İmar Kanunu
- Kanun numarası
- 3194
- Kabul tarihi
- 03.05.1985
- Resmî Gazete
- 09.05.1985 / 18749
- Düstur
- 5. tertip, cilt 24
- Son değişiklik
- 07.05.2026
- Madde sayısı
- 83
Ek Madde 3 geçmişi
Metin 0 kez değişmiş, toplam 3 değişiklik kaydı var. Ayrıca 5 geçişte hüküm aynı kalıp yalnızca yazım değişmiş (satır sonu, şapkalı harf, büyük/küçük harf, dipnot işareti ya da sızmış bölüm başlığı); bunlar listeye alınmadı.
Bugünkü metni
Ek Madde 3 – (Ek: 3/7/2005 - 5398/12 md.; Değişik: 24/7/2008-5793/15 md.)
Özelleştirme programındaki kuruluşlara ait veya kuruluş lehine irtifak ve/veya kullanım hakkı alınmış arsa ve araziler ile özel kanunları uyarınca özelleştirilmek üzere özelleştirme programına alınan arsa ve arazilerin, 3621 sayılı Kıyı Kanunu veya 2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanunu kapsamında kalan yerler dahil olmak üzere genel ve özel kanun hükümleri kapsamında yer alan tüm alanlarda imar planlarını yapmaya ve onaylamaya yetkili olan kurum veya kuruluşlardan görüş alınarak çevre imar bütünlüğünü bozmayacak her tür ve ölçekte plan, imar planı ile değişiklik ve revizyonları müellifi şehir plancısı olmak üzere Başbakanlık Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca yapılarak veya yaptırılarak Özelleştirme Yüksek Kurulunca onaylanmak ve Resmi Gazetede yayımlanmak suretiyle kesinleşir (…)[47] yürürlüğe girer. İlgili kuruluşlar bu madde kapsamında yapılan planları devir tarihinden itibaren beş yıl süreyle değiştiremezler. Bu süre içerisinde imar planlarına ilişkin olarak, verilecek mahkeme kararlarının gereklerinin yerine getirilmesini teminen yapılacak imar planı değişikliğine ilişkin iş ve işlemler Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca bu maddede belirtilen usul ve esaslara göre gerçekleştirilir. İlgili kuruluşlar görüşlerini onbeş gün içinde bildirirler. Bu madde kapsamında yapılan her ölçekteki plan ve imar planlarında 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 17 nci maddesinin (a) bendinin ikinci ve sekizinci paragrafındaki hükümler uygulanmaz. Özelleştirme sürecinde ihtiyaç duyulması halinde, bu planlara göre yapılacak imar uygulamasına ilişkin parselasyon planları Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından yapılır veya yaptırılır. Bu parselasyon planları Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca onaylanır (…) Bu planlara göre yapılacak yapılarda her türlü ruhsat ve diğer belgeler ile izinler, ilgili mevzuat çerçevesinde yetkili kurum ve kuruluşlarca verilir.
Metni elimizde olmayan 3 değişiklik kaydı
Bu kayıtlar metin içindeki değişiklik notlarından derlendi. Karşılaştırılacak hâl elimizde yok: belgenin konsolide metninin en eski kopyası 16 Mayıs 2012 tarihli, bundan öncesi için metnin o günkü hâli hiçbir arşivde bulunmuyor.
-
Anayasa Mahkemesi’nin 9/6/2011 tarihli ve E.: 2008/87, K.: 2011/95 sayılı Kararı ile bu maddenin birinci cümlesinde yer alan “… ve bu Kanunun 8 inci maddesinde yer alan ilan ve askıya dair hükümlerden muaf olarak …” ibaresi, yedinci cümlesinde yer alan “… ve 19 uncu maddede belirtilen ilan ve askıya dair hükümlerden muaf olarak kesinleşir ve yürürlüğe girer.” ibaresi iptal edilmiştir.
