Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu (KTVKK)
- Kanun numarası
- 2863
- Kabul tarihi
- 21.07.1983
- Resmî Gazete
- 23.07.1983 / 18113
- Düstur
- 5. tertip, cilt 22
- Son değişiklik
- 24.07.2026
- Madde sayısı
- 91
Metin içindeki değişiklik notlarından ve dipnotlardan derlenmiştir. Toplam 155 kayıt.
-
24 Temmuz 2026
-
20 Kasım 2025
-
Değişikliğin gerekçesi
113 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinde Değişiklik Yapılmasına Dair Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 3 üncü maddesiyle 12 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 8 inci maddesinin birinci fıkrasına (ç) bendi olarak “Başkanlığın envanterindeki mekânlardan Milli Saraylar Bilim ve Değerlendirme Kurulunun uygun gördüğü alanlarda; taşınır ve taşınmaz varlıkları meydana çıkarmak üzere araştırma, sondaj ve kazı yapmak ve yaptırmak.” hükmü eklenmiştir.
Anayasa Mahkemesi, 13/9/2023 tarihli, 2023/7 E. ve 2023/150 K. sayılı kararıyla, 113 sayılı Milli Saraylar İdaresi Başkanlığı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinde Değişiklik Yapılmasına Dair Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 3 üncü maddesiyle 12 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 8 inci maddesinin birinci fıkrasına eklenen (ç) bendinin Anayasanın “Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile kanunlarda farklı hükümler bulunması halinde, kanun hükümleri uygulanır.” hükmüne istinaden konu bakımından yetki yönünden, Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar vermiştir.
Maddeyle Anayasa Mahkemesinin iptal kararı gözetilerek Milli Saraylar İdaresi Başkanlığına, bünyesindeki saray, köşk, kasır ve diğer yapıların bakımı, restorasyonu ve taşınır, taşınmaz varlıklarını meydana çıkarmak üzere araştırma, sondaj ve kazı yapma ve yaptırma faaliyetlerine ilişkin yetki verilmesi amaçlanmaktadır.
-
-
29 Mayıs 2025
-
Değişikliğin gerekçesi
Anayasa Mahkemesinin 7/12/2023 tarihli ve E:2021/125; K:2023/213 sayılı kararı ile 2863 sayılı Kanunun 10 uncu maddesinin ikinci fıkrası iptal edilmiştir. Madde ile Cumhurbaşkanlığı ve Türkiye Büyük Millet Meclisinin idare ve kontrolünde bulunan kültür ve tabiat varlıklarının koruma, bakım onarım, teşhir tanzim ve benzeri faaliyetlerinin müze işletmesi ve ziyaretçi hizmetleri ile eşgüdüm içerisinde kendi bünyesinde yürütülmesi amaçlanmaktadır.
-
Değişikliğin gerekçesi
703 sayılı KHK, Milli Saraylar İdaresi Başkanlığının kurucu mevzuatı olan 12 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinden önce yayımlanmış ve yürürlüğe girmiştir. Bu sebeple, 703 sayılı KHK’da Cumhurbaşkanlığına bağlı saray, köşk, kasır ve müzelerden sağlanan her türlü gelir ile bunların bakım ve onarımı için yapılan şartlı bağışlar ve yardımların Cumhurbaşkanlığı adına açılacak hesaba yatırılması uygun görülmüştü. Ancak 12 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile Cumhurbaşkanlığına bağlı Milli Saraylar İdaresi Başkanlığı kurulmuştur.
Anayasa Mahkemesinin 7/12/2023 tarihli ve E:2021/125; K:2023/213 sayılı kararı ile 2863 sayılı Kanunun ek 7 nci maddesi iptal edilmiştir. Madde ile, Milli Saraylar İdaresi Başkanlığına bağlı saray, köşk, kasır ve müzelerden sağlanan her türlü gelir ile bunların bakım ve onarımı için yapılan şartlı bağışlar ve yardımların daha etkin kullanılması için gelirler, bağışlar ve yardımların Milli Saraylar İdaresi Başkanlığı muhasebe birimi hesabına yatırılması ve bütçeye özel gelir kaydedilmesi amaçlanmaktadır.
-
Değişikliğin gerekçesi
Anayasa Mahkemesinin 7/12/2023 tarihli ve E:2021/125; K:2023/213 sayılı kararı ile 2863 sayılı Kanunun ek 8 inci maddesi iptal edilmiştir. Madde ile Cumhurbaşkanlığının sorumluluğunda bulunan tarihî bina ve objelerin onarımları ve restorasyonları ile çevre düzenlemesine ilişkin mal ve hizmet alımları ile münhasıran özel ihtisas gerektiren konularda Cumhurbaşkanlığınca mütalaa ve hukuki hizmet satın alma işlerinin 4/1/2002 tarihli ve 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu hükümlerine tabi olmaksızın Cumhurbaşkanlığınca belirlenecek usul ve esaslar çerçevesinde gerçekleştirilmesi amaçlanmaktadır.
-
-
10 Haziran 2022
-
Değişikliğin gerekçesi
2863 sayılı Kanunun Geçici 7 nci maddesi kapsamından yararlanmak isteyen vatandaşlarımızın bu kapsamdaki başvurularına ilişkin süre 30/5/2008 tarihinde sona ermiştir. Ancak, Afyonkarahisar ili, Merkez ilçesi, Kocatepe kasabası sınırları içerisinde bulunan taşınmazlara ilişkin olarak ilgilileri tarafından süresi içerisinde başvuruda bulunulmamış ve bu durum vatandaşlarımızın mağduriyetine sebep olmuştur. Madde ile bu kapsamdaki mağduriyetlerin giderilerek vatandaşlarımızın tapularına kavuşturulması amaçlanmaktadır.
-
-
29 Kasım 2018
-
Eski ifade
Bakanlık ve İçişleri BakanlığıncaYeni ifadeİçişleri Bakanlığının görüşü alınarak Bakanlık ve Çevre ve Şehircilik BakanlığıncaDeğişikliğin gerekçesi
Madde ile, İçişleri Bakanlığına bağlı Mahalli İdareler Genel Müdürlüğünün kapatılması ve görevlerinin Çevre ve Şehircilik Bakanlığına bağlı olarak kurulan Yerel Yönetimler Genel Müdürlüğüne devretmesi doğrultusunda uyum düzenlemesi yapılmaktadır.
-
Eski ifade
İçişleri BakanlığıYeni ifadeİçişleri Bakanlığının görüşü alınarak Çevre ve Şehircilik BakanlığıDeğişikliğin gerekçesi
Madde ile, İçişleri Bakanlığına bağlı Mahalli İdareler Genel Müdürlüğünün kapatılması ve görevlerinin Çevre ve Şehircilik Bakanlığına bağlı olarak kurulan Yerel Yönetimler Genel Müdürlüğüne devretmesi doğrultusunda uyum düzenlemesi yapılmaktadır.
-
29/11/2018 tarihli ve 7153 sayılı Kanunun 28 inci maddesiyle bu paragrafta yer alan “, İçişleri Bakanlığı” ibaresi madde metninden çıkarılmıştır.
Değişikliğin gerekçesi
Madde ile, İçişleri Bakanlığına bağlı Mahalli İdareler Genel Müdürlüğünün kapatılması ve görevlerinin Çevre ve Şehircilik Bakanlığına bağlı olarak kurulan Yerel Yönetimler Genel Müdürlüğüne devretmesi doğrultusunda uyum düzenlemesi yapılmaktadır.
-
Eski ifade
Müsteşarının veya ilgili Müsteşar YardımcısınınYeni ifadeBakan YardımcısınınDeğişikliğin gerekçesi
Madde ile, İçişleri Bakanlığına bağlı Mahalli İdareler Genel Müdürlüğünün kapatılması ve görevlerinin Çevre ve Şehircilik Bakanlığına bağlı olarak kurulan Yerel Yönetimler Genel Müdürlüğüne devretmesi doğrultusunda uyum düzenlemesi yapılmaktadır.
-
-
2 Temmuz 2018
-
2/7/2018 tarihli ve 703 sayılı KHK’nin 51 inci maddesiyle, bu fıkrada yer alan “şartıyla,” ibaresinden sonra gelmek üzere “Cumhurbaşkanlığı,” ibaresi eklenmiştir.
-
Eski ifade
Kültür ve Turizm Bakanlığınca teşkil edilecek yükseköğretim kurumlarının Arkeoloji ve Sanat Tarihi bilim dallarının başkanlarından oluşan bilim kurulunun kararı ve Kültür ve Turizm Bakanlığının teklifi üzerine Bakanlar KuruluncaYeni ifadeCumhurbaşkanınca -
Eski ifade
Kültür ve Turizm Bakanlığının teklifi üzerine, Bakanlar KuruluYeni ifadeCumhurbaşkanı -
Eski ifade
ilgili kurum ve kuruluşlarla işbirliği yapılarak Kültür ve Turizm Bakanlığınca tespit edilir ve Bakanlar Kurulu kararı ileYeni ifadeCumhurbaşkanı kararı ile tespit edilir ve
-
28 Kasım 2017
-
20 Ağustos 2016
-
Değişikliğin gerekçesi
Madde ile; 2863 sayılı Kanunun yürürlüğe girmesinden sonra doğal sitler ve labiat varlıkları ile ilgili yetkilerin Çevre ve Şehircilik Bakanlığına geçmesi doğrultusunda 2863 sayılı Kanunun cezaları düzenleyen 65 inci maddesinde bu doğrultuda gerekli düzenlemeler yapılmakta ve koruma, uygulama ve denetim bürosu kurulmamış yerlerde izinsiz müdahalelerle ilgili belirsizlik giderilmektedir.
-
Eski ifade
Kültür BakanlığıYeni ifadeKültür ve Turizm BakanlığıDeğişikliğin gerekçesi
Madde ile yönetim alanları ile ilgili olarak idari kapasitenin geliştirilmesi amacıyla yönetim plânlarınn hazırlanması ve onaylanmasıyla ilgili yetkiler yeniden belirlenmekte, Kültür ve Turizm Bakanlığına yönetim planını hazırlama veya hazırlattırma konusunda yetki verilmektedir.
-
Eski ifade
Yönetim plân taslağı kapsamındaYeni ifadeBakanlık tarafındanDeğişikliğin gerekçesi
Madde ile yönetim alanları ile ilgili olarak idari kapasitenin geliştirilmesi amacıyla yönetim plânlarınn hazırlanması ve onaylanmasıyla ilgili yetkiler yeniden belirlenmekte, Kültür ve Turizm Bakanlığına yönetim planını hazırlama veya hazırlattırma konusunda yetki verilmektedir.
-
Değişikliğin gerekçesi
Madde ile 2863 sayılı Kanuna iki ek madde eklenmiştir.
Ek 5 inci madde ile Kültür ve Turizm Bakanlığınca yapılan veya yaptırılan her türlü proje ve uygulamalarda koruma, uygulama ve denetim bürolarına ait olan görev ve yetkilerin koruma bölge kurulu müdürlükleri tarafından kullanılması, böylece Kültür ve Turizm Bakanlığının ihtiyaç duyduğu proje ve uygulamalara ilişkin iş ve işlemlerin hızlandırılması amaçlanmaktadır.
Ek 6 ncı madde ile; kamu düzeni veya güvenliğinin olağan hayatı durduracak veya kesinliye uğratacak şekilde bozulduğu ya da doğal afet yaşanan yerlerde özel mülkiyette bulunan korunması gerekli taşınmaz kültür varlıklarının onarımı ile restorasyonuna yönelik proje ve uygulama işlerinin malik ve diğer ilgililerin muvafakatı aranmaksızın ve bedelsiz.
olarak Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından gerçekleştirilebilmesi ile bu kapsamda yürütülen proje ve uygulama işlerinden bir mali yıl içinde tamamlanması mümkün olmayanlar için dört yılı geçmemek üzere gelecek yıllara yaygın yüklenmeye girişilebilmesi öngörülmektedir.
-
Değişikliğin gerekçesi
2863 sayılı Kanuna eklenen geçici 11 inci madde ile 2863 sayılı Kanunun alan yönetimi ile ilgili maddesinde yapılan değişikliğe uygun olarak alan başkanları, danışma kurulu üyeleri ile eşgüdüm ve denetleme kurulu üyelerinin yeniden belirlenmesi öngörülmektedir.
