İçeriğe geç
Yürürlükte Değiştirici kanun 2. hâli

Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun

Kanun numarası
4684
Kabul tarihi
20.06.2001
Resmî Gazete
03.07.2001 / 24451
Düstur
5. tertip, cilt 40
Son değişiklik
02.07.2018
Madde sayısı
5

Kaynak: TBMM 21. Dönem S. Sayısı 713 (Esas No: 1/876) · belgeyi aç · TBMM kaydı . Gerekçeler kanun tasarısı ya da teklifi üzerine yazılmıştır; komisyon ve Genel Kurul görüşmelerinde madde numaraları değişebilir. Her gerekçe, metni en çok benzeyen yürürlükteki maddeye bağlanmıştır.

Genel gerekçe

I. 25.11.2000 tarihinde yürürlüğe giren 4603 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Ziraat Bankası, Türkiye Halk Bankası Anonim Şirketi ve Türkiye Emlak Bankası Anonim Şirketi Hakkında Kanun ile bu bankaların yeniden yapılandırılmaları ve nihai olarak özelleştirilmeleri amaçlanmıştır. Söz konusu Kanun ile bankaların malî bünyelerini olumsuz yönde etkileyen görev zararı alacaklarının bir program dahilinde tasfiye edilmesi ve bu Kanunun yürürlük tarihinden itibaren bu bankalara bedeli önceden ödenmeden görev verilemeyeceği hükme bağlanmıştır.

Ancak, kamu bankalarının son yaşanan ekonomik krizin derinleşmesindeki rolleri ve söz konusu krizin malî bünyelerinde yarattığı olumsuzluklar, görev zararı uygulamasının sürdürülemez olduğunu ve bankacılık sisteminin sağlıklı bir yapıya kavuşturulabilmesi için görev zararı alacaklarının bir an önce tasfiye edilmesi gerektiğini ortaya koymuştur. Bu kapsamda hazırlanan ve 30.4.2001 tarihi itibarıyla yürürlüğe giren 2001/2312 sayılı Kararname ile bankaların çeşitli Bakanlar Kurulu kararlarından kaynaklanan görev zararı uygulamalarına son verilmiştir.

Tasarı ile; Türkiye Cumhuriyeti Ziraat Bankası Anonim Şirketi ve Tarım Kredi Kooperatiflerinin görev zararlarının oluşmasına neden olan kanunlar ile görev zararı uygulamalarına ilişkin bütün mevzuatın yürürlükten kaldırılması amaçlanmıştır.

Diğer taraftan; 4603 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Ziraat Bankası, Türkiye Halk Bankası Anonim Şirketi ve Türkiye Emlak Bankası Anonim Şirketi Hakkında Kanun ile kamu bankalarının yeniden yapılandırılmalarına ilişkin hususlar düzenlenmiştir. Bu tasarı ile, adı geçen Kanunda eksik olduğu düşünülen ve yeniden düzenlenmesine ihtiyaç bulunan maddeler yeniden düzenlenmiş veya eklenmiştir.

Bu çerçevede; söz konusu bankaların hisselerinin % 51’in altına düşene kadar Meclis denetimine tabi tutulması gerekliliğinden hareketle, 4603 sayılı Kanunda değişikliğe gidilmiştir.

Öte yandan; 4603 sayılı Kanunun temel amacının bankaların etkin, verimli ve özerk bir şekilde çalışmalarının sağlanması olduğundan, küçülmenin ilk ayağını oluşturan ihtiyaç dışı personel sorunu gündeme gelmiştir. Aynı konumdaki özel bankalarda, bu sayının çok altında bir personel ile daha verimli çalışmaların sürdürüldüğü dikkate alındığında, konunun büyük önem arz ettiği görülmektedir. 4603 sayılı Kanunun geçici 1 inci maddesinin (2) numaralı fıkrası ile getirilen primli emeklilik sistemi uygulamada sonuç vermemiş, bu haktan yararlanarak emekliliğini isteyen personel sayısı da çok düşük kalmıştır. Bu durumda yeniden yapılandırmanın olmazsa olmaz koşulu personel birikiminin, hizmetin gerektirdiği ideal kadroya indirilmesi amacıyla bu tasarı ile yeni düzenleme gerçekleştirilmiştir. Ayrıca Tasarı ile, T. Emlak Bankası Anonim Şirketinin T. Emlak Bankası A.Ş. Mensupları Emekli ve Yardım Sandığı Vakfı üyesi personelinin, sosyal güvenlik açısından tabi olduğu mevzuat gereği yararlanamadığı kıdem tazminatı ve 4603 sayılı Kanunla verilen emeklilik ikramiyesi haklarından, eşitlik ilkesinin bir gereği olarak, yararlandırılmaları sağlanmaktadır.

Bilindiği üzere, 2001/2202 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının 1 inci maddesi ile, Türkiye Emlak Bankası Anonim Şirketinin, bankacılık faaliyetleri dışında kalan iştiraklerindeki hisseleri ile menkul, gayrimenkul, araç, gereç ve malzeme devrinin daha önce özel hukuk alanında kurulmuş ya da sözleşmeye bağlanmış ilişkilerinde tasfiye kurallarının belirlenmesi gereği ile, dönmeyen kredilerinin yargı ve icra takip aşamalarında kötü niyetli borçlular tarafından geciktirilmesinin önlenmesine yönelik düzenleme yapılmıştır. Bunun yanı sıra, 2001/2202 sayılı Kararname kapsamında Türkiye Emlak Bankası Anonim Şirketince Toplu Konut İdaresi Başkanlığına devredilmesi kararlaştırılan gayrimenkullere ilişkin satışların realize edilebilmesi amacıyla düzenlemeler yapılmıştır.

Diğer taraftan, Vakıflar Genel Müdürlüğüne ait (A) ve (B) grubu hisselerin satışına ilişkin yetki Bakanlar Kuruluna verilerek, piyasaların o andaki durumuna göre satış şartlarının belirlenmesi ve Vakıflar Genel Müdürlüğüne ait hisselerin en değerli olduğu anda ve en uygun yöntemle satışının gerçekleştirilmesi amaçlanmaktadır.

II. Bilindiği üzere, 1980’li yıllardan itibaren fon uygulamalarının artması malî disiplinin bozulmasına, bütçe birliğinin zedelenmesine ve kaynakların etkin kullanımı prensibinden uzaklaşılmasına yol açmıştır.

Bu gelişmeler neticesinde, maliye politikalarının etkinliğinin artırılması ve fonların belirli bir malî disipline kavuşturulması amacıyla 1992 yılından itibaren Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası nezdinde Müşterek Fon Hesabı açılarak tüm fonların gelirleri bu hesaptan geçirilmeye başlanılmış, 1993 yılında ise fonların büyük bir kısmı bütçe kapsamına alınmıştır.

Mevcut fon politikalarının hedefleri arasında; fonların yükümlülüklerinin artırılmaması, bütçe kapsamındaki fonların faaliyetlerinin ilgili genel ve katma bütçeli kuruluşlar tarafından üstlenilerek fonların zaman içerisinde tasfiye edilmeleri ile bütçe içi ve dışında yeni fonlar oluşturulmaması yer almaktadır.

Uygulanmakta olan Ekonomik İstikrar Programı çerçevesinde, bütçe birliğinin ve şeffaflığının sağlanması amacıyla fonların tasfiyesine yönelik olarak başlatılan çalışmalar kapsamında, 2000 ve 2001 yıllarında toplam 52 fonun tasfiyesine yönelik yasal işlemler tamamlanmıştır.

Bu defa aynı kapsamda, kalan 17 fonun kanun ve kanun hükmünde kararname ile kurulmuş olan 15 adedinin; gelirlerinin ilgisine göre bağlı bulundukları kuruma bırakılması, bütçeye gelir ve/veya özel gelir kaydedilmesi suretiyle yürüttükleri hizmetlerin devamının sağlanmasına imkân verecek şekilde tasfiye edilmeleri amaçlanmaktadır.

III. Ülkemizin uzun süredir içinde bulunduğu ekonomik ortamın şirketleri kısa vadeli kararlar almaya zorlaması, bunun sorunlara stratejik bir yaklaşımla uzun vadeli bakılması ve çözümler üretilmesine imkân vermemesi, zamanında doğru ve yerinde verilmiş kararlarla kurulan şirketlerin enflasyon süresince verimliliklerini kaybetmeleri ve optimum ölçeklerden uzaklaşarak verimsiz bir yapıya dönüşmesi, yine zaman içinde ortaklık kuran kişiler ve grupların müşterek olarak yürüttükleri faaliyetlerin gereklilikleri ve yeterlilikleri konusunda ortaklar ve gruplar arasında görüş ve anlayış farklılıklarının ortaya çıkması, mevzuattaki yetersizliklerin şirketlerin yeniden yapılanmasını zorlaştırması gibi hususlar dikkate alınarak ekonominin bir bütün olarak etkinlik ve verimlilik artışı ve rekabet avantajı sağlayabilmesi için şirketlerin bölünerek yeniden yapılanmasına imkân sağlayacak düzenlemelere gidilmesi bir gereklilik arzetmektedir.

