İçeriğe geç
Yürürlükte Değiştirici kanun 1. hâli

Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun

Kanun numarası
5035
Kabul tarihi
25.12.2003
Resmî Gazete
02.01.2004 / 25334 (mükerrer)
Son değişiklik
—
Madde sayısı
21

Kaynak: TBMM 22. Dönem S. Sayısı 316 (Esas No: 1/720) · belgeyi aç · TBMM kaydı . Gerekçeler kanun tasarısı ya da teklifi üzerine yazılmıştır; komisyon ve Genel Kurul görüşmelerinde madde numaraları değişebilir. Her gerekçe, metni en çok benzeyen yürürlükteki maddeye bağlanmıştır.

Genel gerekçe

Vergi esas olarak ekonomik faaliyetlerin sonucudur. Vergi sistemi de ekonomik faaliyetleri düzenleyen değil takip eden, Devletin ve işletmelerin ihtiyaçları doğrultusunda gerektiğinde değiştirilmesi ve günün koşullarına uyarlanması gereken bir sistemdir. Bu çerçevede vergi mevzuatındaki değişiklikler yapısal anlamda değişimi öngören değişiklikler olabileceği gibi, bazen de günün koşullarının gerektirdiği küçük iyileştirmeler şeklinde olabilir.

Bu Tasarı büyük ölçüde içinde bulunulan ekonomik koşulların gerektirdiği bazı düzenlemeleri yapmak veya mükelleflerin veya Devletin ihtiyaç duyduğu bazı iyileştirmeleri sağlamak üzere hazırlanmıştır. Yapılan düzenlemeler bir reform niteliğinde olmamakla birlikte Tasarı;

- Geniş kesimleri ilgilendiren, - Ekonomik olayları etkileyebilecek, - Vergilemede basitlik ve adaleti sağlamaya yönelik, önemli düzenlemeleri içermektedir.

Tasan yürütme ve yürürlük maddeleri hariç 49 maddeden oluşmaktadır. Tasarı ile yapılan düzenlemelerden bazıları aşağıda özetlenmiştir.

- Ekonomideki olumlu gidişin kalıcı hale gelmesinde ve hızlanmasında katkı yapmak amacıyla, vergi kanunlarında yer alan bazı geçici düzenlemelerin süreleri bir yıl uzatılmaktadır.

- Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Kanununda yer alan vergi teşviklerinin kapsamı ve süresi genişletilmekte, bu bölgelerde faaliyet gösteren mükelleflerin teslimleri için ayrıca katma değer vergisi istisnası getirilmektedir.

- İhracat ve döviz kazandırıcı faaliyetlerle ilgili teşvikler sürekli hale getirilmekte, teşviklerin uygulamasıyla ilgili bürokratik işlemler de en aza indirilmektedir.

- Vakıflar Genel Müdürlüğü yönetimindeki mazbut vakıflara ait abide eserlerin bakımı, onarımı ve restore edilmesi için yapılan bağış ve yardımların tamamının vergi matrahından indirimine imkân verilmektedir.

- Motorlu taşıtlar vergisi, Avrupa Birliği üyesi ülkelerde uygulanan sisteme daha uyumlu bir hale getirilmekte ve sistemin mevcut sorunlarını giderecek şekilde yeniden düzenlenmektedir. Mevcut uygulamadaki ağırlık esasına göre vergilendirmeye son verilerek, vergilemede silindir hacmi esas kriter olarak alınmaktadır. Böylece, bu vergiye bir yandan çevre vergisi olma niteliği kazandırılmakta, bir yandan da silindir hacmi ve yaş kriterleri baz alınmak ve kademe sayısı artırılmak suretiyle ödenecek verginin araçların değeri ile daha uyumlu hale gelmesi sağlanmaktadır.

- Kurumların, bankaların ve bankalara borçlu durumundaki mükelleflerin malî bünyelerinin iyileştirilmesine ilişkin düzenlemelerin süresi uzatılmaktadır.

- Konutlara ait çevre temizlik vergisinin su faturası ile alınması sağlanmaktadır. Böylece çevre temizlik vergisinin ödenmesi vatandaşlar için ek bir külfet olmaktan çıkacaktır.

- Özel işlem vergisi ve eğitime katkı payı adı altında alınan vergiler, sürekli hale getirilmekte, buna ilişkin düzenleme ilgili vergi kanunlarının içine alınarak mevzuat basitleştirilmektedir.

- Serbest meslek erbabının kazançlarının tespitinde dikkate alınan giderler günün koşullarına uygun olarak yeniden belirlenmekte, şu anda kabul edilmeyen bir çok gider unsuru kabul edilir hale getirilmektedir. .

- Reel sektörün bankacılık kesiminden sağladığı kaynakların maliyetinin düşürülmesi amacı çerçevesinde, kredi sözleşmeleri üzerinden ödenen damga vergisi kaldırılmaktadır.

Tasarıda yukarıda sayılanların dışında ayrıca, Devletin veya mükelleflerin ihtiyaçları doğrultusunda hazırlanmış bir çok teknik düzenleme bulunmaktadır.

Madde gerekçeleri

Tasarı/teklif madde 2

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

- Madde ile tahsil edilen ancak fazla veya yersiz olarak tahsil edildiği anlaşılan vergilerin veya kanunları gereğince mükelleflere yapılacak red ve iadelerin, mükelleflere red ve iadelerine ilişkin prosedürleri belirleme konusunda yetki verilmektedir.

Tasarı/teklif madde 3

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

- Amme alacaklarına karşılık yapılan ödemeler, alacaklı tahsil dairesinin yetkili ve sorumlu memurlarınca düzenlenecek makbuz karşılığında kabul edilmektedir.

Ancak bu uygulama paranın tahsilat ve teslimat sırasındaki güvenliğinin sağlanması açısından çeşitli zorluklarla karşılaşılmasına ve işgücü kaybına neden olmaktadır.

Tahsil siteminde yaşanan bu zorlukların aşılması ve kamu alacağının tahsil güvenliğinin sağlanması açısından bankacılık sisteminden azamî ölçüde yararlanılması gerekmektedir.

Malî idarelerin otomasyon sistemlerinde meydana gelen gelişmelere paralel olarak ileride tahsil işlemlerinde tamamen bankacılık sisteminin sağladığı kolaylıklardan faydalanılması hedeflendiğinden, ödemenin, genel ödeme şekli dışında tamamen özel ödeme şekilleri kullanılarak yapılmasını sağlayacak yönde düzenlemeye gidilmektedir.

Yapılan bu düzenleme ile amme alacağına karşılık yapılacak ödemelerin sadece özel ödeme şekilleri kullanılmak suretiyle yapılmasını sağlamak üzere amme idareleri, tahsil daireleri ve amme alacağının nev'i, ödeme zamanları ve bulunduğu safhalar itibarıyla topluca veya ayrı ayrı düzenleme yapma hususunda Maliye Bakanlığı yetkili kılınmaktadır.

Tasarı/teklif madde 4

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

- Madde ile gecikme zammı oranı aylık yüzde dört olarak belirlenmiş, ay kesirlerine isabet eden gecikme zammının hesaplanmasında aylık hesaplama yerine günlük hesaplamaya geçilerek daha adil bir hesaplama yöntemi benimsenmiş ve mükelleflerin ayın sonunu beklemeden ödeme yapabilmelerine imkân tanınmıştır.

Madde ile ayrıca, asgari gecikme zammı miktarı günün ekonomik ve ticari gelişmelerine paralel olarak bir milyon liraya yükseltilmiş, üçüncü fıkraya yapılan ilave ile de fıkrada sayılanlar dışında kalan amme alacaklarına gecikme zammı uygulanmayacağı açıkça yasa metnine konulmuştur.

Malî piyasalarda geçerli faiz oranlarının değişebileceği dikkate alınarak ve Hazinenin menfaatlerinin korunması amacıyla Bakanlar Kurulu gecikme zammı oranını yüzde onuna kadar indirmeye, gecikme zammı oranı ile gecikme zammı asgari tutarını iki katına kadar artırmaya, vadesinde ödenmeyen amme alacaklarının tahsilinde bileşik faiz yöntemi hesaplatmaya ve gecikme zammını aylar itibarıyla farklı olarak belirlemeye yetkili kılınmaktadır.

Tasarı/teklif madde 5

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

- Amme alacaklarının yeniden yapılandırılmasına ilişkin özel kanunlar gereğince bugüne kadar uygulanmakta olan düzenlemelerde borçların yeniden vadelendirilmeleri 6183 sayılı Kanunun tahsil zamanaşımı ile ilgili hükümleri uyarınca belirli vadeli borçların zamanaşımına uğramaları sonucunu beraberinde getirebilmektedir.

Yapılan bu düzenleme ile, özel kanunları gereği borçlarını yeniden yapılandırmak üzere başvuruda bulunan, ancak ödeme yapmayan mükelleflerden aranılacak olan kamu alacaklarının tahsilinde ortaya çıkabilecek bu sorunun çözümlenmesi amaçlanmaktadır.

Tasarı/teklif madde 6

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

- Madde ile fazla ödenen vergilerin yalnızca indirim hakkına sahip olmayanlara iadesine olanak tanıyan mevcut düzenleme değiştirilmekte, indirim hakkına sahip mükelleflerin de fazla ödedikleri vergiyi indirim yoluyla giderememeleri durumunda iade olarak alabilmeleri konusunda Maliye Bakanlığına yetki verilmektedir. Maddenin yürürlüğünden önce ödenmiş ve yürürlük tarihine kadar indirim yoluyla telafi edilememiş fazla ve yersiz vergiler için de bu hükme göre işlem yapılacağı tabiidir.

Tasarı/teklif madde 7

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

- 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanununda 4503 sayılı Kanunla yapılan değişikle Gümrük Kanununun ilgili maddelerine uygun düzenlemeler yapılmıştır.

