İçeriğe geç
Yürürlükte Değiştirici kanun 3. hâli

Gelir Vergisi Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun

Kanun numarası
6009
Kabul tarihi
23.07.2010
Resmî Gazete
01.08.2010 / 27659
Düstur
5. tertip, cilt 49
Son değişiklik
09.02.2012
Madde sayısı
43

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 536 (Esas No: 1/886) · belgeyi aç · TBMM kaydı . Gerekçeler kanun tasarısı ya da teklifi üzerine yazılmıştır; komisyon ve Genel Kurul görüşmelerinde madde numaraları değişebilir. Her gerekçe, metni en çok benzeyen yürürlükteki maddeye bağlanmıştır.

Genel gerekçe

2010-2012 dönemini kapsayan Orta Vadeli Programda uygulanacak kamu gelir politikalarının temel amacı büyüme, yatırım ve istihdamın desteklenmesi ile ekonomide kayıtdışılığın azaltılmasına katkıda bulunmak olarak belirlenmiş, bireysel ve kurumsal tasarruf ve sermaye birikiminin teşvik edilmesine de özel vurgu yapılmıştır. Orta Vadeli Program döneminde, vergi politikalarının uygulanmasında istikrar ve vergilendirmede öngörülebilirliğin esas olacağı, vergi mevzuatı ve uygulamalarında sadeliği ve istikrarı sağlamak amacıyla yasal altyapının güçlendirileceği ve vergi idaresinin denetim ve uygulama kapasitesinin arttırılacağı öngörülmüştür. Hazırlanan bu Tasarıyla Orta Vadeli Programda yer verilen bu amaçların gerçekleştirilmesi yanında, Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilen bazı kanun hükümlerinin de Mahkemenin gerekçeli Kararları dikkate alınarak yeniden düzenlenmesi öngörülmektedir.

Bu çerçevede, - 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun vergi nispetlerini belirleyen 103 üncü maddesinde düzenleme yapılarak ücret gelirleri ile diğer gelir unsurları arasında farklılaştırmaya gidilmektedir.

- 193 sayılı Kanunun geçici 67 nci maddesinde yer alan dar mükellef gerçek kişi ve kurumlar için uygulanmakta olan % 0 (sıfır) stopaj oranına ilişkin hüküm kaldırılarak, tam ve dar mükellefler arasındaki farklılık giderilmekte, sermaye şirketleri (yatırım fonları dahil) için % 0 oranında stopaj yapılması öngörülmektedir.

- Yatırım indirimine yönelik süre kısıtlaması ortadan kaldırılarak, mükelleflerin yararlanılacak yatırım indirimi tutarlarını, döneme ilişkin kazanç tutarının % 25'ini aşmayacak şekilde indirebilmelerine imkan tanınmaktadır.

- Matrah takdiri için takdir komisyonuna başvurulması halinde duran zamanaşımı süresine ilişkin belirsizlik ortadan kaldırılmaktadır.

- Karar ve ilam harcı ödenmeksizin yargısal işlemlere devam edilebilmesine yönelik düzenleme yapılmaktadır.

- Finansman şirketlerince kullandırılacak kredilerin temini ve geri ödenmesi amacıyla düzenlenecek kağıtlar ve sözleşmeli tarımı teşvik etmek amacıyla, tarımsal üretim sözleşmeleri damga vergisinden istisna edilmektedir.

- Kamu kurum ve kuruluşları tarafından işletilen sağlık kuruluşlarının, teşhis ve tedaviye yönelik olarak birbirlerine yapacakları teslim ve hizmetler katma değer vergisinden istisna edilmekte, bu teslim ve hizmetler nedeniyle bu kuruluşlara kurumlar vergisinden muafiyet sağlanmaktadır.

- Ödünç para verme işlemini esas iştigal konusu olarak yapmayan, ticari icaplar gereği borç para verenler banka ve sigorta muameleleri vergisi kapsamı dışına çıkarılmakta, bu işlemlerinin finansman hizmeti kapsamında katma değer vergisine tabi tutulması sağlanmaktadır.

- Türkiye'de vadeli işlem ve opsiyon borsalarının gelişmesi ve işlem hacminin genişlemesini sağlamak amacıyla, banka ve sigorta muameleleri vergisi mükelleflerinin, Türkiye'de kurulu vadeli işlem ve opsiyon borsalarında gerçekleştirdikleri vadeli işlem ve opsiyon sözleşmeleri nedeniyle lehlerine kalan tutarlar için vergi banka ve sigorta muameleleri vergisi istisnası getirilmektedir.

- Gelir idaresinin etkinliğinin ve mükelleflerin vergiye uyumunun artırılması ile incelenecek mükelleflerin nesnel risk analizlerine dayalı olarak seçilmesine yönelik düzenlemeler yapılmaktadır.

tanseldurak-536-(1-139) / - Vergi incelemesine tabi olanların belirli süreler dahilinde her hal ve takdirde incelemeye alınması hüküm altına alınmaktadır.

- Mükellef haklarının korunması bakımından, vergi incelemelerinin vergi mevzuatına uygun şekilde yürütülmesi, öngörülebilir bir süre içerisinde tamamlanması ve incelemelerde yöntem ve uygulama birliği sağlanmasına yönelik düzenlemeler yapılmaktadır.

- İdari para cezalarının tahsili sırasında zamanaşımı hesabının, vergi ve diğer kamu alacaklarında olduğu gibi yapılmasını temin etmek amacıyla değişiklik yapılmaktadır.

Tasarıyla, Maliye Bakanlığının vergi inceleme ve denetim amaçlarına ulaşmasını sağlamak, vergi inceleme ve denetimleri ile raporlamaya ilişkin standart, ilke, yöntem ve teknikleri geliştirmek, inceleme ve denetim rehberleri hazırlamak, vergi inceleme birimleri arasında koordinasyonu, bilgi akışını ve uygulama birliğini temin etmek ve Yıllık Vergi İnceleme ve Denetim Planını hazırlamak ve uygulamayı izlemek üzere Vergi İnceleme ve Denetim Koordinasyon Kurulunun oluşturulması öngörülmektedir.

Tasarıyla ayrıca, 2886 ve 4706 sayılı Kanunlar kapsamında yürütülen bu iş ve işlemlere ilişkin olarak uygulamada yaşanan sorunların giderilmesi ve böylece Hazine taşınmazlarının daha etkin ve verimli olarak yönetilmesinin sağlanması amaçlanmaktadır.

Madde gerekçeleri

Tasarı/teklif madde 1

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

6802 sayılı Gider Vergileri Kanununun 28 inci maddesinin üçüncü fıkrasında yapılması öngörülen düzenlemeyle, fıkrada yer alan "2279 sayılı Kanuna" ibaresi "90 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye" şeklinde değiştirilmektedir. Diğer taraftan anılan maddenin ikinci fıkrasında belirtilen işlemlerin devamlılık arz edecek şekilde yapılmasından ne anlaşılması gerektiği hususundaki muğlaklık uygulamada sorunlara neden olmakta ve gerçekte bankerlikle ilgisi olmayanlar banker olarak nitelendirilebilmektedir. Yapılması öngörülen düzenlemeyle, banker sayılmak için aranan devamlılık şartı, söz konusu işlemleri esas iştigal konusu olarak yapanlar şeklinde değiştirilmektedir. Esasen bu değişiklikle, anılan maddenin ikinci fıkrasında belirtilen işlemleri esas faaliyet konusu olarak fiilen yürütenlerin banker sayılarak banka ve sigorta muameleleri vergisinin mükellefi olmaları amaçlanmaktadır. Ödünç para verme işlemini esas iştigal konusu olarak yapmayan, diğer bir deyişle esas faaliyet konusu maddenin ikinci fıkrasında belirtilen işlemler ile borç para verme işlemi olmayanların, ticari icaplar gereği yaptıkları borç para verme işlemleri banka ve sigorta muameleleri vergisi kapsamı dışına çıkarılmakta, bu işlemlerin finansman hizmeti kapsamında değerlendirilerek katma değer vergisine tabi tutulması sağlanmaktadır.

Tasarı/teklif madde 2

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

Gider Vergileri Kanununun 29 uncu maddesinin birinci fıkrasının (p) bendinde yapılan değişiklik ile banka ve sigorta muameleleri vergisi mükelleflerinin, Türkiye'de kurulu vadeli işlem ve opsiyon borsalarında gerçekleştirdikleri vadeli işlem ve opsiyon sözleşmeleri nedeniyle lehlerine kalan tutarlar için vergi istisnası getirilerek Türkiye'de vadeli işlem ve opsiyon borsalarının gelişmesi ve işlem hacminin genişlemesi amaçlanmaktadır.

