İçeriğe geç
Yürürlükte Temel kanun 1. hâli

213 Sayılı Vergi Usul Kanunu, 6183 Sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun, 193 Sayılı Gelir Vergisi Kanunu, 5422 Sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu ve 3065 Sayılı Katma Değer Vergisi Kanununda Değişiklikler Yapılması Hakkında Kanun

Kanun numarası
4108
Kabul tarihi
25.05.1995
Resmî Gazete
02.06.1995 / 22301
Düstur
5. tertip, cilt 34
Son değişiklik
—
Madde sayısı
10

Kaynak: TBMM S. Sayısı 813 · belgeyi aç · TBMM kaydı . Gerekçeler kanun tasarısı ya da teklifi üzerine yazılmıştır; komisyon ve Genel Kurul görüşmelerinde madde numaraları değişebilir. Bu kanunda tasarı metni belgede okunamadığı için numaraların yürürlükteki metinle örtüştüğü doğrulanamadı; yanlış maddeye bağlamamak için gerekçeler tasarıdaki sırasıyla, bağlanmadan verilmiştir.

Genel gerekçe

Vergi sistemlerinin, izlenen ekonomik politikaları kavrayan ve sosyal olaylara cevap veren bir yapıda olması gerekir. Bunu sağlamak için vergi sistemimizin zaman içinde gözden geçirilmesi ve bazı düzenlemelere gidilmesi kaçınılmaz bir zorunluluk olarak ortaya çıkmaktadır.

Bu çerçevede hazırlanan Tasarı ile vergi sistemimiz gözden geçirilerek, günümüzün ekonomik şartlarına paralel düzenlemelere gidilmekte, sosyal amaçlı problemlerin çözümü sağlanmakta ve vergi sistemimizdeki uygulamadan doğan bazı sorunlar çözümlenmektedir.

Her Türk vatandaşına tek bir hesap numarası verilmesi uygulamasının yanısıra Tasarı ile eko nomik olayların etkin bir şekilde kavranılmasını sağlamak amacıyla, kamu kurum ve kuruluşları nın gerçek ve tüzel kişilerle olan ilişkileri sırasında, tek hesap numarasının tüzel kişilere de kullan dırılması sağlanmaktadır. Böylece, belge düzeninin disipline edilerek vergiyi doğuran işlemlerin de zamanında tespiti yönünde adım atılmaktadır.

Öte yandan, sermaye şirketlerinin sermaye yapılarının güçlendirilmesi ve bu şirketlerin finans man sıkıntılarının giderilebilmesini sağlamak amacıyla, aktiflerinde yer alan gayrimenkul ve işti rak hisselerinin 1998 yılı sonuna kadar satışından doğan kazançların vergilendirilmemesi sağlan maktadır.

Yatırım indirimi uygulamasında binalar da indirim kapsamına alınmakta ve yatırım indirimi oranı ile ilgili alt ve üst limitler % 20'den % 30'a ve % 70'dcn % 100'e çıkarılmaktadır. Yatırım indirimi uygulamasında indirilemeyerek sonraki yıl devreden yatırım indirimi tutarının yeniden de ğerleme oranında artırılarak uygulanması esası getirilmektedir. Bu suretle mükelleflerin indirim konusu yapacakları yatırım indirimi tutarının enflasyondan etkilenmemesi öngörülmektedir.

Ayrıca, defter tutmak suretiyle kazançları tespit edilen mükelleflere, amortismana tabi olan ik tisadî kıymetlerinin satışından doğan kazancın tespitinde, iktisadî kıymetlerin maliyet bedelinin her yıl endekslenmesi esası getirilmektedir. Böylece, bu mükelleflerin satışını yaptıkları iktisadî kıy metlerinin kârı, enflasyondan arındırılmak suretiyle gerçek kazancın vergilendirilmesi sağlanmak tadır. Aynı şekilde, Güneydoğu Anadolu Projesi çerçevesinde kavak, okaliptüs ve benzeri, kesilip satılmak üzere dikilen ağaçların yetiştirilmesi vergi yoluyla özendirilmektedir.

Yurt dışı inşaat ve onarma işlerinin vergilendirilmesinde bu sektörün şikâyet konusu vergi so runları yapılan düzenleme ile ele alınmaktadır. Buna göre, yurt dışından sağlanan inşaat ve onarma işleri (dış müteahhitlik hizmetleri) ile ilgili kazançlar, döviz olarak Türkiye'ye getirildiğinin tevsik edilmesi kaydıyla kurumlar vergisinden müstesna tutulmakta, ayrıca bu kazançlardan sadece % 10 oranında gelir yergisi tevkifatı yapılması ile yetinilmektedir.

Diğer taraftan, fiyat serbestisinin geçerli olduğu günümüzde bu Tasarı ile devletin kâr oranı belirlemesini zorunlu kılan ortalama kâr haddi esası uygulaması kaldırılmaktadır. Ayrıca, buna pa ralel asgari gayrî safî hasılat esası uygulamasından da vazgeçilmektedir. Böylece, bir yandan mü kelleflerin şikayetlerine neden olan, diğer yandan da idarenin iş yükünü gereksiz artıran uygulama lar sona erdirilmektedir.

Tasarı ile yapılan bir diğer düzenlemeyle de yemek servisi olmayan işverenlerin yanında çalı şan işçiler için işverenin civar lokantalarda veya yemek servisi veren kurumlarda personeline ye mek verdirmek suretiyle sağladığı menfaatler de istisna kapsamına alınmaktadır. Böylece, ücretli ler açısından çok önemli olan bir sosyal amaç gerçekleştirilmektedir.

Diğer taraftan, götürü usule tabi olanların katma değer vergisi mükellefiyetlerinin yerine geti rilmesinde basitlik sağlanmakta ve bu mükelleflerin belge toplamalarının, vergi yoluyla teşvik edil mesi öngörülmektedir. Ayrıca, bazı katma değer vergisi mükelleflerine vergiye tabi işlemlerinin ol duğu dönemlerde beyanname vermelerini temin etmek amacına yönelik düzenlemelere de gidilmek suretiyle, bürokratik formaliteler ortadan kaldırılmaktadır.

Bu Tasarı ile ayrıca, bazı vergi kanunlarında teknik düzenlemelere de yer verilmektedir. Ver gi Usul Kanununda amortismanla ilgili bazı kolaylıklar getirilmekte, özellikle Amme Alacakları nın Tahsil Usulü Hakkında Kanun ile ilgili olarak yapılan düzenlemelerle bîr yandan amme alaca ğının tahsilinin daha da etkin hale getirilmesi, diğer yandan da tahsil edilen paraların süratle hazi neye intikali amaçlanmaktadır.

Madde gerekçeleri

Tasarı/teklif madde 1

- Bu madde ile Vergi Usul Kanunun 8 inci maddesinin son fıkrası yeniden düzen lenmektedir.

Değiştirilen bu fıkra hükmü ile Türkiye Cumhuriyeti tabiyetinde bulunan her gerçek kişi ile tüzel kişilere bir vergi numarası verilmesi öngörülmektedir.

Bu düzenlemenin amacı, Kamu kurum ve kuruluşları ile gerçek ve tüzel kişilerin birbirleriyle olan.ekonomik ilişkileri sırasında vergi numarasının kullandırılması suretiyle vergiye tabi olayla rın tümüyle kavranmasını ve kayıt dışı ekonominin önlenmesini sağlamaktır.

Türkiye Cumhuriyeti tabiyetinde bulunan gerçek kişilere verilen bu vergi numarası, kişilerin vergileme ile ilgili her türlü işlemlerinin izlenmesinde kullanılacaktır.

Tüzel kişilere de bir vergi numarası verilemsi vergi istihbaratı ile ilgili bilgilerin daha sağlık lı değerlendirilmesinde ve vergi kayıp ve kaçağının önlenmesinde etkin bir araç olarak kullanıla caktır.

Tasarı/teklif madde 2

- Bu madde ile Vergi Usul Kanununun 163 üncü maddesi değiştirilmektedir.

Maddede yapılan değişiklikle, bir vergi dairesi mıntıkasından diğer bir vergi dairesi mıntıka sına işyerinin taşınması, işi bırakma kapsamı dışına çıkarılmıştır.

