İçeriğe geç
Yürürlükte Temel kanun 10. hâli

Sigortacılık Kanunu

Kanun numarası
5684
Kabul tarihi
03.06.2007
Resmî Gazete
14.06.2007 / 26552
Düstur
5. tertip, cilt 46
Son değişiklik
15.01.2026
Madde sayısı
70

Kaynak: TBMM 22. Dönem S. Sayısı 1364 (Esas No: 1/1218) · belgeyi aç · TBMM kaydı . Gerekçeler kanun tasarısı ya da teklifi üzerine yazılmıştır; komisyon ve Genel Kurul görüşmelerinde madde numaraları değişebilir. Her gerekçe, metni en çok benzeyen yürürlükteki maddeye bağlanmıştır.

Genel gerekçe

Türk mali sektörü, 1980 yılından başlayarak uygulamaya konulan liberal politikalar sonucunda önemli ölçüde yapısal değişikliğe uğramış, dinamizm kazanmıştır. Finansal faaliyetlerin gayrisafi millî hâsıla içindeki payı giderek genişlemiş, malî piyasaların derinliği artmıştır. Bu noktada, malî piyasalar içinde sigortacılıkta da önemli gelişmeler kaydedilmiştir.

Çok çeşitli rizikoları teminat altına alması nedeniyle sigorta, toplumların hemen hemen tüm kesimlerini ilgilendiren teknik ve yaygın bir ekonomik faaliyetin konusunu teşkil eder. Diğer taraftan, ekonomik gelişmeye uzun vadeli fon yaratması, ülke tasarruf kapasitesini artırması nedeniyle sigortacılık aynı zamanda önemli bir finansal hizmet görevini de üstlenmiş durumdadır. Bu noktada, sigortacılığın kendine has karmaşık tekniğinin işleyişinde ortaya çıkacak pürüzleri bertaraf etme ve toplumun refah ve istikrarına katkıda bulunmasına yardımcı olma gibi zorunluluklar çerçevesinde sektörün ekonomik faaliyet alanının düzenlenmesi ve etkin bir şekilde denetlenmesi bir ihtiyaç olarak ortaya çıkmıştır. Nitekim, fon akımı ve ekonominin genel işleyişi ile seyrini etkileme gücü olan ve tüm bu yönleri ile de güven unsurunu ön plana çıkaran sigortacılık, tüm ülkelerde özel bir düzenleme, gözetim ve denetime tabi tutulmuştur. Sigortacılığın denetlenmesi gereği bugün artık hiçbir ülkede tartışma konusu dahi edilmeyen bir gerçektir.

Osmanlı İmparatorluğundan Türkiye Cumhuriyetine kapsamlı bir sigortacılık mevzuatı intikal etmemiştir. 1926 yılından başlayarak Cumhuriyetin gerek özel sigorta sözleşmesi ve gerekse sigorta denetim hukukunda zaman zaman uygulamaya koyduğu yasal düzenlemeler, geniş bir sigortacılık faaliyetinin gerektirdiği toplumsal ve ekonomik durumun o tarihlerde oluşmaması nedeniyle sigortacılığın gelişmesine katkıda bulunamamıştır.

1996-2000 dönemini kapsayan Yedinci Beş Yıllık Kalkınma Planına kadar uygulanan altı adet kalkınma planına konulan sigortacılıkla ilgili hedeflerin de pek azı gerçekleştirilebilmiştir. Bunda, sigortacılık alanında çok uzun yıllar boyunca korumacı ve müdahaleci bir sistemin katı bir şekilde uygulanması ile pazara girişin önlenmesi ve tarifelerin kamu otoritesi tarafından tespit edilerek rekabet şartlarının yaratılamamasının da önemli etkileri olmuştur. Dolayısıyla az sayıda küçük ölçekli şirketin sınırlı sayıda rizikoya teminat verdiği, aynı ürünü herkesin aynı fiyata ilgililere sunduğu kârlı bir piyasa yapısı oluşmuştur.

Toplumun da sigortaya karşı duyarlı olmaması, sigortacılığın gelişimini etkileyen diğer bir unsurdur.

1959 yılından beri yürürlükte olan Sigorta Murakabe Kanunundaki temel değişiklikler önce 3379 sayılı Kanunla 1987 yılında yapılmıştır. Ancak, yapılan değişiklikler hızla gelişen sektörün gerisinde kalmıştır. 7397 sayılı Sigorta Murakabe Kanununun sektördeki yapı değişikliği için yeterli olmadığının anlaşılması, sektörün ülke ihtiyaçlarına cevap verecek dinamizmi kazanması için kademeli olarak tarife serbestisine geçildiği 1990 yılından itibaren yeni bir denetim hukuku çerçevesi çizilmesi gerekliliğini ortaya çıkarmıştır. Kanundaki eksiklikleri gidermek amacıyla hazırlanan ve Türkiye Büyük Millet Meclisine sevk edilen Kanun Tasarısının uzayan kanunlaşma sürecinde sorunlara acil çözüm getirmek amacıyla hazırlanan ve 1992 yılında yürürlüğe giren 510 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Yetki Kanununa bağlı olarak iptal edilmesi ile birlikte, özü itibarıyla 510 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameden farklı olmayan 539 sayılı Kanun Hükmünde Kararname 1994 yılında yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Ancak, 539 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin yasal dayanağını teşkil eden 3991 sayılı Yetki Kanununun 10/2/1995 tarihinde iptali ile, 539 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ve buna bağlı olarak da değişikliğe uğrayan Sigorta Murakabe Kanunu hükümlerinin iptali mümkün hale gelmiştir. Nitekim, Sigorta Murakabe Kanununun 20 nci maddesinin üçüncü fıkrasının (d) bendi, 9 uncu maddesinin son fıkrası ile bunun sonucunda Acenteler Yönetmeliği, 26 ncı maddesinin son fıkrası ile 27 nci maddesi Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmiştir. Ayrıca, mali piyasalarımızın uluslararası piyasalarla bütünleşmesinin sağlanabilmesi için mali piyasalar içinde yer alan sigortacılıkla ilgili düzenlemelerin de Avrupa Birliği ve uluslararası standartlara intibak ettirilmesi gereklilik arz etmektedir.

Yukarıda özet olarak belirtilen ihtiyaçları gidermek amacıyla hazırlanmış olan bu Tasarı ile sigorta ve reasürans şirketlerinin kuruluşu, yönetimi, çalışma esasları, devir, birleşme ve tasfiyeleri ile denetimleri, gerek uygulamada karşılaşılan sorunlar gerekse uluslararası alandaki gelişmeler dikkate alınmak suretiyle yeniden düzenlenmiştir. Kanunun temel amacı, Sigorta Murakabe Kanununun yapısını belli bir ölçüde değiştirerek, sektörün uluslararası ölçülerde geri kalmışlığını bertaraf etmek, sigortacılığı hızla gelişen mali sektörümüz içinde önemine layık yere yerleştirmek ve sigorta şirketlerince halkımıza daha iyi ve etkin hizmet verilmesini denetleyebilmektir. Kanunun yürürlüğe girmesinden sonra çıkarılacak yönetmelikler bu alanda hukuki alt yapının tam oturtulmasını sağlayacaktır.

Madde gerekçeleri

Tasarı/teklif madde 1

→ yürürlükteki madde 1

Madde ile, Kanunun amacının, sigortacılık sektörünün açık ve objektif kurallar içinde sağlıklı bir şekilde geliştirilmesinin, sigorta şirketlerinin mali yapılarının güçlendirilmesinin ve benzer koşullarda rekabet ettirilerek sigortalıya en iyi hizmet vermelerinin sağlanması olduğu öngörülmektedir. Diğer taraftan, sistemin sağlıklı işlemesi ve sözleşme şartlarının zamanında yerine getirilmesi Devletin denetim faaliyetinde bulunmasını da gerektirir. Bu Kanun çerçevesinde Devlet müdahalesi, sigortalıyı, sigorta ettireni ve sigorta sözleşmesinin tarafları dışında sigorta şirketine karşı tazminat talebinde bulunma hakkını kazanmış üçüncü kişilerin korunmasını sağlamak amacına yöneliktir.

Sosyal güvenlik kurumları, Türkiye İhracat Kredi Bankası A.Ş. ve bireysel emeklilik şirketleri gibi kendi kanunlarına göre sigortacılık faaliyetinde bulunan kuruluşlar Kanun kapsamı dışında bırakılmıştır. Ancak, özel kanunlarına göre sigortacılık faaliyetinde bulunan kuruluşların, sigortacılıkla ilgili faaliyetlerinin denetiminin, denetimde bir bütünlük sağlamak amacıyla bu hükümden istisna olduğu belirtilmiştir.

Tasarı/teklif madde 2

→ yürürlükteki madde 2

Maddede, Kanunda yer alan bazı konularda kavram birliğini ve Kanunun daha kolay anlaşılabilirliğini sağlamak amacıyla tanımlamalara ve kısaltmalara yer verilmiştir.

Tasarı/teklif madde 3

→ yürürlükteki madde 3

Avrupa Birliği müktesebatına uyum sağlamak amacıyla bu Kanunla kaldırılan 7397 sayılı Sigorta Murakabe Kanununda yer alan “kuruluş ön izni” kaldırılarak “faaliyet izni” esası kabul edilmiştir. Bu durumda, kendi özel mevzuatına göre kurulan şirketler, sadece faaliyet izni için Müsteşarlıktan izin almak zorundadır. Diğer taraftan, sigortacılık yapabilecek şirketlerin anonim şirket veya kooperatif olmaları gerektiği ilkesi korunmuştur. Kooperatif şeklinde örgütlenmede aranılacak şartlar Avrupa Birliği Direktifleri göz önünde bulundurularak yeniden düzenlenmiştir.