3065 sayılı Kanunun 4503 sayılı Kanunla değişik 16 ncı maddesinin (1) numaralı fıkrasının (c) bendinde Gümrük Kanunundaki bazı rejim, bölge, yer ve sahalarla ilgili hükümlerin uygulandığı mal ve hizmetler istisna kapsamına alınmıştır. Ancak yaşanan uygulama güçlükleri ve Gümrük Kanunu hükümleri ile ortaya çıkan çelişkiler nedeniyle madde hükmünde yer alan hizmetlerin tamamı ile serbest bölgelerdeki bütün işlemler madde kapsamından çıkarılmıştır.

Tasarı/teklif madde 8

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

- 3065 sayılı Kanunun 16 ncı maddesindeki değişiklik nedeniyle istisna kapsamından çıkarılan serbest bölgelerde ifa edilen hizmetlerin maddeye eklenen (ı) bendindeki hüküm ile, katma değer vergisinden müstesna tutulmasına daha önce de olduğu gibi devam edilecektir. Gümrüklü sahalarda deniz ve hava taşıma araçları için kısmi istisna uygulanırken bu alanlar dışında tam istisna uygulanması, uygulamada problemlere yol açmakta iade edilmesi gereken verginin hesaplanması bakımından ihtilaflara neden olmaktadır. Bu nedenlerle deniz ve hava taşıma araçları için verilen hizmetler, gümrüklü sahada olup olmadığına bakılmaksızın kısmi istisna kapsamına alınmakta, değiştirilen (g) bendi ve eklenen (n) bendi ile hurda ve atık teslimleri ve Basın Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğüne verilen haber hizmetleri kısmi istisna kapsamına alınmaktadır.

Tasarı/teklif madde 9

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

- Katma Değer Vergisi Kanununun 29 uncu maddesinin (2) numaralı fıkrası indirimli orana tâbi işlemleri bulunan mükelleflere yüklenip indiremedikleri verginin ancak yıl sonunda iadesine imkân tanımaktadır. Maddenin (3) numaralı fıkrasının (a) bendiyle yapılan düzenleme ile vergi borcu, SSK prim borcu, kamu kurumlarından mal ve hizmet teminine ilişkin borcu bulunan mükelleflere yıl içinde de iade imkânı sağlanmaktadır. Mahsup edilecek vergisi veya borcu olmayan ya da nakit iade talebinde bulunan mükelleflere ancak yıl sonunda iade yapılabilecektir.

Tasarı/teklif madde 10

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

- 3065 sayılı Kanunun 32 nci maddesinde sayılan istisnalar tam istisna mahiyetindedir. Bunlar arasında ihracat istisnası da bulunmaktadır. Yurt içinde yapılan bazı teslimler ve ifa edilen hizmetler, Katma Değer Vergisi Kanununun ilgili hükümlerine göre kısmi istisna kapsamına girdiği halde bu mal ve hizmetlerin ihraç edilmeleri halinde aynı Kanunun 11 inci maddesine göre tam istisna söz konusu olması gerektiğinden bir tereddüt ortaya çıkmaktadır. Konuya açıklık getirebilmek için yurt içi teslim ve ifaları kısmi istisna kapsamına giren mal ve hizmetlerin ihracı 3065 sayılı Kanunun 32 nci maddesi kapsamı dışına çıkarılmıştır.

Diğer fıkra ile de haksız katma değer vergisi iadesi alınmasını zorlaştırmak için nakit iade yaptırmama konusunda Maliye Bakanlığına yetki verilmektedir.

Tasarı/teklif madde 11

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

- Katma Değer Vergisi Kanununa eklenen geçici 20 nci maddenin (1) numaralı fıkrası ile teknoloji geliştirme bölgelerinde halen uygulanan gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerine yönelik teşvikler katma değer vergisine de teşmil edilmektedir.

Ancak istisna sadece bölgede üretilecek yazılım program ve lisansını kapsayacak bölge dışında yaratılan katma değeri kavramayacaktır.

(2) numaralı fıkra ile de Kanunun yürürlüğe girdiği tarihe kadar gerçekleşen ve aynı anda kısmi ve tam istisna kapsamına giren işlemlerde iadeye imkân sağlanarak ihtilaf konusu hususa açıklık getirilmektedir.

(3) numaralı fıkrada ise gümrüklü sahalarda ifa edilen ve bu Kanunla vergilenmesi düzenlenen inşaat taahhüt işlerinde maliyetlerin oluşmuş olması nedeniyle Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce başlayanlar için istisna uygulamasının devam edeceği hükmüne yer verilmektedir.

(4) numaralı fıkrada ise 2003 yılı içinde gerçekleştirilen indirimli orana tâbi işlemlerle ilgili iade taleplerinde 3065 sayılı Kanununun değiştirilmeden önceki 29/2 nci maddesine göre işlem yapılacağı açıklığa kavuşturulmuştur. Buna göre bu iade talepleri 29/2 nci maddenin bu Kanunla değiştirilmeden önceki hükmüne göre Maliye Bakanlığına verilen yetki çerçevesinde yayınlanan tebliğlerdeki açıklamalara uygun şekilde yıllık olarak hesaplanacak, bu hesaplama sonunda bulunacak tutarın 8 200 000 000 lirayı aşan kısmı, 2004 yılının ocak- aralık ayları arasındaki dönemlerden herhangi birisinde talep edilmesi halinde genel hükümler saklı kalmak kaydıyla nakden veya mahsuben iade edilebilecektir.

Tasarı/teklif madde 12

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

- Serbest meslek kazancının tespitinde hasılattan indirilecek giderleri düzenleyen 68 inci madde farklı bir anlayışla yeniden düzenlenmektedir.

Buna göre, serbest meslek faaliyetinin sürdürülebilmesi için yapılması zorunlu olan harcamalar genel giderler kapsamına alınarak indirimine imkân tanınmıştır.

Ayrıca, günümüzde serbest meslek mensuplarının yaygın bir şekilde yanlarında hizmetli ve işçi çalıştırdıktaları göz önüne alınarak hizmetli ve işçilere ilişkin iaşe, ibate, tedavi ve ilaç giderleri ile sigorta primleri ve emekli aidatlarının da indirim konusu yapılması sağlanmıştır.

Tasarı/teklif madde 13

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

- Madde ile Vakıflar Genel Müdürlüğü idaresinde ve denetiminde bulunan mazbut vakıflar adına kayıtlı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu nezdinde eski eser tescilli abide eserlerin bakımı, restorasyonu ve yaşatılması amacıyla yapılan bağış ve yardımların tamamının, yıllık beyanname ile bildirilecek gelirlerden indirilmesi öngörülmektedir.

Tasarı/teklif madde 14

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

- Bütçe sistematiğinde yapılan değişiklikle, haksız yere alınmış olan vergiler ile tevkif suretiyle alınan ancak ilgili beyannamede mahsup imkânı olmadığı için iadesi gereken vergilerin Devlet harcaması kategorisinde değerlendirilmesine son verilmiştir.

Bu durumda 1050 sayılı Muhasebe-i Umumiye Kanununu ve Devlet Harcama Belgeleri Yönetmeliğinde yer alan düzenleme çerçevesinde yapılan iade işlemlerinin yapılabilmesi için yeni bir düzenleme yapma ihtiyacı doğmuştur.

Bu değişiklik ile iade işlemlerinin gerçekleştirilmesinde mevzuat çerçevesinde Maliye Bakanlığına verilmiş olan yetkiler iade sisteminin daha sağlıklı ve hızlı bir şekilde çalışabilmesi amacıyla genişletilerek Gelir Vergisi Kanununun 121 inci maddesinde düzenlenmektedir.

Bu düzenleme ile Maliye Bakanlığı iadeyi, mahsuben veya nakden yaptırmaya, aranılacak belgeleri belirlemeye, iadeyi inceleme raporuna, yeminli mali müşavir raporuna veya teminata bağlamaya yetkilidir.

Yapılan düzenlemede her şeyden önce mahsuben ve nakden iade konusunda farklı düzenlemeler yapabilme konusunda yetki alınmaktadır. Böylece mahsuben iadelerde nakden iadelere nazaran daha basitleştirilmiş prosedürler izlenebilmesine imkân sağlanacaktır.

Halen uygulanmakta olan sistem içerisinde de belirli tutarı aşan iadelerde inceleme raporu aranmaktadır. Yeni düzenlemede de bu yetki korunmaktadır. Ancak bu yetki daha önceki düzenlemeden farklı olarak kazanç türlerine, iade şekillerine, geliri elde edenin veya ödemeyi yapanın hukuki statüsüne göre farklı şekillerde kullanılabilecektir. Yine eskiden olduğu gibi bu yetki belirli hadler esas alınarak da kullanılabilecektir.

Geliri sağlayan ve dolayısıyla gelir vergisi tevkifatı yapan mükelleflerin hukuki statüsüne bağlı olarak da farklı düzenleme yapılabilecektir. Halen uygulanmakta olan sistemde bankalar aracılığıyla elde edilen gelirler itibarıyla bulunan bu yetki daha geniş bir şekilde maddede düzenlenmektedir. Böylece bankalar, sigorta şirketleri, finans kurumları, kamu kurum ve kuruluşları gibi ayrımlar çerçevesinde iade ve mahsup işlemlerinde aranan belgeler farklılaştırılabilecektir. Böylece iade işlemlerinin gerek mahsup gerekse nakden iade şeklinde gerçekleştirilmesi basitleştirilebilecektir.

Yapılan önemli bir düzenleme ise mahsuben iade işlemlerinde iade tutarının yer aldığı yıllık gelir vergisi beyannamesinin verildiği tarihin esas alınarak yapılacağının kanun metnine girmiş olmasıdır. Bugüne kadar olan uygulamada mahsup işlemleri mükellefin dilekçesi ve eklerinin vergi dairesi kayıtlarına girdiği tarih esas alınarak gerçekleştirilmiş ve mahsubu istenen vergilere ilişkin gecikme zammı uygulaması da bu tarihe kadar yapılmıştır.

