İçeriğe geç
Yürürlükte Temel kanun 2. hâli

Nükleer Düzenleme Kanunu

Kanun numarası
7381
Kabul tarihi
05.03.2022
Resmî Gazete
08.03.2022 / 31772
Son değişiklik
02.05.2024
Madde sayısı
30

Kaynak: TBMM 27. Dönem S. Sayısı 314 (Esas No: 2/4222) · belgeyi aç · TBMM kaydı . Gerekçeler kanun tasarısı ya da teklifi üzerine yazılmıştır; komisyon ve Genel Kurul görüşmelerinde madde numaraları değişebilir. Her gerekçe, metni en çok benzeyen yürürlükteki maddeye bağlanmıştır.

Genel gerekçe

Nükleer enerjinin barışçıl amaçlı kullanımı sırasında güvenliğin sağlanması ve sürdürülmesi ile faaliyetin radyasyonun olası zararlı etkilerinden korunarak yerine getirilmesinde tarafların önemli sorumlulukları bulunmaktadır. Nükleer enerji kullanımı sırasında nükleer güvenlik ve nükleer emniyetin sağlanması bakımından birincil sorumluluğun yetkilendirilen kişiye ait olmasının yanı sıra bu sorumluluğun gereklerinin etkin bir şekilde yerine getirilmesi, düzenleyici ve denetleyici faaliyetlerde bulunan bir kamu kurumu tarafından garanti altına alınmak zorundadır. Bu nedenle nükleer enerji kullanımında; kamu kesimi dâhil ilgili tüm tarafların yetki ve yükümlülükleri ile sorumluluklarının belirlenmesi gerekmektedir.

Ülkemizde nükleer enerji çalışmaları, 27/8/1956 tarihli ve 6821 sayılı Atom Enerjisi Komisyonu Kurulması Hakkında Kanun ile Başbakanlığa bağlı olarak kurulan “Atom Enerjisi Komisyonu” ile başlamıştır. Bu Komisyon, 9/7/1982 tarihli ve 2690 sayılı Türkiye Atom Enerjisi Kurumu Kanunu ile Başbakana bağlı olarak “Türkiye Atom Enerjisi Kurumu” adı ile kamu tüzel kişiliğini haiz olmak üzere yeniden yapılandırılmıştır. TAEK, 27/11/2002 tarihli ve 24949 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Cumhurbaşkanlığının 26/11/2002 tarihli ve D-l-2002-792 sayılı onayı ile 27/9/1984 tarihli ve 3046 sayılı Kanunun mülga 10 uncu maddesine istinaden Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığına bağlanmıştır. 2690 sayılı Kanunda TAEK’in görevleri; atom enerjisinin barışçıl amaçlarla ülke yararına kullanılmasını sağlamak, temel ilke ve politikaları belirleyip önermek, atom enerjisi ile ilgili bilimsel, teknik ve idari çalışmaları yapmak, düzenlemek, desteklemek, koordine etmek ve denetlemek olarak sayılmıştı. TAEK, nükleer enerji ile ilgili olarak her konuda yetkili kurum olarak teşkil edilmişti.

TAEK’in düzenleyici ve denetleyici işlevleriyle beraber icrai işlevleri de bulunmaktaydı.

Nükleer enerji alanının, düzenleyici ve denetleyici kurum işlevleriyle icrai işlevlerinin birbirinden ayrılması zorunluluk arz ettiğinden, bu görevlerin birbirinden ayrılması suretiyle düzenleyici ve denetleyici görevleri yerine getirmek üzere 2/7/2018 tarihli ve 702 sayılı Nükleer Düzenleme Kurumunun Teşkilat ve Görevleri ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile Nükleer Düzenleme Kurumu kurulmuştur. Ancak bu Kanun Hükmünde Kararname, Anayasa Mahkemesinin 30/12/2020 tarihli ve E.:2018/l15; K.:2020/81 sayılı kararı ile iptal edilmiş, söz konusu kararın Resmî Gazete’de yayımlanmasından başlayarak bir yıl sonra yürürlüğe girmesi hüküm altına alınmıştır. Bu doğrultuda Nükleer Düzenleme Kanunu hazırlanarak, 2/7/2018 tarihli ve 702 sayılı Nükleer Düzenleme Kurumunun Teşkilat ve Görevleri ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Anayasa Mahkemesinin 30/12/2020 tarihli ve E.:2018/115;

K.:2020/81 sayılı kararı ile iptal edilmesiyle doğan hukuki boşluğun giderilmesi amaçlanmıştır.

Nükleer Düzenleme Kanunu hazırlanırken ülkemizin üyesi olduğu Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı tarafından yayımlanan nükleer enerji kullanımı sırasında radyasyondan korunmanın teminine yönelik şartlar ve kılavuzlar; Ülkemizin taraf olduğu “Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesine İlişkin Andlaşma”, “Nükleer Terörizmin Önlenmesine İlişkin Uluslararası Sözleşme”, “Nükleer Güvenlik Sözleşmesi”, “29/7/1960 tarihli Nükleer Enerji Sahasında Hukuki Mesuliyete Dair Sözleşme (Paris Sözleşmesi)”, “Viyana ve Paris Sözleşmelerinin Uygulanmasına İlişkin Ortak Protokol”, “Nükleer Maddelerin ve Nükleer Tesislerin Fiziksel Korunması Hakkında Sözleşme”, “Nükleer Denemelerin Kapsamlı Yasaklanması Antlaşması”, “Nükleer Kaza Halinde Erken Bildirim Sözleşmesi”, “Nükleer Kaza veya Radyolojik Acil Hallerde Yardımlaşma Sözleşmesi” ve “Kullanılmış Yakıt İdaresinin ve Radyoaktif Atık İdaresinin Güvenliği Üzerine Birleşik Sözleşme” ile üyelik sürecinde olduğumuz Avrupa Birliği’nin müktesebatında öngörüldüğü şekilde nükleer enerji kullanımı sırasında çalışanların, halkın, çevrenin ve gelecek nesillerin radyasyondan korunmasına yönelik yükümlülüklerimizi kapsayacak güncel bir hukuki altyapı oluşturulmasını, bu çerçevede uygulayıcı, teşvik edici tüm unsur ve kurumlardan bağımsız, etkin, uygun yetkilerle ve imkânlarla donatılmış bir düzenleyici kuruluşun teşkili amaçlanmıştır.