-
20/8/2016 tarihli ve 6745 sayılı Kanunun 25 inci maddesiyle, bu fıkrada yer alan “koruma bölge kurullarından” ibaresi madde metninden çıkarılmıştır.
Değişikliğin gerekçesi
Madde ile; 2863 sayılı Kanunun yürürlüğe girmesinden sonra doğal sitler ve labiat varlıkları ile ilgili yetkilerin Çevre ve Şehircilik Bakanlığına geçmesi doğrultusunda 2863 sayılı Kanunun cezaları düzenleyen 65 inci maddesinde bu doğrultuda gerekli düzenlemeler yapılmakta ve koruma, uygulama ve denetim bürosu kurulmamış yerlerde izinsiz müdahalelerle ilgili belirsizlik giderilmektedir.
-
-
10 Eylül 2014
-
3 Temmuz 2014
-
Anayasa Mahkemesinin 3/7/2014 tarihli ve E:2014/50, K:2014/124 sayılı kararıyla bu bendin ilk cümlesinde yer alan, “…aynı ada içerisindeki bütün parsel maliklerinin başvurusu ve karşılığında önerilen parsellerin tamamının kabulü koşuluyla,…” ibaresi iptal edilmiştir.
-
-
8 Ekim 2013
-
Değişikliğin gerekçesi
Anayasa Mahkemesinin 11/4/2012 tarihli ve E. 2011/18, K. 2012/53 sayılı Kararıyla, 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 65 inci maddesinin (a) ve (b) fıkralarının, Anayasanın 2 nci ve 38 inci maddelerine aykırı olduğu gerekçesiyle iptaline hükmedilmiştir. Söz konusu Kararda koruma bölge kurullarınca tespit edilen koruma alanlarında belirlenen şartlara aykırı izinsiz inşai ve fiziki müdahale yapan ya da yaptıranların cezalandırılmasını gerektiren ve suç teşkil eden fiillerin konusunun koruma bölge kurullarınca belirlenen esaslar dâhilinde belirlendiği ifade edilmiştir.
Madde ile, herhangi bir sit alanındaki korunması gerekli taşınmaza yapılan müdahalelere ilişkin olarak alınan koruma bölge kurulu kararlarının ilgili herkesin bilgisine sunulmasını sağlamaya yönelik kanuni güvencenin, Anayasa Mahkemesi kararında işaret edilen hususlar da dikkate alınmak suretiyle sağlanması öngörülmektedir.
-
Değişikliğin gerekçesi
Anayasa Mahkemesinin 11/4/2012 tarihli ve E. 2011/18, K. 2012/53 sayılı Kararıyla, 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 65 inci maddesinin (a) ve (b) fıkralarının, Anayasanın 2 nci ve 38 inci maddelerine aykırı olduğu gerekçesiyle iptaline hükmedilmiştir. Söz konusu Kararda koruma bölge kurullarınca tespit edilen koruma alanlarında belirlenen şartlara aykırı izinsiz inşai ve fiziki müdahale yapan ya da yaptıranların cezalandırılmasını gerektiren ve suç teşkil eden fiillerin konusunun koruma bölge kurullarınca belirlenen esaslar dâhilinde belirlendiği ifade edilmiştir.
Madde ile, herhangi bir sit alanındaki korunması gerekli taşınmaza yapılan müdahalelere ilişkin olarak alınan koruma bölge kurulu kararlarının ilgili herkesin bilgisine sunulmasını sağlamaya yönelik kanuni güvencenin, Anayasa Mahkemesi kararında işaret edilen hususlar da dikkate alınmak suretiyle sağlanması öngörülmektedir.
-
Değişikliğin gerekçesi
Anayasa Mahkemesinin 11/4/2012 tarihli ve E. 2011/18, K. 2012/53 sayılı Kararıyla, 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 65 inci maddesinin (a) ve (b) fıkralarının, Anayasanın 2 nci ve 38 inci maddelerine aykırı olduğu gerekçesiyle iptaline hükmedilmiştir. Söz konusu Kararda koruma bölge kurullarınca tespit edilen koruma alanlarında belirlenen şartlara aykırı izinsiz inşai ve fiziki müdahale yapan ya da yaptıranların cezalandırılmasını gerektiren ve suç teşkil eden fiillerin konusunun koruma bölge kurullarınca belirlenen esaslar dâhilinde belirlendiği ifade edilmiştir.
Madde ile, herhangi bir sit alanındaki korunması gerekli taşınmaza yapılan müdahalelere ilişkin olarak alınan koruma bölge kurulu kararlarının ilgili herkesin bilgisine sunulmasını sağlamaya yönelik kanuni güvencenin, Anayasa Mahkemesi kararında işaret edilen hususlar da dikkate alınmak suretiyle sağlanması öngörülmektedir.
-
Değişikliğin gerekçesi
Anayasa Mahkemesinin 11/4/2012 tarihli ve E. 2011/18, K. 2012/53 sayılı Kararıyla, 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 65 inci maddesinin (a) ve (b) fıkralarının, Anayasanın 2 nci ve 38 inci maddelerine aykırı olduğu gerekçesiyle iptaline hükmedilmiştir. Söz konusu Kararda koruma bölge kurullarınca tespit edilen koruma alanlarında belirlenen şartlara aykırı izinsiz inşai ve fiziki müdahale yapan ya da yaptıranların cezalandırılmasını gerektiren ve suç teşkil eden fiillerin konusunun koruma bölge kurullarınca belirlenen esaslar dâhilinde belirlendiği ifade edilmiştir.
Madde ile, herhangi bir sit alanındaki korunması gerekli taşınmaza yapılan müdahalelere ilişkin olarak alınan koruma bölge kurulu kararlarının ilgili herkesin bilgisine sunulmasını sağlamaya yönelik kanuni güvencenin, Anayasa Mahkemesi kararında işaret edilen hususlar da dikkate alınmak suretiyle sağlanması öngörülmektedir.
-
Değişikliğin gerekçesi
Anayasa Mahkemesinin 11/4/2012 tarihli ve E. 2011/18, K. 2012/53 sayılı Kararıyla, 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 65 inci maddesinin (a) ve (b) fıkralarının, Anayasanın 2 nci ve 38 inci maddelerine aykırı olduğu gerekçesiyle iptaline hükmedilmiştir. Söz konusu Kararda koruma bölge kurullarınca tespit edilen koruma alanlarında belirlenen şartlara aykırı izinsiz inşai ve fiziki müdahale yapan ya da yaptıranların cezalandırılmasını gerektiren ve suç teşkil eden fiillerin konusunun koruma bölge kurullarınca belirlenen esaslar dâhilinde belirlendiği ifade edilmiştir.
Madde ile, herhangi bir sit alanındaki korunması gerekli taşınmaza yapılan müdahalelere ilişkin olarak alınan koruma bölge kurulu kararlarının ilgili herkesin bilgisine sunulmasını sağlamaya yönelik kanuni güvencenin, Anayasa Mahkemesi kararında işaret edilen hususlar da dikkate alınmak suretiyle sağlanması öngörülmektedir.
-
Değişikliğin gerekçesi
Madde ile, Anayasa Mahkemesince verilen iptal Kararında belirtilen gerekçeler doğrultusunda, korunması gerekli kültür ve tabiat varlıklarının korunma alanlarına ilişkin olarak koruma bölge kurullarınca alınacak kararların, maliklerince tebellüğ edilmesi sağlanmaktadır.
Malikleri idarece tespit edilemeyen korunma alanlarının tesciline ilişkin kararların ise hem Resmî Gazetede hem de Bakanlığın internet sayfasında bir ay süre ile yayımlanması suretiyle aleniyetinin sağlanması hedeflenmektedir.
-
Değişikliğin gerekçesi
Madde ile, Anayasa Mahkemesince verilen iptal Kararında belirtilen gerekçeler doğrultusunda, korunması gerekli kültür ve tabiat varlıklarının korunma alanlarına ilişkin olarak koruma bölge kurullarınca alınacak kararların, maliklerince tebellüğ edilmesi sağlanmaktadır.
Malikleri idarece tespit edilemeyen korunma alanlarının tesciline ilişkin kararların ise hem Resmî Gazetede hem de Bakanlığın internet sayfasında bir ay süre ile yayımlanması suretiyle aleniyetinin sağlanması hedeflenmektedir.
-
Değişikliğin gerekçesi
Madde ile, Anayasa Mahkemesince verilen iptal Kararı doğrultusunda 2863 sayılı Kanunun 7 nci maddesinde yapılan değişikliğe paralel olarak, cezai müeyyidelerin de yeniden düzenlenmesi öngörülmektedir.
-
-
11 Ekim 2011
-
Eski ifade
Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürü, söz konusu varlıkların ve alanların özelliklerine göre konusunda uzmanlaşmış biolog, peyzaj mimarı, ziraat, çevre, orman ve su ürünleri mühendisleriYeni ifadesöz konusu varlıkların ve alanların özelliklerine göre konusunda uzmanlaşmış mimar veya şehir plancısı, orman veya çevre mühendisi
-
-
23 Ağustos 2011
-
8 Ağustos 2011
-
Eski ifade
etkileşim çevresine ilişkinYeni ifadeetkileşim-geçiş sahası -
Eski ifade
Bayındırlık ve İskânYeni ifadeÇevre ve Şehircilik -
Eski ifade
beşYeni ifadeyedi -
Değiştirildi Genel 648 sayılı KHK, md. 41Eski ifade
Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge KuruluYeni ifadeKültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu -
Eski ifade
Kültür ve Turizm Bakanlığı Eski Eserler ve Müzeler Genel MüdürlüğüYeni ifadeKültür ve Turizm Bakanlığı -
8/8/2011 tarihli ve 648 sayılı KHK’nın 47 nci maddesi ile bu fıkrada yer alan “ve Yükseköğretim Kurulunca” ibaresi yürürlükten kaldırılmıştır.
-
25 Haziran 2009
-
Değişikliğin gerekçesi
Kültür ve Turizm Bakanlığınca 2008 yılında Türk bilim adamları tarafından Bakanlar Kurulu kararları çerçevesinde yürütülen kazı sayısı 93, yabancı bilim adamları tarafından yürütülen kazı sayısı 44, müze müdürlükleri başkanlığında bilim adamlarının katılımıyla yürütülen kazı sayısı 36, müze müdürlüklerince yürütülen kurtarma kazılarının sayısı 105 ve müze müdürlüklerince yürütülen sondaj kazılarının sayısı 75 olmak üzere toplam 353 kazı çalışması sürdürülmekte olup, bu çalışmaların bir kısmı şahıs mülkiyetindeki arazilere isabet etmekte ve bu durum uygulamada sorunlara neden olmaktadır. Bu nedenle önemli bir kısmı 1. derece arkeolojik sit alanı olan sahipli arazilerin takas edilmesinin sağlanması suretiyle uygulamada karşılaşılan sıkıntıların önüne geçilebilmesi için madde ile;
- Sit alanı ilan edilmiş ve 1/1000 ölçekli onanlı koruma amaçlı imar planında kesin inşaat yasağı getirilmiş korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının bulunduğu parsellerin, aynı ada içerisindeki bütün parsel maliklerinin başvurusu ve karşılığında önerilecek parsellerin tamamının kabulü koşuluyla, başka Hazine arsa veya arazileri ile müstakil veya hisseli olarak değiştirilmesine olanak sağlanması ve değiştirilecek parsellerin bütünlüğünün korunarak Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından tasarruf edilebilmesi imkânı getirilmesi, - Sit alanı ilan edildiği tapu kütüğüne şerh edilen taşınmazları, miras ve ölüme bağlı tasarruflar dışında, sonradan edinenlerin taleplerinin değerlendirilmeyeceği belirtilerek bu madde hükmünden sit alanı ilanı nedeniyle tasarrufu kısıtlanan gerçek hak sahiplerinin faydalanabilmesinin sağlanması, - Kültür ve Turizm Bakanlığı izniyle gerçekleştirilen kazıların yapıldığı alanlarda 1/1000 ölçekli onanlı koruma amaçlı imar planı şartı aranmaması, maliklerin başvurusu ve kabulüne ilişkin koşulun ise parsele yönelik uygulanmasına imkân sağlanması, amaçlanmaktadır.
