İçeriğe geç
Yürürlükte Temel kanun 2. hâli

Afet Sigortaları Kanunu

Kanun numarası
6305
Kabul tarihi
09.05.2012
Resmî Gazete
18.05.2012 / 28296
Düstur
5. tertip, cilt 52
Son değişiklik
17.01.2019
Madde sayısı
20

Kaynak: TBMM 24. Dönem S. Sayısı 224 (Esas No: 1/583) · belgeyi aç · TBMM kaydı . Gerekçeler kanun tasarısı ya da teklifi üzerine yazılmıştır; komisyon ve Genel Kurul görüşmelerinde madde numaraları değişebilir. Her gerekçe, metni en çok benzeyen yürürlükteki maddeye bağlanmıştır.

Genel gerekçe

Ülkemiz, jeolojik yapısı ve iklim özellikleri nedeniyle büyük can ve mal kayıplarına yol açan doğal afetlerle sıkça karşılaşan ülkelerin başında gelmektedir. Ülkemizde etkili olan doğal afetleri depremler, heyelanlar, su baskınları, kaya düşmeleri, çığ, fırtına ve benzeri olarak sıralamak mümkündür. Son altmış yıl içerisinde doğal afetlerin yol açtığı yapısal hasar istatistikleri dikkate alındığında, bu tür hasarların 2/3'ünün deprem nedeniyle meydana geldiği görülmektedir. Bu nedenle, ülkemizde doğal afet denilince akla öncelikle depremler gelmektedir. Şu anda geçerli bulunan deprem bölgeleri haritası esas alındığında, ülkemiz topraklarının % 96'sının farklı oranlarda tehlikeye sahip deprem bölgeleri içerisinde olduğu ve nüfusumuzun % 98'inin bu bölgelerde yaşadığı görülmektedir. Bu oranlar, ülkemizin bir deprem ülkesi olduğu gerçeğini çarpıcı bir şekilde ortaya koymaktadır.

DİLEK 224 Depremler, başta afetin meydana geldiği bölgeler olmak üzere tüm ülkeyi etkilemekte ve dolayısıyla ülkede yaşayan vatandaşların hepsi depremin sonuçlarından belli ölçüde etkilenmektedir. Ortaya çıkan maddi zararların telafi edilmesi, deprem bölgesinde normal hayata dönülebilmesi, acil yardıma ihtiyaç duyan kimselerin bu ihtiyaçlarının giderilmesi ve benzeri amaçlar için yapılan harcamalar ülke ekonomisine ve Devlete büyük bir mali yük getirmektedir. Bunun en çarpıcı örneğini oluşturan 17 Ağustos ve 12 Kasım 1999 depremleri, ekonomik ve sosyal boyutları ile ülkemiz için büyük bir yıkım olmuştur.

Ülkemizde öteden beri ihtiyari deprem sigortası var olmasına karşın, 1999 yılında ve öncesinde toplam konut mevcudunun ancak % 5'i için sigorta yaptırılmıştır. Yeterli ve yaygın sigorta güvencesinin bulunmayışı nedeniyle, her deprem sonrasında oluşan maddi kayıpların telafisi, 15/5/1959 tarihli ve 7269 sayılı Umumi Hayata Müessir Afetler Dolayısıyle Alınacak Tedbirlerle Yapılacak Yardımlara Dair Kanun çerçevesinde Devlet tarafından üstlenilmiştir. Ancak söz konusu depremlerden sonra, bu durumun bütçe üzerinde oluşturduğu mali yükün boyutları taşınamaz boyutlara ulaşmıştır.

17 Ağustos 1999 tarihinde meydana gelen ve çok büyük mal ve can kaybına neden olan Marmara depreminden sonra kamu otoritesince deprem zararlarının en aza indirilmesi amacıyla birçok tedbir alınmıştır. Bu tedbirlerin en önemlilerinden birisi, meskenlerde depremin neden olacağı maddi zararların tazmin edilmesini sağlamaya yönelik olarak uygulamaya giren zorunlu deprem sigortasına ilişkin düzenlemedir.

27/8/1999 tarihli ve 4452 sayılı Doğal Afetlere Karşı Alınacak Önlemler ve Doğal Afetler Nedeniyle Doğan Zararların Giderilmesi İçin Yapılacak Düzenlemeler Hakkında Yetki Kanununa dayanılarak hazırlanan 587 sayılı Zorunlu Deprem Sigortasına Dair Kanun Hükmünde Kararname (KHK) 27/12/1999 tarihli ve 23919 (mükerrer) sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.

Söz konusu Kanun Hükmünde Kararname ile, 27 Eylül 2000 tarihinden itibaren kapsamdaki binalar için deprem sigortası yaptırılması zorunlu hale getirilmiş olup, bu sigortayı sunmak üzere kamu tüzel kişiliğini haiz Doğal Afet Sigortaları Kurumu (DASK) kurulmuştur. Dokuz aylık bir kuruluş sürecinin ardından DASK, öngörüldüğü şekilde 27 Eylül 2000 tarihinden itibaren teminat sunmaya başlamıştır.

Yetkili sigorta şirketleri ve bu şirketlerin acenteleri, DASK nam ve hesabına zorunlu deprem sigortası yapmaktadır. Geçen süre içinde DASK kuruluş amaçları doğrultusunda önemli bir gelişme sağlamıştır.

Zorunlu deprem sigortası, genel anlamda, belediye ve mücavir alan sınırları içinde kalan meskenlere yönelik olarak oluşturulan bir sigorta sistemi olup aynı zamanda faal bir deprem bölgesinde bulunan ve her yıl çeşitli büyüklüklerde pek çok depremin meydana geldiği ülkemiz için, depremlerden kaynaklanan maddi zararların sigorta yoluyla ve risk paylaşımı yapılarak karşılanmasını amaçlayan önemli bir uygulamadır. Kamu kaynağı kullanılmadan oluşturulan bu sistem, kısa zamanda başarılı bir performans ortaya koymuş, uluslararası reasürans piyasalarında önemli bir kredibilite sağlamış ve pek çok ülke tarafından benzer uygulamalar için örnek alınmaya başlamıştır.