Vergi kanunlarında öteden beri birleşme ve devir halleri düzenlenmiş ve bazı koşullara uyan devir işlemlerinin vergisiz olarak yapılmasına olanak sağlanmışken, bölünmeyle ilgili bir düzenleme bugüne kadar yapılmamış, vergisiz bölünme işlemlerine imkân sağlanmamıştır. Bilindiği üzere, mevzuatımızda Kurumlar Vergisi Kanununun geçici 28 inci maddesinde yer alan, gayrimenkullerin ve iştirak hisselerinin satışından veya üretim tesislerinin ayni sermaye olarak konulmasından doğan kazancın vergiden istisna edilmesini öngören düzenleme ve 4605 sayılı Kanunla bankaların devir, birleşme ve bölünmelerini kolaylaştırmaya yönelik olarak getirilen düzenlemeler dışında, bölünmeyle ilgili herhangi bir hüküm bulunmamaktadır.

Yukarıda da belirtildiği gibi vergi kanunları ile vergisiz devir işlemine olanak verilmiş ve bu düzenlemeyle ölçek ekonomisi yaratmak amaçlanmaktadır. Oysa ölçek ekonomisi yaratmanın, işletmelerin verimli büyüklükte örgütlenmelerini sağlamanın yolu her zaman birleşme ile sağlanamaz.

Ölçek ekonomisine sahip olmayan küçük işletmeler birleştirilerek, büyük, hantal ve verimsiz işletmeler ise bölünerek ölçek ekonomisine sahip işletmeler yaratılabilir. O halde devir işlemlerinde olduğu gibi bölünme işlemlerinin de vergisiz olarak yapılmasına olanak sağlanması bir gerekliliktir. Ülkemizin içinde bulunduğu ekonomik koşullarda bu gereklilik bir kat daha fazladır ve bu ihtiyacın karşılanması ertelenemez durumdadır.

Tasarı ile aynı şirket bünyesinde yürütülen birden çok hizmet veya üretim faaliyetinin ayrıştırılarak, işletmelerin mevcut hantal yapılarından kurtarılması, anlayış veya görüş farklılığı olan ortakların ortaklıklarını ayrıştırması, yeni oluşturulacak üretim ve hizmet işletmelerinin belli alanlarda yoğunlaşarak uzmanlaşması ve ölçek ekonomisinden yararlanarak verimli ve kârlı kuruluşlar haline getirilebilmesi için birçok gelişmiş ülke mevzuatında da yer alan bölünme müessesesinin vergi mevzuatımıza da kazandırılması amaçlanmaktadır.

Diğer taraftan, 23.7.1990 tarihli ve 90-434-AET sayılı “farklı üye ülkelerin şirket bölünme ve aktif devirlerinde ortak vergilendirme rejimi” ile ilgili Avrupa Birliği direktifinde de, iç pazarın oluşturulması ve iyi işleyişinin sağlanması için değişik üye ülke şirketleri arasında birleşme, bölünme, ayni sermaye koyma ve hisse değişimlerinin gerekli olduğu; bu işlemlerin üye ülkelerdeki özellik arzeden kısıtlamalar, dezavantajlar ve sapmalarla engellenmemesi ve bu çerçevede üye devletlerde bulunan şirketlerin ortak pazara uyum sağlamasına imkân verilmesi, uluslararası planda verimliliklerini ve rekabete dayalı durumlarını kuvvetlendirmesi gerektiği hususları dikkate alınarak üye ülkelerin iç mevzuatlarını bu direktifte belirlenen esaslara uygun hale getirmeleri tavsiye edilmiştir.

Ülkemizin Avrupa Birliği mevzuatına uyum çalışmaları çerçevesinde, dolaysız vergiler alanında yapması gereken düzenlemelerden birisi de, vergi kanunlarında şirketlerin bölünmesini ve hisse değişimini kolaylaştırıcı, kalıcı mahiyette hükümler getirmektir.

Şüphesiz ki bölünme müessesesinden istenen yararların sağlanması ve uygulamada ortaya çıkabilecek sorunların tümüyle çözümü için Türk Ticaret Kanununda da bölünme müessesesine yönelik düzenleme yapılması gereklidir.

Tasarı ile Kurumlar Vergisi Kanununun 38 inci maddesi değiştirilerek, bölünme müessesesi vergi sistemimize dahil edilmektedir. Bu düzenlemeye paralel olarak halen Gelir Vergisi Kanununun 38 inci maddesinde yer alan ve mükelleflerin iktisadî kıymetlerini elden çıkardıklarında enflasyon nedeniyle ortaya çıkan kârlar nedeniyle aşırı bir vergi yükü ile karşılaşmalarını önlemek amacıyla, elden çıkarılan iktisadî kıymetin maliyet bedelini bu iktisadî kıymetin iktisap edildiği ve elden çıkarıldığı yıllar hariç olmak üzere, yeniden değerleme oranında artırmak suretiyle dikkate almalarına imkân sağlayan düzenleme değiştirilerek, elden çıkarılan iktisadî kıymetin maliyet bedelinin aylık bazda ve toptan eşya fiyat endeksi dikkate alınarak belirlenmesi öngörülmek suretiyle bu müesseseye de işlerlik kazandırılması hedeflenmektedir.

Bölünme müessesesinin vergi sistemimize girmesi ve Gelir Vergisi Kanununun 38 inci maddesine işlerlik kazandırılmasıyla birlikte, Kurumlar Vergisi Kanununa eklenen geçici maddelerle 1984 yılından beri uygulanmakta olan ve halen Kurumlar Vergisi Kanununun geçici 28 inci maddesinde yer alan iştirak hisseleri ile gayrimenkullerin elden çıkarılmasında kurumlar vergisi istisnası öngören düzenlemeye de ihtiyaç olmayacaktır. Böylece, uygulama süresi 31.12.2002 tarihinde dolacak olan geçici 28 inci madde uygulamasına da sürenin bitiminde son verilmiş olacaktır.

Bölünme işleminin vergisiz yapılabilmesi için tasarıda, Katma Değer Vergisi Kanunu, Damga Vergisi Kanunu, Harçlar Kanunu, Gider Vergileri Kanunu ve Finansman Kanununda değişiklikler öngörülmüştür.

Hazırlanan tasarı şirketlerin ekonomik amaçlara uygun olarak;

– Ortaklık yapılarını değiştirmelerine, – Aynı şirket bünyesinde yürütülen birden çok hizmet veya üretim faaliyetinin ayrıştırılarak herbirinin ayrı ayrı şirket bünyesinde yürütülmesine, – İştirakler, üretim ve hizmet işletmeleri ve gayrimenkullerin ayrıştırılarak mevcut veya yeni kurulacak şirketlere ayni sermaye olarak konulmasına, imkân sağlamak suretiyle, şirketlerin yeniden yapılanmalarının önünü açmaktadır.

Madde gerekçeleri

Tasarı/teklif madde 1

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

- A) Bilindiği üzere, 4603 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Ziraat Bankası, Türkiye Halk Bankası Anonim Şirketi ve Türkiye EmlakBankası Anonim Şirketi Hakkında Kanun 25.11.2000 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Bu madde ile, bankaların Meclis denetimine tâbi olması öngörülmüştür.Meclis denetimi hakkında 3346 sayılı Kamu İktisadî Teşebbüsleri ile Fonların Türkiye Büyük MilletMeclisince Denetlenmesinin Düzenlenmesi Hakkında Kanunun 9 uncu maddesiyle; genel kurulları TürkTicaret Kanununa veya özel kanunlara tâbi şirket ve kurumlar hakkında bunların bilanço ve netice hesapları ile ilgili olarak TBMM Genel Kurulunda herhangi bir oylama yapılamayacağı ve bunların yönetim kurullarının ibra edilmesi veya edilmemesi hususunda karar verilemeyeceği, bu kuruluşların sadece genel görüşme konusu olacağı hükme bağlanmıştır. Diğer taraftan 4603 sayılı Kanun uyarınca bankaların yapılan ilk genel kurullarında kabul edilen ana sözleşmelerinde bankaların hesap döneminin her yıl Ocak ayının ilk gününden başlayıp Aralık ayının son gününde biteceği hükme bağlanmıştır. Meclis denetimlerinin ilgili yıl içerisinde yapılamaması nedeniyle 2000 yılında bankaların özel hukuk hükümlerine göre genel kurullarının yapılarak bilanço ve kâr zarar hesaplarının genel kurullarının onayına sunulması gerekmektedir. 4603 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibariyle uygulamada 2000 yılı için herhangi bir yanlış uygulamaya meydan verilmemesi açısından bu madde hükmü daha açık bir şekilde ifade edilerek düzenlenmiştir.

4603 sayılı Kanun kapsamında bulunan bankaların sermayelerinin tamamı veya tamamına yakın kısmının Devlete ait olduğu hususundan hareketle, Anayasa gereğince bu bankaların Meclis denetimine tâbi tutulmasını sağlamak üzere, adı geçen Kanunun, bankalar hakkında uygulanmayacak kanunların belirtildiği 1 inci maddesinin (5) numaralı fıkrasından “3346 sayılı Kamu İktisadî Teşebbüsleri ile Fonların Türkiye BüyükMilletMeclisince Denetlenmesinin Düzenlenmesi Hakkında Kanun” ibaresi çıkarılmıştır.

