Sermaye Piyasası Kanunu (SPKn)
- Kanun numarası
- 6362
- Kabul tarihi
- 06.12.2012
- Resmî Gazete
- 30.12.2012 / 28513
- Düstur
- 5. tertip, cilt 53
- Son değişiklik
- 26.06.2024
- Madde sayısı
- 172
Metin içindeki değişiklik notlarından ve dipnotlardan derlenmiştir. Toplam 93 kayıt.
-
26 Haziran 2024
-
Değişikliğin gerekçesi
Madde ile 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanununun tanımlar maddesine uluslararası düzenlemelerle uyumlu olacak şekilde “kripto varlık”, “cüzdan”, “kripto varlık hizmet sağlayıcı”, “kripto varlık saklama hizmeti” ve “platform” tanımları ile Kanunun çeşitli maddelerinde Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu ile ilgili hükümler yer aldığından “TÜBİTAK” kısaltması eklenmektedir.
-
Değişikliğin gerekçesi
Madde ile 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanununun tanımlar maddesine uluslararası düzenlemelerle uyumlu olacak şekilde “kripto varlık”, “cüzdan”, “kripto varlık hizmet sağlayıcı”, “kripto varlık saklama hizmeti” ve “platform” tanımları ile Kanunun çeşitli maddelerinde Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu ile ilgili hükümler yer aldığından “TÜBİTAK” kısaltması eklenmektedir.
-
Değişikliğin gerekçesi
Madde ile 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanununun tanımlar maddesine uluslararası düzenlemelerle uyumlu olacak şekilde “kripto varlık”, “cüzdan”, “kripto varlık hizmet sağlayıcı”, “kripto varlık saklama hizmeti” ve “platform” tanımları ile Kanunun çeşitli maddelerinde Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu ile ilgili hükümler yer aldığından “TÜBİTAK” kısaltması eklenmektedir.
-
Değişikliğin gerekçesi
Madde ile 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanununun tanımlar maddesine uluslararası düzenlemelerle uyumlu olacak şekilde “kripto varlık”, “cüzdan”, “kripto varlık hizmet sağlayıcı”, “kripto varlık saklama hizmeti” ve “platform” tanımları ile Kanunun çeşitli maddelerinde Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu ile ilgili hükümler yer aldığından “TÜBİTAK” kısaltması eklenmektedir.
-
Değişikliğin gerekçesi
Madde ile 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanununun tanımlar maddesine uluslararası düzenlemelerle uyumlu olacak şekilde “kripto varlık”, “cüzdan”, “kripto varlık hizmet sağlayıcı”, “kripto varlık saklama hizmeti” ve “platform” tanımları ile Kanunun çeşitli maddelerinde Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu ile ilgili hükümler yer aldığından “TÜBİTAK” kısaltması eklenmektedir.
-
Değişikliğin gerekçesi
Madde ile 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanununun tanımlar maddesine uluslararası düzenlemelerle uyumlu olacak şekilde “kripto varlık”, “cüzdan”, “kripto varlık hizmet sağlayıcı”, “kripto varlık saklama hizmeti” ve “platform” tanımları ile Kanunun çeşitli maddelerinde Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu ile ilgili hükümler yer aldığından “TÜBİTAK” kısaltması eklenmektedir.
-
Değişikliğin gerekçesi
Hâlihazırda Sermaye Piyasası Kanununun 13 üncü maddesi uyarınca sermaye piyasası araçlarının senede bağlanmaksızın kayden ihracı esas olup, kaydi sermaye piyasası araçlarına ilişkin hakların Merkezi Kayıt Kuruluşu nezdinde izlenmesi gerekmektedir. Söz konusu maddeye eklenen hüküm ile sermaye piyasası araçlarının Merkezi Kayıt Kuruluşu sistemine dâhil olmadan kripto varlık olarak ihraç edilebilmesi için esaslar belirlenmesine yönelik Sermaye Piyasası Kuruluna yetki verilmesi amaçlanmaktadır.
-
Değişikliğin gerekçesi
Maddenin birinci fıkrası ile kripto varlık hizmet sağlayıcıların kurulabilmesi ve faaliyete başlamaları için Sermaye Piyasası Kurulundan izin almaları zorunlu tutulmaktadır. Fıkrada gözetim ve denetim altında olan diğer finansal kuruluşlara benzer şekilde platformların faaliyet şartlarına, organizasyon yapılarına, sermayelerine, bilgi sistemlerine, pay devirlerine, yöneticilerine ve personeline ilişkin esasların belirlenmesi hususunda Sermaye Piyasası Kuruluna yetki verilmektedir.
İkinci fıkra kripto varlık hizmet sağlayıcıların sistemlerinin güvenli bir şekilde yönetilebilmesi için gerekli düzenlemeleri yapmak, önlemleri almak ve gerekli iç kontrol birim ve sistemlerini oluşturmakla ilgili yükümlülüklerini düzenlemektedir. Ayrıca, kripto varlık hizmet sağlayıcıların kuruluşlarına ve/ veya faaliyete başlamalarına Sermaye Piyasası Kurulunca izin verilebilmesi için bilgi sistemleri ve teknolojik altyapıları konularında Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumunun belirleyeceği kriterlere uygunluk aranacak olup, böylece bilgi sistemleri ve teknolojik altyapının güvenilirliğinin sağlanması amaçlanmaktadır.
Üçüncü fıkra ile platformların ortaklarına ve yönetim kurulu üyelerine ilişkin olarak diğer sermaye piyasası kurumlarıyla benzer şekilde birtakım asgari şartlar getirilerek gerekli mali güç ve işin gerektirdiği dürüstlük ve itibarın sağlanması amaçlanmaktadır.
Dördüncü fıkra ile platformlar üzerinden kripto varlıkların alınıp satılmasına; kripto varlıkların takasına, transferine ve saklanmasına ilişkin usul ve esasların Sermaye Piyasası Kurulu tarafından düzenleneceği belirtilmektedir.
Beşinci fıkra ile kripto varlık alım satım faaliyetinin özel olarak atıf yapılmış hükümler dışında Kanunun diğer hükümlerine tabi olmadığı düzenlenmektedir. Bu suretle kitle fonlamasında olduğu gibi kripto varlıkların da özel birtakım hükümlerle düzenlenmesi yöntemi benimsenmektedir. Fıkrayla sermaye piyasası araçlarına özgü haklar veren kripto varlıklar dışındaki kripto varlıkların sermaye piyasası araçları tanımı dışında, kripto varlık alım satım faaliyetinin de yatırım hizmet ve faaliyetleri tanımı dışında tutulması amaçlanmaktadır.
Altıncı fıkra ile öncelikle sermaye piyasası araçlarına özgü haklar sağlayan kripto varlıklara ilişkin olarak Sermaye Piyasası Kuruluna yetki verilmesi amaçlanmaktadır. Fıkrada özgün blokzinciri oluşturulması konusundaki yazılım mimarisi ve buna ilişkin teknolojiyi temsil eden kripto varlıkların satış ya da dağıtımının yapılması da düzenlenmekte, bu kapsamda dağıtık defter teknolojisinin veya benzer bir teknolojik altyapının geliştirilmesi suretiyle oluşturulan, değeri bu teknolojiden ayrıştırılamayan nitelikte olan kripto varlıkların satış ya da dağıtımının yapabilmesine yönelik Sermaye Piyasası Kurulunca belirleme yapılmasına imkân sağlanmaktadır. Bu nitelikteki kripto varlıkların belirlenmesi aşamasında Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumundan ya da diğer kurum ve kuruluşlardan teknik rapor alınması öngörülmektedir. Bu kripto varlıkların ülkemizde gelişiminin önünün açılması, blokzinciri ekosisteminde uluslararası mukayeseli üstünlük sağlanabilmesi ve liderlik yapılabilmesi için önem arz etmektedir.
Yedinci fıkrada diğer kurum ve kuruluşların diğer mevzuattan kaynaklanan haklarının saklı olduğu belirtilerek araçtan bağımsızlık ilkesine vurgu yapılmaktadır. Bu çerçevede, kripto varlıklar taşıdıkları özelliklere ve vadettikleri haklara göre farklı kurumların görev ve yetki alanlarına girmeleri durumunda bu kurumların görev ve yetkilerinin ilgili kripto varlıklara ilişkin olarak da kullanılabileceği açıkça vurgulanmaktadır. Böylelikle kripto varlıkların ve bunları çıkaranların ülkemizin mer’i mevzuatından bağımsız olmadığı, nitelikleri ve alıcılarına vadettikleri haklara göre muameleye tabi tutulabilecekleri ortaya konmaktadır.
Sekizinci fıkra ile kripto varlıkların çok çeşitli olabildiği dikkate alınarak, mevcut Kanunun bu kripto varlıklardan sermaye piyasası araçlarına özgü haklar sağlayan ya da Sermaye Piyasası Kurulunun satış ve dağıtımına yönelik esasları belirlemesi öngörülen dağıtık defter teknolojisinin veya benzer bir teknolojik altyapının geliştirilmesi suretiyle oluşturulan, değeri bu teknolojiden ayrıştırılamayan nitelikte olan kripto varlıklar ile platformlarda alım satıma konu olan kripto varlıklarla sınırlı olduğu belirtilmektedir. Belirtilenler dışında ekosistem içerisinde yer alabilecek diğer kripto varlık türlerine bu Kanunun uygulanmayacağına açıklık getirilmesi amaçlanmaktadır. Böylelikle ekosistemin gelişimine kısıtlayıcı bir yaklaşımın getirilmemesi öngörülmektedir.
Dokuzuncu fıkra ile kripto varlıklarla yapılan her türlü işleme ilişkin 1567 sayılı Türk Parasının Kıymetini Koruma Hakkında Kanun ve Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karar ile ilgili ikincil mevzuat kapsamında Türk parasının kıymetinin korunması amacıyla düzenleyici ve sınırlayıcı esasların tayin ve tespit edilebileceği belirlenmektedir.
Onuncu fıkra ile sermaye piyasası araçları ile türev araçlara ilişkin finansal sözleşmeleri konu edinen rehin sözleşmelerine benzer şekilde kripto varlıkların da 6750 sayılı Ticari İşlemlerde Taşınır Rehni Kanunundan muaf tutulması amaçlanmaktadır.
-
Değişikliğin gerekçesi
Maddenin birinci fıkrasıyla işlem koşullarının ve sunulacak hizmet şartlarının açık ve belirli olmasını teminen, müşterilerle kripto varlık hizmet sağlayıcılar arasında sözleşme imzalanması zorunlu tutulmakta ve sözleşme unsurlarına ilişkin belirleme yapma yetkisi alınmaktadır. Bankalar ve aracı kurumlar gibi diğer finansal kuruluşlara tanınan uzaktan iletişim araçlarıyla sözleşme ilişkisi kurma imkânı kripto varlık hizmet sağlayıcılara da tanınmaktadır. Fıkrada kripto varlık hizmet sağlayıcıların müşterilere karşı sorumluluğunu ortadan kaldıran veya sınırlandıran her türlü sözleşme şartının geçersiz olduğu düzenlenmekte ve müşterilerin itiraz ve şikayetlerinin çözüleceği dâhili mekanizmalar oluşturulması zorunlu kılınmaktadır. Bunlara ek olarak, 5549 sayılı Suç Gelirlerinin Aklanmasının Önlenmesi Hakkında Kanun ve alt düzenlemeleri çerçevesinde kripto varlık hizmet sağlayıcılar yükümlü olarak belirlendiği için kimlik tespiti yükümlülüğü vurgulanmaktadır.
İkinci fıkra ile platformlarda işlem görecek kripto varlıklarla ilgili esaslar belirlenmektedir. Kripto varlıkların merkeziyetsiz ekosisteminde çok sayıda kripto varlık ihracı gerçekleşmekte ve bunlar dünya üzerindeki platformlarda alım satıma konu edilmektedir. Bu kripto varlıkların bir kısmı ciddi ve tutarlı bir altyapıya sahipken, bir kısmı hane halkının gösterdiği yüksek ilgiden kısa vadede faydalanmayı amaçlamakta, bir kısmı ise doğrudan suiistimal amacını taşıyabilmektedir. Kripto varlıkların merkezi bir otorite tarafından iyi - kötü şeklinde ayrılması mümkün olmayıp, bu şekilde bir yaklaşım kripto varlık ekosisteminin temel felsefesiyle de bağdaşmamaktadır. Kripto varlık alımı yapanlar başarılı olacaklarını öngördükleri varlıkları risk alarak erken aşamada almak istemekte, dolayısıyla platformlarda işlem görecek kripto varlıkların çok kısıtlayıcı bir şekilde belirlenmesi gelecekteki fırsatlara engel olunması olarak algılanabilmektedir. Bu noktada sistem içerisinde bir denge unsuru sağlayabilmek bakımından platformlara nezdlerinde işlem görecek kripto varlıkların belirlenmesine ve bunların işlem görmesinin sonlandırılmasına ilişkin yazılı prosedür oluşturma zorunluluğu getirilmekte ve bu konuda ilave ilke ve esasları düzenleme yetkisi Sermaye Piyasası Kuruluna verilmektedir. Belirlenecek ilke ve esaslarda, Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumunun ve gerekli görülecek diğer kurum ve kuruluşların görüşlerinin de alınması suretiyle teknolojik kriterlere yer verilmesine de imkân sağlanmaktadır.
Fıkrada ilave olarak, bir kripto varlığın platformlarda işlem görmesinin, bunların kamuca tekeffülü anlamı gelmediği vurgulanarak kripto varlık satın alan kişilerin aldıkları risklerle sorumlu olacakları belirtilmektedir.