Mahsup işleminde ve gecikme zammı uygulamasında yıllık gelir vergisi beyannamesinin verildiği tarih esas alınacak olmakla birlikte mahsup işlemi gerekli tüm belgelerin tamamlanması ile yapılacaktır. Gecikme zammı uygulamasına esas alınan tarih ile mahsup işleminin fiilen gerçekleştirildiği tarihin farklı olmasından doğabilecek sorunların önlenmesi açısından, mahsup imkânının doğduğu tarih ile gerekli işlemlerin tamamlanacağı tarih arasında mükellefçe mahsubunu talep ettiği vergi borcu ile ilgili olarak rızaen yapılan ödemeler için her hangi bir düzeltme yapılmayacağı da açıkça düzenlenmektedir.

Yıllık gelir veya kurumlar vergisi beyannamesinin kanunî süresinde verilmemesi ya da sair nedenlerle ikmalen veya re'sen yapılan tarhiyat üzerine tahakkuk eden vergiler ile ilgili olarak daha önce tevkif yoluyla kesilen vergiler öncelikle bu tarhiyata konu vergi, ceza ve gecikme faizlerine mahsup edilecek, bu mahsuplar sonunda kalan kısmın diğer vergi borçlarına mahsubu talep edildiğinde ise mahsup talepleri dilekçe ve eklerinin eksiksiz olarak vergi dairesi kayıtlarına girdiği tarihten itibaren hüküm ifade edecektir. Bu tarihten itibaren mükelleflerin mahsubunu talep ettikleri vergi borçları için gecikme zammı uygulanmayacaktır.

Tasarı/teklif madde 15

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

- Madde ile Vakıflar Genel Müdürlüğü idaresinde ve denetiminde bulunan mazbut vakıflar adına kayıtlı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu nezdinde eski eser tescilli abide eserlerin bakımı, restorasyonu ve yaşatılması amacıyla yapılan bağış ve yardımların tamamının, kurum kazancının tespitinde hasılattan gider olarak indirilmesi öngörülmektedir.

Tasarı/teklif madde 16

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

- Gelir Vergisi Kanununun 121 inci maddesinde yapılması öngörülen değişikliğin gerekçesinde de belirtildiği üzere tevkif suretiyle alınan ancak ilgili beyannamede mahsup imkânı olmadığı için iadesi gereken vergiler yönünden yeni bir düzenleme yapma ihtiyacı doğmuştur.

Kurumlar vergisi yönünden düzenleme 5422 sayılı Kanunun 44 üncü maddesine eklenen fıkralar ile yapılmaktadır. Yapılan düzenleme Gelir Vergisi Kanununun 121 inci maddesinde yapılan düzenlemeye paraleldir.

Tasarı/teklif madde 17

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

- Kurumlar Vergisi Kanununa eklenen geçici madde ile kurumların 2004 yılı kazançlarının vergilendirilmesinde uygulanan kurumlar vergisi oranının % 33 olması öngörülmektedir. Bu oran 2004 yılı geçici vergilendirme dönemleri kazançlarının vergilendirilmesinde de uygulanacak olup, kendilerine özel hesap dönemi tayin edilenler için ayrıca düzenleme yapılmıştır.

Düzenlemeye göre, özel hesap dönemine tâbi kurumlar 2004 yılında sona eren hesap dönemlerinin kurumlar vergisi tutarını bu oranı kullanarak hesaplayacaklardır. Bu kurumların geçici vergilerinin hesaplanmasında da bu oran uygulanacak olmakla birlikte maddede, düzenlemenin yürürlüğe girdiği tarihten önce kapanmış vergilendirme dönemlerine ilişkin geçici verginin % 30 oranı kullanılarak hesaplanması öngörülmüştür.

Tasarı/teklif madde 18

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

- Madde ile Bakanlar Kurulunun iade oranı konusundaki yetkisi yeniden düzenlenmiş, ihtiyaç kalmadığı anlaşılan bazı yetkiler ise kaldırılmıştır.

Tasarı/teklif madde 19

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

- Maddede yer alan yetki yeniden düzenlenmiştir. Madde ile vergi iadesi nispetini geçmemek üzere farklı bir avans oranı tespit etme konusunda Maliye Bakanlığına yetki verilmiştir. Vergi iade nispetinin azaltılması konusunda Bakanlığa her hangi bir yetki verilmemiş olup, Kanunda yer alan nispette (% 5) veya Bakanlar Kurulunca artırılması halinde tespit edilen yeni oranda vergi iadesi yapılmaya devam edilecektir. Yapılan düzenleme ile ayrıca mücbir sebeplerle avans alınan iadeye ilişkin belgelerin ibraz edilememesi veya ölüm halinde verginin geri alınması yoluna gidilmesi de engellenmektedir.

Tasarı/teklif madde 20

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

- Bu madde ile motorlu taşıtlar vergisi uygulamasında yer alan tanımlara, vergilemede yeni uygulanacak kriterlerin tanımları eklenmektedir.

Tasarı/teklif madde 21

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

- Yapılan düzenleme ile malul ifadesine engelliler ifadesi eklenmekte, ayrıca malul ve engellilerin bu istisnadan yararlanma şartı olan "bizzat kullanma" zorunluluğu uygulamadan kaldırılarak, taşıt kullanamayacak derecede malul ve engelli olanların da istisnadan yararlanabilmeleri sağlanmaktadır.

Tasarı/teklif madde 22

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

- Bu madde ile otomobil, kaptıkaçtı, arazi taşıtları ve benzerlerinin vergilendirme ölçü ve hadlerini düzenleyen 5 inci madde yeniden düzenlenmektedir.

Mevcut uygulamada, motorlu taşıtlar vergisi; esas olarak net ağırlık ve yaş kriterlerine göre alınan bir servet vergisidir. Bu uygulamada taşıtlar 1600 cm3 altındaki ve üzerindeki taşıtlar olarak iki temel gruba ayrılmış, 1600 cm3 ün üzerindeki taşıtlar için ayrıca ağırlık esası baz alınarak bir vergileme yoluna gidilmiştir. Bu durum silindir hacmi birbirinden çok farklı olan taşıtların aynı ölçüde vergi ödemelerine neden olmuştur. Ayrıca, ağırlık ölçüsü aracın değerini göstermek bakımından son derece zayıf bir ölçü olduğundan değeri çok farklı araçların aynı tutarda vergi ödemesi gibi bir sonuç ortaya çıkmıştır.

Şüphesiz aracın değeri ile bağlantılı bir vergileme için en uygun ölçü, aracın sigorta değerinin esas alınmasıdır. Ancak, sigorta değerlerinin tespiti hem vergiyi tahsil edecekler hem de vergiyi ödeyecek olanlar bakımından son derece güçlüğe neden olabilecek ve kargaşa yaratabilecek bir mahiyette olduğundan, uygulamada ortaya çıkacak zorluk sağlayacağı yararın çok daha üzerinde olabilecek, idare ile mükellef arasında ihtilaf sayısı artacak, vergiyi ödemek ve tahsil etmek eziyet haline gelebilecektir.

Tasarının bu maddesi ile Motorlu Taşıtlar Vergisi Kanununun (I) sayılı tarifesinde yer alan otomobil, kaptıkaçtı, arazi taşıtları ve benzerlerinin vergilendirilmesindeki aracın değeri ile bağlantı kurmaya çalışan net ağırlık uygulamasına son verilmekte, uygulanması basit ve kolay olan, aracın çevreye vermiş olduğu zararı da göz önünde bulunduran, mükellef ile idare ilişkilerini olumlu yönde etkileyecek biçimde daha adil ve objektif bir vergilendirme kriteri olarak kabul edilen motor silindir hacmi esasını baz alan bir vergilendirme uygulaması getirilmektedir. Böylece, özellikle Avrupa Birliği üyesi ülkelerin önemli bir bölümünde olan uygulamaya benzer şekilde (I) sayılı tarifedeki taşıtların yaş ve silindir hacmi kriterlerine göre vergilendirilmesi uygulamasına geçilmektedir. Yapılan değişiklik ile taşıtların silindir hacimleri; 1300 cm3 ve aşağısı, 1301-1600 cm3,1601-2000 cm3, 2001-2500 cm3,2501-3000 cm3, 3001-3500 cm3, 3501-4000 cm3, 4001 cm3 ve yukarısı olarak geniş bir şekilde sekiz farklı grupta derecelendirilerek; silindir hacmi farklı olan taşıtların farklı tutarda vergilendirilmesi sağlanmaktadır. Bu düzenleme ile söz konusu vergiye bir çevre vergisi olma niteliği de kazandırılmış olmakla beraber, araçların yaşı göz önünde bulundurularak ve silindir hacmine göre vergilendirmede fazla sayıda kademe yaratılarak araçların değerleri ile eskisine nazaran daha orantılı bir vergilendirme yapma imkânı yaratılmıştır.

Ayrıca, 1.1.1985 tarihinde taşıt pulu uygulamasına geçilmesi nedeniyle motorlu taşıtlar vergisi kapsamından çıkarılmış bulunan motosikletler, 1.1.2005 tarihinden itibaren silindir hacmi esasına göre vergilendirilmek üzere verginin konusuna dahil edilmektedir.

Tasarı/teklif madde 23

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

- Bu madde ile (II) sayılı tarifede yer alan minibüs.otobüs ve benzerleri ile kamyonet, kamyon, çekici ve benzerleri; (II) sayılı tarifede yer alan yat, kotra ve her türlü motorlu özel tekneler; (IV) sayılı tarifede yer alan uçak ve helikopterlerin vergilendirme ölçü ve hadlerini belirleyen 197 sayılı Kanunun 6 ncı maddesi yeniden düzenlenmektedir. Yapılan değişiklikle panel van ve motorlu karavanlar (II) sayılı tarife kapsamına alınmakta, ayrıca (II) sayılı tarifede vergilendirilmekte olan kamyonet, kamyon, çekici ve benzeri taşıtların ağırlığına göre vergilendirilmesinde kriter olarak alınan istiap haddi uygulamasına son verilerek; daha objektif olan ve taşıtların karayollarını aşındırma etkisini de dikkate alan taşıtların teknik belgelerindeki azami toplam ağırlık esası uygulamaya konulmakta, böylece istiap haddine göre vergilendirme usulündeki sorun ve ihtilaflar giderilmektedir.

