Kamulaştırma Kanunu
- Kanun numarası
- 2942
- Kabul tarihi
- 04.11.1983
- Resmî Gazete
- 08.11.1983 / 18215
- Düstur
- 5. tertip, cilt 22
- Son değişiklik
- 21.02.2027
- Madde sayısı
- 59
Metin içindeki değişiklik notlarından ve dipnotlardan derlenmiştir. Toplam 115 kayıt.
-
21 Şubat 2027 Henüz yürürlükte değil
-
Anayasa Mahkemesinin 12/2/2026 tarihli ve E.: 2025/190, K.: 2026/38 sayılı Kararı ile bu fıkrada yer alan “Tescil hükmü kesin olup” ibaresi iptal edilmiştir. Bu Karar Resmî Gazete’de yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra (21/2/2027) yürürlüğe girer.
-
-
2 Temmuz 2026
-
Değişikliğin gerekçesi
Maddeyle, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununa geçici bir madde eklenmektedir.
5/1/1961 tarihli ve 221 sayılı Amme Hükmi Şahısları veya Müesseseleri Tarafından Fiilen Amme Hizmetlerine Tahsis Edilmiş Gayrimenkuller Hakkında Kanun, Anayasa Mahkemesinin, 21/4/2022 tarihli ve E: 2021/19; K: 2022/46 sayılı kararıyla iptal edilmiş ve iptal kararının Resmî Gazete’de yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine karar verilmiştir. Söz konusu iptal kararı, 4/8/2022 tarihli ve 31913 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmıştır.
İptal edilen 221 sayılı Kanun, Mülga 31/8/1956 tarihli ve 6830 sayılı İstimlak Kanununun yürürlüğe girdiği 1956 tarihinden önce fiilen kamu hizmetlerine tahsis edilmiş olmakla birlikte usulünce kamulaştırıldığı ortaya konulamayan taşınmazların tabi olacağı usul ve esasları düzenlemektedir.
221 sayılı Kanun 12/1/1961 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Bu Kanuna göre, mülga 6830 sayılı İstimlak Kanununun yürürlüğe girdiği tarihe kadar kamulaştırma işlemine dayanmaksızın kamulaştırma kanunlarının göz önünde tuttuğu maksatlara fiilen tahsis edilmiş olan gayrimenkullerin ilgili amme hükmi şahsı veya müessesesi adına tahsis tarihinde kamulaştırılmış sayılacağı düzenlenmiştir. Aynı Kanun bu kapsamdaki gayrimenkullerden tapuya kayıtlı olanların kayıt sahiplerinin ya da mirasçılarının ancak fiili tahsis tarihindeki rayiç üzerinden gayrimenkulun bedelini isteyebileceği ve bu bedelin dava hakkının bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren iki yıl sonra düşeceğini hüküm altına almıştır.
Ayrıca Kanunun yürürlüğe girmesinden önce açılmış ve kesin karara bağlanmamış davalar hakkında da bu Kanun hükümlerinin uygulanacağı belirtilmiştir. Bu Kanun bir tasfiye kanunu olup, mülga 6830 sayılı İstimlak Kanununun yürürlüğe girmesinden önce fiilen kamu hizmetine tahsis edilmiş taşınmazları konu edinmektedir.
Anayasanın 153 üncü maddesinin beşinci fıkrası Anayasa Mahkemesi kararlarının geriye yürümeyeceği hükmünü amirdir. Bu hükmün gereği olarak, iptalden sonra da 221 sayılı Kanunun öngördüğü süre içinde açılan ve halen derdest bulunan davalar hakkında 221 sayılı Kanunun uygulanması gerekecektir. Diğer bir anlatımla, 221 sayılı Kanunun yürürlüğünden itibaren iki yıl geçtikten sonra, 1956 yılından önce fiilen kamu hizmetine tahsis edilen ve kanun gereği kamulaştırılmış sayılan taşınmazlar bakımından, Anayasa Mahkemesinin söz konusu iptal kararı geriye yürümeyeceğinden yeni bir dava hakkı doğurmayacaktır. Belirtmek gerekir ki, Anayasanın amir hükmüne rağmen iptal kararını geriye yürütecek şekilde uygulama yapıldığı takdirde bu yerlerin kamulaştırmasız el atılan yerler gibi değerlendirilmesi söz konusu olabilecektir.
Madde kapsamında açılan ve görülmekte olan davalarda mahkeme ve icra harçları ile her türlü vekâlet ücretlerinin maktu olarak belirleneceği hüküm altına alınmaktadır.
Anayasa Mahkemesinin iptal kararından sonra oluşan tereddütleri gidermek ve bu konuda bir kanun boşluğuna meydan vermemek için geçici madde düzenlemesi yapılmaktadır.
-
-
11 Haziran 2026
-
Değişikliğin gerekçesi
Madde ile, 2942 sayılı Kanunun 29 uncu maddesinde değişiklik yapılmaktadır.
Kamulaştırma Kanununun geçici 16 ncı maddesinde yer alan “Kamulaştırma işlemleri tamamlanmamış veya kamulaştırması hiç yapılmamış olmasına rağmen 4/11/1983 tarihinden bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihe kadar fiilen kamu hizmetine ayrılan veya kamu yararına ilişkin bir ihtiyaca tahsis edilerek üzerinde tesis yapılan taşınmazlara veya kaynaklara kısmen veya tamamen veyahut irtifak hakkı tesis etmek suretiyle malikin rızası olmaksızın fiilî el konulması veya hukuki el atılması sebebiyle mülkiyet hakkından doğan taleplere dair bedel ve tazminata ilişkin davalarda verilen kararlar taşınmaz mal ile ilgili ayni haklara ilişkin kararların icrasına ilişkin hükümlere göre yerine getirilir. Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce, kesinleşmemiş mahkeme kararlarına dayanılarak başlatılan icra takipleri kesinleşmiş mahkeme kararı ibraz edilinceye kadar durdurulur.” hükmü gereğince İcra ve İflas Kanunu hükümleri uygulanmakta iken Anayasa Mahkemesi tarafından bu madde iptal edilmiştir.
Bahse konu iptal kararı sonucunda yerel mahkeme tarafından verilen tazminat kararları yargı sürecinin kesinleşmesi beklenilmeden icra yolu ile Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü (DSİ)’den talep edilmektedir.
Açılan bu davalar sonucunda kamulaştırma bedelleri ödenen taşınmazlara ait kesinleşmemiş mahkeme kararlarının tapu müdürlüklerinde infazı gerçekleştirilememekte, karar kesinleştikten sonra dahi kamulaştırmasız el atma ve tazminat davaları Hazine ve Maliye Bakanlığınca kamulaştırma işlemi olarak değerlendirilmediğinden, 492 sayılı Harçlar Kanununun 59 uncu maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi gereğince devreden taraf olan maliklerden harç alınması gerektiği gerekçesiyle idarenin tescil talepleri tapu müdürlükleri tarafından reddedilmektedir.
Mahkeme kararlarına istinaden kamulaştırma bedellerini alan malikler harç ödemekten imtina ederek tescil işlemleri için tapu müdürlüklerine gelmediklerinden, taşınmazların DSİ adına tescili gerçekleştirilememektedir. Bunun sonucu olarak; ilerleyen yıllarda gerçek hukuki durumu yansıtmayan tapu kayıtlarına istinaden tapu sicilinde hak sahibi görünen kişiden taşınmazı iktisap eden iyiniyetli üçüncü kişilerin edinimleri korunacağından kamu aleyhine bir durumun ortaya çıkması kaçınılmaz görünmektedir.
Kamu yararı kararı alınan ve yatırım programında bulunan projelerde, zorunlu hallerde el atılan ve çeşitli sebeplerle kamulaştırması tamamlanamamış taşınmazlara, kamulaştırmasız el atma ve tazminat davaları açılmamış olsa bile bu taşınmazların proje gereği idareler tarafından kamulaştırılmasının yasal anlamda zorunlu olduğu göz önüne alındığında, taşınmaz maliklerince açılan kamulaştırmasız el atma ve tazminat davaları sonucu mahkemeler tarafından idareler adına verilen tescil kararlarının hukuki mahiyeti itibariyle kamulaştırma işlemi olarak kabul edilerek bahse konu mahkeme kararlarına istinaden yapılacak tescil sırasında tapu harcının kamulaştırmayı yapan idare tarafından ödenmesi kamu menfaatinin ve tapu sicilinin güvenilirliğinin korunması açısından önem arz etmektedir.
Kamulaştırma işlemleri sırasında tapu harcının kamulaştırmayı yapan idare tarafından ödenmesi kamu menfaatinin ve tapu sicilinin güvenilirliğinin korunması açısından önem arz etmektedir.
Her yıl idareye ortalama 250 adet mahkeme kararı gelmekte olup yaklaşık 500.000. 000 TL el atma tazminatı ödenmektedir. 500.000.000 TL el atma tazminatının % 2 sine tekabül eden 10.000.000 TL tapu harcı bedeli malikler tarafından ödenmediğinden tescil işlemleri gerçekleştirilememektedir.
Kanunun geçici 6 ncı maddesi kapsamında gerçekleştirilen kamulaştırmasız el atma işlemi, Anayasa ve kanuna aykırılığı dolayısıyla hukuka aykırı bir haksız fiil niteliğinde olması nedeniyle, bir kamu tüzel kişisinin, özel mülkiyet kapsamındaki taşınmazını kamulaştırma işlemi yapmaksızın fiilen işgali olarak değerlendirilmiştir. İşlem nedeniyle ilgilisine ödenen meblağın ise 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun haksız fiile ilişkin hükümleri kapsamında değerlendirilmesi gerektiği ifade edildiğinden, bu suretle söz konusu Kanun hükmü gereğince gerek uzlaşma tutanağı, gerek mahkeme kararı ile yapılan kamulaştırmasız el atma suretiyle tescil işleminde idarenin harç muafiyeti bulunmaması durumunda, 492 sayılı Harçlar Kanuna bağlı 4 sayılı tarifenin I-20/a maddesi gereğince tapuda yapılacak işlemde devreden ve devralan tarafından ayrı ayrı; idarenin harç muafiyetinin bulunması durumunda ise sadece devreden tarafından tapu harcı hesaplanmaktadır. Bu kapsamda, anlaşma sureti ile yapılan işlemlerde de devreden yönünden harç muafiyeti öngörülmektedir.
Madde kapsamında, tapu harçları ve 2942 sayılı Kanunun gerektirdiği diğer giderlerin kamulaştırmayı yapan idarece ödeneceği öngörülmekle birlikte, kamulaştırmasız el atma işlemlerinin kamulaştırma olarak değerlendirilmemesi nedeniyle madde metninde yer alan “kamulaştırmayı yapan idarece” ibaresinin kamulaştırmasız el atan idareleri kapsamayacağı değerlendirildiğinden, madde metninde yer alan “kamulaştırmayı yapan idarece” ibaresi kamulaştırmasız el atan idareleri de kapsama alacak şekilde düzenlenmektedir.
-
-
13 Mayıs 2026
-
Anayasa Mahkemesinin 13/5/2026 tarihli ve E.:2026/24, K.: 2026/106 sayılı Kararı ile bu fıkra “Kamulaştırmasız el atma nedeniyle açılan tazminat davaları” yönünden iptal edilmiştir.
-
-
16 Ocak 2025
-
25 Aralık 2024
-
27 Haziran 2024
-
İptal edildi Geçici Madde 19 geçmişi (dördüncü cümle) Anayasa Mahkemesi kararı (E.2024/4 K.2024/129)
-
-
4 Mayıs 2023
-
5 Nisan 2023
-
16 Kasım 2022
-
Değişikliğin gerekçesi
Uyuşmazlık Mahkemesi Kararları nedeniyle yargı yolundan kaynaklı uygulama sorunları giderilmesi; İdari Yargı tarafından verilen tazminat kararlarıyla birlikte taşınmazların el atmayı gerçekleştiren idare adına tescil edilememesi nedeniyle uygulamada meydana gelen sorunların çözümlenmesi amaçlanmıştır.
