İçeriğe geç
Yürürlükte Değiştirici kanun 27. hâli

İşsizlik Sigortası Kanunu (Sosyal Sigortalar Kanunu, Tarım İşçileri Sosyal Sigortalar Kanunu, Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu, Esnaf ve Sanatkarlar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kurumu Kanunu, Tarımda Kendi Adına ve Hesabına Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kanunu ile İş Kanununun Bir Maddesinin Değiştirilmesi ve Bu Kanunlara Ek ve Geçici Maddeler Eklenmesi, İşsizlik Sigortası Kurulması, Çalışanların Tasarrufa Teşvik Edil- Mesi ve Bu Tasarrufların Değerlendirilmesine Dair Kanunun İki Maddesinin Yürürlükten Kaldırılması ile Genel Kadro ve Usulü Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Eki Cetvellerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun)

Kanun numarası
4447
Kabul tarihi
25.08.1999
Resmî Gazete
08.09.1999 / 23810
Düstur
5. tertip, cilt 39
Son değişiklik
24.07.2026
Madde sayısı
67

Kaynak: TBMM 21. Dönem S. Sayısı 114 (Esas No: 1/495) · belgeyi aç · TBMM kaydı . Gerekçeler kanun tasarısı ya da teklifi üzerine yazılmıştır; komisyon ve Genel Kurul görüşmelerinde madde numaraları değişebilir. Bu kanunda tasarı metni belgede okunamadığı için numaraların yürürlükteki metinle örtüştüğü doğrulanamadı; yanlış maddeye bağlamamak için gerekçeler tasarıdaki sırasıyla, bağlanmadan verilmiştir.

Genel gerekçe

Çağımızın modern devletlerinde vatandaşların en önemli haklarından biri de sosyal güvenlik hakkıdır. Sosyal güvenlik hakkı, değişen toplum yapısı ve sosyal ilişkiler ağı içerisinde gittikçe gelişen ve önem kazanan kavramların başında gelmektedir.

Tüm Dünyada sosyal güvenlik başlıca iki şekilde uygulanmaktadır. Bunlar;

1. Karşılıksız sosyal yardımlar, 2. Primli sistemlerdir.

Ancak, bugün çeşitli nedenlerle sosyal güvenlik sistemleri bütün dünyada sıkıntılar yaşamakta ve reform ihtiyacı hemen hemen gelişmiş ülkeler dahil her ülkenin gündemini işgal etmektedir.

Değişik ülkelere göre sorunlar farklılık taşımakla beraber, bütün ülkelerde yaşanan sorunların ortak yönü kaynak yetersizliğidir.

Türkiye’de de özellikle primli sistemdeki sosyal güvenlik kuruluşlarının en önemli sorunu içinde bulundukları finansman darboğazıdır. Sosyal Sigortalar Kurumu bu sorunu en çok yaşayan Kurum durumundadır.

Örneğin, Kurumun 1991 yılında 128 milyar lira nakit fazlası varken, 1992 yılında ödemeler dengesi 2 trilyon 556 milyar lira açık vermiştir. Daha sonraki yıllarda da Kurumun finansman açıkları 1993’te 8 trilyon, 1994’te 19.4 trilyon, 1995’te 81.8 trilyon, 1996’da 144.4 trilyon, 1997’ de 336 trilyon, 1998’de 597 trilyon’ a ulaşmıştır. 1999 yılında ise finansman açığının yaklaşık bir katrilyon lira olacağı tahmin edilmektedir. Bu tablo, Kurumla ilgili olarak ivedi bazı tedbirlerin alınmasının zorunlu olduğunu göstermektedir.

Sosyal Sigortalar Kurumu, 50 yıldır bir veya birkaç işverene tabi olarak ücretle çalışanları ve onların bakmakla yükümlü oldukları aile bireylerini sigorta kapsamına almaktadır. Kurum bugün yaklaşık 32 milyonluk bir kitleye sosyal güvenlik sağlamaktadır.

Tüm dünyada kabul edilmiş sosyal sigortacılık prensipleri mevcuttur. Bunların ilki, aktif olarak prim ödeyen sigortalılarla ilgilidir, diğeri ise primsiz sistem sosyal yardım şeklindedir. Sigortalı olarak prim ödemeye başlama yaşı genel olarak 18’dir. Aktif olarak çalışma devam ettiği sürece prim ödenmesine devam olunur. Prim ödeme süresi ve emekli olma yaşı ülkeden ülkeye farklıklar göstermekle birlikte genel olarak 60 yaşın üzerindedir.

Her ülkede bir emeklilik yaşı ve prim ödeme süresi tespit edilmiştir. Ülkemizde de özellikle Sosyal Sigortalar Kurumunda prim ödeme süresi ve emeklilik yaşı çok düşüktür. Bu düşüklük sadece dünya standartlarının altında kalmamakta, Ülkemiz gerçekleri ile de çelişmektedir.

Kurum 32 milyonluk bir kesime hizmet sunarken, bu hizmetlerin bedelini karşılamak bakımından 1992 yılına kadar, aktüeryal dengesine karşılıksız yük getiren bütün müdahalelere rağmen kendi kaynaklarıyla yetinmiştir. Ancak bugün için, sadece Kurumun kendi kaynaklarına dayanarak hizmet sunması imkânsız hale gelmiştir. Gerek emeklilik yaşı konusunda bugüne kadar yapılan düzenlemeler, gerekse 1969 yılından itibaren çıkarılan 11 borçlanma yasası ile, gecikme zammı ve faizlerinin affı konusunda çıkarılan yasalar Kurumun aktif - pasif dengesinin bozulmasına neden olmuştur.

Bugün aktif - pasif iştirakçi arasındaki oran 1.8 düzeyindedir. Önlem alınmadığı taktirde bu oranın daha da düşmesi kaçınılmaz hale gelecektir.

Sosyal Sigortalar Kurumunda mevcut darboğazı yaratan sebeplerden birisi de alınan primlerin, sağlanan yardımların çok altında kalmasıdır. Bunu doğuran sebeplerin başında ise, prime esas kazanç üst sınırının düşüklüğü gelmektedir.

Türkiye’de sosyal güvenlik ağırlıklı olarak primli sisteme dayanmaktadır. Bu gerçekten bakıldığında, uygulanmakta olan primli sistemde toplanan primlerin karşılığı olarak SSK yedi ayrı dalda sağlık ve sigorta hizmeti vermektedir. Primli sistemde, prim karşılığı olmayan ödemelerin yeri yoktur. Bu gerçeğe rağmen SSK, 1977 yılından bu yana özellikle karşılığını alamadığı (Kamu kuruluşlarından emekli olanlar hariç) sosyal yardım zammı ödemelerini kendi kaynaklarından yapmaktadır.

Bunun yanında karşılığı alınamayan hizmetler de vermektedir. Sosyal sigortacılık ilkeleriyle bağdaşmayan bu uygulamanın sonucu olarak da SSK kaynakları zaman içinde tükenmiştir.

Kurumun uygulamada karşılaştığı sorunlardan bir başkası ise, yeterli denetleme ve bilgi alma olanaklarının genişletilmemiş olmasıdır. Bu sebeple sigortasız çalıştırmaların önlenmesinde güçlüklerle karşılaşılmaktadır. İşlemlerin beyan usulüne göre yürütüldüğü Kurumda bazı bildirim kriterlerinin getirilmesi yanında, prim borçluları ile kaçaklarının önlenmesini sağlayacak yükümlülükler getirilmesi zorunluluk olarak ortaya çıkmaktadır.

Acilen önlem alınması gereken konulardan biriside Kurumun uyguladığı sigorta kollarından yardıma hak kazanma koşulları arasındaki eşitsizliğin giderilmesidir. Örneğin; tarım sigortalılığı ve isteğe bağlı sigortalılıkta, normal sigortalılığa göre daha az primle tüm yardımlara hak kazanılmaktadır. Bu durum ise, bu alana diğer sigortalıların kaymalarına neden olmaktadır.

