İçeriğe geç
Yürürlükte Değiştirici kanun 6. hâli

Kamu Kurum ve Kuruluşlarının Ürettikleri Mal ve Hizmet Tarifeleri ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun

Kanun numarası
4736
Kabul tarihi
08.01.2002
Resmî Gazete
19.01.2002 / 24645
Düstur
5. tertip, cilt 42
Son değişiklik
22.04.2026
Madde sayısı
11

Kaynak: TBMM 21. Dönem S. Sayısı 790 (Esas No: 1/939) · belgeyi aç · TBMM kaydı . Gerekçeler kanun tasarısı ya da teklifi üzerine yazılmıştır; komisyon ve Genel Kurul görüşmelerinde madde numaraları değişebilir. Her gerekçe, metni en çok benzeyen yürürlükteki maddeye bağlanmıştır.

Genel gerekçe

Bilindiği gibi uygulanmakta olan ve uluslararası malî kuruluşlarca da desteklenen “Güçlü Ekonomiye Geçiş Programı”, Türkiye ekonomisinin uzun yıllardır birikerek kronikleşen temel sorunlarına, yapısal reformlar ile güçlü malî ve parasal politikalarla kökten çözüm getirmeyi; bunun sonucunda da sürdürülebilir büyüme sürecine girilmesini, makro ekonomik istikrarın tesis edilmesini, toplumsal refah seviyesinin yükseltilerek gelecekte Türkiye’nin çağdaş sanayileşmiş ülkeler arasında yer almasını hedeflemektedir.

Bu çerçevede yürütülen çalışmaların önemli bir aşamasını oluşturan bazı malî tedbirlerin alınması amacıyla hazırlanan Tasarı ile, söz konusu hedeflere ulaşabilmek için gerekli kanunî düzenlemelerin yapılması amaçlanmaktadır.

I. Bazı kurum ve kuruluşlarca üretilen mal ve hizmet bedellerinde, 1005 sayılı İstiklâl Madalyası Verilmiş Bulunanlara Vatanî Hizmet Tertibinden Şeref Aylığı Bağlanması Hakkında Kanun, 2330 sayılı Nakdî Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu uyarınca uygulanan ücretsiz veya indirimli tarifeler hariç olmak üzere, 31.12.2001 tarihinden itibaren hiçbir kişi veya kuruma ücretsiz veya indirimli tarife uygulanmaması ve bu hükmün uygulanmasında muafiyetleri belirlemeye Bakanlar Kurulunun yetkili kılınması öngörülmektedir.

II. Bilindiği üzere, İmar Kanununun 31 inci maddesinde kullanma izni verilmeyen ve alınmayan yapılarda izin alınıncaya kadar elektrik, su ve kanalizasyon hizmetlerinden ve tesislerinden faydalandırılamayacağı hükme bağlanmıştır. Anılan hüküm nedeniyle söz konusu yapılarda elektrik aboneliği tesis edilememektedir. Bununla birlikte, söz konusu yapıların bir çoğuna belediyelerce yol, su, kanalizasyon ve doğalgaz gibi alt yapı hizmetleri götürülmektedir.

Bu nedenle, kullanma izni verilmeyen ve alınmayan yapılara belediyelerce yol, su, kanalizasyon, doğalgaz gibi alt yapı hizmetlerinin birinin veya birkaçının götürüldüğünün belgelenmesi halinde bir defaya mahsus olmak üzere Kanunun yayımı tarihinden itibaren altı ay içerisinde başvurulması üzerine kullanma izni alınıncaya kadar geçici olarak elektrik bağlanabilmesine imkân tanınmaktadır. Bu düzenlemeyle, kaçak elektrik kullanımının önüne geçilmesi ve Devletin ekonomik olarak zarara uğramasının önlenmesi amaçlanmaktadır.