-
Değişikliğin gerekçesi
1956 yılından itibaren idareler tarafından yapılagelen kamulaştırma işlemleri sonucunda, o dönemlerde mahkemelerin mülga 31/8/1956 tarihli ve 6830 sayılı İstimlâk Kanununun 16 ncı ve 17 nci maddeleri ile bu Kanunun mülga 16 ncı ve 17 nci maddeleri uyarınca verdiği tescil kararları üzerine idareler adına tescil edilen taşınmazlar hakkında eski malikler tarafından günümüzde açılan davalar; mahkemelerce, mevcut tescil kararlarına rağmen fiili el atma niteliğinde olan kamulaştırmasız el atmalardan kaynaklanan bedel ve tazminat (kamulaştırmasız el atma) davaları olarak nitelendirilmektedir. Kamulaştırmasız el atma hukuksal nedenine dayalı olarak açılan bu davalarda; mahkemeler tarafından el atma bedelinin ek 3 üncü maddenin ilk fıkrasındaki düzenleme uyarınca, taşınmaza el atıldığı yani mahkemece idare adına tescil kararı verildiği tarihteki vasfına ait değerin ödenmesi gerekir. Hak sahibinin kamulaştırma bedelini aldıktan yıllar sonra kamulaştırma kararının veya mahkeme kararının kendisine tebliğ edilmediği iddiasıyla açtığı kamulaştırmasız el atma davalarında mahkemeler, yapılan ödemeleri dikkate almaksızın kamulaştırmayı yapan idarenin bu taşınmazın kamulaştırıldığı tarihten sonra, taşınmaza ilişkin yaptığı planlama ile alt yapı ve üst yapıda getirdiği değerleri de dikkate alarak karar verdiği için idareler, ödeyemeyeceği fahiş tutarlarda tazminat yükü ile karşı karşıya kalmaktadırlar.
Maddeye eklenen ikinci fıkrada, mülga 31/8/1956 tarihli ve 6830 sayılı İstimlâk Kanununun 16 ncı ve 17 nci maddeleri ile 2942 sayılı Kanunun mülga 16 ncı ve 17 nci maddeleri uyarınca kesinleşmiş mahkeme kararlarına istinaden idareler adına tescil edilen taşınmazların kamulaştırılması için kamulaştırma bedellerinin eski malikleri adına kamu bankalarına yatırılması ve hak sahiplerine ödenmesi halinde, tebliği dâhil eksik veya hatalı kamulaştırma işlemleri, kamulaştırma bedelinin ödendiği tarih itibarıyla kesinleşmiş kabul edileceği hükme bağlanmaktadır. Bu hükmün, tebliği dâhil eksik veya hatalı kamulaştırma işlemleri bulunmasına rağmen idare adına tescil edilmiş olan taşınmazlar hakkında da uygulanması düzenlenmektedir. Tebliği dâhil eksik veya hatalı kamulaştırma işlemlerinin, kamulaştırma bedelinin ödendiği tarih itibarıyla kesinleşmiş kabul edileceği de hüküm altına alınmaktadır.
Tebligat, adli ve idari merciler tarafından yapılan hukuki işlemlerin, bu işlemin hukuki sonuçlarından etkilenen kişilere usulüne uygun şekilde bildirilmesini (haberdar edilmesini) ve bu bildirimin usulüne uygun olarak yapıldığının belgelendirilmesini sağlar. Hukuki işleme bağlanan sonuçların doğabilmesi için yapılan işlemin muhatabına usulüne uygun bir şekilde bildirilmesi gerekir. Kanuna uygun olarak yapılan tebligat, Anayasa’da güvence altına alınmış olan temel haklar ile iddia ve savunma hakkının tam olarak kullanılabilmesinin en önemli teminatlarından biridir. Kamulaştırma işlemlerine ilişkin tebligatın yapılması, dava açma süreleri ve dolayısıyla temel hakların kullanılabilmesi için hayati öneme sahiptir.
Hak sahibinin, kamulaştırma bedelini tahsil etmek suretiyle mülkiyet hakkına karşılık olarak belirlenen bedele kavuşmuş olduğu dikkate alındığında, malikin katlanması gereken külfet ortadan kalkmaktadır. Kamulaştırma işlemleri usulüne uygun (şekli) olarak tamamlanmasa dahi hak sahibi belirlenen bedeli almak suretiyle işlemlerden ve başvurması gereken hukuki yollardan haberdar olmaktadır. Kamulaştırma işlemlerinin şeklen tamamlanmadığı kabulünden hareketle, idarenin kamulaştırmasız el atma davasına herhangi bir süre sınırlamasına tabi olmaksızın muhatap olması ve aynı taşınmaz için ikinci kez mükerrer ödeme yapmak zorunda kalması, kamu yararı ile kişisel yarar arasında gözetilmesi gereken adil dengenin idare aleyhine bozulmasına ve hukuk güvenliği ilkesinin zedelenmesine neden olmaktadır.
Hukukun temel ilkelerinden biri olan dürüstlük kuralına göre herkes haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır. Kamulaştırma bedelini alan hak sahibinin bu kez kamulaştırma işlemlerinin kendisine tebliğ edilmediğini iddia ederek açtığı kamulaştırmasız el atma nedeniyle tazminat davası dürüstlük kuralına da uymamaktadır.
Anayasa Mahkemesinin 6/2/2014 tarihli ve 2012/1246 başvuru numaralı kararında da belirtildiği üzere bedel tespiti yapan mahkemeler, taşınmazı kamulaştırılan kişilerin yeterli kamulaştırma bedelinin tazminat olarak hesaplanmasında ve bu şekilde kişilerin mülkiyet hakkını korumada görevli oldukları gibi kamunun fazla kamulaştırma bedeli ödeyerek zarara uğratılmasını da önlemekle yükümlüdür. Diğer bir ifadeyle mahkemeler, kişilerin mülkiyet hakkı ile ulaşılmak istenen kamu yararı arasında makul ve adil bir denge kurmak zorundadır. Düzenlemeyle, taraf menfaatlerinin dengeli bir şekilde korunması amaçlanmaktadır.
-
Değişikliğin gerekçesi
2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu uyarınca hükmedilen kamulaştırma bedelleri ve kamulaştırmasız el atma tazminatlarına ilişkin mahkemelerce verilen kararlar ve bu kararlardaki bedel, tazminat, vekâlet ücreti ve yargılama giderlerinin ödenmesinde, icra takibine gidilmeden önce davacının veya vekilinin banka hesap numarasını yazılı şekilde davalı idareye bildirmesi öngörülmüş;
idarenin de bu bildirim tarihinden itibaren, otuz gün içinde ilgiliye ödeme yapması amaçlanmıştır.
Yapılan düzenleme ile; 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu uyarınca verilen mahkeme kararlarına istinaden yapılacak icra takiplerinde, İcra ve İflas Kanununun 36 ncı maddesi uyarınca, idarelerin teminat gösterme zorunluluğu olmaksızın icranın geri bırakılmasını talep edebilmesi öngörülmüştür.
2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 10. madde kapsamında açılan tespit davalarındaki uygulamayla uyum sağlamak amacıyla; bu kapsamında açılan tüm davalarda, mahkeme ve icra harçları ile her türlü vekâlet ücretlerinin maktu olarak belirlenmesi ve bu ödemelerin Kanunun 29. maddesiyle uyumlu olarak idareler aleyhine yüklenilmesi amaçlanmıştır.
-
Değişikliğin gerekçesi
Maddeyle, Teklifin 4 üncü maddesiyle 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun ek 3 üncü maddesine ilave edilen fıkra bakımından geçiş hükmü düzenlenmektedir.
-
Değişikliğin gerekçesi
Kamulaştırma işlemleri tamamlanmamış veya kamulaştırması hiç yapılmamış olmasına rağmen 4/11/1983 tarihinden 28/7/2021 tarihine kadar fiilen kamu hizmetine ayrılan veya kamu yararına ilişkin bir ihtiyaca tahsis edilerek üzerinde tesis yapılan taşınmazlara veya kaynaklara kısmen veya tamamen veyahut irtifak hakkı tesis etmek suretiyle malikin rızası olmaksızın fiilî olarak el konulması veya hukuki el atılması sebebiyle açılan davalarda hükmedilen bedel ve tazminat ödemelerinde kullanılmak üzere, ihtiyaç olması hâlinde davalı idarelerin bütçelerinde özel bir pay ayırması;
Bu çerçevede; merkezi yönetim bütçesine dâhil idarelerin yılı bütçelerinde sermaye giderleri için öngörülen ödeneklerinin (Milli Savunma Bakanlığı, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı bütçelerinin güvenlik ve savunmaya yönelik mal ve hizmet alımları ile yapım giderleri için ayrılan ödeneklerin) %3’ü, belediye ve il özel idareleri ile bağlı idareleri için en son kesinleşmiş bütçe gelirleri toplamının, diğer idareler için en son kesinleşmiş bütçe giderleri toplamının en az %3’ü oranında yılı bütçelerinde pay ayırması;
Alacakların toplam tutarının ayrılan ödeneğin toplam tutarını aşması hâlinde, ödemelerin sonraki yıllara sâri olacak şekilde, garameten ve taksitlerle gerçekleştirmesi; taksitlendirmenin bütçe imkânları ile alacakların tutarları dikkate alınarak yapılması; taksitli ödeme süresince, 4/12/1984 tarihli ve 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanuna göre ayrıca kanuni faiz ödenmesi öngörülmüştür.
2942 sayılı Kanunun Geçici 6’ncı maddesinde yapılan düzenleme ile, 1956-1983 yılları arasındaki kamulaştırmasız el atma davaları hakkında, aynı maddede benzer düzenleme yapılmış ve idarelerin bu amaçla bütçelerine özel bir pay ayırmak suretiyle, yılların birikimi olan bu davalar nedeniyle verilen tazminatlar için bir ödeme planı öngörülmektedir. Bu düzenlemeyle paralel olarak; 2942 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 4/11/1983 tarihinden sonra açılan tazminat davaları için de bir düzenleme yapılmıştır.
Uygulamada, kamulaştırmasız el atmaların çoğunluğunu “hukuki el atma” denilen, uygulama imar planlarında yol, park, otopark, okul, meydan vs. gibi sosyal donatı ve teknik altyapı alanları olarak planlanmış yerlerle ilgili imar uygulamalarının özellikle Belediyeler tarafından 3194 sayılı İmar Kanununda öngörülen 5 yıllık sürede yapılmayarak geç veya gereği gibi uygulanmamasından kaynaklanmaktadır. Hukuki el atma terimi, hukuk literatürümüze Yargıtay’ın 2010 yılında verdiği Hukuk Genel Kurulu kararıyla girmiş ve idareler öngöremedikleri boyutta tazminatlarla karşı karşıya kalmışlardır. Niteliği itibariyle, 20-50 yıl erişimli olarak hazırlanan imar planlarında teknik zorunluluk itibariyle öngörülen sosyal donatı ve teknik altyapı alanlarının peşin parayla kamulaştırılmak suretiyle oluşturulması idarelerin ve Ülkemizin bütçe imkanları dikkate alındığında fiilen ve hukuken imkansız bir boyuta ulaşmıştır.
İmar uygulamaları, parselasyon işlemleri 3194 sayılı İmar Kanununun 18’inci maddesinde düzenlenmiştir. Bu madde uygulaması; değişen zaman ve şehirlerin ihtiyaçlarına cevap vermemesi ve zaman alması nedeniyle İdareler tarafından tercih edilmemiş, genellikle uygulamada “tevhid-ifraz” denilen parsel üretme tekniği uygulanmıştır. Uygulamada bu sorunların giderilmesi ve idarelerin hukuki-fıili el atmalara gitmemesini sağlamak amacıyla, 3194 sayılı Kanunun 18.maddesinde önemli değişiklikler yapılmış ve bu değişiklikler 28/7/2021 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Yani, bu tarihten itibaren İdarelerin hukuki veya fiili el atmalar için herhangi bir nedenleri veya bahaneleri kalmamaktadır.
Bu nedenle düzenlemede, uygulamanın son tarihi olarak yukarıdaki 28/7/2021 tarihi esas alınmıştır.
Aynen, Kanunun Geçici 6. maddesinin düzenleme gerekçesinde olduğu gibi; geriye dönük yaklaşık 60- 70 yıllık planlama ve uygulama sorunlarının son birkaç yıla sığdırarak tüm Kamu Kurumlarından el atılan taşınmazların bugünkü değerinin nakden ve peşin istenmesi, kamu düzenini ve mali disiplini tamamıyla bozacağı değerlendirilerek bu düzenleme yapılmıştır.