Kuşkusuz ekonomik istikrarın sağlanması, enflasyonun durdurulması veya düşürülmesi, istihdamın geliştirilmesi, kayıt dışı ekonominin kayıt altına alınması gibi izlenecek genel politikalar yanında, sigortacılık kuralları dışında Kuruma kaşlıksız edimler yüklenmemesi, iştirakçilerin ve borçluların yükümlülüklerine aflar getirilmemesi, çapraz kontrol sisteminin kurulması ve iyi bir bilgisayar ağının oluşturulması, Kurumun sağlıklı yönde gelişmesine en büyük etkenler olacaktır.

Hazırlanan Yasa Tasarısı, sosyal güvenlik kurumlarının içinde bulunduğu ciddi sorunlardan acilen müdahale edilmesi gereken konuları kapsamaktadır. Yapılan düzenleme ile özellikle sigortalılar ve emekliler arasındaki eşitsizliklerin büyük ölçüde giderilmesi, kurumların sorunlarına çözüm getirilmesi amaçlanmıştır.

Günümüzde istihdam sorunu, tüm ülkelerde en önemli sorunlardan biri olmaya devam etmektedir. Bir ülkede üretimde bulunamayanların sayısındaki artış, sadece çalışanların üzerindeki yükü artırmakla kalmamakta, aynı zamanda pek çok ekonomik ve sosyal sorunu da beraberinde getirmektedir.

İşsizliği toplum ve birey açısından olmak üzere iki biçimde tanımlamak mümkündür. Toplum açısından işsizlik, üretken kaynakların kullanılmaması anlamını taşır. Birey açısından ise, çalışma istek ve yeteneği bulunmasına ve çalışmaya hazır durumda olmasına rağmen, kişinin çalışma imkânı bulamamasıdır. Bunun sonucu ise, işten doğan gelirin kesilmiş olmasıdır.

Ülkemizde ise hızlı nüfus artışı, köyden kente göç ile sanayi ve hizmetler sektörünün yeterince gelişmemesi gibi nedenlerle, temelde yapısal bir işsizlik sorunu vardır. Üretim sürecindeki değişikliklere bağlı olarak ortaya çıkan gizli işsizlik ve eksik istihdamın yanında çalışırken çeşitli nedenlerle işini yitirenlerin sayısı da giderek artmaktadır.

Dünyada, endüstri ilişkilerinde yeni şekillenmeler sonucu teknoloji ve uzmanlaşmaya bağlı olarak yeni çalışma biçimleri gündeme gelirken ülkemizde henüz niteliksiz işçiler ve genç işsizlik sorunları gündemdeki yerini korumaktadır.

İşsizliğin tam anlamı ile ortadan kaldırılması, çok yönlü ekonomik ve mali önlemlere, yatırım- istihdam ilişkisine dönük etkili kararların alınmasına bağlıdır.

Bu nedenle ülkeler, işsizliğin sebeplerini gidermek amacıyla ekonominin istihdam kapasitesini genişletici, tasarrufu, yatırımları ve üretim teknolojilerini geliştirici, işgücü piyasasına dönük etkin önlemlere yönelik uzun vadeli politikalar ile işsizliğin sonuçlarını giderici, geçici gelir kayıplarını ya da azalışlarını tazmin edici, yeni iş bulununcaya ya da yeniden istihdam imkânı verecek olan eğitim tamamlanıncaya kadar gelir kayıplarını karşılayarak gelir devamlılığı sağlayacak politikaları uygulamak zorundadırlar.

Gelir güvencesi sağlayan bu politikaların temel özelliği, sosyal güvenlik amaçları ile istihdamı koruma ve geliştirme düşüncesinin birbirini tamamlar nitelikte olmasıdır. Bu politikaların temel araçlarından birisi de işsizlik sigortasıdır.

İşsizlik sigortası, işsizlik riskinin nedenlerini giderici uzun vadeli ekonomik ve sosyal politikalarla birlikte uygulanması halinde yararlı olur. Özellikle işsizlik sigortasının bulunduğu ülkelerde, işsizlik farklı boyutta ve nitelikte ortaya çıkmaktadır. Eğer işsizlik sigortası bulunuyorsa işsiz kalan sigortalı düşük verimli ve gelirli bir işi kabul etmeye ya da bağımsız çalışmaya zorlanmamakta ve işsizlik ödenekleri ile işsiz kaldığı bu devreyi daha rahat geçirerek uygun bir işi daha kolay bulmaktadır. Aynı zamanda yeni bir meslek edinme, mesleğini geliştirme ya da meslekte yetişme imkânına kavuşabilmektedir. İşsizlik sigortası uygulayan ülkeler, işsizleri nitelik ve nicelik yönünden daha iyi tanımlayarak, bir yandan eğitim politikasını diğer yandan ise istihdam ve yatırım politikalarını kısa ve uzun vadede daha sağlıklı ve tutarlı belirleme şansına sahip olabilmektedir.

İşsizlik sigortasının ülkemizde yıllardır tartışılır olmasına rağmen, bugün daha kararlılıkla ele alınmasının nedenlerinden biri, sanayileşme ve köyden kente göçün hızlanmasıyla birlikte bağımlı çalışan işgücünün sayısındaki artıştır. Bağımlı çalışma karşılığı ücret geliri elde ederek yaşamını sürdürenlerin oranı arttıkça, işsizlik riski de daha büyük bir sorun olarak ortaya çıkmaktadır. 1950’lerde başlayan köyden kente göç süreci sonucu kentli işçi, gelir imkânları bakımdan köyden tamamen kopmuş ve yalnızca ücrete bağımlı duruma gelmiştir. Gelir ve ücret düzeyinin düşüklüğü nedeniyle tasarruf olanaklarının az olduğu ülkemizde kısa süreli işsizlik halleri dahi yaşamsal açıdan tehlikeli bir hal aldığından gelir güvencesi sağlamak büyük önem taşımaktadır.

Ekonomik büyümenin yanı sıra sosyal gelişmenin sağlanması ve gelirin topluma adil ve dengeli bir biçimde yaygınlaştırılması, sosyal adaletin sağlanması bakımından “Sosyal Devlet” anlayışının bir gereğidir.

Nitekim, Anayasamızın “Çalışma Hakkı ve Ödevi” başlığını taşıyan 49 uncu maddesinde “Devlet işsizliği önlemeye elverişli ekonomik bir ortam yaratmak için gerekli tedbirleri alır” denilmektedir. Gelir güvencesi hem çalışma hakkının bir uzantısı olmakta, hem de sosyal güvenliğin yaygınlaşmasını sağlamaktadır.

OECD ülkeleri arasında işsizlik sigortasını uygulamayan tek ülke Türkiye’dir. Bunun yanında, Avrupa Birliği üyesi ülkelerin tamamında işsizlik sigortası olmasına karşılık Türkiye’de bu sigorta kolunun bulunmayışı; anılan Birliğe sosyal açıdan daha çok yaklaşabilmemizi güçleştiren nedenlerden biri olmaktadır.

İşsizlik sigortası, bir iş ya da iş yerinde çalışırken, çalışma istek, yetenek, sağlık ve yeterliliğinde olmasına karşın tamamen kendi istek ve kusuru dışında işini kaybeden çalışanlara bir yandan yeni bir iş bulunmasına gayret edilirken, diğer yandan da bunların işsiz kalmaları nedeni ile uğradıkları gelir kaybını kısmen de olsa karşılayarak, kendisinin ve ailesinin zor duruma düşmesini önlemek amacı ile belli süre ve ölçüde ödemeyi kapsayan, sigortacılık tekniği ile faaliyet gösteren, Devlet tarafından kurulmuş, zorunlu bir sigorta koludur.

Ülke koşulları nedeniyle dikkate alınması gereken diğer önemli sınırlama da yapılan ödeneklerin süresi ve miktarıdır.