-
-
4 Şubat 2009
-
Değişikliğin gerekçesi
Taşınmaz Kültür Varlıklarının Korunmasına Katkı Payının, sekreterya hizmetleri, tahsil ve dağıtımına ilişkin gerekli kayıt düzeninin oluşturulması ve denetimi gibi konularda il özel idareleri yetkili ve sorumludur. 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 12 nci maddesinin altıncı ve yedinci fıkralarında yapılan değişiklik ile il özel idarelerine kendi görev alanlarında proje teklifinde bulunma hakkı tanınarak yetkileri genişletilmektedir. Katkı payının belediyelerin yanı sıra il özel idarelerinin görev alanlarında yer alan kültür varlıklarının korunması ve değerlendirilmesi amacıyla kullanılması öngörülmektedir.
İl özel idarelerine, toplanan katkı payının en fazla %30'unu kullanma hakkı tanınarak belediyelerin tamamen saf dışı bırakılmaması, meblağın tamamının ya da büyük bölümünün, denetimi de elinde bulunduran il özel idaresi tarafından kullanılmaması ve muhtemel sorunlara meydan verilmemesi hedeflenmiştir.
-
Değişikliğin gerekçesi
Taşınmaz Kültür Varlıklarının Korunmasına Katkı Payının, sekreterya hizmetleri, tahsil ve dağıtımına ilişkin gerekli kayıt düzeninin oluşturulması ve denetimi gibi konularda il özel idareleri yetkili ve sorumludur. 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 12 nci maddesinin altıncı ve yedinci fıkralarında yapılan değişiklik ile il özel idarelerine kendi görev alanlarında proje teklifinde bulunma hakkı tanınarak yetkileri genişletilmektedir. Katkı payının belediyelerin yanı sıra il özel idarelerinin görev alanlarında yer alan kültür varlıklarının korunması ve değerlendirilmesi amacıyla kullanılması öngörülmektedir.
İl özel idarelerine, toplanan katkı payının en fazla %30'unu kullanma hakkı tanınarak belediyelerin tamamen saf dışı bırakılmaması, meblağın tamamının ya da büyük bölümünün, denetimi de elinde bulunduran il özel idaresi tarafından kullanılmaması ve muhtemel sorunlara meydan verilmemesi hedeflenmiştir.
-
Değişikliğin gerekçesi
Çalışmalarında verimliliği artırmak amacıyla koruma bölge kurullarının Bakanlıkça ve Yükseköğretim Kurulu tarafından seçilen üyelerinin görev süresi beş yıldan üç yıla indirilmiştir.
-
Değişikliğin gerekçesi
Çalışmalarında verimliliği artırmak amacıyla koruma bölge kurullarının Bakanlıkça ve Yükseköğretim Kurulu tarafından seçilen üyelerinin görev süresi beş yıldan üç yıla indirilmiştir.
-
Değişikliğin gerekçesi
5366 sayılı Yıpranan Tarihi ve Kültürel Taşınmaz Varlıkların Yenilenerek Korunması ve Yaşatılarak Kullanılması Hakkında Kanunun 3 üncü maddesinde yenileme projelerini onaylamak üzere 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 51 inci maddesine göre gerektiği kadar Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu oluşturulacağı belirtilmiştir. Uygulamada yaşanan tereddütleri ortadan kaldırmak ve bir bölgede bir kurulun yetkili olması gerektiğinden hareketle, yenileme bölgeleri ile yetkili kılınan koruma kurullarının 2863 sayılı Kanunda belirtilen işleri yapmakla da görevli ve yetkili olduğunun açıkça belirtilmesi ihtiyacı doğmuştur.
Yine üçten fazla koruma bölge kurulu bulunan yerlerde, kurullar arasında koordinasyonu sağlamak, idari ve teknik işbirliği ile gündemleri tespit etmek ve onaylamak üzere koruma bölge kurulları koordinasyon müdürlüğü oluşturulması öngörülmüştür. Böylece kurullar arasında uyum sağlanması ve bürokratik işlemlerin süre ve kırtasiyecilik açısından kısaltılması hedeflenmiştir.
-
Değişikliğin gerekçesi
5366 sayılı Yıpranan Tarihi ve Kültürel Taşınmaz Varlıkların Yenilenerek Korunması ve Yaşatılarak Kullanılması Hakkında Kanunun 3 üncü maddesinde yenileme projelerini onaylamak üzere 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 51 inci maddesine göre gerektiği kadar Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu oluşturulacağı belirtilmiştir. Uygulamada yaşanan tereddütleri ortadan kaldırmak ve bir bölgede bir kurulun yetkili olması gerektiğinden hareketle, yenileme bölgeleri ile yetkili kılınan koruma kurullarının 2863 sayılı Kanunda belirtilen işleri yapmakla da görevli ve yetkili olduğunun açıkça belirtilmesi ihtiyacı doğmuştur.
Yine üçten fazla koruma bölge kurulu bulunan yerlerde, kurullar arasında koordinasyonu sağlamak, idari ve teknik işbirliği ile gündemleri tespit etmek ve onaylamak üzere koruma bölge kurulları koordinasyon müdürlüğü oluşturulması öngörülmüştür. Böylece kurullar arasında uyum sağlanması ve bürokratik işlemlerin süre ve kırtasiyecilik açısından kısaltılması hedeflenmiştir.
-
-
23 Ocak 2008
-
Eski ifade
Haber verme sorumluluğuna - kültür varlığı ticaretine ve ikametgahı ticarethane olarak gösterme yasağına aykırı hareket edenler: -
Eski ifade
Cezaların artırılması:
-
22 Mayıs 2007
-
28 Aralık 2006
-
Değişikliğin gerekçesi
2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 12 nci Maddesinde taşınmaz kültür varlıklarının korunması için tahsil olunan katkı paylarının ödenme ve tahsil usulü açıkça düzenlenmiş olup, 1319 sayılı Emlak Vergisi Kanununun mükerrer 38 inci Maddesinin 5272 sayılı Belediye Kanunu ile yürürlükten kaldırılması nedeniyle tahsilden sorumlu merciler konusunda ortaya çıkan boşluk giderilmiştir.
-
Değişikliğin gerekçesi
2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 12 nci Maddesinde taşınmaz kültür varlıklarının korunması için tahsil olunan katkı paylarının ödenme ve tahsil usulü açıkça düzenlenmiş olup, 1319 sayılı Emlak Vergisi Kanununun mükerrer 38 inci Maddesinin 5272 sayılı Belediye Kanunu ile yürürlükten kaldırılması nedeniyle tahsilden sorumlu merciler konusunda ortaya çıkan boşluk giderilmiştir.
-
-
14 Temmuz 2004
-
Değişikliğin gerekçesi
- Kültür varlıkları tanımı, uluslararası sözleşmelerde yer alan tanımlara uygun olarak yeniden düzenlenmiştir. 2863 sayılı Kanunda geçen ancak tanımı bulunmayan "ören yeri" ve "koruma amaçlı imar planı" tanımlanmaktadır. Bilindiği gibi 3194 sayılı İmar Kanunu'nda imar planları uygulama imar planı ve nazım imar planı olarak tanımlanmakta ve sit alanlarında yapılan planlar yerleşik plan hiyerarşisinde klasik bir imar planı olarak değerlendirilmektedir. Oysa sit alanları için öngörülen koruma planlarının söz konusu Kanunda geçen tanımlar ve ilgili yönetmelikleri çerçevesinde hazırlanması alanın sit statüsü nedeniyle yeterli olmamaktadır. Bu nedenle bu Kanunda yazılmayan hükümlerde 3194 sayılı İmar Kanunu'na tabi olmak üzere, sit alanlarında yapılacak koruma planlarına ilişkin fiziksel plan kârları ile sınırlı olmayan, ekonomik stratejiler, uygulama araçları gibi hususları da kapsayan çağdaş dünyadaki koruma amaçlı imar planı yaklaşımı benimsenmektedir. Ören yerlerinde ise bu yerlerin planlı şekilde korunması ve ziyaretçiye açılabilmesi için yapılması öngörülen çevre düzenleme projesi tanımlanmaktadır. Ayrıca gerek UNESCO gibi uluslar arası kurumlarca dünya miras listesinde yer almak üzere başvurulan kültür varlıklarımız, gerekse de bu liste dışında ancak kültürel kimliğimiz ve uygarlık değerleri açısından önem taşıyan diğer kültür varlıkları alanlarında, alanın etkileşim sahasında ya da tabiî bütünlüğü içinde düşünülen bağlantı noktalarını da kapsayacak şekilde, yetkili merkezî ve yerel idareler ile bu konuda uzmanlaşmış sivil toplum kuruluşları arasında eşgüdümü ve hizmetlerin etkin şekilde yürütülmesini sağlamak, bu alanları ulusal ve uluslar arası kurumlar nezdinde bir muhataba kavuşturmak amacıyla yönetim alanı tanımlanmaktadır. Yönetim alanı olarak belirlenen alanların ise korunması, yaşatılması, tanıtımı, içerisinde yapılacak etkinliklerin organizasyonu, ziyaretçi yönetimi, çevre düzenlemesi, restorasyon, bakım-onarım faaliyetleri, güvenliği, alan içerisindeki satış üniteleri ve ürün gelişimi gibi hususların planlı olarak gelişimini ve uygulamadan doğacak durumlarla geri beslemeli bir süreç olarak sürekli olarak gözden geçirilmesini teminen yönetim planı tanımlanmaktadır.
-
Değişikliğin gerekçesi
- Kültür varlıkları tanımı, uluslararası sözleşmelerde yer alan tanımlara uygun olarak yeniden düzenlenmiştir. 2863 sayılı Kanunda geçen ancak tanımı bulunmayan "ören yeri" ve "koruma amaçlı imar planı" tanımlanmaktadır. Bilindiği gibi 3194 sayılı İmar Kanunu'nda imar planları uygulama imar planı ve nazım imar planı olarak tanımlanmakta ve sit alanlarında yapılan planlar yerleşik plan hiyerarşisinde klasik bir imar planı olarak değerlendirilmektedir. Oysa sit alanları için öngörülen koruma planlarının söz konusu Kanunda geçen tanımlar ve ilgili yönetmelikleri çerçevesinde hazırlanması alanın sit statüsü nedeniyle yeterli olmamaktadır. Bu nedenle bu Kanunda yazılmayan hükümlerde 3194 sayılı İmar Kanunu'na tabi olmak üzere, sit alanlarında yapılacak koruma planlarına ilişkin fiziksel plan kârları ile sınırlı olmayan, ekonomik stratejiler, uygulama araçları gibi hususları da kapsayan çağdaş dünyadaki koruma amaçlı imar planı yaklaşımı benimsenmektedir. Ören yerlerinde ise bu yerlerin planlı şekilde korunması ve ziyaretçiye açılabilmesi için yapılması öngörülen çevre düzenleme projesi tanımlanmaktadır. Ayrıca gerek UNESCO gibi uluslar arası kurumlarca dünya miras listesinde yer almak üzere başvurulan kültür varlıklarımız, gerekse de bu liste dışında ancak kültürel kimliğimiz ve uygarlık değerleri açısından önem taşıyan diğer kültür varlıkları alanlarında, alanın etkileşim sahasında ya da tabiî bütünlüğü içinde düşünülen bağlantı noktalarını da kapsayacak şekilde, yetkili merkezî ve yerel idareler ile bu konuda uzmanlaşmış sivil toplum kuruluşları arasında eşgüdümü ve hizmetlerin etkin şekilde yürütülmesini sağlamak, bu alanları ulusal ve uluslar arası kurumlar nezdinde bir muhataba kavuşturmak amacıyla yönetim alanı tanımlanmaktadır. Yönetim alanı olarak belirlenen alanların ise korunması, yaşatılması, tanıtımı, içerisinde yapılacak etkinliklerin organizasyonu, ziyaretçi yönetimi, çevre düzenlemesi, restorasyon, bakım-onarım faaliyetleri, güvenliği, alan içerisindeki satış üniteleri ve ürün gelişimi gibi hususların planlı olarak gelişimini ve uygulamadan doğacak durumlarla geri beslemeli bir süreç olarak sürekli olarak gözden geçirilmesini teminen yönetim planı tanımlanmaktadır.
