İçeriğe geç
Yürürlükte Değiştirici kanun 13. hâli

Hazineye Ait Taşınmaz Malların Değerlendirilmesi ve Katma Değer Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun

Kanun numarası
4706
Kabul tarihi
29.06.2001
Resmî Gazete
18.07.2001 / 24466
Düstur
5. tertip, cilt 40
Son değişiklik
07.05.2026
Madde sayısı
47

Metin içindeki değişiklik notlarından ve dipnotlardan derlenmiştir. Toplam 144 kayıt.

  1. 7 Mayıs 2026

    • Değişikliğin gerekçesi

      Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü tarafından belirlenen 958.00 metrelik maksimum su kotu dikkate alınarak Akşehir Gölünün Konya ili Akşehir ve Tuzlukçu ilçelerinde yer alan kıyı kesimine ait 4/4/1990 tarihli ve 3621 sayılı Kıyı Kanununun 9 uncu maddesi uyarınca Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından onaylanarak 4/1/2019 tarihinde tespit edilen kıyı kenar çizgisine göre kıyıda kalmayan ancak bu tarihten önce belirlenen kıyı kenar çizgilerine göre kıyıda kalmış olan yerlerde bulunan taşınmaz maliklerinin mülkiyet sorunlarının çözümlenmesi amacıyla 11/03/2021 tarihli ve 7297 sayılı Kanunun 3 üncü maddesi ile 4706 sayılı Kanuna geçici 27 inci madde eklenmişti.

      Düzenleme ile, Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü tarafından 958.00 metrelik maksimum su kotunun 956,3 m. olarak revize edilmesi üzerine Akşehir Gölü’nün Konya ili Akşehir ve Tuzlukçu ilçelerinde kalan kısmında 3621 sayılı Kıyı Kanununun 9 uncu maddesine göre Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından 27/4/2023 tarihinde yeni kıyı kenar çizgisi onaylanarak kesinleşmiştir.

      Yapılan düzenleme ile 27/4/2023 tarihli kıyı kenar çizgisi dikkate alınarak söz konusu taşınmazların mülkiyet sorunlarının çözümlenmesi amaçlanmaktadır.

  2. 2 Nisan 2026

    • Eklendi Madde 2 geçmişi (fıkra) 7577 sayılı Kanun, md. 7
      Değişikliğin gerekçesi

      Maddeyle, 4760 sayılı Kanuna ekli (IV) sayılı listeye bazı kıymetli taşlar eklenerek ÖTV kapsamına alınmaktadır.

  3. 20 Kasım 2025

    • Eklendi Geçici Madde 30 geçmişi 7565 sayılı Kanun, md. 9
      Değişikliğin gerekçesi

      4706 sayılı Kanunun geçici 23 üncü maddesi ile ilgili mevzuatı uyarınca kamu taşınmazları üzerinde kıyı yapıları dâhil turizm yatırımı gerçekleştirilmek amacıyla ilgili idarelerce adına kesin tahsis yapılan, kesin izin verilen ya da lehine irtifak hakkı tesis edilen, kullanma izni verilen veya kiralama yapılan yatırımcı ve işletmecilerin kesin tahsis, kesin izin, irtifak hakkı, kullanma izni veya kira sözleşmesi sürelerinin söz konusu kesin tahsis, kesin izin, irtifak hakkı, kullanma izni veya kira sözleşmesine ilişkin olarak varsa açılan davalardan tüm yargılama giderleri üstlenilerek kayıtsız ve şartsız olarak feragat edilmesi, ödenmesi gereken herhangi bir borcunun bulunmaması ve maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 1 (bir) yıl içinde, yani 28/11/2018 tarihine kadar başvurulması halinde yeniden sözleşme düzenlenmek suretiyle sözleşmenin düzenlendiği tarihten itibaren kırk dokuz yıla uzatılabileceği hüküm altına alınmıştır.

      Geçici 23 üncü madde kapsamında başvuruya ilişkin 1 (bir) yıllık süre öngörülmesine rağmen yatırımcılar tarafından süre uzatımı için gerekli yükümlülüklerin tamamlanmasına ve süre uzatım işlemlerinin sonuçlandırılmasına yönelik bir süre öngörülmemiştir.

      Kanuna eklenen geçici 30 uncu madde ile; geçici 23 üncü maddenin yürürlüğe girdiği tarihten bu yana yaklaşık 7 yıla yakın süre geçmesine rağmen halen süre uzatım işlemleri sonuçlandırılamayan kamu taşınmazlarının hukuki durumlarında ortaya çıkan belirsizliğin giderilmesi amacıyla kamu taşınmazları üzerindeki süre uzatım işlemlerinin maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren altı ay içinde sonuçlandırılacağına ve sonuçlandırılamayan kesin tahsis, kesin izin, irtifak hakkı, kullanma izinleri ile kira sözleşmeleri hakkında bu tarihten sonra süre uzatım işlemi yapılamayacağına yönelik düzenleme yapılmaktadır. Ayrıca, halihazırda madde hükümlerinden yararlanamayan yatırımcıların mağduriyetlerinin önlenmesini teminen son kez bir aylık süre verilerek bunların başvurularının da maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren altı ay içinde sonuçlandırılması amaçlanmaktadır.

  4. 13 Ekim 2022

    • Değiştirildi Madde 7 geçmişi (fıkra) 7418 sayılı Kanun, md. 28
      Eski ifade
      internet
      Yeni ifade
      bir internet haber sitesi
      Değişikliğin gerekçesi

      Maddenin (a) bendiyle, 5187 sayılı Kanunun 11 inci maddesinde düzenlenen “Cezai sorumluluk” hükmüne internet haber siteleri ibaresi, 13 üncü maddesinde düzenlenen “Hukukî sorumluluk” hükmüne internet haber siteleri ibaresi eklenmektedir. Diğer taraftan, 5187 sayılı Kanunun 15,18, 20, 21 ve 27 nci maddelerinde de değişiklikler yapılmaktadır.

      Maddenin (b) bendiyle, internet haber siteleri çalışanları da, 13/6/1952 tarihli ve 5953 sayılı Basın Mesleğinde Çalışanlarla Çalıştıranlar Arasındaki Münasebetlerin Tanzimi Hakkında Kanun kapsamına alınmaktadır.

      Maddenin (c) bendiyle, resmi ilanların, şartları Basın İlan Kurumu Genel Kurulunca belirlenecek internet haber sitelerinde de yayınlatılması amacıyla 1700 sayılı Dahiliye Memurları Kanununun 2/A maddesinde geçen ‘gazete’ ibaresinin yanına ‘internet haber sitesi’ ibaresi eklenmektedir.

      Maddenin (ç) bendiyle, 2004 sayılı Kanunun 166 ncı maddesinde değişiklik yapılarak resmi ilanların, şartları Basın İlan Kurumu Genel Kurulunca belirlenecek internet haber sitelerinde de yayınlatılması amaçlanmaktadır.

      Maddenin (d) bendiyle, resmi ilanların, şartları Basın İlan Kurumu Genel Kurulunca belirlenecek internet haber sitelerinde de yayınlatılması amacıyla 7201 sayılı Tebligat Kanununun 29 uncu maddesinde değişiklik yapılmaktadır.

      Maddenin (e) bendiyle, resmi ilanların, şartları Basın İlan Kurumu Genel Kurulunca belirlenecek internet haber sitelerinde de yayınlatılması amacıyla 213 sayılı Kanunun 104 üncü maddesinde geçen ‘gazete’ ibarelerinin yanına ‘ve bir internet haber sitesinde’ ibareleri eklenmektedir.

      Maddenin (f) bendiyle, resmi ilanların, şartları Basın İlan Kurumu Genel Kurulunca belirlenecek internet haber sitelerinde de yayınlatılması amacıyla 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 47 nci maddesinde geçen ‘Resmi Gazete’ ibaresinin yanına ‘internet haber sitesi’ ibaresi eklenmektedir.

      Gazetelerde yayınlatılan resmi ilanların tamamı gazetelerin internet haber sitesinde ve Basın İlan Kurumu İlan Portalında ücretsiz yayınlatılmaktadır. Basın İlan Kurumu İlan Portalı Yönetmeliğine göre bu şekilde üç mecrada yayınlanan ilanlar için tek ücret alınmaktadır. Personel alımı ilanlarının vatandaşların tek merkezden kolayca ulaşabilmesi maksadıyla Basın İlan Kurumu İlan Portalında da yayınlatılması amaçlanmaktadır.

      Maddenin (g) bendiyle, resmi ilanların, şartları Basın İlan Kurumu Genel Kurulunca belirlenecek internet haber sitelerinde de yayınlatılması amacıyla 1163 sayılı Kanunun 6 ncı maddesinde geçen ‘gazete’ ibaresinin yanına ‘internet haber sitesi’ ibaresi eklenmektedir.

      Maddenin (ğ) bendiyle, resmi ilanların, şartları Basın İlan Kurumu Genel Kurulunca belirlenecek internet haber sitelerinde de yayınlatılması amacıyla 2911 sayılı Kanunun 6 ncı maddesinde geçen ‘gazeteler’ ibaresinin yanına ‘internet haber sitesi’ ibaresi eklenmektedir.

      Maddenin (h) bendiyle, resmi ilanların, şartları Basın İlan Kurumu Genel Kurulunca belirlenecek internet haber sitelerinde de yayınlatılması amacıyla 2942 sayılı Kanunun 10 uncu maddesinde geçen ‘gazete’ ibaresinin yanına ‘internet haber sitesi’ ibaresi eklenmektedir. Ayrıca maddenin (h) bendiyle, resmi ilanların, şartları Basın İlan Kurumu Genel Kurulunca belirlenecek internet haber sitelerinde de yayınlatılması amacıyla 2942 sayılı Kanunun 19 uncu maddesinde geçen ‘gazete’ ibaresinin yanına ‘internet haber sitesi’ ibaresi eklenmektedir.

      Maddenin (ı) bendiyle, resmi ilanların, şartları Basın İlan Kurumu Genel Kurulunca belirlenecek internet haber sitelerinde de yayınlatılması amacıyla 3011 sayılı Kanunun 2 nci maddesinde değişiklik yapılmaktadır.

      Maddenin (i) bendiyle, resmi ilanların, şartları Basın İlan Kurumu Genel Kurulunca belirlenecek internet haber sitelerinde de yayınlatılması amacıyla 3402 sayılı Kanunun 2 ve 22 nci maddelerinde geçen ‘gazete’ ibarelerinin yanına ‘internet haber sitesi’ ibareleri eklenmektedir.

      Maddenin (j) bendiyle; 4706 sayılı Kanunun 7 nci maddesinde değişiklik yapılarak resmi ilanların, şartları Basın İlan Kurumu Genel Kurulunca belirlenecek internet haber sitelerinde de yayınlatılması amaçlanmaktadır.

      Maddenin (k) bendiyle, resmi ilanların, şartları Basın İlan Kurumu Genel Kurulunca belirlenecek internet haber sitelerinde de yayınlatılması amacıyla 4721 sayılı Kanunun 713 üncü maddesinde geçen ‘gazete’ ibaresinin yanına ‘internet haber sitesi’ ibaresi eklenmektedir.

      Maddenin (1) bendiyle, resmi ilanların, şartları Basın İlan Kurumu Genel Kurulunca belirlenecek internet haber sitelerinde de yayınlatılması amacıyla 6102 sayılı Kanunun çeşitli maddelerinde geçen ‘gazete’ ibarelerinin yanına ‘internet haber sitesi’ ibareleri eklenmektedir.

      Maddenin (m) bendiyle, resmi ilanların, şartları Basın İlan Kurumu Genel Kurulunca belirlenecek internet haber sitelerinde ve gazetede yayınlatılması amacıyla 7223 sayılı Kanunun 16 ncı maddesinde değişiklik yapılmaktadır.

  5. 1 Temmuz 2022

    • Değişikliğin gerekçesi

      Kanunsuz suç ve kanunsuz ceza olmaz ilkesi gereğince, idari para cezalarının düzenlendikleri kanunlarda kabahati oluşturan fiiller ile bu fiiller nedeniyle verilecek cezaların açıkça düzenlenmesi gerekmektedir. Ayrıca, verilen cezaların hangi sürede ödenmesi gerektiğine yönelik olarak idari para cezaları için genel usul kanunu olan 5326 sayılı Kabahatler Kanununda bir düzenleme olmamasından dolayı, cezanın düzenlendiği hususi kanunda ödeme süresine yönelik de düzenlemelerin bulunması icap etmektedir. Ancak, cezaların düzenlendiği hususi kanunlarda ödeme sürelerine bazen yer verilmemesi halinde cezaların hangi sürelerde ödeneceği hususundaki belirsizlik nedeniyle cezaya muhatap olanlarda ve cezayı tahsil edecek idarelerde duraksamalar oluşmaktadır.

      5326 sayılı Kabahatler Kanununda yapılacak bu düzenleme ile idari para cezaları için genel ödeme süresi belirlenerek, hususi kanunlarında ödeme süresi düzenlenmemiş olan idari para cezalarının hangi sürede ödeneceği konusundaki belirsizlik giderilmiş olacaktır.

      Ayrıca, 5326 sayılı Kanunun 17 nci maddesinin (6) numaralı fıkrasında, idari para cezaları için %25 oranında peşin ödeme indirimi düzenlemesi bulunmaktadır. Peşin ödeme indiriminden yararlanılabilmesi, kanun yoluna başvuru yani dava açma süresi içinde ödemenin yapılmış olma şartına bağlıdır.

      İdari para cezaları için öngörülmüş olan dava açma süreleri ile ödeme süreleri çoğunlukla farklı süreler şeklinde düzenlenmiştir. Kabahatler Kanununda idari para cezaları için dava açma süresi onbeş gün olarak düzenlenmiş olmasına rağmen, idari para cezalarının düzenlendikleri kanunlarda ödeme süreleri genellikle bir ay olarak düzenlenmiştir. Örneğin toplumdaki bireylerin genelinin muhatap olabilme olasılığı olan trafik idari para cezaları için öngörülmüş olan dava ve ödeme süreleri de bu şekildedir.

      İdari para cezasının muhatabına tebliği sonucunda, dava açma ve ödeme süreleri eş zamanlı olarak başlamaktadır. Dava açma süresinin ödeme süresinden daha kısa olduğu durumlarda, ödeme süresinin belli kısmı içinde yani dava açma süresi içinde yapılan ödemelere indirim uygulanırken, ödeme süresi içinde olmasına rağmen dava açma süresi geçtikten sonra yapılan ödemelere indirim uygulaması mümkün olmamaktadır. Bu durum cezaya muhatap olanlarla idareler arasında ihtilafların oluşmasına sebebiyet vermektedir.

      Buna karşın, bazı idari para cezaları için öngörülmüş olan ödeme süresi, dava açma süresinden daha kısa olabilmektedir. Örneğin, 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanununa göre verilen idari para cezaları için ödeme süresi bir ay olduğu halde dava açma süresi altmış gün olarak düzenlenmiştir. Bu durum ise süresinde ödenmemiş idari para cezaları için bir yandan takip yapılmasına bir yandan da indirim uygulanmasına neden olabilmektedir.

      Hali hazırdaki hüküm ile amaçlananın, peşin ödeme indiriminden dava açma süresi içinde yapılan ödemeler için yararlanılacağı düzenlenmiş olmasına rağmen, indirimden yararlanılmış olmasının dava açmaya mani olmadığı düzenlemesi dikkate alındığında, peşin ödeme indirimi ile dava açmanın önüne geçmekten ziyade cezaların tahsil kabiliyetlerinin arttırılması olduğu anlaşılmaktadır.

      Yukarıdaki gerekçelerden hareketle, idari para cezaları için tatbik edilecek peşin ödeme indiriminin;

      dava açma süresi içinde yapılan ödemeler yerine, ödeme süresi içinde yapılan ödemelere uygulanmasına yönelik düzenleme yapılması lüzumu doğmuştur.

  6. 8 Nisan 2022

    • Eklendi Madde 4 geçmişi (cümle) 7394 sayılı Kanun, md. 13
      Değişikliğin gerekçesi

      3194 sayılı Kanunun geçici 16 ncı maddesinde Yapı Kayıt Belgesi verilmesine ilişkin düzenlemeler yer almakta olup bu kapsamda Yapı Kayıt Belgesi verilmesine ilişkin süre 31/10/2018 tarihinde, Yapı Kayıt Belgesi alınan yapıların bulunduğu Hazine taşınmazlarının satışına ilişkin başvuru süresi 31/12/2019 tarihinde sona ermiştir.

      Madde ile;

      - Satın alma başvuru süresinin 31/12/2022 tarihine kadar uzatılması suretiyle vatandaşlarımıza yeniden başvuru yapma imkânı getirilmesi, - Satış bedellerinin tamamen veya kısmen peşin olarak ödenmesi halinde satış bedeline indirim uygulanması suretiyle vatandaşlarımıza ödeme konusunda kolaylık sağlanması, - Hazine taşınmazlarının hızlı bir şekilde ekonomiye kazandırılması, - Bu kapsamda yapılan satışlardan elde edilen gelirlerin yüzde yirmibeşinin Bakanlığın dönüşüm projeleri özel hesabına aktarılması suretiyle kentsel dönüşümün desteklenmesi, amaçlanmaktadır.

    • Eklendi Madde 4 geçmişi (fıkra) 7394 sayılı Kanun, md. 14
      Değişikliğin gerekçesi

      Maddeyle, üzerinde sınırlı ayni hak tesis edilen Hazine taşınmazlarının yatırımcılara satışında, kadastro ve imar uygulamaları sonucunda vatandaşların mülkiyetinde bulunan taşınmazlar ile hisseli hale gelmiş olan Hazine taşınmazlarının hissedarlarına satışında ve vatandaşların mülkiyetlerinde bulunan bazı taşınmazların tapu kayıtlarında yer alan tapu fazlalıklarının tapu maliklerine satışında satış bedelinin peşin olarak ödenmesi halinde satış bedeline indirim uygulanması, yasal düzenlemeler çerçevesinde niteliği gereği satılamayacak olanlar ile kamu kurumlarına tahsisli taşınmazlarda bulunan ticari üniteler, baz istasyonları ile ATM’lerin bulunduğu alanlar ve tarım arazileri gibi kiraya verilen alanlar hariç olmak üzere ticari faaliyetlerde kullanılmak üzere kiraya verilen Hazine taşınmazlarının satılabilmesi, en az üç yıl süreyle bu taşınmazları sözleşmeye dayalı olarak kullanan kiracılarının öncelikli alım hakkına sahip olmaları yönünde düzenleme yapılmak suretiyle Hazine taşınmazlarının peşin satışlarında tahsilatın hızlandırılması, mülkiyete ilişkin ihtilafların ortadan kaldırılması ve Hazine taşınmazlarının hızlı bir şekilde ekonomiye kazandırılması amaçlanmaktadır.

    • Eklendi Madde 5 geçmişi (cümle) 7394 sayılı Kanun, md. 15
      Değişikliğin gerekçesi

      Hazine taşınmazlarının satış bedelleri peşin veya taksitle ödenebilmekte olup ihale suretiyle yapılan satışlarda satış bedellerinin peşin ödenmesi halinde satış bedeline herhangi bir indirim uygulanmamaktadır. Maddeyle, 4706 sayılı Kanunun 4 üncü maddesi kapsamında yapılan satışlar hariç olmak üzere 2886 ve 6306 sayılı Kanunlara göre yapılan satışlarda satış bedelinin peşin olarak ödenmesi halinde satış bedeline yüzde yirmi indirim uygulanması, üzerinde yapılanma olan ve yapı sahipleri ile bunların kanunî veya akdi haleflerine satılmak üzere belediyelere devredilen taşınmazların satışında da satış bedelinin tamamının peşin ödenmesi hâlinde yüzde yirmi, en az yarısının ödenmesi hâlinde yüzde on indirim uygulanması ayrıca bu kapsamda yapı sahipleri ile bunların kanunî veya akdi haleflerine 6306 sayılı Kanun kapsamında yapılacak satışların da bu hükümler uygulanmak suretiyle gerçekleştirilmesi böylelikle satış bedelinin peşin ödenmesinin cazip hale getirilerek Hazine taşınmazlarının hızlı bir şekilde ekonomiye kazandırılması, tahsilatların hızlandırılması, Hazine taşınmazlarının yönetiminde etkinliğin ve verimliğin artırılması ve aynı kapsamda farklı kanunlar uyarınca gerçekleştirilen satış işlemleri arasında uygulama birliğinin sağlanması amaçlanmaktadır.

    • Eklendi Madde 5 geçmişi (cümle) 7394 sayılı Kanun, md. 15
      Değişikliğin gerekçesi

      Hazine taşınmazlarının satış bedelleri peşin veya taksitle ödenebilmekte olup ihale suretiyle yapılan satışlarda satış bedellerinin peşin ödenmesi halinde satış bedeline herhangi bir indirim uygulanmamaktadır. Maddeyle, 4706 sayılı Kanunun 4 üncü maddesi kapsamında yapılan satışlar hariç olmak üzere 2886 ve 6306 sayılı Kanunlara göre yapılan satışlarda satış bedelinin peşin olarak ödenmesi halinde satış bedeline yüzde yirmi indirim uygulanması, üzerinde yapılanma olan ve yapı sahipleri ile bunların kanunî veya akdi haleflerine satılmak üzere belediyelere devredilen taşınmazların satışında da satış bedelinin tamamının peşin ödenmesi hâlinde yüzde yirmi, en az yarısının ödenmesi hâlinde yüzde on indirim uygulanması ayrıca bu kapsamda yapı sahipleri ile bunların kanunî veya akdi haleflerine 6306 sayılı Kanun kapsamında yapılacak satışların da bu hükümler uygulanmak suretiyle gerçekleştirilmesi böylelikle satış bedelinin peşin ödenmesinin cazip hale getirilerek Hazine taşınmazlarının hızlı bir şekilde ekonomiye kazandırılması, tahsilatların hızlandırılması, Hazine taşınmazlarının yönetiminde etkinliğin ve verimliğin artırılması ve aynı kapsamda farklı kanunlar uyarınca gerçekleştirilen satış işlemleri arasında uygulama birliğinin sağlanması amaçlanmaktadır.

    • Eklendi Ek Madde 2 geçmişi (fıkra) 7394 sayılı Kanun, md. 16
      Değişikliğin gerekçesi

      4706 sayılı Kanunun ek 2 nci maddesinde Hazine taşınmazları üzerinde tesis edilecek irtifak hakları ile verilecek kullanma izinlerinde, irtifak hakkı veya kullanma izni bedellerine ilave olarak alınacak hasılat paylarına ilişkin düzenlemeler yer almakta olup, hasılat payının nasıl hesaplanacağı, hesaplanmasında dikkate alınacak unsurlar, hesaplanamaması durumunda izlenecek yöntem vb. konularda ise alt mevzuatta bazı düzenlemeler yapılmıştır. Ancak bahsi geçen konularda sadece alt mevzuatta düzenleme bulunması nedeniyle uygulanma sırasında bazı tereddütler meydana gelmekte olup söz konusu hususlarda yasal düzenleme yapılması gereği hasıl olmuştur. Bu kapsamda;

      hak lehdarı tarafından irtifak hakkı veya kullanma iznine konu Hazine taşınmazının dışında elde edilen gelirlerin hasılatın hesabında dikkate alınmamasına, taşınmazın üzerinde bulunan tesisin üçüncü kişilere kiraya verilmesi hâlinde hak lehtarından ve kiracılardan alınması gereken hasılat payına, yürütülen faaliyetin niteliği gereği yıllık hasılatın tespit edilememesi durumunda hasılat payının ne şekilde tespit edileceğine ilişkin olarak maddede daha açık ve ayrıntılı düzenleme yapmak suretiyle söz konusu konularda oluşan tereddütlerin giderilmesi, uygulamaya yön verilmesi, yatırımcıların yatırımlarını ve planlamalarını daha öngörülebilir şekilde yapmaları ve sözleşmeye konu mali yükümlülüklerin daha açık bir şekilde düzenlenmesi amaçlanmaktadır.

    • Değiştirildi Ek Madde 6 geçmişi 7394 sayılı Kanun, md. 17
      Eski ifade
      Maliye Bakanlığı
      Yeni ifade
      Bakanlık
      Değişikliğin gerekçesi

      Maddeyle, vatandaşlarımızın 4706 sayılı Kanunun ek 6 ncı maddesi kapsamında yapacakları kiralama başvurularına ilişkin sürenin kaldırılması ve 31/12/2019 tarihinden önce üç yıl süreyle Hazine taşınmazlarını kullanan vatandaşlarımızın madde kapsamından yararlanabilmelerinin sağlanması suretiyle vatandaşlarımıza yeniden başvuru yapma imkânı getirilmesi ve daha fazla vatandaşımızın madde kapsamından yararlanabilmeleri sağlanarak tarımsal üretimin desteklenmesi, vatandaşlarımızın ecrimisil ödemek suretiyle kullandığı tarım arazilerini sözleşmeye bağlı olarak kullanmaları ve tarımsal desteklemelerden yararlanabilmelerinin sağlanması amaçlanmaktadır.

    • Eklendi Geçici Madde 29 geçmişi 7394 sayılı Kanun, md. 18
      Değişikliğin gerekçesi

      Maddeyle, mahalli idarelere ve sosyal güvenlik kurumlarına ait konutların satışlarından elde edilen gelirler hariç olmak üzere, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığınca 2022 ve 2023 yıllarında ihalesi yapılacak kamu konutlarının satışlarından elde edilen gelirlerin genel bütçeye gelir kaydedilmesi amaçlanmaktadır.

    • Değiştirildi Madde 5 geçmişi (madde) 7394 sayılı Kanun, md. 15
      Eski ifade
      taksitle de ödenebilir
      Yeni ifade
      peşin veya taksitle ödenebilir
      Değişikliğin gerekçesi

      Hazine taşınmazlarının satış bedelleri peşin veya taksitle ödenebilmekte olup ihale suretiyle yapılan satışlarda satış bedellerinin peşin ödenmesi halinde satış bedeline herhangi bir indirim uygulanmamaktadır. Maddeyle, 4706 sayılı Kanunun 4 üncü maddesi kapsamında yapılan satışlar hariç olmak üzere 2886 ve 6306 sayılı Kanunlara göre yapılan satışlarda satış bedelinin peşin olarak ödenmesi halinde satış bedeline yüzde yirmi indirim uygulanması, üzerinde yapılanma olan ve yapı sahipleri ile bunların kanunî veya akdi haleflerine satılmak üzere belediyelere devredilen taşınmazların satışında da satış bedelinin tamamının peşin ödenmesi hâlinde yüzde yirmi, en az yarısının ödenmesi hâlinde yüzde on indirim uygulanması ayrıca bu kapsamda yapı sahipleri ile bunların kanunî veya akdi haleflerine 6306 sayılı Kanun kapsamında yapılacak satışların da bu hükümler uygulanmak suretiyle gerçekleştirilmesi böylelikle satış bedelinin peşin ödenmesinin cazip hale getirilerek Hazine taşınmazlarının hızlı bir şekilde ekonomiye kazandırılması, tahsilatların hızlandırılması, Hazine taşınmazlarının yönetiminde etkinliğin ve verimliğin artırılması ve aynı kapsamda farklı kanunlar uyarınca gerçekleştirilen satış işlemleri arasında uygulama birliğinin sağlanması amaçlanmaktadır.

  7. 20 Mayıs 2021

  8. 11 Mart 2021

    • Eklendi Geçici Madde 27 geçmişi 7297 sayılı Kanun, md. 3
      Değişikliğin gerekçesi

      Akşehir Gölünün Konya ili Akşehir ve Tuzlukçu ilçelerinde yer alan kıyı kesiminde 1970’li yıllardan itibaren yapılan kadastro çalışmaları ile şahıslara ait mülkiyetler ile kadastro harici bırakılmasına karar verilen yerler belirlenmiştir.

      Ancak, söz konusu alanda 1997 yılından itibaren farklı tarihlerde belirlenen kıyı kenar çizgilerine istinaden şahıslara ait tapu kayıtlarının iptali ve terkinine ilişkin işlemler yapılmıştır. Bu alanda henüz tapu iptal ve terkin davası açılmayan, tapu iptal ve terkin davası açılan ve davası devam veya açılan tapu iptal ve terkin davaları sonucunda tapusu iptal ve terkin edilen şahıslara ait taşınmazlar bulunmaktadır.

      Tapuları iptal ve tekin edilen şahıslardan bir kısmı tarafından tazminat davası açılmış olup, tazminat davası devam edenler olduğu gibi tazminat ödenenler de bulunmaktadır.

      Son olarak, DSİ tarafından belirlenen 958.00 metrelik maksimum su kotu dikkate alınarak Akşehir Gölü’nün Konya ili Akşehir ve Tuzlukçu ilçelerinde kalan 98 paftalık kısmında 3621 sayılı Kıyı Kanununun 9 uncu maddesine göre Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından 4/1/2019 tarihinde kıyı kenar çizgisi onaylanarak kesinleşmiştir.

      Yapılan düzenleme ile 4/1/2019 tarihli kıyı kenar çizgisi dikkate alınarak söz konusu taşınmaz maliklerinin mülkiyet sorunlarının çözümlenmesi amaçlanmaktadır.

      Öte yandan, aynı alan içerisinde yer alan ve daha önce yapılan kadastro çalışmaları sırasında kadastro harici bırakılan taşınmazların 3402 sayılı Kanunun ek 4 üncü maddesi hükümlerine göre kadastrosu yapılırak Hazine adına tescil edilmesi ve bu taşınmazların 4706 sayılı Kanunun ek 6 ncı maddesi hükümlerine göre kullanıcı veya muhdesat sahiplerine doğrudan kiralanabilmesi amaçlanmaktadır.

  9. 11 Kasım 2020

    • Değişikliğin gerekçesi

      4706 sayılı Kanuna 25/3/2020 tarihli ve 7226 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunla eklenen geçici 25 nci madde ile; covid-19 salgınının ülkemiz turizm sektörüne olumsuz etkilerinin azaltılmasına yönelik alınacak tedbirler çerçevesinde, kanunları uyarınca ilgili bakanlıklar tarafından üzerinde turizm tesisleri yapılmak üzere adlarına kamu arazisi tahsis edilen Kültür ve Turizm Bakanlığından belgeli yatırımcılar ve işletmecilerden; 1/4/2020 tarihi ile 30/6/2020 tarihi arasındaki dönemde tahsil edilmesi gereken kira, kesin izin, kesin tahsis, irtifak hakkı, kullanma izni, yararlanma, ilave yararlanma bedelleri ve hasılat payları ile Kültür ve Turizm Bakanlığından belgeli turizm tesislerinin yatırımcıları ve işletmecilerinden aynı dönemde tahsil edilmesi gereken ecrimisillerin ödeme sürelerinin altı ay ertelenmesi yönünde düzenleme yapılmıştır.