Yapılan düzenlemenin, yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla bedel ve tazminatı ödenmemiş olan tüm davalarda ve icra takipleri için de uygulanacağı hükme bağlanmıştır.
-
-
13 Ekim 2022
-
Eski ifade
birYeni ifadebirerDeğişikliğin gerekçesi
Maddenin (a) bendiyle, 5187 sayılı Kanunun 11 inci maddesinde düzenlenen “Cezai sorumluluk” hükmüne internet haber siteleri ibaresi, 13 üncü maddesinde düzenlenen “Hukukî sorumluluk” hükmüne internet haber siteleri ibaresi eklenmektedir. Diğer taraftan, 5187 sayılı Kanunun 15,18, 20, 21 ve 27 nci maddelerinde de değişiklikler yapılmaktadır.
Maddenin (b) bendiyle, internet haber siteleri çalışanları da, 13/6/1952 tarihli ve 5953 sayılı Basın Mesleğinde Çalışanlarla Çalıştıranlar Arasındaki Münasebetlerin Tanzimi Hakkında Kanun kapsamına alınmaktadır.
Maddenin (c) bendiyle, resmi ilanların, şartları Basın İlan Kurumu Genel Kurulunca belirlenecek internet haber sitelerinde de yayınlatılması amacıyla 1700 sayılı Dahiliye Memurları Kanununun 2/A maddesinde geçen ‘gazete’ ibaresinin yanına ‘internet haber sitesi’ ibaresi eklenmektedir.
Maddenin (ç) bendiyle, 2004 sayılı Kanunun 166 ncı maddesinde değişiklik yapılarak resmi ilanların, şartları Basın İlan Kurumu Genel Kurulunca belirlenecek internet haber sitelerinde de yayınlatılması amaçlanmaktadır.
Maddenin (d) bendiyle, resmi ilanların, şartları Basın İlan Kurumu Genel Kurulunca belirlenecek internet haber sitelerinde de yayınlatılması amacıyla 7201 sayılı Tebligat Kanununun 29 uncu maddesinde değişiklik yapılmaktadır.
Maddenin (e) bendiyle, resmi ilanların, şartları Basın İlan Kurumu Genel Kurulunca belirlenecek internet haber sitelerinde de yayınlatılması amacıyla 213 sayılı Kanunun 104 üncü maddesinde geçen ‘gazete’ ibarelerinin yanına ‘ve bir internet haber sitesinde’ ibareleri eklenmektedir.
Maddenin (f) bendiyle, resmi ilanların, şartları Basın İlan Kurumu Genel Kurulunca belirlenecek internet haber sitelerinde de yayınlatılması amacıyla 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 47 nci maddesinde geçen ‘Resmi Gazete’ ibaresinin yanına ‘internet haber sitesi’ ibaresi eklenmektedir.
Gazetelerde yayınlatılan resmi ilanların tamamı gazetelerin internet haber sitesinde ve Basın İlan Kurumu İlan Portalında ücretsiz yayınlatılmaktadır. Basın İlan Kurumu İlan Portalı Yönetmeliğine göre bu şekilde üç mecrada yayınlanan ilanlar için tek ücret alınmaktadır. Personel alımı ilanlarının vatandaşların tek merkezden kolayca ulaşabilmesi maksadıyla Basın İlan Kurumu İlan Portalında da yayınlatılması amaçlanmaktadır.
Maddenin (g) bendiyle, resmi ilanların, şartları Basın İlan Kurumu Genel Kurulunca belirlenecek internet haber sitelerinde de yayınlatılması amacıyla 1163 sayılı Kanunun 6 ncı maddesinde geçen ‘gazete’ ibaresinin yanına ‘internet haber sitesi’ ibaresi eklenmektedir.
Maddenin (ğ) bendiyle, resmi ilanların, şartları Basın İlan Kurumu Genel Kurulunca belirlenecek internet haber sitelerinde de yayınlatılması amacıyla 2911 sayılı Kanunun 6 ncı maddesinde geçen ‘gazeteler’ ibaresinin yanına ‘internet haber sitesi’ ibaresi eklenmektedir.
Maddenin (h) bendiyle, resmi ilanların, şartları Basın İlan Kurumu Genel Kurulunca belirlenecek internet haber sitelerinde de yayınlatılması amacıyla 2942 sayılı Kanunun 10 uncu maddesinde geçen ‘gazete’ ibaresinin yanına ‘internet haber sitesi’ ibaresi eklenmektedir. Ayrıca maddenin (h) bendiyle, resmi ilanların, şartları Basın İlan Kurumu Genel Kurulunca belirlenecek internet haber sitelerinde de yayınlatılması amacıyla 2942 sayılı Kanunun 19 uncu maddesinde geçen ‘gazete’ ibaresinin yanına ‘internet haber sitesi’ ibaresi eklenmektedir.
Maddenin (ı) bendiyle, resmi ilanların, şartları Basın İlan Kurumu Genel Kurulunca belirlenecek internet haber sitelerinde de yayınlatılması amacıyla 3011 sayılı Kanunun 2 nci maddesinde değişiklik yapılmaktadır.
Maddenin (i) bendiyle, resmi ilanların, şartları Basın İlan Kurumu Genel Kurulunca belirlenecek internet haber sitelerinde de yayınlatılması amacıyla 3402 sayılı Kanunun 2 ve 22 nci maddelerinde geçen ‘gazete’ ibarelerinin yanına ‘internet haber sitesi’ ibareleri eklenmektedir.
Maddenin (j) bendiyle; 4706 sayılı Kanunun 7 nci maddesinde değişiklik yapılarak resmi ilanların, şartları Basın İlan Kurumu Genel Kurulunca belirlenecek internet haber sitelerinde de yayınlatılması amaçlanmaktadır.
Maddenin (k) bendiyle, resmi ilanların, şartları Basın İlan Kurumu Genel Kurulunca belirlenecek internet haber sitelerinde de yayınlatılması amacıyla 4721 sayılı Kanunun 713 üncü maddesinde geçen ‘gazete’ ibaresinin yanına ‘internet haber sitesi’ ibaresi eklenmektedir.
Maddenin (1) bendiyle, resmi ilanların, şartları Basın İlan Kurumu Genel Kurulunca belirlenecek internet haber sitelerinde de yayınlatılması amacıyla 6102 sayılı Kanunun çeşitli maddelerinde geçen ‘gazete’ ibarelerinin yanına ‘internet haber sitesi’ ibareleri eklenmektedir.
Maddenin (m) bendiyle, resmi ilanların, şartları Basın İlan Kurumu Genel Kurulunca belirlenecek internet haber sitelerinde ve gazetede yayınlatılması amacıyla 7223 sayılı Kanunun 16 ncı maddesinde değişiklik yapılmaktadır.
-
Eski ifade
en az bir defaYeni ifadeen az birer defaDeğişikliğin gerekçesi
Maddenin (a) bendiyle, 5187 sayılı Kanunun 11 inci maddesinde düzenlenen “Cezai sorumluluk” hükmüne internet haber siteleri ibaresi, 13 üncü maddesinde düzenlenen “Hukukî sorumluluk” hükmüne internet haber siteleri ibaresi eklenmektedir. Diğer taraftan, 5187 sayılı Kanunun 15,18, 20, 21 ve 27 nci maddelerinde de değişiklikler yapılmaktadır.
Maddenin (b) bendiyle, internet haber siteleri çalışanları da, 13/6/1952 tarihli ve 5953 sayılı Basın Mesleğinde Çalışanlarla Çalıştıranlar Arasındaki Münasebetlerin Tanzimi Hakkında Kanun kapsamına alınmaktadır.
Maddenin (c) bendiyle, resmi ilanların, şartları Basın İlan Kurumu Genel Kurulunca belirlenecek internet haber sitelerinde de yayınlatılması amacıyla 1700 sayılı Dahiliye Memurları Kanununun 2/A maddesinde geçen ‘gazete’ ibaresinin yanına ‘internet haber sitesi’ ibaresi eklenmektedir.
Maddenin (ç) bendiyle, 2004 sayılı Kanunun 166 ncı maddesinde değişiklik yapılarak resmi ilanların, şartları Basın İlan Kurumu Genel Kurulunca belirlenecek internet haber sitelerinde de yayınlatılması amaçlanmaktadır.
Maddenin (d) bendiyle, resmi ilanların, şartları Basın İlan Kurumu Genel Kurulunca belirlenecek internet haber sitelerinde de yayınlatılması amacıyla 7201 sayılı Tebligat Kanununun 29 uncu maddesinde değişiklik yapılmaktadır.
Maddenin (e) bendiyle, resmi ilanların, şartları Basın İlan Kurumu Genel Kurulunca belirlenecek internet haber sitelerinde de yayınlatılması amacıyla 213 sayılı Kanunun 104 üncü maddesinde geçen ‘gazete’ ibarelerinin yanına ‘ve bir internet haber sitesinde’ ibareleri eklenmektedir.
Maddenin (f) bendiyle, resmi ilanların, şartları Basın İlan Kurumu Genel Kurulunca belirlenecek internet haber sitelerinde de yayınlatılması amacıyla 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 47 nci maddesinde geçen ‘Resmi Gazete’ ibaresinin yanına ‘internet haber sitesi’ ibaresi eklenmektedir.
Gazetelerde yayınlatılan resmi ilanların tamamı gazetelerin internet haber sitesinde ve Basın İlan Kurumu İlan Portalında ücretsiz yayınlatılmaktadır. Basın İlan Kurumu İlan Portalı Yönetmeliğine göre bu şekilde üç mecrada yayınlanan ilanlar için tek ücret alınmaktadır. Personel alımı ilanlarının vatandaşların tek merkezden kolayca ulaşabilmesi maksadıyla Basın İlan Kurumu İlan Portalında da yayınlatılması amaçlanmaktadır.
Maddenin (g) bendiyle, resmi ilanların, şartları Basın İlan Kurumu Genel Kurulunca belirlenecek internet haber sitelerinde de yayınlatılması amacıyla 1163 sayılı Kanunun 6 ncı maddesinde geçen ‘gazete’ ibaresinin yanına ‘internet haber sitesi’ ibaresi eklenmektedir.
Maddenin (ğ) bendiyle, resmi ilanların, şartları Basın İlan Kurumu Genel Kurulunca belirlenecek internet haber sitelerinde de yayınlatılması amacıyla 2911 sayılı Kanunun 6 ncı maddesinde geçen ‘gazeteler’ ibaresinin yanına ‘internet haber sitesi’ ibaresi eklenmektedir.
Maddenin (h) bendiyle, resmi ilanların, şartları Basın İlan Kurumu Genel Kurulunca belirlenecek internet haber sitelerinde de yayınlatılması amacıyla 2942 sayılı Kanunun 10 uncu maddesinde geçen ‘gazete’ ibaresinin yanına ‘internet haber sitesi’ ibaresi eklenmektedir. Ayrıca maddenin (h) bendiyle, resmi ilanların, şartları Basın İlan Kurumu Genel Kurulunca belirlenecek internet haber sitelerinde de yayınlatılması amacıyla 2942 sayılı Kanunun 19 uncu maddesinde geçen ‘gazete’ ibaresinin yanına ‘internet haber sitesi’ ibaresi eklenmektedir.
Maddenin (ı) bendiyle, resmi ilanların, şartları Basın İlan Kurumu Genel Kurulunca belirlenecek internet haber sitelerinde de yayınlatılması amacıyla 3011 sayılı Kanunun 2 nci maddesinde değişiklik yapılmaktadır.
Maddenin (i) bendiyle, resmi ilanların, şartları Basın İlan Kurumu Genel Kurulunca belirlenecek internet haber sitelerinde de yayınlatılması amacıyla 3402 sayılı Kanunun 2 ve 22 nci maddelerinde geçen ‘gazete’ ibarelerinin yanına ‘internet haber sitesi’ ibareleri eklenmektedir.
Maddenin (j) bendiyle; 4706 sayılı Kanunun 7 nci maddesinde değişiklik yapılarak resmi ilanların, şartları Basın İlan Kurumu Genel Kurulunca belirlenecek internet haber sitelerinde de yayınlatılması amaçlanmaktadır.
Maddenin (k) bendiyle, resmi ilanların, şartları Basın İlan Kurumu Genel Kurulunca belirlenecek internet haber sitelerinde de yayınlatılması amacıyla 4721 sayılı Kanunun 713 üncü maddesinde geçen ‘gazete’ ibaresinin yanına ‘internet haber sitesi’ ibaresi eklenmektedir.