-
Değişikliğin gerekçesi
- Kültür varlıkları tanımı, uluslararası sözleşmelerde yer alan tanımlara uygun olarak yeniden düzenlenmiştir. 2863 sayılı Kanunda geçen ancak tanımı bulunmayan "ören yeri" ve "koruma amaçlı imar planı" tanımlanmaktadır. Bilindiği gibi 3194 sayılı İmar Kanunu'nda imar planları uygulama imar planı ve nazım imar planı olarak tanımlanmakta ve sit alanlarında yapılan planlar yerleşik plan hiyerarşisinde klasik bir imar planı olarak değerlendirilmektedir. Oysa sit alanları için öngörülen koruma planlarının söz konusu Kanunda geçen tanımlar ve ilgili yönetmelikleri çerçevesinde hazırlanması alanın sit statüsü nedeniyle yeterli olmamaktadır. Bu nedenle bu Kanunda yazılmayan hükümlerde 3194 sayılı İmar Kanunu'na tabi olmak üzere, sit alanlarında yapılacak koruma planlarına ilişkin fiziksel plan kârları ile sınırlı olmayan, ekonomik stratejiler, uygulama araçları gibi hususları da kapsayan çağdaş dünyadaki koruma amaçlı imar planı yaklaşımı benimsenmektedir. Ören yerlerinde ise bu yerlerin planlı şekilde korunması ve ziyaretçiye açılabilmesi için yapılması öngörülen çevre düzenleme projesi tanımlanmaktadır. Ayrıca gerek UNESCO gibi uluslar arası kurumlarca dünya miras listesinde yer almak üzere başvurulan kültür varlıklarımız, gerekse de bu liste dışında ancak kültürel kimliğimiz ve uygarlık değerleri açısından önem taşıyan diğer kültür varlıkları alanlarında, alanın etkileşim sahasında ya da tabiî bütünlüğü içinde düşünülen bağlantı noktalarını da kapsayacak şekilde, yetkili merkezî ve yerel idareler ile bu konuda uzmanlaşmış sivil toplum kuruluşları arasında eşgüdümü ve hizmetlerin etkin şekilde yürütülmesini sağlamak, bu alanları ulusal ve uluslar arası kurumlar nezdinde bir muhataba kavuşturmak amacıyla yönetim alanı tanımlanmaktadır. Yönetim alanı olarak belirlenen alanların ise korunması, yaşatılması, tanıtımı, içerisinde yapılacak etkinliklerin organizasyonu, ziyaretçi yönetimi, çevre düzenlemesi, restorasyon, bakım-onarım faaliyetleri, güvenliği, alan içerisindeki satış üniteleri ve ürün gelişimi gibi hususların planlı olarak gelişimini ve uygulamadan doğacak durumlarla geri beslemeli bir süreç olarak sürekli olarak gözden geçirilmesini teminen yönetim planı tanımlanmaktadır.
-
Değişikliğin gerekçesi
- Kültür varlıkları tanımı, uluslararası sözleşmelerde yer alan tanımlara uygun olarak yeniden düzenlenmiştir. 2863 sayılı Kanunda geçen ancak tanımı bulunmayan "ören yeri" ve "koruma amaçlı imar planı" tanımlanmaktadır. Bilindiği gibi 3194 sayılı İmar Kanunu'nda imar planları uygulama imar planı ve nazım imar planı olarak tanımlanmakta ve sit alanlarında yapılan planlar yerleşik plan hiyerarşisinde klasik bir imar planı olarak değerlendirilmektedir. Oysa sit alanları için öngörülen koruma planlarının söz konusu Kanunda geçen tanımlar ve ilgili yönetmelikleri çerçevesinde hazırlanması alanın sit statüsü nedeniyle yeterli olmamaktadır. Bu nedenle bu Kanunda yazılmayan hükümlerde 3194 sayılı İmar Kanunu'na tabi olmak üzere, sit alanlarında yapılacak koruma planlarına ilişkin fiziksel plan kârları ile sınırlı olmayan, ekonomik stratejiler, uygulama araçları gibi hususları da kapsayan çağdaş dünyadaki koruma amaçlı imar planı yaklaşımı benimsenmektedir. Ören yerlerinde ise bu yerlerin planlı şekilde korunması ve ziyaretçiye açılabilmesi için yapılması öngörülen çevre düzenleme projesi tanımlanmaktadır. Ayrıca gerek UNESCO gibi uluslar arası kurumlarca dünya miras listesinde yer almak üzere başvurulan kültür varlıklarımız, gerekse de bu liste dışında ancak kültürel kimliğimiz ve uygarlık değerleri açısından önem taşıyan diğer kültür varlıkları alanlarında, alanın etkileşim sahasında ya da tabiî bütünlüğü içinde düşünülen bağlantı noktalarını da kapsayacak şekilde, yetkili merkezî ve yerel idareler ile bu konuda uzmanlaşmış sivil toplum kuruluşları arasında eşgüdümü ve hizmetlerin etkin şekilde yürütülmesini sağlamak, bu alanları ulusal ve uluslar arası kurumlar nezdinde bir muhataba kavuşturmak amacıyla yönetim alanı tanımlanmaktadır. Yönetim alanı olarak belirlenen alanların ise korunması, yaşatılması, tanıtımı, içerisinde yapılacak etkinliklerin organizasyonu, ziyaretçi yönetimi, çevre düzenlemesi, restorasyon, bakım-onarım faaliyetleri, güvenliği, alan içerisindeki satış üniteleri ve ürün gelişimi gibi hususların planlı olarak gelişimini ve uygulamadan doğacak durumlarla geri beslemeli bir süreç olarak sürekli olarak gözden geçirilmesini teminen yönetim planı tanımlanmaktadır.
-
Değişikliğin gerekçesi
- Kültür varlıkları tanımı, uluslararası sözleşmelerde yer alan tanımlara uygun olarak yeniden düzenlenmiştir. 2863 sayılı Kanunda geçen ancak tanımı bulunmayan "ören yeri" ve "koruma amaçlı imar planı" tanımlanmaktadır. Bilindiği gibi 3194 sayılı İmar Kanunu'nda imar planları uygulama imar planı ve nazım imar planı olarak tanımlanmakta ve sit alanlarında yapılan planlar yerleşik plan hiyerarşisinde klasik bir imar planı olarak değerlendirilmektedir. Oysa sit alanları için öngörülen koruma planlarının söz konusu Kanunda geçen tanımlar ve ilgili yönetmelikleri çerçevesinde hazırlanması alanın sit statüsü nedeniyle yeterli olmamaktadır. Bu nedenle bu Kanunda yazılmayan hükümlerde 3194 sayılı İmar Kanunu'na tabi olmak üzere, sit alanlarında yapılacak koruma planlarına ilişkin fiziksel plan kârları ile sınırlı olmayan, ekonomik stratejiler, uygulama araçları gibi hususları da kapsayan çağdaş dünyadaki koruma amaçlı imar planı yaklaşımı benimsenmektedir. Ören yerlerinde ise bu yerlerin planlı şekilde korunması ve ziyaretçiye açılabilmesi için yapılması öngörülen çevre düzenleme projesi tanımlanmaktadır. Ayrıca gerek UNESCO gibi uluslar arası kurumlarca dünya miras listesinde yer almak üzere başvurulan kültür varlıklarımız, gerekse de bu liste dışında ancak kültürel kimliğimiz ve uygarlık değerleri açısından önem taşıyan diğer kültür varlıkları alanlarında, alanın etkileşim sahasında ya da tabiî bütünlüğü içinde düşünülen bağlantı noktalarını da kapsayacak şekilde, yetkili merkezî ve yerel idareler ile bu konuda uzmanlaşmış sivil toplum kuruluşları arasında eşgüdümü ve hizmetlerin etkin şekilde yürütülmesini sağlamak, bu alanları ulusal ve uluslar arası kurumlar nezdinde bir muhataba kavuşturmak amacıyla yönetim alanı tanımlanmaktadır. Yönetim alanı olarak belirlenen alanların ise korunması, yaşatılması, tanıtımı, içerisinde yapılacak etkinliklerin organizasyonu, ziyaretçi yönetimi, çevre düzenlemesi, restorasyon, bakım-onarım faaliyetleri, güvenliği, alan içerisindeki satış üniteleri ve ürün gelişimi gibi hususların planlı olarak gelişimini ve uygulamadan doğacak durumlarla geri beslemeli bir süreç olarak sürekli olarak gözden geçirilmesini teminen yönetim planı tanımlanmaktadır.
-
Değişikliğin gerekçesi
- Kültür varlıkları tanımı, uluslararası sözleşmelerde yer alan tanımlara uygun olarak yeniden düzenlenmiştir. 2863 sayılı Kanunda geçen ancak tanımı bulunmayan "ören yeri" ve "koruma amaçlı imar planı" tanımlanmaktadır. Bilindiği gibi 3194 sayılı İmar Kanunu'nda imar planları uygulama imar planı ve nazım imar planı olarak tanımlanmakta ve sit alanlarında yapılan planlar yerleşik plan hiyerarşisinde klasik bir imar planı olarak değerlendirilmektedir. Oysa sit alanları için öngörülen koruma planlarının söz konusu Kanunda geçen tanımlar ve ilgili yönetmelikleri çerçevesinde hazırlanması alanın sit statüsü nedeniyle yeterli olmamaktadır. Bu nedenle bu Kanunda yazılmayan hükümlerde 3194 sayılı İmar Kanunu'na tabi olmak üzere, sit alanlarında yapılacak koruma planlarına ilişkin fiziksel plan kârları ile sınırlı olmayan, ekonomik stratejiler, uygulama araçları gibi hususları da kapsayan çağdaş dünyadaki koruma amaçlı imar planı yaklaşımı benimsenmektedir. Ören yerlerinde ise bu yerlerin planlı şekilde korunması ve ziyaretçiye açılabilmesi için yapılması öngörülen çevre düzenleme projesi tanımlanmaktadır. Ayrıca gerek UNESCO gibi uluslar arası kurumlarca dünya miras listesinde yer almak üzere başvurulan kültür varlıklarımız, gerekse de bu liste dışında ancak kültürel kimliğimiz ve uygarlık değerleri açısından önem taşıyan diğer kültür varlıkları alanlarında, alanın etkileşim sahasında ya da tabiî bütünlüğü içinde düşünülen bağlantı noktalarını da kapsayacak şekilde, yetkili merkezî ve yerel idareler ile bu konuda uzmanlaşmış sivil toplum kuruluşları arasında eşgüdümü ve hizmetlerin etkin şekilde yürütülmesini sağlamak, bu alanları ulusal ve uluslar arası kurumlar nezdinde bir muhataba kavuşturmak amacıyla yönetim alanı tanımlanmaktadır. Yönetim alanı olarak belirlenen alanların ise korunması, yaşatılması, tanıtımı, içerisinde yapılacak etkinliklerin organizasyonu, ziyaretçi yönetimi, çevre düzenlemesi, restorasyon, bakım-onarım faaliyetleri, güvenliği, alan içerisindeki satış üniteleri ve ürün gelişimi gibi hususların planlı olarak gelişimini ve uygulamadan doğacak durumlarla geri beslemeli bir süreç olarak sürekli olarak gözden geçirilmesini teminen yönetim planı tanımlanmaktadır.