Sigorta ve reasürans şirketleri, münhasıran sigortacılıkla ve bunlarla doğrudan bağlantısı bulunan işlerle uğraşabilecektir. Şöyle ki, sigortacılık güven unsuruna dayalı, teknik ve ticari bir faaliyet olup toplumun geniş bir kesimine hitap eder. Bu noktada, aksi bir uygulama, doğması muhtemel riskler sonucu sigortalıların mağdur olmalarına neden olabilir.

Diğer taraftan, sigortacılığın anlamı ve sınırları önceden öngörülemeyen bir şekilde her geçen gün genişlemekte ve diğer faaliyet kollarıyla da ilişkisi artmaktadır. Bu nedenle de sigorta ve reasürans şirketleri için faaliyet alanı, sigortacılık yanında sigortacılıkla doğrudan bağlantısı bulunan işleri kapsayacak şekilde belirlenmiştir.

Anonim şirket şeklinde faaliyet gösterecek şirketlerin hisse senetlerinin nakit karşılığı çıkarılması ve ilke olarak nama yazılı olmaları öngörülmüştür. Hisse senetlerinin nakit karşılığı çıkarılması ile kuruluştaki likiditenin;

nama yazılı olması ile de şirket ortaklarının bilinmesi ve böylelikle hisse senetlerinin devrine açıklık getirilmesi sağlanmıştır.

Sigorta müessesesi güven unsuru üzerine kurulduğundan, kurucularda belirli nitelikler aranmış ve bunlar günün koşulları, mevzuat değişiklikleri ve Avrupa Birliği Direktifleri göz önünde bulundurularak yeniden düzenlenmiştir.

Bu çerçevede, tasfiyeye tabi tutulan finansal kuruluşlarda ve hakkında bu Kanun uyarınca tedbir uygulanan şirketlerde oy hakkının veya doğrudan veya dolaylı sermayenin yüzde on ve daha fazla bir oranda pay sahibi olan ya da denetim ve yönetim kurullarına üye belirleme imtiyazı olan pay sahiplerinin kurucu ortak olmaları engellenmiş, kurucuların suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama suçundan hüküm giymemiş olması koşulu maddeye eklenmiştir. Avrupa Birliği Direktifleri çerçevesinde de kurucularda ayrıca itibarlı olma şartı aranmıştır.

Herhangi bir kanun değişikliği yapılmadan Avrupa Birliği müktesebatına uyum sağlanabilmesini teminen, yabancı sigorta ve reasürans şirketlerinin, Türkiye’de faaliyet göstermesine ilişkin usul ve esasları belirleme yetkisi Bakanlar Kuruluna verilmiştir.

Tasarı/teklif madde 4

→ yürürlükteki madde 4

Sigorta ve reasürans şirketleri birer güven müessesesi olduklarından madde ile bu şirketlerde yer alacak yönetici ve denetçilerin belirli niteliklere sahip olması gerekliliği üzerinde durulmuştur. Aynı düşünceyle, şirket sahipliğinin daha sağlıklı bir şekilde izlenmesini teminen, hakim hissedar tüzel kişilerin yönetim ve denetimine sahip kişilerinde de, mali güç dışında kurucularda aranan şartlar aranmıştır.

Konuya açıklık getirmek ve kanuna karşı hilenin önüne geçebilmek amacıyla murahhas üyelerin genel müdürde aranan şartları taşımaları gerektiği ve başka unvanlarla istihdam edilseler dahi yetki ve görevleri itibarıyla genel müdür yardımcısına denk veya daha üst konumda görev yapan diğer yöneticilerin de genel müdür ve genel müdür yardımcılarına ilişkin hükümlere tabi olması hüküm altına alınmıştır.

Tasarı/teklif madde 5

→ yürürlükteki madde 5

Sigortacılık faaliyetinin ekonomideki önemi ve yaygın bir kitleyi ilgilendirmesi bakımından özel mevzuatlarına göre kurulmuş olan sigorta ve reasürans şirketlerinin faaliyete başlayabilmesi, önceden olduğu gibi, ruhsat şartına bağlanmıştır. Mali bir işletme olan sigorta şirketlerinin, sağlıklı bir şekilde idame ettirilmesi ve sigortalılara güven verebilmesi için belirli bir faaliyet sermayesi tesis etmeleri gerekir. Söz konusu sermaye, doğal olarak faaliyet gösterilecek sigorta branşlarına göre farklılık gösterir. Şirketin faaliyete geçebilmesi için gerekli olan sermaye miktarı ise, günün koşullarına göre Müsteşarlıkça belirlenecek, ancak bu sermaye hiçbir zaman beş milyon Yeni Türk Lirasından az olamayacaktır.

Beş milyon Yeni Türk Lirası ise Avrupa Birliği Direktifleri de göz önünde bulundurularak, bir sigorta ve reasürans şirketinin idamesi için gerekli en az miktar olarak tespit edilmiştir.

Kamuoyunda yanlış anlamalara neden olunmaması amacıyla, kuruluş işlemlerinin tamamlanmasından itibaren bir yıl içinde ruhsat için başvurmayan şirketlerin, ticaret unvanlarında sigorta veya reasürans şirketi ibaresini kullanamayacakları öngörülmüştür.

Tasarı/teklif madde 6

→ yürürlükteki madde 6

Avrupa Birliği direktiflerine paralel şekilde, ruhsat talebinin hangi hallerde reddedilebileceği Kanunda açıkça belirlenmiştir.

Tasarı/teklif madde 7

→ yürürlükteki madde 7

Kanundaki özel düzenlemeler hariç olmak üzere Avrupa Birliği direktifleri de göz önünde bulundurulmak suretiyle ruhsatın hangi hallerde iptal edileceği düzenlenmiştir. Ayrıca, ruhsatı iptal edilen ancak, iptal tarihinden önce mevcut bulunan portföyün aynı şirkette devam ettirilmesi, uygulamada bir çok sıkıntıya yol açtığından portföyün tasfiyesine yönelik tedbir alma konusunda Müsteşarlığa yetki verilmiştir.

Tasarı/teklif madde 8

→ yürürlükteki madde 8

Sigorta ve reasürans şirketlerinin ana sözleşmelerinde yapılacak değişiklikler Müsteşarlığın uygun görüşüne tabi kılınmak suretiyle, Kanuna uygunluk denetimi sağlanmak istenilmiştir.

Tasarı/teklif madde 9

→ yürürlükteki madde 9

Halihazırdaki uygulamada olduğu gibi, belli oranlarda yapılacak hisse edinimlerinde Müsteşarlığın izni aranmıştır. Zira, mali piyasanın bir parçası durumundaki sigorta şirketlerinde belirli oranlardaki ortaklıkların denetimi büyük önem arz etmektedir.

Bu madde ile önceki düzenlemeden farklı olarak doğrudan yapılan hisse edinimleri yanında dolaylı hisse edinimlerinin de izne tabi olduğu belirtilmek suretiyle uygulamada daha önce yaşanmış olan tartışmaların önüne geçilmek istenilmiştir. Amaç, şirkette belli oranlarda paya sahip olan şirket ortaklıklarının denetimi olduğundan, hisse ediniminin doğrudan olması ile dolaylı olması arasında, sonuç olarak fark bulunmamaktadır.

Asıl olan, şirket yönetiminde etkili olabilmek olduğundan hisse edinim oranları maddede yazılı oranların altında dahi olsa yönetim kurullarına üye belirleme imtiyazını veren hisse senetlerinin devri de izne tabi kılınmıştır. Avrupa Birliği Direktiflerine uygun olarak ve maddede yer alan oranların anlamları göz önünde bulundurularak, önceden olduğu gibi, hisse edinimlerinin sadece bu oranları aşması değil bu oranları bulması da izne tabi kılınmıştır. Diğer taraftan, belirli oranlardaki hisse edinimlerinin izne tabi olduğu kabul edildiğinden, önceki düzenlemeden farklı olarak, bir sigorta veya reasürans şirketinin sermayesinin yüzde on veya fazlasını temsil eden payların edinimi izne tabi olmaktan çıkarılmıştır. Ayrıca, gerekli izin alınmadan yapılan edinimleri, pay defterine kaydedilmiş olsa dahi, önceden kabul edilen hükümsüzlük müeyyidesi, yeni oranlara göre alınan kararlar sonucu yapılan işlemlerin tasfiyesinin her zaman mümkün olamaması nedeniyle ortaya çıkabilecek sorunların önüne geçilebilmesini teminen kaldırılmıştır. Yeni düzenlemeye göre gerekli izin alınmadan yapılan pay edinimleri pay defterine kaydolunmayacak, ancak kaydolunmuşsa da geçerli kabul edilecektir.

Bir sigorta veya reasürans şirketinde maddede yer alan oranlarda veya üzerinde hisse, oy veya intifa hakkı sahiplerinin veya yönetime etkili olabilecek şekilde yönetim kuruluna üye belirleme imtiyazı olan hisse sahiplerinin kurucularda aranılan nitelikleri taşımaları gerekir. Aksi takdirde, hisse edinimlerine izin verilmeyecektir. Ancak, gerekli iznin alınmasından sonra, kişilerin aranılan nitelikleri kaybetmeleri halinde, temettü dışındaki ortaklık hakları, önceki uygulamadan farklı olarak kayyım tarafından kullanılacaktır. Şöyle ki, önceki uygulamada olduğu gibi, ortaklık haklarının tüm üyelerinin menfaatini korumak için kurulmuş olan Birlik tarafından kullanılması bazı durumlarda menfaat çatışmalarına neden olabilir. Halbuki burada bir malın idaresi söz konusudur ve idare yetkisi malın sahibinden alınmıştır. Medeni Kanunumuzda bu tür haller için kabul edilmiş kayyımlık müessesesinin sigortacılıkta da uygulanması hukuk tekniği açısından daha doğru bulunmuştur.

