İçeriğe geç
Yürürlükte Temel kanun 5. hâli

Perakende Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun

Kanun numarası
6585
Kabul tarihi
14.01.2015
Resmî Gazete
29.01.2015 / 29251
Düstur
5. tertip, cilt 55
Son değişiklik
23.05.2024
Madde sayısı
30

Metin içindeki değişiklik notlarından ve dipnotlardan derlenmiştir. Toplam 33 kayıt.

  1. 23 Mayıs 2024

    • Değiştirildi Madde 18 geçmişi 7511 sayılı Kanun, md. 21
      Eski ifade
      iki yüz elli milyon
      Yeni ifade
      bir milyar
      Değişikliğin gerekçesi

      Maddeyle, 6585 sayılı Perakende Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanunun 18 inci maddesinin birinci fıkrasının (k) bendinde yer alan idari para cezası tutarları ve yedinci fıkrada öngörülen idari para cezası hadleri yükseltilerek, Kanun kapsamında gerçekleştirilen denetimlerin etkinliğinin ve denetimler neticesinde uygulanan idari yaptırımların caydırıcılığının artırılması, bu sayede, sektörün mevzuata uyumunun sağlanması amaçlanmaktadır.

      Ayrıca, beşinci fıkrada yapılan değişiklik ile stokçulukla daha etkin bir şekilde mücadele edebilmek, idari yaptırımların caydırıcılığını artırabilmek amacıyla Bakanlığa, bir takvim yılı içinde en az üç defa stokçuluk yaptığı tespit edilen ve idari para cezası uygulanan üretici, tedarikçi ve perakende işletmelere idari tedbir niteliğinde bir idari yaptırım olan kapatma cezası verme yetkisi alınmaktadır.

      Söz konusu idari tedbirin süresi yaptırımın ölçülülüğünün sağlanmasını teminen azami altı gün olarak belirlenmektedir.

    • Eklendi Madde 18 geçmişi (cümle) 7511 sayılı Kanun, md. 21
      Değişikliğin gerekçesi

      Maddeyle, 6585 sayılı Perakende Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanunun 18 inci maddesinin birinci fıkrasının (k) bendinde yer alan idari para cezası tutarları ve yedinci fıkrada öngörülen idari para cezası hadleri yükseltilerek, Kanun kapsamında gerçekleştirilen denetimlerin etkinliğinin ve denetimler neticesinde uygulanan idari yaptırımların caydırıcılığının artırılması, bu sayede, sektörün mevzuata uyumunun sağlanması amaçlanmaktadır.

      Ayrıca, beşinci fıkrada yapılan değişiklik ile stokçulukla daha etkin bir şekilde mücadele edebilmek, idari yaptırımların caydırıcılığını artırabilmek amacıyla Bakanlığa, bir takvim yılı içinde en az üç defa stokçuluk yaptığı tespit edilen ve idari para cezası uygulanan üretici, tedarikçi ve perakende işletmelere idari tedbir niteliğinde bir idari yaptırım olan kapatma cezası verme yetkisi alınmaktadır.

      Söz konusu idari tedbirin süresi yaptırımın ölçülülüğünün sağlanmasını teminen azami altı gün olarak belirlenmektedir.

  2. 1 Haziran 2023

    • İptal edildi Ek Madde 1 geçmişi (fıkra) Anayasa Mahkemesi kararı (E.2020/56 K.2023/108)

      Anayasa Mahkemesinin 1/6/2023 tarihli ve E.:2020/56, K.:2023/108 sayılı Kararı ile bu fıkrada yer alan “düzenlemeler yapmak,” ibaresi iptal edilmiştir.

  3. 26 Ocak 2023

    • Değiştirildi Madde 7 geçmişi 7435 sayılı Kanun, md. 14
      Değişikliğin gerekçesi

      Dağıtım kanalında üretici, tedarikçi ve perakende işletmeler arasındaki ticari ilişkilerden kaynaklanan ödeme sürelerinin oldukça uzun olduğu bilinmektedir. Bu durum, özellikle otuz gün içinde bozulabilen tarım ve gıda ürünlerinin üretiminde sürdürülebilirliğin sağlanmasını önemli ölçüde güçleştirmektedir. Zira bu ürünlerde görece yüksek olan talebi karşılayabilecek düzeyde arzın oluşturulabilmesi için üretici ve tedarikçilerin alacaklarını kısa süre içerisinde tahsil etmeleri gerekmektedir. Diğer bir deyişle, otuz gün içinde bozulabilen bu ürünlerde yukarıda belirtilen sebeple hızlı bir nakit akış döngüsüne ihtiyaç duyulmaktadır.

      Ayrıca, ödeme sürelerinin uzaması paranın zaman değerinin bulunması dolayısıyla üretici ve tedarikçilerin dağıtım kanalında kendilerinden bir sonraki oyuncuya daha yüksek fiyatlar vermesiyle sonuçlanmakta ve bu durum piyasada domino etkisiyle fiyatları sürekli yükselterek enflasyonist bir ortam oluşmasına zemin hazırlamaktadır. Bu durumdan en çok dağıtım kanalının sonunda yer alan tüketiciler zarar görmektedir.

      Maddenin değişiklikten önceki halinde, alacaklı üretici veya tedarikçi ile borçlu perakende işletme arasındaki, üretim tarihinden itibaren otuz gün içinde bozulabilen hızlı tüketim mallarına ilişkin ödeme ilişkilerinde ölçek büyüklüğü gözetilmiş ve otuz günlük bir ödeme süresi öngörülmüştür. Söz konusu hüküm yukarıda, dile getirilen sıkıntıları kısmen ortadan kaldırabilecek imkâna sahip olmakla birlikte kamu yararı ilkesi çerçevesinde bu imkânın genişletilmesi amacıyla maddenin birinci fıkrasında değişiklik yapılması gerekliliği hâsıl olmuştur. Bu çerçevede, yapılan değişiklikle ilk olarak, ödeme ilişkisinde bir tarafta her zaman perakende işletmenin diğer tarafta ise üretici veya tedarikçinin yer almayacağı, bu ilişkinin duruma bağlı olarak üretici, tedarikçi ve perakende işletmelerden herhangi ikisi arasında hatta üreticilerin ve tedarikçilerin kendi aralarında gerçekleşebileceği değerlendirilerek taraflardan birinin muhakkak perakende işletme, diğer tarafın ise üretici veya tedarikçi olacağı şeklindeki yazım değiştirilmiş, diğer bir deyişle taraf sınırlaması kaldırılmıştır.

      Bununla birlikte, üretim tarihinden itibaren otuz gün içinde bozulabilen tarım ve gıda ürünleri için üretimin sürdürülebilirliğini temin edebilmek üzere tarafların ölçeği ne olursa olsun ödemelerin kırk beş gün içinde yapılması kuralı getirilmiştir. Ancak bu ürünler için alacaklının küçük, borçlunun orta veya büyük ölçekli ya da alacaklının orta, borçlunun büyük ölçekli olması durumlarında ödeme süresi otuz gün olarak öngörülmüştür.

      Maddenin üçüncü fıkrasıyla otuz gün içinde bozulabilen tarım ve gıda ürünleri dışında yer alan tarım ve gıda ürünlerine ilişkin ödemelerin süresi, alacaklının küçük, borçlunun orta veya büyük ölçekli ya da alacaklının orta, borçlunun büyük ölçekli olması durumunda altmış günle sınırlanmaktadır. Bu sınırlama, yukarıda belirtilen sebeple ölçek kavramı göz önünde bulundurularak alacaklının küçük, borçlunun orta veya büyük ölçekli ya da alacaklının orta, borçlunun büyük ölçekli olması durumlarına özgülenmiştir. Başka bir ifadeyle, büyük ölçekli olanın küçük ölçekli olana karşı korunmasının gerekli olmadığı düşüncesiyle hareket edilmiştir.

      Son olarak çek, hukuki mahiyeti itibari ile görüldüğünde ödeme sağlayan bir ödeme aracı olmasına rağmen Ülkemizde sıklıkla ileri tarihli de düzenlenebildiğinden, ödemenin çekle yapılması durumunda, ibraz başlangıç tarihinin otuz, kırk beş ve altmış günlük süreler içinde olması gerekmektedir. Zira henüz düzenleme tarihi gelmemiş, dolayısıyla 5941 sayılı Çek Kanunu uyarınca ibrazı geçersiz olan bir çekin ödeme işlevini yerine getirmediği açıktır.

      Ayrıca, yapılacak denetimlerde, ödeme sürelerine uyulup uyulmadığına ilişkin denetimin yapılabilmesini sağlamak amacıyla ödeme sürelerinin başlangıç tarihleri, teslim veya mülkiyetin devri tarihlerinden önce olanın esas alınması şeklinde kurala bağlanmıştır.

      Bununla birlikte şikâyet üzerine veya resen yapılan denetimlerde ortaya çıkan aykırılıklarda, özellikle ödemenin hiç yapılmadığı durumlarda alacaklı tarafın elinde herhangi bir ispat aracı bulunmayacağından, ödemenin süresi içinde yapıldığına ilişkin ispat yükü, ödeme yapmakla yükümlü olan tarafa verilmiştir.

    • Eklendi Madde 7 geçmişi 7435 sayılı Kanun, md. 14
      Değişikliğin gerekçesi

      Dağıtım kanalında üretici, tedarikçi ve perakende işletmeler arasındaki ticari ilişkilerden kaynaklanan ödeme sürelerinin oldukça uzun olduğu bilinmektedir. Bu durum, özellikle otuz gün içinde bozulabilen tarım ve gıda ürünlerinin üretiminde sürdürülebilirliğin sağlanmasını önemli ölçüde güçleştirmektedir. Zira bu ürünlerde görece yüksek olan talebi karşılayabilecek düzeyde arzın oluşturulabilmesi için üretici ve tedarikçilerin alacaklarını kısa süre içerisinde tahsil etmeleri gerekmektedir. Diğer bir deyişle, otuz gün içinde bozulabilen bu ürünlerde yukarıda belirtilen sebeple hızlı bir nakit akış döngüsüne ihtiyaç duyulmaktadır.

      Ayrıca, ödeme sürelerinin uzaması paranın zaman değerinin bulunması dolayısıyla üretici ve tedarikçilerin dağıtım kanalında kendilerinden bir sonraki oyuncuya daha yüksek fiyatlar vermesiyle sonuçlanmakta ve bu durum piyasada domino etkisiyle fiyatları sürekli yükselterek enflasyonist bir ortam oluşmasına zemin hazırlamaktadır. Bu durumdan en çok dağıtım kanalının sonunda yer alan tüketiciler zarar görmektedir.

      Maddenin değişiklikten önceki halinde, alacaklı üretici veya tedarikçi ile borçlu perakende işletme arasındaki, üretim tarihinden itibaren otuz gün içinde bozulabilen hızlı tüketim mallarına ilişkin ödeme ilişkilerinde ölçek büyüklüğü gözetilmiş ve otuz günlük bir ödeme süresi öngörülmüştür. Söz konusu hüküm yukarıda, dile getirilen sıkıntıları kısmen ortadan kaldırabilecek imkâna sahip olmakla birlikte kamu yararı ilkesi çerçevesinde bu imkânın genişletilmesi amacıyla maddenin birinci fıkrasında değişiklik yapılması gerekliliği hâsıl olmuştur. Bu çerçevede, yapılan değişiklikle ilk olarak, ödeme ilişkisinde bir tarafta her zaman perakende işletmenin diğer tarafta ise üretici veya tedarikçinin yer almayacağı, bu ilişkinin duruma bağlı olarak üretici, tedarikçi ve perakende işletmelerden herhangi ikisi arasında hatta üreticilerin ve tedarikçilerin kendi aralarında gerçekleşebileceği değerlendirilerek taraflardan birinin muhakkak perakende işletme, diğer tarafın ise üretici veya tedarikçi olacağı şeklindeki yazım değiştirilmiş, diğer bir deyişle taraf sınırlaması kaldırılmıştır.

      Bununla birlikte, üretim tarihinden itibaren otuz gün içinde bozulabilen tarım ve gıda ürünleri için üretimin sürdürülebilirliğini temin edebilmek üzere tarafların ölçeği ne olursa olsun ödemelerin kırk beş gün içinde yapılması kuralı getirilmiştir. Ancak bu ürünler için alacaklının küçük, borçlunun orta veya büyük ölçekli ya da alacaklının orta, borçlunun büyük ölçekli olması durumlarında ödeme süresi otuz gün olarak öngörülmüştür.

      Maddenin üçüncü fıkrasıyla otuz gün içinde bozulabilen tarım ve gıda ürünleri dışında yer alan tarım ve gıda ürünlerine ilişkin ödemelerin süresi, alacaklının küçük, borçlunun orta veya büyük ölçekli ya da alacaklının orta, borçlunun büyük ölçekli olması durumunda altmış günle sınırlanmaktadır. Bu sınırlama, yukarıda belirtilen sebeple ölçek kavramı göz önünde bulundurularak alacaklının küçük, borçlunun orta veya büyük ölçekli ya da alacaklının orta, borçlunun büyük ölçekli olması durumlarına özgülenmiştir. Başka bir ifadeyle, büyük ölçekli olanın küçük ölçekli olana karşı korunmasının gerekli olmadığı düşüncesiyle hareket edilmiştir.

      Son olarak çek, hukuki mahiyeti itibari ile görüldüğünde ödeme sağlayan bir ödeme aracı olmasına rağmen Ülkemizde sıklıkla ileri tarihli de düzenlenebildiğinden, ödemenin çekle yapılması durumunda, ibraz başlangıç tarihinin otuz, kırk beş ve altmış günlük süreler içinde olması gerekmektedir. Zira henüz düzenleme tarihi gelmemiş, dolayısıyla 5941 sayılı Çek Kanunu uyarınca ibrazı geçersiz olan bir çekin ödeme işlevini yerine getirmediği açıktır.

      Ayrıca, yapılacak denetimlerde, ödeme sürelerine uyulup uyulmadığına ilişkin denetimin yapılabilmesini sağlamak amacıyla ödeme sürelerinin başlangıç tarihleri, teslim veya mülkiyetin devri tarihlerinden önce olanın esas alınması şeklinde kurala bağlanmıştır.

      Bununla birlikte şikâyet üzerine veya resen yapılan denetimlerde ortaya çıkan aykırılıklarda, özellikle ödemenin hiç yapılmadığı durumlarda alacaklı tarafın elinde herhangi bir ispat aracı bulunmayacağından, ödemenin süresi içinde yapıldığına ilişkin ispat yükü, ödeme yapmakla yükümlü olan tarafa verilmiştir.

    • Eklendi Madde 7 geçmişi 7435 sayılı Kanun, md. 14
      Değişikliğin gerekçesi

      Dağıtım kanalında üretici, tedarikçi ve perakende işletmeler arasındaki ticari ilişkilerden kaynaklanan ödeme sürelerinin oldukça uzun olduğu bilinmektedir. Bu durum, özellikle otuz gün içinde bozulabilen tarım ve gıda ürünlerinin üretiminde sürdürülebilirliğin sağlanmasını önemli ölçüde güçleştirmektedir. Zira bu ürünlerde görece yüksek olan talebi karşılayabilecek düzeyde arzın oluşturulabilmesi için üretici ve tedarikçilerin alacaklarını kısa süre içerisinde tahsil etmeleri gerekmektedir. Diğer bir deyişle, otuz gün içinde bozulabilen bu ürünlerde yukarıda belirtilen sebeple hızlı bir nakit akış döngüsüne ihtiyaç duyulmaktadır.

      Ayrıca, ödeme sürelerinin uzaması paranın zaman değerinin bulunması dolayısıyla üretici ve tedarikçilerin dağıtım kanalında kendilerinden bir sonraki oyuncuya daha yüksek fiyatlar vermesiyle sonuçlanmakta ve bu durum piyasada domino etkisiyle fiyatları sürekli yükselterek enflasyonist bir ortam oluşmasına zemin hazırlamaktadır. Bu durumdan en çok dağıtım kanalının sonunda yer alan tüketiciler zarar görmektedir.

      Maddenin değişiklikten önceki halinde, alacaklı üretici veya tedarikçi ile borçlu perakende işletme arasındaki, üretim tarihinden itibaren otuz gün içinde bozulabilen hızlı tüketim mallarına ilişkin ödeme ilişkilerinde ölçek büyüklüğü gözetilmiş ve otuz günlük bir ödeme süresi öngörülmüştür. Söz konusu hüküm yukarıda, dile getirilen sıkıntıları kısmen ortadan kaldırabilecek imkâna sahip olmakla birlikte kamu yararı ilkesi çerçevesinde bu imkânın genişletilmesi amacıyla maddenin birinci fıkrasında değişiklik yapılması gerekliliği hâsıl olmuştur. Bu çerçevede, yapılan değişiklikle ilk olarak, ödeme ilişkisinde bir tarafta her zaman perakende işletmenin diğer tarafta ise üretici veya tedarikçinin yer almayacağı, bu ilişkinin duruma bağlı olarak üretici, tedarikçi ve perakende işletmelerden herhangi ikisi arasında hatta üreticilerin ve tedarikçilerin kendi aralarında gerçekleşebileceği değerlendirilerek taraflardan birinin muhakkak perakende işletme, diğer tarafın ise üretici veya tedarikçi olacağı şeklindeki yazım değiştirilmiş, diğer bir deyişle taraf sınırlaması kaldırılmıştır.

      Bununla birlikte, üretim tarihinden itibaren otuz gün içinde bozulabilen tarım ve gıda ürünleri için üretimin sürdürülebilirliğini temin edebilmek üzere tarafların ölçeği ne olursa olsun ödemelerin kırk beş gün içinde yapılması kuralı getirilmiştir. Ancak bu ürünler için alacaklının küçük, borçlunun orta veya büyük ölçekli ya da alacaklının orta, borçlunun büyük ölçekli olması durumlarında ödeme süresi otuz gün olarak öngörülmüştür.

      Maddenin üçüncü fıkrasıyla otuz gün içinde bozulabilen tarım ve gıda ürünleri dışında yer alan tarım ve gıda ürünlerine ilişkin ödemelerin süresi, alacaklının küçük, borçlunun orta veya büyük ölçekli ya da alacaklının orta, borçlunun büyük ölçekli olması durumunda altmış günle sınırlanmaktadır. Bu sınırlama, yukarıda belirtilen sebeple ölçek kavramı göz önünde bulundurularak alacaklının küçük, borçlunun orta veya büyük ölçekli ya da alacaklının orta, borçlunun büyük ölçekli olması durumlarına özgülenmiştir. Başka bir ifadeyle, büyük ölçekli olanın küçük ölçekli olana karşı korunmasının gerekli olmadığı düşüncesiyle hareket edilmiştir.

      Son olarak çek, hukuki mahiyeti itibari ile görüldüğünde ödeme sağlayan bir ödeme aracı olmasına rağmen Ülkemizde sıklıkla ileri tarihli de düzenlenebildiğinden, ödemenin çekle yapılması durumunda, ibraz başlangıç tarihinin otuz, kırk beş ve altmış günlük süreler içinde olması gerekmektedir. Zira henüz düzenleme tarihi gelmemiş, dolayısıyla 5941 sayılı Çek Kanunu uyarınca ibrazı geçersiz olan bir çekin ödeme işlevini yerine getirmediği açıktır.

      Ayrıca, yapılacak denetimlerde, ödeme sürelerine uyulup uyulmadığına ilişkin denetimin yapılabilmesini sağlamak amacıyla ödeme sürelerinin başlangıç tarihleri, teslim veya mülkiyetin devri tarihlerinden önce olanın esas alınması şeklinde kurala bağlanmıştır.

      Bununla birlikte şikâyet üzerine veya resen yapılan denetimlerde ortaya çıkan aykırılıklarda, özellikle ödemenin hiç yapılmadığı durumlarda alacaklı tarafın elinde herhangi bir ispat aracı bulunmayacağından, ödemenin süresi içinde yapıldığına ilişkin ispat yükü, ödeme yapmakla yükümlü olan tarafa verilmiştir.

    • Eklendi Madde 7 geçmişi 7435 sayılı Kanun, md. 14
      Değişikliğin gerekçesi

      Dağıtım kanalında üretici, tedarikçi ve perakende işletmeler arasındaki ticari ilişkilerden kaynaklanan ödeme sürelerinin oldukça uzun olduğu bilinmektedir. Bu durum, özellikle otuz gün içinde bozulabilen tarım ve gıda ürünlerinin üretiminde sürdürülebilirliğin sağlanmasını önemli ölçüde güçleştirmektedir. Zira bu ürünlerde görece yüksek olan talebi karşılayabilecek düzeyde arzın oluşturulabilmesi için üretici ve tedarikçilerin alacaklarını kısa süre içerisinde tahsil etmeleri gerekmektedir. Diğer bir deyişle, otuz gün içinde bozulabilen bu ürünlerde yukarıda belirtilen sebeple hızlı bir nakit akış döngüsüne ihtiyaç duyulmaktadır.

      Ayrıca, ödeme sürelerinin uzaması paranın zaman değerinin bulunması dolayısıyla üretici ve tedarikçilerin dağıtım kanalında kendilerinden bir sonraki oyuncuya daha yüksek fiyatlar vermesiyle sonuçlanmakta ve bu durum piyasada domino etkisiyle fiyatları sürekli yükselterek enflasyonist bir ortam oluşmasına zemin hazırlamaktadır. Bu durumdan en çok dağıtım kanalının sonunda yer alan tüketiciler zarar görmektedir.

      Maddenin değişiklikten önceki halinde, alacaklı üretici veya tedarikçi ile borçlu perakende işletme arasındaki, üretim tarihinden itibaren otuz gün içinde bozulabilen hızlı tüketim mallarına ilişkin ödeme ilişkilerinde ölçek büyüklüğü gözetilmiş ve otuz günlük bir ödeme süresi öngörülmüştür. Söz konusu hüküm yukarıda, dile getirilen sıkıntıları kısmen ortadan kaldırabilecek imkâna sahip olmakla birlikte kamu yararı ilkesi çerçevesinde bu imkânın genişletilmesi amacıyla maddenin birinci fıkrasında değişiklik yapılması gerekliliği hâsıl olmuştur. Bu çerçevede, yapılan değişiklikle ilk olarak, ödeme ilişkisinde bir tarafta her zaman perakende işletmenin diğer tarafta ise üretici veya tedarikçinin yer almayacağı, bu ilişkinin duruma bağlı olarak üretici, tedarikçi ve perakende işletmelerden herhangi ikisi arasında hatta üreticilerin ve tedarikçilerin kendi aralarında gerçekleşebileceği değerlendirilerek taraflardan birinin muhakkak perakende işletme, diğer tarafın ise üretici veya tedarikçi olacağı şeklindeki yazım değiştirilmiş, diğer bir deyişle taraf sınırlaması kaldırılmıştır.

      Bununla birlikte, üretim tarihinden itibaren otuz gün içinde bozulabilen tarım ve gıda ürünleri için üretimin sürdürülebilirliğini temin edebilmek üzere tarafların ölçeği ne olursa olsun ödemelerin kırk beş gün içinde yapılması kuralı getirilmiştir. Ancak bu ürünler için alacaklının küçük, borçlunun orta veya büyük ölçekli ya da alacaklının orta, borçlunun büyük ölçekli olması durumlarında ödeme süresi otuz gün olarak öngörülmüştür.

      Maddenin üçüncü fıkrasıyla otuz gün içinde bozulabilen tarım ve gıda ürünleri dışında yer alan tarım ve gıda ürünlerine ilişkin ödemelerin süresi, alacaklının küçük, borçlunun orta veya büyük ölçekli ya da alacaklının orta, borçlunun büyük ölçekli olması durumunda altmış günle sınırlanmaktadır. Bu sınırlama, yukarıda belirtilen sebeple ölçek kavramı göz önünde bulundurularak alacaklının küçük, borçlunun orta veya büyük ölçekli ya da alacaklının orta, borçlunun büyük ölçekli olması durumlarına özgülenmiştir. Başka bir ifadeyle, büyük ölçekli olanın küçük ölçekli olana karşı korunmasının gerekli olmadığı düşüncesiyle hareket edilmiştir.

      Son olarak çek, hukuki mahiyeti itibari ile görüldüğünde ödeme sağlayan bir ödeme aracı olmasına rağmen Ülkemizde sıklıkla ileri tarihli de düzenlenebildiğinden, ödemenin çekle yapılması durumunda, ibraz başlangıç tarihinin otuz, kırk beş ve altmış günlük süreler içinde olması gerekmektedir. Zira henüz düzenleme tarihi gelmemiş, dolayısıyla 5941 sayılı Çek Kanunu uyarınca ibrazı geçersiz olan bir çekin ödeme işlevini yerine getirmediği açıktır.

      Ayrıca, yapılacak denetimlerde, ödeme sürelerine uyulup uyulmadığına ilişkin denetimin yapılabilmesini sağlamak amacıyla ödeme sürelerinin başlangıç tarihleri, teslim veya mülkiyetin devri tarihlerinden önce olanın esas alınması şeklinde kurala bağlanmıştır.

      Bununla birlikte şikâyet üzerine veya resen yapılan denetimlerde ortaya çıkan aykırılıklarda, özellikle ödemenin hiç yapılmadığı durumlarda alacaklı tarafın elinde herhangi bir ispat aracı bulunmayacağından, ödemenin süresi içinde yapıldığına ilişkin ispat yükü, ödeme yapmakla yükümlü olan tarafa verilmiştir.

    • Eklendi Madde 11 geçmişi 7435 sayılı Kanun, md. 15
      Değişikliğin gerekçesi

      Günümüzde alışveriş merkezlerinin sayısı hızla artmış olup bu durum, alışveriş merkezlerinin tüketiciler için sosyal alanlar haline gelmesi ile birlikte fiziki ticaretin önemli oranda alışveriş merkezlerinde gerçekleşmesi sonucunu doğurmuştur. Bu süreç, alışveriş merkezi malikleri ile alışveriş merkezi içerisinde faaliyet gösteren perakende işletmeler arasında alışveriş merkezlerinin ortak gelirlerinin tasarrufu ve giderlerinin paylaşımına ilişkin sorunları da beraberinde getirmiştir. Söz konusu sorunları çözmek üzere yasal düzenleme yapılması kaçınılmaz hale geldiğinden, sektörden gelen geri bildirimler doğrultusunda 14/1/2015 tarihli ve 6585 sayılı Perakende Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanunda alışveriş merkezlerine ilişkin düzenlemeler barındıran 11 inci maddede bazı değişikliklerin yapılması öngörülmüştür.

      Bu çerçevede maddeye eklenen dördüncü fıkrayla, maddenin değişiklikten önceki halinde de yer alan ortak kullanım alanlarına ilişkin giderlerin neler olduğu örneklendirme suretiyle açıklığa kavuşturulmuş bu doğrultuda, yapılan düzenleme ile alışveriş merkezindeki perakende işletmelerden yalnız anılan giderler kapsamında katılım payı tahsil edilebileceği hüküm altına alınmıştır. Reklam, pazarlama ve danışmanlık gibi giderlerin ise ortak gider niteliğinde olmaması nedeniyle bu giderlerin ve bunun yanı sıra belgelendirilmeyen hiçbir giderin alışveriş merkezindeki perakende işletmelerden tahsil edilemeyeceği kurala bağlanmıştır. Zira uygulamada alışveriş merkezlerinin içindeki perakende işletmelerden çeşitli adlar altında ortak gider niteliğinde olmayan ve alışveriş merkezinde yürütülen faaliyetler ile doğrudan ilgisi bulunmayan giderlerin tahsil edildiği, diğer bir deyişle ortak gider paylaşımının suistimal edildiği bilinmektedir. Maddeye eklenen bu fıkra ile bahse konu durumların önlenmesi amaçlanmıştır.

      Maddeye eklenen beşinci fıkrayla, ortak gider paylaşımının bütünleyici bir unsuru olan ortak kullanım alanlarına ilişkin gelirler yine örneklendirme suretiyle açıklanmış ve bunların ortak kullanım alanlarına ilişkin giderlerin karşılanmasında kullanılacağı hüküm altına alınmıştır. Değişiklikle getirilen madde başlığından da anlaşılacağı üzere, ortak kullanım alanlarından elde edilen gelirler ile bu alanların giderleri birbirinden ayrılmaz iki husustur, bir bütünün parçalarıdır. Zira ikisi de ortak kullanım alanlarına yönelik tasarruflar neticesinde ortaya çıkmaktadır. Aksi halde giderlerin başkaları, diğer bir deyişle alışveriş merkezi içindeki perakende işletmeler tarafından ödenmesi ancak ortak kullanım alanı olarak tespit edilen alanlardan elde edilen gelirlerin ise sadece alışveriş merkezi maliklerine ait olması durumu ortaya çıkmaktadır.

      Maddeye eklenen dördüncü ve beşinci fıkraların alışveriş merkezlerinde uygulandığının denetlenebilmesi, ortak gelir ve giderlere ilişkin hesaplamaların periyodik olarak raporlanmasını gerektirmektedir. Bu ihtiyacı; gerçeğe uygun, standart, şeffaflığı ve hesap verilebilirliği sağlanmış şekilde karşılayabilmek amacıyla maddeye altıncı fıkra eklenmiştir.

      Eklenen yeni fıkralarla maddenin yedinci fıkrası haline gelen 6585 sayılı Kanunun 11 inci maddesinin dördüncü fıkrasında yapılan değişiklik ile yeni eklenen fıkraların uygulamasının gösterilmesi, uygulamaya ilişkin belge ve sözleşmelerin alışveriş merkezleri içindeki hizmetlerin faydalanıcısı olan perakende işletmelere sunulması ile bu uygulamaların bağımsız denetim kuruluşlarınca denetlenmesi amaçlanmış ve idareye tüm bu hususlara ilişkin yönetmelikle düzenleme yapma yetkisi verilmiştir.

    • Eklendi Madde 11 geçmişi 7435 sayılı Kanun, md. 15
      Değişikliğin gerekçesi

      Günümüzde alışveriş merkezlerinin sayısı hızla artmış olup bu durum, alışveriş merkezlerinin tüketiciler için sosyal alanlar haline gelmesi ile birlikte fiziki ticaretin önemli oranda alışveriş merkezlerinde gerçekleşmesi sonucunu doğurmuştur. Bu süreç, alışveriş merkezi malikleri ile alışveriş merkezi içerisinde faaliyet gösteren perakende işletmeler arasında alışveriş merkezlerinin ortak gelirlerinin tasarrufu ve giderlerinin paylaşımına ilişkin sorunları da beraberinde getirmiştir. Söz konusu sorunları çözmek üzere yasal düzenleme yapılması kaçınılmaz hale geldiğinden, sektörden gelen geri bildirimler doğrultusunda 14/1/2015 tarihli ve 6585 sayılı Perakende Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanunda alışveriş merkezlerine ilişkin düzenlemeler barındıran 11 inci maddede bazı değişikliklerin yapılması öngörülmüştür.

      Bu çerçevede maddeye eklenen dördüncü fıkrayla, maddenin değişiklikten önceki halinde de yer alan ortak kullanım alanlarına ilişkin giderlerin neler olduğu örneklendirme suretiyle açıklığa kavuşturulmuş bu doğrultuda, yapılan düzenleme ile alışveriş merkezindeki perakende işletmelerden yalnız anılan giderler kapsamında katılım payı tahsil edilebileceği hüküm altına alınmıştır. Reklam, pazarlama ve danışmanlık gibi giderlerin ise ortak gider niteliğinde olmaması nedeniyle bu giderlerin ve bunun yanı sıra belgelendirilmeyen hiçbir giderin alışveriş merkezindeki perakende işletmelerden tahsil edilemeyeceği kurala bağlanmıştır. Zira uygulamada alışveriş merkezlerinin içindeki perakende işletmelerden çeşitli adlar altında ortak gider niteliğinde olmayan ve alışveriş merkezinde yürütülen faaliyetler ile doğrudan ilgisi bulunmayan giderlerin tahsil edildiği, diğer bir deyişle ortak gider paylaşımının suistimal edildiği bilinmektedir. Maddeye eklenen bu fıkra ile bahse konu durumların önlenmesi amaçlanmıştır.

      Maddeye eklenen beşinci fıkrayla, ortak gider paylaşımının bütünleyici bir unsuru olan ortak kullanım alanlarına ilişkin gelirler yine örneklendirme suretiyle açıklanmış ve bunların ortak kullanım alanlarına ilişkin giderlerin karşılanmasında kullanılacağı hüküm altına alınmıştır. Değişiklikle getirilen madde başlığından da anlaşılacağı üzere, ortak kullanım alanlarından elde edilen gelirler ile bu alanların giderleri birbirinden ayrılmaz iki husustur, bir bütünün parçalarıdır. Zira ikisi de ortak kullanım alanlarına yönelik tasarruflar neticesinde ortaya çıkmaktadır. Aksi halde giderlerin başkaları, diğer bir deyişle alışveriş merkezi içindeki perakende işletmeler tarafından ödenmesi ancak ortak kullanım alanı olarak tespit edilen alanlardan elde edilen gelirlerin ise sadece alışveriş merkezi maliklerine ait olması durumu ortaya çıkmaktadır.

      Maddeye eklenen dördüncü ve beşinci fıkraların alışveriş merkezlerinde uygulandığının denetlenebilmesi, ortak gelir ve giderlere ilişkin hesaplamaların periyodik olarak raporlanmasını gerektirmektedir. Bu ihtiyacı; gerçeğe uygun, standart, şeffaflığı ve hesap verilebilirliği sağlanmış şekilde karşılayabilmek amacıyla maddeye altıncı fıkra eklenmiştir.

      Eklenen yeni fıkralarla maddenin yedinci fıkrası haline gelen 6585 sayılı Kanunun 11 inci maddesinin dördüncü fıkrasında yapılan değişiklik ile yeni eklenen fıkraların uygulamasının gösterilmesi, uygulamaya ilişkin belge ve sözleşmelerin alışveriş merkezleri içindeki hizmetlerin faydalanıcısı olan perakende işletmelere sunulması ile bu uygulamaların bağımsız denetim kuruluşlarınca denetlenmesi amaçlanmış ve idareye tüm bu hususlara ilişkin yönetmelikle düzenleme yapma yetkisi verilmiştir.

    • Eklendi Madde 11 geçmişi 7435 sayılı Kanun, md. 15
      Değişikliğin gerekçesi

      Günümüzde alışveriş merkezlerinin sayısı hızla artmış olup bu durum, alışveriş merkezlerinin tüketiciler için sosyal alanlar haline gelmesi ile birlikte fiziki ticaretin önemli oranda alışveriş merkezlerinde gerçekleşmesi sonucunu doğurmuştur. Bu süreç, alışveriş merkezi malikleri ile alışveriş merkezi içerisinde faaliyet gösteren perakende işletmeler arasında alışveriş merkezlerinin ortak gelirlerinin tasarrufu ve giderlerinin paylaşımına ilişkin sorunları da beraberinde getirmiştir. Söz konusu sorunları çözmek üzere yasal düzenleme yapılması kaçınılmaz hale geldiğinden, sektörden gelen geri bildirimler doğrultusunda 14/1/2015 tarihli ve 6585 sayılı Perakende Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanunda alışveriş merkezlerine ilişkin düzenlemeler barındıran 11 inci maddede bazı değişikliklerin yapılması öngörülmüştür.

      Bu çerçevede maddeye eklenen dördüncü fıkrayla, maddenin değişiklikten önceki halinde de yer alan ortak kullanım alanlarına ilişkin giderlerin neler olduğu örneklendirme suretiyle açıklığa kavuşturulmuş bu doğrultuda, yapılan düzenleme ile alışveriş merkezindeki perakende işletmelerden yalnız anılan giderler kapsamında katılım payı tahsil edilebileceği hüküm altına alınmıştır. Reklam, pazarlama ve danışmanlık gibi giderlerin ise ortak gider niteliğinde olmaması nedeniyle bu giderlerin ve bunun yanı sıra belgelendirilmeyen hiçbir giderin alışveriş merkezindeki perakende işletmelerden tahsil edilemeyeceği kurala bağlanmıştır. Zira uygulamada alışveriş merkezlerinin içindeki perakende işletmelerden çeşitli adlar altında ortak gider niteliğinde olmayan ve alışveriş merkezinde yürütülen faaliyetler ile doğrudan ilgisi bulunmayan giderlerin tahsil edildiği, diğer bir deyişle ortak gider paylaşımının suistimal edildiği bilinmektedir. Maddeye eklenen bu fıkra ile bahse konu durumların önlenmesi amaçlanmıştır.

      Maddeye eklenen beşinci fıkrayla, ortak gider paylaşımının bütünleyici bir unsuru olan ortak kullanım alanlarına ilişkin gelirler yine örneklendirme suretiyle açıklanmış ve bunların ortak kullanım alanlarına ilişkin giderlerin karşılanmasında kullanılacağı hüküm altına alınmıştır. Değişiklikle getirilen madde başlığından da anlaşılacağı üzere, ortak kullanım alanlarından elde edilen gelirler ile bu alanların giderleri birbirinden ayrılmaz iki husustur, bir bütünün parçalarıdır. Zira ikisi de ortak kullanım alanlarına yönelik tasarruflar neticesinde ortaya çıkmaktadır. Aksi halde giderlerin başkaları, diğer bir deyişle alışveriş merkezi içindeki perakende işletmeler tarafından ödenmesi ancak ortak kullanım alanı olarak tespit edilen alanlardan elde edilen gelirlerin ise sadece alışveriş merkezi maliklerine ait olması durumu ortaya çıkmaktadır.

      Maddeye eklenen dördüncü ve beşinci fıkraların alışveriş merkezlerinde uygulandığının denetlenebilmesi, ortak gelir ve giderlere ilişkin hesaplamaların periyodik olarak raporlanmasını gerektirmektedir. Bu ihtiyacı; gerçeğe uygun, standart, şeffaflığı ve hesap verilebilirliği sağlanmış şekilde karşılayabilmek amacıyla maddeye altıncı fıkra eklenmiştir.

      Eklenen yeni fıkralarla maddenin yedinci fıkrası haline gelen 6585 sayılı Kanunun 11 inci maddesinin dördüncü fıkrasında yapılan değişiklik ile yeni eklenen fıkraların uygulamasının gösterilmesi, uygulamaya ilişkin belge ve sözleşmelerin alışveriş merkezleri içindeki hizmetlerin faydalanıcısı olan perakende işletmelere sunulması ile bu uygulamaların bağımsız denetim kuruluşlarınca denetlenmesi amaçlanmış ve idareye tüm bu hususlara ilişkin yönetmelikle düzenleme yapma yetkisi verilmiştir.

    • Değiştirildi Madde 11 geçmişi 7435 sayılı Kanun, md. 15
      Değişikliğin gerekçesi

      Günümüzde alışveriş merkezlerinin sayısı hızla artmış olup bu durum, alışveriş merkezlerinin tüketiciler için sosyal alanlar haline gelmesi ile birlikte fiziki ticaretin önemli oranda alışveriş merkezlerinde gerçekleşmesi sonucunu doğurmuştur. Bu süreç, alışveriş merkezi malikleri ile alışveriş merkezi içerisinde faaliyet gösteren perakende işletmeler arasında alışveriş merkezlerinin ortak gelirlerinin tasarrufu ve giderlerinin paylaşımına ilişkin sorunları da beraberinde getirmiştir. Söz konusu sorunları çözmek üzere yasal düzenleme yapılması kaçınılmaz hale geldiğinden, sektörden gelen geri bildirimler doğrultusunda 14/1/2015 tarihli ve 6585 sayılı Perakende Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanunda alışveriş merkezlerine ilişkin düzenlemeler barındıran 11 inci maddede bazı değişikliklerin yapılması öngörülmüştür.

      Bu çerçevede maddeye eklenen dördüncü fıkrayla, maddenin değişiklikten önceki halinde de yer alan ortak kullanım alanlarına ilişkin giderlerin neler olduğu örneklendirme suretiyle açıklığa kavuşturulmuş bu doğrultuda, yapılan düzenleme ile alışveriş merkezindeki perakende işletmelerden yalnız anılan giderler kapsamında katılım payı tahsil edilebileceği hüküm altına alınmıştır. Reklam, pazarlama ve danışmanlık gibi giderlerin ise ortak gider niteliğinde olmaması nedeniyle bu giderlerin ve bunun yanı sıra belgelendirilmeyen hiçbir giderin alışveriş merkezindeki perakende işletmelerden tahsil edilemeyeceği kurala bağlanmıştır. Zira uygulamada alışveriş merkezlerinin içindeki perakende işletmelerden çeşitli adlar altında ortak gider niteliğinde olmayan ve alışveriş merkezinde yürütülen faaliyetler ile doğrudan ilgisi bulunmayan giderlerin tahsil edildiği, diğer bir deyişle ortak gider paylaşımının suistimal edildiği bilinmektedir. Maddeye eklenen bu fıkra ile bahse konu durumların önlenmesi amaçlanmıştır.

      Maddeye eklenen beşinci fıkrayla, ortak gider paylaşımının bütünleyici bir unsuru olan ortak kullanım alanlarına ilişkin gelirler yine örneklendirme suretiyle açıklanmış ve bunların ortak kullanım alanlarına ilişkin giderlerin karşılanmasında kullanılacağı hüküm altına alınmıştır. Değişiklikle getirilen madde başlığından da anlaşılacağı üzere, ortak kullanım alanlarından elde edilen gelirler ile bu alanların giderleri birbirinden ayrılmaz iki husustur, bir bütünün parçalarıdır. Zira ikisi de ortak kullanım alanlarına yönelik tasarruflar neticesinde ortaya çıkmaktadır. Aksi halde giderlerin başkaları, diğer bir deyişle alışveriş merkezi içindeki perakende işletmeler tarafından ödenmesi ancak ortak kullanım alanı olarak tespit edilen alanlardan elde edilen gelirlerin ise sadece alışveriş merkezi maliklerine ait olması durumu ortaya çıkmaktadır.

      Maddeye eklenen dördüncü ve beşinci fıkraların alışveriş merkezlerinde uygulandığının denetlenebilmesi, ortak gelir ve giderlere ilişkin hesaplamaların periyodik olarak raporlanmasını gerektirmektedir. Bu ihtiyacı; gerçeğe uygun, standart, şeffaflığı ve hesap verilebilirliği sağlanmış şekilde karşılayabilmek amacıyla maddeye altıncı fıkra eklenmiştir.

      Eklenen yeni fıkralarla maddenin yedinci fıkrası haline gelen 6585 sayılı Kanunun 11 inci maddesinin dördüncü fıkrasında yapılan değişiklik ile yeni eklenen fıkraların uygulamasının gösterilmesi, uygulamaya ilişkin belge ve sözleşmelerin alışveriş merkezleri içindeki hizmetlerin faydalanıcısı olan perakende işletmelere sunulması ile bu uygulamaların bağımsız denetim kuruluşlarınca denetlenmesi amaçlanmış ve idareye tüm bu hususlara ilişkin yönetmelikle düzenleme yapma yetkisi verilmiştir.

    • Eklendi Madde 18 geçmişi 7435 sayılı Kanun, md. 16
      Değişikliğin gerekçesi

      Maddeyle, 6585 sayılı Perakende Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanunun 18 inci maddesinin birinci, ikinci, üçüncü, dördüncü ve beşinci fıkralarında değişiklik yapılmakta ve maddeye yeni fıkra eklenmektedir.

      Değişiklikten önce Kanunun 6 ncı maddesinde ticari ilişkilerde prim ve bedel talebine ilişkin hükümlere ve 18 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde buna ilişkin idari para cezasına yer verilmiştir. Kanunun 6 ncı maddesine bentler halinde yeni haksız ticari uygulama örnekleri de eklendiğinden 18 inci maddenin yine aynı bendine bunları engellemek üzere caydırıcı mahiyette idari para cezaları eklenmiştir.

      Kanunun 18 inci maddesinin birinci fıkrasına eklenen (b) bendi ile Kanunun “ödeme süresi” başlıklı 7 nci maddesinin ikinci ve üçüncü fıkralarına aykırılık halinde uygulanacak idari para cezası belirlenmiştir. Değişiklikten önce yürürlükte bulunan ödeme süresine ilişkin hükme aykırılık halinde bir idari yaptırım öngörülmemiş olması, hükmün muhatapları üzerinde düzenlemelere uyma konusunda yapıcı bir etki oluşturmamaktaydı. Bu doğrultuda, sektörün ihtiyaçları, ülkemizdeki ve dünyadaki ekonomik koşullar gözetilerek yeniden ele alınan ödeme sürelerine ilişkin düzenlemeye aykırılık hallerinde orantılılık, ölçülülük ve caydırıcılık ilkeleri doğrultusunda idari para cezası düzenlenmiştir.

      Bununla birlikte Kanunun 11 inci maddesine alışveriş merkezlerinin ortak kullanım alanlarının gelir ve giderlerine ilişkin eklenen yeni düzenlemelere uyulmasını sağlamak üzere Kanunun 18 inci maddesine eklenen (f) ve (g) bentlerinde yeni cezalar öngörülmüştür.

      Kanunda öngörülen cezalar; yapılan düzenlemelerin etkinliğinin, uygulanabilirliğinin ve caydırıcılığının sağlanmasına olanak tanır. Ancak kanun koyucunun amacı hiçbir işletmenin ekonomik olarak mahvına sebep olmak veya ticari hayatını sürdüremeyecek derecede ağır bir yaptırıma maruz bırakmak değildir. Bu sebeple Kanunun 18 inci maddesine eklenen yedinci fıkrayla bir takvim yılında her bir gerçek veya tüzel kişi için uygulanacak idari para cezalarının toplam tutarına ilişkin kademeli olarak üst sınırlar getirilmiştir. Bu tutarların ise 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanununun mükerrer 298 inci maddesi uyarınca tespit ve ilân edilen yeniden değerleme oranında güncellenmesi sağlanmıştır.

    • Eklendi Madde 18 geçmişi 7435 sayılı Kanun, md. 16
      Değişikliğin gerekçesi

      Maddeyle, 6585 sayılı Perakende Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanunun 18 inci maddesinin birinci, ikinci, üçüncü, dördüncü ve beşinci fıkralarında değişiklik yapılmakta ve maddeye yeni fıkra eklenmektedir.

      Değişiklikten önce Kanunun 6 ncı maddesinde ticari ilişkilerde prim ve bedel talebine ilişkin hükümlere ve 18 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde buna ilişkin idari para cezasına yer verilmiştir. Kanunun 6 ncı maddesine bentler halinde yeni haksız ticari uygulama örnekleri de eklendiğinden 18 inci maddenin yine aynı bendine bunları engellemek üzere caydırıcı mahiyette idari para cezaları eklenmiştir.

      Kanunun 18 inci maddesinin birinci fıkrasına eklenen (b) bendi ile Kanunun “ödeme süresi” başlıklı 7 nci maddesinin ikinci ve üçüncü fıkralarına aykırılık halinde uygulanacak idari para cezası belirlenmiştir. Değişiklikten önce yürürlükte bulunan ödeme süresine ilişkin hükme aykırılık halinde bir idari yaptırım öngörülmemiş olması, hükmün muhatapları üzerinde düzenlemelere uyma konusunda yapıcı bir etki oluşturmamaktaydı. Bu doğrultuda, sektörün ihtiyaçları, ülkemizdeki ve dünyadaki ekonomik koşullar gözetilerek yeniden ele alınan ödeme sürelerine ilişkin düzenlemeye aykırılık hallerinde orantılılık, ölçülülük ve caydırıcılık ilkeleri doğrultusunda idari para cezası düzenlenmiştir.

      Bununla birlikte Kanunun 11 inci maddesine alışveriş merkezlerinin ortak kullanım alanlarının gelir ve giderlerine ilişkin eklenen yeni düzenlemelere uyulmasını sağlamak üzere Kanunun 18 inci maddesine eklenen (f) ve (g) bentlerinde yeni cezalar öngörülmüştür.

      Kanunda öngörülen cezalar; yapılan düzenlemelerin etkinliğinin, uygulanabilirliğinin ve caydırıcılığının sağlanmasına olanak tanır. Ancak kanun koyucunun amacı hiçbir işletmenin ekonomik olarak mahvına sebep olmak veya ticari hayatını sürdüremeyecek derecede ağır bir yaptırıma maruz bırakmak değildir. Bu sebeple Kanunun 18 inci maddesine eklenen yedinci fıkrayla bir takvim yılında her bir gerçek veya tüzel kişi için uygulanacak idari para cezalarının toplam tutarına ilişkin kademeli olarak üst sınırlar getirilmiştir. Bu tutarların ise 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanununun mükerrer 298 inci maddesi uyarınca tespit ve ilân edilen yeniden değerleme oranında güncellenmesi sağlanmıştır.

    • Eklendi Madde 18 geçmişi 7435 sayılı Kanun, md. 16
      Değişikliğin gerekçesi

      Maddeyle, 6585 sayılı Perakende Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanunun 18 inci maddesinin birinci, ikinci, üçüncü, dördüncü ve beşinci fıkralarında değişiklik yapılmakta ve maddeye yeni fıkra eklenmektedir.

      Değişiklikten önce Kanunun 6 ncı maddesinde ticari ilişkilerde prim ve bedel talebine ilişkin hükümlere ve 18 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde buna ilişkin idari para cezasına yer verilmiştir. Kanunun 6 ncı maddesine bentler halinde yeni haksız ticari uygulama örnekleri de eklendiğinden 18 inci maddenin yine aynı bendine bunları engellemek üzere caydırıcı mahiyette idari para cezaları eklenmiştir.

      Kanunun 18 inci maddesinin birinci fıkrasına eklenen (b) bendi ile Kanunun “ödeme süresi” başlıklı 7 nci maddesinin ikinci ve üçüncü fıkralarına aykırılık halinde uygulanacak idari para cezası belirlenmiştir. Değişiklikten önce yürürlükte bulunan ödeme süresine ilişkin hükme aykırılık halinde bir idari yaptırım öngörülmemiş olması, hükmün muhatapları üzerinde düzenlemelere uyma konusunda yapıcı bir etki oluşturmamaktaydı. Bu doğrultuda, sektörün ihtiyaçları, ülkemizdeki ve dünyadaki ekonomik koşullar gözetilerek yeniden ele alınan ödeme sürelerine ilişkin düzenlemeye aykırılık hallerinde orantılılık, ölçülülük ve caydırıcılık ilkeleri doğrultusunda idari para cezası düzenlenmiştir.

      Bununla birlikte Kanunun 11 inci maddesine alışveriş merkezlerinin ortak kullanım alanlarının gelir ve giderlerine ilişkin eklenen yeni düzenlemelere uyulmasını sağlamak üzere Kanunun 18 inci maddesine eklenen (f) ve (g) bentlerinde yeni cezalar öngörülmüştür.

      Kanunda öngörülen cezalar; yapılan düzenlemelerin etkinliğinin, uygulanabilirliğinin ve caydırıcılığının sağlanmasına olanak tanır. Ancak kanun koyucunun amacı hiçbir işletmenin ekonomik olarak mahvına sebep olmak veya ticari hayatını sürdüremeyecek derecede ağır bir yaptırıma maruz bırakmak değildir. Bu sebeple Kanunun 18 inci maddesine eklenen yedinci fıkrayla bir takvim yılında her bir gerçek veya tüzel kişi için uygulanacak idari para cezalarının toplam tutarına ilişkin kademeli olarak üst sınırlar getirilmiştir. Bu tutarların ise 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanununun mükerrer 298 inci maddesi uyarınca tespit ve ilân edilen yeniden değerleme oranında güncellenmesi sağlanmıştır.

    • Eklendi Madde 18 geçmişi 7435 sayılı Kanun, md. 16
      Değişikliğin gerekçesi

      Maddeyle, 6585 sayılı Perakende Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanunun 18 inci maddesinin birinci, ikinci, üçüncü, dördüncü ve beşinci fıkralarında değişiklik yapılmakta ve maddeye yeni fıkra eklenmektedir.

      Değişiklikten önce Kanunun 6 ncı maddesinde ticari ilişkilerde prim ve bedel talebine ilişkin hükümlere ve 18 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde buna ilişkin idari para cezasına yer verilmiştir. Kanunun 6 ncı maddesine bentler halinde yeni haksız ticari uygulama örnekleri de eklendiğinden 18 inci maddenin yine aynı bendine bunları engellemek üzere caydırıcı mahiyette idari para cezaları eklenmiştir.

      Kanunun 18 inci maddesinin birinci fıkrasına eklenen (b) bendi ile Kanunun “ödeme süresi” başlıklı 7 nci maddesinin ikinci ve üçüncü fıkralarına aykırılık halinde uygulanacak idari para cezası belirlenmiştir. Değişiklikten önce yürürlükte bulunan ödeme süresine ilişkin hükme aykırılık halinde bir idari yaptırım öngörülmemiş olması, hükmün muhatapları üzerinde düzenlemelere uyma konusunda yapıcı bir etki oluşturmamaktaydı. Bu doğrultuda, sektörün ihtiyaçları, ülkemizdeki ve dünyadaki ekonomik koşullar gözetilerek yeniden ele alınan ödeme sürelerine ilişkin düzenlemeye aykırılık hallerinde orantılılık, ölçülülük ve caydırıcılık ilkeleri doğrultusunda idari para cezası düzenlenmiştir.

      Bununla birlikte Kanunun 11 inci maddesine alışveriş merkezlerinin ortak kullanım alanlarının gelir ve giderlerine ilişkin eklenen yeni düzenlemelere uyulmasını sağlamak üzere Kanunun 18 inci maddesine eklenen (f) ve (g) bentlerinde yeni cezalar öngörülmüştür.

      Kanunda öngörülen cezalar; yapılan düzenlemelerin etkinliğinin, uygulanabilirliğinin ve caydırıcılığının sağlanmasına olanak tanır. Ancak kanun koyucunun amacı hiçbir işletmenin ekonomik olarak mahvına sebep olmak veya ticari hayatını sürdüremeyecek derecede ağır bir yaptırıma maruz bırakmak değildir. Bu sebeple Kanunun 18 inci maddesine eklenen yedinci fıkrayla bir takvim yılında her bir gerçek veya tüzel kişi için uygulanacak idari para cezalarının toplam tutarına ilişkin kademeli olarak üst sınırlar getirilmiştir. Bu tutarların ise 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanununun mükerrer 298 inci maddesi uyarınca tespit ve ilân edilen yeniden değerleme oranında güncellenmesi sağlanmıştır.

    • Eklendi Madde 18 geçmişi 7435 sayılı Kanun, md. 16
      Değişikliğin gerekçesi

      Maddeyle, 6585 sayılı Perakende Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanunun 18 inci maddesinin birinci, ikinci, üçüncü, dördüncü ve beşinci fıkralarında değişiklik yapılmakta ve maddeye yeni fıkra eklenmektedir.

      Değişiklikten önce Kanunun 6 ncı maddesinde ticari ilişkilerde prim ve bedel talebine ilişkin hükümlere ve 18 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde buna ilişkin idari para cezasına yer verilmiştir. Kanunun 6 ncı maddesine bentler halinde yeni haksız ticari uygulama örnekleri de eklendiğinden 18 inci maddenin yine aynı bendine bunları engellemek üzere caydırıcı mahiyette idari para cezaları eklenmiştir.

      Kanunun 18 inci maddesinin birinci fıkrasına eklenen (b) bendi ile Kanunun “ödeme süresi” başlıklı 7 nci maddesinin ikinci ve üçüncü fıkralarına aykırılık halinde uygulanacak idari para cezası belirlenmiştir. Değişiklikten önce yürürlükte bulunan ödeme süresine ilişkin hükme aykırılık halinde bir idari yaptırım öngörülmemiş olması, hükmün muhatapları üzerinde düzenlemelere uyma konusunda yapıcı bir etki oluşturmamaktaydı. Bu doğrultuda, sektörün ihtiyaçları, ülkemizdeki ve dünyadaki ekonomik koşullar gözetilerek yeniden ele alınan ödeme sürelerine ilişkin düzenlemeye aykırılık hallerinde orantılılık, ölçülülük ve caydırıcılık ilkeleri doğrultusunda idari para cezası düzenlenmiştir.

      Bununla birlikte Kanunun 11 inci maddesine alışveriş merkezlerinin ortak kullanım alanlarının gelir ve giderlerine ilişkin eklenen yeni düzenlemelere uyulmasını sağlamak üzere Kanunun 18 inci maddesine eklenen (f) ve (g) bentlerinde yeni cezalar öngörülmüştür.

      Kanunda öngörülen cezalar; yapılan düzenlemelerin etkinliğinin, uygulanabilirliğinin ve caydırıcılığının sağlanmasına olanak tanır. Ancak kanun koyucunun amacı hiçbir işletmenin ekonomik olarak mahvına sebep olmak veya ticari hayatını sürdüremeyecek derecede ağır bir yaptırıma maruz bırakmak değildir. Bu sebeple Kanunun 18 inci maddesine eklenen yedinci fıkrayla bir takvim yılında her bir gerçek veya tüzel kişi için uygulanacak idari para cezalarının toplam tutarına ilişkin kademeli olarak üst sınırlar getirilmiştir. Bu tutarların ise 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanununun mükerrer 298 inci maddesi uyarınca tespit ve ilân edilen yeniden değerleme oranında güncellenmesi sağlanmıştır.

    • Değiştirildi Madde 18 geçmişi 7435 sayılı Kanun, md. 16
      Eski ifade
      Diğer kanunlara göre daha ağır bir cezayı gerektirmediği takdirde, bu Kanunun;
      Yeni ifade
      Bu Kanunun;
      Değişikliğin gerekçesi

      Maddeyle, 6585 sayılı Perakende Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanunun 18 inci maddesinin birinci, ikinci, üçüncü, dördüncü ve beşinci fıkralarında değişiklik yapılmakta ve maddeye yeni fıkra eklenmektedir.

      Değişiklikten önce Kanunun 6 ncı maddesinde ticari ilişkilerde prim ve bedel talebine ilişkin hükümlere ve 18 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde buna ilişkin idari para cezasına yer verilmiştir. Kanunun 6 ncı maddesine bentler halinde yeni haksız ticari uygulama örnekleri de eklendiğinden 18 inci maddenin yine aynı bendine bunları engellemek üzere caydırıcı mahiyette idari para cezaları eklenmiştir.

      Kanunun 18 inci maddesinin birinci fıkrasına eklenen (b) bendi ile Kanunun “ödeme süresi” başlıklı 7 nci maddesinin ikinci ve üçüncü fıkralarına aykırılık halinde uygulanacak idari para cezası belirlenmiştir. Değişiklikten önce yürürlükte bulunan ödeme süresine ilişkin hükme aykırılık halinde bir idari yaptırım öngörülmemiş olması, hükmün muhatapları üzerinde düzenlemelere uyma konusunda yapıcı bir etki oluşturmamaktaydı. Bu doğrultuda, sektörün ihtiyaçları, ülkemizdeki ve dünyadaki ekonomik koşullar gözetilerek yeniden ele alınan ödeme sürelerine ilişkin düzenlemeye aykırılık hallerinde orantılılık, ölçülülük ve caydırıcılık ilkeleri doğrultusunda idari para cezası düzenlenmiştir.

      Bununla birlikte Kanunun 11 inci maddesine alışveriş merkezlerinin ortak kullanım alanlarının gelir ve giderlerine ilişkin eklenen yeni düzenlemelere uyulmasını sağlamak üzere Kanunun 18 inci maddesine eklenen (f) ve (g) bentlerinde yeni cezalar öngörülmüştür.

      Kanunda öngörülen cezalar; yapılan düzenlemelerin etkinliğinin, uygulanabilirliğinin ve caydırıcılığının sağlanmasına olanak tanır. Ancak kanun koyucunun amacı hiçbir işletmenin ekonomik olarak mahvına sebep olmak veya ticari hayatını sürdüremeyecek derecede ağır bir yaptırıma maruz bırakmak değildir. Bu sebeple Kanunun 18 inci maddesine eklenen yedinci fıkrayla bir takvim yılında her bir gerçek veya tüzel kişi için uygulanacak idari para cezalarının toplam tutarına ilişkin kademeli olarak üst sınırlar getirilmiştir. Bu tutarların ise 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanununun mükerrer 298 inci maddesi uyarınca tespit ve ilân edilen yeniden değerleme oranında güncellenmesi sağlanmıştır.

    • Eklendi Madde 18 geçmişi 7435 sayılı Kanun, md. 16
      Değişikliğin gerekçesi

      Maddeyle, 6585 sayılı Perakende Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanunun 18 inci maddesinin birinci, ikinci, üçüncü, dördüncü ve beşinci fıkralarında değişiklik yapılmakta ve maddeye yeni fıkra eklenmektedir.

      Değişiklikten önce Kanunun 6 ncı maddesinde ticari ilişkilerde prim ve bedel talebine ilişkin hükümlere ve 18 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde buna ilişkin idari para cezasına yer verilmiştir. Kanunun 6 ncı maddesine bentler halinde yeni haksız ticari uygulama örnekleri de eklendiğinden 18 inci maddenin yine aynı bendine bunları engellemek üzere caydırıcı mahiyette idari para cezaları eklenmiştir.

      Kanunun 18 inci maddesinin birinci fıkrasına eklenen (b) bendi ile Kanunun “ödeme süresi” başlıklı 7 nci maddesinin ikinci ve üçüncü fıkralarına aykırılık halinde uygulanacak idari para cezası belirlenmiştir. Değişiklikten önce yürürlükte bulunan ödeme süresine ilişkin hükme aykırılık halinde bir idari yaptırım öngörülmemiş olması, hükmün muhatapları üzerinde düzenlemelere uyma konusunda yapıcı bir etki oluşturmamaktaydı. Bu doğrultuda, sektörün ihtiyaçları, ülkemizdeki ve dünyadaki ekonomik koşullar gözetilerek yeniden ele alınan ödeme sürelerine ilişkin düzenlemeye aykırılık hallerinde orantılılık, ölçülülük ve caydırıcılık ilkeleri doğrultusunda idari para cezası düzenlenmiştir.

      Bununla birlikte Kanunun 11 inci maddesine alışveriş merkezlerinin ortak kullanım alanlarının gelir ve giderlerine ilişkin eklenen yeni düzenlemelere uyulmasını sağlamak üzere Kanunun 18 inci maddesine eklenen (f) ve (g) bentlerinde yeni cezalar öngörülmüştür.

      Kanunda öngörülen cezalar; yapılan düzenlemelerin etkinliğinin, uygulanabilirliğinin ve caydırıcılığının sağlanmasına olanak tanır. Ancak kanun koyucunun amacı hiçbir işletmenin ekonomik olarak mahvına sebep olmak veya ticari hayatını sürdüremeyecek derecede ağır bir yaptırıma maruz bırakmak değildir. Bu sebeple Kanunun 18 inci maddesine eklenen yedinci fıkrayla bir takvim yılında her bir gerçek veya tüzel kişi için uygulanacak idari para cezalarının toplam tutarına ilişkin kademeli olarak üst sınırlar getirilmiştir. Bu tutarların ise 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanununun mükerrer 298 inci maddesi uyarınca tespit ve ilân edilen yeniden değerleme oranında güncellenmesi sağlanmıştır.

    • Eklendi Geçici Madde 3 geçmişi 7435 sayılı Kanun, md. 17
      Değişikliğin gerekçesi

      Madde ile, 6585 sayılı Kanuna geçici madde eklenerek; bir yandan hukuki güvenlik ve belirlilik ilkesi gereği mevcut sözleşmelerdeki iradelerin korunması, diğer yandan Kanun değişikliğinden sonra alışveriş merkezine kiracı sıfatıyla yeni gelen perakende işletmeler ile daha önce mevcut olan perakende işletmeler arasında uygulama farklılığının zamanla ortadan kaldırılarak yeknesaklığın sağlanması amacı doğrultusunda düzenleme yapılmıştır.

    • Değiştirildi Madde 18 geçmişi (bent) 7435 sayılı Kanun, md. 16
      Eski ifade
      6 ncı maddesine aykırı hareket edenlere, her bir mağaza ya da şubesindeki her bir aykırılık için haksız olarak alınan prim ve bedel tutarında,
      Yeni ifade
      6 ncı maddesinin ikinci fıkrasının;
      Değişikliğin gerekçesi

      Maddeyle, 6585 sayılı Perakende Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanunun 18 inci maddesinin birinci, ikinci, üçüncü, dördüncü ve beşinci fıkralarında değişiklik yapılmakta ve maddeye yeni fıkra eklenmektedir.

      Değişiklikten önce Kanunun 6 ncı maddesinde ticari ilişkilerde prim ve bedel talebine ilişkin hükümlere ve 18 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde buna ilişkin idari para cezasına yer verilmiştir. Kanunun 6 ncı maddesine bentler halinde yeni haksız ticari uygulama örnekleri de eklendiğinden 18 inci maddenin yine aynı bendine bunları engellemek üzere caydırıcı mahiyette idari para cezaları eklenmiştir.

      Kanunun 18 inci maddesinin birinci fıkrasına eklenen (b) bendi ile Kanunun “ödeme süresi” başlıklı 7 nci maddesinin ikinci ve üçüncü fıkralarına aykırılık halinde uygulanacak idari para cezası belirlenmiştir. Değişiklikten önce yürürlükte bulunan ödeme süresine ilişkin hükme aykırılık halinde bir idari yaptırım öngörülmemiş olması, hükmün muhatapları üzerinde düzenlemelere uyma konusunda yapıcı bir etki oluşturmamaktaydı. Bu doğrultuda, sektörün ihtiyaçları, ülkemizdeki ve dünyadaki ekonomik koşullar gözetilerek yeniden ele alınan ödeme sürelerine ilişkin düzenlemeye aykırılık hallerinde orantılılık, ölçülülük ve caydırıcılık ilkeleri doğrultusunda idari para cezası düzenlenmiştir.

      Bununla birlikte Kanunun 11 inci maddesine alışveriş merkezlerinin ortak kullanım alanlarının gelir ve giderlerine ilişkin eklenen yeni düzenlemelere uyulmasını sağlamak üzere Kanunun 18 inci maddesine eklenen (f) ve (g) bentlerinde yeni cezalar öngörülmüştür.

      Kanunda öngörülen cezalar; yapılan düzenlemelerin etkinliğinin, uygulanabilirliğinin ve caydırıcılığının sağlanmasına olanak tanır. Ancak kanun koyucunun amacı hiçbir işletmenin ekonomik olarak mahvına sebep olmak veya ticari hayatını sürdüremeyecek derecede ağır bir yaptırıma maruz bırakmak değildir. Bu sebeple Kanunun 18 inci maddesine eklenen yedinci fıkrayla bir takvim yılında her bir gerçek veya tüzel kişi için uygulanacak idari para cezalarının toplam tutarına ilişkin kademeli olarak üst sınırlar getirilmiştir. Bu tutarların ise 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanununun mükerrer 298 inci maddesi uyarınca tespit ve ilân edilen yeniden değerleme oranında güncellenmesi sağlanmıştır.

    • Eklendi Madde 18 geçmişi 7434 sayılı Kanun, md. 16

      26/1/2023 tarihli ve 7434 sayılı Kanunun 16 ncı maddesiyle fıkraya (a) bendinden sonra gelmek üzere bent eklenmiş, diğer bentler buna göre teselsül ettirilmiştir.

    • Değiştirildi Madde 18 geçmişi (fıkra) 7435 sayılı Kanun, md. 16
      Eski ifade
      büyük mağaza, zincir mağaza, bayi işletme ve özel yetkili işletme
      Yeni ifade
      büyük mağaza ve zincir mağaza
      Değişikliğin gerekçesi

      Maddeyle, 6585 sayılı Perakende Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanunun 18 inci maddesinin birinci, ikinci, üçüncü, dördüncü ve beşinci fıkralarında değişiklik yapılmakta ve maddeye yeni fıkra eklenmektedir.

      Değişiklikten önce Kanunun 6 ncı maddesinde ticari ilişkilerde prim ve bedel talebine ilişkin hükümlere ve 18 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde buna ilişkin idari para cezasına yer verilmiştir. Kanunun 6 ncı maddesine bentler halinde yeni haksız ticari uygulama örnekleri de eklendiğinden 18 inci maddenin yine aynı bendine bunları engellemek üzere caydırıcı mahiyette idari para cezaları eklenmiştir.

      Kanunun 18 inci maddesinin birinci fıkrasına eklenen (b) bendi ile Kanunun “ödeme süresi” başlıklı 7 nci maddesinin ikinci ve üçüncü fıkralarına aykırılık halinde uygulanacak idari para cezası belirlenmiştir. Değişiklikten önce yürürlükte bulunan ödeme süresine ilişkin hükme aykırılık halinde bir idari yaptırım öngörülmemiş olması, hükmün muhatapları üzerinde düzenlemelere uyma konusunda yapıcı bir etki oluşturmamaktaydı. Bu doğrultuda, sektörün ihtiyaçları, ülkemizdeki ve dünyadaki ekonomik koşullar gözetilerek yeniden ele alınan ödeme sürelerine ilişkin düzenlemeye aykırılık hallerinde orantılılık, ölçülülük ve caydırıcılık ilkeleri doğrultusunda idari para cezası düzenlenmiştir.

      Bununla birlikte Kanunun 11 inci maddesine alışveriş merkezlerinin ortak kullanım alanlarının gelir ve giderlerine ilişkin eklenen yeni düzenlemelere uyulmasını sağlamak üzere Kanunun 18 inci maddesine eklenen (f) ve (g) bentlerinde yeni cezalar öngörülmüştür.

      Kanunda öngörülen cezalar; yapılan düzenlemelerin etkinliğinin, uygulanabilirliğinin ve caydırıcılığının sağlanmasına olanak tanır. Ancak kanun koyucunun amacı hiçbir işletmenin ekonomik olarak mahvına sebep olmak veya ticari hayatını sürdüremeyecek derecede ağır bir yaptırıma maruz bırakmak değildir. Bu sebeple Kanunun 18 inci maddesine eklenen yedinci fıkrayla bir takvim yılında her bir gerçek veya tüzel kişi için uygulanacak idari para cezalarının toplam tutarına ilişkin kademeli olarak üst sınırlar getirilmiştir. Bu tutarların ise 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanununun mükerrer 298 inci maddesi uyarınca tespit ve ilân edilen yeniden değerleme oranında güncellenmesi sağlanmıştır.

    • Değiştirildi Madde 18 geçmişi (fıkra) 7435 sayılı Kanun, md. 16
      Eski ifade
      büyük mağaza, zincir mağaza, bayi işletme ve özel yetkili işletme
      Yeni ifade
      büyük mağaza ve zincir mağaza
      Değişikliğin gerekçesi

      Maddeyle, 6585 sayılı Perakende Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanunun 18 inci maddesinin birinci, ikinci, üçüncü, dördüncü ve beşinci fıkralarında değişiklik yapılmakta ve maddeye yeni fıkra eklenmektedir.

      Değişiklikten önce Kanunun 6 ncı maddesinde ticari ilişkilerde prim ve bedel talebine ilişkin hükümlere ve 18 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde buna ilişkin idari para cezasına yer verilmiştir. Kanunun 6 ncı maddesine bentler halinde yeni haksız ticari uygulama örnekleri de eklendiğinden 18 inci maddenin yine aynı bendine bunları engellemek üzere caydırıcı mahiyette idari para cezaları eklenmiştir.

      Kanunun 18 inci maddesinin birinci fıkrasına eklenen (b) bendi ile Kanunun “ödeme süresi” başlıklı 7 nci maddesinin ikinci ve üçüncü fıkralarına aykırılık halinde uygulanacak idari para cezası belirlenmiştir. Değişiklikten önce yürürlükte bulunan ödeme süresine ilişkin hükme aykırılık halinde bir idari yaptırım öngörülmemiş olması, hükmün muhatapları üzerinde düzenlemelere uyma konusunda yapıcı bir etki oluşturmamaktaydı. Bu doğrultuda, sektörün ihtiyaçları, ülkemizdeki ve dünyadaki ekonomik koşullar gözetilerek yeniden ele alınan ödeme sürelerine ilişkin düzenlemeye aykırılık hallerinde orantılılık, ölçülülük ve caydırıcılık ilkeleri doğrultusunda idari para cezası düzenlenmiştir.

      Bununla birlikte Kanunun 11 inci maddesine alışveriş merkezlerinin ortak kullanım alanlarının gelir ve giderlerine ilişkin eklenen yeni düzenlemelere uyulmasını sağlamak üzere Kanunun 18 inci maddesine eklenen (f) ve (g) bentlerinde yeni cezalar öngörülmüştür.

      Kanunda öngörülen cezalar; yapılan düzenlemelerin etkinliğinin, uygulanabilirliğinin ve caydırıcılığının sağlanmasına olanak tanır. Ancak kanun koyucunun amacı hiçbir işletmenin ekonomik olarak mahvına sebep olmak veya ticari hayatını sürdüremeyecek derecede ağır bir yaptırıma maruz bırakmak değildir. Bu sebeple Kanunun 18 inci maddesine eklenen yedinci fıkrayla bir takvim yılında her bir gerçek veya tüzel kişi için uygulanacak idari para cezalarının toplam tutarına ilişkin kademeli olarak üst sınırlar getirilmiştir. Bu tutarların ise 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanununun mükerrer 298 inci maddesi uyarınca tespit ve ilân edilen yeniden değerleme oranında güncellenmesi sağlanmıştır.

    • Değiştirildi Madde 18 geçmişi (fıkra) 7435 sayılı Kanun, md. 16
      Eski ifade
      (ı)
      Yeni ifade
      (k)
      Değişikliğin gerekçesi

      Maddeyle, 6585 sayılı Perakende Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanunun 18 inci maddesinin birinci, ikinci, üçüncü, dördüncü ve beşinci fıkralarında değişiklik yapılmakta ve maddeye yeni fıkra eklenmektedir.

      Değişiklikten önce Kanunun 6 ncı maddesinde ticari ilişkilerde prim ve bedel talebine ilişkin hükümlere ve 18 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde buna ilişkin idari para cezasına yer verilmiştir. Kanunun 6 ncı maddesine bentler halinde yeni haksız ticari uygulama örnekleri de eklendiğinden 18 inci maddenin yine aynı bendine bunları engellemek üzere caydırıcı mahiyette idari para cezaları eklenmiştir.

      Kanunun 18 inci maddesinin birinci fıkrasına eklenen (b) bendi ile Kanunun “ödeme süresi” başlıklı 7 nci maddesinin ikinci ve üçüncü fıkralarına aykırılık halinde uygulanacak idari para cezası belirlenmiştir. Değişiklikten önce yürürlükte bulunan ödeme süresine ilişkin hükme aykırılık halinde bir idari yaptırım öngörülmemiş olması, hükmün muhatapları üzerinde düzenlemelere uyma konusunda yapıcı bir etki oluşturmamaktaydı. Bu doğrultuda, sektörün ihtiyaçları, ülkemizdeki ve dünyadaki ekonomik koşullar gözetilerek yeniden ele alınan ödeme sürelerine ilişkin düzenlemeye aykırılık hallerinde orantılılık, ölçülülük ve caydırıcılık ilkeleri doğrultusunda idari para cezası düzenlenmiştir.

      Bununla birlikte Kanunun 11 inci maddesine alışveriş merkezlerinin ortak kullanım alanlarının gelir ve giderlerine ilişkin eklenen yeni düzenlemelere uyulmasını sağlamak üzere Kanunun 18 inci maddesine eklenen (f) ve (g) bentlerinde yeni cezalar öngörülmüştür.

      Kanunda öngörülen cezalar; yapılan düzenlemelerin etkinliğinin, uygulanabilirliğinin ve caydırıcılığının sağlanmasına olanak tanır. Ancak kanun koyucunun amacı hiçbir işletmenin ekonomik olarak mahvına sebep olmak veya ticari hayatını sürdüremeyecek derecede ağır bir yaptırıma maruz bırakmak değildir. Bu sebeple Kanunun 18 inci maddesine eklenen yedinci fıkrayla bir takvim yılında her bir gerçek veya tüzel kişi için uygulanacak idari para cezalarının toplam tutarına ilişkin kademeli olarak üst sınırlar getirilmiştir. Bu tutarların ise 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanununun mükerrer 298 inci maddesi uyarınca tespit ve ilân edilen yeniden değerleme oranında güncellenmesi sağlanmıştır.

  4. 3 Kasım 2022

    • Eski ifade
      iki bin Türk lirası
      Yeni ifade
      elli bin Türk lirasından iki yüz elli bin Türk lirasına kadar
      Değişikliğin gerekçesi

      Maddeyle, 6585 sayılı Perakende Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanunun 18 inci maddesinin birinci fıkrasında değişiklik yapılmakta ve maddeye yeni fıkra eklenmektedir.

      Kanunun 18 inci maddesinin birinci fıkrasının (ğ) bendinde düzenlenen müeyyidenin caydırıcı olmaması nedeniyle Kanunun uygulamasına ilişkin yapılan ikincil düzenlemelere konu alanlarda haksız rekabet artabilmekte, kayıt dışılık ve haksız ticari kazançlar ortaya çıkabilmektedir. Yapılan değişiklikle, bu olumsuzlukların ortadan kaldırılmasını teminen, aykırılık ile müeyyide arasında ölçülülüğün sağlanması ve mevzuatın uygulanabilirliğinin artırılması hedeflenerek idari para cezası tutarları alt ve üst sınırları belirlenerek güncellenmektedir. Ayrıca, Kanuna dayanılarak Bakanlıkça belirlenen kurallar, alınan tedbirler ve yapılan ikincil düzenlemeler için birbirinden farklı idari para cezalarının öngörülmesi uygulamada belirsizliğe sebep olduğundan, bu belirsizliğin ortadan kaldırılması amacıyla, Bakanlıkça belirlenen kurallar, alınan tedbirler ve yapılan ikincil düzenlemelere aykırılıklara karşı aynı idari para cezası öngörülmektedir.

      Aynı fıkranın (h) bendinde yapılan düzenlemeyle, denetime tabi olanların daha yüksek meblağlarda ceza ile karşılaşacağı düşüncesiyle denetimi engelleyici faaliyetlerde bulunmasının önüne geçilmesi ve bu sayede Kanun kapsamında gerçekleştirilen denetimlerin etkinliğinin ve mevzuata uyumun artırılması amaçlanmaktadır. Bu çerçevede, öngörülen idari para cezalarının alt ve üst sınırları belirlenerek güncellenmektedir.

      Bununla birlikte, idari para cezası muhatabının ölçeği, işlenen kabahatin niteliği ve niceliği gibi hususlar dikkate alınmaksızın herkes için aynı tutarda idari para cezası uygulanması, aykırılık ile müeyyide arasında orantısızlığa ve adaletsizliğe neden olmaktadır. Nitekim küçük ölçekli bir işletme için uygulanacak ceza yıkıcı etki doğurabilirken büyük ölçekli bir işletme için aynı tutardaki ceza hiçbir caydırıcılık unsuru içermeyebilmektedir. Bu orantısızlık ve adaletsizliğin ortadan kaldırılması ve caydırıcılığın sağlanabilmesi amacıyla maddeye eklenen fıkrayla; fiilin içeriği, müeyyidenin muhatabı gerçek veya tüzel kişilerin ekonomik büyüklükleri, aykırılık neticesinde elde edilen menfaatin ve neden olunan zararın büyüklüğü gibi unsurlar dikkate alınarak değişikliğe konu cezalar alt ve üst sınırları belirlenerek düzenlenmekte ve bu sayede somut olay adaletinin sağlanması amaçlanmaktadır.

    • Değişikliğin gerekçesi

      Maddeyle, 6585 sayılı Perakende Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanunun 18 inci maddesinin birinci fıkrasında değişiklik yapılmakta ve maddeye yeni fıkra eklenmektedir.

      Kanunun 18 inci maddesinin birinci fıkrasının (ğ) bendinde düzenlenen müeyyidenin caydırıcı olmaması nedeniyle Kanunun uygulamasına ilişkin yapılan ikincil düzenlemelere konu alanlarda haksız rekabet artabilmekte, kayıt dışılık ve haksız ticari kazançlar ortaya çıkabilmektedir. Yapılan değişiklikle, bu olumsuzlukların ortadan kaldırılmasını teminen, aykırılık ile müeyyide arasında ölçülülüğün sağlanması ve mevzuatın uygulanabilirliğinin artırılması hedeflenerek idari para cezası tutarları alt ve üst sınırları belirlenerek güncellenmektedir. Ayrıca, Kanuna dayanılarak Bakanlıkça belirlenen kurallar, alınan tedbirler ve yapılan ikincil düzenlemeler için birbirinden farklı idari para cezalarının öngörülmesi uygulamada belirsizliğe sebep olduğundan, bu belirsizliğin ortadan kaldırılması amacıyla, Bakanlıkça belirlenen kurallar, alınan tedbirler ve yapılan ikincil düzenlemelere aykırılıklara karşı aynı idari para cezası öngörülmektedir.

      Aynı fıkranın (h) bendinde yapılan düzenlemeyle, denetime tabi olanların daha yüksek meblağlarda ceza ile karşılaşacağı düşüncesiyle denetimi engelleyici faaliyetlerde bulunmasının önüne geçilmesi ve bu sayede Kanun kapsamında gerçekleştirilen denetimlerin etkinliğinin ve mevzuata uyumun artırılması amaçlanmaktadır. Bu çerçevede, öngörülen idari para cezalarının alt ve üst sınırları belirlenerek güncellenmektedir.

      Bununla birlikte, idari para cezası muhatabının ölçeği, işlenen kabahatin niteliği ve niceliği gibi hususlar dikkate alınmaksızın herkes için aynı tutarda idari para cezası uygulanması, aykırılık ile müeyyide arasında orantısızlığa ve adaletsizliğe neden olmaktadır. Nitekim küçük ölçekli bir işletme için uygulanacak ceza yıkıcı etki doğurabilirken büyük ölçekli bir işletme için aynı tutardaki ceza hiçbir caydırıcılık unsuru içermeyebilmektedir. Bu orantısızlık ve adaletsizliğin ortadan kaldırılması ve caydırıcılığın sağlanabilmesi amacıyla maddeye eklenen fıkrayla; fiilin içeriği, müeyyidenin muhatabı gerçek veya tüzel kişilerin ekonomik büyüklükleri, aykırılık neticesinde elde edilen menfaatin ve neden olunan zararın büyüklüğü gibi unsurlar dikkate alınarak değişikliğe konu cezalar alt ve üst sınırları belirlenerek düzenlenmekte ve bu sayede somut olay adaletinin sağlanması amaçlanmaktadır.

    • Değişikliğin gerekçesi

      6585 sayılı Kanunun 18 inci maddesinin birinci fıkrasının (ğ) ve (h) bent hükümlerine ilişkin ceza artırıldığı için, maddeyle; artırılan cezanın tekraren 2023 takvim yılı için yeniden değerleme oranında artırım uygulanmaması temin edilmektedir.

  5. 16 Nisan 2020

  6. 29 Kasım 2018

    • Değiştirildi Madde 5 geçmişi (fıkra) 7153 sayılı Kanun, md. 28
      Eski ifade
      İçişleri
      Yeni ifade
      Çevre ve Şehircilik
      Değişikliğin gerekçesi

      Madde ile, İçişleri Bakanlığına bağlı Mahalli İdareler Genel Müdürlüğünün kapatılması ve görevlerinin Çevre ve Şehircilik Bakanlığına bağlı olarak kurulan Yerel Yönetimler Genel Müdürlüğüne devretmesi doğrultusunda uyum düzenlemesi yapılmaktadır.

  7. 2 Temmuz 2018

  8. 18 Haziran 2017