-
Değişikliğin gerekçesi
- Kültür varlıkları tanımı, uluslararası sözleşmelerde yer alan tanımlara uygun olarak yeniden düzenlenmiştir. 2863 sayılı Kanunda geçen ancak tanımı bulunmayan "ören yeri" ve "koruma amaçlı imar planı" tanımlanmaktadır. Bilindiği gibi 3194 sayılı İmar Kanunu'nda imar planları uygulama imar planı ve nazım imar planı olarak tanımlanmakta ve sit alanlarında yapılan planlar yerleşik plan hiyerarşisinde klasik bir imar planı olarak değerlendirilmektedir. Oysa sit alanları için öngörülen koruma planlarının söz konusu Kanunda geçen tanımlar ve ilgili yönetmelikleri çerçevesinde hazırlanması alanın sit statüsü nedeniyle yeterli olmamaktadır. Bu nedenle bu Kanunda yazılmayan hükümlerde 3194 sayılı İmar Kanunu'na tabi olmak üzere, sit alanlarında yapılacak koruma planlarına ilişkin fiziksel plan kârları ile sınırlı olmayan, ekonomik stratejiler, uygulama araçları gibi hususları da kapsayan çağdaş dünyadaki koruma amaçlı imar planı yaklaşımı benimsenmektedir. Ören yerlerinde ise bu yerlerin planlı şekilde korunması ve ziyaretçiye açılabilmesi için yapılması öngörülen çevre düzenleme projesi tanımlanmaktadır. Ayrıca gerek UNESCO gibi uluslar arası kurumlarca dünya miras listesinde yer almak üzere başvurulan kültür varlıklarımız, gerekse de bu liste dışında ancak kültürel kimliğimiz ve uygarlık değerleri açısından önem taşıyan diğer kültür varlıkları alanlarında, alanın etkileşim sahasında ya da tabiî bütünlüğü içinde düşünülen bağlantı noktalarını da kapsayacak şekilde, yetkili merkezî ve yerel idareler ile bu konuda uzmanlaşmış sivil toplum kuruluşları arasında eşgüdümü ve hizmetlerin etkin şekilde yürütülmesini sağlamak, bu alanları ulusal ve uluslar arası kurumlar nezdinde bir muhataba kavuşturmak amacıyla yönetim alanı tanımlanmaktadır. Yönetim alanı olarak belirlenen alanların ise korunması, yaşatılması, tanıtımı, içerisinde yapılacak etkinliklerin organizasyonu, ziyaretçi yönetimi, çevre düzenlemesi, restorasyon, bakım-onarım faaliyetleri, güvenliği, alan içerisindeki satış üniteleri ve ürün gelişimi gibi hususların planlı olarak gelişimini ve uygulamadan doğacak durumlarla geri beslemeli bir süreç olarak sürekli olarak gözden geçirilmesini teminen yönetim planı tanımlanmaktadır.
-
Değişikliğin gerekçesi
- Kültür varlıkları tanımı, uluslararası sözleşmelerde yer alan tanımlara uygun olarak yeniden düzenlenmiştir. 2863 sayılı Kanunda geçen ancak tanımı bulunmayan "ören yeri" ve "koruma amaçlı imar planı" tanımlanmaktadır. Bilindiği gibi 3194 sayılı İmar Kanunu'nda imar planları uygulama imar planı ve nazım imar planı olarak tanımlanmakta ve sit alanlarında yapılan planlar yerleşik plan hiyerarşisinde klasik bir imar planı olarak değerlendirilmektedir. Oysa sit alanları için öngörülen koruma planlarının söz konusu Kanunda geçen tanımlar ve ilgili yönetmelikleri çerçevesinde hazırlanması alanın sit statüsü nedeniyle yeterli olmamaktadır. Bu nedenle bu Kanunda yazılmayan hükümlerde 3194 sayılı İmar Kanunu'na tabi olmak üzere, sit alanlarında yapılacak koruma planlarına ilişkin fiziksel plan kârları ile sınırlı olmayan, ekonomik stratejiler, uygulama araçları gibi hususları da kapsayan çağdaş dünyadaki koruma amaçlı imar planı yaklaşımı benimsenmektedir. Ören yerlerinde ise bu yerlerin planlı şekilde korunması ve ziyaretçiye açılabilmesi için yapılması öngörülen çevre düzenleme projesi tanımlanmaktadır. Ayrıca gerek UNESCO gibi uluslar arası kurumlarca dünya miras listesinde yer almak üzere başvurulan kültür varlıklarımız, gerekse de bu liste dışında ancak kültürel kimliğimiz ve uygarlık değerleri açısından önem taşıyan diğer kültür varlıkları alanlarında, alanın etkileşim sahasında ya da tabiî bütünlüğü içinde düşünülen bağlantı noktalarını da kapsayacak şekilde, yetkili merkezî ve yerel idareler ile bu konuda uzmanlaşmış sivil toplum kuruluşları arasında eşgüdümü ve hizmetlerin etkin şekilde yürütülmesini sağlamak, bu alanları ulusal ve uluslar arası kurumlar nezdinde bir muhataba kavuşturmak amacıyla yönetim alanı tanımlanmaktadır. Yönetim alanı olarak belirlenen alanların ise korunması, yaşatılması, tanıtımı, içerisinde yapılacak etkinliklerin organizasyonu, ziyaretçi yönetimi, çevre düzenlemesi, restorasyon, bakım-onarım faaliyetleri, güvenliği, alan içerisindeki satış üniteleri ve ürün gelişimi gibi hususların planlı olarak gelişimini ve uygulamadan doğacak durumlarla geri beslemeli bir süreç olarak sürekli olarak gözden geçirilmesini teminen yönetim planı tanımlanmaktadır.
-
Değişikliğin gerekçesi
- Anıtsal ve sivil mimarlık örneği yapılar tüm insanlığın tarihi belgeleridir. Bu yapıların çağdaş kullanımı, sürekli bakım yapmak suretiyle aslını yaşatmak ve bu varlıkları sürdürülebilir kılmaktır. Bu bağlamda madde kapsamına korunması gerekli kültür ve tabiat varlıklarının yanı sıra bunların koruma alanları ve sit alanları da alınmıştır. Ancak, koruma ve onarım ilkelerine aykırı yapılacak her türlü izinsiz müdahalenin bu yapıların bozulmasına neden olacağı kabul edilmekle birlikte, uzman bürolar denetiminde ruhsata tabi olmayan tadilat ve tamiratların; yapının sürdürülebilirliğini ve yaşanabilirliğini sağlamak amacıyla Kanunun ilgili maddesinde yerel idareler tarafından yapılması öngörülürken, inşai ve fiziki müdahale tanımı esaslı onarıma daraltılmaktadır.
-
Değişikliğin gerekçesi
- Kültür varlıklarının korunması ve değerlendirilmesi amacıyla Bakanlıkça vakıf kurulabileceği hükmü, vakıflarla ilgili yeni yasal düzenlemelere paralel olarak kaldırılmıştır. Yerel yönetimlerin koruma etkinliklerinde rolü ve öneminin tüm dünyada arttığı günümüzde, merkezî ve yerel idare arasında bu kapsamdaki görev bölüşümünün yeniden tayin edilmesinin önemi büyüktür. Yerel yönetimlerin alan ölçeğinde ve parsel bazında koruma sürecine katılması 3386 sayılı Kanunla bir ölçüde çözülmüştür. Ancak bu katılımın yeterli olmadığı dikkate alınarak, bu hükümle yerel yönetimlerin koruma ile ilgili teknik kadrolarını kurmaları kaydıyla koruma hizmetlerinin mahallinde daha kısa sürede çözümlenmesine olanak sağlanmaktadır.
-
Değişikliğin gerekçesi
- Kültür varlıklarının korunması ve değerlendirilmesi amacıyla Bakanlıkça vakıf kurulabileceği hükmü, vakıflarla ilgili yeni yasal düzenlemelere paralel olarak kaldırılmıştır. Yerel yönetimlerin koruma etkinliklerinde rolü ve öneminin tüm dünyada arttığı günümüzde, merkezî ve yerel idare arasında bu kapsamdaki görev bölüşümünün yeniden tayin edilmesinin önemi büyüktür. Yerel yönetimlerin alan ölçeğinde ve parsel bazında koruma sürecine katılması 3386 sayılı Kanunla bir ölçüde çözülmüştür. Ancak bu katılımın yeterli olmadığı dikkate alınarak, bu hükümle yerel yönetimlerin koruma ile ilgili teknik kadrolarını kurmaları kaydıyla koruma hizmetlerinin mahallinde daha kısa sürede çözümlenmesine olanak sağlanmaktadır.
-
Değişikliğin gerekçesi
- Kültür varlıklarının korunması ve değerlendirilmesi amacıyla Bakanlıkça vakıf kurulabileceği hükmü, vakıflarla ilgili yeni yasal düzenlemelere paralel olarak kaldırılmıştır. Yerel yönetimlerin koruma etkinliklerinde rolü ve öneminin tüm dünyada arttığı günümüzde, merkezî ve yerel idare arasında bu kapsamdaki görev bölüşümünün yeniden tayin edilmesinin önemi büyüktür. Yerel yönetimlerin alan ölçeğinde ve parsel bazında koruma sürecine katılması 3386 sayılı Kanunla bir ölçüde çözülmüştür. Ancak bu katılımın yeterli olmadığı dikkate alınarak, bu hükümle yerel yönetimlerin koruma ile ilgili teknik kadrolarını kurmaları kaydıyla koruma hizmetlerinin mahallinde daha kısa sürede çözümlenmesine olanak sağlanmaktadır.
-
Değişikliğin gerekçesi
- Kültür varlıklarının korunması ve değerlendirilmesi amacıyla Bakanlıkça vakıf kurulabileceği hükmü, vakıflarla ilgili yeni yasal düzenlemelere paralel olarak kaldırılmıştır. Yerel yönetimlerin koruma etkinliklerinde rolü ve öneminin tüm dünyada arttığı günümüzde, merkezî ve yerel idare arasında bu kapsamdaki görev bölüşümünün yeniden tayin edilmesinin önemi büyüktür. Yerel yönetimlerin alan ölçeğinde ve parsel bazında koruma sürecine katılması 3386 sayılı Kanunla bir ölçüde çözülmüştür. Ancak bu katılımın yeterli olmadığı dikkate alınarak, bu hükümle yerel yönetimlerin koruma ile ilgili teknik kadrolarını kurmaları kaydıyla koruma hizmetlerinin mahallinde daha kısa sürede çözümlenmesine olanak sağlanmaktadır.
-
Değişikliğin gerekçesi
- Kültür varlıklarının korunması ve değerlendirilmesi amacıyla Bakanlıkça vakıf kurulabileceği hükmü, vakıflarla ilgili yeni yasal düzenlemelere paralel olarak kaldırılmıştır. Yerel yönetimlerin koruma etkinliklerinde rolü ve öneminin tüm dünyada arttığı günümüzde, merkezî ve yerel idare arasında bu kapsamdaki görev bölüşümünün yeniden tayin edilmesinin önemi büyüktür. Yerel yönetimlerin alan ölçeğinde ve parsel bazında koruma sürecine katılması 3386 sayılı Kanunla bir ölçüde çözülmüştür. Ancak bu katılımın yeterli olmadığı dikkate alınarak, bu hükümle yerel yönetimlerin koruma ile ilgili teknik kadrolarını kurmaları kaydıyla koruma hizmetlerinin mahallinde daha kısa sürede çözümlenmesine olanak sağlanmaktadır.
-
Değişikliğin gerekçesi
- Her gerçekçi koruma eyleminin arkasında ekonomik bir güç olmalıdır. Bugüne dek ülkemizdeki uygulamalar irdelendiğinde sorunun ekonomik yanının çok fazla önemsenmediği gözlenmektedir. Gerekli kaynakların yaratılmasında devlet yeterince etkin olamamış, mal sahipleri korunması gerekli tescilli yapıları kendi öz kaynakları ile korumaya, restore etmeye çalışmışlardır.
Kültür varlıkları tescil olduğu tarihten itibaren devlet malı niteliğine dönüşmekte, malikinin mülkiyet hakkına kamu yararı gerekçesiyle sınırlamalar getirilmekte, bu yapıların korunması sorumluluğu malike yüklenmektedir. Buna karşın sözkonusu yapının korunmasına yönelik kamu kaynaklarının devreye girmesi sağlanamamaktadır. Dolayısıyla malik, kamu yararı için tescil edilen bir kültür varlığını kendi kaynakları ile kamu adına korumaya zorlanmaktadır. Yapı sahiplerine katkı konusu gündeme gelse de daha önce yasada var olan "Onarıma Katkı Fonu" dışında bir açılım geliştirilememiş ve bu fon 2001 yılında yapılan değişiklik ile kaldırılmış ve kültür varlıklarının korunması bütçe imkânları ile sınırlı kalmıştır.