Tasarı/teklif madde 3

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

Anayasa Mahkemesinin, 8/1/2010 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 2009/144 sayılı Kararı ile Gelir Vergisi Kanununun 103 üncü maddesinde yer alan vergi tarifesindeki "... fazlası % 35 oranında ... " ibaresi, ücret gelirleri yönünden iptal edilmiştir. Öngörülen düzenleme ile Anayasa Mahkemesinin konu ile ilgili iptal gerekçeleri dikkate alınarak, ücret gelirleri bakımından tarifenin tanseldurak-536-(1-139) / 3 üncü ve 4 üncü dilimlerinde değişiklik yapılmaktadır. Böylece, Gelir Vergisi Kanununun 103 üncü maddesinde 30/3/2006 tarihli ve 5479 sayılı Kanunla değişiklik yapılmadan önceki tarifede mevcut vergi yükünün ücret gelirleri yönünden korunması sağlanmaktadır.

Tasarı/teklif madde 4

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

Anayasa Mahkemesinin, 8/1/2010 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 2009/145 sayılı Kararı ile Gelir Vergisi Kanununun geçici 67 nci maddesinin (1) numaralı fıkrasının sonunda yer alan "Dar mükellef gerçek kişi ve kurumlar için bu oran % 0 olarak uygulanır." ibaresi, vergi sistemimizde dar ve tam yükümlülük arasında elde edilen gelirin niteliği ve unsurları yönünden herhangi bir fark bulunmadığı, tersine ayrımcılık yapılmasının makul ve adil olmayıp mali gücü aynı olanların aynı, mali gücü farklı olanların ise farklı oranda vergilendirilmesini öngören "mali güç" ve "vergide eşitlik" ilkelerine aykırılık teşkil edeceği gerekçeleriyle iptal edilmiştir. Yapılması öngörülen düzenlemeyle, Anayasa Mahkemesinin konu ile ilgili iptal gerekçeleri dikkate alınarak, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçlarının alım/satım ve itfa kazançlarında yerli - yabancı yatırımcı ayrımına dayalı stopaj uygulamasına son verilmekte ve sermaye şirketleri (yatırım fon ve ortaklıkları ile münhasıran menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası aracı getirileri ile değer artışı kazançları elde etmek ve bunlara bağlı hakları kullanmak amacıyla faaliyette bulunan dar mükelleflerden 2499 sayılı Sermaye Piyasası Kanununa göre kurulan yatırım fonları ve yatırım ortaklıkları ile benzer nitelikte olduğu Maliye Bakanlığınca belirlenenler dahil) için % 0 oranında stopaj yapılması öngörülmektedir.

Diğer taraftan, söz konusu geçici maddenin (17) numaralı bendinde yapılan değişiklikle bu maddede yer alan oranların değiştirilmesi konusunda Bakanlar Kuruluna verilen yetki, sermaye piyasalarında ortaya çıkacak değişiklikleri de kavrayabilmek amacıyla genişletilmektedir.

Tasarı/teklif madde 5

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

Anayasa Mahkemesinin, 8/1/2010 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 2009/144 sayılı Kararı ile 5479 sayılı Kanunla 193 sayılı Kanuna eklenen geçici 69 uncu maddenin birinci fıkrasının sonunda yer alan "sadece 2006, 2007 ve 2008 yıllarına ait" ibaresi, geriye dönük düzenlemelerle kişilerin haklarının, hukuki istikrar ve güvenlik ilkesi gözetilmeden kısıtlanmasının hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmayacağı gerekçesiyle iptal edilmiştir. Yapılması öngörülen düzenlemeyle, Anayasa Mahkemesinin konu ile ilgili iptal gerekçeleri dikkate alınarak, 193 sayılı Kanunun geçici 69 uncu maddesi uyarınca hesaplanan, ancak kazancın yetersiz olması nedeniyle indirilemeyen ve sonraki dönemlere devreden yatırım indirimi istisnasından yıl sınırlaması olmaksızın yararlanılmaya devam edilmesi sağlanmakta, vergi matrahlarının tespitinde yatırım indirimi istisnası olarak indirim konusu yapılacak tutarın ise ilgili kazanç tutarının % 25'ini aşmaması sağlanmaktadır. Böylece, yatırım indirimi tutarının süre sınırlamasına tabi tutulmadan ilgili kazançtan indirilmesi imkanı getirilmektedir.

Tasarı/teklif madde 6

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

Tasarının 1 inci maddesiyle 193 sayılı Kanunun 103 üncü maddesinde yer alan vergi tarifesinin değiştirilmesi, yürürlük maddesiyle de bu değişikliğin 1/1/2010 tarihinden itibaren geçerli olması öngörülmüştür. Yapılması öngörülen bu düzenlemeler nedeniyle değişiklikten önceki vergi tarifesine göre fazladan yapılmış olan vergi tevkifatının red ve iadesinin yapılması ve buna ilişkin usullerin belirlenmesi açısından Gelir Vergisi Kanununa bir geçici madde eklenmektedir.

Tasarı/teklif madde 7

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

213 sayılı Vergi Usul Kanununa göre tebliğler esas olarak posta yoluyla yapılmaktadır.

Öngörülen düzenlemeyle vergi mevzuatı çerçevesinde yapılabilecek tüm tebliğlerin elektronik ortamda yapılabilmesine imkan sağlanmaktadır. Tebliğin elverişli elektronik bir adrese yapılması suretiyle, veri güvenliği ve muhatabın hukuki sonuçlar açısından tebliğden haberdar olması sağlanmaktadır. Ayrıca, Maliye Bakanlığına elektronik ortamda tebliğ ile ilgili altyapıyı kurma veya tanseldurak-536-(1-139) / kurulmuş olanları kullanma ve uygulamayı yaygınlaştırma hususunda görevler yüklenirken, diğer esas ve usulleri belirleme yetkisi de verilmektedir.

Tasarı/teklif madde 8

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

Anayasa Mahkemesinin, 8/1/2010 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 2009/146 sayılı Kararı ile Vergi Usul Kanununun 114 üncü maddesinin ikinci fıkrası, vergilemede belirlilik, yasallık ve hukuk devleti ilkelerine aykırı olduğu gerekçeleriyle iptal edilmiştir. Yapılması öngörülen düzenlemeyle matrah takdiri için takdir komisyonuna başvurulmasında zamanaşımının durmasına yönelik sürenin bir yılı geçmemesi sağlanmaktadır. Böylece, Anayasa Mahkemesinin gerekçeli kararında ifade edilen belirsizlik ortadan kaldırılmakta ve zamanaşımının durması makul ve öngörülebilir bir süreyle sınırlandırılmaktadır.

Tasarı/teklif madde 9

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

Yapılması öngörülen düzenlemeyle vergi incelemeleri, tam veya sınırlı inceleme olarak iki gruba ayrılmakta ve bu incelemelerin kapsamı tanımlanmaktadır. Ayrıca, vergi incelemesine yetkili olanlarca yapılacak incelemelerin, vergi inceleme ve denetim koordinasyon kurulu tarafından hazırlanan yıllık vergi inceleme ve denetim planına uygun olarak yerine getirilmesi hükme bağlanmaktadır. Teftiş, soruşturma, ihbar, şikayet, yetkili makamların talebi ve benzeri nedenlerle yıl içinde ortaya çıkabilecek vergi incelemelerinin yapılmasına dair usul ve esaslara da hazırlanacak bu planda yer verilmesi öngörülmektedir. Böylece vergi incelemelerinin, tüm denetim birimlerini kapsayacak şekilde tek bir plan dahilinde gerçekleştirilmesi ve vergi denetim kapasitesinin etkin ve verimli bir şekilde kullanılması sağlanmış olacaktır.