Malumları olduğu üzere ülkemiz, uluslararası toplumun işbirliği içerisinde nükleer silahların yayılmasının önlenmesi hedef, çaba ve düzenlemeleri hususunda istikrarlı bir ulusal ve uluslararası duruş sergilemektedir. Bu kapsamda, Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesine İlişkin Andlaşma ve Nükleer Denemelerin Kapsamlı Yasaklanması Antlaşması gibi uluslararası anlaşmalara taraf olan ülkemizde, nükleer enerjinin barışçıl amaçlarla kullanımına atfedilen öneme vurgu yapmak amacıyla Kanununda “barışçıl kullanım ilkesi” ve “nükleer güvence” konularına azami derecede önem gösterilmiş ve muhtelif hükümlerde bu kapsamda düzenlemelere yer verilmiştir.

Dünyada nükleer enerji alanında üçüncü kişilere karşı hukuki sorumluluk rejimleri, münferit ülke uygulamalarından başka esasen iki uluslararası sözleşme çerçevesinde şekillenmiştir: 29/7/1960 tarihli Nükleer Enerji Sahasında Hukuki Mesuliyete Dair Sözleşme (Paris Sözleşmesi) ve 21/5/1963 tarihli Nükleer Zararlar Hakkında Hukuki Sorumluluğa İlişkin Viyana Sözleşmesi. Paris ve Viyana Sözleşmeleri ile oluşturulan ortak sorumluluk rejimi yanında ayrıca olası bir kaza durumunda her iki sözleşmenin eş zamanlı olarak uygulanmasından kaynaklanacak ihtilafları ortadan kaldırmak ve bu sözleşmeler arasında bir köprü kurmak amacıyla, 21/9/1988 tarihinde Viyana ve Paris Sözleşmelerinin Uygulanmasına İlişkin Ortak Protokol kabul edilmiş ve böylece söz konusu sözleşmelerle ortaya konulan hukuki sorumluluk rejimi coğrafi açıdan daha geniş bir alanda etkili kılınmıştır. Paris ve Viyana Sözleşmeleri temelde aynı ilkelere dayanmakta olup sözleşme tarafları arasında ortak bir sorumluluk rejimi oluşturmak amacıyla genel düzenlemeler öngörmekte; milli hukuklarında gerekli gördükleri tamamlayıcı düzenlemeleri yapmak açısından ise taraf devletleri serbest bırakmaktadır.

Ülkemiz, 1964 ve 1982 tarihli Ek Protokoller ile yenilenen Nükleer Enerji Sahasında Hukuki Mesuliyete Dair Sözleşme’ye (Paris Sözleşmesi’ne) ve Viyana ve Paris Sözleşmelerinin Uygulanmasına İlişkin Ortak Protokol’e taraf bulunmaktadır. Paris Sözleşmesi, son olarak 12/2/2004 tarihinde kabul edilen ve aynı tarihte imzaya açılan Nükleer Enerji Alanında Üçüncü Şahıslara Karşı Hukuki Mesuliyete Dair Sözleşmeyi Değiştiren Protokol (2004 Protokolü) ile önemli ölçüde değişikliğe uğramıştır. Ülkemizin de dâhil olduğu on altı devlet tarafından imzalanan 2004 Protokolü 1/1/2022 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Bahsi geçen protokol, ülkemiz için ise 4/1/2022 tarihinde yürürlüğe girmiş bulunmaktadır.

Bu Kanunda yer alan “Nükleer Hadiselerden Kaynaklanan Nükleer Zararlar Hakkındaki Hukuki Sorumluluk” Bölümü ile nükleer santral işletenin, nükleer tesisinde ya da nükleer maddelerin taşınması esnasında meydana gelen bir nükleer hadiseden kaynaklanan zararlardan kendisinin, personelinin ve tesisle ilgili teknoloji, mal ve hizmet sağlayanların herhangi bir kusurunun olup olmadığına bakılmaksızın ve münhasıran sorumlu olacağı esası kabul edilmektedir. Bu kapsamda, uluslararası düzenlemeler ile uyumlu olarak söz konusu sorumluluğun istisnalarına yer verilmekte ve bu düzenlemelerin çizdiği çerçeve dâhilinde sorumluluk, miktar ve zaman açısından sınırlandırılmaktadır. İlaveten, olası bir kaza halinde işletenin malvarlığının tamamına yakınının yitirilmesi ve kaza neticesinde ortaya çıkan tazminat taleplerinin karşılanamaması gibi olumsuz durumların önüne geçmek adına sorumluluğun sigorta veya diğer mali güvenceler ile teminat altına alınması zorunluluğu öngörülmektedir. Kanun hükümleri kaleme alınırken, hâlihazırda tarafı olduğumuz ve ülkemiz iç hukukunda bir kanun hükmünde olan Paris Sözleşmesi’nin kurduğu hukuki sorumluluk rejimindeki norm ve ilkelere bütünüyle sadık kalınmış, Paris Sözleşmesi’nin iç hukukta düzenleme bakımından takdir yetkisi bıraktığı hususlarda ise kamu yararı gözetilmiştir.