Ancak genel bütçe içerisinde Bakanlığın payının çok düşük olması, bu bütçe içinde özel ve tüzel kişilerin mülkiyetindeki yapıların onarımı için verilen kaynağın yetersizliği nedeniyle bu maddede yeni mali kaynak oluşturmak ile ilgili düzenleme yapılması zarureti ortaya çıkmıştır.
Mali kaynak sıkıntısının yerel yönetimler için de geçerli olması nedeniyle, sadece kültür varlıklarının projelendirme, kamulaştırma, planlama ve uygulama konularında kullanılmak üzere yerel yönetimlere katkı payı adı altında kaynak sağlanmaktadır. Bu kaynağın il sınırları içinde toplanarak, valinin onayı ile ve proje bazında kültür varlığı yoğun olan belediyelerle bu varlıkların fazlaca bulunmadığı belediyeler arasında dengeli bir kaynak dağılımı sağlanması hedeflenmektedir. Kültür varlıklarının bir ilin kimliğini oluşturan en önemli unsur olduğu ve o ilde yaşayan herkes için bir değer yarattığı göz önüne alınarak servetten alınan emlak vergisinin tahakkuk eden meblağına ilave %10’luk bir miktarın bu amaçla ayrılması düzenlenmekte ve bu durum bireysel ve toplumsal sorumluluğun bir parçası olarak görülmektedir.
Yeni konut alanları açmak yerine mevcut konutların kullanılması ve yaşatılmasını teşvik etmek amacıyla Toplu Konut İdaresinin görevleri arasında sayılan kültür varlıklarının onarımına işlerlik kazandırılması bakımından, bu kurumca verilen kredilerin %10’nun kültür varlıklarının bakım ve onarımı için kullandırılması amaçlanmaktadır.
-
Değişikliğin gerekçesi
- Her gerçekçi koruma eyleminin arkasında ekonomik bir güç olmalıdır. Bugüne dek ülkemizdeki uygulamalar irdelendiğinde sorunun ekonomik yanının çok fazla önemsenmediği gözlenmektedir. Gerekli kaynakların yaratılmasında devlet yeterince etkin olamamış, mal sahipleri korunması gerekli tescilli yapıları kendi öz kaynakları ile korumaya, restore etmeye çalışmışlardır.
Kültür varlıkları tescil olduğu tarihten itibaren devlet malı niteliğine dönüşmekte, malikinin mülkiyet hakkına kamu yararı gerekçesiyle sınırlamalar getirilmekte, bu yapıların korunması sorumluluğu malike yüklenmektedir. Buna karşın sözkonusu yapının korunmasına yönelik kamu kaynaklarının devreye girmesi sağlanamamaktadır. Dolayısıyla malik, kamu yararı için tescil edilen bir kültür varlığını kendi kaynakları ile kamu adına korumaya zorlanmaktadır. Yapı sahiplerine katkı konusu gündeme gelse de daha önce yasada var olan "Onarıma Katkı Fonu" dışında bir açılım geliştirilememiş ve bu fon 2001 yılında yapılan değişiklik ile kaldırılmış ve kültür varlıklarının korunması bütçe imkânları ile sınırlı kalmıştır.
Ancak genel bütçe içerisinde Bakanlığın payının çok düşük olması, bu bütçe içinde özel ve tüzel kişilerin mülkiyetindeki yapıların onarımı için verilen kaynağın yetersizliği nedeniyle bu maddede yeni mali kaynak oluşturmak ile ilgili düzenleme yapılması zarureti ortaya çıkmıştır.
Mali kaynak sıkıntısının yerel yönetimler için de geçerli olması nedeniyle, sadece kültür varlıklarının projelendirme, kamulaştırma, planlama ve uygulama konularında kullanılmak üzere yerel yönetimlere katkı payı adı altında kaynak sağlanmaktadır. Bu kaynağın il sınırları içinde toplanarak, valinin onayı ile ve proje bazında kültür varlığı yoğun olan belediyelerle bu varlıkların fazlaca bulunmadığı belediyeler arasında dengeli bir kaynak dağılımı sağlanması hedeflenmektedir. Kültür varlıklarının bir ilin kimliğini oluşturan en önemli unsur olduğu ve o ilde yaşayan herkes için bir değer yarattığı göz önüne alınarak servetten alınan emlak vergisinin tahakkuk eden meblağına ilave %10’luk bir miktarın bu amaçla ayrılması düzenlenmekte ve bu durum bireysel ve toplumsal sorumluluğun bir parçası olarak görülmektedir.
Yeni konut alanları açmak yerine mevcut konutların kullanılması ve yaşatılmasını teşvik etmek amacıyla Toplu Konut İdaresinin görevleri arasında sayılan kültür varlıklarının onarımına işlerlik kazandırılması bakımından, bu kurumca verilen kredilerin %10’nun kültür varlıklarının bakım ve onarımı için kullandırılması amaçlanmaktadır.
-
Değişikliğin gerekçesi
- Her gerçekçi koruma eyleminin arkasında ekonomik bir güç olmalıdır. Bugüne dek ülkemizdeki uygulamalar irdelendiğinde sorunun ekonomik yanının çok fazla önemsenmediği gözlenmektedir. Gerekli kaynakların yaratılmasında devlet yeterince etkin olamamış, mal sahipleri korunması gerekli tescilli yapıları kendi öz kaynakları ile korumaya, restore etmeye çalışmışlardır.
Kültür varlıkları tescil olduğu tarihten itibaren devlet malı niteliğine dönüşmekte, malikinin mülkiyet hakkına kamu yararı gerekçesiyle sınırlamalar getirilmekte, bu yapıların korunması sorumluluğu malike yüklenmektedir. Buna karşın sözkonusu yapının korunmasına yönelik kamu kaynaklarının devreye girmesi sağlanamamaktadır. Dolayısıyla malik, kamu yararı için tescil edilen bir kültür varlığını kendi kaynakları ile kamu adına korumaya zorlanmaktadır. Yapı sahiplerine katkı konusu gündeme gelse de daha önce yasada var olan "Onarıma Katkı Fonu" dışında bir açılım geliştirilememiş ve bu fon 2001 yılında yapılan değişiklik ile kaldırılmış ve kültür varlıklarının korunması bütçe imkânları ile sınırlı kalmıştır.
Ancak genel bütçe içerisinde Bakanlığın payının çok düşük olması, bu bütçe içinde özel ve tüzel kişilerin mülkiyetindeki yapıların onarımı için verilen kaynağın yetersizliği nedeniyle bu maddede yeni mali kaynak oluşturmak ile ilgili düzenleme yapılması zarureti ortaya çıkmıştır.
Mali kaynak sıkıntısının yerel yönetimler için de geçerli olması nedeniyle, sadece kültür varlıklarının projelendirme, kamulaştırma, planlama ve uygulama konularında kullanılmak üzere yerel yönetimlere katkı payı adı altında kaynak sağlanmaktadır. Bu kaynağın il sınırları içinde toplanarak, valinin onayı ile ve proje bazında kültür varlığı yoğun olan belediyelerle bu varlıkların fazlaca bulunmadığı belediyeler arasında dengeli bir kaynak dağılımı sağlanması hedeflenmektedir. Kültür varlıklarının bir ilin kimliğini oluşturan en önemli unsur olduğu ve o ilde yaşayan herkes için bir değer yarattığı göz önüne alınarak servetten alınan emlak vergisinin tahakkuk eden meblağına ilave %10’luk bir miktarın bu amaçla ayrılması düzenlenmekte ve bu durum bireysel ve toplumsal sorumluluğun bir parçası olarak görülmektedir.
Yeni konut alanları açmak yerine mevcut konutların kullanılması ve yaşatılmasını teşvik etmek amacıyla Toplu Konut İdaresinin görevleri arasında sayılan kültür varlıklarının onarımına işlerlik kazandırılması bakımından, bu kurumca verilen kredilerin %10’nun kültür varlıklarının bakım ve onarımı için kullandırılması amaçlanmaktadır.
-
Değişikliğin gerekçesi
- Kamu kurum ve kuruluşlarının yapı konseptinde genellikle yeni betonarme inşaatlar bulunmaktadır. Tescilli kültür varlığı yapılarının onarılarak, kendi bünyelerindeki hizmetlerinde kullanılmak üzere koruma bölge kurullarınca uygun görülen işlevde kullanımı, kültür varlıklarının korunmasının sağlanması bakımından doğru bir yaklaşım olarak görülmekte, dünyadaki koruma kavramının "kullanarak koruma" şeklinde gelişmesine paralel olarak tescilli yapıların belediyeler dışında, kamu kurum ve kuruluşları, il özel idareleri ve mahalli idare birliklerince onarılarak kullanılması amacıyla kamulaştırılması imkânı getirilmektedir.
-
Eski ifade
Sit geçiş dönemi - koruma amaçlı imar planı - kısmi plan değişikliği:Değişikliğin gerekçesi
- a) Sit alanlarının önemi ve ülkenin kalkınma potansiyelindeki yeri konusunda koruma ile ilgili tarafların, merkezi yönetim, yerel yönetimlerin, bilimsel kuruluşların, plancıların ve ilgili diğer kuruluşların benimsediği ortak politikalara gereksinim vardır. Koruma, mekansal ve fiziksel plan üretiminin yanı sıra, ekonomik ve sosyal boyutları da içermektedir. Bu Yasada getirilen yeni koruma amaçlı imar planı tanımı çerçevesinde ortaya konulan yaklaşımın bir sonucu olarak bu planların müellifi şehir plancısı olmak şartıyla disiplinler arası bir ekip tarafından yapılması, planların kamu idarelerince yapılıp, yaptırıldığı hususu dikkate alınarak zorunlu kılınmaktadır.
Korumanın temel aracının planlama olduğundan hareketle, sit alanlarının yönetişimci bir anlayışla etkin şekilde korunabilmesi amacıyla koruma planlarının yetkili idarelerce yapımını zorlayıcı bir düzenleme getirilmektedir.
Ayrıca, 3386 sayılı Kanunda belirtilen "müktesep haklarla" ilgili hükmün Anayasa Mahkemesinin 28.06.1988 gün ve E:1987/21 sayılı, K:1988/25 sayılı kararı ile iptal edilmesi nedeniyle, Anayasa Mahkemesinin iptal gerekçesi gözönüne alınarak yeniden düzenlenmiştir.
b) Halihazırda koruma planlarıyla kesin yapı yasağı getirilmiş alanlarda hazine arazilerinde takas uygulaması mevzuatımızda bulunmaktadır. Ancak valilikler ve belediyelerin arazilerinin de bu amaçla kullanılabilmesi gerekmektedir.
c) Takas uygulaması ile birebir arazi değişimi sözkonusu olmakta, bu ise özellikle kentlerdeki uygulamalarda her zaman beklenilen sonucu vermemektedir. Bu nedenle koruma planlarıyla veya taşınmaz tescil kararlarıyla kamu yararı için yapılanma hakları kısıtlanmış taşınmaz maliklerine, kısıtlanan haklarının tamamen veya kısmen imar planlarıyla önceden yapılanma, yoğunluk, sosyal ve teknik altyapı kapasitesi belirlenmiş aktarım alanlarına taşınabilmesi olanağı getirilerek, kamu yararı ve özel mülkiyet arasında bir denge sağlanmakta, ayrıca bu alanların ihya edilmesi teşvik edilmektedir.
Aktarımdan hedeflenen sadece mülkiyet hakkını değil, yapılanma hakkını da dikkate alarak hak transferinin sağlanması olup, arsa takası odaklı olmayan bu yaklaşımla yapılanma ve mülkiyet hakları kısmen kısıtlanan taşınmaz maliklerine kısıtlanan hak kadar bir payı menkul kıymet olarak vermek suretiyle yapılanmaya açık ve imar planında bu amaçla ayrılmış alanlara aktarılma imkânı getirilmektedir.
Kesin yapılanma yasağı getirilen taşınmazlarda ise bu haktan tamamen yararlanılması sözkonusu olacağından mülkiyet hakkı ilgili idareye devredilmektedir. Ancak yapılanma hakları kısmen kısıtlananlar bakımından mevcut yerlerindeki mülkiyet hakları korunmakta, ancak sınırlanan hakkın karşılığı olan bir değerin başka bir alana aktarılması sağlanmaktadır.
