İçeriğe geç
Yürürlükte Temel kanun 11. hâli

Maden Kanunu

Kanun numarası
3213
Kabul tarihi
04.06.1985
Resmî Gazete
15.06.1985 / 18785
Düstur
5. tertip, cilt 24
Son değişiklik
19.07.2025
Madde sayısı
105

Madde 7 geçmişi

Madencilik faaliyetlerinde izinler

Metin 4 kez değişmiş, toplam 33 değişiklik kaydı var. Ayrıca 2 geçişte hüküm aynı kalıp yalnızca yazım değişmiş (satır sonu, şapkalı harf, büyük/küçük harf, dipnot işareti ya da sızmış bölüm başlığı); bunlar listeye alınmadı.

Bugünkü metni

Madde 7 – (Değişik: 26/5/2004 – 5177/3 md.)

(İptal birinci fıkra: Anayasa Mahkemesi’nin 15/1/2009 tarihli ve E.: 2004/70, K.: 2009/7 sayılı Kararı ile.; Yeniden düzenleme: 10/6/2010-5995/3 md.) Madencilik faaliyetlerinin yapılması ve ruhsatlandırma işlemlerinin yürütülmesi ile ilgili olarak yeni verilecek ruhsat alanlarına maden işletme yöntemi, faaliyetin yapıldığı bölge, madenin cinsi, yapılacak yatırımın çevresel etkileri, şehirleşme ve benzeri hususlar dikkate alınarak, temdit talepleri dahil ruhsat verilen alanlarda kazanılmış haklar korunmak kaydıyla, ilgili kurumların görüşleri alınarak Bakanlık tarafından kısıtlama getirilebilir. İlk müracaat veya ihale yolu ile yapılacak ruhsatlandırmalarda müracaatın yapılacağı alanlar diğer kanunlar ile getirilen kısıtlamalar gözönüne alınarak Bakanlıkça ruhsat müracaatına kapatılabilir. Kısıtlama gerekçesi ortadan kalkan alanlar ihale yoluyla aramalara açılır. Bu Kanun dışında madencilik faaliyetleri ile ilgili olarak yapılacak her türlü kısıtlama ancak kanun ile düzenlenir.

(Ek fıkra: 10/6/2010-5995/3 md.) (Değişik ikinci fıkra:19/7/2025-7554/3 md.) Özel çevre koruma bölgeleri, 9/8/1983 tarihli ve 2873 sayılı Milli Parklar Kanununa göre korunan alanlar, sulak alanlar, yaban hayatı koruma ve geliştirme sahaları, ormanlar, 12/3/1982 tarihli ve 2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanununa göre ilan edilen kültür ve turizm koruma ve gelişim bölgeleri, turizm merkezleri, 4/4/1990 tarihli ve 3621 sayılı Kıyı Kanununa göre korunması gerekli alanlar, birinci derece askeri yasak bölgeler, 1/5000 ölçekli imar planı onaylanmış alanlar, 21/7/1983 tarihli ve 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu kapsamında kalan sit alanları ile madencilik amacı dışında tahsis edilen ve Genel Müdürlük tarafından uygun görüş verilen elektrik santralleri, organize sanayi bölgeleri, endüstri bölgeleri, petrol, doğal gaz ve jeotermal boru hatları gibi yatırım alanlarına ait koordinatlar ilgili kurumlar tarafından Genel Müdürlüğe bildirilir.

(Ek fıkra: 10/6/2010-5995/3 md.) (Değişik üçüncü fıkra:19/7/2025-7554/3 md.) Ormanlar hariç ikinci fıkra kapsamında bildirilen alanlarda ruhsat düzenlenmeden önce Genel Müdürlük, ilgili kuruma proje hakkında görüşünü sorarak izin talebinde bulunur. İlgili kurum değerlendirmelerini tamamlayarak üç ay içinde izin talebine cevap verir. Bu süre içerisinde cevap verilmemesi durumunda ilgili kuruma Genel Müdürlükçe bir ay ilave süre verilir. Bu süre sonunda da karar bildirilmezse, izin verilmiş sayılır. Verilen izin, işletme ruhsatına geçiş veya temdit değerlendirmelerinde o alanda devam eder. Ancak idarenin projede veya rehabilitasyon projesinde değişiklik talep etmesi mümkündür.

(Ek fıkra: 10/6/2010-5995/3 md.) (Değişik dördüncü fıkra:19/7/2025-7554/3 md.) Devlet ormanları içinde maden aranması ve işletilmesi ile madencilik faaliyeti için zorunlu tesis, yol, enerji, su, haberleşme ve altyapı tesislerine 31/8/1956 tarihli ve 6831 sayılı Orman Kanunu hükümlerine göre Genel Müdürlüğün talebi üzerine üç ay içinde yirmi dört ay süreyle bedelsiz izin verilir. Genel Müdürlükçe talep edilmesi halinde izin süresi on iki ay uzatılır. Genel Müdürlükçe alınan bedelsiz izne ilişkin taahhüt senedi Orman Genel Müdürlüğüne verilir. Ancak verilen bedelsiz iznin işletilmesi, gerçek ve tüzel kişilere devredilmesi veya işlettirilmesi halinde alınması gereken bedeller Orman Genel Müdürlüğünün özel bütçe hesabına yatırılarak, bedelli taahhüt senedi en geç bir ay içerisinde Orman Genel Müdürlüğüne verilir. Bu fıkranın yürürlüğe girmesinden önce verilen izinler ruhsat süresince devam eder ve altı ay içerisinde Genel Müdürlüğe devredilir. Arama faaliyeti için izin verilen alanlarda mücbir sebepler ve kısıtlayıcı yasal hükümler hariç işletme faaliyetine de izin verilir. İzin süreçlerinde mevzuatı gereği alınması gereken kurum görüşleri, çevresel etki değerlendirmesi belgesi gibi belgeler Genel Müdürlükçe alınır. Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından verilen izin, çevresel etki değerlendirmesi yönünden uygun görüş olarak kabul edilir.

(Ek fıkra: 10/6/2010-5995/3 md.) Yaban hayatı koruma ve geliştirme sahalarında maden arama ve işletme faaliyetleri ile bu faaliyetler için gerekli geçici tesislere çevresel etki değerlendirme raporunda belirlenen esaslar dahilinde izin verilir. Alınan izinler, temditler dahil ruhsat hukuku sonuna kadar devam eder.

(Ek fıkra: 10/6/2010-5995/3 md.) Uygulanan yöntem, teknoloji ve derinliğe bağlı olarak projesi Genel Müdürlükçe uygun bulunan yeraltı madencilik faaliyetlerinin tekabül ettiği yüzey alanı için herhangi bir izin alınmaz. Yeraltı madencilik faaliyetlerine bağlı olarak gerekli olan yerüstü tesisleri veya galeri ağzının isabet ettiği alan için gerekli izinlerin alınması zorunludur.

(Ek fıkra: 10/6/2010-5995/3 md.) (Değişik yedinci fıkra:19/7/2025-7554/3 md.) Ruhsat düzenlendikten sonra alan, izne tâbi hâle gelse dahi madencilik faaliyetlerine devam edilir. Ancak ruhsat sahasında kültür varlığının tespiti hâlinde madencilik faaliyetlerine devam edilebilmesi için Kültür ve Turizm Bakanlığının uygun görüşü aranır. Kültür ve Turizm Bakanlığının uygun görüş vermemesi durumunda Genel Müdürlük tarafından hesaplanan yatırım giderleri tutarındaki tazminat, lehine kısıtlama kararı verilen idarenin bütçesinden ruhsat sahibine ödenir.

(Ek fıkra: 10/6/2010-5995/3 md.) Kazanılmış haklar korunmak kaydıyla içme ve kullanma suyu rezervuarının maksimum su seviyesinden itibaren 1000-2000 metre mesafe genişliğindeki şeritte galeri usulü patlatma yapılmaması, alıcı ortama arıtma yapılmadan doğrudan su deşarj edilmemesi şartıyla çevre ve insan sağlığına zarar vermeyeceği bilimsel ve teknik olarak belirlenen maden arama ve işletme faaliyetleri ile altyapı tesislerine izin verilir. 2000 metreden sonraki koruma alanı içinde çevresel etki değerlendirmesi raporuna göre yapılması uygun bulunan maden istihracı ve her türlü tesis yapılabilir. Ancak faaliyet sırasında alıcı ortama yapılacak deşarjlarda ilgili yönetmelikte belirtilen limitlere uyulması zorunludur.

(Ek fıkra: 10/6/2010-5995/3 md.) Maden üretim faaliyetleri ile bu faaliyetlere dayalı ruhsat sahasındaki tesisler için işyeri açma ve çalışma ruhsatları il özel idareleri veya yatırım izleme ve koordinasyon başkanlığı tarafından verilir. (Ek cümle:14/2/2019-7164/8 md.) Maden ruhsat sahalarında, maden üretim faaliyetleri ile bu faaliyetlere dayalı ruhsat sahasındaki geçici tesisler dışındaki faaliyetler ve/veya tesisler için Bakanlığın izni olmaksızın hiçbir surette işyeri açma ve çalışma ruhsatı düzenlenemez. Bu ruhsatların verilmesi sırasında 2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu hükümlerine göre belediyelerin tahsil ettiği işyeri açma izni harcı büyükşehir belediyesi olan illerde yatırım izleme ve koordinasyon başkanlığı, büyükşehir belediyesi olmayan illerde il özel idaresi tarafından tahsil edilir. Bu bedelin % 50’si ruhsatın bulunduğu bölgeyle sınırlı olarak altyapı yatırımlarında kullanılmak üzere, doğrudan ilgili ilçe veya ilçelerin Köylere Hizmet Götürme Birlikleri hesabına aktarılır. Bu alanların belediyelerin mücavir alanı içerisinde kalması durumunda tahsil edilen harcın % 50’si ilgili belediyenin hesabına aktarılır.[11]

İlgili bakanlıkların mevzuatı gereği yapacakları inceleme ve denetimlerde; ruhsat alanlarında ilgili Kanun esaslarına uygun çalışılmadığının tespiti halinde, mevzuat çerçevesinde yapılacak işlemler Genel Müdürlüğe bildirilir. Çevre ve insan sağlığına zarar verdiği tespit edilen madencilik faaliyetleri gerekli önlemler alınıncaya kadar durdurulur.[12]

(Değişik onbirinci fıkra:19/7/2025-7554/3 md.) Çevresel etki değerlendirmesi işlemleri Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından yürütülür. Çevresel etki değerlendirmesi sürecinde ilgili kurumlar görüşlerini en geç üç ay içinde verir. Kurumların ilave süre talep etmeleri halinde en fazla bir ay ek süre verilir. Tüm değerlendirmelerini tamamlayarak bu süreler içinde görüş bildirmeyen kurumun görüşü olumlu kabul edilir. İzin vermiş kurumlar çevresel etki değerlendirmesi sürecinde olumsuz görüş veremez. Çevresel etki değerlendirmesi olumlu kararı alınan madencilik faaliyetleri için, ilgili kurum tarafından varsa mali yükümlülükler alınarak en geç bir ay içinde diğer işlemler tamamlanır.

(Değişik fıkra: 10/6/2010-5995/3 md.) İmar alanları içinde kalan madencilik faaliyetleri, ilgili yerel merciden izin alınarak yapılır. Ruhsat alındıktan sonra imar alanları içine alınan maden sahalarına bu hüküm uygulanmaz. İmar planı bulunmayan alanlarda yapılan veya yapılacak olan madencilik faaliyetleri ile bu faaliyetlere bağlı geçici tesisler ve bunların müştemilatı için imar planı yapılmaz. İşletme ruhsatları, tapu kayıtları ile çevre düzeni ve imar planları notuna işlenir. İmarsız alanlarda yürütülen madencilik faaliyetleri için gerekli olan geçici tesisler ve bunların müştemilatı, inşaat ve yapı kullanma iznine tabi değildir. Ancak, yapıların fen ve sağlık kurallarına uygun olması ve ilgili il özel idaresine veya yatırım izleme ve koordinasyon başkanlığına bildirilmesi zorunludur. İmarsız alanlarda yürütülen madencilik faaliyetleri için gerekli olan geçici tesisler ve bunların müştemilatı niteliğindeki yapıların, ruhsat sahibi tarafından madencilik faaliyetinin sonlandırılmasını müteakip bir yıl içinde kaldırılması, bunlardan çevresel etki değerlendirmesi olumlu kararı alınmış olanların, çevresel etki değerlendirmesi raporunda belirtildiği şekli ile her iki alanda da yol, su, haberleşme, enerji nakil hattı, bant konveyör, havai hat ve kuyu tesislerinin ilgili idarenin onayı ve talebi doğrultusunda bedelsiz olarak kalmasına izin verilebilir. Diğerlerinin ise süresinde yerinden kaldırılması veya çevre ile uyumlu hale getirilmesi zorunludur. Ruhsat sahibinin bu yükümlülüklerini yerine getirmemesi halinde, çevre ve insan sağlığı bakımından sorumlulukları devam eder. Ruhsat sahibi tarafından yapılması gereken işlemler valilik veya ilgili idare tarafından yerine getirilerek yapılan masraflar 21/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre tahsil edilir.[13]

Kamu hizmeti veya umumun yararına ayrılmış yerlere ve bu tür tesislere 60 metre mesafe dahilinde madencilik faaliyetleri Bakanlığın, binalara 60 metre, özel mülkiyete konu araziye 20 metre mesafe dahilinde ise mülk sahibinin iznine bağlıdır. Bu mesafeler, ihtiyaç halinde madencilik faaliyetlerinin boyutu, emniyet tedbirleri ve arazinin yapısı dikkate alınarak Bakanlıkça artırılabilir. Mesafeler yatay olarak hesaplanır.

Maden arama faaliyetleri, bu Kanunda sayılanlar dışında herhangi bir izne tâbi değildir. İşletme faaliyetleri ise, bu Kanuna göre Bakanlıkça çıkarılacak yönetmeliğe göre yürütülür.

(Değişik fıkra:14/2/2019-7164/8 md.) Madencilik faaliyetleri ile Devlet ve il yolları, otoyollar, demir yolları, havaalanı, liman, baraj, enerji tesisleri, petrol, doğalgaz, jeotermal boru hatları, su isale hatları gibi kamu yararı niteliği taşıyan ya da gerçek veya tüzel kişilere ait diğer yatırımların birbirlerini engellemesi, maden işletme faaliyetinin yapılamaz hale gelmesi, yatırım için başka alternatif alanların bulunamaması durumunda, madencilik faaliyeti ve yatırımla ilgili karar, kamu yararı açısından yatırımların önceliği ve önemini tespit etmek üzere, ilgili Bakanlığın uygun görüşü alınarak Bakanlık tarafından verilir. Bakanlık tarafından alınan bu kararlar, kamu yararı kararı yerine geçer. Maden işletme faaliyetinin yapılamaz hale geldiği alanın ruhsattan taksir edilmesine veya ruhsatın iptal edilmesine Bakanlık tarafından karar verilir.

(Ek fıkra: 10/6/2010-5995/3 md.) Herhangi bir yatırım yapılmamış I. Grup ve II. Grup (a) bendi madenler, mıcır, kaba inşaat, baraj, gölet, liman, yol gibi yapılarda kullanılan her türlü yapı hammaddeleri için verilen ruhsatlar ile görünür rezervi belirlenmemiş diğer grup maden ruhsat sahaları ile çakışan aynı yerdeki diğer yatırımlara Genel Müdürlükçe izin verilir. Ruhsatlı sahalarda görünür rezervi belirlemek üzere yapılan sondaj, kuyu, galeri, desandre gibi işler için yapılan yatırımların ve maden varlığının belgelenmesi durumunda tespit edilen görünür rezerv alanı dışındaki alanlar için, diğer yatırımların madencilik faaliyetlerini engellemeyeceğine Genel Müdürlükçe karar verilmesi halinde diğer yatırım için izin verilir. Bu alanlarda ruhsat sahibi tarafından yapılmış yatırımı etkileyen bir husus var ise bu alanla ilgili karar Bakanlık tarafından verilir. İşletme ruhsat alanı içerisinde ancak işletme izni veya görünür rezerv alanı dışındaki bir alanda diğer yatırımlara Genel Müdürlükçe izin verilebilir. Yatırımın işletme izni veya görünür rezerv alanı ile çakışması durumunda, Bakanlık tarafından karar verilir. Arama ruhsatı döneminde hiçbir yatırım yapılmamış ise diğer yatırımlara engel teşkil etmez.[14][15]

(İptal fıkra: Anayasa Mahkemesi’nin 15/1/2009 tarihli ve E.: 2004/70, K.: 2009/7 sayılı Kararı ile.; Yeniden düzenleme: 10/6/2010-5995/3 md.; Mülga fıkra: 2/7/2018-KHK-700/99 md.)

(Değişik fıkra: 10/6/2010-5995/3 md.) Bakanlık tarafından verilecek kararlarda; görünür rezerv alanı ile diğer yatırımın çakışması halinde öncelikle madenin makul bir sürede üretilebilme imkanının olup olmadığı, ara ve uç ürüne yönelik madenciliğe dayalı sanayi tesislerinin hammadde ihtiyacını karşılayan ruhsatlı sahalarda, tesisin hammadde ihtiyacını karşılayacak şekilde alternatif alanların bulunup bulunmadığı dikkate alınarak değerlendirme yapılır.

(Ek fıkra: 10/6/2010-5995/3 md.; Değişik: 4/2/2015-6592/4 md.) Bakanlık veya Genel Müdürlük tarafından gerekli görülmesi hâlinde hazırlatılan rapor, danışmanlık ücretleri, yapılacak tetkik ve incelemeler için gerekli yolluk, gündelik ve benzeri tüm harcamalar yatırımcı veya ruhsat sahibi tarafından karşılanır. Ayrıca Bakanlık veya Genel Müdürlük kararı ile faaliyeti kısıtlanan maden işletmecisinin veya yatırım sahibinin yatırım giderleri, lehine karar verilen tarafça tazmin edilir. (Ek cümle:14/2/2019-7164/8 md.) Yatırım çakışması işlemleri nedeniyle Bakanlıkça veya Genel Müdürlükçe herhangi bir sebeple ödenmek zorunda kalınan tutar, lehine karar verilen tarafa rücu edilir. Yatırım giderlerinin tespiti ve tazmin esasları Genel Müdürlük tarafından çıkarılan yönetmelikle belirlenir.

(Değişik fıkra:14/2/2019-7164/8 md.) Madencilik faaliyetleri ve/veya bu faaliyetlere bağlı geçici tesisler için verilmiş izinler, temditler dahil ruhsat hukuku devam ettiği sürece geçerlidir. Ruhsatın temdit edilmesi hâlinde madencilik faaliyetleri ve/veya bu faaliyetlere bağlı geçici tesisler için verilmiş bütün izinler temdit süresi sonuna kadar hiçbir işleme gerek kalmaksızın uzatılmış sayılır.

(Değişik fıkra:14/2/2019-7164/8 md.) Çevresel etki değerlendirmesi ile ilgili karar, işyeri açma ve çalışma ruhsatı, mülkiyet izni olmadan veya onüçüncü fıkraya aykırı faaliyette bulunulduğunun tespiti hâlinde 46.579 TL tutarında idari para cezası uygulanarak bu alandaki işletme faaliyetleri durdurulur. Bu ihlalleri tespit eden kamu kurum ve kuruluşu diğer ilgili kamu kurum ve kuruluşlarına durumu bildirir. Bu ihlallerin ilk tespit tarihinden itibaren, ilk tespit dâhil üç yıl içinde üç kez yapıldığının tespiti hâlinde ise ruhsat iptal edilir.

(Ek fıkra:14/2/2019-7164/8 md.) Ruhsat sahalarında ruhsat sahipleri, madencilik faaliyetleri ve madenlerin işlenmesine yönelik faaliyetler dışında hiçbir faaliyette bulunamaz ve geçici tesisler dışında herhangi bir tesis veya alt yapı tesisi kuramaz. Ruhsat sahalarında ruhsat sahibi veya diğer gerçek veya tüzel kişiler ile kamu kurum ve kuruluşları ancak Bakanlık tarafından uygun görülmesi hâlinde ticari veya sınai faaliyette bulunabilir.

(Ek fıkra:14/2/2019-7164/8 md.) Maden ruhsat sahalarında rezerv kaybına sebebiyet verilmemesi için, arazinin vasfına bakılmaksızın ruhsat sahaları hafriyat toprağı, cüruf, inşaat yıkıntı atığı ve benzeri atıklar için döküm alanı olarak kullanılamaz, maden ruhsat sahalarına kamu kurum ve kuruluşları tarafından döküm izni verilemez. Ancak maden ruhsat sahalarında rezervin bittiğinin Genel Müdürlükçe tespiti hâlinde Genel Müdürlükçe kamu kurum ve kuruluşlarına izin verilir. Rezervin bittiğinin tespit edilememesi veya rezervin varlığının tespiti hâlinde ise Genel Müdürlüğe kamu kurum ve kuruluşları tarafından yapılan döküm izni talepleri onbeşinci fıkra kapsamında yatırım çakışması olarak değerlendirilir ve ilgili hükümlere göre sonuçlandırılır. İhalelik sahalar için de arazinin vasfına bakılmaksızın, Genel Müdürlüğün uygun görüşü alınması zorunludur. Bu fıkra hükümlerine aykırı hareket edenlere 10 uncu maddenin yedinci fıkrasında belirtilen idari para cezasının on katı tutarında idari para cezası uygulanarak bu faaliyetler durdurulur, yapılan dökümün ruhsat sahasından veya ihalelik sahadan kaldırılması için altı ay süre verilir, bu süre içerisinde kaldırılmaması hâlinde bu fıkra kapsamındaki idari para cezası iki katı olarak uygulanır. Bu işlemler valilik veya ilgili idare tarafından yerine getirilerek, yapılan masraflar 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre tahsil edilir.

(Ek fıkra:19/7/2025-7554/3 md.) Üçüncü veya dördüncü fıkra uyarınca ilgili kurum tarafından IV. Grup ile stratejik veya kritik madenlere izin verilmeyen hâllerde; sahanın rezerv potansiyeli, yeri, cinsi ve ekonomiye katkısı gibi hususlar dikkate alınarak Bakanlıkça yapılacak başvuru üzerine izin hakkında nihai karar, üstün kamu yararı çerçevesinde Kurul tarafından verilir. Kurul, madencilik faaliyeti lehine karar verirse ilgili kurum bir ay içinde izin kararını Genel Müdürlüğe gönderir ve ruhsat düzenlenir.

Metnin değiştiği tarihler

  1. 19 Temmuz 2025

    • Değiştirildi Madde 7 (ikinci fıkra) 7554 sayılı Kanun, md. 3
      Değişikliğin gerekçesi

      Madencilik faaliyetlerine ilişkin hükümlere göre arama ve işletme ruhsatı düzenlenebilmesi için bir izin yükümlülüğü bulunmazken ruhsat düzenlendikten sonra, fiilen arama ve işletme faaliyetlerine başlanılabilmesi için ruhsata konu arazinin durumuna göre orman izni, tarım dışı kullanım izni, mera tahsis amacı değişikliği gibi birtakım izinlerin alınması zorunludur. Bununla birlikte hem müracaat hem de ihale usulünde ilgililerin proje hazırlama bedeli, arazi etüt bedeli, ruhsat taban bedeli gibi birtakım masraf ve mali yükümlülüklere katlanması, bazı teknik yükümlülükleri yerine getirmesi, ruhsatın düzenlendiği ilk yıldan itibaren her yıl için ruhsat bedeli ödemesi gerekmektedir. İşletme izni alınıp alınamayacağı belli olmayan sahalar için arama ve işletme ruhsatı edinme zorunluluğu yatırımcı açısından risk teşkil etmekte, yerli ve yabancı yatırımcıların madencilik sektörüne yönelmesini güçleştirmekte, ihale bedellerinin düşük kalmasına sebebiyet vermektedir.

      Madde ile; ruhsat süreçleri ve madencilik faaliyetlerinin daha sağlıklı yürütülebilmesi için orman alanları ve ilgili mevzuat hükümleri kapsamında izin alınması gereken alanların koordinatlarının Genel Müdürlüğe bildirilmesi, böylelikle idareler arasında ruhsat düzenlenmeden önce koordinasyon faaliyetlerinin daha sağlıklı hale getirilmesi, madencilikte izin süreçlerinin yeniden düzenlenmesi, bu kapsamda ruhsata konu alan için öncelikle ilgili kurumdan izin alınması, sonraki süreçlerde bu izin dikkate alınarak işlemlerin daha hızlı ve öngörülebilir şekilde yürütülmesi, emek, masraf ve zaman kaybının önüne geçilmesi ve yatırım ortamının iyileştirilmesi amaçlanmaktadır. Düzenlemeyle, Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü (MAPEG) tarafından ruhsat düzenlenmeden önce ilgili kurumlardan izin alınması, Orman Genel Müdürlüğünce verilecek izinlerin çevresel etki değerlendirmesi ihtisasına ve gerekliliklerine uygun çerçevede hazırlanması, böylelikle bu izinlerin çevresel etki değerlendirmesi sürecinde de esas alınması, üçüncü fıkra gereğince verilen iznin işletme ruhsatına geçiş ve temdit sürecinde ilgili idareyi bağlaması, gerekli mali yükümlülüklerin yerine getirilmesi ve taahhütlerin alınması üzerine diğer işlemlerin tamamlanması öngörülmektedir. Ayrıca bu izin süreci dört ayla kısıtlanarak, izin süreçlerinin hızlandırılması sağlanmaktadır. Bu izin, madencilik faaliyeti bakımından bağlayıcı olmakla birlikte, ilerleyen aşamalarda madencilik projesinde yapılacak değişikliklere bağlı olarak ilgili idarenin proje hakkında değişiklik talep etme yetkisi saklı tutulmaktadır.

      Maddenin dördüncü fıkrasıyla; Devlet ormanlarında Anayasanın 169 uncu maddesi ile 6831 sayılı Orman Kanununun 16 ncı maddesinin ruhuna uygun olarak üçüncü fıkradaki ana kuraldan farklı bir uygulama öngörülmektedir. Düzenlemeyle Devlet ormanlarında MAPEG’e bedel aranmaksızın izin verilmesi, izinle birlikte izin alanında madencilik faaliyetlerine yönelik tasarruf yetkisinin madencilik faaliyetleri sonlanıncaya kadar MAPEG’e geçmesi, MAPEG’in kendisine verilen izin şartlarıyla bağlı kalmak kaydıyla bu alanları kendi mevzuatına göre ruhsatlandırabilmesi, arama ruhsatı döneminde yükümlülüklerini yerine getirerek işletme ruhsatı talebinde bulunmuş yatırımcıya ancak aleyhe yargı kararı, mücbir sebep veya önceden verilen izni geçersiz hale getirebilecek kısıtlayıcı yasal bir hüküm ortaya çıkması halinde izin verilmemesi öngörülmektedir. Buna bağlı olarak izin alındıktan sonra ÇED sürecinde, arama ruhsatından işletme ruhsatına geçiş aşamasında ve işletme ruhsatı temdit aşamasında Orman Genel Müdürlüğünce verilmiş ilk iznin dikkate alınması sağlanmaktadır.

      Maddenin yedinci fıkrasıyla; madencilik faaliyeti için izin alınmış alanların sonradan ilgili kamu kurum ve kuruluşunun alan hakkındaki değerlendirmesinin değişmesine bağlı olarak izinli hâle gelmesi durumunda kazanılmış hakların korunması, mahkeme kararı olmaksızın idari işlemle madencilik faaliyetinin durdurulamaması amaçlanmaktadır. Ancak ruhsat düzenlendikten sonra sahada kültür varlığı tespit edilmesi halinde, ruhsat hukukunun bitimi beklenilmeksizin yatırım sahibine tazminat ödenmek şartıyla ruhsat hakkının sonlandırılabilmesi sağlanmaktadır. Tazminat hesabında işletme ruhsatı sahibinin yatırım maliyetlerinden, tesis ve teçhizatın amortismana tabi değeri ve sahadan elde ettiği gelir düşülmektedir.

      On birinci fıkrada yapılan değişiklikle ÇED sürecinde hukuki öngörülebilirliğin artırılması amacıyla süreç başında izin veren kurumların bu süreçte olumsuz görüş verememesi düzenlenmektedir.

      Maddenin yirmi dördüncü fıkrasıyla IV. Grup madenler ile stratejik ve kritik madenlere dair alınması gereken izinlere ilişkin idareler arasında çıkmış ihtilafların yargı organlarına başvurulmasına mahal vermeden, ortak iradeyle çözülebilmesini teminen ilgili bakanlardan oluşan “Kurul” müessesesi düzenlenmektedir. Kurulun, ihtilafları anayasa hükümlerine bağlı olarak kamu yararı ilkesi çerçevesinde, hızlı ve masrafsız bir şekilde çözebilmesi, bu sayede yatırımcı açısından öngörülebilirliğin artırılması amaçlanmaktadır.

    • Değiştirildi Madde 7 (üçüncü fıkra) 7554 sayılı Kanun, md. 3
      Değişikliğin gerekçesi

      Madencilik faaliyetlerine ilişkin hükümlere göre arama ve işletme ruhsatı düzenlenebilmesi için bir izin yükümlülüğü bulunmazken ruhsat düzenlendikten sonra, fiilen arama ve işletme faaliyetlerine başlanılabilmesi için ruhsata konu arazinin durumuna göre orman izni, tarım dışı kullanım izni, mera tahsis amacı değişikliği gibi birtakım izinlerin alınması zorunludur. Bununla birlikte hem müracaat hem de ihale usulünde ilgililerin proje hazırlama bedeli, arazi etüt bedeli, ruhsat taban bedeli gibi birtakım masraf ve mali yükümlülüklere katlanması, bazı teknik yükümlülükleri yerine getirmesi, ruhsatın düzenlendiği ilk yıldan itibaren her yıl için ruhsat bedeli ödemesi gerekmektedir. İşletme izni alınıp alınamayacağı belli olmayan sahalar için arama ve işletme ruhsatı edinme zorunluluğu yatırımcı açısından risk teşkil etmekte, yerli ve yabancı yatırımcıların madencilik sektörüne yönelmesini güçleştirmekte, ihale bedellerinin düşük kalmasına sebebiyet vermektedir.

      Madde ile; ruhsat süreçleri ve madencilik faaliyetlerinin daha sağlıklı yürütülebilmesi için orman alanları ve ilgili mevzuat hükümleri kapsamında izin alınması gereken alanların koordinatlarının Genel Müdürlüğe bildirilmesi, böylelikle idareler arasında ruhsat düzenlenmeden önce koordinasyon faaliyetlerinin daha sağlıklı hale getirilmesi, madencilikte izin süreçlerinin yeniden düzenlenmesi, bu kapsamda ruhsata konu alan için öncelikle ilgili kurumdan izin alınması, sonraki süreçlerde bu izin dikkate alınarak işlemlerin daha hızlı ve öngörülebilir şekilde yürütülmesi, emek, masraf ve zaman kaybının önüne geçilmesi ve yatırım ortamının iyileştirilmesi amaçlanmaktadır. Düzenlemeyle, Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü (MAPEG) tarafından ruhsat düzenlenmeden önce ilgili kurumlardan izin alınması, Orman Genel Müdürlüğünce verilecek izinlerin çevresel etki değerlendirmesi ihtisasına ve gerekliliklerine uygun çerçevede hazırlanması, böylelikle bu izinlerin çevresel etki değerlendirmesi sürecinde de esas alınması, üçüncü fıkra gereğince verilen iznin işletme ruhsatına geçiş ve temdit sürecinde ilgili idareyi bağlaması, gerekli mali yükümlülüklerin yerine getirilmesi ve taahhütlerin alınması üzerine diğer işlemlerin tamamlanması öngörülmektedir. Ayrıca bu izin süreci dört ayla kısıtlanarak, izin süreçlerinin hızlandırılması sağlanmaktadır. Bu izin, madencilik faaliyeti bakımından bağlayıcı olmakla birlikte, ilerleyen aşamalarda madencilik projesinde yapılacak değişikliklere bağlı olarak ilgili idarenin proje hakkında değişiklik talep etme yetkisi saklı tutulmaktadır.

      Maddenin dördüncü fıkrasıyla; Devlet ormanlarında Anayasanın 169 uncu maddesi ile 6831 sayılı Orman Kanununun 16 ncı maddesinin ruhuna uygun olarak üçüncü fıkradaki ana kuraldan farklı bir uygulama öngörülmektedir. Düzenlemeyle Devlet ormanlarında MAPEG’e bedel aranmaksızın izin verilmesi, izinle birlikte izin alanında madencilik faaliyetlerine yönelik tasarruf yetkisinin madencilik faaliyetleri sonlanıncaya kadar MAPEG’e geçmesi, MAPEG’in kendisine verilen izin şartlarıyla bağlı kalmak kaydıyla bu alanları kendi mevzuatına göre ruhsatlandırabilmesi, arama ruhsatı döneminde yükümlülüklerini yerine getirerek işletme ruhsatı talebinde bulunmuş yatırımcıya ancak aleyhe yargı kararı, mücbir sebep veya önceden verilen izni geçersiz hale getirebilecek kısıtlayıcı yasal bir hüküm ortaya çıkması halinde izin verilmemesi öngörülmektedir. Buna bağlı olarak izin alındıktan sonra ÇED sürecinde, arama ruhsatından işletme ruhsatına geçiş aşamasında ve işletme ruhsatı temdit aşamasında Orman Genel Müdürlüğünce verilmiş ilk iznin dikkate alınması sağlanmaktadır.

      Maddenin yedinci fıkrasıyla; madencilik faaliyeti için izin alınmış alanların sonradan ilgili kamu kurum ve kuruluşunun alan hakkındaki değerlendirmesinin değişmesine bağlı olarak izinli hâle gelmesi durumunda kazanılmış hakların korunması, mahkeme kararı olmaksızın idari işlemle madencilik faaliyetinin durdurulamaması amaçlanmaktadır. Ancak ruhsat düzenlendikten sonra sahada kültür varlığı tespit edilmesi halinde, ruhsat hukukunun bitimi beklenilmeksizin yatırım sahibine tazminat ödenmek şartıyla ruhsat hakkının sonlandırılabilmesi sağlanmaktadır. Tazminat hesabında işletme ruhsatı sahibinin yatırım maliyetlerinden, tesis ve teçhizatın amortismana tabi değeri ve sahadan elde ettiği gelir düşülmektedir.

      On birinci fıkrada yapılan değişiklikle ÇED sürecinde hukuki öngörülebilirliğin artırılması amacıyla süreç başında izin veren kurumların bu süreçte olumsuz görüş verememesi düzenlenmektedir.

      Maddenin yirmi dördüncü fıkrasıyla IV. Grup madenler ile stratejik ve kritik madenlere dair alınması gereken izinlere ilişkin idareler arasında çıkmış ihtilafların yargı organlarına başvurulmasına mahal vermeden, ortak iradeyle çözülebilmesini teminen ilgili bakanlardan oluşan “Kurul” müessesesi düzenlenmektedir. Kurulun, ihtilafları anayasa hükümlerine bağlı olarak kamu yararı ilkesi çerçevesinde, hızlı ve masrafsız bir şekilde çözebilmesi, bu sayede yatırımcı açısından öngörülebilirliğin artırılması amaçlanmaktadır.

    • Değiştirildi Madde 7 (dördüncü fıkra) 7554 sayılı Kanun, md. 3
      Değişikliğin gerekçesi

      Madencilik faaliyetlerine ilişkin hükümlere göre arama ve işletme ruhsatı düzenlenebilmesi için bir izin yükümlülüğü bulunmazken ruhsat düzenlendikten sonra, fiilen arama ve işletme faaliyetlerine başlanılabilmesi için ruhsata konu arazinin durumuna göre orman izni, tarım dışı kullanım izni, mera tahsis amacı değişikliği gibi birtakım izinlerin alınması zorunludur. Bununla birlikte hem müracaat hem de ihale usulünde ilgililerin proje hazırlama bedeli, arazi etüt bedeli, ruhsat taban bedeli gibi birtakım masraf ve mali yükümlülüklere katlanması, bazı teknik yükümlülükleri yerine getirmesi, ruhsatın düzenlendiği ilk yıldan itibaren her yıl için ruhsat bedeli ödemesi gerekmektedir. İşletme izni alınıp alınamayacağı belli olmayan sahalar için arama ve işletme ruhsatı edinme zorunluluğu yatırımcı açısından risk teşkil etmekte, yerli ve yabancı yatırımcıların madencilik sektörüne yönelmesini güçleştirmekte, ihale bedellerinin düşük kalmasına sebebiyet vermektedir.

      Madde ile; ruhsat süreçleri ve madencilik faaliyetlerinin daha sağlıklı yürütülebilmesi için orman alanları ve ilgili mevzuat hükümleri kapsamında izin alınması gereken alanların koordinatlarının Genel Müdürlüğe bildirilmesi, böylelikle idareler arasında ruhsat düzenlenmeden önce koordinasyon faaliyetlerinin daha sağlıklı hale getirilmesi, madencilikte izin süreçlerinin yeniden düzenlenmesi, bu kapsamda ruhsata konu alan için öncelikle ilgili kurumdan izin alınması, sonraki süreçlerde bu izin dikkate alınarak işlemlerin daha hızlı ve öngörülebilir şekilde yürütülmesi, emek, masraf ve zaman kaybının önüne geçilmesi ve yatırım ortamının iyileştirilmesi amaçlanmaktadır. Düzenlemeyle, Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü (MAPEG) tarafından ruhsat düzenlenmeden önce ilgili kurumlardan izin alınması, Orman Genel Müdürlüğünce verilecek izinlerin çevresel etki değerlendirmesi ihtisasına ve gerekliliklerine uygun çerçevede hazırlanması, böylelikle bu izinlerin çevresel etki değerlendirmesi sürecinde de esas alınması, üçüncü fıkra gereğince verilen iznin işletme ruhsatına geçiş ve temdit sürecinde ilgili idareyi bağlaması, gerekli mali yükümlülüklerin yerine getirilmesi ve taahhütlerin alınması üzerine diğer işlemlerin tamamlanması öngörülmektedir. Ayrıca bu izin süreci dört ayla kısıtlanarak, izin süreçlerinin hızlandırılması sağlanmaktadır. Bu izin, madencilik faaliyeti bakımından bağlayıcı olmakla birlikte, ilerleyen aşamalarda madencilik projesinde yapılacak değişikliklere bağlı olarak ilgili idarenin proje hakkında değişiklik talep etme yetkisi saklı tutulmaktadır.

      Maddenin dördüncü fıkrasıyla; Devlet ormanlarında Anayasanın 169 uncu maddesi ile 6831 sayılı Orman Kanununun 16 ncı maddesinin ruhuna uygun olarak üçüncü fıkradaki ana kuraldan farklı bir uygulama öngörülmektedir. Düzenlemeyle Devlet ormanlarında MAPEG’e bedel aranmaksızın izin verilmesi, izinle birlikte izin alanında madencilik faaliyetlerine yönelik tasarruf yetkisinin madencilik faaliyetleri sonlanıncaya kadar MAPEG’e geçmesi, MAPEG’in kendisine verilen izin şartlarıyla bağlı kalmak kaydıyla bu alanları kendi mevzuatına göre ruhsatlandırabilmesi, arama ruhsatı döneminde yükümlülüklerini yerine getirerek işletme ruhsatı talebinde bulunmuş yatırımcıya ancak aleyhe yargı kararı, mücbir sebep veya önceden verilen izni geçersiz hale getirebilecek kısıtlayıcı yasal bir hüküm ortaya çıkması halinde izin verilmemesi öngörülmektedir. Buna bağlı olarak izin alındıktan sonra ÇED sürecinde, arama ruhsatından işletme ruhsatına geçiş aşamasında ve işletme ruhsatı temdit aşamasında Orman Genel Müdürlüğünce verilmiş ilk iznin dikkate alınması sağlanmaktadır.

      Maddenin yedinci fıkrasıyla; madencilik faaliyeti için izin alınmış alanların sonradan ilgili kamu kurum ve kuruluşunun alan hakkındaki değerlendirmesinin değişmesine bağlı olarak izinli hâle gelmesi durumunda kazanılmış hakların korunması, mahkeme kararı olmaksızın idari işlemle madencilik faaliyetinin durdurulamaması amaçlanmaktadır. Ancak ruhsat düzenlendikten sonra sahada kültür varlığı tespit edilmesi halinde, ruhsat hukukunun bitimi beklenilmeksizin yatırım sahibine tazminat ödenmek şartıyla ruhsat hakkının sonlandırılabilmesi sağlanmaktadır. Tazminat hesabında işletme ruhsatı sahibinin yatırım maliyetlerinden, tesis ve teçhizatın amortismana tabi değeri ve sahadan elde ettiği gelir düşülmektedir.

      On birinci fıkrada yapılan değişiklikle ÇED sürecinde hukuki öngörülebilirliğin artırılması amacıyla süreç başında izin veren kurumların bu süreçte olumsuz görüş verememesi düzenlenmektedir.

      Maddenin yirmi dördüncü fıkrasıyla IV. Grup madenler ile stratejik ve kritik madenlere dair alınması gereken izinlere ilişkin idareler arasında çıkmış ihtilafların yargı organlarına başvurulmasına mahal vermeden, ortak iradeyle çözülebilmesini teminen ilgili bakanlardan oluşan “Kurul” müessesesi düzenlenmektedir. Kurulun, ihtilafları anayasa hükümlerine bağlı olarak kamu yararı ilkesi çerçevesinde, hızlı ve masrafsız bir şekilde çözebilmesi, bu sayede yatırımcı açısından öngörülebilirliğin artırılması amaçlanmaktadır.

    • Değiştirildi Madde 7 (yedinci fıkra) 7554 sayılı Kanun, md. 3
      Değişikliğin gerekçesi

      Madencilik faaliyetlerine ilişkin hükümlere göre arama ve işletme ruhsatı düzenlenebilmesi için bir izin yükümlülüğü bulunmazken ruhsat düzenlendikten sonra, fiilen arama ve işletme faaliyetlerine başlanılabilmesi için ruhsata konu arazinin durumuna göre orman izni, tarım dışı kullanım izni, mera tahsis amacı değişikliği gibi birtakım izinlerin alınması zorunludur. Bununla birlikte hem müracaat hem de ihale usulünde ilgililerin proje hazırlama bedeli, arazi etüt bedeli, ruhsat taban bedeli gibi birtakım masraf ve mali yükümlülüklere katlanması, bazı teknik yükümlülükleri yerine getirmesi, ruhsatın düzenlendiği ilk yıldan itibaren her yıl için ruhsat bedeli ödemesi gerekmektedir. İşletme izni alınıp alınamayacağı belli olmayan sahalar için arama ve işletme ruhsatı edinme zorunluluğu yatırımcı açısından risk teşkil etmekte, yerli ve yabancı yatırımcıların madencilik sektörüne yönelmesini güçleştirmekte, ihale bedellerinin düşük kalmasına sebebiyet vermektedir.

      Madde ile; ruhsat süreçleri ve madencilik faaliyetlerinin daha sağlıklı yürütülebilmesi için orman alanları ve ilgili mevzuat hükümleri kapsamında izin alınması gereken alanların koordinatlarının Genel Müdürlüğe bildirilmesi, böylelikle idareler arasında ruhsat düzenlenmeden önce koordinasyon faaliyetlerinin daha sağlıklı hale getirilmesi, madencilikte izin süreçlerinin yeniden düzenlenmesi, bu kapsamda ruhsata konu alan için öncelikle ilgili kurumdan izin alınması, sonraki süreçlerde bu izin dikkate alınarak işlemlerin daha hızlı ve öngörülebilir şekilde yürütülmesi, emek, masraf ve zaman kaybının önüne geçilmesi ve yatırım ortamının iyileştirilmesi amaçlanmaktadır. Düzenlemeyle, Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü (MAPEG) tarafından ruhsat düzenlenmeden önce ilgili kurumlardan izin alınması, Orman Genel Müdürlüğünce verilecek izinlerin çevresel etki değerlendirmesi ihtisasına ve gerekliliklerine uygun çerçevede hazırlanması, böylelikle bu izinlerin çevresel etki değerlendirmesi sürecinde de esas alınması, üçüncü fıkra gereğince verilen iznin işletme ruhsatına geçiş ve temdit sürecinde ilgili idareyi bağlaması, gerekli mali yükümlülüklerin yerine getirilmesi ve taahhütlerin alınması üzerine diğer işlemlerin tamamlanması öngörülmektedir. Ayrıca bu izin süreci dört ayla kısıtlanarak, izin süreçlerinin hızlandırılması sağlanmaktadır. Bu izin, madencilik faaliyeti bakımından bağlayıcı olmakla birlikte, ilerleyen aşamalarda madencilik projesinde yapılacak değişikliklere bağlı olarak ilgili idarenin proje hakkında değişiklik talep etme yetkisi saklı tutulmaktadır.

      Maddenin dördüncü fıkrasıyla; Devlet ormanlarında Anayasanın 169 uncu maddesi ile 6831 sayılı Orman Kanununun 16 ncı maddesinin ruhuna uygun olarak üçüncü fıkradaki ana kuraldan farklı bir uygulama öngörülmektedir. Düzenlemeyle Devlet ormanlarında MAPEG’e bedel aranmaksızın izin verilmesi, izinle birlikte izin alanında madencilik faaliyetlerine yönelik tasarruf yetkisinin madencilik faaliyetleri sonlanıncaya kadar MAPEG’e geçmesi, MAPEG’in kendisine verilen izin şartlarıyla bağlı kalmak kaydıyla bu alanları kendi mevzuatına göre ruhsatlandırabilmesi, arama ruhsatı döneminde yükümlülüklerini yerine getirerek işletme ruhsatı talebinde bulunmuş yatırımcıya ancak aleyhe yargı kararı, mücbir sebep veya önceden verilen izni geçersiz hale getirebilecek kısıtlayıcı yasal bir hüküm ortaya çıkması halinde izin verilmemesi öngörülmektedir. Buna bağlı olarak izin alındıktan sonra ÇED sürecinde, arama ruhsatından işletme ruhsatına geçiş aşamasında ve işletme ruhsatı temdit aşamasında Orman Genel Müdürlüğünce verilmiş ilk iznin dikkate alınması sağlanmaktadır.