Tasarı/teklif madde 10

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

Nezdinde vergi incelemesi yapılacak olanların, yapılacak risk analizine dayalı bir yöntem kullanılarak seçilmesi, modern vergi uygulamalarının temel özelliklerinden birisi olup, yapılması öngörülen düzenlemeyle incelenecek mükelleflerin bu yönteme göre seçilmesi sağlanmaktadır. Diğer taraftan, vergi incelemesine tabi olanların belirli süreler dahilinde her hal ve takdirde incelemeye alınması da vergi denetiminde adaletin sağlanması bakımından önemlidir. Diğer ülkelerde de uygulaması olan bu yöntemle mükelleflerin vergiye gönüllü uyumu teşvik edilirken, vergisel yükümlülüklerini tam ve zamanında yerine getirmeyenler bakımından da önemli bir caydırıcılık etkisi ortaya konulmaktadır. Birinci sınıf tüccarların vergi incelemesine tabi tutulma bakımından gruplandırılması ve belirli sürelerde en az bir kez vergi incelemesine alınması sağlanmaktadır. Yalnızca birinci sınıf tüccarların bu madde kapsamına dahil edilmesinin temel nedeni, bunların, vergi hasılası bakımından ifade ettikleri önemdir. Ayrıca, öngörülen düzenlemenin sadece fıkrada belirtilen amaçlarla sınırlı olarak kullanılmasını sağlamak üzere, yapılan gruplandırmanın başka amaçlar için kullanılamayacağı hüküm altına alınmaktadır.

Tasarı/teklif madde 11

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

Çağdaş vergi uygulamalarında mükellef hakları, vergi idarelerinin önem verdiği konuların başında gelmektedir. Vergi incelemelerinin yapılmasında incelemenin başladığı tarihin açık olarak belirlenmesi, incelemenin vergi mevzuatına uygun şekilde yürütülmesi ve öngörülebilir bir süre içerisinde tamamlanması mükellef haklarının vazgeçilmez unsurlarındandır. Bu çerçevede, yapılması öngörülen düzenlemeyle vergi incelemesine başlandığını gösteren tutanağın düzenlenerek mükellefe bir örneğinin verilmesi ve vergi incelemesinin belirli süreler içerisinde tamamlanması kuralı getirilmektedir. Diğer taraftan, düzenlenen vergi inceleme raporlarının işleme konulmadan önce yetkili komisyonlar marifetiyle değerlendirilmesi suretiyle bunların vergi mevzuatına uygunluğunun sağlanması amaçlanmaktadır. Vergi incelemesi yapmaya yetkili olanların vergi kanunlarıyla ilgili kararname, tüzük, yönetmelik, genel tebliğ ve sirkülere uygun olarak vergi inceleme raporu düzenlemeleri hükmü, söz konusu mevzuatın Maliye Bakanlığında görevli tüm tanseldurak-536-(1-139) / memurlar açısından bağlayıcı olmasının doğal bir sonucudur. Özellikle vurgulanması gerekirse, sirküler bakımından bu tasarı ile yapılan düzenlemeyle bunların vergi kanunlarının uygulanması ve yorumlanmasında "uygulamaya yön vermek ve açıklık getirmek" şeklinde bir vasfı bulunduğu hususunun hüküm altına alınması karşısında, sirkülerlerin de vergi incelemesi yapmaya yetkili olanları bağlayacağı kuşkusuzdur. Ayrıca düzenlenen vergi inceleme raporlarında, Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından verilmiş özelgelerin yanlış olduğu savıyla tarhiyat önerisi yapılması halinde de Gelir İdaresi Başkanlığı ile incelemeye yetkili olanlar arasındaki görüş farklılığının bu maddede oluşturulan bir komisyon marifetiyle karara bağlanması sağlanmış olacaktır.

Tasarı/teklif madde 12

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

Madde ile; vergi incelemeleri sırasında vergi incelemesine yetkililer refakatinde yetkili gelir uzmanlarının çalıştırılması imkanı getirilmektedir. Yetkili gelir uzmanları, refakatinde bulundukları inceleme yapmaya yetkili kişiler tarafından verilen görev sınırları içerisinde, kendilerinden istenen işleri yapacak ve bu işlere ilişkin tutanak, bilgi ve belgeleri refakatinde çalıştıkları incelemeye yetkili kişilere tevdi edeceklerdir. Böylece, vergi denetim kapasitesinin arttırılmasına da önemli bir katkı sağlanmış olacaktır.

Tasarı/teklif madde 13

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

Madde ile; yeminli mali müşavirlerin gerçekleştirdikleri tasdik işlemlerinin elektronik ortamda yapılmasını sağlamak üzere Maliye Bakanlığına yetki verilmektedir.

Tasarı/teklif madde 14

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

Madde ile; Vergi Usul Kanununun 353 üncü maddesinin (8) numaralı bendi uyarınca belge basımı ile ilgili bildirim görevini tamamen veya kısmen yerine getirmeyen matbaa işletmecilerine bir takvim yılında kesilebilecek özel usulsüzlük cezası tutarı için üst sınır getirilmektedir.

Tasarı/teklif madde 15

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

Madde ile; mükerrer 355 inci maddesinin beşinci ve altıncı fıkralarında yer alan fiiller için öngörülen özel usulsüzlük cezaları, işlenen fiillerin ağırlığı ile orantılı olacak şekilde yeniden düzenlenmektedir. Ayrıca, anılan maddenin dördüncü fıkrasının sonuna eklenen cümle ile de tahsilat ve ödemelerin bankalar, katılım bankaları veya posta idarelerince düzenlenen belgelerle tevsik edilmemesi durumunda kesilecek özel usulsüzlük cezasına ilişkin olarak takvim yılı bazında uygulanacak toplam ceza tutarı bakımından üst sınır getirilmektedir.

Tasarı/teklif madde 16

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

Madde ile; yaptıkları inceleme sırasında 359 uncu maddede yazılı suçların işlendiğini tespit eden maliye müfettişleri, hesap uzmanları ile bunların yardımcıları ve gelirler kontrolörleri ile stajyer gelirler kontrolörlerine ilgili rapor değerlendirme komisyonunun mütalaasıyla doğrudan doğruya ve vergi incelemesine yetkili olan diğer memurlar tarafından ilgili rapor değerlendirme komisyonunun mütalaasıyla vergi dairesi başkanlığı veya defterdarlık aracılığıyla, keyfiyetin Cumhuriyet başsavcılığına bildirilmesi esası düzenlenmektedir.

Tasarı/teklif madde 17

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

Madde ile; yanılma halini düzenleyen 369 uncu maddede mükelleflerin izahat talebinde bulunmalarına ilişkin 413 üncü maddeye paralel değişiklik yapılmaktadır. Esas itibarıyla maddede yapılması öngörülen değişiklik, bir hükmün uygulanma tarzı hususunda yetkili makamların genel tebliğ veya sirkülerde değişiklik yapmak suretiyle görüş ve kanaatini değiştirmesi halinde, oluşan yeni görüş ve kanaate ilişkin genel tebliğ veya sirkülerin, yayımlandığı tarihten itibaren geçerli olmasına ilişkin olup, yetkili makamların mükellefin kendisine yazı ile yanlış izahat vermiş olmaları veya bir hükmün uygulanma tarzına ilişkin bir içtihadın değişmiş olması hallerinde vergi cezası kesilmemesi kuralı aynen devam edecektir. Yapılması öngörülen düzenlemenin amaçlarından birisi de idarede istikrar ve vergide öngörülebilirlik ilkelerine uygun bir şekilde, mükelleflerin yetkili makamların genel tebliğ veya sirküler vasıtasıyla oluşturdukları görüş ve kanaatlerini değiştirmiş olmaları nedeniyle geriye dönük olarak öngöremeyecekleri bir tarhiyat yükümlülüğü ile karşı karşıya tanseldurak-536-(1-139) / kalmamalarını sağlamaktır. Anayasa Mahkemesi kararlarında da vurgulandığı üzere, hukuk güvenliği ilkesi, hukuk normlarının öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de hukuk normlarında bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılar. Hukuk devletinin hukuk güvenliği ilkesi vergilendirmede belirliliği gerektirir. Belirlilik ilkesi, yükümlülüğün hem kişiler hem de idare yönünden belli ve kesin olmasını, hukuk normlarının, ilgili kişilerin mevcut şartlar altında belirli bir işlemin ne tür sonuçlar doğurabileceğini makul bir düzeyde öngörmelerini mümkün kılacak bir şekilde düzenlenmesini ve uygulanmasını gerektirir. Bu açıklamalardan da anlaşılacağı üzere bir kanun hükmünde değişiklik yapılmadığı sürece idarece, belirli bir dönemde oluşturulmuş bir görüş ve kanaatin sonradan değişmesi, mükellefler bakımından öngörülebilmesi mümkün olamayacağından, salt görüş ve kanaat değişikliğine bağlı olarak geriye dönük vergi tarh edilmesi de doğru olmayacaktır. Diğer taraftan, bir hükmün uygulanma tarzı hususunda yetkili makamların tebliğ veya sirkülerde değişiklik yapmak suretiyle görüş ve kanaatini değiştirmesi, buna ilişkin genel tebliğ veya sirkülerin yayımlandığı tarihten itibaren geçerli olacak ve geriye dönük olarak işletilemeyeceklerdir. Ancak, söz konusu genel tebliğ veya sirkülerin iptal davasına konu edilerek iptallerine karar verilmesi durumunda, iptal kararının işlemin tesis edildiği tarihe kadar geriye yürütülmesi zorunlu olduğundan, maddeyle getirilen yeni kural bu durumlar için uygulanmayacaktır.