      Ancak, Dünya genelinde etkili olan covid-19 salgınının sona ermemiş olması ve bu durumun ülkemiz turizm sektörüne olumsuz etkilerinin halen devam etmesi nedeniyle; 4706 sayılı Kanunun geçici 25 nci maddesi kapsamında ödeme süreleri altı ay ertelenen bedeller ile 1/7/2020 tarihi ile 31/12/2020 tarihi arasındaki dönemde tahsil edilmesi gereken kira, kesin izin, kesin tahsis, irtifak hakkı, kullanma izni, yararlanma, ilave yararlanma bedelleri ve hasılat payları ile ecrimisillerin ödeme sürelerinin, başvuru şartı aranmaksızın bir yıl ertelenmesi, bu alacakların ertelenen süre sonuna kadar herhangi bir zam veya faiz uygulanmadan tahsil edilmesi ve bu döneme ilişkin tahsil edilen bedellerin ise iade edilmemesi yönünde düzenleme yapmak suretiyle ülkemiz turizm sektörünün desteklenmesi amaçlanmıştır.

  10. 25 Mart 2020

  11. 21 Aralık 2019

    • Eklendi Geçici Madde 23 geçmişi (cümleler) 7201 sayılı Kanun, md. 9
      Değişikliğin gerekçesi

      Madde ile;

      - Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından tabiat parkı ve milli parklarda yirmi dokuz yıl süreyle yatırımcılara kiraya verilen konaklama unsuru içeren mesire yerleri ile ilgili bakanlıklar tarafından yatırımcılara kesin izin verilmek, kesin tahsis yapılmak, irtifak hakkı tesis edilmek, kullanma izni verilmek ve kiralamak suretiyle tahsis edilen kamu taşınmazları üzerinde yapılan kamping ve günübirlik turizm tesislerinin (mekanik tesis hatları ve bu hatların günübirlik tesisleri hariç) tahsisine ilişkin düzenlenen sözleşmelerin sürelerinin; bu tesislerin diğer turizm tesislerine oranla toplam yatırım ve işletme maliyetinin daha düşük ve yatırımın geri dönüş süresinin daha az olması nedeniyle, uzatılan süreler dâhil toplam yirmi yıl olarak yeniden düzenlenmesi, - İşlemleri henüz sonuçlanmayanlar hakkında da bu sürenin uygulanacağı yönünde düzenleme yapılarak, aynı durumdaki turizm yatırımcıları ve işletmecileri arasında eşitliğin sağlanması, - Uludağ gibi kayak tesislerinin olduğu yerlerde teleferik telesiyej gibi mekanik tesis hatlarının yatırım maliyetlerinin yüksek olması nedeniyle ekonomik açıdan elverişli olmayacağından 20 yıllık süre kısıtlamasından hariç tutulması, amaçlanmaktadır.

  12. 4 Temmuz 2019

    • Yürürlükten kaldırıldı Madde 4 geçmişi (üçüncü cümle) 7181 sayılı Kanun, md. 16
      Değişikliğin gerekçesi

      4706 sayılı Kanunda yapılan değişiklik ile; belediye ve mücavir alan sınırları içinde yer alan ve imar planı bulunmayan veya imar planında tarımsal amaca ayrılan Hazineye ait tarım arazilerinin satışında başvuru süresinin uzatılması; satılan tarım arazilerinin otuz yıl içerisinde üç yıl aralıksız olarak tarımsal amaçla kullanılmaması halinde satış işleminin iptal edilerek taşınmazın resen Hazine adına tescil edilmesi ve ödenen bedelin faizsiz olarak kayıt malikine iade edilmesi sağlanarak bu arazilerin tarım dışı amaçla kullanılmasının ve atıl bırakılmasının önlenmesi; ayrıca satış bedeli, ödeme şekli, taksit süresi ve sayısı, uygulanacak faiz oranı ve diğer hususlarda 6292 sayılı Kanunun belediye ve mücavir alan sınırları dışında yer alan Hazineye ait tarım arazilerinin ve tarımsal amaçla kullanılan 2/B arazilerinin satışına ilişkin hükümlerinin kıyasen uygulanması, bu sayede belediye ve mücavir alan sınırları içinde ve dışında yer alan söz konusu arazilerin satışında satış bedeli, ödeme şekli, taksit süresi ve sayısı, uygulanacak faiz oranı gibi hususlarda uygulama birliğinin sağlanması amaçlanmaktadır.

    • Yürürlükten kaldırıldı Madde 4 geçmişi (dördüncü cümle) 7181 sayılı Kanun, md. 16
      Değişikliğin gerekçesi

      4706 sayılı Kanunda yapılan değişiklik ile; belediye ve mücavir alan sınırları içinde yer alan ve imar planı bulunmayan veya imar planında tarımsal amaca ayrılan Hazineye ait tarım arazilerinin satışında başvuru süresinin uzatılması; satılan tarım arazilerinin otuz yıl içerisinde üç yıl aralıksız olarak tarımsal amaçla kullanılmaması halinde satış işleminin iptal edilerek taşınmazın resen Hazine adına tescil edilmesi ve ödenen bedelin faizsiz olarak kayıt malikine iade edilmesi sağlanarak bu arazilerin tarım dışı amaçla kullanılmasının ve atıl bırakılmasının önlenmesi; ayrıca satış bedeli, ödeme şekli, taksit süresi ve sayısı, uygulanacak faiz oranı ve diğer hususlarda 6292 sayılı Kanunun belediye ve mücavir alan sınırları dışında yer alan Hazineye ait tarım arazilerinin ve tarımsal amaçla kullanılan 2/B arazilerinin satışına ilişkin hükümlerinin kıyasen uygulanması, bu sayede belediye ve mücavir alan sınırları içinde ve dışında yer alan söz konusu arazilerin satışında satış bedeli, ödeme şekli, taksit süresi ve sayısı, uygulanacak faiz oranı gibi hususlarda uygulama birliğinin sağlanması amaçlanmaktadır.

    • Değiştirildi Madde 4 geçmişi (beşinci cümle) 7181 sayılı Kanun, md. 16
      Eski ifade
      bu fıkranın yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir yıl içerisinde
      Yeni ifade
      31/12/2019 tarihine kadar
      Değişikliğin gerekçesi

      4706 sayılı Kanunda yapılan değişiklik ile; belediye ve mücavir alan sınırları içinde yer alan ve imar planı bulunmayan veya imar planında tarımsal amaca ayrılan Hazineye ait tarım arazilerinin satışında başvuru süresinin uzatılması; satılan tarım arazilerinin otuz yıl içerisinde üç yıl aralıksız olarak tarımsal amaçla kullanılmaması halinde satış işleminin iptal edilerek taşınmazın resen Hazine adına tescil edilmesi ve ödenen bedelin faizsiz olarak kayıt malikine iade edilmesi sağlanarak bu arazilerin tarım dışı amaçla kullanılmasının ve atıl bırakılmasının önlenmesi; ayrıca satış bedeli, ödeme şekli, taksit süresi ve sayısı, uygulanacak faiz oranı ve diğer hususlarda 6292 sayılı Kanunun belediye ve mücavir alan sınırları dışında yer alan Hazineye ait tarım arazilerinin ve tarımsal amaçla kullanılan 2/B arazilerinin satışına ilişkin hükümlerinin kıyasen uygulanması, bu sayede belediye ve mücavir alan sınırları içinde ve dışında yer alan söz konusu arazilerin satışında satış bedeli, ödeme şekli, taksit süresi ve sayısı, uygulanacak faiz oranı gibi hususlarda uygulama birliğinin sağlanması amaçlanmaktadır.

    • Değişikliğin gerekçesi

      4706 sayılı Kanunda yapılan değişiklik ile; belediye ve mücavir alan sınırları içinde yer alan ve imar planı bulunmayan veya imar planında tarımsal amaca ayrılan Hazineye ait tarım arazilerinin satışında başvuru süresinin uzatılması; satılan tarım arazilerinin otuz yıl içerisinde üç yıl aralıksız olarak tarımsal amaçla kullanılmaması halinde satış işleminin iptal edilerek taşınmazın resen Hazine adına tescil edilmesi ve ödenen bedelin faizsiz olarak kayıt malikine iade edilmesi sağlanarak bu arazilerin tarım dışı amaçla kullanılmasının ve atıl bırakılmasının önlenmesi; ayrıca satış bedeli, ödeme şekli, taksit süresi ve sayısı, uygulanacak faiz oranı ve diğer hususlarda 6292 sayılı Kanunun belediye ve mücavir alan sınırları dışında yer alan Hazineye ait tarım arazilerinin ve tarımsal amaçla kullanılan 2/B arazilerinin satışına ilişkin hükümlerinin kıyasen uygulanması, bu sayede belediye ve mücavir alan sınırları içinde ve dışında yer alan söz konusu arazilerin satışında satış bedeli, ödeme şekli, taksit süresi ve sayısı, uygulanacak faiz oranı gibi hususlarda uygulama birliğinin sağlanması amaçlanmaktadır.

    • Değişikliğin gerekçesi

      4706 sayılı Kanunun 5 inci maddesinin altıncı fıkrasında yapılan değişiklikle; Kanun kapsamında Hazineye intikal eden yapı ve tesislerin satışında, yapı ve tesislerin bedelinin yapı yaklaşık maliyet bedelinin yüzde beşi olarak hesaplanması amaçlanmaktadır.

    • Yürürlükten kaldırıldı Geçici Madde 22 geçmişi (ikinci cümle) 7181 sayılı Kanun, md. 18
      Değişikliğin gerekçesi

      Madde ile, İstanbul ili Silivri ve Çatalca ilçelerinde bulunan Hazineye ait taşınmazların geçici 22 nci madde kapsamında yapılacak satışlarında başvuru süresinin uzatılması; satış bedeli, ödeme şekli, taksit süresi ve sayısı, uygulanacak faiz oranı ve diğer hususlarda 6292 sayılı Kanunun Hazineye ait tarım arazilerinin satışına ilişkin hükümlerinin kıyasen uygulanması sağlanarak benzer kanunlarda yer alan düzenlemelerde uygulama birliğinin sağlanması amaçlanmaktadır.

    • Yürürlükten kaldırıldı Geçici Madde 22 geçmişi (üçüncü cümle) 7181 sayılı Kanun, md. 18
      Değişikliğin gerekçesi

      Madde ile, İstanbul ili Silivri ve Çatalca ilçelerinde bulunan Hazineye ait taşınmazların geçici 22 nci madde kapsamında yapılacak satışlarında başvuru süresinin uzatılması; satış bedeli, ödeme şekli, taksit süresi ve sayısı, uygulanacak faiz oranı ve diğer hususlarda 6292 sayılı Kanunun Hazineye ait tarım arazilerinin satışına ilişkin hükümlerinin kıyasen uygulanması sağlanarak benzer kanunlarda yer alan düzenlemelerde uygulama birliğinin sağlanması amaçlanmaktadır.

    • Değişikliğin gerekçesi

      Madde ile, İstanbul ili Silivri ve Çatalca ilçelerinde bulunan Hazineye ait taşınmazların geçici 22 nci madde kapsamında yapılacak satışlarında başvuru süresinin uzatılması; satış bedeli, ödeme şekli, taksit süresi ve sayısı, uygulanacak faiz oranı ve diğer hususlarda 6292 sayılı Kanunun Hazineye ait tarım arazilerinin satışına ilişkin hükümlerinin kıyasen uygulanması sağlanarak benzer kanunlarda yer alan düzenlemelerde uygulama birliğinin sağlanması amaçlanmaktadır.

    • Eski ifade
      bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren iki yıl içerisinde
      Yeni ifade
      31/12/2019 tarihine kadar
      Değişikliğin gerekçesi

      Madde ile, İstanbul ili Silivri ve Çatalca ilçelerinde bulunan Hazineye ait taşınmazların geçici 22 nci madde kapsamında yapılacak satışlarında başvuru süresinin uzatılması; satış bedeli, ödeme şekli, taksit süresi ve sayısı, uygulanacak faiz oranı ve diğer hususlarda 6292 sayılı Kanunun Hazineye ait tarım arazilerinin satışına ilişkin hükümlerinin kıyasen uygulanması sağlanarak benzer kanunlarda yer alan düzenlemelerde uygulama birliğinin sağlanması amaçlanmaktadır.

  13. 29 Kasım 2018

    • Eklendi Madde 4 geçmişi (fıkra) 7153 sayılı Kanun, md. 20
      Eski ifade
      Maliye
      Yeni ifade
      Hazine ve Maliye
      Değişikliğin gerekçesi

      Madde ile, kanun kapsamında satışa konu olan kamu konutlarından kat irtifakı kurulmuş olanların da bağımsız bölümler halinde satılabilmesi ve bu konutlarda oturanların öncelikli alım hakkından yararlanabilmeleri öngörülmektedir.

      Madde ile ayrıca, kamu konutlarının ekonomiye kazandırılması işlemlerinin hızlandırılması, ekonomik konjonktürün gereklerine ve satışa konu kamu konutunun hukuki ve fiili durumuna göre alternatif finansman modellerinin geliştirilmesine katkı sağlanması amacıyla Kanun kapsamında yapılan kamu konutları satışları için satış bedelinin ödenme şekli ve süresine, taksitli satışlarda uygulanacak faize ve diğer hususlara ilişkin usul esas belirleme yetkisinin mahalli idarelere ait konutlar için ilgili idarelere, diğerleri için Bakanlığa verilmesi öngörülmektedir.

    • Değiştirildi Madde 4 geçmişi (fıkra) 7153 sayılı Kanun, md. 20
      Eski ifade
      uygulamaya
      Yeni ifade
      ihale bedelinin taksit süresi, sayısı, uygulanacak faiz oranı ve diğer hususlara
      Değişikliğin gerekçesi

      Madde ile, kanun kapsamında satışa konu olan kamu konutlarından kat irtifakı kurulmuş olanların da bağımsız bölümler halinde satılabilmesi ve bu konutlarda oturanların öncelikli alım hakkından yararlanabilmeleri öngörülmektedir.

      Madde ile ayrıca, kamu konutlarının ekonomiye kazandırılması işlemlerinin hızlandırılması, ekonomik konjonktürün gereklerine ve satışa konu kamu konutunun hukuki ve fiili durumuna göre alternatif finansman modellerinin geliştirilmesine katkı sağlanması amacıyla Kanun kapsamında yapılan kamu konutları satışları için satış bedelinin ödenme şekli ve süresine, taksitli satışlarda uygulanacak faize ve diğer hususlara ilişkin usul esas belirleme yetkisinin mahalli idarelere ait konutlar için ilgili idarelere, diğerleri için Bakanlığa verilmesi öngörülmektedir.

  14. 2 Temmuz 2018

  15. 11 Mayıs 2018

    • Değişikliğin gerekçesi

      Madde ile, imar planı bulunmayan veya imar planında tarımsal amaca ayrılan Hazineye ait tarım arazilerini en az üç yıldan beri tarımsal amaçla kullandığı 31/12/2017 tarihinden önce Maliye Bakanlığınca tespit edilen ve başvuru tarihi itibarıyla kullanımlarının halen devam ettiği belirlenen kullanıcılarına cari yıl ecrimisil bedelinin yarısı üzerinden on yıla kadar doğrudan kiralanması ve kira süresi sonunda yükümlülüklerini yerine getirdiği tespit edilen ve talepte bulunan kiracıların kira süresinin uzatılması veya bu arazilerin kiracılara doğrudan satılabilmesi imkanı getirilerek tarımsal üretimin artırılması ve vatandaşlarımız ile Devletimiz arasındaki buna bağlı ihtilafların çözümlenmesi amaçlanmıştır.

  16. 21 Mart 2018

  17. 18 Ocak 2018

    • İptal edildi Madde 7/B geçmişi Anayasa Mahkemesi kararı (E.2017/89 K.2018/5)

      1/3/2018 tarihli ve 30347 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 18/1/2018 tarihli ve E.: 2017/89, K.: 2018/5 sayılı Kararı ile bu fikranın dördüncü cümlesinde yer alan “…bedelsiz…” ibaresi ile bu ibarenin iptali nedeniyle uygulama imkanı kalmamış olan “…ve…” ibaresi iptal edilmiştir.

  18. 28 Kasım 2017

  19. 18 Mayıs 2017

    • Değişikliğin gerekçesi

      Madde ile; İstanbul ili, Silivri İlçesine bağlı Sayalar, Danamandıra ve Çayırdere Köyleri ile Çatalca ilçesi Hallaçlı, Gümüşpınar, Aydınlar, Karamandere ve Yaylacık Köylerinin eski köy yerleşim alanları ile Çatalca ilçesi Binkılıç Mahallesinin yerleşim alanında bulunan, üzerlerinde vatandaşlarımıza ait ev, ahır ve müştemilatları bulunan ve yüzölçümü beşbin metre kareye kadar olan Hazineye ait taşınmazlar ile yüzölçümü daha büyük olan taşınmazları ifrazı mümkün olan en fazla beşbin metrekareye kadar ki kısmının; 19/7/2003 tarihinden önce kullanılıyor olması ve kullanımın halen devam etmesi kaydıyla ve bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren iki yıl içerisinde bu taşınmazları satın almak için idareye başvuruda bulunulması halinde kullanıcılarına veya bunların kanuni haleflerine rayiç bedel üzerinden doğrudan satılabilmesi imkanı getirilerek, bu köyler ile mahalle halkının 130 yıldır süren mülkiyete ilişkin mağduriyetlerinin giderilmesi amaçlanmıştır.

  20. 18 Ocak 2017

    • Değiştirildi Ek Madde 4 geçmişi 6770 sayılı Kanun, md. 22
      Değişikliğin gerekçesi

      4706 sayılı Kanunun ek 4 üncü maddesine eklenmesi öngörülen fıkra ile Bakanlar Kurulunca vergi muafiyeti tanınan ve öğrencilere yönelik eğitim ve yurt temini faaliyeti bulunan vakıflardan Gençlik ve Spor Bakanlığı, Maliye Bakanlığı ve Milli Eğitim Bakanlığı tarafından müştereken belirlenen şartları sağlayanlar lehine, kuruluş amaçlarına uygun olarak kullanılmak üzere mülkiyeti Hazineye veya kamu kurum ve kuruluşlarına âit taşınmazlar üzerinde kırkdokuz yıl süre ile bedelsiz irtifak hakkı tesis edilebilmesi veya Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerler üzerinde bunlar adına bedelsiz kullanma izni verilmesi sağlanmaktadır. Bedelsiz şekilde verilen bu yerlerden ayrıca hasılat payı alınmaması öngörülmektedir. Vakfın kuruluş amaçlarını gerçekleştirmesine yardımcı olmak üzere irtifak hakkı tesis edilen veya kullanım izni verilen taşınmazlardan gelir elde edilmesi halinde, bu gelirin tamamının münhasıran öğrencilere yönelik eğitim kurumlarının veya yurtların yapım, bakım, onarım, işletim ve benzeri giderlerinin karşılanmasında kullanılma şartı getirilmektedir.

    • Eklendi Geçici Madde 21 geçmişi 6770 sayılı Kanun, md. 23
      Değişikliğin gerekçesi

      4706 sayılı Kanuna eklenmesi öngörülen geçici madde ile, maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerler ile mülkiyeti Hazineye veya kamu kurum ve kuruluşlarına ait taşınmazlar üzerinde bedelli olarak tesis edilen irtifak hakları veya kullanma izinlerinin, 4706 sayılı Kanunun ek 4 üncü maddesinin ikinci fikrasında öngörülen şartları taşıyanların maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir yıl içinde talepte bulunmaları halinde, hasılat payı alınmaksızın kırkdokuz yıl süreli bedelsiz irtifak hakkına veya kullanma iznine dönüştürülmesine imkân sağlanmaktadır.

    • Değiştirildi Madde 5 geçmişi (fıkra) 6770 sayılı Kanun, md. 21
      Eski ifade
      31.12.2000
      Yeni ifade
      19/7/2003
      Değişikliğin gerekçesi

      18/7/2001 tarihinde yürürlüğe giren 4706 sayılı Hazineye Ait Taşınmaz Malların Değerlendirilmesi ve Katma Değer Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun, 19/7/2003 tarihinde yürürlüğe giren 3/7/2003 tarihli ve 4916 sayılı Kanunun 4 üncü maddesi ile değiştirilen 5 inci maddesinin altıncı fıkrasında; belediye ve mücavir alan sınırları içinde olan Hazineye ait taşınmazlardan 31/12/2000 tarihinden önce üzerinde yapılanma olanların, öncelikle yapı sahipleri ile bunların kanuni veya akdi haleflerine satılmak ya da genel hükümlere göre değerlendirilmek üzere ilgili belediyelere bedelsiz olarak devredileceği, belediyeler tarafından da bu taşınmazların öncelikle üzerindeki yapı sahipleri ile bunların kanuni veya akdi haleflerine rayiç bedel üzerinden doğrudan satılacağı yönünde hükme yer verilmiş ve ayrıca fıkrada, ödeme koşulları ile diğer konularda düzenleme yapılmıştır.

      Aynı maddenin son fıkrasında ise maddenin yürürlüğe girdiği tarihten yani anılan maddede değişiklik yapan 3/7/2003 tarihli ve 4916 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği tarih olan 19/7/2003 tarihinden sonra Hazineye ait taşınmazların üzerinde yapılan her türlü yapı ve tesislerin başka bir işleme gerek kalmaksızın Hazineye intikal edeceğine ilişkin hükme yer verilmiştir.

      Bu hükümler uyarınca 31/12/2000 tarihinden önce üzerinde yapılanma olan Hazineye ait taşınmazların bedelsiz olarak ilgili belediyelere devredilmesi ve belediyeler tarafından da öncelikle üzerinde ev, işyeri gibi yapı yapan vatandaşlarımıza rayiç bedel üzerinden doğrudan yani ihalesiz ve uygun ödeme koşulları ile satılarak bu vatandaşlarımızın mağduriyetlerinin giderilmesi mümkün olabilmesine karşılık, 31/12/2000 ila 19/7/2003 tarihleri arasındaki dönemde Hazine taşınmazları üzerinde ev, işyeri gibi yapı yapan vatandaşlarımız aynı statüde olmalarına rağmen, bu taşınmazların belediyelere devredilmesi ve belediyeler tarafından da üzerinde evi, işyeri olan vatandaşlarımıza satılması mümkün olamadığından uygulamada, aynı durumda olan vatandaşlarımızın mağduriyeti söz konusu olmuştur.

      Açıklanan sebeplerle madde ile, 4706 sayılı Kanunun 5 inci maddesinin altıncı fıkrasında yer alan “31/12/2000” ibaresinin “19/7/2003” şeklinde değiştirilmesi suretiyle, 31/12/2000 ila 19/7/2003 tarihleri arasındaki dönemde Hazine taşınmazları üzerinde ev, işyeri gibi yapı yapan vatandaşlarımızın da anılan fıkra hükmünden yararlandırılmalarının sağlanması ve böylece bu vatandaşlarımızın mağduriyetlerinin giderilmesi ve ihtilafların ortadan kaldırılması amaçlanmıştır.

  21. 31 Ekim 2016

    • Değiştirildi Ek Madde 2 geçmişi (ikinci cümle) 678 sayılı KHK, md. 28 · 7071 sayılı Kanunla aynen kabul
    • Eklendi Ek Madde 2 geçmişi (cümle) 678 sayılı KHK, md. 28 · 7071 sayılı Kanunla aynen kabul
      Eski ifade
      bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten
      Yeni ifade
      18/4/2013 tarihinden
    • Eklendi Geçici Madde 20 geçmişi 678 sayılı KHK, md. 29 · 7071 sayılı Kanunla aynen kabul
  22. 20 Ağustos 2016

    • Değişikliğin gerekçesi

      Madde ile, ilgili mevzuatı uyarınca Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Maliye Bakanlığı tarafından üzerinde konaklama amaçlı turizm tesisleri yapılmak üzere adlarına kamu arazisi tahsis edilenlerin yanında, Orman ve Su İşleri Bakanlığı tarafından ormanlık alanlar üzerinde kesin izin verilenler de dahil olmak üzere; kanunları uyarınca ilgili bakanlıklar tarafından üzerinde turizm tesisleri yapılmak üzere adlarına kamu arazisi tahsis edilen Kültür ve Turizm Bakanlığından belgeli yatırımcılar ve işletmecilerden 1/1/2016 tarihi ile 31/12/2016 tarihi arasındaki dönemde tahsil edilmesi gereken kira, kesin izin, kesin tahsis, irtifak hakkı, kullanma izni bedelleri ve hasılat paylarının ve ayrıca Kültür ve Turizm Bakanlığından belgeli turizm tesislerinin yatırımcıları ve işletmecilerinden sadece bu faaliyetleri dolayısıyla Hazine taşınmazlarını izinsiz kullanımlarından dolayı aynı dönemde tahsil edilmesi gereken ecrimisillerin ödeme sürelerinin, başvuru şartı aranmaksızın bir yıl ertelenmesi, bu sürenin sona erdiği tarihten itibaren üç yılda ve üç eşit taksitle herhangi bir zam veya faiz uygulanmadan tahsil edilmesi öngörülmektedir.

      Diğer taraftan ertelenen kira, kesin izin, kesin tahsis, irtifak hakkı, kullanma izni bedelleri ile hasılat paylarından, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce tahsil edilenlerin ilgililerince talep edilmesi halinde iade edileceğine ilişkin hüküm, uygulamada ortaya çıkan ve çıkabilecek idari veya hukuki ihtilafların ortadan kaldırılması bakımından yürürlükten kaldırılmaktadır.

    • 20/8/2016 tarihli ve 6745 sayılı Kanunun 49 uncu maddesiyle, bu fıkrada yer alan “iade veya” ibaresi madde metninden çıkarılmıştır.

      Değişikliğin gerekçesi

      Madde ile, ilgili mevzuatı uyarınca Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Maliye Bakanlığı tarafından üzerinde konaklama amaçlı turizm tesisleri yapılmak üzere adlarına kamu arazisi tahsis edilenlerin yanında, Orman ve Su İşleri Bakanlığı tarafından ormanlık alanlar üzerinde kesin izin verilenler de dahil olmak üzere; kanunları uyarınca ilgili bakanlıklar tarafından üzerinde turizm tesisleri yapılmak üzere adlarına kamu arazisi tahsis edilen Kültür ve Turizm Bakanlığından belgeli yatırımcılar ve işletmecilerden 1/1/2016 tarihi ile 31/12/2016 tarihi arasındaki dönemde tahsil edilmesi gereken kira, kesin izin, kesin tahsis, irtifak hakkı, kullanma izni bedelleri ve hasılat paylarının ve ayrıca Kültür ve Turizm Bakanlığından belgeli turizm tesislerinin yatırımcıları ve işletmecilerinden sadece bu faaliyetleri dolayısıyla Hazine taşınmazlarını izinsiz kullanımlarından dolayı aynı dönemde tahsil edilmesi gereken ecrimisillerin ödeme sürelerinin, başvuru şartı aranmaksızın bir yıl ertelenmesi, bu sürenin sona erdiği tarihten itibaren üç yılda ve üç eşit taksitle herhangi bir zam veya faiz uygulanmadan tahsil edilmesi öngörülmektedir.

      Diğer taraftan ertelenen kira, kesin izin, kesin tahsis, irtifak hakkı, kullanma izni bedelleri ile hasılat paylarından, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce tahsil edilenlerin ilgililerince talep edilmesi halinde iade edileceğine ilişkin hüküm, uygulamada ortaya çıkan ve çıkabilecek idari veya hukuki ihtilafların ortadan kaldırılması bakımından yürürlükten kaldırılmaktadır.

  23. 14 Nisan 2016

    • Eklendi Geçici Madde 19 geçmişi 6704 sayılı Kanun, md. 15
      Değişikliğin gerekçesi

      Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Maliye Bakanlığı tarafından üzerinde konaklama amaçlı turizm tesisleri yapılmak üzere adlarına kamu arazisi tahsis edilen belgeli yatırımcılar ve işletmecilerden; 1/1/2016 tarihi ile 31/12/2016 tarihi arasındaki dönemde tahsil edilmesi gereken kira, kesin tahsis, irtifak hakkı, kullanma izni bedelleri ve hasılat payları ile ecrimisillerin ödemesinin bir yıl süreyle erteleneceği düzenlenmektedir. Ertelenen söz konusu alacakların, ilk taksiti 2017 yılı Eylül ayında, müteakip taksitler de izleyen yılların aynı ayında ödenmek üzere üç yılda ve üç eşit taksitle herhangi bir zam ve faiz uygulanmadan tahsil edileceği, süresinde ödenmeyen taksitlerin ise ilgili mevzuatı gereği zam ve faiz uygulanarak tahsil edileceği hususu düzenlenmektedir.

  24. 13 Temmuz 2015

  25. 4 Nisan 2015

  26. 27 Mart 2015

  27. 3 Temmuz 2014

  28. 1 Mart 2014

    • Eklendi Geçici Madde 16 geçmişi 6528 sayılı Kanun, md. 8
      Değişikliğin gerekçesi

      Madde ile, Hazineye ait taşınmazlar üzerinde, dönüşüm programına dâhil dershaneler lehine bedelsiz olarak en fazla yirmibeş yıl süreli irtifak hakkı tesis edilebilmesine ve mülkiyeti Hazineye ait olup Millî Eğitim Bakanlığına tahsis edilen taşınmazlar üzerindeki okul binalarının kiraya verilebilmesine ilişkin düzenlemeler öngörülmektedir.

  29. 6 Haziran 2013

    • İptal edildi Geçici Madde 8 geçmişi (fıkra) Anayasa Mahkemesi kararı (E.2013/22 K.2013/73)

      22/11/2013 tarihli ve 28829 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 6/6/2013 tarihli ve E.: 2013/22, K.: 2013/73 sayılı Kararı ile bu fıkrada yer alan “…özel düzenlemeler hariç olmak üzere…” ibaresi iptal edilmiştir.

  30. 3 Nisan 2013

  31. 4 Temmuz 2012

  32. 11 Ekim 2011

    • Değiştirildi Madde 7 geçmişi (fıkra) 666 sayılı KHK, md. 5
      Eski ifade
      merkez denetim elemanlarınca
      Yeni ifade
      merkez denetim elemanları ve Maliye Uzmanlarınca
  33. 13 Şubat 2011

  34. 20 Ocak 2011

    • İptal edildi Madde 7 geçmişi (madde) Anayasa Mahkemesi kararı (E.2009/13 K.2011/23)

      Anayasa Mahkemesi’nin 20/1/2011 tarihli ve E.: 2009/13, K.: 2011/23 sayılı Kararıyla bu maddenin birinci fıkrasında yer alan “… imar mevzuatındaki kısıtlamalara tâbi olmaksızın ve…” ibaresi iptal edilmiştir.