B) 4603 sayılı Kanunun 3 üncü maddesinin (1) numaralı fıkrasında bankalara çeşitli kanun ve kararnamelerle verilmiş olan görevlerin yeniden yapılandırma dönemi sonunda kaldırılacağı hükme bağlanmıştır. Ancak ekonomimizde yaşanan kriz nedeniyle öncelikle kamu bankalarının görev zararlarının ödenerek tasfiye edilme süreci öne çekilerek, çeşitli kanun ve Bakanlar Kurulu kararlarıyla bankalara verilen görevlerin yürürlükten kaldırılması ve bu kanun ve kararnameler kapsamında oluşan tüm görev zararı alacaklarının tasfiye edilmesi amaçlanmıştır. BakanlarKurulu kararları ile verilen görevler halihazırda 2001/2312 sayılı Kararname ile yürürlükten kaldırılmış olup, bu Tasarı ile de kanunlarla verilen görevlerden kaynaklanan görev zararlarına son verilmiş olmaktadır. Bu bağlamda, bütün görev zararı alacakları tasfiye edilmiş olacağından 4603 sayılı Kanundaki “görev zararı alacakları yeniden yapılandırma programında belirtilen esas ve süreler dahilinde itfa olunur” ifadesinin değiştirilmesi gerekmektedir.

Diğer taraftan, 4603 sayılı Kanun, Türkiye Cumhuriyeti Ziraat Bankası Anonim Şirketi, Türkiye Halk Bankası Anonim Şirketi ve Türkiye EmlakBankası Anonim Şirketinin çağdaş bankacılık ve uluslararası rekabet ilkelerine göre çalışmalarını ve özelleştirmeye hazırlanmak üzere yeniden yapılandırılmalarını ve özelleştirilmelerini gerçekleştirmeyi amaçlamaktadır.Bu çerçevede, üç kamu bankasına yeni atanan yönetim kurulu üyeleri ve denetim kurulu üyelerinin temel görevi, adı geçen bankaları, Kanunun öngördüğü şekilde yeniden yapılandırmak olacaktır.Mevcut kamu bankalarında gerçekleştirilmesi öngörülen bu büyük değişimin tamamlanarak hisse satış işlemlerinin gerçekleştirilmesi için 4603 sayılı Kanunda verilen sürenin 3 yıl olduğu göz önüne alındığında, yeni yönetim ve denetim kurulu üyelerinden talep edilen çalışmaların çok kapsamlı ve yoğun olacağı açıktır.

Bazı özel kanunlarda ve Türk Ticaret Kanununun 337 nci maddesinde yönetim kurulu üyelerinin önceki dönemlerdeki iş ve işlemlerin devamından dolayı da müşterek ve müteselsil sorumluluğu öngörülmüştür.Ancak, yeniden yapılandırma sürecinde görev üstlenen kişilere daha önceki dönemde başlatılmış işlerin yapılandırılmasından doğabilecek zararların sorumluluğunu yüklemek, kendilerine 4603 sayılı Kanunla verilmiş yeniden yapılandırma gibi zor ve ağır bir görevi tamamlamak için gerekli yoğunlaşmayı sağlamalarını güçleştirecek ve verimlerinin düşmesine yol açacaktır. Yeni atanan yönetim ve denetim kurulu üyelerinin bütün dikkatlerini yeniden yapılandırma çalışmalarında yoğunlaştırılabilmeleri için, kendilerinden önce görev yapan yönetim ve denetim kurullarının başlattığı iş ve işlemlerden ve bu iş ve işlemlerin yeniden yapılandırılmalarından dolayı Türk Ticaret Kanununun 337 nci maddesi ya da benzeri bir kanunî düzenleme nedeniyle sorumluluk taşımamaları çok büyük önem arz etmektedir.

Bu görüşten hareketle, madde düzenlemesi yapılırken, yeniden yapılandırma görevini üstlenmiş kişilerin, kasti eylemlerinden doğan hukukî ve cezaî sorumlulukları saklı tutulmuş ancak, belli kanunî garantilerle iş ve görev huzurlarının sürdürülmesi uygun görülmüştür.

C) 4603 sayılı Kanun kapsamında gerçekleştirilecek yeniden yapılandırma çalışmalarının amacına ulaşılabilmesi için, alınacak diğer önlemlerle birlikte, yönetim kurullarınca bankalarda hizmetin gereği asgarî bir norm kadronun oluşturulması ve fazla personelin başka alanlarda görevlendirilmesi zorunlu görülmüştür. Maddenin yeniden düzenlenen (3) numaralı fıkrası ile, kadro fazlasının 4046 sayılı Özelleştirme Uygulamalarının Düzenlenmesine ve Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde DeğişiklikYapılmasına Dair Kanunun 22 nci maddesi kapsamında eritilmesi öngörülmüştür.

D) Madde ile, 4603 sayılı Kanuna geçici maddeler eklenmektedir.

Geçici 2 nci madde ile; 4603 sayılı Kanunun geçici 1 inci maddesinin (2) numaralı fıkrası kapsamında emeklilik hakkı kazanmış olanlara tanınan süreler içinde bu haklarından yararlanamayanlara % 25 fazlasıyla ikramiye ödenmesine ilişkin ek bir süre tanınmıştır. Diğer taraftan, adı geçen Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte görevde bulunan Banka personelinden 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu hükümlerine göre emeklilik hakkını kazanmış olanlara tanınan söz konusu hak T. EmlakBankası A.Ş. Mensupları Emekli ve Yardım Sandığı Vakfı üyesi olan personelini kapsamamaktadır. Bu husus da eşitlik ilkesine aykırı bir sonuç doğurmaktadır.

Diğer taraftan, işçi statüsünden sözleşmeli statüye geçirilen Türkiye EmlakBankası Anonim Şirketi personeline sözleşmeli dönem için 5.1.1988 tarihli ve 308 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile ihdas edilen iş sonu tazminatı 22.1.1990 tarihli ve 399 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin geçici 8 inci maddesi ile kaldırılmış olduğundan sözleşmeli dönem ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa tâbi dönem için ne şekilde bir emekli ikramiyesi ödeneceği belirlenmemiş olup kanunî bir boşluk doğmuştur. Bu nedenle T. Emlak Bankası A.Ş. Mensupları Emekli ve Yardım Sandığı Vakfı üyesi personelden sözleşmeli veya 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa tâbi memur statüsünde olanlara emekli olduklarında emeğinin karşılığı olan kıdem tazminatı veya emekli ikramiyesi ödenememiştir.Bu durum aynı Bankada çalışan personel arasında haksız bir uygulamaya neden olmuştur. Bu bağlamda, söz konusu sorunların çözümü amaçlanmıştır.

Geçici 3 üncü madde ile; anılan Kanun hükümleri kapsamında gerçekleştirilecek yeniden yapılandırma çalışmaları çerçevesinde; Türkiye Emlak Bankası Anonim Şirketinin tasfiyesi ve bankacılık hizmetleri ile bankacılık işlemlerinden doğan taahhütleri ile sabit kıymetleri dahil tüm aktiflerinin Türkiye Cumhuriyeti ZiraatBankası Anonim Şirketi ve Türkiye Halk Bankası Anonim Şirketine devredilmesi hususları düzenlenmiştir.

4603 sayılı Kanun kapsamındaki bankaların birer kamu bankası olması, kullandıkları kaynaklarının büyük bir bölümünün Hazineye ait bulunması sebebiyle, yeniden yapılandırma süreci içinde geçici olarak; kredi alacaklarının tahsilinde 6183 sayılı Amme alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerinin uygulanması, yapılandırma işlemlerinin süratle tamamlanabilmesi açısından zorunlu görülmüştür. Öte yandan, bu bankalara borçlu bulunan kişilerin iflas etmeleri durumunda, bu Bankaların, alacaklarını etkin ve süratli bir biçimde tahsil edebilmelerini sağlamak amacıyla iflas bürosu ve idaresinde mutlaka yer almalarının uygun olacağı mütalaa edilmiştir. Böylece yeniden yapılandırma süreci içinde bu bankaların amaçlandığı gibi özelleştirilmeleri mümkün olabilecektir. Ayrıca, yeniden yapılandırma süreci içinde, henüz kamu özelliğini kaybetmemiş olmaları nedeniyle sürdürecekleri dava ve takiplerde onlara bir dizi kolaylık sağlanması yoluna gidilmiştir.Bu bağlamda, 4603 sayılı Kanuna geçici 4 üncü madde eklenmiştir.

Tasarı/teklif madde 2

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

- Madde ile, Vakıflar Genel Müdürlüğüne ait (A) ve (B) grubu hisselerin satışına ilişkin yetki Bakanlar Kuruluna verilerek, piyasaların durumuna göre satış şartlarının belirlenmesi ve Vakıflar Genel Müdürlüğüne ait hisselerin azamî değerinde satılabilmesinin sağlanması amaçlanmaktadır.