Tasarı/teklif madde 10

→ yürürlükteki madde 10

Sigorta ve reasürans şirketlerinin birleşmesi, aktif ve pasifleriyle başka bir şirkete devrolunması ve birbirlerine portföy devretmesi, birleşilen şirket veya şirketi ya da portföyü devralan şirket açısından yeni yükümlülükler içerdiğinden Bakanın iznine tabi tutulmuş ve bu öneme binaen izinsiz işlemler hükümsüzlük müeyyidesine tabi kılınmıştır.

Maddede belirtilen işlemler sigorta şirketlerinin kendi aralarında olabileceği gibi bir sigorta şirketi ile sigortacılık portföyüyle ilgili olmak üzere bir emeklilik şirketi arasında da olabilir.

Sigorta şirketlerinin faaliyetine son verilmesi, sigortacılık sektörünün güven unsuru üzerine kurulmuş olması ve sigorta şirketlerinin Müsteşarlık nezdinde teminat tesis etmeleri dolayısıyla özellik arz etmektedir. Bu nedenle, sigortalıların hak ve menfaatlerinin korunması amacıyla yapılan denetim, sigorta şirketlerinin kuruluş ve faaliyetlerinde olduğu gibi, faaliyetlerine son vermeleri halinde de kendini gösterir. Bu nedenle, Müsteşarlığa, lüzumu halinde tasfiye memurlarını değiştirebilmeyi talep yetkisi tanınmıştır.

Sigortacılığın güven esası üzerine kurulduğu ve bu nedenle sözleşme tarafının kim olduğunun özellikle sigorta ettiren açısından önem arz ettiği göz önünde bulundurularak sözleşmesi devredilen portföyde yer alan sigorta ettirenler ile birleşen şirketlerle sigorta sözleşmesi yapan sigorta ettirenlere, menfaatler dengesinin sağlanması için sigorta sözleşmesini feshetme hakkı tanınmıştır. Bu Kanunla kaldırılan 7397 sayılı Sigorta Murakabe Kanunundan farklı olarak, devir, birleşme ya da portföy devri hallerinin idari karar olması gerekçesiyle, bu tür haller için sigorta ettirenin itiraz hakkı kaldırılmıştır.

İflas halinde sigortalılara iflas masasında tanınan özel sıra, bu Kanunla kaldırılan 7397 sayılı Sigorta Murakabe Kanununda olduğu gibi korunmuştur.

Müsteşarlığa tanınan tasfiye memurlarının değiştirilmesini talep yetkisi, aynı gerekçelerle iflas masasındaki yetkililere yönelik olarak da kabul edilmiştir.

Tasarı/teklif madde 11

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

Sigorta mevzuatının teknik ve ayrıntılı bilgiler gerektirmesi nedeni ile sigortalı olmak isteyenlerin, sigortanın kapsam ve ilgili diğer hükümlerine ilişkin doğru ve yeterli bilgiye sahip olarak sözleşme yapması, sigortalının korunması açısından büyük bir önem arz ettiğinden, Türk Ticaret Kanununun sigorta sözleşmelerine ilişkin hükümlerine de paralel olarak sigorta sözleşmelerinin Müsteşarlıkça onaylanan genel şartlara göre yapılması öngörülmüştür. Ancak, bu düzenleme ile Türk Ticaret Kanunu çerçevesinde, önceki uygulamaya açıklık getirilerek, sigorta genel şartlarının sözleşmenin ana muhtevası olduğu hususu vurgulanmıştır. Böylelikle, taraflar her zaman için kanunun emredici hükümlerine, ahlaka ve adaba aykırı olmamak ve sigortalı aleyhine olmamak üzere genel şartları değiştirici nitelikte dahi olsa özel şart kararlaştırabileceklerdir.

Diğer taraftan, Avrupa Birliği Direktiflerine göre, sigorta genel şartları tasdike tabi değildir ve her şirket kendi genel şartlarını hazırlamaktadır. Gerek ürün çeşitlendirmesini, gerekse Avrupa Birliğine uyumu sağlayabilmek açısından, Müsteşarlığa onay zorunluluğunu kaldırmak suretiyle sigorta genel şartlarının belirlenmesini şirketlere bırakma yetkisi tanınmış ancak bu durumda da, genel şartların asgari içeriğinin ne olması gerektiği ayrıca belirtilmiştir.

Bu Kanunla kaldırılan 7397 sayılı Sigorta Murakabe Kanununda hayat sigortaları için kabul edilen susmanın kabul sayılacağına ilişkin düzenleme aynen korunmuştur.

Tasarı/teklif madde 12

→ yürürlükteki madde 12

Sigorta tarifelerinin serbestçe belirlenmesine ilişkin hükümle, ilke olarak, dünyadaki gelişmelere ve serbest piyasa ekonomisine uygun bir düzenlemeye gidilmiştir. Sigorta primlerinin sigortacılık tekniğine ve esaslarına uygun olarak sigorta şirketlerince serbestçe belirlenmesi, bunun sonucu serbest tarife sistemi ile sigortacılık sektöründe yaratılacak rekabet ortamı; hem sigorta şirketlerinin daha verimli ve etkin çalışmalarına yönelik tedbir almalarını hem de sigortalıların ürün çeşitlenmesinden yararlanmasını sağlayacak, sigorta şirketlerinin üstlendikleri risklerin dağılımını iyi yaparak daha verimli portföy oluşturmalarına ve bu portföye dayanan istatistiklere göre fiyat belirlemelerine yardımcı olacaktır.

Kamu menfaati göz önünde bulundurularak ihdas edilen zorunlu sigortalarda ise tarifeler ilk aşamada serbest bırakılmamış ancak Bakana gerekli şartların oluşması durumunda teminatlar haricinde tespit etmiş olduğu tarifeleri serbest bırakma konusunda yetki verilmiştir.

Sigortacılık tekniğine aykırı fiyat uygulamasının önüne geçilmesi için şirketlerin fiyatlarına baz teşkil edecek tarife yapmaları gerekir. Sigorta şirketlerinin sigortacılık genel prensiplerine aykırı fiyat rekabetinde bulunmaları ve yükümlülüklerini karşılamada zorlanmaları sektörün sağlıklı bir şekilde gelişmesini engelleyecektir. Bu nedenle, Bakana, mal sigortalarına göre özellik arzeden hayat ve bir yıldan uzun süreli ferdî kaza, sağlık, hastalık ve ihtiyari deprem sigorta tarife ve talimatlarını Müsteşarlığın onayına tabi kılabilme ve tasdike tabi kıldığı tarifeleri de değişen şartlara göre tekrar serbest bırakma yetkisi verilmiştir.

Tasarı/teklif madde 13

→ yürürlükteki madde 13

Geleneksel toplumdan endüstriyel topluma geçiş süreci içinde, bir takım meslek ve faaliyetlerle uğraşan kişilerin başkalarına verebilecekleri zararların türleri ve nitelikleri giderek artmaktadır. Gelişen teknolojiden, beraberinde getirebileceği muhtemel riziko ve zararlar nedeniyle vazgeçmek mümkün olamayacağından, zorunlu sorumluluk sigortaları ile hem zarara uğrayan kişilerin zararlarının tazmin edilmesi belli bir ölçüde garanti altına alınmış olmakta, hem de neden oldukları zararı tazmin borcu limitler dahilinde sigortalının üzerinden alınmış olmaktadır.

Diğer taraftan, ülkemizde sigortanın yeni yaygınlaşmaya başladığı bilinen bir durumdur. Bu nedenle çeşitli risklerin kamu yararı esas alınarak zorunlu sigorta şeklinde uygulanmasının toplumda güven ve refahı artıracağı ve sigortanın yaygınlaşmasını sağlayacağı da bir gerçektir. Kamu yararı açısından Bakanlar Kurulunun zorunlu sigortalar ihdas edebileceği bu madde ile öngörülmüştür. İlke olarak, zorunlu hale getirilebilecek olan sigortalar, sorumluluk sigortaları olmakla birlikte, istisnai de olsa çeşitli ülke uygulamalarında olduğu gibi mal sigortalarının da zorunlu hale getirilmesinde kamu yararı bulunabilir. Bu nedenle bu Kanunla kaldırılan 7397 sayılı Sigorta Murakabe Kanunundan farklı olarak Bakanlar Kurulunca zorunlu hale getirilecek sigortalardaki sorumluluk sigortası sınırlandırılması kaldırılmıştır. İhdas edilecek zorunlu sigortalar mevcut bir sigortanın zorunlu hale getirilmesi şeklinde olabileceği gibi, daha önce uygulaması olmayan bir sigortanın zorunlu olarak uygulanması şeklinde de olabilir.

Sigorta sözleşmesinin tarafı olan kişilere getirilen sigorta zorunluluğuna paralel olarak sözleşmenin diğer tarafı olan ve ilgili branşta faaliyet gösteren şirketler için de zorunlu sigortaları yapmaktan imtina edemeyecekleri hüküm altına alınmıştır.

Günümüzde zorunlu sigortaların üçüncü kişileri koruma amacı, sigortalıyı koruma amacına göre giderek daha ağırlık kazanmaktadır. Bu noktada kamu menfaatinin ön plana çıktığı bu tür sigortaların denetimini daha etkin bir hale getirebilmek amacıyla bir faaliyetin icrası ya da bir şeyin kullanılması için izin veya ruhsat vermeye ve bunları denetlemeye yetkili mercilere de sigortaların yaptırılıp yaptırılmadığını denetleme, araştırma ve geçerli teminat temin edilene kadar faaliyetin durdurulması yetkisi tanınmıştır. Ayrıca, etkin bir denetimin sağlanabilmesi için, herhangi bir izin veya ruhsatı gerektirmeyen işlemlerde de denetim mercilerinin kapsamını belirlemeye Müsteşarlık yetkili kılınmıştır.