Tasarı/teklif madde 18

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

5345 sayılı Gelir İdaresi Başkanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunun 4 üncü maddesiyle, mükellef haklarının korunması ve mükellef ile idare ilişkilerinin karşılıklı güven esasına dayanması konusunda gerekli tedbirleri almak görevi Gelir İdaresi Başkanlığına verilmiştir.

Aynı Kanunun 9 uncu maddesinde ise gelir kanunlarının uygulanmasına yönelik görüş oluşturmak ve ortaya çıkan tereddütleri gidermek de Gelir İdaresi Başkanlığının ana hizmet birimi olan Gelir Yönetimi Daire Başkanlığının görevleri arasında sayılmıştır. Halen Gelir İdaresi Başkanlığı bu görevi Vergi Usul Kanununun 413 üncü maddesinde belirtilen esaslar ile bu hususta yapılan diğer düzenlemeler çerçevesinde yürütmektedir. Madde ile, mükelleflere verilecek izahatın yöntemi konusunda kapsamlı bir değişikliğe gidilmektedir. Bu çerçevede, Gelir İdaresi Başkanlığına, istenecek izahatı özelge ile cevaplandırma veya aynı durumda olan tüm mükellefler bakımından uygulamaya yön vermek ve açıklık getirmek üzere sirküler yayımlayabilme imkanı getirilmekte, ayrıca özelge ve sirküler oluşturulmasına ilişkin temel usul ve esaslar geniş bir şekilde belirlenmektedir. Bu çerçevede özelge ve sirkülerin Gelir İdaresi Başkanlığı bünyesinde kurulacak bir komisyon tarafından oluşturulması ve oluşturulan özelge ve sirkülerin internet ortamında yayımlanması hüküm altına alınmaktadır. Gelir İdaresi Başkanlığı taşra teşkilatınca verilecek özelgelere ise sınırlamalar getirilmektedir.

Tasarı/teklif madde 19

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

Tasarıyla Vergi Usul Kanununun 114 üncü maddesinde düzenleme yapılarak, matrah takdiri için takdir komisyonuna başvurulması halinde zamanaşımının durması bir yıllık süreyle sınırlandırılmakta, böylece Anayasa Mahkemesinin gerekçeli kararında da ifade edilmiş olan belirsizlik sorunu ortadan kaldırılmaktadır. Diğer taraftan, anılan hükmün yürürlüğe girmesinden önce matrah takdiri için takdir komisyonuna intikal ettirilmiş olmakla birlikte komisyon tarafından henüz takdir edilmeyen matrahlar ile takdir edildiği halde ilgilisine tarh ve tebliğ edilmeyen vergiler için ilgili tarh zamanaşımının ne şekilde uygulanacağına ilişkin geçici bir düzenleme ihtiyacı doğmuştur. Öngörülen geçici maddeyle 1/1/2005 tarihinden önceki dönemlere ilişkin olarak matrah takdiri için takdir komisyonlarına sevk edilen işlemlerde tarh zamanaşımı süresinin 31/12/2012 olarak belirlenmesi yönünde düzenleme yapılmaktadır.

tanseldurak-536-(1-139) /

Tasarı/teklif madde 20

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

Halihazırda tüketici finansman şirketlerinin 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 10 uncu maddesi çerçevesinde kullandırdıkları tüketici kredilerinin temini ve geri ödenmesi amacıyla düzenledikleri kağıtlar damga vergisinden istisnadır. Madde ile, söz konusu istisnanın, anılan Kanundaki tüketici kredisi tanımına bağlı olmaksızın finansman şirketlerince kullandırılacak tüm kredilerin temini ve geri ödenmesi amacıyla düzenlenecek kağıtları kapsaması sağlanmaktadır. Diğer taraftan, 488 sayılı Damga Vergisi Kanununa ekli (2) sayılı tablonun (33) numaralı fıkrasında yapılması öngörülen değişiklikle, sözleşmeli tarımı teşvik etmek amacıyla, 5488 sayılı Tarım Kanunu çerçevesinde tarım ürünlerine ilişkin olarak üretici ile alıcı arasında düzenlenen tarımsal üretim sözleşmelerinin damga vergisinden istisna edilmesi sağlanmaktadır.

Tasarı/teklif madde 21

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

Anayasa Mahkemesinin 17/3/2010 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 2010/9 sayılı Kararı ile 492 sayılı Harçlar Kanununun 28 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan "Karar ve İlam Harcı ödenmedikçe ilgiliye ilam verilmez." hükmü Anayasanın hak arama hürriyetini düzenleyen ve herkesin adil yargılanma hakkına sahip olduğu hükmünü içeren 36 ncı maddesine aykırı bulunarak iptal edilmiştir. Yapılması öngörülen düzenlemeyle, Anayasanın 36 ncı maddesi ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin adil yargılanma hakkına ilişkin 6 ncı maddesine uyum sağlanarak bakiye karar ve ilam harcının ödenmemiş olmasının, müteakip işlemlerin yapılmasına engel teşkil etmemesi sağlanmaktadır.

Tasarı/teklif madde 22

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

Harç, kamu kurumları tarafından verilen bir hizmet veya yapılan bir işlem karşılığında, hizmet alan veya işlemin gerçekleştirilmesini isteyenlerden tahsil edilen bir kamu geliridir.

Mükelleflerin vergi uygulamalarına ilişkin izahat taleplerinin idarece cevaplandırılması da bu kapsamda verilen hizmetlerden olduğundan, yapılması öngörülen düzenlemeyle, Vergi Usul Kanununun 413 üncü maddesine göre izahat taleplerine ilişkin müracaatlar harç kapsamına alınmaktadır.

Tasarı/teklif madde 23

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

Madde ile, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının aktif ve pasifindeki döviz ve altın cinsinden varlık ve yükümlülüklerinin değerlemesi nedeniyle Banka lehine doğan değerleme farklarının, değerlemeye konu varlık ve yükümlülüklerin sarf edildikleri veya Türk parasına çevrildikleri tarihe kadar dönem kazancına dahil edilmemesi ve Kurumlar Vergisine tabi tutulmaması öngörülmektedir. Ayrıca, Banka aleyhine doğan değerleme farklarının da, değerlemeye konu varlık ve yükümlülüklerin sarf edildikleri veya Türk parasına çevrildikleri tarihe kadar dönem kazancından düşülmemesi ve Kurumlar Vergisi matrahının tespitinde gider olarak dikkate alınmaması amaçlanmıştır.

Tasarı/teklif madde 24

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

Anayasa Mahkemesinin 2/7/2009 tarihli ve 2009/102 sayılı Kararı ile 5345 sayılı Kanunun 28 inci maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesinde yer alan "Başkan yardımcıları, daire başkanları, vergi dairesi başkanları" ibaresi Anayasaya aykırı bulunarak iptal edilmesi nedeniyle oluşan hukuksal boşluğu gidermek amacıyla 2451 sayılı Bakanlıklar ve Bağlı Kuruluşlarda Atama Usulüne İlişkin Kanuna ekli (2) sayılı cetvele Gelir İdaresi Başkan Yardımcıları, Gelir İdaresi Daire Başkanları ve Vergi Dairesi Başkanları unvanlarının eklenmesi öngörülmektedir.