-
Değişikliğin gerekçesi
Belediye mücavir alan sınırları içerisinde yer alan özelleştirme programına alınmış kuruluşlara ait arsa ve arazilere yönelik olarak 4046 sayılı Kanunun 41 inci maddesine göre imar planı veya değişikliği hazırlanarak Özelleştirme Yüksek Kurulunun onayına sunularak imar planı yapılabilmektedir. Ancak özelleştirme programına alınmış kuruluşların arsa ve arazileri her zaman belediye mücavir alan sınırları içerisinde kalmadığı gibi belediyenin yetkili olmadığı 2634 sayılı Turizm Teşvik Kanunu kapsamında Kültür ve Turizm Bakanlığınca onaylanması gereken yerlerde, 3621 sayılı Kıyı Kanunu kapsamında Bayındırlık ve İskan Bakanlığınca onaylanması gereken yerlerde, valiliklerin onaylayacağı alanlarda ya da özel çevre koruma alanları ya da diğer özel kanunlarla düzenlenen alanlarda kalabilmektedir. Bu durumda özelleştirme programına alınan yerlerde imar planı yapma ve değiştirme yetkisi aynı anda birden çok kurum ve kuruluşun yetkisinde kalabilmektedir. Özelleştirme stratejileri doğrultusunda özelleştirme programındaki kurum ve kuruluşların mülkiyetinde ya da kullanımında olan her yerde her türlü imar planı ve değişikliğinin; işlemlerde süreklilik ve ivediliğin sağlanması yanında kamu yararının maksimize edilmesi için Özelleştirme Yüksek Kurulunun yetkisinde olması gerekliliği ortaya çıkmıştır. Mevcut madde yetki karmaşası nedeniyle özelleştirme sürecini kısaltmadığı gibi kamu kaynaklarının etkin ve verimli değerlendirilebilmesinde amaçlanan sonuçlar alınamamıştır. Aynı zamanda özelleştirme programındaki kurum ve kuruluşların arsa ve arazilerine yönelik imar planı yapma yetkisi hangi kurum ve kuruluşla ilgili ise ilgisine göre o kurumdan görüş alınarak imar planları hazırlanacak ve aynı zamanda imar planı sonrası uygulamalarda bu kuruluşlar ya da bu kuruluşlarla birlikte diğer kuruluşlar tarafından yerine getirileceği için (yürürlükteki mevzuatlar çerçevesinde gerekli ruhsat, projelerin onayı, imar durumlarının çıkarılması gibi konular) söz konusu kuruluşlarla koordinasyon sağlanmış olacaktır. Ancak ilgili kuruluşların verdikleri görüşler İdarece değerlendirmeye alınacak, İdarenin uygun gördüğü hususların da dikkate alınmasıyla imar planları ya da değişikliği hazırlanacaktır. İdare, özelleştirme stratejisine aykırı ya da plan bütünlüğünü bozmayan görüşleri dikkate alarak görüşlere uyup uymamakta serbesttir.
Diğer taraftan, kamunun elinde bulunan sosyal tesislere kamu kaynaklarından milyonlarca dolar yatırım yapılmış ancak, turizm tesislerinde aranan nitelikleri sağlayamadığı için bunların mevcut haliyle özelleştirilmesi mümkün olmamıştır. Bu tesislerin ekonomiye kazandırılması için imar planları değiştirilmesi, tesislerin turizm niteliklerine, sağlık, huzurevi, yurt gibi tesislerin niteliklerine uygun hale getirilmesi gerekmektedir. Aksi takdirde kıyılarda yapılması gereken yapılar içerisinde sayılmadığı için ne imar planları değiştirilebilmekte ne de ruhsatlandırılabilmektedir. Böylece özelleştirilemediği için kamu kaynakları etkin ve verimli değerlendirilememektedir. Bunun yanında kamuya maliyetleri hesap edildiğinde büyük miktarlarda yatırımın yapıldığı tespit edilmektedir. Bu tesislerin işlemesi için yasal alt yapının kurulması gerekmektedir. Böylelikle tesislerin konumlarına uygun kamu menfaatinin maksimum seviyelerde düşünüldüğü yeni tesisler olarak hizmete devam etmesi sağlanmış olacaktır.