Tescilli taşınmaz kültür varlıkları maliklerinin bu haktan yararlanmaları için yapılarını ihya etme şartı getirilerek, bunların korunması sağlanmaktadır.
-
Değişikliğin gerekçesi
- Kültür varlıklarının korunması, bakım, onarımı ve restorasyonu özel ihtisas alanlarını gerektirmektedir. Bu hizmetlerin doğru bir biçimde yerine getirilebilmesi için ihtiyaç duyulan meslek elemanları tanımlanarak, restorasyon çalışmalarında uzmanlaşmış kişilerin yer alması sağlanmaktadır. Ayrıca, koruma bölge kurullarınca onaylı projesine uygun olarak uygulamaların gerçekleştirilmesi amacıyla, uygulama sorumluluğu ve yükümlülüğü getirilmektedir.
-
Değişikliğin gerekçesi
- Kültür varlıklarının korunması, bakım, onarımı ve restorasyonu özel ihtisas alanlarını gerektirmektedir. Bu hizmetlerin doğru bir biçimde yerine getirilebilmesi için ihtiyaç duyulan meslek elemanları tanımlanarak, restorasyon çalışmalarında uzmanlaşmış kişilerin yer alması sağlanmaktadır. Ayrıca, koruma bölge kurullarınca onaylı projesine uygun olarak uygulamaların gerçekleştirilmesi amacıyla, uygulama sorumluluğu ve yükümlülüğü getirilmektedir.
-
Değişikliğin gerekçesi
- Kültür varlıklarının korunması, bakım, onarımı ve restorasyonu özel ihtisas alanlarını gerektirmektedir. Bu hizmetlerin doğru bir biçimde yerine getirilebilmesi için ihtiyaç duyulan meslek elemanları tanımlanarak, restorasyon çalışmalarında uzmanlaşmış kişilerin yer alması sağlanmaktadır. Ayrıca, koruma bölge kurullarınca onaylı projesine uygun olarak uygulamaların gerçekleştirilmesi amacıyla, uygulama sorumluluğu ve yükümlülüğü getirilmektedir.
-
Değişikliğin gerekçesi
- Kültür varlıklarının korunması, bakım, onarımı ve restorasyonu özel ihtisas alanlarını gerektirmektedir. Bu hizmetlerin doğru bir biçimde yerine getirilebilmesi için ihtiyaç duyulan meslek elemanları tanımlanarak, restorasyon çalışmalarında uzmanlaşmış kişilerin yer alması sağlanmaktadır. Ayrıca, koruma bölge kurullarınca onaylı projesine uygun olarak uygulamaların gerçekleştirilmesi amacıyla, uygulama sorumluluğu ve yükümlülüğü getirilmektedir.
-
Değişikliğin gerekçesi
- 3386 sayılı Kanunda yer almaması ve uygulamada çıkan sorunların giderilmesi amacıyla koruma kurullarının Bakanlıkça belirlenen üyelerinin görev süreleri düzenlenmiştir. Koruma bölge kurullarında görev yapan üyelerin etik açıdan, taraf oldukları konularda karar almamaları gerektiğinden bu konuya açıklık getirilmiştir. Ayrıca, huzur hakları günün şartlarına uygun olarak yeniden düzenlenmiştir.
-
Eski ifade
ilgiliYeni ifadesit alanlarına ilişkinDeğişikliğin gerekçesi
- Koruma bölge kurullarının çalışmalarını daha sağlıklı yürütmesini sağlamak amacıyla madde yeniden düzenlenerek ek hükümler getirilmiştir. Hizmetin yerinde yürütülmesi amacıyla, ruhsata tabi olmayan bakım ve basit onarımla ilgili uygulamaların belediyelerin ve valiliklerin izin ve denetimi ile yapılması hükmü getirilmiştir.
Yerel yönetimler, korumadan yetkili ve sorumlu tutularak, koruma sürecine katılmaları, bu süreçte uygulamaların bekletilmeden kısa sürede yerinde çözümlenmesi amaçlanmıştır. Bu kapsamda koruma planlarının yürürlüğe girmesiyle plan koşulları doğrultusunda, tescilli kültür varlığı olmayan parsellerde de yeni yapılanma ve esaslı onarımlara belediyelerce izin verilmesi sağlanmaktadır.
Vakıflar Genel Müdürlüğü idaresinde bulunan vakıfların mülkiyetindeki kültür varlıklarının bakım ve basit onarımları ile ilgili düzenleme getirilmiştir.
-
Değişikliğin gerekçesi
- Koruma bölge kurullarının çalışmalarını daha sağlıklı yürütmesini sağlamak amacıyla madde yeniden düzenlenerek ek hükümler getirilmiştir. Hizmetin yerinde yürütülmesi amacıyla, ruhsata tabi olmayan bakım ve basit onarımla ilgili uygulamaların belediyelerin ve valiliklerin izin ve denetimi ile yapılması hükmü getirilmiştir.
Yerel yönetimler, korumadan yetkili ve sorumlu tutularak, koruma sürecine katılmaları, bu süreçte uygulamaların bekletilmeden kısa sürede yerinde çözümlenmesi amaçlanmıştır. Bu kapsamda koruma planlarının yürürlüğe girmesiyle plan koşulları doğrultusunda, tescilli kültür varlığı olmayan parsellerde de yeni yapılanma ve esaslı onarımlara belediyelerce izin verilmesi sağlanmaktadır.
Vakıflar Genel Müdürlüğü idaresinde bulunan vakıfların mülkiyetindeki kültür varlıklarının bakım ve basit onarımları ile ilgili düzenleme getirilmiştir.
-
Değişikliğin gerekçesi
- Koruma bölge kurullarının çalışmalarını daha sağlıklı yürütmesini sağlamak amacıyla madde yeniden düzenlenerek ek hükümler getirilmiştir. Hizmetin yerinde yürütülmesi amacıyla, ruhsata tabi olmayan bakım ve basit onarımla ilgili uygulamaların belediyelerin ve valiliklerin izin ve denetimi ile yapılması hükmü getirilmiştir.
Yerel yönetimler, korumadan yetkili ve sorumlu tutularak, koruma sürecine katılmaları, bu süreçte uygulamaların bekletilmeden kısa sürede yerinde çözümlenmesi amaçlanmıştır. Bu kapsamda koruma planlarının yürürlüğe girmesiyle plan koşulları doğrultusunda, tescilli kültür varlığı olmayan parsellerde de yeni yapılanma ve esaslı onarımlara belediyelerce izin verilmesi sağlanmaktadır.
Vakıflar Genel Müdürlüğü idaresinde bulunan vakıfların mülkiyetindeki kültür varlıklarının bakım ve basit onarımları ile ilgili düzenleme getirilmiştir.
-
Değişikliğin gerekçesi
- Koruma bölge kurullarının çalışmalarını daha sağlıklı yürütmesini sağlamak amacıyla madde yeniden düzenlenerek ek hükümler getirilmiştir. Hizmetin yerinde yürütülmesi amacıyla, ruhsata tabi olmayan bakım ve basit onarımla ilgili uygulamaların belediyelerin ve valiliklerin izin ve denetimi ile yapılması hükmü getirilmiştir.
Yerel yönetimler, korumadan yetkili ve sorumlu tutularak, koruma sürecine katılmaları, bu süreçte uygulamaların bekletilmeden kısa sürede yerinde çözümlenmesi amaçlanmıştır. Bu kapsamda koruma planlarının yürürlüğe girmesiyle plan koşulları doğrultusunda, tescilli kültür varlığı olmayan parsellerde de yeni yapılanma ve esaslı onarımlara belediyelerce izin verilmesi sağlanmaktadır.
Vakıflar Genel Müdürlüğü idaresinde bulunan vakıfların mülkiyetindeki kültür varlıklarının bakım ve basit onarımları ile ilgili düzenleme getirilmiştir.
-
Değişikliğin gerekçesi
- Koruma bölge kurullarının çalışmalarını daha sağlıklı yürütmesini sağlamak amacıyla madde yeniden düzenlenerek ek hükümler getirilmiştir. Hizmetin yerinde yürütülmesi amacıyla, ruhsata tabi olmayan bakım ve basit onarımla ilgili uygulamaların belediyelerin ve valiliklerin izin ve denetimi ile yapılması hükmü getirilmiştir.
Yerel yönetimler, korumadan yetkili ve sorumlu tutularak, koruma sürecine katılmaları, bu süreçte uygulamaların bekletilmeden kısa sürede yerinde çözümlenmesi amaçlanmıştır. Bu kapsamda koruma planlarının yürürlüğe girmesiyle plan koşulları doğrultusunda, tescilli kültür varlığı olmayan parsellerde de yeni yapılanma ve esaslı onarımlara belediyelerce izin verilmesi sağlanmaktadır.
Vakıflar Genel Müdürlüğü idaresinde bulunan vakıfların mülkiyetindeki kültür varlıklarının bakım ve basit onarımları ile ilgili düzenleme getirilmiştir.
-
Değişikliğin gerekçesi
- Koruma bölge kurullarının çalışmalarını daha sağlıklı yürütmesini sağlamak amacıyla madde yeniden düzenlenerek ek hükümler getirilmiştir. Hizmetin yerinde yürütülmesi amacıyla, ruhsata tabi olmayan bakım ve basit onarımla ilgili uygulamaların belediyelerin ve valiliklerin izin ve denetimi ile yapılması hükmü getirilmiştir.
Yerel yönetimler, korumadan yetkili ve sorumlu tutularak, koruma sürecine katılmaları, bu süreçte uygulamaların bekletilmeden kısa sürede yerinde çözümlenmesi amaçlanmıştır. Bu kapsamda koruma planlarının yürürlüğe girmesiyle plan koşulları doğrultusunda, tescilli kültür varlığı olmayan parsellerde de yeni yapılanma ve esaslı onarımlara belediyelerce izin verilmesi sağlanmaktadır.
Vakıflar Genel Müdürlüğü idaresinde bulunan vakıfların mülkiyetindeki kültür varlıklarının bakım ve basit onarımları ile ilgili düzenleme getirilmiştir.
-
Değişikliğin gerekçesi
- Koruma bölge kurullarının çalışmalarını daha sağlıklı yürütmesini sağlamak amacıyla madde yeniden düzenlenerek ek hükümler getirilmiştir. Hizmetin yerinde yürütülmesi amacıyla, ruhsata tabi olmayan bakım ve basit onarımla ilgili uygulamaların belediyelerin ve valiliklerin izin ve denetimi ile yapılması hükmü getirilmiştir.
Yerel yönetimler, korumadan yetkili ve sorumlu tutularak, koruma sürecine katılmaları, bu süreçte uygulamaların bekletilmeden kısa sürede yerinde çözümlenmesi amaçlanmıştır. Bu kapsamda koruma planlarının yürürlüğe girmesiyle plan koşulları doğrultusunda, tescilli kültür varlığı olmayan parsellerde de yeni yapılanma ve esaslı onarımlara belediyelerce izin verilmesi sağlanmaktadır.
Vakıflar Genel Müdürlüğü idaresinde bulunan vakıfların mülkiyetindeki kültür varlıklarının bakım ve basit onarımları ile ilgili düzenleme getirilmiştir.
-
Değişikliğin gerekçesi
- Koruma bölge kurullarının çalışmalarını daha sağlıklı yürütmesini sağlamak amacıyla madde yeniden düzenlenerek ek hükümler getirilmiştir. Hizmetin yerinde yürütülmesi amacıyla, ruhsata tabi olmayan bakım ve basit onarımla ilgili uygulamaların belediyelerin ve valiliklerin izin ve denetimi ile yapılması hükmü getirilmiştir.
Yerel yönetimler, korumadan yetkili ve sorumlu tutularak, koruma sürecine katılmaları, bu süreçte uygulamaların bekletilmeden kısa sürede yerinde çözümlenmesi amaçlanmıştır. Bu kapsamda koruma planlarının yürürlüğe girmesiyle plan koşulları doğrultusunda, tescilli kültür varlığı olmayan parsellerde de yeni yapılanma ve esaslı onarımlara belediyelerce izin verilmesi sağlanmaktadır.
Vakıflar Genel Müdürlüğü idaresinde bulunan vakıfların mülkiyetindeki kültür varlıklarının bakım ve basit onarımları ile ilgili düzenleme getirilmiştir.