      Maddenin yedinci fıkrasıyla; madencilik faaliyeti için izin alınmış alanların sonradan ilgili kamu kurum ve kuruluşunun alan hakkındaki değerlendirmesinin değişmesine bağlı olarak izinli hâle gelmesi durumunda kazanılmış hakların korunması, mahkeme kararı olmaksızın idari işlemle madencilik faaliyetinin durdurulamaması amaçlanmaktadır. Ancak ruhsat düzenlendikten sonra sahada kültür varlığı tespit edilmesi halinde, ruhsat hukukunun bitimi beklenilmeksizin yatırım sahibine tazminat ödenmek şartıyla ruhsat hakkının sonlandırılabilmesi sağlanmaktadır. Tazminat hesabında işletme ruhsatı sahibinin yatırım maliyetlerinden, tesis ve teçhizatın amortismana tabi değeri ve sahadan elde ettiği gelir düşülmektedir.

      On birinci fıkrada yapılan değişiklikle ÇED sürecinde hukuki öngörülebilirliğin artırılması amacıyla süreç başında izin veren kurumların bu süreçte olumsuz görüş verememesi düzenlenmektedir.

      Maddenin yirmi dördüncü fıkrasıyla IV. Grup madenler ile stratejik ve kritik madenlere dair alınması gereken izinlere ilişkin idareler arasında çıkmış ihtilafların yargı organlarına başvurulmasına mahal vermeden, ortak iradeyle çözülebilmesini teminen ilgili bakanlardan oluşan “Kurul” müessesesi düzenlenmektedir. Kurulun, ihtilafları anayasa hükümlerine bağlı olarak kamu yararı ilkesi çerçevesinde, hızlı ve masrafsız bir şekilde çözebilmesi, bu sayede yatırımcı açısından öngörülebilirliğin artırılması amaçlanmaktadır.

    • Değiştirildi Madde 7 (onbirinci fıkra) 7554 sayılı Kanun, md. 3
      Değişikliğin gerekçesi

      Madencilik faaliyetlerine ilişkin hükümlere göre arama ve işletme ruhsatı düzenlenebilmesi için bir izin yükümlülüğü bulunmazken ruhsat düzenlendikten sonra, fiilen arama ve işletme faaliyetlerine başlanılabilmesi için ruhsata konu arazinin durumuna göre orman izni, tarım dışı kullanım izni, mera tahsis amacı değişikliği gibi birtakım izinlerin alınması zorunludur. Bununla birlikte hem müracaat hem de ihale usulünde ilgililerin proje hazırlama bedeli, arazi etüt bedeli, ruhsat taban bedeli gibi birtakım masraf ve mali yükümlülüklere katlanması, bazı teknik yükümlülükleri yerine getirmesi, ruhsatın düzenlendiği ilk yıldan itibaren her yıl için ruhsat bedeli ödemesi gerekmektedir. İşletme izni alınıp alınamayacağı belli olmayan sahalar için arama ve işletme ruhsatı edinme zorunluluğu yatırımcı açısından risk teşkil etmekte, yerli ve yabancı yatırımcıların madencilik sektörüne yönelmesini güçleştirmekte, ihale bedellerinin düşük kalmasına sebebiyet vermektedir.

      Madde ile; ruhsat süreçleri ve madencilik faaliyetlerinin daha sağlıklı yürütülebilmesi için orman alanları ve ilgili mevzuat hükümleri kapsamında izin alınması gereken alanların koordinatlarının Genel Müdürlüğe bildirilmesi, böylelikle idareler arasında ruhsat düzenlenmeden önce koordinasyon faaliyetlerinin daha sağlıklı hale getirilmesi, madencilikte izin süreçlerinin yeniden düzenlenmesi, bu kapsamda ruhsata konu alan için öncelikle ilgili kurumdan izin alınması, sonraki süreçlerde bu izin dikkate alınarak işlemlerin daha hızlı ve öngörülebilir şekilde yürütülmesi, emek, masraf ve zaman kaybının önüne geçilmesi ve yatırım ortamının iyileştirilmesi amaçlanmaktadır. Düzenlemeyle, Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü (MAPEG) tarafından ruhsat düzenlenmeden önce ilgili kurumlardan izin alınması, Orman Genel Müdürlüğünce verilecek izinlerin çevresel etki değerlendirmesi ihtisasına ve gerekliliklerine uygun çerçevede hazırlanması, böylelikle bu izinlerin çevresel etki değerlendirmesi sürecinde de esas alınması, üçüncü fıkra gereğince verilen iznin işletme ruhsatına geçiş ve temdit sürecinde ilgili idareyi bağlaması, gerekli mali yükümlülüklerin yerine getirilmesi ve taahhütlerin alınması üzerine diğer işlemlerin tamamlanması öngörülmektedir. Ayrıca bu izin süreci dört ayla kısıtlanarak, izin süreçlerinin hızlandırılması sağlanmaktadır. Bu izin, madencilik faaliyeti bakımından bağlayıcı olmakla birlikte, ilerleyen aşamalarda madencilik projesinde yapılacak değişikliklere bağlı olarak ilgili idarenin proje hakkında değişiklik talep etme yetkisi saklı tutulmaktadır.

      Maddenin dördüncü fıkrasıyla; Devlet ormanlarında Anayasanın 169 uncu maddesi ile 6831 sayılı Orman Kanununun 16 ncı maddesinin ruhuna uygun olarak üçüncü fıkradaki ana kuraldan farklı bir uygulama öngörülmektedir. Düzenlemeyle Devlet ormanlarında MAPEG’e bedel aranmaksızın izin verilmesi, izinle birlikte izin alanında madencilik faaliyetlerine yönelik tasarruf yetkisinin madencilik faaliyetleri sonlanıncaya kadar MAPEG’e geçmesi, MAPEG’in kendisine verilen izin şartlarıyla bağlı kalmak kaydıyla bu alanları kendi mevzuatına göre ruhsatlandırabilmesi, arama ruhsatı döneminde yükümlülüklerini yerine getirerek işletme ruhsatı talebinde bulunmuş yatırımcıya ancak aleyhe yargı kararı, mücbir sebep veya önceden verilen izni geçersiz hale getirebilecek kısıtlayıcı yasal bir hüküm ortaya çıkması halinde izin verilmemesi öngörülmektedir. Buna bağlı olarak izin alındıktan sonra ÇED sürecinde, arama ruhsatından işletme ruhsatına geçiş aşamasında ve işletme ruhsatı temdit aşamasında Orman Genel Müdürlüğünce verilmiş ilk iznin dikkate alınması sağlanmaktadır.

      Maddenin yedinci fıkrasıyla; madencilik faaliyeti için izin alınmış alanların sonradan ilgili kamu kurum ve kuruluşunun alan hakkındaki değerlendirmesinin değişmesine bağlı olarak izinli hâle gelmesi durumunda kazanılmış hakların korunması, mahkeme kararı olmaksızın idari işlemle madencilik faaliyetinin durdurulamaması amaçlanmaktadır. Ancak ruhsat düzenlendikten sonra sahada kültür varlığı tespit edilmesi halinde, ruhsat hukukunun bitimi beklenilmeksizin yatırım sahibine tazminat ödenmek şartıyla ruhsat hakkının sonlandırılabilmesi sağlanmaktadır. Tazminat hesabında işletme ruhsatı sahibinin yatırım maliyetlerinden, tesis ve teçhizatın amortismana tabi değeri ve sahadan elde ettiği gelir düşülmektedir.

      On birinci fıkrada yapılan değişiklikle ÇED sürecinde hukuki öngörülebilirliğin artırılması amacıyla süreç başında izin veren kurumların bu süreçte olumsuz görüş verememesi düzenlenmektedir.

      Maddenin yirmi dördüncü fıkrasıyla IV. Grup madenler ile stratejik ve kritik madenlere dair alınması gereken izinlere ilişkin idareler arasında çıkmış ihtilafların yargı organlarına başvurulmasına mahal vermeden, ortak iradeyle çözülebilmesini teminen ilgili bakanlardan oluşan “Kurul” müessesesi düzenlenmektedir. Kurulun, ihtilafları anayasa hükümlerine bağlı olarak kamu yararı ilkesi çerçevesinde, hızlı ve masrafsız bir şekilde çözebilmesi, bu sayede yatırımcı açısından öngörülebilirliğin artırılması amaçlanmaktadır.

    • Eklendi Madde 7 (fıkra) 7554 sayılı Kanun, md. 3
      Değişikliğin gerekçesi

      Madencilik faaliyetlerine ilişkin hükümlere göre arama ve işletme ruhsatı düzenlenebilmesi için bir izin yükümlülüğü bulunmazken ruhsat düzenlendikten sonra, fiilen arama ve işletme faaliyetlerine başlanılabilmesi için ruhsata konu arazinin durumuna göre orman izni, tarım dışı kullanım izni, mera tahsis amacı değişikliği gibi birtakım izinlerin alınması zorunludur. Bununla birlikte hem müracaat hem de ihale usulünde ilgililerin proje hazırlama bedeli, arazi etüt bedeli, ruhsat taban bedeli gibi birtakım masraf ve mali yükümlülüklere katlanması, bazı teknik yükümlülükleri yerine getirmesi, ruhsatın düzenlendiği ilk yıldan itibaren her yıl için ruhsat bedeli ödemesi gerekmektedir. İşletme izni alınıp alınamayacağı belli olmayan sahalar için arama ve işletme ruhsatı edinme zorunluluğu yatırımcı açısından risk teşkil etmekte, yerli ve yabancı yatırımcıların madencilik sektörüne yönelmesini güçleştirmekte, ihale bedellerinin düşük kalmasına sebebiyet vermektedir.

      Madde ile; ruhsat süreçleri ve madencilik faaliyetlerinin daha sağlıklı yürütülebilmesi için orman alanları ve ilgili mevzuat hükümleri kapsamında izin alınması gereken alanların koordinatlarının Genel Müdürlüğe bildirilmesi, böylelikle idareler arasında ruhsat düzenlenmeden önce koordinasyon faaliyetlerinin daha sağlıklı hale getirilmesi, madencilikte izin süreçlerinin yeniden düzenlenmesi, bu kapsamda ruhsata konu alan için öncelikle ilgili kurumdan izin alınması, sonraki süreçlerde bu izin dikkate alınarak işlemlerin daha hızlı ve öngörülebilir şekilde yürütülmesi, emek, masraf ve zaman kaybının önüne geçilmesi ve yatırım ortamının iyileştirilmesi amaçlanmaktadır. Düzenlemeyle, Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü (MAPEG) tarafından ruhsat düzenlenmeden önce ilgili kurumlardan izin alınması, Orman Genel Müdürlüğünce verilecek izinlerin çevresel etki değerlendirmesi ihtisasına ve gerekliliklerine uygun çerçevede hazırlanması, böylelikle bu izinlerin çevresel etki değerlendirmesi sürecinde de esas alınması, üçüncü fıkra gereğince verilen iznin işletme ruhsatına geçiş ve temdit sürecinde ilgili idareyi bağlaması, gerekli mali yükümlülüklerin yerine getirilmesi ve taahhütlerin alınması üzerine diğer işlemlerin tamamlanması öngörülmektedir. Ayrıca bu izin süreci dört ayla kısıtlanarak, izin süreçlerinin hızlandırılması sağlanmaktadır. Bu izin, madencilik faaliyeti bakımından bağlayıcı olmakla birlikte, ilerleyen aşamalarda madencilik projesinde yapılacak değişikliklere bağlı olarak ilgili idarenin proje hakkında değişiklik talep etme yetkisi saklı tutulmaktadır.

      Maddenin dördüncü fıkrasıyla; Devlet ormanlarında Anayasanın 169 uncu maddesi ile 6831 sayılı Orman Kanununun 16 ncı maddesinin ruhuna uygun olarak üçüncü fıkradaki ana kuraldan farklı bir uygulama öngörülmektedir. Düzenlemeyle Devlet ormanlarında MAPEG’e bedel aranmaksızın izin verilmesi, izinle birlikte izin alanında madencilik faaliyetlerine yönelik tasarruf yetkisinin madencilik faaliyetleri sonlanıncaya kadar MAPEG’e geçmesi, MAPEG’in kendisine verilen izin şartlarıyla bağlı kalmak kaydıyla bu alanları kendi mevzuatına göre ruhsatlandırabilmesi, arama ruhsatı döneminde yükümlülüklerini yerine getirerek işletme ruhsatı talebinde bulunmuş yatırımcıya ancak aleyhe yargı kararı, mücbir sebep veya önceden verilen izni geçersiz hale getirebilecek kısıtlayıcı yasal bir hüküm ortaya çıkması halinde izin verilmemesi öngörülmektedir. Buna bağlı olarak izin alındıktan sonra ÇED sürecinde, arama ruhsatından işletme ruhsatına geçiş aşamasında ve işletme ruhsatı temdit aşamasında Orman Genel Müdürlüğünce verilmiş ilk iznin dikkate alınması sağlanmaktadır.

      Maddenin yedinci fıkrasıyla; madencilik faaliyeti için izin alınmış alanların sonradan ilgili kamu kurum ve kuruluşunun alan hakkındaki değerlendirmesinin değişmesine bağlı olarak izinli hâle gelmesi durumunda kazanılmış hakların korunması, mahkeme kararı olmaksızın idari işlemle madencilik faaliyetinin durdurulamaması amaçlanmaktadır. Ancak ruhsat düzenlendikten sonra sahada kültür varlığı tespit edilmesi halinde, ruhsat hukukunun bitimi beklenilmeksizin yatırım sahibine tazminat ödenmek şartıyla ruhsat hakkının sonlandırılabilmesi sağlanmaktadır. Tazminat hesabında işletme ruhsatı sahibinin yatırım maliyetlerinden, tesis ve teçhizatın amortismana tabi değeri ve sahadan elde ettiği gelir düşülmektedir.

      On birinci fıkrada yapılan değişiklikle ÇED sürecinde hukuki öngörülebilirliğin artırılması amacıyla süreç başında izin veren kurumların bu süreçte olumsuz görüş verememesi düzenlenmektedir.

      Maddenin yirmi dördüncü fıkrasıyla IV. Grup madenler ile stratejik ve kritik madenlere dair alınması gereken izinlere ilişkin idareler arasında çıkmış ihtilafların yargı organlarına başvurulmasına mahal vermeden, ortak iradeyle çözülebilmesini teminen ilgili bakanlardan oluşan “Kurul” müessesesi düzenlenmektedir. Kurulun, ihtilafları anayasa hükümlerine bağlı olarak kamu yararı ilkesi çerçevesinde, hızlı ve masrafsız bir şekilde çözebilmesi, bu sayede yatırımcı açısından öngörülebilirliğin artırılması amaçlanmaktadır.

    28 Aralık 2021 tarihli hâli
    Madde 7 – (Değişik: 26/5/2004 – 5177/3 md.) (İptal birinci fıkra: Anayasa Mahkemesi’nin 15/1/2009 tarihli ve E.: 2004/70, K.: 2009/7 sayılı Kararı ile.; Yeniden düzenleme: 10/6/2010-5995/3 md.) Madencilik faaliyetlerinin yapılması ve ruhsatlandırma işlemlerinin yürütülmesi ile ilgili olarak yeni verilecek ruhsat alanlarına maden işletme yöntemi, faaliyetin yapıldığı bölge, madenin cinsi, yapılacak yatırımın çevresel etkileri, şehirleşme ve benzeri hususlar dikkate alınarak, temdit talepleri dahil ruhsat verilen alanlarda kazanılmış haklar korunmak kaydıyla, ilgili kurumların görüşleri alınarak Bakanlık tarafından kısıtlama getirilebilir. İlk müracaat veya ihale yolu ile yapılacak ruhsatlandırmalarda müracaatın yapılacağı alanlar diğer kanunlar ile getirilen kısıtlamalar gözönüne alınarak Bakanlıkça ruhsat müracaatına kapatılabilir. Kısıtlama gerekçesi ortadan kalkan alanlar ihale yoluyla aramalara açılır. Bu Kanun dışında madencilik faaliyetleri ile ilgili olarak yapılacak her türlü kısıtlama ancak kanun ile düzenlenir. (Ek fıkra: 10/6/2010-5995/3 md.) Özel çevre koruma bölgeleri, milli parklar, yaban hayatı koruma ve geliştirme sahaları, muhafaza ormanları, 4/4/1990 tarihli ve 3621 sayılı Kıyı Kanununa göre korunması gerekli alanlar, 1 inci derece askeri yasak bölgeler, 1/5000 ölçekli imar planı onaylanmış alanlar, 1 inci derece sit alanları ile madencilik amacı dışında tahsis edilen ve Genel Müdürlük tarafından uygun görüş verilen elektrik santralleri, organize sanayi bölgeleri, petrol, doğalgaz ve jeotermal boru hatları gibi yatırım alanlarına ait koordinatlar ilgili kurumlar tarafından Genel Müdürlüğe bildirilir. (1) Bu fıkrada yer alan “ön işletme”ibaresi, 26/5/2004 tarihli ve 5177 sayılı Kanunun 38 inci maddesiyle yürürlükten kaldırılmış, aynı Kanunun 37 nci maddesi ile de fıkrada yer alan “ilgili dairenin ibaresi”Genel Müdürlüğün” olarak değiştirilmiş ve metne işlenmiştir. (2) Bu madde başlığı “Maden faaliyeti izne tabi yerler:” iken , 26/5/2004 tarihli ve 5177 sayılı Kanunun 3 üncü maddesiyle metne işlendiği şekilde değiştirilmiştir. (3) 14/2/2019 tarihli ve 7164 sayılı Kanunun 7 nci maddesiyle bu fıkrada yer alan ‘‘madencilik yapabileceği statüsünde yazılı’’ ibaresi madde metninden çıkarılmıştır. (Ek fıkra: 10/6/2010-5995/3 md.) (Değişik fıkra:14/2/2019-7164/8 md.) Bu maddenin ikinci fıkrasında belirtilen alanlara yapılan ruhsat müracaatlarının hak sağlaması hâlinde, iki ay içinde ruhsat bedeli yatırılması ve 16 ncı maddeye göre müracaatta bulunulması şartıyla ruhsat düzenlenir. Ruhsat sahasındaki bu alanlara ilişkin ilgili kurumlardan izin alınması için ruhsat sahibine bir yıl süre verilir. Bu süre içinde bu alanların izin alınamayan kısımları ruhsat sahasından taksir edilerek ihale yolu ile ruhsatlandırılır. (Ek fıkra: 10/6/2010-5995/3 md.) Devlet ormanları içinde yapılacak maden arama ve işletme faaliyetleri ile bu faaliyetler için zorunlu ve ruhsat süresine bağlı olarak yapılan geçici tesislere 31/8/1956 tarihli ve 6831 sayılı Orman Kanunu hükümlerine göre izin verilir. (Ek fıkra: 10/6/2010-5995/3 md.) Yaban hayatı koruma ve geliştirme sahalarında maden arama ve işletme faaliyetleri ile bu faaliyetler için gerekli geçici tesislere çevresel etki değerlendirme raporunda belirlenen esaslar dahilinde izin verilir. Alınan izinler, temditler dahil ruhsat hukuku sonuna kadar devam eder. (Ek fıkra: 10/6/2010-5995/3 md.) Uygulanan yöntem, teknoloji ve derinliğe bağlı olarak projesi Genel Müdürlükçe uygun bulunan yeraltı madencilik faaliyetlerinin tekabül ettiği yüzey alanı için herhangi bir izin alınmaz. Yeraltı madencilik faaliyetlerine bağlı olarak gerekli olan yerüstü tesisleri veya galeri ağzının isabet ettiği alan için gerekli izinlerin alınması zorunludur. (Ek fıkra: 10/6/2010-5995/3 md.) Madencilik faaliyeti yapılan alanların, izne tabi alan olmaları halinde, ilgili olduğu kanun hükümlerine göre gerekli izinlerin alınması zorunludur. Ancak, Genel Müdürlükçe işletme ruhsatı verildikten sonra, işletme ruhsat alanının diğer kanunlara göre izne tabi alan haline gelmesi durumunda ilgili kanunların öngördüğü yükümlülüklerin yerine getirilmesi suretiyle kazanılmış haklar korunarak faaliyetler sürdürülür. Diğer kanunlara göre izne tabi alanlar, Genel Müdürlüğün görüşü alınarak belirlenir. (Ek fıkra: 10/6/2010-5995/3 md.) Kazanılmış haklar korunmak kaydıyla içme ve kullanma suyu rezervuarının maksimum su seviyesinden itibaren 1000-2000 metre mesafe genişliğindeki şeritte galeri usulü patlatma yapılmaması, alıcı ortama arıtma yapılmadan doğrudan su deşarj edilmemesi şartıyla çevre ve insan sağlığına zarar vermeyeceği bilimsel ve teknik olarak belirlenen maden arama ve işletme faaliyetleri ile altyapı tesislerine izin verilir. 2000 metreden sonraki koruma alanı içinde çevresel etki değerlendirmesi raporuna göre yapılması uygun bulunan maden istihracı ve her türlü tesis yapılabilir. Ancak faaliyet sırasında alıcı ortama yapılacak deşarjlarda ilgili yönetmelikte belirtilen limitlere uyulması zorunludur. (Ek fıkra: 10/6/2010-5995/3 md.) Maden üretim faaliyetleri ile bu faaliyetlere dayalı ruhsat sahasındaki tesisler için işyeri açma ve çalışma ruhsatları il özel idareleri veya yatırım izleme ve koordinasyon başkanlığı tarafından verilir. (Ek cümle:14/2/2019-7164/8 md.) Maden ruhsat sahalarında, maden üretim faaliyetleri ile bu faaliyetlere dayalı ruhsat sahasındaki geçici tesisler dışındaki faaliyetler ve/veya tesisler için Bakanlığın izni olmaksızın hiçbir surette işyeri açma ve çalışma ruhsatı düzenlenemez. Bu ruhsatların verilmesi sırasında 2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu hükümlerine göre belediyelerin tahsil ettiği işyeri açma izni harcı büyükşehir belediyesi olan illerde yatırım izleme ve koordinasyon başkanlığı, büyükşehir belediyesi olmayan illerde il özel idaresi tarafından tahsil edilir. Bu bedelin % 50’si ruhsatın bulunduğu bölgeyle sınırlı olarak altyapı yatırımlarında kullanılmak üzere, doğrudan ilgili ilçe veya ilçelerin Köylere Hizmet Götürme Birlikleri hesabına aktarılır. Bu alanların belediyelerin mücavir alanı içerisinde kalması durumunda tahsil edilen harcın % 50’si ilgili belediyenin hesabına aktarılır.(1) (1) 14/2/2019 tarihli ve 7164 sayılı Kanunun 8 inci maddesiyle bu fıkraya “il özel idareleri” ibaresinden sonra gelmek üzere “veya yatırım izleme ve koordinasyon başkanlığı” ibaresi, “harcı” ibaresinden sonra gelmek üzere “büyükşehir belediyesi olan illerde yatırım izleme ve koordinasyon başkanlığı, büyükşehir belediyesi olmayan illerde” ibaresi eklenmiştir. İlgili bakanlıkların mevzuatı gereği yapacakları inceleme ve denetimlerde; ruhsat alanlarında ilgili Kanun esaslarına uygun çalışılmadığının tespiti halinde, mevzuat çerçevesinde yapılacak işlemler Genel Müdürlüğe bildirilir. Çevre ve insan sağlığına zarar verdiği tespit edilen madencilik faaliyetleri gerekli önlemler alınıncaya kadar durdurulur. (1) Çevresel etki değerlendirmesi işlemleri Çevre ve Orman Bakanlığı tarafından, diğer izinlere ilişkin işlemler de ilgili bakanlıklar ve diğer kamu kurum ve kuruluşlarınca çevresel etki değerlendirmesi sürecinde en geç üç ay içinde bitirilir. Bakanlık ve diğer bakanlıkların mevzuatının gerektirdiği maddî yükümlülükler ruhsat sahibi tarafından karşılanır. (Değişik fıkra: 10/6/2010-5995/3 md.) İmar alanları içinde kalan madencilik faaliyetleri, ilgili yerel merciden izin alınarak yapılır. Ruhsat alındıktan sonra imar alanları içine alınan maden sahalarına bu hüküm uygulanmaz. İmar planı bulunmayan alanlarda yapılan veya yapılacak olan madencilik faaliyetleri ile bu faaliyetlere bağlı geçici tesisler ve bunların müştemilatı için imar planı yapılmaz. İşletme ruhsatları , tapu kayıtları ile çevre düzeni ve imar planları notuna işlenir. İmarsız alanlarda yürütülen madencilik faaliyetleri için gerekli olan geçici tesisler ve bunların müştemilatı, inşaat ve yapı kullanma iznine tabi değildir. Ancak, yapıların fen ve sağlık kurallarına uygun olması ve ilgili il özel idaresine veya yatırım izleme ve koordinasyon başkanlığına bildirilmesi zorunludur. İmarsız alanlarda yürütülen madencilik faaliyetleri için gerekli olan geçici tesisler ve bunların müştemilatı niteliğindeki yapıların, ruhsat sahibi tarafından madencilik faaliyetinin sonlandırılmasını müteakip bir yıl içinde kaldırılması, bunlardan çevresel etki değerlendirmesi olumlu kararı alınmış olanların, çevresel etki değerlendirmesi raporunda belirtildiği şekli ile her iki alanda da yol, su, haberleşme, enerji nakil hattı, bant konveyör, havai hat ve kuyu tesislerinin ilgili idarenin onayı ve talebi doğrultusunda bedelsiz olarak kalmasına izin verilebilir. Diğerlerinin ise süresinde yerinden kaldırılması veya çevre ile uyumlu hale getirilmesi zorunludur. Ruhsat sahibinin bu yükümlülüklerini yerine getirmemesi halinde, çevre ve insan sağlığı bakımından sorumlulukları devam eder. Ruhsat sahibi tarafından yapılması gereken işlemler valilik veya ilgili idare tarafından yerine getirilerek yapılan masraflar 21/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre tahsil edilir.(2) Kamu hizmeti veya umumun yararına ayrılmış yerlere ve bu tür tesislere 60 metre mesafe dahilinde madencilik faaliyetleri Bakanlığın, binalara 60 metre, özel mülkiyete konu araziye 20 metre mesafe dahilinde ise mülk sahibinin iznine bağlıdır. Bu mesafeler, ihtiyaç halinde madencilik faaliyetlerinin boyutu, emniyet tedbirleri ve arazinin yapısı dikkate alınarak Bakanlıkça artırılabilir. Mesafeler yatay olarak hesaplanır. Maden arama faaliyetleri, bu Kanunda sayılanlar dışında herhangi bir izne tâbi değildir. İşletme faaliyetleri ise, bu Kanuna göre Bakanlıkça çıkarılacak yönetmeliğe göre yürütülür. (1) 10/6/2010 tarihli ve 5995 sayılı Kanunun 3 üncü maddesiyle, bu fıkrada yer alan “bu yönetmelik” ibaresi “ilgili Kanun” şeklinde değiştirilmiş ve metne işlenmiştir. (2) 14/2/2019 tarihli ve 7164 sayılı Kanunun 8 inci maddesiyle bu fıkraya “İşletme ruhsatları” ibaresinden sonra gelmek üzere “, tapu kayıtları ile” ibaresi ve “il özel idaresine” ibaresinden sonra gelmek üzere “veya yatırım izleme ve koordinasyon başkanlığına” ibaresi eklenmiştir. (Değişik fıkra:14/2/2019-7164/8 md.) Madencilik faaliyetleri ile Devlet ve il yolları, otoyollar, demir yolları, havaalanı, liman, baraj, enerji tesisleri, petrol, doğalgaz, jeotermal boru hatları, su isale hatları gibi kamu yararı niteliği taşıyan ya da gerçek veya tüzel kişilere ait diğer yatırımların birbirlerini engellemesi, maden işletme faaliyetinin yapılamaz hale gelmesi, yatırım için başka alternatif alanların bulunamaması durumunda, madencilik faaliyeti ve yatırımla ilgili karar, kamu yararı açısından yatırımların önceliği ve önemini tespit etmek üzere, ilgili Bakanlığın uygun görüşü alınarak Bakanlık tarafından verilir. Bakanlık tarafından alınan bu kararlar, kamu yararı kararı yerine geçer. Maden işletme faaliyetinin yapılamaz hale geldiği alanın ruhsattan taksir edilmesine veya ruhsatın iptal edilmesine Bakanlık tarafından karar verilir. (Ek fıkra: 10/6/2010-5995/3 md.) Herhangi bir yatırım yapılmamış I. Grup ve II. Grup (a) bendi madenler, mıcır, kaba inşaat, baraj, gölet, liman, yol gibi yapılarda kullanılan her türlü yapı hammaddeleri için verilen ruhsatlar ile görünür rezervi belirlenmemiş diğer grup maden ruhsat sahaları ile çakışan aynı yerdeki diğer yatırımlara Genel Müdürlükçe izin verilir. Ruhsatlı sahalarda görünür rezervi belirlemek üzere yapılan sondaj, kuyu, galeri, desandre gibi işler için yapılan yatırımların ve maden varlığının belgelenmesi durumunda tespit edilen görünür rezerv alanı dışındaki alanlar için, diğer yatırımların madencilik faaliyetlerini engellemeyeceğine Genel Müdürlükçe karar verilmesi halinde diğer yatırım için izin verilir. Bu alanlarda ruhsat sahibi tarafından yapılmış yatırımı etkileyen bir husus var ise bu alanla ilgili karar Bakanlık tarafından verilir. İşletme ruhsat alanı içerisinde ancak işletme izni veya görünür rezerv alanı dışındaki bir alanda diğer yatırımlara Genel Müdürlükçe izin verilebilir. Yatırımın işletme izni veya görünür rezerv alanı ile çakışması durumunda, Bakanlık tarafından karar verilir. Arama ruhsatı döneminde hiçbir yatırım yapılmamış ise diğer yatırımlara engel teşkil etmez.(1)(2) (İptal fıkra: Anayasa Mahkemesi’nin 15/1/2009 tarihli ve E.: 2004/70, K.: 2009/7 sayılı Kararı ile.; Yeniden düzenleme: 10/6/2010-5995/3 md.; Mülga fıkra: 2/7/2018-KHK- 700/99 md.) (Değişik fıkra: 10/6/2010-5995/3 md.) Bakanlık tarafından verilecek kararlarda; görünür rezerv alanı ile diğer yatırımın çakışması halinde öncelikle madenin makul bir sürede üretilebilme imkanının olup olmadığı, ara ve uç ürüne yönelik madenciliğe dayalı sanayi tesislerinin hammadde ihtiyacını karşılayan ruhsatlı sahalarda, tesisin hammadde ihtiyacını karşılayacak şekilde alternatif alanların bulunup bulunmadığı dikkate alınarak değerlendirme yapılır.(2) (Ek fıkra: 10/6/2010-5995/3 md.; Değişik: 4/2/2015-6592/4 md.) Bakanlık veya Genel Müdürlük tarafından gerekli görülmesi hâlinde hazırlatılan rapor, danışmanlık ücretleri, yapılacak tetkik ve incelemeler için gerekli yolluk, gündelik ve benzeri tüm harcamalar yatırımcı veya ruhsat sahibi tarafından karşılanır. Ayrıca Bakanlık veya Genel Müdürlük kararı ile faaliyeti kısıtlanan maden işletmecisinin veya yatırım sahibinin yatırım giderleri, lehine karar verilen tarafça tazmin edilir. (Ek cümle:14/2/2019-7164/8 md.) Yatırım çakışması işlemleri nedeniyle Bakanlıkça veya Genel Müdürlükçe herhangi bir sebeple ödenmek zorunda kalınan tutar, lehine karar verilen tarafa rücu edilir. Yatırım giderlerinin tespiti ve tazmin esasları Genel Müdürlük tarafından çıkarılan yönetmelikle belirlenir.(2) (1) 4/2/2015 tarihli ve 6592 sayılı Kanunun 4 üncü maddesiyle bu fıkrada yer alan “I. Grup” ibaresinden sonra gelmek üzere “ve II. Grup (a) bendi” ibaresi eklenmiştir. (2) 14/2/2019 tarihli ve 7164 sayılı Kanunun 8 inci maddesiyle bu fıkralarda yer alan “Kurul” ibareleri “Bakanlık” şeklinde değiştirilmiştir. (Değişik fıkra:14/2/2019-7164/8 md.) Madencilik faaliyetleri ve/veya bu faaliyetlere bağlı geçici tesisler için verilmiş izinler, temditler dahil ruhsat hukuku devam ettiği sürece geçerlidir. Ruhsatın temdit edilmesi hâlinde madencilik faaliyetleri ve/veya bu faaliyetlere bağlı geçici tesisler için verilmiş bütün izinler temdit süresi sonuna kadar hiçbir işleme gerek kalmaksızın uzatılmış sayılır. (Değişik fıkra:14/2/2019-7164/8 md.) Çevresel etki değerlendirmesi ile ilgili karar, işyeri açma ve çalışma ruhsatı, mülkiyet izni olmadan veya onüçüncü fıkraya aykırı faaliyette bulunulduğunun tespiti hâlinde 46.579 TL tutarında idari para cezası uygulanarak bu alandaki işletme faaliyetleri durdurulur. Bu ihlalleri tespit eden kamu kurum ve kuruluşu diğer ilgili kamu kurum ve kuruluşlarına durumu bildirir. Bu ihlallerin ilk tespit tarihinden itibaren, ilk tespit dâhil üç yıl içinde üç kez yapıldığının tespiti hâlinde ise ruhsat iptal edilir. (Ek fıkra:14/2/2019-7164/8 md.) Ruhsat sahalarında ruhsat sahipleri, madencilik faaliyetleri ve madenlerin işlenmesine yönelik faaliyetler dışında hiçbir faaliyette bulunamaz ve geçici tesisler dışında herhangi bir tesis veya alt yapı tesisi kuramaz. Ruhsat sahalarında ruhsat sahibi veya diğer gerçek veya tüzel kişiler ile kamu kurum ve kuruluşları ancak Bakanlık tarafından uygun görülmesi hâlinde ticari veya sınai faaliyette bulunabilir. (Ek fıkra:14/2/2019-7164/8 md.) Maden ruhsat sahalarında rezerv kaybına sebebiyet verilmemesi için, arazinin vasfına bakılmaksızın ruhsat sahaları hafriyat toprağı, cüruf, inşaat yıkıntı atığı ve benzeri atıklar için döküm alanı olarak kullanılamaz, maden ruhsat sahalarına kamu kurum ve kuruluşları tarafından döküm izni verilemez. Ancak maden ruhsat sahalarında rezervin bittiğinin Genel Müdürlükçe tespiti hâlinde Genel Müdürlükçe kamu kurum ve kuruluşlarına izin verilir. Rezervin bittiğinin tespit edilememesi veya rezervin varlığının tespiti hâlinde ise Genel Müdürlüğe kamu kurum ve kuruluşları tarafından yapılan döküm izni talepleri onbeşinci fıkra kapsamında yatırım çakışması olarak değerlendirilir ve ilgili hükümlere göre sonuçlandırılır. İhalelik sahalar için de arazinin vasfına bakılmaksızın, Genel Müdürlüğün uygun görüşü alınması zorunludur. Bu fıkra hükümlerine aykırı hareket edenlere 10 uncu maddenin yedinci fıkrasında belirtilen idari para cezasının on katı tutarında idari para cezası uygulanarak bu faaliyetler durdurulur, yapılan dökümün ruhsat sahasından veya ihalelik sahadan kaldırılması için altı ay süre verilir, bu süre içerisinde kaldırılmaması hâlinde bu fıkra kapsamındaki idari para cezası iki katı olarak uygulanır. Bu işlemler valilik veya ilgili idare tarafından yerine getirilerek, yapılan masraflar 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre tahsil edilir.
    19 Temmuz 2025 tarihli hâli
    Madde 7 – (Değişik: 26/5/2004 – 5177/3 md.) (İptal birinci fıkra: Anayasa Mahkemesi’nin 15/1/2009 tarihli ve E.: 2004/70, K.: 2009/7 sayılı Kararı ile.; Yeniden düzenleme: 10/6/2010-5995/3 md.) Madencilik faaliyetlerinin yapılması ve ruhsatlandırma işlemlerinin yürütülmesi ile ilgili olarak yeni verilecek ruhsat alanlarına maden işletme yöntemi, faaliyetin yapıldığı bölge, madenin cinsi, yapılacak yatırımın çevresel etkileri, şehirleşme ve benzeri hususlar dikkate alınarak, temdit talepleri dahil ruhsat verilen alanlarda kazanılmış haklar korunmak kaydıyla, ilgili kurumların görüşleri alınarak Bakanlık tarafından kısıtlama getirilebilir. İlk müracaat veya ihale yolu ile yapılacak ruhsatlandırmalarda müracaatın yapılacağı alanlar diğer kanunlar ile getirilen kısıtlamalar gözönüne alınarak Bakanlıkça ruhsat müracaatına kapatılabilir. Kısıtlama gerekçesi ortadan kalkan alanlar ihale yoluyla aramalara açılır. Bu Kanun dışında madencilik faaliyetleri ile ilgili olarak yapılacak her türlü kısıtlama ancak kanun ile düzenlenir. (Ek fıkra: 10/6/2010-5995/3 md.) (Değişik ikinci fıkra:19/7/2025-7554/3 md.) Özel çevre koruma bölgeleri, 9/8/1983 tarihli ve 2873 sayılı Milli Parklar Kanununa göre korunan alanlar, sulak alanlar, yaban hayatı koruma ve geliştirme sahaları, ormanlar, 12/3/1982 tarihli ve 2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanununa göre ilan edilen kültür ve turizm koruma ve gelişim bölgeleri, turizm merkezleri, 4/4/1990 tarihli ve 3621 sayılı Kıyı Kanununa göre korunması gerekli alanlar, birinci derece askeri yasak bölgeler, 1/5000 ölçekli imar planı onaylanmış alanlar, 21/7/1983 tarihli ve 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu kapsamında kalan sit alanları ile madencilik amacı dışında tahsis edilen ve Genel Müdürlük tarafından uygun görüş verilen elektrik santralleri, organize sanayi bölgeleri, endüstri bölgeleri, petrol, doğal gaz ve jeotermal boru hatları gibi yatırım alanlarına ait koordinatlar ilgili kurumlar tarafından Genel Müdürlüğe bildirilir. (Ek fıkra: 10/6/2010-5995/3 md.) (Değişik üçüncü fıkra:19/7/2025-7554/3 md.) Ormanlar hariç ikinci fıkra kapsamında bildirilen alanlarda ruhsat düzenlenmeden önce Genel Müdürlük, ilgili kuruma proje hakkında görüşünü sorarak izin talebinde bulunur. İlgili kurum değerlendirmelerini tamamlayarak üç ay içinde izin talebine cevap verir. Bu süre içerisinde cevap verilmemesi durumunda ilgili kuruma Genel Müdürlükçe bir ay ilave süre verilir. Bu süre sonunda da karar bildirilmezse, izin verilmiş sayılır. Verilen izin, işletme ruhsatına geçiş veya temdit değerlendirmelerinde o alanda devam eder. Ancak idarenin projede veya rehabilitasyon projesinde değişiklik talep etmesi mümkündür. (Ek fıkra: 10/6/2010-5995/3 md.) (Değişik dördüncü fıkra:19/7/2025-7554/3 md.) Devlet ormanları içinde maden aranması ve işletilmesi ile madencilik faaliyeti için zorunlu tesis, yol, enerji, su, haberleşme ve altyapı tesislerine 31/8/1956 tarihli ve 6831 sayılı Orman Kanunu hükümlerine göre Genel Müdürlüğün talebi üzerine üç ay içinde yirmi dört ay süreyle bedelsiz izin verilir. Genel Müdürlükçe talep edilmesi halinde izin süresi on iki ay uzatılır. Genel Müdürlükçe alınan bedelsiz izne ilişkin taahhüt senedi Orman Genel Müdürlüğüne verilir. Ancak verilen bedelsiz iznin işletilmesi, gerçek ve tüzel kişilere devredilmesi veya işlettirilmesi halinde alınması gereken bedeller Orman Genel Müdürlüğünün özel bütçe hesabına yatırılarak, bedelli taahhüt senedi en geç bir ay içerisinde Orman Genel Müdürlüğüne verilir. Bu fıkranın yürürlüğe girmesinden önce verilen izinler ruhsat süresince devam eder ve altı ay içerisinde Genel Müdürlüğe devredilir. Arama faaliyeti için izin verilen alanlarda mücbir sebepler ve kısıtlayıcı yasal hükümler hariç işletme faaliyetine de izin verilir. İzin süreçlerinde mevzuatı gereği alınması gereken kurum görüşleri, çevresel etki değerlendirmesi belgesi gibi belgeler Genel Müdürlükçe alınır. Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından verilen izin, çevresel etki değerlendirmesi yönünden uygun görüş olarak kabul edilir. (Ek fıkra: 10/6/2010-5995/3 md.) Yaban hayatı koruma ve geliştirme sahalarında maden arama ve işletme faaliyetleri ile bu faaliyetler için gerekli geçici tesislere çevresel etki değerlendirme raporunda belirlenen esaslar dahilinde izin verilir. Alınan izinler, temditler dahil ruhsat hukuku sonuna kadar devam eder. (Ek fıkra: 10/6/2010-5995/3 md.) Uygulanan yöntem, teknoloji ve derinliğe bağlı olarak projesi Genel Müdürlükçe uygun bulunan yeraltı madencilik faaliyetlerinin tekabül ettiği yüzey alanı için herhangi bir izin alınmaz. Yeraltı madencilik faaliyetlerine bağlı olarak gerekli olan yerüstü tesisleri veya galeri ağzının isabet ettiği alan için gerekli izinlerin alınması zorunludur. (Ek fıkra: 10/6/2010-5995/3 md.) (Değişik yedinci fıkra:19/7/2025-7554/3 md.) Ruhsat düzenlendikten sonra alan, izne tâbi hâle gelse dahi madencilik faaliyetlerine devam edilir. Ancak ruhsat sahasında kültür varlığının tespiti hâlinde madencilik faaliyetlerine devam edilebilmesi için Kültür ve Turizm Bakanlığının uygun görüşü aranır. Kültür ve Turizm Bakanlığının uygun görüş vermemesi durumunda Genel Müdürlük tarafından hesaplanan yatırım giderleri tutarındaki tazminat, lehine kısıtlama kararı verilen idarenin bütçesinden ruhsat sahibine ödenir. (Ek fıkra: 10/6/2010-5995/3 md.) Kazanılmış haklar korunmak kaydıyla içme ve kullanma suyu rezervuarının maksimum su seviyesinden itibaren 1000-2000 metre mesafe genişliğindeki şeritte galeri usulü patlatma yapılmaması, alıcı ortama arıtma yapılmadan doğrudan su deşarj edilmemesi şartıyla çevre ve insan sağlığına zarar vermeyeceği bilimsel ve teknik olarak belirlenen maden arama ve işletme faaliyetleri ile altyapı tesislerine izin verilir. 2000 metreden sonraki koruma alanı içinde çevresel etki değerlendirmesi raporuna göre yapılması uygun bulunan maden istihracı ve her türlü tesis yapılabilir. Ancak faaliyet sırasında alıcı ortama yapılacak deşarjlarda ilgili yönetmelikte belirtilen limitlere uyulması zorunludur. (Ek fıkra: 10/6/2010-5995/3 md.) Maden üretim faaliyetleri ile bu faaliyetlere dayalı ruhsat sahasındaki tesisler için işyeri açma ve çalışma ruhsatları il özel idareleri veya yatırım izleme ve koordinasyon başkanlığı tarafından verilir. (Ek cümle:14/2/2019-7164/8 md.) Maden ruhsat sahalarında, maden üretim faaliyetleri ile bu faaliyetlere dayalı ruhsat sahasındaki geçici tesisler dışındaki faaliyetler ve/veya tesisler için Bakanlığın izni olmaksızın hiçbir surette işyeri açma ve çalışma ruhsatı düzenlenemez. Bu ruhsatların verilmesi sırasında 2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu hükümlerine göre belediyelerin tahsil ettiği işyeri açma izni harcı büyükşehir belediyesi olan illerde yatırım izleme ve koordinasyon başkanlığı, büyükşehir belediyesi olmayan illerde il özel idaresi tarafından tahsil edilir. Bu bedelin % 50’si ruhsatın bulunduğu bölgeyle sınırlı olarak altyapı yatırımlarında kullanılmak üzere, doğrudan ilgili ilçe veya ilçelerin Köylere Hizmet Götürme Birlikleri hesabına aktarılır. Bu alanların belediyelerin mücavir alanı içerisinde kalması durumunda tahsil edilen harcın % 50’si ilgili belediyenin hesabına aktarılır. İlgili bakanlıkların mevzuatı gereği yapacakları inceleme ve denetimlerde; ruhsat alanlarında ilgili Kanun esaslarına uygun çalışılmadığının tespiti halinde, mevzuat çerçevesinde yapılacak işlemler Genel Müdürlüğe bildirilir. Çevre ve insan sağlığına zarar verdiği tespit edilen madencilik faaliyetleri gerekli önlemler alınıncaya kadar durdurulur. (Değişik onbirinci fıkra:19/7/2025-7554/3 md.) Çevresel etki değerlendirmesi işlemleri Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından yürütülür. Çevresel etki değerlendirmesi sürecinde ilgili kurumlar görüşlerini en geç üç ay içinde verir. Kurumların ilave süre talep etmeleri halinde en fazla bir ay ek süre verilir. Tüm değerlendirmelerini tamamlayarak bu süreler içinde görüş bildirmeyen kurumun görüşü olumlu kabul edilir. İzin vermiş kurumlar çevresel etki değerlendirmesi sürecinde olumsuz görüş veremez. Çevresel etki değerlendirmesi olumlu kararı alınan madencilik faaliyetleri için, ilgili kurum tarafından varsa mali yükümlülükler alınarak en geç bir ay içinde diğer işlemler tamamlanır. (Değişik fıkra: 10/6/2010-5995/3 md.) İmar alanları içinde kalan madencilik faaliyetleri, ilgili yerel merciden izin alınarak yapılır. Ruhsat alındıktan sonra imar alanları içine alınan maden sahalarına bu hüküm uygulanmaz. İmar planı bulunmayan alanlarda yapılan veya yapılacak olan madencilik faaliyetleri ile bu faaliyetlere bağlı geçici tesisler ve bunların müştemilatı için imar planı yapılmaz. İşletme ruhsatları, tapu kayıtları ile çevre düzeni ve imar planları notuna işlenir. İmarsız alanlarda yürütülen madencilik faaliyetleri için gerekli olan geçici tesisler ve bunların müştemilatı, inşaat ve yapı kullanma iznine tabi değildir. Ancak, yapıların fen ve sağlık kurallarına uygun olması ve ilgili il özel idaresine veya yatırım izleme ve koordinasyon başkanlığına bildirilmesi zorunludur. İmarsız alanlarda yürütülen madencilik faaliyetleri için gerekli olan geçici tesisler ve bunların müştemilatı niteliğindeki yapıların, ruhsat sahibi tarafından madencilik faaliyetinin sonlandırılmasını müteakip bir yıl içinde kaldırılması, bunlardan çevresel etki değerlendirmesi olumlu kararı alınmış olanların, çevresel etki değerlendirmesi raporunda belirtildiği şekli ile her iki alanda da yol, su, haberleşme, enerji nakil hattı, bant konveyör, havai hat ve kuyu tesislerinin ilgili idarenin onayı ve talebi doğrultusunda bedelsiz olarak kalmasına izin verilebilir. Diğerlerinin ise süresinde yerinden kaldırılması veya çevre ile uyumlu hale getirilmesi zorunludur. Ruhsat sahibinin bu yükümlülüklerini yerine getirmemesi halinde, çevre ve insan sağlığı bakımından sorumlulukları devam eder. Ruhsat sahibi tarafından yapılması gereken işlemler valilik veya ilgili idare tarafından yerine getirilerek yapılan masraflar 21/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre tahsil edilir. Kamu hizmeti veya umumun yararına ayrılmış yerlere ve bu tür tesislere 60 metre mesafe dahilinde madencilik faaliyetleri Bakanlığın, binalara 60 metre, özel mülkiyete konu araziye 20 metre mesafe dahilinde ise mülk sahibinin iznine bağlıdır. Bu mesafeler, ihtiyaç halinde madencilik faaliyetlerinin boyutu, emniyet tedbirleri ve arazinin yapısı dikkate alınarak Bakanlıkça artırılabilir. Mesafeler yatay olarak hesaplanır. Maden arama faaliyetleri, bu Kanunda sayılanlar dışında herhangi bir izne tâbi değildir. İşletme faaliyetleri ise, bu Kanuna göre Bakanlıkça çıkarılacak yönetmeliğe göre yürütülür. (Değişik fıkra:14/2/2019-7164/8 md.) Madencilik faaliyetleri ile Devlet ve il yolları, otoyollar, demir yolları, havaalanı, liman, baraj, enerji tesisleri, petrol, doğalgaz, jeotermal boru hatları, su isale hatları gibi kamu yararı niteliği taşıyan ya da gerçek veya tüzel kişilere ait diğer yatırımların birbirlerini engellemesi, maden işletme faaliyetinin yapılamaz hale gelmesi, yatırım için başka alternatif alanların bulunamaması durumunda, madencilik faaliyeti ve yatırımla ilgili karar, kamu yararı açısından yatırımların önceliği ve önemini tespit etmek üzere, ilgili Bakanlığın uygun görüşü alınarak Bakanlık tarafından verilir. Bakanlık tarafından alınan bu kararlar, kamu yararı kararı yerine geçer. Maden işletme faaliyetinin yapılamaz hale geldiği alanın ruhsattan taksir edilmesine veya ruhsatın iptal edilmesine Bakanlık tarafından karar verilir. (Ek fıkra: 10/6/2010-5995/3 md.) Herhangi bir yatırım yapılmamış I. Grup ve II. Grup (a) bendi madenler, mıcır, kaba inşaat, baraj, gölet, liman, yol gibi yapılarda kullanılan her türlü yapı hammaddeleri için verilen ruhsatlar ile görünür rezervi belirlenmemiş diğer grup maden ruhsat sahaları ile çakışan aynı yerdeki diğer yatırımlara Genel Müdürlükçe izin verilir. Ruhsatlı sahalarda görünür rezervi belirlemek üzere yapılan sondaj, kuyu, galeri, desandre gibi işler için yapılan yatırımların ve maden varlığının belgelenmesi durumunda tespit edilen görünür rezerv alanı dışındaki alanlar için, diğer yatırımların madencilik faaliyetlerini engellemeyeceğine Genel Müdürlükçe karar verilmesi halinde diğer yatırım için izin verilir. Bu alanlarda ruhsat sahibi tarafından yapılmış yatırımı etkileyen bir husus var ise bu alanla ilgili karar Bakanlık tarafından verilir. İşletme ruhsat alanı içerisinde ancak işletme izni veya görünür rezerv alanı dışındaki bir alanda diğer yatırımlara Genel Müdürlükçe izin verilebilir. Yatırımın işletme izni veya görünür rezerv alanı ile çakışması durumunda, Bakanlık tarafından karar verilir. Arama ruhsatı döneminde hiçbir yatırım yapılmamış ise diğer yatırımlara engel teşkil etmez. (İptal fıkra: Anayasa Mahkemesi’nin 15/1/2009 tarihli ve E.: 2004/70, K.: 2009/7 sayılı Kararı ile.; Yeniden düzenleme: 10/6/2010-5995/3 md.; Mülga fıkra: 2/7/2018-KHK-700/99 md.) (Değişik fıkra: 10/6/2010-5995/3 md.) Bakanlık tarafından verilecek kararlarda; görünür rezerv alanı ile diğer yatırımın çakışması halinde öncelikle madenin makul bir sürede üretilebilme imkanının olup olmadığı, ara ve uç ürüne yönelik madenciliğe dayalı sanayi tesislerinin hammadde ihtiyacını karşılayan ruhsatlı sahalarda, tesisin hammadde ihtiyacını karşılayacak şekilde alternatif alanların bulunup bulunmadığı dikkate alınarak değerlendirme yapılır. (Ek fıkra: 10/6/2010-5995/3 md.; Değişik: 4/2/2015-6592/4 md.) Bakanlık veya Genel Müdürlük tarafından gerekli görülmesi hâlinde hazırlatılan rapor, danışmanlık ücretleri, yapılacak tetkik ve incelemeler için gerekli yolluk, gündelik ve benzeri tüm harcamalar yatırımcı veya ruhsat sahibi tarafından karşılanır. Ayrıca Bakanlık veya Genel Müdürlük kararı ile faaliyeti kısıtlanan maden işletmecisinin veya yatırım sahibinin yatırım giderleri, lehine karar verilen tarafça tazmin edilir. (Ek cümle:14/2/2019-7164/8 md.) Yatırım çakışması işlemleri nedeniyle Bakanlıkça veya Genel Müdürlükçe herhangi bir sebeple ödenmek zorunda kalınan tutar, lehine karar verilen tarafa rücu edilir. Yatırım giderlerinin tespiti ve tazmin esasları Genel Müdürlük tarafından çıkarılan yönetmelikle belirlenir. (Değişik fıkra:14/2/2019-7164/8 md.) Madencilik faaliyetleri ve/veya bu faaliyetlere bağlı geçici tesisler için verilmiş izinler, temditler dahil ruhsat hukuku devam ettiği sürece geçerlidir. Ruhsatın temdit edilmesi hâlinde madencilik faaliyetleri ve/veya bu faaliyetlere bağlı geçici tesisler için verilmiş bütün izinler temdit süresi sonuna kadar hiçbir işleme gerek kalmaksızın uzatılmış sayılır. (Değişik fıkra:14/2/2019-7164/8 md.) Çevresel etki değerlendirmesi ile ilgili karar, işyeri açma ve çalışma ruhsatı, mülkiyet izni olmadan veya onüçüncü fıkraya aykırı faaliyette bulunulduğunun tespiti hâlinde 46.579 TL tutarında idari para cezası uygulanarak bu alandaki işletme faaliyetleri durdurulur. Bu ihlalleri tespit eden kamu kurum ve kuruluşu diğer ilgili kamu kurum ve kuruluşlarına durumu bildirir. Bu ihlallerin ilk tespit tarihinden itibaren, ilk tespit dâhil üç yıl içinde üç kez yapıldığının tespiti hâlinde ise ruhsat iptal edilir. (Ek fıkra:14/2/2019-7164/8 md.) Ruhsat sahalarında ruhsat sahipleri, madencilik faaliyetleri ve madenlerin işlenmesine yönelik faaliyetler dışında hiçbir faaliyette bulunamaz ve geçici tesisler dışında herhangi bir tesis veya alt yapı tesisi kuramaz. Ruhsat sahalarında ruhsat sahibi veya diğer gerçek veya tüzel kişiler ile kamu kurum ve kuruluşları ancak Bakanlık tarafından uygun görülmesi hâlinde ticari veya sınai faaliyette bulunabilir. (Ek fıkra:14/2/2019-7164/8 md.) Maden ruhsat sahalarında rezerv kaybına sebebiyet verilmemesi için, arazinin vasfına bakılmaksızın ruhsat sahaları hafriyat toprağı, cüruf, inşaat yıkıntı atığı ve benzeri atıklar için döküm alanı olarak kullanılamaz, maden ruhsat sahalarına kamu kurum ve kuruluşları tarafından döküm izni verilemez. Ancak maden ruhsat sahalarında rezervin bittiğinin Genel Müdürlükçe tespiti hâlinde Genel Müdürlükçe kamu kurum ve kuruluşlarına izin verilir. Rezervin bittiğinin tespit edilememesi veya rezervin varlığının tespiti hâlinde ise Genel Müdürlüğe kamu kurum ve kuruluşları tarafından yapılan döküm izni talepleri onbeşinci fıkra kapsamında yatırım çakışması olarak değerlendirilir ve ilgili hükümlere göre sonuçlandırılır. İhalelik sahalar için de arazinin vasfına bakılmaksızın, Genel Müdürlüğün uygun görüşü alınması zorunludur. Bu fıkra hükümlerine aykırı hareket edenlere 10 uncu maddenin yedinci fıkrasında belirtilen idari para cezasının on katı tutarında idari para cezası uygulanarak bu faaliyetler durdurulur, yapılan dökümün ruhsat sahasından veya ihalelik sahadan kaldırılması için altı ay süre verilir, bu süre içerisinde kaldırılmaması hâlinde bu fıkra kapsamındaki idari para cezası iki katı olarak uygulanır. Bu işlemler valilik veya ilgili idare tarafından yerine getirilerek, yapılan masraflar 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre tahsil edilir. (Ek fıkra:19/7/2025-7554/3 md.) Üçüncü veya dördüncü fıkra uyarınca ilgili kurum tarafından IV. Grup ile stratejik veya kritik madenlere izin verilmeyen hâllerde; sahanın rezerv potansiyeli, yeri, cinsi ve ekonomiye katkısı gibi hususlar dikkate alınarak Bakanlıkça yapılacak başvuru üzerine izin hakkında nihai karar, üstün kamu yararı çerçevesinde Kurul tarafından verilir. Kurul, madencilik faaliyeti lehine karar verirse ilgili kurum bir ay içinde izin kararını Genel Müdürlüğe gönderir ve ruhsat düzenlenir.
  2. 25 Mart 2020