  35. 23 Temmuz 2010

    • Değişikliğin gerekçesi

      4706 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde, Hazineye ait taşınmazların hisse oranı yüzde kırkı, hisse miktarı uygulama imar planı sınırları içinde dörtyüz, dışında ise dörtbin metrekareyi aşmamak kaydıyla talepte bulunan hissedarlarına doğrudan satılabileceği hüküm altına alınmıştır. Bu hüküm uyarınca, hisse oranı ve hisse miktarı şartının birlikte aranması sonucunda, hisseli taşınmazların hissedarlarına satışı konusunda uygulamada bazı tanseldurak-536-(1-139) / zorluklarla karşılaşıldığından, madde ile; hisse oranı ve hisse miktarının birlikte aranması yerine, bu şartların ayrı ayrı sağlanması halinde de, hisseli taşınmazların hissedarlarına satışının mümkün kılınması amaçlanmaktadır. Ayrıca, Hazineye ait tarım arazilerinin özellikle hissedarlarına satışı konusunda hisse miktarı ve hisse oranı açısından yaşanan sorunların giderilmesi amacıyla, bu taşınmazlardan 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunundaki kısıtlamalara tabi olanların, aynı maddenin birinci fıkrasının (c) bendinde yer alan hisse miktarı veya hisse oranının aranacağı yönündeki kısıtlamalara tabi olmaksızın, anılan Kanun kapsamında kalan asgari arazi büyüklüklerine de uygun olarak hissedarına doğrudan veya birden fazla hissedar olması halinde hissedarlar arasında pazarlık usulüyle satılabilmesi öngörülmektedir.

    • Değişikliğin gerekçesi

      Madde ile; köy sınırları içerisinde yer alan Hazinenin özel mülkiyetinde veya Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan tarım arazilerinin kiralanmasının teşvik edilmesi ve işgallerinin engellenmesi için, bu arazilerden tahsil edilen kira gelirlerinin yüzde onunun, 442 sayılı Köy Kanununda belirlenen görevlerde kullanılmak üzere bu gelirlerin elde edildiği köy tüzelkişiliklerine aktarılması amaçlanmaktadır. Ayrıca, Hazineye ait taşınmazlardan 31/12/2000 tarihinden önce üzerinde yapılanma olanların da, Hazine adına tescil tarihine bakılmaksızın belediyelere devredilmesine imkan sağlanmaktadır. Hak sahiplerinin taşınmazları satın alabilmeleri için öngörülen altı aylık sürenin bir yıla çıkartılması, belediyelere devredilen ve devir tarihinden itibaren üç yıl içinde belediyelerce satılamaması sebebiyle Hazineye geri dönmesi gereken taşınmazların satış süresinin Maliye Bakanlığı tarafından beş yıla kadar uzatılabilmesi ve ilgili belediyelerin devre ilişkin taleplerinin defterdarlık veya malmüdürlüğüne intikal tarihinden itibaren ilgililerinden ecrimisil alınmaması, buna karşılık taşınmazların genel hükümlere göre değerlendirilmesi halinde ecrimisil alınması yönünde de düzenleme yapılmaktadır.

    • Değişikliğin gerekçesi

      Madde ile; köy sınırları içerisinde yer alan Hazinenin özel mülkiyetinde veya Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan tarım arazilerinin kiralanmasının teşvik edilmesi ve işgallerinin engellenmesi için, bu arazilerden tahsil edilen kira gelirlerinin yüzde onunun, 442 sayılı Köy Kanununda belirlenen görevlerde kullanılmak üzere bu gelirlerin elde edildiği köy tüzelkişiliklerine aktarılması amaçlanmaktadır. Ayrıca, Hazineye ait taşınmazlardan 31/12/2000 tarihinden önce üzerinde yapılanma olanların da, Hazine adına tescil tarihine bakılmaksızın belediyelere devredilmesine imkan sağlanmaktadır. Hak sahiplerinin taşınmazları satın alabilmeleri için öngörülen altı aylık sürenin bir yıla çıkartılması, belediyelere devredilen ve devir tarihinden itibaren üç yıl içinde belediyelerce satılamaması sebebiyle Hazineye geri dönmesi gereken taşınmazların satış süresinin Maliye Bakanlığı tarafından beş yıla kadar uzatılabilmesi ve ilgili belediyelerin devre ilişkin taleplerinin defterdarlık veya malmüdürlüğüne intikal tarihinden itibaren ilgililerinden ecrimisil alınmaması, buna karşılık taşınmazların genel hükümlere göre değerlendirilmesi halinde ecrimisil alınması yönünde de düzenleme yapılmaktadır.

    • Değişikliğin gerekçesi

      Madde ile; köy sınırları içerisinde yer alan Hazinenin özel mülkiyetinde veya Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan tarım arazilerinin kiralanmasının teşvik edilmesi ve işgallerinin engellenmesi için, bu arazilerden tahsil edilen kira gelirlerinin yüzde onunun, 442 sayılı Köy Kanununda belirlenen görevlerde kullanılmak üzere bu gelirlerin elde edildiği köy tüzelkişiliklerine aktarılması amaçlanmaktadır. Ayrıca, Hazineye ait taşınmazlardan 31/12/2000 tarihinden önce üzerinde yapılanma olanların da, Hazine adına tescil tarihine bakılmaksızın belediyelere devredilmesine imkan sağlanmaktadır. Hak sahiplerinin taşınmazları satın alabilmeleri için öngörülen altı aylık sürenin bir yıla çıkartılması, belediyelere devredilen ve devir tarihinden itibaren üç yıl içinde belediyelerce satılamaması sebebiyle Hazineye geri dönmesi gereken taşınmazların satış süresinin Maliye Bakanlığı tarafından beş yıla kadar uzatılabilmesi ve ilgili belediyelerin devre ilişkin taleplerinin defterdarlık veya malmüdürlüğüne intikal tarihinden itibaren ilgililerinden ecrimisil alınmaması, buna karşılık taşınmazların genel hükümlere göre değerlendirilmesi halinde ecrimisil alınması yönünde de düzenleme yapılmaktadır.

    • Değişikliğin gerekçesi

      4706 sayılı Kanunun ek 2 nci maddesinde; Hazinenin özel mülkiyetinde bulunan taşınmazlar üzerinde tesis edilecek irtifak hakları ile Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerler üzerinde verilecek kullanma izinlerinde Hazinece alınacak hasılat payına, oranlarına ve bunun istisnalarına ilişkin düzenlemeler yer almaktadır. Madde ile; 6326 sayılı Petrol Kanunu, 3096 sayılı Türkiye Elektrik Kurumu Dışındaki Kuruluşların Elektrik Üretimi, İletimi, Dağıtımı ve Ticareti ile Görevlendirilmesi Hakkında Kanun, 3996 sayılı Bazı Yatırım ve Hizmetlerin Yap-İşlet-Devret Modeli Çerçevesinde Yaptırılması Hakkında Kanun, 4628 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu, 4646 sayılı Doğal Gaz Piyasası Kanunu ve 4737 sayılı Endüstri Bölgeleri Kanunu gibi özel kanunları uyarınca bedeli ilgilileri tarafından ödenmek suretiyle kamulaştırılarak Hazine adına tescil edilmesi gereken taşınmazlar üzerinde ilgilileri lehine tesis edilecek irtifak hakları ile bu taşınmazlardan tapudan terkini gerekenler için ilgililerine verilecek kullanma izinlerinde, kamulaştırma bedelleri zaten bu kişiler tarafından ödendiğinden, bunlardan ayrıca hasılat payı alınmaması amaçlanmaktadır.

    • Değişikliğin gerekçesi

      4706 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesinin ikinci fıkrası kapsamında Hazine adına tescil edilen taşınmazların, 492 sayılı Harçlar Kanununun 63 üncü maddesinin birinci fıkrasına göre hesaplanacak değerlerinin yüzde yirmi fazlası esas alınarak hesaplanan bedel üzerinden belediyelere devredilmesi nedeniyle belediyelerin bütçesine ek yük gelmektedir. Madde ile; söz konusu madde kapsamında Hazine adına tescil edilen taşınmazların bedelsiz olarak, büyükşehirlerde öncelikle büyükşehir belediyelerine, büyükşehir belediyelerinin talebinin olmaması halinde ilgili belediyelere, diğer yerlerde ise ilgili belediyelere devredilmesine ve ayrıca, bu taşınmazların anılan Kanunun 5 inci maddesine göre yapı sahiplerine satışına ve genel hükümlere göre değerlendirilmesine imkan tanınmaktadır.

    • Değişikliğin gerekçesi

      Madde ile; 4706 sayılı Kanunun 5 inci maddesinde yapılan düzenlemelere yönelik geçici hükümler getirilmiştir.

      tanseldurak-536-(1-139) /

    • Eski ifade
      Hisse oranı yüzde kırkı,
      Yeni ifade
      Hisse oranı yüzde kırkı veya
      Değişikliğin gerekçesi

      4706 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde, Hazineye ait taşınmazların hisse oranı yüzde kırkı, hisse miktarı uygulama imar planı sınırları içinde dörtyüz, dışında ise dörtbin metrekareyi aşmamak kaydıyla talepte bulunan hissedarlarına doğrudan satılabileceği hüküm altına alınmıştır. Bu hüküm uyarınca, hisse oranı ve hisse miktarı şartının birlikte aranması sonucunda, hisseli taşınmazların hissedarlarına satışı konusunda uygulamada bazı tanseldurak-536-(1-139) / zorluklarla karşılaşıldığından, madde ile; hisse oranı ve hisse miktarının birlikte aranması yerine, bu şartların ayrı ayrı sağlanması halinde de, hisseli taşınmazların hissedarlarına satışının mümkün kılınması amaçlanmaktadır. Ayrıca, Hazineye ait tarım arazilerinin özellikle hissedarlarına satışı konusunda hisse miktarı ve hisse oranı açısından yaşanan sorunların giderilmesi amacıyla, bu taşınmazlardan 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunundaki kısıtlamalara tabi olanların, aynı maddenin birinci fıkrasının (c) bendinde yer alan hisse miktarı veya hisse oranının aranacağı yönündeki kısıtlamalara tabi olmaksızın, anılan Kanun kapsamında kalan asgari arazi büyüklüklerine de uygun olarak hissedarına doğrudan veya birden fazla hissedar olması halinde hissedarlar arasında pazarlık usulüyle satılabilmesi öngörülmektedir.

    • Eski ifade
      altı ay
      Yeni ifade
      bir yıl
      Değişikliğin gerekçesi

      Madde ile; köy sınırları içerisinde yer alan Hazinenin özel mülkiyetinde veya Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan tarım arazilerinin kiralanmasının teşvik edilmesi ve işgallerinin engellenmesi için, bu arazilerden tahsil edilen kira gelirlerinin yüzde onunun, 442 sayılı Köy Kanununda belirlenen görevlerde kullanılmak üzere bu gelirlerin elde edildiği köy tüzelkişiliklerine aktarılması amaçlanmaktadır. Ayrıca, Hazineye ait taşınmazlardan 31/12/2000 tarihinden önce üzerinde yapılanma olanların da, Hazine adına tescil tarihine bakılmaksızın belediyelere devredilmesine imkan sağlanmaktadır. Hak sahiplerinin taşınmazları satın alabilmeleri için öngörülen altı aylık sürenin bir yıla çıkartılması, belediyelere devredilen ve devir tarihinden itibaren üç yıl içinde belediyelerce satılamaması sebebiyle Hazineye geri dönmesi gereken taşınmazların satış süresinin Maliye Bakanlığı tarafından beş yıla kadar uzatılabilmesi ve ilgili belediyelerin devre ilişkin taleplerinin defterdarlık veya malmüdürlüğüne intikal tarihinden itibaren ilgililerinden ecrimisil alınmaması, buna karşılık taşınmazların genel hükümlere göre değerlendirilmesi halinde ecrimisil alınması yönünde de düzenleme yapılmaktadır.

  36. 25 Haziran 2010

  37. 25 Haziran 2009

    • Değişikliğin gerekçesi

      1) PTT Genel Müdürlüğünce verilen hizmet sunumundaki yeniliklere paralel olarak gerek teknolojik, gerekse tüm dünyada öncelikli konular arasına giren çevreci yaklaşımlar nedeniyle 5584 sayılı Posta Kanununun 63 üncü maddesinin (V) numaralı fıkrasının ikinci cümlesinin sonunda yer alan "yakılır" ibaresinin "imha edilir" şeklinde değiştirilerek çevre ve hava kirliliğinin önlenmesi, ayrıca geri dönüşüm sağlanarak ülke ekonomisine katkıda bulunulması amaçlanmıştır.

      2) Düzenleme ile, Türkiye Selüloz ve Kâğıt Fabrikaları İşletmesi Genel Müdürlüğü (SEKA)'nün özelleştirilmesi nedeniyle söz konusu Genel Müdürlük yerine Çevre ve Orman Bakanlığından bir temsilcinin Basın İlan Kurumu Genel Kurulunda yer alması öngörülmektedir.

      3) 181 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 3 üncü maddesinde yapılan değişikliğe paralel olarak 209 sayılı Kanunun 5 inci maddesinde değişiklik yapılmak suretiyle, Sağlık Bakanlığına bağlı sağlık kurum ve kuruluşlarına açıktan vekil olarak atananlar ile bu kurum ve kuruluşlarda istihdam edilen tüm sözleşmeli personele döner sermayeden ek ödeme yapılması amaçlanmaktadır.

      4) 213 sayılı Vergi Usul Kanununun ek 13 üncü maddesinin (4) numaralı fıkrasının (a) bendinde yer alan "Maliye Bakanlığı ile bağlı kuruluşlarının merkez ve taşra teşkilatı kadrolarında" ibaresi, Anayasa Mahkemesinin 5/7/2008 tarihli ve 26927 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 20/3/2008 tarihli ve E.2006/109, K.2008/82 sayılı Kararı ile iptal edilmiş ve iptal hükmünün, Resmi Gazetede yayımı tarihinden bir yıl sonra yürürlüğe gireceği belirtilmiştir. Düzenleme ile, Anayasa Mahkemesinin Kararında belirtilen gerekçeyi karşılayacak şekilde yeniden düzenleme yapılması amaçlanmaktadır.

      5) Düzenleyici ve denetleyici kurumlarda, kurum başkanlarının bazı kanunların uygulanması bakımından statülerinin ne olduğu ve buna bağlı olarak da tabi oldukları düzenlemeler konusunda zaman zaman tereddütler oluşmaktadır. Esasen emeklilik açısından kurum başkanlarının bakanlık müsteşarı kadrosu emsal gösterilmek suretiyle tabi oldukları düzenlemelere işaret edilmektedir. 237 sayılı Kanuna ekli (2) sayılı cetvelde yapılması öngörülen bu değişiklikle, kurum başkanlarının, Taşıt Kanunu açısından da bakanlık müsteşarları ile aynı hükümlere tabi oldukları ve aynı haklardan yararlanmaları gerektiği hususunun açıklığa kavuşturulması amaçlanmaktadır.

      6) 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 4 üncü maddesinin (B) fıkrası uyarınca çalıştırılan sözleşmeli personelin istihdamına dair esas ve usuller 6/6/1978 tarihli ve 7/15754 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan ve yürürlüğü her yıl merkezi yönetim bütçe kanunları ile sağlanan "Sözleşmeli Personel Çalıştırılmasına İlişkin Esaslar" çerçevesinde uygulanmaktadır. Bu kapsamda son yıllara kadar az sayıda personel istihdam edilirken sözleşmeli personel kapsamının genişletilmesi nedeniyle, bu pozisyonlarda istihdam edilen personel sayısı hızla artış göstermiştir. Bu genişlemeye paralel olarak bu personelin istihdamında uygulanacak esas ve usullerin daha açık ve kapsayıcı şekilde yeniden düzenlenmesi ihtiyacı doğmuştur. Düzenleme ile, kurumlarda mali yılla sınırlı sözleşmeli personel pozisyonlarında çalışacakların pozisyon unvanları ve niteliklerinin belirlenerek standardizasyonun sağlanması ve bu konuda farklı kurumlara farklı unvanlarda personel pozisyonlarının vizelenmesinin önüne geçilerek sorunların en aza indirgenmesi, sözleşmenin fesih hallerinin açık ve net olarak düzenlenerek gerek idare ve gerekse sözleşmeli personel açısından belirsizliklerin ortadan kaldırılarak ihtilafların azaltılması, mevcut vizelenmiş pozisyonlardan gerekli görülenlerin belirlenecek usul ve esaslar çerçevesinde iptal prosedürünün açıklanması ile sözleşme usul ve esaslarının belirlenmesi hususlarında Bakanlar Kuruluna yetki verilmesi amaçlanmaktadır.

      Ayrıca, sözleşmeli personelin, hizmet sözleşmesi esaslarına aykırı hareket etmesi nedeniyle kurumlarınca sözleşmelerinin feshedilmesi veya sözleşme dönemi içerisinde Bakanlar Kurulu Kararı ile belirlenen istisnalar hariç sözleşmeyi tek taraflı feshetmeleri halinde, fesih tarihinden itibaren bir yıl geçmedikçe kurumların sözleşmeli personel pozisyonlarında istihdam edilemeyeceği düzenlenmektedir.

      Ayrıca düzenleme ile, stenografların özlük haklarına ilişkin hususlar belirlenmiştir.

      7) Devlet Meteoroloji İşleri Genel Müdürlüğü personelinden askeri kıt'a ve birlikler ile hava meydanlarında görev yapanlar, barış, olağanüstü haller ile kriz ve savaş dönemlerinde 24 saat esasına dayalı vardiya sistemi ile çalışmaktadır. Ancak, Milli Savunma Bakanlığı ile Türk Silahlı Kuvvetleri kıt'a ve kurumlarında görevli tüm askeri ve sivil personele, 2155 sayılı Bazı Kamu Personeline Tayın Bedeli Verilmesi Hakkında Kanun gereği ödenen tayın bedelinden Devlet Meteoroloji İşleri Genel Müdürlüğü personeli yararlanamamaktadır. Düzenleme ile, söz konusu personele de bu ödemenin yapılması amaçlanmaktadır.

      8) 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu ile "Telekomünikasyon Kurumu" ibaresi "Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu" olarak değiştirilmiş ve Kurumun "özel bütçeli" olacağı hükmüne yer verilmiştir. Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (eski adıyla Telekomünikasyon Kurumu) 5018 sayılı Kanunda düzenleyici ve denetleyici kurum bütçeleri içinde yer almıştır. Dolayısıyla düzenleyici ve denetleyici kurum olarak örgütlenen Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu "özel bütçeli" değil düzenleyici ve denetleyici kurum niteliğindedir. Ayrıca, bu Kanunun 2 nci maddesinde harcırah ödemeleri bakımından bu Başkanlığı da kapsayacak şekilde düzenleme yapıldığından, 2813 sayılı Kanunun 5 inci maddesinin onüçüncü fıkrasının harcırah ödemelerine dair düzenlemeler içeren ilk dört cümlesinin çıkarılması amaçlanmaktadır. Esasen bu düzenleme kısmen 2009 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanununun 29 uncu maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde yer almaktadır.

      9) Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu, Atatürk Araştırma Merkezi ve Atatürk Kültür Merkezinin gelirlerini düzenleyen 2876 sayılı Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Kanununun 100 üncü maddesinde yapılan düzenleme ile, ayrı bütçeye sahip bu kurumların genel bütçeden doğrudan hazine yardımı almalarına imkan sağlanması amaçlanmaktadır.

      10) 4/4/2007 tarihli ve 5620 sayılı Kanunla 657 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin (B) fıkrasına göre istihdam edilebilecek sözleşmeli pozisyon unvanları genişletildiğinden, bu düzenlemeye paralel olarak 181 sayılı Sağlık Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 3 üncü maddesinde yer alan sözleşmeli personele ilişkin hükümlerin uyumlaştırılmasına yönelik gerekli değişikliğin yapılması amaçlanmaktadır.

      11) Düzenleme ile, Başbakanlık Strateji Geliştirme Başkanı ile stenografların kadro karşılığı sözleşmeli olarak istihdamına imkan sağlanmaktadır.

      12) a) Kanunun 29 uncu maddesi ile 8/5/1991 tarihli ve 3717 sayılı Kanunun 2 nci maddesi değiştirilerek sadece keşif veya icra işlerine gidenlere yol tazminatı ödenmesi öngörülmüş, bu kapsamda elde edilen gelirlerden diğer personele yapılan ödemelere son verilmiştir. Daha önce bu şekilde yapılan ödemeler 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 3 üncü maddesi uyarınca yapılan ödemelerden mahsup edilmekteydi. Düzenleme ile, bu kapsamda elde edilen gelirlerden diğer personele yapılan ödemelere son verilmiş olması nedeniyle mahsup ihtiyacı ortadan kalktığından 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 3 üncü maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan "8/5/1991 tarihli ve 3717 sayılı Kanunun 2 nci maddesi uyarınca yol tazminatının yarısı olarak bankalara yatırılan tutarlardan ödeme yapılanlara," ibaresinin madde metninden çıkarılması amaçlanmaktadır.

      b) Düzenleme ile her ay için 5 TL sendika ödeneği verilmesine ilişkin mevcut hükmün değiştirilerek, her ay için 10 TL tutarında toplu görüşme primi verilmesinin sağlanması amaçlanmaktadır. Esasen bu düzenleme halen 2009 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanununun 29 uncu maddesinin üçüncü fıkrasında yer almaktadır.

      13) 497 sayılı Türkiye Bilimler Akademisinin Kurulması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 13 üncü maddesiyle öngörülen ve araştırma faaliyeti ile doğrudan ilgili harcamalar için ödenmekte olan araştırma desteğinin halihazır tutarı, sürdürülen araştırmalara ilişkin harcamalar için yeterli gelmemektedir. Düzenleme ile, araştırma desteğinin ihtiyaçları karşılayabilecek bir tutara çıkarılması amaçlanmaktadır. Esasen bu düzenleme halen 2009 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanununun 29 uncu maddesinin yedinci fıkrasında yer almaktadır.

      14) Tütün ürünlerinin, otomatik makinelerle, telefon, televizyon ve internet gibi elektronik ortamlarda satışını düzenleyen 4207 sayılı Kanunun 3 üncü maddesinin onbirinci fıkrasında yer alan "yetkili satıcı olan yerlerin dışında" ibaresi, satıcı yetkili ise tütün ürünlerinin özellikle internet gibi elektronik ortamlarla satışını sağlayabilecektir. Ancak internet üzerinden alış-veriş yapanın kim olduğu belli olmayacaktır. Dolayısıyla satış çocuklara da kolayca yapılabilecektir. Düzenleme ile, bu sakıncaların önüne geçilmesi amaçlanmaktadır .

      15) Muhtaç erbaş ve er ailelerinin birinci basamak resmi sağlık kuruluşlarında da ücretsiz tedavilerinin sağlanması ve buna bağlı olarak ilaç bedellerinin Devletçe karşılanması amaçlanmaktadır.

      16) 29/6/2001 tarihli ve 4706 sayılı Kanunun 3 üncü maddesinde, 6831 sayılı Orman Kanununun 2 nci maddesinin (B) bendi uyarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkartılan yerler hakkında yapılacak işlemler ile bu yerlerin tasarrufuna ilişkin düzenlemeler yer almaktaydı. Anılan madde, Anayasa Mahkemesinin, 4/10/2002 tarihli ve 24896 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 23/1/2002 tarihli ve E.2001/382, K.2002/21 sayılı Kararıyla iptal edilmiş, ancak bu Kararda; 4706 sayılı Kanunun yürürlük tarihi itibarıyla 2924 sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi Hakkında Kanun gereğince Çevre ve Orman Bakanlığınca hak sahipliği, rayiç bedel tespiti ve satış işlemlerine başlanmış olup da tapuları henüz verilmemiş olan yerlere ait dosyaların, 4706 sayılı Kanuna göre işlem yapılmak üzere Maliye Bakanlığına devredileceği yönünde geçiş hükümleri içeren geçici 2 nci maddesi iptal edilmemiştir. Düzenleme ile, 4706 sayılı Kanunun geçici 2 nci maddesinin, Anayasa Mahkemesinin aynı Kanunun 3 üncü maddesine ilişkin iptal kararı uyarınca uygulanması imkanı kalmadığından yürürlükten kaldırılması amaçlanmaktadır.

      17) Tütün mamullerinin tüketicilere satışını, izinsiz olarak veya Kurum düzenlemelerine aykırılık oluşturacak şekilde internet, televizyon, faks ve telefon gibi elektronik ticaret araçları ya da posta ile sipariş yöntemi kullanarak yapmak üzere satış sistemi kuran veya faaliyette bulunanlara verilecek olan cezayı düzenleyen 4733 sayılı Kanunun 8 inci maddesinin (k) bendinde yer alan "izinsiz olarak veya Kurum düzenlemelerine aykırılık oluşturacak şekilde" ibaresi satıcı izinli ise tütün ürünlerinin özellikle internet gibi elektronik ortamlarla siparişinin yapılmasına imkan sağlayabilecektir. Ancak özellikle internet üzerinden yapılan siparişlerde, sipariş verenin kim olduğu belli olmayacaktır. Dolayısıyla çocuklar da kolayca sipariş verebileceklerdir. Düzenleme ile, bu sakıncaların önüne geçilmesi amaçlanmaktadır.

      18) a) Atatürk Araştırma Merkezi, Atatürk Kültür Merkezi, Türk Dil Kurumu ve Türk Tarih Kurumu 2876 sayılı Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Kanununun ilgili hükümleri gereğince tüzel kişiliğe sahip bilimsel hizmet ve faaliyetlerde bulunan kurumlardır. Düzenleme ile, tüzel kişiliğe sahip bu kurumların ayrı bütçeye sahip olmasına imkan sağlanmaktadır.

      b) 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu ile "Telekomünikasyon Kurumu"nun adı "Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu" olarak; 3/4/2008 tarihli ve 5752 sayılı Kanunla da "Tütün, Tütün Mamulleri ve Alkollü İçkiler Piyasası Düzenleme Kurumu"nun adı "Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu" olarak değiştirildiğinden, 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununun eki (III) sayılı Cetvelde bu değişikliklere uygun olarak düzenleme yapılmaktadır.

      c) Düzenleme ile, Şeker Kurumunun düzenleyici ve denetleyici kurumlar arasına dahil edilmesi amaçlanmaktadır.

      19) Düzenleme ile, genel sağlık sigortası sistemine geçişin hızlandırılması amacıyla, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun geçici 12 nci maddesinde yer alan "Üç yıl içinde" ibaresi "1/1/2010 tarihine kadar" şeklinde değiştirilmektedir.

      20) 5615 sayılı Kanunun 22 nci maddesi ile, Büyük Mükellefler Vergi Dairesi Başkanlığı mükelleflerinden tahsil edilen gelirlerden, büyükşehir belediyelerine 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanununun 23 üncü maddesinin (b) bendi gereğince ayrılacak payın hesaplanmasında yeni bir düzenleme yapılıncaya kadar bu mükelleflerin kanuni veya iş merkezlerinin (şubelerinin) bulunduğu yerlerde (şubeler adına ödenen vergi gelirleri dahil) büyükşehir belediyesine pay verileceği esası getirilmiştir. Ancak, 2/7/2008 tarihli ve 5779 sayılı İl Özel İdarelerine ve Belediyelere Genel Bütçe Vergi Gelirlerinden Pay Verilmesi Hakkında Kanunun 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi ile 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanununun 23 üncü maddesinin (b) bendi yürürlükten kaldırılmış, bu hükmün yerine büyükşehir belediyelerine genel bütçe vergi gelirleri tahsilat toplamı üzerinden ayrılacak paylar Kanunun 2 nci maddesinin üçüncü fıkrası ile yeniden düzenlenmiştir. Düzenleme ile, yapılan atfın değiştirilmesi amaçlanmaktadır.

      21) Düzenleme ile, 5664 sayılı Konut Edindirme Yardımı Hak Sahiplerine Ödeme Yapılmasına Dair Kanun uyarınca konut edindirme yardımı ödemelerine ilişkin listelerde yer almayan kişilerin başvurularının incelenmesi ve sonuçlandırılması için aynı maddede tanınan 2 aylık sürenin 8 aya çıkarılması amaçlanmaktadır. Esasen bu düzenleme halen 2009 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanununun 29 uncu maddesinin onuncu fıkrasında yer almaktadır.

      22) Ara bağlantı ücretlerinin seviyesi, Hazinenin bu ücretler üzerinden aldığı Hazine payı ve özel iletişim vergisi tutarlarını doğrudan etkilemektedir. 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanununun 18 inci maddesinin ikinci fıkrasının birinci cümlesinde değişiklik yapılmasını öngören düzenleme ile, bütçe gelirlerinin tahmini ve yönetilmesi açısından önem arz eden söz konusu ücretlerin tespiti aşamasında, Maliye Bakanlığı ve Hazine Müsteşarlığının uygun görüşünün alınması amaçlanmaktadır.

  38. 18 Şubat 2009

    • Yürürlükten kaldırıldı Madde 6 geçmişi 5838 sayılı Kanun, md. 32
    • Değişikliğin gerekçesi

      4706 sayılı Kanuna eklenmesi öngörülen maddeyle, 5520 sayılı Kanuna bu Kanunla eklenmesi öngörülen 32/A maddesi kapsamındaki yatırımlara Hazineye, özel bütçeli idarelere, il özel idarelerine veya belediyelere ait arazi ya da arsaların üzerinde kırkdokuz yıl süreli bağımsız ve sürekli nitelikli irtifak hakkı tesis edilmesine ilişkin düzenleme yapılmaktadır. 6831 sayılı Kanuna tabi alanlar dışında olup Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunması nedeniyle irtifak hakkı tesis edilemeyen taşınmazlar üzerinde ise aynı şartlarla kırkdokuz yıl süreli kullanma izni verilebilecektir. İrtifak hakkı tesis edilecek veya kullanma izni verilecek taşınmazlar üzerindeki kamuya ait ve ihtiyaç dışı bina ve müştemilat ile üzerinde yine kamuya ait henüz faaliyete geçmemiş yatırım bulunan arazi veya arsalar da bu kapsamda değerlendirilecektir. İrtifak hakkı tesis edilecek veya kullanma izni verilecek taşınmazlardan imar planı bulunmayanların planları ile uygulama projeleri, bedelsiz olarak iki yılı geçmemek üzere verilecek ön izin süresi içinde yapılacaktır.