Maddenin eski uygulamasında işyerinin vergi dairesi mıntıkası dışına çıkarılması, işi bırakma olarak düzenlenmiş olduğundan, mükelleflere işyeri değişikliğinin olduğu tarihte bilanço çıkarıl ması, beyanname verilmesi, yeni defter ve belge tasdik ettirilmesi gibi gerek vergi daireleri gerek se mükelleflere lüzumsuz bürokratik işlemler yapma zorunluluğu getirilmekteydi.

Mükelleflere kolaylık sağlanması, yersiz formalite ve bürokrasinin ortadan kaldırılması amaç larıyla maddede değişiklik yapılarak, bir vergi dairesi mıntıkasındaki işyerinin başka bir vergi da iresi mıntıkasına taşınması, işi bırakma değil adres değişikliği olarak kabul edilecek, böylece tica rî faaliyetin bırakılıp serbest meslek faaliyetine başlanılması gibi farklı defter ve belgeler kullanıl masını gerektiren hallerin dışında mükellefler yeniden defter ve belge tasdik ettirmeyecekler, eski defter ve belgelerini kullanmaya devam edeceklerdir.

Getirilen bu düzenleme ile her gerçek ve tüzel kişilere bir vergi numarası verilmesi hükmüne işlerlik kazandırılmış olacaktır.

Tasarı/teklif madde 3

- Bu madde ile Vergi Usul Kanununun 175 inci maddesine yeni bir fıkra eklenmek tedir.

Bilindiği üzere son yıllarda vergi mükellefleri muhasebe işlemlerini yoğun bir şekilde bilgisa yar kullanarak izlemeye başlamışlardır. Bu konuda bir düzenlemenin bulunmaması, mevzuata uy gun olmayan bilgisayar programları üretilmesine ve satılmasına neden olmaktadır. Maliye Bakan lığı bünyesinde yaklaşık 1,5 yıldan beri faaliyette bulunan ve muhasebelerini bilgisayarla tutan iş letmeler ile muhasebeye yönelik bilgisayar programlan üreten kişi ve kuruluşlar için standartları belirlemek üzere kurulan komisyon çalışmalarını büyük ölçüde tamamlamış bulunmaktadır.

Değişiklikle, Maliye Bakanlığına bu konularda düzenleme yapma ve uygulamayı disipline et me yetkisi verilmektedir.

Tasarı/teklif madde 4

- Bu madde ile Vergi Usul Kanununun 320 nci maddesinin ikinci fıkrası değiştiril mektedir.

Maddenin 4008 sayılı Kanunla değiştirilmeden önceki şeklinde, sabit kıymet yıl içinde aktife girdiği tarih dikkate alınmaksızın o yıl için tam amortisman ayrılabilmekteydi. Bu durum bir taraf tan bazı mükelleflerin yılın son aylarında kolayca paraya çevrilebilecek türden sabit kıymetleri sa tın alıp kısa süre sonra elden çıkarmaları şeklinde suistimallere neden olmakta idi.

Maddeye 4008 sayılı Kanunla eklenen fıkra ile getirilen kist amortisman esası, amortisman müessesesinin kötüye kullanımını önlemekle birlikte, bu tür kullanımlara konu olmayan sabit kıy metleri de kapsama aldığından, sakıncalar ortaya çıkarmıştır. Özellikle, yatırım süresi oldukça uzun olan komple tesis yatırımlarının, aktife alındığı yılda kist amortisman uygulamasına konu teşkil et mesi, bu işletmeler açısından ciddi sıkıntılara yol açmıştır.

Bu hususlar dikkate alınarak kist amortisman müessesesinin yalnızca uygulamada suistimale konu teşkil eden ektisadî kıymetlere teşmil edilmesi amacıyla bu düzenleme yapılmıştır.

_ 4~ Yapılan bu düzenleme ile, faaliyet konulan, kısmen veya tamamen binek otomobillerinin ki ralanması veya çeşitli şekillerde işletilmesi olanlar, bu amaçla kullandıkları binek otomobilleri dı şında kalan işletmelerine ait diğer binek otomobillerinin aktife girdiği ay kesri de dikkate alınmak suretiyle kist amortismana tabi tutacaklardır.

Böylece, kist amortisman uygulamasının kapsamı sınırlandırılmış olmaktadır. Ancak, binek otomobillerini faaliyetleri gereği kullanan işletmeler, örneğin işletmelerin faaliyet konuları itibariy le binek otomobilleriyle gezici hizmet sunanlar bilançolannda kayıtlı otomobilleri için kist amor tisman ayırmayıp, tam amortisman ayırabileceklerdir.

Tasarı/teklif madde 5

- Bu madde ile Vergi Usul Kanununun 344 üncü maddesinin 1 numaralı bendi de ğiştirilmektedir.

Vergi Usul Kanununun 344 üncü maddesinde kaçakçılık suçu; mükellef veya sorumlu tarafın dan kasten vergi ziyama sebebiyet verilmesi olarak tanımlanmakta, kastın varlığına karine teşkil eden fiiller ise 1 ila 6 numaralı bentlerde sayılmaktadır.

Bu maddenin 1 numaralı bendinde yer alan "tutulması mecburi olan defterleri tutmamak, bu defterlere kaydı gereken hususları kaydetmemek" şeklindeki ifadenin iyi niyetli mükelleflerin ha ta veya elde olmayan sebeplerle işleyebilecekleri fiilleri de kapsadığı hususu dikkate alındığında, bu fiillerin kasıt karinesi sayılan haller arasından çıkarılmasına gerek duyulmuştur.

Yapılan değişiklikle, vergi matrahının azalması sonucunu doğuracak şekilde kanuni defterle re kaydı gereken hesap ve işlemlerin, bu defterler yerine tamamen veya kısmen başak defter ve ka ğıtlara kaydedilmesi veya diğer kayıt ortamlarında izlenmesi hali kaçakçılık suçu olarak belirlen miş ve maddenin 1 numaralı bendi buna göre yeniden düzenlenmiştir.

Tasarı/teklif madde 6

- Bu madde ile Vergi Usul Kanununun 353 üncü maddesinin 1, 2, 3,4 ve 6 numa ralı bentleri değiştirilmekte, maddeye 7 numaralı bent eklenmektedir.

Maddenin 1 numaralı bendinde öngörülen değişiklik, fatura ve fatura yerine geçen belgeler için özel usulsüzlük cezası kesilmesinde esas alınan % 25 nispetinin, % 10'a indirilmesi ve bu bent te sayılan belgelerden herbiri için bir takvim yılı içinde kesilecek özel usulsüzlük cezası toplamına ilişkin üst sınırın belirlenmesidir.

Aynca, fatura ve fatura yerine geçen belgelerin gerçeğe, aykırı olarak düzenlendiğinin tespiti halinde, bu belgelere yazılması gereken meblağ ile yazılan meblağ arasındaki fark üzerinden özel usulsüzlük cezası kesilmesine ilişkin hükme yeniden düzenlenen 1 numaralı bentte yer verilmiştir.

Maddenin 2 numaralı bendinde yapılan değişiklik ise perakende satış vesikaları ile Maliye Ba kanlığınca düzenlenme zorunluluğu getirilen belgelerin; düzenlenmediğine, kullanılmadığına, bu lundurulmadığına, aslı ile örneğinde farklı meblağlara yer verildiğine veya gerçeğe aykırı olarak düzenlendiğine ilişkin tespitlere dayanılarak her bir belge nev'i için her tespit ile bir takvim yılı içinde kesilecek özel usulsülük cezası toplamlarına üst sınırların getirilmesidir.

Maddenin 3 numaralı bendi de, değişiklikten önceki bent hükmünden, belge almayanlara ke silecek özel usulsüzlük cezasının ödeme süresi ile bu cezanın indirimli ve katlamalı olarak uygula nacağı süreler çıkarılmak suretiyle yeniden düzenlenmiştir.

Bu değişikliğe, belge almayanlara kesilecek özel usulsüzlük cezasına ilişkin ödeme süreleri nin kısa olması nedeniyle ortaya çıkan sorunların çözümlenmesi amacıyla gerek duyulmuştur.

Maddenin 4 numaralı bendinin 4008 sayılı Kanunla yeniden düzenlenmesi smsında ise gün lük kasa defteri, günlük perakende satış ye hasılat defteri, serbest meslek kazanç defteri ile günü - ö l gününe tutulma mecburiyeti bulunan diğer defterlerin, işyerinde bulundurulmaması özel usulsüz lük cezası kesilmesini gerektiren fiiller arasında sayılmamıştır. Bu durum mahiyetleri itibariyle günlük olarak tutulması zorunlu olan bu defterlere kayıtların zamanında yapılıp yapılmadığının de netlenmesi imkânının fiilen ortadan kaldırmış ve bent hükmünü işlemez hale getirmiştir. Bu husus gözönüne alınarak 4 numaralı bent hükmü de yeniden düzenlenmiştir.