Tasarı/teklif madde 3

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

- Yeni ekonomik program kapsamında, Türkiye Cumhuriyeti Ziraat Bankası Anonim Şirketi ve Tarım Kredi Kooperatiflerine görev vermek suretiyle, malî bünyelerini olumsuz yönde etkileyen görev zararlarının doğmasına neden olan kanunların yürürlükten kaldırılarak, bundan sonra adı geçen kurumlara görev zararı yaratacak uygulamaların sona erdirilmesi amaçlanmıştır. Öte yandan, 399 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 34 üncü maddesinin (c) fıkrası yürürlükten kaldırılarak kamu iştiraki olan ancak, 399 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye tâbi olmayan kuruluşların yönetim ve denetim kurulu üyelerinin ücretlerinin Yüksek Planlama Kurulunca belirlenen miktarda aylık ücretlerden farklı olarak belirlenebilme serbestisi tanınmıştır.Böylece, Hazinece görevlendirilen kişilerin aynı kurullardaki diğer üyelerle eşit ücret almalarıyla eşit sorumluluğa sahip kişiler arasında uyum temin edilmiş olacaktır.

Tasarı/teklif madde 4

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

- Madde ile, Sivil Savunma Fonu tarafından yürütülen hizmetlerin Fonun tasfiyesi nedeniyle aksamadan yürütülebilmesini teminen, tasfiye edilen Fonun mevcut gelirlerinin İçişleri Bakanlığı bütçesine özel ödenek kaydedilmesi ve bu özel ödeneklere ilişkin harcama usul ve esaslarının bir yönetmelikle düzenlenmesi öngörülmektedir.

Tasarı/teklif madde 5

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

- Madde ile, Afetler Fonuna verilmiş olan ve olası bir afet sonrası öncelikle gerçekleştirilmesi gereken acil görevlerin Fonun tasfiyesinden sonra da süratle yürütülebilmesi için gerekli düzenlemeler yapılmaktadır. Yapılan düzenlemede; Fonun gelirleri afet tertibi adı altında Bayındırlık ve İskân Bakanlığı bütçesinde açılacak bir tertibe özel ödenek olarak kaydedilmekte ve vuku bulacak bir afetin gerektirdiği giderlerin bu kaynaktan karşılanması amaçlanmaktadır. Ayrıca, afet durumunda toplanan yardım ve bağışların, ilgili kurum bütçeleri aracılığıyla kullandırılmasını teminen Maliye Bakanlığına yetki verilmektedir.Bununla birlikte, afet tertiplerinin kullanımına dair bir yönetmelik çıkarılması da öngörülmektedir.

Diğer taraftan, AfetlerFonu tasfiye edildiğinden 7269 sayılı Kanunda gerekli düzenlemeler yapılmaktadır.

Tasarı/teklif madde 6

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

- Madde ile, Toplu Konut Fonunun tasfiyesi nedeniyle, 2985 sayılı Toplu Konut Kanunu ile belirlenen Fon gelirleri,Toplu Konut İdaresinin gelirleri olarak düzenlenmekte ve bu gelirlerin hangi amaçlar için kullanılacağı belirlenmektedir.

Diğer taraftan, 2985 sayılı Toplu Konut Kanununda, Toplu Konut İdaresinin Fonun kullanım alanlarında yararlanmak üzere, kredi alma yetkisi bulunmaktadır. Fon tasfiye edildiğinden, İdarenin bu yetkisi sadece yurt dışından kredi alacak şekilde yeniden düzenlenmekte ve ayrıca, mevcut durumda olduğu gibi İdarenin denetlenmesi yetkisi Yüksek Denetleme Kuruluna bırakılmaktadır.

Tasarı/teklif madde 7

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

- Madde ile, Elektrik Enerjisi Fonunun tasfiyesi nedeniyle Fonun gelirlerinin Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanlığı bütçesinde açılacak bir tertibe özel ödenek kaydedilmesi öngörülmektedir. Bu tertibe kaydedilen ödeneklerden, Kanunun yayımı tarihine kadar yürürlüğe girmiş olan Fon anlaşmalarından kaynaklanan yükümlülüklerin karşılanması planlanmaktadır.

Tasarı/teklif madde 8

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

- Madde ile, Serbest Bölgeleri Tesis ve Geliştirme Fonu tarafından yürütülen hizmetlerin, Fonun tasfiyesi nedeniyle aksamadan sürdürülebilmesini teminen, tasfiye edilen Fonun mevcut gelirlerinden bazılarının Dış TicaretMüsteşarlığı bütçesine özel ödenek kaydedilmesi ve bu ödeneklere ilişkin harcama usul ve esaslarının bir yönetmelikle düzenlenmesi öngörülmektedir.

Ayrıca, söz konusu Fonun tasfiye edilmesi nedeniyle, bu Kanunda yapılan düzenlemelere paralel olarak 3218 sayılı Kanunda gerekli değişiklikler yapılmaktadır.

Tasarı/teklif madde 9

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

- Madde ile, Çıraklık, Meslekî ve Teknik Eğitimi Geliştirme ve Yaygınlaştırma Fonu tarafından yürütülen hizmetlerin, Fonun tasfiyesi nedeniyle aksamadan sürdürülmesini teminen, bu Fonun mevcut gelirlerden bazılarının Millî Eğitim Bakanlığı bütçesine özel ödenek kaydedilmesi öngörülmekte ve buna paralel olarak 3308 sayılı Kanunda gerekli düzenlemeler yapılmaktadır.

Tasarı/teklif madde 10

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

- Madde ile, Küçük ve Orta Ölçekli Sanayi Geliştirme ve Destekleme Fonunun tasfiye edilmesi nedeniyle; Küçük ve Orta Ölçekli Sanayi Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığının gelir kaynakları, tasfiye edilen Fonun gelirleri paralelinde yeniden düzenlenmekte, 3624 sayılı Kanunda Fona ilişkin tanımlarda gerekli düzenlemeler yapılmaktadır. Ayrıca, İdare bütçesinin gelir, gider ve muhasebesine ilişkin usul ve esasların, çıkarılacak yönetmelikle belirlenmesi öngörülmektedir.

Tasarı/teklif madde 11

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

- Madde ile, 9.12.1984 tarihli ve 4059 sayılı Hazine Müsteşarlığı ile Dış TicaretMüsteşarlığı Teşkilât ve Görevleri Hakkında Kanun uyarınca SerbestBölgeleri Tesis ve Geliştirme Fonu ile Denetleme Aidatı Fonundan yapılmakta olan zorunlu ödemelerin bütçeden yapılması amaçlanmaktadır.

Diğer taraftan, İhracatı Geliştirme Fonunun tasfiye edilmesi nedeniyle, İhracatı Geliştirme etüt Merkezinin gelirleri, giderleri ve diğer hususlar yeniden düzenlenerek 9.12.1994 tarihli ve 4059 sayılı Kanuna bir madde eklenmek suretiyle teşkilât yapısı yeniden düzenlenmektedir. Ayrıca, Merkezin gelir, gider ve muhasebesine ilişkin usul ve esasların çıkarılacak yönetmelikle belirlenmesi öngörülmektedir.

Tasarı/teklif madde 12

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

- Madde ile, Mera Fonunun tasfiye edilmesi nedeniyle 4342 sayılı Kanunla verilen görevlerin gerçekleştirilmesini teminen, söz konusu tasfiye edilen Fonun gelir kaynakları yeniden düzenlenerek bu tutarların Bakanlık bütçesinde açılacak tertiplere özel ödenek kaydedileceği hüküm altına alınmaktadır.

Ayrıca, bu madde uyarınca yapılacak tahsilatlara ilişkin diğer hususlar ile Bakanlık bütçesine özel ödenek kaydedilen tutarların harcama usul ve esaslarının, çıkarılacak yönetmelikle düzenlenmesi öngörülmektedir.

Tasarı/teklif madde 13

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

- Madde ile, Özel Çevre Koruma Fonunun tasfiyesi sonrasında Fon gelirleri, Özel Çevre Koruma Kurumu Başkanlığına bırakılmakta ve Kurumun gelir ve giderlerine dair usul ve esasların çıkarılacak yönetmelikle belirlenmesi öngörülmektedir. Ayrıca, mevcut durumda olduğu gibi Kurumun denetlenmesi yetkisi Yüksek Denetleme Kuruluna bırakılmaktadır.

Tasarı/teklif madde 14

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

- A) Çıraklık, Meslekî ve Teknik Eğitimi Geliştirme ve Yaygınlaştırma Fonu tasfiye edildiğinden 3.6.1938 tarihli ve 3423 sayılı Kanunda gerekli düzenleme yapılmaktadır.

B) 7397 sayılı Sigorta Murakabe Kanununda değişiklik yapılmak suretiyle Denetleme Aidatı Fonu tasfiye edilmekte ve alınmakta olan denetleme aidatlarının aynı amaçla kullanılmak üzere özel gelir ve ödenek kaydedilmesi öngörülmektedir.

C) Petrol ürünlerinden alınmakta olan Akaryakıt Fiyat İstikrar Fonunun tasfiye edilmesi nedeniyle Fonun kuruluşuna esas teşkil eden 79 sayılı Kanunda, fon paylarının akaryakıt Fiyat İstikrar Payı olarak tahsil edilmesine devam olunması için gerekli düzenleme yapılmaktadır.

D) Maliye Bakanlığı bünyesinde faaliyetlerini sürdürmekte olan ve 4.1.1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanununun ek 13 üncü maddesi ile kurulmuş bulunan Gelir İdaresini Geliştirme Fonu kaldırılmakta ve bu Fondan yapılması gereken zorunlu ödemelerin bütçeden karşılanması öngörülmektedir.