      İrtifak hakkı tahsis edilebilmesi için; talep edilen taşınmazın bulunduğu ilçenin mülki sınırları içindeki organize sanayi veya endüstri bölgelerinde bu yatırımlar için tahsis edilebilecek boş parsel bulunmaması, gerçekleştirilecek yatırımın toplam tutarının, talep edilen taşınmazların maliki idarelerce takdir edilecek rayiç değerinin üç katından az olmaması şartları aranacaktır. Yatırım projesinde öngörülen istihdam edilecek işçi sayısına, yatırım konusu işletmenin faaliyete geçtiği tarihten itibaren beş yıl süreyle uyulması gerekmektedir.

      Yatırımcılar lehine tesis edilecek irtifak hakkı veya kullanma izinlerinde ilk yıl bedeli, yatırım konusu taşınmazın emlak vergi değerinin belli bir oranı şeklinde hesaplanacak olup bu kapsamda irtifak hakkı veya kullanma izni verilenlerden ayrıca hasılat payı alınmaması öngörülmektedir.

      Madde kapsamında belirlenen şartlara uyulmadığının veya mücbir sebepler hariç öngörülen sürede yatırımın tamamlanmadığının tespiti halinde, herhangi bir yargı kararı aranmaksızın irtifak hakkı veya kullanma izni iptal edilecektir. Bu durumda, taşınmaz üzerindeki tüm yapı ve tesisler sağlam ve işler durumda tazminat veya bedel ödenmeksizin taşınmaz maliki idareye intikal edecek olup bundan dolayı hak lehtarı veya üçüncü kişilerce herhangi bir hak ve talepte bulunulamayacaktır. Ancak, öngörülen sürede yatırımın en az yüzde ellisinin gerçekleştirilmesine rağmen yatırımın tamamlanmaması veya öngörülen istihdam sayısına yüzde onu aşan oranda uyulmaması halinde ise irtifak hakkı veya kullanma izni bedelleri için sağlanan indirimler iptal edilecek ve iptal tarihinden itibaren ayrıca hasılat payı alınacaktır.

      İrtifak hakkı veya kullanma izni süresinin sonunda makine, teçhizat ve demirbaşlar hariç diğer yapı ve tesisler taşınmaz maliki idareye intikal etmesi ve yatırımcının talep etmesi halinde ise genel hükümlere göre doğrudan irtifak hakkı tesis edilmesi veya kullanma izni verilmesi öngörülmektedir.

      En az ellimilyon ABD Doları karşılığı Türk Lirası tutarında ve en az yüz kişi istihdam sağlayacak yatırım yapanlara, Hazineye ait taşınmazlar, 492 sayılı Kanunun 63 üncü maddesinde yer alan harca esas değer üzerinden doğrudan satılabilecektir. Ancak, bu yerlerin amacı dışında kullanılmayacağına dair tapu kütüğüne şerh konulacaktır.

      Maddede öngörülen düzenlemeye paralel olarak 4706 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin son fıkrasında aynı hususu düzenleyen hüküm yürürlükten kaldırılmaktadır.

      Ayrıca, maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esasları belirleme ve irtifak hakkı ve kullanma izni bedelini Bakanlar Kurulunca belirlenecek bölgeler itibarıyla farklılaştırma ve sıfıra kadar indirme konusunda Maliye Bakanlığına yetki verilmektedir.

      Maddeyle ayrıca, 4706 sayılı Kanunun 6 ncı maddesinde düzenlenen, sit alanlarında kalan özel mülkiyet konusu taşınmazlar için belge düzenlenmesi uygulamasının kaldırılması amaçlanmaktadır.

      Zira sit alanı ilan edilen ve onanlı koruma amaçlı imar planında kesin inşaat yasağı getirilen alanlarındaki arsa ve arazi maliklerinin tamamının belge talebinde bulunmaması veya talepte bulunulsa dahi düzenlenen belgelerin Hazine taşınmazlarının ihalelerinde kısmen kullanılması nedenlerinden ötürü bu arsa ve araziler, kullanılabilir bütünlükte kamunun mülkiyetine geçirilememekte ve müstakil olarak tasarruf edilememektedir.

      Kanuna eklenen geçici maddeyle, sit alanı ilan edilmesi nedeniyle kesin inşaat yasağı getirilen alanlarda kalan taşınmazlar için daha önce düzenlenmiş olan belgelerin kullanılabilmesini teminen geçiş süreci öngörülmüş ve böylelikle belge sahiplerinin mağdur olmaması amaçlanmıştır.

    • Metinden çıkarıldı Madde 4 geçmişi (fıkra) 5838 sayılı Kanun, md. 32

      18/2/2009 tarihli ve 5838 sayılı Kanunun 32 nci maddesiyle bu fıkrada yer alan “organize hayvancılık yapacaklar ile kamu kurum ve kuruluşlarına,” ibaresi ve “üzerinde en az onmilyon ABD Doları karşılığı Türk Lirası tutarında ve en az elli kişi istihdam sağlayacak yatırım yapacaklara,” ibaresi madde metninden çıkartılmıştır.

  39. 24 Temmuz 2008

    • Eklendi Ek Madde 2 geçmişi 5793 sayılı Kanun, md. 28
    • Eklendi Geçici Madde 4 geçmişi (fıkra) 5793 sayılı Kanun, md. 27
    • Eklendi Geçici Madde 7 geçmişi 5793 sayılı Kanun, md. 29
      Değişikliğin gerekçesi

      Daha önceki yıllarda, kıyılarımızda tesisleri bulunan bazı sanayi kuruluşlarına yatırımı kendilerinin gerçekleştirmesi kaydıyla iskele, dolgu ve liman yapma izni verilmiştir. 1987 yılından sonra yapılan düzenlemeler ile lehlerine üst hakkı tesis edilen veya kendilerine kullanma izni verilen yatırımcılara bu limanlarda, ücret karşılığında üçüncü kişilere ait yükleri tahmil ve tahliye etme imkanı getirilmiştir. Hak lehdarları tarafından, bu iskelelerden üçüncü kişilere hizmet verilmesi, liman işletmeciliği hakkına sahip olan Türkiye Denizcilik İşletmeleri Genel Müdürlüğü ile Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları İşletmesi Genel Müdürlüğünün işlettiği limanlarda gelir kaybı oluşabileceği endişesini beraberinde getirmiştir.

      Bu endişenin giderilmesi için, hak sahiplerinin iskelelerini sadece kendi ihtiyaçları için kullanması halinde maktu bir kullanım bedeli, üçüncü kişilere hizmet verilmesi halinde ise maktu kullanım bedeline ek olarak, üçüncü kişilere verilecek yükleme ve boşaltma hizmetleri ile gemi konaklamalarından elde edilecek hasılat üzerinden % 15 oranında nispi pay alınmasının uygun olacağı değerlendirilmiştir. Bugün için ise kamu limanlarının bir çoğu özelleştirilmiş ve halen de özelleştirilmesine devam edilmektedir. 4706 sayılı Kanuna eklenmesi öngörülen geçici 7 nci maddeyle, bu husus göz önüne alınarak, Hazinenin özel mülkiyetinde veya Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan dolgu, iskele, rıhtım, liman, boru hattı, şamandıra, dolfen, platform ve benzeri kıyı tesisleri üzerinde irtifak hakkı kurulması veya kullanma izni verilmesine ilişkin olarak düzenlenmiş ve bu alanların üçüncü kişilere kullandırılması karşılığında izin veya hak sahiplerince elde edilecek hasılattan Hazineye nispi pay ödeneceğine dair hüküm bulunan sözleşmelerdeki nispi pay oranlarının maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren en geç altı ay içinde başvuruda bulunulması, sözleşmeden doğan mali yükümlülüklerin yerine getirilmesi, irtifak hakkından veya kullanma izninden dolayı Bakanlık aleyhine açılmış davalar var ise, bu davalardan tüm yargılama giderleri üstlenilerek kayıtsız ve şartsız feragat edilmesi ve rayiç bedel esas alınarak tespit edilecek irtifak hakkı veya kullanma izni bedeli üzerinden yeni sözleşme düzenlenmesi şartıyla 1/1/2008 tarihinden itibaren yüzde bir olarak uygulanması öngörülmektedir.

      Denizcilik sektörünün ve yatırımlarının; ülkemiz ekonomisi açısından önemi, istihdam ve katma değer yaratması, yan sanayii geliştirmesi, teknolojik gelişmeyi sürüklemesi, milli deniz ticaret filosunu desteklemesi, ülke savunmasına hizmet eden stratejik önemi haiz bulunması, ilave yatırımların yapılmasının önünün açılması gibi hususlar göz önüne alınarak, 4706 sayılı Kanuna eklenmesi öngörülen geçici 8 inci maddeyle, Hazinenin özel mülkiyetindeki taşınmazlar ile kıyı kenar çizgisinin deniz yönünde (kıyıda) bulunan Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerler ve deniz, göl ve akarsularda doldurma veya kurutma yoluyla elde edilen alanlar üzerinde tersane, yat limanı, kurvaziyer limanı, dolfen, iskele, dolgu, rıhtım, boru hattı, şamandıra, platform ve benzeri kıyı yapıları yapılmak amacıyla lehlerine kırkdokuz yıldan az süreli olarak irtifak hakkı tesis edilen veya kullanma izni verilen yatırımcılar tarafından; 4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanun, 3996 sayılı Bazı Yatırım ve Hizmetlerin Yap-İşlet-Devret Modeli çerçevesinde Yaptırılması Hakkında Kanun, 4628 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu gibi özel düzenlemeler gereği yapılan işlemler hariç olmak üzere, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren en geç altı ay içinde başvuruda bulunulması ve sözleşmeden doğan mali yükümlülüklerin yerine getirilmesi, irtifak hakkından veya kullanma izninden dolayı Bakanlık aleyhine açılmış davalar var ise, bu davalardan tüm yargılama giderleri üstlenilerek kayıtsız ve şartsız feragat edilmesi ve rayiç bedel esas alınarak tespit edilecek irtifak hakkı ve kullanma izni bedeli üzerinden, irtifak hakkı veya kullanma izni sözleşmelerinin süresinin, hakkın başlangıç tarihinden itibaren kırkdokuz yıl olarak değiştirilmesi öngörülmektedir.

      4706 sayılı Kanuna eklenmesi öngörülen geçici 9 uncu maddeyle, Kanun gereğince tapuda DHMİ Genel Müdürlüğü adına tescil ve tahsis edilecek taşınmazların bugüne kadar kullanımı nedeniyle, bu Genel Müdürlük adına tahakkuk ettirilmiş ecrimisil bedellerinden henüz tahsil edilmemiş olanların, hangi safhada olursa olsun terkin edilmesi, tahsil edilmiş ecrimisil bedellerinin iade edilmemesi ve bu taşınmazlardan DHMİ Genel Müdürlüğü tarafından üçüncü kişilere kiraya verilenler hakkında bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihe kadar kullanımları nedeniyle, kiracılar adına tahakkuk ettirilmiş ecrimisil bedellerinden henüz tahsil edilmemiş olanların ise, kira bedellerinin bu Genel Müdürlük tarafından tahsil edilmiş olması kaydıyla, hangi safhada olursa olsun terkin edilmesi, tahsil edilmiş ecrimisil bedellerinin iade edilmemesi yönünde düzenleme yapılması amaçlanmaktadır.

      Diğer taraftan, 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununun yürürlüğe girmesiyle birlikte, Karayolları Genel Müdürlüğü ile Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü genel bütçe kapsamına alınmışlar ve adı geçen Genel Müdürlüklerin mülkiyetinde olan taşınmazlar 5018 sayılı Kanunun geçici 12 nci maddesi gereğince Hazine adına tescil edilmiştir. Ülkemizin uluslararası alanda rekabet gücünün artırılmasında, üretilen malların karayolu üzerinden uluslararası pazarlara ekonomik ve hızlı bir şekilde erişiminin sağlanması büyük önem arz etmektedir. Ayrıca, ülke içinde de mal ve hizmet ticaretinin gelişiminin sağlanması ve ulaşım güvenliğinin artırılması öncelikli bir alan haline gelmiştir. Ayrıca, baraj, sulama ve içme suyu tesislerinin yapım ve bakımının önemi her geçen gün artarak devam etmektedir. Bu amaçla, halen yürütülmekte olan karayolu ile baraj, sulama ve içme suyu tesislerinin hızla tamamlanması ve bir an önce ekonomiye kazandırılması gerekmektedir. Tüm bu ihtiyaçların zamanında ve etkin bir şekilde karşılanabilmesi için bu alana ayrılan kaynakların artırılması da zorunludur. Bu çerçevede, 2008 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanununda yer alan hükmün 4706 sayılı Kanuna geçici 10 uncu madde olarak eklenmesi suretiyle, Karayolları Genel Müdürlüğünün mülkiyetinde iken Hazine adına tescil edilen veya edilmesi gereken taşınmazlar ile Hazine adına tescilli bulunan veya Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunup da tescil edilmeye elverişli olan taşınmazlardan ve Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğüne tahsisli veya kullanımında bulunan Hazineye ait taşınmazlardan tespit edilenlerin satışından elde edilecek gelirlerin mali disipline uygun bir şekilde bir yandan bütçeye gelir olarak kaydedilmesi, diğer yandan bu gelirler karşılığı ödenek kaydetmek suretiyle münhasıran belirtilen amaçlarla kullanılması imkanı getirilmektedir.

      Yılı yatırım programı ile ilişkilendirilmek suretiyle kullandırılacak bu kaynaklar sayesinde, bir yandan yürütülmekte olan projelerin tamamlanması ve ülkemiz için öncelik arz eden yeni karayolu, baraj, sulama ve içme suyu projelerinin başlanılması mümkün olabilecektir.

    • Eklendi Geçici Madde 8 geçmişi 5793 sayılı Kanun, md. 29
      Değişikliğin gerekçesi

      Daha önceki yıllarda, kıyılarımızda tesisleri bulunan bazı sanayi kuruluşlarına yatırımı kendilerinin gerçekleştirmesi kaydıyla iskele, dolgu ve liman yapma izni verilmiştir. 1987 yılından sonra yapılan düzenlemeler ile lehlerine üst hakkı tesis edilen veya kendilerine kullanma izni verilen yatırımcılara bu limanlarda, ücret karşılığında üçüncü kişilere ait yükleri tahmil ve tahliye etme imkanı getirilmiştir. Hak lehdarları tarafından, bu iskelelerden üçüncü kişilere hizmet verilmesi, liman işletmeciliği hakkına sahip olan Türkiye Denizcilik İşletmeleri Genel Müdürlüğü ile Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları İşletmesi Genel Müdürlüğünün işlettiği limanlarda gelir kaybı oluşabileceği endişesini beraberinde getirmiştir.

      Bu endişenin giderilmesi için, hak sahiplerinin iskelelerini sadece kendi ihtiyaçları için kullanması halinde maktu bir kullanım bedeli, üçüncü kişilere hizmet verilmesi halinde ise maktu kullanım bedeline ek olarak, üçüncü kişilere verilecek yükleme ve boşaltma hizmetleri ile gemi konaklamalarından elde edilecek hasılat üzerinden % 15 oranında nispi pay alınmasının uygun olacağı değerlendirilmiştir. Bugün için ise kamu limanlarının bir çoğu özelleştirilmiş ve halen de özelleştirilmesine devam edilmektedir. 4706 sayılı Kanuna eklenmesi öngörülen geçici 7 nci maddeyle, bu husus göz önüne alınarak, Hazinenin özel mülkiyetinde veya Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan dolgu, iskele, rıhtım, liman, boru hattı, şamandıra, dolfen, platform ve benzeri kıyı tesisleri üzerinde irtifak hakkı kurulması veya kullanma izni verilmesine ilişkin olarak düzenlenmiş ve bu alanların üçüncü kişilere kullandırılması karşılığında izin veya hak sahiplerince elde edilecek hasılattan Hazineye nispi pay ödeneceğine dair hüküm bulunan sözleşmelerdeki nispi pay oranlarının maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren en geç altı ay içinde başvuruda bulunulması, sözleşmeden doğan mali yükümlülüklerin yerine getirilmesi, irtifak hakkından veya kullanma izninden dolayı Bakanlık aleyhine açılmış davalar var ise, bu davalardan tüm yargılama giderleri üstlenilerek kayıtsız ve şartsız feragat edilmesi ve rayiç bedel esas alınarak tespit edilecek irtifak hakkı veya kullanma izni bedeli üzerinden yeni sözleşme düzenlenmesi şartıyla 1/1/2008 tarihinden itibaren yüzde bir olarak uygulanması öngörülmektedir.

      Denizcilik sektörünün ve yatırımlarının; ülkemiz ekonomisi açısından önemi, istihdam ve katma değer yaratması, yan sanayii geliştirmesi, teknolojik gelişmeyi sürüklemesi, milli deniz ticaret filosunu desteklemesi, ülke savunmasına hizmet eden stratejik önemi haiz bulunması, ilave yatırımların yapılmasının önünün açılması gibi hususlar göz önüne alınarak, 4706 sayılı Kanuna eklenmesi öngörülen geçici 8 inci maddeyle, Hazinenin özel mülkiyetindeki taşınmazlar ile kıyı kenar çizgisinin deniz yönünde (kıyıda) bulunan Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerler ve deniz, göl ve akarsularda doldurma veya kurutma yoluyla elde edilen alanlar üzerinde tersane, yat limanı, kurvaziyer limanı, dolfen, iskele, dolgu, rıhtım, boru hattı, şamandıra, platform ve benzeri kıyı yapıları yapılmak amacıyla lehlerine kırkdokuz yıldan az süreli olarak irtifak hakkı tesis edilen veya kullanma izni verilen yatırımcılar tarafından; 4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanun, 3996 sayılı Bazı Yatırım ve Hizmetlerin Yap-İşlet-Devret Modeli çerçevesinde Yaptırılması Hakkında Kanun, 4628 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu gibi özel düzenlemeler gereği yapılan işlemler hariç olmak üzere, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren en geç altı ay içinde başvuruda bulunulması ve sözleşmeden doğan mali yükümlülüklerin yerine getirilmesi, irtifak hakkından veya kullanma izninden dolayı Bakanlık aleyhine açılmış davalar var ise, bu davalardan tüm yargılama giderleri üstlenilerek kayıtsız ve şartsız feragat edilmesi ve rayiç bedel esas alınarak tespit edilecek irtifak hakkı ve kullanma izni bedeli üzerinden, irtifak hakkı veya kullanma izni sözleşmelerinin süresinin, hakkın başlangıç tarihinden itibaren kırkdokuz yıl olarak değiştirilmesi öngörülmektedir.

      4706 sayılı Kanuna eklenmesi öngörülen geçici 9 uncu maddeyle, Kanun gereğince tapuda DHMİ Genel Müdürlüğü adına tescil ve tahsis edilecek taşınmazların bugüne kadar kullanımı nedeniyle, bu Genel Müdürlük adına tahakkuk ettirilmiş ecrimisil bedellerinden henüz tahsil edilmemiş olanların, hangi safhada olursa olsun terkin edilmesi, tahsil edilmiş ecrimisil bedellerinin iade edilmemesi ve bu taşınmazlardan DHMİ Genel Müdürlüğü tarafından üçüncü kişilere kiraya verilenler hakkında bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihe kadar kullanımları nedeniyle, kiracılar adına tahakkuk ettirilmiş ecrimisil bedellerinden henüz tahsil edilmemiş olanların ise, kira bedellerinin bu Genel Müdürlük tarafından tahsil edilmiş olması kaydıyla, hangi safhada olursa olsun terkin edilmesi, tahsil edilmiş ecrimisil bedellerinin iade edilmemesi yönünde düzenleme yapılması amaçlanmaktadır.

      Diğer taraftan, 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununun yürürlüğe girmesiyle birlikte, Karayolları Genel Müdürlüğü ile Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü genel bütçe kapsamına alınmışlar ve adı geçen Genel Müdürlüklerin mülkiyetinde olan taşınmazlar 5018 sayılı Kanunun geçici 12 nci maddesi gereğince Hazine adına tescil edilmiştir. Ülkemizin uluslararası alanda rekabet gücünün artırılmasında, üretilen malların karayolu üzerinden uluslararası pazarlara ekonomik ve hızlı bir şekilde erişiminin sağlanması büyük önem arz etmektedir. Ayrıca, ülke içinde de mal ve hizmet ticaretinin gelişiminin sağlanması ve ulaşım güvenliğinin artırılması öncelikli bir alan haline gelmiştir. Ayrıca, baraj, sulama ve içme suyu tesislerinin yapım ve bakımının önemi her geçen gün artarak devam etmektedir. Bu amaçla, halen yürütülmekte olan karayolu ile baraj, sulama ve içme suyu tesislerinin hızla tamamlanması ve bir an önce ekonomiye kazandırılması gerekmektedir. Tüm bu ihtiyaçların zamanında ve etkin bir şekilde karşılanabilmesi için bu alana ayrılan kaynakların artırılması da zorunludur. Bu çerçevede, 2008 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanununda yer alan hükmün 4706 sayılı Kanuna geçici 10 uncu madde olarak eklenmesi suretiyle, Karayolları Genel Müdürlüğünün mülkiyetinde iken Hazine adına tescil edilen veya edilmesi gereken taşınmazlar ile Hazine adına tescilli bulunan veya Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunup da tescil edilmeye elverişli olan taşınmazlardan ve Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğüne tahsisli veya kullanımında bulunan Hazineye ait taşınmazlardan tespit edilenlerin satışından elde edilecek gelirlerin mali disipline uygun bir şekilde bir yandan bütçeye gelir olarak kaydedilmesi, diğer yandan bu gelirler karşılığı ödenek kaydetmek suretiyle münhasıran belirtilen amaçlarla kullanılması imkanı getirilmektedir.

      Yılı yatırım programı ile ilişkilendirilmek suretiyle kullandırılacak bu kaynaklar sayesinde, bir yandan yürütülmekte olan projelerin tamamlanması ve ülkemiz için öncelik arz eden yeni karayolu, baraj, sulama ve içme suyu projelerinin başlanılması mümkün olabilecektir.

    • Eklendi Geçici Madde 9 geçmişi 5793 sayılı Kanun, md. 29
      Değişikliğin gerekçesi

      Daha önceki yıllarda, kıyılarımızda tesisleri bulunan bazı sanayi kuruluşlarına yatırımı kendilerinin gerçekleştirmesi kaydıyla iskele, dolgu ve liman yapma izni verilmiştir. 1987 yılından sonra yapılan düzenlemeler ile lehlerine üst hakkı tesis edilen veya kendilerine kullanma izni verilen yatırımcılara bu limanlarda, ücret karşılığında üçüncü kişilere ait yükleri tahmil ve tahliye etme imkanı getirilmiştir. Hak lehdarları tarafından, bu iskelelerden üçüncü kişilere hizmet verilmesi, liman işletmeciliği hakkına sahip olan Türkiye Denizcilik İşletmeleri Genel Müdürlüğü ile Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları İşletmesi Genel Müdürlüğünün işlettiği limanlarda gelir kaybı oluşabileceği endişesini beraberinde getirmiştir.

      Bu endişenin giderilmesi için, hak sahiplerinin iskelelerini sadece kendi ihtiyaçları için kullanması halinde maktu bir kullanım bedeli, üçüncü kişilere hizmet verilmesi halinde ise maktu kullanım bedeline ek olarak, üçüncü kişilere verilecek yükleme ve boşaltma hizmetleri ile gemi konaklamalarından elde edilecek hasılat üzerinden % 15 oranında nispi pay alınmasının uygun olacağı değerlendirilmiştir. Bugün için ise kamu limanlarının bir çoğu özelleştirilmiş ve halen de özelleştirilmesine devam edilmektedir. 4706 sayılı Kanuna eklenmesi öngörülen geçici 7 nci maddeyle, bu husus göz önüne alınarak, Hazinenin özel mülkiyetinde veya Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan dolgu, iskele, rıhtım, liman, boru hattı, şamandıra, dolfen, platform ve benzeri kıyı tesisleri üzerinde irtifak hakkı kurulması veya kullanma izni verilmesine ilişkin olarak düzenlenmiş ve bu alanların üçüncü kişilere kullandırılması karşılığında izin veya hak sahiplerince elde edilecek hasılattan Hazineye nispi pay ödeneceğine dair hüküm bulunan sözleşmelerdeki nispi pay oranlarının maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren en geç altı ay içinde başvuruda bulunulması, sözleşmeden doğan mali yükümlülüklerin yerine getirilmesi, irtifak hakkından veya kullanma izninden dolayı Bakanlık aleyhine açılmış davalar var ise, bu davalardan tüm yargılama giderleri üstlenilerek kayıtsız ve şartsız feragat edilmesi ve rayiç bedel esas alınarak tespit edilecek irtifak hakkı veya kullanma izni bedeli üzerinden yeni sözleşme düzenlenmesi şartıyla 1/1/2008 tarihinden itibaren yüzde bir olarak uygulanması öngörülmektedir.

      Denizcilik sektörünün ve yatırımlarının; ülkemiz ekonomisi açısından önemi, istihdam ve katma değer yaratması, yan sanayii geliştirmesi, teknolojik gelişmeyi sürüklemesi, milli deniz ticaret filosunu desteklemesi, ülke savunmasına hizmet eden stratejik önemi haiz bulunması, ilave yatırımların yapılmasının önünün açılması gibi hususlar göz önüne alınarak, 4706 sayılı Kanuna eklenmesi öngörülen geçici 8 inci maddeyle, Hazinenin özel mülkiyetindeki taşınmazlar ile kıyı kenar çizgisinin deniz yönünde (kıyıda) bulunan Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerler ve deniz, göl ve akarsularda doldurma veya kurutma yoluyla elde edilen alanlar üzerinde tersane, yat limanı, kurvaziyer limanı, dolfen, iskele, dolgu, rıhtım, boru hattı, şamandıra, platform ve benzeri kıyı yapıları yapılmak amacıyla lehlerine kırkdokuz yıldan az süreli olarak irtifak hakkı tesis edilen veya kullanma izni verilen yatırımcılar tarafından; 4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanun, 3996 sayılı Bazı Yatırım ve Hizmetlerin Yap-İşlet-Devret Modeli çerçevesinde Yaptırılması Hakkında Kanun, 4628 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu gibi özel düzenlemeler gereği yapılan işlemler hariç olmak üzere, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren en geç altı ay içinde başvuruda bulunulması ve sözleşmeden doğan mali yükümlülüklerin yerine getirilmesi, irtifak hakkından veya kullanma izninden dolayı Bakanlık aleyhine açılmış davalar var ise, bu davalardan tüm yargılama giderleri üstlenilerek kayıtsız ve şartsız feragat edilmesi ve rayiç bedel esas alınarak tespit edilecek irtifak hakkı ve kullanma izni bedeli üzerinden, irtifak hakkı veya kullanma izni sözleşmelerinin süresinin, hakkın başlangıç tarihinden itibaren kırkdokuz yıl olarak değiştirilmesi öngörülmektedir.

      4706 sayılı Kanuna eklenmesi öngörülen geçici 9 uncu maddeyle, Kanun gereğince tapuda DHMİ Genel Müdürlüğü adına tescil ve tahsis edilecek taşınmazların bugüne kadar kullanımı nedeniyle, bu Genel Müdürlük adına tahakkuk ettirilmiş ecrimisil bedellerinden henüz tahsil edilmemiş olanların, hangi safhada olursa olsun terkin edilmesi, tahsil edilmiş ecrimisil bedellerinin iade edilmemesi ve bu taşınmazlardan DHMİ Genel Müdürlüğü tarafından üçüncü kişilere kiraya verilenler hakkında bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihe kadar kullanımları nedeniyle, kiracılar adına tahakkuk ettirilmiş ecrimisil bedellerinden henüz tahsil edilmemiş olanların ise, kira bedellerinin bu Genel Müdürlük tarafından tahsil edilmiş olması kaydıyla, hangi safhada olursa olsun terkin edilmesi, tahsil edilmiş ecrimisil bedellerinin iade edilmemesi yönünde düzenleme yapılması amaçlanmaktadır.

      Diğer taraftan, 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununun yürürlüğe girmesiyle birlikte, Karayolları Genel Müdürlüğü ile Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü genel bütçe kapsamına alınmışlar ve adı geçen Genel Müdürlüklerin mülkiyetinde olan taşınmazlar 5018 sayılı Kanunun geçici 12 nci maddesi gereğince Hazine adına tescil edilmiştir. Ülkemizin uluslararası alanda rekabet gücünün artırılmasında, üretilen malların karayolu üzerinden uluslararası pazarlara ekonomik ve hızlı bir şekilde erişiminin sağlanması büyük önem arz etmektedir. Ayrıca, ülke içinde de mal ve hizmet ticaretinin gelişiminin sağlanması ve ulaşım güvenliğinin artırılması öncelikli bir alan haline gelmiştir. Ayrıca, baraj, sulama ve içme suyu tesislerinin yapım ve bakımının önemi her geçen gün artarak devam etmektedir. Bu amaçla, halen yürütülmekte olan karayolu ile baraj, sulama ve içme suyu tesislerinin hızla tamamlanması ve bir an önce ekonomiye kazandırılması gerekmektedir. Tüm bu ihtiyaçların zamanında ve etkin bir şekilde karşılanabilmesi için bu alana ayrılan kaynakların artırılması da zorunludur. Bu çerçevede, 2008 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanununda yer alan hükmün 4706 sayılı Kanuna geçici 10 uncu madde olarak eklenmesi suretiyle, Karayolları Genel Müdürlüğünün mülkiyetinde iken Hazine adına tescil edilen veya edilmesi gereken taşınmazlar ile Hazine adına tescilli bulunan veya Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunup da tescil edilmeye elverişli olan taşınmazlardan ve Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğüne tahsisli veya kullanımında bulunan Hazineye ait taşınmazlardan tespit edilenlerin satışından elde edilecek gelirlerin mali disipline uygun bir şekilde bir yandan bütçeye gelir olarak kaydedilmesi, diğer yandan bu gelirler karşılığı ödenek kaydetmek suretiyle münhasıran belirtilen amaçlarla kullanılması imkanı getirilmektedir.

      Yılı yatırım programı ile ilişkilendirilmek suretiyle kullandırılacak bu kaynaklar sayesinde, bir yandan yürütülmekte olan projelerin tamamlanması ve ülkemiz için öncelik arz eden yeni karayolu, baraj, sulama ve içme suyu projelerinin başlanılması mümkün olabilecektir.