Maddenin (1) bendiyle, resmi ilanların, şartları Basın İlan Kurumu Genel Kurulunca belirlenecek internet haber sitelerinde de yayınlatılması amacıyla 6102 sayılı Kanunun çeşitli maddelerinde geçen ‘gazete’ ibarelerinin yanına ‘internet haber sitesi’ ibareleri eklenmektedir.
Maddenin (m) bendiyle, resmi ilanların, şartları Basın İlan Kurumu Genel Kurulunca belirlenecek internet haber sitelerinde ve gazetede yayınlatılması amacıyla 7223 sayılı Kanunun 16 ncı maddesinde değişiklik yapılmaktadır.
-
-
30 Haziran 2022
-
İptal edildi Geçici Madde 16 geçmişi (birinci cümle) Anayasa Mahkemesi kararı (E.2021/127 K.2022/85)
-
-
9 Haziran 2021
-
3 Mart 2021
-
4 Şubat 2021
-
21 Aralık 2019
-
Değişikliğin gerekçesi
8/12/2004 tarihli ve 5273 sayılı Arsa Ofisi Kanunu ve Toplu Konut Kanununda Değişiklik Yapılması ile Arsa Ofisi Genel Müdürlüğünün Kaldırılması Hakkında Kanun ile 1164 sayılı Kanunda yazılı görevler Toplu Konut İdaresi Başkanlığına verilmiştir. Bu çerçevede, Arsa Ofisi Genel Müdürlüğünün Bakanlığa bağlı olduğu dönemde yapmış olduğu kamulaştırma iş ve işlemlerine yönelik davalarda husumet, Kanun ile bu görevlerin Toplu Konut İdaresi Başkanlığına (TOKİ) verilmesi sebebiyle TOKİ’ye yöneltilmiş ve bu davalar anılan İdare tarafından yürütülmüştür. Ancak TOKİ’nin taşra teşkilatı bulunmadığından davaların yerelden takibinde zorluklar yaşanmaktadır.
Bu değişiklikten önce bu görev, mülga Bayındırlık ve İskan Bakanlığına bağlı olarak, Arsa Ofisi Genel Müdürlüğü tarafından yerine getirilmekte olduğundan, Bakanlığın taşra teşkilatının bulunması sebebiyle mezkur davaların takibi yerelde yapılabilmekteydi.
Genel bütçeye tabi olmayan ve taşra teşkilatı bulunmayan TOKİ 9/7/2018 tarihinden itibaren, Çevre ve Şehircilik Bakanlığına bağlanmıştır. Bakanlığın genel bütçeye tabi olması ve taşra teşkilatının bulunması hususları göz önünde bulundurulduğunda; bu kapsamda ülkemizin muhtelif illerinde açılmış olan yaklaşık 450 adet davanın Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından takip edilmesi hizmetlerin daha etkin ve verimli yürütülebilmesi yönünden kamu yararına uygun olacaktır. Söz konusu davaların, taşra teşkilatı bulunan, TOKİ’nin bağlı kuruluşu olduğu Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından yerinden takip edilmesi usul ekonomisine ve kamu kaynağının amacına uygun kullanılması ilkesine de uygun olacaktır.
Madde ile; 2942 sayılı Kanuna ek madde eklenerek, 8/12/2004 tarihinden sonra 1164 sayılı Kanun kapsamında yapılan kamulaştırma iş ve işlemlerine ilişkin davalarda husumetin TOKİ’ye, bu tarihten önceki kamulaştırma iş ve işlemlerine ilişkin davalarda ise husumetin Çevre ve Şehircilik Bakanlığına yöneltilmesi amaçlanmaktadır.
-
Değişikliğin gerekçesi
1956 yılından itibaren idareler tarafından yapılagelen kamulaştırma işlemleri sonucunda, o dönemlerde mahkemelerin verdiği tescil kararları üzerine idareler adına tescili yapılan taşınmazlar hakkında günümüzde açılan davalar; mahkemelerce, mevcut tescil kararlarına rağmen kamulaştırmasız el atma davaları olarak nitelendirilmektedir.
Kamulaştırmasız el atma sebebiyle açılan bu davalarda; mahkemeler tarafından el atma bedelinin 2942 sayılı Kanunun geçici 6 ncı maddesinde yer alan hüküm uyarınca; taşınmaza el atıldığı yani mahkemece idare adına tescil kararı verildiği tarihteki vasfına ait değerin davanın açıldığı tarihe taşınması gerekir iken; dava açıldığı tarihteki vasfı dikkate alınarak kamulaştırma sanki o tarihte yapılmış gibi tazminata hükmedilmektedir. AİHM’nin benzer nitelikli davalarda verdiği kararlardaki yaklaşımı; “el konulan mülkün değerinin ve kamulaştırma tazminatının, kamulaştırmanın yapıldığı sıradaki piyasa değeriyle arasında makul bir ilişki olmalıdır.” şeklindedir (25/3/1999 tarih ve 31423/96 sayılı Yunanistan kararı ile 22/9/1994 tarih ve 1361688 sayılı Fransa kararı).
Mahkemeler, taşınmazın tescil kararı verildiği tarihteki vasfına ait değerin davanın açıldığı tarihe taşıması yerine, kamulaştırmayı yapan idarenin bu taşınmazın kamulaştırıldığı tarihten sonra o taşınmaza ilişkin yaptığı planlama ile alt yapı ve üst yapıda getirdiği değerleri de dikkate alarak karar verdiği için idareler, ödeyemeyeceği fahiş tutarlarda tazminat yükü ile karşı karşıya kalmaktadırlar. Bu sebeple Kanunda açık düzenleme yapılması zarureti hâsıl olmuştur.
Madde ile, 2942 sayılı Kanuna ek madde eklenerek, söz konusu davalarda taşınmazın değerinin, o taşınmazın idare adına tescil edildiği tarihin değerlendirme tarihi olarak esas alınması ve o tarihteki vasfı gözetilmek suretiyle tespit edilmesi ve tespit edilen bu bedelin Türkiye İstatistik Kurumu tarafından açıklanan Toptan Eşya Fiyatları Endeksi (TEFE)/Üretici Fiyat Endeksi (ÜFE)/ Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi (Yİ-ÜFE) tablosundaki aylık değişim oranları esas alınmak suretiyle dava tarihi itibarıyla güncellenerek hak sahiplerine ödenmesi hedeflenmektedir. Bu yöntemle paranın zaman değerini korumak amacıyla, Türkiye İstatistik Kurumu tarafından açıklanan Toptan Eşya Fiyatları Endeksi (TEFE)/Üretici Fiyat Endeksi (ÜFE)/ Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi (Yİ-ÜFE) tablosundaki aylık değişim oranları esas alınarak güncellenmek suretiyle hükmedilecek tazminat tutarının belirlenmesinin davacı yönünden sebepsiz zenginleşmeye meydan verilmeksizin adil denge ilkesine uygun kamulaştırmanın yapıldığı sıradaki piyasa değeri arasında makul bir oran olması amaçlanmaktadır.
-
Değişikliğin gerekçesi
Madde ile; 2942 sayılı Kanuna bu Kanunla eklenen ek 2 nci ve ek 3 üncü maddelerin, bu Kanunun yayımlanmasından önce açılmış ve devam eden davalar ile icra takipleri hakkında da uygulanması amaçlanmaktadır.
-
-
30 Mayıs 2019
-
10 Nisan 2019
-
Anayasa Mahkemesinin 10/4/2019 tarihli ve E.:2018/156; K.:2019/22 Sayılı kararı ile bu bentte yer alan “…arazi bedelinin yarısını geçmemek ve…” ibaresinin iptali nedeniyle uygulanma olanağı kalmayan, aynı bentte yer alan “Bu fıkrada belirtilen unsurlara göre tespit edilen…”ibaresinin de iptaline karar verilmiştir.
-
13 Şubat 2019
-
Bu maddenin ikinci fıkrasının ikinci cümlesinde yer alan "icra takipleri" ibaresinin, maddenin ikinci fıkrasının birinci cümlesinde yer alan “on birinci” ibaresi yönünden Anayasa Mahkemesi’nin 13/2/2019 tarihli ve E.:2018/108, K.:2019/5 sayılı Kararı ile iptaline karar verilmiştir.
-
-
20 Aralık 2018
-
2 Temmuz 2018
-
2/7/2018 tarihli ve 700 sayılı KHK’nin 86 ncı maddesiyle, bu fıkrada yer alan “kanunlarla” ibaresinden sonra gelmek üzere “ve Cumhurbaşkanlığı kararnameleriyle” ibaresi eklenmiştir.
-
Eski ifade
Bakanlar KuruluncaYeni ifadeCumhurbaşkanınca -
Eski ifade
Bakanlar KuruluYeni ifadeCumhurbaşkanı -
Eski ifade
Bakanlıklar veya Bakanlar KuruluYeni ifadeCumhurbaşkanı veya bakanlıklar -
Eski ifade
İçişleri, Maliye, Çevre ve Şehircilik, Gıda, Tarım ve Hayvancılık ile Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlıklarının görüşü alınmak suretiyle Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünün bağlı bulunduğu Bakanlıkça hazırlanarak Bakanlar Kurulunca bir yıl içindeYeni ifadeCumhurbaşkanınca -
Eski ifade
Bakanlar KuruluncaYeni ifadeCumhurbaşkanınca -
Eski ifade
Bakanlar KuruluYeni ifadeCumhurbaşkanı
-
-
19 Nisan 2018
-
Değişikliğin gerekçesi
Madde ile, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 10 uncu maddesinde değişiklik yapılması öngörülmektedir. Kamu idareleri tarafından her yıl çok sayıda taşınmaza ilişkin kamulaştırma yapılmakta ve bu işlemler için yüzbinlerce hak sahibi ile muhatap olunmaktadır. Dolayısıyla idarelerin hak sahipleri ile anlaşamaması veya uzlaşamaması halinde kamulaştırma süreci mahkemeye intikal etmekte, istinaf ya da temyiz aşamasında taşınmaz mal, kaynak veya irtifak hakkının değeri ilk derece mahkemesince takdir edilen birim değer ve kamulaştırma meblağının üzerine çıkabilmekte, bu durum ise hak sahipleri ile mahsuplaşma sorununu ortaya çıkarmaktadır. Böylece yargıya intikal eden bu neviden dosyalar için yapılan harcamalar projelerin yatırım bedelini yükseltmekte, kaynak israfına sebep olmaktadır.
Geçmişte yapılan benzer kamulaştırmalarda, ilk derece mahkemesi olarak asliye hukuk mahkemesinde tespit edilen bedel ile Yargıtayın onaması ve karar kesinleşme aşamasında, kamulaştırma tutarının düşmesinden ötürü evvelce ödenen bedellerin alınması problem teşkil etmiş olup zaman zaman geçici kanuni düzenlemeler yapılmak zorunda kalınmıştır. Maddenin bu haliyle düzenlenmesi durumunda, yukarıda sıralanan olumsuzluklar yaşanmayacağı gibi kararın kesinleşme aşamasında tutarın artması durumunda da mahkeme marifetiyle nemalandırma ve kanundan kaynaklanan faiz uygulaması gerçekleşeceği için herhangi bir hak kaybı söz konusu olmayacaktır.
-
Değişikliğin gerekçesi
Kamulaştırma, ilgili mercilerce kamu yararı kararının alınmasıyla başlayıp taşınmaz malın tapu kütüğüne tescil işlemiyle son bulmaktadır. DSİ Genel Müdürlüğü, yılda ortalama 100.000 dekarlık alanda ve 25.000 parselde kamulaştırma yapmakta, bu işlemler için yaklaşık 200.000 hak sahibi ile muhatap olunmaktadır. Hak sahibi sayısının çokluğu da dikkate alındığında yargıya intikal eden her dosya için yapılan harcamalar projelerin yatırım bedelini yükseltmekte, kaynak israfına sebep olmaktadır.
2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 11 inci maddesinde değerleme ölçütleri yer almakta ve özellikle tarım arazilerinin değer takdirinde, yöntemine göre hesap edilen bedeli anlamsız kılacak şekilde objektif değer artışlarına konu olabilmektedir. Çoğu kez objektif olarak açıklanması gereken bu ölçü izah edilememekte ve sübjektif olarak uygulanmaktadır. 2942 sayılı Kanunun amir hükmü, malikler ile uzlaşarak satın almayı öncelikle değerlendirmektedir.