Tasarı/teklif madde 24

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

- Yapılan düzenleme ile Motorlu Taşıtlar Vergisi Kanununun 11 inci maddesinin başlığı ve son fıkrası değiştirilerek taşıtların yaşının belirlenmesinde; tescil belgesinde yazılı olan model yılında bir yaşında olduğu kabul edilerek buna göre vergilendirme esası getirilmektedir. Böylece, otomotiv sektöründeki gelişmeler nedeniyle içinde bulunulan takvim yılından daha yeni model taşıtların üretilmesi sonucunda, taşıtların model yıllarının tespiti ve vergilendirilmesinde ortaya çıkmakta olan sorunların giderilmesi sağlanmış olmaktadır.

Tasarı/teklif madde 25

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

- Bu madde ile 197 sayılı Motorlu Taşıtlar Vergisi Kanununa geçici maddeler eklenmektedir.

Eklenen geçici 4 üncü maddede, 3.4.2003 tarihli ve 4837 sayılı Ekonomik İstikrarı Sağlamak İçin Ek Vergiler Alınması Hakkında Kanunun l inci maddesi hükümlerine göre ek motorlu taşıtlar vergisinin taksitlerini kısmen veya tamamen ödeyen mükelleflerden bu ödemeleri mahsup veya iade edilmemiş bulunanlar ile 30.7.2003 tarihli ve 4962 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Vakıflara Vergi Muafiyeti Tanınması Hakkında Kanunun 21 inci maddesi hükümlerine göre taşıt vergisini ödeyen mükelleflerin ödediği tutarların; 2004 yılı için tahakkuk edecek olan motorlu taşıtlar vergisinden mahsup edileceği, mahsuptan sonra ödenmesi gereken motorlu taşıtlar vergisinin olması halinde bu verginin 2004 yılının taksit aylarında ödeneceği, mahsup edilemeyen tutarın mükellefin talebi üzerine iade edileceği, ödeme zamanlarında ödenmemiş olan ek motorlu taşıtlar vergisi ve taşıt vergisinin terkin edileceği ve bu maddenin uygulamasına ilişkin usul ve esasların Maliye Bakanlığınca belirleneceği belirtilmektedir. Böylece yapılan düzenleme ile, ek motorlu taşıtlar vergisi ve taşıt vergisini ödemiş olan mükellefler için, bu vergilerin mahsup ve iadesi imkânı getirilmiş olmaktadır.

Geçici 5 inci maddede, bu Kanunun 22 nci maddesi ile değiştirilen 197 sayılı Kanunun 5 inci maddesinin (I) sayılı tarifesinde yer alan taşıtlara ait motor silindir hacmi ve 23 üncü maddesi ile değiştirilen 6 ncı maddesinin (II) sayılı tarifesinde yer alan kamyonet, kamyon, çekici ve benzeri taşıtlara ait azami toplam ağırlık ile ilgili bilgilerin trafik tescil belgesinde bulunmaması nedeni ile mükellefler tarafından söz konusu bilgilerin talep edilmesi halinde; trafik tescil kuruluşları ile yetkili bayiler veya ilgili vergi dairelerine, bu bilgileri ihtiva eden bir belgeyi talep eden mükelleflere vermek zorunluluğu getirilerek, bu maddenin uygulamasına ilişkin usul ve esasların Maliye Bakanlığı tarafından belirleneceği belirtilmektedir.

Geçici 6 ncı maddede, bu Kanunun 23 üncü maddesi ile değiştirilen 197 sayılı Kanunun 6 ncı maddesinin (II) sayılı tarifesinde yer alan (4) numaralı bendindeki kamyonet, kamyon, çekici ve benzerlerinin 31.12.2004 tarihine kadar istiap haddi esasına göre vergilendirileceği belirtilmiştir.

Tasarı/teklif madde 26

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

- Maddede yapılan düzenleme ile maktu damga vergisi tutarlannda her yıl yeniden değerleme ile yapılan artış hesaplamalarının kolay tahsil edilebilir tutarlar olarak belirlenmesine yönelik düzenleme yapılmıştır.

Tasarı/teklif madde 27

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

- Maddede yapılan düzenleme ile uygulama süresi 31.12.2003 tarihinde sona erecek olan 3505 sayılı Kanunun geçici 2 nci maddesinde yer alan döviz kazandırıcı faaliyetlerle ilgili damga vergisi istisnasının devamı hedeflenmiştir.

Tasarı/teklif madde 28

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

- Resmî dairelerce kişilere nakden yapılan hakediş ödemeleri nedeniyle düzenlenen kağıtlar damga vergisine tâbi tutulmakta, ancak söz konusu ödemelerin bankalar aracılığıyla yapılması sırasında ise uygulamada tereddütler hasıl olmaktadır.

Söz konusu düzenlemeyle resmî daireler nam ve hesabına bankalar aracılığıyla kişilere yapılan ödemelerde nakli ve tediyeyi temin eden kâğıdın vergilendirileceği açıkça belirlenerek bu hususta uygulamada meydana gelen tereddütlerin giderilmesi amaçlanmıştır.

Ayrıca maddede yapılan diğer düzenleme ile 488 sayılı Kanuna ekli (1) sayılı tablonun "IV- Makbuzlar ve diğer kâğıtlar" başlıklı bölümünün (2) numaralı fıkrası yeniden ve ayrıntılı bir şekilde düzenlenerek fıkra metninde yer alan kağıtlara ilişkin vergi miktarları özel işlem vergisi ve eğitime katkı payı ile ilgili yapılan düzenlemelere paralel olarak artırılmış, Sosyal Sigortalar Kurumuna verilen bildirgeler ile belediyelere ve gümrük idarelerine verilen beyannameler Kanun kapsamına dahil edilmiş, Bakanlar Kuruluna beyanname ve bildirgelerin internet ortamında gönderilmesi halinde söz konusu miktarları yarısına kadar indirme yetkisi verilmiştir.

Tasarı/teklif madde 29

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

- 488 sayılı Kanuna ekli (2) sayılı tablonun “IV. Ticarî ve medenî işlerle ilgili kağıtlar” başlıklı bölümünün (23) numaralı fıkrası hükmünde yapılan değişiklikle, yurt içi ve yurt dışı kredi kuruluşlarından sağlanan ve ortalama vadesi bir yıl ve daha uzun süreli nakdi yatırım kredileri nedeniyle düzenlenen kâğıtlara ilişkin istisna hükmü, süreye bağlı yatırım kredisi ayrımı kaldırılarak, bankalar ve yurt dışı kredi kuruluşlarıyla uluslararası kurumlardan sağlanan kredilerin temini ile bunların geri ödenmesi sırasında kredi kuruluşuyla müşteri arasında düzenlenen kâğıtları ve bu mahiyetteki şerhleri de kapsayacak şekilde yeniden düzenlenmiştir. Maddede belirtilen banka ifadesi özel finans kurumlarını da kapsamaktadır. Böylece, kredi işlemlerinin maliyetlerinin azaltılması hedeflenmiştir. Ancak bu istisnanın kredinin kullanımı sırasında düzenlenecek kâğıtları kapsamadığı belirtilmiştir.

Bu bölüme eklenen (29) ve (30) numaralı fıkralar ile de damga vergisi konusu dışına çıkarılan kambiyo senetleri ve bu senetlere benzeyen senetler üzerine konulan aval ve kefalet şerhleri ile 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 10 uncu maddesi çerçevesinde tüketici kredisine ilişkin olarak düzenlenen sözleşmenin tüketiciye verilen nüshası vergiden istisna edilmiştir.

Tasarı/teklif madde 30

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

- Yapılan düzenleme ile sermaye şirketlerinin kuruluş ve sermaye artırımı işlemleri kapsamında ticaret sicili, noter ve tapuda yapılacak işlemlerinin harçtan bağışık tutulması sağlanmaktadır.

Maddede yapılan düzenleme ile ayrıca yurt içi ve yurt dışı kredi kuruluşları ile uluslararası kurumlarca kullandırılan krediler ve bunların teminatları ile ilgili noterde, tapuda ve diğer kuruluşlarda yapılacak bütün işlemlerin harca tâbi tutulmaması öngörülmektedir.

Tasarı/teklif madde 31

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

- Maddede yapılan düzenleme ile maktu harç tutarlarında her yıl yeniden değerleme ile yapılan artış hesaplamalarının kolay tahsil edilebilir tutarlar olarak belirlenmesine yönelik düzenleme yapılmıştır.

Tasarı/teklif madde 32

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

Maddede yapılan düzenleme ile uygulama süresi 31.12.2003 tarihinde sona erecek olan 3505 sayılı Kanunun geçici 2 nci maddesinde yer alan döviz kazandırıcı faaliyetler ilgili harç istisnasının devamı hedeflenmiştir.

Tasarı/teklif madde 33

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

- Maddede yapılan düzenlemeyle Anayasanın 157 nci maddesiyle düzenlenmiş bir yüksek yargı organı olan Askeri Yüksek İdare Mahkemesi'ne de (1) sayılı tarifede yer verilmiştir.

Tasarı/teklif madde 34

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

- 4884 sayılı Kanunun 7 nci maddesi ile ticaret sicili memurlarına anonim ve limited şirket defterlerinin tasdiki yetkisi verilmiş ve bu tasdik işlemlerinin noterlerde olduğu gibi sicil memurluklarında da harca tâbi tutulması suretiyle noterde ve ticaret sicil memurluklarında yapılacak tasdik işlemlerinde eşitlik sağlanmıştır.

Tasarı/teklif madde 35

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

Yapılan düzenleme ile, kadastro işlemlerindeki hataların düzeltilmesine yönelik 23.6.1983 tarihli ve 2859 sayılı Tapulama ve Kadastro Paftalarının Yenilenmesi Hakkında Kanuna göre yapılan kadastro yenileme çalışmalarından yeniden harç alınmaması sağlanmaktadır.