    • Eklendi Geçici Madde 10 geçmişi 5793 sayılı Kanun, md. 29
      Değişikliğin gerekçesi

      Daha önceki yıllarda, kıyılarımızda tesisleri bulunan bazı sanayi kuruluşlarına yatırımı kendilerinin gerçekleştirmesi kaydıyla iskele, dolgu ve liman yapma izni verilmiştir. 1987 yılından sonra yapılan düzenlemeler ile lehlerine üst hakkı tesis edilen veya kendilerine kullanma izni verilen yatırımcılara bu limanlarda, ücret karşılığında üçüncü kişilere ait yükleri tahmil ve tahliye etme imkanı getirilmiştir. Hak lehdarları tarafından, bu iskelelerden üçüncü kişilere hizmet verilmesi, liman işletmeciliği hakkına sahip olan Türkiye Denizcilik İşletmeleri Genel Müdürlüğü ile Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları İşletmesi Genel Müdürlüğünün işlettiği limanlarda gelir kaybı oluşabileceği endişesini beraberinde getirmiştir.

      Bu endişenin giderilmesi için, hak sahiplerinin iskelelerini sadece kendi ihtiyaçları için kullanması halinde maktu bir kullanım bedeli, üçüncü kişilere hizmet verilmesi halinde ise maktu kullanım bedeline ek olarak, üçüncü kişilere verilecek yükleme ve boşaltma hizmetleri ile gemi konaklamalarından elde edilecek hasılat üzerinden % 15 oranında nispi pay alınmasının uygun olacağı değerlendirilmiştir. Bugün için ise kamu limanlarının bir çoğu özelleştirilmiş ve halen de özelleştirilmesine devam edilmektedir. 4706 sayılı Kanuna eklenmesi öngörülen geçici 7 nci maddeyle, bu husus göz önüne alınarak, Hazinenin özel mülkiyetinde veya Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan dolgu, iskele, rıhtım, liman, boru hattı, şamandıra, dolfen, platform ve benzeri kıyı tesisleri üzerinde irtifak hakkı kurulması veya kullanma izni verilmesine ilişkin olarak düzenlenmiş ve bu alanların üçüncü kişilere kullandırılması karşılığında izin veya hak sahiplerince elde edilecek hasılattan Hazineye nispi pay ödeneceğine dair hüküm bulunan sözleşmelerdeki nispi pay oranlarının maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren en geç altı ay içinde başvuruda bulunulması, sözleşmeden doğan mali yükümlülüklerin yerine getirilmesi, irtifak hakkından veya kullanma izninden dolayı Bakanlık aleyhine açılmış davalar var ise, bu davalardan tüm yargılama giderleri üstlenilerek kayıtsız ve şartsız feragat edilmesi ve rayiç bedel esas alınarak tespit edilecek irtifak hakkı veya kullanma izni bedeli üzerinden yeni sözleşme düzenlenmesi şartıyla 1/1/2008 tarihinden itibaren yüzde bir olarak uygulanması öngörülmektedir.

      Denizcilik sektörünün ve yatırımlarının; ülkemiz ekonomisi açısından önemi, istihdam ve katma değer yaratması, yan sanayii geliştirmesi, teknolojik gelişmeyi sürüklemesi, milli deniz ticaret filosunu desteklemesi, ülke savunmasına hizmet eden stratejik önemi haiz bulunması, ilave yatırımların yapılmasının önünün açılması gibi hususlar göz önüne alınarak, 4706 sayılı Kanuna eklenmesi öngörülen geçici 8 inci maddeyle, Hazinenin özel mülkiyetindeki taşınmazlar ile kıyı kenar çizgisinin deniz yönünde (kıyıda) bulunan Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerler ve deniz, göl ve akarsularda doldurma veya kurutma yoluyla elde edilen alanlar üzerinde tersane, yat limanı, kurvaziyer limanı, dolfen, iskele, dolgu, rıhtım, boru hattı, şamandıra, platform ve benzeri kıyı yapıları yapılmak amacıyla lehlerine kırkdokuz yıldan az süreli olarak irtifak hakkı tesis edilen veya kullanma izni verilen yatırımcılar tarafından; 4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanun, 3996 sayılı Bazı Yatırım ve Hizmetlerin Yap-İşlet-Devret Modeli çerçevesinde Yaptırılması Hakkında Kanun, 4628 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu gibi özel düzenlemeler gereği yapılan işlemler hariç olmak üzere, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren en geç altı ay içinde başvuruda bulunulması ve sözleşmeden doğan mali yükümlülüklerin yerine getirilmesi, irtifak hakkından veya kullanma izninden dolayı Bakanlık aleyhine açılmış davalar var ise, bu davalardan tüm yargılama giderleri üstlenilerek kayıtsız ve şartsız feragat edilmesi ve rayiç bedel esas alınarak tespit edilecek irtifak hakkı ve kullanma izni bedeli üzerinden, irtifak hakkı veya kullanma izni sözleşmelerinin süresinin, hakkın başlangıç tarihinden itibaren kırkdokuz yıl olarak değiştirilmesi öngörülmektedir.

      4706 sayılı Kanuna eklenmesi öngörülen geçici 9 uncu maddeyle, Kanun gereğince tapuda DHMİ Genel Müdürlüğü adına tescil ve tahsis edilecek taşınmazların bugüne kadar kullanımı nedeniyle, bu Genel Müdürlük adına tahakkuk ettirilmiş ecrimisil bedellerinden henüz tahsil edilmemiş olanların, hangi safhada olursa olsun terkin edilmesi, tahsil edilmiş ecrimisil bedellerinin iade edilmemesi ve bu taşınmazlardan DHMİ Genel Müdürlüğü tarafından üçüncü kişilere kiraya verilenler hakkında bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihe kadar kullanımları nedeniyle, kiracılar adına tahakkuk ettirilmiş ecrimisil bedellerinden henüz tahsil edilmemiş olanların ise, kira bedellerinin bu Genel Müdürlük tarafından tahsil edilmiş olması kaydıyla, hangi safhada olursa olsun terkin edilmesi, tahsil edilmiş ecrimisil bedellerinin iade edilmemesi yönünde düzenleme yapılması amaçlanmaktadır.

      Diğer taraftan, 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununun yürürlüğe girmesiyle birlikte, Karayolları Genel Müdürlüğü ile Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü genel bütçe kapsamına alınmışlar ve adı geçen Genel Müdürlüklerin mülkiyetinde olan taşınmazlar 5018 sayılı Kanunun geçici 12 nci maddesi gereğince Hazine adına tescil edilmiştir. Ülkemizin uluslararası alanda rekabet gücünün artırılmasında, üretilen malların karayolu üzerinden uluslararası pazarlara ekonomik ve hızlı bir şekilde erişiminin sağlanması büyük önem arz etmektedir. Ayrıca, ülke içinde de mal ve hizmet ticaretinin gelişiminin sağlanması ve ulaşım güvenliğinin artırılması öncelikli bir alan haline gelmiştir. Ayrıca, baraj, sulama ve içme suyu tesislerinin yapım ve bakımının önemi her geçen gün artarak devam etmektedir. Bu amaçla, halen yürütülmekte olan karayolu ile baraj, sulama ve içme suyu tesislerinin hızla tamamlanması ve bir an önce ekonomiye kazandırılması gerekmektedir. Tüm bu ihtiyaçların zamanında ve etkin bir şekilde karşılanabilmesi için bu alana ayrılan kaynakların artırılması da zorunludur. Bu çerçevede, 2008 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanununda yer alan hükmün 4706 sayılı Kanuna geçici 10 uncu madde olarak eklenmesi suretiyle, Karayolları Genel Müdürlüğünün mülkiyetinde iken Hazine adına tescil edilen veya edilmesi gereken taşınmazlar ile Hazine adına tescilli bulunan veya Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunup da tescil edilmeye elverişli olan taşınmazlardan ve Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğüne tahsisli veya kullanımında bulunan Hazineye ait taşınmazlardan tespit edilenlerin satışından elde edilecek gelirlerin mali disipline uygun bir şekilde bir yandan bütçeye gelir olarak kaydedilmesi, diğer yandan bu gelirler karşılığı ödenek kaydetmek suretiyle münhasıran belirtilen amaçlarla kullanılması imkanı getirilmektedir.

      Yılı yatırım programı ile ilişkilendirilmek suretiyle kullandırılacak bu kaynaklar sayesinde, bir yandan yürütülmekte olan projelerin tamamlanması ve ülkemiz için öncelik arz eden yeni karayolu, baraj, sulama ve içme suyu projelerinin başlanılması mümkün olabilecektir.

    • Değiştirildi Geçici Madde 4 geçmişi (fıkra) 5793 sayılı Kanun, md. 27
      Eski ifade
      rayiç değerleri
      Yeni ifade
      2/7/1964 tarihli ve 492 sayılı Harçlar Kanununun 63 üncü maddesinin birinci fıkrasına göre hesaplanacak değerlerinin yüzde 20 fazlası
  40. 21 Nisan 2005

  41. 16 Temmuz 2004

    • Değişikliğin gerekçesi

      - Hazineye ait taşınmazların doğrudan satışını düzenleyen 4706 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasına eklenen (i) bendi ile düzenlenecek protokolle, Hazineye ait taşınmazların, belediyelere doğrudan satışı imkânı getirilmektedir. Daha önce belediyelere bu tür taşınmaz satışları 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 30 uncu maddesine göre yapılmakta idi. Ancak, bu uygulama, belediyelerin zorunlu görevleri arasında konut yapma veya yaptırma amacı olmaması nedeniyle tereddütlere neden olmuştur. Bu nedenle belediyelerin şehircilik ilkelerine uygun planlar yaparak konut amacına ayrılmış Hazine taşınmazlarını kadastral veya imar parselleri halinde toplu olarak alarak, vatandaşları imarlı ve alt yapılı arsa veya konut sahibi yapmaları amaçlanmaktadır.

      Ayrıca, satış amacı dışında kullanımın önlenmesi bakımından, tapu kütüğüne bu yönde şerh konulması öngörülmektedir. Belediyelere konut amaçlı satışlarda, satışın kadastral parsel üzerinden yapılması halinde, imar uygulaması yapılması durumunda, kamu hizmetlerine ayrılacak imar parsellerinin kamuya geri dönüşünü sağlamak üzere, bu imar parsellerinin müstakil parsel olarak hisselendirilmeksizin Hazine adına resen tescil edilmesi öngörülmektedir.

    • Değiştirildi Madde 4 geçmişi (ikinci fıkra) 5228 sayılı Kanun, md. 51
      Değişikliğin gerekçesi

      - Hazineye ait taşınmazların doğrudan satışını düzenleyen 4706 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasına eklenen (i) bendi ile düzenlenecek protokolle, Hazineye ait taşınmazların, belediyelere doğrudan satışı imkânı getirilmektedir. Daha önce belediyelere bu tür taşınmaz satışları 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 30 uncu maddesine göre yapılmakta idi. Ancak, bu uygulama, belediyelerin zorunlu görevleri arasında konut yapma veya yaptırma amacı olmaması nedeniyle tereddütlere neden olmuştur. Bu nedenle belediyelerin şehircilik ilkelerine uygun planlar yaparak konut amacına ayrılmış Hazine taşınmazlarını kadastral veya imar parselleri halinde toplu olarak alarak, vatandaşları imarlı ve alt yapılı arsa veya konut sahibi yapmaları amaçlanmaktadır.

      Ayrıca, satış amacı dışında kullanımın önlenmesi bakımından, tapu kütüğüne bu yönde şerh konulması öngörülmektedir. Belediyelere konut amaçlı satışlarda, satışın kadastral parsel üzerinden yapılması halinde, imar uygulaması yapılması durumunda, kamu hizmetlerine ayrılacak imar parsellerinin kamuya geri dönüşünü sağlamak üzere, bu imar parsellerinin müstakil parsel olarak hisselendirilmeksizin Hazine adına resen tescil edilmesi öngörülmektedir.

    • Değişikliğin gerekçesi

      - Hazineye ait taşınmazların taksitli satışlarında alıcısı adına mülkiyet devrinin yapılmadığı durumlarda, alıcı, taksitle ödemenin belirli aşamasında taşınmazı almaktan vazgeçmesi durumunda, ihale sonucunda yükümlülüklerini yerine getirmeyenlere uygulanan geçici teminatın irat kaydedilmesi uygulamasına tâbi tutulmamaktadır.

      Bu durum bir yandan haksızlığa neden olurken, bir yandan da kötüye kullanıma neden olmaktadır. Taksitlerini hiç ödemeyen alıcı, vazgeçtiğini söyleyerek yatırmış olduğu paranın iadesini istemektedir. Bu durumun giderilmesi amacıyla düzenleme yapılmaktadır.

    • Değişikliğin gerekçesi

      - 5084 sayılı Yatırımların ve İstihdamın Teşviki ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun ile kalkınmada öncelikli yöreler ile Devlet İstatistik Enstitüsü Başkanlığınca 2001 yılı için belirlenen fert başına gayrisafi yurtiçi hâsıla tutarı 1500 ABD Doları veya daha az olan illerdeki Hazineye, katma bütçeli kuruluşlara, belediyelere veya il özel idarelerine ait arazi ve arsaların en az 10 kişilik istihdam sağlayan yatırımcılara bedelsiz olarak devrine imkân tanınmıştır.

      Ancak söz konusu yerlerde bulunan ve 10 kişilik istihdam sağlayamayan kapasitedeki yatırımlar bu düzenlemeden yararlanamamaktadır.

      Yapılan düzenleme ile bedelsiz olarak devredilebilecek nitelikte olmasına rağmen 10 kişilik istihdam sağlayamadığı için bedelsiz olarak devredilemeyen, imar planlarında küçük sanayi sitesi alanına ayrılmış Hazineye ait arazi ve arsaların imar planı içinde oldukları dikkate alınmadan küçük sanayi sitesi kooperatiflerine "arazi" için tespit edilmiş harca esas değer üzerinden satılarak küçük yatırımcıların teşvik edilmesi amaçlanmaktadır.

    • Eski ifade
      üzerinde en az yirmibeşmilyon ABD Doları karşılığı Türk Lirası tutarında ve en az yüz kişi istihdam sağlayacak sınai yatırım yapacaklara,
      Yeni ifade
      üzerinde en az onmilyon ABD Doları karşılığı Türk Lirası tutarında ve en az elli kişi istihdam sağlayacak yatırım yapacaklara,
      Değişikliğin gerekçesi

      - Bankalar Kanununda Değişiklik Yapan 4672 sayılı Kanunun 11 inci maddesinin (e) bendinde yer alan hüküm uyarınca özel finans kurumları, 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu, 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun ve 3167 sayılı Çekle Ödemelerin Düzenlenmesi ve Çek Hamillerinin Korunması Hakkında Kanun ile diğer mevzuatın çeke ve teminat mektuplarına ilişkin hükümleri ile 213 sayılı Vergi Usul Kanununun mükerrer 298 inci maddesi hükümlerinin uygulanması bakımından banka addolunmuştu.

      Ancak günümüz koşullarında özel finans kurumları ile bankalar arasındaki farklılıklar bir hayli azalmış durumdadır. Maddenin (1) numaralı fıkrasının (a) bendinde düzenlemeyle vergi kanunları uygulaması yönünden banka-özel finans kurumu ayrımından kaynaklanan sorunları gidermek amacıyla, vergi kanunları uygulamasında özel finans kurumlarının banka olarak addolunması öngörülmektedir.

      Maddenin (1) numaralı fıkrasının (b) bendinde yapılan düzenlemeyle, azalan bakiyeler usulünde uygulanacak amortisman oranının üst sınırı belirlenmektedir.

      Maddenin (2) numaralı fıkrası ile 3065 sayılı Kanunun 1 inci maddesinin 3 numaralı fıkrasının (d) bendinde yer alan "Hazinece yapılan taşınmaz mal satışları hariç müzayede mahallerinde" ibaresi Hazinece yapılacak taşınmaz satışları ile ilgili istisnanın Katma Değer Vergisi Kanununun 17 nci maddesine taşınmış olması sebebiyle bu bentte yer alan hüküm "Müzayede mahallerinde" olarak değiştirilmiştir.

      Maddenin (3) numaralı fıkrasının (a) bendinde ilgili Kanuna yapılan atıf düzeltilmekte, (b) bendinde yapılan düzenlemeyle ise, Gelir Vergisi Kanununun 42 nci maddesinin ikinci fıkrasında değişiklik yapılarak, yıllara sari inşaat ve onarma işlerinden elde edilen kazançlarda beyan zamanı, gelir vergisi beyan zamanı ile uyumlu hale getirilmektedir.

      Maddenin (4) numaralı fıkrası ile Damga Vergisi Kanununda yapılan değişiklikle;

      - Madde ile damga vergisine tâbi kağıtlar terimi, manyetik ortamda ve elektronik veri şeklinde oluşturulan belgeleri de kapsayacak şekilde yeniden tanımlanmıştır.

      - İstihkaktan kesinti suretiyle hesaplanan verginin ödeme süresi muhtasar beyanname ile beyan edilen vergilerin ödeme süresine paralel hale getirilmektedir.

      - Kanuna ekli (1) sayılı tablosunun "IV. Makbuzlar ve diğer kâğıtlar" başlıklı bölümünün (2) numaralı fıkrasının (b) bendinin (5) numaralı alt bendinde yer alan "Diğerleri" ibaresi "Diğer vergi beyannameleri", olarak değiştirilerek, bentte sayılanların dışındaki beyannamelerden sadece vergi beyannamelerinin vergiye tâbi olması sağlanmaktadır.

      - Ayrıca yapılan düzenleme ile Bakanlar Kuruluna, elektronik ortamda verilen belgeler için de, damga vergisi oranını her bir kâğıt için ibraz yeri itibarıyla ayrı ayrı sıfıra kadar indirme hususunda yetki verilmiştir.

      - Kanuna ekli (1) sayılı tablosunun "IV. Makbuzlar ve diğer kağıtlar" başlıklı bölümünün (2) numaralı fıkrasında yapılan değişiklikle de birden fazla beyanname alınan hallerde, bunlardan sadece bir nüshasının vergiye tâbi tutulması şeklinde olan mevcut uygulamaya açıklık getirilmektedir.

      Maddenin (5) numaralı fıkrası ile Harçlar Kanununda yapılan değişikliklerle;

      - Sadece gazete muhabirleri için var olan ikamet tezkeresi harcı muafiyeti, bütün basın ve yayın muhabirlerini kapsayacak şekilde yeniden düzenlenmiştir.

      - Avcılık belgelerine ait yıllık olarak tahsil olunan harçlar yeniden belirlenmiştir. Böylece, kaçak avcılığın artacağı yönündeki endişe ve tereddütlerin önüne geçmek, avcılık faaliyetinin bilinçli ve kontrollü bir şekilde icra edilmesi ortamının oluşmasına katkıda bulunmak amaçlanmış olup, avcılık belgelerinden alınan harç tutarları makul bir seviyeye çekilmektedir.

      Maddenin (6) numaralı fıkrası ile, Vergi Barışı Kanununun 18 inci maddesinde değişiklik yapılmakta, vergi barışı kapsamında yeniden yapılandırılan borçların taksitlerinin zamanında yapılmaması durumunda, borcun ödenmeyen kısmının % 10 fazlası ile ödeneceğine ilişkin hükümde yer alan oran, vergi barışı uygulamasının gelinen noktadaki başarısı ve faiz oranlarında yaşanan kalıcı düşüş nedeniyle % 5 olarak yeniden belirlenmektedir.

      Maddenin (7) numaralı fıkrasıyla 18.2.1963 tarihli ve 197 sayılı Motorlu Taşıtlar Vergisi Kanununun 13 üncü maddesinin (d) fıkrasında yer alan "Taşıtlarla ilgili fenni muayene komisyonları," ibaresi "Taşıtlarla ilgili fenni muayene komisyonları, fenni muayene yapma yetkisi verilen gerçek ve tüzel kişiler" olarak değiştirilmektedir.

      Maddenin 8 inci fıkrasının (a) bendiyle yapılan değişiklikle Karayolları Genel Müdürlüğünün görev ve yetkileri arasında yer alan 2918 sayılı Kanunun 35. maddesine aykırı hareket edenler hakkında suç ve ceza tutanağı düzenleme yetkisi kaldırılarak bu yetki Ulaştırma Bakanlığına verilmiştir. Karayolları Trafik Kanununun 114 üncü maddesinin beşinci fıkrasındaki mevcut düzenlemeye göre, yetkili memurlarca düzenlenen trafik para cezası tutanakları doğrudan doğruya mal sandıklarına teslim edilmektedir.

      Maddenin (8) numaralı fıkrasının (b) bendiyle yapılması önerilen değişiklikle trafik para cezası tahsilatlarının Maliye Bakanlığınca PTT vasıtasıyla yaptırılması halinde bu tutanakların mal sandığı yerine doğrudan PTT İdaresine teslimini temin etmek amacıyla söz konusu ibare değişikliği yapılmaktadır.

      Fıkranın (c) bendiyle, araç tescil plakalarına göre yazılan trafik ceza tutanaklarının tebligat işlemlerinin posta yoluyla yapılmasına ve bu şekilde tebliğ edilemeyenlerin vergi dairesinin ilan tahtasına asılmak suretiyle tebliğine ilişkin özel bir tebligat usulü getirilmektedir.

      Maddenin 9 uncu fıkrasıyla 4706 sayılı Kanunda yapılan ibare değişikliklerine ilişkin açıklamalar aşağıda yer almaktadır.

      a) 4706 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin son fıkrasında yer alan "plan kararlarına uyulmak kaydıyla" ibaresi uygulamaya ilişkin bir uymayı ifade etmekle birlikte, fıkranın sonunda yer alan bu yerlerin amacı dışında kullanılamayacağına dair tapu kütüğüne şerh konulacağına ilişkin ifade karşısında mükerrerlik oluşturmakta ve karışıklıklara yol açmaktadır. Plan kararlarına uyma, amaca uygun kullanma ile aynı sonucu doğurduğundan, karışıklıkların ortadan kaldırılması amaçlanmaktadır. Ayrıca, değiştirilmesi öngörülen ikinci ibare ile sınai amaçlı yatırımları teşvik ederek istihdam yaratılması amaçlanmışken, uygulamada, sınai yatırım dışında diğer yatırımların bulunmaması, yatırım tutarı ile istihdam sayısının yüksek olması nedeniyle müracaat olmamıştır. Kanun hükmü ile amaçlanan yatırım ve istihdam hedeflerine ulaşabilmek ve diğer yatırımların da önünü açmak bakımından böyle bir değişiklik öngörülmektedir.

      b) Maddenin uygulamasında tek bir parsel üzerinde çok sayıda yapı bulunmakta, madde metnindeki "alan" ifadesi birden fazla taşınmaz olması gerekeceği gibi yanlış yorumlara yol açabilmektedir. Bu karışıklığı ortadan kaldırmak amacıyla böyle bir düzenlemeye gidilmektedir.

      c) Maddenin mevcut hali, imar planı yapılmış parsellere ilişkin olarak da yeniden plan yapılması gerektiği gibi yanlış anlaşılmalara neden olabilmektedir. Bu yanlış anlaşılmaları ortadan kaldırmak ve parsel bazında değerlendirme yapabilmek amacıyla böyle bir düzenlemeye gidilmektedir.

      d) 2886 sayılı Devlet İhale Kanununun 9 uncu maddesinde tahmin edilen bedelin nasıl tespit edileceği belirtilmiştir. 4706 sayılı Kanunun 7 nci maddesinin altıncı fıkrasında, ekspertiz şirketlerine değer tespit ettirileceğine ilişkin hüküm bulunmasına rağmen, bu bedelin doğrudan rayiç bedel olarak ve 2886 sayılı Kanun hükümleri dışında tahmin edilen bedel olarak dikkate alınacağına ilişkin açıklık bulunmamaktadır. Emlak vergisine esas bedelin yüksek tespit edildiği taşınmazlarda bu bedelin, rayiç bedelin de üzerinde olması durumları ile karşılaşılmakta, ihale mevzuatına göre tahmin edilen bedelin emlak vergisine esas bedelin altında olamayacağına ilişkin hüküm karşısında bu taşınmazlar değerlendirilememekte ve gereksiz ilan masrafları ve mesai kaybı ile karşılaşılmaktadır. Bu olumsuzluğun ortadan kaldırılması bakımından, olayı tamamen genelleştirmeden, yalnızca ekspertiz şirketleri ile Maliye Bakanlığı merkez denetim elemanlarına yaptırılan rayiç bedel tespitlerinde; bir istisna hükmü olarak, emlak vergisine esas bedele bağlı kalınmaksızın, bu rayiç bedellerin tahmin edilen bedel olarak dikkate alınması ve böylece emlak vergisine esas bedeli yüksek tespit edilmiş Hazineye ait taşınmazların değerlendirilmesine yönelik olumsuzluklar ile gereksiz masrafların ortadan kaldırılması amacıyla böyle bir düzenlemeye gidilmektedir.

      e) 4706 sayılı Kanunun 7/B maddesi, konut yapı kooperatiflerine, kooperatif birliklerine veya bu birliklerin oluşturduğu üst birliklere, Hazineye ait taşınmazların, bunlar arasında yapılacak ihale ile rayiç bedel üzerinden satışını düzenlemektedir.

      Buradaki amaç, Hazineye ait imarlı, imarsız veya imar planında başka amaca ayrılmış taşınmazların konut amaçlı olarak satılabilmesine imkân tanımak olmasına rağmen, "imar planlarına uygun olarak konut yapılmak üzere ibaresi" imar planı yapılmamış veya imarda başka amaca ayrılmış taşınmazların bu madde kapsamında değerlendirilmesi konusunda tereddütlere neden olmaktadır. İmar planlarında konut amacına ayrılmış veya ayrılacak taşınmazlarda zaten plana uygun olarak konut yapılması gerektiği açıktır.

      Burada imar planlarına uygun olmayan bir yapılaşmanın olması düşünülmemektedir ve bu esasen mümkün de değildir. Bu nedenle (9) numaralı fıkra ile, madde metninde yer alması gerekli olmayan ibarenin metinden çıkarılması tereddütlerin ortadan kalkmasını sağlayacaktır.

      Maddenin (10) numaralı fıkrasının (a) bendi ile, 16.2.1995 tarihli ve 4070 sayılı Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanunun 10 uncu maddesinde 3.7.2003 tarihli ve 4916 sayılı Kanunla yapılan değişiklik paralelinde, bu maddenin değişiklikten önceki hükümlerine atıfta bulunan 8 inci maddesinde yer alan ibare madde metninden çıkarılmaktadır.

      22.11.1984 tarihli ve 3083 sayılı Sulama Alanlarında Arazi Düzenlemesine Dair Tarım Reformu Kanununun 7 nci maddesinin ikinci fıkrası 3.7.2003 tarihli ve 4916 sayılı Kanunun 18 inci maddesi ile değiştirilerek, Kanun kapsamında kalan arazinin uygulayıcı kuruluşça uygun görülmesi durumunda satılmak, sınırlı ayni hak tesis edilmek ve kiralanmak veya kendilerine özel kanunlarla verilen görev ve yetki içinde kullanmaları şartı ile kamu kuruluşlarına tahsis edilmek üzere, Hazinenin tasarrufuna bırakılabileceği hükmü getirilmiştir. Bu yetkinin kullanılmasında tereddütlerin giderilmesi bakımından tarım arazilerinin satışında da bu kapsamda açıklık getirmek bakımından (10) numaralı fıkranın (b) bendi ile böyle bir düzenlemeye gidilmektedir.

      1164 sayılı Kanunun mevcut ek 4 üncü maddesi hükmü, Hazineye ait arsa ve arazilerin bedelsiz devrinin iki Bakanın müşterek teklifi ve Başbakanın onayı ile gerçekleştirilmesini öngörmektedir. Oysa buradaki amaç, Arsa Ofisi Genel Müdürlüğü ile Toplu Konut İdaresi Başkanlığının önemli projeleri gerçekleştirmek üzere belirleyeceği arsa üretim alanlarının Başbakan onayı ile tespit edilmesi ve bu alanlar içinde bulunan Hazineye ait taşınmazların Maliye Bakanlığınca ilgili idarelere devredilmesidir. Bu durum aynı zamanda, belirlenen arsa üretim alanları içinde kalan tescilsiz alanların Hazine adına tescil edilmesinde karşılaşılan bürokratik formalitelerin kısaltılmasını ve kolaylaştırılmasını da sağlayacaktır. Ayrıca, bu şekilde devredilen bazı taşınmazlara, değişik şekillerde değerlendirilmesine yönelik olarak ihtiyaç duyulmaktadır. Böyle durumlarda, kamu hizmetine ayrılan yerlerde olduğu gibi devredilen taşınmazların bedelsiz olarak Hazineye iade edilmesi gerekmektedir. Belirtilen gerekçelerle maddede yer alan ibarelerin değiştirilmesi öngörülmektedir.

      29.1.2004 tarihli ve 5084 sayılı Kanunun 5 inci maddesi, bu Kanunun 2 nci maddesinin (b) bendi kapsamındaki illerde en az on kişilik istihdam öngören yatırımcılara Hazineye ait arazi veya arsaların bedelsiz devrini öngörmektedir. Organize sanayi bölgelerinde bulunan parsellerin de bu kapsamda değerlendirilmesi, uygulamada bu alanların her türlü alt yapı, plan ve parselasyon çalışmalarını yürüten organize sanayi bölgelerinin arsa tahsislerinde yatırımcılar yönünden farklı muhataplar olması açısından yetki karmaşasına neden olmakta ve teşvik amacının tam olarak gerçekleştirilememesine yol açmaktadır. Bütün bu sakıncaların ortadan kaldırılarak yatırımcıların tek bir muhatapla karşılaşmalarını ve bürokratik formalitelerin azaltılmasını teminen (12) numaralı fıkra ile böyle bir düzenlemeye gidilmektedir.

      Maddenin 5083 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Devletinin Para Birimi Hakkında Kanunun 2 nci maddesinde ibare değişikliği yapan fıkrası ile, Yeni Kuruşa tamamlama işlemlerinin birim fiyatlarda değil, işlem sonuçlarında ve ödeme aşamasında gerçekleştirilmesi ve ödeme kayıtlarının virgülden sonra en çok iki hane ile yapılması amaçlanmaktadır. Bu değişiklikle, Türk Lirası değerlerin Yeni Türk Lirasına dönüşüm işlemlerinin ve Yeni Türk Lirası cinsinden yapılan işlemlerin sonuçlarında ve ödeme aşamalarında bir Yeni Kuruşun altındaki tutarları ödemeye olanak verecek madeni para bulunmaması nedeniyle, yarım Yeni Kuruş ve üzerindeki değerlerin bir üst Yeni Kuruşa tamamlanması, yarım Yeni Kuruşun altındaki değerlerin dikkate alınmaması yönünde düzenleme getirilmektedir. Bu düzenleme doğrultusunda, sayısal işlem yapan elektronik cihazların ve bilgisayar yazılımlarının yenilenmesi gibi bazı teknik güçlüklerin de önüne geçilmiş olunacaktır.