Bu Kanunla, ödenek alma süresi çalışanların prim ödedikleri süreye paralel olarak kademelendirilmiş ve en çok 300 gün olarak belirlenmiştir.

İşsizlik sigortasının önemli unsurlarından birisi de işsiz kalan sigortalılara mesleklerine uygun, en son çalıştıkları işin çalışma ve ücret koşullarına yakın bir iş bulunmasıdır. Sigortalı işsizlere mesleklerine uygun, en son çalıştıkları işin çalışma ve ücret koşullarına yakın bir iş bulunamadığı takdirde meslek değiştirme, meslek edindirme ve yetiştirme eğitimlerinin verilmesi de işsizlik sigortasının önemli öğelerindendir.

İşsizlik sigortası uygulamasının, işçi, işveren ve devlet olmak üzere üç kesime yayılan bir mali yükü beraberinde getireceği kaçınılmazdır. Ancak ülkemizde işgücü maliyeti yüksekliği göz önünde bulundurularak, işçi ve işveren kesimine ek bir yük getirilmeden işsizlik sigortası uygulamasına başlanılması düşüncesiyle, Çalışanların Tasarrufa Teşvik Edilmesi ve Bu Tasarrufların Değerlendirilmesine Dair 3417 sayılı Kanunun 2 ve 3 üncü maddeleri yürürlükten kaldırılmakta ve bu suretle işçi ve işverenlerin ödemekte oldukları primlerin işsizlik sigortası primlerine dönüştürülmesi öngörülmektedir.

Sonuç olarak; çalışanlara işsiz kaldıkları dönemde gelir güvencesi getiren, işverenlere de teknolojik değişmelere bağlı yapısal bazı değişiklikleri gerçekleştirme imkânı sağlayan işsizlik sigortasının çalışma yaşamımıza getirilmesi hem sosyal devlet ilkesinin, hem de çağdaş ve demokratik dünya ile bütünleşme hedefimizin bir gereği olarak düşünülmektedir.

Madde gerekçeleri

Tasarı/teklif madde 1

– Sigortasız işçi çalıştırılmasının önlenmesi amacı ile Tasarının ikinci Maddesi ile getirilen düzenlemeye işlerlik kazandırılabilmesi için, işyerinin Kuruma bildirilmesinde bir aylık süre kaldırılarak, işverenin işyeri bildirgesini de işçi çalıştırmaya başlayacağı tarihten önce Kuruma vermesi zorunluluğu getirilmektedir.

Tasarı/teklif madde 2

– Halen yürürlükte bulunan kanunda işverenler, sigortalı çalıştırmaya başladıkları tarihten itibaren en geç bir ay içinde Kuruma bildirmek zorundadırlar. Ancak, sigorta müfettişlerince işyerlerinde yapılan denetimler sırasında fiilen çalıştıkları halde sigortasız olduğu tespit edilen işçiler için bazı işverenler, çalışanın yeni işe alındığını, bir aylık bildirim süresinin henüz dolmadığını ileri sürerek İdarî para cezası kapsamı dışında kalmakta ve daha sonra bu işçiler Kuruma bildirilmemektedir.

Denetim elemanlarının yetersizliği ve diğer imkânsızlıklar nedeniyle, aynı işyerinde çoğu zaman yeni bir denetim yapılamadığından, sigortasız işçi çalıştırılması önlenememektedir.

Yapılan düzenleme ile işverenlerin, çalıştıracağı işçileri işe başlatmadan önce Kuruma bildirmeleri zorunluluğu getirilerek sigortasız işçi çalıştırılmasının önlenmesi amaçlanmaktadır.

Tasarı/teklif madde 3

– Sigortalıların sağlık yardımlarından yararlanabilmeleri için staj süresi aranmamaktadır. Bu uygulama uzun süreli ve pahalı tedaviyi gerektiren hastalıklarda ücretsiz tedavi olmak amacıyla kişilere muvazaalı sigortalı olma ve prim ödemeye başlamadan, Kurumun tüm sağlık yardımlarından yararlanmalarına olanak sağlamaktadır.

Sigortalılar, genel sağlık kontrolünden geçirilmeden verilen işe giriş bildirgesi ile Kuruma tescil edilmekte ve aynı gün Kurum sağlık hizmetlerinden yararlanabilmektedirler. 506 sayılı Yasayla sağlanan bu imkândan yararlanarak gerçekte sigortalı olmayan pek çok kişi, özellikle pahalı sağlık hizmetlerini Kurumdan ücretsiz alabilmektedir.

Bugün kronik rahatsızlığı bulunan dializ hastalarının % 86’sı, kanser hastalarının % 90’ı, By-Pass ameliyatı olanların ise % 80’i sigortalıdır.

Yapılan bu düzenleme ile muvazaalı sigortalılığın önlenmesi için ilk defa sigortalı olanlara Kurum sağlık yardımlarından yararlanılmasında 60 günü hastalığın anlaşıldığı tarihten önceki altı ay içinde olmak üzere toplam 120 gün staj süresi getirilmektedir .

Diğer taraftan, sigortalılara hastalık sigortasından verilen protez, araç ve gereç bedellerinin % 20’sinin ilgililerce karşılanması esası getirilmekte. Ancak, bu miktarın aylık asgari ücretin 3 katından fazla olamayacağı öngörülmektedir.

Tasarı/teklif madde 4

– Kurumdan sürekli iş göremezlik geliri, malüllük ve yaşlılık aylığı alanlara sağlanan protez, araç ve gereç bedellerinin % 10’unun kendilerince karşılanması esası getirilmektedir.

Ancak ilgililerce karşılanacak protez, araç ve gereç katkı payının Kurumca ödenen aylık miktarını geçemeyeceği öngörülmektedir.

Tasarı/teklif madde 5

– Malüllük aylıklarının hesaplanmasında katsayı ve gösterge sistemi yerine, sigortalının Devlet İstatistik Enstitüsü tarafından açıklanan kentsel yerler tüketici fiyatları indeksindeki değişim oranı ve bir önceki yılın gayri safi yurtiçi hasıla sabit fiyatlarla gelişme hızına göre güncelleştirilmiş kazançlarının esas alınması öngörülmüştür.

Tasarı/teklif madde 6

– 506 sayılı Kanuna göre yaşlılık aylığına hak kazanılmasında yaş şartı aranmadan emekli olma imkânı kaldırılarak emeklilik yaşı kadın ise 58 erkek ise 60 olarak belirlenmekte ve en az prim ödeme gün sayısı 8 300’e yükseltilmektedir.

Tasarı/teklif madde 7

– Yaşlılık aylıklarının hesaplanmasında katsayı ve gösterge sistemi yerine, sigortalının Devlet İstatistik Enstitüsü tarafından açıklanan kentsel yerler tüketici fiyatları indeksindeki değişim oranı ve bir önceki yılın gayri safi yurtiçi hasıla sabit fiyatlarla gelişme hızına göre güncelleştirilmiş kazançlarının esas alınması öngörülmüştür.

Yaşlılık aylığının hesaplanmasında aylık bağlama oranı, 3 600 prim ödeme günü için % 35 olarak alınmakta ve bu oranın sigortalının 3 600 günden fazla ödediği her 360 günlük prim için (2) artırılması öngörülmektedir.

Tasarı/teklif madde 8

– Sosyal güvenlik destek primine tabi olarak çalışanlar, emekli olduktan sonra emekli aylığı almak suretiyle çalışan işçilerdir. Bunlar kalifiye işgücü olmasına rağmen düşük ücretlerle çalıştırılabildiklerinden, genç işçilere veya kalifiye eleman oldukları halde işsiz kalan işçilere tercih edilmektedir. Bu durum, emek maliyetinin rekabet unsuru olarak kullanılmasını körüklemekte ve işsizliğe de yol açmaktadır.

Bu kişiler bir yandan emekli aylığı almaya devam ederken, öte yandan düşük oranda sosyal güvenlik destek primi ödemektedir. Bu da Kurumun gelir kaybına yol açmaktadır.