Tasarı/teklif madde 25

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

2886 sayılı Kanunun 72 nci maddesinde; kamu yararına çalışan derneklere kuruluş gayelerine uygun olarak kullanılmak üzere, Hazinenin özel mülkiyetinde bulunan ve kamu hizmetlerine tahsisli olmayan taşınmazların rayiç bedel üzerinden satışı düzenlemiştir. Söz konusu maddede; bu yolla edinilen taşınmazların veriliş maksadı dışında kullanılamayacağı ve satılamayacağı, beş yıl içinde kuruluş gayesine uygun olarak kullanılmadığı takdirde taşınmazın satış bedeli üzerinden Hazinece geri alınacağı hüküm altına alınmıştır. Bu madde kapsamında kamu yararına çalışan derneklere satışı yapılan taşınmazlardan bazılarının zamanla şehrin gelişmesi, imar tanseldurak-536-(1-139) / planı değişikliği ve benzeri sebeplerle kısmen veya tamamen ticari amaçlarla değerlendirilmesi mümkün hale gelmesine rağmen, maddede yer alan düzenleme buna imkan vermemektedir. Yapılması öngörülen düzenleme ile; 2886 sayılı Kanunun anılan maddesinin ikinci fıkrasının sonuna; satış tarihinden itibaren en az yirmi yıl geçen ve veriliş maksadına uygun olarak kullanılan taşınmazların kısmen veya tamamen ticari amaçlarla değerlendirilmesinin kuruluş gayelerine daha fazla hizmet edeceği hallerde, elde edilecek gelirin Hazine ile paylaşılması suretiyle ve Maliye Bakanlığınca belirlenecek usul ve esaslar çerçevesinde satış dahil ticari amaçlarla değerlendirilmesine imkan sağlanması amaçlanmaktadır.

Tasarı/teklif madde 26

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

2886 sayılı Kanunun 13 üncü maddesinde; Kanun kapsamında yapılacak ihaleleri yürütmek üzere ihale komisyonlarının kuruluşu ve işleyişi düzenlenmiştir. Aynı Kanunun 75 inci maddesinin birinci fıkrasında ise; ecrimisilin ihale komisyonunca tespit ve takdir edileceği hüküm altına alınmıştır. Ancak, ecrimisil işlemlerine ilişkin tespit ve takdir işlemlerinin yoğunluğu ve mahiyeti dikkate alındığında, bu işlemlerin Kanunun 13 üncü maddesi çerçevesinde oluşturulan ihale komisyonları yerine münhasıran bu işlemleri yerine getirecek ayrı bir komisyon marifetiyle yerine getirilmesinin daha uygun olacağı değerlendirilmektedir. Yapılması öngörülen düzenleme ile;

ecrimisil ile ilgili işlemlerin daha etkin bir şekilde yerine getirilebilmesi için, ecrimisilin takdir ve tespiti konusundaki görevlerin, idareden taşınmaz ve değerleme konusunda işin ehli veya uzmanı üç kişiden oluşan komisyona verilmesi amaçlanmaktadır. Yapılması öngörülen diğer bir düzenlemede;

tespit tarihinden geriye doğru en fazla beş yılı geçmemek üzere ecrimisil tespit ve takdir edilmesi hükmü getirilmektedir. Bilindiği üzere ecrimisil; 818 sayılı Borçlar Kanununun genel hükümleri çerçevesinde on yıllık zamanaşımı süresine tabi olmakla birlikte, aynı Kanunda kiralar konusundaki zamanaşımı süresi beş yıl olduğundan ecrimisilin de, kira zamanaşımı gibi beş yıllık süreye tabi tutulması amaçlanmıştır. Yine, takdir edilen ecrimisil bedellerinin tahsilatını hızlandırmak maksadıyla, fuzuli şagillere, ecrimisili itiraz etmeksizin ödemeleri halinde yüzde onbeş, peşin ödemeleri halinde ise ayrıca yüzde onbeş indirim uygulanması öngörülmektedir. Ayrıca, köy sınırları içerisinde yer alan Hazinenin özel mülkiyetinde veya Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan taşınmazların işgal edilmeleri durumunda, bu taşınmazların tespitlerinin kolaylaştırılması için, tahsil edilen ecrimisil gelirinin yüzde beşinin, 442 sayılı Köy Kanununda belirlenen görevlerde kullanılmak üzere bu gelirlerin elde edildiği köy tüzel kişiliğine aktarılması amaçlanmaktadır.

Tasarı/teklif madde 27

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

Tespit tarihinden geriye doğru beş yılı geçmemek üzere ecrimisil tespit ve takdir edilebileceği yönünde 2886 sayılı Kanunun 75 inci maddesinde öngörülen düzenlemeye paralel olarak aynı Kanuna; bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce tahakkuk ettirilen ecrimisil alacaklarının beş yılı aşan kısmının hangi aşamada olursa olsun terkin edileceği ve tahsil edilmiş olanların iade edilmeyeceği yönünde düzenleme içeren bir geçici madde eklenmesi öngörülmektedir.

Tasarı/teklif madde 28

→ yürürlükteki madde 26

178 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye eklenmesi öngörülen maddeyle, Maliye Bakanlığının vergi inceleme ve denetim amaçlarına ulaşmasını sağlamak, vergi inceleme ve denetimleri ile raporlamaya ilişkin standart, ilke, yöntem ve teknikleri geliştirmek, inceleme ve denetim rehberleri hazırlamak, vergi incelemesi yapmaya yetkili olanların uyacakları etik kuralları belirlemek, vergi inceleme birimleri arasında koordinasyonu, bilgi akışını ve uygulama birliğini temin etmek ve yıllık vergi inceleme ve denetim planını hazırlamak ve uygulamayı izlemek üzere Vergi İnceleme ve Denetim Koordinasyon Kurulunun oluşturulması ve bu Kurulun; Gelir İdaresi Başkanının başkanlığında, Maliye Teftiş Kurulu Başkanı, Hesap Uzmanları Kurulu Başkanı, ilgili Gelir İdaresi Başkan Yardımcısı ve Gelirler Kontrolörleri Daire Başkanından oluşması tanseldurak-536-(1-139) / öngörülmektedir. Oluşturulan yeni Kurul; Maliye Bakanlığı bünyesinde halen farklı birimler tarafından birbirinden bağımsız olarak gerçekleştirilen vergi incelemelerini, tüm ülke bazında planlayacak ve denetim birimleri arasında koordinasyonu ve uygulama birliğini sağlamak üzere yıllık vergi inceleme ve denetim planını hazırlayacaktır. Plan, Maliye Bakanının onayı ile yürürlüğe girecektir. Kurul tarafından hazırlanan yıllık vergi inceleme ve denetim planında; vergi incelemesi ve denetimine ilişkin temel amaç ve hedefler, Gelir İdaresi Başkanlığı risk analiz sistemi üzerinden yapılan analizlere dayalı olarak incelemeye alınacak sektör ve mükellefler ile vergi incelemesi ve denetiminin uygulanması ve izlenmesine ilişkin diğer hususların yer alması öngörülmektedir.

Yapılması öngörülen düzenlemeyle vergi inceleme ve denetiminde yeknesaklık ve uygulama birliği sağlanması amaçlandığından, vergi inceleme ve denetim birimleri ile vergi incelemesine yetkili olanların vergi inceleme ve denetimine ilişkin görevlerinin bu maddede belirtilen esas ve usullere uygun olarak yerine getirmek zorunda oldukları hüküm altına alınmaktadır. Ayrıca, Kurulun çalışma usul ve esasları, yıllık vergi inceleme ve denetim planının hazırlanması, uygulanması ve sonuçlarının izlenmesi ile bu maddede yer alan diğer hususlara ilişkin usul ve esasların Kurulun önerisi üzerine Maliye Bakanlığınca çıkarılan yönetmeliklerle belirlenmesi hükme bağlanmaktadır.

Tasarı/teklif madde 29

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

Maliye Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğü taşra teşkilatının her türlü faaliyet ve işlemleriyle ilgili olarak defterdarlık birimlerinde inceleme ve araştırma işleri ile bu Genel Müdürlükçe verilecek diğer görevleri yapmak üzere, Maliye Bakanlığında daire başkanı ve üstü yönetici kadrolarda bulunanlar ile defterdar kadrosunda en az üç yıl görev yapmış olanların kontrolör olarak çalıştırılmalarına imkan sağlanmaktadır.

Tasarı/teklif madde 30

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

Madde ile; 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanununun 17 nci maddesinin (2) numaralı fıkrası kapsamında, sağlık hizmeti sunan kurum ve kuruluşların teşhis ve tedaviye yönelik olarak birbirlerine yapacakları teslim ve hizmetler katma değer vergisinden istisna edilmektedir. Bu düzenlemenin amacı, kamu kurum ve kuruluşlarına bağlı sağlık kuruluşlarının ihtiyaç fazlası mallarının birbirleri arasında devri ve mevcut kapasiteleri dahilinde arz edilebilecek hizmetlerden birbirlerini yararlandırmaları suretiyle kamu kaynaklarının kullanımında etkinliği ve verimliliği artırmaktır.