      Mal ve hizmetlerin fiyatları bir Yeni Kuruşun altında olabileceği gibi, bir Yeni Kuruşun altındaki değer küsuratlı olarak da belirlenebilecektir. Vergiler, yabancı para alım satımı ve benzeri belli sabit sayılarla çarpım yapılarak elde edilen sonuç üzerinde tahakkuk, tahsil ve ödeme işlemlerinde, işlem sonuçları da bir Yeni Kuruşun altında veya değer küsuratı bir Yeni Kuruşun altında olabilecek şekilde sonuç verebilecektir.

      Maddenin 14 numaralı fıkrasıyla 29.7.1970 tarihli ve 1319 sayılı Emlak Vergisi Kanununda yapılan değişiklikle Kanunun 4 ve 14 üncü maddelerinde yer alan muafiyet uygulamalarında geçerli olan kiraya verilmeme şartının Özelleştirme uygulamaları çerçevesinde yapılan işletme hakkı devirlerini kapsamaması yönünde düzenleme yapılmaktadır.

    • Eski ifade
      Belediye ve mücavir alan sınırları içinde olup Bakanlıkça tespit edilecek alanlarda bulunan,
      Yeni ifade
      Belediye ve mücavir alan sınırları içinde olup, Bakanlıkça tespit edilen,
      Değişikliğin gerekçesi

      - Bankalar Kanununda Değişiklik Yapan 4672 sayılı Kanunun 11 inci maddesinin (e) bendinde yer alan hüküm uyarınca özel finans kurumları, 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu, 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun ve 3167 sayılı Çekle Ödemelerin Düzenlenmesi ve Çek Hamillerinin Korunması Hakkında Kanun ile diğer mevzuatın çeke ve teminat mektuplarına ilişkin hükümleri ile 213 sayılı Vergi Usul Kanununun mükerrer 298 inci maddesi hükümlerinin uygulanması bakımından banka addolunmuştu.

      Ancak günümüz koşullarında özel finans kurumları ile bankalar arasındaki farklılıklar bir hayli azalmış durumdadır. Maddenin (1) numaralı fıkrasının (a) bendinde düzenlemeyle vergi kanunları uygulaması yönünden banka-özel finans kurumu ayrımından kaynaklanan sorunları gidermek amacıyla, vergi kanunları uygulamasında özel finans kurumlarının banka olarak addolunması öngörülmektedir.

      Maddenin (1) numaralı fıkrasının (b) bendinde yapılan düzenlemeyle, azalan bakiyeler usulünde uygulanacak amortisman oranının üst sınırı belirlenmektedir.

      Maddenin (2) numaralı fıkrası ile 3065 sayılı Kanunun 1 inci maddesinin 3 numaralı fıkrasının (d) bendinde yer alan "Hazinece yapılan taşınmaz mal satışları hariç müzayede mahallerinde" ibaresi Hazinece yapılacak taşınmaz satışları ile ilgili istisnanın Katma Değer Vergisi Kanununun 17 nci maddesine taşınmış olması sebebiyle bu bentte yer alan hüküm "Müzayede mahallerinde" olarak değiştirilmiştir.

      Maddenin (3) numaralı fıkrasının (a) bendinde ilgili Kanuna yapılan atıf düzeltilmekte, (b) bendinde yapılan düzenlemeyle ise, Gelir Vergisi Kanununun 42 nci maddesinin ikinci fıkrasında değişiklik yapılarak, yıllara sari inşaat ve onarma işlerinden elde edilen kazançlarda beyan zamanı, gelir vergisi beyan zamanı ile uyumlu hale getirilmektedir.

      Maddenin (4) numaralı fıkrası ile Damga Vergisi Kanununda yapılan değişiklikle;

      - Madde ile damga vergisine tâbi kağıtlar terimi, manyetik ortamda ve elektronik veri şeklinde oluşturulan belgeleri de kapsayacak şekilde yeniden tanımlanmıştır.

      - İstihkaktan kesinti suretiyle hesaplanan verginin ödeme süresi muhtasar beyanname ile beyan edilen vergilerin ödeme süresine paralel hale getirilmektedir.

      - Kanuna ekli (1) sayılı tablosunun "IV. Makbuzlar ve diğer kâğıtlar" başlıklı bölümünün (2) numaralı fıkrasının (b) bendinin (5) numaralı alt bendinde yer alan "Diğerleri" ibaresi "Diğer vergi beyannameleri", olarak değiştirilerek, bentte sayılanların dışındaki beyannamelerden sadece vergi beyannamelerinin vergiye tâbi olması sağlanmaktadır.

      - Ayrıca yapılan düzenleme ile Bakanlar Kuruluna, elektronik ortamda verilen belgeler için de, damga vergisi oranını her bir kâğıt için ibraz yeri itibarıyla ayrı ayrı sıfıra kadar indirme hususunda yetki verilmiştir.

      - Kanuna ekli (1) sayılı tablosunun "IV. Makbuzlar ve diğer kağıtlar" başlıklı bölümünün (2) numaralı fıkrasında yapılan değişiklikle de birden fazla beyanname alınan hallerde, bunlardan sadece bir nüshasının vergiye tâbi tutulması şeklinde olan mevcut uygulamaya açıklık getirilmektedir.

      Maddenin (5) numaralı fıkrası ile Harçlar Kanununda yapılan değişikliklerle;

      - Sadece gazete muhabirleri için var olan ikamet tezkeresi harcı muafiyeti, bütün basın ve yayın muhabirlerini kapsayacak şekilde yeniden düzenlenmiştir.

      - Avcılık belgelerine ait yıllık olarak tahsil olunan harçlar yeniden belirlenmiştir. Böylece, kaçak avcılığın artacağı yönündeki endişe ve tereddütlerin önüne geçmek, avcılık faaliyetinin bilinçli ve kontrollü bir şekilde icra edilmesi ortamının oluşmasına katkıda bulunmak amaçlanmış olup, avcılık belgelerinden alınan harç tutarları makul bir seviyeye çekilmektedir.

      Maddenin (6) numaralı fıkrası ile, Vergi Barışı Kanununun 18 inci maddesinde değişiklik yapılmakta, vergi barışı kapsamında yeniden yapılandırılan borçların taksitlerinin zamanında yapılmaması durumunda, borcun ödenmeyen kısmının % 10 fazlası ile ödeneceğine ilişkin hükümde yer alan oran, vergi barışı uygulamasının gelinen noktadaki başarısı ve faiz oranlarında yaşanan kalıcı düşüş nedeniyle % 5 olarak yeniden belirlenmektedir.

      Maddenin (7) numaralı fıkrasıyla 18.2.1963 tarihli ve 197 sayılı Motorlu Taşıtlar Vergisi Kanununun 13 üncü maddesinin (d) fıkrasında yer alan "Taşıtlarla ilgili fenni muayene komisyonları," ibaresi "Taşıtlarla ilgili fenni muayene komisyonları, fenni muayene yapma yetkisi verilen gerçek ve tüzel kişiler" olarak değiştirilmektedir.

      Maddenin 8 inci fıkrasının (a) bendiyle yapılan değişiklikle Karayolları Genel Müdürlüğünün görev ve yetkileri arasında yer alan 2918 sayılı Kanunun 35. maddesine aykırı hareket edenler hakkında suç ve ceza tutanağı düzenleme yetkisi kaldırılarak bu yetki Ulaştırma Bakanlığına verilmiştir. Karayolları Trafik Kanununun 114 üncü maddesinin beşinci fıkrasındaki mevcut düzenlemeye göre, yetkili memurlarca düzenlenen trafik para cezası tutanakları doğrudan doğruya mal sandıklarına teslim edilmektedir.

      Maddenin (8) numaralı fıkrasının (b) bendiyle yapılması önerilen değişiklikle trafik para cezası tahsilatlarının Maliye Bakanlığınca PTT vasıtasıyla yaptırılması halinde bu tutanakların mal sandığı yerine doğrudan PTT İdaresine teslimini temin etmek amacıyla söz konusu ibare değişikliği yapılmaktadır.

      Fıkranın (c) bendiyle, araç tescil plakalarına göre yazılan trafik ceza tutanaklarının tebligat işlemlerinin posta yoluyla yapılmasına ve bu şekilde tebliğ edilemeyenlerin vergi dairesinin ilan tahtasına asılmak suretiyle tebliğine ilişkin özel bir tebligat usulü getirilmektedir.

      Maddenin 9 uncu fıkrasıyla 4706 sayılı Kanunda yapılan ibare değişikliklerine ilişkin açıklamalar aşağıda yer almaktadır.

      a) 4706 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin son fıkrasında yer alan "plan kararlarına uyulmak kaydıyla" ibaresi uygulamaya ilişkin bir uymayı ifade etmekle birlikte, fıkranın sonunda yer alan bu yerlerin amacı dışında kullanılamayacağına dair tapu kütüğüne şerh konulacağına ilişkin ifade karşısında mükerrerlik oluşturmakta ve karışıklıklara yol açmaktadır. Plan kararlarına uyma, amaca uygun kullanma ile aynı sonucu doğurduğundan, karışıklıkların ortadan kaldırılması amaçlanmaktadır. Ayrıca, değiştirilmesi öngörülen ikinci ibare ile sınai amaçlı yatırımları teşvik ederek istihdam yaratılması amaçlanmışken, uygulamada, sınai yatırım dışında diğer yatırımların bulunmaması, yatırım tutarı ile istihdam sayısının yüksek olması nedeniyle müracaat olmamıştır. Kanun hükmü ile amaçlanan yatırım ve istihdam hedeflerine ulaşabilmek ve diğer yatırımların da önünü açmak bakımından böyle bir değişiklik öngörülmektedir.

      b) Maddenin uygulamasında tek bir parsel üzerinde çok sayıda yapı bulunmakta, madde metnindeki "alan" ifadesi birden fazla taşınmaz olması gerekeceği gibi yanlış yorumlara yol açabilmektedir. Bu karışıklığı ortadan kaldırmak amacıyla böyle bir düzenlemeye gidilmektedir.

      c) Maddenin mevcut hali, imar planı yapılmış parsellere ilişkin olarak da yeniden plan yapılması gerektiği gibi yanlış anlaşılmalara neden olabilmektedir. Bu yanlış anlaşılmaları ortadan kaldırmak ve parsel bazında değerlendirme yapabilmek amacıyla böyle bir düzenlemeye gidilmektedir.

      d) 2886 sayılı Devlet İhale Kanununun 9 uncu maddesinde tahmin edilen bedelin nasıl tespit edileceği belirtilmiştir. 4706 sayılı Kanunun 7 nci maddesinin altıncı fıkrasında, ekspertiz şirketlerine değer tespit ettirileceğine ilişkin hüküm bulunmasına rağmen, bu bedelin doğrudan rayiç bedel olarak ve 2886 sayılı Kanun hükümleri dışında tahmin edilen bedel olarak dikkate alınacağına ilişkin açıklık bulunmamaktadır. Emlak vergisine esas bedelin yüksek tespit edildiği taşınmazlarda bu bedelin, rayiç bedelin de üzerinde olması durumları ile karşılaşılmakta, ihale mevzuatına göre tahmin edilen bedelin emlak vergisine esas bedelin altında olamayacağına ilişkin hüküm karşısında bu taşınmazlar değerlendirilememekte ve gereksiz ilan masrafları ve mesai kaybı ile karşılaşılmaktadır. Bu olumsuzluğun ortadan kaldırılması bakımından, olayı tamamen genelleştirmeden, yalnızca ekspertiz şirketleri ile Maliye Bakanlığı merkez denetim elemanlarına yaptırılan rayiç bedel tespitlerinde; bir istisna hükmü olarak, emlak vergisine esas bedele bağlı kalınmaksızın, bu rayiç bedellerin tahmin edilen bedel olarak dikkate alınması ve böylece emlak vergisine esas bedeli yüksek tespit edilmiş Hazineye ait taşınmazların değerlendirilmesine yönelik olumsuzluklar ile gereksiz masrafların ortadan kaldırılması amacıyla böyle bir düzenlemeye gidilmektedir.

      e) 4706 sayılı Kanunun 7/B maddesi, konut yapı kooperatiflerine, kooperatif birliklerine veya bu birliklerin oluşturduğu üst birliklere, Hazineye ait taşınmazların, bunlar arasında yapılacak ihale ile rayiç bedel üzerinden satışını düzenlemektedir.

      Buradaki amaç, Hazineye ait imarlı, imarsız veya imar planında başka amaca ayrılmış taşınmazların konut amaçlı olarak satılabilmesine imkân tanımak olmasına rağmen, "imar planlarına uygun olarak konut yapılmak üzere ibaresi" imar planı yapılmamış veya imarda başka amaca ayrılmış taşınmazların bu madde kapsamında değerlendirilmesi konusunda tereddütlere neden olmaktadır. İmar planlarında konut amacına ayrılmış veya ayrılacak taşınmazlarda zaten plana uygun olarak konut yapılması gerektiği açıktır.

      Burada imar planlarına uygun olmayan bir yapılaşmanın olması düşünülmemektedir ve bu esasen mümkün de değildir. Bu nedenle (9) numaralı fıkra ile, madde metninde yer alması gerekli olmayan ibarenin metinden çıkarılması tereddütlerin ortadan kalkmasını sağlayacaktır.

      Maddenin (10) numaralı fıkrasının (a) bendi ile, 16.2.1995 tarihli ve 4070 sayılı Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanunun 10 uncu maddesinde 3.7.2003 tarihli ve 4916 sayılı Kanunla yapılan değişiklik paralelinde, bu maddenin değişiklikten önceki hükümlerine atıfta bulunan 8 inci maddesinde yer alan ibare madde metninden çıkarılmaktadır.

      22.11.1984 tarihli ve 3083 sayılı Sulama Alanlarında Arazi Düzenlemesine Dair Tarım Reformu Kanununun 7 nci maddesinin ikinci fıkrası 3.7.2003 tarihli ve 4916 sayılı Kanunun 18 inci maddesi ile değiştirilerek, Kanun kapsamında kalan arazinin uygulayıcı kuruluşça uygun görülmesi durumunda satılmak, sınırlı ayni hak tesis edilmek ve kiralanmak veya kendilerine özel kanunlarla verilen görev ve yetki içinde kullanmaları şartı ile kamu kuruluşlarına tahsis edilmek üzere, Hazinenin tasarrufuna bırakılabileceği hükmü getirilmiştir. Bu yetkinin kullanılmasında tereddütlerin giderilmesi bakımından tarım arazilerinin satışında da bu kapsamda açıklık getirmek bakımından (10) numaralı fıkranın (b) bendi ile böyle bir düzenlemeye gidilmektedir.

      1164 sayılı Kanunun mevcut ek 4 üncü maddesi hükmü, Hazineye ait arsa ve arazilerin bedelsiz devrinin iki Bakanın müşterek teklifi ve Başbakanın onayı ile gerçekleştirilmesini öngörmektedir. Oysa buradaki amaç, Arsa Ofisi Genel Müdürlüğü ile Toplu Konut İdaresi Başkanlığının önemli projeleri gerçekleştirmek üzere belirleyeceği arsa üretim alanlarının Başbakan onayı ile tespit edilmesi ve bu alanlar içinde bulunan Hazineye ait taşınmazların Maliye Bakanlığınca ilgili idarelere devredilmesidir. Bu durum aynı zamanda, belirlenen arsa üretim alanları içinde kalan tescilsiz alanların Hazine adına tescil edilmesinde karşılaşılan bürokratik formalitelerin kısaltılmasını ve kolaylaştırılmasını da sağlayacaktır. Ayrıca, bu şekilde devredilen bazı taşınmazlara, değişik şekillerde değerlendirilmesine yönelik olarak ihtiyaç duyulmaktadır. Böyle durumlarda, kamu hizmetine ayrılan yerlerde olduğu gibi devredilen taşınmazların bedelsiz olarak Hazineye iade edilmesi gerekmektedir. Belirtilen gerekçelerle maddede yer alan ibarelerin değiştirilmesi öngörülmektedir.

      29.1.2004 tarihli ve 5084 sayılı Kanunun 5 inci maddesi, bu Kanunun 2 nci maddesinin (b) bendi kapsamındaki illerde en az on kişilik istihdam öngören yatırımcılara Hazineye ait arazi veya arsaların bedelsiz devrini öngörmektedir. Organize sanayi bölgelerinde bulunan parsellerin de bu kapsamda değerlendirilmesi, uygulamada bu alanların her türlü alt yapı, plan ve parselasyon çalışmalarını yürüten organize sanayi bölgelerinin arsa tahsislerinde yatırımcılar yönünden farklı muhataplar olması açısından yetki karmaşasına neden olmakta ve teşvik amacının tam olarak gerçekleştirilememesine yol açmaktadır. Bütün bu sakıncaların ortadan kaldırılarak yatırımcıların tek bir muhatapla karşılaşmalarını ve bürokratik formalitelerin azaltılmasını teminen (12) numaralı fıkra ile böyle bir düzenlemeye gidilmektedir.

      Maddenin 5083 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Devletinin Para Birimi Hakkında Kanunun 2 nci maddesinde ibare değişikliği yapan fıkrası ile, Yeni Kuruşa tamamlama işlemlerinin birim fiyatlarda değil, işlem sonuçlarında ve ödeme aşamasında gerçekleştirilmesi ve ödeme kayıtlarının virgülden sonra en çok iki hane ile yapılması amaçlanmaktadır. Bu değişiklikle, Türk Lirası değerlerin Yeni Türk Lirasına dönüşüm işlemlerinin ve Yeni Türk Lirası cinsinden yapılan işlemlerin sonuçlarında ve ödeme aşamalarında bir Yeni Kuruşun altındaki tutarları ödemeye olanak verecek madeni para bulunmaması nedeniyle, yarım Yeni Kuruş ve üzerindeki değerlerin bir üst Yeni Kuruşa tamamlanması, yarım Yeni Kuruşun altındaki değerlerin dikkate alınmaması yönünde düzenleme getirilmektedir. Bu düzenleme doğrultusunda, sayısal işlem yapan elektronik cihazların ve bilgisayar yazılımlarının yenilenmesi gibi bazı teknik güçlüklerin de önüne geçilmiş olunacaktır.

      Mal ve hizmetlerin fiyatları bir Yeni Kuruşun altında olabileceği gibi, bir Yeni Kuruşun altındaki değer küsuratlı olarak da belirlenebilecektir. Vergiler, yabancı para alım satımı ve benzeri belli sabit sayılarla çarpım yapılarak elde edilen sonuç üzerinde tahakkuk, tahsil ve ödeme işlemlerinde, işlem sonuçları da bir Yeni Kuruşun altında veya değer küsuratı bir Yeni Kuruşun altında olabilecek şekilde sonuç verebilecektir.

      Maddenin 14 numaralı fıkrasıyla 29.7.1970 tarihli ve 1319 sayılı Emlak Vergisi Kanununda yapılan değişiklikle Kanunun 4 ve 14 üncü maddelerinde yer alan muafiyet uygulamalarında geçerli olan kiraya verilmeme şartının Özelleştirme uygulamaları çerçevesinde yapılan işletme hakkı devirlerini kapsamaması yönünde düzenleme yapılmaktadır.

    • Eski ifade
      Bu taşınmazların öncelikle imar planları ve imar uygulaması yapılır.
      Yeni ifade
      Bu taşınmazlardan gerekli olanlar için öncelikle imar planları veya imar uygulaması yapılır.
      Değişikliğin gerekçesi

      - Bankalar Kanununda Değişiklik Yapan 4672 sayılı Kanunun 11 inci maddesinin (e) bendinde yer alan hüküm uyarınca özel finans kurumları, 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu, 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun ve 3167 sayılı Çekle Ödemelerin Düzenlenmesi ve Çek Hamillerinin Korunması Hakkında Kanun ile diğer mevzuatın çeke ve teminat mektuplarına ilişkin hükümleri ile 213 sayılı Vergi Usul Kanununun mükerrer 298 inci maddesi hükümlerinin uygulanması bakımından banka addolunmuştu.

      Ancak günümüz koşullarında özel finans kurumları ile bankalar arasındaki farklılıklar bir hayli azalmış durumdadır. Maddenin (1) numaralı fıkrasının (a) bendinde düzenlemeyle vergi kanunları uygulaması yönünden banka-özel finans kurumu ayrımından kaynaklanan sorunları gidermek amacıyla, vergi kanunları uygulamasında özel finans kurumlarının banka olarak addolunması öngörülmektedir.

      Maddenin (1) numaralı fıkrasının (b) bendinde yapılan düzenlemeyle, azalan bakiyeler usulünde uygulanacak amortisman oranının üst sınırı belirlenmektedir.

      Maddenin (2) numaralı fıkrası ile 3065 sayılı Kanunun 1 inci maddesinin 3 numaralı fıkrasının (d) bendinde yer alan "Hazinece yapılan taşınmaz mal satışları hariç müzayede mahallerinde" ibaresi Hazinece yapılacak taşınmaz satışları ile ilgili istisnanın Katma Değer Vergisi Kanununun 17 nci maddesine taşınmış olması sebebiyle bu bentte yer alan hüküm "Müzayede mahallerinde" olarak değiştirilmiştir.

      Maddenin (3) numaralı fıkrasının (a) bendinde ilgili Kanuna yapılan atıf düzeltilmekte, (b) bendinde yapılan düzenlemeyle ise, Gelir Vergisi Kanununun 42 nci maddesinin ikinci fıkrasında değişiklik yapılarak, yıllara sari inşaat ve onarma işlerinden elde edilen kazançlarda beyan zamanı, gelir vergisi beyan zamanı ile uyumlu hale getirilmektedir.

      Maddenin (4) numaralı fıkrası ile Damga Vergisi Kanununda yapılan değişiklikle;

      - Madde ile damga vergisine tâbi kağıtlar terimi, manyetik ortamda ve elektronik veri şeklinde oluşturulan belgeleri de kapsayacak şekilde yeniden tanımlanmıştır.

      - İstihkaktan kesinti suretiyle hesaplanan verginin ödeme süresi muhtasar beyanname ile beyan edilen vergilerin ödeme süresine paralel hale getirilmektedir.

      - Kanuna ekli (1) sayılı tablosunun "IV. Makbuzlar ve diğer kâğıtlar" başlıklı bölümünün (2) numaralı fıkrasının (b) bendinin (5) numaralı alt bendinde yer alan "Diğerleri" ibaresi "Diğer vergi beyannameleri", olarak değiştirilerek, bentte sayılanların dışındaki beyannamelerden sadece vergi beyannamelerinin vergiye tâbi olması sağlanmaktadır.

      - Ayrıca yapılan düzenleme ile Bakanlar Kuruluna, elektronik ortamda verilen belgeler için de, damga vergisi oranını her bir kâğıt için ibraz yeri itibarıyla ayrı ayrı sıfıra kadar indirme hususunda yetki verilmiştir.

      - Kanuna ekli (1) sayılı tablosunun "IV. Makbuzlar ve diğer kağıtlar" başlıklı bölümünün (2) numaralı fıkrasında yapılan değişiklikle de birden fazla beyanname alınan hallerde, bunlardan sadece bir nüshasının vergiye tâbi tutulması şeklinde olan mevcut uygulamaya açıklık getirilmektedir.

      Maddenin (5) numaralı fıkrası ile Harçlar Kanununda yapılan değişikliklerle;

      - Sadece gazete muhabirleri için var olan ikamet tezkeresi harcı muafiyeti, bütün basın ve yayın muhabirlerini kapsayacak şekilde yeniden düzenlenmiştir.

      - Avcılık belgelerine ait yıllık olarak tahsil olunan harçlar yeniden belirlenmiştir. Böylece, kaçak avcılığın artacağı yönündeki endişe ve tereddütlerin önüne geçmek, avcılık faaliyetinin bilinçli ve kontrollü bir şekilde icra edilmesi ortamının oluşmasına katkıda bulunmak amaçlanmış olup, avcılık belgelerinden alınan harç tutarları makul bir seviyeye çekilmektedir.

      Maddenin (6) numaralı fıkrası ile, Vergi Barışı Kanununun 18 inci maddesinde değişiklik yapılmakta, vergi barışı kapsamında yeniden yapılandırılan borçların taksitlerinin zamanında yapılmaması durumunda, borcun ödenmeyen kısmının % 10 fazlası ile ödeneceğine ilişkin hükümde yer alan oran, vergi barışı uygulamasının gelinen noktadaki başarısı ve faiz oranlarında yaşanan kalıcı düşüş nedeniyle % 5 olarak yeniden belirlenmektedir.

      Maddenin (7) numaralı fıkrasıyla 18.2.1963 tarihli ve 197 sayılı Motorlu Taşıtlar Vergisi Kanununun 13 üncü maddesinin (d) fıkrasında yer alan "Taşıtlarla ilgili fenni muayene komisyonları," ibaresi "Taşıtlarla ilgili fenni muayene komisyonları, fenni muayene yapma yetkisi verilen gerçek ve tüzel kişiler" olarak değiştirilmektedir.

      Maddenin 8 inci fıkrasının (a) bendiyle yapılan değişiklikle Karayolları Genel Müdürlüğünün görev ve yetkileri arasında yer alan 2918 sayılı Kanunun 35. maddesine aykırı hareket edenler hakkında suç ve ceza tutanağı düzenleme yetkisi kaldırılarak bu yetki Ulaştırma Bakanlığına verilmiştir. Karayolları Trafik Kanununun 114 üncü maddesinin beşinci fıkrasındaki mevcut düzenlemeye göre, yetkili memurlarca düzenlenen trafik para cezası tutanakları doğrudan doğruya mal sandıklarına teslim edilmektedir.

      Maddenin (8) numaralı fıkrasının (b) bendiyle yapılması önerilen değişiklikle trafik para cezası tahsilatlarının Maliye Bakanlığınca PTT vasıtasıyla yaptırılması halinde bu tutanakların mal sandığı yerine doğrudan PTT İdaresine teslimini temin etmek amacıyla söz konusu ibare değişikliği yapılmaktadır.

      Fıkranın (c) bendiyle, araç tescil plakalarına göre yazılan trafik ceza tutanaklarının tebligat işlemlerinin posta yoluyla yapılmasına ve bu şekilde tebliğ edilemeyenlerin vergi dairesinin ilan tahtasına asılmak suretiyle tebliğine ilişkin özel bir tebligat usulü getirilmektedir.

      Maddenin 9 uncu fıkrasıyla 4706 sayılı Kanunda yapılan ibare değişikliklerine ilişkin açıklamalar aşağıda yer almaktadır.

      a) 4706 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin son fıkrasında yer alan "plan kararlarına uyulmak kaydıyla" ibaresi uygulamaya ilişkin bir uymayı ifade etmekle birlikte, fıkranın sonunda yer alan bu yerlerin amacı dışında kullanılamayacağına dair tapu kütüğüne şerh konulacağına ilişkin ifade karşısında mükerrerlik oluşturmakta ve karışıklıklara yol açmaktadır. Plan kararlarına uyma, amaca uygun kullanma ile aynı sonucu doğurduğundan, karışıklıkların ortadan kaldırılması amaçlanmaktadır. Ayrıca, değiştirilmesi öngörülen ikinci ibare ile sınai amaçlı yatırımları teşvik ederek istihdam yaratılması amaçlanmışken, uygulamada, sınai yatırım dışında diğer yatırımların bulunmaması, yatırım tutarı ile istihdam sayısının yüksek olması nedeniyle müracaat olmamıştır. Kanun hükmü ile amaçlanan yatırım ve istihdam hedeflerine ulaşabilmek ve diğer yatırımların da önünü açmak bakımından böyle bir değişiklik öngörülmektedir.

      b) Maddenin uygulamasında tek bir parsel üzerinde çok sayıda yapı bulunmakta, madde metnindeki "alan" ifadesi birden fazla taşınmaz olması gerekeceği gibi yanlış yorumlara yol açabilmektedir. Bu karışıklığı ortadan kaldırmak amacıyla böyle bir düzenlemeye gidilmektedir.

      c) Maddenin mevcut hali, imar planı yapılmış parsellere ilişkin olarak da yeniden plan yapılması gerektiği gibi yanlış anlaşılmalara neden olabilmektedir. Bu yanlış anlaşılmaları ortadan kaldırmak ve parsel bazında değerlendirme yapabilmek amacıyla böyle bir düzenlemeye gidilmektedir.

      d) 2886 sayılı Devlet İhale Kanununun 9 uncu maddesinde tahmin edilen bedelin nasıl tespit edileceği belirtilmiştir. 4706 sayılı Kanunun 7 nci maddesinin altıncı fıkrasında, ekspertiz şirketlerine değer tespit ettirileceğine ilişkin hüküm bulunmasına rağmen, bu bedelin doğrudan rayiç bedel olarak ve 2886 sayılı Kanun hükümleri dışında tahmin edilen bedel olarak dikkate alınacağına ilişkin açıklık bulunmamaktadır. Emlak vergisine esas bedelin yüksek tespit edildiği taşınmazlarda bu bedelin, rayiç bedelin de üzerinde olması durumları ile karşılaşılmakta, ihale mevzuatına göre tahmin edilen bedelin emlak vergisine esas bedelin altında olamayacağına ilişkin hüküm karşısında bu taşınmazlar değerlendirilememekte ve gereksiz ilan masrafları ve mesai kaybı ile karşılaşılmaktadır. Bu olumsuzluğun ortadan kaldırılması bakımından, olayı tamamen genelleştirmeden, yalnızca ekspertiz şirketleri ile Maliye Bakanlığı merkez denetim elemanlarına yaptırılan rayiç bedel tespitlerinde; bir istisna hükmü olarak, emlak vergisine esas bedele bağlı kalınmaksızın, bu rayiç bedellerin tahmin edilen bedel olarak dikkate alınması ve böylece emlak vergisine esas bedeli yüksek tespit edilmiş Hazineye ait taşınmazların değerlendirilmesine yönelik olumsuzluklar ile gereksiz masrafların ortadan kaldırılması amacıyla böyle bir düzenlemeye gidilmektedir.

      e) 4706 sayılı Kanunun 7/B maddesi, konut yapı kooperatiflerine, kooperatif birliklerine veya bu birliklerin oluşturduğu üst birliklere, Hazineye ait taşınmazların, bunlar arasında yapılacak ihale ile rayiç bedel üzerinden satışını düzenlemektedir.

      Buradaki amaç, Hazineye ait imarlı, imarsız veya imar planında başka amaca ayrılmış taşınmazların konut amaçlı olarak satılabilmesine imkân tanımak olmasına rağmen, "imar planlarına uygun olarak konut yapılmak üzere ibaresi" imar planı yapılmamış veya imarda başka amaca ayrılmış taşınmazların bu madde kapsamında değerlendirilmesi konusunda tereddütlere neden olmaktadır. İmar planlarında konut amacına ayrılmış veya ayrılacak taşınmazlarda zaten plana uygun olarak konut yapılması gerektiği açıktır.