Tasarı/teklif madde 14

→ yürürlükteki madde 14

Madde ile sigortacılık sektöründe daha önce kısmen var olan garanti sistemi, maddede öngörülen zorunlu sigortaların tümünü kapsayacak şekilde yeniden düzenlenmiştir.

Özellikle iflas kararları ile ilgili yasal sürecin uzun zaman gerektirmesi, sigortalıların tazminatlarını almalarında gecikmelere neden olmaktaydı. Madde ile ödemelerin iflastan önce ruhsat iptali sonucu yapılabilmesi imkanı getirilmiş, hem teminatların hem de oluşturulan yeni kaynağın Güvence Hesabı çatısı altında toplanması, ayrıca garanti sisteminin gelişmiş ülkelerdeki gibi yeniden düzenlenmesi sağlanmıştır.

Yapılan bu düzenleme ile zorunlu kılınan sigortalardan doğan tazminatların karşılanabilmesi amaçlanmıştır. Madde uyarınca, söz konusu sigortaların zorunlu hale getirilmiş olması nedeniyle duyulan güvenin zedelenmemesi için, herhangi bir zarar görülmesi durumunda ortaya çıkan zararın belirli kurallar dahilinde karşılanabilmesi amaçlanmıştır.

Madde ile Güvence Hesabının gelirleri de düzenlenmiştir.

Tasarı/teklif madde 15

→ yürürlükteki madde 15

Yurt dışında yaptırılabilecek sigortalara ilişkin madde ile Türkiye’de yerleşik kişilerin Türkiye’deki sigortalanabilir menfaatlerini münhasıran Türkiye’de faaliyette bulunan sigorta şirketlerine yaptırmaları zorunluluğu getirilerek sigortacılığın geliştirilmesi, mevcut kapasitenin tam kullanılması ve bu alanda sağlanacak fonların ülke ekonomisine kanalize edilmesine olanak sağlanmıştır. Bununla birlikte, gerektiği takdirde Avrupa Birliği ile uyum sağlayabilmek amacıyla, Bakanlar Kuruluna yurt dışında yaptırılabilecek sigortaların neler olabileceğine ilişkin Kanundaki düzenlemeyi genişletme yetkisi tanınmıştır.

Tasarı/teklif madde 16

→ yürürlükteki madde 16

Madde ile, bu Kanunla kaldırılan 7397 sayılı Sigorta Murakabe Kanununa göre sigorta ve reasürans şirketleri için ayrılması zorunlu olan karşılıklara ilave olarak yeni karşılıklar düzenlenmiştir. Bu çerçevede kazanılmamış primler karşılığı, matematik karşılıklar, muallak tazminat karşılıklarına ilave olarak, devam eden riskler karşılığı ve ikramiyeler ve indirimler karşılığı zorunlu hale getirilmiştir. Devam eden riskler karşılığı kazanılmamış primler karşılığının yetersiz kaldığı riskler için ayrılacaktır. İkramiyeler ve indirimler karşılığı, şirketlerin cari yılın teknik sonuçlarına göre sigortalılar veya lehdarlar için ikramiye veya indirim uygulaması hali için tasarlanmıştır.

Tasarı/teklif madde 17

→ yürürlükteki madde 17

Teminatlarla ilgili düzenlemede Avrupa Birliği direktifleri esas alınmış ve hayat dışı sigorta şirketlerinin, yükümlülük karşılama yeterliliğinin üçte birinden az olmamak üzere minimum garanti fonu tesis etmeleri öngörülmüş, Müsteşarlığa da tesis edilen minimum garanti fonu varlıklarını bloke veya ipotek tesis ettirme yetkisi verilmiştir. Bu düzenleme ile teminat blokesini öngörmeyen Avrupa Birliği direktifleri ile ilke olarak paralellik sağlanmıştır. Ancak, Kanunda bunu kesin bir hüküm şeklinde vermekten de kaçınılmıştır. Avrupa Birliği’ne tam üyeliğe kadar, mali düzenlemelerin gelişimi ve piyasalardaki gelişmeler çerçevesinde Müsteşarlık, gerekirse bu yetkisini kullanacaktır.

Hayat branşında faaliyet gösteren şirketlerdeki teminat uygulaması ise eskiden olduğu gibi devam ettirilmiştir. Ancak, birikimli hayat sigortalarında verilen senelik risk teminatları da dahil olmak üzere, bir yıl ve bir yıldan kısa süreli hayat, ferdî kaza, sağlık ve hastalık teminatları, hayat dışı sigortalarla paralel düzenlenmiştir.

Şirket tasfiyesinin oldukça uzun zaman alıyor olması nedeniyle, bu süreçte sigortalıların mağdur olmamaları ve sigorta tazminatlarını zamanında alabilmelerini teminen Müsteşarlığa teminatları mali bünye zaafiyeti hallerinde de kullanabilme yetkisi tanınmıştır.

Teminatların sigortalıların tüm alacakları ödenmeden iflas ve tasfiye masasına dahil edilemeyeceği ve icra takibine konu olmayacağına ilişkin hüküm Kanunda aynen korunmakla beraber, uygulamada yaşanan sıkıntıların bertaraf edilebilmesi amacıyla, teminatlar üzerine ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz konulamayacağı da açık olarak vurgulanmıştır.

Tasarı/teklif madde 18

→ yürürlükteki madde 18

Sigortalıların korunması ve sektörün denetimi açısından, sigorta ve reasürans şirketlerinin mali bünyelerinin yakından izlenmesi, kamuoyu ve sigortalıların şirketler arasında karşılaştırma yapabilmesi için mali verilerde yeknesaklığın sağlanması şarttır. Bu nedenle mali tabloların Müsteşarlıkça belirlenecek esaslara göre düzenlenmesi gerekli görülmüştür.

Mali kesimin tüm unsurları için geçerli olduğu gibi, geniş toplum kesimlerine hitap eden, tasarrufları ve ekonominin genel işleyişini etkileme gücü olan ve güven unsurunu ön plana çıkaran sigortacılıkta, şirketin mali durumunun doğru tespiti büyük önem arz eder. Bu nedenle şirket mali tablolarının bağımsız denetim kuruluşlarınca incelettirilmesi zorunlu kılınmış, Müsteşarlığa da gerek görülen hallerde, diğer konulara ilişkin her türlü raporu isteme yetkisi tanınmıştır.

Sigortalı ve kamuoyu tarafından sigortacı hakkında bilgi edinilmesi ve bu çerçevede kararlar verilmesi, sektörün sağlıklı bir yapıya kavuşmasını sağlayacak rasyonel bir davranıştır. Bu nedenle, sigortalıların, şirketlerin faaliyet sonuçlarının bir göstergesi olan mali tabloları hakkında doğru bilgi edinmelerini sağlamak için, şirketlerce ilan edilen bilanço veya kâr–zarar cetvelinin gerçeğe aykırı olduğunun tespiti halinde Müsteşarlığa bu mali tabloları düzeltilmiş olarak yeniden yayımlattırma yetkisi verilmiştir.

Şirketlerin basiretli davranmamaları nedeniyle mali bünyelerinin bozulması durumunda sigortalıların hak ve menfaatleri tehlikeye gireceğinden ve sektöre olan güven sarsılacağından, şirketlerin mali bünye ve özkaynak yeterliliğinin tespiti gibi konularda düzenleme yapma yetkisi Müsteşarlığa bırakılmıştır.

Ayrıca, şirket hakkında doğru bilgi sağlanması ve gerektiğinde kamunun, şirketin durumu hakkında karar verebilmesini teminen Müsteşarlığa gönderilecek ve kamuya açıklanacak mali tablolara ilişkin düzenlemeler yapılması ve gerek duyulan bilgilerin sağlıklı temini için şirketlerden, diğer kanunlarda zorunlu kılınan defterlerden başka özel defterler tutmalarının istenmesi yönünde düzenlemelere gidilmiştir.

Tasarı/teklif madde 19

→ yürürlükteki madde 19

Maddede aktif azaltıcı işlem yasağı ile ilgili olarak, şirket ortakları veya çalışanlarının kendileri dışında gelişen olaylar ve konjonktürdeki gelişmeler sonucu ortaya çıkan aktif azaltıcı işlemler ile olayın özellikleri dikkate alınarak şirketin aktifini düşürücü olmakla birlikte şirketin mali durumunu bozmayan işlemlerin, aktif azaltıcı işlem yasağı çerçevesinde düşünülmemesi gerektiğinden hareketle, iyiniyet kurallarına aykırı olarak aktif azaltıcı işlemlerde bulunulamayacağı düzenlenmiştir. Ayrıca, örtülü kazanç aktarımının yasak olduğu vurgulanmıştır.

Tasarı/teklif madde 20

→ yürürlükteki madde 20

Mali sektörde doğabilecek olumsuzlukların reel ekonomiyi çok hızlı bir şekilde etkiliyor olması yanında sigortalıların hak ve menfaatlerinin korunması ve toplanan fonların ülke ekonomisinde verimli ve etkin bir şekilde kullanılması gibi amaçlarla mali bünyesi bozuk ve ödeme güçlüğüne düşen şirketlerin, kamu tarafından izlenmeleri ve denetlenmeleri gerekir.