Tasarı/teklif madde 36

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

- Çeşitli ülkelerin Türkiye'deki temsilciliklerinin vize müracaatında bulunan vatandaşlarımızdan “müracaat parası veya işlem parası” adı altında ücret tahsil etmelerinin yaygınlaşarak uluslararası bir uygulama halini alması nedeniyle, benzer bir uygulamaya, ülkemize gelmek için vize talebinde bulunan yabancıların tâbi tutulabilmesi ve mütekabiliyet esasına göre ülkeler itibarıyla farklı tutarlar tespit etmeye Dışişleri Bakanlığına yetki verilmesi şeklinde düzenleme yapılmaktadır.

Ayrıca, ikamet tezkeresi harcının ikamet edilen süre kadar alınması amacıyla 6 ay, l yıl ve 5 yıllık süreler esas alınarak yürütülmekte olan harç uygulamasının, yapılan düzenleme ile günlük ve aylık dilimler halinde hesaplanması ve uygulamadaki eşitsizliklerin giderilmesi hedeflenmiştir.

Tasarı/teklif madde 37

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

- 31.7.2002 gün ve 24832 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Gemiadamları Yönetmeliğinde belirtilen yeterlik belgesi adları ile Kanunda mevcut yeterlik belgesi adları uyuşmadığından, Gemiadamları Yönetmeliğinde yapılan düzenlemeye paralel olarak Harçlar Kanununa bağlı (7) sayılı tarifenin II-Liman işlemleri bölümünün (6) ve (7) nci fıkraları yeniden düzenlenmiştir.

Tasarı/teklif madde 38

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

- 4306 sayılı Kanun gereğince alınmakta olan eğitime katkı payı ve 4481 sayılı Kanun gereğince alınmakta olan özel işlem vergisi uygulamasıyla ilgili yapılan düzenlemelere paralel olarak bu tutarlar, 492 sayılı Harçlar Kanununda ilgili olduğu tarifeye eklenmekte ve ayrıca yivsiz tüfek ruhsatnameleri harç kapsamına alınmaktadır.

4632 sayılı Bireysel Emeklilik Tasarruf ve Yatırım Sistemi Kanununun 8 inci maddesine göre bireysel emeklilik sisteminde faaliyet göstermek üzere kurulan veya sigorta şirketlerinden emeklilik şirketine dönüşüm yapan şirketlerin bu hizmeti yürütebilmek üzere Hazine Müsteşarlığından alması zorunlu olduğu emeklilik branşı faaliyet ruhsatının 492 sayılı Harçlar Kanunu kapsamına alınması amaçlanmaktadır.

Madde ile ayrıca 4306 sayılı Kanun gereğince alınmakta olan eğitime katkı payı ve 4481 sayılı Kanun gereğince alınmakta olan özel işlem vergisi uygulamasıyla ilgili yapılan düzenlemelere paralel olarak bu tutarlar, 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarifeye eklenmektedir.

Tasarı/teklif madde 39

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

- Ehliyet almak için başvuruda bulunanların, ehliyetlerini alana kadar geçici olarak kullandıkları K sınıfı sürücü belgeleri için harç ödeme zorunluluğu kaldırılmış, harç ödemek için gerekli işlem sayısı azaltılırken, buna paralel olarak daha sonraki aşamada alınan sürücü belgesi ile ilgili harç tutarları yeniden düzenlenmiştir.

Tasarı/teklif madde 40

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

- Bu madde ile 2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanununun mükerrer 44 üncü maddesine göre ödenmekte olan çevre temizlik vergisinin, mükellefler tarafından daha kolay bir şekilde ödenebilirliğini sağlamak amacıyla madde yeniden düzenlenmekte ve verginin tarh, tahakkuk ve tahsili yeni esaslara bağlanmaktadır. Yapılan düzenleme ile ayrıca, büyük şehir belediyesine dahil bulunmayan belediyelerin sınırları ve mücavir alanları içinde bulunan binaları kullananlardan su tüketim bedeli üzerinden alınmakta olan çevre temizlik vergisi kaldırılmaktadır. Bu çerçevede yapılan değişikliklerle;

Bu verginin kapsamına, daha önce olduğu gibi, belediye sınırlan ve mücavir alanlar içinde bulunan ve belediye hizmetlerinden yararlanan konut, işyeri ve diğer şekilde kullanılan binalar girmektedir. Daha önce bazı binalar için sağlanan muafiyet aynı şekilde muhafaza edilmiş ve muafiyet kapsamına ayrıca, darülaceze ve benzeri kuruluşlar ile Kredi ve Yurtlar Kurumuna ait yurt binaları da dahil edilmiştir.

Çevre temizlik vergisi mükellefi, daha önce olduğu gibi binaları kullananlar olacaktır.

Büyük şehir belediyesine dahil bulunmayan belediyelerin sınırları ve mücavir alanları içinde bulunan konutlara ait çevre temizlik vergisinin, su tüketim miktarı esas alınmak suretiyle metreküp başına 100.000 TL. üzerinden hesaplanacak ve su faturalarında, su bedelinden ayrı olarak gösterilmek suretiyle tahakkuk ettirilerek tahsil edilecektir.

Su ve kanalizasyon hizmetleri ayrı bir kanunla düzenlenmiş olan büyük şehir belediye sınırları ve mücavir alanlarda bulunan konutlara ilişkin olarak ilçe ve belde belediyelerince tahsili gereken çevre temizlik vergisi ise 2560 sayılı İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun hükümlerine göre kurulan su ve kanalizasyon idarelerince su tüketim miktarı esas alınmak suretiyle metreküp başına 100.000 TL. üzerinden hesaplanacaktır. Hesaplanan bu vergi, su faturalarında su bedelinden ayrı olarak gösterilmek suretiyle tahsil edilecektir.

İlgili su ve kanalizasyon idaresi, büyük şehir dahilindeki her ilçe ve belde belediyesinin belediye sınırları ve mücavir alanları içinde bulunan konutları kullananlardan tahsil ettiği çevre temizlik vergisi ve bu verginin süresinde ödenmemesinden dolayı tahsil edeceği gecikme zammı toplamının yüzde seksenini tahsilatı takip eden ayın yirminci günü akşamına kadar bir bildirim ile ilgili belediyeye bildirecek ve aynı süre içinde ödeyecektir. Tahsil edilen vergi ve gecikme zammı toplamının yüzde yirmisinin ise münhasıran çöp imha tesislerinin kuruluş ve işletmelerinde kullanılmak üzere ilgili büyük şehir belediyesinin hesabına yatıracaktır.

İşyeri ve diğer şekilde kullanılan binalara ait çevre temizlik vergisi de, binaların belediye meclislerince tarifedeki intibak ettirildikleri derecelere ait tutarlar üzerinden her yılın Ocak ayında yıllık olarak tahakkuk ettirilecektir. Bu suretle tahakkuk ettirilen vergi, her yıl, emlak vergisi taksit süreleri içerisinde tahsil edilecektir. Büyük şehir belediye sınırları içinde bulunan ilçe ve belde belediyeleri bu suretle tahsil ettikleri çevre temizlik vergisinin yüzde yirmisini, münhasıran çöp imha tesislerinin kuruluş ve işletmelerinde kullanmak üzere ilgili büyük şehir belediyesinin hesabına yatıracaktır.

Belediyelerin çevre temizlik hizmetlerinden yararlanan ancak, su ihtiyacını belediyece tesis edilmiş su şebekesi haricinde karşılayan konutlara ilişkin çevre temizlik vergisi, tarifenin yedinci grubunun belediye meclislerince belirlenecek derecesi üzerinden tahakkuk ettirilerek emlak vergisi taksit süreleri içerisinde tahsil edilecektir.

Tahsil edilen vergi ve gecikme zammının süresinde ilgili belediyeye yatırılmaması halinde, ilgili idarelerin yatırmaya mecbur oldukları vergi ve gecikme zammı, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre gecikme zammı tatbik edilerek tahsil edilecektir.

Daha önce aylık olarak düzenlenen tarife, işyeri ve diğer şekillerde kullanılan binalara ait yıllık tarife haline getirilmiştir.

Söz konusu tarifede yer alan ve yıllık vergi tutarları ile su tüketim miktarı esas alınmak suretiyle metreküp başına alınan maktu vergi miktarı, her yıl, yeniden değerleme oranında artırılmak suretiyle tespit edilecektir. Bu tutarların belirlenmesinde, vergi tutarlarının yüzde beşini aşmayan kesirler dikkate alınmayacaktır.

Bakanlar Kurulu; tarifede yer alan bina gruplarını, gerektiği durumlarda yeniden belirleyebilecek, ayrıca dördüncü ve beşinci fıkralarında yer alan maktu vergi tutarlarını; yöreler, belediyelerin nüfusları ve bina grupları itibarıyla ayrı ayrı yarısına kadar indirebilecek veya bir katına kadar artırabilecektir.

Bakanlar Kurulunca belirlenen bina gruplarına göre, binaların hangi dereceye gireceği hususu, binaların bulunduktan mahallin sosyal ve ekonomik farklılıkları ile büyüklükleri de dikkate alınarak belediye meclislerince kararlaştırılacaktır.

Maliye Bakanlığı, çevre temizlik vergisi ile ilgili olarak mükelleflere bildirim verdirmeye ve buna ilişkin usulleri belirlemeye, ayrıca İçişleri Bakanlığının da görüşünü almak suretiyle maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esasları tespit etmeye yetkili kılınmıştır.

Tasarı/teklif madde 41

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

- Bu madde ile Belediye Gelirleri Kanununa geçici bir madde eklenmektedir. Eklenen madde ile 31.12.2005 tarihini geçmemek üzere, mükerrer 44 üncü maddede yer alan yetkiler kullanılıncaya kadar işyeri ve diğer şekilde kullanılan binalara ait çevre temizlik vergisinin tarh ve tahakkukunda, anılan maddenin değişmeden önceki hükümlerine göre çıkarılmış bulunan Bakanlar Kurulu Kararı ile belediye meclislerince alınmış bulunan kararlar uygulanmaya devam edilecektir.

Dolayısıyla, 2004 yılında tahsil edilecek çevre temizlik vergisi, işyeri ve diğer şekilde kullanılan binalar için, daha önce belirlenen grup ve derecelere göre, yeni düzenlenen tarifedeki vergi tutarları üzerinden tahakkuk ettirilerek tahsil edilecektir.