-
Değişikliğin gerekçesi
- Koruma bölge kurulu kararlarının hukuksal boyutunun da bulunması nedeniyle karar sürecine hukukçu üyenin de katılması öngörülmektedir. Ayrıca, kurulların kamu kurum kuruluş temsilcileri ile ilgili düzenleme yapılmıştır.
-
Değişikliğin gerekçesi
- Sit ölçeğinde alınan kurul kararlarına karşı, plan yapma ve onama yetkisi bulunan kamu kurum ve kuruluşları ile belediye ve valiliklerin itirazlarının bir üst kurulda değerlendirilmesi amacıyla yeni düzenleme yapılmaktadır. İtiraz süresine ve konuların değerlendirilmesine ilişkin müeyyide getirilmektedir.
-
Değişikliğin gerekçesi
- 2863 sayılı Kanunun yürürlüğe girmesiyle kültür ve tabiat varlıklarını koruma kurullarının, kültür ve tabiat varlıkları koruma bölge kurullarına, kültür ve tabiat varlıklarını koruma büro müdürlüklerinin de kültür ve tabiat varlıklarını koruma bölge müdürlüklerine dönüşeceği hükmü getirilmektedir. Ayrıca, yeni yönetmeliklerin bir yıl içinde çıkarılması ve bu düzenlemeler yapılıncaya kadar hizmetin aksamaması amacıyla, çalışmaların mevcut yönetmelikler kapsamında yürütülmesi sağlanmaktadır.
-
Değiştirildi Genel 5226 sayılı Kanun, md. 17Eski ifade
olarak değiştirilmiş ve gerekli değişiklik madde metinlerine işlenmiştir; daha sonra 14/7/2004 tarihli ve 5226 sayılı Kanunun 17 nci maddesiyle değiştirilen Ek Madde 1 hükmü gereğince, bu Kanunda yer alan “Koruma KuruluYeni ifadekoruma bölge kurulu -
Bu fıkraya 14/7/2004 tarihli ve 5226 sayılı Kanunun 2 nci maddesiyle "mozaikler" ibaresinden sonra gelmek üzere ", peri bacaları" ibaresi eklenmiştir.
Değişikliğin gerekçesi
- Kültür varlıkları tanımı genişletilerek daha önce tabiat varlığı kapsamında yer alan, peri bacaları, tarihi mağaralar ve kaya sığınaklarının, Kanunun 6 ncı maddesinde sayılan taşınmaz kültür varlığı özelliklerini göstermeleri nedeniyle kültür varlıkları kapsamına alınması düzenlenmektedir.
-
Eski ifade
Korunması gerekli taşınmaz kültür varlıklarının onarımına katkı fonu:Değişikliğin gerekçesi
- Her gerçekçi koruma eyleminin arkasında ekonomik bir güç olmalıdır. Bugüne dek ülkemizdeki uygulamalar irdelendiğinde sorunun ekonomik yanının çok fazla önemsenmediği gözlenmektedir. Gerekli kaynakların yaratılmasında devlet yeterince etkin olamamış, mal sahipleri korunması gerekli tescilli yapıları kendi öz kaynakları ile korumaya, restore etmeye çalışmışlardır.
Kültür varlıkları tescil olduğu tarihten itibaren devlet malı niteliğine dönüşmekte, malikinin mülkiyet hakkına kamu yararı gerekçesiyle sınırlamalar getirilmekte, bu yapıların korunması sorumluluğu malike yüklenmektedir. Buna karşın sözkonusu yapının korunmasına yönelik kamu kaynaklarının devreye girmesi sağlanamamaktadır. Dolayısıyla malik, kamu yararı için tescil edilen bir kültür varlığını kendi kaynakları ile kamu adına korumaya zorlanmaktadır. Yapı sahiplerine katkı konusu gündeme gelse de daha önce yasada var olan "Onarıma Katkı Fonu" dışında bir açılım geliştirilememiş ve bu fon 2001 yılında yapılan değişiklik ile kaldırılmış ve kültür varlıklarının korunması bütçe imkânları ile sınırlı kalmıştır.
Ancak genel bütçe içerisinde Bakanlığın payının çok düşük olması, bu bütçe içinde özel ve tüzel kişilerin mülkiyetindeki yapıların onarımı için verilen kaynağın yetersizliği nedeniyle bu maddede yeni mali kaynak oluşturmak ile ilgili düzenleme yapılması zarureti ortaya çıkmıştır.
Mali kaynak sıkıntısının yerel yönetimler için de geçerli olması nedeniyle, sadece kültür varlıklarının projelendirme, kamulaştırma, planlama ve uygulama konularında kullanılmak üzere yerel yönetimlere katkı payı adı altında kaynak sağlanmaktadır. Bu kaynağın il sınırları içinde toplanarak, valinin onayı ile ve proje bazında kültür varlığı yoğun olan belediyelerle bu varlıkların fazlaca bulunmadığı belediyeler arasında dengeli bir kaynak dağılımı sağlanması hedeflenmektedir. Kültür varlıklarının bir ilin kimliğini oluşturan en önemli unsur olduğu ve o ilde yaşayan herkes için bir değer yarattığı göz önüne alınarak servetten alınan emlak vergisinin tahakkuk eden meblağına ilave %10’luk bir miktarın bu amaçla ayrılması düzenlenmekte ve bu durum bireysel ve toplumsal sorumluluğun bir parçası olarak görülmektedir.
Yeni konut alanları açmak yerine mevcut konutların kullanılması ve yaşatılmasını teşvik etmek amacıyla Toplu Konut İdaresinin görevleri arasında sayılan kültür varlıklarının onarımına işlerlik kazandırılması bakımından, bu kurumca verilen kredilerin %10’nun kültür varlıklarının bakım ve onarımı için kullandırılması amaçlanmaktadır.
-
Eski ifade
Orman Genel MüdürlüğüYeni ifadeÇevre ve Orman BakanlığıDeğişikliğin gerekçesi
- Koruma bölge kurullarının çalışmalarını daha sağlıklı yürütmesini sağlamak amacıyla madde yeniden düzenlenerek ek hükümler getirilmiştir. Hizmetin yerinde yürütülmesi amacıyla, ruhsata tabi olmayan bakım ve basit onarımla ilgili uygulamaların belediyelerin ve valiliklerin izin ve denetimi ile yapılması hükmü getirilmiştir.
Yerel yönetimler, korumadan yetkili ve sorumlu tutularak, koruma sürecine katılmaları, bu süreçte uygulamaların bekletilmeden kısa sürede yerinde çözümlenmesi amaçlanmıştır. Bu kapsamda koruma planlarının yürürlüğe girmesiyle plan koşulları doğrultusunda, tescilli kültür varlığı olmayan parsellerde de yeni yapılanma ve esaslı onarımlara belediyelerce izin verilmesi sağlanmaktadır.
Vakıflar Genel Müdürlüğü idaresinde bulunan vakıfların mülkiyetindeki kültür varlıklarının bakım ve basit onarımları ile ilgili düzenleme getirilmiştir.
-
-
26 Mayıs 2004
-
Değişikliğin gerekçesi
- Korunması gerekli taşınmaz Kültür ve Tabiat Varlıklarının tespitinin, Kültür Bakanlığının koordinatörlüğünde ilgili kurum ve kuruluşların görüşlerinin alınarak daha sağlıklı yapılacağı hususu benimsenmiştir. Bu alanların belirlenmesinde Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanlığının da görüşü de alınacağından madencilik faaliyetlerinin engellenmemesi böylece sağlanmış olacaktır.
-
-
14 Nisan 2004
-
21 Şubat 2001
-
Değişikliğin gerekçesi
– a) 2499 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu ile verilen görevleri yapmak üzere kurulan ve tüzel kişiliği haiz Sermaye Piyasası Kurulunun bütçesi, Fon adı altında tutulan bir hesapla yürütülmekte ve giderleri bu özel Fondan karşılanmaktadır. Mezkûr Kanunda düzenlenen Fon, klasik anlamda fon uygulamalarından uzak olup, daha çok Sermaye Piyasası Kurulunun özel bütçesi olarak kullanılmakta ve kurulun bütün giderleri de buradan yapılmaktadır. Bu nedenle Kurulun, görevlerini yerine getirmesi açısından anılan Kanunda geçen “Fon” ibarelerinin “Hesap” olarak değiştirilmesi öngörülmüştür.
b) 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 12 nci maddesinin dördüncü fıkrası değiştirilerek , bu Kanunun 1 inci maddesi ile kaldırılan Korunması Gerekli Taşınmaz Kültür Varlıklarının Onarımına Katkı Fonundan yapılacak harcamalar ve verilecek kredilere ilişkin usul ve esasların yönetmelikle belirlenmesine dair hüküm madde metninden çıkarılmıştır.
c) Bütçe kapsamı dışında yer alan ve gelirlerinden bütçeye kesinti yapılmayan Garanti Fonu, zorunlu malî sorumluluk sigortasına tâbi motorlu araçların sebep olacakları zararların, işletenin sorumluluğuna ilişkin kurallar uyarınca geçerli teminat tutarları dahilinde karşılanması amacıyla, Türkiye Sigorta ve Reasürans Şirketleri Birliği nezdinde faaliyet göstermekte, işlevi açısından bir tür sigorta mahiyetinde olup gelirleri kamu geliri niteliği taşımamaktadır. Adının “fon” olmasına karşın, bir tür “hesap” niteliğinde olan Fonun, fon tanımı dışında tutularak, fon sistemi dışında Karayolu Trafik Garanti Sigortası Hesabı şeklinde faaliyetlerine devam etmesi öngörülmüştür.
Ayrıca, bu Kanunun 1 inci maddesi uyarınca, Trafik Hizmetlerini Geliştirme Fonunun kaldırılması öngörüldüğünden, 2918 sayılı Kanunun 91 inci maddesinin üçüncü fıkrasında, sigorta yaptıranların, sigorta şirketlerine ödeyecekleri sigorta primi üzerinden adı geçen Fona yatırılması öngörülen tutarın, Maliye Bakanlığı bütçesine gelir ve EmniyetGenel Müdürlüğü bütçesine özel ödenek kaydedilmesi suretiyle trafik hizmetlerinde kullanımının sağlanması amaçlanmıştır.
d) 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 131 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Trafik Hizmetlerini Geliştirme Fonuna yatırılan basılı kâğıtlar ve plakaların satışının federasyona sağladığı net gelirin % 60’ının, bu Kanunun 1 inci maddesi uyarınca söz konusu Fon kaldırıldığından, Maliye Bakanlığınca bütçeye gelir ve Emniyet Genel Müdürlüğü bütçesine özel ödenek kaydedilerek Emniyet Genel Müdürlüğü hizmetlerinde kullanılması amaçlanmaktadır.Gelirin kalan kısmı ise, Türkiye Şoförler ve Otomobilciler Federasyonuna bırakılmaktadır.
e) Bu Kanunun 1 inci maddesi ile Madencilik Fonunun tasfiyesi öngörüldüğünden ve Maden Kanununun 14 üncü maddesinin birinci fıkrasında geçen “% 5’i fon iştiraki” ibaresi kaldırıldığından, bir gelir kaybına yol açmamak amacıyla söz konusu tutar aynı maddede yer alan Devlet hakkına ilave edilerek, Devlet hakkı % 10’a çıkarılmaktadır. Bunun yanı sıra, 3213 sayılı Madencilik Kanununda geçen “Madencilik Fonuna” ibareleri “bütçeye” olarak değiştirilerek, ilgili maddelerde belirtilen fon gelirlerinin bütçeye aktarılması ve aynı Kanunun 35 inci maddesinde geçen “Madencilik Fonundan” ibaresi “Bakanlık bükçesinden” şeklinde değiştirilerek söz konusu maddede belirtilen masrafların bütçeden karşılanması amaçlanmıştır.
-
-
28 Haziran 1988
-
Bu aradaki "Yapılanma hakları ile ilgili müktesep haklar Yönetmelikle belirlenir." cümlesi Anayasa Mahkemesinin 28/6/1988 tarihli ve E.1987/21, K.1988/25 sayılı Kararı ile iptal edilmiştir.
-
-
17 Haziran 1987