Malî durumu zaafa uğradığı tespit edilen şirketlerde, söz konusu zaafiyete yol açan unsurların ortadan kaldırılması çarelerinin araştırılması ve uygulanması için maddede belirtilen hallerde kamu otoritesine yetki verilmektedir.

Bu madde ile şirketin mali bünyesinin iyileştirilmesi için sermaye tabanının güçlendirilmesi, yükümlülüklerin yerine getirilmesinde karşılaşılan darboğazın aşılması için şirket varlıklarının elden çıkarılması, sigorta portföyünün sınırlandırılması gibi tedbirler kabul edilmiştir. Maddede sayılan tedbirler tahdidi olmadığı gibi aralarında öncelik sonralık ilişkisi de söz konusu değildir.

Yapılan denetim ve gözetimler sonucunda şirketin mali bünyesinin güçlendirilmesine imkan olmadığının ya da tedbirlerin uygulanmayacağının anlaşıldığı veya şirketin ödemelerini tatil etmesi durumunda sigortalıların haklarının korunması ve sistemdeki güven ve istikrarın sürdürülmesi bakımından Bakana şirketin sözleşme yapma ve temdit etme yetkisini kaldırma veya ruhsatını iptal etme gibi yetkiler tanınmıştır.

Tasarı/teklif madde 21

→ yürürlükteki madde 21

Sigortacılık, gerçek bir risk analizi ve aktüeryal hesaplamaların yapılmasını zorunlu kılan bir sektördür. Sigorta şirketinin üstlendiği rizikolar için alması gereken prim miktarının belirlenmesi, sigortalıların taleplerine göre tarifelerin hazırlanması, kâr payı dağıtım hesapları gibi hususlar genel olarak aktüerlerin görev ve sorumluluk alanlarına giren konulardır. Aktüerler, yatırım, finansman ve demografi konularında matematik ve istatistik teorilerini kullanarak sigortacılık mevzuatı hükümleri dahilinde gerekli hesaplamaları yapmaktadır.

Bu nedenle, sigortacılık faaliyetinin güven içinde yürütülmesi açısından sigortacılıktaki rolleri oldukça önemli olduğundan hayat şirketleri yanında hayat dışı sigorta şirketlerine de aktüerle çalışma zorunluluğu getirilmiştir. Türkiye’deki aktüer sayısı dikkate alındığında, aktüerle olan çalışma devamlı istihdam etme şeklinde olabileceği gibi dışarıdan bir aktüerle çalışma şeklinde de olabilecektir.

Ülkemizde brokerlik faaliyetleri yurt dışı uygulamalarına göre çok geri planda kalmıştır.

Brokerlerin ülke içinde sigortalının temsilcisi olduğu fikrinden hareketle acentelik faaliyeti seviyesine çıkarılması, aynı zamanda yurt dışı örneklerine paralel hale getirilmesi asıl amaçtır. Bu amaç çerçevesinde brokerlik mesleğini icra edecek kişilerin Müsteşarlıktan ruhsat almaları gerektiği bu Kanunla kaldırılan 7397 sayılı Sigorta Murakabe Kanununda olduğu gibi aynen korunmuştur.

Prodüktörlerin de bir aracı olduğu göz önünde bulundurularak brokerlerde olduğu gibi prodüktörler için de Müsteşarlıktan ruhsat alma şartı getirilmiştir.

Tasarı/teklif madde 22

→ yürürlükteki madde 22

Sigorta eksperleri, genel olarak hasarın ortaya çıkması noktasında rol üstlenen ve bağımsız yapılarıyla önem kazanan sigortacılık aktörleridir. Eksperin bağımsızlığı, hem sigorta ettiren hem de sigortacı açısından büyük önemi haizdir.

Eksperin, ön ekspertizdeki veya ortaya çıkan hasara ilişkin oluşturduğu kararının objektif, yansız ve bağımsız bir şekilde ortaya çıkması, sözleşme taraflarının haklarının korunmasında son derece önemlidir.

Dolayısıyla, sigorta eksperinin kullandığı yetkilerin tanımlanması, çerçevesinin çizilmesi ve ilkelerinin ortaya konulması, adil bir sigortacılık piyasasının oluşmasında önemli katkı sağlayacak bir husustur.

Madde ile, sigorta eksperliği yapılabilmesi için gerekli şartlar belirlenmiş ve sigorta eksperliğinin gerçek veya tüzel kişiler eliyle yapılabileceği hüküm altına alınmıştır.

Sigortacılık müessesesi güven unsuru üzerine kurulduğundan ve eksperlik mesleğinin bu güvenin sağlanması bakımından önemli bir rol oynadığından hareketle, eksperlik mesleğinin icra edilebilmesi için, Müsteşarlıktan ruhsat alma zorunluluğunun yanısıra Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği nezdinde tutulan Levhaya yazılma ön koşul olarak hüküm altına alınmıştır.

Gerektiği takdirde Avrupa Birliği ile tam uyum sağlayabilmek ve kanuna esneklik kazandırabilmek amacıyla, yabancı eksperlerin faaliyetlerine ilişkin esasları belirleme yetkisi Bakanlar Kuruluna bırakılmıştır.

Eksperlik mesleğinin icra edilebilmesi için gerekli şartlardan biri olan Levhaya yazılma yanında, Levhadan silinmeye ilişkin usul ve esaslar da madde ile hüküm altına alınmıştır.

Eksperlik müessesesinin ayrı bir uzmanlık alanı ve meslek olması gerçeğinden hareketle, gerçek kişi eksperlerin eksperliği mutat meslek olarak yapmaları, tüzel kişi eksperlerin ise münhasıran sigorta eksperliği konusunda faaliyet göstermeleri ilkesi benimsenmiştir. Ayrıca, ekspertiz raporunda gerçek kişi eksperin imzasının bulunması gerekliliği hükme bağlanmıştır.

Madde ile sigorta eksperlik unvanının başkaları tarafından kullanılamayacağı hüküm altına alınarak eksperliğin temel ilkesi olan bağımsızlık ve tarafsızlığın sağlanabilmesini teminen sigorta şirketlerinin, acentelerinin ve brokerlerinin ortakları, yönetim ve denetim kurulu üyeleri ile bu şirketlerde doğrudan sigortacılıkla ilgili faaliyette bulunan çalışanların eksperlik yapamayacağı ve tüzel kişi eksperlere ortak veya yönetici olamayacağına ilişkin düzenleme yapılmıştır.

Uygulamada kaza tespit tutanağı tutulmasındaki zorluklar göz önünde bulundurularak sigorta eksperlerine kaza tespit raporu düzenleyebilme yetkisi de verilmiştir.

Madde ile sigorta sözleşmesine taraf olan kişilerin mağduriyetinin önlenmesi amacıyla, sigorta eksperlerine işi kabul edip etmediklerinin bildirimi için zaman sınırı getirilerek, işi iki eksper tarafından reddolunan kişiye Sigorta Eksperleri İcra Komitesine başvurarak eksper talebinde bulunabilme hakkı verilmiştir.

Tasarı/teklif madde 23

→ yürürlükteki madde 23

Sigorta acenteleri, sigortacılık sektöründe sigortacılık işinin bir çok aşamasında doğrudan rol üstlenen ve bir veya birden çok sigorta şirketiyle olan ilişkileri ile önem kazanan sigortacılık aktörleridir. Sigorta acentesinin hukuki ve ekonomik konumu hem sigorta ettiren hem de sigortacı açısından hayati önemi haizdir. Çoğu zaman sigortacı ile sigorta ettiren arasındaki ilişki acente yoluyla gerçekleştirilir.

Ülkemizde bu ilişki çok daha yaygındır. Zira, sigorta acenteleri, uzun yıllardır sigorta şirketlerinin doğrudan satış örgütü yerine geçmiş ve şirketlerin prim üretimlerinin neredeyse tamamına yakını acenteler kanalıyla gerçekleştirilmiştir. Sigorta şirketi ve toplam olarak sektör açısından burada sözü edilen yönüyle, sigorta acentesinin, Türk Ticaret Kanunu yanında hukuki olarak ayrıca düzenlenmesi son derece önemli bir husustur. Bu sayede, sigorta şirketi ile acente arasındaki ilişki çok daha belirgin bir şekilde tanımlanabilecek ve halihazırda uygulamada yaşanan bir çok sorun ortadan kaldırılmış olacaktır.

Acente, sigortalıyı doğrudan ilgilendiren ve satın aldığı hizmetin kalitesini etkileyen, dolayısıyla da sigortalının yaşam kalitesine olumlu veya olumsuz etkide bulunan bir rol üstlenmektedir. Acente, adeta sigorta şirketinin halka açılan penceresi gibi çalışmaktadır. Sigorta ettirenle özellikle sözleşmelerin yapılması aşamasında doğrudan temasa geçen ve sigorta ettireni yapacağı sigorta sözleşmesi hakkında yönlendiren acentedir. Ancak, acentenin rolü bu noktada sadece sözleşmenin yapılması ile sınırlı değildir. Rizikonun gerçekleşmesi aşamasında da gerek en yakın danışman olarak, gerekse de şirketle temasa geçen aktör olarak önemli görevler ifa etmektedir.

Yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde sigorta acentesinin kanunla düzenlenmesi, sözleşme taraflarının haklarının korunmasında son derece önemlidir.

Sigorta acentesinin kullandığı yetkilerin tanımlanması, çerçevesinin çizilmesi ve ilkelerinin ortaya konulması, adil bir sigortacılık piyasasının oluşmasında önemli katkı sağlayacak bir husustur.

Bu amaç doğrultusunda, madde ile, sigorta acenteliği yapılabilmesi için gerekli şartlar belirlenmiş ve sigorta acenteliğinin gerçek veya tüzel kişiler eliyle yapılabileceği hüküm altına alınmıştır.