E) Üniversite araştırma Fonlarının tasfiyesi kapsamında, bilimsel araştırmalar için fona tahsis olunmuş kamu kaynaklarının devam edebilmesi ve hatta daha fazla kaynağın bu amaçla ayrılabilmesi için araştırma projelerine bütçe ile tahsis edilen ödeneklerin yanı sıra üniversite döner sermayelerinden ayrılacak en az yüzde 10 nispetindeki bir kamu kaynağının da bu amaca tahsis edilmesi zorunluluğu getirilmek suretiyle üniversitelerin bilimsel araştırmalara daha fazla önem vermelerine imkân sağlanmaktadır.

Ayrıca, araştırma projelerinin seçilmesi, uygulanması ve izlenmesi ile ödeneklerin kullandırılmasına dair usul ve esasların, çıkarılacak yönetmelikle belirlenmesi öngörülmektedir.

F) Sanayi ve TicaretBakanlığı bünyesindeki tüm fonların tasfiye edilecek olması nedeniyle; 3143 sayılı Kanunda gerekli düzenleme yapılmaktadır.

G) 3418 sayılı Kanunun 39 uncu maddesinde yapılan değişiklikle; Maliye Bakanlığının Merkez Saymanlığına yatırılan payların tümünün, bütçe disiplinini temin etmek amacıyla bütçeye özel gelir ve özel ödenek kaydedilmesi sağlanmakta ve Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü ve Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu GenelMüdürlüğüne bu Kanun ile tahsis edilmiş payların Başbakanlık bütçesi yerine bu kurumların bütçelerine özel ödenek kaydedilmesi esası getirilmektedir.

H) Organize Sanayi Bölgeleri ve Küçük Sanat Siteleri İnşaat ve İşletme Giderleri Fonu tasfiye edileceğinden, 4562 sayılı Organize Sanayi Bölgeleri Kanununda gerekli düzenlemeler yapılmaktadır.

I) Çıraklık, Meslekî ve Teknik Eğitimi Geliştirme ve Yaygınlaştırma Fonu tasfiye edildiğinden, bu doğrultuda 3797 sayılı Millî EğitimBakanlığının Teşkilât ve Görevleri Hakkında Kanunda gerekli düzenlemeler yapılmaktadır.

Tasarı/teklif madde 15

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

- a) 118 sayılı Kanun ile düzenlenen İhracatı Geliştirme Fonu tasfiye edildiğinden bu Kanun yürürlükten kaldırılmaktadır.

b) 6.12.1984 tarihli ve 3100 sayılı Katma Değer Vergisi Mükelleflerinin Ödeme Kaydedici Cihazları Kullanmaları Mecburiyeti Hakkında Kanunun 9 uncu maddesinin (5) numaralı fıkrası ile oluşturulan ödeme kaydedici cihaz özel hesabının işlerliğini yitirmesi nedeniyle tasfiyesi amaçlanmaktadır.

c) Elektrik Enerjisi Fonunun tasfiyesine yönelik 4 üncü maddedeki düzenlemeye paralel olarak 3291 sayılı Kanunda gerekli düzenleme yapılmaktadır.

d) Afetler Fonunun tasfiye edilmesine yönelik 2 nci maddede yapılan düzenlemeye paralel olarak 4123 sayılı Kanunda gerekli değişiklikler yapılmaktadır.

e) Kaynak Kullanımını Destekleme Fonu tasfiye edileceğinden, bundan böyle yeni fon oluşturulmamasını teminen 4389 sayılı Bankalar Kanunu ile BakanlarKuruluna verilen fon kurma yetkisi kaldırılmaktadır.

Tasarı/teklif madde 16

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

- Madde ile, halen Gelir Vergisi Kanununun 38 inci maddesinde yer alan ve mükelleflerin işletmelerinde kayıtlı bulunan gayrimenkul, iştirak hisseleri ve amortismana tâbi diğer iktisadî kıymetleri elden çıkarmaları halinde bu iktisadî kıymetlerin maliyet bedelinin, iktisap edildikleri ve elden çıkartıldıkları yıllar hariç olmak üzere, yeniden değerleme oranında artırılmasını öngören düzenleme değiştirilmektedir.

Mükelleflerin işletmelerine kayıtlı iktisadî kıymetlerini elden çıkardıklarında, bu iktisadî kıymetlerin iktisap edildikleri ve elden çıkartıldıkları yıllar için endeksleme yapılmaması, enflasyon nedeniyle ortaya çıkan kârlar üzerinde aşırı bir vergi yükü oluşmasına neden olmakta ve mükelleflerin bu imkândan yararlanmasını sınırlamaktadır.

Yapılması öngörülen değişiklikte, elden çıkarılacak iktisadî kıymetlerin maliyet bedelinin aylık bazda ve toptan eşya fiyat endeksi dikkate alınarak artırılması suretiyle, mükelleflerin enflasyondan kaynaklanan kârları üzerinden vergileme yapılmaması sağlanmaktadır.

Diğer taraftan, halen geçici 28 inci maddede yer alan, “Rüçhan hakkı kullanılmak suretiyle edinilen hisse senetleri ile iştirak edilen kurumun ihtiyat akçeleri,banka provizyonları ve Vergi Usul Kanununa göre ayrılan yeniden değerleme fonlarının sermayeye ilavesi dolayısıyla bedelsiz alınan hisse senetlerinin en az iki yıl öncesinde iştirak edilen şirketlere ait olması halinde, rüçhan hakkı kullanılmak suretiyle edinilen veya bedelsiz alınan bu hisse senetleri iki yıl önce iktisap edilmiş sayılır.” hükmü, geçici 28 inci maddenin uygulama süresinin uzatılmayacağı hususu dikkate alınarak Gelir Vergisi Kanununun 38 inci maddesine taşınmakta ve böylece, rüçhan hakkı kullanılmak suretiyle edinilen veya bedelsiz alınan hisse senetlerinin ne zaman iktisap edilmiş olduğu konusunda uygulamada ortaya çıkabilecek tereddütlerin ve anlaşmazlıkların baştan önlenmesi amaçlanmaktadır.

Tasarı/teklif madde 17

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

A) Kurumlar Vergisi Kanununun 14 üncü maddesinin 7 numaralı bendinin birinci paragrafı değiştirilmek suretiyle, devir veya bölünme yoluyla infisah eden kurumların birikmiş zararlarının, belirli şartlar dahilinde devralan kurumlar tarafından mahsup edilmesine imkân sağlanmaktadır.

Yapılan düzenlemede, zarar mahsubu için başlıca üç şart öngörülmektedir.

Bunlar;

1. Devir veya bölünme suretiyle infisah eden kurumlar ile devralan kurumların aynı sektörde faaliyet göstermesi, 2. Devir veya bölünme suretiyle infisah eden kurumların son beş yıla ait kurumlar vergisi beyannamelerini kanunî sürede vermiş olması, 3. Mahsup edilecek zarar tutarının, devir veya bölünme tarihi itibariyle devrolan veya bölünen kurumun zarar dışındaki aktif toplamını geçmemesidir.

Bu düzenlemeye göre, örneğin tekstil sektöründe faaliyet gösteren bir kurumun varlıklarının devir veya bölünme suretiyle, demir-çelik sektöründe faaliyet gösteren bir kuruma intikal etmesi halinde, söz konusu kurumlar aynı sektörde faaliyet göstermediğinden, devralan kurum zarar mahsubu yapmayacaktır.

Esas faaliyet konusu demir-çelik üretimi olan kurumun ana sözleşmesini değiştirerek, tekstil üretimini de faaliyet konusuna dahil etmesi, sonucu değiştirmeyecektir.

Zarar mahsubu için, devir veya bölünme suretiyle infisah eden kurumların son beş yıla ait kurumlar vergisi beyannamelerini kanunî sürede vermiş olması, ikinci bir şart olarak öngörülmektedir. Böylece, beyannamelerini kanunî sürede veren ve vergi ödemelerini aksatmayan mükelleflerin korunması amaçlanmaktadır.

Zarar mahsubunda üçüncü şart olarak, mükelleflerin hiçbir faaliyeti olmayan, tamamen zararlı kurumları devralarak vergiden kaçınma yoluna gitmelerini önlemek ve zarar mahsup imkânının amacına uygun kullanımını sağlamak üzere, mahsup edilecek zarar tutarının, zarar dışındaki aktif toplamıyla sınırlandırılması öngörülmüştür. Bu düzenlemeye göre, aktif toplamı zarar dahil 1 000 birim, birikmiş zararı 700 birim olan bir kurumun devir veya bölünme suretiyle infisah etmesi halinde, devralan kurumun mahsup edebileceği zarar tutarı, zarar dışındaki aktif toplamı olan (1 000 - 700 =) 300 birim olacaktır.

B) Kurumlar Vergisi Kanununun 38 inci maddesi değiştirilmekte ve Avrupa Birliği mevzuatı da dikkate alınarak bölünme müessesesi vergi sistemimize dahil edilmektedir.

