İçeriğe geç
Yürürlükte Temel kanun 22. hâli

Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun (TKHK)

Kanun numarası
6502
Kabul tarihi
07.11.2013
Resmî Gazete
28.11.2013 / 28835
Düstur
5. tertip, cilt 54
Son değişiklik
02.03.2027
Madde sayısı
95

Metin içindeki değişiklik notlarından ve dipnotlardan derlenmiştir. Toplam 64 kayıt.

  1. 2 Mart 2027 Henüz yürürlükte değil

    • İptal edildi Madde 48 geçmişi (bent) Anayasa Mahkemesi kararı (E.2024/187 K.2026/42)

      Anayasa Mahkemesinin 12/2/2026 tarihli ve E.: 2024/187, K.: 2026/42 sayılı Kararı ile bu bentte yer alan “…ile 11 inci…” ibaresi iptal edilmiştir. Kararın Resmî Gazete’de yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra (2/3/2027) yürürlüğe gireceği hüküm altına alınmıştır.

  2. 30 Ocak 2027 Henüz yürürlükte değil

    • İptal edildi Madde 47/A geçmişi (fıkra) Anayasa Mahkemesi kararı (E.2024/229 K.2026/35)

      Anayasa Mahkemesinin 12/2/2026 tarihli ve E.: 2024/229; K.: 2026/35 sayılı Kararı ile bu fıkrada yer alan “…yönetmelikle…” ibaresi ve “…ve…” ile “…belirlenen diğer koşulları sağlaması…” ibareleri iptal edilmiştir. Kararın Resmî Gazete’de yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra (30/1/2027) yürürlüğe gireceği hüküm altına alınmıştır.

    • İptal edildi Madde 47/A geçmişi (fıkra) Anayasa Mahkemesi kararı (E.2024/229 K.2026/35)

      Anayasa Mahkemesinin 12/2/2026 tarihli ve E.: 2024/229; K.: 2026/35 sayılı Kararı ile bu fıkrada yer alan “…yönetmelikle…” ibaresi ve “…esas alması…” ibaresinden sonra gelen “…ve…” ile “…belirlenen diğer ilkelere uygun olması…” ibareleri iptal edilmiştir. Kararın Resmî Gazete’de yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra (30/1/2027) yürürlüğe gireceği hüküm altına alınmıştır.

    • İptal edildi Madde 47/A geçmişi (fıkra) Anayasa Mahkemesi kararı (E.2024/229 K.2026/35)

      Anayasa Mahkemesinin 12/2/2026 tarihli ve E.: 2024/229; K.: 2026/35 sayılı Kararı ile bu fıkra iptal edilmiştir. Kararın Resmî Gazete’de yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra (30/1/2027) yürürlüğe gireceği hüküm altına alınmıştır.

  3. 24 Haziran 2026

    • Değiştirildi Madde 63 geçmişi 7587 sayılı Kanun, md. 24
      Eski ifade
      on dokuz
      Yeni ifade
      yirmi üç
      Değişikliğin gerekçesi

      Reklam Kurulunun aldatıcı ve yanıltıcı reklamlar ile haksız ticari uygulamalara ilişkin inceleme ve denetim faaliyetlerine konu hususlar, Esnaf Sanatkârlar ve Kooperatifçilik Genel Müdürlüğü, Hukuk Hizmetleri Genel Müdürlüğü, İç Ticaret Genel Müdürlüğü ve Uluslararası Hizmet Ticareti Genel Müdürlüğünün uhdesinde bulunan mevzuat hükümleriyle kesişebilmektedir.

      Mevcut durumda Reklam Kurulunun oluşumunda kamu kurum ve kuruluşları ile sivil toplum kuruluşlarının temsil edilmesi suretiyle çok paydaşlı bir yapı öngörülmüş olmakla birlikte Ticaret Bakanlığı bünyesinde yer alan ve yukarıda belirtilen genel müdürlüklerin görev alanları itibarıyla Kurulun inceleme konularıyla doğrudan bağlantılı olan birimlerin temsili sınırlı kalmaktadır. Özellikle uygulamaya yön veren kararların oluşturulması sürecinde, ilgili idari birimlerin teknik bilgi, kurumsal tecrübe ve mevzuat bütünlüğü açısından Kurul kararlarına katkı sağlaması amaçlanmaktadır.

      Bu itibarla, Reklam Kurulunun karar alma süreçlerinde daha bütüncül ve etkin bir yaklaşımın tesis edilmesini teminen anılan genel müdürlüklerde görev yapan birer genel müdür yardımcısı Reklam Kuruluna üye olarak dâhil edilmektedir.

    • Değiştirildi Madde 63 geçmişi (fıkra) 7587 sayılı Kanun, md. 24
      Eski ifade
      on bir
      Yeni ifade
      on üç
      Değişikliğin gerekçesi

      Reklam Kurulunun aldatıcı ve yanıltıcı reklamlar ile haksız ticari uygulamalara ilişkin inceleme ve denetim faaliyetlerine konu hususlar, Esnaf Sanatkârlar ve Kooperatifçilik Genel Müdürlüğü, Hukuk Hizmetleri Genel Müdürlüğü, İç Ticaret Genel Müdürlüğü ve Uluslararası Hizmet Ticareti Genel Müdürlüğünün uhdesinde bulunan mevzuat hükümleriyle kesişebilmektedir.

      Mevcut durumda Reklam Kurulunun oluşumunda kamu kurum ve kuruluşları ile sivil toplum kuruluşlarının temsil edilmesi suretiyle çok paydaşlı bir yapı öngörülmüş olmakla birlikte Ticaret Bakanlığı bünyesinde yer alan ve yukarıda belirtilen genel müdürlüklerin görev alanları itibarıyla Kurulun inceleme konularıyla doğrudan bağlantılı olan birimlerin temsili sınırlı kalmaktadır. Özellikle uygulamaya yön veren kararların oluşturulması sürecinde, ilgili idari birimlerin teknik bilgi, kurumsal tecrübe ve mevzuat bütünlüğü açısından Kurul kararlarına katkı sağlaması amaçlanmaktadır.

      Bu itibarla, Reklam Kurulunun karar alma süreçlerinde daha bütüncül ve etkin bir yaklaşımın tesis edilmesini teminen anılan genel müdürlüklerde görev yapan birer genel müdür yardımcısı Reklam Kuruluna üye olarak dâhil edilmektedir.

  4. 24 Ekim 2024

    • Eklendi Madde 47/A geçmişi 7529 sayılı Kanun, md. 6
      Değişikliğin gerekçesi

      Halihazırda iş yeri dışında kurulan sözleşmelere ilişkin 47 nci maddede yönetmelikle düzenlenmesi öngörülen doğrudan satış sistemleri Kanuna eklenen 47/A maddesiyle ayrıntılı olarak düzenlenmektedir. Maddenin ilk fıkrasında doğrudan satış siteminin ve bu sistemde faaliyet gösteren doğrudan satıcının tanımına ve özelliklerine yer verilmiştir. İkinci fıkrada, doğrudan satış faaliyetinde bulunmak isteyen şirketlere sermaye şirketi olarak kurulma zorunluluğu ile birlikte yönetmelikle belirlenen diğer koşulları sağlama şartı getirilmiştir. Doğrudan satış sisteminin ayırıcı özelliklerine ilişkin üçüncü fıkrada, sisteme dahil olanların ve tüketicilerin mağduriyet yaşamalarının önlenmesi amacıyla, sistemden elde edilecek kazancın ağırlıklı olarak sisteme yeni doğrudan satıcılar kazandırılması ve bu sayede ortaya çıkan menfaatlerin dağıtılması üzerine kurulamayacağı, mal veya hizmetin tüketicilere satışını esas alması gerektiği ve sistemin temel özelliği gereği sisteminin somut özelliklerinin her bir satış sistemi özelinde değerlendirilmesi gereği de göz önünde bulundurularak diğer ilkelerin yönetmelikle belirleneceği düzenlenmiştir. Dördüncü fıkrada sisteme girişte ve sonrasında tüketiciye satışı öngörülen mal veya hizmeti içermeyen herhangi bir bedel veya borç altına sokan belge alınamayacağı düzenlenerek sistemin mal veya hizmet satışı odaklı işlemesinin sağlanması hedeflenmiştir. Beşinci fıkrada tüketicilerin herhangi bir gerekçe göstermeksizin ve cezai şart ödemeksizin cayma hakkını kullanabileceği düzenlenmiştir. Altıncı fıkra ile tüketicilerin cayma hakkına ve diğer hususlara ilişkin taleplerini kolayca bildirebilmelerini sağlamak amacıyla doğrudan satış şirketlerine buna yönelik sistem kurma yükümlülüğü getirilmiştir. Yedinci fıkra ile de doğrudan satış sistemlerine ilişkin diğer usul ve esasların yönetmelikle belirleneceği düzenlenmiştir.

    • Değiştirildi Madde 77 geçmişi (üçüncü cümle) 7529 sayılı Kanun, md. 7
      Eski ifade
      elli bin Türk Lirası olarak
      Yeni ifade
      altı yüz bin Türk Lirasından altı milyon Türk Lirasına kadar
      Değişikliğin gerekçesi

      Maddede yapılan değişiklikle, 6502 sayılı Kanunun 77 nci maddesinin on ikinci ve on üçüncü fıkralarında yer alan mevcut idari para cezaları alt ve üst sınırları belirlenmek suretiyle yeniden düzenlenmiş ve Reklam Kuruluna bu sınırlar dahilinde aykırılığın haksızlık içeriği, aykırılık dolayısıyla elde edilen menfaatin veya neden olunan zararın büyüklüğü ile aykırılığı gerçekleştirenin kusuru ve ekonomik durumu gibi hususları dikkate alarak idari para cezası verme yetkisi tanınmıştır.

      Halihazırda ticari reklam ve haksız ticari uygulamalar hakkında maktu olarak belirlenmiş olan idari para cezaları çoğu zaman yetersiz kalarak cezaların caydırıcılık özelliğini karşılayamaz hale gelmiştir.

      Bu çerçevede caydırıcılığın artırılarak tüketicilerin etkin şekilde korunabilmesi amacıyla madde metninde değişikliğe gidilmektedir. Diğer taraftan, madde metnine eklenen ölçütlerle Kurula tanınan takdir yetkisi belirli kriterlere bağlanarak hukuki belirliliğin ve güvenliğin sağlanması hedeflenmiş ve ayrıca ceza sistematiği açısından ölçülülük ilkesine uygun ceza tesisi amaçlanmıştır. Hukuk devleti ilkesinin bir gereği ve ceza hukukunun temel prensiplerinden olan ölçülülük ilkesinin temel alt ilkeleri olan elverişlilik, gereklilik ve orantılılık ilkeleri doğrultusunda önlemin; ulaşılmak istenen amaç için elverişli olması, amaç bakımından gerekli olması ve haksızlığın içeriği ve fiilin ağırlığı ile orantılı olması gereklilikleri göz önüne alınmak suretiyle küçük, orta ve büyük ölçekli işletmelerdeki işlem ve gelir hacmi farklılığı da dikkate alınarak ticari reklam ve haksız ticari uygulamaların denetiminde etkinlik sağlanması, tüketicilerin yanıltılmasının ve istismar edilmesinin önüne geçilmesi, kamu yararının korunması ve kamu düzeninin sağlanması hedeflenmektedir.

      Ceza hukukunun temel ilkelerinden olan cezai müeyyidelerin caydırıcılık özelliğinin karşılanması, kabahatin haksızlık içeriği ve fiilin ağırlığı ile orantılı idari yaptırım öngörülmesiyle kabahatlerin ve yaptırımlarının koşullarının açık ve doğru olarak tanımlanması amacıyla 6502 sayılı Kanunun 77 nci maddesinin on beşinci fıkrasında değişiklik yapılmıştır. Bilgi ve belge sunma yükümlülüğüne aykırı fiilin gerçekleştiği tarih ile aykırılığın tespit edildiği tarihin farklı yıllara denk düştüğü durumlarda, muhataplar hakkında dikkate alınacak gayrisafi gelir tutarları ve alt sınırlar farklılaşmaktadır. İdari para cezasının muhataplarına hakkaniyet çerçevesinde uygulanabilmesi için bilgi ve belge sunma yükümlülüğüne aykırılık nedeniyle uygulanacak idari para cezasının belirlenmesinde aykırı fiilin gerçekleştiği tarihin esas alınacağı hüküm altına alınmaktadır. Ayrıca ölçülülük ilkesi dikkate alınarak gayrisafi gelirin vergi dairesine bildirilmediğinin veya yanlış bildirildiğinin anlaşıldığı durumlarda cezaya esas gayrisafi gelirin tespit edilmesi olanağı ortadan kalktığı için halihazırda uygulanan maktu idari para cezası tutarı yeniden belirlenmekte ve aynı yıl içinde birden fazla bilgi ve belge sunma yükümlülüğüne aykırılık halinde uygulanması öngörülen tekerrür hükmü kaldırılmaktadır.

      Diğer taraftan, halihazırda 6502 sayılı Kanun kapsamında gayrisafi gelirini beyan etme zorunluluğu bulunmayan gerçek kişilerden kayıt ve belge düzenleme ya da saklama yükümlülüğü bulunmayanlar hakkında maktu idari yaptırım tutarı farklılaştırılmaktadır.

      6502 sayılı Kanunun 77 nci maddesinin on yedinci fıkrasında 47/A maddesinde belirtilen yükümlülüklere aykırı davrananlar hakkında uygulanacak idari yaptırımların detayları düzenlenmektedir. Bu kapsamda, doğrudan satış şirketlerinin sermaye şirketi olarak kurulmaması, yönetmelikte belirlenecek diğer ilkelere uymaması, doğrudan satış sisteminin sisteme yeni kişiler katılması üzerine kurulması ve mal ve hizmet satışını esas almaması durumlarında caydırıcı idari para cezaları öngörülmekte ve doğrudan satış sistemine ilişkin diğer yükümlülüklere aykırılık halinde her bir tüketici işlemi için ayrı ayrı idari para cezası öngörülmektedir. Diğer taraftan, tüketicilerin cayma hakkını kullanabilmesi ve bilgilendirilmesi için sistem kurulmasının sağlanması amacıyla bu yükümlülüğü ihlal eden muhatapların öncelikle sistemi kurmaları yönünde uyarılması, bu uyarıya karşın tüketicinin korunması ve haklarını kullanması bakımından son derece önemli bir rol oynayan sistemin hayata geçirilmemesi halinde caydırıcı bir idari para cezasının uygulanması öngörülmektedir.

    • Değiştirildi Madde 77 geçmişi (dördüncü cümle) 7529 sayılı Kanun, md. 7
      Eski ifade
      durumlarda üç
      Yeni ifade
      durumlarda ön ödemeli konut satışlarında altı milyon Türk Lirası, diğer satışlarda bir
      Değişikliğin gerekçesi

      Maddede yapılan değişiklikle, 6502 sayılı Kanunun 77 nci maddesinin on ikinci ve on üçüncü fıkralarında yer alan mevcut idari para cezaları alt ve üst sınırları belirlenmek suretiyle yeniden düzenlenmiş ve Reklam Kuruluna bu sınırlar dahilinde aykırılığın haksızlık içeriği, aykırılık dolayısıyla elde edilen menfaatin veya neden olunan zararın büyüklüğü ile aykırılığı gerçekleştirenin kusuru ve ekonomik durumu gibi hususları dikkate alarak idari para cezası verme yetkisi tanınmıştır.

      Halihazırda ticari reklam ve haksız ticari uygulamalar hakkında maktu olarak belirlenmiş olan idari para cezaları çoğu zaman yetersiz kalarak cezaların caydırıcılık özelliğini karşılayamaz hale gelmiştir.

      Bu çerçevede caydırıcılığın artırılarak tüketicilerin etkin şekilde korunabilmesi amacıyla madde metninde değişikliğe gidilmektedir. Diğer taraftan, madde metnine eklenen ölçütlerle Kurula tanınan takdir yetkisi belirli kriterlere bağlanarak hukuki belirliliğin ve güvenliğin sağlanması hedeflenmiş ve ayrıca ceza sistematiği açısından ölçülülük ilkesine uygun ceza tesisi amaçlanmıştır. Hukuk devleti ilkesinin bir gereği ve ceza hukukunun temel prensiplerinden olan ölçülülük ilkesinin temel alt ilkeleri olan elverişlilik, gereklilik ve orantılılık ilkeleri doğrultusunda önlemin; ulaşılmak istenen amaç için elverişli olması, amaç bakımından gerekli olması ve haksızlığın içeriği ve fiilin ağırlığı ile orantılı olması gereklilikleri göz önüne alınmak suretiyle küçük, orta ve büyük ölçekli işletmelerdeki işlem ve gelir hacmi farklılığı da dikkate alınarak ticari reklam ve haksız ticari uygulamaların denetiminde etkinlik sağlanması, tüketicilerin yanıltılmasının ve istismar edilmesinin önüne geçilmesi, kamu yararının korunması ve kamu düzeninin sağlanması hedeflenmektedir.

      Ceza hukukunun temel ilkelerinden olan cezai müeyyidelerin caydırıcılık özelliğinin karşılanması, kabahatin haksızlık içeriği ve fiilin ağırlığı ile orantılı idari yaptırım öngörülmesiyle kabahatlerin ve yaptırımlarının koşullarının açık ve doğru olarak tanımlanması amacıyla 6502 sayılı Kanunun 77 nci maddesinin on beşinci fıkrasında değişiklik yapılmıştır. Bilgi ve belge sunma yükümlülüğüne aykırı fiilin gerçekleştiği tarih ile aykırılığın tespit edildiği tarihin farklı yıllara denk düştüğü durumlarda, muhataplar hakkında dikkate alınacak gayrisafi gelir tutarları ve alt sınırlar farklılaşmaktadır. İdari para cezasının muhataplarına hakkaniyet çerçevesinde uygulanabilmesi için bilgi ve belge sunma yükümlülüğüne aykırılık nedeniyle uygulanacak idari para cezasının belirlenmesinde aykırı fiilin gerçekleştiği tarihin esas alınacağı hüküm altına alınmaktadır. Ayrıca ölçülülük ilkesi dikkate alınarak gayrisafi gelirin vergi dairesine bildirilmediğinin veya yanlış bildirildiğinin anlaşıldığı durumlarda cezaya esas gayrisafi gelirin tespit edilmesi olanağı ortadan kalktığı için halihazırda uygulanan maktu idari para cezası tutarı yeniden belirlenmekte ve aynı yıl içinde birden fazla bilgi ve belge sunma yükümlülüğüne aykırılık halinde uygulanması öngörülen tekerrür hükmü kaldırılmaktadır.

      Diğer taraftan, halihazırda 6502 sayılı Kanun kapsamında gayrisafi gelirini beyan etme zorunluluğu bulunmayan gerçek kişilerden kayıt ve belge düzenleme ya da saklama yükümlülüğü bulunmayanlar hakkında maktu idari yaptırım tutarı farklılaştırılmaktadır.

      6502 sayılı Kanunun 77 nci maddesinin on yedinci fıkrasında 47/A maddesinde belirtilen yükümlülüklere aykırı davrananlar hakkında uygulanacak idari yaptırımların detayları düzenlenmektedir. Bu kapsamda, doğrudan satış şirketlerinin sermaye şirketi olarak kurulmaması, yönetmelikte belirlenecek diğer ilkelere uymaması, doğrudan satış sisteminin sisteme yeni kişiler katılması üzerine kurulması ve mal ve hizmet satışını esas almaması durumlarında caydırıcı idari para cezaları öngörülmekte ve doğrudan satış sistemine ilişkin diğer yükümlülüklere aykırılık halinde her bir tüketici işlemi için ayrı ayrı idari para cezası öngörülmektedir. Diğer taraftan, tüketicilerin cayma hakkını kullanabilmesi ve bilgilendirilmesi için sistem kurulmasının sağlanması amacıyla bu yükümlülüğü ihlal eden muhatapların öncelikle sistemi kurmaları yönünde uyarılması, bu uyarıya karşın tüketicinin korunması ve haklarını kullanması bakımından son derece önemli bir rol oynayan sistemin hayata geçirilmemesi halinde caydırıcı bir idari para cezasının uygulanması öngörülmektedir.

    • Eklendi Madde 77 geçmişi (cümle) 7529 sayılı Kanun, md. 7
      Değişikliğin gerekçesi

      Maddede yapılan değişiklikle, 6502 sayılı Kanunun 77 nci maddesinin on ikinci ve on üçüncü fıkralarında yer alan mevcut idari para cezaları alt ve üst sınırları belirlenmek suretiyle yeniden düzenlenmiş ve Reklam Kuruluna bu sınırlar dahilinde aykırılığın haksızlık içeriği, aykırılık dolayısıyla elde edilen menfaatin veya neden olunan zararın büyüklüğü ile aykırılığı gerçekleştirenin kusuru ve ekonomik durumu gibi hususları dikkate alarak idari para cezası verme yetkisi tanınmıştır.

      Halihazırda ticari reklam ve haksız ticari uygulamalar hakkında maktu olarak belirlenmiş olan idari para cezaları çoğu zaman yetersiz kalarak cezaların caydırıcılık özelliğini karşılayamaz hale gelmiştir.

      Bu çerçevede caydırıcılığın artırılarak tüketicilerin etkin şekilde korunabilmesi amacıyla madde metninde değişikliğe gidilmektedir. Diğer taraftan, madde metnine eklenen ölçütlerle Kurula tanınan takdir yetkisi belirli kriterlere bağlanarak hukuki belirliliğin ve güvenliğin sağlanması hedeflenmiş ve ayrıca ceza sistematiği açısından ölçülülük ilkesine uygun ceza tesisi amaçlanmıştır. Hukuk devleti ilkesinin bir gereği ve ceza hukukunun temel prensiplerinden olan ölçülülük ilkesinin temel alt ilkeleri olan elverişlilik, gereklilik ve orantılılık ilkeleri doğrultusunda önlemin; ulaşılmak istenen amaç için elverişli olması, amaç bakımından gerekli olması ve haksızlığın içeriği ve fiilin ağırlığı ile orantılı olması gereklilikleri göz önüne alınmak suretiyle küçük, orta ve büyük ölçekli işletmelerdeki işlem ve gelir hacmi farklılığı da dikkate alınarak ticari reklam ve haksız ticari uygulamaların denetiminde etkinlik sağlanması, tüketicilerin yanıltılmasının ve istismar edilmesinin önüne geçilmesi, kamu yararının korunması ve kamu düzeninin sağlanması hedeflenmektedir.

      Ceza hukukunun temel ilkelerinden olan cezai müeyyidelerin caydırıcılık özelliğinin karşılanması, kabahatin haksızlık içeriği ve fiilin ağırlığı ile orantılı idari yaptırım öngörülmesiyle kabahatlerin ve yaptırımlarının koşullarının açık ve doğru olarak tanımlanması amacıyla 6502 sayılı Kanunun 77 nci maddesinin on beşinci fıkrasında değişiklik yapılmıştır. Bilgi ve belge sunma yükümlülüğüne aykırı fiilin gerçekleştiği tarih ile aykırılığın tespit edildiği tarihin farklı yıllara denk düştüğü durumlarda, muhataplar hakkında dikkate alınacak gayrisafi gelir tutarları ve alt sınırlar farklılaşmaktadır. İdari para cezasının muhataplarına hakkaniyet çerçevesinde uygulanabilmesi için bilgi ve belge sunma yükümlülüğüne aykırılık nedeniyle uygulanacak idari para cezasının belirlenmesinde aykırı fiilin gerçekleştiği tarihin esas alınacağı hüküm altına alınmaktadır. Ayrıca ölçülülük ilkesi dikkate alınarak gayrisafi gelirin vergi dairesine bildirilmediğinin veya yanlış bildirildiğinin anlaşıldığı durumlarda cezaya esas gayrisafi gelirin tespit edilmesi olanağı ortadan kalktığı için halihazırda uygulanan maktu idari para cezası tutarı yeniden belirlenmekte ve aynı yıl içinde birden fazla bilgi ve belge sunma yükümlülüğüne aykırılık halinde uygulanması öngörülen tekerrür hükmü kaldırılmaktadır.

      Diğer taraftan, halihazırda 6502 sayılı Kanun kapsamında gayrisafi gelirini beyan etme zorunluluğu bulunmayan gerçek kişilerden kayıt ve belge düzenleme ya da saklama yükümlülüğü bulunmayanlar hakkında maktu idari yaptırım tutarı farklılaştırılmaktadır.

      6502 sayılı Kanunun 77 nci maddesinin on yedinci fıkrasında 47/A maddesinde belirtilen yükümlülüklere aykırı davrananlar hakkında uygulanacak idari yaptırımların detayları düzenlenmektedir. Bu kapsamda, doğrudan satış şirketlerinin sermaye şirketi olarak kurulmaması, yönetmelikte belirlenecek diğer ilkelere uymaması, doğrudan satış sisteminin sisteme yeni kişiler katılması üzerine kurulması ve mal ve hizmet satışını esas almaması durumlarında caydırıcı idari para cezaları öngörülmekte ve doğrudan satış sistemine ilişkin diğer yükümlülüklere aykırılık halinde her bir tüketici işlemi için ayrı ayrı idari para cezası öngörülmektedir. Diğer taraftan, tüketicilerin cayma hakkını kullanabilmesi ve bilgilendirilmesi için sistem kurulmasının sağlanması amacıyla bu yükümlülüğü ihlal eden muhatapların öncelikle sistemi kurmaları yönünde uyarılması, bu uyarıya karşın tüketicinin korunması ve haklarını kullanması bakımından son derece önemli bir rol oynayan sistemin hayata geçirilmemesi halinde caydırıcı bir idari para cezasının uygulanması öngörülmektedir.

    • Eklendi Madde 77 geçmişi (cümle) 7529 sayılı Kanun, md. 7
      Değişikliğin gerekçesi

      Maddede yapılan değişiklikle, 6502 sayılı Kanunun 77 nci maddesinin on ikinci ve on üçüncü fıkralarında yer alan mevcut idari para cezaları alt ve üst sınırları belirlenmek suretiyle yeniden düzenlenmiş ve Reklam Kuruluna bu sınırlar dahilinde aykırılığın haksızlık içeriği, aykırılık dolayısıyla elde edilen menfaatin veya neden olunan zararın büyüklüğü ile aykırılığı gerçekleştirenin kusuru ve ekonomik durumu gibi hususları dikkate alarak idari para cezası verme yetkisi tanınmıştır.

      Halihazırda ticari reklam ve haksız ticari uygulamalar hakkında maktu olarak belirlenmiş olan idari para cezaları çoğu zaman yetersiz kalarak cezaların caydırıcılık özelliğini karşılayamaz hale gelmiştir.

      Bu çerçevede caydırıcılığın artırılarak tüketicilerin etkin şekilde korunabilmesi amacıyla madde metninde değişikliğe gidilmektedir. Diğer taraftan, madde metnine eklenen ölçütlerle Kurula tanınan takdir yetkisi belirli kriterlere bağlanarak hukuki belirliliğin ve güvenliğin sağlanması hedeflenmiş ve ayrıca ceza sistematiği açısından ölçülülük ilkesine uygun ceza tesisi amaçlanmıştır. Hukuk devleti ilkesinin bir gereği ve ceza hukukunun temel prensiplerinden olan ölçülülük ilkesinin temel alt ilkeleri olan elverişlilik, gereklilik ve orantılılık ilkeleri doğrultusunda önlemin; ulaşılmak istenen amaç için elverişli olması, amaç bakımından gerekli olması ve haksızlığın içeriği ve fiilin ağırlığı ile orantılı olması gereklilikleri göz önüne alınmak suretiyle küçük, orta ve büyük ölçekli işletmelerdeki işlem ve gelir hacmi farklılığı da dikkate alınarak ticari reklam ve haksız ticari uygulamaların denetiminde etkinlik sağlanması, tüketicilerin yanıltılmasının ve istismar edilmesinin önüne geçilmesi, kamu yararının korunması ve kamu düzeninin sağlanması hedeflenmektedir.

      Ceza hukukunun temel ilkelerinden olan cezai müeyyidelerin caydırıcılık özelliğinin karşılanması, kabahatin haksızlık içeriği ve fiilin ağırlığı ile orantılı idari yaptırım öngörülmesiyle kabahatlerin ve yaptırımlarının koşullarının açık ve doğru olarak tanımlanması amacıyla 6502 sayılı Kanunun 77 nci maddesinin on beşinci fıkrasında değişiklik yapılmıştır. Bilgi ve belge sunma yükümlülüğüne aykırı fiilin gerçekleştiği tarih ile aykırılığın tespit edildiği tarihin farklı yıllara denk düştüğü durumlarda, muhataplar hakkında dikkate alınacak gayrisafi gelir tutarları ve alt sınırlar farklılaşmaktadır. İdari para cezasının muhataplarına hakkaniyet çerçevesinde uygulanabilmesi için bilgi ve belge sunma yükümlülüğüne aykırılık nedeniyle uygulanacak idari para cezasının belirlenmesinde aykırı fiilin gerçekleştiği tarihin esas alınacağı hüküm altına alınmaktadır. Ayrıca ölçülülük ilkesi dikkate alınarak gayrisafi gelirin vergi dairesine bildirilmediğinin veya yanlış bildirildiğinin anlaşıldığı durumlarda cezaya esas gayrisafi gelirin tespit edilmesi olanağı ortadan kalktığı için halihazırda uygulanan maktu idari para cezası tutarı yeniden belirlenmekte ve aynı yıl içinde birden fazla bilgi ve belge sunma yükümlülüğüne aykırılık halinde uygulanması öngörülen tekerrür hükmü kaldırılmaktadır.

      Diğer taraftan, halihazırda 6502 sayılı Kanun kapsamında gayrisafi gelirini beyan etme zorunluluğu bulunmayan gerçek kişilerden kayıt ve belge düzenleme ya da saklama yükümlülüğü bulunmayanlar hakkında maktu idari yaptırım tutarı farklılaştırılmaktadır.

      6502 sayılı Kanunun 77 nci maddesinin on yedinci fıkrasında 47/A maddesinde belirtilen yükümlülüklere aykırı davrananlar hakkında uygulanacak idari yaptırımların detayları düzenlenmektedir. Bu kapsamda, doğrudan satış şirketlerinin sermaye şirketi olarak kurulmaması, yönetmelikte belirlenecek diğer ilkelere uymaması, doğrudan satış sisteminin sisteme yeni kişiler katılması üzerine kurulması ve mal ve hizmet satışını esas almaması durumlarında caydırıcı idari para cezaları öngörülmekte ve doğrudan satış sistemine ilişkin diğer yükümlülüklere aykırılık halinde her bir tüketici işlemi için ayrı ayrı idari para cezası öngörülmektedir. Diğer taraftan, tüketicilerin cayma hakkını kullanabilmesi ve bilgilendirilmesi için sistem kurulmasının sağlanması amacıyla bu yükümlülüğü ihlal eden muhatapların öncelikle sistemi kurmaları yönünde uyarılması, bu uyarıya karşın tüketicinin korunması ve haklarını kullanması bakımından son derece önemli bir rol oynayan sistemin hayata geçirilmemesi halinde caydırıcı bir idari para cezasının uygulanması öngörülmektedir.

    • Yürürlükten kaldırıldı Madde 77 geçmişi (cümle) 7529 sayılı Kanun, md. 7
      Değişikliğin gerekçesi

      Maddede yapılan değişiklikle, 6502 sayılı Kanunun 77 nci maddesinin on ikinci ve on üçüncü fıkralarında yer alan mevcut idari para cezaları alt ve üst sınırları belirlenmek suretiyle yeniden düzenlenmiş ve Reklam Kuruluna bu sınırlar dahilinde aykırılığın haksızlık içeriği, aykırılık dolayısıyla elde edilen menfaatin veya neden olunan zararın büyüklüğü ile aykırılığı gerçekleştirenin kusuru ve ekonomik durumu gibi hususları dikkate alarak idari para cezası verme yetkisi tanınmıştır.

      Halihazırda ticari reklam ve haksız ticari uygulamalar hakkında maktu olarak belirlenmiş olan idari para cezaları çoğu zaman yetersiz kalarak cezaların caydırıcılık özelliğini karşılayamaz hale gelmiştir.

      Bu çerçevede caydırıcılığın artırılarak tüketicilerin etkin şekilde korunabilmesi amacıyla madde metninde değişikliğe gidilmektedir. Diğer taraftan, madde metnine eklenen ölçütlerle Kurula tanınan takdir yetkisi belirli kriterlere bağlanarak hukuki belirliliğin ve güvenliğin sağlanması hedeflenmiş ve ayrıca ceza sistematiği açısından ölçülülük ilkesine uygun ceza tesisi amaçlanmıştır. Hukuk devleti ilkesinin bir gereği ve ceza hukukunun temel prensiplerinden olan ölçülülük ilkesinin temel alt ilkeleri olan elverişlilik, gereklilik ve orantılılık ilkeleri doğrultusunda önlemin; ulaşılmak istenen amaç için elverişli olması, amaç bakımından gerekli olması ve haksızlığın içeriği ve fiilin ağırlığı ile orantılı olması gereklilikleri göz önüne alınmak suretiyle küçük, orta ve büyük ölçekli işletmelerdeki işlem ve gelir hacmi farklılığı da dikkate alınarak ticari reklam ve haksız ticari uygulamaların denetiminde etkinlik sağlanması, tüketicilerin yanıltılmasının ve istismar edilmesinin önüne geçilmesi, kamu yararının korunması ve kamu düzeninin sağlanması hedeflenmektedir.

      Ceza hukukunun temel ilkelerinden olan cezai müeyyidelerin caydırıcılık özelliğinin karşılanması, kabahatin haksızlık içeriği ve fiilin ağırlığı ile orantılı idari yaptırım öngörülmesiyle kabahatlerin ve yaptırımlarının koşullarının açık ve doğru olarak tanımlanması amacıyla 6502 sayılı Kanunun 77 nci maddesinin on beşinci fıkrasında değişiklik yapılmıştır. Bilgi ve belge sunma yükümlülüğüne aykırı fiilin gerçekleştiği tarih ile aykırılığın tespit edildiği tarihin farklı yıllara denk düştüğü durumlarda, muhataplar hakkında dikkate alınacak gayrisafi gelir tutarları ve alt sınırlar farklılaşmaktadır. İdari para cezasının muhataplarına hakkaniyet çerçevesinde uygulanabilmesi için bilgi ve belge sunma yükümlülüğüne aykırılık nedeniyle uygulanacak idari para cezasının belirlenmesinde aykırı fiilin gerçekleştiği tarihin esas alınacağı hüküm altına alınmaktadır. Ayrıca ölçülülük ilkesi dikkate alınarak gayrisafi gelirin vergi dairesine bildirilmediğinin veya yanlış bildirildiğinin anlaşıldığı durumlarda cezaya esas gayrisafi gelirin tespit edilmesi olanağı ortadan kalktığı için halihazırda uygulanan maktu idari para cezası tutarı yeniden belirlenmekte ve aynı yıl içinde birden fazla bilgi ve belge sunma yükümlülüğüne aykırılık halinde uygulanması öngörülen tekerrür hükmü kaldırılmaktadır.

      Diğer taraftan, halihazırda 6502 sayılı Kanun kapsamında gayrisafi gelirini beyan etme zorunluluğu bulunmayan gerçek kişilerden kayıt ve belge düzenleme ya da saklama yükümlülüğü bulunmayanlar hakkında maktu idari yaptırım tutarı farklılaştırılmaktadır.

      6502 sayılı Kanunun 77 nci maddesinin on yedinci fıkrasında 47/A maddesinde belirtilen yükümlülüklere aykırı davrananlar hakkında uygulanacak idari yaptırımların detayları düzenlenmektedir. Bu kapsamda, doğrudan satış şirketlerinin sermaye şirketi olarak kurulmaması, yönetmelikte belirlenecek diğer ilkelere uymaması, doğrudan satış sisteminin sisteme yeni kişiler katılması üzerine kurulması ve mal ve hizmet satışını esas almaması durumlarında caydırıcı idari para cezaları öngörülmekte ve doğrudan satış sistemine ilişkin diğer yükümlülüklere aykırılık halinde her bir tüketici işlemi için ayrı ayrı idari para cezası öngörülmektedir. Diğer taraftan, tüketicilerin cayma hakkını kullanabilmesi ve bilgilendirilmesi için sistem kurulmasının sağlanması amacıyla bu yükümlülüğü ihlal eden muhatapların öncelikle sistemi kurmaları yönünde uyarılması, bu uyarıya karşın tüketicinin korunması ve haklarını kullanması bakımından son derece önemli bir rol oynayan sistemin hayata geçirilmemesi halinde caydırıcı bir idari para cezasının uygulanması öngörülmektedir.

    • Değiştirildi Madde 77 geçmişi 7529 sayılı Kanun, md. 7
      Değişikliğin gerekçesi

      Maddede yapılan değişiklikle, 6502 sayılı Kanunun 77 nci maddesinin on ikinci ve on üçüncü fıkralarında yer alan mevcut idari para cezaları alt ve üst sınırları belirlenmek suretiyle yeniden düzenlenmiş ve Reklam Kuruluna bu sınırlar dahilinde aykırılığın haksızlık içeriği, aykırılık dolayısıyla elde edilen menfaatin veya neden olunan zararın büyüklüğü ile aykırılığı gerçekleştirenin kusuru ve ekonomik durumu gibi hususları dikkate alarak idari para cezası verme yetkisi tanınmıştır.

      Halihazırda ticari reklam ve haksız ticari uygulamalar hakkında maktu olarak belirlenmiş olan idari para cezaları çoğu zaman yetersiz kalarak cezaların caydırıcılık özelliğini karşılayamaz hale gelmiştir.

      Bu çerçevede caydırıcılığın artırılarak tüketicilerin etkin şekilde korunabilmesi amacıyla madde metninde değişikliğe gidilmektedir. Diğer taraftan, madde metnine eklenen ölçütlerle Kurula tanınan takdir yetkisi belirli kriterlere bağlanarak hukuki belirliliğin ve güvenliğin sağlanması hedeflenmiş ve ayrıca ceza sistematiği açısından ölçülülük ilkesine uygun ceza tesisi amaçlanmıştır. Hukuk devleti ilkesinin bir gereği ve ceza hukukunun temel prensiplerinden olan ölçülülük ilkesinin temel alt ilkeleri olan elverişlilik, gereklilik ve orantılılık ilkeleri doğrultusunda önlemin; ulaşılmak istenen amaç için elverişli olması, amaç bakımından gerekli olması ve haksızlığın içeriği ve fiilin ağırlığı ile orantılı olması gereklilikleri göz önüne alınmak suretiyle küçük, orta ve büyük ölçekli işletmelerdeki işlem ve gelir hacmi farklılığı da dikkate alınarak ticari reklam ve haksız ticari uygulamaların denetiminde etkinlik sağlanması, tüketicilerin yanıltılmasının ve istismar edilmesinin önüne geçilmesi, kamu yararının korunması ve kamu düzeninin sağlanması hedeflenmektedir.

      Ceza hukukunun temel ilkelerinden olan cezai müeyyidelerin caydırıcılık özelliğinin karşılanması, kabahatin haksızlık içeriği ve fiilin ağırlığı ile orantılı idari yaptırım öngörülmesiyle kabahatlerin ve yaptırımlarının koşullarının açık ve doğru olarak tanımlanması amacıyla 6502 sayılı Kanunun 77 nci maddesinin on beşinci fıkrasında değişiklik yapılmıştır. Bilgi ve belge sunma yükümlülüğüne aykırı fiilin gerçekleştiği tarih ile aykırılığın tespit edildiği tarihin farklı yıllara denk düştüğü durumlarda, muhataplar hakkında dikkate alınacak gayrisafi gelir tutarları ve alt sınırlar farklılaşmaktadır. İdari para cezasının muhataplarına hakkaniyet çerçevesinde uygulanabilmesi için bilgi ve belge sunma yükümlülüğüne aykırılık nedeniyle uygulanacak idari para cezasının belirlenmesinde aykırı fiilin gerçekleştiği tarihin esas alınacağı hüküm altına alınmaktadır. Ayrıca ölçülülük ilkesi dikkate alınarak gayrisafi gelirin vergi dairesine bildirilmediğinin veya yanlış bildirildiğinin anlaşıldığı durumlarda cezaya esas gayrisafi gelirin tespit edilmesi olanağı ortadan kalktığı için halihazırda uygulanan maktu idari para cezası tutarı yeniden belirlenmekte ve aynı yıl içinde birden fazla bilgi ve belge sunma yükümlülüğüne aykırılık halinde uygulanması öngörülen tekerrür hükmü kaldırılmaktadır.

      Diğer taraftan, halihazırda 6502 sayılı Kanun kapsamında gayrisafi gelirini beyan etme zorunluluğu bulunmayan gerçek kişilerden kayıt ve belge düzenleme ya da saklama yükümlülüğü bulunmayanlar hakkında maktu idari yaptırım tutarı farklılaştırılmaktadır.

      6502 sayılı Kanunun 77 nci maddesinin on yedinci fıkrasında 47/A maddesinde belirtilen yükümlülüklere aykırı davrananlar hakkında uygulanacak idari yaptırımların detayları düzenlenmektedir. Bu kapsamda, doğrudan satış şirketlerinin sermaye şirketi olarak kurulmaması, yönetmelikte belirlenecek diğer ilkelere uymaması, doğrudan satış sisteminin sisteme yeni kişiler katılması üzerine kurulması ve mal ve hizmet satışını esas almaması durumlarında caydırıcı idari para cezaları öngörülmekte ve doğrudan satış sistemine ilişkin diğer yükümlülüklere aykırılık halinde her bir tüketici işlemi için ayrı ayrı idari para cezası öngörülmektedir. Diğer taraftan, tüketicilerin cayma hakkını kullanabilmesi ve bilgilendirilmesi için sistem kurulmasının sağlanması amacıyla bu yükümlülüğü ihlal eden muhatapların öncelikle sistemi kurmaları yönünde uyarılması, bu uyarıya karşın tüketicinin korunması ve haklarını kullanması bakımından son derece önemli bir rol oynayan sistemin hayata geçirilmemesi halinde caydırıcı bir idari para cezasının uygulanması öngörülmektedir.

    • Yürürlükten kaldırıldı Madde 77/A geçmişi 7529 sayılı Kanun, md. 8
      Değişikliğin gerekçesi

      6502 sayılı Kanunun 77/A maddesinin ikinci fıkrası yürürlükten kaldırılmak suretiyle, halihazırda uzlaşma müessesesi kapsamında bulunmayan Reklam Kurulu tarafından verilen idari para cezalarında da muhataplara uzlaşma imkanı tanınmaktadır. Bu sayede, ticari reklam ve haksız ticari uygulamalara ilişkin hükümlerin ihlalinden kaynaklanan idari işlemlere ilişkin dava süreçlerinin neden olacağı kamusal maliyetler ile ihlalin ve sürecin hızlı ve kesin bir şekilde sonlandırılması sayesinde elde edilecek kamusal faydalar dikkate alınarak, Kanunun diğer hükümlerinin ihlali halinde mevcut durumda uygulanmakta olan uzlaşma müessesesinin ticari reklam ve haksız ticari uygulamalara ilişkin hükümler için de uygulanmasına imkan tanınmakta ve aynı Kanun kapsamında cezaya muhatap olan gerçek veya tüzel kişilere uzlaşma imkanı bakımından eşitlik sağlanmaktadır. Ayrıca, halihazırda 6502 sayılı Kanun kapsamında idari para cezaları Reklam Kurulu, Bakanlık veya Bakanlığın yetki devriyle taşrada ticaret il müdürlüklerince verilmekte olduğundan ve valiliklerce idari para cezası verilemediğinden yapılan değişiklikle 77/A maddesi Kanunun 78 inci maddesi ile uyumlu hale getirilmektedir.

    • Eklendi Madde 22 geçmişi (fıkra) 7529 sayılı Kanun, md. 1

      24/10/2024 tarihli ve 7529 sayılı Kanunun 1 inci maddesi ile bu fıkranın birinci cümlesine “yazılı” ibaresinden sonra gelmek üzere “veya mesafeli” ibaresi eklenmiştir.

      Değişikliğin gerekçesi

      5411 sayılı Bankacılık Kanununda yer alan, sözleşmelerin yazılı olarak veya uzaktan iletişim araçlarıyla mesafeli olarak ya da mesafeli olsun olmasın ilgili mevzuat çerçevesinde yazılı şeklin yerine geçebileceğinin belirlendiği ve bir bilişim veya elektronik haberleşme cihazı üzerinden gerçekleştirilecek ve tüketici kimliğinin doğrulanmasına imkân verecek yöntemler yoluyla kurulabileceğine ilişkin düzenlemeyle uyum sağlamak amacıyla 6502 sayılı Kanun kapsamındaki kredi veren ile tüketiciler arasındaki sözleşmelerin şekil şartı yeniden düzenlenmektedir.

    • Eklendi Madde 31 geçmişi (fıkra) 7529 sayılı Kanun, md. 2

      24/10/2024 tarihli ve 7529 sayılı Kanunun 2 nci maddesi ile bu fıkranın ikinci cümlesine “tüketicinin aksine yazılı” ibaresinden sonra gelmek üzere “veya kalıcı veri saklayıcısıyla” ibaresi eklenmiştir.

      Değişikliğin gerekçesi

      Finansal hizmetlerin dağıtım kanallarının sürekli bir değişim ve yenilik içinde olması, ülkemizin dijital dönüşüm stratejileri ile uyumun sağlanması amacıyla tüketici kredisi sözleşmelerinin yazılı usul yanında elektronik yöntemler ile akdedilmesine imkan sağlanmış olup tüketicinin kredi sözleşmesine bağlı olarak açılan hesabın kapatılmamasına ilişkin talebini yazılı usule ek olarak kalıcı veri saklayıcısıyla da iletebilmesine imkan sağlanmıştır. Tüketici kredisi sözleşmelerinin mesafeli yolla uzaktan iletişim araçlarıyla kurulabildiği göz önünde bulundurularak sözleşmeye bağlı diğer işlemlerin de kalıcı veri saklayıcısı aracılığıyla elektronik ortamda uzaktan yapılabilmesi amaçlanmaktadır.

    • Eklendi Madde 32 geçmişi (fıkra) 7529 sayılı Kanun, md. 3

      24/10/2024 tarihli ve 7529 sayılı Kanunun 3 üncü maddesi ile bu fıkranın birinci cümlesine “yazılı” ibaresinden sonra gelmek üzere “veya mesafeli” ibaresi eklenmiştir.

      Değişikliğin gerekçesi

      6502 sayılı Kanun kapsamındaki konut finansmanı kuruluşu ile tüketiciler arasındaki sözleşmelerin şekil şartı, 5411 sayılı Bankacılık Kanunu ve 6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring, Finansman ve Tasarruf Finansman Şirketleri Kanunu dikkate alınarak yeniden düzenlenmekte ve sözleşmelerin mesafeli olarak kurulmasına imkan tanınmaktadır.

    • Eklendi Madde 39 geçmişi (fıkra) 7529 sayılı Kanun, md. 4

      24/10/2024 tarihli ve 7529 sayılı Kanunun 4 üncü maddesi ile bu fıkranın ikinci cümlesine “tüketicinin aksine yazılı” ibaresinden sonra gelmek üzere “veya kalıcı veri saklayıcısıyla” ibaresi eklenmiştir.

      Değişikliğin gerekçesi

      Finansal hizmetlerin dağıtım kanallarının sürekli bir değişim ve yenilik içinde olması, ülkemizin dijital dönüşüm stratejileri ile uyumun sağlanması amacıyla tüketici kredisi sözleşmelerinin yazılı usul yanında elektronik yöntemler ile akdedilmesine imkan sağlanmış olup tüketicinin kredi sözleşmesine bağlı olarak açılan hesabın kapatılmamasına ilişkin talebini yazılı usule ek olarak kalıcı veri saklayıcısıyla da iletebilmesine imkan sağlanmıştır. Konut finansmanı sözleşmelerinin mesafeli yolla uzaktan iletişim araçlarıyla kurulabileceği göz önünde bulundurularak sözleşmeye bağlı diğer işlemlerin de kalıcı veri saklayıcısı aracılığıyla elektronik ortamda uzaktan yapılabilmesi amaçlanmaktadır.

    • Metinden çıkarıldı Madde 47 geçmişi (fıkra) 7529 sayılı Kanun, md. 5

      24/10/2024 tarihli ve 7529 sayılı Kanunun 5 inci maddesiyle bu fıkrada yer alan yer alan “doğrudan satışlar,” ibaresi madde metninden çıkarılmıştır.

      Değişikliğin gerekçesi

      6502 sayılı Kanunun 47 nci maddesinin son fıkrasında yer alan düzenlemede sadece doğrudan satış uygulama usul ve esaslarının yönetmelik ile düzenleneceği ifadesine yer verilmiş olup, doğrudan satışların Kanuna yeni bir madde olarak eklenmesi nedeniyle 47 nci maddede yer alan doğrudan satışlar ibaresi fıkra metninden çıkarılmaktadır.

  5. 23 Mayıs 2024

    • Değiştirildi Madde 77 geçmişi 7511 sayılı Kanun, md. 19
      Eski ifade
      Ceza hükümleri
      Değişikliğin gerekçesi

      6502 sayılı Kanunun 77 nci maddesinde adli ve idari yaptırımlar ile güvenlik tedbirlerine yer verildiğinden madde başlığında yer alan “ceza” terimi yerine tedbirleri de içerebilecek şekilde genel ve kapsayıcı bir terim olarak “yaptırım” ibaresine yer verilmek suretiyle madde başlığı “yaptırım hükümleri” şeklinde değiştirilmektedir.

      Kabahatin haksızlık içeriği ve fiilin ağırlığı ile orantılı olmasını teminen idari yaptırımlarda değişiklik yapılmaktadır.

      Satışından kaçınılan mal veya hizmet için öngörülen idari para cezasının satış fiyatı dikkate alındığında çoğu zaman yetersiz kaldığı, bu durumun cezaların caydırıcılık özelliğini karşılamadığı görülmektedir. Bu itibarla, Kanunun 77 nci maddesinin birinci fıkrası iki bende bölünerek (b) bendinde satıştan kaçınılan mal veya hizmet için halihazırda yürürlükte bulunan ceza tutarının altında kalmayacak bir tutar alt sınır olarak belirlenmekte ve mal veya hizmetin satış bedeli ile orantılı bir idari para cezası uygulanması öngörülmektedir. Diğer taraftan, söz konusu fıkranın (a) bendinde yer alan idari para cezası tutarı da (b) bendinde alt sınır olarak yer alan tutarla uyumlu hale getirilmektedir.

      Kanunun 58 inci maddesi uyarınca, üretici ve ithalatçılar satış sonrası bakım ve onarım hizmeti sunma yükümlülüğünü yetkili servis istasyonları aracılığıyla yerine getirmektedir. Halihazırda aykırılık sayısı dikkate alınmaksızın üretici ya da ithalatçılar hakkında yetkili servis istasyonu başına maktu idari para cezası uygulanmaktadır. Yapılan değişiklik ile ceza sistematiği aykırı işlem sayısı esas alınarak yeniden düzenlenmekte, bu sayede cezaların caydırıcı ve tüketici mağduriyeti ile orantılı olması hedeflenmektedir.

      24/3/2022 tarihli ve 7392 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun ile Kat Mülkiyeti Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 15 inci maddesi ile 6502 sayılı Kanunun 77 nci maddesinin on ikinci fıkrasına eklenen beş, altı, yedi, sekiz ve dokuzuncu cümlelerinde yer alan Reklam Kurulu tarafından verilen erişimin engellenmesi kararına ilişkin olarak; 27/10/2023 tarihli ve 32352 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 13/9/2023 tarihli ve E:2022/70, K:2023/152 sayılı kararında Reklam Kurulunun erişimin engellenmesi yetkisine ilişkin düzenlemenin kamu yararı amacına uygun olmakla birlikte yetkinin kullanımına ilişkin belirlenen usulün ölçülülük ilkesinin alt ilkelerinden olan gereklilik ilkesine aykırılığı nedeniyle ilgili cümlelerin iptallerine karar vermiş olup, Mahkemece söz konusu cümlelerin iptal edilmeleri nedeniyle doğacak hukuksal boşluğun kamu yararını ihlal edecek nitelikte görülmesi dolayısıyla iptal hükümlerinin kararın Resmî Gazete’de yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine karar verilmiştir.

      Anayasa Mahkemesi kararında yer verilen gerekçede özetle; Kurula, Kanunun 61 inci maddesinde açıkça gösterilen yükümlülüklere aykırılık teşkil eden ticari reklamlardan kaynaklı olarak erişimin engellenmesi kararı verme yetkisinin tanınmasıyla tüketiciyi aldatıcı veya onun tecrübe ve bilgi noksanlıklarını istismar edici, can ve mal güvenliğini tehlikeye düşürücü, şiddet hareketlerini ve suç işlemeyi özendirici, kamu sağlığını bozucu, hastaları, yaşlıları, çocukları ve engellileri istismar edici içeriklerin yayımının önlenmesi suretiyle kamu düzeninin sağlanmasının ve kişilik hakları ile başkalarının şöhret ve haklarının korunmasının amaçlandığı, bu itibarla kurallarla ifade özgürlüğüne yönelik öngörülen sınırlamanın anayasal anlamda meşru bir amaca dayandığı, internet ortamında yer alan 61 inci maddede gösterilen yükümlülüklere aykırı nitelikteki ticari reklamlara erişimin engellenmesi suretiyle tüketicinin yanıltılmasının ve istismar edilmesinin önlenmesi suretiyle hizmet ve ürün piyasalarının işleyişinin düzenli ve sağlıklı biçimde sağlanması biçimindeki çalışma ve özel teşebbüs kurma özgürlüğünün sınırlanmasına yönelik anayasal açıdan meşru bir amaca sahip olduğu, dava konusu kurallarla verinin geniş kitlelere aracısız olarak hızlı bir şekilde aktarılabildiği internet ortamında, içeriğinden dolayı kişileri aldatıcı, kamu düzenini bozucu, haksız rekabete yol açabilecek nitelikteki ticari reklamların kolay ve süratli bir yöntemle yayından çıkarılmasının sağlanmasının amaçlandığı, bu itibarla kuralların demokratik toplum düzeninin gereklerine aykırılık taşımadığı, kamu makamlarının temel hak ve özgürlüklere müdahale ederken sınırlamaya yönelik meşru amacı gerçekleştirmeye sadece en elverişli değil ayrıca en uygun aracı seçme yükümlülüğü bulunduğu, davaya konu düzenlemeler ile Reklam Kuruluna, 6502 sayılı Kanunun 61 inci maddesinde düzenlenen yükümlülüklere aykırılığın internet ortamında gerçekleşmesi durumunda ihlalin gerçekleştiği yayın, kısım, bölüm ile ilgili olarak URL vb. şeklinde erişimin engellenmesi kararı verebilme yetkisi tanındığı, bu şekilde tanımlanan erişim engelleme yetkisinin ticari reklam bağlamındaki içeriğe sınırlı olarak erişim engelleme kararı verilebilmesinin ötesinde bu içeriğin yer aldığı yayın, kısım ya da bölümün tamamına erişimin engellenmesi biçimde uygulanabileceği, bu çerçevede kurallarda öngörülen sınırlama biçiminin, erişimi tümden engellenen yayın, kısım ya da bölümün kullanıcıları bakımından, ifade özgürlüğü ile çalışma ve özel teşebbüs kurma özgürlüğünün kullanımının tamamen ortadan kaldırılmasına yol açacak bir nitelik taşıdığı, kurallarda bu düzeyde bir sınırlamaya başvurulmadan önce içeriğin yer aldığı internet sitesi işleticisine ilgili içerik hakkında bilgilendirmede bulunulması, içerik sahibine bildirimde bulunulmasının sağlanması ya da içeriğin kaldırılmasının ihtar edilmesi gibi internet sitesinin tümüne yönelik erişim engeli getirilmeden uygulanabilecek herhangi bir alternatif sınırlama yöntemi bulunmadığı, bu itibarla dava konusu kurallarda, ifade özgürlüğü ile çalışma ve özel teşebbüs kurma özgürlüğünün sınırlanması suretiyle ulaşılmak istenen amaca daha hafif bir sınırlama ile ulaşılmasını mümkün kılabilecek, daha az zarara yol açabilecek alternatif yöntemlerin düzenlememiş olmasının kurallarla öngörülen sınırlamanın ölçülülük anlamında gereklilik ilkesini sağlamadığı, ifade edilmektedir. Bu çerçevede, Anayasa Mahkemesinin iptal kararı ve gerekçesi dikkate alınarak iptal edilen hükümler yerine yapılacak yeni düzenlemelerde kural olarak erişimin engellenmesi kararı verilmeden önce aykırı içeriğin çıkarılmasına yönelik bildirimde bulunma mekanizması getirilmektedir. Reklam Kurulu içeriğin çıkarılması ve içeriğin belirlenen sürede çıkarılmaması halinde erişimin engellenmesi ya da doğrudan erişimin engellenmesi kararı olmak üzere iki tür karar verebilecektir. Tüketici mağduriyetlerini önlemek amacıyla bildirimde bulunulamama hali ile sınırlı olmak üzere istisnai bir hal olarak Reklam Kurulu, doğrudan reklama ilişkin erişimin engellenmesine karar verebilecektir. Madde kapsamdaki Kurul kararlarının uygulanmasında; öncelikle ilgili internet sayfalarındaki iletişim araçları, alan adı, IP adresi ve benzeri kaynaklarla elde edilen bilgiler üzerinden elektronik olarak iletişim kurulabilecek araçlar ile aykırılık konusu içeriğin yirmi dört saat içerisinde çıkarılması, aksi durumda içeriğe erişimin engelleneceği hususu bildirilecektir. Bu bildirime rağmen aykırı içeriğin çıkarılmaması halinde veya doğrudan erişimin engellenmesi kararı verilmesi halinde ilgili kararlar uygulanmak üzere Erişim Sağlayıcıları Birliğine gönderilecektir. Anayasa Mahkemesi kararında yer alan ifade özgürlüğü ile çalışma ve özel teşebbüs kurma özgürlüğünün kullanımının ortadan kaldırılmasına ilişkin çekinceler dikkate alınarak erişimin engellenmesi kararının esas olarak aykırılığın gerçekleştiği içerikle sınırlı olarak verileceği, istisnai ve teknik olarak aykırılığa ilişkin içeriğe erişimin engellenmesi yapılamadığı veya ilgili içeriğe erişimin engellenmesi yoluyla aykırılığın önlenemediği durumlarda, internet sitesinin tümüne yönelik olarak erişimin engellenmesi kararı verilebileceği düzenlenmektedir.

    • Değiştirildi Madde 77 geçmişi 7511 sayılı Kanun, md. 19
      Eski ifade
      cezaları
      Yeni ifade
      fıkradaki yaptırım kararlarını
      Değişikliğin gerekçesi

      6502 sayılı Kanunun 77 nci maddesinde adli ve idari yaptırımlar ile güvenlik tedbirlerine yer verildiğinden madde başlığında yer alan “ceza” terimi yerine tedbirleri de içerebilecek şekilde genel ve kapsayıcı bir terim olarak “yaptırım” ibaresine yer verilmek suretiyle madde başlığı “yaptırım hükümleri” şeklinde değiştirilmektedir.

      Kabahatin haksızlık içeriği ve fiilin ağırlığı ile orantılı olmasını teminen idari yaptırımlarda değişiklik yapılmaktadır.

      Satışından kaçınılan mal veya hizmet için öngörülen idari para cezasının satış fiyatı dikkate alındığında çoğu zaman yetersiz kaldığı, bu durumun cezaların caydırıcılık özelliğini karşılamadığı görülmektedir. Bu itibarla, Kanunun 77 nci maddesinin birinci fıkrası iki bende bölünerek (b) bendinde satıştan kaçınılan mal veya hizmet için halihazırda yürürlükte bulunan ceza tutarının altında kalmayacak bir tutar alt sınır olarak belirlenmekte ve mal veya hizmetin satış bedeli ile orantılı bir idari para cezası uygulanması öngörülmektedir. Diğer taraftan, söz konusu fıkranın (a) bendinde yer alan idari para cezası tutarı da (b) bendinde alt sınır olarak yer alan tutarla uyumlu hale getirilmektedir.

      Kanunun 58 inci maddesi uyarınca, üretici ve ithalatçılar satış sonrası bakım ve onarım hizmeti sunma yükümlülüğünü yetkili servis istasyonları aracılığıyla yerine getirmektedir. Halihazırda aykırılık sayısı dikkate alınmaksızın üretici ya da ithalatçılar hakkında yetkili servis istasyonu başına maktu idari para cezası uygulanmaktadır. Yapılan değişiklik ile ceza sistematiği aykırı işlem sayısı esas alınarak yeniden düzenlenmekte, bu sayede cezaların caydırıcı ve tüketici mağduriyeti ile orantılı olması hedeflenmektedir.

      24/3/2022 tarihli ve 7392 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun ile Kat Mülkiyeti Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 15 inci maddesi ile 6502 sayılı Kanunun 77 nci maddesinin on ikinci fıkrasına eklenen beş, altı, yedi, sekiz ve dokuzuncu cümlelerinde yer alan Reklam Kurulu tarafından verilen erişimin engellenmesi kararına ilişkin olarak; 27/10/2023 tarihli ve 32352 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 13/9/2023 tarihli ve E:2022/70, K:2023/152 sayılı kararında Reklam Kurulunun erişimin engellenmesi yetkisine ilişkin düzenlemenin kamu yararı amacına uygun olmakla birlikte yetkinin kullanımına ilişkin belirlenen usulün ölçülülük ilkesinin alt ilkelerinden olan gereklilik ilkesine aykırılığı nedeniyle ilgili cümlelerin iptallerine karar vermiş olup, Mahkemece söz konusu cümlelerin iptal edilmeleri nedeniyle doğacak hukuksal boşluğun kamu yararını ihlal edecek nitelikte görülmesi dolayısıyla iptal hükümlerinin kararın Resmî Gazete’de yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine karar verilmiştir.

      Anayasa Mahkemesi kararında yer verilen gerekçede özetle; Kurula, Kanunun 61 inci maddesinde açıkça gösterilen yükümlülüklere aykırılık teşkil eden ticari reklamlardan kaynaklı olarak erişimin engellenmesi kararı verme yetkisinin tanınmasıyla tüketiciyi aldatıcı veya onun tecrübe ve bilgi noksanlıklarını istismar edici, can ve mal güvenliğini tehlikeye düşürücü, şiddet hareketlerini ve suç işlemeyi özendirici, kamu sağlığını bozucu, hastaları, yaşlıları, çocukları ve engellileri istismar edici içeriklerin yayımının önlenmesi suretiyle kamu düzeninin sağlanmasının ve kişilik hakları ile başkalarının şöhret ve haklarının korunmasının amaçlandığı, bu itibarla kurallarla ifade özgürlüğüne yönelik öngörülen sınırlamanın anayasal anlamda meşru bir amaca dayandığı, internet ortamında yer alan 61 inci maddede gösterilen yükümlülüklere aykırı nitelikteki ticari reklamlara erişimin engellenmesi suretiyle tüketicinin yanıltılmasının ve istismar edilmesinin önlenmesi suretiyle hizmet ve ürün piyasalarının işleyişinin düzenli ve sağlıklı biçimde sağlanması biçimindeki çalışma ve özel teşebbüs kurma özgürlüğünün sınırlanmasına yönelik anayasal açıdan meşru bir amaca sahip olduğu, dava konusu kurallarla verinin geniş kitlelere aracısız olarak hızlı bir şekilde aktarılabildiği internet ortamında, içeriğinden dolayı kişileri aldatıcı, kamu düzenini bozucu, haksız rekabete yol açabilecek nitelikteki ticari reklamların kolay ve süratli bir yöntemle yayından çıkarılmasının sağlanmasının amaçlandığı, bu itibarla kuralların demokratik toplum düzeninin gereklerine aykırılık taşımadığı, kamu makamlarının temel hak ve özgürlüklere müdahale ederken sınırlamaya yönelik meşru amacı gerçekleştirmeye sadece en elverişli değil ayrıca en uygun aracı seçme yükümlülüğü bulunduğu, davaya konu düzenlemeler ile Reklam Kuruluna, 6502 sayılı Kanunun 61 inci maddesinde düzenlenen yükümlülüklere aykırılığın internet ortamında gerçekleşmesi durumunda ihlalin gerçekleştiği yayın, kısım, bölüm ile ilgili olarak URL vb. şeklinde erişimin engellenmesi kararı verebilme yetkisi tanındığı, bu şekilde tanımlanan erişim engelleme yetkisinin ticari reklam bağlamındaki içeriğe sınırlı olarak erişim engelleme kararı verilebilmesinin ötesinde bu içeriğin yer aldığı yayın, kısım ya da bölümün tamamına erişimin engellenmesi biçimde uygulanabileceği, bu çerçevede kurallarda öngörülen sınırlama biçiminin, erişimi tümden engellenen yayın, kısım ya da bölümün kullanıcıları bakımından, ifade özgürlüğü ile çalışma ve özel teşebbüs kurma özgürlüğünün kullanımının tamamen ortadan kaldırılmasına yol açacak bir nitelik taşıdığı, kurallarda bu düzeyde bir sınırlamaya başvurulmadan önce içeriğin yer aldığı internet sitesi işleticisine ilgili içerik hakkında bilgilendirmede bulunulması, içerik sahibine bildirimde bulunulmasının sağlanması ya da içeriğin kaldırılmasının ihtar edilmesi gibi internet sitesinin tümüne yönelik erişim engeli getirilmeden uygulanabilecek herhangi bir alternatif sınırlama yöntemi bulunmadığı, bu itibarla dava konusu kurallarda, ifade özgürlüğü ile çalışma ve özel teşebbüs kurma özgürlüğünün sınırlanması suretiyle ulaşılmak istenen amaca daha hafif bir sınırlama ile ulaşılmasını mümkün kılabilecek, daha az zarara yol açabilecek alternatif yöntemlerin düzenlememiş olmasının kurallarla öngörülen sınırlamanın ölçülülük anlamında gereklilik ilkesini sağlamadığı, ifade edilmektedir. Bu çerçevede, Anayasa Mahkemesinin iptal kararı ve gerekçesi dikkate alınarak iptal edilen hükümler yerine yapılacak yeni düzenlemelerde kural olarak erişimin engellenmesi kararı verilmeden önce aykırı içeriğin çıkarılmasına yönelik bildirimde bulunma mekanizması getirilmektedir. Reklam Kurulu içeriğin çıkarılması ve içeriğin belirlenen sürede çıkarılmaması halinde erişimin engellenmesi ya da doğrudan erişimin engellenmesi kararı olmak üzere iki tür karar verebilecektir. Tüketici mağduriyetlerini önlemek amacıyla bildirimde bulunulamama hali ile sınırlı olmak üzere istisnai bir hal olarak Reklam Kurulu, doğrudan reklama ilişkin erişimin engellenmesine karar verebilecektir. Madde kapsamdaki Kurul kararlarının uygulanmasında; öncelikle ilgili internet sayfalarındaki iletişim araçları, alan adı, IP adresi ve benzeri kaynaklarla elde edilen bilgiler üzerinden elektronik olarak iletişim kurulabilecek araçlar ile aykırılık konusu içeriğin yirmi dört saat içerisinde çıkarılması, aksi durumda içeriğe erişimin engelleneceği hususu bildirilecektir. Bu bildirime rağmen aykırı içeriğin çıkarılmaması halinde veya doğrudan erişimin engellenmesi kararı verilmesi halinde ilgili kararlar uygulanmak üzere Erişim Sağlayıcıları Birliğine gönderilecektir. Anayasa Mahkemesi kararında yer alan ifade özgürlüğü ile çalışma ve özel teşebbüs kurma özgürlüğünün kullanımının ortadan kaldırılmasına ilişkin çekinceler dikkate alınarak erişimin engellenmesi kararının esas olarak aykırılığın gerçekleştiği içerikle sınırlı olarak verileceği, istisnai ve teknik olarak aykırılığa ilişkin içeriğe erişimin engellenmesi yapılamadığı veya ilgili içeriğe erişimin engellenmesi yoluyla aykırılığın önlenemediği durumlarda, internet sitesinin tümüne yönelik olarak erişimin engellenmesi kararı verilebileceği düzenlenmektedir.

    • Değiştirildi Madde 77 geçmişi 7511 sayılı Kanun, md. 19
      Değişikliğin gerekçesi

      6502 sayılı Kanunun 77 nci maddesinde adli ve idari yaptırımlar ile güvenlik tedbirlerine yer verildiğinden madde başlığında yer alan “ceza” terimi yerine tedbirleri de içerebilecek şekilde genel ve kapsayıcı bir terim olarak “yaptırım” ibaresine yer verilmek suretiyle madde başlığı “yaptırım hükümleri” şeklinde değiştirilmektedir.

      Kabahatin haksızlık içeriği ve fiilin ağırlığı ile orantılı olmasını teminen idari yaptırımlarda değişiklik yapılmaktadır.

      Satışından kaçınılan mal veya hizmet için öngörülen idari para cezasının satış fiyatı dikkate alındığında çoğu zaman yetersiz kaldığı, bu durumun cezaların caydırıcılık özelliğini karşılamadığı görülmektedir. Bu itibarla, Kanunun 77 nci maddesinin birinci fıkrası iki bende bölünerek (b) bendinde satıştan kaçınılan mal veya hizmet için halihazırda yürürlükte bulunan ceza tutarının altında kalmayacak bir tutar alt sınır olarak belirlenmekte ve mal veya hizmetin satış bedeli ile orantılı bir idari para cezası uygulanması öngörülmektedir. Diğer taraftan, söz konusu fıkranın (a) bendinde yer alan idari para cezası tutarı da (b) bendinde alt sınır olarak yer alan tutarla uyumlu hale getirilmektedir.

      Kanunun 58 inci maddesi uyarınca, üretici ve ithalatçılar satış sonrası bakım ve onarım hizmeti sunma yükümlülüğünü yetkili servis istasyonları aracılığıyla yerine getirmektedir. Halihazırda aykırılık sayısı dikkate alınmaksızın üretici ya da ithalatçılar hakkında yetkili servis istasyonu başına maktu idari para cezası uygulanmaktadır. Yapılan değişiklik ile ceza sistematiği aykırı işlem sayısı esas alınarak yeniden düzenlenmekte, bu sayede cezaların caydırıcı ve tüketici mağduriyeti ile orantılı olması hedeflenmektedir.

      24/3/2022 tarihli ve 7392 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun ile Kat Mülkiyeti Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 15 inci maddesi ile 6502 sayılı Kanunun 77 nci maddesinin on ikinci fıkrasına eklenen beş, altı, yedi, sekiz ve dokuzuncu cümlelerinde yer alan Reklam Kurulu tarafından verilen erişimin engellenmesi kararına ilişkin olarak; 27/10/2023 tarihli ve 32352 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 13/9/2023 tarihli ve E:2022/70, K:2023/152 sayılı kararında Reklam Kurulunun erişimin engellenmesi yetkisine ilişkin düzenlemenin kamu yararı amacına uygun olmakla birlikte yetkinin kullanımına ilişkin belirlenen usulün ölçülülük ilkesinin alt ilkelerinden olan gereklilik ilkesine aykırılığı nedeniyle ilgili cümlelerin iptallerine karar vermiş olup, Mahkemece söz konusu cümlelerin iptal edilmeleri nedeniyle doğacak hukuksal boşluğun kamu yararını ihlal edecek nitelikte görülmesi dolayısıyla iptal hükümlerinin kararın Resmî Gazete’de yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine karar verilmiştir.

      Anayasa Mahkemesi kararında yer verilen gerekçede özetle; Kurula, Kanunun 61 inci maddesinde açıkça gösterilen yükümlülüklere aykırılık teşkil eden ticari reklamlardan kaynaklı olarak erişimin engellenmesi kararı verme yetkisinin tanınmasıyla tüketiciyi aldatıcı veya onun tecrübe ve bilgi noksanlıklarını istismar edici, can ve mal güvenliğini tehlikeye düşürücü, şiddet hareketlerini ve suç işlemeyi özendirici, kamu sağlığını bozucu, hastaları, yaşlıları, çocukları ve engellileri istismar edici içeriklerin yayımının önlenmesi suretiyle kamu düzeninin sağlanmasının ve kişilik hakları ile başkalarının şöhret ve haklarının korunmasının amaçlandığı, bu itibarla kurallarla ifade özgürlüğüne yönelik öngörülen sınırlamanın anayasal anlamda meşru bir amaca dayandığı, internet ortamında yer alan 61 inci maddede gösterilen yükümlülüklere aykırı nitelikteki ticari reklamlara erişimin engellenmesi suretiyle tüketicinin yanıltılmasının ve istismar edilmesinin önlenmesi suretiyle hizmet ve ürün piyasalarının işleyişinin düzenli ve sağlıklı biçimde sağlanması biçimindeki çalışma ve özel teşebbüs kurma özgürlüğünün sınırlanmasına yönelik anayasal açıdan meşru bir amaca sahip olduğu, dava konusu kurallarla verinin geniş kitlelere aracısız olarak hızlı bir şekilde aktarılabildiği internet ortamında, içeriğinden dolayı kişileri aldatıcı, kamu düzenini bozucu, haksız rekabete yol açabilecek nitelikteki ticari reklamların kolay ve süratli bir yöntemle yayından çıkarılmasının sağlanmasının amaçlandığı, bu itibarla kuralların demokratik toplum düzeninin gereklerine aykırılık taşımadığı, kamu makamlarının temel hak ve özgürlüklere müdahale ederken sınırlamaya yönelik meşru amacı gerçekleştirmeye sadece en elverişli değil ayrıca en uygun aracı seçme yükümlülüğü bulunduğu, davaya konu düzenlemeler ile Reklam Kuruluna, 6502 sayılı Kanunun 61 inci maddesinde düzenlenen yükümlülüklere aykırılığın internet ortamında gerçekleşmesi durumunda ihlalin gerçekleştiği yayın, kısım, bölüm ile ilgili olarak URL vb. şeklinde erişimin engellenmesi kararı verebilme yetkisi tanındığı, bu şekilde tanımlanan erişim engelleme yetkisinin ticari reklam bağlamındaki içeriğe sınırlı olarak erişim engelleme kararı verilebilmesinin ötesinde bu içeriğin yer aldığı yayın, kısım ya da bölümün tamamına erişimin engellenmesi biçimde uygulanabileceği, bu çerçevede kurallarda öngörülen sınırlama biçiminin, erişimi tümden engellenen yayın, kısım ya da bölümün kullanıcıları bakımından, ifade özgürlüğü ile çalışma ve özel teşebbüs kurma özgürlüğünün kullanımının tamamen ortadan kaldırılmasına yol açacak bir nitelik taşıdığı, kurallarda bu düzeyde bir sınırlamaya başvurulmadan önce içeriğin yer aldığı internet sitesi işleticisine ilgili içerik hakkında bilgilendirmede bulunulması, içerik sahibine bildirimde bulunulmasının sağlanması ya da içeriğin kaldırılmasının ihtar edilmesi gibi internet sitesinin tümüne yönelik erişim engeli getirilmeden uygulanabilecek herhangi bir alternatif sınırlama yöntemi bulunmadığı, bu itibarla dava konusu kurallarda, ifade özgürlüğü ile çalışma ve özel teşebbüs kurma özgürlüğünün sınırlanması suretiyle ulaşılmak istenen amaca daha hafif bir sınırlama ile ulaşılmasını mümkün kılabilecek, daha az zarara yol açabilecek alternatif yöntemlerin düzenlememiş olmasının kurallarla öngörülen sınırlamanın ölçülülük anlamında gereklilik ilkesini sağlamadığı, ifade edilmektedir. Bu çerçevede, Anayasa Mahkemesinin iptal kararı ve gerekçesi dikkate alınarak iptal edilen hükümler yerine yapılacak yeni düzenlemelerde kural olarak erişimin engellenmesi kararı verilmeden önce aykırı içeriğin çıkarılmasına yönelik bildirimde bulunma mekanizması getirilmektedir. Reklam Kurulu içeriğin çıkarılması ve içeriğin belirlenen sürede çıkarılmaması halinde erişimin engellenmesi ya da doğrudan erişimin engellenmesi kararı olmak üzere iki tür karar verebilecektir. Tüketici mağduriyetlerini önlemek amacıyla bildirimde bulunulamama hali ile sınırlı olmak üzere istisnai bir hal olarak Reklam Kurulu, doğrudan reklama ilişkin erişimin engellenmesine karar verebilecektir. Madde kapsamdaki Kurul kararlarının uygulanmasında; öncelikle ilgili internet sayfalarındaki iletişim araçları, alan adı, IP adresi ve benzeri kaynaklarla elde edilen bilgiler üzerinden elektronik olarak iletişim kurulabilecek araçlar ile aykırılık konusu içeriğin yirmi dört saat içerisinde çıkarılması, aksi durumda içeriğe erişimin engelleneceği hususu bildirilecektir. Bu bildirime rağmen aykırı içeriğin çıkarılmaması halinde veya doğrudan erişimin engellenmesi kararı verilmesi halinde ilgili kararlar uygulanmak üzere Erişim Sağlayıcıları Birliğine gönderilecektir. Anayasa Mahkemesi kararında yer alan ifade özgürlüğü ile çalışma ve özel teşebbüs kurma özgürlüğünün kullanımının ortadan kaldırılmasına ilişkin çekinceler dikkate alınarak erişimin engellenmesi kararının esas olarak aykırılığın gerçekleştiği içerikle sınırlı olarak verileceği, istisnai ve teknik olarak aykırılığa ilişkin içeriğe erişimin engellenmesi yapılamadığı veya ilgili içeriğe erişimin engellenmesi yoluyla aykırılığın önlenemediği durumlarda, internet sitesinin tümüne yönelik olarak erişimin engellenmesi kararı verilebileceği düzenlenmektedir.

    • Değiştirildi Madde 77 geçmişi (cümleler) 7511 sayılı Kanun, md. 19
      Değişikliğin gerekçesi

      6502 sayılı Kanunun 77 nci maddesinde adli ve idari yaptırımlar ile güvenlik tedbirlerine yer verildiğinden madde başlığında yer alan “ceza” terimi yerine tedbirleri de içerebilecek şekilde genel ve kapsayıcı bir terim olarak “yaptırım” ibaresine yer verilmek suretiyle madde başlığı “yaptırım hükümleri” şeklinde değiştirilmektedir.

      Kabahatin haksızlık içeriği ve fiilin ağırlığı ile orantılı olmasını teminen idari yaptırımlarda değişiklik yapılmaktadır.

      Satışından kaçınılan mal veya hizmet için öngörülen idari para cezasının satış fiyatı dikkate alındığında çoğu zaman yetersiz kaldığı, bu durumun cezaların caydırıcılık özelliğini karşılamadığı görülmektedir. Bu itibarla, Kanunun 77 nci maddesinin birinci fıkrası iki bende bölünerek (b) bendinde satıştan kaçınılan mal veya hizmet için halihazırda yürürlükte bulunan ceza tutarının altında kalmayacak bir tutar alt sınır olarak belirlenmekte ve mal veya hizmetin satış bedeli ile orantılı bir idari para cezası uygulanması öngörülmektedir. Diğer taraftan, söz konusu fıkranın (a) bendinde yer alan idari para cezası tutarı da (b) bendinde alt sınır olarak yer alan tutarla uyumlu hale getirilmektedir.

      Kanunun 58 inci maddesi uyarınca, üretici ve ithalatçılar satış sonrası bakım ve onarım hizmeti sunma yükümlülüğünü yetkili servis istasyonları aracılığıyla yerine getirmektedir. Halihazırda aykırılık sayısı dikkate alınmaksızın üretici ya da ithalatçılar hakkında yetkili servis istasyonu başına maktu idari para cezası uygulanmaktadır. Yapılan değişiklik ile ceza sistematiği aykırı işlem sayısı esas alınarak yeniden düzenlenmekte, bu sayede cezaların caydırıcı ve tüketici mağduriyeti ile orantılı olması hedeflenmektedir.

      24/3/2022 tarihli ve 7392 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun ile Kat Mülkiyeti Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 15 inci maddesi ile 6502 sayılı Kanunun 77 nci maddesinin on ikinci fıkrasına eklenen beş, altı, yedi, sekiz ve dokuzuncu cümlelerinde yer alan Reklam Kurulu tarafından verilen erişimin engellenmesi kararına ilişkin olarak; 27/10/2023 tarihli ve 32352 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 13/9/2023 tarihli ve E:2022/70, K:2023/152 sayılı kararında Reklam Kurulunun erişimin engellenmesi yetkisine ilişkin düzenlemenin kamu yararı amacına uygun olmakla birlikte yetkinin kullanımına ilişkin belirlenen usulün ölçülülük ilkesinin alt ilkelerinden olan gereklilik ilkesine aykırılığı nedeniyle ilgili cümlelerin iptallerine karar vermiş olup, Mahkemece söz konusu cümlelerin iptal edilmeleri nedeniyle doğacak hukuksal boşluğun kamu yararını ihlal edecek nitelikte görülmesi dolayısıyla iptal hükümlerinin kararın Resmî Gazete’de yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine karar verilmiştir.

      Anayasa Mahkemesi kararında yer verilen gerekçede özetle; Kurula, Kanunun 61 inci maddesinde açıkça gösterilen yükümlülüklere aykırılık teşkil eden ticari reklamlardan kaynaklı olarak erişimin engellenmesi kararı verme yetkisinin tanınmasıyla tüketiciyi aldatıcı veya onun tecrübe ve bilgi noksanlıklarını istismar edici, can ve mal güvenliğini tehlikeye düşürücü, şiddet hareketlerini ve suç işlemeyi özendirici, kamu sağlığını bozucu, hastaları, yaşlıları, çocukları ve engellileri istismar edici içeriklerin yayımının önlenmesi suretiyle kamu düzeninin sağlanmasının ve kişilik hakları ile başkalarının şöhret ve haklarının korunmasının amaçlandığı, bu itibarla kurallarla ifade özgürlüğüne yönelik öngörülen sınırlamanın anayasal anlamda meşru bir amaca dayandığı, internet ortamında yer alan 61 inci maddede gösterilen yükümlülüklere aykırı nitelikteki ticari reklamlara erişimin engellenmesi suretiyle tüketicinin yanıltılmasının ve istismar edilmesinin önlenmesi suretiyle hizmet ve ürün piyasalarının işleyişinin düzenli ve sağlıklı biçimde sağlanması biçimindeki çalışma ve özel teşebbüs kurma özgürlüğünün sınırlanmasına yönelik anayasal açıdan meşru bir amaca sahip olduğu, dava konusu kurallarla verinin geniş kitlelere aracısız olarak hızlı bir şekilde aktarılabildiği internet ortamında, içeriğinden dolayı kişileri aldatıcı, kamu düzenini bozucu, haksız rekabete yol açabilecek nitelikteki ticari reklamların kolay ve süratli bir yöntemle yayından çıkarılmasının sağlanmasının amaçlandığı, bu itibarla kuralların demokratik toplum düzeninin gereklerine aykırılık taşımadığı, kamu makamlarının temel hak ve özgürlüklere müdahale ederken sınırlamaya yönelik meşru amacı gerçekleştirmeye sadece en elverişli değil ayrıca en uygun aracı seçme yükümlülüğü bulunduğu, davaya konu düzenlemeler ile Reklam Kuruluna, 6502 sayılı Kanunun 61 inci maddesinde düzenlenen yükümlülüklere aykırılığın internet ortamında gerçekleşmesi durumunda ihlalin gerçekleştiği yayın, kısım, bölüm ile ilgili olarak URL vb. şeklinde erişimin engellenmesi kararı verebilme yetkisi tanındığı, bu şekilde tanımlanan erişim engelleme yetkisinin ticari reklam bağlamındaki içeriğe sınırlı olarak erişim engelleme kararı verilebilmesinin ötesinde bu içeriğin yer aldığı yayın, kısım ya da bölümün tamamına erişimin engellenmesi biçimde uygulanabileceği, bu çerçevede kurallarda öngörülen sınırlama biçiminin, erişimi tümden engellenen yayın, kısım ya da bölümün kullanıcıları bakımından, ifade özgürlüğü ile çalışma ve özel teşebbüs kurma özgürlüğünün kullanımının tamamen ortadan kaldırılmasına yol açacak bir nitelik taşıdığı, kurallarda bu düzeyde bir sınırlamaya başvurulmadan önce içeriğin yer aldığı internet sitesi işleticisine ilgili içerik hakkında bilgilendirmede bulunulması, içerik sahibine bildirimde bulunulmasının sağlanması ya da içeriğin kaldırılmasının ihtar edilmesi gibi internet sitesinin tümüne yönelik erişim engeli getirilmeden uygulanabilecek herhangi bir alternatif sınırlama yöntemi bulunmadığı, bu itibarla dava konusu kurallarda, ifade özgürlüğü ile çalışma ve özel teşebbüs kurma özgürlüğünün sınırlanması suretiyle ulaşılmak istenen amaca daha hafif bir sınırlama ile ulaşılmasını mümkün kılabilecek, daha az zarara yol açabilecek alternatif yöntemlerin düzenlememiş olmasının kurallarla öngörülen sınırlamanın ölçülülük anlamında gereklilik ilkesini sağlamadığı, ifade edilmektedir. Bu çerçevede, Anayasa Mahkemesinin iptal kararı ve gerekçesi dikkate alınarak iptal edilen hükümler yerine yapılacak yeni düzenlemelerde kural olarak erişimin engellenmesi kararı verilmeden önce aykırı içeriğin çıkarılmasına yönelik bildirimde bulunma mekanizması getirilmektedir. Reklam Kurulu içeriğin çıkarılması ve içeriğin belirlenen sürede çıkarılmaması halinde erişimin engellenmesi ya da doğrudan erişimin engellenmesi kararı olmak üzere iki tür karar verebilecektir. Tüketici mağduriyetlerini önlemek amacıyla bildirimde bulunulamama hali ile sınırlı olmak üzere istisnai bir hal olarak Reklam Kurulu, doğrudan reklama ilişkin erişimin engellenmesine karar verebilecektir. Madde kapsamdaki Kurul kararlarının uygulanmasında; öncelikle ilgili internet sayfalarındaki iletişim araçları, alan adı, IP adresi ve benzeri kaynaklarla elde edilen bilgiler üzerinden elektronik olarak iletişim kurulabilecek araçlar ile aykırılık konusu içeriğin yirmi dört saat içerisinde çıkarılması, aksi durumda içeriğe erişimin engelleneceği hususu bildirilecektir. Bu bildirime rağmen aykırı içeriğin çıkarılmaması halinde veya doğrudan erişimin engellenmesi kararı verilmesi halinde ilgili kararlar uygulanmak üzere Erişim Sağlayıcıları Birliğine gönderilecektir. Anayasa Mahkemesi kararında yer alan ifade özgürlüğü ile çalışma ve özel teşebbüs kurma özgürlüğünün kullanımının ortadan kaldırılmasına ilişkin çekinceler dikkate alınarak erişimin engellenmesi kararının esas olarak aykırılığın gerçekleştiği içerikle sınırlı olarak verileceği, istisnai ve teknik olarak aykırılığa ilişkin içeriğe erişimin engellenmesi yapılamadığı veya ilgili içeriğe erişimin engellenmesi yoluyla aykırılığın önlenemediği durumlarda, internet sitesinin tümüne yönelik olarak erişimin engellenmesi kararı verilebileceği düzenlenmektedir.

    • Eklendi Madde 63 geçmişi (fıkra) 7511 sayılı Kanun, md. 18

      23/5/2024 tarihli 7511 sayılı Kanunun 18 inci maddesi ile bu fıkraya “durdurma cezası” ibaresinden sonra gelmek üzere “ya da içeriğin çıkarılması ve/veya erişimin engellenmesi kararı” ibaresi eklenmiştir.

      Değişikliğin gerekçesi

      6502 sayılı Kanunun 77 nci maddesinin on ikinci fıkrasının beş ve devamı cümlelerinde yer alan Reklam Kurulunun erişimin engellenmesi yetkisine ilişkin düzenlemenin kamu yararı amacına uygun olmakla birlikte yetkinin kullanımına ilişkin belirlenen usulün ölçülülük ilkesinin alt ilkelerinden olan gereklilik ilkesine aykırılığı nedeniyle 27/10/2023 tarihli ve 32352 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 13/9/2023 tarihli ve E:2022/70, K:2023/152 sayılı kararı ile iptal edilmesi dolayısıyla mahkeme kararı gerekçesinde yer alan hususlar doğrultusunda konuya ilişkin düzenleme yapılması ihtiyacı hasıl olmuştur. Bu çerçevede Kanunun 77 nci maddesinin on ikinci fıkrasında düzenlenen idari cezalar yanında getirilen düzenlemeyle içeriğin çıkarılması ve erişimin engellenmesine ilişkin tedbirler de Reklam Kurulunun yetkilerine dahil edilmektedir.

    • Değiştirildi Geçici Madde 3 geçmişi (fıkra) 7511 sayılı Kanun, md. 20
      Eski ifade
      yapılabilir.
      Yeni ifade
      yapılabilir, kooperatif veya ticaret şirketi ortaklığı ya da dernek veya vakıf üyeliği suretiyle devre tatil hakkı tanınabilir, devre tatile konu mal üzerinde ayni hak sahibi olmayanlar devre tatil satışı yapabilir.
      Değişikliğin gerekçesi

      6502 sayılı Kanunun geçici 3 üncü maddesinde yapılan değişiklikle yapı ruhsatı alınmış olan devre tatile konu taşınmazlarda, 1/4/2022 tarihinden itibaren beş yıl süresince ön ödemeli usulle satış da dâhil olmak üzere devre mülk, mülkiyet payına bağlı ayni hak sağlayan devre tatil veya şahsi hak sağlayan devre tatil satışı yapılabileceği, kooperatif veya ticaret şirketi ortaklığı ya da dernek veya vakıf üyeliği suretiyle devre tatil hakkı tanınabileceği, devre tatile konu mal üzerinde ayni hak sahibi olmayanların devre tatil satışı yapabileceği açıkça ifade edilmektedir.

  6. 2 Mart 2024

    • Eski ifade
      on beş gün
      Yeni ifade
      iki hafta
      Değişikliğin gerekçesi

      Teklifle kanun yollarına başvuru süreleri, hafta veya ay olarak belirlenmekte ve bu sürelerin kararın tebliğiyle başlayacağı kabul edilmektedir. Bu kapsamda 2004, 4675, 5271, 5326, 5395, 6100 ve 6502 sayılı Kanunların muhtelif maddelerinde uyum düzenlemesi yapılmaktadır.

      Teklifle, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun adli para cezalarının düzenlendiği 52 nci maddesinde değişiklik yapılmaktadır. Bu kapsamda maddeyle, 5237 sayılı Kanunun 63 üncü ve 75 inci maddeleri ile 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 5 inci maddesinde ve 5275 sayılı Kanunun geçici 1 inci maddesinde değişiklik yapmak suretiyle Türk Ceza Kanununun 52 nci maddesinde yapılması öngörülen değişikliğe uyum sağlanması amaçlanmaktadır.

      Maddeyle, 5271 sayılı Kanunun 272 nci maddesinde değişiklik yapılmaktadır. Düzenlemeyle, hapis cezalarından çevrilen adli para cezaları hariç olmak üzere, ilk derece mahkemelerince verilen adli para cezasına mahkûmiyet hükümleri bakımından belirlenen kesinlik sınırı yükseltilmektedir. Ayrıca, 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun geçici 2 nci maddesinde değişiklik yapılarak bu maddedeki kesinlik sınırı da yükseltilmektedir. Böylelikle, Türk Ceza Kanununun 52 nci maddesinde yapılan bir gün karşılığı adli para cezası miktarının artırılmasına ilişkin değişikliğe uyum sağlanmaktadır.

      Diğer yandan, 5326 sayılı Kanunun 28 inci maddesinde değişiklik yapmak suretiyle idarî para cezalarına karşı başvuru üzerine sulh ceza hakimliklerince verilen kararların kesinlik sınırı, üçbin Türk Lirasından onbeşbin Türk Lirasına çıkarılmaktadır.

  7. 24 Mart 2022

    • Eklendi Madde 24 geçmişi (cümle) 7392 sayılı Kanun, md. 2
      Değişikliğin gerekçesi

      6502 sayılı Kanunun 24 üncü maddesinin ikinci fıkrasında tüketicilere kredi sözleşmesinden on dört gün içinde cayma hakkı tanınmaktadır. Cayma hakkını kullanan tüketicilerden;

      anapara, krediden yararlanılan süreye isabet eden işlemiş faiz ile kamu kurumları veya üçüncü kişilere ödenmiş olan ücretler dışında herhangi bir bedel talep edilememektedir. Dolayısıyla cayma hakkını kullanan tüketicilerden kredi verenin tahsil ettiği tahsis ücreti gibi ücretlerin iade edilmesi gerekmektedir.

      Tüketicilerin cayma bildiriminde bulunmaksızın cayma süresi içerisinde kredi borcunun tamamını erken ödeyerek kapatmaları durumunda kredi veren cayma bildirimi olmadığı için tahsis ücreti gibi aldığı ücretlerin iadesini yapmamaktadır. Değişiklik ile cayma süresi içerisinde kredi borcunun tamamını erken ödeyen tüketicilerin de cayma hakkını kullandıkları kabul edilerek, iadesi gerekli ücretlerin de iadesinin sağlanması ve tüketicilerin ekonomik menfaatinin korunması amaçlanmaktadır.

    • Değiştirildi Madde 44 geçmişi 7392 sayılı Kanun, md. 6
      Değişikliğin gerekçesi

      Kanunda ön ödemeli konutların azami teslim süresi belirlenmesine karşın sözleşmede belirlenen teslim süresinin ihlal edilmesine ilişkin herhangi bir düzenleme bulunmamaktadır. Bu durumun, tüketicinin ekonomik çıkarını zedelediği, tüketicinin satın alma kararını etkilediği ve haksız ticari uygulamaya neden olduğu değerlendirildiğinden, 6502 sayılı Kanunun 44 üncü maddesinin birinci fıkrasında yapılan değişiklikle sözleşmede belirlenen teslim tarihine uyulması zorunlu hale getirilmektedir. Diğer taraftan, büyük ölçekli ön ödemeli konut projelerinde inşaatın tamamlanması çok uzun süreler alabildiği için ön ödemeli olarak tüketicilere satılan konutun azami teslim süresi kırk sekiz aya çıkarılmaktadır.

    • Değiştirildi Madde 48 geçmişi (cümle) 7392 sayılı Kanun, md. 7
      Değişikliğin gerekçesi

      6502 sayılı Kanunun 48 inci maddesinin üçüncü fıkrasının ikinci cümlesinde yapılan değişiklik ile başta mobilya olmak üzere niteliği itibarıyla farklılık arz edebilen ve tüketicilerin özel istek ve ihtiyaçları doğrultusunda hazırlanan malların tesliminin, tüketicinin bilgilendirilmesi ve onayı ile mesafeli sözleşmelerde genel kural olan otuz günde teslim veya ifa edilme yükümlülüğünden istisna tutulmasına ilişkin düzenleme yapılmaktadır.

      Maddenin beşinci fıkrasında yapılan değişiklik ile aracı hizmet sağlayıcılara; mesafeli sözleşmelere ilişkin olarak yönetmelikle belirlenen hususlara dair tüketicilerin bildirim ve taleplerini iletebilecekleri ve söz konusu hususları takip edebilecekleri kesintisiz bir sistemi kurma yükümlülüğü getirilmektedir.

      6502 sayılı Kanunun mesafeli sözleşmeleri düzenleyen 48 inci maddesinde satıcı ve sağlayıcıların tüketicilere karşı yükümlülükleri ayrıntılı olarak düzenlenmiştir. Bilişim sistemlerinde yaşanan gelişmeler, teknolojiye erişim kolaylığı, dijitalleşmenin sağladığı işlem hızı ve maliyetinin azalması ile korona virüs salgınının etkileri ülkemiz de dahil olmak üzere tüm dünyada e-ticaret hacminde büyük artışa neden olmuştur. Bu durum, satıcı ve ürün sayısının çok ve çeşitli olması, kurumsal yapıları, kampanya ve indirimlerin sürekli ve yaygın olması özellikleri ile birlikte tüketicilerin taraf olduğu mesafeli sözleşmelerin büyük bir kısmının aracı hizmet sağlayıcı olarak faaliyet gösteren e-ticaret platformlarında gerçekleşmesine neden olmuştur. E-ticaret sektöründe yaşanan bu değişim dikkate alınarak 48 inci maddeye eklenen altıncı fıkra ile platformlar aracılığı ile tüketicilerin taraf olduğu mesafeli sözleşmelere ilişkin olarak aracı hizmet sağlayıcılara sorumluluklar getirilmektedir. Bu kapsamda, maddeye eklenen altıncı fıkranın;

      (a) bendi ile aracı hizmet sağlayıcıların aracılık ettikleri mesafeli sözleşmelere ilişkin olarak satıcı veya sağlayıcı adına ve hesabına tüketicilere yaptıkları ön bilgilendirme, ön bilgilendirmenin teyidi ve onayına ilişkin işlemlerden, işlemi yapan olarak satıcı veya sağlayıcı ile birlikte müteselsil sorumlu oldukları, (b) bendi ile tüketicinin bilgilendirilmesine ilişkin yönetmelikte düzenlenen ön bilgilendirmede bulunması zorunlu unsurlardaki eksikliklerin aracı hizmet sağlayıcıdan kaynaklanması durumunda sorumluluğun aracı hizmet sağlayıcıda olduğu, (c) bendi ile mesafeli sözleşmelere ilişkin işlemlerin yapıldığı platformu kuran ve işleten olarak aracı hizmet sağlayıcıların aracılık edilen işlemlere ilişkin kayıtları tutma ve ilgililere verme yükümlülüğü, (ç) bendi ile aracı hizmet sağlayıcıların, satıcı veya sağlayıcılar ile olan sözleşmelerine uymaması nedeni ile bu maddede yer alan düzenlemelere aykırılığa neden olmaları durumunda, aykırılık teşkil eden her bir işlemden sorumlu oldukları, (d) bendi ile aracı hizmet sağlayıcıların; aracılık edilen mesafeli sözleşmelerin bedel tahsilatına da aracılık etmeleri durumunda, Kanunda düzenlenen ayıba ilişkin sorumluluk halleri ile teslim veya ifa sonrası bedelin satıcıya veya sağlayıcıya aktarıldığı durumlar dışında bedel kendilerinde kaldığı sürece teslim veya ifa ile cayma hakkının kullanımında satıcı veya sağlayıcı ile birlikte tüketicilere karşı müteselsil sorumlu oldukları, (e) bendi ile aracı hizmet sağlayıcıların, satıcı veya sağlayıcı onayı olmaksızın düzenledikleri kampanya ve indirimler ile satıcı veya sağlayıcı adına kurulmasına aracılık ettikleri mesafeli sözleşmelere ilişkin olarak; tedarik edememe, stok yetersizliği gibi nedenler ile sözleşme konusu mal ya da hizmetin hiç ya da gereği gibi teslim veya ifa edilememesine neden olmaları durumundan sorumlu oldukları, (f) bendi ile teslim veya ifa zamanı gibi tüketicinin alışveriş tercihinde ve satın alma sonrasında fesih hakkının kullanımında önemli bir etkisi olan reklamlarında taahhüt edilen bilgilerin tüketiciye yapılan ön bilgilendirme ile uyumlu olması ve ispatına ilişkin sorumlu oldukları, düzenlenmektedir.

      Maddenin yedinci fıkrası olarak teselsül ettirilen mevcut altıncı fıkrada yapılan değişiklik ile mesafeli sözleşme kurulmasına aracılık eden aracı hizmet sağlayıcılarının sorumluluk ve yükümlülüklerine ilişkin yönetmelikle düzenleme yetkisi verilmektedir.

    • Değiştirildi Madde 48 geçmişi 7392 sayılı Kanun, md. 7
      Değişikliğin gerekçesi

      6502 sayılı Kanunun 48 inci maddesinin üçüncü fıkrasının ikinci cümlesinde yapılan değişiklik ile başta mobilya olmak üzere niteliği itibarıyla farklılık arz edebilen ve tüketicilerin özel istek ve ihtiyaçları doğrultusunda hazırlanan malların tesliminin, tüketicinin bilgilendirilmesi ve onayı ile mesafeli sözleşmelerde genel kural olan otuz günde teslim veya ifa edilme yükümlülüğünden istisna tutulmasına ilişkin düzenleme yapılmaktadır.

      Maddenin beşinci fıkrasında yapılan değişiklik ile aracı hizmet sağlayıcılara; mesafeli sözleşmelere ilişkin olarak yönetmelikle belirlenen hususlara dair tüketicilerin bildirim ve taleplerini iletebilecekleri ve söz konusu hususları takip edebilecekleri kesintisiz bir sistemi kurma yükümlülüğü getirilmektedir.

      6502 sayılı Kanunun mesafeli sözleşmeleri düzenleyen 48 inci maddesinde satıcı ve sağlayıcıların tüketicilere karşı yükümlülükleri ayrıntılı olarak düzenlenmiştir. Bilişim sistemlerinde yaşanan gelişmeler, teknolojiye erişim kolaylığı, dijitalleşmenin sağladığı işlem hızı ve maliyetinin azalması ile korona virüs salgınının etkileri ülkemiz de dahil olmak üzere tüm dünyada e-ticaret hacminde büyük artışa neden olmuştur. Bu durum, satıcı ve ürün sayısının çok ve çeşitli olması, kurumsal yapıları, kampanya ve indirimlerin sürekli ve yaygın olması özellikleri ile birlikte tüketicilerin taraf olduğu mesafeli sözleşmelerin büyük bir kısmının aracı hizmet sağlayıcı olarak faaliyet gösteren e-ticaret platformlarında gerçekleşmesine neden olmuştur. E-ticaret sektöründe yaşanan bu değişim dikkate alınarak 48 inci maddeye eklenen altıncı fıkra ile platformlar aracılığı ile tüketicilerin taraf olduğu mesafeli sözleşmelere ilişkin olarak aracı hizmet sağlayıcılara sorumluluklar getirilmektedir. Bu kapsamda, maddeye eklenen altıncı fıkranın;

      (a) bendi ile aracı hizmet sağlayıcıların aracılık ettikleri mesafeli sözleşmelere ilişkin olarak satıcı veya sağlayıcı adına ve hesabına tüketicilere yaptıkları ön bilgilendirme, ön bilgilendirmenin teyidi ve onayına ilişkin işlemlerden, işlemi yapan olarak satıcı veya sağlayıcı ile birlikte müteselsil sorumlu oldukları, (b) bendi ile tüketicinin bilgilendirilmesine ilişkin yönetmelikte düzenlenen ön bilgilendirmede bulunması zorunlu unsurlardaki eksikliklerin aracı hizmet sağlayıcıdan kaynaklanması durumunda sorumluluğun aracı hizmet sağlayıcıda olduğu, (c) bendi ile mesafeli sözleşmelere ilişkin işlemlerin yapıldığı platformu kuran ve işleten olarak aracı hizmet sağlayıcıların aracılık edilen işlemlere ilişkin kayıtları tutma ve ilgililere verme yükümlülüğü, (ç) bendi ile aracı hizmet sağlayıcıların, satıcı veya sağlayıcılar ile olan sözleşmelerine uymaması nedeni ile bu maddede yer alan düzenlemelere aykırılığa neden olmaları durumunda, aykırılık teşkil eden her bir işlemden sorumlu oldukları, (d) bendi ile aracı hizmet sağlayıcıların; aracılık edilen mesafeli sözleşmelerin bedel tahsilatına da aracılık etmeleri durumunda, Kanunda düzenlenen ayıba ilişkin sorumluluk halleri ile teslim veya ifa sonrası bedelin satıcıya veya sağlayıcıya aktarıldığı durumlar dışında bedel kendilerinde kaldığı sürece teslim veya ifa ile cayma hakkının kullanımında satıcı veya sağlayıcı ile birlikte tüketicilere karşı müteselsil sorumlu oldukları, (e) bendi ile aracı hizmet sağlayıcıların, satıcı veya sağlayıcı onayı olmaksızın düzenledikleri kampanya ve indirimler ile satıcı veya sağlayıcı adına kurulmasına aracılık ettikleri mesafeli sözleşmelere ilişkin olarak; tedarik edememe, stok yetersizliği gibi nedenler ile sözleşme konusu mal ya da hizmetin hiç ya da gereği gibi teslim veya ifa edilememesine neden olmaları durumundan sorumlu oldukları, (f) bendi ile teslim veya ifa zamanı gibi tüketicinin alışveriş tercihinde ve satın alma sonrasında fesih hakkının kullanımında önemli bir etkisi olan reklamlarında taahhüt edilen bilgilerin tüketiciye yapılan ön bilgilendirme ile uyumlu olması ve ispatına ilişkin sorumlu oldukları, düzenlenmektedir.

      Maddenin yedinci fıkrası olarak teselsül ettirilen mevcut altıncı fıkrada yapılan değişiklik ile mesafeli sözleşme kurulmasına aracılık eden aracı hizmet sağlayıcılarının sorumluluk ve yükümlülüklerine ilişkin yönetmelikle düzenleme yetkisi verilmektedir.

    • Eklendi Madde 48 geçmişi 7392 sayılı Kanun, md. 7
      Eski ifade
      tüketici ile satıcı ve sağlayıcının
      Yeni ifade
      tüketici, satıcı ve sağlayıcı ile mesafeli sözleşme kurulmasına aracılık eden aracı hizmet sağlayıcının
      Değişikliğin gerekçesi

      6502 sayılı Kanunun 48 inci maddesinin üçüncü fıkrasının ikinci cümlesinde yapılan değişiklik ile başta mobilya olmak üzere niteliği itibarıyla farklılık arz edebilen ve tüketicilerin özel istek ve ihtiyaçları doğrultusunda hazırlanan malların tesliminin, tüketicinin bilgilendirilmesi ve onayı ile mesafeli sözleşmelerde genel kural olan otuz günde teslim veya ifa edilme yükümlülüğünden istisna tutulmasına ilişkin düzenleme yapılmaktadır.

      Maddenin beşinci fıkrasında yapılan değişiklik ile aracı hizmet sağlayıcılara; mesafeli sözleşmelere ilişkin olarak yönetmelikle belirlenen hususlara dair tüketicilerin bildirim ve taleplerini iletebilecekleri ve söz konusu hususları takip edebilecekleri kesintisiz bir sistemi kurma yükümlülüğü getirilmektedir.

      6502 sayılı Kanunun mesafeli sözleşmeleri düzenleyen 48 inci maddesinde satıcı ve sağlayıcıların tüketicilere karşı yükümlülükleri ayrıntılı olarak düzenlenmiştir. Bilişim sistemlerinde yaşanan gelişmeler, teknolojiye erişim kolaylığı, dijitalleşmenin sağladığı işlem hızı ve maliyetinin azalması ile korona virüs salgınının etkileri ülkemiz de dahil olmak üzere tüm dünyada e-ticaret hacminde büyük artışa neden olmuştur. Bu durum, satıcı ve ürün sayısının çok ve çeşitli olması, kurumsal yapıları, kampanya ve indirimlerin sürekli ve yaygın olması özellikleri ile birlikte tüketicilerin taraf olduğu mesafeli sözleşmelerin büyük bir kısmının aracı hizmet sağlayıcı olarak faaliyet gösteren e-ticaret platformlarında gerçekleşmesine neden olmuştur. E-ticaret sektöründe yaşanan bu değişim dikkate alınarak 48 inci maddeye eklenen altıncı fıkra ile platformlar aracılığı ile tüketicilerin taraf olduğu mesafeli sözleşmelere ilişkin olarak aracı hizmet sağlayıcılara sorumluluklar getirilmektedir. Bu kapsamda, maddeye eklenen altıncı fıkranın;

      (a) bendi ile aracı hizmet sağlayıcıların aracılık ettikleri mesafeli sözleşmelere ilişkin olarak satıcı veya sağlayıcı adına ve hesabına tüketicilere yaptıkları ön bilgilendirme, ön bilgilendirmenin teyidi ve onayına ilişkin işlemlerden, işlemi yapan olarak satıcı veya sağlayıcı ile birlikte müteselsil sorumlu oldukları, (b) bendi ile tüketicinin bilgilendirilmesine ilişkin yönetmelikte düzenlenen ön bilgilendirmede bulunması zorunlu unsurlardaki eksikliklerin aracı hizmet sağlayıcıdan kaynaklanması durumunda sorumluluğun aracı hizmet sağlayıcıda olduğu, (c) bendi ile mesafeli sözleşmelere ilişkin işlemlerin yapıldığı platformu kuran ve işleten olarak aracı hizmet sağlayıcıların aracılık edilen işlemlere ilişkin kayıtları tutma ve ilgililere verme yükümlülüğü, (ç) bendi ile aracı hizmet sağlayıcıların, satıcı veya sağlayıcılar ile olan sözleşmelerine uymaması nedeni ile bu maddede yer alan düzenlemelere aykırılığa neden olmaları durumunda, aykırılık teşkil eden her bir işlemden sorumlu oldukları, (d) bendi ile aracı hizmet sağlayıcıların; aracılık edilen mesafeli sözleşmelerin bedel tahsilatına da aracılık etmeleri durumunda, Kanunda düzenlenen ayıba ilişkin sorumluluk halleri ile teslim veya ifa sonrası bedelin satıcıya veya sağlayıcıya aktarıldığı durumlar dışında bedel kendilerinde kaldığı sürece teslim veya ifa ile cayma hakkının kullanımında satıcı veya sağlayıcı ile birlikte tüketicilere karşı müteselsil sorumlu oldukları, (e) bendi ile aracı hizmet sağlayıcıların, satıcı veya sağlayıcı onayı olmaksızın düzenledikleri kampanya ve indirimler ile satıcı veya sağlayıcı adına kurulmasına aracılık ettikleri mesafeli sözleşmelere ilişkin olarak; tedarik edememe, stok yetersizliği gibi nedenler ile sözleşme konusu mal ya da hizmetin hiç ya da gereği gibi teslim veya ifa edilememesine neden olmaları durumundan sorumlu oldukları, (f) bendi ile teslim veya ifa zamanı gibi tüketicinin alışveriş tercihinde ve satın alma sonrasında fesih hakkının kullanımında önemli bir etkisi olan reklamlarında taahhüt edilen bilgilerin tüketiciye yapılan ön bilgilendirme ile uyumlu olması ve ispatına ilişkin sorumlu oldukları, düzenlenmektedir.

      Maddenin yedinci fıkrası olarak teselsül ettirilen mevcut altıncı fıkrada yapılan değişiklik ile mesafeli sözleşme kurulmasına aracılık eden aracı hizmet sağlayıcılarının sorumluluk ve yükümlülüklerine ilişkin yönetmelikle düzenleme yetkisi verilmektedir.

    • Değiştirildi Madde 50 geçmişi 7392 sayılı Kanun, md. 8
      Eski ifade
      Devre mülk hakkı veren sözleşmeler hariç olmak üzere, cayma
      Yeni ifade
      Cayma
      Değişikliğin gerekçesi

      6502 sayılı Kanunun 50 nci maddesinin ikinci fıkrasında yapılan düzenlemeyle, devre tatil sözleşmelerinin kapsamı ile düzenlenme usul ve esaslarının açıklığa kavuşturulması amaçlanmaktadır. Öncelikle devre tatil satışının finansal kiralama ile yapılması durumunda da devre tatil sözleşmelerine ilişkin Kanun hükümlerinin uygulanması gerektiği açıkça vurgulanmaktadır.

      Diğer taraftan, devre tatil sözleşmeleri ile dönemsel tatil hakkı, şahsi hak niteliğinde sunulabildiği gibi devre mülk hakkı veren sözleşmelerde olduğu gibi müşterek mülkiyet payına bağlı olarak ayni hak niteliğinde de sunulabilmektedir. Devre mülk hakkı 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanununun 57 nci ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olup, uygulamada satıcılar söz konusu düzenlemenin getirdiği yükümlülüklerden kaçınmak amacıyla, dönem mülk, paylı mülkiyet, hisseli gayrimenkul satışı ve benzeri isimler altında müşterek mülkiyet payına bağlı olarak ayni hakka konu devre tatil satışı yapmakta ve hukuken devre mülk sözleşmesi niteliğini haiz olmayan sözleşmelerle devre mülk hakkı tanındığı algısı oluşturarak tüketici mağduriyetlerine neden olmaktadır. Bu çerçevede, tüketicilerin haklarının daha kapsamlı bir biçimde korunabilmesi amacıyla ayni hakka konu devre tatil sözleşmelerinin sadece Kat Mülkiyeti Kanununda belirtilen usul ve esaslar kapsamında devre mülk sözleşmesi şeklinde kurulması zorunlu kılınmaktadır. Ayrıca kooperatif veya ticaret şirketi ortaklığı ya da dernek veya vakıf üyeliği suretiyle devre tatil hakkı tanınması yasaklanarak, Kanunun getirdiği korumadan tüketicilerin yararlanması amaçlanmaktadır. Bununla birlikte, paravan şirketler kurularak tüketicilerin mağdur edilmesinin engellenmesi amacıyla devre tatile konu mal üzerinde ayni hak sahibi olmayanların devre mülk veya devre tatil satışı yapması yasaklanmaktadır.

      Maddenin altıncı fıkrasında yapılan düzenlemeyle, tüketicinin devre tatil sözleşmesinden cayma hakkını daha kolay kullanabilmesi için getirilmiş olan cayma süresi içinde tüketiciden ödeme veya borçlandırıcı belge alma yasağı ayni hakka konu devre tatil sözleşmesi olan devre mülk sözleşmelerini de kapsayacak şekilde genişletilmek suretiyle, bu tür sözleşmelerde yoğunlaşan cayma hakkının kullanımına ilişkin sorunların azaltılması amaçlanmaktadır. Ayrıca bu amaç doğrultusunda söz konusu yasağın ihlali halinde, tüketicilere ödemelerinin derhal iade edileceği ve tüketiciyi borç altına sokan her türlü belgenin tüketici yönünden geçersiz olacağı düzenlenmektedir.

      Maddenin sekizinci fıkrasında yapılan düzenlemeyle, tüketicinin ayni hakka konu bir taşınmazın satış bedelini veya şahsi hakka konu taşınmazın kullanım hakkı bedelini önceden peşin veya taksitle ödemeyi, satıcı veya sağlayıcının da bedelin tamamen veya kısmen ödenmesinden sonra taşınmazı ya da kullanım hakkını tüketiciye devir veya teslim etmeyi üstlendiği ön ödemeli devre tatil satışlarında yaşanan tüketici mağduriyetlerinin önlenmesi, sistemin iyi işlememesi nedeniyle tamamlanamayan ve atıl halde kalan tesislerden dolayı yaşanan milli servet kaybının önlenmesi ve kaynakların daha sağlıklı yatırımlara yönlendirilmesi amacıyla ön ödemeli usulle devre mülk ve şahsi hakka konu devre tatil satışı yasaklanmakta ve bu tür satışlara ilişkin hükümler yürürlükten kaldırılmaktadır.

      Maddenin dokuzuncu fıkrasında yapılan düzenlemeyle, halihazırda çok uzun süreler için kurulabilen şahsi hakka konu sözleşmelerde, zamanla tesisinin eskimesi, hizmetlerin beklenen nitelikte sunulamaması gibi sorunların sıklıkla yaşandığı göz önünde bulundurularak, şahsi hakka konu devre tatil sözleşmelerinde azami süre sınırı getirilmekte, bakım ve onarım işlemleri yapılmayan tesislerde tüketicilere ayıplı hizmet sunulmasının engellenmesi amaçlanmaktadır. Öte yandan yapılan düzenlemeyle getirilen on yıllık süre sınırının, Türk Borçlar Kanununun 347 nci maddesinde yer alan belirsiz süreli kira sözleşmelerinin 10 yılın dolmasının ardından feshedilebileceğine ilişkin düzenlemedeki on yıllık süre ile paralellik arz edeceği değerlendirilmektedir.

      Maddenin onuncu fıkrasında yapılan düzenlemeyle, tüketicilerin şahsi hakka konu devre tatil sözleşmelerinden kaynaklanan tatil hakkını kullanmadığında, sağlayıcının devre tatil ünitesinde üçüncü kişilere tatil imkânı sunabildiği göz önüne alınarak, bu gibi bir durumda devre tatil hakkını belirli bir dönem için kullanmayacağını tatil hakkının başlayacağı günden en az doksan gün önce sağlayıcıya bildiren tüketicilerden, o dönem için herhangi bir isim altında aidat veya benzeri bir ücret veya bedel talep edilmesi yasaklanmaktadır.

      Maddenin on birinci fıkrasında yapılan düzenlemeyle, ön ödemeli devre tatil satışının yasaklanması sebebiyle yönetmelik yetkisine ilişkin hüküm değiştirilmektedir.

    • Eklendi Madde 50 geçmişi (cümleler) 7392 sayılı Kanun, md. 8
      Değişikliğin gerekçesi

      6502 sayılı Kanunun 50 nci maddesinin ikinci fıkrasında yapılan düzenlemeyle, devre tatil sözleşmelerinin kapsamı ile düzenlenme usul ve esaslarının açıklığa kavuşturulması amaçlanmaktadır. Öncelikle devre tatil satışının finansal kiralama ile yapılması durumunda da devre tatil sözleşmelerine ilişkin Kanun hükümlerinin uygulanması gerektiği açıkça vurgulanmaktadır.

      Diğer taraftan, devre tatil sözleşmeleri ile dönemsel tatil hakkı, şahsi hak niteliğinde sunulabildiği gibi devre mülk hakkı veren sözleşmelerde olduğu gibi müşterek mülkiyet payına bağlı olarak ayni hak niteliğinde de sunulabilmektedir. Devre mülk hakkı 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanununun 57 nci ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olup, uygulamada satıcılar söz konusu düzenlemenin getirdiği yükümlülüklerden kaçınmak amacıyla, dönem mülk, paylı mülkiyet, hisseli gayrimenkul satışı ve benzeri isimler altında müşterek mülkiyet payına bağlı olarak ayni hakka konu devre tatil satışı yapmakta ve hukuken devre mülk sözleşmesi niteliğini haiz olmayan sözleşmelerle devre mülk hakkı tanındığı algısı oluşturarak tüketici mağduriyetlerine neden olmaktadır. Bu çerçevede, tüketicilerin haklarının daha kapsamlı bir biçimde korunabilmesi amacıyla ayni hakka konu devre tatil sözleşmelerinin sadece Kat Mülkiyeti Kanununda belirtilen usul ve esaslar kapsamında devre mülk sözleşmesi şeklinde kurulması zorunlu kılınmaktadır. Ayrıca kooperatif veya ticaret şirketi ortaklığı ya da dernek veya vakıf üyeliği suretiyle devre tatil hakkı tanınması yasaklanarak, Kanunun getirdiği korumadan tüketicilerin yararlanması amaçlanmaktadır. Bununla birlikte, paravan şirketler kurularak tüketicilerin mağdur edilmesinin engellenmesi amacıyla devre tatile konu mal üzerinde ayni hak sahibi olmayanların devre mülk veya devre tatil satışı yapması yasaklanmaktadır.

      Maddenin altıncı fıkrasında yapılan düzenlemeyle, tüketicinin devre tatil sözleşmesinden cayma hakkını daha kolay kullanabilmesi için getirilmiş olan cayma süresi içinde tüketiciden ödeme veya borçlandırıcı belge alma yasağı ayni hakka konu devre tatil sözleşmesi olan devre mülk sözleşmelerini de kapsayacak şekilde genişletilmek suretiyle, bu tür sözleşmelerde yoğunlaşan cayma hakkının kullanımına ilişkin sorunların azaltılması amaçlanmaktadır. Ayrıca bu amaç doğrultusunda söz konusu yasağın ihlali halinde, tüketicilere ödemelerinin derhal iade edileceği ve tüketiciyi borç altına sokan her türlü belgenin tüketici yönünden geçersiz olacağı düzenlenmektedir.

      Maddenin sekizinci fıkrasında yapılan düzenlemeyle, tüketicinin ayni hakka konu bir taşınmazın satış bedelini veya şahsi hakka konu taşınmazın kullanım hakkı bedelini önceden peşin veya taksitle ödemeyi, satıcı veya sağlayıcının da bedelin tamamen veya kısmen ödenmesinden sonra taşınmazı ya da kullanım hakkını tüketiciye devir veya teslim etmeyi üstlendiği ön ödemeli devre tatil satışlarında yaşanan tüketici mağduriyetlerinin önlenmesi, sistemin iyi işlememesi nedeniyle tamamlanamayan ve atıl halde kalan tesislerden dolayı yaşanan milli servet kaybının önlenmesi ve kaynakların daha sağlıklı yatırımlara yönlendirilmesi amacıyla ön ödemeli usulle devre mülk ve şahsi hakka konu devre tatil satışı yasaklanmakta ve bu tür satışlara ilişkin hükümler yürürlükten kaldırılmaktadır.

      Maddenin dokuzuncu fıkrasında yapılan düzenlemeyle, halihazırda çok uzun süreler için kurulabilen şahsi hakka konu sözleşmelerde, zamanla tesisinin eskimesi, hizmetlerin beklenen nitelikte sunulamaması gibi sorunların sıklıkla yaşandığı göz önünde bulundurularak, şahsi hakka konu devre tatil sözleşmelerinde azami süre sınırı getirilmekte, bakım ve onarım işlemleri yapılmayan tesislerde tüketicilere ayıplı hizmet sunulmasının engellenmesi amaçlanmaktadır. Öte yandan yapılan düzenlemeyle getirilen on yıllık süre sınırının, Türk Borçlar Kanununun 347 nci maddesinde yer alan belirsiz süreli kira sözleşmelerinin 10 yılın dolmasının ardından feshedilebileceğine ilişkin düzenlemedeki on yıllık süre ile paralellik arz edeceği değerlendirilmektedir.

      Maddenin onuncu fıkrasında yapılan düzenlemeyle, tüketicilerin şahsi hakka konu devre tatil sözleşmelerinden kaynaklanan tatil hakkını kullanmadığında, sağlayıcının devre tatil ünitesinde üçüncü kişilere tatil imkânı sunabildiği göz önüne alınarak, bu gibi bir durumda devre tatil hakkını belirli bir dönem için kullanmayacağını tatil hakkının başlayacağı günden en az doksan gün önce sağlayıcıya bildiren tüketicilerden, o dönem için herhangi bir isim altında aidat veya benzeri bir ücret veya bedel talep edilmesi yasaklanmaktadır.

      Maddenin on birinci fıkrasında yapılan düzenlemeyle, ön ödemeli devre tatil satışının yasaklanması sebebiyle yönetmelik yetkisine ilişkin hüküm değiştirilmektedir.

    • Değiştirildi Madde 50 geçmişi 7392 sayılı Kanun, md. 8
      Değişikliğin gerekçesi

      6502 sayılı Kanunun 50 nci maddesinin ikinci fıkrasında yapılan düzenlemeyle, devre tatil sözleşmelerinin kapsamı ile düzenlenme usul ve esaslarının açıklığa kavuşturulması amaçlanmaktadır. Öncelikle devre tatil satışının finansal kiralama ile yapılması durumunda da devre tatil sözleşmelerine ilişkin Kanun hükümlerinin uygulanması gerektiği açıkça vurgulanmaktadır.

      Diğer taraftan, devre tatil sözleşmeleri ile dönemsel tatil hakkı, şahsi hak niteliğinde sunulabildiği gibi devre mülk hakkı veren sözleşmelerde olduğu gibi müşterek mülkiyet payına bağlı olarak ayni hak niteliğinde de sunulabilmektedir. Devre mülk hakkı 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanununun 57 nci ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olup, uygulamada satıcılar söz konusu düzenlemenin getirdiği yükümlülüklerden kaçınmak amacıyla, dönem mülk, paylı mülkiyet, hisseli gayrimenkul satışı ve benzeri isimler altında müşterek mülkiyet payına bağlı olarak ayni hakka konu devre tatil satışı yapmakta ve hukuken devre mülk sözleşmesi niteliğini haiz olmayan sözleşmelerle devre mülk hakkı tanındığı algısı oluşturarak tüketici mağduriyetlerine neden olmaktadır. Bu çerçevede, tüketicilerin haklarının daha kapsamlı bir biçimde korunabilmesi amacıyla ayni hakka konu devre tatil sözleşmelerinin sadece Kat Mülkiyeti Kanununda belirtilen usul ve esaslar kapsamında devre mülk sözleşmesi şeklinde kurulması zorunlu kılınmaktadır. Ayrıca kooperatif veya ticaret şirketi ortaklığı ya da dernek veya vakıf üyeliği suretiyle devre tatil hakkı tanınması yasaklanarak, Kanunun getirdiği korumadan tüketicilerin yararlanması amaçlanmaktadır. Bununla birlikte, paravan şirketler kurularak tüketicilerin mağdur edilmesinin engellenmesi amacıyla devre tatile konu mal üzerinde ayni hak sahibi olmayanların devre mülk veya devre tatil satışı yapması yasaklanmaktadır.

      Maddenin altıncı fıkrasında yapılan düzenlemeyle, tüketicinin devre tatil sözleşmesinden cayma hakkını daha kolay kullanabilmesi için getirilmiş olan cayma süresi içinde tüketiciden ödeme veya borçlandırıcı belge alma yasağı ayni hakka konu devre tatil sözleşmesi olan devre mülk sözleşmelerini de kapsayacak şekilde genişletilmek suretiyle, bu tür sözleşmelerde yoğunlaşan cayma hakkının kullanımına ilişkin sorunların azaltılması amaçlanmaktadır. Ayrıca bu amaç doğrultusunda söz konusu yasağın ihlali halinde, tüketicilere ödemelerinin derhal iade edileceği ve tüketiciyi borç altına sokan her türlü belgenin tüketici yönünden geçersiz olacağı düzenlenmektedir.

      Maddenin sekizinci fıkrasında yapılan düzenlemeyle, tüketicinin ayni hakka konu bir taşınmazın satış bedelini veya şahsi hakka konu taşınmazın kullanım hakkı bedelini önceden peşin veya taksitle ödemeyi, satıcı veya sağlayıcının da bedelin tamamen veya kısmen ödenmesinden sonra taşınmazı ya da kullanım hakkını tüketiciye devir veya teslim etmeyi üstlendiği ön ödemeli devre tatil satışlarında yaşanan tüketici mağduriyetlerinin önlenmesi, sistemin iyi işlememesi nedeniyle tamamlanamayan ve atıl halde kalan tesislerden dolayı yaşanan milli servet kaybının önlenmesi ve kaynakların daha sağlıklı yatırımlara yönlendirilmesi amacıyla ön ödemeli usulle devre mülk ve şahsi hakka konu devre tatil satışı yasaklanmakta ve bu tür satışlara ilişkin hükümler yürürlükten kaldırılmaktadır.

      Maddenin dokuzuncu fıkrasında yapılan düzenlemeyle, halihazırda çok uzun süreler için kurulabilen şahsi hakka konu sözleşmelerde, zamanla tesisinin eskimesi, hizmetlerin beklenen nitelikte sunulamaması gibi sorunların sıklıkla yaşandığı göz önünde bulundurularak, şahsi hakka konu devre tatil sözleşmelerinde azami süre sınırı getirilmekte, bakım ve onarım işlemleri yapılmayan tesislerde tüketicilere ayıplı hizmet sunulmasının engellenmesi amaçlanmaktadır. Öte yandan yapılan düzenlemeyle getirilen on yıllık süre sınırının, Türk Borçlar Kanununun 347 nci maddesinde yer alan belirsiz süreli kira sözleşmelerinin 10 yılın dolmasının ardından feshedilebileceğine ilişkin düzenlemedeki on yıllık süre ile paralellik arz edeceği değerlendirilmektedir.

      Maddenin onuncu fıkrasında yapılan düzenlemeyle, tüketicilerin şahsi hakka konu devre tatil sözleşmelerinden kaynaklanan tatil hakkını kullanmadığında, sağlayıcının devre tatil ünitesinde üçüncü kişilere tatil imkânı sunabildiği göz önüne alınarak, bu gibi bir durumda devre tatil hakkını belirli bir dönem için kullanmayacağını tatil hakkının başlayacağı günden en az doksan gün önce sağlayıcıya bildiren tüketicilerden, o dönem için herhangi bir isim altında aidat veya benzeri bir ücret veya bedel talep edilmesi yasaklanmaktadır.

      Maddenin on birinci fıkrasında yapılan düzenlemeyle, ön ödemeli devre tatil satışının yasaklanması sebebiyle yönetmelik yetkisine ilişkin hüküm değiştirilmektedir.

    • Değiştirildi Madde 50 geçmişi 7392 sayılı Kanun, md. 8
      Değişikliğin gerekçesi

      6502 sayılı Kanunun 50 nci maddesinin ikinci fıkrasında yapılan düzenlemeyle, devre tatil sözleşmelerinin kapsamı ile düzenlenme usul ve esaslarının açıklığa kavuşturulması amaçlanmaktadır. Öncelikle devre tatil satışının finansal kiralama ile yapılması durumunda da devre tatil sözleşmelerine ilişkin Kanun hükümlerinin uygulanması gerektiği açıkça vurgulanmaktadır.

      Diğer taraftan, devre tatil sözleşmeleri ile dönemsel tatil hakkı, şahsi hak niteliğinde sunulabildiği gibi devre mülk hakkı veren sözleşmelerde olduğu gibi müşterek mülkiyet payına bağlı olarak ayni hak niteliğinde de sunulabilmektedir. Devre mülk hakkı 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanununun 57 nci ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olup, uygulamada satıcılar söz konusu düzenlemenin getirdiği yükümlülüklerden kaçınmak amacıyla, dönem mülk, paylı mülkiyet, hisseli gayrimenkul satışı ve benzeri isimler altında müşterek mülkiyet payına bağlı olarak ayni hakka konu devre tatil satışı yapmakta ve hukuken devre mülk sözleşmesi niteliğini haiz olmayan sözleşmelerle devre mülk hakkı tanındığı algısı oluşturarak tüketici mağduriyetlerine neden olmaktadır. Bu çerçevede, tüketicilerin haklarının daha kapsamlı bir biçimde korunabilmesi amacıyla ayni hakka konu devre tatil sözleşmelerinin sadece Kat Mülkiyeti Kanununda belirtilen usul ve esaslar kapsamında devre mülk sözleşmesi şeklinde kurulması zorunlu kılınmaktadır. Ayrıca kooperatif veya ticaret şirketi ortaklığı ya da dernek veya vakıf üyeliği suretiyle devre tatil hakkı tanınması yasaklanarak, Kanunun getirdiği korumadan tüketicilerin yararlanması amaçlanmaktadır. Bununla birlikte, paravan şirketler kurularak tüketicilerin mağdur edilmesinin engellenmesi amacıyla devre tatile konu mal üzerinde ayni hak sahibi olmayanların devre mülk veya devre tatil satışı yapması yasaklanmaktadır.

      Maddenin altıncı fıkrasında yapılan düzenlemeyle, tüketicinin devre tatil sözleşmesinden cayma hakkını daha kolay kullanabilmesi için getirilmiş olan cayma süresi içinde tüketiciden ödeme veya borçlandırıcı belge alma yasağı ayni hakka konu devre tatil sözleşmesi olan devre mülk sözleşmelerini de kapsayacak şekilde genişletilmek suretiyle, bu tür sözleşmelerde yoğunlaşan cayma hakkının kullanımına ilişkin sorunların azaltılması amaçlanmaktadır. Ayrıca bu amaç doğrultusunda söz konusu yasağın ihlali halinde, tüketicilere ödemelerinin derhal iade edileceği ve tüketiciyi borç altına sokan her türlü belgenin tüketici yönünden geçersiz olacağı düzenlenmektedir.

      Maddenin sekizinci fıkrasında yapılan düzenlemeyle, tüketicinin ayni hakka konu bir taşınmazın satış bedelini veya şahsi hakka konu taşınmazın kullanım hakkı bedelini önceden peşin veya taksitle ödemeyi, satıcı veya sağlayıcının da bedelin tamamen veya kısmen ödenmesinden sonra taşınmazı ya da kullanım hakkını tüketiciye devir veya teslim etmeyi üstlendiği ön ödemeli devre tatil satışlarında yaşanan tüketici mağduriyetlerinin önlenmesi, sistemin iyi işlememesi nedeniyle tamamlanamayan ve atıl halde kalan tesislerden dolayı yaşanan milli servet kaybının önlenmesi ve kaynakların daha sağlıklı yatırımlara yönlendirilmesi amacıyla ön ödemeli usulle devre mülk ve şahsi hakka konu devre tatil satışı yasaklanmakta ve bu tür satışlara ilişkin hükümler yürürlükten kaldırılmaktadır.

      Maddenin dokuzuncu fıkrasında yapılan düzenlemeyle, halihazırda çok uzun süreler için kurulabilen şahsi hakka konu sözleşmelerde, zamanla tesisinin eskimesi, hizmetlerin beklenen nitelikte sunulamaması gibi sorunların sıklıkla yaşandığı göz önünde bulundurularak, şahsi hakka konu devre tatil sözleşmelerinde azami süre sınırı getirilmekte, bakım ve onarım işlemleri yapılmayan tesislerde tüketicilere ayıplı hizmet sunulmasının engellenmesi amaçlanmaktadır. Öte yandan yapılan düzenlemeyle getirilen on yıllık süre sınırının, Türk Borçlar Kanununun 347 nci maddesinde yer alan belirsiz süreli kira sözleşmelerinin 10 yılın dolmasının ardından feshedilebileceğine ilişkin düzenlemedeki on yıllık süre ile paralellik arz edeceği değerlendirilmektedir.

      Maddenin onuncu fıkrasında yapılan düzenlemeyle, tüketicilerin şahsi hakka konu devre tatil sözleşmelerinden kaynaklanan tatil hakkını kullanmadığında, sağlayıcının devre tatil ünitesinde üçüncü kişilere tatil imkânı sunabildiği göz önüne alınarak, bu gibi bir durumda devre tatil hakkını belirli bir dönem için kullanmayacağını tatil hakkının başlayacağı günden en az doksan gün önce sağlayıcıya bildiren tüketicilerden, o dönem için herhangi bir isim altında aidat veya benzeri bir ücret veya bedel talep edilmesi yasaklanmaktadır.

      Maddenin on birinci fıkrasında yapılan düzenlemeyle, ön ödemeli devre tatil satışının yasaklanması sebebiyle yönetmelik yetkisine ilişkin hüküm değiştirilmektedir.

    • Değiştirildi Madde 50 geçmişi 7392 sayılı Kanun, md. 8
      Değişikliğin gerekçesi

      6502 sayılı Kanunun 50 nci maddesinin ikinci fıkrasında yapılan düzenlemeyle, devre tatil sözleşmelerinin kapsamı ile düzenlenme usul ve esaslarının açıklığa kavuşturulması amaçlanmaktadır. Öncelikle devre tatil satışının finansal kiralama ile yapılması durumunda da devre tatil sözleşmelerine ilişkin Kanun hükümlerinin uygulanması gerektiği açıkça vurgulanmaktadır.

      Diğer taraftan, devre tatil sözleşmeleri ile dönemsel tatil hakkı, şahsi hak niteliğinde sunulabildiği gibi devre mülk hakkı veren sözleşmelerde olduğu gibi müşterek mülkiyet payına bağlı olarak ayni hak niteliğinde de sunulabilmektedir. Devre mülk hakkı 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanununun 57 nci ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olup, uygulamada satıcılar söz konusu düzenlemenin getirdiği yükümlülüklerden kaçınmak amacıyla, dönem mülk, paylı mülkiyet, hisseli gayrimenkul satışı ve benzeri isimler altında müşterek mülkiyet payına bağlı olarak ayni hakka konu devre tatil satışı yapmakta ve hukuken devre mülk sözleşmesi niteliğini haiz olmayan sözleşmelerle devre mülk hakkı tanındığı algısı oluşturarak tüketici mağduriyetlerine neden olmaktadır. Bu çerçevede, tüketicilerin haklarının daha kapsamlı bir biçimde korunabilmesi amacıyla ayni hakka konu devre tatil sözleşmelerinin sadece Kat Mülkiyeti Kanununda belirtilen usul ve esaslar kapsamında devre mülk sözleşmesi şeklinde kurulması zorunlu kılınmaktadır. Ayrıca kooperatif veya ticaret şirketi ortaklığı ya da dernek veya vakıf üyeliği suretiyle devre tatil hakkı tanınması yasaklanarak, Kanunun getirdiği korumadan tüketicilerin yararlanması amaçlanmaktadır. Bununla birlikte, paravan şirketler kurularak tüketicilerin mağdur edilmesinin engellenmesi amacıyla devre tatile konu mal üzerinde ayni hak sahibi olmayanların devre mülk veya devre tatil satışı yapması yasaklanmaktadır.

      Maddenin altıncı fıkrasında yapılan düzenlemeyle, tüketicinin devre tatil sözleşmesinden cayma hakkını daha kolay kullanabilmesi için getirilmiş olan cayma süresi içinde tüketiciden ödeme veya borçlandırıcı belge alma yasağı ayni hakka konu devre tatil sözleşmesi olan devre mülk sözleşmelerini de kapsayacak şekilde genişletilmek suretiyle, bu tür sözleşmelerde yoğunlaşan cayma hakkının kullanımına ilişkin sorunların azaltılması amaçlanmaktadır. Ayrıca bu amaç doğrultusunda söz konusu yasağın ihlali halinde, tüketicilere ödemelerinin derhal iade edileceği ve tüketiciyi borç altına sokan her türlü belgenin tüketici yönünden geçersiz olacağı düzenlenmektedir.

      Maddenin sekizinci fıkrasında yapılan düzenlemeyle, tüketicinin ayni hakka konu bir taşınmazın satış bedelini veya şahsi hakka konu taşınmazın kullanım hakkı bedelini önceden peşin veya taksitle ödemeyi, satıcı veya sağlayıcının da bedelin tamamen veya kısmen ödenmesinden sonra taşınmazı ya da kullanım hakkını tüketiciye devir veya teslim etmeyi üstlendiği ön ödemeli devre tatil satışlarında yaşanan tüketici mağduriyetlerinin önlenmesi, sistemin iyi işlememesi nedeniyle tamamlanamayan ve atıl halde kalan tesislerden dolayı yaşanan milli servet kaybının önlenmesi ve kaynakların daha sağlıklı yatırımlara yönlendirilmesi amacıyla ön ödemeli usulle devre mülk ve şahsi hakka konu devre tatil satışı yasaklanmakta ve bu tür satışlara ilişkin hükümler yürürlükten kaldırılmaktadır.

      Maddenin dokuzuncu fıkrasında yapılan düzenlemeyle, halihazırda çok uzun süreler için kurulabilen şahsi hakka konu sözleşmelerde, zamanla tesisinin eskimesi, hizmetlerin beklenen nitelikte sunulamaması gibi sorunların sıklıkla yaşandığı göz önünde bulundurularak, şahsi hakka konu devre tatil sözleşmelerinde azami süre sınırı getirilmekte, bakım ve onarım işlemleri yapılmayan tesislerde tüketicilere ayıplı hizmet sunulmasının engellenmesi amaçlanmaktadır. Öte yandan yapılan düzenlemeyle getirilen on yıllık süre sınırının, Türk Borçlar Kanununun 347 nci maddesinde yer alan belirsiz süreli kira sözleşmelerinin 10 yılın dolmasının ardından feshedilebileceğine ilişkin düzenlemedeki on yıllık süre ile paralellik arz edeceği değerlendirilmektedir.

      Maddenin onuncu fıkrasında yapılan düzenlemeyle, tüketicilerin şahsi hakka konu devre tatil sözleşmelerinden kaynaklanan tatil hakkını kullanmadığında, sağlayıcının devre tatil ünitesinde üçüncü kişilere tatil imkânı sunabildiği göz önüne alınarak, bu gibi bir durumda devre tatil hakkını belirli bir dönem için kullanmayacağını tatil hakkının başlayacağı günden en az doksan gün önce sağlayıcıya bildiren tüketicilerden, o dönem için herhangi bir isim altında aidat veya benzeri bir ücret veya bedel talep edilmesi yasaklanmaktadır.

      Maddenin on birinci fıkrasında yapılan düzenlemeyle, ön ödemeli devre tatil satışının yasaklanması sebebiyle yönetmelik yetkisine ilişkin hüküm değiştirilmektedir.

    • Eklendi Madde 57/A geçmişi 7392 sayılı Kanun, md. 9
      Değişikliğin gerekçesi

      21. yüzyıl, dijital ve yeşil dönüşümü küresel gündemin merkezine taşımıştır.

      Özellikle elektronik ürünlerde meydana gelen hızlı değişim ve dönüşüm karşısında sürdürülebilir ve etkin bir kaynak yönetimi için tasarruf odaklı bir tüketim anlayışının yerleşmesi gerekmektedir. Bu çerçevede 6502 sayılı Kanuna eklenen 57/A maddesi ile ekonomik ömrü tamamlanmamış ürünlerin donanım, yazılım veya fiziki özelliklerinde iyileştirme yapılarak tekrar ekonomiye kazandırılması hedeflenmektedir. Diğer taraftan yapılan düzenlemenin dış ticaret ve arz talep dengesi bakımından ülke ekonomimize olumlu katkı sağlayacağı öngörülmektedir.

      Maddenin birinci fıkrası ile yenilenmiş ürünlerin tanımı yapılmaktadır. İkinci fıkrasında bu ürünlere asgari bir yıl garanti verilmesi zorunluğu getirilmekte, ayrıca özelliği nedeniyle bazı malların garanti şartlarının kilometre, saat ve adet gibi başka bir ölçü birimi ile belirlenebilmesine ilişkin Ticaret Bakanlığına yetki verilmektedir. Üçüncü fıkrada özellikle kullanılmış cep telefonu, bilgisayar ve tablet gibi yönetmelikle belirlenecek ürünlerde tüketicilerin daha güvenli alışveriş yapmalarını sağlamak amacıyla bu tür ürünlerin yenilenmiş ürün olarak satılabilmesi için nitelikleri Ticaret Bakanlığınca belirlenen ve yetkilendirilen yenileme merkezlerinde yenilenmesi şartı getirilmektedir. Dördüncü fıkrada yenileme merkezlerine Bakanlıktan yetki belgesi alma zorunluluğu getirilmektedir. Beşinci fıkrada yenileme işlemi yapılacak kullanılmış cep telefonu gibi ürünlerin Merkezi Cihaz Kayıt Sistemine kayıtlı ve kullanılmış olup olmadığının tespitine ilişkin Bakanlıkça belirlenecek usul ve esaslara göre Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu kayıtlarından doğrulama yapılmasına yönelik düzenleme yapılmaktadır. Altıncı fıkrasında ise yenilenmiş ürün, yenileme merkezi ve diğer uygulama usul ve esaslarına ilişkin hususların yönetmelikle düzenlenmesi öngörülmektedir.

    • Eklendi Madde 58 geçmişi (cümle) 7392 sayılı Kanun, md. 10
      Değişikliğin gerekçesi

      6502 sayılı Kanunun 58 inci maddesinin ikinci fıkrasına eklenen ibare ile tüketicilerin, firmaların doğru ve güncel yetkili servis istasyonu bilgilerine ulaşabilmeleri, herhangi bir aldatıcı uygulama nedeniyle mağdur olmamaları amacıyla üretici ve ithalatçılara, tüm yetkili servis istasyonlarına ilişkin bilgilerini Ticaret Bakanlığınca kurulan sisteme kaydetme zorunluluğu getirilmektedir.

      Beşinci fıkraya eklenen cümle ile yetkili servis istasyonları dışında tüketicilere hizmet sunan özel servis istasyonlarının yetkili servis istasyonu algısı oluşturacak şekilde hizmet vermesinin önlenmesini teminen özel servis istasyonlarına servis fişi, tabela ve broşür gibi her türlü tanıtım ve faaliyetlerinde “özel servis” ibaresi kullanma zorunluluğu getirilmektedir.

      58 inci maddenin birinci fıkrası malın kullanım ömrü boyunca satış sonrası hizmet verilmesini zorunlu kılmaktadır. Ancak uygulamada garanti süresi bittikten sonra yedek parçanın temin edilememesi, servis istasyonunun bulunmaması gibi sebeplerle satış sonrası hizmetin verilmediği ve tüketicilerin mağduriyet yaşadığı durumlar oluşabilmektedir. Bu mağduriyetlerin önlenmesi amacıyla değiştirilen yedinci fıkra ile tüketicilere, üretici ve ithalatçılardan Bakanlıkça belirlenen kullanım ömrü süresince mala ilişkin satış sonrası hizmetin sağlanmaması durumunda zararın tazminini talep etme hakkı getirilmektedir.

      Maddeye eklenen sekizinci fıkra ile satış sonrası hizmet sunulması zorunlu olan mallar, asgari servis istasyonu sayısı, servis istasyonlarının sorumlulukları ve azami tamir sürelerinin yönetmelikle belirleneceği hüküm altına alınmaktadır.

    • Değiştirildi Madde 58 geçmişi 7392 sayılı Kanun, md. 10
      Değişikliğin gerekçesi

      6502 sayılı Kanunun 58 inci maddesinin ikinci fıkrasına eklenen ibare ile tüketicilerin, firmaların doğru ve güncel yetkili servis istasyonu bilgilerine ulaşabilmeleri, herhangi bir aldatıcı uygulama nedeniyle mağdur olmamaları amacıyla üretici ve ithalatçılara, tüm yetkili servis istasyonlarına ilişkin bilgilerini Ticaret Bakanlığınca kurulan sisteme kaydetme zorunluluğu getirilmektedir.

      Beşinci fıkraya eklenen cümle ile yetkili servis istasyonları dışında tüketicilere hizmet sunan özel servis istasyonlarının yetkili servis istasyonu algısı oluşturacak şekilde hizmet vermesinin önlenmesini teminen özel servis istasyonlarına servis fişi, tabela ve broşür gibi her türlü tanıtım ve faaliyetlerinde “özel servis” ibaresi kullanma zorunluluğu getirilmektedir.

      58 inci maddenin birinci fıkrası malın kullanım ömrü boyunca satış sonrası hizmet verilmesini zorunlu kılmaktadır. Ancak uygulamada garanti süresi bittikten sonra yedek parçanın temin edilememesi, servis istasyonunun bulunmaması gibi sebeplerle satış sonrası hizmetin verilmediği ve tüketicilerin mağduriyet yaşadığı durumlar oluşabilmektedir. Bu mağduriyetlerin önlenmesi amacıyla değiştirilen yedinci fıkra ile tüketicilere, üretici ve ithalatçılardan Bakanlıkça belirlenen kullanım ömrü süresince mala ilişkin satış sonrası hizmetin sağlanmaması durumunda zararın tazminini talep etme hakkı getirilmektedir.

      Maddeye eklenen sekizinci fıkra ile satış sonrası hizmet sunulması zorunlu olan mallar, asgari servis istasyonu sayısı, servis istasyonlarının sorumlulukları ve azami tamir sürelerinin yönetmelikle belirleneceği hüküm altına alınmaktadır.

    • Eklendi Madde 58 geçmişi 7392 sayılı Kanun, md. 10
      Değişikliğin gerekçesi

      6502 sayılı Kanunun 58 inci maddesinin ikinci fıkrasına eklenen ibare ile tüketicilerin, firmaların doğru ve güncel yetkili servis istasyonu bilgilerine ulaşabilmeleri, herhangi bir aldatıcı uygulama nedeniyle mağdur olmamaları amacıyla üretici ve ithalatçılara, tüm yetkili servis istasyonlarına ilişkin bilgilerini Ticaret Bakanlığınca kurulan sisteme kaydetme zorunluluğu getirilmektedir.

      Beşinci fıkraya eklenen cümle ile yetkili servis istasyonları dışında tüketicilere hizmet sunan özel servis istasyonlarının yetkili servis istasyonu algısı oluşturacak şekilde hizmet vermesinin önlenmesini teminen özel servis istasyonlarına servis fişi, tabela ve broşür gibi her türlü tanıtım ve faaliyetlerinde “özel servis” ibaresi kullanma zorunluluğu getirilmektedir.

      58 inci maddenin birinci fıkrası malın kullanım ömrü boyunca satış sonrası hizmet verilmesini zorunlu kılmaktadır. Ancak uygulamada garanti süresi bittikten sonra yedek parçanın temin edilememesi, servis istasyonunun bulunmaması gibi sebeplerle satış sonrası hizmetin verilmediği ve tüketicilerin mağduriyet yaşadığı durumlar oluşabilmektedir. Bu mağduriyetlerin önlenmesi amacıyla değiştirilen yedinci fıkra ile tüketicilere, üretici ve ithalatçılardan Bakanlıkça belirlenen kullanım ömrü süresince mala ilişkin satış sonrası hizmetin sağlanmaması durumunda zararın tazminini talep etme hakkı getirilmektedir.

      Maddeye eklenen sekizinci fıkra ile satış sonrası hizmet sunulması zorunlu olan mallar, asgari servis istasyonu sayısı, servis istasyonlarının sorumlulukları ve azami tamir sürelerinin yönetmelikle belirleneceği hüküm altına alınmaktadır.

    • Eklendi Madde 63 geçmişi (cümle) 7392 sayılı Kanun, md. 11
      Değişikliğin gerekçesi

      6502 sayılı Kanunun 63 üncü maddesinin beşinci fıkrasında yapılan değişiklikle Reklam Kurulu Başkanının toplantıya katılamadığı hallerde ilgili genel müdür yardımcısının Kurula başkanlık yapacağı hüküm altına alınmaktadır.

    • Değiştirildi Madde 66 geçmişi 7392 sayılı Kanun, md. 12
      Değişikliğin gerekçesi

      Tüketici uyuşmazlıklarının adil, hızlı, basit ve olabilecek en az masrafla çözüme bağlanması amacıyla kolay ulaşılabilir şekilde yargı dışı karar merci olarak tüketici hakem heyetleri teşkil edilmiştir. Tüketici hakem heyetleri kuruldukları 1995 yılından bugüne yaklaşık 16 milyon başvuruyu karara bağlayarak ülkemiz yargı teşkilatının üzerindeki iş yükünü önemli ölçüde azaltmıştır.

      Tüketici hakem heyetlerinin, işlem yoğunluğu, usul ekonomisi ve benzeri hususlar göz önünde bulundurularak erişilebilir, hakkaniyetli ve kaliteli hizmet sunumu, personel ve kaynakların etkin kullanımı, ihtisaslaşma ölçeğinden azami faydalanma gibi amaçlarla yetki alanları ile iş bölümünün yeniden belirlenmesi ihtiyacı doğmuştur. Bu kapsamda, 6502 sayılı Kanunun 66 ncı maddesinin birinci fıkrasında yapılan değişiklikle Ticaret Bakanlığına tüketici hakem heyetlerini oluşturmanın yanı sıra bunların yetki alanları ile iş bölümünü belirlemeye yönelik yetki verilmektedir.

    • Değiştirildi Madde 68 geçmişi (cümle) 7392 sayılı Kanun, md. 13
      Eski ifade
      on
      Yeni ifade
      bin
      Değişikliğin gerekçesi

      6502 sayılı Kanunun 68 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 2022 yılı için 10.280 Türk Lirasının altındaki uyuşmazlıklara ilçe tüketici hakem heyetleri, 10.280 Türk Lirası ile 15.430 Türk Lirası arasındaki uyuşmazlıklara ise büyükşehir statüsünde bulunan illerdeki il tüketici hakem heyetleri bakmaktadır. Bu durum ilçe tüketici hakem heyetlerinde başvuru yoğunluğunun daha fazla olmasına ve büyükşehir olan illerdeki il tüketici hakem heyetlerinin hedeflenen verimlilikte çalışamamasına neden olduğundan birinci fıkrada yapılan değişiklikle tüketici hakem heyetlerinin iş durumu dikkate alınarak verimli ve etkin çalışmasının sağlanması amacı ile düzenleme yapılmaktadır.

      Diğer taraftan, 2022 yılı itibarıyla değeri 15.430 Türk Lirasının altında bulunan uyuşmazlıklarda tüketici hakem heyetleri görevli iken; yapılan değişiklikle daha fazla sayıda uyuşmazlığın hızlı, basit ve olabilecek en az masrafla çözüme bağlanması amacıyla parasal değer 30.000 Türk Lirasına yükseltilmektedir.

      Tüketici hakem heyeti yetki alanlarının yeniden belirlenmesi sonrasında tüketici hakem heyetlerinin erişilebilir olması büyük önem arz etmektedir. Bunu teminen üçüncü fıkrada yapılan değişiklikle, tüketicinin yerleşim yeri veya tüketici işleminin yapıldığı yerde tüketici hakem heyetinin bulunmaması halinde tüketicinin herhangi bir hak kaybına uğramadan o yer kaymakamlıklarına başvuru yapılabilmesine imkan sağlanmaktadır. Yapılan bu başvurular, kaymakamlıklarca gereği yapılmak üzere yetkili tüketici hakem heyetine iletilecektir.

      Dördüncü fıkrada yapılan değişiklik ile tüketici hakem heyetlerine yapılan başvurularda esas alınan parasal sınırlarda her yıl yapılacak yeniden değerlemelerde bin Türk Lirasının küsurunun dikkate alınmaması düzenlenmektedir.

    • Değiştirildi Madde 68 geçmişi (cümle) 7392 sayılı Kanun, md. 13
      Değişikliğin gerekçesi

      6502 sayılı Kanunun 68 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 2022 yılı için 10.280 Türk Lirasının altındaki uyuşmazlıklara ilçe tüketici hakem heyetleri, 10.280 Türk Lirası ile 15.430 Türk Lirası arasındaki uyuşmazlıklara ise büyükşehir statüsünde bulunan illerdeki il tüketici hakem heyetleri bakmaktadır. Bu durum ilçe tüketici hakem heyetlerinde başvuru yoğunluğunun daha fazla olmasına ve büyükşehir olan illerdeki il tüketici hakem heyetlerinin hedeflenen verimlilikte çalışamamasına neden olduğundan birinci fıkrada yapılan değişiklikle tüketici hakem heyetlerinin iş durumu dikkate alınarak verimli ve etkin çalışmasının sağlanması amacı ile düzenleme yapılmaktadır.

      Diğer taraftan, 2022 yılı itibarıyla değeri 15.430 Türk Lirasının altında bulunan uyuşmazlıklarda tüketici hakem heyetleri görevli iken; yapılan değişiklikle daha fazla sayıda uyuşmazlığın hızlı, basit ve olabilecek en az masrafla çözüme bağlanması amacıyla parasal değer 30.000 Türk Lirasına yükseltilmektedir.

      Tüketici hakem heyeti yetki alanlarının yeniden belirlenmesi sonrasında tüketici hakem heyetlerinin erişilebilir olması büyük önem arz etmektedir. Bunu teminen üçüncü fıkrada yapılan değişiklikle, tüketicinin yerleşim yeri veya tüketici işleminin yapıldığı yerde tüketici hakem heyetinin bulunmaması halinde tüketicinin herhangi bir hak kaybına uğramadan o yer kaymakamlıklarına başvuru yapılabilmesine imkan sağlanmaktadır. Yapılan bu başvurular, kaymakamlıklarca gereği yapılmak üzere yetkili tüketici hakem heyetine iletilecektir.

      Dördüncü fıkrada yapılan değişiklik ile tüketici hakem heyetlerine yapılan başvurularda esas alınan parasal sınırlarda her yıl yapılacak yeniden değerlemelerde bin Türk Lirasının küsurunun dikkate alınmaması düzenlenmektedir.

    • Eklendi Madde 68 geçmişi (cümle) 7392 sayılı Kanun, md. 13
      Değişikliğin gerekçesi

      6502 sayılı Kanunun 68 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 2022 yılı için 10.280 Türk Lirasının altındaki uyuşmazlıklara ilçe tüketici hakem heyetleri, 10.280 Türk Lirası ile 15.430 Türk Lirası arasındaki uyuşmazlıklara ise büyükşehir statüsünde bulunan illerdeki il tüketici hakem heyetleri bakmaktadır. Bu durum ilçe tüketici hakem heyetlerinde başvuru yoğunluğunun daha fazla olmasına ve büyükşehir olan illerdeki il tüketici hakem heyetlerinin hedeflenen verimlilikte çalışamamasına neden olduğundan birinci fıkrada yapılan değişiklikle tüketici hakem heyetlerinin iş durumu dikkate alınarak verimli ve etkin çalışmasının sağlanması amacı ile düzenleme yapılmaktadır.

      Diğer taraftan, 2022 yılı itibarıyla değeri 15.430 Türk Lirasının altında bulunan uyuşmazlıklarda tüketici hakem heyetleri görevli iken; yapılan değişiklikle daha fazla sayıda uyuşmazlığın hızlı, basit ve olabilecek en az masrafla çözüme bağlanması amacıyla parasal değer 30.000 Türk Lirasına yükseltilmektedir.

      Tüketici hakem heyeti yetki alanlarının yeniden belirlenmesi sonrasında tüketici hakem heyetlerinin erişilebilir olması büyük önem arz etmektedir. Bunu teminen üçüncü fıkrada yapılan değişiklikle, tüketicinin yerleşim yeri veya tüketici işleminin yapıldığı yerde tüketici hakem heyetinin bulunmaması halinde tüketicinin herhangi bir hak kaybına uğramadan o yer kaymakamlıklarına başvuru yapılabilmesine imkan sağlanmaktadır. Yapılan bu başvurular, kaymakamlıklarca gereği yapılmak üzere yetkili tüketici hakem heyetine iletilecektir.

      Dördüncü fıkrada yapılan değişiklik ile tüketici hakem heyetlerine yapılan başvurularda esas alınan parasal sınırlarda her yıl yapılacak yeniden değerlemelerde bin Türk Lirasının küsurunun dikkate alınmaması düzenlenmektedir.

    • Değiştirildi Madde 70 geçmişi (cümle) 7392 sayılı Kanun, md. 14
      Değişikliğin gerekçesi

      6502 sayılı Kanunun 70 inci maddesinin birinci fıkrasının değiştirilen birinci cümlesi ile tüketici hakem heyetleri tarafından verilen kararların bağlayıcılığının il ya da ilçe tüketici hakem heyeti olması bakımından farklılık bulunmadığından, anılan cümlede yer alan “il ve ilçe” ifadesi metinden çıkarılmaktadır.

      640 sayılı Gümrük Personeli ile Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 40/A maddesi uyarınca 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 107/A maddesinin uygulanmaya başlanması neticesinde tüketici hakem heyetlerinin bilgi ve belge isteme yazıları ile diğer yazışmalarının ve kararlarının görülen uyuşmazlığın tarafları veya vekillerine elektronik ortamda tebliğine olanak sağlanmıştır. Bu kapsamda hem posta yolu ile tebligat yapılması sırasında yaşanan aksaklıkların giderilmesi ve beklenen sürelerin kısaltılması hem de tüketici hakem heyetlerinin posta/tebligat giderlerinin azaltılması sağlanmıştır. Bu alanda bir yılda yaklaşık 10 milyon Türk Lirası tasarruf yapılmıştır. Bu kapsamda, ikinci fıkrada yapılan değişiklik ile 640 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede yer verilen düzenlemenin 6502 sayılı Kanuna aktarılması amaçlanmaktadır.

      Halihazırda taraflar, tüketici hakem heyeti kararlarına karşı tebliğ tarihinden itibaren on beş gün içinde tüketici hakem heyetinin bulunduğu yerdeki tüketici mahkemesine itiraz edebilmektedir.

      Üçüncü fıkrada yapılan değişiklikle, itirazın tüketici hakem heyetinin bulunduğu yerdeki mahkemeye yapılmasının yanında tüketicinin yerleşim yerinin bulunduğu yer mahkemesinin de yetkili olması düzenlenmektedir. Böylece itiraz sürecinde tüketicilerin tüketici mahkemesine erişiminin kolaylaştırılması amaçlanmaktadır.

      6502 sayılı Kanunun 69 uncu maddesinde tüketici hakem heyetlerinin önlerine gelen uyuşmazlıkları incelerken her türlü bilgi ve belgeyi taraflardan isteyebileceği hükme bağlanmıştır. İstenilen bilgi ve belgelerin sunulmaması halinde dosyadaki mevcut bilgi ve belgeler üzerinden karar verilmektedir.

      Uygulamada eksik bilgi ve belge verilmesi ya da hiç belge verilmemesi halinde hakem heyetlerine başvuran ve satıcı/sağlayıcılar karşısında asimetrik bilgiye sahip olan tüketiciler mağdur olabilmektedir.

      Zira hakem heyetlerinin dosyanın mevcut durumu üzerinden tüketici lehine karar verdiği durumlarda ilgili karara itiraz üzerine mahkemede tüketici hakem heyetinin elindeki bilgi ve belge haricinde ek bilgi ve belgelerle inceleme yapılması sağlanmakta ve bu durumda satıcı/sağlayıcı lehine hakem heyeti kararı iptal edilebilmektedir. Tüketici bu durumda yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin ödenmesi zorunluluğuyla karşı karşıya kalmaktadır. Bütün bu sorunları bertaraf etmek amacıyla altıncı fıkrada yapılan değişiklik ile mevcut olduğu halde tüketici hakem heyetine sunulmayan bir bilgi veya belgenin tüketici mahkemesine sunulması nedeniyle kararın iptali halinde tüketici aleyhine yargılama giderine ve vekalet ücretine hükmedilmeyeceğine ilişkin düzenleme yapılmaktadır.

    • Değiştirildi Madde 70 geçmişi (cümle) 7392 sayılı Kanun, md. 14
      Değişikliğin gerekçesi

      6502 sayılı Kanunun 70 inci maddesinin birinci fıkrasının değiştirilen birinci cümlesi ile tüketici hakem heyetleri tarafından verilen kararların bağlayıcılığının il ya da ilçe tüketici hakem heyeti olması bakımından farklılık bulunmadığından, anılan cümlede yer alan “il ve ilçe” ifadesi metinden çıkarılmaktadır.

      640 sayılı Gümrük Personeli ile Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 40/A maddesi uyarınca 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 107/A maddesinin uygulanmaya başlanması neticesinde tüketici hakem heyetlerinin bilgi ve belge isteme yazıları ile diğer yazışmalarının ve kararlarının görülen uyuşmazlığın tarafları veya vekillerine elektronik ortamda tebliğine olanak sağlanmıştır. Bu kapsamda hem posta yolu ile tebligat yapılması sırasında yaşanan aksaklıkların giderilmesi ve beklenen sürelerin kısaltılması hem de tüketici hakem heyetlerinin posta/tebligat giderlerinin azaltılması sağlanmıştır. Bu alanda bir yılda yaklaşık 10 milyon Türk Lirası tasarruf yapılmıştır. Bu kapsamda, ikinci fıkrada yapılan değişiklik ile 640 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede yer verilen düzenlemenin 6502 sayılı Kanuna aktarılması amaçlanmaktadır.

      Halihazırda taraflar, tüketici hakem heyeti kararlarına karşı tebliğ tarihinden itibaren on beş gün içinde tüketici hakem heyetinin bulunduğu yerdeki tüketici mahkemesine itiraz edebilmektedir.

      Üçüncü fıkrada yapılan değişiklikle, itirazın tüketici hakem heyetinin bulunduğu yerdeki mahkemeye yapılmasının yanında tüketicinin yerleşim yerinin bulunduğu yer mahkemesinin de yetkili olması düzenlenmektedir. Böylece itiraz sürecinde tüketicilerin tüketici mahkemesine erişiminin kolaylaştırılması amaçlanmaktadır.

      6502 sayılı Kanunun 69 uncu maddesinde tüketici hakem heyetlerinin önlerine gelen uyuşmazlıkları incelerken her türlü bilgi ve belgeyi taraflardan isteyebileceği hükme bağlanmıştır. İstenilen bilgi ve belgelerin sunulmaması halinde dosyadaki mevcut bilgi ve belgeler üzerinden karar verilmektedir.

      Uygulamada eksik bilgi ve belge verilmesi ya da hiç belge verilmemesi halinde hakem heyetlerine başvuran ve satıcı/sağlayıcılar karşısında asimetrik bilgiye sahip olan tüketiciler mağdur olabilmektedir.

      Zira hakem heyetlerinin dosyanın mevcut durumu üzerinden tüketici lehine karar verdiği durumlarda ilgili karara itiraz üzerine mahkemede tüketici hakem heyetinin elindeki bilgi ve belge haricinde ek bilgi ve belgelerle inceleme yapılması sağlanmakta ve bu durumda satıcı/sağlayıcı lehine hakem heyeti kararı iptal edilebilmektedir. Tüketici bu durumda yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin ödenmesi zorunluluğuyla karşı karşıya kalmaktadır. Bütün bu sorunları bertaraf etmek amacıyla altıncı fıkrada yapılan değişiklik ile mevcut olduğu halde tüketici hakem heyetine sunulmayan bir bilgi veya belgenin tüketici mahkemesine sunulması nedeniyle kararın iptali halinde tüketici aleyhine yargılama giderine ve vekalet ücretine hükmedilmeyeceğine ilişkin düzenleme yapılmaktadır.

    • Eklendi Madde 70 geçmişi (cümle) 7392 sayılı Kanun, md. 14
      Değişikliğin gerekçesi

      6502 sayılı Kanunun 70 inci maddesinin birinci fıkrasının değiştirilen birinci cümlesi ile tüketici hakem heyetleri tarafından verilen kararların bağlayıcılığının il ya da ilçe tüketici hakem heyeti olması bakımından farklılık bulunmadığından, anılan cümlede yer alan “il ve ilçe” ifadesi metinden çıkarılmaktadır.

      640 sayılı Gümrük Personeli ile Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 40/A maddesi uyarınca 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 107/A maddesinin uygulanmaya başlanması neticesinde tüketici hakem heyetlerinin bilgi ve belge isteme yazıları ile diğer yazışmalarının ve kararlarının görülen uyuşmazlığın tarafları veya vekillerine elektronik ortamda tebliğine olanak sağlanmıştır. Bu kapsamda hem posta yolu ile tebligat yapılması sırasında yaşanan aksaklıkların giderilmesi ve beklenen sürelerin kısaltılması hem de tüketici hakem heyetlerinin posta/tebligat giderlerinin azaltılması sağlanmıştır. Bu alanda bir yılda yaklaşık 10 milyon Türk Lirası tasarruf yapılmıştır. Bu kapsamda, ikinci fıkrada yapılan değişiklik ile 640 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede yer verilen düzenlemenin 6502 sayılı Kanuna aktarılması amaçlanmaktadır.

      Halihazırda taraflar, tüketici hakem heyeti kararlarına karşı tebliğ tarihinden itibaren on beş gün içinde tüketici hakem heyetinin bulunduğu yerdeki tüketici mahkemesine itiraz edebilmektedir.

      Üçüncü fıkrada yapılan değişiklikle, itirazın tüketici hakem heyetinin bulunduğu yerdeki mahkemeye yapılmasının yanında tüketicinin yerleşim yerinin bulunduğu yer mahkemesinin de yetkili olması düzenlenmektedir. Böylece itiraz sürecinde tüketicilerin tüketici mahkemesine erişiminin kolaylaştırılması amaçlanmaktadır.

      6502 sayılı Kanunun 69 uncu maddesinde tüketici hakem heyetlerinin önlerine gelen uyuşmazlıkları incelerken her türlü bilgi ve belgeyi taraflardan isteyebileceği hükme bağlanmıştır. İstenilen bilgi ve belgelerin sunulmaması halinde dosyadaki mevcut bilgi ve belgeler üzerinden karar verilmektedir.

      Uygulamada eksik bilgi ve belge verilmesi ya da hiç belge verilmemesi halinde hakem heyetlerine başvuran ve satıcı/sağlayıcılar karşısında asimetrik bilgiye sahip olan tüketiciler mağdur olabilmektedir.

      Zira hakem heyetlerinin dosyanın mevcut durumu üzerinden tüketici lehine karar verdiği durumlarda ilgili karara itiraz üzerine mahkemede tüketici hakem heyetinin elindeki bilgi ve belge haricinde ek bilgi ve belgelerle inceleme yapılması sağlanmakta ve bu durumda satıcı/sağlayıcı lehine hakem heyeti kararı iptal edilebilmektedir. Tüketici bu durumda yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin ödenmesi zorunluluğuyla karşı karşıya kalmaktadır. Bütün bu sorunları bertaraf etmek amacıyla altıncı fıkrada yapılan değişiklik ile mevcut olduğu halde tüketici hakem heyetine sunulmayan bir bilgi veya belgenin tüketici mahkemesine sunulması nedeniyle kararın iptali halinde tüketici aleyhine yargılama giderine ve vekalet ücretine hükmedilmeyeceğine ilişkin düzenleme yapılmaktadır.

    • Değiştirildi Madde 77 geçmişi 7392 sayılı Kanun, md. 15
      Değişikliğin gerekçesi

      “Ceza hükümleri” başlıklı 77 nci maddede yapılan değişikliklerle, Kanuna aykırılık halleri için öngörülmüş bazı idari para cezaları, fiilin ağırlığı, failin kusuru ve ekonomik durumu dikkate alınarak ve orantılılık, ölçülülük ve caydırıcılık ilkeleri gözetilerek yeniden düzenlenmektedir.

    • Değiştirildi Madde 77 geçmişi 7392 sayılı Kanun, md. 15
      Değişikliğin gerekçesi

      “Ceza hükümleri” başlıklı 77 nci maddede yapılan değişikliklerle, Kanuna aykırılık halleri için öngörülmüş bazı idari para cezaları, fiilin ağırlığı, failin kusuru ve ekonomik durumu dikkate alınarak ve orantılılık, ölçülülük ve caydırıcılık ilkeleri gözetilerek yeniden düzenlenmektedir.

    • Eklendi Madde 77 geçmişi (cümleler) 7392 sayılı Kanun, md. 15
      Eski ifade
      57 nci maddelerinde belirtilen yükümlülüklere aykırı hareket edenler
      Yeni ifade
      57 nci maddeleri ve 48 inci maddesinin ikinci, üçüncü, dördüncü, altıncı ve yedinci fıkralarında belirtilen yükümlülüklere aykırı hareket edenler ile 8 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca malları süresinde teslim veya monte etmeyenler
      Değişikliğin gerekçesi

      “Ceza hükümleri” başlıklı 77 nci maddede yapılan değişikliklerle, Kanuna aykırılık halleri için öngörülmüş bazı idari para cezaları, fiilin ağırlığı, failin kusuru ve ekonomik durumu dikkate alınarak ve orantılılık, ölçülülük ve caydırıcılık ilkeleri gözetilerek yeniden düzenlenmektedir.

    • Eklendi Madde 77 geçmişi (cümleler) 7392 sayılı Kanun, md. 15
      Değişikliğin gerekçesi

      “Ceza hükümleri” başlıklı 77 nci maddede yapılan değişikliklerle, Kanuna aykırılık halleri için öngörülmüş bazı idari para cezaları, fiilin ağırlığı, failin kusuru ve ekonomik durumu dikkate alınarak ve orantılılık, ölçülülük ve caydırıcılık ilkeleri gözetilerek yeniden düzenlenmektedir.

    • Değiştirildi Madde 78 geçmişi 7392 sayılı Kanun, md. 16
      Değişikliğin gerekçesi

      6502 sayılı Kanunun 78 inci maddesinin birinci fıkrasında yapılan değişiklik ile idari yaptırım kararı verilmesi ve uygulanmasına ilişkin bürokrasinin azaltılması ve sürecin kısaltılması, idari yaptırımlara karşı kanun yoluna başvuru halinde yargı sürecine ilişkin idarenin işlemleri hızlı ve etkin bir şekilde yürütmesi amaçlanmaktadır.

    • Eklendi Geçici Madde 3 geçmişi 7392 sayılı Kanun, md. 17
      Değişikliğin gerekçesi

      Kanunun yürürlüğe girmesiyle birlikte uygulamada yaşanabilecek tereddütlerin giderilmesi için 6502 sayılı Kanuna eklenen geçici maddenin;

      Birinci fıkrasında, bu maddeyi ihdas eden Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önceki tüketici işlemlerine, bunların hukuken bağlayıcı olup olmadıklarına ve sonuçlarına bu işlemler hangi kanun yürürlükte iken gerçekleşmiş ise kural olarak o kanun hükümleri uygulanacağı belirtilmektedir. Ancak bu maddeyi ihdas eden Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce kurulan ve hâlen geçerli olan belirsiz süreli sözleşmelerin bu Kanuna aykırı hükümleri yürürlük tarihinden itibaren uygulanmayacaktır.

      İkinci fıkrasına göre, halen inşaatı devam eden devre tatil projelerinin tamamlanabilmesi ve bu projelerde devre tatil satın almış olan tüketicilerin mağduriyet yaşamalarının engellenmesi amacıyla bu maddenin yayımı tarihinden önce yapı ruhsatı alınmış olan taşınmazlarda 50 nci maddenin mülga sekizinci fıkrası kapsamında tüketicilerin tüm ödemelerinin teminat altına alınmış olması şartıyla bu maddenin yayımı tarihinden itibaren 3 yılı geçmemek üzere mevcut yapı ruhsatı geçerlilik tarihi süresince tüketicilere yönelik olarak devre mülk veya en fazla on yıl süreli şahsi hakka dayalı devre tatil satışı yapılabilecektir. Ancak, 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanununun sekizinci bölümü hükümleri kapsamında kurulan devre mülk hakkı veren sözleşmeler hariç olmak üzere, tüketicilerle müşterek mülkiyet payına bağlı ayni hak sağlayan devre tatil sözleşmesi kurulamayacaktır.

      Üçüncü fıkrasında, bu maddenin yayımı tarihinden önce kurulan devre tatil sözleşmeleri ile ikinci fıkra kapsamında kurulan sözleşmeler hakkında bu maddenin yayımlandığı tarihten önceki Kanun hükümlerinin uygulanacağı hüküm altına alınmaktadır. Ayrıca bu sözleşmeler hakkında, söz konusu hükümlerle birlikte bu Kanunun 8 inci maddesiyle değiştirilen 6502 sayılı Kanunun 50 nci maddesinin onuncu fıkrası hükmü de uygulanacaktır.

      Dördüncü fıkrasına göre, tüketici hakem heyetleri ile tüketici mahkemelerinin görev alanındaki parasal sınırlar değiştirildiği için göreve ve yetkiye ilişkin yeni düzenlemelerin derhal uygulanması yerine, tüketici hakem heyetlerine başvuru yapıldığı ve tüketici mahkemelerinde dava açıldığı tarihteki göreve ilişkin hükümlerin uygulanması yönünde düzenleme yapılmaktadır.

    • Değiştirildi Madde 19 geçmişi (fıkra) 7392 sayılı Kanun, md. 1
      Eski ifade
      kalan borcun en az onda
      Yeni ifade
      sözleşmede yer alan bedelin en az onda
      Değişikliğin gerekçesi

      6502 sayılı Kanunun 19 uncu maddesinin birinci fıkrasında yapılan düzenlemeyle, taksitli satış sözleşmelerinde tüketicinin temerrüde düşmesi halinde kalan borcun tamamının muaccel hale gelmesine ilişkin olarak, tüketiciye daha fazla koruma sağlayan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununa uyumlu olacak şekilde değişiklik yapılmaktadır. Bu kapsamda, taksitle satış sözleşmelerinde tüketicinin kalan borcunun tümünün ifasının talep edilmesi için fıkrada yer alan diğer şartların yanı sıra kalan borç yerine sözleşmede yer alan bedelin dikkate alınmasına yönelik tüketici lehine düzenleme yapılmaktadır.

    • Değiştirildi Madde 26 geçmişi (fıkra) 7392 sayılı Kanun, md. 3
      Eski ifade
      oranında değişiklik yapılması hâlinde
      Yeni ifade
      oranının artırılması durumunda
      Değişikliğin gerekçesi

      6502 sayılı Kanunun 26 ncı maddesinin mevcut ikinci fıkrası uyarınca faiz oranının düşürülmesi durumunda söz konusu değişikliğin yürürlüğe girmesi için otuz gün öncesinde tüketiciye bildirimde bulunulması zorunludur. Yapılan değişiklik ile kredi kartı veya kredili mevduat hesabı gibi belirsiz süreli kredi sözleşmelerinde, 5464 sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanununun sözleşme değişikliklerine ilişkin maddesiyle uygulama birliği sağlamak ve faiz oranındaki indirimin tüketici lehine olması nedeniyle yürürlüğe girmesi için otuz gün öncesinde bildirim yapılması şartı kaldırılarak, söz konusu şart sadece faiz oranı artırımını kapsayacak şekilde değiştirilmektedir.

    • Metinden çıkarıldı Madde 50 geçmişi (fıkra) 7392 sayılı Kanun, md. 8

      24/3/2022 tarihli ve 7392 sayılı Kanunun 8 inci maddesiyle bu fıkrada yer alan “, ön ödemeli satışlar” ibaresi madde metninden çıkarılmıştır.

      Değişikliğin gerekçesi

      6502 sayılı Kanunun 50 nci maddesinin ikinci fıkrasında yapılan düzenlemeyle, devre tatil sözleşmelerinin kapsamı ile düzenlenme usul ve esaslarının açıklığa kavuşturulması amaçlanmaktadır. Öncelikle devre tatil satışının finansal kiralama ile yapılması durumunda da devre tatil sözleşmelerine ilişkin Kanun hükümlerinin uygulanması gerektiği açıkça vurgulanmaktadır.

      Diğer taraftan, devre tatil sözleşmeleri ile dönemsel tatil hakkı, şahsi hak niteliğinde sunulabildiği gibi devre mülk hakkı veren sözleşmelerde olduğu gibi müşterek mülkiyet payına bağlı olarak ayni hak niteliğinde de sunulabilmektedir. Devre mülk hakkı 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanununun 57 nci ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olup, uygulamada satıcılar söz konusu düzenlemenin getirdiği yükümlülüklerden kaçınmak amacıyla, dönem mülk, paylı mülkiyet, hisseli gayrimenkul satışı ve benzeri isimler altında müşterek mülkiyet payına bağlı olarak ayni hakka konu devre tatil satışı yapmakta ve hukuken devre mülk sözleşmesi niteliğini haiz olmayan sözleşmelerle devre mülk hakkı tanındığı algısı oluşturarak tüketici mağduriyetlerine neden olmaktadır. Bu çerçevede, tüketicilerin haklarının daha kapsamlı bir biçimde korunabilmesi amacıyla ayni hakka konu devre tatil sözleşmelerinin sadece Kat Mülkiyeti Kanununda belirtilen usul ve esaslar kapsamında devre mülk sözleşmesi şeklinde kurulması zorunlu kılınmaktadır. Ayrıca kooperatif veya ticaret şirketi ortaklığı ya da dernek veya vakıf üyeliği suretiyle devre tatil hakkı tanınması yasaklanarak, Kanunun getirdiği korumadan tüketicilerin yararlanması amaçlanmaktadır. Bununla birlikte, paravan şirketler kurularak tüketicilerin mağdur edilmesinin engellenmesi amacıyla devre tatile konu mal üzerinde ayni hak sahibi olmayanların devre mülk veya devre tatil satışı yapması yasaklanmaktadır.

      Maddenin altıncı fıkrasında yapılan düzenlemeyle, tüketicinin devre tatil sözleşmesinden cayma hakkını daha kolay kullanabilmesi için getirilmiş olan cayma süresi içinde tüketiciden ödeme veya borçlandırıcı belge alma yasağı ayni hakka konu devre tatil sözleşmesi olan devre mülk sözleşmelerini de kapsayacak şekilde genişletilmek suretiyle, bu tür sözleşmelerde yoğunlaşan cayma hakkının kullanımına ilişkin sorunların azaltılması amaçlanmaktadır. Ayrıca bu amaç doğrultusunda söz konusu yasağın ihlali halinde, tüketicilere ödemelerinin derhal iade edileceği ve tüketiciyi borç altına sokan her türlü belgenin tüketici yönünden geçersiz olacağı düzenlenmektedir.

      Maddenin sekizinci fıkrasında yapılan düzenlemeyle, tüketicinin ayni hakka konu bir taşınmazın satış bedelini veya şahsi hakka konu taşınmazın kullanım hakkı bedelini önceden peşin veya taksitle ödemeyi, satıcı veya sağlayıcının da bedelin tamamen veya kısmen ödenmesinden sonra taşınmazı ya da kullanım hakkını tüketiciye devir veya teslim etmeyi üstlendiği ön ödemeli devre tatil satışlarında yaşanan tüketici mağduriyetlerinin önlenmesi, sistemin iyi işlememesi nedeniyle tamamlanamayan ve atıl halde kalan tesislerden dolayı yaşanan milli servet kaybının önlenmesi ve kaynakların daha sağlıklı yatırımlara yönlendirilmesi amacıyla ön ödemeli usulle devre mülk ve şahsi hakka konu devre tatil satışı yasaklanmakta ve bu tür satışlara ilişkin hükümler yürürlükten kaldırılmaktadır.

      Maddenin dokuzuncu fıkrasında yapılan düzenlemeyle, halihazırda çok uzun süreler için kurulabilen şahsi hakka konu sözleşmelerde, zamanla tesisinin eskimesi, hizmetlerin beklenen nitelikte sunulamaması gibi sorunların sıklıkla yaşandığı göz önünde bulundurularak, şahsi hakka konu devre tatil sözleşmelerinde azami süre sınırı getirilmekte, bakım ve onarım işlemleri yapılmayan tesislerde tüketicilere ayıplı hizmet sunulmasının engellenmesi amaçlanmaktadır. Öte yandan yapılan düzenlemeyle getirilen on yıllık süre sınırının, Türk Borçlar Kanununun 347 nci maddesinde yer alan belirsiz süreli kira sözleşmelerinin 10 yılın dolmasının ardından feshedilebileceğine ilişkin düzenlemedeki on yıllık süre ile paralellik arz edeceği değerlendirilmektedir.

      Maddenin onuncu fıkrasında yapılan düzenlemeyle, tüketicilerin şahsi hakka konu devre tatil sözleşmelerinden kaynaklanan tatil hakkını kullanmadığında, sağlayıcının devre tatil ünitesinde üçüncü kişilere tatil imkânı sunabildiği göz önüne alınarak, bu gibi bir durumda devre tatil hakkını belirli bir dönem için kullanmayacağını tatil hakkının başlayacağı günden en az doksan gün önce sağlayıcıya bildiren tüketicilerden, o dönem için herhangi bir isim altında aidat veya benzeri bir ücret veya bedel talep edilmesi yasaklanmaktadır.

      Maddenin on birinci fıkrasında yapılan düzenlemeyle, ön ödemeli devre tatil satışının yasaklanması sebebiyle yönetmelik yetkisine ilişkin hüküm değiştirilmektedir.

  8. 22 Temmuz 2020

    • Eklendi Madde 73/A geçmişi 7251 sayılı Kanun, md. 59
      Değişikliğin gerekçesi

      Maddeyle, 6502 sayılı Kanuna 73/A maddesi eklenmektedir. Düzenlemeyle dava şartı arabuluculuğa tabi uyuşmazlıkların kapsamı genişletilmektedir. Buna göre, tüketici hakem heyetlerinin görevi kapsamında olmayan ve doğrudan tüketici mahkemelerinde açılması gereken davalarda dava şartı arabuluculuk usulünün uygulanması kabul edilmektedir. Ancak tüketici hakem heyeti kararlarına yapılan itirazlar, 73 üncü maddenin altıncı fıkrasında belirtilen davalar, 74 üncü maddede belirtilen davalar ile tüketici işlemi mahiyetinde olan ve taşınmazın aynından doğan uyuşmazlıklarda dava şartı arabuluculuğa ilişkin hükümler uygulanmayacaktır.

      İkinci fıkrayla, tüketicinin korunması amacıyla, geçerli bir mazeret göstermeksizin arabuluculuk görüşmelerine katılmayan tarafın son tutanakta belirtileceği ve bu tarafın, davada lehine karar verilmiş olsa bile, yargılama giderinin tamamını ödemeye mahkûm edileceğine dair 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesinin onbirinci fıkrası hükmünün tüketici aleyhine uygulanmayacağı düzenlenmektedir.

      Üçüncü fıkrayla, arabuluculuk faaliyeti sonunda taraflara ulaşılamaması, taraflar katılmadığı için görüşme yapılamaması veya tarafların anlaşmaları ya da anlaşamamaları halinde tüketicinin ödemesi gereken arabuluculuk ücretinin tüketicilere ilave yük getirmemesi amacıyla Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanacağı ve arabuluculuk ücretinin iki saatlik ücret tutarını geçmeyeceği hükme bağlanmaktadır.

      Dördüncü fıkrayla, tarafların dava şartı olarak arabuluculuk kapsamında anlaşmaması nedeniyle açılan davanın tüketici lehine sonuçlanması halinde Adalet Bakanlığı tarafından karşılanan arabuluculuk ücretinin 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre davalıdan tahsil olunarak bütçeye gelir kaydedileceği düzenlenmektedir.

    • Eklendi Geçici Madde 2 geçmişi 7251 sayılı Kanun, md. 60
      Değişikliğin gerekçesi

      Maddeyle, 6502 sayılı Kanuna geçici madde eklenmektedir. Teklifle, Kanuna eklenen madde dikkate alınarak geçiş hükmü düzenlenmektedir.

  9. 11 Temmuz 2020

    • Eklendi Madde 66 geçmişi (cümleler) 7249 sayılı Kanun, md. 26
      Değişikliğin gerekçesi

      Maddeyle, 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 66 ncı maddesinde değişiklik yapılmaktadır. Teklifle, Avukatlık Kanununda yapılan değişiklikle aynı ilde birden fazla baro kurulabilmesine imkan tanındığından maddede bu sisteme uyum düzenlemesi yapılmaktadır.

      Buna göre, birden fazla baro kurulan illerde il ve ilçe tüketici hakem heyetlerine üye görevlendirilmesi baroların eşit ve dönüşümlü temsili esas alınarak yapılacak ve görevlendirmeye ilişkin usul ve esaslar Türkiye Barolar Birliği tarafından hazırlanan yönetmelikte gösterilecektir.

  10. 20 Şubat 2020

    • Değiştirildi Madde 4 geçmişi (fıkra) 7222 sayılı Kanun, md. 39
      Eski ifade
      Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu
      Yeni ifade
      Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası
  11. 28 Kasım 2017

  12. 2 Ocak 2017

    • Değiştirildi Madde 45 geçmişi 684 sayılı KHK, md. 8 · 7074 sayılı Kanunla aynen kabul
      Eski ifade
      doksan gün
      Yeni ifade
      yüzseksen gün
  13. 10 Eylül 2014