Maddenin 6 numaralı bendinde yapılan değişiklik ise muhasebeye yönelik bilgisayar program larının üretilmesine ve kullanılmasına ilişkin kurallar ve standartlara uymayanlara özel usulsüzlük cezası kesilmesine ilişkin hükmün eklenmesidir.

Maddeye eklenen 7 numaralı bent hükmünde de, her gerçek kişi ile tüzel kişilere verilecek ver gi numarasının yapılacak işlemlerde kullanılmasına ilişkin mecburiyete uymayanlara özel usulsüz lük cezası kesilmesi öngörülmüştür.

Tasarı/teklif madde 7

- Bu madde ile Vergi Usul Kanununun 359 uncu maddesine birinci fıkradan sonra gelmek üzere bir fıkra eklenmektedir.

Eklenen bu fıkrada, kaçakçılık suçu işleyenler hakkında hükmolunan hapis cezasının, para ce zasına çevrilmesi halinde, para cezasının hesaplanma şekline açıklık ve ölçü getirilmekte, ayrıca para cezasının ertelenemeyeceği hükme bağlanmaktadır.

Bu hüküm uyarınca para cezası tutarı; hapis cezasının her bir günü için sanayi sektöründe ça lışan 16 yaşından büyük işçiler için belirlenen yürürlükteki asgari ücretin bir aylık brüt tutarının ya rısı esas alınmak suretiyle hesaplanacaktır.

İKİNCİ BÖLÜM 6183 Sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun ile İlgili Değişikliklerin Gerekçesi

Tasarı/teklif madde 8

- Bilindiği üzere, 213 Sayılı Vergi Usul Kanununun 10 uncu maddesiyle, tüzel kişi lerle küçüklerin ve kısıtlıların, vakıflar ve cemaatler gibi tüzel kişiliği olmayan teşekküllerin mü kellef veya vergi sorumlusu olmaları halinde bunlara düşen ödevlerin kanuni temsilcileri, tüzel ki şiliği olmayan teşekkülleri idare edenler ve varsa bunların temsilcileri ile yabancı şahıs ve kurum ların Türkiye'deki temsilcileri tarafından yerine getirileceği, yukarıda yazılı olanların bu ödevleri yerine getirmemeleri yüzünden mükelleflerin veya vergi sorumlularının varlığından tamamen ve ya kısmen alınamayan vergi ve buna bağlı alacakların, kanuni ödevleri yerine getirmeyenlerin var lıklarından alınacağı hükme bağlanmıştır.

Bu hükümden hareketle, tüzel kişiliğin varlığından tamamen veya kısmen alınamayan vergi ve buna bağlı alacaklann tüzel kişiliğin kanuni temsilcilerinden 6183 Sayılı Kanunun cebri takibata ilişkin hükümlerine göre takip ve tahsili cihetine gidilmektedir.

Öte yandan, 213 Sayılı Vergi Usul Kanunu kapsamına girmeyen fiyat farkı, kur farkı, haksız yere alınan ihracatta vergi iadesi, kaynak kullanımını destekleme primi gibi bazı amme alacakları nın tüzel kişiliğin mal varlığından tahsil imkânı bulunmadığında da kanuni temsilciler hakkında ta kibata geçilmiş ancak Danıştay'ca veilen muhtelif kararlarla 213 Sayılı Vergi Usul Kanunu kap samına girmeyen alacaklann takibinde mezkûr maddenin tatbik imkânı bulumadığı yönünde görüş birliğine varılmıştır.

Vergi Usul Kanunu kapsamına girmeyen bu tür alacakların takibinde genel hükümlere başvu rulması uzun zaman alacağı gibi bu hükümlerin uygulanması idareye pratik bir fayda da sağlamıyacaktır.

Bu itibarla, amme borçlusunun mal varlığından alınamayan bu tür alacakların kanunî temsil cilerinin, teşekkülü idare edenlerin veya yabancı şahıs veya kurum mümessillerinin mal varlığın dan 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre tahsilini temin etmek ve Vergi Usul Kanunu kapsamına giren vergi ve buna bağlı alacaklarda sorumlu olan bu şahısların diğer amme alacaklarının öden mesinden de sorumlu olmalarını sağlamak amacıyla 6183 sayılı Kanuna mükerrer 35 inci madde eklenmiştir.

Tasarı/teklif madde 9

- Bilindiği gibi, 6183 sayılı Kanunun 41 inci maddesinde "Çizgili çek kullanılmak suretiyle ödeme" özel ödeme şekilleri arasında sayılmış ve Maliye Bakanlığının uygun görmesi ha linde ödeme sistemi olarak kullanılacağı hükme bağlanmıştır.

Maliye Bakanlığınca muhtelif tarihlerde yayımlanan genel tebliğlerle yurdun her yerinde ver gi borçlarının çizgili çekle ödenebileceği, çeklerde bloke şartı aranmayacağı yönünde düzenleme ler yapılmıştır.

Bu düzenlemeleri müteakip bazı mükelleflerce sistem kötüye kullanılarak hazırlanan çekler vergi dairelerinin bulunduğu yerden çok uzak mesafelerden postaya verilmek suretiyle postada ge çen süre kadar ödemeler geciktirilmiştir.

Anılan Kanunun 44 üncü maddesinde yer alan "çekler postaya verildiği gün ödeme yapılmış sayılır." hükmü gereğince, bu şekilde gönderilen çeklerin postaya verildiği gün ödeme yapılmış ka bul edilmekte ve çeklerin ibrazı anında karşılığı ödendiği takdirde kamu alacağının vade tarihi iti bariyle karşılığının bulunup bulunmadığı yönünde bir araştırma yapılamamaktadır.

Bu gecikmeler nedeniyle de mükelleflerden zam, ceza, faiz adı altında herhangi bir meblağ da talep edilememektedir.

Sistemin kötüye kullanılarak amme alacağının hazineye intikalini geciktirmek maksadıyla ya pılan bu ödeme yönteminden hazine kaybının önlenebilmesi amacıyla çeklerin posta yoluyla tahsil dairelerine gönderilmesi halinde ödeme tarihi olarak postaya verilme tarihi yerine tahsil dairesi ka yıtlarına intikal tarihi esas alınmaktadır.

Bu maddede yapılan bir diğer değişiklik ise, münakale suretiyle yapılan ödemelerde ödeme ta rihinin paranın tahsil dairesi hesabına geçtiği gün olarak kabul edileceği yönündedir.

6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanununun 41 nci maddesine göre Maliye Bakanlığı uygun gördüğü takdirde ödemenin, mükellef hesabından aynı bankadaki ilgili vergi dairesi veya Merkez Bankası hesabına münakale suretiyle yapılmasını sağlamaya yetkili kı lınmıştır.

Bu ödeme sisteminin uygulamaya geçirilebilmesi için bu şekilde ödenen kamu alacaklarının ödeme tarihinin herhangi bir ihtilafa neden olmadan tespit edilebilmesi zorunluluğu vardır.

Münakale emrinin bankaya ya da postaya verildiği gün ödeme yapıldığının kabul edilmesi ha linde ise paranın vergi dairesi hesabına aktarılma süresi uzamakta, borçlunun hesabı ödemeye mü sait olmasa dahi aktarma işlemi uzatılmak suretiyle ödeme geciktirilerek borçluya imkân yaratıl maktadır.

Nitekim bu husus dikkate alınarak Maliye Bakanlığı bu ödeme sistemini uygulamaya başlatamamıştır.

Yapılan düzenleme sisteme işlerlik kazandırma amacına yönelik olup, münakale suretiyle öde me yapıldığı takdirde ödeme tarihi, paranın tahsil dairesi hesabına geçtiği tarih olarak kabul edil mektedir.

Tasarı/teklif madde 10

- 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 48 inci mad desi uyarınca tecil edilen kamu alacaklarının gecikmeli olarak tahsil edilmesinin bedeli olarak te cil faizi uygulanmaktadır.

Gecikme zammı tatbik edilen kamu alacaklarının anılan maddeye göre tecil edilmesi halinde gecikme zammı tatbiki durmakta, ancak, yerine tecil süresine göre tecil faizi hesaplanmaktadır.

Tecil şartlarının sonradan ihlali halinde, tecil baştan itibaren hükümsüz sayılarak bu süre için , de gecikme zammı tatbik edilmektedir. Uygulamada, gecikme zammına tabi olmayan diğer amme alacakları da tecil faizi alınarak tecil edilebilmektedir. Ancak bu mahiyetteki borçları tecil edilen bazı amme borçluları son taksiti ödemeyerek tecil şartlarını bilerek ihlal etmekte, böylece yapılan tecil baştan itibaren hükümsüz sayılmaktadır. Tecile konu olan borç gecikme zammına tabi olma dığından daha önce ödenen tecil faizlerinin iadesi talep edilmekte, yargı mercilerince de bu yönde kararlar verilmektedir.

Maddeye eklenen hüküm ile hakkın kötüye kullanılması mahiyetindeki bu uygulamanın önü ne geçilmesi amaçlanmaktadır.

Tasarı/teklif madde 11

- Bilindiği gibi, 6183 sayılı Kanunun 64 üncü maddesi uyarınca haciz varakaları, Devlete ait alacaklarda alacaklı amme idaresinin mahalli en büyük memuru sıfatıyla, illerde valiler ve ilçelerde de kaymakamlar tarafından tasdik edilmektedir.

Düzenlenen haciz varakalarının sadece bu makamlarca, tasdiki, tasdik makamının da içinde bulunduğu iş yoğunluğu dikkate alındığında istenilen sürede gerçekleşmemekte, bu durum işlem lerde birikime yol açarak kamu alacaklarının etkin ve süratli bir şekilde tahsiline engel teşkil et mektedir.

Haciz varakalarının tasdik işlemlerinin çabuklaştırılması ve zaman kaybının önlenmesi ama cıyla haciz varakalarının tasdik yetkisinin devredilebileceği hususunda Bakanlığımızca uygulama ya yön verilmiş olmakla birlikte Danıştayca ittihaz olunan muhtelif kararlarla mevcut madde met ninin yetki devrine izin vermediği gerekçesiyle haciz varakalarının tasdikinin bizzat vali veya kay makamlar tarafından yapılması gerektiği yönünde görüş birliğine varılmıştır.

Danıştay kararlarında belirtilen gerekçeler de dikkate alınarak haciz varakalarının alacaklı am me idaresinin mahalli en büyük memuru veya bu sıfatla yetkili kıldığı memur tarafından tasdikini sağlamak amacıyla düzenleme yapılmaktadır.

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM 193 Sayılı Gelir Vergisi Kanunu ile İlgili Değişikliklerin Gerekçesi

Tasarı/teklif madde 12

- Gelir Vergi Kanununun 23 üncü maddesinin 8 numaralı bendinin mevcut hükmü ne göre, işverenlerce hizmet erbabına işyerinde veya müştemilatında bedava yemek verilmek sure tiyle sağlanan menfaatler, vergiden istisna edilmektedir. Ancak, yemek servisi olmayan işverenle rin yanında çalışan ücretlilere nakten ve ayın olarak yapılan ödemeler ile civar lokantalarda işve renlerce yedirilen yemeklerle sağlanan menfaatler vergilelendirilmektedir. Ayrıca, tahsildar, satış memuru gibi yemek servisinden yararlanamayan personele yapılan yemek bedeli ödemeleri de ver giye tabi tutulmaktadır.

Bent hükmünde yapılan değişiklik ile işyerinde veya müştemilatında personeline yemek vere meyen işverenlerin, civar lokantalarda veya yemek servisi veren kuruluşlarda personeline yemek vermek suretiyle sağladığı menfaatler de istisna kapsamına alınmaktadır. Yemek servisi olan ku- .rumlarda, yemek servisinden yararlanamayan personel de bu kapsamda değerlendirilecektir.

Bu istisnanın uygulanabilmesi için, işverenin ilgili yemek verme hizmetini sağlayan kuruluş larla anlaşma yaparak, hizmet erbabına çalışılan günler için yemek yedirmesi, ödemenin yemek verme hizmetini sağlayan mükelleflere yapılması ve bir günlük yemek bedelinin de 100 000 lirayı aşmaması gerekmektedir. Ödemenin bu tutarı aşması halinde aşan kısım ile hizmet erbabına nakten yemek bedeli ödenmesi veya bu amaçla menfaat sağlanması halinde, bu ödemeler veya sağla nan menfaatler ücret olarak vergilendirilecektir.

Tasarı/teklif madde 13

-1) 193 Sayılı Gelir Vergisi Kanununun Sekizinci Bölüm (Yatırım İndirimi) ek 2 nci maddesinin birinci fıkrasının 4 numaralı bendinde yapılan değişiklikle, Maliye Bakanlığı ile Hazine Müsteşarlığınca müştereken belirlenecek usul ve esaslar çerçevesinde, Yatırım Teşvik Bel gesi aranmaksızın bu fıkranın 3 numaralı bendinde yer alan miktarları aşmamak ve bu miktarların yarısından aşağı olmamak üzere yapılan yatırımlara yatırım indirimi uygulaması getirilmiştir. Da ha ziyade komple ve büyük yatırımlar için gerekli olan Teşvik Belgesi uygulamasından, küçük bo yutlu yatırımcılar muaf tutulmakta ve bürokratik işlemler azaltılarak yatırımların hızlandırılması hedeflenmektedir. Keza, yatırım indirimi uygulamasında elastikiyet sağlanmış olacaktır.

2) Ek 3 üncü maddesinin birinci fıkrasında yapılacak değişiklikle binalar yatınm indirimi kap samına alınmaktadır.

Üçüncü fıkrasında yapılacak değişiklikle personel lojmanları inşası ve tefrişi yatırım indirimi uygulaması kapsamı dışında tutulmakta, kalkınmada öncelikli yörelerde yapılacak personel loj manları inşasına ilişkin harcamalara ise yatırım indirimi uygulanması imkânı getirilmektedir.

Altıncı fıkrada yapılacak değişiklikle halen % 20 olan standart yatırım indirimi oranı % 30'a çıkarılmaktadır. Kalkınmada öncelikli yöreler ile kalkınma planı ve yıllık programlarda özel önem taşıdığı belirtilen sektörlerde yapılan yatırımlar için uygulanabilecek maksimum yatırım indirimi oranı ise % 70'den % 100'e yükseltilmektedir.

Değişiklik önerisi ile yatırımların artırılması, kalkınmada öncelikli yöreler ile kalkınma planı ve yıllık programlarda özel önem taşıdığı belirtilen sektörlerde yapılacak yatırımların teşvik edil mesi ve ülke genelinde istihdam ve üretim artışının sağlanması hedeflenmektedir.

3) Ek 4 üncü maddesinin birinci paragrafına eklenen hükümle yatırım indirimi uygulamasın da indirilemeyerek sonraki yıla devreden yatınm indirimi tutannın, Vergi Usul Kanununa göre bu yıllar için belirlenen yeniden değerleme oranında artırılarak, 1.1.1995 tarihinden sonra alınan Ya tırım Teşvik Belgelerine uygulama imkânı sağlanmıştır. Ancak bu işlem ilk üç yıl için yapılabile cektir.

Bu değişiklikle, yatınm harcamalarının enflasyondan kaynaklanan kaybının telafisi amaçlan maktadır.

Tasarı/teklif madde 14

- Bu madde ile Gelir Vergisi Kanununun 38 inci maddesinin son fıkrası değiştiril mektedir.

Gelir Vergisi Kanununun mevcut 38 inci maddesinin son fıkrası hükmüne göre, gayrimenkullerin ve menkul kıymetlerin alım satımı ile devamlı olarak uğraşanlar hariç olmak üzere, bilanço esasına göre defter tutan mükelleflerin gayrimenkul ve iştirak hisselerinin elden çıkarılmasında ma liyet bedeli, bu iktisadî kıymetlerin iktisap edildiği ve elden çıkarıldığı yıllar hariç olmak üzere her takvim yılı için Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre belirlenen yeniden değerleme oramnda artı rılarak kazancın tespitinde dikkate alınmaktadır.

Değişen fıkrada gayrimenkul ve iştirak hisseleri aynen muhafaza edilmekte ve amortismana tabi diğer iktisadî kıymetler de kapsama alınmaktadır.

Bu fıkra hükmünden yararlanabilmek için elden çıkarılan iktisadî kıymetlerin en az iki tam yıl süreyle mükelleflerin işletmelerinde yer alması gerekmektedir.

Öte yandan, aynı fıkrada işletme hesabı esasına göre defter tutan mükelleflerin de gayrimen kul, iştirak hisseleri ve amortismana tabi diğer iktisadî kıymetleri elden çıkarmaları halinde, 39 un cu madde hükmüne göre ticarî kazancın tespitinde bu fıkra hükmüne göre maliyet bedelini artıra bilmeleri sağlanmaktadır.

Diğer taraftan, bu fıkranın uygulanmasına ilişkin muhasebeleştirme, vergilenmeyen kazancın işletmede bırakılması, yeniden değerlemenin bu fıkra ile birlikte uygulanabilmesi gibi konular ile diğer hususlarda uygulamadan doğabilecek sorunları gidermeye Maliye Bakanlığı yetkili kılınmış tır.

Tasarı/teklif madde 15

- Bu madde ile Gelir Vergisi Kanununun 51 inci maddesinin 4 numaralı bendi de ğiştirilmektedir.

Bent hükmünde yapılan değişiklik ile Gelir Vergisi Kanununun 94 üncü maddesinde sayılan vergi tevkifatı yapmak mecburiyetinde olan kamu kurum ve kuruluşları, dernekler, vakıflar, dernek ve vakıfların iktisadî işletmeleri, kooperatifler, kurumlar vergisi mükellefleri ile gerçek usulde ge lir vergisine tabi mükelleflere karşı inşaat ve onarma işini taahhüt edenlerin götürü usulden yararlandırılmaması esası getirilmektedir. Ayrıca, bu mükelleflere karşı derece derece taahhütte bulu nanların da götürülükten yararlandırılmaması öngörülmektedir.

Böylece, vergi tevkifatı yapmak mecburiyetinde olanlara inşaat ve onarma işi ve bu mükellef lere karşı derece derece taahhüt işi dışında kalan işleri yapanlar, götürü usule tabi olmaya ilişkin şartlan topluca taşımaları kaydıyla götürü usulden yararlanabileceklerdir.

Tasarı/teklif madde 16

- Bilindiği üzere, kesilip satılmak üzere yetiştirilen ağaçların Vergi Usul Kanunu nun 283 üncü maddesi hükmü uyarınca idrakine kadar yapılan giderlerin aktifleştirilmek suretiyle değerlenmesi gerekmektedir. Yetiştirilmesi uzun zaman alan ağaçlara ilişkin olarak bu madde uya rınca aktifleştirilen giderler, enflasyonun etkisi ile aşınmakta, ağacın idrak edildiği yılda, yapıldığı yılın değerinin çok altında bir değer ifade etmektedir.

Eklenen fıkra ile söz konusu giderlerin her takvim yılı için belirlenen yeniden değerleme ora nında artırılarak enflasyon nedeniyle bu giderlerde meydana gelen aşınmanın önlenmesi amaçlan maktadır.

Böylece, yetişmesi diğer ağaçlara göre daha kısa zaman alan kavak, okaliptüs ve benzeri, ke silip satılmak üzere yetiştirilen ve özellikle ambalaj sanayinde kullanılan ağaçların yetiştirilmesi vergi yoluyla teşvik edilmektedir. Güneydoğu Anadolu projesinde de yer alan bu ağaçların yetişti riciliğinin vergi yoluyla teşviki suretiyle, gerek ülkemizdeki ihraç ürünlerindeki ambalaj sanayinin talebi ve gerekse Ortadoğu Ülkelerinin bu yönlü talebinin karşılanmasına önemli bir katkı sağla nacak, ihracatımız bu mallar bakımından da artacaktır.

Bu uygulamadan bilanço esasına göre defter tutan mükellefler yararlanacaktır.

- 1 0-

Tasarı/teklif madde 17

- 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 15 inci maddesinin ikinci fıkrasının 4 numa ralı bendinin parantez içi hükmü, Kurumlar Vergisi Kanununun 25 inci maddesinde yapılan deği şikliğe paralel olarak değiştirilmektedir.

Her iki maddede yapılan düzenleme ile yatırım indirimi tutan, asgarî kurumlar vergisi kapsa mı dışına çıkartılmakta ve kurum stopaj matrahına dahil edilmektedir.

Tasarı/teklif madde 18

- Bu madde ile Gelir Vergisi Kanununun 94 üncü maddesinin birinci fıkrası ile be şinci fıkrasının bazı bentlerinde yer alan hükümler değiştirilmektedir.

Maddenin birinci fıkrasında aşağıda belirtilen değişiklikler yapılmaktadır.

10 numaralı bentte yapılan değişiklikle, başbayiler hariç olmak üzere bir iş yeri açmak sure tiyle faaliyette bulunan ve gerçek usulde vergilendirilen millî piyango bayiliği yapanlara komisyon, prim ve benzeri adlar altında yapılan ödemeler de vergi tevkifatı kapsamına alınmaktadır.

94 üncü maddede, gezici olan millî piyango bayilerine yapılan ödemelerden 10 numaralı bent, götürü usule tabi olan millî piyango bayilerine yapılan ödemelerden de 13 numaralı bent hükmüne göre vergi tevkifatı yapılmaktadır.

10 numaralı bendin yeniden düzenlenen hükmüne göre, millî piyango bayiliği yapanların mü kellefiyet durumları ve gezici olup olmadıklarına bakılmaksızın, bunlara komisyon, prim ve ben zeri adlar altında yapılan ödemelerden vergi tevkifatı yapılacaktır. Bu bent hükmüne göre tevkifata tabi tutulan götürü usule tabi bayilere yapılan ödemelerden, 13 numaralı bende göre ayrıca tevkifat yapılmayacaktır. Ayrıca bu bende ilave edilen diğer bir hükümle de Millî Piyango idaresinin tertiplediği piyangolara benzer piyango tertipleyenlerin biletlerini satanlara yapılan aynı nitelikte ki ödemeler de vergi tevkifatı kapsamına alınmaktadır.

11 numaralı bentte yapılan değişiklikle, bu bent hükmüne eklenen (c) alt bendi ile ziraî hizmet kapsamına giren hizmetler için yapılan ödemeler de vergi tevkifatı kapsamına alınmaktadır.

Ziraî hizmetler kapsamına giren hizmetler için yapılan ödemelerden, maddenin 13 numaralı bendinin "diğer kişilere mal ve hizmet alımları için" yapılan ödemeler kapsamında ve 93/5148 sa yılı Bakanlar Kurulu Kararına göre % 10 oranında vergi tevkifatı yapılmaktadır. Orman köylerin de, Orman İdaresinin işlerini tanm alet ve makineleri ile yapan orman köylüleri ile tarım alet ve makinelerini veya ziraî işletmelerini başka kişilerin işlerinde kullandırmak suretiyle verilen hizmet ler karşılığında, bu çiftçilere yapılan ödemeler de ziraî tevkifat kapsamına alınmaktadır.

13 numaralı bent hükmünde yapılan değişiklikle, götürü usule tabi olan mükellefler ile esnaf muaflığından yararlananlar dışında kalan "diğer kimselerden yapılan" mal ve hizmet alımları için ödenen bedeller, vergi tevkifatınm kapsamı dışına çıkartılmaktadır. Bu bendin mevcut hükmüne göre, diğer kişilerden gider pusulası düzenlenmek suretiyle alınan mal ve hizmetler için ödenen be dellerden yapılan vergi tevkifatı uygulaması bazı sorunlar yaratmış ve tevkifat kapsamına amaçla nanın dışındaki bazı ödemeler de girmiştir.

Ayrıca, vergi tevkifatınm gider pusulasına dayanılarak yapılan ödemelere bağlanması uygu lanmasından vazgeçilmektedir. Yeni düzenleme ile vergi tevkifatı yapmak zorunda olanlar, götürü usule tabi olan mükellefler ile esnaf muaflığından yararlananlara yaptıkları ödemeler üzerinden, düzenledikleri belgenin niteliğine bakılmaksızın vergi tevkifatı yapmaları esası getirilmektedir.

Maddenin beşinci fıkrasının dördüncü bendinde yapılan değişiklikle, ziraî hizmet kapsamına giren hizmetlerde vergi tevkifatınm farklılaştırmasına imkân verilmektedir. Ayrıca, aynı fıkranın beşinci bendinin Bakanlar Kuruluna yetki veren hükmünde yer alan mevcut yetkiye ilave olarak vergi tevkifatınm, iş grupları, iş nevileri, sektörler ve emtia gruplarına göre farklılaştırılabilmcsine imkân sağlanmaktadır.

- 1 1-

Tasarı/teklif madde 19

- Bu madde ile Gelir Vergisi Kanununun vergi tevkifatının yatırılmasına ilişkin 119 uncu maddesi değiştirilmektedir.

Yapılan değişiklik ile Gelir Vergisi Kanununun 75 inci maddesinin 4 numaralı bendi uyarın ca menkul sermaye iradı sayılan kurum kazançlarından 94 üncü maddenin 6 numaralı bendine gö re yapılan vergi tevkifatının 3 eşit taksitte ödenmesi öngörülmektedir. Taksitlerin birincisi muhta sar beyannamenin verilmesi süresi, diğeri de kurumlar vergisinin 2 ve 3 üncü taksit süreleri içinde ödenecektir.

Kurumların ortaklarına kâr dağıtımı yapmaları halinde, dağıtılan kâr payına ilişkin vergi tevkifatı, taksit süreleri beklenilmeden kâr dağıtımı ile birlikte ödenecektir.

Tasarı/teklif madde 20

- Bu madde ile Gelir Vergisi Kanununun mükerrer 123 üncü maddesinin 2 numa ralı bendine, işçilerin yemek bedeline ilişkin istisna tutarının da endekslenmesine imkân sağlanma sı için "...23/8..." ifadesi eklenmektedir. Ayrıca, maddenin 4 numaralı fıkrası değiştirilerek gelir vergisi tarifesinin gelir dilimlerinin 10 katına kadar artırılabilmesi için Bakanlar Kuruluna yetki ve rilmektedir. Bu yetki, tarifenin ilk gelir dilimi tutarının artırılması, diğer gelir dilimlerinin de ilk ge lir diliminin katları olarak belirlenmesi şeklinde kullanılacaktır.

' Ayrıca, maddenin mevcut halinde yer alan gelir dilimlerinin her yıl yeniden değerleme oranın da otomatik olarak artması ise, Bakanlar Kurulunca yetki kullanılmadığı yıllarda olacaktır.

Tasarı/teklif madde 21

- Bu madde ile Gelir Vergisi Kanununun hayat standardı esasını düzenleyen geçi ci 35 inci maddesinin 2 numaralı fıkrasına yeni bir bent eklenmektedir.

Eklenen bu bent hükmü ile münhasıran 11 ve daha yukarı yaşta olan bir taşıtla nakliyecilik fa aliyetini yapan mükellefler hakkında, yöreler itibariyle hayat standardı temel gösterge tutarının ya rısının uygulanması esası getirilmektedir.

Mükelleflerin birden fazla nakil aracı ile nakliyecilik yapmaları veya diğer ticarî faaliyetleri nin olması halinde, bu hüküm söz konusu mükelleflere uygulanmayacaktır.

Tasarı/teklif madde 22

- 1) Gelir Vergisi Kanununun 51/4 üncü maddesinde yapılan değişikliğe paralel olarak Gelir Vergisi Kanununa geçici 42 nci madde eklenmektedir.

Gelir Vergisi Kanununun 51 inci maddesinin 4 numaralı bendinde 1.1.1994 tarihinden geçer li olmak üzere 3946 sayılı Kanunla yapılan değişiklikle, her türlü taahhüt işi yapanlar ile bu mü kelleflere karşı derece derece taahhütte bulunanların götürü usulden yararlandırılmaması öngörül müştü. Bu hüküm uyarınca, çok küçük yerleşim yerleri ile gelişmemiş yörelerdeki mükelleflerin de küçük miktarlar ihtiva eden yaptıkları herhangi bir taahhüt işi nedeniyle gerçek usule geçme du rumları ortaya çıkmıştır. Gerçek usule alınması gerekmeyen bu mükelleflerin tekrar götürü usule dönebilmelerine imkân sağlamak için Gelir Vergisi Kanununa bu geçici madde eklenmektedir.

Bu madde ile Gelir Vergisi Kanununun 51/4 üncü maddesinin bu Kanunla değiştirilmeden ön ceki (3946 sayılı Kanunla değişik) hükmü uyarınca, 1.1.1994 tarihinden itibaren gerçek usule alı nan mükelleflerden, inşaat ve onarma işini vergi tevkifatı yapmak zorunda olan kişi ve kurumlara karşı yapanlar ile inşaat ve onarma işi yapan müteahhitlere karşı taahhütte bulunanlar dışında ka lan mükellefler, yeniden götürü usul kapsamına alınmaktadır. Bu mükellefler, gelir ve kurumlar vergisine tabi mükelleflere inşaat, onarma ve ulaştırma müteahhitlerine karşı derece derece taahhü de bulunanlar dışında kalanlardır. Bu mükelleflere, bir defaya mahsus olmak üzere 1995 yılına ait götürü vergilerini bu Kanunun yayımlandığı tarihi takip eden ayın sonuna kadar bağlı oldukları vergi dairelerine müracaat ederek tarh ve tahakkuk ettirmeleri ve aynı tarihe kadar yine yazılı ola rak müracaat ederek 1.1.1995 tarihinden itibaren götürü usulü tercih ettiklerini bildirmeleri kaydıy la, götürü usulden yararlanmalarına imkân tanınmaktadır. Bu mükellefler, adlarına tahakkuk ettiri- - 1 2- len bu vergiyi götürü usule tabi olan mükelleflerin taksit süreleri içinde üç eşit taksitte ödeyecek lerdir.

Ayrıca, götürü usul kapsamına alınan mükellefler 1994 yılına ait gerçek usule göre tespit et tikleri kazançlarını genel esaslara göre yıllık gelir vergisi beyannamesi ile beyan, ederek ödemele ri gerekmektedir. Diğer taraftan, bu mükelleflerin götürü usule alındıkları 1.1.1995'den bu Kanu nun yayımlandığı tarihe kadar tevkif ettikleri vergiler ile düzenledikleri belgelerde gösterilen kat ma değer vergilerini de genel esaslara göre beyan ederek ödeyeceklerdir.

2) Gelir Vergisi Kanununa eklenen Geçici 43 üncü madde ile de yatırım indirimine ilişkin ya pılan düzenlemeler konusunda uygulamada doğabilecek tereddütlere açıklık getirilmektedir.

DÖRDÜNCÜ BÖLÜM 5422 Sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu ile İlgili Değişikliklerin Gerekçesi

Tasarı/teklif madde 23

- Yapılan değişiklikle yatırım indirimi % 20 kurumlar vergisi kapsamından çıka rılmaktadır. Böylece mükelleflerin yatırım kararlarının bu verginin etkisinden kurtarılması amaç lanmaktadır.

Tasarı/teklif madde 24

- Bu madde ile Kurumlar Vergisi Kanununa geçici 23, 24, 25 ve 26 ncı maddeler eklenmektedir.

1. a) Tam mükellef kurumların bağlı değerlerinin ekonomik faaliyetlerinde daha etkin bir şe- ~ kilde kullanılmasına imkân sağlamak amacıyla bu kurumların aktifinde yer alan iştirak hisselerinin ve gayrimenkullerinin satışından doğan kazançların sermayeye ilave edilmesi şartıyla kurumlar vergisinden istisna edilmesi öngörülmektedir. Ayrıca bu kazançların Kurumlar Vergisi Kanununun 25 inci maddesinin ikinci fıkrasına göre % 20 kurumlar vergisine tabi tutulmaması da maddede açıklıkla belirtilmiştir. Öte yandan gayrimenkullerin teşvik belgeli yatırım yapmak üzere kurulacak bir sermaye şirketine veya yeni kurulacak yabancı ortaklı bir sermaye şirketine ayni sermaye ola rak konulmasından'doğan kazançların, Gelir-Vergisi Kanununun 94 üncü maddesinin birinci fıkra sının 6 numaralı bendinin (b) alt bendine göre tevkifata tabi tutulmaması sağlanmaktadır. Bu tevkifat, bu bent kapsamında yer alan diğer vergiden istisna kazançlar için % 10 oranında uygulana caktır.

Vadeli satış halinde satışı takip eden iki yıl içinde maddî sermayeye dönüştürülen kazanç tu tan istisnadan yararlandırılacaktır.

Gayrimenkul ve menkul ticaretiyle uğraşan kurumların bu istisnadan yararlandırılmaması ön görülmektedir.

Kurumların iki tam yıl süreyle aktifinde yer almayan iştirak hisseleri veya gayrimenkullerinin satışından doğan kazançlar için istisna uygulanmayacaktır.

Kooperatifler ise bu istisnadan, gayrimenkul ve iştirak hissesi satışından elde ettikleri kazancı kuruluş amaçlarına harcamaları şartıyla yararlanabilecektir.

Öte yandan, yüksek teknolojiye sahip yabancı kuruluşlarla Türkiye'de ortak kurulacak olan üretim tesislerinin uluslararası piyasada rekabet gücü nedeniyle ihracat potansiyelinin yüksek ola cağı şüphesizdir. Bu şekilde yapılacak yatırımlar öncesinde yabancı sermaye girişi ve daha sonra ihracat imkânları ile ülkemize önemli ölçüde döviz girişi sağlanmış olacaktır.

Bu amaçla, tam mükellefiyete tabi kurumların üretim tesislerinin ve bu tesislere ilişkin gayri menkullerinin tamamının veya bir kısmının, yeni kurulacak olan yabancı sermayeli ve tam mükel lefiyete tabi anonim şirketlere ayni sermaye olarak konulması halinde, bu ayni sermaye tahsisinden doğan kazançlar vergilendirilmeyecektir.

- 1 3- Bu istisnadan yararlanan kurumların gayrimenkul veya iştirak hisselerinin satışından doğan söz konusu kazançlarının tespitinde, Gelir Vergisi Kanununun 38 inci maddesinin son fıkrası hük mü uygulanmaz.

Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra bu madde kapsamında yapılacak tescil işlemleri tapu ve kadastro harcından istisna edilecektir.

b) Bu madde ile kurumlar vergisinden müstesna tutulan rüçhan hakkrkuponlannın satışından elde edilen kazançlar ile anonim şirketlerin kuruluşlarında veya sermayelerini artırdıkları sırada çı kardıkları hisse senetlerinin itibari değerlerinin üzerinde elden çıkanlmasından sağlanan kazançlar ve 1 Ocak 1986 tarihinden evvel ihraç kanunlarına veya Devletin, kanunların verdiği yetkiye daya nılarak akdettiği mukavelenamelere göre mevcut ve çıkacak vergilerden muaflığı kabul edilmiş olan menkul kıymetlerin temettü faiz ve ikramiyeleri, Kurumlar Vergisi Kanununun 25 inci mad desinin ildnci fıkrasında yer alan % 20 kurumlar vergisine tabi tutulmaması öngörülmektedir. Ay rıca anonim şirketlerin kuruluşlarında veya sermayelerini artırdıkları sırada çıkardıkları hisse senet lerinin itibari değerlerinin üzerinde elden çıkarılmasından sağlanan kazançlar Gelir Vergisi Kanu nunun 94 üncü maddesinin 6 numaralı bendinin (b) alt bendine göre tevkifata tabi tutulmayacaktır.

Rüçhan hakkı kupon satışından elde edilen kazançlar ile 1.1.1986 tarihinden önce ihraç edilmiş olan Devlet tahvili ve Hazine Bonoları faizleri üzerinden ise Gelir Vergisi Kanununun 94 üncü maddesinin söz konusu 6/b bendine göre % 10 gelir vergisi tevkifatı yapılacaktır.

2. Yapılan bir başka düzenleme ile yurt dışı müteahhitlik hizmetlerinden sağlanan kazançların kurumlar vergisinden müstesna tutulması öngörülmektedir. Böylece müteahhitlerimizin uluslarara sı ihalelerde, diğer yabancı ülkelerin müteahhitleri karşısında rekabet gücünün artırılması amaçlan mıştır.

Vergiden müstesna tutulan bu kazançlar, % 20 oranlı kurumlar vergisine de tabi tutulmayacak tır. Vergiden müstesna bu kazançlar üzerinden, Gelir Vergisi Kanununun 94 üncü maddesinin bi rinci fıkrasının 6 numaralı bendinin (b) alt bendine göre % 10 vergi tevkifatı yapılacaktır.

3. Yapılan değişiklik ile yatırım indirimi asgarî kurumlar vergisi kapsamından çıkarılmakta dır. Geçici 25 inci madde ile de değişen söz konusu hükmün, mükelleflerin 1995 yılı hesap döne minden itibaren elde edecekleri kazançlarına uygulanması sağlanmaktadır.

BEŞİNCİ BÖLÜM Katma Değer Vergisi Kanunu ile İlgili Değişiklerin Gerekçeleri

Tasarı/teklif madde 25

- 3065 sayılı Kanunda, götürü usule tabi mükelleflerin katma değer vergisi, alış ve giderleri ile bunlara ait katma değer vergisi arasındaki ilişkinin beyan edilmesi yolu ile belirleni yordu. Özellikle farklı vergi oranına tabi işlemleri bulunan mükelleflerde bu hesabın çok zor olma sı ayrıca bu tür; hesaplama, kayıt ve beyanname verme zorunluluğunun, götürü vergilendirmenin amacına uymaması nedeniyle, götürü vergilendirme tümüyle gelir vergisine paralel ve basit bir usule kavuşturulmuştur.

Buna göre, gelir vergisinde götürü usule tabi olan mükellefler katma değer vergisinde de gö türü usule göre vergilendirilecek, vergi matrahları da safi gelir vergisi matrahı olacaktır. İşlemleri hangi vergi oranına tabi olursa olsun, götürü mükelleflerin katma değer vergisi, bu şekilde belirle nen matraha bu Kanunun 28'inci maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak Bakanlar Kurulunca be lirlenen Genel Vergi Oranının % 20 eksiği uygulanmak suretiyle hesaplanacaktır.

- 1 4- ' Ancak götürü mükelleflerin belge toplamalarını özendirmek amacıyla, vergilendirme döne minden bir önceki takvim yılındaki alış ve giderleri dolayısıyla yüklendikleri verginin belirli sınır lar içinde indirilmesine de imkân tanınmıştır. Bu şekilde yüklenilen vergilerin en çok 1/3'ü indiri lebilecek, indirimden sonra ödenecek tutar, götürü gelir vergisi matrahları üzerinden hesaplanacak katma değer vergisi tutarının yarısından az olamayacaktır.

Tasarı/teklif madde 26

- Katma Değer Vergisi Kanununun 17 nci maddesinin 1 inci fıkrasında sayılan ku rum ve kuruluşlar çoğunlukla kamusal karakter taşıyan ve aslî amacı iktisadî olmayan organizas yonlardır. Bunların ticarî, ziraî, meslekî nitelikteki faaliyetleri istisnalar kapsamına girmemesi ha linde Kanunun 1/3-g maddesi gereğince katma değer vergisine tabidir.

Ancak, madde kapsamına giren mükelleflerden bir kısmı (örneğin, sosyal dayanışma ve yar dımlaşma vakıfları) yılda bir veya iki kez vergiye tabi işlem yapmalarına rağmen her vergilendir me dönemi için boş da olsa beyanname vermek zorunda kalmakta, beyanname vermeyen mükel lefler ise cezalı işlemlerle karşılaşmaktadırlar. Bu durum, yılın belirli dönemlerinde işlemleri bulu nan mükellefler ile özellikle iktisadî amaç taşımayan bazı kamu kuruluşlan tarafından uygulama sorunları yaratmaktadır.

Yapılan düzenleme ile Katma Değer Vergisi Kanununun 17 nci maddesinde sayılan kamusal karakterli kurum ve kuruluşlarla sınırlı olarak sadece vergiye tabi faaliyetlerinin bulunduğu dönem ler için beyanname verdirme veya beyanı işlemle ilgili herhangi bir belgeye dayandırma ve bu mü kelleflere ait Verginin beyan ve ödeme zamanı ile tahsiline ilişkin usul ve esasları belirleme konu sunda Maliye Bakanlığına yetki verilmektedir.

Tasarı/teklif madde 27

- Götürü mükelleflerin vergilendirilmesi ile ilgili olarak Katma Değer Vergisi Ka nununun 38 inci maddesinde yapılan değişiklik, vergilendirme dönemi, tarh usul ve zamanı, öde me usul ve zamanı konularında gelir vergisine paralel bir düzenleme yapılmasını gerektirmektedir.

3065 sayılı Kanunun 46/4 üncü fıkrasına eklenen bu hüküm ile götürü katma değer vergisi mü kelleflerinin vergilendirme dönemi cari yıla alınmış, tarhiyat ve ödeme konusunda gelir vergisi ile paralellik sağlanmıştır.

Tasarı/teklif madde 28

- 5422 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun geçici 23 üncü maddesinde, tam mü kellefiyete tabi kurumların aktiflerinde kayıtlı kıymetlerin satışından doğan kazançlarını, sermaye lerine eklemeleri şartıyla bu kazançların kurumlar vergisinden istisna edilmesi hükme bağlanmış tır.

Kurumlar Vergisi Kanununda öngörülen sözkonusu istisna hükmüne işlerlik kazandırmak, iş letmelerin finansman sıkıntılarını gidermek ve şirketlerin aktifinde kayıtlı kıymetlerin satışını ko laylaştırmak amacıyla, Katma Değer Vergisi Kanununa eklenen geçici 10 uncu madde ile şirketle rin aktifinde kayıtlı kıymetlerin satışı katma değer vergisinden istisna edilmiştir.

Öte yandan Kanunun, katma değer vergisinde götürü mükellefiyetle ilgili hükümleri 1.1.1996 tarihinde yürürlüğe girecektir.

Katma değer vergisinde götürü mükellefiyetle ilgili olarak bu Kanunla değiştirilen eski hü kümlere göre, götürü mükelleflerin bir takvim yılına ait vergisi, ertesi yıl içinde beyan edilip öden mekte idi. Değişiklik ile tarh, tahakkuk ve ödeme gelir vergisine paralel olarak cari yıla alınmıştır.

Böylece götürü mükelleflerin 1996 takvim yılına ait vergilerinin tarh, tahakkuk ve tahsili 1996 yı lında yapılacaktır. Bu durumda, götürü mükelleflerin 1996 yılı içinde, hem eski hükümlere göre 1995 takvim yılına ait vergi, hem de yeni hükümlere göre 1996 takvim yılma ait vergi ile muhatap tutulmaları gerekmektedir.

Aynı yıl içinde 2 kere vergi ödenmesini önlemek bakımından, götürü mükelleflerin 1995 tak vim yılma ait vergilerinin aranmaması uygun görülmüştür. Bu durumda götürü mükellefler, 1995 - 1 5- yılı içinde eski hükümlere göre 1994 takvim yılına ait vergilerini, 1996 yılında ise yeni hükümlere göre 1996 takvim yılına ait vergilerini ödeyecek, arada vergi ödenmeyen yıl kalmayacaktır.

ALTINCI BÖLÜM Kaldırılan Hükümlerin Gerekçesi

Tasarı/teklif madde 29

- 1. Bu maddenin 1 inci fıkrasının (a) bendi ile Gelir Vergisi Kanununun 46 ncı maddesinin ikinci fıkrasında yer alan götürü usule tabi olan mükelleflerin matrahlarını belirleyen derecelerden 4 ve 5 inci dereceler kaldırılmaktadır.

Bu düzenlemenin amacı, götürü matrahlar arasında çok fazla açılmış olan yelpazenin daraltılmasıdır. Mevcut maddede götürü matrahların tespiti için asgarî ücretin yıllık tutarına uygulanan oran, 5 inci derece için % 15 iken, 1 inci derece için % 140'dır. 4 üncü derece için de bu oran % 30'dur. 4 ve 5 inci derecelere ait hükümler kaldırılmak suretiyle, götürü matrahların tespiti için asgarî ücretin yıllık tutarına uygulanacak oran, 3 üncü dereceye ait olan % 50 oranı olarak öngö rülmektedir. Böylece, 4 ve 5 inci derecelerde olan mükelleflerin vergi matrahı, 3 üncü derecenin matrahı olacaktır.

Bu gün için asgarî ücretin aylık tutan 4 173 750 liradır. Bu ücretin net tutarı ise 2 759 428 li ra etmektedir. Bu ücret düzeyi, Türkiye genelindeki en düşük geliri ifade etmekte ve bu gelir üze rinden aylık 726 487 lira gibi vergi ödenmesini gerektirmektedir. Bu gelirin yeterli olmadığı pek çok kesimlerce dile getirilmektedir. O halde götürü usule tabi olan bir kimsenin en düşük gelirinin de asgarî ücretin yarısından az olmaması gerektiği ifade edilebilir. Bu tutar aylık 2 086 875 lira et mekte ve bir işçinin asgarî ücret üzerinden eline geçen net tutardan daha düşük bir tutara tekabül etmektedir. Öte yandan, Kalkınmada Öncelikli Yörelerde 2 086 875 liranın 1 inci derecede önce likli, yörelerde yarısının, 2 nci derecede öncelikli yörelerde de % 40 indirimli uygulanacağı dikka te alınır ise, bu tutar daha aşağı seviyelere inecektir.

Maddenin 1 inci fıkrasının (b) bendi ile de "Ortalama kâr haddi ve asgarî gayrisafî hâsılat esa sı" kaldırılmaktadır. ' Ortalama kâr haddi imalatçılarla, perakende emtia satış işi ile iştigal eden mükelleflerin, pera kende sattıkları malın maliyet bedeline ortalama kâr oranlarının uygulanması suretiyle kazancın tespitine yönelik sistemimizde yer alan oto-kontrol araçlarından bir tanesidir. Ancak, fiyat serbes tisinin geçerli olduğu günümüzde, Devletin kâr oranı belirlemesine yapılan eleştiriler giderek yo ğunlaşmaktadır.

Öte yandan, bu müessese yazar kasa uygulamasına geçilmesi ve belgelerin anlaşmalı matba alarda bastırılması karşısında, oto-kontrol müessesesi olma özelliğini de kaybetmiştir. Ayrıca, bu müessese mükelleflerin gerçek kazançlarını beyan etme yerine, kâr oranlarına göre kazancın ayarlanabilmcsine imkân veren bir olumsuz yapıya da bürünmüştür. .

Bunun yanısıra, asgarî gayrisafî hâsılat esası, hizmet işletmelerinin giderlerine % 20 oranının uygulanması suretiyle işleyen bir oto-kontrol aracıdır. Bu müessese, hâsılat tespiti yapılmayan iş letmelerde uygulanmaktadır. Ayrıca, hâsılat tespiti yapılan işletmelerde ise giderlere % 20 oranı uygulanması nedeniyle işletmelerin belge almama eğilimine girmelerine neden olduğundan, belge sistemine olumsuz etki yapmaktadır.

Bu nedenlerle ve hayat standardı uygulaması da dikkate alınarak bu madde yürürlükten kaldı rılmaktadır.

2. a) Kurumlar Vergisi Kanununun 8 inci maddesinde 3946 sayılı Kanunla yapılan değişiklik ile yurt dışındaki inşaat, onarma, montaj ve teknik hizmetlerden sağlanan kazançların kurumlar - 1 6- vergisinden istisna edilmesine ilişkin 4 numaralı bendi yürürlükten kaldırılmış bulunduğundan 15 inci maddenin bu bende atıfta bulunan 8 numaralı bendi yürürlükten kaldırılmaktadır.

b) Kurumlar Vergisi Kanununa göre yapılan devirlerde, devralan kurumun, münfesih kurum ortaklarına veya sahiplerine devraldığı servet nispetinde hisse vermesini zorunlu kılan hüküm yü rürlükten kaldırılmaktadır,

c) Yurt dışında yapılan inşaat, onarma, montaj işlerinde ve teknik hizmetlerden sağlanan ka zançlar bu Kanunla yapılan bir başka düzenleme ile kurumlar vergisinden müstesna tutulmaktadır.

Bu nedenle Kurumlar Vergisi Kanununun söz konusu kazançlar üzerinden yurt dışında ödenen ver gilerin, bu kazançlar üzerinden hesaplanan kurumlar ve gelir vergisi tevkifatından mahsup edilme sini düzenleyen geçici 21 inci maddesinin 4 numaralı bendi yürürlükten kaldırılmaktadır.

3. Götürü Katma Değer Vergisi mükelleflerinin beyanname verme zorunluluğu sona erdirildi ğinden, 3065 sayılı Kanunun bu mükelleflerin beyanname verme zorunluluğunu düzenleyen 41/3 maddesi, yürürlükten kaldırılmaktadır.

Yürürlük

Tasarı/teklif madde 30

- Yürürlük maddesidir.

Yürütme

Tasarı/teklif madde 31

Yürütme maddesidir. • - 1 7-