İçeriğe geç
Yürürlükte Değiştirici kanun 2. hâli

Bazı Kanunlarda ve 178 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun

Kanun numarası
5228
Kabul tarihi
16.07.2004
Resmî Gazete
31.07.2004 / 25539
Düstur
5. tertip, cilt 43
Son değişiklik
14.03.2007
Madde sayısı
36

Kaynak: TBMM 22. Dönem S. Sayısı 645 (Esas No: 1/840) · belgeyi aç · TBMM kaydı . Gerekçeler kanun tasarısı ya da teklifi üzerine yazılmıştır; komisyon ve Genel Kurul görüşmelerinde madde numaraları değişebilir. Her gerekçe, metni en çok benzeyen yürürlükteki maddeye bağlanmıştır.

Genel gerekçe

Ülkemiz vergilendirmede bir yapılanma süreci içerisinde bulunmaktadır. Bu süreç bir strateji çerçevesinde yürütülmektedir. Bu stratejinin üç aşaması bulunmaktadır.

Birincisi kısa vadede ekonominin önünü tıkayan vergi düzenlemelerinin ortadan kaldırılması olup, bu aşama malî milat uygulaması kaldırılarak tamamlanmış bulunmaktadır.

Stratejisinin ikinci aşaması ekonomide güven ortamını sağlayacak vergisel düzenlemelerin yapılmasıdır. Bu aşama da vergi barışı sağlanarak gerçekleştirilmiştir.

Stratejisinin üçüncü ve son aşaması; vergi sistemindeki yapısal sorunların giderilmesi, vergi idaresinin çağdaş ve etkin bir yapıya kavuşturulması, mükellef ihtiyaçlarının karşılanması, sürdürülebilir bir büyüme ve istihdam artışı için yatırım ortamının iyileştirilmesi, ekonomik ve teknolojik gelişmelerin yarattığı imkânların vergilendirmede kullanılmasını sağlayacak düzenlemeleri içermektedir.

Sürecin üçüncü aşaması kapsamında;

- Enflasyon muhasebesi uygulaması başlatılmış, - Gelişmişlik düzeyi göreceli olarak düşük illerimiz için yatırım ve istihdam teşviki getirilmiş, - Eğitim, sağlık, kültür ve spor alanlarındaki gelişmeyi teşvik amacıyla yapılan vergisel düzenlemelerle önemli kolaylıklar sağlanmış, - Başta yatırım indirimi ve ihracat ve döviz kazandırıcı faaliyetlerle ilgili teşvikler, basit, etkin ve otomatik işler hale getirilmiş, - Teknolojik gelişmişliğin teşvik edilmesi çerçevesinde teknoparklardaki yazılım ve ar-ge faaliyetleri için yeni teşvikler getirilmiş, - Kurum kazançları üzerindeki vergi yükü önemli ölçüde düşürülmüş, - Otomotiv sektörüne, deniz ve hava ulaşımını teşvik edici düzenlemeler yapılmıştır.

Bu tasarı ve bu tasarıyla eş zamanlı olarak hazırlanmış olan vergi idaresinin yeniden yapılandırılmasına yönelik düzenlemeleri içeren tasarı ile vergi reform sürecinin üçüncü aşamasında önemli bir mesafe alınmış olacaktır.

Tasarı yürütme ve yürürlük maddeleri hariç 58 maddeden oluşmaktadır. Tasarıda yer alan düzenlemelere ilişkin açıklamalar ana hatlarıyla aşağıda yer almaktadır.

Yurtdışı kazançlar üzerindeki ekonomik çifte vergilendirme, bu kazançların Türkiye'ye aktarılmasının önünde önemli bir engel oluşturmaktadır. Bu kazançların Türkiye'ye aktarılarak ülkemiz ekonomisine kazandırılması için söz konusu kazançlarla ilgili istisna düzenlemesi yapılmaktadır. Öte yandan, diğer ülke yatınmcılarının başka ülkelerdeki yatırımlarını Türkiye üzerinden yürütmesini ve ülkemiz yatırımcılarının uluslararası yatırımlarını doğrudan Türkiye üzerinden yapmalarını sağlamaya yönelik düzenleme yapılmaktadır. Böylece, sadece vergisel nedenlerle ülke kaynaklarının başka ülkeler aracılığı ile uluslararası yatırıma yönelmesine yol açan unsurlar ortadan kaldırılarak bu şekilde ortaya çıkacak ekonomik kayıpların giderilmesi, aynı zamanda diğer ülke yatırımcılarının Türkiye'yi yatırım üssü olarak seçmeleri sonucu ortaya çıkacak ekonomik katkıların ülke ekonomisine kazandırılması amaçlanmaktadır.

Teknoloji alanında yeterli gelişmenin sağlanamıyor olması, ülkemiz ekonomisi için öncelikle önemli bir kaynak aktarımı sonucunu doğurmakta sağlıklı ekonomik büyümeye imkân vermemektedir. Araştırma ve geliştirme harcamalarının düşük düzeyde kalması teknoloji geliştirme alanındaki yetersizliğimizin en önemli nedenidir. Bu türden harcamaların özel sektör tarafından yapılmasını teşvik etmek için öteden beri faizsiz vergi ertelemesi formunda uygulanan teşvik, enflasyon ve buna paralel olarak faiz oranlarının düşmesi nedeniyle önemini kaybetmiştir. Bu nedenle bu teşvik unsuru yeniden düzenlenerek yapılan harcama tutarına bağlı olarak daha etkin bir sistem getirilmiştir.

Vergi reform sürecinin önceki aşamalarında eğitim alanında ciddi vergi teşvikleri sağlanmıştır.

Ülkemizin geleceği olan çocuklarımızın eğitimi her şeyden öncelikli olup bu tasarı ile de bu alandaki teşviklere devam edilmektedir. Bu kapsamda özel sektörün eğitim alanında yaptıkları yatırımlardan elde ettikleri gelirler beş yıl süre ile vergiden istisna edilmektedir.

Uygulamada mükelleflere yönelik önemli kolaylıklar getiren diğer bazı düzenlemeler kapsamında;

- Herkes tarafından bilinen zor durum hallerinde sağlanan kolaylıklardan yararlanılabilmesi için başvuru zorunluluğu kaldırılmakta, sistemin otomatik olarak devreye girmesi sağlanmaktadır.

- Mücbir sebep dönemlerinde birden fazla vergilendirme dönemi için tek bir beyanname verilmesi imkânı getirilmekte, bu beyanname üzerinden tahakkuk eden verginin ödenmesinde kolaylık sağlanmaktadır. Böylece bir takvim yılının 12 ayına ait 24 adet muhtasar ve KDV beyannamesi yerine iki beyanname verilmesi yeterli olacaktır.

Tasarı ile ayrıca;

- Katma Değer Vergisi Kanununda yapılan değişikliklerle; deniz ve hava limanlarının inşası, yenilenmesi ve genişletilmesi ile ilgili olarak vergi istisnası getirilmiş, deniz ve hava taşıma araçları için liman ve hava meydanlarında yapılan hizmetler tam istisna kapsamına alınmış, kıymetli maden arama faaliyetlerine yönelik istisna öngörülmüştür.

- Özel Tüketim Vergisi Kanununda yapılan değişikliklerle; malûl ve engellilere yönelik olarak uygulanan vergi istisnasının kapsamı genişletilmiş, çok amaçlı olarak kullanılan araçlar ile ilgili mevcut vergileme rejiminin yarattığı adaletsizlik ve rekabet eşitsizliği giderilmiştir.

- İhracatçıların kapatılamayan ihracat taahhütleri nedeniyle karşı karşıya kaldıkları kaynak kullanımı destekleme fonu ve banka ve sigorta muameleleri vergisiyle ilgili sorunları giderilmektedir.

- Toplumsal uzlaşmaya dayalı bir vergi sistemi oluşturulmasında önemli fonksiyonlar üstlenmesi beklenen Vergi Konseyi yasal bir statüye kavuşturulmuştur.

- Enflasyon muhasebesi ve kayıt dışı ekonomiyle mücadeleye ilişkin düzenlemeler ile diğer bazı düzenlemelerin uygulanması sürecinde ortaya çıkan ihtiyaçlara cevap verecek yeni düzenlemeler yapılmaktadır.

- Hazine arsa ve arazilerinin ekonomiye kazandırılması çerçevesinde tarım arazilerinin köylümüze satışı kolaylaştırılmakta, tarım reformu kapsamında kalan tarım arazilerinin satılabilmesi imkânı getirilmekte, konut amaçlı arsa ve arazi satışlarındaki yasal engeller ortadan kaldırılarak vatandaşlarımızın ucuz konut arsası edinebilmesi sağlanmakta, belediyeler de planlı arsa üretme imkânına kavuşmaktadır.

Madde gerekçeleri

Tasarı/teklif madde 1

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

- Maddede yapılan değişiklik ile mücbir sebep sayılan haller nedeniyle il, ilçe, bölge, mahalde bulunan veya afete maruz kalan mükellefler için mücbir sebep hali ilan etmeye ve mücbir sebep hali kapsamına giren dönemlere ilişkin beyannameleri bir veya birden fazla beyannamede toplu olarak verdirmeye ve bu beyannamelere ilişkin yeni beyanname verme süreleri belirlemeye veya mücbir sebep halinin devam ettiği süre içerisinde beyanname verme süreleri geçmiş bulunan geçici vergi beyannamelerinin yıl sonunda verilerek ilgili hesap dönemi beyannamelerinden mahsup edilme işlemine gerek kalmayacağından geçici vergi beyannamelerini hiç verdirmemeye ve bu yetkileri vergi türleri ve işyerleri itibarıyla kullanmaya ilişkin olarak Maliye Bakanlığına yetki verilmektedir.

Böylece, mücbir sebep sayılan hallerin meydana geldiği il, ilçe, bölge, mahalde bulunan veya afete maruz kalan vergi mükellefleri için mücbir sebep hali ilan edilecek ve birden fazla dönemlere ait mevcut mevzuata göre her dönem için ayrı ayrı alınması gereken beyannamelerin tek bir beyannamede topluca alınmasına imkân sağlanarak tarh, tahakkuk ve tahsil işlemleri kolaylaşmış olacak veya mahsup dönemi geçmiş olan geçici vergi beyannameleri hiç alınmayabilecektir.

Bu yetkiler, vergi türleri ve mücbir sebep hali ilan edilen yerlerde bulunan işyerleri itibarıyla kullanılabilecektir.

Yetkinin işyerleri itibarıyla kullanılmasında, mükellefiyet kaydının bulunduğu il veya ilçe kastedilmediğinden yeni düzenleme hükümleri mücbir sebep halinin meydana geldiği yerde bulunan işyerleri ile ilgili vergi ödevleri için geçerli olacak, ancak mükelleflerin mücbir sebep hali ilan edilen yerler dışındaki işyerleri için bu hükmün uygulanması söz konusu olmayacaktır.

Tasarı/teklif madde 2

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

- Vergi Usul Kanununun 13 üncü maddesinde mücbir sebep halleri sayılmış olup, sayılan sebeplere benzer durumlar da mücbir sebep hali olarak kabul edilmiştir. Vergi ödevlerinin yerine getirilmesi sırasında ortaya çıkmakla beraber mücbir sebep hali kapsamı dışında olan ve vergi ödevlerinin zamanında yerine getirilmesine engel olacak zor durum halleri nedeniyle süre vermeye ilişkin düzenleme ise Vergi Usul Kanununun 17 nci maddesinde yer almaktadır.

Maddede zor durumun tanımı yapılmadığı gibi zor durum halleri de tek tek sayılmamıştır. Zor durum halinin olup olmadığı idarenin takdir ve yetkisine bırakılmıştır.

Mevcut madde idareye ferdi olarak zor durum hali ile karşılaşan mükellef veya vergi sorumlularının süre bitmeden önce yazılı olarak başvuruda bulunmaları halinde kanuni sürenin bir katını geçmemek üzere süre vermeye ilişkin yetki tanımaktadır.

Vergi ödevlerinin yerine getirilmesi sırasında meydana gelen ve mücbir sebep hali kapsamında değerlendirilemeyen ancak, mükellef veya vergi sorumlularının vergi ile ilgili ödevlerini zamanında yerine getirmesine engel olacak mahiyette zor durum hali kapsamında değerlendirilen genel nitelikteki olaylarda, zor durumda kalan mükellef veya vergi sorumlularınca süre talepleri için ayrı ayrı dilekçe verilmesi ve vergi idaresince her bir süre talebinin incelenip sonuçlandırılması zaman ve iş gücü kaybına neden olmakta, ayrıca zor durum hali ile karşılaşan mükellef veya vergi sorumlularını müşkül durumda bırakmaktaydı. Bu düzenlemeyle söz konusu sorunların ortadan kaldırılması amaçlanmıştır.

Bu düzenlemeyle maddenin birinci fıkrasında yapılan değişiklikle kanunî sürenin bir aydan az olması halinde bir ayı geçmemek üzere süre verilmesine imkân tanınmakta, üçüncü fıkrasındaki değişiklik de genel nitelikteki olayların zor durum kapsamında değerlendirilmesi halinde, Maliye Bakanlığına bu olaydan etkilenen belli bölgede, sektörde ya da iş kolunda bulunan mükellef ve vergi sorumluları ile belli mükellef gruplarına yazılı talepte bulunma şartı aranmaksızın süre verme yetkisi verilmiş bulunmaktadır.

Tasarı/teklif madde 3

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

- Maddeye eklenen fıkralar ile mükellef veya Maliye Bakanlığınca elektronik ortamda beyanname gönderme yetkisi verilmiş gerçek veya tüzel kişiler tarafından beyannamelerin elektronik ortamda düzenlenerek gönderilmesi halinde, elektronik ortamda tahakkuk fişinin düzenleneceği, düzenlenen tahakkuk fişinin beyannameyi gönderene iletileceği, bu iletiyle tahakkuk fişinin mükellefe tebliğ edilmiş sayılacağı hususları hüküm altına alınmış bulunmakta, maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esasların belirlenmesi hususunda Maliye Bakanlığı yetkili kılınmakta ve madde başlığı da buna göre yeniden düzenlenmektedir.

Tasarı/teklif madde 4

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

- Maddede yapılan değişiklikle doğal afetler nedeniyle mücbir sebep hali ilan edilen bölge, il, ilçe ve mahallerde mükellefiyet kaydı bulunanların mücbir sebep hali kapsamına giren dönemlere ilişkin beyannamelerini bir veya birden fazla beyannamede toplu olarak vermeleri halinde, bu beyannamelere istinaden tahakkuk ettirilen vergilerin ödenmesi hususunda mükelleflere kolaylık sağlanmış olacaktır.

Tasarı/teklif madde 5

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

- Maddede yapılan değişiklikle, yatırım indirimi ve döviz kazandırıcı faaliyetler için uygulanan damga ve harç istisnası gibi şarta bağlı olarak uygulanan istisnalardan yararlanılması durumunda, bu istisna hükümlerinin ihlâl edilmesi sonucu tahsil edilmeyen vergi, resim ve harçlara ilişkin zamanaşımı süresi açıklığa kavuşturularak, uygulamada bu hususta meydana gelebilecek tereddütlerin giderilmesi amaçlanmıştır. Bu düzenleme, yatırım indirimi uygulamasında değişikliğe yol açmamaktadır.

Tasarı/teklif madde 6

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

- Sürekli yükümlülüğe tâbi olan gerçek ve tüzel kişilere, işe başlama bildirimi üzerine nüfus ve kimlik bilgilerine dayanılarak, vergi dairelerince vergi kimlik numaraları verilmekte ve bu suretle mükellefiyet kayıtları tesis edilmektedir. Ancak, ilk mükellefiyet tesisinde kişilerin gerçekte hiçbir ticari ve mesleki faaliyeti olmadığı halde, sadece sahte belge düzenlemek amacıyla kayıt yaptırdıklarını bilmek ve tespit etmek mümkün olamadığından, müracaatları üzerine kayıtları yapılmaktadır. Bu kişilerin sahte belge düzenlediği hususu, daha sonraki tarihlerde vergi inceleme elemanlarının yaptıkları araştırmalar ve incelemeler sonucunda ortaya çıkarılabilmekte olup, bu durumun tespiti halinde ilgililer hakkında vergi inceleme raporu ile birlikte kaçakçılık suçu raporu da düzenlenerek savcılıklara suç duyurusunda bulunulmaktadır.

Maddenin mevcut halinde yer alan düzenlemeye göre, faaliyetlerine son verdiği ve başka bir faaliyeti olmadığı halde işi bırakma keyfiyetini vergi dairesine bildirmeyen mükelleflerin, yapılacak araştırmalar sonucunda bu durumlarının vergi dairesince tespiti halinde, kayıtları re'sen silinebilmektedir. Bununla birlikte, sahte belge ticareti yapan kişiler beyannamelerini posta yoluyla vergi dairesine gönderdiklerinden ve bu yönüyle vergi dairesi kayıtlarında faal göründüklerinden sicil kayıtlarının terkini açısından herhangi bir işlem yapılamamaktadır. Bu kişilerin beyannamelerinde gösterdikleri adresler ya hayali adresler olmakta veya başka kişilere ait bulunmaktadır. Sürekli adres değiştiren ve seyyar olan bu kişilere yapılan araştırmalarda da ulaşılamamaktadır. Sahte belge düzenleme faaliyeti sadece vergi idaresini aldatmakla ve kamu düzenini bozmakla kalmamakta aynı zamanda iyi niyetli mükelleflerin de mağduriyetine neden olmaktadır.