Yapılan düzenlemeyle, şirketlerin ortaklık yapılarını değiştirmeleri, aynı şirket bünyesinde yürütülen birden çok faaliyet alanını ayrıştırmaları, faaliyetlerine tahsis edilen varlıklarını kısmen veya tamamen elden çıkarmak suretiyle verimli olmayan alanlardan çıkmaları, ölçeklerini istedikleri şekilde ayarlayarak içsel ve dışsal ekonomilerden yararlanmaları ve belirli faaliyet alanlarında yoğunlaşarak uzmanlaşmaları amaçlanmaktadır.

Maddede yapılan düzenleme, bir şirketin tam veya kısmî bölünmesine imkân sağlamaktadır.

Maddenin (1) numaralı bendinde, tam mükellef bir sermaye şirketinin bütün mal varlığı, alacak ve borçlarının mukayyet değerleri üzerinden tam mükellefiyete tâbi mevcut veya yeni kurulacak iki veya daha fazla şirkete devrolunmak suretiyle şirketin tasfiyesiz dağılması hali öngörülmüştür. Tam bölünme olarak nitelendirilen bu halde, bölünen şirketin tüm mal varlığı taksim edilip iki veya daha fazla şirkete geçmekte ve bölünen şirketin ortakları devralan şirketlerin ortaklık paylarını iktisap etmektedir. Ayrıca, parantez içi hüküm ile bölünme işlemi sonucu devrolan şirketin ortaklarına belli miktarda nakit ödeme yapılması imkânı verilerek, hesapların kapatılması amacıyla yapılacak küçük miktarlardaki nakit ödemelerin bölünme işleminin vergisiz yapılmasını engellememesi sağlanmaktadır.

Maddede yer alan düzenlemeye göre, bölünen şirketin varlıkları mukayyet değer üzerinden bilançodan çıkarılacaktır. Vergi Usul Kanununun 265 inci maddesine göre mukayyet değer, bir iktisadî kıymetin muhasebe kayıtlarında yer alan hesap değeridir.Bu varlıklar, devir olan şirket tarafından da mukayyet değerleriyle kayıtlara intikal ettirilecektir. Böylece, bölünme işlemiyle gerçekte bir vergi ertelemesi yapılmış olmaktadır. Zira, varlıkları devralan şirket ilerde bunları elden çıkardığında satış bedeliyle kayıtlı bedel arasındaki fark kurum kazancına dahil edecektir.

Maddenin (2) numaralı bendinde kısmî bölünme öngörülmektedir. Buna göre, tam mükellef bir sermaye şirketi bilançosunda yer alan üretim tesisleri, hizmet işletmeleri ve bunlara bağlı gayrimaddî haklar ile hammadde, yarı mamul ve mamul mallar, gayrimenkuller ve iştirak hisselerini tam mükellef bir sermaye şirketine mukayyet değerleri üzerinden ayni sermaye olarak koyabileceklerdir.

Ayni sermaye olarak konulan varlıklar karşılığında devralan şirket kendi hisse senetlerini ayni sermaye koyan şirkete veya bunun ortaklarına verecektir.

Hisselerin şirketin ortaklarına verilmesi halinde, ayni sermaye olarak aktifinden bir varlık çıkan şirketin bilançosunun sermaye azaltılmasıyla dengelenmesi mümkün olabilecektir.

Maddenin (3) numaralı bendinde yer alan düzenleme, iki şirketin hisse senetlerinin karşılıklı değişimini öngörmektedir. Bu değişimin vergisiz yapılabilmesi için hisseleri toplayan tam mükellef şirketin, hisselerini topladığı şirketin yönetimini ve hisse senedi çoğunluğunu elde etmesi gerekmektedir. Bu iki şart bir arada aranacaktır.

Diğer taraftan bölünme işlemlerinde aktifi ve pasifi düzenleyici hesapların ilgili olduğu aktif veya pasif hesapla birlikte devredileceği hususuna da açıklık kazandırılmaktadır.

Şüphesiz ki, varlıkların mukayyet değer üzerinden diğer şirketlere intikal ettirilmesi bölünen şirketin ortaklarına varlıkların mukayyet değeri kadar bir hisse verilmesini gerektirmemektedir. Bölünen ve devralan şirketlerin karşılıklı olarak devre konu varlıkların değerlerini belirlemek suretiyle bölünen şirketin ortaklarının haklarını koruyacak bir değişim oranını tespit etmeleri gerekmektedir. Değiştirme oranının ise bölünen ve devralan şirketlerin hisselerinin gerçek değeri üzerinden belirleneceği tabiidir.

C) Kurumlar Vergisi Kanununun 39 uncu maddesi devir ve bölünme hallerini kapsayacak şekilde değiştirilmektedir.

Yapılan değişikliğe göre, devir ve bölünmenin bu maddede belirtilen şartlar çerçevesinde yapılması halinde, devrolunan veya bölünen kurumun devir ve bölünme tarihine kadar elde ettiği kazançlar vergilendirilecek olup, devir ve bölünmeden doğan kazanç hesaplanmayacak ve vergilendirilmeyecektir.

Buna göre, Kanunun 37 nci maddesine uygun olarak yapılacak devirlerde, devir tarihine kadar olan döneme ilişkin faaliyet sonuçları, 39 uncu madde uyarınca devrin tekemmülünü müteakip 15 gün içinde münfesih kurum ve birleşilen kurum tarafından müştereken imzalanmış bulunan kurumlar vergisi beyannamesi ile vergi dairesine intikal ettirilecektir. Bu beyannameye devir bilançosu, kâr ve zarar cetveli ile münfesih kuruma ait vergilerin ve vergilendirme ile ilgili ödevlerin devralan şirket tarafından üstlenildiğini gösteren bir taahhütname eklenecektir.

Vergilendirilmesi gereken devir tarihine kadar olan kazanç, devir ile ilgili şirket yetkili kurul kararının Ticaret Sicilinde tescil edildiği tarih itibarıyla hesaplanacaktır. Bu tarihten sonraki işlemlerden doğan kazanç, devralan kuruma ait olacaktır. Devir tarihine kadar olan kazanca ilişkin kurumlar vergisi beyannamesinin devir ile ilgili işlemlerin tamamlanarak ilan edildiği tarihten itibaren 15 gün içinde devir nedeniyle münfesih hale gelen kurumun bağlı olduğu vergi dairesine verilmesi gerekecektir.

Bu Kanunun 38 inci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendine göre gerçekleştirilen bölünmelerde de bölünen kurumun, sadece bölünme tarihine kadar olan kazancının vergilenmesi ve bölünmeden doğan kârın hesaplanmaması ve vergilendirilmemesi için devir sırasında yapılan işlemlerin, bölünme durumunda da gerçekleştirilmesi gerekmektedir. Buna göre, bölünen kurumun, bölünme tarihi itibariyle bilançosunun çıkarılarak kâr ve zararının tespit edilmesi ve bölünen kurum ile bu kurumun varlıklarını devralan kurumun müştereken imzalayacakları kurumlar vergisi beyannamesi ile bölünen kurumun bağlı olduğu vergi dairesine beyan edilecektir. Anılan beyanname, bölünme ile ilgili olarak Türk Ticaret Kanununa göre yapılması gereken işlemlerin ikmal edilmesi ve bu hususların ilan edilmesini takip eden 15 gün içinde verilecektir. Bu beyannameye göre münfesih kurum adına tahakkuk eden vergiler, bölünen kurumun varlıklarını devralan kurumlar tarafından 40 ıncı maddede yazılı sürelerde ödenecektir.

38 inci maddenin (2) ve (3) numaralı bentlerinde belirtilen işlemlerden doğan kazanç hesaplanmayacak ve vergilendirme yapılmayacaktır. Diğer taraftan bu bentler çerçevesinde yapılan bölünmelerde bölünen kurumun tüzel kişiliği devam ettiğinden bölünme tarihine kadar olan kıst dönem için beyanname verilmesi söz konusu olmayacaktır. Ancak, (2) numaralı bende göre kısmî bölünme yapan kurumun bölünme tarihine kadar tahakkuk etmiş veya edecek vergi borçlarından bu kurumun varlıklarını devralan kurumların devraldıkları varlığın nispetine bakılmaksızın müteselsilen sorumlu olacakları madde metninde açık bir şekilde ifade edilmektedir.

D) Kurumlar Vergisi Kanununun 42 nci maddesinin başlığı ile üçüncü fıkrası 39 uncu maddede yapılan değişikliğe paralel olarak bölünme hallerini de kapsayacak şekilde değiştirilmiştir.

E) Kurumlar Vergisi Kanununun geçici 28 inci maddesinin (a) bendinin üçüncü paragrafında yer alan ve stopaj oranını % 10'a kadar indirme hususunda Bakanlar Kuruluna yetki veren düzenleme değiştirilerek, bu yetkinin gerektiğinde işlem türleri de dikkate alınarak kullanılabilmesine imkân sağlanmakta ve ekonominin seyrine göre Bakanlar Kuruluna bu oranı % 5'e kadar indirme veya kanunî orana kadar artırma yetkisi verilmektedir.

Ayrıca, Kurumlar Vergisi Kanununun geçici 21 inci maddesinin (3) numaralı fıkrasında yer alan düzenleme Gelir Vergisi Kanununun 38 inci maddesine taşındığından söz konusu hükme gerek kalmamaktadır. Bu nedenle geçici 21 inci maddenin (3) numaralı fıkrası yürürlükten kaldırılmaktadır.