III. Sağlık sigortası giderlerinin, mevcut prim oranlarına göre toplanan primlerle finanse edilmesi mümkün bulunmamakta ve BAĞ-KUR’un gelir gider dengesi her geçen yıl daha da bozulmaktadır. Kurumun sağlık sigortasına ilişkin gelir gider dengesinin oluşturulabilmesi ve faydalanan sigortalılar bakımından da adil bir uygulamanın sağlanabilmesi için 1479 sayılı Kanunda gerekli değişiklikler yapılmaktadır.

IV. Son yıllarda, büyükşehir belediyelerinin bulunduğu illere diğer illerden devamlı göçün olması, büyükşehir belediyelerinin var olan sorunlarını ve ihtiyaçlarını daha da artırmış olup, bu sorunların çözümü büyük önem taşımaktadır.

Devam eden bu göç olgusunun sonucu büyük kentlerde yaşayan insanlarımızın yol, su, kanalizasyon ve doğalgaz gibi alt yapı yatırımlarına olan ihtiyaçları ile büyük kentlerde yaşamanın gerektirdiği diğer ihtiyaçlar gözönüne alındığında, büyükşehir belediyelerinin finansmana olan ihtiyaçları açık bir şekilde ortaya çıkmaktadır.

Büyükşehir belediyelerinin ortaya çıkan finansman ihtiyaçlarının, yine bu büyükşehir belediye sınırları ve mücavir alanlar içinde yaşayan halk tarafından karşılanması, sosyal adalet ilkelerine de uygun bulunmaktadır.

Yapılan düzenlemeyle, büyükşehir belediye sınırları ve mücavir alanlar içinde bulunan taşınmaz mallardan alınacak verginin bir kat fazla alınması ve bu suretle fazla tahsil edilen verginin büyükşehir belediyelerine devredilmesi öngörülmektedir. Bu suretle, Devletin genel bütçe vergi gelirleri tahsilâtından ayırdığı paylardan büyükşehir belediyelerince yapılan harcamaları aşan yatırım harcamalarının, büyükşehirlerde yaşamanın bir bedeli olarak, kentte yaşayanların ilave katkıları ile karşılanmasına imkân sağlanmaktadır.

V. 3074 sayılı Akaryakıt Tüketim Vergisi Kanunu çerçevesinde bazı petrol ürünlerinin vergilendirilmesi söz konusudur. Bu vergilemede, bir yandan söz konusu ürünlerin kullanılmasının yarattığı çevresel etkilerle bağlantılı ekonomik etkinlik kavramı diğer yandan maliye politikası kapsamında gelir yaratma fonksiyonu dikkate alınmaktadır. Vergilemede etkinliğin sağlanabilmesinin, piyasalarda rekabetin sağlanması ve yaygınlaştırılmasıyla birlikte düşünülmesi gerektiği açıktır. Bu çerçevede, petrol ürünlerine ilişkin vergilemeden beklenen amacın sağlanabilmesi ve rekabetin geliştirilebilmesi, yapılan vergilemede mümkün olduğunca geniş bir ürün yelpazesinin kavranması ile yakından ilgilidir. Mevcut durum incelendiğinde, akaryakıt tüketim vergisi (ATV) kapsamındaki ürünlerin, kullanım amaçları ve yerleri itibariyle, çoğu durumda birbirlerini ikame edebilme özelliğine sahip oldukları görülmektedir. Ayrıca, ATV kapsamındaki ürünlere alternatif olma vasfı taşımalarına rağmen, ATV kapsamında olmayan ürünler de söz konusudur. Bu durum ise ATV’ye tâbi olmayan ürünlerin fiyat avantajının artmasına, dolayısıyla alternatif ürünler ile arasındaki mevcut fiyat farkının daha da açılmasına sebebiyet vermektedir. Bir diğer deyişle, ATV nedeniyle üzerlerindeki malî yük farklılaşan alternatif veya birbirini ikame eden ürünlerin varlığı, gerek bu ürünleri üretip pazarlayanlar gerekse bu ürünleri kullananlar arasında rekabet eşitsizliğine neden olmaktadır.

