Devlet ormanlarına nakil vasıtaları ile yıkıntı veya inşaat atığı atmak ya da hafriyat veya çöp dökmek suretiyle ormanlara, doğal hayata ve çevreye zarar verilmekte olup kamuoyunda bu sorun infiale sebep olmaktadır. Her yıl ormanlarımızda bu kapsamda yaklaşık 250 adet suç işlenmekte olup
1.500 hektar orman alanı zarar görmektedir.
Her ne kadar Çevre Kanunu’nda ormanları kapsayacak şekilde çevreye çöp dökülmesi suçu ve cezası genel olarak yer alsa da orman alanlarında işlenen suçların 2872 sayılı Çevre Kanununa göre özel bir kanun olan 6831 sayılı Orman Kanunu’nda düzenlenmesinin, kanunun uygulanması ve caydırıcılığı arttıracağı öngörülmektedir.
Madde 10- 3213 sayılı Maden Kanununun 7 nci maddesinde yer alan madencilik faaliyetleri ile ilgili olarak yapılacak her türlü kısıtlamanın ancak kanun ile düzenleneceğine dair hüküm gereği; madencilik faaliyetlerine orman sayılan alanlarda izin verilirken, verimli orman alanlarının azami olarak korunması ve geliştirilmesi maksadı ile düzenleme yapılması gerekmektedir.
Madencilik faaliyetlerinin sona ermesi neticesinde idareye teslim edilen veya terk edilen doğal yapısı bozulmuş orman alanlarının rehabilitesi maksadı ile ağaçlandırmaya hazır hale getirilmesi işlemi kanuna göre yalnızca belediyeler aracılığı ile yapılmakta olduğundan, bu işlemlerin özel sektöre yaptırılabilme imkanı getirilerek rehabilite işlemlerinin daha hızlı yürütülmesi sağlanacaktır.
Madde 11- 6831 sayılı Orman Kanununun 17 nci maddesinin ikinci fıkrasında yapılan değişiklik ile ; ormanların kanun dışı müdahalelerden korunması için sınırları kesinleşmiş orman alanlarında devam eden her türlü bina ve tesis inşaatlarının suç tutanağı düzenlenmesi aşamasında durdurulamaması veya yıkılamaması sonucu inşaatlara devam edilmesi nedeniyle kovuşturma sonucunda verilecek kararların infazı güçleşmekte, halk ile zaman zaman karşı karşıya gelinmekte ve yıkımı yapılacak binalar için ülke kaynakları harcanarak israfa yol açılmaktadır.
Açma-yerleşme ve işgal suçları 2008 yılında 4.578 adetten, 2018 yılında 6.686 adete, 2020 yılında 9.708 adete, 2021 yılında ise 12.030 adete yükselmiş olup her yıl artarak devam etmektedir. Anayasal güvence altında olan orman alanlarının işgali ile yapılan milyarlarca TL harcama nedeniyle ülke ekonomisinde kaynak israfı yaşanmaktadır.
Orman Kanununun 17 nci maddesinde yapılacak değişiklik ile suç işlendiği an idarece olaya hemen müdahale edilmesi sağlanarak suç işlenmesinde caydırıcı bir rol oynanması hedeflenmekte olup bu suretle ülke kaynaklarının heba edilmesinin önlenmesi ve devletin tasarrufundaki milli servetimiz olan ormanlara kanun dışı müdahalelerin önüne geçilmesi sağlanarak ortak değerimiz olan ormanların daha etkin olarak korunması sağlanacaktır. Öte yandan bu tür orman suçları ile ilgili davaların yıllarca devam ettiği ve idarece, bu tesislere yargı kararı sonuna kadar müdahale edilmemesi nedeniyle suç işleme temayülünde olan kişilerin cesaretlendirildiği de dikkate alındığında, ormanların korunması ve devamlılığının tehlikeye düşürülmemesi için bu düzenlemenin elzem olduğu muhakkaktır.
Ayrıca yapılan düzenlemenin 775 sayılı Gecekondu Kanunu’nun “Yeniden gecekondu yapımının önlenmesi” başlıklı 18 inci maddesinde yer alan belediye sınırları içinde veya dışında, belediyelere, Hazineye, özel idarelere, katma bütçeli dairelere ait arazi ve arsalarda veya Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerde yapılacak, daimi veya geçici bütün izinsiz yapıların, inşa sırasında olsun veya iskan edilmiş bulunsun, hiçbir karar alınmasına lüzum kalmaksızın yıkılacağına dair hükümde olduğu gibi izinsiz yapılar için verilen bu yıkım yetkisinin, idaremiz kolluk kuvvetlerine de verilmesi sağlanmıştır. Getirilen bu değişiklikle kesinleşmiş orman sınırları içinde bulunan yerlere tecavüz, yerleşme ve sabit tesisler inşa edilmesi halinde idarenin kendi kolluk kuvvetleriyle olaya müdahale ederek tesislerin derhal yıkılabilmesi veya ihtiyaç dahilinde ormancılık faaliyetlerinde kullanılması ve bu suretle ormanların daha etkili bir şekilde korunmasında daha etkin rol alınması ayrıca idarece yıkılmasına lüzum görülmeyen bina ve tesislerin idarece kullanılabilmesi sağlanacaktır.
Madde 12- Devlet ormanlarından kesilecek veya herhangi bir sebeple devrilmiş, kırılmış veya kesilmiş ağaçların kimler tarafından nasıl tespit edileceği, damga çeşitleri ve nakliye tezkereleri ile ilgili hususların değişen teknolojik şartların paralelinde dijitalleştirilerek yeniden belirlenmesi, daha basit, kolay ve dijital çözümlerin getirilmesi amaçlanmaktadır.
Ormancılık alanında gelişmiş teknolojilerin kullanılması konusunda faaliyet gösteren sektörlerle yapılan görüşmeler ve bilgi alışverişleri yanında dijital ürün takip sitemleri teknolojisi ve farklı ülke uygulamalarının incelenmesi sonucu kullanılan sistemin yenilenmesinin gerektiği düşünülmüştür.
Günümüzde kullanılan dijital barkod, çipli kartlar ve QR kod uygulamaları için ARGE çalışmaları yapılmakta olup bu çalışmaların kullanılması ile ekonomik ve iş gücü tasarrufu sağlanacağı gibi faaliyetlerin daha verimli ve etkin yerine getirilmesi vatandaş memnuniyetini artıracaktır.
Çıkarılacak ağaçların damgalanmasında halihazırda kullanılan klasik yöntemde damgalama işlemi sırasında asgari altı eleman çalıştırılması zorunlu iken, kullanılacak teknolojik bir çözümle ağaçların damgalanmasında kullanılan eleman sayısı yarıya indirilebilecektir.
Madde 13- Orman Kanununun 32 nci maddesinde zati ihtiyaç fiyatları maliyet bedelinin üçte biri esas alınarak hesap edilmektedir. Bu fiyat Orman Kanununun 31 inci maddesinden yararlananlar için tarife bedeli ile kesme, taşıma ve istif masrafları olarak uygulanmaktadır. Orman içinde yaşayan ana unsur olan köylülerin 31 inci madde kapsamında aldığı zati ihtiyaç fiyatları, 32 nci madde kapsamından yüksek çıkmakta olduğundan köylülerin 31 inci madde kapsamında aldığı zati ihtiyaç fiyatlarının 32 nci madde ile eşitlenmesi için bu değişikliğin yapılması faydalı olacaktır.
Madde 14- Köylerde yer sarsıntısı, yangın, heyelan, sel ve çığ yüzünden felakete uğrayanlara zati ihtiyaç alınabilmesi için muhtaçlık şartı aranmaktadır. Özellikle köylerde evi yananlar tarafından yapılan müracaatlarda muhtaçlık şartı aranması, emekli maaşı alanların veya asgari ücretli olanların muhtaç sayılmaması bu kişilerin mağdur olmasına neden olmaktadır. Bu mağduriyetin giderilmesi için muhtaçlık şartının kaldırılması faydalı olacaktır.
Madde 15- Kooperatif tarafından üretilen tomruk ve sanayi odunlarından %25 karşılığı olarak orman işletmesinden satın alınarak üçüncü kişilere satılan ürünlerden elde edilen gelirin üyelere adil olarak dağıtılmadığı yönünde yoğun şikâyetler alınmakta ve konu adli makamlara intikal ettirilmektedir. Yapılacak değişiklik ile çalışanlara ürün yerine bu üründen elde edilen geliri karşılayacak şekilde yaptıkları işten aldıkları ücret oranında ödeme yapılacaktır.
Ayrıca, köylülerin şehirlere göç etmesinin nedenlerinden biri olan sosyal güvence eksikliğinin önüne geçilmesi amacıyla 31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin 4 numaralı alt bendi veya ek 5 inci maddesi kapsamında sigortalı olan kişilere orman idaresi tarafından vahidi fiyat usulü ile yaptırılan, odun üretimi, silvikültür, ağaçlandırma, toprak muhafaza, fidan ve tohum üretimi gibi işlere ait istihkak tutarlarının; ödemenin yapılacağı tarihlerde Sosyal Güvenlik Kurumuna kendi sigortalılıklarından kaynaklanan prim borcu ve bunlara ilişkin gecikme cezası ve gecikme zammı borcunun bulunmaması şartıyla yüzde beş fazlasıyla ödenerek ormancılık faaliyetlerinde çalışacak kişilerin sağlık ve emeklilik haklarının sağlanmasına yönelik sigortalılık teşvik edilmiş olacaktır.
Kooperatiflere ilaveten % 10 istihkak fazlası nakit olarak ödenerek halihazırda piyasa fiyatından ucuz olarak % 25 oranında verilen tomruk ve sanayi odunu verilmeyecektir. Böylece orman kooperatif ve üyelerinin uğrayacağı kayıp telafi edilmiş olacaktır.
Ormancılık faaliyetlerinde kadın ve erkek olmak üzere 200.000 civarında çalışan mevcuttur. Ormancılık hizmetlerinin yürütülmesini sağlayan köylülerimizden kadınların ve erkeklerin sigorta yaptırmalarının özendirilmesi, zaman içerisinde çalışacak işgücünün kaybedilmesini önlemeye yönelik önemli bir gelişme olacaktır.
Madde 16- Yapılan değişiklik ile herhangi bir suretle satışı yapılan orman emvalinin, taşıma belgeleri ile ilgili hususların değişen teknolojik şartların paralelinde dijitalleştirilerek yeniden belirlenmesi amaçlanmıştır. Ormancılık alanında gelişmiş teknolojilerin kullanılması konusunda faaliyet gösteren sektörlerle yapılan görüşmeler ve bilgi alışverişleri yanında dijital ürün takip sitemleri teknolojisi ve farklı ülke uygulamalarının incelenmesi sonucu kullanılan sistemin yenilenmesinin gerektiği düşünülmüştür.
Günümüzde kullanılan dijital barkod, çipli kartlar ve QR kod uygulamaları için ARGE çalışmaları yapılmakta olup bu çalışmaların kullanılması ile ekonomik ve iş gücü tasarrufu sağlanacağı gibi faaliyetlerin daha verimli ve etkin yeri getirilmesi vatandaş memnuniyetini artıracaktır.
Madde 17- Yapılan değişiklik ile herhangi bir suretle satışı yapılan orman emvalinin, taşıma belgeleri ile ilgili hususların değişen teknolojik şartların paralelinde dijitalleştirilerek yeniden belirlenmesi amaçlanmıştır. Ormancılık alanında gelişmiş teknolojilerin kullanılması konusunda faaliyet gösteren sektörlerle yapılan görüşmeler ve bilgi alışverişleri yanında dijital ürün takip sitemleri teknolojisi ve farklı ülke uygulamalarının incelenmesi sonucu kullanılan sistemin yenilenmesinin gerektiği düşünülmüştür.
Günümüzde kullanılan dijital barkod, çipli kartlar ve QR kod uygulamaları için ARGE çalışmaları yapılmakta olup bu çalışmaların kullanılması ile ekonomik ve iş gücü tasarrufu sağlanacağı gibi faaliyetlerin daha verimli ve etkin yeri getirilmesi vatandaş memnuniyetini artıracaktır.
Madde 18- Kesilecek ağaçların belirlenmesinde ve elde edilen ürünlerin nakledilmesinde dijitalleşme sağlanarak daha etkin, verimli ve ekonomik takip sistemi kurulması ve bu kapsamdaki işlerle ilgili yasa dışı faaliyetlerin azaltılması hedefi doğrultusunda düzenleme yapılmaktadır.
Madde 19- Orman Kanununun 104 üncü maddesinde yangın sezonunun Mayıs ayı başından Kasım ayı sonuna kadar olduğu tarif edilmiştir. Ülkemizin de içinde bulunduğu Akdeniz iklim kuşağında iklim değişikliğinin etkileri ile kuzey bölgelerde Aralık-Nisan ayları arasında çok sayıda yangınlar meydana gelmektedir. Aynı zamanda batı ve güney bölgelerimizde bu dönemlerde büyük yangın riskleri oluşmaktadır. Dolayısıyla yangın mevsimi olan Mayıs ayı başından Kasım ayı sonuna kadar olan dönem haricinde de yangın riskinin olduğu ve ileriki yıllarda küresel ısınma ile birlikte daha riskli mevsim şartlarının oluşmasının beklenmekte olduğu da göz önünde bulundurularak 6831 sayılı Orman Kanununun 75 inci maddesinde değişiklik yapılması öngörülmektedir.
Madde 20- 6831 sayılı Orman Kanunun 27, 41 ve 42 nci maddesinde yapılması öngörülen güncel teknolojik şartlara uygun olarak dijitalleşme yönündeki değişiklik paralelinde 89 uncu maddenin değiştirilmesi öngörülmektedir.
Madde 21- Devlet ormanlarına nakil vasıtaları ile yıkıntı veya inşaat atığı atmak ya da hafriyat veya çöp dökmek suretiyle ormanlara, doğal hayata ve çevreye zarar verilmektedir. Orman alanlarında söz konusu fiilleri işleyenlere Çevre Kanunu’nun ilgili maddelerine göre cezai işlem yapılmaktadır. Ancak bu cezalar yeterli değildir. 6831 sayılı Kanunun 14 üncü maddesinin (F) bendine bu fiilin yasaklanmasına ilişkin hüküm ilave edildiğinden 6831 sayılı Orman Kanununun 94 üncü maddesine getirilen düzenleme ile anılan fiilleri işleyenler hakkında Türk Ceza Kanununun ilgili hükümlerinin uygulanması hedeflenmiştir.
Madde 22- 6831 sayılı Orman Kanunun 27, 41 ve 42 nci maddesinde yapılması öngörülen güncel teknolojik şartlara uygun olarak dijitalleşme yönündeki değişikliğe paralel olarak 97 nci maddede değişiklik yapılması gerekmektedir. Ayrıca ağaçları keserken dip kütükte bırakmayanlarla damgalı ya da işaretli ağaçları tespit edilen hadde nazaran daha yüksekten kesenlere, kesilen her ağaç için verilen cezaların günümüz şartlarına göre güncellenmesi öngörülmektedir.
Madde 23- 6831 sayılı Orman Kanunun 27, 41 ve 42 nci maddesinde yapılması öngörülen güncel teknolojik şartlara uygun olarak dijitalleşme yönündeki değişikliğe paralel olarak 100 üncü maddenin değiştirilmesi ve idari para cezası miktarının günümüz şartlarına uygun hale getirilmesi gerekmektedir.
Ayrıca taşıma belgesini değiştirmeden nakliyat yapanlara, ormandan kesilen ağaçlardan damgaya tabi orman emvalini damgasız, işaretlemeye tabi olanları işaretsiz olarak orman idaresinin istif yerlerine götürenlere verilen cezaların da günümüz şartlarına uygun hale getirilmesi öngörülmektedir.
Madde 24- 6831 sayılı Kanunun 69 uncu maddesi 19/4/2018 tarihli ve 7139 sayılı Kanunun 14 üncü maddesi ile değiştirilmiş olduğundan, ceza maddesi olan 105 inci maddenin de bu değişikliğe uyumlu hale getirilmesi zorunluluğu hasıl olmuştur. Aynı şekilde 69 uncu maddede kaldırılan hükümlerle ilgili olarak 105 inci maddede bulunan ceza hükümlerinin de kaldırılması öngörülmektedir.
Madde 25- 6831 sayılı Orman Kanunun 27, 41 ve 42 nci maddesinde yapılması öngörülen güncel teknolojik şartlara uygun olarak dijitalleşme yönündeki değişikliğe paralel olarak 109 uncu maddenin değiştirilmesi ve bu kanunu ihlal edenlere verilen idari para cezası miktarlarının günümüz şartlarına göre güncellenmesi gerekmektedir.
Madde 26- Ülkemizde çıkan yangınların son 10 yıllık sayısal ortalamasına bakıldığında yıllık 2.715 adet orman yangınının meydana geldiği ve bunların %88’inin insan kaynaklı yangınlar olduğu görülmektedir. Vatandaşlarımızın ihmal ve dikkatsizliklerinden, kaza sonucu ve kasıtlı olarak çıkardıkları yangınların sayısının azaltılabilmesi için Orman Kanunun 110 uncu maddesinde düzenlenen cezaların daha caydırıcı olması vatandaşların bu konuda daha dikkatli olmasını sağlayacak olup bu sayede hem orman yangını sayısı azalacak hem de yanan alan miktarı düşecektir.
Kasten orman yakılması ya da Devletin güvenliğine karşı suç işlemek amacıyla kurulmuş bir örgüt faaliyeti çerçevesinde devlet ormanlarının yakılması halinde yangının çıkış yerleri ve meteorolojik şartlara bakıldığında yanacak alanın daha fazla olması ve vatandaşların can ve mal kayıplarına neden olacak şekilde gerçekleştiği göz önüne alındığında mevcut cezaların artırılması öngörülmektedir.
Madde 27- Aynı veya komşu köy, mahalle ve beldede orman tahdidi veya orman kadastrosu çalışma alanlarında ilan edilerek kesinleşmiş orman kadastroları sonucunda kenarlaşma hataları ve diğer teknik hatalar nedeniyle aynı taşınmazların orman sayılıp sayılmaması bakımından farklı vasıflarda sınırlandırılması nedeniyle yaşanan mülkiyet sorunlarının giderilmesi ve ormanların korunması gerekmekte olup uygulamada sorunların çözümü için taşınmaz sahipleri hasım gösterilerek hukuk mahkemelerinde davalar açılmakta, taşınmaz sahipleri ve varislerinin çok sayıda olması ile taraf teşkili sağlanamamakta, davaların uzun sürmesi nedeniyle vatandaşlar mağdur olmakta ve mahkemelerin yükü artmaktadır. Bununla birlikte taşınmazlar ihtilaflı olduğundan sahipleri tarafından değerlendirilememekte ve ülke ekonomisi zarar görmektedir.
Zaman zaman, aynı çalışma alanında farklı tarihlerde yapılan Orman Kanunu uygulamaları nedeniyle kadastroya konu edilen parsellerin aynı zemini işgal etmekle birlikte farklı nitelikler taşıdığı ve farklı kullanıcılar adına tescil edilebildiği, özellikle ilk yapılan orman kadastrosu sonucu orman dışı alan olarak sınırlandırılan alanlarda yapılan tapulama çalışması ile gerçek ve tüzel kişiler adına tapuya tescil edilen taşınmazların, aynı bölgede daha sonra gerçekleştirilen orman kadastrosu uygulamaları sonucu ormanlık alanda kaldığının belirlenmesi nedeniyle, Orman İdaresi tarafından açılan davalar sonucunda vatandaşların tapuları iptal edilmekte ve açılan tazminat davalarında Hazine aleyhine önemli miktarlarda tazminat kararlarının verilmekte olduğu, bunun sonucu olarak uzun yıllar önce kazanılan mülkiyet hakkının hükümsüz hale gelmesi nedeniyle Devlet-Vatandaş ilişkisinde onarılması güç hasarların ortaya çıktığı, bu tür alanlarda kadastro sonrası yoğun mülkiyet değişimlerinin gerçekleştirildiği gözlenmektedir.
Orman kadastro komisyonları, oluşan kenarlaşma hataları ile teknik hataları düzeltmek üzere görevlendirilerek, bu tür alanlarda oluşan mülkiyet ihtilaflarının dava açılmadan çözülmesi sağlanacaktır.
Başta İstanbul, Kocaeli, Isparta, Muğla, İzmir, Antalya gibi illerimiz olmak üzere 40 ilimizde 15.000-20.000 hektar civarındaki alanda bu tür uygulamalar nedeniyle mağduriyet yaşandığı ve 15.000 civarında vatandaşımızın mağdur olduğu tahmin edilmektedir.
Madde 28- Yanan orman sahalarında hiçbir şekilde 2/B uygulaması yapılamamaktadır.
Nusretiye mahallesinde yapılan orman kadastro çalışmalarında; kadastro tutanaklarında ifade edilen ve sınırları kesin olarak tespit edilemeyen yangın iddiaları dolayısıyla 2/B uygulaması yapılmayarak vatandaşların mağduriyetine neden olunmuştur.
Bu düzenleme ile Nusretiye mahallesinde 2/B uygulamaları yapılarak vatandaşların mağduriyetleri giderilecek, orman-halk ilişkilerini olumsuz etkileyen problemler ortadan kaldırılacaktır.
Madde 29- Evvelce hususi orman statüsüne alınmış birçok taşınmaz, 6831 sayılı Orman Kanununun 52 nci maddesine aykırı olarak ifraza tabi tutularak binlerce parsel oluşturulmuştur. Yürürlükteki mevzuata göre bu taşınmazların dava konusu edilerek birleştirilmesi gerekli olup, bu hususun gerçekleştirilmesinde zorluklar yaşanmaktadır.
3 (üç) hektardan küçük olduğu halde çevresi ile birlikte bir bütün olarak değerlendirilerek orman sayılan ya da hükmen hususi orman statüsüne kavuşturulan birçok taşınmaz bulunmaktadır. Hususi orman taşınmaz malikleri genel olarak birden çok olduğundan bu maliklerin bir araya getirilerek mesul müdür atanması, amenajman planı yaptırılması ve alanda uygulama yapılması sağlanamadığından hususi ormanlardan gerektiği şekilde faydalanılamamaktadır.
Düzenleme ile hususi orman statüsüne alınmaması gerekirken orman kadastrosu çalışmaları sonucunda hususi orman olarak sınırlandırılan veya hükmen hususi orman statüsüne kavuşan taşınmazların orman kadastro komisyonları marifetiyle yeniden incelenmesi neticesinde yaklaşık
12.000 kişinin mağduriyetinin giderilmesi sağlanacak olup, önemli bir ormancılık sorunu giderilerek ülke ekonomisine değer kazandırılması hedeflenmektedir.
Sakarya, Trabzon, Kocaeli, Ankara ve İstanbul başta olmak üzere yaklaşık 47 ilde 800 adet hususi orman mevcut olup alanı 25.400 hektardır. Bu ormanların 15.000 maliki bulunmaktadır ve yaklaşık
15.000 parsele bölündüğü tahmin edilmektedir. Yaklaşık 5.000 hektar alanın yapılaştığı tahmin edilmekte olup bu düzenleme ile 12.000 kişinin mağduriyetinin giderilmesi sağlanacaktır.
Madde 30- Bilindiği üzere, Kamu Görevlilerinin Geneline ve Hizmet Kollarına Yönelik Mali ve Sosyal Haklara İlişkin 2022 ve 2023 Yıllarını Kapsayan 6. Dönem Toplu Sözleşme ile itfaiye personelinden yangın ve arama kurtarma ile su baskınları ve doğal afetler kapsamındaki kurtarma çalışmalarına katılanlardan ölen veya malul hale gelenlerin 6831 sayılı Kanunun 71 inci maddesi uyarınca tazminat ödemesinden yararlanacağı düzenlenmiştir.
Madde ile herhangi bir hak kaybı yaşanmaması için, 31/12/2023 tarihine kadar meydana gelen olaylar sebebiyle tazminat ödemesine hak kazanacaklar için 6831 sayılı Kanunun bu Kanun ile yürürlükten kaldırılan 71 inci maddesinin uygulanmasına devam edilmesi amaçlanmaktadır.
Madde 31- Anayasanın 169 uncu maddesinde orman varlığımızın korunmasına ve geliştirilmesine özel önem verilmiştir. Orman varlığının korunmasında orman yangınlarının söndürülmesi önem arz etmektedir. Orman yangınlarının söndürülmesinde fiilen görevli olanların, çok güç şartlar altında çalıştığı, bazen günlerce yangın söndürme faaliyetinde bulundukları kamuoyunca da bilinmektedir. İç güvenlik ve asayişin korunmasında veya kaçakçılığın men, takip ve tahkiki konularında görevli olan Orman Genel Müdürlüğü çalışanları, 2330 sayılı Kanundan yararlanmakta; fakat Orman Genel Müdürlüğü koordinasyonunda, orman yangını söndürme görevinde fiilen çalışırken yaralananlar, engelli hale gelenler veya ölenler hakkında 2330 sayılı Kanun hükümleri uygulanamamaktadır. Milli servet olan ormanlarımızın yanıp kül olmaması adına, bu kadar riskli bir görevi üstlenenlerin 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun kapsamından yararlanamaması Anayasamızın eşitlik prensibine aykırılık teşkil etmektedir. Bu nedenle ormanların savunması vatan savunmasıdır düsturuyla hareket eden orman yangınlarının söndürülmesinde fiilen görevli olan Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olanlardan Orman Genel Müdürlüğü çalışanları, tüm kamu kurum ve kuruluşlarının personeli ile 6831 sayılı Orman Kanununun 69 uncu maddesi kapsamında görevlendirilen gönüllülerin 2330 sayılı Kanun kapsamına alınması uygun olacaktır. Bu sebeple, mükerrer düzenlemeye mahal verilmemesi amacıyla 6831 sayılı Orman Kanununun 71 inci maddesinin yürürlükten kaldırılması öngörülmektedir.
Madde 32- 26/5/1927 tarihli ve 1050 sayılı Muhasebe-i Umumiye Kanununun ek 9 uncu maddesinin, 17/9/2004 tarihli ve 5234 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 33/c maddesi ile yürürlükten kaldırılması ve 5234 sayılı Kanunun geçici 1 inci maddesinin dördüncü fıkrası ile getirilen düzenleme neticesinde; 1050 sayılı Kanun’ un ek 9 uncu maddesine istisna teşkil etmek amacıyla yürürlüğe konulan 6831 sayılı Orman Kanununun ek 6 ncı maddesi, fiilen uygulanabilirliğini yitirmiştir.
Bununla birlikte Hazine ve Maliye Bakanlığı’nca 18/1/2022 tarihli ve 31723 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 73 Sıra No’lu Muhasebat Genel Müdürlüğü Genel Tebliğinin 6 ncı ve 9 uncu maddeleri ile getirilen düzenlemelere istinaden; hem aylık gayrisafi hasılattan tahsil edilen tutarın %15’inin, hem de yıl sonu kar payının %10’ u oranında hazine hissesinin genel bütçeye irat kaydedilmek üzere yatırılması suretiyle yapılacak ödemelerin Orman Genel Müdürlüğü açısından mükerrerlik teşkil edeceği tespit edildiğinden, söz konusu mükerrerliğin giderilmesi ve fiilen uygulanabilirliği kalmayan maddenin kanun metninden çıkarılması amacıyla 6831 sayılı Orman Kanununun ek 6 ncı maddesinin yürürlükten kaldırılması öngörülmektedir.