İdare tarafından, yöntemince hesaplanan kamulaştırma bedeli üzerinden anlaşma sağlanarak tapu devri gerçekleştikten sonra aynı yörede benzer özellikleri haiz başka bir taşınmaz için uzlaşmazlık sonrasında mahkemece belirlenen bilirkişiler tarafından tespit edilen bedel idarenin takdir ettiği bedele yakın olmasına rağmen objektif ölçü gerekçe gösterilerek çoğu kez bu bedele % 50-100-200 hatta %300 oranında artış uygulanmaktadır. Bu durum, idarelerin gerçekleştirdiği projelerde kamulaştırma maliyetlerinin artmasına ve uzlaşma yoluna giden hak sahiplerinin Devlete olan güveninin zedelenmesine yol açmaktadır. Objektif olmaktan çok sübjektif olarak uygulanmakta olan “Bedelin tespitinde etkili olacak diğer objektif ölçüleri” hükmünün açıklanması ve değere etki eden her bir unsurun ayrı ayrı açıklanarak her bir unsura karşılık gelecek ölçünün bedelinin açıklığa kavuşturulması suretiyle uygulayıcılara yol gösterilmesi, Kanundan beklenen maksada hasıl olmasına yardımcı olacaktır.
2942 sayılı Kanunun 11 inci maddesinde yapılan değişiklik ile, işletme masraflarının (değişken + sabit masraflar), tarımsal gelirin (net kâr + çiftçi ve ailesinin işgücü karşılığı) %50’ sinden daha fazla olduğu yani entansif tarım yapılan, parsel büyüklüğü, bölge ortalamasından küçük veya büyük, köy ya da mahalle yerleşim yeri içinde veya sınırında (köy yerleşik alanı civarı 100 m.), uygulama imar planı sınırına uzaklığı 0-1 km. veya 1-2 km., belediye mücavir sahası içinde, iller arası ya da uluslararası yola sınır olan taşınmazlar için objektif ölçü konulmaktadır.
-
Değişikliğin gerekçesi
2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 25 inci maddesinde yapılan düzenleme sonrası suiniyetli yapılaşmalar konusunda faydalı sonuçlar alınmaya başlanmış olmakla birlikte gerek ödenek yetersizliği ve gerekse altyapı yetersizlikleri sebebiyle büyük projelerin kamulaştırma çalışmalarının beş yıllık süre içerisinde tamamlanması mümkün olamamaktadır.
Madde ile, 2942 sayılı Kanunun 25 inci maddesinde getirilen beş yıllık kısıtlama tamamlandığı halde kamulaştırma çalışmaları tamamlanmamış projelerde, gerekçeleri Bakanlar Kurulunca uygun bulunup onay verilmesi kaydıyla Bakanlar Kurulu tarafından bir defaya mahsus olmak beş yıl uzatılmasına imkân sağlanması ve kötüniyetli yapılaşmanın önüne geçilmesi hedeflenmektedir.
-
Değişikliğin gerekçesi
2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 27 nci maddesine eklenen fıkra ile, kamu kurum ve kuruluşlarınca yapılacak olan büyük, önemli ve ivedi yatırımlarda ihtiyaç duyulan taşınmaz mallara mahkemelerce verilen acele el koyma kararlarından sonra tapu kütüğüne şerh konulması ile taşınmaz malın tahliyesi ve bu süreçteki uygulamalarda karşılaşılan problemlerin giderilmesi amaçlanmaktadır.
-
Değişikliğin gerekçesi
2942 sayılı Kamulaştırma Kanununa eklenen geçici 13 üncü madde ile, maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla, haklarında kesinleşmiş karar verilmiş olmakla birlikte kamulaştırma bedelinin geri alınmasına ilişkin işlemleri ve icra takipleri devam edenlerin de 2942 sayılı Kanunun 10 uncu maddesinde yapılan değişiklikten yararlandırılması öngörülmektedir.
-
-
28 Mart 2018
-
21 Mart 2018
-
3 Kasım 2016
-
Değişikliğin gerekçesi
Maddeyle, Bilirkişilik Kanunu Tasarısı hükümleriyle uyum ve bilirkişilik uygulamalarında birlik sağlanabilmesi amacıyla 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 15 inci maddesi değiştirilmektedir. Maddenin birinci fikrasında yapılan değişiklikle mahkemelerin görevlendireceği bilirkişilerin bölge kurulları tarafından oluşturulan bilirkişilik listelerinden seçilmesi, bu bilirkişiler hakkında Bilirkişilik Kanunu ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun ilgili hükümlerinin uygulanması öngörülmektedir. Böylelikle, bilirkişilerin meslek odaları ve idari organlar tarafından belirlenen listeden seçilmesi yerine, mahkemelerin takdir yetkisinde herhangi bir kısıtlamaya tabi olmaksızın daha geniş listelerden seçilmesi imkânı sağlanmakta ve kamulaştırma davalarının daha hızlı bir şekilde sonuçlandırılması olanaklı hale getirilmektedir.
15 inci maddenin mevcut dördüncü fıkrasında düzenlenen bilirkişi kurulunun beş kişiden oluşması zorunluluğu kaldırılarak bilirkişi kurulunun en az üç kişiden oluşması öngörülmektedir. Maddeyle, bu kuruldaki bilirkişilerden birinin taşınmaz geliştirme konusunda yüksek lisans veya doktora yapmış uzmanlardan ya da 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanununa göre faaliyet gösteren gayrimenkul değerleme uzmanları arasından seçilmesi hüküm altına alınmaktadır. Ayrıca mahkeme, kamulaştırılacak yerin özelliğine, büyüklüğüne, değerine veya önemine göre takdir yetkisini kullanarak daha fazla sayıda bilirkişi atayabilecektir.
Maddeyle ayrıca, gayrimenkul değerleme uzmanları için kendi mevzuatları gereğince zorunlu olarak eğitim almaları, bu eğitim sonunda sınava girmek zorunda olmaları ve değerleme uzmanı olabilmek için üç yıl fiilen çalışmış olmaları nedeniyle bilirkişiliğe kabul için aranan temel eğitim alma ve fiilen beş yıl görev yapma şartlarının; yüksek lisans veya doktora yapmış uzmanlar bakımından ise bu alanda lisansüstü eğitim almış olmaları nedeniyle fiilen en az beş yıl çalışmış olma şartının aranmaması öngörülmektedir. Bu uzmanların genellikle büyük şehirlerde faaliyet göstermeleri ve bazı bölgelerde yeteri kadar bulunmamaları sebebiyle mahkemeler, bilirkişi seçiminde bilirkişilik bölge kurullarının yargı çevresiyle sınırlı olmaksızın diğer bölge kurullarının listelerinden de görevlendirme yapabileceklerdir. Ancak, diğer uzmanlık alanlarından seçilen bilirkişiler, bilirkişilik bölge kurulunun listesinden seçilecektir.
Maddeye eklenen son fıkrayla, kamulaştırma işlemi tesis edilmeden yapılan fiili ve hukuki el atmalarla ilgili açılacak bedel tespiti ile tam yargı davalarında uygulanacak hükümlere ilişkin düzenleme yapılmaktadır.
-
3/11/2016 tarihli ve 6754 sayılı Kanunun 38 inci maddesiyle, bu maddenin birinci fıkrasına “ilgililerin beyanını da dikkate alarak” ibaresinden sonra gelmek üzere “Sermaye Piyasası Kurulu tarafından kabul edilen değerleme standartlarına uygun,” ibaresi eklenmiştir.
Değişikliğin gerekçesi
Maddeyle, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 1l inci maddesinin birinci fıkrasına eklenen hükümle, kamulaştırma davalarında taşınmaz malın bedel tespiti yapılırken Sermaye Piyasası Kurulu tarafından kabul edilen değerleme standartlarının da dikkate alınması öngörülmektedir.
-
-
20 Ağustos 2016
-
Değişikliğin gerekçesi
Madde ile malik veya yetkili temsilcisi ile komisyon arasında düzenlenen lulanakta malikin kimlik bilgilerine ve taşınmazların tapuda tesciline veya terkinine dair kabul beyanlarının da yer alması sağlanarak düzenlenen tutanağın ferağ beyanı ve tapuda idare adına yapılacak tescilin hukuki sebebi sayılması temin edilmektedir.
Böylece idarenin talebi ile idarenin anlaşma tutanağı ve kamulaştırma öncesi taşınmaz üzerindeki tüm takyidat ve haklardan arındığını bildirir yazısına istinaden idare adına resen tescil veya terkin edilmesi sağlanmaktadır.
-
Değişikliğin gerekçesi
Madde ile malik veya yetkili temsilcisi ile komisyon arasında düzenlenen lulanakta malikin kimlik bilgilerine ve taşınmazların tapuda tesciline veya terkinine dair kabul beyanlarının da yer alması sağlanarak düzenlenen tutanağın ferağ beyanı ve tapuda idare adına yapılacak tescilin hukuki sebebi sayılması temin edilmektedir.
Böylece idarenin talebi ile idarenin anlaşma tutanağı ve kamulaştırma öncesi taşınmaz üzerindeki tüm takyidat ve haklardan arındığını bildirir yazısına istinaden idare adına resen tescil veya terkin edilmesi sağlanmaktadır.
-
Değişikliğin gerekçesi
Madde ile İçişleri Bakanlığının güvenlik gerekçesiyle ihtiyaç duyduğu, kamu kurum ve kuruluşları, belediyeler ve il özel idareleri dahil mahalli idareler ve diğer kamu tüzel kişilerine ait taşınmazların, kaynak veya irtifak haklarının, Bakanlar Kurulu kararıyla resen Hazine adına tescil ve İçişleri Bakanlığına tahsis edilmesi düzenlemektedir.
-
Değişikliğin gerekçesi
Kamulaştırmasız el atma nedeniyle tazminat davalarında hak düşürücü sürenin düzenlendiği 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 38 inci maddesinin, Anayasa Mahkemesinin 4/11/2003 tarihli ve 25279 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 10/4/2003 tarihli ve E.: 2002/112, K.: 2003/33 sayılı Kararı ile iptal cdilmesi üzerine, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununa, 18/6/2010 tarihli ve 5999 sayılı Kanunla eklenen. geçici 6 ncı maddede; 9/10/1956 ila 4/11/1983 tarihlerini kapsayan dönemde, kamulaştırma işlemleri tamamlanmamış veya kamulaştırması hiç yapılmamış olmasına rağmen fiilen kamu hizmetine ayrılan veya kamu yararma ilişkin bir ihtiyaca tahsis edilerek üzerinde tesis yapılan ya da kısmen veya tamamen veyahut irtifak hakkı tesis etmek suretiyle malikin rızası olmaksızın fili olarak el konulan taşınmazlar veya kaynaklara ilişkin vatandaşlarımızın karşılaştıkları mağduriyetlerin giderilmesi amacıyla düzenlemeler yapılmıştır. Ayrıca, anılan geçici maddede daha sonra, 24/5/2013 tarihli ve 6487 sayılı Kanunla bazı değişiklikler yapılmıştır.