Üçüncü fıkra ile platformlarda fiyat oluşumu ve piyasa bozucu eylemlerle ilgili hususlar düzenlenmektedir. Kripto varlıklarda fiyat oluşumu konusunda genel kabul görmüş yaklaşımlar ve referans noktaları bulunmamaktadır. Esasen uluslararası çatı kuruluş ya da ülke otoriteleri tarafından hazırlanan raporlarda, kripto varlıkların değerine temel oluşturan unsurların tam belirli olmaması, anonimite ve merkeziyetsizlik gereği şeffaf olmayan mülkiyet bakiyesi dağılımları, işlemlerin gerçekleştiği platformların bir kısmının faaliyet göstermek için düzenlenme seviyesi yetersiz ülkeleri tercih etmeleri gibi sebeplerle kripto varlıklar tanımsal olarak manipülatif kabul edilmektedir. Mukimlik prensibinin geçerli olmayabildiği, merkeziyetsizliğin esas olarak görüldüğü kripto varlık alım satım piyasalarında aynı varlıklar eşanlı olarak birden fazla ülke piyasasında işlem görebilmekte, farklı platformlarda oluşan fiyatlar diğer platform fiyatlarını da etkileyebilmekte, arbitraj amaçlı işlemler yaygın olarak görülmektedir. Bu kapsamda kripto varlıkların bu özellikleri dikkate alınarak yurt dışı piyasalarda da yaygın işlem gören ve fiyatı yurt dışında oluşan kripto varlıklar 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunundaki piyasa bozucu eylemlere yönelik hükümlerin kapsamı dışında tutulmaktadır.
Bununla birlikte, platformlara nezdlerinde gerçekleşen işlemlerin güvenilir, şeffaf, etkin, istikrarlı, adil, dürüst ve rekabetçi bir şekilde gerçekleşmesinin sağlanması yükümlülüğü getirilmektedir. Ayrıca, platformlar piyasa bozucu nitelikte eylem ve işlemlerin tespit edilmesi ve önlenmesi amacıyla gözetim sistemi kurmakla yükümlü kılınmaktadır.
Dördüncü fıkra ile müşteriler ve kripto varlık alım satım platformları arasındaki olası uyuşmazlıkların çözümünde, genel hükümlerin uygulanacağı belirtilmektedir. Kripto varlıklar sermaye piyasası aracı tanımı dışında tutulduğundan, kripto varlıkların Yatırımcı Tazmin Merkezi tarafından yürütülen tazmin hükümleri kapsamı dışında olduğu düzenlenmektedir.
Beşinci fıkra ile platformlarda gerçekleşen tüm transfer işlemlerinin kayıt altına alınmasına yönelik yükümlülük getirilerek, platform nezdindeki hareketler bakımından uluslararası ilkelere uygun şekilde şeffaflık sağlanması amaçlanmaktadır. Bu kapsamda, uluslararası kuruluşlar tarafından belirlenen kurallara uygun olarak kripto varlık transfer işlemlerinde Sermaye Piyasası Kurulu ve Mali Suçları Araştırma Kurulu Başkanlığı tarafından yapılan düzenlemelere uyulması öngörülmektedir.
Altıncı fıkra ile kripto varlıkların saklanması konusundaki temel ilkeler belirlenmektedir. Mevcut durumda ülkemizdeki platformlar nezdinde hesap açan müşterilere cüzdan adreslerinin açık anahtarları verilmekte olup, cüzdandan harcama ve transfer hakkı sağlayan özel anahtarlar platformlarda bulunmaktadır. Dolayısıyla, cüzdan adreslerinin kontrolü platformlarca sağlanmaktadır. Müşteriler tarafından hesaba yatırılan nakit ve kripto varlık tutarları, platformların banka hesaplarına ve kontrolü platformlarda olan cüzdanlara aktarılmaktadır. Aktarılan tutarlar karşılığında platform üzerinde müşteriler adına kaydi TL ve kripto varlık bakiyeleri oluşturulmaktadır. Müşterilerin platforma girecekleri talimatlar suretiyle kripto varlıklarını platform dışındaki kendi kontrollerindeki cüzdanlara aktarmaları mümkün olabilmektedir. Öte yandan kısa süreli fiyat hareketlerinden faydalanmaya çalışan müşteriler soğuk cüzdanlarından alım satım platformlarına varlık aktarılması operasyonel süreçlere ve zamana tabi olduğu için bu yöntemi çok tercih etmemekte, varlıklarını genel olarak platform kontrolündeki cüzdanlarda bırakmaktadır. Varlıkların müşterilerin kendi cüzdanlarında ya da güvenli üçüncü bir tarafta tutulması durumunda suiistimal riskleri azalacaktır. Bu çerçevede, fıkrada müşterilerin varlıklarını kendi cüzdanlarında bulundurmalarının esas olduğu belirtilmektedir. Müşterilerin kendi cüzdanlarında bulundurmayı tercih etmedikleri varlıkların ve nakitlerin ise platformlar dışında nitelikleri belirlenecek üçüncü taraflarca saklanmasının suiistimal riskini azaltacağı değerlendirilerek kripto varlıklara yönelik saklama hizmetinin Sermaye Piyasası Kurulu tarafından yapılacak düzenleme uyarınca yetkilendirilmiş ve Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu tarafından uygun görülen bankalarca veya Sermaye Piyasası Kurulunca belirlenen diğer kuruluşlarca sunulmasına yönelik düzenleme yapılmaktadır.
Yedinci fıkra ile müşteri nakitlerinin ve kripto varlıklarının kripto varlık hizmet sağlayıcıların varlıklarından ayrı olarak tutulmasına yönelik düzenleme yapılmaktadır. Ayrıca, kripto varlık hizmet sağlayıcıların borçları nedeniyle müşterilerin nakit ve kripto varlıklarının haczedilemeyeceği, rehnedilemeyeceği ve üzerlerine ihtiyati tedbir konulamayacağı düzenlenerek, müşteri varlıklarının koruma altına alınması amaçlanmaktadır.
Sekizinci fıkra ile Sermaye Piyasası Kuruluna kripto varlıklara yönelik yatırım danışmanlığı ve portföy yöneticiliği konusunda ilke ve esas belirleme yetkisi verilmektedir.
Dokuzuncu fıkra ile kripto varlık alım satım platformlarının yayın, ilan, reklam ve duyuruları ile her türlü ticari iletişimleriyle ilgili esasları belirleme yetkisi Sermaye Piyasası Kuruluna tanınmaktadır.
Onuncu fıkra ile düzenleme altında olan diğer fınansal kuruluşlara benzer şekilde, kripto varlık hizmet sağlayıcılara icra edecekleri faaliyetleri gösterir yetki belgesi verilmesi düzenlenmektedir.
-
Değişikliğin gerekçesi
Kripto varlık hizmet sağlayıcıların bankalar nezdinde tutulmakta olan müşteri nakitlerinin, hizmet sağlayıcıların malvarlığından ayrı izlenmesi amaçlanmaktadır. Kanunun 46 ncı maddesinde bankalar nezdinde tutulan müşteri nakitleriyle ilgili usul ve esaslarda da müşterilerin haklarını güçlendirme amaçlı değişiklik yapılması öngörülerek maddeye iki fıkra eklenmekte ve söz konusu fıkralarda bankalar nezdinde tutulmakta olan müşterilere ait nakitlerin, yatırım kuruluşlarının malvarlığından ayrı izlenmesine yasal altyapı kazandırılması ve Sermaye Piyasası Kurulu tarafından bu hesapların izlenebilir hâle gelmesi hedeflenmektedir.
-
Değişikliğin gerekçesi
Kripto varlık hizmet sağlayıcıların bankalar nezdinde tutulmakta olan müşteri nakitlerinin, hizmet sağlayıcıların malvarlığından ayrı izlenmesi amaçlanmaktadır. Kanunun 46 ncı maddesinde bankalar nezdinde tutulan müşteri nakitleriyle ilgili usul ve esaslarda da müşterilerin haklarını güçlendirme amaçlı değişiklik yapılması öngörülerek maddeye iki fıkra eklenmekte ve söz konusu fıkralarda bankalar nezdinde tutulmakta olan müşterilere ait nakitlerin, yatırım kuruluşlarının malvarlığından ayrı izlenmesine yasal altyapı kazandırılması ve Sermaye Piyasası Kurulu tarafından bu hesapların izlenebilir hâle gelmesi hedeflenmektedir.
-
Eski ifade
Kurulun başvurusu üzerine Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu, ilgili internet sitesine erişimi engellerYeni ifadeinternet aracılığıyla yapılan yayınlarla ilgili olarak içeriğin çıkarılmasına ve/veya erişimin engellenmesine Kurul tarafından karar verilir. Karar uygulanmak üzere Erişim Sağlayıcıları Birliğine gönderilirDeğişikliğin gerekçesi
Madde ile izinsiz sermaye piyasası faaliyetlerinin, internet aracılığı ile yürütüldüğünün tespit edilmesi hâlinde uygulanacak tedbirlerde değişiklik yapılmaktadır. 13/10/2022 tarihli ve 7418 sayılı Kanunun 32 nci maddesiyle 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi Ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanunun 8 inci maddesinin dördüncü fıkrasında değişiklik yapılarak, gelişen teknoloji ile birlikte, internet ortamında işlenen suça konu yayınların içerik veya yer sağlayıcısının belirlenmesinde yaşanan sorunlar nedeniyle içeriğin çıkarılması ve/veya erişimin engellenmesi kararı verilebilecek suçlarda, yurt içi-yurt dışı ayrımının kaldırılmış olmasına uygun olarak, izinsiz sermaye piyasası faaliyetlerinin internet aracılığıyla yürütülmesinde de yurt içi-yurt dışı ayrımı kaldırılmaktadır. Uygulanacak tedbirlere, teknolojik gelişmeler dikkate alındığında erişiminin engellenmesi tedbirinin her durumda uygulanamaması sebebiyle içeriğin çıkarılması tedbiri de eklenmektedir. Ayrıca, sermaye piyasası mevzuatı çerçevesinde karar alma yetkisi Sermaye Piyasası Kurulunda olduğundan erişimin engellenmesi ve içeriğin çıkarılması kararlarının Sermaye Piyasası Kurulu tarafından alınması ve uygulanmak üzere Erişim Sağlayıcıları Birliğine bildirilmesi şeklinde değişiklik yapılmaktadır. Kurulun tüm kararlarına karşı idari yargı yolu açık olduğundan, erişimin engellenmesi ve/veya içeriğin çıkarılması kararlarına karşı yargı yolu da açıktır.
-
Değişikliğin gerekçesi
Madde ile kripto varlık hizmet sağlayıcıların hukuka aykırı faaliyet ve işlemlerinde uygulanacak tedbirler için Kanunun 96 ncı maddesi; izinsiz kripto varlık hizmet sağlayıcılığı faaliyetinde uygulanacak tedbirler için Kanunun 99 uncu maddesi; izinsiz kripto varlık hizmet sağlayıcılığı faaliyetinde bulunanların ilan, reklam ve açıklamalarına ilişkin olarak Kanunun 100 üncü maddesinin birinci fıkrası hükümlerinin uygulanacağı düzenlenerek bahsi geçen işlemlere yönelik tedbirler getirilmektedir. Maddede ilave olarak, kripto varlık hizmet sağlayıcıların faaliyetlerinden kaynaklanan nakit ödeme ve kripto varlık teslim yükümlülüklerinin yerine getirilememesi ile Kurulca belirlenen esaslara ya da yasaklara aykırı olarak internet üzerinden ilan, reklam ve duyuru yapıldığına ilişkin bilgi edinilmesi hâllerinde uygulanacak tedbirlere yer verilmektedir. İlaveten, Kurulca belirlenen esaslara aykırı olarak kripto varlıklara yönelik yatırım danışmanlığı ve/veya portföy yöneticiliği yapılması ve yurt dışında yerleşik platformlar tarafından Türkiye’de yerleşik kişilere yönelik faaliyette bulunulması durumunda uygulanacak tedbirlerin düzenlenmesi amaçlanmıştır.
-
Değişikliğin gerekçesi
Madde ile platformlar nezdinde gerçekleştirilecek denetim faaliyetlerine yönelik yetki Sermaye Piyasası Kuruluna tanınmaktadır. Ayrıca, kripto varlıkların niteliklerinin ve platformların yürüttüğü faaliyetlerin teknoloji yoğun olması sebebiyle denetimlere bakanlıklara bağlı, ilgili, ilişkili kurum ve kuruluşlar ile diğer kamu kurumlarından personelin de (Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu personeli gibi) katılımının sağlanması amaçlanmaktadır.
İkinci fıkra ile kripto varlık hizmet sağlayıcıların mali yapıları ve bilgi sistemleri konularındaki bağımsız denetim esaslarının belirlenmesi konusunda Sermaye Piyasası Kuruluna yetki tanınmaktadır.
Hizmet sağlayıcıların mali durumlarının yanı sıra faaliyetlerini yürütmekte oldukları teknolojik altyapı ve sistemlerin sağlıklı bir şekilde işlemesinin sağlanması amacıyla bilgi sistemleri denetimine ilişkin esasların Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu ve gerekli görülen diğer kurum ve kuruluşların görüşleri çerçevesinde belirleneceği düzenlenmektedir. Söz konusu denetimlere kamu personelinin de izleyici sıfatıyla katılımına yönelik esaslar belirlenmekte olup, böylece yeni gelişen bu alandaki bilgi ve tecrübe birikiminin pekişmesi amaçlanmaktadır.
Üçüncü fıkra ile kripto varlık hizmet sağlayıcıların hukuka aykırı faaliyetleri neticesinde yükümlülüklerini yerine getirememeleri hâlinde sorumlu oldukları; platform yönetim kurulu üyelerinin de kusurlarına ve durumun gereklerine göre sorumlu tutulacakları ve şahsi sorumluluk kapsamında zimmet hükümlerine tabi olacakları hususu belirtilmektedir.
Dördüncü fıkrada siber saldırı, bilgi güvenliği ihlali gibi fiillerden kripto varlık hizmet sağlayıcıların 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 71 inci maddesi kapsamında sorumlu oldukları;
platform yönetim kurulu üyelerinin de kusurlarına ve durumun gereklerine göre sorumlu tutulacakları ve şahsi sorumluluk kapsamında zimmet hükümlerine tabi olacakları hususu belirtilmektedir. Ancak, hizmet sağlayıcıların kusuru olmaksızın sunulan hizmetlerde yaşanan kesintilerden kaynaklanan, geçici bir süre emir iletilememesi ya da işlem/transfer yapılamaması gibi durumlar kapsam dışında bırakılmaktadır.
Beşinci fıkrada kripto varlık hizmet sağlayıcılara idari para cezası verilebilmesine yönelik düzenleme yapılmaktadır. Kripto varlık hizmet sağlayıcılarının Kanunda atıf yapılan hükümler dışında Kanunun diğer hükümlerine tabi olmayacağı 35/B maddesinin beşinci fıkrasında düzenlendiğinden idari para cezalarının ne şekilde tesis edileceğine açıklık getirilmesi amaçlanmaktadır.
Altıncı fıkra ile Kanunun 111, 112, 113 ve 115 inci maddelerine atıf yapılarak “bilgi, belge vermeme, denetimin engellenmesi suçu”, “yasal defterlerde, muhasebe kayıtlarında, finansal raporlarda usulsüzlük suçu”, “denetimde talep edilen bilgiler hakkında sır saklama yükümlülüklerine uyulmaması suçu” kripto varlık hizmet sağlayıcılar bakımından da öngörülmekte, 115 inci maddeye yapılan atıfla savcılıklara yazılı başvuru ve soruşturma usullerine açıklık getirilmesi amaçlanmaktadır. Ayrıca, sermaye piyasası araçlarına özgü haklar sağlayan kripto varlıklar dışında Kurulca esasları belirlenmesi öngörülen kripto varlıkların Kanuna ve ilgili düzenlemelere aykırı şekilde satış ve dağıtımının yapılması halinde Kanunun 91 ve 92 nci madde hükümlerinde öngörülen tedbirlerin uygulanabilmesi ve söz konusu aykırılıklarda Kanunun 109 uncu maddesinde öngörülen yaptırımların uygulanması amacıyla düzenleme yapılmaktadır.
Yedinci fıkra ile nakit ve kripto varlıklara ilişkin tedbir, haciz gibi idari ve adli taleplerin yerine getirilmesinde yaşanabilecek belirsizliği önlemek amacıyla, bu işlemlerin kripto varlık hizmet sağlayıcılar tarafından yerine getirilmesi düzenlenmektedir. Düzenleme ile müşterilere ait nakit ve kripto varlıklara ilişkin tedbir, haciz ve benzeri her türlü idari ve adli taleplerin münhasıran kripto varlık hizmet sağlayıcıları tarafından yerine getirilmesi, bu varlıkların bilişim sistemleri vasıtasıyla sorgulanması ve elektronik ortamda haczinin 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunun 78 inci maddesinin uygulanması suretiyle gerçekleştirmesi amaçlanmaktadır. Bilindiği gibi, borçlusu tarafından süresinde ödenmeyen alacakların Devlet eliyle takip ve tahsil edilerek alacaklısına ödenmesine ilişkin genel icra hukuku uygulamasını 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu düzenlemektedir. Özel bazı alacakların takibi ise 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun kapsamında yapılmaktadır. 6183 sayılı Kanunun “Kanunun şümulü” başlıklı 1 inci maddesi hükmünden de anlaşılacağı üzere; Devlete, il özel idarelerine veya belediyelerin vergi, resim, harç, ceza tahkik ve takiplerine ait muhakeme masrafı, vergi cezası, para cezası gibi asli, gecikme zammı, faiz gibi fer’i amme alacakları ile akitten, haksız fiil ve haksız iktisaptan doğanlar dışında kalan ve amme hizmetleri tatbikatından mütevellit olan diğer alacakları 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre takip edilmektedir. Bu itibarla, 6183 sayılı Kanun hükümleri uygulanmak suretiyle alacaklarını takip edecek idareler tarafından da, nakit ve kripto varlıkların bilişim sistemleri vasıtasıyla sorgulanması ve elektronik ortamda haczedilebilmesinin sağlanması amaçlanmaktadır. Ayrıca, nakit ve kripto varlıklara adli makamlarca el konulması hâlinde, el konulan varlıkların cüzdanlarda muhafazasının ne şekilde yapılacağına açıklık getirilmesi amaçlanmaktadır.
-
Eski ifade
Bilgi suistimali ve piyasa dolandırıcılığı incelemelerinde uygulanacak tedbirlerDeğişikliğin gerekçesi
Madde ile Kanunda yer alan bilgi suiistimali ve piyasa dolandırıcılığı incelemelerinde uygulanacak tedbirlerin piyasa bozucu eylemler için de uygulanabilmesi ve Kanunun 104, 106 ve 107 nci maddelerinde yer alan fiiller için yürütülecek denetimlerde, internet ve sosyal medyanın vasıta olarak kullanıldığının anlaşılması durumunda, söz konusu internet sitesine erişimin engellenmesinin ve/ veya sosyal medya içeriğinin çıkarılmasının sağlanması, bu yolla yatırımcıların hak ve menfaatlerinin korunması amaçlanmaktadır.
-
Değişikliğin gerekçesi
Madde ile 6362 sayılı Kanunun 103 üncü maddesinin birinci fıkrasında değişikliğe gidilerek aykırılıkların tespitinde ve uygulanacak yaptırımlarda dikkate alınacak finansal tablolar belirtilmekte, ceza üst sınırının tespitinde esas alınacak brüt satış hasılatı ile vergi öncesi kârın belirlenmesine ilişkin usul ve esasları düzenleme yetkisi Sermaye Piyasası Kuruluna tanınmaktadır.
Öte yandan, maddeye eklenen fıkra ile, hakkında idari para cezası tesis edilecek ilgili kişinin gider kalemlerinin taraflar arasında serbestçe belirlenebildiği ve tesis edilecek idari para cezaları ya da örtülü kazanç olarak aktarılan tutar ile herhangi bir illiyet bağının bulunmadığı göz önünde bulundurularak, söz konusu gider kalemlerinin 6362 sayılı Kanunun 103 ve 104 üncü maddelerinde belirtilen menfaat hesaplamalarında dikkate alınmaması ile menfaat hesabında kârın realize edilip edilmediğine bakılmadığı hususunun mevzuatta netleştirilmesi amaçlanmaktadır. Bu şekilde idari para cezaları ya da örtülü kazanç olarak aktarılan tutara ilişkin menfaat hesaplamaları daha kolay ve hızlı yapılabilecek ve incelemelerin hızlı sonuçlanması caydırıcılığı artıracaktır.
-
Değişikliğin gerekçesi
Madde ile 6362 sayılı Kanunun 103 üncü maddesinin birinci fıkrasında değişikliğe gidilerek aykırılıkların tespitinde ve uygulanacak yaptırımlarda dikkate alınacak finansal tablolar belirtilmekte, ceza üst sınırının tespitinde esas alınacak brüt satış hasılatı ile vergi öncesi kârın belirlenmesine ilişkin usul ve esasları düzenleme yetkisi Sermaye Piyasası Kuruluna tanınmaktadır.
Öte yandan, maddeye eklenen fıkra ile, hakkında idari para cezası tesis edilecek ilgili kişinin gider kalemlerinin taraflar arasında serbestçe belirlenebildiği ve tesis edilecek idari para cezaları ya da örtülü kazanç olarak aktarılan tutar ile herhangi bir illiyet bağının bulunmadığı göz önünde bulundurularak, söz konusu gider kalemlerinin 6362 sayılı Kanunun 103 ve 104 üncü maddelerinde belirtilen menfaat hesaplamalarında dikkate alınmaması ile menfaat hesabında kârın realize edilip edilmediğine bakılmadığı hususunun mevzuatta netleştirilmesi amaçlanmaktadır. Bu şekilde idari para cezaları ya da örtülü kazanç olarak aktarılan tutara ilişkin menfaat hesaplamaları daha kolay ve hızlı yapılabilecek ve incelemelerin hızlı sonuçlanması caydırıcılığı artıracaktır.
-
Değişikliğin gerekçesi
Madde ile, izinsiz faaliyetlerin engellenmesi amacıyla, Sermaye Piyasası Kurulundan izin almaksızın kripto varlık hizmet sağlayıcısı olarak faaliyet yürütenlere ceza öngörülmektedir.
-
Değişikliğin gerekçesi
Madde ile, 19/10/2005 tarihli ve 5411 sayılı Bankacılık Kanununda öngörülen zimmet hükümleri esas alınarak görevi nedeniyle kendisine tevdi edilmiş olan veya koruma, saklama ve gözetimiyle yükümlü olduğu para veya para yerine geçen evrak veya senetleri, diğer malları veya kripto varlıkları kendisinin ya da başkasının zimmetine geçiren kripto varlık hizmet sağlayıcı yönetim kurulu başkan ve üyeleri ile diğer mensuplarına ceza öngörülerek, müşteri varlıklarına yönelik usulsüz işlemlerin önüne geçilmesi amaçlanmaktadır. Kripto varlıkların müşterilerin kendi cüzdanlarında değil, hizmet sağlayıcılarda tutulması halinde kötü niyetli hareket edildiğinde izinin takip edilmesi ve yatırımcıların korunması için gerekli işlemlerin yapılması oldukça güçtür. Bu konuda dünyada bilinen ilk olumsuz örnek Japonya’da 2014 yılında MT.GOX platformunda yaşanmış olup, o tarih itibariyle 450 milyon ABD doları değerli kripto varlıklar suiistimale uğramıştır. Yakın dönemde ABD’de FTX isimli platform müşterilere ait kripto varlıkları kendilerinden habersiz olarak çeşitli işlemlerde kullanması ve zarar etmesi sonucu müşterilerine karşı olan yükümlülüklerini yerine getiremez duruma düşmüştür.
İlk anda hesaplanan zarar 10 milyar ABD doları olup, ABD yargısında davalar devam etmektedir.
Ülkemizde de Thodex vakası olmuş, platform müşterilerine karşı olan kripto varlık yükümlülüklerini yerine getirememiş, platformun kurucu ortağı yurtdışına firar etmiş ve mağduriyetlere sebep olmuştur.
Bu kapsamda kripto varlıkların kendine özgü yapısı sebebiyle işlemlerin geri döndürülemez nitelikte olması ve varlıkların takibinde yaşanan zorluklar dikkate alınarak madde ile cezai hükümler diğer finansal kurumlara göre daha ağır tutulmuştur.
-
Değişikliğin gerekçesi
Madde ile, zimmet suçunu işleyenlerin şahsi sorumluluklarına gidilerek Sermaye Piyasası Kurulunun talebi üzerine müşterilere verdikleri zararla sınırlı olarak bunların doğrudan şahsen iflaslarına mahkemece karar verilebileceği düzenlenmektedir.
-
Değişikliğin gerekçesi
Madde ile, zimmet suçunun niteliği ve neden olabileceği mağduriyetler dikkate alınarak hâlihazırda Kanunda bulunan soruşturma usullerinden farklı özel bir soruşturma usulüne tabi olması sağlanmaktadır.
-
Değişikliğin gerekçesi
Madde ile Kanunun 130 uncu maddesine eklenecek yeni beşinci fıkra ile kripto varlık alım satım platformlarının gelirlerinden Sermaye Piyasası Kuruluna ve Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumuna ödenecek pay düzenlenmektedir. Söz konusu fıkrada Kurulun borsa gelirlerinden pay almasına ilişkin Kanun hükmünün 27/3/2015 tarihli ve 6637 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 12 nci maddesi ile değiştirilmeden önceki hâli esas alınmaktadır.
-
Değişikliğin gerekçesi
Madde ile, Kanunun yürürlüğe girmesi ile birlikte kripto varlık hizmet sağlayıcıların yetkilendirilme süreçleri ve başvuru süreleri, süresi içerisinde başvurmayan kuruluşlar hakkında uygulanacak hükümler ile ikincil düzenlemenin yürürlüğüne yönelik geçiş hükümleri düzenlenmektedir.
-
26/6/2024 tarihli ve 7518 sayılı Kanunun 6 ncı maddesi ile bu fıkraya “sermaye piyasalarında faaliyet gösteren kurumlardan Kurulca uygun görülenler” ibaresinden sonra gelmek üzere “ile kitle fonlama platformları ve kripto varlık hizmet sağlayıcıları” ibaresi eklenmiştir.
Değişikliğin gerekçesi
Maddeyle kitle fonlama platformlarının ve kripto varlık hizmet sağlayıcıların Türkiye Sermaye Piyasaları Birliğine üye olmaları zorunlu tutularak, bir meslek kuruluşu bünyesinde temsil edilmeleri ve böylelikle sektörle tek bir ortak nokta üzerinden iletişim kurulabilmesi sağlanmaktadır.
Ayrıca, sektörlerin kendi öz disiplinini sağlamasında Türkiye Sermaye Piyasaları Birliğinin öz düzenleyici fonksiyonundan yararlanılması amaçlanmaktadır.
-
-
15 Nisan 2021
-
Değişikliğin gerekçesi
Uzun yıllar boyunca işlem yapılmayan yatırım hesapları bir taraftan kaynakların piyasa dışında atıl kalmasına sebep olurken diğer taraftan yatırım kuruluşları için operasyonel zorlukları ve ek maliyetleri beraberinde getirmektedir. Bu hesapların YTM’ye emaneten devredilerek mülkiyet hakkının güvence altına alınması makul bir gerekçe olarak karşımıza çıkmaktadır. Bununla birlikte, sermaye piyasasında yatırımcı hesaplarının zamanaşımına uğratılması uygulaması hem Anayasada düzenlenen mülkiyet hakkını hem de sermaye piyasalarının özünde yatan uzun vadeli yatırım felsefesini zedelemekte, bunun bir sonucu olarak yatırımcıların sermaye piyasalarına olan güveni sekteye uğramaktadır. Bu doğrultuda, dünyadaki gelişmiş ülke uygulamaları da dikkate alınarak yatırımcı menfaati ile sektörel/kamusal fayda arasında bir denge kurulması gerekmektedir. Maddeyle, zamanaşımı nedeniyle Yatırımcı Tazmin Merkezi’ne devredilen alacak ve emanetlerin, hak sahiplerine talepleri durumunda iade edilmesi amaçlanmaktadır.
Diğer taraftan, yatırım fonu ve değişken sermayeli yatırım ortaklıklarının tasfiyesi sonrasında kalan bakiyeler bakımından, değiştirilmesi öngörülen fıkra hükmü yatırımcıların hesaplarındaki yatırım fonlarını işaret ettiğine dair farklı yorumlara neden olabildiği görülmektedir. Ancak, yatırım fonu ve değişken sermayeli yatırım ortaklıklarının tasfiyesinde kalan bakiyelerin yine yatırımcıların hesaplarına aktarıldığı ve pratikte artık yatırım fonu ve değişken sermayeli yatırım ortaklıklarının tasfiyesi işleminin yapılmadığı bunun yerine başka bir fonla birleştirme işlemi yapıldığı dikkate alındığında maddede yer alan ifadelere ihtiyaç bulunmadığı değerlendirilmektedir. Bu nedenle maddenin sadeleştirilmesi ve yanlış anlamaları engellemek amacıyla madde içerisindeki “yatırım fonu ve değişken sermayeli yatırım ortaklıkları için ise tasfiye tarihinden” ibaresinin madde metninden çıkarılması öngörülmektedir.
-
-
4 Mart 2021
-
Eski ifade
ve finansmanYeni ifade, finansman şirketleri ve tasarruf finansmanDeğişikliğin gerekçesi
Madde ile, yeni bir finansal kuruluş türü olarak Tasarruf Finansman Şirketlerinin 6361 sayılı Kanun kapsamında düzenlenmesi doğrultusunda mevzuatta buna ilişkin uyum düzenlemeleri yapılmaktadır.
-
-
18 Haziran 2020
-
Değişikliğin gerekçesi
Madde ile, 6361 sayılı Kanun kapsamındaki finansman şirketleri ile müşteriler arasındaki sözleşmelerin şekli düzenlenmektedir. Bu kapsamda, sözleşmelerin yazılı olarak veya uzaktan iletişim araçlarıyla mesafeli olarak ya da mesafeli olsun olmasın Kurulun yazılı şeklin yerine geçebileceğini belirlediği ve bir bilişim veya elektronik haberleşme cihazı üzerinden gerçekleştirilecek ve müşteri kimliğinin doğrulanmasına imkân verecek yöntemler yoluyla kurulabilmesi öngörülmektedir.
Böylelikle, söz konusu şirketler ile müşteriler arasındaki sözleşme ilişkisinin uzaktan iletişim araçları vasıtasıyla mesafeli olarak da kurulabilmesinin ve fiziki belge ve ıslak imza kullanılmadan Kurulun yazılı şeklin yerine geçeceğini belirlediği günün teknolojisine uygun diğer yöntemlerin de kullanılabilmesinin önünün açılması amaçlanmaktadır.
-
Eski ifade
Mali sorumluluk sınırlarına ve çalışanlara ilişkin esaslarDeğişikliğin gerekçesi
Madde ile, 6361 sayılı Kanun kapsamındaki finansman şirketleri ile müşteriler arasındaki sözleşmelerin şekli düzenlenmektedir. Bu kapsamda, sözleşmelerin yazılı olarak veya uzaktan iletişim araçlarıyla mesafeli olarak ya da mesafeli olsun olmasın Kurulun yazılı şeklin yerine geçebileceğini belirlediği ve bir bilişim veya elektronik haberleşme cihazı üzerinden gerçekleştirilecek ve müşteri kimliğinin doğrulanmasına imkân verecek yöntemler yoluyla kurulabilmesi öngörülmektedir.
Böylelikle, söz konusu şirketler ile müşteriler arasındaki sözleşme ilişkisinin uzaktan iletişim araçları vasıtasıyla mesafeli olarak da kurulabilmesinin ve fiziki belge ve ıslak imza kullanılmadan Kurulun yazılı şeklin yerine geçeceğini belirlediği günün teknolojisine uygun diğer yöntemlerin de kullanılabilmesinin önünün açılması amaçlanmaktadır.
-
-
20 Şubat 2020
-
Değişikliğin gerekçesi
Madde ile, 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanununun 23 üncü maddesinde sayılan önemli nitelikte işlem örneklerinde sadeleşmeye gidilmesi ve önemli nitelikteki işlemlerin tespitinde dikkate alınacak temel kriterler belirlenmesi ve Sermaye Piyasası Kuruluna halka açık şirketlerin niteliğine göre farklı usuller belirleme yetkisi tanınması amaçlanmaktadır.
-
Değişikliğin gerekçesi
Madde ile, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun anonim şirketlerde genel kurul kararları aleyhine iptal davası açılmasına ilişkin 446 ncı maddesindeki ifadeler ile 6362 sayılı Kanunun 24 üncü maddesinin birinci fıkrasının uyumlu hale getirilmesi öngörülmektedir. Ayrıca, söz konusu fıkrada yapılması öngörülen değişiklikle halka açık ortaklıklardan ayrılma hakkının kullanılmasında tüm dünyada benimsenen adil fiyat esasına geçilmesi ve İtalyan Hukukunda 2004 yılında yapılan reform örnek alınarak ortaklık tarafından satın alınmadan önce rüçhan hakkına veya önalım hakkına benzer şekilde ilk olarak pay sahiplerine önerilme hakkının tanınmasına imkan sağlanması amaçlanmaktadır.
Bu kapsamda ortaklıklara seçim hakkı verilmesi veya bunun zorunlu tutulması hususunda Sermaye Piyasası Kuruluna inisiyatif bırakılması için daha esnek bir düzenleme şekli öngörülmektedir.
6362 sayılı Kanunun 24 üncü maddesinin ikinci fıkrasında yapılması öngörülen değişiklikle, pay sahibinin genel kurulda oy kullanmasının haksız şekilde engellenmesi halinde de muhalif kalma ve muhalefetini tutanağa kaydettirme şartı aranmaksızın ayrılma hakkından faydalanabilmesi öngörülmektedir.
Ayrıca, muafiyetlere ilişkin fıkranın kapsamı genişletilerek, ayrılma hakkına ilişkin olarak ortaklığın niteliğine göre istisna öngörebilme yetkisinin yanı sıra İtalyan Hukukunda olduğu gibi kurtarma amaçlı birleşmeler, ayrılma hakkının kullanılması halinde sermaye kaybı veya borca batıklık belirtilerinin başlaması gibi bazı hususlarda ortaklık bazında, başvuru üzerine muafiyet hali öngörülebilmesine imkan sağlanması ve ayrılma hakkını tetikleyen hallerin farklılaştırılabilmesi için farklı ortaklıklar bazında farklı esasların uygulanabilmesinin önünün açılması amaçlanmaktadır.
-
Değişikliğin gerekçesi
Madde ile 6362 sayılı Kanuna eklenmesi öngörülen 31/A maddesiyle, borçlanma aracı sahipleri kurulu müessesesinin oluşturulması amaçlanmaktadır. Böylelikle yatırımcıların değişen koşullara göre toplu bir şekilde hareket edebilmesine ve ihraççılar ile yatırımcıların borçlanma araçlarının hüküm ve şartlarının değişmesi yönünde mutabakata varabilmesine imkan sağlanmaktadır. Ayrıca, borçlanma araçlarının ödenmesinde temerrüde düşülmesi halinde yatırımcılar ve ihraççının yeniden yapılandırma konusunda mutabakata varmaları halinde, yeniden yapılandırmanın uygulanabilirliğinin sağlanabilmesi amacıyla daha önce başlatılmış takiplerin durması, zamanaşımı ve hak düşürücü sürelerin işlememesi ve borçlanma araçlarının ifasıyla takiplerin düşmesi amaçlanmaktadır.
-
Değişikliğin gerekçesi
Madde ile, 6362 sayılı Kanuna eklenmesi öngörülen 31/B maddesiyle yurt dışında sermaye piyasalarında geniş bir uygulama alanı bulan “Teminat Yöneticisi-Trust-Yed-i Emin” kurumunun Türk sermaye piyasasına kazandırılması ve buna ilişkin genel esasların belirlenmesi amaçlanmaktadır.
Mevcut uygulamada borçlu tahvil ihraç ederken, tahvillerin geri ödenmesini teminaten rehin tesis etmesi mümkündür, ancak tahvillerin ödenmemesi durumunda, rehinli varlıkların paraya çevrilmesi ve hak sahiplerine ödenmesi, hem uzun zaman almakta hem de tahvil sahiplerinin tam olarak alacaklarını alamamasına neden olmaktadır. Getirilmesi önerilen düzenleme ile mevcut uygulamadan farklı olarak tahvil sahiplerinin alacaklarının hızlı bir şekilde tahsiline imkân verilmesi öngörülmektedir.
Tahvil sahiplerine bu imkânın verilmesi, tahvil ihraççısının da daha kolay ve düşük faizle borç temin edebilmesine yardımcı olacaktır.
Bu kapsamda teminat yöneticisinin yükümlülüğü teminat alınan varlığın ve teminatın niteliğine göre farklılık arz edebildiğinden söz konusu düzenlemede yer verilen yükümlülüklerin, teminatın mahiyetine uygun düştüğü ölçüde yerine getirilmesi ve teminat yönetim sözleşmesine aykırılık durumunda Sermaye Piyasası Kurulu tarafından alınabilecek tedbirlere ilişkin düzenlemeler ile teminata konu varlıkların amaç dışı kullanımının ağır cezai yaptırıma bağlanması öngörülmektedir. Teminat yöneticisine satış yetkisi verilmesi, teminat varlıklarının teminat yöneticisinin mal varlığından ayrı izlenmesi esasları ile yatırımcılarının daha etkin bir şekilde korunması amaçlanmakta olup, ihraççının merkezinin bulunduğu yerde yapılacak tescil de aleniyeti sağlayacaktır.
MADDE 30- Dünya uygulamalarında kitle fonlaması yöntemleri, fon temin eden destekçilere vaat edilen unsurlar kapsamında sınıflandırılmaktadır. Bağış/yardım, ödül, borç verme ve sermaye modelleri olmak üzere temelde dört farklı finansman yöntemi bulunmaktadır. İlk iki model olan bağış/ yardım ve ödül modellerinde, fon sağlayan destekçiler ile bu fonu kullanacak olan taraflar arasında herhangi bir ortaklık veya borç ilişkisi oluşmamaktadır. Bağış/yardım modelinde karşılık olarak herhangi bir şey beklenmemekle beraber, ödül modelinde ise finansmanı kullanan projesinin başarıya ulaşması sonrasında fon temin edenlere bir takım ödüller veya üretimi gerçekleştirilecek bir ürünü iskontolu ya da ücretsiz satın alma fırsatı vaat edebilmektedir. Diğer iki yöntem ise yatırım esaslı olarak değerlendirilmekte olup, fon sağlayan bireyler borç verme modelinde borç veren konumunda iken, sermaye modelinde ise ortak konumunda bulunmaktadır.
Uluslararası uygulamalarda kamu otoritesi tarafından pay ve borçlanmaya dayalı modelin düzenlendiği, diğer modellerin ise düzenlemeye tabi tutulmadığı görülmektedir. Bu çerçevede, 6362 sayılı Kanunun 35/A maddesinin birinci fıkrasında yapılması öngörülen düzenlemeyle ülkemizde de benzer şekilde düzenlenecek alana esneklik getirmek amacıyla Sermaye Piyasası Kuruluna yetki verilmesi amaçlanmaktadır.
Ayrıca payları kayden izlenen girişim şirketlerinin genel kurullarını elektronik olarak yapmalarına imkân tanınması öngörülmektedir.
6362 sayılı Kanunun 35/A maddesine eklenmesi öngörülen fıkrayla ise kitle fonlaması işlemlerine ilişkin olarak hazırlanan bilgi formuyla ilgili sorumluluk hususuna açıklık getirilmesi amaçlanmaktadır.
-
Değişikliğin gerekçesi
Madde ile, 6362 sayılı Kanunun 38 inci maddesinin birinci fıkrasında yapılması öngörülen değişiklikle yatırım kuruluşlarının proje finansmanı konusunda faaliyette bulunması ve bu amaçla kredi verebilmelerine ya da proje finansman fonları kurabilmelerine imkan verilmesi ve böylece sermaye piyasasının gelişimine katkı sağlanması amaçlanmaktadır.
-
Değişikliğin gerekçesi
Madde ile, 6362 sayılı Kanunun 52 nci maddesinde yapılması öngörülen değişiklikle tüzel kişiliği bulunmayan yatırım fonlarının tapu, ticaret sicili ve diğer resmi sicillerde tescil, değişiklik, terkin ve düzeltme talepleri dâhil olmak üzere her türlü sicil işlemlerinde tüzel kişiliği haiz addolunmaları öngörülerek, Gayrimenkul Yatırım Fonlarının tescil dışındaki diğer tapu işlemlerinde ve Girişim Sermayesi Yatırım Fonlarının ortağı olacakları limited ve anonim şirketlerin kuruluş, sermaye artırımı veya pay devri işlemleri dâhil her tür ticaret sicili işlemlerinde yaşadıkları problemlerin önüne geçilmesi amaçlanmaktadır. Ayrıca yatırım fonlarının tapu işlemlerinin, kurucu portföy yönetim şirketleri ve portföy saklayıcıları adına, bu kuruluşları temsil eden birer yetkilinin müşterek imzalarıyla gerçekleştirilmesi öngörülmektedir.
-
Değişikliğin gerekçesi
Madde ile, 6362 sayılı Kanunun 58 inci maddesinde yapılması öngörülen değişiklikle tüzel kişiliği bulunmayan konut finansmanı fonlarının ve varlık finansmanı fonlarının tapu ve ticaret sicili dâhil diğer resmi sicillerde tescil, terkin ve benzeri işlemlerde tüzel kişiliği haiz addolunmaları amaçlanmaktadır. Ayrıca konut ve varlık finansmanı fonlarının tapu işlemlerinin, fon kurucusu ve fon kurulunu temsil eden birer yetkilinin müşterek imzalarıyla gerçekleştirilmesi öngörülmektedir.
-
Değişikliğin gerekçesi
6362 sayılı Kanuna eklenmesi öngörülen 61/B maddesiyle proje finansmanı, proje finansman fonu ve projeye dayalı menkul kıymet hususlarının düzenlenmesi amaçlanmaktadır.
Altyapı yatırımlarının finansmanı gibi büyük projelere ilişkin krediler, büyük hacimli, uzun vadeli olması açısından, menkul kıymetleştirmek için idealdir. Bu projelerin nakit akışlarına dayalı menkul kıymet ihraç edilerek proje yüklenicilerin riskinden olabildiğince bağımsız bir ürün ortaya çıkarılacaktır. Belirli bir alt yapı projesinin finansmanı amacıyla ihraç edilen “Projeye Dayalı Menkul Kıymet” yoluyla projenin beklenen geliri, faiz ve anapara ödemeleri için kullanılacaktır. Projeye dayalı menkul kıymeti tahvilden ayıran temel özellik, ilgili projenin gelirlerinin projeye dayalı menkul kıymet faiz ve anapara ödemelerine tahsis edilmesi ve yatırımcıların ihraççının genel riskine olabildiğince az maruz kalmasıdır. Finansman, ihraççıya değil, projeye verilecektir. Madde metninde ayrıca proje finansmanı fonunun, üçüncü kişilerden gelecek taleplere karşı korunmasına yönelik tedbirlere de yer verilmesi öngörülmektedir.
Kurulması planlanan Projeye Dayalı Menkul Kıymet yapısı ile kurucunun ve fon kullanıcının riskinden bağımsız olarak projelere yatırım yapılabilmesi ve projelerinin gelirlerinin proje finansman fonuna aktarılması ile yatırımcıların gelir beklentilerinin netleşmesi, yabancı yatırımların ülkemize gelişine katkı sağlanması ve özellikle kamu projelerinin uzun vadeli finansmanının sağlanması hedeflenmektedir.
-
Değişikliğin gerekçesi
Madde ile, 6362 sayılı Kanunun 103 üncü maddesinin birinci fıkrasında yapılması öngörülen değişiklikle anılan Kanunda yer alan “zorundadır” veya “yükümlüdür” şeklindeki emredici kurallara aykırı hareket edilmesinin yaptırıma bağlanması hususundaki boşluğun giderilmesi ve idari para cezalarının daha caydırıcı hale getirilmesi için tüzel kişiler için satış hasılatı veya vergi öncesi kâr dikkate alınarak idari para cezalarında üst sınırın, kurumun hasılat veya kârlılık durumuna göre belirlenebilmesi amaçlanmaktadır.
6362 sayılı Kanunun 103 üncü maddesinin ikinci fıkrasında yapılması öngörülen değişiklikle, tüzel kişilere idari para cezası verilmesine ilişkin esaslarda 5326 sayılı Kabahatler Kanununun 8 inci maddesine paralel şekilde düzenlenme yapılması amaçlanmaktadır.
6362 sayılı Kanunun 89 uncu maddesinde denetimle görevlendirilen personelin denetim kapsamında her türlü bilgi ve belgeyi alabileceği, bireylerden yazılı veya sözlü bilgi alabileceği hüküm altına alınmış, ancak aksi bir davranış bir yaptırıma bağlanmadığı için denetimle görevlendirilen personele bilgi verilmemesi, fiziki olarak sözlü bilgi vermeye çağrılmasına rağmen gelinmemesi, gerçeğe aykırı bilgi verilmemesi durumlarıyla karşılaşılmaktadır. 6362 sayılı Kanunun 103 üncü maddesine eklenmesi öngörülen yedinci fıkrayla Sermaye Piyasası Kurulu veya 6362 sayılı Kanuna göre görevlendirilenler tarafından ilgili gerçek ve tüzel kişilerden anılan Kanun ve ilgili diğer mevzuatın sermaye piyasasına ilişkin hükümleriyle ilgili olarak talep ettikleri bilgi, belge, açıklama ve kayıtları (elektronik ortamda tutulanlar dâhil) süresi içinde hiç veya istenen şekliyle vermeyen veya eksik, gerçeğe aykırı, yanıltıcı nitelikte veren veya açıklamalarda bulunan kişiler ve Kurul veya anılan Kanuna göre görevlendirilenlerin görevlerini yapmalarını engelleyen veya zorlaştıran kişiler hakkında idari para cezası verilmesi amaçlanmaktadır. Sermaye Piyasası Kurulunun da üyesi olduğu Uluslararası Sermaye Piyasası Kurulları örgütü (IOSCO - International Organisation of Securities Commissions) tarafından hazırlanan “Credible Deterrence” raporu ve karşılıklı bilgi ve belge değişimini düzenleyen 2019 yılında kabul edilen Geliştirilmiş Çok Taraflı Mutabakatı (EMMOU) ile de uyum sağlanmaya çalışılmıştır.
6362 sayılı Kanunun 103 üncü maddesine eklenmesi öngörülen sekizinci fıkra ise idari para cezası verilmesi gerektiren durumlara bir yenisinin eklenmesine ilişkindir. Şöyle ki, denetim esnasında Sermaye Piyasası Kuruluna ve Sermaye Piyasası Kurulunca görevlendirilenlere kasıtlı olarak gerçeğe aykırı bilgi vermek 6362 sayılı Kanunun 111 inci maddesi kapsamında suç teşkil etmektedir. Ancak kastın olmadığı durumlarda anılan Kanunun 103 üncü maddesinin yedinci fıkrası kapsamında idari para cezası verilmesi önerilmektedir. Ancak, gereksiz nedenle denetime başlanmasına neden olan kişilere bir işlem yapılmamaktadır. Zira denetim öncesi gerçeğe aykırı bilgi verilmesi bir yaptırıma bağlanmamıştır. Haksız yere yapılan denetimler hem Sermaye Piyasası Kurulunun mali ve personel olanaklarını zorlamakta, hem de denetim yapılan kişi ve kurumlar açısından itibar kaybına neden olmaktadır. Bu kapsamda, Sermaye Piyasası Kuruluna gerçeğe aykırı, yanıltıcı nitelikte bilgi, belge vermek suretiyle haksız olarak bir denetime başlanılmasına neden olan kişiye idari para cezası verilmesi amaçlanmaktadır. Söz konusu değişiklik, 4982 sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanunu ve 3071 sayılı Dilekçe Hakkının Kullanılmasına Dair Kanundaki bilgi alma hakkına bir halel getirmemekte;
gerçeğe aykırı ve yanıltıcı bilgi ve belge verilmesini kapsamaktadır.
-
Değişikliğin gerekçesi
Madde ile, 6362 sayılı Kanunun 103 üncü maddesinin birinci fıkrasında yapılması öngörülen değişiklikle anılan Kanunda yer alan “zorundadır” veya “yükümlüdür” şeklindeki emredici kurallara aykırı hareket edilmesinin yaptırıma bağlanması hususundaki boşluğun giderilmesi ve idari para cezalarının daha caydırıcı hale getirilmesi için tüzel kişiler için satış hasılatı veya vergi öncesi kâr dikkate alınarak idari para cezalarında üst sınırın, kurumun hasılat veya kârlılık durumuna göre belirlenebilmesi amaçlanmaktadır.
6362 sayılı Kanunun 103 üncü maddesinin ikinci fıkrasında yapılması öngörülen değişiklikle, tüzel kişilere idari para cezası verilmesine ilişkin esaslarda 5326 sayılı Kabahatler Kanununun 8 inci maddesine paralel şekilde düzenlenme yapılması amaçlanmaktadır.
6362 sayılı Kanunun 89 uncu maddesinde denetimle görevlendirilen personelin denetim kapsamında her türlü bilgi ve belgeyi alabileceği, bireylerden yazılı veya sözlü bilgi alabileceği hüküm altına alınmış, ancak aksi bir davranış bir yaptırıma bağlanmadığı için denetimle görevlendirilen personele bilgi verilmemesi, fiziki olarak sözlü bilgi vermeye çağrılmasına rağmen gelinmemesi, gerçeğe aykırı bilgi verilmemesi durumlarıyla karşılaşılmaktadır. 6362 sayılı Kanunun 103 üncü maddesine eklenmesi öngörülen yedinci fıkrayla Sermaye Piyasası Kurulu veya 6362 sayılı Kanuna göre görevlendirilenler tarafından ilgili gerçek ve tüzel kişilerden anılan Kanun ve ilgili diğer mevzuatın sermaye piyasasına ilişkin hükümleriyle ilgili olarak talep ettikleri bilgi, belge, açıklama ve kayıtları (elektronik ortamda tutulanlar dâhil) süresi içinde hiç veya istenen şekliyle vermeyen veya eksik, gerçeğe aykırı, yanıltıcı nitelikte veren veya açıklamalarda bulunan kişiler ve Kurul veya anılan Kanuna göre görevlendirilenlerin görevlerini yapmalarını engelleyen veya zorlaştıran kişiler hakkında idari para cezası verilmesi amaçlanmaktadır. Sermaye Piyasası Kurulunun da üyesi olduğu Uluslararası Sermaye Piyasası Kurulları örgütü (IOSCO - International Organisation of Securities Commissions) tarafından hazırlanan “Credible Deterrence” raporu ve karşılıklı bilgi ve belge değişimini düzenleyen 2019 yılında kabul edilen Geliştirilmiş Çok Taraflı Mutabakatı (EMMOU) ile de uyum sağlanmaya çalışılmıştır.
6362 sayılı Kanunun 103 üncü maddesine eklenmesi öngörülen sekizinci fıkra ise idari para cezası verilmesi gerektiren durumlara bir yenisinin eklenmesine ilişkindir. Şöyle ki, denetim esnasında Sermaye Piyasası Kuruluna ve Sermaye Piyasası Kurulunca görevlendirilenlere kasıtlı olarak gerçeğe aykırı bilgi vermek 6362 sayılı Kanunun 111 inci maddesi kapsamında suç teşkil etmektedir. Ancak kastın olmadığı durumlarda anılan Kanunun 103 üncü maddesinin yedinci fıkrası kapsamında idari para cezası verilmesi önerilmektedir. Ancak, gereksiz nedenle denetime başlanmasına neden olan kişilere bir işlem yapılmamaktadır. Zira denetim öncesi gerçeğe aykırı bilgi verilmesi bir yaptırıma bağlanmamıştır. Haksız yere yapılan denetimler hem Sermaye Piyasası Kurulunun mali ve personel olanaklarını zorlamakta, hem de denetim yapılan kişi ve kurumlar açısından itibar kaybına neden olmaktadır. Bu kapsamda, Sermaye Piyasası Kuruluna gerçeğe aykırı, yanıltıcı nitelikte bilgi, belge vermek suretiyle haksız olarak bir denetime başlanılmasına neden olan kişiye idari para cezası verilmesi amaçlanmaktadır. Söz konusu değişiklik, 4982 sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanunu ve 3071 sayılı Dilekçe Hakkının Kullanılmasına Dair Kanundaki bilgi alma hakkına bir halel getirmemekte;
gerçeğe aykırı ve yanıltıcı bilgi ve belge verilmesini kapsamaktadır.
-
Değişikliğin gerekçesi
Madde ile, 6362 sayılı Kanunun 103 üncü maddesinin birinci fıkrasında yapılması öngörülen değişiklikle anılan Kanunda yer alan “zorundadır” veya “yükümlüdür” şeklindeki emredici kurallara aykırı hareket edilmesinin yaptırıma bağlanması hususundaki boşluğun giderilmesi ve idari para cezalarının daha caydırıcı hale getirilmesi için tüzel kişiler için satış hasılatı veya vergi öncesi kâr dikkate alınarak idari para cezalarında üst sınırın, kurumun hasılat veya kârlılık durumuna göre belirlenebilmesi amaçlanmaktadır.
6362 sayılı Kanunun 103 üncü maddesinin ikinci fıkrasında yapılması öngörülen değişiklikle, tüzel kişilere idari para cezası verilmesine ilişkin esaslarda 5326 sayılı Kabahatler Kanununun 8 inci maddesine paralel şekilde düzenlenme yapılması amaçlanmaktadır.
6362 sayılı Kanunun 89 uncu maddesinde denetimle görevlendirilen personelin denetim kapsamında her türlü bilgi ve belgeyi alabileceği, bireylerden yazılı veya sözlü bilgi alabileceği hüküm altına alınmış, ancak aksi bir davranış bir yaptırıma bağlanmadığı için denetimle görevlendirilen personele bilgi verilmemesi, fiziki olarak sözlü bilgi vermeye çağrılmasına rağmen gelinmemesi, gerçeğe aykırı bilgi verilmemesi durumlarıyla karşılaşılmaktadır. 6362 sayılı Kanunun 103 üncü maddesine eklenmesi öngörülen yedinci fıkrayla Sermaye Piyasası Kurulu veya 6362 sayılı Kanuna göre görevlendirilenler tarafından ilgili gerçek ve tüzel kişilerden anılan Kanun ve ilgili diğer mevzuatın sermaye piyasasına ilişkin hükümleriyle ilgili olarak talep ettikleri bilgi, belge, açıklama ve kayıtları (elektronik ortamda tutulanlar dâhil) süresi içinde hiç veya istenen şekliyle vermeyen veya eksik, gerçeğe aykırı, yanıltıcı nitelikte veren veya açıklamalarda bulunan kişiler ve Kurul veya anılan Kanuna göre görevlendirilenlerin görevlerini yapmalarını engelleyen veya zorlaştıran kişiler hakkında idari para cezası verilmesi amaçlanmaktadır. Sermaye Piyasası Kurulunun da üyesi olduğu Uluslararası Sermaye Piyasası Kurulları örgütü (IOSCO - International Organisation of Securities Commissions) tarafından hazırlanan “Credible Deterrence” raporu ve karşılıklı bilgi ve belge değişimini düzenleyen 2019 yılında kabul edilen Geliştirilmiş Çok Taraflı Mutabakatı (EMMOU) ile de uyum sağlanmaya çalışılmıştır.
6362 sayılı Kanunun 103 üncü maddesine eklenmesi öngörülen sekizinci fıkra ise idari para cezası verilmesi gerektiren durumlara bir yenisinin eklenmesine ilişkindir. Şöyle ki, denetim esnasında Sermaye Piyasası Kuruluna ve Sermaye Piyasası Kurulunca görevlendirilenlere kasıtlı olarak gerçeğe aykırı bilgi vermek 6362 sayılı Kanunun 111 inci maddesi kapsamında suç teşkil etmektedir. Ancak kastın olmadığı durumlarda anılan Kanunun 103 üncü maddesinin yedinci fıkrası kapsamında idari para cezası verilmesi önerilmektedir. Ancak, gereksiz nedenle denetime başlanmasına neden olan kişilere bir işlem yapılmamaktadır. Zira denetim öncesi gerçeğe aykırı bilgi verilmesi bir yaptırıma bağlanmamıştır. Haksız yere yapılan denetimler hem Sermaye Piyasası Kurulunun mali ve personel olanaklarını zorlamakta, hem de denetim yapılan kişi ve kurumlar açısından itibar kaybına neden olmaktadır. Bu kapsamda, Sermaye Piyasası Kuruluna gerçeğe aykırı, yanıltıcı nitelikte bilgi, belge vermek suretiyle haksız olarak bir denetime başlanılmasına neden olan kişiye idari para cezası verilmesi amaçlanmaktadır. Söz konusu değişiklik, 4982 sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanunu ve 3071 sayılı Dilekçe Hakkının Kullanılmasına Dair Kanundaki bilgi alma hakkına bir halel getirmemekte;
gerçeğe aykırı ve yanıltıcı bilgi ve belge verilmesini kapsamaktadır.
-
Değişikliğin gerekçesi
Madde ile, 6362 sayılı Kanunun 103 üncü maddesinin birinci fıkrasında yapılması öngörülen değişiklikle anılan Kanunda yer alan “zorundadır” veya “yükümlüdür” şeklindeki emredici kurallara aykırı hareket edilmesinin yaptırıma bağlanması hususundaki boşluğun giderilmesi ve idari para cezalarının daha caydırıcı hale getirilmesi için tüzel kişiler için satış hasılatı veya vergi öncesi kâr dikkate alınarak idari para cezalarında üst sınırın, kurumun hasılat veya kârlılık durumuna göre belirlenebilmesi amaçlanmaktadır.
6362 sayılı Kanunun 103 üncü maddesinin ikinci fıkrasında yapılması öngörülen değişiklikle, tüzel kişilere idari para cezası verilmesine ilişkin esaslarda 5326 sayılı Kabahatler Kanununun 8 inci maddesine paralel şekilde düzenlenme yapılması amaçlanmaktadır.
6362 sayılı Kanunun 89 uncu maddesinde denetimle görevlendirilen personelin denetim kapsamında her türlü bilgi ve belgeyi alabileceği, bireylerden yazılı veya sözlü bilgi alabileceği hüküm altına alınmış, ancak aksi bir davranış bir yaptırıma bağlanmadığı için denetimle görevlendirilen personele bilgi verilmemesi, fiziki olarak sözlü bilgi vermeye çağrılmasına rağmen gelinmemesi, gerçeğe aykırı bilgi verilmemesi durumlarıyla karşılaşılmaktadır. 6362 sayılı Kanunun 103 üncü maddesine eklenmesi öngörülen yedinci fıkrayla Sermaye Piyasası Kurulu veya 6362 sayılı Kanuna göre görevlendirilenler tarafından ilgili gerçek ve tüzel kişilerden anılan Kanun ve ilgili diğer mevzuatın sermaye piyasasına ilişkin hükümleriyle ilgili olarak talep ettikleri bilgi, belge, açıklama ve kayıtları (elektronik ortamda tutulanlar dâhil) süresi içinde hiç veya istenen şekliyle vermeyen veya eksik, gerçeğe aykırı, yanıltıcı nitelikte veren veya açıklamalarda bulunan kişiler ve Kurul veya anılan Kanuna göre görevlendirilenlerin görevlerini yapmalarını engelleyen veya zorlaştıran kişiler hakkında idari para cezası verilmesi amaçlanmaktadır. Sermaye Piyasası Kurulunun da üyesi olduğu Uluslararası Sermaye Piyasası Kurulları örgütü (IOSCO - International Organisation of Securities Commissions) tarafından hazırlanan “Credible Deterrence” raporu ve karşılıklı bilgi ve belge değişimini düzenleyen 2019 yılında kabul edilen Geliştirilmiş Çok Taraflı Mutabakatı (EMMOU) ile de uyum sağlanmaya çalışılmıştır.
6362 sayılı Kanunun 103 üncü maddesine eklenmesi öngörülen sekizinci fıkra ise idari para cezası verilmesi gerektiren durumlara bir yenisinin eklenmesine ilişkindir. Şöyle ki, denetim esnasında Sermaye Piyasası Kuruluna ve Sermaye Piyasası Kurulunca görevlendirilenlere kasıtlı olarak gerçeğe aykırı bilgi vermek 6362 sayılı Kanunun 111 inci maddesi kapsamında suç teşkil etmektedir. Ancak kastın olmadığı durumlarda anılan Kanunun 103 üncü maddesinin yedinci fıkrası kapsamında idari para cezası verilmesi önerilmektedir. Ancak, gereksiz nedenle denetime başlanmasına neden olan kişilere bir işlem yapılmamaktadır. Zira denetim öncesi gerçeğe aykırı bilgi verilmesi bir yaptırıma bağlanmamıştır. Haksız yere yapılan denetimler hem Sermaye Piyasası Kurulunun mali ve personel olanaklarını zorlamakta, hem de denetim yapılan kişi ve kurumlar açısından itibar kaybına neden olmaktadır. Bu kapsamda, Sermaye Piyasası Kuruluna gerçeğe aykırı, yanıltıcı nitelikte bilgi, belge vermek suretiyle haksız olarak bir denetime başlanılmasına neden olan kişiye idari para cezası verilmesi amaçlanmaktadır. Söz konusu değişiklik, 4982 sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanunu ve 3071 sayılı Dilekçe Hakkının Kullanılmasına Dair Kanundaki bilgi alma hakkına bir halel getirmemekte;
gerçeğe aykırı ve yanıltıcı bilgi ve belge verilmesini kapsamaktadır.
-
20/2/2020 tarihli ve 7222 sayılı Kanunun 27 nci maddesiyle, bu fıkraya “iktisap edilmesi hâlinde” ibaresinden sonra gelmek üzere “söz konusu payların veya oy haklarının iktisabının kamuya açıklandığı tarihte pay sahibi olan” ibaresi eklenmiştir.
Değişikliğin gerekçesi
Halka açık anonim ortaklıklarda hakim ortağın değişmesi durumunda ortaya çıkan pay alım teklifinde bulunma zorunluluğu, borsa şirketlerinin el değiştirmelerinde ilave bir maliyet yaratmaktadır. Ayrıca gerçekleşen devir tarihi ile pay alım teklifinde bulunma tarihi arasında pay sahibi olanların da bu imkandan yararlanabilmesi, hakim ortağın kontrol priminin küçük yatırımcılar ile paylaşılması ilkesi ile bağdaşmamaktadır. 6362 sayılı Kanunun 26 ncı maddesinde yapılması öngörülen değişiklikle, bu maliyetin sınırlanması için pay alım teklifi zorunluluğunun, payın ya da oy hakkının iktisabına ilişkin bilginin kamuya açıklandığı tarihte pay sahibi olan yatırımcılara tanınmasına yönelik değişiklik yapılması amaçlanmaktadır.
-
Eski ifade
Kanuna aykırı ihraçlarda uygulanacak tedbirlerDeğişikliğin gerekçesi
Madde ile, 6362 sayılı Kanunun 91 inci maddesinde yapılması öngörülen değişiklikle izahname, ihraç belgesine ve diğer kamuyu aydınlatma belgelerine aykırı olarak yapılan işlemlere ilişkin alınacak tedbirler belirlenmekte ve halka açık şirketlerin ve yatırımcıların zararlarının telafi edilmesi veya halka açık şirketten çıkan paranın geri döndürülmesi hususundaki eksikliklerin giderilmesi amaçlanmaktadır.
-
20/2/2020 tarihli ve 7222 sayılı Kanunun 35 inci maddesiyle, maddeye ikinci fıkradan sonra gelmek üzere fıkra eklenmiş ve diğer fıkralar buna göre teselsül ettirilmiştir.
Değişikliğin gerekçesi
Madde ile, 6362 sayılı Kanunun 91 inci maddesinde yapılması öngörülen değişiklikle izahname, ihraç belgesine ve diğer kamuyu aydınlatma belgelerine aykırı olarak yapılan işlemlere ilişkin alınacak tedbirler belirlenmekte ve halka açık şirketlerin ve yatırımcıların zararlarının telafi edilmesi veya halka açık şirketten çıkan paranın geri döndürülmesi hususundaki eksikliklerin giderilmesi amaçlanmaktadır.
-
Eski ifade
iki yıldanYeni ifadeüç yıldanDeğişikliğin gerekçesi
Sermaye piyasalarında gerçekleşen işlemler bilgiye dayanmaktadır. Bir şirketin kâr yapacağı beklentisi, yeni bir iş alması gibi olumlu beklentiler hisse fiyatını artırırken; zarar açıklanması, üretim tesislerindeki grev gibi olumsuz beklentiler ise hisse fiyatını azaltmaktadır. Bu nevi bilgileri önceden sahip olanların bu bilgiyi kullanarak diğer yatırımcıların zararına olacak şekilde işlem yapması olasıdır. Bu eyleme bilgi suiistimali veya içeriden öğrenenlerin ticareti denilmektedir.
Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de bu tip kötüye kullanımlar cezai yaptırıma bağlanmış ve bu suçun cezası iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası olarak belirlenmiştir.
Madde ile, 6362 sayılı Kanunun 106 ncı maddesi kapsamında verilecek cezaların alt sınırı üç yıla çıkarılarak caydırıcılığın artırılması amaçlanmaktadır.
-
Eski ifade
ikiYeni ifadeüçDeğişikliğin gerekçesi
Sermaye piyasalarında gerçekleşen işlemler bilgiye dayanmaktadır. Bir şirketin kâr yapacağı beklentisi, yeni bir iş alması gibi olumlu beklentiler hisse fiyatını artırırken; zarar açıklanması, üretim tesislerindeki grev gibi olumsuz beklentiler ise hisse fiyatını azaltmaktadır. Var olan bilgileri yanlış ve yanıltıcı olarak yansıtmak suretiyle diğer yatırımcıların aldatılması da olasıdır. Bu eylemlere piyasa dolandırıcılığı veya manipülasyon denilmektedir.
Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de bu tip kötüye kullanımlar cezai yaptırıma bağlanmış ve bu suçun cezası iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası olarak belirlenmiştir.
Madde ile, 6362 sayılı Kanunun 107 nci maddesi kapsamında verilecek cezaların alt sınırı üç yıla çıkarılarak caydırıcılığın artırılması amaçlanmaktadır.
-
-
17 Temmuz 2019
-
27 Aralık 2018
-
Değişikliğin gerekçesi
Madde ile, 6362 sayılı Kanunun 16 ncı maddesinin üçüncü fıkrasında değişiklik yapılmaktadır. Anılan Kanun kapsamına girecek kooperatif birliklerinin niteliği belirtilerek, madde metninde kooperatif merkez birlikleri de zikredilmiş ve böylelikle ilgili maddenin uygulama alanı daha açık hale getirilerek uygulamada ortaya çıkabilecek tereddütlerin engellenmesi amaçlanmıştır.
Madde kapsamında yer alan anonim ortaklıkların belirlenmesinde anılan kooperatifler, kooperatif birlikleri ve kooperatif merkez birliklerinin bu ortaklıklar üzerinde sahip oldukları hakimiyetin ifade edilmesinde “payların çoğunluğu” ibaresi yerine “yönetim kontrolü” ibaresi tercih edilmiş ve maddenin lafzı sermaye piyasası mevzuatı terimleri ile uyumlulaştırılmış ve satış hasılatı düşük tutarda olan anonim ortaklıkların Kanun kapsamına alınmasında kamu yararı bulunmadığı için kapsam dışında bırakılmıştır.
-
Değişikliğin gerekçesi
Madde ile, 6362 sayılı Kanunun 16 ncı maddesinin üçüncü fıkrasında değişiklik yapılmaktadır. Anılan Kanun kapsamına girecek kooperatif birliklerinin niteliği belirtilerek, madde metninde kooperatif merkez birlikleri de zikredilmiş ve böylelikle ilgili maddenin uygulama alanı daha açık hale getirilerek uygulamada ortaya çıkabilecek tereddütlerin engellenmesi amaçlanmıştır.
Madde kapsamında yer alan anonim ortaklıkların belirlenmesinde anılan kooperatifler, kooperatif birlikleri ve kooperatif merkez birliklerinin bu ortaklıklar üzerinde sahip oldukları hakimiyetin ifade edilmesinde “payların çoğunluğu” ibaresi yerine “yönetim kontrolü” ibaresi tercih edilmiş ve maddenin lafzı sermaye piyasası mevzuatı terimleri ile uyumlulaştırılmış ve satış hasılatı düşük tutarda olan anonim ortaklıkların Kanun kapsamına alınmasında kamu yararı bulunmadığı için kapsam dışında bırakılmıştır.
-
Değişikliğin gerekçesi
Madde ile, 6362 sayılı Kanunun 61 inci maddesinde değişiklik yapılmıştır. Anılan maddenin üçüncü fıkrasının ikinci cümlesi ile dördüncü fıkrası hükümlerindeki tedbirler, 5411 sayılı Bankacılık Kanunu hükümleri uyarınca katılım bankalarının ilave ana sermaye ve katkı sermaye niteliğindeki kira sertifikası ihracı gerçekleştirmesini fiilen olanaksız kılmaktadır. Bu kapsamda, eklenen altıncı fıkra ile katılım bankalarının bu kapsamda ihraç yapması mümkün kılınmış ve kira sertifikaları uygulamasının geliştirilmesi amaçlanmıştır.
-
-
2 Temmuz 2018
-
Eski ifade
Bakanlar KuruluYeni ifadeCumhurbaşkanı -
Eski ifade
Bakanlar KuruluYeni ifadeCumhurbaşkanı -
Eski ifade
Bakanlar KuruluYeni ifadeCumhurbaşkanı -
Eski ifade
BaşbakanınYeni ifadeCumhurbaşkanının -
Eski ifade
Bakanlar Kurulu kararıylaYeni ifadeCumhurbaşkanınca -
Eski ifade
Bakanlar KuruluncaYeni ifadeCumhurbaşkanınca -
Eski ifade
Bakanlar KurulunaYeni ifadeCumhurbaşkanlığına -
Eski ifade
Bakanlar KuruluYeni ifadeCumhurbaşkanı -
Eski ifade
Bakanlar KuruluYeni ifadeCumhurbaşkanı -
Eski ifade
Hazine Müsteşarlığının bağlı olduğu Bakanın önerisi üzerine Bakanlar KuruluncaYeni ifadeCumhurbaşkanınca -
2/7/2018 tarihli ve 703 sayılı KHK’nin 165 inci maddesiyle, bu fıkrada yer alan “özel kanunla” ibaresinden sonra gelmek üzere “veya Cumhurbaşkanlığı Kararnamesiyle” ibaresi eklenmiştir.
-
Eski ifade
Bakanlar KuruluYeni ifadeCumhurbaşkanı
-
28 Kasım 2017
-
17 Nisan 2017
-
2 Ocak 2017
-
14 Nisan 2016
-
Değişikliğin gerekçesi
Madde ile, ülkemizde sunulan merkezi karşı taraf hizmetlerinin kanuni altyapısının sağlamlaştırılması hedeflenmektedir. Önerilen değişiklikler Türkiye’de yerleşik merkezi takas kurumlarınca verilen merkezi karşı taraf hizmetinin Avrupa Birliği sermaye piyasası otoritesi ESMA başta olmak üzere yabancı ülke sermaye piyasası otoriteleri tarafından kabul ve tanınmasını kolaylaştıracaktır. Halen Avrupa Birliğinde yerleşik finansal kuruluşların ve hatta bunların Türkiye’de yerleşik iştirak ve bağlı ortaklıklarının, Türkiye’de kurulmuş merkezi takas kuruluşları ile engellenmeden işlem yapabilmeleri, Türkiye’deki merkezi karşı taraf mevzuatı ve uygulamalarının ESMA tarafından tanınması şartına bağlıdır.
6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanununun 78 inci maddesinin birinci fıkrasında yapılan değişiklik ile, organize para piyasasının, 6362 sayılı Kanunun merkezi karşı taraflara getirdiği düzenlemelere tabi kılınarak hukuki altyapıya kavuşturulması amaçlanmıştır.
Aynı maddenin ikinci fıkrasında yapılan düzenleme ile, ülkemiz açısından oldukça yeni olan “merkezi karşı taraf (central counterparty, CCP) hizmetleri uygulamasına ilişkin hukuki tereddütlerin ortadan kaldırılması amaçlanmaktadır. Merkezi karşı taraf hizmeti ile ilgili takas kuruluşu tarafından alınan teminatların mülkiyetinin takas kuruluşuna geçeceği hükme bağlanarak söz konusu teminatların temerrüt yönetiminde kullanılmasında mülkiyetin naklinden kaynaklı doğabilecek tartışmaların engellenmesi amaçlanmıştır. Aksi kanunda öngörülmedikçe mülkiyeti takas kuruluşuna geçen teminatlara 6362 sayılı Kanunun 47 nci maddesinin ikinci fıkrası ile dördüncü fıkrasının (a) bendinin ve beşinci fıkrasının uygulanacağı ifade edilerek söz konusu teminatların kullanılmasında uyulması gereken yöntem belirlenmiştir. Söz konusu fıkra ile üyelerin kendi müşterilerine ilişkin yükümlülüklerinden takas kuruluşunun sorumlu olmadığının açıkça vurgulanması, özellikle temerrüt durumunda muhatabın belirlenmesi anlamında hukuki altyapı oluşturulması hedeflenmektedir. Diğer taraftan eklenen hükümler 6362 sayılı Kanunun 79 uncu maddesinin üçüncü fıkrası ile birlikte değerlendirildiğinde tasfiye amaçlı netleştirme (close-out netting) gibi uluslararası uygulamada genel kabul gören temerrüt yönetim sürecine ilişkin esaslara kanun seviyesinde altyapı oluşturulması amaçlanmaktadır. Riskin finansal sistemin tamamına yayılmasının ve sistemik bir hale gelmesinin önlenmesi amacıyla, teminatlar ve garanti fonu gibi kaynakların yanı sıra takas kuruluşunun sermayesinden tahsis edilen kısmın kullanılması, pozisyonların diğer üyelere taşınması veya resen kapatılması ve bu amaçla kar dağıtımının kısıtlanması dâhil tüm imkânların kullanılması amaçlanmaktadır.
Aynı maddenin üçüncü fıkrasında yapılan değişiklik ile, merkezi takas kuruluşları nezdinde merkezi karşı taraf uygulaması çerçevesinde yatırılan teminatların kullanımına, nemalandırılmasına, mülkiyetinin temerrüt yönetimi kapsamında merkezi karşı tarafa devrine ve teminatlara ilişkin korumanın şüpheye mahal vermeyecek şekilde sağlanmasına ilişkin hususlara, uluslararası prensipler ve uygulamalar esas alınarak açıklık getirilmesi amaçlanmaktadır. Merkezi takas kuruluşlarının temerrüt yönetimine tahsis edecekleri sermaye ve sermaye benzeri kaynakları temin etmelerine imkân sağlanmakta ayrıca temerrüt yönetimi için tahsis edilen sermaye ve sermaye benzeri kaynakların amacı dışında kullanılması yasaklanmaktadır. Ayrıca 6362 sayılı Kanunda takas teminatları için tanınan bazı hakların takas mutabakatının kesinleşmesine kadar geçecek sürede değişim yapılacak kıymet veya nakit anaparası için de geçerli olduğu, ayrıca bu varlıklar için verilen takas talimat ve transfer emirlerinin iptal edilemeyeceği veya geri alınamayacağı tartışmaya yer bırakmayacak şekilde açıklanmaktadır.
Aynı maddeye eklenen dokuzuncu fıkra ile, bu madde kapsamında takas kuruluşları tarafından yürütülecek temerrüt yönetimine ilişkin usul ve esaslar ile alınacak teminatlara ve garanti fonlarına ilişkin usul ve esasları belirleme yetkisi takas kuruluşunun önerisi üzerine Sermaye Piyasası Kuruluna verilmiştir.
Maddeye ilave edilmesi önerilen onuncu fıkrada, takas kuruluşları tarafından bir piyasada verilen merkezi karşı taraf hizmeti için tahsis edilen kaynaklar, alınan teminatlar ve oluşturulan garanti fonlarının amaçları dışında kullanılamayacağı ve teminat ve garanti fonu varlıklarının sermaye piyasaları ve para piyasaları için ayrı izleneceği hüküm altına alınarak bir piyasada oluşan risklerin diğerlerine de yayılmasının önlenmesi amaçlanmaktadır.
-
Değişikliğin gerekçesi
Madde ile, ülkemizde sunulan merkezi karşı taraf hizmetlerinin kanuni altyapısının sağlamlaştırılması hedeflenmektedir. Önerilen değişiklikler Türkiye’de yerleşik merkezi takas kurumlarınca verilen merkezi karşı taraf hizmetinin Avrupa Birliği sermaye piyasası otoritesi ESMA başta olmak üzere yabancı ülke sermaye piyasası otoriteleri tarafından kabul ve tanınmasını kolaylaştıracaktır. Halen Avrupa Birliğinde yerleşik finansal kuruluşların ve hatta bunların Türkiye’de yerleşik iştirak ve bağlı ortaklıklarının, Türkiye’de kurulmuş merkezi takas kuruluşları ile engellenmeden işlem yapabilmeleri, Türkiye’deki merkezi karşı taraf mevzuatı ve uygulamalarının ESMA tarafından tanınması şartına bağlıdır.
6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanununun 78 inci maddesinin birinci fıkrasında yapılan değişiklik ile, organize para piyasasının, 6362 sayılı Kanunun merkezi karşı taraflara getirdiği düzenlemelere tabi kılınarak hukuki altyapıya kavuşturulması amaçlanmıştır.
Aynı maddenin ikinci fıkrasında yapılan düzenleme ile, ülkemiz açısından oldukça yeni olan “merkezi karşı taraf (central counterparty, CCP) hizmetleri uygulamasına ilişkin hukuki tereddütlerin ortadan kaldırılması amaçlanmaktadır. Merkezi karşı taraf hizmeti ile ilgili takas kuruluşu tarafından alınan teminatların mülkiyetinin takas kuruluşuna geçeceği hükme bağlanarak söz konusu teminatların temerrüt yönetiminde kullanılmasında mülkiyetin naklinden kaynaklı doğabilecek tartışmaların engellenmesi amaçlanmıştır. Aksi kanunda öngörülmedikçe mülkiyeti takas kuruluşuna geçen teminatlara 6362 sayılı Kanunun 47 nci maddesinin ikinci fıkrası ile dördüncü fıkrasının (a) bendinin ve beşinci fıkrasının uygulanacağı ifade edilerek söz konusu teminatların kullanılmasında uyulması gereken yöntem belirlenmiştir. Söz konusu fıkra ile üyelerin kendi müşterilerine ilişkin yükümlülüklerinden takas kuruluşunun sorumlu olmadığının açıkça vurgulanması, özellikle temerrüt durumunda muhatabın belirlenmesi anlamında hukuki altyapı oluşturulması hedeflenmektedir. Diğer taraftan eklenen hükümler 6362 sayılı Kanunun 79 uncu maddesinin üçüncü fıkrası ile birlikte değerlendirildiğinde tasfiye amaçlı netleştirme (close-out netting) gibi uluslararası uygulamada genel kabul gören temerrüt yönetim sürecine ilişkin esaslara kanun seviyesinde altyapı oluşturulması amaçlanmaktadır. Riskin finansal sistemin tamamına yayılmasının ve sistemik bir hale gelmesinin önlenmesi amacıyla, teminatlar ve garanti fonu gibi kaynakların yanı sıra takas kuruluşunun sermayesinden tahsis edilen kısmın kullanılması, pozisyonların diğer üyelere taşınması veya resen kapatılması ve bu amaçla kar dağıtımının kısıtlanması dâhil tüm imkânların kullanılması amaçlanmaktadır.
Aynı maddenin üçüncü fıkrasında yapılan değişiklik ile, merkezi takas kuruluşları nezdinde merkezi karşı taraf uygulaması çerçevesinde yatırılan teminatların kullanımına, nemalandırılmasına, mülkiyetinin temerrüt yönetimi kapsamında merkezi karşı tarafa devrine ve teminatlara ilişkin korumanın şüpheye mahal vermeyecek şekilde sağlanmasına ilişkin hususlara, uluslararası prensipler ve uygulamalar esas alınarak açıklık getirilmesi amaçlanmaktadır. Merkezi takas kuruluşlarının temerrüt yönetimine tahsis edecekleri sermaye ve sermaye benzeri kaynakları temin etmelerine imkân sağlanmakta ayrıca temerrüt yönetimi için tahsis edilen sermaye ve sermaye benzeri kaynakların amacı dışında kullanılması yasaklanmaktadır. Ayrıca 6362 sayılı Kanunda takas teminatları için tanınan bazı hakların takas mutabakatının kesinleşmesine kadar geçecek sürede değişim yapılacak kıymet veya nakit anaparası için de geçerli olduğu, ayrıca bu varlıklar için verilen takas talimat ve transfer emirlerinin iptal edilemeyeceği veya geri alınamayacağı tartışmaya yer bırakmayacak şekilde açıklanmaktadır.
Aynı maddeye eklenen dokuzuncu fıkra ile, bu madde kapsamında takas kuruluşları tarafından yürütülecek temerrüt yönetimine ilişkin usul ve esaslar ile alınacak teminatlara ve garanti fonlarına ilişkin usul ve esasları belirleme yetkisi takas kuruluşunun önerisi üzerine Sermaye Piyasası Kuruluna verilmiştir.
Maddeye ilave edilmesi önerilen onuncu fıkrada, takas kuruluşları tarafından bir piyasada verilen merkezi karşı taraf hizmeti için tahsis edilen kaynaklar, alınan teminatlar ve oluşturulan garanti fonlarının amaçları dışında kullanılamayacağı ve teminat ve garanti fonu varlıklarının sermaye piyasaları ve para piyasaları için ayrı izleneceği hüküm altına alınarak bir piyasada oluşan risklerin diğerlerine de yayılmasının önlenmesi amaçlanmaktadır.
-
Değişikliğin gerekçesi
Madde ile, ülkemizde sunulan merkezi karşı taraf hizmetlerinin kanuni altyapısının sağlamlaştırılması hedeflenmektedir. Önerilen değişiklikler Türkiye’de yerleşik merkezi takas kurumlarınca verilen merkezi karşı taraf hizmetinin Avrupa Birliği sermaye piyasası otoritesi ESMA başta olmak üzere yabancı ülke sermaye piyasası otoriteleri tarafından kabul ve tanınmasını kolaylaştıracaktır. Halen Avrupa Birliğinde yerleşik finansal kuruluşların ve hatta bunların Türkiye’de yerleşik iştirak ve bağlı ortaklıklarının, Türkiye’de kurulmuş merkezi takas kuruluşları ile engellenmeden işlem yapabilmeleri, Türkiye’deki merkezi karşı taraf mevzuatı ve uygulamalarının ESMA tarafından tanınması şartına bağlıdır.
6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanununun 78 inci maddesinin birinci fıkrasında yapılan değişiklik ile, organize para piyasasının, 6362 sayılı Kanunun merkezi karşı taraflara getirdiği düzenlemelere tabi kılınarak hukuki altyapıya kavuşturulması amaçlanmıştır.
Aynı maddenin ikinci fıkrasında yapılan düzenleme ile, ülkemiz açısından oldukça yeni olan “merkezi karşı taraf (central counterparty, CCP) hizmetleri uygulamasına ilişkin hukuki tereddütlerin ortadan kaldırılması amaçlanmaktadır. Merkezi karşı taraf hizmeti ile ilgili takas kuruluşu tarafından alınan teminatların mülkiyetinin takas kuruluşuna geçeceği hükme bağlanarak söz konusu teminatların temerrüt yönetiminde kullanılmasında mülkiyetin naklinden kaynaklı doğabilecek tartışmaların engellenmesi amaçlanmıştır. Aksi kanunda öngörülmedikçe mülkiyeti takas kuruluşuna geçen teminatlara 6362 sayılı Kanunun 47 nci maddesinin ikinci fıkrası ile dördüncü fıkrasının (a) bendinin ve beşinci fıkrasının uygulanacağı ifade edilerek söz konusu teminatların kullanılmasında uyulması gereken yöntem belirlenmiştir. Söz konusu fıkra ile üyelerin kendi müşterilerine ilişkin yükümlülüklerinden takas kuruluşunun sorumlu olmadığının açıkça vurgulanması, özellikle temerrüt durumunda muhatabın belirlenmesi anlamında hukuki altyapı oluşturulması hedeflenmektedir. Diğer taraftan eklenen hükümler 6362 sayılı Kanunun 79 uncu maddesinin üçüncü fıkrası ile birlikte değerlendirildiğinde tasfiye amaçlı netleştirme (close-out netting) gibi uluslararası uygulamada genel kabul gören temerrüt yönetim sürecine ilişkin esaslara kanun seviyesinde altyapı oluşturulması amaçlanmaktadır. Riskin finansal sistemin tamamına yayılmasının ve sistemik bir hale gelmesinin önlenmesi amacıyla, teminatlar ve garanti fonu gibi kaynakların yanı sıra takas kuruluşunun sermayesinden tahsis edilen kısmın kullanılması, pozisyonların diğer üyelere taşınması veya resen kapatılması ve bu amaçla kar dağıtımının kısıtlanması dâhil tüm imkânların kullanılması amaçlanmaktadır.
Aynı maddenin üçüncü fıkrasında yapılan değişiklik ile, merkezi takas kuruluşları nezdinde merkezi karşı taraf uygulaması çerçevesinde yatırılan teminatların kullanımına, nemalandırılmasına, mülkiyetinin temerrüt yönetimi kapsamında merkezi karşı tarafa devrine ve teminatlara ilişkin korumanın şüpheye mahal vermeyecek şekilde sağlanmasına ilişkin hususlara, uluslararası prensipler ve uygulamalar esas alınarak açıklık getirilmesi amaçlanmaktadır. Merkezi takas kuruluşlarının temerrüt yönetimine tahsis edecekleri sermaye ve sermaye benzeri kaynakları temin etmelerine imkân sağlanmakta ayrıca temerrüt yönetimi için tahsis edilen sermaye ve sermaye benzeri kaynakların amacı dışında kullanılması yasaklanmaktadır. Ayrıca 6362 sayılı Kanunda takas teminatları için tanınan bazı hakların takas mutabakatının kesinleşmesine kadar geçecek sürede değişim yapılacak kıymet veya nakit anaparası için de geçerli olduğu, ayrıca bu varlıklar için verilen takas talimat ve transfer emirlerinin iptal edilemeyeceği veya geri alınamayacağı tartışmaya yer bırakmayacak şekilde açıklanmaktadır.
Aynı maddeye eklenen dokuzuncu fıkra ile, bu madde kapsamında takas kuruluşları tarafından yürütülecek temerrüt yönetimine ilişkin usul ve esaslar ile alınacak teminatlara ve garanti fonlarına ilişkin usul ve esasları belirleme yetkisi takas kuruluşunun önerisi üzerine Sermaye Piyasası Kuruluna verilmiştir.
Maddeye ilave edilmesi önerilen onuncu fıkrada, takas kuruluşları tarafından bir piyasada verilen merkezi karşı taraf hizmeti için tahsis edilen kaynaklar, alınan teminatlar ve oluşturulan garanti fonlarının amaçları dışında kullanılamayacağı ve teminat ve garanti fonu varlıklarının sermaye piyasaları ve para piyasaları için ayrı izleneceği hüküm altına alınarak bir piyasada oluşan risklerin diğerlerine de yayılmasının önlenmesi amaçlanmaktadır.
-
Değişikliğin gerekçesi
Madde ile, ülkemizde sunulan merkezi karşı taraf hizmetlerinin kanuni altyapısının sağlamlaştırılması hedeflenmektedir. Önerilen değişiklikler Türkiye’de yerleşik merkezi takas kurumlarınca verilen merkezi karşı taraf hizmetinin Avrupa Birliği sermaye piyasası otoritesi ESMA başta olmak üzere yabancı ülke sermaye piyasası otoriteleri tarafından kabul ve tanınmasını kolaylaştıracaktır. Halen Avrupa Birliğinde yerleşik finansal kuruluşların ve hatta bunların Türkiye’de yerleşik iştirak ve bağlı ortaklıklarının, Türkiye’de kurulmuş merkezi takas kuruluşları ile engellenmeden işlem yapabilmeleri, Türkiye’deki merkezi karşı taraf mevzuatı ve uygulamalarının ESMA tarafından tanınması şartına bağlıdır.
6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanununun 78 inci maddesinin birinci fıkrasında yapılan değişiklik ile, organize para piyasasının, 6362 sayılı Kanunun merkezi karşı taraflara getirdiği düzenlemelere tabi kılınarak hukuki altyapıya kavuşturulması amaçlanmıştır.
Aynı maddenin ikinci fıkrasında yapılan düzenleme ile, ülkemiz açısından oldukça yeni olan “merkezi karşı taraf (central counterparty, CCP) hizmetleri uygulamasına ilişkin hukuki tereddütlerin ortadan kaldırılması amaçlanmaktadır. Merkezi karşı taraf hizmeti ile ilgili takas kuruluşu tarafından alınan teminatların mülkiyetinin takas kuruluşuna geçeceği hükme bağlanarak söz konusu teminatların temerrüt yönetiminde kullanılmasında mülkiyetin naklinden kaynaklı doğabilecek tartışmaların engellenmesi amaçlanmıştır. Aksi kanunda öngörülmedikçe mülkiyeti takas kuruluşuna geçen teminatlara 6362 sayılı Kanunun 47 nci maddesinin ikinci fıkrası ile dördüncü fıkrasının (a) bendinin ve beşinci fıkrasının uygulanacağı ifade edilerek söz konusu teminatların kullanılmasında uyulması gereken yöntem belirlenmiştir. Söz konusu fıkra ile üyelerin kendi müşterilerine ilişkin yükümlülüklerinden takas kuruluşunun sorumlu olmadığının açıkça vurgulanması, özellikle temerrüt durumunda muhatabın belirlenmesi anlamında hukuki altyapı oluşturulması hedeflenmektedir. Diğer taraftan eklenen hükümler 6362 sayılı Kanunun 79 uncu maddesinin üçüncü fıkrası ile birlikte değerlendirildiğinde tasfiye amaçlı netleştirme (close-out netting) gibi uluslararası uygulamada genel kabul gören temerrüt yönetim sürecine ilişkin esaslara kanun seviyesinde altyapı oluşturulması amaçlanmaktadır. Riskin finansal sistemin tamamına yayılmasının ve sistemik bir hale gelmesinin önlenmesi amacıyla, teminatlar ve garanti fonu gibi kaynakların yanı sıra takas kuruluşunun sermayesinden tahsis edilen kısmın kullanılması, pozisyonların diğer üyelere taşınması veya resen kapatılması ve bu amaçla kar dağıtımının kısıtlanması dâhil tüm imkânların kullanılması amaçlanmaktadır.
Aynı maddenin üçüncü fıkrasında yapılan değişiklik ile, merkezi takas kuruluşları nezdinde merkezi karşı taraf uygulaması çerçevesinde yatırılan teminatların kullanımına, nemalandırılmasına, mülkiyetinin temerrüt yönetimi kapsamında merkezi karşı tarafa devrine ve teminatlara ilişkin korumanın şüpheye mahal vermeyecek şekilde sağlanmasına ilişkin hususlara, uluslararası prensipler ve uygulamalar esas alınarak açıklık getirilmesi amaçlanmaktadır. Merkezi takas kuruluşlarının temerrüt yönetimine tahsis edecekleri sermaye ve sermaye benzeri kaynakları temin etmelerine imkân sağlanmakta ayrıca temerrüt yönetimi için tahsis edilen sermaye ve sermaye benzeri kaynakların amacı dışında kullanılması yasaklanmaktadır. Ayrıca 6362 sayılı Kanunda takas teminatları için tanınan bazı hakların takas mutabakatının kesinleşmesine kadar geçecek sürede değişim yapılacak kıymet veya nakit anaparası için de geçerli olduğu, ayrıca bu varlıklar için verilen takas talimat ve transfer emirlerinin iptal edilemeyeceği veya geri alınamayacağı tartışmaya yer bırakmayacak şekilde açıklanmaktadır.
Aynı maddeye eklenen dokuzuncu fıkra ile, bu madde kapsamında takas kuruluşları tarafından yürütülecek temerrüt yönetimine ilişkin usul ve esaslar ile alınacak teminatlara ve garanti fonlarına ilişkin usul ve esasları belirleme yetkisi takas kuruluşunun önerisi üzerine Sermaye Piyasası Kuruluna verilmiştir.
Maddeye ilave edilmesi önerilen onuncu fıkrada, takas kuruluşları tarafından bir piyasada verilen merkezi karşı taraf hizmeti için tahsis edilen kaynaklar, alınan teminatlar ve oluşturulan garanti fonlarının amaçları dışında kullanılamayacağı ve teminat ve garanti fonu varlıklarının sermaye piyasaları ve para piyasaları için ayrı izleneceği hüküm altına alınarak bir piyasada oluşan risklerin diğerlerine de yayılmasının önlenmesi amaçlanmaktadır.
-
Değişikliğin gerekçesi
Madde ile, ülkemizde sunulan merkezi karşı taraf hizmetlerinin kanuni altyapısının sağlamlaştırılması hedeflenmektedir. Önerilen değişiklikler Türkiye’de yerleşik merkezi takas kurumlarınca verilen merkezi karşı taraf hizmetinin Avrupa Birliği sermaye piyasası otoritesi ESMA başta olmak üzere yabancı ülke sermaye piyasası otoriteleri tarafından kabul ve tanınmasını kolaylaştıracaktır. Halen Avrupa Birliğinde yerleşik finansal kuruluşların ve hatta bunların Türkiye’de yerleşik iştirak ve bağlı ortaklıklarının, Türkiye’de kurulmuş merkezi takas kuruluşları ile engellenmeden işlem yapabilmeleri, Türkiye’deki merkezi karşı taraf mevzuatı ve uygulamalarının ESMA tarafından tanınması şartına bağlıdır.
6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanununun 78 inci maddesinin birinci fıkrasında yapılan değişiklik ile, organize para piyasasının, 6362 sayılı Kanunun merkezi karşı taraflara getirdiği düzenlemelere tabi kılınarak hukuki altyapıya kavuşturulması amaçlanmıştır.
Aynı maddenin ikinci fıkrasında yapılan düzenleme ile, ülkemiz açısından oldukça yeni olan “merkezi karşı taraf (central counterparty, CCP) hizmetleri uygulamasına ilişkin hukuki tereddütlerin ortadan kaldırılması amaçlanmaktadır. Merkezi karşı taraf hizmeti ile ilgili takas kuruluşu tarafından alınan teminatların mülkiyetinin takas kuruluşuna geçeceği hükme bağlanarak söz konusu teminatların temerrüt yönetiminde kullanılmasında mülkiyetin naklinden kaynaklı doğabilecek tartışmaların engellenmesi amaçlanmıştır. Aksi kanunda öngörülmedikçe mülkiyeti takas kuruluşuna geçen teminatlara 6362 sayılı Kanunun 47 nci maddesinin ikinci fıkrası ile dördüncü fıkrasının (a) bendinin ve beşinci fıkrasının uygulanacağı ifade edilerek söz konusu teminatların kullanılmasında uyulması gereken yöntem belirlenmiştir. Söz konusu fıkra ile üyelerin kendi müşterilerine ilişkin yükümlülüklerinden takas kuruluşunun sorumlu olmadığının açıkça vurgulanması, özellikle temerrüt durumunda muhatabın belirlenmesi anlamında hukuki altyapı oluşturulması hedeflenmektedir. Diğer taraftan eklenen hükümler 6362 sayılı Kanunun 79 uncu maddesinin üçüncü fıkrası ile birlikte değerlendirildiğinde tasfiye amaçlı netleştirme (close-out netting) gibi uluslararası uygulamada genel kabul gören temerrüt yönetim sürecine ilişkin esaslara kanun seviyesinde altyapı oluşturulması amaçlanmaktadır. Riskin finansal sistemin tamamına yayılmasının ve sistemik bir hale gelmesinin önlenmesi amacıyla, teminatlar ve garanti fonu gibi kaynakların yanı sıra takas kuruluşunun sermayesinden tahsis edilen kısmın kullanılması, pozisyonların diğer üyelere taşınması veya resen kapatılması ve bu amaçla kar dağıtımının kısıtlanması dâhil tüm imkânların kullanılması amaçlanmaktadır.
Aynı maddenin üçüncü fıkrasında yapılan değişiklik ile, merkezi takas kuruluşları nezdinde merkezi karşı taraf uygulaması çerçevesinde yatırılan teminatların kullanımına, nemalandırılmasına, mülkiyetinin temerrüt yönetimi kapsamında merkezi karşı tarafa devrine ve teminatlara ilişkin korumanın şüpheye mahal vermeyecek şekilde sağlanmasına ilişkin hususlara, uluslararası prensipler ve uygulamalar esas alınarak açıklık getirilmesi amaçlanmaktadır. Merkezi takas kuruluşlarının temerrüt yönetimine tahsis edecekleri sermaye ve sermaye benzeri kaynakları temin etmelerine imkân sağlanmakta ayrıca temerrüt yönetimi için tahsis edilen sermaye ve sermaye benzeri kaynakların amacı dışında kullanılması yasaklanmaktadır. Ayrıca 6362 sayılı Kanunda takas teminatları için tanınan bazı hakların takas mutabakatının kesinleşmesine kadar geçecek sürede değişim yapılacak kıymet veya nakit anaparası için de geçerli olduğu, ayrıca bu varlıklar için verilen takas talimat ve transfer emirlerinin iptal edilemeyeceği veya geri alınamayacağı tartışmaya yer bırakmayacak şekilde açıklanmaktadır.
Aynı maddeye eklenen dokuzuncu fıkra ile, bu madde kapsamında takas kuruluşları tarafından yürütülecek temerrüt yönetimine ilişkin usul ve esaslar ile alınacak teminatlara ve garanti fonlarına ilişkin usul ve esasları belirleme yetkisi takas kuruluşunun önerisi üzerine Sermaye Piyasası Kuruluna verilmiştir.
Maddeye ilave edilmesi önerilen onuncu fıkrada, takas kuruluşları tarafından bir piyasada verilen merkezi karşı taraf hizmeti için tahsis edilen kaynaklar, alınan teminatlar ve oluşturulan garanti fonlarının amaçları dışında kullanılamayacağı ve teminat ve garanti fonu varlıklarının sermaye piyasaları ve para piyasaları için ayrı izleneceği hüküm altına alınarak bir piyasada oluşan risklerin diğerlerine de yayılmasının önlenmesi amaçlanmaktadır.
-
-
22 Ekim 2015
-
27 Mart 2015
-
20 Şubat 2014
-
14 Kasım 2013
-
Bu bentte yer alan “…gibi...” ibaresi, Anayasa Mahkemesi’nin 14/11/2013 tarihli ve E.: 2013/24, K.: 2013/133 sayılı Kararı ile iptal edilmiştir.
-
12 Temmuz 2013
-
25 Nisan 2013
-
Eski ifade
sakatlıkYeni ifadeengellilik
-