İçeriğe geç
Yürürlükte Temel kanun 3. hâli

Ürün Güvenliği ve Teknik Düzenlemeler Kanunu

Kanun numarası
7223
Kabul tarihi
05.03.2020
Resmî Gazete
12.03.2020 / 31066
Son değişiklik
23.05.2024
Madde sayısı
28

Kaynak: TBMM 27. Dönem S. Sayısı 173 (Esas No: 2/2537) · belgeyi aç · TBMM kaydı . Gerekçeler kanun tasarısı ya da teklifi üzerine yazılmıştır; komisyon ve Genel Kurul görüşmelerinde madde numaraları değişebilir. Her gerekçe, metni en çok benzeyen yürürlükteki maddeye bağlanmıştır.

Genel gerekçe

Bir ürünün insan sağlığı ve güvenliği, tüketici, çevre, iş sağlığı ve işyeri güvenliği gibi bir kamu yararı bakımından tehlike arz ettiği hallerde gerekli düzenlemelerin yapılması ve önlemlerin alınması tamamen piyasa güçlerine terk edilemez. Kamunun bu gibi durumlara müdahil olması şarttır. Kamu, bu gibi risklerin önlenmesi için gerekli düzenlemeleri yapar, bu kurallara uygunluğu denetler ve uygunsuzluk hallerinde gerekli tedbirleri alır.

Ancak üretim, ekonomi ve ticaretin mümkün olduğunca kesintisiz işlemesi de bir kamu yararıdır ve aynı şekilde kamu tarafından gözetilmelidir. Dolayısıyla kamu erki, insan sağlığı ve güvenliği gibi bir kamu yararını korumak için müdahale ederken aynı amaca ulaşmasını sağlayacak yöntemlerden en az kısıtlayıcı olanı tercih etmeli, aldığı önlemler de orantılı olmalıdır. İki ana kamu yararı arasındaki hassas denge mutlaka korunmalıdır. Bu nedenle, bir ürünün imalatından tüketimine kadarki süreçte rol alan tüm kesimlerin nitelikleri, görev, yükümlülük, hak, yetki ve sorumlulukları kadar sınırları da açık bir şekilde tanımlanmalıdır.

Bu doğrultuda, kamu yararının korunması için teknik düzenleme olarak isimlendirilen düzenlemelerin usul ve esaslarının, ürünü piyasada bulunduran imalatçı, yetkili temsilci, ithalatçı ve dağıtıcıların yükümlülüklerinin, test, muayene ve belgelendirme faaliyeti yapan uygunluk değerlendirme kuruluşlarının nitelikleri ve yükümlülüklerinin, ürünlerin kurallara uygunluğunun denetimini yapacak olan yetkili kamu kuruluşlarının görev, yetki ve sorumluklarının ve uygunsuzluk hallerinde uygulanacak yaptırım ve cezaların kanun ile belirlenmesi gerekmektedir.

Ürün güvenliği ve teknik düzenlemelere ilişkin hususlar esasen ilk olarak Avrupa Birliğinin ilgili yatay mevzuatı temel alınarak hazırlanan 29/6/2001 tarihli ve 4703 sayılı Ürünlere İlişkin Teknik Mevzuatın Hazırlanması ve Uygulanmasına Dair Kanun ile düzenlenmiştir. 4703 sayılı Kanuna dayanılarak yetkili kuruluşlarımızca yüzlerce teknik düzenleme hazırlanmış ve yürürlüğe konulmuştur.

Nitekim bu çerçevede, ürün güvenliği, “CE” işareti, onaylanmış kuruluş, piyasa gözetimi ve denetimi gibi birçok kavram kamuoyunun da gündemine girmiş, imalatçı ve tüketicilerin ürün güvenliği bilinci giderek artmaya başlamıştır. Ancak Avrupa Birliği 2010 ve 2019 yıllarında yürürlüğe koyduğu yeni yatay mevzuat ile bu alanda önemli değişiklikler ve yenilikler yapmıştır. Avrupa Birliği mevzuatındaki gelişmeler ve yetkili kuruluşlarımızca dile getirilen ihtiyaçlar neticesinde, nihai kullanıcıların elinde bulunan ürünlerin güvenli olmaması durumunda söz konusu ürünlerin geri çağrılması, uygun olmayan ürünlerin sorumlusunun bulunmasını teminen iktisadi işletmecilerin izlenebilirliği, e-ticarette piyasa gözetimi ve denetimi, ürün sorumluluğu tazminatı gibi hususların da düzenlenmesi gerekliliği doğmuştur.

Öte yandan, ülkemizin sürdürülebilir ihracat artışının temini açısından önem arz eden Türk malı imajının korunması amacıyla, ihraç edilen ürünlerin de güvenli olması, tağşişe konu olmaması ve ürüne ilişkin işaretleme, etiketleme ve belgelendirmenin alıcıyı yanıltmayacak şekilde yapılmasına ilişkin hususlar da hüküm altına alınmıştır.

Madde gerekçeleri

Tasarı/teklif madde 1

→ yürürlükteki madde 1

Madde ile, Kanunun amacı düzenlenmektedir. Bu doğrultuda piyasaya arz edilen, hizmete sunulan veya piyasada bulundurulan ürünlerin kamu yararı bakımından tehlike arz etmemesi için gerekli koşulların belirlenmesi, bunların yerine getirildiğinin denetlenmesi, süreçte yer alanların yükümlülük, görev, yetki ve niteliklerinin belirlenmesi amacıyla gerekli düzenlemeler yapılmakta ve uygunsuzluk halinde uygulanacak önlem, yaptırım ve cezalar tespit edilmektedir.

Tasarı/teklif madde 2

→ yürürlükteki madde 2

Madde ile, Kanunun kapsamı düzenlenmektedir. Kanun prensip olarak, bütün ürünleri kapsamakla birlikte bir ürüne ilişkin özel bir kanunun bulunması durumunda, Kanun hükümleri söz konusu ürüne, özel kanunda hüküm bulunmayan hallerde uygulanacaktır. Çünkü özel kanunlar, kapsadığı ürünlerle ilgili daha detay hususları düzenlemektedir.

Kanunda bir ürünün piyasaya arzından kullanıcının eline geçtiği ana kadar piyasada bulundurulduğu kabul edilmektedir. Kanun ilke olarak piyasada bulundurulan ürünleri kapsamaktadır. Ancak Kanunda henüz piyasaya arz edilmemiş olmakla birlikte imalat süreci sona ermiş, piyasaya arz edilmesi için başka bir imalat işlemine gerek olmayan ürünlerin piyasaya arz edilmesi hedeflenen ürünler olduğu varsayılmakta ve gerektiğinde bu ürünlerin de Kanunun öngördüğü koşullara uygun olması gerekmektedir. Diğer taraftan, bazı ürünler (bir ürün imalatında işçi tarafından kullanılan makine, hastanelerde kullanılan MR cihazı gibi tıbbi cihazlar, asansörler) doğası gereği nihai kullanıcının hizmetine sunulurlar. Kanun bu ürünleri de kapsama almaktadır.

İhraç edilecek ürünler ilke olarak Kanunun kapsamı dışında kalmaktadır. Esas olan, varış ülkesindeki teknik, sağlık ve güvenlik koşullarına uyuluyor olmasıdır. Ancak madde ile istisna olarak aşağıdaki iki durum kapsama alınmaktadır:

1) Gümrük Birliği nedeniyle Avrupa Birliğine (AB) yapılacak ihracat, Kanun kapsamına alınmaktadır. Gümrük Birliğinin temel özelliği olan malların serbest dolaşımı ilkesinin işleyebilmesi için Türkiye’de imal edilerek veya imal edilmese dahi serbest dolaşıma sokularak AB üyesi ülkelerin piyasasına arz edilmesi hedeflenen ürünlerin de her iki pazarda geçerli ortak teknik kurallara uygun ve her durumda güvenli olması gerekmektedir. Aksi takdirde, iki taraf arasındaki ticarette ürünlerin gümrükte güvenlik kurallarına uygunluğunun denetimi gerekli olacak, bu da teknik engel yaratması nedeniyle genelinde taraflar arasında malların serbest dolaşımını, özelinde ise AB pazarına ihracatımızı sekteye uğratacaktır. Bundan dolayı denetim esnasında, bir ürünün aslında AB pazarına arzının hedeflendiğinin tespiti halinde de Kanun hükümleri uygulanacak ve bu ürünler ülkemiz piyasasına arz edilmiş sayılacaktır.

2) AB dışındaki ülkelere ihraç edilen ürünler normal şartlarda varış ülkelerinin kurallarına uygun olmalıdır. Ancak Türk malı imajının zedelenmesine yol açacak insan sağlığını ve güvenliğini tehdit eden ürün ihraç edilmesi, ihraç edilen üründe yanıltıcı etiketleme, tağşiş, yanlış içerik beyan etme veya son kullanım tarihinin değiştirilmesi ve benzeri durumlarda ithalatçı ülkeden uygunsuzluğun ülkemize rapor edilmesi halinde ürün, yetkili kuruluş tarafından içeride de Kanun veya diğer mevzuat dikkate alınarak incelenecek ve aynı sonuç teyit edilirse yaptırım uygulanacaktır. Aynı şekilde, piyasa gözetimi ve denetimi kapsamında da bu ürünlerde uygunsuzluk tespit edilmesi halinde aynı yaptırımlar uygulanabilecektir.

Tasarı/teklif madde 3

→ yürürlükteki madde 3

Madde ile, Kanundaki tanımlar düzenlenmektedir. Tanımlar, Türkiye’de teknik düzenlemeler, ürün güvenliği, uygunluk değerlendirmesi, standardizasyon ve akreditasyon alanında Avrupa Birliği sistemi uygulandığı için ilgili AB mevzuatı esas alınarak düzenlenmektedir. Aynı tanımların kullanılması Türk ihraç mallarının AB pazarında serbest dolaşımının sağlanması bakımından önemli ve gereklidir.

Tasarı/teklif madde 4

→ yürürlükteki madde 4

Madde ile, ürünlerin teknik düzenlemesine uygun olması zorunlu hale getirilmekte ve teknik düzenlemelere ilişkin usul ve esaslar düzenlenmektedir. Teknik düzenlemeler uyulması zorunlu düzenleyici işlemler olup; yönetmelik, kararname, tebliğ, genelge, talimat ve benzeri şekillerde olabilmektedir. Bir ürünün piyasada bulundurulabilmesi teknik düzenlemelerin gereklerinin tam anlamıyla yerine getirilmiş olmasına bağlıdır. Uygun olmayan ürünler hakkında Kanunun öngördüğü önlemler alınmalı, yaptırımlar uygulanmalıdır.

Ayrıca madde ile, ülke menfaatlerinin gerektirdiği durumlarda, ürünlerin uyması gereken kurallara sınırlama getirmeye ve istisna tanımaya Cumhurbaşkanı yetkili kılınmaktadır.

Teknik düzenlemeleri yetkili kuruluşlar hazırlar. Bu yetki söz konusu kuruluşlara kanunla veya diğer bir mevzuatla verilmiş olabilir. Kanun, ürün veya ürün grubu bakımından bu şekilde yetkilendirilmiş kamu otoritesine çeşitli yetkiler vermektedir. Ancak söz konusu kamu otoriteleri teknik mevzuat hazırlama yetkilerini kullanırken Kanunun öngördüğü usul ve esaslara uygun hareket etmekle yükümlü kılınmaktadır. Teknik düzenlemelerin ekonomik ve ticari hayatta, üretim ve tüketimde çok önemli etkileri olabilmektedir. Bu etkilerin, kamu menfaatinin gerektirdiği şekilde ve yönde olması amacıyla Kanun teknik düzenlemelerin sektör ayrımı yapmaksızın aşağıdaki temel ilkelere uymasını hükme bağlamaktadır:

1) Teknik düzenlemeler insan sağlığı ve güvenliği gibi bir kamu yararını korumak ve gözetmek amacını güder. Çünkü bu tür bir kamu yararının varlığı ve korunmaz ise doğuracağı zararın büyüklüğü kamunun müdahalesini meşru kılar. Ancak bu müdahalenin de kurallar ile sınırlandırılması gerekir.

Amacına uygun olmayan, gerektiğinden fazla müdahaleci olan (ölçülü olmayan), anlaşılması ve bu nedenle uygulanması güç düzenlemeler kamu yararını korumak bir yana tehlikeye sokar.

2) Teknik düzenlemeler gözetilmesi gerekli kamu yararını korumak için gerekli tedbirleri belirler.

Ancak aynı zamanda, üretim ve ticaretin işleyişini de bozacak eylemlere yol açmamalıdır. Bu hassas dengenin korunması için gözetilecek ana ölçü şu olmalıdır: Yetkili kuruluş, korumayı amaçladığı kamu yararını aynı ölçüde koruyacak yöntemlerden daha az kısıtlayıcı olanı tercih etmelidir. Örneğin, uygun bir işaretlemenin, etiketlemenin veya alıcıya yaş sınırı koymanın da yeterli olabileceği hallerde ürünün tamamen yasaklanması yoluna gitmemeli veya tehlikenin gerçekleşme ihtimalinin çok düşük olduğu veya ürün grubunun çok az bir bölümünün riskli olduğu durumlarda sadece bunlara yönelik tedbirler geliştirmeli ve uygulamalı, geriye kalan uygun ürünü engellememeli ve iktisadi işletmeciyi gereksiz külfete sokmamalıdır.

3) Teknik düzenlemelerin ekonomik ve ticari hayatta, üretim ve tüketimde çok önemli etkileri olabilmektedir. Bu nedenle, teknik düzenleme taslaklarının mümkün olabildiğince ilgili tüm tarafların görüşüne sunulmasında yarar vardır. Duyuru yapılmasında resmi yolların yanı sıra internet gibi yaygın olarak kullanılan ve geniş kitlelere ulaşmada yardımcı olabilecek diğer yollar da kullanılabilir. Yorum yapabilmeleri için ilgililere belirli bir süre tanınması, onların taslak üzerinde sağlıklı bir inceleme yapabilmesi ve başkalarına danışabilmesi için imkân sağlar. Bu yöntemle hazırlanmış bir teknik düzenleme çok daha geniş bir mutabakata dayandığından daha rahat ve etkin uygulanacaktır. Taslak hakkındaki bir görüşü kabul etmeyen yetkili kuruluş bu eylemini makul bir şekilde gerekçelendirebilmeli ve sunabilmelidir.