Daha sonra, Kamulaştırma Kanununun geçici 6 ncı maddesine 6487 sayılı Kanunla eklenen; 2981 sayılı Kanun hükümlerine göre yapılan imar uygulamalarından doğan ve ipotekle teminat altına alınanlar dahil idarelerin taraf olduğu her türlü alacak ve bedellerin ödenmesine ilişkin düzenlemeler içeren onikinci fıkra ile 4/11/1983 tarihinden sonraki kamulaştırmasız el koyma işlemlerinden kaynaklanan ödemeleri düzenleyen onüçüncü fıkranın, Anayasa Mahkemesinin 13/11/2014 tarihli ve R.: 2013/95, K.: 2014/176 sayılı Kararı ile iptal edilmiş ve bu iptal kararı, 13/3/2015 tarihli ve 29294 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
Anayasa Mahkemesinin bu iptal kararında belirtilen gerekçeler de dikkate alınarak 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununa eklenmesi öngörülen ek 1 inci madde ilç;
-Uygulama imar planlarında umumi hizmetlere ve resmi kurumlara ayrılmak suretiyle mülkiyet hakkının özüne dokunacak şekilde tasarrufu hukuken kısıdanan taşınmazlar hakkında, uygulama imar planlarının yürürlüğe girmesinden itibaren beş yıllık süre içerisinde imar programları veya imar uygulamaları yapılması ve bütçe imkanları dahilinde bu taşınmazların (o ilgili (o idarelerce (o kamulaştırılması Oveya imar plan (değişikliği yapılması/yaptırılması zorunluluğu getirilerek bu konuda vatandaşlarımızın karşılaştıkları mağduriyetlerin giderilmesi, - 4/11/1983 tarihinden sonraki dönemde kamulaştırma işlemleri tamamlanmamış veya kamulaştırması hiç yapılmamış olmasına rağmen Gülen kamu hizmetine ayrılan veya kamu yararına ilişkin bir ihtiyaca tahsis edilerek üzerinde tesis yapılan taşınmazların maliklerine yapılacak ödemelere ilişkin olarak da yeni bir düzenleme yapılmak suretiyle 4/11/1983 tarihinden bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihe kadar oluşan bu fili durum nedeniyle vatandaşlarımızın karşılaştıkları mağduriyetlerin; bu kapsamda kalan taşınmazların bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren en geç on yıllık süre içerisinde bülçe imkanları dahilinde ilgili idarelerce kamulaştırılması veya taşınmazların mevcut imar planı bulunup bulunmadığı veya plan yapılabilecek yerlerden olup olmadığı durumuna göre imar plan/imar uygulaması/toplulaştırma yapılmak/yaptırılmak suretiyle başka yerden mümkün ise müstakil, değilse hisseli parsel verilmesi veyahut taşınmazların tahliye edilerek kullanıma imkan verecek biçimde malikine iade edilmesi suretiyle karşılanması, -Madde kapsamındaki taşınmazların malikleri tarafından idareler aleyhine açılan davaların sayısının çokluğu, ödemelerde uygulanacak faize ilişkin yerleşik hale gelen yargı içtihatları da dikkate alınarak, idareler aleyhine verilen kararlara istinaden yapılacak ödemelerin bütçeye getireceği yük ve bu yük nedeniyle ödemelerde yaşanacak sıkıntıların aşılmasını ve kamu hizmetlerinin aksamadan yürütülmesini teminen, ihtiyaç duyulması halinde ödemelerin taksitlendirme suretiyle yapılmasına da imkan verecek şekilde düzenleme yapılması, -Kamulaşlırma Kanununun geçici 6 ncı maddesinin sekizinci fikrası uyarınca ayrılması gereken yüzde iki oranındaki ödeneklerin yüzde dört olarak ayrılması ve ilave olarak ayrılan bu ödeneğin münhasıran bu madde ile Kamulaştırma Kanununa eklenen geçici 11 inci ve geçici 12 nci maddeler kapsamında yapılacak ödemelerde kullanılması suretiyle vatandaşların alacaklarının bir an önce ödenmesi, -Tasarrufu hukuken kısıtlanan taşınmazlar hakkında beş yıllık süre içerisinde yapılması öngörülen işlemlerin yapılmaması halinde taşınmazların malikleri tarafından, Kamulaştırma Kanununun geçici 6 ncı maddesinde öngörülen uzlaşma süreci ile 3194 sayılı İmar Kanununda öngörülen idari başvuru ve işlemleri tamamlandıktan sonra taşınmazın kamulaştırmasından sorumlu idare aleyhine asliye hukuk mahkemesinde taşınmaz bedelinin tespiti ve tescili davası açılabilmesi, daha önce idari yargıda görülen bu davaların, idari yargıda tescil kararı verilememesi nedeniyle adli yargının görev alınana alınması ve Kamulaştırma Kanunundaki dava usulü, bilirkişi incelemesi ve değer tespitine ilişkin hükümlerin bu davalar için de uygulanabilmesi, -Kamulaştırma Kanununun geçici 6 ncı maddesindeki uzlaşma, dava, haciz yasağı ve nakdi ödemenin yanında; idareye ait taşınmazın trampasının yapılması, taşınmazı üzerinde sınırlı ayni hak tesis edilmesi veya imar hakkı transferi yapılması gibi yöntemler dâhil ödeme şekline ilişkin düzenlemelerin bu madde kapsamdaki davalar ve icra takipleri için de uygulanabilmesi, amaçlanmışlır.
-
Değişikliğin gerekçesi
Madde ile;
-2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun geçici 6 ncı maddesinin onikinci ve onüçüncü fıkralarının iplaline ilişkin Anayasa Mahkemesinin 13/11/2014 tarihli ve E.;:; 2013/95, K.: 2014/176 sayılı Kararında belirtilen gerekçeler doğrultusunda; tasarrufu hukuken kısıtlanan taşınmazlar hakkında Kamulaştırma Kanununa eklenmesi öngörülen ek 1 inci madde ile detaylı ve ayrı bir düzenleme yapıldığından; aynı Kanunun geçici 6 ncı maddesinin onuncu fıkrasında yer alan “Uygulama imar planlarında umumi hizmetlere ve resmi kurumlara ayrılmak suretiyle veya ilgili kanunların uygulamasıyla tasarrufu kısıtlanan taşınmazlar hakkında 3194 sayılı İmar Kanununda öngörülen idari başvuru ve işlemler tamamlandıktan sonra idari yargıda dava açılabilir.” yönündeki üçüncü cümlesinin yürürlükten kaldırılması ve Kamulaştırma Kanununa eklenmesi öngörülen ek 1 inci madde ile yapılması öngörülen düzenlemelere bağlı olarak, ek | inci madde kapsamında kalan ve bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce tasarrufu hukuken kısıtlanan veya fiili olarak el konulan taşınmazlar hakkında ne şekilde işlem yapılacağına ilişkin düzenlemeler içeren geçici 11 inci maddenin Kanuna eklenmesi, -2981 sayılı Kanun hükümlerine göre yapılan imar uygulamalarından doğan ve ipotekle teminat altına alınanlar dahil idarelerin taraf olduğu her türlü alacak ve bedel artırım davalarında hak sahibine ödenecek. taşınmazın değerinin tespiti ve güncellenmesine ve ayrıca, Kamulaştırma Kanununun geçici 6 ncı maddesinin dava ve ödeme şekline ilişkin düzenlemelerinin bu kapsamdaki davalar ve icra takipleri için de uygulanmasını ve devam eden dava ve icra takiplerinin de bu madde hükümlerine göre sonuçlandırılmasını sağlamaya yönelik düzenlemeler içeren geçici 12 nci maddenin Kanuna eklenmesi, amaçlanmıştır.
-
-
26 Mayıs 2016
-
Bu bentte yer alan “kamulaştırma tarihindeki” ibaresi Anayasa Mahkemesi’nin 26/5/2016 tarihli ve E.: 2015/55, K.: 2016/45 sayılı Kararı ile iptal edilmiştir
-
-
14 Mayıs 2015
-
Bu maddenin birinci cümlesinde yer alan “…22 nci maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkra hükümleri ile…” ibaresi, Anayasa Mahkemesi’nin 14/5/2015 tarihli ve E.: 2014/177, K.: 2015/49 sayılı Kararı ile iptal edilmiştir.
-
4 Nisan 2015
-
Değişikliğin gerekçesi
2942 sayılı Kanun gereği, anlaşma sağlanamayan taşınmazların maliklerine karşı anılan Kanunun 10 uncu maddesi uyarınca idarece “bedel tespit ve taşınmazın idare adına tescili” talebiyle yerel mahkemelerde açılan davalarda, yargılama sırasında tespit edilen bedelin malik adına bloke edilmesi üzerine idare adına tescile karar verilmektedir. Tescil hükmü kesin olup bedel için taraflar temyize gidebilmektedirler. Mahkeme kararının idare lehine bozulması durumunda ödenen kamulaştırma bedelinden indirilen tutar faizi ile birlikte malikten istenmektedir. Ancak kamulaştırma nedeniyle kendi tasarrufu dışında tamamen mahkemenin takdiri ile belirlenen bedeli almış olan malikler karar kesinleşinceye kadar geçen süreçte bu bedelin tamamını harcamakta, Yargıtay tarafından bedelin düşürülmesi halinde gelir kaynağı olan taşınmazı kamulaştırılan malik bedeli geri ödeyememektedir.
Çoğu zaman bu alacağın tahsili de mümkün olmamaktadır. Madde ile, iyi niyetli vatandaşın faiz borcundan kurtularak asıl borcu ödeyebilmesine imkân sağlanmıştır.
-
-
27 Mart 2015
-
27/3/2015 tarihli ve 6639 sayılı kanunun 28 inci maddesiyle bu fıkrada yer alan “raylı taşıma sistemleri” ibaresinden sonra gelmek üzere “ile tünel” ibaresi eklenmiştir.
-
-
13 Kasım 2014
-
İptal edildi Geçici Madde 6 geçmişi (onikinci fıkra) Anayasa Mahkemesi kararı (E.2013/95 K.2014/176)
-
İptal edildi Geçici Madde 6 geçmişi (onüçüncü fıkra) Anayasa Mahkemesi kararı (E.2013/95 K.2014/176)
-
-
10 Eylül 2014
-
10/9/2014 tarihli ve 6552 sayılı Kanunun 100 üncü maddesiyle bu fıkrada yer alan; “ve bedelinin” ibaresi metinden çıkarılmıştır.
-
Eski ifade
ikinciYeni ifadedördüncü
-
12 Temmuz 2013
-
Eski ifade
Tarafların anlaşmasıyla vazgeçme ve devir
-
24 Mayıs 2013
-
Değişikliğin gerekçesi
Lokantalar ile kahvehane, kafeterya, birahane gibi eğlence hizmeti verilen işletmelerin açık alanlarında tütün kullanmayanların korunmasına yönelik düzenleme yapılmaktadır.
-
Değişikliğin gerekçesi
Caydırıcılığı sağlamak ve Kanuna uyumu temin etmek için ihlallerin tekerrürü halinde idari para cezası bir kat; ikinci tekerrüründe iki kat artırılarak verileceği ve aynı dönemdeki üçüncü tekerrüründe de işyeri bir aya kadar kapatılacağı öngörülmektedir.
-
-
11 Nisan 2013
-
Değişikliğin gerekçesi
Kamulaştırma Kanununun 8 inci maddesine göre, idarenin kamulaştırmak istediği taşınmazı öncelikle satın alması veya trampa usulünde almaya çalışması gerekmektedir. Söz konusu usullerin işletilememesi durumunda, adı geçen Kanunun 10 uncu maddesine göre işlem yapılmaktadır. Bu madde gereğince kamulaştırma bedeli mahkemece belirlenmekte ve bu bedelin ödenmesi karşılığında taşınmaz mal idare adına tescil edilmektedir.
özlem Kamulaştırma Kanununun 10 uncu maddesinin uygulandığı durumlarda yargılama sürecinin uzaması nedeniyle davanın ilk derece mahkemesi önünde açıldığı tarih ile kamulaştırma bedelinin ödendiği tarih arasında, enflasyonun etkisiyle, kamulaştırma bedelinde değer kaybı yaşanmaktadır.
Yargılama süresince enflasyon sebebiyle oluşan değer kaybını gidermeye yönelik talepler, mevzuatta bu yönde bir hüküm bulunmadığı gerekçesiyle, mahkemeler tarafından reddedilmektedir.
Bu sebeple, AİHM'e yapılan başvurular ihlal kararı ile sonuçlanmaktadır.
Maddede yapılan düzenlemeyle, yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle kamulaştırma bedelinin geç ödenmesinden dolayı ortaya çıkan hak kayıplarının giderilmesi amacıyla, açılan davanın dört ay içinde sonuçlandırılamaması hâlinde, bu sürenin bitiminden itibaren başlamak üzere ödeme tarihine kadar geçecek süre için hesaplanacak kanunî faizin hak sahibine ödenmesi yönünde düzenleme yapılmaktadır.
-
-
18 Haziran 2010
-
Değişikliğin gerekçesi
2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 38 inci maddesinin iptaline dair Anayasa Mahkemesi Kararının gerekçeleri ve maddenin iptal edilmesinden sonra "yirmi yıllık dava açma süresini geçirmiş olanların artık kamulaştırmasız elkoyma sebebiyle dava açamayacağı" ve "hiçbir süreye tabi olmaksızın dava açılabileceği" yönünde doğan ve birbirinin tamamen zıddı olan içtihat farklılığı nedeniyle düzenleme yapılması ihtiyacı doğmuştur.