    Bu tarihe bağlanmış bir değişiklik kaydı bulunamadı; fark doğrudan iki hâlin metninden çıkarıldı.

    2 Temmuz 2018 tarihli hâli
    Madde 7 – (Değişik: 26/5/2004 – 5177/3 md.) (İptal birinci fıkra: Anayasa Mahkemesi’nin 15/1/2009 tarihli ve E.: 2004/70, K.: 2009/7 sayılı Kararı ile.; Yeniden düzenleme: 10/6/2010-5995/3 md.) Madencilik faaliyetleri- nin yapılması ve ruhsatlandırma işlemlerinin yürütülmesi ile ilgili olarak yeni verilecek ruhsat alanlarına maden işletme yöntemi, faaliyetin yapıldığı bölge, madenin cinsi, yapılacak yatırımın çevresel etkileri, şehirleşme ve benzeri hususlar dikkate alınarak, temdit talepleri dahil ruhsat verilen alanlarda kazanılmış haklar korunmak kaydıyla, ilgili kurumların görüşleri alınarak Ba- kanlık tarafından kısıtlama getirilebilir. İlk müracaat veya ihale yolu ile yapılacak ruhsatlandırma- larda müracaatın yapılacağı alanlar diğer kanunlar ile getirilen kısıtlamalar gözönüne alınarak Bakanlıkça ruhsat müracaatına kapatılabilir. Kısıtlama gerekçesi ortadan kalkan alanlar ihale yoluyla aramalara açılır. Bu Kanun dışında madencilik faaliyetleri ile ilgili olarak yapılacak her türlü kısıtlama ancak kanun ile düzenlenir. (Ek fıkra: 10/6/2010-5995/3 md.) Özel çevre koruma bölgeleri, milli parklar, yaban ha- yatı koruma ve geliştirme sahaları, muhafaza ormanları, 4/4/1990 tarihli ve 3621 sayılı Kıyı Ka- nununa göre korunması gerekli alanlar, 1 inci derece askeri yasak bölgeler, 1/5000 ölçekli imar planı onaylanmış alanlar, 1 inci derece sit alanları ile madencilik amacı dışında tahsis edilen ve Genel Müdürlük tarafından uygun görüş verilen elektrik santralleri, organize sanayi bölgeleri, petrol, doğalgaz ve jeotermal boru hatları gibi yatırım alanlarına ait koordinatlar ilgili kurumlar tarafından Genel Müdürlüğe bildirilir. (1) Bu fıkrada yer alan “ön işletme”ibaresi, 26/5/2004 tarihli ve 5177 sayılı Kanunun 38 inci maddesiyle yürürlükten kaldırılmış, aynı Kanunun 37 nci maddesi ile de fıkrada yer alan “ilgili dairenin ibare- si”Genel Müdürlüğün” olarak değiştirilmiş ve metne işlenmiştir. (2)Bu madde başlığı “Maden faaliyeti izne tabi yerler:” iken , 26/5/2004 tarihli ve 5177 sayılı Kanunun 3 üncü maddesiyle metne işlendiği şekilde değiştirilmiştir. (Ek fıkra: 10/6/2010-5995/3 md.) Bu alanlara yapılan ruhsat müracaatlarının hak sağla- ması halinde iki ay içinde ruhsat bedeli yatırılmasından sonra bu alanlara ilişkin ilgili kurumlar- dan izin alınması için müracaat sahibine bir yıl süre verilir. Bu süre içinde izin alınması duru- munda Kanunun 16 ncı maddesine göre ruhsat düzenlenir, izin alınamaması halinde müracaat reddedilir. Müraacat alanının bir kısmının bahse konu alanlarla çakışması halinde, çakışan alan dışındaki serbest alana ilişkin olarak iki aylık süre içinde Kanunun 16 ncı maddesine göre müra- caatta bulunulması halinde ruhsat düzenlenir. Aksi halde tüm müracaat alanı bu süre sonunda müracaatlara açık hale gelir.(1) (Ek fıkra: 10/6/2010-5995/3 md.) Devlet ormanları içinde yapılacak maden arama ve işletme faaliyetleri ile bu faaliyetler için zorunlu ve ruhsat süresine bağlı olarak yapılan geçici tesislere 31/8/1956 tarihli ve 6831 sayılı Orman Kanunu hükümlerine göre izin verilir. (Ek fıkra: 10/6/2010-5995/3 md.) Yaban hayatı koruma ve geliştirme sahalarında maden arama ve işletme faaliyetleri ile bu faaliyetler için gerekli geçici tesislere çevresel etki değerlen- dirme raporunda belirlenen esaslar dahilinde izin verilir. Alınan izinler, temditler dahil ruhsat hukuku sonuna kadar devam eder. (Ek fıkra: 10/6/2010-5995/3 md.) Uygulanan yöntem, teknoloji ve derinliğe bağlı olarak projesi Genel Müdürlükçe uygun bulunan yeraltı madencilik faaliyetlerinin tekabül ettiği yüzey alanı için herhangi bir izin alınmaz. Yeraltı madencilik faaliyetlerine bağlı olarak gerekli olan yerüstü tesisleri veya galeri ağzının isabet ettiği alan için gerekli izinlerin alınması zorunludur. (Ek fıkra: 10/6/2010-5995/3 md.) Madencilik faaliyeti yapılan alanların, izne tabi alan olmaları halinde, ilgili olduğu kanun hükümlerine göre gerekli izinlerin alınması zorunludur. Ancak, Genel Müdürlükçe işletme ruhsatı verildikten sonra, işletme ruhsat alanının diğer kanunla- ra göre izne tabi alan haline gelmesi durumunda ilgili kanunların öngördüğü yükümlülüklerin yerine getirilmesi suretiyle kazanılmış haklar korunarak faaliyetler sürdürülür. Diğer kanunlara göre izne tabi alanlar, Genel Müdürlüğün görüşü alınarak belirlenir. (Ek fıkra: 10/6/2010-5995/3 md.) Kazanılmış haklar korunmak kaydıyla içme ve kul- lanma suyu rezervuarının maksimum su seviyesinden itibaren 1000-2000 metre mesafe genişli- ğindeki şeritte galeri usulü patlatma yapılmaması, alıcı ortama arıtma yapılmadan doğrudan su deşarj edilmemesi şartıyla çevre ve insan sağlığına zarar vermeyeceği bilimsel ve teknik olarak belirlenen maden arama ve işletme faaliyetleri ile altyapı tesislerine izin verilir. 2000 metreden sonraki koruma alanı içinde çevresel etki değerlendirmesi raporuna göre yapılması uygun bulu- nan maden istihracı ve her türlü tesis yapılabilir. Ancak faaliyet sırasında alıcı ortama yapılacak deşarjlarda ilgili yönetmelikte belirtilen limitlere uyulması zorunludur. (Ek fıkra: 10/6/2010-5995/3 md.) Maden üretim faaliyetleri ile bu faaliyetlere dayalı ruhsat sahasındaki tesisler için işyeri açma ve çalışma ruhsatları il özel idareleri tarafından verilir. Bu ruhsatların verilmesi sırasında 2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu hükümlerine göre bele- diyelerin tahsil ettiği işyeri açma izni harcı il özel idaresi tarafından tahsil edilir. Bu bedelin % 50’si ruhsatın bulunduğu bölgeyle sınırlı olarak altyapı yatırımlarında kullanılmak üzere, doğru- dan ilgili ilçe veya ilçelerin Köylere Hizmet Götürme Birlikleri hesabına aktarılır. Bu alanların belediyelerin mücavir alanı içerisinde kalması durumunda tahsil edilen harcın % 50’si ilgili bele- diyenin hesabına aktarılır. (1) 4/2/2015 tarihli ve 6592 sayılı Kanunun 4 üncü maddesiyle bu fıkrada yer alan “harç ve teminatın” ibaresi “ruhsat bedeli” şeklinde değiştirilmiştir. İlgili bakanlıkların mevzuatı gereği yapacakları inceleme ve denetimlerde; ruhsat alanla- rında ilgili Kanun esaslarına uygun çalışılmadığının tespiti halinde, mevzuat çerçevesinde yapıla- cak işlemler Genel Müdürlüğe bildirilir. Çevre ve insan sağlığına zarar verdiği tespit edilen ma- dencilik faaliyetleri gerekli önlemler alınıncaya kadar durdurulur. (1) Çevresel etki değerlendirmesi işlemleri Çevre ve Orman Bakanlığı tarafından, diğer izin- lere ilişkin işlemler de ilgili bakanlıklar ve diğer kamu kurum ve kuruluşlarınca çevresel etki değerlendirmesi sürecinde en geç üç ay içinde bitirilir. Bakanlık ve diğer bakanlıkların mevzuatı- nın gerektirdiği maddî yükümlülükler ruhsat sahibi tarafından karşılanır. (Değişik fıkra: 10/6/2010-5995/3 md.) İmar alanları içinde kalan madencilik faaliyetleri, ilgili yerel merciden izin alınarak yapılır. Ruhsat alındıktan sonra imar alanları içine alınan maden sahalarına bu hüküm uygulanmaz. İmar planı bulunmayan alanlarda yapılan veya yapılacak olan madencilik faaliyetleri ile bu faaliyetlere bağlı geçici tesisler ve bunların müştemilatı için imar planı yapılmaz. İşletme ruhsatları çevre düzeni ve imar planları notuna işlenir. İmarsız alanlarda yürütülen madencilik faaliyetleri için gerekli olan geçici tesisler ve bunların müştemilatı, inşaat ve yapı kullanma iznine tabi değildir. Ancak, yapıların fen ve sağlık kurallarına uygun olması ve ilgili il özel idaresine bildirilmesi zorunludur. İmarsız alanlarda yürütülen madencilik faaliyetleri için gerekli olan geçici tesisler ve bunların müştemilatı niteliğindeki yapıların, ruhsat sahibi tara- fından madencilik faaliyetinin sonlandırılmasını müteakip bir yıl içinde kaldırılması, bunlardan çevresel etki değerlendirmesi olumlu kararı alınmış olanların, çevresel etki değerlendirmesi rapo- runda belirtildiği şekli ile her iki alanda da yol, su, haberleşme, enerji nakil hattı, bant konveyör, havai hat ve kuyu tesislerinin ilgili idarenin onayı ve talebi doğrultusunda bedelsiz olarak kalma- sına izin verilebilir. Diğerlerinin ise süresinde yerinden kaldırılması veya çevre ile uyumlu hale getirilmesi zorunludur. Ruhsat sahibinin bu yükümlülüklerini yerine getirmemesi halinde, çevre ve insan sağlığı bakımından sorumlulukları devam eder. Ruhsat sahibi tarafından yapılması gere- ken işlemler valilik veya ilgili idare tarafından yerine getirilerek yapılan masraflar 21/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre tahsil edilir. Kamu hizmeti veya umumun yararına ayrılmış yerlere ve bu tür tesislere 60 metre mesafe dahilinde madencilik faaliyetleri Bakanlığın, binalara 60 metre, özel mülkiyete konu araziye 20 metre mesafe dahilinde ise mülk sahibinin iznine bağlıdır. Bu mesafeler, ihtiyaç halinde madenci- lik faaliyetlerinin boyutu, emniyet tedbirleri ve arazinin yapısı dikkate alınarak Bakanlıkça artırı- labilir. Mesafeler yatay olarak hesaplanır. Maden arama faaliyetleri, bu Kanunda sayılanlar dışında herhangi bir izne tâbi değildir. İşletme faaliyetleri ise, bu Kanuna göre Bakanlıkça çıkarılacak yönetmeliğe göre yürütülür. (1) 10/6/2010 tarihli ve 5995 sayılı Kanunun 3 üncü maddesiyle, bu fıkrada yer alan “bu yönetmelik” ibaresi “ilgili Kanun” şeklinde değiştirilmiş ve metne işlenmiştir. (Değişik fıkra: 10/6/2010-5995/3 md.) Madencilik faaliyetleri ile Devlet ve il yolları, otoyollar, demir yolları, havaalanı, liman, baraj, enerji tesisleri, petrol, doğalgaz, jeotermal boru hatları, su isale hatları gibi kamu yararı niteliği taşıyan veya gerçek/tüzel kişilere ait diğer yatırım- ların birbirlerini engellemesi, maden işletme faaliyetinin yapılamaz hale gelmesi, yatırım için başka alternatif alanların bulunamaması durumunda, madencilik faaliyeti ve yatırımla ilgili karar, Kurul tarafından verilir.(1) (Ek fıkra: 10/6/2010-5995/3 md.) Herhangi bir yatırım yapılmamış I. Grup ve II. Grup (a) bendi madenler, mıcır, kaba inşaat, baraj, gölet, liman, yol gibi yapılarda kullanılan her türlü yapı hammaddeleri için verilen ruhsatlar ile görünür rezervi belirlenmemiş diğer grup maden ruhsat sahaları ile çakışan aynı yerdeki diğer yatırımlara Genel Müdürlükçe izin verilir. Ruhsatlı sahalarda görünür rezervi belirlemek üzere yapılan sondaj, kuyu, galeri, desandre gibi işler için yapılan yatırımların ve maden varlığının belgelenmesi durumunda tespit edilen görünür rezerv alanı dışındaki alanlar için, diğer yatırımların madencilik faaliyetlerini engellemeyeceğine Genel Müdürlükçe karar verilmesi halinde diğer yatırım için izin verilir. Bu alanlarda ruhsat sahibi tarafından yapılmış yatırımı etkileyen bir husus var ise bu alanla ilgili karar Kurul tarafından verilir. İşletme ruhsat alanı içerisinde ancak işletme izni veya görünür rezerv alanı dışındaki bir alanda diğer yatırımlara Genel Müdürlükçe izin verilebilir. Yatırımın işletme izni veya görünür rezerv alanı ile çakışması durumunda, Kurul tarafından karar verilir. Arama ruhsatı döneminde hiçbir yatırım yapılmamış ise diğer yatırımlara engel teşkil etmez.(2) (İptal fıkra: Anayasa Mahkemesi’nin 15/1/2009 tarihli ve E.: 2004/70, K.: 2009/7 sayılı Kararı ile.; Yeniden düzenleme: 10/6/2010-5995/3 md.; Mülga fıkra: 2/7/2018-KHK- 700/99 md.) (Değişik fıkra: 10/6/2010-5995/3 md.) Kurul tarafından verilecek kararlarda; görünür re- zerv alanı ile diğer yatırımın çakışması halinde öncelikle madenin makul bir sürede üretilebilme imkanının olup olmadığı, ara ve uç ürüne yönelik madenciliğe dayalı sanayi tesislerinin ham- madde ihtiyacını karşılayan ruhsatlı sahalarda, tesisin hammadde ihtiyacını karşılayacak şekilde alternatif alanların bulunup bulunmadığı dikkate alınarak değerlendirme yapılır. (Ek fıkra: 10/6/2010-5995/3 md.; Değişik: 4/2/2015-6592/4 md.) Kurul veya Genel Müdürlük tarafından gerekli görülmesi hâlinde hazırlatılan rapor, danışmanlık ücretleri, yapılacak tetkik ve incelemeler için gerekli yolluk, gündelik ve benzeri tüm harcamalar yatırımcı veya ruhsat sahibi tarafından karşılanır. Ayrıca Kurul veya Genel Müdürlük kararı ile faaliyeti kısıtla- nan maden işletmecisinin veya yatırım sahibinin yatırım giderleri, lehine karar verilen tarafça tazmin edilir. Yatırım giderlerinin tespiti ve tazmin esasları Genel Müdürlük tarafından çıkarılan yönetmelikle belirlenir. (1) 4/2/2015 tarihli ve 6592 sayılı Kanunun 4 üncü maddesiyle bu fıkrada yer alan “kamu yararı niteliği taşıyan” ibaresinden sonra gelmek üzere “veya gerçek/tüzel kişilere ait diğer” ibaresi eklenmiştir. (2) 4/2/2015 tarihli ve 6592 sayılı Kanunun 4 üncü maddesiyle bu fıkrada yer alan “I. Grup” ibaresinden sonra gelmek üzere “ve II. Grup (a) bendi” ibaresi eklenmiştir. Madencilik faaliyetleri ve/veya bu faaliyetlere bağlı tesisler için verilmiş izinler, ruhsat hukuku devam ettiği sürece geçerlidir. (Değişik fıkra: 10/6/2010-5995/3 md. Değişik: 4/2/2015-6592/4 md.) Çevresel etki de- ğerlendirmesi ile ilgili karar, işyeri açma ve çalışma ruhsatı, mülkiyet izni olmadan veya on üçün- cü fıkraya aykırı faaliyette bulunulduğunun tespiti hâlinde 30.000 TL tutarında idari para cezası uygulanarak bu alandaki işletme faaliyetleri durdurulur. Bu ihlallerin üç yıl içinde üç kez veya daha fazla yapıldığının tespiti hâlinde ise ruhsat iptal edilir.
    25 Mart 2020 tarihli hâli
    Madde 7 – (Değişik: 26/5/2004 – 5177/3 md.) (İptal birinci fıkra: Anayasa Mahkemesi’nin 15/1/2009 tarihli ve E.: 2004/70, K.: 2009/7 sayılı Kararı ile.; Yeniden düzenleme: 10/6/2010-5995/3 md.) Madencilik faaliyetlerinin yapılması ve ruhsatlandırma işlemlerinin yürütülmesi ile ilgili olarak yeni verilecek ruhsat alanlarına maden işletme yöntemi, faaliyetin yapıldığı bölge, madenin cinsi, yapılacak yatırımın çevresel etkileri, şehirleşme ve benzeri hususlar dikkate alınarak, temdit talepleri dahil ruhsat verilen alanlarda kazanılmış haklar korunmak kaydıyla, ilgili kurumların görüşleri alınarak Bakanlık tarafından kısıtlama getirilebilir. İlk müracaat veya ihale yolu ile yapılacak ruhsatlandırmalarda müracaatın yapılacağı alanlar diğer kanunlar ile getirilen kısıtlamalar gözönüne alınarak Bakanlıkça ruhsat müracaatına kapatılabilir. Kısıtlama gerekçesi ortadan kalkan alanlar ihale yoluyla aramalara açılır. Bu Kanun dışında madencilik faaliyetleri ile ilgili olarak yapılacak her türlü kısıtlama ancak kanun ile düzenlenir. (Ek fıkra: 10/6/2010-5995/3 md.) Özel çevre koruma bölgeleri, milli parklar, yaban hayatı koruma ve geliştirme sahaları, muhafaza ormanları, 4/4/1990 tarihli ve 3621 sayılı Kıyı Kanununa göre korunması gerekli alanlar, 1 inci derece askeri yasak bölgeler, 1/5000 ölçekli imar planı onaylanmış alanlar, 1 inci derece sit alanları ile madencilik amacı dışında tahsis edilen ve Genel Müdürlük tarafından uygun görüş verilen elektrik santralleri, organize sanayi bölgeleri, petrol, doğalgaz ve jeotermal boru hatları gibi yatırım alanlarına ait koordinatlar ilgili kurumlar tarafından Genel Müdürlüğe bildirilir. (1) Bu fıkrada yer alan “ön işletme”ibaresi, 26/5/2004 tarihli ve 5177 sayılı Kanunun 38 inci maddesiyle yürürlükten kaldırılmış, aynı Kanunun 37 nci maddesi ile de fıkrada yer alan “ilgili dairenin ibaresi”Genel Müdürlüğün” olarak değiştirilmiş ve metne işlenmiştir. (2) Bu madde başlığı “Maden faaliyeti izne tabi yerler:” iken , 26/5/2004 tarihli ve 5177 sayılı Kanunun 3 üncü maddesiyle metne işlendiği şekilde değiştirilmiştir. (3) 14/2/2019 tarihli ve 7164 sayılı Kanunun 7 nci maddesiyle bu fıkrada yer alan “madencilik yapabileceği statüsünde yazılı” ibaresi madde metninden çıkarılmıştır. (Ek fıkra: 10/6/2010-5995/3 md.) (Değişik fıkra:14/2/2019-7164/8 md.) Bu maddenin ikinci fıkrasında belirtilen alanlara yapılan ruhsat müracaatlarının hak sağlaması hâlinde, iki ay içinde ruhsat bedeli yatırılması ve 16 ncı maddeye göre müracaatta bulunulması şartıyla ruhsat düzenlenir. Ruhsat sahasındaki bu alanlara ilişkin ilgili kurumlardan izin alınması için ruhsat sahibine bir yıl süre verilir. Bu süre içinde bu alanların izin alınamayan kısımları ruhsat sahasından taksir edilerek ihale yolu ile ruhsatlandırılır. (Ek fıkra: 10/6/2010-5995/3 md.) Devlet ormanları içinde yapılacak maden arama ve işletme faaliyetleri ile bu faaliyetler için zorunlu ve ruhsat süresine bağlı olarak yapılan geçici tesislere 31/8/1956 tarihli ve 6831 sayılı Orman Kanunu hükümlerine göre izin verilir. (Ek fıkra: 10/6/2010-5995/3 md.) Yaban hayatı koruma ve geliştirme sahalarında maden arama ve işletme faaliyetleri ile bu faaliyetler için gerekli geçici tesislere çevresel etki değerlendirme raporunda belirlenen esaslar dahilinde izin verilir. Alınan izinler, temditler dahil ruhsat hukuku sonuna kadar devam eder. (Ek fıkra: 10/6/2010-5995/3 md.) Uygulanan yöntem, teknoloji ve derinliğe bağlı olarak projesi Genel Müdürlükçe uygun bulunan yeraltı madencilik faaliyetlerinin tekabül ettiği yüzey alanı için herhangi bir izin alınmaz. Yeraltı madencilik faaliyetlerine bağlı olarak gerekli olan yerüstü tesisleri veya galeri ağzının isabet ettiği alan için gerekli izinlerin alınması zorunludur. (Ek fıkra: 10/6/2010-5995/3 md.) Madencilik faaliyeti yapılan alanların, izne tabi alan olmaları halinde, ilgili olduğu kanun hükümlerine göre gerekli izinlerin alınması zorunludur. Ancak, Genel Müdürlükçe işletme ruhsatı verildikten sonra, işletme ruhsat alanının diğer kanunlara göre izne tabi alan haline gelmesi durumunda ilgili kanunların öngördüğü yükümlülüklerin yerine getirilmesi suretiyle kazanılmış haklar korunarak faaliyetler sürdürülür. Diğer kanunlara göre izne tabi alanlar, Genel Müdürlüğün görüşü alınarak belirlenir. (Ek fıkra: 10/6/2010-5995/3 md.) Kazanılmış haklar korunmak kaydıyla içme ve kullanma suyu rezervuarının maksimum su seviyesinden itibaren 1000-2000 metre mesafe genişliğindeki şeritte galeri usulü patlatma yapılmaması, alıcı ortama arıtma yapılmadan doğrudan su deşarj edilmemesi şartıyla çevre ve insan sağlığına zarar vermeyeceği bilimsel ve teknik olarak belirlenen maden arama ve işletme faaliyetleri ile altyapı tesislerine izin verilir. 2000 metreden sonraki koruma alanı içinde çevresel etki değerlendirmesi raporuna göre yapılması uygun bulunan maden istihracı ve her türlü tesis yapılabilir. Ancak faaliyet sırasında alıcı ortama yapılacak deşarjlarda ilgili yönetmelikte belirtilen limitlere uyulması zorunludur. (Ek fıkra: 10/6/2010-5995/3 md.) Maden üretim faaliyetleri ile bu faaliyetlere dayalı ruhsat sahasındaki tesisler için işyeri açma ve çalışma ruhsatları il özel idareleri veya yatırım izleme ve koordinasyon başkanlığı tarafından verilir. (Ek cümle:14/2/2019-7164/8 md.) Maden ruhsat sahalarında, maden üretim faaliyetleri ile bu faaliyetlere dayalı ruhsat sahasındaki geçici tesisler dışındaki faaliyetler ve/veya tesisler için Bakanlığın izni olmaksızın hiçbir surette işyeri açma ve çalışma ruhsatı düzenlenemez. Bu ruhsatların verilmesi sırasında 2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu hükümlerine göre belediyelerin tahsil ettiği işyeri açma izni harcı büyükşehir belediyesi olan illerde yatırım izleme ve koordinasyon başkanlığı, büyükşehir belediyesi olmayan illerde il özel idaresi tarafından tahsil edilir. Bu bedelin % 50’si ruhsatın bulunduğu bölgeyle sınırlı olarak altyapı yatırımlarında kullanılmak üzere, doğrudan ilgili ilçe veya ilçelerin Köylere Hizmet Götürme Birlikleri hesabına aktarılır. Bu alanların belediyelerin mücavir alanı içerisinde kalması durumunda tahsil edilen harcın % 50’si ilgili belediyenin hesabına aktarılır.(1) (1) 14/2/2019 tarihli ve 7164 sayılı Kanunun 8 inci maddesiyle bu fıkraya “il özel idareleri” ibaresinden sonra gelmek üzere “veya yatırım izleme ve koordinasyon başkanlığı” ibaresi, “harcı” ibaresinden sonra gelmek üzere “büyükşehir belediyesi olan illerde yatırım izleme ve koordinasyon başkanlığı, büyükşehir belediyesi olmayan illerde” ibaresi eklenmiştir. İlgili bakanlıkların mevzuatı gereği yapacakları inceleme ve denetimlerde; ruhsat alanlarında ilgili Kanun esaslarına uygun çalışılmadığının tespiti halinde, mevzuat çerçevesinde yapılacak işlemler Genel Müdürlüğe bildirilir. Çevre ve insan sağlığına zarar verdiği tespit edilen madencilik faaliyetleri gerekli önlemler alınıncaya kadar durdurulur. (1) Çevresel etki değerlendirmesi işlemleri Çevre ve Orman Bakanlığı tarafından, diğer izinlere ilişkin işlemler de ilgili bakanlıklar ve diğer kamu kurum ve kuruluşlarınca çevresel etki değerlendirmesi sürecinde en geç üç ay içinde bitirilir. Bakanlık ve diğer bakanlıkların mevzuatının gerektirdiği maddî yükümlülükler ruhsat sahibi tarafından karşılanır. (Değişik fıkra: 10/6/2010-5995/3 md.) İmar alanları içinde kalan madencilik faaliyetleri, ilgili yerel merciden izin alınarak yapılır. Ruhsat alındıktan sonra imar alanları içine alınan maden sahalarına bu hüküm uygulanmaz. İmar planı bulunmayan alanlarda yapılan veya yapılacak olan madencilik faaliyetleri ile bu faaliyetlere bağlı geçici tesisler ve bunların müştemilatı için imar planı yapılmaz. İşletme ruhsatları , tapu kayıtları ile çevre düzeni ve imar planları notuna işlenir. İmarsız alanlarda yürütülen madencilik faaliyetleri için gerekli olan geçici tesisler ve bunların müştemilatı, inşaat ve yapı kullanma iznine tabi değildir. Ancak, yapıların fen ve sağlık kurallarına uygun olması ve ilgili il özel idaresine veya yatırım izleme ve koordinasyon başkanlığına bildirilmesi zorunludur. İmarsız alanlarda yürütülen madencilik faaliyetleri için gerekli olan geçici tesisler ve bunların müştemilatı niteliğindeki yapıların, ruhsat sahibi tarafından madencilik faaliyetinin sonlandırılmasını müteakip bir yıl içinde kaldırılması, bunlardan çevresel etki değerlendirmesi olumlu kararı alınmış olanların, çevresel etki değerlendirmesi raporunda belirtildiği şekli ile her iki alanda da yol, su, haberleşme, enerji nakil hattı, bant konveyör, havai hat ve kuyu tesislerinin ilgili idarenin onayı ve talebi doğrultusunda bedelsiz olarak kalmasına izin verilebilir. Diğerlerinin ise süresinde yerinden kaldırılması veya çevre ile uyumlu hale getirilmesi zorunludur. Ruhsat sahibinin bu yükümlülüklerini yerine getirmemesi halinde, çevre ve insan sağlığı bakımından sorumlulukları devam eder. Ruhsat sahibi tarafından yapılması gereken işlemler valilik veya ilgili idare tarafından yerine getirilerek yapılan masraflar 21/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre tahsil edilir.(2) Kamu hizmeti veya umumun yararına ayrılmış yerlere ve bu tür tesislere 60 metre mesafe dahilinde madencilik faaliyetleri Bakanlığın, binalara 60 metre, özel mülkiyete konu araziye 20 metre mesafe dahilinde ise mülk sahibinin iznine bağlıdır. Bu mesafeler, ihtiyaç halinde madencilik faaliyetlerinin boyutu, emniyet tedbirleri ve arazinin yapısı dikkate alınarak Bakanlıkça artırılabilir. Mesafeler yatay olarak hesaplanır. Maden arama faaliyetleri, bu Kanunda sayılanlar dışında herhangi bir izne tâbi değildir. İşletme faaliyetleri ise, bu Kanuna göre Bakanlıkça çıkarılacak yönetmeliğe göre yürütülür. (1) 10/6/2010 tarihli ve 5995 sayılı Kanunun 3 üncü maddesiyle, bu fıkrada yer alan “bu yönetmelik” ibaresi “ilgili Kanun” şeklinde değiştirilmiş ve metne işlenmiştir. (2) 14/2/2019 tarihli ve 7164 sayılı Kanunun 8 inci maddesiyle bu fıkraya “İşletme ruhsatları” ibaresinden sonra gelmek üzere “, tapu kayıtları ile” ibaresi ve “il özel idaresine” ibaresinden sonra gelmek üzere “veya yatırım izleme ve koordinasyon başkanlığına” ibaresi eklenmiştir. (Değişik fıkra:14/2/2019-7164/8 md.) Madencilik faaliyetleri ile Devlet ve il yolları, otoyollar, demir yolları, havaalanı, liman, baraj, enerji tesisleri, petrol, doğalgaz, jeotermal boru hatları, su isale hatları gibi kamu yararı niteliği taşıyan ya da gerçek veya tüzel kişilere ait diğer yatırımların birbirlerini engellemesi, maden işletme faaliyetinin yapılamaz hale gelmesi, yatırım için başka alternatif alanların bulunamaması durumunda, madencilik faaliyeti ve yatırımla ilgili karar, kamu yararı açısından yatırımların önceliği ve önemini tespit etmek üzere, ilgili Bakanlığın uygun görüşü alınarak Bakanlık tarafından verilir. Bakanlık tarafından alınan bu kararlar, kamu yararı kararı yerine geçer. Maden işletme faaliyetinin yapılamaz hale geldiği alanın ruhsattan taksir edilmesine veya ruhsatın iptal edilmesine Bakanlık tarafından karar verilir. (Ek fıkra: 10/6/2010-5995/3 md.) Herhangi bir yatırım yapılmamış I. Grup ve II. Grup (a) bendi madenler, mıcır, kaba inşaat, baraj, gölet, liman, yol gibi yapılarda kullanılan her türlü yapı hammaddeleri için verilen ruhsatlar ile görünür rezervi belirlenmemiş diğer grup maden ruhsat sahaları ile çakışan aynı yerdeki diğer yatırımlara Genel Müdürlükçe izin verilir. Ruhsatlı sahalarda görünür rezervi belirlemek üzere yapılan sondaj, kuyu, galeri, desandre gibi işler için yapılan yatırımların ve maden varlığının belgelenmesi durumunda tespit edilen görünür rezerv alanı dışındaki alanlar için, diğer yatırımların madencilik faaliyetlerini engellemeyeceğine Genel Müdürlükçe karar verilmesi halinde diğer yatırım için izin verilir. Bu alanlarda ruhsat sahibi tarafından yapılmış yatırımı etkileyen bir husus var ise bu alanla ilgili karar Bakanlık tarafından verilir. İşletme ruhsat alanı içerisinde ancak işletme izni veya görünür rezerv alanı dışındaki bir alanda diğer yatırımlara Genel Müdürlükçe izin verilebilir. Yatırımın işletme izni veya görünür rezerv alanı ile çakışması durumunda, Bakanlık tarafından karar verilir. Arama ruhsatı döneminde hiçbir yatırım yapılmamış ise diğer yatırımlara engel teşkil etmez.(1)(2) (İptal fıkra: Anayasa Mahkemesi’nin 15/1/2009 tarihli ve E.: 2004/70, K.: 2009/7 sayılı Kararı ile.; Yeniden düzenleme: 10/6/2010-5995/3 md.; Mülga fıkra: 2/7/2018-KHK- 700/99 md.) (Değişik fıkra: 10/6/2010-5995/3 md.) Bakanlık tarafından verilecek kararlarda; görünür rezerv alanı ile diğer yatırımın çakışması halinde öncelikle madenin makul bir sürede üretilebilme imkanının olup olmadığı, ara ve uç ürüne yönelik madenciliğe dayalı sanayi tesislerinin hammadde ihtiyacını karşılayan ruhsatlı sahalarda, tesisin hammadde ihtiyacını karşılayacak şekilde alternatif alanların bulunup bulunmadığı dikkate alınarak değerlendirme yapılır.(2) (Ek fıkra: 10/6/2010-5995/3 md.; Değişik: 4/2/2015-6592/4 md.) Bakanlık veya Genel Müdürlük tarafından gerekli görülmesi hâlinde hazırlatılan rapor, danışmanlık ücretleri, yapılacak tetkik ve incelemeler için gerekli yolluk, gündelik ve benzeri tüm harcamalar yatırımcı veya ruhsat sahibi tarafından karşılanır. Ayrıca Bakanlık veya Genel Müdürlük kararı ile faaliyeti kısıtlanan maden işletmecisinin veya yatırım sahibinin yatırım giderleri, lehine karar verilen tarafça tazmin edilir. (Ek cümle:14/2/2019-7164/8 md.) Yatırım çakışması işlemleri nedeniyle Bakanlıkça veya Genel Müdürlükçe herhangi bir sebeple ödenmek zorunda kalınan tutar, lehine karar verilen tarafa rücu edilir. Yatırım giderlerinin tespiti ve tazmin esasları Genel Müdürlük tarafından çıkarılan yönetmelikle belirlenir.(2) (1) 4/2/2015 tarihli ve 6592 sayılı Kanunun 4 üncü maddesiyle bu fıkrada yer alan “I. Grup” ibaresinden sonra gelmek üzere “ve II. Grup (a) bendi” ibaresi eklenmiştir. (2) 14/2/2019 tarihli ve 7164 sayılı Kanunun 8 inci maddesiyle bu fıkralarda yer alan “Kurul” ibareleri “Bakanlık” şeklinde değiştirilmiştir. (Değişik fıkra:14/2/2019-7164/8 md.) Madencilik faaliyetleri ve/veya bu faaliyetlere bağlı geçici tesisler için verilmiş izinler, temditler dahil ruhsat hukuku devam ettiği sürece geçerlidir. Ruhsatın temdit edilmesi hâlinde madencilik faaliyetleri ve/veya bu faaliyetlere bağlı geçici tesisler için verilmiş bütün izinler temdit süresi sonuna kadar hiçbir işleme gerek kalmaksızın uzatılmış sayılır. (Değişik fıkra:14/2/2019-7164/8 md.) Çevresel etki değerlendirmesi ile ilgili karar, işyeri açma ve çalışma ruhsatı, mülkiyet izni olmadan veya onüçüncü fıkraya aykırı faaliyette bulunulduğunun tespiti hâlinde 46.579 TL tutarında idari para cezası uygulanarak bu alandaki işletme faaliyetleri durdurulur. Bu ihlalleri tespit eden kamu kurum ve kuruluşu diğer ilgili kamu kurum ve kuruluşlarına durumu bildirir. Bu ihlallerin ilk tespit tarihinden itibaren, ilk tespit dâhil üç yıl içinde üç kez yapıldığının tespiti hâlinde ise ruhsat iptal edilir. (Ek fıkra:14/2/2019-7164/8 md.) Ruhsat sahalarında ruhsat sahipleri, madencilik faaliyetleri ve madenlerin işlenmesine yönelik faaliyetler dışında hiçbir faaliyette bulunamaz ve geçici tesisler dışında herhangi bir tesis veya alt yapı tesisi kuramaz. Ruhsat sahalarında ruhsat sahibi veya diğer gerçek veya tüzel kişiler ile kamu kurum ve kuruluşları ancak Bakanlık tarafından uygun görülmesi hâlinde ticari veya sınai faaliyette bulunabilir. (Ek fıkra:14/2/2019-7164/8 md.) Maden ruhsat sahalarında rezerv kaybına sebebiyet verilmemesi için, arazinin vasfına bakılmaksızın ruhsat sahaları hafriyat toprağı, cüruf, inşaat yıkıntı atığı ve benzeri atıklar için döküm alanı olarak kullanılamaz, maden ruhsat sahalarına kamu kurum ve kuruluşları tarafından döküm izni verilemez. Ancak maden ruhsat sahalarında rezervin bittiğinin Genel Müdürlükçe tespiti hâlinde Genel Müdürlükçe kamu kurum ve kuruluşlarına izin verilir. Rezervin bittiğinin tespit edilememesi veya rezervin varlığının tespiti hâlinde ise Genel Müdürlüğe kamu kurum ve kuruluşları tarafından yapılan döküm izni talepleri onbeşinci fıkra kapsamında yatırım çakışması olarak değerlendirilir ve ilgili hükümlere göre sonuçlandırılır. İhalelik sahalar için de arazinin vasfına bakılmaksızın, Genel Müdürlüğün uygun görüşü alınması zorunludur. Bu fıkra hükümlerine aykırı hareket edenlere 10 uncu maddenin yedinci fıkrasında belirtilen idari para cezasının on katı tutarında idari para cezası uygulanarak bu faaliyetler durdurulur, yapılan dökümün ruhsat sahasından veya ihalelik sahadan kaldırılması için altı ay süre verilir, bu süre içerisinde kaldırılmaması hâlinde bu fıkra kapsamındaki idari para cezası iki katı olarak uygulanır. Bu işlemler valilik veya ilgili idare tarafından yerine getirilerek, yapılan masraflar 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre tahsil edilir.
  3. 2 Temmuz 2018