Sigorta acenteliğinin ifa edilebilmesi için, Levhaya yazılı olma şartı getirilmiştir. Sektörün en önemli aktörlerinden biri olan acentelerin belirli nitelikleri taşımaları gerekmektedir. Bu nedenle, Levhaya kayıt için, acentelere Müsteşarlıktan bu nitelikleri taşıdıklarını gösteren bir belge alma zorunluluğu getirilmiştir. Ancak, bankalar ile özel kanunla kurulmuş ve kendisine sigorta acenteliği yapma yetkisi tanınan kurumlar, niteliklerinden dolayı, bu hükümlerden muaf tutulmuştur.

Sigorta hizmetleri ile ilgili olarak, madde ile, Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 4/A maddesinin üçüncü fıkrasına istisna getirilmiştir. Sigortacılık sektörü açısından anılan fıkra değerlendirildiğinde, sigorta şirketlerinin hizmet sağlayıcı olarak; acentelerin ise salt aracılık faaliyeti dolayısıyla sundukları ayıplı hizmetten sorumlu tutulması ilkesi benimsenmiştir.

Yabancı acentelerin Türkiye’deki faaliyetleri ile Türkiye’de faaliyet gösteren acentelerin yabancı sigorta şirketleri adına Türkiye’deki aracılığına ilişkin düzenleme yapma yetkisi Bakanlar Kuruluna verilmiştir. Bu yetki devri ile amaçlanan, Avrupa Birliğine uyum sürecinde gerekli değişikliklerin yapılmasının sağlanmasıdır.

Uygulamada görülen tazminat ödemelerinde gecikmenin tamamen ortadan kalkması, primlerin zamanında tahsil edilerek şirket tarafından en kısa sürede verimli alanlara yatırılması ile mümkün olacaktır. Acenteler tarafından toplanan primlerin başka faaliyet alanlarında kullanılmasının önüne geçebilmek amacıyla kendilerine sözleşme yapma ve prim tahsil etme yetkileri verilen sigorta acentelerinin, kural olarak, başka ticari faaliyette bulunamayacakları esası bu maddede de korunmuştur.

Diğer taraftan bu şekildeki bir uygulama ile acentelikte kurumsallaşma artacak ve profesyonel sigortacılığı benimseyen acenteler sektörde yerlerini alacaklardır. Böylece, sigorta ettiren de teminat altına alınmasını istediği riziko konusunda hizmet alabileceği etkin bir sigorta aracısı bulabilecektir. Ancak, bankalar ve özel kanunla yetki verilen kuruluşlar ile sözleşme yapmaya veya prim tahsiline hayat sigortaları veya zorunlu sigortalarla sınırlı olarak yetki verilen acenteler bireysel emeklilik işlemleriyle ilgili acentelik faaliyeti hariç olmak üzere bu yasak kapsamı dışında bırakılmıştır.

Diğer gelişmiş ülkelerde olduğu gibi, genellikle belli bir ortaklık ilişkisi içinde veya aynı grup içinde yer almalarından dolayı banka acenteliğinin yaygınlaşmaya başladığı ülkemizde bu tür kuruluşların, başka faaliyet yasağı çerçevesinde acentelik yapamayacağını kabul etmek doğru olmayacaktır. Zorunlu sigortalar ile hayat sigortaları da, özelliklerinden dolayı istisna kapsamı içerisine alınmıştır.

Tasarı/teklif madde 24

→ yürürlükteki madde 24

Bu madde ile Türkiye Sigorta ve Reasürans Şirketleri Birliğinin görev ve yetkileri, statü ve organları ile giderlerinin karşılanmasına ilişkin hususlar düzenlenmiştir. Bu Kanunla kaldırılan 7397 sayılı Sigorta Murakabe Kanunundan farklı olarak, sigorta ve reasürans şirketlerinin genel kurulda seçme ve seçilme hakkı ile ilişkilendirilen Levha sistemi getirilmiş, bu doğrultuda, Levhadan silinmeye ilişkin usul ve esaslar da belirlenmiştir. Madde ile, ayrıca, Müsteşarlığa Birlik Genel Kurulunda temsilci bulundurabilme hakkı tanınmıştır. Böylelikle, sektörün tüm sorunlarının ortaya konulduğu ve tartışıldığı bir platformda Müsteşarlık da yer almış olacaktır.

Tasarı/teklif madde 25

→ yürürlükteki madde 25

Türkiye Sigorta ve Reasürans Şirketleri Birliği organlarının seçim işlemlerinde uygulanacak usul ve esaslar ile yasaklar belirlenmiştir.

Tasarı/teklif madde 26

→ yürürlükteki madde 26

Sigorta eksperliği mesleğinin ve eksperlik hizmetinin gelişmesi ve yaygınlaşmasının kurumsallaşmasının sağlanması, bağımsızlık ve tarafsızlığının korunması, meslek etiğinin belirlenmesi ve mesleki dayanışmanın güçlendirilmesi, sigorta eksperlerinin bir birlik çatısı altında toplanması kurumsallığa kavuşması ile mümkün bulunmaktadır.

Bu noktadan hareketle, eksperler için Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği nezdinde bir icra komitesi oluşturulması öngörülmüştür. İcra Komitesinin, sigorta eksperliğinin meslek olarak kurumsallaştırılması ve standartlarının belirlenmesi işlevlerinin yanı sıra ruhsatlandırma ve Levha sistemi prosedürlerine ilişkin gerekli işlemlerin yürütülmesi, sigorta eksperliği ile ilgili yurt içindeki ve yurt dışındaki gelişmelerin izlenmesi, sigortacılık faaliyeti ile ilgili konularla sınırlı olmak üzere disiplin cezası verilmesi gibi görevleri bulunmaktadır.

Tasarı/teklif madde 27

→ yürürlükteki madde 27

Sigorta acenteliği mesleğinin ve acentelik hizmetinin gelişmesi ve yaygınlaşmasının sağlanması, mesleki dayanışmanın güçlendirilmesi ve mesleğin kurumsallaşması ile mümkündür.

Bu noktadan hareketle, acenteler için Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği nezdinde Sektör Meclisi ile İcra Komitesi oluşturulması öngörülmüştür. İcra Komitesinin, sigorta acenteliğinin meslek olarak kurumsallaştırılması ve standartlarının belirlenmesi işlevlerinin yanı sıra Levha sistemine ilişkin gerekli işlemlerin yürütülmesi, sigorta acenteliği ile ilgili yurt içindeki ve yurt dışındaki gelişmelerin izlenmesi, sigortacılık faaliyeti ile ilgili konularla sınırlı olmak üzere disiplin cezası verilmesi gibi görevleri bulunmaktadır.

Tasarı/teklif madde 28

→ yürürlükteki madde 28

Sigorta Denetleme Kuruluna ilişkin bu Kanunla kaldırılan 7397 sayılı Kanunda yer alan düzenleme temelde korunmuş; denetimle ilgili tüm yetkilerin Müsteşarlığın bağlı olduğu Bakanlık veya Müsteşarlıkta toplandığı hüküm altına alınmıştır.

Tasarı/teklif madde 29

→ yürürlükteki madde 29

Sağlıklı bir izleme ve denetleme yapılabilmesini teminen maddede sayılan kişi ve kuruluşlara Kanunun uygulaması ile ilgili olarak Müsteşarlıkça istenilecek bilgi ve belgeleri verme yükümlülüğü getirilmiştir.

Tasarı/teklif madde 30

→ yürürlükteki madde 30

Bilindiği gibi, sigorta sözleşmesinin tarafı olan sigorta ettirenler veya sigorta sözleşmesinden menfaat sağlayan kişiler ile riski üstlenen taraf arasındaki ilişkiler sözleşme hukukunun konusudur. Sigortacılık sektörünün düzenlenmesi ve denetlenmesi işlevini yerine getiren ve kamu hukukuna göre görev yapan Müsteşarlığın, sigortacılık mevzuatına aykırılık söz konusu olmadığı takdirde yapılan uygulamalara müdahale etmesi mümkün bulunmamaktadır.

Sigorta ettirenler veya sigorta sözleşmesinden menfaat sağlayan kişiler ile riski üstlenen taraf arasındaki uyuşmazlıklar adli yargı mekanizmalarıyla çözümlenmektedir. Ancak sigortacılık alanında ihtisas mahkemelerinin olmaması, yargı sürecinin uzun zaman alması ve masraflı olması, sigortalıların mağduriyetine neden olmakta ve zararın telafisi uzun zaman aldığından sigortanın var olma amacına aykırılık teşkil etmektedir. Bu nedenle, sigortalılar, bazı uyuşmazlıklarda, riski üstlenen tarafların haksız da olsa önerdikleri tazminatı kabul etmek durumunda kalmaktadır. Bu durum, sigortacılık sektörüne duyulan güveni sarsan bir faktör olarak karşımıza çıkmaktadır.

Diğer taraftan, uluslararası uygulamalar incelendiğinde, yapıları farklılık arz etse de bir çok ülkede sigortacılık alanında ombudsman müessesesinin var olduğu görülmektedir.

Madde ile getirilmek istenilen tahkim sistemi ile, sigorta ettiren veya sigorta sözleşmesinden menfaat sağlayan kişiler ile riski üstlenen taraf arasında sigorta sözleşmesinden doğan tüm uyuşmazlıkların çözümü amaçlanmaktadır.

Bu bağlamda, uluslararası uygulamalarda varolan “Ombudsman Sistemi”nin işleyişi esas alınmış, ülkemizdeki hukuk sistemi ile parallellik sağlanmasını teminen Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununda yer alan tahkim sisteminin temel esas ve usulleri çerçevesinde sistem şekillendirilmiştir.