Türkiye-AB Gümrük Birliği gereğince Türkiye, AB’nin ticarette teknik engellerin önlenmesine ilişkin mevzuatını uyumlaştırmayı taahhüt etmiştir. Gümrük Birliği ayrıca, yasal olarak AB üyesi bir ülkede üretilmiş veya serbest dolaşıma girmiş ürünün Türkiye pazarına girişinin engellenemeyeceğini de hükme bağlamıştır. Türk malları ise bu haktan ancak Türkiye, ilgili AB mevzuatını uyumlaştırdıktan sonra faydalanabilmektedir.

Türkiye’nin taraf olduğu Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) Ticarette Teknik Engeller Anlaşması üye ülkelerin, Türkiye-AB Gümrük Birliği ise tarafların, hazırladıkları teknik düzenlemeleri taslak halindeyken diğer tarafların görüşüne sunmalarını öngörmektedir. Böylelikle akit taraflar bir diğerinin yapacağı mevzuatı önceden inceleme, taslak üzerinde yorum yapabilme ve değişiklik önerebilme fırsatı bulabilmekte ve sonuçta muhtemel ticarette teknik engeller önlenebilmektedir. AB kapsamında bu bildirimlerin bir diğer işlevi daha bulunmaktadır. Bu bildirimler sayesinde, alıcı ülkeler ihracatçı ülkenin mevzuatını bir tür onaylama işlemi de yapmaktadırlar. Bildirime itiraz edilmemesi veya yapılan itirazların giderilmesi, taraf ülkenin yaptığı ulusal mevzuata diğer tarafların da mutabık kaldığı sonucunu doğurmaktadır. Böylece alıcı ülkenin mevzuatı hazırlayan ülkenin kapsam dahilindeki malını ithalat aşamasında engellemesi ihtimali azalmaktadır. Bu nedenle, Türk ihraç mallarının DTÖ veya AB üyesi ülke pazarlarında serbest dolaşımının sağlanabilmesi için yetkili kuruluşların hazırladıkları teknik düzenleme taslaklarını Ticaret Bakanlığı aracılığıyla DTÖ’ye veya AB’ye bildirmeleri gerekmektedir.

Ülkemizin de taraf olduğu Birleşmiş Milletler Engellilerin Haklarına İlişkin Sözleşme, taraf devletlerin, engellilerin bağımsız yaşayabilmelerini ve yaşamın tüm alanlarına etkin katılımını sağlamak ve engellilerin diğer bireylerle eşit koşullarda fiziki çevreye, ulaşıma, bilgi ve iletişim teknolojileri ve sistemleri dâhil olacak şekilde bilgi ve iletişim olanaklarına, hem kırsal hem de kentsel alanlarda halka açık diğer tesislere ve hizmetlere erişimini sağlamak için uygun tedbirleri almasını hükme bağlamaktadır. Bu kapsamda, teknik düzenlemeler engellilerin erişebilirliğine ilişkin hükümler içerebilir. Örneğin; asansörler mevzuatında engellilerin erişilebilirliği için asansörün güvenli bir şekilde sürekli olarak çalıştırılmasına ilişkin hüküm bulunmaktadır. Bu çerçevede, yetkili kuruluş, teknik düzenlemelerin gerektirdiği hallerde teknik düzenlemeleri uygularken ürünlerde engellilerin erişebilirliğine yönelik önlemleri almalıdır.

Madde ile ayrıca, Türk Ürünlerinin İhracatının Arttırılmasına Yönelik Teknik Mevzuatı Hazırlayacak Kurumların Belirlenmesine İlişkin 97/9196 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile Ticaret Bakanlığı’na verilen Avrupa Birliği teknik mevzuatına uyum alanında yetkili kuruluşlar arasında koordinasyon görevi hükme bağlanmaktadır.

Tasarı/teklif madde 5

→ yürürlükteki madde 5

Güvenli ürün kısaca, insan sağlığı ve güvenliği bakımından yüksek koruma sağlayan veya diğer bir deyişle ciddi bir risk veya tehlike oluşturmayan üründür. Bir ürünün güvenli olmaması halinde piyasaya arzının veya piyasada bulundurulmasının yasaklanması, piyasadakilerin toplatılması, nihai kullanıcıda olanların ise geri çağrılması, bu ürünün arz edebileceği risklerin önlenmesi bakımından hayati öneme sahiptir.

Madde ile, bir ürünün güvenli olup olmadığına ilişkin değerlendirme kriterleri düzenlenmektedir.

Öncelikle, her teknik düzenlemeye uygunluk, ürünün güvenli olduğu varsayımını doğurmaz. Çünkü teknik düzenlemeler sadece insan sağlığının ve güvenliğinin değil, çevrenin, kamu düzeninin, yol güvenliğinin korunmasını, enerji verimliliğinin sağlanmasını ve benzeri başka kamu yararlarını da gözetiyor olabilir. Bu nedenle Kanun ancak sağlık ve güvenlik koşullarını düzenleyen 4 üncü maddeye uygun teknik düzenlemelerin ürünün güvenli olduğu konusunda karine teşkil edeceğini hükme bağlamaktadır.

Tasarı/teklif madde 6

→ yürürlükteki madde 6

Madde ile, ürünün bir kişiye veya bir mala zarar vermesi halinde, bu ürünün imalatçısının veya ithalatçısının zarardan dolayı tazminat yükümlülüğü düzenlenmektedir. Söz konusu düzenleme AB’nin üye devletlerin ürün sorumluluğuna ilişkin 25 Temmuz 1985 tarihli ve 85/3 74/AET sayılı Konsey Direktifi doğrultusunda hazırlanmaktadır.

Gerek mevzuatımızda gerekse AB mevzuatında nedensellik bağını ispat yükü zarar görene aittir. Madde ile, uygun olmayan bir ürünün sebep olduğu zarara ilişkin birden fazla imalatçı veya ithalatçının tazminat yükümlülüğü doğuyor ise imalatçı ve ithalatçının müteselsilen sorumlu olduğu düzenlenmektedir.

Kanuna göre basiretli bir iktisadi işletmeci, piyasaya sağladığı ürünün Kanunda öngörüldüğü şekilde gerekli tüm teknik, sağlık ve güvenlik gereklerine uygunluğundan, uygun olmayan ürünleri için de gerekli önlemlerin alınmasından sorumlu tutulmaktadır. Bu sorumluluğun doğal bir uzantısı da ürünündeki bir uygunsuzluktan dolayı ortaya çıkan zararların telafi edilmesidir. Bu nedenle madde ile, uygunsuz ürünlerden kaynaklanan tazminat sorumluluğundan kurtaran ya da bu sorumluluğu azaltan sözleşmelerin ilgili maddeleri hükümsüz kabul edilmektedir.

Madde ile ayrıca, diğer kanunlardaki tazminat sorumluluğuna ilişkin hükümlerin saklı olduğu hükme bağlanmaktadır.

Tasarı/teklif madde 7

→ yürürlükteki madde 7

Kanun ürünün teknik mevzuatına uygunluğundan ve güvenli olmasından birinci derecede imalatçıyı sorumlu tutmaktadır. İmalatçının sorumluluğu, ürün piyasaya arz edildikten ve hatta nihai kullanıcının eline geçtikten sonra da devam etmektedir. Araya dağıtıcıların girmesi, imalatçının yükümlülüklerini sona erdirmemektedir. Bu doğrultuda madde ile, imalatçının yükümlülükleri düzenlenmekte ve kendisine gerektiğinde rahatlıkla ve hızlı bir şekilde ulaşılması amacıyla ürüne, ambalaja ya da ürüne eşlik eden belgeye ismini, ticari unvanını, markasını ve açık adresini koyması hükme bağlanmaktadır.

Tasarı/teklif madde 8

→ yürürlükteki madde 8

Madde ile, imalatçının yetkili temsilcisinin yükümlülükleri düzenlenmektedir. Kanun imalatçının ister yurtiçinde isterse de yurtdışında yerleşik olsun Türkiye’de yerleşik gerçek veya tüzel kişiyi yetkili temsilcisi olarak atayabilmesini hükme bağlamaktadır. Teknik düzenlemenin (örneğin tıbbi cihazlar) gerektirdiği durumlarda yurtdışında yerleşik imalatçı, Türkiye’de yerleşik bir yetkili temsilci atamak zorundadır. Yetkili temsilci, imalatçının kendisine yazılı olarak devrettiği görevleri yerine getirir. Bu yetkilendirme, imalatçının tüm ödevlerini kapsayamayacağı gibi maddenin ikinci fıkrasında belirlenenlerden de az olamaz. Yetkili temsilci aynı zamanda ürünün ithalatçısı da olabilir.

Bu durumdaki yetkili temsilci ithalatçının 9 uncu maddede sayılan yükümlüklerini de yerine getirmek zorundadır.

Tasarı/teklif madde 9

→ yürürlükteki madde 9

Madde ile, ithalatçının yükümlülükleri düzenlenmektedir. İthalatçı, teknik düzenlemesinde aksi belirtilmediği müddetçe imalatçının tüm ödevlerini yüklenemez. Örneğin, ürünü uygunluk değerlendirmesine tabi tutamaz, uygunluk beyanını düzenleyemez veya teknik dosyayı tanzim edemez. Ancak tüm bunların usulüne uygun bir şekilde yapıldığından emin olmak zorundadır.

Madde ile, ithalatçının yurtiçi piyasaya sadece güvenli ve varsa teknik düzenlemesine uygun ürünleri arz etmesi, ithalat sonrasında da ürünün ilgili teknik düzenlemeye uygun veya güvenli olmadığının tespit edilmesi halinde gerekli önlemleri alma yükümlülüğünün ithalatçıya ait olması düzenlenmektedir.

İthalatçıya kendisine gerektiğinde ve rahatlıkla ulaşılması amacıyla isim, kayıtlı ticari unvan veya markasını ve açık adresini ürünün üzerinde belirtme zorunluluğu getirilmiştir.

Tasarı/teklif madde 10

→ yürürlükteki madde 10

Madde ile, dağıtıcının yükümlülükleri düzenlenmektedir. Kanuna göre ürünün tedarik zincirinde yer alarak ürünü piyasada bulunduran imalatçı ve ithalatçı dışındaki herkes dağıtıcı kabul edilmektedir. Dağıtıcılar ürünü piyasada bulundurmadan önce, ürünün imalatçısının veya ithalatçısının yükümlülüklerini yerine getirdiğinden emin olmak zorundadır. Ürünün ilgili teknik düzenlemeye uygun veya güvenli olmadığı hallerde imalatçı veya ithalatçıyla ve yetkili kuruluşlarla işbirliği yapmakla yükümlüdürler.

Tasarı/teklif madde 11

→ yürürlükteki madde 11

Madde ile, imalatçının yükümlülüklerinin ve ürün sorumluluğu tazminatının diğer iktisadi işletmecilere uygulandığı durumlar düzenlenmektedir. Kanun hükümlerinin yerine getirilmesinden esasen ürünün imalatçısı, ürün ithal ise ithalatçısı sorumludur. Maddede ise ürüne yaptıkları özel müdahaleler nedeniyle imalatçının sorumluluklarını üstlenen iktisadi işletmeciler ile onların hangi durumlarda bu sorumlulukları yüklendikleri belirtilmektedir.

Tedarik zincirinin takibini kolaylaştıracak gerekli bilgilerin kaydının tutulması uygun olmayan üründen kaynaklı tazminat sorumluluğu için de önem arz etmektedir. Madde ile, dağıtıcının uygun olmayan üründen kaynaklı zarara uğrayan kişiye ilgili imalatçı veya ithalatçının bilgisini veremediği takdirde, imalatçı gibi tazminattan sorumlu tutulması öngörülmektedir.

Tasarı/teklif madde 12

→ yürürlükteki madde 12

Madde ile, iktisadi işletmecilerin izlenebilirliğine ilişkin usul ve esaslar düzenlenmektedir. Etkin bir denetimin sağlanabilmesi ve önlemlerin uygulanabilmesi için ürünün tedarik zincirinde yer alan iktisadi işletmecilerin açık bir şekilde biliniyor ve izlenebiliyor olması büyük önem arz etmektedir. Bunun için madde ile, ürünü piyasada bulunduran her bir iktisadi işletmeci ürünü kimden aldığını ve kime sattığını yetkili kuruluşlara beyan etmekle yükümlü kılınmaktadır. İzlenebilirlik için iktisadi işletmeciler düzenli tutulmuş, uygun bir kayıt sistemine sahip olmalıdır. Yetkili kuruluşlarca veya zarar gören tarafından talep edildiğinde kendinden bir önceki iktisadi işletmecinin iletişim bilgilerini beyan edemeyen dağıtıcılar, Kanun kapsamında imalatçı olarak kabul edilmektedir.

Teknolojinin gelişmesiyle birlikte günümüzde ürünün piyasaya arzını veya piyasada bulundurulmasını sağlayan e-ticaret platformları veya yer sağlayıcı internet siteleri gibi elektronik yollarla ürün sağlayan aracı hizmet sağlayıcıları yaygınlaşmıştır. Bu tür araçlarla piyasaya ürün arz edenler daha çok sayıda kişiye daha hızlı bir şekilde ulaşmakta ve bu yollarla piyasaya arz edilen veya piyasada bulundurulan ürünlerin güvenliğine ilişkin takibin zorluğu nedeniyle aracı hizmet sağlayıcılarının piyasaya güvenli olmayan ürün arz etme ihtimali yüksektir. Madde ile, bu gibi elektronik yollarla doğrudan ürün sağlayanlar, aracı hizmet sağlayıcıları ile benzer şekilde radyo ve televizyon gibi ürüne ilişkin satış gerçekleştiren medya hizmet sağlayıcıları da izlenebilirlik kurallarına tabi kılınmaktadır.

Tasarı/teklif madde 13

→ yürürlükteki madde 13

Madde ile, uygunluk işaretleri ve belgeleri, uygunluk değerlendirme işlemlerine ilişkin usul ve esaslar düzenlenmektedir. Test, muayene ve belgelendirme gibi uygunluk değerlendirme işlemleri ürünün teknik düzenlemesine uygun olup olmadığının tespitine yarar. Maddeye göre, teknik düzenleme ürüne piyasaya arz öncesi uygunluk değerlendirme işlemleri yapılmasını şart koşuyorsa bu işlem olumlu bir şekilde tamamlanmadığı müddetçe bu ürün piyasaya arz edilemez, piyasada bulundurulamaz veya kullanıcının hizmetine sunulamaz.

Madde ile ayrıca, başta “CE” işareti olmak üzere, ürünlere ilişkin her türlü uygunluk işaretine ilişkin usul ve esaslar belirlenmektedir. Ürünlere konulan zorunlu uygunluk işaretleri ve ürünlere eşlik eden zorunlu uygunluk belgeleri ürünün uygunluğu ve güvenliği konusunda karine teşkil eder ve özellikle tüketicilerde bu yönde bir algı doğururlar. Diğer yandan, usulüne uygun olmayan şekillerde kullanıldıklarında da tüketicileri yanıltabilirler. Bu nedenle söz konusu uygunluk işaretlerinin gerçeğe aykırı şekilde düzenlenmesi, kullanılması veya taklit edilmesi yasaklanmaktadır.

Tasarı/teklif madde 14

→ yürürlükteki madde 14

Madde ile, uygunluk değerlendirme kuruluşları ve onaylanmış kuruluşlara ilişkin usul ve esaslar belirlenmektedir. Ürünün zorunlu veya ihtiyari teknik koşulları karşılayıp karşılamadığını gösteren uygunluk değerlendirme sürecine duruma göre test, belgelendirme veya muayene gibi faaliyetler gerçekleştiren uygunluk değerlendirme kuruluşlarının da müdahil olması gerekmektedir. Bu kuruluşlardan bir bölümünü yetkili kuruluşlar ilgili mevzuatın öngördüğü usul ve esaslar çerçevesinde zorunlu uygunluk değerlendirmesi faaliyetini yürütmesi amacıyla görevlendirebilirler. Bu doğrultuda madde ile, uygunluk değerlendirme kuruluşları ve onaylanmış kuruluşların yükümlülükleri, bunları görevlendiren yetkili kuruluşların sorumluluk ve yetkileri ile uygunsuzluk halinde uygunluk değerlendirme kuruluşlarına uygulanabilecek yaptırımlar belirlenmektedir.

Uygunluk değerlendirme kuruluşları ilke olarak ürünün piyasaya arzından önceki sürece (tasarım veya imalat) katılırlar, ancak piyasa gözetimi ve denetimi veya ithalat denetimi yapamazlar. Kanunla denetim görevi yetkili kamu otoritesine verilmektedir. Uygunluk değerlendirme kuruluşlarının belgelendirdikleri ürünlerin belirlenmiş koşullara uygunluğunu devam ettirdiklerini kontrol etmeleri yürüttükleri uygunluk değerlendirmesi faaliyetlerinin bir parçasıdır. Uygunluk değerlendirme kuruluşları, uygunsuzluk tespit ettikleri takdirde iktisadi işletmeciye vermiş oldukları belgeleri kısıtlar veya geri çekerler. Bunun yanı sıra, teknik düzenlemenin gerektirdiği hallerde yetkili kuruluşlar, uygunluk değerlendirme kuruluşlarını muayene faaliyeti yürütmesi amacıyla da görevlendirebilirler.

Muayene ürün piyasaya arz edilmeden, piyasada iken ve kullanıcının hizmetinde iken de yapılabilir.

Ancak bu faaliyetler yetkili kuruluşlar aracılığıyla yapılması gereken piyasa gözetimi ve denetimi olarak kabul edilemezler.

Madde ile, uygunluk değerlendirme kuruluşlarının uygunsuzluğunun tespit edilmesi halinde yetkili kuruluşlar tarafından acil haller dışında söz konusu uygunsuzlukların düzeltilmesi için makul bir süre verilmesi, nihai karar verilene kadar uygunluk değerlendirme kuruluşunun uygunsuzluğa konu faaliyetinin askıya alınması veya kısıtlanması ve uygunsuzluğun bu süre içinde giderilmemesi durumunda faaliyetin süreli veya süresiz kısıtlanması veya tamamen durdurulması yönünde düzenlemeye gidilmektedir.

Madde ile ayrıca, resmi bir görevlendirme olsun veya olmasın uygunluk değerlendirme kuruluşlarının yetkili kuruluşlara karşı her koşulda sorumlu olacakları düzenlenmektedir. Nitekim resmi görevlendirme olmasa dahi uygunluk değerlendirme kuruluşunun yürüttüğü faaliyetlerin ve verdiği belgelerin ve test raporlarının teknik düzenlemenin gerektirdiği uygunluk değerlendirmesini doğrudan veya dolaylı olarak etkilediği durumlar olabilmektedir. Örneğin, 16/12/2011 tarihli ve 2011/2621 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe giren Uygunluk Değerlendirme Kuruluşları ve Onaylanmış Kuruluşlar Yönetmeliğinde yasal görevlendirme olmadan teknik düzenlemeler kapsamında faaliyet yürüten işletme içi akredite birimlere ilişkin hükümler yer almaktadır. Bu tür faaliyet ve belgelerdeki uygunsuzluklar teknik düzenlemenin kapsamındaki belge ve faaliyetlere de sirayet edebilmektedir. Bu tür durumlarda teknik düzenlemeyi yürüten yetkili kuruluşun müdahalesi şarttır. Ancak, bugünkü yasal düzenlemeler buna cevaz vermemektedir. Madde ile, bu hususta düzenleme yapılmaktadır.

Tasarı/teklif madde 15

→ yürürlükteki madde 15

Madde ile, ürünlerin denetimine ilişkin genel usul ve esaslar düzenlenmektedir. Kanuna göre denetim, ilke olarak ürünün piyasada bulunduğu sürede, piyasaya arzından nihai kullanıcıya ulaştığı aşamaya kadar piyasa gözetimi ve denetimi yoluyla yapılmalıdır. Çünkü imalatçı tarafından piyasaya arz edilmeden önceki aşamalarda ürünün teknik düzenlemelerde öngörülen koşullara ve genel ürün güvenliği gereklerine uygunluğunun sağlanması mümkündür. Ayrıca ürün piyasaya henüz arz edilmediği için de kullanıcılar için risk oluşturduğu söylenemez. Ancak ürünün, potansiyel risklerin ve kullanıcıların niteliğine göre ve teknik düzenlemelerin öngördüğü hallerde denetimin ürün piyasaya arz edilmeden önce veya kullanıcının hizmetine sunulduktan sonra da denetlenebildiği durumlar bulunmaktadır. Örneğin, vücuda yerleştirilen kimi tıbbi cihazlar hastanın ihtiyacına göre imal edilerek piyasaya arz edilmeden doğrudan hastanın kullanımına sunulabilir. Öte yandan bazı ürünlerin (örneğin motorlu araçlar, ölçü aletleri, basınçlı kaplar veya asansörler) kullanıcının hizmetinde iken de denetlenmeleri gerekmektedir. Bu gerekçelerle Kanunun ürünün piyasaya arzından önceki ve kullanıcıda iken denetimine de cevaz vermesi gerekmektedir. Aksi takdirde bu tür denetim öngören teknik düzenlemelerin yasal dayanağı eksik kalır.

Bunun yanı sıra, bazı ürünlerin niteliklerinden dolayı kurulumu veya montajı tamamlanmadan denetlenmeleri anlam ifade etmemektedir. Örneğin bir MR cihazının hizmet vereceği yerde kurulumu yapılmadan ancak beraberindeki belgeler ile üzerindeki işaretlerin denetimi yapılabilir; cihazın uygun kalibrasyonunun yapılıp yapılmadığı veya teknik gerekliliklere uygun bir şekilde çalışıp çalışmadığı denetlenemez. Bu örnek asansörler için de verilebilir. Bu nedenle denetimin nerede yapıldığı da önemlidir.

İthalatta ise durum biraz daha farklıdır. İthalatçı, teknik düzenlemede aksi belirtilmediği müddetçe ürünün uygunluk değerlendirmesi işlemlerini yapamaz. Bu işlemler, ilke olarak imalatçı veya bazı durumlarda yetkili temsilci tarafından yapılabilir ki bunlar ithalat aşamasında tamamlanabilecek işlemler değildir. Uygunluk değerlendirmesi normal koşullar altında tasarım veya imalat aşamasında gerçekleştirilir. Bu gerekçelerle ithalatta teknik düzenlemesine veya genel ürün güvenliği gereklerine uygunsuzluğu tespit edilen ürünlerin serbest dolaşıma girişine izin verilemez. Gümrük işlemleri tamamlanmamış ürün piyasaya arz edilmiş sayılmaz. Bu durumdaki ürünün (ithalat) denetimi ürün piyasaya arz edilmeden önce yapılır.

İhraç edilen ürünler normal şartlarda varış ülkelerinin kurallarına uygun olmalıdır. Bu nedenle ihraç ürünlerinin Kanun gereğince ancak özel koşullarda denetlenmesi düzenlenmektedir. Örneğin, Türk ihraç mallarının imajının dış pazarlarda korunmasına yönelik kalite kurallarına uygunluk denetimi, bu özel durumlardan biridir. Bunun yanı sıra, kimi zaman ihraç edilen ürünlerde insan sağlığı veya güvenliğini tehdit eder nitelikte uygunsuzluklar olduğunda veya ürünler tüketiciyi yanıltacak özellikler içerdiğinde (yanıltıcı etiketleme, hile, yanlış içerik beyan etme veya son kullanım tarihinin değiştirilmesi ve benzeri) ihraç mallarının denetlenebileceği Kanun tarafından düzenlenmektedir.

İthalatçı ülkeden bu hüküm kapsamı bir uygunsuzluğun ülkemize rapor edilmesi halinde ürün, yetkili kuruluş tarafından içeride de Kanun veya ilgili diğer mevzuat dikkate alınarak incelenecek ve aynı sonuç teyit edilirse gerekli önlemler alınacaktır.

Denetim, ürünlerin arz edebileceği tehlikelere karşı kamu sağlığı ve güvenliğinin korunması bakımından en önemli araçtır, bir kamu görevidir ve kamu erkine ihtiyaç duyar. Bu nedenle, yetkili kuruluşların görev ve sorumluluğundadır. İnsan sağlığı ve güvenliği, çevre ve tüketici hakları gibi bir kamu yararının korunması söz konusu olduğu için piyasa koşul ve dinamiklerine terk edilemez. Ancak yetkili kuruluşlar, denetim kapsamında aldıkları tedbirlerin önlemeyi amaçladığı tehlikenin boyutu, niteliği ve gerçekleşme olasılığı ile orantılı olmasını sağlar. Amacının ötesine geçecek geniş kapsamlı önlemlerle üretim ve ticarete gereğinden fazla müdahalelerde bulunmaktan kaçınır. Yetkili kuruluşlar, denetimin etkin ve hızlı işlemesi için gerekli idari ve teknik yapıyı oluşturmak, hazırlıklı olmak ve ilgili tüm taraflarla işbirliğini tesis etmek sorumluluğundadır.

Kimi zaman, yetkili kuruluş ürün konusunda mevzuat hazırlamasına ve uygulamasına rağmen yeterli taşra teşkilatının olmaması veya denetimde uzmanlaşmış personelinin bulunmaması gibi nedenlerle etkin bir denetim yapma imkânına sahip olamamaktadır. Kanunda bu gibi durumlar için, yetkili kuruluşun denetim yetkisini yine bu yetkiyi kullanabilecek, sorumluluk ve görevleri üstlenebilecek başka bir yetkili kuruluşa devredebilmesine olanak tanıyan hükme yer verilmektedir.

Denetim bir kamu görevi olduğu için buna ilişkin masraflar kamu bütçesinden karşılanmalıdır.

Masrafların her durumda denetlenenden karşılanması halinde denetimin kalitesi düşer, gerçekten riskli ürünler üzerinde yoğunlaşılamaz; hedef gözetmeksizin, öncelik sıralaması yapılmaksızın denetim yapılması riski doğar ve denetimin disiplini zarar görebilir. Ancak bu madde, ürünün teknik düzenlemesine uygun veya güvenli olmadığının tespit edilmesi halinde test, numune alma ve muayeneye ilişkin giderlerin imalatçı veya ithalatçı tarafından karşılanacağını hükme bağlayarak yaptırımın caydırıcılığını adil bir şekilde arttırmayı da amaçlamaktadır.

Madde ile ayrıca, dış ticarete konu ürünlerin uygunluk denetimlerine ilişkin usul ve esasların Cumhurbaşkanınca belirlenmesi öngörülmektedir.

Tasarı/teklif madde 16

→ yürürlükteki madde 16

Madde ile, yetkili kuruluşların piyasa gözetimi ve denetiminde görev, yetki ve sorumlulukları düzenlenmektedir. Yetkili kuruluşlar, piyasa gözetimi ve denetimini ürünlerin piyasaya tedarik edildiği her yerde yapabilir. Denetim üretim tesislerinde ancak istisnai hallerde gerçekleştirilebilir. Çünkü ilke olarak piyasa gözetimi ve denetimi ancak ürün piyasaya arz edildikten sonra yapılabilir. Üretim sürecindeki ürün ise hala piyasaya arz edilmiş değildir ve uygun hale getirilmesi ihtimali bulunmaktadır. Bu nedenle, Kanun yetkili kuruluşun sadece piyasada yapılan denetimlerde ürünün uygun olmadığının anlaşılması ve üretiminde kontrol edilmesi zorunluluğunun doğduğu istisnai hallerde üretim sürecindeki ürünleri denetleyebileceğini hükme bağlamaktadır.

Her ürün her aşamada denetlenemez ve denetim her durumda ürünün muayene edilmesini veya teste tabi tutulmasını gerektirmez. Yetkili kuruluş denetleyeceği ürünleri ve bu ürünleri denetleyeceği yerleri belirli bir program dahilinde önceden belirlemelidir. Çünkü ürünlerin piyasaya arzının yoğunlaştığı yerler farklılık gösterebilmektedir. Türkiye’nin her yerinde ürünlerin piyasaya arzı aynı yoğunlukta gerçekleşmeyeceğinden yetkili kuruluşun da personel ve mali kaynaklarını bu yoğunluk farklılığını gözönüne alarak kullanması gerekir. İlke olarak öncelikle risk analizi ile belirlenen ürünlerde (ürünlerin tamamı değil, yeterli ölçüdeki kısmı) işaret ve belge kontrolü ve duyusal incelemenin yapılması gerekmektedir. Bu inceleme neticesinde riskli olabileceğine dair emareler taşıyan ürünlerden numuneler alınarak bu ürünlerin muayene veya test edilmesi yoluna gidilir.

Piyasadaki ürünler arasında güvenlik veya risk seviyesi bakımından farklılıklar olması normaldir.

Bir ürünün diğerine göre daha yüksek seviyede risk arz etmesi veya daha güvenli olması ürünün güvenli olmadığı veya ciddi risk taşıdığı sonucunu doğurmaz. Önemli olan teknik düzenlemenin veya genel ürün güvenliği mevzuatının izin verdiği ölçülerin dışında kalınmamasıdır.

Bir ürünün teknik düzenlemesine uygunluğunu gösteren işaret ve belgelerin eksikliği tali uygunsuzluk değildir. Kanun bu eksikliklerin giderilmeden ürünün piyasaya arz edilememesini veya piyasada bulundurulamamasını, gerektiğinde bu tür uygunsuzluğu olan ürünlerin piyasadan çekilmesini veya kullanıcıdan geri çağırılmasını hükme bağlamaktadır.

Yetkili kuruluş denetim neticesinde üründe uygunsuzluk tespit ettiği takdirde acil haller dışında, hemen önlem alma yoluna gitmez. Kanunda, yetkili kuruluşun iktisadi işletmeciye kendini savunabilmesi, eksiklerini tamamlayabilmesi, düzeltici önlemler alabilmesi için en az on günlük süre vermesi düzenlenmektedir. Böylelikle yetkili kuruluş, ekonomik anlamda ciddi sonuçlar doğurabilecek ve iktisadi işletmecinin itibarını zedeleyebilecek önlemler almadan önce iktisadi işletmecinin kendiliğinden gerekli önlemleri almasını sağlayabilir veya temin edeceği cevap ve belgeler neticesinde kararını gözden geçirerek önlem almaktan vazgeçebilir. Bu aynı zamanda kaynakların israfının önlenmesi amacına da hizmet edecektir.

Yetkili kuruluşlar aldığı önlem kararlarını risk değerlendirmesine dayandırmalıdır. Risk değerlendirmesini ise riskin doğurabileceği tehlikenin niteliğini ve gerçekleşme olasılığını gözönünde bulundurarak hazırlar.

Kanunda yetkili kuruluşların, bir ürünün risk derecesine göre belirli bir şekilde işaretlenmesini, kullanıcıların riskler konusunda bilgilendirilmesi ve uyarılmasını, ciddi risk taşıyan ürünlerin piyasaya arzının veya piyasada bulundurulmasının durdurulmasını, bu ürünlerin piyasadan çekilmesini ve kullanıcılardan geri çağrılmasını, imha edilmesini veya işlevsiz hale getirilmesini iktisadi işletmeciden talep edebilmesi düzenlenmektedir. Ayrıca, iktisadi işletmecinin gerekli önlemleri almaması, zamanında almaması veya eksik veya yetersiz alması halinde piyasadan çekme, geri çağırma, imha etme ve işlevsiz bırakma önlemlerini kamu sağlığı ve güvenliği veya diğer bir kamu yararını korumak adına yetkili kuruluşun kendisinin alması hükme bağlanmaktadır. Kanunda sayılan önlemlerin yetkili kuruluşlar tarafından teknik düzenlemelerde yer alan diğer önlemlerin alınmasını sınırlamayacağına yer verilmektedir.

Yetkili kuruluşların alınan önlemleri duyurma yükümlülüğü de bulunmaktadır. Kanunun öngördüğü gizlilik ilkesine riayet ederek internet sitesinden veya gerekli gördüğü (basın duyurusu gibi) diğer yollarla duyurur.

Madde ile ayrıca, yetkili kuruluşlar tarafından tüketicilerin, iktisadi işletmecilerin, meslek örgütlerinin veya diğer kişilerin gerektiğinde ürün, teknik düzenleme, denetimler ve benzeri konular hakkında bilgi alabileceği, riskli ve tehlikeli ürünlere ilişkin şikayette bulunabileceği bir birim (ürün güvenliği yardım masası) kurulması, birimin işler tutulması ve kurulan birime ulaşılabilecek yolların duyurulması sorumluluğu düzenlenmektedir.

Yetkili kuruluşlar tarafından düzenlenen eğitime katılarak piyasa gözetimi ve denetimi sertifikası almış olan personele, fiilen piyasa gözetimi ve denetimi için görevlendirilmeleri halinde harcırah ödenmesi gerekmektedir. Bu nedenle söz konusu personele Kanunda, 10/2/1954 tarihli ve 6245 sayılı Harcırah Kanununa göre ödeme yapılması düzenlenmektedir.

Tasarı/teklif madde 17

→ yürürlükteki madde 17

Madde ile, yetkili kuruluşların denetime ilişkin diğer yetkileri düzenlenmektedir.

Kanunda yetkili kuruluşların, ürünlerin piyasaya arzından önce, kurulumu, montajı, hizmete sunulması veya ürün bir hizmet sağlanması sürecinde kullanılırken yaptığı denetimlerde bir uygunsuzlukla karşılaşmaları halinde 16 ncı maddede düzenlenen önlemlerden uygun olanları almaları hükme bağlanmaktadır.

İnternet üzerinden piyasaya arz edilen uygun olmayan ürünün satışının durdurulması da gerekmekte olup, e-ticaret platformlarının veya aracı hizmet sağlayıcının bunu kendiliğinden yapmaması durumunda, yetkili kuruluşun uygun olmayan ürünün satışının yapıldığı internet sitesindeki içeriğe erişimin engellenmesine karar vermesine ve bu kararı uygulanmak üzere Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumuna bildirmesine imkan sağlanmaktadır.

Uygun olmayan bir ürünün televizyon veya radyo üzerinden satışı söz konusu ise yetkili kuruluş 6112 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanunda “Radyo, televizyon ve isteğe bağlı yayın hizmeti içeriğinin seçiminde editoryal sorumluluğu bulunan ve bu hizmetin düzenlenme ve yayınlanma biçimine karar veren tüzel kişi” olarak tanımlanan medya hizmet sağlayıcı kuruluştan bu faaliyetlerin durdurulmasını talep eder. Madde ile; medya hizmet sağlayıcı kuruluşun satışın durdurulması için yetkili kuruluş ile işbirliği yapması hükme bağlanmaktadır.

Tasarı/teklif madde 18

→ yürürlükteki madde 18

Madde ile, iktisadi işletmeciler tarafından alınan önlemlerin duyurulmasına ilişkin usul ve esaslar düzenlenmektedir. Kanun gereğince iktisadi işletmeci ürünün risk içermesi durumunda ürünün içerdiği riskleri ve aldığı önlemleri zamanında ve etkili bir şekilde duyurmakla yükümlüdür.

Duyurunun kapsadığı kitlede engellilerin varlığı söz konusu ise, iktisadi işletmeciler duyuruyu engellilerin erişebileceği uygun yöntemle de yapmakla yükümlüdür. Duyuru riskli ürün, tehlike, iktisadi işletmeciye ulaşma yolları ve kullanıcının alabileceği önlemler hakkında açık, anlaşılır ve yeterli bilgiyi sağlamalıdır. Sağlamadığı her durumda, yetkili kuruluşun duyurunun daha uygun şekil ve yöntemlerle tekrarlanmasını talep hakkı bulunmaktadır. Madde ile ayrıca, dağıtıcıların da gerekli uyarı ve duyuruların ilgililere iletilmesine yardımcı olması yükümlülüğü getirilmektedir.

Tasarı/teklif madde 19

→ yürürlükteki madde 19

Madde ile, ürünün geri çağrılmasına ilişkin usul ve esaslar düzenlenmektedir. Birçok gelişmiş ülkede nihai kullanıcıya intikal etmiş ürünün iktisadi işletmeci tarafından geri çağrılması çok sık rastlanılan bir durumdur. Bu ülkelerde yasalarla, uygun olmayan ürünlerin imalatçı veya ithalatçı tarafından geri çağrılması zorunlu tutulmuştur. Kanunda ise bu kavrama ilişkin usul ve esaslar belirlenerek ülkemizde de uygun veya güvenli olmayan ürünlerin imalatçı veya ithalatçı tarafından geri çağrılması zorunlu hale getirilmektedir. Bu önlemi alan iktisadi işletmeci kararını uygun bir şekilde ilgililere duyurmak ve nihai kullanıcılara ek bir külfete girmeden, zamanında ve kolaylıkla malı teslim edebilmesi için seçenekler sunarak gerekli koşulları sağlamakla yükümlüdür.

Tasarı/teklif madde 20

→ yürürlükteki madde 20

Madde ile, Kanunda düzenlenen yükümlülüklere aykırılık hallerinde uygulanacak idari para cezaları düzenlenmektedir. Cezalar belirlenirken yeterince caydırıcı olmaları hedeflenmiş, ayrıca benzer kanunlardaki ceza oranları örnek alınmıştır.

Yetkili kuruluşlar Kanunda öngörülen önlemleri alırken ve idari para cezalarını uygularken orantılılık ilkesine, önlemlerden ticareti en az kısıtlayıcı olanının alınmasına, önlem veya ceza ile uygunsuzluk arasında doğrudan bir illiyet bağının bulunmasına, iktisadi işletmeciler arasında ayrım gözetmemeye ve rekabeti bozmamaya, alınan önlemler ile uygulanan idari yaptırımların amaca uygunluğuna ve amacın ötesine geçmemesine riayet ederler.

Madde ile ayrıca, hakkaniyete uygun olmasını teminen, Kanuna göre verilen idari para cezaları uygulanırken, cezaya konu aykırılığın büyüklüğü ve yaptırım uygulanacak gerçek veya tüzel kişinin ekonomik durumunun da dikkate alınacağı hüküm altına alınmaktadır.

Tasarı/teklif madde 21

→ yürürlükteki madde 21

Madde ile, iyiniyetli hareket eden iktisadi işletmecilerin teşvik edilmesi amacıyla düzenlemeler yapılmaktadır. Kanun, yetkili kuruluşların müdahalesi olmadan gerektiğinde ve uygun bir şekilde hareket eden iktisadi işletmecilerin sayısını artırmayı ve böylece yetkili kuruluşların kısıtlı kaynak ve imkanlarının sadece gerekli yerlerde kullanılmasını amaçlamaktadır.

Madde ile ayrıca, imalatçı veya ithalatçının hangi durumlarda yükümlülüklerinden kurtulacakları da belirlenmektedir.

Kanun kapsamında, bir üründe uygunsuzluk ya da güvensizlik ortaya çıkması durumunda, ürünü piyasaya arz etmiş olan imalatçının ya da ithalatçının ürünü dağıtıcılardan toplama sorumluluğu bulunmaktadır. Madde ile, imalatçı ve ithalatçının bu sorumluluklarını yerine getirirken ürünün uygunsuzluğu ve güvensizliği konusunda sorumluluğu bulunmayan dağıtıcıların olası mağduriyetinin önlenmesi amaçlanmaktadır.

Tasarı/teklif madde 22

→ yürürlükteki madde 22

Madde ile, yetkili kuruluşların yaptığı masrafların iktisadi işletmeciye rücu edilmesi işlemlerinde ve idari yaptırımlarda yetki ve itiraz düzenlenmektedir.

Tasarı/teklif madde 23

→ yürürlükteki madde 23

Madde ile, yetkili kuruluşun kişisel verilere dair, ticari sır niteliğindeki veya fikri ve sınai mülkiyet hakkına ilişkin edindiği bilgilerin gizliliğinin insan sağlığı ve güvenliğinin korunmasının gerektirdiği haller dışında korunması amaçlanmaktadır.

Tasarı/teklif madde 24

→ yürürlükteki madde 24

Madde ile, Kanunun uygulama mevzuatının neler olduğu ve hangi merciler tarafından çıkarılacağı düzenlenmektedir.

Tasarı/teklif madde 25

→ yürürlükteki madde 25

Madde ile, 29/6/2001 tarihli ve 4703 sayılı Ürünlere İlişkin Teknik Mevzuatın Hazırlanması ve Uygulanmasına Dair Kanun yürürlükten kaldırılmakta ve mevzuatta 4703 sayılı Kanuna yapılan atıfların bu Kanuna yapılmış sayılması öngörülmektedir.

Tasarı/teklif geçici madde 1

→ yürürlükteki geçici madde 1

Madde ile, Kanunda belirtilen düzenlemeler yürürlüğe girene kadar geçecek süre zarfında herhangi bir yasal boşluk doğmaması için 4703 sayılı Ürünlere İlişkin Teknik Mevzuatın Hazırlanması ve Uygulanmasına Dair Kanunun uygulama mevzuatının ve 4703 sayılı Kanuna dayanılarak yetkili kuruluşlar tarafından yürürlüğe konulan düzenlemelerin Kanuna aykırılık teşkil etmeyen hükümlerinin uygulanmasına devam edilmesi amaçlanmaktadır.

Ayrıca, Cumhurbaşkanınca yeni bir Karar yürürlüğe konuluncaya kadar, 28/1/2013 tarihli ve 2013/4284 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Teknik Düzenlemeler Rejimi Kararının uygulanmasına devam edileceği hükme bağlanmaktadır.