Maddenin ikinci fıkrasında önerilen değişiklikle, gayri faal mükelleflerin yanısıra, gerçekte herhangi bir ticari, zirai, mesleki faaliyeti olmadığı halde sadece sahte belge ticareti yapmak üzere mükellefiyet tesis ettiren kişilerin de kayıtlarının silinmesine imkân sağlanmaktadır. Kayıtları silinmesi öngörülen bu iki grup mükelleften, gayrî faal olduğu halde keyfiyeti vergi dairesine bildirmeyenlerin kayıtları, başka bir adreste faaliyet göstermediklerinin tespitine bağlı olarak, herhangi bir inceleme raporu aranılmaksızın silinebilecekken, sahte belge ticareti yaptıkları tespit edilenlerin kayıtlarının silinebilmesi için mutlaka vergi inceleme elemanınca düzenlenmiş bir raporun varlığı ve inceleme elemanının bu kişilerin kayıtlarının silinmesi gerektiğine ilişkin önerisi aranacaktır.

Maddenin yeniden düzenlenen ve üçüncü fıkra olarak eklenen hükmünde, kayıtları silinen mükelleflerin kayıtlarının silindiği tarihten önceki yükümlülüklerinin ortadan kalkmayacağı ve bu tarihten sonra faaliyette bulunduklarının tespiti halinde de bu dönemlere ilişkin vergilendirmeye engel teşkil etmeyeceği belirtilmek suretiyle, bu kişilerin vergiye tâbi işlemlerinin tespiti halinde geriye yönelik vergilendirme yapılmasının da mümkün olduğu hususuna açıklık getirilmektedir. Diğer taraftan, mükellefiyet kayıtlarının bu şekilde silinmesinin sahte belge düzenleme fiilini işleyenler hakkında cezai takibat yapılmasına da engel teşkil etmeyeceği hususu, herhangi bir tereddüde yer vermemek amacıyla, madde metninde açık olarak belirtilmiştir.

Maddenin dördüncü fıkrasında yapılan düzenlemeyle, gayrî faal olmaları veya münhasıran sahte belge düzenlemeleri nedeniyle kayıtları idarece silinen mükelleflerin kimlik bilgileri ile bastırmış oldukları belgelere ve kullandıkları ödeme kaydedici cihazlara ilişkin bilgilerin Maliye Bakanlığınca internet veya benzeri araçlarla kamuoyuna duyurulması ve bu suretle üçüncü şahısların hukukunun korunması ve belge güvenliğinin sağlanması hedeflenmiştir.

Maddenin beşinci fıkrasında uygulamaya ilişkin usullerin Maliye Bakanlığınca belirleneceği hususu hükme bağlanmaktadır.

Tasarı/teklif madde 7

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

- Madde ile Vergi Usul Kanununun 215 inci maddesi başlığı ile birlikte değiştirilmektedir.

Madde yeni hali ile iki fıkradan oluşmaktadır. (1) numaralı fıkrada defter ve kayıtların Türkçe tutulmasının zorunlu olduğu, ancak Türkçe kayıtlar bulunmak kaydıyla başka dilden kayıt da olabileceği ve bu kayıtların vergi matrahını değiştirmeyecek şekilde tasdik ettirilecek diğer defterlere de yapılabileceği öngörülmektedir.

(2) numaralı fıkranın (a) bendi ile kayıt ve belgelerde Türk para biriminin kullanılmasının zorunlu olduğu; yurt dışındaki müşteriler adına düzenlenen ihracat belgeleri haricinde, yabancı para ile düzenlenen belgelerde aynı gündeki Türk parası karşılığının da yer alacağı hüküm altına alınmaktadır. Böylece, yabancı para ile düzenlenen belgelerde uygulamanın nasıl olacağına açıklık kazandırılmaktadır.

(2) numaralı fıkranın (b) bendi ile maddede belirtilen kriterleri sağlayan işletmelerin kayıtlarını Türk para birimi dışında başka bir para birimiyle tutmalarına imkân sağlanmakta ve uygulama esasları gösterilmektedir. Bu düzenleme, yabancı sermayenin ülkemize gelmesinin önünde yer alan bir engelin daha kaldırılması amacıyla yapılmaktadır.

Tasarı/teklif madde 8

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

- 213 sayılı Kanunun mükerrer 257 nci maddesinin (4) numaralı bendinde yapılan değişiklik ve maddenin sonuna eklenen fıkra ile Maliye Bakanlığına, vergi beyannameleri ve bildirimlerin, şifre, elektronik imza veya diğer güvenlik araçları konulmak suretiyle İnternet de dahil olmak üzere her türlü elektronik bilgi iletişim araç ve ortamında verilmesi, beyanname ve bildirimlerin yetki verilmiş gerçek veya tüzel kişiler aracı kılınarak gönderilmesi hususlarında izin verme veya zorunluluk getirme hususlarında yetki verilmekte; söz konusu izin veya zorunluluk çerçevesinde gönderilen beyanname ve bildirimlerin, bu konuda mükellef veya vergi sorumlusu ile gönderme işini yapacak kişiler arasında özel sözleşme düzenlenmesi şartıyla mükellef veya vergi sorumlusu tarafından verilmiş sayılacağı hüküm altına alınmaktadır.

Tasarı/teklif madde 9

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

- 213 sayılı Kanunun mükerrer 298 inci maddesinin (A) fıkrasının (2) numaralı bendinin (g) alt bendinde yer alan "düzeltme tarihindeki" ibaresi, "borcun alındığı tarihteki" olarak değiştirilmekte ve böylece yabancı para üzerinden borçlanmalarda reel olmayan finansman maliyetinin; TEFE artış oranının, borcun alındığı tarihteki Türk Lirası karşılığına uygulanması suretiyle hesaplanması sağlanmaktadır.

Maddenin (A) fıkrasının (5) numaralı bendinin beşinci paragrafının ikinci cümlesinde yapılan değişiklik ile mükelleflere, öz sermaye kalemlerine ait enflasyon fark hesaplarında yer alan tutarları düzeltme sonucu oluşan geçmiş yıl zararlarına mahsup edebilmelerine imkân sağlanmış olunmaktadır.

Maddenin (A) fıkrasına eklenen (9) numaralı bent hükmüyle de münhasıran sürekli olarak işlenmiş altın, gümüş alım-satımı ve imali ile iştigal eden mükelleflerin, Vergi Usul Kanununun mükerrer 298 inci maddesinin (A) fıkrasının (1) numaralı bendinde yer alan enflasyon düzeltmesi yapılabilmesi için gerekli olan şartların gerçekleşip gerçekleşmediğine bakılmaksızın, enflasyon düzeltmesi yapmaları imkânı sağlanmaktadır. Esas faaliyeti altın veya gümüş alım satımı ve imali olan mükelleflerin bu faaliyetleri sırasında platin veya kıymetli taş gibi esasen bu faaliyetlerinin bir cüzünü teşkil eden alım satım ve imal işleri de yapmaları bu hükmün uygulanmasına engel teşkil etmeyecektir.

Tasarı/teklif madde 10

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

- Bu madde ile 213 sayılı Vergi Usul Kanununun "Bilgi vermekten çekinenler ile 256, 257 ve mükerrer 257 nci madde hükmüne uymayanlar için ceza" başlıklı mükerrer 355 inci maddesinin sonuna yeni bir fıkra eklenmektedir.

Sözü edilen fıkra hükmüne göre, tahsilat ve ödemelerini banka, benzeri finans kurumları veya posta idarelerince düzenlenen belgelerle tevsik etme zorunluluğuna uymayan mükelleflerden her birine, her bir işlem için bu maddeye göre uygulanan cezalardan az olmamak üzere işleme konu tutarın %5'i nispetinde özel usulsüzlük cezası kesilmesi öngörülmüştür.

Ancak; maddede yer alan ve özel usulsüzlük cezası kesilmesine rağmen mecburiyetlerini yerine getirmeyen mükelleflere yeniden süre verilerek bu mecburiyetlerini yerine getirmelerinin tebliğ olunacağı, verilen sürede bu mecburiyetin yerine getirilmemesi halinde özel usulsüzlük cezalarının bir kat artırılarak uygulanacağına ilişkin hükmün, yeni eklenen fıkra uyarınca adlarına ceza kesilen mükellefler hakkında uygulanmayacağı da hüküm altına alınmış bulunmaktadır.

Tasarı/teklif madde 11

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

- 213 sayılı Vergi Usul Kanunun geçici 25 inci maddesine göre maddi duran varlıklar, malî duran varlıklar ve özel tükenmeye tâbi varlıklar ile stokların maliyet veya alış bedelleri içinde yer alan ve tevsik edilebilen reel olmayan finansman maliyeti, ilgili varlığın maliyet veya alış bedelinden düşülmektedir. Ancak mükelleflerin reel olmayan finansman maliyetini tevsik edememeleri halinde, son beş hesap dönemi içinde aktife giren kıymetlerin maliyet bedeline dahil olan finansman giderlerinin reel olmayan kısımları; toplam finansman maliyetlerine, ilgili döneme ait TEFE artış oranının dönem ortalama ticarî kredi faiz oranına bölünmesi sonucunda belirlenen oranlar uygulanmak suretiyle bulunan tutarın, maliyet veya alış bedelinden düşülmesi suretiyle bulunmaktadır.

Söz konusu maddenin (c) bendinin 3 numaralı alt bendinde yapılan değişiklik ile reel olmayan finansman maliyetinin tevsik edilebilir olması halinde de yukarıda belirtilen yöntemin kullanılabileceği öngörülmekte; amortisman süresi bitmemiş olan kıymetlere ilişkin maliyet veya alış bedelinden düşülen reel olmayan finansman maliyetinin de 2004 ve sonraki yıllarda, beş yılda ve eşit taksitte dönem kazancının tespitinde gider olarak dikkate alınacağı da belirtilmektedir.

Diğer taraftan, madde ile geçici 25 inci maddenin (h) bendinin sonuna yeni bir hüküm eklenmektedir.

Eklenen hüküm ile Sermaye Piyasası Kurulu ve Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumunun yüksek enflasyon dönemlerinde malî tabloların düzeltilmesine ilişkin düzenlemelerine göre düzeltme yapanların Vergi Usul Kanuna göre ayırabilecekleri tutardan fazla amortisman veya karşılık ayıramayacakları belirtilmektedir. Böylece, diğer kurumlar mevzuatına göre düzeltme yapan mükelleflerin farklı amortisman veya karşılık ayırmasının önüne geçilmiş olunacaktır.

Ayrıca, maddeye eklenen (l) bendi ile geçici 25 inci madde uyarınca düzeltilen kalemlerin elden çıkarılması halinde bunlara ilişkin enflasyon düzeltme farklarının maliyet olarak kabul edileceği, ancak amortismana tâbi olmayan kıymetlerin düzeltilmiş değerinin altında bir bedelle satılması halinde, düzeltilmiş değerle düzeltme öncesi değer arasındaki farka isabet eden zararın gelir veya kurumlar vergisi matrahının tespitinde dikkate alınmayacağı öngörülmektedir.

Aynı maddenin (g) bendinin ikinci cümlesinde yapılan değişiklikle mükelleflere, öz sermaye kalemlerine ait enflasyon fark hesaplarında yer alan tutarları, düzeltme sonucu oluşan geçmiş yıl zararlarına mahsup edebilmelerine imkân sağlanmış olunmaktadır.

Madde ile Vergi Usul Kanununa eklenen geçici 27 nci madde ile de 213 sayılı Kanunun mükerrer 354 üncü maddesinin bu Kanunun 50 nci maddesiyle yürürlükten kaldırılması nedeniyle uygulamada oluşabilecek tereddütleri ve karışıklıkları önlemek amacıyla bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce belge düzenine uyulmadığına ilişkin olarak yapılan tespitlere dayanılarak uygulanması gereken ancak henüz uygulanmamış olan işyeri kapatma cezalarının uygulanmayacağı, para cezasına çevrilmiş olup ödeme süresi geçmemiş olanların tahsil edilmeyeceği, tahsil edilmiş olanların da iade edilmeyeceği, kapatma kararına karşı idari yargı organlarında açılıp henüz sonuçlanmamış olan davaların konusu kalmadığından, davaların ortadan kaldırılmasına karar verileceği hüküm altına alınmaktadır.

Tasarı/teklif madde 12

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

- 6183 sayılı Kanunun 62 nci maddesi hükmü uyarınca, kamu alacaklarının takip ve tahsili amacıyla, amme borçlusunun mal varlığının tespit edilebilmesi için yurt çapında mal varlığı araştırması yapılması gerekmektedir. Borçlunun aciz halinin tespiti dahi bu araştırma sonucuna bağlanmıştır.

Mal varlığı araştırması bankaların şubeleri, belediyeler, tapu sicil müdürlükleri ve ilgili diğer kurumlar ile yazışarak yapılmaktadır. Bankaların genel müdürlükleri nezdinde haciz uygulaması yapılamaması, her ilde şubelerle ayrı ayrı ve doğrudan yazışmayı gerektirmektedir. Bir çok kurum ve kuruluş bilgisayar ve otomasyon sistemlerine henüz geçmediği için manyetik ortamda bilgi alışverişi mümkün olmamaktadır. Bu nedenle mal varlığı araştırması yapılırken ilgili kurum ve kuruluşlar ile tek tek yazışma yapılması gerekmektedir. Vergi dairelerinin gönderdiği mal varlığı araştırması/haciz yazılarının yanıtlanması, gerek gönderen gerekse işlemi yapacak olan kurum açısından zaman ve işgücü kaybına neden olmaktadır. Bunun yanı sıra her bir yazışmanın tamamlanması için gerekli olan kırtasiye ve posta masrafları toplamı bugün itibarıyla yalnızca Ankara ili için yaklaşık iki milyar lira civarında tutmaktadır. Bu araştırmanın ülke düzeyinde yapılması nedeniyle toplam masrafın yaklaşık olarak 40 milyar lirayı bulacağı tahmin edilmektedir. Mal varlığı araştırması/haciz yazılarına konu olan amme alacağı çoğu zaman bu rakamın altında olduğu için, amme alacağının tahsili için yapılacak giderler alacaktan fazla olmaktadır.

Maddeye eklenen fıkra ile, mal varlığı araştırması; araştırmanın şekli, alanı, kapsamı, alacağın türü ve tutarı itibarıyla sınırlandırılmak suretiyle yapılabilecek, bu sayede araştırmaya ilişkin yazışmaların sayısının azalmasıyla zaman ve işgücü kayıpları azaltılarak verimlik arttırılacak, buna paralel olarak amme alacaklarının tahsili daha da hız kazanacaktır. E-devlet projesinin sonuçlarının ortaya çıkmaya başlamasıyla birlikte, halen yazışma yapılmak durumunda kalınan kurum ve kuruluşların otomasyon sistemleri kullanılmaya başlanacak, Maliye Bakanlığına tanınan bu yetki ile birlikte, bilfiil yazışmaya gerek kalmadan yapılacak araştırmalar bilgisayar ortamında sonuçlandırılabilecektir.

Diğer taraftan, Maliye Bakanlığına verilen yetki çerçevesinde amme alacağının türü ve alacaklı amme idareleri itibarıyla farklı düzenleme yapılabilecektir.

Ayrıca Maliye Bakanlığı bu yetkisini kullandığı takdirde amme alacağının takibi için yapılacak mal varlığı araştırması borçlunun sadece iş ve ikametgâh adreslerinin bulunduğu iller ile sınırlı olabilecektir.

Buna paralel olarak da 6183 sayılı Kanunda düzenlenen aciz halinin tespitinde de bu sınırlama çerçevesinde yapılan mal varlığı araştırması dikkate alınacaktır.

6183 sayılı Kanunun tahsil zamanaşımı ve tahsil zamanaşımını kesen sebeplere ilişkin hükümleri bütün olarak ele alındığında, getirilen düzenleme ile verilen yetkiye istinaden, mal varlığı araştırmasının sınırlandırılmasına bağlı olarak bir kısım alacaklar zamanaşımına uğrayabilecektir. Ancak getirilen düzenleme ile hedeflenen amaçlar dikkate alındığında, bu alacakların takibi için yapılacak masrafların azaltılması ile alacağın zamanaşımına uğramasından doğabilecek kayıplar dengelenmiş olacaktır.

Tasarı/teklif madde 13

→ yürürlükteki madde 13

- Ödeme kaydedici cihaz alma ve kullanma mecburiyeti, perakende ticaretle uğraşan veya hizmet ifa eden birinci ve ikinci sınıf tacirlere kanunla getirilen bir yükümlülüktür.

Yapılan değişiklikle mükelleflerin söz konusu kanuni yükümlülüklerini yerine getirirken karşılaşacakları malî külfeti hafifletmeye yönelik bir tedbir olarak, kullanılmak üzere alınan ödeme kaydedici cihazlar için %100'e kadar amortisman oranı seçebilme imkânı tanınmaktadır.

Tasarı/teklif madde 14

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

- Tasarının bu maddesi ile öncelikle Katma Değer Vergisi Kanununun 13 üncü maddesinin başlığı yapılan yeni düzenlemeye uygun olarak "Araçlar, Kıymetli Maden ve Petrol Aramaları ile Ulusal Güvenlik Harcamaları ve Yatırımlarda İstisna" şeklinde değiştirilmektir. Maddenin 5035 sayılı Kanunla mülga (b) bendi deniz ve hava taşıma araçları için liman ve hava meydanlarında yapılan hizmetlerin uluslararası rekabete etkisi dikkate alınarak tekrar madde kapsamına dahil edilmektedir. Maddenin (c) bendi ise altın, gümüş ve platin ile ilgili arama, işletme, zenginleştirme ve rafinaj faaliyetlerine yönelik teslim ve hizmetleri de kapsayacak hale getirilerek, ülke ekonomisi bakımından büyük önem taşıyan bu faaliyetlerin vergiden arındırılması sağlanmaktadır.