F) Kurumlar Vergisi Kanununun geçici 29 uncu maddesine eklenen (6) numaralı bent hükmüyle;

- Türkiye'de faaliyette bulunan bankaların aktifinde kayıtlı olan gayrimenkullerin ve iştirak hisselerinin satışından doğan ve bankanın sermayesine eklenen kazançlar, - Türkiye'de faaliyette bulunan bir bankanın ortağı olan tam mükellef bir sermaye şirketinin aktifine kayıtlı gayrimenkul ve iştirak hisselerinin satışından doğan ve ilgili bankanın sermayesine eklenen kazançlar, - Bu bankalara dolaylı olarak iştirak eden tam mükellef şirketlerin aktifine kayıtlı gayrimenkul ve iştirak hisselerinin satışından doğan ve ilgili bankanın sermayesine eklenen kazançlar, Kurumlar Vergisinden istisna edilmektedir.

Söz konusu istisnanın uygulanabilmesi için bu aktif kıymetlerin şirket kayıtlarında belirli bir süre kalmış olma şartı aranmayacaktır. Maddede belirtilen aktif kıymetlerin satışında satışın yapıldığı yılda elde edilen kazancın banka sermayesine ilave edilmesi gerekmektedir. Vadeli satış halinde satışın yapıldığı hesap dönemini takip eden ikinci hesap döneminin sonuna kadar tahsil edilerek sermayeye eklenilen kazanç tutarları da istisnadan yararlanacaktır. Belirtilen süre içerisinde sermayeye eklenmeyen kazançlar daha sonra tahsil edilip sermayeye eklenmiş olsa dahi bu kazanç kısmı için istisna uygulanmayacaktır. Geçici 29 uncu madde hükmü 31.12.2003 tarihine kadar uygulanacak geçici bir düzenleme olduğundan, bu tarihten sonra sermayeye eklenen tutarlar için istisna uygulanmayacaktır. Bu nedenle istisnadan yararlanmak için gerekli olan sermaye artırım işlemlerinin 31.12.2003 tarihine kadar gerçekleştirilmesi gerekmektedir.

Düzenlemeye göre kurumlar vergisi istisnasından yararlanan kazançlar üzerinden gelir vergisi tevkifatı da yapılmayacaktır.

Maddenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra maddede öngörülen işlemlerin yapılması halinde bu işlemler nedeniyle tapu ve kadastro harcı, damga vergisi, banka ve sigorta muameleleri vergisi alınmayacaktır. Ancak, kazancın belirli bir kısmının sermayeye ilavesi halinde bu istisnalar kazancın sermayeye ilave edilen kısmına isabet eden tutarlar için uygulanacaktır.

Bu bent hükmü ile Gelir Vergisi Kanununun 38 inci maddesinin son fıkrası hükmünün birlikte uygulanması mükerrerlik yaratacağından madde metninde bu hususa açıklık kazandırılmıştır. Dolayısıyla kurumlar bu hükümlerden bir tanesini tercih edebileceklerdir.

Tasarı/teklif madde 18

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

- A) Bu madde ile Katma Değer Vergisi Kanununun 17 nci maddesinin (4) numaralı fıkrasının (c) bendi değiştirilmektedir.

Katma Değer Vergisi Kanununun mevcut söz konusu bendinde, Gelir Vergisi Kanununun 81 inci maddesi ile Kurumlar Vergisi Kanununun 37 ve 39 uncu maddelerine göre yapılan devir işlemleri katma değer vergisinden istisna edilmiş bulunmaktadır. Kurumlar Vergisi Kanununda bölünme ile ilgili düzenlemeler çerçevesinde, Katma Değer Vergisi Kanununun sözü edilen (c) bendindeki istisnanın kapsamına bölünme işlemleri de dahil edilmiştir.

Öte yandan, mevcut düzenlemeye göre Katma Değer Vergisi Kanununun 17 nci maddesindeki işlemler kısmî istisna kapsamına girdiğinden bu işlemler dolayısıyla yüklenilen vergiler indirim konusu yapılamamakta, önceki dönemlerde indirim konusu yapılan vergilerin de işlem tarihi itibariyle indirim hesaplarından çıkarılarak beyan edilmesi ve vergi dairesine ödenmesi gerekmektedir. Bu durum şirketlere devir, birleşme, bölünme gibi işlemler nedeniyle getirilmek istenilen vergi kolaylığının ortadan kalkmasına yol açmaktadır.

Bu hususlar gözönüne alınarak sözü edilen (c) bendinde yapılan bir diğer değişiklikle, bent kapsamında vergiden istisna edilen işlemler dolayısıyla yüklenilen vergilerin indirimine imkân tanınmış ayrıca, işlemi yapanların işlem tarihi itibariyle devreden vergilerinin bulunması halinde bunların yeni işletmelerde indirim konusu yapılmasına imkân tanınmıştır.

B) Kurumlar Vergisi Kanununda bu Kanunla yapılan değişiklik ile banka sermayesine eklenmek kaydıyla gayrimenkullerin ve iştirak hisselerinin satışından doğan kazançlar vergiden istisna edilmektedir. Aynı işlemlerde katma değer vergisi istinasına imkân sağlamak için Katma Değer Vergisi Kanununun geçici 10 uncu maddesinde gerekli değişiklik yapılmaktadır.

Tasarı/teklif madde 19

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

- Maddede yapılan düzenleme ile Kurumlar Vergisi Kanununa göre yapılan birleşme, devir, bölünme ve hisse değişimi işlemleri sonucunda doğan kazançlar banka ve sigorta muameleleri vergisinden istisna edilmektedir.

Tasarı/teklif madde 20

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

- Maddede yapılan düzenleme ile halen 1318 sayılı Finansman Kanunun 3 üncü maddesinin (d) bendinde yer alan ve devir-birleşme, nevi değiştirme nedeniyle yeni şirkete devredilecek taşıtların taşıt alım vergisinden istisna edilmesini öngören hüküm bölünmeyi de kapsayacak şekilde genişletilmektedir.

Tasarı/teklif madde 21

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

- A) Damga Vergisi Kanununa ekli (1) sayılı tablonun I.3 numaralı bendinde yapılan değişikliğe paralel olarak Damga Vergisi Kanununun 22 nci maddesinin (a) bendinde yer alan sermaye artırımlarına ilişkin ifade madde metninden çıkarılmıştır.

B)Yapılan düzenleme ile anonim, eshamlı komandit ve limited şirket mukavelenamelerinden dilimler üzerinden alınan damga vergisi, tutarların güncelliğini yitirmesi ve basitliğin sağlanması amacıyla tek nispet haline getirilmiş ve kooperatif mukavelenameleri de bu kapsama alınmak suretiyle bu nevi mukavelenameler üzerindeki damga vergisi yükü azaltılmıştır.

C) Yapılan düzenleme ile anonim, eshamlı komandit ve limited şirketlerin sermaye artırımlarına ilişkin düzenlenen kâğıtlar istisna kapsamına alınmakta;

Kurumlar Vergisi Kanununa göre yapılan birleşme, devir ve bölünmeler nedeniyle düzenlenen kâğıtlar vergi dışı bırakılmakta, ayrıca bankalarca konut edinmek isteyenlere belirli şartlar altında kullandırılacak bireysel konut kredisi ile ilgili olarak düzenlenen kâğıtların 50 milyar lirayı aşmayan kısmı için damga vergisi istisnası getirilmek suretiyle bu nevi kredi kullananların finansman maliyeti azaltılmaktadır.

Tasarı/teklif madde 22

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

- A) Yapılan düzenleme ile şirketlerin Kurumlar Vergisi Kanununa göre yapacakları birleşme, devir ve bölünmeleri nedeniyle ortaya çıkabilecek harç yükümlülükleri ortadan kaldırılmaktadır.

B) Yapılan düzenleme ile (arsa ve arazi üzerine yeniden inşa olunacak bina vesair tesislerin tescili hariç) tapuda gerçekleştirilen her nevi cins ve kayıt tashihinde emlak vergisi değeri üzerinden ödenen nispi tapu harcı oranı indirilmektedir.

Tasarı/teklif madde 23

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

- Kurumlar Vergisi Kanununda yapılan değişikliğe paralel olarak bölünme sonucu yok olan hükmi şahsın varlıklarını devralan hükmi şahısların, bölünen kurumun yerine geçeceği hususuna açıklık getirmek amacıyla 6183 sayılı Kanunun 36 ncı maddesinde gerekli değişiklik yapılmaktadır.

Tasarı/teklif geçici madde 1

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

- Bu madde ile; 5254 sayılı Muhtaç Çiftçilere Ödünç Tohumluk Verilmesi Hakkında Kanun uyarınca tohumluk dağıtımıyla ilgili olarak yapılan uygulamaların, birden fazla bakanlık eliyle yürütülmesi sonucunda bu uygulamaların muhatapları ve tarafları arasında oluşmuş ve/veya oluşacak olan görev zararı kapsamında borç alacak ilişkisinin tasfiye edilmesi ve söz konusu tasfiye sonrasında Türkiye Cumhuriyeti Ziraat Bankası Anonim Şirketinin herhangi bir alacağının oluşmaması amaçlanmıştır.

Bu kapsamda; söz konusu Kanun çerçevesinde adı geçen Bankaca 2000 yılında kullandırılan kredilerin ana para ve faizleri ile birlikte bütçe kısıtları nedeniyle Tarım ve Köyişleri Bakanlığınca yıllar itibarıyla ödenemeyerek biriken Banka alacaklarının da Hazineden olan görev zararı alacaklarına eklenmek suretiyle, toplam görev zararı alacaklarının tespit edilmesi ve tespit edilen toplam alacakların 2001 Malî Yılı Bütçe Kanunu hükümleri uyarınca Hazinece tasfiyesi öngörülmektedir.

Tasarı/teklif geçici madde 2

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

- 2001/2202 sayılı Kararname kapsamında Türkiye Emlak Bankası Anonim Şirketince devredilen gayrimenkullerin bilanço değerlerinin yüksek olması durumunda, satışların düşük seviyede gerçekleşmesi sebebiyle, taşınmazları koruma güçlüğü ile karşılaşılacaktır. Taşınmazlarda yıpranmaya sebebiyet verecek bu durum neticesinde satışlar olumsuz yönde etkilenecektir.

Ayrıca güvenlik hususu ile ilgili yapılacak masrafların karşılanabilmesi ve aidat ödemelerinin yerine getirilebilmesinde de sorun yaşanabilecektir. Bununla birlikte bilanço değerlerinin taşınmazların rayiç değerlerinin üzerinde olması söz konusu taşınmazların pazarlama faaliyetlerini de menfi yönde etkileyecektir. Pazarlama ve reklam faaliyetleri artacak, gayrimenkullerin satışları güçleşecektir.

Türkiye Emlak Bankası Anonim Şirketi tarafından Başbakanlık Toplu Konut İdaresine devredilen gayrimenkuller ile ilgili bilanço değerleri üzerinden borçlanma senedi verileceğinden, bu senetlerin vadesi geldiğinde, ödenebilmesi için taşınmaz satışlarının sürekli nakde dönmesi gerekmektedir. Nakit akışında yaşanacak sorunlar, Toplu Konut İdaresi Başkanlığının ödeme dengesini bozacaktır.

İnşaatları devam eden projelerin hakediş ödemelerinin sağlıklı bir şekilde devam edebilmesi için Toplu Konut İdaresi Başkanlığı nakit akışının dengeli ve İdareye ilave bir maliyet getirmeyecek bir şekilde düzenlenmesi gerekmektedir. Bilanço değerleri üzerinden bir satış uygulamasına gidilmesi durumunda, satışın realize edilmesinde yaşanacak güçlükler nakit akışının aksamasına sebebiyet verecektir. Bu durumda müteahhit ödemelerinde gecikmeler olacak ve süre uzatımı, fiyat farkı gibi maliyet artırıcı yükümlülükler ile karşılaşılabilecektir. Ayrıca daha önce satışı yapılmış olan taşınmazların sözleşmelerde belirtilen tarihlerde teslim edilememesi gibi olumsuz durumlar da ortaya çıkabilecektir.

Söz konusu taşınmazların satışı ile amaçlanan sadece mülkiyet devri olmayıp, proje ve yerleşim yeri bazında sosyal donatılarıyla birlikte yaşanabilir kentsel çevreler yaratmaktır. Satışların realize edilememesi durumunda, bu hedefe de ulaşılamayacaktır.

Tasarı/teklif geçici madde 3

→ yürürlükteki geçici madde 3

- a) Kaynak Kullanımını Destekleme Fonu tasfiye edileceğinden önemli miktarlarda olan bu Fonun gelirlerinin, yeni bir düzenleme yapılıncaya kadar yürürlükten kaldırılan hükümlere göre tahsil edilmesine devam olunması ve genel bütçeye gelir yazılması amaçlanmaktadır.

Ayrıca madde ile, anılan Fonun kesinti oranlarının belirlenmesine dair 1211 sayılı Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Kanununda bulunan yetki kaldırıldığından, Bakanlar Kuruluna bu konu ile ilgili düzenleme yapma yetkisi verilmesi öngörülmektedir.

Diğer taraftan, Kaynak Kullanımını Destekleme Fonundan ihtisas kredilerine ödenmesi gereken destekleme primleri nedeniyle bankalara ödenmemiş birikmiş borçların, Hazinenin görev zararı borcu olarak kabul edilmesi ve bu borçların tasfiyesine ilişkin hükümler çerçevesinde işlem yapılması planlanmaktadır.

b) Ödeme Kaydedici Cihaz Özel Hesabı tasfiye edildiğinden, bu hesapta biriken mevcut nakdin bütçeye gelir yazılmak üzere Hazine hesaplarına intikali amaçlanmaktadır.

c) Bu Kanunla tasfiye edilen Akaryakıt Fiyat İstikrar Fonunun 31.12.2001 tarihine kadar tahakkuk eden, ancak ödenemeyen yükümlülüklerinin bütçeye bu amaçla konulacak ödenekten karşılanması öngörülmektedir.

d) Toplu Konut Fonunun tasfiye edilmesi nedeniyle, bu Fonun bazı gelirlerinin Hazine adına tahsiline devam edilerek Hazine hesaplarına intikali sağlanmaktadır. Ayrıca çeşitli mevzuatta Toplu Konut Fonuna yapılmış atıfların Toplu Konut İdaresine yapılmış sayılacağı belirtilmektedir.

e) 3418 sayılı Kanunun 39 uncu maddesinin (b) bendine göre 2001 yılı içinde tahakkuk etmiş gelirlerden yıl sonunda harcanmayan miktarların, ertesi yıl bütçesine devredilmesini teminen gerekli düzenleme yapılmaktadır.

f) Kamu Ortaklığı Fonu 23.5.2000 tarihli ve 4568 sayılı Kanun ile 1.1.2001 tarihi itibarıyla tasfiye edildiğinden, daha önce adı geçen Fonun kullanım alanları ile ilgili olarak sağlanmış Hazine garantili dış proje kredilerinin tasfiye tarihinden sonra devam eden geri ödemelerinin Hazine tarafından devralınarak gerçekleştirilmesi hususu düzenlenmektedir.

g) Bu Kanunla tasfiye edilen fonlar için, 1.1.2002 tarihinden itibaren tahsil edilecek genel bütçe vergi, resim ve harç gelirlerinden, 24.3.1988 tarihli ve 3418 sayılı Kanunun 39 uncu maddesi hariç olmak üzere pay ayrılmayacağı öngörülmektedir.

h) Bu Kanunla tasfiye edilen fonlardan finansmanı sağlanmak üzere yıllara sari olarak yapılan sözleşmelerde yer alan ve 1.1.2002 tarihinden sonrasına sirayet eden hak ve yükümlülüklerin ilgili idareler nezdinde devam etmesi ve söz konusu mevcut yükümlülükler nedeniyle bu tarihten sonra yapılması gereken ödemelerin, konsolide bütçeye dahil idareler için bütçede ilgili fonun hizmetine devamını sağlamak üzere açılacak tertip veya özel tertiplerden, diğer idarelerde ise bütçelerinden yapılması öngörülmektedir.

ı) Mera Fonunda halen hizmet akti ile çalıştırılmakta olan personelin geçici işçi statüsünde kanunun yürürlük tarihi itibarıyla Tarım ve Köyişleri Bakanlığına devredilmesi ve her türlü haklarının bu Bakanlık bütçesinden ödenmesi öngörülmektedir.

j) Bu Kanunla ve diğer mevzuatla tasfiye edilen fonlar hakkında, bu Kanunda düzenleme yapılmayan hususlarda, 21.2.2001 tarihli ve 4629 sayılı Kanunun geçici 1 inci maddesinin (A) fıkrasının (d) bendi ile (B), (C) ve (D) fıkraları hükümlerinin uygulanacağı düzenlenmektedir.

Tasarı/teklif madde 24

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

- a) 4603 sayılı Kanun 25.11.2000 tarihinde yürürlüğe girdiğinden Kanunun 1 inci maddesinin (A) ve (B) fıkralarının bu tarihten itibaren yürürlüğe girmesi amacıyla düzenleme yapılmıştır.

b) 4 ila 15 inci maddeler ile geçici 3 üncü maddenin (f) fıkrası dışındaki diğer fıkraları 1.1.2002 tarihinde yürürlüğe girecektir.

c) 23.5.2000 tarihli ve 4568 sayılı Kanun ile Kamu Ortaklığı Fonu tasfiye edildiğinden, bu Fonun kullanım alanları ile ilgili olarak daha önce sağlanmış olan Hazine garantili dış proje kredilerinin 1.1.2001 tarihinden sonrasına sirayet eden geri ödemelerinin Hazine tarafından devralınarak gerçekleştirilmesini teminen, geçici 3 üncü maddenin (f) fıkrasının yürürlük tarihi Kamu Ortaklığı Fonunun tasfiye tarihi olan 1.1.2001 olarak düzenlenmektedir.

d) Diğer maddeler yayımı tarihinde yürürlüğe girecektir.

Tasarı/teklif madde 25

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

- Yürütme maddesidir.