Tasarı/teklif madde 31

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

Maddede, şans oyunlarının tertibi ile ilgili anonim şirketlere yaptırılabilecek iş ve hizmetler belirtilmiş ve şans oyunlarının tertibine ilişkin iş ve hizmetlerin yaptırılmasına ilişkin usul ve esaslar düzenleme altına alınmıştır. İdare tarafından belirlenen iş ve hizmetlerin, kısımlara bölünmeden ve yurt çapında hasılattan pay verilmesi suretiyle ihale edileceği, azami süresi, ihalede açık eksiltme usulünün uygulanacağı, ceza ve yasaklama hükümleri hariç 4734 sayılı Kamu ihale Kanunu ile 4735 sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanununa tabi olunmadığı, ihale komisyonunun teşkili ve çalışma usulü, yükleniciye verilecek yaklaşık oranın tespiti, ilan, ihale dokümanı ve teknik şartnamede bulunacak hususlar, teknik kriterlerin rekabeti engellemeyecek, verimlilik, fonksiyonellik ve fırsat eşitliğini sağlayacak şekilde belirleneceği, sözleşmenin iptal ve feshi hallerinde yapılacak uygulamalar, oyun ismi, marka ve benzerlerinin İdare adına tescili de düzenleme altına alınmıştır.

Ayrıca maddenin uygulanmasına ilişkin diğer usul ve esasların İdare tarafından hazırlanan ve Bakanlık tarafından yürürlüğe konulan yönetmelikle düzenleneceği hüküm altına alınmıştır.

Tasarı/teklif madde 32

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

4706 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde, Hazineye ait taşınmazların hisse oranı yüzde kırkı, hisse miktarı uygulama imar planı sınırları içinde dörtyüz, dışında ise dörtbin metrekareyi aşmamak kaydıyla talepte bulunan hissedarlarına doğrudan satılabileceği hüküm altına alınmıştır. Bu hüküm uyarınca, hisse oranı ve hisse miktarı şartının birlikte aranması sonucunda, hisseli taşınmazların hissedarlarına satışı konusunda uygulamada bazı tanseldurak-536-(1-139) / zorluklarla karşılaşıldığından, madde ile; hisse oranı ve hisse miktarının birlikte aranması yerine, bu şartların ayrı ayrı sağlanması halinde de, hisseli taşınmazların hissedarlarına satışının mümkün kılınması amaçlanmaktadır. Ayrıca, Hazineye ait tarım arazilerinin özellikle hissedarlarına satışı konusunda hisse miktarı ve hisse oranı açısından yaşanan sorunların giderilmesi amacıyla, bu taşınmazlardan 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunundaki kısıtlamalara tabi olanların, aynı maddenin birinci fıkrasının (c) bendinde yer alan hisse miktarı veya hisse oranının aranacağı yönündeki kısıtlamalara tabi olmaksızın, anılan Kanun kapsamında kalan asgari arazi büyüklüklerine de uygun olarak hissedarına doğrudan veya birden fazla hissedar olması halinde hissedarlar arasında pazarlık usulüyle satılabilmesi öngörülmektedir.

Tasarı/teklif madde 33

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

Madde ile; köy sınırları içerisinde yer alan Hazinenin özel mülkiyetinde veya Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan tarım arazilerinin kiralanmasının teşvik edilmesi ve işgallerinin engellenmesi için, bu arazilerden tahsil edilen kira gelirlerinin yüzde onunun, 442 sayılı Köy Kanununda belirlenen görevlerde kullanılmak üzere bu gelirlerin elde edildiği köy tüzelkişiliklerine aktarılması amaçlanmaktadır. Ayrıca, Hazineye ait taşınmazlardan 31/12/2000 tarihinden önce üzerinde yapılanma olanların da, Hazine adına tescil tarihine bakılmaksızın belediyelere devredilmesine imkan sağlanmaktadır. Hak sahiplerinin taşınmazları satın alabilmeleri için öngörülen altı aylık sürenin bir yıla çıkartılması, belediyelere devredilen ve devir tarihinden itibaren üç yıl içinde belediyelerce satılamaması sebebiyle Hazineye geri dönmesi gereken taşınmazların satış süresinin Maliye Bakanlığı tarafından beş yıla kadar uzatılabilmesi ve ilgili belediyelerin devre ilişkin taleplerinin defterdarlık veya malmüdürlüğüne intikal tarihinden itibaren ilgililerinden ecrimisil alınmaması, buna karşılık taşınmazların genel hükümlere göre değerlendirilmesi halinde ecrimisil alınması yönünde de düzenleme yapılmaktadır.

Tasarı/teklif madde 34

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

4706 sayılı Kanunun ek 2 nci maddesinde; Hazinenin özel mülkiyetinde bulunan taşınmazlar üzerinde tesis edilecek irtifak hakları ile Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerler üzerinde verilecek kullanma izinlerinde Hazinece alınacak hasılat payına, oranlarına ve bunun istisnalarına ilişkin düzenlemeler yer almaktadır. Madde ile; 6326 sayılı Petrol Kanunu, 3096 sayılı Türkiye Elektrik Kurumu Dışındaki Kuruluşların Elektrik Üretimi, İletimi, Dağıtımı ve Ticareti ile Görevlendirilmesi Hakkında Kanun, 3996 sayılı Bazı Yatırım ve Hizmetlerin Yap-İşlet-Devret Modeli Çerçevesinde Yaptırılması Hakkında Kanun, 4628 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu, 4646 sayılı Doğal Gaz Piyasası Kanunu ve 4737 sayılı Endüstri Bölgeleri Kanunu gibi özel kanunları uyarınca bedeli ilgilileri tarafından ödenmek suretiyle kamulaştırılarak Hazine adına tescil edilmesi gereken taşınmazlar üzerinde ilgilileri lehine tesis edilecek irtifak hakları ile bu taşınmazlardan tapudan terkini gerekenler için ilgililerine verilecek kullanma izinlerinde, kamulaştırma bedelleri zaten bu kişiler tarafından ödendiğinden, bunlardan ayrıca hasılat payı alınmaması amaçlanmaktadır.

Tasarı/teklif madde 35

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

4706 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesinin ikinci fıkrası kapsamında Hazine adına tescil edilen taşınmazların, 492 sayılı Harçlar Kanununun 63 üncü maddesinin birinci fıkrasına göre hesaplanacak değerlerinin yüzde yirmi fazlası esas alınarak hesaplanan bedel üzerinden belediyelere devredilmesi nedeniyle belediyelerin bütçesine ek yük gelmektedir. Madde ile; söz konusu madde kapsamında Hazine adına tescil edilen taşınmazların bedelsiz olarak, büyükşehirlerde öncelikle büyükşehir belediyelerine, büyükşehir belediyelerinin talebinin olmaması halinde ilgili belediyelere, diğer yerlerde ise ilgili belediyelere devredilmesine ve ayrıca, bu taşınmazların anılan Kanunun 5 inci maddesine göre yapı sahiplerine satışına ve genel hükümlere göre değerlendirilmesine imkan tanınmaktadır.

Tasarı/teklif madde 36

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

Madde ile; 4706 sayılı Kanunun 5 inci maddesinde yapılan düzenlemelere yönelik geçici hükümler getirilmiştir.

tanseldurak-536-(1-139) /

Tasarı/teklif madde 37

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

5326 sayılı Kabahatler Kanununun 17 nci maddesi gereğince genel bütçeye gelir kaydedilecek olan idari para cezalarının süresinde ödenmemesi halinde, vergi daireleri tarafından 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre takip ve tahsil edilmesi gerekmektedir. 6183 sayılı Kanunun 102 nci maddesinde ilke olarak, kamu alacağının zamanaşımı süresinin alacağın vadesinin rastladığı takvim yılını takip eden takvim yılı başından itibaren işlemeye başlayacağı düzenlenmiştir. Ancak, 5326 sayılı Kanunun "Yerine getirme zamanaşımı" başlıklı 21 inci maddesinin dördüncü fıkrasında zamanaşımı süresinin idari yaptırım kararının kesinleşmesi tarihinden itibaren başlayacağı hüküm altına alınmıştır. Bu düzenlemeye göre, zamanaşımı süresi idari yaptırım kararının kesinleşmesine bağlı olarak yılın herhangi bir günü başlayabildiğinden, buna bağlı olarak yılın herhangi bir günü de sona erebilmektedir. Bu durum vergi dairelerinin söz konusu alacakların zamanaşımına uğrayıp uğramadığı hususunda yılın her günü kayıtlarını tetkik etmesini gerektirmektedir. Bu itibarla, diğer tüm amme alacakları için genel ilke olan ve zamanaşımının hesaplanmasına dayanak olan olayın rastladığı takvim yılını takip eden takvim yılının başından itibaren zamanaşımının hesaplanmaya başlanması ilkesinin, idari para cezaları için de esas alınması öngörülmektedir.