Ülkemizin coğrafî özellikleri nedeniyle büyük imkânlar vadeden deniz ve hava taşımacılığından beklenen gelişmenin sağlanabilmesi için limanlar ile hava meydanlarının sayı olarak artması ve kalite itibariyle uluslararası standartlara yaklaşması önem taşımaktadır. Bu husus göz önüne alınarak, maddeye eklenen (e) bendi ile yeni liman ve hava meydanları yapılmasını ve mevcutların standartlarının artırılmasını teşvik amacıyla liman ve hava meydanlarının inşası, yenilenmesi ve genişletilmesi işlerini kendisi yapan veya yaptıran mükelleflere bu işlere ilişkin olarak yapılan mal teslimleri ve inşaat taahhüt işleri katma değer vergisi yönünden tam istisna kapsamına alınmıştır.

Ayrıca maddeye ilave edilen (f) bendi ile de iç ve dış güvenlik kuruluşlarına millî savunma ve iç güvenlik ihtiyacı için yapılacak silah, makine, cihaz , sistem ve benzeri alımların teslim ve hizmetler ile bu işlemleri yapacak olanlara işlemle ilgili olarak ifa edilecek teslim ve hizmetler istisna kapsamına alınmıştır. Maddede sayılan malların yurt dışından temin edilmesi, Katma Değer Vergisi ve Gümrük Kanunu hükümlerine göre istisna kapsamına girmekte, bu malların yurt içinden temininde ise katma değer vergisi uygulanması gerekmektedir. Bu durum, sözü edilen alımlarla ilgili ihalelere katılmak isteyen yerli sanayi kuruluşlarımız aleyhine bir rekabet eşitsizliğine yol açmaktadır. İleri teknoloji gerektiren, istihdam, katma değer ve döviz kazandırıcı özellikleri itibariyle büyük imkânlar vadeden savunma sanayiinin ülkemizde gelişimini olumsuz yönde etkileyen bu rekabet eşitsizliğinin giderilebilmesi için, sözü edilen malların yurt içi teslimleri de ithalata paralel olarak istisna kapsamına alınmıştır. Uluslararası ihalelere konu olan iç ve dış güvenlik amacına yönelik mal ve hizmetlerin yurt içi ve yurt dışı alımlarda katma değer vergisi farkını ortadan kaldıran böyle bir düzenlemeye ihtiyaç duyulmuştur.

Diğer taraftan maddeye ilave edilen fıkra hükmü ile de Maliye Bakanlığına maddede düzenlenmiş bulunan istisnaların kapsamına girecek mal ve hizmetler ile bunların asgari tutarlarını ve bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esasları tespit etme konusunda yetki verilmektedir.

Tasarı/teklif madde 15

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

- Bu madde ile Katma Değer Vergisi Kanununun 17 nci maddesinin (2) ve (4) numaralı fıkralarına bazı bentler eklenmekte, söz konusu fıkralardaki mevcut bentlerden bazıları ise değiştirilmektedir.

17 nci maddenin 2 nci fıkrasında aşağıdaki değişiklikler yapılmıştır.

- fıkranın (b) bendinde yapılan değişiklik ile üniversiteler ve yüksekokullar ile 625 sayılı Kanun Hükümlerine göre ilgili Bakanlıktan faaliyette bulunma izni alan özel okullarda, öğrenci kapasitesinin % 10’unu geçmemek üzere bedelsiz olarak verilen eğitim ve öğretim hizmetleri istisna kapsamına alınmıştır.

625 sayılı Kanunun ek 4 üncü maddesinde, özel okullara öğrenci kapasitelerinin % 2’sinden az olmamak üzere ücretsiz öğrenci okutmak zorunluluğu getirilmekte, Millî Eğitim Bakanlığına bu oranı % 10’a kadar artırma konusunda yetki verilmektedir.

Bakanlık % 2 oranında bir artırma yapmamıştır. 17 nci maddenin sözü edilen 2/b bendinde " Kanunların gösterdiği gerek üzerine bedelsiz olarak üzerine yapılan mal teslimi ve hizmet ifaları" istisna kapsamında alındığından % 2 sınırı dahilinde öğrencilere bedelsiz olarak verilen eğitim ve öğretim hizmetleri istisna kapsamına girmektedir. Ancak öğretim kurumlarının kendi istekleriyle bu sınırın üzerinde verdikleri bedelsiz hizmetlerde istisna uygulanamamaktadır. Bedelsiz mahiyetteki eğitim ve öğretim hizmetlerinin bir kısmında vergi uygulanıp bir kısmında uygulanmaması bir çelişki yarattığından, 625 sayılı Kanunun Millî Eğitim Bakanlığına tanıdığı azami sınır göz önüne alınarak, öğretim kurumlarında öğrenci kapasitesinin % 10’una kadar verilen bedelsiz eğitim ve öğretim hizmetleri başka bir şart aranılmaksızın istisna kapsamına alınmıştır.

17 nci maddenin 2 numaralı fıkrasına eklenen (d) bendi ile kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının, Kanunlarla kendilerine verilen görev gereği ve kuruluş amaçlarına uygun ruhsat, izin, onay ve benzeri hizmetleri ile bu hizmetlerle ilgili olarak kullanılacak basılı kağıtların bu kuruluşlar tarafından teslimi (motorlu taşıtlar tescil plaka teslimleri hariç), istisna kapsamına alınmaktadır.

Diğer taraftan maddenin 4 üncü fıkrasındaki değişiklik ve eklerin mahiyeti kısaca şöyledir:

- Millî Piyango İdaresi Genel Müdürlüğünce tertiplenen veya oynatılan piyango, sayısal loto, hemen kazan gibi oyunlar bu tasarı ile 6802 sayılı Kanun kapsamında şans oyunları vergisine tâbi tutulması öngörüldüğünden, bu işlemlerin mükerrer vergilenmesini önlemek amacıyla (f) bendinde yapılan değişiklikle katma değer vergisinden istisna edilmektedir.

- 5035 sayılı Kanunla hurda veya atık metalleri teslimi katma değer vergisinden istisna edilmiş olup yapılan yeni düzenleme ile kapsama lastik ve kauçuk da dahil edilmiştir. Ayrıca uygulamada ortaya çıkan tereddütlerin giderilmesi amacıyla hurda metallerin külçe olarak veya külçe haline getirildikten sonra teslimlerinde de istisnanın geçerli olduğuna açıklık getirmek üzere (g) bendine parantez içi hüküm eklenmektedir. Diğer taraftan kıymetli taşlar (elmas, pırlanta, yakut, zümrüt, topaz, safir, zebercet, inci, kübik virconia) istisna kapsamına dahil edilirken dore külçe altın istisna kapsamı dışına çıkartılmaktadır.

- Bu tasarı ile deniz ve hava taşıma araçları için liman ve hava meydanlarında yapılan hizmetlerin Katma Değer Vergisi Kanununun 13 üncü maddesinin (b) bendine aktarılması nedeniyle bu fıkranın (ı) bendi yalnızca serbest bölgelerde sunulan hizmetleri kapsayacak şekilde yeniden düzenlenmektedir.

- Ülkemize giriş ve çıkış bölgelerinde kurulan ve vergisiz mal satılan işyerlerinin kiralanmasının katma değer vergisine tâbi tutulması buralarda satılan mallara dolaylı bir vergi yükü getirmektedir. Diğer ülkelerdeki benzer satış üniteleriyle rekabet açısından olumsuz sonuçlar doğurması nedeniyle free-shop olarak da bilinen bu işyerleri ile bunlara ait depo ve ardiye gibi bağımsız birimlerin kiralanması işlemleri fıkraya eklenen (o) bendi ile istisna kapsamına alınmıştır. Ayrıca yapılan bu düzenleme gümrük antrepoları ve geçici depolama yerleri ile gümrük hizmetlerinin verildiği gümrüklü sahalarda ithalat ve ihracat malları için verilen depolama, ardiye, terminal hizmetleri de katma değer vergisinden istisna edilmektedir.

Maddeye ilave edilen (p) bendi ile ise Kanunun 1 inci maddesinde düzenlenmiş bulunan Hazinece yapılacak taşınmaz teslimlerini katma değer vergisinin konusu dışında bırakan istisna karakterli hüküm kanun tekniği dikkate alınarak bu maddeye taşınmıştır. Diğer taraftan Arsa Ofisi Genel Müdürlüğünce yapılan taşınmaz mal teslimleri de yapılan bu düzenleme ile kısmi istisna kapsamına alınmıştır.

Tasarı/teklif madde 16

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

- Katma Değer Vergisi Kanununun 18 inci maddesinin (1) numaralı fıkrasında, vergiden müstesna işlemleri yapanlara, aynı maddenin (2) numaralı fıkrasında belirtilenler hariç olmak üzere, işlem bazında istisnadan vazgeçme imkânı getirilmiştir. İstisnadan vazgeçmenin, Kanunun istisnaları düzenleyen maddelerinin tamamında, bir fıkrasında ya da bir bendinde sayılan işlemlerin tümünü kapsaması şart değildir. Maddenin (2) numaralı fıkrasında sayılanlar hariç olmak üzere, istisna kapsamına giren işlemlerin bir ya da bir kaçı bakımından istisnadan vazgeçilmesi mümkündür. Ancak maddenin mevcut hali bu konuda tereddüt yaratır mahiyette olduğundan, konuya açıklık getirilmesi amacıyla bu değişikliğe ihtiyaç duyulmuştur.

Maddenin (2) numaralı fıkrasında yapılan değişiklik ile de Kamu menfaatine yararlı dernekler ve Bakanlar Kurulunca vergi muafiyeti tanınan vakıfların kuruluş amaçlarına uygun olarak işletmek veya yönetmek suretiyle ifa ettikleri teslim ve hizmetler için kendilerine tanınmış olan istisnadan vazgeçme hakkı tanınmaktadır. Yapılan bu düzenleme bu kurum ve kuruluşlara katma değer vergisi mükellefi olma imkânı tanınmakta ve bu mahiyetteki özel sektör işletmeleri ile rekabet şansı tanınmaktadır.

Tasarı/teklif madde 17

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

- Katma Değer Vergisi Kanununun 30 uncu maddesinin (c) bendi hükmü uyarınca malları deprem ve sel felaketi sebebiyle zarar gören mükellefler bu zayi olan mallar için satın aldıkları esnada ödemiş oldukları katma değer vergisini indirim konusu yapabilmektedir. Maddede yapılan değişiklik ile Maliye Bakanlığı tarafından mücbir sebep ilan edilen yerlerdeki yangınlar nedeniyle malları zayi olan mükelleflerde zayi olan malları için ödemiş oldukları katma değer vergilerini indirim konusu yapabileceklerdir.

Tasarı/teklif madde 18

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

- Bu madde ile katma değer vergisi sisteminin işleyişi dikkate alınarak ithalat sırasında vergisi ödenmeyen veya eksik ödenen vergilerin tahsili konusunda yapılacak işlemler düzenlenmektedir.

Tasarı/teklif madde 19

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

- Geçici 19 uncu madde ile mevcut geçici maddede yer alan ve sadece Asya Kalkınma Bankasına 2003 yılı için tanınmış olan istisnanın kapsamı genişletilmiş, maddenin yürürlükte kalma süresi uzatılmıştır.

Uluslararası anlaşmalar, taraf olan ülkeler arasında konferans, sempozyum gibi toplantıların yapılmasını gerektirmekte, periyodik özellikler de gösterebilen bu toplantılar, üye ülkeler arasında belirli bir düzene göre de yapılabilmektedir.

Yabancı ülkelerin hemen tamamında bu gibi organizasyonlarla ilgili harcamalarda katma değer vergisi ve benzeri vergiler uygulanmamaktadır. Ülkemiz vergi mevzuatında ise bu konuda özel istisna hükümleri tam bir açıklıkla yer almadığından bu tür toplantılarla ilgili mal ve hizmet alışlarında katma değer vergisi uygulanması gerekmektedir.

Bu konuda, geçici 19 uncu maddede yapılan değişiklikle, 31.12.2005 tarihine kadar uygulanmak üzere bir istisna düzenlemesi yapılmaktadır.

Geçici 21 inci maddeyle Karayolları Genel Müdürlüğünce yapılacak taşınmaz mal teslimleri ile Orman Genel Müdürlüğü Döner Sermaye sabit kıymetlerinde kayıtlı tapulu taşınmaz malların teslimleri 31.12.2004 tarihine kadar katma değer vergisinden istisna edilmiştir. Böylelikle bu kuruluşların satışlarının kolaylaştırılması amaçlanmaktadır.

Geçici 22 nci madde Katma Değer Vergisi Kanununun 17 nci maddesinin 2 numaralı fıkrasına bu kanun ile eklenen (d) bendi uyarınca istisna edilen işlemlerle ilgili olarak bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce yapılan tarhiyatlardan vazgeçileceği ve tahakkuk eden tutarların terkin edileceği hükmü getirilmiştir. Yapılan bu düzenleme ile Katma Değer Vergisi Kanununun 17 nci maddesinin 2 numaralı fıkrasına eklenen (d) bendinin yürürlüğünden önce tesis edilmiş olan tarhiyatlardan vazgeçilecek, tahakkuk eden tutarlar terkin edilecektir. Tahakkuk ettirilerek tahsil edilenlerde ise herhangi bir düzeltme işleminin yapılmayacağı tâbiidir.

Tasarı/teklif madde 20

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

- Malûl ve engelli vatandaşların ÖTV ödemeksizin araç edinebilme hakları genişletilerek, sakatlık derecesi % 90 veya fazla olan malul ve engellilerin maddede belirlenmiş araçları, tadilat yaptırılıp yaptırılmadığına bakılmaksızın ÖTV'siz edinebilme imkânı sağlanmıştır. Ayrıca malul ve engellilerin sakatlık derecesine bakılmaksızın, sakatlığına uygun hareket ettirici özel tertibat yapılan araçları bizzat kullanma amacıyla ilk iktisabında uygulanan ÖTV istisnası da, kapsamdaki araçlar; otomobil, kapalı kasa kamyonet ve motosikletler ile sınırlandırılarak muhafaza edilmektedir.

Tasarı/teklif madde 21

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

- 4760 sayılı Kanunun 12 nci maddesinin (2) numaralı fıkrasının (b) bendinde yapılan değişiklikle, Kanuna ekli (III) sayılı listedeki mallar için maktu vergi ve/veya asgari maktu vergi tutarı belirlenmesinde kriter olarak kullanılan "özellikler" kavramı, madde bendine "fiyat grupları" kavramı eklenerek daha açık hale getirilmektedir.

Kanunun 12 nci maddesinin (2) numaralı fıkrasının (a) bendinin mevcut halinde, Bakanlar Kurulunun ( I ) sayılı listedeki mallar için uygulanan maktu vergi tutarlarını her bir mal itibariyle; mal cinsleri, özellikleri, kullanım yerleri veya ithalatın şekline göre farklı tutarda belirleme yetkisi vardır. Anılan maddenin (4) numaralı fıkrasında yapılan değişiklikle, Bakanlar Kurulunun farklı ÖTV tutarları belirlemesi halinde, Maliye Bakanlığına vergi farklılaştırılmasını, verginin mükellefe ya da vergiye tâbi işleme taraf olanlara iadesi yöntemiyle uygulama, teminat isteme ve de uygulamaya yönelik usul ve esasları belirleme konularında yetki verilmektedir.

Tasarı/teklif madde 22

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

- Bu maddede yapılan düzenleme ile 87.04 tarife pozisyonundaki "azami yüklü kütlesi 4500 kilogramı geçmeyip, istiap haddi 1000 kilogramın altında olan ve sürücü sırasından başka oturma yeri veya sürücü sırası dışında yanda pencereleri olan araçlar" içerisinde yer almayan araçların daha sonra bu gruptaki araçlara dönüştürülmesi halinde, ilk iktisapta ortaya çıkabilecek vergi kayıplarının engellenmesi amaçlanmaktadır.

Tasarı/teklif madde 23

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

- Mevcut yasal düzenlemede 2710.19.25.00.00 G.T.İ.P.

numarasında "Diğerleri" başlığı altında yer alan mallardan, yalnızca "Gazyağı" özel tüketim vergisinin konusuna girmekteydi. Ancak bu G.T.İ.P. numarasında yer alan malların tamamı "Gazyağı" özelliği gösterdiği için G.T.İ.P. numarasında yer alan malların tümü ÖTV'nin konusuna alınmaktadır. Yapılan bu düzenlemenin imalat sektörüne ek yük getirmemesi için, anılan mallar yine G.T.İ.P. numarası ile birlikte (A) cetvelinden çıkarılarak (B) cetveline konulmaktadır.

Tasarı/teklif madde 24

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

- Kamyonet olarak 87.04 pozisyonunda yer alan, ancak sürücü sırasından başka insan taşımak üzere koltukları veya sürücü sırasının haricinde yanda pencereleri olan araçların, binek otomobili gibi kullanılmasına rağmen kamyon ve kamyonet gibi araçlarla aynı oranda vergilendirilmesi sonucu oluşan rekabet eşitsizliğinin giderilmesi ve vergi adaletinin sağlanması amacıyla, bunların vergi oranları yeniden belirlenmiştir. Söz konusu araçların eşya taşımaya mahsus araçlardan ayrıştırılmasında; Sanayi ve Ticaret Bakanlığı'nca onaylanan uygunluk ve tip onay belgelerindeki teknik açıdan izin verilen azami yüklü kütlesi, istiap haddi ile sürücü sırasının dışında oturma yeri veya sürücü sırasının dışında yanlarında pencere bulunması kriterleri esas alınmıştır.

Tasarı/teklif madde 25

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

- Beşinci Beş Yıllık Kalkınma Planından başlamak üzere, özel okulların teşvik edilmesi Devlet politikası olarak belirlenmiştir. Ancak gelinen noktada bu politikanın tam olarak hayata geçirilemediğini ve eğitimin birinci öncelik olmaya devam ettiğini göstermektedir. Özel okulların teşvik edilerek sayılarının arttırılması suretiyle Devletin üzerindeki malî yükün azaltılmasına bugün her zamankinden daha fazla ihtiyaç vardır.

Bu politika çerçevesinde düzenlenen bu madde ile okul öncesi eğitim, ilköğretim, özel eğitim ve orta öğretim özel okullarının işletilmesinden elde edilen kazançların 5 vergileme dönemi gelir vergisinden istisna edilmesi öngörülmektedir.

Bu maddede geçen;

"Okul Öncesi Eğitim Okulu", 1739 sayılı Millî Eğitim Temel Kanununun 19, 20 ve 21 inci maddelerine göre kurulan ve mecburi ilköğretim çağına gelmemiş çocukların eğitimini sağlayan okulları, "İlköğretim Okulu", 1739 sayılı Kanunun 22-25 inci maddelerinde belirtilen ve 6-14 yaşlarındaki çocukların eğitim ve öğretimini sağlayan okulları, "Orta Öğretim Okulları", 1739 sayılı Kanunun 26-30 uncu maddelerinde belirtilen ilköğretime dayalı, en az üç yıllık öğrenim veren genel, mesleki ve teknik öğretim okullarını, "Özel Eğitim Okulları" ise engelliler için açılan okul öncesi, ilköğretim ve ortaöğretim okullarını, ifade etmektedir.

Yukarıda belirtilenlerin dışında kalan; öğrencileri istedikleri derslere yetiştirmek, bilgi düzeylerini yükseltmek amacıyla faaliyet gösteren dershaneler ile kişilerin sosyal, kültürel ve mesleki alanlarda bilgi, beceri, yetenek ve deneyimlerini geliştirmek veya serbest zamanlarını değerlendirmek üzere faaliyet gösteren özel öğretim kurumları (üniversiteye veya Anadolu liselerine hazırlık kursları, bilgisayar kursları, şoför okulları, dans, bale ve mankenlik okulları gibi) ile öğrenci etüt eğitim merkezlerinin işletilmesinden elde edilen kazançların bu maddede yer alan istisnalardan yararlanması söz konusu olmayacaktır.

İstisna, okulların faaliyete geçtiği vergilendirme döneminden başlamak üzere 5 vergilendirme döneminde uygulanacaktır. Örneğin, Eylül 2004 tarihinde faaliyete geçen bir ilköğretim okulu için, mükellefin bu tesisin işletilmesinden 2004-2008 vergilendirme dönemlerinde elde ettiği kazançlarına istisna uygulanması gerekir.

Öte yandan, eğitim tesislerinde yer alan kantin, büfe, kafeterya, kitap satış yeri gibi tesislerin gerek bizzat işletilmesinden gerekse kiraya verilmesinden elde edilen kazançlara istisna uygulanmayacaktır. Ancak, taşıma, yemek ve yatma bedelinin okul ücretine dahil olduğu durumlarda bu faaliyetler de eğitim faaliyetleri içinde kabul edilerek istisna uygulamasına konu olabilecektir. Ancak, bu faaliyetlerin okul işletmecisi tarafından sağlanmaması halinde, bu faaliyetlerden elde edilen kazançlar için istisna uygulanmayacaktır.

Tasarı/teklif madde 26

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

- Araştırma ve geliştirmeye yönelik faaliyetleri teşvik etmek amacıyla vergi sistemimizde yer alan vergi ertelemesine yönelik düzenleme önce üçer aylık kazançlar üzerinden geçici vergi alınması uygulamasına geçilmesi ve özellikle enflasyon oranının önemli ölçüde aşağıya çekilmesi ile teşvik edici niteliğini önemli ölçüde kaybetmiştir.

Ülkemizin kalkınmasında ve uluslararası rekabet gücümüzün artırılmasında araştırma ve geliştirmeye yönelik harcamaların gayri safi millî hasıla içindeki payının artırılması büyük önem taşımaktadır. Bu nedenle araştırma ve geliştirme harcaması yapan özel sektör kurumlarının bu alandaki çabalarının desteklenmesi için etkisi azalmış olan vergi ertelemesi teşviki kaldırılarak yerine araştırma ve geliştirmeye yönelik harcamaların % 40'ının beyan edilen gelirden indirilmesine olanak sağlayan bir düzenleme yapılmaktadır.

Araştırma ve geliştirme harcamaları niteliklerine göre, muhasebe uygulamaları çerçevesinde, doğrudan veya amortisman yoluyla gider olarak kaydedilmek suretiyle kurum kazancının tespitinde dikkate alınmaktadır. Yine kurumların araştırma ve geliştirme departmanlarında kullandıkları amortismana tâbi iktisadî kıymetler, diğer şartları da taşımaları kaydıyla, yatırım indirimi uygulamasından yararlanmaktadır. Getirilen Ar-Ge indirimi uygulaması ile, ilgili dönemde gider kaydedilen Ar-Ge harcamalarına ilave olarak bunların % 40'ının ilgili dönemde beyan edilen gelirden indirilmesine imkân sağlanmaktadır.

Kapsama sadece işletme içi araştırma ve geliştirme faaliyetlerine yönelik harcamalar girmektedir. Bu yönüyle Ar-Ge faaliyetlerine yönelik olarak 4691 sayılı Teknoloji Bölgeleri Kanununda yer alan teşvik edici düzenlemenin bir tamamlayıcısı niteliğindedir.

Ar-Ge indirimi kapsamında değerlendirilecek harcamaların yeni teknoloji ve bilgi arayışına yönelik olup olmadığı, alınan yetki kapsamında, gerek görülmesi halinde ilgili kuruluşlara incelettirilerek ekspertiz raporuna bağlanacaktır.

Ar-Ge indirimi geçici vergi dönemlerinde de uygulanacaktır. Yıl bazında ilgili kuruluşlarca yapılacak değerlendirmeler sonucunda, Ar-Ge indirimi kapsamında değerlendirilmeyen harcamaların geçici vergi dönemlerinde Ar-Ge indirimine baz alınmış olması halinde gerekli düzeltmelerin ilgili hükümler çerçevesinde yapılması gerekecektir.

Tasarı/teklif madde 27

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

- Madde ile Kurumlar Vergisi Kanununun 8 inci maddesine dört yeni bent eklenmektedir.

Kurumlar Vergisi Kanununun 8 inci maddesine eklenen (8) numaralı bent ile, eğitim faaliyetleri için önemli bir vergi teşviki getirilmekte, özel okullarının işletilmesinden elde edilen kazançlar, Millî Eğitim Bakanlığının görüşü alınmak suretiyle, Maliye Bakanlığının belirleyeceği usul ve esaslar çerçevesinde 5 vergilendirme dönemi kurumlar vergisinden müstesna tutulmaktadır.

Kurumlar Vergisi Kanunun 8 inci maddesine eklenen 9, 10 ve 11 inci bent hükümleriyle kurumların yurt dışından elde ettikleri iştirak kazançları ile şube kazançları belirli şartların yerine getirilmesi halinde kurumlar vergisinden istisna edilmektedir.

Söz konusu bent hükümlerinin esas amacı, kurumların yurt dışındaki iştiraklerden elde ettikleri kâr payları ve şube kazançları ile ilgili olarak ortaya çıkan aşırı ekonomik çifte vergilendirmeyi ortadan kaldırmak ve aynı zamanda yurt dışı yatırımlarını Türkiye'de kuracağı kurumlar aracılığı ile yönlendirme amacında olan yabancı yatırımcıların gerek Türkiye'de gerekse yatırımın kaynaklandığı esas ülkede aşırı ekonomik çifte vergilendirmeye maruz kalmasını önlemektir.

Türkiye'de mevcut kurumlar arasındaki iştirak kazançlarının kurumlar vergisinden ve vergi kesintisinden müstesna tutulmak suretiyle ekonomik çifte vergilendirme önleniyorken, yurt dışındaki kurumlardan elde edilen iştirak kazançları için bu imkân bulunmamaktadır. Bu madde ile aynı imkân yurt dışı kâr payları için de getirilmekte, yurt dışı şube kazançları için de paralel düzenleme yapılmaktadır.

Madde ile Kurumlar vergisi Kanununun 8 inci maddesine eklenen 9 uncu bent hükmü uyarınca istisnadan yararlanabilmek için;

- İştirak edilen yabancı kurumun kanuni ve iş merkezinin Türkiye'de bulunmaması, - İştirak edilen yabancı kurumun anonim veya limited şirket mahiyetindeki bir şirket olması, - İştirak edilen kurumun esas faaliyet konusunun finansal kiralama veya her nevi menkul kıymet alım satımı olmaması, - İştirak edilen yabancı kurumun sermayesine, kazancın elde edildiği tarihte devamlı surette en az iki yıl süre ile % 25 ve daha fazla oranda iştirak edilmesi, - İştirak edilen yabancı kurum tarafından dağıtıma tâbi tutulan iştirak kazancının kanuni veya iş merkezinin bulunduğu ülke vergi kanunları uyarınca en az % 20 oranında kurumlar vergisi benzeri vergi yükü taşıyor olması, - İştirak edilen yabancı kurumun esas faaliyet konusunun finansman temini ve sigortacılık olması durumunda kurumlar vergisi benzeri vergi yükünün Türkiye'deki kurumlar vergisi oranına eşit veya daha fazla olması - İştirak edilen yabancı kurum tarafından dağıtıma tâbi tutulan iştirak kazancının en az % 75’inin ticarî, ziraî ve serbest meslek kazancı niteliğinde olması - Elde edilen iştirak kazançlarının elde edildiği vergilendirme dönemi ile ilgili kurumlar vergisi beyannamesinin verilme tarihine kadar Türkiye'ye transfer edilmesi gerekmektedir.

Maddede belirtilen istisnadan yararlanabilmek için iştirak edilen kurumun kanuni ve iş merkezinin her ikisinin de Türkiye'de olmaması yani Türkiye'de tam mükellef olmaması gerekmektedir. Madde uyarınca sağlanan istisnayı, kazancın elde edildiği ülke vergi sisteminin Türk vergi sisteminin yarattığı vergilendirme kapasitesi ile aynı düzeyde bir vergilendirme imkânı sağlayıp sağlamadığı hususunu göz önünde bulundurarak, her bir bent için ayrı ayrı uygulanabilecek şekilde elde edildiği ülkeler bakımından sınırlandırmaya Bakanlar Kurulu yetkili kılınmıştır.

Dolayısıyla istisnanın uygulanabilmesi için iştirak edilen kurumun kanunî veya iş merkezinin aynı zamanda Bakanlar Kurulu Kararı ile belirlenen herhangi bir ülkede de bulunmaması gerekmektedir. Bakanlar Kurulu Kararı ile belirlenecek olan bu ülkeler tam anlamıyla bir vergi sistemine sahip olmayan veya aşırı ve zararlı özel vergilendirme rejimleri ile yatırımları çekmeye çalışan ülkeler olacaktır.

İstisnadan yaralanabilmenin ikinci şartı, iştirak edilen yurt dışındaki kurumun anonim veya limited şirket mahiyetinde olmasıdır. Kurumlar vergisi kanunu çerçevesinde kurum olarak nitelendirilmekle beraber anonim veya limited şirket mahiyetinde olmayan kurumlardan, mesela yatırım fonlarından, elde edilecek iştirak kazançlarının bu istisnadan yararlanabilmesi mümkün olmayacaktır.

İstisnadan yararlanabilmek için gerekli olan üçüncü şart, iştirak edilen yurt dışındaki kurumun esas faaliyet konusunun finansal kiralama veya her nevi menkul kıymet yatırımı olmaması gereğidir. Yurt dışında kurulmuş bulunan ve esas faaliyet konusu finansal kiralama olan kurumlara iştirak edilmesi durumunda diğer bütün şartlar yerine getirilmiş olsa bile bu iştirakten elde edilen iştirak kazançları için istisnanın uygulanması mümkün değildir. Aynı şekilde iştirak edilen kurumun esas faaliyet konusunun her nevi menkul kıymet yatırım araçlarına yatırım yapmak olması durumunda da bu iştiraklerden elde edilen iştirak kazançlarına istisnanın uygulanması mümkün bulunmamaktadır.

İstisnadan yararlanabilmek için gerekli olan dördüncü şart iştirakin oranı ve elde bulundurma süresiyle ilgilidir. Madde hükmü uyarınca yurt dışındaki kurumda ki iştirakin en az % 25 oranında olması ve bu iştirakin iştirak kazancının elde edildiği tarih itibariyle en az iki yıl süre ile ve kesintisiz olarak elde tutulmuş olması gerekmektedir. Dolayısıyla en az % 25 oranındaki iştirak şartının bütün iki yıl boyunca devam ettirilmiş olması bir zorunluluktur.

İstisna için yerine getirilmesi gereken beşinci şart ise iştirak edilen yabancı kurumda dağıtıma tâbi tutulan kazancın ilgili ülkede hangi oranda kurumlar vergisine benzer bir vergi yükü taşıdığı ile ilgilidir.

Madde hükmü uyarınca bu iştiraklerin kanuni veya iş merkezinin bulunduğu ülke vergi kanunları uyarınca en az % 20 oranında kurumlar vergisi benzeri bir vergi yükü taşıyor olması gerekmektedir. Esas faaliyet konusu finansman temini ve sigortacılık olan banka ve sigorta şirketlerinde en az Türkiye'de uygulanan kurumlar vergisi oranında kurumlar vergisi benzeri bir vergi yükü taşıyıp taşımadığına bakılacaktır.

Maddeye eklenen diğer bir fıkra hükmü ile maddenin 9, 10 ve 11 inci bentlerdeki diğer koşulların yerine getirilmesi şartıyla bu bentlerde yer alan istisnaların, kurumlar vergisi benzeri vergi yükünün; en az % 15 olması durumunda, iştirak kazancı veya iş yeri veya daimi temsilci aracılığı ile elde edilen kurum kazancının 1/2’sine, en az % 10 olması durumunda, iştirak kazancı veya iş yeri veya daimi temsilci aracılığı ile elde edilen kurum kazancının 1/3 üne uygulanacağı belirtilmiştir.

Maddede ayrıca vergi yükünün nasıl belirleneceği açıklığa kavuşturulmuştur. Buna göre, kanuni veya iş merkezinin bulunduğu ülkede ilgili dönemde tahakkuk eden toplam kurumlar vergisi benzeri verginin, bu dönemde elde edilen toplam dağıtılabilir kurum kazancı ile tahakkuk eden kurumlar vergisi toplamına oranlanması suretiyle tespit edilecektir. Vergi yükü hesaplanırken kurumlar vergisi düştükten sonra kalan toplam dağıtılabilir kurum kazancının tespit edilmesi gerekmektedir.

İşletmede bulunan ancak karşılık olarak veya yedek akçe olarak ayrılan kazanç tutarları da dağıtılabilir kârın bir unsuru olarak kabul edilecektir. Buna karşılık bulunduğu ülke mevzuatı uyarınca vergiye tâbi kazancın tespitinde gider olarak kabul edilmeyen ancak fiilen yapılmış olan gerçek mahiyetteki giderler nedeniyle dağıtılabilir kazançta azalmaya yol açan unsurlar dağıtılabilir kurum kazancının tespitinde dikkate alınabilecektir. Örneğin kurum ticari kazancının 90, vergiye tâbi kazancın tespitinde gider olarak kabul edilmeyen gerçek gider tutarının 10, dolayısıyla vergiye tâbi kazancın 100 olduğunu ve bu kazancın yarısının vergiden istisna edildiğini varsayalım. Aynı zamanda bu ülkede vergi oranının % 20 olması durumunda hesaplanacak kurumlar vergisi benzeri vergi 10 olacak bu verginin dağıtılabilir kazanç olan 80 ile hesaplanan kurumlar vergisi olan 10 un toplamı olan 90 a oranlanması sonucu bulunacak vergi yükü % 12,5 olacak dolayısıyla bu kazanç üzerinden elde edilecek iştirak kazancının tamamının istisnadan yararlanması mümkün olmayacak, sadece elde edilen iştirak kazancının 1/3 ü kurumlar vergisinden istisna edilebilecektir. Buna karşılık diğer ülkede herhangi bir istisnadan yararlanılmadığı varsayılır ise bu durumda kurumlar vergisi 20 olacak, kurumlar vergisi düştükten sonra kalan ve dağıtılabilir kazanç olan 70 ile hesaplanan kurumlar vergisi olan 20 nin toplamı olan 90 a oranlanması sonucu ortaya çıkacak olan vergi yükü % 22,2 olacağından bu kazanç üzerinden elde edilecek iştirak kazançlarının tamamının istisnadan yararlanması mümkün olacaktır.

Öte yandan esas faaliyet konusu finansman temini ve sigortacılık olanlarda tam istisnadan yararlanabilmek için, aynı şekilde hesaplanacak kurumlar vergisi benzeri vergi yükünün Türkiye'de uygulanmakta olan Kurumlar vergisi oranına eşit olması gerekmektedir.

Ancak bu vergi yükünün en az % 15 olması durumunda iştirak kazancının yarısı, vergi yükünün en az % 10 olması durumunda ise iştirak kazancının 1/3 ü kurumlar vergisinden istisna edilecektir.

