İçeriğe geç
Yürürlükte Temel kanun 4. hâli

Karşılıksız Çek ve Protestolu Senetler ile Kredi ve Kredi Kartları Borçlarına İlişkin Kayıtların Dikkate Alınmaması Hakkında Kanun

Kanun numarası
5834
Kabul tarihi
22.01.2009
Resmî Gazete
28.01.2009 / 27124
Düstur
5. tertip, cilt 48
Son değişiklik
03.11.2022
Madde sayısı
7

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 320 (Esas No: 1/664) · belgeyi aç · TBMM kaydı . Gerekçeler kanun tasarısı ya da teklifi üzerine yazılmıştır; komisyon ve Genel Kurul görüşmelerinde madde numaraları değişebilir. Her gerekçe, metni en çok benzeyen yürürlükteki maddeye bağlanmıştır.

Genel gerekçe

Ülkemiz ekonomisinin güçlendirilmesi amacıyla kredilendirme faaliyetlerinin desteklenmesi bir zorunluluk olarak ortaya çıkmıştır. Ancak, yüksek faizler ve öngörülemeyen bazı finansal dalgalanmalar, bazı kişi ve kuruluşların istememelerine ve bütün iyi niyetlerine rağmen ekonomik faaliyetleri esnasında çek, senet ve kredi kartları borçlarına ilişkin taahhütlerini yerine getirememesine sebep olmaktadır. Bu durumdaki kişi ve kurumlar Merkez Bankasının kara listesine alınmaktadır. Bu kayıtlar; kredilendirme ve çek hesabı açma işlemlerinde, kredi talebinde bulunan kişi ve kurumların daha önceki çek, senet ve kredi kartı ödeme kabiliyetlerine ilişkin bir karine teşkil etmektedir. Bunun neticesi olarak daha sonra ödenmiş olsalar dahi, karşılıksız çek protestolu senet ve kredi kartları kayıtları, kredilendirme ve çek hesabı açma işlemlerine engel teşkil edebilmektedir.

Bu sebeple, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce düzenlenmiş olup da; kullandığı nakdî veya gayrî nakdî kredinin ödemelerini aksatan firmaların, ticarî faaliyette bulunmayan gerçek kişilerin ve kredi müşterilerinin karşılıksız çıkan çek, protesto edilmiş senet, kredi kartı ve diğer borçlarına ilişkin kayıtlarının, söz konusu borçların bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce veya bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren altı ay içinde ödenmiş veya yeniden yapılandırılmış olması kaydıyla bankalar, finansal kiralama şirketleri, faktoring şirketleri ve tüketici finansman şirketlerince yapılacak kredilendirme, çek karnesi verilmesi ve diğer işlemlerde dikkate alınmamasını sağlamak amacıyla bu Tasarı hazırlanmıştır.

Madde gerekçeleri

Tasarı/teklif madde 1

→ yürürlükteki madde 1

Madde ile, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce düzenlenmiş olup da; kullandığı nakdî ve gayrî nakdî kredinin ödemelerini aksatan firmaların, ticarî faaliyette bulunmayan gerçek kişilerin ve kredi müşterilerinin karşılıksız çek, protesto edilmiş senet, kredi kartı ve diğer kredi borçlarına ilişkin kayıtlarının söz konusu borçların bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce veya bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren altı ay içinde ödenmiş veya yeniden yapılandırılmış olması kaydıyla bankalar, finansal kiralama şirketleri, faktoring şirketleri ve tüketici finansman şirketlerince yapılacak kredilendirme, çek karnesi verilmesi ve diğer işlemlerde dikkate alınmayarak bu durumdaki firmaların, kişi ve kredi müşterilerinin mağduriyetlerinin giderilmesi ve ekonomiye katkı sağlanması amaçlanmıştır.

Tasarı/teklif madde 3

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

Yürütme maddesidir.

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA Karşılıksız Çek ve Protestolu Senetler ile Kredi ve Kredi Kartları Borçlarına İlişkin Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası Kayıtlarının Dikkate Alınmaması Hakkında Kanun Teklifimiz ve gerekçesi ekte sunulmuştur.

Gereğini saygılarımızla arz ederiz.

Dr. Reşat Doğru Hasan Çalış Mustafa Enöz Tokat Karaman Manisa GENEL GEREKÇE 2003 yılından itibaren uygulanmakta olan ekonomik program gereği düşük döviz kuru ve yüksek faiz politikası uygulamasının ülkemiz ekonomisine özellikle reel ekonominin önemli aktörlerinden esnaf ve sanatkâra olumsuz etkileri olmuştur.

Uygulanmakta olan program gereği ihracatımızın göreceli olarak artması yanında ithalatta görülen patlama küçük esnaf ve sanatkârı olumsuz etkilemiştir. Bu düşük kur politikasından üretici kesimde etkilenmiştir. Düşük kur politikası nedeniyle ithalat patlamış ve üretim yerine ithalat tercih edilerek 2006 yılı sonunda ihracatın % 66.7’sini ithal edilen ürünlerden yapılan üretim oluşturmuştur. Yani 100 ihracat yerine 33,3 ihracat yapılmıştır. Hütümetin ticaret politikalarının yürütülmesinde sorumlu Devlet Bakanı her ay açıklanan ihracat ve ithalat rakamlarından sonra düşük kurdan dert yanmış, kurların yükseltilmesi gerektiğini ifade etmiş ticaret ile ilgili sivil toplum kuruluşları yöneticileri de bu söylemlere katılmışlardır.

TUİK kayıtlarına göre 2006 yılı ile 2007 yılı Ocak-Eylül dönemleri karşılaştırıldığında Ticaret ünvanlı işyeri bazında kurulan işyeri sayısı 2006 yılına göre % 8,7 azalmıştır, kapanan işyeri sayısı ise % 1,7 artmıştır. Şirketler ve kooperatifler bazında incelendiğinde kurulan % 4 arttığı halde kapanan % 5,8 olmuş yeni kurulandan % 50 daha fazla olmak üzere şirket ve kooperatif kapanmıştır.

Düşük kur ve yüksek faiz politikasının yansıması olarak üretimden çekilen kaynak faize yönelmiş faiz oranlarının geçmiş yıllara göre göreceli olarak düşmüş olduğu görülmekle birlikte reel faizin yüksek olması üretici yerine faiz kazananlar kârlı çıkmıştır.

Merkez Bankası faizlerinin yüksekliği nedeniyle kredi finans kurumlarınca kullandırılan kredi oranları da yüksek olmuştur. Göreceli olarak düşük gibi görünen faizler ile kullanılan kredilerin geri ödenmesinde problemler yaşanmıştır. Merkez Bankası kayıtlarına göre Ekonomik krizin sürdüğü yıl olduğu belirtilen 2002 yılında ödenmeyen ferdi kredi ve kredi kartı borçlusu sayısı 7.782 iken, 2005 yılında 20 kat artarak 150.186, 2006 yılında 203.085 olarak gerçekleşmiş, 2007 yılının 8. ayında ise yılın tamamlanmasına 4 ay olduğu halde 191.026 olarak gerçekleşerek 2006 yılı rakamlarına ulaşmıştır.

Uygulanmakta olan ekonomik politikanın bir diğer olumsuz yansıması da Merkez Bankası kayıtlarına göre ödenemeyen çekler ve protestolu senet sayılarındaki artıştır. 2001 yılında 1 katrilyon 144 trilyon TL olan protestolu senet tutarı 2006 yılında 4 milyon YTL olmuş 2007 yılında ise yılın bitimine 3 ay kala 2006 yılı rakamına eşitlenmiştir.

Karşılıksız çek sayısı bakımından ise 2001 yılında 1 milyon 179 bin iken 2006 yılında 1 milyon 144 bin olarak gerçekleşmiş, 2007 yılında ise yılın bitimine 3 ay kala 2006 yılının % 85’ini geçmiştir.

(Yılın % 75’inde, % 85 gerçekleşme) Halkımızın ekonomik alanda yaşadığı olumsuzlukların bir diğer göstergesi de hane halkı yükümlülüklerinin (faiz ödemeleri dahil) kullanılabilir gelire olan artışıdır. 2005 yılında % 19.6 olan bu oran % 4.8 artış ile 2006 yılı sonunda % 24.4 olarak gerçekleşmiştir. Bütün bu rakamlar halkımızın ve dolayısıyla esnaf ve sanatkârımızın iyi durumda olmadığının açık göstergesidir.

Serbest piyasada kendi imkânlarıyla yaşamlarını devam ettirmeye çalışan esnaf ve sanatkârımızı etkileyen bir diğer husus ise hipermarket ve süpermarketlerin şehir merkezlerinde hatta ve hatta şubeler yoluyla mahalle aralarına kadar girmesidir. Bu konuda hazırlanmış olan yasa tasarısı büyük sermaye grupları lehine çıkarılamamış ve esnafın mağduriyeti artmıştır.

Yukarıda açıklanan nedenlerle bu kanuni düzenlemenin yapılması ihtiyacı doğmuştur.

MADDE GEREKÇELERİ