Öncelikle, uluslararası uygulamalar ile riski üstlenen taraf açısından kararların belirli bir miktara kadar bağlayıcı olması dikkate alınarak, Tahkim Komisyonu, Türkiye Sigorta ve Reasürans Şirketleri Birliği çatısı altında teşkilatlandırılmıştır. Tahkim sisteminin işleyişe kavuşması ve uygulama alanı bulması, sigortalıların sistemin tarafsızlığına olan güveninin sağlanması ile mümkün olabilecektir. Bu amaçla, sigorta hakemliği müessesesi tasarlanmış ve belirli niteliklere sahip kişilerin, Komisyona başvurarak listeye kaydolmaları temin edilmiştir.

Uyuşmazlığın çözümüne ilişkin Komisyona yapılacak başvuruda, belirli usul ve esaslar çerçevesinde, Komisyonca listeden bir hakem atanacak ve uyuşmazlık tamamen tarafsız olan hakem tarafından çözülecektir.

Madde ile, sigorta hakemliği listesinin bir örneğinin Adalet Bakanlığına gönderilmesi hüküm altına alınmıştır. Bu hüküm ile amaçlanan, sigorta sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıkların, Tahkim Komisyonu dışında Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu çerçevesindeki tahkim müessesesi ile çözümlenmesi halinde, uygulamada paralellik sağlanması bakımından sigortacılık alanında belirli nitelikleri taşıyan sigorta hakemlerine başvurulmasını temin etmektir.

Sigorta Tahkim Komisyonunun belirli nitelikleri haiz bir Müsteşarlık temsilcisi, iki Sigorta ve Reasürans Şirketleri Birliği temsilcisi, bir tüketici derneği temsilcisi ve Müsteşarlıkça belirlenecek bir hukukçudan oluşması öngörülmüştür. Komisyona bağlı olarak bir müdür, iki müdür yardımcısı, raportörler ve yeterli sayıda personelin çalışacağı hüküm altına alınmıştır. Komisyonun nihai kararlarda herhangi bir inisiyatifi bulunmamakta olup idari işlemlerin düzenlenmesinden sorumludur.

Tahkim Komisyonunun işlevinin gerçek anlamda uyuşmazlıkların çözümü olmasından hareketle, Tahkim Komisyonuna başvuru için öncelikle ilgili sigorta şirketine ya da riski üstlenen tarafa başvurulması ve kişinin talebinin kısmen ya da tamamen olumsuz sonuçlandığının belgelenmiş olması şartı aranmaktadır. Sistemin gereksiz kullanımından kaçınılması amacıyla, başvuruda bulunacak sigorta ettirenler veya sigorta sözleşmesinden menfaat sağlayan kişilerden Müsteşarlıkça belirlenecek oranda cüzi bir ücret alınması tasarlanmıştır.

Riski üstlenen tarafla uyuşmazlığa düşen kişinin Tahkim Komisyonuna başvurusu, öncelikle raportörler tarafından incelenecek, uyuşmazlık konusu eksik bilgilendirme, evrakların eksikliği gibi konulardan kaynaklanıyorsa raportörlerin riski üstlenen tarafla iletişimi ile sonuçlandırılacaktır. Ancak raportörler tarafından sonuçlandırılamayan başvurular sigorta hakemine iletilecektir.

Riski üstlenen taraflar açısından sisteme katılım tamamen gönüllülük esasına dayanmaktadır.

Sisteme üye olmak isteyenlerden Birlikçe belirlenecek ve Müsteşarlıkça onaylanacak miktarda katılma payı alınması tasarlanmıştır. Uluslararası uygulamalar ve mahkemelerin iş yükü dikkate alınarak, hakemin verdiği kararın belirli bir miktara kadar her iki taraf için de kesin olması, bu miktarın üstü için Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu çerçevesinde temyiz yoluna başvurulabilmesi ilkesi benimsenmiştir.

Uyuşmazlıkların çözümü için hakemlerin karar verme süresi dört ay ile sınırlandırılmıştır.

Ancak bu süre, tarafların yazılı muvafakati ile uzatılabilmektedir.

Kararın resmiyet kazanabilmesi ve icra kabiliyeti açısından süre başlangıcının belirlenebilmesi için, Hakemin verdiği kararın Komisyon müdürünce, en geç üç iş günü içinde, 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 532 nci maddesi uyarınca gereğinin yapılabilmesi için davayı görmeye yetkili mahkemeye iletilmesi öngörülmüştür.

Maddede, ayrıca, Komisyon tarafından ödenecek sigorta hakemlerinin ücretlerinin Birliğin görüşü alınmak suretiyle Müsteşarlıkça belirleneceği hüküm altına alınmıştır.

Tasarı/teklif madde 31

→ yürürlükteki madde 31

Madde ile, Bakana yurt içinden ve yurt dışından sigortacılık konusunda gelebilecek eğitim taleplerinin karşılanması amacıyla sigortacılık eğitim merkezi kurma yetkisi verilmiştir. Günümüz eğitim sisteminde, Türkiye’de sigortacılığın akademik anlamda ayrı bir uzmanlık dalı olarak gelişmesi oldukça yenidir. Bu nedenle, sigortacılık alanında halihazırda Müsteşarlığa, gerek üniversitelerden gerekse özel sektör ve kamu sektöründen yoğun bir eğitim talebi gelmektedir. Bu taleplerin daha sistematik bir biçimde karşılanabilmesi ve Türkiye’de sigortacılığın ayrı bir uzmanlık alanı olarak benimsenmesi, sigortacılık eğitim merkezinin kurulması ile mümkün olabilecektir. Ayrıca, yurt dışından, özellikle Türk Cumhuriyetlerinden gelen sigortacılıkla ilgili eğitim taleplerinin tek bir elden ve Devlet kanalıyla karşılanması sağlanacaktır. Merkezin giderlerinin sigortacılık alanında faaliyet gösteren meslek kuruluşlarının katkılarından, merkezin hizmet vereceği ilgili kamu ve özel sektör kuruluşlarından ve hibelerden yönetmelikle belirlenecek esaslar çerçevesinde karşılanması öngörülmektedir.

Diğer taraftan, uygulamada yeknesaklık sağlanabilmesini teminen, dernek, federasyon ve birlik gibi belirli bir kanuna tabi olarak kurulan kuruluşlar hariç olmak üzere, sigortacılık ve reasürans uygulamaları ile ilgili olarak sektörde faaliyet gösteren kişilerin yaptıkları işlemler dolayısıyla sigortacılık konusunda örgütlenmeler oluşturulması Bakanın iznine tabi kılınmıştır.

Tasarı/teklif madde 32

→ yürürlükteki madde 32

Çeşitli reklam ve pazarlama teknikleriyle karşı karşıya olan sigortalının talep edeceği hizmetin boyutları hakkında doğru bilgiye sahip olması gerekmektedir. Şirketler arası rekabette sigortalının, reklam teknikleri nedeniyle ihtiyaçları ve isteklerine göre daha farklı tercihlerde bulunmasının, sektörün gelişimini olumsuz yönde etkileyeceğinden, ilan ve reklamların belli bir disiplin içinde yapılması gerekmektedir.

Bu doğrultuda, ilan ve reklamlarda, gerek sigortacılık prensiplerine gerekse genel prensiplere aykırılık halinin Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun uyarınca faaliyet gösteren Reklam Kuruluna bildirilmesi öngörülmüştür.

Sigorta sektörünün gelişimi, sigorta ve reasürans şirketleri, acenteler, aktüerler, brokerler ve sigorta eksperlerinin, sigortalıların hak ve menfaatlerini gözetmesine ve davranışlarının iyiniyet kuralları çerçevesinde gerçekleşmesine bağlı olduğundan, adı geçen kişilere yükümlülük getirilmiştir.

Sigorta sözleşmeleri ile verilen teminatlar çerçevesinde, riskin gerçekleşmesi sonucu sigortalılara verilecek tazminatın en kısa sürede ödenmesi konusu sektörün önemli sorunlarından birisini oluşturmaktadır. Nitekim, uygulamada sigortalıların en çok mağdur edildikleri husus, sigorta tazminatlarının zamanında ödenmemesidir. Aynı zamanda sigorta tazminatlarının geç ödemesi, bu tazminatları zamanında ödeyen şirketler için haksız rekabet teşkil etmektedir. Bu nedenlerle sigorta şirketlerinin haklı bir nedene dayanmadan, iyiniyet kurallarına aykırı olarak sigorta tazminatını ödemekte gecikmemeleri gerektiği maddede düzenlenmiştir. Haklı neden ve iyiniyet kuralları ise her somut olayın özelliğine göre değerlendirilecektir. Ayrıca, bir sözleşmenin unsurları içinde, taraflardan birinin bu sözleşmede yer alan herhangi bir hususta sigorta yapmaya zorunlu tutulduğu hâllerde, söz konusu sigortanın belli bir şirkete yaptırılmasına ilişkin sözleşmeye konulmuş her türlü şartın hükümsüz olduğu belirtilerek, sigortalıların istediği sigorta şirketini serbestçe seçme hak ve özgürlüğünün bulunduğu hüküm altına alınmıştır.

Tasarı/teklif madde 33

→ yürürlükteki madde 33

Madde ile, bu Kanunla yürürlükten kaldırılan 7397 sayılı Kanunda var olan ihtisas komitelerine ilişkin düzenleme korunmuştur.

Tasarı/teklif madde 34

→ yürürlükteki madde 34

Denetimin etkinliği, caydırıcı ve zamanında uygulanabilen yaptırımların varlığına bağlıdır. Ayrıca, ekonomik suça ekonomik ceza verilmesi esastır. Bu yaklaşımdan hareketle, maddede idari para cezası uygulanmasına ilişkin düzenleme getirilmektedir. İdari cezaların düzenlenmesinde, Kabahatler Kanunu temel alınmıştır.