Diğer bir şart ise dağıtıma tâbi tutulan kazancın içeriği ile ilgilidir. Buna göre içinden iştirak kazancı elde edilen yabancı kurum kazancının en az % 75’inin aktif faaliyetlerden elde edilen ticari, zirai veya serbest meslek kazancı niteliğinde olması gerekmektedir. Eğer iştirak edilen yabancı kurumun dağıtıma tâbi tuttuğu kurum kazancının % 75’ten fazlası bu türden aktif gelirlerden oluşuyor ise elde edilen iştirak kazancının tamamı istisna edilecektir. Örneğin toplam kurum kazancı 100 olan yurt dışı iştirakin kazanç kompozisyonunun aşağıdaki gibi olduğunu varsayalım.

Ticarî kazanç 50 Kâr payı 20 Faiz 10 Menkul Kıymet Alım Satım Kazancı 20 Bu durumda ticarî kazanç niteliğindeki kazancın toplam kazanca oranı % 50 ile sınırlı olduğundan, bu dönemde elde edilen bütün kurum kazancı unsurları üzerinden elde edilecek iştirak kazancına istisnanın uygulanması mümkün olamayacaktır.

İstisnanın uygulanması ile ilgili son şart söz konusu iştirak kazancının Türkiye'deki kurum tarafından elde edildiği vergilendirme dönemi ile ilgili kurumlar vergisi beyannamesinin veriliş tarihine kadar Türkiye'ye transfer edilmiş olması gereğidir. Elde edilen iştirak kazançlarının elde edildiği dönemde kurum kazancına dahil edilmesi bir zorunluluk olmakla beraber bu kazancın kurumlar vergisi beyanname verme tarihinin sonuna kadar Türkiye'ye fiilen transfer edilmediği durumda bu istisnadan yararlanmak mümkün olamayacaktır. Söz konusu tarihten sonra yapılacak transferler de artık istisna imkânı sağlamayacaktır.

Madde ile Kurumlar Vergisi Kanununun 8 inci maddesine eklenen 10 uncu bent hükmü uyarınca istisnadan yararlanabilmek için de;

- Kurumun işyeri veya daimi temsilcisinin Bakanlar Kurulu Kararı ile belirlenen ülkelerde bulunmaması, - İşyeri veya daimi temsilcinin esas faaliyet konusunun finanssal kiralama ve her nevi menkul kıymet yatırımı olmaması, - Diğer bir ülkedeki işyeri veya daimi temsilcisi aracılığı ile elde edilen kazancın bu ülke vergi kanunları uyarınca en az % 20 oranında kurumlar vergisi benzeri vergi yükü taşıyor olması, - Diğer bir ülkedeki işyeri veya daimi temsilcinin esas faaliyet konusunun finansman temini ve sigortacılık olması durumunda kurumlar vergisi benzeri vergi yükünün Türkiye'deki kurumlar vergisi oranına eşit olması, - Diğer bir ülkedeki işyeri veya daimi temsilcisi aracılığı ile elde edilen kazancın en az % 75’inin ticarî, ziraî ve serbest meslek kazancı niteliğinde olması, - Diğer bir ülkedeki işyeri veya daimi temsilcisi aracılığı ile elde edilen kazancın elde edildiği vergilendirme dönemi ile ilgili yıllık kurumlar vergisi beyannamesinin verilmesi gereken tarihi takip eden üçüncü ayın sonuna kadar Türkiye'ye transfer edilmesi, Gerekmektedir.

Yurt dışı şube kazançlarının istisna edilebilmesi için getirilen bu koşullar yurt dışı iştirak kazançlarının istisna edilmesi ile paralellik taşımakta olup iştirak kazançları ile ilgili olarak yukarıda 9 uncu bende yönelik yapılan açıklamalar şube kazançları için de aynen geçerli olacaktır.

Madde ile Kurumlar Vergisi Kanununun 8 inci maddesine eklenen 11 inci bent hükmü uyarınca istisnadan yararlanabilmek için de;

- 9 uncu bentte belirtilen koşulların aynen yerine getirilmesi, - İştirak kazancı elde eden kurumun, Türkiye'de tam mükellef bir anonim şirket olması, - Bu kurumun yurt dışı iştiraklerinin bu kurumun toplam aktifi içerisindeki payının en az % 75 olması, - Bu kurumun yıllık kazancının en az % 75’inin yurt dışı iştirak kazançlarından oluşması, Gerekmektedir.

Tüm bu şartların gerçekleşmesi durumunda sadece yurt dışından elde edilen iştirak kazançları kurumlar vergisinden istisna edilecek, istisna edilen bu kazançlar üzerinden anonim veya limited şirket mahiyetindeki şirketlere dağıtılan kâr payları üzerinden Gelir Vergisi Kanununun 94 üncü maddesinin birinci fıkrasının (6) numaralı bendinin (b/ii) numaralı alt bendi uyarınca % 5'ten fazla bir oranda vergi kesintisi yapılamayacaktır. Bu durumda bu kurumdan kâr payı elde edenin tam mükellef kurum veya yabancı bir kurumun Türkiye'deki iş yeri veya daimi temsilcisi olması durumunda Gelir Vergisi Kanununun 94 üncü maddesinin birinci fıkrasının (6) numaralı bendinin (b/i) numaralı alt bendi uyarınca zaten herhangi bir vergi kesintisi yapılmayacak, buna karşılık bu kurumdan kâr payının doğrudan anonim veya limited şirket mahiyetindeki yabancı bir kurum tarafından elde edilmesi durumunda yapılacak vergi kesintisi oranı % 5’i geçemeyecektir.

Tasarı/teklif madde 28

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

- Araştırma ve geliştirmeye yönelik faaliyetleri teşvik etmek amacıyla Gelir Vergisi Kanununda yapılan değişikliğe paralel düzenleme Kurumlar Vergisi Kanununda da yapılmaktadır. Gelir Vergisi Kanununa ilişkin değişiklik gerekçesinde yer alan hususlar bu madde açısından da geçerlidir.

Bendin değiştirilmeden önceki halinde yer alan Ar-Ge vergi ertelemesi dışındaki düzenlemelere, tasarı ile Kurumlar Vergisi Kanununa eklenen mükerrer 14 üncü maddede aynen ver verilmiştir.

Tasarı/teklif madde 29

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

- Kurumlar Vergisi Kanununun 14 üncü maddesinin birinci fıkrasının 6 ve 7 numaralı bentlerinde yer alan bağış ve yardımlara ilişkin indirimler ile zarar mahsubuna ilişkin hükümler mükerrer 14 üncü madde olarak yeniden düzenlenmektedir.

Yapılan düzenleme Kanun sistematiği açısından bir düzeltmeyi ifade etmektedir. Düzenleme bağış ve yardımların beyanname üzerinden gösterilmesini gerektirmesi dışında bir yenilik getirmemektedir. Düzenleme ile Gelir Vergisi Kanununda geçerli olan sistematik Kurumlar Vergisi Kanununa taşınmaktadır.

Daha önce de belirtildiği üzere, yeni maddede Ar-Ge ertelemesi uygulamasına yönelik düzenleme dışında kalan Kurumlar Vergisi Kanununun 14 üncü maddesinin birinci fıkrasının 6 ve 7 numaralı bentlerinde yer alan hükümlere aynen yer verilmiştir.

Devir halinde zarar mahsubuna ilişkin mevcut düzenlemede yer alan zarar dışındaki aktif toplamı ibaresine, yeni düzenlemede aktif toplamı olarak yer verilmiştir. Bu uygulamada değişiklik gerektiren bir düzeltme olmayıp, muhasebe sistemi içerisinde zararların özsermaye kalemleri arasında negatif bir unsur olarak gösteriliyor olması dolayısıyla ifadenin muhasebe uygulamalarına daha paralel hale getirilmesini amaçlamaktadır.

Tasarı/teklif madde 30

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

- Yapılan düzenleme ile, mükelleflerin, hukukî statülerini, faaliyet gösterdikleri alanları ve tasfiyeye giriş tarihindeki aktif büyüklüklerini dikkate almak suretiyle tasfiye işlemlerine yönelik inceleme yaptırmama konusunda Maliye Bakanlığına yetki verilmektedir.

Tasarı/teklif madde 31

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

- Madde ile Kurumlar Vergisi Kanununun 24 üncü maddesi çerçevesinde hesaplanan kurumlar vergisinin ödeme zamanı yeniden belirlenmektedir. Düzenlemeye göre 24 üncü madde uyarınca kesilen vergi, beyannamenin verileceği ayın yirmi altıncı günü akşamına kadar ödenecektir.

Tasarı/teklif madde 32

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

- Madde ile Kurumlar Vergisi Kanununa bir geçici madde eklenmektedir.

Geçici madde ile Kurumların bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 31.12.2004 tarihine kadar; kanuni ve iş merkezi Türkiye'de bulunmayan kurumlardan elde ettikleri iştirak kazançları ile yurt dışında bulunan işyeri veya daimi temsilcisi aracılığı ile elde ettikleri kurum kazançları 30.6.2005 tarihine kadar Türkiye'ye transfer edilmiş olmak kaydıyla kurumlar vergisinden müstesna tutulmaktadır.

Sınırlı bir süre için sağlanan istisnadan yaralanabilmek için, - Kanunî ve iş merkezi Türkiye'de bulunmayan kurumlardan elde edilen iştirak kazançları ile - Yurt dışında bulunan iş yeri veya kanuni temsilcisi aracılığı ile elde edilen kurum kazançlarının - Kanunun yayım tarihinden itibaren 31.12.2004 tarihine kadar elde edilmiş olması ve - Bu kazançların 30.6.2005 tarihine kadar Türkiye'ye transfer edilmiş olması Gerekmektedir.

Bu istisnanın uygulanması ile ilgili olarak göz önünde bulundurulması gereken en önemli husus iştirak kazancı veya şube kazancının elde ediliş tarihidir. Sadece bu kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra 31.12.2004 tarihine kadar elde edilen iştirak kazançları ile şube kazançları istisnadan yararlanabilecektir. Kanunun yayım tarihinden önce elde edildiği halde Türkiye'de kurum kazancına dahil edilip beyan edilmeyen veya 31.12.2004 tarihinden sonra elde edilen iştirak kazançları ile şube kazançlarının bu istisnadan yararlanması mümkün değildir.

Tasarı/teklif madde 33

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

- 4458 sayılı Gümrük Kanunu gereğince gümrük idarelerine verilen ve mahiyeti itibari ile manifestolara benzeyen özet beyan formları 488 sayılı Damga Vergisi Kanunu'na ekli (1) sayılı tabloda ayrı bir bent halinde düzenlenmiştir. Böylece, özet beyan formları ile bu belge yerine geçmek üzere verilen belgelerin (1) sayılı tablonun hangi bölümüne göre vergileneceği hususunda uygulamada oluşan tereddütlerin giderilmesi amaçlanmıştır.

Madde ile Damga Vergisi Kanununa ekli (1) sayılı tablonun "IV. Makbuzlar ve diğer kağıtlar" başlıklı bölümünün (1) numaralı fıkrasının (h) bendi, mevcut düzenlemenin ortaya çıkardığı tereddütleri giderecek şekilde yeniden düzenlenmiştir.

Böylece, kişilere doğrudan yapılan ödemeler, kişilerin banka hesabına havale yapılması şeklinde yapılan ödemeler ile kişilerin bir başka kamu idaresine olan borcuna mahsuben yapılan ödemelerin bu bent kapsamında damga vergisine tâbi olduğu açıklığa kavuşturulmuştur.

Bankalar ve özel finans kurumlarının yanı sıra tüketici finansman şirketleri ile kişiler arasında düzenlenecek kredi kartı üyelik sözleşmelerinin de damga vergisinden istisna edilmesi amaçlanmıştır. Ancak, muhtelif kurumlar tarafından, kendi sattıkları ürünlerin pazarlanması amacıyla düzenlenen ve yalnızca bu kurumlar nezdinde geçerliliği olan kredi kartlarına ilişkin üyelik sözleşmeleri bu fıkra kapsamı dışında tutulmuştur.

Tüketici finansman şirketlerince 4077 sayılı Kanunun 10 uncu maddesi çerçevesinde kullandırılan tüketici kredilerine ilişkin olarak düzenlenen sözleşmelerin tüketiciye verilen nüshasının yanı sıra diğer nüshaları da istisna kapsamına alınarak sözleşmeyi imzalayan taraflar arasındaki eşitsizliğinin giderilmesi amaçlanmıştır.

Maliye Bakanlığının veya Sayıştay'ın vizesine tâbi ihale kararlarının vize edilmemesi durumunda ihale kararının hükmünden yararlanılmamış sayılacağı hükme bağlanmaktadır

Tasarı/teklif madde 34

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

- 2.1.2004 tarihli 25334 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan ve 1.1.2004 tarihinde yürürlüğe giren 5035 sayılı Kanunun 36 ncı maddesi ile 492 sayılı Harçlar Kanuna ekli (4) sayılı tarifenin "II-Kadastro ve Tapulama işlemleri" başlıklı bölümüne eklenen hükümle kadastro yenilenmesi işlemleri harç kapsamı dışına çıkarıldığından, 1.1.2004 tarihinden önce bu işlem nedeniyle hesaplanan ancak bu tarihe kadar tahsil olunamayan harçların 6 eşit taksitte tahsil olunmak suretiyle tasfiyesine imkân sağlanmaktadır.

Tasarı/teklif madde 35

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

- Yapılan düzenleme ile özel iletişim vergisinin kapsamı genişletilmekte, Telekomünikasyon Kurumuyla görev veya imtiyaz sözleşmesi imzalamak veya bu Kurumdan ruhsat veya genel izin almak suretiyle telekomünikasyon alt yapısı kurup işleten veya telekomünikasyon hizmeti sunan işletmecilerin bütün telekomünikasyon hizmetleri özel iletişim vergisi kapsamına alınmaktadır.

Bu madde ile her nevi mobil telekomünikasyon işletmeciliği kapsamındaki hizmetler ile radyo ve televizyon yayınlarının uydu platformu ve kablo ortamından iletilmesine ilişkin hizmetler için yeni bir yükümlülük veya değişiklik getirilmemekte, bunun dışındaki telekomünikasyon hizmetlerinin % 15 oranında vergilendirilmesi öngörülmektedir.

Tasarı/teklif madde 36

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

- Bu madde ile Millî Piyango İdaresi Genel Müdürlüğü tarafından tertiplenen şans oyunlarının vergilendirilmesi, Avrupa Birliği ve diğer ülkelerdeki uygulamalara göre yeniden düzenlenmiştir. Millî Piyango İdaresi Genel Müdürlüğünün şans oyunları lisans hakkını özel kuruluşa devretmesi hali göz önünde bulundurularak; 6802 sayılı Gider Vergileri Kanununun 40 ıncı maddesinin (b) bendinde yer alan Millî Piyango İdaresi Genel Müdürlüğünün düzenlediği şans oyunlarının vergilendirilmesine ilişkin hüküm değiştirilmiştir. Maddenin diğer hükümlerinde ise herhangi bir değişiklik yapılmayarak, yapılan bu değişikliğe uygun düzenlemeye yer verilmiştir.

Yapılan düzenleme ile Millî Piyango İdaresi Genel Müdürlüğünün vergilendirilmesinde, vergiyi doğuran olayın kapsamı genişletilmiştir. Buna göre, Millî Piyango İdaresi Genel Müdürlüğünün her ne nam altında olursa olsun tahsil ettiği tüm paralardan;

ödenen her türlü ikramiye, işletici firma payı, bayi komisyonu, idare payı ve Savunma Sanayii Destekleme Fonu payı düşüldükten sonra kalan tutar, şans oyunları vergisine tâbi tutulmaktadır.

Tasarı/teklif madde 37

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

- 31.12.2003 tarihine kadar tevkifat suretiyle ödenmiş olan ancak mahsup veya iadesine imkân verilmeyen fon paylarının, 2003 yılına ilişkin olarak verilen yıllık beyanname üzerinden hesaplanan verginin % 10'unu aşan kısmının 2004 yılına ilişkin kazancın tespitinde gider olarak dikkate alınmasına yönelik düzenleme yapılmaktadır. Bu işlem özel hesap dönemleri bulunan kurumlarda, bu dönemler dikkate alınarak yerine getirilecektir.

Birden fazla takvim yılına sirayet eden inşaat ve onarma işlerinde kazancın belirlenmesinde işin bitim tarihi esas alındığı için, 2003 yılından sonra biterek kazancı tespit edilecek işlerle ilgili olarak tevkif suretiyle ödenen fon paylarının hesaplanan verginin % 10'unu aşan kısmının hangi dönemde gider olarak dikkate alınacağına yönelik özel bir düzenlemeye yer verilmiştir. Bu durumda iş ile ilgili kazancın beyan edildiği vergilendirme dönemine ilişkin olarak verilen beyanname üzerinden hesaplanan verginin %10'unu aşan kısmı beyannamenin verildiği yılın kazancının tespitinde dikkate alınacaktır.

Tasarı/teklif madde 38

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

- Bankalar tarafından ihracatçılara verilen ihracat kredileri ile ilgili taahhüt kapatılma süreleri; ülkemizde ve dünyada yaşanan ekonomik koşullar nedeniyle 1997 yılından itibaren Bakanlar Kurulu kararlarıyla uzatılmıştır. Yapılan bu süre uzatımları; ihracatı desteklemek amacı çerçevesinde, özellikle 1996 ve 1997 yıllarına ilişkin olarak açılmış bulunan ihracat taahhüt kredileri ile ilgili olarak, bankalar tarafından ödenmesi gereken banka ve sigorta muameleleri vergisi ile kaynak kullanımını destekleme fonu tutarlarının ödenememesine ve bu tutarlara ilişkin gecikme faizi, gecikme zammı ve cezai faiz tutarlarının sürekli artmasına sebebiyet vermiştir.