Tasarı/teklif madde 38

→ yürürlükteki madde 38 ila 42

5345 sayılı Gelir İdaresi Başkanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunun 3 üncü maddesinin ikinci fıkrasında yer alan "danışma ve" ibaresi "danışma ve denetim ile" olarak değiştirilmektedir.

Tasarı/teklif madde 39

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

5345 sayılı Kanunun 28 inci maddesinin birinci fıkrasında değişikliğe gidilerek başkan yardımcıları, gelir idaresi daire başkanları ve vergi dairesi başkanlarının atamaları bu madde kapsamından çıkarılmaktadır.

Tasarı/teklif madde 40

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

Tasarıyla, Gelir İdaresi Başkanlığının merkez teşkilatında yer alan Denetim ve Uyum Yönetimi Daire Başkanlığının görevleri arasına, yine bu Tasarı ile oluşturulan Vergi İnceleme ve Denetim Koordinasyon Kurulunun sekreterya hizmetlerini yürütmek görevi eklenmektedir. Ayrıca daha önce mevcut olan mükelleflerin faaliyetlerini gruplar ve sektörler itibarıyla analiz etmek, mukayeseler yapmak ve bu suretle risk alanlarını tespit etmek görevinin "Risk Analiz Sistemi üzerinden" yapılması esası düzenlenmektedir.

Tasarı/teklif madde 41

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

Madde ile; Gelirler Kontrolörleri Daire Başkanlığı ana hizmet birimi olmaktan çıkarılarak, denetim birimi haline getirilmektedir. 5345 sayılı Kanunun 13 üncü maddesinin (d) bendiyle Denetim ve Uyum Yönetimi Daire Başkanlığının görevleri arasında sayılan görevler Tasarıyla kurulması öngörülen Vergi İnceleme ve Denetim Koordinasyon Kuruluna görev olarak verildiğinden bu maddeden çıkarılmaktadır.

Tasarı/teklif madde 42

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

Hazırlanan tasarıyla, vergi incelemelerinin Bakanlık düzeyinde Vergi İnceleme ve Denetim Koordinasyon Kurulu tarafından hazırlanacak tek bir plan dahilinde yürütülmesi öngörülmektedir. Gelir İdaresi Başkanlığı bünyesinde vergi incelemesi yapmakla yetkilendirilmiş olan Gelirler Kontrolörlerinin söz konusu plan dahilinde vergi incelemelerini gerçekleştirecekleri hususu dikkate alındığında, Gelirler Kontrolörleri Daire Başkanlığının Başkanlığın ana hizmet birimleri arasından çıkarılarak icra ettiği görevle mütenasip bir şekilde "Danışma ve denetim birimleri" arasında yer alması, bu nedenle de doğrudan Gelir İdaresi Başkanına bağlanması sağlanmaktadır.

Tasarı/teklif madde 43

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

Başkanlık ve başkanlık birimleri aleyhine açılan vergi davaları, esas itibarıyla vergi dairesi başkanlıkları bünyesindeki hukuk ve ihtilaflı işler müdürlüklerinde ve vergi dairesi tanseldurak-536-(1-139) / müdürlükleri ihtilaflı işler servislerinde görevli memurlar tarafından takip edilmekte, yazılan savunma dilekçeleri bu birimlerde çalışan memurlar tarafından hazırlanmaktadır. Bu uygulama, davaların bilhassa usul hukukundan kaynaklanan nedenlerle idare aleyhine sonuçlanmasına sebebiyet vermektedir. Madde ile, idari davaların daha etkin ve verimli bir şekilde takip edilmesi için Başkanlığın taşra teşkilatında avukat çalıştırılması sağlanmaktadır. Diğer taraftan 5345 sayılı Kanunun 18 inci maddesine eklenmesi öngörülen fıkralarla davaların takip usulü ile davaların takibinde hizmet satın alınması hususları düzenlenmektedir.

Tasarı/teklif madde 44

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

Madde ile; Gelir İdaresi Başkanlığının hızla değişen ekonomik ve sosyal koşullara paralel olarak hizmet ve faaliyetlerini planlayabilmesi, bütçe ödeneklerinin verimli ve etkin kullanımına imkan tanınması amacıyla Başkanlığa bütçesel esneklikler sağlanmaktadır.

Bu amaçla, Başkanlığa personel giderleri hariç diğer ödenekler arasında aktarma yapma, harcama programını hazırlama ve uygulama ile yılı yatırım programı dahilinde projeler içinde ve projeler arasında değişikliğe ilişkin ödenek aktarma yetkisi verilmektedir. Ayrıca, Maliye Bakanına, Gelir İdaresi Başkanlığı bütçesinin mal ve hizmet alım giderleri ile sermaye giderlerine ilişkin tertiplerinde yer alan ödeneklerinden harcanmayan kısımları ertesi yıl bütçesine devren ödenek kaydetme, Başkanlığın vergi tahsilatı bakımından göstereceği olumlu performans karşılığında, Başkanlık bütçesinin mal ve hizmet alım giderleri ile sermaye giderlerine ilişkin tertiplerine ödenek ekleme yetkileri verilmektedir.

Tasarı/teklif madde 45

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

Madde ile; meslekte en az altı yılını dolduran gelir uzmanlarından yapılacak sınavda başarı gösterenlere, yapılacak vergi incelemeleri sırasında vergi incelemesine yetkililer refakatinde çalıştırılması imkanı getirilmektedir. Düzenlemenin esas amacı vergi dairelerinin beyanname kabul eden bir birim olmaktan çıkarılarak, mükelleflerin vergiye uyumunu sağlamaya dönük bir yapıya dönüştürülmesidir. Vergi dairesi başkanlıklarında görev yapan gelir uzmanlarından yapılacak sınavlarda başarılı olanların vergi denetimine yardımcı olacak şekilde vergi incelemelerinde kullanılması mümkün olabilecektir. Gelir uzmanlarının girecekleri sınavlar ile vergi incelemesine yetkililerin refakatinde yapacakları çalışmalara ilişkin esas ve usullerin de yönetmelikle düzenlenmesi öngörülmüştür. Ayrıca, Gelir İdaresi Başkanlığı taşra teşkilatında avukat istihdam edilmesi, Başkanlığın stratejik plan ve performans programlarında yer alan projelerin hazırlanması, gerçekleştirilmesi veya uygulanması amacıyla proje süresi ile sınırlı olmak üzere tam veya kısmi zamanlı sözleşmeli personel çalıştırılması öngörülmektedir. Maddede 5345 sayılı Kanunun 29 uncu maddesinde yer alan unvanlardan sözlü sınava tabi olanların bu sınavlarının ne şekilde değerlendirileceğine ilişkin bir düzenlemeye de yer verilmektedir.

Tasarı/teklif madde 46

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

Gelir İdaresi Başkanlığına 190 sayılı Kanun Hükmünde Kararname hükümlerine bağlı kalmaksızın, hizmetlerin ifası için ihtiyaç duyulan kadroların karşılanması amacıyla boş kadrolarda sınıf, unvan ve derece değişikliği, dolu kadrolarda ise derece değişikliği yapmaya yetki verilmektedir. Yapılan düzenlemenin temel amacı, Gelir İdaresi Başkanlığının kendisine tahsis edilen kadroları ihtiyaçlar çerçevesinde etkin ve verimli şekilde kullanabilmesine imkan sağlamak ve artan personel ihtiyacının hızlı bir şekilde karşılanmasına yardımcı olmaktır.

Tasarı/teklif madde 47

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

Yapılması öngörülen düzenlemeyle, Gelirler Kontrolörleri Daire Başkanlığı ana hizmet birimi olmaktan çıkarılarak, denetim birimi haline getirilmektedir. 5345 sayılı Kanunun 13 üncü maddesinin (d) bendiyle Denetim ve Uyum Yönetimi Daire Başkanlığının görevleri arasında sayılan görevler tasarıyla kurulması öngörülen Vergi İnceleme ve Denetim Koordinasyon Kuruluna tanseldurak-536-(1-139) / görev olarak verildiğinden bu maddeden çıkarılmaktadır. Diğer taraftan 5345 sayılı Kanunun 28 inci maddesinin birinci fıkrasında değişikliğe gidilerek Gelir İdaresi Başkan Yardımcıları, Gelir İdaresi Daire Başkanları ve Vergi Dairesi Başkanlarının atamaları bu madde kapsamından çıkarılarak söz konusu kadrolara müşterek kararnameyle atama yapılması öngörülmektedir. Tasarıyla, Gelir İdaresi Başkanlığının merkez teşkilatında yer alan Denetim ve Uyum Yönetimi Daire Başkanlığının görevleri arasına, yine bu Tasarı ile oluşturulan Vergi İnceleme ve Denetim Koordinasyon Kurulunun sekreterya hizmetlerini yürütmek görevi eklenmektedir.

Tasarı/teklif madde 48

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

Madde ile; 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 4 üncü maddesinin birinci fıkrası kapsamında sağlık hizmeti sunan kurum ve kuruluşların teşhis ve tedaviye yönelik olarak birbirlerine yapacakları mal ve hizmet satışlarının bu kurumların muafiyetini ortadan kaldırmayacağı hüküm altına alınmıştır. Bu düzenlemenin amacı, kamu kurum ve kuruluşlarına bağlı sağlık kuruluşlarının ihtiyaç fazlası mallarının birbirleri arasında devri ve mevcut kapasiteleri dahilinde arz edilebilecek hizmetlerinden birbirlerini yararlandırmaları suretiyle kamu kaynaklarının kullanımında etkinliği ve verimliliği artırmaktır. Madde de ayrıca, sadece küçük ve orta ölçekli işletmelere kredi sağlayan kredi garanti kurumlarına sağlanmış olan muafiyetin yeniden düzenlenmesi suretiyle kredi garanti desteği ihtiyacı bulunan ve küçük ve orta büyüklükteki işletmelerden daha büyük ölçekli işletmelere de kredi garantisi sağlamasını teşvik edilmesi; bu suretle ekonomik etkinliğin artırılması amaçlanmaktadır.

Tasarı/teklif madde 49

→ yürürlükteki madde 44

Tasarıyla, Anayasa Mahkemesinin 2/7/2009 tarihli ve 2009/102 sayılı Kararı doğrultusunda Gelir İdaresi Başkan Yardımcıları, Gelir İdaresi Daire Başkanları ve Vergi Dairesi Başkanlarının müşterek kararnameyle atamalarının yapılması öngörülmektedir. Tasarıda yer alan geçici maddeyle söz konusu unvanlarda Kanunun yayımı tarihi itibarıyla görev yapanların Maliye Bakanlığı Müşavir kadroları ile Gelir İdaresi Başkanlığı Müşavir kadrolarına atanmaları öngörüldüğünden, ihtiyaç nedeniyle müşavir kadrolarının ihdası öngörülmektedir. Ayrıca, Gelir İdaresi Başkanlığının denetim gücünü artırmak amacıyla ihtiyaç duyduğu vergi denetmen yardımcısı, gelir uzmanı ve gelir uzman yardımcıları kadroları ihdas edilmektedir. Tasarıyla Gelir İdaresi Başkanlığına taşra teşkilatında avukat çalıştırabilme imkanı getirildiğinden, avukat kadroları ihdası öngörülmektedir. Tasarıda, Bakanlıkta daire başkanı ve üstü görevlerde bulunanlar ile defterdar unvanında en az üç yıl görev yapmış olanların kontrolör olarak çalıştırılmalarına imkan sağlanmasına ilişkin düzenlemeye yer verildiğinden baş kontrolör kadroları ihdası da öngörülmektedir. Ayrıca, Maliye Bakanlığı Milli Emlak Genel Müdürlüğü ile Bütçe ve Mali Kontrol Genel Müdürlüğünün çeşitli kanunlarla artan görev ve sorumluluklarının etkin ve verimli bir şekilde yerine getirilebilmesi amacıyla, Milli Emlak Genel Müdürlüğüne dört adet, Bütçe ve Mali Kontrol Genel Müdürlüğüne ise bir adet Daire Başkanı kadrosu ihdası öngörülmektedir.

Tasarı/teklif geçici madde 1

→ yürürlükteki geçici madde 1

Tasarıyla, Anayasa Mahkemesinin 2/7/2009 tarihli ve 2009/102 sayılı iptal Kararı nedeniyle Gelir İdaresi Başkan Yardımcıları, Gelir İdaresi Daire Başkanları ve Vergi Dairesi Başkanlarının müşterek kararnameyle atanması öngörülmektedir. Bu nedenle madde ile Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla söz konusu kadrolarda bulunup, müşterek kararname ile atanmamış olanların durumlarına uygun bir şekilde Bakanlık Müşaviri veya Başkanlık Müşaviri kadrolarına atanmaları öngörülmektedir. Diğer taraftan Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Başkanlıkta görev yapan Hazine avukatlarından uygun görülenlerin bu Kanunla ihdas edilen avukatlık kadrolarına atanmaları imkanı getirilmektedir.

Tasarı/teklif madde 51

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

Yürütme maddesidir.

tanseldurak-536-(1-139) / T.C.

Başbakanlık Kanunlar ve Kararlar Genel Müdürlüğü 18/3/2010 Sayı: B.02.0.KKG.0.10/101-66/1254 TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA Adalet Bakanlığınca hazırlanan ve Başkanlığınıza arzı Bakanlar Kurulunca 15/3/2010 tarihinde kararlaştırılan “Harçlar Kanununda ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı” ile gerekçesi ilişikte gönderilmiştir.

Gereğini arz ederim.

Recep Tayyip Erdoğan Başbakan GENEL GEREKÇE 8/5/1991 tarihli ve 3717 sayılı Adli Personel ile Devlet Davalarını Takip Edenlere Yol Gideri ve Tazminat Verilmesi ile 492 Sayılı Harçlar Kanununun Bir Maddesinin Yürürlükten Kaldırılması Hakkında Kanuna, 19/8/1991 tarihli ve 449 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameyle eklenen ortak hesabın teşkilini ve dağıtım usulünü düzenleyen hükümler, Anayasa Mahkemesinin 17/5/2007 tarihli ve E.2004/46, K.2007/60 sayılı Kararıyla, dayanak yetki kanununun iptaline bağlı olarak iptal edilmiştir. Bu iptal kararı 21/11/2008 tarihinde yürürlüğe girmiştir.

3717 sayılı Kanunun 2 nci maddesine göre, tebliğden başka bir işlem yapmak için makamından uzaklaşma durumunda olan hakimler ve savcılar ile adli personele yol giderlerinden başka 2 nci maddede gösterilen miktarda yol tazminatı ödenmektedir. Tahakkuk eden yol tazminatının ise yarısı ilgili kişiye ödenmekte, diğer yarısı da o yerdeki bir bankada açılan ortak hesaba yatırılmaktadır. Bu iptal kararı sebebiyle, yargıda haciz ve keşifler karşılığı toplanan ortak hesaptan yapılan ödemeler, iptal Kararının yürürlüğe girdiği 21/11/2008 tarihinden itibaren yapılamamaktadır.

Anayasa Mahkemesinin, 3717 sayılı Kanunun ortak hesabı düzenleyen hükmünü iptal etmeden önceki dönemde toplanan bu paralar, yol tazminatından eşit şekilde yararlanamayan personelin mağduriyetini gidermek için yargı çalışanları arasında eşit şekilde bölünerek her ay dağıtılmaktaydı.

Ancak, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye, 21/3/2006 tarihli ve 5473 sayılı Kanunla eklenen ek 3 üncü maddenin üçüncü fıkrasıyla, denge tazminatı olarak adlandırılan ek ödemenin ortak hesaptan yapılan ödemelerden mahsup edileceğine ilişkin bir hüküm getirilmiştir. Bu hüküm, Türkiye genelinde adliyelerde dağıtılan ortak hesap tutarının ortalama 60 ila 80 lira civarında olması nedeniyle, ortak hesabı fiilen anlamsız hale getirmiştir. Yukarıda belirtilen Anayasa Mahkemesinin iptal kararı uyarınca, yapılması zorunlu görülen düzenlemeyle yargıda, mahallinde oluşturulan ortak hesaplar kaldırılmaktadır. Ayrıca söz konusu ortak hesap kaldırıldığından, 21/11/2008 tarihinden bugüne kadar ortak hesapta biriken paraların personele dağıtılması amacıyla bir düzenleme de yapılmıştır.

Yukarıda belirtilen amaçlarla bu Kanun Tasarısı hazırlanmıştır.

tanseldurak-536-(1-139) / MADDE GEREKÇELERİ