      Burada imar planlarına uygun olmayan bir yapılaşmanın olması düşünülmemektedir ve bu esasen mümkün de değildir. Bu nedenle (9) numaralı fıkra ile, madde metninde yer alması gerekli olmayan ibarenin metinden çıkarılması tereddütlerin ortadan kalkmasını sağlayacaktır.

      Maddenin (10) numaralı fıkrasının (a) bendi ile, 16.2.1995 tarihli ve 4070 sayılı Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanunun 10 uncu maddesinde 3.7.2003 tarihli ve 4916 sayılı Kanunla yapılan değişiklik paralelinde, bu maddenin değişiklikten önceki hükümlerine atıfta bulunan 8 inci maddesinde yer alan ibare madde metninden çıkarılmaktadır.

      22.11.1984 tarihli ve 3083 sayılı Sulama Alanlarında Arazi Düzenlemesine Dair Tarım Reformu Kanununun 7 nci maddesinin ikinci fıkrası 3.7.2003 tarihli ve 4916 sayılı Kanunun 18 inci maddesi ile değiştirilerek, Kanun kapsamında kalan arazinin uygulayıcı kuruluşça uygun görülmesi durumunda satılmak, sınırlı ayni hak tesis edilmek ve kiralanmak veya kendilerine özel kanunlarla verilen görev ve yetki içinde kullanmaları şartı ile kamu kuruluşlarına tahsis edilmek üzere, Hazinenin tasarrufuna bırakılabileceği hükmü getirilmiştir. Bu yetkinin kullanılmasında tereddütlerin giderilmesi bakımından tarım arazilerinin satışında da bu kapsamda açıklık getirmek bakımından (10) numaralı fıkranın (b) bendi ile böyle bir düzenlemeye gidilmektedir.

      1164 sayılı Kanunun mevcut ek 4 üncü maddesi hükmü, Hazineye ait arsa ve arazilerin bedelsiz devrinin iki Bakanın müşterek teklifi ve Başbakanın onayı ile gerçekleştirilmesini öngörmektedir. Oysa buradaki amaç, Arsa Ofisi Genel Müdürlüğü ile Toplu Konut İdaresi Başkanlığının önemli projeleri gerçekleştirmek üzere belirleyeceği arsa üretim alanlarının Başbakan onayı ile tespit edilmesi ve bu alanlar içinde bulunan Hazineye ait taşınmazların Maliye Bakanlığınca ilgili idarelere devredilmesidir. Bu durum aynı zamanda, belirlenen arsa üretim alanları içinde kalan tescilsiz alanların Hazine adına tescil edilmesinde karşılaşılan bürokratik formalitelerin kısaltılmasını ve kolaylaştırılmasını da sağlayacaktır. Ayrıca, bu şekilde devredilen bazı taşınmazlara, değişik şekillerde değerlendirilmesine yönelik olarak ihtiyaç duyulmaktadır. Böyle durumlarda, kamu hizmetine ayrılan yerlerde olduğu gibi devredilen taşınmazların bedelsiz olarak Hazineye iade edilmesi gerekmektedir. Belirtilen gerekçelerle maddede yer alan ibarelerin değiştirilmesi öngörülmektedir.

      29.1.2004 tarihli ve 5084 sayılı Kanunun 5 inci maddesi, bu Kanunun 2 nci maddesinin (b) bendi kapsamındaki illerde en az on kişilik istihdam öngören yatırımcılara Hazineye ait arazi veya arsaların bedelsiz devrini öngörmektedir. Organize sanayi bölgelerinde bulunan parsellerin de bu kapsamda değerlendirilmesi, uygulamada bu alanların her türlü alt yapı, plan ve parselasyon çalışmalarını yürüten organize sanayi bölgelerinin arsa tahsislerinde yatırımcılar yönünden farklı muhataplar olması açısından yetki karmaşasına neden olmakta ve teşvik amacının tam olarak gerçekleştirilememesine yol açmaktadır. Bütün bu sakıncaların ortadan kaldırılarak yatırımcıların tek bir muhatapla karşılaşmalarını ve bürokratik formalitelerin azaltılmasını teminen (12) numaralı fıkra ile böyle bir düzenlemeye gidilmektedir.

      Maddenin 5083 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Devletinin Para Birimi Hakkında Kanunun 2 nci maddesinde ibare değişikliği yapan fıkrası ile, Yeni Kuruşa tamamlama işlemlerinin birim fiyatlarda değil, işlem sonuçlarında ve ödeme aşamasında gerçekleştirilmesi ve ödeme kayıtlarının virgülden sonra en çok iki hane ile yapılması amaçlanmaktadır. Bu değişiklikle, Türk Lirası değerlerin Yeni Türk Lirasına dönüşüm işlemlerinin ve Yeni Türk Lirası cinsinden yapılan işlemlerin sonuçlarında ve ödeme aşamalarında bir Yeni Kuruşun altındaki tutarları ödemeye olanak verecek madeni para bulunmaması nedeniyle, yarım Yeni Kuruş ve üzerindeki değerlerin bir üst Yeni Kuruşa tamamlanması, yarım Yeni Kuruşun altındaki değerlerin dikkate alınmaması yönünde düzenleme getirilmektedir. Bu düzenleme doğrultusunda, sayısal işlem yapan elektronik cihazların ve bilgisayar yazılımlarının yenilenmesi gibi bazı teknik güçlüklerin de önüne geçilmiş olunacaktır.

      Mal ve hizmetlerin fiyatları bir Yeni Kuruşun altında olabileceği gibi, bir Yeni Kuruşun altındaki değer küsuratlı olarak da belirlenebilecektir. Vergiler, yabancı para alım satımı ve benzeri belli sabit sayılarla çarpım yapılarak elde edilen sonuç üzerinde tahakkuk, tahsil ve ödeme işlemlerinde, işlem sonuçları da bir Yeni Kuruşun altında veya değer küsuratı bir Yeni Kuruşun altında olabilecek şekilde sonuç verebilecektir.

      Maddenin 14 numaralı fıkrasıyla 29.7.1970 tarihli ve 1319 sayılı Emlak Vergisi Kanununda yapılan değişiklikle Kanunun 4 ve 14 üncü maddelerinde yer alan muafiyet uygulamalarında geçerli olan kiraya verilmeme şartının Özelleştirme uygulamaları çerçevesinde yapılan işletme hakkı devirlerini kapsamaması yönünde düzenleme yapılmaktadır.

    • Bu fıkrada yer alan ve 16/7/2004 tarihli ve 5228 sayılı Kanunun 59 uncu maddesiyle değiştirilen “28.7.1981 tarihli ve 2499 sayılı Kanuna tâbi ekspertiz şirketlerine değer tespit ettirilebilir.” cümlesi, (Değiştirilen ibare olduğu halde 5228 sayılı Kanunda cümle ifadesi kullanıldığı için Kanuna uyulmuştur.)“28.7.1981 tarihli ve 2499 sayılı Kanuna tâbi ekspertiz şirketlerine, rayiç bedel tespit ettirilebilir; bu durumda, ekspertiz şirketleri ile Maliye Bakanlığı merkez denetim elemanlarınca tespit edilen rayiç bedel, tahmin edilen bedel olarak dikkate alınır.” olarak değiştirilmiştir.

      Değişikliğin gerekçesi

      - Bankalar Kanununda Değişiklik Yapan 4672 sayılı Kanunun 11 inci maddesinin (e) bendinde yer alan hüküm uyarınca özel finans kurumları, 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu, 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun ve 3167 sayılı Çekle Ödemelerin Düzenlenmesi ve Çek Hamillerinin Korunması Hakkında Kanun ile diğer mevzuatın çeke ve teminat mektuplarına ilişkin hükümleri ile 213 sayılı Vergi Usul Kanununun mükerrer 298 inci maddesi hükümlerinin uygulanması bakımından banka addolunmuştu.

      Ancak günümüz koşullarında özel finans kurumları ile bankalar arasındaki farklılıklar bir hayli azalmış durumdadır. Maddenin (1) numaralı fıkrasının (a) bendinde düzenlemeyle vergi kanunları uygulaması yönünden banka-özel finans kurumu ayrımından kaynaklanan sorunları gidermek amacıyla, vergi kanunları uygulamasında özel finans kurumlarının banka olarak addolunması öngörülmektedir.

      Maddenin (1) numaralı fıkrasının (b) bendinde yapılan düzenlemeyle, azalan bakiyeler usulünde uygulanacak amortisman oranının üst sınırı belirlenmektedir.

      Maddenin (2) numaralı fıkrası ile 3065 sayılı Kanunun 1 inci maddesinin 3 numaralı fıkrasının (d) bendinde yer alan "Hazinece yapılan taşınmaz mal satışları hariç müzayede mahallerinde" ibaresi Hazinece yapılacak taşınmaz satışları ile ilgili istisnanın Katma Değer Vergisi Kanununun 17 nci maddesine taşınmış olması sebebiyle bu bentte yer alan hüküm "Müzayede mahallerinde" olarak değiştirilmiştir.

      Maddenin (3) numaralı fıkrasının (a) bendinde ilgili Kanuna yapılan atıf düzeltilmekte, (b) bendinde yapılan düzenlemeyle ise, Gelir Vergisi Kanununun 42 nci maddesinin ikinci fıkrasında değişiklik yapılarak, yıllara sari inşaat ve onarma işlerinden elde edilen kazançlarda beyan zamanı, gelir vergisi beyan zamanı ile uyumlu hale getirilmektedir.

      Maddenin (4) numaralı fıkrası ile Damga Vergisi Kanununda yapılan değişiklikle;

      - Madde ile damga vergisine tâbi kağıtlar terimi, manyetik ortamda ve elektronik veri şeklinde oluşturulan belgeleri de kapsayacak şekilde yeniden tanımlanmıştır.

      - İstihkaktan kesinti suretiyle hesaplanan verginin ödeme süresi muhtasar beyanname ile beyan edilen vergilerin ödeme süresine paralel hale getirilmektedir.

      - Kanuna ekli (1) sayılı tablosunun "IV. Makbuzlar ve diğer kâğıtlar" başlıklı bölümünün (2) numaralı fıkrasının (b) bendinin (5) numaralı alt bendinde yer alan "Diğerleri" ibaresi "Diğer vergi beyannameleri", olarak değiştirilerek, bentte sayılanların dışındaki beyannamelerden sadece vergi beyannamelerinin vergiye tâbi olması sağlanmaktadır.

      - Ayrıca yapılan düzenleme ile Bakanlar Kuruluna, elektronik ortamda verilen belgeler için de, damga vergisi oranını her bir kâğıt için ibraz yeri itibarıyla ayrı ayrı sıfıra kadar indirme hususunda yetki verilmiştir.

      - Kanuna ekli (1) sayılı tablosunun "IV. Makbuzlar ve diğer kağıtlar" başlıklı bölümünün (2) numaralı fıkrasında yapılan değişiklikle de birden fazla beyanname alınan hallerde, bunlardan sadece bir nüshasının vergiye tâbi tutulması şeklinde olan mevcut uygulamaya açıklık getirilmektedir.

      Maddenin (5) numaralı fıkrası ile Harçlar Kanununda yapılan değişikliklerle;

      - Sadece gazete muhabirleri için var olan ikamet tezkeresi harcı muafiyeti, bütün basın ve yayın muhabirlerini kapsayacak şekilde yeniden düzenlenmiştir.

      - Avcılık belgelerine ait yıllık olarak tahsil olunan harçlar yeniden belirlenmiştir. Böylece, kaçak avcılığın artacağı yönündeki endişe ve tereddütlerin önüne geçmek, avcılık faaliyetinin bilinçli ve kontrollü bir şekilde icra edilmesi ortamının oluşmasına katkıda bulunmak amaçlanmış olup, avcılık belgelerinden alınan harç tutarları makul bir seviyeye çekilmektedir.

      Maddenin (6) numaralı fıkrası ile, Vergi Barışı Kanununun 18 inci maddesinde değişiklik yapılmakta, vergi barışı kapsamında yeniden yapılandırılan borçların taksitlerinin zamanında yapılmaması durumunda, borcun ödenmeyen kısmının % 10 fazlası ile ödeneceğine ilişkin hükümde yer alan oran, vergi barışı uygulamasının gelinen noktadaki başarısı ve faiz oranlarında yaşanan kalıcı düşüş nedeniyle % 5 olarak yeniden belirlenmektedir.

      Maddenin (7) numaralı fıkrasıyla 18.2.1963 tarihli ve 197 sayılı Motorlu Taşıtlar Vergisi Kanununun 13 üncü maddesinin (d) fıkrasında yer alan "Taşıtlarla ilgili fenni muayene komisyonları," ibaresi "Taşıtlarla ilgili fenni muayene komisyonları, fenni muayene yapma yetkisi verilen gerçek ve tüzel kişiler" olarak değiştirilmektedir.

      Maddenin 8 inci fıkrasının (a) bendiyle yapılan değişiklikle Karayolları Genel Müdürlüğünün görev ve yetkileri arasında yer alan 2918 sayılı Kanunun 35. maddesine aykırı hareket edenler hakkında suç ve ceza tutanağı düzenleme yetkisi kaldırılarak bu yetki Ulaştırma Bakanlığına verilmiştir. Karayolları Trafik Kanununun 114 üncü maddesinin beşinci fıkrasındaki mevcut düzenlemeye göre, yetkili memurlarca düzenlenen trafik para cezası tutanakları doğrudan doğruya mal sandıklarına teslim edilmektedir.

      Maddenin (8) numaralı fıkrasının (b) bendiyle yapılması önerilen değişiklikle trafik para cezası tahsilatlarının Maliye Bakanlığınca PTT vasıtasıyla yaptırılması halinde bu tutanakların mal sandığı yerine doğrudan PTT İdaresine teslimini temin etmek amacıyla söz konusu ibare değişikliği yapılmaktadır.

      Fıkranın (c) bendiyle, araç tescil plakalarına göre yazılan trafik ceza tutanaklarının tebligat işlemlerinin posta yoluyla yapılmasına ve bu şekilde tebliğ edilemeyenlerin vergi dairesinin ilan tahtasına asılmak suretiyle tebliğine ilişkin özel bir tebligat usulü getirilmektedir.

      Maddenin 9 uncu fıkrasıyla 4706 sayılı Kanunda yapılan ibare değişikliklerine ilişkin açıklamalar aşağıda yer almaktadır.

      a) 4706 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin son fıkrasında yer alan "plan kararlarına uyulmak kaydıyla" ibaresi uygulamaya ilişkin bir uymayı ifade etmekle birlikte, fıkranın sonunda yer alan bu yerlerin amacı dışında kullanılamayacağına dair tapu kütüğüne şerh konulacağına ilişkin ifade karşısında mükerrerlik oluşturmakta ve karışıklıklara yol açmaktadır. Plan kararlarına uyma, amaca uygun kullanma ile aynı sonucu doğurduğundan, karışıklıkların ortadan kaldırılması amaçlanmaktadır. Ayrıca, değiştirilmesi öngörülen ikinci ibare ile sınai amaçlı yatırımları teşvik ederek istihdam yaratılması amaçlanmışken, uygulamada, sınai yatırım dışında diğer yatırımların bulunmaması, yatırım tutarı ile istihdam sayısının yüksek olması nedeniyle müracaat olmamıştır. Kanun hükmü ile amaçlanan yatırım ve istihdam hedeflerine ulaşabilmek ve diğer yatırımların da önünü açmak bakımından böyle bir değişiklik öngörülmektedir.

      b) Maddenin uygulamasında tek bir parsel üzerinde çok sayıda yapı bulunmakta, madde metnindeki "alan" ifadesi birden fazla taşınmaz olması gerekeceği gibi yanlış yorumlara yol açabilmektedir. Bu karışıklığı ortadan kaldırmak amacıyla böyle bir düzenlemeye gidilmektedir.

      c) Maddenin mevcut hali, imar planı yapılmış parsellere ilişkin olarak da yeniden plan yapılması gerektiği gibi yanlış anlaşılmalara neden olabilmektedir. Bu yanlış anlaşılmaları ortadan kaldırmak ve parsel bazında değerlendirme yapabilmek amacıyla böyle bir düzenlemeye gidilmektedir.

      d) 2886 sayılı Devlet İhale Kanununun 9 uncu maddesinde tahmin edilen bedelin nasıl tespit edileceği belirtilmiştir. 4706 sayılı Kanunun 7 nci maddesinin altıncı fıkrasında, ekspertiz şirketlerine değer tespit ettirileceğine ilişkin hüküm bulunmasına rağmen, bu bedelin doğrudan rayiç bedel olarak ve 2886 sayılı Kanun hükümleri dışında tahmin edilen bedel olarak dikkate alınacağına ilişkin açıklık bulunmamaktadır. Emlak vergisine esas bedelin yüksek tespit edildiği taşınmazlarda bu bedelin, rayiç bedelin de üzerinde olması durumları ile karşılaşılmakta, ihale mevzuatına göre tahmin edilen bedelin emlak vergisine esas bedelin altında olamayacağına ilişkin hüküm karşısında bu taşınmazlar değerlendirilememekte ve gereksiz ilan masrafları ve mesai kaybı ile karşılaşılmaktadır. Bu olumsuzluğun ortadan kaldırılması bakımından, olayı tamamen genelleştirmeden, yalnızca ekspertiz şirketleri ile Maliye Bakanlığı merkez denetim elemanlarına yaptırılan rayiç bedel tespitlerinde; bir istisna hükmü olarak, emlak vergisine esas bedele bağlı kalınmaksızın, bu rayiç bedellerin tahmin edilen bedel olarak dikkate alınması ve böylece emlak vergisine esas bedeli yüksek tespit edilmiş Hazineye ait taşınmazların değerlendirilmesine yönelik olumsuzluklar ile gereksiz masrafların ortadan kaldırılması amacıyla böyle bir düzenlemeye gidilmektedir.

      e) 4706 sayılı Kanunun 7/B maddesi, konut yapı kooperatiflerine, kooperatif birliklerine veya bu birliklerin oluşturduğu üst birliklere, Hazineye ait taşınmazların, bunlar arasında yapılacak ihale ile rayiç bedel üzerinden satışını düzenlemektedir.

      Buradaki amaç, Hazineye ait imarlı, imarsız veya imar planında başka amaca ayrılmış taşınmazların konut amaçlı olarak satılabilmesine imkân tanımak olmasına rağmen, "imar planlarına uygun olarak konut yapılmak üzere ibaresi" imar planı yapılmamış veya imarda başka amaca ayrılmış taşınmazların bu madde kapsamında değerlendirilmesi konusunda tereddütlere neden olmaktadır. İmar planlarında konut amacına ayrılmış veya ayrılacak taşınmazlarda zaten plana uygun olarak konut yapılması gerektiği açıktır.

      Burada imar planlarına uygun olmayan bir yapılaşmanın olması düşünülmemektedir ve bu esasen mümkün de değildir. Bu nedenle (9) numaralı fıkra ile, madde metninde yer alması gerekli olmayan ibarenin metinden çıkarılması tereddütlerin ortadan kalkmasını sağlayacaktır.

      Maddenin (10) numaralı fıkrasının (a) bendi ile, 16.2.1995 tarihli ve 4070 sayılı Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanunun 10 uncu maddesinde 3.7.2003 tarihli ve 4916 sayılı Kanunla yapılan değişiklik paralelinde, bu maddenin değişiklikten önceki hükümlerine atıfta bulunan 8 inci maddesinde yer alan ibare madde metninden çıkarılmaktadır.

      22.11.1984 tarihli ve 3083 sayılı Sulama Alanlarında Arazi Düzenlemesine Dair Tarım Reformu Kanununun 7 nci maddesinin ikinci fıkrası 3.7.2003 tarihli ve 4916 sayılı Kanunun 18 inci maddesi ile değiştirilerek, Kanun kapsamında kalan arazinin uygulayıcı kuruluşça uygun görülmesi durumunda satılmak, sınırlı ayni hak tesis edilmek ve kiralanmak veya kendilerine özel kanunlarla verilen görev ve yetki içinde kullanmaları şartı ile kamu kuruluşlarına tahsis edilmek üzere, Hazinenin tasarrufuna bırakılabileceği hükmü getirilmiştir. Bu yetkinin kullanılmasında tereddütlerin giderilmesi bakımından tarım arazilerinin satışında da bu kapsamda açıklık getirmek bakımından (10) numaralı fıkranın (b) bendi ile böyle bir düzenlemeye gidilmektedir.

      1164 sayılı Kanunun mevcut ek 4 üncü maddesi hükmü, Hazineye ait arsa ve arazilerin bedelsiz devrinin iki Bakanın müşterek teklifi ve Başbakanın onayı ile gerçekleştirilmesini öngörmektedir. Oysa buradaki amaç, Arsa Ofisi Genel Müdürlüğü ile Toplu Konut İdaresi Başkanlığının önemli projeleri gerçekleştirmek üzere belirleyeceği arsa üretim alanlarının Başbakan onayı ile tespit edilmesi ve bu alanlar içinde bulunan Hazineye ait taşınmazların Maliye Bakanlığınca ilgili idarelere devredilmesidir. Bu durum aynı zamanda, belirlenen arsa üretim alanları içinde kalan tescilsiz alanların Hazine adına tescil edilmesinde karşılaşılan bürokratik formalitelerin kısaltılmasını ve kolaylaştırılmasını da sağlayacaktır. Ayrıca, bu şekilde devredilen bazı taşınmazlara, değişik şekillerde değerlendirilmesine yönelik olarak ihtiyaç duyulmaktadır. Böyle durumlarda, kamu hizmetine ayrılan yerlerde olduğu gibi devredilen taşınmazların bedelsiz olarak Hazineye iade edilmesi gerekmektedir. Belirtilen gerekçelerle maddede yer alan ibarelerin değiştirilmesi öngörülmektedir.

      29.1.2004 tarihli ve 5084 sayılı Kanunun 5 inci maddesi, bu Kanunun 2 nci maddesinin (b) bendi kapsamındaki illerde en az on kişilik istihdam öngören yatırımcılara Hazineye ait arazi veya arsaların bedelsiz devrini öngörmektedir. Organize sanayi bölgelerinde bulunan parsellerin de bu kapsamda değerlendirilmesi, uygulamada bu alanların her türlü alt yapı, plan ve parselasyon çalışmalarını yürüten organize sanayi bölgelerinin arsa tahsislerinde yatırımcılar yönünden farklı muhataplar olması açısından yetki karmaşasına neden olmakta ve teşvik amacının tam olarak gerçekleştirilememesine yol açmaktadır. Bütün bu sakıncaların ortadan kaldırılarak yatırımcıların tek bir muhatapla karşılaşmalarını ve bürokratik formalitelerin azaltılmasını teminen (12) numaralı fıkra ile böyle bir düzenlemeye gidilmektedir.

      Maddenin 5083 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Devletinin Para Birimi Hakkında Kanunun 2 nci maddesinde ibare değişikliği yapan fıkrası ile, Yeni Kuruşa tamamlama işlemlerinin birim fiyatlarda değil, işlem sonuçlarında ve ödeme aşamasında gerçekleştirilmesi ve ödeme kayıtlarının virgülden sonra en çok iki hane ile yapılması amaçlanmaktadır. Bu değişiklikle, Türk Lirası değerlerin Yeni Türk Lirasına dönüşüm işlemlerinin ve Yeni Türk Lirası cinsinden yapılan işlemlerin sonuçlarında ve ödeme aşamalarında bir Yeni Kuruşun altındaki tutarları ödemeye olanak verecek madeni para bulunmaması nedeniyle, yarım Yeni Kuruş ve üzerindeki değerlerin bir üst Yeni Kuruşa tamamlanması, yarım Yeni Kuruşun altındaki değerlerin dikkate alınmaması yönünde düzenleme getirilmektedir. Bu düzenleme doğrultusunda, sayısal işlem yapan elektronik cihazların ve bilgisayar yazılımlarının yenilenmesi gibi bazı teknik güçlüklerin de önüne geçilmiş olunacaktır.

      Mal ve hizmetlerin fiyatları bir Yeni Kuruşun altında olabileceği gibi, bir Yeni Kuruşun altındaki değer küsuratlı olarak da belirlenebilecektir. Vergiler, yabancı para alım satımı ve benzeri belli sabit sayılarla çarpım yapılarak elde edilen sonuç üzerinde tahakkuk, tahsil ve ödeme işlemlerinde, işlem sonuçları da bir Yeni Kuruşun altında veya değer küsuratı bir Yeni Kuruşun altında olabilecek şekilde sonuç verebilecektir.

      Maddenin 14 numaralı fıkrasıyla 29.7.1970 tarihli ve 1319 sayılı Emlak Vergisi Kanununda yapılan değişiklikle Kanunun 4 ve 14 üncü maddelerinde yer alan muafiyet uygulamalarında geçerli olan kiraya verilmeme şartının Özelleştirme uygulamaları çerçevesinde yapılan işletme hakkı devirlerini kapsamaması yönünde düzenleme yapılmaktadır.

    • Eski ifade
      imar planlarına uygun olarak konut yapılmak amacıyla
      Yeni ifade
      konut yapılmak amacıyla
      Değişikliğin gerekçesi

      - Bankalar Kanununda Değişiklik Yapan 4672 sayılı Kanunun 11 inci maddesinin (e) bendinde yer alan hüküm uyarınca özel finans kurumları, 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu, 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun ve 3167 sayılı Çekle Ödemelerin Düzenlenmesi ve Çek Hamillerinin Korunması Hakkında Kanun ile diğer mevzuatın çeke ve teminat mektuplarına ilişkin hükümleri ile 213 sayılı Vergi Usul Kanununun mükerrer 298 inci maddesi hükümlerinin uygulanması bakımından banka addolunmuştu.

      Ancak günümüz koşullarında özel finans kurumları ile bankalar arasındaki farklılıklar bir hayli azalmış durumdadır. Maddenin (1) numaralı fıkrasının (a) bendinde düzenlemeyle vergi kanunları uygulaması yönünden banka-özel finans kurumu ayrımından kaynaklanan sorunları gidermek amacıyla, vergi kanunları uygulamasında özel finans kurumlarının banka olarak addolunması öngörülmektedir.

      Maddenin (1) numaralı fıkrasının (b) bendinde yapılan düzenlemeyle, azalan bakiyeler usulünde uygulanacak amortisman oranının üst sınırı belirlenmektedir.

      Maddenin (2) numaralı fıkrası ile 3065 sayılı Kanunun 1 inci maddesinin 3 numaralı fıkrasının (d) bendinde yer alan "Hazinece yapılan taşınmaz mal satışları hariç müzayede mahallerinde" ibaresi Hazinece yapılacak taşınmaz satışları ile ilgili istisnanın Katma Değer Vergisi Kanununun 17 nci maddesine taşınmış olması sebebiyle bu bentte yer alan hüküm "Müzayede mahallerinde" olarak değiştirilmiştir.

      Maddenin (3) numaralı fıkrasının (a) bendinde ilgili Kanuna yapılan atıf düzeltilmekte, (b) bendinde yapılan düzenlemeyle ise, Gelir Vergisi Kanununun 42 nci maddesinin ikinci fıkrasında değişiklik yapılarak, yıllara sari inşaat ve onarma işlerinden elde edilen kazançlarda beyan zamanı, gelir vergisi beyan zamanı ile uyumlu hale getirilmektedir.

      Maddenin (4) numaralı fıkrası ile Damga Vergisi Kanununda yapılan değişiklikle;

      - Madde ile damga vergisine tâbi kağıtlar terimi, manyetik ortamda ve elektronik veri şeklinde oluşturulan belgeleri de kapsayacak şekilde yeniden tanımlanmıştır.

      - İstihkaktan kesinti suretiyle hesaplanan verginin ödeme süresi muhtasar beyanname ile beyan edilen vergilerin ödeme süresine paralel hale getirilmektedir.

      - Kanuna ekli (1) sayılı tablosunun "IV. Makbuzlar ve diğer kâğıtlar" başlıklı bölümünün (2) numaralı fıkrasının (b) bendinin (5) numaralı alt bendinde yer alan "Diğerleri" ibaresi "Diğer vergi beyannameleri", olarak değiştirilerek, bentte sayılanların dışındaki beyannamelerden sadece vergi beyannamelerinin vergiye tâbi olması sağlanmaktadır.

      - Ayrıca yapılan düzenleme ile Bakanlar Kuruluna, elektronik ortamda verilen belgeler için de, damga vergisi oranını her bir kâğıt için ibraz yeri itibarıyla ayrı ayrı sıfıra kadar indirme hususunda yetki verilmiştir.

      - Kanuna ekli (1) sayılı tablosunun "IV. Makbuzlar ve diğer kağıtlar" başlıklı bölümünün (2) numaralı fıkrasında yapılan değişiklikle de birden fazla beyanname alınan hallerde, bunlardan sadece bir nüshasının vergiye tâbi tutulması şeklinde olan mevcut uygulamaya açıklık getirilmektedir.

      Maddenin (5) numaralı fıkrası ile Harçlar Kanununda yapılan değişikliklerle;

      - Sadece gazete muhabirleri için var olan ikamet tezkeresi harcı muafiyeti, bütün basın ve yayın muhabirlerini kapsayacak şekilde yeniden düzenlenmiştir.

      - Avcılık belgelerine ait yıllık olarak tahsil olunan harçlar yeniden belirlenmiştir. Böylece, kaçak avcılığın artacağı yönündeki endişe ve tereddütlerin önüne geçmek, avcılık faaliyetinin bilinçli ve kontrollü bir şekilde icra edilmesi ortamının oluşmasına katkıda bulunmak amaçlanmış olup, avcılık belgelerinden alınan harç tutarları makul bir seviyeye çekilmektedir.

      Maddenin (6) numaralı fıkrası ile, Vergi Barışı Kanununun 18 inci maddesinde değişiklik yapılmakta, vergi barışı kapsamında yeniden yapılandırılan borçların taksitlerinin zamanında yapılmaması durumunda, borcun ödenmeyen kısmının % 10 fazlası ile ödeneceğine ilişkin hükümde yer alan oran, vergi barışı uygulamasının gelinen noktadaki başarısı ve faiz oranlarında yaşanan kalıcı düşüş nedeniyle % 5 olarak yeniden belirlenmektedir.

      Maddenin (7) numaralı fıkrasıyla 18.2.1963 tarihli ve 197 sayılı Motorlu Taşıtlar Vergisi Kanununun 13 üncü maddesinin (d) fıkrasında yer alan "Taşıtlarla ilgili fenni muayene komisyonları," ibaresi "Taşıtlarla ilgili fenni muayene komisyonları, fenni muayene yapma yetkisi verilen gerçek ve tüzel kişiler" olarak değiştirilmektedir.