Yapılan düzenleme ile, düzenlemenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla süresi geçtiği halde ihracat taahhütleri kapatılmamış olan kredilere ilişkin banka ve sigorta muameleleri vergisi ile kaynak kullanımını destekleme fonu kesintisinin ödenmemiş olan asıllarının Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu tarafından, bankaların Bankalar Kanunu uyarınca "Zarar Niteliğindeki Krediler ve Diğer Alacaklar" (Beşinci grup) kategorisinde bir alacağı olarak kabul edilmesi halinde, ilgili bankanın başvurusu üzerine ve bu vergi ve fon kesintisi asıllarının bu Kanunun yayımını izleyen üçüncü ay sonuna kadar ödenmesi şartıyla bu vergi ve fon kesintisine ilişkin birikmiş gecikme zammı, gecikme faizi ve cezai faizleri ile vergi cezalarının terkin edileceği; bu madde kapsamına giren alacakların maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce ödenmiş olması halinde ödenmeyen kısım için de bu hükümden yararlanılacağı, ödenen kısımların red ve iade edilmeyeceği ve bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar ile başvuru süresinin Maliye Bakanlığınca belirleneceği öngörülmektedir.

Bu madde ile, taahhüt kapatma süreleri içinde bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte taahhütleri kapatılmamış ihracat kredilerine ait ödenmemiş olan banka ve sigorta muameleleri vergisi ve kaynak kullanımını destekleme fonu kesintisi asıllarının tamamının tahsili amaçlanmaktadır. Yapılan düzenleme ile; 1997 yılından itibaren yapılan süre uzatımları sonucunda maddenin yürürlüğe girdiği tarihe kadar kapatılmamış olan ihracat taahhüt kredilerine ilişkin olarak bankalar tarafından ödenemeyen banka ve sigorta muameleleri vergisi ile kaynak kullanımını destekleme fonu kesintisinin asıllarının tamamının ödenmesi halinde, bu vergi ve fon kesintisinin süre uzatımı nedeni ile sürekli artarak büyüyen ve ödenmesi güç hale gelmiş olan gecikme faizi, gecikme zammı ve cezai faizi ile vergi cezası tutarlarının terkini sağlanmaktadır.

Bu madde kapsamındaki alacakların, bu madde yürürlüğe girmeden önce kısmen ödenmiş olması halinde, madde hükmü kalan tutarlar dikkate alınarak uygulanacaktır. Bu madde yürürlüğe girmeden önce, yapılan düzenleme kapsamında olup, daha önce ödenmiş olan alacaklar ise iade edilmeyecektir. Yapılan düzenlemeyle bu maddenin uygulanmasına ilişkin; başvuru süresi ile usul ve esasların Maliye Bakanlığınca belirleneceği hüküm altına alınmaktadır.

Tasarı/teklif madde 39

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

- Vergi ve diğer malî yükümlülüklerle ilgili olarak araştırma ve çalışmalarını, toplumun çeşitli kesimleri ve gelir politikalarını belirleyen kurumlarla paylaşmak, uluslararası gelişmelerin ışığında ekonomiyle uyumlu, adil, etkin ve toplumsal uzlaşmaya dayalı çağdaş bir vergi sisteminin oluşturulmasına katkıda bulunmak ve vergi bilincinin gelişmesine yardımcı olmak amacıyla Vergi Konseyi oluşturulmaktadır.

Tasarı/teklif madde 40

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

- Tasarının 25 ve 27 nci maddelerinde yapılan düzenlemelerle, okulların işletilmesinden elde edilen gelirler için gelir ve kurumlar vergisi istisnası getirilmiştir. Bu düzenleme sonucunda, 625 sayılı Özel Eğitim Kurumları Kanununun 3 üncü maddesinin ikinci fıkrasında yer alan daha dar kapsamlı vergi teşviki gereksiz olduğundan, ilgili maddede düzenleme yapılarak vergi teşvikini düzenleyen ifadeler metinden çıkartılmıştır.

Tasarı/teklif madde 41

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

- Bu maddede yapılan düzenleme ile Özelleştirme sonucunda yetki alacak gerçek ve tüzel kişilerce açılacak muayene istasyonlarında tescile bağlı araçların muayenelerini yaptırmak ve bu muayene istasyonlarının çalışma usul ve esaslarını tespit etmek ve denetlemek ve bu esaslara aykırı hareket edenler hakkında belirlenecek suç ve cezalar hakkında gerekli düzenlemeleri yapmak için Ulaştırma Bakanlığına yetki verilmiştir.

Tasarı/teklif madde 42

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

- Bu maddede yapılan düzenleme ile muayenesi yapılmayan araçların trafikten men edilerek trafik zabıtasınca verilecek en kısa süre içerisinde en yakın muayene istasyonuna gönderilerek araçların muayenelerinin yapılması amaçlanmaktadır.

Ayrıca araçların muayenelerinin süresinde yapılmasını sağlamak ve yasalarla getirilmiş trafik kurallarına uyulmasını sağlayacak ceza ve yaptırımların uygulanmasının sağlanması amaçlanmaktadır.

Tasarı/teklif madde 43

→ yürürlükteki madde 35

- Bu maddede yapılan düzenleme ile Özelleştirme Yüksek Kurulu'nun 23.9.2003 tarih ve 2003/64 sayılı Kararı ile özelleştirme programına alınan Araç Muayene İstasyonları/Hizmetinin özel sektör eliyle verilmesi; Avrupa Birliği Uyum sürecinde Avrupa Birliği tarafından belirlenmiş standartlara uygun olarak araç muayenelerinin yapılması belirlenen muayene ücretleri ile bu ücretlerden devletin ve ihaleyi alacak gerçek ve tüzel kişilerin alacağı paylar belirlenmiştir.

Maddede ayrıca devlete ödenecek hazine paylarının kimler tarafından hangi sürelerde nerelere ödeneceği, süresinde ödenmeyen veya eksik ödenenlere 6183 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanacağı hazine paylarını hiç bildirmeyen veya eksik bildirenlere ise hazine payının üç katı idari para cezası kesileceği ve eksik bildirilen yada hiç bildirilmeyen hazine payının ödenmesi gereken kanuni süresinden itibaren 6183 sayılı kanunun 51. maddesine göre uygulanacak gecikme zammı ile birlikte tahsili düzenlenmiştir.

Tasarı/teklif madde 44

→ yürürlükteki madde 46

- Karayolları Trafik Kanununun 115 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan mevcut düzenlemeye göre, ilk 10 gün içinde ödenen cezalar bir kat, ikinci 10 gün içinde ödenen cezalar iki kat, üçüncü 10 içinde ödenen cezalar ise üç kat olarak tahsil edilmektedir. Maddenin önerilen şeklinde cezanın ödenmesi için bir aylık ödeme süresi verilmekte ve bu suretle cezaya muhatap olan kişinin seyahatte olması, tatilde bulunması, ücretini veya maaşını henüz almamış olması gibi nedenlerle gecikmesi sonucu cezanın 3 kata çıkması ödeme güçlüğü yarattığından yapılan düzenlemeyle bu sakıncanın giderilmesi amaçlanmaktadır.

Diğer taraftan bir aylık ödeme süresi içinde ödenmeyen cezaların üç kata çıkması öngörülmek suretiyle de cezaların bir aylık süre içinde ödenmesi hedeflenmektedir.

Tasarı/teklif madde 45

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

- Özelleştirme Yüksek Kurulu'nun 23.9.2003 tarih ve 2003/64 sayılı Kararı ile özelleştirme programına alınan Araç Muayene İstasyonları/Hizmetinin özel sektör eliyle verilmesi halinde ülke genelinde muayene hizmetlerinin ihaleyi kazanan gerçek ve tüzel kişiler tarafından hizmete geçirilmesi belli bir zaman gerektireceğinden bu süre içerisinde muayene hizmetlerinin aksamaması için Karayolları Genel Müdürlüğünce araç muayenelerinin yapılmasının yanı sıra bu muayene istasyonlarında yapılacak muayenelerin ücretleri ile yetki verilen gerçek ve tüzel kişilerce yapılacak muayenelerin ücretleri arasındaki ücret farklılığının giderilmesi için karayolları muayene istasyonlarınca yapılacak muayene ücretlerine genel KDV oranında artış öngörülmüştür.

Tasarı/teklif madde 46

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

- Posta Kanununa eklenmesi öngörülen hükümle Maliye Bakanlığınca para cezalarının PTT İdaresi vasıtasıyla tahsiline izin verilmesi durumunda, anılan İdare ve bu idarenin memurlarına makbuz karşılığı ödeme yapılabileceği ve bu memurlara makbuz karşılığı yapılan ödemelerin yetkili ve mesul memura yapılmış ödeme sayılacağı hükme bağlanmaktadır.

Maddenin ikinci fıkrasında yapılması öngörülen düzenlemeyle, PTT İdaresince yapılacak tahsilatın Maliye Bakanlığı tarafından belirlenecek sürelerde Bakanlık Merkez Saymanlığına yatırılması ve bu tahsilat karşılığında PTT İdaresine Maliye Bakanlığının belirleyeceği oranda gider karşılığı ödenmesi amaçlanmaktadır. Bu düzenlemeye paralel olarak, söz konusu cezalara ait tutanakların tebliği için Posta İdaresince Posta Kanununun 20 nci maddesi uyarınca posta bedeli talep edilmemesi hususu hükme bağlanmaktadır.

Maddenin son fıkrasında, 6183 sayılı Kanunun 41 inci maddesinde geçen "postane ve posta çek merkezi müdürleri" ibaresinin para cezalarının aktarılmasında kimi ifade edeceği hususuna açıklık getirilmektedir.

Tasarı/teklif madde 47

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

- Hazineye ait taşınmazların doğrudan satışını düzenleyen 4706 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasına eklenen (i) bendi ile düzenlenecek protokolle, Hazineye ait taşınmazların, belediyelere doğrudan satışı imkânı getirilmektedir. Daha önce belediyelere bu tür taşınmaz satışları 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 30 uncu maddesine göre yapılmakta idi. Ancak, bu uygulama, belediyelerin zorunlu görevleri arasında konut yapma veya yaptırma amacı olmaması nedeniyle tereddütlere neden olmuştur. Bu nedenle belediyelerin şehircilik ilkelerine uygun planlar yaparak konut amacına ayrılmış Hazine taşınmazlarını kadastral veya imar parselleri halinde toplu olarak alarak, vatandaşları imarlı ve alt yapılı arsa veya konut sahibi yapmaları amaçlanmaktadır.

Ayrıca, satış amacı dışında kullanımın önlenmesi bakımından, tapu kütüğüne bu yönde şerh konulması öngörülmektedir. Belediyelere konut amaçlı satışlarda, satışın kadastral parsel üzerinden yapılması halinde, imar uygulaması yapılması durumunda, kamu hizmetlerine ayrılacak imar parsellerinin kamuya geri dönüşünü sağlamak üzere, bu imar parsellerinin müstakil parsel olarak hisselendirilmeksizin Hazine adına resen tescil edilmesi öngörülmektedir.

Tasarı/teklif madde 48

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

- Hazineye ait taşınmazların taksitli satışlarında alıcısı adına mülkiyet devrinin yapılmadığı durumlarda, alıcı, taksitle ödemenin belirli aşamasında taşınmazı almaktan vazgeçmesi durumunda, ihale sonucunda yükümlülüklerini yerine getirmeyenlere uygulanan geçici teminatın irat kaydedilmesi uygulamasına tâbi tutulmamaktadır.

Bu durum bir yandan haksızlığa neden olurken, bir yandan da kötüye kullanıma neden olmaktadır. Taksitlerini hiç ödemeyen alıcı, vazgeçtiğini söyleyerek yatırmış olduğu paranın iadesini istemektedir. Bu durumun giderilmesi amacıyla düzenleme yapılmaktadır.

Tasarı/teklif madde 49

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

- Mevcut mevzuat, Hazineye ve kamu kurum ve kuruluşlarına ait taşınmazların değerlendirilmesinde, satış, kiraya verme, sınırlı aynı hak tesisi gibi yöntemlerin kullanılmasını öngörmektedir.

Ancak bugün gelinen noktada, söz konusu yöntemler bu taşınmazların değerlendirilmesinde yetersiz kalmaktadır. Bu yöntemlerin yanında ilave değerlendirme yöntemlerinin kullanılması, imar sorunlarının kısa sürede ve değerlendirmeye imkân verecek şekilde çözümlenmesi, taşınmazların değerlendirilmesi açısından önem taşımaktadır.

Yapılan düzenleme ile Hazineye ve kamu kurum ve kuruluşlarına ait taşınmazların, kısa sürede, en iyi ve en uygun şartlarla değerlendirilebilmesi amacıyla, sermayesinin % 49'u Emekli Sandığı Genel Müdürlüğüne, % 49'u Türkiye Kızılay Derneğine, % 07'si Atatürk Orman Çiftliği Müdürlüğüne, % 03'ü Türk Hava Yolları Genel Müdürlüğüne ve % 1'i de Dr. M.Raif GÜR'ün varislerine ait olan Emek İnşaat ve İşletme Anonim Şirketine, söz konusu taşınmazları, inşaat yapmak, varsa üzerindeki muhdesat ile birlikte satmak, sattırmak, üzerinde sınırlı ayni hak tesis edilmek, projeye dayalı kat karşılığı inşaat yapılmak, gayrimenkul satış vaadi ve arsa payı karşılığında hasılat paylaşımı esasına göre inşaat sözleşmesi yapmak suretiyle değerlendirmek, bu değerlendirme işlemleri ile ilgili olmak üzere şirket veya gayrimenkul yatırım ortaklığı kurmak, kurulmuş veya kurulacak şirket veya gayrimenkul yatırım ortaklıklarına ortak olmak konularında yetki verilmesi ve Bayındırlık ve İskan Bakanlığına bu taşınmazlarla ilgili olarak imar mevzuatındaki mevcut düzenleme ve kısıtlamalara bağlı kalınmaksızın, her türlü planı yapma yetkisi verilmesi öngörülmektedir.

Tasarı/teklif madde 50

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

- 5084 sayılı Yatırımların ve İstihdamın Teşviki ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun ile kalkınmada öncelikli yöreler ile Devlet İstatistik Enstitüsü Başkanlığınca 2001 yılı için belirlenen fert başına gayrisafi yurtiçi hâsıla tutarı 1500 ABD Doları veya daha az olan illerdeki Hazineye, katma bütçeli kuruluşlara, belediyelere veya il özel idarelerine ait arazi ve arsaların en az 10 kişilik istihdam sağlayan yatırımcılara bedelsiz olarak devrine imkân tanınmıştır.

Ancak söz konusu yerlerde bulunan ve 10 kişilik istihdam sağlayamayan kapasitedeki yatırımlar bu düzenlemeden yararlanamamaktadır.

Yapılan düzenleme ile bedelsiz olarak devredilebilecek nitelikte olmasına rağmen 10 kişilik istihdam sağlayamadığı için bedelsiz olarak devredilemeyen, imar planlarında küçük sanayi sitesi alanına ayrılmış Hazineye ait arazi ve arsaların imar planı içinde oldukları dikkate alınmadan küçük sanayi sitesi kooperatiflerine "arazi" için tespit edilmiş harca esas değer üzerinden satılarak küçük yatırımcıların teşvik edilmesi amaçlanmaktadır.

Tasarı/teklif madde 51

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

- Maddenin uygulanması yatırımların teşviki amacıyla, yatırımcıya bedelsiz arsa veya arazi verilmesi olduğundan, üzerinde henüz faaliyete geçmemiş yatırım bulunan arazi veya arsaların da bedelsiz devredilebilmesi imkânı getirilmektedir. Bu şekilde bir yandan daha kısa sürede istihdam yaratılması, diğer yandan da aynı yerdeki yatırımlar arasında haksız rekabet oluşmaması sağlanacaktır. Ayrıca, Hazineye ait kullanılmayan bina ve müştemilatının bedelinin, devir tarihindeki vergi değeri üzerinden, yatırımın gerçekleştirilmesini engellemeyecek şekilde, devir tarihini izleyen ikinci yılın sonundan başlayarak iki yıl içinde altışar aylık dönemler itibarıyla taksitlerle ödenmesi öngörülmektedir.

Tasarı/teklif madde 52

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

- Halen 5084 sayılı Kanunun 3, 4 ve 6 ncı maddelerinde yer alan gelir vergisi stopajı teşviki, sigorta primi teşviki ve enerji desteğinin uygulama süresi yapılacak yatırımların gerçekleşme süresine bağlı olmaksızın 31.12.2008 tarihi itibarıyla sona ermektedir. Bu durumun belirli bir yatırım dönemi gerektiren projeler açısından olumsuz etkisi olacağı dikkate alınarak bu tür projelerde teşvik ve desteklerin yatırımın tamamlanmasından itibaren beş yıl süreyle yararlanmasına yönelik düzenleme yapılmaktadır. Yatırımların bir an önce gerçekleşmesini temin etmek amacıyla bu uygulamadan yararlanabilmek için yatırımın 5084 sayılı Kanunun yayımını izleyen 2 yıl içerisinde tamamlanması gerekmektedir.

Tasarı/teklif madde 53

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

- Bu madde ile;

7.3.1954 tarihli ve 6326 sayılı Petrol Kanununun 116/3 maddesi, Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında "Petrol Arama ve Petrolle İlgili Faaliyetleri Düzenleme Fonu" Kurulmasına İlişkin 20 sayılı Kararda Değişiklik Yapılmasına Dair 4482 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı, 1995, 1996 ve 1997 yılları Bütçe Kanunlarının sırasıyla, 56., 52. ve 48. maddeleri uyarınca yapılan kur farkı ödemelerinden dolayı kişiler hakkında çıkarılan tazmin miktarının, 1995, 1996 ve 1997 yılları için kişi borçları hesabına alınarak terkini düzenlenmiştir.