    21 Mart 2018 tarihli hâli
    Madde 7 – (Değişik: 26/5/2004 – 5177/3 md.) (İptal birinci fıkra: Anayasa Mahkemesi’nin 15/1/2009 tarihli ve E.: 2004/70, K.: 2009/7 sayılı Kararı ile.; Yeniden düzenleme: 10/6/2010-5995/3 md.) Madencilik faaliyetleri- nin yapılması ve ruhsatlandırma işlemlerinin yürütülmesi ile ilgili olarak yeni verilecek ruhsat alanlarına maden işletme yöntemi, faaliyetin yapıldığı bölge, madenin cinsi, yapılacak yatırımın çevresel etkileri, şehirleşme ve benzeri hususlar dikkate alınarak, temdit talepleri dahil ruhsat verilen alanlarda kazanılmış haklar korunmak kaydıyla, ilgili kurumların görüşleri alınarak Ba- kanlık tarafından kısıtlama getirilebilir. İlk müracaat veya ihale yolu ile yapılacak ruhsatlandırma- larda müracaatın yapılacağı alanlar diğer kanunlar ile getirilen kısıtlamalar gözönüne alınarak Bakanlıkça ruhsat müracaatına kapatılabilir. Kısıtlama gerekçesi ortadan kalkan alanlar ihale yoluyla aramalara açılır. Bu Kanun dışında madencilik faaliyetleri ile ilgili olarak yapılacak her türlü kısıtlama ancak kanun ile düzenlenir. (1) Bu fıkrada yer alan “ön işletme”ibaresi, 26/5/2004 tarihli ve 5177 sayılı Kanunun 38 inci maddesiyle yürürlükten kaldırılmış, aynı Kanunun 37 nci maddesi ile de fıkrada yer alan “ilgili dairenin ibare- si”Genel Müdürlüğün” olarak değiştirilmiş ve metne işlenmiştir. (2)Bu madde başlığı “Maden faaliyeti izne tabi yerler:” iken , 26/5/2004 tarihli ve 5177 sayılı Kanunun 3 üncü maddesiyle metne işlendiği şekilde değiştirilmiştir. (Ek fıkra: 10/6/2010-5995/3 md.) Özel çevre koruma bölgeleri, milli parklar, yaban hayatı koruma ve geliştirme sahaları, muhafaza ormanları, 4/4/1990 tarihli ve 3621 sayılı Kıyı Kanununa göre korunması gerekli alanlar, 1 inci derece askeri yasak bölgeler, 1/5000 ölçekli imar planı onaylanmış alanlar, 1 inci derece sit alanları ile madencilik amacı dışında tahsis edilen ve Genel Müdürlük tarafından uygun görüş verilen elektrik santralleri, organize sanayi bölgeleri, petrol, doğalgaz ve jeotermal boru hatları gibi yatırım alanlarına ait koordinatlar ilgili kurumlar tarafından Genel Müdürlüğe bildirilir. (Ek fıkra: 10/6/2010-5995/3 md.) Bu alanlara yapılan ruhsat müracaatlarının hak sağla- ması halinde iki ay içinde ruhsat bedeli yatırılmasından sonra bu alanlara ilişkin ilgili kurumlar- dan izin alınması için müracaat sahibine bir yıl süre verilir. Bu süre içinde izin alınması duru- munda Kanunun 16 ncı maddesine göre ruhsat düzenlenir, izin alınamaması halinde müracaat reddedilir. Müraacat alanının bir kısmının bahse konu alanlarla çakışması halinde, çakışan alan dışındaki serbest alana ilişkin olarak iki aylık süre içinde Kanunun 16 ncı maddesine göre müra- caatta bulunulması halinde ruhsat düzenlenir. Aksi halde tüm müracaat alanı bu süre sonunda müracaatlara açık hale gelir.(1) (Ek fıkra: 10/6/2010-5995/3 md.) Devlet ormanları içinde yapılacak maden arama ve işletme faaliyetleri ile bu faaliyetler için zorunlu ve ruhsat süresine bağlı olarak yapılan geçici tesislere 31/8/1956 tarihli ve 6831 sayılı Orman Kanunu hükümlerine göre izin verilir. (Ek fıkra: 10/6/2010-5995/3 md.) Yaban hayatı koruma ve geliştirme sahalarında maden arama ve işletme faaliyetleri ile bu faaliyetler için gerekli geçici tesislere çevresel etki değerlen- dirme raporunda belirlenen esaslar dahilinde izin verilir. Alınan izinler, temditler dahil ruhsat hukuku sonuna kadar devam eder. (Ek fıkra: 10/6/2010-5995/3 md.) Uygulanan yöntem, teknoloji ve derinliğe bağlı olarak projesi Genel Müdürlükçe uygun bulunan yeraltı madencilik faaliyetlerinin tekabül ettiği yüzey alanı için herhangi bir izin alınmaz. Yeraltı madencilik faaliyetlerine bağlı olarak gerekli olan yerüstü tesisleri veya galeri ağzının isabet ettiği alan için gerekli izinlerin alınması zorunludur. (Ek fıkra: 10/6/2010-5995/3 md.) Madencilik faaliyeti yapılan alanların, izne tabi alan olmaları halinde, ilgili olduğu kanun hükümlerine göre gerekli izinlerin alınması zorunludur. Ancak, Genel Müdürlükçe işletme ruhsatı verildikten sonra, işletme ruhsat alanının diğer kanunla- ra göre izne tabi alan haline gelmesi durumunda ilgili kanunların öngördüğü yükümlülüklerin yerine getirilmesi suretiyle kazanılmış haklar korunarak faaliyetler sürdürülür. Diğer kanunlara göre izne tabi alanlar, Genel Müdürlüğün görüşü alınarak belirlenir. (Ek fıkra: 10/6/2010-5995/3 md.) Kazanılmış haklar korunmak kaydıyla içme ve kul- lanma suyu rezervuarının maksimum su seviyesinden itibaren 1000-2000 metre mesafe genişli- ğindeki şeritte galeri usulü patlatma yapılmaması, alıcı ortama arıtma yapılmadan doğrudan su deşarj edilmemesi şartıyla çevre ve insan sağlığına zarar vermeyeceği bilimsel ve teknik olarak belirlenen maden arama ve işletme faaliyetleri ile altyapı tesislerine izin verilir. 2000 metreden sonraki koruma alanı içinde çevresel etki değerlendirmesi raporuna göre yapılması uygun bulu- nan maden istihracı ve her türlü tesis yapılabilir. Ancak faaliyet sırasında alıcı ortama yapılacak deşarjlarda ilgili yönetmelikte belirtilen limitlere uyulması zorunludur. (1) 4/2/2015 tarihli ve 6592 sayılı Kanunun 4 üncü maddesiyle bu fıkrada yer alan “harç ve teminatın” ibaresi “ruhsat bedeli” şeklinde değiştirilmiştir. (Ek fıkra: 10/6/2010-5995/3 md.) Maden üretim faaliyetleri ile bu faaliyetlere dayalı ruhsat sahasındaki tesisler için işyeri açma ve çalışma ruhsatları il özel idareleri tarafından verilir. Bu ruhsatların verilmesi sırasında 2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu hükümlerine göre bele- diyelerin tahsil ettiği işyeri açma izni harcı il özel idaresi tarafından tahsil edilir. Bu bedelin % 50’si ruhsatın bulunduğu bölgeyle sınırlı olarak altyapı yatırımlarında kullanılmak üzere, doğru- dan ilgili ilçe veya ilçelerin Köylere Hizmet Götürme Birlikleri hesabına aktarılır. Bu alanların belediyelerin mücavir alanı içerisinde kalması durumunda tahsil edilen harcın % 50’si ilgili bele- diyenin hesabına aktarılır. İlgili bakanlıkların mevzuatı gereği yapacakları inceleme ve denetimlerde; ruhsat alanla- rında ilgili Kanun esaslarına uygun çalışılmadığının tespiti halinde, mevzuat çerçevesinde yapıla- cak işlemler Genel Müdürlüğe bildirilir. Çevre ve insan sağlığına zarar verdiği tespit edilen ma- dencilik faaliyetleri gerekli önlemler alınıncaya kadar durdurulur. (1) Çevresel etki değerlendirmesi işlemleri Çevre ve Orman Bakanlığı tarafından, diğer izin- lere ilişkin işlemler de ilgili bakanlıklar ve diğer kamu kurum ve kuruluşlarınca çevresel etki değerlendirmesi sürecinde en geç üç ay içinde bitirilir. Bakanlık ve diğer bakanlıkların mevzuatı- nın gerektirdiği maddî yükümlülükler ruhsat sahibi tarafından karşılanır. (Değişik fıkra: 10/6/2010-5995/3 md.) İmar alanları içinde kalan madencilik faaliyetleri, ilgili yerel merciden izin alınarak yapılır. Ruhsat alındıktan sonra imar alanları içine alınan maden sahalarına bu hüküm uygulanmaz. İmar planı bulunmayan alanlarda yapılan veya yapılacak olan madencilik faaliyetleri ile bu faaliyetlere bağlı geçici tesisler ve bunların müştemilatı için imar planı yapılmaz. İşletme ruhsatları çevre düzeni ve imar planları notuna işlenir. İmarsız alanlarda yürütülen madencilik faaliyetleri için gerekli olan geçici tesisler ve bunların müştemilatı, inşaat ve yapı kullanma iznine tabi değildir. Ancak, yapıların fen ve sağlık kurallarına uygun olması ve ilgili il özel idaresine bildirilmesi zorunludur. İmarsız alanlarda yürütülen madencilik faaliyetleri için gerekli olan geçici tesisler ve bunların müştemilatı niteliğindeki yapıların, ruhsat sahibi tara- fından madencilik faaliyetinin sonlandırılmasını müteakip bir yıl içinde kaldırılması, bunlardan çevresel etki değerlendirmesi olumlu kararı alınmış olanların, çevresel etki değerlendirmesi rapo- runda belirtildiği şekli ile her iki alanda da yol, su, haberleşme, enerji nakil hattı, bant konveyör, havai hat ve kuyu tesislerinin ilgili idarenin onayı ve talebi doğrultusunda bedelsiz olarak kalma- sına izin verilebilir. Diğerlerinin ise süresinde yerinden kaldırılması veya çevre ile uyumlu hale getirilmesi zorunludur. Ruhsat sahibinin bu yükümlülüklerini yerine getirmemesi halinde, çevre ve insan sağlığı bakımından sorumlulukları devam eder. Ruhsat sahibi tarafından yapılması gere- ken işlemler valilik veya ilgili idare tarafından yerine getirilerek yapılan masraflar 21/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre tahsil edilir. Kamu hizmeti veya umumun yararına ayrılmış yerlere ve bu tür tesislere 60 metre mesafe dahilinde madencilik faaliyetleri Bakanlığın, binalara 60 metre, özel mülkiyete konu araziye 20 metre mesafe dahilinde ise mülk sahibinin iznine bağlıdır. Bu mesafeler, ihtiyaç halinde madenci- lik faaliyetlerinin boyutu, emniyet tedbirleri ve arazinin yapısı dikkate alınarak Bakanlıkça artırı- labilir. Mesafeler yatay olarak hesaplanır. (1) 10/6/2010 tarihli ve 5995 sayılı Kanunun 3 üncü maddesiyle, bu fıkrada yer alan “bu yönetmelik” ibaresi “ilgili Kanun” şeklinde değiştirilmiş ve metne işlenmiştir. Maden arama faaliyetleri, bu Kanunda sayılanlar dışında herhangi bir izne tâbi değildir. İşletme faa- liyetleri ise, bu Kanuna göre Bakanlıkça çıkarılacak yönetmeliğe göre yürütülür. (Değişik fıkra: 10/6/2010-5995/3 md.) Madencilik faaliyetleri ile Devlet ve il yolları, otoyollar, demir yolları, havaalanı, liman, baraj, enerji tesisleri, petrol, doğalgaz, jeotermal boru hatları, su isale hatları gibi kamu yararı niteliği taşıyan veya gerçek/tüzel kişilere ait diğer yatırımların birbirlerini engellemesi, maden işletme faaliyetinin yapılamaz hale gelmesi, yatırım için başka alternatif alanların bulunamaması durumunda, madencilik faaliyeti ve yatırımla ilgili karar, Kurul tarafından verilir.(1) (Ek fıkra: 10/6/2010-5995/3 md.) Herhangi bir yatırım yapılmamış I. Grup ve II. Grup (a) bendi madenler, mıcır, kaba inşaat, baraj, gölet, liman, yol gibi yapılarda kullanılan her türlü yapı hammaddeleri için verilen ruhsatlar ile görünür rezervi belirlenmemiş diğer grup maden ruhsat sahaları ile çakışan aynı yerdeki diğer yatırımlara Genel Müdürlükçe izin verilir. Ruhsatlı sahalarda görünür rezervi belirlemek üzere yapılan sondaj, kuyu, galeri, desandre gibi işler için yapılan yatırımların ve maden varlığının belgelenmesi durumun- da tespit edilen görünür rezerv alanı dışındaki alanlar için, diğer yatırımların madencilik faaliyetlerini engel- lemeyeceğine Genel Müdürlükçe karar verilmesi halinde diğer yatırım için izin verilir. Bu alanlarda ruhsat sahibi tarafından yapılmış yatırımı etkileyen bir husus var ise bu alanla ilgili karar Kurul tarafından verilir. İşletme ruhsat alanı içerisinde ancak işletme izni veya görünür rezerv alanı dışındaki bir alanda diğer yatırım- lara Genel Müdürlükçe izin verilebilir. Yatırımın işletme izni veya görünür rezerv alanı ile çakışması duru- munda, Kurul tarafından karar verilir. Arama ruhsatı döneminde hiçbir yatırım yapılmamış ise diğer yatırımla- ra engel teşkil etmez.(2) (İptal fıkra: Anayasa Mahkemesi’nin 15/1/2009 tarihli ve E.: 2004/70, K.: 2009/7 sayılı Kararı ile.; Yeniden düzenleme: 10/6/2010-5995/3 md.) Kurul, Kalkınma Bakanının başkanlığında Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı, diğer yatırımcı kurum ya da kuruluşun bağlı olduğu bakan/bakanlar ve yatırım kararına onay veren kurumun ilgili olduğu bakan olmak üzere asgari üç kişiden oluşur. Ancak, yatırımcı kuruluşun Kalkınma Bakanlığına veya Bakanlığa bağlı ilgili veya ilişkili bir kurum ve katılımcı sayısının üçün altında olması halinde Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Kurula katılır. Kurul, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı veya ilgili taraf bakanlardan herhangi birinin daveti üzerine toplanır ve kararlarını üye tamsayısının salt çoğunluğuyla alır. Kurul tarafından alınan karar, kamu yararı kararı yerine geçer. Kurulun sekretaryası, Genel Müdürlük tarafından yürütülür.(3) (Değişik fıkra: 10/6/2010-5995/3 md.) Kurul tarafından verilecek kararlarda; görünür rezerv alanı ile diğer yatırımın çakışması halinde öncelikle madenin makul bir sürede üretilebilme imkanının olup olmadı- ğı, ara ve uç ürüne yönelik madenciliğe dayalı sanayi tesislerinin hammadde ihtiyacını karşılayan ruhsatlı sahalarda, tesisin hammadde ihtiyacını karşılayacak şekilde alternatif alanların bulunup bulunmadığı dikkate alınarak değerlendirme yapılır. (Ek fıkra: 10/6/2010-5995/3 md.; Değişik: 4/2/2015-6592/4 md.) Kurul veya Genel Müdürlük tara- fından gerekli görülmesi hâlinde hazırlatılan rapor, danışmanlık ücretleri, yapılacak tetkik ve incelemeler için gerekli yolluk, gündelik ve benzeri tüm harcamalar yatırımcı veya ruhsat sahibi tarafından karşılanır. Ayrıca Kurul veya Genel Müdürlük kararı ile faaliyeti kısıtlanan maden işletmecisinin veya yatırım sahibinin yatırım giderleri, lehine karar verilen tarafça tazmin edilir. Yatırım giderlerinin tespiti ve tazmin esasları Genel Mü- dürlük tarafından çıkarılan yönetmelikle belirlenir. (1) 4/2/2015 tarihli ve 6592 sayılı Kanunun 4 üncü maddesiyle bu fıkrada yer alan “kamu yararı niteliği taşıyan” ibaresinden sonra gelmek üzere “veya gerçek/tüzel kişilere ait diğer” ibaresi eklenmiştir. (2) 4/2/2015 tarihli ve 6592 sayılı Kanunun 4 üncü maddesiyle bu fıkrada yer alan “I. Grup” ibaresinden sonra gelmek üzere “ve II. Grup (a) bendi” ibaresi eklenmiştir. (3) 4/2/2015 tarihli ve 6592 sayılı Kanunun 4 üncü maddesiyle bu fıkrada yer alan “Devlet Planlama Teşki- latının bağlı olduğu bakanın” ibaresi “Kalkınma Bakanının”, “Devlet Planlama Teşkilatının bağlı oldu- ğu Bakanlığa” ibaresi “Kalkınma Bakanlığına”, “Sanayi ve Ticaret” ibaresi “Bilim, Sanayi ve Teknolo- ji” şeklinde değiştirilmiştir. Madencilik faaliyetleri ve/veya bu faaliyetlere bağlı tesisler için verilmiş izinler, ruhsat hukuku devam ettiği sürece geçerlidir. (Değişik fıkra: 10/6/2010-5995/3 md. Değişik: 4/2/2015-6592/4 md.) Çevresel etki de- ğerlendirmesi ile ilgili karar, işyeri açma ve çalışma ruhsatı, mülkiyet izni olmadan veya on üçün- cü fıkraya aykırı faaliyette bulunulduğunun tespiti hâlinde 30.000 TL tutarında idari para cezası uygulanarak bu alandaki işletme faaliyetleri durdurulur. Bu ihlallerin üç yıl içinde üç kez veya daha fazla yapıldığının tespiti hâlinde ise ruhsat iptal edilir.
    2 Temmuz 2018 tarihli hâli
    Madde 7 – (Değişik: 26/5/2004 – 5177/3 md.) (İptal birinci fıkra: Anayasa Mahkemesi’nin 15/1/2009 tarihli ve E.: 2004/70, K.: 2009/7 sayılı Kararı ile.; Yeniden düzenleme: 10/6/2010-5995/3 md.) Madencilik faaliyetleri- nin yapılması ve ruhsatlandırma işlemlerinin yürütülmesi ile ilgili olarak yeni verilecek ruhsat alanlarına maden işletme yöntemi, faaliyetin yapıldığı bölge, madenin cinsi, yapılacak yatırımın çevresel etkileri, şehirleşme ve benzeri hususlar dikkate alınarak, temdit talepleri dahil ruhsat verilen alanlarda kazanılmış haklar korunmak kaydıyla, ilgili kurumların görüşleri alınarak Ba- kanlık tarafından kısıtlama getirilebilir. İlk müracaat veya ihale yolu ile yapılacak ruhsatlandırma- larda müracaatın yapılacağı alanlar diğer kanunlar ile getirilen kısıtlamalar gözönüne alınarak Bakanlıkça ruhsat müracaatına kapatılabilir. Kısıtlama gerekçesi ortadan kalkan alanlar ihale yoluyla aramalara açılır. Bu Kanun dışında madencilik faaliyetleri ile ilgili olarak yapılacak her türlü kısıtlama ancak kanun ile düzenlenir. (Ek fıkra: 10/6/2010-5995/3 md.) Özel çevre koruma bölgeleri, milli parklar, yaban ha- yatı koruma ve geliştirme sahaları, muhafaza ormanları, 4/4/1990 tarihli ve 3621 sayılı Kıyı Ka- nununa göre korunması gerekli alanlar, 1 inci derece askeri yasak bölgeler, 1/5000 ölçekli imar planı onaylanmış alanlar, 1 inci derece sit alanları ile madencilik amacı dışında tahsis edilen ve Genel Müdürlük tarafından uygun görüş verilen elektrik santralleri, organize sanayi bölgeleri, petrol, doğalgaz ve jeotermal boru hatları gibi yatırım alanlarına ait koordinatlar ilgili kurumlar tarafından Genel Müdürlüğe bildirilir. (1) Bu fıkrada yer alan “ön işletme”ibaresi, 26/5/2004 tarihli ve 5177 sayılı Kanunun 38 inci maddesiyle yürürlükten kaldırılmış, aynı Kanunun 37 nci maddesi ile de fıkrada yer alan “ilgili dairenin ibare- si”Genel Müdürlüğün” olarak değiştirilmiş ve metne işlenmiştir. (2)Bu madde başlığı “Maden faaliyeti izne tabi yerler:” iken , 26/5/2004 tarihli ve 5177 sayılı Kanunun 3 üncü maddesiyle metne işlendiği şekilde değiştirilmiştir. (Ek fıkra: 10/6/2010-5995/3 md.) Bu alanlara yapılan ruhsat müracaatlarının hak sağla- ması halinde iki ay içinde ruhsat bedeli yatırılmasından sonra bu alanlara ilişkin ilgili kurumlar- dan izin alınması için müracaat sahibine bir yıl süre verilir. Bu süre içinde izin alınması duru- munda Kanunun 16 ncı maddesine göre ruhsat düzenlenir, izin alınamaması halinde müracaat reddedilir. Müraacat alanının bir kısmının bahse konu alanlarla çakışması halinde, çakışan alan dışındaki serbest alana ilişkin olarak iki aylık süre içinde Kanunun 16 ncı maddesine göre müra- caatta bulunulması halinde ruhsat düzenlenir. Aksi halde tüm müracaat alanı bu süre sonunda müracaatlara açık hale gelir.(1) (Ek fıkra: 10/6/2010-5995/3 md.) Devlet ormanları içinde yapılacak maden arama ve işletme faaliyetleri ile bu faaliyetler için zorunlu ve ruhsat süresine bağlı olarak yapılan geçici tesislere 31/8/1956 tarihli ve 6831 sayılı Orman Kanunu hükümlerine göre izin verilir. (Ek fıkra: 10/6/2010-5995/3 md.) Yaban hayatı koruma ve geliştirme sahalarında maden arama ve işletme faaliyetleri ile bu faaliyetler için gerekli geçici tesislere çevresel etki değerlen- dirme raporunda belirlenen esaslar dahilinde izin verilir. Alınan izinler, temditler dahil ruhsat hukuku sonuna kadar devam eder. (Ek fıkra: 10/6/2010-5995/3 md.) Uygulanan yöntem, teknoloji ve derinliğe bağlı olarak projesi Genel Müdürlükçe uygun bulunan yeraltı madencilik faaliyetlerinin tekabül ettiği yüzey alanı için herhangi bir izin alınmaz. Yeraltı madencilik faaliyetlerine bağlı olarak gerekli olan yerüstü tesisleri veya galeri ağzının isabet ettiği alan için gerekli izinlerin alınması zorunludur. (Ek fıkra: 10/6/2010-5995/3 md.) Madencilik faaliyeti yapılan alanların, izne tabi alan olmaları halinde, ilgili olduğu kanun hükümlerine göre gerekli izinlerin alınması zorunludur. Ancak, Genel Müdürlükçe işletme ruhsatı verildikten sonra, işletme ruhsat alanının diğer kanunla- ra göre izne tabi alan haline gelmesi durumunda ilgili kanunların öngördüğü yükümlülüklerin yerine getirilmesi suretiyle kazanılmış haklar korunarak faaliyetler sürdürülür. Diğer kanunlara göre izne tabi alanlar, Genel Müdürlüğün görüşü alınarak belirlenir. (Ek fıkra: 10/6/2010-5995/3 md.) Kazanılmış haklar korunmak kaydıyla içme ve kul- lanma suyu rezervuarının maksimum su seviyesinden itibaren 1000-2000 metre mesafe genişli- ğindeki şeritte galeri usulü patlatma yapılmaması, alıcı ortama arıtma yapılmadan doğrudan su deşarj edilmemesi şartıyla çevre ve insan sağlığına zarar vermeyeceği bilimsel ve teknik olarak belirlenen maden arama ve işletme faaliyetleri ile altyapı tesislerine izin verilir. 2000 metreden sonraki koruma alanı içinde çevresel etki değerlendirmesi raporuna göre yapılması uygun bulu- nan maden istihracı ve her türlü tesis yapılabilir. Ancak faaliyet sırasında alıcı ortama yapılacak deşarjlarda ilgili yönetmelikte belirtilen limitlere uyulması zorunludur. (Ek fıkra: 10/6/2010-5995/3 md.) Maden üretim faaliyetleri ile bu faaliyetlere dayalı ruhsat sahasındaki tesisler için işyeri açma ve çalışma ruhsatları il özel idareleri tarafından verilir. Bu ruhsatların verilmesi sırasında 2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu hükümlerine göre bele- diyelerin tahsil ettiği işyeri açma izni harcı il özel idaresi tarafından tahsil edilir. Bu bedelin % 50’si ruhsatın bulunduğu bölgeyle sınırlı olarak altyapı yatırımlarında kullanılmak üzere, doğru- dan ilgili ilçe veya ilçelerin Köylere Hizmet Götürme Birlikleri hesabına aktarılır. Bu alanların belediyelerin mücavir alanı içerisinde kalması durumunda tahsil edilen harcın % 50’si ilgili bele- diyenin hesabına aktarılır. (1) 4/2/2015 tarihli ve 6592 sayılı Kanunun 4 üncü maddesiyle bu fıkrada yer alan “harç ve teminatın” ibaresi “ruhsat bedeli” şeklinde değiştirilmiştir. İlgili bakanlıkların mevzuatı gereği yapacakları inceleme ve denetimlerde; ruhsat alanla- rında ilgili Kanun esaslarına uygun çalışılmadığının tespiti halinde, mevzuat çerçevesinde yapıla- cak işlemler Genel Müdürlüğe bildirilir. Çevre ve insan sağlığına zarar verdiği tespit edilen ma- dencilik faaliyetleri gerekli önlemler alınıncaya kadar durdurulur. (1) Çevresel etki değerlendirmesi işlemleri Çevre ve Orman Bakanlığı tarafından, diğer izin- lere ilişkin işlemler de ilgili bakanlıklar ve diğer kamu kurum ve kuruluşlarınca çevresel etki değerlendirmesi sürecinde en geç üç ay içinde bitirilir. Bakanlık ve diğer bakanlıkların mevzuatı- nın gerektirdiği maddî yükümlülükler ruhsat sahibi tarafından karşılanır. (Değişik fıkra: 10/6/2010-5995/3 md.) İmar alanları içinde kalan madencilik faaliyetleri, ilgili yerel merciden izin alınarak yapılır. Ruhsat alındıktan sonra imar alanları içine alınan maden sahalarına bu hüküm uygulanmaz. İmar planı bulunmayan alanlarda yapılan veya yapılacak olan madencilik faaliyetleri ile bu faaliyetlere bağlı geçici tesisler ve bunların müştemilatı için imar planı yapılmaz. İşletme ruhsatları çevre düzeni ve imar planları notuna işlenir. İmarsız alanlarda yürütülen madencilik faaliyetleri için gerekli olan geçici tesisler ve bunların müştemilatı, inşaat ve yapı kullanma iznine tabi değildir. Ancak, yapıların fen ve sağlık kurallarına uygun olması ve ilgili il özel idaresine bildirilmesi zorunludur. İmarsız alanlarda yürütülen madencilik faaliyetleri için gerekli olan geçici tesisler ve bunların müştemilatı niteliğindeki yapıların, ruhsat sahibi tara- fından madencilik faaliyetinin sonlandırılmasını müteakip bir yıl içinde kaldırılması, bunlardan çevresel etki değerlendirmesi olumlu kararı alınmış olanların, çevresel etki değerlendirmesi rapo- runda belirtildiği şekli ile her iki alanda da yol, su, haberleşme, enerji nakil hattı, bant konveyör, havai hat ve kuyu tesislerinin ilgili idarenin onayı ve talebi doğrultusunda bedelsiz olarak kalma- sına izin verilebilir. Diğerlerinin ise süresinde yerinden kaldırılması veya çevre ile uyumlu hale getirilmesi zorunludur. Ruhsat sahibinin bu yükümlülüklerini yerine getirmemesi halinde, çevre ve insan sağlığı bakımından sorumlulukları devam eder. Ruhsat sahibi tarafından yapılması gere- ken işlemler valilik veya ilgili idare tarafından yerine getirilerek yapılan masraflar 21/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre tahsil edilir. Kamu hizmeti veya umumun yararına ayrılmış yerlere ve bu tür tesislere 60 metre mesafe dahilinde madencilik faaliyetleri Bakanlığın, binalara 60 metre, özel mülkiyete konu araziye 20 metre mesafe dahilinde ise mülk sahibinin iznine bağlıdır. Bu mesafeler, ihtiyaç halinde madenci- lik faaliyetlerinin boyutu, emniyet tedbirleri ve arazinin yapısı dikkate alınarak Bakanlıkça artırı- labilir. Mesafeler yatay olarak hesaplanır. Maden arama faaliyetleri, bu Kanunda sayılanlar dışında herhangi bir izne tâbi değildir. İşletme faaliyetleri ise, bu Kanuna göre Bakanlıkça çıkarılacak yönetmeliğe göre yürütülür. (1) 10/6/2010 tarihli ve 5995 sayılı Kanunun 3 üncü maddesiyle, bu fıkrada yer alan “bu yönetmelik” ibaresi “ilgili Kanun” şeklinde değiştirilmiş ve metne işlenmiştir. (Değişik fıkra: 10/6/2010-5995/3 md.) Madencilik faaliyetleri ile Devlet ve il yolları, otoyollar, demir yolları, havaalanı, liman, baraj, enerji tesisleri, petrol, doğalgaz, jeotermal boru hatları, su isale hatları gibi kamu yararı niteliği taşıyan veya gerçek/tüzel kişilere ait diğer yatırım- ların birbirlerini engellemesi, maden işletme faaliyetinin yapılamaz hale gelmesi, yatırım için başka alternatif alanların bulunamaması durumunda, madencilik faaliyeti ve yatırımla ilgili karar, Kurul tarafından verilir.(1) (Ek fıkra: 10/6/2010-5995/3 md.) Herhangi bir yatırım yapılmamış I. Grup ve II. Grup (a) bendi madenler, mıcır, kaba inşaat, baraj, gölet, liman, yol gibi yapılarda kullanılan her türlü yapı hammaddeleri için verilen ruhsatlar ile görünür rezervi belirlenmemiş diğer grup maden ruhsat sahaları ile çakışan aynı yerdeki diğer yatırımlara Genel Müdürlükçe izin verilir. Ruhsatlı sahalarda görünür rezervi belirlemek üzere yapılan sondaj, kuyu, galeri, desandre gibi işler için yapılan yatırımların ve maden varlığının belgelenmesi durumunda tespit edilen görünür rezerv alanı dışındaki alanlar için, diğer yatırımların madencilik faaliyetlerini engellemeyeceğine Genel Müdürlükçe karar verilmesi halinde diğer yatırım için izin verilir. Bu alanlarda ruhsat sahibi tarafından yapılmış yatırımı etkileyen bir husus var ise bu alanla ilgili karar Kurul tarafından verilir. İşletme ruhsat alanı içerisinde ancak işletme izni veya görünür rezerv alanı dışındaki bir alanda diğer yatırımlara Genel Müdürlükçe izin verilebilir. Yatırımın işletme izni veya görünür rezerv alanı ile çakışması durumunda, Kurul tarafından karar verilir. Arama ruhsatı döneminde hiçbir yatırım yapılmamış ise diğer yatırımlara engel teşkil etmez.(2) (İptal fıkra: Anayasa Mahkemesi’nin 15/1/2009 tarihli ve E.: 2004/70, K.: 2009/7 sayılı Kararı ile.; Yeniden düzenleme: 10/6/2010-5995/3 md.; Mülga fıkra: 2/7/2018-KHK- 700/99 md.) (Değişik fıkra: 10/6/2010-5995/3 md.) Kurul tarafından verilecek kararlarda; görünür re- zerv alanı ile diğer yatırımın çakışması halinde öncelikle madenin makul bir sürede üretilebilme imkanının olup olmadığı, ara ve uç ürüne yönelik madenciliğe dayalı sanayi tesislerinin ham- madde ihtiyacını karşılayan ruhsatlı sahalarda, tesisin hammadde ihtiyacını karşılayacak şekilde alternatif alanların bulunup bulunmadığı dikkate alınarak değerlendirme yapılır. (Ek fıkra: 10/6/2010-5995/3 md.; Değişik: 4/2/2015-6592/4 md.) Kurul veya Genel Müdürlük tarafından gerekli görülmesi hâlinde hazırlatılan rapor, danışmanlık ücretleri, yapılacak tetkik ve incelemeler için gerekli yolluk, gündelik ve benzeri tüm harcamalar yatırımcı veya ruhsat sahibi tarafından karşılanır. Ayrıca Kurul veya Genel Müdürlük kararı ile faaliyeti kısıtla- nan maden işletmecisinin veya yatırım sahibinin yatırım giderleri, lehine karar verilen tarafça tazmin edilir. Yatırım giderlerinin tespiti ve tazmin esasları Genel Müdürlük tarafından çıkarılan yönetmelikle belirlenir. (1) 4/2/2015 tarihli ve 6592 sayılı Kanunun 4 üncü maddesiyle bu fıkrada yer alan “kamu yararı niteliği taşıyan” ibaresinden sonra gelmek üzere “veya gerçek/tüzel kişilere ait diğer” ibaresi eklenmiştir. (2) 4/2/2015 tarihli ve 6592 sayılı Kanunun 4 üncü maddesiyle bu fıkrada yer alan “I. Grup” ibaresinden sonra gelmek üzere “ve II. Grup (a) bendi” ibaresi eklenmiştir. Madencilik faaliyetleri ve/veya bu faaliyetlere bağlı tesisler için verilmiş izinler, ruhsat hukuku devam ettiği sürece geçerlidir. (Değişik fıkra: 10/6/2010-5995/3 md. Değişik: 4/2/2015-6592/4 md.) Çevresel etki de- ğerlendirmesi ile ilgili karar, işyeri açma ve çalışma ruhsatı, mülkiyet izni olmadan veya on üçün- cü fıkraya aykırı faaliyette bulunulduğunun tespiti hâlinde 30.000 TL tutarında idari para cezası uygulanarak bu alandaki işletme faaliyetleri durdurulur. Bu ihlallerin üç yıl içinde üç kez veya daha fazla yapıldığının tespiti hâlinde ise ruhsat iptal edilir.
  4. 4 Şubat 2015

    • Değiştirildi Madde 7 6592 sayılı Kanun, md. 4
      Değişikliğin gerekçesi

      Madde ile, 3213 sayılı Kanunun 7 nci maddesinde yer alan bakanlıkların adları güncellenmiş, herhangi bir yatırım yapılmamış ruhsat sahalarına II. Grup (a) bendi maden sahaları eklenerek onaltıncı fıkra daha anlaşılır hale getirilmiştir. Madencilik faaliyetleri ile Devlet ve il yolları, otoyollar, demir yolları, havaalanı, liman, baraj, enerji tesisleri, petrol, doğalgaz, jeotermal boru hatları, su isale hatları gibi kamu yararı niteliği taşıyan yatırımların birbirlerini engellemesi halinde hangi faaliyetin yapılması kararını Kurul vermektedir. Ancak, her zaman kamu yatırımları ile madencilik faaliyetleri çakışmamakta, bazı durumlarda sadece maden ruhsatları ile gerçek/tüzel kişilere ait diğer yatırımlar da birbirlerini engelleyebilmektedir. Bundan dolayı anılan durumlara çözüm sağlanması amacıyla onbeşinci fıkraya gerçek/tüzel kişilere ait yatırımlara ilişkin ibare eklenmiştir.

      Ayrıca, Kurul veya Genel Müdürlük tarafından gerekli görülmesi halinde hazırlatılan rapor, danışmanlık ücretleri, yapılacak tetkik ve incelemeler için gerekli yolluk, gündelik ve benzeri tüm harcamaların yatırımcı veya ruhsat sahibi tarafından karşılanmasına ilişkin hüküm getirilmek suretiyle bu tür yatırım taleplerinin gelişigüzel yapılması engellenerek ciddi yatırımların gelmesi amaçlanmıştır. Taleplerde, bu faaliyetlerin birbirini engellemesi halinde harcamaların kim tarafından karşılanacağına açıklık getirilmiştir. Yatırım giderlerinin tespiti ve tazmin esaslarının Genel Müdürlük tarafından çıkarılacak yönetmelikle belirleneceği hükmü getirilerek, yaşanabilecek sorunların çözümü amacıyla yönetmelikle ayrıntıların belirlenmesi sağlanmıştır.

      Madde ile ayrıca, Kanunda alınması zorunlu olduğu belirtilen izinler alınmadan madencilik faaliyeti yapıldığının tespit edilmesi halinde uygulanacak yaptırıma açıklık getirilmiş, teminat sisteminin terk edilmesi nedeniyle bu hallerde uygulanacak idari para cezasının miktarı belirlenmiştir.

    • Eklendi Madde 7 (fıkra) 6592 sayılı Kanun, md. 4

      4/2/2015 tarihli ve 6592 sayılı Kanunun 4 üncü maddesiyle bu fıkrada yer alan “I. Grup” ibaresinden sonra gelmek üzere “ve II. Grup (a) bendi” ibaresi eklenmiştir.

      Değişikliğin gerekçesi

      Madde ile, 3213 sayılı Kanunun 7 nci maddesinde yer alan bakanlıkların adları güncellenmiş, herhangi bir yatırım yapılmamış ruhsat sahalarına II. Grup (a) bendi maden sahaları eklenerek onaltıncı fıkra daha anlaşılır hale getirilmiştir. Madencilik faaliyetleri ile Devlet ve il yolları, otoyollar, demir yolları, havaalanı, liman, baraj, enerji tesisleri, petrol, doğalgaz, jeotermal boru hatları, su isale hatları gibi kamu yararı niteliği taşıyan yatırımların birbirlerini engellemesi halinde hangi faaliyetin yapılması kararını Kurul vermektedir. Ancak, her zaman kamu yatırımları ile madencilik faaliyetleri çakışmamakta, bazı durumlarda sadece maden ruhsatları ile gerçek/tüzel kişilere ait diğer yatırımlar da birbirlerini engelleyebilmektedir. Bundan dolayı anılan durumlara çözüm sağlanması amacıyla onbeşinci fıkraya gerçek/tüzel kişilere ait yatırımlara ilişkin ibare eklenmiştir.

      Ayrıca, Kurul veya Genel Müdürlük tarafından gerekli görülmesi halinde hazırlatılan rapor, danışmanlık ücretleri, yapılacak tetkik ve incelemeler için gerekli yolluk, gündelik ve benzeri tüm harcamaların yatırımcı veya ruhsat sahibi tarafından karşılanmasına ilişkin hüküm getirilmek suretiyle bu tür yatırım taleplerinin gelişigüzel yapılması engellenerek ciddi yatırımların gelmesi amaçlanmıştır. Taleplerde, bu faaliyetlerin birbirini engellemesi halinde harcamaların kim tarafından karşılanacağına açıklık getirilmiştir. Yatırım giderlerinin tespiti ve tazmin esaslarının Genel Müdürlük tarafından çıkarılacak yönetmelikle belirleneceği hükmü getirilerek, yaşanabilecek sorunların çözümü amacıyla yönetmelikle ayrıntıların belirlenmesi sağlanmıştır.

      Madde ile ayrıca, Kanunda alınması zorunlu olduğu belirtilen izinler alınmadan madencilik faaliyeti yapıldığının tespit edilmesi halinde uygulanacak yaptırıma açıklık getirilmiş, teminat sisteminin terk edilmesi nedeniyle bu hallerde uygulanacak idari para cezasının miktarı belirlenmiştir.

