İçeriğe geç
Yürürlükte Temel kanun 1. hâli

Bazı Kamu Alacaklarının Uzlaşma Usulü ile Tahsili Hakkında Kanun

Kanun numarası
5736
Kabul tarihi
20.02.2008
Resmî Gazete
27.02.2008 / 26800
Düstur
5. tertip, cilt 47
Son değişiklik
—
Madde sayısı
8

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 109 (Esas No: 1/515) · belgeyi aç · TBMM kaydı . Gerekçeler kanun tasarısı ya da teklifi üzerine yazılmıştır; komisyon ve Genel Kurul görüşmelerinde madde numaraları değişebilir. Her gerekçe, metni en çok benzeyen yürürlükteki maddeye bağlanmıştır.

Genel gerekçe

Bilindiği gibi, 213 sayılı Vergi Usul Kanununun uzlaşmaya ilişkin Ek 1 inci maddesinde;

mükellef tarafından, ikmalen, re’sen veya idarece tarh edilen vergilerle bunlara ilişkin vergi ziyaı cezalarının (Kanunun 344 üncü maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca vergi ziyaı cezası kesilen tarhiyata ilişkin vergi ve ceza hariç) tahakkuk edecek miktarları konusunda vergi ziyaına sebebiyet verilmesinin kanun hükümlerine yeterince nüfuz edememekten ya da 369 uncu maddede yazılı yanılmadan kaynaklandığının veya aynı Kanunun 116, 117 ve 118 inci maddelerinde yazılı vergi hataları ile bunun dışında her türlü maddi hata bulunduğunun veya yargı kararları ile idarenin ihtilaf konusu olayda görüş farklılığının olduğunun ileri sürülmesi durumunda, idarenin bu bölümde yer alan hükümler çerçevesinde mükelleflerle uzlaşabileceği hüküm altına alınmıştır.

Anılan madde hükmüne göre, uzlaşma talebi vergi ihbarnamesinin tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde yapılmakta, uzlaşmanın vaki olmaması veya temin edilememesi halinde yeniden uzlaşma talebinde bulunulamamaktadır. Uzlaşmanın vaki olmadığına dair tutanağa idarenin nihai teklifi yazılmakta, mükellef dava açma süresinin sonuna kadar teklif edilen vergi ve cezayı kabul ettiğini yazılı olarak bildirirse bu takdirde uzlaşma sağlanmış sayılmaktadır.

Kanunun Ek 6 ncı maddesine göre, mükellef veya adına ceza kesilen; üzerinde uzlaşılan ve tutanakla tespit olunan hususlar hakkında dava açamaz ve hiçbir mercie şikayette bulunamaz.

213 sayılı Kanunun Ek 11 inci maddesinde de tarhiyat öncesi uzlaşma müessesesi düzenlenmiş ve vergi incelemesine dayanılarak tarh edilecek vergilerle kesilecek cezalarda (aynı Kanunun 344 üncü maddenin üçüncü fıkrası uyarınca vergi ziyaı cezası kesilecek tarhiyata ilişkin vergi ve ceza hariç) tarhiyat öncesi uzlaşmaya varılması halinde, tutanakla tespit edilen bu husus hakkında dava açılamayacağı ve hiçbir mercie şikâyette bulunulamayacağı, tarhiyat öncesi uzlaşmanın temin edilememiş veya uzlaşma müzakeresinde uzlaşmaya varılamamış olması halinde ise mükellefler veya ceza muhatabı olanların verginin tarhından ve cezanın kesilmesinden sonra uzlaşma talep edemeyecekleri hükümlerine yer verilmiştir.

213 sayılı Kanun hükümlerine göre ikmalen, re’sen veya idarece tarh edilen vergi, resim, harç, fon payları ve bunlara ilişkin vergi cezaları ile ilgili olarak mükelleflerin uzlaşma veya tarhiyat öncesi uzlaşma hükümlerinden yararlanmayıp dava yolunu tercih etmeleri de mümkündür.