      Maddenin 8 inci fıkrasının (a) bendiyle yapılan değişiklikle Karayolları Genel Müdürlüğünün görev ve yetkileri arasında yer alan 2918 sayılı Kanunun 35. maddesine aykırı hareket edenler hakkında suç ve ceza tutanağı düzenleme yetkisi kaldırılarak bu yetki Ulaştırma Bakanlığına verilmiştir. Karayolları Trafik Kanununun 114 üncü maddesinin beşinci fıkrasındaki mevcut düzenlemeye göre, yetkili memurlarca düzenlenen trafik para cezası tutanakları doğrudan doğruya mal sandıklarına teslim edilmektedir.

      Maddenin (8) numaralı fıkrasının (b) bendiyle yapılması önerilen değişiklikle trafik para cezası tahsilatlarının Maliye Bakanlığınca PTT vasıtasıyla yaptırılması halinde bu tutanakların mal sandığı yerine doğrudan PTT İdaresine teslimini temin etmek amacıyla söz konusu ibare değişikliği yapılmaktadır.

      Fıkranın (c) bendiyle, araç tescil plakalarına göre yazılan trafik ceza tutanaklarının tebligat işlemlerinin posta yoluyla yapılmasına ve bu şekilde tebliğ edilemeyenlerin vergi dairesinin ilan tahtasına asılmak suretiyle tebliğine ilişkin özel bir tebligat usulü getirilmektedir.

      Maddenin 9 uncu fıkrasıyla 4706 sayılı Kanunda yapılan ibare değişikliklerine ilişkin açıklamalar aşağıda yer almaktadır.

      a) 4706 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin son fıkrasında yer alan "plan kararlarına uyulmak kaydıyla" ibaresi uygulamaya ilişkin bir uymayı ifade etmekle birlikte, fıkranın sonunda yer alan bu yerlerin amacı dışında kullanılamayacağına dair tapu kütüğüne şerh konulacağına ilişkin ifade karşısında mükerrerlik oluşturmakta ve karışıklıklara yol açmaktadır. Plan kararlarına uyma, amaca uygun kullanma ile aynı sonucu doğurduğundan, karışıklıkların ortadan kaldırılması amaçlanmaktadır. Ayrıca, değiştirilmesi öngörülen ikinci ibare ile sınai amaçlı yatırımları teşvik ederek istihdam yaratılması amaçlanmışken, uygulamada, sınai yatırım dışında diğer yatırımların bulunmaması, yatırım tutarı ile istihdam sayısının yüksek olması nedeniyle müracaat olmamıştır. Kanun hükmü ile amaçlanan yatırım ve istihdam hedeflerine ulaşabilmek ve diğer yatırımların da önünü açmak bakımından böyle bir değişiklik öngörülmektedir.

      b) Maddenin uygulamasında tek bir parsel üzerinde çok sayıda yapı bulunmakta, madde metnindeki "alan" ifadesi birden fazla taşınmaz olması gerekeceği gibi yanlış yorumlara yol açabilmektedir. Bu karışıklığı ortadan kaldırmak amacıyla böyle bir düzenlemeye gidilmektedir.

      c) Maddenin mevcut hali, imar planı yapılmış parsellere ilişkin olarak da yeniden plan yapılması gerektiği gibi yanlış anlaşılmalara neden olabilmektedir. Bu yanlış anlaşılmaları ortadan kaldırmak ve parsel bazında değerlendirme yapabilmek amacıyla böyle bir düzenlemeye gidilmektedir.

      d) 2886 sayılı Devlet İhale Kanununun 9 uncu maddesinde tahmin edilen bedelin nasıl tespit edileceği belirtilmiştir. 4706 sayılı Kanunun 7 nci maddesinin altıncı fıkrasında, ekspertiz şirketlerine değer tespit ettirileceğine ilişkin hüküm bulunmasına rağmen, bu bedelin doğrudan rayiç bedel olarak ve 2886 sayılı Kanun hükümleri dışında tahmin edilen bedel olarak dikkate alınacağına ilişkin açıklık bulunmamaktadır. Emlak vergisine esas bedelin yüksek tespit edildiği taşınmazlarda bu bedelin, rayiç bedelin de üzerinde olması durumları ile karşılaşılmakta, ihale mevzuatına göre tahmin edilen bedelin emlak vergisine esas bedelin altında olamayacağına ilişkin hüküm karşısında bu taşınmazlar değerlendirilememekte ve gereksiz ilan masrafları ve mesai kaybı ile karşılaşılmaktadır. Bu olumsuzluğun ortadan kaldırılması bakımından, olayı tamamen genelleştirmeden, yalnızca ekspertiz şirketleri ile Maliye Bakanlığı merkez denetim elemanlarına yaptırılan rayiç bedel tespitlerinde; bir istisna hükmü olarak, emlak vergisine esas bedele bağlı kalınmaksızın, bu rayiç bedellerin tahmin edilen bedel olarak dikkate alınması ve böylece emlak vergisine esas bedeli yüksek tespit edilmiş Hazineye ait taşınmazların değerlendirilmesine yönelik olumsuzluklar ile gereksiz masrafların ortadan kaldırılması amacıyla böyle bir düzenlemeye gidilmektedir.

      e) 4706 sayılı Kanunun 7/B maddesi, konut yapı kooperatiflerine, kooperatif birliklerine veya bu birliklerin oluşturduğu üst birliklere, Hazineye ait taşınmazların, bunlar arasında yapılacak ihale ile rayiç bedel üzerinden satışını düzenlemektedir.

      Buradaki amaç, Hazineye ait imarlı, imarsız veya imar planında başka amaca ayrılmış taşınmazların konut amaçlı olarak satılabilmesine imkân tanımak olmasına rağmen, "imar planlarına uygun olarak konut yapılmak üzere ibaresi" imar planı yapılmamış veya imarda başka amaca ayrılmış taşınmazların bu madde kapsamında değerlendirilmesi konusunda tereddütlere neden olmaktadır. İmar planlarında konut amacına ayrılmış veya ayrılacak taşınmazlarda zaten plana uygun olarak konut yapılması gerektiği açıktır.

      Burada imar planlarına uygun olmayan bir yapılaşmanın olması düşünülmemektedir ve bu esasen mümkün de değildir. Bu nedenle (9) numaralı fıkra ile, madde metninde yer alması gerekli olmayan ibarenin metinden çıkarılması tereddütlerin ortadan kalkmasını sağlayacaktır.

      Maddenin (10) numaralı fıkrasının (a) bendi ile, 16.2.1995 tarihli ve 4070 sayılı Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanunun 10 uncu maddesinde 3.7.2003 tarihli ve 4916 sayılı Kanunla yapılan değişiklik paralelinde, bu maddenin değişiklikten önceki hükümlerine atıfta bulunan 8 inci maddesinde yer alan ibare madde metninden çıkarılmaktadır.

      22.11.1984 tarihli ve 3083 sayılı Sulama Alanlarında Arazi Düzenlemesine Dair Tarım Reformu Kanununun 7 nci maddesinin ikinci fıkrası 3.7.2003 tarihli ve 4916 sayılı Kanunun 18 inci maddesi ile değiştirilerek, Kanun kapsamında kalan arazinin uygulayıcı kuruluşça uygun görülmesi durumunda satılmak, sınırlı ayni hak tesis edilmek ve kiralanmak veya kendilerine özel kanunlarla verilen görev ve yetki içinde kullanmaları şartı ile kamu kuruluşlarına tahsis edilmek üzere, Hazinenin tasarrufuna bırakılabileceği hükmü getirilmiştir. Bu yetkinin kullanılmasında tereddütlerin giderilmesi bakımından tarım arazilerinin satışında da bu kapsamda açıklık getirmek bakımından (10) numaralı fıkranın (b) bendi ile böyle bir düzenlemeye gidilmektedir.

      1164 sayılı Kanunun mevcut ek 4 üncü maddesi hükmü, Hazineye ait arsa ve arazilerin bedelsiz devrinin iki Bakanın müşterek teklifi ve Başbakanın onayı ile gerçekleştirilmesini öngörmektedir. Oysa buradaki amaç, Arsa Ofisi Genel Müdürlüğü ile Toplu Konut İdaresi Başkanlığının önemli projeleri gerçekleştirmek üzere belirleyeceği arsa üretim alanlarının Başbakan onayı ile tespit edilmesi ve bu alanlar içinde bulunan Hazineye ait taşınmazların Maliye Bakanlığınca ilgili idarelere devredilmesidir. Bu durum aynı zamanda, belirlenen arsa üretim alanları içinde kalan tescilsiz alanların Hazine adına tescil edilmesinde karşılaşılan bürokratik formalitelerin kısaltılmasını ve kolaylaştırılmasını da sağlayacaktır. Ayrıca, bu şekilde devredilen bazı taşınmazlara, değişik şekillerde değerlendirilmesine yönelik olarak ihtiyaç duyulmaktadır. Böyle durumlarda, kamu hizmetine ayrılan yerlerde olduğu gibi devredilen taşınmazların bedelsiz olarak Hazineye iade edilmesi gerekmektedir. Belirtilen gerekçelerle maddede yer alan ibarelerin değiştirilmesi öngörülmektedir.

      29.1.2004 tarihli ve 5084 sayılı Kanunun 5 inci maddesi, bu Kanunun 2 nci maddesinin (b) bendi kapsamındaki illerde en az on kişilik istihdam öngören yatırımcılara Hazineye ait arazi veya arsaların bedelsiz devrini öngörmektedir. Organize sanayi bölgelerinde bulunan parsellerin de bu kapsamda değerlendirilmesi, uygulamada bu alanların her türlü alt yapı, plan ve parselasyon çalışmalarını yürüten organize sanayi bölgelerinin arsa tahsislerinde yatırımcılar yönünden farklı muhataplar olması açısından yetki karmaşasına neden olmakta ve teşvik amacının tam olarak gerçekleştirilememesine yol açmaktadır. Bütün bu sakıncaların ortadan kaldırılarak yatırımcıların tek bir muhatapla karşılaşmalarını ve bürokratik formalitelerin azaltılmasını teminen (12) numaralı fıkra ile böyle bir düzenlemeye gidilmektedir.

      Maddenin 5083 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Devletinin Para Birimi Hakkında Kanunun 2 nci maddesinde ibare değişikliği yapan fıkrası ile, Yeni Kuruşa tamamlama işlemlerinin birim fiyatlarda değil, işlem sonuçlarında ve ödeme aşamasında gerçekleştirilmesi ve ödeme kayıtlarının virgülden sonra en çok iki hane ile yapılması amaçlanmaktadır. Bu değişiklikle, Türk Lirası değerlerin Yeni Türk Lirasına dönüşüm işlemlerinin ve Yeni Türk Lirası cinsinden yapılan işlemlerin sonuçlarında ve ödeme aşamalarında bir Yeni Kuruşun altındaki tutarları ödemeye olanak verecek madeni para bulunmaması nedeniyle, yarım Yeni Kuruş ve üzerindeki değerlerin bir üst Yeni Kuruşa tamamlanması, yarım Yeni Kuruşun altındaki değerlerin dikkate alınmaması yönünde düzenleme getirilmektedir. Bu düzenleme doğrultusunda, sayısal işlem yapan elektronik cihazların ve bilgisayar yazılımlarının yenilenmesi gibi bazı teknik güçlüklerin de önüne geçilmiş olunacaktır.

      Mal ve hizmetlerin fiyatları bir Yeni Kuruşun altında olabileceği gibi, bir Yeni Kuruşun altındaki değer küsuratlı olarak da belirlenebilecektir. Vergiler, yabancı para alım satımı ve benzeri belli sabit sayılarla çarpım yapılarak elde edilen sonuç üzerinde tahakkuk, tahsil ve ödeme işlemlerinde, işlem sonuçları da bir Yeni Kuruşun altında veya değer küsuratı bir Yeni Kuruşun altında olabilecek şekilde sonuç verebilecektir.

      Maddenin 14 numaralı fıkrasıyla 29.7.1970 tarihli ve 1319 sayılı Emlak Vergisi Kanununda yapılan değişiklikle Kanunun 4 ve 14 üncü maddelerinde yer alan muafiyet uygulamalarında geçerli olan kiraya verilmeme şartının Özelleştirme uygulamaları çerçevesinde yapılan işletme hakkı devirlerini kapsamaması yönünde düzenleme yapılmaktadır.

    • Eski ifade
      Bakanlık ile Maliye Bakanlığı arasında müştereken belirlenir.
      Yeni ifade
      Bakanlık ile Maliye Bakanlığı arasında düzenlenecek protokolle belirlenir; bu belirlemede, trampaya konu taşınmazların rayiç değerleri esas alınır ve trampa kapsamındaki taşınmazlara ilişkin olarak açılmış olan men-i müdahale ve kâl davaları ile icra takipleri protokolün düzenlenmesi ile trampa işlemleri sonuçlanıncaya kadar durur.
      Değişikliğin gerekçesi

      - Bankalar Kanununda Değişiklik Yapan 4672 sayılı Kanunun 11 inci maddesinin (e) bendinde yer alan hüküm uyarınca özel finans kurumları, 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu, 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun ve 3167 sayılı Çekle Ödemelerin Düzenlenmesi ve Çek Hamillerinin Korunması Hakkında Kanun ile diğer mevzuatın çeke ve teminat mektuplarına ilişkin hükümleri ile 213 sayılı Vergi Usul Kanununun mükerrer 298 inci maddesi hükümlerinin uygulanması bakımından banka addolunmuştu.

      Ancak günümüz koşullarında özel finans kurumları ile bankalar arasındaki farklılıklar bir hayli azalmış durumdadır. Maddenin (1) numaralı fıkrasının (a) bendinde düzenlemeyle vergi kanunları uygulaması yönünden banka-özel finans kurumu ayrımından kaynaklanan sorunları gidermek amacıyla, vergi kanunları uygulamasında özel finans kurumlarının banka olarak addolunması öngörülmektedir.

      Maddenin (1) numaralı fıkrasının (b) bendinde yapılan düzenlemeyle, azalan bakiyeler usulünde uygulanacak amortisman oranının üst sınırı belirlenmektedir.

      Maddenin (2) numaralı fıkrası ile 3065 sayılı Kanunun 1 inci maddesinin 3 numaralı fıkrasının (d) bendinde yer alan "Hazinece yapılan taşınmaz mal satışları hariç müzayede mahallerinde" ibaresi Hazinece yapılacak taşınmaz satışları ile ilgili istisnanın Katma Değer Vergisi Kanununun 17 nci maddesine taşınmış olması sebebiyle bu bentte yer alan hüküm "Müzayede mahallerinde" olarak değiştirilmiştir.

      Maddenin (3) numaralı fıkrasının (a) bendinde ilgili Kanuna yapılan atıf düzeltilmekte, (b) bendinde yapılan düzenlemeyle ise, Gelir Vergisi Kanununun 42 nci maddesinin ikinci fıkrasında değişiklik yapılarak, yıllara sari inşaat ve onarma işlerinden elde edilen kazançlarda beyan zamanı, gelir vergisi beyan zamanı ile uyumlu hale getirilmektedir.

      Maddenin (4) numaralı fıkrası ile Damga Vergisi Kanununda yapılan değişiklikle;

      - Madde ile damga vergisine tâbi kağıtlar terimi, manyetik ortamda ve elektronik veri şeklinde oluşturulan belgeleri de kapsayacak şekilde yeniden tanımlanmıştır.

      - İstihkaktan kesinti suretiyle hesaplanan verginin ödeme süresi muhtasar beyanname ile beyan edilen vergilerin ödeme süresine paralel hale getirilmektedir.

      - Kanuna ekli (1) sayılı tablosunun "IV. Makbuzlar ve diğer kâğıtlar" başlıklı bölümünün (2) numaralı fıkrasının (b) bendinin (5) numaralı alt bendinde yer alan "Diğerleri" ibaresi "Diğer vergi beyannameleri", olarak değiştirilerek, bentte sayılanların dışındaki beyannamelerden sadece vergi beyannamelerinin vergiye tâbi olması sağlanmaktadır.

      - Ayrıca yapılan düzenleme ile Bakanlar Kuruluna, elektronik ortamda verilen belgeler için de, damga vergisi oranını her bir kâğıt için ibraz yeri itibarıyla ayrı ayrı sıfıra kadar indirme hususunda yetki verilmiştir.

      - Kanuna ekli (1) sayılı tablosunun "IV. Makbuzlar ve diğer kağıtlar" başlıklı bölümünün (2) numaralı fıkrasında yapılan değişiklikle de birden fazla beyanname alınan hallerde, bunlardan sadece bir nüshasının vergiye tâbi tutulması şeklinde olan mevcut uygulamaya açıklık getirilmektedir.

      Maddenin (5) numaralı fıkrası ile Harçlar Kanununda yapılan değişikliklerle;

      - Sadece gazete muhabirleri için var olan ikamet tezkeresi harcı muafiyeti, bütün basın ve yayın muhabirlerini kapsayacak şekilde yeniden düzenlenmiştir.

      - Avcılık belgelerine ait yıllık olarak tahsil olunan harçlar yeniden belirlenmiştir. Böylece, kaçak avcılığın artacağı yönündeki endişe ve tereddütlerin önüne geçmek, avcılık faaliyetinin bilinçli ve kontrollü bir şekilde icra edilmesi ortamının oluşmasına katkıda bulunmak amaçlanmış olup, avcılık belgelerinden alınan harç tutarları makul bir seviyeye çekilmektedir.

      Maddenin (6) numaralı fıkrası ile, Vergi Barışı Kanununun 18 inci maddesinde değişiklik yapılmakta, vergi barışı kapsamında yeniden yapılandırılan borçların taksitlerinin zamanında yapılmaması durumunda, borcun ödenmeyen kısmının % 10 fazlası ile ödeneceğine ilişkin hükümde yer alan oran, vergi barışı uygulamasının gelinen noktadaki başarısı ve faiz oranlarında yaşanan kalıcı düşüş nedeniyle % 5 olarak yeniden belirlenmektedir.

      Maddenin (7) numaralı fıkrasıyla 18.2.1963 tarihli ve 197 sayılı Motorlu Taşıtlar Vergisi Kanununun 13 üncü maddesinin (d) fıkrasında yer alan "Taşıtlarla ilgili fenni muayene komisyonları," ibaresi "Taşıtlarla ilgili fenni muayene komisyonları, fenni muayene yapma yetkisi verilen gerçek ve tüzel kişiler" olarak değiştirilmektedir.

      Maddenin 8 inci fıkrasının (a) bendiyle yapılan değişiklikle Karayolları Genel Müdürlüğünün görev ve yetkileri arasında yer alan 2918 sayılı Kanunun 35. maddesine aykırı hareket edenler hakkında suç ve ceza tutanağı düzenleme yetkisi kaldırılarak bu yetki Ulaştırma Bakanlığına verilmiştir. Karayolları Trafik Kanununun 114 üncü maddesinin beşinci fıkrasındaki mevcut düzenlemeye göre, yetkili memurlarca düzenlenen trafik para cezası tutanakları doğrudan doğruya mal sandıklarına teslim edilmektedir.

      Maddenin (8) numaralı fıkrasının (b) bendiyle yapılması önerilen değişiklikle trafik para cezası tahsilatlarının Maliye Bakanlığınca PTT vasıtasıyla yaptırılması halinde bu tutanakların mal sandığı yerine doğrudan PTT İdaresine teslimini temin etmek amacıyla söz konusu ibare değişikliği yapılmaktadır.

      Fıkranın (c) bendiyle, araç tescil plakalarına göre yazılan trafik ceza tutanaklarının tebligat işlemlerinin posta yoluyla yapılmasına ve bu şekilde tebliğ edilemeyenlerin vergi dairesinin ilan tahtasına asılmak suretiyle tebliğine ilişkin özel bir tebligat usulü getirilmektedir.

      Maddenin 9 uncu fıkrasıyla 4706 sayılı Kanunda yapılan ibare değişikliklerine ilişkin açıklamalar aşağıda yer almaktadır.

      a) 4706 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin son fıkrasında yer alan "plan kararlarına uyulmak kaydıyla" ibaresi uygulamaya ilişkin bir uymayı ifade etmekle birlikte, fıkranın sonunda yer alan bu yerlerin amacı dışında kullanılamayacağına dair tapu kütüğüne şerh konulacağına ilişkin ifade karşısında mükerrerlik oluşturmakta ve karışıklıklara yol açmaktadır. Plan kararlarına uyma, amaca uygun kullanma ile aynı sonucu doğurduğundan, karışıklıkların ortadan kaldırılması amaçlanmaktadır. Ayrıca, değiştirilmesi öngörülen ikinci ibare ile sınai amaçlı yatırımları teşvik ederek istihdam yaratılması amaçlanmışken, uygulamada, sınai yatırım dışında diğer yatırımların bulunmaması, yatırım tutarı ile istihdam sayısının yüksek olması nedeniyle müracaat olmamıştır. Kanun hükmü ile amaçlanan yatırım ve istihdam hedeflerine ulaşabilmek ve diğer yatırımların da önünü açmak bakımından böyle bir değişiklik öngörülmektedir.

      b) Maddenin uygulamasında tek bir parsel üzerinde çok sayıda yapı bulunmakta, madde metnindeki "alan" ifadesi birden fazla taşınmaz olması gerekeceği gibi yanlış yorumlara yol açabilmektedir. Bu karışıklığı ortadan kaldırmak amacıyla böyle bir düzenlemeye gidilmektedir.

      c) Maddenin mevcut hali, imar planı yapılmış parsellere ilişkin olarak da yeniden plan yapılması gerektiği gibi yanlış anlaşılmalara neden olabilmektedir. Bu yanlış anlaşılmaları ortadan kaldırmak ve parsel bazında değerlendirme yapabilmek amacıyla böyle bir düzenlemeye gidilmektedir.

      d) 2886 sayılı Devlet İhale Kanununun 9 uncu maddesinde tahmin edilen bedelin nasıl tespit edileceği belirtilmiştir. 4706 sayılı Kanunun 7 nci maddesinin altıncı fıkrasında, ekspertiz şirketlerine değer tespit ettirileceğine ilişkin hüküm bulunmasına rağmen, bu bedelin doğrudan rayiç bedel olarak ve 2886 sayılı Kanun hükümleri dışında tahmin edilen bedel olarak dikkate alınacağına ilişkin açıklık bulunmamaktadır. Emlak vergisine esas bedelin yüksek tespit edildiği taşınmazlarda bu bedelin, rayiç bedelin de üzerinde olması durumları ile karşılaşılmakta, ihale mevzuatına göre tahmin edilen bedelin emlak vergisine esas bedelin altında olamayacağına ilişkin hüküm karşısında bu taşınmazlar değerlendirilememekte ve gereksiz ilan masrafları ve mesai kaybı ile karşılaşılmaktadır. Bu olumsuzluğun ortadan kaldırılması bakımından, olayı tamamen genelleştirmeden, yalnızca ekspertiz şirketleri ile Maliye Bakanlığı merkez denetim elemanlarına yaptırılan rayiç bedel tespitlerinde; bir istisna hükmü olarak, emlak vergisine esas bedele bağlı kalınmaksızın, bu rayiç bedellerin tahmin edilen bedel olarak dikkate alınması ve böylece emlak vergisine esas bedeli yüksek tespit edilmiş Hazineye ait taşınmazların değerlendirilmesine yönelik olumsuzluklar ile gereksiz masrafların ortadan kaldırılması amacıyla böyle bir düzenlemeye gidilmektedir.

      e) 4706 sayılı Kanunun 7/B maddesi, konut yapı kooperatiflerine, kooperatif birliklerine veya bu birliklerin oluşturduğu üst birliklere, Hazineye ait taşınmazların, bunlar arasında yapılacak ihale ile rayiç bedel üzerinden satışını düzenlemektedir.

      Buradaki amaç, Hazineye ait imarlı, imarsız veya imar planında başka amaca ayrılmış taşınmazların konut amaçlı olarak satılabilmesine imkân tanımak olmasına rağmen, "imar planlarına uygun olarak konut yapılmak üzere ibaresi" imar planı yapılmamış veya imarda başka amaca ayrılmış taşınmazların bu madde kapsamında değerlendirilmesi konusunda tereddütlere neden olmaktadır. İmar planlarında konut amacına ayrılmış veya ayrılacak taşınmazlarda zaten plana uygun olarak konut yapılması gerektiği açıktır.

      Burada imar planlarına uygun olmayan bir yapılaşmanın olması düşünülmemektedir ve bu esasen mümkün de değildir. Bu nedenle (9) numaralı fıkra ile, madde metninde yer alması gerekli olmayan ibarenin metinden çıkarılması tereddütlerin ortadan kalkmasını sağlayacaktır.

      Maddenin (10) numaralı fıkrasının (a) bendi ile, 16.2.1995 tarihli ve 4070 sayılı Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanunun 10 uncu maddesinde 3.7.2003 tarihli ve 4916 sayılı Kanunla yapılan değişiklik paralelinde, bu maddenin değişiklikten önceki hükümlerine atıfta bulunan 8 inci maddesinde yer alan ibare madde metninden çıkarılmaktadır.

      22.11.1984 tarihli ve 3083 sayılı Sulama Alanlarında Arazi Düzenlemesine Dair Tarım Reformu Kanununun 7 nci maddesinin ikinci fıkrası 3.7.2003 tarihli ve 4916 sayılı Kanunun 18 inci maddesi ile değiştirilerek, Kanun kapsamında kalan arazinin uygulayıcı kuruluşça uygun görülmesi durumunda satılmak, sınırlı ayni hak tesis edilmek ve kiralanmak veya kendilerine özel kanunlarla verilen görev ve yetki içinde kullanmaları şartı ile kamu kuruluşlarına tahsis edilmek üzere, Hazinenin tasarrufuna bırakılabileceği hükmü getirilmiştir. Bu yetkinin kullanılmasında tereddütlerin giderilmesi bakımından tarım arazilerinin satışında da bu kapsamda açıklık getirmek bakımından (10) numaralı fıkranın (b) bendi ile böyle bir düzenlemeye gidilmektedir.

      1164 sayılı Kanunun mevcut ek 4 üncü maddesi hükmü, Hazineye ait arsa ve arazilerin bedelsiz devrinin iki Bakanın müşterek teklifi ve Başbakanın onayı ile gerçekleştirilmesini öngörmektedir. Oysa buradaki amaç, Arsa Ofisi Genel Müdürlüğü ile Toplu Konut İdaresi Başkanlığının önemli projeleri gerçekleştirmek üzere belirleyeceği arsa üretim alanlarının Başbakan onayı ile tespit edilmesi ve bu alanlar içinde bulunan Hazineye ait taşınmazların Maliye Bakanlığınca ilgili idarelere devredilmesidir. Bu durum aynı zamanda, belirlenen arsa üretim alanları içinde kalan tescilsiz alanların Hazine adına tescil edilmesinde karşılaşılan bürokratik formalitelerin kısaltılmasını ve kolaylaştırılmasını da sağlayacaktır. Ayrıca, bu şekilde devredilen bazı taşınmazlara, değişik şekillerde değerlendirilmesine yönelik olarak ihtiyaç duyulmaktadır. Böyle durumlarda, kamu hizmetine ayrılan yerlerde olduğu gibi devredilen taşınmazların bedelsiz olarak Hazineye iade edilmesi gerekmektedir. Belirtilen gerekçelerle maddede yer alan ibarelerin değiştirilmesi öngörülmektedir.

      29.1.2004 tarihli ve 5084 sayılı Kanunun 5 inci maddesi, bu Kanunun 2 nci maddesinin (b) bendi kapsamındaki illerde en az on kişilik istihdam öngören yatırımcılara Hazineye ait arazi veya arsaların bedelsiz devrini öngörmektedir. Organize sanayi bölgelerinde bulunan parsellerin de bu kapsamda değerlendirilmesi, uygulamada bu alanların her türlü alt yapı, plan ve parselasyon çalışmalarını yürüten organize sanayi bölgelerinin arsa tahsislerinde yatırımcılar yönünden farklı muhataplar olması açısından yetki karmaşasına neden olmakta ve teşvik amacının tam olarak gerçekleştirilememesine yol açmaktadır. Bütün bu sakıncaların ortadan kaldırılarak yatırımcıların tek bir muhatapla karşılaşmalarını ve bürokratik formalitelerin azaltılmasını teminen (12) numaralı fıkra ile böyle bir düzenlemeye gidilmektedir.

      Maddenin 5083 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Devletinin Para Birimi Hakkında Kanunun 2 nci maddesinde ibare değişikliği yapan fıkrası ile, Yeni Kuruşa tamamlama işlemlerinin birim fiyatlarda değil, işlem sonuçlarında ve ödeme aşamasında gerçekleştirilmesi ve ödeme kayıtlarının virgülden sonra en çok iki hane ile yapılması amaçlanmaktadır. Bu değişiklikle, Türk Lirası değerlerin Yeni Türk Lirasına dönüşüm işlemlerinin ve Yeni Türk Lirası cinsinden yapılan işlemlerin sonuçlarında ve ödeme aşamalarında bir Yeni Kuruşun altındaki tutarları ödemeye olanak verecek madeni para bulunmaması nedeniyle, yarım Yeni Kuruş ve üzerindeki değerlerin bir üst Yeni Kuruşa tamamlanması, yarım Yeni Kuruşun altındaki değerlerin dikkate alınmaması yönünde düzenleme getirilmektedir. Bu düzenleme doğrultusunda, sayısal işlem yapan elektronik cihazların ve bilgisayar yazılımlarının yenilenmesi gibi bazı teknik güçlüklerin de önüne geçilmiş olunacaktır.

      Mal ve hizmetlerin fiyatları bir Yeni Kuruşun altında olabileceği gibi, bir Yeni Kuruşun altındaki değer küsuratlı olarak da belirlenebilecektir. Vergiler, yabancı para alım satımı ve benzeri belli sabit sayılarla çarpım yapılarak elde edilen sonuç üzerinde tahakkuk, tahsil ve ödeme işlemlerinde, işlem sonuçları da bir Yeni Kuruşun altında veya değer küsuratı bir Yeni Kuruşun altında olabilecek şekilde sonuç verebilecektir.

      Maddenin 14 numaralı fıkrasıyla 29.7.1970 tarihli ve 1319 sayılı Emlak Vergisi Kanununda yapılan değişiklikle Kanunun 4 ve 14 üncü maddelerinde yer alan muafiyet uygulamalarında geçerli olan kiraya verilmeme şartının Özelleştirme uygulamaları çerçevesinde yapılan işletme hakkı devirlerini kapsamaması yönünde düzenleme yapılmaktadır.

  42. 3 Temmuz 2003

  43. 23 Ocak 2002