    4 Temmuz 2012 tarihli hâli
    Madde 7 – (Değişik: 26/5/2004 – 5177/3 md.) (İptal birinci fıkra: Anayasa Mahkemesi’nin 15/1/2009 tarihli ve E.: 2004/70, K.: 2009/7 sayılı Kararı ile.; Yeniden düzenleme: 10/6/2010-5995/3 md.) Madencilik faaliyetlerinin yapılması ve ruhsatlandırma işlemlerinin yürütülmesi ile ilgili olarak yeni verilecek ruhsat alanlarına maden işletme yöntemi, faaliyetin yapıldığı bölge, madenin cinsi, yapılacak yatırımın çevresel etkileri, şehirleşme ve benzeri hususlar dikkate alınarak, temdit talepleri dahil ruhsat verilen alanlarda kazanılmış haklar korunmak kaydıyla, ilgili kurumların görüşleri alınarak Bakanlık tarafından kısıtlama getirilebilir. İlk müracaat veya ihale yolu ile yapılacak ruhsatlandırmalarda müracaatın yapılacağı alanlar diğer kanunlar ile getirilen kısıtlamalar gözönüne alınarak Bakanlıkça ruhsat müracaatına kapatılabilir. Kısıtlama gerekçesi ortadan kalkan alanlar ihale yoluyla aramalara açılır. Bu Kanun dışında madencilik faaliyetleri ile ilgili olarak yapılacak her türlü kısıtlama ancak kanun ile düzenlenir. (1) Bu fıkrada yer alan “ön işletme”ibaresi, 26/5/2004 tarihli ve 5177 sayılı Kanunun 38 inci maddesiyle yürürlükten kaldırılmış, aynı Kanunun 37 nci maddesi ile de fıkrada yer alan “ilgili dairenin ibaresi”Genel Müdürlüğün” olarak değiştirilmiş ve metne işlenmiştir. (2) Bu madde başlığı “Maden faaliyeti izne tabi yerler:” iken , 26/5/2004 tarihli ve 5177 sayılı Kanunun 3 üncü maddesiyle metne işlendiği şekilde değiştirilmiştir. (Ek fıkra: 10/6/2010-5995/3 md.) Özel çevre koruma bölgeleri, milli parklar, yaban hayatı koruma ve geliştirme sahaları, muhafaza ormanları, 4/4/1990 tarihli ve 3621 sayılı Kıyı Kanununa göre korunması gerekli alanlar, 1 inci derece askeri yasak bölgeler, 1/5000 ölçekli imar planı onaylanmış alanlar, 1 inci derece sit alanları ile madencilik amacı dışında tahsis edilen ve Genel Müdürlük tarafından uygun görüş verilen elektrik santralleri, organize sanayi bölgeleri, petrol, doğalgaz ve jeotermal boru hatları gibi yatırım alanlarına ait koordinatlar ilgili kurumlar tarafından Genel Müdürlüğe bildirilir. (Ek fıkra: 10/6/2010-5995/3 md.) Bu alanlara yapılan ruhsat müracaatlarının hak sağlaması halinde iki ay içinde harç ve teminatın yatırılmasından sonra bu alanlara ilişkin ilgili kurumlardan izin alınması için müracaat sahibine bir yıl süre verilir. Bu süre içinde izin alınması durumunda Kanunun 16 ncı maddesine göre ruhsat düzenlenir, izin alınamaması halinde müracaat reddedilir. Müraacat alanının bir kısmının bahse konu alanlarla çakışması halinde, çakışan alan dışındaki serbest alana ilişkin olarak iki aylık süre içinde Kanunun 16 ncı maddesine göre müracaatta bulunulması halinde ruhsat düzenlenir. Aksi halde tüm müracaat alanı bu süre sonunda müracaatlara açık hale gelir. (Ek fıkra: 10/6/2010-5995/3 md.) Devlet ormanları içinde yapılacak maden arama ve işletme faaliyetleri ile bu faaliyetler için zorunlu ve ruhsat süresine bağlı olarak yapılan geçici tesislere 31/8/1956 tarihli ve 6831 sayılı Orman Kanunu hükümlerine göre izin verilir. (Ek fıkra: 10/6/2010-5995/3 md.) Yaban hayatı koruma ve geliştirme sahalarında maden arama ve işletme faaliyetleri ile bu faaliyetler için gerekli geçici tesislere çevresel etki değerlendirme raporunda belirlenen esaslar dahilinde izin verilir. Alınan izinler, temditler dahil ruhsat hukuku sonuna kadar devam eder. (Ek fıkra: 10/6/2010-5995/3 md.) Uygulanan yöntem, teknoloji ve derinliğe bağlı olarak projesi Genel Müdürlükçe uygun bulunan yeraltı madencilik faaliyetlerinin tekabül ettiği yüzey alanı için herhangi bir izin alınmaz. Yeraltı madencilik faaliyetlerine bağlı olarak gerekli olan yerüstü tesisleri veya galeri ağzının isabet ettiği alan için gerekli izinlerin alınması zorunludur. (Ek fıkra: 10/6/2010-5995/3 md.) Madencilik faaliyeti yapılan alanların, izne tabi alan olmaları halinde, ilgili olduğu kanun hükümlerine göre gerekli izinlerin alınması zorunludur. Ancak, Genel Müdürlükçe işletme ruhsatı verildikten sonra, işletme ruhsat alanının diğer kanunlara göre izne tabi alan haline gelmesi durumunda ilgili kanunların öngördüğü yükümlülüklerin yerine getirilmesi suretiyle kazanılmış haklar korunarak faaliyetler sürdürülür. Diğer kanunlara göre izne tabi alanlar, Genel Müdürlüğün görüşü alınarak belirlenir. (Ek fıkra: 10/6/2010-5995/3 md.) Kazanılmış haklar korunmak kaydıyla içme ve kullanma suyu rezervuarının maksimum su seviyesinden itibaren 1000-2000 metre mesafe genişliğindeki şeritte galeri usulü patlatma yapılmaması, alıcı ortama arıtma yapılmadan doğrudan su deşarj edilmemesi şartıyla çevre ve insan sağlığına zarar vermeyeceği bilimsel ve teknik olarak belirlenen maden arama ve işletme faaliyetleri ile altyapı tesislerine izin verilir. 2000 metreden sonraki koruma alanı içinde çevresel etki değerlendirmesi raporuna göre yapılması uygun bulunan maden istihracı ve her türlü tesis yapılabilir. Ancak faaliyet sırasında alıcı ortama yapılacak deşarjlarda ilgili yönetmelikte belirtilen limitlere uyulması zorunludur. (Ek fıkra: 10/6/2010-5995/3 md.) Maden üretim faaliyetleri ile bu faaliyetlere dayalı ruhsat sahasındaki tesisler için işyeri açma ve çalışma ruhsatları il özel idareleri tarafından verilir. Bu ruhsatların verilmesi sırasında 2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu hükümlerine göre belediyelerin tahsil ettiği işyeri açma izni harcı il özel idaresi tarafından tahsil edilir. Bu bedelin % 50’si ruhsatın bulunduğu bölgeyle sınırlı olarak altyapı yatırımlarında kullanılmak üzere, doğrudan ilgili ilçe veya ilçelerin Köylere Hizmet Götürme Birlikleri hesabına aktarılır. Bu alanların belediyelerin mücavir alanı içerisinde kalması durumunda tahsil edilen harcın % 50’si ilgili belediyenin hesabına aktarılır. İlgili bakanlıkların mevzuatı gereği yapacakları inceleme ve denetimlerde; ruhsat alanlarında ilgili Kanun esaslarına uygun çalışılmadığının tespiti halinde, mevzuat çerçevesinde yapılacak işlemler Genel Müdürlüğe bildirilir. Çevre ve insan sağlığına zarar verdiği tespit edilen madencilik faaliyetleri gerekli önlemler alınıncaya kadar durdurulur. (1) Çevresel etki değerlendirmesi işlemleri Çevre ve Orman Bakanlığı tarafından, diğer izinlere ilişkin işlemler de ilgili bakanlıklar ve diğer kamu kurum ve kuruluşlarınca çevresel etki değerlendirmesi sürecinde en geç üç ay içinde bitirilir. Bakanlık ve diğer bakanlıkların mevzuatının gerektirdiği maddî yükümlülükler ruhsat sahibi tarafından karşılanır. (Değişik dördüncü fıkra: 10/6/2010-5995/3 md.) İmar alanları içinde kalan madencilik faaliyetleri, ilgili yerel merciden izin alınarak yapılır. Ruhsat alındıktan sonra imar alanları içine alınan maden sahalarına bu hüküm uygulanmaz. İmar planı bulunmayan alanlarda yapılan veya yapılacak olan madencilik faaliyetleri ile bu faaliyetlere bağlı geçici tesisler ve bunların müştemilatı için imar planı yapılmaz. İşletme ruhsatları çevre düzeni ve imar planları notuna işlenir. İmarsız alanlarda yürütülen madencilik faaliyetleri için gerekli olan geçici tesisler ve bunların müştemilatı, inşaat ve yapı kullanma iznine tabi değildir. Ancak, yapıların fen ve sağlık kurallarına uygun olması ve ilgili il özel idaresine bildirilmesi zorunludur. İmarsız alanlarda yürütülen madencilik faaliyetleri için gerekli olan geçici tesisler ve bunların müştemilatı niteliğindeki yapıların, ruhsat sahibi tarafından madencilik faaliyetinin sonlandırılmasını müteakip bir yıl içinde kaldırılması, bunlardan çevresel etki değerlendirmesi olumlu kararı alınmış olanların, çevresel etki değerlendirmesi raporunda belirtildiği şekli ile her iki alanda da yol, su, haberleşme, enerji nakil hattı, bant konveyör, havai hat ve kuyu tesislerinin ilgili idarenin onayı ve talebi doğrultusunda bedelsiz olarak kalmasına izin verilebilir. Diğerlerinin ise süresinde yerinden kaldırılması veya çevre ile uyumlu hale getirilmesi zorunludur. Ruhsat sahibinin bu yükümlülüklerini yerine getirmemesi halinde, çevre ve insan sağlığı bakımından sorumlulukları devam eder. Ruhsat sahibi tarafından yapılması gereken işlemler valilik veya ilgili idare tarafından yerine getirilerek yapılan masraflar 21/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre tahsil edilir. Kamu hizmeti veya umumun yararına ayrılmış yerlere ve bu tür tesislere 60 metre mesafe dahilinde madencilik faaliyetleri Bakanlığın, binalara 60 metre, özel mülkiyete konu araziye 20 metre mesafe dahilinde ise mülk sahibinin iznine bağlıdır. Bu mesafeler, ihtiyaç halinde madencilik faaliyetlerinin boyutu, emniyet tedbirleri ve arazinin yapısı dikkate alınarak Bakanlıkça artırılabilir. Mesafeler yatay olarak hesaplanır. (1) 10/6/2010 tarihli ve 5995 sayılı Kanunun 3 üncü maddesiyle, bu fıkrada yer alan “bu yönetmelik” ibaresi “ilgili Kanun” şeklinde değiştirilmiş ve metne işlenmiştir. Maden arama faaliyetleri, bu Kanunda sayılanlar dışında herhangi bir izne tâbi değildir. İşletme faaliyetleri ise, bu Kanuna göre Bakanlıkça çıkarılacak yönetmeliğe göre yürütülür. (Değişik yedinci fıkra: 10/6/2010-5995/3 md.) Madencilik faaliyetleri ile Devlet ve il yolları, otoyollar, demir yolları, havaalanı, liman, baraj, enerji tesisleri, petrol, doğalgaz, jeotermal boru hatları, su isale hatları gibi kamu yararı niteliği taşıyan yatırımların birbirlerini engellemesi, maden işletme faaliyetinin yapılamaz hale gelmesi, yatırım için başka alternatif alanların bulunamaması durumunda, madencilik faaliyeti ve yatırımla ilgili karar, Kurul tarafından verilir. (Ek fıkra: 10/6/2010-5995/3 md.) Herhangi bir yatırım yapılmamış I. Grup madenler, mıcır, kaba inşaat, baraj, gölet, liman, yol gibi yapılarda kullanılan her türlü yapı hammaddeleri için verilen ruhsatlar ile görünür rezervi belirlenmemiş diğer grup maden ruhsat sahaları ile çakışan aynı yerdeki diğer yatırımlara Genel Müdürlükçe izin verilir. Ruhsatlı sahalarda görünür rezervi belirlemek üzere yapılan sondaj, kuyu, galeri, desandre gibi işler için yapılan yatırımların ve maden varlığının belgelenmesi durumunda tespit edilen görünür rezerv alanı dışındaki alanlar için, diğer yatırımların madencilik faaliyetlerini engellemeyeceğine Genel Müdürlükçe karar verilmesi halinde diğer yatırım için izin verilir. Bu alanlarda ruhsat sahibi tarafından yapılmış yatırımı etkileyen bir husus var ise bu alanla ilgili karar Kurul tarafından verilir. İşletme ruhsat alanı içerisinde ancak işletme izni veya görünür rezerv alanı dışındaki bir alanda diğer yatırımlara Genel Müdürlükçe izin verilebilir. Yatırımın işletme izni veya görünür rezerv alanı ile çakışması durumunda, Kurul tarafından karar verilir. Arama ruhsatı döneminde hiçbir yatırım yapılmamış ise diğer yatırımlara engel teşkil etmez. (İptal sekizinci fıkra: Anayasa Mahkemesi’nin 15/1/2009 tarihli ve E.: 2004/70, K.: 2009/7 sayılı Kararı ile.; Yeniden düzenleme: 10/6/2010-5995/3 md.) Kurul, Devlet Planlama Teşkilatının bağlı olduğu bakanın başkanlığında Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı, diğer yatırımcı kurum ya da kuruluşun bağlı olduğu bakan/bakanlar ve yatırım kararına onay veren kurumun ilgili olduğu bakan olmak üzere asgari üç kişiden oluşur. Ancak, yatırımcı kuruluşun Devlet Planlama Teşkilatının bağlı olduğu Bakanlığa veya Bakanlığa bağlı ilgili veya ilişkili bir kurum ve katılımcı sayısının üçün altında olması halinde Sanayi ve Ticaret Bakanı Kurula katılır. Kurul, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı veya ilgili taraf bakanlardan herhangi birinin daveti üzerine toplanır ve kararlarını üye tamsayısının salt çoğunluğuyla alır. Kurul tarafından alınan karar, kamu yararı kararı yerine geçer. Kurulun sekretaryası, Genel Müdürlük tarafından yürütülür. (Değişik dokuzuncu fıkra: 10/6/2010-5995/3 md.) Kurul tarafından verilecek kararlarda; görünür rezerv alanı ile diğer yatırımın çakışması halinde öncelikle madenin makul bir sürede üretilebilme imkanının olup olmadığı, ara ve uç ürüne yönelik madenciliğe dayalı sanayi tesislerinin hammadde ihtiyacını karşılayan ruhsatlı sahalarda, tesisin hammadde ihtiyacını karşılayacak şekilde alternatif alanların bulunup bulunmadığı dikkate alınarak değerlendirme yapılır. (Ek fıkra: 10/6/2010-5995/3 md.) Kurul tarafından gerekli görülmesi halinde hazırlatılan rapor, danışmanlık ücretleri, yolluk, gündelik ve benzeri tüm harcamalar yatırımcı tarafından karşılanır. Ayrıca, yatırımlar nedeniyle Kurul kararı ile faaliyeti kısıtlanan maden işletmecisinin yatırım giderleri, lehine karar verilen tarafça tazmin edilir. Madencilik faaliyetleri ve/veya bu faaliyetlere bağlı tesisler için verilmiş izinler, ruhsat hukuku devam ettiği sürece geçerlidir. (Değişik onbirinci fıkra: 10/6/2010-5995/3 md.) Çevresel etki değerlendirmesi ile ilgili karar, işyeri açma ve çalışma ruhsatı, mülkiyet izni olmadan veya on üçüncü fıkraya aykırı faaliyette bulunulduğunun tespiti halinde ruhsat teminatı irad kaydedilerek bu alandaki faaliyet durdurulur. Bu ihlallerin üç yıl içinde üç kez yapıldığının tespiti halinde ise teminat irad kaydedilerek ruhsat iptal edilir.
    4 Şubat 2015 tarihli hâli
    Madde 7 – (Değişik: 26/5/2004 – 5177/3 md.) (İptal birinci fıkra: Anayasa Mahkemesi’nin 15/1/2009 tarihli ve E.: 2004/70, K.: 2009/7 sayılı Kararı ile.; Yeniden düzenleme: 10/6/2010-5995/3 md.) Madencilik faaliyetlerinin yapılması ve ruhsatlandırma işlemlerinin yürütülmesi ile ilgili olarak yeni verilecek ruhsat alanlarına maden işletme yöntemi, faaliyetin yapıldığı bölge, madenin cinsi, yapılacak yatırımın çevresel etkileri, şehirleşme ve benzeri hususlar dikkate alınarak, temdit talepleri dahil ruhsat verilen alanlarda kazanılmış haklar korunmak kaydıyla, ilgili kurumların görüşleri alınarak Bakanlık tarafından kısıtlama getirilebilir. İlk müracaat veya ihale yolu ile yapılacak ruhsatlandırmalarda müracaatın yapılacağı alanlar diğer kanunlar ile getirilen kısıtlamalar gözönüne alınarak Bakanlıkça ruhsat müracaatına kapatılabilir. Kısıtlama gerekçesi ortadan kalkan alanlar ihale yoluyla aramalara açılır. Bu Kanun dışında madencilik faaliyetleri ile ilgili olarak yapılacak her türlü kısıtlama ancak kanun ile düzenlenir. (1) Bu fıkrada yer alan “ön işletme”ibaresi, 26/5/2004 tarihli ve 5177 sayılı Kanunun 38 inci maddesiyle yürürlükten kaldırılmış, aynı Kanunun 37 nci maddesi ile de fıkrada yer alan “ilgili dairenin ibaresi”Genel Müdürlüğün” olarak değiştirilmiş ve metne işlenmiştir. (2) Bu madde başlığı “Maden faaliyeti izne tabi yerler:” iken , 26/5/2004 tarihli ve 5177 sayılı Kanunun 3 üncü maddesiyle metne işlendiği şekilde değiştirilmiştir. (Ek fıkra: 10/6/2010-5995/3 md.) Özel çevre koruma bölgeleri, milli parklar, yaban hayatı koruma ve geliştirme sahaları, muhafaza ormanları, 4/4/1990 tarihli ve 3621 sayılı Kıyı Kanununa göre korunması gerekli alanlar, 1 inci derece askeri yasak bölgeler, 1/5000 ölçekli imar planı onaylanmış alanlar, 1 inci derece sit alanları ile madencilik amacı dışında tahsis edilen ve Genel Müdürlük tarafından uygun görüş verilen elektrik santralleri, organize sanayi bölgeleri, petrol, doğalgaz ve jeotermal boru hatları gibi yatırım alanlarına ait koordinatlar ilgili kurumlar tarafından Genel Müdürlüğe bildirilir. (Ek fıkra: 10/6/2010-5995/3 md.) Bu alanlara yapılan ruhsat müracaatlarının hak sağlaması halinde iki ay içinde ruhsat bedeli yatırılmasından sonra bu alanlara ilişkin ilgili kurumlardan izin alınması için müracaat sahibine bir yıl süre verilir. Bu süre içinde izin alınması durumunda Kanunun 16 ncı maddesine göre ruhsat düzenlenir, izin alınamaması halinde müracaat reddedilir. Müraacat alanının bir kısmının bahse konu alanlarla çakışması halinde, çakışan alan dışındaki serbest alana ilişkin olarak iki aylık süre içinde Kanunun 16 ncı maddesine göre müracaatta bulunulması halinde ruhsat düzenlenir. Aksi halde tüm müracaat alanı bu süre sonunda müracaatlara açık hale gelir.(1) (Ek fıkra: 10/6/2010-5995/3 md.) Devlet ormanları içinde yapılacak maden arama ve işletme faaliyetleri ile bu faaliyetler için zorunlu ve ruhsat süresine bağlı olarak yapılan geçici tesislere 31/8/1956 tarihli ve 6831 sayılı Orman Kanunu hükümlerine göre izin verilir. (Ek fıkra: 10/6/2010-5995/3 md.) Yaban hayatı koruma ve geliştirme sahalarında maden arama ve işletme faaliyetleri ile bu faaliyetler için gerekli geçici tesislere çevresel etki değerlendirme raporunda belirlenen esaslar dahilinde izin verilir. Alınan izinler, temditler dahil ruhsat hukuku sonuna kadar devam eder. (Ek fıkra: 10/6/2010-5995/3 md.) Uygulanan yöntem, teknoloji ve derinliğe bağlı olarak projesi Genel Müdürlükçe uygun bulunan yeraltı madencilik faaliyetlerinin tekabül ettiği yüzey alanı için herhangi bir izin alınmaz. Yeraltı madencilik faaliyetlerine bağlı olarak gerekli olan yerüstü tesisleri veya galeri ağzının isabet ettiği alan için gerekli izinlerin alınması zorunludur. (Ek fıkra: 10/6/2010-5995/3 md.) Madencilik faaliyeti yapılan alanların, izne tabi alan olmaları halinde, ilgili olduğu kanun hükümlerine göre gerekli izinlerin alınması zorunludur. Ancak, Genel Müdürlükçe işletme ruhsatı verildikten sonra, işletme ruhsat alanının diğer kanunlara göre izne tabi alan haline gelmesi durumunda ilgili kanunların öngördüğü yükümlülüklerin yerine getirilmesi suretiyle kazanılmış haklar korunarak faaliyetler sürdürülür. Diğer kanunlara göre izne tabi alanlar, Genel Müdürlüğün görüşü alınarak belirlenir. (Ek fıkra: 10/6/2010-5995/3 md.) Kazanılmış haklar korunmak kaydıyla içme ve kullanma suyu rezervuarının maksimum su seviyesinden itibaren 1000-2000 metre mesafe genişliğindeki şeritte galeri usulü patlatma yapılmaması, alıcı ortama arıtma yapılmadan doğrudan su deşarj edilmemesi şartıyla çevre ve insan sağlığına zarar vermeyeceği bilimsel ve teknik olarak belirlenen maden arama ve işletme faaliyetleri ile altyapı tesislerine izin verilir. 2000 metreden sonraki koruma alanı içinde çevresel etki değerlendirmesi raporuna göre yapılması uygun bulunan maden istihracı ve her türlü tesis yapılabilir. Ancak faaliyet sırasında alıcı ortama yapılacak deşarjlarda ilgili yönetmelikte belirtilen limitlere uyulması zorunludur. (1) 4/2/2015 tarihli ve 6592 sayılı Kanunun 4 üncü maddesiyle bu fıkrada yer alan “harç ve teminatın” ibaresi “ruhsat bedeli” şeklinde değiştirilmiştir. (Ek fıkra: 10/6/2010-5995/3 md.) Maden üretim faaliyetleri ile bu faaliyetlere dayalı ruhsat sahasındaki tesisler için işyeri açma ve çalışma ruhsatları il özel idareleri tarafından verilir. Bu ruhsatların verilmesi sırasında 2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu hükümlerine göre belediyelerin tahsil ettiği işyeri açma izni harcı il özel idaresi tarafından tahsil edilir. Bu bedelin % 50’si ruhsatın bulunduğu bölgeyle sınırlı olarak altyapı yatırımlarında kullanılmak üzere, doğrudan ilgili ilçe veya ilçelerin Köylere Hizmet Götürme Birlikleri hesabına aktarılır. Bu alanların belediyelerin mücavir alanı içerisinde kalması durumunda tahsil edilen harcın % 50’si ilgili belediyenin hesabına aktarılır. İlgili bakanlıkların mevzuatı gereği yapacakları inceleme ve denetimlerde; ruhsat alanlarında ilgili Kanun esaslarına uygun çalışılmadığının tespiti halinde, mevzuat çerçevesinde yapılacak işlemler Genel Müdürlüğe bildirilir. Çevre ve insan sağlığına zarar verdiği tespit edilen madencilik faaliyetleri gerekli önlemler alınıncaya kadar durdurulur. (1) Çevresel etki değerlendirmesi işlemleri Çevre ve Orman Bakanlığı tarafından, diğer izinlere ilişkin işlemler de ilgili bakanlıklar ve diğer kamu kurum ve kuruluşlarınca çevresel etki değerlendirmesi sürecinde en geç üç ay içinde bitirilir. Bakanlık ve diğer bakanlıkların mevzuatının gerektirdiği maddî yükümlülükler ruhsat sahibi tarafından karşılanır. (Değişik fıkra: 10/6/2010-5995/3 md.) İmar alanları içinde kalan madencilik faaliyetleri, ilgili yerel merciden izin alınarak yapılır. Ruhsat alındıktan sonra imar alanları içine alınan maden sahalarına bu hüküm uygulanmaz. İmar planı bulunmayan alanlarda yapılan veya yapılacak olan madencilik faaliyetleri ile bu faaliyetlere bağlı geçici tesisler ve bunların müştemilatı için imar planı yapılmaz. İşletme ruhsatları çevre düzeni ve imar planları notuna işlenir. İmarsız alanlarda yürütülen madencilik faaliyetleri için gerekli olan geçici tesisler ve bunların müştemilatı, inşaat ve yapı kullanma iznine tabi değildir. Ancak, yapıların fen ve sağlık kurallarına uygun olması ve ilgili il özel idaresine bildirilmesi zorunludur. İmarsız alanlarda yürütülen madencilik faaliyetleri için gerekli olan geçici tesisler ve bunların müştemilatı niteliğindeki yapıların, ruhsat sahibi tarafından madencilik faaliyetinin sonlandırılmasını müteakip bir yıl içinde kaldırılması, bunlardan çevresel etki değerlendirmesi olumlu kararı alınmış olanların, çevresel etki değerlendirmesi raporunda belirtildiği şekli ile her iki alanda da yol, su, haberleşme, enerji nakil hattı, bant konveyör, havai hat ve kuyu tesislerinin ilgili idarenin onayı ve talebi doğrultusunda bedelsiz olarak kalmasına izin verilebilir. Diğerlerinin ise süresinde yerinden kaldırılması veya çevre ile uyumlu hale getirilmesi zorunludur. Ruhsat sahibinin bu yükümlülüklerini yerine getirmemesi halinde, çevre ve insan sağlığı bakımından sorumlulukları devam eder. Ruhsat sahibi tarafından yapılması gereken işlemler valilik veya ilgili idare tarafından yerine getirilerek yapılan masraflar 21/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre tahsil edilir. Kamu hizmeti veya umumun yararına ayrılmış yerlere ve bu tür tesislere 60 metre mesafe dahilinde madencilik faaliyetleri Bakanlığın, binalara 60 metre, özel mülkiyete konu araziye 20 metre mesafe dahilinde ise mülk sahibinin iznine bağlıdır. Bu mesafeler, ihtiyaç halinde madencilik faaliyetlerinin boyutu, emniyet tedbirleri ve arazinin yapısı dikkate alınarak Bakanlıkça artırılabilir. Mesafeler yatay olarak hesaplanır. (1) 10/6/2010 tarihli ve 5995 sayılı Kanunun 3 üncü maddesiyle, bu fıkrada yer alan “bu yönetmelik” ibaresi “ilgili Kanun” şeklinde değiştirilmiş ve metne işlenmiştir. Maden arama faaliyetleri, bu Kanunda sayılanlar dışında herhangi bir izne tâbi değildir. İşletme faaliyetleri ise, bu Kanuna göre Bakanlıkça çıkarılacak yönetmeliğe göre yürütülür. (Değişik fıkra: 10/6/2010-5995/3 md.) Madencilik faaliyetleri ile Devlet ve il yolları, otoyollar, demir yolları, havaalanı, liman, baraj, enerji tesisleri, petrol, doğalgaz, jeotermal boru hatları, su isale hatları gibi kamu yararı niteliği taşıyan veya gerçek/tüzel kişilere ait diğer yatırımların birbirlerini engellemesi, maden işletme faaliyetinin yapılamaz hale gelmesi, yatırım için başka alternatif alanların bulunamaması durumunda, madencilik faaliyeti ve yatırımla ilgili karar, Kurul tarafından verilir.(1) (Ek fıkra: 10/6/2010-5995/3 md.) Herhangi bir yatırım yapılmamış I. Grup ve II. Grup (a) bendi madenler, mıcır, kaba inşaat, baraj, gölet, liman, yol gibi yapılarda kullanılan her türlü yapı hammaddeleri için verilen ruhsatlar ile görünür rezervi belirlenmemiş diğer grup maden ruhsat sahaları ile çakışan aynı yerdeki diğer yatırımlara Genel Müdürlükçe izin verilir. Ruhsatlı sahalarda görünür rezervi belirlemek üzere yapılan sondaj, kuyu, galeri, desandre gibi işler için yapılan yatırımların ve maden varlığının belgelenmesi durumunda tespit edilen görünür rezerv alanı dışındaki alanlar için, diğer yatırımların madencilik faaliyetlerini engellemeyeceğine Genel Müdürlükçe karar verilmesi halinde diğer yatırım için izin verilir. Bu alanlarda ruhsat sahibi tarafından yapılmış yatırımı etkileyen bir husus var ise bu alanla ilgili karar Kurul tarafından verilir. İşletme ruhsat alanı içerisinde ancak işletme izni veya görünür rezerv alanı dışındaki bir alanda diğer yatırımlara Genel Müdürlükçe izin verilebilir. Yatırımın işletme izni veya görünür rezerv alanı ile çakışması durumunda, Kurul tarafından karar verilir. Arama ruhsatı döneminde hiçbir yatırım yapılmamış ise diğer yatırımlara engel teşkil etmez.(2) (İptal fıkra: Anayasa Mahkemesi’nin 15/1/2009 tarihli ve E.: 2004/70, K.: 2009/7 sayılı Kararı ile.; Yeniden düzenleme: 10/6/2010-5995/3 md.) Kurul, Kalkınma Bakanının başkanlığında Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı, diğer yatırımcı kurum ya da kuruluşun bağlı olduğu bakan/bakanlar ve yatırım kararına onay veren kurumun ilgili olduğu bakan olmak üzere asgari üç kişiden oluşur. Ancak, yatırımcı kuruluşun Kalkınma Bakanlığına veya Bakanlığa bağlı ilgili veya ilişkili bir kurum ve katılımcı sayısının üçün altında olması halinde Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Kurula katılır. Kurul, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı veya ilgili taraf bakanlardan herhangi birinin daveti üzerine toplanır ve kararlarını üye tamsayısının salt çoğunluğuyla alır. Kurul tarafından alınan karar, kamu yararı kararı yerine geçer. Kurulun sekretaryası, Genel Müdürlük tarafından yürütülür.(3) (Değişik fıkra: 10/6/2010-5995/3 md.) Kurul tarafından verilecek kararlarda; görünür rezerv alanı ile diğer yatırımın çakışması halinde öncelikle madenin makul bir sürede üretilebilme imkanının olup olmadığı, ara ve uç ürüne yönelik madenciliğe dayalı sanayi tesislerinin hammadde ihtiyacını karşılayan ruhsatlı sahalarda, tesisin hammadde ihtiyacını karşılayacak şekilde alternatif alanların bulunup bulunmadığı dikkate alınarak değerlendirme yapılır. (Ek fıkra: 10/6/2010-5995/3 md.; Değişik: 4/2/2015-6592/4 md.) Kurul veya Genel Müdürlük tarafından gerekli görülmesi hâlinde hazırlatılan rapor, danışmanlık ücretleri, yapılacak tetkik ve incelemeler için gerekli yolluk, gündelik ve benzeri tüm harcamalar yatırımcı veya ruhsat sahibi tarafından karşılanır. Ayrıca Kurul veya Genel Müdürlük kararı ile faaliyeti kısıtlanan maden işletmecisinin veya yatırım sahibinin yatırım giderleri, lehine karar verilen tarafça tazmin edilir. Yatırım giderlerinin tespiti ve tazmin esasları Genel Müdürlük tarafından çıkarılan yönetmelikle belirlenir. (1) 4/2/2015 tarihli ve 6592 sayılı Kanunun 4 üncü maddesiyle bu fıkrada yer alan “kamu yararı niteliği taşıyan” ibaresinden sonra gelmek üzere “veya gerçek/tüzel kişilere ait diğer” ibaresi eklenmiştir. (2) 4/2/2015 tarihli ve 6592 sayılı Kanunun 4 üncü maddesiyle bu fıkrada yer alan “I. Grup” ibaresinden sonra gelmek üzere “ve II. Grup (a) bendi” ibaresi eklenmiştir. (3) 4/2/2015 tarihli ve 6592 sayılı Kanunun 4 üncü maddesiyle bu fıkrada yer alan “Devlet Planlama Teşkilatının bağlı olduğu bakanın” ibaresi “Kalkınma Bakanının”, “Devlet Planlama Teşkilatının bağlı olduğu Bakanlığa” ibaresi “Kalkınma Bakanlığına”, “Sanayi ve Ticaret” ibaresi “Bilim, Sanayi ve Teknoloji” şeklinde değiştirilmiştir. Madencilik faaliyetleri ve/veya bu faaliyetlere bağlı tesisler için verilmiş izinler, ruhsat hukuku devam ettiği sürece geçerlidir. (Değişik fıkra: 10/6/2010-5995/3 md. Değişik: 4/2/2015-6592/4 md.) Çevresel etki değerlendirmesi ile ilgili karar, işyeri açma ve çalışma ruhsatı, mülkiyet izni olmadan veya on üçüncü fıkraya aykırı faaliyette bulunulduğunun tespiti hâlinde 30.000 TL tutarında idari para cezası uygulanarak bu alandaki işletme faaliyetleri durdurulur. Bu ihlallerin üç yıl içinde üç kez veya daha fazla yapıldığının tespiti hâlinde ise ruhsat iptal edilir.
Metni elimizde olmayan 24 değişiklik kaydı

Bu kayıtlar metin içindeki değişiklik notlarından derlendi. Karşılaştırılacak hâl elimizde yok: belgenin konsolide metninin en eski kopyası 4 Temmuz 2012 tarihli, bundan öncesi için metnin o günkü hâli hiçbir arşivde bulunmuyor.

  • Eklendi Madde 7 (cümle) 7164 sayılı Kanun, md. 8
    Değişikliğin gerekçesi

    Madde ile, ruhsat müracaatlarında özel izin alanı ile çakışmayan kısımların, çakışan kısımlara alınacak izinlerden bağımsız olarak ruhsatlandırılmasının önü açılmakta, maden sahalarında madencilik dışında herhangi bir faaliyetin rezerv kaybına sebebiyet vermemek için Genel Müdürlüğün izni olmadan yapılamayacağı düzenlenmekte, işletme izinlerinin tapu kayıtlarına işlenmesi sağlanarak, diğer yatırımlar planlanırken bölgede maden işletmesi olup olmadığını tespit edebilmesine ve rezerv kaybına sebebiyet vermeyecek şekilde yatırımın planlanabilmesine imkân sağlanmaktadır.

    Yine Maden Kanunu kapsamında oluşturulan “Kurul” kaldırılarak, Kurulun yetkileri Bakanlığa devredilmekte ve buna yönelik ilgili fıkralar yeniden düzenlenmekte, yatırım çakışması sebebiyle madencilik faaliyetlerinin engellenmesi veya yapılamaz hale gelmesi durumunda bu alanların maden ruhsatından taksir veya iptal edilmesine ilişkin uygulama kanuna eklenmekte ve yatırım çakışması sonucunda iptal edilen yahut taksir edilen maden sahasına ilişkin açılacak davalarda Bakanlık veya Genel Müdürlük aleyhine tazminata hükmedilmesi halinde bu tazminatın lehine karar verilen tarafa rücu edilmesi ve bu şekilde kamu kaynağında kaybın engellenmesi amaçlanmaktadır. Ayrıca Ruhsat sahalarında kaynakların korunması amacıyla madencilik faaliyetleri dışında yapılacak ticari ve sınai faaliyetlerin ancak Bakanlık uygun görüşü alınması durumunda yapılabileceğine açıklık getirilmektedir.

  • Değiştirildi Madde 7 (fıkra) 7164 sayılı Kanun, md. 8
    Eski ifade
    Kurul
    Yeni ifade
    Bakanlık
    Değişikliğin gerekçesi

    Madde ile, ruhsat müracaatlarında özel izin alanı ile çakışmayan kısımların, çakışan kısımlara alınacak izinlerden bağımsız olarak ruhsatlandırılmasının önü açılmakta, maden sahalarında madencilik dışında herhangi bir faaliyetin rezerv kaybına sebebiyet vermemek için Genel Müdürlüğün izni olmadan yapılamayacağı düzenlenmekte, işletme izinlerinin tapu kayıtlarına işlenmesi sağlanarak, diğer yatırımlar planlanırken bölgede maden işletmesi olup olmadığını tespit edebilmesine ve rezerv kaybına sebebiyet vermeyecek şekilde yatırımın planlanabilmesine imkân sağlanmaktadır.

    Yine Maden Kanunu kapsamında oluşturulan “Kurul” kaldırılarak, Kurulun yetkileri Bakanlığa devredilmekte ve buna yönelik ilgili fıkralar yeniden düzenlenmekte, yatırım çakışması sebebiyle madencilik faaliyetlerinin engellenmesi veya yapılamaz hale gelmesi durumunda bu alanların maden ruhsatından taksir veya iptal edilmesine ilişkin uygulama kanuna eklenmekte ve yatırım çakışması sonucunda iptal edilen yahut taksir edilen maden sahasına ilişkin açılacak davalarda Bakanlık veya Genel Müdürlük aleyhine tazminata hükmedilmesi halinde bu tazminatın lehine karar verilen tarafa rücu edilmesi ve bu şekilde kamu kaynağında kaybın engellenmesi amaçlanmaktadır. Ayrıca Ruhsat sahalarında kaynakların korunması amacıyla madencilik faaliyetleri dışında yapılacak ticari ve sınai faaliyetlerin ancak Bakanlık uygun görüşü alınması durumunda yapılabileceğine açıklık getirilmektedir.

  • Eklendi Madde 7 (cümle) 7164 sayılı Kanun, md. 8
    Değişikliğin gerekçesi

    Madde ile, ruhsat müracaatlarında özel izin alanı ile çakışmayan kısımların, çakışan kısımlara alınacak izinlerden bağımsız olarak ruhsatlandırılmasının önü açılmakta, maden sahalarında madencilik dışında herhangi bir faaliyetin rezerv kaybına sebebiyet vermemek için Genel Müdürlüğün izni olmadan yapılamayacağı düzenlenmekte, işletme izinlerinin tapu kayıtlarına işlenmesi sağlanarak, diğer yatırımlar planlanırken bölgede maden işletmesi olup olmadığını tespit edebilmesine ve rezerv kaybına sebebiyet vermeyecek şekilde yatırımın planlanabilmesine imkân sağlanmaktadır.

    Yine Maden Kanunu kapsamında oluşturulan “Kurul” kaldırılarak, Kurulun yetkileri Bakanlığa devredilmekte ve buna yönelik ilgili fıkralar yeniden düzenlenmekte, yatırım çakışması sebebiyle madencilik faaliyetlerinin engellenmesi veya yapılamaz hale gelmesi durumunda bu alanların maden ruhsatından taksir veya iptal edilmesine ilişkin uygulama kanuna eklenmekte ve yatırım çakışması sonucunda iptal edilen yahut taksir edilen maden sahasına ilişkin açılacak davalarda Bakanlık veya Genel Müdürlük aleyhine tazminata hükmedilmesi halinde bu tazminatın lehine karar verilen tarafa rücu edilmesi ve bu şekilde kamu kaynağında kaybın engellenmesi amaçlanmaktadır. Ayrıca Ruhsat sahalarında kaynakların korunması amacıyla madencilik faaliyetleri dışında yapılacak ticari ve sınai faaliyetlerin ancak Bakanlık uygun görüşü alınması durumunda yapılabileceğine açıklık getirilmektedir.

  • Değiştirildi Madde 7 (fıkra) 7164 sayılı Kanun, md. 8
    Değişikliğin gerekçesi

    Madde ile, ruhsat müracaatlarında özel izin alanı ile çakışmayan kısımların, çakışan kısımlara alınacak izinlerden bağımsız olarak ruhsatlandırılmasının önü açılmakta, maden sahalarında madencilik dışında herhangi bir faaliyetin rezerv kaybına sebebiyet vermemek için Genel Müdürlüğün izni olmadan yapılamayacağı düzenlenmekte, işletme izinlerinin tapu kayıtlarına işlenmesi sağlanarak, diğer yatırımlar planlanırken bölgede maden işletmesi olup olmadığını tespit edebilmesine ve rezerv kaybına sebebiyet vermeyecek şekilde yatırımın planlanabilmesine imkân sağlanmaktadır.

    Yine Maden Kanunu kapsamında oluşturulan “Kurul” kaldırılarak, Kurulun yetkileri Bakanlığa devredilmekte ve buna yönelik ilgili fıkralar yeniden düzenlenmekte, yatırım çakışması sebebiyle madencilik faaliyetlerinin engellenmesi veya yapılamaz hale gelmesi durumunda bu alanların maden ruhsatından taksir veya iptal edilmesine ilişkin uygulama kanuna eklenmekte ve yatırım çakışması sonucunda iptal edilen yahut taksir edilen maden sahasına ilişkin açılacak davalarda Bakanlık veya Genel Müdürlük aleyhine tazminata hükmedilmesi halinde bu tazminatın lehine karar verilen tarafa rücu edilmesi ve bu şekilde kamu kaynağında kaybın engellenmesi amaçlanmaktadır. Ayrıca Ruhsat sahalarında kaynakların korunması amacıyla madencilik faaliyetleri dışında yapılacak ticari ve sınai faaliyetlerin ancak Bakanlık uygun görüşü alınması durumunda yapılabileceğine açıklık getirilmektedir.

  • Değiştirildi Madde 7 (fıkra) 7164 sayılı Kanun, md. 8
    Değişikliğin gerekçesi

    Madde ile, ruhsat müracaatlarında özel izin alanı ile çakışmayan kısımların, çakışan kısımlara alınacak izinlerden bağımsız olarak ruhsatlandırılmasının önü açılmakta, maden sahalarında madencilik dışında herhangi bir faaliyetin rezerv kaybına sebebiyet vermemek için Genel Müdürlüğün izni olmadan yapılamayacağı düzenlenmekte, işletme izinlerinin tapu kayıtlarına işlenmesi sağlanarak, diğer yatırımlar planlanırken bölgede maden işletmesi olup olmadığını tespit edebilmesine ve rezerv kaybına sebebiyet vermeyecek şekilde yatırımın planlanabilmesine imkân sağlanmaktadır.

    Yine Maden Kanunu kapsamında oluşturulan “Kurul” kaldırılarak, Kurulun yetkileri Bakanlığa devredilmekte ve buna yönelik ilgili fıkralar yeniden düzenlenmekte, yatırım çakışması sebebiyle madencilik faaliyetlerinin engellenmesi veya yapılamaz hale gelmesi durumunda bu alanların maden ruhsatından taksir veya iptal edilmesine ilişkin uygulama kanuna eklenmekte ve yatırım çakışması sonucunda iptal edilen yahut taksir edilen maden sahasına ilişkin açılacak davalarda Bakanlık veya Genel Müdürlük aleyhine tazminata hükmedilmesi halinde bu tazminatın lehine karar verilen tarafa rücu edilmesi ve bu şekilde kamu kaynağında kaybın engellenmesi amaçlanmaktadır. Ayrıca Ruhsat sahalarında kaynakların korunması amacıyla madencilik faaliyetleri dışında yapılacak ticari ve sınai faaliyetlerin ancak Bakanlık uygun görüşü alınması durumunda yapılabileceğine açıklık getirilmektedir.

  • Eklendi Madde 7 (fıkra) 7164 sayılı Kanun, md. 8
    Değişikliğin gerekçesi

    Madde ile, ruhsat müracaatlarında özel izin alanı ile çakışmayan kısımların, çakışan kısımlara alınacak izinlerden bağımsız olarak ruhsatlandırılmasının önü açılmakta, maden sahalarında madencilik dışında herhangi bir faaliyetin rezerv kaybına sebebiyet vermemek için Genel Müdürlüğün izni olmadan yapılamayacağı düzenlenmekte, işletme izinlerinin tapu kayıtlarına işlenmesi sağlanarak, diğer yatırımlar planlanırken bölgede maden işletmesi olup olmadığını tespit edebilmesine ve rezerv kaybına sebebiyet vermeyecek şekilde yatırımın planlanabilmesine imkân sağlanmaktadır.

    Yine Maden Kanunu kapsamında oluşturulan “Kurul” kaldırılarak, Kurulun yetkileri Bakanlığa devredilmekte ve buna yönelik ilgili fıkralar yeniden düzenlenmekte, yatırım çakışması sebebiyle madencilik faaliyetlerinin engellenmesi veya yapılamaz hale gelmesi durumunda bu alanların maden ruhsatından taksir veya iptal edilmesine ilişkin uygulama kanuna eklenmekte ve yatırım çakışması sonucunda iptal edilen yahut taksir edilen maden sahasına ilişkin açılacak davalarda Bakanlık veya Genel Müdürlük aleyhine tazminata hükmedilmesi halinde bu tazminatın lehine karar verilen tarafa rücu edilmesi ve bu şekilde kamu kaynağında kaybın engellenmesi amaçlanmaktadır. Ayrıca Ruhsat sahalarında kaynakların korunması amacıyla madencilik faaliyetleri dışında yapılacak ticari ve sınai faaliyetlerin ancak Bakanlık uygun görüşü alınması durumunda yapılabileceğine açıklık getirilmektedir.

  • Eklendi Madde 7 (fıkra) 7164 sayılı Kanun, md. 8
    Değişikliğin gerekçesi

    Madde ile, ruhsat müracaatlarında özel izin alanı ile çakışmayan kısımların, çakışan kısımlara alınacak izinlerden bağımsız olarak ruhsatlandırılmasının önü açılmakta, maden sahalarında madencilik dışında herhangi bir faaliyetin rezerv kaybına sebebiyet vermemek için Genel Müdürlüğün izni olmadan yapılamayacağı düzenlenmekte, işletme izinlerinin tapu kayıtlarına işlenmesi sağlanarak, diğer yatırımlar planlanırken bölgede maden işletmesi olup olmadığını tespit edebilmesine ve rezerv kaybına sebebiyet vermeyecek şekilde yatırımın planlanabilmesine imkân sağlanmaktadır.

    Yine Maden Kanunu kapsamında oluşturulan “Kurul” kaldırılarak, Kurulun yetkileri Bakanlığa devredilmekte ve buna yönelik ilgili fıkralar yeniden düzenlenmekte, yatırım çakışması sebebiyle madencilik faaliyetlerinin engellenmesi veya yapılamaz hale gelmesi durumunda bu alanların maden ruhsatından taksir veya iptal edilmesine ilişkin uygulama kanuna eklenmekte ve yatırım çakışması sonucunda iptal edilen yahut taksir edilen maden sahasına ilişkin açılacak davalarda Bakanlık veya Genel Müdürlük aleyhine tazminata hükmedilmesi halinde bu tazminatın lehine karar verilen tarafa rücu edilmesi ve bu şekilde kamu kaynağında kaybın engellenmesi amaçlanmaktadır. Ayrıca Ruhsat sahalarında kaynakların korunması amacıyla madencilik faaliyetleri dışında yapılacak ticari ve sınai faaliyetlerin ancak Bakanlık uygun görüşü alınması durumunda yapılabileceğine açıklık getirilmektedir.

  • Değiştirildi Madde 7 5995 sayılı Kanun, md. 3
    Eski ifade
    bu yönetmelik
    Yeni ifade
    ilgili Kanun
    Değişikliğin gerekçesi

    Anayasa Mahkemesi, 5177 sayılı Kanunla değişik 3213 sayılı Maden Kanununun 7 nci maddesinin birinci ve sekizinci fıkralarında yer alan hükümlerin yasada düzenlenmesi gerektiği, Bakanlar Kurulu tarafından çıkarılacak yönetmeliğe bırakılmasının Anayasaya aykırı olduğu gerekçesi ile bu fıkraları iptal etmiştir. Anayasa Mahkemesinin gerekçeleri gözönüne alınarak madencilik faaliyetleri ile ilgili alınması zorunlu izinler bu madde ile yeniden düzenlenmiştir.

    Madencilik faaliyetleri ile çevresel konularda üniversitelerde uzman olduğu bilinen kişilerden oluşan bir heyetin bilimsel ve teknik olarak yaptığı değerlendirmeler sonucunda çevresel etkileri alınacak önlemlerle giderilebilecek durumdaki madencilik faaliyetlerine izin verilmesi yönünde genel bir hüküm getirilmiştir. Ayrıca, keyfi uygulamalarla ve alt düzeydeki mevzuat ile madencilik faaliyetlerinin kısıtlanmasının önüne geçilmesi amacıyla getirilebilecek kısıtlamaların ancak kanunlar ile yapılması gerektiği belirtilmiştir. Zaten bu durum, Anayasanın 168 inci maddesinde yer alan; "Bu durumda gerçek ve tüzel kişilerin uyması gereken şartlar ve Devletçe yapılacak gözetim, denetim usul ve esasları ve müeyyideler kanunda gösterilir." hükmüne paralellik arz etmektedir. Bunlarla birlikte madenciliğin bazı kriterler gözönünde bulundurularak özellik arz eden yerlerde yapılmasına Başbakanlık Müsteşarı başkanlığında oluşturulan Kurul tarafından kısıtlamalar getirilebileceği hüküm altına alınmıştır. Ancak, söz konusu kısıtlamalar getirilirken kazanılmış hakların korunmasına özen gösterilmiştir. Ayrıca, madencilik yapılması kanunlarla getirilen kısıtlamalarla yasaklanan alanların Maden İşleri Genel Müdürlüğünce tamamen madenciliğe kapatılabileceği belirtilmiş, bu alanların herhangi bir nedenle kısıtlama gerekçesinin ortadan kalkması halinde ise tekrar madenciliğe açık alan haline getirilmesi yönünde düzenleme yapılmıştır.

    Bilindiği üzere, ülkemizin özellik arz eden hassas bölgeleri sayısallaştırılmış hali ile henüz tam olarak ortaya konulamamıştır. Hangi bölgede ne tür bir faaliyetin ülke yararına olacağı yönünde arazi planlaması henüz yapılamamıştır. Bu nedenle, madencilik yapılacak alanlarda hassas yörelerden hangisinin bulunduğunun bilinmesi ve bu alanların Maden İşleri Genel Müdürlüğü bilgisayar sistemine işlenmesi ve maden ruhsat sahiplerinin bu alana yönelik izin alabiliyor ise alınmasının sağlanması için bir hüküm getirilmiştir. Bununla birlikte bu alanlarda arama ruhsatı verilmeden önce ruhsat sahibinin bu alana yönelik bu iznin de alınması gerektiğini bilerek ruhsat alması sağlanmıştır.

    Bu izni alması için ruhsat sahibine bir yıl süre verilmiş, bu sürede ilgili izni getiren ruhsat sahibi adına arama ruhsatı düzenlenmesi hükmü getirilmiştir. Bu fıkrada sayılan hassas yörelerde daha önceden alınmış maden ruhsatlarının kazanılmış hakları ise ruhsat hukuku devam ettiği sürece korunmuştur.

    Orman ve ağaçlandırma alanlarında yapılacak maden arama ve işletme faaliyetleri ile bu faaliyetler için zorunlu ve ruhsat süresine bağlı olarak yapılan altyapı tesisleri ile tesislere orman idaresince izin verilmesi yönünde düzenleme getirilerek Orman Kanununun 16 ncı maddesi paralelinde düzenleme yapılmıştır.

    Ayrıca, Avrupa ülkeleri yaklaşık 1200 metre derinliğe kadar sondajlarla ülkelerinin yer altı kaynaklarını tespit ettikleri halde ülkemizde bu oran ancak 100-150 metredir. Görüldüğü gibi madencilik açısından ülkemizin çok az bir kısmı bilinen durumdadır. Bu nedenle, ülkemizin maden aramacılığı açısından daha çok mesafe kat etmesi gerekmektedir. Öte yandan, herhangi bir alanda arama faaliyetleri sonucunda maden tespit edilmesi halinde bu madenin hangi usul ve yöntemler ile hangi şartlara uyularak işletilmesi gündeme gelebilecektir. Diğer yandan, ülkemizde çevre konularında yetkili otorite Çevre ve Orman Bakanlığı olup bu konuda yaptığı en kapsamlı değerlendirme ise ÇED raporu uygulamasıdır. Bu nedenle, yaban hayatı koruma ve geliştirme sahalarında ÇED raporunda belirlenen esaslar dahilinde izin verilmesi yönünde düzenleme getirilmiştir.

    Madencilik faaliyetinin yapılacağı alanlar için kazanılmış hakların korunması kaydıyla diğer mevzuatlara göre alınması zorunlu izinler olmadan üretime müsaade edilmediği gibi, diğer kanunlara göre bu alanların yenileri ilan edilmeden önce Genel Müdürlüğün bu alanlar ile ilgili görüşünün alınması zorunluluğu getirilmiş ve kurumlararası iletişim etkin hale getirilerek ileride doğabilecek olumsuzluklar engellenmiştir. Ayrıca, kanunlarla sonradan izin alınması zorunluluğu getirilen alanlarda kanunların öngördüğü yükümlülüklerin yerine getirilmesi zorunluluğu getirilmiş, ancak kazanılmış hakların korunarak faaliyetlerin sürdürülmesi sağlanmıştır.

    İçme ve kullanma suyu havzalarında Çevre ve Orman Bakanlığının belirlediği kriterlere uyulmakla birlikte bu havzaların orta mesafeli koruma alanı olan rezervuarın maksimum su seviyesinden itibaren 1000-2000 metre mesafe genişliğindeki şeritte de alıcı ortama hiç kirlilik yaratmayacak şekilde yapılabilecek madencilik faaliyetleri yapılamamaktadır. Bu mesafeler arasındaki şeritte, patlayıcı madde kullanılmaması, alıcı ortama arıtma yapılmadan doğrudan su deşarj edilmemesi şartıyla bilimsel ve teknik olarak çevre ve insan sağlığına zarar vermeyeceği belirlenen maden arama ve işletme faaliyetleri ile altyapı tesislerine izin verilmesi sağlanmıştır.

    İşyeri açma ve çalışma ruhsatı, mücavir alanlar dahilinde ise belediyeler, dışında ise il özel idareleri tarafından verilmektedir. Ancak işyeri açma ve çalışma ruhsatları konusunda farklı idarelerde (özellikle belediyelerde) farklı uygulamalar yapılmakta ve işyeri açma ve çalışma ruhsatının veriliş şeklinde ve zamanında değişik değerlendirmeler yapıldığı gibi, özellikle Danıştayın Madencilik Faaliyetleri İzin Yönetmeliğinin bazı hükümlerinin yürütülmesinin durdurulması hakkındaki kararından sonra işyeri açma ve çalışma ruhsatının düzenlenmesinde bazı idarelerde tereddütler oluşmakta ve işyeri açma ve çalışma ruhsatı verilmemektedir. Bu konuda uygulama birliğine ve standart oluşturmaya ihtiyaç duyulmaktadır. Bu kapsamda maden üretiminin gerçekleştirildiği ocak veya ruhsata bağlı olarak inşa edilen işyeri açma ve çalışma ruhsatı kapsamındaki tesisler için alınması zorunlu olan işyeri açma ve çalışma ruhsatlarının il özel idarelerince verilmesi ve bu ruhsatlardan alınacak harç gelirlerinin de ilgili il özel idaresine verilmesi öngörülerek uygulama birliği sağlanmıştır. Böylece izinler ile ilgili hususlar Kanun kapsamında belirlenerek Anayasa Mahkemesinin gerekçeli kararına paralel bir düzenleme yapılmıştır.

    İmar planı bulunmayan alanlardaki madencilik faaliyetleri ve bu faaliyetlere bağlı geçici tesisler ile ilgili hususlar belirlenerek açıklık getirilmiş ve İmar Kanunu ile çelişen problemlerin giderilmesi amaçlanmıştır. Ayrıca, imarsız alanlarda yürütülen madencilik faaliyetleri için gerekli olan geçici tesisler ve bunların müştemilatının ilgili il özel idaresine bildirilmesi zorunluluğu getirilmiş, bu yapıların fen ve sağlık kurallarına uygun ve maden işletme süresi ile sınırlı olması şartıyla inşaat ve yapı kullanma iznine tabi olmaması sağlanmıştır.

    Madencilik faaliyetleri ile kamu yararı niteliği taşıyan yatırımların birbirini engellemesi, maden işletme faaliyetinin yapılamaz hale gelmesi, yatırım için başka alternatif alanların bulunamaması halinde ruhsat sahipleri ve yatırım sahiplerinin durumu belirlenerek hangi durumlarda Genel Müdürlüğün, hangi durumlarda Kurulun karar vereceği, Kurulun yapısı ve çalışma şekli yine Anayasa Mahkemesinin kararına uygun olarak düzenlemiştir.

    Ayrıca, özellikle üretim yapılan sahalarda Kanunun 7 nci maddesi kapsamında uygulanan cezalar sonucunda beş yılda üç kez ihlalde bulunanların teminatı irad kaydedilerek ruhsatları iptal edilmekteyken ihlalin üç yıl içerisinde tekrarı halinde ruhsatın iptali öngörülmüştür. Dolayısıyla maden ruhsatlarına getirilen yatırım güvencesi güçlendirilmiştir.

  • Eklendi Madde 7 (fıkra) 5995 sayılı Kanun, md. 3
    Değişikliğin gerekçesi

    Anayasa Mahkemesi, 5177 sayılı Kanunla değişik 3213 sayılı Maden Kanununun 7 nci maddesinin birinci ve sekizinci fıkralarında yer alan hükümlerin yasada düzenlenmesi gerektiği, Bakanlar Kurulu tarafından çıkarılacak yönetmeliğe bırakılmasının Anayasaya aykırı olduğu gerekçesi ile bu fıkraları iptal etmiştir. Anayasa Mahkemesinin gerekçeleri gözönüne alınarak madencilik faaliyetleri ile ilgili alınması zorunlu izinler bu madde ile yeniden düzenlenmiştir.

    Madencilik faaliyetleri ile çevresel konularda üniversitelerde uzman olduğu bilinen kişilerden oluşan bir heyetin bilimsel ve teknik olarak yaptığı değerlendirmeler sonucunda çevresel etkileri alınacak önlemlerle giderilebilecek durumdaki madencilik faaliyetlerine izin verilmesi yönünde genel bir hüküm getirilmiştir. Ayrıca, keyfi uygulamalarla ve alt düzeydeki mevzuat ile madencilik faaliyetlerinin kısıtlanmasının önüne geçilmesi amacıyla getirilebilecek kısıtlamaların ancak kanunlar ile yapılması gerektiği belirtilmiştir. Zaten bu durum, Anayasanın 168 inci maddesinde yer alan; "Bu durumda gerçek ve tüzel kişilerin uyması gereken şartlar ve Devletçe yapılacak gözetim, denetim usul ve esasları ve müeyyideler kanunda gösterilir." hükmüne paralellik arz etmektedir. Bunlarla birlikte madenciliğin bazı kriterler gözönünde bulundurularak özellik arz eden yerlerde yapılmasına Başbakanlık Müsteşarı başkanlığında oluşturulan Kurul tarafından kısıtlamalar getirilebileceği hüküm altına alınmıştır. Ancak, söz konusu kısıtlamalar getirilirken kazanılmış hakların korunmasına özen gösterilmiştir. Ayrıca, madencilik yapılması kanunlarla getirilen kısıtlamalarla yasaklanan alanların Maden İşleri Genel Müdürlüğünce tamamen madenciliğe kapatılabileceği belirtilmiş, bu alanların herhangi bir nedenle kısıtlama gerekçesinin ortadan kalkması halinde ise tekrar madenciliğe açık alan haline getirilmesi yönünde düzenleme yapılmıştır.

    Bilindiği üzere, ülkemizin özellik arz eden hassas bölgeleri sayısallaştırılmış hali ile henüz tam olarak ortaya konulamamıştır. Hangi bölgede ne tür bir faaliyetin ülke yararına olacağı yönünde arazi planlaması henüz yapılamamıştır. Bu nedenle, madencilik yapılacak alanlarda hassas yörelerden hangisinin bulunduğunun bilinmesi ve bu alanların Maden İşleri Genel Müdürlüğü bilgisayar sistemine işlenmesi ve maden ruhsat sahiplerinin bu alana yönelik izin alabiliyor ise alınmasının sağlanması için bir hüküm getirilmiştir. Bununla birlikte bu alanlarda arama ruhsatı verilmeden önce ruhsat sahibinin bu alana yönelik bu iznin de alınması gerektiğini bilerek ruhsat alması sağlanmıştır.

    Bu izni alması için ruhsat sahibine bir yıl süre verilmiş, bu sürede ilgili izni getiren ruhsat sahibi adına arama ruhsatı düzenlenmesi hükmü getirilmiştir. Bu fıkrada sayılan hassas yörelerde daha önceden alınmış maden ruhsatlarının kazanılmış hakları ise ruhsat hukuku devam ettiği sürece korunmuştur.

    Orman ve ağaçlandırma alanlarında yapılacak maden arama ve işletme faaliyetleri ile bu faaliyetler için zorunlu ve ruhsat süresine bağlı olarak yapılan altyapı tesisleri ile tesislere orman idaresince izin verilmesi yönünde düzenleme getirilerek Orman Kanununun 16 ncı maddesi paralelinde düzenleme yapılmıştır.

    Ayrıca, Avrupa ülkeleri yaklaşık 1200 metre derinliğe kadar sondajlarla ülkelerinin yer altı kaynaklarını tespit ettikleri halde ülkemizde bu oran ancak 100-150 metredir. Görüldüğü gibi madencilik açısından ülkemizin çok az bir kısmı bilinen durumdadır. Bu nedenle, ülkemizin maden aramacılığı açısından daha çok mesafe kat etmesi gerekmektedir. Öte yandan, herhangi bir alanda arama faaliyetleri sonucunda maden tespit edilmesi halinde bu madenin hangi usul ve yöntemler ile hangi şartlara uyularak işletilmesi gündeme gelebilecektir. Diğer yandan, ülkemizde çevre konularında yetkili otorite Çevre ve Orman Bakanlığı olup bu konuda yaptığı en kapsamlı değerlendirme ise ÇED raporu uygulamasıdır. Bu nedenle, yaban hayatı koruma ve geliştirme sahalarında ÇED raporunda belirlenen esaslar dahilinde izin verilmesi yönünde düzenleme getirilmiştir.

    Madencilik faaliyetinin yapılacağı alanlar için kazanılmış hakların korunması kaydıyla diğer mevzuatlara göre alınması zorunlu izinler olmadan üretime müsaade edilmediği gibi, diğer kanunlara göre bu alanların yenileri ilan edilmeden önce Genel Müdürlüğün bu alanlar ile ilgili görüşünün alınması zorunluluğu getirilmiş ve kurumlararası iletişim etkin hale getirilerek ileride doğabilecek olumsuzluklar engellenmiştir. Ayrıca, kanunlarla sonradan izin alınması zorunluluğu getirilen alanlarda kanunların öngördüğü yükümlülüklerin yerine getirilmesi zorunluluğu getirilmiş, ancak kazanılmış hakların korunarak faaliyetlerin sürdürülmesi sağlanmıştır.

    İçme ve kullanma suyu havzalarında Çevre ve Orman Bakanlığının belirlediği kriterlere uyulmakla birlikte bu havzaların orta mesafeli koruma alanı olan rezervuarın maksimum su seviyesinden itibaren 1000-2000 metre mesafe genişliğindeki şeritte de alıcı ortama hiç kirlilik yaratmayacak şekilde yapılabilecek madencilik faaliyetleri yapılamamaktadır. Bu mesafeler arasındaki şeritte, patlayıcı madde kullanılmaması, alıcı ortama arıtma yapılmadan doğrudan su deşarj edilmemesi şartıyla bilimsel ve teknik olarak çevre ve insan sağlığına zarar vermeyeceği belirlenen maden arama ve işletme faaliyetleri ile altyapı tesislerine izin verilmesi sağlanmıştır.

    İşyeri açma ve çalışma ruhsatı, mücavir alanlar dahilinde ise belediyeler, dışında ise il özel idareleri tarafından verilmektedir. Ancak işyeri açma ve çalışma ruhsatları konusunda farklı idarelerde (özellikle belediyelerde) farklı uygulamalar yapılmakta ve işyeri açma ve çalışma ruhsatının veriliş şeklinde ve zamanında değişik değerlendirmeler yapıldığı gibi, özellikle Danıştayın Madencilik Faaliyetleri İzin Yönetmeliğinin bazı hükümlerinin yürütülmesinin durdurulması hakkındaki kararından sonra işyeri açma ve çalışma ruhsatının düzenlenmesinde bazı idarelerde tereddütler oluşmakta ve işyeri açma ve çalışma ruhsatı verilmemektedir. Bu konuda uygulama birliğine ve standart oluşturmaya ihtiyaç duyulmaktadır. Bu kapsamda maden üretiminin gerçekleştirildiği ocak veya ruhsata bağlı olarak inşa edilen işyeri açma ve çalışma ruhsatı kapsamındaki tesisler için alınması zorunlu olan işyeri açma ve çalışma ruhsatlarının il özel idarelerince verilmesi ve bu ruhsatlardan alınacak harç gelirlerinin de ilgili il özel idaresine verilmesi öngörülerek uygulama birliği sağlanmıştır. Böylece izinler ile ilgili hususlar Kanun kapsamında belirlenerek Anayasa Mahkemesinin gerekçeli kararına paralel bir düzenleme yapılmıştır.

    İmar planı bulunmayan alanlardaki madencilik faaliyetleri ve bu faaliyetlere bağlı geçici tesisler ile ilgili hususlar belirlenerek açıklık getirilmiş ve İmar Kanunu ile çelişen problemlerin giderilmesi amaçlanmıştır. Ayrıca, imarsız alanlarda yürütülen madencilik faaliyetleri için gerekli olan geçici tesisler ve bunların müştemilatının ilgili il özel idaresine bildirilmesi zorunluluğu getirilmiş, bu yapıların fen ve sağlık kurallarına uygun ve maden işletme süresi ile sınırlı olması şartıyla inşaat ve yapı kullanma iznine tabi olmaması sağlanmıştır.

    Madencilik faaliyetleri ile kamu yararı niteliği taşıyan yatırımların birbirini engellemesi, maden işletme faaliyetinin yapılamaz hale gelmesi, yatırım için başka alternatif alanların bulunamaması halinde ruhsat sahipleri ve yatırım sahiplerinin durumu belirlenerek hangi durumlarda Genel Müdürlüğün, hangi durumlarda Kurulun karar vereceği, Kurulun yapısı ve çalışma şekli yine Anayasa Mahkemesinin kararına uygun olarak düzenlemiştir.

    Ayrıca, özellikle üretim yapılan sahalarda Kanunun 7 nci maddesi kapsamında uygulanan cezalar sonucunda beş yılda üç kez ihlalde bulunanların teminatı irad kaydedilerek ruhsatları iptal edilmekteyken ihlalin üç yıl içerisinde tekrarı halinde ruhsatın iptali öngörülmüştür. Dolayısıyla maden ruhsatlarına getirilen yatırım güvencesi güçlendirilmiştir.

  • Eklendi Madde 7 (fıkra) 5995 sayılı Kanun, md. 3
    Değişikliğin gerekçesi

    Anayasa Mahkemesi, 5177 sayılı Kanunla değişik 3213 sayılı Maden Kanununun 7 nci maddesinin birinci ve sekizinci fıkralarında yer alan hükümlerin yasada düzenlenmesi gerektiği, Bakanlar Kurulu tarafından çıkarılacak yönetmeliğe bırakılmasının Anayasaya aykırı olduğu gerekçesi ile bu fıkraları iptal etmiştir. Anayasa Mahkemesinin gerekçeleri gözönüne alınarak madencilik faaliyetleri ile ilgili alınması zorunlu izinler bu madde ile yeniden düzenlenmiştir.

    Madencilik faaliyetleri ile çevresel konularda üniversitelerde uzman olduğu bilinen kişilerden oluşan bir heyetin bilimsel ve teknik olarak yaptığı değerlendirmeler sonucunda çevresel etkileri alınacak önlemlerle giderilebilecek durumdaki madencilik faaliyetlerine izin verilmesi yönünde genel bir hüküm getirilmiştir. Ayrıca, keyfi uygulamalarla ve alt düzeydeki mevzuat ile madencilik faaliyetlerinin kısıtlanmasının önüne geçilmesi amacıyla getirilebilecek kısıtlamaların ancak kanunlar ile yapılması gerektiği belirtilmiştir. Zaten bu durum, Anayasanın 168 inci maddesinde yer alan; "Bu durumda gerçek ve tüzel kişilerin uyması gereken şartlar ve Devletçe yapılacak gözetim, denetim usul ve esasları ve müeyyideler kanunda gösterilir." hükmüne paralellik arz etmektedir. Bunlarla birlikte madenciliğin bazı kriterler gözönünde bulundurularak özellik arz eden yerlerde yapılmasına Başbakanlık Müsteşarı başkanlığında oluşturulan Kurul tarafından kısıtlamalar getirilebileceği hüküm altına alınmıştır. Ancak, söz konusu kısıtlamalar getirilirken kazanılmış hakların korunmasına özen gösterilmiştir. Ayrıca, madencilik yapılması kanunlarla getirilen kısıtlamalarla yasaklanan alanların Maden İşleri Genel Müdürlüğünce tamamen madenciliğe kapatılabileceği belirtilmiş, bu alanların herhangi bir nedenle kısıtlama gerekçesinin ortadan kalkması halinde ise tekrar madenciliğe açık alan haline getirilmesi yönünde düzenleme yapılmıştır.

    Bilindiği üzere, ülkemizin özellik arz eden hassas bölgeleri sayısallaştırılmış hali ile henüz tam olarak ortaya konulamamıştır. Hangi bölgede ne tür bir faaliyetin ülke yararına olacağı yönünde arazi planlaması henüz yapılamamıştır. Bu nedenle, madencilik yapılacak alanlarda hassas yörelerden hangisinin bulunduğunun bilinmesi ve bu alanların Maden İşleri Genel Müdürlüğü bilgisayar sistemine işlenmesi ve maden ruhsat sahiplerinin bu alana yönelik izin alabiliyor ise alınmasının sağlanması için bir hüküm getirilmiştir. Bununla birlikte bu alanlarda arama ruhsatı verilmeden önce ruhsat sahibinin bu alana yönelik bu iznin de alınması gerektiğini bilerek ruhsat alması sağlanmıştır.

    Bu izni alması için ruhsat sahibine bir yıl süre verilmiş, bu sürede ilgili izni getiren ruhsat sahibi adına arama ruhsatı düzenlenmesi hükmü getirilmiştir. Bu fıkrada sayılan hassas yörelerde daha önceden alınmış maden ruhsatlarının kazanılmış hakları ise ruhsat hukuku devam ettiği sürece korunmuştur.

    Orman ve ağaçlandırma alanlarında yapılacak maden arama ve işletme faaliyetleri ile bu faaliyetler için zorunlu ve ruhsat süresine bağlı olarak yapılan altyapı tesisleri ile tesislere orman idaresince izin verilmesi yönünde düzenleme getirilerek Orman Kanununun 16 ncı maddesi paralelinde düzenleme yapılmıştır.

    Ayrıca, Avrupa ülkeleri yaklaşık 1200 metre derinliğe kadar sondajlarla ülkelerinin yer altı kaynaklarını tespit ettikleri halde ülkemizde bu oran ancak 100-150 metredir. Görüldüğü gibi madencilik açısından ülkemizin çok az bir kısmı bilinen durumdadır. Bu nedenle, ülkemizin maden aramacılığı açısından daha çok mesafe kat etmesi gerekmektedir. Öte yandan, herhangi bir alanda arama faaliyetleri sonucunda maden tespit edilmesi halinde bu madenin hangi usul ve yöntemler ile hangi şartlara uyularak işletilmesi gündeme gelebilecektir. Diğer yandan, ülkemizde çevre konularında yetkili otorite Çevre ve Orman Bakanlığı olup bu konuda yaptığı en kapsamlı değerlendirme ise ÇED raporu uygulamasıdır. Bu nedenle, yaban hayatı koruma ve geliştirme sahalarında ÇED raporunda belirlenen esaslar dahilinde izin verilmesi yönünde düzenleme getirilmiştir.

    Madencilik faaliyetinin yapılacağı alanlar için kazanılmış hakların korunması kaydıyla diğer mevzuatlara göre alınması zorunlu izinler olmadan üretime müsaade edilmediği gibi, diğer kanunlara göre bu alanların yenileri ilan edilmeden önce Genel Müdürlüğün bu alanlar ile ilgili görüşünün alınması zorunluluğu getirilmiş ve kurumlararası iletişim etkin hale getirilerek ileride doğabilecek olumsuzluklar engellenmiştir. Ayrıca, kanunlarla sonradan izin alınması zorunluluğu getirilen alanlarda kanunların öngördüğü yükümlülüklerin yerine getirilmesi zorunluluğu getirilmiş, ancak kazanılmış hakların korunarak faaliyetlerin sürdürülmesi sağlanmıştır.

    İçme ve kullanma suyu havzalarında Çevre ve Orman Bakanlığının belirlediği kriterlere uyulmakla birlikte bu havzaların orta mesafeli koruma alanı olan rezervuarın maksimum su seviyesinden itibaren 1000-2000 metre mesafe genişliğindeki şeritte de alıcı ortama hiç kirlilik yaratmayacak şekilde yapılabilecek madencilik faaliyetleri yapılamamaktadır. Bu mesafeler arasındaki şeritte, patlayıcı madde kullanılmaması, alıcı ortama arıtma yapılmadan doğrudan su deşarj edilmemesi şartıyla bilimsel ve teknik olarak çevre ve insan sağlığına zarar vermeyeceği belirlenen maden arama ve işletme faaliyetleri ile altyapı tesislerine izin verilmesi sağlanmıştır.

    İşyeri açma ve çalışma ruhsatı, mücavir alanlar dahilinde ise belediyeler, dışında ise il özel idareleri tarafından verilmektedir. Ancak işyeri açma ve çalışma ruhsatları konusunda farklı idarelerde (özellikle belediyelerde) farklı uygulamalar yapılmakta ve işyeri açma ve çalışma ruhsatının veriliş şeklinde ve zamanında değişik değerlendirmeler yapıldığı gibi, özellikle Danıştayın Madencilik Faaliyetleri İzin Yönetmeliğinin bazı hükümlerinin yürütülmesinin durdurulması hakkındaki kararından sonra işyeri açma ve çalışma ruhsatının düzenlenmesinde bazı idarelerde tereddütler oluşmakta ve işyeri açma ve çalışma ruhsatı verilmemektedir. Bu konuda uygulama birliğine ve standart oluşturmaya ihtiyaç duyulmaktadır. Bu kapsamda maden üretiminin gerçekleştirildiği ocak veya ruhsata bağlı olarak inşa edilen işyeri açma ve çalışma ruhsatı kapsamındaki tesisler için alınması zorunlu olan işyeri açma ve çalışma ruhsatlarının il özel idarelerince verilmesi ve bu ruhsatlardan alınacak harç gelirlerinin de ilgili il özel idaresine verilmesi öngörülerek uygulama birliği sağlanmıştır. Böylece izinler ile ilgili hususlar Kanun kapsamında belirlenerek Anayasa Mahkemesinin gerekçeli kararına paralel bir düzenleme yapılmıştır.

    İmar planı bulunmayan alanlardaki madencilik faaliyetleri ve bu faaliyetlere bağlı geçici tesisler ile ilgili hususlar belirlenerek açıklık getirilmiş ve İmar Kanunu ile çelişen problemlerin giderilmesi amaçlanmıştır. Ayrıca, imarsız alanlarda yürütülen madencilik faaliyetleri için gerekli olan geçici tesisler ve bunların müştemilatının ilgili il özel idaresine bildirilmesi zorunluluğu getirilmiş, bu yapıların fen ve sağlık kurallarına uygun ve maden işletme süresi ile sınırlı olması şartıyla inşaat ve yapı kullanma iznine tabi olmaması sağlanmıştır.

    Madencilik faaliyetleri ile kamu yararı niteliği taşıyan yatırımların birbirini engellemesi, maden işletme faaliyetinin yapılamaz hale gelmesi, yatırım için başka alternatif alanların bulunamaması halinde ruhsat sahipleri ve yatırım sahiplerinin durumu belirlenerek hangi durumlarda Genel Müdürlüğün, hangi durumlarda Kurulun karar vereceği, Kurulun yapısı ve çalışma şekli yine Anayasa Mahkemesinin kararına uygun olarak düzenlemiştir.

    Ayrıca, özellikle üretim yapılan sahalarda Kanunun 7 nci maddesi kapsamında uygulanan cezalar sonucunda beş yılda üç kez ihlalde bulunanların teminatı irad kaydedilerek ruhsatları iptal edilmekteyken ihlalin üç yıl içerisinde tekrarı halinde ruhsatın iptali öngörülmüştür. Dolayısıyla maden ruhsatlarına getirilen yatırım güvencesi güçlendirilmiştir.

  • Eklendi Madde 7 (fıkra) 5995 sayılı Kanun, md. 3
    Değişikliğin gerekçesi

    Anayasa Mahkemesi, 5177 sayılı Kanunla değişik 3213 sayılı Maden Kanununun 7 nci maddesinin birinci ve sekizinci fıkralarında yer alan hükümlerin yasada düzenlenmesi gerektiği, Bakanlar Kurulu tarafından çıkarılacak yönetmeliğe bırakılmasının Anayasaya aykırı olduğu gerekçesi ile bu fıkraları iptal etmiştir. Anayasa Mahkemesinin gerekçeleri gözönüne alınarak madencilik faaliyetleri ile ilgili alınması zorunlu izinler bu madde ile yeniden düzenlenmiştir.

    Madencilik faaliyetleri ile çevresel konularda üniversitelerde uzman olduğu bilinen kişilerden oluşan bir heyetin bilimsel ve teknik olarak yaptığı değerlendirmeler sonucunda çevresel etkileri alınacak önlemlerle giderilebilecek durumdaki madencilik faaliyetlerine izin verilmesi yönünde genel bir hüküm getirilmiştir. Ayrıca, keyfi uygulamalarla ve alt düzeydeki mevzuat ile madencilik faaliyetlerinin kısıtlanmasının önüne geçilmesi amacıyla getirilebilecek kısıtlamaların ancak kanunlar ile yapılması gerektiği belirtilmiştir. Zaten bu durum, Anayasanın 168 inci maddesinde yer alan; "Bu durumda gerçek ve tüzel kişilerin uyması gereken şartlar ve Devletçe yapılacak gözetim, denetim usul ve esasları ve müeyyideler kanunda gösterilir." hükmüne paralellik arz etmektedir. Bunlarla birlikte madenciliğin bazı kriterler gözönünde bulundurularak özellik arz eden yerlerde yapılmasına Başbakanlık Müsteşarı başkanlığında oluşturulan Kurul tarafından kısıtlamalar getirilebileceği hüküm altına alınmıştır. Ancak, söz konusu kısıtlamalar getirilirken kazanılmış hakların korunmasına özen gösterilmiştir. Ayrıca, madencilik yapılması kanunlarla getirilen kısıtlamalarla yasaklanan alanların Maden İşleri Genel Müdürlüğünce tamamen madenciliğe kapatılabileceği belirtilmiş, bu alanların herhangi bir nedenle kısıtlama gerekçesinin ortadan kalkması halinde ise tekrar madenciliğe açık alan haline getirilmesi yönünde düzenleme yapılmıştır.

    Bilindiği üzere, ülkemizin özellik arz eden hassas bölgeleri sayısallaştırılmış hali ile henüz tam olarak ortaya konulamamıştır. Hangi bölgede ne tür bir faaliyetin ülke yararına olacağı yönünde arazi planlaması henüz yapılamamıştır. Bu nedenle, madencilik yapılacak alanlarda hassas yörelerden hangisinin bulunduğunun bilinmesi ve bu alanların Maden İşleri Genel Müdürlüğü bilgisayar sistemine işlenmesi ve maden ruhsat sahiplerinin bu alana yönelik izin alabiliyor ise alınmasının sağlanması için bir hüküm getirilmiştir. Bununla birlikte bu alanlarda arama ruhsatı verilmeden önce ruhsat sahibinin bu alana yönelik bu iznin de alınması gerektiğini bilerek ruhsat alması sağlanmıştır.

    Bu izni alması için ruhsat sahibine bir yıl süre verilmiş, bu sürede ilgili izni getiren ruhsat sahibi adına arama ruhsatı düzenlenmesi hükmü getirilmiştir. Bu fıkrada sayılan hassas yörelerde daha önceden alınmış maden ruhsatlarının kazanılmış hakları ise ruhsat hukuku devam ettiği sürece korunmuştur.

    Orman ve ağaçlandırma alanlarında yapılacak maden arama ve işletme faaliyetleri ile bu faaliyetler için zorunlu ve ruhsat süresine bağlı olarak yapılan altyapı tesisleri ile tesislere orman idaresince izin verilmesi yönünde düzenleme getirilerek Orman Kanununun 16 ncı maddesi paralelinde düzenleme yapılmıştır.

    Ayrıca, Avrupa ülkeleri yaklaşık 1200 metre derinliğe kadar sondajlarla ülkelerinin yer altı kaynaklarını tespit ettikleri halde ülkemizde bu oran ancak 100-150 metredir. Görüldüğü gibi madencilik açısından ülkemizin çok az bir kısmı bilinen durumdadır. Bu nedenle, ülkemizin maden aramacılığı açısından daha çok mesafe kat etmesi gerekmektedir. Öte yandan, herhangi bir alanda arama faaliyetleri sonucunda maden tespit edilmesi halinde bu madenin hangi usul ve yöntemler ile hangi şartlara uyularak işletilmesi gündeme gelebilecektir. Diğer yandan, ülkemizde çevre konularında yetkili otorite Çevre ve Orman Bakanlığı olup bu konuda yaptığı en kapsamlı değerlendirme ise ÇED raporu uygulamasıdır. Bu nedenle, yaban hayatı koruma ve geliştirme sahalarında ÇED raporunda belirlenen esaslar dahilinde izin verilmesi yönünde düzenleme getirilmiştir.

    Madencilik faaliyetinin yapılacağı alanlar için kazanılmış hakların korunması kaydıyla diğer mevzuatlara göre alınması zorunlu izinler olmadan üretime müsaade edilmediği gibi, diğer kanunlara göre bu alanların yenileri ilan edilmeden önce Genel Müdürlüğün bu alanlar ile ilgili görüşünün alınması zorunluluğu getirilmiş ve kurumlararası iletişim etkin hale getirilerek ileride doğabilecek olumsuzluklar engellenmiştir. Ayrıca, kanunlarla sonradan izin alınması zorunluluğu getirilen alanlarda kanunların öngördüğü yükümlülüklerin yerine getirilmesi zorunluluğu getirilmiş, ancak kazanılmış hakların korunarak faaliyetlerin sürdürülmesi sağlanmıştır.

    İçme ve kullanma suyu havzalarında Çevre ve Orman Bakanlığının belirlediği kriterlere uyulmakla birlikte bu havzaların orta mesafeli koruma alanı olan rezervuarın maksimum su seviyesinden itibaren 1000-2000 metre mesafe genişliğindeki şeritte de alıcı ortama hiç kirlilik yaratmayacak şekilde yapılabilecek madencilik faaliyetleri yapılamamaktadır. Bu mesafeler arasındaki şeritte, patlayıcı madde kullanılmaması, alıcı ortama arıtma yapılmadan doğrudan su deşarj edilmemesi şartıyla bilimsel ve teknik olarak çevre ve insan sağlığına zarar vermeyeceği belirlenen maden arama ve işletme faaliyetleri ile altyapı tesislerine izin verilmesi sağlanmıştır.

    İşyeri açma ve çalışma ruhsatı, mücavir alanlar dahilinde ise belediyeler, dışında ise il özel idareleri tarafından verilmektedir. Ancak işyeri açma ve çalışma ruhsatları konusunda farklı idarelerde (özellikle belediyelerde) farklı uygulamalar yapılmakta ve işyeri açma ve çalışma ruhsatının veriliş şeklinde ve zamanında değişik değerlendirmeler yapıldığı gibi, özellikle Danıştayın Madencilik Faaliyetleri İzin Yönetmeliğinin bazı hükümlerinin yürütülmesinin durdurulması hakkındaki kararından sonra işyeri açma ve çalışma ruhsatının düzenlenmesinde bazı idarelerde tereddütler oluşmakta ve işyeri açma ve çalışma ruhsatı verilmemektedir. Bu konuda uygulama birliğine ve standart oluşturmaya ihtiyaç duyulmaktadır. Bu kapsamda maden üretiminin gerçekleştirildiği ocak veya ruhsata bağlı olarak inşa edilen işyeri açma ve çalışma ruhsatı kapsamındaki tesisler için alınması zorunlu olan işyeri açma ve çalışma ruhsatlarının il özel idarelerince verilmesi ve bu ruhsatlardan alınacak harç gelirlerinin de ilgili il özel idaresine verilmesi öngörülerek uygulama birliği sağlanmıştır. Böylece izinler ile ilgili hususlar Kanun kapsamında belirlenerek Anayasa Mahkemesinin gerekçeli kararına paralel bir düzenleme yapılmıştır.

    İmar planı bulunmayan alanlardaki madencilik faaliyetleri ve bu faaliyetlere bağlı geçici tesisler ile ilgili hususlar belirlenerek açıklık getirilmiş ve İmar Kanunu ile çelişen problemlerin giderilmesi amaçlanmıştır. Ayrıca, imarsız alanlarda yürütülen madencilik faaliyetleri için gerekli olan geçici tesisler ve bunların müştemilatının ilgili il özel idaresine bildirilmesi zorunluluğu getirilmiş, bu yapıların fen ve sağlık kurallarına uygun ve maden işletme süresi ile sınırlı olması şartıyla inşaat ve yapı kullanma iznine tabi olmaması sağlanmıştır.

    Madencilik faaliyetleri ile kamu yararı niteliği taşıyan yatırımların birbirini engellemesi, maden işletme faaliyetinin yapılamaz hale gelmesi, yatırım için başka alternatif alanların bulunamaması halinde ruhsat sahipleri ve yatırım sahiplerinin durumu belirlenerek hangi durumlarda Genel Müdürlüğün, hangi durumlarda Kurulun karar vereceği, Kurulun yapısı ve çalışma şekli yine Anayasa Mahkemesinin kararına uygun olarak düzenlemiştir.

    Ayrıca, özellikle üretim yapılan sahalarda Kanunun 7 nci maddesi kapsamında uygulanan cezalar sonucunda beş yılda üç kez ihlalde bulunanların teminatı irad kaydedilerek ruhsatları iptal edilmekteyken ihlalin üç yıl içerisinde tekrarı halinde ruhsatın iptali öngörülmüştür. Dolayısıyla maden ruhsatlarına getirilen yatırım güvencesi güçlendirilmiştir.

  • Eklendi Madde 7 (fıkra) 5995 sayılı Kanun, md. 3
    Değişikliğin gerekçesi

    Anayasa Mahkemesi, 5177 sayılı Kanunla değişik 3213 sayılı Maden Kanununun 7 nci maddesinin birinci ve sekizinci fıkralarında yer alan hükümlerin yasada düzenlenmesi gerektiği, Bakanlar Kurulu tarafından çıkarılacak yönetmeliğe bırakılmasının Anayasaya aykırı olduğu gerekçesi ile bu fıkraları iptal etmiştir. Anayasa Mahkemesinin gerekçeleri gözönüne alınarak madencilik faaliyetleri ile ilgili alınması zorunlu izinler bu madde ile yeniden düzenlenmiştir.

    Madencilik faaliyetleri ile çevresel konularda üniversitelerde uzman olduğu bilinen kişilerden oluşan bir heyetin bilimsel ve teknik olarak yaptığı değerlendirmeler sonucunda çevresel etkileri alınacak önlemlerle giderilebilecek durumdaki madencilik faaliyetlerine izin verilmesi yönünde genel bir hüküm getirilmiştir. Ayrıca, keyfi uygulamalarla ve alt düzeydeki mevzuat ile madencilik faaliyetlerinin kısıtlanmasının önüne geçilmesi amacıyla getirilebilecek kısıtlamaların ancak kanunlar ile yapılması gerektiği belirtilmiştir. Zaten bu durum, Anayasanın 168 inci maddesinde yer alan; "Bu durumda gerçek ve tüzel kişilerin uyması gereken şartlar ve Devletçe yapılacak gözetim, denetim usul ve esasları ve müeyyideler kanunda gösterilir." hükmüne paralellik arz etmektedir. Bunlarla birlikte madenciliğin bazı kriterler gözönünde bulundurularak özellik arz eden yerlerde yapılmasına Başbakanlık Müsteşarı başkanlığında oluşturulan Kurul tarafından kısıtlamalar getirilebileceği hüküm altına alınmıştır. Ancak, söz konusu kısıtlamalar getirilirken kazanılmış hakların korunmasına özen gösterilmiştir. Ayrıca, madencilik yapılması kanunlarla getirilen kısıtlamalarla yasaklanan alanların Maden İşleri Genel Müdürlüğünce tamamen madenciliğe kapatılabileceği belirtilmiş, bu alanların herhangi bir nedenle kısıtlama gerekçesinin ortadan kalkması halinde ise tekrar madenciliğe açık alan haline getirilmesi yönünde düzenleme yapılmıştır.

    Bilindiği üzere, ülkemizin özellik arz eden hassas bölgeleri sayısallaştırılmış hali ile henüz tam olarak ortaya konulamamıştır. Hangi bölgede ne tür bir faaliyetin ülke yararına olacağı yönünde arazi planlaması henüz yapılamamıştır. Bu nedenle, madencilik yapılacak alanlarda hassas yörelerden hangisinin bulunduğunun bilinmesi ve bu alanların Maden İşleri Genel Müdürlüğü bilgisayar sistemine işlenmesi ve maden ruhsat sahiplerinin bu alana yönelik izin alabiliyor ise alınmasının sağlanması için bir hüküm getirilmiştir. Bununla birlikte bu alanlarda arama ruhsatı verilmeden önce ruhsat sahibinin bu alana yönelik bu iznin de alınması gerektiğini bilerek ruhsat alması sağlanmıştır.

    Bu izni alması için ruhsat sahibine bir yıl süre verilmiş, bu sürede ilgili izni getiren ruhsat sahibi adına arama ruhsatı düzenlenmesi hükmü getirilmiştir. Bu fıkrada sayılan hassas yörelerde daha önceden alınmış maden ruhsatlarının kazanılmış hakları ise ruhsat hukuku devam ettiği sürece korunmuştur.

    Orman ve ağaçlandırma alanlarında yapılacak maden arama ve işletme faaliyetleri ile bu faaliyetler için zorunlu ve ruhsat süresine bağlı olarak yapılan altyapı tesisleri ile tesislere orman idaresince izin verilmesi yönünde düzenleme getirilerek Orman Kanununun 16 ncı maddesi paralelinde düzenleme yapılmıştır.

    Ayrıca, Avrupa ülkeleri yaklaşık 1200 metre derinliğe kadar sondajlarla ülkelerinin yer altı kaynaklarını tespit ettikleri halde ülkemizde bu oran ancak 100-150 metredir. Görüldüğü gibi madencilik açısından ülkemizin çok az bir kısmı bilinen durumdadır. Bu nedenle, ülkemizin maden aramacılığı açısından daha çok mesafe kat etmesi gerekmektedir. Öte yandan, herhangi bir alanda arama faaliyetleri sonucunda maden tespit edilmesi halinde bu madenin hangi usul ve yöntemler ile hangi şartlara uyularak işletilmesi gündeme gelebilecektir. Diğer yandan, ülkemizde çevre konularında yetkili otorite Çevre ve Orman Bakanlığı olup bu konuda yaptığı en kapsamlı değerlendirme ise ÇED raporu uygulamasıdır. Bu nedenle, yaban hayatı koruma ve geliştirme sahalarında ÇED raporunda belirlenen esaslar dahilinde izin verilmesi yönünde düzenleme getirilmiştir.

    Madencilik faaliyetinin yapılacağı alanlar için kazanılmış hakların korunması kaydıyla diğer mevzuatlara göre alınması zorunlu izinler olmadan üretime müsaade edilmediği gibi, diğer kanunlara göre bu alanların yenileri ilan edilmeden önce Genel Müdürlüğün bu alanlar ile ilgili görüşünün alınması zorunluluğu getirilmiş ve kurumlararası iletişim etkin hale getirilerek ileride doğabilecek olumsuzluklar engellenmiştir. Ayrıca, kanunlarla sonradan izin alınması zorunluluğu getirilen alanlarda kanunların öngördüğü yükümlülüklerin yerine getirilmesi zorunluluğu getirilmiş, ancak kazanılmış hakların korunarak faaliyetlerin sürdürülmesi sağlanmıştır.

    İçme ve kullanma suyu havzalarında Çevre ve Orman Bakanlığının belirlediği kriterlere uyulmakla birlikte bu havzaların orta mesafeli koruma alanı olan rezervuarın maksimum su seviyesinden itibaren 1000-2000 metre mesafe genişliğindeki şeritte de alıcı ortama hiç kirlilik yaratmayacak şekilde yapılabilecek madencilik faaliyetleri yapılamamaktadır. Bu mesafeler arasındaki şeritte, patlayıcı madde kullanılmaması, alıcı ortama arıtma yapılmadan doğrudan su deşarj edilmemesi şartıyla bilimsel ve teknik olarak çevre ve insan sağlığına zarar vermeyeceği belirlenen maden arama ve işletme faaliyetleri ile altyapı tesislerine izin verilmesi sağlanmıştır.

    İşyeri açma ve çalışma ruhsatı, mücavir alanlar dahilinde ise belediyeler, dışında ise il özel idareleri tarafından verilmektedir. Ancak işyeri açma ve çalışma ruhsatları konusunda farklı idarelerde (özellikle belediyelerde) farklı uygulamalar yapılmakta ve işyeri açma ve çalışma ruhsatının veriliş şeklinde ve zamanında değişik değerlendirmeler yapıldığı gibi, özellikle Danıştayın Madencilik Faaliyetleri İzin Yönetmeliğinin bazı hükümlerinin yürütülmesinin durdurulması hakkındaki kararından sonra işyeri açma ve çalışma ruhsatının düzenlenmesinde bazı idarelerde tereddütler oluşmakta ve işyeri açma ve çalışma ruhsatı verilmemektedir. Bu konuda uygulama birliğine ve standart oluşturmaya ihtiyaç duyulmaktadır. Bu kapsamda maden üretiminin gerçekleştirildiği ocak veya ruhsata bağlı olarak inşa edilen işyeri açma ve çalışma ruhsatı kapsamındaki tesisler için alınması zorunlu olan işyeri açma ve çalışma ruhsatlarının il özel idarelerince verilmesi ve bu ruhsatlardan alınacak harç gelirlerinin de ilgili il özel idaresine verilmesi öngörülerek uygulama birliği sağlanmıştır. Böylece izinler ile ilgili hususlar Kanun kapsamında belirlenerek Anayasa Mahkemesinin gerekçeli kararına paralel bir düzenleme yapılmıştır.

    İmar planı bulunmayan alanlardaki madencilik faaliyetleri ve bu faaliyetlere bağlı geçici tesisler ile ilgili hususlar belirlenerek açıklık getirilmiş ve İmar Kanunu ile çelişen problemlerin giderilmesi amaçlanmıştır. Ayrıca, imarsız alanlarda yürütülen madencilik faaliyetleri için gerekli olan geçici tesisler ve bunların müştemilatının ilgili il özel idaresine bildirilmesi zorunluluğu getirilmiş, bu yapıların fen ve sağlık kurallarına uygun ve maden işletme süresi ile sınırlı olması şartıyla inşaat ve yapı kullanma iznine tabi olmaması sağlanmıştır.

    Madencilik faaliyetleri ile kamu yararı niteliği taşıyan yatırımların birbirini engellemesi, maden işletme faaliyetinin yapılamaz hale gelmesi, yatırım için başka alternatif alanların bulunamaması halinde ruhsat sahipleri ve yatırım sahiplerinin durumu belirlenerek hangi durumlarda Genel Müdürlüğün, hangi durumlarda Kurulun karar vereceği, Kurulun yapısı ve çalışma şekli yine Anayasa Mahkemesinin kararına uygun olarak düzenlemiştir.

    Ayrıca, özellikle üretim yapılan sahalarda Kanunun 7 nci maddesi kapsamında uygulanan cezalar sonucunda beş yılda üç kez ihlalde bulunanların teminatı irad kaydedilerek ruhsatları iptal edilmekteyken ihlalin üç yıl içerisinde tekrarı halinde ruhsatın iptali öngörülmüştür. Dolayısıyla maden ruhsatlarına getirilen yatırım güvencesi güçlendirilmiştir.

  • Eklendi Madde 7 (fıkra) 5995 sayılı Kanun, md. 3
    Değişikliğin gerekçesi

    Anayasa Mahkemesi, 5177 sayılı Kanunla değişik 3213 sayılı Maden Kanununun 7 nci maddesinin birinci ve sekizinci fıkralarında yer alan hükümlerin yasada düzenlenmesi gerektiği, Bakanlar Kurulu tarafından çıkarılacak yönetmeliğe bırakılmasının Anayasaya aykırı olduğu gerekçesi ile bu fıkraları iptal etmiştir. Anayasa Mahkemesinin gerekçeleri gözönüne alınarak madencilik faaliyetleri ile ilgili alınması zorunlu izinler bu madde ile yeniden düzenlenmiştir.

    Madencilik faaliyetleri ile çevresel konularda üniversitelerde uzman olduğu bilinen kişilerden oluşan bir heyetin bilimsel ve teknik olarak yaptığı değerlendirmeler sonucunda çevresel etkileri alınacak önlemlerle giderilebilecek durumdaki madencilik faaliyetlerine izin verilmesi yönünde genel bir hüküm getirilmiştir. Ayrıca, keyfi uygulamalarla ve alt düzeydeki mevzuat ile madencilik faaliyetlerinin kısıtlanmasının önüne geçilmesi amacıyla getirilebilecek kısıtlamaların ancak kanunlar ile yapılması gerektiği belirtilmiştir. Zaten bu durum, Anayasanın 168 inci maddesinde yer alan; "Bu durumda gerçek ve tüzel kişilerin uyması gereken şartlar ve Devletçe yapılacak gözetim, denetim usul ve esasları ve müeyyideler kanunda gösterilir." hükmüne paralellik arz etmektedir. Bunlarla birlikte madenciliğin bazı kriterler gözönünde bulundurularak özellik arz eden yerlerde yapılmasına Başbakanlık Müsteşarı başkanlığında oluşturulan Kurul tarafından kısıtlamalar getirilebileceği hüküm altına alınmıştır. Ancak, söz konusu kısıtlamalar getirilirken kazanılmış hakların korunmasına özen gösterilmiştir. Ayrıca, madencilik yapılması kanunlarla getirilen kısıtlamalarla yasaklanan alanların Maden İşleri Genel Müdürlüğünce tamamen madenciliğe kapatılabileceği belirtilmiş, bu alanların herhangi bir nedenle kısıtlama gerekçesinin ortadan kalkması halinde ise tekrar madenciliğe açık alan haline getirilmesi yönünde düzenleme yapılmıştır.

    Bilindiği üzere, ülkemizin özellik arz eden hassas bölgeleri sayısallaştırılmış hali ile henüz tam olarak ortaya konulamamıştır. Hangi bölgede ne tür bir faaliyetin ülke yararına olacağı yönünde arazi planlaması henüz yapılamamıştır. Bu nedenle, madencilik yapılacak alanlarda hassas yörelerden hangisinin bulunduğunun bilinmesi ve bu alanların Maden İşleri Genel Müdürlüğü bilgisayar sistemine işlenmesi ve maden ruhsat sahiplerinin bu alana yönelik izin alabiliyor ise alınmasının sağlanması için bir hüküm getirilmiştir. Bununla birlikte bu alanlarda arama ruhsatı verilmeden önce ruhsat sahibinin bu alana yönelik bu iznin de alınması gerektiğini bilerek ruhsat alması sağlanmıştır.

    Bu izni alması için ruhsat sahibine bir yıl süre verilmiş, bu sürede ilgili izni getiren ruhsat sahibi adına arama ruhsatı düzenlenmesi hükmü getirilmiştir. Bu fıkrada sayılan hassas yörelerde daha önceden alınmış maden ruhsatlarının kazanılmış hakları ise ruhsat hukuku devam ettiği sürece korunmuştur.

    Orman ve ağaçlandırma alanlarında yapılacak maden arama ve işletme faaliyetleri ile bu faaliyetler için zorunlu ve ruhsat süresine bağlı olarak yapılan altyapı tesisleri ile tesislere orman idaresince izin verilmesi yönünde düzenleme getirilerek Orman Kanununun 16 ncı maddesi paralelinde düzenleme yapılmıştır.

    Ayrıca, Avrupa ülkeleri yaklaşık 1200 metre derinliğe kadar sondajlarla ülkelerinin yer altı kaynaklarını tespit ettikleri halde ülkemizde bu oran ancak 100-150 metredir. Görüldüğü gibi madencilik açısından ülkemizin çok az bir kısmı bilinen durumdadır. Bu nedenle, ülkemizin maden aramacılığı açısından daha çok mesafe kat etmesi gerekmektedir. Öte yandan, herhangi bir alanda arama faaliyetleri sonucunda maden tespit edilmesi halinde bu madenin hangi usul ve yöntemler ile hangi şartlara uyularak işletilmesi gündeme gelebilecektir. Diğer yandan, ülkemizde çevre konularında yetkili otorite Çevre ve Orman Bakanlığı olup bu konuda yaptığı en kapsamlı değerlendirme ise ÇED raporu uygulamasıdır. Bu nedenle, yaban hayatı koruma ve geliştirme sahalarında ÇED raporunda belirlenen esaslar dahilinde izin verilmesi yönünde düzenleme getirilmiştir.

    Madencilik faaliyetinin yapılacağı alanlar için kazanılmış hakların korunması kaydıyla diğer mevzuatlara göre alınması zorunlu izinler olmadan üretime müsaade edilmediği gibi, diğer kanunlara göre bu alanların yenileri ilan edilmeden önce Genel Müdürlüğün bu alanlar ile ilgili görüşünün alınması zorunluluğu getirilmiş ve kurumlararası iletişim etkin hale getirilerek ileride doğabilecek olumsuzluklar engellenmiştir. Ayrıca, kanunlarla sonradan izin alınması zorunluluğu getirilen alanlarda kanunların öngördüğü yükümlülüklerin yerine getirilmesi zorunluluğu getirilmiş, ancak kazanılmış hakların korunarak faaliyetlerin sürdürülmesi sağlanmıştır.

    İçme ve kullanma suyu havzalarında Çevre ve Orman Bakanlığının belirlediği kriterlere uyulmakla birlikte bu havzaların orta mesafeli koruma alanı olan rezervuarın maksimum su seviyesinden itibaren 1000-2000 metre mesafe genişliğindeki şeritte de alıcı ortama hiç kirlilik yaratmayacak şekilde yapılabilecek madencilik faaliyetleri yapılamamaktadır. Bu mesafeler arasındaki şeritte, patlayıcı madde kullanılmaması, alıcı ortama arıtma yapılmadan doğrudan su deşarj edilmemesi şartıyla bilimsel ve teknik olarak çevre ve insan sağlığına zarar vermeyeceği belirlenen maden arama ve işletme faaliyetleri ile altyapı tesislerine izin verilmesi sağlanmıştır.

    İşyeri açma ve çalışma ruhsatı, mücavir alanlar dahilinde ise belediyeler, dışında ise il özel idareleri tarafından verilmektedir. Ancak işyeri açma ve çalışma ruhsatları konusunda farklı idarelerde (özellikle belediyelerde) farklı uygulamalar yapılmakta ve işyeri açma ve çalışma ruhsatının veriliş şeklinde ve zamanında değişik değerlendirmeler yapıldığı gibi, özellikle Danıştayın Madencilik Faaliyetleri İzin Yönetmeliğinin bazı hükümlerinin yürütülmesinin durdurulması hakkındaki kararından sonra işyeri açma ve çalışma ruhsatının düzenlenmesinde bazı idarelerde tereddütler oluşmakta ve işyeri açma ve çalışma ruhsatı verilmemektedir. Bu konuda uygulama birliğine ve standart oluşturmaya ihtiyaç duyulmaktadır. Bu kapsamda maden üretiminin gerçekleştirildiği ocak veya ruhsata bağlı olarak inşa edilen işyeri açma ve çalışma ruhsatı kapsamındaki tesisler için alınması zorunlu olan işyeri açma ve çalışma ruhsatlarının il özel idarelerince verilmesi ve bu ruhsatlardan alınacak harç gelirlerinin de ilgili il özel idaresine verilmesi öngörülerek uygulama birliği sağlanmıştır. Böylece izinler ile ilgili hususlar Kanun kapsamında belirlenerek Anayasa Mahkemesinin gerekçeli kararına paralel bir düzenleme yapılmıştır.

    İmar planı bulunmayan alanlardaki madencilik faaliyetleri ve bu faaliyetlere bağlı geçici tesisler ile ilgili hususlar belirlenerek açıklık getirilmiş ve İmar Kanunu ile çelişen problemlerin giderilmesi amaçlanmıştır. Ayrıca, imarsız alanlarda yürütülen madencilik faaliyetleri için gerekli olan geçici tesisler ve bunların müştemilatının ilgili il özel idaresine bildirilmesi zorunluluğu getirilmiş, bu yapıların fen ve sağlık kurallarına uygun ve maden işletme süresi ile sınırlı olması şartıyla inşaat ve yapı kullanma iznine tabi olmaması sağlanmıştır.

    Madencilik faaliyetleri ile kamu yararı niteliği taşıyan yatırımların birbirini engellemesi, maden işletme faaliyetinin yapılamaz hale gelmesi, yatırım için başka alternatif alanların bulunamaması halinde ruhsat sahipleri ve yatırım sahiplerinin durumu belirlenerek hangi durumlarda Genel Müdürlüğün, hangi durumlarda Kurulun karar vereceği, Kurulun yapısı ve çalışma şekli yine Anayasa Mahkemesinin kararına uygun olarak düzenlemiştir.

    Ayrıca, özellikle üretim yapılan sahalarda Kanunun 7 nci maddesi kapsamında uygulanan cezalar sonucunda beş yılda üç kez ihlalde bulunanların teminatı irad kaydedilerek ruhsatları iptal edilmekteyken ihlalin üç yıl içerisinde tekrarı halinde ruhsatın iptali öngörülmüştür. Dolayısıyla maden ruhsatlarına getirilen yatırım güvencesi güçlendirilmiştir.

  • Eklendi Madde 7 (fıkra) 5995 sayılı Kanun, md. 3
    Değişikliğin gerekçesi

    Anayasa Mahkemesi, 5177 sayılı Kanunla değişik 3213 sayılı Maden Kanununun 7 nci maddesinin birinci ve sekizinci fıkralarında yer alan hükümlerin yasada düzenlenmesi gerektiği, Bakanlar Kurulu tarafından çıkarılacak yönetmeliğe bırakılmasının Anayasaya aykırı olduğu gerekçesi ile bu fıkraları iptal etmiştir. Anayasa Mahkemesinin gerekçeleri gözönüne alınarak madencilik faaliyetleri ile ilgili alınması zorunlu izinler bu madde ile yeniden düzenlenmiştir.

    Madencilik faaliyetleri ile çevresel konularda üniversitelerde uzman olduğu bilinen kişilerden oluşan bir heyetin bilimsel ve teknik olarak yaptığı değerlendirmeler sonucunda çevresel etkileri alınacak önlemlerle giderilebilecek durumdaki madencilik faaliyetlerine izin verilmesi yönünde genel bir hüküm getirilmiştir. Ayrıca, keyfi uygulamalarla ve alt düzeydeki mevzuat ile madencilik faaliyetlerinin kısıtlanmasının önüne geçilmesi amacıyla getirilebilecek kısıtlamaların ancak kanunlar ile yapılması gerektiği belirtilmiştir. Zaten bu durum, Anayasanın 168 inci maddesinde yer alan; "Bu durumda gerçek ve tüzel kişilerin uyması gereken şartlar ve Devletçe yapılacak gözetim, denetim usul ve esasları ve müeyyideler kanunda gösterilir." hükmüne paralellik arz etmektedir. Bunlarla birlikte madenciliğin bazı kriterler gözönünde bulundurularak özellik arz eden yerlerde yapılmasına Başbakanlık Müsteşarı başkanlığında oluşturulan Kurul tarafından kısıtlamalar getirilebileceği hüküm altına alınmıştır. Ancak, söz konusu kısıtlamalar getirilirken kazanılmış hakların korunmasına özen gösterilmiştir. Ayrıca, madencilik yapılması kanunlarla getirilen kısıtlamalarla yasaklanan alanların Maden İşleri Genel Müdürlüğünce tamamen madenciliğe kapatılabileceği belirtilmiş, bu alanların herhangi bir nedenle kısıtlama gerekçesinin ortadan kalkması halinde ise tekrar madenciliğe açık alan haline getirilmesi yönünde düzenleme yapılmıştır.

    Bilindiği üzere, ülkemizin özellik arz eden hassas bölgeleri sayısallaştırılmış hali ile henüz tam olarak ortaya konulamamıştır. Hangi bölgede ne tür bir faaliyetin ülke yararına olacağı yönünde arazi planlaması henüz yapılamamıştır. Bu nedenle, madencilik yapılacak alanlarda hassas yörelerden hangisinin bulunduğunun bilinmesi ve bu alanların Maden İşleri Genel Müdürlüğü bilgisayar sistemine işlenmesi ve maden ruhsat sahiplerinin bu alana yönelik izin alabiliyor ise alınmasının sağlanması için bir hüküm getirilmiştir. Bununla birlikte bu alanlarda arama ruhsatı verilmeden önce ruhsat sahibinin bu alana yönelik bu iznin de alınması gerektiğini bilerek ruhsat alması sağlanmıştır.

    Bu izni alması için ruhsat sahibine bir yıl süre verilmiş, bu sürede ilgili izni getiren ruhsat sahibi adına arama ruhsatı düzenlenmesi hükmü getirilmiştir. Bu fıkrada sayılan hassas yörelerde daha önceden alınmış maden ruhsatlarının kazanılmış hakları ise ruhsat hukuku devam ettiği sürece korunmuştur.

    Orman ve ağaçlandırma alanlarında yapılacak maden arama ve işletme faaliyetleri ile bu faaliyetler için zorunlu ve ruhsat süresine bağlı olarak yapılan altyapı tesisleri ile tesislere orman idaresince izin verilmesi yönünde düzenleme getirilerek Orman Kanununun 16 ncı maddesi paralelinde düzenleme yapılmıştır.

    Ayrıca, Avrupa ülkeleri yaklaşık 1200 metre derinliğe kadar sondajlarla ülkelerinin yer altı kaynaklarını tespit ettikleri halde ülkemizde bu oran ancak 100-150 metredir. Görüldüğü gibi madencilik açısından ülkemizin çok az bir kısmı bilinen durumdadır. Bu nedenle, ülkemizin maden aramacılığı açısından daha çok mesafe kat etmesi gerekmektedir. Öte yandan, herhangi bir alanda arama faaliyetleri sonucunda maden tespit edilmesi halinde bu madenin hangi usul ve yöntemler ile hangi şartlara uyularak işletilmesi gündeme gelebilecektir. Diğer yandan, ülkemizde çevre konularında yetkili otorite Çevre ve Orman Bakanlığı olup bu konuda yaptığı en kapsamlı değerlendirme ise ÇED raporu uygulamasıdır. Bu nedenle, yaban hayatı koruma ve geliştirme sahalarında ÇED raporunda belirlenen esaslar dahilinde izin verilmesi yönünde düzenleme getirilmiştir.

    Madencilik faaliyetinin yapılacağı alanlar için kazanılmış hakların korunması kaydıyla diğer mevzuatlara göre alınması zorunlu izinler olmadan üretime müsaade edilmediği gibi, diğer kanunlara göre bu alanların yenileri ilan edilmeden önce Genel Müdürlüğün bu alanlar ile ilgili görüşünün alınması zorunluluğu getirilmiş ve kurumlararası iletişim etkin hale getirilerek ileride doğabilecek olumsuzluklar engellenmiştir. Ayrıca, kanunlarla sonradan izin alınması zorunluluğu getirilen alanlarda kanunların öngördüğü yükümlülüklerin yerine getirilmesi zorunluluğu getirilmiş, ancak kazanılmış hakların korunarak faaliyetlerin sürdürülmesi sağlanmıştır.

    İçme ve kullanma suyu havzalarında Çevre ve Orman Bakanlığının belirlediği kriterlere uyulmakla birlikte bu havzaların orta mesafeli koruma alanı olan rezervuarın maksimum su seviyesinden itibaren 1000-2000 metre mesafe genişliğindeki şeritte de alıcı ortama hiç kirlilik yaratmayacak şekilde yapılabilecek madencilik faaliyetleri yapılamamaktadır. Bu mesafeler arasındaki şeritte, patlayıcı madde kullanılmaması, alıcı ortama arıtma yapılmadan doğrudan su deşarj edilmemesi şartıyla bilimsel ve teknik olarak çevre ve insan sağlığına zarar vermeyeceği belirlenen maden arama ve işletme faaliyetleri ile altyapı tesislerine izin verilmesi sağlanmıştır.

    İşyeri açma ve çalışma ruhsatı, mücavir alanlar dahilinde ise belediyeler, dışında ise il özel idareleri tarafından verilmektedir. Ancak işyeri açma ve çalışma ruhsatları konusunda farklı idarelerde (özellikle belediyelerde) farklı uygulamalar yapılmakta ve işyeri açma ve çalışma ruhsatının veriliş şeklinde ve zamanında değişik değerlendirmeler yapıldığı gibi, özellikle Danıştayın Madencilik Faaliyetleri İzin Yönetmeliğinin bazı hükümlerinin yürütülmesinin durdurulması hakkındaki kararından sonra işyeri açma ve çalışma ruhsatının düzenlenmesinde bazı idarelerde tereddütler oluşmakta ve işyeri açma ve çalışma ruhsatı verilmemektedir. Bu konuda uygulama birliğine ve standart oluşturmaya ihtiyaç duyulmaktadır. Bu kapsamda maden üretiminin gerçekleştirildiği ocak veya ruhsata bağlı olarak inşa edilen işyeri açma ve çalışma ruhsatı kapsamındaki tesisler için alınması zorunlu olan işyeri açma ve çalışma ruhsatlarının il özel idarelerince verilmesi ve bu ruhsatlardan alınacak harç gelirlerinin de ilgili il özel idaresine verilmesi öngörülerek uygulama birliği sağlanmıştır. Böylece izinler ile ilgili hususlar Kanun kapsamında belirlenerek Anayasa Mahkemesinin gerekçeli kararına paralel bir düzenleme yapılmıştır.

    İmar planı bulunmayan alanlardaki madencilik faaliyetleri ve bu faaliyetlere bağlı geçici tesisler ile ilgili hususlar belirlenerek açıklık getirilmiş ve İmar Kanunu ile çelişen problemlerin giderilmesi amaçlanmıştır. Ayrıca, imarsız alanlarda yürütülen madencilik faaliyetleri için gerekli olan geçici tesisler ve bunların müştemilatının ilgili il özel idaresine bildirilmesi zorunluluğu getirilmiş, bu yapıların fen ve sağlık kurallarına uygun ve maden işletme süresi ile sınırlı olması şartıyla inşaat ve yapı kullanma iznine tabi olmaması sağlanmıştır.

    Madencilik faaliyetleri ile kamu yararı niteliği taşıyan yatırımların birbirini engellemesi, maden işletme faaliyetinin yapılamaz hale gelmesi, yatırım için başka alternatif alanların bulunamaması halinde ruhsat sahipleri ve yatırım sahiplerinin durumu belirlenerek hangi durumlarda Genel Müdürlüğün, hangi durumlarda Kurulun karar vereceği, Kurulun yapısı ve çalışma şekli yine Anayasa Mahkemesinin kararına uygun olarak düzenlemiştir.

    Ayrıca, özellikle üretim yapılan sahalarda Kanunun 7 nci maddesi kapsamında uygulanan cezalar sonucunda beş yılda üç kez ihlalde bulunanların teminatı irad kaydedilerek ruhsatları iptal edilmekteyken ihlalin üç yıl içerisinde tekrarı halinde ruhsatın iptali öngörülmüştür. Dolayısıyla maden ruhsatlarına getirilen yatırım güvencesi güçlendirilmiştir.

  • Eklendi Madde 7 (fıkra) 5995 sayılı Kanun, md. 3
    Değişikliğin gerekçesi

    Anayasa Mahkemesi, 5177 sayılı Kanunla değişik 3213 sayılı Maden Kanununun 7 nci maddesinin birinci ve sekizinci fıkralarında yer alan hükümlerin yasada düzenlenmesi gerektiği, Bakanlar Kurulu tarafından çıkarılacak yönetmeliğe bırakılmasının Anayasaya aykırı olduğu gerekçesi ile bu fıkraları iptal etmiştir. Anayasa Mahkemesinin gerekçeleri gözönüne alınarak madencilik faaliyetleri ile ilgili alınması zorunlu izinler bu madde ile yeniden düzenlenmiştir.

    Madencilik faaliyetleri ile çevresel konularda üniversitelerde uzman olduğu bilinen kişilerden oluşan bir heyetin bilimsel ve teknik olarak yaptığı değerlendirmeler sonucunda çevresel etkileri alınacak önlemlerle giderilebilecek durumdaki madencilik faaliyetlerine izin verilmesi yönünde genel bir hüküm getirilmiştir. Ayrıca, keyfi uygulamalarla ve alt düzeydeki mevzuat ile madencilik faaliyetlerinin kısıtlanmasının önüne geçilmesi amacıyla getirilebilecek kısıtlamaların ancak kanunlar ile yapılması gerektiği belirtilmiştir. Zaten bu durum, Anayasanın 168 inci maddesinde yer alan; "Bu durumda gerçek ve tüzel kişilerin uyması gereken şartlar ve Devletçe yapılacak gözetim, denetim usul ve esasları ve müeyyideler kanunda gösterilir." hükmüne paralellik arz etmektedir. Bunlarla birlikte madenciliğin bazı kriterler gözönünde bulundurularak özellik arz eden yerlerde yapılmasına Başbakanlık Müsteşarı başkanlığında oluşturulan Kurul tarafından kısıtlamalar getirilebileceği hüküm altına alınmıştır. Ancak, söz konusu kısıtlamalar getirilirken kazanılmış hakların korunmasına özen gösterilmiştir. Ayrıca, madencilik yapılması kanunlarla getirilen kısıtlamalarla yasaklanan alanların Maden İşleri Genel Müdürlüğünce tamamen madenciliğe kapatılabileceği belirtilmiş, bu alanların herhangi bir nedenle kısıtlama gerekçesinin ortadan kalkması halinde ise tekrar madenciliğe açık alan haline getirilmesi yönünde düzenleme yapılmıştır.

    Bilindiği üzere, ülkemizin özellik arz eden hassas bölgeleri sayısallaştırılmış hali ile henüz tam olarak ortaya konulamamıştır. Hangi bölgede ne tür bir faaliyetin ülke yararına olacağı yönünde arazi planlaması henüz yapılamamıştır. Bu nedenle, madencilik yapılacak alanlarda hassas yörelerden hangisinin bulunduğunun bilinmesi ve bu alanların Maden İşleri Genel Müdürlüğü bilgisayar sistemine işlenmesi ve maden ruhsat sahiplerinin bu alana yönelik izin alabiliyor ise alınmasının sağlanması için bir hüküm getirilmiştir. Bununla birlikte bu alanlarda arama ruhsatı verilmeden önce ruhsat sahibinin bu alana yönelik bu iznin de alınması gerektiğini bilerek ruhsat alması sağlanmıştır.

    Bu izni alması için ruhsat sahibine bir yıl süre verilmiş, bu sürede ilgili izni getiren ruhsat sahibi adına arama ruhsatı düzenlenmesi hükmü getirilmiştir. Bu fıkrada sayılan hassas yörelerde daha önceden alınmış maden ruhsatlarının kazanılmış hakları ise ruhsat hukuku devam ettiği sürece korunmuştur.

    Orman ve ağaçlandırma alanlarında yapılacak maden arama ve işletme faaliyetleri ile bu faaliyetler için zorunlu ve ruhsat süresine bağlı olarak yapılan altyapı tesisleri ile tesislere orman idaresince izin verilmesi yönünde düzenleme getirilerek Orman Kanununun 16 ncı maddesi paralelinde düzenleme yapılmıştır.

    Ayrıca, Avrupa ülkeleri yaklaşık 1200 metre derinliğe kadar sondajlarla ülkelerinin yer altı kaynaklarını tespit ettikleri halde ülkemizde bu oran ancak 100-150 metredir. Görüldüğü gibi madencilik açısından ülkemizin çok az bir kısmı bilinen durumdadır. Bu nedenle, ülkemizin maden aramacılığı açısından daha çok mesafe kat etmesi gerekmektedir. Öte yandan, herhangi bir alanda arama faaliyetleri sonucunda maden tespit edilmesi halinde bu madenin hangi usul ve yöntemler ile hangi şartlara uyularak işletilmesi gündeme gelebilecektir. Diğer yandan, ülkemizde çevre konularında yetkili otorite Çevre ve Orman Bakanlığı olup bu konuda yaptığı en kapsamlı değerlendirme ise ÇED raporu uygulamasıdır. Bu nedenle, yaban hayatı koruma ve geliştirme sahalarında ÇED raporunda belirlenen esaslar dahilinde izin verilmesi yönünde düzenleme getirilmiştir.

    Madencilik faaliyetinin yapılacağı alanlar için kazanılmış hakların korunması kaydıyla diğer mevzuatlara göre alınması zorunlu izinler olmadan üretime müsaade edilmediği gibi, diğer kanunlara göre bu alanların yenileri ilan edilmeden önce Genel Müdürlüğün bu alanlar ile ilgili görüşünün alınması zorunluluğu getirilmiş ve kurumlararası iletişim etkin hale getirilerek ileride doğabilecek olumsuzluklar engellenmiştir. Ayrıca, kanunlarla sonradan izin alınması zorunluluğu getirilen alanlarda kanunların öngördüğü yükümlülüklerin yerine getirilmesi zorunluluğu getirilmiş, ancak kazanılmış hakların korunarak faaliyetlerin sürdürülmesi sağlanmıştır.

    İçme ve kullanma suyu havzalarında Çevre ve Orman Bakanlığının belirlediği kriterlere uyulmakla birlikte bu havzaların orta mesafeli koruma alanı olan rezervuarın maksimum su seviyesinden itibaren 1000-2000 metre mesafe genişliğindeki şeritte de alıcı ortama hiç kirlilik yaratmayacak şekilde yapılabilecek madencilik faaliyetleri yapılamamaktadır. Bu mesafeler arasındaki şeritte, patlayıcı madde kullanılmaması, alıcı ortama arıtma yapılmadan doğrudan su deşarj edilmemesi şartıyla bilimsel ve teknik olarak çevre ve insan sağlığına zarar vermeyeceği belirlenen maden arama ve işletme faaliyetleri ile altyapı tesislerine izin verilmesi sağlanmıştır.

    İşyeri açma ve çalışma ruhsatı, mücavir alanlar dahilinde ise belediyeler, dışında ise il özel idareleri tarafından verilmektedir. Ancak işyeri açma ve çalışma ruhsatları konusunda farklı idarelerde (özellikle belediyelerde) farklı uygulamalar yapılmakta ve işyeri açma ve çalışma ruhsatının veriliş şeklinde ve zamanında değişik değerlendirmeler yapıldığı gibi, özellikle Danıştayın Madencilik Faaliyetleri İzin Yönetmeliğinin bazı hükümlerinin yürütülmesinin durdurulması hakkındaki kararından sonra işyeri açma ve çalışma ruhsatının düzenlenmesinde bazı idarelerde tereddütler oluşmakta ve işyeri açma ve çalışma ruhsatı verilmemektedir. Bu konuda uygulama birliğine ve standart oluşturmaya ihtiyaç duyulmaktadır. Bu kapsamda maden üretiminin gerçekleştirildiği ocak veya ruhsata bağlı olarak inşa edilen işyeri açma ve çalışma ruhsatı kapsamındaki tesisler için alınması zorunlu olan işyeri açma ve çalışma ruhsatlarının il özel idarelerince verilmesi ve bu ruhsatlardan alınacak harç gelirlerinin de ilgili il özel idaresine verilmesi öngörülerek uygulama birliği sağlanmıştır. Böylece izinler ile ilgili hususlar Kanun kapsamında belirlenerek Anayasa Mahkemesinin gerekçeli kararına paralel bir düzenleme yapılmıştır.

    İmar planı bulunmayan alanlardaki madencilik faaliyetleri ve bu faaliyetlere bağlı geçici tesisler ile ilgili hususlar belirlenerek açıklık getirilmiş ve İmar Kanunu ile çelişen problemlerin giderilmesi amaçlanmıştır. Ayrıca, imarsız alanlarda yürütülen madencilik faaliyetleri için gerekli olan geçici tesisler ve bunların müştemilatının ilgili il özel idaresine bildirilmesi zorunluluğu getirilmiş, bu yapıların fen ve sağlık kurallarına uygun ve maden işletme süresi ile sınırlı olması şartıyla inşaat ve yapı kullanma iznine tabi olmaması sağlanmıştır.

    Madencilik faaliyetleri ile kamu yararı niteliği taşıyan yatırımların birbirini engellemesi, maden işletme faaliyetinin yapılamaz hale gelmesi, yatırım için başka alternatif alanların bulunamaması halinde ruhsat sahipleri ve yatırım sahiplerinin durumu belirlenerek hangi durumlarda Genel Müdürlüğün, hangi durumlarda Kurulun karar vereceği, Kurulun yapısı ve çalışma şekli yine Anayasa Mahkemesinin kararına uygun olarak düzenlemiştir.

    Ayrıca, özellikle üretim yapılan sahalarda Kanunun 7 nci maddesi kapsamında uygulanan cezalar sonucunda beş yılda üç kez ihlalde bulunanların teminatı irad kaydedilerek ruhsatları iptal edilmekteyken ihlalin üç yıl içerisinde tekrarı halinde ruhsatın iptali öngörülmüştür. Dolayısıyla maden ruhsatlarına getirilen yatırım güvencesi güçlendirilmiştir.

  • Eklendi Madde 7 (fıkra) 5995 sayılı Kanun, md. 3
    Değişikliğin gerekçesi

    Anayasa Mahkemesi, 5177 sayılı Kanunla değişik 3213 sayılı Maden Kanununun 7 nci maddesinin birinci ve sekizinci fıkralarında yer alan hükümlerin yasada düzenlenmesi gerektiği, Bakanlar Kurulu tarafından çıkarılacak yönetmeliğe bırakılmasının Anayasaya aykırı olduğu gerekçesi ile bu fıkraları iptal etmiştir. Anayasa Mahkemesinin gerekçeleri gözönüne alınarak madencilik faaliyetleri ile ilgili alınması zorunlu izinler bu madde ile yeniden düzenlenmiştir.

    Madencilik faaliyetleri ile çevresel konularda üniversitelerde uzman olduğu bilinen kişilerden oluşan bir heyetin bilimsel ve teknik olarak yaptığı değerlendirmeler sonucunda çevresel etkileri alınacak önlemlerle giderilebilecek durumdaki madencilik faaliyetlerine izin verilmesi yönünde genel bir hüküm getirilmiştir. Ayrıca, keyfi uygulamalarla ve alt düzeydeki mevzuat ile madencilik faaliyetlerinin kısıtlanmasının önüne geçilmesi amacıyla getirilebilecek kısıtlamaların ancak kanunlar ile yapılması gerektiği belirtilmiştir. Zaten bu durum, Anayasanın 168 inci maddesinde yer alan; "Bu durumda gerçek ve tüzel kişilerin uyması gereken şartlar ve Devletçe yapılacak gözetim, denetim usul ve esasları ve müeyyideler kanunda gösterilir." hükmüne paralellik arz etmektedir. Bunlarla birlikte madenciliğin bazı kriterler gözönünde bulundurularak özellik arz eden yerlerde yapılmasına Başbakanlık Müsteşarı başkanlığında oluşturulan Kurul tarafından kısıtlamalar getirilebileceği hüküm altına alınmıştır. Ancak, söz konusu kısıtlamalar getirilirken kazanılmış hakların korunmasına özen gösterilmiştir. Ayrıca, madencilik yapılması kanunlarla getirilen kısıtlamalarla yasaklanan alanların Maden İşleri Genel Müdürlüğünce tamamen madenciliğe kapatılabileceği belirtilmiş, bu alanların herhangi bir nedenle kısıtlama gerekçesinin ortadan kalkması halinde ise tekrar madenciliğe açık alan haline getirilmesi yönünde düzenleme yapılmıştır.

    Bilindiği üzere, ülkemizin özellik arz eden hassas bölgeleri sayısallaştırılmış hali ile henüz tam olarak ortaya konulamamıştır. Hangi bölgede ne tür bir faaliyetin ülke yararına olacağı yönünde arazi planlaması henüz yapılamamıştır. Bu nedenle, madencilik yapılacak alanlarda hassas yörelerden hangisinin bulunduğunun bilinmesi ve bu alanların Maden İşleri Genel Müdürlüğü bilgisayar sistemine işlenmesi ve maden ruhsat sahiplerinin bu alana yönelik izin alabiliyor ise alınmasının sağlanması için bir hüküm getirilmiştir. Bununla birlikte bu alanlarda arama ruhsatı verilmeden önce ruhsat sahibinin bu alana yönelik bu iznin de alınması gerektiğini bilerek ruhsat alması sağlanmıştır.

    Bu izni alması için ruhsat sahibine bir yıl süre verilmiş, bu sürede ilgili izni getiren ruhsat sahibi adına arama ruhsatı düzenlenmesi hükmü getirilmiştir. Bu fıkrada sayılan hassas yörelerde daha önceden alınmış maden ruhsatlarının kazanılmış hakları ise ruhsat hukuku devam ettiği sürece korunmuştur.

    Orman ve ağaçlandırma alanlarında yapılacak maden arama ve işletme faaliyetleri ile bu faaliyetler için zorunlu ve ruhsat süresine bağlı olarak yapılan altyapı tesisleri ile tesislere orman idaresince izin verilmesi yönünde düzenleme getirilerek Orman Kanununun 16 ncı maddesi paralelinde düzenleme yapılmıştır.

    Ayrıca, Avrupa ülkeleri yaklaşık 1200 metre derinliğe kadar sondajlarla ülkelerinin yer altı kaynaklarını tespit ettikleri halde ülkemizde bu oran ancak 100-150 metredir. Görüldüğü gibi madencilik açısından ülkemizin çok az bir kısmı bilinen durumdadır. Bu nedenle, ülkemizin maden aramacılığı açısından daha çok mesafe kat etmesi gerekmektedir. Öte yandan, herhangi bir alanda arama faaliyetleri sonucunda maden tespit edilmesi halinde bu madenin hangi usul ve yöntemler ile hangi şartlara uyularak işletilmesi gündeme gelebilecektir. Diğer yandan, ülkemizde çevre konularında yetkili otorite Çevre ve Orman Bakanlığı olup bu konuda yaptığı en kapsamlı değerlendirme ise ÇED raporu uygulamasıdır. Bu nedenle, yaban hayatı koruma ve geliştirme sahalarında ÇED raporunda belirlenen esaslar dahilinde izin verilmesi yönünde düzenleme getirilmiştir.

    Madencilik faaliyetinin yapılacağı alanlar için kazanılmış hakların korunması kaydıyla diğer mevzuatlara göre alınması zorunlu izinler olmadan üretime müsaade edilmediği gibi, diğer kanunlara göre bu alanların yenileri ilan edilmeden önce Genel Müdürlüğün bu alanlar ile ilgili görüşünün alınması zorunluluğu getirilmiş ve kurumlararası iletişim etkin hale getirilerek ileride doğabilecek olumsuzluklar engellenmiştir. Ayrıca, kanunlarla sonradan izin alınması zorunluluğu getirilen alanlarda kanunların öngördüğü yükümlülüklerin yerine getirilmesi zorunluluğu getirilmiş, ancak kazanılmış hakların korunarak faaliyetlerin sürdürülmesi sağlanmıştır.

    İçme ve kullanma suyu havzalarında Çevre ve Orman Bakanlığının belirlediği kriterlere uyulmakla birlikte bu havzaların orta mesafeli koruma alanı olan rezervuarın maksimum su seviyesinden itibaren 1000-2000 metre mesafe genişliğindeki şeritte de alıcı ortama hiç kirlilik yaratmayacak şekilde yapılabilecek madencilik faaliyetleri yapılamamaktadır. Bu mesafeler arasındaki şeritte, patlayıcı madde kullanılmaması, alıcı ortama arıtma yapılmadan doğrudan su deşarj edilmemesi şartıyla bilimsel ve teknik olarak çevre ve insan sağlığına zarar vermeyeceği belirlenen maden arama ve işletme faaliyetleri ile altyapı tesislerine izin verilmesi sağlanmıştır.

    İşyeri açma ve çalışma ruhsatı, mücavir alanlar dahilinde ise belediyeler, dışında ise il özel idareleri tarafından verilmektedir. Ancak işyeri açma ve çalışma ruhsatları konusunda farklı idarelerde (özellikle belediyelerde) farklı uygulamalar yapılmakta ve işyeri açma ve çalışma ruhsatının veriliş şeklinde ve zamanında değişik değerlendirmeler yapıldığı gibi, özellikle Danıştayın Madencilik Faaliyetleri İzin Yönetmeliğinin bazı hükümlerinin yürütülmesinin durdurulması hakkındaki kararından sonra işyeri açma ve çalışma ruhsatının düzenlenmesinde bazı idarelerde tereddütler oluşmakta ve işyeri açma ve çalışma ruhsatı verilmemektedir. Bu konuda uygulama birliğine ve standart oluşturmaya ihtiyaç duyulmaktadır. Bu kapsamda maden üretiminin gerçekleştirildiği ocak veya ruhsata bağlı olarak inşa edilen işyeri açma ve çalışma ruhsatı kapsamındaki tesisler için alınması zorunlu olan işyeri açma ve çalışma ruhsatlarının il özel idarelerince verilmesi ve bu ruhsatlardan alınacak harç gelirlerinin de ilgili il özel idaresine verilmesi öngörülerek uygulama birliği sağlanmıştır. Böylece izinler ile ilgili hususlar Kanun kapsamında belirlenerek Anayasa Mahkemesinin gerekçeli kararına paralel bir düzenleme yapılmıştır.

    İmar planı bulunmayan alanlardaki madencilik faaliyetleri ve bu faaliyetlere bağlı geçici tesisler ile ilgili hususlar belirlenerek açıklık getirilmiş ve İmar Kanunu ile çelişen problemlerin giderilmesi amaçlanmıştır. Ayrıca, imarsız alanlarda yürütülen madencilik faaliyetleri için gerekli olan geçici tesisler ve bunların müştemilatının ilgili il özel idaresine bildirilmesi zorunluluğu getirilmiş, bu yapıların fen ve sağlık kurallarına uygun ve maden işletme süresi ile sınırlı olması şartıyla inşaat ve yapı kullanma iznine tabi olmaması sağlanmıştır.

    Madencilik faaliyetleri ile kamu yararı niteliği taşıyan yatırımların birbirini engellemesi, maden işletme faaliyetinin yapılamaz hale gelmesi, yatırım için başka alternatif alanların bulunamaması halinde ruhsat sahipleri ve yatırım sahiplerinin durumu belirlenerek hangi durumlarda Genel Müdürlüğün, hangi durumlarda Kurulun karar vereceği, Kurulun yapısı ve çalışma şekli yine Anayasa Mahkemesinin kararına uygun olarak düzenlemiştir.

    Ayrıca, özellikle üretim yapılan sahalarda Kanunun 7 nci maddesi kapsamında uygulanan cezalar sonucunda beş yılda üç kez ihlalde bulunanların teminatı irad kaydedilerek ruhsatları iptal edilmekteyken ihlalin üç yıl içerisinde tekrarı halinde ruhsatın iptali öngörülmüştür. Dolayısıyla maden ruhsatlarına getirilen yatırım güvencesi güçlendirilmiştir.

  • Değiştirildi Madde 7 (fıkra) 5995 sayılı Kanun, md. 3
    Değişikliğin gerekçesi

    Anayasa Mahkemesi, 5177 sayılı Kanunla değişik 3213 sayılı Maden Kanununun 7 nci maddesinin birinci ve sekizinci fıkralarında yer alan hükümlerin yasada düzenlenmesi gerektiği, Bakanlar Kurulu tarafından çıkarılacak yönetmeliğe bırakılmasının Anayasaya aykırı olduğu gerekçesi ile bu fıkraları iptal etmiştir. Anayasa Mahkemesinin gerekçeleri gözönüne alınarak madencilik faaliyetleri ile ilgili alınması zorunlu izinler bu madde ile yeniden düzenlenmiştir.

    Madencilik faaliyetleri ile çevresel konularda üniversitelerde uzman olduğu bilinen kişilerden oluşan bir heyetin bilimsel ve teknik olarak yaptığı değerlendirmeler sonucunda çevresel etkileri alınacak önlemlerle giderilebilecek durumdaki madencilik faaliyetlerine izin verilmesi yönünde genel bir hüküm getirilmiştir. Ayrıca, keyfi uygulamalarla ve alt düzeydeki mevzuat ile madencilik faaliyetlerinin kısıtlanmasının önüne geçilmesi amacıyla getirilebilecek kısıtlamaların ancak kanunlar ile yapılması gerektiği belirtilmiştir. Zaten bu durum, Anayasanın 168 inci maddesinde yer alan; "Bu durumda gerçek ve tüzel kişilerin uyması gereken şartlar ve Devletçe yapılacak gözetim, denetim usul ve esasları ve müeyyideler kanunda gösterilir." hükmüne paralellik arz etmektedir. Bunlarla birlikte madenciliğin bazı kriterler gözönünde bulundurularak özellik arz eden yerlerde yapılmasına Başbakanlık Müsteşarı başkanlığında oluşturulan Kurul tarafından kısıtlamalar getirilebileceği hüküm altına alınmıştır. Ancak, söz konusu kısıtlamalar getirilirken kazanılmış hakların korunmasına özen gösterilmiştir. Ayrıca, madencilik yapılması kanunlarla getirilen kısıtlamalarla yasaklanan alanların Maden İşleri Genel Müdürlüğünce tamamen madenciliğe kapatılabileceği belirtilmiş, bu alanların herhangi bir nedenle kısıtlama gerekçesinin ortadan kalkması halinde ise tekrar madenciliğe açık alan haline getirilmesi yönünde düzenleme yapılmıştır.

    Bilindiği üzere, ülkemizin özellik arz eden hassas bölgeleri sayısallaştırılmış hali ile henüz tam olarak ortaya konulamamıştır. Hangi bölgede ne tür bir faaliyetin ülke yararına olacağı yönünde arazi planlaması henüz yapılamamıştır. Bu nedenle, madencilik yapılacak alanlarda hassas yörelerden hangisinin bulunduğunun bilinmesi ve bu alanların Maden İşleri Genel Müdürlüğü bilgisayar sistemine işlenmesi ve maden ruhsat sahiplerinin bu alana yönelik izin alabiliyor ise alınmasının sağlanması için bir hüküm getirilmiştir. Bununla birlikte bu alanlarda arama ruhsatı verilmeden önce ruhsat sahibinin bu alana yönelik bu iznin de alınması gerektiğini bilerek ruhsat alması sağlanmıştır.

    Bu izni alması için ruhsat sahibine bir yıl süre verilmiş, bu sürede ilgili izni getiren ruhsat sahibi adına arama ruhsatı düzenlenmesi hükmü getirilmiştir. Bu fıkrada sayılan hassas yörelerde daha önceden alınmış maden ruhsatlarının kazanılmış hakları ise ruhsat hukuku devam ettiği sürece korunmuştur.

    Orman ve ağaçlandırma alanlarında yapılacak maden arama ve işletme faaliyetleri ile bu faaliyetler için zorunlu ve ruhsat süresine bağlı olarak yapılan altyapı tesisleri ile tesislere orman idaresince izin verilmesi yönünde düzenleme getirilerek Orman Kanununun 16 ncı maddesi paralelinde düzenleme yapılmıştır.

    Ayrıca, Avrupa ülkeleri yaklaşık 1200 metre derinliğe kadar sondajlarla ülkelerinin yer altı kaynaklarını tespit ettikleri halde ülkemizde bu oran ancak 100-150 metredir. Görüldüğü gibi madencilik açısından ülkemizin çok az bir kısmı bilinen durumdadır. Bu nedenle, ülkemizin maden aramacılığı açısından daha çok mesafe kat etmesi gerekmektedir. Öte yandan, herhangi bir alanda arama faaliyetleri sonucunda maden tespit edilmesi halinde bu madenin hangi usul ve yöntemler ile hangi şartlara uyularak işletilmesi gündeme gelebilecektir. Diğer yandan, ülkemizde çevre konularında yetkili otorite Çevre ve Orman Bakanlığı olup bu konuda yaptığı en kapsamlı değerlendirme ise ÇED raporu uygulamasıdır. Bu nedenle, yaban hayatı koruma ve geliştirme sahalarında ÇED raporunda belirlenen esaslar dahilinde izin verilmesi yönünde düzenleme getirilmiştir.

    Madencilik faaliyetinin yapılacağı alanlar için kazanılmış hakların korunması kaydıyla diğer mevzuatlara göre alınması zorunlu izinler olmadan üretime müsaade edilmediği gibi, diğer kanunlara göre bu alanların yenileri ilan edilmeden önce Genel Müdürlüğün bu alanlar ile ilgili görüşünün alınması zorunluluğu getirilmiş ve kurumlararası iletişim etkin hale getirilerek ileride doğabilecek olumsuzluklar engellenmiştir. Ayrıca, kanunlarla sonradan izin alınması zorunluluğu getirilen alanlarda kanunların öngördüğü yükümlülüklerin yerine getirilmesi zorunluluğu getirilmiş, ancak kazanılmış hakların korunarak faaliyetlerin sürdürülmesi sağlanmıştır.

    İçme ve kullanma suyu havzalarında Çevre ve Orman Bakanlığının belirlediği kriterlere uyulmakla birlikte bu havzaların orta mesafeli koruma alanı olan rezervuarın maksimum su seviyesinden itibaren 1000-2000 metre mesafe genişliğindeki şeritte de alıcı ortama hiç kirlilik yaratmayacak şekilde yapılabilecek madencilik faaliyetleri yapılamamaktadır. Bu mesafeler arasındaki şeritte, patlayıcı madde kullanılmaması, alıcı ortama arıtma yapılmadan doğrudan su deşarj edilmemesi şartıyla bilimsel ve teknik olarak çevre ve insan sağlığına zarar vermeyeceği belirlenen maden arama ve işletme faaliyetleri ile altyapı tesislerine izin verilmesi sağlanmıştır.

    İşyeri açma ve çalışma ruhsatı, mücavir alanlar dahilinde ise belediyeler, dışında ise il özel idareleri tarafından verilmektedir. Ancak işyeri açma ve çalışma ruhsatları konusunda farklı idarelerde (özellikle belediyelerde) farklı uygulamalar yapılmakta ve işyeri açma ve çalışma ruhsatının veriliş şeklinde ve zamanında değişik değerlendirmeler yapıldığı gibi, özellikle Danıştayın Madencilik Faaliyetleri İzin Yönetmeliğinin bazı hükümlerinin yürütülmesinin durdurulması hakkındaki kararından sonra işyeri açma ve çalışma ruhsatının düzenlenmesinde bazı idarelerde tereddütler oluşmakta ve işyeri açma ve çalışma ruhsatı verilmemektedir. Bu konuda uygulama birliğine ve standart oluşturmaya ihtiyaç duyulmaktadır. Bu kapsamda maden üretiminin gerçekleştirildiği ocak veya ruhsata bağlı olarak inşa edilen işyeri açma ve çalışma ruhsatı kapsamındaki tesisler için alınması zorunlu olan işyeri açma ve çalışma ruhsatlarının il özel idarelerince verilmesi ve bu ruhsatlardan alınacak harç gelirlerinin de ilgili il özel idaresine verilmesi öngörülerek uygulama birliği sağlanmıştır. Böylece izinler ile ilgili hususlar Kanun kapsamında belirlenerek Anayasa Mahkemesinin gerekçeli kararına paralel bir düzenleme yapılmıştır.

    İmar planı bulunmayan alanlardaki madencilik faaliyetleri ve bu faaliyetlere bağlı geçici tesisler ile ilgili hususlar belirlenerek açıklık getirilmiş ve İmar Kanunu ile çelişen problemlerin giderilmesi amaçlanmıştır. Ayrıca, imarsız alanlarda yürütülen madencilik faaliyetleri için gerekli olan geçici tesisler ve bunların müştemilatının ilgili il özel idaresine bildirilmesi zorunluluğu getirilmiş, bu yapıların fen ve sağlık kurallarına uygun ve maden işletme süresi ile sınırlı olması şartıyla inşaat ve yapı kullanma iznine tabi olmaması sağlanmıştır.

    Madencilik faaliyetleri ile kamu yararı niteliği taşıyan yatırımların birbirini engellemesi, maden işletme faaliyetinin yapılamaz hale gelmesi, yatırım için başka alternatif alanların bulunamaması halinde ruhsat sahipleri ve yatırım sahiplerinin durumu belirlenerek hangi durumlarda Genel Müdürlüğün, hangi durumlarda Kurulun karar vereceği, Kurulun yapısı ve çalışma şekli yine Anayasa Mahkemesinin kararına uygun olarak düzenlemiştir.

    Ayrıca, özellikle üretim yapılan sahalarda Kanunun 7 nci maddesi kapsamında uygulanan cezalar sonucunda beş yılda üç kez ihlalde bulunanların teminatı irad kaydedilerek ruhsatları iptal edilmekteyken ihlalin üç yıl içerisinde tekrarı halinde ruhsatın iptali öngörülmüştür. Dolayısıyla maden ruhsatlarına getirilen yatırım güvencesi güçlendirilmiştir.

  • Eklendi Madde 7 (fıkra) 5995 sayılı Kanun, md. 3
    Değişikliğin gerekçesi

    Anayasa Mahkemesi, 5177 sayılı Kanunla değişik 3213 sayılı Maden Kanununun 7 nci maddesinin birinci ve sekizinci fıkralarında yer alan hükümlerin yasada düzenlenmesi gerektiği, Bakanlar Kurulu tarafından çıkarılacak yönetmeliğe bırakılmasının Anayasaya aykırı olduğu gerekçesi ile bu fıkraları iptal etmiştir. Anayasa Mahkemesinin gerekçeleri gözönüne alınarak madencilik faaliyetleri ile ilgili alınması zorunlu izinler bu madde ile yeniden düzenlenmiştir.

    Madencilik faaliyetleri ile çevresel konularda üniversitelerde uzman olduğu bilinen kişilerden oluşan bir heyetin bilimsel ve teknik olarak yaptığı değerlendirmeler sonucunda çevresel etkileri alınacak önlemlerle giderilebilecek durumdaki madencilik faaliyetlerine izin verilmesi yönünde genel bir hüküm getirilmiştir. Ayrıca, keyfi uygulamalarla ve alt düzeydeki mevzuat ile madencilik faaliyetlerinin kısıtlanmasının önüne geçilmesi amacıyla getirilebilecek kısıtlamaların ancak kanunlar ile yapılması gerektiği belirtilmiştir. Zaten bu durum, Anayasanın 168 inci maddesinde yer alan; "Bu durumda gerçek ve tüzel kişilerin uyması gereken şartlar ve Devletçe yapılacak gözetim, denetim usul ve esasları ve müeyyideler kanunda gösterilir." hükmüne paralellik arz etmektedir. Bunlarla birlikte madenciliğin bazı kriterler gözönünde bulundurularak özellik arz eden yerlerde yapılmasına Başbakanlık Müsteşarı başkanlığında oluşturulan Kurul tarafından kısıtlamalar getirilebileceği hüküm altına alınmıştır. Ancak, söz konusu kısıtlamalar getirilirken kazanılmış hakların korunmasına özen gösterilmiştir. Ayrıca, madencilik yapılması kanunlarla getirilen kısıtlamalarla yasaklanan alanların Maden İşleri Genel Müdürlüğünce tamamen madenciliğe kapatılabileceği belirtilmiş, bu alanların herhangi bir nedenle kısıtlama gerekçesinin ortadan kalkması halinde ise tekrar madenciliğe açık alan haline getirilmesi yönünde düzenleme yapılmıştır.

    Bilindiği üzere, ülkemizin özellik arz eden hassas bölgeleri sayısallaştırılmış hali ile henüz tam olarak ortaya konulamamıştır. Hangi bölgede ne tür bir faaliyetin ülke yararına olacağı yönünde arazi planlaması henüz yapılamamıştır. Bu nedenle, madencilik yapılacak alanlarda hassas yörelerden hangisinin bulunduğunun bilinmesi ve bu alanların Maden İşleri Genel Müdürlüğü bilgisayar sistemine işlenmesi ve maden ruhsat sahiplerinin bu alana yönelik izin alabiliyor ise alınmasının sağlanması için bir hüküm getirilmiştir. Bununla birlikte bu alanlarda arama ruhsatı verilmeden önce ruhsat sahibinin bu alana yönelik bu iznin de alınması gerektiğini bilerek ruhsat alması sağlanmıştır.

    Bu izni alması için ruhsat sahibine bir yıl süre verilmiş, bu sürede ilgili izni getiren ruhsat sahibi adına arama ruhsatı düzenlenmesi hükmü getirilmiştir. Bu fıkrada sayılan hassas yörelerde daha önceden alınmış maden ruhsatlarının kazanılmış hakları ise ruhsat hukuku devam ettiği sürece korunmuştur.

    Orman ve ağaçlandırma alanlarında yapılacak maden arama ve işletme faaliyetleri ile bu faaliyetler için zorunlu ve ruhsat süresine bağlı olarak yapılan altyapı tesisleri ile tesislere orman idaresince izin verilmesi yönünde düzenleme getirilerek Orman Kanununun 16 ncı maddesi paralelinde düzenleme yapılmıştır.

    Ayrıca, Avrupa ülkeleri yaklaşık 1200 metre derinliğe kadar sondajlarla ülkelerinin yer altı kaynaklarını tespit ettikleri halde ülkemizde bu oran ancak 100-150 metredir. Görüldüğü gibi madencilik açısından ülkemizin çok az bir kısmı bilinen durumdadır. Bu nedenle, ülkemizin maden aramacılığı açısından daha çok mesafe kat etmesi gerekmektedir. Öte yandan, herhangi bir alanda arama faaliyetleri sonucunda maden tespit edilmesi halinde bu madenin hangi usul ve yöntemler ile hangi şartlara uyularak işletilmesi gündeme gelebilecektir. Diğer yandan, ülkemizde çevre konularında yetkili otorite Çevre ve Orman Bakanlığı olup bu konuda yaptığı en kapsamlı değerlendirme ise ÇED raporu uygulamasıdır. Bu nedenle, yaban hayatı koruma ve geliştirme sahalarında ÇED raporunda belirlenen esaslar dahilinde izin verilmesi yönünde düzenleme getirilmiştir.

    Madencilik faaliyetinin yapılacağı alanlar için kazanılmış hakların korunması kaydıyla diğer mevzuatlara göre alınması zorunlu izinler olmadan üretime müsaade edilmediği gibi, diğer kanunlara göre bu alanların yenileri ilan edilmeden önce Genel Müdürlüğün bu alanlar ile ilgili görüşünün alınması zorunluluğu getirilmiş ve kurumlararası iletişim etkin hale getirilerek ileride doğabilecek olumsuzluklar engellenmiştir. Ayrıca, kanunlarla sonradan izin alınması zorunluluğu getirilen alanlarda kanunların öngördüğü yükümlülüklerin yerine getirilmesi zorunluluğu getirilmiş, ancak kazanılmış hakların korunarak faaliyetlerin sürdürülmesi sağlanmıştır.

    İçme ve kullanma suyu havzalarında Çevre ve Orman Bakanlığının belirlediği kriterlere uyulmakla birlikte bu havzaların orta mesafeli koruma alanı olan rezervuarın maksimum su seviyesinden itibaren 1000-2000 metre mesafe genişliğindeki şeritte de alıcı ortama hiç kirlilik yaratmayacak şekilde yapılabilecek madencilik faaliyetleri yapılamamaktadır. Bu mesafeler arasındaki şeritte, patlayıcı madde kullanılmaması, alıcı ortama arıtma yapılmadan doğrudan su deşarj edilmemesi şartıyla bilimsel ve teknik olarak çevre ve insan sağlığına zarar vermeyeceği belirlenen maden arama ve işletme faaliyetleri ile altyapı tesislerine izin verilmesi sağlanmıştır.

    İşyeri açma ve çalışma ruhsatı, mücavir alanlar dahilinde ise belediyeler, dışında ise il özel idareleri tarafından verilmektedir. Ancak işyeri açma ve çalışma ruhsatları konusunda farklı idarelerde (özellikle belediyelerde) farklı uygulamalar yapılmakta ve işyeri açma ve çalışma ruhsatının veriliş şeklinde ve zamanında değişik değerlendirmeler yapıldığı gibi, özellikle Danıştayın Madencilik Faaliyetleri İzin Yönetmeliğinin bazı hükümlerinin yürütülmesinin durdurulması hakkındaki kararından sonra işyeri açma ve çalışma ruhsatının düzenlenmesinde bazı idarelerde tereddütler oluşmakta ve işyeri açma ve çalışma ruhsatı verilmemektedir. Bu konuda uygulama birliğine ve standart oluşturmaya ihtiyaç duyulmaktadır. Bu kapsamda maden üretiminin gerçekleştirildiği ocak veya ruhsata bağlı olarak inşa edilen işyeri açma ve çalışma ruhsatı kapsamındaki tesisler için alınması zorunlu olan işyeri açma ve çalışma ruhsatlarının il özel idarelerince verilmesi ve bu ruhsatlardan alınacak harç gelirlerinin de ilgili il özel idaresine verilmesi öngörülerek uygulama birliği sağlanmıştır. Böylece izinler ile ilgili hususlar Kanun kapsamında belirlenerek Anayasa Mahkemesinin gerekçeli kararına paralel bir düzenleme yapılmıştır.

    İmar planı bulunmayan alanlardaki madencilik faaliyetleri ve bu faaliyetlere bağlı geçici tesisler ile ilgili hususlar belirlenerek açıklık getirilmiş ve İmar Kanunu ile çelişen problemlerin giderilmesi amaçlanmıştır. Ayrıca, imarsız alanlarda yürütülen madencilik faaliyetleri için gerekli olan geçici tesisler ve bunların müştemilatının ilgili il özel idaresine bildirilmesi zorunluluğu getirilmiş, bu yapıların fen ve sağlık kurallarına uygun ve maden işletme süresi ile sınırlı olması şartıyla inşaat ve yapı kullanma iznine tabi olmaması sağlanmıştır.

    Madencilik faaliyetleri ile kamu yararı niteliği taşıyan yatırımların birbirini engellemesi, maden işletme faaliyetinin yapılamaz hale gelmesi, yatırım için başka alternatif alanların bulunamaması halinde ruhsat sahipleri ve yatırım sahiplerinin durumu belirlenerek hangi durumlarda Genel Müdürlüğün, hangi durumlarda Kurulun karar vereceği, Kurulun yapısı ve çalışma şekli yine Anayasa Mahkemesinin kararına uygun olarak düzenlemiştir.

    Ayrıca, özellikle üretim yapılan sahalarda Kanunun 7 nci maddesi kapsamında uygulanan cezalar sonucunda beş yılda üç kez ihlalde bulunanların teminatı irad kaydedilerek ruhsatları iptal edilmekteyken ihlalin üç yıl içerisinde tekrarı halinde ruhsatın iptali öngörülmüştür. Dolayısıyla maden ruhsatlarına getirilen yatırım güvencesi güçlendirilmiştir.

  • Değiştirildi Madde 7 5995 sayılı Kanun, md. 3
    Değişikliğin gerekçesi

    Anayasa Mahkemesi, 5177 sayılı Kanunla değişik 3213 sayılı Maden Kanununun 7 nci maddesinin birinci ve sekizinci fıkralarında yer alan hükümlerin yasada düzenlenmesi gerektiği, Bakanlar Kurulu tarafından çıkarılacak yönetmeliğe bırakılmasının Anayasaya aykırı olduğu gerekçesi ile bu fıkraları iptal etmiştir. Anayasa Mahkemesinin gerekçeleri gözönüne alınarak madencilik faaliyetleri ile ilgili alınması zorunlu izinler bu madde ile yeniden düzenlenmiştir.

    Madencilik faaliyetleri ile çevresel konularda üniversitelerde uzman olduğu bilinen kişilerden oluşan bir heyetin bilimsel ve teknik olarak yaptığı değerlendirmeler sonucunda çevresel etkileri alınacak önlemlerle giderilebilecek durumdaki madencilik faaliyetlerine izin verilmesi yönünde genel bir hüküm getirilmiştir. Ayrıca, keyfi uygulamalarla ve alt düzeydeki mevzuat ile madencilik faaliyetlerinin kısıtlanmasının önüne geçilmesi amacıyla getirilebilecek kısıtlamaların ancak kanunlar ile yapılması gerektiği belirtilmiştir. Zaten bu durum, Anayasanın 168 inci maddesinde yer alan; "Bu durumda gerçek ve tüzel kişilerin uyması gereken şartlar ve Devletçe yapılacak gözetim, denetim usul ve esasları ve müeyyideler kanunda gösterilir." hükmüne paralellik arz etmektedir. Bunlarla birlikte madenciliğin bazı kriterler gözönünde bulundurularak özellik arz eden yerlerde yapılmasına Başbakanlık Müsteşarı başkanlığında oluşturulan Kurul tarafından kısıtlamalar getirilebileceği hüküm altına alınmıştır. Ancak, söz konusu kısıtlamalar getirilirken kazanılmış hakların korunmasına özen gösterilmiştir. Ayrıca, madencilik yapılması kanunlarla getirilen kısıtlamalarla yasaklanan alanların Maden İşleri Genel Müdürlüğünce tamamen madenciliğe kapatılabileceği belirtilmiş, bu alanların herhangi bir nedenle kısıtlama gerekçesinin ortadan kalkması halinde ise tekrar madenciliğe açık alan haline getirilmesi yönünde düzenleme yapılmıştır.

    Bilindiği üzere, ülkemizin özellik arz eden hassas bölgeleri sayısallaştırılmış hali ile henüz tam olarak ortaya konulamamıştır. Hangi bölgede ne tür bir faaliyetin ülke yararına olacağı yönünde arazi planlaması henüz yapılamamıştır. Bu nedenle, madencilik yapılacak alanlarda hassas yörelerden hangisinin bulunduğunun bilinmesi ve bu alanların Maden İşleri Genel Müdürlüğü bilgisayar sistemine işlenmesi ve maden ruhsat sahiplerinin bu alana yönelik izin alabiliyor ise alınmasının sağlanması için bir hüküm getirilmiştir. Bununla birlikte bu alanlarda arama ruhsatı verilmeden önce ruhsat sahibinin bu alana yönelik bu iznin de alınması gerektiğini bilerek ruhsat alması sağlanmıştır.

    Bu izni alması için ruhsat sahibine bir yıl süre verilmiş, bu sürede ilgili izni getiren ruhsat sahibi adına arama ruhsatı düzenlenmesi hükmü getirilmiştir. Bu fıkrada sayılan hassas yörelerde daha önceden alınmış maden ruhsatlarının kazanılmış hakları ise ruhsat hukuku devam ettiği sürece korunmuştur.

    Orman ve ağaçlandırma alanlarında yapılacak maden arama ve işletme faaliyetleri ile bu faaliyetler için zorunlu ve ruhsat süresine bağlı olarak yapılan altyapı tesisleri ile tesislere orman idaresince izin verilmesi yönünde düzenleme getirilerek Orman Kanununun 16 ncı maddesi paralelinde düzenleme yapılmıştır.

    Ayrıca, Avrupa ülkeleri yaklaşık 1200 metre derinliğe kadar sondajlarla ülkelerinin yer altı kaynaklarını tespit ettikleri halde ülkemizde bu oran ancak 100-150 metredir. Görüldüğü gibi madencilik açısından ülkemizin çok az bir kısmı bilinen durumdadır. Bu nedenle, ülkemizin maden aramacılığı açısından daha çok mesafe kat etmesi gerekmektedir. Öte yandan, herhangi bir alanda arama faaliyetleri sonucunda maden tespit edilmesi halinde bu madenin hangi usul ve yöntemler ile hangi şartlara uyularak işletilmesi gündeme gelebilecektir. Diğer yandan, ülkemizde çevre konularında yetkili otorite Çevre ve Orman Bakanlığı olup bu konuda yaptığı en kapsamlı değerlendirme ise ÇED raporu uygulamasıdır. Bu nedenle, yaban hayatı koruma ve geliştirme sahalarında ÇED raporunda belirlenen esaslar dahilinde izin verilmesi yönünde düzenleme getirilmiştir.

    Madencilik faaliyetinin yapılacağı alanlar için kazanılmış hakların korunması kaydıyla diğer mevzuatlara göre alınması zorunlu izinler olmadan üretime müsaade edilmediği gibi, diğer kanunlara göre bu alanların yenileri ilan edilmeden önce Genel Müdürlüğün bu alanlar ile ilgili görüşünün alınması zorunluluğu getirilmiş ve kurumlararası iletişim etkin hale getirilerek ileride doğabilecek olumsuzluklar engellenmiştir. Ayrıca, kanunlarla sonradan izin alınması zorunluluğu getirilen alanlarda kanunların öngördüğü yükümlülüklerin yerine getirilmesi zorunluluğu getirilmiş, ancak kazanılmış hakların korunarak faaliyetlerin sürdürülmesi sağlanmıştır.

    İçme ve kullanma suyu havzalarında Çevre ve Orman Bakanlığının belirlediği kriterlere uyulmakla birlikte bu havzaların orta mesafeli koruma alanı olan rezervuarın maksimum su seviyesinden itibaren 1000-2000 metre mesafe genişliğindeki şeritte de alıcı ortama hiç kirlilik yaratmayacak şekilde yapılabilecek madencilik faaliyetleri yapılamamaktadır. Bu mesafeler arasındaki şeritte, patlayıcı madde kullanılmaması, alıcı ortama arıtma yapılmadan doğrudan su deşarj edilmemesi şartıyla bilimsel ve teknik olarak çevre ve insan sağlığına zarar vermeyeceği belirlenen maden arama ve işletme faaliyetleri ile altyapı tesislerine izin verilmesi sağlanmıştır.

    İşyeri açma ve çalışma ruhsatı, mücavir alanlar dahilinde ise belediyeler, dışında ise il özel idareleri tarafından verilmektedir. Ancak işyeri açma ve çalışma ruhsatları konusunda farklı idarelerde (özellikle belediyelerde) farklı uygulamalar yapılmakta ve işyeri açma ve çalışma ruhsatının veriliş şeklinde ve zamanında değişik değerlendirmeler yapıldığı gibi, özellikle Danıştayın Madencilik Faaliyetleri İzin Yönetmeliğinin bazı hükümlerinin yürütülmesinin durdurulması hakkındaki kararından sonra işyeri açma ve çalışma ruhsatının düzenlenmesinde bazı idarelerde tereddütler oluşmakta ve işyeri açma ve çalışma ruhsatı verilmemektedir. Bu konuda uygulama birliğine ve standart oluşturmaya ihtiyaç duyulmaktadır. Bu kapsamda maden üretiminin gerçekleştirildiği ocak veya ruhsata bağlı olarak inşa edilen işyeri açma ve çalışma ruhsatı kapsamındaki tesisler için alınması zorunlu olan işyeri açma ve çalışma ruhsatlarının il özel idarelerince verilmesi ve bu ruhsatlardan alınacak harç gelirlerinin de ilgili il özel idaresine verilmesi öngörülerek uygulama birliği sağlanmıştır. Böylece izinler ile ilgili hususlar Kanun kapsamında belirlenerek Anayasa Mahkemesinin gerekçeli kararına paralel bir düzenleme yapılmıştır.

    İmar planı bulunmayan alanlardaki madencilik faaliyetleri ve bu faaliyetlere bağlı geçici tesisler ile ilgili hususlar belirlenerek açıklık getirilmiş ve İmar Kanunu ile çelişen problemlerin giderilmesi amaçlanmıştır. Ayrıca, imarsız alanlarda yürütülen madencilik faaliyetleri için gerekli olan geçici tesisler ve bunların müştemilatının ilgili il özel idaresine bildirilmesi zorunluluğu getirilmiş, bu yapıların fen ve sağlık kurallarına uygun ve maden işletme süresi ile sınırlı olması şartıyla inşaat ve yapı kullanma iznine tabi olmaması sağlanmıştır.

    Madencilik faaliyetleri ile kamu yararı niteliği taşıyan yatırımların birbirini engellemesi, maden işletme faaliyetinin yapılamaz hale gelmesi, yatırım için başka alternatif alanların bulunamaması halinde ruhsat sahipleri ve yatırım sahiplerinin durumu belirlenerek hangi durumlarda Genel Müdürlüğün, hangi durumlarda Kurulun karar vereceği, Kurulun yapısı ve çalışma şekli yine Anayasa Mahkemesinin kararına uygun olarak düzenlemiştir.

    Ayrıca, özellikle üretim yapılan sahalarda Kanunun 7 nci maddesi kapsamında uygulanan cezalar sonucunda beş yılda üç kez ihlalde bulunanların teminatı irad kaydedilerek ruhsatları iptal edilmekteyken ihlalin üç yıl içerisinde tekrarı halinde ruhsatın iptali öngörülmüştür. Dolayısıyla maden ruhsatlarına getirilen yatırım güvencesi güçlendirilmiştir.

  • Değiştirildi Madde 7 (fıkra) 5995 sayılı Kanun, md. 3
    Değişikliğin gerekçesi

    Anayasa Mahkemesi, 5177 sayılı Kanunla değişik 3213 sayılı Maden Kanununun 7 nci maddesinin birinci ve sekizinci fıkralarında yer alan hükümlerin yasada düzenlenmesi gerektiği, Bakanlar Kurulu tarafından çıkarılacak yönetmeliğe bırakılmasının Anayasaya aykırı olduğu gerekçesi ile bu fıkraları iptal etmiştir. Anayasa Mahkemesinin gerekçeleri gözönüne alınarak madencilik faaliyetleri ile ilgili alınması zorunlu izinler bu madde ile yeniden düzenlenmiştir.

    Madencilik faaliyetleri ile çevresel konularda üniversitelerde uzman olduğu bilinen kişilerden oluşan bir heyetin bilimsel ve teknik olarak yaptığı değerlendirmeler sonucunda çevresel etkileri alınacak önlemlerle giderilebilecek durumdaki madencilik faaliyetlerine izin verilmesi yönünde genel bir hüküm getirilmiştir. Ayrıca, keyfi uygulamalarla ve alt düzeydeki mevzuat ile madencilik faaliyetlerinin kısıtlanmasının önüne geçilmesi amacıyla getirilebilecek kısıtlamaların ancak kanunlar ile yapılması gerektiği belirtilmiştir. Zaten bu durum, Anayasanın 168 inci maddesinde yer alan; "Bu durumda gerçek ve tüzel kişilerin uyması gereken şartlar ve Devletçe yapılacak gözetim, denetim usul ve esasları ve müeyyideler kanunda gösterilir." hükmüne paralellik arz etmektedir. Bunlarla birlikte madenciliğin bazı kriterler gözönünde bulundurularak özellik arz eden yerlerde yapılmasına Başbakanlık Müsteşarı başkanlığında oluşturulan Kurul tarafından kısıtlamalar getirilebileceği hüküm altına alınmıştır. Ancak, söz konusu kısıtlamalar getirilirken kazanılmış hakların korunmasına özen gösterilmiştir. Ayrıca, madencilik yapılması kanunlarla getirilen kısıtlamalarla yasaklanan alanların Maden İşleri Genel Müdürlüğünce tamamen madenciliğe kapatılabileceği belirtilmiş, bu alanların herhangi bir nedenle kısıtlama gerekçesinin ortadan kalkması halinde ise tekrar madenciliğe açık alan haline getirilmesi yönünde düzenleme yapılmıştır.

    Bilindiği üzere, ülkemizin özellik arz eden hassas bölgeleri sayısallaştırılmış hali ile henüz tam olarak ortaya konulamamıştır. Hangi bölgede ne tür bir faaliyetin ülke yararına olacağı yönünde arazi planlaması henüz yapılamamıştır. Bu nedenle, madencilik yapılacak alanlarda hassas yörelerden hangisinin bulunduğunun bilinmesi ve bu alanların Maden İşleri Genel Müdürlüğü bilgisayar sistemine işlenmesi ve maden ruhsat sahiplerinin bu alana yönelik izin alabiliyor ise alınmasının sağlanması için bir hüküm getirilmiştir. Bununla birlikte bu alanlarda arama ruhsatı verilmeden önce ruhsat sahibinin bu alana yönelik bu iznin de alınması gerektiğini bilerek ruhsat alması sağlanmıştır.

    Bu izni alması için ruhsat sahibine bir yıl süre verilmiş, bu sürede ilgili izni getiren ruhsat sahibi adına arama ruhsatı düzenlenmesi hükmü getirilmiştir. Bu fıkrada sayılan hassas yörelerde daha önceden alınmış maden ruhsatlarının kazanılmış hakları ise ruhsat hukuku devam ettiği sürece korunmuştur.

    Orman ve ağaçlandırma alanlarında yapılacak maden arama ve işletme faaliyetleri ile bu faaliyetler için zorunlu ve ruhsat süresine bağlı olarak yapılan altyapı tesisleri ile tesislere orman idaresince izin verilmesi yönünde düzenleme getirilerek Orman Kanununun 16 ncı maddesi paralelinde düzenleme yapılmıştır.

    Ayrıca, Avrupa ülkeleri yaklaşık 1200 metre derinliğe kadar sondajlarla ülkelerinin yer altı kaynaklarını tespit ettikleri halde ülkemizde bu oran ancak 100-150 metredir. Görüldüğü gibi madencilik açısından ülkemizin çok az bir kısmı bilinen durumdadır. Bu nedenle, ülkemizin maden aramacılığı açısından daha çok mesafe kat etmesi gerekmektedir. Öte yandan, herhangi bir alanda arama faaliyetleri sonucunda maden tespit edilmesi halinde bu madenin hangi usul ve yöntemler ile hangi şartlara uyularak işletilmesi gündeme gelebilecektir. Diğer yandan, ülkemizde çevre konularında yetkili otorite Çevre ve Orman Bakanlığı olup bu konuda yaptığı en kapsamlı değerlendirme ise ÇED raporu uygulamasıdır. Bu nedenle, yaban hayatı koruma ve geliştirme sahalarında ÇED raporunda belirlenen esaslar dahilinde izin verilmesi yönünde düzenleme getirilmiştir.

    Madencilik faaliyetinin yapılacağı alanlar için kazanılmış hakların korunması kaydıyla diğer mevzuatlara göre alınması zorunlu izinler olmadan üretime müsaade edilmediği gibi, diğer kanunlara göre bu alanların yenileri ilan edilmeden önce Genel Müdürlüğün bu alanlar ile ilgili görüşünün alınması zorunluluğu getirilmiş ve kurumlararası iletişim etkin hale getirilerek ileride doğabilecek olumsuzluklar engellenmiştir. Ayrıca, kanunlarla sonradan izin alınması zorunluluğu getirilen alanlarda kanunların öngördüğü yükümlülüklerin yerine getirilmesi zorunluluğu getirilmiş, ancak kazanılmış hakların korunarak faaliyetlerin sürdürülmesi sağlanmıştır.

    İçme ve kullanma suyu havzalarında Çevre ve Orman Bakanlığının belirlediği kriterlere uyulmakla birlikte bu havzaların orta mesafeli koruma alanı olan rezervuarın maksimum su seviyesinden itibaren 1000-2000 metre mesafe genişliğindeki şeritte de alıcı ortama hiç kirlilik yaratmayacak şekilde yapılabilecek madencilik faaliyetleri yapılamamaktadır. Bu mesafeler arasındaki şeritte, patlayıcı madde kullanılmaması, alıcı ortama arıtma yapılmadan doğrudan su deşarj edilmemesi şartıyla bilimsel ve teknik olarak çevre ve insan sağlığına zarar vermeyeceği belirlenen maden arama ve işletme faaliyetleri ile altyapı tesislerine izin verilmesi sağlanmıştır.

    İşyeri açma ve çalışma ruhsatı, mücavir alanlar dahilinde ise belediyeler, dışında ise il özel idareleri tarafından verilmektedir. Ancak işyeri açma ve çalışma ruhsatları konusunda farklı idarelerde (özellikle belediyelerde) farklı uygulamalar yapılmakta ve işyeri açma ve çalışma ruhsatının veriliş şeklinde ve zamanında değişik değerlendirmeler yapıldığı gibi, özellikle Danıştayın Madencilik Faaliyetleri İzin Yönetmeliğinin bazı hükümlerinin yürütülmesinin durdurulması hakkındaki kararından sonra işyeri açma ve çalışma ruhsatının düzenlenmesinde bazı idarelerde tereddütler oluşmakta ve işyeri açma ve çalışma ruhsatı verilmemektedir. Bu konuda uygulama birliğine ve standart oluşturmaya ihtiyaç duyulmaktadır. Bu kapsamda maden üretiminin gerçekleştirildiği ocak veya ruhsata bağlı olarak inşa edilen işyeri açma ve çalışma ruhsatı kapsamındaki tesisler için alınması zorunlu olan işyeri açma ve çalışma ruhsatlarının il özel idarelerince verilmesi ve bu ruhsatlardan alınacak harç gelirlerinin de ilgili il özel idaresine verilmesi öngörülerek uygulama birliği sağlanmıştır. Böylece izinler ile ilgili hususlar Kanun kapsamında belirlenerek Anayasa Mahkemesinin gerekçeli kararına paralel bir düzenleme yapılmıştır.

    İmar planı bulunmayan alanlardaki madencilik faaliyetleri ve bu faaliyetlere bağlı geçici tesisler ile ilgili hususlar belirlenerek açıklık getirilmiş ve İmar Kanunu ile çelişen problemlerin giderilmesi amaçlanmıştır. Ayrıca, imarsız alanlarda yürütülen madencilik faaliyetleri için gerekli olan geçici tesisler ve bunların müştemilatının ilgili il özel idaresine bildirilmesi zorunluluğu getirilmiş, bu yapıların fen ve sağlık kurallarına uygun ve maden işletme süresi ile sınırlı olması şartıyla inşaat ve yapı kullanma iznine tabi olmaması sağlanmıştır.

    Madencilik faaliyetleri ile kamu yararı niteliği taşıyan yatırımların birbirini engellemesi, maden işletme faaliyetinin yapılamaz hale gelmesi, yatırım için başka alternatif alanların bulunamaması halinde ruhsat sahipleri ve yatırım sahiplerinin durumu belirlenerek hangi durumlarda Genel Müdürlüğün, hangi durumlarda Kurulun karar vereceği, Kurulun yapısı ve çalışma şekli yine Anayasa Mahkemesinin kararına uygun olarak düzenlemiştir.

    Ayrıca, özellikle üretim yapılan sahalarda Kanunun 7 nci maddesi kapsamında uygulanan cezalar sonucunda beş yılda üç kez ihlalde bulunanların teminatı irad kaydedilerek ruhsatları iptal edilmekteyken ihlalin üç yıl içerisinde tekrarı halinde ruhsatın iptali öngörülmüştür. Dolayısıyla maden ruhsatlarına getirilen yatırım güvencesi güçlendirilmiştir.

  • Eklendi Madde 7 (fıkra) 5995 sayılı Kanun, md. 3
    Değişikliğin gerekçesi

    Anayasa Mahkemesi, 5177 sayılı Kanunla değişik 3213 sayılı Maden Kanununun 7 nci maddesinin birinci ve sekizinci fıkralarında yer alan hükümlerin yasada düzenlenmesi gerektiği, Bakanlar Kurulu tarafından çıkarılacak yönetmeliğe bırakılmasının Anayasaya aykırı olduğu gerekçesi ile bu fıkraları iptal etmiştir. Anayasa Mahkemesinin gerekçeleri gözönüne alınarak madencilik faaliyetleri ile ilgili alınması zorunlu izinler bu madde ile yeniden düzenlenmiştir.

    Madencilik faaliyetleri ile çevresel konularda üniversitelerde uzman olduğu bilinen kişilerden oluşan bir heyetin bilimsel ve teknik olarak yaptığı değerlendirmeler sonucunda çevresel etkileri alınacak önlemlerle giderilebilecek durumdaki madencilik faaliyetlerine izin verilmesi yönünde genel bir hüküm getirilmiştir. Ayrıca, keyfi uygulamalarla ve alt düzeydeki mevzuat ile madencilik faaliyetlerinin kısıtlanmasının önüne geçilmesi amacıyla getirilebilecek kısıtlamaların ancak kanunlar ile yapılması gerektiği belirtilmiştir. Zaten bu durum, Anayasanın 168 inci maddesinde yer alan; "Bu durumda gerçek ve tüzel kişilerin uyması gereken şartlar ve Devletçe yapılacak gözetim, denetim usul ve esasları ve müeyyideler kanunda gösterilir." hükmüne paralellik arz etmektedir. Bunlarla birlikte madenciliğin bazı kriterler gözönünde bulundurularak özellik arz eden yerlerde yapılmasına Başbakanlık Müsteşarı başkanlığında oluşturulan Kurul tarafından kısıtlamalar getirilebileceği hüküm altına alınmıştır. Ancak, söz konusu kısıtlamalar getirilirken kazanılmış hakların korunmasına özen gösterilmiştir. Ayrıca, madencilik yapılması kanunlarla getirilen kısıtlamalarla yasaklanan alanların Maden İşleri Genel Müdürlüğünce tamamen madenciliğe kapatılabileceği belirtilmiş, bu alanların herhangi bir nedenle kısıtlama gerekçesinin ortadan kalkması halinde ise tekrar madenciliğe açık alan haline getirilmesi yönünde düzenleme yapılmıştır.

    Bilindiği üzere, ülkemizin özellik arz eden hassas bölgeleri sayısallaştırılmış hali ile henüz tam olarak ortaya konulamamıştır. Hangi bölgede ne tür bir faaliyetin ülke yararına olacağı yönünde arazi planlaması henüz yapılamamıştır. Bu nedenle, madencilik yapılacak alanlarda hassas yörelerden hangisinin bulunduğunun bilinmesi ve bu alanların Maden İşleri Genel Müdürlüğü bilgisayar sistemine işlenmesi ve maden ruhsat sahiplerinin bu alana yönelik izin alabiliyor ise alınmasının sağlanması için bir hüküm getirilmiştir. Bununla birlikte bu alanlarda arama ruhsatı verilmeden önce ruhsat sahibinin bu alana yönelik bu iznin de alınması gerektiğini bilerek ruhsat alması sağlanmıştır.

    Bu izni alması için ruhsat sahibine bir yıl süre verilmiş, bu sürede ilgili izni getiren ruhsat sahibi adına arama ruhsatı düzenlenmesi hükmü getirilmiştir. Bu fıkrada sayılan hassas yörelerde daha önceden alınmış maden ruhsatlarının kazanılmış hakları ise ruhsat hukuku devam ettiği sürece korunmuştur.

    Orman ve ağaçlandırma alanlarında yapılacak maden arama ve işletme faaliyetleri ile bu faaliyetler için zorunlu ve ruhsat süresine bağlı olarak yapılan altyapı tesisleri ile tesislere orman idaresince izin verilmesi yönünde düzenleme getirilerek Orman Kanununun 16 ncı maddesi paralelinde düzenleme yapılmıştır.

    Ayrıca, Avrupa ülkeleri yaklaşık 1200 metre derinliğe kadar sondajlarla ülkelerinin yer altı kaynaklarını tespit ettikleri halde ülkemizde bu oran ancak 100-150 metredir. Görüldüğü gibi madencilik açısından ülkemizin çok az bir kısmı bilinen durumdadır. Bu nedenle, ülkemizin maden aramacılığı açısından daha çok mesafe kat etmesi gerekmektedir. Öte yandan, herhangi bir alanda arama faaliyetleri sonucunda maden tespit edilmesi halinde bu madenin hangi usul ve yöntemler ile hangi şartlara uyularak işletilmesi gündeme gelebilecektir. Diğer yandan, ülkemizde çevre konularında yetkili otorite Çevre ve Orman Bakanlığı olup bu konuda yaptığı en kapsamlı değerlendirme ise ÇED raporu uygulamasıdır. Bu nedenle, yaban hayatı koruma ve geliştirme sahalarında ÇED raporunda belirlenen esaslar dahilinde izin verilmesi yönünde düzenleme getirilmiştir.

    Madencilik faaliyetinin yapılacağı alanlar için kazanılmış hakların korunması kaydıyla diğer mevzuatlara göre alınması zorunlu izinler olmadan üretime müsaade edilmediği gibi, diğer kanunlara göre bu alanların yenileri ilan edilmeden önce Genel Müdürlüğün bu alanlar ile ilgili görüşünün alınması zorunluluğu getirilmiş ve kurumlararası iletişim etkin hale getirilerek ileride doğabilecek olumsuzluklar engellenmiştir. Ayrıca, kanunlarla sonradan izin alınması zorunluluğu getirilen alanlarda kanunların öngördüğü yükümlülüklerin yerine getirilmesi zorunluluğu getirilmiş, ancak kazanılmış hakların korunarak faaliyetlerin sürdürülmesi sağlanmıştır.

    İçme ve kullanma suyu havzalarında Çevre ve Orman Bakanlığının belirlediği kriterlere uyulmakla birlikte bu havzaların orta mesafeli koruma alanı olan rezervuarın maksimum su seviyesinden itibaren 1000-2000 metre mesafe genişliğindeki şeritte de alıcı ortama hiç kirlilik yaratmayacak şekilde yapılabilecek madencilik faaliyetleri yapılamamaktadır. Bu mesafeler arasındaki şeritte, patlayıcı madde kullanılmaması, alıcı ortama arıtma yapılmadan doğrudan su deşarj edilmemesi şartıyla bilimsel ve teknik olarak çevre ve insan sağlığına zarar vermeyeceği belirlenen maden arama ve işletme faaliyetleri ile altyapı tesislerine izin verilmesi sağlanmıştır.

    İşyeri açma ve çalışma ruhsatı, mücavir alanlar dahilinde ise belediyeler, dışında ise il özel idareleri tarafından verilmektedir. Ancak işyeri açma ve çalışma ruhsatları konusunda farklı idarelerde (özellikle belediyelerde) farklı uygulamalar yapılmakta ve işyeri açma ve çalışma ruhsatının veriliş şeklinde ve zamanında değişik değerlendirmeler yapıldığı gibi, özellikle Danıştayın Madencilik Faaliyetleri İzin Yönetmeliğinin bazı hükümlerinin yürütülmesinin durdurulması hakkındaki kararından sonra işyeri açma ve çalışma ruhsatının düzenlenmesinde bazı idarelerde tereddütler oluşmakta ve işyeri açma ve çalışma ruhsatı verilmemektedir. Bu konuda uygulama birliğine ve standart oluşturmaya ihtiyaç duyulmaktadır. Bu kapsamda maden üretiminin gerçekleştirildiği ocak veya ruhsata bağlı olarak inşa edilen işyeri açma ve çalışma ruhsatı kapsamındaki tesisler için alınması zorunlu olan işyeri açma ve çalışma ruhsatlarının il özel idarelerince verilmesi ve bu ruhsatlardan alınacak harç gelirlerinin de ilgili il özel idaresine verilmesi öngörülerek uygulama birliği sağlanmıştır. Böylece izinler ile ilgili hususlar Kanun kapsamında belirlenerek Anayasa Mahkemesinin gerekçeli kararına paralel bir düzenleme yapılmıştır.

    İmar planı bulunmayan alanlardaki madencilik faaliyetleri ve bu faaliyetlere bağlı geçici tesisler ile ilgili hususlar belirlenerek açıklık getirilmiş ve İmar Kanunu ile çelişen problemlerin giderilmesi amaçlanmıştır. Ayrıca, imarsız alanlarda yürütülen madencilik faaliyetleri için gerekli olan geçici tesisler ve bunların müştemilatının ilgili il özel idaresine bildirilmesi zorunluluğu getirilmiş, bu yapıların fen ve sağlık kurallarına uygun ve maden işletme süresi ile sınırlı olması şartıyla inşaat ve yapı kullanma iznine tabi olmaması sağlanmıştır.

    Madencilik faaliyetleri ile kamu yararı niteliği taşıyan yatırımların birbirini engellemesi, maden işletme faaliyetinin yapılamaz hale gelmesi, yatırım için başka alternatif alanların bulunamaması halinde ruhsat sahipleri ve yatırım sahiplerinin durumu belirlenerek hangi durumlarda Genel Müdürlüğün, hangi durumlarda Kurulun karar vereceği, Kurulun yapısı ve çalışma şekli yine Anayasa Mahkemesinin kararına uygun olarak düzenlemiştir.

    Ayrıca, özellikle üretim yapılan sahalarda Kanunun 7 nci maddesi kapsamında uygulanan cezalar sonucunda beş yılda üç kez ihlalde bulunanların teminatı irad kaydedilerek ruhsatları iptal edilmekteyken ihlalin üç yıl içerisinde tekrarı halinde ruhsatın iptali öngörülmüştür. Dolayısıyla maden ruhsatlarına getirilen yatırım güvencesi güçlendirilmiştir.

  • İptal edildi Madde 7 (birinci fıkra) Anayasa Mahkemesi kararı (E.2004/70 K.2009/7)
  • İptal edildi Madde 7 (fıkra) Anayasa Mahkemesi kararı (E.2004/70 K.2009/7)
  • Değiştirildi Madde 7 5177 sayılı Kanun, md. 3
    Eski ifade
    Maden faaliyeti izne tabi yerler: