Maden Kanunu
- Kanun numarası
- 3213
- Kabul tarihi
- 04.06.1985
- Resmî Gazete
- 15.06.1985 / 18785
- Düstur
- 5. tertip, cilt 24
- Son değişiklik
- 19.07.2025
- Madde sayısı
- 105
Metin içindeki değişiklik notlarından ve dipnotlardan derlenmiştir. Toplam 412 kayıt.
-
19 Temmuz 2025
-
Değişikliğin gerekçesi
Teklifle; ruhsat bedeli tanımında yer alan çevre ile uyum teminatının çıkarılarak rehabilitasyon bedelinin ayrıca düzenlenmesi, çevre ile uyum faaliyetlerinin “rehabilitasyon” adı altında tanımlanması, izinler hakkında idareler arasında doğabilecek ihtilafların giderilmesiyle görevli Kurul müessesesinin ihdas edilmesi, rehabilitasyon bedeli hesabı ve tahsil dairesi tanımlarının yapılması amaçlanmaktadır.
-
Değişikliğin gerekçesi
Teklifle; ruhsat bedeli tanımında yer alan çevre ile uyum teminatının çıkarılarak rehabilitasyon bedelinin ayrıca düzenlenmesi, çevre ile uyum faaliyetlerinin “rehabilitasyon” adı altında tanımlanması, izinler hakkında idareler arasında doğabilecek ihtilafların giderilmesiyle görevli Kurul müessesesinin ihdas edilmesi, rehabilitasyon bedeli hesabı ve tahsil dairesi tanımlarının yapılması amaçlanmaktadır.
-
Değişikliğin gerekçesi
Teklifle; ruhsat bedeli tanımında yer alan çevre ile uyum teminatının çıkarılarak rehabilitasyon bedelinin ayrıca düzenlenmesi, çevre ile uyum faaliyetlerinin “rehabilitasyon” adı altında tanımlanması, izinler hakkında idareler arasında doğabilecek ihtilafların giderilmesiyle görevli Kurul müessesesinin ihdas edilmesi, rehabilitasyon bedeli hesabı ve tahsil dairesi tanımlarının yapılması amaçlanmaktadır.
-
Değişikliğin gerekçesi
Teklifle; ruhsat bedeli tanımında yer alan çevre ile uyum teminatının çıkarılarak rehabilitasyon bedelinin ayrıca düzenlenmesi, çevre ile uyum faaliyetlerinin “rehabilitasyon” adı altında tanımlanması, izinler hakkında idareler arasında doğabilecek ihtilafların giderilmesiyle görevli Kurul müessesesinin ihdas edilmesi, rehabilitasyon bedeli hesabı ve tahsil dairesi tanımlarının yapılması amaçlanmaktadır.
-
Değişikliğin gerekçesi
Madencilik faaliyetlerine ilişkin hükümlere göre arama ve işletme ruhsatı düzenlenebilmesi için bir izin yükümlülüğü bulunmazken ruhsat düzenlendikten sonra, fiilen arama ve işletme faaliyetlerine başlanılabilmesi için ruhsata konu arazinin durumuna göre orman izni, tarım dışı kullanım izni, mera tahsis amacı değişikliği gibi birtakım izinlerin alınması zorunludur. Bununla birlikte hem müracaat hem de ihale usulünde ilgililerin proje hazırlama bedeli, arazi etüt bedeli, ruhsat taban bedeli gibi birtakım masraf ve mali yükümlülüklere katlanması, bazı teknik yükümlülükleri yerine getirmesi, ruhsatın düzenlendiği ilk yıldan itibaren her yıl için ruhsat bedeli ödemesi gerekmektedir. İşletme izni alınıp alınamayacağı belli olmayan sahalar için arama ve işletme ruhsatı edinme zorunluluğu yatırımcı açısından risk teşkil etmekte, yerli ve yabancı yatırımcıların madencilik sektörüne yönelmesini güçleştirmekte, ihale bedellerinin düşük kalmasına sebebiyet vermektedir.
Madde ile; ruhsat süreçleri ve madencilik faaliyetlerinin daha sağlıklı yürütülebilmesi için orman alanları ve ilgili mevzuat hükümleri kapsamında izin alınması gereken alanların koordinatlarının Genel Müdürlüğe bildirilmesi, böylelikle idareler arasında ruhsat düzenlenmeden önce koordinasyon faaliyetlerinin daha sağlıklı hale getirilmesi, madencilikte izin süreçlerinin yeniden düzenlenmesi, bu kapsamda ruhsata konu alan için öncelikle ilgili kurumdan izin alınması, sonraki süreçlerde bu izin dikkate alınarak işlemlerin daha hızlı ve öngörülebilir şekilde yürütülmesi, emek, masraf ve zaman kaybının önüne geçilmesi ve yatırım ortamının iyileştirilmesi amaçlanmaktadır. Düzenlemeyle, Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü (MAPEG) tarafından ruhsat düzenlenmeden önce ilgili kurumlardan izin alınması, Orman Genel Müdürlüğünce verilecek izinlerin çevresel etki değerlendirmesi ihtisasına ve gerekliliklerine uygun çerçevede hazırlanması, böylelikle bu izinlerin çevresel etki değerlendirmesi sürecinde de esas alınması, üçüncü fıkra gereğince verilen iznin işletme ruhsatına geçiş ve temdit sürecinde ilgili idareyi bağlaması, gerekli mali yükümlülüklerin yerine getirilmesi ve taahhütlerin alınması üzerine diğer işlemlerin tamamlanması öngörülmektedir. Ayrıca bu izin süreci dört ayla kısıtlanarak, izin süreçlerinin hızlandırılması sağlanmaktadır. Bu izin, madencilik faaliyeti bakımından bağlayıcı olmakla birlikte, ilerleyen aşamalarda madencilik projesinde yapılacak değişikliklere bağlı olarak ilgili idarenin proje hakkında değişiklik talep etme yetkisi saklı tutulmaktadır.
Maddenin dördüncü fıkrasıyla; Devlet ormanlarında Anayasanın 169 uncu maddesi ile 6831 sayılı Orman Kanununun 16 ncı maddesinin ruhuna uygun olarak üçüncü fıkradaki ana kuraldan farklı bir uygulama öngörülmektedir. Düzenlemeyle Devlet ormanlarında MAPEG’e bedel aranmaksızın izin verilmesi, izinle birlikte izin alanında madencilik faaliyetlerine yönelik tasarruf yetkisinin madencilik faaliyetleri sonlanıncaya kadar MAPEG’e geçmesi, MAPEG’in kendisine verilen izin şartlarıyla bağlı kalmak kaydıyla bu alanları kendi mevzuatına göre ruhsatlandırabilmesi, arama ruhsatı döneminde yükümlülüklerini yerine getirerek işletme ruhsatı talebinde bulunmuş yatırımcıya ancak aleyhe yargı kararı, mücbir sebep veya önceden verilen izni geçersiz hale getirebilecek kısıtlayıcı yasal bir hüküm ortaya çıkması halinde izin verilmemesi öngörülmektedir. Buna bağlı olarak izin alındıktan sonra ÇED sürecinde, arama ruhsatından işletme ruhsatına geçiş aşamasında ve işletme ruhsatı temdit aşamasında Orman Genel Müdürlüğünce verilmiş ilk iznin dikkate alınması sağlanmaktadır.
Maddenin yedinci fıkrasıyla; madencilik faaliyeti için izin alınmış alanların sonradan ilgili kamu kurum ve kuruluşunun alan hakkındaki değerlendirmesinin değişmesine bağlı olarak izinli hâle gelmesi durumunda kazanılmış hakların korunması, mahkeme kararı olmaksızın idari işlemle madencilik faaliyetinin durdurulamaması amaçlanmaktadır. Ancak ruhsat düzenlendikten sonra sahada kültür varlığı tespit edilmesi halinde, ruhsat hukukunun bitimi beklenilmeksizin yatırım sahibine tazminat ödenmek şartıyla ruhsat hakkının sonlandırılabilmesi sağlanmaktadır. Tazminat hesabında işletme ruhsatı sahibinin yatırım maliyetlerinden, tesis ve teçhizatın amortismana tabi değeri ve sahadan elde ettiği gelir düşülmektedir.
On birinci fıkrada yapılan değişiklikle ÇED sürecinde hukuki öngörülebilirliğin artırılması amacıyla süreç başında izin veren kurumların bu süreçte olumsuz görüş verememesi düzenlenmektedir.
Maddenin yirmi dördüncü fıkrasıyla IV. Grup madenler ile stratejik ve kritik madenlere dair alınması gereken izinlere ilişkin idareler arasında çıkmış ihtilafların yargı organlarına başvurulmasına mahal vermeden, ortak iradeyle çözülebilmesini teminen ilgili bakanlardan oluşan “Kurul” müessesesi düzenlenmektedir. Kurulun, ihtilafları anayasa hükümlerine bağlı olarak kamu yararı ilkesi çerçevesinde, hızlı ve masrafsız bir şekilde çözebilmesi, bu sayede yatırımcı açısından öngörülebilirliğin artırılması amaçlanmaktadır.
-
Değişikliğin gerekçesi
Madencilik faaliyetlerine ilişkin hükümlere göre arama ve işletme ruhsatı düzenlenebilmesi için bir izin yükümlülüğü bulunmazken ruhsat düzenlendikten sonra, fiilen arama ve işletme faaliyetlerine başlanılabilmesi için ruhsata konu arazinin durumuna göre orman izni, tarım dışı kullanım izni, mera tahsis amacı değişikliği gibi birtakım izinlerin alınması zorunludur. Bununla birlikte hem müracaat hem de ihale usulünde ilgililerin proje hazırlama bedeli, arazi etüt bedeli, ruhsat taban bedeli gibi birtakım masraf ve mali yükümlülüklere katlanması, bazı teknik yükümlülükleri yerine getirmesi, ruhsatın düzenlendiği ilk yıldan itibaren her yıl için ruhsat bedeli ödemesi gerekmektedir. İşletme izni alınıp alınamayacağı belli olmayan sahalar için arama ve işletme ruhsatı edinme zorunluluğu yatırımcı açısından risk teşkil etmekte, yerli ve yabancı yatırımcıların madencilik sektörüne yönelmesini güçleştirmekte, ihale bedellerinin düşük kalmasına sebebiyet vermektedir.
Madde ile; ruhsat süreçleri ve madencilik faaliyetlerinin daha sağlıklı yürütülebilmesi için orman alanları ve ilgili mevzuat hükümleri kapsamında izin alınması gereken alanların koordinatlarının Genel Müdürlüğe bildirilmesi, böylelikle idareler arasında ruhsat düzenlenmeden önce koordinasyon faaliyetlerinin daha sağlıklı hale getirilmesi, madencilikte izin süreçlerinin yeniden düzenlenmesi, bu kapsamda ruhsata konu alan için öncelikle ilgili kurumdan izin alınması, sonraki süreçlerde bu izin dikkate alınarak işlemlerin daha hızlı ve öngörülebilir şekilde yürütülmesi, emek, masraf ve zaman kaybının önüne geçilmesi ve yatırım ortamının iyileştirilmesi amaçlanmaktadır. Düzenlemeyle, Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü (MAPEG) tarafından ruhsat düzenlenmeden önce ilgili kurumlardan izin alınması, Orman Genel Müdürlüğünce verilecek izinlerin çevresel etki değerlendirmesi ihtisasına ve gerekliliklerine uygun çerçevede hazırlanması, böylelikle bu izinlerin çevresel etki değerlendirmesi sürecinde de esas alınması, üçüncü fıkra gereğince verilen iznin işletme ruhsatına geçiş ve temdit sürecinde ilgili idareyi bağlaması, gerekli mali yükümlülüklerin yerine getirilmesi ve taahhütlerin alınması üzerine diğer işlemlerin tamamlanması öngörülmektedir. Ayrıca bu izin süreci dört ayla kısıtlanarak, izin süreçlerinin hızlandırılması sağlanmaktadır. Bu izin, madencilik faaliyeti bakımından bağlayıcı olmakla birlikte, ilerleyen aşamalarda madencilik projesinde yapılacak değişikliklere bağlı olarak ilgili idarenin proje hakkında değişiklik talep etme yetkisi saklı tutulmaktadır.
Maddenin dördüncü fıkrasıyla; Devlet ormanlarında Anayasanın 169 uncu maddesi ile 6831 sayılı Orman Kanununun 16 ncı maddesinin ruhuna uygun olarak üçüncü fıkradaki ana kuraldan farklı bir uygulama öngörülmektedir. Düzenlemeyle Devlet ormanlarında MAPEG’e bedel aranmaksızın izin verilmesi, izinle birlikte izin alanında madencilik faaliyetlerine yönelik tasarruf yetkisinin madencilik faaliyetleri sonlanıncaya kadar MAPEG’e geçmesi, MAPEG’in kendisine verilen izin şartlarıyla bağlı kalmak kaydıyla bu alanları kendi mevzuatına göre ruhsatlandırabilmesi, arama ruhsatı döneminde yükümlülüklerini yerine getirerek işletme ruhsatı talebinde bulunmuş yatırımcıya ancak aleyhe yargı kararı, mücbir sebep veya önceden verilen izni geçersiz hale getirebilecek kısıtlayıcı yasal bir hüküm ortaya çıkması halinde izin verilmemesi öngörülmektedir. Buna bağlı olarak izin alındıktan sonra ÇED sürecinde, arama ruhsatından işletme ruhsatına geçiş aşamasında ve işletme ruhsatı temdit aşamasında Orman Genel Müdürlüğünce verilmiş ilk iznin dikkate alınması sağlanmaktadır.
Maddenin yedinci fıkrasıyla; madencilik faaliyeti için izin alınmış alanların sonradan ilgili kamu kurum ve kuruluşunun alan hakkındaki değerlendirmesinin değişmesine bağlı olarak izinli hâle gelmesi durumunda kazanılmış hakların korunması, mahkeme kararı olmaksızın idari işlemle madencilik faaliyetinin durdurulamaması amaçlanmaktadır. Ancak ruhsat düzenlendikten sonra sahada kültür varlığı tespit edilmesi halinde, ruhsat hukukunun bitimi beklenilmeksizin yatırım sahibine tazminat ödenmek şartıyla ruhsat hakkının sonlandırılabilmesi sağlanmaktadır. Tazminat hesabında işletme ruhsatı sahibinin yatırım maliyetlerinden, tesis ve teçhizatın amortismana tabi değeri ve sahadan elde ettiği gelir düşülmektedir.
On birinci fıkrada yapılan değişiklikle ÇED sürecinde hukuki öngörülebilirliğin artırılması amacıyla süreç başında izin veren kurumların bu süreçte olumsuz görüş verememesi düzenlenmektedir.
Maddenin yirmi dördüncü fıkrasıyla IV. Grup madenler ile stratejik ve kritik madenlere dair alınması gereken izinlere ilişkin idareler arasında çıkmış ihtilafların yargı organlarına başvurulmasına mahal vermeden, ortak iradeyle çözülebilmesini teminen ilgili bakanlardan oluşan “Kurul” müessesesi düzenlenmektedir. Kurulun, ihtilafları anayasa hükümlerine bağlı olarak kamu yararı ilkesi çerçevesinde, hızlı ve masrafsız bir şekilde çözebilmesi, bu sayede yatırımcı açısından öngörülebilirliğin artırılması amaçlanmaktadır.
-
Değişikliğin gerekçesi
Madencilik faaliyetlerine ilişkin hükümlere göre arama ve işletme ruhsatı düzenlenebilmesi için bir izin yükümlülüğü bulunmazken ruhsat düzenlendikten sonra, fiilen arama ve işletme faaliyetlerine başlanılabilmesi için ruhsata konu arazinin durumuna göre orman izni, tarım dışı kullanım izni, mera tahsis amacı değişikliği gibi birtakım izinlerin alınması zorunludur. Bununla birlikte hem müracaat hem de ihale usulünde ilgililerin proje hazırlama bedeli, arazi etüt bedeli, ruhsat taban bedeli gibi birtakım masraf ve mali yükümlülüklere katlanması, bazı teknik yükümlülükleri yerine getirmesi, ruhsatın düzenlendiği ilk yıldan itibaren her yıl için ruhsat bedeli ödemesi gerekmektedir. İşletme izni alınıp alınamayacağı belli olmayan sahalar için arama ve işletme ruhsatı edinme zorunluluğu yatırımcı açısından risk teşkil etmekte, yerli ve yabancı yatırımcıların madencilik sektörüne yönelmesini güçleştirmekte, ihale bedellerinin düşük kalmasına sebebiyet vermektedir.
Madde ile; ruhsat süreçleri ve madencilik faaliyetlerinin daha sağlıklı yürütülebilmesi için orman alanları ve ilgili mevzuat hükümleri kapsamında izin alınması gereken alanların koordinatlarının Genel Müdürlüğe bildirilmesi, böylelikle idareler arasında ruhsat düzenlenmeden önce koordinasyon faaliyetlerinin daha sağlıklı hale getirilmesi, madencilikte izin süreçlerinin yeniden düzenlenmesi, bu kapsamda ruhsata konu alan için öncelikle ilgili kurumdan izin alınması, sonraki süreçlerde bu izin dikkate alınarak işlemlerin daha hızlı ve öngörülebilir şekilde yürütülmesi, emek, masraf ve zaman kaybının önüne geçilmesi ve yatırım ortamının iyileştirilmesi amaçlanmaktadır. Düzenlemeyle, Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü (MAPEG) tarafından ruhsat düzenlenmeden önce ilgili kurumlardan izin alınması, Orman Genel Müdürlüğünce verilecek izinlerin çevresel etki değerlendirmesi ihtisasına ve gerekliliklerine uygun çerçevede hazırlanması, böylelikle bu izinlerin çevresel etki değerlendirmesi sürecinde de esas alınması, üçüncü fıkra gereğince verilen iznin işletme ruhsatına geçiş ve temdit sürecinde ilgili idareyi bağlaması, gerekli mali yükümlülüklerin yerine getirilmesi ve taahhütlerin alınması üzerine diğer işlemlerin tamamlanması öngörülmektedir. Ayrıca bu izin süreci dört ayla kısıtlanarak, izin süreçlerinin hızlandırılması sağlanmaktadır. Bu izin, madencilik faaliyeti bakımından bağlayıcı olmakla birlikte, ilerleyen aşamalarda madencilik projesinde yapılacak değişikliklere bağlı olarak ilgili idarenin proje hakkında değişiklik talep etme yetkisi saklı tutulmaktadır.
Maddenin dördüncü fıkrasıyla; Devlet ormanlarında Anayasanın 169 uncu maddesi ile 6831 sayılı Orman Kanununun 16 ncı maddesinin ruhuna uygun olarak üçüncü fıkradaki ana kuraldan farklı bir uygulama öngörülmektedir. Düzenlemeyle Devlet ormanlarında MAPEG’e bedel aranmaksızın izin verilmesi, izinle birlikte izin alanında madencilik faaliyetlerine yönelik tasarruf yetkisinin madencilik faaliyetleri sonlanıncaya kadar MAPEG’e geçmesi, MAPEG’in kendisine verilen izin şartlarıyla bağlı kalmak kaydıyla bu alanları kendi mevzuatına göre ruhsatlandırabilmesi, arama ruhsatı döneminde yükümlülüklerini yerine getirerek işletme ruhsatı talebinde bulunmuş yatırımcıya ancak aleyhe yargı kararı, mücbir sebep veya önceden verilen izni geçersiz hale getirebilecek kısıtlayıcı yasal bir hüküm ortaya çıkması halinde izin verilmemesi öngörülmektedir. Buna bağlı olarak izin alındıktan sonra ÇED sürecinde, arama ruhsatından işletme ruhsatına geçiş aşamasında ve işletme ruhsatı temdit aşamasında Orman Genel Müdürlüğünce verilmiş ilk iznin dikkate alınması sağlanmaktadır.
Maddenin yedinci fıkrasıyla; madencilik faaliyeti için izin alınmış alanların sonradan ilgili kamu kurum ve kuruluşunun alan hakkındaki değerlendirmesinin değişmesine bağlı olarak izinli hâle gelmesi durumunda kazanılmış hakların korunması, mahkeme kararı olmaksızın idari işlemle madencilik faaliyetinin durdurulamaması amaçlanmaktadır. Ancak ruhsat düzenlendikten sonra sahada kültür varlığı tespit edilmesi halinde, ruhsat hukukunun bitimi beklenilmeksizin yatırım sahibine tazminat ödenmek şartıyla ruhsat hakkının sonlandırılabilmesi sağlanmaktadır. Tazminat hesabında işletme ruhsatı sahibinin yatırım maliyetlerinden, tesis ve teçhizatın amortismana tabi değeri ve sahadan elde ettiği gelir düşülmektedir.
On birinci fıkrada yapılan değişiklikle ÇED sürecinde hukuki öngörülebilirliğin artırılması amacıyla süreç başında izin veren kurumların bu süreçte olumsuz görüş verememesi düzenlenmektedir.
Maddenin yirmi dördüncü fıkrasıyla IV. Grup madenler ile stratejik ve kritik madenlere dair alınması gereken izinlere ilişkin idareler arasında çıkmış ihtilafların yargı organlarına başvurulmasına mahal vermeden, ortak iradeyle çözülebilmesini teminen ilgili bakanlardan oluşan “Kurul” müessesesi düzenlenmektedir. Kurulun, ihtilafları anayasa hükümlerine bağlı olarak kamu yararı ilkesi çerçevesinde, hızlı ve masrafsız bir şekilde çözebilmesi, bu sayede yatırımcı açısından öngörülebilirliğin artırılması amaçlanmaktadır.
-
Değişikliğin gerekçesi
Madencilik faaliyetlerine ilişkin hükümlere göre arama ve işletme ruhsatı düzenlenebilmesi için bir izin yükümlülüğü bulunmazken ruhsat düzenlendikten sonra, fiilen arama ve işletme faaliyetlerine başlanılabilmesi için ruhsata konu arazinin durumuna göre orman izni, tarım dışı kullanım izni, mera tahsis amacı değişikliği gibi birtakım izinlerin alınması zorunludur. Bununla birlikte hem müracaat hem de ihale usulünde ilgililerin proje hazırlama bedeli, arazi etüt bedeli, ruhsat taban bedeli gibi birtakım masraf ve mali yükümlülüklere katlanması, bazı teknik yükümlülükleri yerine getirmesi, ruhsatın düzenlendiği ilk yıldan itibaren her yıl için ruhsat bedeli ödemesi gerekmektedir. İşletme izni alınıp alınamayacağı belli olmayan sahalar için arama ve işletme ruhsatı edinme zorunluluğu yatırımcı açısından risk teşkil etmekte, yerli ve yabancı yatırımcıların madencilik sektörüne yönelmesini güçleştirmekte, ihale bedellerinin düşük kalmasına sebebiyet vermektedir.
Madde ile; ruhsat süreçleri ve madencilik faaliyetlerinin daha sağlıklı yürütülebilmesi için orman alanları ve ilgili mevzuat hükümleri kapsamında izin alınması gereken alanların koordinatlarının Genel Müdürlüğe bildirilmesi, böylelikle idareler arasında ruhsat düzenlenmeden önce koordinasyon faaliyetlerinin daha sağlıklı hale getirilmesi, madencilikte izin süreçlerinin yeniden düzenlenmesi, bu kapsamda ruhsata konu alan için öncelikle ilgili kurumdan izin alınması, sonraki süreçlerde bu izin dikkate alınarak işlemlerin daha hızlı ve öngörülebilir şekilde yürütülmesi, emek, masraf ve zaman kaybının önüne geçilmesi ve yatırım ortamının iyileştirilmesi amaçlanmaktadır. Düzenlemeyle, Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü (MAPEG) tarafından ruhsat düzenlenmeden önce ilgili kurumlardan izin alınması, Orman Genel Müdürlüğünce verilecek izinlerin çevresel etki değerlendirmesi ihtisasına ve gerekliliklerine uygun çerçevede hazırlanması, böylelikle bu izinlerin çevresel etki değerlendirmesi sürecinde de esas alınması, üçüncü fıkra gereğince verilen iznin işletme ruhsatına geçiş ve temdit sürecinde ilgili idareyi bağlaması, gerekli mali yükümlülüklerin yerine getirilmesi ve taahhütlerin alınması üzerine diğer işlemlerin tamamlanması öngörülmektedir. Ayrıca bu izin süreci dört ayla kısıtlanarak, izin süreçlerinin hızlandırılması sağlanmaktadır. Bu izin, madencilik faaliyeti bakımından bağlayıcı olmakla birlikte, ilerleyen aşamalarda madencilik projesinde yapılacak değişikliklere bağlı olarak ilgili idarenin proje hakkında değişiklik talep etme yetkisi saklı tutulmaktadır.
Maddenin dördüncü fıkrasıyla; Devlet ormanlarında Anayasanın 169 uncu maddesi ile 6831 sayılı Orman Kanununun 16 ncı maddesinin ruhuna uygun olarak üçüncü fıkradaki ana kuraldan farklı bir uygulama öngörülmektedir. Düzenlemeyle Devlet ormanlarında MAPEG’e bedel aranmaksızın izin verilmesi, izinle birlikte izin alanında madencilik faaliyetlerine yönelik tasarruf yetkisinin madencilik faaliyetleri sonlanıncaya kadar MAPEG’e geçmesi, MAPEG’in kendisine verilen izin şartlarıyla bağlı kalmak kaydıyla bu alanları kendi mevzuatına göre ruhsatlandırabilmesi, arama ruhsatı döneminde yükümlülüklerini yerine getirerek işletme ruhsatı talebinde bulunmuş yatırımcıya ancak aleyhe yargı kararı, mücbir sebep veya önceden verilen izni geçersiz hale getirebilecek kısıtlayıcı yasal bir hüküm ortaya çıkması halinde izin verilmemesi öngörülmektedir. Buna bağlı olarak izin alındıktan sonra ÇED sürecinde, arama ruhsatından işletme ruhsatına geçiş aşamasında ve işletme ruhsatı temdit aşamasında Orman Genel Müdürlüğünce verilmiş ilk iznin dikkate alınması sağlanmaktadır.
Maddenin yedinci fıkrasıyla; madencilik faaliyeti için izin alınmış alanların sonradan ilgili kamu kurum ve kuruluşunun alan hakkındaki değerlendirmesinin değişmesine bağlı olarak izinli hâle gelmesi durumunda kazanılmış hakların korunması, mahkeme kararı olmaksızın idari işlemle madencilik faaliyetinin durdurulamaması amaçlanmaktadır. Ancak ruhsat düzenlendikten sonra sahada kültür varlığı tespit edilmesi halinde, ruhsat hukukunun bitimi beklenilmeksizin yatırım sahibine tazminat ödenmek şartıyla ruhsat hakkının sonlandırılabilmesi sağlanmaktadır. Tazminat hesabında işletme ruhsatı sahibinin yatırım maliyetlerinden, tesis ve teçhizatın amortismana tabi değeri ve sahadan elde ettiği gelir düşülmektedir.
On birinci fıkrada yapılan değişiklikle ÇED sürecinde hukuki öngörülebilirliğin artırılması amacıyla süreç başında izin veren kurumların bu süreçte olumsuz görüş verememesi düzenlenmektedir.
Maddenin yirmi dördüncü fıkrasıyla IV. Grup madenler ile stratejik ve kritik madenlere dair alınması gereken izinlere ilişkin idareler arasında çıkmış ihtilafların yargı organlarına başvurulmasına mahal vermeden, ortak iradeyle çözülebilmesini teminen ilgili bakanlardan oluşan “Kurul” müessesesi düzenlenmektedir. Kurulun, ihtilafları anayasa hükümlerine bağlı olarak kamu yararı ilkesi çerçevesinde, hızlı ve masrafsız bir şekilde çözebilmesi, bu sayede yatırımcı açısından öngörülebilirliğin artırılması amaçlanmaktadır.
-
Değişikliğin gerekçesi
Madencilik faaliyetlerine ilişkin hükümlere göre arama ve işletme ruhsatı düzenlenebilmesi için bir izin yükümlülüğü bulunmazken ruhsat düzenlendikten sonra, fiilen arama ve işletme faaliyetlerine başlanılabilmesi için ruhsata konu arazinin durumuna göre orman izni, tarım dışı kullanım izni, mera tahsis amacı değişikliği gibi birtakım izinlerin alınması zorunludur. Bununla birlikte hem müracaat hem de ihale usulünde ilgililerin proje hazırlama bedeli, arazi etüt bedeli, ruhsat taban bedeli gibi birtakım masraf ve mali yükümlülüklere katlanması, bazı teknik yükümlülükleri yerine getirmesi, ruhsatın düzenlendiği ilk yıldan itibaren her yıl için ruhsat bedeli ödemesi gerekmektedir. İşletme izni alınıp alınamayacağı belli olmayan sahalar için arama ve işletme ruhsatı edinme zorunluluğu yatırımcı açısından risk teşkil etmekte, yerli ve yabancı yatırımcıların madencilik sektörüne yönelmesini güçleştirmekte, ihale bedellerinin düşük kalmasına sebebiyet vermektedir.
Madde ile; ruhsat süreçleri ve madencilik faaliyetlerinin daha sağlıklı yürütülebilmesi için orman alanları ve ilgili mevzuat hükümleri kapsamında izin alınması gereken alanların koordinatlarının Genel Müdürlüğe bildirilmesi, böylelikle idareler arasında ruhsat düzenlenmeden önce koordinasyon faaliyetlerinin daha sağlıklı hale getirilmesi, madencilikte izin süreçlerinin yeniden düzenlenmesi, bu kapsamda ruhsata konu alan için öncelikle ilgili kurumdan izin alınması, sonraki süreçlerde bu izin dikkate alınarak işlemlerin daha hızlı ve öngörülebilir şekilde yürütülmesi, emek, masraf ve zaman kaybının önüne geçilmesi ve yatırım ortamının iyileştirilmesi amaçlanmaktadır. Düzenlemeyle, Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü (MAPEG) tarafından ruhsat düzenlenmeden önce ilgili kurumlardan izin alınması, Orman Genel Müdürlüğünce verilecek izinlerin çevresel etki değerlendirmesi ihtisasına ve gerekliliklerine uygun çerçevede hazırlanması, böylelikle bu izinlerin çevresel etki değerlendirmesi sürecinde de esas alınması, üçüncü fıkra gereğince verilen iznin işletme ruhsatına geçiş ve temdit sürecinde ilgili idareyi bağlaması, gerekli mali yükümlülüklerin yerine getirilmesi ve taahhütlerin alınması üzerine diğer işlemlerin tamamlanması öngörülmektedir. Ayrıca bu izin süreci dört ayla kısıtlanarak, izin süreçlerinin hızlandırılması sağlanmaktadır. Bu izin, madencilik faaliyeti bakımından bağlayıcı olmakla birlikte, ilerleyen aşamalarda madencilik projesinde yapılacak değişikliklere bağlı olarak ilgili idarenin proje hakkında değişiklik talep etme yetkisi saklı tutulmaktadır.
Maddenin dördüncü fıkrasıyla; Devlet ormanlarında Anayasanın 169 uncu maddesi ile 6831 sayılı Orman Kanununun 16 ncı maddesinin ruhuna uygun olarak üçüncü fıkradaki ana kuraldan farklı bir uygulama öngörülmektedir. Düzenlemeyle Devlet ormanlarında MAPEG’e bedel aranmaksızın izin verilmesi, izinle birlikte izin alanında madencilik faaliyetlerine yönelik tasarruf yetkisinin madencilik faaliyetleri sonlanıncaya kadar MAPEG’e geçmesi, MAPEG’in kendisine verilen izin şartlarıyla bağlı kalmak kaydıyla bu alanları kendi mevzuatına göre ruhsatlandırabilmesi, arama ruhsatı döneminde yükümlülüklerini yerine getirerek işletme ruhsatı talebinde bulunmuş yatırımcıya ancak aleyhe yargı kararı, mücbir sebep veya önceden verilen izni geçersiz hale getirebilecek kısıtlayıcı yasal bir hüküm ortaya çıkması halinde izin verilmemesi öngörülmektedir. Buna bağlı olarak izin alındıktan sonra ÇED sürecinde, arama ruhsatından işletme ruhsatına geçiş aşamasında ve işletme ruhsatı temdit aşamasında Orman Genel Müdürlüğünce verilmiş ilk iznin dikkate alınması sağlanmaktadır.
Maddenin yedinci fıkrasıyla; madencilik faaliyeti için izin alınmış alanların sonradan ilgili kamu kurum ve kuruluşunun alan hakkındaki değerlendirmesinin değişmesine bağlı olarak izinli hâle gelmesi durumunda kazanılmış hakların korunması, mahkeme kararı olmaksızın idari işlemle madencilik faaliyetinin durdurulamaması amaçlanmaktadır. Ancak ruhsat düzenlendikten sonra sahada kültür varlığı tespit edilmesi halinde, ruhsat hukukunun bitimi beklenilmeksizin yatırım sahibine tazminat ödenmek şartıyla ruhsat hakkının sonlandırılabilmesi sağlanmaktadır. Tazminat hesabında işletme ruhsatı sahibinin yatırım maliyetlerinden, tesis ve teçhizatın amortismana tabi değeri ve sahadan elde ettiği gelir düşülmektedir.
On birinci fıkrada yapılan değişiklikle ÇED sürecinde hukuki öngörülebilirliğin artırılması amacıyla süreç başında izin veren kurumların bu süreçte olumsuz görüş verememesi düzenlenmektedir.
Maddenin yirmi dördüncü fıkrasıyla IV. Grup madenler ile stratejik ve kritik madenlere dair alınması gereken izinlere ilişkin idareler arasında çıkmış ihtilafların yargı organlarına başvurulmasına mahal vermeden, ortak iradeyle çözülebilmesini teminen ilgili bakanlardan oluşan “Kurul” müessesesi düzenlenmektedir. Kurulun, ihtilafları anayasa hükümlerine bağlı olarak kamu yararı ilkesi çerçevesinde, hızlı ve masrafsız bir şekilde çözebilmesi, bu sayede yatırımcı açısından öngörülebilirliğin artırılması amaçlanmaktadır.
-
Değişikliğin gerekçesi
Madencilik faaliyetlerine ilişkin hükümlere göre arama ve işletme ruhsatı düzenlenebilmesi için bir izin yükümlülüğü bulunmazken ruhsat düzenlendikten sonra, fiilen arama ve işletme faaliyetlerine başlanılabilmesi için ruhsata konu arazinin durumuna göre orman izni, tarım dışı kullanım izni, mera tahsis amacı değişikliği gibi birtakım izinlerin alınması zorunludur. Bununla birlikte hem müracaat hem de ihale usulünde ilgililerin proje hazırlama bedeli, arazi etüt bedeli, ruhsat taban bedeli gibi birtakım masraf ve mali yükümlülüklere katlanması, bazı teknik yükümlülükleri yerine getirmesi, ruhsatın düzenlendiği ilk yıldan itibaren her yıl için ruhsat bedeli ödemesi gerekmektedir. İşletme izni alınıp alınamayacağı belli olmayan sahalar için arama ve işletme ruhsatı edinme zorunluluğu yatırımcı açısından risk teşkil etmekte, yerli ve yabancı yatırımcıların madencilik sektörüne yönelmesini güçleştirmekte, ihale bedellerinin düşük kalmasına sebebiyet vermektedir.
Madde ile; ruhsat süreçleri ve madencilik faaliyetlerinin daha sağlıklı yürütülebilmesi için orman alanları ve ilgili mevzuat hükümleri kapsamında izin alınması gereken alanların koordinatlarının Genel Müdürlüğe bildirilmesi, böylelikle idareler arasında ruhsat düzenlenmeden önce koordinasyon faaliyetlerinin daha sağlıklı hale getirilmesi, madencilikte izin süreçlerinin yeniden düzenlenmesi, bu kapsamda ruhsata konu alan için öncelikle ilgili kurumdan izin alınması, sonraki süreçlerde bu izin dikkate alınarak işlemlerin daha hızlı ve öngörülebilir şekilde yürütülmesi, emek, masraf ve zaman kaybının önüne geçilmesi ve yatırım ortamının iyileştirilmesi amaçlanmaktadır. Düzenlemeyle, Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü (MAPEG) tarafından ruhsat düzenlenmeden önce ilgili kurumlardan izin alınması, Orman Genel Müdürlüğünce verilecek izinlerin çevresel etki değerlendirmesi ihtisasına ve gerekliliklerine uygun çerçevede hazırlanması, böylelikle bu izinlerin çevresel etki değerlendirmesi sürecinde de esas alınması, üçüncü fıkra gereğince verilen iznin işletme ruhsatına geçiş ve temdit sürecinde ilgili idareyi bağlaması, gerekli mali yükümlülüklerin yerine getirilmesi ve taahhütlerin alınması üzerine diğer işlemlerin tamamlanması öngörülmektedir. Ayrıca bu izin süreci dört ayla kısıtlanarak, izin süreçlerinin hızlandırılması sağlanmaktadır. Bu izin, madencilik faaliyeti bakımından bağlayıcı olmakla birlikte, ilerleyen aşamalarda madencilik projesinde yapılacak değişikliklere bağlı olarak ilgili idarenin proje hakkında değişiklik talep etme yetkisi saklı tutulmaktadır.
Maddenin dördüncü fıkrasıyla; Devlet ormanlarında Anayasanın 169 uncu maddesi ile 6831 sayılı Orman Kanununun 16 ncı maddesinin ruhuna uygun olarak üçüncü fıkradaki ana kuraldan farklı bir uygulama öngörülmektedir. Düzenlemeyle Devlet ormanlarında MAPEG’e bedel aranmaksızın izin verilmesi, izinle birlikte izin alanında madencilik faaliyetlerine yönelik tasarruf yetkisinin madencilik faaliyetleri sonlanıncaya kadar MAPEG’e geçmesi, MAPEG’in kendisine verilen izin şartlarıyla bağlı kalmak kaydıyla bu alanları kendi mevzuatına göre ruhsatlandırabilmesi, arama ruhsatı döneminde yükümlülüklerini yerine getirerek işletme ruhsatı talebinde bulunmuş yatırımcıya ancak aleyhe yargı kararı, mücbir sebep veya önceden verilen izni geçersiz hale getirebilecek kısıtlayıcı yasal bir hüküm ortaya çıkması halinde izin verilmemesi öngörülmektedir. Buna bağlı olarak izin alındıktan sonra ÇED sürecinde, arama ruhsatından işletme ruhsatına geçiş aşamasında ve işletme ruhsatı temdit aşamasında Orman Genel Müdürlüğünce verilmiş ilk iznin dikkate alınması sağlanmaktadır.
Maddenin yedinci fıkrasıyla; madencilik faaliyeti için izin alınmış alanların sonradan ilgili kamu kurum ve kuruluşunun alan hakkındaki değerlendirmesinin değişmesine bağlı olarak izinli hâle gelmesi durumunda kazanılmış hakların korunması, mahkeme kararı olmaksızın idari işlemle madencilik faaliyetinin durdurulamaması amaçlanmaktadır. Ancak ruhsat düzenlendikten sonra sahada kültür varlığı tespit edilmesi halinde, ruhsat hukukunun bitimi beklenilmeksizin yatırım sahibine tazminat ödenmek şartıyla ruhsat hakkının sonlandırılabilmesi sağlanmaktadır. Tazminat hesabında işletme ruhsatı sahibinin yatırım maliyetlerinden, tesis ve teçhizatın amortismana tabi değeri ve sahadan elde ettiği gelir düşülmektedir.
On birinci fıkrada yapılan değişiklikle ÇED sürecinde hukuki öngörülebilirliğin artırılması amacıyla süreç başında izin veren kurumların bu süreçte olumsuz görüş verememesi düzenlenmektedir.
Maddenin yirmi dördüncü fıkrasıyla IV. Grup madenler ile stratejik ve kritik madenlere dair alınması gereken izinlere ilişkin idareler arasında çıkmış ihtilafların yargı organlarına başvurulmasına mahal vermeden, ortak iradeyle çözülebilmesini teminen ilgili bakanlardan oluşan “Kurul” müessesesi düzenlenmektedir. Kurulun, ihtilafları anayasa hükümlerine bağlı olarak kamu yararı ilkesi çerçevesinde, hızlı ve masrafsız bir şekilde çözebilmesi, bu sayede yatırımcı açısından öngörülebilirliğin artırılması amaçlanmaktadır.
-
Eski ifade
Ruhsat bedeli, cezalar ve diğer yaptırımlar:Değişikliğin gerekçesi
Teklifle çevre ve insan hassasiyeti artırılarak madencilik faaliyetlerinin daha etkin ve verimli şekilde yapılması, amaçlanmaktadır. Mevcut düzenlemede çevre ile uyum bedeli (yeni adıyla rehabilitasyon bedeli) ruhsat bedelinin bir payı olarak (ruhsat bedelinin %30’u) tahsil edilmektedir.
Teklifle, ruhsat bedelinde %30 oranında indirim yapılmakta, bunun yanında rehabilitasyon bedeli ruhsat bedelinden ayrıştırılarak ruhsat bedeli kadar bir tutarın rehabilitasyon bedeli olarak ödenmesi zorunlu hale getirilmektedir. Tahsil edilecek işletme ruhsatı bedelinde yapılan indirimin genel bütçe gelirlerinde sebep olacağı azalmayı telafi etmek amacıyla ruhsat bedellerinin genel bütçeye gelir kaydedilecek payı %50’den %70’e çıkarılmaktadır.
Ayrıca rehabilitasyon çalışmalarının masraflarını karşılayacak tutarda rehabilitasyon bedeli belirlenmesi, rehabilitasyon bedeli hesaplarında saklanan tutarın reel değerinin korunması amacıyla nemalandırılması ve bedellerin ödenmesine ilişkin yükümlülüklerin yerine getirilmemesi hâlinde madencilik faaliyetine son verilmesi öngörülmektedir. Bunun yanında bu bedellerin yalnızca rehabilitasyon faaliyeti için kullanılabilmesi, herhangi bir devir yahut hacze konu olamaması, bu bedellerin mahiyeti gereği rehin veya temlik konusu edilememesi, dolayısıyla iflas masasına da dâhil edilememesi, üzerlerine ihtiyati tedbir konulamaması ve rehabilitasyon bedellerinin süresinde yatırılmaması hâlinde bu bedelin ferileriyle birlikte tahsil daireleri tarafından tahsil edilerek ilgili hesaplara aktarılması yönünde düzenleme yapılmaktadır. Bu kapsamda sürdürülebilir bir madencilik anlayışı tesis edilerek rehabilitasyona ilişkin masrafların rehabilitasyon bedellerindeki artış ve nema gelirleri sayesinde kamu kaynakları kullanılmaksızın karşılanabilmesi amaçlanmaktadır.
Maddeye eklenen beşinci ve yedinci fıkralarla rehabilitasyon süreçlerindeki farklılık gözetilerek ruhsat sahiplerinin ve hammadde üretim izni sahiplerinin yükümlülüklerini ihmal etmesinin sonuçları düzenlenmektedir. Yedinci fıkrada kamu kurum ve kuruluşlarına ait hammadde üretim izinlerinde rehabilitasyon yükümlülüğü asli olarak izin sahibine verilmekte ve rehabilitasyon çalışmalarının tek elden organize edilmesi ve yönetilmesi ile rehabilitasyon işlemlerinde uzmanlaşmanın sağlanması amacıyla bu çalışmaların Tarım ve Orman Bakanlığınca da yapılabilmesi öngörülmektedir. Bu kapsamda Tarım ve Orman Bakanlığının, izin sahibi kamu kurum ve kuruluşunun bütçesinde ayırdığı ödenekleri rehabilitasyon amacıyla kullanabilmesine yönelik düzenleme yapılmaktadır.
-
Değişikliğin gerekçesi
Teklifle çevre ve insan hassasiyeti artırılarak madencilik faaliyetlerinin daha etkin ve verimli şekilde yapılması, amaçlanmaktadır. Mevcut düzenlemede çevre ile uyum bedeli (yeni adıyla rehabilitasyon bedeli) ruhsat bedelinin bir payı olarak (ruhsat bedelinin %30’u) tahsil edilmektedir.
Teklifle, ruhsat bedelinde %30 oranında indirim yapılmakta, bunun yanında rehabilitasyon bedeli ruhsat bedelinden ayrıştırılarak ruhsat bedeli kadar bir tutarın rehabilitasyon bedeli olarak ödenmesi zorunlu hale getirilmektedir. Tahsil edilecek işletme ruhsatı bedelinde yapılan indirimin genel bütçe gelirlerinde sebep olacağı azalmayı telafi etmek amacıyla ruhsat bedellerinin genel bütçeye gelir kaydedilecek payı %50’den %70’e çıkarılmaktadır.
Ayrıca rehabilitasyon çalışmalarının masraflarını karşılayacak tutarda rehabilitasyon bedeli belirlenmesi, rehabilitasyon bedeli hesaplarında saklanan tutarın reel değerinin korunması amacıyla nemalandırılması ve bedellerin ödenmesine ilişkin yükümlülüklerin yerine getirilmemesi hâlinde madencilik faaliyetine son verilmesi öngörülmektedir. Bunun yanında bu bedellerin yalnızca rehabilitasyon faaliyeti için kullanılabilmesi, herhangi bir devir yahut hacze konu olamaması, bu bedellerin mahiyeti gereği rehin veya temlik konusu edilememesi, dolayısıyla iflas masasına da dâhil edilememesi, üzerlerine ihtiyati tedbir konulamaması ve rehabilitasyon bedellerinin süresinde yatırılmaması hâlinde bu bedelin ferileriyle birlikte tahsil daireleri tarafından tahsil edilerek ilgili hesaplara aktarılması yönünde düzenleme yapılmaktadır. Bu kapsamda sürdürülebilir bir madencilik anlayışı tesis edilerek rehabilitasyona ilişkin masrafların rehabilitasyon bedellerindeki artış ve nema gelirleri sayesinde kamu kaynakları kullanılmaksızın karşılanabilmesi amaçlanmaktadır.
Maddeye eklenen beşinci ve yedinci fıkralarla rehabilitasyon süreçlerindeki farklılık gözetilerek ruhsat sahiplerinin ve hammadde üretim izni sahiplerinin yükümlülüklerini ihmal etmesinin sonuçları düzenlenmektedir. Yedinci fıkrada kamu kurum ve kuruluşlarına ait hammadde üretim izinlerinde rehabilitasyon yükümlülüğü asli olarak izin sahibine verilmekte ve rehabilitasyon çalışmalarının tek elden organize edilmesi ve yönetilmesi ile rehabilitasyon işlemlerinde uzmanlaşmanın sağlanması amacıyla bu çalışmaların Tarım ve Orman Bakanlığınca da yapılabilmesi öngörülmektedir. Bu kapsamda Tarım ve Orman Bakanlığının, izin sahibi kamu kurum ve kuruluşunun bütçesinde ayırdığı ödenekleri rehabilitasyon amacıyla kullanabilmesine yönelik düzenleme yapılmaktadır.
-
Değişikliğin gerekçesi
Teklifle çevre ve insan hassasiyeti artırılarak madencilik faaliyetlerinin daha etkin ve verimli şekilde yapılması, amaçlanmaktadır. Mevcut düzenlemede çevre ile uyum bedeli (yeni adıyla rehabilitasyon bedeli) ruhsat bedelinin bir payı olarak (ruhsat bedelinin %30’u) tahsil edilmektedir.
Teklifle, ruhsat bedelinde %30 oranında indirim yapılmakta, bunun yanında rehabilitasyon bedeli ruhsat bedelinden ayrıştırılarak ruhsat bedeli kadar bir tutarın rehabilitasyon bedeli olarak ödenmesi zorunlu hale getirilmektedir. Tahsil edilecek işletme ruhsatı bedelinde yapılan indirimin genel bütçe gelirlerinde sebep olacağı azalmayı telafi etmek amacıyla ruhsat bedellerinin genel bütçeye gelir kaydedilecek payı %50’den %70’e çıkarılmaktadır.
Ayrıca rehabilitasyon çalışmalarının masraflarını karşılayacak tutarda rehabilitasyon bedeli belirlenmesi, rehabilitasyon bedeli hesaplarında saklanan tutarın reel değerinin korunması amacıyla nemalandırılması ve bedellerin ödenmesine ilişkin yükümlülüklerin yerine getirilmemesi hâlinde madencilik faaliyetine son verilmesi öngörülmektedir. Bunun yanında bu bedellerin yalnızca rehabilitasyon faaliyeti için kullanılabilmesi, herhangi bir devir yahut hacze konu olamaması, bu bedellerin mahiyeti gereği rehin veya temlik konusu edilememesi, dolayısıyla iflas masasına da dâhil edilememesi, üzerlerine ihtiyati tedbir konulamaması ve rehabilitasyon bedellerinin süresinde yatırılmaması hâlinde bu bedelin ferileriyle birlikte tahsil daireleri tarafından tahsil edilerek ilgili hesaplara aktarılması yönünde düzenleme yapılmaktadır. Bu kapsamda sürdürülebilir bir madencilik anlayışı tesis edilerek rehabilitasyona ilişkin masrafların rehabilitasyon bedellerindeki artış ve nema gelirleri sayesinde kamu kaynakları kullanılmaksızın karşılanabilmesi amaçlanmaktadır.
Maddeye eklenen beşinci ve yedinci fıkralarla rehabilitasyon süreçlerindeki farklılık gözetilerek ruhsat sahiplerinin ve hammadde üretim izni sahiplerinin yükümlülüklerini ihmal etmesinin sonuçları düzenlenmektedir. Yedinci fıkrada kamu kurum ve kuruluşlarına ait hammadde üretim izinlerinde rehabilitasyon yükümlülüğü asli olarak izin sahibine verilmekte ve rehabilitasyon çalışmalarının tek elden organize edilmesi ve yönetilmesi ile rehabilitasyon işlemlerinde uzmanlaşmanın sağlanması amacıyla bu çalışmaların Tarım ve Orman Bakanlığınca da yapılabilmesi öngörülmektedir. Bu kapsamda Tarım ve Orman Bakanlığının, izin sahibi kamu kurum ve kuruluşunun bütçesinde ayırdığı ödenekleri rehabilitasyon amacıyla kullanabilmesine yönelik düzenleme yapılmaktadır.
-
Değişikliğin gerekçesi
Teklifle çevre ve insan hassasiyeti artırılarak madencilik faaliyetlerinin daha etkin ve verimli şekilde yapılması, amaçlanmaktadır. Mevcut düzenlemede çevre ile uyum bedeli (yeni adıyla rehabilitasyon bedeli) ruhsat bedelinin bir payı olarak (ruhsat bedelinin %30’u) tahsil edilmektedir.
Teklifle, ruhsat bedelinde %30 oranında indirim yapılmakta, bunun yanında rehabilitasyon bedeli ruhsat bedelinden ayrıştırılarak ruhsat bedeli kadar bir tutarın rehabilitasyon bedeli olarak ödenmesi zorunlu hale getirilmektedir. Tahsil edilecek işletme ruhsatı bedelinde yapılan indirimin genel bütçe gelirlerinde sebep olacağı azalmayı telafi etmek amacıyla ruhsat bedellerinin genel bütçeye gelir kaydedilecek payı %50’den %70’e çıkarılmaktadır.
Ayrıca rehabilitasyon çalışmalarının masraflarını karşılayacak tutarda rehabilitasyon bedeli belirlenmesi, rehabilitasyon bedeli hesaplarında saklanan tutarın reel değerinin korunması amacıyla nemalandırılması ve bedellerin ödenmesine ilişkin yükümlülüklerin yerine getirilmemesi hâlinde madencilik faaliyetine son verilmesi öngörülmektedir. Bunun yanında bu bedellerin yalnızca rehabilitasyon faaliyeti için kullanılabilmesi, herhangi bir devir yahut hacze konu olamaması, bu bedellerin mahiyeti gereği rehin veya temlik konusu edilememesi, dolayısıyla iflas masasına da dâhil edilememesi, üzerlerine ihtiyati tedbir konulamaması ve rehabilitasyon bedellerinin süresinde yatırılmaması hâlinde bu bedelin ferileriyle birlikte tahsil daireleri tarafından tahsil edilerek ilgili hesaplara aktarılması yönünde düzenleme yapılmaktadır. Bu kapsamda sürdürülebilir bir madencilik anlayışı tesis edilerek rehabilitasyona ilişkin masrafların rehabilitasyon bedellerindeki artış ve nema gelirleri sayesinde kamu kaynakları kullanılmaksızın karşılanabilmesi amaçlanmaktadır.
Maddeye eklenen beşinci ve yedinci fıkralarla rehabilitasyon süreçlerindeki farklılık gözetilerek ruhsat sahiplerinin ve hammadde üretim izni sahiplerinin yükümlülüklerini ihmal etmesinin sonuçları düzenlenmektedir. Yedinci fıkrada kamu kurum ve kuruluşlarına ait hammadde üretim izinlerinde rehabilitasyon yükümlülüğü asli olarak izin sahibine verilmekte ve rehabilitasyon çalışmalarının tek elden organize edilmesi ve yönetilmesi ile rehabilitasyon işlemlerinde uzmanlaşmanın sağlanması amacıyla bu çalışmaların Tarım ve Orman Bakanlığınca da yapılabilmesi öngörülmektedir. Bu kapsamda Tarım ve Orman Bakanlığının, izin sahibi kamu kurum ve kuruluşunun bütçesinde ayırdığı ödenekleri rehabilitasyon amacıyla kullanabilmesine yönelik düzenleme yapılmaktadır.
-
Değişikliğin gerekçesi
Teklifle çevre ve insan hassasiyeti artırılarak madencilik faaliyetlerinin daha etkin ve verimli şekilde yapılması, amaçlanmaktadır. Mevcut düzenlemede çevre ile uyum bedeli (yeni adıyla rehabilitasyon bedeli) ruhsat bedelinin bir payı olarak (ruhsat bedelinin %30’u) tahsil edilmektedir.
Teklifle, ruhsat bedelinde %30 oranında indirim yapılmakta, bunun yanında rehabilitasyon bedeli ruhsat bedelinden ayrıştırılarak ruhsat bedeli kadar bir tutarın rehabilitasyon bedeli olarak ödenmesi zorunlu hale getirilmektedir. Tahsil edilecek işletme ruhsatı bedelinde yapılan indirimin genel bütçe gelirlerinde sebep olacağı azalmayı telafi etmek amacıyla ruhsat bedellerinin genel bütçeye gelir kaydedilecek payı %50’den %70’e çıkarılmaktadır.
Ayrıca rehabilitasyon çalışmalarının masraflarını karşılayacak tutarda rehabilitasyon bedeli belirlenmesi, rehabilitasyon bedeli hesaplarında saklanan tutarın reel değerinin korunması amacıyla nemalandırılması ve bedellerin ödenmesine ilişkin yükümlülüklerin yerine getirilmemesi hâlinde madencilik faaliyetine son verilmesi öngörülmektedir. Bunun yanında bu bedellerin yalnızca rehabilitasyon faaliyeti için kullanılabilmesi, herhangi bir devir yahut hacze konu olamaması, bu bedellerin mahiyeti gereği rehin veya temlik konusu edilememesi, dolayısıyla iflas masasına da dâhil edilememesi, üzerlerine ihtiyati tedbir konulamaması ve rehabilitasyon bedellerinin süresinde yatırılmaması hâlinde bu bedelin ferileriyle birlikte tahsil daireleri tarafından tahsil edilerek ilgili hesaplara aktarılması yönünde düzenleme yapılmaktadır. Bu kapsamda sürdürülebilir bir madencilik anlayışı tesis edilerek rehabilitasyona ilişkin masrafların rehabilitasyon bedellerindeki artış ve nema gelirleri sayesinde kamu kaynakları kullanılmaksızın karşılanabilmesi amaçlanmaktadır.
Maddeye eklenen beşinci ve yedinci fıkralarla rehabilitasyon süreçlerindeki farklılık gözetilerek ruhsat sahiplerinin ve hammadde üretim izni sahiplerinin yükümlülüklerini ihmal etmesinin sonuçları düzenlenmektedir. Yedinci fıkrada kamu kurum ve kuruluşlarına ait hammadde üretim izinlerinde rehabilitasyon yükümlülüğü asli olarak izin sahibine verilmekte ve rehabilitasyon çalışmalarının tek elden organize edilmesi ve yönetilmesi ile rehabilitasyon işlemlerinde uzmanlaşmanın sağlanması amacıyla bu çalışmaların Tarım ve Orman Bakanlığınca da yapılabilmesi öngörülmektedir. Bu kapsamda Tarım ve Orman Bakanlığının, izin sahibi kamu kurum ve kuruluşunun bütçesinde ayırdığı ödenekleri rehabilitasyon amacıyla kullanabilmesine yönelik düzenleme yapılmaktadır.
-
Değişikliğin gerekçesi
Teklifle çevre ve insan hassasiyeti artırılarak madencilik faaliyetlerinin daha etkin ve verimli şekilde yapılması, amaçlanmaktadır. Mevcut düzenlemede çevre ile uyum bedeli (yeni adıyla rehabilitasyon bedeli) ruhsat bedelinin bir payı olarak (ruhsat bedelinin %30’u) tahsil edilmektedir.
Teklifle, ruhsat bedelinde %30 oranında indirim yapılmakta, bunun yanında rehabilitasyon bedeli ruhsat bedelinden ayrıştırılarak ruhsat bedeli kadar bir tutarın rehabilitasyon bedeli olarak ödenmesi zorunlu hale getirilmektedir. Tahsil edilecek işletme ruhsatı bedelinde yapılan indirimin genel bütçe gelirlerinde sebep olacağı azalmayı telafi etmek amacıyla ruhsat bedellerinin genel bütçeye gelir kaydedilecek payı %50’den %70’e çıkarılmaktadır.
Ayrıca rehabilitasyon çalışmalarının masraflarını karşılayacak tutarda rehabilitasyon bedeli belirlenmesi, rehabilitasyon bedeli hesaplarında saklanan tutarın reel değerinin korunması amacıyla nemalandırılması ve bedellerin ödenmesine ilişkin yükümlülüklerin yerine getirilmemesi hâlinde madencilik faaliyetine son verilmesi öngörülmektedir. Bunun yanında bu bedellerin yalnızca rehabilitasyon faaliyeti için kullanılabilmesi, herhangi bir devir yahut hacze konu olamaması, bu bedellerin mahiyeti gereği rehin veya temlik konusu edilememesi, dolayısıyla iflas masasına da dâhil edilememesi, üzerlerine ihtiyati tedbir konulamaması ve rehabilitasyon bedellerinin süresinde yatırılmaması hâlinde bu bedelin ferileriyle birlikte tahsil daireleri tarafından tahsil edilerek ilgili hesaplara aktarılması yönünde düzenleme yapılmaktadır. Bu kapsamda sürdürülebilir bir madencilik anlayışı tesis edilerek rehabilitasyona ilişkin masrafların rehabilitasyon bedellerindeki artış ve nema gelirleri sayesinde kamu kaynakları kullanılmaksızın karşılanabilmesi amaçlanmaktadır.
Maddeye eklenen beşinci ve yedinci fıkralarla rehabilitasyon süreçlerindeki farklılık gözetilerek ruhsat sahiplerinin ve hammadde üretim izni sahiplerinin yükümlülüklerini ihmal etmesinin sonuçları düzenlenmektedir. Yedinci fıkrada kamu kurum ve kuruluşlarına ait hammadde üretim izinlerinde rehabilitasyon yükümlülüğü asli olarak izin sahibine verilmekte ve rehabilitasyon çalışmalarının tek elden organize edilmesi ve yönetilmesi ile rehabilitasyon işlemlerinde uzmanlaşmanın sağlanması amacıyla bu çalışmaların Tarım ve Orman Bakanlığınca da yapılabilmesi öngörülmektedir. Bu kapsamda Tarım ve Orman Bakanlığının, izin sahibi kamu kurum ve kuruluşunun bütçesinde ayırdığı ödenekleri rehabilitasyon amacıyla kullanabilmesine yönelik düzenleme yapılmaktadır.
-
Değişikliğin gerekçesi
Teklifle çevre ve insan hassasiyeti artırılarak madencilik faaliyetlerinin daha etkin ve verimli şekilde yapılması, amaçlanmaktadır. Mevcut düzenlemede çevre ile uyum bedeli (yeni adıyla rehabilitasyon bedeli) ruhsat bedelinin bir payı olarak (ruhsat bedelinin %30’u) tahsil edilmektedir.
Teklifle, ruhsat bedelinde %30 oranında indirim yapılmakta, bunun yanında rehabilitasyon bedeli ruhsat bedelinden ayrıştırılarak ruhsat bedeli kadar bir tutarın rehabilitasyon bedeli olarak ödenmesi zorunlu hale getirilmektedir. Tahsil edilecek işletme ruhsatı bedelinde yapılan indirimin genel bütçe gelirlerinde sebep olacağı azalmayı telafi etmek amacıyla ruhsat bedellerinin genel bütçeye gelir kaydedilecek payı %50’den %70’e çıkarılmaktadır.
Ayrıca rehabilitasyon çalışmalarının masraflarını karşılayacak tutarda rehabilitasyon bedeli belirlenmesi, rehabilitasyon bedeli hesaplarında saklanan tutarın reel değerinin korunması amacıyla nemalandırılması ve bedellerin ödenmesine ilişkin yükümlülüklerin yerine getirilmemesi hâlinde madencilik faaliyetine son verilmesi öngörülmektedir. Bunun yanında bu bedellerin yalnızca rehabilitasyon faaliyeti için kullanılabilmesi, herhangi bir devir yahut hacze konu olamaması, bu bedellerin mahiyeti gereği rehin veya temlik konusu edilememesi, dolayısıyla iflas masasına da dâhil edilememesi, üzerlerine ihtiyati tedbir konulamaması ve rehabilitasyon bedellerinin süresinde yatırılmaması hâlinde bu bedelin ferileriyle birlikte tahsil daireleri tarafından tahsil edilerek ilgili hesaplara aktarılması yönünde düzenleme yapılmaktadır. Bu kapsamda sürdürülebilir bir madencilik anlayışı tesis edilerek rehabilitasyona ilişkin masrafların rehabilitasyon bedellerindeki artış ve nema gelirleri sayesinde kamu kaynakları kullanılmaksızın karşılanabilmesi amaçlanmaktadır.
Maddeye eklenen beşinci ve yedinci fıkralarla rehabilitasyon süreçlerindeki farklılık gözetilerek ruhsat sahiplerinin ve hammadde üretim izni sahiplerinin yükümlülüklerini ihmal etmesinin sonuçları düzenlenmektedir. Yedinci fıkrada kamu kurum ve kuruluşlarına ait hammadde üretim izinlerinde rehabilitasyon yükümlülüğü asli olarak izin sahibine verilmekte ve rehabilitasyon çalışmalarının tek elden organize edilmesi ve yönetilmesi ile rehabilitasyon işlemlerinde uzmanlaşmanın sağlanması amacıyla bu çalışmaların Tarım ve Orman Bakanlığınca da yapılabilmesi öngörülmektedir. Bu kapsamda Tarım ve Orman Bakanlığının, izin sahibi kamu kurum ve kuruluşunun bütçesinde ayırdığı ödenekleri rehabilitasyon amacıyla kullanabilmesine yönelik düzenleme yapılmaktadır.
-
Değişikliğin gerekçesi
Teklifle çevre ve insan hassasiyeti artırılarak madencilik faaliyetlerinin daha etkin ve verimli şekilde yapılması, amaçlanmaktadır. Mevcut düzenlemede çevre ile uyum bedeli (yeni adıyla rehabilitasyon bedeli) ruhsat bedelinin bir payı olarak (ruhsat bedelinin %30’u) tahsil edilmektedir.
Teklifle, ruhsat bedelinde %30 oranında indirim yapılmakta, bunun yanında rehabilitasyon bedeli ruhsat bedelinden ayrıştırılarak ruhsat bedeli kadar bir tutarın rehabilitasyon bedeli olarak ödenmesi zorunlu hale getirilmektedir. Tahsil edilecek işletme ruhsatı bedelinde yapılan indirimin genel bütçe gelirlerinde sebep olacağı azalmayı telafi etmek amacıyla ruhsat bedellerinin genel bütçeye gelir kaydedilecek payı %50’den %70’e çıkarılmaktadır.
Ayrıca rehabilitasyon çalışmalarının masraflarını karşılayacak tutarda rehabilitasyon bedeli belirlenmesi, rehabilitasyon bedeli hesaplarında saklanan tutarın reel değerinin korunması amacıyla nemalandırılması ve bedellerin ödenmesine ilişkin yükümlülüklerin yerine getirilmemesi hâlinde madencilik faaliyetine son verilmesi öngörülmektedir. Bunun yanında bu bedellerin yalnızca rehabilitasyon faaliyeti için kullanılabilmesi, herhangi bir devir yahut hacze konu olamaması, bu bedellerin mahiyeti gereği rehin veya temlik konusu edilememesi, dolayısıyla iflas masasına da dâhil edilememesi, üzerlerine ihtiyati tedbir konulamaması ve rehabilitasyon bedellerinin süresinde yatırılmaması hâlinde bu bedelin ferileriyle birlikte tahsil daireleri tarafından tahsil edilerek ilgili hesaplara aktarılması yönünde düzenleme yapılmaktadır. Bu kapsamda sürdürülebilir bir madencilik anlayışı tesis edilerek rehabilitasyona ilişkin masrafların rehabilitasyon bedellerindeki artış ve nema gelirleri sayesinde kamu kaynakları kullanılmaksızın karşılanabilmesi amaçlanmaktadır.
Maddeye eklenen beşinci ve yedinci fıkralarla rehabilitasyon süreçlerindeki farklılık gözetilerek ruhsat sahiplerinin ve hammadde üretim izni sahiplerinin yükümlülüklerini ihmal etmesinin sonuçları düzenlenmektedir. Yedinci fıkrada kamu kurum ve kuruluşlarına ait hammadde üretim izinlerinde rehabilitasyon yükümlülüğü asli olarak izin sahibine verilmekte ve rehabilitasyon çalışmalarının tek elden organize edilmesi ve yönetilmesi ile rehabilitasyon işlemlerinde uzmanlaşmanın sağlanması amacıyla bu çalışmaların Tarım ve Orman Bakanlığınca da yapılabilmesi öngörülmektedir. Bu kapsamda Tarım ve Orman Bakanlığının, izin sahibi kamu kurum ve kuruluşunun bütçesinde ayırdığı ödenekleri rehabilitasyon amacıyla kullanabilmesine yönelik düzenleme yapılmaktadır.
-
Değişikliğin gerekçesi
Teklifle çevre ve insan hassasiyeti artırılarak madencilik faaliyetlerinin daha etkin ve verimli şekilde yapılması, amaçlanmaktadır. Mevcut düzenlemede çevre ile uyum bedeli (yeni adıyla rehabilitasyon bedeli) ruhsat bedelinin bir payı olarak (ruhsat bedelinin %30’u) tahsil edilmektedir.
Teklifle, ruhsat bedelinde %30 oranında indirim yapılmakta, bunun yanında rehabilitasyon bedeli ruhsat bedelinden ayrıştırılarak ruhsat bedeli kadar bir tutarın rehabilitasyon bedeli olarak ödenmesi zorunlu hale getirilmektedir. Tahsil edilecek işletme ruhsatı bedelinde yapılan indirimin genel bütçe gelirlerinde sebep olacağı azalmayı telafi etmek amacıyla ruhsat bedellerinin genel bütçeye gelir kaydedilecek payı %50’den %70’e çıkarılmaktadır.
Ayrıca rehabilitasyon çalışmalarının masraflarını karşılayacak tutarda rehabilitasyon bedeli belirlenmesi, rehabilitasyon bedeli hesaplarında saklanan tutarın reel değerinin korunması amacıyla nemalandırılması ve bedellerin ödenmesine ilişkin yükümlülüklerin yerine getirilmemesi hâlinde madencilik faaliyetine son verilmesi öngörülmektedir. Bunun yanında bu bedellerin yalnızca rehabilitasyon faaliyeti için kullanılabilmesi, herhangi bir devir yahut hacze konu olamaması, bu bedellerin mahiyeti gereği rehin veya temlik konusu edilememesi, dolayısıyla iflas masasına da dâhil edilememesi, üzerlerine ihtiyati tedbir konulamaması ve rehabilitasyon bedellerinin süresinde yatırılmaması hâlinde bu bedelin ferileriyle birlikte tahsil daireleri tarafından tahsil edilerek ilgili hesaplara aktarılması yönünde düzenleme yapılmaktadır. Bu kapsamda sürdürülebilir bir madencilik anlayışı tesis edilerek rehabilitasyona ilişkin masrafların rehabilitasyon bedellerindeki artış ve nema gelirleri sayesinde kamu kaynakları kullanılmaksızın karşılanabilmesi amaçlanmaktadır.
Maddeye eklenen beşinci ve yedinci fıkralarla rehabilitasyon süreçlerindeki farklılık gözetilerek ruhsat sahiplerinin ve hammadde üretim izni sahiplerinin yükümlülüklerini ihmal etmesinin sonuçları düzenlenmektedir. Yedinci fıkrada kamu kurum ve kuruluşlarına ait hammadde üretim izinlerinde rehabilitasyon yükümlülüğü asli olarak izin sahibine verilmekte ve rehabilitasyon çalışmalarının tek elden organize edilmesi ve yönetilmesi ile rehabilitasyon işlemlerinde uzmanlaşmanın sağlanması amacıyla bu çalışmaların Tarım ve Orman Bakanlığınca da yapılabilmesi öngörülmektedir. Bu kapsamda Tarım ve Orman Bakanlığının, izin sahibi kamu kurum ve kuruluşunun bütçesinde ayırdığı ödenekleri rehabilitasyon amacıyla kullanabilmesine yönelik düzenleme yapılmaktadır.
-
Değişikliğin gerekçesi
Madde ile; arama ruhsatı düzenlenebilmesi için yatırım teminatı zorunluluğu getirilerek doğası gereği önemli ölçüde emek, maliyet, teknik bilgi ve donanım gerektiren maden arama faaliyetlerinin, ekonomik ve teknik bakımdan daha yetkin yatırımcılar tarafından yürütülmesi, ülkemizdeki maden arama faaliyetlerinin niteliğinin ve niceliğinin artırılması, arama projesindeki faaliyetlerin tamamlanmasının teşvik edilmesi ve bu kapsamda ülkemizin madencilik potansiyelinin mümkün olan en yüksek seviyede ortaya konulması amaçlanmaktadır. Diğer taraftan Teklifle Kanunun 30 uncu maddesinde konuya ilişkin değişiklikler yapıldığı için, yedinci fıkranın son cümlesi yürürlükten kaldırılmaktadır.
IV. Grup maden ruhsatlarının 2.000 hektara kadar bir alanı kapsamaları ve aynı ruhsat sahası içerisinde farklı tür madenlerin bulunmasının mümkün olması nedeniyle IV. Grup madenlerin alt bentlerinde yer alan madenler için ayrı ruhsatlar verilmesi ihtiyacı doğmaktadır. Örneğin, aynı ruhsat sahasında hem (a) bendi endüstriyel mineraller hem de (c) bendi metalik madenler bulunabilmektedir.
Bu madenlerin çıkarılması ve işletilmesi, farklı teknolojiler, yatırım maliyetleri ve planlama süreçleri gerektirdiğinden tek bir ruhsat altında farklı madencilik faaliyetlerinin gerçekleştirilmesi ekonomik, çevresel ve teknik olarak sürdürülebilir değildir. Madde ile IV. Grup madenlerin bent olarak ayrı ayrı ruhsatlandırılmasına imkân tanınmakta, madenlerin atıl kalması önlenmekte ve kaynakların daha verimli ve etkin bir şekilde değerlendirilmesine olanak sağlanmaktadır. Bununla birlikte aynı sahada faaliyet gösteren ruhsat sahiplerinin ihtilaf yaşaması halinde Kanunun 24 üncü maddesinin onuncu fıkrasının mevcut hükümleri uygulanır.
-
Değişikliğin gerekçesi
Madde ile; arama ruhsatı dönemine ilişkin yükümlülükler yeniden düzenlenerek arama faaliyetlerinin mali yeterliliğe sahip tecrübeli kişilerce nitelikli şekilde yapılabilmesi için arama döneminin sonuna kadar, üç boyutu ve miktarıyla rezervin belirlenmesi yükümlülüğü ve projede sunulan taahhüde uyulmaması hâli için teminatın iradı yaptırımı, asgari faaliyetlerin yapılmaması hâlinde ise ruhsat iptali yaptırımı öngörülmektedir. Ayrıca yatırım programlarının gerçekçi şekilde hazırlanması ve programlara azami ölçüde riayet edilmesi için programın iki yıl üst üste yüzde ellinin altında gerçekleştirilmesi durumuna yönelik ruhsat iptali yaptırımı düzenlenmektedir. Arama faaliyetlerinin Ulusal Maden Kaynak ve Rezerv Raporlama Koduna göre raporlanmasını teşvik etmek amacıyla işletilebilir rezerv bulunamayan durumlar için ruhsat bedeli ve ihale bedelinin iadesi imkânı da getirilmektedir.
-
Değişikliğin gerekçesi
Madde ile; arama ruhsatı dönemine ilişkin yükümlülükler yeniden düzenlenerek arama faaliyetlerinin mali yeterliliğe sahip tecrübeli kişilerce nitelikli şekilde yapılabilmesi için arama döneminin sonuna kadar, üç boyutu ve miktarıyla rezervin belirlenmesi yükümlülüğü ve projede sunulan taahhüde uyulmaması hâli için teminatın iradı yaptırımı, asgari faaliyetlerin yapılmaması hâlinde ise ruhsat iptali yaptırımı öngörülmektedir. Ayrıca yatırım programlarının gerçekçi şekilde hazırlanması ve programlara azami ölçüde riayet edilmesi için programın iki yıl üst üste yüzde ellinin altında gerçekleştirilmesi durumuna yönelik ruhsat iptali yaptırımı düzenlenmektedir. Arama faaliyetlerinin Ulusal Maden Kaynak ve Rezerv Raporlama Koduna göre raporlanmasını teşvik etmek amacıyla işletilebilir rezerv bulunamayan durumlar için ruhsat bedeli ve ihale bedelinin iadesi imkânı da getirilmektedir.
-
Değişikliğin gerekçesi
Madde ile; arama ruhsatı dönemine ilişkin yükümlülükler yeniden düzenlenerek arama faaliyetlerinin mali yeterliliğe sahip tecrübeli kişilerce nitelikli şekilde yapılabilmesi için arama döneminin sonuna kadar, üç boyutu ve miktarıyla rezervin belirlenmesi yükümlülüğü ve projede sunulan taahhüde uyulmaması hâli için teminatın iradı yaptırımı, asgari faaliyetlerin yapılmaması hâlinde ise ruhsat iptali yaptırımı öngörülmektedir. Ayrıca yatırım programlarının gerçekçi şekilde hazırlanması ve programlara azami ölçüde riayet edilmesi için programın iki yıl üst üste yüzde ellinin altında gerçekleştirilmesi durumuna yönelik ruhsat iptali yaptırımı düzenlenmektedir. Arama faaliyetlerinin Ulusal Maden Kaynak ve Rezerv Raporlama Koduna göre raporlanmasını teşvik etmek amacıyla işletilebilir rezerv bulunamayan durumlar için ruhsat bedeli ve ihale bedelinin iadesi imkânı da getirilmektedir.
-
Değişikliğin gerekçesi
Madde ile; arama ruhsatı dönemine ilişkin yükümlülükler yeniden düzenlenerek arama faaliyetlerinin mali yeterliliğe sahip tecrübeli kişilerce nitelikli şekilde yapılabilmesi için arama döneminin sonuna kadar, üç boyutu ve miktarıyla rezervin belirlenmesi yükümlülüğü ve projede sunulan taahhüde uyulmaması hâli için teminatın iradı yaptırımı, asgari faaliyetlerin yapılmaması hâlinde ise ruhsat iptali yaptırımı öngörülmektedir. Ayrıca yatırım programlarının gerçekçi şekilde hazırlanması ve programlara azami ölçüde riayet edilmesi için programın iki yıl üst üste yüzde ellinin altında gerçekleştirilmesi durumuna yönelik ruhsat iptali yaptırımı düzenlenmektedir. Arama faaliyetlerinin Ulusal Maden Kaynak ve Rezerv Raporlama Koduna göre raporlanmasını teşvik etmek amacıyla işletilebilir rezerv bulunamayan durumlar için ruhsat bedeli ve ihale bedelinin iadesi imkânı da getirilmektedir.
-
Değişikliğin gerekçesi
Rezerv varlığı tespit edilemeyen sahaların sırf hükümden düşmüş, terk edilmiş yahut taksir edilmiş olması sebebiyle ihaleye tabi hâle getirilmesi; ruhsatlandırma sürecini uzatmakta, bürokrasiyi artırmakta, gerçekte ihaleye tabi saha değeri taşımasa dahi birçok sahanın kayıtlarda ihaleye tabi saha olarak görünmesine sebebiyet vermektedir. Madde ile, herhangi bir sebeple hükümden düşmüş, terk edilmiş veya taksir edilmiş bütün alanların ihale ile ruhsatlandırılması usulü yerine, rezerv varlığına ilişkin herhangi bir verinin bulunmaması gibi durumlarda alanların genel hükümlere tabi olarak ruhsatlandırılması, böylelikle sürecin daha uygun ve daha verimli yürütülmesi amaçlanmaktadır.
Bununla birlikte II. Grup (b) bendi ve IV. Grup maden alanlarının sahayla ilgili konum, rezerv ve geçmiş bilgiler doğrultusunda Genel Müdürlük tarafından gerekliliği ortaya konulan hâllerde ihale ile verilmesi düzenlenmektedir.
-
Değişikliğin gerekçesi
Rezerv varlığı tespit edilemeyen sahaların sırf hükümden düşmüş, terk edilmiş yahut taksir edilmiş olması sebebiyle ihaleye tabi hâle getirilmesi; ruhsatlandırma sürecini uzatmakta, bürokrasiyi artırmakta, gerçekte ihaleye tabi saha değeri taşımasa dahi birçok sahanın kayıtlarda ihaleye tabi saha olarak görünmesine sebebiyet vermektedir. Madde ile, herhangi bir sebeple hükümden düşmüş, terk edilmiş veya taksir edilmiş bütün alanların ihale ile ruhsatlandırılması usulü yerine, rezerv varlığına ilişkin herhangi bir verinin bulunmaması gibi durumlarda alanların genel hükümlere tabi olarak ruhsatlandırılması, böylelikle sürecin daha uygun ve daha verimli yürütülmesi amaçlanmaktadır.
Bununla birlikte II. Grup (b) bendi ve IV. Grup maden alanlarının sahayla ilgili konum, rezerv ve geçmiş bilgiler doğrultusunda Genel Müdürlük tarafından gerekliliği ortaya konulan hâllerde ihale ile verilmesi düzenlenmektedir.
-
Değişikliğin gerekçesi
Ekonomik büyüme, sanayileşme ve nüfusun artışına bağlı olarak ülkemizin enerji talebi her geçen yıl artmaktadır. 2010 yılında 211 TWh olan elektrik tüketimi, 2024 yılı itibarıyla yaklaşık 349 TWh seviyesine ulaşarak %65 oranında artmıştır. Artan bu talebin güvenli, sürdürülebilir ve ekonomik bir şekilde karşılanabilmesi için yerli kaynaklara dayalı bir üretim portföyünün oluşturulması büyük önem arz etmektedir.
Yerli kömür kaynaklarına dayalı elektrik üretimi hem arz güvenliğinin sağlanması hem de dışa bağımlılığın azaltılması açısından stratejik bir unsurdur. 2024 yılı itibarıyla Türkiye’nin toplam elektrik üretiminin %14’ü yerli kömür santrallerinden karşılanmıştır. Aynı miktarda elektriğin ithal doğal gazla üretilmesi, yaklaşık 9 milyar m3 doğal gaz tüketimini ve güncel fiyatlarla 3,5 milyar dolar düzeyinde bir maliyeti beraberinde getirecektir. Benzer şekilde, aynı miktarda elektriğin ithal kömür ile üretilmesi, yaklaşık 20 milyon ton ilave kömür ithalatını gerektirecek ve güncel fiyatlarla 2,3 milyar dolar düzeyinde bir maliyeti beraberinde getirecektir. Dolayısıyla, yerli kömür kullanımı enerji ithalat maliyetini düşürerek cari açığın azaltılmasına katkı sunmakta ve ekonomik istikrarı desteklemektedir.
Yenilenebilir enerji kaynaklarına yapılan yatırımlar artmakla birlikte, bu kaynakların kesintili üretim yapısı, sürekli ve kontrol edilebilir enerji kaynaklarına olan ihtiyacı ortadan kaldırmamaktadır.
Yerli kömür santralleri, baz yük santrali olarak şebeke istikrarını sağlamakta, yenilenebilir üretimin değişkenliğini dengelemekte ve özellikle kış aylarında sistemin yükünü taşımaktadır.
Bu çerçevede, yerli kömür kaynaklarının değerlendirilmesi yalnızca teknik bir tercih değil;
enerji arz güvenliğinin sağlanması, ekonomik bağımsızlığın güçlendirilmesi ve bölgesel kalkınmanın desteklenmesi bakımından da stratejik bir zorunluluktur.
Madde ile, elektrik üretimine münhasır olarak gerçek veya tüzel kişiler tarafından yürütülen madencilik faaliyetlerinin, uzman kişilerin de sürece katkı sağlaması ile zeytinlik alanlarda kayıp yaşanmadan doğayla barışık bir biçimde sürdürülmesi doğrultusunda bağlı olunacak usul ve esaslar düzenlenmektedir.
Diğer taraftan madde ile, taşınmazlarının kamulaştırılması nedeniyle tarımsal faaliyet yapma imkânı ortadan kalkmış maliklere yeni oluşturulacak zeytinlik alanların uygun bedelle kiralanması amaçlanmaktadır.
-
Değişikliğin gerekçesi
Madde ile; rehabilitasyon çalışmalarına ilişkin olarak daha önce ilgililerden alınan çevre ile uyum teminatı ile tahsil edilen çevre ile uyum bedellerine ilişkin gerekli geçici düzenlemelere yer verilmekte, bu kapsamda düzenlemelere uyum sağlanmasını teminen intibak süreci öngörülmektedir. Düzenleme uyarınca teminat mektubu uygulamalarının sonlandırılması, tüm teminatların nakdi teminata çevrilmesi, çevre ile uyum bedeli borcu olan ruhsatların işlemlerinin borçları ödenene kadar Genel Müdürlükçe yapılamaması, maddenin yürürlük tarihinden önce tahsil edilmiş ve Hazine ve Maliye Bakanlığınca yönetilen ve nemalandırılan tutarların rehabilitasyon hesabına aktarılması öngörülmektedir. Dördüncü fıkrayla, mali yükümlülüklerin dönemselliği gözetilerek ve yeni hükümlere uyum sağlanabilmesi için mevcut hesaplama hükümlerinin yıl sonuna kadar uygulanabilmesi sağlanmaktadır.
-
19/7/2025 tarihli ve 7554 sayılı Kanunun 2 nci maddesiyle bu tanımda yer alan “çevre ile uyum planı çalışmalarını temin etmek üzere teminat olarak, %20’si” ibaresi madde metninden çıkarılmış, “%50’si” ibaresi “%70’i” şeklinde değiştirilmiştir.
Değişikliğin gerekçesi
Teklifle; ruhsat bedeli tanımında yer alan çevre ile uyum teminatının çıkarılarak rehabilitasyon bedelinin ayrıca düzenlenmesi, çevre ile uyum faaliyetlerinin “rehabilitasyon” adı altında tanımlanması, izinler hakkında idareler arasında doğabilecek ihtilafların giderilmesiyle görevli Kurul müessesesinin ihdas edilmesi, rehabilitasyon bedeli hesabı ve tahsil dairesi tanımlarının yapılması amaçlanmaktadır.
-
Eski ifade
Ruhsat bedellerinin yatırılmasıYeni ifadeRuhsat ve rehabilitasyon bedellerinin yatırılmasıDeğişikliğin gerekçesi
Teklifle çevre ve insan hassasiyeti artırılarak madencilik faaliyetlerinin daha etkin ve verimli şekilde yapılması, amaçlanmaktadır. Mevcut düzenlemede çevre ile uyum bedeli (yeni adıyla rehabilitasyon bedeli) ruhsat bedelinin bir payı olarak (ruhsat bedelinin %30’u) tahsil edilmektedir.
Teklifle, ruhsat bedelinde %30 oranında indirim yapılmakta, bunun yanında rehabilitasyon bedeli ruhsat bedelinden ayrıştırılarak ruhsat bedeli kadar bir tutarın rehabilitasyon bedeli olarak ödenmesi zorunlu hale getirilmektedir. Tahsil edilecek işletme ruhsatı bedelinde yapılan indirimin genel bütçe gelirlerinde sebep olacağı azalmayı telafi etmek amacıyla ruhsat bedellerinin genel bütçeye gelir kaydedilecek payı %50’den %70’e çıkarılmaktadır.
Ayrıca rehabilitasyon çalışmalarının masraflarını karşılayacak tutarda rehabilitasyon bedeli belirlenmesi, rehabilitasyon bedeli hesaplarında saklanan tutarın reel değerinin korunması amacıyla nemalandırılması ve bedellerin ödenmesine ilişkin yükümlülüklerin yerine getirilmemesi hâlinde madencilik faaliyetine son verilmesi öngörülmektedir. Bunun yanında bu bedellerin yalnızca rehabilitasyon faaliyeti için kullanılabilmesi, herhangi bir devir yahut hacze konu olamaması, bu bedellerin mahiyeti gereği rehin veya temlik konusu edilememesi, dolayısıyla iflas masasına da dâhil edilememesi, üzerlerine ihtiyati tedbir konulamaması ve rehabilitasyon bedellerinin süresinde yatırılmaması hâlinde bu bedelin ferileriyle birlikte tahsil daireleri tarafından tahsil edilerek ilgili hesaplara aktarılması yönünde düzenleme yapılmaktadır. Bu kapsamda sürdürülebilir bir madencilik anlayışı tesis edilerek rehabilitasyona ilişkin masrafların rehabilitasyon bedellerindeki artış ve nema gelirleri sayesinde kamu kaynakları kullanılmaksızın karşılanabilmesi amaçlanmaktadır.
Maddeye eklenen beşinci ve yedinci fıkralarla rehabilitasyon süreçlerindeki farklılık gözetilerek ruhsat sahiplerinin ve hammadde üretim izni sahiplerinin yükümlülüklerini ihmal etmesinin sonuçları düzenlenmektedir. Yedinci fıkrada kamu kurum ve kuruluşlarına ait hammadde üretim izinlerinde rehabilitasyon yükümlülüğü asli olarak izin sahibine verilmekte ve rehabilitasyon çalışmalarının tek elden organize edilmesi ve yönetilmesi ile rehabilitasyon işlemlerinde uzmanlaşmanın sağlanması amacıyla bu çalışmaların Tarım ve Orman Bakanlığınca da yapılabilmesi öngörülmektedir. Bu kapsamda Tarım ve Orman Bakanlığının, izin sahibi kamu kurum ve kuruluşunun bütçesinde ayırdığı ödenekleri rehabilitasyon amacıyla kullanabilmesine yönelik düzenleme yapılmaktadır.
-
Eski ifade
çevre ile uyum teminatıYeni ifaderehabilitasyon bedeliDeğişikliğin gerekçesi
Teklifle çevre ve insan hassasiyeti artırılarak madencilik faaliyetlerinin daha etkin ve verimli şekilde yapılması, amaçlanmaktadır. Mevcut düzenlemede çevre ile uyum bedeli (yeni adıyla rehabilitasyon bedeli) ruhsat bedelinin bir payı olarak (ruhsat bedelinin %30’u) tahsil edilmektedir.
Teklifle, ruhsat bedelinde %30 oranında indirim yapılmakta, bunun yanında rehabilitasyon bedeli ruhsat bedelinden ayrıştırılarak ruhsat bedeli kadar bir tutarın rehabilitasyon bedeli olarak ödenmesi zorunlu hale getirilmektedir. Tahsil edilecek işletme ruhsatı bedelinde yapılan indirimin genel bütçe gelirlerinde sebep olacağı azalmayı telafi etmek amacıyla ruhsat bedellerinin genel bütçeye gelir kaydedilecek payı %50’den %70’e çıkarılmaktadır.
Ayrıca rehabilitasyon çalışmalarının masraflarını karşılayacak tutarda rehabilitasyon bedeli belirlenmesi, rehabilitasyon bedeli hesaplarında saklanan tutarın reel değerinin korunması amacıyla nemalandırılması ve bedellerin ödenmesine ilişkin yükümlülüklerin yerine getirilmemesi hâlinde madencilik faaliyetine son verilmesi öngörülmektedir. Bunun yanında bu bedellerin yalnızca rehabilitasyon faaliyeti için kullanılabilmesi, herhangi bir devir yahut hacze konu olamaması, bu bedellerin mahiyeti gereği rehin veya temlik konusu edilememesi, dolayısıyla iflas masasına da dâhil edilememesi, üzerlerine ihtiyati tedbir konulamaması ve rehabilitasyon bedellerinin süresinde yatırılmaması hâlinde bu bedelin ferileriyle birlikte tahsil daireleri tarafından tahsil edilerek ilgili hesaplara aktarılması yönünde düzenleme yapılmaktadır. Bu kapsamda sürdürülebilir bir madencilik anlayışı tesis edilerek rehabilitasyona ilişkin masrafların rehabilitasyon bedellerindeki artış ve nema gelirleri sayesinde kamu kaynakları kullanılmaksızın karşılanabilmesi amaçlanmaktadır.
Maddeye eklenen beşinci ve yedinci fıkralarla rehabilitasyon süreçlerindeki farklılık gözetilerek ruhsat sahiplerinin ve hammadde üretim izni sahiplerinin yükümlülüklerini ihmal etmesinin sonuçları düzenlenmektedir. Yedinci fıkrada kamu kurum ve kuruluşlarına ait hammadde üretim izinlerinde rehabilitasyon yükümlülüğü asli olarak izin sahibine verilmekte ve rehabilitasyon çalışmalarının tek elden organize edilmesi ve yönetilmesi ile rehabilitasyon işlemlerinde uzmanlaşmanın sağlanması amacıyla bu çalışmaların Tarım ve Orman Bakanlığınca da yapılabilmesi öngörülmektedir. Bu kapsamda Tarım ve Orman Bakanlığının, izin sahibi kamu kurum ve kuruluşunun bütçesinde ayırdığı ödenekleri rehabilitasyon amacıyla kullanabilmesine yönelik düzenleme yapılmaktadır.
-
19/7/2025 tarihli ve 7554 sayılı Kanunun 6 ncı maddesiyle bu bentte yer alan “krom,” ibaresi madde metninden çıkarılmıştır.
Değişikliğin gerekçesi
Teklif ile ruhsat sahiplerinin işletme ruhsat bedeli kadar rehabilitasyon bedeli ödemesi zorunlu hale getirilmekte, mevcut düzenlemede çevre ile uyum bedeli ruhsat bedelinin bir payı olarak tahsil edilmesi nedeniyle ruhsat bedelinde %30 oranında indirim yapılması öngörülmektedir. Madde ile tahsil edilecek işletme ruhsatı bedelinde yapılan indirimin Devlet hakkı gelirlerinde azalmaya sebebiyet vermemesi için mevcutta en az işletme ruhsat bedeli kadar alınan “asgari” Devlet hakkı miktarı da ruhsat bedelinin %50 fazlası kadar artırılmaktadır. Ayrıca krom madeni 3213 sayılı Maden Kanununa ekli 3 sayılı tabloda yer almasına rağmen Londra Metal Borsasında işlem görmediğinden, bu tablodan çıkarılarak genel hükümlere tabi hale getirilmesi amaçlanmaktadır.
-
Eski ifade
ruhsat bedeliYeni ifaderuhsat bedelinin %50 fazlasıDeğişikliğin gerekçesi
Teklif ile ruhsat sahiplerinin işletme ruhsat bedeli kadar rehabilitasyon bedeli ödemesi zorunlu hale getirilmekte, mevcut düzenlemede çevre ile uyum bedeli ruhsat bedelinin bir payı olarak tahsil edilmesi nedeniyle ruhsat bedelinde %30 oranında indirim yapılması öngörülmektedir. Madde ile tahsil edilecek işletme ruhsatı bedelinde yapılan indirimin Devlet hakkı gelirlerinde azalmaya sebebiyet vermemesi için mevcutta en az işletme ruhsat bedeli kadar alınan “asgari” Devlet hakkı miktarı da ruhsat bedelinin %50 fazlası kadar artırılmaktadır. Ayrıca krom madeni 3213 sayılı Maden Kanununa ekli 3 sayılı tabloda yer almasına rağmen Londra Metal Borsasında işlem görmediğinden, bu tablodan çıkarılarak genel hükümlere tabi hale getirilmesi amaçlanmaktadır.
-
Eski ifade
Devlet hakkı ve teminatınYeni ifadeDevlet hakkınınDeğişikliğin gerekçesi
Teklif ile ruhsat sahiplerinin işletme ruhsat bedeli kadar rehabilitasyon bedeli ödemesi zorunlu hale getirilmekte, mevcut düzenlemede çevre ile uyum bedeli ruhsat bedelinin bir payı olarak tahsil edilmesi nedeniyle ruhsat bedelinde %30 oranında indirim yapılması öngörülmektedir. Madde ile tahsil edilecek işletme ruhsatı bedelinde yapılan indirimin Devlet hakkı gelirlerinde azalmaya sebebiyet vermemesi için mevcutta en az işletme ruhsat bedeli kadar alınan “asgari” Devlet hakkı miktarı da ruhsat bedelinin %50 fazlası kadar artırılmaktadır. Ayrıca krom madeni 3213 sayılı Maden Kanununa ekli 3 sayılı tabloda yer almasına rağmen Londra Metal Borsasında işlem görmediğinden, bu tablodan çıkarılarak genel hükümlere tabi hale getirilmesi amaçlanmaktadır.
-
Eski ifade
İhale yoluYeni ifadeRuhsat müracaatlarının hak sağlamasını veya ihale yoluDeğişikliğin gerekçesi
Madde ile; arama ruhsatı düzenlenebilmesi için yatırım teminatı zorunluluğu getirilerek doğası gereği önemli ölçüde emek, maliyet, teknik bilgi ve donanım gerektiren maden arama faaliyetlerinin, ekonomik ve teknik bakımdan daha yetkin yatırımcılar tarafından yürütülmesi, ülkemizdeki maden arama faaliyetlerinin niteliğinin ve niceliğinin artırılması, arama projesindeki faaliyetlerin tamamlanmasının teşvik edilmesi ve bu kapsamda ülkemizin madencilik potansiyelinin mümkün olan en yüksek seviyede ortaya konulması amaçlanmaktadır. Diğer taraftan Teklifle Kanunun 30 uncu maddesinde konuya ilişkin değişiklikler yapıldığı için, yedinci fıkranın son cümlesi yürürlükten kaldırılmaktadır.
IV. Grup maden ruhsatlarının 2.000 hektara kadar bir alanı kapsamaları ve aynı ruhsat sahası içerisinde farklı tür madenlerin bulunmasının mümkün olması nedeniyle IV. Grup madenlerin alt bentlerinde yer alan madenler için ayrı ruhsatlar verilmesi ihtiyacı doğmaktadır. Örneğin, aynı ruhsat sahasında hem (a) bendi endüstriyel mineraller hem de (c) bendi metalik madenler bulunabilmektedir.
Bu madenlerin çıkarılması ve işletilmesi, farklı teknolojiler, yatırım maliyetleri ve planlama süreçleri gerektirdiğinden tek bir ruhsat altında farklı madencilik faaliyetlerinin gerçekleştirilmesi ekonomik, çevresel ve teknik olarak sürdürülebilir değildir. Madde ile IV. Grup madenlerin bent olarak ayrı ayrı ruhsatlandırılmasına imkân tanınmakta, madenlerin atıl kalması önlenmekte ve kaynakların daha verimli ve etkin bir şekilde değerlendirilmesine olanak sağlanmaktadır. Bununla birlikte aynı sahada faaliyet gösteren ruhsat sahiplerinin ihtilaf yaşaması halinde Kanunun 24 üncü maddesinin onuncu fıkrasının mevcut hükümleri uygulanır.
-
Eski ifade
Aynı grup ruhsatlarYeni ifadeIV. Grup ruhsatların alt bentleri hariç aynı grup ruhsatlarDeğişikliğin gerekçesi
Madde ile; arama ruhsatı düzenlenebilmesi için yatırım teminatı zorunluluğu getirilerek doğası gereği önemli ölçüde emek, maliyet, teknik bilgi ve donanım gerektiren maden arama faaliyetlerinin, ekonomik ve teknik bakımdan daha yetkin yatırımcılar tarafından yürütülmesi, ülkemizdeki maden arama faaliyetlerinin niteliğinin ve niceliğinin artırılması, arama projesindeki faaliyetlerin tamamlanmasının teşvik edilmesi ve bu kapsamda ülkemizin madencilik potansiyelinin mümkün olan en yüksek seviyede ortaya konulması amaçlanmaktadır. Diğer taraftan Teklifle Kanunun 30 uncu maddesinde konuya ilişkin değişiklikler yapıldığı için, yedinci fıkranın son cümlesi yürürlükten kaldırılmaktadır.
IV. Grup maden ruhsatlarının 2.000 hektara kadar bir alanı kapsamaları ve aynı ruhsat sahası içerisinde farklı tür madenlerin bulunmasının mümkün olması nedeniyle IV. Grup madenlerin alt bentlerinde yer alan madenler için ayrı ruhsatlar verilmesi ihtiyacı doğmaktadır. Örneğin, aynı ruhsat sahasında hem (a) bendi endüstriyel mineraller hem de (c) bendi metalik madenler bulunabilmektedir.
Bu madenlerin çıkarılması ve işletilmesi, farklı teknolojiler, yatırım maliyetleri ve planlama süreçleri gerektirdiğinden tek bir ruhsat altında farklı madencilik faaliyetlerinin gerçekleştirilmesi ekonomik, çevresel ve teknik olarak sürdürülebilir değildir. Madde ile IV. Grup madenlerin bent olarak ayrı ayrı ruhsatlandırılmasına imkân tanınmakta, madenlerin atıl kalması önlenmekte ve kaynakların daha verimli ve etkin bir şekilde değerlendirilmesine olanak sağlanmaktadır. Bununla birlikte aynı sahada faaliyet gösteren ruhsat sahiplerinin ihtilaf yaşaması halinde Kanunun 24 üncü maddesinin onuncu fıkrasının mevcut hükümleri uygulanır.
-
19/7/2025 tarihli ve 7554 sayılı Kanunun 9 uncu maddesi ile bu fıkrada yer alan “, çevre ile uyum teminatı” ibaresi madde metninden çıkarılmış, aynı fıkraya “tamamlanmaması” ibaresinden sonra gelmek üzere “veya yönetmelikle belirlenen asgari üretim faaliyetlerinin yerine getirilmemesi” ibaresi eklenmiştir.
-
Eski ifade
çevreyle uyum bedeliYeni ifaderehabilitasyon bedeli -
19/7/2025 tarihli 7554 sayılı Kanunun 13 üncü maddesiyle bu tabloda yer alan “İRB = [TBi+(Hb x A)]x[l+(RS/100x(K+RS/100))]” ibaresinden sonra gelmek üzere “x [0,7]” ibaresi eklenmiştir.
-
-
29 Mayıs 2025
-
Değişikliğin gerekçesi
Anayasa Mahkemesinin 7/12/2023 tarihli ve E:2018/l17; K:2023/212 sayılı kararı ile 3213 sayılı Kanunun ek 16 ncı maddesi iptal edilmiştir. Madde ile Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilen hüküm, karar gerekçesi dikkate alınarak Kanuna dercedilmekte ve kamusal görev ve faaliyetler icra eden, kamu tüzel kişiliğini haiz bir kamu idaresi olarak yapılandırılan Genel Müdürlüğün mal ve varlıklarının hukuki statüsünün düzenlenmesi, katma değer vergisi ve özel tüketim vergisi hariç, her türlü vergi, resim, harç ve paydan, tapu ve kadastro işlemlerinden kaynaklanan her türlü döner sermaye ücreti ve benzeri yükümlülüklerden muaf tutulması amaçlanmaktadır.
-
Değişikliğin gerekçesi
Anayasa Mahkemesinin 7/12/2023 tarihli ve E:2018/l17; K:2023/212 sayılı kararı ile 3213 sayılı Kanunun ek 17 nci maddesi iptal edilmiştir. Madde ile Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilen hüküm, karar gerekçesi dikkate alınarak Kanuna dercedilmekte ve 3213 sayılı Maden Kanunu, 30/5/2013 tarihli ve 6491 sayılı Türk Petrol Kanunu ve ilgili mevzuat uyarınca Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğünce gerçekleştirilen denetimlerde veya bu faaliyetlere ilişkin yürütülen diğer idari işlemlerde görev alan çalışanların, kovuşturma sürecinde üstlenebilecekleri avukat giderlerinin Bakan onayı olması şartıyla Genel Müdürlükçe karşılanabilmesi düzenlenmektedir. Böylelikle kamu görevinin, şahsi endişelere kapılmaksızın güven duygusuyla yerine getirilebilmesi amaçlanmaktadır.
-
Değişikliğin gerekçesi
Anayasa Mahkemesinin 7/12/2023 tarihli ve E:2018/l17; K:2023/212 sayılı kararı ile 3213 sayılı Kanunun ek 18 inci maddesi iptal edilmiştir. Madde ile Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilen hüküm, karar gerekçesi dikkate alınarak Kanuna dercedilmekte ve Genel Müdürlüğün ruhsat ve hak sahiplerine kayıtlı elektronik posta adresi (KEP) veya Ulusal Elektronik Tebligat Sistemi (UETS) yoluyla tebligat yapmasına olanak sağlanmaktadır.
Maddenin ikinci fıkrasıyla kayıtlı elektronik posta adresi kullanma yükümlülüğünü yerine getirmeyenlere uygulanacak yaptırım düzenlenmektedir.
Ayrıca, 3213 sayılı Kanunun 13 üncü maddesindeki “bu Kanun gereğince uygulanan idari para cezaları her yıl 213 sayılı Vergi Usul Kanunu uyarınca belirlenen yeniden değerleme oranı nispetinde artırılır.” hükmü uyarınca idari para cezaları her yıl güncellendiğinden, yeniden değerlemeye ilişkin atıf düzenlemede yer almamakta ve Anayasa Mahkemesince iptal edilen hükümde yer alan idari para cezasımn tutarı yeniden değerleme oranı gözetilmek suretiyle yeniden düzenlenmektedir.
-
-
2 Mayıs 2024
-
2/5/2024 tarihli ve 7501 sayılı Kanunun 1 inci maddesiyle bu fıkranın altıncı cümlesinde yer alan “, diğer grup maden işletme ruhsat sahalarında beş yıl” ibaresi madde metninden çıkarılmıştır.
Değişikliğin gerekçesi
3213 sayılı Maden Kanununun mevcut 24 üncü maddesi tüm maden gruplarındaki işletme ruhsatlarını kapsamaktadır. Maddede, muhtemel rezerv alanlarına ilişkin kaynak ve rezerv raporlamalarının, tüm ruhsat sahalarında Ulusal Maden Kaynak ve Rezerv Raporlama Komisyonu tarafından yayımlanan UMREK Koduna uygun olarak yani uluslararası standartlarda yapılması gerektiği aksi takdirde raporlanmayan alanların ruhsattan taksir edileceği belirtilmiştir. Kanunun 2 nci maddesinde tanımlı I. Grup, II. Grup, III. Grup ve V. Grupta olan madenler, genellikle yüzeyde veya yüzeye çok yakında bulunan, kimyasal özelliklerinin belirlenmesinin haricinde detaylı arama faaliyetlerine ihtiyaç duyulmayan madenlerdir. Bu yönüyle bu madenlerin aranıp işletilmesine ilişkin yatırımları daha çok küçük veya orta ölçekli şirketler yapmaktadır. Bu kapsamda UMREK Koduna göre rapor hazırlanması I. grup, II. grup, III. grup ve V. grup madenler için teknik olarak gerekli olmadığı gibi yüksek raporlama maliyetleri bu gruplara ilişkin madencilik faaliyetleri olumsuz şekilde etkilemektedir.
Halihazırda bu ruhsat gruplarında muhtemel rezerv alanlarına ilişkin raporlamalar yetkilendirilmiş tüzel kişilerin sorumluluğunda Kanunun sair hükümlerine göre yapılmaktadır. Nitekim söz konusu madenlerde muhtemel rezerv alanları, ilgili raporlamalarla görünür hale getirilmezse işletme izni verilmemekte yahut işletme izin alanı genişletilememekte olup fiili madencilik faaliyetlerine devam edilememektedir. Öte yandan uluslararası uygulamaların tespiti için sair ülke mevzuatı incelendiğinde raporlama standartlarına ilişkin düzenlemelerin büyük oranda gönüllülük ilkesine dayandığı, ilgili şirketlerin de bu kapsamdaki raporları kredibilitelerini artırmak, madencilik faaliyetlerine finansman sağlamak adına yaptıkları; yalnızca Endonezya, Kazakistan ve Kolombiya’da zorunluluğa yönelik düzenlemelere yer verildiği ve uygulamada bu ülkelerde de raporlama yapılamadığı görülmektedir. Bu kapsamda madde ile UMREK koduna göre raporlama zorunluluğunun sadece IV. Grup maden işletme ruhsatları açısından devam etmesi, IV. Grup haricindeki maden grupları açısından bu zorunluluk ve mevcut fıkradaki taksir yaptırımı kaldırılarak UMREK koduna göre raporlamanın gönüllülük esasına dayalı olarak yapılması amaçlanmaktadır.
-
2/5/2024 tarihli ve 7501 sayılı Kanunun 2 nci maddesiyle bu fıkrada yer alan “madenler için” ibaresinden sonra gelmek üzere “UMREK Koduna göre rapor hazırlama şartı aranmaksızın MTA tarafından hazırlanan raporlar ile” ibaresi eklenmiştir.
Değişikliğin gerekçesi
MTA Genel Müdürlüğü ülkemizin enerji ve hammadde kaynaklarının tespiti ile maden arz güvenliğini sağlamak amacıyla arama ve araştırma çalışmalarını gerçekleştirmek üzere 1935 yılında kurulmuştur. Milli Enerji ve Maden politikası çerçevesinde; enerji ve hammadde kaynaklarında dışa bağımlılığın azaltılması, madencilik ve yerbilimleri alanında bilimsel gelişmelerin takip edilmesi, başta stratejik ve kritik hammaddeler olmak üzere kendi doğal kaynaklarımızın yönetimi ve planlamasını sağlamak amacıyla etüt ve arama faaliyetleri yürütmektedir. Bu görevleri yerine getirmek üzere yaptığı çalışmalar sonucunda Maden Kanunu’nun 15 inci maddesine göre buluculuk hakkı kazanmaktadır.
UMREK Standartlarına uygun olarak yapılan çalışmalar sonucunda Maden Kaynak Tahmini yazabilmek için kaynağın nihai olarak ekonomik makul çıkarım beklenti koşullarını sağlaması gerekir. Aksi halde rapor yazılamamakta ve buluculuk alınamamaktadır. Ayrıca UMREK koduna uygun raporlama zorunluluğu MTA Genel Müdürlüğü çalışmalarında maliyet artışının yanında hammadde kaynaklarının tespiti ve ekonomiye kazandırılmasındaki süreci uzatarak olumsuz etkilemektedir. Bu durum madencilik sektöründeki cari açığın azaltılmasına yönelik ülke hedeflerimizle örtüşmemektedir. Bu nedenle madde ile MTA Genel Müdürlüğü tarafından yürütülen etüt, jeofizik, sondaj vb. çalışmalar sonucunda varlığı tespit edilen kaynaklar UMREK standartlarına göre ekonomik olarak değerlendirilemediği için MTA Genel Müdürlüğü tarafından hazırlanacak teknik raporlar ile ekonomiye hızlıca kazandırılması ve böylece MTA Genel Müdürlüğünün sahalardan buluculuk hakkı elde ederek gelecek yıllarda Milli Ekonominin ihtiyacı olan hammadde talebinin karşılanabilmesi amaçlanmaktadır.
-
2/5/2024 tarihli ve 7501 sayılı Kanunun 3 üncü maddesiyle bu fıkrada yer alan “, diğer grup maden işletme ruhsat sahalarında beş yıl” ibaresi madde metninden çıkarılmıştır.
Değişikliğin gerekçesi
Madde ile UMREK koduna göre raporlama yükümlülüğünün sadece IV. Grup maden işletme ruhsatları açısından devam etmesi, diğer grup maden işletme ruhsatlarında UMREK koduna göre raporlama yapmanın teknik olarak gerekli olmaması ve ciddi bir maliyet gerektirmesi, bu gruplarda halihazırda mümkün ve muhtemel rezerv alanlarına ilişkin raporlamalar yetkilendirilmiş tüzel kişilerin sorumluluğunda Kanunun sair hükümlerine göre yapıldığı da dikkate alınarak “diğer grup maden işletme ruhsat sahalarında beş yıl” ibaresinin madde metninden çıkarılması ve uluslararası uygulamalar doğrultusunda IV. Grup haricindeki maden grupları açısından UMREK koduna göre raporlamanın gönüllülük esasına dayalı olarak yapılması amaçlanmaktadır.
-
-
7 Aralık 2023
-
İptal edildi Geçici Madde 33 geçmişi (ikinci fıkra) Anayasa Mahkemesi kararı (E.2018/117 K.2023/212)
-
İptal edildi Geçici Madde 34 geçmişi (ikinci fıkra) Anayasa Mahkemesi kararı (E.2018/117 K.2023/212)
-
-
4 Nisan 2023
-
4/4/2023 tarihli ve 7451 sayılı Kanunun 2 nci maddesiyle bu tanımda yer alan “enerji nakil hattı,” ibaresinden sonra gelmek üzere “madencilik faaliyetleri kapsamında ihtiyaç duyulan elektrik enerjisini karşılamak üzere kurulan yenilenebilir enerji kaynaklarına dayalı lisanssız enerji üretim tesisleri,” ibaresi eklenmiştir.
Değişikliğin gerekçesi
Madde ile ülkemiz genelindeki artan elektrik ihtiyacı da dikkate alınarak münhasıran madencilik faaliyetleri kapsamında ihtiyaç duyulan elektrik enerjisi tüketimini karşılamak amacıyla, 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanununun 14 üncü maddesi kapsamında kurulacak yenilenebilir enerji kaynaklarına dayalı lisanssız elektrik üretim tesisleri, altyapı tesisi kapsamına alınmaktadır.
-
-
25 Kasım 2020
-
Eski ifade
ve 6183 sayılı Kanunun 22/A maddesi kapsamında vadesi geçmiş borcun bulunmaması hâlindeYeni ifadeileDeğişikliğin gerekçesi
Maden Kanununa göre ruhsat bedelinin tamamının her yıl ocak ayının son gününe kadar yatırılması zorunlu olup, ilgili bedelin tamamının ocak ayında yatırılmaması halinde yatırılmayan kısmın iki katının ruhsat bedeli olarak haziran ayının sonuna kadar yatırılması gerekmektedir. Aksi halde ruhsat iptal edilmektedir. Madde ile yatırılmayan kısmın o yıl haziran ayının son gününe kadar 6183 sayılı Kanunun 51 inci maddesine göre hesaplanacak gecikme zammı oranında artırılmak suretiyle tahsili yoluna gidilmesi amaçlanmaktadır. Ayrıca 5018 sayılı Kanuna tabi olan MAPEG’in, 3213 sayılı Maden Kanunu ve diğer kanunlar kapsamında hak sahiplerine yapacağı ödemelerde 6183 sayılı Kanunun 22/A maddesinde belirtilen hükme uygun olarak hak sahiplerinin Hazine ve Maliye Bakanlığına bağlı tahsil dairelerine vadesi geçmiş borçları var ise vadesi geçmiş borcu karşılayacak kısım ayrıldıktan sonra kalan kısmı ödemesi gerekmektedir ve bu tip ödemeler bu usulde yapılmaktadır.
Bu anlamda maden arama ve işletme, ruhsatlarının verilmesi, birleştirilmesi, sürelerinin uzatılması, devir ve intikalleri ile çevreyle uyum bedeli iadelerine ilişkin müracaatlar dışında Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 22/A maddesi kapsamında vadesi geçmiş borç durumunu gösterir belge aranılması zorunluluğunun kaldırılarak madencilik sektörünün gelişmesi, üretim ve istihdamın artırılması ile sektörün GSMH içerisindeki payının yükseltilmesi amaçlanmaktadır.
-
Eski ifade
altı ayYeni ifadeon iki ayDeğişikliğin gerekçesi
Madde ile süresi içerisinde süre uzatım talebinde bulunulmuş olmak kaydı ile süre uzatım talebi değerlendirmesi tamamlanmayan ruhsat sahalarında oniki ayı geçmemek üzere Bakan onayı ile maden işletme faaliyetine izin verilmesine imkan tanınarak aktif ticari hayatı devam eden ruhsat sahiplerinin ve dolayısı ile ülke ekonomisinin üretimden kaynaklı kayıplarının önüne geçilmesi amaçlanmaktadır.
Madencilik sektörünün gelişmesi, üretim ve istihdamın artırılması ile sektörün GSMH içerisindeki payının yükseltilmesi amacıyla bazı konularda Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 22/A maddesi kapsamında vadesi geçmiş borç durumunu gösterir belge aranılması zorunluluğunun kaldırılması öngörülmekte ancak bunun yanında madde ile maden arama ve işletme ruhsatlarının verilmesi, birleştirilmesi, sürelerinin uzatılması, devir ve intikalleri ile çevreyle uyum bedeli iadelerine ilişkin müracaatlarda borç durumunu gösterir belge aranılması zorunluluğu korunmaktadır.
-
Değişikliğin gerekçesi
Madde ile süresi içerisinde süre uzatım talebinde bulunulmuş olmak kaydı ile süre uzatım talebi değerlendirmesi tamamlanmayan ruhsat sahalarında oniki ayı geçmemek üzere Bakan onayı ile maden işletme faaliyetine izin verilmesine imkan tanınarak aktif ticari hayatı devam eden ruhsat sahiplerinin ve dolayısı ile ülke ekonomisinin üretimden kaynaklı kayıplarının önüne geçilmesi amaçlanmaktadır.
Madencilik sektörünün gelişmesi, üretim ve istihdamın artırılması ile sektörün GSMH içerisindeki payının yükseltilmesi amacıyla bazı konularda Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 22/A maddesi kapsamında vadesi geçmiş borç durumunu gösterir belge aranılması zorunluluğunun kaldırılması öngörülmekte ancak bunun yanında madde ile maden arama ve işletme ruhsatlarının verilmesi, birleştirilmesi, sürelerinin uzatılması, devir ve intikalleri ile çevreyle uyum bedeli iadelerine ilişkin müracaatlarda borç durumunu gösterir belge aranılması zorunluluğu korunmaktadır.
-
Değişikliğin gerekçesi
Hâlihazırda rodövans sözleşmesi ile çalışılan tüm sahalar, ya kendisine tanınan muafiyetlerle ya da Maden Kanununun 7 nci maddesi kapsamında tüm izinlerini alarak faaliyetlerini sürdürmektedir. Madde ile devralanın kurulu işletme kapasitesi veya şerh edilen sözleşmedeki kapasiteyi aşmayacağı yönünde vereceği taahhüde istinaden, bu sahalarda ruhsatların devrinin gerçekleşmesi nedeniyle daha önce tanınmış muafiyetler ve alınmış izinler ile işyeri açma ve çalışma ruhsatlarının, çalışmaların sekteye uğratılmadan devam ettirilebilmesi için devredilen ruhsatlarda da aynen korunması öngörülmektedir.
-
25/11/2020 tarihli ve 7257 sayılı Kanunun 2 nci maddesiyle bu fıkrada yer alan “6183 sayılı Kanunun 22/A maddesi kapsamında borcunun bulunmaması,” ibaresi madde metninden çıkarılmıştır.
Değişikliğin gerekçesi
Maden Kanununa göre ruhsat bedelinin tamamının her yıl ocak ayının son gününe kadar yatırılması zorunlu olup, ilgili bedelin tamamının ocak ayında yatırılmaması halinde yatırılmayan kısmın iki katının ruhsat bedeli olarak haziran ayının sonuna kadar yatırılması gerekmektedir. Aksi halde ruhsat iptal edilmektedir. Madde ile yatırılmayan kısmın o yıl haziran ayının son gününe kadar 6183 sayılı Kanunun 51 inci maddesine göre hesaplanacak gecikme zammı oranında artırılmak suretiyle tahsili yoluna gidilmesi amaçlanmaktadır. Ayrıca 5018 sayılı Kanuna tabi olan MAPEG’in, 3213 sayılı Maden Kanunu ve diğer kanunlar kapsamında hak sahiplerine yapacağı ödemelerde 6183 sayılı Kanunun 22/A maddesinde belirtilen hükme uygun olarak hak sahiplerinin Hazine ve Maliye Bakanlığına bağlı tahsil dairelerine vadesi geçmiş borçları var ise vadesi geçmiş borcu karşılayacak kısım ayrıldıktan sonra kalan kısmı ödemesi gerekmektedir ve bu tip ödemeler bu usulde yapılmaktadır.
Bu anlamda maden arama ve işletme, ruhsatlarının verilmesi, birleştirilmesi, sürelerinin uzatılması, devir ve intikalleri ile çevreyle uyum bedeli iadelerine ilişkin müracaatlar dışında Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 22/A maddesi kapsamında vadesi geçmiş borç durumunu gösterir belge aranılması zorunluluğunun kaldırılarak madencilik sektörünün gelişmesi, üretim ve istihdamın artırılması ile sektörün GSMH içerisindeki payının yükseltilmesi amaçlanmaktadır.
-
25/11/2020 tarihli ve 7257 sayılı Kanunun 3 üncü maddesiyle bu fıkrada yer alan “, 6183 sayılı Kanunun 22/A maddesi kapsamında vadesi geçmiş borcunun bulunmaması şartıyla” ibaresi madde metninden çıkarılmıştır.
Değişikliğin gerekçesi
Madde ile süresi içerisinde süre uzatım talebinde bulunulmuş olmak kaydı ile süre uzatım talebi değerlendirmesi tamamlanmayan ruhsat sahalarında oniki ayı geçmemek üzere Bakan onayı ile maden işletme faaliyetine izin verilmesine imkan tanınarak aktif ticari hayatı devam eden ruhsat sahiplerinin ve dolayısı ile ülke ekonomisinin üretimden kaynaklı kayıplarının önüne geçilmesi amaçlanmaktadır.
Madencilik sektörünün gelişmesi, üretim ve istihdamın artırılması ile sektörün GSMH içerisindeki payının yükseltilmesi amacıyla bazı konularda Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 22/A maddesi kapsamında vadesi geçmiş borç durumunu gösterir belge aranılması zorunluluğunun kaldırılması öngörülmekte ancak bunun yanında madde ile maden arama ve işletme ruhsatlarının verilmesi, birleştirilmesi, sürelerinin uzatılması, devir ve intikalleri ile çevreyle uyum bedeli iadelerine ilişkin müracaatlarda borç durumunu gösterir belge aranılması zorunluluğu korunmaktadır.
-
Eski ifade
mücavirdeki sahalaraYeni ifadeişletme izni alanı dışındaki mücavir sahalara yirmi metreye kadarDeğişikliğin gerekçesi
İşletme izin alanı dışındaki yürütülen faaliyetlere ilişkin hususların Kanunun 10 uncu maddesinde düzenlenmiş olması nedeniyle madde ile mevcut metinde yer alan “mücavirdeki sahalara” ibaresinin “ruhsat alanı dışındaki mücavir sahalara tedbirsiz ve dikkatsiz faaliyetler sonucu meydana gelen” şeklinde netleştirilmesi ve bu suretle ruhsat alanı içindeki taşmalara, ayrıca Türk Ceza Kanununa göre cezai işlem tesis edilmemesi amaçlanmaktadır.
-
-
25 Mart 2020
-
Değişikliğin gerekçesi
Madde ile 3213 sayılı Kanuna ek 19 uncu madde eklenerek;
- Mücbir sebep hallerinde Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı tarafından 3213 sayılı Kanun kapsamındaki mali yükümlülüklerin ve beyanların ertelenmesi ile mali yükümlülüklerin taksitlendirilmesine karar verilebilmesi; bu süre zarfında mali yükümlülüklere ilişkin zamanaşımının durması ve hak düşürücü sürelerin işlememesi, - Bakanlığa mücbir sebep sayılan hallerin vuku bulması halinde bölge, il, ilçe, mahal veya afete maruz kalanlar itibarıyla mücbir sebep hali ilan edebilmesi ve yine bu sürede 3213 sayılı Kanunda belirlenen yükümlülüklerden yerine getirilemeyecek olanları tespit edebilmesine yönelik yetki verilmesi amaçlanmaktadır.
-
-
30 Mayıs 2019
-
Değişikliğin gerekçesi
Madde ile, 3213 sayılı Maden Kanununun Devlet hakkına ilişkin maddesinde 28 Şubat 2019 tarihinde yürürlüğe giren 7164 sayılı Kanunla değişiklikler yapılmış ve bazı artışlar gerçekleştirilmiştir.
Sektörden gelen talepler bu artışların 2018 yılı Devlet hakkı hesaplamalarında uygulanmaması yönündedir.
Bu çerçevede madde ile, sektörün talepleri doğrultusunda düzenleme yapılmaktadır.
Ayrıca, 3213 sayılı Maden Kanununun 15 inci maddesinin birinci fıkrasında 7164 sayılı Kanunla yapılan değişiklikle UMREK kodunda kaynak veya rezerv olarak bildirilen alanlara buluculuk hakkı verileceği düzenlenmiştir. Madde ile, Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü (MTA)’nün uhdesinde olan ve hali hazırda üzerinde çalışma yaptığı sahaların bu düzenlemeden muaf olması ve bu maddenin yayımından itibaren altı ay içerisinde Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğüne başvurulması halinde MTA’ya bu sahalar için buluculuk hakkı verilmesi öngörülmektedir.
-
14 Şubat 2019
-
Değişikliğin gerekçesi
Madde ile, ortaya çıkan ihtiyaçlar doğrultusunda tanımlar maddesinde gerekli değişikliklerin yapılması öngörülmektedir.
-
Değişikliğin gerekçesi
Madde ile, ortaya çıkan ihtiyaçlar doğrultusunda tanımlar maddesinde gerekli değişikliklerin yapılması öngörülmektedir.
-
Değişikliğin gerekçesi
Madde ile, ortaya çıkan ihtiyaçlar doğrultusunda tanımlar maddesinde gerekli değişikliklerin yapılması öngörülmektedir.
-
Değişikliğin gerekçesi
Madde ile, ortaya çıkan ihtiyaçlar doğrultusunda tanımlar maddesinde gerekli değişikliklerin yapılması öngörülmektedir.
-
Değişikliğin gerekçesi
Madde ile, ortaya çıkan ihtiyaçlar doğrultusunda tanımlar maddesinde gerekli değişikliklerin yapılması öngörülmektedir.
-
Değişikliğin gerekçesi
Madde ile, ortaya çıkan ihtiyaçlar doğrultusunda tanımlar maddesinde gerekli değişikliklerin yapılması öngörülmektedir.
-
Değişikliğin gerekçesi
Madde ile, ortaya çıkan ihtiyaçlar doğrultusunda tanımlar maddesinde gerekli değişikliklerin yapılması öngörülmektedir.
-
Değişikliğin gerekçesi
Madde ile, ortaya çıkan ihtiyaçlar doğrultusunda tanımlar maddesinde gerekli değişikliklerin yapılması öngörülmektedir.
-
Değişikliğin gerekçesi
Madde ile, ortaya çıkan ihtiyaçlar doğrultusunda tanımlar maddesinde gerekli değişikliklerin yapılması öngörülmektedir.
-
Değişikliğin gerekçesi
Madde ile, ortaya çıkan ihtiyaçlar doğrultusunda tanımlar maddesinde gerekli değişikliklerin yapılması öngörülmektedir.
-
Değişikliğin gerekçesi
Madde ile, ortaya çıkan ihtiyaçlar doğrultusunda tanımlar maddesinde gerekli değişikliklerin yapılması öngörülmektedir.
-
Değişikliğin gerekçesi
Madde ile, ortaya çıkan ihtiyaçlar doğrultusunda tanımlar maddesinde gerekli değişikliklerin yapılması öngörülmektedir.
-
Değişikliğin gerekçesi
Madde ile, ortaya çıkan ihtiyaçlar doğrultusunda tanımlar maddesinde gerekli değişikliklerin yapılması öngörülmektedir.
-
Değişikliğin gerekçesi
Madde ile, ortaya çıkan ihtiyaçlar doğrultusunda tanımlar maddesinde gerekli değişikliklerin yapılması öngörülmektedir.
-
Değişikliğin gerekçesi
Madde ile, ortaya çıkan ihtiyaçlar doğrultusunda tanımlar maddesinde gerekli değişikliklerin yapılması öngörülmektedir.
-
Değişikliğin gerekçesi
Madde ile, görünür rezerv geliştirme hakkının hisselere bölünemeyeceği ile görünür rezerv geliştirme haklarının Bakanlık onayı ile devir edilebileceği düzenlenmektedir.
-
Değişikliğin gerekçesi
Madde ile, madencilik yapacak şirketlerin statüsünde madencilik yapabileceği yazılı olma şartı kaldırılarak Kanun, Ticaret Kanunu ile uyumlu hale getirilmekte ve buluculuk hakkı ile görünür rezerv geliştirme haklarının maden siciline şerh edileceği düzenlenmektedir.
-
Değişikliğin gerekçesi
Madde ile, ruhsat müracaatlarında özel izin alanı ile çakışmayan kısımların, çakışan kısımlara alınacak izinlerden bağımsız olarak ruhsatlandırılmasının önü açılmakta, maden sahalarında madencilik dışında herhangi bir faaliyetin rezerv kaybına sebebiyet vermemek için Genel Müdürlüğün izni olmadan yapılamayacağı düzenlenmekte, işletme izinlerinin tapu kayıtlarına işlenmesi sağlanarak, diğer yatırımlar planlanırken bölgede maden işletmesi olup olmadığını tespit edebilmesine ve rezerv kaybına sebebiyet vermeyecek şekilde yatırımın planlanabilmesine imkân sağlanmaktadır.
Yine Maden Kanunu kapsamında oluşturulan “Kurul” kaldırılarak, Kurulun yetkileri Bakanlığa devredilmekte ve buna yönelik ilgili fıkralar yeniden düzenlenmekte, yatırım çakışması sebebiyle madencilik faaliyetlerinin engellenmesi veya yapılamaz hale gelmesi durumunda bu alanların maden ruhsatından taksir veya iptal edilmesine ilişkin uygulama kanuna eklenmekte ve yatırım çakışması sonucunda iptal edilen yahut taksir edilen maden sahasına ilişkin açılacak davalarda Bakanlık veya Genel Müdürlük aleyhine tazminata hükmedilmesi halinde bu tazminatın lehine karar verilen tarafa rücu edilmesi ve bu şekilde kamu kaynağında kaybın engellenmesi amaçlanmaktadır. Ayrıca Ruhsat sahalarında kaynakların korunması amacıyla madencilik faaliyetleri dışında yapılacak ticari ve sınai faaliyetlerin ancak Bakanlık uygun görüşü alınması durumunda yapılabileceğine açıklık getirilmektedir.
-
Eski ifade
KurulYeni ifadeBakanlıkDeğişikliğin gerekçesi
Madde ile, ruhsat müracaatlarında özel izin alanı ile çakışmayan kısımların, çakışan kısımlara alınacak izinlerden bağımsız olarak ruhsatlandırılmasının önü açılmakta, maden sahalarında madencilik dışında herhangi bir faaliyetin rezerv kaybına sebebiyet vermemek için Genel Müdürlüğün izni olmadan yapılamayacağı düzenlenmekte, işletme izinlerinin tapu kayıtlarına işlenmesi sağlanarak, diğer yatırımlar planlanırken bölgede maden işletmesi olup olmadığını tespit edebilmesine ve rezerv kaybına sebebiyet vermeyecek şekilde yatırımın planlanabilmesine imkân sağlanmaktadır.
Yine Maden Kanunu kapsamında oluşturulan “Kurul” kaldırılarak, Kurulun yetkileri Bakanlığa devredilmekte ve buna yönelik ilgili fıkralar yeniden düzenlenmekte, yatırım çakışması sebebiyle madencilik faaliyetlerinin engellenmesi veya yapılamaz hale gelmesi durumunda bu alanların maden ruhsatından taksir veya iptal edilmesine ilişkin uygulama kanuna eklenmekte ve yatırım çakışması sonucunda iptal edilen yahut taksir edilen maden sahasına ilişkin açılacak davalarda Bakanlık veya Genel Müdürlük aleyhine tazminata hükmedilmesi halinde bu tazminatın lehine karar verilen tarafa rücu edilmesi ve bu şekilde kamu kaynağında kaybın engellenmesi amaçlanmaktadır. Ayrıca Ruhsat sahalarında kaynakların korunması amacıyla madencilik faaliyetleri dışında yapılacak ticari ve sınai faaliyetlerin ancak Bakanlık uygun görüşü alınması durumunda yapılabileceğine açıklık getirilmektedir.
-
Değişikliğin gerekçesi
Madde ile, ruhsat müracaatlarında özel izin alanı ile çakışmayan kısımların, çakışan kısımlara alınacak izinlerden bağımsız olarak ruhsatlandırılmasının önü açılmakta, maden sahalarında madencilik dışında herhangi bir faaliyetin rezerv kaybına sebebiyet vermemek için Genel Müdürlüğün izni olmadan yapılamayacağı düzenlenmekte, işletme izinlerinin tapu kayıtlarına işlenmesi sağlanarak, diğer yatırımlar planlanırken bölgede maden işletmesi olup olmadığını tespit edebilmesine ve rezerv kaybına sebebiyet vermeyecek şekilde yatırımın planlanabilmesine imkân sağlanmaktadır.
Yine Maden Kanunu kapsamında oluşturulan “Kurul” kaldırılarak, Kurulun yetkileri Bakanlığa devredilmekte ve buna yönelik ilgili fıkralar yeniden düzenlenmekte, yatırım çakışması sebebiyle madencilik faaliyetlerinin engellenmesi veya yapılamaz hale gelmesi durumunda bu alanların maden ruhsatından taksir veya iptal edilmesine ilişkin uygulama kanuna eklenmekte ve yatırım çakışması sonucunda iptal edilen yahut taksir edilen maden sahasına ilişkin açılacak davalarda Bakanlık veya Genel Müdürlük aleyhine tazminata hükmedilmesi halinde bu tazminatın lehine karar verilen tarafa rücu edilmesi ve bu şekilde kamu kaynağında kaybın engellenmesi amaçlanmaktadır. Ayrıca Ruhsat sahalarında kaynakların korunması amacıyla madencilik faaliyetleri dışında yapılacak ticari ve sınai faaliyetlerin ancak Bakanlık uygun görüşü alınması durumunda yapılabileceğine açıklık getirilmektedir.
-
Değişikliğin gerekçesi
Madde ile, ruhsat müracaatlarında özel izin alanı ile çakışmayan kısımların, çakışan kısımlara alınacak izinlerden bağımsız olarak ruhsatlandırılmasının önü açılmakta, maden sahalarında madencilik dışında herhangi bir faaliyetin rezerv kaybına sebebiyet vermemek için Genel Müdürlüğün izni olmadan yapılamayacağı düzenlenmekte, işletme izinlerinin tapu kayıtlarına işlenmesi sağlanarak, diğer yatırımlar planlanırken bölgede maden işletmesi olup olmadığını tespit edebilmesine ve rezerv kaybına sebebiyet vermeyecek şekilde yatırımın planlanabilmesine imkân sağlanmaktadır.
Yine Maden Kanunu kapsamında oluşturulan “Kurul” kaldırılarak, Kurulun yetkileri Bakanlığa devredilmekte ve buna yönelik ilgili fıkralar yeniden düzenlenmekte, yatırım çakışması sebebiyle madencilik faaliyetlerinin engellenmesi veya yapılamaz hale gelmesi durumunda bu alanların maden ruhsatından taksir veya iptal edilmesine ilişkin uygulama kanuna eklenmekte ve yatırım çakışması sonucunda iptal edilen yahut taksir edilen maden sahasına ilişkin açılacak davalarda Bakanlık veya Genel Müdürlük aleyhine tazminata hükmedilmesi halinde bu tazminatın lehine karar verilen tarafa rücu edilmesi ve bu şekilde kamu kaynağında kaybın engellenmesi amaçlanmaktadır. Ayrıca Ruhsat sahalarında kaynakların korunması amacıyla madencilik faaliyetleri dışında yapılacak ticari ve sınai faaliyetlerin ancak Bakanlık uygun görüşü alınması durumunda yapılabileceğine açıklık getirilmektedir.
-
Değişikliğin gerekçesi
Madde ile, ruhsat müracaatlarında özel izin alanı ile çakışmayan kısımların, çakışan kısımlara alınacak izinlerden bağımsız olarak ruhsatlandırılmasının önü açılmakta, maden sahalarında madencilik dışında herhangi bir faaliyetin rezerv kaybına sebebiyet vermemek için Genel Müdürlüğün izni olmadan yapılamayacağı düzenlenmekte, işletme izinlerinin tapu kayıtlarına işlenmesi sağlanarak, diğer yatırımlar planlanırken bölgede maden işletmesi olup olmadığını tespit edebilmesine ve rezerv kaybına sebebiyet vermeyecek şekilde yatırımın planlanabilmesine imkân sağlanmaktadır.
Yine Maden Kanunu kapsamında oluşturulan “Kurul” kaldırılarak, Kurulun yetkileri Bakanlığa devredilmekte ve buna yönelik ilgili fıkralar yeniden düzenlenmekte, yatırım çakışması sebebiyle madencilik faaliyetlerinin engellenmesi veya yapılamaz hale gelmesi durumunda bu alanların maden ruhsatından taksir veya iptal edilmesine ilişkin uygulama kanuna eklenmekte ve yatırım çakışması sonucunda iptal edilen yahut taksir edilen maden sahasına ilişkin açılacak davalarda Bakanlık veya Genel Müdürlük aleyhine tazminata hükmedilmesi halinde bu tazminatın lehine karar verilen tarafa rücu edilmesi ve bu şekilde kamu kaynağında kaybın engellenmesi amaçlanmaktadır. Ayrıca Ruhsat sahalarında kaynakların korunması amacıyla madencilik faaliyetleri dışında yapılacak ticari ve sınai faaliyetlerin ancak Bakanlık uygun görüşü alınması durumunda yapılabileceğine açıklık getirilmektedir.
-
Değişikliğin gerekçesi
Madde ile, ruhsat müracaatlarında özel izin alanı ile çakışmayan kısımların, çakışan kısımlara alınacak izinlerden bağımsız olarak ruhsatlandırılmasının önü açılmakta, maden sahalarında madencilik dışında herhangi bir faaliyetin rezerv kaybına sebebiyet vermemek için Genel Müdürlüğün izni olmadan yapılamayacağı düzenlenmekte, işletme izinlerinin tapu kayıtlarına işlenmesi sağlanarak, diğer yatırımlar planlanırken bölgede maden işletmesi olup olmadığını tespit edebilmesine ve rezerv kaybına sebebiyet vermeyecek şekilde yatırımın planlanabilmesine imkân sağlanmaktadır.
Yine Maden Kanunu kapsamında oluşturulan “Kurul” kaldırılarak, Kurulun yetkileri Bakanlığa devredilmekte ve buna yönelik ilgili fıkralar yeniden düzenlenmekte, yatırım çakışması sebebiyle madencilik faaliyetlerinin engellenmesi veya yapılamaz hale gelmesi durumunda bu alanların maden ruhsatından taksir veya iptal edilmesine ilişkin uygulama kanuna eklenmekte ve yatırım çakışması sonucunda iptal edilen yahut taksir edilen maden sahasına ilişkin açılacak davalarda Bakanlık veya Genel Müdürlük aleyhine tazminata hükmedilmesi halinde bu tazminatın lehine karar verilen tarafa rücu edilmesi ve bu şekilde kamu kaynağında kaybın engellenmesi amaçlanmaktadır. Ayrıca Ruhsat sahalarında kaynakların korunması amacıyla madencilik faaliyetleri dışında yapılacak ticari ve sınai faaliyetlerin ancak Bakanlık uygun görüşü alınması durumunda yapılabileceğine açıklık getirilmektedir.
-
Değişikliğin gerekçesi
Madde ile, ruhsat müracaatlarında özel izin alanı ile çakışmayan kısımların, çakışan kısımlara alınacak izinlerden bağımsız olarak ruhsatlandırılmasının önü açılmakta, maden sahalarında madencilik dışında herhangi bir faaliyetin rezerv kaybına sebebiyet vermemek için Genel Müdürlüğün izni olmadan yapılamayacağı düzenlenmekte, işletme izinlerinin tapu kayıtlarına işlenmesi sağlanarak, diğer yatırımlar planlanırken bölgede maden işletmesi olup olmadığını tespit edebilmesine ve rezerv kaybına sebebiyet vermeyecek şekilde yatırımın planlanabilmesine imkân sağlanmaktadır.
Yine Maden Kanunu kapsamında oluşturulan “Kurul” kaldırılarak, Kurulun yetkileri Bakanlığa devredilmekte ve buna yönelik ilgili fıkralar yeniden düzenlenmekte, yatırım çakışması sebebiyle madencilik faaliyetlerinin engellenmesi veya yapılamaz hale gelmesi durumunda bu alanların maden ruhsatından taksir veya iptal edilmesine ilişkin uygulama kanuna eklenmekte ve yatırım çakışması sonucunda iptal edilen yahut taksir edilen maden sahasına ilişkin açılacak davalarda Bakanlık veya Genel Müdürlük aleyhine tazminata hükmedilmesi halinde bu tazminatın lehine karar verilen tarafa rücu edilmesi ve bu şekilde kamu kaynağında kaybın engellenmesi amaçlanmaktadır. Ayrıca Ruhsat sahalarında kaynakların korunması amacıyla madencilik faaliyetleri dışında yapılacak ticari ve sınai faaliyetlerin ancak Bakanlık uygun görüşü alınması durumunda yapılabileceğine açıklık getirilmektedir.
-
Değişikliğin gerekçesi
Madde ile, teknik elemanların ve yetkilendirilmiş tüzel kişilerin beyanlarına sorumluluk getirilerek gerçek dışı beyanların önüne geçilmesi amacıyla idari para cezası getirilerek, yetkilendirilmiş tüzel kişilerin hazırladıkları rapor, proje ve her türlü teknik belge veya sundukları bilgi ve belgelerden sorumlu oldukları düzenlenmektedir.
-
Değişikliğin gerekçesi
Madde ile, teknik elemanların ve yetkilendirilmiş tüzel kişilerin beyanlarına sorumluluk getirilerek gerçek dışı beyanların önüne geçilmesi amacıyla idari para cezası getirilerek, yetkilendirilmiş tüzel kişilerin hazırladıkları rapor, proje ve her türlü teknik belge veya sundukları bilgi ve belgelerden sorumlu oldukları düzenlenmektedir.
-
Değişikliğin gerekçesi
Madde ile, teknik elemanların ve yetkilendirilmiş tüzel kişilerin beyanlarına sorumluluk getirilerek gerçek dışı beyanların önüne geçilmesi amacıyla idari para cezası getirilerek, yetkilendirilmiş tüzel kişilerin hazırladıkları rapor, proje ve her türlü teknik belge veya sundukları bilgi ve belgelerden sorumlu oldukları düzenlenmektedir.
-
Değişikliğin gerekçesi
Madde ile, teknik elemanların ve yetkilendirilmiş tüzel kişilerin beyanlarına sorumluluk getirilerek gerçek dışı beyanların önüne geçilmesi amacıyla idari para cezası getirilerek, yetkilendirilmiş tüzel kişilerin hazırladıkları rapor, proje ve her türlü teknik belge veya sundukları bilgi ve belgelerden sorumlu oldukları düzenlenmektedir.
-
Değişikliğin gerekçesi
Madde ile, teknik elemanların ve yetkilendirilmiş tüzel kişilerin beyanlarına sorumluluk getirilerek gerçek dışı beyanların önüne geçilmesi amacıyla idari para cezası getirilerek, yetkilendirilmiş tüzel kişilerin hazırladıkları rapor, proje ve her türlü teknik belge veya sundukları bilgi ve belgelerden sorumlu oldukları düzenlenmektedir.
-
Eski ifade
engelleyen veYeni ifadeengelleyen ve/veyaDeğişikliğin gerekçesi
Madde ile, teknik elemanların ve yetkilendirilmiş tüzel kişilerin beyanlarına sorumluluk getirilerek gerçek dışı beyanların önüne geçilmesi amacıyla idari para cezası getirilerek, yetkilendirilmiş tüzel kişilerin hazırladıkları rapor, proje ve her türlü teknik belge veya sundukları bilgi ve belgelerden sorumlu oldukları düzenlenmektedir.
-
Eski ifade
Devlet kuruluşlarından daYeni ifadeDevlet kuruluşlarından ve üniversitelerden deDeğişikliğin gerekçesi
Madde ile, maden ruhsatlarının mahallinde yapılacak tetkik ve incelemeleri esnasında ruhsat sahiplerinin ya da vekilinin denetim mahallinde hazır olması ve ruhsata ilişkin talep edilen bilgi ve belgeleri hazır bulundurulup, denetim heyetine sunması amacıyla düzenleme yapılarak mahallinde tetkik ve inceleme gerçekleştirilinceye kadar üretim faaliyetlerinin durdurulması müeyyidesi getirilmektedir.
-
Değişikliğin gerekçesi
Madde ile, kaçak üretim ve izinsiz sevkiyatı düzenleyen madde yeniden düzenlenerek, madenin ocak başı satış fiyatı üzerinden idari para cezası uygulanması yönünde düzenleme yapılmakta, ayrıca kaçak üretim ve sevkiyat kapsamında cezayı uygulayacak idarelere açıklık getirilmektedir.
-
Değişikliğin gerekçesi
Madde ile, kaçak üretim ve izinsiz sevkiyatı düzenleyen madde yeniden düzenlenerek, madenin ocak başı satış fiyatı üzerinden idari para cezası uygulanması yönünde düzenleme yapılmakta, ayrıca kaçak üretim ve sevkiyat kapsamında cezayı uygulayacak idarelere açıklık getirilmektedir.
-
Değişikliğin gerekçesi
Madde ile, kaçak üretim ve izinsiz sevkiyatı düzenleyen madde yeniden düzenlenerek, madenin ocak başı satış fiyatı üzerinden idari para cezası uygulanması yönünde düzenleme yapılmakta, ayrıca kaçak üretim ve sevkiyat kapsamında cezayı uygulayacak idarelere açıklık getirilmektedir.
-
Değişikliğin gerekçesi
Madde ile, kaçak üretim ve izinsiz sevkiyatı düzenleyen madde yeniden düzenlenerek, madenin ocak başı satış fiyatı üzerinden idari para cezası uygulanması yönünde düzenleme yapılmakta, ayrıca kaçak üretim ve sevkiyat kapsamında cezayı uygulayacak idarelere açıklık getirilmektedir.
-
Değişikliğin gerekçesi
Madde ile, kaçak üretim ve izinsiz sevkiyatı düzenleyen madde yeniden düzenlenerek, madenin ocak başı satış fiyatı üzerinden idari para cezası uygulanması yönünde düzenleme yapılmakta, ayrıca kaçak üretim ve sevkiyat kapsamında cezayı uygulayacak idarelere açıklık getirilmektedir.
-
Değişikliğin gerekçesi
Madde ile, kaçak üretim ve izinsiz sevkiyatı düzenleyen madde yeniden düzenlenerek, madenin ocak başı satış fiyatı üzerinden idari para cezası uygulanması yönünde düzenleme yapılmakta, ayrıca kaçak üretim ve sevkiyat kapsamında cezayı uygulayacak idarelere açıklık getirilmektedir.
-
Değişikliğin gerekçesi
Madde ile ruhsat bedelinin nereye yatırılacağı ve ruhsat bedelinin içerisinde yer alan çevre uyum teminatının sahanın çevre ile uyumlu hale getirilme halinde iade edileceği, idari para cezalarının takip ve tahsili ile bu bedellerin nereye yatırılacağına ilişkin düzenleme yapılmaktadır.
Ruhsat bedellerine ilişkin Kanuna ekli (1) ve (2) sayılı tablolar değiştirilerek ruhsat bedelleri yeniden düzenlenmektedir.
Yine 4 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı merkez teşkilatında yer alan Maden İşleri Genel Müdürlüğü ile Petrol İşleri Genel Müdürlüğü birleştirilerek, Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü adı altında özel bütçeli Bakanlık merkez teşkilatından ayrı bağlı Genel Müdürlük haline getirilmiştir. Maden Kanununun 13 üncü maddesinin üçüncü fıkrasına göre idari para cezaları hakkında 5326 sayılı Kabahatler Kanunu hükümleri uygulanmakta ve idari para cezalarına karşı itiraz Sulh Ceza Hâkimliklerine yapılmaktadır. 6491 sayılı Türk Petrol Kanununun 23 üncü maddesinin dördüncü fıkrası ise “Genel Müdürlük tarafından verilen idari para cezalarına karşı otuz gün içinde idare mahkemelerinde dava açılabilir.” hükmüne havidir. Maden Kanununa göre verilen idari para cezalarının Sulh Ceza Hâkimlikleri nezdinde değerlendirilmesi ve bu mahkeme kararlarına karşı yine Sulh Ceza Hâkimliklerine itiraz edilerek kararın kesinleşmesi nedeni ile ülkenin farklı yerlerinde aynı nitelikteki hususlar hakkında farklı kararlar verilmiş, üst yargı yoluna gidilememesi nedeni ile içtihat birliği sağlanamamıştır. Belirtilen sıkıntıların giderilmesi ve yeni kurulan Genel Müdürlüğün sorumluluk alanında kalacak olan Türk Petrol Kanunu ve Maden Kanunu kapsamında verilecek idari para cezalarına karşı dava yolunda yeknesaklığın sağlanması açısından Maden Kanunu kapsamındaki idari para cezalarının da idare mahkemelerinde dava edilebilmesi yönünde düzenleme yapılmaktadır.
Ayrıca Genel Müdürlüğe yapılan başvuru ve taleplerde, sunulması gereken belgeler ve tamamlanması gereken mali yükümlülükler düzenlenerek uygulamada yeknesaklık sağlanması ve ruhsat sahiplerinin Kanundan doğan tüm yükümlülüklerini yerine getirmesi amaçlanmaktadır.
-
Değişikliğin gerekçesi
Madde ile ruhsat bedelinin nereye yatırılacağı ve ruhsat bedelinin içerisinde yer alan çevre uyum teminatının sahanın çevre ile uyumlu hale getirilme halinde iade edileceği, idari para cezalarının takip ve tahsili ile bu bedellerin nereye yatırılacağına ilişkin düzenleme yapılmaktadır.
Ruhsat bedellerine ilişkin Kanuna ekli (1) ve (2) sayılı tablolar değiştirilerek ruhsat bedelleri yeniden düzenlenmektedir.
Yine 4 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı merkez teşkilatında yer alan Maden İşleri Genel Müdürlüğü ile Petrol İşleri Genel Müdürlüğü birleştirilerek, Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü adı altında özel bütçeli Bakanlık merkez teşkilatından ayrı bağlı Genel Müdürlük haline getirilmiştir. Maden Kanununun 13 üncü maddesinin üçüncü fıkrasına göre idari para cezaları hakkında 5326 sayılı Kabahatler Kanunu hükümleri uygulanmakta ve idari para cezalarına karşı itiraz Sulh Ceza Hâkimliklerine yapılmaktadır. 6491 sayılı Türk Petrol Kanununun 23 üncü maddesinin dördüncü fıkrası ise “Genel Müdürlük tarafından verilen idari para cezalarına karşı otuz gün içinde idare mahkemelerinde dava açılabilir.” hükmüne havidir. Maden Kanununa göre verilen idari para cezalarının Sulh Ceza Hâkimlikleri nezdinde değerlendirilmesi ve bu mahkeme kararlarına karşı yine Sulh Ceza Hâkimliklerine itiraz edilerek kararın kesinleşmesi nedeni ile ülkenin farklı yerlerinde aynı nitelikteki hususlar hakkında farklı kararlar verilmiş, üst yargı yoluna gidilememesi nedeni ile içtihat birliği sağlanamamıştır. Belirtilen sıkıntıların giderilmesi ve yeni kurulan Genel Müdürlüğün sorumluluk alanında kalacak olan Türk Petrol Kanunu ve Maden Kanunu kapsamında verilecek idari para cezalarına karşı dava yolunda yeknesaklığın sağlanması açısından Maden Kanunu kapsamındaki idari para cezalarının da idare mahkemelerinde dava edilebilmesi yönünde düzenleme yapılmaktadır.
Ayrıca Genel Müdürlüğe yapılan başvuru ve taleplerde, sunulması gereken belgeler ve tamamlanması gereken mali yükümlülükler düzenlenerek uygulamada yeknesaklık sağlanması ve ruhsat sahiplerinin Kanundan doğan tüm yükümlülüklerini yerine getirmesi amaçlanmaktadır.
-
Değişikliğin gerekçesi
Madde ile ruhsat bedelinin nereye yatırılacağı ve ruhsat bedelinin içerisinde yer alan çevre uyum teminatının sahanın çevre ile uyumlu hale getirilme halinde iade edileceği, idari para cezalarının takip ve tahsili ile bu bedellerin nereye yatırılacağına ilişkin düzenleme yapılmaktadır.
Ruhsat bedellerine ilişkin Kanuna ekli (1) ve (2) sayılı tablolar değiştirilerek ruhsat bedelleri yeniden düzenlenmektedir.
Yine 4 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı merkez teşkilatında yer alan Maden İşleri Genel Müdürlüğü ile Petrol İşleri Genel Müdürlüğü birleştirilerek, Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü adı altında özel bütçeli Bakanlık merkez teşkilatından ayrı bağlı Genel Müdürlük haline getirilmiştir. Maden Kanununun 13 üncü maddesinin üçüncü fıkrasına göre idari para cezaları hakkında 5326 sayılı Kabahatler Kanunu hükümleri uygulanmakta ve idari para cezalarına karşı itiraz Sulh Ceza Hâkimliklerine yapılmaktadır. 6491 sayılı Türk Petrol Kanununun 23 üncü maddesinin dördüncü fıkrası ise “Genel Müdürlük tarafından verilen idari para cezalarına karşı otuz gün içinde idare mahkemelerinde dava açılabilir.” hükmüne havidir. Maden Kanununa göre verilen idari para cezalarının Sulh Ceza Hâkimlikleri nezdinde değerlendirilmesi ve bu mahkeme kararlarına karşı yine Sulh Ceza Hâkimliklerine itiraz edilerek kararın kesinleşmesi nedeni ile ülkenin farklı yerlerinde aynı nitelikteki hususlar hakkında farklı kararlar verilmiş, üst yargı yoluna gidilememesi nedeni ile içtihat birliği sağlanamamıştır. Belirtilen sıkıntıların giderilmesi ve yeni kurulan Genel Müdürlüğün sorumluluk alanında kalacak olan Türk Petrol Kanunu ve Maden Kanunu kapsamında verilecek idari para cezalarına karşı dava yolunda yeknesaklığın sağlanması açısından Maden Kanunu kapsamındaki idari para cezalarının da idare mahkemelerinde dava edilebilmesi yönünde düzenleme yapılmaktadır.
Ayrıca Genel Müdürlüğe yapılan başvuru ve taleplerde, sunulması gereken belgeler ve tamamlanması gereken mali yükümlülükler düzenlenerek uygulamada yeknesaklık sağlanması ve ruhsat sahiplerinin Kanundan doğan tüm yükümlülüklerini yerine getirmesi amaçlanmaktadır.
-
Değişikliğin gerekçesi
Madde ile ruhsat bedelinin nereye yatırılacağı ve ruhsat bedelinin içerisinde yer alan çevre uyum teminatının sahanın çevre ile uyumlu hale getirilme halinde iade edileceği, idari para cezalarının takip ve tahsili ile bu bedellerin nereye yatırılacağına ilişkin düzenleme yapılmaktadır.
Ruhsat bedellerine ilişkin Kanuna ekli (1) ve (2) sayılı tablolar değiştirilerek ruhsat bedelleri yeniden düzenlenmektedir.
Yine 4 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı merkez teşkilatında yer alan Maden İşleri Genel Müdürlüğü ile Petrol İşleri Genel Müdürlüğü birleştirilerek, Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü adı altında özel bütçeli Bakanlık merkez teşkilatından ayrı bağlı Genel Müdürlük haline getirilmiştir. Maden Kanununun 13 üncü maddesinin üçüncü fıkrasına göre idari para cezaları hakkında 5326 sayılı Kabahatler Kanunu hükümleri uygulanmakta ve idari para cezalarına karşı itiraz Sulh Ceza Hâkimliklerine yapılmaktadır. 6491 sayılı Türk Petrol Kanununun 23 üncü maddesinin dördüncü fıkrası ise “Genel Müdürlük tarafından verilen idari para cezalarına karşı otuz gün içinde idare mahkemelerinde dava açılabilir.” hükmüne havidir. Maden Kanununa göre verilen idari para cezalarının Sulh Ceza Hâkimlikleri nezdinde değerlendirilmesi ve bu mahkeme kararlarına karşı yine Sulh Ceza Hâkimliklerine itiraz edilerek kararın kesinleşmesi nedeni ile ülkenin farklı yerlerinde aynı nitelikteki hususlar hakkında farklı kararlar verilmiş, üst yargı yoluna gidilememesi nedeni ile içtihat birliği sağlanamamıştır. Belirtilen sıkıntıların giderilmesi ve yeni kurulan Genel Müdürlüğün sorumluluk alanında kalacak olan Türk Petrol Kanunu ve Maden Kanunu kapsamında verilecek idari para cezalarına karşı dava yolunda yeknesaklığın sağlanması açısından Maden Kanunu kapsamındaki idari para cezalarının da idare mahkemelerinde dava edilebilmesi yönünde düzenleme yapılmaktadır.
Ayrıca Genel Müdürlüğe yapılan başvuru ve taleplerde, sunulması gereken belgeler ve tamamlanması gereken mali yükümlülükler düzenlenerek uygulamada yeknesaklık sağlanması ve ruhsat sahiplerinin Kanundan doğan tüm yükümlülüklerini yerine getirmesi amaçlanmaktadır.
-
Değişikliğin gerekçesi
Madde ile ruhsat bedelinin nereye yatırılacağı ve ruhsat bedelinin içerisinde yer alan çevre uyum teminatının sahanın çevre ile uyumlu hale getirilme halinde iade edileceği, idari para cezalarının takip ve tahsili ile bu bedellerin nereye yatırılacağına ilişkin düzenleme yapılmaktadır.
Ruhsat bedellerine ilişkin Kanuna ekli (1) ve (2) sayılı tablolar değiştirilerek ruhsat bedelleri yeniden düzenlenmektedir.
Yine 4 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı merkez teşkilatında yer alan Maden İşleri Genel Müdürlüğü ile Petrol İşleri Genel Müdürlüğü birleştirilerek, Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü adı altında özel bütçeli Bakanlık merkez teşkilatından ayrı bağlı Genel Müdürlük haline getirilmiştir. Maden Kanununun 13 üncü maddesinin üçüncü fıkrasına göre idari para cezaları hakkında 5326 sayılı Kabahatler Kanunu hükümleri uygulanmakta ve idari para cezalarına karşı itiraz Sulh Ceza Hâkimliklerine yapılmaktadır. 6491 sayılı Türk Petrol Kanununun 23 üncü maddesinin dördüncü fıkrası ise “Genel Müdürlük tarafından verilen idari para cezalarına karşı otuz gün içinde idare mahkemelerinde dava açılabilir.” hükmüne havidir. Maden Kanununa göre verilen idari para cezalarının Sulh Ceza Hâkimlikleri nezdinde değerlendirilmesi ve bu mahkeme kararlarına karşı yine Sulh Ceza Hâkimliklerine itiraz edilerek kararın kesinleşmesi nedeni ile ülkenin farklı yerlerinde aynı nitelikteki hususlar hakkında farklı kararlar verilmiş, üst yargı yoluna gidilememesi nedeni ile içtihat birliği sağlanamamıştır. Belirtilen sıkıntıların giderilmesi ve yeni kurulan Genel Müdürlüğün sorumluluk alanında kalacak olan Türk Petrol Kanunu ve Maden Kanunu kapsamında verilecek idari para cezalarına karşı dava yolunda yeknesaklığın sağlanması açısından Maden Kanunu kapsamındaki idari para cezalarının da idare mahkemelerinde dava edilebilmesi yönünde düzenleme yapılmaktadır.
Ayrıca Genel Müdürlüğe yapılan başvuru ve taleplerde, sunulması gereken belgeler ve tamamlanması gereken mali yükümlülükler düzenlenerek uygulamada yeknesaklık sağlanması ve ruhsat sahiplerinin Kanundan doğan tüm yükümlülüklerini yerine getirmesi amaçlanmaktadır.
-
Eski ifade
Devlet hakkı ve özel idare payıDeğişikliğin gerekçesi
Madde ile, devlet hakkına esas ocak başı satış fiyatının alt sınırı belirlenmekte, Tarım ve Orman Bakanlığınca madencilik faaliyetleri için verilen izinler kapsamında alınan bedellere açıklık getirilmekte, çevre ile uyumlu davranılması ve çevrenin korunması amacıyla mevcutta var olan mermer atıklarının hammadde üretim iznine konu projelerde kullanılması ile hem bu atıkların çevreye vereceği olumsuz etkilerin ortadan kaldırılması hem de bu atıklardan katma değer sağlanması amaçlanmaktadır.
Yurtiçinde çıkarılan IV. Grup (c) bendi madenlerden altın, gümüş ve platin hariç diğer madenlerin yurtiçinde entegre tesislerde metal hale getirilmesi durumunda da Devlet hakkının %75’i alınmayarak madencilik sektörünün uç ürün üretimine yönelik teşvik edilmesi öngörülmektedir. Devlet hakkı indirimlerinden mükerrer yararlanılmasını engellemeye yönelik, Devlet hakkının ne zaman ve nereye yatırılacağı ile Genel Müdürlükçe nerelere dağıtılacağına ilişkin, Devlet hakkı beyanında hangi ruhsat sahiplerinin beyanlarının yeminli mali müşavir tasdikine tabi olduğuna dair düzenleme yapılmaktadır.
Ayrıca metalik madenlerden alınan devlet hakkına ilişkin oranlar ve fiyat aralıkları yeniden düzenlenmektedir.
-
Eski ifade
%2Yeni ifade%3Değişikliğin gerekçesi
Madde ile, devlet hakkına esas ocak başı satış fiyatının alt sınırı belirlenmekte, Tarım ve Orman Bakanlığınca madencilik faaliyetleri için verilen izinler kapsamında alınan bedellere açıklık getirilmekte, çevre ile uyumlu davranılması ve çevrenin korunması amacıyla mevcutta var olan mermer atıklarının hammadde üretim iznine konu projelerde kullanılması ile hem bu atıkların çevreye vereceği olumsuz etkilerin ortadan kaldırılması hem de bu atıklardan katma değer sağlanması amaçlanmaktadır.
Yurtiçinde çıkarılan IV. Grup (c) bendi madenlerden altın, gümüş ve platin hariç diğer madenlerin yurtiçinde entegre tesislerde metal hale getirilmesi durumunda da Devlet hakkının %75’i alınmayarak madencilik sektörünün uç ürün üretimine yönelik teşvik edilmesi öngörülmektedir. Devlet hakkı indirimlerinden mükerrer yararlanılmasını engellemeye yönelik, Devlet hakkının ne zaman ve nereye yatırılacağı ile Genel Müdürlükçe nerelere dağıtılacağına ilişkin, Devlet hakkı beyanında hangi ruhsat sahiplerinin beyanlarının yeminli mali müşavir tasdikine tabi olduğuna dair düzenleme yapılmaktadır.
Ayrıca metalik madenlerden alınan devlet hakkına ilişkin oranlar ve fiyat aralıkları yeniden düzenlenmektedir.
-
Eski ifade
BakanlıkYeni ifadeGenel MüdürlükDeğişikliğin gerekçesi
Madde ile, devlet hakkına esas ocak başı satış fiyatının alt sınırı belirlenmekte, Tarım ve Orman Bakanlığınca madencilik faaliyetleri için verilen izinler kapsamında alınan bedellere açıklık getirilmekte, çevre ile uyumlu davranılması ve çevrenin korunması amacıyla mevcutta var olan mermer atıklarının hammadde üretim iznine konu projelerde kullanılması ile hem bu atıkların çevreye vereceği olumsuz etkilerin ortadan kaldırılması hem de bu atıklardan katma değer sağlanması amaçlanmaktadır.
Yurtiçinde çıkarılan IV. Grup (c) bendi madenlerden altın, gümüş ve platin hariç diğer madenlerin yurtiçinde entegre tesislerde metal hale getirilmesi durumunda da Devlet hakkının %75’i alınmayarak madencilik sektörünün uç ürün üretimine yönelik teşvik edilmesi öngörülmektedir. Devlet hakkı indirimlerinden mükerrer yararlanılmasını engellemeye yönelik, Devlet hakkının ne zaman ve nereye yatırılacağı ile Genel Müdürlükçe nerelere dağıtılacağına ilişkin, Devlet hakkı beyanında hangi ruhsat sahiplerinin beyanlarının yeminli mali müşavir tasdikine tabi olduğuna dair düzenleme yapılmaktadır.
Ayrıca metalik madenlerden alınan devlet hakkına ilişkin oranlar ve fiyat aralıkları yeniden düzenlenmektedir.
-
Değişikliğin gerekçesi
Madde ile, devlet hakkına esas ocak başı satış fiyatının alt sınırı belirlenmekte, Tarım ve Orman Bakanlığınca madencilik faaliyetleri için verilen izinler kapsamında alınan bedellere açıklık getirilmekte, çevre ile uyumlu davranılması ve çevrenin korunması amacıyla mevcutta var olan mermer atıklarının hammadde üretim iznine konu projelerde kullanılması ile hem bu atıkların çevreye vereceği olumsuz etkilerin ortadan kaldırılması hem de bu atıklardan katma değer sağlanması amaçlanmaktadır.
Yurtiçinde çıkarılan IV. Grup (c) bendi madenlerden altın, gümüş ve platin hariç diğer madenlerin yurtiçinde entegre tesislerde metal hale getirilmesi durumunda da Devlet hakkının %75’i alınmayarak madencilik sektörünün uç ürün üretimine yönelik teşvik edilmesi öngörülmektedir. Devlet hakkı indirimlerinden mükerrer yararlanılmasını engellemeye yönelik, Devlet hakkının ne zaman ve nereye yatırılacağı ile Genel Müdürlükçe nerelere dağıtılacağına ilişkin, Devlet hakkı beyanında hangi ruhsat sahiplerinin beyanlarının yeminli mali müşavir tasdikine tabi olduğuna dair düzenleme yapılmaktadır.
Ayrıca metalik madenlerden alınan devlet hakkına ilişkin oranlar ve fiyat aralıkları yeniden düzenlenmektedir.
-
Eski ifade
Ayrıca, diğer madenlerden buYeni ifadeBuDeğişikliğin gerekçesi
Madde ile, devlet hakkına esas ocak başı satış fiyatının alt sınırı belirlenmekte, Tarım ve Orman Bakanlığınca madencilik faaliyetleri için verilen izinler kapsamında alınan bedellere açıklık getirilmekte, çevre ile uyumlu davranılması ve çevrenin korunması amacıyla mevcutta var olan mermer atıklarının hammadde üretim iznine konu projelerde kullanılması ile hem bu atıkların çevreye vereceği olumsuz etkilerin ortadan kaldırılması hem de bu atıklardan katma değer sağlanması amaçlanmaktadır.
Yurtiçinde çıkarılan IV. Grup (c) bendi madenlerden altın, gümüş ve platin hariç diğer madenlerin yurtiçinde entegre tesislerde metal hale getirilmesi durumunda da Devlet hakkının %75’i alınmayarak madencilik sektörünün uç ürün üretimine yönelik teşvik edilmesi öngörülmektedir. Devlet hakkı indirimlerinden mükerrer yararlanılmasını engellemeye yönelik, Devlet hakkının ne zaman ve nereye yatırılacağı ile Genel Müdürlükçe nerelere dağıtılacağına ilişkin, Devlet hakkı beyanında hangi ruhsat sahiplerinin beyanlarının yeminli mali müşavir tasdikine tabi olduğuna dair düzenleme yapılmaktadır.
Ayrıca metalik madenlerden alınan devlet hakkına ilişkin oranlar ve fiyat aralıkları yeniden düzenlenmektedir.
-
Eski ifade
BakanlıkçaYeni ifadeGenel MüdürlükçeDeğişikliğin gerekçesi
Madde ile, devlet hakkına esas ocak başı satış fiyatının alt sınırı belirlenmekte, Tarım ve Orman Bakanlığınca madencilik faaliyetleri için verilen izinler kapsamında alınan bedellere açıklık getirilmekte, çevre ile uyumlu davranılması ve çevrenin korunması amacıyla mevcutta var olan mermer atıklarının hammadde üretim iznine konu projelerde kullanılması ile hem bu atıkların çevreye vereceği olumsuz etkilerin ortadan kaldırılması hem de bu atıklardan katma değer sağlanması amaçlanmaktadır.
Yurtiçinde çıkarılan IV. Grup (c) bendi madenlerden altın, gümüş ve platin hariç diğer madenlerin yurtiçinde entegre tesislerde metal hale getirilmesi durumunda da Devlet hakkının %75’i alınmayarak madencilik sektörünün uç ürün üretimine yönelik teşvik edilmesi öngörülmektedir. Devlet hakkı indirimlerinden mükerrer yararlanılmasını engellemeye yönelik, Devlet hakkının ne zaman ve nereye yatırılacağı ile Genel Müdürlükçe nerelere dağıtılacağına ilişkin, Devlet hakkı beyanında hangi ruhsat sahiplerinin beyanlarının yeminli mali müşavir tasdikine tabi olduğuna dair düzenleme yapılmaktadır.
Ayrıca metalik madenlerden alınan devlet hakkına ilişkin oranlar ve fiyat aralıkları yeniden düzenlenmektedir.
-
Değişikliğin gerekçesi
Madde ile, devlet hakkına esas ocak başı satış fiyatının alt sınırı belirlenmekte, Tarım ve Orman Bakanlığınca madencilik faaliyetleri için verilen izinler kapsamında alınan bedellere açıklık getirilmekte, çevre ile uyumlu davranılması ve çevrenin korunması amacıyla mevcutta var olan mermer atıklarının hammadde üretim iznine konu projelerde kullanılması ile hem bu atıkların çevreye vereceği olumsuz etkilerin ortadan kaldırılması hem de bu atıklardan katma değer sağlanması amaçlanmaktadır.
Yurtiçinde çıkarılan IV. Grup (c) bendi madenlerden altın, gümüş ve platin hariç diğer madenlerin yurtiçinde entegre tesislerde metal hale getirilmesi durumunda da Devlet hakkının %75’i alınmayarak madencilik sektörünün uç ürün üretimine yönelik teşvik edilmesi öngörülmektedir. Devlet hakkı indirimlerinden mükerrer yararlanılmasını engellemeye yönelik, Devlet hakkının ne zaman ve nereye yatırılacağı ile Genel Müdürlükçe nerelere dağıtılacağına ilişkin, Devlet hakkı beyanında hangi ruhsat sahiplerinin beyanlarının yeminli mali müşavir tasdikine tabi olduğuna dair düzenleme yapılmaktadır.
Ayrıca metalik madenlerden alınan devlet hakkına ilişkin oranlar ve fiyat aralıkları yeniden düzenlenmektedir.
-
Değişikliğin gerekçesi
Madde ile, devlet hakkına esas ocak başı satış fiyatının alt sınırı belirlenmekte, Tarım ve Orman Bakanlığınca madencilik faaliyetleri için verilen izinler kapsamında alınan bedellere açıklık getirilmekte, çevre ile uyumlu davranılması ve çevrenin korunması amacıyla mevcutta var olan mermer atıklarının hammadde üretim iznine konu projelerde kullanılması ile hem bu atıkların çevreye vereceği olumsuz etkilerin ortadan kaldırılması hem de bu atıklardan katma değer sağlanması amaçlanmaktadır.
Yurtiçinde çıkarılan IV. Grup (c) bendi madenlerden altın, gümüş ve platin hariç diğer madenlerin yurtiçinde entegre tesislerde metal hale getirilmesi durumunda da Devlet hakkının %75’i alınmayarak madencilik sektörünün uç ürün üretimine yönelik teşvik edilmesi öngörülmektedir. Devlet hakkı indirimlerinden mükerrer yararlanılmasını engellemeye yönelik, Devlet hakkının ne zaman ve nereye yatırılacağı ile Genel Müdürlükçe nerelere dağıtılacağına ilişkin, Devlet hakkı beyanında hangi ruhsat sahiplerinin beyanlarının yeminli mali müşavir tasdikine tabi olduğuna dair düzenleme yapılmaktadır.
Ayrıca metalik madenlerden alınan devlet hakkına ilişkin oranlar ve fiyat aralıkları yeniden düzenlenmektedir.
-
Değişikliğin gerekçesi
Madde ile, devlet hakkına esas ocak başı satış fiyatının alt sınırı belirlenmekte, Tarım ve Orman Bakanlığınca madencilik faaliyetleri için verilen izinler kapsamında alınan bedellere açıklık getirilmekte, çevre ile uyumlu davranılması ve çevrenin korunması amacıyla mevcutta var olan mermer atıklarının hammadde üretim iznine konu projelerde kullanılması ile hem bu atıkların çevreye vereceği olumsuz etkilerin ortadan kaldırılması hem de bu atıklardan katma değer sağlanması amaçlanmaktadır.
Yurtiçinde çıkarılan IV. Grup (c) bendi madenlerden altın, gümüş ve platin hariç diğer madenlerin yurtiçinde entegre tesislerde metal hale getirilmesi durumunda da Devlet hakkının %75’i alınmayarak madencilik sektörünün uç ürün üretimine yönelik teşvik edilmesi öngörülmektedir. Devlet hakkı indirimlerinden mükerrer yararlanılmasını engellemeye yönelik, Devlet hakkının ne zaman ve nereye yatırılacağı ile Genel Müdürlükçe nerelere dağıtılacağına ilişkin, Devlet hakkı beyanında hangi ruhsat sahiplerinin beyanlarının yeminli mali müşavir tasdikine tabi olduğuna dair düzenleme yapılmaktadır.
Ayrıca metalik madenlerden alınan devlet hakkına ilişkin oranlar ve fiyat aralıkları yeniden düzenlenmektedir.
-
Değişikliğin gerekçesi
Madde ile, devlet hakkına esas ocak başı satış fiyatının alt sınırı belirlenmekte, Tarım ve Orman Bakanlığınca madencilik faaliyetleri için verilen izinler kapsamında alınan bedellere açıklık getirilmekte, çevre ile uyumlu davranılması ve çevrenin korunması amacıyla mevcutta var olan mermer atıklarının hammadde üretim iznine konu projelerde kullanılması ile hem bu atıkların çevreye vereceği olumsuz etkilerin ortadan kaldırılması hem de bu atıklardan katma değer sağlanması amaçlanmaktadır.
Yurtiçinde çıkarılan IV. Grup (c) bendi madenlerden altın, gümüş ve platin hariç diğer madenlerin yurtiçinde entegre tesislerde metal hale getirilmesi durumunda da Devlet hakkının %75’i alınmayarak madencilik sektörünün uç ürün üretimine yönelik teşvik edilmesi öngörülmektedir. Devlet hakkı indirimlerinden mükerrer yararlanılmasını engellemeye yönelik, Devlet hakkının ne zaman ve nereye yatırılacağı ile Genel Müdürlükçe nerelere dağıtılacağına ilişkin, Devlet hakkı beyanında hangi ruhsat sahiplerinin beyanlarının yeminli mali müşavir tasdikine tabi olduğuna dair düzenleme yapılmaktadır.
Ayrıca metalik madenlerden alınan devlet hakkına ilişkin oranlar ve fiyat aralıkları yeniden düzenlenmektedir.
-
Değişikliğin gerekçesi
Madde ile, devlet hakkına esas ocak başı satış fiyatının alt sınırı belirlenmekte, Tarım ve Orman Bakanlığınca madencilik faaliyetleri için verilen izinler kapsamında alınan bedellere açıklık getirilmekte, çevre ile uyumlu davranılması ve çevrenin korunması amacıyla mevcutta var olan mermer atıklarının hammadde üretim iznine konu projelerde kullanılması ile hem bu atıkların çevreye vereceği olumsuz etkilerin ortadan kaldırılması hem de bu atıklardan katma değer sağlanması amaçlanmaktadır.
Yurtiçinde çıkarılan IV. Grup (c) bendi madenlerden altın, gümüş ve platin hariç diğer madenlerin yurtiçinde entegre tesislerde metal hale getirilmesi durumunda da Devlet hakkının %75’i alınmayarak madencilik sektörünün uç ürün üretimine yönelik teşvik edilmesi öngörülmektedir. Devlet hakkı indirimlerinden mükerrer yararlanılmasını engellemeye yönelik, Devlet hakkının ne zaman ve nereye yatırılacağı ile Genel Müdürlükçe nerelere dağıtılacağına ilişkin, Devlet hakkı beyanında hangi ruhsat sahiplerinin beyanlarının yeminli mali müşavir tasdikine tabi olduğuna dair düzenleme yapılmaktadır.
Ayrıca metalik madenlerden alınan devlet hakkına ilişkin oranlar ve fiyat aralıkları yeniden düzenlenmektedir.
-
Değişikliğin gerekçesi
Madde ile, buluculuk talepleri için Ulusal Maden Kaynak ve Rezerv Raporlama Koduna göre hazırlanmış teknik kaynak veya rezerv raporu kriteri getirilmekte, görünür rezerv geliştirme hakkına açıklık getirilerek talep edilmesi halinde maden siciline şerh edilme imkânı da sağlanmakta, buluculuk hakkı hesaplanmasında Genel Müdürlük tarafından belirlenen emsal ocak başı satış fiyatının kullanılması sağlanarak, buluculuk haklarının tahsilinde kesin olarak kullanılabilecek rakamlar belirlenmekte ve ortaya çıkabilecek ihtilafların azaltılması amaçlanmaktadır.
-
Değişikliğin gerekçesi
Madde ile, buluculuk talepleri için Ulusal Maden Kaynak ve Rezerv Raporlama Koduna göre hazırlanmış teknik kaynak veya rezerv raporu kriteri getirilmekte, görünür rezerv geliştirme hakkına açıklık getirilerek talep edilmesi halinde maden siciline şerh edilme imkânı da sağlanmakta, buluculuk hakkı hesaplanmasında Genel Müdürlük tarafından belirlenen emsal ocak başı satış fiyatının kullanılması sağlanarak, buluculuk haklarının tahsilinde kesin olarak kullanılabilecek rakamlar belirlenmekte ve ortaya çıkabilecek ihtilafların azaltılması amaçlanmaktadır.
-
Değişikliğin gerekçesi
Madde ile, buluculuk talepleri için Ulusal Maden Kaynak ve Rezerv Raporlama Koduna göre hazırlanmış teknik kaynak veya rezerv raporu kriteri getirilmekte, görünür rezerv geliştirme hakkına açıklık getirilerek talep edilmesi halinde maden siciline şerh edilme imkânı da sağlanmakta, buluculuk hakkı hesaplanmasında Genel Müdürlük tarafından belirlenen emsal ocak başı satış fiyatının kullanılması sağlanarak, buluculuk haklarının tahsilinde kesin olarak kullanılabilecek rakamlar belirlenmekte ve ortaya çıkabilecek ihtilafların azaltılması amaçlanmaktadır.
-
Eski ifade
sertifikasıYeni ifaderuhsatıDeğişikliğin gerekçesi
Madde ile, sadece V. Grup madenlerde kullanılan sertifika kavramı kaldırılıp diğer gruplarda olduğu gibi bu grup içinde ruhsat tanımı getirildiğinden madde metninde bu doğrultuda düzenleme yapılmakta ve maden sahalarının tamamında maden rezervlerinin tespit edilmesi amaçlanarak görünür rezerv alanı tespit edilmiş olan işletme izinli işletme ruhsatlarının kendisi ile aynı safhada olan işletme izinli işletme ruhsatları ile birleşebileceği düzenlenmektedir. Ayrıca iki ruhsatın birleşmesi durumunda karışıklığa yol açmaması için birleşme sonucu oluşan ruhsatın başlangıç tarihine açıklık getirilmektedir.
-
Değişikliğin gerekçesi
Madde ile, sadece V. Grup madenlerde kullanılan sertifika kavramı kaldırılıp diğer gruplarda olduğu gibi bu grup içinde ruhsat tanımı getirildiğinden madde metninde bu doğrultuda düzenleme yapılmakta ve maden sahalarının tamamında maden rezervlerinin tespit edilmesi amaçlanarak görünür rezerv alanı tespit edilmiş olan işletme izinli işletme ruhsatlarının kendisi ile aynı safhada olan işletme izinli işletme ruhsatları ile birleşebileceği düzenlenmektedir. Ayrıca iki ruhsatın birleşmesi durumunda karışıklığa yol açmaması için birleşme sonucu oluşan ruhsatın başlangıç tarihine açıklık getirilmektedir.
-
Eski ifade
sertifikasıYeni ifaderuhsatıDeğişikliğin gerekçesi
Madde ile, ruhsatın süresinin bitimine ez az altı ay kala süre uzatım talebinde bulunulma şartı getirilerek işlemlerin sonuçlanması sürecinde hukuken oluşan sıkıntıların önlenmesi amaçlanmaktadır.
Ayrıca, farklı Kanun döneminden gelen ve ruhsat süresi dolmuş ruhsatlara ilişkin uygulamadaki belirsizlikler giderilerek ruhsat sürelerinin yeniden uzatılmasına ilişkin çerçeve belirlenmektedir.
Uygulanabilirliği olmayan “mümkün rezerv” ifadesi metinden çıkarılarak işletme ruhsatı ve izninin muhtemel ve görünür rezerv baz alınarak düzenlenmesi, ayrı ayrı üretilmesi imkânı olmayan farklı gruptaki madenler ile ilgili uygulamalarda yeknesaklık sağlanması amaçlanmaktadır.
Madde ile ayrıca, madencilik yapılamayacak nitelikteki küçük alanlara işletme ruhsatı düzenlenmemesi ve bu alanların ruhsattan taksir edilmesi ile taksir edilen ruhsata mücavir sayılmaması yönünde düzenleme yapılmıştır.
-
Eski ifade
50.000Yeni ifade77.632Değişikliğin gerekçesi
Madde ile, ruhsatın süresinin bitimine ez az altı ay kala süre uzatım talebinde bulunulma şartı getirilerek işlemlerin sonuçlanması sürecinde hukuken oluşan sıkıntıların önlenmesi amaçlanmaktadır.
Ayrıca, farklı Kanun döneminden gelen ve ruhsat süresi dolmuş ruhsatlara ilişkin uygulamadaki belirsizlikler giderilerek ruhsat sürelerinin yeniden uzatılmasına ilişkin çerçeve belirlenmektedir.
Uygulanabilirliği olmayan “mümkün rezerv” ifadesi metinden çıkarılarak işletme ruhsatı ve izninin muhtemel ve görünür rezerv baz alınarak düzenlenmesi, ayrı ayrı üretilmesi imkânı olmayan farklı gruptaki madenler ile ilgili uygulamalarda yeknesaklık sağlanması amaçlanmaktadır.
Madde ile ayrıca, madencilik yapılamayacak nitelikteki küçük alanlara işletme ruhsatı düzenlenmemesi ve bu alanların ruhsattan taksir edilmesi ile taksir edilen ruhsata mücavir sayılmaması yönünde düzenleme yapılmıştır.
-
Değişikliğin gerekçesi
Madde ile, ruhsatın süresinin bitimine ez az altı ay kala süre uzatım talebinde bulunulma şartı getirilerek işlemlerin sonuçlanması sürecinde hukuken oluşan sıkıntıların önlenmesi amaçlanmaktadır.
Ayrıca, farklı Kanun döneminden gelen ve ruhsat süresi dolmuş ruhsatlara ilişkin uygulamadaki belirsizlikler giderilerek ruhsat sürelerinin yeniden uzatılmasına ilişkin çerçeve belirlenmektedir.
Uygulanabilirliği olmayan “mümkün rezerv” ifadesi metinden çıkarılarak işletme ruhsatı ve izninin muhtemel ve görünür rezerv baz alınarak düzenlenmesi, ayrı ayrı üretilmesi imkânı olmayan farklı gruptaki madenler ile ilgili uygulamalarda yeknesaklık sağlanması amaçlanmaktadır.
Madde ile ayrıca, madencilik yapılamayacak nitelikteki küçük alanlara işletme ruhsatı düzenlenmemesi ve bu alanların ruhsattan taksir edilmesi ile taksir edilen ruhsata mücavir sayılmaması yönünde düzenleme yapılmıştır.
-
Değişikliğin gerekçesi
Madde ile, ruhsatın süresinin bitimine ez az altı ay kala süre uzatım talebinde bulunulma şartı getirilerek işlemlerin sonuçlanması sürecinde hukuken oluşan sıkıntıların önlenmesi amaçlanmaktadır.
Ayrıca, farklı Kanun döneminden gelen ve ruhsat süresi dolmuş ruhsatlara ilişkin uygulamadaki belirsizlikler giderilerek ruhsat sürelerinin yeniden uzatılmasına ilişkin çerçeve belirlenmektedir.
Uygulanabilirliği olmayan “mümkün rezerv” ifadesi metinden çıkarılarak işletme ruhsatı ve izninin muhtemel ve görünür rezerv baz alınarak düzenlenmesi, ayrı ayrı üretilmesi imkânı olmayan farklı gruptaki madenler ile ilgili uygulamalarda yeknesaklık sağlanması amaçlanmaktadır.
Madde ile ayrıca, madencilik yapılamayacak nitelikteki küçük alanlara işletme ruhsatı düzenlenmemesi ve bu alanların ruhsattan taksir edilmesi ile taksir edilen ruhsata mücavir sayılmaması yönünde düzenleme yapılmıştır.
-
Değişikliğin gerekçesi
Madde ile, ruhsatın süresinin bitimine ez az altı ay kala süre uzatım talebinde bulunulma şartı getirilerek işlemlerin sonuçlanması sürecinde hukuken oluşan sıkıntıların önlenmesi amaçlanmaktadır.
Ayrıca, farklı Kanun döneminden gelen ve ruhsat süresi dolmuş ruhsatlara ilişkin uygulamadaki belirsizlikler giderilerek ruhsat sürelerinin yeniden uzatılmasına ilişkin çerçeve belirlenmektedir.
Uygulanabilirliği olmayan “mümkün rezerv” ifadesi metinden çıkarılarak işletme ruhsatı ve izninin muhtemel ve görünür rezerv baz alınarak düzenlenmesi, ayrı ayrı üretilmesi imkânı olmayan farklı gruptaki madenler ile ilgili uygulamalarda yeknesaklık sağlanması amaçlanmaktadır.
Madde ile ayrıca, madencilik yapılamayacak nitelikteki küçük alanlara işletme ruhsatı düzenlenmemesi ve bu alanların ruhsattan taksir edilmesi ile taksir edilen ruhsata mücavir sayılmaması yönünde düzenleme yapılmıştır.
-
Değişikliğin gerekçesi
Madde ile, ruhsatın süresinin bitimine ez az altı ay kala süre uzatım talebinde bulunulma şartı getirilerek işlemlerin sonuçlanması sürecinde hukuken oluşan sıkıntıların önlenmesi amaçlanmaktadır.
Ayrıca, farklı Kanun döneminden gelen ve ruhsat süresi dolmuş ruhsatlara ilişkin uygulamadaki belirsizlikler giderilerek ruhsat sürelerinin yeniden uzatılmasına ilişkin çerçeve belirlenmektedir.
Uygulanabilirliği olmayan “mümkün rezerv” ifadesi metinden çıkarılarak işletme ruhsatı ve izninin muhtemel ve görünür rezerv baz alınarak düzenlenmesi, ayrı ayrı üretilmesi imkânı olmayan farklı gruptaki madenler ile ilgili uygulamalarda yeknesaklık sağlanması amaçlanmaktadır.
Madde ile ayrıca, madencilik yapılamayacak nitelikteki küçük alanlara işletme ruhsatı düzenlenmemesi ve bu alanların ruhsattan taksir edilmesi ile taksir edilen ruhsata mücavir sayılmaması yönünde düzenleme yapılmıştır.
-
Değişikliğin gerekçesi
Madde ile, ruhsatın süresinin bitimine ez az altı ay kala süre uzatım talebinde bulunulma şartı getirilerek işlemlerin sonuçlanması sürecinde hukuken oluşan sıkıntıların önlenmesi amaçlanmaktadır.
Ayrıca, farklı Kanun döneminden gelen ve ruhsat süresi dolmuş ruhsatlara ilişkin uygulamadaki belirsizlikler giderilerek ruhsat sürelerinin yeniden uzatılmasına ilişkin çerçeve belirlenmektedir.
Uygulanabilirliği olmayan “mümkün rezerv” ifadesi metinden çıkarılarak işletme ruhsatı ve izninin muhtemel ve görünür rezerv baz alınarak düzenlenmesi, ayrı ayrı üretilmesi imkânı olmayan farklı gruptaki madenler ile ilgili uygulamalarda yeknesaklık sağlanması amaçlanmaktadır.
Madde ile ayrıca, madencilik yapılamayacak nitelikteki küçük alanlara işletme ruhsatı düzenlenmemesi ve bu alanların ruhsattan taksir edilmesi ile taksir edilen ruhsata mücavir sayılmaması yönünde düzenleme yapılmıştır.
-
Değişikliğin gerekçesi
Madde ile, ruhsatın süresinin bitimine ez az altı ay kala süre uzatım talebinde bulunulma şartı getirilerek işlemlerin sonuçlanması sürecinde hukuken oluşan sıkıntıların önlenmesi amaçlanmaktadır.
Ayrıca, farklı Kanun döneminden gelen ve ruhsat süresi dolmuş ruhsatlara ilişkin uygulamadaki belirsizlikler giderilerek ruhsat sürelerinin yeniden uzatılmasına ilişkin çerçeve belirlenmektedir.
Uygulanabilirliği olmayan “mümkün rezerv” ifadesi metinden çıkarılarak işletme ruhsatı ve izninin muhtemel ve görünür rezerv baz alınarak düzenlenmesi, ayrı ayrı üretilmesi imkânı olmayan farklı gruptaki madenler ile ilgili uygulamalarda yeknesaklık sağlanması amaçlanmaktadır.
Madde ile ayrıca, madencilik yapılamayacak nitelikteki küçük alanlara işletme ruhsatı düzenlenmemesi ve bu alanların ruhsattan taksir edilmesi ile taksir edilen ruhsata mücavir sayılmaması yönünde düzenleme yapılmıştır.
-
Değişikliğin gerekçesi
Madde ile, bölge, istihdam, yatırım, ülke ihtiyaçları ve benzeri hususlar dikkate alınarak ara/uç ürün üretmek ve tesis kurmak şartı ile maden sahalarının Bakan onayı ile, ihale edilmeksizin ihtisaslaşmış devlet kuruluşlarına verilmesi ve bu sayede ara ve uç ürün ithalatının azaltılması amaçlanmaktadır.
-
Değişikliğin gerekçesi
Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğünün maden ruhsatı sahipleri ile yapmış olduğu arama ve araştırma tip sözleşmelerinin maden siciline bilgi amaçlı şerh edilmesi ile hem aleniyet, hem de sözleşmeden sonra ruhsatın el değiştirmesi halinde yeni ruhsat sahiplerine karşı sözleşmeden doğan hakların korunmasının sağlanması amaçlanmaktadır.
-
Değişikliğin gerekçesi
Düzenleme ile, Türkiye Taş Kömürü ve Türkiye Kömür İşletmeleri uhdesinde bulunan sahaların Kanun kapsamında bölünerek devredilmesi veya mevcut rödövans sahalarının, rödövans alanları ile sınırlı olarak yapacakları sözleşmeye istinaden bölünerek devredilmesine imkân tanınmakta, rödövans sözleşmeleri uyarınca rödövans veren kamu kurum ve kuruluşları ile rödövansçı arasındaki hukuki statü belirlenmektedir.
-
Değişikliğin gerekçesi
Rödövans sözleşmelerinin Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğünün izniyle yapılabilmesi ve Genel Müdürlüğün bu sözleşmelere taraf olmadığı düzenlenmektedir.
-
Değişikliğin gerekçesi
Geçici 38 inci madde ile, Kanunun 24 üncü maddesinin birinci fıkrasında belirtilen altı aylık sürenin uygulanması kapsamında ortaya çıkabilecek aksaklıkların önüne geçilebilmesi amacıyla geçici düzenleme yapılmaktadır.
Geçici 39 uncu madde ile, ayrı ayrı üretilmesi imkanı olmayan farklı gruptaki madenler ile ilgili uygulamalarda ortaya çıkabilecek aksaklıkların önüne geçilebilmesi amacıyla geçici düzenleme yapılmaktadır.
Geçici 40 ıncı madde ile, uygulanabilirliği olmayan “mümkün rezerv” ifadesinin Kanun metninden çıkarılması nedeniyle daha önce düzenlenmiş işletme ruhsatlarının mümkün ve muhtemel rezerv alanlarını görünür rezerv haline getirmeleri hususuna geçici hüküm ile açıklık getirilmektedir.
Geçici 41 inci madde ile, yeniden belirlenen ruhsat sürelerini aşan şekilde daha önce temdit edilmiş ruhsatların tekrar temdit edilemeyeceği ve halihazırda temdit başvurusu neticelenmemiş talepler için uygulanacak usule açıklık getirilmektedir.
Geçici 42 nci madde ile, maden üretimine engel teşkil eden, maden işletme faaliyetleri yapılamayacak nitelikteki küçük alanlara işletme ruhsatı verilemeyeceği ve varsa verilmiş olanlar Genel Müdürlükçe taksir edilebileceği düzenlenmektedir.
-
Değişikliğin gerekçesi
Geçici 38 inci madde ile, Kanunun 24 üncü maddesinin birinci fıkrasında belirtilen altı aylık sürenin uygulanması kapsamında ortaya çıkabilecek aksaklıkların önüne geçilebilmesi amacıyla geçici düzenleme yapılmaktadır.
Geçici 39 uncu madde ile, ayrı ayrı üretilmesi imkanı olmayan farklı gruptaki madenler ile ilgili uygulamalarda ortaya çıkabilecek aksaklıkların önüne geçilebilmesi amacıyla geçici düzenleme yapılmaktadır.
Geçici 40 ıncı madde ile, uygulanabilirliği olmayan “mümkün rezerv” ifadesinin Kanun metninden çıkarılması nedeniyle daha önce düzenlenmiş işletme ruhsatlarının mümkün ve muhtemel rezerv alanlarını görünür rezerv haline getirmeleri hususuna geçici hüküm ile açıklık getirilmektedir.
Geçici 41 inci madde ile, yeniden belirlenen ruhsat sürelerini aşan şekilde daha önce temdit edilmiş ruhsatların tekrar temdit edilemeyeceği ve halihazırda temdit başvurusu neticelenmemiş talepler için uygulanacak usule açıklık getirilmektedir.
Geçici 42 nci madde ile, maden üretimine engel teşkil eden, maden işletme faaliyetleri yapılamayacak nitelikteki küçük alanlara işletme ruhsatı verilemeyeceği ve varsa verilmiş olanlar Genel Müdürlükçe taksir edilebileceği düzenlenmektedir.
-
Değişikliğin gerekçesi
Geçici 38 inci madde ile, Kanunun 24 üncü maddesinin birinci fıkrasında belirtilen altı aylık sürenin uygulanması kapsamında ortaya çıkabilecek aksaklıkların önüne geçilebilmesi amacıyla geçici düzenleme yapılmaktadır.
Geçici 39 uncu madde ile, ayrı ayrı üretilmesi imkanı olmayan farklı gruptaki madenler ile ilgili uygulamalarda ortaya çıkabilecek aksaklıkların önüne geçilebilmesi amacıyla geçici düzenleme yapılmaktadır.
Geçici 40 ıncı madde ile, uygulanabilirliği olmayan “mümkün rezerv” ifadesinin Kanun metninden çıkarılması nedeniyle daha önce düzenlenmiş işletme ruhsatlarının mümkün ve muhtemel rezerv alanlarını görünür rezerv haline getirmeleri hususuna geçici hüküm ile açıklık getirilmektedir.
Geçici 41 inci madde ile, yeniden belirlenen ruhsat sürelerini aşan şekilde daha önce temdit edilmiş ruhsatların tekrar temdit edilemeyeceği ve halihazırda temdit başvurusu neticelenmemiş talepler için uygulanacak usule açıklık getirilmektedir.
Geçici 42 nci madde ile, maden üretimine engel teşkil eden, maden işletme faaliyetleri yapılamayacak nitelikteki küçük alanlara işletme ruhsatı verilemeyeceği ve varsa verilmiş olanlar Genel Müdürlükçe taksir edilebileceği düzenlenmektedir.
-
Değişikliğin gerekçesi
Geçici 38 inci madde ile, Kanunun 24 üncü maddesinin birinci fıkrasında belirtilen altı aylık sürenin uygulanması kapsamında ortaya çıkabilecek aksaklıkların önüne geçilebilmesi amacıyla geçici düzenleme yapılmaktadır.
Geçici 39 uncu madde ile, ayrı ayrı üretilmesi imkanı olmayan farklı gruptaki madenler ile ilgili uygulamalarda ortaya çıkabilecek aksaklıkların önüne geçilebilmesi amacıyla geçici düzenleme yapılmaktadır.
Geçici 40 ıncı madde ile, uygulanabilirliği olmayan “mümkün rezerv” ifadesinin Kanun metninden çıkarılması nedeniyle daha önce düzenlenmiş işletme ruhsatlarının mümkün ve muhtemel rezerv alanlarını görünür rezerv haline getirmeleri hususuna geçici hüküm ile açıklık getirilmektedir.
Geçici 41 inci madde ile, yeniden belirlenen ruhsat sürelerini aşan şekilde daha önce temdit edilmiş ruhsatların tekrar temdit edilemeyeceği ve halihazırda temdit başvurusu neticelenmemiş talepler için uygulanacak usule açıklık getirilmektedir.
Geçici 42 nci madde ile, maden üretimine engel teşkil eden, maden işletme faaliyetleri yapılamayacak nitelikteki küçük alanlara işletme ruhsatı verilemeyeceği ve varsa verilmiş olanlar Genel Müdürlükçe taksir edilebileceği düzenlenmektedir.
-
Değişikliğin gerekçesi
Geçici 38 inci madde ile, Kanunun 24 üncü maddesinin birinci fıkrasında belirtilen altı aylık sürenin uygulanması kapsamında ortaya çıkabilecek aksaklıkların önüne geçilebilmesi amacıyla geçici düzenleme yapılmaktadır.
Geçici 39 uncu madde ile, ayrı ayrı üretilmesi imkanı olmayan farklı gruptaki madenler ile ilgili uygulamalarda ortaya çıkabilecek aksaklıkların önüne geçilebilmesi amacıyla geçici düzenleme yapılmaktadır.
Geçici 40 ıncı madde ile, uygulanabilirliği olmayan “mümkün rezerv” ifadesinin Kanun metninden çıkarılması nedeniyle daha önce düzenlenmiş işletme ruhsatlarının mümkün ve muhtemel rezerv alanlarını görünür rezerv haline getirmeleri hususuna geçici hüküm ile açıklık getirilmektedir.
Geçici 41 inci madde ile, yeniden belirlenen ruhsat sürelerini aşan şekilde daha önce temdit edilmiş ruhsatların tekrar temdit edilemeyeceği ve halihazırda temdit başvurusu neticelenmemiş talepler için uygulanacak usule açıklık getirilmektedir.
Geçici 42 nci madde ile, maden üretimine engel teşkil eden, maden işletme faaliyetleri yapılamayacak nitelikteki küçük alanlara işletme ruhsatı verilemeyeceği ve varsa verilmiş olanlar Genel Müdürlükçe taksir edilebileceği düzenlenmektedir.
-
Değişikliğin gerekçesi
Madde ile ruhsat bedelinin nereye yatırılacağı ve ruhsat bedelinin içerisinde yer alan çevre uyum teminatının sahanın çevre ile uyumlu hale getirilme halinde iade edileceği, idari para cezalarının takip ve tahsili ile bu bedellerin nereye yatırılacağına ilişkin düzenleme yapılmaktadır.
Ruhsat bedellerine ilişkin Kanuna ekli (1) ve (2) sayılı tablolar değiştirilerek ruhsat bedelleri yeniden düzenlenmektedir.
Yine 4 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı merkez teşkilatında yer alan Maden İşleri Genel Müdürlüğü ile Petrol İşleri Genel Müdürlüğü birleştirilerek, Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü adı altında özel bütçeli Bakanlık merkez teşkilatından ayrı bağlı Genel Müdürlük haline getirilmiştir. Maden Kanununun 13 üncü maddesinin üçüncü fıkrasına göre idari para cezaları hakkında 5326 sayılı Kabahatler Kanunu hükümleri uygulanmakta ve idari para cezalarına karşı itiraz Sulh Ceza Hâkimliklerine yapılmaktadır. 6491 sayılı Türk Petrol Kanununun 23 üncü maddesinin dördüncü fıkrası ise “Genel Müdürlük tarafından verilen idari para cezalarına karşı otuz gün içinde idare mahkemelerinde dava açılabilir.” hükmüne havidir. Maden Kanununa göre verilen idari para cezalarının Sulh Ceza Hâkimlikleri nezdinde değerlendirilmesi ve bu mahkeme kararlarına karşı yine Sulh Ceza Hâkimliklerine itiraz edilerek kararın kesinleşmesi nedeni ile ülkenin farklı yerlerinde aynı nitelikteki hususlar hakkında farklı kararlar verilmiş, üst yargı yoluna gidilememesi nedeni ile içtihat birliği sağlanamamıştır. Belirtilen sıkıntıların giderilmesi ve yeni kurulan Genel Müdürlüğün sorumluluk alanında kalacak olan Türk Petrol Kanunu ve Maden Kanunu kapsamında verilecek idari para cezalarına karşı dava yolunda yeknesaklığın sağlanması açısından Maden Kanunu kapsamındaki idari para cezalarının da idare mahkemelerinde dava edilebilmesi yönünde düzenleme yapılmaktadır.
Ayrıca Genel Müdürlüğe yapılan başvuru ve taleplerde, sunulması gereken belgeler ve tamamlanması gereken mali yükümlülükler düzenlenerek uygulamada yeknesaklık sağlanması ve ruhsat sahiplerinin Kanundan doğan tüm yükümlülüklerini yerine getirmesi amaçlanmaktadır.
-
Değişikliğin gerekçesi
Madde ile ruhsat bedelinin nereye yatırılacağı ve ruhsat bedelinin içerisinde yer alan çevre uyum teminatının sahanın çevre ile uyumlu hale getirilme halinde iade edileceği, idari para cezalarının takip ve tahsili ile bu bedellerin nereye yatırılacağına ilişkin düzenleme yapılmaktadır.
Ruhsat bedellerine ilişkin Kanuna ekli (1) ve (2) sayılı tablolar değiştirilerek ruhsat bedelleri yeniden düzenlenmektedir.
Yine 4 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı merkez teşkilatında yer alan Maden İşleri Genel Müdürlüğü ile Petrol İşleri Genel Müdürlüğü birleştirilerek, Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü adı altında özel bütçeli Bakanlık merkez teşkilatından ayrı bağlı Genel Müdürlük haline getirilmiştir. Maden Kanununun 13 üncü maddesinin üçüncü fıkrasına göre idari para cezaları hakkında 5326 sayılı Kabahatler Kanunu hükümleri uygulanmakta ve idari para cezalarına karşı itiraz Sulh Ceza Hâkimliklerine yapılmaktadır. 6491 sayılı Türk Petrol Kanununun 23 üncü maddesinin dördüncü fıkrası ise “Genel Müdürlük tarafından verilen idari para cezalarına karşı otuz gün içinde idare mahkemelerinde dava açılabilir.” hükmüne havidir. Maden Kanununa göre verilen idari para cezalarının Sulh Ceza Hâkimlikleri nezdinde değerlendirilmesi ve bu mahkeme kararlarına karşı yine Sulh Ceza Hâkimliklerine itiraz edilerek kararın kesinleşmesi nedeni ile ülkenin farklı yerlerinde aynı nitelikteki hususlar hakkında farklı kararlar verilmiş, üst yargı yoluna gidilememesi nedeni ile içtihat birliği sağlanamamıştır. Belirtilen sıkıntıların giderilmesi ve yeni kurulan Genel Müdürlüğün sorumluluk alanında kalacak olan Türk Petrol Kanunu ve Maden Kanunu kapsamında verilecek idari para cezalarına karşı dava yolunda yeknesaklığın sağlanması açısından Maden Kanunu kapsamındaki idari para cezalarının da idare mahkemelerinde dava edilebilmesi yönünde düzenleme yapılmaktadır.
Ayrıca Genel Müdürlüğe yapılan başvuru ve taleplerde, sunulması gereken belgeler ve tamamlanması gereken mali yükümlülükler düzenlenerek uygulamada yeknesaklık sağlanması ve ruhsat sahiplerinin Kanundan doğan tüm yükümlülüklerini yerine getirmesi amaçlanmaktadır.
-
14/2/2019 tarihli ve 7164 sayılı Kanunun 4 üncü maddesiyle bu fıkraya “madenlerin” ibaresinden sonra gelmek üzere “milli menfaatlere uygun olarak” ibaresi eklenmiştir.
Değişikliğin gerekçesi
Madde ile, 3213 sayılı Maden Kanununun amaç maddesi milli menfaatlere uygunluk hususu vurgulanmak sureti ile düzenlenmiştir.
-
14/2/2019 tarihli ve 7164 sayılı Kanunun 6 ncı maddesiyle bu fıkraya “Maden ruhsatları” ibaresinden sonra gelmek üzere “, görünür rezerv geliştirme hakkı” ibaresi eklenmiştir.
Değişikliğin gerekçesi
Madde ile, görünür rezerv geliştirme hakkının hisselere bölünemeyeceği ile görünür rezerv geliştirme haklarının Bakanlık onayı ile devir edilebileceği düzenlenmektedir.
-
14/2/2019 tarihli ve 7164 sayılı Kanunun 7 nci maddesiyle bu fıkrada yer alan “madencilik yapabileceği statüsünde yazılı” ibaresi madde metninden çıkarılmıştır.
Değişikliğin gerekçesi
Madde ile, madencilik yapacak şirketlerin statüsünde madencilik yapabileceği yazılı olma şartı kaldırılarak Kanun, Ticaret Kanunu ile uyumlu hale getirilmekte ve buluculuk hakkı ile görünür rezerv geliştirme haklarının maden siciline şerh edileceği düzenlenmektedir.
-
Eski ifade
dördüncüYeni ifadebeşinciDeğişikliğin gerekçesi
Madde ile, altın, gümüş ve platin madenleri için uygulanan devlet hakkında teşvik indiriminin %25 olarak düzenlenmesi, bu şekilde altın, gümüş ve platin madenlerinden alınacak devlet hakkı miktarının arttırılması amaçlanmaktadır.
-
14/2/2019 tarihli ve 7164 sayılı Kanunun 10 uncu maddesiyle bu fıkraya “şekilde” ibaresinden sonra gelmek üzere “ve/veya haksız yere” ibaresi eklenmiştir.
Değişikliğin gerekçesi
Madde ile, teknik elemanların ve yetkilendirilmiş tüzel kişilerin beyanlarına sorumluluk getirilerek gerçek dışı beyanların önüne geçilmesi amacıyla idari para cezası getirilerek, yetkilendirilmiş tüzel kişilerin hazırladıkları rapor, proje ve her türlü teknik belge veya sundukları bilgi ve belgelerden sorumlu oldukları düzenlenmektedir.
-
Eski ifade
BakanlıkçaYeni ifadeGenel MüdürlükçeDeğişikliğin gerekçesi
Madde ile, sadece V. Grup madenlerde kullanılan sertifika kavramı kaldırılıp diğer gruplarda olduğu gibi bu grup içinde ruhsat tanımı getirildiğinden madde metninde bu doğrultuda düzenleme yapılmakta ve maden sahalarının tamamında maden rezervlerinin tespit edilmesi amaçlanarak görünür rezerv alanı tespit edilmiş olan işletme izinli işletme ruhsatlarının kendisi ile aynı safhada olan işletme izinli işletme ruhsatları ile birleşebileceği düzenlenmektedir. Ayrıca iki ruhsatın birleşmesi durumunda karışıklığa yol açmaması için birleşme sonucu oluşan ruhsatın başlangıç tarihine açıklık getirilmektedir.
-
Eski ifade
sertifikasıYeni ifaderuhsatıDeğişikliğin gerekçesi
Madde ile, sadece V. Grup madenlerde kullanılan sertifika kavramı kaldırılıp diğer gruplarda olduğu gibi bu grup içinde ruhsat tanımı getirildiğinden madde metninde bu doğrultuda düzenleme yapılmakta ve maden sahalarının tamamında maden rezervlerinin tespit edilmesi amaçlanarak görünür rezerv alanı tespit edilmiş olan işletme izinli işletme ruhsatlarının kendisi ile aynı safhada olan işletme izinli işletme ruhsatları ile birleşebileceği düzenlenmektedir. Ayrıca iki ruhsatın birleşmesi durumunda karışıklığa yol açmaması için birleşme sonucu oluşan ruhsatın başlangıç tarihine açıklık getirilmektedir.
-
Eski ifade
Bakanlık bütçesindenYeni ifadeGenel Müdürlük bütçesindenDeğişikliğin gerekçesi
4 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığına bağlı özel bütçeli Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğünün (MAPEG) kurulmuş olması nedeni ile gerekli uyum düzenlemeleri yapılmaktadır.
-
14/2/2019 tarihli ve 7164 sayılı Kanunun 23 üncü maddesiyle bu fıkrada yer alan “0,5’i” ibaresi “1’i” şeklinde değiştirilmiştir.
Değişikliğin gerekçesi
4 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığına bağlı özel bütçeli Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğünün (MAPEG) kurulmuş olması nedeni ile gerekli uyum düzenlemeleri yapılmaktadır.
-
Eski ifade
BakanlıkYeni ifadeGenel MüdürlükDeğişikliğin gerekçesi
Madde ile, bölge, istihdam, yatırım, ülke ihtiyaçları ve benzeri hususlar dikkate alınarak ara/uç ürün üretmek ve tesis kurmak şartı ile maden sahalarının Bakan onayı ile, ihale edilmeksizin ihtisaslaşmış devlet kuruluşlarına verilmesi ve bu sayede ara ve uç ürün ithalatının azaltılması amaçlanmaktadır.
-
Eski ifade
Bakanlık tarafındanYeni ifadeGenel Müdürlük tarafındanDeğişikliğin gerekçesi
4 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığına bağlı özel bütçeli Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğünün (MAPEG) kurulmuş olması nedeni ile gerekli uyum düzenlemeleri yapılmaktadır.
-
Eski ifade
Bakanlık bütçesineYeni ifadeGenel Müdürlük bütçesineDeğişikliğin gerekçesi
4 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığına bağlı özel bütçeli Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğünün (MAPEG) kurulmuş olması nedeni ile gerekli uyum düzenlemeleri yapılmaktadır.
-
Eski ifade
BakanlığaYeni ifadeGenel MüdürlüğeDeğişikliğin gerekçesi
4 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığına bağlı özel bütçeli Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğünün (MAPEG) kurulmuş olması nedeni ile gerekli uyum düzenlemeleri yapılmaktadır.
-
Eski ifade
Bakanlıkça kendisineYeni ifadeGenel Müdürlükçe kendisineDeğişikliğin gerekçesi
4 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığına bağlı özel bütçeli Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğünün (MAPEG) kurulmuş olması nedeni ile gerekli uyum düzenlemeleri yapılmaktadır.
-
Eski ifade
Bakanlığa müracaatYeni ifadeGenel Müdürlüğe müracaatDeğişikliğin gerekçesi
4 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığına bağlı özel bütçeli Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğünün (MAPEG) kurulmuş olması nedeni ile gerekli uyum düzenlemeleri yapılmaktadır.
-
Eski ifade
Bakanlıkça tespitiYeni ifadeGenel Müdürlükçe tespitiDeğişikliğin gerekçesi
4 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığına bağlı özel bütçeli Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğünün (MAPEG) kurulmuş olması nedeni ile gerekli uyum düzenlemeleri yapılmaktadır.
-
Eski ifade
Bakanlığın müracaatıYeni ifadeGenel Müdürlüğün müracaatıDeğişikliğin gerekçesi
4 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığına bağlı özel bütçeli Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğünün (MAPEG) kurulmuş olması nedeni ile gerekli uyum düzenlemeleri yapılmaktadır.
-
Eski ifade
BakanlığınYeni ifadeGenel MüdürlüğünDeğişikliğin gerekçesi
Rödövans sözleşmelerinin Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğünün izniyle yapılabilmesi ve Genel Müdürlüğün bu sözleşmelere taraf olmadığı düzenlenmektedir.
-
Eski ifade
Bakanlıkça şerh edilmişYeni ifadeGenel Müdürlükçe izin verilmişDeğişikliğin gerekçesi
4 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığına bağlı özel bütçeli Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğünün (MAPEG) kurulmuş olması nedeni ile gerekli uyum düzenlemeleri yapılmaktadır.
-
-
2 Temmuz 2018
-
Eski ifade
Bakanlar KuruluYeni ifadeCumhurbaşkanı -
Eski ifade
Bakanlar KuruluncaYeni ifadeCumhurbaşkanınca -
Eski ifade
Bakanlar KuruluYeni ifadeCumhurbaşkanı -
Eski ifade
Bakanlar KuruluYeni ifadeCumhurbaşkanı -
Eski ifade
Bakanlar KuruluncaYeni ifadeCumhurbaşkanınca -
Eski ifade
Bakanlar KuruluncaYeni ifadeCumhurbaşkanınca -
Eski ifade
Bakanlar KuruluYeni ifadeCumhurbaşkanı -
Eski ifade
Bakanlar KuruluYeni ifadeCumhurbaşkanı -
Eski ifade
Bakanlığın teklifi üzerine Bakanlar KuruluncaYeni ifadeCumhurbaşkanınca
-
21 Mart 2018
-
28 Kasım 2017
-
18 Mayıs 2017
-
20 Ağustos 2016
-
Değişikliğin gerekçesi
3213 sayılı Maden Kanununa eklenmesi öngörülen ek 13 üncü maddeyle; ülkemizde Maden İşleri Genel Müdürlüğünün sorumluluğu ve koordinasyonunda Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü bünyesinde Türkiye Yerbilimleri Veri ve Karot Bilgi Bankası kurularak maden arama, araştırma ve ütetimi esnasında sondaj karotları, numuneler ve yerbilimleri verileri, haritaların arşivlenerek kullanıcıların hizmetine sunulması hedeflenmektedir. Ek 14 üncü maddede ise, kısa adı UMREK olan Ulusal Maden Kaynak ve Rezerv Raporlama Komisyonunun kuruluş ve işleyişine dair hususlar düzenlenmektedir.
-
4 Haziran 2016
-
Değişikliğin gerekçesi
Mevcut kömür madenleri ruhsatlarının teknik ve ekonomik sebeplerden dolayı daha verimli elektrik üretimi tesisi kurulabilmesi amacıyla bölünmesi mer’i mevzuatta mümkün olamamaktadır. Bu durum birçok ruhsat alanının etkin olarak kullanımını kısıtlamaktadır. Ülkemiz kömür madenlerinin kalite açısından ancak yerinde elektrik üretimi amacıyla kullanılabileceği dikkate alındığında bir kısım ruhsatların ancak bölünerek yatırımcıya uygun koşullarda devredilmesi mümkündür. Büyük sahaların rezerv kaybına neden olmadan elektrik üretimine yönelik bölünmesi ve farklı sektörlerde kömür üretilmesiyle, herhangi bir ruhsat bölgesinde sorun yaşansa bile diğer ruhsatlarda çalışma ve kömür üretimi devam edecektir.
-
4/6/2016 tarihli ve 6719 sayılı Kanunun 5 inci maddesiyle, bu alt bentte yer alan “kömüre bağlı metan gazı,” ibaresi metinden çıkarılmıştır.
Değişikliğin gerekçesi
Maddeyle, mevcut hükümdeki kömüre bağlı metan gazı ibaresi yürürlükten kaldırılmış ve böylece kömüre bağlı metan gazının doğalgaz piyasasında piyasa faaliyetine konu edilebilmesi ve yerli kaynakların kullanımının artırılması öngörülmüştür.
-
-
4 Şubat 2015
-
Değişikliğin gerekçesi
3213 sayılı Maden Kanununda, aranması ve işletilmesi yönünden IV. Grup madenlerden bir farkı bulunmayan Uranyum, Toryum, Radyum gibi elementleri içeren radyoaktif mineraller ve diğer radyoaktif maddeler VI. Grup madenler olarak yer almaktadır. Ancak, bu madenlerin ayrı grup maden olarak Kanunda yer alması uygulamada yarar sağlamamış olup, söz konusu madenler IV. Grup madenler ile aynı kapsamda değerlendirilmiştir. Bu nedenle madde ile, bu madenler IV. Grup (d) bendi madenler olarak düzenlenmiştir.
-
Değişikliğin gerekçesi
3213 sayılı Maden Kanununda, aranması ve işletilmesi yönünden IV. Grup madenlerden bir farkı bulunmayan Uranyum, Toryum, Radyum gibi elementleri içeren radyoaktif mineraller ve diğer radyoaktif maddeler VI. Grup madenler olarak yer almaktadır. Ancak, bu madenlerin ayrı grup maden olarak Kanunda yer alması uygulamada yarar sağlamamış olup, söz konusu madenler IV. Grup madenler ile aynı kapsamda değerlendirilmiştir. Bu nedenle madde ile, bu madenler IV. Grup (d) bendi madenler olarak düzenlenmiştir.
-
Değişikliğin gerekçesi
3213 sayılı Maden Kanununda, aranması ve işletilmesi yönünden IV. Grup madenlerden bir farkı bulunmayan Uranyum, Toryum, Radyum gibi elementleri içeren radyoaktif mineraller ve diğer radyoaktif maddeler VI. Grup madenler olarak yer almaktadır. Ancak, bu madenlerin ayrı grup maden olarak Kanunda yer alması uygulamada yarar sağlamamış olup, söz konusu madenler IV. Grup madenler ile aynı kapsamda değerlendirilmiştir. Bu nedenle madde ile, bu madenler IV. Grup (d) bendi madenler olarak düzenlenmiştir.
-
Değişikliğin gerekçesi
3213 sayılı Maden Kanununda, aranması ve işletilmesi yönünden IV. Grup madenlerden bir farkı bulunmayan Uranyum, Toryum, Radyum gibi elementleri içeren radyoaktif mineraller ve diğer radyoaktif maddeler VI. Grup madenler olarak yer almaktadır. Ancak, bu madenlerin ayrı grup maden olarak Kanunda yer alması uygulamada yarar sağlamamış olup, söz konusu madenler IV. Grup madenler ile aynı kapsamda değerlendirilmiştir. Bu nedenle madde ile, bu madenler IV. Grup (d) bendi madenler olarak düzenlenmiştir.
-
Değişikliğin gerekçesi
3213 sayılı Kanun gereğince teminat ve harç adı altında ruhsat sahiplerinden farklı tutarlarda bedel alınmaktadır. Alınan bu bedellerin takip ve tahsilinde sorunlar yaşanmakta ve ödenmeyen bedellerin yaptırımlarının uygulanmasında gecikmeler olabilmektedir. Farklı kalemler altında alınan bu bedellerin yerine tek bir kalem olarak ruhsat bedeli adı altında bir bedel alınması amaçlanmıştır. Bu nedenle tanımlara ilişkin 3 üncü maddeye ruhsat bedeli tanımı eklenmiştir.
Yine, mevcut Kanun gereğince ruhsat sahibince ayrı ayrı faaliyet bilgi formu ve satış bilgi formu hazırlanarak Genel Müdürlüğe verilmektedir. Bu durum bürokrasiye ve verilen belgelerde farklı verilerin olmasına sebep olmaktadır. Bu nedenle, işletme faaliyet raporu adı altında tek bir form ile tüm bilgilerin Genel Müdürlüğe verilmesi sağlanacaktır. Ayrıca, Görünür Rezerv, Proje, Ön Arama Faaliyet Raporu, Genel Arama Faaliyet Raporu, Detay Arama Faaliyet Raporu ve Kaynak tanımları yeniden düzenlenerek daha anlaşılır hale getirilmiştir. Proje tanımına açıklık getirilmiş, Kanun kapsamında Genel Müdürlüğe verilmesi gereken faaliyet raporları, projeler gibi her türlü teknik belgeyi hazırlamak ve faaliyetlerin projesine ve raporlara uygunluğunun izlenmesi için Genel Müdürlükçe yetkilendirilen yetkilendirilmiş tüzel kişilere ilişkin tanım Kanuna eklenmiştir.
-
Değişikliğin gerekçesi
3213 sayılı Kanun gereğince teminat ve harç adı altında ruhsat sahiplerinden farklı tutarlarda bedel alınmaktadır. Alınan bu bedellerin takip ve tahsilinde sorunlar yaşanmakta ve ödenmeyen bedellerin yaptırımlarının uygulanmasında gecikmeler olabilmektedir. Farklı kalemler altında alınan bu bedellerin yerine tek bir kalem olarak ruhsat bedeli adı altında bir bedel alınması amaçlanmıştır. Bu nedenle tanımlara ilişkin 3 üncü maddeye ruhsat bedeli tanımı eklenmiştir.
Yine, mevcut Kanun gereğince ruhsat sahibince ayrı ayrı faaliyet bilgi formu ve satış bilgi formu hazırlanarak Genel Müdürlüğe verilmektedir. Bu durum bürokrasiye ve verilen belgelerde farklı verilerin olmasına sebep olmaktadır. Bu nedenle, işletme faaliyet raporu adı altında tek bir form ile tüm bilgilerin Genel Müdürlüğe verilmesi sağlanacaktır. Ayrıca, Görünür Rezerv, Proje, Ön Arama Faaliyet Raporu, Genel Arama Faaliyet Raporu, Detay Arama Faaliyet Raporu ve Kaynak tanımları yeniden düzenlenerek daha anlaşılır hale getirilmiştir. Proje tanımına açıklık getirilmiş, Kanun kapsamında Genel Müdürlüğe verilmesi gereken faaliyet raporları, projeler gibi her türlü teknik belgeyi hazırlamak ve faaliyetlerin projesine ve raporlara uygunluğunun izlenmesi için Genel Müdürlükçe yetkilendirilen yetkilendirilmiş tüzel kişilere ilişkin tanım Kanuna eklenmiştir.
-
Değişikliğin gerekçesi
3213 sayılı Kanun gereğince teminat ve harç adı altında ruhsat sahiplerinden farklı tutarlarda bedel alınmaktadır. Alınan bu bedellerin takip ve tahsilinde sorunlar yaşanmakta ve ödenmeyen bedellerin yaptırımlarının uygulanmasında gecikmeler olabilmektedir. Farklı kalemler altında alınan bu bedellerin yerine tek bir kalem olarak ruhsat bedeli adı altında bir bedel alınması amaçlanmıştır. Bu nedenle tanımlara ilişkin 3 üncü maddeye ruhsat bedeli tanımı eklenmiştir.
Yine, mevcut Kanun gereğince ruhsat sahibince ayrı ayrı faaliyet bilgi formu ve satış bilgi formu hazırlanarak Genel Müdürlüğe verilmektedir. Bu durum bürokrasiye ve verilen belgelerde farklı verilerin olmasına sebep olmaktadır. Bu nedenle, işletme faaliyet raporu adı altında tek bir form ile tüm bilgilerin Genel Müdürlüğe verilmesi sağlanacaktır. Ayrıca, Görünür Rezerv, Proje, Ön Arama Faaliyet Raporu, Genel Arama Faaliyet Raporu, Detay Arama Faaliyet Raporu ve Kaynak tanımları yeniden düzenlenerek daha anlaşılır hale getirilmiştir. Proje tanımına açıklık getirilmiş, Kanun kapsamında Genel Müdürlüğe verilmesi gereken faaliyet raporları, projeler gibi her türlü teknik belgeyi hazırlamak ve faaliyetlerin projesine ve raporlara uygunluğunun izlenmesi için Genel Müdürlükçe yetkilendirilen yetkilendirilmiş tüzel kişilere ilişkin tanım Kanuna eklenmiştir.
-
Değişikliğin gerekçesi
3213 sayılı Kanun gereğince teminat ve harç adı altında ruhsat sahiplerinden farklı tutarlarda bedel alınmaktadır. Alınan bu bedellerin takip ve tahsilinde sorunlar yaşanmakta ve ödenmeyen bedellerin yaptırımlarının uygulanmasında gecikmeler olabilmektedir. Farklı kalemler altında alınan bu bedellerin yerine tek bir kalem olarak ruhsat bedeli adı altında bir bedel alınması amaçlanmıştır. Bu nedenle tanımlara ilişkin 3 üncü maddeye ruhsat bedeli tanımı eklenmiştir.
Yine, mevcut Kanun gereğince ruhsat sahibince ayrı ayrı faaliyet bilgi formu ve satış bilgi formu hazırlanarak Genel Müdürlüğe verilmektedir. Bu durum bürokrasiye ve verilen belgelerde farklı verilerin olmasına sebep olmaktadır. Bu nedenle, işletme faaliyet raporu adı altında tek bir form ile tüm bilgilerin Genel Müdürlüğe verilmesi sağlanacaktır. Ayrıca, Görünür Rezerv, Proje, Ön Arama Faaliyet Raporu, Genel Arama Faaliyet Raporu, Detay Arama Faaliyet Raporu ve Kaynak tanımları yeniden düzenlenerek daha anlaşılır hale getirilmiştir. Proje tanımına açıklık getirilmiş, Kanun kapsamında Genel Müdürlüğe verilmesi gereken faaliyet raporları, projeler gibi her türlü teknik belgeyi hazırlamak ve faaliyetlerin projesine ve raporlara uygunluğunun izlenmesi için Genel Müdürlükçe yetkilendirilen yetkilendirilmiş tüzel kişilere ilişkin tanım Kanuna eklenmiştir.
-
Değişikliğin gerekçesi
3213 sayılı Kanun gereğince teminat ve harç adı altında ruhsat sahiplerinden farklı tutarlarda bedel alınmaktadır. Alınan bu bedellerin takip ve tahsilinde sorunlar yaşanmakta ve ödenmeyen bedellerin yaptırımlarının uygulanmasında gecikmeler olabilmektedir. Farklı kalemler altında alınan bu bedellerin yerine tek bir kalem olarak ruhsat bedeli adı altında bir bedel alınması amaçlanmıştır. Bu nedenle tanımlara ilişkin 3 üncü maddeye ruhsat bedeli tanımı eklenmiştir.
Yine, mevcut Kanun gereğince ruhsat sahibince ayrı ayrı faaliyet bilgi formu ve satış bilgi formu hazırlanarak Genel Müdürlüğe verilmektedir. Bu durum bürokrasiye ve verilen belgelerde farklı verilerin olmasına sebep olmaktadır. Bu nedenle, işletme faaliyet raporu adı altında tek bir form ile tüm bilgilerin Genel Müdürlüğe verilmesi sağlanacaktır. Ayrıca, Görünür Rezerv, Proje, Ön Arama Faaliyet Raporu, Genel Arama Faaliyet Raporu, Detay Arama Faaliyet Raporu ve Kaynak tanımları yeniden düzenlenerek daha anlaşılır hale getirilmiştir. Proje tanımına açıklık getirilmiş, Kanun kapsamında Genel Müdürlüğe verilmesi gereken faaliyet raporları, projeler gibi her türlü teknik belgeyi hazırlamak ve faaliyetlerin projesine ve raporlara uygunluğunun izlenmesi için Genel Müdürlükçe yetkilendirilen yetkilendirilmiş tüzel kişilere ilişkin tanım Kanuna eklenmiştir.
-
Değişikliğin gerekçesi
3213 sayılı Kanun gereğince teminat ve harç adı altında ruhsat sahiplerinden farklı tutarlarda bedel alınmaktadır. Alınan bu bedellerin takip ve tahsilinde sorunlar yaşanmakta ve ödenmeyen bedellerin yaptırımlarının uygulanmasında gecikmeler olabilmektedir. Farklı kalemler altında alınan bu bedellerin yerine tek bir kalem olarak ruhsat bedeli adı altında bir bedel alınması amaçlanmıştır. Bu nedenle tanımlara ilişkin 3 üncü maddeye ruhsat bedeli tanımı eklenmiştir.
Yine, mevcut Kanun gereğince ruhsat sahibince ayrı ayrı faaliyet bilgi formu ve satış bilgi formu hazırlanarak Genel Müdürlüğe verilmektedir. Bu durum bürokrasiye ve verilen belgelerde farklı verilerin olmasına sebep olmaktadır. Bu nedenle, işletme faaliyet raporu adı altında tek bir form ile tüm bilgilerin Genel Müdürlüğe verilmesi sağlanacaktır. Ayrıca, Görünür Rezerv, Proje, Ön Arama Faaliyet Raporu, Genel Arama Faaliyet Raporu, Detay Arama Faaliyet Raporu ve Kaynak tanımları yeniden düzenlenerek daha anlaşılır hale getirilmiştir. Proje tanımına açıklık getirilmiş, Kanun kapsamında Genel Müdürlüğe verilmesi gereken faaliyet raporları, projeler gibi her türlü teknik belgeyi hazırlamak ve faaliyetlerin projesine ve raporlara uygunluğunun izlenmesi için Genel Müdürlükçe yetkilendirilen yetkilendirilmiş tüzel kişilere ilişkin tanım Kanuna eklenmiştir.
-
Değişikliğin gerekçesi
3213 sayılı Kanun gereğince teminat ve harç adı altında ruhsat sahiplerinden farklı tutarlarda bedel alınmaktadır. Alınan bu bedellerin takip ve tahsilinde sorunlar yaşanmakta ve ödenmeyen bedellerin yaptırımlarının uygulanmasında gecikmeler olabilmektedir. Farklı kalemler altında alınan bu bedellerin yerine tek bir kalem olarak ruhsat bedeli adı altında bir bedel alınması amaçlanmıştır. Bu nedenle tanımlara ilişkin 3 üncü maddeye ruhsat bedeli tanımı eklenmiştir.
Yine, mevcut Kanun gereğince ruhsat sahibince ayrı ayrı faaliyet bilgi formu ve satış bilgi formu hazırlanarak Genel Müdürlüğe verilmektedir. Bu durum bürokrasiye ve verilen belgelerde farklı verilerin olmasına sebep olmaktadır. Bu nedenle, işletme faaliyet raporu adı altında tek bir form ile tüm bilgilerin Genel Müdürlüğe verilmesi sağlanacaktır. Ayrıca, Görünür Rezerv, Proje, Ön Arama Faaliyet Raporu, Genel Arama Faaliyet Raporu, Detay Arama Faaliyet Raporu ve Kaynak tanımları yeniden düzenlenerek daha anlaşılır hale getirilmiştir. Proje tanımına açıklık getirilmiş, Kanun kapsamında Genel Müdürlüğe verilmesi gereken faaliyet raporları, projeler gibi her türlü teknik belgeyi hazırlamak ve faaliyetlerin projesine ve raporlara uygunluğunun izlenmesi için Genel Müdürlükçe yetkilendirilen yetkilendirilmiş tüzel kişilere ilişkin tanım Kanuna eklenmiştir.
-
Değişikliğin gerekçesi
3213 sayılı Kanun gereğince teminat ve harç adı altında ruhsat sahiplerinden farklı tutarlarda bedel alınmaktadır. Alınan bu bedellerin takip ve tahsilinde sorunlar yaşanmakta ve ödenmeyen bedellerin yaptırımlarının uygulanmasında gecikmeler olabilmektedir. Farklı kalemler altında alınan bu bedellerin yerine tek bir kalem olarak ruhsat bedeli adı altında bir bedel alınması amaçlanmıştır. Bu nedenle tanımlara ilişkin 3 üncü maddeye ruhsat bedeli tanımı eklenmiştir.
Yine, mevcut Kanun gereğince ruhsat sahibince ayrı ayrı faaliyet bilgi formu ve satış bilgi formu hazırlanarak Genel Müdürlüğe verilmektedir. Bu durum bürokrasiye ve verilen belgelerde farklı verilerin olmasına sebep olmaktadır. Bu nedenle, işletme faaliyet raporu adı altında tek bir form ile tüm bilgilerin Genel Müdürlüğe verilmesi sağlanacaktır. Ayrıca, Görünür Rezerv, Proje, Ön Arama Faaliyet Raporu, Genel Arama Faaliyet Raporu, Detay Arama Faaliyet Raporu ve Kaynak tanımları yeniden düzenlenerek daha anlaşılır hale getirilmiştir. Proje tanımına açıklık getirilmiş, Kanun kapsamında Genel Müdürlüğe verilmesi gereken faaliyet raporları, projeler gibi her türlü teknik belgeyi hazırlamak ve faaliyetlerin projesine ve raporlara uygunluğunun izlenmesi için Genel Müdürlükçe yetkilendirilen yetkilendirilmiş tüzel kişilere ilişkin tanım Kanuna eklenmiştir.
-
Değişikliğin gerekçesi
3213 sayılı Kanun gereğince teminat ve harç adı altında ruhsat sahiplerinden farklı tutarlarda bedel alınmaktadır. Alınan bu bedellerin takip ve tahsilinde sorunlar yaşanmakta ve ödenmeyen bedellerin yaptırımlarının uygulanmasında gecikmeler olabilmektedir. Farklı kalemler altında alınan bu bedellerin yerine tek bir kalem olarak ruhsat bedeli adı altında bir bedel alınması amaçlanmıştır. Bu nedenle tanımlara ilişkin 3 üncü maddeye ruhsat bedeli tanımı eklenmiştir.
Yine, mevcut Kanun gereğince ruhsat sahibince ayrı ayrı faaliyet bilgi formu ve satış bilgi formu hazırlanarak Genel Müdürlüğe verilmektedir. Bu durum bürokrasiye ve verilen belgelerde farklı verilerin olmasına sebep olmaktadır. Bu nedenle, işletme faaliyet raporu adı altında tek bir form ile tüm bilgilerin Genel Müdürlüğe verilmesi sağlanacaktır. Ayrıca, Görünür Rezerv, Proje, Ön Arama Faaliyet Raporu, Genel Arama Faaliyet Raporu, Detay Arama Faaliyet Raporu ve Kaynak tanımları yeniden düzenlenerek daha anlaşılır hale getirilmiştir. Proje tanımına açıklık getirilmiş, Kanun kapsamında Genel Müdürlüğe verilmesi gereken faaliyet raporları, projeler gibi her türlü teknik belgeyi hazırlamak ve faaliyetlerin projesine ve raporlara uygunluğunun izlenmesi için Genel Müdürlükçe yetkilendirilen yetkilendirilmiş tüzel kişilere ilişkin tanım Kanuna eklenmiştir.
-
Değişikliğin gerekçesi
3213 sayılı Kanun gereğince teminat ve harç adı altında ruhsat sahiplerinden farklı tutarlarda bedel alınmaktadır. Alınan bu bedellerin takip ve tahsilinde sorunlar yaşanmakta ve ödenmeyen bedellerin yaptırımlarının uygulanmasında gecikmeler olabilmektedir. Farklı kalemler altında alınan bu bedellerin yerine tek bir kalem olarak ruhsat bedeli adı altında bir bedel alınması amaçlanmıştır. Bu nedenle tanımlara ilişkin 3 üncü maddeye ruhsat bedeli tanımı eklenmiştir.
Yine, mevcut Kanun gereğince ruhsat sahibince ayrı ayrı faaliyet bilgi formu ve satış bilgi formu hazırlanarak Genel Müdürlüğe verilmektedir. Bu durum bürokrasiye ve verilen belgelerde farklı verilerin olmasına sebep olmaktadır. Bu nedenle, işletme faaliyet raporu adı altında tek bir form ile tüm bilgilerin Genel Müdürlüğe verilmesi sağlanacaktır. Ayrıca, Görünür Rezerv, Proje, Ön Arama Faaliyet Raporu, Genel Arama Faaliyet Raporu, Detay Arama Faaliyet Raporu ve Kaynak tanımları yeniden düzenlenerek daha anlaşılır hale getirilmiştir. Proje tanımına açıklık getirilmiş, Kanun kapsamında Genel Müdürlüğe verilmesi gereken faaliyet raporları, projeler gibi her türlü teknik belgeyi hazırlamak ve faaliyetlerin projesine ve raporlara uygunluğunun izlenmesi için Genel Müdürlükçe yetkilendirilen yetkilendirilmiş tüzel kişilere ilişkin tanım Kanuna eklenmiştir.
-
Değişikliğin gerekçesi
3213 sayılı Kanun gereğince teminat ve harç adı altında ruhsat sahiplerinden farklı tutarlarda bedel alınmaktadır. Alınan bu bedellerin takip ve tahsilinde sorunlar yaşanmakta ve ödenmeyen bedellerin yaptırımlarının uygulanmasında gecikmeler olabilmektedir. Farklı kalemler altında alınan bu bedellerin yerine tek bir kalem olarak ruhsat bedeli adı altında bir bedel alınması amaçlanmıştır. Bu nedenle tanımlara ilişkin 3 üncü maddeye ruhsat bedeli tanımı eklenmiştir.
Yine, mevcut Kanun gereğince ruhsat sahibince ayrı ayrı faaliyet bilgi formu ve satış bilgi formu hazırlanarak Genel Müdürlüğe verilmektedir. Bu durum bürokrasiye ve verilen belgelerde farklı verilerin olmasına sebep olmaktadır. Bu nedenle, işletme faaliyet raporu adı altında tek bir form ile tüm bilgilerin Genel Müdürlüğe verilmesi sağlanacaktır. Ayrıca, Görünür Rezerv, Proje, Ön Arama Faaliyet Raporu, Genel Arama Faaliyet Raporu, Detay Arama Faaliyet Raporu ve Kaynak tanımları yeniden düzenlenerek daha anlaşılır hale getirilmiştir. Proje tanımına açıklık getirilmiş, Kanun kapsamında Genel Müdürlüğe verilmesi gereken faaliyet raporları, projeler gibi her türlü teknik belgeyi hazırlamak ve faaliyetlerin projesine ve raporlara uygunluğunun izlenmesi için Genel Müdürlükçe yetkilendirilen yetkilendirilmiş tüzel kişilere ilişkin tanım Kanuna eklenmiştir.
-
Değişikliğin gerekçesi
3213 sayılı Kanun gereğince teminat ve harç adı altında ruhsat sahiplerinden farklı tutarlarda bedel alınmaktadır. Alınan bu bedellerin takip ve tahsilinde sorunlar yaşanmakta ve ödenmeyen bedellerin yaptırımlarının uygulanmasında gecikmeler olabilmektedir. Farklı kalemler altında alınan bu bedellerin yerine tek bir kalem olarak ruhsat bedeli adı altında bir bedel alınması amaçlanmıştır. Bu nedenle tanımlara ilişkin 3 üncü maddeye ruhsat bedeli tanımı eklenmiştir.
Yine, mevcut Kanun gereğince ruhsat sahibince ayrı ayrı faaliyet bilgi formu ve satış bilgi formu hazırlanarak Genel Müdürlüğe verilmektedir. Bu durum bürokrasiye ve verilen belgelerde farklı verilerin olmasına sebep olmaktadır. Bu nedenle, işletme faaliyet raporu adı altında tek bir form ile tüm bilgilerin Genel Müdürlüğe verilmesi sağlanacaktır. Ayrıca, Görünür Rezerv, Proje, Ön Arama Faaliyet Raporu, Genel Arama Faaliyet Raporu, Detay Arama Faaliyet Raporu ve Kaynak tanımları yeniden düzenlenerek daha anlaşılır hale getirilmiştir. Proje tanımına açıklık getirilmiş, Kanun kapsamında Genel Müdürlüğe verilmesi gereken faaliyet raporları, projeler gibi her türlü teknik belgeyi hazırlamak ve faaliyetlerin projesine ve raporlara uygunluğunun izlenmesi için Genel Müdürlükçe yetkilendirilen yetkilendirilmiş tüzel kişilere ilişkin tanım Kanuna eklenmiştir.
-
Değişikliğin gerekçesi
3213 sayılı Kanun gereğince teminat ve harç adı altında ruhsat sahiplerinden farklı tutarlarda bedel alınmaktadır. Alınan bu bedellerin takip ve tahsilinde sorunlar yaşanmakta ve ödenmeyen bedellerin yaptırımlarının uygulanmasında gecikmeler olabilmektedir. Farklı kalemler altında alınan bu bedellerin yerine tek bir kalem olarak ruhsat bedeli adı altında bir bedel alınması amaçlanmıştır. Bu nedenle tanımlara ilişkin 3 üncü maddeye ruhsat bedeli tanımı eklenmiştir.
Yine, mevcut Kanun gereğince ruhsat sahibince ayrı ayrı faaliyet bilgi formu ve satış bilgi formu hazırlanarak Genel Müdürlüğe verilmektedir. Bu durum bürokrasiye ve verilen belgelerde farklı verilerin olmasına sebep olmaktadır. Bu nedenle, işletme faaliyet raporu adı altında tek bir form ile tüm bilgilerin Genel Müdürlüğe verilmesi sağlanacaktır. Ayrıca, Görünür Rezerv, Proje, Ön Arama Faaliyet Raporu, Genel Arama Faaliyet Raporu, Detay Arama Faaliyet Raporu ve Kaynak tanımları yeniden düzenlenerek daha anlaşılır hale getirilmiştir. Proje tanımına açıklık getirilmiş, Kanun kapsamında Genel Müdürlüğe verilmesi gereken faaliyet raporları, projeler gibi her türlü teknik belgeyi hazırlamak ve faaliyetlerin projesine ve raporlara uygunluğunun izlenmesi için Genel Müdürlükçe yetkilendirilen yetkilendirilmiş tüzel kişilere ilişkin tanım Kanuna eklenmiştir.
-
Değişikliğin gerekçesi
3213 sayılı Kanun gereğince teminat ve harç adı altında ruhsat sahiplerinden farklı tutarlarda bedel alınmaktadır. Alınan bu bedellerin takip ve tahsilinde sorunlar yaşanmakta ve ödenmeyen bedellerin yaptırımlarının uygulanmasında gecikmeler olabilmektedir. Farklı kalemler altında alınan bu bedellerin yerine tek bir kalem olarak ruhsat bedeli adı altında bir bedel alınması amaçlanmıştır. Bu nedenle tanımlara ilişkin 3 üncü maddeye ruhsat bedeli tanımı eklenmiştir.
Yine, mevcut Kanun gereğince ruhsat sahibince ayrı ayrı faaliyet bilgi formu ve satış bilgi formu hazırlanarak Genel Müdürlüğe verilmektedir. Bu durum bürokrasiye ve verilen belgelerde farklı verilerin olmasına sebep olmaktadır. Bu nedenle, işletme faaliyet raporu adı altında tek bir form ile tüm bilgilerin Genel Müdürlüğe verilmesi sağlanacaktır. Ayrıca, Görünür Rezerv, Proje, Ön Arama Faaliyet Raporu, Genel Arama Faaliyet Raporu, Detay Arama Faaliyet Raporu ve Kaynak tanımları yeniden düzenlenerek daha anlaşılır hale getirilmiştir. Proje tanımına açıklık getirilmiş, Kanun kapsamında Genel Müdürlüğe verilmesi gereken faaliyet raporları, projeler gibi her türlü teknik belgeyi hazırlamak ve faaliyetlerin projesine ve raporlara uygunluğunun izlenmesi için Genel Müdürlükçe yetkilendirilen yetkilendirilmiş tüzel kişilere ilişkin tanım Kanuna eklenmiştir.
-
Değişikliğin gerekçesi
3213 sayılı Kanun gereğince teminat ve harç adı altında ruhsat sahiplerinden farklı tutarlarda bedel alınmaktadır. Alınan bu bedellerin takip ve tahsilinde sorunlar yaşanmakta ve ödenmeyen bedellerin yaptırımlarının uygulanmasında gecikmeler olabilmektedir. Farklı kalemler altında alınan bu bedellerin yerine tek bir kalem olarak ruhsat bedeli adı altında bir bedel alınması amaçlanmıştır. Bu nedenle tanımlara ilişkin 3 üncü maddeye ruhsat bedeli tanımı eklenmiştir.
Yine, mevcut Kanun gereğince ruhsat sahibince ayrı ayrı faaliyet bilgi formu ve satış bilgi formu hazırlanarak Genel Müdürlüğe verilmektedir. Bu durum bürokrasiye ve verilen belgelerde farklı verilerin olmasına sebep olmaktadır. Bu nedenle, işletme faaliyet raporu adı altında tek bir form ile tüm bilgilerin Genel Müdürlüğe verilmesi sağlanacaktır. Ayrıca, Görünür Rezerv, Proje, Ön Arama Faaliyet Raporu, Genel Arama Faaliyet Raporu, Detay Arama Faaliyet Raporu ve Kaynak tanımları yeniden düzenlenerek daha anlaşılır hale getirilmiştir. Proje tanımına açıklık getirilmiş, Kanun kapsamında Genel Müdürlüğe verilmesi gereken faaliyet raporları, projeler gibi her türlü teknik belgeyi hazırlamak ve faaliyetlerin projesine ve raporlara uygunluğunun izlenmesi için Genel Müdürlükçe yetkilendirilen yetkilendirilmiş tüzel kişilere ilişkin tanım Kanuna eklenmiştir.
-
Değişikliğin gerekçesi
3213 sayılı Kanun gereğince teminat ve harç adı altında ruhsat sahiplerinden farklı tutarlarda bedel alınmaktadır. Alınan bu bedellerin takip ve tahsilinde sorunlar yaşanmakta ve ödenmeyen bedellerin yaptırımlarının uygulanmasında gecikmeler olabilmektedir. Farklı kalemler altında alınan bu bedellerin yerine tek bir kalem olarak ruhsat bedeli adı altında bir bedel alınması amaçlanmıştır. Bu nedenle tanımlara ilişkin 3 üncü maddeye ruhsat bedeli tanımı eklenmiştir.
Yine, mevcut Kanun gereğince ruhsat sahibince ayrı ayrı faaliyet bilgi formu ve satış bilgi formu hazırlanarak Genel Müdürlüğe verilmektedir. Bu durum bürokrasiye ve verilen belgelerde farklı verilerin olmasına sebep olmaktadır. Bu nedenle, işletme faaliyet raporu adı altında tek bir form ile tüm bilgilerin Genel Müdürlüğe verilmesi sağlanacaktır. Ayrıca, Görünür Rezerv, Proje, Ön Arama Faaliyet Raporu, Genel Arama Faaliyet Raporu, Detay Arama Faaliyet Raporu ve Kaynak tanımları yeniden düzenlenerek daha anlaşılır hale getirilmiştir. Proje tanımına açıklık getirilmiş, Kanun kapsamında Genel Müdürlüğe verilmesi gereken faaliyet raporları, projeler gibi her türlü teknik belgeyi hazırlamak ve faaliyetlerin projesine ve raporlara uygunluğunun izlenmesi için Genel Müdürlükçe yetkilendirilen yetkilendirilmiş tüzel kişilere ilişkin tanım Kanuna eklenmiştir.
-
Değişikliğin gerekçesi
3213 sayılı Kanun gereğince teminat ve harç adı altında ruhsat sahiplerinden farklı tutarlarda bedel alınmaktadır. Alınan bu bedellerin takip ve tahsilinde sorunlar yaşanmakta ve ödenmeyen bedellerin yaptırımlarının uygulanmasında gecikmeler olabilmektedir. Farklı kalemler altında alınan bu bedellerin yerine tek bir kalem olarak ruhsat bedeli adı altında bir bedel alınması amaçlanmıştır. Bu nedenle tanımlara ilişkin 3 üncü maddeye ruhsat bedeli tanımı eklenmiştir.
Yine, mevcut Kanun gereğince ruhsat sahibince ayrı ayrı faaliyet bilgi formu ve satış bilgi formu hazırlanarak Genel Müdürlüğe verilmektedir. Bu durum bürokrasiye ve verilen belgelerde farklı verilerin olmasına sebep olmaktadır. Bu nedenle, işletme faaliyet raporu adı altında tek bir form ile tüm bilgilerin Genel Müdürlüğe verilmesi sağlanacaktır. Ayrıca, Görünür Rezerv, Proje, Ön Arama Faaliyet Raporu, Genel Arama Faaliyet Raporu, Detay Arama Faaliyet Raporu ve Kaynak tanımları yeniden düzenlenerek daha anlaşılır hale getirilmiştir. Proje tanımına açıklık getirilmiş, Kanun kapsamında Genel Müdürlüğe verilmesi gereken faaliyet raporları, projeler gibi her türlü teknik belgeyi hazırlamak ve faaliyetlerin projesine ve raporlara uygunluğunun izlenmesi için Genel Müdürlükçe yetkilendirilen yetkilendirilmiş tüzel kişilere ilişkin tanım Kanuna eklenmiştir.
-
Değişikliğin gerekçesi
3213 sayılı Kanun gereğince teminat ve harç adı altında ruhsat sahiplerinden farklı tutarlarda bedel alınmaktadır. Alınan bu bedellerin takip ve tahsilinde sorunlar yaşanmakta ve ödenmeyen bedellerin yaptırımlarının uygulanmasında gecikmeler olabilmektedir. Farklı kalemler altında alınan bu bedellerin yerine tek bir kalem olarak ruhsat bedeli adı altında bir bedel alınması amaçlanmıştır. Bu nedenle tanımlara ilişkin 3 üncü maddeye ruhsat bedeli tanımı eklenmiştir.
Yine, mevcut Kanun gereğince ruhsat sahibince ayrı ayrı faaliyet bilgi formu ve satış bilgi formu hazırlanarak Genel Müdürlüğe verilmektedir. Bu durum bürokrasiye ve verilen belgelerde farklı verilerin olmasına sebep olmaktadır. Bu nedenle, işletme faaliyet raporu adı altında tek bir form ile tüm bilgilerin Genel Müdürlüğe verilmesi sağlanacaktır. Ayrıca, Görünür Rezerv, Proje, Ön Arama Faaliyet Raporu, Genel Arama Faaliyet Raporu, Detay Arama Faaliyet Raporu ve Kaynak tanımları yeniden düzenlenerek daha anlaşılır hale getirilmiştir. Proje tanımına açıklık getirilmiş, Kanun kapsamında Genel Müdürlüğe verilmesi gereken faaliyet raporları, projeler gibi her türlü teknik belgeyi hazırlamak ve faaliyetlerin projesine ve raporlara uygunluğunun izlenmesi için Genel Müdürlükçe yetkilendirilen yetkilendirilmiş tüzel kişilere ilişkin tanım Kanuna eklenmiştir.
-
Değişikliğin gerekçesi
3213 sayılı Kanun gereğince teminat ve harç adı altında ruhsat sahiplerinden farklı tutarlarda bedel alınmaktadır. Alınan bu bedellerin takip ve tahsilinde sorunlar yaşanmakta ve ödenmeyen bedellerin yaptırımlarının uygulanmasında gecikmeler olabilmektedir. Farklı kalemler altında alınan bu bedellerin yerine tek bir kalem olarak ruhsat bedeli adı altında bir bedel alınması amaçlanmıştır. Bu nedenle tanımlara ilişkin 3 üncü maddeye ruhsat bedeli tanımı eklenmiştir.
Yine, mevcut Kanun gereğince ruhsat sahibince ayrı ayrı faaliyet bilgi formu ve satış bilgi formu hazırlanarak Genel Müdürlüğe verilmektedir. Bu durum bürokrasiye ve verilen belgelerde farklı verilerin olmasına sebep olmaktadır. Bu nedenle, işletme faaliyet raporu adı altında tek bir form ile tüm bilgilerin Genel Müdürlüğe verilmesi sağlanacaktır. Ayrıca, Görünür Rezerv, Proje, Ön Arama Faaliyet Raporu, Genel Arama Faaliyet Raporu, Detay Arama Faaliyet Raporu ve Kaynak tanımları yeniden düzenlenerek daha anlaşılır hale getirilmiştir. Proje tanımına açıklık getirilmiş, Kanun kapsamında Genel Müdürlüğe verilmesi gereken faaliyet raporları, projeler gibi her türlü teknik belgeyi hazırlamak ve faaliyetlerin projesine ve raporlara uygunluğunun izlenmesi için Genel Müdürlükçe yetkilendirilen yetkilendirilmiş tüzel kişilere ilişkin tanım Kanuna eklenmiştir.
-
Değişikliğin gerekçesi
3213 sayılı Kanun gereğince teminat ve harç adı altında ruhsat sahiplerinden farklı tutarlarda bedel alınmaktadır. Alınan bu bedellerin takip ve tahsilinde sorunlar yaşanmakta ve ödenmeyen bedellerin yaptırımlarının uygulanmasında gecikmeler olabilmektedir. Farklı kalemler altında alınan bu bedellerin yerine tek bir kalem olarak ruhsat bedeli adı altında bir bedel alınması amaçlanmıştır. Bu nedenle tanımlara ilişkin 3 üncü maddeye ruhsat bedeli tanımı eklenmiştir.
Yine, mevcut Kanun gereğince ruhsat sahibince ayrı ayrı faaliyet bilgi formu ve satış bilgi formu hazırlanarak Genel Müdürlüğe verilmektedir. Bu durum bürokrasiye ve verilen belgelerde farklı verilerin olmasına sebep olmaktadır. Bu nedenle, işletme faaliyet raporu adı altında tek bir form ile tüm bilgilerin Genel Müdürlüğe verilmesi sağlanacaktır. Ayrıca, Görünür Rezerv, Proje, Ön Arama Faaliyet Raporu, Genel Arama Faaliyet Raporu, Detay Arama Faaliyet Raporu ve Kaynak tanımları yeniden düzenlenerek daha anlaşılır hale getirilmiştir. Proje tanımına açıklık getirilmiş, Kanun kapsamında Genel Müdürlüğe verilmesi gereken faaliyet raporları, projeler gibi her türlü teknik belgeyi hazırlamak ve faaliyetlerin projesine ve raporlara uygunluğunun izlenmesi için Genel Müdürlükçe yetkilendirilen yetkilendirilmiş tüzel kişilere ilişkin tanım Kanuna eklenmiştir.
-
Değişikliğin gerekçesi
Madde ile, devir bedeli ve Bakan onayı şartı getirilerek maden ruhsatları ve buluculuk hakkının devredilmesinde Bakanlık Makamının bilgisinin ve onayının olması, ayrıca bedel alınması sağlanmıştır.
-
Değişikliğin gerekçesi
Madde ile, devir bedeli ve Bakan onayı şartı getirilerek maden ruhsatları ve buluculuk hakkının devredilmesinde Bakanlık Makamının bilgisinin ve onayının olması, ayrıca bedel alınması sağlanmıştır.
-
Değişikliğin gerekçesi
Madde ile, devir bedeli ve Bakan onayı şartı getirilerek maden ruhsatları ve buluculuk hakkının devredilmesinde Bakanlık Makamının bilgisinin ve onayının olması, ayrıca bedel alınması sağlanmıştır.
-
Değişikliğin gerekçesi
Madde ile, 3213 sayılı Kanunun 7 nci maddesinde yer alan bakanlıkların adları güncellenmiş, herhangi bir yatırım yapılmamış ruhsat sahalarına II. Grup (a) bendi maden sahaları eklenerek onaltıncı fıkra daha anlaşılır hale getirilmiştir. Madencilik faaliyetleri ile Devlet ve il yolları, otoyollar, demir yolları, havaalanı, liman, baraj, enerji tesisleri, petrol, doğalgaz, jeotermal boru hatları, su isale hatları gibi kamu yararı niteliği taşıyan yatırımların birbirlerini engellemesi halinde hangi faaliyetin yapılması kararını Kurul vermektedir. Ancak, her zaman kamu yatırımları ile madencilik faaliyetleri çakışmamakta, bazı durumlarda sadece maden ruhsatları ile gerçek/tüzel kişilere ait diğer yatırımlar da birbirlerini engelleyebilmektedir. Bundan dolayı anılan durumlara çözüm sağlanması amacıyla onbeşinci fıkraya gerçek/tüzel kişilere ait yatırımlara ilişkin ibare eklenmiştir.
Ayrıca, Kurul veya Genel Müdürlük tarafından gerekli görülmesi halinde hazırlatılan rapor, danışmanlık ücretleri, yapılacak tetkik ve incelemeler için gerekli yolluk, gündelik ve benzeri tüm harcamaların yatırımcı veya ruhsat sahibi tarafından karşılanmasına ilişkin hüküm getirilmek suretiyle bu tür yatırım taleplerinin gelişigüzel yapılması engellenerek ciddi yatırımların gelmesi amaçlanmıştır. Taleplerde, bu faaliyetlerin birbirini engellemesi halinde harcamaların kim tarafından karşılanacağına açıklık getirilmiştir. Yatırım giderlerinin tespiti ve tazmin esaslarının Genel Müdürlük tarafından çıkarılacak yönetmelikle belirleneceği hükmü getirilerek, yaşanabilecek sorunların çözümü amacıyla yönetmelikle ayrıntıların belirlenmesi sağlanmıştır.
Madde ile ayrıca, Kanunda alınması zorunlu olduğu belirtilen izinler alınmadan madencilik faaliyeti yapıldığının tespit edilmesi halinde uygulanacak yaptırıma açıklık getirilmiş, teminat sisteminin terk edilmesi nedeniyle bu hallerde uygulanacak idari para cezasının miktarı belirlenmiştir.
-
Değişikliğin gerekçesi
Madde ile, 3213 sayılı Kanunun 9 uncu maddesinde belirtilen ürettiği madeni yurt içinde ve kendi tesisinde işleyip ek katma değer sağlayanlardan, bu tesislerde üretimde değerlendirilen maden miktarı için Devlet hakkının %50’sinin alınmayacağına ilişkin hükmün II. Grup (a) bendi madenler hakkında da uygulanması öngörülmüştür.
-
Değişikliğin gerekçesi
Madde ile, teminat sistemi yerine idari para cezası uygulamasına geçilmesi nedeniyle Kanunda beyanlardaki hata ve noksanlık ile gerçek dışı ve yanıltıcı beyanda bulunanlara uygulanacak idari para cezasının miktarları belirlenmiştir. Gerçek dışı ve yanıltıcı beyanda bulunma fiillerine üretimin yanı sıra satış yapılması fiili de eklenmiştir.
Teknik nezaretçi kaldırıldığından onun yerine bu görevi daimi olarak yürütecek maden mühendisinin yaptığı denetimlerdeki tespit ve önerilerini kaydettiği daimi nezaretçi defterini ruhsat sahibi veya vekiliyle imzalama sorumluluğu ile defterin ibraz edilmemesi veya düzenli tutulmaması halinde uygulanacak idari para cezası belirlenmiştir.
Madde ile ayrıca, yetkilendirilmiş tüzel kişilerce alınacak yetki belgesinin verilmesi, bu tüzel kişilerin denetimi, uyarılması, yetki belgesinin askıya alınması ve belgenin iptal edilmesi ile ilgili usul ve esasların yönetmelikle düzenlenmesi hüküm altına alınmıştır.
-
Değişikliğin gerekçesi
Madde ile, teminat sistemi yerine idari para cezası uygulamasına geçilmesi nedeniyle Kanunda beyanlardaki hata ve noksanlık ile gerçek dışı ve yanıltıcı beyanda bulunanlara uygulanacak idari para cezasının miktarları belirlenmiştir. Gerçek dışı ve yanıltıcı beyanda bulunma fiillerine üretimin yanı sıra satış yapılması fiili de eklenmiştir.
Teknik nezaretçi kaldırıldığından onun yerine bu görevi daimi olarak yürütecek maden mühendisinin yaptığı denetimlerdeki tespit ve önerilerini kaydettiği daimi nezaretçi defterini ruhsat sahibi veya vekiliyle imzalama sorumluluğu ile defterin ibraz edilmemesi veya düzenli tutulmaması halinde uygulanacak idari para cezası belirlenmiştir.
Madde ile ayrıca, yetkilendirilmiş tüzel kişilerce alınacak yetki belgesinin verilmesi, bu tüzel kişilerin denetimi, uyarılması, yetki belgesinin askıya alınması ve belgenin iptal edilmesi ile ilgili usul ve esasların yönetmelikle düzenlenmesi hüküm altına alınmıştır.
-
Değişikliğin gerekçesi
Madde ile, denetimlerde mahallinde tetkik heyetlerinin etkin ve verimli denetim yapabilmeleri için ruhsat sahibi veya vekilinin heyetlere katılımı zorunlu hale getirilmiş, denetimlerin engellenmesinin önüne geçilerek daha etkin bir denetim mekanizmasının oluşturulması ve bu yükümlülüklere uymayanlara idari para cezası verilmesi öngörülmüştür.
-
Değişikliğin gerekçesi
Madde ile, ruhsat harcı ve teminatı ruhsat bedeli başlığı altında toplanarak bürokrasi azaltılmış, bu bedelden çevre ile uyum planı çalışmalarını gerçekleştirmek üzere yatırılan teminatın %30 oranında alınması yönünde düzenleme yapılmış, bu bedellerin nasıl tahsil edileceği, nereye yatırılacağı ve bu düzenlemelere aykırılık halinde yapılacak işlemlere açıklık getirilmiştir.
Madde ile ayrıca, arama ve işletme ruhsatlarının ruhsat taban bedelleri ile Kanun ekinde yer alan tablolara atıfta bulunularak yeni ruhsat bedelleri belirlenmiş, ruhsat bedelleri mevcut ödenen harç ve teminata göre alan bazlı artırılarak madencilikte ciddi ve belli bir ekonomik güce sahip olanların ruhsatlara sahip olması hedeflenmiştir. Kanunda yer alan talep harçlarının kaldırılması nedeniyle ruhsat birleştirme, izin alanı değişikliği, ihale, küçük alanların ihalesi, devir talepleri, işletme ruhsatı ve süre uzatımı taleplerine ilişkin işlemler için işletme ruhsat taban bedeli kadar bir tutarın yatırılması sağlanmıştır.
-
Değişikliğin gerekçesi
Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan tabii servetler ve kaynakların işletilmesi hakkının Devletin izni ile gerçek ve tüzel kişilere devredilmesi durumunda, Türk milletinin ortak serveti ve değeri olan tabii servetler ve kaynakların ülke ekonomisine kazandırılırken gerçek ve tüzel kişilerin tabii servet ve kaynaklardan elde ettiği gelirden Devletin yeterince istifade etmesini sağlamak amacıyla Devlet hakkı paylarının Kanunda belirlenen oranlar üzerinden tahsil cihetine gitmek uygun olacaktır. Devlet haklarının belirlenmesi ve Genel Müdürlükçe duyurulması sağlanarak emsal fiyatlarda uygulama birliği sağlanmıştır. Bazı maden grupları için Devlet hakkı oranları yeniden belirlenerek ülke ekonomisine katkılarının arttırılması amaçlanmıştır.
Hammadde üretim izni verilen kamu kurum ve kuruluşları adına madencilik faaliyetinde bulunacak olan üçüncü kişilerle yapılan ihale sözleşmelerinde hammaddenin ihaleyi yapan kamu kurum ve kuruluşunca karşılanmayacağı hükmünün bulunması halinde kullanılan hammaddenin ocak başı satış fiyatı üzerinden ihaleyi alandan Devlet hakkı alınması hükmü getirilerek bu gibi durumlarda olabilecek suistimallerin önüne geçilmesi öngörülmüştür.
-
Değişikliğin gerekçesi
Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan tabii servetler ve kaynakların işletilmesi hakkının Devletin izni ile gerçek ve tüzel kişilere devredilmesi durumunda, Türk milletinin ortak serveti ve değeri olan tabii servetler ve kaynakların ülke ekonomisine kazandırılırken gerçek ve tüzel kişilerin tabii servet ve kaynaklardan elde ettiği gelirden Devletin yeterince istifade etmesini sağlamak amacıyla Devlet hakkı paylarının Kanunda belirlenen oranlar üzerinden tahsil cihetine gitmek uygun olacaktır. Devlet haklarının belirlenmesi ve Genel Müdürlükçe duyurulması sağlanarak emsal fiyatlarda uygulama birliği sağlanmıştır. Bazı maden grupları için Devlet hakkı oranları yeniden belirlenerek ülke ekonomisine katkılarının arttırılması amaçlanmıştır.
Hammadde üretim izni verilen kamu kurum ve kuruluşları adına madencilik faaliyetinde bulunacak olan üçüncü kişilerle yapılan ihale sözleşmelerinde hammaddenin ihaleyi yapan kamu kurum ve kuruluşunca karşılanmayacağı hükmünün bulunması halinde kullanılan hammaddenin ocak başı satış fiyatı üzerinden ihaleyi alandan Devlet hakkı alınması hükmü getirilerek bu gibi durumlarda olabilecek suistimallerin önüne geçilmesi öngörülmüştür.
-
Değişikliğin gerekçesi
Madde ile, ruhsat almak için yapılan ilk müracaat yoluyla arama ve işletme ruhsatı alma uygulaması kaldırılmış, maden ruhsatı verilecek alanlar Genel Müdürlükçe ihale edilerek arama ve işletme ruhsatı verilmesi uygulaması getirilmiş, bu madenlerin daha kontrollü bir şekilde ruhsatlandırılmasının sağlanması öngörülmüştür.
Ayrıca, ruhsat birleştirmelerine yeni kriterler ve alan sınırlamasına açıklık getirilmiş, tesis veya alt yapı tesisi kurulacak alanların ruhsat kapsamında değerlendirilmesi sağlanmıştır.
Talep harcı uygulamasının kaldırılması nedeniyle hak sahiplerinin ruhsatların birleştirilmesinde bunun yerine işletme ruhsat taban bedeli ile müracaatlarını yapması sağlanmıştır.
-
Değişikliğin gerekçesi
Madde ile, ruhsat almak için yapılan ilk müracaat yoluyla arama ve işletme ruhsatı alma uygulaması kaldırılmış, maden ruhsatı verilecek alanlar Genel Müdürlükçe ihale edilerek arama ve işletme ruhsatı verilmesi uygulaması getirilmiş, bu madenlerin daha kontrollü bir şekilde ruhsatlandırılmasının sağlanması öngörülmüştür.
Ayrıca, ruhsat birleştirmelerine yeni kriterler ve alan sınırlamasına açıklık getirilmiş, tesis veya alt yapı tesisi kurulacak alanların ruhsat kapsamında değerlendirilmesi sağlanmıştır.
Talep harcı uygulamasının kaldırılması nedeniyle hak sahiplerinin ruhsatların birleştirilmesinde bunun yerine işletme ruhsat taban bedeli ile müracaatlarını yapması sağlanmıştır.
-
Değişikliğin gerekçesi
Madde ile, ruhsat almak için yapılan ilk müracaat yoluyla arama ve işletme ruhsatı alma uygulaması kaldırılmış, maden ruhsatı verilecek alanlar Genel Müdürlükçe ihale edilerek arama ve işletme ruhsatı verilmesi uygulaması getirilmiş, bu madenlerin daha kontrollü bir şekilde ruhsatlandırılmasının sağlanması öngörülmüştür.
Ayrıca, ruhsat birleştirmelerine yeni kriterler ve alan sınırlamasına açıklık getirilmiş, tesis veya alt yapı tesisi kurulacak alanların ruhsat kapsamında değerlendirilmesi sağlanmıştır.
Talep harcı uygulamasının kaldırılması nedeniyle hak sahiplerinin ruhsatların birleştirilmesinde bunun yerine işletme ruhsat taban bedeli ile müracaatlarını yapması sağlanmıştır.
-
Değişikliğin gerekçesi
Madde ile, ruhsat almak için yapılan ilk müracaat yoluyla arama ve işletme ruhsatı alma uygulaması kaldırılmış, maden ruhsatı verilecek alanlar Genel Müdürlükçe ihale edilerek arama ve işletme ruhsatı verilmesi uygulaması getirilmiş, bu madenlerin daha kontrollü bir şekilde ruhsatlandırılmasının sağlanması öngörülmüştür.
Ayrıca, ruhsat birleştirmelerine yeni kriterler ve alan sınırlamasına açıklık getirilmiş, tesis veya alt yapı tesisi kurulacak alanların ruhsat kapsamında değerlendirilmesi sağlanmıştır.
Talep harcı uygulamasının kaldırılması nedeniyle hak sahiplerinin ruhsatların birleştirilmesinde bunun yerine işletme ruhsat taban bedeli ile müracaatlarını yapması sağlanmıştır.
-
Değişikliğin gerekçesi
Madde ile, ruhsat almak için yapılan ilk müracaat yoluyla arama ve işletme ruhsatı alma uygulaması kaldırılmış, maden ruhsatı verilecek alanlar Genel Müdürlükçe ihale edilerek arama ve işletme ruhsatı verilmesi uygulaması getirilmiş, bu madenlerin daha kontrollü bir şekilde ruhsatlandırılmasının sağlanması öngörülmüştür.
Ayrıca, ruhsat birleştirmelerine yeni kriterler ve alan sınırlamasına açıklık getirilmiş, tesis veya alt yapı tesisi kurulacak alanların ruhsat kapsamında değerlendirilmesi sağlanmıştır.
Talep harcı uygulamasının kaldırılması nedeniyle hak sahiplerinin ruhsatların birleştirilmesinde bunun yerine işletme ruhsat taban bedeli ile müracaatlarını yapması sağlanmıştır.
-
Değişikliğin gerekçesi
Madde ile, ruhsat almak için yapılan ilk müracaat yoluyla arama ve işletme ruhsatı alma uygulaması kaldırılmış, maden ruhsatı verilecek alanlar Genel Müdürlükçe ihale edilerek arama ve işletme ruhsatı verilmesi uygulaması getirilmiş, bu madenlerin daha kontrollü bir şekilde ruhsatlandırılmasının sağlanması öngörülmüştür.
Ayrıca, ruhsat birleştirmelerine yeni kriterler ve alan sınırlamasına açıklık getirilmiş, tesis veya alt yapı tesisi kurulacak alanların ruhsat kapsamında değerlendirilmesi sağlanmıştır.
Talep harcı uygulamasının kaldırılması nedeniyle hak sahiplerinin ruhsatların birleştirilmesinde bunun yerine işletme ruhsat taban bedeli ile müracaatlarını yapması sağlanmıştır.
-
Değişikliğin gerekçesi
Madde ile, ruhsat almak için yapılan ilk müracaat yoluyla arama ve işletme ruhsatı alma uygulaması kaldırılmış, maden ruhsatı verilecek alanlar Genel Müdürlükçe ihale edilerek arama ve işletme ruhsatı verilmesi uygulaması getirilmiş, bu madenlerin daha kontrollü bir şekilde ruhsatlandırılmasının sağlanması öngörülmüştür.
Ayrıca, ruhsat birleştirmelerine yeni kriterler ve alan sınırlamasına açıklık getirilmiş, tesis veya alt yapı tesisi kurulacak alanların ruhsat kapsamında değerlendirilmesi sağlanmıştır.
Talep harcı uygulamasının kaldırılması nedeniyle hak sahiplerinin ruhsatların birleştirilmesinde bunun yerine işletme ruhsat taban bedeli ile müracaatlarını yapması sağlanmıştır.
-
Değişikliğin gerekçesi
Madde ile, mevcut Kanunda yer alan arama ruhsat dönemlerindeki ara geçişlerde uygulanan teminatların irat kaydedilerek ruhsatların iptali gibi hükümler yerine idari para cezası verilmesi yönünde hükümler getirilmiştir.
-
Eski ifade
talep harcınınYeni ifaderuhsat taban bedelininDeğişikliğin gerekçesi
Madde ile, maden işletme ruhsatı almak için verilecek projenin nasıl verileceği, hangi şartlarda ruhsat için hak sağlanacağı belirlenmiştir. İşletme projelerinin Genel Müdürlükçe yetkili tüzel kişiler tarafından hazırlanarak verilmesi sağlanarak projelerin daha teknik, ekonomik ve uygulanabilir olması sağlanmıştır. Ayrıca işletme projesi ile birlikte projenin uygulanabilirliğini sağlayacak mali yeterlilik zorunluluğu getirilmiştir. Projedeki teknik ve mali eksikliklerin nasıl ve hangi sürelerde tamamlanacağı ve aksi durumlarda uygulanacak idari para cezaları miktarları belirlenmiş, gruplara göre ruhsat sürelerinin en fazla ne kadar uzatılabileceğine açıklık getirilmiştir.
Madencilik yatırımlarının maliyetinin yüksek oluşu ve yatırımın geri dönüş süreleri dikkate alındığında yatırım güvencesi için ilk verilecek ruhsat sürelerinin de bunu karşılayacak şekilde olması gerekmektedir.
I. Grup (a) bendi maden yatırımları özellikle küçük yerleşim yerlerinde o bölgenin ihtiyaçlarını karşıladığından ve ruhsat bedeli harçtan daha fazla olacağından bu madenlere ilişkin maden işletme ruhsat süresini uzatma taleplerinde işletme ruhsat bedelinin beş katından fazla olmamak üzere belirlenen bedel üzerinden uzatma bedeli alınması öngörülmüştür.
Ruhsat sürelerinin değiştirilmesinin gerekçesi; üretim miktarları ile kapasitelerini arttırmak ve yeni yatırımlar için zorlayıcı hüküm getirmektir.
Yerelde alınan çevresel etki değerlendirme kararı ve mülkiyet izinleri gerek ilgili mevzuatlardan gerekse bürokrasiden kaynaklanan gecikmelere neden olmakta bu da kanunen hak düşürücü bir sebep oluşturduğundan bu fıkradaki değişiklik ile arama maliyetlerine katlanan yatırımcının güvencesi arttırılmaktadır. Gerek ruhsat sahibinin taahhütlerini yerine getirememesi gerekse mevzuat değişikliği ve yerel idareden kaynaklanan izin iptalleri devamında ruhsat iptallerini getirmekte olup, bu değişiklikle mali yükümlülük getirilerek ruhsat güvencesi sağlanmaya çalışılmıştır.
Madde ile ayrıca, beş yıllık sürede mücbir sebepler ve beklenmeyen haller dışında üç yıldan fazla üretim yapmayan ruhsat sahiplerine teminat sisteminin terk edilmesi nedeniyle idari para cezası verilmesine ve aykırı fiilin tekrar edilmesi halinde uygulanacak hüküm düzenlenmiştir.
-
Değişikliğin gerekçesi
Madde ile, teminat sisteminin kaldırılması nedeniyle işletme projesine aykırı faaliyet sonucunda, verilen sürede aykırılığın giderilmemesi halinde uygulanacak idari para cezası düzenlenmiştir.
Toplam işletme ruhsat süreleri mevcut uygulamalara göre azaltılarak yeniden belirlenmiştir.
İşletme projelerinin, hazırlayan yetkilendirilmiş tüzel kişilerce izlenmesi ve izleme sonuçlarının raporlanarak Genel Müdürlüğe sunulması, yine projeye aykırı faaliyetler sonucu oluşacak tehlikeli durumların Genel Müdürlüğe, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına ve valiliğe bildirilme zorunluluğu getirilerek Devlet tarafından zamanında denetim yapılması ve müdahalede bulunulması amaçlanmış ve muhtemel kazaların önüne geçilmesi hedeflenmiştir.
Maden ruhsat sahalarında çok küçük olan ve ocakları da birbirine yakın olan ruhsatlar ve hammadde üretim izinlerinde uzun yıllardır yapılan üretimler sonucunda, ocakların durumu itibarıyla iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerinin alınması ve mühendislik misyonu içerisinde bir işletmecilik yapılabilmesi için, bu durumdaki sahalarda ortak proje kapsamında üretim yapılması zorunluluk haline gelmiştir.
Söz konusu projelerin hayata geçirilmesi, maden kaynaklarının doğru kullanılması ve işletme sonrası sahaların çevre ile uyumlu hale getirilmesi açısından önem arz etmektedir.
Ayrıca, mevcut Kanun gereğince ruhsat sahibince faaliyet bilgi formu ve satış bilgi formu ayrı ayrı hazırlanarak Genel Müdürlüğe verilmektedir. Bu durum bürokrasiye yol açmakta ve belgelerde farklı verilerin olmasına sebep olmaktadır. Bu nedenle, işletme faaliyet bilgi formu ve satış bilgi formu birleştirilmiş, işletme faaliyet raporu adı altında tek bir form ile tüm bilgilerin Genel Müdürlüğe verilmesi sağlanmıştır.
I. Grup madenler ve II. Grup (a) bendi madenlerin bulunduğu mevcut ruhsatlı sahaların yerleşim yerlerinin yakınında kalanlarının başka bir alanda maden hakkı verilmesi sağlanarak hem ruhsat sahiplerinin mevcut haklarının korunması hem de yerleşim yerlerinde yaşayan insanların karşılıklı haklarının korunması hedeflenmiştir. Bu işlemin ruhsat sahibinin de rızasının olması kaydıyla Kanunun 7 nci maddesinde belirtilen Kurulun kararı ile yapılabilmesi öngörülmüş, hukuki sorunların ortaya çıkmaması ve ruhsat sahiplerinin kazanılmış haklarının korunması amaçlanmıştır.
-
Değişikliğin gerekçesi
Madde ile, herhangi bir sebeple hükümden düşmüş, terk edilmiş veya taksir edilmiş alanlar ile yeni alanların ihale yolu ile ruhsatlandırılması hüküm altına alınmıştır. Ruhsat sahalarına ilan süresi içinde müracaat olmaması halinde bu alanlar başka bir işleme gerek kalmadan tekrar ihalelik saha konumuna getirilerek, devamlı ihalelik saha konumunda kalması sağlanacaktır. İhalelik sahaların sürekli ihale edilme imkânı getirilerek uygun bir zamanda ve değerinde sahiplendirilmesi amaçlanmıştır.
Madenlerin ihale yolu ile yapılan ruhsatlandırmalarında madenin cinsi, rezervi, bulunduğu bölge, tenörü, istihdam, yatırım, ülke ihtiyaçları ve benzeri hususlar dikkate alınmak suretiyle gerçekleştirilecek yatırım şartlı ihale usulü getirilmiştir.
Madde ile ayrıca, havza madenciliğini geliştirmek ve jeolojik yapıyı aydınlatmak amacıyla herhangi bir sebeple hükümden düşmüş, terk edilmiş veya taksir edilmiş sahaların alan sınırlamasına bakılmaksızın birleştirilerek ihale edilebilmesi imkânı getirilerek büyük çaplı yatırım yapılması ve iş sağlığı ve güvenliği ilkelerine uygun işletmecilik yapılması amaçlanmıştır.
-
Eski ifade
İşletmede fenni nezaretçi:Değişikliğin gerekçesi
Madde ile, teknik nezaretçi kaldırılarak iş riski en yüksek olan maden sahalarında yapılacak madencilik faaliyetlerine daimi olarak bir maden mühendisinin nezareti getirilmiş, faaliyetlerin can ve mal emniyeti açısından daha teknik ve güvenilir şekilde yapılarak kazaların en aza indirgenmesi hedeflenmiştir. Maden ruhsat sahalarındaki işletme faaliyetlerinde asgari bir maden mühendisi daimi olarak, işletme tekniği, büyüklüğü ve yapısal durumu gözönüne alınarak diğer meslek disiplinlerinden mühendis istihdam edilmesi zorunluluğu getirilmiştir. Mühendis istihdam etmeden maden işletme faaliyetinde bulunulması halinde idari para cezası uygulanması yönünde düzenleme yapılmıştır.
Kaynak tuzlalarında herhangi bir ocak açılmayıp, sadece küçük bir alanda kaynağından alınan çözeltinin dinlendirme havuzlarında buharlaştırılması yöntemiyle tuz üretimi yapılması nedeniyle bu tuzlalar daimi nezaretçi atamasından muaf tutulmuştur.
-
Eski ifade
Ruhsatın hükümden düşmesi ve alınacak tedbirler:Değişikliğin gerekçesi
Madde ile, ruhsat bedelinin %30’u oranında çevre ile uyum planı çalışmalarında kullanılmak üzere alınan kaynağın kullanım esasları belirlenmiştir. Söz konusu kaynaktan çevre ile uyum teminatının kullanım oranı belirlenerek ve tanımlanarak madencilik faaliyeti sonunda terk edilen alanların çevresi ile uyumunun sağlanması hedeflenmiştir.
-
Değişikliğin gerekçesi
Madde ile, mevcut Kanunda yer alan teminatın irad kaydedilmesi uygulamasının kaldırılması nedeniyle maddenin birinci fıkrasında belirtilen yükümlülüklere aykırı hareket edenlere idari para cezası uygulanmasına ilişkin düzenleme yapılmıştır.
-
Değişikliğin gerekçesi
3213 sayılı Maden Kanunu madenlerin işletilmesi esasına dayanmakta, bu suretle ekonomiye katkının arttırılması amaçlanmaktadır. Maden sahaları çeşitli nedenlerle işletilmeyecek olsa bile faaliyete geçmeden tatil olmayacağının belirtilmesi gerekmektedir. Bu açıkça belirtilmediğinden bu konuda açılan davalar çoğunlukla idare aleyhine sonuçlanmaktadır.
Madde ile ayrıca, işletme izni alınmasını müteakip üretim faaliyetine geçilen işletme ruhsat sahaları için geçici tatil talebinde bulunulması sağlanmıştır.
-
Değişikliğin gerekçesi
3213 sayılı Maden Kanunu madenlerin işletilmesi esasına dayanmakta, bu suretle ekonomiye katkının arttırılması amaçlanmaktadır. Maden sahaları çeşitli nedenlerle işletilmeyecek olsa bile faaliyete geçmeden tatil olmayacağının belirtilmesi gerekmektedir. Bu açıkça belirtilmediğinden bu konuda açılan davalar çoğunlukla idare aleyhine sonuçlanmaktadır.
Madde ile ayrıca, işletme izni alınmasını müteakip üretim faaliyetine geçilen işletme ruhsat sahaları için geçici tatil talebinde bulunulması sağlanmıştır.
-
Değişikliğin gerekçesi
3213 sayılı Maden Kanunu madenlerin işletilmesi esasına dayanmakta, bu suretle ekonomiye katkının arttırılması amaçlanmaktadır. Maden sahaları çeşitli nedenlerle işletilmeyecek olsa bile faaliyete geçmeden tatil olmayacağının belirtilmesi gerekmektedir. Bu açıkça belirtilmediğinden bu konuda açılan davalar çoğunlukla idare aleyhine sonuçlanmaktadır.
Madde ile ayrıca, işletme izni alınmasını müteakip üretim faaliyetine geçilen işletme ruhsat sahaları için geçici tatil talebinde bulunulması sağlanmıştır.
-
Değişikliğin gerekçesi
3213 sayılı Maden Kanunu madenlerin işletilmesi esasına dayanmakta, bu suretle ekonomiye katkının arttırılması amaçlanmaktadır. Maden sahaları çeşitli nedenlerle işletilmeyecek olsa bile faaliyete geçmeden tatil olmayacağının belirtilmesi gerekmektedir. Bu açıkça belirtilmediğinden bu konuda açılan davalar çoğunlukla idare aleyhine sonuçlanmaktadır.
Madde ile ayrıca, işletme izni alınmasını müteakip üretim faaliyetine geçilen işletme ruhsat sahaları için geçici tatil talebinde bulunulması sağlanmıştır.
-
Değişikliğin gerekçesi
Ekonomik olarak işletmecilik yapılabilecek ruhsat sahalarında ihtiyaç duyulan alt yapı hizmetlerinin ruhsat sahası dışından getirilmesi zorunluluktur. Bu nedenle madde ile, maden varlığının işletilmesi ve uç ürün haline getirilmesi için gerekli olan su, doğalgaz, elektrik ve haberleşme hatları için ruhsat sahibinin müracaatı üzerine irtifak ve/veya intifa hakkı tesisi istenebilmesi hüküm altına alınmıştır.
-
Değişikliğin gerekçesi
Madde ile, mevcut Kanunda yer alan harç ve teminat sisteminin kaldırılması nedeniyle Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğüne ait arama ruhsatlarından ruhsat bedeli alınması öngörülmüştür. Ayrıca, VI. Grup ruhsatların IV. Gruba dahil edilmesi nedeniyle düzenleme yapılmıştır.
Ek 6 ncı maddenin yürürlükten kaldırılması ile bor tuzları için Eti Maden İşletmeleri Genel Müdürlüğünce farklı belediye payı ödenmesi uygulamasına son verilmiştir.
-
Değişikliğin gerekçesi
Mevcut Kanunun ek 1 inci maddesinin dördüncü fıkrasında yer alan “... bu Kanunun 7 nci maddesinde belirtilen hükümler ile ...” ibaresinin Anayasa Mahkemesinin 21/7/2012 tarihli ve 28360 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan E.: 2011/110. K.: 2012/79 sayılı Kararı ile iptal edilmesi nedeniyle söz konusu fıkrada düzenleme yapılması gerekmiştir. Ayrıca, mevcut Kanunda yer alan teminat sisteminin kaldırılması nedeniyle teminat yerine ruhsat bedelinden muafiyet sağlanmasına ilişkin düzenleme yapılmıştır.
-
Değişikliğin gerekçesi
Madde ile, mevcut Kanunda yer alan harç ve teminat sisteminin kaldırılması nedeniyle Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğüne ait arama ruhsatlarından ruhsat bedeli alınması öngörülmüştür. Ayrıca, VI. Grup ruhsatların IV. Gruba dahil edilmesi nedeniyle düzenleme yapılmıştır.
Ek 6 ncı maddenin yürürlükten kaldırılması ile bor tuzları için Eti Maden İşletmeleri Genel Müdürlüğünce farklı belediye payı ödenmesi uygulamasına son verilmiştir.
-
Değişikliğin gerekçesi
Madde ile, maden ruhsat sahalarında rödövans sözleşmesi yapılmak suretiyle madencilik faaliyetinde bulunan üçüncü şahısların madencilik yapmaya yeterli olup olmadıklarının tespiti ve sözleşmenin Kanuna uygunluğunun sağlanması amacıyla Kanunun ek 7 nci maddesine eklenen fıkralar ile ruhsat sahipleri ile üçüncü kişiler arasında yapılacak rödövans sözleşmeleri Bakanlığın iznine bağlanmış, izin alınmadan yapılan rödövans sözleşmesi ile yürütülen madencilik faaliyetlerinin durdurulması yönünde hüküm getirilmiştir.
Madde ile ayrıca, kamu kurum ve kuruluşları ile iştirakleri dışında yeraltı kömür işletmelerinde maden ruhsat sahiplerinin, ruhsat sahalarının bir kısmında veya tamamında üçüncü kişiler ile üretim faaliyetlerine yönelik rödövans sözleşmeleri yapmasının önüne geçilmiş, aksi halde ise yapılan madencilik faaliyetlerinin durdurulacağı yönünde düzenleme yapılmıştır.
-
Değişikliğin gerekçesi
Madde ile, maden ruhsat sahalarında rödövans sözleşmesi yapılmak suretiyle madencilik faaliyetinde bulunan üçüncü şahısların madencilik yapmaya yeterli olup olmadıklarının tespiti ve sözleşmenin Kanuna uygunluğunun sağlanması amacıyla Kanunun ek 7 nci maddesine eklenen fıkralar ile ruhsat sahipleri ile üçüncü kişiler arasında yapılacak rödövans sözleşmeleri Bakanlığın iznine bağlanmış, izin alınmadan yapılan rödövans sözleşmesi ile yürütülen madencilik faaliyetlerinin durdurulması yönünde hüküm getirilmiştir.
Madde ile ayrıca, kamu kurum ve kuruluşları ile iştirakleri dışında yeraltı kömür işletmelerinde maden ruhsat sahiplerinin, ruhsat sahalarının bir kısmında veya tamamında üçüncü kişiler ile üretim faaliyetlerine yönelik rödövans sözleşmeleri yapmasının önüne geçilmiş, aksi halde ise yapılan madencilik faaliyetlerinin durdurulacağı yönünde düzenleme yapılmıştır.
-
Değişikliğin gerekçesi
Madde ile, Kanunun uygulanmasına ilişkin yönetmeliklerin Bakanlık tarafından yürürlüğe konulması ve iş sağlığı ve güvenliğini ilgilendiren ve işletme projesinde yer alması zorunlu olan yapısal ve teknik hususlarla ilgili yönetmeliklerde Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının uygun görüşünün alınması öngörülmüştür.
-
Değişikliğin gerekçesi
Madde ile, Kanunun uygulanmasına ilişkin yönetmeliklerin Bakanlık tarafından yürürlüğe konulması ve iş sağlığı ve güvenliğini ilgilendiren ve işletme projesinde yer alması zorunlu olan yapısal ve teknik hususlarla ilgili yönetmeliklerde Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının uygun görüşünün alınması öngörülmüştür.
-
Değişikliğin gerekçesi
Geçici 21 inci madde ile, mevcut ruhsatların ruhsat bedeli ödeme yükümlülüklerine açıklık getirilmiştir.
Geçici 22 nci madde ile, Kanunun 24 üncü maddesinin onbirinci fıkrası gereğince diğer kamu kurum ve kuruluşlarından alınması zorunlu olan izinleri süresi içinde ruhsat sahipleri için düzenleme yapılmıştır.
Geçici 23 üncü madde ile, mevcut rödövans sözleşmelerinin, maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren üç ay içinde Genel Müdürlüğe verilmesi zorunluluğu getirilmiş, aksi takdirde rödövans sözleşmesi ile yapılan madencilik faaliyetlerinin durdurulması öngörülmüştür.
Geçici 24 üncü madde ile, maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce müracaatı yapılmış ancak işlemleri tamamlanmamış, harç ve ruhsat teminatları yatırılmamış ruhsat müracaatlarının, üç ay içerisinde ruhsat bedelinin ödenmesi halinde, ruhsat işlemleri müracaat tarihindeki mevzuat hükümlerine göre tamamlanacağı hüküm altına alınmıştır.
Geçici 25 inci madde ile, mevcut teknik nezaretçisi bulunan sahalara, bir yıl içerisinde daimi nezaretçinin atanması zorunluluğu getirilmiştir.
Geçici 26 ncı madde ile, yürürlükteki VI. Grup maden ruhsatlarının IV. Grup olarak ruhsatlandırılması nedeniyle ortaya çıkabilecek hak kayıplarının önlenmesine ilişkin düzenleme yapılmıştır.
Geçici 27 nci madde ile, kalker, kalsit ve dolomit ruhsat sahalarının Maden İşleri Genel Müdürlüğünce incelenerek belirlenecek görünür ve muhtemel rezerv alanlarına en fazla 100’cr hektarlık alanlara II. Grup (a) bendi maden işletme ruhsatı verileceği açıklanmıştır.
Geçici 28 inci madde ile, Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten verilmiş olan işletme ruhsatlarının toplam sürelerinin eski hükümlere tabi olduğu belirtilmiştir.
Geçici 29 uncu madde ile, yeraltındaki maden işlerinde faaliyet gösteren kamu kurum ve kuruluşlarının yeraltındaki maden işleriyle ilgili daha önce yapılmış ve sözleşmeleri bağıtlanmış ihalelerin sözleşmelerinde, 6552 sayılı Kanun ile getirilen fazla çalışma ücreti artışı, yeraltı maden işçisinin yıllık ücretli izin artışı, çalışma saatlerinin düşürülmesi ve asgari ücret artışından kaynaklanan maliyet artışlarının fiyat farkı olarak ödenebilmesine imkân tanınarak, devam eden sözleşmelerin uygulanabilir olması amaçlanmıştır.
-
Değişikliğin gerekçesi
Geçici 21 inci madde ile, mevcut ruhsatların ruhsat bedeli ödeme yükümlülüklerine açıklık getirilmiştir.
Geçici 22 nci madde ile, Kanunun 24 üncü maddesinin onbirinci fıkrası gereğince diğer kamu kurum ve kuruluşlarından alınması zorunlu olan izinleri süresi içinde ruhsat sahipleri için düzenleme yapılmıştır.
Geçici 23 üncü madde ile, mevcut rödövans sözleşmelerinin, maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren üç ay içinde Genel Müdürlüğe verilmesi zorunluluğu getirilmiş, aksi takdirde rödövans sözleşmesi ile yapılan madencilik faaliyetlerinin durdurulması öngörülmüştür.
Geçici 24 üncü madde ile, maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce müracaatı yapılmış ancak işlemleri tamamlanmamış, harç ve ruhsat teminatları yatırılmamış ruhsat müracaatlarının, üç ay içerisinde ruhsat bedelinin ödenmesi halinde, ruhsat işlemleri müracaat tarihindeki mevzuat hükümlerine göre tamamlanacağı hüküm altına alınmıştır.
Geçici 25 inci madde ile, mevcut teknik nezaretçisi bulunan sahalara, bir yıl içerisinde daimi nezaretçinin atanması zorunluluğu getirilmiştir.
Geçici 26 ncı madde ile, yürürlükteki VI. Grup maden ruhsatlarının IV. Grup olarak ruhsatlandırılması nedeniyle ortaya çıkabilecek hak kayıplarının önlenmesine ilişkin düzenleme yapılmıştır.
Geçici 27 nci madde ile, kalker, kalsit ve dolomit ruhsat sahalarının Maden İşleri Genel Müdürlüğünce incelenerek belirlenecek görünür ve muhtemel rezerv alanlarına en fazla 100’cr hektarlık alanlara II. Grup (a) bendi maden işletme ruhsatı verileceği açıklanmıştır.
Geçici 28 inci madde ile, Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten verilmiş olan işletme ruhsatlarının toplam sürelerinin eski hükümlere tabi olduğu belirtilmiştir.
Geçici 29 uncu madde ile, yeraltındaki maden işlerinde faaliyet gösteren kamu kurum ve kuruluşlarının yeraltındaki maden işleriyle ilgili daha önce yapılmış ve sözleşmeleri bağıtlanmış ihalelerin sözleşmelerinde, 6552 sayılı Kanun ile getirilen fazla çalışma ücreti artışı, yeraltı maden işçisinin yıllık ücretli izin artışı, çalışma saatlerinin düşürülmesi ve asgari ücret artışından kaynaklanan maliyet artışlarının fiyat farkı olarak ödenebilmesine imkân tanınarak, devam eden sözleşmelerin uygulanabilir olması amaçlanmıştır.
-
Değişikliğin gerekçesi
Geçici 21 inci madde ile, mevcut ruhsatların ruhsat bedeli ödeme yükümlülüklerine açıklık getirilmiştir.
Geçici 22 nci madde ile, Kanunun 24 üncü maddesinin onbirinci fıkrası gereğince diğer kamu kurum ve kuruluşlarından alınması zorunlu olan izinleri süresi içinde ruhsat sahipleri için düzenleme yapılmıştır.
Geçici 23 üncü madde ile, mevcut rödövans sözleşmelerinin, maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren üç ay içinde Genel Müdürlüğe verilmesi zorunluluğu getirilmiş, aksi takdirde rödövans sözleşmesi ile yapılan madencilik faaliyetlerinin durdurulması öngörülmüştür.
Geçici 24 üncü madde ile, maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce müracaatı yapılmış ancak işlemleri tamamlanmamış, harç ve ruhsat teminatları yatırılmamış ruhsat müracaatlarının, üç ay içerisinde ruhsat bedelinin ödenmesi halinde, ruhsat işlemleri müracaat tarihindeki mevzuat hükümlerine göre tamamlanacağı hüküm altına alınmıştır.
Geçici 25 inci madde ile, mevcut teknik nezaretçisi bulunan sahalara, bir yıl içerisinde daimi nezaretçinin atanması zorunluluğu getirilmiştir.
Geçici 26 ncı madde ile, yürürlükteki VI. Grup maden ruhsatlarının IV. Grup olarak ruhsatlandırılması nedeniyle ortaya çıkabilecek hak kayıplarının önlenmesine ilişkin düzenleme yapılmıştır.
Geçici 27 nci madde ile, kalker, kalsit ve dolomit ruhsat sahalarının Maden İşleri Genel Müdürlüğünce incelenerek belirlenecek görünür ve muhtemel rezerv alanlarına en fazla 100’cr hektarlık alanlara II. Grup (a) bendi maden işletme ruhsatı verileceği açıklanmıştır.
Geçici 28 inci madde ile, Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten verilmiş olan işletme ruhsatlarının toplam sürelerinin eski hükümlere tabi olduğu belirtilmiştir.
Geçici 29 uncu madde ile, yeraltındaki maden işlerinde faaliyet gösteren kamu kurum ve kuruluşlarının yeraltındaki maden işleriyle ilgili daha önce yapılmış ve sözleşmeleri bağıtlanmış ihalelerin sözleşmelerinde, 6552 sayılı Kanun ile getirilen fazla çalışma ücreti artışı, yeraltı maden işçisinin yıllık ücretli izin artışı, çalışma saatlerinin düşürülmesi ve asgari ücret artışından kaynaklanan maliyet artışlarının fiyat farkı olarak ödenebilmesine imkân tanınarak, devam eden sözleşmelerin uygulanabilir olması amaçlanmıştır.
-
Değişikliğin gerekçesi
Geçici 21 inci madde ile, mevcut ruhsatların ruhsat bedeli ödeme yükümlülüklerine açıklık getirilmiştir.
Geçici 22 nci madde ile, Kanunun 24 üncü maddesinin onbirinci fıkrası gereğince diğer kamu kurum ve kuruluşlarından alınması zorunlu olan izinleri süresi içinde ruhsat sahipleri için düzenleme yapılmıştır.
Geçici 23 üncü madde ile, mevcut rödövans sözleşmelerinin, maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren üç ay içinde Genel Müdürlüğe verilmesi zorunluluğu getirilmiş, aksi takdirde rödövans sözleşmesi ile yapılan madencilik faaliyetlerinin durdurulması öngörülmüştür.
Geçici 24 üncü madde ile, maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce müracaatı yapılmış ancak işlemleri tamamlanmamış, harç ve ruhsat teminatları yatırılmamış ruhsat müracaatlarının, üç ay içerisinde ruhsat bedelinin ödenmesi halinde, ruhsat işlemleri müracaat tarihindeki mevzuat hükümlerine göre tamamlanacağı hüküm altına alınmıştır.
Geçici 25 inci madde ile, mevcut teknik nezaretçisi bulunan sahalara, bir yıl içerisinde daimi nezaretçinin atanması zorunluluğu getirilmiştir.
Geçici 26 ncı madde ile, yürürlükteki VI. Grup maden ruhsatlarının IV. Grup olarak ruhsatlandırılması nedeniyle ortaya çıkabilecek hak kayıplarının önlenmesine ilişkin düzenleme yapılmıştır.
Geçici 27 nci madde ile, kalker, kalsit ve dolomit ruhsat sahalarının Maden İşleri Genel Müdürlüğünce incelenerek belirlenecek görünür ve muhtemel rezerv alanlarına en fazla 100’cr hektarlık alanlara II. Grup (a) bendi maden işletme ruhsatı verileceği açıklanmıştır.
Geçici 28 inci madde ile, Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten verilmiş olan işletme ruhsatlarının toplam sürelerinin eski hükümlere tabi olduğu belirtilmiştir.
Geçici 29 uncu madde ile, yeraltındaki maden işlerinde faaliyet gösteren kamu kurum ve kuruluşlarının yeraltındaki maden işleriyle ilgili daha önce yapılmış ve sözleşmeleri bağıtlanmış ihalelerin sözleşmelerinde, 6552 sayılı Kanun ile getirilen fazla çalışma ücreti artışı, yeraltı maden işçisinin yıllık ücretli izin artışı, çalışma saatlerinin düşürülmesi ve asgari ücret artışından kaynaklanan maliyet artışlarının fiyat farkı olarak ödenebilmesine imkân tanınarak, devam eden sözleşmelerin uygulanabilir olması amaçlanmıştır.
-
Değişikliğin gerekçesi
Geçici 21 inci madde ile, mevcut ruhsatların ruhsat bedeli ödeme yükümlülüklerine açıklık getirilmiştir.
Geçici 22 nci madde ile, Kanunun 24 üncü maddesinin onbirinci fıkrası gereğince diğer kamu kurum ve kuruluşlarından alınması zorunlu olan izinleri süresi içinde ruhsat sahipleri için düzenleme yapılmıştır.
Geçici 23 üncü madde ile, mevcut rödövans sözleşmelerinin, maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren üç ay içinde Genel Müdürlüğe verilmesi zorunluluğu getirilmiş, aksi takdirde rödövans sözleşmesi ile yapılan madencilik faaliyetlerinin durdurulması öngörülmüştür.
Geçici 24 üncü madde ile, maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce müracaatı yapılmış ancak işlemleri tamamlanmamış, harç ve ruhsat teminatları yatırılmamış ruhsat müracaatlarının, üç ay içerisinde ruhsat bedelinin ödenmesi halinde, ruhsat işlemleri müracaat tarihindeki mevzuat hükümlerine göre tamamlanacağı hüküm altına alınmıştır.
Geçici 25 inci madde ile, mevcut teknik nezaretçisi bulunan sahalara, bir yıl içerisinde daimi nezaretçinin atanması zorunluluğu getirilmiştir.
Geçici 26 ncı madde ile, yürürlükteki VI. Grup maden ruhsatlarının IV. Grup olarak ruhsatlandırılması nedeniyle ortaya çıkabilecek hak kayıplarının önlenmesine ilişkin düzenleme yapılmıştır.
Geçici 27 nci madde ile, kalker, kalsit ve dolomit ruhsat sahalarının Maden İşleri Genel Müdürlüğünce incelenerek belirlenecek görünür ve muhtemel rezerv alanlarına en fazla 100’cr hektarlık alanlara II. Grup (a) bendi maden işletme ruhsatı verileceği açıklanmıştır.
Geçici 28 inci madde ile, Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten verilmiş olan işletme ruhsatlarının toplam sürelerinin eski hükümlere tabi olduğu belirtilmiştir.
Geçici 29 uncu madde ile, yeraltındaki maden işlerinde faaliyet gösteren kamu kurum ve kuruluşlarının yeraltındaki maden işleriyle ilgili daha önce yapılmış ve sözleşmeleri bağıtlanmış ihalelerin sözleşmelerinde, 6552 sayılı Kanun ile getirilen fazla çalışma ücreti artışı, yeraltı maden işçisinin yıllık ücretli izin artışı, çalışma saatlerinin düşürülmesi ve asgari ücret artışından kaynaklanan maliyet artışlarının fiyat farkı olarak ödenebilmesine imkân tanınarak, devam eden sözleşmelerin uygulanabilir olması amaçlanmıştır.
-
Değişikliğin gerekçesi
Geçici 21 inci madde ile, mevcut ruhsatların ruhsat bedeli ödeme yükümlülüklerine açıklık getirilmiştir.
Geçici 22 nci madde ile, Kanunun 24 üncü maddesinin onbirinci fıkrası gereğince diğer kamu kurum ve kuruluşlarından alınması zorunlu olan izinleri süresi içinde ruhsat sahipleri için düzenleme yapılmıştır.
Geçici 23 üncü madde ile, mevcut rödövans sözleşmelerinin, maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren üç ay içinde Genel Müdürlüğe verilmesi zorunluluğu getirilmiş, aksi takdirde rödövans sözleşmesi ile yapılan madencilik faaliyetlerinin durdurulması öngörülmüştür.
Geçici 24 üncü madde ile, maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce müracaatı yapılmış ancak işlemleri tamamlanmamış, harç ve ruhsat teminatları yatırılmamış ruhsat müracaatlarının, üç ay içerisinde ruhsat bedelinin ödenmesi halinde, ruhsat işlemleri müracaat tarihindeki mevzuat hükümlerine göre tamamlanacağı hüküm altına alınmıştır.
Geçici 25 inci madde ile, mevcut teknik nezaretçisi bulunan sahalara, bir yıl içerisinde daimi nezaretçinin atanması zorunluluğu getirilmiştir.
Geçici 26 ncı madde ile, yürürlükteki VI. Grup maden ruhsatlarının IV. Grup olarak ruhsatlandırılması nedeniyle ortaya çıkabilecek hak kayıplarının önlenmesine ilişkin düzenleme yapılmıştır.
Geçici 27 nci madde ile, kalker, kalsit ve dolomit ruhsat sahalarının Maden İşleri Genel Müdürlüğünce incelenerek belirlenecek görünür ve muhtemel rezerv alanlarına en fazla 100’cr hektarlık alanlara II. Grup (a) bendi maden işletme ruhsatı verileceği açıklanmıştır.
Geçici 28 inci madde ile, Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten verilmiş olan işletme ruhsatlarının toplam sürelerinin eski hükümlere tabi olduğu belirtilmiştir.
Geçici 29 uncu madde ile, yeraltındaki maden işlerinde faaliyet gösteren kamu kurum ve kuruluşlarının yeraltındaki maden işleriyle ilgili daha önce yapılmış ve sözleşmeleri bağıtlanmış ihalelerin sözleşmelerinde, 6552 sayılı Kanun ile getirilen fazla çalışma ücreti artışı, yeraltı maden işçisinin yıllık ücretli izin artışı, çalışma saatlerinin düşürülmesi ve asgari ücret artışından kaynaklanan maliyet artışlarının fiyat farkı olarak ödenebilmesine imkân tanınarak, devam eden sözleşmelerin uygulanabilir olması amaçlanmıştır.
-
Değişikliğin gerekçesi
Geçici 21 inci madde ile, mevcut ruhsatların ruhsat bedeli ödeme yükümlülüklerine açıklık getirilmiştir.
Geçici 22 nci madde ile, Kanunun 24 üncü maddesinin onbirinci fıkrası gereğince diğer kamu kurum ve kuruluşlarından alınması zorunlu olan izinleri süresi içinde ruhsat sahipleri için düzenleme yapılmıştır.
Geçici 23 üncü madde ile, mevcut rödövans sözleşmelerinin, maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren üç ay içinde Genel Müdürlüğe verilmesi zorunluluğu getirilmiş, aksi takdirde rödövans sözleşmesi ile yapılan madencilik faaliyetlerinin durdurulması öngörülmüştür.
Geçici 24 üncü madde ile, maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce müracaatı yapılmış ancak işlemleri tamamlanmamış, harç ve ruhsat teminatları yatırılmamış ruhsat müracaatlarının, üç ay içerisinde ruhsat bedelinin ödenmesi halinde, ruhsat işlemleri müracaat tarihindeki mevzuat hükümlerine göre tamamlanacağı hüküm altına alınmıştır.
Geçici 25 inci madde ile, mevcut teknik nezaretçisi bulunan sahalara, bir yıl içerisinde daimi nezaretçinin atanması zorunluluğu getirilmiştir.
Geçici 26 ncı madde ile, yürürlükteki VI. Grup maden ruhsatlarının IV. Grup olarak ruhsatlandırılması nedeniyle ortaya çıkabilecek hak kayıplarının önlenmesine ilişkin düzenleme yapılmıştır.
Geçici 27 nci madde ile, kalker, kalsit ve dolomit ruhsat sahalarının Maden İşleri Genel Müdürlüğünce incelenerek belirlenecek görünür ve muhtemel rezerv alanlarına en fazla 100’cr hektarlık alanlara II. Grup (a) bendi maden işletme ruhsatı verileceği açıklanmıştır.
Geçici 28 inci madde ile, Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten verilmiş olan işletme ruhsatlarının toplam sürelerinin eski hükümlere tabi olduğu belirtilmiştir.
Geçici 29 uncu madde ile, yeraltındaki maden işlerinde faaliyet gösteren kamu kurum ve kuruluşlarının yeraltındaki maden işleriyle ilgili daha önce yapılmış ve sözleşmeleri bağıtlanmış ihalelerin sözleşmelerinde, 6552 sayılı Kanun ile getirilen fazla çalışma ücreti artışı, yeraltı maden işçisinin yıllık ücretli izin artışı, çalışma saatlerinin düşürülmesi ve asgari ücret artışından kaynaklanan maliyet artışlarının fiyat farkı olarak ödenebilmesine imkân tanınarak, devam eden sözleşmelerin uygulanabilir olması amaçlanmıştır.
-
Değişikliğin gerekçesi
Geçici 21 inci madde ile, mevcut ruhsatların ruhsat bedeli ödeme yükümlülüklerine açıklık getirilmiştir.
Geçici 22 nci madde ile, Kanunun 24 üncü maddesinin onbirinci fıkrası gereğince diğer kamu kurum ve kuruluşlarından alınması zorunlu olan izinleri süresi içinde ruhsat sahipleri için düzenleme yapılmıştır.
Geçici 23 üncü madde ile, mevcut rödövans sözleşmelerinin, maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren üç ay içinde Genel Müdürlüğe verilmesi zorunluluğu getirilmiş, aksi takdirde rödövans sözleşmesi ile yapılan madencilik faaliyetlerinin durdurulması öngörülmüştür.
Geçici 24 üncü madde ile, maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce müracaatı yapılmış ancak işlemleri tamamlanmamış, harç ve ruhsat teminatları yatırılmamış ruhsat müracaatlarının, üç ay içerisinde ruhsat bedelinin ödenmesi halinde, ruhsat işlemleri müracaat tarihindeki mevzuat hükümlerine göre tamamlanacağı hüküm altına alınmıştır.
Geçici 25 inci madde ile, mevcut teknik nezaretçisi bulunan sahalara, bir yıl içerisinde daimi nezaretçinin atanması zorunluluğu getirilmiştir.
Geçici 26 ncı madde ile, yürürlükteki VI. Grup maden ruhsatlarının IV. Grup olarak ruhsatlandırılması nedeniyle ortaya çıkabilecek hak kayıplarının önlenmesine ilişkin düzenleme yapılmıştır.
Geçici 27 nci madde ile, kalker, kalsit ve dolomit ruhsat sahalarının Maden İşleri Genel Müdürlüğünce incelenerek belirlenecek görünür ve muhtemel rezerv alanlarına en fazla 100’cr hektarlık alanlara II. Grup (a) bendi maden işletme ruhsatı verileceği açıklanmıştır.
Geçici 28 inci madde ile, Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten verilmiş olan işletme ruhsatlarının toplam sürelerinin eski hükümlere tabi olduğu belirtilmiştir.
Geçici 29 uncu madde ile, yeraltındaki maden işlerinde faaliyet gösteren kamu kurum ve kuruluşlarının yeraltındaki maden işleriyle ilgili daha önce yapılmış ve sözleşmeleri bağıtlanmış ihalelerin sözleşmelerinde, 6552 sayılı Kanun ile getirilen fazla çalışma ücreti artışı, yeraltı maden işçisinin yıllık ücretli izin artışı, çalışma saatlerinin düşürülmesi ve asgari ücret artışından kaynaklanan maliyet artışlarının fiyat farkı olarak ödenebilmesine imkân tanınarak, devam eden sözleşmelerin uygulanabilir olması amaçlanmıştır.
-
Değişikliğin gerekçesi
Geçici 21 inci madde ile, mevcut ruhsatların ruhsat bedeli ödeme yükümlülüklerine açıklık getirilmiştir.
Geçici 22 nci madde ile, Kanunun 24 üncü maddesinin onbirinci fıkrası gereğince diğer kamu kurum ve kuruluşlarından alınması zorunlu olan izinleri süresi içinde ruhsat sahipleri için düzenleme yapılmıştır.
Geçici 23 üncü madde ile, mevcut rödövans sözleşmelerinin, maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren üç ay içinde Genel Müdürlüğe verilmesi zorunluluğu getirilmiş, aksi takdirde rödövans sözleşmesi ile yapılan madencilik faaliyetlerinin durdurulması öngörülmüştür.
Geçici 24 üncü madde ile, maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce müracaatı yapılmış ancak işlemleri tamamlanmamış, harç ve ruhsat teminatları yatırılmamış ruhsat müracaatlarının, üç ay içerisinde ruhsat bedelinin ödenmesi halinde, ruhsat işlemleri müracaat tarihindeki mevzuat hükümlerine göre tamamlanacağı hüküm altına alınmıştır.
Geçici 25 inci madde ile, mevcut teknik nezaretçisi bulunan sahalara, bir yıl içerisinde daimi nezaretçinin atanması zorunluluğu getirilmiştir.
Geçici 26 ncı madde ile, yürürlükteki VI. Grup maden ruhsatlarının IV. Grup olarak ruhsatlandırılması nedeniyle ortaya çıkabilecek hak kayıplarının önlenmesine ilişkin düzenleme yapılmıştır.
Geçici 27 nci madde ile, kalker, kalsit ve dolomit ruhsat sahalarının Maden İşleri Genel Müdürlüğünce incelenerek belirlenecek görünür ve muhtemel rezerv alanlarına en fazla 100’cr hektarlık alanlara II. Grup (a) bendi maden işletme ruhsatı verileceği açıklanmıştır.
Geçici 28 inci madde ile, Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten verilmiş olan işletme ruhsatlarının toplam sürelerinin eski hükümlere tabi olduğu belirtilmiştir.
Geçici 29 uncu madde ile, yeraltındaki maden işlerinde faaliyet gösteren kamu kurum ve kuruluşlarının yeraltındaki maden işleriyle ilgili daha önce yapılmış ve sözleşmeleri bağıtlanmış ihalelerin sözleşmelerinde, 6552 sayılı Kanun ile getirilen fazla çalışma ücreti artışı, yeraltı maden işçisinin yıllık ücretli izin artışı, çalışma saatlerinin düşürülmesi ve asgari ücret artışından kaynaklanan maliyet artışlarının fiyat farkı olarak ödenebilmesine imkân tanınarak, devam eden sözleşmelerin uygulanabilir olması amaçlanmıştır.
-
Değişikliğin gerekçesi
Geçici 21 inci madde ile, mevcut ruhsatların ruhsat bedeli ödeme yükümlülüklerine açıklık getirilmiştir.
Geçici 22 nci madde ile, Kanunun 24 üncü maddesinin onbirinci fıkrası gereğince diğer kamu kurum ve kuruluşlarından alınması zorunlu olan izinleri süresi içinde ruhsat sahipleri için düzenleme yapılmıştır.
Geçici 23 üncü madde ile, mevcut rödövans sözleşmelerinin, maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren üç ay içinde Genel Müdürlüğe verilmesi zorunluluğu getirilmiş, aksi takdirde rödövans sözleşmesi ile yapılan madencilik faaliyetlerinin durdurulması öngörülmüştür.
Geçici 24 üncü madde ile, maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce müracaatı yapılmış ancak işlemleri tamamlanmamış, harç ve ruhsat teminatları yatırılmamış ruhsat müracaatlarının, üç ay içerisinde ruhsat bedelinin ödenmesi halinde, ruhsat işlemleri müracaat tarihindeki mevzuat hükümlerine göre tamamlanacağı hüküm altına alınmıştır.
Geçici 25 inci madde ile, mevcut teknik nezaretçisi bulunan sahalara, bir yıl içerisinde daimi nezaretçinin atanması zorunluluğu getirilmiştir.
Geçici 26 ncı madde ile, yürürlükteki VI. Grup maden ruhsatlarının IV. Grup olarak ruhsatlandırılması nedeniyle ortaya çıkabilecek hak kayıplarının önlenmesine ilişkin düzenleme yapılmıştır.
Geçici 27 nci madde ile, kalker, kalsit ve dolomit ruhsat sahalarının Maden İşleri Genel Müdürlüğünce incelenerek belirlenecek görünür ve muhtemel rezerv alanlarına en fazla 100’cr hektarlık alanlara II. Grup (a) bendi maden işletme ruhsatı verileceği açıklanmıştır.
Geçici 28 inci madde ile, Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten verilmiş olan işletme ruhsatlarının toplam sürelerinin eski hükümlere tabi olduğu belirtilmiştir.
Geçici 29 uncu madde ile, yeraltındaki maden işlerinde faaliyet gösteren kamu kurum ve kuruluşlarının yeraltındaki maden işleriyle ilgili daha önce yapılmış ve sözleşmeleri bağıtlanmış ihalelerin sözleşmelerinde, 6552 sayılı Kanun ile getirilen fazla çalışma ücreti artışı, yeraltı maden işçisinin yıllık ücretli izin artışı, çalışma saatlerinin düşürülmesi ve asgari ücret artışından kaynaklanan maliyet artışlarının fiyat farkı olarak ödenebilmesine imkân tanınarak, devam eden sözleşmelerin uygulanabilir olması amaçlanmıştır.
-
4/2/2015 tarihli ve 6592 sayılı Kanunun 4 üncü maddesiyle bu fıkrada yer alan “I. Grup” ibaresinden sonra gelmek üzere “ve II. Grup (a) bendi” ibaresi eklenmiştir.
Değişikliğin gerekçesi
Madde ile, 3213 sayılı Kanunun 7 nci maddesinde yer alan bakanlıkların adları güncellenmiş, herhangi bir yatırım yapılmamış ruhsat sahalarına II. Grup (a) bendi maden sahaları eklenerek onaltıncı fıkra daha anlaşılır hale getirilmiştir. Madencilik faaliyetleri ile Devlet ve il yolları, otoyollar, demir yolları, havaalanı, liman, baraj, enerji tesisleri, petrol, doğalgaz, jeotermal boru hatları, su isale hatları gibi kamu yararı niteliği taşıyan yatırımların birbirlerini engellemesi halinde hangi faaliyetin yapılması kararını Kurul vermektedir. Ancak, her zaman kamu yatırımları ile madencilik faaliyetleri çakışmamakta, bazı durumlarda sadece maden ruhsatları ile gerçek/tüzel kişilere ait diğer yatırımlar da birbirlerini engelleyebilmektedir. Bundan dolayı anılan durumlara çözüm sağlanması amacıyla onbeşinci fıkraya gerçek/tüzel kişilere ait yatırımlara ilişkin ibare eklenmiştir.
Ayrıca, Kurul veya Genel Müdürlük tarafından gerekli görülmesi halinde hazırlatılan rapor, danışmanlık ücretleri, yapılacak tetkik ve incelemeler için gerekli yolluk, gündelik ve benzeri tüm harcamaların yatırımcı veya ruhsat sahibi tarafından karşılanmasına ilişkin hüküm getirilmek suretiyle bu tür yatırım taleplerinin gelişigüzel yapılması engellenerek ciddi yatırımların gelmesi amaçlanmıştır. Taleplerde, bu faaliyetlerin birbirini engellemesi halinde harcamaların kim tarafından karşılanacağına açıklık getirilmiştir. Yatırım giderlerinin tespiti ve tazmin esaslarının Genel Müdürlük tarafından çıkarılacak yönetmelikle belirleneceği hükmü getirilerek, yaşanabilecek sorunların çözümü amacıyla yönetmelikle ayrıntıların belirlenmesi sağlanmıştır.
Madde ile ayrıca, Kanunda alınması zorunlu olduğu belirtilen izinler alınmadan madencilik faaliyeti yapıldığının tespit edilmesi halinde uygulanacak yaptırıma açıklık getirilmiş, teminat sisteminin terk edilmesi nedeniyle bu hallerde uygulanacak idari para cezasının miktarı belirlenmiştir.
-
Eski ifade
teminat irad kaydedilirYeni ifade20.000 TL idari para cezası uygulanırDeğişikliğin gerekçesi
Madde ile, teminat sistemi yerine idari para cezası uygulamasına geçilmesi nedeniyle Kanunda beyanlardaki hata ve noksanlık ile gerçek dışı ve yanıltıcı beyanda bulunanlara uygulanacak idari para cezasının miktarları belirlenmiştir. Gerçek dışı ve yanıltıcı beyanda bulunma fiillerine üretimin yanı sıra satış yapılması fiili de eklenmiştir.
Teknik nezaretçi kaldırıldığından onun yerine bu görevi daimi olarak yürütecek maden mühendisinin yaptığı denetimlerdeki tespit ve önerilerini kaydettiği daimi nezaretçi defterini ruhsat sahibi veya vekiliyle imzalama sorumluluğu ile defterin ibraz edilmemesi veya düzenli tutulmaması halinde uygulanacak idari para cezası belirlenmiştir.
Madde ile ayrıca, yetkilendirilmiş tüzel kişilerce alınacak yetki belgesinin verilmesi, bu tüzel kişilerin denetimi, uyarılması, yetki belgesinin askıya alınması ve belgenin iptal edilmesi ile ilgili usul ve esasların yönetmelikle düzenlenmesi hüküm altına alınmıştır.
-
Eski ifade
ruhsat sahiplerinin teminatları irad kaydedilerek iki katına çıkarılırYeni ifaderuhsat sahiplerine 50.000 TL idari para cezası verilirDeğişikliğin gerekçesi
Madde ile, teminat sistemi yerine idari para cezası uygulamasına geçilmesi nedeniyle Kanunda beyanlardaki hata ve noksanlık ile gerçek dışı ve yanıltıcı beyanda bulunanlara uygulanacak idari para cezasının miktarları belirlenmiştir. Gerçek dışı ve yanıltıcı beyanda bulunma fiillerine üretimin yanı sıra satış yapılması fiili de eklenmiştir.
Teknik nezaretçi kaldırıldığından onun yerine bu görevi daimi olarak yürütecek maden mühendisinin yaptığı denetimlerdeki tespit ve önerilerini kaydettiği daimi nezaretçi defterini ruhsat sahibi veya vekiliyle imzalama sorumluluğu ile defterin ibraz edilmemesi veya düzenli tutulmaması halinde uygulanacak idari para cezası belirlenmiştir.
Madde ile ayrıca, yetkilendirilmiş tüzel kişilerce alınacak yetki belgesinin verilmesi, bu tüzel kişilerin denetimi, uyarılması, yetki belgesinin askıya alınması ve belgenin iptal edilmesi ile ilgili usul ve esasların yönetmelikle düzenlenmesi hüküm altına alınmıştır.
-
Eski ifade
HarçYeni ifadeRuhsat bedeliDeğişikliğin gerekçesi
3213 sayılı Kanunun 12 nci maddesi gereğince uygulanan ceza oranları çok yüksek olduğundan, muhatapları tarafından cezalar ödenememektedir. Bu doğrultuda madde ile, oranlar azaltılmış, suç ve ceza orantılı hale getirilerek cezalar ödenebilir hale gelmiştir. Mevcut Kanun hükmüne göre hammadde üretim izinli sahalarda herhangi bir işleme tabi tutulmadan kullanılan hammaddeler için uygulanacak müeyyidelerde kırılmış boyutlandırılmış madenin ocak başı satış bedeli üzerinden hesaplama yapılması nedeniyle tüvenan olarak kullanılsa bile yüksek miktarlarda ve adil olmayan cezalar verilmekteydi. Bu sorunun giderilmesi amacıyla bu gibi durumlarda tüvenan hammaddenin ocak başı fiyatına göre hesaplama yapılması yönünde düzenleme yapılmıştır. Ayrıca, hammadde üretim izin alanından üretilen hammaddenin kamu kurum ve kuruluşlarınca yapılan projeler dışında kullanıldığının, ticarete konu edildiğinin veya satışının yapıldığının tespit edilmesi halinde, faaliyeti gerçekleştirenlere de idari para cezası verilmesi öngörülmüştür.
Madde ile ayrıca, teminat sisteminin kaldırılarak idari para cezası uygulamasına geçilmesi nedeniyle ruhsatlı, ancak üretim veya işletme izni olmadan aynı grupta üretim yapıldığının tespiti halinde uygulanacak idari para cezası miktarı belirlenmiştir.
-
Eski ifade
kamu kurumununYeni ifadekamu yatırımınınDeğişikliğin gerekçesi
Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan tabii servetler ve kaynakların işletilmesi hakkının Devletin izni ile gerçek ve tüzel kişilere devredilmesi durumunda, Türk milletinin ortak serveti ve değeri olan tabii servetler ve kaynakların ülke ekonomisine kazandırılırken gerçek ve tüzel kişilerin tabii servet ve kaynaklardan elde ettiği gelirden Devletin yeterince istifade etmesini sağlamak amacıyla Devlet hakkı paylarının Kanunda belirlenen oranlar üzerinden tahsil cihetine gitmek uygun olacaktır. Devlet haklarının belirlenmesi ve Genel Müdürlükçe duyurulması sağlanarak emsal fiyatlarda uygulama birliği sağlanmıştır. Bazı maden grupları için Devlet hakkı oranları yeniden belirlenerek ülke ekonomisine katkılarının arttırılması amaçlanmıştır.
Hammadde üretim izni verilen kamu kurum ve kuruluşları adına madencilik faaliyetinde bulunacak olan üçüncü kişilerle yapılan ihale sözleşmelerinde hammaddenin ihaleyi yapan kamu kurum ve kuruluşunca karşılanmayacağı hükmünün bulunması halinde kullanılan hammaddenin ocak başı satış fiyatı üzerinden ihaleyi alandan Devlet hakkı alınması hükmü getirilerek bu gibi durumlarda olabilecek suistimallerin önüne geçilmesi öngörülmüştür.
-
4/2/2015 tarihli ve 6592 sayılı Kanunun 13 üncü maddesiyle bu fıkrada yer alan “ihale bedeli” ibaresinden sonra gelmek üzere “büyükşehir belediyesi dışındaki illerde” ibaresi ve “izninin alınması hâlinde” ibaresinden sonra gelmek üzere “büyükşehir belediyesi olan illerde valiliklerce, diğer illerde” ibaresi eklenmiştir.
Değişikliğin gerekçesi
Madde ile, maden işletme ruhsatı almak için verilecek projenin nasıl verileceği, hangi şartlarda ruhsat için hak sağlanacağı belirlenmiştir. İşletme projelerinin Genel Müdürlükçe yetkili tüzel kişiler tarafından hazırlanarak verilmesi sağlanarak projelerin daha teknik, ekonomik ve uygulanabilir olması sağlanmıştır. Ayrıca işletme projesi ile birlikte projenin uygulanabilirliğini sağlayacak mali yeterlilik zorunluluğu getirilmiştir. Projedeki teknik ve mali eksikliklerin nasıl ve hangi sürelerde tamamlanacağı ve aksi durumlarda uygulanacak idari para cezaları miktarları belirlenmiş, gruplara göre ruhsat sürelerinin en fazla ne kadar uzatılabileceğine açıklık getirilmiştir.
Madencilik yatırımlarının maliyetinin yüksek oluşu ve yatırımın geri dönüş süreleri dikkate alındığında yatırım güvencesi için ilk verilecek ruhsat sürelerinin de bunu karşılayacak şekilde olması gerekmektedir.
I. Grup (a) bendi maden yatırımları özellikle küçük yerleşim yerlerinde o bölgenin ihtiyaçlarını karşıladığından ve ruhsat bedeli harçtan daha fazla olacağından bu madenlere ilişkin maden işletme ruhsat süresini uzatma taleplerinde işletme ruhsat bedelinin beş katından fazla olmamak üzere belirlenen bedel üzerinden uzatma bedeli alınması öngörülmüştür.
Ruhsat sürelerinin değiştirilmesinin gerekçesi; üretim miktarları ile kapasitelerini arttırmak ve yeni yatırımlar için zorlayıcı hüküm getirmektir.
Yerelde alınan çevresel etki değerlendirme kararı ve mülkiyet izinleri gerek ilgili mevzuatlardan gerekse bürokrasiden kaynaklanan gecikmelere neden olmakta bu da kanunen hak düşürücü bir sebep oluşturduğundan bu fıkradaki değişiklik ile arama maliyetlerine katlanan yatırımcının güvencesi arttırılmaktadır. Gerek ruhsat sahibinin taahhütlerini yerine getirememesi gerekse mevzuat değişikliği ve yerel idareden kaynaklanan izin iptalleri devamında ruhsat iptallerini getirmekte olup, bu değişiklikle mali yükümlülük getirilerek ruhsat güvencesi sağlanmaya çalışılmıştır.
Madde ile ayrıca, beş yıllık sürede mücbir sebepler ve beklenmeyen haller dışında üç yıldan fazla üretim yapmayan ruhsat sahiplerine teminat sisteminin terk edilmesi nedeniyle idari para cezası verilmesine ve aykırı fiilin tekrar edilmesi halinde uygulanacak hüküm düzenlenmiştir.
-
Eski ifade
en az bir maden mühendisi tarafındanYeni ifadeyetkilendirilmiş tüzel kişilerceDeğişikliğin gerekçesi
Madde ile, maden işletme ruhsatı almak için verilecek projenin nasıl verileceği, hangi şartlarda ruhsat için hak sağlanacağı belirlenmiştir. İşletme projelerinin Genel Müdürlükçe yetkili tüzel kişiler tarafından hazırlanarak verilmesi sağlanarak projelerin daha teknik, ekonomik ve uygulanabilir olması sağlanmıştır. Ayrıca işletme projesi ile birlikte projenin uygulanabilirliğini sağlayacak mali yeterlilik zorunluluğu getirilmiştir. Projedeki teknik ve mali eksikliklerin nasıl ve hangi sürelerde tamamlanacağı ve aksi durumlarda uygulanacak idari para cezaları miktarları belirlenmiş, gruplara göre ruhsat sürelerinin en fazla ne kadar uzatılabileceğine açıklık getirilmiştir.
Madencilik yatırımlarının maliyetinin yüksek oluşu ve yatırımın geri dönüş süreleri dikkate alındığında yatırım güvencesi için ilk verilecek ruhsat sürelerinin de bunu karşılayacak şekilde olması gerekmektedir.
I. Grup (a) bendi maden yatırımları özellikle küçük yerleşim yerlerinde o bölgenin ihtiyaçlarını karşıladığından ve ruhsat bedeli harçtan daha fazla olacağından bu madenlere ilişkin maden işletme ruhsat süresini uzatma taleplerinde işletme ruhsat bedelinin beş katından fazla olmamak üzere belirlenen bedel üzerinden uzatma bedeli alınması öngörülmüştür.
Ruhsat sürelerinin değiştirilmesinin gerekçesi; üretim miktarları ile kapasitelerini arttırmak ve yeni yatırımlar için zorlayıcı hüküm getirmektir.
Yerelde alınan çevresel etki değerlendirme kararı ve mülkiyet izinleri gerek ilgili mevzuatlardan gerekse bürokrasiden kaynaklanan gecikmelere neden olmakta bu da kanunen hak düşürücü bir sebep oluşturduğundan bu fıkradaki değişiklik ile arama maliyetlerine katlanan yatırımcının güvencesi arttırılmaktadır. Gerek ruhsat sahibinin taahhütlerini yerine getirememesi gerekse mevzuat değişikliği ve yerel idareden kaynaklanan izin iptalleri devamında ruhsat iptallerini getirmekte olup, bu değişiklikle mali yükümlülük getirilerek ruhsat güvencesi sağlanmaya çalışılmıştır.
Madde ile ayrıca, beş yıllık sürede mücbir sebepler ve beklenmeyen haller dışında üç yıldan fazla üretim yapmayan ruhsat sahiplerine teminat sisteminin terk edilmesi nedeniyle idari para cezası verilmesine ve aykırı fiilin tekrar edilmesi halinde uygulanacak hüküm düzenlenmiştir.
-
-
10 Eylül 2014
-
4 Temmuz 2012
-
10 Haziran 2010
-
Değişikliğin gerekçesi
Madde ile, Anayasa Mahkemesince iptal edilen 3213 sayılı Maden Kanununun 7 nci maddesinin birinci fıkrasında ve yeniden düzenlenen bazı fıkralarında yer alan tanımlar Kanuna eklenerek maddelerin daha anlaşılabilir hale getirilmesi amaçlanmıştır.
-
Değişikliğin gerekçesi
Madde ile, Anayasa Mahkemesince iptal edilen 3213 sayılı Maden Kanununun 7 nci maddesinin birinci fıkrasında ve yeniden düzenlenen bazı fıkralarında yer alan tanımlar Kanuna eklenerek maddelerin daha anlaşılabilir hale getirilmesi amaçlanmıştır.
-
Değişikliğin gerekçesi
Madde ile, Anayasa Mahkemesince iptal edilen 3213 sayılı Maden Kanununun 7 nci maddesinin birinci fıkrasında ve yeniden düzenlenen bazı fıkralarında yer alan tanımlar Kanuna eklenerek maddelerin daha anlaşılabilir hale getirilmesi amaçlanmıştır.
-
Değişikliğin gerekçesi
Madde ile, Anayasa Mahkemesince iptal edilen 3213 sayılı Maden Kanununun 7 nci maddesinin birinci fıkrasında ve yeniden düzenlenen bazı fıkralarında yer alan tanımlar Kanuna eklenerek maddelerin daha anlaşılabilir hale getirilmesi amaçlanmıştır.
-
Değişikliğin gerekçesi
Madde ile, Anayasa Mahkemesince iptal edilen 3213 sayılı Maden Kanununun 7 nci maddesinin birinci fıkrasında ve yeniden düzenlenen bazı fıkralarında yer alan tanımlar Kanuna eklenerek maddelerin daha anlaşılabilir hale getirilmesi amaçlanmıştır.
-
Değişikliğin gerekçesi
Madde ile, Anayasa Mahkemesince iptal edilen 3213 sayılı Maden Kanununun 7 nci maddesinin birinci fıkrasında ve yeniden düzenlenen bazı fıkralarında yer alan tanımlar Kanuna eklenerek maddelerin daha anlaşılabilir hale getirilmesi amaçlanmıştır.
-
Değişikliğin gerekçesi
Madde ile, Anayasa Mahkemesince iptal edilen 3213 sayılı Maden Kanununun 7 nci maddesinin birinci fıkrasında ve yeniden düzenlenen bazı fıkralarında yer alan tanımlar Kanuna eklenerek maddelerin daha anlaşılabilir hale getirilmesi amaçlanmıştır.
-
Değişikliğin gerekçesi
Madde ile, Anayasa Mahkemesince iptal edilen 3213 sayılı Maden Kanununun 7 nci maddesinin birinci fıkrasında ve yeniden düzenlenen bazı fıkralarında yer alan tanımlar Kanuna eklenerek maddelerin daha anlaşılabilir hale getirilmesi amaçlanmıştır.
-
Değişikliğin gerekçesi
Madde ile, Anayasa Mahkemesince iptal edilen 3213 sayılı Maden Kanununun 7 nci maddesinin birinci fıkrasında ve yeniden düzenlenen bazı fıkralarında yer alan tanımlar Kanuna eklenerek maddelerin daha anlaşılabilir hale getirilmesi amaçlanmıştır.
-
Değişikliğin gerekçesi
Madde ile, Anayasa Mahkemesince iptal edilen 3213 sayılı Maden Kanununun 7 nci maddesinin birinci fıkrasında ve yeniden düzenlenen bazı fıkralarında yer alan tanımlar Kanuna eklenerek maddelerin daha anlaşılabilir hale getirilmesi amaçlanmıştır.
-
Değişikliğin gerekçesi
Madde ile, Anayasa Mahkemesince iptal edilen 3213 sayılı Maden Kanununun 7 nci maddesinin birinci fıkrasında ve yeniden düzenlenen bazı fıkralarında yer alan tanımlar Kanuna eklenerek maddelerin daha anlaşılabilir hale getirilmesi amaçlanmıştır.
-
Değişikliğin gerekçesi
Madde ile, Anayasa Mahkemesince iptal edilen 3213 sayılı Maden Kanununun 7 nci maddesinin birinci fıkrasında ve yeniden düzenlenen bazı fıkralarında yer alan tanımlar Kanuna eklenerek maddelerin daha anlaşılabilir hale getirilmesi amaçlanmıştır.
-
Eski ifade
bu yönetmelikYeni ifadeilgili KanunDeğişikliğin gerekçesi
Anayasa Mahkemesi, 5177 sayılı Kanunla değişik 3213 sayılı Maden Kanununun 7 nci maddesinin birinci ve sekizinci fıkralarında yer alan hükümlerin yasada düzenlenmesi gerektiği, Bakanlar Kurulu tarafından çıkarılacak yönetmeliğe bırakılmasının Anayasaya aykırı olduğu gerekçesi ile bu fıkraları iptal etmiştir. Anayasa Mahkemesinin gerekçeleri gözönüne alınarak madencilik faaliyetleri ile ilgili alınması zorunlu izinler bu madde ile yeniden düzenlenmiştir.
Madencilik faaliyetleri ile çevresel konularda üniversitelerde uzman olduğu bilinen kişilerden oluşan bir heyetin bilimsel ve teknik olarak yaptığı değerlendirmeler sonucunda çevresel etkileri alınacak önlemlerle giderilebilecek durumdaki madencilik faaliyetlerine izin verilmesi yönünde genel bir hüküm getirilmiştir. Ayrıca, keyfi uygulamalarla ve alt düzeydeki mevzuat ile madencilik faaliyetlerinin kısıtlanmasının önüne geçilmesi amacıyla getirilebilecek kısıtlamaların ancak kanunlar ile yapılması gerektiği belirtilmiştir. Zaten bu durum, Anayasanın 168 inci maddesinde yer alan; "Bu durumda gerçek ve tüzel kişilerin uyması gereken şartlar ve Devletçe yapılacak gözetim, denetim usul ve esasları ve müeyyideler kanunda gösterilir." hükmüne paralellik arz etmektedir. Bunlarla birlikte madenciliğin bazı kriterler gözönünde bulundurularak özellik arz eden yerlerde yapılmasına Başbakanlık Müsteşarı başkanlığında oluşturulan Kurul tarafından kısıtlamalar getirilebileceği hüküm altına alınmıştır. Ancak, söz konusu kısıtlamalar getirilirken kazanılmış hakların korunmasına özen gösterilmiştir. Ayrıca, madencilik yapılması kanunlarla getirilen kısıtlamalarla yasaklanan alanların Maden İşleri Genel Müdürlüğünce tamamen madenciliğe kapatılabileceği belirtilmiş, bu alanların herhangi bir nedenle kısıtlama gerekçesinin ortadan kalkması halinde ise tekrar madenciliğe açık alan haline getirilmesi yönünde düzenleme yapılmıştır.
Bilindiği üzere, ülkemizin özellik arz eden hassas bölgeleri sayısallaştırılmış hali ile henüz tam olarak ortaya konulamamıştır. Hangi bölgede ne tür bir faaliyetin ülke yararına olacağı yönünde arazi planlaması henüz yapılamamıştır. Bu nedenle, madencilik yapılacak alanlarda hassas yörelerden hangisinin bulunduğunun bilinmesi ve bu alanların Maden İşleri Genel Müdürlüğü bilgisayar sistemine işlenmesi ve maden ruhsat sahiplerinin bu alana yönelik izin alabiliyor ise alınmasının sağlanması için bir hüküm getirilmiştir. Bununla birlikte bu alanlarda arama ruhsatı verilmeden önce ruhsat sahibinin bu alana yönelik bu iznin de alınması gerektiğini bilerek ruhsat alması sağlanmıştır.
Bu izni alması için ruhsat sahibine bir yıl süre verilmiş, bu sürede ilgili izni getiren ruhsat sahibi adına arama ruhsatı düzenlenmesi hükmü getirilmiştir. Bu fıkrada sayılan hassas yörelerde daha önceden alınmış maden ruhsatlarının kazanılmış hakları ise ruhsat hukuku devam ettiği sürece korunmuştur.
Orman ve ağaçlandırma alanlarında yapılacak maden arama ve işletme faaliyetleri ile bu faaliyetler için zorunlu ve ruhsat süresine bağlı olarak yapılan altyapı tesisleri ile tesislere orman idaresince izin verilmesi yönünde düzenleme getirilerek Orman Kanununun 16 ncı maddesi paralelinde düzenleme yapılmıştır.
Ayrıca, Avrupa ülkeleri yaklaşık 1200 metre derinliğe kadar sondajlarla ülkelerinin yer altı kaynaklarını tespit ettikleri halde ülkemizde bu oran ancak 100-150 metredir. Görüldüğü gibi madencilik açısından ülkemizin çok az bir kısmı bilinen durumdadır. Bu nedenle, ülkemizin maden aramacılığı açısından daha çok mesafe kat etmesi gerekmektedir. Öte yandan, herhangi bir alanda arama faaliyetleri sonucunda maden tespit edilmesi halinde bu madenin hangi usul ve yöntemler ile hangi şartlara uyularak işletilmesi gündeme gelebilecektir. Diğer yandan, ülkemizde çevre konularında yetkili otorite Çevre ve Orman Bakanlığı olup bu konuda yaptığı en kapsamlı değerlendirme ise ÇED raporu uygulamasıdır. Bu nedenle, yaban hayatı koruma ve geliştirme sahalarında ÇED raporunda belirlenen esaslar dahilinde izin verilmesi yönünde düzenleme getirilmiştir.
Madencilik faaliyetinin yapılacağı alanlar için kazanılmış hakların korunması kaydıyla diğer mevzuatlara göre alınması zorunlu izinler olmadan üretime müsaade edilmediği gibi, diğer kanunlara göre bu alanların yenileri ilan edilmeden önce Genel Müdürlüğün bu alanlar ile ilgili görüşünün alınması zorunluluğu getirilmiş ve kurumlararası iletişim etkin hale getirilerek ileride doğabilecek olumsuzluklar engellenmiştir. Ayrıca, kanunlarla sonradan izin alınması zorunluluğu getirilen alanlarda kanunların öngördüğü yükümlülüklerin yerine getirilmesi zorunluluğu getirilmiş, ancak kazanılmış hakların korunarak faaliyetlerin sürdürülmesi sağlanmıştır.
İçme ve kullanma suyu havzalarında Çevre ve Orman Bakanlığının belirlediği kriterlere uyulmakla birlikte bu havzaların orta mesafeli koruma alanı olan rezervuarın maksimum su seviyesinden itibaren 1000-2000 metre mesafe genişliğindeki şeritte de alıcı ortama hiç kirlilik yaratmayacak şekilde yapılabilecek madencilik faaliyetleri yapılamamaktadır. Bu mesafeler arasındaki şeritte, patlayıcı madde kullanılmaması, alıcı ortama arıtma yapılmadan doğrudan su deşarj edilmemesi şartıyla bilimsel ve teknik olarak çevre ve insan sağlığına zarar vermeyeceği belirlenen maden arama ve işletme faaliyetleri ile altyapı tesislerine izin verilmesi sağlanmıştır.
İşyeri açma ve çalışma ruhsatı, mücavir alanlar dahilinde ise belediyeler, dışında ise il özel idareleri tarafından verilmektedir. Ancak işyeri açma ve çalışma ruhsatları konusunda farklı idarelerde (özellikle belediyelerde) farklı uygulamalar yapılmakta ve işyeri açma ve çalışma ruhsatının veriliş şeklinde ve zamanında değişik değerlendirmeler yapıldığı gibi, özellikle Danıştayın Madencilik Faaliyetleri İzin Yönetmeliğinin bazı hükümlerinin yürütülmesinin durdurulması hakkındaki kararından sonra işyeri açma ve çalışma ruhsatının düzenlenmesinde bazı idarelerde tereddütler oluşmakta ve işyeri açma ve çalışma ruhsatı verilmemektedir. Bu konuda uygulama birliğine ve standart oluşturmaya ihtiyaç duyulmaktadır. Bu kapsamda maden üretiminin gerçekleştirildiği ocak veya ruhsata bağlı olarak inşa edilen işyeri açma ve çalışma ruhsatı kapsamındaki tesisler için alınması zorunlu olan işyeri açma ve çalışma ruhsatlarının il özel idarelerince verilmesi ve bu ruhsatlardan alınacak harç gelirlerinin de ilgili il özel idaresine verilmesi öngörülerek uygulama birliği sağlanmıştır. Böylece izinler ile ilgili hususlar Kanun kapsamında belirlenerek Anayasa Mahkemesinin gerekçeli kararına paralel bir düzenleme yapılmıştır.
İmar planı bulunmayan alanlardaki madencilik faaliyetleri ve bu faaliyetlere bağlı geçici tesisler ile ilgili hususlar belirlenerek açıklık getirilmiş ve İmar Kanunu ile çelişen problemlerin giderilmesi amaçlanmıştır. Ayrıca, imarsız alanlarda yürütülen madencilik faaliyetleri için gerekli olan geçici tesisler ve bunların müştemilatının ilgili il özel idaresine bildirilmesi zorunluluğu getirilmiş, bu yapıların fen ve sağlık kurallarına uygun ve maden işletme süresi ile sınırlı olması şartıyla inşaat ve yapı kullanma iznine tabi olmaması sağlanmıştır.
Madencilik faaliyetleri ile kamu yararı niteliği taşıyan yatırımların birbirini engellemesi, maden işletme faaliyetinin yapılamaz hale gelmesi, yatırım için başka alternatif alanların bulunamaması halinde ruhsat sahipleri ve yatırım sahiplerinin durumu belirlenerek hangi durumlarda Genel Müdürlüğün, hangi durumlarda Kurulun karar vereceği, Kurulun yapısı ve çalışma şekli yine Anayasa Mahkemesinin kararına uygun olarak düzenlemiştir.
Ayrıca, özellikle üretim yapılan sahalarda Kanunun 7 nci maddesi kapsamında uygulanan cezalar sonucunda beş yılda üç kez ihlalde bulunanların teminatı irad kaydedilerek ruhsatları iptal edilmekteyken ihlalin üç yıl içerisinde tekrarı halinde ruhsatın iptali öngörülmüştür. Dolayısıyla maden ruhsatlarına getirilen yatırım güvencesi güçlendirilmiştir.
-
Değişikliğin gerekçesi
Anayasa Mahkemesi, 5177 sayılı Kanunla değişik 3213 sayılı Maden Kanununun 7 nci maddesinin birinci ve sekizinci fıkralarında yer alan hükümlerin yasada düzenlenmesi gerektiği, Bakanlar Kurulu tarafından çıkarılacak yönetmeliğe bırakılmasının Anayasaya aykırı olduğu gerekçesi ile bu fıkraları iptal etmiştir. Anayasa Mahkemesinin gerekçeleri gözönüne alınarak madencilik faaliyetleri ile ilgili alınması zorunlu izinler bu madde ile yeniden düzenlenmiştir.
Madencilik faaliyetleri ile çevresel konularda üniversitelerde uzman olduğu bilinen kişilerden oluşan bir heyetin bilimsel ve teknik olarak yaptığı değerlendirmeler sonucunda çevresel etkileri alınacak önlemlerle giderilebilecek durumdaki madencilik faaliyetlerine izin verilmesi yönünde genel bir hüküm getirilmiştir. Ayrıca, keyfi uygulamalarla ve alt düzeydeki mevzuat ile madencilik faaliyetlerinin kısıtlanmasının önüne geçilmesi amacıyla getirilebilecek kısıtlamaların ancak kanunlar ile yapılması gerektiği belirtilmiştir. Zaten bu durum, Anayasanın 168 inci maddesinde yer alan; "Bu durumda gerçek ve tüzel kişilerin uyması gereken şartlar ve Devletçe yapılacak gözetim, denetim usul ve esasları ve müeyyideler kanunda gösterilir." hükmüne paralellik arz etmektedir. Bunlarla birlikte madenciliğin bazı kriterler gözönünde bulundurularak özellik arz eden yerlerde yapılmasına Başbakanlık Müsteşarı başkanlığında oluşturulan Kurul tarafından kısıtlamalar getirilebileceği hüküm altına alınmıştır. Ancak, söz konusu kısıtlamalar getirilirken kazanılmış hakların korunmasına özen gösterilmiştir. Ayrıca, madencilik yapılması kanunlarla getirilen kısıtlamalarla yasaklanan alanların Maden İşleri Genel Müdürlüğünce tamamen madenciliğe kapatılabileceği belirtilmiş, bu alanların herhangi bir nedenle kısıtlama gerekçesinin ortadan kalkması halinde ise tekrar madenciliğe açık alan haline getirilmesi yönünde düzenleme yapılmıştır.
Bilindiği üzere, ülkemizin özellik arz eden hassas bölgeleri sayısallaştırılmış hali ile henüz tam olarak ortaya konulamamıştır. Hangi bölgede ne tür bir faaliyetin ülke yararına olacağı yönünde arazi planlaması henüz yapılamamıştır. Bu nedenle, madencilik yapılacak alanlarda hassas yörelerden hangisinin bulunduğunun bilinmesi ve bu alanların Maden İşleri Genel Müdürlüğü bilgisayar sistemine işlenmesi ve maden ruhsat sahiplerinin bu alana yönelik izin alabiliyor ise alınmasının sağlanması için bir hüküm getirilmiştir. Bununla birlikte bu alanlarda arama ruhsatı verilmeden önce ruhsat sahibinin bu alana yönelik bu iznin de alınması gerektiğini bilerek ruhsat alması sağlanmıştır.
Bu izni alması için ruhsat sahibine bir yıl süre verilmiş, bu sürede ilgili izni getiren ruhsat sahibi adına arama ruhsatı düzenlenmesi hükmü getirilmiştir. Bu fıkrada sayılan hassas yörelerde daha önceden alınmış maden ruhsatlarının kazanılmış hakları ise ruhsat hukuku devam ettiği sürece korunmuştur.
Orman ve ağaçlandırma alanlarında yapılacak maden arama ve işletme faaliyetleri ile bu faaliyetler için zorunlu ve ruhsat süresine bağlı olarak yapılan altyapı tesisleri ile tesislere orman idaresince izin verilmesi yönünde düzenleme getirilerek Orman Kanununun 16 ncı maddesi paralelinde düzenleme yapılmıştır.
Ayrıca, Avrupa ülkeleri yaklaşık 1200 metre derinliğe kadar sondajlarla ülkelerinin yer altı kaynaklarını tespit ettikleri halde ülkemizde bu oran ancak 100-150 metredir. Görüldüğü gibi madencilik açısından ülkemizin çok az bir kısmı bilinen durumdadır. Bu nedenle, ülkemizin maden aramacılığı açısından daha çok mesafe kat etmesi gerekmektedir. Öte yandan, herhangi bir alanda arama faaliyetleri sonucunda maden tespit edilmesi halinde bu madenin hangi usul ve yöntemler ile hangi şartlara uyularak işletilmesi gündeme gelebilecektir. Diğer yandan, ülkemizde çevre konularında yetkili otorite Çevre ve Orman Bakanlığı olup bu konuda yaptığı en kapsamlı değerlendirme ise ÇED raporu uygulamasıdır. Bu nedenle, yaban hayatı koruma ve geliştirme sahalarında ÇED raporunda belirlenen esaslar dahilinde izin verilmesi yönünde düzenleme getirilmiştir.
Madencilik faaliyetinin yapılacağı alanlar için kazanılmış hakların korunması kaydıyla diğer mevzuatlara göre alınması zorunlu izinler olmadan üretime müsaade edilmediği gibi, diğer kanunlara göre bu alanların yenileri ilan edilmeden önce Genel Müdürlüğün bu alanlar ile ilgili görüşünün alınması zorunluluğu getirilmiş ve kurumlararası iletişim etkin hale getirilerek ileride doğabilecek olumsuzluklar engellenmiştir. Ayrıca, kanunlarla sonradan izin alınması zorunluluğu getirilen alanlarda kanunların öngördüğü yükümlülüklerin yerine getirilmesi zorunluluğu getirilmiş, ancak kazanılmış hakların korunarak faaliyetlerin sürdürülmesi sağlanmıştır.
İçme ve kullanma suyu havzalarında Çevre ve Orman Bakanlığının belirlediği kriterlere uyulmakla birlikte bu havzaların orta mesafeli koruma alanı olan rezervuarın maksimum su seviyesinden itibaren 1000-2000 metre mesafe genişliğindeki şeritte de alıcı ortama hiç kirlilik yaratmayacak şekilde yapılabilecek madencilik faaliyetleri yapılamamaktadır. Bu mesafeler arasındaki şeritte, patlayıcı madde kullanılmaması, alıcı ortama arıtma yapılmadan doğrudan su deşarj edilmemesi şartıyla bilimsel ve teknik olarak çevre ve insan sağlığına zarar vermeyeceği belirlenen maden arama ve işletme faaliyetleri ile altyapı tesislerine izin verilmesi sağlanmıştır.
İşyeri açma ve çalışma ruhsatı, mücavir alanlar dahilinde ise belediyeler, dışında ise il özel idareleri tarafından verilmektedir. Ancak işyeri açma ve çalışma ruhsatları konusunda farklı idarelerde (özellikle belediyelerde) farklı uygulamalar yapılmakta ve işyeri açma ve çalışma ruhsatının veriliş şeklinde ve zamanında değişik değerlendirmeler yapıldığı gibi, özellikle Danıştayın Madencilik Faaliyetleri İzin Yönetmeliğinin bazı hükümlerinin yürütülmesinin durdurulması hakkındaki kararından sonra işyeri açma ve çalışma ruhsatının düzenlenmesinde bazı idarelerde tereddütler oluşmakta ve işyeri açma ve çalışma ruhsatı verilmemektedir. Bu konuda uygulama birliğine ve standart oluşturmaya ihtiyaç duyulmaktadır. Bu kapsamda maden üretiminin gerçekleştirildiği ocak veya ruhsata bağlı olarak inşa edilen işyeri açma ve çalışma ruhsatı kapsamındaki tesisler için alınması zorunlu olan işyeri açma ve çalışma ruhsatlarının il özel idarelerince verilmesi ve bu ruhsatlardan alınacak harç gelirlerinin de ilgili il özel idaresine verilmesi öngörülerek uygulama birliği sağlanmıştır. Böylece izinler ile ilgili hususlar Kanun kapsamında belirlenerek Anayasa Mahkemesinin gerekçeli kararına paralel bir düzenleme yapılmıştır.
İmar planı bulunmayan alanlardaki madencilik faaliyetleri ve bu faaliyetlere bağlı geçici tesisler ile ilgili hususlar belirlenerek açıklık getirilmiş ve İmar Kanunu ile çelişen problemlerin giderilmesi amaçlanmıştır. Ayrıca, imarsız alanlarda yürütülen madencilik faaliyetleri için gerekli olan geçici tesisler ve bunların müştemilatının ilgili il özel idaresine bildirilmesi zorunluluğu getirilmiş, bu yapıların fen ve sağlık kurallarına uygun ve maden işletme süresi ile sınırlı olması şartıyla inşaat ve yapı kullanma iznine tabi olmaması sağlanmıştır.
Madencilik faaliyetleri ile kamu yararı niteliği taşıyan yatırımların birbirini engellemesi, maden işletme faaliyetinin yapılamaz hale gelmesi, yatırım için başka alternatif alanların bulunamaması halinde ruhsat sahipleri ve yatırım sahiplerinin durumu belirlenerek hangi durumlarda Genel Müdürlüğün, hangi durumlarda Kurulun karar vereceği, Kurulun yapısı ve çalışma şekli yine Anayasa Mahkemesinin kararına uygun olarak düzenlemiştir.
Ayrıca, özellikle üretim yapılan sahalarda Kanunun 7 nci maddesi kapsamında uygulanan cezalar sonucunda beş yılda üç kez ihlalde bulunanların teminatı irad kaydedilerek ruhsatları iptal edilmekteyken ihlalin üç yıl içerisinde tekrarı halinde ruhsatın iptali öngörülmüştür. Dolayısıyla maden ruhsatlarına getirilen yatırım güvencesi güçlendirilmiştir.
-
Değişikliğin gerekçesi
Anayasa Mahkemesi, 5177 sayılı Kanunla değişik 3213 sayılı Maden Kanununun 7 nci maddesinin birinci ve sekizinci fıkralarında yer alan hükümlerin yasada düzenlenmesi gerektiği, Bakanlar Kurulu tarafından çıkarılacak yönetmeliğe bırakılmasının Anayasaya aykırı olduğu gerekçesi ile bu fıkraları iptal etmiştir. Anayasa Mahkemesinin gerekçeleri gözönüne alınarak madencilik faaliyetleri ile ilgili alınması zorunlu izinler bu madde ile yeniden düzenlenmiştir.
Madencilik faaliyetleri ile çevresel konularda üniversitelerde uzman olduğu bilinen kişilerden oluşan bir heyetin bilimsel ve teknik olarak yaptığı değerlendirmeler sonucunda çevresel etkileri alınacak önlemlerle giderilebilecek durumdaki madencilik faaliyetlerine izin verilmesi yönünde genel bir hüküm getirilmiştir. Ayrıca, keyfi uygulamalarla ve alt düzeydeki mevzuat ile madencilik faaliyetlerinin kısıtlanmasının önüne geçilmesi amacıyla getirilebilecek kısıtlamaların ancak kanunlar ile yapılması gerektiği belirtilmiştir. Zaten bu durum, Anayasanın 168 inci maddesinde yer alan; "Bu durumda gerçek ve tüzel kişilerin uyması gereken şartlar ve Devletçe yapılacak gözetim, denetim usul ve esasları ve müeyyideler kanunda gösterilir." hükmüne paralellik arz etmektedir. Bunlarla birlikte madenciliğin bazı kriterler gözönünde bulundurularak özellik arz eden yerlerde yapılmasına Başbakanlık Müsteşarı başkanlığında oluşturulan Kurul tarafından kısıtlamalar getirilebileceği hüküm altına alınmıştır. Ancak, söz konusu kısıtlamalar getirilirken kazanılmış hakların korunmasına özen gösterilmiştir. Ayrıca, madencilik yapılması kanunlarla getirilen kısıtlamalarla yasaklanan alanların Maden İşleri Genel Müdürlüğünce tamamen madenciliğe kapatılabileceği belirtilmiş, bu alanların herhangi bir nedenle kısıtlama gerekçesinin ortadan kalkması halinde ise tekrar madenciliğe açık alan haline getirilmesi yönünde düzenleme yapılmıştır.
Bilindiği üzere, ülkemizin özellik arz eden hassas bölgeleri sayısallaştırılmış hali ile henüz tam olarak ortaya konulamamıştır. Hangi bölgede ne tür bir faaliyetin ülke yararına olacağı yönünde arazi planlaması henüz yapılamamıştır. Bu nedenle, madencilik yapılacak alanlarda hassas yörelerden hangisinin bulunduğunun bilinmesi ve bu alanların Maden İşleri Genel Müdürlüğü bilgisayar sistemine işlenmesi ve maden ruhsat sahiplerinin bu alana yönelik izin alabiliyor ise alınmasının sağlanması için bir hüküm getirilmiştir. Bununla birlikte bu alanlarda arama ruhsatı verilmeden önce ruhsat sahibinin bu alana yönelik bu iznin de alınması gerektiğini bilerek ruhsat alması sağlanmıştır.
Bu izni alması için ruhsat sahibine bir yıl süre verilmiş, bu sürede ilgili izni getiren ruhsat sahibi adına arama ruhsatı düzenlenmesi hükmü getirilmiştir. Bu fıkrada sayılan hassas yörelerde daha önceden alınmış maden ruhsatlarının kazanılmış hakları ise ruhsat hukuku devam ettiği sürece korunmuştur.
Orman ve ağaçlandırma alanlarında yapılacak maden arama ve işletme faaliyetleri ile bu faaliyetler için zorunlu ve ruhsat süresine bağlı olarak yapılan altyapı tesisleri ile tesislere orman idaresince izin verilmesi yönünde düzenleme getirilerek Orman Kanununun 16 ncı maddesi paralelinde düzenleme yapılmıştır.
Ayrıca, Avrupa ülkeleri yaklaşık 1200 metre derinliğe kadar sondajlarla ülkelerinin yer altı kaynaklarını tespit ettikleri halde ülkemizde bu oran ancak 100-150 metredir. Görüldüğü gibi madencilik açısından ülkemizin çok az bir kısmı bilinen durumdadır. Bu nedenle, ülkemizin maden aramacılığı açısından daha çok mesafe kat etmesi gerekmektedir. Öte yandan, herhangi bir alanda arama faaliyetleri sonucunda maden tespit edilmesi halinde bu madenin hangi usul ve yöntemler ile hangi şartlara uyularak işletilmesi gündeme gelebilecektir. Diğer yandan, ülkemizde çevre konularında yetkili otorite Çevre ve Orman Bakanlığı olup bu konuda yaptığı en kapsamlı değerlendirme ise ÇED raporu uygulamasıdır. Bu nedenle, yaban hayatı koruma ve geliştirme sahalarında ÇED raporunda belirlenen esaslar dahilinde izin verilmesi yönünde düzenleme getirilmiştir.
Madencilik faaliyetinin yapılacağı alanlar için kazanılmış hakların korunması kaydıyla diğer mevzuatlara göre alınması zorunlu izinler olmadan üretime müsaade edilmediği gibi, diğer kanunlara göre bu alanların yenileri ilan edilmeden önce Genel Müdürlüğün bu alanlar ile ilgili görüşünün alınması zorunluluğu getirilmiş ve kurumlararası iletişim etkin hale getirilerek ileride doğabilecek olumsuzluklar engellenmiştir. Ayrıca, kanunlarla sonradan izin alınması zorunluluğu getirilen alanlarda kanunların öngördüğü yükümlülüklerin yerine getirilmesi zorunluluğu getirilmiş, ancak kazanılmış hakların korunarak faaliyetlerin sürdürülmesi sağlanmıştır.
İçme ve kullanma suyu havzalarında Çevre ve Orman Bakanlığının belirlediği kriterlere uyulmakla birlikte bu havzaların orta mesafeli koruma alanı olan rezervuarın maksimum su seviyesinden itibaren 1000-2000 metre mesafe genişliğindeki şeritte de alıcı ortama hiç kirlilik yaratmayacak şekilde yapılabilecek madencilik faaliyetleri yapılamamaktadır. Bu mesafeler arasındaki şeritte, patlayıcı madde kullanılmaması, alıcı ortama arıtma yapılmadan doğrudan su deşarj edilmemesi şartıyla bilimsel ve teknik olarak çevre ve insan sağlığına zarar vermeyeceği belirlenen maden arama ve işletme faaliyetleri ile altyapı tesislerine izin verilmesi sağlanmıştır.
İşyeri açma ve çalışma ruhsatı, mücavir alanlar dahilinde ise belediyeler, dışında ise il özel idareleri tarafından verilmektedir. Ancak işyeri açma ve çalışma ruhsatları konusunda farklı idarelerde (özellikle belediyelerde) farklı uygulamalar yapılmakta ve işyeri açma ve çalışma ruhsatının veriliş şeklinde ve zamanında değişik değerlendirmeler yapıldığı gibi, özellikle Danıştayın Madencilik Faaliyetleri İzin Yönetmeliğinin bazı hükümlerinin yürütülmesinin durdurulması hakkındaki kararından sonra işyeri açma ve çalışma ruhsatının düzenlenmesinde bazı idarelerde tereddütler oluşmakta ve işyeri açma ve çalışma ruhsatı verilmemektedir. Bu konuda uygulama birliğine ve standart oluşturmaya ihtiyaç duyulmaktadır. Bu kapsamda maden üretiminin gerçekleştirildiği ocak veya ruhsata bağlı olarak inşa edilen işyeri açma ve çalışma ruhsatı kapsamındaki tesisler için alınması zorunlu olan işyeri açma ve çalışma ruhsatlarının il özel idarelerince verilmesi ve bu ruhsatlardan alınacak harç gelirlerinin de ilgili il özel idaresine verilmesi öngörülerek uygulama birliği sağlanmıştır. Böylece izinler ile ilgili hususlar Kanun kapsamında belirlenerek Anayasa Mahkemesinin gerekçeli kararına paralel bir düzenleme yapılmıştır.
İmar planı bulunmayan alanlardaki madencilik faaliyetleri ve bu faaliyetlere bağlı geçici tesisler ile ilgili hususlar belirlenerek açıklık getirilmiş ve İmar Kanunu ile çelişen problemlerin giderilmesi amaçlanmıştır. Ayrıca, imarsız alanlarda yürütülen madencilik faaliyetleri için gerekli olan geçici tesisler ve bunların müştemilatının ilgili il özel idaresine bildirilmesi zorunluluğu getirilmiş, bu yapıların fen ve sağlık kurallarına uygun ve maden işletme süresi ile sınırlı olması şartıyla inşaat ve yapı kullanma iznine tabi olmaması sağlanmıştır.
Madencilik faaliyetleri ile kamu yararı niteliği taşıyan yatırımların birbirini engellemesi, maden işletme faaliyetinin yapılamaz hale gelmesi, yatırım için başka alternatif alanların bulunamaması halinde ruhsat sahipleri ve yatırım sahiplerinin durumu belirlenerek hangi durumlarda Genel Müdürlüğün, hangi durumlarda Kurulun karar vereceği, Kurulun yapısı ve çalışma şekli yine Anayasa Mahkemesinin kararına uygun olarak düzenlemiştir.
Ayrıca, özellikle üretim yapılan sahalarda Kanunun 7 nci maddesi kapsamında uygulanan cezalar sonucunda beş yılda üç kez ihlalde bulunanların teminatı irad kaydedilerek ruhsatları iptal edilmekteyken ihlalin üç yıl içerisinde tekrarı halinde ruhsatın iptali öngörülmüştür. Dolayısıyla maden ruhsatlarına getirilen yatırım güvencesi güçlendirilmiştir.
-
Değişikliğin gerekçesi
Anayasa Mahkemesi, 5177 sayılı Kanunla değişik 3213 sayılı Maden Kanununun 7 nci maddesinin birinci ve sekizinci fıkralarında yer alan hükümlerin yasada düzenlenmesi gerektiği, Bakanlar Kurulu tarafından çıkarılacak yönetmeliğe bırakılmasının Anayasaya aykırı olduğu gerekçesi ile bu fıkraları iptal etmiştir. Anayasa Mahkemesinin gerekçeleri gözönüne alınarak madencilik faaliyetleri ile ilgili alınması zorunlu izinler bu madde ile yeniden düzenlenmiştir.
Madencilik faaliyetleri ile çevresel konularda üniversitelerde uzman olduğu bilinen kişilerden oluşan bir heyetin bilimsel ve teknik olarak yaptığı değerlendirmeler sonucunda çevresel etkileri alınacak önlemlerle giderilebilecek durumdaki madencilik faaliyetlerine izin verilmesi yönünde genel bir hüküm getirilmiştir. Ayrıca, keyfi uygulamalarla ve alt düzeydeki mevzuat ile madencilik faaliyetlerinin kısıtlanmasının önüne geçilmesi amacıyla getirilebilecek kısıtlamaların ancak kanunlar ile yapılması gerektiği belirtilmiştir. Zaten bu durum, Anayasanın 168 inci maddesinde yer alan; "Bu durumda gerçek ve tüzel kişilerin uyması gereken şartlar ve Devletçe yapılacak gözetim, denetim usul ve esasları ve müeyyideler kanunda gösterilir." hükmüne paralellik arz etmektedir. Bunlarla birlikte madenciliğin bazı kriterler gözönünde bulundurularak özellik arz eden yerlerde yapılmasına Başbakanlık Müsteşarı başkanlığında oluşturulan Kurul tarafından kısıtlamalar getirilebileceği hüküm altına alınmıştır. Ancak, söz konusu kısıtlamalar getirilirken kazanılmış hakların korunmasına özen gösterilmiştir. Ayrıca, madencilik yapılması kanunlarla getirilen kısıtlamalarla yasaklanan alanların Maden İşleri Genel Müdürlüğünce tamamen madenciliğe kapatılabileceği belirtilmiş, bu alanların herhangi bir nedenle kısıtlama gerekçesinin ortadan kalkması halinde ise tekrar madenciliğe açık alan haline getirilmesi yönünde düzenleme yapılmıştır.
Bilindiği üzere, ülkemizin özellik arz eden hassas bölgeleri sayısallaştırılmış hali ile henüz tam olarak ortaya konulamamıştır. Hangi bölgede ne tür bir faaliyetin ülke yararına olacağı yönünde arazi planlaması henüz yapılamamıştır. Bu nedenle, madencilik yapılacak alanlarda hassas yörelerden hangisinin bulunduğunun bilinmesi ve bu alanların Maden İşleri Genel Müdürlüğü bilgisayar sistemine işlenmesi ve maden ruhsat sahiplerinin bu alana yönelik izin alabiliyor ise alınmasının sağlanması için bir hüküm getirilmiştir. Bununla birlikte bu alanlarda arama ruhsatı verilmeden önce ruhsat sahibinin bu alana yönelik bu iznin de alınması gerektiğini bilerek ruhsat alması sağlanmıştır.
Bu izni alması için ruhsat sahibine bir yıl süre verilmiş, bu sürede ilgili izni getiren ruhsat sahibi adına arama ruhsatı düzenlenmesi hükmü getirilmiştir. Bu fıkrada sayılan hassas yörelerde daha önceden alınmış maden ruhsatlarının kazanılmış hakları ise ruhsat hukuku devam ettiği sürece korunmuştur.
Orman ve ağaçlandırma alanlarında yapılacak maden arama ve işletme faaliyetleri ile bu faaliyetler için zorunlu ve ruhsat süresine bağlı olarak yapılan altyapı tesisleri ile tesislere orman idaresince izin verilmesi yönünde düzenleme getirilerek Orman Kanununun 16 ncı maddesi paralelinde düzenleme yapılmıştır.
Ayrıca, Avrupa ülkeleri yaklaşık 1200 metre derinliğe kadar sondajlarla ülkelerinin yer altı kaynaklarını tespit ettikleri halde ülkemizde bu oran ancak 100-150 metredir. Görüldüğü gibi madencilik açısından ülkemizin çok az bir kısmı bilinen durumdadır. Bu nedenle, ülkemizin maden aramacılığı açısından daha çok mesafe kat etmesi gerekmektedir. Öte yandan, herhangi bir alanda arama faaliyetleri sonucunda maden tespit edilmesi halinde bu madenin hangi usul ve yöntemler ile hangi şartlara uyularak işletilmesi gündeme gelebilecektir. Diğer yandan, ülkemizde çevre konularında yetkili otorite Çevre ve Orman Bakanlığı olup bu konuda yaptığı en kapsamlı değerlendirme ise ÇED raporu uygulamasıdır. Bu nedenle, yaban hayatı koruma ve geliştirme sahalarında ÇED raporunda belirlenen esaslar dahilinde izin verilmesi yönünde düzenleme getirilmiştir.
Madencilik faaliyetinin yapılacağı alanlar için kazanılmış hakların korunması kaydıyla diğer mevzuatlara göre alınması zorunlu izinler olmadan üretime müsaade edilmediği gibi, diğer kanunlara göre bu alanların yenileri ilan edilmeden önce Genel Müdürlüğün bu alanlar ile ilgili görüşünün alınması zorunluluğu getirilmiş ve kurumlararası iletişim etkin hale getirilerek ileride doğabilecek olumsuzluklar engellenmiştir. Ayrıca, kanunlarla sonradan izin alınması zorunluluğu getirilen alanlarda kanunların öngördüğü yükümlülüklerin yerine getirilmesi zorunluluğu getirilmiş, ancak kazanılmış hakların korunarak faaliyetlerin sürdürülmesi sağlanmıştır.
İçme ve kullanma suyu havzalarında Çevre ve Orman Bakanlığının belirlediği kriterlere uyulmakla birlikte bu havzaların orta mesafeli koruma alanı olan rezervuarın maksimum su seviyesinden itibaren 1000-2000 metre mesafe genişliğindeki şeritte de alıcı ortama hiç kirlilik yaratmayacak şekilde yapılabilecek madencilik faaliyetleri yapılamamaktadır. Bu mesafeler arasındaki şeritte, patlayıcı madde kullanılmaması, alıcı ortama arıtma yapılmadan doğrudan su deşarj edilmemesi şartıyla bilimsel ve teknik olarak çevre ve insan sağlığına zarar vermeyeceği belirlenen maden arama ve işletme faaliyetleri ile altyapı tesislerine izin verilmesi sağlanmıştır.
İşyeri açma ve çalışma ruhsatı, mücavir alanlar dahilinde ise belediyeler, dışında ise il özel idareleri tarafından verilmektedir. Ancak işyeri açma ve çalışma ruhsatları konusunda farklı idarelerde (özellikle belediyelerde) farklı uygulamalar yapılmakta ve işyeri açma ve çalışma ruhsatının veriliş şeklinde ve zamanında değişik değerlendirmeler yapıldığı gibi, özellikle Danıştayın Madencilik Faaliyetleri İzin Yönetmeliğinin bazı hükümlerinin yürütülmesinin durdurulması hakkındaki kararından sonra işyeri açma ve çalışma ruhsatının düzenlenmesinde bazı idarelerde tereddütler oluşmakta ve işyeri açma ve çalışma ruhsatı verilmemektedir. Bu konuda uygulama birliğine ve standart oluşturmaya ihtiyaç duyulmaktadır. Bu kapsamda maden üretiminin gerçekleştirildiği ocak veya ruhsata bağlı olarak inşa edilen işyeri açma ve çalışma ruhsatı kapsamındaki tesisler için alınması zorunlu olan işyeri açma ve çalışma ruhsatlarının il özel idarelerince verilmesi ve bu ruhsatlardan alınacak harç gelirlerinin de ilgili il özel idaresine verilmesi öngörülerek uygulama birliği sağlanmıştır. Böylece izinler ile ilgili hususlar Kanun kapsamında belirlenerek Anayasa Mahkemesinin gerekçeli kararına paralel bir düzenleme yapılmıştır.
İmar planı bulunmayan alanlardaki madencilik faaliyetleri ve bu faaliyetlere bağlı geçici tesisler ile ilgili hususlar belirlenerek açıklık getirilmiş ve İmar Kanunu ile çelişen problemlerin giderilmesi amaçlanmıştır. Ayrıca, imarsız alanlarda yürütülen madencilik faaliyetleri için gerekli olan geçici tesisler ve bunların müştemilatının ilgili il özel idaresine bildirilmesi zorunluluğu getirilmiş, bu yapıların fen ve sağlık kurallarına uygun ve maden işletme süresi ile sınırlı olması şartıyla inşaat ve yapı kullanma iznine tabi olmaması sağlanmıştır.
Madencilik faaliyetleri ile kamu yararı niteliği taşıyan yatırımların birbirini engellemesi, maden işletme faaliyetinin yapılamaz hale gelmesi, yatırım için başka alternatif alanların bulunamaması halinde ruhsat sahipleri ve yatırım sahiplerinin durumu belirlenerek hangi durumlarda Genel Müdürlüğün, hangi durumlarda Kurulun karar vereceği, Kurulun yapısı ve çalışma şekli yine Anayasa Mahkemesinin kararına uygun olarak düzenlemiştir.
Ayrıca, özellikle üretim yapılan sahalarda Kanunun 7 nci maddesi kapsamında uygulanan cezalar sonucunda beş yılda üç kez ihlalde bulunanların teminatı irad kaydedilerek ruhsatları iptal edilmekteyken ihlalin üç yıl içerisinde tekrarı halinde ruhsatın iptali öngörülmüştür. Dolayısıyla maden ruhsatlarına getirilen yatırım güvencesi güçlendirilmiştir.
-
Değişikliğin gerekçesi
Anayasa Mahkemesi, 5177 sayılı Kanunla değişik 3213 sayılı Maden Kanununun 7 nci maddesinin birinci ve sekizinci fıkralarında yer alan hükümlerin yasada düzenlenmesi gerektiği, Bakanlar Kurulu tarafından çıkarılacak yönetmeliğe bırakılmasının Anayasaya aykırı olduğu gerekçesi ile bu fıkraları iptal etmiştir. Anayasa Mahkemesinin gerekçeleri gözönüne alınarak madencilik faaliyetleri ile ilgili alınması zorunlu izinler bu madde ile yeniden düzenlenmiştir.
Madencilik faaliyetleri ile çevresel konularda üniversitelerde uzman olduğu bilinen kişilerden oluşan bir heyetin bilimsel ve teknik olarak yaptığı değerlendirmeler sonucunda çevresel etkileri alınacak önlemlerle giderilebilecek durumdaki madencilik faaliyetlerine izin verilmesi yönünde genel bir hüküm getirilmiştir. Ayrıca, keyfi uygulamalarla ve alt düzeydeki mevzuat ile madencilik faaliyetlerinin kısıtlanmasının önüne geçilmesi amacıyla getirilebilecek kısıtlamaların ancak kanunlar ile yapılması gerektiği belirtilmiştir. Zaten bu durum, Anayasanın 168 inci maddesinde yer alan; "Bu durumda gerçek ve tüzel kişilerin uyması gereken şartlar ve Devletçe yapılacak gözetim, denetim usul ve esasları ve müeyyideler kanunda gösterilir." hükmüne paralellik arz etmektedir. Bunlarla birlikte madenciliğin bazı kriterler gözönünde bulundurularak özellik arz eden yerlerde yapılmasına Başbakanlık Müsteşarı başkanlığında oluşturulan Kurul tarafından kısıtlamalar getirilebileceği hüküm altına alınmıştır. Ancak, söz konusu kısıtlamalar getirilirken kazanılmış hakların korunmasına özen gösterilmiştir. Ayrıca, madencilik yapılması kanunlarla getirilen kısıtlamalarla yasaklanan alanların Maden İşleri Genel Müdürlüğünce tamamen madenciliğe kapatılabileceği belirtilmiş, bu alanların herhangi bir nedenle kısıtlama gerekçesinin ortadan kalkması halinde ise tekrar madenciliğe açık alan haline getirilmesi yönünde düzenleme yapılmıştır.
Bilindiği üzere, ülkemizin özellik arz eden hassas bölgeleri sayısallaştırılmış hali ile henüz tam olarak ortaya konulamamıştır. Hangi bölgede ne tür bir faaliyetin ülke yararına olacağı yönünde arazi planlaması henüz yapılamamıştır. Bu nedenle, madencilik yapılacak alanlarda hassas yörelerden hangisinin bulunduğunun bilinmesi ve bu alanların Maden İşleri Genel Müdürlüğü bilgisayar sistemine işlenmesi ve maden ruhsat sahiplerinin bu alana yönelik izin alabiliyor ise alınmasının sağlanması için bir hüküm getirilmiştir. Bununla birlikte bu alanlarda arama ruhsatı verilmeden önce ruhsat sahibinin bu alana yönelik bu iznin de alınması gerektiğini bilerek ruhsat alması sağlanmıştır.
Bu izni alması için ruhsat sahibine bir yıl süre verilmiş, bu sürede ilgili izni getiren ruhsat sahibi adına arama ruhsatı düzenlenmesi hükmü getirilmiştir. Bu fıkrada sayılan hassas yörelerde daha önceden alınmış maden ruhsatlarının kazanılmış hakları ise ruhsat hukuku devam ettiği sürece korunmuştur.
Orman ve ağaçlandırma alanlarında yapılacak maden arama ve işletme faaliyetleri ile bu faaliyetler için zorunlu ve ruhsat süresine bağlı olarak yapılan altyapı tesisleri ile tesislere orman idaresince izin verilmesi yönünde düzenleme getirilerek Orman Kanununun 16 ncı maddesi paralelinde düzenleme yapılmıştır.
Ayrıca, Avrupa ülkeleri yaklaşık 1200 metre derinliğe kadar sondajlarla ülkelerinin yer altı kaynaklarını tespit ettikleri halde ülkemizde bu oran ancak 100-150 metredir. Görüldüğü gibi madencilik açısından ülkemizin çok az bir kısmı bilinen durumdadır. Bu nedenle, ülkemizin maden aramacılığı açısından daha çok mesafe kat etmesi gerekmektedir. Öte yandan, herhangi bir alanda arama faaliyetleri sonucunda maden tespit edilmesi halinde bu madenin hangi usul ve yöntemler ile hangi şartlara uyularak işletilmesi gündeme gelebilecektir. Diğer yandan, ülkemizde çevre konularında yetkili otorite Çevre ve Orman Bakanlığı olup bu konuda yaptığı en kapsamlı değerlendirme ise ÇED raporu uygulamasıdır. Bu nedenle, yaban hayatı koruma ve geliştirme sahalarında ÇED raporunda belirlenen esaslar dahilinde izin verilmesi yönünde düzenleme getirilmiştir.
Madencilik faaliyetinin yapılacağı alanlar için kazanılmış hakların korunması kaydıyla diğer mevzuatlara göre alınması zorunlu izinler olmadan üretime müsaade edilmediği gibi, diğer kanunlara göre bu alanların yenileri ilan edilmeden önce Genel Müdürlüğün bu alanlar ile ilgili görüşünün alınması zorunluluğu getirilmiş ve kurumlararası iletişim etkin hale getirilerek ileride doğabilecek olumsuzluklar engellenmiştir. Ayrıca, kanunlarla sonradan izin alınması zorunluluğu getirilen alanlarda kanunların öngördüğü yükümlülüklerin yerine getirilmesi zorunluluğu getirilmiş, ancak kazanılmış hakların korunarak faaliyetlerin sürdürülmesi sağlanmıştır.
İçme ve kullanma suyu havzalarında Çevre ve Orman Bakanlığının belirlediği kriterlere uyulmakla birlikte bu havzaların orta mesafeli koruma alanı olan rezervuarın maksimum su seviyesinden itibaren 1000-2000 metre mesafe genişliğindeki şeritte de alıcı ortama hiç kirlilik yaratmayacak şekilde yapılabilecek madencilik faaliyetleri yapılamamaktadır. Bu mesafeler arasındaki şeritte, patlayıcı madde kullanılmaması, alıcı ortama arıtma yapılmadan doğrudan su deşarj edilmemesi şartıyla bilimsel ve teknik olarak çevre ve insan sağlığına zarar vermeyeceği belirlenen maden arama ve işletme faaliyetleri ile altyapı tesislerine izin verilmesi sağlanmıştır.
İşyeri açma ve çalışma ruhsatı, mücavir alanlar dahilinde ise belediyeler, dışında ise il özel idareleri tarafından verilmektedir. Ancak işyeri açma ve çalışma ruhsatları konusunda farklı idarelerde (özellikle belediyelerde) farklı uygulamalar yapılmakta ve işyeri açma ve çalışma ruhsatının veriliş şeklinde ve zamanında değişik değerlendirmeler yapıldığı gibi, özellikle Danıştayın Madencilik Faaliyetleri İzin Yönetmeliğinin bazı hükümlerinin yürütülmesinin durdurulması hakkındaki kararından sonra işyeri açma ve çalışma ruhsatının düzenlenmesinde bazı idarelerde tereddütler oluşmakta ve işyeri açma ve çalışma ruhsatı verilmemektedir. Bu konuda uygulama birliğine ve standart oluşturmaya ihtiyaç duyulmaktadır. Bu kapsamda maden üretiminin gerçekleştirildiği ocak veya ruhsata bağlı olarak inşa edilen işyeri açma ve çalışma ruhsatı kapsamındaki tesisler için alınması zorunlu olan işyeri açma ve çalışma ruhsatlarının il özel idarelerince verilmesi ve bu ruhsatlardan alınacak harç gelirlerinin de ilgili il özel idaresine verilmesi öngörülerek uygulama birliği sağlanmıştır. Böylece izinler ile ilgili hususlar Kanun kapsamında belirlenerek Anayasa Mahkemesinin gerekçeli kararına paralel bir düzenleme yapılmıştır.
İmar planı bulunmayan alanlardaki madencilik faaliyetleri ve bu faaliyetlere bağlı geçici tesisler ile ilgili hususlar belirlenerek açıklık getirilmiş ve İmar Kanunu ile çelişen problemlerin giderilmesi amaçlanmıştır. Ayrıca, imarsız alanlarda yürütülen madencilik faaliyetleri için gerekli olan geçici tesisler ve bunların müştemilatının ilgili il özel idaresine bildirilmesi zorunluluğu getirilmiş, bu yapıların fen ve sağlık kurallarına uygun ve maden işletme süresi ile sınırlı olması şartıyla inşaat ve yapı kullanma iznine tabi olmaması sağlanmıştır.
Madencilik faaliyetleri ile kamu yararı niteliği taşıyan yatırımların birbirini engellemesi, maden işletme faaliyetinin yapılamaz hale gelmesi, yatırım için başka alternatif alanların bulunamaması halinde ruhsat sahipleri ve yatırım sahiplerinin durumu belirlenerek hangi durumlarda Genel Müdürlüğün, hangi durumlarda Kurulun karar vereceği, Kurulun yapısı ve çalışma şekli yine Anayasa Mahkemesinin kararına uygun olarak düzenlemiştir.
Ayrıca, özellikle üretim yapılan sahalarda Kanunun 7 nci maddesi kapsamında uygulanan cezalar sonucunda beş yılda üç kez ihlalde bulunanların teminatı irad kaydedilerek ruhsatları iptal edilmekteyken ihlalin üç yıl içerisinde tekrarı halinde ruhsatın iptali öngörülmüştür. Dolayısıyla maden ruhsatlarına getirilen yatırım güvencesi güçlendirilmiştir.
-
Değişikliğin gerekçesi
Anayasa Mahkemesi, 5177 sayılı Kanunla değişik 3213 sayılı Maden Kanununun 7 nci maddesinin birinci ve sekizinci fıkralarında yer alan hükümlerin yasada düzenlenmesi gerektiği, Bakanlar Kurulu tarafından çıkarılacak yönetmeliğe bırakılmasının Anayasaya aykırı olduğu gerekçesi ile bu fıkraları iptal etmiştir. Anayasa Mahkemesinin gerekçeleri gözönüne alınarak madencilik faaliyetleri ile ilgili alınması zorunlu izinler bu madde ile yeniden düzenlenmiştir.
Madencilik faaliyetleri ile çevresel konularda üniversitelerde uzman olduğu bilinen kişilerden oluşan bir heyetin bilimsel ve teknik olarak yaptığı değerlendirmeler sonucunda çevresel etkileri alınacak önlemlerle giderilebilecek durumdaki madencilik faaliyetlerine izin verilmesi yönünde genel bir hüküm getirilmiştir. Ayrıca, keyfi uygulamalarla ve alt düzeydeki mevzuat ile madencilik faaliyetlerinin kısıtlanmasının önüne geçilmesi amacıyla getirilebilecek kısıtlamaların ancak kanunlar ile yapılması gerektiği belirtilmiştir. Zaten bu durum, Anayasanın 168 inci maddesinde yer alan; "Bu durumda gerçek ve tüzel kişilerin uyması gereken şartlar ve Devletçe yapılacak gözetim, denetim usul ve esasları ve müeyyideler kanunda gösterilir." hükmüne paralellik arz etmektedir. Bunlarla birlikte madenciliğin bazı kriterler gözönünde bulundurularak özellik arz eden yerlerde yapılmasına Başbakanlık Müsteşarı başkanlığında oluşturulan Kurul tarafından kısıtlamalar getirilebileceği hüküm altına alınmıştır. Ancak, söz konusu kısıtlamalar getirilirken kazanılmış hakların korunmasına özen gösterilmiştir. Ayrıca, madencilik yapılması kanunlarla getirilen kısıtlamalarla yasaklanan alanların Maden İşleri Genel Müdürlüğünce tamamen madenciliğe kapatılabileceği belirtilmiş, bu alanların herhangi bir nedenle kısıtlama gerekçesinin ortadan kalkması halinde ise tekrar madenciliğe açık alan haline getirilmesi yönünde düzenleme yapılmıştır.
Bilindiği üzere, ülkemizin özellik arz eden hassas bölgeleri sayısallaştırılmış hali ile henüz tam olarak ortaya konulamamıştır. Hangi bölgede ne tür bir faaliyetin ülke yararına olacağı yönünde arazi planlaması henüz yapılamamıştır. Bu nedenle, madencilik yapılacak alanlarda hassas yörelerden hangisinin bulunduğunun bilinmesi ve bu alanların Maden İşleri Genel Müdürlüğü bilgisayar sistemine işlenmesi ve maden ruhsat sahiplerinin bu alana yönelik izin alabiliyor ise alınmasının sağlanması için bir hüküm getirilmiştir. Bununla birlikte bu alanlarda arama ruhsatı verilmeden önce ruhsat sahibinin bu alana yönelik bu iznin de alınması gerektiğini bilerek ruhsat alması sağlanmıştır.
Bu izni alması için ruhsat sahibine bir yıl süre verilmiş, bu sürede ilgili izni getiren ruhsat sahibi adına arama ruhsatı düzenlenmesi hükmü getirilmiştir. Bu fıkrada sayılan hassas yörelerde daha önceden alınmış maden ruhsatlarının kazanılmış hakları ise ruhsat hukuku devam ettiği sürece korunmuştur.
Orman ve ağaçlandırma alanlarında yapılacak maden arama ve işletme faaliyetleri ile bu faaliyetler için zorunlu ve ruhsat süresine bağlı olarak yapılan altyapı tesisleri ile tesislere orman idaresince izin verilmesi yönünde düzenleme getirilerek Orman Kanununun 16 ncı maddesi paralelinde düzenleme yapılmıştır.
Ayrıca, Avrupa ülkeleri yaklaşık 1200 metre derinliğe kadar sondajlarla ülkelerinin yer altı kaynaklarını tespit ettikleri halde ülkemizde bu oran ancak 100-150 metredir. Görüldüğü gibi madencilik açısından ülkemizin çok az bir kısmı bilinen durumdadır. Bu nedenle, ülkemizin maden aramacılığı açısından daha çok mesafe kat etmesi gerekmektedir. Öte yandan, herhangi bir alanda arama faaliyetleri sonucunda maden tespit edilmesi halinde bu madenin hangi usul ve yöntemler ile hangi şartlara uyularak işletilmesi gündeme gelebilecektir. Diğer yandan, ülkemizde çevre konularında yetkili otorite Çevre ve Orman Bakanlığı olup bu konuda yaptığı en kapsamlı değerlendirme ise ÇED raporu uygulamasıdır. Bu nedenle, yaban hayatı koruma ve geliştirme sahalarında ÇED raporunda belirlenen esaslar dahilinde izin verilmesi yönünde düzenleme getirilmiştir.
Madencilik faaliyetinin yapılacağı alanlar için kazanılmış hakların korunması kaydıyla diğer mevzuatlara göre alınması zorunlu izinler olmadan üretime müsaade edilmediği gibi, diğer kanunlara göre bu alanların yenileri ilan edilmeden önce Genel Müdürlüğün bu alanlar ile ilgili görüşünün alınması zorunluluğu getirilmiş ve kurumlararası iletişim etkin hale getirilerek ileride doğabilecek olumsuzluklar engellenmiştir. Ayrıca, kanunlarla sonradan izin alınması zorunluluğu getirilen alanlarda kanunların öngördüğü yükümlülüklerin yerine getirilmesi zorunluluğu getirilmiş, ancak kazanılmış hakların korunarak faaliyetlerin sürdürülmesi sağlanmıştır.
İçme ve kullanma suyu havzalarında Çevre ve Orman Bakanlığının belirlediği kriterlere uyulmakla birlikte bu havzaların orta mesafeli koruma alanı olan rezervuarın maksimum su seviyesinden itibaren 1000-2000 metre mesafe genişliğindeki şeritte de alıcı ortama hiç kirlilik yaratmayacak şekilde yapılabilecek madencilik faaliyetleri yapılamamaktadır. Bu mesafeler arasındaki şeritte, patlayıcı madde kullanılmaması, alıcı ortama arıtma yapılmadan doğrudan su deşarj edilmemesi şartıyla bilimsel ve teknik olarak çevre ve insan sağlığına zarar vermeyeceği belirlenen maden arama ve işletme faaliyetleri ile altyapı tesislerine izin verilmesi sağlanmıştır.
İşyeri açma ve çalışma ruhsatı, mücavir alanlar dahilinde ise belediyeler, dışında ise il özel idareleri tarafından verilmektedir. Ancak işyeri açma ve çalışma ruhsatları konusunda farklı idarelerde (özellikle belediyelerde) farklı uygulamalar yapılmakta ve işyeri açma ve çalışma ruhsatının veriliş şeklinde ve zamanında değişik değerlendirmeler yapıldığı gibi, özellikle Danıştayın Madencilik Faaliyetleri İzin Yönetmeliğinin bazı hükümlerinin yürütülmesinin durdurulması hakkındaki kararından sonra işyeri açma ve çalışma ruhsatının düzenlenmesinde bazı idarelerde tereddütler oluşmakta ve işyeri açma ve çalışma ruhsatı verilmemektedir. Bu konuda uygulama birliğine ve standart oluşturmaya ihtiyaç duyulmaktadır. Bu kapsamda maden üretiminin gerçekleştirildiği ocak veya ruhsata bağlı olarak inşa edilen işyeri açma ve çalışma ruhsatı kapsamındaki tesisler için alınması zorunlu olan işyeri açma ve çalışma ruhsatlarının il özel idarelerince verilmesi ve bu ruhsatlardan alınacak harç gelirlerinin de ilgili il özel idaresine verilmesi öngörülerek uygulama birliği sağlanmıştır. Böylece izinler ile ilgili hususlar Kanun kapsamında belirlenerek Anayasa Mahkemesinin gerekçeli kararına paralel bir düzenleme yapılmıştır.
İmar planı bulunmayan alanlardaki madencilik faaliyetleri ve bu faaliyetlere bağlı geçici tesisler ile ilgili hususlar belirlenerek açıklık getirilmiş ve İmar Kanunu ile çelişen problemlerin giderilmesi amaçlanmıştır. Ayrıca, imarsız alanlarda yürütülen madencilik faaliyetleri için gerekli olan geçici tesisler ve bunların müştemilatının ilgili il özel idaresine bildirilmesi zorunluluğu getirilmiş, bu yapıların fen ve sağlık kurallarına uygun ve maden işletme süresi ile sınırlı olması şartıyla inşaat ve yapı kullanma iznine tabi olmaması sağlanmıştır.
Madencilik faaliyetleri ile kamu yararı niteliği taşıyan yatırımların birbirini engellemesi, maden işletme faaliyetinin yapılamaz hale gelmesi, yatırım için başka alternatif alanların bulunamaması halinde ruhsat sahipleri ve yatırım sahiplerinin durumu belirlenerek hangi durumlarda Genel Müdürlüğün, hangi durumlarda Kurulun karar vereceği, Kurulun yapısı ve çalışma şekli yine Anayasa Mahkemesinin kararına uygun olarak düzenlemiştir.
Ayrıca, özellikle üretim yapılan sahalarda Kanunun 7 nci maddesi kapsamında uygulanan cezalar sonucunda beş yılda üç kez ihlalde bulunanların teminatı irad kaydedilerek ruhsatları iptal edilmekteyken ihlalin üç yıl içerisinde tekrarı halinde ruhsatın iptali öngörülmüştür. Dolayısıyla maden ruhsatlarına getirilen yatırım güvencesi güçlendirilmiştir.
-
Değişikliğin gerekçesi
Anayasa Mahkemesi, 5177 sayılı Kanunla değişik 3213 sayılı Maden Kanununun 7 nci maddesinin birinci ve sekizinci fıkralarında yer alan hükümlerin yasada düzenlenmesi gerektiği, Bakanlar Kurulu tarafından çıkarılacak yönetmeliğe bırakılmasının Anayasaya aykırı olduğu gerekçesi ile bu fıkraları iptal etmiştir. Anayasa Mahkemesinin gerekçeleri gözönüne alınarak madencilik faaliyetleri ile ilgili alınması zorunlu izinler bu madde ile yeniden düzenlenmiştir.
Madencilik faaliyetleri ile çevresel konularda üniversitelerde uzman olduğu bilinen kişilerden oluşan bir heyetin bilimsel ve teknik olarak yaptığı değerlendirmeler sonucunda çevresel etkileri alınacak önlemlerle giderilebilecek durumdaki madencilik faaliyetlerine izin verilmesi yönünde genel bir hüküm getirilmiştir. Ayrıca, keyfi uygulamalarla ve alt düzeydeki mevzuat ile madencilik faaliyetlerinin kısıtlanmasının önüne geçilmesi amacıyla getirilebilecek kısıtlamaların ancak kanunlar ile yapılması gerektiği belirtilmiştir. Zaten bu durum, Anayasanın 168 inci maddesinde yer alan; "Bu durumda gerçek ve tüzel kişilerin uyması gereken şartlar ve Devletçe yapılacak gözetim, denetim usul ve esasları ve müeyyideler kanunda gösterilir." hükmüne paralellik arz etmektedir. Bunlarla birlikte madenciliğin bazı kriterler gözönünde bulundurularak özellik arz eden yerlerde yapılmasına Başbakanlık Müsteşarı başkanlığında oluşturulan Kurul tarafından kısıtlamalar getirilebileceği hüküm altına alınmıştır. Ancak, söz konusu kısıtlamalar getirilirken kazanılmış hakların korunmasına özen gösterilmiştir. Ayrıca, madencilik yapılması kanunlarla getirilen kısıtlamalarla yasaklanan alanların Maden İşleri Genel Müdürlüğünce tamamen madenciliğe kapatılabileceği belirtilmiş, bu alanların herhangi bir nedenle kısıtlama gerekçesinin ortadan kalkması halinde ise tekrar madenciliğe açık alan haline getirilmesi yönünde düzenleme yapılmıştır.
Bilindiği üzere, ülkemizin özellik arz eden hassas bölgeleri sayısallaştırılmış hali ile henüz tam olarak ortaya konulamamıştır. Hangi bölgede ne tür bir faaliyetin ülke yararına olacağı yönünde arazi planlaması henüz yapılamamıştır. Bu nedenle, madencilik yapılacak alanlarda hassas yörelerden hangisinin bulunduğunun bilinmesi ve bu alanların Maden İşleri Genel Müdürlüğü bilgisayar sistemine işlenmesi ve maden ruhsat sahiplerinin bu alana yönelik izin alabiliyor ise alınmasının sağlanması için bir hüküm getirilmiştir. Bununla birlikte bu alanlarda arama ruhsatı verilmeden önce ruhsat sahibinin bu alana yönelik bu iznin de alınması gerektiğini bilerek ruhsat alması sağlanmıştır.
Bu izni alması için ruhsat sahibine bir yıl süre verilmiş, bu sürede ilgili izni getiren ruhsat sahibi adına arama ruhsatı düzenlenmesi hükmü getirilmiştir. Bu fıkrada sayılan hassas yörelerde daha önceden alınmış maden ruhsatlarının kazanılmış hakları ise ruhsat hukuku devam ettiği sürece korunmuştur.
Orman ve ağaçlandırma alanlarında yapılacak maden arama ve işletme faaliyetleri ile bu faaliyetler için zorunlu ve ruhsat süresine bağlı olarak yapılan altyapı tesisleri ile tesislere orman idaresince izin verilmesi yönünde düzenleme getirilerek Orman Kanununun 16 ncı maddesi paralelinde düzenleme yapılmıştır.
Ayrıca, Avrupa ülkeleri yaklaşık 1200 metre derinliğe kadar sondajlarla ülkelerinin yer altı kaynaklarını tespit ettikleri halde ülkemizde bu oran ancak 100-150 metredir. Görüldüğü gibi madencilik açısından ülkemizin çok az bir kısmı bilinen durumdadır. Bu nedenle, ülkemizin maden aramacılığı açısından daha çok mesafe kat etmesi gerekmektedir. Öte yandan, herhangi bir alanda arama faaliyetleri sonucunda maden tespit edilmesi halinde bu madenin hangi usul ve yöntemler ile hangi şartlara uyularak işletilmesi gündeme gelebilecektir. Diğer yandan, ülkemizde çevre konularında yetkili otorite Çevre ve Orman Bakanlığı olup bu konuda yaptığı en kapsamlı değerlendirme ise ÇED raporu uygulamasıdır. Bu nedenle, yaban hayatı koruma ve geliştirme sahalarında ÇED raporunda belirlenen esaslar dahilinde izin verilmesi yönünde düzenleme getirilmiştir.
Madencilik faaliyetinin yapılacağı alanlar için kazanılmış hakların korunması kaydıyla diğer mevzuatlara göre alınması zorunlu izinler olmadan üretime müsaade edilmediği gibi, diğer kanunlara göre bu alanların yenileri ilan edilmeden önce Genel Müdürlüğün bu alanlar ile ilgili görüşünün alınması zorunluluğu getirilmiş ve kurumlararası iletişim etkin hale getirilerek ileride doğabilecek olumsuzluklar engellenmiştir. Ayrıca, kanunlarla sonradan izin alınması zorunluluğu getirilen alanlarda kanunların öngördüğü yükümlülüklerin yerine getirilmesi zorunluluğu getirilmiş, ancak kazanılmış hakların korunarak faaliyetlerin sürdürülmesi sağlanmıştır.
İçme ve kullanma suyu havzalarında Çevre ve Orman Bakanlığının belirlediği kriterlere uyulmakla birlikte bu havzaların orta mesafeli koruma alanı olan rezervuarın maksimum su seviyesinden itibaren 1000-2000 metre mesafe genişliğindeki şeritte de alıcı ortama hiç kirlilik yaratmayacak şekilde yapılabilecek madencilik faaliyetleri yapılamamaktadır. Bu mesafeler arasındaki şeritte, patlayıcı madde kullanılmaması, alıcı ortama arıtma yapılmadan doğrudan su deşarj edilmemesi şartıyla bilimsel ve teknik olarak çevre ve insan sağlığına zarar vermeyeceği belirlenen maden arama ve işletme faaliyetleri ile altyapı tesislerine izin verilmesi sağlanmıştır.
İşyeri açma ve çalışma ruhsatı, mücavir alanlar dahilinde ise belediyeler, dışında ise il özel idareleri tarafından verilmektedir. Ancak işyeri açma ve çalışma ruhsatları konusunda farklı idarelerde (özellikle belediyelerde) farklı uygulamalar yapılmakta ve işyeri açma ve çalışma ruhsatının veriliş şeklinde ve zamanında değişik değerlendirmeler yapıldığı gibi, özellikle Danıştayın Madencilik Faaliyetleri İzin Yönetmeliğinin bazı hükümlerinin yürütülmesinin durdurulması hakkındaki kararından sonra işyeri açma ve çalışma ruhsatının düzenlenmesinde bazı idarelerde tereddütler oluşmakta ve işyeri açma ve çalışma ruhsatı verilmemektedir. Bu konuda uygulama birliğine ve standart oluşturmaya ihtiyaç duyulmaktadır. Bu kapsamda maden üretiminin gerçekleştirildiği ocak veya ruhsata bağlı olarak inşa edilen işyeri açma ve çalışma ruhsatı kapsamındaki tesisler için alınması zorunlu olan işyeri açma ve çalışma ruhsatlarının il özel idarelerince verilmesi ve bu ruhsatlardan alınacak harç gelirlerinin de ilgili il özel idaresine verilmesi öngörülerek uygulama birliği sağlanmıştır. Böylece izinler ile ilgili hususlar Kanun kapsamında belirlenerek Anayasa Mahkemesinin gerekçeli kararına paralel bir düzenleme yapılmıştır.
İmar planı bulunmayan alanlardaki madencilik faaliyetleri ve bu faaliyetlere bağlı geçici tesisler ile ilgili hususlar belirlenerek açıklık getirilmiş ve İmar Kanunu ile çelişen problemlerin giderilmesi amaçlanmıştır. Ayrıca, imarsız alanlarda yürütülen madencilik faaliyetleri için gerekli olan geçici tesisler ve bunların müştemilatının ilgili il özel idaresine bildirilmesi zorunluluğu getirilmiş, bu yapıların fen ve sağlık kurallarına uygun ve maden işletme süresi ile sınırlı olması şartıyla inşaat ve yapı kullanma iznine tabi olmaması sağlanmıştır.
Madencilik faaliyetleri ile kamu yararı niteliği taşıyan yatırımların birbirini engellemesi, maden işletme faaliyetinin yapılamaz hale gelmesi, yatırım için başka alternatif alanların bulunamaması halinde ruhsat sahipleri ve yatırım sahiplerinin durumu belirlenerek hangi durumlarda Genel Müdürlüğün, hangi durumlarda Kurulun karar vereceği, Kurulun yapısı ve çalışma şekli yine Anayasa Mahkemesinin kararına uygun olarak düzenlemiştir.
Ayrıca, özellikle üretim yapılan sahalarda Kanunun 7 nci maddesi kapsamında uygulanan cezalar sonucunda beş yılda üç kez ihlalde bulunanların teminatı irad kaydedilerek ruhsatları iptal edilmekteyken ihlalin üç yıl içerisinde tekrarı halinde ruhsatın iptali öngörülmüştür. Dolayısıyla maden ruhsatlarına getirilen yatırım güvencesi güçlendirilmiştir.
-
Değişikliğin gerekçesi
Anayasa Mahkemesi, 5177 sayılı Kanunla değişik 3213 sayılı Maden Kanununun 7 nci maddesinin birinci ve sekizinci fıkralarında yer alan hükümlerin yasada düzenlenmesi gerektiği, Bakanlar Kurulu tarafından çıkarılacak yönetmeliğe bırakılmasının Anayasaya aykırı olduğu gerekçesi ile bu fıkraları iptal etmiştir. Anayasa Mahkemesinin gerekçeleri gözönüne alınarak madencilik faaliyetleri ile ilgili alınması zorunlu izinler bu madde ile yeniden düzenlenmiştir.
Madencilik faaliyetleri ile çevresel konularda üniversitelerde uzman olduğu bilinen kişilerden oluşan bir heyetin bilimsel ve teknik olarak yaptığı değerlendirmeler sonucunda çevresel etkileri alınacak önlemlerle giderilebilecek durumdaki madencilik faaliyetlerine izin verilmesi yönünde genel bir hüküm getirilmiştir. Ayrıca, keyfi uygulamalarla ve alt düzeydeki mevzuat ile madencilik faaliyetlerinin kısıtlanmasının önüne geçilmesi amacıyla getirilebilecek kısıtlamaların ancak kanunlar ile yapılması gerektiği belirtilmiştir. Zaten bu durum, Anayasanın 168 inci maddesinde yer alan; "Bu durumda gerçek ve tüzel kişilerin uyması gereken şartlar ve Devletçe yapılacak gözetim, denetim usul ve esasları ve müeyyideler kanunda gösterilir." hükmüne paralellik arz etmektedir. Bunlarla birlikte madenciliğin bazı kriterler gözönünde bulundurularak özellik arz eden yerlerde yapılmasına Başbakanlık Müsteşarı başkanlığında oluşturulan Kurul tarafından kısıtlamalar getirilebileceği hüküm altına alınmıştır. Ancak, söz konusu kısıtlamalar getirilirken kazanılmış hakların korunmasına özen gösterilmiştir. Ayrıca, madencilik yapılması kanunlarla getirilen kısıtlamalarla yasaklanan alanların Maden İşleri Genel Müdürlüğünce tamamen madenciliğe kapatılabileceği belirtilmiş, bu alanların herhangi bir nedenle kısıtlama gerekçesinin ortadan kalkması halinde ise tekrar madenciliğe açık alan haline getirilmesi yönünde düzenleme yapılmıştır.
Bilindiği üzere, ülkemizin özellik arz eden hassas bölgeleri sayısallaştırılmış hali ile henüz tam olarak ortaya konulamamıştır. Hangi bölgede ne tür bir faaliyetin ülke yararına olacağı yönünde arazi planlaması henüz yapılamamıştır. Bu nedenle, madencilik yapılacak alanlarda hassas yörelerden hangisinin bulunduğunun bilinmesi ve bu alanların Maden İşleri Genel Müdürlüğü bilgisayar sistemine işlenmesi ve maden ruhsat sahiplerinin bu alana yönelik izin alabiliyor ise alınmasının sağlanması için bir hüküm getirilmiştir. Bununla birlikte bu alanlarda arama ruhsatı verilmeden önce ruhsat sahibinin bu alana yönelik bu iznin de alınması gerektiğini bilerek ruhsat alması sağlanmıştır.
Bu izni alması için ruhsat sahibine bir yıl süre verilmiş, bu sürede ilgili izni getiren ruhsat sahibi adına arama ruhsatı düzenlenmesi hükmü getirilmiştir. Bu fıkrada sayılan hassas yörelerde daha önceden alınmış maden ruhsatlarının kazanılmış hakları ise ruhsat hukuku devam ettiği sürece korunmuştur.
Orman ve ağaçlandırma alanlarında yapılacak maden arama ve işletme faaliyetleri ile bu faaliyetler için zorunlu ve ruhsat süresine bağlı olarak yapılan altyapı tesisleri ile tesislere orman idaresince izin verilmesi yönünde düzenleme getirilerek Orman Kanununun 16 ncı maddesi paralelinde düzenleme yapılmıştır.
Ayrıca, Avrupa ülkeleri yaklaşık 1200 metre derinliğe kadar sondajlarla ülkelerinin yer altı kaynaklarını tespit ettikleri halde ülkemizde bu oran ancak 100-150 metredir. Görüldüğü gibi madencilik açısından ülkemizin çok az bir kısmı bilinen durumdadır. Bu nedenle, ülkemizin maden aramacılığı açısından daha çok mesafe kat etmesi gerekmektedir. Öte yandan, herhangi bir alanda arama faaliyetleri sonucunda maden tespit edilmesi halinde bu madenin hangi usul ve yöntemler ile hangi şartlara uyularak işletilmesi gündeme gelebilecektir. Diğer yandan, ülkemizde çevre konularında yetkili otorite Çevre ve Orman Bakanlığı olup bu konuda yaptığı en kapsamlı değerlendirme ise ÇED raporu uygulamasıdır. Bu nedenle, yaban hayatı koruma ve geliştirme sahalarında ÇED raporunda belirlenen esaslar dahilinde izin verilmesi yönünde düzenleme getirilmiştir.
Madencilik faaliyetinin yapılacağı alanlar için kazanılmış hakların korunması kaydıyla diğer mevzuatlara göre alınması zorunlu izinler olmadan üretime müsaade edilmediği gibi, diğer kanunlara göre bu alanların yenileri ilan edilmeden önce Genel Müdürlüğün bu alanlar ile ilgili görüşünün alınması zorunluluğu getirilmiş ve kurumlararası iletişim etkin hale getirilerek ileride doğabilecek olumsuzluklar engellenmiştir. Ayrıca, kanunlarla sonradan izin alınması zorunluluğu getirilen alanlarda kanunların öngördüğü yükümlülüklerin yerine getirilmesi zorunluluğu getirilmiş, ancak kazanılmış hakların korunarak faaliyetlerin sürdürülmesi sağlanmıştır.
İçme ve kullanma suyu havzalarında Çevre ve Orman Bakanlığının belirlediği kriterlere uyulmakla birlikte bu havzaların orta mesafeli koruma alanı olan rezervuarın maksimum su seviyesinden itibaren 1000-2000 metre mesafe genişliğindeki şeritte de alıcı ortama hiç kirlilik yaratmayacak şekilde yapılabilecek madencilik faaliyetleri yapılamamaktadır. Bu mesafeler arasındaki şeritte, patlayıcı madde kullanılmaması, alıcı ortama arıtma yapılmadan doğrudan su deşarj edilmemesi şartıyla bilimsel ve teknik olarak çevre ve insan sağlığına zarar vermeyeceği belirlenen maden arama ve işletme faaliyetleri ile altyapı tesislerine izin verilmesi sağlanmıştır.
İşyeri açma ve çalışma ruhsatı, mücavir alanlar dahilinde ise belediyeler, dışında ise il özel idareleri tarafından verilmektedir. Ancak işyeri açma ve çalışma ruhsatları konusunda farklı idarelerde (özellikle belediyelerde) farklı uygulamalar yapılmakta ve işyeri açma ve çalışma ruhsatının veriliş şeklinde ve zamanında değişik değerlendirmeler yapıldığı gibi, özellikle Danıştayın Madencilik Faaliyetleri İzin Yönetmeliğinin bazı hükümlerinin yürütülmesinin durdurulması hakkındaki kararından sonra işyeri açma ve çalışma ruhsatının düzenlenmesinde bazı idarelerde tereddütler oluşmakta ve işyeri açma ve çalışma ruhsatı verilmemektedir. Bu konuda uygulama birliğine ve standart oluşturmaya ihtiyaç duyulmaktadır. Bu kapsamda maden üretiminin gerçekleştirildiği ocak veya ruhsata bağlı olarak inşa edilen işyeri açma ve çalışma ruhsatı kapsamındaki tesisler için alınması zorunlu olan işyeri açma ve çalışma ruhsatlarının il özel idarelerince verilmesi ve bu ruhsatlardan alınacak harç gelirlerinin de ilgili il özel idaresine verilmesi öngörülerek uygulama birliği sağlanmıştır. Böylece izinler ile ilgili hususlar Kanun kapsamında belirlenerek Anayasa Mahkemesinin gerekçeli kararına paralel bir düzenleme yapılmıştır.
İmar planı bulunmayan alanlardaki madencilik faaliyetleri ve bu faaliyetlere bağlı geçici tesisler ile ilgili hususlar belirlenerek açıklık getirilmiş ve İmar Kanunu ile çelişen problemlerin giderilmesi amaçlanmıştır. Ayrıca, imarsız alanlarda yürütülen madencilik faaliyetleri için gerekli olan geçici tesisler ve bunların müştemilatının ilgili il özel idaresine bildirilmesi zorunluluğu getirilmiş, bu yapıların fen ve sağlık kurallarına uygun ve maden işletme süresi ile sınırlı olması şartıyla inşaat ve yapı kullanma iznine tabi olmaması sağlanmıştır.
Madencilik faaliyetleri ile kamu yararı niteliği taşıyan yatırımların birbirini engellemesi, maden işletme faaliyetinin yapılamaz hale gelmesi, yatırım için başka alternatif alanların bulunamaması halinde ruhsat sahipleri ve yatırım sahiplerinin durumu belirlenerek hangi durumlarda Genel Müdürlüğün, hangi durumlarda Kurulun karar vereceği, Kurulun yapısı ve çalışma şekli yine Anayasa Mahkemesinin kararına uygun olarak düzenlemiştir.
Ayrıca, özellikle üretim yapılan sahalarda Kanunun 7 nci maddesi kapsamında uygulanan cezalar sonucunda beş yılda üç kez ihlalde bulunanların teminatı irad kaydedilerek ruhsatları iptal edilmekteyken ihlalin üç yıl içerisinde tekrarı halinde ruhsatın iptali öngörülmüştür. Dolayısıyla maden ruhsatlarına getirilen yatırım güvencesi güçlendirilmiştir.
-
Değişikliğin gerekçesi
Anayasa Mahkemesi, 5177 sayılı Kanunla değişik 3213 sayılı Maden Kanununun 7 nci maddesinin birinci ve sekizinci fıkralarında yer alan hükümlerin yasada düzenlenmesi gerektiği, Bakanlar Kurulu tarafından çıkarılacak yönetmeliğe bırakılmasının Anayasaya aykırı olduğu gerekçesi ile bu fıkraları iptal etmiştir. Anayasa Mahkemesinin gerekçeleri gözönüne alınarak madencilik faaliyetleri ile ilgili alınması zorunlu izinler bu madde ile yeniden düzenlenmiştir.
Madencilik faaliyetleri ile çevresel konularda üniversitelerde uzman olduğu bilinen kişilerden oluşan bir heyetin bilimsel ve teknik olarak yaptığı değerlendirmeler sonucunda çevresel etkileri alınacak önlemlerle giderilebilecek durumdaki madencilik faaliyetlerine izin verilmesi yönünde genel bir hüküm getirilmiştir. Ayrıca, keyfi uygulamalarla ve alt düzeydeki mevzuat ile madencilik faaliyetlerinin kısıtlanmasının önüne geçilmesi amacıyla getirilebilecek kısıtlamaların ancak kanunlar ile yapılması gerektiği belirtilmiştir. Zaten bu durum, Anayasanın 168 inci maddesinde yer alan; "Bu durumda gerçek ve tüzel kişilerin uyması gereken şartlar ve Devletçe yapılacak gözetim, denetim usul ve esasları ve müeyyideler kanunda gösterilir." hükmüne paralellik arz etmektedir. Bunlarla birlikte madenciliğin bazı kriterler gözönünde bulundurularak özellik arz eden yerlerde yapılmasına Başbakanlık Müsteşarı başkanlığında oluşturulan Kurul tarafından kısıtlamalar getirilebileceği hüküm altına alınmıştır. Ancak, söz konusu kısıtlamalar getirilirken kazanılmış hakların korunmasına özen gösterilmiştir. Ayrıca, madencilik yapılması kanunlarla getirilen kısıtlamalarla yasaklanan alanların Maden İşleri Genel Müdürlüğünce tamamen madenciliğe kapatılabileceği belirtilmiş, bu alanların herhangi bir nedenle kısıtlama gerekçesinin ortadan kalkması halinde ise tekrar madenciliğe açık alan haline getirilmesi yönünde düzenleme yapılmıştır.
Bilindiği üzere, ülkemizin özellik arz eden hassas bölgeleri sayısallaştırılmış hali ile henüz tam olarak ortaya konulamamıştır. Hangi bölgede ne tür bir faaliyetin ülke yararına olacağı yönünde arazi planlaması henüz yapılamamıştır. Bu nedenle, madencilik yapılacak alanlarda hassas yörelerden hangisinin bulunduğunun bilinmesi ve bu alanların Maden İşleri Genel Müdürlüğü bilgisayar sistemine işlenmesi ve maden ruhsat sahiplerinin bu alana yönelik izin alabiliyor ise alınmasının sağlanması için bir hüküm getirilmiştir. Bununla birlikte bu alanlarda arama ruhsatı verilmeden önce ruhsat sahibinin bu alana yönelik bu iznin de alınması gerektiğini bilerek ruhsat alması sağlanmıştır.
Bu izni alması için ruhsat sahibine bir yıl süre verilmiş, bu sürede ilgili izni getiren ruhsat sahibi adına arama ruhsatı düzenlenmesi hükmü getirilmiştir. Bu fıkrada sayılan hassas yörelerde daha önceden alınmış maden ruhsatlarının kazanılmış hakları ise ruhsat hukuku devam ettiği sürece korunmuştur.
Orman ve ağaçlandırma alanlarında yapılacak maden arama ve işletme faaliyetleri ile bu faaliyetler için zorunlu ve ruhsat süresine bağlı olarak yapılan altyapı tesisleri ile tesislere orman idaresince izin verilmesi yönünde düzenleme getirilerek Orman Kanununun 16 ncı maddesi paralelinde düzenleme yapılmıştır.
Ayrıca, Avrupa ülkeleri yaklaşık 1200 metre derinliğe kadar sondajlarla ülkelerinin yer altı kaynaklarını tespit ettikleri halde ülkemizde bu oran ancak 100-150 metredir. Görüldüğü gibi madencilik açısından ülkemizin çok az bir kısmı bilinen durumdadır. Bu nedenle, ülkemizin maden aramacılığı açısından daha çok mesafe kat etmesi gerekmektedir. Öte yandan, herhangi bir alanda arama faaliyetleri sonucunda maden tespit edilmesi halinde bu madenin hangi usul ve yöntemler ile hangi şartlara uyularak işletilmesi gündeme gelebilecektir. Diğer yandan, ülkemizde çevre konularında yetkili otorite Çevre ve Orman Bakanlığı olup bu konuda yaptığı en kapsamlı değerlendirme ise ÇED raporu uygulamasıdır. Bu nedenle, yaban hayatı koruma ve geliştirme sahalarında ÇED raporunda belirlenen esaslar dahilinde izin verilmesi yönünde düzenleme getirilmiştir.
Madencilik faaliyetinin yapılacağı alanlar için kazanılmış hakların korunması kaydıyla diğer mevzuatlara göre alınması zorunlu izinler olmadan üretime müsaade edilmediği gibi, diğer kanunlara göre bu alanların yenileri ilan edilmeden önce Genel Müdürlüğün bu alanlar ile ilgili görüşünün alınması zorunluluğu getirilmiş ve kurumlararası iletişim etkin hale getirilerek ileride doğabilecek olumsuzluklar engellenmiştir. Ayrıca, kanunlarla sonradan izin alınması zorunluluğu getirilen alanlarda kanunların öngördüğü yükümlülüklerin yerine getirilmesi zorunluluğu getirilmiş, ancak kazanılmış hakların korunarak faaliyetlerin sürdürülmesi sağlanmıştır.
İçme ve kullanma suyu havzalarında Çevre ve Orman Bakanlığının belirlediği kriterlere uyulmakla birlikte bu havzaların orta mesafeli koruma alanı olan rezervuarın maksimum su seviyesinden itibaren 1000-2000 metre mesafe genişliğindeki şeritte de alıcı ortama hiç kirlilik yaratmayacak şekilde yapılabilecek madencilik faaliyetleri yapılamamaktadır. Bu mesafeler arasındaki şeritte, patlayıcı madde kullanılmaması, alıcı ortama arıtma yapılmadan doğrudan su deşarj edilmemesi şartıyla bilimsel ve teknik olarak çevre ve insan sağlığına zarar vermeyeceği belirlenen maden arama ve işletme faaliyetleri ile altyapı tesislerine izin verilmesi sağlanmıştır.
İşyeri açma ve çalışma ruhsatı, mücavir alanlar dahilinde ise belediyeler, dışında ise il özel idareleri tarafından verilmektedir. Ancak işyeri açma ve çalışma ruhsatları konusunda farklı idarelerde (özellikle belediyelerde) farklı uygulamalar yapılmakta ve işyeri açma ve çalışma ruhsatının veriliş şeklinde ve zamanında değişik değerlendirmeler yapıldığı gibi, özellikle Danıştayın Madencilik Faaliyetleri İzin Yönetmeliğinin bazı hükümlerinin yürütülmesinin durdurulması hakkındaki kararından sonra işyeri açma ve çalışma ruhsatının düzenlenmesinde bazı idarelerde tereddütler oluşmakta ve işyeri açma ve çalışma ruhsatı verilmemektedir. Bu konuda uygulama birliğine ve standart oluşturmaya ihtiyaç duyulmaktadır. Bu kapsamda maden üretiminin gerçekleştirildiği ocak veya ruhsata bağlı olarak inşa edilen işyeri açma ve çalışma ruhsatı kapsamındaki tesisler için alınması zorunlu olan işyeri açma ve çalışma ruhsatlarının il özel idarelerince verilmesi ve bu ruhsatlardan alınacak harç gelirlerinin de ilgili il özel idaresine verilmesi öngörülerek uygulama birliği sağlanmıştır. Böylece izinler ile ilgili hususlar Kanun kapsamında belirlenerek Anayasa Mahkemesinin gerekçeli kararına paralel bir düzenleme yapılmıştır.
İmar planı bulunmayan alanlardaki madencilik faaliyetleri ve bu faaliyetlere bağlı geçici tesisler ile ilgili hususlar belirlenerek açıklık getirilmiş ve İmar Kanunu ile çelişen problemlerin giderilmesi amaçlanmıştır. Ayrıca, imarsız alanlarda yürütülen madencilik faaliyetleri için gerekli olan geçici tesisler ve bunların müştemilatının ilgili il özel idaresine bildirilmesi zorunluluğu getirilmiş, bu yapıların fen ve sağlık kurallarına uygun ve maden işletme süresi ile sınırlı olması şartıyla inşaat ve yapı kullanma iznine tabi olmaması sağlanmıştır.
Madencilik faaliyetleri ile kamu yararı niteliği taşıyan yatırımların birbirini engellemesi, maden işletme faaliyetinin yapılamaz hale gelmesi, yatırım için başka alternatif alanların bulunamaması halinde ruhsat sahipleri ve yatırım sahiplerinin durumu belirlenerek hangi durumlarda Genel Müdürlüğün, hangi durumlarda Kurulun karar vereceği, Kurulun yapısı ve çalışma şekli yine Anayasa Mahkemesinin kararına uygun olarak düzenlemiştir.
Ayrıca, özellikle üretim yapılan sahalarda Kanunun 7 nci maddesi kapsamında uygulanan cezalar sonucunda beş yılda üç kez ihlalde bulunanların teminatı irad kaydedilerek ruhsatları iptal edilmekteyken ihlalin üç yıl içerisinde tekrarı halinde ruhsatın iptali öngörülmüştür. Dolayısıyla maden ruhsatlarına getirilen yatırım güvencesi güçlendirilmiştir.
-
Değişikliğin gerekçesi
Anayasa Mahkemesi, 5177 sayılı Kanunla değişik 3213 sayılı Maden Kanununun 7 nci maddesinin birinci ve sekizinci fıkralarında yer alan hükümlerin yasada düzenlenmesi gerektiği, Bakanlar Kurulu tarafından çıkarılacak yönetmeliğe bırakılmasının Anayasaya aykırı olduğu gerekçesi ile bu fıkraları iptal etmiştir. Anayasa Mahkemesinin gerekçeleri gözönüne alınarak madencilik faaliyetleri ile ilgili alınması zorunlu izinler bu madde ile yeniden düzenlenmiştir.
Madencilik faaliyetleri ile çevresel konularda üniversitelerde uzman olduğu bilinen kişilerden oluşan bir heyetin bilimsel ve teknik olarak yaptığı değerlendirmeler sonucunda çevresel etkileri alınacak önlemlerle giderilebilecek durumdaki madencilik faaliyetlerine izin verilmesi yönünde genel bir hüküm getirilmiştir. Ayrıca, keyfi uygulamalarla ve alt düzeydeki mevzuat ile madencilik faaliyetlerinin kısıtlanmasının önüne geçilmesi amacıyla getirilebilecek kısıtlamaların ancak kanunlar ile yapılması gerektiği belirtilmiştir. Zaten bu durum, Anayasanın 168 inci maddesinde yer alan; "Bu durumda gerçek ve tüzel kişilerin uyması gereken şartlar ve Devletçe yapılacak gözetim, denetim usul ve esasları ve müeyyideler kanunda gösterilir." hükmüne paralellik arz etmektedir. Bunlarla birlikte madenciliğin bazı kriterler gözönünde bulundurularak özellik arz eden yerlerde yapılmasına Başbakanlık Müsteşarı başkanlığında oluşturulan Kurul tarafından kısıtlamalar getirilebileceği hüküm altına alınmıştır. Ancak, söz konusu kısıtlamalar getirilirken kazanılmış hakların korunmasına özen gösterilmiştir. Ayrıca, madencilik yapılması kanunlarla getirilen kısıtlamalarla yasaklanan alanların Maden İşleri Genel Müdürlüğünce tamamen madenciliğe kapatılabileceği belirtilmiş, bu alanların herhangi bir nedenle kısıtlama gerekçesinin ortadan kalkması halinde ise tekrar madenciliğe açık alan haline getirilmesi yönünde düzenleme yapılmıştır.
Bilindiği üzere, ülkemizin özellik arz eden hassas bölgeleri sayısallaştırılmış hali ile henüz tam olarak ortaya konulamamıştır. Hangi bölgede ne tür bir faaliyetin ülke yararına olacağı yönünde arazi planlaması henüz yapılamamıştır. Bu nedenle, madencilik yapılacak alanlarda hassas yörelerden hangisinin bulunduğunun bilinmesi ve bu alanların Maden İşleri Genel Müdürlüğü bilgisayar sistemine işlenmesi ve maden ruhsat sahiplerinin bu alana yönelik izin alabiliyor ise alınmasının sağlanması için bir hüküm getirilmiştir. Bununla birlikte bu alanlarda arama ruhsatı verilmeden önce ruhsat sahibinin bu alana yönelik bu iznin de alınması gerektiğini bilerek ruhsat alması sağlanmıştır.
Bu izni alması için ruhsat sahibine bir yıl süre verilmiş, bu sürede ilgili izni getiren ruhsat sahibi adına arama ruhsatı düzenlenmesi hükmü getirilmiştir. Bu fıkrada sayılan hassas yörelerde daha önceden alınmış maden ruhsatlarının kazanılmış hakları ise ruhsat hukuku devam ettiği sürece korunmuştur.
Orman ve ağaçlandırma alanlarında yapılacak maden arama ve işletme faaliyetleri ile bu faaliyetler için zorunlu ve ruhsat süresine bağlı olarak yapılan altyapı tesisleri ile tesislere orman idaresince izin verilmesi yönünde düzenleme getirilerek Orman Kanununun 16 ncı maddesi paralelinde düzenleme yapılmıştır.
Ayrıca, Avrupa ülkeleri yaklaşık 1200 metre derinliğe kadar sondajlarla ülkelerinin yer altı kaynaklarını tespit ettikleri halde ülkemizde bu oran ancak 100-150 metredir. Görüldüğü gibi madencilik açısından ülkemizin çok az bir kısmı bilinen durumdadır. Bu nedenle, ülkemizin maden aramacılığı açısından daha çok mesafe kat etmesi gerekmektedir. Öte yandan, herhangi bir alanda arama faaliyetleri sonucunda maden tespit edilmesi halinde bu madenin hangi usul ve yöntemler ile hangi şartlara uyularak işletilmesi gündeme gelebilecektir. Diğer yandan, ülkemizde çevre konularında yetkili otorite Çevre ve Orman Bakanlığı olup bu konuda yaptığı en kapsamlı değerlendirme ise ÇED raporu uygulamasıdır. Bu nedenle, yaban hayatı koruma ve geliştirme sahalarında ÇED raporunda belirlenen esaslar dahilinde izin verilmesi yönünde düzenleme getirilmiştir.
Madencilik faaliyetinin yapılacağı alanlar için kazanılmış hakların korunması kaydıyla diğer mevzuatlara göre alınması zorunlu izinler olmadan üretime müsaade edilmediği gibi, diğer kanunlara göre bu alanların yenileri ilan edilmeden önce Genel Müdürlüğün bu alanlar ile ilgili görüşünün alınması zorunluluğu getirilmiş ve kurumlararası iletişim etkin hale getirilerek ileride doğabilecek olumsuzluklar engellenmiştir. Ayrıca, kanunlarla sonradan izin alınması zorunluluğu getirilen alanlarda kanunların öngördüğü yükümlülüklerin yerine getirilmesi zorunluluğu getirilmiş, ancak kazanılmış hakların korunarak faaliyetlerin sürdürülmesi sağlanmıştır.
İçme ve kullanma suyu havzalarında Çevre ve Orman Bakanlığının belirlediği kriterlere uyulmakla birlikte bu havzaların orta mesafeli koruma alanı olan rezervuarın maksimum su seviyesinden itibaren 1000-2000 metre mesafe genişliğindeki şeritte de alıcı ortama hiç kirlilik yaratmayacak şekilde yapılabilecek madencilik faaliyetleri yapılamamaktadır. Bu mesafeler arasındaki şeritte, patlayıcı madde kullanılmaması, alıcı ortama arıtma yapılmadan doğrudan su deşarj edilmemesi şartıyla bilimsel ve teknik olarak çevre ve insan sağlığına zarar vermeyeceği belirlenen maden arama ve işletme faaliyetleri ile altyapı tesislerine izin verilmesi sağlanmıştır.
İşyeri açma ve çalışma ruhsatı, mücavir alanlar dahilinde ise belediyeler, dışında ise il özel idareleri tarafından verilmektedir. Ancak işyeri açma ve çalışma ruhsatları konusunda farklı idarelerde (özellikle belediyelerde) farklı uygulamalar yapılmakta ve işyeri açma ve çalışma ruhsatının veriliş şeklinde ve zamanında değişik değerlendirmeler yapıldığı gibi, özellikle Danıştayın Madencilik Faaliyetleri İzin Yönetmeliğinin bazı hükümlerinin yürütülmesinin durdurulması hakkındaki kararından sonra işyeri açma ve çalışma ruhsatının düzenlenmesinde bazı idarelerde tereddütler oluşmakta ve işyeri açma ve çalışma ruhsatı verilmemektedir. Bu konuda uygulama birliğine ve standart oluşturmaya ihtiyaç duyulmaktadır. Bu kapsamda maden üretiminin gerçekleştirildiği ocak veya ruhsata bağlı olarak inşa edilen işyeri açma ve çalışma ruhsatı kapsamındaki tesisler için alınması zorunlu olan işyeri açma ve çalışma ruhsatlarının il özel idarelerince verilmesi ve bu ruhsatlardan alınacak harç gelirlerinin de ilgili il özel idaresine verilmesi öngörülerek uygulama birliği sağlanmıştır. Böylece izinler ile ilgili hususlar Kanun kapsamında belirlenerek Anayasa Mahkemesinin gerekçeli kararına paralel bir düzenleme yapılmıştır.
İmar planı bulunmayan alanlardaki madencilik faaliyetleri ve bu faaliyetlere bağlı geçici tesisler ile ilgili hususlar belirlenerek açıklık getirilmiş ve İmar Kanunu ile çelişen problemlerin giderilmesi amaçlanmıştır. Ayrıca, imarsız alanlarda yürütülen madencilik faaliyetleri için gerekli olan geçici tesisler ve bunların müştemilatının ilgili il özel idaresine bildirilmesi zorunluluğu getirilmiş, bu yapıların fen ve sağlık kurallarına uygun ve maden işletme süresi ile sınırlı olması şartıyla inşaat ve yapı kullanma iznine tabi olmaması sağlanmıştır.
Madencilik faaliyetleri ile kamu yararı niteliği taşıyan yatırımların birbirini engellemesi, maden işletme faaliyetinin yapılamaz hale gelmesi, yatırım için başka alternatif alanların bulunamaması halinde ruhsat sahipleri ve yatırım sahiplerinin durumu belirlenerek hangi durumlarda Genel Müdürlüğün, hangi durumlarda Kurulun karar vereceği, Kurulun yapısı ve çalışma şekli yine Anayasa Mahkemesinin kararına uygun olarak düzenlemiştir.
Ayrıca, özellikle üretim yapılan sahalarda Kanunun 7 nci maddesi kapsamında uygulanan cezalar sonucunda beş yılda üç kez ihlalde bulunanların teminatı irad kaydedilerek ruhsatları iptal edilmekteyken ihlalin üç yıl içerisinde tekrarı halinde ruhsatın iptali öngörülmüştür. Dolayısıyla maden ruhsatlarına getirilen yatırım güvencesi güçlendirilmiştir.
-
Değişikliğin gerekçesi
Anayasa Mahkemesi, 5177 sayılı Kanunla değişik 3213 sayılı Maden Kanununun 7 nci maddesinin birinci ve sekizinci fıkralarında yer alan hükümlerin yasada düzenlenmesi gerektiği, Bakanlar Kurulu tarafından çıkarılacak yönetmeliğe bırakılmasının Anayasaya aykırı olduğu gerekçesi ile bu fıkraları iptal etmiştir. Anayasa Mahkemesinin gerekçeleri gözönüne alınarak madencilik faaliyetleri ile ilgili alınması zorunlu izinler bu madde ile yeniden düzenlenmiştir.
Madencilik faaliyetleri ile çevresel konularda üniversitelerde uzman olduğu bilinen kişilerden oluşan bir heyetin bilimsel ve teknik olarak yaptığı değerlendirmeler sonucunda çevresel etkileri alınacak önlemlerle giderilebilecek durumdaki madencilik faaliyetlerine izin verilmesi yönünde genel bir hüküm getirilmiştir. Ayrıca, keyfi uygulamalarla ve alt düzeydeki mevzuat ile madencilik faaliyetlerinin kısıtlanmasının önüne geçilmesi amacıyla getirilebilecek kısıtlamaların ancak kanunlar ile yapılması gerektiği belirtilmiştir. Zaten bu durum, Anayasanın 168 inci maddesinde yer alan; "Bu durumda gerçek ve tüzel kişilerin uyması gereken şartlar ve Devletçe yapılacak gözetim, denetim usul ve esasları ve müeyyideler kanunda gösterilir." hükmüne paralellik arz etmektedir. Bunlarla birlikte madenciliğin bazı kriterler gözönünde bulundurularak özellik arz eden yerlerde yapılmasına Başbakanlık Müsteşarı başkanlığında oluşturulan Kurul tarafından kısıtlamalar getirilebileceği hüküm altına alınmıştır. Ancak, söz konusu kısıtlamalar getirilirken kazanılmış hakların korunmasına özen gösterilmiştir. Ayrıca, madencilik yapılması kanunlarla getirilen kısıtlamalarla yasaklanan alanların Maden İşleri Genel Müdürlüğünce tamamen madenciliğe kapatılabileceği belirtilmiş, bu alanların herhangi bir nedenle kısıtlama gerekçesinin ortadan kalkması halinde ise tekrar madenciliğe açık alan haline getirilmesi yönünde düzenleme yapılmıştır.
Bilindiği üzere, ülkemizin özellik arz eden hassas bölgeleri sayısallaştırılmış hali ile henüz tam olarak ortaya konulamamıştır. Hangi bölgede ne tür bir faaliyetin ülke yararına olacağı yönünde arazi planlaması henüz yapılamamıştır. Bu nedenle, madencilik yapılacak alanlarda hassas yörelerden hangisinin bulunduğunun bilinmesi ve bu alanların Maden İşleri Genel Müdürlüğü bilgisayar sistemine işlenmesi ve maden ruhsat sahiplerinin bu alana yönelik izin alabiliyor ise alınmasının sağlanması için bir hüküm getirilmiştir. Bununla birlikte bu alanlarda arama ruhsatı verilmeden önce ruhsat sahibinin bu alana yönelik bu iznin de alınması gerektiğini bilerek ruhsat alması sağlanmıştır.
Bu izni alması için ruhsat sahibine bir yıl süre verilmiş, bu sürede ilgili izni getiren ruhsat sahibi adına arama ruhsatı düzenlenmesi hükmü getirilmiştir. Bu fıkrada sayılan hassas yörelerde daha önceden alınmış maden ruhsatlarının kazanılmış hakları ise ruhsat hukuku devam ettiği sürece korunmuştur.
Orman ve ağaçlandırma alanlarında yapılacak maden arama ve işletme faaliyetleri ile bu faaliyetler için zorunlu ve ruhsat süresine bağlı olarak yapılan altyapı tesisleri ile tesislere orman idaresince izin verilmesi yönünde düzenleme getirilerek Orman Kanununun 16 ncı maddesi paralelinde düzenleme yapılmıştır.
Ayrıca, Avrupa ülkeleri yaklaşık 1200 metre derinliğe kadar sondajlarla ülkelerinin yer altı kaynaklarını tespit ettikleri halde ülkemizde bu oran ancak 100-150 metredir. Görüldüğü gibi madencilik açısından ülkemizin çok az bir kısmı bilinen durumdadır. Bu nedenle, ülkemizin maden aramacılığı açısından daha çok mesafe kat etmesi gerekmektedir. Öte yandan, herhangi bir alanda arama faaliyetleri sonucunda maden tespit edilmesi halinde bu madenin hangi usul ve yöntemler ile hangi şartlara uyularak işletilmesi gündeme gelebilecektir. Diğer yandan, ülkemizde çevre konularında yetkili otorite Çevre ve Orman Bakanlığı olup bu konuda yaptığı en kapsamlı değerlendirme ise ÇED raporu uygulamasıdır. Bu nedenle, yaban hayatı koruma ve geliştirme sahalarında ÇED raporunda belirlenen esaslar dahilinde izin verilmesi yönünde düzenleme getirilmiştir.
Madencilik faaliyetinin yapılacağı alanlar için kazanılmış hakların korunması kaydıyla diğer mevzuatlara göre alınması zorunlu izinler olmadan üretime müsaade edilmediği gibi, diğer kanunlara göre bu alanların yenileri ilan edilmeden önce Genel Müdürlüğün bu alanlar ile ilgili görüşünün alınması zorunluluğu getirilmiş ve kurumlararası iletişim etkin hale getirilerek ileride doğabilecek olumsuzluklar engellenmiştir. Ayrıca, kanunlarla sonradan izin alınması zorunluluğu getirilen alanlarda kanunların öngördüğü yükümlülüklerin yerine getirilmesi zorunluluğu getirilmiş, ancak kazanılmış hakların korunarak faaliyetlerin sürdürülmesi sağlanmıştır.
İçme ve kullanma suyu havzalarında Çevre ve Orman Bakanlığının belirlediği kriterlere uyulmakla birlikte bu havzaların orta mesafeli koruma alanı olan rezervuarın maksimum su seviyesinden itibaren 1000-2000 metre mesafe genişliğindeki şeritte de alıcı ortama hiç kirlilik yaratmayacak şekilde yapılabilecek madencilik faaliyetleri yapılamamaktadır. Bu mesafeler arasındaki şeritte, patlayıcı madde kullanılmaması, alıcı ortama arıtma yapılmadan doğrudan su deşarj edilmemesi şartıyla bilimsel ve teknik olarak çevre ve insan sağlığına zarar vermeyeceği belirlenen maden arama ve işletme faaliyetleri ile altyapı tesislerine izin verilmesi sağlanmıştır.
İşyeri açma ve çalışma ruhsatı, mücavir alanlar dahilinde ise belediyeler, dışında ise il özel idareleri tarafından verilmektedir. Ancak işyeri açma ve çalışma ruhsatları konusunda farklı idarelerde (özellikle belediyelerde) farklı uygulamalar yapılmakta ve işyeri açma ve çalışma ruhsatının veriliş şeklinde ve zamanında değişik değerlendirmeler yapıldığı gibi, özellikle Danıştayın Madencilik Faaliyetleri İzin Yönetmeliğinin bazı hükümlerinin yürütülmesinin durdurulması hakkındaki kararından sonra işyeri açma ve çalışma ruhsatının düzenlenmesinde bazı idarelerde tereddütler oluşmakta ve işyeri açma ve çalışma ruhsatı verilmemektedir. Bu konuda uygulama birliğine ve standart oluşturmaya ihtiyaç duyulmaktadır. Bu kapsamda maden üretiminin gerçekleştirildiği ocak veya ruhsata bağlı olarak inşa edilen işyeri açma ve çalışma ruhsatı kapsamındaki tesisler için alınması zorunlu olan işyeri açma ve çalışma ruhsatlarının il özel idarelerince verilmesi ve bu ruhsatlardan alınacak harç gelirlerinin de ilgili il özel idaresine verilmesi öngörülerek uygulama birliği sağlanmıştır. Böylece izinler ile ilgili hususlar Kanun kapsamında belirlenerek Anayasa Mahkemesinin gerekçeli kararına paralel bir düzenleme yapılmıştır.
İmar planı bulunmayan alanlardaki madencilik faaliyetleri ve bu faaliyetlere bağlı geçici tesisler ile ilgili hususlar belirlenerek açıklık getirilmiş ve İmar Kanunu ile çelişen problemlerin giderilmesi amaçlanmıştır. Ayrıca, imarsız alanlarda yürütülen madencilik faaliyetleri için gerekli olan geçici tesisler ve bunların müştemilatının ilgili il özel idaresine bildirilmesi zorunluluğu getirilmiş, bu yapıların fen ve sağlık kurallarına uygun ve maden işletme süresi ile sınırlı olması şartıyla inşaat ve yapı kullanma iznine tabi olmaması sağlanmıştır.
Madencilik faaliyetleri ile kamu yararı niteliği taşıyan yatırımların birbirini engellemesi, maden işletme faaliyetinin yapılamaz hale gelmesi, yatırım için başka alternatif alanların bulunamaması halinde ruhsat sahipleri ve yatırım sahiplerinin durumu belirlenerek hangi durumlarda Genel Müdürlüğün, hangi durumlarda Kurulun karar vereceği, Kurulun yapısı ve çalışma şekli yine Anayasa Mahkemesinin kararına uygun olarak düzenlemiştir.
Ayrıca, özellikle üretim yapılan sahalarda Kanunun 7 nci maddesi kapsamında uygulanan cezalar sonucunda beş yılda üç kez ihlalde bulunanların teminatı irad kaydedilerek ruhsatları iptal edilmekteyken ihlalin üç yıl içerisinde tekrarı halinde ruhsatın iptali öngörülmüştür. Dolayısıyla maden ruhsatlarına getirilen yatırım güvencesi güçlendirilmiştir.
-
Değişikliğin gerekçesi
Anayasa Mahkemesi, 5177 sayılı Kanunla değişik 3213 sayılı Maden Kanununun 7 nci maddesinin birinci ve sekizinci fıkralarında yer alan hükümlerin yasada düzenlenmesi gerektiği, Bakanlar Kurulu tarafından çıkarılacak yönetmeliğe bırakılmasının Anayasaya aykırı olduğu gerekçesi ile bu fıkraları iptal etmiştir. Anayasa Mahkemesinin gerekçeleri gözönüne alınarak madencilik faaliyetleri ile ilgili alınması zorunlu izinler bu madde ile yeniden düzenlenmiştir.
Madencilik faaliyetleri ile çevresel konularda üniversitelerde uzman olduğu bilinen kişilerden oluşan bir heyetin bilimsel ve teknik olarak yaptığı değerlendirmeler sonucunda çevresel etkileri alınacak önlemlerle giderilebilecek durumdaki madencilik faaliyetlerine izin verilmesi yönünde genel bir hüküm getirilmiştir. Ayrıca, keyfi uygulamalarla ve alt düzeydeki mevzuat ile madencilik faaliyetlerinin kısıtlanmasının önüne geçilmesi amacıyla getirilebilecek kısıtlamaların ancak kanunlar ile yapılması gerektiği belirtilmiştir. Zaten bu durum, Anayasanın 168 inci maddesinde yer alan; "Bu durumda gerçek ve tüzel kişilerin uyması gereken şartlar ve Devletçe yapılacak gözetim, denetim usul ve esasları ve müeyyideler kanunda gösterilir." hükmüne paralellik arz etmektedir. Bunlarla birlikte madenciliğin bazı kriterler gözönünde bulundurularak özellik arz eden yerlerde yapılmasına Başbakanlık Müsteşarı başkanlığında oluşturulan Kurul tarafından kısıtlamalar getirilebileceği hüküm altına alınmıştır. Ancak, söz konusu kısıtlamalar getirilirken kazanılmış hakların korunmasına özen gösterilmiştir. Ayrıca, madencilik yapılması kanunlarla getirilen kısıtlamalarla yasaklanan alanların Maden İşleri Genel Müdürlüğünce tamamen madenciliğe kapatılabileceği belirtilmiş, bu alanların herhangi bir nedenle kısıtlama gerekçesinin ortadan kalkması halinde ise tekrar madenciliğe açık alan haline getirilmesi yönünde düzenleme yapılmıştır.
Bilindiği üzere, ülkemizin özellik arz eden hassas bölgeleri sayısallaştırılmış hali ile henüz tam olarak ortaya konulamamıştır. Hangi bölgede ne tür bir faaliyetin ülke yararına olacağı yönünde arazi planlaması henüz yapılamamıştır. Bu nedenle, madencilik yapılacak alanlarda hassas yörelerden hangisinin bulunduğunun bilinmesi ve bu alanların Maden İşleri Genel Müdürlüğü bilgisayar sistemine işlenmesi ve maden ruhsat sahiplerinin bu alana yönelik izin alabiliyor ise alınmasının sağlanması için bir hüküm getirilmiştir. Bununla birlikte bu alanlarda arama ruhsatı verilmeden önce ruhsat sahibinin bu alana yönelik bu iznin de alınması gerektiğini bilerek ruhsat alması sağlanmıştır.
Bu izni alması için ruhsat sahibine bir yıl süre verilmiş, bu sürede ilgili izni getiren ruhsat sahibi adına arama ruhsatı düzenlenmesi hükmü getirilmiştir. Bu fıkrada sayılan hassas yörelerde daha önceden alınmış maden ruhsatlarının kazanılmış hakları ise ruhsat hukuku devam ettiği sürece korunmuştur.
Orman ve ağaçlandırma alanlarında yapılacak maden arama ve işletme faaliyetleri ile bu faaliyetler için zorunlu ve ruhsat süresine bağlı olarak yapılan altyapı tesisleri ile tesislere orman idaresince izin verilmesi yönünde düzenleme getirilerek Orman Kanununun 16 ncı maddesi paralelinde düzenleme yapılmıştır.
Ayrıca, Avrupa ülkeleri yaklaşık 1200 metre derinliğe kadar sondajlarla ülkelerinin yer altı kaynaklarını tespit ettikleri halde ülkemizde bu oran ancak 100-150 metredir. Görüldüğü gibi madencilik açısından ülkemizin çok az bir kısmı bilinen durumdadır. Bu nedenle, ülkemizin maden aramacılığı açısından daha çok mesafe kat etmesi gerekmektedir. Öte yandan, herhangi bir alanda arama faaliyetleri sonucunda maden tespit edilmesi halinde bu madenin hangi usul ve yöntemler ile hangi şartlara uyularak işletilmesi gündeme gelebilecektir. Diğer yandan, ülkemizde çevre konularında yetkili otorite Çevre ve Orman Bakanlığı olup bu konuda yaptığı en kapsamlı değerlendirme ise ÇED raporu uygulamasıdır. Bu nedenle, yaban hayatı koruma ve geliştirme sahalarında ÇED raporunda belirlenen esaslar dahilinde izin verilmesi yönünde düzenleme getirilmiştir.
Madencilik faaliyetinin yapılacağı alanlar için kazanılmış hakların korunması kaydıyla diğer mevzuatlara göre alınması zorunlu izinler olmadan üretime müsaade edilmediği gibi, diğer kanunlara göre bu alanların yenileri ilan edilmeden önce Genel Müdürlüğün bu alanlar ile ilgili görüşünün alınması zorunluluğu getirilmiş ve kurumlararası iletişim etkin hale getirilerek ileride doğabilecek olumsuzluklar engellenmiştir. Ayrıca, kanunlarla sonradan izin alınması zorunluluğu getirilen alanlarda kanunların öngördüğü yükümlülüklerin yerine getirilmesi zorunluluğu getirilmiş, ancak kazanılmış hakların korunarak faaliyetlerin sürdürülmesi sağlanmıştır.
İçme ve kullanma suyu havzalarında Çevre ve Orman Bakanlığının belirlediği kriterlere uyulmakla birlikte bu havzaların orta mesafeli koruma alanı olan rezervuarın maksimum su seviyesinden itibaren 1000-2000 metre mesafe genişliğindeki şeritte de alıcı ortama hiç kirlilik yaratmayacak şekilde yapılabilecek madencilik faaliyetleri yapılamamaktadır. Bu mesafeler arasındaki şeritte, patlayıcı madde kullanılmaması, alıcı ortama arıtma yapılmadan doğrudan su deşarj edilmemesi şartıyla bilimsel ve teknik olarak çevre ve insan sağlığına zarar vermeyeceği belirlenen maden arama ve işletme faaliyetleri ile altyapı tesislerine izin verilmesi sağlanmıştır.
İşyeri açma ve çalışma ruhsatı, mücavir alanlar dahilinde ise belediyeler, dışında ise il özel idareleri tarafından verilmektedir. Ancak işyeri açma ve çalışma ruhsatları konusunda farklı idarelerde (özellikle belediyelerde) farklı uygulamalar yapılmakta ve işyeri açma ve çalışma ruhsatının veriliş şeklinde ve zamanında değişik değerlendirmeler yapıldığı gibi, özellikle Danıştayın Madencilik Faaliyetleri İzin Yönetmeliğinin bazı hükümlerinin yürütülmesinin durdurulması hakkındaki kararından sonra işyeri açma ve çalışma ruhsatının düzenlenmesinde bazı idarelerde tereddütler oluşmakta ve işyeri açma ve çalışma ruhsatı verilmemektedir. Bu konuda uygulama birliğine ve standart oluşturmaya ihtiyaç duyulmaktadır. Bu kapsamda maden üretiminin gerçekleştirildiği ocak veya ruhsata bağlı olarak inşa edilen işyeri açma ve çalışma ruhsatı kapsamındaki tesisler için alınması zorunlu olan işyeri açma ve çalışma ruhsatlarının il özel idarelerince verilmesi ve bu ruhsatlardan alınacak harç gelirlerinin de ilgili il özel idaresine verilmesi öngörülerek uygulama birliği sağlanmıştır. Böylece izinler ile ilgili hususlar Kanun kapsamında belirlenerek Anayasa Mahkemesinin gerekçeli kararına paralel bir düzenleme yapılmıştır.
İmar planı bulunmayan alanlardaki madencilik faaliyetleri ve bu faaliyetlere bağlı geçici tesisler ile ilgili hususlar belirlenerek açıklık getirilmiş ve İmar Kanunu ile çelişen problemlerin giderilmesi amaçlanmıştır. Ayrıca, imarsız alanlarda yürütülen madencilik faaliyetleri için gerekli olan geçici tesisler ve bunların müştemilatının ilgili il özel idaresine bildirilmesi zorunluluğu getirilmiş, bu yapıların fen ve sağlık kurallarına uygun ve maden işletme süresi ile sınırlı olması şartıyla inşaat ve yapı kullanma iznine tabi olmaması sağlanmıştır.
Madencilik faaliyetleri ile kamu yararı niteliği taşıyan yatırımların birbirini engellemesi, maden işletme faaliyetinin yapılamaz hale gelmesi, yatırım için başka alternatif alanların bulunamaması halinde ruhsat sahipleri ve yatırım sahiplerinin durumu belirlenerek hangi durumlarda Genel Müdürlüğün, hangi durumlarda Kurulun karar vereceği, Kurulun yapısı ve çalışma şekli yine Anayasa Mahkemesinin kararına uygun olarak düzenlemiştir.
Ayrıca, özellikle üretim yapılan sahalarda Kanunun 7 nci maddesi kapsamında uygulanan cezalar sonucunda beş yılda üç kez ihlalde bulunanların teminatı irad kaydedilerek ruhsatları iptal edilmekteyken ihlalin üç yıl içerisinde tekrarı halinde ruhsatın iptali öngörülmüştür. Dolayısıyla maden ruhsatlarına getirilen yatırım güvencesi güçlendirilmiştir.
-
Değişikliğin gerekçesi
Anayasa Mahkemesi, 5177 sayılı Kanunla değişik 3213 sayılı Maden Kanununun 7 nci maddesinin birinci ve sekizinci fıkralarında yer alan hükümlerin yasada düzenlenmesi gerektiği, Bakanlar Kurulu tarafından çıkarılacak yönetmeliğe bırakılmasının Anayasaya aykırı olduğu gerekçesi ile bu fıkraları iptal etmiştir. Anayasa Mahkemesinin gerekçeleri gözönüne alınarak madencilik faaliyetleri ile ilgili alınması zorunlu izinler bu madde ile yeniden düzenlenmiştir.
Madencilik faaliyetleri ile çevresel konularda üniversitelerde uzman olduğu bilinen kişilerden oluşan bir heyetin bilimsel ve teknik olarak yaptığı değerlendirmeler sonucunda çevresel etkileri alınacak önlemlerle giderilebilecek durumdaki madencilik faaliyetlerine izin verilmesi yönünde genel bir hüküm getirilmiştir. Ayrıca, keyfi uygulamalarla ve alt düzeydeki mevzuat ile madencilik faaliyetlerinin kısıtlanmasının önüne geçilmesi amacıyla getirilebilecek kısıtlamaların ancak kanunlar ile yapılması gerektiği belirtilmiştir. Zaten bu durum, Anayasanın 168 inci maddesinde yer alan; "Bu durumda gerçek ve tüzel kişilerin uyması gereken şartlar ve Devletçe yapılacak gözetim, denetim usul ve esasları ve müeyyideler kanunda gösterilir." hükmüne paralellik arz etmektedir. Bunlarla birlikte madenciliğin bazı kriterler gözönünde bulundurularak özellik arz eden yerlerde yapılmasına Başbakanlık Müsteşarı başkanlığında oluşturulan Kurul tarafından kısıtlamalar getirilebileceği hüküm altına alınmıştır. Ancak, söz konusu kısıtlamalar getirilirken kazanılmış hakların korunmasına özen gösterilmiştir. Ayrıca, madencilik yapılması kanunlarla getirilen kısıtlamalarla yasaklanan alanların Maden İşleri Genel Müdürlüğünce tamamen madenciliğe kapatılabileceği belirtilmiş, bu alanların herhangi bir nedenle kısıtlama gerekçesinin ortadan kalkması halinde ise tekrar madenciliğe açık alan haline getirilmesi yönünde düzenleme yapılmıştır.
Bilindiği üzere, ülkemizin özellik arz eden hassas bölgeleri sayısallaştırılmış hali ile henüz tam olarak ortaya konulamamıştır. Hangi bölgede ne tür bir faaliyetin ülke yararına olacağı yönünde arazi planlaması henüz yapılamamıştır. Bu nedenle, madencilik yapılacak alanlarda hassas yörelerden hangisinin bulunduğunun bilinmesi ve bu alanların Maden İşleri Genel Müdürlüğü bilgisayar sistemine işlenmesi ve maden ruhsat sahiplerinin bu alana yönelik izin alabiliyor ise alınmasının sağlanması için bir hüküm getirilmiştir. Bununla birlikte bu alanlarda arama ruhsatı verilmeden önce ruhsat sahibinin bu alana yönelik bu iznin de alınması gerektiğini bilerek ruhsat alması sağlanmıştır.
Bu izni alması için ruhsat sahibine bir yıl süre verilmiş, bu sürede ilgili izni getiren ruhsat sahibi adına arama ruhsatı düzenlenmesi hükmü getirilmiştir. Bu fıkrada sayılan hassas yörelerde daha önceden alınmış maden ruhsatlarının kazanılmış hakları ise ruhsat hukuku devam ettiği sürece korunmuştur.
Orman ve ağaçlandırma alanlarında yapılacak maden arama ve işletme faaliyetleri ile bu faaliyetler için zorunlu ve ruhsat süresine bağlı olarak yapılan altyapı tesisleri ile tesislere orman idaresince izin verilmesi yönünde düzenleme getirilerek Orman Kanununun 16 ncı maddesi paralelinde düzenleme yapılmıştır.
Ayrıca, Avrupa ülkeleri yaklaşık 1200 metre derinliğe kadar sondajlarla ülkelerinin yer altı kaynaklarını tespit ettikleri halde ülkemizde bu oran ancak 100-150 metredir. Görüldüğü gibi madencilik açısından ülkemizin çok az bir kısmı bilinen durumdadır. Bu nedenle, ülkemizin maden aramacılığı açısından daha çok mesafe kat etmesi gerekmektedir. Öte yandan, herhangi bir alanda arama faaliyetleri sonucunda maden tespit edilmesi halinde bu madenin hangi usul ve yöntemler ile hangi şartlara uyularak işletilmesi gündeme gelebilecektir. Diğer yandan, ülkemizde çevre konularında yetkili otorite Çevre ve Orman Bakanlığı olup bu konuda yaptığı en kapsamlı değerlendirme ise ÇED raporu uygulamasıdır. Bu nedenle, yaban hayatı koruma ve geliştirme sahalarında ÇED raporunda belirlenen esaslar dahilinde izin verilmesi yönünde düzenleme getirilmiştir.
Madencilik faaliyetinin yapılacağı alanlar için kazanılmış hakların korunması kaydıyla diğer mevzuatlara göre alınması zorunlu izinler olmadan üretime müsaade edilmediği gibi, diğer kanunlara göre bu alanların yenileri ilan edilmeden önce Genel Müdürlüğün bu alanlar ile ilgili görüşünün alınması zorunluluğu getirilmiş ve kurumlararası iletişim etkin hale getirilerek ileride doğabilecek olumsuzluklar engellenmiştir. Ayrıca, kanunlarla sonradan izin alınması zorunluluğu getirilen alanlarda kanunların öngördüğü yükümlülüklerin yerine getirilmesi zorunluluğu getirilmiş, ancak kazanılmış hakların korunarak faaliyetlerin sürdürülmesi sağlanmıştır.
İçme ve kullanma suyu havzalarında Çevre ve Orman Bakanlığının belirlediği kriterlere uyulmakla birlikte bu havzaların orta mesafeli koruma alanı olan rezervuarın maksimum su seviyesinden itibaren 1000-2000 metre mesafe genişliğindeki şeritte de alıcı ortama hiç kirlilik yaratmayacak şekilde yapılabilecek madencilik faaliyetleri yapılamamaktadır. Bu mesafeler arasındaki şeritte, patlayıcı madde kullanılmaması, alıcı ortama arıtma yapılmadan doğrudan su deşarj edilmemesi şartıyla bilimsel ve teknik olarak çevre ve insan sağlığına zarar vermeyeceği belirlenen maden arama ve işletme faaliyetleri ile altyapı tesislerine izin verilmesi sağlanmıştır.
İşyeri açma ve çalışma ruhsatı, mücavir alanlar dahilinde ise belediyeler, dışında ise il özel idareleri tarafından verilmektedir. Ancak işyeri açma ve çalışma ruhsatları konusunda farklı idarelerde (özellikle belediyelerde) farklı uygulamalar yapılmakta ve işyeri açma ve çalışma ruhsatının veriliş şeklinde ve zamanında değişik değerlendirmeler yapıldığı gibi, özellikle Danıştayın Madencilik Faaliyetleri İzin Yönetmeliğinin bazı hükümlerinin yürütülmesinin durdurulması hakkındaki kararından sonra işyeri açma ve çalışma ruhsatının düzenlenmesinde bazı idarelerde tereddütler oluşmakta ve işyeri açma ve çalışma ruhsatı verilmemektedir. Bu konuda uygulama birliğine ve standart oluşturmaya ihtiyaç duyulmaktadır. Bu kapsamda maden üretiminin gerçekleştirildiği ocak veya ruhsata bağlı olarak inşa edilen işyeri açma ve çalışma ruhsatı kapsamındaki tesisler için alınması zorunlu olan işyeri açma ve çalışma ruhsatlarının il özel idarelerince verilmesi ve bu ruhsatlardan alınacak harç gelirlerinin de ilgili il özel idaresine verilmesi öngörülerek uygulama birliği sağlanmıştır. Böylece izinler ile ilgili hususlar Kanun kapsamında belirlenerek Anayasa Mahkemesinin gerekçeli kararına paralel bir düzenleme yapılmıştır.
İmar planı bulunmayan alanlardaki madencilik faaliyetleri ve bu faaliyetlere bağlı geçici tesisler ile ilgili hususlar belirlenerek açıklık getirilmiş ve İmar Kanunu ile çelişen problemlerin giderilmesi amaçlanmıştır. Ayrıca, imarsız alanlarda yürütülen madencilik faaliyetleri için gerekli olan geçici tesisler ve bunların müştemilatının ilgili il özel idaresine bildirilmesi zorunluluğu getirilmiş, bu yapıların fen ve sağlık kurallarına uygun ve maden işletme süresi ile sınırlı olması şartıyla inşaat ve yapı kullanma iznine tabi olmaması sağlanmıştır.
Madencilik faaliyetleri ile kamu yararı niteliği taşıyan yatırımların birbirini engellemesi, maden işletme faaliyetinin yapılamaz hale gelmesi, yatırım için başka alternatif alanların bulunamaması halinde ruhsat sahipleri ve yatırım sahiplerinin durumu belirlenerek hangi durumlarda Genel Müdürlüğün, hangi durumlarda Kurulun karar vereceği, Kurulun yapısı ve çalışma şekli yine Anayasa Mahkemesinin kararına uygun olarak düzenlemiştir.
Ayrıca, özellikle üretim yapılan sahalarda Kanunun 7 nci maddesi kapsamında uygulanan cezalar sonucunda beş yılda üç kez ihlalde bulunanların teminatı irad kaydedilerek ruhsatları iptal edilmekteyken ihlalin üç yıl içerisinde tekrarı halinde ruhsatın iptali öngörülmüştür. Dolayısıyla maden ruhsatlarına getirilen yatırım güvencesi güçlendirilmiştir.
-
Değişikliğin gerekçesi
Anayasa Mahkemesi, 5177 sayılı Kanunla değişik 3213 sayılı Maden Kanununun 7 nci maddesinin birinci ve sekizinci fıkralarında yer alan hükümlerin yasada düzenlenmesi gerektiği, Bakanlar Kurulu tarafından çıkarılacak yönetmeliğe bırakılmasının Anayasaya aykırı olduğu gerekçesi ile bu fıkraları iptal etmiştir. Anayasa Mahkemesinin gerekçeleri gözönüne alınarak madencilik faaliyetleri ile ilgili alınması zorunlu izinler bu madde ile yeniden düzenlenmiştir.
Madencilik faaliyetleri ile çevresel konularda üniversitelerde uzman olduğu bilinen kişilerden oluşan bir heyetin bilimsel ve teknik olarak yaptığı değerlendirmeler sonucunda çevresel etkileri alınacak önlemlerle giderilebilecek durumdaki madencilik faaliyetlerine izin verilmesi yönünde genel bir hüküm getirilmiştir. Ayrıca, keyfi uygulamalarla ve alt düzeydeki mevzuat ile madencilik faaliyetlerinin kısıtlanmasının önüne geçilmesi amacıyla getirilebilecek kısıtlamaların ancak kanunlar ile yapılması gerektiği belirtilmiştir. Zaten bu durum, Anayasanın 168 inci maddesinde yer alan; "Bu durumda gerçek ve tüzel kişilerin uyması gereken şartlar ve Devletçe yapılacak gözetim, denetim usul ve esasları ve müeyyideler kanunda gösterilir." hükmüne paralellik arz etmektedir. Bunlarla birlikte madenciliğin bazı kriterler gözönünde bulundurularak özellik arz eden yerlerde yapılmasına Başbakanlık Müsteşarı başkanlığında oluşturulan Kurul tarafından kısıtlamalar getirilebileceği hüküm altına alınmıştır. Ancak, söz konusu kısıtlamalar getirilirken kazanılmış hakların korunmasına özen gösterilmiştir. Ayrıca, madencilik yapılması kanunlarla getirilen kısıtlamalarla yasaklanan alanların Maden İşleri Genel Müdürlüğünce tamamen madenciliğe kapatılabileceği belirtilmiş, bu alanların herhangi bir nedenle kısıtlama gerekçesinin ortadan kalkması halinde ise tekrar madenciliğe açık alan haline getirilmesi yönünde düzenleme yapılmıştır.
Bilindiği üzere, ülkemizin özellik arz eden hassas bölgeleri sayısallaştırılmış hali ile henüz tam olarak ortaya konulamamıştır. Hangi bölgede ne tür bir faaliyetin ülke yararına olacağı yönünde arazi planlaması henüz yapılamamıştır. Bu nedenle, madencilik yapılacak alanlarda hassas yörelerden hangisinin bulunduğunun bilinmesi ve bu alanların Maden İşleri Genel Müdürlüğü bilgisayar sistemine işlenmesi ve maden ruhsat sahiplerinin bu alana yönelik izin alabiliyor ise alınmasının sağlanması için bir hüküm getirilmiştir. Bununla birlikte bu alanlarda arama ruhsatı verilmeden önce ruhsat sahibinin bu alana yönelik bu iznin de alınması gerektiğini bilerek ruhsat alması sağlanmıştır.
Bu izni alması için ruhsat sahibine bir yıl süre verilmiş, bu sürede ilgili izni getiren ruhsat sahibi adına arama ruhsatı düzenlenmesi hükmü getirilmiştir. Bu fıkrada sayılan hassas yörelerde daha önceden alınmış maden ruhsatlarının kazanılmış hakları ise ruhsat hukuku devam ettiği sürece korunmuştur.
Orman ve ağaçlandırma alanlarında yapılacak maden arama ve işletme faaliyetleri ile bu faaliyetler için zorunlu ve ruhsat süresine bağlı olarak yapılan altyapı tesisleri ile tesislere orman idaresince izin verilmesi yönünde düzenleme getirilerek Orman Kanununun 16 ncı maddesi paralelinde düzenleme yapılmıştır.
Ayrıca, Avrupa ülkeleri yaklaşık 1200 metre derinliğe kadar sondajlarla ülkelerinin yer altı kaynaklarını tespit ettikleri halde ülkemizde bu oran ancak 100-150 metredir. Görüldüğü gibi madencilik açısından ülkemizin çok az bir kısmı bilinen durumdadır. Bu nedenle, ülkemizin maden aramacılığı açısından daha çok mesafe kat etmesi gerekmektedir. Öte yandan, herhangi bir alanda arama faaliyetleri sonucunda maden tespit edilmesi halinde bu madenin hangi usul ve yöntemler ile hangi şartlara uyularak işletilmesi gündeme gelebilecektir. Diğer yandan, ülkemizde çevre konularında yetkili otorite Çevre ve Orman Bakanlığı olup bu konuda yaptığı en kapsamlı değerlendirme ise ÇED raporu uygulamasıdır. Bu nedenle, yaban hayatı koruma ve geliştirme sahalarında ÇED raporunda belirlenen esaslar dahilinde izin verilmesi yönünde düzenleme getirilmiştir.
Madencilik faaliyetinin yapılacağı alanlar için kazanılmış hakların korunması kaydıyla diğer mevzuatlara göre alınması zorunlu izinler olmadan üretime müsaade edilmediği gibi, diğer kanunlara göre bu alanların yenileri ilan edilmeden önce Genel Müdürlüğün bu alanlar ile ilgili görüşünün alınması zorunluluğu getirilmiş ve kurumlararası iletişim etkin hale getirilerek ileride doğabilecek olumsuzluklar engellenmiştir. Ayrıca, kanunlarla sonradan izin alınması zorunluluğu getirilen alanlarda kanunların öngördüğü yükümlülüklerin yerine getirilmesi zorunluluğu getirilmiş, ancak kazanılmış hakların korunarak faaliyetlerin sürdürülmesi sağlanmıştır.
İçme ve kullanma suyu havzalarında Çevre ve Orman Bakanlığının belirlediği kriterlere uyulmakla birlikte bu havzaların orta mesafeli koruma alanı olan rezervuarın maksimum su seviyesinden itibaren 1000-2000 metre mesafe genişliğindeki şeritte de alıcı ortama hiç kirlilik yaratmayacak şekilde yapılabilecek madencilik faaliyetleri yapılamamaktadır. Bu mesafeler arasındaki şeritte, patlayıcı madde kullanılmaması, alıcı ortama arıtma yapılmadan doğrudan su deşarj edilmemesi şartıyla bilimsel ve teknik olarak çevre ve insan sağlığına zarar vermeyeceği belirlenen maden arama ve işletme faaliyetleri ile altyapı tesislerine izin verilmesi sağlanmıştır.
İşyeri açma ve çalışma ruhsatı, mücavir alanlar dahilinde ise belediyeler, dışında ise il özel idareleri tarafından verilmektedir. Ancak işyeri açma ve çalışma ruhsatları konusunda farklı idarelerde (özellikle belediyelerde) farklı uygulamalar yapılmakta ve işyeri açma ve çalışma ruhsatının veriliş şeklinde ve zamanında değişik değerlendirmeler yapıldığı gibi, özellikle Danıştayın Madencilik Faaliyetleri İzin Yönetmeliğinin bazı hükümlerinin yürütülmesinin durdurulması hakkındaki kararından sonra işyeri açma ve çalışma ruhsatının düzenlenmesinde bazı idarelerde tereddütler oluşmakta ve işyeri açma ve çalışma ruhsatı verilmemektedir. Bu konuda uygulama birliğine ve standart oluşturmaya ihtiyaç duyulmaktadır. Bu kapsamda maden üretiminin gerçekleştirildiği ocak veya ruhsata bağlı olarak inşa edilen işyeri açma ve çalışma ruhsatı kapsamındaki tesisler için alınması zorunlu olan işyeri açma ve çalışma ruhsatlarının il özel idarelerince verilmesi ve bu ruhsatlardan alınacak harç gelirlerinin de ilgili il özel idaresine verilmesi öngörülerek uygulama birliği sağlanmıştır. Böylece izinler ile ilgili hususlar Kanun kapsamında belirlenerek Anayasa Mahkemesinin gerekçeli kararına paralel bir düzenleme yapılmıştır.
İmar planı bulunmayan alanlardaki madencilik faaliyetleri ve bu faaliyetlere bağlı geçici tesisler ile ilgili hususlar belirlenerek açıklık getirilmiş ve İmar Kanunu ile çelişen problemlerin giderilmesi amaçlanmıştır. Ayrıca, imarsız alanlarda yürütülen madencilik faaliyetleri için gerekli olan geçici tesisler ve bunların müştemilatının ilgili il özel idaresine bildirilmesi zorunluluğu getirilmiş, bu yapıların fen ve sağlık kurallarına uygun ve maden işletme süresi ile sınırlı olması şartıyla inşaat ve yapı kullanma iznine tabi olmaması sağlanmıştır.
Madencilik faaliyetleri ile kamu yararı niteliği taşıyan yatırımların birbirini engellemesi, maden işletme faaliyetinin yapılamaz hale gelmesi, yatırım için başka alternatif alanların bulunamaması halinde ruhsat sahipleri ve yatırım sahiplerinin durumu belirlenerek hangi durumlarda Genel Müdürlüğün, hangi durumlarda Kurulun karar vereceği, Kurulun yapısı ve çalışma şekli yine Anayasa Mahkemesinin kararına uygun olarak düzenlemiştir.
Ayrıca, özellikle üretim yapılan sahalarda Kanunun 7 nci maddesi kapsamında uygulanan cezalar sonucunda beş yılda üç kez ihlalde bulunanların teminatı irad kaydedilerek ruhsatları iptal edilmekteyken ihlalin üç yıl içerisinde tekrarı halinde ruhsatın iptali öngörülmüştür. Dolayısıyla maden ruhsatlarına getirilen yatırım güvencesi güçlendirilmiştir.
-
Değişikliğin gerekçesi
Anayasa Mahkemesinin gerçek dışı ve yanıltıcı beyanların yönetmelik ile değil kanunla tarif edilmesi kararına uyularak bu beyanların tarifleri yapılmıştır. Ayrıca madencilik faaliyetlerinin gerçekleştirilmesi esnasında teknik nezaretçilere yüklenen denetim ve defter tutma sorumluluğu artırılmış, bu sorumluluk ruhsat sahibi ile belli bir oranda paylaştırılarak sahalardaki madencilik faaliyetlerinin iş güvenliği ve sağlığı açısından gerçekleştirilmesi sağlanmış, üretim ve sevkiyatlarda eksik ve hatalı beyanların önüne geçilip Devletin gelir kaybının önlenmesi, kamulaştırılan alanların amacı dışında kullanılmasının önüne geçilmesi, üretim yöntemlerinin Dünya standartlarına uygun hale getirilmesi, arama ruhsat döneminde izinsiz üretim veya verilen üretim izninden fazla üretimin engellenmesi ve faaliyetleri iş sağlığı ve güvenliği, izinler, teknik nezaretçisiz üretim gibi sebeplerle durdurulmuş olan sahalarda kontrolsüz faaliyetlerin önüne geçilmesi hedeflenmiştir.
-
Değişikliğin gerekçesi
Anayasa Mahkemesinin gerçek dışı ve yanıltıcı beyanların yönetmelik ile değil kanunla tarif edilmesi kararına uyularak bu beyanların tarifleri yapılmıştır. Ayrıca madencilik faaliyetlerinin gerçekleştirilmesi esnasında teknik nezaretçilere yüklenen denetim ve defter tutma sorumluluğu artırılmış, bu sorumluluk ruhsat sahibi ile belli bir oranda paylaştırılarak sahalardaki madencilik faaliyetlerinin iş güvenliği ve sağlığı açısından gerçekleştirilmesi sağlanmış, üretim ve sevkiyatlarda eksik ve hatalı beyanların önüne geçilip Devletin gelir kaybının önlenmesi, kamulaştırılan alanların amacı dışında kullanılmasının önüne geçilmesi, üretim yöntemlerinin Dünya standartlarına uygun hale getirilmesi, arama ruhsat döneminde izinsiz üretim veya verilen üretim izninden fazla üretimin engellenmesi ve faaliyetleri iş sağlığı ve güvenliği, izinler, teknik nezaretçisiz üretim gibi sebeplerle durdurulmuş olan sahalarda kontrolsüz faaliyetlerin önüne geçilmesi hedeflenmiştir.
-
Eski ifade
beşYeni ifadeüçDeğişikliğin gerekçesi
Anayasa Mahkemesinin gerçek dışı ve yanıltıcı beyanların yönetmelik ile değil kanunla tarif edilmesi kararına uyularak bu beyanların tarifleri yapılmıştır. Ayrıca madencilik faaliyetlerinin gerçekleştirilmesi esnasında teknik nezaretçilere yüklenen denetim ve defter tutma sorumluluğu artırılmış, bu sorumluluk ruhsat sahibi ile belli bir oranda paylaştırılarak sahalardaki madencilik faaliyetlerinin iş güvenliği ve sağlığı açısından gerçekleştirilmesi sağlanmış, üretim ve sevkiyatlarda eksik ve hatalı beyanların önüne geçilip Devletin gelir kaybının önlenmesi, kamulaştırılan alanların amacı dışında kullanılmasının önüne geçilmesi, üretim yöntemlerinin Dünya standartlarına uygun hale getirilmesi, arama ruhsat döneminde izinsiz üretim veya verilen üretim izninden fazla üretimin engellenmesi ve faaliyetleri iş sağlığı ve güvenliği, izinler, teknik nezaretçisiz üretim gibi sebeplerle durdurulmuş olan sahalarda kontrolsüz faaliyetlerin önüne geçilmesi hedeflenmiştir.
-
Değişikliğin gerekçesi
Madenlerin üretimi ve sevkiyatı ile ilgili olarak maddede yanlış algılamalara sebep olan hususlar düzeltilerek daha anlaşılır, uygulanan bazı cezaların oranı da yeniden düzenlenerek daha tahsil edilebilir hale getirilmiştir. Kamu kurum ve kuruluşlarına verilen hammadde üretim izinlerine sahip sahalarda meydana gelebilecek üretim izin alanı dışına taşma ve hammaddenin amacı dışında kullanılması durumlarına ilişkin cezalar ayrıca düzenlenmiştir.
-
Değişikliğin gerekçesi
Madenlerin üretimi ve sevkiyatı ile ilgili olarak maddede yanlış algılamalara sebep olan hususlar düzeltilerek daha anlaşılır, uygulanan bazı cezaların oranı da yeniden düzenlenerek daha tahsil edilebilir hale getirilmiştir. Kamu kurum ve kuruluşlarına verilen hammadde üretim izinlerine sahip sahalarda meydana gelebilecek üretim izin alanı dışına taşma ve hammaddenin amacı dışında kullanılması durumlarına ilişkin cezalar ayrıca düzenlenmiştir.
-
Değişikliğin gerekçesi
Mevcut uygulama, projelerdeki eksikliklerin yapılan bildirimden itibaren üç ay içinde tamamlanması, eksikliklerin verilen sürede tamamlanmaması durumunda teminatların iki katına çıkarılması ve eksiklerin tamamlanması için ikinci üç aylık bir süre verilmesi ve bu süre sonunda da eksikliklerin tamamlanmaması halinde taleplerin kabul edilmemesi ve teminatların irad kaydedilmesi şeklindedir. Teknik eksiklikleri olmayan ve talebi uygun bulunan sahaların ruhsat teminat ve harç eksikliği söz konusu olduğunda proje eksiği kapsamına girmediği değerlendirilmiş olup bu eksikliklerin tamamlanması için üç aylık bir süre öngörülmüştür.
I. Grup (a) bendi madenlerin ruhsat süresi en fazla beş yıl olarak belirlenerek limiti netleştirilmiştir.
Mevcut uygulamalarda işletme ruhsatı alınan sahalarda Kanunun 7 nci maddesi gereği alınması zorunlu izinler için izin başvurularının üç ay içinde yapılmaması durumunda işletme ruhsat teminatı irad kaydedilmekte, daha sonra başvuruya ait belgelerin veya alınan izin belgelerinin Genel Müdürlüğe verilmesi durumunda Hazineye irad kaydedilen işletme ruhsat teminatları iade edilmek zorunda kalınmaktadır. İşletme ruhsatının yürürlük tarihinden itibaren diğer kanunlara göre alınması gereken izinlerin alınmaması nedeniyle işletme izinleri düzenlenememekte ve bundan dolayı ruhsat sahalar atıl bir şekilde bekletilmektedir. Madde ile, İşletme ruhsatı yürürlük tarihinden itibaren üç yıl içinde Kanunun 7 nci maddesine göre alınması gerekli tüm izinlerin alınarak Genel Müdürlüğe verilmemesi durumunda teminatın irad kaydedilerek ruhsatın iptal edileceği hüküm altına alınmıştır.
Yine, mevcut uygulamalarda beş yıllık sürede mücbir sebepler ve beklenmeyen haller dışında üç yıldan fazla üretim yapılmayan ruhsatların teminatları irad kaydedilerek iptal edilmekte olup, bahse konu üretim miktarı için herhangi bir limitin olmaması, bu miktarın tespit edilmesi ve buna istinaden karar verilmesinde sıkıntılara sebep olmaktadır. Bu sıkıntıları ortadan kaldırmak için, karar vermede baz alınacak üretim miktarı belirtilmiştir.
-
Değişikliğin gerekçesi
Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğünce arama ruhsatlı sahalarda buluculuk hakkı kazanılan IV. Grup (b) bendi madenler (özellikle kömür) sahalarının ihtisaslaşmış Devlet kuruluşlarına Bakanlar Kurulu kararı ile arama masrafları karşılığında devredilebilmesi öngörülerek söz konusu madenlerin termik santral ve benzeri önemli projelerin hammaddesini temin etme imkanı getirilmiştir.
Ayrıca herhangi bir sebeple hükümden düşmüş, terk edilmiş veya taksir edilmiş alanlardan Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü tarafından talep edilecek olanlara arama ruhsatı verilerek ülkemiz havza ve kuşak madenciliğinin geliştirilmesi, jeolojik yapının aydınlatılması ve Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğüne ülkemiz madenlerinin aranması ve ortaya çıkarılmasına katkı sağlanması ve kamu yararına uygun yatırımlar için de fırsat verilmesi amaçlanmıştır.
Ayrıca, Bakanlık veya Kurul tarafından ruhsat müracaatlarına kapatılan alanlarda Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğüne arama faaliyeti yaptırılması sonucunda bu alanlarda işletilebilecek maden varlığının ortaya çıkarılması sağlanarak bu alanlarda olabilecek madenlerin atıl kalmasının önlenmesi ve madenlerin bulunması halinde de ülke ekonomisine katkı sağlayacak şekilde işletilmesi için düzenleme getirilmiştir.
-
Değişikliğin gerekçesi
Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğünce arama ruhsatlı sahalarda buluculuk hakkı kazanılan IV. Grup (b) bendi madenler (özellikle kömür) sahalarının ihtisaslaşmış Devlet kuruluşlarına Bakanlar Kurulu kararı ile arama masrafları karşılığında devredilebilmesi öngörülerek söz konusu madenlerin termik santral ve benzeri önemli projelerin hammaddesini temin etme imkanı getirilmiştir.
Ayrıca herhangi bir sebeple hükümden düşmüş, terk edilmiş veya taksir edilmiş alanlardan Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü tarafından talep edilecek olanlara arama ruhsatı verilerek ülkemiz havza ve kuşak madenciliğinin geliştirilmesi, jeolojik yapının aydınlatılması ve Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğüne ülkemiz madenlerinin aranması ve ortaya çıkarılmasına katkı sağlanması ve kamu yararına uygun yatırımlar için de fırsat verilmesi amaçlanmıştır.
Ayrıca, Bakanlık veya Kurul tarafından ruhsat müracaatlarına kapatılan alanlarda Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğüne arama faaliyeti yaptırılması sonucunda bu alanlarda işletilebilecek maden varlığının ortaya çıkarılması sağlanarak bu alanlarda olabilecek madenlerin atıl kalmasının önlenmesi ve madenlerin bulunması halinde de ülke ekonomisine katkı sağlayacak şekilde işletilmesi için düzenleme getirilmiştir.
-
Değişikliğin gerekçesi
Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğünce arama ruhsatlı sahalarda buluculuk hakkı kazanılan IV. Grup (b) bendi madenler (özellikle kömür) sahalarının ihtisaslaşmış Devlet kuruluşlarına Bakanlar Kurulu kararı ile arama masrafları karşılığında devredilebilmesi öngörülerek söz konusu madenlerin termik santral ve benzeri önemli projelerin hammaddesini temin etme imkanı getirilmiştir.
Ayrıca herhangi bir sebeple hükümden düşmüş, terk edilmiş veya taksir edilmiş alanlardan Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü tarafından talep edilecek olanlara arama ruhsatı verilerek ülkemiz havza ve kuşak madenciliğinin geliştirilmesi, jeolojik yapının aydınlatılması ve Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğüne ülkemiz madenlerinin aranması ve ortaya çıkarılmasına katkı sağlanması ve kamu yararına uygun yatırımlar için de fırsat verilmesi amaçlanmıştır.
Ayrıca, Bakanlık veya Kurul tarafından ruhsat müracaatlarına kapatılan alanlarda Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğüne arama faaliyeti yaptırılması sonucunda bu alanlarda işletilebilecek maden varlığının ortaya çıkarılması sağlanarak bu alanlarda olabilecek madenlerin atıl kalmasının önlenmesi ve madenlerin bulunması halinde de ülke ekonomisine katkı sağlayacak şekilde işletilmesi için düzenleme getirilmiştir.
-
Değişikliğin gerekçesi
Madde ile, 3213 sayılı Kanuna iki geçici madde eklenmiştir.
5177 sayılı Kanunla madenler beş grupta ruhsatlandırılırken, 3213 sayılı Kanundan gelen mermer ve maden arama, ön işletme ve işletme ruhsatları da beş gruptan ayrı olarak iki farklı grup olarak hukuklarını sürdürmektedir. Geçici 13 üncü madde ile; ruhsatlardan mermer ruhsatlarının II.
Gruba, maden ruhsatlarının ise IV. ve diğer gruplara intibakının yapılması öngörülmüştür. Ayrıca ruhsatlardaki kargaşa ortadan kaldırılarak ruhsatların tamamının gruplara intibakları sağlanmıştır.
5177 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce verilmiş olan maden ve mermer arama ve ön işletme ruhsatları bazı şartlara uygun olarak 5177 sayılı Kanunla 3213 sayılı Kanun kapsamına alınan madenler için hak sağlamakta olup, geçici 14 üncü madde ile işletme ruhsatları için de şartları belirtilerek ve benzer uygulama getirilerek aynı haklardan faydalanılmasına imkan tanınmış, ayrıca arama, ön işletme ve işletme ruhsatlarının 5177 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce 3213 sayılı Kanun kapsamına alınmış diğer madenler için de hak sağlamaları hedeflenmiştir.
-
Değişikliğin gerekçesi
Madde ile, 3213 sayılı Kanuna iki geçici madde eklenmiştir.
5177 sayılı Kanunla madenler beş grupta ruhsatlandırılırken, 3213 sayılı Kanundan gelen mermer ve maden arama, ön işletme ve işletme ruhsatları da beş gruptan ayrı olarak iki farklı grup olarak hukuklarını sürdürmektedir. Geçici 13 üncü madde ile; ruhsatlardan mermer ruhsatlarının II.
Gruba, maden ruhsatlarının ise IV. ve diğer gruplara intibakının yapılması öngörülmüştür. Ayrıca ruhsatlardaki kargaşa ortadan kaldırılarak ruhsatların tamamının gruplara intibakları sağlanmıştır.
5177 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce verilmiş olan maden ve mermer arama ve ön işletme ruhsatları bazı şartlara uygun olarak 5177 sayılı Kanunla 3213 sayılı Kanun kapsamına alınan madenler için hak sağlamakta olup, geçici 14 üncü madde ile işletme ruhsatları için de şartları belirtilerek ve benzer uygulama getirilerek aynı haklardan faydalanılmasına imkan tanınmış, ayrıca arama, ön işletme ve işletme ruhsatlarının 5177 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce 3213 sayılı Kanun kapsamına alınmış diğer madenler için de hak sağlamaları hedeflenmiştir.
-
Değişikliğin gerekçesi
Madde ile, 3213 sayılı Kanuna iki geçici madde eklenmiştir.
5177 sayılı Kanunla madenler beş grupta ruhsatlandırılırken, 3213 sayılı Kanundan gelen mermer ve maden arama, ön işletme ve işletme ruhsatları da beş gruptan ayrı olarak iki farklı grup olarak hukuklarını sürdürmektedir. Geçici 13 üncü madde ile; ruhsatlardan mermer ruhsatlarının II.
Gruba, maden ruhsatlarının ise IV. ve diğer gruplara intibakının yapılması öngörülmüştür. Ayrıca ruhsatlardaki kargaşa ortadan kaldırılarak ruhsatların tamamının gruplara intibakları sağlanmıştır.
5177 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce verilmiş olan maden ve mermer arama ve ön işletme ruhsatları bazı şartlara uygun olarak 5177 sayılı Kanunla 3213 sayılı Kanun kapsamına alınan madenler için hak sağlamakta olup, geçici 14 üncü madde ile işletme ruhsatları için de şartları belirtilerek ve benzer uygulama getirilerek aynı haklardan faydalanılmasına imkan tanınmış, ayrıca arama, ön işletme ve işletme ruhsatlarının 5177 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce 3213 sayılı Kanun kapsamına alınmış diğer madenler için de hak sağlamaları hedeflenmiştir.
-
Değişikliğin gerekçesi
Madde ile, 3213 sayılı Kanuna iki geçici madde eklenmiştir.
5177 sayılı Kanunla madenler beş grupta ruhsatlandırılırken, 3213 sayılı Kanundan gelen mermer ve maden arama, ön işletme ve işletme ruhsatları da beş gruptan ayrı olarak iki farklı grup olarak hukuklarını sürdürmektedir. Geçici 13 üncü madde ile; ruhsatlardan mermer ruhsatlarının II.
Gruba, maden ruhsatlarının ise IV. ve diğer gruplara intibakının yapılması öngörülmüştür. Ayrıca ruhsatlardaki kargaşa ortadan kaldırılarak ruhsatların tamamının gruplara intibakları sağlanmıştır.
5177 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce verilmiş olan maden ve mermer arama ve ön işletme ruhsatları bazı şartlara uygun olarak 5177 sayılı Kanunla 3213 sayılı Kanun kapsamına alınan madenler için hak sağlamakta olup, geçici 14 üncü madde ile işletme ruhsatları için de şartları belirtilerek ve benzer uygulama getirilerek aynı haklardan faydalanılmasına imkan tanınmış, ayrıca arama, ön işletme ve işletme ruhsatlarının 5177 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce 3213 sayılı Kanun kapsamına alınmış diğer madenler için de hak sağlamaları hedeflenmiştir.
-
Değişikliğin gerekçesi
Madde ile, 3213 sayılı Kanuna iki geçici madde eklenmiştir.
5177 sayılı Kanunla madenler beş grupta ruhsatlandırılırken, 3213 sayılı Kanundan gelen mermer ve maden arama, ön işletme ve işletme ruhsatları da beş gruptan ayrı olarak iki farklı grup olarak hukuklarını sürdürmektedir. Geçici 13 üncü madde ile; ruhsatlardan mermer ruhsatlarının II.
Gruba, maden ruhsatlarının ise IV. ve diğer gruplara intibakının yapılması öngörülmüştür. Ayrıca ruhsatlardaki kargaşa ortadan kaldırılarak ruhsatların tamamının gruplara intibakları sağlanmıştır.
5177 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce verilmiş olan maden ve mermer arama ve ön işletme ruhsatları bazı şartlara uygun olarak 5177 sayılı Kanunla 3213 sayılı Kanun kapsamına alınan madenler için hak sağlamakta olup, geçici 14 üncü madde ile işletme ruhsatları için de şartları belirtilerek ve benzer uygulama getirilerek aynı haklardan faydalanılmasına imkan tanınmış, ayrıca arama, ön işletme ve işletme ruhsatlarının 5177 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce 3213 sayılı Kanun kapsamına alınmış diğer madenler için de hak sağlamaları hedeflenmiştir.
-
Değişikliğin gerekçesi
Madde ile, 3213 sayılı Kanuna iki geçici madde eklenmiştir.
5177 sayılı Kanunla madenler beş grupta ruhsatlandırılırken, 3213 sayılı Kanundan gelen mermer ve maden arama, ön işletme ve işletme ruhsatları da beş gruptan ayrı olarak iki farklı grup olarak hukuklarını sürdürmektedir. Geçici 13 üncü madde ile; ruhsatlardan mermer ruhsatlarının II.
Gruba, maden ruhsatlarının ise IV. ve diğer gruplara intibakının yapılması öngörülmüştür. Ayrıca ruhsatlardaki kargaşa ortadan kaldırılarak ruhsatların tamamının gruplara intibakları sağlanmıştır.
5177 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce verilmiş olan maden ve mermer arama ve ön işletme ruhsatları bazı şartlara uygun olarak 5177 sayılı Kanunla 3213 sayılı Kanun kapsamına alınan madenler için hak sağlamakta olup, geçici 14 üncü madde ile işletme ruhsatları için de şartları belirtilerek ve benzer uygulama getirilerek aynı haklardan faydalanılmasına imkan tanınmış, ayrıca arama, ön işletme ve işletme ruhsatlarının 5177 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce 3213 sayılı Kanun kapsamına alınmış diğer madenler için de hak sağlamaları hedeflenmiştir.
-
Değişikliğin gerekçesi
Madde ile, 3213 sayılı Kanuna iki geçici madde eklenmiştir.
5177 sayılı Kanunla madenler beş grupta ruhsatlandırılırken, 3213 sayılı Kanundan gelen mermer ve maden arama, ön işletme ve işletme ruhsatları da beş gruptan ayrı olarak iki farklı grup olarak hukuklarını sürdürmektedir. Geçici 13 üncü madde ile; ruhsatlardan mermer ruhsatlarının II.
Gruba, maden ruhsatlarının ise IV. ve diğer gruplara intibakının yapılması öngörülmüştür. Ayrıca ruhsatlardaki kargaşa ortadan kaldırılarak ruhsatların tamamının gruplara intibakları sağlanmıştır.
5177 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce verilmiş olan maden ve mermer arama ve ön işletme ruhsatları bazı şartlara uygun olarak 5177 sayılı Kanunla 3213 sayılı Kanun kapsamına alınan madenler için hak sağlamakta olup, geçici 14 üncü madde ile işletme ruhsatları için de şartları belirtilerek ve benzer uygulama getirilerek aynı haklardan faydalanılmasına imkan tanınmış, ayrıca arama, ön işletme ve işletme ruhsatlarının 5177 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce 3213 sayılı Kanun kapsamına alınmış diğer madenler için de hak sağlamaları hedeflenmiştir.
-
15 Ocak 2009
-
3 Haziran 2007
-
29 Aralık 2005
-
26 Mayıs 2004
-
Değişikliğin gerekçesi
- Günümüzde çimento sanayinin ihtiyacı olan kalker, puzolanik kayaç ve marn gibi hammaddeler taşocağı ruhsatları ile karşılanmaktadır. Büyük bir gelişme içinde olan bu sektör daha büyük yatırımlar yapabilmek için hammadde ihtiyacını daha güvenilir ve büyük rezervli kaynaklardan karşılamak istemektedir. Kireç sanayi içinde aynı durum söz konusudur. Bu nedenle kalker, puzolanik kayaç ve marnın maden kanunu kapsamına alınması gerekli görülmüş ve kanunun 2 nci maddesine eklenmiştir.
Diğer taraftan dekoratif taşların giderek önem kazanması ve bazı taşların parlatılmadan kullanımının yaygınlaşması nedeni ile kanundaki mermer tanımının yeniden düzenlenmesine ihtiyaç duyulmuş ve kesilip parlatılarak kullanma kıstası kaldırılmış ve dekoratif taşlar da bu madde kapsamına alınmıştır. Bu değişiklik sonucunda mermer ve dekoratif taşların inşaat sektöründe kullanımı ile önemli gelişmeler beklenmektedir.
Seramik sektöründe düşük oranlı Al2O3 ihtiva eden killerin kullanımının artması gözönüne alınarak Al2O3 oranının kaldırılması zorunlu hale gelmiş ve tüm sektörlerin kil talebinin karşılanması amaçlanmıştır. Seramik sektöründe, döküm sanayinde ve diğer sanayi kollarında kullanılan kil alanları ile tuğla-kiremit sanayinde kullanılan kil alanlarının çakışması nedeniyle ortaya çıkan sorunları kaldırmak ve tuğla-kiremit sanayi için gerekli kil ihtiyacının karşılanmasında yaşanan güçlükleri ortadan kaldırmak amacıyla tuğla-kiremit kili tasarı kapsamına alınmıştır. Kuvars kumu yataklarındaki SiO2 oranının da % 80'e düşürülmesi zaruret haline gelmiştir.
Diğer taraftan değişik tarihlerde Bakanlar Kurulu Kararı ile Maden Kanunu kapsamına alınmış olan karbondioksit (CO2), turba, alçı taşı (jips, anhidrit), kalsit ile sanayinin önemli hammaddelerinden olan sepiyolit ve huntit madde metnine ilave edilmiş ve 2 nci maddede bilimsel sınıflamalara uygun bir düzenleme getirilmiştir.
-
Değişikliğin gerekçesi
- Özellikle büyük ruhsat alanlarının küçük bir bölümünde madencilik yapılmakta, bazen geri kalan alanlardaki faaliyetler, ruhsat bölünemediği için rödovans karşılığı işletilmektedir. Bu maddede getirilen işletme ruhsatlarının bölünebilmesi ilkesi ile; büyük ruhsat alanlarında, faaliyetin sürdürüldüğü alanın dışında kalan alanlarda tespit edilmiş olan maden rezervinin en kısa sürede ekonomiye kazandırılması için daha çok yatırımcıya sektöre girmesi için alt yapı hazırlanması amaçlanmıştır. Ruhsatın bölünmesi ile aynı ruhsat alanı içinde daha çok madencilik faaliyeti söz konusu olacak, üretim artacak, madenciliğe bir ivme kazandırılacak ve madencilikte istihdam artırılacaktır.
-
Eski ifade
Maden faaliyeti izne tabi yerler: -
Eski ifade
Kantar ve sevk fişi: -
Eski ifade
İhbar ve buluculuk hakkı:Değişikliğin gerekçesi
- 3213 sayılı Maden Kanununda yer alan ihbar hakkının, uygulamada gerçekçi olmaması ve bu yönde de talep olmaması nedeniyle kaldırılması uygun görülmüştür. Bu maddeyle sadece buluculuk hakkının kalması yeterli bulunmuştur. Bu husus ile ilgili işlemlerin Bakanlıkça çıkarılacak yönetmelikte belirtileceği öngörülmüştür.
-
Eski ifade
İlk müracaat arama ruhsatı: -
Eski ifade
İşletme ruhsatı için müracaat: -
Eski ifade
İnceleme masraflarının karşılanması: -
Eski ifade
Mücbir sebeplerle tatil: -
Değişikliğin gerekçesi
-Doğal kaynakların başka yerlere taşınması mümkün olmayıp bulundukları yerden çıkarılması zorunludur. İşletme ruhsatı safhasında, işletme faaliyetlerine geçilmesine bağlı olarak her türlü yeraltı ve yerüstü tesisleri için ihtiyaç duyulan gayrimenkullerin kamulaştırılmasına gidilerek gerçek veya tüzel kişilere ait gayrimenkullerde bulunan madenlerin atıl kalmaması ve ekonomiye kazandırılması sağlanmıştır.
Anayasa Mahkemesince iptal edilen metin kamulaştırmayı ruhsat alanı ile sınırlamıştır. Bu durum uygulamada işletme ruhsatı sınırları dışında işletme ruhsatı sahibinin yol ve benzeri ihtiyaçları ortaya çıktığında problemlere sebep olmuştur. Kamulaştırma; Bakanlığın gerekli incelemeleri yaparak maden işletmeciliğinin gerekliliğine ve kamu yararının bulunmasına bağlı olarak yapılacaktır.
2942 sayılı Kamulaştırma Kanununa atıf yapılarak uygulanacak işlemlerin kanunî dayanağı gösterilmiştir.
Amaç dışı kullanımlar ve devirleri önlemek için Bakanlık tarafından kamulaştırma amacının tapu siciline işlenmesi sağlanarak Anayasada öngörülen mülkiyet hakkına dokunulmaması amaçlanmış, gerçek kamu yararı kararının varlığı koşulu ile kamulaştırma yapılması amaçlanmıştır.
Tasarıda yapılan düzenlemede gayrimenkule ihtiyaç kalmaması halinde eski sahibine bedelsiz iade ilkesi getirilmiş, gayrimenkulün eski sahibinin de iadeyi isteme hakkı düzenlenmiştir.
İadeye ilişkin bildirim ve süreler açıkça gösterilerek bu hususta çıkacak ihtilafların önlenmesi amaçlanmıştır.
İade bedeli konusunda çıkacak ihtilafların çözüm yeri ayrıca düzenlenerek bu hususta doğacak tereddütlerin giderilmesi sağlanmıştır.
Ayrıca, tebligatların noter aracılığıyla yapılacağı ilkesi getirilerek, uygulamada tebligatın yapılıp yapılmadığı konusundaki tereddütlerin ortadan kaldırılması ve bu sebeple açılabilecek davaların önlenmesi amaçlanmıştır.
Anayasanın 168 inci maddesine göre Devletin Hüküm ve tasarrufu altında olan madenleri işleten ruhsat sahipleri, diğer sektörlerden farklı ve daha fazla olarak Devlet Hakkı ödemektedir. Bu nedenle yine Devletin hüküm ve tasarrufu altında olan araziler üzerinde yapılacak madencilik faaliyetleri için kira ve ecrimisil gibi adlar altında arazi yüzey kirasının alınması madenciliğe ağır yükler getirmektedir. Yapılan düzenleme ile bu gibi arazilerden herhangi bir bedel alınmaması öngörülmüştür.
Ayrıca bu Kanun ile kapsama dahil edilen ve diğer hammadelere göre daha yaygın olarak bulunan; kalker, kırılarak kullanılabilen taş, tuğla-kiremit kili, marn ve puzolanik kayaçlar için kamulaştırma yapılamayacağı öngörülmüştür.
-
Değişikliğin gerekçesi
-Doğal kaynakların başka yerlere taşınması mümkün olmayıp bulundukları yerden çıkarılması zorunludur. İşletme ruhsatı safhasında, işletme faaliyetlerine geçilmesine bağlı olarak her türlü yeraltı ve yerüstü tesisleri için ihtiyaç duyulan gayrimenkullerin kamulaştırılmasına gidilerek gerçek veya tüzel kişilere ait gayrimenkullerde bulunan madenlerin atıl kalmaması ve ekonomiye kazandırılması sağlanmıştır.
Anayasa Mahkemesince iptal edilen metin kamulaştırmayı ruhsat alanı ile sınırlamıştır. Bu durum uygulamada işletme ruhsatı sınırları dışında işletme ruhsatı sahibinin yol ve benzeri ihtiyaçları ortaya çıktığında problemlere sebep olmuştur. Kamulaştırma; Bakanlığın gerekli incelemeleri yaparak maden işletmeciliğinin gerekliliğine ve kamu yararının bulunmasına bağlı olarak yapılacaktır.
2942 sayılı Kamulaştırma Kanununa atıf yapılarak uygulanacak işlemlerin kanunî dayanağı gösterilmiştir.
Amaç dışı kullanımlar ve devirleri önlemek için Bakanlık tarafından kamulaştırma amacının tapu siciline işlenmesi sağlanarak Anayasada öngörülen mülkiyet hakkına dokunulmaması amaçlanmış, gerçek kamu yararı kararının varlığı koşulu ile kamulaştırma yapılması amaçlanmıştır.
Tasarıda yapılan düzenlemede gayrimenkule ihtiyaç kalmaması halinde eski sahibine bedelsiz iade ilkesi getirilmiş, gayrimenkulün eski sahibinin de iadeyi isteme hakkı düzenlenmiştir.
İadeye ilişkin bildirim ve süreler açıkça gösterilerek bu hususta çıkacak ihtilafların önlenmesi amaçlanmıştır.
İade bedeli konusunda çıkacak ihtilafların çözüm yeri ayrıca düzenlenerek bu hususta doğacak tereddütlerin giderilmesi sağlanmıştır.
Ayrıca, tebligatların noter aracılığıyla yapılacağı ilkesi getirilerek, uygulamada tebligatın yapılıp yapılmadığı konusundaki tereddütlerin ortadan kaldırılması ve bu sebeple açılabilecek davaların önlenmesi amaçlanmıştır.
Anayasanın 168 inci maddesine göre Devletin Hüküm ve tasarrufu altında olan madenleri işleten ruhsat sahipleri, diğer sektörlerden farklı ve daha fazla olarak Devlet Hakkı ödemektedir. Bu nedenle yine Devletin hüküm ve tasarrufu altında olan araziler üzerinde yapılacak madencilik faaliyetleri için kira ve ecrimisil gibi adlar altında arazi yüzey kirasının alınması madenciliğe ağır yükler getirmektedir. Yapılan düzenleme ile bu gibi arazilerden herhangi bir bedel alınmaması öngörülmüştür.
Ayrıca bu Kanun ile kapsama dahil edilen ve diğer hammadelere göre daha yaygın olarak bulunan; kalker, kırılarak kullanılabilen taş, tuğla-kiremit kili, marn ve puzolanik kayaçlar için kamulaştırma yapılamayacağı öngörülmüştür.
-
Değişikliğin gerekçesi
-Doğal kaynakların başka yerlere taşınması mümkün olmayıp bulundukları yerden çıkarılması zorunludur. İşletme ruhsatı safhasında, işletme faaliyetlerine geçilmesine bağlı olarak her türlü yeraltı ve yerüstü tesisleri için ihtiyaç duyulan gayrimenkullerin kamulaştırılmasına gidilerek gerçek veya tüzel kişilere ait gayrimenkullerde bulunan madenlerin atıl kalmaması ve ekonomiye kazandırılması sağlanmıştır.
Anayasa Mahkemesince iptal edilen metin kamulaştırmayı ruhsat alanı ile sınırlamıştır. Bu durum uygulamada işletme ruhsatı sınırları dışında işletme ruhsatı sahibinin yol ve benzeri ihtiyaçları ortaya çıktığında problemlere sebep olmuştur. Kamulaştırma; Bakanlığın gerekli incelemeleri yaparak maden işletmeciliğinin gerekliliğine ve kamu yararının bulunmasına bağlı olarak yapılacaktır.
2942 sayılı Kamulaştırma Kanununa atıf yapılarak uygulanacak işlemlerin kanunî dayanağı gösterilmiştir.
Amaç dışı kullanımlar ve devirleri önlemek için Bakanlık tarafından kamulaştırma amacının tapu siciline işlenmesi sağlanarak Anayasada öngörülen mülkiyet hakkına dokunulmaması amaçlanmış, gerçek kamu yararı kararının varlığı koşulu ile kamulaştırma yapılması amaçlanmıştır.
Tasarıda yapılan düzenlemede gayrimenkule ihtiyaç kalmaması halinde eski sahibine bedelsiz iade ilkesi getirilmiş, gayrimenkulün eski sahibinin de iadeyi isteme hakkı düzenlenmiştir.
İadeye ilişkin bildirim ve süreler açıkça gösterilerek bu hususta çıkacak ihtilafların önlenmesi amaçlanmıştır.
İade bedeli konusunda çıkacak ihtilafların çözüm yeri ayrıca düzenlenerek bu hususta doğacak tereddütlerin giderilmesi sağlanmıştır.
Ayrıca, tebligatların noter aracılığıyla yapılacağı ilkesi getirilerek, uygulamada tebligatın yapılıp yapılmadığı konusundaki tereddütlerin ortadan kaldırılması ve bu sebeple açılabilecek davaların önlenmesi amaçlanmıştır.
Anayasanın 168 inci maddesine göre Devletin Hüküm ve tasarrufu altında olan madenleri işleten ruhsat sahipleri, diğer sektörlerden farklı ve daha fazla olarak Devlet Hakkı ödemektedir. Bu nedenle yine Devletin hüküm ve tasarrufu altında olan araziler üzerinde yapılacak madencilik faaliyetleri için kira ve ecrimisil gibi adlar altında arazi yüzey kirasının alınması madenciliğe ağır yükler getirmektedir. Yapılan düzenleme ile bu gibi arazilerden herhangi bir bedel alınmaması öngörülmüştür.
Ayrıca bu Kanun ile kapsama dahil edilen ve diğer hammadelere göre daha yaygın olarak bulunan; kalker, kırılarak kullanılabilen taş, tuğla-kiremit kili, marn ve puzolanik kayaçlar için kamulaştırma yapılamayacağı öngörülmüştür.
-
Değişikliğin gerekçesi
-Doğal kaynakların başka yerlere taşınması mümkün olmayıp bulundukları yerden çıkarılması zorunludur. İşletme ruhsatı safhasında, işletme faaliyetlerine geçilmesine bağlı olarak her türlü yeraltı ve yerüstü tesisleri için ihtiyaç duyulan gayrimenkullerin kamulaştırılmasına gidilerek gerçek veya tüzel kişilere ait gayrimenkullerde bulunan madenlerin atıl kalmaması ve ekonomiye kazandırılması sağlanmıştır.
Anayasa Mahkemesince iptal edilen metin kamulaştırmayı ruhsat alanı ile sınırlamıştır. Bu durum uygulamada işletme ruhsatı sınırları dışında işletme ruhsatı sahibinin yol ve benzeri ihtiyaçları ortaya çıktığında problemlere sebep olmuştur. Kamulaştırma; Bakanlığın gerekli incelemeleri yaparak maden işletmeciliğinin gerekliliğine ve kamu yararının bulunmasına bağlı olarak yapılacaktır.
2942 sayılı Kamulaştırma Kanununa atıf yapılarak uygulanacak işlemlerin kanunî dayanağı gösterilmiştir.
Amaç dışı kullanımlar ve devirleri önlemek için Bakanlık tarafından kamulaştırma amacının tapu siciline işlenmesi sağlanarak Anayasada öngörülen mülkiyet hakkına dokunulmaması amaçlanmış, gerçek kamu yararı kararının varlığı koşulu ile kamulaştırma yapılması amaçlanmıştır.
Tasarıda yapılan düzenlemede gayrimenkule ihtiyaç kalmaması halinde eski sahibine bedelsiz iade ilkesi getirilmiş, gayrimenkulün eski sahibinin de iadeyi isteme hakkı düzenlenmiştir.
İadeye ilişkin bildirim ve süreler açıkça gösterilerek bu hususta çıkacak ihtilafların önlenmesi amaçlanmıştır.
İade bedeli konusunda çıkacak ihtilafların çözüm yeri ayrıca düzenlenerek bu hususta doğacak tereddütlerin giderilmesi sağlanmıştır.
Ayrıca, tebligatların noter aracılığıyla yapılacağı ilkesi getirilerek, uygulamada tebligatın yapılıp yapılmadığı konusundaki tereddütlerin ortadan kaldırılması ve bu sebeple açılabilecek davaların önlenmesi amaçlanmıştır.
Anayasanın 168 inci maddesine göre Devletin Hüküm ve tasarrufu altında olan madenleri işleten ruhsat sahipleri, diğer sektörlerden farklı ve daha fazla olarak Devlet Hakkı ödemektedir. Bu nedenle yine Devletin hüküm ve tasarrufu altında olan araziler üzerinde yapılacak madencilik faaliyetleri için kira ve ecrimisil gibi adlar altında arazi yüzey kirasının alınması madenciliğe ağır yükler getirmektedir. Yapılan düzenleme ile bu gibi arazilerden herhangi bir bedel alınmaması öngörülmüştür.
Ayrıca bu Kanun ile kapsama dahil edilen ve diğer hammadelere göre daha yaygın olarak bulunan; kalker, kırılarak kullanılabilen taş, tuğla-kiremit kili, marn ve puzolanik kayaçlar için kamulaştırma yapılamayacağı öngörülmüştür.
-
Değişikliğin gerekçesi
-Doğal kaynakların başka yerlere taşınması mümkün olmayıp bulundukları yerden çıkarılması zorunludur. İşletme ruhsatı safhasında, işletme faaliyetlerine geçilmesine bağlı olarak her türlü yeraltı ve yerüstü tesisleri için ihtiyaç duyulan gayrimenkullerin kamulaştırılmasına gidilerek gerçek veya tüzel kişilere ait gayrimenkullerde bulunan madenlerin atıl kalmaması ve ekonomiye kazandırılması sağlanmıştır.
Anayasa Mahkemesince iptal edilen metin kamulaştırmayı ruhsat alanı ile sınırlamıştır. Bu durum uygulamada işletme ruhsatı sınırları dışında işletme ruhsatı sahibinin yol ve benzeri ihtiyaçları ortaya çıktığında problemlere sebep olmuştur. Kamulaştırma; Bakanlığın gerekli incelemeleri yaparak maden işletmeciliğinin gerekliliğine ve kamu yararının bulunmasına bağlı olarak yapılacaktır.
2942 sayılı Kamulaştırma Kanununa atıf yapılarak uygulanacak işlemlerin kanunî dayanağı gösterilmiştir.
Amaç dışı kullanımlar ve devirleri önlemek için Bakanlık tarafından kamulaştırma amacının tapu siciline işlenmesi sağlanarak Anayasada öngörülen mülkiyet hakkına dokunulmaması amaçlanmış, gerçek kamu yararı kararının varlığı koşulu ile kamulaştırma yapılması amaçlanmıştır.
Tasarıda yapılan düzenlemede gayrimenkule ihtiyaç kalmaması halinde eski sahibine bedelsiz iade ilkesi getirilmiş, gayrimenkulün eski sahibinin de iadeyi isteme hakkı düzenlenmiştir.
İadeye ilişkin bildirim ve süreler açıkça gösterilerek bu hususta çıkacak ihtilafların önlenmesi amaçlanmıştır.
İade bedeli konusunda çıkacak ihtilafların çözüm yeri ayrıca düzenlenerek bu hususta doğacak tereddütlerin giderilmesi sağlanmıştır.
Ayrıca, tebligatların noter aracılığıyla yapılacağı ilkesi getirilerek, uygulamada tebligatın yapılıp yapılmadığı konusundaki tereddütlerin ortadan kaldırılması ve bu sebeple açılabilecek davaların önlenmesi amaçlanmıştır.
Anayasanın 168 inci maddesine göre Devletin Hüküm ve tasarrufu altında olan madenleri işleten ruhsat sahipleri, diğer sektörlerden farklı ve daha fazla olarak Devlet Hakkı ödemektedir. Bu nedenle yine Devletin hüküm ve tasarrufu altında olan araziler üzerinde yapılacak madencilik faaliyetleri için kira ve ecrimisil gibi adlar altında arazi yüzey kirasının alınması madenciliğe ağır yükler getirmektedir. Yapılan düzenleme ile bu gibi arazilerden herhangi bir bedel alınmaması öngörülmüştür.
Ayrıca bu Kanun ile kapsama dahil edilen ve diğer hammadelere göre daha yaygın olarak bulunan; kalker, kırılarak kullanılabilen taş, tuğla-kiremit kili, marn ve puzolanik kayaçlar için kamulaştırma yapılamayacağı öngörülmüştür.
-
Değişikliğin gerekçesi
-Doğal kaynakların başka yerlere taşınması mümkün olmayıp bulundukları yerden çıkarılması zorunludur. İşletme ruhsatı safhasında, işletme faaliyetlerine geçilmesine bağlı olarak her türlü yeraltı ve yerüstü tesisleri için ihtiyaç duyulan gayrimenkullerin kamulaştırılmasına gidilerek gerçek veya tüzel kişilere ait gayrimenkullerde bulunan madenlerin atıl kalmaması ve ekonomiye kazandırılması sağlanmıştır.
Anayasa Mahkemesince iptal edilen metin kamulaştırmayı ruhsat alanı ile sınırlamıştır. Bu durum uygulamada işletme ruhsatı sınırları dışında işletme ruhsatı sahibinin yol ve benzeri ihtiyaçları ortaya çıktığında problemlere sebep olmuştur. Kamulaştırma; Bakanlığın gerekli incelemeleri yaparak maden işletmeciliğinin gerekliliğine ve kamu yararının bulunmasına bağlı olarak yapılacaktır.
2942 sayılı Kamulaştırma Kanununa atıf yapılarak uygulanacak işlemlerin kanunî dayanağı gösterilmiştir.
Amaç dışı kullanımlar ve devirleri önlemek için Bakanlık tarafından kamulaştırma amacının tapu siciline işlenmesi sağlanarak Anayasada öngörülen mülkiyet hakkına dokunulmaması amaçlanmış, gerçek kamu yararı kararının varlığı koşulu ile kamulaştırma yapılması amaçlanmıştır.
Tasarıda yapılan düzenlemede gayrimenkule ihtiyaç kalmaması halinde eski sahibine bedelsiz iade ilkesi getirilmiş, gayrimenkulün eski sahibinin de iadeyi isteme hakkı düzenlenmiştir.
İadeye ilişkin bildirim ve süreler açıkça gösterilerek bu hususta çıkacak ihtilafların önlenmesi amaçlanmıştır.
İade bedeli konusunda çıkacak ihtilafların çözüm yeri ayrıca düzenlenerek bu hususta doğacak tereddütlerin giderilmesi sağlanmıştır.
Ayrıca, tebligatların noter aracılığıyla yapılacağı ilkesi getirilerek, uygulamada tebligatın yapılıp yapılmadığı konusundaki tereddütlerin ortadan kaldırılması ve bu sebeple açılabilecek davaların önlenmesi amaçlanmıştır.
Anayasanın 168 inci maddesine göre Devletin Hüküm ve tasarrufu altında olan madenleri işleten ruhsat sahipleri, diğer sektörlerden farklı ve daha fazla olarak Devlet Hakkı ödemektedir. Bu nedenle yine Devletin hüküm ve tasarrufu altında olan araziler üzerinde yapılacak madencilik faaliyetleri için kira ve ecrimisil gibi adlar altında arazi yüzey kirasının alınması madenciliğe ağır yükler getirmektedir. Yapılan düzenleme ile bu gibi arazilerden herhangi bir bedel alınmaması öngörülmüştür.
Ayrıca bu Kanun ile kapsama dahil edilen ve diğer hammadelere göre daha yaygın olarak bulunan; kalker, kırılarak kullanılabilen taş, tuğla-kiremit kili, marn ve puzolanik kayaçlar için kamulaştırma yapılamayacağı öngörülmüştür.
-
Değişikliğin gerekçesi
-Doğal kaynakların başka yerlere taşınması mümkün olmayıp bulundukları yerden çıkarılması zorunludur. İşletme ruhsatı safhasında, işletme faaliyetlerine geçilmesine bağlı olarak her türlü yeraltı ve yerüstü tesisleri için ihtiyaç duyulan gayrimenkullerin kamulaştırılmasına gidilerek gerçek veya tüzel kişilere ait gayrimenkullerde bulunan madenlerin atıl kalmaması ve ekonomiye kazandırılması sağlanmıştır.
Anayasa Mahkemesince iptal edilen metin kamulaştırmayı ruhsat alanı ile sınırlamıştır. Bu durum uygulamada işletme ruhsatı sınırları dışında işletme ruhsatı sahibinin yol ve benzeri ihtiyaçları ortaya çıktığında problemlere sebep olmuştur. Kamulaştırma; Bakanlığın gerekli incelemeleri yaparak maden işletmeciliğinin gerekliliğine ve kamu yararının bulunmasına bağlı olarak yapılacaktır.
2942 sayılı Kamulaştırma Kanununa atıf yapılarak uygulanacak işlemlerin kanunî dayanağı gösterilmiştir.
Amaç dışı kullanımlar ve devirleri önlemek için Bakanlık tarafından kamulaştırma amacının tapu siciline işlenmesi sağlanarak Anayasada öngörülen mülkiyet hakkına dokunulmaması amaçlanmış, gerçek kamu yararı kararının varlığı koşulu ile kamulaştırma yapılması amaçlanmıştır.
Tasarıda yapılan düzenlemede gayrimenkule ihtiyaç kalmaması halinde eski sahibine bedelsiz iade ilkesi getirilmiş, gayrimenkulün eski sahibinin de iadeyi isteme hakkı düzenlenmiştir.
İadeye ilişkin bildirim ve süreler açıkça gösterilerek bu hususta çıkacak ihtilafların önlenmesi amaçlanmıştır.
İade bedeli konusunda çıkacak ihtilafların çözüm yeri ayrıca düzenlenerek bu hususta doğacak tereddütlerin giderilmesi sağlanmıştır.
Ayrıca, tebligatların noter aracılığıyla yapılacağı ilkesi getirilerek, uygulamada tebligatın yapılıp yapılmadığı konusundaki tereddütlerin ortadan kaldırılması ve bu sebeple açılabilecek davaların önlenmesi amaçlanmıştır.
Anayasanın 168 inci maddesine göre Devletin Hüküm ve tasarrufu altında olan madenleri işleten ruhsat sahipleri, diğer sektörlerden farklı ve daha fazla olarak Devlet Hakkı ödemektedir. Bu nedenle yine Devletin hüküm ve tasarrufu altında olan araziler üzerinde yapılacak madencilik faaliyetleri için kira ve ecrimisil gibi adlar altında arazi yüzey kirasının alınması madenciliğe ağır yükler getirmektedir. Yapılan düzenleme ile bu gibi arazilerden herhangi bir bedel alınmaması öngörülmüştür.
Ayrıca bu Kanun ile kapsama dahil edilen ve diğer hammadelere göre daha yaygın olarak bulunan; kalker, kırılarak kullanılabilen taş, tuğla-kiremit kili, marn ve puzolanik kayaçlar için kamulaştırma yapılamayacağı öngörülmüştür.
-
Değişikliğin gerekçesi
- Yürürlükten kaldırılan madde belirtilmiştir.
-
Eski ifade
ilgili daireninYeni ifadeGenel Müdürlüğün -
Eski ifade
Arama faaliyeti dönemleri: -
Bu fıkrada yer alan “ön işletme” ibaresi, 26/5/2004 tarihli ve 5177 sayılı Kanunun 38 inci maddesiyle yürürlükten kaldırılmıştır.
-
Bu fıkrada yer alan “ilgili daire” ibaresi 26/5/2004 tarihli ve 5177 sayılı Kanunun 37 nci maddesiyle “Genel Müdürlük” olarak değiştirilmiştir.
-
Eski ifade
ilgili daireyeYeni ifadeGenel Müdürlüğe -
26/5/2004 tarihli ve 5177 sayılı Kanunun 38 inci maddesiyle bu fıkrada yer alan “ön işletme ve” ibaresi yürürlükten kaldırılmıştır.
-
26/5/2004 tarihli ve 5177 sayılı Kanunun 20 nci maddesiyle bu fıkrada yer alan ”ön işletme ve/veya”ibaresi ile”ön işletme ve” ibaresi metinden çıkarılmıştır.
Değişikliğin gerekçesi
-Doğal kaynakların başka yerlere taşınması mümkün olmayıp bulundukları yerden çıkarılması zorunludur. İşletme ruhsatı safhasında, işletme faaliyetlerine geçilmesine bağlı olarak her türlü yeraltı ve yerüstü tesisleri için ihtiyaç duyulan gayrimenkullerin kamulaştırılmasına gidilerek gerçek veya tüzel kişilere ait gayrimenkullerde bulunan madenlerin atıl kalmaması ve ekonomiye kazandırılması sağlanmıştır.
Anayasa Mahkemesince iptal edilen metin kamulaştırmayı ruhsat alanı ile sınırlamıştır. Bu durum uygulamada işletme ruhsatı sınırları dışında işletme ruhsatı sahibinin yol ve benzeri ihtiyaçları ortaya çıktığında problemlere sebep olmuştur. Kamulaştırma; Bakanlığın gerekli incelemeleri yaparak maden işletmeciliğinin gerekliliğine ve kamu yararının bulunmasına bağlı olarak yapılacaktır.
2942 sayılı Kamulaştırma Kanununa atıf yapılarak uygulanacak işlemlerin kanunî dayanağı gösterilmiştir.
Amaç dışı kullanımlar ve devirleri önlemek için Bakanlık tarafından kamulaştırma amacının tapu siciline işlenmesi sağlanarak Anayasada öngörülen mülkiyet hakkına dokunulmaması amaçlanmış, gerçek kamu yararı kararının varlığı koşulu ile kamulaştırma yapılması amaçlanmıştır.
Tasarıda yapılan düzenlemede gayrimenkule ihtiyaç kalmaması halinde eski sahibine bedelsiz iade ilkesi getirilmiş, gayrimenkulün eski sahibinin de iadeyi isteme hakkı düzenlenmiştir.
İadeye ilişkin bildirim ve süreler açıkça gösterilerek bu hususta çıkacak ihtilafların önlenmesi amaçlanmıştır.
İade bedeli konusunda çıkacak ihtilafların çözüm yeri ayrıca düzenlenerek bu hususta doğacak tereddütlerin giderilmesi sağlanmıştır.
Ayrıca, tebligatların noter aracılığıyla yapılacağı ilkesi getirilerek, uygulamada tebligatın yapılıp yapılmadığı konusundaki tereddütlerin ortadan kaldırılması ve bu sebeple açılabilecek davaların önlenmesi amaçlanmıştır.
Anayasanın 168 inci maddesine göre Devletin Hüküm ve tasarrufu altında olan madenleri işleten ruhsat sahipleri, diğer sektörlerden farklı ve daha fazla olarak Devlet Hakkı ödemektedir. Bu nedenle yine Devletin hüküm ve tasarrufu altında olan araziler üzerinde yapılacak madencilik faaliyetleri için kira ve ecrimisil gibi adlar altında arazi yüzey kirasının alınması madenciliğe ağır yükler getirmektedir. Yapılan düzenleme ile bu gibi arazilerden herhangi bir bedel alınmaması öngörülmüştür.
Ayrıca bu Kanun ile kapsama dahil edilen ve diğer hammadelere göre daha yaygın olarak bulunan; kalker, kırılarak kullanılabilen taş, tuğla-kiremit kili, marn ve puzolanik kayaçlar için kamulaştırma yapılamayacağı öngörülmüştür.
-
-
15 Haziran 2001
-
21 Şubat 2001
-
Değişikliğin gerekçesi
– Madde ile, fonlarla yürütülen hizmetlerden devamında zorunluluk arz edenlerin ilgili kurum ve kuruluş bütçelerinden yerine getirilebilmesi ve bu suretle bütçe disiplinine katkıda bulunulması amacıyla, maddede belirtilen fonların tasfiye edilmesi öngörülmüştür.
1163 sayılı Kooperatifler Kanunu ile Tarım ve Köyişleri Bakanlığı bünyesinde oluşturulan Çiftçi ve Kooperatifçilik Tanıtma, Eğitim ve Ödüllendirme Fonu ile Sanayi ve Ticaret Bakanlığı bünyesindeki Kooperatifçilik Tanıtma ve Eğitim Fonu tarafından yürütülen hizmetlerin ilgili Bakanlık bütçesine bu hizmetler için ödenek tahsis edilmesi suretiyle yerine getirilmesi mümkün bulunduğundan adı geçen iki Fonun tasfiye edilmesi amaçlanmıştır.
2090 sayılı Tabiî Afetlerden Zarar Gören Çiftçilere Yapılacak Yardımlar Hakkında Kanun ile kurulmuş bulunan Fonun önceki yıllarda gelir ve giderleri çok düşük seviyede gerçekleşmiş bulunduğundan ve Fonun faaliyetleri Tarım ve Köyişleri Bakanlığı bütçesine konulacak ödeneklerle yürütebileceğinden, adı geçen Kanunla kurulan Fon kaldırılmaktadır.
2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanunu ile Turizm Bakanlığı nezdinde kurulan Turizmi Geliştirme Fonunun, Fon tarafından üstlenilen turizm yatırımlarına kredi desteği sağlama ve dış pazarlama imkânlarının geliştirilmesi gibi hizmetlerin anılan Bakanlık bütçesinden veya genel teşvik mevzuatı çerçevesinde yerine getirilmesi mümkün bulunduğundan, söz konusu Kanunun;fonun kurulması, gelirleri, giderleri ve fon yönetmeliğine ilişkin hükümlerinin yürürlükten kaldırılması ve bu suretle Fonun tasfiye edilmesi öngörülmüştür.
2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu ile Kültür Bakanlığı emrinde, özel hukuka tâbi gerçek ve tüzelkişilerin mülkiyetinde bulunan, korunması gerekli kültür ve tabiat varlıklarının;
korunması, bakımı ve onarımı için aynî, nakdî ve teknik yardım yapmak ve kredi vermek amacıyla kurulan ve gelirleri bütçeye konulan ödenek ve Fondan verilen kredilerin geri dönüşlerinden oluşan Korunması Gerekli Taşınmaz Kültür Varlıklarının Onarımına Katkı Fonunun kaldırılmasına karşın, söz konusu Kanunun 12 nci maddesinin birinci fıkrası yürürlükten kaldırılmayarak Kültür Bakanlığınca, özel hukuka tâbi gerçek ve tüzelkişilerin mülkiyetinde bulunan ve korunması gerekli kültür ve tabiat varlıklarının korunması, bakımı ve onarımı için aynî, nakdî ve teknik yardım yapılması ve kredi verilmesi imkânı saklı tutulmuştur.
Çevre kirliliğinin önlenmesi ve çevrenin iyileştirilmesi amacıyla, 2872 sayılı Çevre Kanunu ile Çevre Bakanlığı bünyesinde oluşturulan ve kaynakları ağırlıklı olarak, çevre kirliliğini önleyici ve çevreyi iyileştirici faaliyetlerde kullanılmak üzere belediyelere verilen araç gereçlerin alımlarında kullanılan Çevre Kirliliğini Önleme Fonu, çevre kirliliğinin önlenmesi ve çevrenin iyileştirilmesi faaliyetlerinin, fon uygulaması yerine genel bütçe prensipleri içinde ilgili Bakanlık bütçesinden yapılarak bütçe disiplinine katkı sağlanması amacıyla tasfiye edilmekte ve 2872 sayılı Kanunun Fonun kurulması, gelirleri ve Fonun kullanılmasına ilişkin hükümleri yürürlükten kaldırılmaktadır.
Emniyet Genel Müdürlüğü bünyesindeki Trafik Hizmetlerini Geliştirme Fonunun tasfiye edilmesi halinde, Fon tarafından yürütülen;bilgi işlem merkezinin geliştirilmesi, trafik hizmetlerinin geliştirilmesi ve etkinlik kazandırılması amacıyla her çeşit araç ve gerecin sağlanması, trafikle ilgili görevler verilen mahallî idarelerin bu konudaki projelerinin finanse edilmesi, okullar ve kurslar açmak dahil trafik personelinin ve halkın eğitim faaliyetlerinin geliştirilmesi hizmetleri, bu Kanunun 5 inci maddesi ile getirilen hüküm çerçevesinde sigorta yaptıranların sigorta şirketlerine ödeyecekleri sigorta primi üzerinden alınan fon gelirlerinin bütçeye gelir ve Emniyet Genel Müdürlüğü bütçesine özel ödenek kaydedilmesi suretiyle yerine getirilebilecektir.
3213 sayılı Maden Kanunu ile kurulmuş bulunan Madencilik Fonunun teşkili, kaynakları, işleyişi, denetimi ile Madencilik Fonunun tanımı ve maden sahasından çıkarılacak cevherlerin işletme yıllık brüt kârından Madencilik Fonunun % 5 oranında aldığı pay ve bunun Etibank’a aktarılmasına ilişkin hüküm ile Kanunda geçen “Madencilik Fonuna” ve “madencilik fon katkısı ve” ibareleri yürürlükten kaldırılmakta, bunun sonucu oluşacak gelir kayıplarının telafisi amacıyla da bu Kanunun 5 inci maddesinde gerekli düzenlemeler yapılmaktadır.
Muhtaç sanatçılara, sosyal yardım amacıyla kurulmuş olan Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Fonundan yardım yapılabileceği, Fon tarafından, her yıl belirlenecek sayıda filmin yapımcı ve yönetmenine sinema başarı ödülleri ve kredi verilmesi ve Türk kültür zenginliklerini tanıtıcı mahiyetteki projelerin desteklenmesi hizmetlerinin ise Kültür Bakanlığı bütçesinden yerine getirilebileceği düşünüldüğünden, 3257 sayılı Sinema, Video ve Müzik Eserleri Kanunu ile Kültür Bakanlığı nezdinde kurulan Sinema ve Müzik Sanatı Destekleme Fonunun tasfiye edilmesi öngörülmüştür.
3289 sayılı Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğünün Teşkilât ve Görevleri Hakkında Kanun gereğince, federasyon faaliyetlerinde sürat ve verimliliği artırmak amacıyla kurulan Federasyonlar Fonu aracılığı ile yapılan hizmetlerin Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü bütçesinden yerine getirilmesi mümkün olduğundan, malî disiplinin ve bütçe birliğinin sağlanmasını teminen Fon tasfiye edilmekte, müsabakalardan elde edilecek brüt hâsılattan gerekli masraflar çıktıktan sonra geriye kalan miktardan Fona pay ayrılmayarak bu miktarın tamamı müsabakanın yapıldığı Gençlik ve Spor İl Müdürlükleri ile müsabaka yapan kulüplere bırakılmaktadır.
Bunun yanı sıra;
– 2510 sayılı İskân Kanunu ile, iskân işleri için lüzumlu olan harcamaların karşılanması amacıyla T.C. Ziraat Bankası bünyesinde kurulan Özel İskân Fonu, – 6831 sayılı Orman Kanunu ile kurulan Ağaçlandırma Fonu ve Orman Köylülerini Kalkındırma Fonu, – 2873 sayılı Millî Parklar Kanununun kapsamına giren yerlerin tesis koruma, onarım, bakım, tanıtım ve işletme harcamaları için Orman Bakanlığı emrinde kurulan Millî Parklar Fonu, – 3083 sayılı Sulama Alanlarında Arazi Düzenlenmesine Dair Tarım Reformu Kanunu ile oluşturulan Tarım Reformu Fonu, – Virginia ve Burley vasıflı şark tipi tütün ekiminin iyileştirilmesi, geliştirilmesi, tütün ekicilerinin desteklenmesi ve eğitilmesi, tütün borsasının kurulması, tütün üretici kooperatiflerinin finansmanı, sektörce kurulacak hangar ve kurutma tesisi gibi yatırımların desteklenmesi, yurt dışında Türk tütününden sigara imal eden fabrikaların kurulması, Tekelin modernizasyonu ve özelleştirilmesi, Türkiye’de üretilen sigara ve diğer tütün mamulleri ihracatının desteklenmesi ve gerektiğinde ihracatın teşviki için Eximbank’a kredi verilmesi hususlarında destek ve teşvikte bulunmak amacıyla kurulan, ancak bu amaçların gerçekleştirilmesi yönünde bugüne kadar yeterli işlerlik kazandırılamayan Tütün Fonu, – Adalet hizmetlerinin süratli ve etkin bir şekilde yürütülebilmesi için Adalet Bakanlığı merkez ve taşra teşkilâtıyla bağlı kuruluşları, ceza infaz kurumları ve tutukevlerinin bina, eğitim tesisi, konut, araç, gereç ve tefriş ihtiyaçlarının karşılanmasına yardımcı olmak için gerekli kaynakların sağlanması amacıyla Adalet Bakanlığı nezdinde kurulmuş bulunan Adalet Teşkilâtını Güçlendirme Fonu ile – 3516 sayılı Ölçüler ve Ayar Kanunu ile kurulan ve Sanayi ve Ticaret Bakanlığı bünyesinde faaliyetleri sürdürülmekte olan Ölçüler ve Ayar Fonunun, Tasfiye edilmesi ve söz konusu fonlara ilişkin mezkûr kanunlarda yer alan diğer hükümler ile Tarım Reformu Fonunun kaldırılmasına paralel olarak, 3155 sayılı Tarım Reformu Genel Müdürlüğünün Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanunda yer alan, ilgili personele fondan ödeme yapılmasına ilişkin hükmün de yürürlükten kaldırılması öngörülmüştür.
-
Değişikliğin gerekçesi
– a) 2499 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu ile verilen görevleri yapmak üzere kurulan ve tüzel kişiliği haiz Sermaye Piyasası Kurulunun bütçesi, Fon adı altında tutulan bir hesapla yürütülmekte ve giderleri bu özel Fondan karşılanmaktadır. Mezkûr Kanunda düzenlenen Fon, klasik anlamda fon uygulamalarından uzak olup, daha çok Sermaye Piyasası Kurulunun özel bütçesi olarak kullanılmakta ve kurulun bütün giderleri de buradan yapılmaktadır. Bu nedenle Kurulun, görevlerini yerine getirmesi açısından anılan Kanunda geçen “Fon” ibarelerinin “Hesap” olarak değiştirilmesi öngörülmüştür.
b) 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 12 nci maddesinin dördüncü fıkrası değiştirilerek , bu Kanunun 1 inci maddesi ile kaldırılan Korunması Gerekli Taşınmaz Kültür Varlıklarının Onarımına Katkı Fonundan yapılacak harcamalar ve verilecek kredilere ilişkin usul ve esasların yönetmelikle belirlenmesine dair hüküm madde metninden çıkarılmıştır.
c) Bütçe kapsamı dışında yer alan ve gelirlerinden bütçeye kesinti yapılmayan Garanti Fonu, zorunlu malî sorumluluk sigortasına tâbi motorlu araçların sebep olacakları zararların, işletenin sorumluluğuna ilişkin kurallar uyarınca geçerli teminat tutarları dahilinde karşılanması amacıyla, Türkiye Sigorta ve Reasürans Şirketleri Birliği nezdinde faaliyet göstermekte, işlevi açısından bir tür sigorta mahiyetinde olup gelirleri kamu geliri niteliği taşımamaktadır. Adının “fon” olmasına karşın, bir tür “hesap” niteliğinde olan Fonun, fon tanımı dışında tutularak, fon sistemi dışında Karayolu Trafik Garanti Sigortası Hesabı şeklinde faaliyetlerine devam etmesi öngörülmüştür.
Ayrıca, bu Kanunun 1 inci maddesi uyarınca, Trafik Hizmetlerini Geliştirme Fonunun kaldırılması öngörüldüğünden, 2918 sayılı Kanunun 91 inci maddesinin üçüncü fıkrasında, sigorta yaptıranların, sigorta şirketlerine ödeyecekleri sigorta primi üzerinden adı geçen Fona yatırılması öngörülen tutarın, Maliye Bakanlığı bütçesine gelir ve EmniyetGenel Müdürlüğü bütçesine özel ödenek kaydedilmesi suretiyle trafik hizmetlerinde kullanımının sağlanması amaçlanmıştır.
d) 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 131 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Trafik Hizmetlerini Geliştirme Fonuna yatırılan basılı kâğıtlar ve plakaların satışının federasyona sağladığı net gelirin % 60’ının, bu Kanunun 1 inci maddesi uyarınca söz konusu Fon kaldırıldığından, Maliye Bakanlığınca bütçeye gelir ve Emniyet Genel Müdürlüğü bütçesine özel ödenek kaydedilerek Emniyet Genel Müdürlüğü hizmetlerinde kullanılması amaçlanmaktadır.Gelirin kalan kısmı ise, Türkiye Şoförler ve Otomobilciler Federasyonuna bırakılmaktadır.
e) Bu Kanunun 1 inci maddesi ile Madencilik Fonunun tasfiyesi öngörüldüğünden ve Maden Kanununun 14 üncü maddesinin birinci fıkrasında geçen “% 5’i fon iştiraki” ibaresi kaldırıldığından, bir gelir kaybına yol açmamak amacıyla söz konusu tutar aynı maddede yer alan Devlet hakkına ilave edilerek, Devlet hakkı % 10’a çıkarılmaktadır. Bunun yanı sıra, 3213 sayılı Madencilik Kanununda geçen “Madencilik Fonuna” ibareleri “bütçeye” olarak değiştirilerek, ilgili maddelerde belirtilen fon gelirlerinin bütçeye aktarılması ve aynı Kanunun 35 inci maddesinde geçen “Madencilik Fonundan” ibaresi “Bakanlık bükçesinden” şeklinde değiştirilerek söz konusu maddede belirtilen masrafların bütçeden karşılanması amaçlanmıştır.
-
Bu arada yer alan “Madencilik Fonuna” ibaresi, 21/2/2001 tarihli ve 4629 sayılı Kanunun 1 inci maddesiyle metinden çıkarılmıştır.
Değişikliğin gerekçesi
– Madde ile, fonlarla yürütülen hizmetlerden devamında zorunluluk arz edenlerin ilgili kurum ve kuruluş bütçelerinden yerine getirilebilmesi ve bu suretle bütçe disiplinine katkıda bulunulması amacıyla, maddede belirtilen fonların tasfiye edilmesi öngörülmüştür.
1163 sayılı Kooperatifler Kanunu ile Tarım ve Köyişleri Bakanlığı bünyesinde oluşturulan Çiftçi ve Kooperatifçilik Tanıtma, Eğitim ve Ödüllendirme Fonu ile Sanayi ve Ticaret Bakanlığı bünyesindeki Kooperatifçilik Tanıtma ve Eğitim Fonu tarafından yürütülen hizmetlerin ilgili Bakanlık bütçesine bu hizmetler için ödenek tahsis edilmesi suretiyle yerine getirilmesi mümkün bulunduğundan adı geçen iki Fonun tasfiye edilmesi amaçlanmıştır.
2090 sayılı Tabiî Afetlerden Zarar Gören Çiftçilere Yapılacak Yardımlar Hakkında Kanun ile kurulmuş bulunan Fonun önceki yıllarda gelir ve giderleri çok düşük seviyede gerçekleşmiş bulunduğundan ve Fonun faaliyetleri Tarım ve Köyişleri Bakanlığı bütçesine konulacak ödeneklerle yürütebileceğinden, adı geçen Kanunla kurulan Fon kaldırılmaktadır.
2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanunu ile Turizm Bakanlığı nezdinde kurulan Turizmi Geliştirme Fonunun, Fon tarafından üstlenilen turizm yatırımlarına kredi desteği sağlama ve dış pazarlama imkânlarının geliştirilmesi gibi hizmetlerin anılan Bakanlık bütçesinden veya genel teşvik mevzuatı çerçevesinde yerine getirilmesi mümkün bulunduğundan, söz konusu Kanunun;fonun kurulması, gelirleri, giderleri ve fon yönetmeliğine ilişkin hükümlerinin yürürlükten kaldırılması ve bu suretle Fonun tasfiye edilmesi öngörülmüştür.
2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu ile Kültür Bakanlığı emrinde, özel hukuka tâbi gerçek ve tüzelkişilerin mülkiyetinde bulunan, korunması gerekli kültür ve tabiat varlıklarının;
korunması, bakımı ve onarımı için aynî, nakdî ve teknik yardım yapmak ve kredi vermek amacıyla kurulan ve gelirleri bütçeye konulan ödenek ve Fondan verilen kredilerin geri dönüşlerinden oluşan Korunması Gerekli Taşınmaz Kültür Varlıklarının Onarımına Katkı Fonunun kaldırılmasına karşın, söz konusu Kanunun 12 nci maddesinin birinci fıkrası yürürlükten kaldırılmayarak Kültür Bakanlığınca, özel hukuka tâbi gerçek ve tüzelkişilerin mülkiyetinde bulunan ve korunması gerekli kültür ve tabiat varlıklarının korunması, bakımı ve onarımı için aynî, nakdî ve teknik yardım yapılması ve kredi verilmesi imkânı saklı tutulmuştur.
Çevre kirliliğinin önlenmesi ve çevrenin iyileştirilmesi amacıyla, 2872 sayılı Çevre Kanunu ile Çevre Bakanlığı bünyesinde oluşturulan ve kaynakları ağırlıklı olarak, çevre kirliliğini önleyici ve çevreyi iyileştirici faaliyetlerde kullanılmak üzere belediyelere verilen araç gereçlerin alımlarında kullanılan Çevre Kirliliğini Önleme Fonu, çevre kirliliğinin önlenmesi ve çevrenin iyileştirilmesi faaliyetlerinin, fon uygulaması yerine genel bütçe prensipleri içinde ilgili Bakanlık bütçesinden yapılarak bütçe disiplinine katkı sağlanması amacıyla tasfiye edilmekte ve 2872 sayılı Kanunun Fonun kurulması, gelirleri ve Fonun kullanılmasına ilişkin hükümleri yürürlükten kaldırılmaktadır.
Emniyet Genel Müdürlüğü bünyesindeki Trafik Hizmetlerini Geliştirme Fonunun tasfiye edilmesi halinde, Fon tarafından yürütülen;bilgi işlem merkezinin geliştirilmesi, trafik hizmetlerinin geliştirilmesi ve etkinlik kazandırılması amacıyla her çeşit araç ve gerecin sağlanması, trafikle ilgili görevler verilen mahallî idarelerin bu konudaki projelerinin finanse edilmesi, okullar ve kurslar açmak dahil trafik personelinin ve halkın eğitim faaliyetlerinin geliştirilmesi hizmetleri, bu Kanunun 5 inci maddesi ile getirilen hüküm çerçevesinde sigorta yaptıranların sigorta şirketlerine ödeyecekleri sigorta primi üzerinden alınan fon gelirlerinin bütçeye gelir ve Emniyet Genel Müdürlüğü bütçesine özel ödenek kaydedilmesi suretiyle yerine getirilebilecektir.
3213 sayılı Maden Kanunu ile kurulmuş bulunan Madencilik Fonunun teşkili, kaynakları, işleyişi, denetimi ile Madencilik Fonunun tanımı ve maden sahasından çıkarılacak cevherlerin işletme yıllık brüt kârından Madencilik Fonunun % 5 oranında aldığı pay ve bunun Etibank’a aktarılmasına ilişkin hüküm ile Kanunda geçen “Madencilik Fonuna” ve “madencilik fon katkısı ve” ibareleri yürürlükten kaldırılmakta, bunun sonucu oluşacak gelir kayıplarının telafisi amacıyla da bu Kanunun 5 inci maddesinde gerekli düzenlemeler yapılmaktadır.
Muhtaç sanatçılara, sosyal yardım amacıyla kurulmuş olan Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Fonundan yardım yapılabileceği, Fon tarafından, her yıl belirlenecek sayıda filmin yapımcı ve yönetmenine sinema başarı ödülleri ve kredi verilmesi ve Türk kültür zenginliklerini tanıtıcı mahiyetteki projelerin desteklenmesi hizmetlerinin ise Kültür Bakanlığı bütçesinden yerine getirilebileceği düşünüldüğünden, 3257 sayılı Sinema, Video ve Müzik Eserleri Kanunu ile Kültür Bakanlığı nezdinde kurulan Sinema ve Müzik Sanatı Destekleme Fonunun tasfiye edilmesi öngörülmüştür.
3289 sayılı Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğünün Teşkilât ve Görevleri Hakkında Kanun gereğince, federasyon faaliyetlerinde sürat ve verimliliği artırmak amacıyla kurulan Federasyonlar Fonu aracılığı ile yapılan hizmetlerin Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü bütçesinden yerine getirilmesi mümkün olduğundan, malî disiplinin ve bütçe birliğinin sağlanmasını teminen Fon tasfiye edilmekte, müsabakalardan elde edilecek brüt hâsılattan gerekli masraflar çıktıktan sonra geriye kalan miktardan Fona pay ayrılmayarak bu miktarın tamamı müsabakanın yapıldığı Gençlik ve Spor İl Müdürlükleri ile müsabaka yapan kulüplere bırakılmaktadır.
Bunun yanı sıra;
– 2510 sayılı İskân Kanunu ile, iskân işleri için lüzumlu olan harcamaların karşılanması amacıyla T.C. Ziraat Bankası bünyesinde kurulan Özel İskân Fonu, – 6831 sayılı Orman Kanunu ile kurulan Ağaçlandırma Fonu ve Orman Köylülerini Kalkındırma Fonu, – 2873 sayılı Millî Parklar Kanununun kapsamına giren yerlerin tesis koruma, onarım, bakım, tanıtım ve işletme harcamaları için Orman Bakanlığı emrinde kurulan Millî Parklar Fonu, – 3083 sayılı Sulama Alanlarında Arazi Düzenlenmesine Dair Tarım Reformu Kanunu ile oluşturulan Tarım Reformu Fonu, – Virginia ve Burley vasıflı şark tipi tütün ekiminin iyileştirilmesi, geliştirilmesi, tütün ekicilerinin desteklenmesi ve eğitilmesi, tütün borsasının kurulması, tütün üretici kooperatiflerinin finansmanı, sektörce kurulacak hangar ve kurutma tesisi gibi yatırımların desteklenmesi, yurt dışında Türk tütününden sigara imal eden fabrikaların kurulması, Tekelin modernizasyonu ve özelleştirilmesi, Türkiye’de üretilen sigara ve diğer tütün mamulleri ihracatının desteklenmesi ve gerektiğinde ihracatın teşviki için Eximbank’a kredi verilmesi hususlarında destek ve teşvikte bulunmak amacıyla kurulan, ancak bu amaçların gerçekleştirilmesi yönünde bugüne kadar yeterli işlerlik kazandırılamayan Tütün Fonu, – Adalet hizmetlerinin süratli ve etkin bir şekilde yürütülebilmesi için Adalet Bakanlığı merkez ve taşra teşkilâtıyla bağlı kuruluşları, ceza infaz kurumları ve tutukevlerinin bina, eğitim tesisi, konut, araç, gereç ve tefriş ihtiyaçlarının karşılanmasına yardımcı olmak için gerekli kaynakların sağlanması amacıyla Adalet Bakanlığı nezdinde kurulmuş bulunan Adalet Teşkilâtını Güçlendirme Fonu ile – 3516 sayılı Ölçüler ve Ayar Kanunu ile kurulan ve Sanayi ve Ticaret Bakanlığı bünyesinde faaliyetleri sürdürülmekte olan Ölçüler ve Ayar Fonunun, Tasfiye edilmesi ve söz konusu fonlara ilişkin mezkûr kanunlarda yer alan diğer hükümler ile Tarım Reformu Fonunun kaldırılmasına paralel olarak, 3155 sayılı Tarım Reformu Genel Müdürlüğünün Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanunda yer alan, ilgili personele fondan ödeme yapılmasına ilişkin hükmün de yürürlükten kaldırılması öngörülmüştür.
-
Bu madde de yer alan “Madencilik Fonuna” ibaresi, 21/2/2001 tarihli ve 4629 sayılı Kanunun 6 ncı maddesiyle “bütçeye” şeklinde değiştirilmiştir.
Değişikliğin gerekçesi
– a) 2499 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu ile verilen görevleri yapmak üzere kurulan ve tüzel kişiliği haiz Sermaye Piyasası Kurulunun bütçesi, Fon adı altında tutulan bir hesapla yürütülmekte ve giderleri bu özel Fondan karşılanmaktadır. Mezkûr Kanunda düzenlenen Fon, klasik anlamda fon uygulamalarından uzak olup, daha çok Sermaye Piyasası Kurulunun özel bütçesi olarak kullanılmakta ve kurulun bütün giderleri de buradan yapılmaktadır. Bu nedenle Kurulun, görevlerini yerine getirmesi açısından anılan Kanunda geçen “Fon” ibarelerinin “Hesap” olarak değiştirilmesi öngörülmüştür.
b) 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 12 nci maddesinin dördüncü fıkrası değiştirilerek , bu Kanunun 1 inci maddesi ile kaldırılan Korunması Gerekli Taşınmaz Kültür Varlıklarının Onarımına Katkı Fonundan yapılacak harcamalar ve verilecek kredilere ilişkin usul ve esasların yönetmelikle belirlenmesine dair hüküm madde metninden çıkarılmıştır.
c) Bütçe kapsamı dışında yer alan ve gelirlerinden bütçeye kesinti yapılmayan Garanti Fonu, zorunlu malî sorumluluk sigortasına tâbi motorlu araçların sebep olacakları zararların, işletenin sorumluluğuna ilişkin kurallar uyarınca geçerli teminat tutarları dahilinde karşılanması amacıyla, Türkiye Sigorta ve Reasürans Şirketleri Birliği nezdinde faaliyet göstermekte, işlevi açısından bir tür sigorta mahiyetinde olup gelirleri kamu geliri niteliği taşımamaktadır. Adının “fon” olmasına karşın, bir tür “hesap” niteliğinde olan Fonun, fon tanımı dışında tutularak, fon sistemi dışında Karayolu Trafik Garanti Sigortası Hesabı şeklinde faaliyetlerine devam etmesi öngörülmüştür.
Ayrıca, bu Kanunun 1 inci maddesi uyarınca, Trafik Hizmetlerini Geliştirme Fonunun kaldırılması öngörüldüğünden, 2918 sayılı Kanunun 91 inci maddesinin üçüncü fıkrasında, sigorta yaptıranların, sigorta şirketlerine ödeyecekleri sigorta primi üzerinden adı geçen Fona yatırılması öngörülen tutarın, Maliye Bakanlığı bütçesine gelir ve EmniyetGenel Müdürlüğü bütçesine özel ödenek kaydedilmesi suretiyle trafik hizmetlerinde kullanımının sağlanması amaçlanmıştır.
d) 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 131 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Trafik Hizmetlerini Geliştirme Fonuna yatırılan basılı kâğıtlar ve plakaların satışının federasyona sağladığı net gelirin % 60’ının, bu Kanunun 1 inci maddesi uyarınca söz konusu Fon kaldırıldığından, Maliye Bakanlığınca bütçeye gelir ve Emniyet Genel Müdürlüğü bütçesine özel ödenek kaydedilerek Emniyet Genel Müdürlüğü hizmetlerinde kullanılması amaçlanmaktadır.Gelirin kalan kısmı ise, Türkiye Şoförler ve Otomobilciler Federasyonuna bırakılmaktadır.
e) Bu Kanunun 1 inci maddesi ile Madencilik Fonunun tasfiyesi öngörüldüğünden ve Maden Kanununun 14 üncü maddesinin birinci fıkrasında geçen “% 5’i fon iştiraki” ibaresi kaldırıldığından, bir gelir kaybına yol açmamak amacıyla söz konusu tutar aynı maddede yer alan Devlet hakkına ilave edilerek, Devlet hakkı % 10’a çıkarılmaktadır. Bunun yanı sıra, 3213 sayılı Madencilik Kanununda geçen “Madencilik Fonuna” ibareleri “bütçeye” olarak değiştirilerek, ilgili maddelerde belirtilen fon gelirlerinin bütçeye aktarılması ve aynı Kanunun 35 inci maddesinde geçen “Madencilik Fonundan” ibaresi “Bakanlık bükçesinden” şeklinde değiştirilerek söz konusu maddede belirtilen masrafların bütçeden karşılanması amaçlanmıştır.
-
Bu maddede yer alan “madencilik fon katkısı ve” ibaresi, 21/2/2001 tarihli ve 4629 sayılı Kanunun 1 inci maddesiyle metinden çıkarılmıştır.
Değişikliğin gerekçesi
– Madde ile, fonlarla yürütülen hizmetlerden devamında zorunluluk arz edenlerin ilgili kurum ve kuruluş bütçelerinden yerine getirilebilmesi ve bu suretle bütçe disiplinine katkıda bulunulması amacıyla, maddede belirtilen fonların tasfiye edilmesi öngörülmüştür.
1163 sayılı Kooperatifler Kanunu ile Tarım ve Köyişleri Bakanlığı bünyesinde oluşturulan Çiftçi ve Kooperatifçilik Tanıtma, Eğitim ve Ödüllendirme Fonu ile Sanayi ve Ticaret Bakanlığı bünyesindeki Kooperatifçilik Tanıtma ve Eğitim Fonu tarafından yürütülen hizmetlerin ilgili Bakanlık bütçesine bu hizmetler için ödenek tahsis edilmesi suretiyle yerine getirilmesi mümkün bulunduğundan adı geçen iki Fonun tasfiye edilmesi amaçlanmıştır.
2090 sayılı Tabiî Afetlerden Zarar Gören Çiftçilere Yapılacak Yardımlar Hakkında Kanun ile kurulmuş bulunan Fonun önceki yıllarda gelir ve giderleri çok düşük seviyede gerçekleşmiş bulunduğundan ve Fonun faaliyetleri Tarım ve Köyişleri Bakanlığı bütçesine konulacak ödeneklerle yürütebileceğinden, adı geçen Kanunla kurulan Fon kaldırılmaktadır.
2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanunu ile Turizm Bakanlığı nezdinde kurulan Turizmi Geliştirme Fonunun, Fon tarafından üstlenilen turizm yatırımlarına kredi desteği sağlama ve dış pazarlama imkânlarının geliştirilmesi gibi hizmetlerin anılan Bakanlık bütçesinden veya genel teşvik mevzuatı çerçevesinde yerine getirilmesi mümkün bulunduğundan, söz konusu Kanunun;fonun kurulması, gelirleri, giderleri ve fon yönetmeliğine ilişkin hükümlerinin yürürlükten kaldırılması ve bu suretle Fonun tasfiye edilmesi öngörülmüştür.
2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu ile Kültür Bakanlığı emrinde, özel hukuka tâbi gerçek ve tüzelkişilerin mülkiyetinde bulunan, korunması gerekli kültür ve tabiat varlıklarının;
korunması, bakımı ve onarımı için aynî, nakdî ve teknik yardım yapmak ve kredi vermek amacıyla kurulan ve gelirleri bütçeye konulan ödenek ve Fondan verilen kredilerin geri dönüşlerinden oluşan Korunması Gerekli Taşınmaz Kültür Varlıklarının Onarımına Katkı Fonunun kaldırılmasına karşın, söz konusu Kanunun 12 nci maddesinin birinci fıkrası yürürlükten kaldırılmayarak Kültür Bakanlığınca, özel hukuka tâbi gerçek ve tüzelkişilerin mülkiyetinde bulunan ve korunması gerekli kültür ve tabiat varlıklarının korunması, bakımı ve onarımı için aynî, nakdî ve teknik yardım yapılması ve kredi verilmesi imkânı saklı tutulmuştur.
Çevre kirliliğinin önlenmesi ve çevrenin iyileştirilmesi amacıyla, 2872 sayılı Çevre Kanunu ile Çevre Bakanlığı bünyesinde oluşturulan ve kaynakları ağırlıklı olarak, çevre kirliliğini önleyici ve çevreyi iyileştirici faaliyetlerde kullanılmak üzere belediyelere verilen araç gereçlerin alımlarında kullanılan Çevre Kirliliğini Önleme Fonu, çevre kirliliğinin önlenmesi ve çevrenin iyileştirilmesi faaliyetlerinin, fon uygulaması yerine genel bütçe prensipleri içinde ilgili Bakanlık bütçesinden yapılarak bütçe disiplinine katkı sağlanması amacıyla tasfiye edilmekte ve 2872 sayılı Kanunun Fonun kurulması, gelirleri ve Fonun kullanılmasına ilişkin hükümleri yürürlükten kaldırılmaktadır.
Emniyet Genel Müdürlüğü bünyesindeki Trafik Hizmetlerini Geliştirme Fonunun tasfiye edilmesi halinde, Fon tarafından yürütülen;bilgi işlem merkezinin geliştirilmesi, trafik hizmetlerinin geliştirilmesi ve etkinlik kazandırılması amacıyla her çeşit araç ve gerecin sağlanması, trafikle ilgili görevler verilen mahallî idarelerin bu konudaki projelerinin finanse edilmesi, okullar ve kurslar açmak dahil trafik personelinin ve halkın eğitim faaliyetlerinin geliştirilmesi hizmetleri, bu Kanunun 5 inci maddesi ile getirilen hüküm çerçevesinde sigorta yaptıranların sigorta şirketlerine ödeyecekleri sigorta primi üzerinden alınan fon gelirlerinin bütçeye gelir ve Emniyet Genel Müdürlüğü bütçesine özel ödenek kaydedilmesi suretiyle yerine getirilebilecektir.
3213 sayılı Maden Kanunu ile kurulmuş bulunan Madencilik Fonunun teşkili, kaynakları, işleyişi, denetimi ile Madencilik Fonunun tanımı ve maden sahasından çıkarılacak cevherlerin işletme yıllık brüt kârından Madencilik Fonunun % 5 oranında aldığı pay ve bunun Etibank’a aktarılmasına ilişkin hüküm ile Kanunda geçen “Madencilik Fonuna” ve “madencilik fon katkısı ve” ibareleri yürürlükten kaldırılmakta, bunun sonucu oluşacak gelir kayıplarının telafisi amacıyla da bu Kanunun 5 inci maddesinde gerekli düzenlemeler yapılmaktadır.
Muhtaç sanatçılara, sosyal yardım amacıyla kurulmuş olan Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Fonundan yardım yapılabileceği, Fon tarafından, her yıl belirlenecek sayıda filmin yapımcı ve yönetmenine sinema başarı ödülleri ve kredi verilmesi ve Türk kültür zenginliklerini tanıtıcı mahiyetteki projelerin desteklenmesi hizmetlerinin ise Kültür Bakanlığı bütçesinden yerine getirilebileceği düşünüldüğünden, 3257 sayılı Sinema, Video ve Müzik Eserleri Kanunu ile Kültür Bakanlığı nezdinde kurulan Sinema ve Müzik Sanatı Destekleme Fonunun tasfiye edilmesi öngörülmüştür.
3289 sayılı Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğünün Teşkilât ve Görevleri Hakkında Kanun gereğince, federasyon faaliyetlerinde sürat ve verimliliği artırmak amacıyla kurulan Federasyonlar Fonu aracılığı ile yapılan hizmetlerin Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü bütçesinden yerine getirilmesi mümkün olduğundan, malî disiplinin ve bütçe birliğinin sağlanmasını teminen Fon tasfiye edilmekte, müsabakalardan elde edilecek brüt hâsılattan gerekli masraflar çıktıktan sonra geriye kalan miktardan Fona pay ayrılmayarak bu miktarın tamamı müsabakanın yapıldığı Gençlik ve Spor İl Müdürlükleri ile müsabaka yapan kulüplere bırakılmaktadır.
Bunun yanı sıra;
– 2510 sayılı İskân Kanunu ile, iskân işleri için lüzumlu olan harcamaların karşılanması amacıyla T.C. Ziraat Bankası bünyesinde kurulan Özel İskân Fonu, – 6831 sayılı Orman Kanunu ile kurulan Ağaçlandırma Fonu ve Orman Köylülerini Kalkındırma Fonu, – 2873 sayılı Millî Parklar Kanununun kapsamına giren yerlerin tesis koruma, onarım, bakım, tanıtım ve işletme harcamaları için Orman Bakanlığı emrinde kurulan Millî Parklar Fonu, – 3083 sayılı Sulama Alanlarında Arazi Düzenlenmesine Dair Tarım Reformu Kanunu ile oluşturulan Tarım Reformu Fonu, – Virginia ve Burley vasıflı şark tipi tütün ekiminin iyileştirilmesi, geliştirilmesi, tütün ekicilerinin desteklenmesi ve eğitilmesi, tütün borsasının kurulması, tütün üretici kooperatiflerinin finansmanı, sektörce kurulacak hangar ve kurutma tesisi gibi yatırımların desteklenmesi, yurt dışında Türk tütününden sigara imal eden fabrikaların kurulması, Tekelin modernizasyonu ve özelleştirilmesi, Türkiye’de üretilen sigara ve diğer tütün mamulleri ihracatının desteklenmesi ve gerektiğinde ihracatın teşviki için Eximbank’a kredi verilmesi hususlarında destek ve teşvikte bulunmak amacıyla kurulan, ancak bu amaçların gerçekleştirilmesi yönünde bugüne kadar yeterli işlerlik kazandırılamayan Tütün Fonu, – Adalet hizmetlerinin süratli ve etkin bir şekilde yürütülebilmesi için Adalet Bakanlığı merkez ve taşra teşkilâtıyla bağlı kuruluşları, ceza infaz kurumları ve tutukevlerinin bina, eğitim tesisi, konut, araç, gereç ve tefriş ihtiyaçlarının karşılanmasına yardımcı olmak için gerekli kaynakların sağlanması amacıyla Adalet Bakanlığı nezdinde kurulmuş bulunan Adalet Teşkilâtını Güçlendirme Fonu ile – 3516 sayılı Ölçüler ve Ayar Kanunu ile kurulan ve Sanayi ve Ticaret Bakanlığı bünyesinde faaliyetleri sürdürülmekte olan Ölçüler ve Ayar Fonunun, Tasfiye edilmesi ve söz konusu fonlara ilişkin mezkûr kanunlarda yer alan diğer hükümler ile Tarım Reformu Fonunun kaldırılmasına paralel olarak, 3155 sayılı Tarım Reformu Genel Müdürlüğünün Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanunda yer alan, ilgili personele fondan ödeme yapılmasına ilişkin hükmün de yürürlükten kaldırılması öngörülmüştür.
-
-
30 Temmuz 1999
-
12 Haziran 1987
-
24 Aralık 1986