Zorunlu deprem sigortası uygulaması ile, konut sahiplerine konutları ile ilgili olarak, Devletin bütçe imkanları ile ilişkili olmaksızın ve maddi kayıpları derhal telafi eden somut bir güvence temin edilmektedir. Aynı zamanda, ödenen küçük miktardaki sigorta primleri yoluyla sosyal dayanışmanın gereği en iyi şekilde gerçekleştirilmiş olmakta, ülke çapında risk paylaşımı ve dayanışma sağlanmakta, yeterli iç kaynak birikimi sağlanıncaya kadar riskin belli bir kısmı reasürans yoluyla uluslararası piyasalara plase edilmekte, deprem nedeniyle Devlet bütçesi üzerinde oluşan mali yük azalacağından muhtemel ek vergiler önlenmiş olmaktadır.

DİLEK 224 Deprem gibi katastrofik riskler, çok büyük boyutlarda teminat sunumunu ve bunu karşılamak üzere büyük kaynak birikimini gerektirdiği için bu tür risklere karşı riske maruz ülkelerde, sigortacılık terminolojisinde "sigorta havuzu" adı verilen teşkilatlanmalara gidilmektedir. DASK, sigortacılıktaki bu anlayış esas alınarak kurulmuş bir kurumdur. DASK'ın kendine özgü organizasyon yapısı, ülkemizde sık rastlanmayan kamu ve özel sektör işbirliğinin de en somut örneklerinden birini oluşturmaktadır.

DASK'ın, işlerinin yürütülmesi için fiziki bir yapılanmaya ihtiyacı yoktur ve yönetim kurulu dışında hiçbir personeli bulunmamaktadır. Bunun yerine, etkinliğin artırılması ve maliyetlerin asgari düzeyde tutulması amacıyla tüm işlerini dışarıdan hizmet alımı şeklinde yürütmektedir. Uygulamanın sonuçları, oluşturulan çalışma düzeninin iyi işlediğini ve son derece başarılı olduğunu ortaya koymaktadır.

Uygulamanın başladığı 27 Eylül 2000 tarihinden bugüne kadar (30/4/2008 tarihi itibarıyla) meydana gelen ve büyüklüğü 3,6'dan 6,5'e kadar çıkan ikiyüzbir adet deprem nedeniyle hasar görmüş 10.106 konutun sahibine DASK tarafından ödenen toplam tazminat tutarı yaklaşık ondokuz milyon YTL'dir.

Anlaşılacağı üzere, hasar yapıcı büyüklükteki depremler, ülkemizin çok farklı bölgelerinde ve çok sık meydana gelmektedir. Son yıllarda meydana gelen ve DASK tarafından tazminat ödemesi yapılan depremlerin çokluğu, aynı zamanda, zorunlu deprem sigortası uygulamasına ülkemizin ne denli ihtiyaç duyduğunun da bir göstergesidir. Ancak tüm bunlara rağmen, zorunlu deprem sigortası henüz ülke genelinde istenen yaygınlığa ulaşamamıştır.

Zorunlu deprem sigortası poliçelerinin sayısı, uygulamanın başladığı tarihten bugüne kadar (30/4/2008 tarihi itibarıyla) yıllık 2,7 milyona ulaşmıştır. Sağlanan bu büyüklük, deprem sigortasında daha önceki yıllarda sağlanan rakamların çok üzerinde bir sonucu ve toplam sigortalanabilir konut stokunun yaklaşık % 20'sini ifade etmektedir. Buna karşın bu büyüklük henüz arzu edilen düzeyde değildir. Bunun en önemli sebepleri arasında; Devletin afet konutu yapma geleneğini belli ölçüde devam ettirmesi, risklere karşı sigorta yapma alışkanlığının özellikle bazı bölgelerde ve düşük gelirli gruplarda yok denecek kadar az olması, sigorta bilincinin artırılması yönündeki çabaların yetersiz kalması ve yükümlüleri sigorta yapmaya teşvik için tapu dışındaki gerekli denetim mekanizmalarının oluşturulamaması sayılabilir.

İhtiyaç duyulan düzenlemeleri gerçekleştirmek üzere bugüne kadar sağlanan deneyimler ışığında Afet Sigortaları Kanunu Tasarısı hazırlanmıştır. Bu Tasarıda, 587 sayılı KHK ile oluşturulan mevcut zorunlu deprem sigortası uygulamasının iyileştirilmesinin yanı sıra getirilen en önemli yenilik, deprem dışında kalan afetler ile terörizm ve çevre kirlenmesi gibi bazı yıkıcı riskler için de belli koşullarda DASK tarafından sigorta veya reasürans teminatı sunabilme olanağının getirilmiş olmasıdır. Halen sadece zorunlu deprem sigortası teminatı sunan DASK, deprem, seylap, yer kayması, fırtına, çığ, dolu, don ve benzeri doğal afetler ile terörizm ve çevre kirlenmesi ve benzeri riskler için de gerekirse teminat sunabilecek bir yapıya kavuşturulmaktadır.

Buna göre; sigorta şirketlerince teminat verilemeyen veya teminat verilmesinde güçlükler bulunan çeşitli afetler ve riskler sonucu meydana gelebilecek zararların karşılanabilmesi için DASK'ın kolaylaştırıcı olarak devreye girmesi öngörülmekte ve kamu yararı açısından gerek görülmesi hâlinde piyasada meydana gelen teminat boşluklarının giderilebilmesi için ihtiyaca göre sigorta veya reasürans teminatı vermesine olanak sağlanmaktadır.

Son otuz yılda dünya genelinde artan bir seyir izleyen büyük ölçekli afetler için, sigorta ve reasürans piyasalarında yaşanan kapasite eksiklikleri nedeniyle, dünyanın çeşitli ülkelerinde doğal afetler için buna benzer düzenlemeler yapılmaktadır. Örneğin, ABD'nin çeşitli eyaletlerinde kasırga, sel ve deprem için, Fransa'da doğal afetler için, İspanya'da doğal afetler ve sıradışı riskler için, Yeni Zelanda'da deprem ve çeşitli doğal afetler için özel sigorta ve reasürans programları uygulanmaktadır.

DİLEK 224 Bunun yanı sıra, 11 Eylül 2001 tarihinde ABD'de meydana gelen terör eylemlerinden sonra tüm dünyada, terörizm riskinin sigortalanmasına ilişkin önemli kapasite sorunları ortaya çıkmış olup, ABD ve Avrupa ülkeleri dahil pek çok ülkede değişen ölçü ve sürede devlet müdahalesi zorunlu hale gelmiştir.

Bu ülkelerin çoğunda terörizm risklerinin teminat altına alınması için kamu destekli programlar oluşturulmuştur. Ülkemizde de sivil uçakların üçüncü kişilere ilişkin sorumlulukları için yaptırmaları gereken sigortalarda uluslararası piyasalardan sigorta teminatı sağlanamadığından dolayı, savaş ve terörizm teminatı 26/6/2003 tarihli ve 4911 sayılı Sivil Hava Araçları Üçüncü Şahıs Mali Mesuliyet Sigortasının Ticari Olarak Temin Edilemeyen Kısmının Devlet Garantisi ile Karşılanması Hakkında Kanuna istinaden bir süreliğine Devlet tarafından karşılanmıştır.

Buna benzer olayların ve sigorta güvencesi temininde güçlükler yaşanmasının ileride de gerçekleşebileceği düşünüldüğünde, bu tür durumlar için önceden tedbir almakta ve DASK bünyesinde altyapı oluşturmakta büyük fayda görülmektedir. Burada DASK'ın sigorta piyasasına piyasayı bozucu doğrudan bir müdahalesi söz konusu olmamakta, sigorta şirketlerinin teminat vermediği veya vermekte zorlandıkları riskler için kamu yararı açısından gerekli görülürse, ihtiyacın durumuna göre sigorta veya reasürans teminatı sağlanmaktadır. Piyasaların normalleşmesi ve uygun koşullarda teminat verir duruma gelmesi halinde DASK'ın müdahalesi ya ortadan kalkacak ya da mahiyet değiştirecektir. Ayrıca Tasarı ile, tüm bu süreçlerde sigortacılık ilkelerinin gözetilmesi ve sigorta sektörü ile işbirliği yapılmasına ilişkin gerekli düzenlemeler yapılmaktadır.

Tasarıyla getirilen bir başka yenilik ise DASK'ın teknik işleticilik görevinin yangın ve doğal afetler branşında ruhsatı bulunan sigorta şirketlerinin eşit hisselerle katılımıyla, münhasıran bu amaçla kurulan ve Müsteşarlık tarafından görevlendirilen bir anonim şirket tarafından yürütülmesi imkanının getirilmesidir. Bunun gerçekleşmemesi durumunda ise teknik işleticinin, halen olduğu gibi istekli sigorta veya reasürans şirketleri arasından Müsteşarlıkça belirlenmesi öngörülmektedir.

Tasarıyla oluşturulacak yeni sistem ile ulaşılmak istenen temel amaçlar şunlardır:

a) Zorunlu deprem sigortası kapsamındaki bütün binaları, ödenebilir primler karşılığında sigorta güvencesi altına almak,

b) Kamu yararı açısından ihtiyaç duyulan ancak sigorta piyasası tarafından uygun koşullarda karşılanamayan çeşitli afet riskleri için sigorta veya reasürans teminatı sunmak,

c) Yurt içinde risk paylaşımı ve dayanışma sağlamak, aynı zamanda, teminat verilen afet hasarlarının neden olacağı mali yükü sigorta yoluyla uluslararası reasürans ve sermaye piyasalarına dağıtmak,

ç) Devletin afetlerden kaynaklanan muhtemel mali yükünü azaltmak,

d) Sigorta sisteminin ülkemizin ekonomik ve sosyal gelişmesine desteğini artırmak,

e) Afet hasarlarının karşılanmasında uzun vadeli kaynak birikimini temin etmek,

f) Toplumda sigorta bilincinin gelişmesine katkıda bulunmak.

Sonuç itibarıyla Tasarı ile; zorunlu deprem sigortasına ilişkin olarak uygulamada karşılaşılan bazı sorunlar giderilmekte, tapu dışında ilave denetim mekanizmaları oluşturulmakta, 587 sayılı KHK ile oluşturulan sistem ve sigorta sektöründe işbirliği geliştirilmekte, gerek görüldüğü takdirde DASK'ın deprem dışında diğer doğal afetler ile terörizm ve çevre riskleri için sigorta veya reasürans teminatı sunabilmesi olanaklı hale getirilmekte, belirlenen amaçlara ulaşma bakımından daha güçlü, esnek ve işlevsel bir yapı oluşturulması öngörülmektedir.

DİLEK 224

Madde gerekçeleri

Tasarı/teklif madde 1

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

Madde ile, Kanunun amacı ve kapsamı belirlenmektedir. Maddede belirlendiği üzere amaç; binalarda deprem sonucu meydana gelebilecek maddi zararların karşılanmasını teminen yaptırılacak zorunlu deprem sigortası ile sigorta şirketlerince teminat verilemeyen veya teminat verilmesinde güçlükler bulunan çeşitli afetler ve riskler sonucu meydana gelebilecek maddi ve terörizm olayları gibi bazı durumlarda bedeni zararların karşılanabilmesini teminen sunulacak sigorta ve reasürans teminatlarına ilişkin usul ve esasları belirlemektir.

Tasarı/teklif madde 2

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

Madde ile, Kanunda yer alan bazı kavramlar tanımlanmaktadır.

Tasarı/teklif madde 3

→ yürürlükteki madde 2

Madde ile, Kanuna göre sunulacak sigorta ve reasürans teminatlarının kamu tüzel kişiliğini haiz Doğal Afet Sigortaları Kurumu (DASK) tarafından verilmesi düzenlenmektedir. Esasen DASK, 587 sayılı Zorunlu Deprem Sigortasına Dair Kanun Hükmünde Kararname ile kurulmuş ve KHK kapsamında faaliyetlerine devam eden bir kurumdur. Kendine ait bir teşkilatı bulunmayan DASK'ın merkezi, teknik işleticinin idare merkezinin bulunduğu yer olarak belirlenmekte ve tescilli isim hakkının Hazine Müsteşarlığına ait olduğu ifade edilmektedir.

DASK'ın, işlerinin yürütülmesi için fiziki bir yapılanmaya ihtiyacı yoktur ve yönetim kurulu dışında hiçbir personeli bulunmamaktadır. Bunun yerine, etkinliğin artırılması ve maliyetlerin asgari düzeyde tutulması amacıyla tüm işlerini dışarıdan hizmet alımı şeklinde yürütmektedir. Kurumun teknik işleri ile işletmeye ilişkin iş ve işlemleri de bir teknik işletici tarafından yürütülmektedir. Bu haliyle DASK, sigortacılık terminolojisinde "sigorta havuzu" adı verilen anlayış esas alınarak kurulmuş bir kurumdur.

Sigorta havuzu, büyük boyutlarda teminat sunumunu ve bunu karşılamak üzere büyük kaynak birikimini gerektiren büyük ölçekli afetler için dünyada sıklıkla başvurulan bir yöntemdir.

Kanunda ayrıca, DASK'ın ve gelirlerinin her türlü vergi, resim ve harçtan muaf tutulması öngörülmektedir. Bunun amacı, DASK'ın sunduğu sigorta ve reasürans teminatları karşılığında yeterli kaynak birikimini daha kısa zamanda sağlamasına olanak tanımaktır. DASK, önemli bir sosyal işlevi olan, kâr etme amacı bulunmayan, deprem ve diğer doğal afetlerin Devlete getirdiği mali yükü önemli ölçüde azaltacak olan ve esas gelirlerini sigorta primleri ile bunlardan elde edilen mali gelirlerin oluşturduğu bir kurumdur. Uzun vadeli kaynak birikimi sağlanması, bu kaynakların oluşabilecek afetlerdeki tazminat ödemelerinde kullanılması ve tekrar kaynak birikiminin hızlı şekilde sağlanabilmesi için vergi muafiyetinin önemli bir etken olduğu düşünülmektedir.

DASK, sigorta havuzu prensibi esas alınarak oluşturulan farklı yapısı gereği ve sigortacılık prensiplerine uygun olarak tüm işlevlerini istenen şekilde yerine getirebilmek bakımından bazı kanunlardan da istisna tutulmuştur. Mevcut haliyle DASK, bilinen anlamda bir kamu teşkilat yapısına sahip olmayıp, özel amaçlı bir sigorta ve finansman aracı olarak işlev görmektedir. Bu nedenle, tâbi olduğu şartlar açısından geleneksel kamu kurum ve kuruluşlarından farklılık göstermesi kaçınılmazdır.

Bu durum kamu mali yönetimine 5018 sayılı Kanunla getirilen yeni anlayışı ihlal anlamı taşımamaktadır.

Zira DASK hiçbir teşkilatı olmayan, Devlet bütçesinden kaynak kullanmayan ve geleneksel kamu kurum ve kuruluşlarına benzemeyen özel bir yapı arz etmektedir. Bu nedenle, maddenin üçüncü fıkrasında DASK için bazı kanunlardan muafiyet düzenlemesi yapılmakta olup, bu muafiyetler halihazırda 587 sayılı KHK'da da yer almaktadır.

Kurumun görevlerini mevzuata uygun ve etkin bir şekilde yerine getirip getirmediğine ilişkin denetim, sigortacılık sektörünün düzenleyici ve denetleyici kurumu olan Hazine Müsteşarlığı tarafından yapılacaktır. Hazine Müsteşarlığı bünyesinde bu görevleri gerçekleştirecek Sigortacılık Genel Müdürlüğü ve Sigorta Denetleme Kurulu yer almaktadır.

DİLEK 224

Tasarı/teklif madde 4

→ yürürlükteki madde 3

Madde ile, DASK'ın yönetiminin bir Yönetim Kurulu tarafından yürütüleceği belirlenmektedir. Yönetim Kurulunun teknik kararlar alacağı göz önünde bulundurularak, Kurumun görevlerini etkin olarak yerine getirmesi için bu konuda önem arz eden kurumların temsilcilerinin ve belirli alanlarda uzmanlık sahibi kişilerin üye olarak katılması ile üyeliğe seçilecek olan kimselerin alanlarında gerekli bilgi ve deneyime sahip olmaları öngörülmüştür.

Tasarı/teklif madde 5

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

Madde ile, Kurumun genel yönetiminden ve işleyişinden sorumlu olan Yönetim Kurulunun görevleri belirlenmekte ve üyelerin, sırların saklanmasına ilişkin yükümlülükleri düzenlenmektedir.

Tasarı/teklif madde 6

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

Madde ile, Kurumun teknik işleri ile işletmeye ilişkin iş ve işlemlerinin yürütülmesine dair hususlar düzenlenmektedir. Genel yönetimi DASK Yönetim Kurulu tarafından gerçekleştirilen DASK'ın teknik işleri ile işletmeye ilişkin iş ve işlemlerinin bir teknik işletici tarafından yürütülmesi öngörülmektedir. Halen, Müsteşarlıkça teklif verenler arasından seçilen bir sigorta şirketi teknik yönetici olarak görev yapmaktadır. Ancak maddede yapılan düzenleme ile, yangın ve doğal afetler branşında ruhsatı bulunan sigorta şirketlerinin eşit hisselerle katılımıyla, münhasıran bu amaçla kurulan bir anonim şirketin Müsteşarlık tarafından teknik işletici olarak görevlendirileceği; bunun gerçekleşmemesi durumunda ise teknik işleticinin, halen olduğu gibi istekli sigorta veya reasürans şirketleri arasından Müsteşarlıkça belirlenmesi öngörülmektedir.

Bu şekildeki bir çalışma düzeni, DASK'ın organizasyon yapısının esasını oluşturan ve sigorta havuzu adı verilen yapının doğal bir sonucudur. Bu sayede; Kurumun teknik ve operasyonel işlerinin yürütülmesi için yeni bir idari ve teknik alt yapı oluşturulması gereği ortadan kalkmakta, yeni bir harcama kalemine gerek kalmamakta, maliyetler asgari düzeyde tutulmakta, iş ve işlemlerin yürütülmesinde etkinlik ve uzmanlık sağlanmaktadır. Bugüne kadarki uygulama sonuçları, oluşturulan bu çalışma düzeninin iyi işlediğini ve son derece başarılı olduğunu ortaya koymaktadır.

DASK'ın teknik işlerinin bir havuz yöneticisi şirket tarafından yürütülmesine ilişkin düzenlemede, 14/6/2005 tarihli ve 5363 sayılı Tarım Sigortaları Kanunu ile oluşturulan ve bugüne kadar tarım sigortaları alanında başarı ile faaliyet gösteren havuz uygulaması örnek alınmıştır. Tarım Sigortaları Havuzunun işletilmesine ilişkin iş ve işlemler, havuza katılan sigorta şirketlerinin eşit oranda pay sahibi olduğu anonim şirket statüsünde kurulan TARSİM A.Ş. tarafından yürütülmektedir. Bu şekildeki düzenlemenin, sigorta sektöründeki işbirliğini artıracağı ve sektörün DASK'ın uygulamalarını daha kolay benimseyeceği öngörülmektedir.

Maddede ayrıca, teknik işleticinin belirlenmesinde dikkate alınacak hususlar belirlenmekte, teknik işletici ile bir işletme sözleşmesi yapılması ve teknik işleticinin ana sözleşmesinde Hazine Müsteşarlığının uygun görüşünün aranması düzenlenmekte, Kurumun çalışma usul ve esasları ile teknik işleticinin yetki ve sorumluluklarının Müsteşarlık tarafından hazırlanan yönetmelikle belirlenmesi öngörülmektedir.

Tasarı/teklif madde 7

→ yürürlükteki madde 4

Madde ile, DASK tarafından verilebilecek sigorta ve reasürans teminatları düzenlenmektedir. Bu kapsamda, zorunlu deprem sigortasının münhasıran Kurum tarafından verilmesi veya risk yönetimi açısından şartların gerekli kılması ve Bakan tarafından uygun görülmesi hâlinde sigorta şirketleriyle müştereken verilmesi düzenlenmektedir. Halen münhasıran Kurum tarafından verilen zorunlu deprem sigortası teminatının gelişen şartlara göre sigorta şirketleri ile müştereken verilmesine veya havuza aktarılan risklerin retrosesyon yapılmasına olanak sağlanmaktadır. Esasen havuz yönetimi için sektörün bir şirket kurması halinde, DASK ile sigorta şirketleri arasında var olan zorunlu deprem sigortasına ilişkin işbirliği çok daha ileri boyutlara ulaşacaktır.

DİLEK 224 Maddede DASK'ın, sigorta sektörünce teminat verilememesi veya verilmesinde güçlükler bulunması durumunda deprem, seylap, yer kayması, fırtına, çığ, dolu, don ve benzeri doğal afetler ile terörizm ve çevre kirlenmesi ve benzeri riskler için kamu yararı açısından gerek görülmesi halinde sigorta veya reasürans teminatı verebileceği öngörülmektedir. Burada, DASK'ın sunduğu temel teminat zorunlu deprem sigortası olmakla birlikte, sayılan diğer teminatlar için de sigortacılık ilkeleri gözetilmek suretiyle sigorta veya reasürans programları geliştirilebilmesine olanak sağlanmakta ve değişik zamanlarda ortaya çıkabilecek ihtiyaçlar için esnek bir düzenleme yapılmaktadır. Birbirine benzer özellikler taşıyan farklı riskler için teminat sunulması DASK'ın risk çeşitlendirmesi yapmasına ve toplam riskini belli ölçüde dağıtmasına da olanak sağlayacaktır.

Diğer taraftan, Kurum tarafından verilen teminatlara ilişkin kayıtların ayrı ayrı tutulması öngörülmekle birlikte, bir teminatın tek başına sunulması ve buna göre fiyatlandırılması uygulamada bazen mümkün olamayabilmektedir. Bu nedenle uygulamada, paket teminatlar sunulması ve bunlar için ortak bir hesap oluşturulması, diğer teminatlara ait hesaplardan özellikle yeterli ölçeğe erişinceye kadar kaynak desteğinin sağlanması gerekli olabilecektir. Bu itibarla, uygulamada ortaya çıkabilecek ihtiyaçlara göre ve değişik gelişme ve ölçek aşamalarında kolaylık sağlamak bakımından, ayrıntılı hususların alt düzenlemeyle yapılması öngörülmektedir.

Kurum tarafından verilen teminatların uygulama usul ve esasları ile sigorta şirketleriyle müşterek sigorta yapılmasına ilişkin esasların, Kurumun ve Türkiye Sigorta ve Reasürans Şirketleri Birliğinin görüşü alınarak sigortacılık ilkeleri çerçevesinde Müsteşarlık tarafından belirlenmesi imkanı tanınmaktadır. Burada da farklı zamanlarda ortaya çıkabilecek farklı durumların ve ihtiyaçların karşılanabilmesi, uygulamada esneklik sağlanması bakımından sektör ve Kurumla işbirliği içinde verilecek teminatlar ile müşterek sigortaya ilişkin usul ve esasların belirlenmesi öngörülmektedir. Bu şekilde aynı zamanda, uluslararası sigorta ve reasürans piyasalarında dönemsel olarak ortaya çıkan durumlara daha kolay uyum sağlanabilecektir.

Madde ile ayrıca, Kurum tarafından verilen ihtiyari teminatlara ilişkin teminat hadleri ile sigorta genel şartları ve tarifelerin nasıl tespit edileceği hususunun Müsteşarlık tarafından belirlenmesi öngörülmektedir.

Tasarı/teklif madde 8

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

Madde ile, Kurum tarafından üstlenilen riskler için ulusal ve uluslararası piyasalardan uygun koşullarda yeterli koruma sağlanamaması hâlinde Bakanın teklifi ile Bakanlar Kurulunca belirlenecek kısmının uygun bir bedel karşılığında Devlet tarafından taahhüt edilmesine olanak sağlanmaktadır.

Kurum tarafından teminat verilen riskler katastrofik nitelik arz etmektedir. Bu tür riskler için uluslararası piyasalarda genellikle yıllık kapasiteler ayrılmakta olup, dünyanın diğer yerlerinde meydana gelen büyük ölçekli afetler bu kapasitelerin bir sonraki dönemde küçülmesine yol açabilmektedir.

Nitekim buna benzer bir durum 11 Eylül 2001 tarihinde ABD'de meydana gelen terör olaylarından sonra yaşanmıştır. DASK'ın kuruluşundan bugüne kadar reasürans plasmanında böyle sorunla karşılaşılmamış olmasına rağmen, ileride meydana gelebilecek durumlar için ihtiyatlı olmak ve muhtemel çözüme Kanunda yer vermek gerekmektedir. Bu nedenle, DASK'ın yıllık olarak ihtiyaç duyacağı reasürans teminatının bir kısmını sağlayamaması veya ancak çok yüksek fiyatlarla sağlayabilmesi durumunda, Devletin bu eksikliği belirlenecek bir tutara kadar uygun bir bedel karşılığında gidermesi öngörülmektedir. Bu şekilde Kurumun teminat vermeye devam etmesi sağlanabilecektir. Buna benzer bir düzenleme Tarım Sigortaları Kanununda da yer almaktadır.

DİLEK 224 "Hasar fazlası desteği" bir sigortacılık terimi olup, belirlenen bir tutarın üzerindeki kısım için sağlanan belli tutardaki reasürans teminatını ifade etmektedir. Kurumun 2008 yılı için mevcut hasar fazlası koruması 1 milyar 150 milyon avrodur ve bu miktar belirli dilimler halinde uluslararası reasürans piyasalarından sağlanmaktadır.

Tasarı/teklif madde 9

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

Madde ile, Kurum gelirlerinin nelerden oluştuğu belirlenmekte, bu gelirlerin amacına uygun olarak kullanılmasını sağlamak ve Kurumun yeterli kaynak birikimini temin etmek için, Kurum gelirlerinin kullanılabileceği alanlar sınırlandırılmaktadır.

Uzun vadeli kaynak birikiminin sağlanması DASK için büyük önem arz eden bir konudur. Zira yirmi ila otuz yıllık birikimler bazen tek bir büyük afet olayında ödenebilmektedir. Bu nedenle, Kurum gelirlerinin belirlenen kalemlerde ve sadece amaçları doğrultusunda harcanması gerekmektedir.

Maddede, bir afet sonucunda oluşan hasarlara ilişkin tazminatların en kısa sürede ödenmesini sağlamak amacıyla Kurumun, Bakanın uygun görüşü ile bir yıl içinde elde ettiği prim gelirlerinin toplamını geçmemek üzere borçlanabileceği hüküm altına alınmaktadır. Bu hüküm Kurum kaynaklarının nakde dönüştürülmesinin zaman alabileceği sıradışı durumlarda başvurulabilecek bir düzenleme olarak öngörülmüştür.

Madde ile ayrıca, Kurum varlıklarının yatırıma yönlendirilmesinde dikkate alınacak temel ilkeler düzenlenmektedir. Bu ilkelerde, Kurumun amacı göz önünde bulundurularak ihtiyatlı bir yaklaşım ortaya konulmaktadır.

Tasarı/teklif madde 10

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

Madde ile, zorunlu deprem sigortası kapsamındaki binalar ve bağımsız bölümler belirlenmekte, kapsam dışında kalanlar sayılmakta ve bu binalar ve bağımsız bölümler için sigorta yapma zorunluluğu düzenlenmektedir.

Buna göre, Kanun kapsamındaki zorunlu deprem sigortası, genel anlamda, belediye ve mücavir alan sınırları içinde yer alan meskenlere yönelik olarak oluşturulmuş bir uygulamadır. Ancak, ülkemizde apartman şeklinde yapılmış ve 634 sayılı Kanuna tâbi binaların bazılarında, meskenlerin yanı sıra ticarethane, büro ve benzeri amaçlarla kullanılan bağımsız bölümlerin de bulunduğu görülmektedir.

Rizikonun bütünlüğü gereği, bu şekilde kullanılan bağımsız bölümler zorunlu sigortaların kapsamında bulunmaktadır. Bu tür binalar, ancak bağımsız bölümlerin tamamı ikamet dışı amaçlarla kullanılıyorsa kapsam dışında bırakılmaktadır.

Kapsamda bulunan binalar için sigortalanma esnasında, tapuya kayıtlı ve özel mülkiyete tâbi taşınmazlar üzerinde mesken olarak inşa edilmiş olmaları şartı dışında başka bir şart aranmamaktadır.

Kapsamdaki binalar tanımlanırken tapuya kayıtlı olma şartı, binaların üzerine inşa edildiği araziler için öngörülmekle birlikte binaların kendileri için öngörülmemiştir. Bunun nedeni, uygulamada çok sayıda binanın çeşitli nedenlerden dolayı tapuya kayıtlı olmaması ve binalar için tapuya kayıtlı olma şartının aranması durumunda ülkemizdeki yapı stokunun azımsanmayacak bir kısmının sigorta kapsamı dışında kalabileceği gerçeğidir. Ayrıca, iskan izninin bulunması, sigorta yapmak için gereken şartlardan biri olarak düzenlenmemiştir. Bunun en önemli nedeni, ülkemizdeki binaların pek çoğunda çeşitli nedenlerle iskan izninin bulunmaması ve böyle bir şart koşulduğu takdirde, binaların büyük bir kısmının kapsam dışında ve sigorta güvencesinden yoksun kalacak olmasıdır. Kapsam dışında kalan binaların çoğalması ise muhtemel afetlerde konut zararlarının eskiden olduğu gibi bütçeden karşılanması gereğini ortaya çıkaracaktır. Böyle bir durum, Kanunun amaçları ile bağdaşmamaktadır.

Diğer taraftan, 9/11/1983 tarihli ve 2946 sayılı Kamu Konutları Kanununa tâbi olan veya kamu hizmet binası olarak kullanılan binalar ve bağımsız bölümler, köy nüfusuna kayıtlı ve köyde sürekli oturanlarca köy yerleşik alanları ve civarında ve mezralarda yapılan binalar ile 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu kapsamında olsalar dahi tamamı ikamet dışı amaçlarla kullanılan binalar, Kanun kapsamında zorunlu deprem sigortasına tâbi değildir.

DİLEK 224 Köy nüfusuna kayıtlı ve köyde sürekli oturanlarca köy yerleşik alanları ve civarında yapılan binalarda, belediye denetiminin olmaması, buralarda yaşayanların genel olarak gelir düzeylerinin düşük olması ve bu alanlarda sigorta sunumunun zorluğu gibi nedenlerle sigorta yaptırma zorunluluğu bu yerler için öngörülmemiştir. Ancak bu yerler için talep hâlinde sigorta şirketlerince ihtiyari sigorta yapılabilmektedir. Aynı zamanda, sigorta şirketlerince teminat verilmemesi ve Bakanlar Kurulunca görev verilmesi durumunda bu yerler için DASK tarafından ihtiyari deprem sigortası yapılması mümkündür.

Tamamı ticari ve sınai amaçlarla kullanılan binalar için de sigorta zorunluluğu öngörülmemiştir. Bu tür binalar kullanım şekli ve sigorta tekniği açısından meskenlerden çok farklı özellikler arz edebilmektedir. Ticari ve sınai amaçla kullanılan binalar, aynı zamanda kendi içinde de kullanım şekli ve risklilik açısından birbirinden çok farklı özellikler göstermektedir. Bu tür binalar için ihtiyari sigorta yaptırma olanağı bulunmaktadır ve geçmiş yıllardaki uygulamalara bakıldığında bu tür binalar için sıklıkla ihtiyari sigorta yapıldığı görülmektedir.

Madde ile, maliklerin veya intifa hakkı sahiplerinin Kanun kapsamındaki zorunlu sigortaları yaptırması ve bu sigortaların her yıl yenilenmesi öngörülmektedir. Uygulamada sigorta yıllık olarak yapılmakta olup, sigorta ettiren tarafından istendiğinde başka bir işleme gerek kalmaksızın otomatik yenileme talimatı da verilebilmektedir.

Diğer taraftan Kurumun, ilgili mevzuata aykırı olarak inşa edildiği tespit edilen binaları sigortalamaktan imtina edebileceği hüküm altına alınarak sağlıksız yapılaşmanın bir ölçüde engellenmesi amaçlanmıştır. Kapsamda bulunan tüm binaların böyle bir kontrolden geçirilemeyeceği açıktır. Ancak bu düzenleme, özellikle büyük yapı kompleksleri ve onarım veya güçlendirme gerektirdiği açık bir şekilde anlaşılabilen binalar için daha kolay uygulanabilir görülmektedir. Gereken onarımın yapılması ve mevzuata aykırı hususların giderilmesi durumunda, bu binalar için sigorta yapılabilecektir.

Tasarı/teklif madde 11

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

Madde ile, Kanun kapsamındaki zorunlu sigortalara katılımın ve sigortanın sürekliliğinin sağlanması bakımından, sigorta yükümlülerinin saptanması ve izlenmesi amacıyla çeşitli tedbirler öngörülmüştür.

Bu çerçevede, mahallî idareler dahil kamu kuruluşları ile gerçek ve tüzel kişilerin, sigorta yükümlülerinin saptanması ve izlenmesine yönelik olarak Kurum tarafından kendilerinden istenecek bilgileri düzenli olarak vermeye zorunlu oldukları hüküm altına alınmaktadır. Bu sayede Kurum, ülkedeki yapı stokuyla ilgili daha sağlıklı bir veri tabanı oluşturabilecek, kurumlararası işbirliği için gerekli uygulamaları geliştirebilecek ve bu işbirliği sürecindeki bilgi paylaşımının gerektiği takdirde elektronik ortamda gerçekleştirilmesi sağlanarak sigorta yapmakla yükümlü olanlar daha etkin bir şekilde takip edilebilecektir.

Ülkemizde uygulanmakta olan diğer zorunlu sigortalarda, alınan tedbirlere rağmen sigorta yaptırmayanların bulunduğu bilinen bir gerçektir. Bu nedenle, Kanun kapsamındaki zorunlu sigortaların uygulamasında istenilen düzeyde başarıya ulaşılması için çeşitli kontrol mekanizmalarının etkin bir şekilde devreye sokulması kaçınılmaz olmaktadır. Bunu sağlayabilmek için, zorunlu deprem sigortasının yaptırılmış ve sigorta sözleşmesinin işlem tarihi itibarıyla yürürlükte olduğu alıcı tarafından belgelenmedikçe tapu sicil müdürlüklerinin, maliklerin veya intifa hakkı sahiplerinin taleplerine bağlı olarak tapu kütüğünde bu sigortaya tâbi bağımsız bölümler ve binalarla ilgili tescili veya terkini gerektiren işlemleri yapamayacakları hüküm altına alınmaktadır. Bunun tek istisnası, tapuya kayıtlı bir taşınmazın kayda tâbi olmayan bir taşınmaza dönüşmesi için yapılan terkin işlemidir.

Benzer şekilde, Kanun kapsamında zorunlu deprem sigortasının kapsamına giren binalar ve bağımsız bölümlerle ilgili olarak malik veya intifa hakkı sahipleri tarafından yaptırılan su ve elektrik abonelik işlemlerinde ve bu hizmetlerin temini süresince zorunlu deprem sigortasının yaptırılması şartı aranacağı hüküm altına alınmaktadır.

DİLEK 224 Ayrıca, uygulamada meydana gelebilecek çeşitli durumların karşılanabilmesi ve ortaya çıkabilecek sorunların giderilebilmesi için bu konuda alt düzenlemeye olanak sağlanmaktadır.

Tasarı/teklif madde 12

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

Madde ile, malik veya intifa hakkı sahibinin binanın ve her bir bağımsız bölümün projeye aykırı olarak ve taşıyıcı sistemi olumsuz etkileyecek şekilde tadil edilmesine veya zayıflatılmasına karşı tedbir almakla görevli olduğu düzenlenmektedir.

Tasarı/teklif madde 13

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

Madde ile, zorunlu deprem sigortasına ilişkin tarife ve talimatlar ile azami teminat tutarının her yıl Bakan tarafından belirlenerek Resmi Gazetede yayımlanması öngörülmekte ve sigorta primlerinin tespitinde dikkate alınacak temel faktörler belirlenmektedir. Maddede ayrıca, zorunlu deprem sigortasına ilişkin uygulama usul ve esasları ile sigorta genel şartlarının sigortacılık sektörünü düzenleyen ve denetleyen kurum olan Müsteşarlık tarafından belirlenmesi öngörülmektedir. Benzer başka düzenlemeler de halen Müsteşarlık tarafından yapılmaktadır.

Tasarı/teklif madde 14

→ yürürlükteki madde 12

Madde ile, Kanunun uygulamasına ilişkin yönetmeliklerin Kanunun yayımı tarihinden itibaren bir yıl içinde çıkarılması öngörülmektedir.

Tasarı/teklif madde 15

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

Madde ile, 25/11/1999 tarihli ve 587 sayılı Zorunlu Deprem Sigortasına Dair Kanun Hükmünde Kararname yürürlükten kaldırılmaktadır.

Tasarı/teklif madde 16

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

Madde ile, Devletin 7269 sayılı Kanun ve ilgili diğer mevzuat çerçevesinde ortaya çıkan konut kredisi açma ve bina yaptırma yükümlülükleri, Kanun kapsamındaki deprem sigortası yaptırma zorunluluğunu yerine getirmeyenler için ortadan kalkmaktadır. Esasen 587 sayılı KHK'da da yer alan bu düzenlemenin, Devletin konut kredisi açma ve bina yaptırma yükümlülüklerinin kaynağı olan 7269 sayılı Kanunda bir değişiklik şeklinde yapılması daha uygun bulunmuştur.

Bu düzenleme, konut yaptırma veya konut kredisi açma dışında başka şekillerde yapılacak sosyal yardımlar için herhangi bir engel teşkil etmemektedir. Kanun kapsamındaki zorunlu sigortaların kısa zamanda ülke genelinde yaygınlaşabilmesi bakımından bu düzenleme büyük önem arz etmektedir.

Zorunlu sigortaları yaptırması gerekirken bunu ihmal edenler için Devletin afet konutu yapmaya devam etmesi durumunda, DASK sistemi tam olarak işlerlik kazanamayacaktır. Zorunlu deprem sigortasına ilişkin mevcut uygulamada hedeflenen sigortalılık oranlarına ulaşılamamasının en önemli sebeplerinden birisi de 587 sayılı KHK'da yapılan benzer düzenlemenin bazı depremler için ihlal edilmesi ve gereği gibi işletilememesidir.

Tasarı/teklif geçici madde 1

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

Madde ile, 587 sayılı Zorunlu Deprem Sigortasına Dair Kanun Hükmünde Kararname ile kurulan Doğal Afet Sigortaları Kurumunun tüm aktif ve pasifleri ile her türlü hak ve yükümlülüklerinin hiçbir işleme gerek kalmaksızın yeni kurulan Doğal Afet Sigortaları Kurumuna devredilmesi öngörülmektedir.

Madde ile ayrıca, mevcut Yönetim Kurulu üyelerinden 587 sayılı KHK'nın 7 nci maddesine göre atanan üyelerden aynı maddenin (a) ve (d) bentlerine göre atananlar hariç olmak üzere diğer üyelerin görevlerine devam edeceği hüküm altına alınmaktadır.

Tasarı/teklif geçici madde 2

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

Madde ile, Kanunda belirtilen yönetmelik ve diğer düzenlemeler gerçekleştirilinceye kadar, bunların düzenleyeceği konulara ilişkin mevzuatın Kanuna aykırı olmayan hükümlerinin uygulanmasına devam olunacağı ve Müsteşarlık ile teknik işletici arasında yapılan sözleşmenin süre sonuna kadar devam edeceği hüküm altına alınmaktadır.

Tasarı/teklif madde 17

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

Yürürlük ve yürütme maddesidir.

DİLEK 224 587 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname T.C.

Başbakanlık Kanunlar ve Kararlar 27/12/1999 Genel Müdürlüğü Sayı: B.02.0.KKG.0.10/101-1/429/6478 TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA “Zorunlu Deprem Sigortasına Dair Kanun Hükmünde Kararname” bugünkü Resmi Gazete’de yayımlanmış ve Anayasanın 91 inci maddesi uyarınca bir sureti ekli olarak gönderilmiştir.

Gereğini arz ederim.

Bülent Ecevit Başbakan HAVALE EDİLDİĞİ KOMİSYONLAR (1/247) ESAS Plan ve Bütçe Komisyonu TALİ Adalet Komisyonu Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu GENEL GEREKÇE 17 Ağustos 1999 tarihinde Marmara Bölgesinde ve 12 Kasım 1999 tarihinde Düzce ve çevresinde meydana gelen ve bölgede can ve mal kaybına neden olan depremler, ülkemizde deprem afetinin nelere yol açabileceğini tekrar göz önüne sermiştir.

Depremler, başta afetin meydana geldiği bölgeler olmak üzere tüm ülkeyi etkilemekte ve dolayısıyla ülkede yaşayan vatandaşların hepsi depremin sonuçları gerçeğiyle karşı karşıya kalmaktadır. Ortaya çıkan maddi zararların telafi edilmesi, deprem bölgesinde normal hayata dönülebilmesi, acil yardıma ihtiyaç duyan kimselerin bu ihtiyaçlarının giderilmesi ve benzeri için yapılan harcamalar ülke ekonomisine büyük bir yük getirmektedir. Ülkemiz topraklarının neredeyse tamamının deprem riski taşıması ve gelecekte de böyle afetler meydana gelmesi gerçeği nedeniyle, bu konularda yeni düzenlemelere gidilmesi zorunlu görülmektedir.

DİLEK 224 Deprem sigortasının geliştirilmesine yönelik olarak yapılan çalışmalar, 1998 Adana depreminden sonra yeni bir ivme kazanmış olup, söz konusu çalışmalar için Dünya Bankasından mali ve teknik destek sağlanmış bulunmaktadır. Bu konuda deprem tehlikesi itibarıyla benzer yapıda bulunan gelişmiş ülkelerde bu denli yüksek deprem zararlarının telafisindeki en etkili yöntem olan ve ülke genelinde katılım sağlanan deprem havuzu sisteminin yaşadığımız deprem felaketlerinden sonra ülkemizde de bir an evvel yerleştirilmesi amacıyla Doğal Afet Sigortaları Kurumu oluşturulmuştur.

Toplumun sigorta konusunda yeterli bilince sahip olmaması ve sigorta sektörünün mevcut mali gücünün ülke çapında yaygın bir sigorta programını yürütebilecek düzeyde olmaması nedeniyle deprem sigortasında yeni bir yapılanmaya gitmek ve zorunlu sigorta uygulamasına geçmek kaçınılmaz görülmektedir. 17 Ağustos 1999 ve 12 Kasım 1999 tarihlerinde meydana gelen depremlerin sonuçları da bu durumu teyit eder niteliktedir.

Konusunda uzman kişilerden oluşacak bir Kurul tarafından yönetilecek Doğal Afet Sigortaları Kurumu yoluyla, Kanun Hükmünde Kararnamenin kapsamındaki bütün konutların deprem sigortası güvencesine kavuşturulmasını öngören yeni sistem, temel olarak şunları amaçlamaktadır:

a) Kapsamdaki bütün konutları, ödenilebilir bir prim karşılığında sigorta kapsamına almak,

b) Devletin depremlerden kaynaklanan mali yükünü azaltmak,

c) Deprem riskini sigorta yoluyla uluslararası reasürans ve sermaye piyasalarına dağıtmak,

d) Detaylı risk modelleri yoluyla zemin şartlarına ve yapı özelliklerine göre prim fiyatlandırması yaparak bina standartlarının kalitesini yükseltmek,

e) Sigorta sistemini sağlıklı yapı üretiminde bir araç olarak kullanmak,

f) Hasar azaltıcı yöntem ve uygulamalara ilişkin çalışmaları desteklemek.

Söz konusu ihtiyaçları karşılamak üzere, 27/8/1999 tarihli ve 4452 sayılı Doğal Afetlere Karşı Alınacak Önlemler ve Doğal Afetler Nedeniyle Doğan Zararların Giderilmesi İçin Yapılacak Düzenlemeler Hakkında Yetki Kanunu çerçevesinde bu Kanun Hükmünde Kararname hazırlanmıştır.

MADDE GEREKÇELERİ