Dolayısıyla, gerek vergilemede etkinlik sağlanması, gerekse rekabetin geliştirilmesi esasları çerçevesinde, sözü edilen hususların dikkate alınması zorunludur. Bu çerçevede, ATV’ye tâbi ürünlerin kapsamının genişletilmesi ve alternatif ürün olarak kullanılan ve üzerinde KDV dışında herhangi bir vergi olmayan nafta ile doğal gazın kapsama dahil edilmesinin, söz konusu ürünler arasındaki malî yükün eşit dağılımını sağlayacağı düşünülerek 3074 sayılı Kanunda değişiklik yapılmaktadır.

Madde gerekçeleri

Tasarı/teklif madde 1

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

– Bazı kurum ve kuruluşlarca üretilen mal ve hizmet bedellerinde, 1005 sayılı İstiklâl Madalyası Verilmiş Bulunanlara Vatanî Hizmet Tertibinden Şeref Aylığı Bağlanması Hakkında Kanun, 2330 sayılı Nakdî Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu uyarınca uygulanan ücretsiz veya indirimli tarifeler hariç olmak üzere, 31.12.2001 tarihinden itibaren hiçbir kişi veya kuruma ücretsiz veya indirimli tarife uygulanmaması ve bu hükmün uygulanmasında muafiyetleri belirlemeye Bakanlar Kurulunun yetkili kılınması öngörülmektedir.

Ayrıca, madde ile; bu Kanunun yayımı tarihinden önce ikinci fıkrada belirtilen kanunlar dışında; kanun, kanun hükmünde kararname, tüzük, yönetmelik, genelge ve benzeri düzenleyici işlemler ile diğer idarî işlemlerle tesis edilmiş bulunan ücretsiz veya indirimli tarife uygulamalarına 31.12.2001 tarihinden itibaren son verilmesi öngörülmektedir.

Tasarı/teklif madde 2

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

– İmar Kanununun 31 inci maddesinde kullanma izni verilmeyen ve alınmayan yapılarda izin alınıncaya kadar elektrik, su ve kanalizasyon hizmetlerinden ve tesislerinden faydalandırılamayacağı hükme bağlanmıştır.

Anılan hüküm nedeniyle söz konusu yapılarda elektrik aboneliği tesis edilememektedir. Bununla birlikte, söz konusu yapıların bir çoğuna belediyelerce yol, su, kanalizasyon ve doğal gaz gibi alt yapı hizmetleri götürülmektedir.

İmar Kanununa eklenen geçici 10 uncu madde ile, kullanma izni verilmeyen ve alınmayan yapılara belediyelerce yol, su, kanalizasyon, doğal gaz gibi alt yapı hizmetlerinin birinin veya birkaçının götürüldüğünün belgelenmesi halinde bir defaya mahsus olmak üzere Kanunun yayımı tarihinden itibaren altı ay içerisinde başvurulması üzerine, kullanma izni alınıncaya kadar geçici olarak elektrik bağlanabilmesine imkân tanınmaktadır.

Bununla birlikte, bu şekilde elektrik bağlanmasının herhangi bir kazanılmış hak teşkil etmeyeceği de hükme bağlanmaktadır.

Tasarı/teklif madde 3

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

– Sağlık sigortası giderlerinin, mevcut prim oranlarına göre toplanan primlerle finanse edilmesi mümkün bulunmamakta ve BAĞ-KUR’un gelir gider dengesi her geçen yıl daha da bozulmaktadır. Kurumun sağlık sigortasına ilişkin gelir gider dengesinin oluşturulabilmesi ve faydalanan sigortalılar bakımından da adil bir uygulamanın sağlanabilmesi için madde ile gerekli değişiklikler yapılmaktadır.

Tasarı/teklif madde 4

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

– (A) fıkrası ile; bina vergisi oranına ilişkin Emlak Vergisi Kanununun 8 inci maddesinin birinci fıkrası yeniden düzenlenmektedir.

Büyükşehir belediyelerinin devamlı göç alması, büyükşehir belediyelerinin sürekli alt yapı yatırımı yapmalarını gerekli kılmaktadır. Büyükşehir belediyelerinin gerek alt yapı yatırımlarını sürdürmeleri, gerekse büyükşehirlerde yaşamın gerektirdiği diğer ihtiyaçlar gözönüne alındığında, büyükşehir belediyelerinin finansman ihtiyacı açık bir şekilde ortaya çıkmaktadır.

Büyükşehir belediyelerinin ortaya çıkan gelir ihtiyaçlarının büyükşehir belediye sınırları içinde oturanlardan karşılanması, sosyal adalete daha uygun düşmektedir.

Bu amaçla büyükşehir belediye sınırları ve mücavir alan içinde bulunan bina vergisi oranlarının % 100 artırımlı uygulanması ve bu suretle fazla tahsil edilen verginin büyükşehir belediyelerine aktarılması öngörülmektedir.

Buna göre, büyükşehir belediye ve mücavir alan sınırları içinde bulunan belediyeler, meskenlerden binde 2, diğer binalardan ise binde 4 oranında emlak vergisi tahsil edeceklerdir.

(B) fıkrası ile; arazi vergisi oranına ilişkin Emlak Vergisi Kanununun 18 inci maddesi yeniden düzenlenmektedir.

Yapılan düzenleme ile büyükşehir belediye ve mücavir alan sınırları içinde, arazi ve arsaya ilişkin vergi oranlarının % 100 artırımlı uygulanması öngörülmektedir.

Buna göre, büyükşehir belediye sınırları ve mücavir alanlar içinde halen binde 1 olarak uygulanan arazi vergisi oranı binde 2, binde 3 olarak uygulanan arsa vergisi oranı ise binde 6 olarak uygulanacaktır.

(C) fıkrası ile; belediyeler tarafından tahsil olunan emlak vergisinden il özel idarelerine ve büyükşehir belediyelerine verilecek payların miktarı ile bu payların aktarılmasına ilişkin hususlar düzenlenmektedir.

Halen uygulanan madde hükmüne göre, tüm belediyelerce tahsil olunan emlak vergisinin % 15’i il özel idareleri payı olarak ayrılmaktadır. 3030 sayılı Kanunun uygulandığı büyükşehirlerde ise il özel idareler payı ayrıldıktan sonra kalan miktarın % 20’si büyükşehir payı olarak ayrıca ayrılmakta ve tahsilâtı takip eden ayın sonuna kadar ilgili il özel idarelerine ve büyükşehir belediyelerine ödenmektedir.

Yeniden düzenlenen maddeye göre, 3030 sayılı Kanunun uygulandığı büyükşehir belediye sınırları ve mücavir alanlar içinde tahsil edilen bina, arsa ve arazi vergisi tutarının yarısı büyükşehir belediyesi payı, bu pay ayrıldıktan sonra kalan tutarın yüzde 15’i il özel idareler payı olarak ayrılacaktır. İl özel idareler payının hesaplanmasına esas olan tutardan il özel idareler payının düşülmesinden sonra kalan kısmın % 20’si oranında büyükşehir belediyesine ayrıca pay verilecektir.

3030 sayılı Kanunun uygulandığı büyükşehir belediyesi dışında kalan belediyelerde ise, tahsil edilen bina ve arazi vergilerinin % 15’i daha önce olduğu gibi ilgili il özel idareler payı olarak ayrılacaktır.

Belediyeler bu suretle ayırmış oldukları il özel idarelerine ve büyükşehir belediyelerine ait payları tahsilâtı takip eden ayın yedinci günü akşamına kadar ilgili il özel idarelerine ve büyükşehir belediyelerine bir bildirimle beyan edecekler ve aynı süre içinde ödeyeceklerdir.

Belediyeler tahsil ettikleri emlak vergisinden il özel idarelerine ve büyükşehir belediyelerine ayırdıkları payları süresi içinde ödememeleri halinde, 6183 sayılı Âmme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre, il özel idarelerine ve büyükşehir belediyelerine gecikme zammı ödeyeceklerdir.

Ayrıca, söz konusu payların il özel idarelerine ve büyükşehir belediyelerine tam ve zamanında yatırılmasından belediye başkanları sorumlu olacaklardır. Bu yükümlülüğe uymayanlar adına ilgili özel idareler ve büyükşehir belediyeleri tarafından ödenmeyen payların % 10’u kadar ceza kesilecek ve bu ceza ilgililerden 6183 sayılı Kanun hükümleri uyarınca müşterek ve müteselsil sorumluluk esasına göre tahsil edilecektir.

(D) fıkrası ile; Emlak Vergisi Kanununa geçici bir madde eklenmektedir.

Bilindiği gibi, 17 Ağustos 1999 tarihinde Sakarya İlinde deprem felaketi yaşanmıştır. Bu deprem, Sakarya’da ciddî boyutta tahribata ve zarara neden olmuştur. Bu durum dikkate alınarak, Emlak Vergisi Kanununun bu Kanunla değişik 8 inci maddesinin birinci fıkrası ile 18 inci maddesi hükümlerine göre büyükşehir belediye sınırları ve mücavir alanlar içinde uygulanacak artırımlı vergi oranlarının, 2002 ila 2005 yıllarında Sakarya Büyükşehir Belediye sınırları ve mücavir alanlarda uygulanmaması sağlanmaktadır.

Bu suretle, Sakarya Büyükşehir Belediye sınırları ve mücavir alanlar içindeki belediyelere mükellefler 2002 ila 2005 yıllarında normal oranda bina ve arazi vergisi ödeyeceklerdir.

Tasarı/teklif madde 5

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

– Madde ile; yurt dışına çıkış yapan Türk vatandaşlarından alınan harç, uygulamadaki güçlükleri gidermek üzere Türk Lirası olarak belirlenmiştir. Ayrıca, Bakanlar Kuruluna tanınan harç miktarını artırma yetkisi üç kat olarak yeniden düzenlenmiştir.

Tasarı/teklif madde 6

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

– Madde ile; Bakanlar Kurulunun büyükşehir belediyesinin bulunduğu il merkezinde yapılan genel bütçe vergi gelirleri tahsilat toplamı üzerinden büyükşehir belediyesine % 3 olarak ayrılmakta olan pay oranının % 6’ya kadar artırılması hususunda sahip olduğu yetkisi, artırılmış oranları kanunî had olan % 3 oranına kadar indirebilme yönünde genişletilmektedir.

Tasarı/teklif madde 7

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

– (A) fıkrası ile; akaryakıt tüketim vergisine tâbi olmayan nafta ve doğal gaz, alternatif ürünler arasındaki malî yük kaynaklı rekabet eşitsizliğini ortadan kaldırmak amacıyla vergi kapsamına alınmıştır. Ayrıca, 4646 sayılı Doğal Gaz Piyasası Kanunu ile getirilen düzenlemelere paralellik sağlamak açısından, sözü edilen Kanunda tanımlanan “doğalgaz üretim şirketleri” ibaresi kullanılmıştır. Bunun yanı sıra, mevcut 4 üncü maddede sayılan ürünler, yine paralellik sağlamak amacıyla kapsam içerisinde sayılmaktadır.

(B) fıkrası ile; akaryakıt tüketim vergisinin mükellefleri arasına doğal gaz üretim şirketleri eklenmektedir.

(C) fıkrası ile; nafta ve doğal gaza uygulanacak maktu tutarlar belirlenmektedir.

(D) fıkrası ile; 3074 sayılı Kanunun beyan ve ödemeye ilişkin 5 inci maddesine doğal gaz üretim şirketleri ibaresi eklenmek suretiyle anılan Kanunun mükelleflerin belirlendiği 2 nci maddesiyle paralellik sağlanmaktadır.

Tasarı/teklif madde 9

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

– Yürütme maddesidir.