olarak ayrıca ayrılmakta ve tahsilâtı takip eden ayın sonuna kadar ilgili il özel idarelerine ve büyükşehir belediyelerine ödenmektedir.
Yeniden düzenlenen maddeye göre, 3030 sayılı Kanunun uygulandığı büyükşehir belediye sınırları ve mücavir alanlar içinde tahsil edilen bina, arsa ve arazi vergisi tutarının yarısı büyükşehir belediyesi payı, bu pay ayrıldıktan sonra kalan tutarın yüzde 15’i il özel idareler payı olarak ayrılacaktır. İl özel idareler payının hesaplanmasına esas olan tutardan il özel idareler payının düşülmesinden sonra kalan kısmın % 20’si oranında büyükşehir belediyesine ayrıca pay verilecektir.
3030 sayılı Kanunun uygulandığı büyükşehir belediyesi dışında kalan belediyelerde ise, tahsil edilen bina ve arazi vergilerinin % 15’i daha önce olduğu gibi ilgili il özel idareler payı olarak ayrılacaktır.
Belediyeler bu suretle ayırmış oldukları il özel idarelerine ve büyükşehir belediyelerine ait payları tahsilâtı takip eden ayın yedinci günü akşamına kadar ilgili il özel idarelerine ve büyükşehir belediyelerine bir bildirimle beyan edecekler ve aynı süre içinde ödeyeceklerdir.
Belediyeler tahsil ettikleri emlak vergisinden il özel idarelerine ve büyükşehir belediyelerine ayırdıkları payları süresi içinde ödememeleri halinde, 6183 sayılı Âmme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre, il özel idarelerine ve büyükşehir belediyelerine gecikme zammı ödeyeceklerdir.
Ayrıca, söz konusu payların il özel idarelerine ve büyükşehir belediyelerine tam ve zamanında yatırılmasından belediye başkanları sorumlu olacaklardır. Bu yükümlülüğe uymayanlar adına ilgili özel idareler ve büyükşehir belediyeleri tarafından ödenmeyen payların % 10’u kadar ceza kesilecek ve bu ceza ilgililerden 6183 sayılı Kanun hükümleri uyarınca müşterek ve müteselsil sorumluluk esasına göre tahsil edilecektir.
(D) fıkrası ile; Emlak Vergisi Kanununa geçici bir madde eklenmektedir.
Bilindiği gibi, 17 Ağustos 1999 tarihinde Sakarya İlinde deprem felaketi yaşanmıştır. Bu deprem, Sakarya’da ciddî boyutta tahribata ve zarara neden olmuştur. Bu durum dikkate alınarak, Emlak Vergisi Kanununun bu Kanunla değişik 8 inci maddesinin birinci fıkrası ile 18 inci maddesi hükümlerine göre büyükşehir belediye sınırları ve mücavir alanlar içinde uygulanacak artırımlı vergi oranlarının, 2002 ila 2005 yıllarında Sakarya Büyükşehir Belediye sınırları ve mücavir alanlarda uygulanmaması sağlanmaktadır.
Bu suretle, Sakarya Büyükşehir Belediye sınırları ve mücavir alanlar içindeki belediyelere mükellefler 2002 ila 2005 yıllarında normal oranda bina ve arazi vergisi ödeyeceklerdir.
-
Bu madde başlığı, “Verginin dağılımı” iken, 8/1/2002 tarihli ve 4736 sayılı Kanunun 4 üncü maddesiyle metne işlendiği şekilde değiştirilmiştir.
Değişikliğin gerekçesi
– (A) fıkrası ile; bina vergisi oranına ilişkin Emlak Vergisi Kanununun 8 inci maddesinin birinci fıkrası yeniden düzenlenmektedir.
Büyükşehir belediyelerinin devamlı göç alması, büyükşehir belediyelerinin sürekli alt yapı yatırımı yapmalarını gerekli kılmaktadır. Büyükşehir belediyelerinin gerek alt yapı yatırımlarını sürdürmeleri, gerekse büyükşehirlerde yaşamın gerektirdiği diğer ihtiyaçlar gözönüne alındığında, büyükşehir belediyelerinin finansman ihtiyacı açık bir şekilde ortaya çıkmaktadır.
Büyükşehir belediyelerinin ortaya çıkan gelir ihtiyaçlarının büyükşehir belediye sınırları içinde oturanlardan karşılanması, sosyal adalete daha uygun düşmektedir.
Bu amaçla büyükşehir belediye sınırları ve mücavir alan içinde bulunan bina vergisi oranlarının % 100 artırımlı uygulanması ve bu suretle fazla tahsil edilen verginin büyükşehir belediyelerine aktarılması öngörülmektedir.
Buna göre, büyükşehir belediye ve mücavir alan sınırları içinde bulunan belediyeler, meskenlerden binde 2, diğer binalardan ise binde 4 oranında emlak vergisi tahsil edeceklerdir.
(B) fıkrası ile; arazi vergisi oranına ilişkin Emlak Vergisi Kanununun 18 inci maddesi yeniden düzenlenmektedir.
Yapılan düzenleme ile büyükşehir belediye ve mücavir alan sınırları içinde, arazi ve arsaya ilişkin vergi oranlarının % 100 artırımlı uygulanması öngörülmektedir.
Buna göre, büyükşehir belediye sınırları ve mücavir alanlar içinde halen binde 1 olarak uygulanan arazi vergisi oranı binde 2, binde 3 olarak uygulanan arsa vergisi oranı ise binde 6 olarak uygulanacaktır.
(C) fıkrası ile; belediyeler tarafından tahsil olunan emlak vergisinden il özel idarelerine ve büyükşehir belediyelerine verilecek payların miktarı ile bu payların aktarılmasına ilişkin hususlar düzenlenmektedir.
Halen uygulanan madde hükmüne göre, tüm belediyelerce tahsil olunan emlak vergisinin % 15’i il özel idareleri payı olarak ayrılmaktadır. 3030 sayılı Kanunun uygulandığı büyükşehirlerde ise il özel idareler payı ayrıldıktan sonra kalan miktarın % 20’si büyükşehir payı olarak ayrıca ayrılmakta ve tahsilâtı takip eden ayın sonuna kadar ilgili il özel idarelerine ve büyükşehir belediyelerine ödenmektedir.
Yeniden düzenlenen maddeye göre, 3030 sayılı Kanunun uygulandığı büyükşehir belediye sınırları ve mücavir alanlar içinde tahsil edilen bina, arsa ve arazi vergisi tutarının yarısı büyükşehir belediyesi payı, bu pay ayrıldıktan sonra kalan tutarın yüzde 15’i il özel idareler payı olarak ayrılacaktır. İl özel idareler payının hesaplanmasına esas olan tutardan il özel idareler payının düşülmesinden sonra kalan kısmın % 20’si oranında büyükşehir belediyesine ayrıca pay verilecektir.
3030 sayılı Kanunun uygulandığı büyükşehir belediyesi dışında kalan belediyelerde ise, tahsil edilen bina ve arazi vergilerinin % 15’i daha önce olduğu gibi ilgili il özel idareler payı olarak ayrılacaktır.
Belediyeler bu suretle ayırmış oldukları il özel idarelerine ve büyükşehir belediyelerine ait payları tahsilâtı takip eden ayın yedinci günü akşamına kadar ilgili il özel idarelerine ve büyükşehir belediyelerine bir bildirimle beyan edecekler ve aynı süre içinde ödeyeceklerdir.
Belediyeler tahsil ettikleri emlak vergisinden il özel idarelerine ve büyükşehir belediyelerine ayırdıkları payları süresi içinde ödememeleri halinde, 6183 sayılı Âmme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre, il özel idarelerine ve büyükşehir belediyelerine gecikme zammı ödeyeceklerdir.
Ayrıca, söz konusu payların il özel idarelerine ve büyükşehir belediyelerine tam ve zamanında yatırılmasından belediye başkanları sorumlu olacaklardır. Bu yükümlülüğe uymayanlar adına ilgili özel idareler ve büyükşehir belediyeleri tarafından ödenmeyen payların % 10’u kadar ceza kesilecek ve bu ceza ilgililerden 6183 sayılı Kanun hükümleri uyarınca müşterek ve müteselsil sorumluluk esasına göre tahsil edilecektir.
(D) fıkrası ile; Emlak Vergisi Kanununa geçici bir madde eklenmektedir.
Bilindiği gibi, 17 Ağustos 1999 tarihinde Sakarya İlinde deprem felaketi yaşanmıştır. Bu deprem, Sakarya’da ciddî boyutta tahribata ve zarara neden olmuştur. Bu durum dikkate alınarak, Emlak Vergisi Kanununun bu Kanunla değişik 8 inci maddesinin birinci fıkrası ile 18 inci maddesi hükümlerine göre büyükşehir belediye sınırları ve mücavir alanlar içinde uygulanacak artırımlı vergi oranlarının, 2002 ila 2005 yıllarında Sakarya Büyükşehir Belediye sınırları ve mücavir alanlarda uygulanmaması sağlanmaktadır.
Bu suretle, Sakarya Büyükşehir Belediye sınırları ve mücavir alanlar içindeki belediyelere mükellefler 2002 ila 2005 yıllarında normal oranda bina ve arazi vergisi ödeyeceklerdir.
-
-
23 Haziran 2000
-
Değişikliğin gerekçesi
—Madde ile, emlâk vergisinde muafiyet sağlanarak yatırımcıyı teşvik etmek ve kamulaştırmaya konu olan arazilerin çoğunun boru hattı güzergâhı boyunca dar bir şerit halinde binlerce parselden oluşması nedeniyle; hem yatırımcı hem de kamulaştırma ile görevlendirilen kuruluşa her yıl beyanname verme ve benzeri bürokratik işlemleri ortadan kaldırmak amacıyla Maliye Bakanlığının görüşlerinin de dikkate alınması suretiyle söz konusu muafiyetin getirilmesi amaçlanmaktadır.
-
-
11 Ağustos 1999
-
Değişikliğin gerekçesi
– Emlâk Vergisi Kanununda 4369 sayılı Kanunla yapılan değişiklikle uygulamaya konulan yeniden değerlemeye dayalı endeksleme sistemi nedeniyle ülke genelinde tek bir oran uygulanması, iktisadî ve sosyal gelişmişlik düzeyi farklı olan yörelerde vergilemede adaletsizliğe yol açabilmektedir. Bu nevi olumsuzlukların önlenebilmesi bakımından öncelikle yeniden değerleme oranının yarısı kadar bir artışın kendiliğinden sağlanması öngörülmüştür. Ayrıca, Bakanlar Kuruluna bu artış oranını sıfıra kadar indirme veya yeniden değerleme oranına kadar yükseltme yetkisi verilmektedir. Bakanlar Kurulu bu yetkisini belediye grupları itibariyle ve yetki sınırları içerisinde kalmak suretiyle de kullanabilecektir. Bakanlar Kurulu kendisine tanınan bu yetkiyi kullanmadığı takdirde emlâk vergisi matrahı, yeniden değerleme oranının yarısı tatbik edilmek suretiyle belirlenecektir.
Vergi değerine ilişkin 29 uncu maddenin diğer hükümleri ise aynen muhafaza edilmektedir.
4369 sayılı Kanunun Geçici 2 nci maddesi hükmüne göre 1998 yılı genel beyan dönemi 30 Eylül 1998 tarihine kadar uzatılmış ve mükelleflere Emlâk Vergisi Kanununun değiştirilen hükümlerine göre beyanda bulunabilme imkânı getirilmiştir. Mükelleflerin beyanda bulundukları emlâk vergisi matrahlarının her yıl yeniden değerleme oranında artırılacağını dikkate almamaları, ayrıca bazı belediyelerin, beyan edilen bu matrahlarla ilgili hatalı uygulamaları nedeniyle bina, arsa ve arazi vergi değerleri, rayiç bedellerinin çok üzerinde olan değerlerden oluşmuştur. Bu uygulama, rayiç bedelin üzerinde yüksek beyanda bulunan mükellefler açısından adil olmayan sonuçlara yol açmıştır.
Bu durumdaki mükelleflerin mağduriyetinin giderilebilmesi bakımından Emlâk Vergisi Kanununa eklenen geçici 18 inci madde ile, dileyenlere 1999 yılının son iki ayı içerisinde beyanlarını yenileme imkânı getirilmektedir. Mükelleflerin 1999 yılı ile ilgili olarak beyan edecekleri değerler, 1998 yılı genel beyan dönemine ilişkin olarak Emlâk Vergisi Kanununun 10 ve 20 nci maddeleri hükümlerine göre hesaplanan ve asgarî ölçüde emlâk vergisi değerini ifade eden tutarların yine 1998 yılına ait yeniden değerleme oranında artırılması suretiyle bulunacak tutarlardan düşük olamayacaktır. Bu suretle, beyan edilecek değerler; 29 uncu maddedeki esaslar dikkate alınmak suretiyle, mükelleflerin 2000 yılı matrahlarının hesabında esas alınacaktır. Bu matrahlar dikkate alınmak suretiyle 1998 ve 1999 yıllarına ilişkin olarak mükellefler lehine, herhangi bir düzeltme yapılması söz konusu olmayacaktır.
-
-
22 Temmuz 1998
-
18 Mayıs 1987
-
4 Aralık 1985
-
21 Ocak 1982
-
11 Aralık 1981
-
16 Ekim 1981
-
8 Aralık 1980
-
25 Ağustos 1977
-
19 Temmuz 1972
-
17 Temmuz 1972
-
20 Temmuz 1971