Hazırlanan tasarıyla, ihtilaflı alacakların bir an önce Hazineye intikalini sağlamak ve yargı mercilerinin iş yükünü hafifletmek amacıyla, mükelleflere ihtilaflı alacaklar için bir kez daha 213 sayılı Kanunun uzlaşma hükümlerinden yararlanma fırsatı verilmesi ve uzlaşma yolu ile alacakların tasfiye edilmesi önerilmektedir.

İhtilafın kesinleşmiş olması halinde ise yapılan düzenlemeden yararlanılma imkanı verilmemekte, hem mükellef hem de idarenin kanun yolu tüketilmek suretiyle kesinleşmiş yargı kararı üzerine oluşan duruma göre yükümlülüğünü yerine getirmesi gereği korunmaktadır.

Diğer taraftan, 1/7/2007 tarihinden önce ilgilisine tebliğ edildiği halde bu Kanunun yayımlandığı tarih itibarıyla ödenmemiş olan ecrimisil alacaklarının bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihi takip eden ikinci ayın sonuna kadar ilgilisinin yazılı başvurusu üzerine, takdiri yapan komisyonlarca yeniden tespit edilerek tespit edilen bu bedelin kabulü, varsa ecrimisil veya takip işlemlerine karşı açılmış davalardan vazgeçilmesi koşuluyla yeniden yapılandırılması ve tahsilatının hızlandırılması amaçlanmaktadır.

Ayrıca, mülga 4389 sayılı Bankalar Kanununa eklenen geçici 4 üncü maddenin (13) numaralı fıkra hükmünün uygulanması ile ilgili olarak bankalar tarafından açılan davalar, gerek yargı gerek vergi idaresi gerekse mükellefler nezdinde gereksiz iş yükü oluşturmaktadır.

Tasarıda yapılan düzenleme ile mükellefle idare arasında doğan bu ihtilafları mükellefle ortak bir noktada uzlaşılarak kamu vicdanı zedelenmeksizin sona erdirmek, kamu alacağını garanti altına almak ve yargı organları ile gelir idaresini yığılmış dosyalardan kurtarmak amaçlanmaktadır.

Öte yandan, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu ile 3717 sayılı Adli Personel ile Devlet Davalarını Takip Edenlere Yol Gideri ve Tazminat Verilmesi ile 492 Sayılı Harçlar Kanununun Bir Maddesinin Yürürlükten Kaldırılması Hakkında Kanunlarda yer alan ücret ve ücret sayılan ödemelerin vergilendirilmesine ilişkin bazı düzenlemeler yapılarak bu konularda meydana gelen ihtilafların sona erdirilmesi hedeflenmektedir.

Ayrıca Katma Değer Vergisi Kanununun 17 nci maddesinin (2) numaralı fıkrasına 5228 sayılı Kanun ile eklenen (e) bendi uyarınca kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının, kanunlarla kendilerine verilen görev gereği ve kuruluş amaçlarına uygun ruhsat, izin, onay ve benzeri hizmetleri ile bu hizmetlerle ilgili olarak kullanılacak basılı kağıtların bu kuruluşlar tarafından tesliminin istisna edilen işlemler kapsamına alınması nedeniyle bu işlemler ile ilgili olarak 31/7/2004 tarihinden önceki dönemlere ilişkin olarak yapılan tarhiyatlardan vazgeçileceği ve tahakkuk eden tutarların terkin edileceği hükmü önerilmektedir.

Madde gerekçeleri

Tasarı/teklif madde 1

→ yürürlükteki madde 1

Hazırlanan madde ile, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre ikmalen, resen, idarece tarh edilen vergi, resim, harçlar, fon payı ve bunlara bağlı vergi cezalarından, maddenin yürürlüğe girildiği tarih itibarıyla; vergi mahkemeleri, bölge idare mahkemeleri ve Danıştay nezdinde dava açma süresi geçmemiş veya ihtilaflı bulunanlar için, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihi takip eden ayın sonuna kadar aynı Kanunun uzlaşmaya ilişkin hükümlerine göre uzlaşma talep edilmesi ve uzlaşma sonucu tahakkuk eden vergi, resim, harçlar, fon payları ile bunlara bağlı vergi cezalarının ve bu madde kapsamında yapılan uzlaşma tarihine kadar hesaplanacak gecikme faizlerinin, ilk taksit uzlaşma tutanağının düzenlendiği ayı takip eden aydan başlamak ve 18 ayda 18 eşit taksitte tamamen ödenmesi şartıyla uzlaşmaya konu tutardan kalan alacakların tahsilinden vazgeçilmesi öngörülmektedir.