Kanunda ayrıca ceza hükümleri ve idari yaptırımlar düzenlenmiştir. Ceza hükümleri ile nükleer maddelerin, barışçıl amaçlar dışında kullanılmak amacıyla kanun dışı yollarla elde edilmesini önlemeye yönelik olarak, nükleer maddelerin kullanımı, taşınması veya depolanması sırasında alınması gereken fiziksel korunma önlemlerinin esaslarını düzenleyen Ülkemizin tarafı olduğu Nükleer Maddelerin Fiziksel Korunması Sözleşmesi hükümleri uyarınca alınması gereken tedbirlere yönelik iç hukukta düzenleme yapılmış; suçlar, uygun cezalarla müeyyide altına alınmıştır. Yine Ülkemizin tarafı olduğu Nükleer Terörizmin Önlenmesine İlişkin Uluslararası Sözleşme, yasadışı biçimde kasten ölüme veya vücutta ciddi yaralanmaya sebep olma veya mülkte ya da çevrede maddi hasara yol açma niyetiyle radyoaktif maddeye sahip olmayı, radyoaktif cihaz imal etmeyi ve böyle bir cihaza sahip olmayı suç olarak tanımlamakta ve taraf devletlere bu suçları ulusal hukuklarında cezai müeyyideye tabi suçlar olarak ihdas etme ve bu suçların ağır tabiatta olduklarını dikkate almak suretiyle uygun cezalarla cezalandırma yükümlülüğü getirdiğinden ceza hükümleri ile bu uluslararası sözleşmenin gereği yerine getirilmiştir. Kanunda ayrıca halkı, çalışanları, çevreyi ve gelecek nesilleri iyonlaştırıcı radyasyonun olası zararlı etkilerinden korumayı teminen idari yaptırımlar öngörülmüştür.

Kanunda, barışçıl kullanım ilkesi esas alınarak, ● Nükleer enerji ve iyonlaştırıcı radyasyona ilişkin faaliyetlerin yürütülmesi sırasında çalışanların, halkın, çevrenin ve gelecek nesillerin iyonlaştırıcı radyasyonun olası zararlı etkilerinden korunmasına yönelik uygulanması gereken ilke ve esaslar, ● Tarafların sorumlulukları, ● Nükleer hadiselerden kaynaklanan nükleer zararlar hakkındaki hukuki sorumluluk, ● Nükleer enerji ve iyonlaştırıcı radyasyona ilişkin faaliyetler üzerinde düzenleyici kontrol yetkisini haiz Nükleer Düzenleme Kurumunun yetki ve sorumlulukları, belirlenmiştir.

Ayrıca bu Kanun ile 9/11/2007 tarihli ve 5710 sayılı Nükleer Güç Santrallarının Kurulması ve İşletilmesi ile Enerji Satışına İlişkin Kanunda yer verilmeyen hususlar ile birlikte anılan Kanun kapsamındaki düzenlemeler de dünyadaki diğer uygulamalar göz önüne alınarak revize edildiğinden 5710 sayılı Kanunun nükleer düzenlemeye ilişkin hükümleri ilga edilmiştir.

Ek olarak nükleer düzenleyici kuruma, görevlerini yerine getirirken ihtiyaç duyacağı her türlü analiz, danışmanlık, gözetim, inceleme, araştırma, muayene, test, kontrol, eğitim ve sertifikalandırma gibi teknik destek hizmetlerini sağlamak üzere, özel hukuk hükümlerine tabi anonim şirket niteliğinde bir şirket kurulmuştur.

Madde gerekçeleri

Tasarı/teklif madde 1

→ yürürlükteki madde 1

Madde ile Kanunun amaç ve kapsamı belirlenmiştir.

Maddenin birinci fıkrası ile nükleer enerji ve iyonlaştırıcı radyasyona ilişkin faaliyetler üzerinde düzenleme, değerlendirme, yetkilendirme ve denetleme faaliyetleri ile yaptırımları uygulayabilme yetkisini haiz Nükleer Düzenleme Kurumunun yetki ve sorumlulukları ile nükleer zararlar hakkında hukuki sorumluluk rejiminin belirlenmesi Kanunun amacı olarak düzenlenmiştir.

Maddenin ikinci fıkrası ile Kanunun kapsamında yer alan hususlar belirlenmiştir.

Tasarı/teklif madde 2

→ yürürlükteki madde 2

Madde ile Kanunda geçen teknik kavramlar ile anlamları konusunda tereddüt oluşabilecek kavramlar tanımlanmıştır.

Tanımlanan teknik kavramların ulusal mevzuat ve Ülkemizin taraf olduğu uluslararası sözleşmeler ile üye olunan uluslararası kurum ve kuruluşlar tarafından kullanılan terminoloji ile uyum sağlanmasına dikkat edilmiştir. Ayrıca nükleer zararlara ilişkin hukuki sorumluluk hükümlerinin uygulanmasında bu maddede yer verilmeyen tanımlara ilişkin olarak Paris Sözleşmesinde yer alan tanımların esas alınması öngörülmektedir. Bununla beraber Kanunda yer almakla birlikte Kanunun beşinci bölümünün uygulanmasında Paris Sözleşmesinde farklılık arz eden nükleer madde ve nükleer tesis ifadeleri için Paris Sözleşmesinde yer alan tanımların geçerli olduğu düzenlenmiştir.

Tasarı/teklif madde 3

→ yürürlükteki madde 3

Madde ile bu Kanun kapsamında nükleer enerji ve iyonlaştırıcı radyasyona ilişkin yürütülecek faaliyetlere ilişkin genel ilkeler belirlenmiştir. Madde ile Nükleer Düzenleme Kurumunun düzenleyici ve denetleyici yapısı güçlendirilerek, güvenlik, emniyet ve nükleer güvence açısından tam bir etkinlik sağlanması hedeflenmiştir. Madde ile düzenleyici kontrole ilişkin olarak güvenlik ve emniyetle ilgili ilkeler esas alınarak Kurum tarafından yönetmelikle muafiyet tanımlanabileceği ve bu muafiyetlerin sınır ve koşullarının yönetmelikle belirleneceği hususları düzenlenmiştir.