Tasarı/teklif madde 54

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

- 4958 sayılı Kanunla yürürlükten kaldırılan 4792 sayılı Kanunun 19 uncu maddesinin (G) bendinde yer alan ancak 4958 sayılı Kanuna konulmayan hükmün yeniden düzenlenmesi amaçlanmıştır.

Tasarı/teklif madde 55

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

- Yapılan düzenlemeyle, yabancı hukuk uygulamaları ve benzeri nedenlerle Hazine Avukatlarınca takibine imkân bulunamayan, Devletin taraf olduğu Milletlerarası yargı organlarında görülen davalar ile Milletlerarası tahkim davalarında, Devleti ve Genel Bütçe içindeki daireleri temsil ve savunmak üzere Türk ve yabancı uyruklu avukatlar veya avukatlık ortaklıklarından, 4734 sayılı Kanunun 22 nci maddesinin (h) bendi hükmüne göre hizmet satın alınabilmesi imkânı getirilmiş ve 2004 Malî Yılında Analitik Bütçe Sınıflandırmasına geçildiğinden, bu hizmetin, genel bütçeye dahil dairelerin ilama bağlı borçları ile mahkeme harç ve masraflarının kendi bütçelerinden ödeneceğine dair Maliye Bakanlığı Bütçe ve Malî Kontrol Genel Müdürlüğünün 22.3.2004 tarihli ve B.07.0.BMK.0.06.012.390/005003 sayılı genel yazısı çerçevesinde yapılan yeni uygulamaya paralel şekilde ilgili İdareler tarafından satın alınması öngörülmüştür.

Tasarı/teklif madde 56

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

- 1949 yılında Kamu Personelinin sosyal güvenliğini sağlamak üzere 5434 sayılı Kanunla kurulan T.C. Emekli Sandığı, kurulduğu yıldan itibaren iştirakçileri adına yatırılan kesenek ve karşılıkların oluşturduğu fonları, Türk turizminin yatırım gereksinimine sunmuş; bu amaçla ülkemizin büyük şehirlerinde otel, sahil yörelerinde tatil köyü inşa ettirerek işletmeye almış, fonların bir kısmını ise işhanı, otogar, çarşı gibi akar işletmesi ile menkul ve gayrimenkullere yatırarak gelir elde etme yolunu tercih etmiştir.

Sosyal Güvenlik Kuruluşlarının yeniden yapılandırılması çalışmaları çerçevesinde; Sandığın asli görevi dışında kalan ve doğrudan hizmetleriyle ilgisi olmayan Taksim Otelcilik A.Ş., PETKİM Petro Kimya A.Ş., Türkiye Petrollleri A.O. gibi iştiraklerdeki Sandık iştirak hisseleri ve gayrimenkullerin (Oteller, İşhanları, Çarşılar, Otogarlar, Tatil Köyleri v.b.) bu günün değişen ve gelişen şartları karşısında durumu tekrar incelendiğinde, anılan kıymetlerin satış yoluyla değerlendirilebilmesinin, bu suretle, Sandığın sadece Sosyal Güvenlik alanında faaliyet göstermesinin gerekli olduğu ortaya çıkmaktadır.

Ancak 5434 sayılı Kanunun 20 nci maddesi gereğince yeni bir yasal düzenleme yapılmadan bunların satılmasına imkân bulunmamaktadır.

Yapılan bu düzenleme ile satış işlemini gerçekleştirecek değer tespit ve ihale komisyonlarının oluşumu ile ihale usulleri belirlenmiştir.

Ayrıca belirtilen varlıkların satımı konusunda yönetim kurulu yetkilendirilmiş ancak yönetim kurulu tarafından belirlenecek olan, özellik arzeden bazı gayrimenkul ve iştirak paylarının satış işleminin bu konuda ihtisas kuruluşu olan Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından yapılması düzenlenmiştir.

Her iki haldede özelleştirme uygulamalarını düzenleyen ve Anayasal denetimden geçmiş olan 4046 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanacağı belirtilmiştir.

5434 sayılı Emekli Sandığı Kanununun 20 nci maddesine eklenen hükümler ile, Emekli Sandığının doğrudan hizmeti ile ilgili olmayan gayrimenkulleri ile diğer kuruluşlardaki iştirak paylarının satılmasına ilişkin prosedür düzenlenmiştir.

Bu prosedür uyarınca yukarıda belirtilen varlıklardan hangilerinin satılacağı Yönetim Kurulu tarafından belirlenecektir. Belirtilen varlıkların değer tespitini yapmak üzere kurulan değer tespit komisyonunun kimlerden oluşacağı ve uygulayacağı değer tespit metodları belirlenmiştir.

Ayrıca ihale komisyonunun kimlerden oluşacağı belirlenerek, Komisyonun 4046 sayılı Kanunda belirtilen ihale usullerinden hangilerini uygulayacağı açıkça düzenlenmiştir.

Diğer yandan Yönetim Kurulunca belirlenecek özellik arzeden bazı iştirak payları ve gayrimenkullerin Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından satışının yapılacağı konusunda düzenleme yapılmıştır. Bu varlıkların özelleştirme programına alınması ve satışının Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından 4046 sayılı Kanun çerçevesinde yapılması ve satıştan elde edilecek gelirlerin, özelleştirme giderleri düşüldükten sonra Emekli Sandığına aktarılacağına ilişkin hususlar belirlenmiştir.

Tasarı/teklif madde 57

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

- Bankalar Kanununda Değişiklik Yapan 4672 sayılı Kanunun 11 inci maddesinin (e) bendinde yer alan hüküm uyarınca özel finans kurumları, 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu, 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun ve 3167 sayılı Çekle Ödemelerin Düzenlenmesi ve Çek Hamillerinin Korunması Hakkında Kanun ile diğer mevzuatın çeke ve teminat mektuplarına ilişkin hükümleri ile 213 sayılı Vergi Usul Kanununun mükerrer 298 inci maddesi hükümlerinin uygulanması bakımından banka addolunmuştu.

Ancak günümüz koşullarında özel finans kurumları ile bankalar arasındaki farklılıklar bir hayli azalmış durumdadır. Maddenin (1) numaralı fıkrasının (a) bendinde düzenlemeyle vergi kanunları uygulaması yönünden banka-özel finans kurumu ayrımından kaynaklanan sorunları gidermek amacıyla, vergi kanunları uygulamasında özel finans kurumlarının banka olarak addolunması öngörülmektedir.

Maddenin (1) numaralı fıkrasının (b) bendinde yapılan düzenlemeyle, azalan bakiyeler usulünde uygulanacak amortisman oranının üst sınırı belirlenmektedir.

Maddenin (2) numaralı fıkrası ile 3065 sayılı Kanunun 1 inci maddesinin 3 numaralı fıkrasının (d) bendinde yer alan "Hazinece yapılan taşınmaz mal satışları hariç müzayede mahallerinde" ibaresi Hazinece yapılacak taşınmaz satışları ile ilgili istisnanın Katma Değer Vergisi Kanununun 17 nci maddesine taşınmış olması sebebiyle bu bentte yer alan hüküm "Müzayede mahallerinde" olarak değiştirilmiştir.

Maddenin (3) numaralı fıkrasının (a) bendinde ilgili Kanuna yapılan atıf düzeltilmekte, (b) bendinde yapılan düzenlemeyle ise, Gelir Vergisi Kanununun 42 nci maddesinin ikinci fıkrasında değişiklik yapılarak, yıllara sari inşaat ve onarma işlerinden elde edilen kazançlarda beyan zamanı, gelir vergisi beyan zamanı ile uyumlu hale getirilmektedir.

Maddenin (4) numaralı fıkrası ile Damga Vergisi Kanununda yapılan değişiklikle;

- Madde ile damga vergisine tâbi kağıtlar terimi, manyetik ortamda ve elektronik veri şeklinde oluşturulan belgeleri de kapsayacak şekilde yeniden tanımlanmıştır.

- İstihkaktan kesinti suretiyle hesaplanan verginin ödeme süresi muhtasar beyanname ile beyan edilen vergilerin ödeme süresine paralel hale getirilmektedir.

- Kanuna ekli (1) sayılı tablosunun "IV. Makbuzlar ve diğer kâğıtlar" başlıklı bölümünün (2) numaralı fıkrasının (b) bendinin (5) numaralı alt bendinde yer alan "Diğerleri" ibaresi "Diğer vergi beyannameleri", olarak değiştirilerek, bentte sayılanların dışındaki beyannamelerden sadece vergi beyannamelerinin vergiye tâbi olması sağlanmaktadır.

- Ayrıca yapılan düzenleme ile Bakanlar Kuruluna, elektronik ortamda verilen belgeler için de, damga vergisi oranını her bir kâğıt için ibraz yeri itibarıyla ayrı ayrı sıfıra kadar indirme hususunda yetki verilmiştir.

- Kanuna ekli (1) sayılı tablosunun "IV. Makbuzlar ve diğer kağıtlar" başlıklı bölümünün (2) numaralı fıkrasında yapılan değişiklikle de birden fazla beyanname alınan hallerde, bunlardan sadece bir nüshasının vergiye tâbi tutulması şeklinde olan mevcut uygulamaya açıklık getirilmektedir.

Maddenin (5) numaralı fıkrası ile Harçlar Kanununda yapılan değişikliklerle;

- Sadece gazete muhabirleri için var olan ikamet tezkeresi harcı muafiyeti, bütün basın ve yayın muhabirlerini kapsayacak şekilde yeniden düzenlenmiştir.

- Avcılık belgelerine ait yıllık olarak tahsil olunan harçlar yeniden belirlenmiştir. Böylece, kaçak avcılığın artacağı yönündeki endişe ve tereddütlerin önüne geçmek, avcılık faaliyetinin bilinçli ve kontrollü bir şekilde icra edilmesi ortamının oluşmasına katkıda bulunmak amaçlanmış olup, avcılık belgelerinden alınan harç tutarları makul bir seviyeye çekilmektedir.

Maddenin (6) numaralı fıkrası ile, Vergi Barışı Kanununun 18 inci maddesinde değişiklik yapılmakta, vergi barışı kapsamında yeniden yapılandırılan borçların taksitlerinin zamanında yapılmaması durumunda, borcun ödenmeyen kısmının % 10 fazlası ile ödeneceğine ilişkin hükümde yer alan oran, vergi barışı uygulamasının gelinen noktadaki başarısı ve faiz oranlarında yaşanan kalıcı düşüş nedeniyle % 5 olarak yeniden belirlenmektedir.

Maddenin (7) numaralı fıkrasıyla 18.2.1963 tarihli ve 197 sayılı Motorlu Taşıtlar Vergisi Kanununun 13 üncü maddesinin (d) fıkrasında yer alan "Taşıtlarla ilgili fenni muayene komisyonları," ibaresi "Taşıtlarla ilgili fenni muayene komisyonları, fenni muayene yapma yetkisi verilen gerçek ve tüzel kişiler" olarak değiştirilmektedir.

Maddenin 8 inci fıkrasının (a) bendiyle yapılan değişiklikle Karayolları Genel Müdürlüğünün görev ve yetkileri arasında yer alan 2918 sayılı Kanunun 35. maddesine aykırı hareket edenler hakkında suç ve ceza tutanağı düzenleme yetkisi kaldırılarak bu yetki Ulaştırma Bakanlığına verilmiştir. Karayolları Trafik Kanununun 114 üncü maddesinin beşinci fıkrasındaki mevcut düzenlemeye göre, yetkili memurlarca düzenlenen trafik para cezası tutanakları doğrudan doğruya mal sandıklarına teslim edilmektedir.

Maddenin (8) numaralı fıkrasının (b) bendiyle yapılması önerilen değişiklikle trafik para cezası tahsilatlarının Maliye Bakanlığınca PTT vasıtasıyla yaptırılması halinde bu tutanakların mal sandığı yerine doğrudan PTT İdaresine teslimini temin etmek amacıyla söz konusu ibare değişikliği yapılmaktadır.

Fıkranın (c) bendiyle, araç tescil plakalarına göre yazılan trafik ceza tutanaklarının tebligat işlemlerinin posta yoluyla yapılmasına ve bu şekilde tebliğ edilemeyenlerin vergi dairesinin ilan tahtasına asılmak suretiyle tebliğine ilişkin özel bir tebligat usulü getirilmektedir.

Maddenin 9 uncu fıkrasıyla 4706 sayılı Kanunda yapılan ibare değişikliklerine ilişkin açıklamalar aşağıda yer almaktadır.

a) 4706 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin son fıkrasında yer alan "plan kararlarına uyulmak kaydıyla" ibaresi uygulamaya ilişkin bir uymayı ifade etmekle birlikte, fıkranın sonunda yer alan bu yerlerin amacı dışında kullanılamayacağına dair tapu kütüğüne şerh konulacağına ilişkin ifade karşısında mükerrerlik oluşturmakta ve karışıklıklara yol açmaktadır. Plan kararlarına uyma, amaca uygun kullanma ile aynı sonucu doğurduğundan, karışıklıkların ortadan kaldırılması amaçlanmaktadır. Ayrıca, değiştirilmesi öngörülen ikinci ibare ile sınai amaçlı yatırımları teşvik ederek istihdam yaratılması amaçlanmışken, uygulamada, sınai yatırım dışında diğer yatırımların bulunmaması, yatırım tutarı ile istihdam sayısının yüksek olması nedeniyle müracaat olmamıştır. Kanun hükmü ile amaçlanan yatırım ve istihdam hedeflerine ulaşabilmek ve diğer yatırımların da önünü açmak bakımından böyle bir değişiklik öngörülmektedir.

b) Maddenin uygulamasında tek bir parsel üzerinde çok sayıda yapı bulunmakta, madde metnindeki "alan" ifadesi birden fazla taşınmaz olması gerekeceği gibi yanlış yorumlara yol açabilmektedir. Bu karışıklığı ortadan kaldırmak amacıyla böyle bir düzenlemeye gidilmektedir.

c) Maddenin mevcut hali, imar planı yapılmış parsellere ilişkin olarak da yeniden plan yapılması gerektiği gibi yanlış anlaşılmalara neden olabilmektedir. Bu yanlış anlaşılmaları ortadan kaldırmak ve parsel bazında değerlendirme yapabilmek amacıyla böyle bir düzenlemeye gidilmektedir.

d) 2886 sayılı Devlet İhale Kanununun 9 uncu maddesinde tahmin edilen bedelin nasıl tespit edileceği belirtilmiştir. 4706 sayılı Kanunun 7 nci maddesinin altıncı fıkrasında, ekspertiz şirketlerine değer tespit ettirileceğine ilişkin hüküm bulunmasına rağmen, bu bedelin doğrudan rayiç bedel olarak ve 2886 sayılı Kanun hükümleri dışında tahmin edilen bedel olarak dikkate alınacağına ilişkin açıklık bulunmamaktadır. Emlak vergisine esas bedelin yüksek tespit edildiği taşınmazlarda bu bedelin, rayiç bedelin de üzerinde olması durumları ile karşılaşılmakta, ihale mevzuatına göre tahmin edilen bedelin emlak vergisine esas bedelin altında olamayacağına ilişkin hüküm karşısında bu taşınmazlar değerlendirilememekte ve gereksiz ilan masrafları ve mesai kaybı ile karşılaşılmaktadır. Bu olumsuzluğun ortadan kaldırılması bakımından, olayı tamamen genelleştirmeden, yalnızca ekspertiz şirketleri ile Maliye Bakanlığı merkez denetim elemanlarına yaptırılan rayiç bedel tespitlerinde; bir istisna hükmü olarak, emlak vergisine esas bedele bağlı kalınmaksızın, bu rayiç bedellerin tahmin edilen bedel olarak dikkate alınması ve böylece emlak vergisine esas bedeli yüksek tespit edilmiş Hazineye ait taşınmazların değerlendirilmesine yönelik olumsuzluklar ile gereksiz masrafların ortadan kaldırılması amacıyla böyle bir düzenlemeye gidilmektedir.

e) 4706 sayılı Kanunun 7/B maddesi, konut yapı kooperatiflerine, kooperatif birliklerine veya bu birliklerin oluşturduğu üst birliklere, Hazineye ait taşınmazların, bunlar arasında yapılacak ihale ile rayiç bedel üzerinden satışını düzenlemektedir.

Buradaki amaç, Hazineye ait imarlı, imarsız veya imar planında başka amaca ayrılmış taşınmazların konut amaçlı olarak satılabilmesine imkân tanımak olmasına rağmen, "imar planlarına uygun olarak konut yapılmak üzere ibaresi" imar planı yapılmamış veya imarda başka amaca ayrılmış taşınmazların bu madde kapsamında değerlendirilmesi konusunda tereddütlere neden olmaktadır. İmar planlarında konut amacına ayrılmış veya ayrılacak taşınmazlarda zaten plana uygun olarak konut yapılması gerektiği açıktır.

Burada imar planlarına uygun olmayan bir yapılaşmanın olması düşünülmemektedir ve bu esasen mümkün de değildir. Bu nedenle (9) numaralı fıkra ile, madde metninde yer alması gerekli olmayan ibarenin metinden çıkarılması tereddütlerin ortadan kalkmasını sağlayacaktır.