Tasarı/teklif madde 42

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

- 4306 sayılı Kanun uyarınca tahsil edilmekte olan eğitime katkı payları, işlem görmekte olduğu Kanunlara ilave edildiğinden bu maddelere göre tahsil edilen tutarların yüzde yirmibeşinin 31.12.2010 tarihine kadar sekiz yıllık kesintisiz ilköğretim hizmetlerinde kullanılmak üzere Millî Eğitim Bakanlığı payı olarak ayrılmasına yönelik düzenleme yapılmıştır.

Tasarı/teklif madde 43

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

- Halen Kanunun 8 inci maddesinde yer alan ve teknoloji geliştirme bölgelerinde faaliyet gösteren firmaları teşvik etmek amacıyla düzenlenmiş doğrudan vergilere ilişkin teşvikler bir geçici maddede yeniden düzenlenmektedir.

Yapılan düzenlemede teknoloji geliştirme bölgelerinde faaliyet gösterecek olan yönetici şirketlerin 2013 yılı sonuna kadar, bu faaliyetlerinden elde ettikleri kazançları kurumlar vergisinden istisna edilmektedir. Var olan düzenlemede bu yönde herhangi bir istisna hükmü bulunmamaktaydı.

Teknoloji geliştirme bölgelerinde yazılım ve Ar-Ge alanında faaliyet gösterecek mükelleflerin bu alanlarda teknoloji geliştirme bölgesinde yaptıkları çalışmalardan sağlayacakları kazançları gelir ve kurumlar vergisinden istisna edilmektedir.

Daha önce de var olan bu istisna sadece süresi yönünden yeniden düzenlenmektedir. Gerek yönetici şirketlere gerekse bölgede faaliyet gösteren diğer şirketlere sağlanan kurumlar vergisi istisnasının, istisnaya konu kazançların dağıtılması halinde Gelir Vergisi Kanununun 94 üncü maddesinin birinci fıkrasının (6) numaralı bendi kapsamında yapılacak tevkifata etkisi bulunmamaktadır. Konu herhangi bir tereddüdü içermediğinden, buna ilişkin ayrıca bir hükme gerek görülmemiştir.

Teknoloji geliştirme bölgelerinde faaliyet gösteren mükelleflerin bölgede çalışan araştırmacı, yazılımcı ve Ar-Ge personelinin bu görevleri ile ilgili ücretleri 31.12.2013 tarihine kadar her türlü vergiden istisna edilmekte, ayrıca istisna uygulamasıyla ilgili olarak yönetici şirkete sorumluluk verilmektedir.

Tasarı/teklif madde 44

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

- Özel iletişim vergisi ve şans oyunları oynanması nedeniyle doğan özel işlem vergisi uygulamasının sona ermesi ve şans oyunları üzerinden alınan eğitime katkı payı ile ilgili yapılan düzenlemeye paralel olarak 6802 sayılı Gider Vergileri Kanununda şans oyunları ve özel iletişim vergisi ile ilgili yeni düzenlemeler yapılmıştır.

Gider Vergileri Kanununda düzenlenen madde ile, her nevi cep telefonu işletmecileri tarafından verilen tesis, devir, nakil ve haberleşme hizmetleri ile cep telefonu aboneliğinin ilk tesisi ve kablo ve uydu dahil her nevi telekomünikasyon altyapısı üzerinden radyo ve televizyon yayınlarının iletilmesine ilişkin hizmet verenlerin bu hizmetleri özel iletişim vergisine tâbi tutulmuştur. Maddeyle yapılan düzenleme esas olarak 4481 sayılı Kanunla yapılan düzenlemenin paraleli hükümler içermektedir.

Maddeyle ayrıca şans oyunlarını tertipleyen Spor Toto Teşkilat Müdürlüğü, Milli Piyango İdaresi ve Türkiye Jokey Kulübü gibi kuruluşların oynattıkları müşterek bahis ve şans oyunlarının vergilendirilmesi öngörülmüştür. İleride bu kuruluşların özelleştirilebileceği veya başka nedenlerle bu oyunların oynatılabileceği göz önünde bulundurularak, oyunların ve oyunları tertipleyenlerin isimleri maddede tek tek sayılmamıştır. Düzenlemede sadece halen oynatılmakta olan oyunların bazılarının isimlerine yer verilmiş, “ve benzeri” ifadesiyle de benzer hiçbir oyunun kapsam dışı kalmaması amaçlanmıştır.

Müşterek bahis oyunları, şans oyunları dışında ticari amaçlı ve gelir elde etme gayesi ile yapılan ve belli bir organizasyonu gerektiren niteliklere sahip bahis oyunlarıdır. Bu oyunları oynatan kişi ve kuruluşların da vergi kapsamı dışında kalmaması için maddeye, buna yönelik hüküm konulmuştur.

Düzenlemeye göre şans oyunları vergisi, kolon ve bilet bedeli ile birlikte ödenecek, müşterek bahis ve talih oyunlarını tertipleyenler tarafından bir ay içinde tahsil edilen vergi, ertesi ayın yirminci günü akşamına kadar beyan edilerek ödenecektir.

Tasarı/teklif madde 45

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

- Katma değer vergisi iadelerinin hızlı ve kamu alacağını tehlikeye sokmayacak şekilde yerine getirilmesinde mahsup yoluyla ödemenin etkin bir araç olduğu, ancak mevcut durumda KDV beyannamelerinin verileceği son günden SSK primlerinin ödeneceği son güne kadar olan maksimum 6 günlük süre vergi dairelerinin KDV beyannamelerini inceleyerek mahsup talebini sonuçlandırmaları için yeterli olmadığı ve KDV mükelleflerinin gecikme zammı ile karşılaşmalarına neden olduğu gerekçesiyle 4842 sayılı Kanunun 32 nci maddesinde Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına, Maliye Bakanlığının uygun görüşü ile prim borcu ödeme süresini 30 günü aşmamak üzere uzatma yetkisi verilmiştir.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı bu yetkiye dayanarak çıkardığı Sosyal Sigortalar Kurumu Alacaklarının KDV İadesinden Mahsup Edilmesine İlişkin Tebliğ ile 24.4.2003 tarihinden itibaren yapılmış olan mahsup işlemleri için prim borcunun ödeme süresinin 15 gün uzatılmasını hükme bağlamıştır. 87 ve 89 Seri No.'lu KDV Genel Tebliğleriyle de Maliye Bakanlığı uygulamaya dönük paralel düzenlemeleri yapmıştır.

Ancak, bu tarihten önce KDV iade alacaklarının SSK prim borçlarına mahsup edilmesi için başvurmuş olmalarına rağmen, başvurularının sonuçlandırılması gecikmiş mükelleflerin mağduriyetleri ve ihtilaflı durumları sürmektedir. Yapılacak düzenleme ile geçmişe etkili olarak, sadece vergi dairelerinin işlem yoğunluğu ve zaman yetersizliği nedeniyle mağdur duruma düşen mükelleflerin sorunları çözülecek ve idarenin ileride karşılaşabileceği tazmin yükümlülüklerinin önüne geçilecektir.

Tasarı/teklif madde 46

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

- İştirak hisseleri Özelleştirme Yüksek Kurulu kararı ile doğrudan veya özelleştirme programına alınmış bir şirketin bünyesi içinde idare portföyüne dahil edilmektedir.

Bu iştirak paylarının bazılarının büyüklük ve nitelik itibariyle kolayca özelleştirilebilir niteliğe sahip olmasına karşın, sayıca büyük bir çoğunluğunun özelleştirilmesi son derece güçtür. Bunun ana nedeni iştirak hisselerinin genelde azınlık payı olması nedeniyle Türk Ticaret Kanunu (TTK) çerçevesinde şirket yönetiminde hemen hiçbir etkilerinin bulunmamasıdır. Nitekim TTK'na göre yalnızca % 10 ve üzerindeki azınlık payları için ancak son derece kısıtlı bir müdahale hakkı getirilmektedir.

4046 sayılı Kanunda söz konusu iştirak payları için bir ayrıma gidilmemiş, özelleştirme çerçevesinde yapılacak değer tespiti ve ihale işlemleri son derece ayrıntılı bir şekilde düzenlenmiştir. İdarece bir kısım iştirak hisselerinin özelleştirme işlemlerinin yapılması için programdaki kuruluşlara görev ve yetki verilmişse de, Kanundaki genel usuller ile yürütülmek durumunda olan özelleştirme işlemleri çoğu zaman hisse değerini karşılamayacak maliyetlere ve zaman kaybına yol açmaktadır.

Bu nedenle, özelleştirme portföyünde bulunan ve normal piyasa şartlarında özelleştirilmesi mümkün görülmeyen iştirak hisselerinin özelleştirme prosedürünün basitleştirilmesinde zaman ve maliyet tasarrufu açısından büyük yarar görülmektedir.

Tasarı/teklif madde 47

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

Halen TÜPRAŞ, TEKEL, THY, TTAŞ gibi büyük ölçekli şirketler ile elektrik üretim, dağıtım ve doğalgaz tesislerinin özelleştirme çalışmalarıyla TCDD, Posta İşletmesi, Millî Piyango, TPAO, İMKB, Altın Borsası, otoyol ve köprüler gibi özelleştirme kapsam ve programına yeni alınmış veya alınması düşünülen kuruluşların hazırlık çalışmaları Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca (İdare) yürütülmektedir.

Geçtiğimiz dönemde, yurtiçi ve yurt dışında yaşanan ekonomik krizler hisse senedi piyasalarını son derece olumsuz etkilediğinden, İdare sermaye piyasaları aracılığı ile yaptığı özelleştirme uygulamalarına bir süre ara vermek durumunda kalmıştır. Ancak piyasalarda 2004 yılı başı itibarıyla ciddi bir iyileşme beklenmektedir. Bu arada "Hisse senedine dönüştürülebilir tahvil" ihracı yöntemi tüm dünyada olduğu gibi Türk Telekomun özelleştirilmesinde de öncelikli olarak gündeme gelebilecektir.

Yurt içi veya dışı sermaye piyasaları aracılığıyla yapılan özelleştirme uygulamalarında, arzı gerçekleştirmek üzere, uluslararası bilgi, beceri, personel ve donanıma sahip saygın bir yatırım bankası ile bir yerli yatırım bankası eş liderliğinde kurulan çok geniş bir bankalar konsorsiyumu kullanılmaktadır. Bu çerçevede İdare, lider firmanın yanı sıra, teknik, çevre, hukuk, bağımsız denetim, gayrimenkul, depo banka gibi konularda uzman kuruluşlarla geniş bir konsorsiyum halinde çalışmak durumundadır. Tüm bu gerekli hizmetler, sözleşme imzalandıktan sonra, ilgili yatırım bankası ile İdare ile yapılan çalışmalar sonucunda, piyasaların durumu ve özelleştirme stratejisine bağlı olarak kesinleştiğinden, sözleşmedeki iş tanımı geniş kapsamlı olmak durumundadır. Ayrıca burada Kamu İhale Kanununun talep ettiği yaklaşık maliyet veya sözleşme bedeli belirlenmesi mümkün görülmemektedir.

Ayrıca halka arz işlemleri, piyasaların durumuna uygun olarak, çok kısa bir zaman aralığında anlık kararlarla gerçekleştirilmektedir. Bu uygulamalar sırasında uluslararası yüklenici yatırım bankaları, tüm dünyada uygulanmakta olan "en iyi gayret usulü" (best efford) yöntemini benimsemişlerdir. Bu yöntemde İdare sadece arz etmeyi planladığı hisse miktarını açıklamakta, kesin arz oranı ve hisse fiyatı, arzın son noktasında belli olmaktadır. Bu nedenle de yatırım bankaları satış üzerinden belirlenen yüzde oranında prim almaktadırlar. Buna karşın Kamu İhale Kanununda yalnızca iki tip sözleşme öngörülmektedir. Götürü usulü ve birim fiyat usulü. Bu sözleşme tipleri, yukarıda anlatılan hizmet alımlarına uymamaktadır. Ayrıca piyasaların durumu arz işlemi için önemli bir faktör olduğundan sözleşme sürelerinin uzatılabilir olması gerekmektedir.

Genel olarak Kamu İhale Kanununda düzenlenen hizmet alımları ve danışmanlık hizmet alımları şartnamelerinde geçen kriterler ve şartlar, yeni Kanun ile daha da iyileştirilmiş olsa dahi yukarıda tanımlanan hizmetleri verebilecek firmalar açısından kabul edilemeyecek derecede detaylı ve ağırdır. Firmalar, Kanunda yer alan ağır şartlar nedeniyle teklif vermekten kaçınmaktadırlar.

Genel olarak ifade etmek gerekirse, tüm bu nedenlerden dolayı Kamu İhale Kanunu hükümleri İdarenin ihtiyacını karşılamaktan uzaktır.

Kamuya kaynak yaratmak veya kamunun kaynak kaybını önlemeye yönelik işlem olan özelleştirme çerçevesinde yurt içi ve yurt dışı borsalarda yapılacak arzlar ve blok satışlar için alınacak yatırım bankacılığı hizmetleri ile bunlara bağlı her türlü hizmet alımının ivedilikle Kamu İhale Kanunu kapsamından çıkarılması gerekmektedir.

Tasarı/teklif madde 48

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

- Madde ile bazı kanunlarda ibare değişiklikleri yapılmaktadır.

Vergi Usul Kanununda yapılan değişiklikle; bu Kanunun Birinci Kitabının Altıncı Kısmının üçüncü bölümünün başlığı "Vergi Hatalarını Düzeltme ve Reddiyat” olarak değiştirilmekte, fatura düzenleme süresi ise on günden yedi güne indirilmektedir.

Maddenin (3) numaralı fıkrasının (a) ve (b) bentleriyle yapılan düzenleme ile de katma değer vergisi beyannamesinin verilme ve bu beyannamelere ilişkin verginin ödeme süresi, bu verginin bankalar vasıtasıyla tahsiline imkân sağlamak amacıyla yeniden düzenlenmektedir.

Maddenin (4) numaralı fıkrasının (a) bendi ile Gelir Vergisi Kanununda yapılan değişiklikle dekapaj işlerinin inşaat ve onarma işi olduğuna açıklık kazandırılmıştır.

Dekapaj işi, genellikle baraj inşaatlarında ve yeryüzüne yakın olup galeriler açılmak suretiyle işletilmesi rasyonel sayılmayan kömür yataklarının üzerini açmak şeklinde karşımıza çıkmaktadır.

Kısaca dekapaj olarak adlandırılan faaliyet kapsamında mükellefler, bir proje çerçevesinde belirlenen sınırlar dahilinde dekapaj sahasındaki toprak ve kayalık alanın temizlenmesi, döküm sahası ile dekapaj sahası arasında, dekapaj sahası içinde, üretim ve dekapaj işlemleri için gerekli yolların yapımı, bakımı, dekapaj sahasında suların tahliyesi, sahayı su basmaması için gerekli önlemlerin alınması gibi işler üstlenmektedirler. Bu bağlamda dekapaj, yalnızca baraj sahasının yahut kömür alanının üzerinin açılması gibi dar kapsamda yüklenilen bir faaliyet değildir. Bunlara ilaveten, kazı ve döküm sahalarında yol, su, kanal yapımına kadar uzanan bir dizi işi de içeren bir faaliyetler zinciridir. Bu faaliyetlerin her biri birinin içinde olup, birbirinden bağımsız olarak yapılan işler değildir.

Bugüne kadar dekapaj işleri inşaat işleri kapsamında değerlendirilmiştir. Bununla birlikte maddede dekapaj işinin inşaat onarma işleri kapsamına girip girmeyeceği konusunda çeşitli ihtilaflar ortaya çıkmıştır. Bu tür ihtilafların önümüzdeki dönemlerde de ortaya çıkmaması bakımından dekapaj işlerinin 42 nci madde kapsamındaki işlerden olduğu hususu net bir şekilde madde metninde ifade edilmiştir.

Maddenin (4) numaralı fıkrasının (b) bendi ile Gelir Vergisi Kanununda yapılan değişiklikle, yıllara sari inşaat ve onarma işlerinde işin bitim tarihi ile ilgili belirsizlik giderilmiştir. Halen yürürlükte bulunan madde hükmü çerçevesinde inşaat ve onarma işlerinde geçici ve kesin kabul usulüne tâbi olan hallerde geçici kabulün yapıldığını gösteren tutanağın idarece onaylandığı tarih bu belgenin düzenleme tarihi olarak işin bitiminin tespitinde esas alınmaktadır.

Geçici kabul tutanaklarında, onay tarihinden farklı olarak bir düzenlenme tarihin de belirtiliyor olması, işin bitim tarihi olarak tutanak üzerinde belirtilen düzenlenme tarihinin mi yoksa tutanağın onay tarihinin mi işin bitim tarihi olacağı konusunda tartışmaları gündeme getirmekte ve ihtilaflara neden olmaktadır.

Geçici ve kati kabul usulüne tâbi olan yıllara sirayet eden inşaat ve onarma işlerinde işin bitim tarihinde referans alınan geçici kabul tutanağı hukuki bir belge niteliğinde olup, bu niteliği kazanabilmesi, kendi hukuki düzenlemesi çerçevesinde hukuki prosedürünü tamamlamasına bağlıdır. İlgili idarece onaylanmadıkça geçici kabul tutanağı düzenlenmiş sayılmamakta, hukuki değeri olmayan ve geçici kabul tutanağı olarak kabul edilemeyecek bir belge niteliğinde olmaktadır.

Bu bağlamda işin bitim tarihinin (tutanağın düzenlenme tarihinin) tutanağın idarece onaylandığı tarihin olması gerekir. Kaldı ki, düzenlenen bir geçici kabul tutanağının idarece onaylanmadığı ve yeniden geçici kabul tutanağı düzenlendiği bir durumda, onaylanmayan belgeye dayanarak işin bittiğinin kabul edilmesi mümkün bulunmamaktadır.

Nitekim, madde hükmünde yer alan ifadenin maddeye eklenmesine yönelik, değişikliği yapan 2361 sayılı Kanunun madde gerekçesinde de "Maddenin bu yeni şekline göre, geçici ve kati kabul usulüne tâbi olan hallerde işin bitimi, geçici kabulün yapıldığını gösteren tutanağın tasdik tarihine göre tespit edilecektir." denilmektedir.

Sorunun tamamen giderilmesine yönelik olarak geçici kabul tutanağının düzenlediği tarih olarak onay tarihinin esas alınacağı konusunda madde metni daha açık şekilde düzenlenmektedir.

Maddenin (4) numaralı fıkrasının (c), (e), (f) ve (g) bentleri ile Gelir Vergisi Kanununda yapılan değişikliklerle; yıllık gelir vergisi beyannamesinin, muhtasar beyannamenin ve geçici vergi beyannamesinin verilme ve bu beyannamelere ilişkin verginin ödeme süresi yeniden düzenlenmektedir.

Maddenin (4) numaralı fıkrasının (d) bendi ile Gelir Vergisi Kanununda yapılan değişiklikle, Vakıflar Genel Müdürlüğü idaresinde ve denetiminde bulunan mazbut vakıflara ait gayrimenkullerin kiralanması dolayısıyla bunlara yapılan kira ödemelerinden tevkifat yapılmaması öngörülmektedir.

Gelir Vergisi Kanununun geçici 55 inci maddesine göre, faiz ve benzeri gelirler halen değişik oranlarda stopaj yoluyla vergilenmekte ve tutarı ne olursa olsun beyan edilmemektedir.

Maddenin (4) numaralı fıkrasının (h) bendi ile yapılan düzenleme ile süresi 2003 yılı sonunda bitecek bu uygulamanın 2004 yılında elde edilen gelirler için de geçerli olması sağlanmaktadır.

