İçeriğe geç
Yürürlükte Değiştirici kanun 1. hâli

Sosyal Hizmetler Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun

Kanun numarası
7578
Kabul tarihi
22.04.2026
Resmî Gazete
01.05.2026 / 33240
Son değişiklik
24.07.2026
Madde sayısı
18

Kaynak: TBMM 28. Dönem S. Sayısı 263 (Esas No: 2/3566) · belgeyi aç · TBMM kaydı . Gerekçeler kanun tasarısı ya da teklifi üzerine yazılmıştır; komisyon ve Genel Kurul görüşmelerinde madde numaraları değişebilir. Her gerekçe, metni en çok benzeyen yürürlükteki maddeye bağlanmıştır.

Genel gerekçe

Çocukların, kadınların, yaşlıların ve engellilerin korunması, aile yapısının güçlendirilmesi ve dezavantajlı grupların sosyal hayata etkin katılımının sağlanması, sosyal devlet ilkesinin gereği olarak Devletin öncelikli görevleri arasında yer almaktadır. Toplumsal yapıda meydana gelen değişimler, ekonomik koşullar ve artan sosyal riskler; kadınlar, çocuklar ve ailelere yönelik sosyal yardım ve hizmet politikalarının güncellenmesini ve güçlendirilmesini zorunlu kılmaktadır. Bu çerçevede sosyal hizmetlerin, bireylerin temel hak ve özgürlüklerini esas alan, kapsayıcı ve sürdürülebilir bir anlayışla yürütülmesi büyük önem arz etmektedir.

Toplumun tamamının eşit bir şekilde toplumsal yaşama aktif katılmasını, ülkenin gelişimini ve bireylerin mutluluğunu sağlamak Devletin temel amaçlarındandır. Bu kapsamda toplumu oluşturan kişilerin herhangi bir engelle karşılaşmadan toplumsal hayata uyum sağlamalarını temin etmek üzere her türlü tedbirin alınması zaruridir. Alınacak bu tedbirlerin etkin, hızlı ve uygulanabilir olması önemlidir. Bu amaçlarla Anayasa başta olmak üzere ulusal ve uluslararası mevzuatla tüm bireylerin hakları insan hakları bağlamında korunmaktadır.

Anayasanın 2 nci maddesinde Cumhuriyetin nitelikleri arasında sayılan sosyal devlet ilkesi ile 5 inci ve 41 inci maddeleriyle devlete yüklenen kişilerin, toplumun ve ailenin refah, huzur ve mutluluğunu sağlama, çocukların her türlü istismara ve şiddete karşı korunması ödevi sosyal hizmetlerin değişen toplumsal dinamiklere ve yeni sosyal risklere karşı sürekli güncellenen ve hak temelli bir yaklaşımla ele alınmasını zorunlu kılmaktadır.

Bu kapsamda; 2828 sayılı Sosyal Hizmetler Kanunu ve bazı kanunlarda yapılması öngörülen değişiklikler, toplumun sosyal yardım ve hizmetlere erişiminin daha etkili, kapsayıcı ve sürdürülebilir bir yapıya kavuşturulması ihtiyacından kaynaklanmaktadır. Sosyal hizmetlerin özellikle çocuklar, engelliler, yaşlılar gibi dezavantajlı grupları kapsayan öncelikli bir alanda hizmet sunduğu göz önünde bulundurulduğunda, bu hizmetlerin daha modern ve etkin bir yapıya kavuşturulması büyük önem arz etmektedir. Teklifle sosyal refahın artırılması ve ortaya çıkan toplumsal ihtiyaçlara yanıt verilmesi hedeflenmektedir.

Sosyal yardım ve hizmetler ile diğer görevleri yerine getiren Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı;

çocuklara, engellilere, kadınlara, yaşlılara, şehit yakınlarına, gazilere, ihtiyaç sahiplerine, ailelere ve diğer kişilere sosyal yardım ve kamu hizmeti sunmaktadır. Teklifle, Bakanlığın toplumun dezavantajlı kesimlerine sunduğu yardım ve hizmetlerin etkin ve verimli şekilde sunulması, kesintisiz şekilde sürdürülmesi amaçlanmaktadır.

Çocuğun doğumdan sonraki ilk ayları, temel bakım ihtiyaçlarının karşılanması ve sağlıklı gelişiminin desteklenmesi bakımından kritik bir evredir. Bu dönemde annenin çocuğun bakım ve gözetimini üstlenebilmesine imkân tanınması, çocuğun yüksek yararının korunması açısından önem arz etmektedir. Bu kapsamda, teklif ile çalışan kadınların analık izin sürelerinin uzatılması suretiyle çocukların doğum sonrası ilk aylarda daha uzun süre anne bakımından yararlanabilmeleri amaçlanmaktadır. Söz konusu düzenleme, çocukların sağlıklı gelişimlerine ve aile bütünlüğünün güçlendirilmesine katkı sağlamasının yanı sıra, uzun vadede nüfusun sürdürülebilirliğini destekleyici bir etki oluşturacaktır.

Teklif, çocukların korunması ve aile bütünlüğünün desteklenmesi amacıyla çalışma hayatına ilişkin önemli düzenlemeler içermektedir. Bu çerçevede, kamu ve özel sektörde çalışan kadınlar için doğum sonrası izin süreleri uzatılmakta; babalık, evlat edinme ve koruyucu aile izinleri yönünden yeknesak ve güçlendirici düzenlemeler yapılmaktadır.

Bu değişiklikler, çocukların doğumdan sonraki ilk aylarda anne bakımından daha uzun süre yararlanmalarını sağlarken, koruyucu aile ve evlat edinme uygulamalarının teşvik edilmesini de amaçlamaktadır.

Teklif ile sosyal hizmetler ve sosyal yardımlar alanında uygulamada karşılaşılan ihtiyaçlar doğrultusunda mevzuatta bütüncül düzenlemeler yapılmaktadır. Bu kapsamda; kuruluş bakımından ergin olarak ayrılan çocukların kamuda istihdam edilmelerine ilişkin koşullarda değişikliğe gidilmekte, çocukların korunmasına yönelik hizmet modelleri ihtisaslaştırılmakta; sosyal ve ekonomik destek, koruyucu aile, kadın konukevi harçlıkları ve benzeri sosyal yardım uygulamaları kanuni bir zemine kavuşturularak süreklilik ve öngörülebilirlik sağlanmaktadır.

Çocukların öncelikle maddi olarak desteklenerek ailelerinin yanında kalmaları amaçlanmaktadır.

Bunun mümkün olmadığı hallerde çocukların koruyucu aile yanında bakımlarının sağlanması için koruyucu aile modelinin teşvik edilmesine ilişkin düzenleme yapılmaktadır.

Sosyal hizmet kuruluşlarının kapatılması hâlinde hizmet alan bireylerin mağduriyet yaşamaması amacıyla tasfiye süreçlerine ilişkin usul ve esaslar düzenlenmekte; çocuklara yönelik hizmetlerde izleme, denetim ve veri temelli karar alma mekanizmaları güçlendirilmektedir.