Sigorta ve reasürans şirketlerinin denetim ve gözetim görevinin yerine getirilmesinde etkinliği sağlamak ve denetimin işlevselliğini artırmak amacıyla, kamu otoritesine, gerekçesini belirtmek şartıyla maddede sınırı çizilen durumlarda idari para cezası uygulama yetkisi tanınmıştır.

Bu Kanunla kaldırılan 7397 sayılı Sigorta Murakabe Kanunundan farklı olarak, maddeyle, denetimden uzak izinsiz faaliyetlerin önlenmesi ve bu durum nedeniyle zarara uğrayabileceklerin mağduriyetlerinin bir an önce giderilmesi bakımından Bakana mali sektörde izin almadan faaliyet gösterenlerin işyerlerini geçici olarak kapatmayı talep etme yetkisi verilmiştir.

Tasarı/teklif madde 35

→ yürürlükteki madde 35

Adlî cezalar, Türk Ceza Kanunu prensipleri doğrultusunda düzenlenmiştir. Maddede yer alan adli cezaların, izinsiz faaliyette bulunmak ve kanun denetiminin etkinliğinin azaltılmasına yol açan eylemler başta olmak üzere önemli hallerde uygulanması öngörülmektedir.

Tasarı/teklif madde 36

→ yürürlükteki madde 36

Bu Kanunla kaldırılan 7397 sayılı Sigorta Murakabe Kanununda yer alan kovuşturma usulü temelde korunmuş olmakla birlikte daha önce sadece aracıların bu Kanunda suç sayılan fiillerine karşı kaldırılan müdahale usulü, bu madde ile eksperlerin bu Kanuna aykırı fiillerinden kaynaklanan suçlar ile sırları açıklama ve şirketlerin itibarını zedeleme suçları için de kabul edilmiştir. Böylelikle, istisna kapsamındaki suçlardan dolayı takibatın yapılması Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununa tabi olacak, takibat yapılabilmesinde Müsteşarlığın müdahil olarak katılmasına gerek olmayacaktır.

Tasarı/teklif madde 37

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

Madde ile Sigorta Murakabe Kanunu ile Mükerrer Sigorta Hakkında Kanunun yürürlükten kaldırılması öngörülmüştür.

Bu madde ile ayrıca, çeşitli kanunlarda değişiklikler yapılmıştır. Öncelikle, bu Kanunla kaldırılan 7397 sayılı Sigorta Murakabe Kanunundan farklı olarak bu madde ile yeni karşılıklar ihdas edildiğinden ve mevcut karşılıkların tanımı değiştirildiğinden, Kurumlar Vergisi Kanununun 14 üncü maddesinin birinci fıkrasının (4) numaralı bendi değiştirilerek, bu Kanunun 16 ncı maddesi ile düzenlenen teknik karşılıkların kurumlar vergisi matrahının tespitinde gider olarak kabul edileceği hüküm altına alınmıştır.

Diğer taraftan, bu Kanun ile sigorta eksperleri ve sigorta acenteleri için Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği nezdinde öngörülen örgütlenmeyi sağlayacak şekilde, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanununun ilgili hükümlerinde gerekli değişiklik yapılmıştır.

Diğer taraftan, sigortacılık sektöründe daha önce kısmen var olan garanti sisteminin kapsamı genişletilerek yeni bir yapıya kavuşturulduğundan, Karayolu Trafik Kanunu ile ihdas edilen Karayolu Trafik Garanti Sigortası Hesabına ilişkin gerekli düzenleme yapılmıştır.

Tasarı/teklif geçici madde 1

→ yürürlükteki geçici madde 1

Karayolu Trafik Garanti Sigortası Hesabının tüm hak ve yükümlülüklerinin bir ay içinde Hesaba devrolunacağı ve Karayolu Trafik Garanti Sigortası Hesabıyla ilişkili olarak açılan davalar ve yapılan takipler Hesapla ilişkili olarak devam edeceği düzenlenmiştir.

Tasarı/teklif geçici madde 2

→ yürürlükteki geçici madde 2

Bu Kanun uyarınca hazırlanacak kararname, yönetmelik ve tebliğler yürürlüğe konuluncaya kadar, geçiş sürecinde doğabilecek mevzuat boşluğunun önlenmesi bakımından, bunların düzenleyeceği konulara ilişkin mevzuatın bu Kanuna aykırı olmayan hükümlerinin uygulanmasına devam olunacağı hükme bağlanmıştır.

Tasarı/teklif geçici madde 3

→ yürürlükteki geçici madde 3

Bu Kanun ile getirilen branş ayrımı çerçevesinde, şirketlerin yeni duruma kendilerini adapte edebilmelerini sağlayabilmek için şirketlere geçici bir süre verilmiş, branş ayrımına uyumu teminen de bir yıl sonunda gerekli düzenlemeleri yapmayan şirketlere prim girişi engellenmiştir.

Diğer sigortalara göre daha farklı bir yapıda olan, hayat sigortalarının hayat dışı sigortalara nazaran farklı bir muhasebeleştirme ve değerlendirme gerektirmesi nedeniyle, Sigorta Murakabe Kanunu ile daha önce getirilmiş hayat–hayat dışı ayrımlaşmasını sağlayabilmek açısından, karma şirketlere prim girdisi tamamıyla durdurulmuş ve Bakana sigorta portföyünü resen devretme yetkisi tanınmıştır.

Tasarı/teklif geçici madde 4

→ yürürlükteki geçici madde 4

20 nci madde hükmü uyarınca, şirket yönetim ve denetimine atananlara ilişkin düzenleme, bu Kanunla kaldırılan 7397 sayılı Sigorta Murakabe Kanunu uyarınca atanmış kişiler ile bu kişiler hakkında açılmış davalar ve takipler için de geçerli kılınmıştır.

Tasarı/teklif geçici madde 5

→ yürürlükteki geçici madde 5

Bu Kanunla kaldırılan 7397 sayılı Kanun uyarınca ayrılan deprem hasar karşılıklarının, bu Kanun ile kaldırılmış olması ve söz konusu karşılıkların vergisi ödenmiş ve şirkete ait bir özkaynak haline gelmiş olması nedeniyle, ihtiyari yedek akçelere devrolunacağına dair düzenleme yapılmıştır.

Tasarı/teklif geçici madde 6

→ yürürlükteki geçici madde 6

Kanunun yayımlanmasından sonraki geçiş sürecinde önceden alınan ruhsatların değiştirme işlemi yapılıncaya kadar geçerli olduğu, bunun bir yıl içinde yapılacağı ve eksperlere Levhaya kayıt için dört aylık süre tanınacağı madde ile düzenlenmiştir.

Tasarı/teklif geçici madde 7

→ yürürlükteki geçici madde 7

Acentelerin sayısı göz önüne alınarak Müsteşarlıktan uygunluk belgesi alınması ve buna bağlı olarak Levhaya kayıt için bir yıllık bir geçiş süreci öngörülmüştür.

Tasarı/teklif geçici madde 8

→ yürürlükteki geçici madde 8

5237 sayılı Türk Ceza Kanununun yürürlüğe girmesinden önce işlenen suçlar için de kuruculara ve kurucuların niteliklerine ilişkin hükümlerin geçerli olduğu hüküm altına alınmıştır.

Tasarı/teklif madde 39

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

Yürütme maddesidir.

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA Sigorta Murakabe Kanununda değişiklik yapılması hakkında Kanun Teklifim ve gerekçesi ilişikte sunulmuştur.

Gereğini saygılarımla arz ederim.

Atilla Başoğlu Adana GEREKÇE Sigortacılık sektörü son yıllarda ülkemizde büyük gelişmeler kaydetmiştir ancak halen bir takım eksikliklere sahiptir.

Sigorta sözleşme ve poliçelerinde açık olmayan ifadelerin ve yabancı kelimelerin kullanımı, yanlış anlaşılmalara neden olabilmekte, sigortalıları beklenmeyen zararlara uğratabilmektedir.

Şirketler sözleşme ve poliçelerde karşılamakla yükümlü oldukları riskleri bildirmektedir.

Ancak risklerin gerçekleşmesi halinde aynı şirketler bir takım şartların tamamlanmaması sebebiyle konunun kapsam dışında kalmış olduğunu ifade edebilmektedirler. Bu konunun çözülmesi amacıyla ilgili metinlerde sözleşmeyi hazırlayan kuruluşun hangi şartlarda doğacak zararı karşılamayacağının tanımlaması önem taşımaktadır.

Tüketicinin sözleşmeyi imzalarken hangi riskleri teminat altına aldırdığının bilgisine sahip olması sadece hukuki değil ahlaki bir yükümlüktür de.

Her sektörün kendi kavramlarıyla iş yapması son derece doğaldır. Ancak kullanılan kavramların yabancı kelimelerden oluşması gerekmemektedir. “All risk” gibi kavramlar her konuyu berrak olarak anlaşılır kılmamakta, hem de dilimize zarar vermektedir. Dünyada bir çok ülkenin dillerini yabancı kelimelere karşı koruyucu önlemler almış olması boşuna değildir.

Söz konusu Kanun Teklifinin kabul edilmesi halinde vatandaşlarımız imzalamış oldukları sözleşmenin kendilerini hangi zararlara karşı koruduğunu zan ile değil bilgi ile görecek, elindeki belgeyi daha güvenle tutacaktır.

ADANA MİLLETVEKİLİ ATİLLA BAŞOĞLU’NUN TEKLİFİ SİGORTA MURAKABE KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA