İçeriğe geç
Yürürlükte Değiştirici kanun 1. hâli

Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun

Kanun numarası
6322
Kabul tarihi
31.05.2012
Resmî Gazete
16.05.2012 / 28324
Düstur
5. tertip, cilt 52
Son değişiklik
—
Madde sayısı
17

Kaynak: TBMM 24. Dönem S. Sayısı 258 (Esas No: 1/611) · belgeyi aç · TBMM kaydı . Gerekçeler kanun tasarısı ya da teklifi üzerine yazılmıştır; komisyon ve Genel Kurul görüşmelerinde madde numaraları değişebilir. Her gerekçe, metni en çok benzeyen yürürlükteki maddeye bağlanmıştır.

Genel gerekçe

Ekonomik büyüme, üretim ve istihdamın en önemli kaynağını yatırımlar oluşturmaktadır.

Hükümetimiz döneminde yatırımlara yönelik önemli teşvikler getirilmiş olup başarı ile uygulanmaktadır.

İstikrarlı büyüme sürecinin devam ettirilmesi, ekonomik kalkınmanın hızlandırılması ile rekabet gücünün, yatırımların, üretimin ve istihdamın artırılması için; ulusal sanayinin yapısal dönüşümünü hızlandırarak cari açığın azaltılmasına katkı sağlayacak, katma değeri, teknoloji ve Ar-Ge içeriği yüksek stratejik yatırımların özendirilmesi, bölgesel gelişmişlik farklılıklarının giderilmesi ve kümelenme faaliyetlerinin desteklenmesine yönelik olmak üzere yatırım teşvik sisteminin geliştirilmesi ve yenilenmesi büyük önem taşımaktadır. Bu çerçevede, yatırım teşviklerinin kapsam ve etkinliğini artırmaya yönelik önemli düzenlemeler yapılmaktadır.

Yatırımların teşviki için üretim, istihdam ve ihracat süreçlerini birlikte ele alan bir yaklaşımla hazırlanan Tasarıda;

DİLEK 258(1-17) • Bölgesel gelişmişlik farklarının azaltılması amacıyla, göreceli olarak daha az gelişmiş illerde yatırım ve istihdamın artırılması için, gelir vergisi stopajı teşviki ve sigorta primi ve işveren hissesinin bir kısmının da Devletçe karşılanması suretiyle yatırımcının üzerindeki istihdamdan kaynaklı yüklerin azaltılması öngörülmektedir.

• Sanayinin yapısal ve teknolojik dönüşümünü sağlayacak, yüksek ve orta-yüksek teknoloji içeren stratejik yatırımlar ve büyük ölçekli yatırımların desteklenmesi, yatırım teşvik unsurlarının etkinliğini artırıcı nitelikte yeni teşvik yöntemlerinin uygulamaya konulması amaçlanmaktadır.

• Asgari 500 milyon Türk Lirası sabit yatırım öngörülen stratejik yatırımlar için inşaat işleri nedeniyle yüklenilen katma değer vergisinin ilgili takvim yılının sonuna kadar indirim yoluyla telafi edilemeyen kısmının izleyen yılda mükellefe iade edilmesi şeklinde yeni bir teşvik unsuru getirilmektedir.

• İndirimli kurumlar vergisi uygulamak suretiyle yatırımlara Devlet katkısı sağlanması teşviki kapsamında; hâlihazırda yatırımların işletmeye başlanmasından sonra yararlanılabilen indirimli kurumlar vergisi uygulamasından, yatırım döneminde de yararlanılabilmesi imkânı getirilmektedir. Teşvik belgesi kapsamında yatırımlara sağlanan katkı tutarının %80'e kadar olan kısmının yatırım döneminde ve işletmenin diğer faaliyetlerinden elde edilen kazançlarına da indirimli kurumlar vergisi uygulatmak suretiyle sağlanabilmesi hususunda Bakanlar Kuruluna yetki ihdası öngörülmektedir. Böylece, daha yatırım aşamasında yatırım teşviklerinden faydalanılması mümkün hale getirilerek yatırım yapmanın cazibesi artırılmaktadır.

• Yatırım havzalarının oluşturulmasını, sektörel işbirliklerinin ve kümelenmenin teşvik edilmesini sağlamak ve turizmde çeşitliliği sağlayarak yatırımcıları alternatif turizm alanlarına yönlendirmek amacıyla; organize sanayi bölgeleri ile Bakanlar Kurulunca belirlenen kültür ve turizm koruma ve gelişim bölgelerinde yapılacak yatırımların yatırım desteklerinden daha avantajlı koşullarda yararlanmasına imkân tanıyacak yasal altyapı oluşturulmaktadır.

Maliye politikasının temel öncelikleri arasında istikrarlı bir büyüme sürecinde yurtiçi tasarruf seviyesini artırmak ve cari açığı alınacak yapısal tedbirlerle azaltarak sürdürülebilir seviyelere çekmek yer almaktadır. Bu çerçevede, finansal piyasalardaki derinliğin sağlanarak yurtiçi tasarruf oranlarının artırılması, cari açığın finansmanının kalitesinin iyileştirilmesi ve üretim, istihdam ve ihracat kapasitemizin geliştirilmesi makroekonomik istikrarın kalıcılığının pekiştirilmesine büyük katkı sağlayacaktır.

Diğer taraftan, vergi sisteminin etkinlik, basitlik ve vergilemede adalet ilkeleri doğrultusunda gözden geçirilmesi, vergi tabanının genişletilmesi ve ekonomide kayıt dışılığın azaltılması uygulanmakta olan gelir politikalarının temel hedeflerindendir.

Bu kapsamda, daha adil, etkin, istikrarlı ve geniş tabanlı bir vergi politikası oluşturarak ekonominin rekabet gücünün artırılması, bireysel ve kurumsal tasarrufların özendirilerek yurtiçi tasarruf düzeyinin yükseltilmesi, girişimciliğin teşvik edilerek istihdamın artırılması ve cari açığın azaltılmasına katkı sağlanması amacıyla hazırlanan bu Tasarı ile ayrıca;

• Hizmet ihracı yoluyla ülke ekonomisinin uluslararası rekabetçiliğinin artırılması, yeni ihracat alanlarının oluşturulması, istihdam imkânlarının yaratılması ve nitelikli işgücünün Türkiye'de istihdamının artırılarak sürdürülmesinin desteklenmesi amacıyla, yüksek katma değer yaratma potansiyeli bulunan hizmetler için yeni bir teşvik unsuru ihdas edilmektedir. Yurtdışı yerleşiklere yüksek katma değerli hizmet veren hizmet işletmelerine vergisel açıdan teşvikler getirilmektedir.

• Girişimciliğin teşvik edilmesi amacıyla; Türkiye'de kurulmuş veya kurulacak olan, gelişme potansiyeli taşıyan ve kaynak ihtiyacı içerisinde olan girişimci şirketlere kaynak tahsis eden girişim sermayesi yatırım fon veya ortaklıklarına sermaye koyan işletmelerin vergisel açıdan teşviki DİLEK 258(1-17) öngörülmektedir. Girişim sermayesi fonu düzenlenmekte ve bu kapsamda ayrılan fonların belli bir oranının gelirlerden veya kurum kazancından indirilmesi imkânı getirilmekte; kurumların tam mükellefiyete tabi girişim sermayesi yatırım fonu katılma payları ve girişim sermayesi ortaklıklarının hisse senetlerinden elde ettikleri kâr payları kurumlar vergisinden istisna edilmektedir.

• İstanbul'un Uluslararası Finans Merkezi olması yolunda, Türkiye'de kurulacak ve uluslararası fonları yönetecek portföy yönetim şirketleri ve bunların yönettiği yabancı fonlar için teşvik edici vergi düzenlemeleri yapılmaktadır.

• Tasarruf düzeyinin yükseltilmesinde ve mevduatta vadenin uzatılmasında bir araç olarak kullanabilmek için, mevduatta stopaj oranını vadeye göre farklılaştırma hususunda Bakanlar Kuruluna yetki alınmaktadır.

• Esnaf ve sanatkârların vergilendirilmesine yönelik bir takım kolaylıklar sağlanmakta, bunlardan muafiyet şartlarını taşıyanlara Esnaf Vergi Muafiyeti Belgesi alma imkânı getirilmektedir. Esnaf ve sanatkârların içinde bulunduğu koşullar itibarıyla kendilerine en uygun vergilendirme esaslarına tabi olmalarını sağlamak amacıyla gerçek usulden basit usule geçebilmeleri imkânı getirilmektedir.

Teknolojik gelişmeler ve küreselleşmenin olumsuz etkileri nedeniyle kaybolmaya yüz tutan geleneksel, kültürel ve sanatsal değeri olan meslek kollarında faaliyet gösteren esnaflar işyeri açsalar bile vergi muafiyeti uygulaması kapsamına alınmaktadır.

Ayrıca, bilgi toplumuna geçişi hızlandırmak amacıyla da düzenlemeler yapılmaktadır.

Madde gerekçeleri

Tasarı/teklif madde 1

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

ikametgâhının bulunduğu yer tahsil dairesine ödenmesi esastır. Amme borçlusu, tahsil dairesindeki hesabını bildirmek şartıyla, belediye sınırları dışındaki tahsil dairelerine de ödeme yapabilmektedir.

Günümüzde belediye sayılarındaki artış ve sınırlarındaki genişlemeler nedeniyle, borçlunun aynı belediye sınırları içinde de olsa diğer tahsil dairelerine ödeme yapabilmesi önemli bir ihtiyaç haline gelmiştir. Gerek bu ihtiyaç gerekse Gelir İdaresi Başkanlığının bilişim altyapısının ulaştığı ileri düzey dikkate alınarak, anılan maddede yapılan değişiklik ile amme borçlularının belediye sınırı ayrımı olmaksızın, ilgili tüm tahsil dairelerine ödeme yapmalarına imkân tanınmaktadır. Örneğin; hâlihazırda bir belediye veya büyükşehir belediyesi sınırları içinde ikamet eden amme borçlusu ödemelerini aynı belediye veya büyükşehir belediyesi sınırları içinde ikamet ettiği yer dışındaki diğer tahsil dairelerine yapamamakta iken getirilen düzenleme ile ödemelerin herhangi bir tahsil dairesine yapılabilmesi imkânı getirilmektedir. Böylece amme borçlarının ödenmesi için harcanacak zaman ve diğer maliyetlerin en aza indirilmesi amaçlanmaktadır.

6183 sayılı Kanunun geçici 8 inci maddesinde sayılan kurum ve kuruluşların Devlete ait

Tasarı/teklif madde 2

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

olan ve anılan Kanun kapsamına giren borçlarına karşılık, mülkiyeti bu kurum ve kuruluşlara ait ve üzerinde herhangi bir sınırlama bulunmayan taşınmazların belirli şartlarla Maliye Bakanlığı tarafından satın alınması suretiyle amme borçlarının terkin edilmesi hususu düzenlenmiştir. Madde ile, söz konusu düzenlemenin uygulama süresi 31/12/2023 tarihine kadar uzatılmakta; daha önce genel ve katma bütçeye dahil dairelerce ihtiyaç duyulan taşınmazlar için öngörülen uygulama, merkezi yönetim kapsamındaki tüm idareleri kapsayacak şekilde genişletilmektedir. Aynı zamanda, 5018 sayılı Kanunla kaldırılan katma bütçe ibaresi nedeniyle ortaya çıkan tereddütler de giderilmektedir.

DİLEK 258(1-17) Ayrıca, 5084 sayılı Kanunda yer alan düzenlemelerin, 5838 sayılı Kanunun 23 üncü maddesi ile 4706 sayılı Kanuna eklenen ek 3 üncü madde ile yeniden düzenlenmiş olması nedeniyle, 6183 sayılı Kanunun birinci fıkrasında yer alan "29.1.2004 tarihli ve 5084 sayılı Kanun" ibaresi "29/6/2001 tarihli ve 4706 sayılı Hazineye Ait Taşınmaz Malların Değerlendirilmesi ve Katma Değer Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun ek 3 üncü maddesi" şeklinde değiştirilmektedir. Böylece, bu konuda uygulamada yaşanması olası tereddütlerin giderilmesi amaçlanmaktadır.

Teknolojik gelişmelere paralel olarak ulaştırma, tarım, enerji, sağlık, güvenlik başta

Tasarı/teklif madde 3

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

olmak üzere birçok alanda makineler arası iletişim teknolojisi kullanılmak suretiyle cihazların merkezi bir sunucu tarafından uzaktan izlenmesi, kontrolü ve yönetimi söz konusu olmaktadır.

Elektrik, doğalgaz, su sayaçlarının uzaktan ölçümü, bakım ve kontrolü; kişilerin sağlık verilerinin uzaktan ölçülmesi, izlenmesi, teşhisi ve müdahale için gerekli uyarı sistemlerinin oluşturulması;

bankacılık alanında POS cihazları ile uzaktan ödeme, para çekme ve yatırma işlemleri yapılması; taşıt takip ve tanıma sistemleri kapsamında uzaktan izleme, araç ve filo takip hizmetleri yürütülmesi;

endüstriyel sistemlerin uzaktan izlenmesi ve kontrolü, malların takip ve yönetimi, envanter kontrolü, akıllı tarım gibi pek çok uygulamada makineler arası iletişim imkanlarından yararlanılmakta ve bu tür uygulama alanları tüm dünyada hızla gelişmektedir.

Madde ile, hizmetlerin daha hızlı ve daha düşük maliyetle sunulmasına imkân tanıyan makineler arasındaki iletişim altyapısının geliştirilmesini teşvik etmek amacıyla, mobil telefon aboneliğinin ilk tesisinde maktu olarak alınan özel iletişim vergisinin, iş ve hizmetlerin merkezi bir sunucu tarafından uzaktan izlenmesi ve yürütülmesine yönelik makineler arası veri aktarımına mahsus olan ve bunların yürütülmesi için zorunlu olanlar dışında sesli, görsel iletişim veya genel amaçlı internet erişimi için kullanılmayan mobil telefon abonelikleri için alınmaması yönünde düzenleme yapılmaktadır.

Madde ile, daha önce faaliyetini işyeri açarak gerçekleştirmeleri durumunda esnaf

Tasarı/teklif madde 4

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

muaflığından faydalanamayanlardan; bastonculuk, semercilik, yazmacılık, yorgancılık, keçecilik, lüle ve oltu taşı işçiliği, çarıkçılık, yemenicilik, oyacılık ve bunlar gibi geleneksel, kültürel, sanatsal değeri olan ve kaybolmaya yüz tutan bazı meslek kollarında faaliyette bulunanlar vergiden muaf esnaf kapsamına alınmaktadır. Maddede sayılanlara benzediği kabul edilen meslek kollarında faaliyette bulunanlar da Maliye Bakanlığınca esnaf muaflığı kapsamında değerlendirilecektir.

Böylece, Gelir Vergisi Kanununun 47 nci maddesinde yer alan şartları haiz olup kendi ürettiği ürünü satan geleneksel, kültürel, sanatsal değeri olan ve kaybolmaya yüz tutan bazı meslek kollarında faaliyette bulunanlar esnaf muaflığına tabi şekilde iş yeri açarak bu faaliyetlerini yürütebilecek ve yanında mesleğin devamının sağlanması için çırak ve yardımcı işçi çalıştırabilecektir.

Düzenlemeyle, geleneklerimizi ve kültürümüzü yansıtan, turizm alanında önemli gelir potansiyeli taşıyan, ancak teknolojik gelişmeler ve küreselleşme nedeniyle kaybolma tehlikesiyle karşı karşıya bulunan meslek kollarının rekabet gücünün artırılması, desteklenmesi, değişim ve dönüşümünün sağlanması amaçlanmaktadır.

Ayrıca maddede, esnaf ve sanatkârlara talepleri halinde Maliye Bakanlığınca Esnaf Vergi Muafiyeti Belgesi verileceği hüküm altına alınmaktadır. Bu Belge için herhangi bir vergi, resim veya harç alınması söz konusu değildir.

Gelir Vergisi Kanununun 21 inci maddesinde yer alan mesken kira gelirlerine yönelik

Tasarı/teklif madde 5

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

istisna hükmü yeniden düzenlenmektedir. Düzenlemeyle, belirli bir tutarın üzerinde ücret, menkul sermaye iradı, gayrimenkul sermaye iradı ile diğer kazanç ve irat elde edenlerin, ticari, zirai ve mesleki kazancı nedeniyle beyanname verenler gibi söz konusu istisnadan yararlanması imkânı kaldırılmaktadır.

DİLEK 258(1-17) Söz konusu tutarın tespitinde maddede sayılan kazanç ve iratların, ayrı ayrı veya birlikte elde edilmesine bakılmaksızın brüt tutarlarının toplamı dikkate alınacaktır. Vergilemede adalet ilkesi kapsamında, yüksek tutarlarda ücret, menkul ve gayrimenkul sermaye iradı ile diğer kazanç ve irat elde edenlerin ayrıca böyle bir istisnadan yararlanması engellenmekte, istisnanın nispeten düşük gelirli olanların mesken kira gelirlerine uygulanması sağlanmaktadır.

Firmaların öz kaynak yapılarının güçlü olması, mikro düzeyde firmalar ve makro

Tasarı/teklif madde 6

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

düzeyde ülke ekonomisi için büyük önem taşımaktadır. Firmaların finansman ihtiyaçlarını borçlanma yerine öz kaynakları ile finanse etmelerini teşvik etmek amacıyla, yatırımın maliyetine eklenenler hariç olmak üzere, işletmede kullanılan yabancı kaynaklara ilişkin faiz, komisyon, vade farkı, kâr payı ve benzeri adlar altında yapılan gider ve maliyet unsurları toplamının %10'una kadar kısmının, Bakanlar Kurulunca kararlaştırılması halinde, kazancın tespitinde gider olarak indirilemeyeceği hususu öngörülmektedir. Ayrıca, hükmün uygulanmasına ilişkin usul ve esasları belirleme konusunda Maliye Bakanlığına yetki verilmektedir.

Gelir Vergisi Kanununda yer alan mevcut düzenleme uyarınca, basit usule tabi olmanın

Tasarı/teklif madde 7

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

şartlarını kaybedenler ile herhangi bir şekilde gerçek usulde vergilendirilmiş olanlar bir daha hiçbir şekilde basit usule dönememekte, hatta bu kişilerin aynı türden iş yapan eş ve çocukları da bu faaliyetleri nedeniyle basit usulden yararlanamamaktadır. İş hacmindeki daralma nedeniyle basit usulde vergilendirmenin şartlarını taşıyan mükellefler, mevcut hüküm nedeniyle hiçbir şekilde basit usule dönememekte, bu durum, bu kişilerin işlerini terk etmelerine veya kayıt dışı olarak çalışmalarına neden olabilmektedir. Oysa ticari hayatta kişilerin iş hacminin genişlemesi yanında daralması da mümkündür.

Ayrıca, herhangi bir şekilde gerçek usulde vergilendirilen esnaf ve sanatkârlar da, basit usule dönemedikleri için daha ağır mali yükümlülüklere katlanmaktadırlar. Bu kapsamdaki esnaf ve sanatkârların basit usule geçmesine imkân tanınması, Esnaf ve Sanatkârlar Değişim, Dönüşüm, Destek (3D) Strateji Belgesi ve Eylem Planında da esnaf ve sanatkârların desteklenmesi amacını taşıyan bir eylem olarak yer almaktadır.

Yapılan düzenlemeyle, gerçek usulde vergilendirilen mükelleflerden, 193 sayılı Kanunun 47 nci maddesinde yazılı şartları taşıyanlardan arka arkaya iki hesap döneminin iş hacmi 48 inci maddede yazılı hadlerden düşük olanların, talepleri üzerine, bu şartın gerçekleşmesini takip eden hesap döneminden başlayarak basit usule geçebilmelerine imkân tanınmaktadır.

Gerçek usulde vergilendirilmekte iken işini terk eden mükellefler ile basit usulün şartlarını kaybedenlerden gerçek usulde vergilendirilmeye başlamadan önce işini terk eden mükelleflerin, terk tarihini takip eden yılın başından itibaren iki yıl geçmedikçe basit usule dönemeyecekleri ve bu uygulamanın işin eş ve çocuklara devri halinde de yapılacağı hüküm altına alınmak suretiyle, bu konuda oluşabilecek suiistimallerin engellenmesi amaçlanmıştır. Sahte ve muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge düzenledikleri tespit edilenlerin ise hiçbir şekilde basit usulde vergilendirilmeyecekleri öngörülmektedir.

Ortaklık veya alacaklılık hakkına bağlı olarak getiri sağlayan finansal ürün ve araçlara

Tasarı/teklif madde 8

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

her geçen gün bir yenisi eklenmektedir. Söz konusu yeni finansal ürünlerin vergilendirilmesinde düzenleme boşluğu oluşmaması için, maddeye, yeni çıkan finansal ürün ve araçları da kapsayacak şekilde esneklik kazandırılmaktadır. Düzenlemeyle, Gelir Vergisi Kanununun 75 inci maddesinin birinci fıkrasında ayrıca sayılmamış olmakla birlikte; Sermaye Piyasası Kanunu hükümlerine göre ihraç edilen her türlü menkul sermaye piyasası araçlarından elde edilen gelirlerin menkul sermaye iradı sayılacağı hüküm altına alınmaktadır.

DİLEK 258(1-17) 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun diğer indirimleri düzenleyen 89 uncu maddesinin

Tasarı/teklif madde 9

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

birinci fıkrasına iki bent eklenmekte ve bazı kazançların beyannamede bildirilen gelirlerden indirilmesine imkân tanınması suretiyle, uluslararası ekonomik rekabet açısından büyük önem taşıyan girişimcilik ve yurtdışı hizmet ihracatı teşvik edilmektedir.

Girişimciliğin teşvik edilmesi amacıyla; Türkiye'de kurulmuş veya kurulacak olan, gelişme potansiyeli taşıyan ve kaynak ihtiyacı içerisinde olan girişimci şirketlere kaynak tahsis eden girişim sermayesi yatırım fon veya ortaklıklarına sermaye koyan işletmeler için yeni bir teşvik getirilmektedir.

Buna göre, beyan edilen gelirin % 10'unu aşmamak şartıyla 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 325/A maddesine göre girişim sermayesi fonu olarak ayrılan tutarların, gelir vergisi matrahının tespitinde beyanname üzerinden indirilmesine imkân tanınmaktadır.

Hizmet ihracı yoluyla ülke ekonomisinin uluslararası rekabetçiliğinin artırılması, yeni ihracat alanlarının oluşturulması, istihdam imkânlarının yaratılması ve nitelikli işgücünün Türkiye'de istihdamının artırılmasının desteklenmesi amacıyla, yüksek katma değer yaratma potansiyeli bulunan hizmetler için yeni bir teşvik unsuru ihdas edilmektedir.

193 sayılı Kanunun 89 uncu maddesine eklenen (13) numaralı bent ile Türkiye'de yerleşmiş olmayan kişiler ile işyeri, kanuni ve iş merkezi yurt dışında bulunanlara Türkiye'den verilen ve münhasıran yurt dışında yararlanılan mimarlık, mühendislik, tasarım, yazılım, tıbbi raporlama, muhasebe kaydı tutma, çağrı merkezi ve veri saklama hizmeti alanlarında faaliyette bulunan hizmet işletmelerinin bu faaliyetlerinden elde ettikleri kazancın % 50'sinin beyanname üzerinden indirilmesi imkânı getirilmektedir. Bu hizmetler, yararlanıcısı yurt dışında olan ve uzaktan erişim imkanları kullanılarak verilecek hizmetlerdir.

Ayrıca, ilgili bakanlığın izni ve denetimine tabi olarak eğitim ve sağlık alanında faaliyet gösteren ve Türkiye'de yerleşmiş olmayan kişilere hizmet veren işletmelerin bu faaliyetlerinden elde ettikleri kazancın % 50'sinin de beyanname üzerinden indirilmesi mümkün olacaktır. Bu hizmetlerin, fiziki olarak Türkiye'de verilmekle birlikte, yararlanıcısının yurtdışı yerleşikler olması gerekecektir. Söz konusu istisna, bir kazanç istisnası olduğundan; istisna kapsamındaki faaliyetlerden elde edilen hasılattan bu faaliyetler nedeniyle yüklenilen gider ve maliyet unsurları ve istisna kapsamına giren faaliyetler ile bu kapsama girmeyen işlerin birlikte yapılması halinde müşterek genel giderler ile müştereken kullanılan tesisat, makine ve ulaştırma vasıtalarının amortisman giderlerinden pay verilmesi sonucu bulunacak kazancın % 50'si gelir vergisinden istisna olacaktır. İstisna kazancın ve bu bağlamda beyan edilecek gelirin tespiti açısından, istisna kapsamında bulunan ve bulunmayan hasılat, maliyet ve gider unsurlarının ayrı ayrı izlenmesi ve istisna kapsamında olan faaliyetlere ait hasılat, maliyet ve gider unsurlarının, diğer faaliyetlerle ilişkilendirilmemesi ve kayıtların da bu ayrımı sağlayacak şekilde tutulması gerekecektir.

Bu teşvikler, bir taraftan ülkemizde belli bir konuda uzmanlaşmış, yabancı dil bilgisine sahip olan vatandaşlarımızın istihdam olanaklarını artıracak, diğer taraftan yurt dışına gitmeksizin dünyanın her yerine birçok hizmetin verilmesi imkânı doğacağı için beyin göçünü de engelleyecektir.

Bakanlar Kurulu, % 50 oranını, hizmet alanları itibarıyla sıfıra kadar indirmeye veya % 100'e kadar artırmaya yetkili olacaktır.

Maliye Bakanlığı ilgili bakanlıkların görüşünü almak suretiyle bu teşvik mekanizmasının uygulamasına ve denetime ilişkin usul ve esasları belirleyecektir.

Ayrıca, iktisadi işletmeleri hariç olmak üzere, Türkiye Yeşilay Cemiyetine makbuz karşılığı yapılan nakdi bağış ve yardımlar ile imar planında dini tesis alanı olarak ayrılan yerlerde ibadethane yapımına yönelik ayni ve nakdi yardımların gelir vergisi matrahının tespitinde beyanname üzerinden indirilebilmesi imkânı getirilmektedir.

DİLEK 258(1-17) Madde ile, yabancı devletlere, yabancı kamu idare ve kuruluşları ile uluslararası

Tasarı/teklif madde 10

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

kuruluşlara ait diplomatik statüsü bulunmayan gayrimenkullerin kiralanması karşılığında bunlara yapılan kira ödemeleri ile 4749 sayılı Kanuna göre kurulan varlık kiralama şirketlerince çıkarılan menkul kıymetlerden sağlanan iratlar, gelir vergisi tevkifatı kapsamına alınmaktadır.

Gelir Vergisi Kanununun 94 üncü maddesine göre başbayiler hariç olmak üzere Milli Piyango İdaresince çıkarılan biletler ile diğer kişilerce çıkartılan bu nitelikteki biletleri satanlara yapılan komisyon, prim ve benzeri ödemelerden (kurumlar vergisi mükellefleri hariç) gelir vergisi tevkifatı yapılmakta olup, Spor Toto Teşkilatı Başkanlığı eliyle ve gözetiminde kullanılan ve yürütülen diğer sabit ihtimalli ve müşterek bahis ile şans oyunları tevkifat kapsamında bulunmamaktadır. Bu alanda yapılan vergi incelemeleri ve denetim sonuçları, tevkifata konu olmayan söz konusu gelirlerin beyan edilen kazanca da dahil edilmemesi suretiyle vergi kaybına yol açıldığını ve bu durumun yaygın olduğunu göstermektedir. Düzenlemeyle, bu alandaki vergi kaybının önlenmesi amacıyla, bir tür vergi güvenlik önlemi olarak, 5602 sayılı Kanun kapsamında şans oyunlarını düzenleyenler tarafından bunların bayilerine veya aracılarına yapılacak komisyon, prim ve benzeri ödemeler üzerinden gelir vergisi tevkifatı yapılması hüküm altına alınmaktadır. Tevkif edilen vergilerin geçici vergi dahil gelir vergisinden mahsup edilmesi mümkündür.

Gelir Vergisi Kanununun 75 inci maddesinin ikinci fıkrasına eklenen (16) numaralı bent kapsamında menkul sermaye iradı olarak sayılan gelirlerin tevkifata tabi tutulabilmesine yönelik olarak maddenin birinci fıkrasına (16) numaralı bent eklenmektedir.

Ayrıca, Kanunun 75 inci maddesinin ikinci fıkrasına eklenen (16) numaralı bendine göre menkul sermaye iradı sayılan sermaye piyasası araçlarının diğer menkul sermaye iradı türlerine benzerliklerine göre bunlardan yapılacak stopaj oranlarını belirleme konusunda Bakanlar Kuruluna yetki verilmektedir.

Madde ile, Hazine tarafından yurt dışına ihraç edilen menkul kıymetlerde olduğu gibi,

Tasarı/teklif madde 11

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

4749 sayılı Kanuna göre kurulan varlık kiralama şirketlerince yurt dışında ihraç edilen menkul kıymetlerin alım-satımı, itfası sırasında elde edilen getirileri ile bu menkul kıymetin dönemsel getirileri için geçici 67 nci madde hükümlerinin uygulanmaması ve bu menkul kıymetlerin vergileme rejiminin Hazine tarafından yurt dışında ihraç edilen tahvillerle paralel hale getirilmesi hususu düzenlenmektedir.

Ayrıca, Bakanlar Kuruluna geçici 67 nci madde kapsamında uygulanacak tevkifat oranını, kazanç ve iratlar için vade yapısına göre de farklılaştırma yetkisi verilmekte, bunun yanı sıra yatırım fonlarının fona iade dışında diğer şekillerde elden çıkarılmasının tevkifat yönünden fona iade ile aynı kapsamda olduğu hususuna açıklık kazandırılmaktadır.

Yatırımların ekonomik ve sosyal açıdan göreceli olarak daha az gelişmiş bölgelerimize

Tasarı/teklif madde 12

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

yönlendirilmesini sağlayarak bu bölgelerde istihdamın artırılması ve bölgesel gelişmişlik farklılıklarının azaltılması, temel ekonomik hedeflerden birini oluşturmaktadır. İstihdamdan kaynaklanan mali yüklerin hafifletilmesi ise bu hedefin gerçekleştirilebilmesi açısından çok önemli bir role sahiptir.

Bu çerçevede Gelir Vergisi Kanununa eklenen geçici 79 uncu madde ile Bakanlar Kurulunca, istatistikî bölge birimleri sınıflandırması, kişi başına düşen milli gelir veya sosyo-ekonomik gelişmişlik düzeyleri dikkate alınmak suretiyle belirlenecek illerde yapılacak yatırımlar için, Ekonomi Bakanlığı tarafından düzenlenen yatırım teşvik belgeleri kapsamında; bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten 31/12/2023 tarihine kadar gerçekleşen yatırımlarda, teşvik belgelerinde öngörülen ve fiilen istihdam edilen işçilerin ücretlerinin sanayi kesiminde çalışan 16 yaşından büyük işçiler için uygulanan asgari ücretin brüt tutarına tekabül eden kısmı üzerinden hesaplanan gelir vergisi, yatırımın kısmen veya tamamen işletilmeye başlanacağı tarihten itibaren 10 yıl süreyle bu ücretlerle ilgili olarak verilecek DİLEK 258(1-17) muhtasar beyanname üzerinden tahakkuk eden vergiden terkin edilecektir. Böylece, yatırımcıların istihdam nedeniyle katlandıkları mali yükler açısından önemli bir destek sağlanmaktadır. Bu teşvik unsurunun esas amacı işverenlerin istihdam maliyetini azaltmaktır. Dolayısıyla yapılan düzenleme ile çalışanların ücretleri üzerinden kesilen ancak vergi dairesine ödenmeyen gelir vergisi stopajı nedeniyle çalışanlar bakımından bir talep söz konusu olmayacaktır. Desteğin uygulamaya geçmesi ile göreceli olarak daha az gelişmiş bölgelerdeki yatırım ve istihdamın arttırılması amaçlanmaktadır.

Gelir Vergisi Kanununa eklenen geçici 80 inci madde ile gerçek usulde vergilendirilen mükelleflerden basit usule geçmeye ilişkin Gelir Vergisi Kanununun 46 ncı maddesinin altıncı ve yedinci fıkralarında yer alan şartların tespitine 1/1/2012 tarihinden itibaren başlanacağı hüküm altına alınmaktadır.

Anayasa Mahkemesinin 14/5/2011 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 10/2/2011 tarihli

Tasarı/teklif madde 13

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

ve E.: 2008/58, K.: 2011/37 sayılı Kararı ile Vergi Usul Kanununun 112 nci maddesinin (4) numaralı fıkrası, hukuk devleti ilkesine aykırı olduğu ve mülkiyet hakkının ihlaline sebep olduğu gerekçeleriyle iptal edilmiş ve iptal hükmünün, kararın Resmi Gazetede yayımlanmasından başlayarak bir yıl sonra yürürlüğe girmesine karar verilmiştir. Anayasa Mahkemesinin söz konusu kararında, mezkûr madde hükmünün, kamu kurumları ile kişiler arasında kamu idarelerinin kamu gücüne dayalı yetkilerini kullanırken hatalı işlemleri nedeni ile oluşan alacaklı-borçlu ilişkilerinin borçlu olan kamu kurumları lehine bozulmasına sebebiyet vermekte olduğu; verginin, Devletin vatandaşlardan kamu gücüne dayalı ve karşılıksız tahsil ettiği bedel olsa da idarece yapılmış olan vergi tahsilatının fazla veya yersiz olduğu tespit edildikten sonra bu tahsilatın, mükellefler için bir alacak haline geldiği; fazla veya yersiz tahsil edilen vergilerin iadesinde, tahsilatın yapıldığı tarih yerine başvuru tarihinden üç ay sonra başlamak üzere işleyecek faizin ödenmesine ilişkin kuralın, kişinin belli bir dönem için faiz gelirinden mahrum kalması sonucunu doğurarak genel yarar ile kişi yararı arasındaki dengenin bozulmasına yol açtığı, bu durumun hukuk devletinde korunması gereken mülkiyet hakkının ihlaline neden olduğu şeklinde açıklamalara yer verilmiştir.

Düzenlemeyle, fazla veya yersiz tahsil edilen vergilerin iadesinde, mükelleflere tahsil tarihinden itibaren hesaplanacak faizin ödenmesi sağlanmaktadır. Ancak, verginin fazla veya yersiz tahsil edilmesinin mükellefin beyanından kaynaklanması (örneğin hatalı beyanname verilmesi) hallerinde faiz, mükellefin hatanın düzeltilmesine dair müracaat tarihinden itibaren hesaplanacaktır.

Vergi kanunları uyarınca iadesi gereken vergilere ilişkin faiz ödenmesinde ise, 112 nci maddenin dördüncü fıkrası hükümleri müstakil bir fıkra olarak muhafaza edilmektedir.

Madde ile, girişimciliğin teşvik edilmesi amacıyla Sermaye Piyasası Kurulunun

Tasarı/teklif madde 14

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

düzenleme ve denetimine tabi olarak Türkiye'de kurulmuş veya kurulacak olan, girişim sermayesi yatırım ortaklıklarına veya girişim sermayesi yatırım fonlarına sermaye olarak konulması veya bunların paylarının satın alınması amacıyla, kurum kazancının veya beyan edilen gelirin % 10'unu ve öz sermayenin % 20'sini aşmamak şartıyla, ilgili dönem kazancından veya beyan edilen gelirden girişim sermayesi fonu ayrılabilmesine imkân sağlanmakta, ayrıca bu fonun kullanımına yönelik düzenlemelere yer verilmektedir.

Madde ile, Vergi Usul Kanununun 112 nci maddenin (4) numaralı fıkrasının, maddenin

Tasarı/teklif madde 15

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

yürürlüğe girdiği tarihten sonra fazla veya yersiz olarak tahsil edilen vergilerin iadesinde uygulanması öngörülmektedir.

Madde ile, istisnanın uygulanması aşamasında yaşanan tereddütler giderilmekte ve

Tasarı/teklif madde 16

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

hüküm daha açık bir şekilde yeniden düzenlenmektedir.

DİLEK 258(1-17) Damga Vergisi Kanununa ekli (2) sayılı tablonun IV- Ticari ve medeni işlerle ilgili kâğıtlar başlıklı bölümünün (23) ve (30) numaralı fıkraları uyarınca, reel sektörün kredi (finansman) maliyetlerinin azaltılması amacıyla finansman şirketleri, bankalar, yurtdışı kredi kuruluşları ve uluslararası kurumlarca müşterilerine kullandırılan kredilere ilişkin olarak kredinin verilmesi, teminatı ve geri ödenmesine dair düzenlenen kâğıtlara ve bu mahiyetteki şerhlere damga vergisi istisnası uygulanmaktadır.

Yapılan değişiklik ile, bankalar, yurtdışı kredi kuruluşları, uluslararası kurumlar ve finansman şirketlerinin müşterilerine kullandıracakları kredilere, bunların teminatlarına ve geri ödemelerine ilişkin düzenlenen kâğıtlar ile bu kâğıtlar üzerine konulacak şerhler damga vergisinden istisna olacak, müşterilerin belirtilen kurumlardan temin ettiği kredilerin kullanımı sırasında düzenlenen kâğıtlar ise bu kapsamda değerlendirilmeyecektir.

Ayrıca, kamu kurum ve kuruluşlarının merkez ve taşra teşkilatı ile döner sermaye işletmelerinde geçici personel olarak istihdam edilenlerle yapılan sözleşmeler ile 5258 sayılı Aile Hekimliği Kanununa göre hizmet alımına ilişkin yapılan hizmet sözleşmeleri damga vergisinden istisna edilmektedir.

Madde ile, 492 sayılı Harçlar Kanununun 123 üncü maddesinin üçüncü fıkrasında yer

Tasarı/teklif madde 17

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

alan kredilerle ilgili istisna yeniden düzenlenmektedir. Yürürlükteki hüküm ile bankalar, yurtdışı kredi kuruluşları ve uluslararası kurumlarca kullandırılan krediler, bunların teminatları ve bu kredilerin geri ödenmesine ilişkin işlemler harçtan müstesna tutulmuş iken, yapılan düzenleme ile söz konusu istisna sınırlandırılmakta, yargı harçları istisna kapsamı dışına çıkarılmaktadır.

Madde ile, yolcu beraberi olarak getirilen cep telefonları için kullanım izin harcı

Tasarı/teklif madde 18

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

getirilmektedir. Söz konusu harcın elektronik kimlik bilgisinin kayıt altına alınması işleminden önce ödenmesi gerekmekte olup, harç ödenmeden kayıt işlemi yapılmayacaktır. Böylece, şahsi kullanımlar için yolcu beraberi olarak getirilen cep telefonlarının harca tabi tutulması sağlanarak, bu husustaki vergisel eşitsizlik giderilmiş olacaktır.

Ayrıca, mevcut uygulamada sigorta ve emeklilik şirketlerinin kuruluş izin belgelerine ilişkin olarak her yıl için ayrı ayrı harç tahsil edilmekte olup, yapılan düzenleme ile her iki faaliyeti birlikte yapan şirketlerden, izin belgelerinin alındığı yıldan sonraki yıllarda, bu izin belgelerine ait harçlardan sadece yüksek olanının alınacağı hükme bağlanmaktadır.

Diğer taraftan, denetim yapacak kişi ve kuruluşlara verilecek yetkilendirme belgesi ve müşavirlik ruhsatları harç kapsamına alınmaktadır.

Madde ile, sermaye piyasası araçları üzerinde oluşabilecek vergi yükünü ortadan

Tasarı/teklif madde 19

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

kaldırmak, bu hususta oluşabilecek tereddütleri gidermek ve ülkemizde kurulu borsaların işlem hacminin artırılması amacıyla fınans sektöründeki gelişmeler de dikkate alınarak, Türkiye'de kurulu borsalarda işlem gören sermaye piyasası araçlarının teslimleri, KDV'den istisna tutulmaktadır.

Madde ile, konut teslimlerinde inşaatın yapıldığı arsa veya konutun vergi değeri esas

Tasarı/teklif madde 20

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

alınarak, katma değer vergisi oranını farklılaştırabilme konusunda Bakanlar Kuruluna yetki verilmektedir.

Madde ile, Kuzey Atlantik Antlaşması Teşkilatı (NATO) temsilciliği ve bu Teşkilata

Tasarı/teklif madde 21

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

bağlı program, fon ve özel ihtisas kuruluşlarına resmi kullanımları için yapılacak mal teslimi ve hizmet ifaları, bunların sosyal ve ekonomik yardım amacıyla bedelsiz olarak yapacakları mal teslimi ve hizmet ifaları, bedelsiz mal teslimi ve hizmet ifaları ile ilgili mal ve hizmetlerin bunlara teslim ve ifası;

finansmanları bu kuruluşlar tarafından karşılanmak kaydıyla ilgili kurum, temsilcilik, program, fon ve özel ihtisas kuruluşlarının Türkiye'deki faaliyetlerinin devamı veya ilgili kurumlara ilişkin uluslararası anlaşmaların yürürlükte bulunduğu süre içerisinde katma değer vergisinden müstesna tutulması sağlanmaktadır.

DİLEK 258(1-17) Ayrıca, maddede düzenlenen istisnalar dolayısıyla yüklenilen vergilerin, vergiye tabi işlemler üzerinden hesaplanan vergilerden indirilebilmesi, indirim yoluyla telafi edilemeyen vergilerin ise Katma Değer Vergisi Kanununun 32 nci maddesi hükümleri uyarınca istisna kapsamında işlem yapan mükellefin talebi üzerine nakden veya mahsuben iadesine imkân sağlanmaktadır.

Madde ile, 652 sayılı Millî Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun

Tasarı/teklif madde 22

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

Hükmünde Kararnamenin 23 üncü maddesine göre Bakanlık tarafından kiralama karşılığı yaptırılmasına karar verilen eğitim öğretim tesislerine ilişkin projelerden bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten 31/12/2023 tarihine kadar ihalesi yapılacak olanlarının; ihale edilmesi ve projeyi alan firmalara proje kapsamında inşaata yönelik olarak yapılan mal ve hizmet teslimleri katma değer vergisi yönünden tam istisna kapsamına alınmaktadır. Bu istisna kapsamına giren mal ve hizmet teslimleri dolayısıyla yüklenilen vergiler, indirim yoluyla telafi edilememeleri halinde nakden veya mahsuben iade edilebilecektir. Bu düzenleme ile, ülkemiz için hayati öneme sahip eğitim öğretim tesislerine ilişkin projelerin gerçekleştirilmesi vergi yönünden de desteklenmiş olacaktır.

Madde ile, 31/12/2023 tarihine kadar uygulanmak üzere, yatırım teşvik belgeleri

Tasarı/teklif madde 23

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

kapsamında asgari 500 milyon Türk Lirası tutarında sabit yatırım öngörülen stratejik yatırımlar kapsamında, inşaat işleri nedeniyle yüklenilen ve takvim yılı sonuna kadar indirim yoluyla telafi edilemeyen katma değer vergisinin, izleyen yıl içerisinde bu kapsamda işlemleri bulunan mükelleflere iade edilmesi öngörülmektedir. Bu büyüklükteki yatırımlar için bina-inşaat giderleri önemli bir harcama kalemi oluşturmakta; yatırımın başlangıç aşamasında ortaya çıkan bu yüksek maliyet, yatırımcılar için caydırıcı olabilmektedir. Düzenlemeyle, yüksek tutarlı stratejik yatırımlar için, yatırım aşamasında Devlet katkısı sağlamak suretiyle bu tür yatırımların teşvik edilmesi ve kısa sürede ekonomiye kazandırılması amaçlanmaktadır.

Getirilen teşvik ile aynı zamanda inşaat sektörü ve bu sektöre girdi tedarik eden birçok alt sektörde canlanma sağlanarak yatırımların ve istihdamın artırılmasına katkıda bulunulması amaçlanmaktadır.

Yatırımın ilgili mevzuat hükümlerine göre tamamlanamaması halinde, iade edilen vergiler vergi ziyaı cezası uygulanarak iade tarihinden itibaren gecikme faizi ile birlikte tahsil edilecektir.

Menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçları ile mevduat faizleri, repo gelirleri ve

Tasarı/teklif madde 24

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

katılım bankalarından elde edilen gelirlerin vergilendirilmesine yönelik olarak Gelir Vergisi Kanununa eklenen geçici 67 nci madde hükümleri 1/1/2006 tarihinden itibaren uygulanmakta olup, söz konusu maddenin (5) numaralı fıkrasında; gelir sahibinin gerçek veya tüzel kişi ya da dar veya tam mükellef olması, vergi mükellefiyetinin bulunup bulunmaması, vergiden muaf olup olmaması ve elde edilen kazancın vergiden istisna olup olmamasının anılan madde uyarınca yapılacak tevkifatı etkilemeyeceği hüküm altına alınmıştır. Buna göre, 1/1/2006 tarihinden itibaren gelir ve geliri elde edenin niteliğine bakılmaksızın bütün kurumların gelirleri üzerinden gelir vergisi stopajı yapılmakta olup, İşsizlik Sigortası Fonunun gelirleri de bu kapsamda gelir vergisi kesintisine tabi tutulmaktadır.

4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanununun 49 uncu maddesine 5754 sayılı Kanunla "İşsizlik sigortası gelirleri vergiye tabi değildir. Bu gelirlerden hiçbir vergi, resim ve harç kesintisi yapılmaz." hükmü eklenmiştir. Hükmün 1/10/2008 tarihinden itibaren yürürlüğe girmesi ile birlikte İşsizlik Sigortası Fonu gelirleri üzerinden geçici 67 nci maddeye göre gelir vergisi tevkifatı yapılıp yapılmayacağı hususunda uygulamada tereddütler ortaya çıkmıştır.

4447 sayılı Kanunun 49 uncu maddesinde işsizlik ödeneği, sigortalı işsizlere 4447 sayılı Kanunda belirtilen süre ve miktarda yapılan parasal ödeme olarak tanımlanmış, aynı Kanunun 50 nci maddesinin üçüncü fıkrasında ise işsizlik ödeneğinin, damga vergisi hariç herhangi bir vergi ve kesintiye tabi tutulmayacağı hükmüne yer verilmiştir.

DİLEK 258(1-17) 5754 sayılı Kanunla 4447 sayılı Kanuna eklenen düzenleme, gerekçesi ile birlikte değerlendirildiğinde, getirilen istisnanın işsiz kalan kişilere yönelik işsizlik sigortası gelirlerini kapsadığı ve bu gelirleri elde edenler açısından bir istisna getirdiği, istisnanın İşsizlik Sigortası Fonunda toplanan paraların değerlendirilmesi karşılığında elde edilen gelirlere yönelik olmadığı anlaşılmaktadır. Nitekim söz konusu istisnaya benzer hüküm yukarıda belirtildiği üzere 4447 sayılı Kanunun 50 nci maddesinin üçüncü fıkrasında yer almakta olup, işsiz kalan kişilere işsizlik ödeneği altında yapılan ödemeler damga vergisi hariç herhangi bir vergi ve kesintiye tabi tutulmamaktadır.

Dolayısıyla, 4447 sayılı Kanunun tereddüt oluşturan 49 uncu ve 50 nci maddeleri işsizlik ödeneğine ilişkin benzer istisna hükümleri içermekte olup, Fon'da toplanan paraların vadeli hesaplara yatırılarak faiz elde edilmesi ve benzeri şekillerde değerlendirilmesi sonucu elde edilen gelirlere yönelik bir istisnayı içermemektedir.

Madde ile, uygulamada ortaya çıkan tereddütlerin giderilmesi ve gereksiz yere ihtilaf oluşmasının önüne geçilmesi amacıyla 4447 sayılı Kanuna 5754 sayılı Kanunla eklenen söz konusu hüküm yürürlükten kaldırılmakta ve İşsizlik Sigorta Fonuna yönelik istisna ve muafiyet hükümlerinin düzenlendiği 53 üncü maddede de gerekli düzenlemeler yapılarak Fonun gelirleri üzerinden 1/1/2006 tarihinden itibaren uygulandığı üzere geçici 67 nci madde kapsamında gelir vergisi tevkifatı yapılması gerektiği hususu açıklığa kavuşturulmaktadır.

Elektrik dağıtım şirketleri ile elektrik üretim tesis ve şirketlerinin özelleştirilmesi

Tasarı/teklif madde 25

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

çalışmalarının devam etmesi nedeniyle, özelleştirilecek şirketler için 31/12/2023 tarihine kadar vergi kolaylığı sağlanmaktadır.

Madde ile, Avrupa Birliği ülke örneklerine benzer şekilde, Özel Tüketim Vergisi

Tasarı/teklif madde 26

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

Kanununa ekli (III) sayılı listenin (B) cetvelinde yer alan mallar için oransal verginin maktu vergi ile birlikte uygulanmasını esas alan bir vergileme modeli getirilmektedir.

Buna göre, (III) sayılı listenin (B) cetvelindeki mallar için sabit unsur olan maktu vergi ile birlikte asgari maktu vergi tutarına göre hesaplanacak vergi tutarından az olmamak üzere nispi vergi birlikte uygulanacaktır.

Maktu vergi tutarlarının vergileme ölçüsü ise 20 adet sigaradan veya 50 gram tütünden oluşan birim ambalaj itibarıyla belirlenecektir. Birim ambalajların farklı adet veya gramdan oluşması halinde vergi tutarı, anılan adet veya grama göre oranlanarak hesaplanacaktır. Örneğin; 25 adet sigaradan oluşan bir paket için maktu vergi tutarı (5/20=) % 25 artırımlı uygulanacaktır.

Madde ile, (III) sayılı listenin (B) cetvelindeki mallar için listede yer alan asgari maktu

Tasarı/teklif madde 27

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

vergi tutarlarının, perakende satışa sunulan ürünlerin birim ambalajı içinde yer alan her bir sigara adedi, diğer tütün mamullerinin birim ambalajı içindeki mamulün her bir gramı ile çarpımı sonucu bulunacak tutarın (paket ya da ambalaj asgari maktu vergi tutarının) % 20'sine tekabül eden tutarı aşmamak üzere birim ambalaj itibarıyla maktu vergi tutarı belirlemeye; bu tutarı malların cinsleri, özellikleri, ambalajları (paketleri) ve bunların fiyatları ve fiyat grupları itibarıyla farklılaştırma konusunda Bakanlar Kuruluna yetki verilmektedir.

Ayrıca, (III) sayılı listedeki mallar için belirtilen asgari maktu vergi tutarları veya Bakanlar Kurulunca bunlara ilişkin belirlenen en son asgari maktu vergi ve maktu vergi tutarlarının, Ocak ve Temmuz aylarında, Türkiye İstatistik Kurumu tarafından ilan edilen üretici fiyat endeksinde son altı ayda meydana gelen değişim oranında, bu değişimin ilan gününden geçerli olmak üzere herhangi bir işleme gerek kalmaksızın yeniden belirlenmiş sayılacağı hükme bağlanmıştır. Yine, Bakanlar Kuruluna uygulama dönemlerini gün veya ay olarak belirleme veya belirleyeceği mallar ve aylar itibarıyla yeniden belirlenmiş sayılan tutarların uygulanmamasına karar verme yetkisi verilmektedir.

DİLEK 258(1-17) Elektrikli araçların motorlarını çalıştıran pillerinin araçtan ayrı olarak ithal edilmesi

Tasarı/teklif madde 28

→ yürürlükteki madde 32

veya teslim edilmesi söz konusu olduğundan, elektrikli araçların motorlarını çalıştırmaya mahsus araç pilleri, 4760 sayılı Kanuna ekli (IV) sayılı listeye dahil edilerek ÖTV kapsamına alınmakta; bunların en düşük elektrikli araçta uygulanmakta olan oranda vergilendirilmesi sağlanmaktadır.

Madde ile, yatırımlarda Devlet yardımları çerçevesinde Bakanlar Kurulunca belirlenen

Tasarı/teklif madde 29

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

illerde yatırım teşvik belgesi kapsamında yapılacak yatırımlarda yatırımcılar üzerindeki istihdama ilişkin yükün azaltılması amaçlanmaktadır. Buna göre, iş gücü üzerindeki işveren hissesi ile sigortalı hissesi tutarlarının bir bölümünün Devletçe karşılanması suretiyle yatırımcının teşviki öngörülmekte olup, işverenin bu bölgelerde yatırımlarının teşviki ve istihdamının artırılması hedeflenmektedir. Bu teşvikin esas amacı işverenlerin istihdam maliyetini azaltmaktır. Dolayısıyla yapılan düzenleme ile çalışanların ücretleri üzerinden kesilen ancak ödenmeyen sigortalı hissesi nedeniyle çalışanlar bakımından bir talep söz konusu olmayacaktır.

Madde ile, ülkemizde girişimciliğin geliştirilmesi amacıyla kurumların; tam

Tasarı/teklif madde 30

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

mükellefiyete tabi girişim sermayesi yatırım fonu katılma payları ile girişim sermayesi yatırım ortaklıklarının hisse senetlerinden elde ettikleri kâr payları kurumlar vergisinden istisna edilmektedir.

İstanbul Uluslararası Finans Merkezi Strateji ve Eylem Planı 2009 yılında kamuoyu ile

Tasarı/teklif madde 31

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

paylaşılmış ve İstanbul'un öncelikle bölgesel, nihai olarak da küresel finans merkezi olması amaçlanmıştır.

Türkiye, genç ve dinamik nüfusu, nitelikli işgücü, jeopolitik avantajları, hızlı büyüyen ve gelişen ekonomisi, kültürel ve tarihsel birikimi, gelişmiş piyasaları, finansal ürün, hizmet ve uygulama çeşitliliği, finans sektöründeki güçlü düzenleme çerçevesi ile dünyanın önemli ve sayılı finans merkezleri arasındaki yerini almayı hedeflemektedir.

Madde ile, bugüne kadar fon yönetim şirketlerinin Türkiye'de ofis açmalarına engel olarak görünen vergi düzenlemeleri değiştirilerek, durumun Türkiye için bir avantaj haline dönüştürülmesi, finans piyasalarının geliştirilmesi ve derinleştirilmesi amacıyla yabancı fonların ülkemizden yönetimi teşvik edilmektedir. Böylece, İstanbul'un uluslararası finans merkezi olması yolunda da önemli bir adım atılması ve büyük ölçekli fonların Türkiye'ye çekilmesinin vergisel açıdan teşviki amaçlanmaktadır.

Bu amaçla, Kurumlar Vergisi Kanununun 2 nci maddesinin birinci fıkrasında belirtilen yabancı fonların, Sermaye Piyasası Kurulunca verilen portföy yöneticiliği yetki belgesine sahip tam mükellef şirketler aracılığıyla, organize bir borsada işlem görsün veya görmesin her türlü menkul kıymet ve sermaye piyasası aracı, vadeli işlem ve opsiyon sözleşmesi, varant, döviz, emtiaya dayalı vadeli işlem ve opsiyon sözleşmesi, kredi ve benzeri finansal varlıklar ve kıymetli maden borsalarında yapılan emtia işlemlerinden elde ettikleri kazançları nedeniyle, maddede belirtilen şartların birlikte gerçekleşmesi halinde, portföy yöneticiliği yapanlar; söz konusu fonlar için daimi temsilci, bunların iş yerleri de bu fonların işyeri veya iş merkezi olarak sayılmayacaktır. Bu kazançlar için beyanname verilmeyecek, diğer kazançlar nedeniyle beyanname verilmesi halinde bu kazançlar beyannameye dahil edilmeyecektir.

Madde ile, 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun diğer indirimleri düzenleyen 10 uncu

Tasarı/teklif madde 32

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

maddesinin birinci fıkrasına iki bent eklenmekte ve bazı kazançların beyannamede bildirilen gelirlerden indirilmesine imkân tanınması suretiyle, uluslararası ekonomik rekabet açısından büyük önem taşıyan girişimcilik ve yurtdışı hizmet ihracatı teşvik edilmektedir.

DİLEK 258(1-17) Girişimciliğin teşvik edilmesi amacıyla; Türkiye'de kurulmuş veya kurulacak olan, gelişme potansiyeli taşıyan ve kaynak ihtiyacı içerisinde olan girişimci şirketlere kaynak tahsis eden girişim sermayesi yatırım fon veya ortaklıklarına sermaye koyan işletmeler için yeni bir teşvik getirilmektedir.

Buna göre, beyan edilen gelirin % 10'unu aşmamak şartıyla 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 325/A maddesine göre girişim sermayesi fonu olarak ayrılan tutarların, gelir vergisi matrahının tespitinde beyanname üzerinden indirilmesine imkân tanınmaktadır.

Hizmet ihracı yoluyla ülke ekonomisinin uluslararası rekabetçiliğinin artırılması, yeni ihracat alanlarının oluşturulması, istihdam imkânlarının yaratılması ve nitelikli işgücünün Türkiye'de istihdamının artırılmasının desteklenmesi amacıyla, yüksek katma değer yaratma potansiyeli bulunan hizmetler için yeni bir teşvik unsuru ihdas edilmektedir.

Türkiye'de yerleşmiş olmayan kişiler ile işyeri, kanuni ve iş merkezi yurt dışında bulunanlara Türkiye'den verilen ve münhasıran yurt dışında yararlanılan mimarlık, mühendislik, tasarım, yazılım, tıbbi raporlama, muhasebe kaydı tutma, çağrı merkezi ve veri saklama hizmeti alanlarında faaliyette bulunan hizmet işletmelerinin bu faaliyetlerinden elde ettikleri kazancın % 50'sinin beyanname üzerinden indirilmesi imkânı getirilmektedir. Bu hizmetler, yararlanıcısı yurt dışında olan ve uzaktan erişim imkanları kullanılarak verilecek hizmetler olacaktır.

Ayrıca, ilgili bakanlığın izni ve denetimine tabi olarak eğitim ve sağlık alanında faaliyet gösteren ve Türkiye'de yerleşmiş olmayan kişilere hizmet veren işletmelerin bu faaliyetlerinden elde ettikleri kazancın % 50'sinin de beyanname üzerinden indirilmesi mümkün olacaktır. Bu hizmetlerin, fiziki olarak Türkiye'de verilmekle birlikte, yararlanıcısının yurtdışı yerleşikler olması gerekecektir. Söz konusu istisna, bir kazanç istisnası olduğundan; istisna kapsamındaki faaliyetlerden elde edilen hasılattan bu faaliyetler nedeniyle yüklenilen gider ve maliyet unsurları ve istisna kapsamına giren faaliyetler ile bu kapsama girmeyen işlerin birlikte yapılması halinde müşterek genel giderler ile müştereken kullanılan tesisat, makine ve ulaştırma vasıtalarının amortisman giderlerinden pay verilmesi sonucu bulunacak kazancın % 50'si gelir vergisinden istisna olacaktır. İstisna kazancın ve bu bağlamda beyan edilecek kazancın tespiti açısından, istisna kapsamında bulunan ve bulunmayan hasılat, maliyet ve gider unsurlarının ayrı ayrı izlenmesi ve istisna kapsamında olan faaliyetlere ait hasılat, maliyet ve gider unsurlarının, diğer faaliyetlerle ilişkilendirilmemesi ve kayıtların da bu ayrımı sağlayacak şekilde tutulması gerekecektir.

Bu teşvikler, bir taraftan ülkemizde belli bir konuda uzmanlaşmış, yabancı dil bilgisine sahip olan vatandaşlarımızın istihdam olanaklarını artıracaktır. Yurt dışına gitmeksizin de dünyanın her yerine birçok hizmetin verilmesi imkânı doğacağı için beyin göçünü de engelleyecektir.

Bakanlar Kurulu, % 50 oranını, hizmet alanları itibarıyla sıfıra kadar indirmeye veya % 100'e kadar artırmaya yetkili olacaktır.

Maliye Bakanlığı ilgili bakanlıkların görüşünü almak suretiyle bu teşvik mekanizmasının uygulamasına ve denetime ilişkin usul ve esasları belirleyecektir.

Ayrıca, iktisadi işletmeleri hariç olmak üzere, Türkiye Yeşilay Cemiyetine makbuz karşılığı yapılan nakdi bağış ve yardımlar ile imar planında dini tesis alanı olarak ayrılan yerlerde ibadethane yapımına yönelik ayni ve nakdi yardımların kurumlar vergisi matrahının tespitinde beyanname üzerinden indirilebilmesi imkânı getirilmektedir.

DİLEK 258(1-17) Madde ile, firmaların finansman ihtiyaçlarını borçlanma yerine öz kaynakları ile finanse

Tasarı/teklif madde 33

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

etmelerini teşvik etmek amacıyla, yatırımın maliyetine eklenenler hariç olmak üzere, işletmede kullanılan yabancı kaynaklara ilişkin faiz, komisyon, vade farkı, kâr payı ve benzeri adlar altında yapılan gider ve maliyet unsurları toplamının % 10'una kadar kısmının, Bakanlar Kurulunca kararlaştırılması halinde, kazancın tespitinde gider olarak indirilemeyeceği hususu öngörülmektedir. Ayrıca, hükmün uygulanmasına ilişkin usul ve esasları belirleme konusunda Maliye Bakanlığına yetki verilmektedir.

Ayrıca, 4749 sayılı Kanuna göre kurulan varlık kiralama şirketlerince çıkarılan menkul kıymetlerden sağlanan iratlar, vergi tevkifatı kapsamına alınmaktadır.

Madde ile, 5602 sayılı Kanun kapsamında şans oyunlarını düzenleyenler tarafından

Tasarı/teklif madde 34

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

bunların bayilerine veya aracılarına yapılacak komisyon, prim ve benzeri ödemeler üzerinden gelir vergisi tevkifatı yapılması hüküm altına alınmaktadır. Tevkif edilen vergilerin geçici vergi dahil kurumlar vergisinden mahsup edilmesi mümkündür.

5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 32/A maddesi ve 14/7/2009 tarihli ve

Tasarı/teklif madde 35

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

2009/15199 sayılı Yatırımlarda Devlet Yardımları Hakkında Bakanlar Kurulu Kararı çerçevesinde büyük ölçekli yatırımlar ve bölgesel teşvik uygulamaları kapsamında gerçekleştirilen yatırımlarda, gelir veya kurumlar vergisi öngörülen yatırıma katkı tutarına ulaşıncaya kadar bölgelere göre değişen oranlarda vergi indirimine konu edilmektedir.

Söz konusu mevzuatın yürürlüğe girdiği tarihten bugüne kadar yatırımcılar tarafından en çok talep edilen husus, vergi indirimine yönelik destek unsurunun bir kısmından yatırım döneminde, yatırımcıların diğer faaliyetlerinden doğan kazanca da uygulanmak suretiyle yararlanılmasıdır. Destekten sadece işletme döneminde ve yatırım teşvik belgesi konusu yatırımdan elde edilen kazanç üzerinden yararlanılması halinde, destekten yararlanma süresi uzayabilmekte, ayrıca, yatırımcıların diğer ekonomik faaliyetlerinden elde ettikleri kazançların yatırıma yönlendirilmesi zorlaşmaktadır. Yeni teşvikle, yatırımcının diğer faaliyetlerinden elde ettiği kazançlarına indirimli kurumlar vergisi uygulanması imkânı getirilmek suretiyle, yatırımların finansmanına daha yatırım aşamasında destek sağlanmakta, böylece yatırımlar daha fazla özendirilmektedir.

Madde ile, Yatırımlarda Devlet Yardımları Hakkında Karar ile belirlenecek illerde, yatırıma başlama tarihinden itibaren maddeye göre hesaplanacak yatırıma katkı tutarına mahsuben, toplam yatırıma katkı tutarının % 50'sini ve gerçekleştirilen yatırım harcaması tutarını geçmemek üzere; yatırım döneminde kurumun diğer faaliyetlerinden elde edilen kazançlarına indirimli kurumlar vergisi oranı uygulatmak suretiyle yatırıma katkı tutarını kısmen kullandırmaya, bu oranı her bir il grubu için % 80'e kadar artırma veya % 0'a kadar indirme hususunda Bakanlar Kuruluna yetki verilmektedir. Böylece yatırımcı yatırımlarını tamamen bitirmeden teşvik unsurlarından yararlanmaya başlamaktadır.

Maddede ayrıca, yatırım havzalarının oluşturulmasını, sektörel işbirliklerinin ve kümelenmenin teşvik edilmesini sağlamak ve turizmde çeşitliliği artırarak yatırımcıları alternatif turizm alanlarına yönlendirmek amacıyla, organize sanayi bölgeleri ile Gökçeada ve Bozcaada'da yapılan yatırımların, Bakanlar Kurulunca belirlenen kültür ve turizm koruma ve gelişim bölgelerinde yapılacak turizm yatırımlarının yatırım desteklerinden daha avantajlı koşullarda yararlanmasına imkân tanımaya yönelik kanuni altyapı oluşturulmaktadır.

Yabancı fon kazançlarının vergilendirilmesine ilişkin düzenlemenin Kurumlar Vergisi

Tasarı/teklif madde 36

→ yürürlükteki madde 41

Kanununun 5/A maddesinde yapılması nedeniyle, aynı konu ile ilgili düzenlemeyi içeren geçici 3 üncü madde yürürlükten kaldırılmaktadır.

DİLEK 258(1-17) 18/2/2009 tarihli ve 5838 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında

Tasarı/teklif madde 37

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

Kanunun, 6009 sayılı Gelir Vergisi Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun geçici 5 inci maddesiyle değişik geçici 2 nci maddesinin;

■ Birinci fıkrasıyla, model yılı 1985 ve daha eski olan taşıtların Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten 31/12/2011 tarihine kadar bedelsiz olarak il özel idarelerine veya 10/7/2003 tarihli ve 4925 sayılı Karayolu Taşıma Kanununun 323 üncü maddesi uyarınca Makine ve Kimya Endüstrisi Kurumu (MKEK) Hurda İşletmesi Müdürlüğüne ait hurda müdürlüklerine teslim edilerek Kanun kapsamında hurdaya ayrılmak suretiyle tescil kaydının silinmesi durumunda bu taşıtlar için taşıt sahipleri adına 31/12/2011 tarihine kadar tahakkuk etmiş olmasına rağmen ödenmemiş olan motorlu taşıtlar vergisi ile bu vergiye ilişkin gecikme zammı, gecikme faizi, vergi cezaları ve 28/2/2009 tarihine kadar tescil plakasına kesilen idari para cezalarının terkin edileceği, ■ Dördüncü fıkrasıyla, Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla mevcut olmayan veya motorlu taşıt vasfını kaybeden model yılı 1998 ve daha eski olan taşıtlardan dolayı taşıt sahipleri adına tahakkuk eden motorlu taşıtlar vergilerinin 1/4’ünün 31/12/2011 tarihine kadar ödenmesi şartıyla, kalan vergi aslı, gecikme zammı, gecikme faizi, vergi cezaları ve tescil plakasına kesilen idari para cezalarının tamamının tahsilinden vazgeçileceği ve taşıtın tescil kaydının silineceği, hüküm altına alınmıştır.

Yapılan başvurulardan, model yılı 1985'ten daha yeni olan taşıt sahiplerinin de taşıtlarının eski olması nedeniyle mağdur durumda bulundukları, anılan Kanun maddesinin birinci ve dördüncü fıkra hükmünden faydalanmak için istenilen gerekli başvuru şartlarını süresinde yerine getiremeyenlerin oldukları anlaşılmaktadır.

Madde ile, Kyoto Protokolüne uyum süreci ve Türkiye'nin iklim değişikliği yükümlülükleri gözönünde bulundurularak karayolu taşımacılığındaki emisyon salınımının azaltılması ve ömrünü tamamlamış taşıtların hurdaya ayrılarak bertaraf edilmesi amacıyla, 1990 model ve daha eski olan taşıtların anılan Kanun maddesinin birinci fıkra hükmünden 31/12/2014 tarihine kadar faydalanması sağlanmaktadır.

Taşıtlarını noter satış senediyle veya vergi dairesi müdürlükleri, icra müdürlükleri, milli emlak müdürlükleri gibi kamu kurum ve kuruluşlarından iktisap eden ancak 31/12/2011 tarihine kadar ilgili trafik tescil kuruluşunda adlarına kayıt ve tescil ettirmemiş olmaları nedeniyle madde hükmünden faydalanamayan mükelleflerin bu taşıtları 31/12/2014 tarihine kadar adlarına kayıt ve tescil işlemlerini tamamlamaları halinde, madde hükmünden faydalanmaları sağlanmaktadır.

5838 sayılı Kanunun geçici 2 nci maddesinin dördüncü fıkra hükmünden faydalanılacak taşıt modelleri 2000 model yılı ve uygulama süresi 31/12/2014 tarihi olarak belirlenerek anılan fıkra hükmünden daha fazla mükellefin faydalanması sağlanmaktadır.

Yürürlük maddesidir.

Tasarı/teklif madde 39

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

DİLEK 258(1-17) TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA Bazı vergi kanunlarında değişiklik yapılmasına ilişkin kanun teklifi, genel gerekçesi ve madde gerekçeleriyle birlikte ekte sunulmuştur.

Gereği arz olunur.

Ferit Mevlüt Aslanoğlu İstanbul HAVALE EDİLDİĞİ KOMİSYONLAR (2/207) Plan ve Bütçe Komisyonu ESAS İçişleri Komisyonu TALİ GENEL GEREKÇE Kredi ve Yurtlar Kurumunun 2010 Yılı Faaliyet Raporuna bakıldığında Kurumun GZFT (Güçlü, zayıf, fırsat, tehdit) analizinde zayıflıklar olarak;

• Bazı binaların fiziki yapısı ve sosyal donatı alanlarının yetersizliği, • Hizmet verilen bazı binaların kiralık olması, • Bazı yurtlarda öğrenci odalarının kalabalık olması, • Yurt ücreti tahsilatlarının elektronik ortamda yapılmaması, Konularının belirtildiği görülmektedir. Bu konular yüksek öğrenim yapan öğrencilere barınma imkanı sağlayan en önemli kamu kurumunun öğrenci yurdu imkanlarının yeterli olmadığını göstermektedir. Benzer şekilde Milli Eğitim Bakanlığının 2009 Strateji Planında yapılan GZFT analizinde de "Sınıf mevcutlarının fazlalığı, ikili öğretimin ve birleştirilmiş sınıf uygulamasının devam etmesi" zayıflıklar arasında ikinci sırada sayılmaktadır. Bu durum Ülkemizde okul ve derslik ihtiyacının da devam ettiğini göstermektedir.

DPT 2010 Yılı Programı'na göre 2008-2009 öğretim yılında ilköğretim öğrencilerinin yarısından fazlası (% 52) ikili eğitim görmektedir. Bazı öğrenciler daha küçük sınıflarda ve tekli eğitim görürken, bazı illerdeki (özellikle göç alan) öğrenciler daha kalabalık sınıflara ve ikili öğretime razı olmaktadırlar.

Bu durum, büyük bir eşitsizlik kaynağıdır. İlköğretimde sınıf büyüklüğüne ilişkin Türkiye ortalaması hem MEB'in hedefleri (30 öğrenci) hem de OECD ortalamalarının (22 öğrenci) üstündedir. Ortaöğretim kademesinde derslik ve öğretmenlerin yeterliliklerine ilişkin veriler çarpıcıdır. MEB 2010-2011 öğretim yılı verilerine göre ortaöğretimde derslik başına düşen öğrenci sayısı (sınıf büyüklüğü) 34'tür.

9. Kalkınma Planı ve MEB Stratejik Planı'nın bu konudaki hedefleri 30'dur.

Eğitim harcamalarının GSMH'ye oranı açısından Türkiye çok geri bir durumdadır. Honduras, Fildişi Sahilleri gibi ülkelerde dahi eğitime ayrılan pay GSMH' nin % 4'ünün üzerinde iken, Türkiye'de toplam kamu eğitim harcamalarının GSYİH içindeki payı son yıllarda % 3 ile % 3,8 arasında değişmektedir. Bu sınırlı bütçenin çok azı yeni yatırımlara ayrılmaktadır. 2002 yılında MEB bütçesinin % 17,18'i yatırımlara ayrılırken bu rakam 2009'da % 4,57'ye düşmüştür. 1 1 CHP Eğitim Raporu yasemin 258 Diğer taraftan IX. Kalkınma Planında; sağlık personeli sayısı, yatak sayısı ve kullanım oranları, bebek ölüm hızı, aşılama gibi göstergelerde VIII. Plan döneminde iyileşmeler kaydedilmiş olmakla beraber, henüz istenen düzeye ulaşılamadığı, birinci basamaktaki altyapı, personel ve kalite yetersizlikleri ile sevk zincirinin etkin çalıştırılamamasının, hastaların hizmet maliyetleri daha yüksek olan ikinci ve üçüncü basamağa yönelmesine sebep olduğu ve oluşan yığılmaların hastanelerin hizmet kalitesini düşürdüğü belirtilmektedir.

Yukarıda yapılan kısa açıklamalardan eğitim ve sağlık gibi önemli toplumsal sorunların Devletin bütçe imkanlarıyla kısa sürede çözümlenmesi mümkün görülmediği anlaşılmaktadır. Oysa bu sorunların çözülmemesi ülkemizin geleceği açısından ciddi bir tehdittir. Bu tür durumlarda sivil toplum örgütlerinin gayret ve desteğinin sağlanması ciddi bir alternatif olmaktadır. Bu nedenle Devletin toplumun ihtiyaçlarını karşılamakta güçlük çektiği yatırımları gerçekleştirecek kamu menfaatine yararlı dernekler ile Bakanlar Kurulunca vergi muafiyeti tanınan vakıfların önündeki engelleri kaldırması gerekir. Bu çerçevede bu Kurumların yatırım maiyetleri içinde yer alan KDV ile Belediye Gelirleri Kanununa göre alınan bina inşaat ruhsat harcı ve çevre temizlik vergisi ödemelerinden istisna veya muaf kılınmaları bütçelerinde yatırım imkanını artıracaktır. Ayrıca kamu menfaatine yararlı derneklere Hazineye ait taşınmazların devrinde de finansal kolaylıklar sağlanarak fiziksel yatırımlarını artırmaları için 4706 sayılı Kanunda değişiklik öngörülmektedir.

Diğer taraftan ulusal ve uluslararası afetlerde afetzedelere kısa sürede ulaşması ve yakın zamanlarda Endonezya, Pakistan ve Somali gibi ülkelerde gerçekleştirdiği etkin yardımlarıyla uluslararası kamuoyu nezdinde Ülkemiz açısından önemli bir değer yaratan Türkiye Kızılay Derneğinin yardım malzemelerini temin ederken karşı karşıya kaldığı KDV yükü bütçesini daraltmaktadır. Derneğe sadece bağış yapılması halinde uygulanan KDV istisnasının bedel karşılığı alımlarında da uygulanması Derneğin daha çok miktarda yardım yapmasına ve uluslarası alanda daha öne çıkmasına yardım edecektir.

17 Ağustos 1999 ve 12 Kasım 1999 tarihlerinde meydana gelen deprem felaketine maruz kalan kişilerden olan alacaklara uygulanmak üzere, bu alacakların değersiz alacak olarak nitelendirilebilmesi veya şüpheli alacak karşılığı ayrılabilmesi için Vergi Usul Kanununun 322 ve 323 üncü maddelerinin uygulanmasını kolaylaştırmak için 4503 sayılı Kanunla Vergi Usul Kanununa eklenen geçici 24 üncü maddenin kapsamına 23/10/2011 tarihinde Van'da meydana gelen deprem de alınarak yürürlük süresi biten düzenleme ihya edilmektedir.

yasemin 258 MADDE GEREKÇELERİ 4503 sayılı Kanunla, 17 Ağustos 1999 ve 12 Kasım 1999 tarihlerinde meydana gelen