Ayrıca okul, kreş, yurt, servis gibi çocukların yoğun olduğu yerlerde belli suçlardan mahkûm olan kişilerin çalıştırılması ve bu yerleri işletmesinin önüne geçilmesi için düzenleme yapılmaktadır.

Bununla birlikte engelli, yaşlı, şehit yakınları ve gazilerin toplu taşımada ücretsiz seyahatlerine ilişkin hizmetlerin yürütülmesine ilişkin görev dağılımı daha etkin bir yapıya kavuşturulmaktadır.

Öte yandan, 1895 yılından beri İstanbul’da faaliyet gösteren Darülaceze’nin hizmetlerinin ülke genelinde ve ilgili mevzuata göre yurt dışında da sunulması, Darülaceze’ye yapılacak bağış ve yardımların teşvik edilmesi, kurumun mali sürdürülebilirliğinin sağlanması, sosyal yardımların etkin bir biçimde gerçekleştirilmesi ve Darülaceze’nin gıda bankacılığı faaliyetinde bulunabilmesine imkân sağlanması amacıyla Darülaceze Nizamnamesinde değişiklik yapılmaktadır.

Dijital teknolojilerin, sosyal ağların ve çevrimiçi oyunların günlük hayatın ayrılmaz bir parçası haline gelmesi, başta çocuklar ve gençler olmak üzere tüm toplum için yeni fırsatların yanı sıra siber zorbalık, zararlı içeriklere maruz kalma, dijital bağımlılık gibi ciddi riskleri de beraberinde getirmektedir.

Anayasamız ve taraf olduğumuz uluslararası sözleşmeler uyarınca devletin, çocukların fiziksel, zihinsel, psikolojik ve sosyal gelişimlerini tehdit eden unsurlara karşı koruma yükümlülüğü bulunmaktadır. Bu kapsamda 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanunda yapılması öngörülen değişiklikler; yalnızca mevcut sosyal ağ sağlayıcıların sorumluluklarını netleştirmekle kalmayıp mevzuatta hukuki statüleri ilk kez tanımlanan aktörleri de denetim kapsamına alarak, dijital ekosistemin tamamında çocukların güvenliğini merkeze alan bütüncül bir koruma kalkanı oluşturmayı amaçlamaktadır.

Bu doğrultuda Teklifte yer alan düzenlemelerle; on beş yaşını doldurmamış çocuklara sosyal ağ sağlayıcı tarafından hizmet sunulamaması hüküm altına alınmakta, on beş yaş üstü çocuklar için ise yetişkinlerden ayrıştırılmış güvenli hizmet sunumu zorunlu kılınmaktadır. Ayrıca, sosyal ağ sağlayıcılara ve oyun dağıtıcılara; ailelerin çocuklarının ekran sürelerini sınırlandırabileceği, hesap ayarlarını yönetebileceği ve oyun içi satın alma gibi ücrete dayalı işlemleri izne bağlayabileceği etkin ebeveyn kontrol araçlarını sunma ve oyunları yaş kriterlerine göre derecelendirme yükümlülüğü getirilmektedir. Platformların aile ve çocuk sağlığına yönelik risk değerlendirmesi yapması şartı getirilirken; acil durumlarda zararlı içeriklere müdahale süresinin bir saate indirilmesi, yapay zekâ dâhil otomatik sistemler aracılığıyla engellenen içeriklerin tekrar yüklenmesinin proaktif olarak önlenmesi ve yükümlülüklere aykırılık halinde caydırıcı yaptırımların hayata geçirilmesiyle, dijital ortamın çocuklar için güvenli, şeffaf ve denetlenebilir bir yapıya kavuşturulması hedeflenmektedir.

Teklif edilen değişiklikler, Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi, Avrupa Sosyal Şartı ve benzeri uluslararası sözleşmelerde yer alan ilkelere uygun öneriler sunmaktadır. Bu çerçevede çocuk haklarının korunması ve sosyal yardımların erişilebilirliğinin artırılması amacıyla hukuki altyapı güçlendirilmektedir. Sonuç olarak, bu teklif ile sosyal yardım ve hizmetlerin daha etkin, kapsayıcı ve sürdürülebilir bir yapıya kavuşturulması hedeflenmektedir. Dezavantajlı grupların yaşam kalitesini yükseltmek ve sosyal hizmetlerin ulaşılabilirliğini artırmak üzere yapılan bu düzenlemeler, günümüz değişen ihtiyaçlarına uygun bir sosyal hizmet anlayışının hayata geçirilmesine önemli katkılar sağlayacaktır.

Madde gerekçeleri

Tasarı/teklif madde 1

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

Darülaceze, 130 yılı aşkın süredir otuz bini çocuk olmak üzere toplamda yüzbin kişiye şefkat yuvası olmuştur. Bugün de özveri ile hizmetine devam etmektedir. Herkese kucak açan dünyada benzeri olmayan bir hayır kurumu olarak varlığını sürdürmektedir. Kuruluşundan bu yana insana verdiği değerden ödün vermeyen Darülaceze’nin bu eşsiz misyonuyla aynı özveri ve şefkatle anadolu illerinde faaliyet göstermesi amacıyla Teklifte düzenlemeler yapılmaktadır. Bu kapsamda gelir vergisi mükelleflerinin Darülaceze’ye yapacakları gıda, temizlik, giyecek ve yakacak bağışlarının yanı sıra nakdî yardımlarının da gelir vergisi matrahının tespitinde indirim konusu yapılmasına imkân tanınmakta olup Darülaceze’nin mali yapısı güçlendirilerek, kuruma yapılan bağış ve yardımların teşvik edilmesi hedeflenmektedir.

Tasarı/teklif madde 2

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

Toplumumuzun geleceği olan çocukların yetiştirilmesinde doğumdan sonraki ilk aylarda anne çocuk birlikteliğinin sağlanması büyük önem arz etmektedir. Çocukların gelişimlerinin en kritik dönemlerinde daha uzun süre anne bakımından faydalanabilmelerini sağlamak adına madde ile değişiklik yapılmakta, kadın memura doğum sonrası verilen sekiz haftalık aylıklı izin süresi onaltı haftaya çıkarılarak ayrıca nüfus politikasının da desteklenmesi amaçlanmaktadır.

Yine sağlık durumunun çalışmaya uygun olduğunu tabip raporuyla belgeleyen kadın memurun, isteği hâlinde doğumdan önceki izin süresinden doğum sonrasına aktarabileceği süre artırılmaktadır. Böylece doğum sonrası daha fazla emzirme süresi ile çocuğun bakımının sağlanabilmesi amaçlanmaktadır.

Koruyucu aileler, çeşitli nedenlerle öz ailesi yanında bakımı geçici olarak sağlanamayan çocukların eğitim, bakım ve yetiştirilme sorumluluğunu Devlet ile paylaşmaktadır. Koruyucu aileler için öngörülen izin düzenlemesiyle Devlet memurlarının koruyucu aile olmaya teşvik edilmesi, koruyucu aile sayısının artmasıyla daha fazla çocuğun aile yanında bakımının sağlanması, koruyucu aileliğin çocuk koruma mekanizmasındaki yerinin güçlendirilmesi ve koruyucu aile ile çocuğun birbirine alışma sürecine destek olunması amaçlanmaktadır. Bu doğrultuda maddede yapılan değişiklik ile koruyucu aile olan memura on gün izin hakkı tanınmaktadır.