Madde kapsamına 213 sayılı Kanunda yer alan uzlaşma müessesesinin kapsam dışı bıraktığı 344 üncü maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca vergi ziyaı cezası kesilen tarhiyata ilişkin vergi ve cezalar ile usulsüzlük ve özel usulsüzlük cezaları da alınmaktadır.

Böylece, yargı mercileri nezdinde ihtilaflı olan alacakların bir an önce Hazineye intikali ve ihtilaflı dosyaların tasfiye edilerek yargı mercilerinin iş yükünün hafifletilmesi amaçlanmaktadır.

Madde kapsamına maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önceki dönemlere, beyana dayanan vergilerde bu tarihten önce verilmesi gereken beyannamelere ilişkin tarhiyatlar girmektedir. Mükelleflerin madde hükmünden yararlanabilmeleri için tarh edilen vergi, resim, harçlar ve fon payları ile kesilen cezalara karşı dava açmamaları, açılmış davalardan uzlaşma tutanağını imzaladıkları tarihte vazgeçmeleri şartı getirilmektedir.

İhtilafa ilişkin nihai kararın kesinleşmiş olması halinde madde hükmünden yararlanılamayacağı belirtilerek maddenin yürürlük tarihinden önce kesin olarak sonuçlanmış ihtilaflara ilişkin alacakların yeniden uzlaşma yolu ile ödenmesinin mümkün olmayacağı ifade edilmektedir.

Madde hükümlerinden yararlanmak üzere başvuruda bulunan ve açtıkları davalardan vazgeçen mükelleflerin, ihtilafları ile ilgili olarak daha önce verilmiş ve kanun yolu tüketilmemiş kararlar uyarınca, taraflara tebliğ edilip edilmediğine bakılmaksızın, işlem yapılmayacağı belirtilerek ileride madde hükmüne göre ödeme yapmayan mükelleflerce yeniden ihtilaf yaratılmasının önüne geçilmektedir.

Madde kapsamında uzlaşma sağlanan alacakların maddede öngörülen sürede tamamen ödenmemesi halinde, ilk tarhiyata ilişkin ihbarnamenin tebliğ tarihini takip eden otuzuncu gün itibarıyla tahakkuk eden tutarlar ve bunlara ilişkin gecikme faizi ve gecikme zamlarının 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre ödeme emri tebliğine gerek kalmaksızın aynı Kanun hükümlerine göre cebren takip ve tahsil edileceği belirtilerek madde ile sağlanan imkandan yararlanmak için öngörülen şartları yerine getirmeyen mükellefler hakkında ne şekilde işlem yapılacağı açıklığa kavuşturulmaktadır.

Maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla uzlaşma veya tarhiyat öncesi uzlaşma talebinde bulunulmuş, henüz uzlaşma günü verilmemiş veya uzlaşma günü gelmemiş ya da uzlaşmanın vaki olmadığına dair tutanağa yazılan nihai teklifin kabulü için henüz süre geçmemiş alacaklara ilişkin uzlaşma talepleri ile ilgili olarak mükelleflere madde hükmünden yararlanmak ya da 213 sayılı Kanun hükümlerine göre uzlaşmanın sonuçlandırılmasını talep etmek konusunda tercih verilmek suretiyle uygulamada karşılaşılabilecek bu durumlara da açıklık getirilmektedir.

Ayrıca, taksit ödeme süresince uzlaşılan tutarlara gecikme zammı uygulanmayacağı belirtilmekte, taksitlerin süresinde ödenmemesinin müeyyidesi ise gecikme zammından daha ağır bir oranda belirlenmek suretiyle taksitlerin zamanında ve tam ödenmesi teşvik edilmektedir.

Maddenin uygulamasına ilişkin usul ve esasları belirleme ve maddeden yararlanmak için başvuru süresini bir aya kadar uzatma yetkisi Maliye Bakanına verilmektedir.