Maddenin ikinci fıkrasında Avrupa Birliğine uyum süreci kapsamında Ülkemiz tarafından uygulanan Avrupa Birliği 2013/59/Euratom “İyonlaştırıcı Radyasyonun Neden Olduğu Tehlikelere Karşı Temel Korunma Standartları (Directive 2013/59/Euratom-Protection Against Ionising Radiation)” Direktifinin 5 inci maddesinde de belirtilen ilkeler (Gerekçelendirme ilkesi, Sınırlama ilkesi, Optimizasyon ilkesi) sayılmıştır. Belirtilen ilkeler uluslararası seviyede kabul görmüş radyasyondan korunmanın ana ilkeleridir.

Tasarı/teklif madde 4

→ yürürlükteki madde 4

Madde ile Kurum tarafından yürütülen yetkilendirme faaliyetleri düzenlenmiştir.

Maddenin birinci fıkrası, nükleer enerji ve iyonlaştırıcı radyasyona ilişkin faaliyetlerin bildirim veya yetkilendirilme olmaksızın yürütülemeyeceği düzenlenmiştir.

Yetkilendirmeler, Ülkemizin taraf olduğu uluslararası sözleşmeler ile üye olunan uluslararası kurum ve kuruluşlarla uyumlu olarak maddenin ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkralarında lisans, izin ve yetki belgesi olarak düzenlenmiş, yetkilendirmeye ilişkin genel ilkeler belirlenmiştir.

Tasarı/teklif madde 5

→ yürürlükteki madde 5

Madde ile yetkilendirilen gerçek ve tüzel kişilerin sorumlulukları ve bu sorumlulukların nasıl sona ereceğine ilişkin hususlar belirlenmiştir. Yetkilendirilen kişinin sorumlulukları belirlenirken ülkemizin tarafı olduğu Nükleer Güvenlik Sözleşmesi esas alınmıştır.

Tasarı/teklif madde 6

→ yürürlükteki madde 6

Madde ile yetkilendirme kalemleri arasında sayılmayan Kurumun onayına tabi olan hususlar belirlenmiştir.

Tasarı/teklif madde 7

→ yürürlükteki madde 7

Madde ile Kurum tarafından yürütülen denetim ve yerinde inceleme faaliyetleri ve Kurumun asli görevlerinden biri olan denetimin esasları ve kapsamı, sonuçları itibarıyla bağlayıcı olmayan denetim ve yerinde inceleme kapsamında teknik destek hizmeti alınabileceği düzenlenmiştir.

Ülkemizde yapıların imar işleri ve yapı denetimi 3/5/1985 tarihli ve 3194 sayılı İmar Kanunu ile 29/06/2001 tarih ve 4708 sayılı Yapı Denetimi Hakkında Kanun hükümleri çerçevesinde düzenlenmiştir.

Her iki Kanunda daha çok konut tipi yapıların belli bir asgari standarda göre projelendirilmesini, inşasını ve denetimini amaçlamaktadır. Ayrıca, bu mevzuat kurulacak yapıların fenni mesuliyet de dâhil olmak üzere sorumluluğunu yapı denetim kuruluşları ile diğer teknik kuruluş ve kişilere paylaştırmaktadır.

Sorumluluğun bu şekilde dağılımı, taraf olduğumuz 14/09/1995’te TBMM tarafından kabul edilen Nükleer Güvenlik Sözleşmesi’nin “Lisans Sahibinin Sorumluluğu” başlıklı “Her Akit Taraf bir nükleer tesisin güvenliği için asıl sorumluluğun ilgili lisans sahibine ait olmasını temin edecek ve her lisans sahibinin sorumluluklarını yerine getirmesini temin etmek için uygun tedbirleri alacaktır.” hükmü ile çelişmektedir. Bahsedilen gerekçelerle maddenin yedinci fıkrası ile nükleer tesisler ile radyoaktif atık tesisleri İmar Kanunu ve Yapı Denetimi Hakkında Kanun hükümlerinden muaf tutulmuş, bu yapıların denetimi Kanun kapsamında özel olarak düzenlenmiştir.

Tasarı/teklif madde 8

→ yürürlükteki madde 8

Madde ile Kurum denetçilerinin ve Kurum tarafından denetime eşlik etmek veya yerinde inceleme yapmak üzere görevlendirilen veya hizmet alınan kişilerin yetki ve sorumlulukları belirlenmiş, güvenlik veya emniyetin tehlikeye düştüğü veya düşebileceği ve müdahalenin gecikmesinde sakınca bulunan hallerde alınacak tedbirler ifade edilmiştir. Denetim faaliyetleri sırasında denetlenenin direnmesi ile karşılaşılabileceği ve bu durumun güvenlik ve emniyet açısından tehlike doğurabileceği ihtimallerine karşı kurum denetçilerinin kolluk kuvveti talebinde bulunabileceği hususunda düzenleme yapılmıştır.

Tasarı/teklif madde 9

→ yürürlükteki madde 9

Madde ile radyoaktif atıklar ve kullanılmış yakıtlara ilişkin genel ilkeler düzenlenmektedir. Kullanılmış yakıt ve radyoaktif atık yönetiminin bütün aşamalarında çalışanların, halkın, çevrenin ve gelecek nesillerin radyolojik tehlikelere karşı korunmasını teminen güvenlik ilkeleri esas alınarak uygun tedbirlerin alınması önem arz etmektedir. Bu sebeple madde kapsamında radyoaktif atık yönetimine ilişkin genel ilkeler belirlenmiştir.

Maddenin birinci fıkrası ile ülkemiz egemenlik alanı dışında yürütülen bir faaliyet sırasında ortaya çıkmış olan radyoaktif atıkların ülkemize girişi yasaklanmış, ikinci fıkrası ile bu kuralın istisnalarına yer verilmiştir.

Madde ile radyoaktif atık yönetimi ile ilgili ulusal yönetim planı ile radyoaktif kirlilik halinde kurumlar arası işbirliği düzenlenmektedir.

Tasarı/teklif madde 10

→ yürürlükteki madde 10

Madde ile radyoaktif atık yönetimine ve işletmeden çıkarmaya ilişkin kurulacak özel hesaplar, bu hesaplara yapılacak katkı payı ödemelerinin nasıl belirleneceği, bu hesaplardan yapılacak katkı payı ödemelerinin neler olduğu, hesapların gelirleri ve işleyişine ilişkin hususlar düzenlenmiştir.

Tasarı/teklif madde 12

→ yürürlükteki madde 12

Madde ile, işletenin hukuki sorumluluğu ile ilgili olarak ilkeler ve istisnalar düzenlenmektedir. Maddenin birinci fıkrasında, nükleer zararlar ile ilgili olarak öncelikle bu Kanun hükümlerinin, Kanunda hüküm bulunmayan hallerde ise Paris Sözleşmesi hükümlerinin uygulanacağı öngörülmektedir.

Maddenin ikinci fıkrasında, Paris Sözleşmesi’nin kapsamı ile uyumlu olarak, nükleer enerji üretimi haricinde kullanılan radyoizotoplardan ve çok düşük aktivitedeki ya da miktardaki nükleer maddelerden kaynaklanan nükleer zararlar Kanun kapsamı dışında bırakılmış olup bu tür nükleer zararın genel hukuki sorumluluk kapsamına tabi tutulmasının yeterli olacağı değerlendirilmiştir.

Maddenin üçüncü fıkrasında, Paris Sözleşmesi’ne uyumlu olarak işleten kavramının kapsamı çizilmektedir.

Maddenin dördüncü, beşinci, altıncı, yedinci ve sekizinci fıkralarında, nükleer tesis işletenin kusursuz ve münhasır sorumluluğu ilkeleri ile sorumluluğun istisnaları ve Kanun ile Paris Sözleşmesi dışında herhangi bir sorumluluğunun olmadığı düzenlenmekte olup bu kapsamda işletenin kusurunun olup olmadığına bakılmaksızın sorumlu olacağı ile işleten dışında herhangi bir kişinin sorumlu olmayacağı öngörülmektedir.

Maddenin dokuzuncu fıkrası ile Paris Sözleşmesinin nükleer tesisler tanımında belirtildiği üzere işletenin aynı yerde bulunan iki ya da daha fazla sayıdaki nükleer tesisinin birlikte tek bir nükleer tesis olarak muamele göreceği düzenlenmiştir.

Tasarı/teklif madde 13

→ yürürlükteki madde 13

Madde ile, uluslararası nükleer sorumluluk hukukunun temel prensiplerinden bir diğeri olan “işletenin sorumluluğunun parasal miktar bakımından sınırlandırılması” ilkesi düzenlenerek işletenin bir nükleer hadiseden doğan nükleer zararlar için hukuki sorumluluğunun kapsamı belirlenmiştir.

Tasarı/teklif madde 14

→ yürürlükteki madde 14

Madde ile, sigorta ya da başkaca bir teminat altına alınmadan nükleer risk taşıyan faaliyetlerin gerçekleştirilmesinin önüne geçilmesi amacıyla, işletenin, Paris Sözleşmesi rejiminin bir diğer prensibi olan “zorunlu finansal güvence” ilkesi kapsamındaki işletenin yükümlülükleri düzenlenmiştir. Böylelikle, nükleer zarara neden olabilecek faaliyetler daha yürütülmeye başlamadan önce risklerin nükleer tesis işletenler tarafından parasal teminat altına alınması sağlanması hedeflenmiştir.

Bu bağlamda ayrıca, nükleer tesisi işletenin kamu kurum veya kuruluşu olması veya sermayesinin tamamının kamuya ait olması durumu düzenlenerek, kendi ülkesinde risk yaratan faaliyetlerin hem sorumlusunun hem de teminatının yine devlet olacağı düşüncesinden hareket edilmiş ve talep halinde sigorta veya teminat gösterme yükümlülüğünden muaf tutulma imkânı getirilmiştir.

Tasarı/teklif madde 15

→ yürürlükteki madde 15

Maddenin birinci fıkrasında, Türkiye Cumhuriyetinde kurulacak ve işletilecek nükleer tesisler ve bu nükleer tesislere ilişkin nükleer maddelerin taşınması faaliyetleri için yeterli sigorta veya teminatın bulunmaması yahut mevcut sigorta altyapısının miktar ve kapsam bakımından bu Kanun kapsamındaki sorumluluk miktarını teminat altına almada yetersiz kalması gibi olasılıklar dikkate alınarak, ülkemizdeki nükleer tesis ve taşıma faaliyetlerinin bu Kanunun şart koştuğu şekilde sigortalanabilmesi için bir nükleer sigorta havuzu kurulması düzenlenmektedir.

Maddenin ikinci fıkrasında işletenin sigorta ya da teminat sağlamaya yönelik yükümlülüğünü nükleer sigorta havuzundan da karşılayabileceği düzenlenmektedir.

Maddenin üçüncü fıkrasında işletenin sigorta veya teminat yükümlülüğünü miktar bakımından tam olarak yerine getiremediği durumlarda eksik kalan sigorta veya teminat miktarının Cumhurbaşkanınca belirlenecek usul ve esaslara göre karşılanacağı düzenlenmektedir.

Maddenin dördüncü fıkrasında, bir nükleer hadise sonrasında bu Kanun kapsamındaki sigorta ya da teminat miktarının herhangi bir sebeple bulunmaması ya da Kanunda belirtilen miktarların tamamını karşılamaması durumunda eksik kalan miktarın Cumhurbaşkanınca belirlenecek usul ve esaslarla karşılanacağı ve işletene rücu edileceği düzenlenmiştir.

Tasarı/teklif madde 16

→ yürürlükteki madde 16

Maddenin birinci fıkrası ile, bir nükleer hadise sonucu oluşacak nükleer zarara ilişkin tazminatın sadece şekli ve tutarı bakımından Türk Borçlar Kanununun ilgili hükümlerinin uygulanacağı düzenlenmiş, ikinci fıkrasında ise sosyal sigortalar ve genel sağlık sigortası kapsamında zarar görene yapılan ödemelerin bu Kanun kapsamında alacağı tazminat miktarından düşüleceği hususu düzenlenerek Paris Sözleşmesi’nin 6/(h) maddesi ile tanınan yetki kullanılmıştır. Maddenin üçüncü fıkrasında, sosyal sigortalar, özel sigortalar ve genel sağlık sigortası mevzuatı kapsamındaki rücu hükümleri saklı tutulmuştur.

Tasarı/teklif madde 17

→ yürürlükteki madde 17

Madde ile, nükleer zarar gören kişilerin, zararlarının tazminini, sorumluluk sınırları içinde doğrudan işletenden talep edebilecekleri gibi sigortacıdan, nükleer sigorta havuzundan ve diğer teminat verenlerden de talep edebileceği ile bu kişilere karşı doğrudan dava açabileceği düzenlenmektedir.

Tasarı/teklif madde 18

→ yürürlükteki madde 18

Madde ile, bir nükleer hadiseden doğan nükleer zararın ve tazminat miktarlarının belirlenmesi ve işletenin sorumlu olduğu toplam tutarın zarar görenler arasında adilane ve ivedi bir şekilde paylaştırılması hususunda nükleer zararın tespiti ve tazminatın belirli bir öncelik sıralamasına göre paylaştırılması ile ilgili sürecin belirlenmesi için bir “Nükleer Zarar Tespit Komisyonu” kurulması ve bu Komisyonun işleyişine ilişkin hususlar düzenlenmiştir. Maddede ayrıca, sorumluluk miktarı sınırının aşıldığı kısım için Cumhurbaşkanınca uygun görülen acil ekonomik tedbirlerin alınması yetkisi verilmekte ve maddenin uygulanmasında hangi hususların yönetmelikle düzenleneceği belirlenmektedir.

Tasarı/teklif madde 19

→ yürürlükteki madde 19

Maddenin birinci fıkrasında, işletenin, sigortacı, diğer teminat verenler ve Devletin yaptıkları ödemeler için nükleer zarara kasıtlı olarak sebep olan gerçek kişiye karşı rücu hakkına sahip olduğu, ikinci fıkrasında işletenin bir sözleşmeden doğan rücu hakkının koşul ve kapsamı, üçüncü, dördüncü ve beşinci fıkralarda ise sorumluluğa ilişkin tazminat talepleri ile ilgili zamanaşımı süreleri düzenlenmektedir.

Tasarı/teklif madde 20

→ yürürlükteki madde 20

Maddenin birinci fıkrasında, Paris Sözleşmesi kapsamındaki bir diğer önemli ilke olan “münhasır yargılama yetkisi” ilkesi doğrultusunda hangi hallerde Türkiye Cumhuriyeti mahkemelerinin yetkili olduğu, ikinci fıkrasında ise birinci fıkra uyarınca Türkiye Cumhuriyeti mahkemelerinin yetkili olduğu hallerde Ankara mahkemelerinin kesin yetkili mahkeme olacağı düzenlenmiştir.

Maddenin üçüncü fıkrasında, 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 76 ncı maddesinde yer alan geçici ödeme hükümlerine, Nükleer Zarar Tespit Komisyonunun kurulmaması hali ve bu Kanun kapsamında belirlenen sorumluluk sınırını aşmama şartları eklenmektedir. Bu şartlar oluşmaksızın mahkeme tarafından geçici ödemeye hükmedildiğinde bu durumun Kanunun öngördüğü tazmin sistemini işlemez hale getireceği görülmektedir. Böylelikle mahkemeye, şartlar oluştuğu takdirde zarar gören üçüncü kişinin iddiasının haklılığını gösteren inandırıcı kanıtlar sunması ve ekonomik durumunun da gerektirdiği hallerde istem üzerine davalının yani nükleer tesisi işletenin zarar görene geçici ödeme yapmasına karar verebilme yetkisi tanınmaktadır.

Tasarı/teklif madde 21

→ yürürlükteki madde 21

Maddenin birinci fıkrası ile Nükleer Düzenleme Kurumuna verilebilecek yükümlülüklere ilişkin düzenleme yapılarak, Kurumun mal ve varlıklarının Devlet malı statüsünde olduğu düzenlenmiştir.

Maddenin ikinci fıkrası ile Kurumun gelirlerinin giderlerini karşılamaması durumunda yapılacaklar belirlenerek, Kurumun işlem ve hizmetlerine ilişkin hususların yönetmelikle belirleneceği hüküm altına alınmıştır.

Maddenin üçüncü fıkrası ile Kurumun Kurul kararı ile yıllara sâri yüklenmelere ait sözleşme yapabileceği, bununla birlikte bu sözleşmelerin süresinin azami beş yılla sınırlı olacağı düzenlenmiştir.

Tasarı/teklif madde 22

→ yürürlükteki madde 22

Maddenin birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkraları ile Kurumda görev yapacak personelin istihdam biçimleri ve özlük haklarına ilişkin düzenlemeler yapılmıştır.

Maddenin beşinci fıkrasında Kurul Başkan ve üyeleri ile Kurum personelinin özlük haklarına ve tabi oldukları mevzuata ilişkin birtakım hususlar düzenlenmiştir.

Maddenin altıncı fıkrasında Kurul Başkan ve üyelerinin 2/10/1981 tarihli ve 2531 sayılı Kamu Görevlerinden Ayrılanların Yapamayacakları İşler Hakkında Kanun hükümlerine tabi olduğu düzenlenmiştir.

Maddenin yedinci fıkrası ile Kurul üyelerinin göreve başlama usulü belirlenmiştir.

Maddenin sekizinci fıkrası ile Kurul üyeleri ve Kurum personelinin görevleriyle bağlantılı olarak işledikleri iddia edilen suçlara ilişkin soruşturmalar için izin verme yetkisi ve soruşturmaların takibi için Kurumun görevlendireceği avukat ile bu avukata ödenecek ücretin nasıl belirleneceği düzenlenmiştir.

Tasarı/teklif madde 23

→ yürürlükteki madde 23

Madde ile Nükleer Düzenleme Kurumun görevlerini yerine getirirken ihtiyaç duyacağı her türlü analiz, danışmanlık, gözetim, inceleme, araştırma, muayene, test, kontrol, eğitim ve sertifikalandırma gibi teknik destek hizmetlerini sağlamak için kuruluş ve tescile ilişkin hükümleri hariç olmak üzere 13/1/2011 tarihli ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu ve özel hukuk hükümlerine tabi özel hukuk tüzel kişiliğini haiz bir anonim şirket kurulması amaçlanmıştır.

NÜTED A.Ş.’nin özel hukuk tüzel kişisi olması ve yürüteceği faaliyetlerin niteliği gereği şirkette istihdam edileceklerin iş akdi ile çalıştırılacağı düzenlenmekle beraber faaliyetleri kapsamında gerektiğinde ihtisas sahibi kamu kurum ve kuruluşlarından alanında uzman ve yetkin personeli de geçici görevlendirme suretiyle istihdam etme imkânı oluşturulmuştur. Bunun yanında yine yapacağı işin niteliği gereği şirketin bazı düzenlemelerden muaf tutulması sağlanmaktadır.

Maddenin son fıkrasıyla şirketin yürüteceği birtakım hizmetlere ve yürütebileceği birtakım faaliyetlere ilişkin düzenlemeleri yapmaya ilişkin yetki Cumhurbaşkanına bırakılmıştır.

Tasarı/teklif madde 24

→ yürürlükteki madde 24

Madde ile nükleer enerji ve iyonlaştırıcı radyasyona ilişkin ceza hükümleri düzenlenmiştir. Maddenin birinci fıkrasında ülkemizin taraf olduğu Nükleer Terörizmin Önlenmesine İlişkin Uluslararası Sözleşme ile Nükleer Maddelerin ve Nükleer Tesislerin Fiziksel Korunması Sözleşmesi kapsamında; ulusal mevzuatta suç olarak düzenlenmesi gereken fiiller ile Kurum tarafından yetkilendirilen faaliyetlerin yetkisiz olarak yürütülmesi durumları suç olarak düzenlenmiştir. İlaveten suçların örgüt şeklinde işlenmesi gibi durumlar suçun ağırlaştırıcı unsuru olarak düzenlenmiştir.

Tasarı/teklif madde 25

→ yürürlükteki madde 25

Madde ile nükleer enerji ve iyonlaştırıcı radyasyona ilişkin idari yaptırımlar düzenlenmiştir. Kurum tarafından uygulanacak yetkilendirmenin iptali, kısıtlanması, askıya alınması ve idari para cezaları idari yaptırım olarak düzenlenmiştir.

İdari para cezalarının belirlenmesinde dereceli yaklaşım esas alınmış ve alt ve üst sınır gösterilmek suretiyle belirlenmiştir. Maddenin birinci fıkrasının (c) bendinde düzenlenen “mevzuat veya yetki koşullarına, Kurum kararlarına ve talimatlarına aykırı hareket edilmesi” düzenlemesinde yer alan mevzuat hükümleri, yetki koşulları ve Kurum talimatları, nükleer güç santrallerinden diş muayenehanelerinde kullanılmak üzere Kurumdan yetki alınan diş röntgeni cihazlarına kadar farklı sektörlerde, farklı büyüklüklerde ve farklı alanlarda etkisi birbirinden çok farklı pek çok hususu kapsamakta olup, her bir faaliyet alanına ilişkin düzenleyici kontrolün sağlanması amacıyla pek çok farklı mevzuat, yetki koşulu belirlenebilmekte veya düzenleyici kararlar alınabildiğinden, her bir alanda ayrı ayrı belirlenen kurallara aykırılık halinde verilebilecek idari yaptırımların türü, süresi ve miktarı çerçeve bir hüküm halinde düzenlenmiş, hükmün içeriğinin ikincil düzenlemelerle doldurulması amaçlanmıştır.

Nükleer enerji alanında hukuki sorumluluk kapsamında ise maddenin dördüncü ve beşinci fıkralarında idari yaptırımlar nisbi usulde ayrıca düzenlenmiş “zorunlu finansal güvence” yükümlülüğünün ihlal edilmesinin önüne geçmek amacıyla, bu yükümlülüğün ihlali halinde nisbi idari para cezası öngörülmüş, bu ihlallerin tespiti halinde yaptırım uygulanmasına ilişkin işleyiş düzenleme altına alınmıştır.

Maddenin onuncu fıkrası ile radyoaktif maddelerin güvenlik ve emniyetinin sağlanamadığının ve bu durumun halkın, çalışanların, çevrenin ve gelecek nesillerin radyasyondan korunmasını tehdit edebileceğinin Kurum tarafından değerlendirilmesi hâlinde alınabilecek tedbirler ve bu tedbir masraflarının nasıl karşılanacağına ilişkin düzenleme yapılmıştır.

Tasarı/teklif madde 26

→ yürürlükteki madde 26

Maddenin birinci fıkrasında ülkemizin taraf olduğu nükleer santrallerin kurulmasına ve işletilmesine ilişkin uluslararası anlaşmalarda yer alan özel hükümlerin saklı kalacağı düzenlenmiştir.

Maddenin ikinci fıkrası ile Harp Araç ve Gereçleri ile Silâh, Mühimmat ve Patlayıcı Madde Üreten Sanayi Kuruluşlarının Denetimi Hakkında Kanun hükümlerinin bu Kanun hükümlerinin uygulanmasında saklı olacağı belirtilmiştir.

Maddenin üçüncü fıkrası ile nükleer enerji ve radyasyonun kullanımını içeren faaliyetlerin düzenleyici kontrolünün, kapatılan Türkiye Atom Enerjisi Kurumu tarafından yürütülmesi sebebiyle bu konulara ilişkin mevzuatta kapatılan Türkiye Atom Enerjisi Kurumuna yapılan atıfların Kuruma yapılmış sayılacağı düzenlenmiştir.

Maddenin dördüncü fıkrası ile mevzuatta mülga 702 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye yapılan atıfların bu Kanuna yapılmış sayılacağı düzenlenmiştir.

Tasarı/teklif madde 27

→ yürürlükteki madde 27

Maddenin birinci fıkrası ile Nükleer Düzenleme Kurumundaki Başkan Yardımcılıkları ile Daire Başkanlıkları istisnai memurluklar haline getirilmektedir.

Maddenin ikinci fıkrası ile Nükleer Düzenleme Kurumunun düzenleme ve denetlemeye ilişkin mal, hizmet ve danışmanlık hizmeti alımları, nükleer santral projeleri kapsamında saha ve fizibilite çalışmaları ile ilgili etüt, hizmet ve danışmanlık hizmeti alımları, Türkiye Enerji, Nükleer ve Maden Araştırma Kurumunun yürüttüğü ve desteklediği araştırma ve geliştirme projeleri için gerekli olan mal ve hizmet alımları ile bu projelerle doğrudan bağlantılı olan ve projenin yürütülmesi için zorunluluk arz eden yapım işleri ile Hesaplar Yönetim Kurulunun radyoaktif atık yönetimi özel hesabı ve işletmeden çıkarma özel hesabı ile ilgili danışmanlık hizmet alımları, ceza ve ihalelerden yasaklama hükümleri hariç, 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu kapsamından çıkarılmaktadır.

Maddenin üçüncü fıkrası ile 2690 sayılı Kanuna Ek Madde 9 eklenmiş, bu madde ile Türkiye Cumhuriyeti’nin tarafı olduğu nükleer güç santrallerin kurulması ve işletilmesi projelerine dair işbirliğine ilişkin uluslararası anlaşmaların uygulanmasındaki yetkili kurum görevi çerçevesinde, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı personelinden, bu anlaşmalarda öngörülen projelerin uygulanma sürecinin takibi, gözetimi ve koordinasyonu için görevlendirilenlerin harcırahlarına ilişkin düzenleme yapılmıştır.

5710 sayılı Nükleer Güç Santrallarının Kurulması ve İşletilmesi ile Enerji Satışına İlişkin Kanunun kapsadığı konular düzenlenmiş ve dünyadaki uygulamalar çerçevesinde revize edilmiştir. Bu sebeple maddenin üçüncü fıkrası ile 5710 sayılı Kanunun nükleer düzenlemeye ilişkin hükümleri ilga edilmiştir.

702 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Anayasa Mahkemesinin 30.12.2020 tarihli ve E.:2018/115; K.:2020/81 sayılı kararı ile iptal edilmiş ve bu kararın Resmî Gazete’de yayımlanmasından başlayarak bir yıl sonra, 09.03.2022 tarihinde, yürürlüğe girmesi hüküm altına alınmıştır. 09.03.2022 tarihi öncesi bu Kanunun yürürlüğe girmesi planlandığından 702 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ilga edilmiştir.

Tasarı/teklif geçici madde 1

→ yürürlükteki geçici madde 1

Maddenin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları ile bu Kanunun yürürlüğe girmesi ile oluşabilecek hukuki boşluğun engellenmesi için geçiş hükümleri düzenlenmiştir.

Maddenin dördüncü fıkrası ile radyoaktif atık yönetimi özel hesabının giderlerini karşılayacak düzeyde gelir elde edeceği süreye kadar yapılacak mali kaynak aktarımına ve bunun geri ödenmesine ilişkin hususlar düzenlenmiştir.

Maddenin beşinci fıkrası ile ilk nükleer santralin tüm ünitelerinin işletmeye alındığı tarihe kadar, Kurumun gelirlerinin giderlerinden fazla olması durumunda farkın, bir sonraki yıl bütçesine aktarılacağı düzenlenmiştir.

Maddenin altıncı ve yedinci fıkraları ile teknik destek hizmetlerini sunmak üzere kurulmuş olan NÜTED A.Ş.’nin iş ve işlemlerine kesintisiz olarak devam edebilmesi için geçiş hükümleri öngörülmüştür.

Maddenin sekizinci fıkrasında 702 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin yürürlükte olduğu dönemde Kurum adına ve hesabına 1416 sayılı Kanun kapsamında yurt dışına gönderilmeye hak kazanmış olan kişiler ile yurt dışına gönderilmiş olup eğitimlerine devam etmekte olanlardan, gönderildikleri ülkede yüksek lisans öğrenimlerini başarıyla tamamladıktan sonra mecburi hizmet yükümlülüklerini ifa etmek üzere yurda dönenler Nükleer Düzenleme Uzman Yardımcısı kadrolarına, doktora öğrenimlerini başarıyla tamamladıktan sonra mecburi hizmet yükümlülüklerini ifa etmek üzere yurda dönenler ise Nükleer Düzenleme Uzmanı kadrolarına atanacağı düzenlenmiştir.

Maddenin dokuzuncu fıkrası ile Kanunun yayımı tarihinden önce gümrüklü sahalarda bekletilen radyoaktif madde içeren eşya hakkında bir defaya mahsus 9 uncu maddenin dördüncü fıkrasının (f) bendi hükmünün uygulanacağına ilişkin düzenleme yapılmıştır.