Tasarı/teklif madde 3

→ yürürlükteki madde 3

Kanuni faiz oranı, kanunla belirlenmiş sabit bir orandır ve bu yönüyle taraflara öngörülebilirlik ve hukuki belirlilik sağlar. Bu durum, özellikle kamu alacaklarının tahsilinde istikrarı temin ederek devlet açısından güvenli bir uygulama zemini sunar.

Öte yandan kamuda diğer fazla ve yersiz ödemelere ilişkin yapılan düzenlemelerde bu ödemelerin kanuni faiz ile tahsil edilmesi yaygın bir uygulama olduğu göz önünde bulundurulduğunda tüm fazla ve yersiz ödemelerin geri alınması usulünde yeknesaklık sağlanması öngörülebilirlik ve hukuki belirlilik ilkelerine uyulması açısından gereklidir.

Bu nedenle maddede yapılan değişiklik ile, yersiz yapılan ödemelerin iadesinde kanuni faizin esas alınması öngörülmektedir.

Tasarı/teklif madde 4

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

Sosyal Hizmetler Kanununun 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinin (6) numaralı alt bendinde yapılan değişiklik ile; halihazırda Kanunda yer alan Çocuk Destek Merkezi tanımı, hizmet sunumundaki dönüşüme uygun olarak İhtisaslaştırılmış Çocuk Evleri Sitesi şeklinde düzenlenmektedir. Çocuğun yüksek yararı ilkesi gereğince, suça sürüklenen, suç mağduru olan veya sokakta sosyal tehlikelerle karşılaşan çocukların ve ayrıca refakatsiz çocukların rehabilitasyon süreçleri, standart bakım hizmetlerinden farklılaşan uzmanlık gerektiren bir yapıyı zorunlu kılmaktadır.

Bu kapsamda, maddeye eklenen (h) bendindeki ihtisaslaşma tanımı ile birlikte değerlendirildiğinde;

çocukların yaş, cinsiyet ve psikososyal ihtiyaçlarına göre ayrıştırılmış, travma odaklı ve özelleştirilmiş bir bakım modelinin hukuki dayanağı oluşturulmaktadır.

Maddenin birinci fıkrasının (f) bendinin (12) numaralı alt bendinde yapılan değişiklik ile; Çocuk Evleri Sitesi ibaresinin çoğul yapısı ile tanım içeriğindeki birim ifadesi arasındaki uyumsuzluk giderilmiş olup uygulamada oluşabilecek tereddütlerin önüne geçilmesi ve anlam birliğinin sağlanması hedeflenmektedir.

Maddenin birinci fıkrasının (f) bendine eklenen (17) numaralı alt bent ile Çocuk Koruma İlk Müdahale ve Değerlendirme Merkezi müstakil bir sosyal hizmet kuruluşu statüsüne kavuşturulmaktadır.

Mevcut uygulamada, bağlı birim statüsünde hizmet veren ilk müdahale birimlerinde, bürokratik süreçlerin uzadığı ve çocuk hakkında uygun hizmet modelinin belirlenmesinde gecikmeler yaşandığı, Bakanlık tarafından yürütülen izleme, değerlendirme, saha analizleri ve hizmet etkililiği çalışmaları ile elde edilen veriler doğrultusunda tespit edilmiştir. Çocuğun kuruluşa kabulü ile uygun hizmete yönlendirilmesi arasındaki sürenin kısaltılması, travmanın derinleşmemesi adına hayati önem taşımaktadır. Bu birimlerin bağımsız birer Merkez olarak tanımlanmasıyla; karar alma süreçlerinin hızlandırılması, Bakanlığın insan kaynağı ve fiziki kapasitesinin daha verimli kullanılması ve böylece kamu yararının en üst düzeyde gerçekleştirilmesi amaçlanmaktadır.

Maddeye eklenen (ı) ve (j) bentleri ile; Sosyal ve Ekonomik Destek ve Koruyucu Aile kavramları kanuni tanıma kavuşturulmaktadır. Modern sosyal hizmet anlayışı, kuruluş bakımını son çare olarak görmekte, esas olanın çocuğun aile ortamında veya aile odaklı modellerle desteklenmesi olduğunu kabul etmektedir. Bu doğrultuda, temel ihtiyaçlarını karşılayamayan ve hayatını sürdürmekte güçlük çeken ailelerin çocuklarının ve gençlerin desteklenmesi ile çocukların aile ortamında yetişmesini teminen Sosyal Hizmetler Kanununun 1 inci maddesindeki amaca uygun olarak maddi destek ve sosyal hizmet desteği sağlanmakta olup, bu doğrultuda Sosyal ve Ekonomik Destek tanımı yapılmış ve ayrıca Kanunun 23 üncü maddesinde düzenlenen koruma altındaki çocukların kuruluş bakımı yerine aile yanında yetiştirilmelerini amaçlayan Koruyucu Aile modeli tanımlanmıştır.

Maddeye eklenen (k) bendi ile Merkezi İzleme Sistemi tanımlanmıştır. Bu kapsamda; Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına bağlı sosyal hizmet kuruluşlarında sunulan hizmet kalitesini artırmak, hizmet sunumunda kurumlar arası uygulama birliğini temin etmek, güvenliği sağlamak, acil durumlara hızlı müdahale etmek ve alınan veriler ile kuruluşlarda oluşabilecek risklerin tespit edilerek önleyici tedbirlerin alınması, hizmetlerin denetlenebilirliğinin ve şeffaflığın artırılması amacıyla Bakanlık merkez teşkilatında kurulacak yazılım destekli kamera sistemlerinin bağlı olduğu altyapının tanımlanması amaçlanmaktadır.

Tasarı/teklif madde 5

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

Anayasamız, ailenin korunmasını ve çocukların her türlü ihmal ve istismardan korunarak sağlıklı bir şekilde yetiştirilmesini devlete bir ödev olarak yüklemiştir. Yine sosyal güvenlik hakkı, devletin vatandaşlarını sosyal risklere karşı korumasını zorunlu kılar. Modern sosyal hizmet anlayışı, kuruluş bakımını son çare olarak görmekte ve çocuğun aile odaklı modellerle bakımını esas almaktadır.

Maddede yapılan düzenleme ile; Devlet korumasındaki çocukların aile ortamında büyümelerini sağlamak, bireysel gelişimlerini desteklemek ve topluma sağlıklı bireyler olarak kazandırılmalarını temin etmek açısından büyük önem taşıyan koruyucu aile sosyal hizmet modeline daha fazla ailenin katılımının teşvik edilmesi için sosyal güvencesi olmayan koruyucu ailelerin sosyal güvenlik kuruluşlarına tabi olarak isteğe bağlı sigorta prim ödemelerinin yapılması amaçlanmaktadır.

Yapılan düzenlemede, devlet tarafından karşılanacak prim tutarı 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 82 nci maddesi uyarınca belirlenen prime esas kazanç alt sınırı ile sınırlandırılmıştır.

Tasarı/teklif madde 6

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

Sosyal Hizmetler Kanununa eklenen madde ile, aile birliğinin korunması, çocukların aileleri ve sosyal çevreleri yanında desteklenmesi, temel ihtiyaçlarını karşılayamayan ve hayatını sürdürmekte güçlük çeken ailelerin çocukları ve yükseköğrenime devam eden gençler ile kuruluş bakımından veya koruyucu aile hizmetinden yararlanıp reşit olarak ayrılanların, sosyal çalışma görevlisi tarafından yapılan bütüncül ve bağımsız çalışma neticesinde düzenlenen sosyal inceleme raporuna göre sosyal ve ekonomik yönden desteklenmesi amaçlanmaktadır.

Sosyal ve Ekonomik Destek mekanizması ile; çocuğun yüksek yararı gözetilerek, biyolojik ailesi veya yakınları yanında desteklenmesinin sağlanması ve böylece çocuğun psikososyal gelişimi açısından bölgesel şartlar ve ailenin sosyoekonomik durumu dikkate alınarak esnek ve yerinde çözüm üretme olanağı getirilmektedir.

Devlet koruması altındayken reşit olan ve yükseköğrenime devam eden gençlerin, koruma kararının kalkmasıyla birlikte ani bir sosyal ve ekonomik boşluğa düşmeleri, eğitim haklarının kesintiye uğramasına ve sosyal risklere açık hale gelmelerine neden olabilmektedir. Madde ile getirilen düzenleme sayesinde, bu gençlerin eğitim hayatları boyunca en fazla 25 yaşını tamamlayıncaya kadar desteklenmeye devam edilmesi sağlanarak devletin koruma yükümlülüğünün sürdürülebilirliği hedeflenmektedir.

Son fıkrada yer alan düzenleme ile; kamu kaynaklarının etkin ve verimli kullanılması ilkesi gereğince, yardımdan haksız yere yararlandığı tespit edilenler hakkında rücu mekanizması işletileceği hüküm altına alınmaktadır. Bu hüküm, sosyal yardımların sadece gerçek ihtiyaç sahiplerine ulaşmasını temin etmekte ve kamu vicdanını zedeleyebilecek suiistimallerin önüne geçerek sistemin mali disiplinini ve hukuki güvenliğini sağlamaktadır.

Tasarı/teklif madde 7

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

Sosyal hizmet, niteliği gereği kamu hizmeti vasfını haizdir ve bu hizmetin özel hukuk tüzel kişileri eliyle gördürülmesi, devletin gözetim ve denetim sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Madde ile, çeşitli sebeplerle faaliyetine son verilen veya kapatılan özel sosyal hizmet kuruluşlarında bakım gören engelli ve yaşlıların bu süreçte mağdur olmamaları için güvence mekanizması oluşturulmaktadır. Bu kapsamda; Sosyal Hizmetler Kanunu uyarınca kapatılmasına karar verilen sosyal hizmet kuruluşlarından hizmet alan bireylerin farklı kuruluşlara yerleştirilmelerinin sağlanacağı bir tasfiye süreci ile hakkında adli kovuşturma bulunması halinde merkezin olağan idari, mali, hukuki, mesleki ve diğer tüm işlerinin Valilikçe yürütülerek hizmetin devamı ile bakım faaliyetlerinin aksamaması amaçlanmaktadır.

Maddenin ikinci fıkrasında yapılan düzenleme ile; Kanunun 35/B maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendindeki eylemlerden dolayı kurucu veya sorumlu müdür hakkında adli kovuşturma süreci devam ederken, bu kişilerin yönetim yetkileri askıya alınarak, yönetimin Valilikçe üstlenilmesi sağlanmaktadır.

Böylece, olası mağduriyetlerin önüne geçilmesi ve idari denetimin daha etkin olması hedeflenmektedir.

Tasarı/teklif madde 8

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

Anayasanın 2 nci maddesinde yer alan sosyal devlet ilkesi ve 61 inci maddesinde yer alan “Devlet, korunmaya muhtaç çocukların topluma kazandırılması için her türlü tedbiri alır.” hükmü uyarınca; devlet koruması altında yetişen gençlerin istihdam yoluyla toplumsal hayata uyumu hayati önem taşımaktadır.

Mevcut uygulamada karşılaşılan tereddütleri gidermek ve kamu kaynaklarının etkin kullanımını sağlamak amacıyla; istihdam hakkından yararlanabilmek için aranan şartlar somutlaştırılmaktadır.

Bu kapsamda maddede yapılan değişiklikle; en az iki yıl olan kuruluş bakımı veya koruyucu aile hizmetinden fiilen yararlanma şartı beş yıla çıkarılmaktadır. Türk vatandaşlığı şartı ve başvuru tarihi itibarıyla 30 yaş sınırının getirilmesiyle kamu hizmetine girişteki genel prensiplerle yeknesaklığın sağlanması amaçlanmaktadır.

Ayrıca, atamaların kura yerine merkezi sınav sonuçlarına göre yapılması hükme bağlanmaktadır.

Bu değişiklik, devlet korumasındaki gençleri eğitim hayatına ve akademik başarıya teşvik edecek, kişilerin yetenek ve eğitim durumlarına uygun kadrolarda istihdam edilmesini sağlayarak kamu hizmetinde verimliliği artıracaktır.

Tasarı/teklif madde 9

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

Anayasanın 2 nci maddesinde ifadesini bulan sosyal devlet ilkesi ve 5 inci maddesiyle devlete yüklenen, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlama görevi; devlet koruması ve bakımı altında bulunan, kendini ifade etme yetisi kısıtlı veya özel gereksinimli bireylerin güvenliğinin sağlanması konusunda kamu idaresine pozitif yükümlülükler getirmektedir.

Anayasanın temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılması rejimini düzenleyen 13 üncü maddesinde hak ve özgürlüklerin ancak kanunla sınırlanabileceği ve bu sınırlamanın ölçülülük ilkesine aykırı olamayacağı temel bir ilke olarak benimsenmiştir. Bunun yanında Anayasanın 20 nci maddesinin üçüncü fıkrasının üçüncü cümlesinde kişisel verilerin ancak kanunda öngörülen hallerde veya kişinin açık rızasıyla işlenebileceği belirtilmiş, aynı fıkranın dördüncü cümlesinde ise kişisel verilerin korunmasına ilişkin esas ve usullerin kanunla düzenleneceği hüküm altına alınmıştır.

Anayasa Mahkemesi kararları uyarınca ölçülülük ilkesi, sınırlayıcı önlemin öngörülen amaç için zorunlu ve amaca ulaşmaya elverişli olmasını ayrıca amaç ve araç arasında hakkaniyete uygun bir dengenin bulunması gereğini ifade eder. Günümüzde sosyal hizmet modellerinin değişmesi ve kurum bakımındaki standartların yükselmesi, teknolojinin sunduğu imkanlardan azami ölçüde yararlanılmasını zorunlu kılmaktadır.

Yapılan düzenleme ile anılan Anayasal ilkeler gözetilerek; yatılı sosyal hizmet kuruluşlarında sunulan sosyal hizmet kalitesinin artırılması, bireylerin ve kuruluşların güvenliğinin sağlanması, bireylerin iyi olma halinin temini, acil durumlara hızlı ve etkili bir şekilde müdahale edilmesi ve suç işlenmesinin önlenmesi amacıyla teknolojik çözümlerden yararlanılması elzem hale geldiğinden yazılım destekli kamera sistemleri kurulması amaçlanmaktadır.

Bununla birlikte, kişisel verilerin mahremiyetini sağlamak ve bireylerin özel hayatlarının gizliliğini korumak amacıyla, Kişisel Verilerin Korunması Kanunu ve ilgili mevzuat hükümleri doğrultusunda hareket edilmesi öngörülmektedir. Adli veya idari soruşturmaya esas teşkil etmemesi halinde, bu verilerin kayıt tarihinden itibaren iki yıl sonra silinmesi şartı getirilmektedir. Bunun yanı sıra, bu verilerin mahkeme kararı olmaksızın hiçbir kurum, kuruluş veya kişi ile paylaşılamayacağı, yalnızca kamu hizmetlerinin kalitesini artırmak ve planlama ile politika geliştirme amacıyla anonimleştirilerek kullanılabileceği düzenlenmiş olup bireylerin verilerinin güvenliğini sağlarken aynı zamanda kamu yararına yönelik analiz ve iyileştirme çalışmalarının yapılmasını amaçlamaktadır.

Tasarı/teklif madde 10

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

Sosyal yardımların etkili, verimli ve adil bir şekilde sunulması, ihtiyaç sahiplerinin doğru ve hızlı bir şekilde tespit edilmesine bağlıdır. Bu doğrultuda, sosyal yardıma ilişkin politikalarının geliştirilmesi ve kamu kaynaklarının en etkin şekilde kullanılması, sosyal yardımlarda mükerrerliğin önlenmesi için, ilgili kurum ve kuruluşlardan gelir, gider, sosyal güvenlik, varlık, nüfus ve benzeri bilgilere erişim sağlayacak bir kanuni altyapı oluşturulması gerekliliği ortaya çıkmıştır. Düzenlemeyle, bu bilgilerin güvenilir bir şekilde toplanmasını, işlenmesini ve kanuni sınırlar çerçevesinde kullanıma sunulmasını mümkün kılmaktadır.

Ayrıca, Anayasanın 20 nci maddesinde korunan kişisel verilerin korunması hakkı ile kamu yararı arasında ölçülülük ilkesine uygun hassas bir denge kurulmaktadır. Veri toplama yetkisi, yalnızca başvuru konusuyla sınırlı tutulmuş, elde edilen verilerin işlenmesi, arşivlenmesi ve imhası Kişisel Verilerin Korunması Kanunu hükümlerine tabi kılınarak hukuki güvenlik sağlanmıştır.

Bu düzenleme, sosyal yardım ve hizmetlere erişimde nesnel ölçütlerin belirlenmesi, ihtiyaç sahiplerinin daha hızlı tespiti ve yardım süreçlerinde oluşabilecek olası aksaklıkların önlenmesi amacıyla kurulmuş bir veri tabanı yapısını desteklemektedir. Özellikle gelir ve mali durum bilgilerine erişimin güvence altına alınması, yardımların gerçek ihtiyaç sahiplerine ulaşmasını sağlayarak sosyal yardım sisteminin etkinliğini artıracaktır. Ayrıca, bu düzenleme ulusal politika ve stratejilerin geliştirilmesine katkı sunarak sosyal yardımların planlama, uygulama ve değerlendirme süreçlerine bütüncül bir yaklaşım getirmektedir.

Düzenleme, kişisel verilerin korunmasına ilişkin gerekli önlemleri de içermektedir. 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu çerçevesinde belirlenen usul ve esaslara uygun olarak verilerin işlenmesi, kaydedilmesi ve arşivlenmesi sağlanacaktır. Verilerin, yalnızca kanuni çerçeve içinde ve kamu yararı gözetilerek kullanılabileceği; kullanıma açık hale gelmesi ya da 6698 sayılı Kanunda verilerin imha edilmesine ilişkin şartların gerçekleşmesi halinde imha edileceği hüküm altına alınmaktadır. Bu yaklaşım, bireylerin mahremiyetini ve veri güvenliğini koruma açısından önemli bir güvence sağlamaktadır.

Tasarı/teklif madde 11

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

Kadın konukevleri; fiziksel, duygusal, cinsel, ekonomik ve sözlü istismara veya şiddete uğrayan kadınların, şiddetten korunması, psikososyal sorunlarının çözülmesi, güçlendirilmesi ve bu dönemde kadınların varsa çocukları ile birlikte ihtiyaçlarının da karşılanmak suretiyle geçici süreyle kalabilecekleri yatılı sosyal hizmet kuruluşlarıdır. Şiddete uğrayan ya da uğrama tehlikesi bulunan bütün kadınlar ve beraberindeki çocukları hiçbir ayrım yapılmadan konukevine kabul edilir. Kadın konukevlerinde kadın ve çocuklara güvenlik, danışmanlık, yönlendirme, psikolojik destek, hukuki destek, mesleki eğitim kursu, kreş başta olmak üzere çeşitli alanlarda doğrudan ya da Şiddet Önleme ve İzleme Merkezleri aracılığıyla ilgili kuruluşlara yönlendirmek suretiyle destek sunulmaktadır. Bu destek mekanizmaları ile öncelikle kadın ve beraberindeki çocuğun şiddetten korunması, psikolojik iyilik halinin sağlanması, sürdürülmesi ve böylece kadının güçlenmesine katkı verilmesi amaçlanmaktadır.

Sosyal çalışma görevlisi tarafından yapılan bütüncül ve bağımsız çalışma neticesinde düzenlenen sosyal inceleme raporu ve değerlendirme komisyonunun kararına göre yeterli geliri olmadığı değerlendirilen kadınların ve beraberindeki çocukların ekonomik güçlenme sürecine katkı sağlamak ve bu dönemde ihtiyaçlarını karşılayabilmeleri için harçlık desteği sağlanarak sosyal ve ekonomik yönden desteklenmesi, kadın konukevlerinden hizmet alan kadına ve beraberindeki çocuğa verilecek harçlık oranının ve harçlığın ödeme usulünün belirlenmesi gibi konularda yeknesaklığı sağlayacak bir dayanağa kavuşturularak harçlık ödemesi konusunda uygulama birliğinin sağlanması amaçlanmaktadır.

Tasarı/teklif madde 12

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

Madde ile; Sosyal Hizmetler Kanununda yapılan değişiklikler nedeniyle hak kaybı oluşmasının ve mağduriyet yaşanmasının önlenmesi için geçiş sürecine ilişkin düzenleme yapılmaktadır.

Tasarı/teklif madde 13

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

Darülaceze’ye yapılacak gıda, temizlik, giyecek ve yakacak bağışları ile diğer bağış ve yardımların teşvik edilmesi, kurumun mali sürdürülebilirliği açısından önem arz etmektedir. Bu amaçla, söz konusu bağış ve yardımların Katma Değer Vergisi Kanununda istisna kapsamına alınması yönünde düzenleme yapılmaktadır.

Tasarı/teklif madde 14

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

Madde ile, ikinci ve üçüncü fıkra hükümleri kapsamında bulunan toplu taşıma araçları, toplu taşıma hizmetlerinin kapsamı ile bu hizmetlerden ücretsiz ve indirimli yararlanmaya ilişkin usul ve esasların Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından müştereken düzenlenmesi amaçlanmaktadır.

Fıkra değişikliği ile ikinci ve üçüncü fıkra hükümleri kapsamında, belediyeler tarafından yetki verilen özel şahıs ya da şirketlere ait şehiriçi toplu taşıma hizmeti veren her bir ulaşım aracı ile özel deniz ulaşımı aracı için bunların işletmecilerine, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı bütçesine bu amaçla konulan ödenekten ilgili belediyeler aracılığıyla her ay gelir desteği ödemesi yapılacağı, yapılacak aylık gelir desteği ödemesini yıllık olarak belirlemeye, bu tutarı faaliyette bulunulan yere ve/veya belediyeler tarafından yetki verilen özel şahıs ya da şirketlere ait şehiriçi toplu taşıma hizmeti veren her bir ulaşım aracını taşıma kapasitesine göre farklılaştırmaya ve yapılacak ödemeye ilişkin diğer esas ve usullerin, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ve Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından müştereken belirleneceği düzenlenmektedir.

Bu değişikliğin bu Kanun kapsamında sayılan kişilerin ücretsiz veya indirimli seyahatten yararlandırılmaları hususunda yaşanan aksaklıkları, ulaşım hizmetlerinde denetim ve ödenek verme işlerinin tek elden yürütülmesi neticesinde, gidereceği ve ücretsiz seyahat desteğinin Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından verilen diğer teşvik ve destekler ile birlikte verilmesiyle, kamu kaynaklarının kullanımında etkinliğin sağlanması amaçlanmaktadır.

Tasarı/teklif madde 15

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

Toplumumuzun geleceği olan çocukların yetiştirilmesinde doğumdan sonraki ilk aylarda anne çocuk birlikteliğinin sağlanması büyük önem arz etmektedir. Çocukların gelişimlerinin en kritik dönemlerinde daha uzun süre anne bakımından faydalanabilmelerini sağlamak adına madde ile değişiklik yapılmakta, kadın işçiye doğum sonrası verilen sekiz haftalık aylıklı izin süresi onaltı haftaya çıkarılarak ayrıca nüfus politikasının da desteklenmesi amaçlanmaktadır.

Yine sağlık durumunun çalışmaya uygun olduğunu tabip raporuyla belgeleyen kadın işçinin, isteği hâlinde doğumdan önceki izin süresinden doğum sonrasına aktarabileceği süre artırılmaktadır. Böylece doğum sonrası daha fazla emzirme süresi ile çocuğun bakımının sağlanabilmesi amaçlanmaktadır.

Koruyucu aileler, çeşitli nedenlerle öz ailesi yanında bakımı geçici olarak sağlanamayan çocukların eğitim, bakım ve yetiştirilme sorumluluğunu Devlet ile paylaşmaktadır. Koruyucu aileler için öngörülen izin düzenlemesiyle işçilerin koruyucu aile olmaya teşvik edilmesi, koruyucu aile sayısının artmasıyla daha fazla çocuğun aile yanında bakımının sağlanması, koruyucu aileliğin çocuk koruma mekanizmasındaki yerinin güçlendirilmesi ve koruyucu aile ile çocuğun birbirine alışma sürecine destek olunması amaçlanmaktadır. Bu doğrultuda maddede yapılan değişiklik ile koruyucu aile olan işçiye on gün izin hakkı tanınmaktadır.

Tasarı/teklif madde 16

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

Maddede yapılan değişiklik ile 657 sayılı Devlet Memurları Kanununda eşi doğum yapan memurlara verilen on günlük babalık izin süresinin, eşi doğum yapan erkek işçilere de tanınarak yeknesaklığın sağlanması amaçlanmaktadır.

Tasarı/teklif madde 17

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

Madde ile, maddede belirtilen suçlardan hüküm giymiş kişilerin, cezalarının infazından sonraki süreçte çocuklarla doğrudan temas gerektiren alanlarda bulunmalarının, telafisi imkansız riskler barındırdığı göz önünde bulundurulduğunda kamu düzeni ve başkalarının hak ve hürriyetlerinin korunması amacıyla ölçülülük ilkesi gözetilerek düzenleme yapılmaktadır.

Yapılan düzenlemeyle haklarında insan ticareti, kasten öldürme, cinsel saldırı, çocukların cinsel istismarı, reşit olmayanla cinsel ilişki, uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti, uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanılmasını kolaylaştırma, müstehcenlik, fuhuş suçlarından haklarında kesinleşmiş hüküm bulunan kişilerin bahse konu suçların nitelikleri göz önünde bulundurulduğunda kamuya, özel sektöre veya sivil toplum kuruluşlarına ait her ne adla olursa olsun çocukların yoğun olarak bulunduğu çocuk hizmet birimleri, adli görüşme odaları, eğitim kuruluşları, çocuk etkinlik ve oyun evleri, okul, okul servisi, okul kantini, yurt, kreş, gündüz bakımevi, çocuk kulübü, internet kafeleri, salonları, e-oyun yerleri, çocuk spor okulu, beden eğitimi ve spor tesisleri olarak hizmet veren yerlerde çalışmasının ve bu yerleri işletmesinin önüne geçilmesi amaçlanmaktadır.

Tasarı/teklif madde 18

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

Maddede yapılan değişiklik ile 22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanununun 74 üncü maddesinde yapılan değişikliğe uyum sağlayacak şekilde düzenleme yapılmaktadır.

Ayrıca, analık hali tanımlanırken gebeliğin başlamasından itibaren doğumdan sonraki onaltı haftalık süre esas alındığından ve bu ifade çoğul gebelikte verilmiş olan süreyi de kapsadığından “çoğul gebelik halinde ise ilk on haftalık” ibaresi çıkarılmaktadır.

Tasarı/teklif madde 19

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

Madde ile 4857 sayılı Kanunun 74 üncü maddesinde yapılan değişikliğe uyum sağlayacak şekilde düzenleme yapılması amaçlanmaktadır.

Tasarı/teklif madde 20

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

Darülaceze’ye yapılacak gıda, temizlik, giyecek ve yakacak bağışları ile diğer bağış ve yardımların teşvik edilmesi, kurumun mali sürdürülebilirliği açısından önem arz etmektedir. Bu amaçla, Darülaceze’ye yapılacak bağış ve yardımların kurumlar vergisi matrahından indirilebilmesi yönünde düzenleme yapılmaktadır.

Tasarı/teklif madde 21

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

Madde ile, Kanunun diğer maddelerinde yapılan düzenlemelerin ve getirilen koruma tedbirlerinin etkin bir şekilde uygulanabilmesi, düzenleme alanına giren eylemlerin ve bu eylemleri gerçekleştiren aktörlerin hukuki bir statüye kavuşturulması amaçlanmaktadır. Bu çerçevede, Kanunun kapsamının belirlenmesi ve uygulamada yaşanabilecek kavram kargaşasının önlenmesi amacıyla Oyun, Oyun sağlayıcı ve Oyun dağıtıcı kavramları tanımlanmaktadır.

Yapılan tanımlamalarla; dijital oyunu üreten veya geliştiren aktörler (sağlayıcı) ile bu oyunları son kullanıcıya ulaştıran, platform sağlayan veya satışını gerçekleştiren aktörler (dağıtıcı) arasındaki ayrım netleştirilmektedir. Bu ayrım, Kanun kapsamında getirilen yaş derecelendirmesi, temsilci belirleme ve ebeveyn kontrol araçları sağlama gibi farklı nitelikteki yükümlülüklerin, teknik ve idari kabiliyetlerine göre doğru muhataplara yöneltilmesini ve idari yaptırımların muhataplarının tereddüde yer vermeyecek şekilde tespit edilmesini sağlamayı amaçlamaktadır.

Tasarı/teklif madde 22

→ yürürlükteki madde 22

Maddenin yedinci fıkrasında yapılan değişiklik ile çocukların fiziksel, psikolojik ve sosyal gelişimlerinin dijital ortamdaki zararlı içeriklerden, siber zorbalıktan ve istismardan korunması amacıyla kesin ve koruyucu tedbirler getirilmektedir. Bu kapsamda, on beş yaşını doldurmamış çocukların sosyal ağ sağlayıcısına kaydolması önlenmekte ve bu önlemin etkin uygulanabilmesi için sosyal ağ sağlayıcılara yaş doğrulama sistemi kurma yükümlülüğü getirilmektedir. On beş yaşını doldurmuş çocuklar için ise yetişkinlerden ayrı, güvenli ve çocuklara özgü ayrıştırılmış bir hizmet sunumu hedeflenmektedir.

Maddenin on sekizinci fıkrasında yapılan değişiklik ile Kurumun denetim yetkisinin etkinliği artırılmaktadır. Dijital süreçlerin hızı ve müdahale gerekliliği dikkate alınarak, sosyal ağ sağlayıcıların Kurum tarafından talep edilen bilgi ve belgeleri sunma süresi, denetim süreçlerinin sürüncemede kalmasını engellemek amacıyla “derhal ve en geç on beş gün” olarak yeniden düzenlenmektedir.

Maddeye eklenen yirminci fıkra ile dijital platformların çocuklar üzerindeki olumsuz etkilerinin en aza indirilmesi ve ailelerin çocuklarını dijital ortamdaki risklerden daha etkin bir şekilde koruyabilmesi amaçlanmaktadır. Bu kapsamda sosyal ağ sağlayıcılara; ebeveynlerin çocuklarının hesap ayarlarını yönetebileceği, sosyal ağlarda satın almalar gibi ücrete dayalı işlemleri izne bağlayabileceği ve ekran bağımlılığını önlemek adına kullanım süresini sınırlandırabileceği, kolay kullanımlı ebeveyn kontrol mekanizmalarını sağlama yükümlülüğü getirilmektedir.

Maddeye eklenen yirmi birinci fıkra ile sosyal medya platformlarında sıklıkla karşılaşılan, kullanıcıları maddi zarara uğratan, dolandırıcılık amaçlı veya gerçeğe aykırı vaatler içeren aldatıcı reklamların önlenmesi hedeflenmektedir. Vatandaşların ekonomik çıkarlarının korunması ve güvenli bir internet ortamının tesisi amacıyla, sosyal ağ sağlayıcıların bu tür reklam içeriğini engelleyici tedbirleri bizzat alması zorunlu kılınmaktadır.

Maddenin yirmi ikinci fıkrası ile yaşam hakkı, kişilerin can ve mal güvenliği, milli güvenlik ve kamu düzeninin korunması gibi gecikmesinde sakınca bulunan hallerde (Kanunun 8/A maddesi kapsamındaki durumlarda); sosyal medyanın etki hızı ve yayılım gücü dikkate alınarak müdahale süresinin kısaltılması amaçlanmaktadır. Bu doğrultuda, günlük erişimi on milyondan fazla olan büyük ölçekli sosyal ağ sağlayıcıların, bu acil durum kararlarını mevcut uygulamadan daha hızlı bir şekilde, derhal ve en geç bir saat içinde yerine getirmesi öngörülmektedir.

Maddenin yirmi üçüncü fıkrasında; hakkında daha önce hukuka aykırılık kararı verilerek çıkarılmasına veya erişiminin engellenmesine hükmedilen bir içeriğin, aynı veya farklı kullanıcılar tarafından tekrar yüklenerek dolaşıma sokulmasının önüne geçilmesi hedeflenmektedir. Mahkeme kararlarının etkisizleştirilmesini önlemek amacıyla, günlük erişimi on milyondan fazla olan sosyal ağ sağlayıcılara, yapay zekâ ve otomatik sistemler dâhil olmak üzere gerekli teknik altyapıyı kullanarak söz konusu içeriğin kendi sitelerinde barınmasını proaktif olarak engelleme yükümlülüğü getirilmektedir.

Maddenin yirmi dördüncü fıkrasında yapılan değişiklik ile veri güvenliği, çocukların korunması, adli mercilerle iş birliği, kriz planlaması ve aldatıcı reklamların önlenmesi gibi Kanunun en kritik yükümlülüklerinin ihlal edilmesi durumunda uygulanacak yaptırımların caydırıcılığı artırılmaktadır.

Küresel ölçekte faaliyet gösteren teknoloji şirketlerinin ekonomik büyüklükleri göz önüne alındığında maktu cezaların yetersiz kalabileceği değerlendirilerek; bu fıkrada sayılan yükümlülüklerin yerine getirilmemesi halinde, ilgili sosyal ağ sağlayıcıya bir önceki takvim yılındaki küresel cirosunun yüzde üçüne kadar idari para cezası verilmesi öngörülmektedir.

Tasarı/teklif madde 23

→ yürürlükteki ek madde 5

Dijital teknolojilerin gelişimiyle birlikte oyun sektörü, özellikle çocuklar ve gençler üzerinde büyük bir etki alanına sahip olmuştur. Ancak bu gelişme; şiddet, müstehcenlik, bağımlılık yapıcı unsurlar ve bilinçsiz harcamalar gibi riskleri de beraberinde getirmektedir. Madde ile, Anayasamızın ailenin ve gençlerin korunmasına yönelik hükümleri doğrultusunda, oyunların içeriklerine göre yaş kriterleriyle derecelendirilmesi ve ebeveynlere çocuklarının dijital alışkanlıklarını ve harcamalarını yönetebilecekleri etkin kontrol mekanizmalarının sunulması, toplum sağlığının ve tüketici haklarının korunmasına yönelik düzenleme yapılmaktadır.

Öte yandan, Türkiye’de milyonlarca kullanıcıya erişen yurt dışı kaynaklı oyun dağıtıcılarının, idari ve adli makamlar nezdinde hukuki bir muhatap bulundurmaması, kullanıcı mağduriyetlerinin giderilmesini ve suçla mücadeleyi zorlaştırmaktadır. Bu düzenleme ile günlük erişimi yüz binden fazla olan yurt dışı kaynaklı oyun dağıtıcılarına Türkiye’de temsilci belirleme yükümlülüğü getirilerek, yasal tebligatların ve taleplerin muhatabı netleştirilmekte; böylelikle ulusal mevzuatımıza uyumun ve hukuki denetlenebilirliğin sağlanması amaçlanmaktadır.

Son olarak, getirilen yükümlülüklerin hayata geçirilmesi ve kanunun caydırıcılığının sağlanması amacıyla kademeli bir yaptırım sistemi öngörülmüştür. İdari para cezalarından başlayarak, yükümlülüklerin ısrarla yerine getirilmemesi durumunda internet trafiği bant genişliğinin daraltılmasına kadar uzanan bu tedbirler; oyun sağlayıcı ve dağıtıcıların kurumsal şeffaflığı sağlamalarını, algoritmaları ve veri işleme süreçleri hakkında Kurumu bilgilendirmelerini ve nihayetinde ülkemiz hukukuna uygun hareket etmelerini temin etmeyi hedeflemektedir.

Tasarı/teklif madde 24

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

Dijital ortamda sunulan sosyal ağ ve oyun hizmetlerinin yaygınlaşması, bu hizmetlerin yalnızca bireysel kullanım alanı olmaktan çıkarak toplumsal yapı, aile düzeni, çocukların gelişimi, kamu sağlığı ve kamu düzeni üzerinde doğrudan ve dolaylı etkiler doğurmasına yol açmıştır.

Hizmetlerin tasarımı, içerik yayılım mekanizmaları ve kullanıcı etkileşim modelleri; hukuka aykırı içeriklerin yayılması, temel hak ve özgürlüklerin ihlali ve özellikle çocuklar bakımından zararlı sonuçlar doğurabilecek riskler barındırabilmektedir. Bu nedenle, Türkiye’ye yönelik sunulan veya sunulması planlanan hizmetler bakımından sosyal ağ sağlayıcılar ve oyun dağıtıcılara, Anayasa ile güvence altına alınan temel hakların, aile ve çocukların, kamu düzeninin ve kamu sağlığının korunması ile hukuka aykırı içeriklerin yayılmasına elverişlilik açısından risk değerlendirmesi yapma ve bu değerlendirmeyi Kuruma bildirme yükümlülüğü getirilmektedir.

Madde ile öngörülen sistem, risk değerlendirmesinin yalnızca şekli bir bildirim yükümlülüğü olarak kalmamasını; Kurum tarafından incelenen ve gerekli görülmesi hâlinde ilgili kurum ve kuruluşların görüşleri alınarak değerlendirilen etkin bir denetim mekanizmasına dönüşmesini amaçlamaktadır.

Kurumun, riskin en aza indirilmesi amacıyla açıklama isteme ve hizmetin bir kısmının veya tamamının durdurulması ya da sunum şeklinin değiştirilmesi dâhil gerekli tedbirleri bildirme yetkisi, ölçülülük ilkesi çerçevesinde düzenlenmektedir.

Düzenlemede öngörülen idari para cezaları ile internet trafiği bant genişliğinin kademeli olarak daraltılmasına ilişkin yaptırım mekanizması, yükümlülüklerin etkinliğini ve caydırıcılığını temin etmeye yöneliktir. Bant daraltma tedbirinin sulh ceza hâkimliği kararıyla uygulanması, yargısal denetim güvencesini sağlamaktadır. Yükümlülüğün yerine getirilmesi hâlinde tedbirin kendiliğinden hükümsüz kalması ise müdahalenin geçici ve amaca bağlı niteliğini ortaya koymaktadır.

Tasarı/teklif madde 25

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

Toplumumuzun geleceği olan çocukların yetiştirilmesinde doğumdan sonraki ilk aylarda anne çocuk birlikteliğinin sağlanması büyük önem arz etmektedir. Çocukların gelişimlerinin en kritik dönemlerinde daha uzun süre anne bakımından faydalanabilmelerini sağlamak adına madde ile değişiklik yapılmakta, kadın personele doğum sonrası verilen sekiz haftalık aylıklı izin süresi onaltı haftaya çıkarılarak ayrıca nüfus politikasının da desteklenmesi amaçlanmaktadır.

Yine sağlık durumunun çalışmaya uygun olduğunu tabip raporuyla belgeleyen kadın personelin, isteği hâlinde doğumdan önceki izin süresinden doğum sonrasına aktarabileceği süre artırılmaktadır.

Böylece doğum sonrası daha fazla emzirme süresi ile çocuğun bakımının sağlanabilmesi amaçlanmaktadır.

Koruyucu aileler, çeşitli nedenlerle öz ailesi yanında bakımı geçici olarak sağlanamayan çocukların eğitim, bakım ve yetiştirilme sorumluluğunu Devlet ile paylaşmaktadır. Koruyucu aileler için öngörülen izin düzenlemesiyle personelin koruyucu aile olmaya teşvik edilmesi, koruyucu aile sayısının artmasıyla daha fazla çocuğun aile yanında bakımının sağlanması, koruyucu aileliğin çocuk koruma mekanizmasındaki yerinin güçlendirilmesi ve koruyucu aile ile çocuğun birbirine alışma sürecine destek olunması amaçlanmaktadır. Bu doğrultuda maddede yapılan değişiklik ile koruyucu aile olan personele on gün izin hakkı tanınmaktadır.

Tasarı/teklif madde 26

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

Darülaceze Nizamnamesinin 12’nci maddesinde yer alan, sadece İstanbul’da doğan veya İstanbul’da ikamet eden kişilerin kabulünün yapılması lafzı değiştirilerek Darülacezenin yurt içinde ve ilgili mevzuata göre yurt dışında hizmet verebileceği ibaresi eklenmiştir. Bu ifade ile sadece İstanbul’da değil Türkiye’nin ihtiyaç bulunan diğer şehirlerinde ikamet eden ya da yurt dışında yaşayanların da Darülaceze’nin vereceği sosyal hizmetlerden faydalanması amaçlanmaktadır.

Tasarı/teklif madde 27

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

Madde ile sosyal yardımların etkin bir biçimde gerçekleştirilmesi amacıyla Darülaceze’nin gıda bankacılığı faaliyetinde bulunabilmesine imkân tanınmaktadır. Gıda bankacılığı, hem israfın önlenmesi hem de ihtiyaç sahiplerinin düzenli desteklenmesi açısından etkili bir sosyal yardım aracıdır. Bu faaliyetlerin ilgili mevzuat çerçevesinde yürütülmesi, Darülaceze’nin güncel sosyal yardım modelleriyle uyumunu sağlayacaktır.

Bunun yanında kurum bakımında olmayan ihtiyaç sahiplerine aşevi hizmeti verilerek sosyal yardımlara destek olunması amaçlanmaktadır.