Buna göre 2004 yılında elde edilen ve stopaj yoluyla vergilendirilen menkul sermaye iratlarından mevduat faizleri, faizsiz olarak kredi verenlere ödenen kâr payları ve repo gelirleri ile, menkul kıymetler yatırım fonlarının katılma belgelerine ödenen kâr payları için yıllık gelir vergisi beyannamesi verilmeyecek, bu gelirlerin üzerinden stopaj yoluyla alınan vergiler, kazanç sahiplerinin nihai vergisi olacaktır.

Maddenin (4) numaralı fıkrasının (j) bendi ile Gelir Vergisi Kanununda yapılan değişiklikle, Devlet tahvili ve Hazine bonosu faizleri ile ilgili olarak uygulanan istisnanın süresi bir yıl daha uzatılmaktadır.

Maddenin (5) numaralı fıkrasının (a), (b) ve (c) bentleri ile Kurumlar Vergisi Kanununda yapılan değişiklikle, yıllık kurumlar vergisi ve muhtasar beyannamenin verilme ve bu beyannamelere ilişkin verginin ödeme süresi yeniden düzenlenmektedir.

Maddenin (5) numaralı fıkrasının (d) bendi ile Kurumlar Vergisi Kanununda yapılan değişiklikle, Kurumlar Vergisi Kanununun geçici 28 inci maddesinde yer alan düzenlemenin uygulama süresi bir yıl uzatılmaktadır. Bu madde esas olarak, kurumların sahip oldukları gayrimenkul ve iştirak hisselerinin satışından doğan kazancın sermayeye eklenmesi koşuluyla kurumlar vergisinden istisna olmasını öngörmektedir. Maddenin uygulama süresi 2003 yılı sonu itibarıyla sona ermekte olup, bu defa yapılan düzenlemeyle uygulamanın bir yıl daha devam etmesi öngörülmektedir.

Maddenin (5) numaralı fıkrasının (e) bendi ile Kurumlar Vergisi Kanununda yapılan değişiklikle, Kurumlar Vergisi Kanununun geçici 29 uncu maddesinde yer alan düzenlemenin süresi bir yıl uzatılmaktadır. Bu madde bankaların yeniden yapılandırılmasında ve mali bünyelerinin güçlendirilmesinde çeşitli vergi teşviklerini düzenlemektedir.

Bankacılık kesimindeki yeniden yapılanma çalışmalarının devam etmesi ve reel kesimin bankalara olan borçlarının ödenmesinde bunlara sağlanan kolaylıklara devam edilmesi gerekliliğinin sona ermemiş olması nedeniyle uygulamanın bir yıl daha uzatılması öngörülmektedir. Ayrıca maddede yapılan diğer bir değişiklikle yurt dışında kurulu olan ve Türkiye'de şube açmak suretiyle faaliyet gösteren bankaların bu faaliyetlerini Türkiye'de kurulu banka olarak sürdürmek istemeleri halinde maddede yer alan kolaylıklardan yararlanmaları sağlanmıştır.

Maddenin (6) numaralı fıkrası ile 4684 sayılı Kanunun 22 nci maddesinin (A) fıkrası ile 488 sayılı Kanunun 22 nci maddesinin (a) bendinde yapılan ve kooperatif mukavelenamelerini madde hükmü kapsamı dışına çıkaran düzenlemeye paralel olmak üzere 18 inci maddede de benzer düzenleme yapılmış, ayrıca sermaye şirketlerinin kuruluşları ve süre uzatımları sırasında düzenlenen kâğıtlar damga vergisinden istisna edilmiştir.

Maddenin (7) numaralı fıkrası ile 197 sayılı Motorlu Taşıtlar Vergisi Kanununun bazı maddelerinde değişiklikler yapılması öngörülmüştür. Fıkranın (a) bendi ile, 9 uncu maddesinin üçüncü fıkrasındaki "Maliye ve Gümrük Bakanlığı" ibaresi "Maliye Bakanlığı", aynı maddenin 4369 sayılı Kanunla eklenen beşinci fıkrasında yer alan "yapıldığı yerin vergi dairesine" ibaresi "yapıldığı yerin vergi dairesine veya Maliye Bakanlığı tarafından motorlu taşıtlar vergisi tahsiline yetki verilen banka veya özel finans kurumu şubelerine", son fıkrasında yer alan "kayıt ve tescil" ibaresi "kayıt ve tescil veya satış nedeniyle malik", (b) bendi ile 10 uncu maddesinin son fıkrasındaki "100.000 liranın" ibaresi "1.000.000 liranın", (c) ve (d) bentleri ile 11 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan "net ağırlığı" ibaresi "motor silindir hacmi", "istiap haddi" ibaresi "azami toplam ağırlığı", (e) bendi ile de 13 üncü maddesinin (a) ve (b) bentlerindeki "vukua gelen" ibaresi "meydana gelen", "vuku bulduğu" ibaresi "meydana geldiği" şeklinde değiştirilmiştir.

Tasarı/teklif madde 49

→ yürürlükteki madde 49

- Bu madde kaldırılan hükümlere ilişkindir.

Maddenin (1) numaralı fıkrası ile Katma Değer Vergisi Kanununun 13 üncü maddesinin (b) bendi hükmü yürürlükten kaldırılmaktadır. Kaldırılan hüküm, deniz ve hava taşıma araçları için liman ve hava meydanlarında yapılan hizmetleri tam istisna kapsamına almaktadır.

Ancak bu tür hizmetler gümrüklü saha veya serbest bölgelerde ifa edildiğinde tam istisna kapsamına girdiğinden uygulamada ciddi problemler ortaya çıkmaktadır. Bu husus göz önüne alınarak sözü edilen hizmetler bu Kanunun 50 nci maddesiyle tam istisna kapsamından çıkarılmış ve 8 inci maddesiyle kısmi istisna kapsamına alınmıştır.

Maddenin (2) numaralı fıkrası ile Gelir Vergisi Kanununun dernek ve vakıfların kendi gelirleri üzerinden tevkifat yapmalarını öngören hükmü kaldırılmaktadır.

Maddenin (3) numaralı fıkrası ile, Kurumlar Vergisi Kanununun geçici 28 inci maddesinin bir hükmü yürürlükten kaldırılmaktadır. Yürürlükten kaldırılan hüküm, kazancın sermayeye eklenmesi nedeniyle ortaklarca elde edilen menkul sermaye iradı için beyanname verilmeyeceğini hükme bağlamakta, ayrıca istisna kazanç üzerinden stopaj yapılmasını öngörmektedir.

Gelir Vergisi Kanununun 94 üncü maddesinde 4842 sayılı Kanunla yapılan düzenlemeyle istisna kazançlarda vergileme sistemi değiştirilmiş, vergileme bütün kazançlar için dağıtım aşamasına bırakılmış, kârın sermayeye eklenmesi kâr dağıtımı sayılmayarak vergileme yapılmaması öngörülmüştür. Bu değişiklik geçici 28 inci maddenin (a) fıkrasının üçüncü paragrafında yer alan düzenlemeyi gereksiz hale getirmiş olduğundan, söz konusu hüküm yürürlükten kaldırılmıştır.

Bu düzenlemelere göre, geçici 28 inci madde kapsamında kurumlar vergisinden müstesna tutulan kazanç, hiçbir şekilde gelir vergisi stopajına konu olmayacaktır.

Maddenin (4) numaralı fıkrası ile 488 sayılı Kanuna ekli (2) sayılı tablonun "IV. Ticarî ve medenî işlerle ilgili kâğıtlar" başlıklı bölümünün, bankalar ve yurt dışı kredi kuruluşlarıyla uluslararası kurumlarca kullandırılacak kredilerin temini ve geri ödenmesi amacıyla düzenlenecek kâğıtlara damga vergisi istisnası getirilerek yurt içi ile yurt dışı kredilerindeki ayrımı ortadan kaldıran düzenlemeye paralel olarak (3) numaralı fıkrası yürürlükten kaldırılmaktadır. Düzenleme ile ayrıca sermaye şirketlerince şirket kuruluş mukavelenameleri damga vergisinin konusu dışına çıkartılmıştır.

Maddenin (5) numaralı fıkrası ile 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı (8) sayılı tarifenin "V- Satış ruhsatnameleri" başlıklı bölümünde yer alan tekel konusuna giren maddeleri satmak isteyenlere verilecek satış ve ruhsat tezkereleri ile tekel konusuna giren maddeleri imal ve ithal etmek isteyenlere verilecek izin vesikalarından alınan harç uygulamaları, 1177 sayılı Tütün ve Tütün Tekeli Kanununun yürürlükten kaldırılması ve 4619 sayılı Kanunla da alkollü içkilerde tekelin kaldırılmış olması nedenleri ile yürürlükten kaldırılmaktadır. Kaldı ki, halen satış ve ruhsat tezkereleri harcı olarak alınan bu tutarların yanı sıra 4733 sayılı Kanunla satış belgesi ücreti de tahsil edildiğinden mükerrerlik önlenmektedir.

Maddenin (6) numaralı fıkrası ile Gider Vergileri Kanununun 47 nci maddesinin (d) fıkrası yürürlükten kaldırılmaktadır. Söz konusu madde, hesaplarını beyanname verme süresi içinde kapatamayan bankalara ek beyanname verme süresi vermektedir. Günümüz koşullarında ihtiyaç kalmayan düzenleme kaldırılmaktadır.

Maddenin (7) numaralı fıkrası ile Teknoloji Bölgeleri Kanununun 8 inci maddesinin üç, dört ve beşinci fıkraları kaldırılmaktadır. Bu maddelerle düzenlenmiş olan vergi teşvikleri, aynı Kanuna eklenen bir geçici madde ile yeniden düzenlenmiştir.

Bu maddenin (8) numaralı fıkrası ile uygulama süreleri sona ermiş bulunan Motorlu Taşıtlar Vergisi Kanununun 10 uncu maddesinin birinci fıkrası yürürlükten kaldırılmaktadır.

Geçici Madde l. - Madde ile yapılan düzenlemeyle, çeşitli üst kurulların nakit ve gelir-gider durumlarının değerlendirilerek, gelir fazlalarının kamuya aktarılması öngörülmektedir.

Tasarı/teklif madde 51

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

- Yürütme maddesidir.