Yargı yoluna gitmeyi mümkün olduğunca azaltabilmek maksadıyla, 4/11/1983 yılından evvel kamulaştırmasız elkonulan taşınmazlar sebebiyle tazmin talebinde bulunulacak ise öncelikle uzlaşma yoluna gidilmesinin şart olduğu hususu birinci fıkrada hükme bağlanmıştır. Bu hükme göre, uzlaşma yoluna başvurulmaksızın dava açılamayacaktır.
Maddenin ikinci fıkrasında, uzlaşma görüşmelerine başlanmadan önce, Kamulaştırma Kanununun 8 inci maddesine göre teşkil olunan kıymet takdir komisyonunca, elkonulan taşınmazın veya üzerinde tesis edilen irtifak hakkının tahmini değerinin tespit edileceği ve bu tespit yapılırken de fiilen elkoymanın çok uzun bir süre önce yapılmış olabileceği, elkonulan taşınmazın o tarihteki niteliği ile ödemenin yapılacağı tarihteki niteliğinde farklılıklar bulunabileceği ve elkoymadan sonra yapılan imar hizmetleri ile diğer kamu hizmetleri sebebiyle taşınmazın değerinde çok fazla bir artış meydana gelmiş olabileceği hususları gözetilerek taşınmazın tazmin talebinde bulunulan tarihteki niteliği yerine elkoyma tarihindeki niteliğinin esas alınması ve böylece denkleştirmeye gidilmek suretiyle, tazmin talebinde bulunulan tarih itibarıyla değer tespiti yapılacağı öngörülmüştür. Ayrıca, kamulaştırmasız elkoyma sebebiyle elkoyma tarihinden itibaren söz konusu taşınmazdan malikin faydalanamamış olduğu da gözetilerek, tespit edilen bu değere, elkoyma tarihinden itibaren her yıl için gerçekleşen yıllık enflasyon oranında ilavede bulunulmasının gerektiği ve bu suretle de bir denkleştirmede bulunulacağı bu fıkrada tanzim olunmuştur.
Ayrıca ikinci fıkrada, kamulaştırmasız elkoyma sebebiyle tazmin talebiyle idareye çok sayıda müracaatların olabileceği ve açılması muhtemel davalar neticesinde idarelerin malî yönden zora düşebilecekleri ihtimali gözetilerek, nakden veya bazı hakların tanınması suretiyle tazmin konusunda uzlaşmaya varılabilmesine imkan tanınmış; Kamulaştırma Kanununun 8 inci maddesine göre teşkil olunan uzlaşma komisyonu ile taşınmazına kamulaştırmasız elkonulan malik arasında bedel ödenmesi veya idareye ait bir taşınmazın mülkiyetinin devri veya taşınmaz üzerinde sınırlı ayni hak tanınması veya imar hakkı transferi yapılması hususlarında uzlaşma görüşmesinde bulunulması, uzlaşmaya varılıp varılmadığının tutanağa bağlanması ve uzlaşmaya varılmış ise uzlaşma şartlarını ihtiva eden bir sözleşme akdedilmesi ile ilgili usul ve esaslar hükme bağlanmıştır.
Üçüncü fıkrada, idare ve malik arasında uzlaşma sağlanamadığı takdirde, dava yoluna gidilebileceği hükme bağlanmış; bu fıkrada, elkonulan taşınmazın veya üzerinde tesis edilen irtifak hakkının değerinin, ikinci fıkradaki esaslara göre mahkemece takdir olunacağı belirtilmiştir.
Hükmolunan meblağlar sebebiyle idarelerin malî yönden zora düşebilecekleri ve buna bağlı olarak kamu hizmetlerinin malî imkansızlık sebebiyle aksayabileceği ihtimali karşısında, böyle bir olumsuz neticeye sebebiyet verilmemesi ve ayrıca hükme bağlanan alacakların ödenmesinde düzenin sağlanması maksadıyla, kesinleşen mahkeme kararı gereğince ödemede bulunacak olan idarenin yılık bütçesinde yüzde iki oranında pay ayrılmak suretiyle garameten ve eşit taksitler halinde ödeme esası tanzim olunmuştur.
Düzenlemeye göre, 4/11/1983 tarihinden önce taşınmazlarına kamulaştırmasız elkonulanlardan henüz dava açmamış olanlar, uzlaşma talebinde bulunabilecek ve uzlaşma temin edilemediği takdirde dava yoluna giderek hak arayabileceklerdir. Ancak, 4/11/1983 tarihinden önce taşınmazlarına kamulaştırmasız elkonulanlardan dava açmış olup da hak düşürücü sürenin geçmiş olduğu gerekçesiyle davaları reddedilmiş olanların, uzlaşma ve birinci fıkra ile ilgili gerekçede belirtilen içtihat farklılığı sebebiyle dava hakkını kullanıp kullanamayacakları hususunda sorunlar ve farklı uygulamalar olabilecektir. Böyle bir duruma mahal verilmesinin uygun olmayacağı, hukuk devleti ve adalet ilkeleri gözetilerek Kamulaştırma Kanununun 38 inci maddesinin iptal edilmesinden önce yirmi yıllık dava açma süresi içinde dava açılmaması sebebiyle dava açma hakkı düştüğü kabul edilenlerin de mağduriyetini gidermek üzere; açtıkları tazminat davası sadece süre yönünden dava açma hakkının düştüğü gerekçesiyle reddedilmiş olanlar için de madde hükümlerinin uygulanması öngörülmüştür.
Beşinci fıkrada ise 4/11/1983 tarihinden önce gerçekleşen kamulaştırmasız elkoymadan dolayı tazmin talebiyle dava açmış olanlara da uzlaşma yoluyla haklarına kavuşma imkanı sağlamak üzere, isterlerse bu maddeye göre uzlaşma yoluna gitmeyi talep edebilecekleri hükme bağlanmıştır. Bu fıkraya göre, davacı, maddede öngörülen uzlaşma yoluna gitmeme tercihini bildirdiği takdirde davası normal seyrinde devam edecek; böyle bir tercih ve irade beyan edilmez ise davacının söz konusu tercihi kullanabileceği ihtimali gözetilerek dava bir yıl süre için bekletilecektir. Davacının uzlaşma talebi halinde, uzlaşma neticesine kadar davanın bekletileceği ve uzlaşılamaması halinde, uzlaşmazlık tutanağının mahkemeye sunulmasından sonra davaya devam edileceği de hüküm altına alınmıştır.
-
-
26 Mayıs 2004
-
10 Nisan 2003
-
9 Nisan 2003
-
Bu arada yer alan "kamulaştırma tarihindeki" ibaresi, Anayasa Mahkemesi’nin 9/4/2003 tarihli ve E.:2002/79, K.:2003/29 sayılı Kararı ile iptal edildiğinden metinden çıkarılmıştır.
-
-
24 Nisan 2001
-
Değişikliğin gerekçesi
– Madde ile, idarelerin, yeterli ödenek temin etmeden kamulaştırma işlemlerine başlamalarının engellenmesi öngörülmüştür.
-
Değişikliğin gerekçesi
– Kamulaştırma Kanunun 7 nci maddesinin üçüncü fıkrasında, kamulaştırmadan önce yapılacak işlemlerin aynen yapılması benimsenerek, sadece kamulaştırılacağı tapu siciline şerh verilen taşınmaz mal hakkında idarelerce, şerh tarihinden itibaren en geç bir yıl içinde anılan Kanunun 10 uncu maddesine göre işlem yapılması zorunluluğu getirilerek, idarelerin kamulaştırma işlemlerini kısa süre içerisinde tamamlaması ve kamulaştırmanın sürüncemede bırakılmaması ve bu süre içerisinde idarece işlem yapıldığının belgelendirilmemesi halinde ise tapu idaresince bu şerhin re'sen silinmesi öngörülmüştür.
-
Değişikliğin gerekçesi
– Madde ile; idarelerin kamulaştırma bedellerini, daha seri ve kısa bir sürede kendi bünyesi içinden kurup görevlendireceği kıymet takdir komisyonu marifetiyle tespit ettirerek, yine kendi bünyesi içinde kurup görevlendireceği uzlaşma komisyonunu marifetiyle daha seri ve kısa bir sürede, mal sahibi ile pazarlıkla ve anlaşma yoluyla satın alma veya idareye ait bir başka taşınmaz malla trampa ederek sorunsuz bir şekilde devralmaları ve bu surette normal kamulaştırmada yapılması gereken işlemlerin yapılmaması amaçlanmıştır.
-
Değişikliğin gerekçesi
– Madde ile, Kamulaştırma Kanunun 10 uncu maddesi yeniden düzenlenerek; anılan Kanunun uygulanması sırasında ortaya çıkan sorunların en aza indirilmesi amacıyla; tapuda kayıtlı olan kamulaştırılacak taşınmaz mallar hakkında idarece başlangıçta yapılması gereken işlemler yapıldıktan sonra, kamulaştırma işleminin tek davayla ve hızlı bir şekilde çözümlenmesi bakımından, kamulaştırmayı yapacak olan Devlet ve diğer kamu tüzelkişilerinin doğrudan mahkemeye başvurarak, maliklerin davet edilmesi, ilanların yapılması, kamulaştırılacak taşınmaz malın gerçek kamulaştırma bedelinin tespiti ile, bu bedel karşılığında ve bu bedelin ödenmesi kaydıyla kamulaştırma yapılmasına ve taşınmaz malın kamulaştırma yapan idare adına tesciline karar verilmesinin sağlanması, bu davaların seri olarak ve hızla sonuçlandırılması amacıyla da, mahkemece taşınmaz malın gerçek değerinin tespiti amacıyla yaptırılacak bilirkişi incelemelerinin, konunun uzmanı ve ehli, beş kişilik bir kurul marifetiyle yaptırılması, bilirkişi kurulunun raporlarına karşı taraflarca itiraz üzerine de, yeni bir bilirkişi kuruluna inceleme yaptırılmak yerine ve bir defaya mahsus olmak üzere, aynı bilirkişi kurulundan ek rapor alınması yoluna gidilmesi ve taşınmaz malın idare adına tescile karar verilmesinden sonra mahkemece kararın ilgili tapu idaresine bildirilmesi suretiyle taşınmaz malın tapu idaresince re'sen idare adına tescilinin sağlanması, tapuda kayıtlı taşınmaz mallarla ilgili kamulaştırmalarda yapılan bu yenilikle, kamulaştırma bedellerinin tespitinin mahkemelere bırakılarak, idarelerce yanlış yapılan tebligat ve ilanların mahkemelerce usulüne uygun şekilde yapılması, kamulaştırma sebebiyle ilgililerce açılması muhtemel olan ve çok uzun zaman alan, idare açısından kamulaştırmaları, yatırımları ve işlemleri sürüncemede bırakan, vatandaşlar açısından şikayetlere konu edilen ve taşınmaz mallarının bedellerini geç almalarına sebep olan bedel artırımı veya idarece açılabilecek bedel indirimi, taşınmaz malın idare adına tescili davalarının ortadan kaldırılarak, kamulaştırmanın tek davayla ve süratle çözümlenmesi amaçlanmıştır.
-
Değişikliğin gerekçesi
– Madde ile, Kamulaştırma Kanununun 15 inci maddesinde yapılan değişikliğe paralel olarak, anılan Kanunun 11 inci maddesinin başlığı değiştirilmiş ve kıymet takdiri esasları yerine, 15 inci madde uyarınca oluşturulacak bilirkişi kurulu tarafından tespit edilecek kamulaştırma bedelinin esasları gösterilerek, Kanunda bütünlük sağlanması yoluna gidilmiştir.
-
Değişikliğin gerekçesi
– Madde ile, Kamulaştırma Kanunun 10 uncu maddesinde yapılan yeni düzenlemenin doğal sonucu olarak, anılan Kanunun 14 üncü maddesi yeniden düzenlenmiş ve diğer maddelerde yapılan değişiklik ve düzenlemelerle, kamulaştırma işlemlerine karşı malik veya maliklerce veya idarece açılabilecek davalar ve dava açma süreleri ve sürelerin başlangıç tarihleri yeniden düzenlenmiştir.
Yeni düzenlemeyle, 10 uncu madde uyarınca mahkemece yapılan tebligat, tebligat yapılamayanlara ise, tebligat yerine geçmek üzere mahkemece yapılan ilan tarihinden itibaren otuz gün içinde malik veya maliklerce, kamulaştırma işlemlerine karşı idari yargıda iptal ve maddi hatalarla karşı adli yargıda dava açılması hususları düzenlenmiş, Kamulaştırma Kanununun sisteminde yapılan değişikliğin doğal sonucu olarak kamulaştırma bedelinin artırılması davalarının kaldırılması amaçlanmıştır.
Keza, idarenin de, anılan Kanunun 10 uncu maddesi uyarınca kamulaştırma belgelerini mahkemeye verdiği günden itibaren otuz gün içinde, maddi hatalara karşı adli yargıda dava açma hakkı düzenlenmiştir.
-
Değişikliğin gerekçesi
– Madde ile, Kamulaştırma Kanunun 18 inci maddesi, uygulamada ortaya çıkan sorunlar da dikkate alınarak ve yeniden düzenlenen Kanunun sistemine göre değiştirilmiş, mülkiyeti çekişmeli olan taşınmaz mallarla ilgili olarak gereksiz yere beklenilmemesi ve bu tür taşınmaz malların da kamulaştırılabilmelerinin temini amacıyla, idarelerin öncelikle, kamulaştırılacak taşınmaz malın mülkiyetinin çekişmeli olup olmadığını ilgili yerlerden sorarak tespit etmesinden sonra, mülkiyetinin çekişmeli olduğu hallerde mahkemeye müracaat ederek ve mahkemece de anılan Kanunun 10 uncu maddesine göre işlem yapılarak ve mülkiyet çekişmesiyle ilgili davanın tüm taraflarına da tebligat ve ilanlar yapıldıktan sonra, tespit edilen kamulaştırma bedelinin mülkiyet ihtilafıyla ilgili davanın sonucunda belli olacak hak sahiplerine ödenmek üzere, taşınmaz malın idare adına tesciline karar verilebilmesi esası getirilmiş ve böylelikle, mülkiyetin çekişmeli olması halinde dahi kamulaştırma yapılabilmesi amaçlanmıştır.
Maddede, uygulamada ortaya çıkan sorunlar da dikkate alınarak, daha adil ve hukukî olan çözüm yolları öngörülmüş ve değişiklikten önce tereddüt konusu olan konular hakkında da düzenlemelere yer verilmiştir.
-
Değişikliğin gerekçesi
– Madde ile Kamulaştırma Kanununun 19 uncu maddesi, uygulamada ortaya çıkan sorunlar da dikkate alınarak ve yeniden düzenlenen Kanunun sistemine göre değiştirilmiş ve tapuda kayıtlı olmayan taşınmaz malların kamulaştırılmalarında, kamu malı olan ve kamulaştırma konusu olamayacak yerlerin kamulaştırılmasının önlenmesi amacıyla idarelere öncelikle, bu tür taşınmaz malların 3402 sayılı Kadastro Kanununun 16 ncı maddesinde sayılan yerlerden olup olmadığının ilgili yerlerden sorularak tespit edilmesinden sonra, kamu mallarından olmadıkları ve zilyetlerince de iktisap iddiasında bulunanlar hakkında gerekli belgeler hazırlandıktan sonra mahkemeye başvurulması ve mahkemece bu taşınmaz malın kamulaştırma bedelinin tespit edilmesi, taşınmaz malla ilgili tebligat ve ilanların hak sahibi olduğu tespit edilen zilyede, en büyük mal memuruna ve diğer ilgililere yapılması, mahkemece hak sahibi olarak tespit edilen zilyede ilgililerce bir ay içinde itiraz olmadığı takdirde, kamulaştırma bedelinin bu zilyede ödenmesi ve taşınmaz malın idare adına tescili, aksi takdirde yani zilyedin hak sahipliğine Hazine veya üçüncü kişilerce itiraz edilmesi halinde, kamulaştırma bedelini ileride hak sahipliğini ispat edecek kişiye ödenmek üzere bankaya yatırılmasından sonra, taşınmaz malın idare adına tesciline karar verilebilmesi amaçlanmış ve bu tür taşınmaz mallarla ilgili davaların kısa sürede sonuçlanmasını teminen de, itiraz süresi bir ayla sınırlandırılmıştır.
-
Değişikliğin gerekçesi
– Madde ile, Kamulaştırma Kanununun bazı maddelerinin yürürlükten kaldırılması sebebiyle, anılan Kanunun 20 nci maddesinin birinci fıkrası, kaldırılan hükümler ve diğer maddelere göre yeniden düzenlenmiştir.
-
Değişikliğin gerekçesi
– Madde ile, Kamulaştırma Kanununun 22 nci maddesinin birinci fıkrası, kaldırılan hükümler ve diğer maddelere göre yeniden düzenlenmiştir.
-
Değişikliğin gerekçesi
– Madde ile, Kamulaştırma Kanununun 25 inci maddesi, kaldırılan ve değiştirilen hükümlere göre yeniden düzenlenmiştir.
-
Değişikliğin gerekçesi
– Madde ile, Kamulaştırma Kanununun 27 nci maddesi, kaldırılan ve değiştirilen hükümlere göre yeniden düzenlenmiş ve diğer maddelerle uyumlu hale getirilmiştir.
-
Değişikliğin gerekçesi
– Madde ile, Kamulaştırma Kanununun 27 nci maddesi, kaldırılan ve değiştirilen hükümlere göre yeniden düzenlenmiş ve diğer maddelerle uyumlu hale getirilmiştir.
-
Değişikliğin gerekçesi
– Madde ile, Kamulaştırma Kanununun kamu kurumları ve tüzel kişileri arasında taşınmaz mal devrini düzenleyen 30 uncu maddesi, diğer maddelerde yapılan değişiklikler ve kaldırılan bazı hükümler dikkate alınarak yeniden düzenlenmiş ve bu madde uyarınca devralınan taşınmaz malın, kamulaştırılma yoluyla devralınmış sayılacağı öngörülmüş ve devir amacı veya devreden idarenin izni ile başkaca bir kamusal amaç dışında kullanılmasının engellenmesi ve devir amacı veya devreden idarenin izni dışında başkaca bir kamusal amaçla kullanılması halinde, devreden idare tarafından taşınmaz malın geri alınmasının sağlanması amaçlanmıştır.
Ayrıca, bu madde uyarınca, devre konu taşınmaz malın devrinde idareler arasında anlaşma olmasına rağmen, bedelinde anlaşma olmaması halinde, alıcı idare tarafından mahkemeye başvurularak taşınmaz malın kamulaştırma bedelinin tespiti ve bu bedelin devreden idare adına yatırılması koşuluyla adına tescilini isteyebilme esası getirilmiş ve devreden idare tarafından açılabilecek bedel artırım davası da, anılan Kanunda yapılan sistem değişikliğinin sonucu olarak kaldırılmıştır.
-
Değişikliğin gerekçesi
– Madde ile, Kamulaştırma Kanununun 31 inci maddesinde öngörülen yasak işler ve eylemler, anılan Kanunun bazı maddelerinin yürürlükten kaldırılması ve bazı maddelerin de değiştirilmesi sebebiyle kaldırılan ve değiştirilen hükümlere göre yeniden düzenlenmiştir.
-
Değişikliğin gerekçesi
– Madde ile, Kamulaştırma Kanununun 33 üncü maddesinde öngörülen cezaî hükümlerde, anılan Kanunun bazı maddelerinin yürürlükten kaldırılması ve bazı maddelerinin de değiştirilmesi sebebiyle; kaldırılan ve değiştirilen hükümlere göre yeniden düzenlenmiştir.
-
Değişikliğin gerekçesi
– Emlak Vergisi Kanununun 31 inci maddesinin son fıkrası hükmünün 3239 sayılı Kanun ile 1.1.1986 tarihinde, kaçakçılık, ağır kusur ve kusur cezalarının ise 4369 sayılı Kanun ile 1.1.1999 tarihinden itibaren yürürlükten kaldırılmış ve 1.1.1999 tarihinden itibaren vergi ziyaına sebebiyet verenlere vergi ziyaı cezası uygulanmasının öngörülmüş olduğu gözetilerek Kamulaştırma Kanununun 39 uncu maddesi yeniden düzenlenmiştir.
-
Değiştirildi Genel 4650 sayılı Kanun, md. 4
Bu kısım başlığı; “Kamulaştırma Bedeli, Tebligat, Dava Hakkı ve Bilirkişiler” iken, 24/4/2001 tarihli ve 4650 sayılı Kanunun 4 üncü maddesiyle metne işlendiği şekilde değiştirilmiştir.
Değişikliğin gerekçesi
– Madde ile, Kamulaştırma Kanununda bütünlük ve ahenk sağlanması bakımından, anılan Kanunun ikinci kısmında yer alan 10 uncu ve diğer maddelerinde yapılan değişikliklere uygun ve paralel olarak, ikinci kısım ile bu kısmın birinci ve ikinci bölüm başlıklarının değiştirilmesi ve bu suretle bu kısımda yer alan bölüm ve maddelerle uygun hale getirilmesi amaçlanmıştır.
-
Değiştirildi Genel 4650 sayılı Kanun, md. 4
Bu bölüm başlığı; “Kamulaştırma Bedelinin Tespiti” iken, 24/4/2001 tarihli ve 4650 sayılı Kanunun 4 üncü maddesiyle metne işlendiği şekilde değiştirilmiştir.
Değişikliğin gerekçesi
– Madde ile, Kamulaştırma Kanununda bütünlük ve ahenk sağlanması bakımından, anılan Kanunun ikinci kısmında yer alan 10 uncu ve diğer maddelerinde yapılan değişikliklere uygun ve paralel olarak, ikinci kısım ile bu kısmın birinci ve ikinci bölüm başlıklarının değiştirilmesi ve bu suretle bu kısımda yer alan bölüm ve maddelerle uygun hale getirilmesi amaçlanmıştır.
-
Değiştirildi Genel 4650 sayılı Kanun, md. 4
Bu bölüm başlığı; “Tebliğ İşlemleri, Dava Hakkı ve Bilirkişiler” iken, 24/4/2001 tarihli ve 4650 sayılı Kanunun 4 üncü maddesiyle metne işlendiği şekilde değiştirilmiştir.
Değişikliğin gerekçesi
– Madde ile, Kamulaştırma Kanununda bütünlük ve ahenk sağlanması bakımından, anılan Kanunun ikinci kısmında yer alan 10 uncu ve diğer maddelerinde yapılan değişikliklere uygun ve paralel olarak, ikinci kısım ile bu kısmın birinci ve ikinci bölüm başlıklarının değiştirilmesi ve bu suretle bu kısımda yer alan bölüm ve maddelerle uygun hale getirilmesi amaçlanmıştır.
-
Değiştirildi Genel 4650 sayılı Kanun, md. 9
Bu kısım başlığı; “Acele Elkoyma, Tescil İşlemleri ve Aynın Çekişmeli Olması” iken, 24/4/2001 tarihli ve 4650 sayılı Kanunun 9 uncu maddesiyle metne işlendiği şekilde değiştirilmiştir.
Değişikliğin gerekçesi
– Madde ile, Kamulaştırma Kanununda bütünlük ve ahenk sağlanması bakımından, anılan Kanunun üçüncü kısmında yer alan 17 nci ve diğer maddelerinde yapılan değişikliklere paralel olarak, bu kısmın ve ikinci bölümün başlığının değiştirilmesi ve bu suretle bu kısımda yer alan bölüm ve maddelerle uygun hale getirilmesi amaçlanmıştır.
-
Değiştirildi Genel 4650 sayılı Kanun, md. 9
Bu bölüm başlığı; “Tescil Aynın Çekişmeli Olması” iken, 24/4/2001 tarihli ve 4650 sayılı Kanunun 9 uncu maddesiyle metne işlendiği şekilde değiştirilmiştir.
Değişikliğin gerekçesi
– Madde ile, Kamulaştırma Kanununda bütünlük ve ahenk sağlanması bakımından, anılan Kanunun üçüncü kısmında yer alan 17 nci ve diğer maddelerinde yapılan değişikliklere paralel olarak, bu kısmın ve ikinci bölümün başlığının değiştirilmesi ve bu suretle bu kısımda yer alan bölüm ve maddelerle uygun hale getirilmesi amaçlanmıştır.
-