Maddenin (10) numaralı fıkrasının (a) bendi ile, 16.2.1995 tarihli ve 4070 sayılı Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanunun 10 uncu maddesinde 3.7.2003 tarihli ve 4916 sayılı Kanunla yapılan değişiklik paralelinde, bu maddenin değişiklikten önceki hükümlerine atıfta bulunan 8 inci maddesinde yer alan ibare madde metninden çıkarılmaktadır.

22.11.1984 tarihli ve 3083 sayılı Sulama Alanlarında Arazi Düzenlemesine Dair Tarım Reformu Kanununun 7 nci maddesinin ikinci fıkrası 3.7.2003 tarihli ve 4916 sayılı Kanunun 18 inci maddesi ile değiştirilerek, Kanun kapsamında kalan arazinin uygulayıcı kuruluşça uygun görülmesi durumunda satılmak, sınırlı ayni hak tesis edilmek ve kiralanmak veya kendilerine özel kanunlarla verilen görev ve yetki içinde kullanmaları şartı ile kamu kuruluşlarına tahsis edilmek üzere, Hazinenin tasarrufuna bırakılabileceği hükmü getirilmiştir. Bu yetkinin kullanılmasında tereddütlerin giderilmesi bakımından tarım arazilerinin satışında da bu kapsamda açıklık getirmek bakımından (10) numaralı fıkranın (b) bendi ile böyle bir düzenlemeye gidilmektedir.

1164 sayılı Kanunun mevcut ek 4 üncü maddesi hükmü, Hazineye ait arsa ve arazilerin bedelsiz devrinin iki Bakanın müşterek teklifi ve Başbakanın onayı ile gerçekleştirilmesini öngörmektedir. Oysa buradaki amaç, Arsa Ofisi Genel Müdürlüğü ile Toplu Konut İdaresi Başkanlığının önemli projeleri gerçekleştirmek üzere belirleyeceği arsa üretim alanlarının Başbakan onayı ile tespit edilmesi ve bu alanlar içinde bulunan Hazineye ait taşınmazların Maliye Bakanlığınca ilgili idarelere devredilmesidir. Bu durum aynı zamanda, belirlenen arsa üretim alanları içinde kalan tescilsiz alanların Hazine adına tescil edilmesinde karşılaşılan bürokratik formalitelerin kısaltılmasını ve kolaylaştırılmasını da sağlayacaktır. Ayrıca, bu şekilde devredilen bazı taşınmazlara, değişik şekillerde değerlendirilmesine yönelik olarak ihtiyaç duyulmaktadır. Böyle durumlarda, kamu hizmetine ayrılan yerlerde olduğu gibi devredilen taşınmazların bedelsiz olarak Hazineye iade edilmesi gerekmektedir. Belirtilen gerekçelerle maddede yer alan ibarelerin değiştirilmesi öngörülmektedir.

29.1.2004 tarihli ve 5084 sayılı Kanunun 5 inci maddesi, bu Kanunun 2 nci maddesinin (b) bendi kapsamındaki illerde en az on kişilik istihdam öngören yatırımcılara Hazineye ait arazi veya arsaların bedelsiz devrini öngörmektedir. Organize sanayi bölgelerinde bulunan parsellerin de bu kapsamda değerlendirilmesi, uygulamada bu alanların her türlü alt yapı, plan ve parselasyon çalışmalarını yürüten organize sanayi bölgelerinin arsa tahsislerinde yatırımcılar yönünden farklı muhataplar olması açısından yetki karmaşasına neden olmakta ve teşvik amacının tam olarak gerçekleştirilememesine yol açmaktadır. Bütün bu sakıncaların ortadan kaldırılarak yatırımcıların tek bir muhatapla karşılaşmalarını ve bürokratik formalitelerin azaltılmasını teminen (12) numaralı fıkra ile böyle bir düzenlemeye gidilmektedir.

Maddenin 5083 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Devletinin Para Birimi Hakkında Kanunun 2 nci maddesinde ibare değişikliği yapan fıkrası ile, Yeni Kuruşa tamamlama işlemlerinin birim fiyatlarda değil, işlem sonuçlarında ve ödeme aşamasında gerçekleştirilmesi ve ödeme kayıtlarının virgülden sonra en çok iki hane ile yapılması amaçlanmaktadır. Bu değişiklikle, Türk Lirası değerlerin Yeni Türk Lirasına dönüşüm işlemlerinin ve Yeni Türk Lirası cinsinden yapılan işlemlerin sonuçlarında ve ödeme aşamalarında bir Yeni Kuruşun altındaki tutarları ödemeye olanak verecek madeni para bulunmaması nedeniyle, yarım Yeni Kuruş ve üzerindeki değerlerin bir üst Yeni Kuruşa tamamlanması, yarım Yeni Kuruşun altındaki değerlerin dikkate alınmaması yönünde düzenleme getirilmektedir. Bu düzenleme doğrultusunda, sayısal işlem yapan elektronik cihazların ve bilgisayar yazılımlarının yenilenmesi gibi bazı teknik güçlüklerin de önüne geçilmiş olunacaktır.

Mal ve hizmetlerin fiyatları bir Yeni Kuruşun altında olabileceği gibi, bir Yeni Kuruşun altındaki değer küsuratlı olarak da belirlenebilecektir. Vergiler, yabancı para alım satımı ve benzeri belli sabit sayılarla çarpım yapılarak elde edilen sonuç üzerinde tahakkuk, tahsil ve ödeme işlemlerinde, işlem sonuçları da bir Yeni Kuruşun altında veya değer küsuratı bir Yeni Kuruşun altında olabilecek şekilde sonuç verebilecektir.

Maddenin 14 numaralı fıkrasıyla 29.7.1970 tarihli ve 1319 sayılı Emlak Vergisi Kanununda yapılan değişiklikle Kanunun 4 ve 14 üncü maddelerinde yer alan muafiyet uygulamalarında geçerli olan kiraya verilmeme şartının Özelleştirme uygulamaları çerçevesinde yapılan işletme hakkı devirlerini kapsamaması yönünde düzenleme yapılmaktadır.

Tasarı/teklif madde 58

→ yürürlükteki madde 60

- Maddenin (1) numaralı fıkrasında yapılan düzenleme ile;

- Vergi Usul Kanununun mükerrer 298 inci maddesinin (A) fıkrasının (4) numaralı bendinde yer alan, borsada işlem gören hisse senetlerinin borsa rayiciyle düzeltilmesine ilişkin hüküm, - Vergi Usul Kanunun işyeri kapatma cezasına ilişkin mükerrer 354 üncü maddesi ve işyerleri için kapatma cezası verilen mükelleflere kesilen özel usulsüzlük cezasına ilişkin 353 üncü maddesinin (5) numaralı bendi, yürürlükten kaldırılmaktadır.

Maddenin (2) numaralı fıkrasında yapılan düzenleme ile 3065 sayılı Kanunun 32 nci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan hüküm yürürlükten kaldırılarak kısmi istisna kapsamına giren mal ve hizmetlerin ihracı durumunda yüklenilen katma değer vergisinin ihracatçılara iadesi imkânı getirilmiştir.

Maddenin (3) numaralı fıkrası ile 488 sayılı Kanuna ekli (1) sayılı tablonun "IV. Makbuzlar ve diğer kağıtlar" bölümünün (2) numaralı fıkrasının sonuna 5035 sayılı Kanunla eklenen hüküm kaldırılmaktadır.

Maddenin (4) numaralı fıkrası ile 492 sayılı Kanuna bağlı (9) sayılı tarifenin Trafik Harçları bölümünde yer alan "V.-Teknik Muayene Harçları" bölümü 1.1.2005 tarihinden geçerli olmak üzere yürürlükten kaldırılmaktadır.

Tasarı/teklif geçici madde 1

→ yürürlükteki geçici madde 1

- Madde ile, tasarının 26 ve 28 inci maddelerinde yapılan düzenlemeye paralel düzenlemeler yapılmakta, 1.1.2004 tarihinden önce faaliyete geçen okulların 625 sayılı Kanunda yer alan hükümden, bu tarihten sonra faaliyete başlayan okulların ise Gelir ve Kurumlar Vergisi Kanunlarında yapılan düzenlemede yer alan hükümden yararlanmaları öngörülmektedir. Bu durumda, Gelir Vergisi Kanununun 20 nci maddesi ile Kurumlar Vergisi Kanununun 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (8) numaralı bent hükümleri, 1.1.2004 tarihinden önce faaliyete başlayan okulların işletilmesinden elde edilen kazançlar için uygulanamayacaktır.

Tasarı/teklif geçici madde 2

→ yürürlükteki geçici madde 2

- Bu Kanunun 37 nci maddesiyle 6802 sayılı Gider Vergileri Kanununun özel iletişim vergisi ile ilgili 39 uncu maddesinde yapılan düzenlemeye uygun olarak;

24.12.2003 tarihli ve 5027 sayılı 2004 Malî Yılı Bütçe Kanununun 36 ncı maddesi gereğince, Türk Telekomünikasyon A.Ş.'nin aylık gayrisafi hâsılatı üzerinden alınmakta olan %15'lik payın hesabında, 6802 sayılı Gider Vergileri Kanununun 39 uncu maddesi uyarınca özel iletişim vergisine tâbi tutulan hizmetlerden elde edilen gelirlerin dikkate alınmayacağı hüküm altına alınmaktadır.

Tasarı/teklif geçici madde 3

→ yürürlükteki geçici madde 3

- Karayolları Trafik Kanununun 115 inci maddesinin birinci fıkrasında yapılması öngörülen değişikliğe paralel olarak, değişikliğin yürürlük tarihi olan 1.9.2004 tarihinden önce tebliğ edilen ceza tutanakları için eski hükümlerin uygulanacağı hususuna açıklık getirilmektedir.

Tasarı/teklif geçici madde 4

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

- Hurda haline gelen ve çalışma imkânı bulunmayan eski model taşıtların hurdaya çıkartılabilmesi; ilgili trafik tescil kuruluşunda adlarına hurdaya ayrılacak taşıt kayıt ve tescilli olan mükelleflerin, bu taşıtlar ile ilgili olarak ödenmemiş motorlu taşıtlar vergisi bulunmamasına bağlıdır. Ancak özellikle hurda durumda bulunan kamyon ve kamyonet sahibi mükellefler, bu taşıtlarını çalıştıramadıkları için motorlu taşıtlar vergisini ödeyememekte, kullanamadıkları taşıtlarını hurdaya ayırmak istediklerinde ise motorlu taşıtlar vergisi borçları bulunduğu için, söz konusu taşıtlarını hurdaya ayıramamaktadırlar. Çünkü bu taşıtların hurdaya ayrılarak ilgili trafik sicillerinde kayıt ve tescillerinin silinebilmesi için, Karayolları Trafik Yönetmeliğinin 39 uncu maddesi hükümleri gereğince hurdaya çıkarma işleminin yapıldığı tarihe kadar geçen süre için, ödenmemiş motorlu taşıtlar vergisinin bulunmaması gerekmektedir.

Bu madde ile hurda haline gelen ve çalışma imkânı bulunmayan eski model motorlu kara taşıtlarının hurdaya çıkartılması halinde, hurdaya çıkarılma tarihine kadar geçen süre içinde tahakkuk etmiş ve ödenmemiş olan motorlu taşıtlar vergisi ile gecikme zammı, gecikme faizi ve vergi cezalarının terkin edilmesi imkânı sağlanarak, eski ve kullanılmaz durumda bulunan taşıtların trafikten çekilmesi teşvik edilmektedir. Bu düzenleme çerçevesinde sahipleri tarafından hurdaya çıkartılmak istendiği halde motorlu taşıtlar vergisi borcu nedeni ile hurdaya çıkartılamayan ve çevreyi kirleten eski ve kullanılmaz durumda bulunan taşıtların trafikten çekilmesi teşvik edilerek çevrenin korunması ve taşıt parkının yenilenmesi temin edilmekte, böylece sosyal ve ekonomik amacın birlikte gerçekleştirilmesi sağlanmaktadır. Geçici madde olarak düzenlenen bu uygulama, taşıtlarını maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren üç ay içinde ilgili trafik tescil kuruluşları tarafından Karayolları Trafik Yönetmeliğinin 39 uncu maddesi hükümlerine göre kayıt ve tescilleri silinmek ve hurdaya çıkartılmak şartı ile söz konusu taşıtları bedelsiz olarak il özel idarelerine teslim eden gerçek ve tüzel kişileri kapsamaktadır. Bu çerçevede motorlu kara taşıtlarını hurdaya ayıran gerçek ve tüzel kişilerin tahakkuk etmiş ve ödenmemiş olan motorlu taşıtlar vergisi ile bu vergiye ilişkin gecikme zammı, gecikme faizi ve vergi cezaları terkin edilmektedir. Bu düzenlemeye ilişkin usul ve esasların Maliye ve İçişleri Bakanlıkları tarafından belirleneceği hüküm altına alınmaktadır. Bu madde yürürlüğe girmeden önce tahsil edilmiş olan motorlu taşıtlar vergisinin, bu kapsamda taşıtını hurdaya ayıran mükelleflere iade edilmeyeceği tâbiidir. Ayrıca, hurdaya ayrılma süresi olan üç aylık süre içinde ödenmiş olan motorlu taşıtlar vergisi de iade edilmeyecektir. Yapılan düzenleme ile bir taraftan eski ve kullanılamaz durumda olan taşıtların trafikten çekilmesi sağlanmakta, diğer taraftan bu taşıtların il özel idarelerine teslimi ile hurda taşıtların ekonomiye geri dönüşümü temin edilmektedir. Bu madde hükmünden yararlananların 4760 sayılı Özel Tüketim Vergisi Kanununun geçici 3 üncü maddesi hükmünden yararlanamayacakları ve il özel idarelerinin bu kapsamda kendilerine teslim edilen taşıtların satışından elde ettikleri kazançları ile bu faaliyetlerle ilgili olarak yapılan işlemlerin ve düzenlenen kağıtların her türlü vergi, resim ve harçtan müstesna tutulması öngörülmektedir.

Tasarı/teklif geçici madde 5

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

- İzmir'de gerçekleştirilecek olan 23 üncü Üniversitelerarası Olimpiyat Oyunlarının düzenlenmesi işini üstlenen Organizasyon Komitesinin, bu organizasyon kapsamındaki faaliyetlerden elde ettiği kazançlar kurumlar vergisinden, bu faaliyetlerle ilgili olarak yapılan işlemler ve düzenlenen kağıtlar her türlü -katma değer vergisi hariçvergi, resim ve harçtan müstesna tutulmaktadır.

Tasarı/teklif geçici madde 6

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

- 4811 sayılı Vergi Barışı Kanununun 18 inci maddesinin (1) numaralı fıkrasında yer alan ve taksitlerin geç ödenmesi halinde her ay için ayrı ayrı uygulanan geç ödeme zammı oranının 1.1.2004 tarihinden geçerli olmak üzere aylık %10'dan aylık %5'e indirilmesi öngörüldüğünden, 1.1.2004 tarihi ile bu Kanunun yayımlandığı tarih arasındaki ödemelerin red ve iade edileceğinin belirlenmesi amacıyla bu geçici madde düzenlenmiştir.

Tasarı/teklif geçici madde 7

→ yürürlükteki geçici madde 5

- Bu maddenin birinci fıkrasıyla mükelleflerin bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihe kadar yaptıkları araştırma geliştirme harcamaları hakkında, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun bu Kanunla yürürlükten kaldırılan 89 uncu maddesinin (2) numaralı bendinin altıncı ve yedinci alt bentleri ile 5422 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun bu Kanunla değiştirilmeden önceki 14 üncü maddesinin (6) numaralı bendi hükümleri uygulanması sağlanmaktadır. Bu tarihten sonra yapılacak harcamalar yeni düzenlemeler çerçevesinde Ar-Ge indiriminden yararlanacaktır.

Maddenin 2 numaralı fıkrasında ise, 2004 yılına ilişkin olarak bu Kanunun yayımından önce verilen geçici vergi beyannamelerinde bu Kanunla yapılan değişiklikler nedeniyle herhangi bir düzeltme yapılmayacağı hükme bağlanmaktadır.

Tasarı/teklif geçici madde 8

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

- Bilindiği gibi, 22.1.2004 tarihli ve 5072 sayılı Dernek ve Vakıfların Kamu Kurum ve Kuruluşları ile İlişkilerine Dair Kanun uyarınca kamu kurum ve kuruluşlarınca yürütülen veya yürütülmesi gereken bazı hizmetleri yerine getirmek veya bu hizmetleri desteklemek üzere kurulmuş olan vakıfların bu hizmetlerine son verilmeleri öngörülmüştür. Bu tür hizmetleri sürdüren vakıfların elde ettiği gelirlerin önemli bir bölümü bu kanun ile ortadan kaldırılmış olmaktadır.

Vakıflar bir mal veya hakkın geliri ile birlikte, başlı başına bir varlığa sahip olmak üzere, bir amacın gerçekleştirilmesi için tahsis edilmesi sonucu oluşan mal topluluklarıdır. Kamu kurum ve kuruluşlarınca yürütülen veya yürütülmesi gereken bazı hizmetleri yerine getirmek veya bu hizmetleri desteklemek üzere kurulmuş olan vakıflarda amaç, kamu hizmetlerini daha etkin ve verimli hale getirilmesi olup, bu vakıfların faaliyetleri sonucunda kâr elde etme amacı da güdülmemektedir.

Madde ile bu tür vakıfların mal varlığından tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacaklarının sürüncemede kalmasını önlemek ve esasen mal topluluğu olarak kurulan bu vakıfların kamu görevlisi olan yöneticilerinin sorumluluğunu da ortadan kaldırmak amacıyla bu düzenleme yapılmaktadır.

Tasarı/teklif madde 60

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

- Yürütme maddesidir.