Tasarı/teklif madde 2

→ yürürlükteki madde 2

2886 sayılı Devlet İhale Kanununun 75 inci maddesi uyarınca Hazinenin özel mülkiyetinde ve Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan taşınmazların işgali halinde, işgalciler hakkında ecrimisil takip ve tahsilatı yapılmaktadır.

Vadesinde ödenmeyen ecrimisil alacakları 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanuna göre takip ve tahsil edilmek üzere vergi dairelerine intikal ettirilmektedir.

Madde ile;

- 1/7 /2007 tarihinden önce ilgilisine tebliğ edildiği halde bu Kanunun yayımlandığı tarih itibarıyla ödenmemiş olan ecrimisil alacaklarının bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihi takip eden ikinci ayın sonuna kadar ilgilisinin yazılı başvurusu üzerine, takdiri yapan komisyonlarca yeniden tespit edilerek tespit edilen bu bedelin kabulü, varsa ecrimisil veya takip işlemlerine karşı açılmış davalardan vazgeçilmesi koşuluyla yeniden yapılandırılması ve tahsilatının hızlandırılması, - Uzlaşılan bedelin, talep edilmesi halinde, her hangi bir zam veya faiz uygulanmaksızın taksitle ödenebilmesi, - Madde kapsamına giren alacakların maddenin yürürlük tarihinden önce kısmen ödenmiş olması halinde ödenmemiş tutar için madde hükmünden yararlanılması ancak daha önce tahsil edilmiş olan tutarların iade edilmemesi, - Hazinenin özel mülkiyetinde olan veya Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan taşınmazlardan 31/12/2007 tarihinden önce işgalli olanların; kullanıcılarına pazarlık usulüyle kiraya verilebilmesi, Konularında düzenleme yapılması amaçlanmaktadır.

Tasarı/teklif madde 3

→ yürürlükteki madde 3

Mülga 4389 Sayılı Bankalar Kanununa 4743 sayılı Kanunla eklenen geçici 4 üncü maddenin (13) numaralı fıkrasında yer alan hüküm nedeniyle bankaların 2001 yılı bilançolarının enflasyon düzeltmesine tabi tutulmasından kaynaklanan zararların kurum kazancının tespitinde mali zarar olarak dikkate alınması yönündeki taleplerinin Maliye Bakanlığınca uygun görülmemesi üzerine konu hakkında yargı mercilerinde yaratılan ihtilaflar sonucunda yargı organlarınca farklı gerekçelerle idare lehine ve aleyhine kararlar verilmektedir.

Madde ile bankalar tarafından yargı mercileri nezdinde yaratılmış bu ihtilafların; bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir ay içinde davadan feragat edilerek, kurumlar vergisi yönünden bağlı bulunduğu vergi dairesine bir yazı ile bildirilmek suretiyle aşağıdaki şartlar dahilinde idarece sürdürülmemesi ve mükellefle uzlaşılması amaçlanmaktadır.

Bu uzlaşmanın temin edilebilmesi için, bankalarca ihtilaf konusu yapılan zararların % 65'ini 2001 yılına ait kurum kazancının tespitinde geçmiş yıl zararı olarak dikkate alınması ve izleyen yıllara ait kurumlar vergisi matrahının da bu şekilde bulunan zarar tutarı esas alınarak düzeltilmesi öngörülmektedir. Bu şartlar dahilinde ilgili yıllara ait kurumlar vergisi matrahlarının Vergi Usul Kanununun düzeltme hükümlerine göre zamanaşımı hükümleri dikkate alınmaksızın düzeltilmesi sağlanmaktadır.

Bu çerçevede yapılan düzeltme sonucu, bankalara red ve iade edilmesi gereken bir tutar bulunması halinde bu tutarın mükellefin bağlı bulundukları vergi dairelerine olan doğmuş ve doğacak vergi borçlarına mahsup edilmek suretiyle iade edilmesine imkan tanınmaktadır. Şayet, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce bu konuda verilmiş yargı kararları gereğince red ve iade edilen bir tutar bulunması halinde bu tutarın mahsuben iade edilecek tutardan düşülmesi gerektiği, red ve iade edilecek tutarlar için ayrıca faiz hesaplanmayacağı belirtilmektedir.

Yapılan düzeltme sonucu, red ve iadesi gereken tutardan daha fazla bir tutarın yargı kararları gereğince iade edilmiş olması halinde ise aradaki fark, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihi takip eden ayın sonuna kadar bankalarca red ve iadeyi yapan vergi dairesine bir yazı ile bildirilecektir.

Yapılan bu bildirim üzerine iadenin yapıldığı vergilendirme döneminin kurumlar vergisi olarak tarh ve tahakkuk ettirilen vergiler aynı sürede ödenmesi ve tahakkuk eden bu vergi tutarları için gecikme faizi ve vergi cezası uygulanmaması sağlanmaktadır. Tahakkuk eden vergilerin belirlenen sürede ödenmemesi halinde ise 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre takip edilmesi öngörülmektedir.

Ayrıca, madde hükmünden yararlanmak üzere yaratılan ihtilaflardan vazgeçerek başvuruda bulunan bankalarca bu konuda yeniden ihtilaf yaratılmasının engellenmesi amaçlanmaktadır.

Bu maddenin uygulamasına ilişkin usul ve esasları tespit etme hususunda Maliye Bakanına yetki tanınmaktadır.

Tasarı/teklif madde 4

→ yürürlükteki madde 4

18/5/2004 tarihli ve 5172 sayılı Kanunun 2 nci maddesi ile 15/5/2004 tarihinden geçerli olmak üzere 3717 sayılı Adli Personel ile Devlet Davalarını Takip Edenlere Yol Gideri ve Tazminat Verilmesi ile 492 Sayılı Harçlar Kanununun Bir Maddesinin Yürürlükten Kaldırılması Hakkında Kanuna 2 nci maddesinden sonra gelmek üzere eklenen 2/A maddesi uyarınca ödenen fazla çalışma ücretleri, gelir vergisi tevkifatına tabi tutulmuştur.

15/7/2006 tarihinden geçerli olmak üzere 29/6/2006 tarihli ve 5536 sayılı Kanunun 8 inci maddesiyle 3717 sayılı Kanunun 2/A maddesine eklenen bir cümle ile yapılacak fazla çalışma ücreti ödemelerinin damga vergisi hariç herhangi bir vergi ve kesintiye tabi tutulmayacağı yönünde düzenleme getirilmiş olup, 15/5/2004-15/7/2006 tarihleri arasında yapılan ödemeler ise bu düzenlemenin dışında kalmıştır.

Yapılan bu düzenleme ile 15/5/2004-15/7/2006 tarihleri arasında 3717 sayılı Kanunun 2/A maddesi uyarınca yapılan fazla çalışma ücreti ödemeleri de, vergide eşitlik ilkesinin temini amacıyla damga vergisi hariç herhangi bir vergiye tabi tutulmaması sağlanmaktadır.

Ayrıca, Maliye Bakanlığına red ve iade işlemlerinin usul ve esasını belirleme yetkisi verilmektedir.

Maddenin ikinci fıkrasıyla, Katma Değer Vergisi Kanununun 17 nci maddesinin (2) numaralı fıkrasına 5228 sayılı Kanun ile eklenen (e) bendi uyarınca istisna edilen işlemlerle ilgili olarak 31/7/2004 tarihinden önceki dönemlere ilişkin olarak yapılan tarhiyatlardan vazgeçileceği ve tahakkuk eden tutarların terkin edileceği hükmü getirilmiştir. Yapılan bu düzenleme ile Katma Değer Vergisi Kanununun 17 nci maddesinin (2) numaralı fıkrasına eklenen (e) bendinin yürürlüğünden önce tesis edilmiş olan tarhiyatlardan vazgeçilecek, tahakkuk eden tutarlar terkin edilecektir.

Tahakkuk ettirilerek tahsil edilenlerde ise herhangi bir düzeltme işleminin yapılmayacağı tabiidir.

Tasarı/teklif madde 6

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

Yürütme maddesidir.