Bu olumsuzluğun giderilmesi amacıyla % 24 olan sosyal güvenlik destek prim oranı % 30’a yükseltilmektedir. Ayrıca, Kurumdan emekli aylığı alan serbest avukat ve noterler de uygulama kapsamına alınmaktadır.

Tasarı/teklif madde 9

– Ölüm aylıklarının hesaplanmasında katsayı ve gösterge sistemi yerine, sigortalının Devlet İstatistik Enstitüsü tarafından açıklanan kentsel yerler tüketici fiyatları indeksindeki değişim oranı ve bir önceki yılın gayri safi yurtiçi hasıla sabit fiyatlarla gelişme hızına göre güncelleştirilmiş kazançlarının esas alınması öngörülmüştür.

Tasarı/teklif madde 10

– 506 sayılı Kanuna göre alınacak prim ve verilecek ödeneklerin hesabına esas tutulan günlük kazancın alt sınırı 4 milyon TL, üst sınırı ise alt sınırın kademeli olarak artırılması ve 2005 yılından itibaren alt sınırın beş katı olarak belirlenmesi öngörülmüştür.

Ayrıca alt sınırın DİE tarafından açıklanan tüketici fiyat endeksleri ve kişi başına düşen gayri safi milli hasıla artış oranları kadar artırılması esası getirilmiştir.

Tasarı/teklif madde 11

– Bazı işyerlerinde işçi otuz gün çalıştığı halde, işverence prim gün sayısı eksik bildirilmektedir.

Bu uygulamada, Kurum gelir kaybına uğradığı gibi gerçekten otuz gün çalışan işçi, düşük gün sayısı üzerinden sigortalanmaktadır. Yapılan düzenleme ile, işverenlerin istihdam ettikleri işçilere ait prim ödeme gün sayısının eksik bildirilmesinin önlenmesi ve bir oto kontrol sistemi getirilmesi amaçlanmıştır.

Tasarı/teklif madde 12

– Gösterge katsayı sisteminin kaldırılması nedeniyle Maddede gerekli teknik düzenlemeler yapılmaktadır.

Tasarı/teklif madde 13

– Yapılan düzenlemeyle bağlanacak aylıkların alt sınırı değiştirildiğinden maddede buna paralel düzenleme yapılmaktadır.

Tasarı/teklif madde 14

– Kurumun işyeri teftiş, kontrol ve denetim hizmetlerine işlerlik kazandırmak, sigortasız çalışanları sosyal güvenlik kapsamına almak amacıyla; Müfettişlerin, 506 sayılı Kanunun uygulamasına ilişkin olarak teftiş, kontrol ve denetleme yetkileri saklı kalmak üzere, Yönetim Kurulu kararı ile belli süreler için görevlendirilecek memurlara sigorta işlemleri ile ilgili olarak işyerlerinde yoklama ve tespit yapmalarına imkân sağlanmaktadır.

Öte yandan, Kurumun denetim elemanı sayısının yetersiz olması nedeniyle, sigortasız işçi çalıştırılması ve prim kaçaklarının önlenmesinde diğer kamu kurum ve kuruluşlarının denetim birimleri ile işbirliği yapılması esası getirilmektedir.

Tasarı/teklif madde 15

– Emekli dul ve yetimlere ödenen sosyal yardım zammı 4.690.000 TL.’de dondurulmakta ve bu düzenlemeye bağlı olarak maddenin ikinci fıkrası yürürlükten kaldırılmaktadır.

Sigortalının çocuklarına verilen protez, araç ve gereç bedellerinin % 20’si, emeklilerin çocukları ile ölüm aylığı alan hak sahibi çocuklarına verilen protez araç ve gereç bedellerinin % 10’unun kendilerinden alınması öngörülmektedir. Ancak sigortalıların çocuklarından alınacak katkı payının asgari ücretin 3 katını, emeklilerin çocuklarından alınacak katkı paylarının ise kendilerine ödenen aylıklardan fazla olamayacağı hükme bağlanmaktadır.

Tasarı/teklif madde 16

– Bu madde ile Sosyal Sigortalar Kanununa Ek maddeler eklenmiştir.

Tasarı/teklif ek madde 38

– İsteğe bağlı sigortalılar ile topluluk sigortasının sadece uzun vadeli sigorta kollarına devam edenlerden % 20 oranında malüllük, yaşlılık ve ölüm sigortası primi alınmakta, ancak bunlar sigortalılık süresi içinde hastalık sigortası primi ödemedikleri halde, emekli olduklarında hastalık sigortası yardımlarından da yararlanmaktadırlar.

Yapılan düzenleme ile söz konusu sigortalıların emekliliklerinde yapılacak sağlık yardımları dikkate alınarak bunlara uygulanan prim oranı %20’den %30’a çıkarılmakta ve böylece verilecek hizmetin kaynağının sağlanması amaçlanmaktadır.

Ayrıca, bunların gösterge tablolarından seçecekleri göstergenin prim matrahının, asgari ücretin altında olamayacağı hükmü getirilmektedir

Tasarı/teklif ek madde 39

– Emekli aylıklarının her ay enflasyon oranında artırılması öngörülmüştür.

Tasarı/teklif ek madde 40

– Hizmet süresine bağlı emekliliğin kaldırılması nedeniyle ağır ve yıpratıcı işlerde çalışanların sigortalılık sürelerine eklenen itibari hizmet sürelerinin üç yıldan fazla olmamak üzere emeklilik yaşından indirilmesi öngörülmüştür.

Tasarı/teklif madde 17

Emeklilik yaşı ile ilgili olarak 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununa tabi sigortalılar için getirilen düzenlemeye paralel olarak geçici tarım işçileri için de yaşlılık aylığına hak kazanma yaşı ve aylık bağlama oranı belirlenmiştir.

Tasarı/teklif madde 18

– Mevcut uygulama ile 20 hizmet yılını dolduran kadın iştirakçilerle 25 hizmet yılını dolduran erkek iştirakçiler hiçbir şart aranmaksızın 38–43 yaşlarında emekliye ayrılabilmekte, bu durum yaşlılık riski ile karşılaşmadan erken yaşta emekliye ayrılma imkânı sağlamaktadır.

Maddede yapılan düzenleme ile kadın, erkek arasındaki ayırım kaldırılmış ve emekliye ayrılabilmek için, 25 hizmet yılının ve kadın ise 58 erkek ise 60 yaşın doldurulması şartı getirilmiştir.

Bu suretle erken yaşta emekliliğin önlenmesi ve Sandığın aktüeryal dengesi üzerindeki olumsuz etkilerin ortadan kaldırılması amaçlanmaktadır.

Tasarı/teklif madde 19

– 5434 sayılı Kanun gereğince ödenen ölüm yardımı, emeklilik ikramiyesi, makam tazminatları ödendikçe ya Hazineden ya da Kurumlardan tahsil edilmektedir. Oysa, evlenen dul eşler ve çocuklar ile anaya ödenen evlenme ikramiyeleri Sandık bütçesinden karşılanmaktadır.

24 aylık tutarında ödenen bu ikramiyeler, üst görevlerde bulunduktan sonra emekliye ayrılan ve vefat edenlerle harp ve vazife malülü olanların eşlerine, çocuklarına ve analarına yüksek oranda aylık ödenmesi sonucu buna bağlı olarak ikramiyelerde yüksek meblağlara tekabül etmekte bu durum Sandığın aktüeryal dengesini olumsuz yönde etkilemektedir.

Bu nedenle karşılığı olmayan bu ödemeler 12 aylık ödeme ile sınırlandırılarak Sandığın aktüeryal dengesinde nispeten olumlu bir etki yapacağı düşünülmektedir.

Tasarı/teklif madde 20

– Mevcut uygulamada, SSK, Bağ-Kur ve 506 sayılı Kanunun Geçici 20 inci maddesine tabi sandıklardan, emekli, dul ve yetim aylığı alanlar ile bu kurumlara tabi olarak çalışanlara Sandıkça babasından veya annesinden dolayı yetim aylığı bağlanmaktadır.

Bu durum bir kişinin tüm Sosyal Güvenlik Kuruluşlarından aylık almasına veya daha yüksek ücret almaları suretiyle çalışmalarına rağmen Sandıktan da yetim aylığı almak suretiyle daha fazla gelir elde etmelerine neden olmaktadır.

Bu nedenle, Sosyal Güvenlik Sistemi içerisinde hiç aylık almayan veya bir aylık alanlarla dört aylık birden alanlar arasında eşitsizliğin dengeleri olumsuz yönde etkilemesi nedeniyle maddenin değiştirilmesi zorunluluğu doğmaktadır.

Tasarı/teklif madde 21

– 5434 sayılı Kanuna göre bağlanan emekli aylıklarının SSK ve Bağ-Kur emeklilerinde olduğu gibi tüfe endeksine bağlı olarak artırılması öngörülmektedir.

Tasarı/teklif madde 22

– Bu madde ile Geçici 139 uncu maddede yapılan değişiklikle eşinden dolayı Sandık sağlık yardımı almaya hak kazandığı halde diğer sosyal güvenlik kurumlarından emekli aylığı alanların Sandığın sağlık yardımından yararlanamayacakları öngörülerek, uygulamada T.C. Emekli Sandığı ile ilgililer arasında ihtilafların giderilmesi amaçlanmaktadır.

Ayrıca Sandığın aktüeryal dengesinin korunmasını teminen protez ve ortez gibi gereçlerin % 10 unun ilgilerden karşılanması amaçlanmıştır.

Tasarı/teklif madde 23

– Yaşlılık aylığının hesaplanma prensiplerinde yapılan değişikliğe paralel olarak, malullük aylığı bağlama prensipleri yeniden belirlenmiştir.

Tasarı/teklif madde 24

– 1479 sayılı Kanunun uygulanmaya başladığı 1972 yılında yaşlılık aylığı bağlanması sigortalıların 55/60 yaşın doldurulması ve işi terk zorunluluğu şartlarına bağlanmış iken, 1979 yılında 2229 sayılı Kanunla yapılan değişiklikle emeklilik yaşının 50/55’e düşürülmesi, 1985 yılında 3165 sayılı Kanunla yapılan değişiklikle işi terk zorunluluğunun kaldırılması ve son olarak 1992 yılında 3774 sayılı Kanunla, (2926 sayılı Kanun da dahil) yapılan değişiklikle yaş şartının kaldırılarak, 20/25 yıl hizmet süresini tamamlayan kadın ve erkek sigortalılara yaşlılık aylığı bağlanabilme imkânının sağlanması, diğer sosyal güvenlik kuruluşlarında olduğu gibi, Bağ-Kur’ un da aktüeryal dengelerini olumsuz olarak etkilemiştir. Bu uygulama sonucu halen Kurumun prim gelirleri aylık ödemelerini karşılamamakta ve Kurum aylık ödemelerinde sürekli açıklar vermektedir. Bu nedenle, maddede yapılan değişiklikle Kurumun aktüeryal dengelerinin kısmen de olsa sağlanabilmesi amacıyla, tam aylık bağlanmasında Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra sigortalı olanlar için yaş şartı getirilmiş ve kısmi aylık bağlama yaşı yükseltilmiştir.

Tasarı/teklif madde 25

– Aylıkların bağlanmasında prim ödeme döneminin tamanının esas alınması ilkesi benimsenmiş, aylıklardaki artışların katsayı ve göstergelerden bağımsız olarak tüketici fiyat endeksine göre artırılması prensibi getirilmiştir.

Tasarı/teklif madde 26

– Bu Kanunla 1479 sayılı Kanunun 35 inci ve 2926 sayılı Kanunun 17 nci maddesinde yapılan değişikliklere paralel olarak, her iki Kanunun yaşlılık aylığının hesaplanmasını, toptan ödeme yapılmasını ve malullük aylığında kontrol muayenesini düzenleyen hükümlerinde, yeniden belirlenen yaş ve hizmet sürelerine ilişkin değişiklikler yapılmıştır.

Tasarı/teklif madde 27

– Primlerin ve ilk defa bağlanacak aylıkların hesaplanmasına esas olmak üzere 24 basamaklı bir gösterge sistemi ile bu gelir basamaklarında yapılacak artışın prensipleri belirlenmiştir.

Tasarı/teklif madde 28

– Bağ-Kur sigortalılarının basamak yükseltme prensipleri yeniden belirlenmiştir.

Tasarı/teklif madde 29

– 1479 sayılı Kanunun 53 üncü maddesinin ikinci fıkrasında yapılan değişiklikle gecikme zammı oranlarını günün şartlarına uygun hale getirebilmek amacıyla, süresinde ödenmeyen primlere 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunda belirtilen gecikme zamlarının uygulanması prensibi benimsenmiştir.

Diğer taraftan, 2926 sayılı Kanuna tabi tarım sigortalılarınca süresinde ödenmeyen primlere gecikme zammı uygulanmamakta ancak, bu primler ödeme tarihindeki prim tutarları esas alınarak tahsil edilmektedir. Bu uygulama sonucu tarım sigortalılarınca süresi içinde ödenmeyen primler gösterge tablosu ve katsayıda yapılan değişikliklere bağlı olarak zaman zaman % 100 oranından fazla artabilmekte ve sigortalılara aşırı bir yük getirmektedir.

Bu nedenle maddenin ikinci fıkrasında yapılan değişiklikle, döneminde ödenmeyen primlerin, ödeme tarihindeki tutarları üzerinden tahsilini öngören uygulamadan vazgeçilerek, döneminde ödenmeyen primlere, sürenin bittiği tarihten başlayarak gecikilen her ay için 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunla belirlenen gecikme zammı oranlarının uygulanması esası getirilmiştir.

Tasarı/teklif madde 30

– Prim karşılığı olmayan ve Kurumun aktüaryal dengelerini olumsuz yönde etkileyen sosyal yardım zammı ödemelerinin halen ödenen miktarlar üzerinden ödenmesine devam edilmesi öngörülmüştür.

Tasarı/teklif madde 31

– Sağlık sigortası uygulamasında karşılaşılan darboğazların aşılabilmesi amacıyla, yeniden sigortalı olanlar ile diğer sosyal güvenlik kanunları kapsamında sağlık yardımı almak amacıyla kapsamdan çıktıktan sonra tekrar Bağ-Kur sağlık sigortası kapsamına girmek isteyenlere tekrar sekiz ay sağlık sigortası primi ödeme şartı getirilmiştir.

Tasarı/teklif madde 32

– Maddenin son fıkrasında yapılan değişiklikle, Kurumun aktüeryal dengelerinin korunabilmesi amacıyla, işkazası ve meslek hastalığı sonucu verilecek olanlar hariç, protez, araç ve gereç bedellerinin % 20’sinin sigortalılar, % 10’unun ise malullük veya yaşlılık aylığı alanlar ile bunların haksahipleri tarafından karşılanması öngörülmüştür. Ancak bu katkı payları, sigortalılar için bulundukları gelir basamağının gösterge tutarının üç katı, aylık alanlar için ise aylıkları ile sınırlı tutulmuştur.

Maddeye eklenen fıkra ile ağız protezleri hariç, sigortalılığın başladığı tarihten önce meydana gelen hastalık ve arızalardan dolayı bedeli Kurumca karşılanacak olan ortez, protez, araç ve gereçlerin belirlenmesine ilişkin usul ve esasların bir yönetmelikle düzenlenmesi öngörülmüştür.

Tasarı/teklif madde 33

– Kurumun tahsil ettiği sağlık sigortası primleri, sağlık sigortası giderlerinin yaklaşık üçte birini karşılamakta ve Kurumun finansman açıklarının büyük bir bölümünü oluşturmaktadır.

Bu nedenle, Kurumun sağlık sigortası giderlerini karşılamak ve kaynak yaratmak amacıyla sağlık sigortası prim oranı % 12’den % 15’e yükseltilmiştir.

Diğer taraftan, sağlık hizmetlerinin çok pahalı olması ve sağlanan yardımların sigortalıların bulundukları basamak gözetilmeksizin herkese eşit olarak sunulması nedeniyle,1479 sayılı Kanuna tabi ilk sekiz basamakta bulunanlardan sekizinci basamak primi üzerinden, dokuz ve yukarı basamaklarda bulunanlardan ise bulundukları basamak üzerinden, 2926 sayılı Kanuna tabi ilk altı basamakta bulunanlardan altıncı basamak üzerinden, yedi ve daha yukarı basamaklarda bulunanlardan bulundukları basamak üzerinden prim alınması esası getirilmiştir.

Tasarı/teklif madde 34

– Bu madde ile 1479 sayılı Kanuna bir Ek madde eklenmiştir.

Tasarı/teklif ek madde 20

– Bu Kanunun 35 inci maddesine göre yaşlılık aylığı bağlandıktan sonra, bu Kanuna tabi çalışmalarını sürdüren veya daha sonra çalışmaya başlayan sigortalıların aylıklarından %10 oranında sosyal güvenlik destek primi kesilmesi öngörülmüştür. Bu suretle Sosyal Sigortalar Kanunu ile paralellik sağlanmıştır.

Sosyal güvenlik destek primi ödenmiş süreler 2829 sayılı Kanunda belirtilen birleştirilecek hizmet süreleri olarak dikkate alınmayacağı gibi, bu süre içinde ödenen primler için toptan ödeme de sözkonusu olmayacaktır.

Tasarı/teklif madde 35

– Gerek 1479, gerekse 506 sayılı Kanunlarda malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları prim oranı % 20 iken, tarım sigortalılarından % 15 oranında prim alınmaktadır. Oysa, tarım sigortalılarına sağlanan haklarla sayılan sosyal güvenlik kanunlarına tabi sigortalılar arasında herhangi bir fark bulunmamaktadır. Bu nedenle, tarım sigortalılarının ödeyecekleri prim oranları % 15’ten % 20’ye çıkarılmıştır.

Tasarı/teklif madde 36

–Diğer sosyal güvenlik kanunlarında olduğu gibi bu Kanuna tabi sigortalılara da askerlikte geçen sürelerini borçlanma imkânı sağlanmıştır.

Tasarı/teklif madde 37

– Mevcut hükme göre birleştirilmiş hizmet sürelerine göre aylık bağlanmasında son yedi yıllık fiili çalışma süresi içinde en fazla hizmetin geçtiği kurumca aylık bağlanması uygulamasından vazgeçilerek, toplam hizmet süresi içinde en fazla hizmet süresinin geçtiği kurumca aylık bağlanması prensibi getirilmiştir.

Maddede yapılan değişiklikle kazanılmış haklar saklı tutulmuştur.

Tasarı/teklif madde 38

– 506, 2925, 5434,1479 ve 2926 sayılı Kanunlara geçici maddeler eklenmiştir.

506, 2925, 5434, 1479 ve 2926 sayılı Kanunlara eklenen geçici 81 inci, geçici 2 nci, geçici 205 inci, geçici 10 uncu ve geçici 7 nci maddeler ile Kanunun yayımı tarihinden önce emeklilik hakkını kazananların, değişiklikten önceki hükümlere göre yaşlılık aylığı bağlanmasına ilişkin hakları korunmuş, diğer sigortalı ve iştirakçilerin bu kanunlarla yaşlılık aylığı şartlarında yapılan değişiklikten hemen etkilenmelerini önlemek amacıyla kademeli bir geçiş süreci öngörülmüştür.

506 sayılı Kanuna eklenen Geçici 82 nci madde ile; halen sigortalı olanlara bağlanacak aylıkların hesaplanma şekli yeniden belirlenmektedir.

5434 sayılı Kanuna eklenen Geçici 206 ncı madde ile Kanunun 75 inci maddesine paralel düzenleme getirilmiş ve birden çok sosyal güvenlik kurumundan aylık alan veya sigortalı olarak çalışan kız çocuklarının sandıktan aldıkları aylıklarının kesilmesi öngörülmüştür.

1479 sayılı Kanuna eklenen Geçici 11 inci madde ile yeni aylık bağlama sisteminin gereği olarak Kanunun yayım tarihi itibariyle bütün sigortalılar için hak edilmiş aylıklar hesap edilerek daha sonra nihai aylıkların tespitinde bu tutarların baz alınması prensibi getirilmiştir.

Geçici 12 nci madde ile gelir basamaklarının yeni prensiplere göre belirleneceği tarihe kadar uygulanmak üzere mevcut katsayı esasına dayalı mevcut gösterge sisteminin uygulanmasına devam edilmesi sağlanmıştır. Bu gösterge sistemi, değişik 50 nci maddeye göre belirlenmesi gereken gelir basamaklarının hesabında da esas alınacaktır.

2926 sayılı Kanuna eklenen Geçici 8 inci madde ile Kanunun yürürlüğe girdiği tarihteki prim ödeme dönemi sonuna kadar mevcut prim borçlarının, değişiklikten önceki hükümlere göre hesaplanıp tahsil edilmesi prensibi getirilmiştir.

Tasarı/teklif madde 39

– Sosyal Sigorta Kurumu için 190 sayılı Kanun hükmünde kararnamenin (III) sayılı cetveline yeni kadrolar ilave edilmiştir.

Tasarı/teklif madde 40

Maddede; Kanunun amacı, kapsamı ve yetkili kuruluş açıklanmaktadır. Bu bağlamda, 506 Sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun 2 nci maddesi esas alınarak, bir hizmet sözleşmesine dayalı bir veya birkaç iş yerinde çalışan tüm işçiler ile yine bu Kanunun Geçici 20 nci maddesinde belirtilen Sandıklara tabi olarak işçi statüsünde çalışanlar ve mütekabiliyet esasına dayalı olarak yapılan anlaşmalar çerçevesinde ülkemizde çalışan yabancı işçiler kapsama dahil edilmişlerdir.

506 sayılı Kanunun 3 üncü maddesinde belirtilenler ile sosyal güvenlik kuruluşlarından yaşlılık aylığı alıp da sosyal güvenlik destek primi ödeyerek ya da ödemeksizin çalışanlar kapsam dışı bırakılmıştır.

Sigortalı işsizlere, işsizlik ödeneği vermek suretiyle gelir sürekliliğini sağlamak işsizlik sigortasının bir yönünü oluşturmaktadır. Diğer bir yönü ise sigortalı işsizleri işe yerleştirmek ya da yeniden istihdam şansı elde edebilmeleri için gerekli olan meslek geliştirme, edindirme ve yetiştirme eğitimi vermektir. Bütün bunlar göz önüne alındığında işsizlik sigortası ile iş ve işçi bulma hizmetlerinin birbirinden farklı düşünülmesinin imkânsızlığı ortaya çıkmaktadır.

İstihdamın geliştirilmesinin yanı sıra sağlıklı ve etkin bir işsizlik sigortasının uygulanmasında İş ve İşçi Bulma Kurumunun görevli, yetkili ve sorumlu olmasında ve bu amaçla Kurum bünyesinde İşsizlik Sigortası Dairesi Başkanlığının kurulmasında zorunluluk vardır.

Tasarı/teklif madde 41

İşsizlik sigortası ile ilgili olarak bu Kanunda geçen tanımlar, çalışma yaşamı ile ilgili Kanunlar doğrultusunda açıklanmıştır.

Tasarı/teklif madde 42

– Maddede; Kanunun yürürlüğe konulduğu tarihte bu Kanun kapsamında halen çalışmakta olanların doğrudan, çalışmayanların ise işe alınmalarıyla birlikte zorunlu sigortalı sayılacakları, Sigortalılar ile işverenlerin hak ve yükümlülüklerinin, sigortalının işe başlamasıyla birlikte işleyeceği, 506 Sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun 8 ve 9 uncu maddelerine göre SSK’ya bildirilen işyeri ve sigortalıların Kuruma da bildirilmiş sayılacağı, Geçici görevle yurtdışına gönderilen sigortalıların işsizlik sigortasıyla ilgili haklarının kesintiye uğramaması ve sigortalı, işveren ve Devlet tarafından ödenecek primlerin devamlılığının sağlanması, Kurumun işsiz kalan sigortalılar hakkında yapacağı işlemleri zamanında tamamlayabilmesi için, Kanunda belirtilen işten ayrılma bildirgesinin işveren tarafından tam ve zamanında doldurularak Kurum ve sigortalı işsizlere verilmesi, Öngörülmüştür.

Ayrıca, sigortalı işsizlere, bu Kanunda belirtilen esas ve koşullar çerçevesinde sağlanan ödeme ve hizmetler açıklanmıştır.

Buna göre; işsizlik ödeneği verilmesi, işsizlik süresince tedavilerinin sağlanması, yeni bir iş bulma veya işsize yeni bir işe girebilmesi için meslek geliştirme, edindirme ve yetiştirme eğitimi verilmesi kararlaştırılmıştır.

Tüm bu ödeme ve hizmetlerin aynı Kanun içinde düzenlenmesinden temel amaç, bunların birbirini tamamlar nitelikte olmasıdır. Zira sistemin amacı işsizlerin gelir kayıplarını bir ölçüde de olsa gidermenin yanı sıra, işgücünü sürekli, etkin ve verimli çalıştırarak insangücü israfını en aza indirmektir.

Tasarı/teklif madde 43

Maddede; diğer sigorta programlarında olduğu gibi işsizlik sigortasının da temel finansman kaynağının primler ve Devlet katkısından oluştuğu, bu nedenle, ülkemizde de işsizlik sigortasının finansmanına sigortalı, işveren ve Devletin birlikte katılmasının öngörüldüğü, Fonda biriken primlerin hiç bir şekilde iade edilmeyeceği, İşverenin işsizlik sigortasına ilişkin kendi parasal yükümlülüklerini sigortalılara ödettiremeyeceği ve bu amaçla ücretlerden herhangi bir indirim veya kesinti yapamayacağı, 31.12.1960 tarih ve 193 Sayılı Gelir Vergisi Kanununun 40 ve 63 üncü, 3.6.1949 tarih ve 5422 Sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 13 ve 14 üncü maddeleri dikkate alınarak, işsizlik sigortasına işverenlerce ödenen primlerin kazancın tespitinde gider yazılacağı, sigortalılarca ödenen primlerin de gerçek ücretin (net ücretin) tespitinde sosyal sigorta primi olarak indirileceği, başka bir deyişle, gerçek ücretin belirlenmesine esas vergi matrahı tespit edilirken brüt ücretten düşüleceği, Sigortalıların, işverenlerin ve Devletin her ay ödeyecekleri primlerin hesabında, prime esas alınacak kazançların alt ve üst sınırlarının belirlenmesinde ve prim belgeleri konusunda 506 Sayılı Kanunun 77-84 üncü maddelerinin esas alınacağı, Primlerin toplanması, aktarılması, gecikme zammı, ödenmeyen primler ve cezalar için düzenlenecek belgeler, yeni işverenin sorumluluğu, teminatın ve hakedişlerin prim borcuna karşılık tutulması, yersiz alınan primlerin iadesi konusunun da yine 506 Sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun ilgili maddelerine göre işlem yapılacağı, Devlet katkısının Hazineden nasıl tahsil edileceği, Uygulamada Sosyal Sigortalar Kurumunun uzun zamandan beri primleri toplama işlemlerini yapıyor olması ve bu konuda teknik olarak gelişmiş bulunması nedeniyle ayrıca, uygulamada bir ikileme de yol açmamak amacıyla işsizlik sigortası primlerinin toplanmasından, Devlet payının alınmasından, toplanan primlerin Fona aktarılmasından Sosyal Sigortalar Kurumunun görevli, yetkili ve sorumlu olacağı, hükme bağlanmıştır.

Tasarı/teklif madde 44

Maddede; işsizlik ödeneği miktarı ve ödemenin nasıl yapılacağı açıklanmış olup, günlük işsizlik ödeneğinin sigortalının prime esas son dört aylık net kazancı esas alınmak suretiyle hesaplanacak ortalama net günlük kazancının % 50’ si olacağı, bu suretle hesaplanacak işsizlik ödeneği miktarının 16 yaşını dolduranlar için belirlenen asgari ücretin netini geçemeyeceği, İşsizlik ödeneğinin her ayın sonunda hak edildikten sonra aylık olarak ödeneceği, ilk işsizlik ödeneği ödemesinin ise, ödeneğe hak kazanılan tarihi izleyen ayın sonunda ödeneceği, İşsizlik ödeneğinden yararlanma süresini doldurmadan tekrar işe giren ve işsizlik sigortası ödeneğinden yararlanmak için bu Kanunun öngördüğü şartları yerine getiremeden yeniden işsiz kalanların, daha önce hak ettikleri işsizlik ödeneği süresini dolduruncaya kadar bu haktan yararlanmaya devam edecekleri, bu Kanunun öngördüğü şartları yerine getirmek suretiyle yeniden işsiz kalınması halinde ise, sadece bu yeni hak sahipliğinden doğan süre kadar işsizlik ödeneğinden yararlanacakları, Sigortalının kusurundan kaynaklandığı belirlenen fazla ödemelerin yasal faizi ile birlikte geri alınacağı, İşsizlik ödeneğinin damga vergisi hariç herhangi bir vergi ve kesintiye tabi tutulmayacağı, Bu Kanun gereğince verilecek işsizlik ödeneğinin, nafaka borçları dışında haciz veya başkasına devir ve temlik edilemeyeceği, Hükme bağlanarak, diğer işsizlik sigortası uygulayıcısı ülkelerdeki işsizlik ödeneği verilme süreleri de göz önüne alınarak, Ülkemizde de işsizlik ödeneği verilecek süre, toplanacağı varsayılan prim ve diğer gelirler ile işsizlik sigortası programı giderleri ve eldeki veriler doğrultusunda varolan kapsama dahil çalışanlar ve bunların bu Kanun doğrultusunda işsiz kalma olasılıkları dikkate alınarak hesaplanmıştır.

İşsizlik sigortası programının diğer sigorta programlarının düştüğü güç duruma düşmesine imkân vermeyecek şekilde bir düzenlemeye gidilerek, pek çok ülkede olduğu gibi burada da işsizlik ödeneğinin verilmesi kademeli olarak hesaplanmıştır. Böylece istikrarlı ve sürekli çalışanların programdan yararlanma olanakları artırılmıştır.

Ayrıca, 506 sayılı Kanunun 40 ıncı maddesi gereğince sigortalılık niteliğinin yitirildiği tarihten itibaren 6 ay içerisinde ortaya çıkacak hastalık vak’alarında sağlık yardımları hak sahipliğinin devam ettiği dikkate alınarak, sigortalı işsizin, hastalık ve analık sigortalarına ait primlerinin işsizlik ödeneği alınan sürenin ilk altı ayı için 2/3 oranında, izleyen aylarda ise tam olarak Fon tarafından Sosyal Sigortalar Kurumuna ödeneceği, bu primlerin sigorta primlerinin hesabında esas alınan alt kazanç sınırı üzerinden hesap edileceği, Sigortalı işsize, işsizlik ödeneğini hak ettiği dönemde istirahatlı kılındığı süre için 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu uyarınca ödenecek geçici işgöremezlik ödeneği miktarının, hak ettiği işsizlik ödeneği miktarından fazla olamayacağı, iş göremezlik ödeneğinin ödendiği dönemde bu maddede öngörülen hastalık ve analık sigortalarına ait primlerle işsizlik sigortası primlerinin ödenmeyeceği, hükümleri de öngörülmüştür.

Tasarı/teklif madde 45

– Bu madde ile, işsizlik ödeneğini hak edebilmek için gerekli koşullar açıklanmıştır. İşsizlik sigortası uygulayan tüm ülkelerde işsizlik ödeneğini hak edebilme koşulları ile paralellik sağlanmaya çalışılmıştır.

Buna göre, sigortalı işsizin işsizlik ödeneğini hak edebilmesi için bu Kanun kapsamına dahil olması, işsizlik ödeneğine hak kazanmadan önce belli bir süre çalışmış ve prim ödemiş olması, işsizlik ödeneği almak istediğini ve yeni bir iş almaya hazır olduğunu belirterek, Kuruma gerekli kayıt işlemini yaptırması, hizmet sözleşmesinin Kanunda sayılan nedenlerle sona ermiş olması gibi koşullar getirilmiştir.

Tasarı/teklif madde 46

– Sigortalı işsizin işsizlik ödeneği almakta iken bazı koşulları da yerine getirmesi gerekmektedir.

Nitekim, işsizlik ödeneği almakta iken önerilen uygun işi haklı bir neden göstermeden reddeden sigortalı işsizlerle işsizlik ödeneği alırken bir yandan da herhangi bir nedenle gelir elde eden veya herhangi bir sosyal güvenlik kuruluşundan gelir veya aylık alanların işsizlik ödeneklerinin kesileceği hükmü getirilmiştir.

Diğer taraftan, kendisine uygun iş bulunabilmesine olanak sağlayacak bir mesleki niteliği olmayanlar ile meslekleri iş piyasasında geçerliliğini yitirmiş olduğu için iş bulma şansları azalan ya da yok olanlara, Kurum teknolojik ve endüstriyel gelişmeler doğrultusunda var olan yeniliklere uygun mesleki nitelik yükseltici ya da kazandırıcı eğitim vermektedir. Bu eğitimin amacı, sigortalı işsizin yeniden istihdam şansını elde etmesini sağlamaktır.

Bu nedenle maddede, meslek geliştirme, edindirme ve yetiştirme eğitimini reddeden veya kabul etmesine karşın devam etmeyen, Kurum tarafından yapılan çağrıları haklı bir nedene dayanmaksızın zamanında cevaplamayan, gerekli bilgi ve belgeleri öngörülen süre içinde vermeyenlerin işsizlik ödeneklerinin kesilmesi, kesilme gerekçelerinin ortadan kalkması halinde ödemenin başlangıçta hak edilen toplam işsizlik ödeneği süresinin aşılmaması kaydıyla devam etmesi öngörülmüştür.

Ayrıca, işsizlik ödeneği almakta iken muvazzaf askerlik dışında herhangi bir nedenle silah altına alınanlar ile sosyal sigortalar kurumundan geçici işgöremezlik ödeneği alanların işsizlik ödenekleri ödemesinin, bu durumların devamı süresince durdurulması hükme bağlanmıştır.

Tasarı/teklif madde 47

Maddede; Kanunun gerektirdiği görev ve hizmetler için mali kaynak sağlamak, piyasa şartlarında kaynakları değerlendirmek, ilgili yerlere kaynak aktarımı ve ödemelerde bulunmak üzere İşsizlik Sigortası Fonu kurulacağı ve fonun, beş kişilik Fon Yönetim Kurulu tarafından alınan kararlar çerçevesinde, İş ve İşçi Bulma Kurumu tarafından işletilip yönetileceği, Fon kaynaklarının değerlendirilmesine ilişkin usul ve esasların yönetmelikle belirleneceği ve denetiminin Başbakanlık Yüksek Denetleme Kurulunca yapılacağı hükme bağlanarak Fonun gelir ve giderleri ayrı ayrı sayılmıştır.

Ayrıca, Fonun 1050, 2886 ve 832 sayılı kanun hükümlerine tabi olmayacağı, Fonun gelirleri ile mal varlığının Kuruma ait olacağı, İcra ve İflas Kanunu ile Türk Ceza Kanunu açısından Devlet malı sayılacağı, alacaklarının da Devlet alacağı derecesinde ayrıcalıklı olacağı, iktisadi işletmeleri dışında fonun damga vergisi hariç her türlü vergi, resim ve harçtan muaf tutulacağı açıklanmıştır.

Tasarı/teklif madde 48

Maddede; işsizlik sigortası ile ilgili olarak bu Kanunda belirtilen yükümlülüklerini yerine getirmeyen işverenlere İdarî para cezası verileceği öngörülmekte ve Kanunda öngörülen cezaların her yıl Maliye Bakanlığınca Vergi Usul Kanununa dayanılarak ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılacağı hükme bağlanmış, ayrıca, bu Kanunun uygulanması sırasında verilen İdarî para cezalarına karşı yapılacak itirazlar ile itirazlar hakkında yapılacak işlemler ve uyuşmazlıkların çözümüne ilişkin usul ve koşullar belirtilmiştir.

Ayrıca maddede, işsizlik sigortası uygulamasına ilişkin işlemlere karşı sigortalıların ve işverenlerin yapacakları itirazlardan Sosyal Sigortalar Kurumuna verilen görevlerle ilgili olanların adı geçen kuruluşa, diğerlerinin ise Kuruma yapılması hususları ile itiraz ve sonuçlandırma sürelerine yer verilmiştir.

Tasarı/teklif madde 49

Madde ile, Kanuna eklenen cetvelde gösterilen yeni kadroların İş ve İşçi Bulma Kurumu Genel Müdürlüğünün kadro cetvellerine eklenmesi öngörülmektedir.

Tasarı/teklif madde 50

Madde ile, Kanunda çıkarılacağı öngörülen yönetmeliklerin altı ay içinde çıkarılacağı hükme bağlanmaktadır.

Tasarı/teklif geçici madde 1

– Bilindiği gibi, 27.11.1994 tarihinde uygulamaya konan 24.11.1994 tarih ve 4046 Sayılı Özelleştirme Uygulamalarının Düzenlenmesi ve Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 21’inci maddesinde öngörülen ödeme ve hizmetler Kurumumuzca yerine getirilmektedir. Buna göre, özelleştirme nedeniyle işi sona erenlere aynen işsizlik sigortası sisteminde olduğu gibi belli koşullarda iş kaybı tazminatı ödenmekte, iş kaybı tazminatı ödenilen süreye ait sosyal sigorta primleri yatırılmakta, imkânlar ölçüsünde yeni bir iş bulunmasına gayret edilmekte ve gerektiğinde meslek geliştirme, edindirme ve yetiştirme eğitimi verilmektedir.

Bu madde ile, iş kaybı tazminatı ve işsizlik ödeneğinden her ikisini de almaya hak kazananlara öncelikle iş kaybı tazminatı ödeneceği, iş kaybı tazminatı için yapılacak başvuruların aynı zamanda işsizlik ödeneği talep başvurusu yerine de geçeceği, iş kaybı tazminatını alma süresi içinde Kurumca bir iş bulunamayan veya kendisi bir iş bulamayanlara bu Kanunda belirtilen esas ve şartlar dahilinde işsizlik ödeneği verileceği, ancak iş kaybı tazminatı ödenen sürelerin işsizlik ödeneği ödenecek süreden mahsup edileceği belirlenmiştir.

Tasarı/teklif madde 51

– 506 sayılı Kanuna göre alınacak prim ve bağlanacak aylıkların hesaplanmasında gösterge ve katsayı sistemi yerine tüketici fiyat endeksine göre yeniden belirlenen yıllık kazançların esas alınması nedeniyle işlerliğini yitiren maddeler ile, işsizlik sigortası primlerinin işçi ve işverenlere ilave yük getirilmemesi için 3417 sayılı Kanunun 2 nci ve 3 üncü maddeleri yürürlükten kaldırılmıştır.

Tasarı/teklif madde 52

– Yürürlük maddesidir.

Tasarı/teklif madde 53

– Yürütme maddesidir.

Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal