İçeriğe geç
Yürürlükte Temel kanun 34. hâli

Gelir Vergisi Kanunu (Gvk) (GVK)

Kanun numarası
193
Kabul tarihi
31.12.1960
Resmî Gazete
06.01.1961 / 10700
Düstur
4. tertip, cilt 1
Son değişiklik
24.06.2026
Madde sayısı
202

Metin içindeki değişiklik notlarından ve dipnotlardan derlenmiştir. Toplam 616 kayıt.

  1. 24 Haziran 2026

    • Eklendi Madde 113 geçmişi (fıkra) 7587 sayılı Kanun, md. 5
      Değişikliğin gerekçesi

      Kayıtlı ekonominin desteklenmesi kapsamında, taksi ile yolcu taşımacılığı faaliyetinde bulunan mükelleflerin taksimetre ile bağlantılı olarak çalışan taksi mali cihaz kullanımlarıyla birlikte hasılatlarının tamamının sistem üzerinden kavranması mümkün hale gelmektedir.

      Bu husus dikkate alınarak, getirilen zorunluluğa uyan taksi ile yolcu taşımacılığı faaliyetinde bulunan mükelleflerin de talep etmeleri halinde, talep ettikleri tarihi takip eden yılın başından itibaren en fazla üç yıl süre ile hasılat esaslı kazanç tespiti usulünden faydalanmalarına imkân sağlanmaktadır.

    • Eklendi Geçici Madde 94 geçmişi 7587 sayılı Kanun, md. 6
      Değişikliğin gerekçesi

      Maddeyle, gerçek usulde gelir vergisi mükelleflerinin, maddenin yürürlük tarihinden önce sahip oldukları taksi, dolmuş, minibüs ve umum servis araçlarına ait ticari plakaları elden çıkarmalarından doğan kazançları gelir vergisinden istisna edilmektedir. Bu tarihten sonra edinilen ticari plakaların elden çıkarılması ise genel hükümler çerçevesinde vergilendirilecektir.

    • Değiştirildi Madde 113 geçmişi (fıkra) 7587 sayılı Kanun, md. 5
      Eski ifade
      birinci fıkra
      Yeni ifade
      bu madde
      Değişikliğin gerekçesi

      Kayıtlı ekonominin desteklenmesi kapsamında, taksi ile yolcu taşımacılığı faaliyetinde bulunan mükelleflerin taksimetre ile bağlantılı olarak çalışan taksi mali cihaz kullanımlarıyla birlikte hasılatlarının tamamının sistem üzerinden kavranması mümkün hale gelmektedir.

      Bu husus dikkate alınarak, getirilen zorunluluğa uyan taksi ile yolcu taşımacılığı faaliyetinde bulunan mükelleflerin de talep etmeleri halinde, talep ettikleri tarihi takip eden yılın başından itibaren en fazla üç yıl süre ile hasılat esaslı kazanç tespiti usulünden faydalanmalarına imkân sağlanmaktadır.

    • Değiştirildi Madde 113 geçmişi (fıkra) 7587 sayılı Kanun, md. 5
      Eski ifade
      yarısına kadar
      Yeni ifade
      birinci fıkra kapsamına girenler bakımından yarısına kadar
      Değişikliğin gerekçesi

      Kayıtlı ekonominin desteklenmesi kapsamında, taksi ile yolcu taşımacılığı faaliyetinde bulunan mükelleflerin taksimetre ile bağlantılı olarak çalışan taksi mali cihaz kullanımlarıyla birlikte hasılatlarının tamamının sistem üzerinden kavranması mümkün hale gelmektedir.

      Bu husus dikkate alınarak, getirilen zorunluluğa uyan taksi ile yolcu taşımacılığı faaliyetinde bulunan mükelleflerin de talep etmeleri halinde, talep ettikleri tarihi takip eden yılın başından itibaren en fazla üç yıl süre ile hasılat esaslı kazanç tespiti usulünden faydalanmalarına imkân sağlanmaktadır.

  2. 21 Mayıs 2026

    • Eklendi Mükerrer Madde 20/D geçmişi 7582 sayılı Kanun, md. 4
      Değişikliğin gerekçesi

      Gelir Vergisi Kanununun 3 üncü maddesine göre, Türkiye’de yerleşmiş olanlar ve resmi daire ve müesseselere veya merkezi Türkiye’de bulunan teşekkül ve teşebbüslere bağlı olup adı geçen daire, müessese, teşekkül ve teşebbüslerin işleri dolayısıyla yabancı memleketlerde oturan Türk vatandaşlarının Türkiye içinde ve dışında elde ettiği kazançların tamamı vergilendirilmektedir.

      Kanunun 4 üncü maddesinde yerleşme sayılan hallerin neler olduğu açıklanmıştır.

      Yurt dışı örnekleri incelendiğinde pek çok ülkenin belirli şartları sağlayan yabancı gerçek kişilere vergisel avantaj sağladığı; şartları sağlayanların yalnızca ülke içinde elde ettiği kazanç ve iratları vergilendirme yoluna gittiği; yurt dışı kaynaklı kazanç ve iratları vergiden müstesna tuttuğu görülmektedir.

      Maddeyle, benzer ülke örnekleri dikkate alınarak, son üç takvim yılında Türkiye’de yerleşmiş sayılmama ve vergi mükellefiyeti bulunmama şartlarını sağlayan gerçek kişilerce Türkiye dışında elde edilen kazanç ve iratlar gelir vergisinden müstesna tutulmaktadır. Böylelikle ülkemize döviz getirilmesini teşvik etmek amaçlanmaktadır.

      Ayrıca, gerçek kişilerce içinde bulunulan yıl ile önceki yıllarda Türkiye içerisinde gayrimenkul sermaye iradı, menkul sermaye iradı ve değer artışı kazancı elde edilmesinin, bu madde kapsamında Türkiye’de vergi mükellefiyetinin bulunmaması şartının ihlali anlamına gelmeyeceği düzenlenmektedir.

      Söz konusu kişilerin Türkiye içerisinde elde ettiği kazanç ve iratların ise istisna kapsamı dışında olup genel hükümlere göre vergilendirileceği hüküm altına alınmaktadır.

      Öte yandan yapılan düzenlemeyle, yurtdışı kazanç ve iratlardan doğan gider ve maliyetlerin, Türkiye içinde elde edilen vergiye tabi kazanç ve iratların tespitinde dikkate alınmaması, yabancı memleketlerde elde edilen kazanç ve iratlardan mahallinde ödenen vergilerin de Türkiye’de tarh edilen gelir vergisinden mahsup edilmemesi amaçlanmaktadır.

    • Eklendi Madde 23 geçmişi 7582 sayılı Kanun, md. 5
      Değişikliğin gerekçesi

      Maddeyle, nitelikli hizmet merkezlerinde istihdam edilen nitelikli hizmet personelinin ücretlerine, tüm çalışanların yararlandığı asgari ücret istisnası ile birlikte brüt asgari ücretin dört katına kadar gelir vergisi istisnası sağlanmaktadır. İstanbul Finans Merkezinde faaliyet gösterecek nitelikli hizmet merkezlerinde çalışanlara ise bu istisnanın toplamda altı kat olarak uygulanacağı düzenlenmektedir.

      Ayrıca, Gelir Vergisi Kanununun 23 üncü maddesi kapsamındaki ücretler ile ilgili kağıtlar damga vergisinden istisna olduğundan, düzenleme uyarınca damga vergisi istisnası da sağlanmaktadır.

    • Değiştirildi Madde 17 geçmişi 7582 sayılı Kanun, md. 3

      21/5/2026 tarihli ve 7582 sayılı Kanunun 3 üncü maddesiyle birinci fıkrada yer alan “tutarını” ibaresi “tutarının iki katını” şeklinde, ikinci fıkrada yer alan “üç”, “dört”, “altı”, “yedi” ve “on iki” ibareleri sırasıyla “iki”, “üç”, “dört”, “beş” ve “altı” şeklinde değiştirilmiştir.

      Değişikliğin gerekçesi

      2024 yılında yapılan düzenlemeyle, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığınca belirlenen kriterleri haiz teknogirişim şirketlerinde çalışan personele işverenler tarafından bedelsiz veya indirimli olarak verilen ve ücret niteliğinde kabul edilen pay senetlerinin, verildiği tarihteki rayiç değerinin o yıldaki bir yıllık brüt ücret tutarını aşmayan kısmı, gelir vergisinden istisna edilmiştir.

      Pay senetlerinin; iktisap edildiği tarihten itibaren 3 yıl içinde elden çıkarılması halinde istisna edilen verginin tamamı, 4 ila 6 yıl arasında elden çıkarılması halinde istisna edilen verginin %75’i, 7 ila 12 yıl arasında elden çıkarılması halinde istisna edilen verginin %25’i, gecikme faizi ile birlikte işverenden tahsil edilmektedir.

      Maddeyle, istisnaya konu edilebilecek üst sınır ilgili yıldaki brüt ücretin iki katı olarak yeniden belirlenmiştir. Ayrıca, bu şekilde iktisap edilen pay senetlerinin elde tutulma süreleri kısaltılarak söz konusu pay senetlerinin iktisap tarihinden itibaren 2 yıl içinde elden çıkarılması halinde istisna edilen verginin tamamı, 3 ila 4 yıl arasında elden çıkarılması halinde istisna edilen verginin %75’i, 5 ila 6 yıl arasında elden çıkarılması halinde ise istisna edilen verginin %25’inin gecikme faizi ile işverenden tahsil edilmesi düzenlenmektedir.

  3. 22 Nisan 2026

    • 22/4/2026 tarihli ve 7578 sayılı Kanunun 1 inci maddesiyle bu bende “faaliyetinde bulunan” ibaresinden sonra gelmek üzere “Darülacezeye,” ibaresi eklenmiştir.

      Değişikliğin gerekçesi

      Darülaceze, 130 yılı aşkın süredir otuz bini çocuk olmak üzere toplamda yüzbin kişiye şefkat yuvası olmuştur. Bugün de özveri ile hizmetine devam etmektedir. Herkese kucak açan dünyada benzeri olmayan bir hayır kurumu olarak varlığını sürdürmektedir. Kuruluşundan bu yana insana verdiği değerden ödün vermeyen Darülaceze’nin bu eşsiz misyonuyla aynı özveri ve şefkatle anadolu illerinde faaliyet göstermesi amacıyla Teklifte düzenlemeler yapılmaktadır. Bu kapsamda gelir vergisi mükelleflerinin Darülaceze’ye yapacakları gıda, temizlik, giyecek ve yakacak bağışlarının yanı sıra nakdî yardımlarının da gelir vergisi matrahının tespitinde indirim konusu yapılmasına imkân tanınmakta olup Darülaceze’nin mali yapısı güçlendirilerek, kuruma yapılan bağış ve yardımların teşvik edilmesi hedeflenmektedir.

    • 22/4/2026 tarihli ve 7578 sayılı Kanunun 1 inci maddesiyle bu bende “faaliyetinde bulunan” ibaresinden sonra gelmek üzere “Darülacezeye,” ibaresi eklenmiştir.

      Değişikliğin gerekçesi

      Darülaceze, 130 yılı aşkın süredir otuz bini çocuk olmak üzere toplamda yüzbin kişiye şefkat yuvası olmuştur. Bugün de özveri ile hizmetine devam etmektedir. Herkese kucak açan dünyada benzeri olmayan bir hayır kurumu olarak varlığını sürdürmektedir. Kuruluşundan bu yana insana verdiği değerden ödün vermeyen Darülaceze’nin bu eşsiz misyonuyla aynı özveri ve şefkatle anadolu illerinde faaliyet göstermesi amacıyla Teklifte düzenlemeler yapılmaktadır. Bu kapsamda gelir vergisi mükelleflerinin Darülaceze’ye yapacakları gıda, temizlik, giyecek ve yakacak bağışlarının yanı sıra nakdî yardımlarının da gelir vergisi matrahının tespitinde indirim konusu yapılmasına imkân tanınmakta olup Darülaceze’nin mali yapısı güçlendirilerek, kuruma yapılan bağış ve yardımların teşvik edilmesi hedeflenmektedir.

    • 22/4/2026 tarihli ve 7578 sayılı Kanunun 1 inci maddesiyle bu bende “işletmeleri hariç,” ibaresinden sonra gelmek üzere “Darülacezeye,” ibaresi eklenmiştir.

      Değişikliğin gerekçesi

      Darülaceze, 130 yılı aşkın süredir otuz bini çocuk olmak üzere toplamda yüzbin kişiye şefkat yuvası olmuştur. Bugün de özveri ile hizmetine devam etmektedir. Herkese kucak açan dünyada benzeri olmayan bir hayır kurumu olarak varlığını sürdürmektedir. Kuruluşundan bu yana insana verdiği değerden ödün vermeyen Darülaceze’nin bu eşsiz misyonuyla aynı özveri ve şefkatle anadolu illerinde faaliyet göstermesi amacıyla Teklifte düzenlemeler yapılmaktadır. Bu kapsamda gelir vergisi mükelleflerinin Darülaceze’ye yapacakları gıda, temizlik, giyecek ve yakacak bağışlarının yanı sıra nakdî yardımlarının da gelir vergisi matrahının tespitinde indirim konusu yapılmasına imkân tanınmakta olup Darülaceze’nin mali yapısı güçlendirilerek, kuruma yapılan bağış ve yardımların teşvik edilmesi hedeflenmektedir.

  4. 2 Nisan 2026

    • Eklendi Madde 41 geçmişi 7577 sayılı Kanun, md. 1
      Değişikliğin gerekçesi

      Gelir Vergisi Kanununun 41 inci maddesine eklenen bent ile her türlü şans ve bahis oyunlarına ilişkin verilen ilan ve reklam giderlerinin, gelir vergisi mükelleflerinin ticari kazancının tespitinde gider olarak kabul edilmemesine yönelik düzenleme yapılmaktadır.

  5. 12 Şubat 2026

    • İptal edildi Geçici Madde 72 geçmişi (fıkra) Anayasa Mahkemesi kararı (E.2025/219 K.2026/43)

      Anayasa Mahkemesinin 12/2/2026 tarihli ve E.: 2025/219, K.: 2026/43 sayılı Kararı ile bu fıkranın üçüncü cümlesinde yer alan “tevkifat yapmakla sorumlu olanlarca vergi dairesine ödenmiş olması şartıyla,” ibaresi iptal edilmiştir.

  6. 4 Aralık 2025

    • Eklendi Geçici Madde 67 geçmişi (hüküm) 7566 sayılı Kanun, md. 3
      Değişikliğin gerekçesi

      Sürekli olarak portföyünün en az %51’i Borsa İstanbul’da işlem gören hisse senetlerinden oluşan yatırım fonlarının bir yıldan fazla süreyle elde tutulan katılma paylarının elden çıkarılmasında tevkifat uygulanmamakta ve bu katılma paylarından elde edilen gelirler için beyanname de verilmemektedir.

      Elde tutma süresine bağlı söz konusu istisna, bazı serbest fon yatırımcıları nezdinde mevcut istisna düzenlemesinin Borsa İstanbul’da işlem gören hisse senetlerine uzun vadeli yatırımı teşvik etme amacını aşacak şekilde vergi planlaması yoluna gidilmesine neden olan sonuçlar doğurmaktadır.

      Yapılan düzenleme ile söz konusu istisnanın vergi planlama aracı olarak kullanılmamasını teminen, sürekli olarak portföyünün en az %51’i Borsa İstanbul’da işlem gören hisse senetlerinden oluşan fonlardan; katılma payları sadece nitelikli yatırımcılara satılabilen, Türkiye Elektronik Fon Alım Satım Platformu (TEFAS)’nda işlem görmeyen ve fon portföyüne alınacak varlık ve işlemlere ilişkin herhangi bir oransal sınırlamaya tabi olmayanlar için bir yıllık elde tutma süresine bağlı tevkifat istisnasının uygulanmaması sağlanmaktadır. Bu özelliklere sahip olanlar dışında kalan, sürekli olarak portföyünün en az %51’i Borsa İstanbul’da işlem gören hisse senetlerinden oluşan fonların katılma payı sahipleri ise öteden beri olduğu üzere söz konusu istisnadan yararlanmaya devam edecektir.

      Ayrıca, yapılan ibare değişiklikleri ile kanun maddesinde yer alan ibarelerin güncelliği sağlanmaktadır.

    • Değiştirildi Madde 74 geçmişi (bent) 7566 sayılı Kanun, md. 1
      Eski ifade
      Kiraya verilen mal ve haklar
      Yeni ifade
      Konutlar hariç olmak üzere kiraya verilen mal ve haklar
      Değişikliğin gerekçesi

      Kişiler, tasarrufları veya diğer mal varlıklarıyla gayrimenkul satın alabildikleri gibi kredi çekmek suretiyle de gayrimenkul satın alabilmektedirler. Kredi kullanarak satın aldıkları gayrimenkulleri kiraya verenler, bu krediler için ödedikleri faizleri kira gelirlerini beyan ederken gider olarak indirme imkanına sahip oldukları için, kiraya verilen gayrimenkulu kredili veya kredisiz alan kişiler arasında vergi yükü açısından farklılık ortaya çıkmaktadır.

      Maddeyle, gerek bu farklılığın ortadan kaldırılması gerekse tasarrufların üretken yatırımlara yönlendirilmesi ve servet edinimi için katlanılan borç giderlerinin vergiye tabi gelirin tespitinde gider olarak dikkate alınmak suretiyle vergi matrahında neden olduğu erozyonun önlenmesi sağlanmaktadır.

    • Metinden çıkarıldı Mükerrer Madde 120 geçmişi (fıkra) 7566 sayılı Kanun, md. 2

      4/12/2025 tarihli ve 7566 sayılı Kanunun 2 nci maddesiyle bu fıkranın birinci cümlesinde yer alan “ilk dokuz ayı için belirlenen” ibaresi madde metninden çıkarılmıştır.

      Değişikliğin gerekçesi

      Mevcut durumda, gerçek usulde gelir vergisine tabi ticari kazanç sahipleri ile serbest meslek erbabının cari vergilendirme döneminin gelir vergisine mahsup edilmek üzere ilgili hesap döneminin ilk dokuz ayı için belirlenen dönem kazançları üzerinden geçici vergi ödemeleri gerekmektedir.

      Aynı şekilde kurumlar vergisi mükelleflerince, cari vergilendirme döneminin kurumlar vergisine mahsup edilmek üzere Gelir Vergisi Kanununda belirtilen esaslara göre ve cari dönemin kurumlar vergisi oranında geçici vergi ödenmektedir.

      Cari vergilendirme döneminin ilk dokuz ayı, üçer aylık dönemler itibarıyla geçici vergi dönemleri olarak belirlenmiştir. Ancak dördüncü geçici vergilendirme döneminin kaldırılması uygulaması, kurumlar ve gelir vergisi beyannamesi verme süresinin değişmemesi ile birlikte uygulamada bilgi belge akışına ilişkin sürelerin değişmesine, finansal raporların ve beyannamelerin sağlıklı bir şekilde süresinde hazırlanamamasına sebebiyet vermektedir. Söz konusu düzenlemeyle, geçici vergi mükellefiyeti bulunan mükelleflerin kazançlarının 3, 6, 9 ve 12 aylık dönemlerle tespit edilebilmesi, böylelikle dördüncü geçici vergi döneminin sisteme dahil edilerek bu dönem faaliyet sonuçlarını içeren geçici vergi beyannamesi alınması sağlanmaktadır.

    • Değiştirildi Geçici Madde 67 geçmişi (paragraf) 7566 sayılı Kanun, md. 3

      4/12/2025 tarihli ve 7566 sayılı Kanunun 3 üncü maddesiyle bu paragrafta yer alan “katılma belgelerinin” ibaresi “katılma paylarının” şeklinde ve “İstanbul Menkul Kıymetler Borsasında” ibareleri “Borsa İstanbul’da” şeklinde değiştirilmiştir.

      Değişikliğin gerekçesi

      Sürekli olarak portföyünün en az %51’i Borsa İstanbul’da işlem gören hisse senetlerinden oluşan yatırım fonlarının bir yıldan fazla süreyle elde tutulan katılma paylarının elden çıkarılmasında tevkifat uygulanmamakta ve bu katılma paylarından elde edilen gelirler için beyanname de verilmemektedir.

      Elde tutma süresine bağlı söz konusu istisna, bazı serbest fon yatırımcıları nezdinde mevcut istisna düzenlemesinin Borsa İstanbul’da işlem gören hisse senetlerine uzun vadeli yatırımı teşvik etme amacını aşacak şekilde vergi planlaması yoluna gidilmesine neden olan sonuçlar doğurmaktadır.

      Yapılan düzenleme ile söz konusu istisnanın vergi planlama aracı olarak kullanılmamasını teminen, sürekli olarak portföyünün en az %51’i Borsa İstanbul’da işlem gören hisse senetlerinden oluşan fonlardan; katılma payları sadece nitelikli yatırımcılara satılabilen, Türkiye Elektronik Fon Alım Satım Platformu (TEFAS)’nda işlem görmeyen ve fon portföyüne alınacak varlık ve işlemlere ilişkin herhangi bir oransal sınırlamaya tabi olmayanlar için bir yıllık elde tutma süresine bağlı tevkifat istisnasının uygulanmaması sağlanmaktadır. Bu özelliklere sahip olanlar dışında kalan, sürekli olarak portföyünün en az %51’i Borsa İstanbul’da işlem gören hisse senetlerinden oluşan fonların katılma payı sahipleri ise öteden beri olduğu üzere söz konusu istisnadan yararlanmaya devam edecektir.

      Ayrıca, yapılan ibare değişiklikleri ile kanun maddesinde yer alan ibarelerin güncelliği sağlanmaktadır.

    • Değiştirildi Geçici Madde 67 geçmişi (paragraf) 7566 sayılı Kanun, md. 3
      Eski ifade
      katılma belgelerinin
      Yeni ifade
      katılma paylarının
      Değişikliğin gerekçesi

      Sürekli olarak portföyünün en az %51’i Borsa İstanbul’da işlem gören hisse senetlerinden oluşan yatırım fonlarının bir yıldan fazla süreyle elde tutulan katılma paylarının elden çıkarılmasında tevkifat uygulanmamakta ve bu katılma paylarından elde edilen gelirler için beyanname de verilmemektedir.

      Elde tutma süresine bağlı söz konusu istisna, bazı serbest fon yatırımcıları nezdinde mevcut istisna düzenlemesinin Borsa İstanbul’da işlem gören hisse senetlerine uzun vadeli yatırımı teşvik etme amacını aşacak şekilde vergi planlaması yoluna gidilmesine neden olan sonuçlar doğurmaktadır.

      Yapılan düzenleme ile söz konusu istisnanın vergi planlama aracı olarak kullanılmamasını teminen, sürekli olarak portföyünün en az %51’i Borsa İstanbul’da işlem gören hisse senetlerinden oluşan fonlardan; katılma payları sadece nitelikli yatırımcılara satılabilen, Türkiye Elektronik Fon Alım Satım Platformu (TEFAS)’nda işlem görmeyen ve fon portföyüne alınacak varlık ve işlemlere ilişkin herhangi bir oransal sınırlamaya tabi olmayanlar için bir yıllık elde tutma süresine bağlı tevkifat istisnasının uygulanmaması sağlanmaktadır. Bu özelliklere sahip olanlar dışında kalan, sürekli olarak portföyünün en az %51’i Borsa İstanbul’da işlem gören hisse senetlerinden oluşan fonların katılma payı sahipleri ise öteden beri olduğu üzere söz konusu istisnadan yararlanmaya devam edecektir.

      Ayrıca, yapılan ibare değişiklikleri ile kanun maddesinde yer alan ibarelerin güncelliği sağlanmaktadır.

    • Değiştirildi Geçici Madde 67 geçmişi (paragraf) 7566 sayılı Kanun, md. 3
      Eski ifade
      katılma belgelerinin
      Yeni ifade
      katılma paylarının
      Değişikliğin gerekçesi

      Sürekli olarak portföyünün en az %51’i Borsa İstanbul’da işlem gören hisse senetlerinden oluşan yatırım fonlarının bir yıldan fazla süreyle elde tutulan katılma paylarının elden çıkarılmasında tevkifat uygulanmamakta ve bu katılma paylarından elde edilen gelirler için beyanname de verilmemektedir.

      Elde tutma süresine bağlı söz konusu istisna, bazı serbest fon yatırımcıları nezdinde mevcut istisna düzenlemesinin Borsa İstanbul’da işlem gören hisse senetlerine uzun vadeli yatırımı teşvik etme amacını aşacak şekilde vergi planlaması yoluna gidilmesine neden olan sonuçlar doğurmaktadır.

      Yapılan düzenleme ile söz konusu istisnanın vergi planlama aracı olarak kullanılmamasını teminen, sürekli olarak portföyünün en az %51’i Borsa İstanbul’da işlem gören hisse senetlerinden oluşan fonlardan; katılma payları sadece nitelikli yatırımcılara satılabilen, Türkiye Elektronik Fon Alım Satım Platformu (TEFAS)’nda işlem görmeyen ve fon portföyüne alınacak varlık ve işlemlere ilişkin herhangi bir oransal sınırlamaya tabi olmayanlar için bir yıllık elde tutma süresine bağlı tevkifat istisnasının uygulanmaması sağlanmaktadır. Bu özelliklere sahip olanlar dışında kalan, sürekli olarak portföyünün en az %51’i Borsa İstanbul’da işlem gören hisse senetlerinden oluşan fonların katılma payı sahipleri ise öteden beri olduğu üzere söz konusu istisnadan yararlanmaya devam edecektir.

      Ayrıca, yapılan ibare değişiklikleri ile kanun maddesinde yer alan ibarelerin güncelliği sağlanmaktadır.

  7. 28 Temmuz 2024

    • Değişikliğin gerekçesi

      Madde ile 6563 sayılı Kanun kapsamında, elektronik ticaret pazar yerlerinde elektronik ticaret hizmet sağlayıcılarının mal veya hizmetlerinin teminine yönelik sözleşme yapılmasına ya da sipariş verilmesine imkân sağlayan aracı hizmet sağlayıcılarının ve elektronik ticaret aracı hizmet sağlayıcılarının, mezkur Kanun hükümlerine göre faaliyette bulunan hizmet sağlayıcılarına ve elektronik ticaret hizmet sağlayıcılarına faaliyetleri dolayısıyla yaptıkları ödemeler vergi kesintisi kapsamına alınmaktadır.

      Ayrıca, maddede yapılan diğer bir düzenleme ile mal ve hizmet alımlarına ilişkin gerçek kişilere yapılan ödemeler üzerinden Cumhurbaşkanınca belirlenen sektör ve faaliyet konuları dikkate alınarak vergi tevkifatı yapılması öngörülmektedir.

      Böylelikle, vergi güvenliğinin sağlanması ve kayıt dışılığın azaltılması amaçlanmaktadır.

      Diğer taraftan, maddenin sekizinci fıkrasında değişiklik yapılarak, Cumhurbaşkanına birinci fıkranın (19) ve (20) numaralı bentleri kapsamında vergi kesintisine tabi ödemeler için faaliyet konuları, ödeme türleri, sektörler, iş grupları ve iş nevileri itibarıyla ayrı ayrı veya birlikte oran belirleme yetkisi verilmektedir.

    • Değişikliğin gerekçesi

      Madde ile 6563 sayılı Kanun kapsamında, elektronik ticaret pazar yerlerinde elektronik ticaret hizmet sağlayıcılarının mal veya hizmetlerinin teminine yönelik sözleşme yapılmasına ya da sipariş verilmesine imkân sağlayan aracı hizmet sağlayıcılarının ve elektronik ticaret aracı hizmet sağlayıcılarının, mezkur Kanun hükümlerine göre faaliyette bulunan hizmet sağlayıcılarına ve elektronik ticaret hizmet sağlayıcılarına faaliyetleri dolayısıyla yaptıkları ödemeler vergi kesintisi kapsamına alınmaktadır.

      Ayrıca, maddede yapılan diğer bir düzenleme ile mal ve hizmet alımlarına ilişkin gerçek kişilere yapılan ödemeler üzerinden Cumhurbaşkanınca belirlenen sektör ve faaliyet konuları dikkate alınarak vergi tevkifatı yapılması öngörülmektedir.

      Böylelikle, vergi güvenliğinin sağlanması ve kayıt dışılığın azaltılması amaçlanmaktadır.

      Diğer taraftan, maddenin sekizinci fıkrasında değişiklik yapılarak, Cumhurbaşkanına birinci fıkranın (19) ve (20) numaralı bentleri kapsamında vergi kesintisine tabi ödemeler için faaliyet konuları, ödeme türleri, sektörler, iş grupları ve iş nevileri itibarıyla ayrı ayrı veya birlikte oran belirleme yetkisi verilmektedir.

    • Değişikliğin gerekçesi

      Madde ile 6563 sayılı Kanun kapsamında, elektronik ticaret pazar yerlerinde elektronik ticaret hizmet sağlayıcılarının mal veya hizmetlerinin teminine yönelik sözleşme yapılmasına ya da sipariş verilmesine imkân sağlayan aracı hizmet sağlayıcılarının ve elektronik ticaret aracı hizmet sağlayıcılarının, mezkur Kanun hükümlerine göre faaliyette bulunan hizmet sağlayıcılarına ve elektronik ticaret hizmet sağlayıcılarına faaliyetleri dolayısıyla yaptıkları ödemeler vergi kesintisi kapsamına alınmaktadır.

      Ayrıca, maddede yapılan diğer bir düzenleme ile mal ve hizmet alımlarına ilişkin gerçek kişilere yapılan ödemeler üzerinden Cumhurbaşkanınca belirlenen sektör ve faaliyet konuları dikkate alınarak vergi tevkifatı yapılması öngörülmektedir.

      Böylelikle, vergi güvenliğinin sağlanması ve kayıt dışılığın azaltılması amaçlanmaktadır.

      Diğer taraftan, maddenin sekizinci fıkrasında değişiklik yapılarak, Cumhurbaşkanına birinci fıkranın (19) ve (20) numaralı bentleri kapsamında vergi kesintisine tabi ödemeler için faaliyet konuları, ödeme türleri, sektörler, iş grupları ve iş nevileri itibarıyla ayrı ayrı veya birlikte oran belirleme yetkisi verilmektedir.

    • Değiştirildi Genel (madde başlığı) 7524 sayılı Kanun, md. 2
      Eski ifade
      Diğer Muaflıklar
      Değişikliğin gerekçesi

      Mevcut uygulamada, hizmet erbabı ile yapılan sözleşmeler kapsamında, hizmet erbabına, belirli bir süre işverene bağlı çalışılması, belirlenen performans ve benzeri kriterlerin sağlanması kaydıyla, işverenin veya grup şirketlerinin pay senetlerinden bedelsiz veya indirimli satın alma hakkı verilebilmektedir.

      Hizmet erbabına bedelsiz pay senedi verilmesi suretiyle sağlanan menfaatler, bu pay senetlerinin hukuki ve ekonomik olarak tasarruf edilebilir olduğu tarihte, pay senedi alım hakkı verilmesi suretiyle sağlanan menfaatler ise bu hakkın fiilen kullanıldığı tarihte elde edilmiş sayılmaktadır.

      Hizmet erbabına pay senedi verildiği durumlarda pay senedinin rayiç değeri, pay senedi alım hakkı verildiği durumlarda ise hakkın kullanıldığı tarihteki pay senedinin rayiç değeri ile hizmet erbabına maliyeti arasındaki fark, ücret olarak kabul edilmektedir.

      Madde ile Sanayi ve Teknoloji Bakanlığınca belirlenen kriterlere göre teknogirişim şirketi niteliğini haiz işverenlerce, hizmet erbabına bedelsiz veya indirimli olarak verilen ve ücret niteliğinde kabul edilen pay senetlerinin verildiği tarihteki rayiç değerinin, hizmet erbabının o yıldaki bir yıllık brüt ücret tutarını aşmayan kısmı gelir vergisinden istisna tutulmaktadır.

      Diğer taraftan, hizmet erbabına verilen hisse senetlerinin daha uzun süre elde tutulmasının teşvik edilmesi amacıyla, söz konusu istisnanın hizmet erbabı tarafından iktisap edilen hisse senetlerinin elde tutulma süresine göre farklı oranlarda uygulanması öngörülmektedir.

      İstisna nedeniyle zamanında alınmayan vergilere ilişkin zamanaşımı süresinin, söz konusu pay senetlerinin hizmet erbabı tarafından elden çıkarıldığı tarihi takip eden takvim yılı başından itibaren başlaması sağlanmaktadır.

      Ayrıca, bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esasları belirleme hususunda Hazine ve Maliye Bakanlığına yetki verilmektedir.

  8. 27 Aralık 2023

    • Değiştirildi Mükerrer Madde 20/B geçmişi 7491 sayılı Kanun, md. 7
      Değişikliğin gerekçesi

      Düzenlemenin mevcut durumunda, yalnızca internet ortamındaki sosyal ağ sağlayıcıları üzerinden metin, görüntü, ses, video gibi içeriklerin paylaşılması suretiyle elde edilen kazançlar için istisna uygulanmaktadır.

      Gelişen teknoloji sayesinde, internet ve benzeri elektronik ortamların kullanımının hayatın her alanına sirayet etmesi ile benzer faaliyetlerin sosyal ağ sağlayıcısı tanımına girmeyen elektronik ortamlar üzerinden de yapıldığı görülmekte, ancak mevcut madde uygulamasının sağladığı vergileme usulü yalnızca sosyal ağ sağlayıcısı üzerinden yapılan bahsi geçen faaliyetlere ilişkin kazançları kavramaktadır.

      Bu nedenle yapılan düzenleme ile gerçek kişilerin; internet sayfası/ sitelerinde veya herhangi bir dijital platformda metin, görüntü, ses, video gibi içerikleri paylaşması; internet ve benzeri elektronik ortamlar üzerinden eğitim, yemek tarifi, ürün tanıtımı gibi videolar paylaşması veya yine bu ortamlar üzerinden veri işleme ve geliştirme gibi içerikler paylaşmak suretiyle kazanç elde edilmesi de istisna kapsamına alınmaktadır.

      Bu sebeple gerçek kişilerin, yapılan düzenleme ile internet ve benzeri elektronik ortamlar üzerinden elde edecekleri kazançlar da mevcut istisna düzenlemesinin içerisine alınarak istisnanın kapsamı genişletilmektedir.

    • Eklendi Madde 22 geçmişi 7491 sayılı Kanun, md. 8
      Değişikliğin gerekçesi

      Yapılan düzenleme ile gerçek kişilerce, kanunî ve iş merkezi Türkiye’de bulunmayan anonim ve limited şirket niteliğindeki kurumların ödenmiş sermayesinin en az %50’sine sahip olunması ve elde edilen kar payının elde edildiği takvim yılına ilişkin yıllık gelir vergisi beyannamesinin verilmesi gereken tarihe kadar Türkiye’ye getirilmesi şartıyla, elde edilen kar paylarının yarısı gelir vergisinden istisna edilmektedir.

      Ayrıca, elde edilen kar payları gelirlerinin yarısı olarak uygulanan istisnaların azaltılması veya artırılmasına ve yabancı kurumların ödenmiş sermayesinin en az %50’sine sahip olunması şartına ilişkin olarak da bu oranın azaltılması veya artırılmasına yönelik Cumhurbaşkanına yetki verilmektedir.

    • Eklendi Madde 22 geçmişi 7491 sayılı Kanun, md. 8
      Değişikliğin gerekçesi

      Yapılan düzenleme ile gerçek kişilerce, kanunî ve iş merkezi Türkiye’de bulunmayan anonim ve limited şirket niteliğindeki kurumların ödenmiş sermayesinin en az %50’sine sahip olunması ve elde edilen kar payının elde edildiği takvim yılına ilişkin yıllık gelir vergisi beyannamesinin verilmesi gereken tarihe kadar Türkiye’ye getirilmesi şartıyla, elde edilen kar paylarının yarısı gelir vergisinden istisna edilmektedir.

      Ayrıca, elde edilen kar payları gelirlerinin yarısı olarak uygulanan istisnaların azaltılması veya artırılmasına ve yabancı kurumların ödenmiş sermayesinin en az %50’sine sahip olunması şartına ilişkin olarak da bu oranın azaltılması veya artırılmasına yönelik Cumhurbaşkanına yetki verilmektedir.

    • Eklendi Madde 94 geçmişi (paragraf) 7491 sayılı Kanun, md. 11
      Değişikliğin gerekçesi

      193 sayılı Kanunun 94 üncü maddesinin birinci fıkrasının (3) numaralı bendi kapsamında, yıllara sari inşaat ve onarım işlerini yapanlara ödenen istihkak bedelleri üzerinden gelir vergisi tevkifatı yapılmaktadır. Cumhurbaşkanının tevkifat oranını sıfıra kadar indirme veya bir katına kadar artırma yetkisi bulunmaktadır.

      Maddeyle, yıllara sari inşaat ve onarım işlerini yapanlara ödenen istihkak bedelleri üzerinden yapılacak tevkifat oranının belirlenmesine ilişkin yetki genişletilmektedir.

    • Değiştirildi Geçici Madde 72 geçmişi 7491 sayılı Kanun, md. 13
      Eski ifade
      31/12/2023
      Yeni ifade
      31/12/2028
      Değişikliğin gerekçesi

      193 sayılı Kanunun geçici 72 nci maddesinde düzenlenen sporcu ücretlerinin sabit oranlarda tevkif suretiyle vergilendirilmesi ve elde edilen ücret gelirlerinin gelir vergisi tarifesinin dördüncü gelir diliminde yer alan tutarı aşması halinde yıllık gelir vergisi beyannamesi ile beyan edilmesine ilişkin uygulamanın süresinin 31/12/2023 tarihi itibarıyla sona erecek olması nedeniyle, maddenin uygulama süresi 31/12/2028 tarihine kadar uzatılmaktadır.

      Ayrıca, Cumhurbaşkanına maddenin uygulama süresini beş yıla kadar uzatma ve tevkifat oranlarını artırma ve azaltma yetkisi verilmektedir.

    • Eklendi Geçici Madde 76 geçmişi (fıkra) 7491 sayılı Kanun, md. 14
      Değişikliğin gerekçesi

      Yapılan düzenleme ile 10/2/2005 tarihli ve 5300 sayılı Tarım Ürünleri Lisanslı Depoculuk Kanunu kapsamında düzenlenen ürün senetlerinin elden çıkarılmasından doğan kazançlar için gelir ve kurumlar vergisi açısından var olan ve 31/12/2023 tarihi itibarıyla sona erecek olan istisnanın uygulama süresi 31/12/2028 tarihine kadar uzatılmaktadır.

      Ayrıca, Cumhurbaşkanına maddenin uygulama süresini beş yıla kadar uzatma yetkisi, Hazine ve Maliye Bakanlığına bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esasları belirleme yetkisi verilmektedir.

    • Yürürlükten kaldırıldı Madde 40 geçmişi (fıkra) 7491 sayılı Kanun, md. 9

      27/12/2023 tarihli ve 7491 sayılı Kanunun 9 uncu maddesiyle bu fıkrasının (1) numaralı bendinde yer alan birinci parantez içi hüküm yürürlükten kaldırılmıştır.

      Değişikliğin gerekçesi

      193 sayılı Kanunun 40 ıncı maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinde yer alan birinci parantez içi hüküm uyarınca mükellefler, ihracat, yurt dışında inşaat, onarma, montaj ve taşımacılık işleri ile ilgili olarak yapmış oldukları ve belgesini temin edemedikleri giderlerine karşılık olmak üzere, anılan faaliyetlerden sağlanan hasılatın binde beşini aşmamak şartıyla hesaplanan bu giderlerini ticari kazancın tespitinde indirim konusu yapabilmektedir.

      Uygulamada, söz konusu düzenleme uyarınca gerçekte fiilen yapılan bir gider olmamasına rağmen, götürü olarak hesaplanan bu giderlerin kazancın tespitinde indirim konusu yapıldığı görülmekte, bu uygulama vergi matrahını aşındırmakta ve ihtilaflara neden olmaktadır. Ayrıca OECD nezdinde de bu şekilde belgeye dayanmayan götürü gider uygulamaları eleştiri konusu yapılmaktadır. Gelinen noktada harcamaların belgelendirilmesinde sorun olmadığı da dikkate alınarak götürü gider uygulaması yürürlükten kaldırılmaktadır.

    • Değiştirildi Madde 89 geçmişi (bend) 7491 sayılı Kanun, md. 10

      27/12/2023 tarihli ve 7491 sayılı Kanunun 10 uncu maddesiyle, bu bendin birinci cümlesinde yer alan “kazancın %50’si.” ibaresi “kazancın, elde edildiği takvim yılına ilişkin yıllık gelir vergisi beyannamesinin verilmesi gereken tarihe kadar tamamının Türkiye’ye transfer edilmesi şartıyla, %80’i.” şeklinde, üçüncü cümlesinde yer alan “%100’e kadar artırmaya” ibaresi “%100’e kadar artırmaya ve Türkiye’ye transfer edilecek kazanç tutarını sıfıra kadar indirmeye veya kanuni seviyesine kadar artırmaya” şeklinde değiştirilmiştir.

      Değişikliğin gerekçesi

      Mevcut düzenlemede, yurt dışına verilen mimarlık, mühendislik, tasarım, yazılım, tıbbi raporlama, muhasebe kayıt tutma, çağrı merkezi, ürün testi, sertifikasyon gibi bazı hizmetler ile yabancılara verilen eğitim ve sağlık hizmetlerinden elde edilen kazançların %50’si belirli koşullarda mükellefler tarafından beyanname üzerinden indirim konusu yapılabilmektedir. Madde ile bu hizmetlerden elde edilen kazançlara indirim uygulanabilmesi için, kazancın tamamının elde edildiği takvim yılına ilişkin yıllık gelir vergisi beyannamesinin verilmesi gereken tarihe kadar Türkiye’ye transfer edilmesi şartı getirilmekte ve indirim oranının %80 olarak uygulanması sağlanmaktadır.

      Ayrıca, Cumhurbaşkanına istisnadan faydalanılabilmesi için Türkiye’ye transfer edilmesi gereken kazanç tutarını belirleme yetkisi verilmektedir.

    • Değiştirildi Geçici Madde 67 geçmişi (fıkra) 7491 sayılı Kanun, md. 12

      27/12/2023 tarihli ve 7491 sayılı Kanunun 12 inci maddesiyle, bu fıkrada yer alan “faiz gelirleri için ayrı ayrı veya birlikte bir katına” ibaresi “kâr payı ve faiz gelirleri için ayrı ayrı veya birlikte %40’a” şeklinde değiştirilmiştir.

    • Eklendi Geçici Madde 67 geçmişi (fıkra) 7491 sayılı Kanun, md. 12

      27/12/2023 tarihli ve 7491 sayılı Kanunun 12 nci maddesiyle, bu fıkrada yer alan “%15’e” ibaresi “%40’a” şeklinde değiştirilmiş ve aynı fıkraya “her bir sermaye piyasası aracı,” ibaresinden sonra gelmek üzere “ihraç edenler, ihraç veya iktisap tarihi, hesap türü, hesap açılış tarihi,” ibaresi eklenmiştir.

    • Değiştirildi Geçici Madde 76 geçmişi (bent) 7491 sayılı Kanun, md. 14
      Eski ifade
      31/12/2023
      Yeni ifade
      31/12/2028
      Değişikliğin gerekçesi

      Yapılan düzenleme ile 10/2/2005 tarihli ve 5300 sayılı Tarım Ürünleri Lisanslı Depoculuk Kanunu kapsamında düzenlenen ürün senetlerinin elden çıkarılmasından doğan kazançlar için gelir ve kurumlar vergisi açısından var olan ve 31/12/2023 tarihi itibarıyla sona erecek olan istisnanın uygulama süresi 31/12/2028 tarihine kadar uzatılmaktadır.

      Ayrıca, Cumhurbaşkanına maddenin uygulama süresini beş yıla kadar uzatma yetkisi, Hazine ve Maliye Bakanlığına bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esasları belirleme yetkisi verilmektedir.

  9. 9 Mart 2023

    • Eski ifade
      75.000 Türk lirasına
      Yeni ifade
      103 üncü maddede yazılı tarifenin ikinci diliminde yer alan tutara
      Değişikliğin gerekçesi

      Maddeyle, genç girişimcilere sağlanan kazanç istisnası tutarı güncellenerek gelir vergisi tarifesinin ikinci diliminde yer alan tutar olarak belirlenmekte ve bu tutarın her yıl yeniden değerleme oranında artan ikinci dilim tutarına göre uygulanması sağlanmaktadır.

  10. 3 Kasım 2022

    • Değişikliğin gerekçesi

      Mevcut uygulamaya göre, işverenler tarafından çalışanlara işyerinde veya müştemilatında yemek verilmek suretiyle sağlanan menfaatler gelir vergisinden istisna edilmiştir.

      İşverenlerce işyerinde veya müştemilatında yemek verilmeyen durumlarda ise çalışılan günlere ait bir günlük yemek bedelinin ilgili yıl için belirlenen tutarı (2022 yılı için 51 TL’yi) aşmaması ve buna ilişkin ödemenin yemek verme hizmetini sağlayan mükelleflere yapılması şartıyla bu ödemeler istisna kapsamında değerlendirilmektedir.

      Ödemenin bu tutarı aşması halinde aşan kısım ile hizmet erbabına yemek bedeli olarak nakden yapılan ödemeler ve bu amaçla sağlanan menfaatler ücret olarak vergilendirilmektedir. Ayrıca, yemek bedelinin yemek kartlarına/çeklerine yüklenmek suretiyle kullandırıldığı durumlarda ise yemek bedelinin maddede yer alan haddi aşmayan kısmının yemek verme hizmeti sağlayan işletmelerde kullanılması kaydıyla gelir vergisinden istisna olup, bu kartların/çeklerin yemek hizmeti vermeyen market gibi işletmelerde alışveriş yapılmasında kullanıldığı durumlarda ise söz konusu istisnadan faydalanılamamaktadır.

      Yapılan düzenlemeyle, yemek bedelinin çalışanların banka hesabına yatırılması ve çalışanlarca bu tutarların yemek hizmeti veren işletmeler dışında da kullanılması durumunda, anılan istisnadan faydalanılmasına imkân tanınmaktadır.

      Maddeyle yapılan diğer bir düzenlemeyle, yurt dışında yapılan inşaat, onarım, montaj işleri ile teknik hizmetlerde, hizmet erbabının yurt dışında çalıştırılmasını teşvik etmek amacıyla, yurt dışında bu işlerde çalışmak üzere götürülen ve fiilen yurt dışında çalışan hizmet erbabına yurt dışından karşılanarak yapılan ücret ödemeleri gelir vergisinden ve dolaylı olarak damga vergisinden istisna edilmektedir.

    • Eski ifade
      25 kW
      Yeni ifade
      50 kW
      Değişikliğin gerekçesi

      Gelir Vergisi Kanununun yürürlükte olan 9 uncu maddesinin birinci fıkrasının (9) numaralı bendi uyarınca, yenilenebilir enerji kaynaklarından en üst düzeyde istifade etme hedefi doğrultusunda elektrik enerjisi üretiminin teşvik edilmesi amacıyla, sahibi oldukları veya kiraladıkları meskenlerde, 6446 sayılı Kanunun 14 üncü maddesi hükümlerine göre lisanssız yürütülebilecek faaliyetler kapsamında kurdukları, çatı ve cephe uygulamalı yenilenebilir enerji kaynaklarına dayalı ve kurulu gücü azami 25 kW (25 kW dahil) olan, elektrik üretim tesisinden ürettikleri elektrik enerjisini son kaynak tedarik şirketlerine satan gerçek kişiler, gelir vergisinden muaf esnaf kapsamındadır.

      Günümüzde, özellikle çevresel etkiler dikkate alındığında, enerji ihtiyacının yenilenebilir enerji kaynaklarından karşılanması artık bir tercihten ziyade zorunluluk haline gelmiştir. Bu amaçla maddeyle, sahibi olunan veya kiralanan konutlarda halen 25 kW’lık sınır dahilinde sağlanmış olan teşvikin sınırı 50 kW olarak yeniden belirlenmektedir.

    • 3/11/2022 tarihli ve 7420 sayılı Kanunun 2 nci maddesiyle bu bentte yer alan parantez içi hüküm “işverenlerce, işyerinde veya müştemilatında yemek verilmeyen durumlarda çalışılan günlere ait bir günlük yemek bedelinin 51 Türk lirasını aşmayan kısmı istisna kapsamındadır. Ödemenin bu tutarı aşması halinde aşan kısım ile bu amaçla sağlanan diğer menfaatler ücret olarak vergilendirilir.” şeklinde değiştirilmiştir.

      Değişikliğin gerekçesi

      Mevcut uygulamaya göre, işverenler tarafından çalışanlara işyerinde veya müştemilatında yemek verilmek suretiyle sağlanan menfaatler gelir vergisinden istisna edilmiştir.

      İşverenlerce işyerinde veya müştemilatında yemek verilmeyen durumlarda ise çalışılan günlere ait bir günlük yemek bedelinin ilgili yıl için belirlenen tutarı (2022 yılı için 51 TL’yi) aşmaması ve buna ilişkin ödemenin yemek verme hizmetini sağlayan mükelleflere yapılması şartıyla bu ödemeler istisna kapsamında değerlendirilmektedir.

      Ödemenin bu tutarı aşması halinde aşan kısım ile hizmet erbabına yemek bedeli olarak nakden yapılan ödemeler ve bu amaçla sağlanan menfaatler ücret olarak vergilendirilmektedir. Ayrıca, yemek bedelinin yemek kartlarına/çeklerine yüklenmek suretiyle kullandırıldığı durumlarda ise yemek bedelinin maddede yer alan haddi aşmayan kısmının yemek verme hizmeti sağlayan işletmelerde kullanılması kaydıyla gelir vergisinden istisna olup, bu kartların/çeklerin yemek hizmeti vermeyen market gibi işletmelerde alışveriş yapılmasında kullanıldığı durumlarda ise söz konusu istisnadan faydalanılamamaktadır.

      Yapılan düzenlemeyle, yemek bedelinin çalışanların banka hesabına yatırılması ve çalışanlarca bu tutarların yemek hizmeti veren işletmeler dışında da kullanılması durumunda, anılan istisnadan faydalanılmasına imkân tanınmaktadır.

      Maddeyle yapılan diğer bir düzenlemeyle, yurt dışında yapılan inşaat, onarım, montaj işleri ile teknik hizmetlerde, hizmet erbabının yurt dışında çalıştırılmasını teşvik etmek amacıyla, yurt dışında bu işlerde çalışmak üzere götürülen ve fiilen yurt dışında çalışan hizmet erbabına yurt dışından karşılanarak yapılan ücret ödemeleri gelir vergisinden ve dolaylı olarak damga vergisinden istisna edilmektedir.

    • Eski ifade
      Maliye Bakanlığı ve Hazine Müsteşarlığı müştereken
      Yeni ifade
      Hazine ve Maliye Bakanlığı
      Değişikliğin gerekçesi

      193 sayılı Kanunun geçici 82 nci maddesinin uygulama süresi 31/12/2022 tarihinde sona ereceğinden, yapılan düzenlemeyle anılan maddenin uygulama süresi 31/12/2027 tarihine kadar uzatılmaktadır. Ayrıca, yararlanılacak indirim tutarı olan “1.000.000 Türk lirası”, “2.500.000 Türk lirası” olarak güncellenmektedir.

  11. 8 Nisan 2022

    • Eklendi Madde 41 geçmişi 7394 sayılı Kanun, md. 1
      Değişikliğin gerekçesi

      Maddeyle, Gelir Vergisi Kanununda değişiklik yapılmakta, 5651 sayılı Kanunun ek 4 üncü maddesi uyarınca hakkında reklam yasağı kararı verilmiş olmasına rağmen, reklam yasağı getirilenlere reklam vermeye devam eden gelir vergisi mükelleflerinin bu harcamalarının vergi matrahının hesaplanmasında gider olarak kabul edilmemesi sağlanmaktadır.

    • Eklendi Madde 66 geçmişi 7394 sayılı Kanun, md. 2
      Değişikliğin gerekçesi

      Maddeyle, Gelir Vergisi Kanununda değişiklik yapılmakta olup serbest meslek mükellefiyeti bulunan ve ayrı bir muayenehanesi ve organizasyonu bulunmaksızın faaliyetlerini özel sözleşmelere istinaden; özel sağlık kuruluşları ile vakıf üniversitelerine ait sağlık kurum ve kuruluşlarında yürüten diş hekimleri dahil hekimler ile tıpta uzmanlık mevzuatına göre uzman olan kişilerin gelirlerinin ücret olarak mı serbest meslek kazancı olarak mı vergilendirileceği hususunda yaşanan tereddütlerin giderilmesini teminen, bir veya birden fazla özel sağlık kuruluşu ile sözleşme düzenleyerek hekimlik faaliyetini yürüten hekimlerin serbest meslek erbabı olarak kabul edilmesi ve kazançlarının serbest meslek kazancı hükümlerine göre vergilendirilmesi sağlanmaktadır. Bu kapsamda, 5510 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendine göre sigortalı olarak aynı Kanunun Ek 10 uncu maddesi kapsamında çalışan hekimler serbest meslek erbabı olarak kabul edilecektir. Ücretli olarak çalışan hekimlerin gelirleri ise önceden olduğu gibi ücret hükümlerine göre vergilendirilmeye devam edilecektir.

  12. 22 Aralık 2021

    • Eklendi Madde 23 geçmişi 7349 sayılı Kanun, md. 2
      Değişikliğin gerekçesi

      Yapılan düzenleme ile hizmet sözleşmelerinde aylık asgari ücret karşılığı çalışacağı belirtilen hizmet erbabından, ücret ve ücret sayılan ödemeleri toplamı ilgili ayda geçerli olan asgari ücretin aylık brüt tutarını aşmayanların ücretleri gelir vergisinden istisna edilmektedir. Gelir Vergisi Kanununun 23 üncü maddesinde sayılan istisna ücretler, damga vergisinden de istisna olduğundan Damga Vergisi Kanununda ayrıca bir değişiklik yapılmamıştır. Böylece asgari ücretle çalışan hizmet erbabından gelir ve damga vergisi alınmaması sağlanmaktadır.

    • Yürürlükten kaldırıldı Madde 32 geçmişi 7349 sayılı Kanun, md. 3
    • Yürürlükten kaldırıldı Madde 64 geçmişi 7349 sayılı Kanun, md. 3
    • Yürürlükten kaldırıldı Madde 108 geçmişi 7349 sayılı Kanun, md. 3
    • Yürürlükten kaldırıldı Madde 109 geçmişi 7349 sayılı Kanun, md. 3
    • Yürürlükten kaldırıldı Madde 109 geçmişi (ikinci fıkra) 7349 sayılı Kanun, md. 3
    • Yürürlükten kaldırıldı Madde 109 geçmişi (üçüncü fıkra) 7349 sayılı Kanun, md. 3
    • Yürürlükten kaldırıldı Madde 110 geçmişi 7349 sayılı Kanun, md. 3
    • Yürürlükten kaldırıldı Madde 118 geçmişi 7349 sayılı Kanun, md. 3
    • Yürürlükten kaldırıldı Madde 122 geçmişi 7349 sayılı Kanun, md. 3
    • Değiştirildi Madde 106 geçmişi (bent) 7349 sayılı Kanun, md. 3
      Eski ifade
      Diğer ücretlerde, gezici olarak çalışanların
      Yeni ifade
      Gezici olarak çalışanların
  13. 4 Kasım 2021

    • Değiştirildi Geçici Madde 67 geçmişi (fıkra) 7341 sayılı Kanun, md. 3
      Eski ifade
      (1) bendi
      Yeni ifade
      (1) ve (p) bentleri
      Değişikliğin gerekçesi

      Maddeyle münhasıran ihracatçılara sadece ihracat kredilerinde kefalet kurumu olarak hizmet edecek İhracatı Geliştirme A.Ş.’ye Gelir Vergisi Kanununun geçici 67 nci maddesinde muafiyet tanınmak suretiyle daha etkin ve güçlü bir sermaye yapısıyla hizmet vermesi amaçlanmaktadır.

  14. 14 Ekim 2021

    • Eklendi Mükerrer Madde 20/A geçmişi 7338 sayılı Kanun, md. 1
      Değişikliğin gerekçesi

      Maddeyle, 193 sayılı Kanunun 47 ve 48 inci maddelerinde yazılı şartları topluca haiz olup basit usulde vergilendirilen ve 51 inci maddede sayılan basit usulden faydalanamayacaklar arasında yer almayan mükelleflerin ticari kazançları, gelir vergisinden istisna edilmektedir. İstisna kapsamındaki bu kazançlar için yıllık beyanname verilmeyecek ve diğer gelirler dolayısıyla beyanname verilmesi halinde de bu kazançlar beyannameye dâhil edilmeyecektir.

    • Eklendi Mükerrer Madde 20/B geçmişi 7338 sayılı Kanun, md. 2
      Değişikliğin gerekçesi

      Dünyada yaşanan gelişmelere paralel olarak, ülkemizde de, elektronik iletişim araçları aracılığıyla sağlanan iletişim hızla yaygınlaşmaktadır. Bu araçların başında kamuoyunda sosyal medya olarak da bilinen ve internet ortamında faaliyet gösteren sosyal paylaşım ağları gelmektedir. Günümüz dünyasında, geleneksel kitle iletişim araçlarından farklı olarak, sosyal medya kullanımı hızla genişleyen bir etki alanı yaratmaktadır. Kişi, kurum ve kuruluşlar da arzuladıkları hedef kitlelere sosyal paylaşım ağları aracılığıyla ulaşmakta ve mesajlarını bu yolla iletebilmektedir. Bu minvalde, her geçen gün artan kullanıcı sayısıyla bu platformlar günlük hayatın bir parçası haline gelmektedir.

      Bu gelişmelerin doğal sonucu olarak, internet ortamındaki sosyal paylaşım ağları ile gerek sosyal amaçlı kullanılan gerekse günlük hayatı kolaylaştıran ve akıllı telefon veya tablet gibi mobil cihazlar için geliştirilen uygulamalar, bazı kişiler tarafından kazanç kaynağı haline gelmektedir.

      Bu kapsamda, sosyal içerik üreticileri olarak tanımlanan kişiler sosyal paylaşım ağları üzerinden;

      reklam gelirleri, sponsorluk ve satış gelirleri, bağışlar, hediyeler, bahşişler, ücretli abonelik gelirleri gibi çeşitli şekillerde kazanç elde edebilmektedirler.

      Öte yandan; günümüzde hemen hemen her sektörde kullanılan mobil uygulamaların satış ve paylaşımlarının yapıldığı elektronik uygulama paylaşım ve satış platformlarından da ücretli uygulama satış geliri, reklam geliri, uygulama içi satış geliri, sponsorluk geliri, ücretli abonelik geliri gibi çeşitli şekillerde gelir elde edilebilmektedir.

      193 sayılı Kanunun mevcut hükümleri itibarıyla, söz konusu kazançların ticari kazanç kapsamında vergilendirilmesi ve beyanı gerekmektedir.

      Günümüzde hemen hemen her yaştan, her meslek grubundan, farklı eğitim düzeylerinde olan birçok kişinin bu platformları aktif olarak kullanmakta olduğu hususu dikkate alındığında, bu faaliyetlerden cüzi sayılacak gelir elde edenlerin de ticari kazanç kapsamında vergilendirilmesinin bir sonucu olarak;

      beyanname verme, defter tutma, bildirimde bulunma, vesika düzenleme gibi mevcut vergi kanunları itibarıyla çeşitli yükümlülüklere tabi olduğu ve bu durumun da uygulamada bazı sorunlara yol açtığı görülmektedir.

      Bu bağlamda; ekonomik ve sosyal yapının değişmesine paralel olarak vergilendirmede verimlilik, etkinlik ve güvenliğin sağlanması, bu alanlarda faaliyet gösterenlerin elde edecekleri kazançlar üzerinden alınacak vergilerin daha basit, anlaşılır ve uygulanabilir olmasını sağlamak için sosyal içerik üreticilerinin sosyal paylaşım ağları üzerinden elde ettikleri kazançlar ile akıllı telefon veya tablet gibi mobil cihazlar için uygulama geliştirenlerin, elektronik uygulama paylaşım ve satış platformları üzerinden elde ettikleri kazançları toplamı 103 üncü maddede yazılı tarifenin dördüncü gelir diliminde yer alan tutarı aşmayan mükelleflerin bu kazançlarının gelir vergisinden istisna edilmesi amaçlanmaktadır.

      Söz konusu istisnadan faydalanılabilmesi için mükelleflerin Türkiye’de kurulu bankalarda bir hesap açtırmaları ve faaliyete ilişkin tüm hasılatlarını münhasıran bu hesap aracılığıyla tahsil etmeleri şart olup, madde hükmü gereği bankalar bu kapsamda açılan hesaplara aktarılan tutar üzerinden belirli bir oran üzerinden tevkifat yapacaklardır.

      Dolayısıyla bir takvim yılı içerisinde bu kapsamda elde ettiği kazançları toplamı belirlenen sınırı aşmayan mükelleflerin hasılatları üzerinden tevkif suretiyle ödenen vergiler nihai vergi olacak, ayrıca bu kazançları için yıllık beyanname verilmeyecek veya diğer gelirler için beyanname verilmesi halinde bu kazançlar beyannameye dâhil edilmeyecektir.

      Madde kapsamında elde edilen kazançları belirlenen sınırı aşan mükellefler ile faaliyete ilişkin tüm hasılatlarını ikinci fıkrada belirtilen şartlara göre tahsil etmeyenler bu istisnadan faydalanamayacak olup, bu kazançların tamamı 193 sayılı Kanunun ticari kazanca ilişkin hükümleri çerçevesinde genel esaslara göre vergilendirilecektir. Bu durumda, madde hükmü uyarınca kesilen vergiler, beyanname üzerinden hesaplanan vergiden mahsup edilebilecektir.

      Öte yandan, yapılan düzenlemeyle söz konusu faaliyetlere ilişkin kazancın belirli bir kısmı gelir vergisinden istisna edilse de bu faaliyetlerin ticari faaliyet niteliği değişmemektedir. Bu minvalde, madde kapsamına giren ticari kazanç mükelleflerinin ücret, kira gibi 94 üncü madde kapsamında yapacakları ödemelerin bulunması durumunda tevkifat yapmakla yükümlü tutulmamaları amaçlanmaktadır.

      Son olarak maddenin son fıkrasıyla, maddede yer alan tevkifat oranını her bir faaliyet türü için ayrı ayrı sıfıra kadar indirmek ve bir katına kadar artırmak suretiyle yeniden tespit etme konusunda Cumhurbaşkanına yetki verilmektedir.

    • Eklendi Mükerrer Madde 20/C geçmişi 7338 sayılı Kanun, md. 3
      Değişikliğin gerekçesi

      Tarım sektörünün geliştirilmesi ve desteklenmesi, bu sektördeki verimliliğin artırılması, doğal ve biyolojik kaynakların korunması ile tarım sektöründeki refah düzeyinin yükseltilmesi amacıyla, 5488 sayılı Tarım Kanununun 19 uncu maddesi kapsamındaki esaslar dâhilinde üreticilere (çiftçilere) çeşitli destekleme ödemeleri yapılmaktadır. Öte yandan; 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu başta olmak üzere diğer Kanunlarda çiftçilere yönelik çeşitli destek hükümleri bulunmaktadır.

      Gelir Vergisi Kanununun 53 üncü maddesinde, çiftçilerin elde ettikleri zirai kazançların 94 üncü madde hükmüne istinaden hasılatları üzerinden tevkifat yapılmak suretiyle vergilendirileceği, aynı Kanunun 56 ncı maddesinde ise çiftçilere yapılan her türlü prim, risturn ve diğer şekillerdeki destekleme ödemelerinin çiftçilerin hasılatı sayılacağı hüküm altına alınmıştır.

      Yapılan bu düzenlemeyle, tarım sektörü ve çiftçilerimizin desteklenmesi için yapılan destek ödemeleri gelir vergisinden istisna edilmekte ve bu ödemelerden herhangi bir vergi kesintisi yapılmaması amaçlanmaktadır.

    • Yürürlükten kaldırıldı Madde 46 geçmişi (üçüncü cümle) 7338 sayılı Kanun, md. 4
      Değişikliğin gerekçesi

      Basit usulde vergilendirilen mükelleflerin ticari kazançlarının, gelir vergisi istisnası kapsamına alınması nedeniyle, söz konusu kazancın vergi tarhına esas alınacağı yönündeki mevcut hüküm madde metninden çıkarılmaktadır.

    • Yürürlükten kaldırıldı Madde 89 geçmişi 7338 sayılı Kanun, md. 5
      Değişikliğin gerekçesi

      Basit usulde vergilendirilen mükelleflerin ticari kazançlarının, gelir vergisi istisnası kapsamına alınması ve bu kazançları için yıllık gelir vergisi beyannamesi verilmeyecek olması nedeniyle, gelir vergisi beyannamesinde bildirilecek gelirlerden indirimi öngörülen engellilik indirimi ve yıllık kazanç indirimine ilişkin mevcut hükümler madde metninden çıkarılmaktadır.

    • Yürürlükten kaldırıldı Madde 94 geçmişi 7338 sayılı Kanun, md. 7
      Değişikliğin gerekçesi

      Çiftçilere yapılan destekleme ödemelerinin gelir vergisinden istisna edilmesi nedeniyle, söz konusu ödemelerden tevkifat yapılmasına ilişkin hüküm madde metninden çıkarılmaktadır.

      Bu minvalde, “Doğrudan Gelir Desteği” ve “Alternatif Ürün Ödemeleri” de istisna kapsamına alındığından bu madde ile Kanunun 94 üncü maddesinin birinci fıkrasının (11) numaralı bendinin (d) alt bendi yürürlükten kaldırılmaktadır.

    • Değiştirildi Madde 117 geçmişi (birinci fıkra) 7338 sayılı Kanun, md. 8
      Değişikliğin gerekçesi

      Yapılan düzenlemeyle, yıllık beyanname ile bildirilen gelir üzerinden tahakkuk ettirilen gelir vergisinin Şubat ve Haziran aylarında olmak üzere iki eşit taksitte ödenmesi öngörülmektedir.

    • Değiştirildi Mükerrer Madde 120 geçmişi (birinci fıkra) 7338 sayılı Kanun, md. 9
      Eski ifade
      altı
      Yeni ifade
      üç
      Değişikliğin gerekçesi

      193 sayılı Kanunun mükerrer 120 nci maddesinde; gerçek usulde gelir vergisine tabi ticarî kazanç sahipleri ile serbest meslek erbabının cari vergilendirme döneminin gelir vergisine mahsup edilmek üzere ilgili hesap döneminin altışar aylık olarak belirlenen dönem kazançları üzerinden geçici vergi ödemeleri gerektiği hüküm altına alınmıştır.

      Mezkûr maddenin ikinci fıkrasında yer alan yetkiye istinaden geçici vergi dönemleri üçer aylık dönemler şeklinde tespit edilmiştir. Diğer bir ifadeyle, geçici vergi ödemek zorunda olan mükelleflerin bu kazançları; üç, altı, dokuz ve on iki aylık dönemler halinde beyan edilmekteydi.

      Madde kapsamında yapılan düzenlemeyle cari vergilendirme döneminin ilk dokuz ayı, üçer aylık dönemler itibarıyla geçici vergi dönemleri olarak belirlenmektedir. Buna göre, cari vergilendirme dönemi içerisindeki üç, altı ve dokuz aylık periyodlar üçer aylık dönemler itibarıyla geçici vergi dönemleri kabul edilmektedir. İlgili takvim yılı veya hesap döneminin son üç aylık dönemi ise geçici vergi dönemi kapsamında sayılmayacak, madde kapsamındaki mükellefler tarafından bu dönem için geçici vergi beyannamesi verilmeyecektir.

      Ayrıca, basit usulde vergilendirilen mükelleflerin ticari kazançlarının, gelir vergisi istisnası kapsamına alınması nedeniyle, bu mükelleflerin geçici vergi beyannamesi verme yükümlülüğü bulunmadığına ilişkin mevcut hüküm madde metninden çıkarılmaktadır.

    • Yürürlükten kaldırıldı Mükerrer Madde 120 geçmişi (ikinci fıkra) 7338 sayılı Kanun, md. 9
      Değişikliğin gerekçesi

      193 sayılı Kanunun mükerrer 120 nci maddesinde; gerçek usulde gelir vergisine tabi ticarî kazanç sahipleri ile serbest meslek erbabının cari vergilendirme döneminin gelir vergisine mahsup edilmek üzere ilgili hesap döneminin altışar aylık olarak belirlenen dönem kazançları üzerinden geçici vergi ödemeleri gerektiği hüküm altına alınmıştır.

      Mezkûr maddenin ikinci fıkrasında yer alan yetkiye istinaden geçici vergi dönemleri üçer aylık dönemler şeklinde tespit edilmiştir. Diğer bir ifadeyle, geçici vergi ödemek zorunda olan mükelleflerin bu kazançları; üç, altı, dokuz ve on iki aylık dönemler halinde beyan edilmekteydi.

      Madde kapsamında yapılan düzenlemeyle cari vergilendirme döneminin ilk dokuz ayı, üçer aylık dönemler itibarıyla geçici vergi dönemleri olarak belirlenmektedir. Buna göre, cari vergilendirme dönemi içerisindeki üç, altı ve dokuz aylık periyodlar üçer aylık dönemler itibarıyla geçici vergi dönemleri kabul edilmektedir. İlgili takvim yılı veya hesap döneminin son üç aylık dönemi ise geçici vergi dönemi kapsamında sayılmayacak, madde kapsamındaki mükellefler tarafından bu dönem için geçici vergi beyannamesi verilmeyecektir.

      Ayrıca, basit usulde vergilendirilen mükelleflerin ticari kazançlarının, gelir vergisi istisnası kapsamına alınması nedeniyle, bu mükelleflerin geçici vergi beyannamesi verme yükümlülüğü bulunmadığına ilişkin mevcut hüküm madde metninden çıkarılmaktadır.

    • Değiştirildi Mükerrer Madde 121 geçmişi 7338 sayılı Kanun, md. 10
      Değişikliğin gerekçesi

      Yapılan düzenlemeyle vergiye uyumlu mükelleflere vergi indiriminin düzenlendiği maddenin ikinci fıkrasının ikinci bendinde değişiklik yapılmakta, indirimden yararlanma koşulu olan indirimin hesaplanacağı beyannamenin ait olduğu yıl ile önceki iki yılda haklarında tarhiyat yapılmamış olması koşulu, yapılan tarhiyatların kesinleşmesine bağlanmaktadır. Dolayısıyla maddede belirtilen süre içerisinde haklarında tarhiyat yapılmış olmakla birlikte tarhiyatın kesinleşmemiş olması halinde de mükelleflerin anılan indirimden yararlanabilmeleri amaçlanmaktadır. Bununla birlikte, söz konusu süre içerisinde kesinleşen tarhiyatın birinci fıkrada belirlenen indirim tutar sınırının %1 inden az olması durumunda da indirimden yararlanma şartları ihlal edilmiş sayılmayacaktır. Örneğin 2021 yılında verilecek beyannameler için bu tutar 1.500.000 TL olarak belirlenmiştir. 1/1/2022 tarihinden itibaren verilecek beyannameler için bu sınırın 1.750.000 TL olarak belirlenmesi durumunda 2019, 2020 ve 2021 yıllarında yapılıp kesinleşen tarhiyatın 17.500 TL yi geçmemesi durumunda indirim şartı ihlal edilmiş sayılmayacaktır.

      Ayrıca, indirimden yararlanmak için ilk aşamada ilgili yıllar itibarıyla kesinleşmiş tarhiyat olmaması kuralı getirildiği için, yapılan tarhiyatın indirimden yararlanıldıktan sonra kesinleşmesi durumunda yararlanılan indirimin mükelleften geri alınmasına ilişkin hüküm madde metninden çıkarılmaktadır.

      Diğer taraftan, maddeyle mezkûr bentteki vergi indiriminden yararlanılabilmesi için beyana tabi vergi türleri itibarıyla kesinleşmiş bir tarhiyat bulunmaması koşulunda da değişiklik yapılmakta, ikmalen, re’sen veya idarece yapılmış ve kesinleşmiş bir tarhiyat bulunmaması koşulu vergi beyannamelerindeki vergi türleri itibarıyla sınırlandırılmaktadır. Dolayısıyla kesinleşmiş tarhiyat bulunmaması kuralı maddenin beşinci fıkrasında tanımlanan vergi beyannameleriyle sınırlanmakta olup örneğin damga vergisi beyannamesi bu beyannameler arasında sayılmadığından damga vergisi beyannamesinin verilmemesi veya eksik beyanda bulunulması nedeniyle yapılıp kesinleşen tarhiyatlar tutarına bakılmaksızın indirim şartının ihlali sayılmayacaktır.

    • Yürürlükten kaldırıldı Mükerrer Madde 121 geçmişi (ikinci cümle) 7338 sayılı Kanun, md. 10
      Değişikliğin gerekçesi

      Yapılan düzenlemeyle vergiye uyumlu mükelleflere vergi indiriminin düzenlendiği maddenin ikinci fıkrasının ikinci bendinde değişiklik yapılmakta, indirimden yararlanma koşulu olan indirimin hesaplanacağı beyannamenin ait olduğu yıl ile önceki iki yılda haklarında tarhiyat yapılmamış olması koşulu, yapılan tarhiyatların kesinleşmesine bağlanmaktadır. Dolayısıyla maddede belirtilen süre içerisinde haklarında tarhiyat yapılmış olmakla birlikte tarhiyatın kesinleşmemiş olması halinde de mükelleflerin anılan indirimden yararlanabilmeleri amaçlanmaktadır. Bununla birlikte, söz konusu süre içerisinde kesinleşen tarhiyatın birinci fıkrada belirlenen indirim tutar sınırının %1 inden az olması durumunda da indirimden yararlanma şartları ihlal edilmiş sayılmayacaktır. Örneğin 2021 yılında verilecek beyannameler için bu tutar 1.500.000 TL olarak belirlenmiştir. 1/1/2022 tarihinden itibaren verilecek beyannameler için bu sınırın 1.750.000 TL olarak belirlenmesi durumunda 2019, 2020 ve 2021 yıllarında yapılıp kesinleşen tarhiyatın 17.500 TL yi geçmemesi durumunda indirim şartı ihlal edilmiş sayılmayacaktır.

      Ayrıca, indirimden yararlanmak için ilk aşamada ilgili yıllar itibarıyla kesinleşmiş tarhiyat olmaması kuralı getirildiği için, yapılan tarhiyatın indirimden yararlanıldıktan sonra kesinleşmesi durumunda yararlanılan indirimin mükelleften geri alınmasına ilişkin hüküm madde metninden çıkarılmaktadır.

      Diğer taraftan, maddeyle mezkûr bentteki vergi indiriminden yararlanılabilmesi için beyana tabi vergi türleri itibarıyla kesinleşmiş bir tarhiyat bulunmaması koşulunda da değişiklik yapılmakta, ikmalen, re’sen veya idarece yapılmış ve kesinleşmiş bir tarhiyat bulunmaması koşulu vergi beyannamelerindeki vergi türleri itibarıyla sınırlandırılmaktadır. Dolayısıyla kesinleşmiş tarhiyat bulunmaması kuralı maddenin beşinci fıkrasında tanımlanan vergi beyannameleriyle sınırlanmakta olup örneğin damga vergisi beyannamesi bu beyannameler arasında sayılmadığından damga vergisi beyannamesinin verilmemesi veya eksik beyanda bulunulması nedeniyle yapılıp kesinleşen tarhiyatlar tutarına bakılmaksızın indirim şartının ihlali sayılmayacaktır.

    • Eklendi Geçici Madde 92 geçmişi 7338 sayılı Kanun, md. 11
    • Değiştirildi Madde 46 geçmişi (fıkra) 7338 sayılı Kanun, md. 4
      Eski ifade
      Bu usulde vergilendirilenler,
      Yeni ifade
      Kazançları bu usulde tespit edilenler,
      Değişikliğin gerekçesi

      Basit usulde vergilendirilen mükelleflerin ticari kazançlarının, gelir vergisi istisnası kapsamına alınması nedeniyle, söz konusu kazancın vergi tarhına esas alınacağı yönündeki mevcut hüküm madde metninden çıkarılmaktadır.

    • Değiştirildi Madde 46 geçmişi (fıkra) 7338 sayılı Kanun, md. 4
      Eski ifade
      Basit usulde vergilendirilen
      Yeni ifade
      Kazançları bu usulde tespit edilen
      Değişikliğin gerekçesi

      Basit usulde vergilendirilen mükelleflerin ticari kazançlarının, gelir vergisi istisnası kapsamına alınması nedeniyle, söz konusu kazancın vergi tarhına esas alınacağı yönündeki mevcut hüküm madde metninden çıkarılmaktadır.

    • Değiştirildi Madde 46 geçmişi (fıkra) 7338 sayılı Kanun, md. 4
      Eski ifade
      göre vergilendirileceği,
      Yeni ifade
      tabi olacağı,
      Değişikliğin gerekçesi

      Basit usulde vergilendirilen mükelleflerin ticari kazançlarının, gelir vergisi istisnası kapsamına alınması nedeniyle, söz konusu kazancın vergi tarhına esas alınacağı yönündeki mevcut hüküm madde metninden çıkarılmaktadır.

    • Değiştirildi Madde 46 geçmişi (fıkra) 7338 sayılı Kanun, md. 4
      Eski ifade
      edilenler hiçbir suretle basit usulde vergilendirilmezler.
      Yeni ifade
      edilenlerin kazançları hiçbir suretle basit usulde tespit edilmez.
      Değişikliğin gerekçesi

      Basit usulde vergilendirilen mükelleflerin ticari kazançlarının, gelir vergisi istisnası kapsamına alınması nedeniyle, söz konusu kazancın vergi tarhına esas alınacağı yönündeki mevcut hüküm madde metninden çıkarılmaktadır.

    • Metinden çıkarıldı Madde 89 geçmişi (bent) 7338 sayılı Kanun, md. 5

      14/10/2021 tarihli ve 7338 sayılı Kanunun 5 inci maddesiyle bu bentte yer alan “veya basit usulde vergilendirilen” ibaresi madde metninden çıkarılmıştır.

      Değişikliğin gerekçesi

      Basit usulde vergilendirilen mükelleflerin ticari kazançlarının, gelir vergisi istisnası kapsamına alınması ve bu kazançları için yıllık gelir vergisi beyannamesi verilmeyecek olması nedeniyle, gelir vergisi beyannamesinde bildirilecek gelirlerden indirimi öngörülen engellilik indirimi ve yıllık kazanç indirimine ilişkin mevcut hükümler madde metninden çıkarılmaktadır.

    • Metinden çıkarıldı Madde 92 geçmişi (fıkra) 7338 sayılı Kanun, md. 6

      14/10/2021 tarihli ve 7338 sayılı Kanunun 6 ncı maddesiyle bu fıkrada yer alan “, gelirin sadece basit usulde tespit edilen ticarî kazançlardan ibaret olması halinde izleyen yılın Şubat ayının başından yirmibeşinci günü akşamına kadar,” ibaresi madde metninden çıkarılmıştır.

      Değişikliğin gerekçesi

      Yapılan düzenlemeyle, bir takvim yılında elde edilen gelirlerin Şubat ayının başından yirmibeşinci günü akşamına kadar yıllık gelir vergisi beyannamesi ile beyan edilmesi amaçlanmaktadır.

      Ayrıca, basit usulde vergilendirilen mükelleflerin ticari kazançlarının gelir vergisi istisnası kapsamına alınması nedeniyle, bu mükelleflerin yıllık gelir vergisi beyannamesi vermelerini düzenleyen hüküm madde metninden çıkarılmaktadır.

    • Değiştirildi Mükerrer Madde 120 geçmişi (fıkra) 7338 sayılı Kanun, md. 9
      Eski ifade
      altışar
      Yeni ifade
      üçer
      Değişikliğin gerekçesi

      193 sayılı Kanunun mükerrer 120 nci maddesinde; gerçek usulde gelir vergisine tabi ticarî kazanç sahipleri ile serbest meslek erbabının cari vergilendirme döneminin gelir vergisine mahsup edilmek üzere ilgili hesap döneminin altışar aylık olarak belirlenen dönem kazançları üzerinden geçici vergi ödemeleri gerektiği hüküm altına alınmıştır.

      Mezkûr maddenin ikinci fıkrasında yer alan yetkiye istinaden geçici vergi dönemleri üçer aylık dönemler şeklinde tespit edilmiştir. Diğer bir ifadeyle, geçici vergi ödemek zorunda olan mükelleflerin bu kazançları; üç, altı, dokuz ve on iki aylık dönemler halinde beyan edilmekteydi.

      Madde kapsamında yapılan düzenlemeyle cari vergilendirme döneminin ilk dokuz ayı, üçer aylık dönemler itibarıyla geçici vergi dönemleri olarak belirlenmektedir. Buna göre, cari vergilendirme dönemi içerisindeki üç, altı ve dokuz aylık periyodlar üçer aylık dönemler itibarıyla geçici vergi dönemleri kabul edilmektedir. İlgili takvim yılı veya hesap döneminin son üç aylık dönemi ise geçici vergi dönemi kapsamında sayılmayacak, madde kapsamındaki mükellefler tarafından bu dönem için geçici vergi beyannamesi verilmeyecektir.

      Ayrıca, basit usulde vergilendirilen mükelleflerin ticari kazançlarının, gelir vergisi istisnası kapsamına alınması nedeniyle, bu mükelleflerin geçici vergi beyannamesi verme yükümlülüğü bulunmadığına ilişkin mevcut hüküm madde metninden çıkarılmaktadır.

  15. 11 Kasım 2020

    • Değişikliğin gerekçesi

      Maddeyle, bir işyeri bulunmaksızın sanayi tipi veya seri üretim yapabilen makine ve alet kullanmaksızın oturdukları evlerde imal ettikleri malları internet ve benzeri elektronik ortamlar üzerinden satanların bu faaliyetleri muaflık kapsamına alınmakta ve bunların elde ettikleri hasılatları üzerinden tevkif suretiyle vergilendirilmeleri sağlanmaktadır. Bu muafiyetten faydalanılabilmesi için vergiden muaf esnaf belgesi alınması, Türkiye’de kurulu bankalarda bir ticari hesap açılması, tüm hasılatın münhasıran bu hesap aracılığıyla tahsil edilmesi ve hasılat tutarının belirlenen tutarı aşmaması gerekmektedir. Evlerde imal edilmemiş olan dışarıdan satın alınan malların internet ve benzeri elektronik ortamlar üzerinden satışı ise madde kapsamına girmemektedir.

      Diğer taraftan, ticarî, ziraî veya meslekî kazancı dolayısı ile gerçek usulde gelir vergisine tâbi olanlar ile maddede sayılan faaliyetleri gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerine bağlılık arz edecek şekilde yapanlar bu muafiyetten faydalanamayacaklardır. Ayrıca, Cumhurbaşkanına, maddede belirtilen oranları ve tutarı, yarısına kadar indirme ve iki katına kadar artırma yetkisi verilmektedir.

    • Değişikliğin gerekçesi

      Ülke ekonomisinin uluslararası rekabetçiliğinin geliştirilmesi, yeni ihracat alanlarının oluşturulması, istihdam imkânlarının artırılması ve bu alanda oluşacak yeni pazarlarda ülkemizin payının artırılması amacıyla yeni bir teşvik unsuru ihdas edilmektedir.

      Bu kapsamda, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun diğer indirimleri düzenleyen 89 uncu maddesinin birinci fıkrasına yeni bir bent eklenmekte ve bent kapsamında mal ihracatından elde edilen kazançların %50 sinin beyannamede bildirilen gelirlerden indirilmesine imkân tanınmaktadır. Söz konusu indirimden faydalanılabilmesi için bentte belirtilen hasılat ve istihdam şartlarının sağlanması gerekmektedir. İhracat kapsamı ağırlık ve tutar itibarıyla Ticaret Bakanlığınca belli edilen tutarı aşmayan mikro ihracat olarak ifade edilen mal ihracından elde edilen kazançlar maddede düzenlenen indirimden yararlanabilecektir. Yazılım, tasarım, proje dahil hizmet ihracatı kapsamında elde edilen gelirler düzenleme kapsamına alınmamıştır.

      Ayrıca, Cumhurbaşkanına, bentte yer alan oran, tutar ve sayıları yarısına kadar indirme ve iki katına kadar artırma yetkisi verilmektedir.

    • Değişikliğin gerekçesi

      Yapılan düzenleme ile tam mükellef sermaye şirketlerinin Türk Ticaret Kanunu hükümleri kapsamında kendi hisse senetlerini veya ortaklık paylarını iktisap etmeleri durumunda bunları;

      - Sermaye azaltımı yoluyla itfa etmeleri halinde iktisap bedeli ile hisse senetlerinin veya ortaklık paylarının itibari değeri arasındaki fark tutarın sermaye azaltımına ilişkin kararın ticaret sicilinde tescil edildiği tarih, - İktisap bedelinin altında bir bedel karşılığında elden çıkarmaları halinde iktisap bedeli ile elden çıkarma bedeli arasındaki fark tutarın elden çıkarma tarihi, - İktisap ettikleri tarihten itibaren iki tam yıl içerisinde, sermaye azaltımı yoluyla itfa etmemeleri veya elden çıkarmamaları halinde, iktisap bedeli ile hisse senetlerinin veya ortaklık paylarının itibari değeri arasındaki fark tutarın iktisap tarihinden itibaren iki tam yıllık sürenin son günü, itibarıyla dağıtılmış kar payı sayılacağı düzenlenmekte ve bu tutarlar üzerinden %15 vergi tevkifatı yapılması sağlanmaktadır. Bu suretle tam mükellef sermaye şirketlerinin kendi hisselerini iktisap etmek suretiyle vergisiz bir şekilde kar dağıtımı yapmalarının önüne geçilmekte ve şirket karlarının dağıtılıp dağıtılmadığına bakılmaksızın tevkif yoluyla alınacak vergiye ilişkin bir vergi güvenlik müessesesi ihdas edilmektedir.

      Maddede, ayrıca tevkif edilen vergilerin herhangi bir vergiden mahsup edilemeyeceği düzenlenmekte ve Cumhurbaşkanına mevcut oranı %30’a kadar artırma ve sıfıra kadar indirime hususunda yetki verilmektedir.

    • Değişikliğin gerekçesi

      Maddeyle 193 sayılı Kanunun geçici 67 nci maddesine ilişkin bazı düzenlemeler yapılmaktadır. Bu kapsamda, maddenin beşinci fıkrasında gelir sahibinin gerçek veya tüzel kişi ya da dar veya tam mükellef olması, vergi mükellefiyeti bulunup bulunmaması, vergiden muaf olup olmaması ve elde edilen kazancın vergiden istisna olup olmamasının madde kapsamında yapılacak tevkifatı etkilemeyeceği açık olarak düzenlenmiştir. Bununla birlikte yürürlükte olan bazı Kanunlarla vergi muafiyeti tanınan veya istisna tutulan kurum gelirlerinin, 193 sayılı Kanunun geçici 67 nci maddesi kapsamında tevkifata tabi tutulup tutulamayacağına ilişkin ihtilaflar söz konusu olmaktadır.

      Yapılan düzenlemeyle söz konusu hususa açıklık kazandırılmakta, diğer Kanunlarda, açık olarak tevkif suretiyle kesilen vergileri de kapsayan bir istisna veya muafiyet hükmü mevcut olmadığı sürece bu kurumların gelirlerine geçici 67 nci madde kapsamında tevkifat yapılacağı belirtilmektedir. Örneğin 5411 sayılı Bankacılık Kanununun 140 ıncı maddesinde “Fon, her türlü vergi, resim ve harçtan muaftır.” hükmü yer almaktadır. Bu hükümde muafiyet tevkif suretiyle kesilen vergileri kapsamadığı için Fonun gelirlerinin madde kapsamında tevkifata tabi olacağı açıktır. Diğer bir örnek 7147 sayılı Kanunun 6 ncı maddesindeki hükümde yer almaktadır. Söz konusu maddede “Türkiye Kalkınma Fonu ile bu Fonun bünyesinde oluşturulacak alt fonlar gelir ve kurumlar vergisinden muaftır. Bu muafiyet, bunların kazanç ve iratları üzerinden 31/12/1960 tarihli ve 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu ile 13/6/2006 tarihli ve 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu uyarınca yapılacak vergi kesintilerini de kapsar.” hükmü yer almaktadır. Söz konusu hükümde açık olarak muafiyetin vergi kesintilerini de kapsadığı ifade edildiği için, ilgili kanun kapsamındaki fon gelirlerine geçici 67 nci madde kapsamında tevkifat yapılmayacaktır.

      Yapılan diğer bir düzenleme ile banka ve aracı kurumlar vasıtasıyla gerçekleştirilen kaldıraçlı alım satım (foreks) işlemlerinden elde edilen gelirlerin geçici 67 nci madde kapsamında kaynakta kesinti suretiyle vergilendirilmesi amaçlanmakta, maddenin uygulama süresi 31/12/2025 tarihine kadar uzatılmakta ve bu süreyi beş yıla kadar uzatma konusunda Cumhurbaşkanına yetki verilmektedir.

    • Değişikliğin gerekçesi

      193 sayılı Kanunun geçici 68 inci maddesinin uygulama süresi 31/12/2020 tarihinde sona ereceğinden, yapılan düzenlemeyle anılan maddenin uygulama süresi 31/12/2025 tarihine kadar uzatılmaktadır. Ayrıca, 6132 sayılı Kanunun yarışmaların lisans sahibi olan ve lisans sahibince yetkilendirilen kişilerce organize edilmesine yönelik hükümlerine uyum sağlamak amacıyla 193 sayılı Kanunun geçici 68 inci maddesinde gerekli değişiklikler yapılmak suretiyle, jokey yamakları ve antrenörlerine ücret olarak yapılan ödemeler üzerinden 31/12/2025 tarihine kadar %20 oranında gelir vergisi tevkifatı yapılması uygulamasına devam edilmesi sağlanmaktadır.

    • Değişikliğin gerekçesi

      Madde ile, yurt dışında bulunan para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçlarının Türkiye’ye getirilmek suretiyle milli ekonomiye kazandırılmasına ve bu varlıklarını Türkiye’ye getiren gerçek ve tüzel kişilerin maddedeki hükümler çerçevesinde bu varlıkları serbestçe tasarruf edebilmelerine imkan sağlanmaktadır.

      Ayrıca, gelir veya kurumlar vergisi mükelleflerince sahip olunan ve Türkiye’de bulunan ancak işletmelerin kayıtları arasında yer almayan para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçları ile taşınmazların kanuni defterlere kaydedilmesi imkanı getirilmektedir.

      Madde kapsamında bildirim veya beyana konu edilen varlıklar nedeniyle, maddede belirtilen şartların yerine getirilmesi kaydıyla, hiçbir suretle vergi incelemesi ve vergi tarhiyatı yapılmaması öngörülmektedir. Ayrıca, maddenin son fıkrasıyla maddenin uygulamasına ilişkin olarak Cumhurbaşkanına ve Hazine ve Maliye Bakanlığına verilen yetkiler düzenlenmektedir.

    • 11/11/2020 tarihli ve 7256 sayılı Kanunun 18 inci maddesiyle bu fıkraya “Kanunun” ibaresinden sonra gelmek üzere “9/10,” ibaresi eklenmiştir.

      Değişikliğin gerekçesi

      Maddeyle Gelir Vergisi Kanununun 9 uncu maddesine eklenen 10 numaralı bentte yer alan ve muafiyetten yararlanma koşulunu ifade eden tutarın her yıl bir önceki yıla ilişkin olarak Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre belirlenen yeniden değerleme oranında artırılmak suretiyle yeniden belirlenmesi temin edilmektedir.

    • 11/11/2020 tarihli ve 7256 sayılı Kanunun 19 uncu maddesiyle bu fıkranın ikinci paragrafına “opsiyon sözleşmeleri” ibaresinden sonra gelmek üzere “ile döviz, kıymetli madenler ve Sermaye Piyasası Kurulunca belirlenen diğer varlıklar üzerine yapılan kaldıraçlı işlemlere ilişkin sözleşmeler” ibaresi eklenmiştir.

      Değişikliğin gerekçesi

      Maddeyle 193 sayılı Kanunun geçici 67 nci maddesine ilişkin bazı düzenlemeler yapılmaktadır. Bu kapsamda, maddenin beşinci fıkrasında gelir sahibinin gerçek veya tüzel kişi ya da dar veya tam mükellef olması, vergi mükellefiyeti bulunup bulunmaması, vergiden muaf olup olmaması ve elde edilen kazancın vergiden istisna olup olmamasının madde kapsamında yapılacak tevkifatı etkilemeyeceği açık olarak düzenlenmiştir. Bununla birlikte yürürlükte olan bazı Kanunlarla vergi muafiyeti tanınan veya istisna tutulan kurum gelirlerinin, 193 sayılı Kanunun geçici 67 nci maddesi kapsamında tevkifata tabi tutulup tutulamayacağına ilişkin ihtilaflar söz konusu olmaktadır.

      Yapılan düzenlemeyle söz konusu hususa açıklık kazandırılmakta, diğer Kanunlarda, açık olarak tevkif suretiyle kesilen vergileri de kapsayan bir istisna veya muafiyet hükmü mevcut olmadığı sürece bu kurumların gelirlerine geçici 67 nci madde kapsamında tevkifat yapılacağı belirtilmektedir. Örneğin 5411 sayılı Bankacılık Kanununun 140 ıncı maddesinde “Fon, her türlü vergi, resim ve harçtan muaftır.” hükmü yer almaktadır. Bu hükümde muafiyet tevkif suretiyle kesilen vergileri kapsamadığı için Fonun gelirlerinin madde kapsamında tevkifata tabi olacağı açıktır. Diğer bir örnek 7147 sayılı Kanunun 6 ncı maddesindeki hükümde yer almaktadır. Söz konusu maddede “Türkiye Kalkınma Fonu ile bu Fonun bünyesinde oluşturulacak alt fonlar gelir ve kurumlar vergisinden muaftır. Bu muafiyet, bunların kazanç ve iratları üzerinden 31/12/1960 tarihli ve 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu ile 13/6/2006 tarihli ve 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu uyarınca yapılacak vergi kesintilerini de kapsar.” hükmü yer almaktadır. Söz konusu hükümde açık olarak muafiyetin vergi kesintilerini de kapsadığı ifade edildiği için, ilgili kanun kapsamındaki fon gelirlerine geçici 67 nci madde kapsamında tevkifat yapılmayacaktır.

      Yapılan diğer bir düzenleme ile banka ve aracı kurumlar vasıtasıyla gerçekleştirilen kaldıraçlı alım satım (foreks) işlemlerinden elde edilen gelirlerin geçici 67 nci madde kapsamında kaynakta kesinti suretiyle vergilendirilmesi amaçlanmakta, maddenin uygulama süresi 31/12/2025 tarihine kadar uzatılmakta ve bu süreyi beş yıla kadar uzatma konusunda Cumhurbaşkanına yetki verilmektedir.

    • Eski ifade
      31/12/2020
      Yeni ifade
      31/12/2025
      Değişikliğin gerekçesi

      Maddeyle 193 sayılı Kanunun geçici 67 nci maddesine ilişkin bazı düzenlemeler yapılmaktadır. Bu kapsamda, maddenin beşinci fıkrasında gelir sahibinin gerçek veya tüzel kişi ya da dar veya tam mükellef olması, vergi mükellefiyeti bulunup bulunmaması, vergiden muaf olup olmaması ve elde edilen kazancın vergiden istisna olup olmamasının madde kapsamında yapılacak tevkifatı etkilemeyeceği açık olarak düzenlenmiştir. Bununla birlikte yürürlükte olan bazı Kanunlarla vergi muafiyeti tanınan veya istisna tutulan kurum gelirlerinin, 193 sayılı Kanunun geçici 67 nci maddesi kapsamında tevkifata tabi tutulup tutulamayacağına ilişkin ihtilaflar söz konusu olmaktadır.

      Yapılan düzenlemeyle söz konusu hususa açıklık kazandırılmakta, diğer Kanunlarda, açık olarak tevkif suretiyle kesilen vergileri de kapsayan bir istisna veya muafiyet hükmü mevcut olmadığı sürece bu kurumların gelirlerine geçici 67 nci madde kapsamında tevkifat yapılacağı belirtilmektedir. Örneğin 5411 sayılı Bankacılık Kanununun 140 ıncı maddesinde “Fon, her türlü vergi, resim ve harçtan muaftır.” hükmü yer almaktadır. Bu hükümde muafiyet tevkif suretiyle kesilen vergileri kapsamadığı için Fonun gelirlerinin madde kapsamında tevkifata tabi olacağı açıktır. Diğer bir örnek 7147 sayılı Kanunun 6 ncı maddesindeki hükümde yer almaktadır. Söz konusu maddede “Türkiye Kalkınma Fonu ile bu Fonun bünyesinde oluşturulacak alt fonlar gelir ve kurumlar vergisinden muaftır. Bu muafiyet, bunların kazanç ve iratları üzerinden 31/12/1960 tarihli ve 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu ile 13/6/2006 tarihli ve 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu uyarınca yapılacak vergi kesintilerini de kapsar.” hükmü yer almaktadır. Söz konusu hükümde açık olarak muafiyetin vergi kesintilerini de kapsadığı ifade edildiği için, ilgili kanun kapsamındaki fon gelirlerine geçici 67 nci madde kapsamında tevkifat yapılmayacaktır.

      Yapılan diğer bir düzenleme ile banka ve aracı kurumlar vasıtasıyla gerçekleştirilen kaldıraçlı alım satım (foreks) işlemlerinden elde edilen gelirlerin geçici 67 nci madde kapsamında kaynakta kesinti suretiyle vergilendirilmesi amaçlanmakta, maddenin uygulama süresi 31/12/2025 tarihine kadar uzatılmakta ve bu süreyi beş yıla kadar uzatma konusunda Cumhurbaşkanına yetki verilmektedir.

  16. 25 Mart 2020

  17. 5 Aralık 2019

  18. 17 Temmuz 2019

    • Eklendi Geçici Madde 90 geçmişi 7186 sayılı Kanun, md. 2
      Değişikliğin gerekçesi

      Madde ile, yurt dışında bulunan para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçlarının Türkiye’ye getirilmek suretiyle milli ekonomiye kazandırılmasına ve bu varlıklarını Türkiye’ye getiren gerçek ve tüzel kişilerin maddedeki hükümler çerçevesinde bu varlıkları serbestçe tasarruf edebilmelerine imkan sağlanmaktadır.

      Ayrıca, gelir veya kurumlar vergisi mükelleflerince sahip olunan ve Türkiye’de bulunan ancak işletmelerin kayıtları arasında yer almayan para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçları ile taşınmazların kanuni defterlere kaydedilmesi imkanı getirilmektedir.

      Bildirime konu edilen yurtdışı varlıkların ve beyana konu edilen yurtiçi varlıkların değerleri üzerinden %1 oranında vergi tarh edilecektir.

      Madde kapsamında bildirim veya beyana konu edilen varlıklar nedeniyle, maddede belirtilen şartların yerine getirilmesi kaydıyla, hiçbir suretle vergi incelemesi ve vergi tarhiyatı yapılmaması öngörülmektedir. Ayrıca, maddenin son fıkrasıyla maddenin uygulamasına ilişkin olarak Cumhurbaşkanına ve Hazine ve Maliye Bakanlığına verilen yetkiler düzenlenmektedir.

  19. 18 Ocak 2019

    • Değiştirildi Madde 25 geçmişi 7162 sayılı Kanun, md. 2
      Değişikliğin gerekçesi

      Mevcut uygulamada işverenlerce, hizmet erbabına ölüm, engellilik ve hastalık gibi durumlarda sosyal amaçlarla bazı tazminatlar ödenmekte veya yardımlar yapılmakta ve istisna kapsamında olduğu için bu ödemelerden gelir vergisi kesilmemektedir.

      Bu ödemeler yanında ilgili hizmet erbabına 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu uyarınca ödenen işsizlik ödeneği ile işverenlerce 4857 sayılı İş Kanununun 21 inci maddesine göre ödenen işe başlatmama tazminatları da (arabuluculuk faaliyeti sonucunda tarafların, işçinin işe başlatılmaması konusunda anlaşmaları halinde en çok sekiz aylık ücret tutarında ödenecek işe başlatmama tazminatları dahil) istisna kapsamında olduğundan, bu ödemelerden de gelir vergisi kesintisi yapılmamaktadır.

      Ancak, uygulamada işverenler tarafından işten çıkarılan hizmet erbabına yukarıda belirtilen kanunlar kapsamında olmaksızın, işsizlik veya işe başlatmama tazminatı ve benzeri adlar altında çeşitli ödemeler yapılmakta ve bu ödemelerin de anılan istisna kapsamında olduğu yönünde ihtilaflar yaratılmaktadır.

      Madde ile; ölüm, engellilik ve hastalık sebebiyle verilen tazminat ve yardımlara ilişkin istisna aynen korunmakta, işsizlik kapsamında verilen tazminatların hangilerinin istisna kapsamına girdiği hususuna açıklık getirilmektedir.

    • Eklendi Geçici Madde 89 geçmişi 7162 sayılı Kanun, md. 4
      Değişikliğin gerekçesi

      21/3/2018 tarihli ve 7103 sayılı Kanunla 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 61 inci maddesinin üçüncü fıkrasına eklenen (7) numaralı bent ile hizmet sözleşmesi sona erdikten sonra, karşılıklı sonlandırma sözleşmesi veya ikale sözleşmesi kapsamında ödenen tazminatlar, iş kaybı tazminatları, iş sonu tazminatları, iş güvencesi tazminatları gibi çeşitli adlar altında yapılan ödemeler ve yardımların 193 sayılı Kanunun uygulamasında ücret sayılacağı, 27/3/2018 tarihinden itibaren yürürlüğe girmek üzere hüküm altına alınmıştır.

      Aynı şekilde, 7103 sayılı Kanunla 193 sayılı Kanunun 25 inci maddesinin birinci fıkrasının (7) numaralı bendinde yapılan değişiklikle de bu tazminatlara uygulanacak istisna açıklığa kavuşturulmuştur.

      Ancak, 7103 sayılı Kanunun yayımından önceki dönemler için bu ödemeler üzerinden kesilen gelir vergilerinin iadesine yönelik olarak çok sayıda dava açılmakta ve açılmaya da devam etmektedir.

      Açılan davalarda yargı organlarınca idare aleyhine verilen kararlar müstakar hale gelmiştir.

      Yapılan bu düzenlemeyle, vatandaşlarla idare arasındaki bu ihtilafların sonlandırılması, idarenin ve yargının iş yükünün azaltılması, bütçeye yük oluşturan faiz, yargılama giderleri ve vekalet ücreti ödemelerinin önüne geçilmesi amacıyla, 27/3/2018 tarihinden önce işten ayrılan hizmet erbabına, karşılıklı sonlandırma sözleşmesi veya ikale sözleşmesi kapsamında yasal haklarına ek olarak ödenen tazminatlar, iş kaybı tazminatları, iş sonu tazminatları, iş güvencesi tazminatları gibi çeşitli adlar altında yapılan ödemeler ve yardımlardan yapılan gelir vergisi kesintisinin red ve iadesi sağlanmaktadır.

      Karşılıklı sonlandırma sözleşmesi ve ikale sözleşmesi kapsamında yapılsa dahi ek tazminat niteliğinde olmayan ihbar tazminatı, normal ücret, yıllık izin ücreti, geçmiş veya mevcut dönemdeki çalışmalar karşılığı yapılan hizmet primi ve ikramiye ödemeleri ile ücret kapsamında olan benzeri ödemelerden kesilen gelir vergisinin iade edilmesi söz konusu değildir.

      Ayrıca, maddenin uygulamasına ilişkin usul ve esasları belirleme konusunda Hazine ve Maliye Bakanlığına yetki verilmektedir.

    • Eklendi Madde 9 geçmişi (bend) 7162 sayılı Kanun, md. 1

      18/1/2019 tarihli ve 7162 sayılı Kanunun 1 inci maddesiyle bu bende “işyeri açmaksızın” ibaresinden sonra gelmek üzere “veya yıl içinde gerçekleştirilen satış tutarı, ilgili yıl için geçerli olan asgari ücretin yıllık brüt tutarından fazla olmamak üzere, internet ve benzeri elektronik ortamlar üzerinden” ibaresi eklenmiştir.

      Değişikliğin gerekçesi

      193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 9 uncu maddesinin birinci fıkrasının (6) numaralı bendi kapsamında başta ev hanımları olmak üzere oturdukları evlerde imal ettikleri havlu, örtü, çarşaf, çorap, dokuma mamûlleri, dantel, her nevi nakış işleri ve turistik eşya, tarhana, erişte, mantı gibi ürünleri işyeri açmaksızın satanlar esnaf muaflığından faydalanmaktadır. Ancak, bunlar imal ettikleri bu ürünleri internet ve benzeri elektronik ortamlar üzerinden satarlarsa esnaf muafiyetlerini kaybetmekte ve basit veya gerçek usulde ticari kazanç mükellefi olmaktadır. Yapılan düzenleme ile, yıllık asgari ücretin brüt tutarını aşmayacak şekilde internet ve benzeri elektronik ortamlar üzerinden satış yapanların, muafiyetlerini kaybetmemeleri sağlanmak suretiyle başta ev hanımları olmak üzere küçük esnafın desteklenmesi amaçlanmaktadır.

  20. 17 Ocak 2019

    • Eklendi Madde 23 geçmişi 7161 sayılı Kanun, md. 3
      Değişikliğin gerekçesi

      Madde ile, kamu kurum ve kuruluşları hariç Türk Hava Kurumu ile sivil havacılıkta görevli pilotlar ve sertifikalandırılmış kabin memurlarına teşvik gayesiyle ödenen tazminatlara yönelik 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 29 uncu maddesinde yer alan istisna, uygulamaya yönelik bazı tereddütlerin giderilmesini teminen, aynı Kanunun 23 üncü maddesinde ücret istisnası olarak yeniden düzenlenmektedir. Türk Hava Kurumu ile sivil havacılıkta görevli pilotlar ve sertifikalandırılmış personele yapılan aylık ücret ödemelerinin gerçek safi değerinin %70’i gelir vergisinden istisna edilmektedir. Ücretin gerçek safi değeri, işveren tarafından verilen para ve ayınlarla sağlanan menfaatler toplamından, Gelir Vergisi Kanununun 63 üncü maddesinde sayılan indirimler düşüldükten sonra kalan, gelir vergisine esas olan miktardır. Madde ile ayrıca, mevcut istisna oranını %100’e kadar artırma ve sıfıra kadar indirme yetkisi Cumhurbaşkanına verilmektedir.

    • Değiştirildi Madde 29 geçmişi 7161 sayılı Kanun, md. 4
      Değişikliğin gerekçesi

      Madde ile, kamu kurum ve kuruluşları hariç Türk Hava Kurumu ile sivil havacılıkta görevli pilotlar ve sertifikalandırılmış kabin memurlarına teşvik gayesiyle ödenen tazminatlara yönelik istisnanın Gelir Vergisi Kanununun 29 uncu maddesinden çıkarılarak aynı Kanunun 23 üncü maddesinde ücret istisnası olarak düzenlenmesi nedeniyle, 29 uncu maddenin birinci fıkrasının (2) numaralı bendi; subay, astsubay, erbaş ve erlere ve ordu hizmetinde bulunan sivil makinistlere, uçuş, dalış gibi hizmetleri dolayısıyla verilen tazminatlar, gündelikler, ikramiyeler ve zamlar ile diğer kamu kurum ve kuruluşlarında uçuş maksadıyla görevlendirilen, hava aracının sevk ve idaresiyle görevli pilotlar ile uçuş esnasında uçak içinde hizmet veren personele fiilen uçuş hizmeti ve kanuni veya iş merkezi Türkiye’de bulunan müesseselerde denizaltına dalış yapanlara fiilen dalış hizmetleri dolayısıyla yapılan aynı mahiyetteki ödemelere ilişkin mevcut istisna hükmünü aynen koruyacak şekilde değiştirilmektedir.

    • Değiştirildi Geçici Madde 76 geçmişi (fıkra) 7161 sayılı Kanun, md. 5
      Eski ifade
      31/12/2018
      Yeni ifade
      31/12/2023
      Değişikliğin gerekçesi

      5904 sayılı Kanunla 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununa eklenen geçici 76 ncı maddeyle 5300 sayılı Tarım Ürünleri Lisanslı Depoculuk Kanunu kapsamında düzenlenen ürün senetlerinin elden çıkarılmasından doğan kazançlar 31/12/2018 tarihine kadar gelir ve kurumlar vergisinden istisna edilmiştir. Madde ile; istisna uygulamasına yönelik süre lisanslı depo kapasitesinin tamamlanması ile sistemin geliştirilmesi ve yaygınlaştırılması amacıyla 31/12/2023 tarihine kadar uzatılmaktadır.

  21. 2 Temmuz 2018

  22. 29 Mart 2018

    • Eklendi Geçici Madde 88 geçmişi 7104 sayılı Kanun, md. 18
    • Değiştirildi Mükerrer Madde 80 geçmişi (fıkra) 7104 sayılı Kanun, md. 15
      Eski ifade
      Bir takvim
      Yeni ifade
      Taksi, dolmuş, minibüs ve umum servis araçlarına ait ticari plakaların elden çıkarılmasından doğan kazançların tamamı ile bir takvim
      Değişikliğin gerekçesi

      Bu Tasarıda öngörülen düzenlemeyle, katma değer vergisi iade sisteminde, indirim yoluyla giderilemeyen katma değer vergisinin sonraki dönemlere devretmesi ve iade edilmemesi kuralı 1/1/2019 tarihinden itibaren kaldırılmaktadır. Bu nedenle, bu tarihten sonra indirim yoluyla telafi edilemeyen katma değer vergisinin iadesi ile bu tarihten önceki devreden katma değer vergisinin yetki çerçevesinde iade edilmesi durumunda ortaya çıkacak ilave iş ve işlemlerin hızlı ve doğru bir şekilde yapılabilmesini teminen, Maliye Bakanlığına, serbest muhasebeci mali müşavirlere maddede öngörülen sınırlar dahilinde iade raporu düzenlettirebilme konusunda yetki verilmektedir.

  23. 21 Mart 2018

  24. 28 Kasım 2017

  25. 23 Şubat 2017

  26. 26 Ekim 2016

  27. 20 Ağustos 2016

    • Değişikliğin gerekçesi

      Yapılan düzenlemeyle, Kanunla Vergi Usul Kanununun 11 inci maddesine eklenen yedinci fıkradaki yelkinin kullanılması durumunda, bu kapsamda tevkifat yapmakla sorumlu tutulanlar tarafından yapılan her türlü ödemeler üzerinden, tevkifat yapılmasına imkan sağlanmaktadır.

    • Eski ifade
      Okul öncesi eğitim
      Yeni ifade
      Özel kreş ve gündüz bakımevleri ile okul öncesi eğitim
      Değişikliğin gerekçesi

      Madde ile Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının açılış izni ile faaliyet gösteren özel kreş ve gündüz bakımevlerinin; faaliyete geçtiği vergilendirme döneminden itibaren Milli Eğitim Bakanlığına bağlı okul öncesi eğitim kurumlarında uygulandığı gibi beş vergilendirme dönemi süresince elde ettikleri kazançların gelir vergisinden istisna tutulmasına yönclik düzenleme yapılmaktadır.

    • 20/8/2016 tarihli ve 6745 sayılı Kanunun 6 ncı maddesiyle, bu bende “emsal değeridir)” ibaresinden sonra gelmek üzere “ile kiraya veren tarafından yapılan ve gayrimenkulün iktisadi değerini artırıcı niteliği olan ısı yalıtımı ve enerji tasarrufu sağlamaya yönelik harcamalar (Bu harcamalar bir takvim yılı içinde Vergi Usul Kanununun 313 üncü maddesinde belirlenen tutarı aşıyor ise maliyet olarak dikkate alınabilir.)” ibaresi eklenmiştir.

      Değişikliğin gerekçesi

      Hnciji tüketimimizin yaklaşık 1/3'ü ısıtma için kullanılmakta ve bu durum dışa bağımlılığımızı artırmaktadır. Isı yalıtımı, enerji verimliliğinde en hızlı sonuç veren alandır ve binaların yalıtımı ile 9625 ila 9050 oranında yakıt tasarrulu sağlanabilmesi mümkün bulunmaktadır.

      Ülkemizdeki binalarda birim alanı veya hacmi ısıtmak için harcanan enerjinin Avrupa ülkelerine göre çok fazla olması nedeniyle, yeni yapılan konutlarda ısı yalıtım kuralları standardı olan TS 825 Standardı kullanılmaktadır. Bu uygulamayla, yeni inşa edilecek binalarda yıllık ısı kayıplarının yarı yarıya azaltılması sağlanabilmektedir.

      Fakat sadece yeni inşa edilecek binalarda bu zorunluluğun olması yeterli olmayıp, enerji kaybının çok büyük kısmının daha çok sayıda olan eski binalardan kaynaklanması nedeniyle mevcut binaların da ısı yalıtımı yapılması için teşvik edilmesi gerekmektedir.

      İklim Değişikliği Eylem Planında binalarda enerji verimliliğinin arttırılması için belirlenmiş hedeflerden birisi 2023 yılında en az bir milyon konut ile toplam kullanım alanı onbin metrekarenin üzerindeki ticari ve kamu binalarının tamamında belirlenmiş standartları sağlayan ısı yalıtımı ve cncıji verimli sistemlerin oluşturulmasıdır.

      Öngörülen düzenleme ile gayrimenkul sahibi tarafından, taşınmazın iktisadi değerini arlıracak nitelikte yapılan ısı yalıtımı ve enerji tasarrufu sağlamaya yönelik harcamaların Vergi Usul Kanununun 313 üncü maddesine göre belirlenen tutarı aşması halinde de gider olarak indirilebileceği hükme bağlanmaktadır.

    • 20/8/2016 tarihli ve 6745 sayılı Kanunun 8 inci maddesiyle, bu fıkrada yer alan “Şu kadar ki,” ibaresinden sonra gelmek üzere “5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (l) bendi kapsamına giren kurumlar ile” ibaresi eklenmiştir.

  28. 15 Temmuz 2016

    • Değişikliğin gerekçesi

      Gelir Vergisi Kanununun 22 nci maddesinde yapılan düzenlemeyle, tek primli yıllık gelir sigortalarında sigorta süresinden bağımsız olarak tanınmış olan istisna, sigorta süresi en az on yıl veya ömür boyu olanlar için uygulanacak şekilde değiştirilmekte, sigorta süresi on yıl ve üzeri olan tek primli yıllık gelir sigortalarından vefat, maluliyet veya tasfiye gibi zorunlu nedenlerle ayrılmalar hariç, erken ayrılma durumunda erken ayrılma tarihinde ödenen iratlar üzerinden tevkifat yapılmasına imkan sağlanmaktadır.

      Ayrıca, birikim priminin alındığı hayat sigortalarından on yıl süreyle prim ödeyerek ayrılanlar, bireysel emeklilik sisteminden emeklilik hakkı kazananlar ile vefat, maluliyet veya tasfiye gibi zorunlu nedenlerle ayrılanlara yapılan ödemelerin, defaten toplu para alınması yerine sigorta süresi on yıl ve üzeri veya ömür boyu olan tek primli yıllık gelir sigortalarına yatırılması durumunda, yatırılan kısma tekabül eden ödemelerin içerdiği irat tutarları gelir vergisinden istisna edilmektedir.

      Böylece, hayat sigortaları ve bireysel emeklilik sisteminde biriken tasarrufların defaten ödeme almak yerine sigorta süresi on yıl ve üzeri veya ömür boyu olan tek primli yıllık gelir sigortalarına yatırılması sağlanarak, yurtiçi tasarrufların teşviki kapsamında önemli bir adım atılmış olmaktadır.

    • Değişikliğin gerekçesi

      Gelir Vergisi Kanununun 22 nci maddesinde yapılan düzenlemeyle, tek primli yıllık gelir sigortalarında sigorta süresinden bağımsız olarak tanınmış olan istisna, sigorta süresi en az on yıl veya ömür boyu olanlar için uygulanacak şekilde değiştirilmekte, sigorta süresi on yıl ve üzeri olan tek primli yıllık gelir sigortalarından vefat, maluliyet veya tasfiye gibi zorunlu nedenlerle ayrılmalar hariç, erken ayrılma durumunda erken ayrılma tarihinde ödenen iratlar üzerinden tevkifat yapılmasına imkan sağlanmaktadır.

      Ayrıca, birikim priminin alındığı hayat sigortalarından on yıl süreyle prim ödeyerek ayrılanlar, bireysel emeklilik sisteminden emeklilik hakkı kazananlar ile vefat, maluliyet veya tasfiye gibi zorunlu nedenlerle ayrılanlara yapılan ödemelerin, defaten toplu para alınması yerine sigorta süresi on yıl ve üzeri veya ömür boyu olan tek primli yıllık gelir sigortalarına yatırılması durumunda, yatırılan kısma tekabül eden ödemelerin içerdiği irat tutarları gelir vergisinden istisna edilmektedir.

      Böylece, hayat sigortaları ve bireysel emeklilik sisteminde biriken tasarrufların defaten ödeme almak yerine sigorta süresi on yıl ve üzeri veya ömür boyu olan tek primli yıllık gelir sigortalarına yatırılması sağlanarak, yurtiçi tasarrufların teşviki kapsamında önemli bir adım atılmış olmaktadır.

    • Eski ifade
      ödenen en yüksek ödeme tutarından
      Yeni ifade
      çalışılan süreye bağlı olarak ödenen tutardan
      Değişikliğin gerekçesi

      Gelir Vergisi Kanununun 23 üncü maddesinin birinci fıkrasının (11) numaralı bendinin parantez içi hükmünde yer alan “ödenen en yüksek ödeme tutarından” ibaresi “çalışılan süreye bağlı olarak ödenen tutardan” şeklinde değiştirilmektedir. Böylece, fiilen çalışılan süre esas alınarak en yüksek devlet memuruna yapılabilecek ödeme tutarı kadarlık kısım için istisna uygulanması öngörülmekte olup aşan tutar vergiye tabi tutulacaktır.

      Gelir Vergisi Kanununun 23 üncü maddesinin birinci fıkrasının (14) numaralı bendi yeniden düzenlenmektedir.

      Buna göre, (a) alt bendinde yapılan düzenlemeyle, mevcut istisna uygulaması devam ettirilmekte; (b) alt bendinde yapılan düzenlemeyle de Türkiye dışında elde edilen kazançlar üzerinden döviz olarak ödenmesi kaydıyla kanuni ve iş merkezi Türkiye'de bulunmayan dar mükellefiyete tabi işverenlerce bölgesel yönetim merkezlerinde münhasıran merkezin faaliyet izni kapsamında istihdam edilen hizmet erbabına ödenen ücretler istisna kapsamına alınmaktadır.

      Ayrıca, Anayasa Mahkemesince verilen 25/12/2014 tarihli ve Esas No: 2013/111, Karar No:2014/195 sayılı karar uyarınca emeklilik ikramiyesi hesabında 30 yıllık üst sınır kaldırıldığından, aynı Kanunun 25 inci maddesinin birinci fıkrasının (3) numaralı bendinin parantez içi hükmünde yer alan “ödenen en yüksek ödeme tutarından” ibaresi “çalışılan süreye bağlı olarak ödenen tutardan” şeklinde değiştirilmektedir. Böylece, fiilen çalışılan süre esas alınarak en yüksek devlet memuruna yapılabilecek ödeme tutarı kadarlık kısım için istisna uygulanması öngörülmekte olup, aşan tutar vergiye tabi tutulacaktır.

    • Değişikliğin gerekçesi

      Yapılan düzenlemeyle, Gelir Vergisi Kanununun 89 uncu maddesinin birinci fıkrasının (13) numaralı bendi ile 13/6/2006 tarihli ve 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 10 uncu maddesinin birinci fıkrasının (&) bendinde yer alan indirim kapsamındaki faaliyet alanlarında yurtdışı yerleşiklere yüksek katma değerli hizmet veren işverenlerin istihdam ettiği hizmet erbabının ücretleri üzerinden hesaplanan vergiden kısmi indirim uygulaması getirilmektedir.

      Böylece, Türkiye'de yerleşmiş olmayan kişilerle, iş yeri, kanuni ve iş merkezi yurtdışında bulunanlara, Türkiye'de verilen ve münhasıran yurtdışında yararlanılan bazı hizmetler yoluyla ülke ekonomisinin uluslararası rekabet gücünün artırılması, yeni ihracat alanlarının oluşturulması, Türkiye'de nitelikli işgücünün desteklenmesi sağlanmaktadır.

      Bu kapsamda, Türkiye'de yerleşmiş olmayan kişiler ile işyeri, kanuni ve iş merkezi yuridışında bulunanlara Türkiye'den verilen ve münhasıran yurtdışında yararlanılan;

      mimarlık, mühendislik, tasarım, yazılım, tıbbi raporlama, muhasebe kaydı tutma, çağrı merkezi, ürün testi, sertifikasyon, veri saklama, veri işleme, veri analizi ve ilgili bakanlıkların görüşü alınmak suretiyle Maliye Bakanlığınca belirlenen mesleki eğitim alanlarında faaliyette bulunan hizmet işletmelerinin, münhasıran bu faaliyetleri kapsamında fiilen istihdam ettikleri destek hizmetlerinde görevli olanlar hariç olmak üzere, hizmet erbabına ödedikleri ücretler üzerinden asgari geçim indirimi uygulandıktan sonra hesaplanan vergiden, her bir çalışan için faaliyetin yapıldığı yılın Ocak ayına ait asgari ücretin safi tutarının, Kanunun 103 üncü maddesindeki gelir vergisi tarifesinin birinci gelir diliminde yer alan oranla çarpılması suretiyle bulunan tutarın, mahsup edilmesi esası getirilmektedir.

      Ayrıca, ilgili bakanlığın izni ve denetimine tabi olarak eğitim ve sağlık alanında faaliyet gösteren ve Türkiye'de yerleşmiş olmayan kişilere hizmet veren işletmelerin, bu faaliyetleri kapsamında istihdam ettikleri hizmet erbabına ödedikleri ücretleri de indirim kapsamında değerlendirilecektir. Bu hizmetlerin, fiziki olarak Türkiye'de verilmekle birlikte, yararlanıcısının yurtdışı yerleşikler olması gerekmektedir. İndirim kapsamında olan faaliyetler ile indirim kapsamı dışındaki faaliyetlerde istihdam edilen hizmet erbabına ve ücretlerine ilişkin kayıtların, ayrı ayrı izlenmelerini sağlayacak şekilde tutulması zorunludur.

      İndirimden yararlanabilmek için işverenlerin bu faaliyetlerinden sağladığı hasılatın 9685'inin yurtdışından elde edilmiş olması ve fatura veya benzeri belgenin yurtdışındaki müşteri adına düzenlenmiş olması gerekmektedir.

      Yıl içinde indirim hükümlerinden yararlanılması mümkün olmadığından, öngörülen düzenlemeyle yılsonunda indirim şartlarını yerine getiren mükelleflerin, indirim kapsamındaki ücretleri üzerinden hesaplanan vergilerin, asgari ücret üzerinden hesaplanan kısmı yıl içinde ödenmek kaydıyla, yıllık gelir veya kurumlar vergisi beyannamelerinin verilmesini müteakip muhtasar beyannamede ücretler üzerinden tahakkuk eden vergiden mahsup edilmesi suretiyle indirim hükümleri uygulanacaktır.

      Hasılata ilişkin 9685 oranını, hizmet alanları itibarıyla ayrı ayrı veya birlikte 9650*ye kadar indirmeye veya 100'e kadar artırmaya Bakanlar Kuruluna, usul ve esasları belirlemeye de Maliye Bakanlığına yetki verilmektedir.

    • Değişikliğin gerekçesi

      Gelir Vergisi Kanununun 40 ıncı maddesinde yapılan düzenlemeyle, işletmeye dahil olan gayrimenkullerin iktisadi değerini artırıcı niteliği olan ısı yalıtımı ve enerji tasarrufu sağlamaya yönelik harcamaların yapıldığı yılda doğrudan gider yazılmasına imkan sağlanarak, enerji politikaları ile uyumlu olarak, binalarda enerji verimliliğinin arttırılması amaçlanmaktadır.

    • Yürürlükten kaldırıldı Madde 89 geçmişi 6728 sayılı Kanun, md. 15
      Değişikliğin gerekçesi

      Ar-Ge indirimi müessesesi, Ar-Ge ile ilgili teşvik ve diğer düzenlemelerin yer aldığı 5746 sayılı Kanunda düzenlenmek üzere, 193 sayılı Kanundan çıkarılmaktadır.

      Ayrıca, bulunduğu coğrafi konumu itibarıyla ülkemizin, bölgesel hizmetlerin merkezi olmasına yönelik hedefi çerçevesinde, ürün testi, sertifikasyon, veri işleme, veri analizi ve mesleki eğitim hizmeti verenler tarafından, Türkiye'de yerleşmiş olmayan kişilerle, işyeri, kanuni ve iş merkezi yurtdışında bulunanlara Türkiye'de verilen ve münhasıran yurtdışında yararlanılan bu hizmetler dolayısıyla oluşan kazançların yarısının, gelir vergisi beyannamesi üzerinde indirim konusu yapılması öngörülmektedir.

      Öte yandan, maddede yer alan indirim oranını, kazanç tutarları itibarıyla da farklılaştırma konusunda Bakanlar Kuruluna yetki verilmektedir.

    • Değişikliğin gerekçesi

      193 sayılı Kanuna eklenen 98/A maddesiyle “Muhtasar ve prim hizmet beyannamesi” tanımlanmaktadır.

      Muhtasar beyanname ile 31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu uyarınca verilmesi gereken aylık prim ve hizmet belgesinin birleştirilerek verilmesi durumunda; kapsama alınacak veya kapsam dışında bırakılacak mükelleflerin tespiti ve buna ilişkin usul ve esasların belirlenmesi, beyannamenin şekil, içerik ve ekleri ile verilen beyannamenin dönemini aylık olarak belirleme hususunda Maliye Bakanlığı ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına yetki verilmektedir.

      Maddede, söz konusu birleşik beyannamenin, muhtasar beyanname ile aynı sürede verileceği düzenlenmekte ve Maliye Bakanlığına, bölge, il, ilçe, mahal ve sektörlere göre yetkili vergi dairesini ve beyannamenin verilme zamanını belirleme konusundayetki verilmektedir.

      Ayrıca, Gelir Vergisi Kanununda ve diğer kanunlarda, muhtasar beyanname ile aylık prim ve hizmet belgesine yapılmış olan atıfların, bu iki belgenin tek bir beyanname olarak birleştirildiği durumlarda, muhtasar ve prim hizmet beyannamesine yapılmış sayılacağı belirtilmektedir.

    • Eski ifade
      ödenen en yüksek ödeme tutarından
      Yeni ifade
      çalışılan süreye bağlı olarak ödenen tutardan
      Değişikliğin gerekçesi

      Gelir Vergisi Kanununun 23 üncü maddesinin birinci fıkrasının (11) numaralı bendinin parantez içi hükmünde yer alan “ödenen en yüksek ödeme tutarından” ibaresi “çalışılan süreye bağlı olarak ödenen tutardan” şeklinde değiştirilmektedir. Böylece, fiilen çalışılan süre esas alınarak en yüksek devlet memuruna yapılabilecek ödeme tutarı kadarlık kısım için istisna uygulanması öngörülmekte olup aşan tutar vergiye tabi tutulacaktır.

      Gelir Vergisi Kanununun 23 üncü maddesinin birinci fıkrasının (14) numaralı bendi yeniden düzenlenmektedir.

      Buna göre, (a) alt bendinde yapılan düzenlemeyle, mevcut istisna uygulaması devam ettirilmekte; (b) alt bendinde yapılan düzenlemeyle de Türkiye dışında elde edilen kazançlar üzerinden döviz olarak ödenmesi kaydıyla kanuni ve iş merkezi Türkiye'de bulunmayan dar mükellefiyete tabi işverenlerce bölgesel yönetim merkezlerinde münhasıran merkezin faaliyet izni kapsamında istihdam edilen hizmet erbabına ödenen ücretler istisna kapsamına alınmaktadır.

      Ayrıca, Anayasa Mahkemesince verilen 25/12/2014 tarihli ve Esas No: 2013/111, Karar No:2014/195 sayılı karar uyarınca emeklilik ikramiyesi hesabında 30 yıllık üst sınır kaldırıldığından, aynı Kanunun 25 inci maddesinin birinci fıkrasının (3) numaralı bendinin parantez içi hükmünde yer alan “ödenen en yüksek ödeme tutarından” ibaresi “çalışılan süreye bağlı olarak ödenen tutardan” şeklinde değiştirilmektedir. Böylece, fiilen çalışılan süre esas alınarak en yüksek devlet memuruna yapılabilecek ödeme tutarı kadarlık kısım için istisna uygulanması öngörülmekte olup, aşan tutar vergiye tabi tutulacaktır.

    • Eski ifade
      çağrı merkezi ve veri saklama hizmeti
      Yeni ifade
      çağrı merkezi, ürün testi, sertifikasyon, veri saklama, veri işleme, veri analizi ve ilgili bakanlıkların görüşü alınmak suretiyle Maliye Bakanlığınca belirlenen mesleki eğitim
      Değişikliğin gerekçesi

      Ar-Ge indirimi müessesesi, Ar-Ge ile ilgili teşvik ve diğer düzenlemelerin yer aldığı 5746 sayılı Kanunda düzenlenmek üzere, 193 sayılı Kanundan çıkarılmaktadır.

      Ayrıca, bulunduğu coğrafi konumu itibarıyla ülkemizin, bölgesel hizmetlerin merkezi olmasına yönelik hedefi çerçevesinde, ürün testi, sertifikasyon, veri işleme, veri analizi ve mesleki eğitim hizmeti verenler tarafından, Türkiye'de yerleşmiş olmayan kişilerle, işyeri, kanuni ve iş merkezi yurtdışında bulunanlara Türkiye'de verilen ve münhasıran yurtdışında yararlanılan bu hizmetler dolayısıyla oluşan kazançların yarısının, gelir vergisi beyannamesi üzerinde indirim konusu yapılması öngörülmektedir.

      Öte yandan, maddede yer alan indirim oranını, kazanç tutarları itibarıyla da farklılaştırma konusunda Bakanlar Kuruluna yetki verilmektedir.

    • 15/7/2016 tarihli ve 6728 sayılı Kanunun 17 nci maddesiyle, bu fıkraya “bunların vadesi” ibaresinden sonra gelmek üzere “, elde tutulma süresi” ibaresi eklenmiştir.

      Değişikliğin gerekçesi

      Yapılan düzenlemeyle, yurtiçi tasarrufların artırılması kapsamında sermaye piyasası araçlarının vergilendirilmesinde stopaj oranının elde tutma süresine göre farklılaştırılabilmesine yönelik olarak Bakanlar Kuruluna yetki verilmektedir.

  29. 16 Şubat 2016

    • Değiştirildi Geçici Madde 75 geçmişi (fıkra) 6676 sayılı Kanun, md. 1

      16/2/2016 tarihli ve 6676 sayılı Kanunun 1 inci maddesiyle, bu fıkrada yer alan “ve destek personelinin” ibaresi “, tasarım ve destek personelinin” şeklinde, “doktoralı olanlar için yüzde 90’ı, diğerleri için yüzde 80’i” ibaresi “doktoralı olanlar ile 5746 sayılı Kanun kapsamındaki temel bilimler alanlarından birinde en az yüksek lisans derecesine sahip olanlar için yüzde 95’i, yüksek lisanslı olanlar ile temel bilimler alanlarından birinde lisans derecesine sahip olanlar için yüzde 90’ı ve diğerleri için yüzde 80’i” şeklinde değiştirilmiştir.

      Değişikliğin gerekçesi

      5746 sayılı Araştırma ve Geliştirme Faaliyetlerinin Desteklenmesi Hakkında Kanun kapsamına tasarım merkezlerinde çalışan tasarım personeli de dâhil edilmiştir. Ayrıca, çalışan personelin niteliğinin artırılması amacıyla doktora, yüksek lisans ve lisans mezunları için farklı oranlarda gelir vergisi istisnası getirilmektedir. Bunun yanı sıra temel bilimler alanları mezunlarının da istihdamı teşvik edilmektedir.

  30. 29 Ocak 2016

    • Eski ifade
      Eğitim, öğretim ve sağlık hizmet işletmelerinde kazanç istisnası:
      Değişikliğin gerekçesi

      Madde ile, ekonomik büyüme ve kalkınmanın itici gücü, yenilik ve yaratıcılığın en önemli kaynaklarından biri olan genç girişimcilere kazanç istisnası getirilmektedir. Bu amaçla ticari, zirai veya mesleki faaliyeti nedeniyle adlarına ilk defa gelir vergisi mükellefiyeti tesis edilen yirmidokuz yaşını doldurmamış tam mükellef gerçek kişilere, elde ettikleri söz konusu kazançlarının 103 üncü maddede yazılı tarifenin ilk gelir diliminde yer alan tutara kadar olan kısmı için, maddede yer alan şartlar dahilinde kazanç istisnası sağlanmaktadır. Ayrıca, bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esasları belirleme konusunda Maliye Bakanlığına yetki verilmektedir.

    • Değişikliğin gerekçesi

      Madde ile, ticari kazancı basit usulde tespit edilen mükelleflerin sadece basit usulde tespit edilen ticari kazançlarının 8.000 Türk Liralık kısmı üzerinden gelir vergisi alınmaması sağlanmaktadır.

      Söz konusu düzenlemeyle ticari kazancı basit usulde tespit edilenlerin bu kazançları hakkında indirim uygulanması amaçlandığından, takvim yılı içinde basit usulden gerçek usule geçen mükelleflerin söz konusu indirimden faydalanması mümkün bulunmamaktadır.

      Öte yandan öngörülen düzenlemeyle, Gelir Vergisi Kanununun mükerrer 20 nci maddesinde yer alan genç girişimcilerde kazanç istisnası hükümlerinden faydalanan ve ticari kazancı basit usulde tespit edilen mükelleflerin bu bent hükmünden yararlanamayacağı belirtilmektedir. Bu suretle, kazancı basit usulde tespit edilen mükellefler bu bent hükümlerinden faydalanmak istemeleri halinde söz konusu kazanç istisnasına ilişkin şartların tamamını taşısalar dahi kazanç istisnası hükümlerinden faydalanamayacaklardır. Böylece, ticari kazancı basit usulde tespit edilen mükelleflerin, ilgili hükümlerde aranılan şartları taşımaları kaydıyla kazanç istisnası uygulaması veya bu bentte yer alan indirim uygulamasının birinden yararlanması mümkün bulunmaktadır.

      Ayrıca, bu bendin uygulanmasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye Maliye Bakanlığına yetki verilmektedir.

    • Eski ifade
      , 86 ve mükerrer 121 inci maddelerinde
      Yeni ifade
      ve 86 ncı maddeleri ile 89 uncu maddesinin birinci fıkrasının (15) numaralı bendinde
      Değişikliğin gerekçesi

      Madde ile, ticari kazancı basit usulde tespit edilen mükelleflerin beyan ettikleri ticari kazançlarına uygulanacak 8.000 Türk Liralık yıllık indirim tutarının, her yıl günün ekonomik koşullarına uygun olarak yeniden belirlenmesine imkân sağlanmaktadır.

  31. 4 Nisan 2015

  32. 10 Eylül 2014

  33. 26 Şubat 2014

  34. 20 Şubat 2014

    • 20/2/2014 tarihli ve 6525 sayılı Kanunun 5 inci maddesiyle, bu bentte yer alan “Diyanet İşleri Başkanlığı denetiminde yaygın din eğitimi verilen tesislerin” ibaresinden sonra gelmek üzere “ve Gençlik ve Spor Bakanlığına ait gençlik merkezleri ile gençlik ve izcilik kamplarının” ibaresi eklenmiştir.

  35. 6 Şubat 2014

    • Değişikliğin gerekçesi

      Madde ile, her bir engelli için azami 5 yıl süre ile uygulanmak ve yıllık olarak indirilecek tutar her bir engelli çalışan için asgari ücretin yıllık brüt tutarının %150’sini aşmamak üzere, korumalı işyerlerinde istihdam edilen engelli çalışanlar için, diğer kişi ve kurumlarca karşılanan miktarlar da dahil, yapılan ücret ödemelerinin yıllık brüt tutarının %100’ü tutarında korumalı işyeri indiriminin gelir vergisi matrahının tespitinde gelir vergisi beyannamesinde bildirilecek gelirlerden indirilmesi suretiyle korumalı işyerlerinin kurulmasının teşvik edilmesi amaçlanmaktadır.

  36. 24 Mayıs 2013

    • Eski ifade
      31/12/2013
      Yeni ifade
      31/12/2023
      Değişikliğin gerekçesi

      Bankaların şube açılışlarında şubenin açıldığı ay kesri tam ay sayılmak suretiyle takvim yılının kalan ay süresine isabet eden harç tutarının alınmasına yönelik düzenleme yapılmaktadır.

  37. 21 Mayıs 2013

    • Eklendi Geçici Madde 85 geçmişi 6486 sayılı Kanun, md. 13
      Değişikliğin gerekçesi

      Madde ile gerçek ve tüzel kişilerce sahip olunan para, döviz, altın, hisse senedi, tahvil ve diğer menkul kıymetlerin Türkiye'ye getirilmesi, taşınmazların kayda alınması suretiyle milli ekonomiye kazandırılması; sahip olunan söz konusu kıymetlerin banka ve aracı kurumlara ya da vergi dairelerine bildirilmek ve cüz'i bir oranda vergi ödenmek suretiyle kayda alınması ve yapılan bu beyanlardan hareketle inceleme ve soruşturma yapılmaması, diğer nedenlerle de inceleme yapılması veya takdir komisyonu kararına istinaden matrah farkı tespit edilmesi halinde bulunan bu matrah farklarından beyan edilen kıymetlerin tutarının düşülmesi öngörülmektedir.

      Diğer yandan, tam mükellefiyete tabi gerçek kişiler ile kurumların kanuni ve iş merkezi Türkiye'de bulunmayan kurumlardan elde ettikleri iştirak kazançları, bu kurumların iştirak hisselerinin satışından doğan kazançları ve yurtdışında bulunan işyeri veya daimi temsilcisi aracılığıyla elde ettikleri ticari kazançları, maddede belirlenen tarihe kadar Türkiye'ye transfer edilmiş olması kaydıyla gelir ve kurumlar vergisinden istisna edilmektedir. Ayrıca, tam mükelleflerin kanuni ve iş merkezi Türkiye'de bulunmayan kurumların tasfiyesinden elde ettikleri kazançları da maddede belirlenen tarihe kadar Türkiye'ye transfer edilmiş olması kaydıyla gelir ve kurumlar vergisinden istisna edilmektedir.

  38. 25 Nisan 2013

    • Değiştirildi Madde 25 geçmişi (madde) 6462 sayılı Kanun, md. 1
      Eski ifade
      sakatlık
      Yeni ifade
      engellilik
    • Değiştirildi Madde 31 geçmişi (madde) 6462 sayılı Kanun, md. 1
      Eski ifade
      Sakatlık
      Yeni ifade
      Engellilik
    • Değiştirildi Madde 63 geçmişi (bent) 6462 sayılı Kanun, md. 1
      Eski ifade
      sakatlık
      Yeni ifade
      engellilik
    • Değiştirildi Madde 89 geçmişi (madde) 6462 sayılı Kanun, md. 1

      25/4/2013 tarihli ve 6462 sayılı Kanunun 1 inci maddesiyle, bu maddenin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinde yer alan “sakatlık” ibaresi “engellilik”, (3) numaralı bendinde yer alan “özürlülerin” ve “özürlü” ibareleri sırasıyla “engellilerin” ve “engelli” şeklinde değiştirilmiştir.

  39. 3 Nisan 2013

    • Eklendi Geçici Madde 84 geçmişi 6456 sayılı Kanun, md. 15
      Değişikliğin gerekçesi

      Gelir ve kurumlar vergisi mükellefleri tarafından hibe olarak sağlanan destek tutarları ticari kazancın bir unsuru olarak, bu hibelerle yapılan harcamalar ise niteliğine göre gider veya maliyet olarak dikkate alınmaktadır. Madde ile Avrupa Topluluğu Sözleşmeleri çerçevesinde sağlanan hibelerin gelir vergisine tabi tutulmayarak tamamının ilişkili olduğu projelerde kullanılabilmesine imkân sağlanmaktadır. Bu uygulama, hibelerin verildiği projelerle sınırlı olup söz konusu hibelerden herhangi bir şekilde harcanmayan ve iade edilmeyen tutarlar, gelire dâhil edilerek vergilendirilecektir.

      Ayrıca bu şekilde hibelerle finanse edilen yıllara sari inşaat ve onarım işleri dolayısıyla yapılacak hak ediş ödemeleri ile serbest meslek ödemeleri üzerinden vergi kesintisi yapılmayarak söz konusu hibelerin etkinliğinin artırılması amaçlanmaktadır.

  40. 31 Ekim 2012

    • Değişikliğin gerekçesi

      Madde ile, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununa bir geçici madde eklenerek, Ajansa yapılan her türlü nakdî ve aynî bağış ve yardımlar ile sponsorluk harcamalarının tamamının, gelir vergisi beyannamesinde bildirilecek gelirlerden, kurumlar vergisi beyannamesi üzerinde ayrıca gösterilmek şartıyla kurum kazancından indirilmesi öngörülmüştür.

  41. 4 Temmuz 2012

  42. 13 Haziran 2012

    • Değişikliğin gerekçesi

      Gönüllü katılıma dayalı özel emeklilik sistemlerinin gelişiminde işyeri bazlı emeklilik planları aracılığı ile işverenlerin çalışanları adına katkı payı ödemesi hem sistemin büyümesi hem de çalışanların katkıda bulunmalarının teşvik edilmesi bakımından önem arz etmektedir. Hali hazırda bireysel emeklilik sisteminde işveren katkılarının toplam katkı payı üretimindeki payı yaklaşık %4 düzeyindedir. Bu kapsamda, işyeri bazlı emeklilik planlarının kurulmasını teşvik etmek amacıyla işverenlerin çalışanları adına ödeyecekleri katkı paylarından ticari kazancın tespitinde indirim konusu yapabilecekleri katkı payı oranının çalışanın brüt ücretinin %10’undan %15’ine çıkartılması amaçlanmaktadır. Öte yandan, gerek işverenler tarafından çalışanları adına bireysel emeklilik sistemine ödenen katkı payları gerekse sigortalılar tarafından ödenen şahıs sigorta primlerinden indirim konusu yapılabilecek toplam tutar çalışanın brüt ücretinin %15’i ile sınırlandırılmaktadır.

    • Değişikliğin gerekçesi

      Bireysel emeklilik sisteminin teşvikinde doğrudan devlet katkısı yöntemine geçildiğinden, bireysel emeklilik sistemine ödenen katkı paylarının ücretin safi değeri hesaplanırken indirim konusu yapılması uygulamasının kaldırılması hedeflenmektedir. Bunun yanı sıra, şahıs sigortalarına ödenen primlerden indirim konusu yapılabilecek tutarın, 3 üncü maddede belirtilen toplam limit saklı kalmak kaydıyla, %5’ten %15’e çıkartılması öngörülmektedir.

    • Değişikliğin gerekçesi

      Madde ile, bireysel emeklilik sistemi ve tüzel kişiliği haiz emekli sandıkları, yardım sandıkları ile sigorta şirketleri tarafından yapılan ödemelerde yalnızca getiriler üzerinden vergilendirme yapılması amaçlanmaktadır.

    • Değişikliğin gerekçesi

      Madde ile, bireysel emeklilik sistemi ve tüzel kişiliği haiz emekli sandıkları, yardım sandıkları ile sigorta şirketleri tarafından yapılan ödemelerde yalnızca getiriler üzerinden vergilendirme yapılması amaçlanmaktadır.

    • Değişikliğin gerekçesi

      Madde ile, bireysel emeklilik sistemi ve tüzel kişiliği haiz emekli sandıkları, yardım sandıkları ile sigorta şirketleri tarafından yapılan ödemelerde yalnızca getiriler üzerinden vergilendirme yapılması amaçlanmaktadır.

    • Değişikliğin gerekçesi

      193 sayılı Kanunun 63 üncü maddesinde, ücretliler tarafından ödenen katkı paylarının ücretin safi değeri hesaplanırken indirim konusu yapılması uygulamasının kaldırılmasına paralel olarak serbest meslek erbabı kimseler tarafından ödenen katkı paylarının yıllık beyannamede indirim konusu yapılması uygulamasının da kaldırılması öngörülmektedir.

    • Yürürlükten kaldırıldı Madde 94 geçmişi 6327 sayılı Kanun, md. 9
      Değişikliğin gerekçesi

      Madde ile, bireysel emeklilik sisteminden ayrılanlara yapılacak ödemeler üzerinden yapılacak vergi tevkifatının, 193 sayılı Kanunun 75 inci maddesinin (15) ve (16) numaralı bentlerinde yapılması planlanan düzenlemeler ile uyumlu hale getirilmesi hedeflenmektedir. Bunun yanı sıra, söz konusu düzenlemelerin yürürlüğe girmesinden önce ödemiş oldukları katkı paylarını gelir vergisi matrahından indirim konusu yapmış olan kişilere yapılacak ödemelerde uygulanacak stopaj oranı ile ilgili olarak Bakanlar Kuruluna yetki tanınması öngörülmektedir.

      Gökhan

    • Değişikliğin gerekçesi

      Madde ile, bireysel emeklilik sisteminden ayrılanlara yapılacak ödemeler üzerinden yapılacak vergi tevkifatının, 193 sayılı Kanunun 75 inci maddesinin (15) ve (16) numaralı bentlerinde yapılması planlanan düzenlemeler ile uyumlu hale getirilmesi hedeflenmektedir. Bunun yanı sıra, söz konusu düzenlemelerin yürürlüğe girmesinden önce ödemiş oldukları katkı paylarını gelir vergisi matrahından indirim konusu yapmış olan kişilere yapılacak ödemelerde uygulanacak stopaj oranı ile ilgili olarak Bakanlar Kuruluna yetki tanınması öngörülmektedir.

      Gökhan

    • Değişikliğin gerekçesi

      Madde ile, bireysel emeklilik sisteminden ayrılanlara yapılacak ödemeler üzerinden yapılacak vergi tevkifatının, 193 sayılı Kanunun 75 inci maddesinin (15) ve (16) numaralı bentlerinde yapılması planlanan düzenlemeler ile uyumlu hale getirilmesi hedeflenmektedir. Bunun yanı sıra, söz konusu düzenlemelerin yürürlüğe girmesinden önce ödemiş oldukları katkı paylarını gelir vergisi matrahından indirim konusu yapmış olan kişilere yapılacak ödemelerde uygulanacak stopaj oranı ile ilgili olarak Bakanlar Kuruluna yetki tanınması öngörülmektedir.

      Gökhan

    • Değişikliğin gerekçesi

      Madde ile, bireysel katılım yatırımcılarının Hazine Müsteşarlığı ve Maliye Bakanlığınca belirlenen usul ve esaslar dâhilinde şirketlere koydukları sermaye miktarının %75’ini gelir vergisi matrahından gider olarak indirebilmelerine imkân sağlanmaktadır. Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu tarafından belirlenen programlar kapsamında son beş yıl içinde projesi desteklenmiş kurumlara iştirak sağlayan bireysel katılım yatırımcıları için bu oran Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu tarafından düzenlenmiş proje sözleşmesi ve destek karar yazısının tevsiki durumunda %100 olarak düzenlenmiştir.

      İkinci fıkradaki düzenleme ile öncelikle erken aşama işletmelerin desteklenmesi, ayrıca vergi tabanında meydana gelecek aşınmaya sınır getirilmesi amaçlanmıştır.

      Üçüncü fıkradaki düzenleme ile birinci fıkrada getirilen iki tam yıl zaman şartına uyulmaması durumunda yatırımcıların tabi olacakları cezai müeyyide ortaya konulmaktadır. Böylece işletmeye konulan sermayenin en az iki yıl kalması temin edilerek finansal açıdan katkıda bulunması amaçlanmaktadır.

      Dördüncü fıkra ile, bireysel katılım yatırımcılarının bu vergi desteklerinden yararlanabilmeleri için Hazine Müsteşarlığınca belirlenen koşulları yerine getirmeleri ve bireysel katılım yatırımcısı lisansı almış olmaları şartı aranmaktadır. Lisans verilmesindeki amaç, verilecek vergi desteklerinin amacına ulaşması için işin gereklerini yerine getirecek niteliğe sahip kişilerin bu düzenleme kapsamına alınması ve takibinin yapılabilmesine imkân sağlanmasıdır. Bu düzenleme ile aranan niteliklere sahip olmayan veya ileride lisansın iptalini gerektirecek fiillerde bulunan bireysel katılım yatırımcılarının vergi avantajlarından yararlanmasının önüne geçilecektir.

      Beşinci ve altıncı fıkralarla bireysel katılım yatırımcılarına sunulan vergi desteklerinin amacı dışında kullanılmasının engellenmesi amaçlanmaktadır.

      Yedinci fıkrayla bu vergi desteğinden faydalanmak için başvuru ve uygulama süreçleri için gerekli tüm usul ve esasların Maliye Bakanlığı ve Hazine Müsteşarlığı tarafından müştereken belirleneceği belirtilmektedir.

      Sekizinci fıkra ile ileride ortaya çıkacak ihtiyaçlara göre destek oranlarını arttırma, azaltma ve uygulama süresini bir defaya mahsus uzatmaya Bakanlar Kurulu yetkili kılınmaktadır.

    • Eski ifade
      (15) numaralı bendinde
      Yeni ifade
      (15) ve (16) numaralı bentlerinde
      Değişikliğin gerekçesi

      Madde ile, 193 sayılı Kanunun 86 ncı maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinin, aynı Kanunun 75 inci maddesinde yapılan düzenlemeyle uyumlu hale getirilmesi hedeflenmektedir.

  43. 31 Mayıs 2012

    • Değişikliğin gerekçesi

      muaflığından faydalanamayanlardan; bastonculuk, semercilik, yazmacılık, yorgancılık, keçecilik, lüle ve oltu taşı işçiliği, çarıkçılık, yemenicilik, oyacılık ve bunlar gibi geleneksel, kültürel, sanatsal değeri olan ve kaybolmaya yüz tutan bazı meslek kollarında faaliyette bulunanlar vergiden muaf esnaf kapsamına alınmaktadır. Maddede sayılanlara benzediği kabul edilen meslek kollarında faaliyette bulunanlar da Maliye Bakanlığınca esnaf muaflığı kapsamında değerlendirilecektir.

      Böylece, Gelir Vergisi Kanununun 47 nci maddesinde yer alan şartları haiz olup kendi ürettiği ürünü satan geleneksel, kültürel, sanatsal değeri olan ve kaybolmaya yüz tutan bazı meslek kollarında faaliyette bulunanlar esnaf muaflığına tabi şekilde iş yeri açarak bu faaliyetlerini yürütebilecek ve yanında mesleğin devamının sağlanması için çırak ve yardımcı işçi çalıştırabilecektir.

      Düzenlemeyle, geleneklerimizi ve kültürümüzü yansıtan, turizm alanında önemli gelir potansiyeli taşıyan, ancak teknolojik gelişmeler ve küreselleşme nedeniyle kaybolma tehlikesiyle karşı karşıya bulunan meslek kollarının rekabet gücünün artırılması, desteklenmesi, değişim ve dönüşümünün sağlanması amaçlanmaktadır.

      Ayrıca maddede, esnaf ve sanatkârlara talepleri halinde Maliye Bakanlığınca Esnaf Vergi Muafiyeti Belgesi verileceği hüküm altına alınmaktadır. Bu Belge için herhangi bir vergi, resim veya harç alınması söz konusu değildir.

      Gelir Vergisi Kanununun 21 inci maddesinde yer alan mesken kira gelirlerine yönelik

    • Değişikliğin gerekçesi

      muaflığından faydalanamayanlardan; bastonculuk, semercilik, yazmacılık, yorgancılık, keçecilik, lüle ve oltu taşı işçiliği, çarıkçılık, yemenicilik, oyacılık ve bunlar gibi geleneksel, kültürel, sanatsal değeri olan ve kaybolmaya yüz tutan bazı meslek kollarında faaliyette bulunanlar vergiden muaf esnaf kapsamına alınmaktadır. Maddede sayılanlara benzediği kabul edilen meslek kollarında faaliyette bulunanlar da Maliye Bakanlığınca esnaf muaflığı kapsamında değerlendirilecektir.

      Böylece, Gelir Vergisi Kanununun 47 nci maddesinde yer alan şartları haiz olup kendi ürettiği ürünü satan geleneksel, kültürel, sanatsal değeri olan ve kaybolmaya yüz tutan bazı meslek kollarında faaliyette bulunanlar esnaf muaflığına tabi şekilde iş yeri açarak bu faaliyetlerini yürütebilecek ve yanında mesleğin devamının sağlanması için çırak ve yardımcı işçi çalıştırabilecektir.

      Düzenlemeyle, geleneklerimizi ve kültürümüzü yansıtan, turizm alanında önemli gelir potansiyeli taşıyan, ancak teknolojik gelişmeler ve küreselleşme nedeniyle kaybolma tehlikesiyle karşı karşıya bulunan meslek kollarının rekabet gücünün artırılması, desteklenmesi, değişim ve dönüşümünün sağlanması amaçlanmaktadır.

      Ayrıca maddede, esnaf ve sanatkârlara talepleri halinde Maliye Bakanlığınca Esnaf Vergi Muafiyeti Belgesi verileceği hüküm altına alınmaktadır. Bu Belge için herhangi bir vergi, resim veya harç alınması söz konusu değildir.

      Gelir Vergisi Kanununun 21 inci maddesinde yer alan mesken kira gelirlerine yönelik

    • Değişikliğin gerekçesi

      muaflığından faydalanamayanlardan; bastonculuk, semercilik, yazmacılık, yorgancılık, keçecilik, lüle ve oltu taşı işçiliği, çarıkçılık, yemenicilik, oyacılık ve bunlar gibi geleneksel, kültürel, sanatsal değeri olan ve kaybolmaya yüz tutan bazı meslek kollarında faaliyette bulunanlar vergiden muaf esnaf kapsamına alınmaktadır. Maddede sayılanlara benzediği kabul edilen meslek kollarında faaliyette bulunanlar da Maliye Bakanlığınca esnaf muaflığı kapsamında değerlendirilecektir.

      Böylece, Gelir Vergisi Kanununun 47 nci maddesinde yer alan şartları haiz olup kendi ürettiği ürünü satan geleneksel, kültürel, sanatsal değeri olan ve kaybolmaya yüz tutan bazı meslek kollarında faaliyette bulunanlar esnaf muaflığına tabi şekilde iş yeri açarak bu faaliyetlerini yürütebilecek ve yanında mesleğin devamının sağlanması için çırak ve yardımcı işçi çalıştırabilecektir.

      Düzenlemeyle, geleneklerimizi ve kültürümüzü yansıtan, turizm alanında önemli gelir potansiyeli taşıyan, ancak teknolojik gelişmeler ve küreselleşme nedeniyle kaybolma tehlikesiyle karşı karşıya bulunan meslek kollarının rekabet gücünün artırılması, desteklenmesi, değişim ve dönüşümünün sağlanması amaçlanmaktadır.

      Ayrıca maddede, esnaf ve sanatkârlara talepleri halinde Maliye Bakanlığınca Esnaf Vergi Muafiyeti Belgesi verileceği hüküm altına alınmaktadır. Bu Belge için herhangi bir vergi, resim veya harç alınması söz konusu değildir.

      Gelir Vergisi Kanununun 21 inci maddesinde yer alan mesken kira gelirlerine yönelik

    • Değişikliğin gerekçesi

      düzeyde ülke ekonomisi için büyük önem taşımaktadır. Firmaların finansman ihtiyaçlarını borçlanma yerine öz kaynakları ile finanse etmelerini teşvik etmek amacıyla, yatırımın maliyetine eklenenler hariç olmak üzere, işletmede kullanılan yabancı kaynaklara ilişkin faiz, komisyon, vade farkı, kâr payı ve benzeri adlar altında yapılan gider ve maliyet unsurları toplamının %10'una kadar kısmının, Bakanlar Kurulunca kararlaştırılması halinde, kazancın tespitinde gider olarak indirilemeyeceği hususu öngörülmektedir. Ayrıca, hükmün uygulanmasına ilişkin usul ve esasları belirleme konusunda Maliye Bakanlığına yetki verilmektedir.

      Gelir Vergisi Kanununda yer alan mevcut düzenleme uyarınca, basit usule tabi olmanın

    • Değiştirildi Madde 46 geçmişi (altıncı fıkra) 6322 sayılı Kanun, md. 7
      Değişikliğin gerekçesi

      şartlarını kaybedenler ile herhangi bir şekilde gerçek usulde vergilendirilmiş olanlar bir daha hiçbir şekilde basit usule dönememekte, hatta bu kişilerin aynı türden iş yapan eş ve çocukları da bu faaliyetleri nedeniyle basit usulden yararlanamamaktadır. İş hacmindeki daralma nedeniyle basit usulde vergilendirmenin şartlarını taşıyan mükellefler, mevcut hüküm nedeniyle hiçbir şekilde basit usule dönememekte, bu durum, bu kişilerin işlerini terk etmelerine veya kayıt dışı olarak çalışmalarına neden olabilmektedir. Oysa ticari hayatta kişilerin iş hacminin genişlemesi yanında daralması da mümkündür.

      Ayrıca, herhangi bir şekilde gerçek usulde vergilendirilen esnaf ve sanatkârlar da, basit usule dönemedikleri için daha ağır mali yükümlülüklere katlanmaktadırlar. Bu kapsamdaki esnaf ve sanatkârların basit usule geçmesine imkân tanınması, Esnaf ve Sanatkârlar Değişim, Dönüşüm, Destek (3D) Strateji Belgesi ve Eylem Planında da esnaf ve sanatkârların desteklenmesi amacını taşıyan bir eylem olarak yer almaktadır.

      Yapılan düzenlemeyle, gerçek usulde vergilendirilen mükelleflerden, 193 sayılı Kanunun 47 nci maddesinde yazılı şartları taşıyanlardan arka arkaya iki hesap döneminin iş hacmi 48 inci maddede yazılı hadlerden düşük olanların, talepleri üzerine, bu şartın gerçekleşmesini takip eden hesap döneminden başlayarak basit usule geçebilmelerine imkân tanınmaktadır.

      Gerçek usulde vergilendirilmekte iken işini terk eden mükellefler ile basit usulün şartlarını kaybedenlerden gerçek usulde vergilendirilmeye başlamadan önce işini terk eden mükelleflerin, terk tarihini takip eden yılın başından itibaren iki yıl geçmedikçe basit usule dönemeyecekleri ve bu uygulamanın işin eş ve çocuklara devri halinde de yapılacağı hüküm altına alınmak suretiyle, bu konuda oluşabilecek suiistimallerin engellenmesi amaçlanmıştır. Sahte ve muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge düzenledikleri tespit edilenlerin ise hiçbir şekilde basit usulde vergilendirilmeyecekleri öngörülmektedir.

      Ortaklık veya alacaklılık hakkına bağlı olarak getiri sağlayan finansal ürün ve araçlara

    • Değişikliğin gerekçesi

      şartlarını kaybedenler ile herhangi bir şekilde gerçek usulde vergilendirilmiş olanlar bir daha hiçbir şekilde basit usule dönememekte, hatta bu kişilerin aynı türden iş yapan eş ve çocukları da bu faaliyetleri nedeniyle basit usulden yararlanamamaktadır. İş hacmindeki daralma nedeniyle basit usulde vergilendirmenin şartlarını taşıyan mükellefler, mevcut hüküm nedeniyle hiçbir şekilde basit usule dönememekte, bu durum, bu kişilerin işlerini terk etmelerine veya kayıt dışı olarak çalışmalarına neden olabilmektedir. Oysa ticari hayatta kişilerin iş hacminin genişlemesi yanında daralması da mümkündür.

      Ayrıca, herhangi bir şekilde gerçek usulde vergilendirilen esnaf ve sanatkârlar da, basit usule dönemedikleri için daha ağır mali yükümlülüklere katlanmaktadırlar. Bu kapsamdaki esnaf ve sanatkârların basit usule geçmesine imkân tanınması, Esnaf ve Sanatkârlar Değişim, Dönüşüm, Destek (3D) Strateji Belgesi ve Eylem Planında da esnaf ve sanatkârların desteklenmesi amacını taşıyan bir eylem olarak yer almaktadır.

      Yapılan düzenlemeyle, gerçek usulde vergilendirilen mükelleflerden, 193 sayılı Kanunun 47 nci maddesinde yazılı şartları taşıyanlardan arka arkaya iki hesap döneminin iş hacmi 48 inci maddede yazılı hadlerden düşük olanların, talepleri üzerine, bu şartın gerçekleşmesini takip eden hesap döneminden başlayarak basit usule geçebilmelerine imkân tanınmaktadır.

      Gerçek usulde vergilendirilmekte iken işini terk eden mükellefler ile basit usulün şartlarını kaybedenlerden gerçek usulde vergilendirilmeye başlamadan önce işini terk eden mükelleflerin, terk tarihini takip eden yılın başından itibaren iki yıl geçmedikçe basit usule dönemeyecekleri ve bu uygulamanın işin eş ve çocuklara devri halinde de yapılacağı hüküm altına alınmak suretiyle, bu konuda oluşabilecek suiistimallerin engellenmesi amaçlanmıştır. Sahte ve muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge düzenledikleri tespit edilenlerin ise hiçbir şekilde basit usulde vergilendirilmeyecekleri öngörülmektedir.

      Ortaklık veya alacaklılık hakkına bağlı olarak getiri sağlayan finansal ürün ve araçlara

    • Değişikliğin gerekçesi

      şartlarını kaybedenler ile herhangi bir şekilde gerçek usulde vergilendirilmiş olanlar bir daha hiçbir şekilde basit usule dönememekte, hatta bu kişilerin aynı türden iş yapan eş ve çocukları da bu faaliyetleri nedeniyle basit usulden yararlanamamaktadır. İş hacmindeki daralma nedeniyle basit usulde vergilendirmenin şartlarını taşıyan mükellefler, mevcut hüküm nedeniyle hiçbir şekilde basit usule dönememekte, bu durum, bu kişilerin işlerini terk etmelerine veya kayıt dışı olarak çalışmalarına neden olabilmektedir. Oysa ticari hayatta kişilerin iş hacminin genişlemesi yanında daralması da mümkündür.

      Ayrıca, herhangi bir şekilde gerçek usulde vergilendirilen esnaf ve sanatkârlar da, basit usule dönemedikleri için daha ağır mali yükümlülüklere katlanmaktadırlar. Bu kapsamdaki esnaf ve sanatkârların basit usule geçmesine imkân tanınması, Esnaf ve Sanatkârlar Değişim, Dönüşüm, Destek (3D) Strateji Belgesi ve Eylem Planında da esnaf ve sanatkârların desteklenmesi amacını taşıyan bir eylem olarak yer almaktadır.

      Yapılan düzenlemeyle, gerçek usulde vergilendirilen mükelleflerden, 193 sayılı Kanunun 47 nci maddesinde yazılı şartları taşıyanlardan arka arkaya iki hesap döneminin iş hacmi 48 inci maddede yazılı hadlerden düşük olanların, talepleri üzerine, bu şartın gerçekleşmesini takip eden hesap döneminden başlayarak basit usule geçebilmelerine imkân tanınmaktadır.

      Gerçek usulde vergilendirilmekte iken işini terk eden mükellefler ile basit usulün şartlarını kaybedenlerden gerçek usulde vergilendirilmeye başlamadan önce işini terk eden mükelleflerin, terk tarihini takip eden yılın başından itibaren iki yıl geçmedikçe basit usule dönemeyecekleri ve bu uygulamanın işin eş ve çocuklara devri halinde de yapılacağı hüküm altına alınmak suretiyle, bu konuda oluşabilecek suiistimallerin engellenmesi amaçlanmıştır. Sahte ve muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge düzenledikleri tespit edilenlerin ise hiçbir şekilde basit usulde vergilendirilmeyecekleri öngörülmektedir.

      Ortaklık veya alacaklılık hakkına bağlı olarak getiri sağlayan finansal ürün ve araçlara

    • Değişikliğin gerekçesi

      her geçen gün bir yenisi eklenmektedir. Söz konusu yeni finansal ürünlerin vergilendirilmesinde düzenleme boşluğu oluşmaması için, maddeye, yeni çıkan finansal ürün ve araçları da kapsayacak şekilde esneklik kazandırılmaktadır. Düzenlemeyle, Gelir Vergisi Kanununun 75 inci maddesinin birinci fıkrasında ayrıca sayılmamış olmakla birlikte; Sermaye Piyasası Kanunu hükümlerine göre ihraç edilen her türlü menkul sermaye piyasası araçlarından elde edilen gelirlerin menkul sermaye iradı sayılacağı hüküm altına alınmaktadır.

      DİLEK 258(1-17) 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun diğer indirimleri düzenleyen 89 uncu maddesinin

    • Değişikliğin gerekçesi

      birinci fıkrasına iki bent eklenmekte ve bazı kazançların beyannamede bildirilen gelirlerden indirilmesine imkân tanınması suretiyle, uluslararası ekonomik rekabet açısından büyük önem taşıyan girişimcilik ve yurtdışı hizmet ihracatı teşvik edilmektedir.

      Girişimciliğin teşvik edilmesi amacıyla; Türkiye'de kurulmuş veya kurulacak olan, gelişme potansiyeli taşıyan ve kaynak ihtiyacı içerisinde olan girişimci şirketlere kaynak tahsis eden girişim sermayesi yatırım fon veya ortaklıklarına sermaye koyan işletmeler için yeni bir teşvik getirilmektedir.

      Buna göre, beyan edilen gelirin % 10'unu aşmamak şartıyla 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 325/A maddesine göre girişim sermayesi fonu olarak ayrılan tutarların, gelir vergisi matrahının tespitinde beyanname üzerinden indirilmesine imkân tanınmaktadır.

      Hizmet ihracı yoluyla ülke ekonomisinin uluslararası rekabetçiliğinin artırılması, yeni ihracat alanlarının oluşturulması, istihdam imkânlarının yaratılması ve nitelikli işgücünün Türkiye'de istihdamının artırılmasının desteklenmesi amacıyla, yüksek katma değer yaratma potansiyeli bulunan hizmetler için yeni bir teşvik unsuru ihdas edilmektedir.

      193 sayılı Kanunun 89 uncu maddesine eklenen (13) numaralı bent ile Türkiye'de yerleşmiş olmayan kişiler ile işyeri, kanuni ve iş merkezi yurt dışında bulunanlara Türkiye'den verilen ve münhasıran yurt dışında yararlanılan mimarlık, mühendislik, tasarım, yazılım, tıbbi raporlama, muhasebe kaydı tutma, çağrı merkezi ve veri saklama hizmeti alanlarında faaliyette bulunan hizmet işletmelerinin bu faaliyetlerinden elde ettikleri kazancın % 50'sinin beyanname üzerinden indirilmesi imkânı getirilmektedir. Bu hizmetler, yararlanıcısı yurt dışında olan ve uzaktan erişim imkanları kullanılarak verilecek hizmetlerdir.

      Ayrıca, ilgili bakanlığın izni ve denetimine tabi olarak eğitim ve sağlık alanında faaliyet gösteren ve Türkiye'de yerleşmiş olmayan kişilere hizmet veren işletmelerin bu faaliyetlerinden elde ettikleri kazancın % 50'sinin de beyanname üzerinden indirilmesi mümkün olacaktır. Bu hizmetlerin, fiziki olarak Türkiye'de verilmekle birlikte, yararlanıcısının yurtdışı yerleşikler olması gerekecektir. Söz konusu istisna, bir kazanç istisnası olduğundan; istisna kapsamındaki faaliyetlerden elde edilen hasılattan bu faaliyetler nedeniyle yüklenilen gider ve maliyet unsurları ve istisna kapsamına giren faaliyetler ile bu kapsama girmeyen işlerin birlikte yapılması halinde müşterek genel giderler ile müştereken kullanılan tesisat, makine ve ulaştırma vasıtalarının amortisman giderlerinden pay verilmesi sonucu bulunacak kazancın % 50'si gelir vergisinden istisna olacaktır. İstisna kazancın ve bu bağlamda beyan edilecek gelirin tespiti açısından, istisna kapsamında bulunan ve bulunmayan hasılat, maliyet ve gider unsurlarının ayrı ayrı izlenmesi ve istisna kapsamında olan faaliyetlere ait hasılat, maliyet ve gider unsurlarının, diğer faaliyetlerle ilişkilendirilmemesi ve kayıtların da bu ayrımı sağlayacak şekilde tutulması gerekecektir.

      Bu teşvikler, bir taraftan ülkemizde belli bir konuda uzmanlaşmış, yabancı dil bilgisine sahip olan vatandaşlarımızın istihdam olanaklarını artıracak, diğer taraftan yurt dışına gitmeksizin dünyanın her yerine birçok hizmetin verilmesi imkânı doğacağı için beyin göçünü de engelleyecektir.

      Bakanlar Kurulu, % 50 oranını, hizmet alanları itibarıyla sıfıra kadar indirmeye veya % 100'e kadar artırmaya yetkili olacaktır.

      Maliye Bakanlığı ilgili bakanlıkların görüşünü almak suretiyle bu teşvik mekanizmasının uygulamasına ve denetime ilişkin usul ve esasları belirleyecektir.

      Ayrıca, iktisadi işletmeleri hariç olmak üzere, Türkiye Yeşilay Cemiyetine makbuz karşılığı yapılan nakdi bağış ve yardımlar ile imar planında dini tesis alanı olarak ayrılan yerlerde ibadethane yapımına yönelik ayni ve nakdi yardımların gelir vergisi matrahının tespitinde beyanname üzerinden indirilebilmesi imkânı getirilmektedir.

      DİLEK 258(1-17) Madde ile, yabancı devletlere, yabancı kamu idare ve kuruluşları ile uluslararası

    • Değişikliğin gerekçesi

      birinci fıkrasına iki bent eklenmekte ve bazı kazançların beyannamede bildirilen gelirlerden indirilmesine imkân tanınması suretiyle, uluslararası ekonomik rekabet açısından büyük önem taşıyan girişimcilik ve yurtdışı hizmet ihracatı teşvik edilmektedir.

      Girişimciliğin teşvik edilmesi amacıyla; Türkiye'de kurulmuş veya kurulacak olan, gelişme potansiyeli taşıyan ve kaynak ihtiyacı içerisinde olan girişimci şirketlere kaynak tahsis eden girişim sermayesi yatırım fon veya ortaklıklarına sermaye koyan işletmeler için yeni bir teşvik getirilmektedir.

      Buna göre, beyan edilen gelirin % 10'unu aşmamak şartıyla 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 325/A maddesine göre girişim sermayesi fonu olarak ayrılan tutarların, gelir vergisi matrahının tespitinde beyanname üzerinden indirilmesine imkân tanınmaktadır.

      Hizmet ihracı yoluyla ülke ekonomisinin uluslararası rekabetçiliğinin artırılması, yeni ihracat alanlarının oluşturulması, istihdam imkânlarının yaratılması ve nitelikli işgücünün Türkiye'de istihdamının artırılmasının desteklenmesi amacıyla, yüksek katma değer yaratma potansiyeli bulunan hizmetler için yeni bir teşvik unsuru ihdas edilmektedir.

      193 sayılı Kanunun 89 uncu maddesine eklenen (13) numaralı bent ile Türkiye'de yerleşmiş olmayan kişiler ile işyeri, kanuni ve iş merkezi yurt dışında bulunanlara Türkiye'den verilen ve münhasıran yurt dışında yararlanılan mimarlık, mühendislik, tasarım, yazılım, tıbbi raporlama, muhasebe kaydı tutma, çağrı merkezi ve veri saklama hizmeti alanlarında faaliyette bulunan hizmet işletmelerinin bu faaliyetlerinden elde ettikleri kazancın % 50'sinin beyanname üzerinden indirilmesi imkânı getirilmektedir. Bu hizmetler, yararlanıcısı yurt dışında olan ve uzaktan erişim imkanları kullanılarak verilecek hizmetlerdir.

      Ayrıca, ilgili bakanlığın izni ve denetimine tabi olarak eğitim ve sağlık alanında faaliyet gösteren ve Türkiye'de yerleşmiş olmayan kişilere hizmet veren işletmelerin bu faaliyetlerinden elde ettikleri kazancın % 50'sinin de beyanname üzerinden indirilmesi mümkün olacaktır. Bu hizmetlerin, fiziki olarak Türkiye'de verilmekle birlikte, yararlanıcısının yurtdışı yerleşikler olması gerekecektir. Söz konusu istisna, bir kazanç istisnası olduğundan; istisna kapsamındaki faaliyetlerden elde edilen hasılattan bu faaliyetler nedeniyle yüklenilen gider ve maliyet unsurları ve istisna kapsamına giren faaliyetler ile bu kapsama girmeyen işlerin birlikte yapılması halinde müşterek genel giderler ile müştereken kullanılan tesisat, makine ve ulaştırma vasıtalarının amortisman giderlerinden pay verilmesi sonucu bulunacak kazancın % 50'si gelir vergisinden istisna olacaktır. İstisna kazancın ve bu bağlamda beyan edilecek gelirin tespiti açısından, istisna kapsamında bulunan ve bulunmayan hasılat, maliyet ve gider unsurlarının ayrı ayrı izlenmesi ve istisna kapsamında olan faaliyetlere ait hasılat, maliyet ve gider unsurlarının, diğer faaliyetlerle ilişkilendirilmemesi ve kayıtların da bu ayrımı sağlayacak şekilde tutulması gerekecektir.

      Bu teşvikler, bir taraftan ülkemizde belli bir konuda uzmanlaşmış, yabancı dil bilgisine sahip olan vatandaşlarımızın istihdam olanaklarını artıracak, diğer taraftan yurt dışına gitmeksizin dünyanın her yerine birçok hizmetin verilmesi imkânı doğacağı için beyin göçünü de engelleyecektir.

      Bakanlar Kurulu, % 50 oranını, hizmet alanları itibarıyla sıfıra kadar indirmeye veya % 100'e kadar artırmaya yetkili olacaktır.

      Maliye Bakanlığı ilgili bakanlıkların görüşünü almak suretiyle bu teşvik mekanizmasının uygulamasına ve denetime ilişkin usul ve esasları belirleyecektir.

      Ayrıca, iktisadi işletmeleri hariç olmak üzere, Türkiye Yeşilay Cemiyetine makbuz karşılığı yapılan nakdi bağış ve yardımlar ile imar planında dini tesis alanı olarak ayrılan yerlerde ibadethane yapımına yönelik ayni ve nakdi yardımların gelir vergisi matrahının tespitinde beyanname üzerinden indirilebilmesi imkânı getirilmektedir.

      DİLEK 258(1-17) Madde ile, yabancı devletlere, yabancı kamu idare ve kuruluşları ile uluslararası

    • Değişikliğin gerekçesi

      kuruluşlara ait diplomatik statüsü bulunmayan gayrimenkullerin kiralanması karşılığında bunlara yapılan kira ödemeleri ile 4749 sayılı Kanuna göre kurulan varlık kiralama şirketlerince çıkarılan menkul kıymetlerden sağlanan iratlar, gelir vergisi tevkifatı kapsamına alınmaktadır.

      Gelir Vergisi Kanununun 94 üncü maddesine göre başbayiler hariç olmak üzere Milli Piyango İdaresince çıkarılan biletler ile diğer kişilerce çıkartılan bu nitelikteki biletleri satanlara yapılan komisyon, prim ve benzeri ödemelerden (kurumlar vergisi mükellefleri hariç) gelir vergisi tevkifatı yapılmakta olup, Spor Toto Teşkilatı Başkanlığı eliyle ve gözetiminde kullanılan ve yürütülen diğer sabit ihtimalli ve müşterek bahis ile şans oyunları tevkifat kapsamında bulunmamaktadır. Bu alanda yapılan vergi incelemeleri ve denetim sonuçları, tevkifata konu olmayan söz konusu gelirlerin beyan edilen kazanca da dahil edilmemesi suretiyle vergi kaybına yol açıldığını ve bu durumun yaygın olduğunu göstermektedir. Düzenlemeyle, bu alandaki vergi kaybının önlenmesi amacıyla, bir tür vergi güvenlik önlemi olarak, 5602 sayılı Kanun kapsamında şans oyunlarını düzenleyenler tarafından bunların bayilerine veya aracılarına yapılacak komisyon, prim ve benzeri ödemeler üzerinden gelir vergisi tevkifatı yapılması hüküm altına alınmaktadır. Tevkif edilen vergilerin geçici vergi dahil gelir vergisinden mahsup edilmesi mümkündür.

      Gelir Vergisi Kanununun 75 inci maddesinin ikinci fıkrasına eklenen (16) numaralı bent kapsamında menkul sermaye iradı olarak sayılan gelirlerin tevkifata tabi tutulabilmesine yönelik olarak maddenin birinci fıkrasına (16) numaralı bent eklenmektedir.

      Ayrıca, Kanunun 75 inci maddesinin ikinci fıkrasına eklenen (16) numaralı bendine göre menkul sermaye iradı sayılan sermaye piyasası araçlarının diğer menkul sermaye iradı türlerine benzerliklerine göre bunlardan yapılacak stopaj oranlarını belirleme konusunda Bakanlar Kuruluna yetki verilmektedir.

      Madde ile, Hazine tarafından yurt dışına ihraç edilen menkul kıymetlerde olduğu gibi,

    • Eski ifade
      Kamu Ortaklığı İdaresi
      Yeni ifade
      28/3/2002 tarihli ve 4749 sayılı Kamu Finansmanı ve Borç Yönetiminin Düzenlenmesi Hakkında Kanuna göre kurulan varlık kiralama şirketleri
      Değişikliğin gerekçesi

      kuruluşlara ait diplomatik statüsü bulunmayan gayrimenkullerin kiralanması karşılığında bunlara yapılan kira ödemeleri ile 4749 sayılı Kanuna göre kurulan varlık kiralama şirketlerince çıkarılan menkul kıymetlerden sağlanan iratlar, gelir vergisi tevkifatı kapsamına alınmaktadır.

      Gelir Vergisi Kanununun 94 üncü maddesine göre başbayiler hariç olmak üzere Milli Piyango İdaresince çıkarılan biletler ile diğer kişilerce çıkartılan bu nitelikteki biletleri satanlara yapılan komisyon, prim ve benzeri ödemelerden (kurumlar vergisi mükellefleri hariç) gelir vergisi tevkifatı yapılmakta olup, Spor Toto Teşkilatı Başkanlığı eliyle ve gözetiminde kullanılan ve yürütülen diğer sabit ihtimalli ve müşterek bahis ile şans oyunları tevkifat kapsamında bulunmamaktadır. Bu alanda yapılan vergi incelemeleri ve denetim sonuçları, tevkifata konu olmayan söz konusu gelirlerin beyan edilen kazanca da dahil edilmemesi suretiyle vergi kaybına yol açıldığını ve bu durumun yaygın olduğunu göstermektedir. Düzenlemeyle, bu alandaki vergi kaybının önlenmesi amacıyla, bir tür vergi güvenlik önlemi olarak, 5602 sayılı Kanun kapsamında şans oyunlarını düzenleyenler tarafından bunların bayilerine veya aracılarına yapılacak komisyon, prim ve benzeri ödemeler üzerinden gelir vergisi tevkifatı yapılması hüküm altına alınmaktadır. Tevkif edilen vergilerin geçici vergi dahil gelir vergisinden mahsup edilmesi mümkündür.

      Gelir Vergisi Kanununun 75 inci maddesinin ikinci fıkrasına eklenen (16) numaralı bent kapsamında menkul sermaye iradı olarak sayılan gelirlerin tevkifata tabi tutulabilmesine yönelik olarak maddenin birinci fıkrasına (16) numaralı bent eklenmektedir.

      Ayrıca, Kanunun 75 inci maddesinin ikinci fıkrasına eklenen (16) numaralı bendine göre menkul sermaye iradı sayılan sermaye piyasası araçlarının diğer menkul sermaye iradı türlerine benzerliklerine göre bunlardan yapılacak stopaj oranlarını belirleme konusunda Bakanlar Kuruluna yetki verilmektedir.

      Madde ile, Hazine tarafından yurt dışına ihraç edilen menkul kıymetlerde olduğu gibi,

    • Değişikliğin gerekçesi

      kuruluşlara ait diplomatik statüsü bulunmayan gayrimenkullerin kiralanması karşılığında bunlara yapılan kira ödemeleri ile 4749 sayılı Kanuna göre kurulan varlık kiralama şirketlerince çıkarılan menkul kıymetlerden sağlanan iratlar, gelir vergisi tevkifatı kapsamına alınmaktadır.

      Gelir Vergisi Kanununun 94 üncü maddesine göre başbayiler hariç olmak üzere Milli Piyango İdaresince çıkarılan biletler ile diğer kişilerce çıkartılan bu nitelikteki biletleri satanlara yapılan komisyon, prim ve benzeri ödemelerden (kurumlar vergisi mükellefleri hariç) gelir vergisi tevkifatı yapılmakta olup, Spor Toto Teşkilatı Başkanlığı eliyle ve gözetiminde kullanılan ve yürütülen diğer sabit ihtimalli ve müşterek bahis ile şans oyunları tevkifat kapsamında bulunmamaktadır. Bu alanda yapılan vergi incelemeleri ve denetim sonuçları, tevkifata konu olmayan söz konusu gelirlerin beyan edilen kazanca da dahil edilmemesi suretiyle vergi kaybına yol açıldığını ve bu durumun yaygın olduğunu göstermektedir. Düzenlemeyle, bu alandaki vergi kaybının önlenmesi amacıyla, bir tür vergi güvenlik önlemi olarak, 5602 sayılı Kanun kapsamında şans oyunlarını düzenleyenler tarafından bunların bayilerine veya aracılarına yapılacak komisyon, prim ve benzeri ödemeler üzerinden gelir vergisi tevkifatı yapılması hüküm altına alınmaktadır. Tevkif edilen vergilerin geçici vergi dahil gelir vergisinden mahsup edilmesi mümkündür.

      Gelir Vergisi Kanununun 75 inci maddesinin ikinci fıkrasına eklenen (16) numaralı bent kapsamında menkul sermaye iradı olarak sayılan gelirlerin tevkifata tabi tutulabilmesine yönelik olarak maddenin birinci fıkrasına (16) numaralı bent eklenmektedir.

      Ayrıca, Kanunun 75 inci maddesinin ikinci fıkrasına eklenen (16) numaralı bendine göre menkul sermaye iradı sayılan sermaye piyasası araçlarının diğer menkul sermaye iradı türlerine benzerliklerine göre bunlardan yapılacak stopaj oranlarını belirleme konusunda Bakanlar Kuruluna yetki verilmektedir.

      Madde ile, Hazine tarafından yurt dışına ihraç edilen menkul kıymetlerde olduğu gibi,

    • Değişikliğin gerekçesi

      yönlendirilmesini sağlayarak bu bölgelerde istihdamın artırılması ve bölgesel gelişmişlik farklılıklarının azaltılması, temel ekonomik hedeflerden birini oluşturmaktadır. İstihdamdan kaynaklanan mali yüklerin hafifletilmesi ise bu hedefin gerçekleştirilebilmesi açısından çok önemli bir role sahiptir.

      Bu çerçevede Gelir Vergisi Kanununa eklenen geçici 79 uncu madde ile Bakanlar Kurulunca, istatistikî bölge birimleri sınıflandırması, kişi başına düşen milli gelir veya sosyo-ekonomik gelişmişlik düzeyleri dikkate alınmak suretiyle belirlenecek illerde yapılacak yatırımlar için, Ekonomi Bakanlığı tarafından düzenlenen yatırım teşvik belgeleri kapsamında; bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten 31/12/2023 tarihine kadar gerçekleşen yatırımlarda, teşvik belgelerinde öngörülen ve fiilen istihdam edilen işçilerin ücretlerinin sanayi kesiminde çalışan 16 yaşından büyük işçiler için uygulanan asgari ücretin brüt tutarına tekabül eden kısmı üzerinden hesaplanan gelir vergisi, yatırımın kısmen veya tamamen işletilmeye başlanacağı tarihten itibaren 10 yıl süreyle bu ücretlerle ilgili olarak verilecek DİLEK 258(1-17) muhtasar beyanname üzerinden tahakkuk eden vergiden terkin edilecektir. Böylece, yatırımcıların istihdam nedeniyle katlandıkları mali yükler açısından önemli bir destek sağlanmaktadır. Bu teşvik unsurunun esas amacı işverenlerin istihdam maliyetini azaltmaktır. Dolayısıyla yapılan düzenleme ile çalışanların ücretleri üzerinden kesilen ancak vergi dairesine ödenmeyen gelir vergisi stopajı nedeniyle çalışanlar bakımından bir talep söz konusu olmayacaktır. Desteğin uygulamaya geçmesi ile göreceli olarak daha az gelişmiş bölgelerdeki yatırım ve istihdamın arttırılması amaçlanmaktadır.

      Gelir Vergisi Kanununa eklenen geçici 80 inci madde ile gerçek usulde vergilendirilen mükelleflerden basit usule geçmeye ilişkin Gelir Vergisi Kanununun 46 ncı maddesinin altıncı ve yedinci fıkralarında yer alan şartların tespitine 1/1/2012 tarihinden itibaren başlanacağı hüküm altına alınmaktadır.

      Anayasa Mahkemesinin 14/5/2011 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 10/2/2011 tarihli

    • Eski ifade
      gelirleri bunlar tarafından bildirilecek olanlar
      Yeni ifade
      istisna haddinin üzerinde hasılat elde edenlerden, beyanı gerekip gerekmediğine bakılmaksızın ayrı ayrı veya birlikte elde ettiği ücret, menkul sermaye iradı, gayrimenkul sermaye iradı ile diğer kazanç ve iratlarının gayri safi tutarları toplamı 103 üncü maddede yazılı tarifenin üçüncü diliminde ücret gelirleri için yer alan tutarı aşanlar
      Değişikliğin gerekçesi

      istisna hükmü yeniden düzenlenmektedir. Düzenlemeyle, belirli bir tutarın üzerinde ücret, menkul sermaye iradı, gayrimenkul sermaye iradı ile diğer kazanç ve irat elde edenlerin, ticari, zirai ve mesleki kazancı nedeniyle beyanname verenler gibi söz konusu istisnadan yararlanması imkânı kaldırılmaktadır.

      DİLEK 258(1-17) Söz konusu tutarın tespitinde maddede sayılan kazanç ve iratların, ayrı ayrı veya birlikte elde edilmesine bakılmaksızın brüt tutarlarının toplamı dikkate alınacaktır. Vergilemede adalet ilkesi kapsamında, yüksek tutarlarda ücret, menkul ve gayrimenkul sermaye iradı ile diğer kazanç ve irat elde edenlerin ayrıca böyle bir istisnadan yararlanması engellenmekte, istisnanın nispeten düşük gelirli olanların mesken kira gelirlerine uygulanması sağlanmaktadır.

      Firmaların öz kaynak yapılarının güçlü olması, mikro düzeyde firmalar ve makro

    • Eski ifade
      Bu maddenin ikinci fıkrasının 5 numaralı bendinde yer alan menkul
      Yeni ifade
      Menkul
      Değişikliğin gerekçesi

      her geçen gün bir yenisi eklenmektedir. Söz konusu yeni finansal ürünlerin vergilendirilmesinde düzenleme boşluğu oluşmaması için, maddeye, yeni çıkan finansal ürün ve araçları da kapsayacak şekilde esneklik kazandırılmaktadır. Düzenlemeyle, Gelir Vergisi Kanununun 75 inci maddesinin birinci fıkrasında ayrıca sayılmamış olmakla birlikte; Sermaye Piyasası Kanunu hükümlerine göre ihraç edilen her türlü menkul sermaye piyasası araçlarından elde edilen gelirlerin menkul sermaye iradı sayılacağı hüküm altına alınmaktadır.

      DİLEK 258(1-17) 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun diğer indirimleri düzenleyen 89 uncu maddesinin

    • Eski ifade
      rehabilitasyon merkezi
      Yeni ifade
      rehabilitasyon merkezi ile mülki idare amirlerinin izni ve denetimine tabi olarak yaptırılacak ibadethaneler ve Diyanet İşleri Başkanlığı denetiminde yaygın din eğitimi verilen tesislerin
      Değişikliğin gerekçesi

      birinci fıkrasına iki bent eklenmekte ve bazı kazançların beyannamede bildirilen gelirlerden indirilmesine imkân tanınması suretiyle, uluslararası ekonomik rekabet açısından büyük önem taşıyan girişimcilik ve yurtdışı hizmet ihracatı teşvik edilmektedir.

      Girişimciliğin teşvik edilmesi amacıyla; Türkiye'de kurulmuş veya kurulacak olan, gelişme potansiyeli taşıyan ve kaynak ihtiyacı içerisinde olan girişimci şirketlere kaynak tahsis eden girişim sermayesi yatırım fon veya ortaklıklarına sermaye koyan işletmeler için yeni bir teşvik getirilmektedir.

      Buna göre, beyan edilen gelirin % 10'unu aşmamak şartıyla 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 325/A maddesine göre girişim sermayesi fonu olarak ayrılan tutarların, gelir vergisi matrahının tespitinde beyanname üzerinden indirilmesine imkân tanınmaktadır.

      Hizmet ihracı yoluyla ülke ekonomisinin uluslararası rekabetçiliğinin artırılması, yeni ihracat alanlarının oluşturulması, istihdam imkânlarının yaratılması ve nitelikli işgücünün Türkiye'de istihdamının artırılmasının desteklenmesi amacıyla, yüksek katma değer yaratma potansiyeli bulunan hizmetler için yeni bir teşvik unsuru ihdas edilmektedir.

      193 sayılı Kanunun 89 uncu maddesine eklenen (13) numaralı bent ile Türkiye'de yerleşmiş olmayan kişiler ile işyeri, kanuni ve iş merkezi yurt dışında bulunanlara Türkiye'den verilen ve münhasıran yurt dışında yararlanılan mimarlık, mühendislik, tasarım, yazılım, tıbbi raporlama, muhasebe kaydı tutma, çağrı merkezi ve veri saklama hizmeti alanlarında faaliyette bulunan hizmet işletmelerinin bu faaliyetlerinden elde ettikleri kazancın % 50'sinin beyanname üzerinden indirilmesi imkânı getirilmektedir. Bu hizmetler, yararlanıcısı yurt dışında olan ve uzaktan erişim imkanları kullanılarak verilecek hizmetlerdir.

      Ayrıca, ilgili bakanlığın izni ve denetimine tabi olarak eğitim ve sağlık alanında faaliyet gösteren ve Türkiye'de yerleşmiş olmayan kişilere hizmet veren işletmelerin bu faaliyetlerinden elde ettikleri kazancın % 50'sinin de beyanname üzerinden indirilmesi mümkün olacaktır. Bu hizmetlerin, fiziki olarak Türkiye'de verilmekle birlikte, yararlanıcısının yurtdışı yerleşikler olması gerekecektir. Söz konusu istisna, bir kazanç istisnası olduğundan; istisna kapsamındaki faaliyetlerden elde edilen hasılattan bu faaliyetler nedeniyle yüklenilen gider ve maliyet unsurları ve istisna kapsamına giren faaliyetler ile bu kapsama girmeyen işlerin birlikte yapılması halinde müşterek genel giderler ile müştereken kullanılan tesisat, makine ve ulaştırma vasıtalarının amortisman giderlerinden pay verilmesi sonucu bulunacak kazancın % 50'si gelir vergisinden istisna olacaktır. İstisna kazancın ve bu bağlamda beyan edilecek gelirin tespiti açısından, istisna kapsamında bulunan ve bulunmayan hasılat, maliyet ve gider unsurlarının ayrı ayrı izlenmesi ve istisna kapsamında olan faaliyetlere ait hasılat, maliyet ve gider unsurlarının, diğer faaliyetlerle ilişkilendirilmemesi ve kayıtların da bu ayrımı sağlayacak şekilde tutulması gerekecektir.

      Bu teşvikler, bir taraftan ülkemizde belli bir konuda uzmanlaşmış, yabancı dil bilgisine sahip olan vatandaşlarımızın istihdam olanaklarını artıracak, diğer taraftan yurt dışına gitmeksizin dünyanın her yerine birçok hizmetin verilmesi imkânı doğacağı için beyin göçünü de engelleyecektir.

      Bakanlar Kurulu, % 50 oranını, hizmet alanları itibarıyla sıfıra kadar indirmeye veya % 100'e kadar artırmaya yetkili olacaktır.

      Maliye Bakanlığı ilgili bakanlıkların görüşünü almak suretiyle bu teşvik mekanizmasının uygulamasına ve denetime ilişkin usul ve esasları belirleyecektir.

      Ayrıca, iktisadi işletmeleri hariç olmak üzere, Türkiye Yeşilay Cemiyetine makbuz karşılığı yapılan nakdi bağış ve yardımlar ile imar planında dini tesis alanı olarak ayrılan yerlerde ibadethane yapımına yönelik ayni ve nakdi yardımların gelir vergisi matrahının tespitinde beyanname üzerinden indirilebilmesi imkânı getirilmektedir.

      DİLEK 258(1-17) Madde ile, yabancı devletlere, yabancı kamu idare ve kuruluşları ile uluslararası

    • Bu fıkrada yer alan “6, 7, 8 ve 9 numaralı” ibaresi, 31/5/2012 tarihli ve 6322 sayılı Kanunun 10 uncu maddesiye “6, 7, 8, 9 ve 16 numaralı” şeklinde değiştirilmiş, daha sonra 4/7/2012 tarihli ve 6353 sayılı Kanunun 65 inci maddesiyle, “6, 7, 8, 9 ve 16 numaralı” ibare “6, 7, 8, 9 ve 17 numaralı” şeklinde değiştirilmiştir.

      Değişikliğin gerekçesi

      kuruluşlara ait diplomatik statüsü bulunmayan gayrimenkullerin kiralanması karşılığında bunlara yapılan kira ödemeleri ile 4749 sayılı Kanuna göre kurulan varlık kiralama şirketlerince çıkarılan menkul kıymetlerden sağlanan iratlar, gelir vergisi tevkifatı kapsamına alınmaktadır.

      Gelir Vergisi Kanununun 94 üncü maddesine göre başbayiler hariç olmak üzere Milli Piyango İdaresince çıkarılan biletler ile diğer kişilerce çıkartılan bu nitelikteki biletleri satanlara yapılan komisyon, prim ve benzeri ödemelerden (kurumlar vergisi mükellefleri hariç) gelir vergisi tevkifatı yapılmakta olup, Spor Toto Teşkilatı Başkanlığı eliyle ve gözetiminde kullanılan ve yürütülen diğer sabit ihtimalli ve müşterek bahis ile şans oyunları tevkifat kapsamında bulunmamaktadır. Bu alanda yapılan vergi incelemeleri ve denetim sonuçları, tevkifata konu olmayan söz konusu gelirlerin beyan edilen kazanca da dahil edilmemesi suretiyle vergi kaybına yol açıldığını ve bu durumun yaygın olduğunu göstermektedir. Düzenlemeyle, bu alandaki vergi kaybının önlenmesi amacıyla, bir tür vergi güvenlik önlemi olarak, 5602 sayılı Kanun kapsamında şans oyunlarını düzenleyenler tarafından bunların bayilerine veya aracılarına yapılacak komisyon, prim ve benzeri ödemeler üzerinden gelir vergisi tevkifatı yapılması hüküm altına alınmaktadır. Tevkif edilen vergilerin geçici vergi dahil gelir vergisinden mahsup edilmesi mümkündür.

      Gelir Vergisi Kanununun 75 inci maddesinin ikinci fıkrasına eklenen (16) numaralı bent kapsamında menkul sermaye iradı olarak sayılan gelirlerin tevkifata tabi tutulabilmesine yönelik olarak maddenin birinci fıkrasına (16) numaralı bent eklenmektedir.

      Ayrıca, Kanunun 75 inci maddesinin ikinci fıkrasına eklenen (16) numaralı bendine göre menkul sermaye iradı sayılan sermaye piyasası araçlarının diğer menkul sermaye iradı türlerine benzerliklerine göre bunlardan yapılacak stopaj oranlarını belirleme konusunda Bakanlar Kuruluna yetki verilmektedir.

      Madde ile, Hazine tarafından yurt dışına ihraç edilen menkul kıymetlerde olduğu gibi,

    • Eski ifade
      Hazine
      Yeni ifade
      Hazine ve 4749 sayılı Kanuna göre kurulan varlık kiralama şirketleri
      Değişikliğin gerekçesi

      4749 sayılı Kanuna göre kurulan varlık kiralama şirketlerince yurt dışında ihraç edilen menkul kıymetlerin alım-satımı, itfası sırasında elde edilen getirileri ile bu menkul kıymetin dönemsel getirileri için geçici 67 nci madde hükümlerinin uygulanmaması ve bu menkul kıymetlerin vergileme rejiminin Hazine tarafından yurt dışında ihraç edilen tahvillerle paralel hale getirilmesi hususu düzenlenmektedir.

      Ayrıca, Bakanlar Kuruluna geçici 67 nci madde kapsamında uygulanacak tevkifat oranını, kazanç ve iratlar için vade yapısına göre de farklılaştırma yetkisi verilmekte, bunun yanı sıra yatırım fonlarının fona iade dışında diğer şekillerde elden çıkarılmasının tevkifat yönünden fona iade ile aynı kapsamda olduğu hususuna açıklık kazandırılmaktadır.

      Yatırımların ekonomik ve sosyal açıdan göreceli olarak daha az gelişmiş bölgelerimize

    • Eski ifade
      Hazine
      Yeni ifade
      Hazine ve 4749 sayılı Kanuna göre kurulan varlık kiralama şirketleri
      Değişikliğin gerekçesi

      4749 sayılı Kanuna göre kurulan varlık kiralama şirketlerince yurt dışında ihraç edilen menkul kıymetlerin alım-satımı, itfası sırasında elde edilen getirileri ile bu menkul kıymetin dönemsel getirileri için geçici 67 nci madde hükümlerinin uygulanmaması ve bu menkul kıymetlerin vergileme rejiminin Hazine tarafından yurt dışında ihraç edilen tahvillerle paralel hale getirilmesi hususu düzenlenmektedir.

      Ayrıca, Bakanlar Kuruluna geçici 67 nci madde kapsamında uygulanacak tevkifat oranını, kazanç ve iratlar için vade yapısına göre de farklılaştırma yetkisi verilmekte, bunun yanı sıra yatırım fonlarının fona iade dışında diğer şekillerde elden çıkarılmasının tevkifat yönünden fona iade ile aynı kapsamda olduğu hususuna açıklık kazandırılmaktadır.

      Yatırımların ekonomik ve sosyal açıdan göreceli olarak daha az gelişmiş bölgelerimize

    • Eski ifade
      Hazine ve tam mükellef kurumlar
      Yeni ifade
      Hazine, 4749 sayılı Kanuna göre kurulan varlık kiralama şirketleri ve tam mükellef kurumlar
      Değişikliğin gerekçesi

      4749 sayılı Kanuna göre kurulan varlık kiralama şirketlerince yurt dışında ihraç edilen menkul kıymetlerin alım-satımı, itfası sırasında elde edilen getirileri ile bu menkul kıymetin dönemsel getirileri için geçici 67 nci madde hükümlerinin uygulanmaması ve bu menkul kıymetlerin vergileme rejiminin Hazine tarafından yurt dışında ihraç edilen tahvillerle paralel hale getirilmesi hususu düzenlenmektedir.

      Ayrıca, Bakanlar Kuruluna geçici 67 nci madde kapsamında uygulanacak tevkifat oranını, kazanç ve iratlar için vade yapısına göre de farklılaştırma yetkisi verilmekte, bunun yanı sıra yatırım fonlarının fona iade dışında diğer şekillerde elden çıkarılmasının tevkifat yönünden fona iade ile aynı kapsamda olduğu hususuna açıklık kazandırılmaktadır.

      Yatırımların ekonomik ve sosyal açıdan göreceli olarak daha az gelişmiş bölgelerimize

    • Yeni ifade
      veya diğer şekillerde elden çıkarılmasından
      Değişikliğin gerekçesi

      4749 sayılı Kanuna göre kurulan varlık kiralama şirketlerince yurt dışında ihraç edilen menkul kıymetlerin alım-satımı, itfası sırasında elde edilen getirileri ile bu menkul kıymetin dönemsel getirileri için geçici 67 nci madde hükümlerinin uygulanmaması ve bu menkul kıymetlerin vergileme rejiminin Hazine tarafından yurt dışında ihraç edilen tahvillerle paralel hale getirilmesi hususu düzenlenmektedir.

      Ayrıca, Bakanlar Kuruluna geçici 67 nci madde kapsamında uygulanacak tevkifat oranını, kazanç ve iratlar için vade yapısına göre de farklılaştırma yetkisi verilmekte, bunun yanı sıra yatırım fonlarının fona iade dışında diğer şekillerde elden çıkarılmasının tevkifat yönünden fona iade ile aynı kapsamda olduğu hususuna açıklık kazandırılmaktadır.

      Yatırımların ekonomik ve sosyal açıdan göreceli olarak daha az gelişmiş bölgelerimize

  44. 3 Mayıs 2012

  45. 9 Şubat 2012

    • İptal edildi Geçici Madde 69 geçmişi (birinci cümle) Anayasa Mahkemesi kararı (E.2010/93 K.2012/20)
    • İptal edildi Genel Anayasa Mahkemesi kararı (E.2010/93 K.2012/20)

      Anayasa Mahkemesinin 9/2/2012 tarihli ve E: 2010/93, K: 2012/20 sayılı Kararı ile, 23/7/2010 tarihli ve 6009 sayılı Kanunun yürürlük hükümlerini düzenleyen 62 nci maddesinin (ç) bendinde yer alan “2010 takvim yılı kazançlarına uygulanmak üzere” ibaresi iptal edilmiş olup, bu ibare 193 sayılı Kanunun Geçici 69 uncu maddesinin yürürlüğünü düzenlediğinden iptal hükmü bu araya işlenmiştir.

  46. 22 Aralık 2011

    • İptal edildi Geçici Madde 73 geçmişi Anayasa Mahkemesi kararı (E.2010/7 K.2011/172)

      Bu madde; Anayasa Mahkemesi’nin 22/12/2011 tarihli ve E.: 2010/7, K.: 2011/172 sayılı Kararı ile, 6/6/2008 tarihinden önce 29/1/2004 tarihli ve 5084 sayılı Kanun’un 3 üncü maddesi kapsamında yatırıma başlayarak gelir vergisi stopajı teşvikinden faydalanması gereken mükellefler yönünden iptal edilmiştir.

  47. 13 Şubat 2011

  48. 23 Temmuz 2010

    • Değişikliğin gerekçesi

      Anayasa Mahkemesinin, 8/1/2010 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 2009/145 sayılı Kararı ile Gelir Vergisi Kanununun geçici 67 nci maddesinin (1) numaralı fıkrasının sonunda yer alan "Dar mükellef gerçek kişi ve kurumlar için bu oran % 0 olarak uygulanır." ibaresi, vergi sistemimizde dar ve tam yükümlülük arasında elde edilen gelirin niteliği ve unsurları yönünden herhangi bir fark bulunmadığı, tersine ayrımcılık yapılmasının makul ve adil olmayıp mali gücü aynı olanların aynı, mali gücü farklı olanların ise farklı oranda vergilendirilmesini öngören "mali güç" ve "vergide eşitlik" ilkelerine aykırılık teşkil edeceği gerekçeleriyle iptal edilmiştir. Yapılması öngörülen düzenlemeyle, Anayasa Mahkemesinin konu ile ilgili iptal gerekçeleri dikkate alınarak, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçlarının alım/satım ve itfa kazançlarında yerli - yabancı yatırımcı ayrımına dayalı stopaj uygulamasına son verilmekte ve sermaye şirketleri (yatırım fon ve ortaklıkları ile münhasıran menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası aracı getirileri ile değer artışı kazançları elde etmek ve bunlara bağlı hakları kullanmak amacıyla faaliyette bulunan dar mükelleflerden 2499 sayılı Sermaye Piyasası Kanununa göre kurulan yatırım fonları ve yatırım ortaklıkları ile benzer nitelikte olduğu Maliye Bakanlığınca belirlenenler dahil) için % 0 oranında stopaj yapılması öngörülmektedir.

      Diğer taraftan, söz konusu geçici maddenin (17) numaralı bendinde yapılan değişiklikle bu maddede yer alan oranların değiştirilmesi konusunda Bakanlar Kuruluna verilen yetki, sermaye piyasalarında ortaya çıkacak değişiklikleri de kavrayabilmek amacıyla genişletilmektedir.

    • Değişikliğin gerekçesi

      Anayasa Mahkemesinin, 8/1/2010 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 2009/144 sayılı Kararı ile 5479 sayılı Kanunla 193 sayılı Kanuna eklenen geçici 69 uncu maddenin birinci fıkrasının sonunda yer alan "sadece 2006, 2007 ve 2008 yıllarına ait" ibaresi, geriye dönük düzenlemelerle kişilerin haklarının, hukuki istikrar ve güvenlik ilkesi gözetilmeden kısıtlanmasının hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmayacağı gerekçesiyle iptal edilmiştir. Yapılması öngörülen düzenlemeyle, Anayasa Mahkemesinin konu ile ilgili iptal gerekçeleri dikkate alınarak, 193 sayılı Kanunun geçici 69 uncu maddesi uyarınca hesaplanan, ancak kazancın yetersiz olması nedeniyle indirilemeyen ve sonraki dönemlere devreden yatırım indirimi istisnasından yıl sınırlaması olmaksızın yararlanılmaya devam edilmesi sağlanmakta, vergi matrahlarının tespitinde yatırım indirimi istisnası olarak indirim konusu yapılacak tutarın ise ilgili kazanç tutarının % 25'ini aşmaması sağlanmaktadır. Böylece, yatırım indirimi tutarının süre sınırlamasına tabi tutulmadan ilgili kazançtan indirilmesi imkanı getirilmektedir.

    • Değişikliğin gerekçesi

      Tasarının 1 inci maddesiyle 193 sayılı Kanunun 103 üncü maddesinde yer alan vergi tarifesinin değiştirilmesi, yürürlük maddesiyle de bu değişikliğin 1/1/2010 tarihinden itibaren geçerli olması öngörülmüştür. Yapılması öngörülen bu düzenlemeler nedeniyle değişiklikten önceki vergi tarifesine göre fazladan yapılmış olan vergi tevkifatının red ve iadesinin yapılması ve buna ilişkin usullerin belirlenmesi açısından Gelir Vergisi Kanununa bir geçici madde eklenmektedir.

    • 23/7/2010 tarihli ve 6009 sayılı Kanunun 62 nci maddesiyle, mezkur Kanunun 4 üncü maddesiyle yapılan bu düzenlemenin 1/10/2010 tarihinde yürürlüğe girmesi hüküm altına alınmıştır.

      Değişikliğin gerekçesi

      Yürürlük maddesidir.

  49. 15 Ekim 2009

    • İptal edildi Geçici Madde 67 geçmişi Anayasa Mahkemesi kararı (E.2006/119 K.2009/145)
    • İptal edildi Genel Anayasa Mahkemesi kararı (E.2006/95 K.2009/144)

      Anayasa Mahkemesinin 15/10/2009 tarihli ve E.: 2006/95, K.: 2009/144 sayılı Kararı ile 30/3/2006 tarihli ve 5479 sayılı Kanunun 15 inci maddesinin (2) numaralı bendindeki “2” rakamı iptal edilmiş olup, bu rakam 193 sayılı Kanunun 5479 sayılı Kanunla değişik 19 uncu maddesinin yürürlüğünü düzenlediğinden iptal hükmü bu araya işlenmiştir.

  50. 16 Haziran 2009

  51. 18 Şubat 2009

  52. 4 Haziran 2008

    • Eklendi Madde 9 geçmişi 5766 sayılı Kanun, md. 8
    • Eklendi Geçici Madde 72 geçmişi 5766 sayılı Kanun, md. 8
    • Eklendi Geçici Madde 73 geçmişi 5766 sayılı Kanun, md. 8
    • Eklendi Geçici Madde 74 geçmişi 5766 sayılı Kanun, md. 8
    • Değiştirildi Madde 29 geçmişi (bent) 5766 sayılı Kanun, md. 8

      4/6/2008 tarihli ve 5766 sayılı Kanunun 8 inci maddesiyle; bu bentte yer alan "kanuni ve iş merkezi Türkiye’de bulunan müesseselerde uçuş maksadıyla görevlendirilenlere; uçuş hizmetleri, deniz altına dalış yapanlara dalış hizmetleri dolayısıyla yapılan aynı mahiyetteki ödemeler;" ibaresi "kanuni veya iş merkezi Türkiye’de bulunan müesseselerde uçuş maksadıyla görevlendirilen, hava aracının sevk ve idaresiyle görevli pilotlar ile uçuş esnasında uçak içinde hizmet veren yetkili sivil havacılık otoritesince sertifikalandırılmış personele; fiilen uçuş hizmeti, denizaltına dalış yapanlara fiilen dalış hizmetleri dolayısıyla yapılan aynı mahiyetteki ödemeler;" şeklinde değiştirilmiştir.

    • Diğer Geçici Madde 72 geçmişi (madde) 5766 sayılı Kanun, md. 27

      4/6/2008 tarihli ve 5766 sayılı Kanunun 27 nci maddesiyle; bu maddenin 1/7/2008 tarihinde yürürlüğe gireceği hüküm altına alınmıştır.

  53. 15 Mayıs 2007

    • Yürürlükten kaldırıldı Madde 53 geçmişi 5661 sayılı Kanun, md. 3

      Bu arada bulunan “ve Ziraat Odasından, bulunmayan yerlerde Tarım İl veya İlçe Müdürlüklerinden çiftçi belgesini almayan” ibaresi, 15/5/2007 tarihli ve 5661 sayılı Kanunun 3 üncü maddesiyle yürürlükten kaldırılmıştır.

  54. 28 Mart 2007

  55. 21 Şubat 2007

    • Değiştirildi Madde 75 geçmişi 5582 sayılı Kanun, md. 28
      Değişikliğin gerekçesi

      Konut finansmanı fonları ipoteğe dayalı menkul kıymetleri ve varlık finansmanı fonları varlığa dayalı menkul kıymetleri ile ipotek finansmanı kuruluşları ve konut finansmanı kuruluşları tarafından ihraç edilen ipotekli sermaye piyasası araçları ve varlık teminatlı menkul kıymetlerden elde edilen gelirlerin menkul sermaye iradı olarak nitelendirilmesi amaçlanmıştır.

    • Değiştirildi Madde 75 geçmişi 5582 sayılı Kanun, md. 28
      Değişikliğin gerekçesi

      Konut finansmanı fonları ipoteğe dayalı menkul kıymetleri ve varlık finansmanı fonları varlığa dayalı menkul kıymetleri ile ipotek finansmanı kuruluşları ve konut finansmanı kuruluşları tarafından ihraç edilen ipotekli sermaye piyasası araçları ve varlık teminatlı menkul kıymetlerden elde edilen gelirlerin menkul sermaye iradı olarak nitelendirilmesi amaçlanmıştır.

    • Eklendi Madde 94 geçmişi 5582 sayılı Kanun, md. 29
      Değişikliğin gerekçesi

      Bu madde ile, ipotek finansmanı kuruluşları ve konut finansmanı kuruluşları tarafından ihraç edilen ipotekli sermaye piyasası araçlarından elde edilen gelirler üzerinden yapılacak vergi tevkifatının Gelir Vergisi Kanununun 94 üncü maddesi kapsamında belirlenmesi öngörülmüştür. 94 üncü madde uyarınca mevcut durumda tevkifat oranı yüzde yirmibeş olmakla birlikte, aynı madde uyarınca, Bakanlar Kurulu bu oranı her bir ödeme ve gelir için ayrı ayrı sıfıra indirmeye veya bir katına kadar artırmak suretiyle yeniden tespit etmeye yetkili olduğundan, Bakanlar Kurulunca alınacak bir karar doğrultusunda bu oranın yüzde sıfır olarak belirlenmesi durumunda verginin gelir elde eden kişi üzerinden tahsili mümkün olabilecektir.

  56. 27 Haziran 2006

    • Eklendi Geçici Madde 67 geçmişi (cümle) 5527 sayılı Kanun, md. 1
      Değişikliğin gerekçesi

      Maddenin birinci fıkrasının;

      (a) bendiyle ülkemizde yerleşik olmayan dar mükellef gerçek kişi ve kurumların finansal araçlardan Türkiye’de elde ettikleri kazanç ve iratlarına uygulanacak tevkifat oranı sıfıra indirilmekte, aynı zamanda (c) bendiyle de söz konusu mükelleflerin Hazine tarafından yurt dışında ihraç edilen menkul kıymetlerden sağladıkları kazanç ve iratlar için münferit veya özel beyanname vermeyecekleri hükme bağlanmaktadır. Ayrıca, yatırım fon ve ortaklıklarının finansal araçların alım satımı ve bunlara ilişkin getirilerin tahsili sırasında uygulanacak tevkifat oranı sıfıra indirilmektedir.

      (b) bendiyle, Hazine tarafından yurt dışında ihraç edilen menkul kıymetlerin alım satımı, itfası sırasında elde edilen getirileri ile bunların dönemsel getirilerinin tahsilinde ve tam mükellef kurumlara ait olup, İstanbul Menkul Kıymetler Borsasında işlem gören ve bir yıldan fazla süreyle elde tutulan hisse senetlerinin elden çıkarılmasından sağlanan kazançların yanı sıra sürekli olarak portföyünün en az % 51’i İstanbul Menkul Kıymetler Borsasında işlem gören hisse senetlerinden oluşan yatırım fonlarının bir yıldan fazla süreyle elde tutulan katılma belgelerinin elden çıkarılmasından sağlanan kazançlar da istisna kapsamına alınmaktadır.

      Düzenlemeyle Sermaye Piyasası Kanununa göre kurulan fon ve ortaklıklarının portföy işletmeciliğinden doğan kazançlarının fon ve ortaklık bünyesinde tevkif suretiyle vergilendirilmesi yerine yatırımcılar nezdinde (dışarıdan) vergilendirilmesi uygulamasına geçilmiş bulunmaktadır.

      (ç) bendiyle, yatırım fon ve ortaklıklarının dışarıda vergilendirilmesi uygulamasına geçilmesiyle birlikte bu fon ve ortaklıkların portföy işletmeciliği kazançları üzerinden yapılacak tevkifat oranı sıfıra indirilmekte, böylece mükerrer vergilendirme önlenmiş olmaktadır.

      (d) bendiyle, yapılan düzenlemelerin 1/1/2006 tarihinden sonra ihraç edilen devlet iç borçlanma senetleriyle bu tarihten sonra iktisap edilen menkul kıymetler ve diğer sermaye piyasası araçlarından bu kanunun yürürlüğe girmesinden sonra sağlanan kazanç ve iratlar bakımından geçerli olacağı hüküm altına alınmaktadır.

      (e) bendiyle, gerçek kişiler hariç yerli ve yabancı kurumların aralarında yapacakları vadeli işlem ve opsiyon sözleşmelerinden doğan kazançlar bakımından 2006 yılı sonuna kadar geçerli olan düzenleme sürekli hale getirilmektedir.

      (f) bendiyle, maddede yer alan oranları her bir kazanç ve irat türü itibarıyla, yatırım fonlarının katılma belgelerinin fona iade edilmesinden elde edilen kazançlar için fonun portföy yapısına göre ayrı ayrı sıfıra kadar indirme veya bir katına kadar artırma konusunda Bakanlar Kuruluna yetki verilmektedir.”

    • Değiştirildi Geçici Madde 67 geçmişi (altıncı paragraf) 5527 sayılı Kanun, md. 1
      Değişikliğin gerekçesi

      Maddenin birinci fıkrasının;

      (a) bendiyle ülkemizde yerleşik olmayan dar mükellef gerçek kişi ve kurumların finansal araçlardan Türkiye’de elde ettikleri kazanç ve iratlarına uygulanacak tevkifat oranı sıfıra indirilmekte, aynı zamanda (c) bendiyle de söz konusu mükelleflerin Hazine tarafından yurt dışında ihraç edilen menkul kıymetlerden sağladıkları kazanç ve iratlar için münferit veya özel beyanname vermeyecekleri hükme bağlanmaktadır. Ayrıca, yatırım fon ve ortaklıklarının finansal araçların alım satımı ve bunlara ilişkin getirilerin tahsili sırasında uygulanacak tevkifat oranı sıfıra indirilmektedir.

      (b) bendiyle, Hazine tarafından yurt dışında ihraç edilen menkul kıymetlerin alım satımı, itfası sırasında elde edilen getirileri ile bunların dönemsel getirilerinin tahsilinde ve tam mükellef kurumlara ait olup, İstanbul Menkul Kıymetler Borsasında işlem gören ve bir yıldan fazla süreyle elde tutulan hisse senetlerinin elden çıkarılmasından sağlanan kazançların yanı sıra sürekli olarak portföyünün en az % 51’i İstanbul Menkul Kıymetler Borsasında işlem gören hisse senetlerinden oluşan yatırım fonlarının bir yıldan fazla süreyle elde tutulan katılma belgelerinin elden çıkarılmasından sağlanan kazançlar da istisna kapsamına alınmaktadır.

      Düzenlemeyle Sermaye Piyasası Kanununa göre kurulan fon ve ortaklıklarının portföy işletmeciliğinden doğan kazançlarının fon ve ortaklık bünyesinde tevkif suretiyle vergilendirilmesi yerine yatırımcılar nezdinde (dışarıdan) vergilendirilmesi uygulamasına geçilmiş bulunmaktadır.

      (ç) bendiyle, yatırım fon ve ortaklıklarının dışarıda vergilendirilmesi uygulamasına geçilmesiyle birlikte bu fon ve ortaklıkların portföy işletmeciliği kazançları üzerinden yapılacak tevkifat oranı sıfıra indirilmekte, böylece mükerrer vergilendirme önlenmiş olmaktadır.

      (d) bendiyle, yapılan düzenlemelerin 1/1/2006 tarihinden sonra ihraç edilen devlet iç borçlanma senetleriyle bu tarihten sonra iktisap edilen menkul kıymetler ve diğer sermaye piyasası araçlarından bu kanunun yürürlüğe girmesinden sonra sağlanan kazanç ve iratlar bakımından geçerli olacağı hüküm altına alınmaktadır.

      (e) bendiyle, gerçek kişiler hariç yerli ve yabancı kurumların aralarında yapacakları vadeli işlem ve opsiyon sözleşmelerinden doğan kazançlar bakımından 2006 yılı sonuna kadar geçerli olan düzenleme sürekli hale getirilmektedir.

      (f) bendiyle, maddede yer alan oranları her bir kazanç ve irat türü itibarıyla, yatırım fonlarının katılma belgelerinin fona iade edilmesinden elde edilen kazançlar için fonun portföy yapısına göre ayrı ayrı sıfıra kadar indirme veya bir katına kadar artırma konusunda Bakanlar Kuruluna yetki verilmektedir.”

    • Eklendi Geçici Madde 67 geçmişi (cümle) 5527 sayılı Kanun, md. 1
      Değişikliğin gerekçesi

      Maddenin birinci fıkrasının;

      (a) bendiyle ülkemizde yerleşik olmayan dar mükellef gerçek kişi ve kurumların finansal araçlardan Türkiye’de elde ettikleri kazanç ve iratlarına uygulanacak tevkifat oranı sıfıra indirilmekte, aynı zamanda (c) bendiyle de söz konusu mükelleflerin Hazine tarafından yurt dışında ihraç edilen menkul kıymetlerden sağladıkları kazanç ve iratlar için münferit veya özel beyanname vermeyecekleri hükme bağlanmaktadır. Ayrıca, yatırım fon ve ortaklıklarının finansal araçların alım satımı ve bunlara ilişkin getirilerin tahsili sırasında uygulanacak tevkifat oranı sıfıra indirilmektedir.

      (b) bendiyle, Hazine tarafından yurt dışında ihraç edilen menkul kıymetlerin alım satımı, itfası sırasında elde edilen getirileri ile bunların dönemsel getirilerinin tahsilinde ve tam mükellef kurumlara ait olup, İstanbul Menkul Kıymetler Borsasında işlem gören ve bir yıldan fazla süreyle elde tutulan hisse senetlerinin elden çıkarılmasından sağlanan kazançların yanı sıra sürekli olarak portföyünün en az % 51’i İstanbul Menkul Kıymetler Borsasında işlem gören hisse senetlerinden oluşan yatırım fonlarının bir yıldan fazla süreyle elde tutulan katılma belgelerinin elden çıkarılmasından sağlanan kazançlar da istisna kapsamına alınmaktadır.

      Düzenlemeyle Sermaye Piyasası Kanununa göre kurulan fon ve ortaklıklarının portföy işletmeciliğinden doğan kazançlarının fon ve ortaklık bünyesinde tevkif suretiyle vergilendirilmesi yerine yatırımcılar nezdinde (dışarıdan) vergilendirilmesi uygulamasına geçilmiş bulunmaktadır.

      (ç) bendiyle, yatırım fon ve ortaklıklarının dışarıda vergilendirilmesi uygulamasına geçilmesiyle birlikte bu fon ve ortaklıkların portföy işletmeciliği kazançları üzerinden yapılacak tevkifat oranı sıfıra indirilmekte, böylece mükerrer vergilendirme önlenmiş olmaktadır.

      (d) bendiyle, yapılan düzenlemelerin 1/1/2006 tarihinden sonra ihraç edilen devlet iç borçlanma senetleriyle bu tarihten sonra iktisap edilen menkul kıymetler ve diğer sermaye piyasası araçlarından bu kanunun yürürlüğe girmesinden sonra sağlanan kazanç ve iratlar bakımından geçerli olacağı hüküm altına alınmaktadır.

      (e) bendiyle, gerçek kişiler hariç yerli ve yabancı kurumların aralarında yapacakları vadeli işlem ve opsiyon sözleşmelerinden doğan kazançlar bakımından 2006 yılı sonuna kadar geçerli olan düzenleme sürekli hale getirilmektedir.

      (f) bendiyle, maddede yer alan oranları her bir kazanç ve irat türü itibarıyla, yatırım fonlarının katılma belgelerinin fona iade edilmesinden elde edilen kazançlar için fonun portföy yapısına göre ayrı ayrı sıfıra kadar indirme veya bir katına kadar artırma konusunda Bakanlar Kuruluna yetki verilmektedir.”

    • Eklendi Geçici Madde 67 geçmişi 5527 sayılı Kanun, md. 1
      Değişikliğin gerekçesi

      Maddenin birinci fıkrasının;

      (a) bendiyle ülkemizde yerleşik olmayan dar mükellef gerçek kişi ve kurumların finansal araçlardan Türkiye’de elde ettikleri kazanç ve iratlarına uygulanacak tevkifat oranı sıfıra indirilmekte, aynı zamanda (c) bendiyle de söz konusu mükelleflerin Hazine tarafından yurt dışında ihraç edilen menkul kıymetlerden sağladıkları kazanç ve iratlar için münferit veya özel beyanname vermeyecekleri hükme bağlanmaktadır. Ayrıca, yatırım fon ve ortaklıklarının finansal araçların alım satımı ve bunlara ilişkin getirilerin tahsili sırasında uygulanacak tevkifat oranı sıfıra indirilmektedir.

      (b) bendiyle, Hazine tarafından yurt dışında ihraç edilen menkul kıymetlerin alım satımı, itfası sırasında elde edilen getirileri ile bunların dönemsel getirilerinin tahsilinde ve tam mükellef kurumlara ait olup, İstanbul Menkul Kıymetler Borsasında işlem gören ve bir yıldan fazla süreyle elde tutulan hisse senetlerinin elden çıkarılmasından sağlanan kazançların yanı sıra sürekli olarak portföyünün en az % 51’i İstanbul Menkul Kıymetler Borsasında işlem gören hisse senetlerinden oluşan yatırım fonlarının bir yıldan fazla süreyle elde tutulan katılma belgelerinin elden çıkarılmasından sağlanan kazançlar da istisna kapsamına alınmaktadır.

      Düzenlemeyle Sermaye Piyasası Kanununa göre kurulan fon ve ortaklıklarının portföy işletmeciliğinden doğan kazançlarının fon ve ortaklık bünyesinde tevkif suretiyle vergilendirilmesi yerine yatırımcılar nezdinde (dışarıdan) vergilendirilmesi uygulamasına geçilmiş bulunmaktadır.

      (ç) bendiyle, yatırım fon ve ortaklıklarının dışarıda vergilendirilmesi uygulamasına geçilmesiyle birlikte bu fon ve ortaklıkların portföy işletmeciliği kazançları üzerinden yapılacak tevkifat oranı sıfıra indirilmekte, böylece mükerrer vergilendirme önlenmiş olmaktadır.

      (d) bendiyle, yapılan düzenlemelerin 1/1/2006 tarihinden sonra ihraç edilen devlet iç borçlanma senetleriyle bu tarihten sonra iktisap edilen menkul kıymetler ve diğer sermaye piyasası araçlarından bu kanunun yürürlüğe girmesinden sonra sağlanan kazanç ve iratlar bakımından geçerli olacağı hüküm altına alınmaktadır.

      (e) bendiyle, gerçek kişiler hariç yerli ve yabancı kurumların aralarında yapacakları vadeli işlem ve opsiyon sözleşmelerinden doğan kazançlar bakımından 2006 yılı sonuna kadar geçerli olan düzenleme sürekli hale getirilmektedir.

      (f) bendiyle, maddede yer alan oranları her bir kazanç ve irat türü itibarıyla, yatırım fonlarının katılma belgelerinin fona iade edilmesinden elde edilen kazançlar için fonun portföy yapısına göre ayrı ayrı sıfıra kadar indirme veya bir katına kadar artırma konusunda Bakanlar Kuruluna yetki verilmektedir.”

  57. 30 Mart 2006

  58. 21 Mart 2006

    • Değiştirildi Madde 63 geçmişi (bent) 5473 sayılı Kanun, md. 4
      Eski ifade
      Sendikalar Kanunu hükümlerine göre
      Yeni ifade
      Çalışanlar tarafından ilgili kanunlarına göre
  59. 22 Aralık 2005

  60. 30 Aralık 2004

    • Yürürlükten kaldırıldı Madde 76 geçmişi 5281 sayılı Kanun, md. 44
      Değişikliğin gerekçesi

      Damga pulu ve harç pulu kullanma suretiyle ödeme usullerinin kaldırılmasına paralel olarak, bu ödeme usullerine ilişkin maddeler yürürlükten kaldırılmaktadır. Ayrıca, hesaplamada basitlik sağlamak üzere, orana bağlı küsurat atma hükmü madde metninden çıkarılmıştır.

      Yine Damga Vergisi Kanunu ve Değerli Kağıtlar Kanununda yapılan değişiklikler sonucu bir işlerliği kalmayan Gelir Vergisi Kanununun 94 üncü maddesinin birinci fıkrasının (13) numaralı bendinin (b) alt bendi yürürlükten kaldırılmaktadır.

      Gelir Vergisi Kanununun 76 ncı maddesinde yer alan indirim oranı uygulaması enflasyon oranındaki düşüş ve menkul sermaye iratlarının vergilendirilmesinde yeni sisteme geçilmesi dolayısıyla 1.1.2006 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere kaldırılmaktadır.

      Gelir Vergisi Kanununun 104 üncü maddesinin son fıkrası 5083 sayılı yasada yapılan düzenlemeye paralellik sağlamak amacıyla yürürlükten kaldırılmaktadır.

      Gelir Vergisi Kanununa eklenen geçici madde ile menkul kıymetlerden elde edilen kazanç ve iratlara ilişkin düzenleme çerçevesinde, yatırım fon ve ortaklıklarının vergilemesi de düzenlenmiş olup, söz konusu madde hükümleri uyarınca yapılacak uygulamalara paralel olarak Kurumlar Vergisi Kanununun 8 inci maddesinin 4 numaralı bendinin ikinci paragrafının sonunda yer alan "Mahsup edilemeyen vergiler hiçbir şekilde iade edilmez" hükmü kaldırılmaktadır.

      Maddenin (6) numaralı fıkrasında yer alan düzenleme bu Kanunun 32 nci maddesi ile Katma Değer Vergisi Kanununun 17 nci maddesinin (4) numaralı fıkrasına eklenen (r) bendindeki istisnanın sonucu olarak yapılmaktadır. Yapılan düzenleme ile 5230 sayılı Kanunun 11 inci maddesinin ikinci fıkrası yürürlükten kaldırılmaktadır.

      Geçici Madde l. - Damga pulu ve harç pullarının kaldırılması nedeniyle uygulamada meydana gelebilecek sorunların giderilmesi hususunda Bakanlığımıza yetki verilmiştir.

    • Değiştirildi Mükerrer Madde 80 geçmişi 5281 sayılı Kanun, md. 27
      Değişikliğin gerekçesi

      - Menkul kıymetler ile diğer sermaye piyasası araçlarının elden çıkarılması sonucu veya elde tutulma sürecinde elde edilen gelirlerin vergilendirilmesinde 1.1.2006 tarihinden itibaren yeni bir sistem uygulanması öngörülmektedir. Bu kapsamda hisse senetlerinin belirli sürelerle elde tutulması halinde bunların satışında ortaya çıkan kazancın vergiye tabi olmamasına yönelik düzenleme kaldırılmaktadır.

    • Değiştirildi Mükerrer Madde 80 geçmişi (üçüncü fıkra) 5281 sayılı Kanun, md. 27
      Değişikliğin gerekçesi

      - Menkul kıymetler ile diğer sermaye piyasası araçlarının elden çıkarılması sonucu veya elde tutulma sürecinde elde edilen gelirlerin vergilendirilmesinde 1.1.2006 tarihinden itibaren yeni bir sistem uygulanması öngörülmektedir. Bu kapsamda hisse senetlerinin belirli sürelerle elde tutulması halinde bunların satışında ortaya çıkan kazancın vergiye tabi olmamasına yönelik düzenleme kaldırılmaktadır.

    • Eklendi Mükerrer Madde 81 geçmişi (cümle) 5281 sayılı Kanun, md. 28
      Değişikliğin gerekçesi

      - Değer artış kazancının tespitinde endeksleme yapılabilmesi için değerleme yapılacak süreçte toptan eşya fiyat endeksindeki artışın % 10 veya üzerinde olması şartı aranmaktadır.

    • Yürürlükten kaldırıldı Madde 104 geçmişi (son fıkra) 5281 sayılı Kanun, md. 44
      Değişikliğin gerekçesi

      Damga pulu ve harç pulu kullanma suretiyle ödeme usullerinin kaldırılmasına paralel olarak, bu ödeme usullerine ilişkin maddeler yürürlükten kaldırılmaktadır. Ayrıca, hesaplamada basitlik sağlamak üzere, orana bağlı küsurat atma hükmü madde metninden çıkarılmıştır.

      Yine Damga Vergisi Kanunu ve Değerli Kağıtlar Kanununda yapılan değişiklikler sonucu bir işlerliği kalmayan Gelir Vergisi Kanununun 94 üncü maddesinin birinci fıkrasının (13) numaralı bendinin (b) alt bendi yürürlükten kaldırılmaktadır.

      Gelir Vergisi Kanununun 76 ncı maddesinde yer alan indirim oranı uygulaması enflasyon oranındaki düşüş ve menkul sermaye iratlarının vergilendirilmesinde yeni sisteme geçilmesi dolayısıyla 1.1.2006 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere kaldırılmaktadır.

      Gelir Vergisi Kanununun 104 üncü maddesinin son fıkrası 5083 sayılı yasada yapılan düzenlemeye paralellik sağlamak amacıyla yürürlükten kaldırılmaktadır.

      Gelir Vergisi Kanununa eklenen geçici madde ile menkul kıymetlerden elde edilen kazanç ve iratlara ilişkin düzenleme çerçevesinde, yatırım fon ve ortaklıklarının vergilemesi de düzenlenmiş olup, söz konusu madde hükümleri uyarınca yapılacak uygulamalara paralel olarak Kurumlar Vergisi Kanununun 8 inci maddesinin 4 numaralı bendinin ikinci paragrafının sonunda yer alan "Mahsup edilemeyen vergiler hiçbir şekilde iade edilmez" hükmü kaldırılmaktadır.

      Maddenin (6) numaralı fıkrasında yer alan düzenleme bu Kanunun 32 nci maddesi ile Katma Değer Vergisi Kanununun 17 nci maddesinin (4) numaralı fıkrasına eklenen (r) bendindeki istisnanın sonucu olarak yapılmaktadır. Yapılan düzenleme ile 5230 sayılı Kanunun 11 inci maddesinin ikinci fıkrası yürürlükten kaldırılmaktadır.

      Geçici Madde l. - Damga pulu ve harç pullarının kaldırılması nedeniyle uygulamada meydana gelebilecek sorunların giderilmesi hususunda Bakanlığımıza yetki verilmiştir.

    • Eklendi Geçici Madde 67 geçmişi 5281 sayılı Kanun, md. 30
      Değişikliğin gerekçesi

      - Bu madde ile Gelir Vergisi Kanununa iki geçici madde eklenmektedir.

    • Eklendi Geçici Madde 68 geçmişi 5281 sayılı Kanun, md. 30
      Değişikliğin gerekçesi

      - Bu madde ile Gelir Vergisi Kanununa iki geçici madde eklenmektedir.

    • Değiştirildi Madde 40 geçmişi (bent) 5281 sayılı Kanun, md. 43
      Eski ifade
      gıda maddelerinin
      Yeni ifade
      gıda, temizlik, giyecek ve yakacak maddelerinin
      Değişikliğin gerekçesi

      - Maddenin (1) numaralı fıkrasında yapılan değişiklikler 6183 sayılı Amme Alacalarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunda yer alan bazı hadlerin günün ekonomik koşulları dikkate alınarak yeniden belirlenmesine yöneliktir.

      (1) numaralı fıkranın (a) bendi ile 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 99 uncu maddesinde ibare değişikliği yapılmaktadır. Söz konusu maddede haciz yoluyla satışı yapılan bir gayrimenkule ilişkin ihalenin feshine yönelik açılan davada duruşma talep edebilme şartlarından biri olarak satışa konu gayrimenkülun belli bir değeri aşması şartı da aranılmaktadır. Bu değer Kanunun kabul edildiği 1953 yılından itibaren iki bin lira olarak günümüze kadar uygulana gelmiştir.

      Ancak, günümüz ekonomik şartları ve Yeni Türk Lirasına geçiş süreci nedenleriyle ihalenin feshine yönelik açılan davada duruşma yapılabilmesi için aranılan şartlardan biri olarak gayrimenkulün değerinin arttırılması gereği doğmuştur. Bu amaçla açılan davalarda duruşma yapılabilmesi için ihale edilen malın değeri 50 bin Yeni Türk Lirası olarak belirlenmiştir.

      (1) numaralı fıkranın (b) bendi ile de 6183 sayılı Kanunun 114 üncü maddesinde ibare değişikliği yapılmaktadır. Yapılan bu yeni düzenleme ile amme borçlusunun süresinde ödemediği amme alacağının takibi amacıyla düzenlenen ve amme borçlusuna tebliğ edilen ödeme emrinin gereği olarak amme borçlusunun bazı bilgileri bildirmemesi halinde adli mahkemelerde açılan dava sonucunda verilebilecek cezalardan biri olan hafif para cezası hem tutar hem de tür olarak güncellenmektedir.

      Yapılan bu düzenleme sonucunda hem mahkemece verilebilecek para cezası adli para cezası ismini alarak 5237 sayılı Türk Ceza Kanununa paralellik sağlanmakta hem de Yeni Türk Lirasına geçişte bu para cezasının tutarı uyumlu hale getirilmektedir. Bu itibarla, 100 liraya kadar olan hafif para cezası 100 Yeni Türk Lirası adli para cezası şeklinde değiştirilmektedir.

      Maddenin (2) numaralı fıkrası ile Damga Vergisi Kanununda yer alan azami had Yeni Türk Lirasına uyumda dikkate alınarak günün şartlarına uygun hale getirilmiştir.

      Maddenin (3) numaralı fıkrası ile 492 sayılı Harçlar Kanununda yer alan bazı tutarlar Yeni Türk Lirası uygulamalarına uyum sağlamak amacıyla günün ekonomik şartlarına uygun olarak yeniden tespit edilmiş ve harçların ödenmesinde harç pulu kullanımı kaldırılarak harçların makbuz karşılığı tahsili hususunda gereken düzenlemeler yapılmıştır.

      Maddenin (4) numaralı fıkrasında yer alan ibare değişiklikleri ile Emlak Vergisi kanununda yer alan bir tutar Yeni Türk lirası olarak yeniden belirlenirken 3030 sayılı Büyükşehir Belediyelerinin Yönetimi Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabulü Hakkında Kanunun yürürlükten kaldırılması ve 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanununun yürürlüğe girmesi nedeniyle ibare değişiklikleri yapılmaktadır.

      Maddenin (5) (6) ve (7) numaralı fıkraları ile 3030 sayılı Büyükşehir Belediyelerinin Yönetimi Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabulü Hakkında Kanunun yürürlükten kaldırılması ve 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanununun yürürlüğe girmesine paralel olarak Özel Tüketim Vergisi Kanunu, Gider Vergileri Kanunu ve Belediyelere ve İl Özel İdarelerine Genel Bütçe Vergi Gelirlerinden Pay Verilmesi Hakkında Kanunda ibare değişiklikleri yapılmaktadır. Ayrıca (6) numaralı fıkrada yapılan bir diğer düzenleme ile Türkiye'de görev sözleşmesi uyarınca ulusal egemenlik kapsamında uydu yörünge pozisyonlarının hakları, yönetimi ve işletilmesi yetkisine sahip olan ve yüzde yüz kamu sermayeli olarak 4.2.1924 tarihli ve 406 sayılı Kanuna 16.6.2004 tarih ve 5189 sayılı Kanunla eklenen Ek 33 üncü madde hükmü uyarınca kurulan Türksat Uydu Haberleşme ve İşletme Anonim Şirketi'nin bu kapsamda verdiği hizmetler özel iletişim vergisinden istisna edilmektedir.

      Maddenin (8) numaralı fıkrasında (b) bendiyle yapılan ibare değişikliği ile mükellefin kendisi, eşi ve küçük çocuklarına ilişkin olarak yapılan eğitim ve sağlık harcamaları nedeniyle gelir vergisi beyannamesinde beyan edilen gelirlerden indirim olarak dikkate alınabilecek azami tutar söz konusu fıkrada belirtilen şartlarla "beyan edilen gelirin % 5'inden" "beyan edilen gelirin % 10'una" çıkarılmaktadır. Fıkranın (c) ve (d) bentleriyle yapılan değişiklikle menkul sermaye iratlarına ilişkin yeni sistemin yürürlüğe gireceği tarihe kadar, halen uygulanmakta olan geçici maddelerin süresi uzatılmaktadır.

      Fıkranın (a) bendiyle yapılan değişiklik damga pulu kullanımının kaldırılmasına paralel bir ibare değişikliğidir.

      Maddenin (9) numaralı fıkrasında yapılan ibare değişikliği ile 2.6.1934 tarihli ve 2489 sayılı Kefalet Kanununun 2 nci maddesinde yer alan tutarlar günün ekonomik koşulları da dikkate alınarak 1500 gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucu bulunacak tutar olarak yeniden belirlenmektedir.

      Maddenin (10) numaralı fıkrası ile Noterlerin değerli kağıt bedeli tahsil etmeleri konusunda 1512 sayılı Noterlik Kanununda değişiklikler yapılmaktadır.

      Maddenin (11) numaralı fıkrası ile 3100 sayılı Katma Değer Vergisi Mükelleflerinin Ödeme Kaydedici Cihazları Kullanmaları Mecburiyeti Hakkında Kanunun 7 nci maddesinde yapılan değişiklikle, basit usulde vergilendirilen gelir vergisi mükelleflerinin, yeni ödeme kaydedici cihaz almaları halinde bunların bedellerini vergiye tabi kazançlarının tespitinde indirim konusu yapmalarına imkân sağlanmaktadır.

      Maddenin (12) numaralı fıkrası ile 20.6.2001 tarihli ve 4684 sayılı Kanunun geçici 3 üncü maddesinin (a) bendinde ifadenin iyileştirilmesi yönünde bir değişiklik yapılmıştır. (13) numaralı fıkra bendi ile Veraset ve İntikal Vergisi Kanununun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının bent sıralamasında oluşan mükerrerlik giderilmekte ve Medeni Kanuna yapılan bir atfa ilişkin düzeltme yapılmaktadır.

      Maddenin (14) numaralı fıkrasının (a) bendinde yapılan değişiklik ile Katma Değer Vergisi Kanununun 17 nci maddesinin (2) numaralı fıkrasının (d) bendinde yer alan yönetmelik ibaresi metinden çıkartılmakta, Maliye Bakanlığı istisnaya ilişkin usul ve esasları çıkaracağı tebliğ ile belirleme imkânı tanınmaktadır. Maddenin (14) numaralı fıkrasının (b) bendinde yapılan değişiklik ile ise Katma Değer Vergisi Kanununun geçici 21 inci maddesinde yer alan istisna hükmü 31.12.2006 tarihine kadar uzatılmaktadır.

      Maddenin (15) numaralı fıkrasında yer alan düzenleme bu Kanunun 33 üncü maddesi uyarınca Katma Değer Vergisi Kanununun geçici 22 nci maddesinde yapılan değişikliğin sonucu olarak yapılmaktadır. Yapılan değişiklik ile 5255 sayılı Kanunun geçici l inci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan "Katma Değer Vergisi dahil" ibaresi fıkra metninden çıkartılmaktadır.

    • Değiştirildi Madde 48 geçmişi (fıkra) 5281 sayılı Kanun, md. 43
      Eski ifade
      Tekele tabi maddelerle, damga pulu, milli piyango bileti, akaryakıt, şeker ve bunlar gibi
      Yeni ifade
      Milli piyango bileti, akaryakıt, şeker ve bunlar gibi
      Değişikliğin gerekçesi

      - Maddenin (1) numaralı fıkrasında yapılan değişiklikler 6183 sayılı Amme Alacalarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunda yer alan bazı hadlerin günün ekonomik koşulları dikkate alınarak yeniden belirlenmesine yöneliktir.

      (1) numaralı fıkranın (a) bendi ile 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 99 uncu maddesinde ibare değişikliği yapılmaktadır. Söz konusu maddede haciz yoluyla satışı yapılan bir gayrimenkule ilişkin ihalenin feshine yönelik açılan davada duruşma talep edebilme şartlarından biri olarak satışa konu gayrimenkülun belli bir değeri aşması şartı da aranılmaktadır. Bu değer Kanunun kabul edildiği 1953 yılından itibaren iki bin lira olarak günümüze kadar uygulana gelmiştir.

      Ancak, günümüz ekonomik şartları ve Yeni Türk Lirasına geçiş süreci nedenleriyle ihalenin feshine yönelik açılan davada duruşma yapılabilmesi için aranılan şartlardan biri olarak gayrimenkulün değerinin arttırılması gereği doğmuştur. Bu amaçla açılan davalarda duruşma yapılabilmesi için ihale edilen malın değeri 50 bin Yeni Türk Lirası olarak belirlenmiştir.

      (1) numaralı fıkranın (b) bendi ile de 6183 sayılı Kanunun 114 üncü maddesinde ibare değişikliği yapılmaktadır. Yapılan bu yeni düzenleme ile amme borçlusunun süresinde ödemediği amme alacağının takibi amacıyla düzenlenen ve amme borçlusuna tebliğ edilen ödeme emrinin gereği olarak amme borçlusunun bazı bilgileri bildirmemesi halinde adli mahkemelerde açılan dava sonucunda verilebilecek cezalardan biri olan hafif para cezası hem tutar hem de tür olarak güncellenmektedir.

      Yapılan bu düzenleme sonucunda hem mahkemece verilebilecek para cezası adli para cezası ismini alarak 5237 sayılı Türk Ceza Kanununa paralellik sağlanmakta hem de Yeni Türk Lirasına geçişte bu para cezasının tutarı uyumlu hale getirilmektedir. Bu itibarla, 100 liraya kadar olan hafif para cezası 100 Yeni Türk Lirası adli para cezası şeklinde değiştirilmektedir.

      Maddenin (2) numaralı fıkrası ile Damga Vergisi Kanununda yer alan azami had Yeni Türk Lirasına uyumda dikkate alınarak günün şartlarına uygun hale getirilmiştir.

      Maddenin (3) numaralı fıkrası ile 492 sayılı Harçlar Kanununda yer alan bazı tutarlar Yeni Türk Lirası uygulamalarına uyum sağlamak amacıyla günün ekonomik şartlarına uygun olarak yeniden tespit edilmiş ve harçların ödenmesinde harç pulu kullanımı kaldırılarak harçların makbuz karşılığı tahsili hususunda gereken düzenlemeler yapılmıştır.

      Maddenin (4) numaralı fıkrasında yer alan ibare değişiklikleri ile Emlak Vergisi kanununda yer alan bir tutar Yeni Türk lirası olarak yeniden belirlenirken 3030 sayılı Büyükşehir Belediyelerinin Yönetimi Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabulü Hakkında Kanunun yürürlükten kaldırılması ve 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanununun yürürlüğe girmesi nedeniyle ibare değişiklikleri yapılmaktadır.

      Maddenin (5) (6) ve (7) numaralı fıkraları ile 3030 sayılı Büyükşehir Belediyelerinin Yönetimi Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabulü Hakkında Kanunun yürürlükten kaldırılması ve 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanununun yürürlüğe girmesine paralel olarak Özel Tüketim Vergisi Kanunu, Gider Vergileri Kanunu ve Belediyelere ve İl Özel İdarelerine Genel Bütçe Vergi Gelirlerinden Pay Verilmesi Hakkında Kanunda ibare değişiklikleri yapılmaktadır. Ayrıca (6) numaralı fıkrada yapılan bir diğer düzenleme ile Türkiye'de görev sözleşmesi uyarınca ulusal egemenlik kapsamında uydu yörünge pozisyonlarının hakları, yönetimi ve işletilmesi yetkisine sahip olan ve yüzde yüz kamu sermayeli olarak 4.2.1924 tarihli ve 406 sayılı Kanuna 16.6.2004 tarih ve 5189 sayılı Kanunla eklenen Ek 33 üncü madde hükmü uyarınca kurulan Türksat Uydu Haberleşme ve İşletme Anonim Şirketi'nin bu kapsamda verdiği hizmetler özel iletişim vergisinden istisna edilmektedir.

      Maddenin (8) numaralı fıkrasında (b) bendiyle yapılan ibare değişikliği ile mükellefin kendisi, eşi ve küçük çocuklarına ilişkin olarak yapılan eğitim ve sağlık harcamaları nedeniyle gelir vergisi beyannamesinde beyan edilen gelirlerden indirim olarak dikkate alınabilecek azami tutar söz konusu fıkrada belirtilen şartlarla "beyan edilen gelirin % 5'inden" "beyan edilen gelirin % 10'una" çıkarılmaktadır. Fıkranın (c) ve (d) bentleriyle yapılan değişiklikle menkul sermaye iratlarına ilişkin yeni sistemin yürürlüğe gireceği tarihe kadar, halen uygulanmakta olan geçici maddelerin süresi uzatılmaktadır.

      Fıkranın (a) bendiyle yapılan değişiklik damga pulu kullanımının kaldırılmasına paralel bir ibare değişikliğidir.

      Maddenin (9) numaralı fıkrasında yapılan ibare değişikliği ile 2.6.1934 tarihli ve 2489 sayılı Kefalet Kanununun 2 nci maddesinde yer alan tutarlar günün ekonomik koşulları da dikkate alınarak 1500 gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucu bulunacak tutar olarak yeniden belirlenmektedir.

      Maddenin (10) numaralı fıkrası ile Noterlerin değerli kağıt bedeli tahsil etmeleri konusunda 1512 sayılı Noterlik Kanununda değişiklikler yapılmaktadır.

      Maddenin (11) numaralı fıkrası ile 3100 sayılı Katma Değer Vergisi Mükelleflerinin Ödeme Kaydedici Cihazları Kullanmaları Mecburiyeti Hakkında Kanunun 7 nci maddesinde yapılan değişiklikle, basit usulde vergilendirilen gelir vergisi mükelleflerinin, yeni ödeme kaydedici cihaz almaları halinde bunların bedellerini vergiye tabi kazançlarının tespitinde indirim konusu yapmalarına imkân sağlanmaktadır.

      Maddenin (12) numaralı fıkrası ile 20.6.2001 tarihli ve 4684 sayılı Kanunun geçici 3 üncü maddesinin (a) bendinde ifadenin iyileştirilmesi yönünde bir değişiklik yapılmıştır. (13) numaralı fıkra bendi ile Veraset ve İntikal Vergisi Kanununun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının bent sıralamasında oluşan mükerrerlik giderilmekte ve Medeni Kanuna yapılan bir atfa ilişkin düzeltme yapılmaktadır.

      Maddenin (14) numaralı fıkrasının (a) bendinde yapılan değişiklik ile Katma Değer Vergisi Kanununun 17 nci maddesinin (2) numaralı fıkrasının (d) bendinde yer alan yönetmelik ibaresi metinden çıkartılmakta, Maliye Bakanlığı istisnaya ilişkin usul ve esasları çıkaracağı tebliğ ile belirleme imkânı tanınmaktadır. Maddenin (14) numaralı fıkrasının (b) bendinde yapılan değişiklik ile ise Katma Değer Vergisi Kanununun geçici 21 inci maddesinde yer alan istisna hükmü 31.12.2006 tarihine kadar uzatılmaktadır.

      Maddenin (15) numaralı fıkrasında yer alan düzenleme bu Kanunun 33 üncü maddesi uyarınca Katma Değer Vergisi Kanununun geçici 22 nci maddesinde yapılan değişikliğin sonucu olarak yapılmaktadır. Yapılan değişiklik ile 5255 sayılı Kanunun geçici l inci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan "Katma Değer Vergisi dahil" ibaresi fıkra metninden çıkartılmaktadır.

    • Değiştirildi Madde 89 geçmişi 5281 sayılı Kanun, md. 43

      30/12/2004 tarihli ve 5281 sayılı Kanunun 43 üncü maddesiyle, (2) numaralı bentde yer alan “gelirin %5’ini aşmaması” ibaresi, “gelirin %10’unu aşmaması olarak değiştirilmiştir.

      Değişikliğin gerekçesi

      - Maddenin (1) numaralı fıkrasında yapılan değişiklikler 6183 sayılı Amme Alacalarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunda yer alan bazı hadlerin günün ekonomik koşulları dikkate alınarak yeniden belirlenmesine yöneliktir.

      (1) numaralı fıkranın (a) bendi ile 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 99 uncu maddesinde ibare değişikliği yapılmaktadır. Söz konusu maddede haciz yoluyla satışı yapılan bir gayrimenkule ilişkin ihalenin feshine yönelik açılan davada duruşma talep edebilme şartlarından biri olarak satışa konu gayrimenkülun belli bir değeri aşması şartı da aranılmaktadır. Bu değer Kanunun kabul edildiği 1953 yılından itibaren iki bin lira olarak günümüze kadar uygulana gelmiştir.

      Ancak, günümüz ekonomik şartları ve Yeni Türk Lirasına geçiş süreci nedenleriyle ihalenin feshine yönelik açılan davada duruşma yapılabilmesi için aranılan şartlardan biri olarak gayrimenkulün değerinin arttırılması gereği doğmuştur. Bu amaçla açılan davalarda duruşma yapılabilmesi için ihale edilen malın değeri 50 bin Yeni Türk Lirası olarak belirlenmiştir.

      (1) numaralı fıkranın (b) bendi ile de 6183 sayılı Kanunun 114 üncü maddesinde ibare değişikliği yapılmaktadır. Yapılan bu yeni düzenleme ile amme borçlusunun süresinde ödemediği amme alacağının takibi amacıyla düzenlenen ve amme borçlusuna tebliğ edilen ödeme emrinin gereği olarak amme borçlusunun bazı bilgileri bildirmemesi halinde adli mahkemelerde açılan dava sonucunda verilebilecek cezalardan biri olan hafif para cezası hem tutar hem de tür olarak güncellenmektedir.

      Yapılan bu düzenleme sonucunda hem mahkemece verilebilecek para cezası adli para cezası ismini alarak 5237 sayılı Türk Ceza Kanununa paralellik sağlanmakta hem de Yeni Türk Lirasına geçişte bu para cezasının tutarı uyumlu hale getirilmektedir. Bu itibarla, 100 liraya kadar olan hafif para cezası 100 Yeni Türk Lirası adli para cezası şeklinde değiştirilmektedir.

      Maddenin (2) numaralı fıkrası ile Damga Vergisi Kanununda yer alan azami had Yeni Türk Lirasına uyumda dikkate alınarak günün şartlarına uygun hale getirilmiştir.

      Maddenin (3) numaralı fıkrası ile 492 sayılı Harçlar Kanununda yer alan bazı tutarlar Yeni Türk Lirası uygulamalarına uyum sağlamak amacıyla günün ekonomik şartlarına uygun olarak yeniden tespit edilmiş ve harçların ödenmesinde harç pulu kullanımı kaldırılarak harçların makbuz karşılığı tahsili hususunda gereken düzenlemeler yapılmıştır.

      Maddenin (4) numaralı fıkrasında yer alan ibare değişiklikleri ile Emlak Vergisi kanununda yer alan bir tutar Yeni Türk lirası olarak yeniden belirlenirken 3030 sayılı Büyükşehir Belediyelerinin Yönetimi Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabulü Hakkında Kanunun yürürlükten kaldırılması ve 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanununun yürürlüğe girmesi nedeniyle ibare değişiklikleri yapılmaktadır.

      Maddenin (5) (6) ve (7) numaralı fıkraları ile 3030 sayılı Büyükşehir Belediyelerinin Yönetimi Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabulü Hakkında Kanunun yürürlükten kaldırılması ve 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanununun yürürlüğe girmesine paralel olarak Özel Tüketim Vergisi Kanunu, Gider Vergileri Kanunu ve Belediyelere ve İl Özel İdarelerine Genel Bütçe Vergi Gelirlerinden Pay Verilmesi Hakkında Kanunda ibare değişiklikleri yapılmaktadır. Ayrıca (6) numaralı fıkrada yapılan bir diğer düzenleme ile Türkiye'de görev sözleşmesi uyarınca ulusal egemenlik kapsamında uydu yörünge pozisyonlarının hakları, yönetimi ve işletilmesi yetkisine sahip olan ve yüzde yüz kamu sermayeli olarak 4.2.1924 tarihli ve 406 sayılı Kanuna 16.6.2004 tarih ve 5189 sayılı Kanunla eklenen Ek 33 üncü madde hükmü uyarınca kurulan Türksat Uydu Haberleşme ve İşletme Anonim Şirketi'nin bu kapsamda verdiği hizmetler özel iletişim vergisinden istisna edilmektedir.

      Maddenin (8) numaralı fıkrasında (b) bendiyle yapılan ibare değişikliği ile mükellefin kendisi, eşi ve küçük çocuklarına ilişkin olarak yapılan eğitim ve sağlık harcamaları nedeniyle gelir vergisi beyannamesinde beyan edilen gelirlerden indirim olarak dikkate alınabilecek azami tutar söz konusu fıkrada belirtilen şartlarla "beyan edilen gelirin % 5'inden" "beyan edilen gelirin % 10'una" çıkarılmaktadır. Fıkranın (c) ve (d) bentleriyle yapılan değişiklikle menkul sermaye iratlarına ilişkin yeni sistemin yürürlüğe gireceği tarihe kadar, halen uygulanmakta olan geçici maddelerin süresi uzatılmaktadır.

      Fıkranın (a) bendiyle yapılan değişiklik damga pulu kullanımının kaldırılmasına paralel bir ibare değişikliğidir.

      Maddenin (9) numaralı fıkrasında yapılan ibare değişikliği ile 2.6.1934 tarihli ve 2489 sayılı Kefalet Kanununun 2 nci maddesinde yer alan tutarlar günün ekonomik koşulları da dikkate alınarak 1500 gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucu bulunacak tutar olarak yeniden belirlenmektedir.

      Maddenin (10) numaralı fıkrası ile Noterlerin değerli kağıt bedeli tahsil etmeleri konusunda 1512 sayılı Noterlik Kanununda değişiklikler yapılmaktadır.

      Maddenin (11) numaralı fıkrası ile 3100 sayılı Katma Değer Vergisi Mükelleflerinin Ödeme Kaydedici Cihazları Kullanmaları Mecburiyeti Hakkında Kanunun 7 nci maddesinde yapılan değişiklikle, basit usulde vergilendirilen gelir vergisi mükelleflerinin, yeni ödeme kaydedici cihaz almaları halinde bunların bedellerini vergiye tabi kazançlarının tespitinde indirim konusu yapmalarına imkân sağlanmaktadır.

      Maddenin (12) numaralı fıkrası ile 20.6.2001 tarihli ve 4684 sayılı Kanunun geçici 3 üncü maddesinin (a) bendinde ifadenin iyileştirilmesi yönünde bir değişiklik yapılmıştır. (13) numaralı fıkra bendi ile Veraset ve İntikal Vergisi Kanununun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının bent sıralamasında oluşan mükerrerlik giderilmekte ve Medeni Kanuna yapılan bir atfa ilişkin düzeltme yapılmaktadır.

      Maddenin (14) numaralı fıkrasının (a) bendinde yapılan değişiklik ile Katma Değer Vergisi Kanununun 17 nci maddesinin (2) numaralı fıkrasının (d) bendinde yer alan yönetmelik ibaresi metinden çıkartılmakta, Maliye Bakanlığı istisnaya ilişkin usul ve esasları çıkaracağı tebliğ ile belirleme imkânı tanınmaktadır. Maddenin (14) numaralı fıkrasının (b) bendinde yapılan değişiklik ile ise Katma Değer Vergisi Kanununun geçici 21 inci maddesinde yer alan istisna hükmü 31.12.2006 tarihine kadar uzatılmaktadır.

      Maddenin (15) numaralı fıkrasında yer alan düzenleme bu Kanunun 33 üncü maddesi uyarınca Katma Değer Vergisi Kanununun geçici 22 nci maddesinde yapılan değişikliğin sonucu olarak yapılmaktadır. Yapılan değişiklik ile 5255 sayılı Kanunun geçici l inci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan "Katma Değer Vergisi dahil" ibaresi fıkra metninden çıkartılmaktadır.

    • Değiştirildi Madde 89 geçmişi 5281 sayılı Kanun, md. 43
      Eski ifade
      gıda maddelerinin
      Yeni ifade
      gıda, temizlik, giyecek ve yakacak maddelerinin
      Değişikliğin gerekçesi

      - Maddenin (1) numaralı fıkrasında yapılan değişiklikler 6183 sayılı Amme Alacalarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunda yer alan bazı hadlerin günün ekonomik koşulları dikkate alınarak yeniden belirlenmesine yöneliktir.

      (1) numaralı fıkranın (a) bendi ile 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 99 uncu maddesinde ibare değişikliği yapılmaktadır. Söz konusu maddede haciz yoluyla satışı yapılan bir gayrimenkule ilişkin ihalenin feshine yönelik açılan davada duruşma talep edebilme şartlarından biri olarak satışa konu gayrimenkülun belli bir değeri aşması şartı da aranılmaktadır. Bu değer Kanunun kabul edildiği 1953 yılından itibaren iki bin lira olarak günümüze kadar uygulana gelmiştir.

      Ancak, günümüz ekonomik şartları ve Yeni Türk Lirasına geçiş süreci nedenleriyle ihalenin feshine yönelik açılan davada duruşma yapılabilmesi için aranılan şartlardan biri olarak gayrimenkulün değerinin arttırılması gereği doğmuştur. Bu amaçla açılan davalarda duruşma yapılabilmesi için ihale edilen malın değeri 50 bin Yeni Türk Lirası olarak belirlenmiştir.

      (1) numaralı fıkranın (b) bendi ile de 6183 sayılı Kanunun 114 üncü maddesinde ibare değişikliği yapılmaktadır. Yapılan bu yeni düzenleme ile amme borçlusunun süresinde ödemediği amme alacağının takibi amacıyla düzenlenen ve amme borçlusuna tebliğ edilen ödeme emrinin gereği olarak amme borçlusunun bazı bilgileri bildirmemesi halinde adli mahkemelerde açılan dava sonucunda verilebilecek cezalardan biri olan hafif para cezası hem tutar hem de tür olarak güncellenmektedir.

      Yapılan bu düzenleme sonucunda hem mahkemece verilebilecek para cezası adli para cezası ismini alarak 5237 sayılı Türk Ceza Kanununa paralellik sağlanmakta hem de Yeni Türk Lirasına geçişte bu para cezasının tutarı uyumlu hale getirilmektedir. Bu itibarla, 100 liraya kadar olan hafif para cezası 100 Yeni Türk Lirası adli para cezası şeklinde değiştirilmektedir.

      Maddenin (2) numaralı fıkrası ile Damga Vergisi Kanununda yer alan azami had Yeni Türk Lirasına uyumda dikkate alınarak günün şartlarına uygun hale getirilmiştir.

      Maddenin (3) numaralı fıkrası ile 492 sayılı Harçlar Kanununda yer alan bazı tutarlar Yeni Türk Lirası uygulamalarına uyum sağlamak amacıyla günün ekonomik şartlarına uygun olarak yeniden tespit edilmiş ve harçların ödenmesinde harç pulu kullanımı kaldırılarak harçların makbuz karşılığı tahsili hususunda gereken düzenlemeler yapılmıştır.

      Maddenin (4) numaralı fıkrasında yer alan ibare değişiklikleri ile Emlak Vergisi kanununda yer alan bir tutar Yeni Türk lirası olarak yeniden belirlenirken 3030 sayılı Büyükşehir Belediyelerinin Yönetimi Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabulü Hakkında Kanunun yürürlükten kaldırılması ve 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanununun yürürlüğe girmesi nedeniyle ibare değişiklikleri yapılmaktadır.

      Maddenin (5) (6) ve (7) numaralı fıkraları ile 3030 sayılı Büyükşehir Belediyelerinin Yönetimi Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabulü Hakkında Kanunun yürürlükten kaldırılması ve 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanununun yürürlüğe girmesine paralel olarak Özel Tüketim Vergisi Kanunu, Gider Vergileri Kanunu ve Belediyelere ve İl Özel İdarelerine Genel Bütçe Vergi Gelirlerinden Pay Verilmesi Hakkında Kanunda ibare değişiklikleri yapılmaktadır. Ayrıca (6) numaralı fıkrada yapılan bir diğer düzenleme ile Türkiye'de görev sözleşmesi uyarınca ulusal egemenlik kapsamında uydu yörünge pozisyonlarının hakları, yönetimi ve işletilmesi yetkisine sahip olan ve yüzde yüz kamu sermayeli olarak 4.2.1924 tarihli ve 406 sayılı Kanuna 16.6.2004 tarih ve 5189 sayılı Kanunla eklenen Ek 33 üncü madde hükmü uyarınca kurulan Türksat Uydu Haberleşme ve İşletme Anonim Şirketi'nin bu kapsamda verdiği hizmetler özel iletişim vergisinden istisna edilmektedir.

      Maddenin (8) numaralı fıkrasında (b) bendiyle yapılan ibare değişikliği ile mükellefin kendisi, eşi ve küçük çocuklarına ilişkin olarak yapılan eğitim ve sağlık harcamaları nedeniyle gelir vergisi beyannamesinde beyan edilen gelirlerden indirim olarak dikkate alınabilecek azami tutar söz konusu fıkrada belirtilen şartlarla "beyan edilen gelirin % 5'inden" "beyan edilen gelirin % 10'una" çıkarılmaktadır. Fıkranın (c) ve (d) bentleriyle yapılan değişiklikle menkul sermaye iratlarına ilişkin yeni sistemin yürürlüğe gireceği tarihe kadar, halen uygulanmakta olan geçici maddelerin süresi uzatılmaktadır.

      Fıkranın (a) bendiyle yapılan değişiklik damga pulu kullanımının kaldırılmasına paralel bir ibare değişikliğidir.

      Maddenin (9) numaralı fıkrasında yapılan ibare değişikliği ile 2.6.1934 tarihli ve 2489 sayılı Kefalet Kanununun 2 nci maddesinde yer alan tutarlar günün ekonomik koşulları da dikkate alınarak 1500 gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucu bulunacak tutar olarak yeniden belirlenmektedir.

      Maddenin (10) numaralı fıkrası ile Noterlerin değerli kağıt bedeli tahsil etmeleri konusunda 1512 sayılı Noterlik Kanununda değişiklikler yapılmaktadır.

      Maddenin (11) numaralı fıkrası ile 3100 sayılı Katma Değer Vergisi Mükelleflerinin Ödeme Kaydedici Cihazları Kullanmaları Mecburiyeti Hakkında Kanunun 7 nci maddesinde yapılan değişiklikle, basit usulde vergilendirilen gelir vergisi mükelleflerinin, yeni ödeme kaydedici cihaz almaları halinde bunların bedellerini vergiye tabi kazançlarının tespitinde indirim konusu yapmalarına imkân sağlanmaktadır.

      Maddenin (12) numaralı fıkrası ile 20.6.2001 tarihli ve 4684 sayılı Kanunun geçici 3 üncü maddesinin (a) bendinde ifadenin iyileştirilmesi yönünde bir değişiklik yapılmıştır. (13) numaralı fıkra bendi ile Veraset ve İntikal Vergisi Kanununun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının bent sıralamasında oluşan mükerrerlik giderilmekte ve Medeni Kanuna yapılan bir atfa ilişkin düzeltme yapılmaktadır.

      Maddenin (14) numaralı fıkrasının (a) bendinde yapılan değişiklik ile Katma Değer Vergisi Kanununun 17 nci maddesinin (2) numaralı fıkrasının (d) bendinde yer alan yönetmelik ibaresi metinden çıkartılmakta, Maliye Bakanlığı istisnaya ilişkin usul ve esasları çıkaracağı tebliğ ile belirleme imkânı tanınmaktadır. Maddenin (14) numaralı fıkrasının (b) bendinde yapılan değişiklik ile ise Katma Değer Vergisi Kanununun geçici 21 inci maddesinde yer alan istisna hükmü 31.12.2006 tarihine kadar uzatılmaktadır.

      Maddenin (15) numaralı fıkrasında yer alan düzenleme bu Kanunun 33 üncü maddesi uyarınca Katma Değer Vergisi Kanununun geçici 22 nci maddesinde yapılan değişikliğin sonucu olarak yapılmaktadır. Yapılan değişiklik ile 5255 sayılı Kanunun geçici l inci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan "Katma Değer Vergisi dahil" ibaresi fıkra metninden çıkartılmaktadır.

  61. 10 Kasım 2004

    • Değişikliğin gerekçesi

      - Gelir Vergisi Kanununa eklenen geçici madde ile, İzmir Universiade Oyunları Hazırlık ve Düzenleme Kuruluna yapılan her türlü nakdî ve aynî bağış ve yardımlar ile sponsorluk harcamalarının tamamının yıllık beyanname ile bildirilecek gelirlerden indirilmesi öngörülmek suretiyle Oyunlar için ihtiyaç duyulan kaynakların artırılması amaçlanmaktadır.

  62. 16 Temmuz 2004

    • Eski ifade
      Maden suları kazançları istisnası:
      Değişikliğin gerekçesi

      - Beşinci Beş Yıllık Kalkınma Planından başlamak üzere, özel okulların teşvik edilmesi Devlet politikası olarak belirlenmiştir. Ancak gelinen noktada bu politikanın tam olarak hayata geçirilemediğini ve eğitimin birinci öncelik olmaya devam ettiğini göstermektedir. Özel okulların teşvik edilerek sayılarının arttırılması suretiyle Devletin üzerindeki malî yükün azaltılmasına bugün her zamankinden daha fazla ihtiyaç vardır.

      Bu politika çerçevesinde düzenlenen bu madde ile okul öncesi eğitim, ilköğretim, özel eğitim ve orta öğretim özel okullarının işletilmesinden elde edilen kazançların 5 vergileme dönemi gelir vergisinden istisna edilmesi öngörülmektedir.

      Bu maddede geçen;

      "Okul Öncesi Eğitim Okulu", 1739 sayılı Millî Eğitim Temel Kanununun 19, 20 ve 21 inci maddelerine göre kurulan ve mecburi ilköğretim çağına gelmemiş çocukların eğitimini sağlayan okulları, "İlköğretim Okulu", 1739 sayılı Kanunun 22-25 inci maddelerinde belirtilen ve 6-14 yaşlarındaki çocukların eğitim ve öğretimini sağlayan okulları, "Orta Öğretim Okulları", 1739 sayılı Kanunun 26-30 uncu maddelerinde belirtilen ilköğretime dayalı, en az üç yıllık öğrenim veren genel, mesleki ve teknik öğretim okullarını, "Özel Eğitim Okulları" ise engelliler için açılan okul öncesi, ilköğretim ve ortaöğretim okullarını, ifade etmektedir.

      Yukarıda belirtilenlerin dışında kalan; öğrencileri istedikleri derslere yetiştirmek, bilgi düzeylerini yükseltmek amacıyla faaliyet gösteren dershaneler ile kişilerin sosyal, kültürel ve mesleki alanlarda bilgi, beceri, yetenek ve deneyimlerini geliştirmek veya serbest zamanlarını değerlendirmek üzere faaliyet gösteren özel öğretim kurumları (üniversiteye veya Anadolu liselerine hazırlık kursları, bilgisayar kursları, şoför okulları, dans, bale ve mankenlik okulları gibi) ile öğrenci etüt eğitim merkezlerinin işletilmesinden elde edilen kazançların bu maddede yer alan istisnalardan yararlanması söz konusu olmayacaktır.

      İstisna, okulların faaliyete geçtiği vergilendirme döneminden başlamak üzere 5 vergilendirme döneminde uygulanacaktır. Örneğin, Eylül 2004 tarihinde faaliyete geçen bir ilköğretim okulu için, mükellefin bu tesisin işletilmesinden 2004-2008 vergilendirme dönemlerinde elde ettiği kazançlarına istisna uygulanması gerekir.

      Öte yandan, eğitim tesislerinde yer alan kantin, büfe, kafeterya, kitap satış yeri gibi tesislerin gerek bizzat işletilmesinden gerekse kiraya verilmesinden elde edilen kazançlara istisna uygulanmayacaktır. Ancak, taşıma, yemek ve yatma bedelinin okul ücretine dahil olduğu durumlarda bu faaliyetler de eğitim faaliyetleri içinde kabul edilerek istisna uygulamasına konu olabilecektir. Ancak, bu faaliyetlerin okul işletmecisi tarafından sağlanmaması halinde, bu faaliyetlerden elde edilen kazançlar için istisna uygulanmayacaktır.

    • Eski ifade
      Sigorta primi, teberru ve diğer indirimler:
    • Eski ifade
      2089 sayılı Çırak, Kalfa ve Ustalık Kanununa tâbi çırakların
      Yeni ifade
      3308 sayılı Çıraklık ve Meslekî Eğitim Kanununa tâbi çırakların
      Değişikliğin gerekçesi

      - Bankalar Kanununda Değişiklik Yapan 4672 sayılı Kanunun 11 inci maddesinin (e) bendinde yer alan hüküm uyarınca özel finans kurumları, 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu, 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun ve 3167 sayılı Çekle Ödemelerin Düzenlenmesi ve Çek Hamillerinin Korunması Hakkında Kanun ile diğer mevzuatın çeke ve teminat mektuplarına ilişkin hükümleri ile 213 sayılı Vergi Usul Kanununun mükerrer 298 inci maddesi hükümlerinin uygulanması bakımından banka addolunmuştu.

      Ancak günümüz koşullarında özel finans kurumları ile bankalar arasındaki farklılıklar bir hayli azalmış durumdadır. Maddenin (1) numaralı fıkrasının (a) bendinde düzenlemeyle vergi kanunları uygulaması yönünden banka-özel finans kurumu ayrımından kaynaklanan sorunları gidermek amacıyla, vergi kanunları uygulamasında özel finans kurumlarının banka olarak addolunması öngörülmektedir.

      Maddenin (1) numaralı fıkrasının (b) bendinde yapılan düzenlemeyle, azalan bakiyeler usulünde uygulanacak amortisman oranının üst sınırı belirlenmektedir.

      Maddenin (2) numaralı fıkrası ile 3065 sayılı Kanunun 1 inci maddesinin 3 numaralı fıkrasının (d) bendinde yer alan "Hazinece yapılan taşınmaz mal satışları hariç müzayede mahallerinde" ibaresi Hazinece yapılacak taşınmaz satışları ile ilgili istisnanın Katma Değer Vergisi Kanununun 17 nci maddesine taşınmış olması sebebiyle bu bentte yer alan hüküm "Müzayede mahallerinde" olarak değiştirilmiştir.

      Maddenin (3) numaralı fıkrasının (a) bendinde ilgili Kanuna yapılan atıf düzeltilmekte, (b) bendinde yapılan düzenlemeyle ise, Gelir Vergisi Kanununun 42 nci maddesinin ikinci fıkrasında değişiklik yapılarak, yıllara sari inşaat ve onarma işlerinden elde edilen kazançlarda beyan zamanı, gelir vergisi beyan zamanı ile uyumlu hale getirilmektedir.

      Maddenin (4) numaralı fıkrası ile Damga Vergisi Kanununda yapılan değişiklikle;

      - Madde ile damga vergisine tâbi kağıtlar terimi, manyetik ortamda ve elektronik veri şeklinde oluşturulan belgeleri de kapsayacak şekilde yeniden tanımlanmıştır.

      - İstihkaktan kesinti suretiyle hesaplanan verginin ödeme süresi muhtasar beyanname ile beyan edilen vergilerin ödeme süresine paralel hale getirilmektedir.

      - Kanuna ekli (1) sayılı tablosunun "IV. Makbuzlar ve diğer kâğıtlar" başlıklı bölümünün (2) numaralı fıkrasının (b) bendinin (5) numaralı alt bendinde yer alan "Diğerleri" ibaresi "Diğer vergi beyannameleri", olarak değiştirilerek, bentte sayılanların dışındaki beyannamelerden sadece vergi beyannamelerinin vergiye tâbi olması sağlanmaktadır.

      - Ayrıca yapılan düzenleme ile Bakanlar Kuruluna, elektronik ortamda verilen belgeler için de, damga vergisi oranını her bir kâğıt için ibraz yeri itibarıyla ayrı ayrı sıfıra kadar indirme hususunda yetki verilmiştir.

      - Kanuna ekli (1) sayılı tablosunun "IV. Makbuzlar ve diğer kağıtlar" başlıklı bölümünün (2) numaralı fıkrasında yapılan değişiklikle de birden fazla beyanname alınan hallerde, bunlardan sadece bir nüshasının vergiye tâbi tutulması şeklinde olan mevcut uygulamaya açıklık getirilmektedir.

      Maddenin (5) numaralı fıkrası ile Harçlar Kanununda yapılan değişikliklerle;

      - Sadece gazete muhabirleri için var olan ikamet tezkeresi harcı muafiyeti, bütün basın ve yayın muhabirlerini kapsayacak şekilde yeniden düzenlenmiştir.

      - Avcılık belgelerine ait yıllık olarak tahsil olunan harçlar yeniden belirlenmiştir. Böylece, kaçak avcılığın artacağı yönündeki endişe ve tereddütlerin önüne geçmek, avcılık faaliyetinin bilinçli ve kontrollü bir şekilde icra edilmesi ortamının oluşmasına katkıda bulunmak amaçlanmış olup, avcılık belgelerinden alınan harç tutarları makul bir seviyeye çekilmektedir.

      Maddenin (6) numaralı fıkrası ile, Vergi Barışı Kanununun 18 inci maddesinde değişiklik yapılmakta, vergi barışı kapsamında yeniden yapılandırılan borçların taksitlerinin zamanında yapılmaması durumunda, borcun ödenmeyen kısmının % 10 fazlası ile ödeneceğine ilişkin hükümde yer alan oran, vergi barışı uygulamasının gelinen noktadaki başarısı ve faiz oranlarında yaşanan kalıcı düşüş nedeniyle % 5 olarak yeniden belirlenmektedir.

      Maddenin (7) numaralı fıkrasıyla 18.2.1963 tarihli ve 197 sayılı Motorlu Taşıtlar Vergisi Kanununun 13 üncü maddesinin (d) fıkrasında yer alan "Taşıtlarla ilgili fenni muayene komisyonları," ibaresi "Taşıtlarla ilgili fenni muayene komisyonları, fenni muayene yapma yetkisi verilen gerçek ve tüzel kişiler" olarak değiştirilmektedir.

      Maddenin 8 inci fıkrasının (a) bendiyle yapılan değişiklikle Karayolları Genel Müdürlüğünün görev ve yetkileri arasında yer alan 2918 sayılı Kanunun 35. maddesine aykırı hareket edenler hakkında suç ve ceza tutanağı düzenleme yetkisi kaldırılarak bu yetki Ulaştırma Bakanlığına verilmiştir. Karayolları Trafik Kanununun 114 üncü maddesinin beşinci fıkrasındaki mevcut düzenlemeye göre, yetkili memurlarca düzenlenen trafik para cezası tutanakları doğrudan doğruya mal sandıklarına teslim edilmektedir.

      Maddenin (8) numaralı fıkrasının (b) bendiyle yapılması önerilen değişiklikle trafik para cezası tahsilatlarının Maliye Bakanlığınca PTT vasıtasıyla yaptırılması halinde bu tutanakların mal sandığı yerine doğrudan PTT İdaresine teslimini temin etmek amacıyla söz konusu ibare değişikliği yapılmaktadır.

      Fıkranın (c) bendiyle, araç tescil plakalarına göre yazılan trafik ceza tutanaklarının tebligat işlemlerinin posta yoluyla yapılmasına ve bu şekilde tebliğ edilemeyenlerin vergi dairesinin ilan tahtasına asılmak suretiyle tebliğine ilişkin özel bir tebligat usulü getirilmektedir.

      Maddenin 9 uncu fıkrasıyla 4706 sayılı Kanunda yapılan ibare değişikliklerine ilişkin açıklamalar aşağıda yer almaktadır.

      a) 4706 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin son fıkrasında yer alan "plan kararlarına uyulmak kaydıyla" ibaresi uygulamaya ilişkin bir uymayı ifade etmekle birlikte, fıkranın sonunda yer alan bu yerlerin amacı dışında kullanılamayacağına dair tapu kütüğüne şerh konulacağına ilişkin ifade karşısında mükerrerlik oluşturmakta ve karışıklıklara yol açmaktadır. Plan kararlarına uyma, amaca uygun kullanma ile aynı sonucu doğurduğundan, karışıklıkların ortadan kaldırılması amaçlanmaktadır. Ayrıca, değiştirilmesi öngörülen ikinci ibare ile sınai amaçlı yatırımları teşvik ederek istihdam yaratılması amaçlanmışken, uygulamada, sınai yatırım dışında diğer yatırımların bulunmaması, yatırım tutarı ile istihdam sayısının yüksek olması nedeniyle müracaat olmamıştır. Kanun hükmü ile amaçlanan yatırım ve istihdam hedeflerine ulaşabilmek ve diğer yatırımların da önünü açmak bakımından böyle bir değişiklik öngörülmektedir.

      b) Maddenin uygulamasında tek bir parsel üzerinde çok sayıda yapı bulunmakta, madde metnindeki "alan" ifadesi birden fazla taşınmaz olması gerekeceği gibi yanlış yorumlara yol açabilmektedir. Bu karışıklığı ortadan kaldırmak amacıyla böyle bir düzenlemeye gidilmektedir.

      c) Maddenin mevcut hali, imar planı yapılmış parsellere ilişkin olarak da yeniden plan yapılması gerektiği gibi yanlış anlaşılmalara neden olabilmektedir. Bu yanlış anlaşılmaları ortadan kaldırmak ve parsel bazında değerlendirme yapabilmek amacıyla böyle bir düzenlemeye gidilmektedir.

      d) 2886 sayılı Devlet İhale Kanununun 9 uncu maddesinde tahmin edilen bedelin nasıl tespit edileceği belirtilmiştir. 4706 sayılı Kanunun 7 nci maddesinin altıncı fıkrasında, ekspertiz şirketlerine değer tespit ettirileceğine ilişkin hüküm bulunmasına rağmen, bu bedelin doğrudan rayiç bedel olarak ve 2886 sayılı Kanun hükümleri dışında tahmin edilen bedel olarak dikkate alınacağına ilişkin açıklık bulunmamaktadır. Emlak vergisine esas bedelin yüksek tespit edildiği taşınmazlarda bu bedelin, rayiç bedelin de üzerinde olması durumları ile karşılaşılmakta, ihale mevzuatına göre tahmin edilen bedelin emlak vergisine esas bedelin altında olamayacağına ilişkin hüküm karşısında bu taşınmazlar değerlendirilememekte ve gereksiz ilan masrafları ve mesai kaybı ile karşılaşılmaktadır. Bu olumsuzluğun ortadan kaldırılması bakımından, olayı tamamen genelleştirmeden, yalnızca ekspertiz şirketleri ile Maliye Bakanlığı merkez denetim elemanlarına yaptırılan rayiç bedel tespitlerinde; bir istisna hükmü olarak, emlak vergisine esas bedele bağlı kalınmaksızın, bu rayiç bedellerin tahmin edilen bedel olarak dikkate alınması ve böylece emlak vergisine esas bedeli yüksek tespit edilmiş Hazineye ait taşınmazların değerlendirilmesine yönelik olumsuzluklar ile gereksiz masrafların ortadan kaldırılması amacıyla böyle bir düzenlemeye gidilmektedir.

      e) 4706 sayılı Kanunun 7/B maddesi, konut yapı kooperatiflerine, kooperatif birliklerine veya bu birliklerin oluşturduğu üst birliklere, Hazineye ait taşınmazların, bunlar arasında yapılacak ihale ile rayiç bedel üzerinden satışını düzenlemektedir.

      Buradaki amaç, Hazineye ait imarlı, imarsız veya imar planında başka amaca ayrılmış taşınmazların konut amaçlı olarak satılabilmesine imkân tanımak olmasına rağmen, "imar planlarına uygun olarak konut yapılmak üzere ibaresi" imar planı yapılmamış veya imarda başka amaca ayrılmış taşınmazların bu madde kapsamında değerlendirilmesi konusunda tereddütlere neden olmaktadır. İmar planlarında konut amacına ayrılmış veya ayrılacak taşınmazlarda zaten plana uygun olarak konut yapılması gerektiği açıktır.

      Burada imar planlarına uygun olmayan bir yapılaşmanın olması düşünülmemektedir ve bu esasen mümkün de değildir. Bu nedenle (9) numaralı fıkra ile, madde metninde yer alması gerekli olmayan ibarenin metinden çıkarılması tereddütlerin ortadan kalkmasını sağlayacaktır.

      Maddenin (10) numaralı fıkrasının (a) bendi ile, 16.2.1995 tarihli ve 4070 sayılı Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanunun 10 uncu maddesinde 3.7.2003 tarihli ve 4916 sayılı Kanunla yapılan değişiklik paralelinde, bu maddenin değişiklikten önceki hükümlerine atıfta bulunan 8 inci maddesinde yer alan ibare madde metninden çıkarılmaktadır.

      22.11.1984 tarihli ve 3083 sayılı Sulama Alanlarında Arazi Düzenlemesine Dair Tarım Reformu Kanununun 7 nci maddesinin ikinci fıkrası 3.7.2003 tarihli ve 4916 sayılı Kanunun 18 inci maddesi ile değiştirilerek, Kanun kapsamında kalan arazinin uygulayıcı kuruluşça uygun görülmesi durumunda satılmak, sınırlı ayni hak tesis edilmek ve kiralanmak veya kendilerine özel kanunlarla verilen görev ve yetki içinde kullanmaları şartı ile kamu kuruluşlarına tahsis edilmek üzere, Hazinenin tasarrufuna bırakılabileceği hükmü getirilmiştir. Bu yetkinin kullanılmasında tereddütlerin giderilmesi bakımından tarım arazilerinin satışında da bu kapsamda açıklık getirmek bakımından (10) numaralı fıkranın (b) bendi ile böyle bir düzenlemeye gidilmektedir.

      1164 sayılı Kanunun mevcut ek 4 üncü maddesi hükmü, Hazineye ait arsa ve arazilerin bedelsiz devrinin iki Bakanın müşterek teklifi ve Başbakanın onayı ile gerçekleştirilmesini öngörmektedir. Oysa buradaki amaç, Arsa Ofisi Genel Müdürlüğü ile Toplu Konut İdaresi Başkanlığının önemli projeleri gerçekleştirmek üzere belirleyeceği arsa üretim alanlarının Başbakan onayı ile tespit edilmesi ve bu alanlar içinde bulunan Hazineye ait taşınmazların Maliye Bakanlığınca ilgili idarelere devredilmesidir. Bu durum aynı zamanda, belirlenen arsa üretim alanları içinde kalan tescilsiz alanların Hazine adına tescil edilmesinde karşılaşılan bürokratik formalitelerin kısaltılmasını ve kolaylaştırılmasını da sağlayacaktır. Ayrıca, bu şekilde devredilen bazı taşınmazlara, değişik şekillerde değerlendirilmesine yönelik olarak ihtiyaç duyulmaktadır. Böyle durumlarda, kamu hizmetine ayrılan yerlerde olduğu gibi devredilen taşınmazların bedelsiz olarak Hazineye iade edilmesi gerekmektedir. Belirtilen gerekçelerle maddede yer alan ibarelerin değiştirilmesi öngörülmektedir.

      29.1.2004 tarihli ve 5084 sayılı Kanunun 5 inci maddesi, bu Kanunun 2 nci maddesinin (b) bendi kapsamındaki illerde en az on kişilik istihdam öngören yatırımcılara Hazineye ait arazi veya arsaların bedelsiz devrini öngörmektedir. Organize sanayi bölgelerinde bulunan parsellerin de bu kapsamda değerlendirilmesi, uygulamada bu alanların her türlü alt yapı, plan ve parselasyon çalışmalarını yürüten organize sanayi bölgelerinin arsa tahsislerinde yatırımcılar yönünden farklı muhataplar olması açısından yetki karmaşasına neden olmakta ve teşvik amacının tam olarak gerçekleştirilememesine yol açmaktadır. Bütün bu sakıncaların ortadan kaldırılarak yatırımcıların tek bir muhatapla karşılaşmalarını ve bürokratik formalitelerin azaltılmasını teminen (12) numaralı fıkra ile böyle bir düzenlemeye gidilmektedir.

      Maddenin 5083 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Devletinin Para Birimi Hakkında Kanunun 2 nci maddesinde ibare değişikliği yapan fıkrası ile, Yeni Kuruşa tamamlama işlemlerinin birim fiyatlarda değil, işlem sonuçlarında ve ödeme aşamasında gerçekleştirilmesi ve ödeme kayıtlarının virgülden sonra en çok iki hane ile yapılması amaçlanmaktadır. Bu değişiklikle, Türk Lirası değerlerin Yeni Türk Lirasına dönüşüm işlemlerinin ve Yeni Türk Lirası cinsinden yapılan işlemlerin sonuçlarında ve ödeme aşamalarında bir Yeni Kuruşun altındaki tutarları ödemeye olanak verecek madeni para bulunmaması nedeniyle, yarım Yeni Kuruş ve üzerindeki değerlerin bir üst Yeni Kuruşa tamamlanması, yarım Yeni Kuruşun altındaki değerlerin dikkate alınmaması yönünde düzenleme getirilmektedir. Bu düzenleme doğrultusunda, sayısal işlem yapan elektronik cihazların ve bilgisayar yazılımlarının yenilenmesi gibi bazı teknik güçlüklerin de önüne geçilmiş olunacaktır.

      Mal ve hizmetlerin fiyatları bir Yeni Kuruşun altında olabileceği gibi, bir Yeni Kuruşun altındaki değer küsuratlı olarak da belirlenebilecektir. Vergiler, yabancı para alım satımı ve benzeri belli sabit sayılarla çarpım yapılarak elde edilen sonuç üzerinde tahakkuk, tahsil ve ödeme işlemlerinde, işlem sonuçları da bir Yeni Kuruşun altında veya değer küsuratı bir Yeni Kuruşun altında olabilecek şekilde sonuç verebilecektir.

      Maddenin 14 numaralı fıkrasıyla 29.7.1970 tarihli ve 1319 sayılı Emlak Vergisi Kanununda yapılan değişiklikle Kanunun 4 ve 14 üncü maddelerinde yer alan muafiyet uygulamalarında geçerli olan kiraya verilmeme şartının Özelleştirme uygulamaları çerçevesinde yapılan işletme hakkı devirlerini kapsamaması yönünde düzenleme yapılmaktadır.

    • Eski ifade
      Mart ayının onbeşinci günü akşamına kadar
      Yeni ifade
      Mart ayının başından yirmibeşinci günü akşamına kadar
      Değişikliğin gerekçesi

      - Bankalar Kanununda Değişiklik Yapan 4672 sayılı Kanunun 11 inci maddesinin (e) bendinde yer alan hüküm uyarınca özel finans kurumları, 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu, 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun ve 3167 sayılı Çekle Ödemelerin Düzenlenmesi ve Çek Hamillerinin Korunması Hakkında Kanun ile diğer mevzuatın çeke ve teminat mektuplarına ilişkin hükümleri ile 213 sayılı Vergi Usul Kanununun mükerrer 298 inci maddesi hükümlerinin uygulanması bakımından banka addolunmuştu.

      Ancak günümüz koşullarında özel finans kurumları ile bankalar arasındaki farklılıklar bir hayli azalmış durumdadır. Maddenin (1) numaralı fıkrasının (a) bendinde düzenlemeyle vergi kanunları uygulaması yönünden banka-özel finans kurumu ayrımından kaynaklanan sorunları gidermek amacıyla, vergi kanunları uygulamasında özel finans kurumlarının banka olarak addolunması öngörülmektedir.

      Maddenin (1) numaralı fıkrasının (b) bendinde yapılan düzenlemeyle, azalan bakiyeler usulünde uygulanacak amortisman oranının üst sınırı belirlenmektedir.

      Maddenin (2) numaralı fıkrası ile 3065 sayılı Kanunun 1 inci maddesinin 3 numaralı fıkrasının (d) bendinde yer alan "Hazinece yapılan taşınmaz mal satışları hariç müzayede mahallerinde" ibaresi Hazinece yapılacak taşınmaz satışları ile ilgili istisnanın Katma Değer Vergisi Kanununun 17 nci maddesine taşınmış olması sebebiyle bu bentte yer alan hüküm "Müzayede mahallerinde" olarak değiştirilmiştir.

      Maddenin (3) numaralı fıkrasının (a) bendinde ilgili Kanuna yapılan atıf düzeltilmekte, (b) bendinde yapılan düzenlemeyle ise, Gelir Vergisi Kanununun 42 nci maddesinin ikinci fıkrasında değişiklik yapılarak, yıllara sari inşaat ve onarma işlerinden elde edilen kazançlarda beyan zamanı, gelir vergisi beyan zamanı ile uyumlu hale getirilmektedir.

      Maddenin (4) numaralı fıkrası ile Damga Vergisi Kanununda yapılan değişiklikle;

      - Madde ile damga vergisine tâbi kağıtlar terimi, manyetik ortamda ve elektronik veri şeklinde oluşturulan belgeleri de kapsayacak şekilde yeniden tanımlanmıştır.

      - İstihkaktan kesinti suretiyle hesaplanan verginin ödeme süresi muhtasar beyanname ile beyan edilen vergilerin ödeme süresine paralel hale getirilmektedir.

      - Kanuna ekli (1) sayılı tablosunun "IV. Makbuzlar ve diğer kâğıtlar" başlıklı bölümünün (2) numaralı fıkrasının (b) bendinin (5) numaralı alt bendinde yer alan "Diğerleri" ibaresi "Diğer vergi beyannameleri", olarak değiştirilerek, bentte sayılanların dışındaki beyannamelerden sadece vergi beyannamelerinin vergiye tâbi olması sağlanmaktadır.

      - Ayrıca yapılan düzenleme ile Bakanlar Kuruluna, elektronik ortamda verilen belgeler için de, damga vergisi oranını her bir kâğıt için ibraz yeri itibarıyla ayrı ayrı sıfıra kadar indirme hususunda yetki verilmiştir.

      - Kanuna ekli (1) sayılı tablosunun "IV. Makbuzlar ve diğer kağıtlar" başlıklı bölümünün (2) numaralı fıkrasında yapılan değişiklikle de birden fazla beyanname alınan hallerde, bunlardan sadece bir nüshasının vergiye tâbi tutulması şeklinde olan mevcut uygulamaya açıklık getirilmektedir.

      Maddenin (5) numaralı fıkrası ile Harçlar Kanununda yapılan değişikliklerle;

      - Sadece gazete muhabirleri için var olan ikamet tezkeresi harcı muafiyeti, bütün basın ve yayın muhabirlerini kapsayacak şekilde yeniden düzenlenmiştir.

      - Avcılık belgelerine ait yıllık olarak tahsil olunan harçlar yeniden belirlenmiştir. Böylece, kaçak avcılığın artacağı yönündeki endişe ve tereddütlerin önüne geçmek, avcılık faaliyetinin bilinçli ve kontrollü bir şekilde icra edilmesi ortamının oluşmasına katkıda bulunmak amaçlanmış olup, avcılık belgelerinden alınan harç tutarları makul bir seviyeye çekilmektedir.

      Maddenin (6) numaralı fıkrası ile, Vergi Barışı Kanununun 18 inci maddesinde değişiklik yapılmakta, vergi barışı kapsamında yeniden yapılandırılan borçların taksitlerinin zamanında yapılmaması durumunda, borcun ödenmeyen kısmının % 10 fazlası ile ödeneceğine ilişkin hükümde yer alan oran, vergi barışı uygulamasının gelinen noktadaki başarısı ve faiz oranlarında yaşanan kalıcı düşüş nedeniyle % 5 olarak yeniden belirlenmektedir.

      Maddenin (7) numaralı fıkrasıyla 18.2.1963 tarihli ve 197 sayılı Motorlu Taşıtlar Vergisi Kanununun 13 üncü maddesinin (d) fıkrasında yer alan "Taşıtlarla ilgili fenni muayene komisyonları," ibaresi "Taşıtlarla ilgili fenni muayene komisyonları, fenni muayene yapma yetkisi verilen gerçek ve tüzel kişiler" olarak değiştirilmektedir.

      Maddenin 8 inci fıkrasının (a) bendiyle yapılan değişiklikle Karayolları Genel Müdürlüğünün görev ve yetkileri arasında yer alan 2918 sayılı Kanunun 35. maddesine aykırı hareket edenler hakkında suç ve ceza tutanağı düzenleme yetkisi kaldırılarak bu yetki Ulaştırma Bakanlığına verilmiştir. Karayolları Trafik Kanununun 114 üncü maddesinin beşinci fıkrasındaki mevcut düzenlemeye göre, yetkili memurlarca düzenlenen trafik para cezası tutanakları doğrudan doğruya mal sandıklarına teslim edilmektedir.

      Maddenin (8) numaralı fıkrasının (b) bendiyle yapılması önerilen değişiklikle trafik para cezası tahsilatlarının Maliye Bakanlığınca PTT vasıtasıyla yaptırılması halinde bu tutanakların mal sandığı yerine doğrudan PTT İdaresine teslimini temin etmek amacıyla söz konusu ibare değişikliği yapılmaktadır.

      Fıkranın (c) bendiyle, araç tescil plakalarına göre yazılan trafik ceza tutanaklarının tebligat işlemlerinin posta yoluyla yapılmasına ve bu şekilde tebliğ edilemeyenlerin vergi dairesinin ilan tahtasına asılmak suretiyle tebliğine ilişkin özel bir tebligat usulü getirilmektedir.

      Maddenin 9 uncu fıkrasıyla 4706 sayılı Kanunda yapılan ibare değişikliklerine ilişkin açıklamalar aşağıda yer almaktadır.

      a) 4706 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin son fıkrasında yer alan "plan kararlarına uyulmak kaydıyla" ibaresi uygulamaya ilişkin bir uymayı ifade etmekle birlikte, fıkranın sonunda yer alan bu yerlerin amacı dışında kullanılamayacağına dair tapu kütüğüne şerh konulacağına ilişkin ifade karşısında mükerrerlik oluşturmakta ve karışıklıklara yol açmaktadır. Plan kararlarına uyma, amaca uygun kullanma ile aynı sonucu doğurduğundan, karışıklıkların ortadan kaldırılması amaçlanmaktadır. Ayrıca, değiştirilmesi öngörülen ikinci ibare ile sınai amaçlı yatırımları teşvik ederek istihdam yaratılması amaçlanmışken, uygulamada, sınai yatırım dışında diğer yatırımların bulunmaması, yatırım tutarı ile istihdam sayısının yüksek olması nedeniyle müracaat olmamıştır. Kanun hükmü ile amaçlanan yatırım ve istihdam hedeflerine ulaşabilmek ve diğer yatırımların da önünü açmak bakımından böyle bir değişiklik öngörülmektedir.

      b) Maddenin uygulamasında tek bir parsel üzerinde çok sayıda yapı bulunmakta, madde metnindeki "alan" ifadesi birden fazla taşınmaz olması gerekeceği gibi yanlış yorumlara yol açabilmektedir. Bu karışıklığı ortadan kaldırmak amacıyla böyle bir düzenlemeye gidilmektedir.

      c) Maddenin mevcut hali, imar planı yapılmış parsellere ilişkin olarak da yeniden plan yapılması gerektiği gibi yanlış anlaşılmalara neden olabilmektedir. Bu yanlış anlaşılmaları ortadan kaldırmak ve parsel bazında değerlendirme yapabilmek amacıyla böyle bir düzenlemeye gidilmektedir.

      d) 2886 sayılı Devlet İhale Kanununun 9 uncu maddesinde tahmin edilen bedelin nasıl tespit edileceği belirtilmiştir. 4706 sayılı Kanunun 7 nci maddesinin altıncı fıkrasında, ekspertiz şirketlerine değer tespit ettirileceğine ilişkin hüküm bulunmasına rağmen, bu bedelin doğrudan rayiç bedel olarak ve 2886 sayılı Kanun hükümleri dışında tahmin edilen bedel olarak dikkate alınacağına ilişkin açıklık bulunmamaktadır. Emlak vergisine esas bedelin yüksek tespit edildiği taşınmazlarda bu bedelin, rayiç bedelin de üzerinde olması durumları ile karşılaşılmakta, ihale mevzuatına göre tahmin edilen bedelin emlak vergisine esas bedelin altında olamayacağına ilişkin hüküm karşısında bu taşınmazlar değerlendirilememekte ve gereksiz ilan masrafları ve mesai kaybı ile karşılaşılmaktadır. Bu olumsuzluğun ortadan kaldırılması bakımından, olayı tamamen genelleştirmeden, yalnızca ekspertiz şirketleri ile Maliye Bakanlığı merkez denetim elemanlarına yaptırılan rayiç bedel tespitlerinde; bir istisna hükmü olarak, emlak vergisine esas bedele bağlı kalınmaksızın, bu rayiç bedellerin tahmin edilen bedel olarak dikkate alınması ve böylece emlak vergisine esas bedeli yüksek tespit edilmiş Hazineye ait taşınmazların değerlendirilmesine yönelik olumsuzluklar ile gereksiz masrafların ortadan kaldırılması amacıyla böyle bir düzenlemeye gidilmektedir.

      e) 4706 sayılı Kanunun 7/B maddesi, konut yapı kooperatiflerine, kooperatif birliklerine veya bu birliklerin oluşturduğu üst birliklere, Hazineye ait taşınmazların, bunlar arasında yapılacak ihale ile rayiç bedel üzerinden satışını düzenlemektedir.

      Buradaki amaç, Hazineye ait imarlı, imarsız veya imar planında başka amaca ayrılmış taşınmazların konut amaçlı olarak satılabilmesine imkân tanımak olmasına rağmen, "imar planlarına uygun olarak konut yapılmak üzere ibaresi" imar planı yapılmamış veya imarda başka amaca ayrılmış taşınmazların bu madde kapsamında değerlendirilmesi konusunda tereddütlere neden olmaktadır. İmar planlarında konut amacına ayrılmış veya ayrılacak taşınmazlarda zaten plana uygun olarak konut yapılması gerektiği açıktır.

      Burada imar planlarına uygun olmayan bir yapılaşmanın olması düşünülmemektedir ve bu esasen mümkün de değildir. Bu nedenle (9) numaralı fıkra ile, madde metninde yer alması gerekli olmayan ibarenin metinden çıkarılması tereddütlerin ortadan kalkmasını sağlayacaktır.

      Maddenin (10) numaralı fıkrasının (a) bendi ile, 16.2.1995 tarihli ve 4070 sayılı Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanunun 10 uncu maddesinde 3.7.2003 tarihli ve 4916 sayılı Kanunla yapılan değişiklik paralelinde, bu maddenin değişiklikten önceki hükümlerine atıfta bulunan 8 inci maddesinde yer alan ibare madde metninden çıkarılmaktadır.

      22.11.1984 tarihli ve 3083 sayılı Sulama Alanlarında Arazi Düzenlemesine Dair Tarım Reformu Kanununun 7 nci maddesinin ikinci fıkrası 3.7.2003 tarihli ve 4916 sayılı Kanunun 18 inci maddesi ile değiştirilerek, Kanun kapsamında kalan arazinin uygulayıcı kuruluşça uygun görülmesi durumunda satılmak, sınırlı ayni hak tesis edilmek ve kiralanmak veya kendilerine özel kanunlarla verilen görev ve yetki içinde kullanmaları şartı ile kamu kuruluşlarına tahsis edilmek üzere, Hazinenin tasarrufuna bırakılabileceği hükmü getirilmiştir. Bu yetkinin kullanılmasında tereddütlerin giderilmesi bakımından tarım arazilerinin satışında da bu kapsamda açıklık getirmek bakımından (10) numaralı fıkranın (b) bendi ile böyle bir düzenlemeye gidilmektedir.

      1164 sayılı Kanunun mevcut ek 4 üncü maddesi hükmü, Hazineye ait arsa ve arazilerin bedelsiz devrinin iki Bakanın müşterek teklifi ve Başbakanın onayı ile gerçekleştirilmesini öngörmektedir. Oysa buradaki amaç, Arsa Ofisi Genel Müdürlüğü ile Toplu Konut İdaresi Başkanlığının önemli projeleri gerçekleştirmek üzere belirleyeceği arsa üretim alanlarının Başbakan onayı ile tespit edilmesi ve bu alanlar içinde bulunan Hazineye ait taşınmazların Maliye Bakanlığınca ilgili idarelere devredilmesidir. Bu durum aynı zamanda, belirlenen arsa üretim alanları içinde kalan tescilsiz alanların Hazine adına tescil edilmesinde karşılaşılan bürokratik formalitelerin kısaltılmasını ve kolaylaştırılmasını da sağlayacaktır. Ayrıca, bu şekilde devredilen bazı taşınmazlara, değişik şekillerde değerlendirilmesine yönelik olarak ihtiyaç duyulmaktadır. Böyle durumlarda, kamu hizmetine ayrılan yerlerde olduğu gibi devredilen taşınmazların bedelsiz olarak Hazineye iade edilmesi gerekmektedir. Belirtilen gerekçelerle maddede yer alan ibarelerin değiştirilmesi öngörülmektedir.

      29.1.2004 tarihli ve 5084 sayılı Kanunun 5 inci maddesi, bu Kanunun 2 nci maddesinin (b) bendi kapsamındaki illerde en az on kişilik istihdam öngören yatırımcılara Hazineye ait arazi veya arsaların bedelsiz devrini öngörmektedir. Organize sanayi bölgelerinde bulunan parsellerin de bu kapsamda değerlendirilmesi, uygulamada bu alanların her türlü alt yapı, plan ve parselasyon çalışmalarını yürüten organize sanayi bölgelerinin arsa tahsislerinde yatırımcılar yönünden farklı muhataplar olması açısından yetki karmaşasına neden olmakta ve teşvik amacının tam olarak gerçekleştirilememesine yol açmaktadır. Bütün bu sakıncaların ortadan kaldırılarak yatırımcıların tek bir muhatapla karşılaşmalarını ve bürokratik formalitelerin azaltılmasını teminen (12) numaralı fıkra ile böyle bir düzenlemeye gidilmektedir.

      Maddenin 5083 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Devletinin Para Birimi Hakkında Kanunun 2 nci maddesinde ibare değişikliği yapan fıkrası ile, Yeni Kuruşa tamamlama işlemlerinin birim fiyatlarda değil, işlem sonuçlarında ve ödeme aşamasında gerçekleştirilmesi ve ödeme kayıtlarının virgülden sonra en çok iki hane ile yapılması amaçlanmaktadır. Bu değişiklikle, Türk Lirası değerlerin Yeni Türk Lirasına dönüşüm işlemlerinin ve Yeni Türk Lirası cinsinden yapılan işlemlerin sonuçlarında ve ödeme aşamalarında bir Yeni Kuruşun altındaki tutarları ödemeye olanak verecek madeni para bulunmaması nedeniyle, yarım Yeni Kuruş ve üzerindeki değerlerin bir üst Yeni Kuruşa tamamlanması, yarım Yeni Kuruşun altındaki değerlerin dikkate alınmaması yönünde düzenleme getirilmektedir. Bu düzenleme doğrultusunda, sayısal işlem yapan elektronik cihazların ve bilgisayar yazılımlarının yenilenmesi gibi bazı teknik güçlüklerin de önüne geçilmiş olunacaktır.

      Mal ve hizmetlerin fiyatları bir Yeni Kuruşun altında olabileceği gibi, bir Yeni Kuruşun altındaki değer küsuratlı olarak da belirlenebilecektir. Vergiler, yabancı para alım satımı ve benzeri belli sabit sayılarla çarpım yapılarak elde edilen sonuç üzerinde tahakkuk, tahsil ve ödeme işlemlerinde, işlem sonuçları da bir Yeni Kuruşun altında veya değer küsuratı bir Yeni Kuruşun altında olabilecek şekilde sonuç verebilecektir.

      Maddenin 14 numaralı fıkrasıyla 29.7.1970 tarihli ve 1319 sayılı Emlak Vergisi Kanununda yapılan değişiklikle Kanunun 4 ve 14 üncü maddelerinde yer alan muafiyet uygulamalarında geçerli olan kiraya verilmeme şartının Özelleştirme uygulamaları çerçevesinde yapılan işletme hakkı devirlerini kapsamaması yönünde düzenleme yapılmaktadır.

    • Bu maddenin (7), (8), (9) ve (14) numaralı bentlerinde parantez içi hüküm olarak yer alan "Kanunla kurulan dernek ve vakıflar ile dernek ve vakıf olmamakla birlikte;odalar, borsalar, meslek örgütleri ve bunların üst kuruluşları, siyasi partiler,emekli ve yardım sandıkları gibi vergi uygulamalarında dernek ve vakıf olarak kabul edilenler hariç, dernek ve vakıflar ile tam mükellef kurumlara ödenenler dahil“ ibareleri 16/7/2004 tarihli ve 5228 sayılı Kanunun 29 uncu maddesiyle 1/1/2005 tarihinden geçerli olmak üzere metne işlendiği şekilde değiştirilmiştir.

    • Değiştirildi Genel 5228 sayılı Kanun, md. 59

      Bu maddede yer alan” Dileyen mükellefler, 2004 yılının (kendilerine özel hesap dönemi tayin edilenlerde 2004 yılında biten hesap döneminden sonra başlayan) ilk geçici vergi döneminde beyan edecekleri geçici vergi matrahının tespitinde;” ibaresi, 16/7/2004 tarihli ve 5228 sayılı Kanunun 59 uncu maddesiyle”31.12.2003 tarihi (kendilerine özel hesap dönemi tayin edilenlerde 2004 yılında biten hesap döneminin sonu) itibarıyla aktif toplamı 7,5 trilyon Türk Lirasını veya hesap dönemine ait ciroları toplamı 15 trilyon Türk Lirasını aşmayan mükelleflerden dileyenler, 2004 yılı (kendilerine özel hesap dönemi tayin edilenlerde 2004 yılında biten hesap döneminden sonra başlayan hesap dönemine ilişkin) geçici vergi dönemlerinde beyan edecekleri geçici vergi matrahının tespitinde;”olarak değiştirilmiş ve metne işlenmiştir.

      Değişikliğin gerekçesi

      - Bankalar Kanununda Değişiklik Yapan 4672 sayılı Kanunun 11 inci maddesinin (e) bendinde yer alan hüküm uyarınca özel finans kurumları, 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu, 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun ve 3167 sayılı Çekle Ödemelerin Düzenlenmesi ve Çek Hamillerinin Korunması Hakkında Kanun ile diğer mevzuatın çeke ve teminat mektuplarına ilişkin hükümleri ile 213 sayılı Vergi Usul Kanununun mükerrer 298 inci maddesi hükümlerinin uygulanması bakımından banka addolunmuştu.

      Ancak günümüz koşullarında özel finans kurumları ile bankalar arasındaki farklılıklar bir hayli azalmış durumdadır. Maddenin (1) numaralı fıkrasının (a) bendinde düzenlemeyle vergi kanunları uygulaması yönünden banka-özel finans kurumu ayrımından kaynaklanan sorunları gidermek amacıyla, vergi kanunları uygulamasında özel finans kurumlarının banka olarak addolunması öngörülmektedir.

      Maddenin (1) numaralı fıkrasının (b) bendinde yapılan düzenlemeyle, azalan bakiyeler usulünde uygulanacak amortisman oranının üst sınırı belirlenmektedir.

      Maddenin (2) numaralı fıkrası ile 3065 sayılı Kanunun 1 inci maddesinin 3 numaralı fıkrasının (d) bendinde yer alan "Hazinece yapılan taşınmaz mal satışları hariç müzayede mahallerinde" ibaresi Hazinece yapılacak taşınmaz satışları ile ilgili istisnanın Katma Değer Vergisi Kanununun 17 nci maddesine taşınmış olması sebebiyle bu bentte yer alan hüküm "Müzayede mahallerinde" olarak değiştirilmiştir.

      Maddenin (3) numaralı fıkrasının (a) bendinde ilgili Kanuna yapılan atıf düzeltilmekte, (b) bendinde yapılan düzenlemeyle ise, Gelir Vergisi Kanununun 42 nci maddesinin ikinci fıkrasında değişiklik yapılarak, yıllara sari inşaat ve onarma işlerinden elde edilen kazançlarda beyan zamanı, gelir vergisi beyan zamanı ile uyumlu hale getirilmektedir.

      Maddenin (4) numaralı fıkrası ile Damga Vergisi Kanununda yapılan değişiklikle;

      - Madde ile damga vergisine tâbi kağıtlar terimi, manyetik ortamda ve elektronik veri şeklinde oluşturulan belgeleri de kapsayacak şekilde yeniden tanımlanmıştır.

      - İstihkaktan kesinti suretiyle hesaplanan verginin ödeme süresi muhtasar beyanname ile beyan edilen vergilerin ödeme süresine paralel hale getirilmektedir.

      - Kanuna ekli (1) sayılı tablosunun "IV. Makbuzlar ve diğer kâğıtlar" başlıklı bölümünün (2) numaralı fıkrasının (b) bendinin (5) numaralı alt bendinde yer alan "Diğerleri" ibaresi "Diğer vergi beyannameleri", olarak değiştirilerek, bentte sayılanların dışındaki beyannamelerden sadece vergi beyannamelerinin vergiye tâbi olması sağlanmaktadır.

      - Ayrıca yapılan düzenleme ile Bakanlar Kuruluna, elektronik ortamda verilen belgeler için de, damga vergisi oranını her bir kâğıt için ibraz yeri itibarıyla ayrı ayrı sıfıra kadar indirme hususunda yetki verilmiştir.

      - Kanuna ekli (1) sayılı tablosunun "IV. Makbuzlar ve diğer kağıtlar" başlıklı bölümünün (2) numaralı fıkrasında yapılan değişiklikle de birden fazla beyanname alınan hallerde, bunlardan sadece bir nüshasının vergiye tâbi tutulması şeklinde olan mevcut uygulamaya açıklık getirilmektedir.

      Maddenin (5) numaralı fıkrası ile Harçlar Kanununda yapılan değişikliklerle;

      - Sadece gazete muhabirleri için var olan ikamet tezkeresi harcı muafiyeti, bütün basın ve yayın muhabirlerini kapsayacak şekilde yeniden düzenlenmiştir.

      - Avcılık belgelerine ait yıllık olarak tahsil olunan harçlar yeniden belirlenmiştir. Böylece, kaçak avcılığın artacağı yönündeki endişe ve tereddütlerin önüne geçmek, avcılık faaliyetinin bilinçli ve kontrollü bir şekilde icra edilmesi ortamının oluşmasına katkıda bulunmak amaçlanmış olup, avcılık belgelerinden alınan harç tutarları makul bir seviyeye çekilmektedir.

      Maddenin (6) numaralı fıkrası ile, Vergi Barışı Kanununun 18 inci maddesinde değişiklik yapılmakta, vergi barışı kapsamında yeniden yapılandırılan borçların taksitlerinin zamanında yapılmaması durumunda, borcun ödenmeyen kısmının % 10 fazlası ile ödeneceğine ilişkin hükümde yer alan oran, vergi barışı uygulamasının gelinen noktadaki başarısı ve faiz oranlarında yaşanan kalıcı düşüş nedeniyle % 5 olarak yeniden belirlenmektedir.

      Maddenin (7) numaralı fıkrasıyla 18.2.1963 tarihli ve 197 sayılı Motorlu Taşıtlar Vergisi Kanununun 13 üncü maddesinin (d) fıkrasında yer alan "Taşıtlarla ilgili fenni muayene komisyonları," ibaresi "Taşıtlarla ilgili fenni muayene komisyonları, fenni muayene yapma yetkisi verilen gerçek ve tüzel kişiler" olarak değiştirilmektedir.

      Maddenin 8 inci fıkrasının (a) bendiyle yapılan değişiklikle Karayolları Genel Müdürlüğünün görev ve yetkileri arasında yer alan 2918 sayılı Kanunun 35. maddesine aykırı hareket edenler hakkında suç ve ceza tutanağı düzenleme yetkisi kaldırılarak bu yetki Ulaştırma Bakanlığına verilmiştir. Karayolları Trafik Kanununun 114 üncü maddesinin beşinci fıkrasındaki mevcut düzenlemeye göre, yetkili memurlarca düzenlenen trafik para cezası tutanakları doğrudan doğruya mal sandıklarına teslim edilmektedir.

      Maddenin (8) numaralı fıkrasının (b) bendiyle yapılması önerilen değişiklikle trafik para cezası tahsilatlarının Maliye Bakanlığınca PTT vasıtasıyla yaptırılması halinde bu tutanakların mal sandığı yerine doğrudan PTT İdaresine teslimini temin etmek amacıyla söz konusu ibare değişikliği yapılmaktadır.

      Fıkranın (c) bendiyle, araç tescil plakalarına göre yazılan trafik ceza tutanaklarının tebligat işlemlerinin posta yoluyla yapılmasına ve bu şekilde tebliğ edilemeyenlerin vergi dairesinin ilan tahtasına asılmak suretiyle tebliğine ilişkin özel bir tebligat usulü getirilmektedir.

      Maddenin 9 uncu fıkrasıyla 4706 sayılı Kanunda yapılan ibare değişikliklerine ilişkin açıklamalar aşağıda yer almaktadır.

      a) 4706 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin son fıkrasında yer alan "plan kararlarına uyulmak kaydıyla" ibaresi uygulamaya ilişkin bir uymayı ifade etmekle birlikte, fıkranın sonunda yer alan bu yerlerin amacı dışında kullanılamayacağına dair tapu kütüğüne şerh konulacağına ilişkin ifade karşısında mükerrerlik oluşturmakta ve karışıklıklara yol açmaktadır. Plan kararlarına uyma, amaca uygun kullanma ile aynı sonucu doğurduğundan, karışıklıkların ortadan kaldırılması amaçlanmaktadır. Ayrıca, değiştirilmesi öngörülen ikinci ibare ile sınai amaçlı yatırımları teşvik ederek istihdam yaratılması amaçlanmışken, uygulamada, sınai yatırım dışında diğer yatırımların bulunmaması, yatırım tutarı ile istihdam sayısının yüksek olması nedeniyle müracaat olmamıştır. Kanun hükmü ile amaçlanan yatırım ve istihdam hedeflerine ulaşabilmek ve diğer yatırımların da önünü açmak bakımından böyle bir değişiklik öngörülmektedir.

      b) Maddenin uygulamasında tek bir parsel üzerinde çok sayıda yapı bulunmakta, madde metnindeki "alan" ifadesi birden fazla taşınmaz olması gerekeceği gibi yanlış yorumlara yol açabilmektedir. Bu karışıklığı ortadan kaldırmak amacıyla böyle bir düzenlemeye gidilmektedir.

      c) Maddenin mevcut hali, imar planı yapılmış parsellere ilişkin olarak da yeniden plan yapılması gerektiği gibi yanlış anlaşılmalara neden olabilmektedir. Bu yanlış anlaşılmaları ortadan kaldırmak ve parsel bazında değerlendirme yapabilmek amacıyla böyle bir düzenlemeye gidilmektedir.

      d) 2886 sayılı Devlet İhale Kanununun 9 uncu maddesinde tahmin edilen bedelin nasıl tespit edileceği belirtilmiştir. 4706 sayılı Kanunun 7 nci maddesinin altıncı fıkrasında, ekspertiz şirketlerine değer tespit ettirileceğine ilişkin hüküm bulunmasına rağmen, bu bedelin doğrudan rayiç bedel olarak ve 2886 sayılı Kanun hükümleri dışında tahmin edilen bedel olarak dikkate alınacağına ilişkin açıklık bulunmamaktadır. Emlak vergisine esas bedelin yüksek tespit edildiği taşınmazlarda bu bedelin, rayiç bedelin de üzerinde olması durumları ile karşılaşılmakta, ihale mevzuatına göre tahmin edilen bedelin emlak vergisine esas bedelin altında olamayacağına ilişkin hüküm karşısında bu taşınmazlar değerlendirilememekte ve gereksiz ilan masrafları ve mesai kaybı ile karşılaşılmaktadır. Bu olumsuzluğun ortadan kaldırılması bakımından, olayı tamamen genelleştirmeden, yalnızca ekspertiz şirketleri ile Maliye Bakanlığı merkez denetim elemanlarına yaptırılan rayiç bedel tespitlerinde; bir istisna hükmü olarak, emlak vergisine esas bedele bağlı kalınmaksızın, bu rayiç bedellerin tahmin edilen bedel olarak dikkate alınması ve böylece emlak vergisine esas bedeli yüksek tespit edilmiş Hazineye ait taşınmazların değerlendirilmesine yönelik olumsuzluklar ile gereksiz masrafların ortadan kaldırılması amacıyla böyle bir düzenlemeye gidilmektedir.

      e) 4706 sayılı Kanunun 7/B maddesi, konut yapı kooperatiflerine, kooperatif birliklerine veya bu birliklerin oluşturduğu üst birliklere, Hazineye ait taşınmazların, bunlar arasında yapılacak ihale ile rayiç bedel üzerinden satışını düzenlemektedir.

      Buradaki amaç, Hazineye ait imarlı, imarsız veya imar planında başka amaca ayrılmış taşınmazların konut amaçlı olarak satılabilmesine imkân tanımak olmasına rağmen, "imar planlarına uygun olarak konut yapılmak üzere ibaresi" imar planı yapılmamış veya imarda başka amaca ayrılmış taşınmazların bu madde kapsamında değerlendirilmesi konusunda tereddütlere neden olmaktadır. İmar planlarında konut amacına ayrılmış veya ayrılacak taşınmazlarda zaten plana uygun olarak konut yapılması gerektiği açıktır.

      Burada imar planlarına uygun olmayan bir yapılaşmanın olması düşünülmemektedir ve bu esasen mümkün de değildir. Bu nedenle (9) numaralı fıkra ile, madde metninde yer alması gerekli olmayan ibarenin metinden çıkarılması tereddütlerin ortadan kalkmasını sağlayacaktır.

      Maddenin (10) numaralı fıkrasının (a) bendi ile, 16.2.1995 tarihli ve 4070 sayılı Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanunun 10 uncu maddesinde 3.7.2003 tarihli ve 4916 sayılı Kanunla yapılan değişiklik paralelinde, bu maddenin değişiklikten önceki hükümlerine atıfta bulunan 8 inci maddesinde yer alan ibare madde metninden çıkarılmaktadır.

      22.11.1984 tarihli ve 3083 sayılı Sulama Alanlarında Arazi Düzenlemesine Dair Tarım Reformu Kanununun 7 nci maddesinin ikinci fıkrası 3.7.2003 tarihli ve 4916 sayılı Kanunun 18 inci maddesi ile değiştirilerek, Kanun kapsamında kalan arazinin uygulayıcı kuruluşça uygun görülmesi durumunda satılmak, sınırlı ayni hak tesis edilmek ve kiralanmak veya kendilerine özel kanunlarla verilen görev ve yetki içinde kullanmaları şartı ile kamu kuruluşlarına tahsis edilmek üzere, Hazinenin tasarrufuna bırakılabileceği hükmü getirilmiştir. Bu yetkinin kullanılmasında tereddütlerin giderilmesi bakımından tarım arazilerinin satışında da bu kapsamda açıklık getirmek bakımından (10) numaralı fıkranın (b) bendi ile böyle bir düzenlemeye gidilmektedir.

      1164 sayılı Kanunun mevcut ek 4 üncü maddesi hükmü, Hazineye ait arsa ve arazilerin bedelsiz devrinin iki Bakanın müşterek teklifi ve Başbakanın onayı ile gerçekleştirilmesini öngörmektedir. Oysa buradaki amaç, Arsa Ofisi Genel Müdürlüğü ile Toplu Konut İdaresi Başkanlığının önemli projeleri gerçekleştirmek üzere belirleyeceği arsa üretim alanlarının Başbakan onayı ile tespit edilmesi ve bu alanlar içinde bulunan Hazineye ait taşınmazların Maliye Bakanlığınca ilgili idarelere devredilmesidir. Bu durum aynı zamanda, belirlenen arsa üretim alanları içinde kalan tescilsiz alanların Hazine adına tescil edilmesinde karşılaşılan bürokratik formalitelerin kısaltılmasını ve kolaylaştırılmasını da sağlayacaktır. Ayrıca, bu şekilde devredilen bazı taşınmazlara, değişik şekillerde değerlendirilmesine yönelik olarak ihtiyaç duyulmaktadır. Böyle durumlarda, kamu hizmetine ayrılan yerlerde olduğu gibi devredilen taşınmazların bedelsiz olarak Hazineye iade edilmesi gerekmektedir. Belirtilen gerekçelerle maddede yer alan ibarelerin değiştirilmesi öngörülmektedir.

      29.1.2004 tarihli ve 5084 sayılı Kanunun 5 inci maddesi, bu Kanunun 2 nci maddesinin (b) bendi kapsamındaki illerde en az on kişilik istihdam öngören yatırımcılara Hazineye ait arazi veya arsaların bedelsiz devrini öngörmektedir. Organize sanayi bölgelerinde bulunan parsellerin de bu kapsamda değerlendirilmesi, uygulamada bu alanların her türlü alt yapı, plan ve parselasyon çalışmalarını yürüten organize sanayi bölgelerinin arsa tahsislerinde yatırımcılar yönünden farklı muhataplar olması açısından yetki karmaşasına neden olmakta ve teşvik amacının tam olarak gerçekleştirilememesine yol açmaktadır. Bütün bu sakıncaların ortadan kaldırılarak yatırımcıların tek bir muhatapla karşılaşmalarını ve bürokratik formalitelerin azaltılmasını teminen (12) numaralı fıkra ile böyle bir düzenlemeye gidilmektedir.

      Maddenin 5083 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Devletinin Para Birimi Hakkında Kanunun 2 nci maddesinde ibare değişikliği yapan fıkrası ile, Yeni Kuruşa tamamlama işlemlerinin birim fiyatlarda değil, işlem sonuçlarında ve ödeme aşamasında gerçekleştirilmesi ve ödeme kayıtlarının virgülden sonra en çok iki hane ile yapılması amaçlanmaktadır. Bu değişiklikle, Türk Lirası değerlerin Yeni Türk Lirasına dönüşüm işlemlerinin ve Yeni Türk Lirası cinsinden yapılan işlemlerin sonuçlarında ve ödeme aşamalarında bir Yeni Kuruşun altındaki tutarları ödemeye olanak verecek madeni para bulunmaması nedeniyle, yarım Yeni Kuruş ve üzerindeki değerlerin bir üst Yeni Kuruşa tamamlanması, yarım Yeni Kuruşun altındaki değerlerin dikkate alınmaması yönünde düzenleme getirilmektedir. Bu düzenleme doğrultusunda, sayısal işlem yapan elektronik cihazların ve bilgisayar yazılımlarının yenilenmesi gibi bazı teknik güçlüklerin de önüne geçilmiş olunacaktır.

      Mal ve hizmetlerin fiyatları bir Yeni Kuruşun altında olabileceği gibi, bir Yeni Kuruşun altındaki değer küsuratlı olarak da belirlenebilecektir. Vergiler, yabancı para alım satımı ve benzeri belli sabit sayılarla çarpım yapılarak elde edilen sonuç üzerinde tahakkuk, tahsil ve ödeme işlemlerinde, işlem sonuçları da bir Yeni Kuruşun altında veya değer küsuratı bir Yeni Kuruşun altında olabilecek şekilde sonuç verebilecektir.

      Maddenin 14 numaralı fıkrasıyla 29.7.1970 tarihli ve 1319 sayılı Emlak Vergisi Kanununda yapılan değişiklikle Kanunun 4 ve 14 üncü maddelerinde yer alan muafiyet uygulamalarında geçerli olan kiraya verilmeme şartının Özelleştirme uygulamaları çerçevesinde yapılan işletme hakkı devirlerini kapsamaması yönünde düzenleme yapılmaktadır.

  63. 9 Nisan 2004

  64. 25 Aralık 2003

    • Yürürlükten kaldırıldı Madde 94 geçmişi 5035 sayılı Kanun, md. 49
    • 42 nci maddenin birinci fıkrasında yer alan "inşaat ve onarma işlerinde" ibaresi, "inşaat (dekapaj işleri de inşaat işi sayılır) ve onarma işlerinde" olarak, 25/12/2003 tarihli ve 5035 sayılı Kanunun 48 inci maddesiyle değiştirilmiştir.

    • 44 üncü maddenin birinci fıkrasında yer alan " geçici kabulün yapıldığını gösteren tutanağın düzenlendiği tarih" ibaresi ise, "geçici kabulün yapıldığını gösteren tutanağın idarece onaylandığı tarih" olarak, 25/12/2003 tarihli ve 5035 sayılı Kanunun 48 inci maddesiyle değiştirilmiş ve metne işlenmiştir.

    • Bu alt bendde yer alan, "Vakıflar" ibaresi, 25/12/2003 tarihli ve 5035 sayılı Kanunun 48 inci maddesiyle "Vakıflar (mazbut vakıflar hariç)" olarak değiştirilmiştir.

    • Bu maddede yer alan, "beyanname verecekleri süre içinde" ibaresi, 25/12/2003 tarihli ve 5035 sayılı Kanunun 48 inci maddesiyle "beyanname verecekleri ayın yirmialtıncı günü akşamına kadar" olarak değiştirilmiştir.

    • Bu fıkrada yer alan “1.1.1999-31.12.2002 tarihleri arasında” ibaresi, 7/1/2003 tarihli ve 4783 sayılı Kanunla, “1/1/1999-31/12/2003 tarihleri arasında”, 25/12/2003 tarihli ve 5035 sayılı Kanunun 48 inci maddesiyle "1.1.1999-31.12.2004 tarihleri arasında”, 30/12/2004 tarihli ve 5281 sayılı Kanunun 43 üncü maddesiyle de“ 1.1.1999-31/12/2005 tarihleri arasında” olarak değiştirilmiş ve aynı fıkrada geçen "menkul sermaye iratları ile menkul kıymetler yatırım fonları katılma belgelerine ödenen kâr payları için" ibaresi, "menkul sermaye iratları, menkul kıymetler yatırım fonları katılma belgelerine ödenen kâr payları veya bu fonların katılma belgelerinin İstanbul Menkul Kıymetler Borsasında alım satımından elde edilen kazançlar ile Türkiye’de kurulu vadeli işlem ve opsiyon borsalarında yapılan işlemler sonucunda elde edilen kazançlar için", olarak değiştirilmiştir.

    • Bu fıkrada yer alan “31/12/2004 tarihine kadar”, “26/7/2001-31/12/2002 tarihleri arasında” ve “80 inci” ibareleri, 7/1/2003 tarihli ve 4783 sayılı Kanunla sırasıyla, “31/12/2005 tarihine kadar,”, “26/7/2001-31/12/2003 tarihleri arasında” ve “mükerrer 80 inci” olarak değiştirilmiş, daha sonra 25/12/2003 tarihli ve 5035 sayılı Kanunun 48 inci maddesiyle, "31.12.2005 tarihine kadar" ve "26.7.2001-31.12.2003 tarihleri arasında" ibareleri, sırasıyla "31.12.2006 tarihine kadar" ve "26.7.2001-31.12.2004 tarihleri arasında" olarak değiştirilmiş,30/12/2004 tarihli ve 5281 sayılı Kanunun 43 üncü maddesiyle de "31.12.2006 tarihine kadar" ibaresi "31.12.2007 tarihine kadar" ve "26.7.2001-31.12.2004 tarihleri arasında" ibaresi ise "26.7.2001-31.12.2005 tarihleri arasında" olarak değiştirilmiştir.

  65. 17 Aralık 2003

    • Yürürlükten kaldırıldı Madde 38 geçmişi (dördüncü fıkra) 5024 sayılı Kanun, md. 9
      Değişikliğin gerekçesi

      - Madde ile, enflasyon düzeltmesine ilişkin hükümlerin yürürlüğe girmesi ile birlikte Vergi Usul Kanununda, Gelir Vergisi Kanununda ve Kurumlar Vergisi Kanununda uygulama alanı kalmayan maddeler yürürlükten kaldırılmaktadır.

      Buna göre;

      a) Vergi Usul Kanununun 280 inci maddesinin son fıkrası ve 319 uncu maddesi;

      b) Gelir Vergisi Kanununun 38 inci maddesinin dördüncü ve beşinci fıkraları, 41 inci maddesinin (8) numaralı bendi ve 57 nci maddesinin son fıkrası;

      c) Kurumlar Vergisi Kanununun 15 inci maddesinin (13) numaralı bendi;

      Yürürlükten kaldırılmaktadır.

    • Yürürlükten kaldırıldı Madde 38 geçmişi (beşinci fıkra) 5024 sayılı Kanun, md. 9
      Değişikliğin gerekçesi

      - Madde ile, enflasyon düzeltmesine ilişkin hükümlerin yürürlüğe girmesi ile birlikte Vergi Usul Kanununda, Gelir Vergisi Kanununda ve Kurumlar Vergisi Kanununda uygulama alanı kalmayan maddeler yürürlükten kaldırılmaktadır.

      Buna göre;

      a) Vergi Usul Kanununun 280 inci maddesinin son fıkrası ve 319 uncu maddesi;

      b) Gelir Vergisi Kanununun 38 inci maddesinin dördüncü ve beşinci fıkraları, 41 inci maddesinin (8) numaralı bendi ve 57 nci maddesinin son fıkrası;

      c) Kurumlar Vergisi Kanununun 15 inci maddesinin (13) numaralı bendi;

      Yürürlükten kaldırılmaktadır.

    • Yürürlükten kaldırıldı Madde 41 geçmişi 5024 sayılı Kanun, md. 9
      Değişikliğin gerekçesi

      - Madde ile, enflasyon düzeltmesine ilişkin hükümlerin yürürlüğe girmesi ile birlikte Vergi Usul Kanununda, Gelir Vergisi Kanununda ve Kurumlar Vergisi Kanununda uygulama alanı kalmayan maddeler yürürlükten kaldırılmaktadır.

      Buna göre;

      a) Vergi Usul Kanununun 280 inci maddesinin son fıkrası ve 319 uncu maddesi;

      b) Gelir Vergisi Kanununun 38 inci maddesinin dördüncü ve beşinci fıkraları, 41 inci maddesinin (8) numaralı bendi ve 57 nci maddesinin son fıkrası;

      c) Kurumlar Vergisi Kanununun 15 inci maddesinin (13) numaralı bendi;

      Yürürlükten kaldırılmaktadır.

    • Değiştirildi Madde 43 geçmişi 5024 sayılı Kanun, md. 7
      Değişikliğin gerekçesi

      - Madde ile, Gelir Vergisi Kanununun 43 üncü maddesinin (1) ve (2) numaralı bentleri değiştirilmektedir.

      (1) numaralı bentte yapılan değişiklik, yıl içinde birden fazla inşaat ve onarma işinin birlikte yapılması halinde, her yıla ait müşterek genel giderler bu işlere ait harcamaların (enflasyon düzeltmesi yapılan dönemlerde düzeltilmiş tutarlarının) enflasyon düzeltmesine tâbi tutulmuş tutarlarının birbirine olan nispeti dahilinde esas alınmasını öngörmektedir.

      (2) numaralı bentte yapılan değişiklikle ise, yıl içinde tek veya birden fazla inşaat ve onarma işinin bu madde şümulüne girmeyen işlerle birlikte yapılması halinde, her yıla ait müşterek genel giderlerin, bu işlere ait harcamalar ile diğer işlere ait satış ve hasılat tutarlarının (enflasyon düzeltmesi yapılan dönemlerde bunların düzeltilmiş tutarlarının) birbirine olan nispeti dahilinde dağıtıma tâbi tutulacağı öngörülmektedir.

    • Değiştirildi Madde 43 geçmişi 5024 sayılı Kanun, md. 7
      Değişikliğin gerekçesi

      - Madde ile, Gelir Vergisi Kanununun 43 üncü maddesinin (1) ve (2) numaralı bentleri değiştirilmektedir.

      (1) numaralı bentte yapılan değişiklik, yıl içinde birden fazla inşaat ve onarma işinin birlikte yapılması halinde, her yıla ait müşterek genel giderler bu işlere ait harcamaların (enflasyon düzeltmesi yapılan dönemlerde düzeltilmiş tutarlarının) enflasyon düzeltmesine tâbi tutulmuş tutarlarının birbirine olan nispeti dahilinde esas alınmasını öngörmektedir.

      (2) numaralı bentte yapılan değişiklikle ise, yıl içinde tek veya birden fazla inşaat ve onarma işinin bu madde şümulüne girmeyen işlerle birlikte yapılması halinde, her yıla ait müşterek genel giderlerin, bu işlere ait harcamalar ile diğer işlere ait satış ve hasılat tutarlarının (enflasyon düzeltmesi yapılan dönemlerde bunların düzeltilmiş tutarlarının) birbirine olan nispeti dahilinde dağıtıma tâbi tutulacağı öngörülmektedir.

    • Yürürlükten kaldırıldı Madde 57 geçmişi 5024 sayılı Kanun, md. 9
      Değişikliğin gerekçesi

      - Madde ile, enflasyon düzeltmesine ilişkin hükümlerin yürürlüğe girmesi ile birlikte Vergi Usul Kanununda, Gelir Vergisi Kanununda ve Kurumlar Vergisi Kanununda uygulama alanı kalmayan maddeler yürürlükten kaldırılmaktadır.

      Buna göre;

      a) Vergi Usul Kanununun 280 inci maddesinin son fıkrası ve 319 uncu maddesi;

      b) Gelir Vergisi Kanununun 38 inci maddesinin dördüncü ve beşinci fıkraları, 41 inci maddesinin (8) numaralı bendi ve 57 nci maddesinin son fıkrası;

      c) Kurumlar Vergisi Kanununun 15 inci maddesinin (13) numaralı bendi;

      Yürürlükten kaldırılmaktadır.

    • Eklendi Geçici Madde 65 geçmişi 5024 sayılı Kanun, md. 8
      Değişikliğin gerekçesi

      - Madde ile, Gelir Vergisi Kanununa geçici 65 inci madde eklenmektedir.

      Yapılan düzenleme ile, 4842 sayılı Kanunla yapılan düzenlemelerden sonra yatırım indirimi istisnası uygulamasında eski yöntemi seçmiş olan mükelleflere, tercihlerini değiştirmeleri için yıl sonuna kadar süre tanınmaktadır. Tercihini değiştiren mükellefler, 24.4.2003 tarihinden sonra yaptıkları harcamaları (öngörülen harcamalar kapsamında daha önce yatırım indirimi istisnasından yararlanmış harcamalar hariç) için 19 uncu madde kapsamında yatırım indirimi istisnasından yararlanacaklardır. Tercihini değiştirmeyen mükellefler ise, yatırım indirimi istisnası tutarının tespitinde, enflasyon düzeltmesi uygulaması sonucu yatırım indiriminden yararlanan iktisadî kıymetlerle ilgili olarak oluşan düzeltme farklarını dikkate alamayacaklardır.

      Ayrıca, 19 uncu madde kapsamında yatırım indirimi istisnası tutarlarının tespitinde mükelleflerin, 1.1.2004 tarihine kadar yaptıkları harcama tutarlarını, düzeltilmiş değerleri ile dikkate alamayacakları öngörülmektedir.

  66. 30 Temmuz 2003

    • Değişikliğin gerekçesi

      - Türkiye’de faaliyette bulunan irtibat bürolarında çalışanların ücretleri gelir vergisinden müstesna tutulmaktadır.

    • Değişikliğin gerekçesi

      - Gelir Vergisi Kanununun 54 üncü maddesinde yazılı işletme büyüklüğü ölçülerini aşmamakla birlikte 53 üncü maddenin birinci fıkrası gereğince biçerdöver veya bu mahiyetteki bir motorlu araç veya on yaşına kadar ikiden fazla traktöre sahip olan çiftçiler sırf bu araçlarından dolayı gerçek usulde zirai kazanç mükellefiyeti tesis ettirmekte, söz konusu biçerdöver veya benzer mahiyetteki araçlara sahip olmayıp, aynı işletme büyüklüğüne sahip diğer çiftçiler sadece tevkifat suretiyle vergilendirilirken, bu araçlara sahip mükellefler zirai faaliyetten dolayı yıllık beyanname vermek ve diğer yükümlülükleri yerine getirmek zorunda kalmaktadırlar.

      Düzenleme ile aynı arazi büyüklüğüne sahip çiftçilerin aynı kategoride vergilendirilebilmeleri sağlanarak, biçerdöver ve diğer araçların ticarî bir organizasyon içerisinde çalıştırılması halinde GVK’nun 47, 48 ve 51 inci maddelerinde yazılı şartlar yerine getirildiği taktirde, basit usulde, aksi taktirde gerçek usulde ticarî kazanç tespiti ile vergilendirilmeleri, zirai işletmeye dahil olması (envanterinde veya aktifinde yer alması) halinde ise yine zirai kazanç usullerine göre vergilendirilebilmeleri amaçlanmıştır.

    • Bu alt bendin parantez içi hükmü, “(birden fazla işverenden ücret almakla beraber ücret dışındaki gelirleri için beyanname vermek zorunda olmayan ve birden sonraki işverenden aldıkları ücretlerinin toplamı, 103 üncü maddede yazılı tarifenin ikinci gelir diliminde yer alan tutarı aşmayan mükelleflerin, tamamı tevkif suretiyle vergilendirilmiş ücretleri dahil)” iken 30/7/2003 tarihli ve 4962 sayılı Kanunun 17 nci maddesiyle metne işlendiği şekilde değiştirilmiştir.

      Değişikliğin gerekçesi

      - A) a) Bu fıkra ile bankaların vergi tahsilatı dolayısıyla yapacakları işlemlerin çabuklaştırılmasına, vergi mahremiyetinin engel teşkil etmesini önlemek açısından, vergi mahremiyetini düzenleyen maddede yeni bir düzenlemeye gidilmiştir.

      Kendilerine bilgi verilen kişi ve kurumların da bu maddede belirtilen yazılı yasaklara uyma zorunluluğu bulunacağı da tabiîdir.

      b) Hali hazırdaki mevzuata göre vergi mükellefleri, vergi kanunlarının uygulanmasına ilişkin olarak tereddüde düştükleri hususlarda Maliye Bakanlığından bilgi isteyebilmektedirler. Bu madde hükmüne dayanılarak mükelleflerin yapmış oldukları müracaatlarında belirtilen konularla ilgili olarak Bakanlığımızca muktezalar (özelge) tayin edilmektedir.

      Aynı konuda tereddüdü olan mükelleflerin ayrı dilekçelerle başvurmaları ve her bir mükellefe ayrı ayrı mukteza verilmesi hem mükellefler hemde Bakamlığımız için zaman ve emek kaybına yol açmakta ve iş yükünün artmasına neden olmaktadır. Dolayısıyla, aynı konuya ilişkin mükellef müracaat sayılarının asgariye indirilmesi, Bakanlığımız görüşlerinin geniş mükellef kitlesine duyurulması ve uygulama birliğinin sağlanması açısından gerekli durumlarda sirküler yoluyla da mükelleflerin bilgilendirilmesi amaçlanmaktadır. Mükellef taleplerinin sirküler yoluyla karşılanması yanında mukteza verilmesi uygulamasına da devam edilecektir. Sirkülerlerin Gelirler Genel Müdürlüğünün internet sitesinde yayınlanması amaçlanmaktadır. Ayrıca, mükelleflerin kısa zamanda bilgilendirilmesine imkân verilmesi bakımından sirkülerler mükelleflerin bağlı oldukları meslekî ve ticarî birlik ve odalar ile Serbest Malî Müşavirler ve Yeminli Malî Müşavirler Odalarına da gönderilecektir.

      B) 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 41 inci maddesinde yapılan düzenleme ile borçlulara banka kredi kartı ve benzeri kartlar kullanmak suretiyle ödeme yapma imkânı verilmektedir. Bu maddede ise anılan Kanunun 42 nci maddesinde değişiklik yapılarak, Maliye Bakanlığınca bu ödeme metodu kullanıldığı takdirde ödemenin herhangi bir sebeple tediye edilmemesi halinde alacaklı amme idaresinin amme borçlusuna karşı rücu hakkının mahfuz olmasını sağlayacak düzenleme getirilmektedir.

      C) 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 41 inci maddesinde yapılan düzenleme ile borçlulara banka, kredi kartı ve benzeri kartlar kullanmak suretiyle ödeme yapma imkânı verilmektedir. Kanunun 44 üncü maddesinde de banka kartı, kredi kartı ve benzeri kartlar kullanmak suretiyle ödeme yapılması halinde ödeme tarihi olarak işlem tarihinin esas alınacağı yönünde düzenleme yapılmaktadır.

      D)Anonim, eshamlı komandit ve limited şirketlerinin birleşme, bölünme ve devir işlemlerine malî kolaylık sağlanması amacıyla her türlü işlemlerinin harca tâbi tutulmaması yönünde yapılan düzenlemeye nev’i değişikliği de eklenmiştir.

  67. 9 Nisan 2003

    • Değişikliğin gerekçesi

      - Bu madde ile Gelir Vergisi Kanununun;

      - Mükerrer 21 inci maddesi, bu maddede yer alan hükmün 22 nci maddede yeniden düzenlenmesine paralel olarak, - Yatırım indirimi istisnasını düzenleyen 6 ek maddesi, buna ilişkin düzenleme 19 uncu maddede yapıldığından, - Özel gider indirimini düzenleyen 63 üncü maddesinin birinci fıkrasının 5 numaralı bendi, mükerrer 121 inci maddede düzenlenen vergi mahsubu müessesesi nedeniyle, - 75 inci maddesinin ikinci fıkrasının 13 numaralı bendi ile mükerer 75 inci maddesi kâr paylarının vergilendirilmesine yönelik değişiklikler kapsamında, - 119 uncu maddesinin ikinci cümlesi, kurumlar vergisi ödeme sürelerinde yapılan değişiklik nedeniyle, - Mükerrer 120 nci maddesinin birinci fıkrasının son cümlesi yatırım indirimi istisnası uygulamasında yapılan değişiklik çerçevesinde, yürürlükten kaldırılmaktadır.

      Madde ile ayrıca;

      - 25.6.1992 tarih ve 3824 sayılı Kanunun 18, 19, 20, 21 ve 22 nci maddeleri, 7.11.1985 tarih ve 3238 sayılı Kanunun 12 nci maddesinin ikinci fıkrasının (h) bendi, 29.5.1986 tarih ve 3294 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi fon payı uygulamasına son verilmesi amacıyla yürürlükten kaldırılmış, - Güncelliğini kaybeden miktarlar içeren havale mektupları, posta ve telgraf havalenamelerinden damga vergisi alınmasına son verilmiş, - İrtibat büroları personelinin ücretlerini gelir vergisinden müstesna tutan 23 üncü maddenin birinci fıkrasının 14 numaralı bendi yürürlükten kaldırılmıştır.

    • Değişikliğin gerekçesi

      - Mükerrer 21 inci maddede yer alan düzenleme, bu maddenin 1 numaralı fıkrası ile 22 nci maddeye taşınmakta ve mükerrer 21 inci maddenin kaldırılarak kanun sistematiğinin daha düzenli olmasına imkân sağlanmaktadır.

      Maddenin 3 numaralı fıkrasında yapılan düzenleme ile gerçek kişilerce elde edilen kâr paylarının yarısı gelir vergisinden istisna edilmektedir. Halen uygulanmakta olan vergilendirme sisteminde kurum kazançları üzerindeki vergi yükü % 65’e yaklaşmaktadır. Bu tasarı ile vergi yükünün gelir vergisi tarifesinde yer alan en yüksek orana yaklaştırılması amaçlanmıştır. Bu amaçla yapılan düzenlemede, kâr paylarının yarısı vergiden istisna edilirken, elde edilen gelirin beyan edilmesi halinde bu kâr payları üzerinden yapılan vergi tevkifatının tamamının yıllık beyanname üzerinden hesaplanan vergiden mahsubu öngörülmektedir.

    • Yürürlükten kaldırıldı Madde 23 geçmişi 4842 sayılı Kanun, md. 37
      Değişikliğin gerekçesi

      - Bu madde ile Gelir Vergisi Kanununun;

      - Mükerrer 21 inci maddesi, bu maddede yer alan hükmün 22 nci maddede yeniden düzenlenmesine paralel olarak, - Yatırım indirimi istisnasını düzenleyen 6 ek maddesi, buna ilişkin düzenleme 19 uncu maddede yapıldığından, - Özel gider indirimini düzenleyen 63 üncü maddesinin birinci fıkrasının 5 numaralı bendi, mükerrer 121 inci maddede düzenlenen vergi mahsubu müessesesi nedeniyle, - 75 inci maddesinin ikinci fıkrasının 13 numaralı bendi ile mükerer 75 inci maddesi kâr paylarının vergilendirilmesine yönelik değişiklikler kapsamında, - 119 uncu maddesinin ikinci cümlesi, kurumlar vergisi ödeme sürelerinde yapılan değişiklik nedeniyle, - Mükerrer 120 nci maddesinin birinci fıkrasının son cümlesi yatırım indirimi istisnası uygulamasında yapılan değişiklik çerçevesinde, yürürlükten kaldırılmaktadır.

      Madde ile ayrıca;

      - 25.6.1992 tarih ve 3824 sayılı Kanunun 18, 19, 20, 21 ve 22 nci maddeleri, 7.11.1985 tarih ve 3238 sayılı Kanunun 12 nci maddesinin ikinci fıkrasının (h) bendi, 29.5.1986 tarih ve 3294 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi fon payı uygulamasına son verilmesi amacıyla yürürlükten kaldırılmış, - Güncelliğini kaybeden miktarlar içeren havale mektupları, posta ve telgraf havalenamelerinden damga vergisi alınmasına son verilmiş, - İrtibat büroları personelinin ücretlerini gelir vergisinden müstesna tutan 23 üncü maddenin birinci fıkrasının 14 numaralı bendi yürürlükten kaldırılmıştır.

    • Eski ifade
      İndirim hadleri:
      Değişikliğin gerekçesi

      - Bu madde ile sakatlık indirimi yeniden düzenlenmektedir. Mükerrer 121 inci madde ile özel indirim ve özel gider indiriminin değişik bir anlayışla düzenlenmesine paralel olarak, sakatlık indirimi tutarları özel indirim tutarlarından bağımsız olarak belirlenmekte, buna ek olarak maddede bazı ifade düzeltmelerine de yer verilmektedir.

    • Değişikliğin gerekçesi

      - Bu madde ile Gelir Vergisi Kanununun;

      - Mükerrer 21 inci maddesi, bu maddede yer alan hükmün 22 nci maddede yeniden düzenlenmesine paralel olarak, - Yatırım indirimi istisnasını düzenleyen 6 ek maddesi, buna ilişkin düzenleme 19 uncu maddede yapıldığından, - Özel gider indirimini düzenleyen 63 üncü maddesinin birinci fıkrasının 5 numaralı bendi, mükerrer 121 inci maddede düzenlenen vergi mahsubu müessesesi nedeniyle, - 75 inci maddesinin ikinci fıkrasının 13 numaralı bendi ile mükerer 75 inci maddesi kâr paylarının vergilendirilmesine yönelik değişiklikler kapsamında, - 119 uncu maddesinin ikinci cümlesi, kurumlar vergisi ödeme sürelerinde yapılan değişiklik nedeniyle, - Mükerrer 120 nci maddesinin birinci fıkrasının son cümlesi yatırım indirimi istisnası uygulamasında yapılan değişiklik çerçevesinde, yürürlükten kaldırılmaktadır.

      Madde ile ayrıca;

      - 25.6.1992 tarih ve 3824 sayılı Kanunun 18, 19, 20, 21 ve 22 nci maddeleri, 7.11.1985 tarih ve 3238 sayılı Kanunun 12 nci maddesinin ikinci fıkrasının (h) bendi, 29.5.1986 tarih ve 3294 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi fon payı uygulamasına son verilmesi amacıyla yürürlükten kaldırılmış, - Güncelliğini kaybeden miktarlar içeren havale mektupları, posta ve telgraf havalenamelerinden damga vergisi alınmasına son verilmiş, - İrtibat büroları personelinin ücretlerini gelir vergisinden müstesna tutan 23 üncü maddenin birinci fıkrasının 14 numaralı bendi yürürlükten kaldırılmıştır.

    • Değişikliğin gerekçesi

      - Bu madde ile Gelir Vergisi Kanununun;

      - Mükerrer 21 inci maddesi, bu maddede yer alan hükmün 22 nci maddede yeniden düzenlenmesine paralel olarak, - Yatırım indirimi istisnasını düzenleyen 6 ek maddesi, buna ilişkin düzenleme 19 uncu maddede yapıldığından, - Özel gider indirimini düzenleyen 63 üncü maddesinin birinci fıkrasının 5 numaralı bendi, mükerrer 121 inci maddede düzenlenen vergi mahsubu müessesesi nedeniyle, - 75 inci maddesinin ikinci fıkrasının 13 numaralı bendi ile mükerer 75 inci maddesi kâr paylarının vergilendirilmesine yönelik değişiklikler kapsamında, - 119 uncu maddesinin ikinci cümlesi, kurumlar vergisi ödeme sürelerinde yapılan değişiklik nedeniyle, - Mükerrer 120 nci maddesinin birinci fıkrasının son cümlesi yatırım indirimi istisnası uygulamasında yapılan değişiklik çerçevesinde, yürürlükten kaldırılmaktadır.

      Madde ile ayrıca;

      - 25.6.1992 tarih ve 3824 sayılı Kanunun 18, 19, 20, 21 ve 22 nci maddeleri, 7.11.1985 tarih ve 3238 sayılı Kanunun 12 nci maddesinin ikinci fıkrasının (h) bendi, 29.5.1986 tarih ve 3294 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi fon payı uygulamasına son verilmesi amacıyla yürürlükten kaldırılmış, - Güncelliğini kaybeden miktarlar içeren havale mektupları, posta ve telgraf havalenamelerinden damga vergisi alınmasına son verilmiş, - İrtibat büroları personelinin ücretlerini gelir vergisinden müstesna tutan 23 üncü maddenin birinci fıkrasının 14 numaralı bendi yürürlükten kaldırılmıştır.

    • Değişikliğin gerekçesi

      - Bu madde ile Gelir Vergisi Kanununun;

      - Mükerrer 21 inci maddesi, bu maddede yer alan hükmün 22 nci maddede yeniden düzenlenmesine paralel olarak, - Yatırım indirimi istisnasını düzenleyen 6 ek maddesi, buna ilişkin düzenleme 19 uncu maddede yapıldığından, - Özel gider indirimini düzenleyen 63 üncü maddesinin birinci fıkrasının 5 numaralı bendi, mükerrer 121 inci maddede düzenlenen vergi mahsubu müessesesi nedeniyle, - 75 inci maddesinin ikinci fıkrasının 13 numaralı bendi ile mükerer 75 inci maddesi kâr paylarının vergilendirilmesine yönelik değişiklikler kapsamında, - 119 uncu maddesinin ikinci cümlesi, kurumlar vergisi ödeme sürelerinde yapılan değişiklik nedeniyle, - Mükerrer 120 nci maddesinin birinci fıkrasının son cümlesi yatırım indirimi istisnası uygulamasında yapılan değişiklik çerçevesinde, yürürlükten kaldırılmaktadır.

      Madde ile ayrıca;

      - 25.6.1992 tarih ve 3824 sayılı Kanunun 18, 19, 20, 21 ve 22 nci maddeleri, 7.11.1985 tarih ve 3238 sayılı Kanunun 12 nci maddesinin ikinci fıkrasının (h) bendi, 29.5.1986 tarih ve 3294 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi fon payı uygulamasına son verilmesi amacıyla yürürlükten kaldırılmış, - Güncelliğini kaybeden miktarlar içeren havale mektupları, posta ve telgraf havalenamelerinden damga vergisi alınmasına son verilmiş, - İrtibat büroları personelinin ücretlerini gelir vergisinden müstesna tutan 23 üncü maddenin birinci fıkrasının 14 numaralı bendi yürürlükten kaldırılmıştır.

    • Değişikliğin gerekçesi

      - Bu madde ile Gelir Vergisi Kanununun;

      - Mükerrer 21 inci maddesi, bu maddede yer alan hükmün 22 nci maddede yeniden düzenlenmesine paralel olarak, - Yatırım indirimi istisnasını düzenleyen 6 ek maddesi, buna ilişkin düzenleme 19 uncu maddede yapıldığından, - Özel gider indirimini düzenleyen 63 üncü maddesinin birinci fıkrasının 5 numaralı bendi, mükerrer 121 inci maddede düzenlenen vergi mahsubu müessesesi nedeniyle, - 75 inci maddesinin ikinci fıkrasının 13 numaralı bendi ile mükerer 75 inci maddesi kâr paylarının vergilendirilmesine yönelik değişiklikler kapsamında, - 119 uncu maddesinin ikinci cümlesi, kurumlar vergisi ödeme sürelerinde yapılan değişiklik nedeniyle, - Mükerrer 120 nci maddesinin birinci fıkrasının son cümlesi yatırım indirimi istisnası uygulamasında yapılan değişiklik çerçevesinde, yürürlükten kaldırılmaktadır.

      Madde ile ayrıca;

      - 25.6.1992 tarih ve 3824 sayılı Kanunun 18, 19, 20, 21 ve 22 nci maddeleri, 7.11.1985 tarih ve 3238 sayılı Kanunun 12 nci maddesinin ikinci fıkrasının (h) bendi, 29.5.1986 tarih ve 3294 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi fon payı uygulamasına son verilmesi amacıyla yürürlükten kaldırılmış, - Güncelliğini kaybeden miktarlar içeren havale mektupları, posta ve telgraf havalenamelerinden damga vergisi alınmasına son verilmiş, - İrtibat büroları personelinin ücretlerini gelir vergisinden müstesna tutan 23 üncü maddenin birinci fıkrasının 14 numaralı bendi yürürlükten kaldırılmıştır.

    • Değişikliğin gerekçesi

      - Bu madde ile Gelir Vergisi Kanununun;

      - Mükerrer 21 inci maddesi, bu maddede yer alan hükmün 22 nci maddede yeniden düzenlenmesine paralel olarak, - Yatırım indirimi istisnasını düzenleyen 6 ek maddesi, buna ilişkin düzenleme 19 uncu maddede yapıldığından, - Özel gider indirimini düzenleyen 63 üncü maddesinin birinci fıkrasının 5 numaralı bendi, mükerrer 121 inci maddede düzenlenen vergi mahsubu müessesesi nedeniyle, - 75 inci maddesinin ikinci fıkrasının 13 numaralı bendi ile mükerer 75 inci maddesi kâr paylarının vergilendirilmesine yönelik değişiklikler kapsamında, - 119 uncu maddesinin ikinci cümlesi, kurumlar vergisi ödeme sürelerinde yapılan değişiklik nedeniyle, - Mükerrer 120 nci maddesinin birinci fıkrasının son cümlesi yatırım indirimi istisnası uygulamasında yapılan değişiklik çerçevesinde, yürürlükten kaldırılmaktadır.

      Madde ile ayrıca;

      - 25.6.1992 tarih ve 3824 sayılı Kanunun 18, 19, 20, 21 ve 22 nci maddeleri, 7.11.1985 tarih ve 3238 sayılı Kanunun 12 nci maddesinin ikinci fıkrasının (h) bendi, 29.5.1986 tarih ve 3294 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi fon payı uygulamasına son verilmesi amacıyla yürürlükten kaldırılmış, - Güncelliğini kaybeden miktarlar içeren havale mektupları, posta ve telgraf havalenamelerinden damga vergisi alınmasına son verilmiş, - İrtibat büroları personelinin ücretlerini gelir vergisinden müstesna tutan 23 üncü maddenin birinci fıkrasının 14 numaralı bendi yürürlükten kaldırılmıştır.

    • Değişikliğin gerekçesi

      - Bu madde ile Gelir Vergisi Kanununun;

      - Mükerrer 21 inci maddesi, bu maddede yer alan hükmün 22 nci maddede yeniden düzenlenmesine paralel olarak, - Yatırım indirimi istisnasını düzenleyen 6 ek maddesi, buna ilişkin düzenleme 19 uncu maddede yapıldığından, - Özel gider indirimini düzenleyen 63 üncü maddesinin birinci fıkrasının 5 numaralı bendi, mükerrer 121 inci maddede düzenlenen vergi mahsubu müessesesi nedeniyle, - 75 inci maddesinin ikinci fıkrasının 13 numaralı bendi ile mükerer 75 inci maddesi kâr paylarının vergilendirilmesine yönelik değişiklikler kapsamında, - 119 uncu maddesinin ikinci cümlesi, kurumlar vergisi ödeme sürelerinde yapılan değişiklik nedeniyle, - Mükerrer 120 nci maddesinin birinci fıkrasının son cümlesi yatırım indirimi istisnası uygulamasında yapılan değişiklik çerçevesinde, yürürlükten kaldırılmaktadır.

      Madde ile ayrıca;

      - 25.6.1992 tarih ve 3824 sayılı Kanunun 18, 19, 20, 21 ve 22 nci maddeleri, 7.11.1985 tarih ve 3238 sayılı Kanunun 12 nci maddesinin ikinci fıkrasının (h) bendi, 29.5.1986 tarih ve 3294 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi fon payı uygulamasına son verilmesi amacıyla yürürlükten kaldırılmış, - Güncelliğini kaybeden miktarlar içeren havale mektupları, posta ve telgraf havalenamelerinden damga vergisi alınmasına son verilmiş, - İrtibat büroları personelinin ücretlerini gelir vergisinden müstesna tutan 23 üncü maddenin birinci fıkrasının 14 numaralı bendi yürürlükten kaldırılmıştır.

    • Değişikliğin gerekçesi

      - Bu madde ile yapılan düzenlemeyle diş protezciliğinden elde edilen kazançlar ticarî kazanç olarak tanımlanmaktadır.

      Diş protezciliği faaliyeti esas olarak şahsi mesai, ilmi veya meslekî bilgiye dayanan ve uzmanlık gerektiren bir faaliyet olmayıp, daha çok sermaye unsuruna dayanmakta, yapılan işte kullanılan ham ve yardımcı maddeler, el emeği ile diş protezine dönüştürülmektedir. Dolayısıyla yapılan faaliyet esas olarak imalat faaliyeti niteliğinde olduğundan, ticarî kazanç hükümlerine göre vergilendirilmesi gerekmektedir. Yapılan düzenleme ile bu durum sağlanmakta, bu kazançların niteliğine uygun bir vergleme sistemi getirilmektedir.

    • Değişikliğin gerekçesi

      - Altın ticareti ile iştigal edenlerin has altın değerindeki farkların vergiye tâbi olması, sermaye ile finanse edilen has altın miktarının erimesine yol açmakta ve özellikle uluslararası rekabette altın ihracatının gelişmesini engellediği gibi sistemin kurumsallaştırılmasını da güçleştirmektedir. Bu açıdan sözkonusu değer artışlarının özel fon hesabına alınması suretiyle vergi dışında bırakılması, buna karşılık gerçek katma değerin de vergilenmesi amaçlanmıştır.

      Vergi Barışı Kanunu ile kıymetli maden ve ziynet eşyasının kayıtlara alınmasının sağlanması bakımından da has altınla ilgili fiktif kazançların vergi dışında tutulması önem taşımaktadır.

    • Yürürlükten kaldırıldı Madde 63 geçmişi 4842 sayılı Kanun, md. 37
      Değişikliğin gerekçesi

      - Bu madde ile Gelir Vergisi Kanununun;

      - Mükerrer 21 inci maddesi, bu maddede yer alan hükmün 22 nci maddede yeniden düzenlenmesine paralel olarak, - Yatırım indirimi istisnasını düzenleyen 6 ek maddesi, buna ilişkin düzenleme 19 uncu maddede yapıldığından, - Özel gider indirimini düzenleyen 63 üncü maddesinin birinci fıkrasının 5 numaralı bendi, mükerrer 121 inci maddede düzenlenen vergi mahsubu müessesesi nedeniyle, - 75 inci maddesinin ikinci fıkrasının 13 numaralı bendi ile mükerer 75 inci maddesi kâr paylarının vergilendirilmesine yönelik değişiklikler kapsamında, - 119 uncu maddesinin ikinci cümlesi, kurumlar vergisi ödeme sürelerinde yapılan değişiklik nedeniyle, - Mükerrer 120 nci maddesinin birinci fıkrasının son cümlesi yatırım indirimi istisnası uygulamasında yapılan değişiklik çerçevesinde, yürürlükten kaldırılmaktadır.

      Madde ile ayrıca;

      - 25.6.1992 tarih ve 3824 sayılı Kanunun 18, 19, 20, 21 ve 22 nci maddeleri, 7.11.1985 tarih ve 3238 sayılı Kanunun 12 nci maddesinin ikinci fıkrasının (h) bendi, 29.5.1986 tarih ve 3294 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi fon payı uygulamasına son verilmesi amacıyla yürürlükten kaldırılmış, - Güncelliğini kaybeden miktarlar içeren havale mektupları, posta ve telgraf havalenamelerinden damga vergisi alınmasına son verilmiş, - İrtibat büroları personelinin ücretlerini gelir vergisinden müstesna tutan 23 üncü maddenin birinci fıkrasının 14 numaralı bendi yürürlükten kaldırılmıştır.

    • Değişikliğin gerekçesi

      - Bu madde ile 4 üncü maddede yapılan düzenlemeye paralel bir düzenleme yapılmaktadır.

    • Değişikliğin gerekçesi

      - Bu madde ile kâr payı vergilemesinde yapılan değişikliklere paralel düzenleme yapılmakta, fon payının kaldırılması nedeniyle de bu kavram maddeden çıkartılmaktadır.

    • Yürürlükten kaldırıldı Madde 75 geçmişi 4842 sayılı Kanun, md. 37
      Değişikliğin gerekçesi

      - Bu madde ile Gelir Vergisi Kanununun;

      - Mükerrer 21 inci maddesi, bu maddede yer alan hükmün 22 nci maddede yeniden düzenlenmesine paralel olarak, - Yatırım indirimi istisnasını düzenleyen 6 ek maddesi, buna ilişkin düzenleme 19 uncu maddede yapıldığından, - Özel gider indirimini düzenleyen 63 üncü maddesinin birinci fıkrasının 5 numaralı bendi, mükerrer 121 inci maddede düzenlenen vergi mahsubu müessesesi nedeniyle, - 75 inci maddesinin ikinci fıkrasının 13 numaralı bendi ile mükerer 75 inci maddesi kâr paylarının vergilendirilmesine yönelik değişiklikler kapsamında, - 119 uncu maddesinin ikinci cümlesi, kurumlar vergisi ödeme sürelerinde yapılan değişiklik nedeniyle, - Mükerrer 120 nci maddesinin birinci fıkrasının son cümlesi yatırım indirimi istisnası uygulamasında yapılan değişiklik çerçevesinde, yürürlükten kaldırılmaktadır.

      Madde ile ayrıca;

      - 25.6.1992 tarih ve 3824 sayılı Kanunun 18, 19, 20, 21 ve 22 nci maddeleri, 7.11.1985 tarih ve 3238 sayılı Kanunun 12 nci maddesinin ikinci fıkrasının (h) bendi, 29.5.1986 tarih ve 3294 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi fon payı uygulamasına son verilmesi amacıyla yürürlükten kaldırılmış, - Güncelliğini kaybeden miktarlar içeren havale mektupları, posta ve telgraf havalenamelerinden damga vergisi alınmasına son verilmiş, - İrtibat büroları personelinin ücretlerini gelir vergisinden müstesna tutan 23 üncü maddenin birinci fıkrasının 14 numaralı bendi yürürlükten kaldırılmıştır.

    • Değişikliğin gerekçesi

      - Bu madde ile Gelir Vergisi Kanununun;

      - Mükerrer 21 inci maddesi, bu maddede yer alan hükmün 22 nci maddede yeniden düzenlenmesine paralel olarak, - Yatırım indirimi istisnasını düzenleyen 6 ek maddesi, buna ilişkin düzenleme 19 uncu maddede yapıldığından, - Özel gider indirimini düzenleyen 63 üncü maddesinin birinci fıkrasının 5 numaralı bendi, mükerrer 121 inci maddede düzenlenen vergi mahsubu müessesesi nedeniyle, - 75 inci maddesinin ikinci fıkrasının 13 numaralı bendi ile mükerer 75 inci maddesi kâr paylarının vergilendirilmesine yönelik değişiklikler kapsamında, - 119 uncu maddesinin ikinci cümlesi, kurumlar vergisi ödeme sürelerinde yapılan değişiklik nedeniyle, - Mükerrer 120 nci maddesinin birinci fıkrasının son cümlesi yatırım indirimi istisnası uygulamasında yapılan değişiklik çerçevesinde, yürürlükten kaldırılmaktadır.

      Madde ile ayrıca;

      - 25.6.1992 tarih ve 3824 sayılı Kanunun 18, 19, 20, 21 ve 22 nci maddeleri, 7.11.1985 tarih ve 3238 sayılı Kanunun 12 nci maddesinin ikinci fıkrasının (h) bendi, 29.5.1986 tarih ve 3294 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi fon payı uygulamasına son verilmesi amacıyla yürürlükten kaldırılmış, - Güncelliğini kaybeden miktarlar içeren havale mektupları, posta ve telgraf havalenamelerinden damga vergisi alınmasına son verilmiş, - İrtibat büroları personelinin ücretlerini gelir vergisinden müstesna tutan 23 üncü maddenin birinci fıkrasının 14 numaralı bendi yürürlükten kaldırılmıştır.

    • Değişikliğin gerekçesi

      - Gelir vergisine tâbi gelirlerin yıllık beyanname ile beyan edilip edilmeyeceğine ilişkin 86 ncı madde hükmü farklı bir anlayışla yeniden düzenlenmektedir. Yapılan düzenlemeyi aşağıdaki şekilde özetlemek mümkündür.

      Tam mükellefiyette;

      - Gerçek usulde vergilendirilmeyen ziraî kazançlar, tek işverenden alınmış ve tevkif suretiyle vergilendirilmiş ücretler, 75 inci maddenin 15 numaralı bendinde yazılı menkul sermaye iratları, kazanç ve iratların istisna hadleri içinde kalan kısmı, tutarı ne olursa olsun beyan edilmeyecek gelirler olarak belirlenmektedir.

      - Beyan edilmeyecek gelirler dışında kalan vergiye tâbi gelirin belirli bir tutarı aşması halinde tevkifata tâbi tutulmuş olsun olmasın bütün kaynaklardan elde edilen vergiye tâbi gelirler yıllık beyanname ile beyan edilecektir.

      - Beyan edilmeyecek gelirler dışında kalan vergiye tâbi gelirin belirli bir tutarı aşmaması halinde ise Türkiye’de tevkifata tâbi tutulmuş olan, birden fazla işverenden elde edilen ücretler, gayrimenkul sermaye iratları, menkul sermaye iratları yıllık beyanname ile beyan edilmeyecektir.

      - Beyana tâbi gelirin sadece ücretlerden oluştuğu durumda, toplam ücret tutarı beyan sınırını geçse dahi, birinci işverenden sonraki işverenlerden alınan ücret tutarının belli bir tutarı geçmemesi halinde beyanname verilmeyecektir.

      - Stopaja tâbi olmayan ve tutarı ne olursa olsun beyan edilmesi gereken menkul ve gayrimenkul sermaye iratlarının beyanı, belirli bir tutarı geçmesi koşuluna bağlanmaktadır. Bu düzenlemeyle, çok küçük gelirler için beyanname verilmesi zorunluluğu kaldırılmakta, mükellef ve vergi dairesi gereksiz ve verimsiz işlerden kurtarılmaktadır.

      Dar mükellefiyette, tamamı Türkiye’de tevkif suretiyle vergilendirilmiş olan ücretler, serbest meslek kazançları, menkul ve gayrimenkul sermaye iratları ile diğer kazanç ve iratlar yıllık beyanname ile beyan edilmeyecektir.

    • Değiştirildi Madde 92 geçmişi (birinci fıkra) 4842 sayılı Kanun, md. 11
      Değişikliğin gerekçesi

      - Halen yürürlükte olan düzenlemeye göre, mükellefler sadece kira gelirlerinin olması halinde bu gelire ilişkin beyannamelerini Ocak ayı içinde, kira gelirinin yanı sıra başkaca gelirlerinin olması halinde ise Mart ayı içinde vermektedirler. Beyan edilecek gelirin sadece kira geliri olup olmayacağı hususunda mükelleflerin daha fazla zamana ihtiyaç duymaları dikkate alınarak, beyana tâbi gelirin sadece kira gelirlerinden oluşması halinde de beyannamenin Mart ayında verilmesine ilişkin düzenleme yapılmaktadır.

    • Değişikliğin gerekçesi

      - Tasarının 2 nci maddesiyle, Gelir Vergisi Kanununun 22 nci maddesinde yapılması öngörülen düzenlemeyle, tam mükellef kurumlardan kâr payı elde eden gerçek kişilerin bu kâr paylarını beyan etmeleri sırasında, elde edilen kâr payının yarısı vergi dışı bırakılmakta ve elde edilen kâr payının beyan edilmesi halinde, istisna edilen kısım dahil bu kâr payları üzerinden yapılan vergi tevkifatının tam mahsubuna da imkân sağlanmak suretiyle, kâr payı üzerindeki vergi yükünün % 50’nin altına düşürülmesi hedeflenmektedir.

      Kâr paylarının vergilendirilmesine yönelik olarak yapılan düzenlemeler kapsamında, Gelir Vergisi Kanununun kâr paylarının dağıtım sırasında tevkifat yapılmasını öngören 94 üncü maddesinin birinci fıkrasının 6 numaralı bendinin (b) alt bendi de yeniden düzenlenmektedir.

      Tasarının bu maddesinde yapılan düzenlemede, tam mükellef kurumlardan kâr payı alan tam ve dar mükellef gerçek kişilere bu kârın dağıtılması sırasında kurum bünyesinde tevkifat yapılması öngörülmektedir. Kâr payı elde edenin kurumlar vergisi mükellefi olmaması veya bu vergiden muaf olmasının tevkifat açısından bir önemi bulunmamaktadır.

      Bilindiği üzere, mevcut düzenlemede Gelir Vergisi Kanununun 94 üncü maddesinin 6-b bendine göre yapılan tevkifat;

      - Kâr payı üzerinden yapılan tevkifatlar, - İstisna kazançlar üzerinden yapılan tevkifatlar, - Dar mükellef kurumların dağıtılabilir kazançları üzerinden dağıtılsın dağıtılmasın yapılan tevkifatlar, olmak üzere üç grup halinde düzenlenmiştir.

      Maddenin yeni önerilen şeklinde ise, kurumların istisna kazançları ile normal kazançları ayrımına son verilerek, istisna olsun olmasın kâr dağıtımı aşamasında tevkifat yapılması öngörülmekte, ayrıca halka açık şirketlerle halka açık olmayan şirketler arasındaki ayrım kaldırılarak tevkifat oranının her iki tür şirket için aynı olması öngörülmektedir. Aynı şekilde dar mükellef kurumların kazançları üzerinden dağıtılsın dağıtılmasın yapılan tevkifat, önerilen maddede şube kârının merkeze aktarılması aşamasına bırakılmaktadır.

      Kâr payı vergilemesinde öngörülen yeni sistemin bir sonucu olarak vergi alacağı uygulamasına son verilmekte ve vergi tevkifatının tamamının mahsubu öngörülmektedir.

    • Değişikliğin gerekçesi

      - Gelirin sadece kira gelirinden oluşması halinde Ocak ayında beyanname verilmesi uygulamasının kaldırılmasına yönelik değişiklik nedeniyle ödeme takvimi yeniden belirlenmekte, ayrıca yıllık beyanname üzerinden hesaplanan verginin üç taksit yerine iki taksitte ödenmesi esası getirilmektedir.

    • Değişikliğin gerekçesi

      - Bu madde ile Gelir Vergisi Kanununun mükerrer 123 üncü maddesi yeniden düzenlenmektedir.

      Yapılan düzenlemede Gelir Vergisi Kanununun 21, 23/8, 47 ve 48 inci maddelerinde yer alan maktu had ve tutarlar, 1.1.2003 tarihi itibariyle geçerli olan had ve tutarlarına yükseltilmektedir.

      Yeniden düzenlenen ikinci fıkra hükmü ile Gelir Vergisi Kanununun 19, 21, 23/8, 31, 47, 48, mükerrer 80, 82 ve 86 ncı maddeleri ile mükerrer 121 inci maddesinde yer alan maktu had ve tutarların, her yıl bir önceki yıla ilişkin olarak Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre belirlenen yeniden değerleme oranında artırılmak suretiyle uygulanması esası getirilmiştir. Bakanlar Kuruluna bu şekilde belirlenen hadleri yarısına kadar artırma veya indirme konusunda yetki tanıyan düzenleme kaldırılmaktadır. Böylece Kanunda yer alan maktu hadlerin herhangi bir işleme bağlı olmaksızın günün ekonomik koşullarına uygun hale getirilmesi sağlanmıştır.

      Ayrıca maddenin üçüncü fıkrasında yapılan düzenleme ile, ikinci fıkrada yer alan düzenlemenin 103 üncü maddede yer verilen vergi tarifesinin ilk gelir dilim tutarı hakkında da uygulanması sağlanmıştır.

    • Değişikliğin gerekçesi

      - Bu madde ile Gelir Vergisi Kanununa dört geçici madde eklenmektedir.

    • Değişikliğin gerekçesi

      - Bu madde ile Gelir Vergisi Kanununa dört geçici madde eklenmektedir.

    • Değişikliğin gerekçesi

      - Bu madde ile Gelir Vergisi Kanununa dört geçici madde eklenmektedir.

    • Değişikliğin gerekçesi

      - Bu madde ile Gelir Vergisi Kanununa dört geçici madde eklenmektedir.

    • Bu maddede yer alan 9/4/2003 tarihli ve 4842 sayılı Kanunun 3 üncü maddesiyle getirilen sakatlık indirim tutarları aynen bırakılmış olup, 31/12/2025 tarihli ve 33124 (5. Mükerrer) sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Hazine ve Maliye Bakanlığının (Gelir İdaresi Başkanlığı) Seri No: 332 Gelir Vergisi Genel Tebliği ile 2026 takvim yılında uygulanmak üzere getirilen miktar metne parantez içinde siyah puntolarla işlenmiştir. Daha önce yapılan değişiklikler için, Kanunun sonundaki "ÇEŞİTLİ MEVZUAT İLE YAPILAN DEĞİŞİKLİKLER CETVELİ"ne bakınız.

      Değişikliğin gerekçesi

      - Bu madde ile sakatlık indirimi yeniden düzenlenmektedir. Mükerrer 121 inci madde ile özel indirim ve özel gider indiriminin değişik bir anlayışla düzenlenmesine paralel olarak, sakatlık indirimi tutarları özel indirim tutarlarından bağımsız olarak belirlenmekte, buna ek olarak maddede bazı ifade düzeltmelerine de yer verilmektedir.

    • Yürürlükten kaldırıldı Genel 4842 sayılı Kanun, md. 37

      Sekizinci Bölüm, başlığı ile birlikte; 9/4/2003 tarihli ve 4842 sayılı Kanunun 37 nci maddesi ile yürürlükten kaldırılmıştır.

      Değişikliğin gerekçesi

      - Bu madde ile Gelir Vergisi Kanununun;

      - Mükerrer 21 inci maddesi, bu maddede yer alan hükmün 22 nci maddede yeniden düzenlenmesine paralel olarak, - Yatırım indirimi istisnasını düzenleyen 6 ek maddesi, buna ilişkin düzenleme 19 uncu maddede yapıldığından, - Özel gider indirimini düzenleyen 63 üncü maddesinin birinci fıkrasının 5 numaralı bendi, mükerrer 121 inci maddede düzenlenen vergi mahsubu müessesesi nedeniyle, - 75 inci maddesinin ikinci fıkrasının 13 numaralı bendi ile mükerer 75 inci maddesi kâr paylarının vergilendirilmesine yönelik değişiklikler kapsamında, - 119 uncu maddesinin ikinci cümlesi, kurumlar vergisi ödeme sürelerinde yapılan değişiklik nedeniyle, - Mükerrer 120 nci maddesinin birinci fıkrasının son cümlesi yatırım indirimi istisnası uygulamasında yapılan değişiklik çerçevesinde, yürürlükten kaldırılmaktadır.

      Madde ile ayrıca;

      - 25.6.1992 tarih ve 3824 sayılı Kanunun 18, 19, 20, 21 ve 22 nci maddeleri, 7.11.1985 tarih ve 3238 sayılı Kanunun 12 nci maddesinin ikinci fıkrasının (h) bendi, 29.5.1986 tarih ve 3294 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi fon payı uygulamasına son verilmesi amacıyla yürürlükten kaldırılmış, - Güncelliğini kaybeden miktarlar içeren havale mektupları, posta ve telgraf havalenamelerinden damga vergisi alınmasına son verilmiş, - İrtibat büroları personelinin ücretlerini gelir vergisinden müstesna tutan 23 üncü maddenin birinci fıkrasının 14 numaralı bendi yürürlükten kaldırılmıştır.

  68. 16 Ocak 2003

  69. 7 Ocak 2003

    • Değiştirildi Madde 1 geçmişi 4783 sayılı Kanun, md. 1
    • Değiştirildi Madde 2 geçmişi 4783 sayılı Kanun, md. 2
    • Değiştirildi Madde 80 geçmişi 4783 sayılı Kanun, md. 3
    • Değiştirildi Mükerrer Madde 80 geçmişi 4783 sayılı Kanun, md. 4
    • Değiştirildi Madde 81 geçmişi 4783 sayılı Kanun, md. 3
    • Değiştirildi Mükerrer Madde 81 geçmişi 4783 sayılı Kanun, md. 3
    • Değiştirildi Madde 82 geçmişi 4783 sayılı Kanun, md. 7
    • Diğer Madde 82 geçmişi 4783 sayılı Kanun, md. 7

      Bu fıkrada yer alan 7/1/2003 tarihli ve 4783 sayılı Kanunun 7 nci maddesiyle getirilen arızi kazançlara ilişkin istisna tutarı aynen bırakılmış olup, daha sonra 31/12/2025 tarihli ve 33124 (5. Mükerrer) sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Hazine ve Maliye Bakanlığının (Gelir İdaresi Başkanlığı) Seri No: 332 Gelir Vergisi Genel Tebliği ile 2026 takvim yılında uygulanmak üzere getirilen miktar metne parantez içinde siyah puntolarla işlenmiştir. Daha önce yapılan değişiklikler için, Kanunun sonundaki "ÇEŞİTLİ MEVZUAT İLE YAPILAN DEĞİŞİKLİKLER CETVELİ"ne bakınız.

  70. 12 Haziran 2002

    • Eklendi Madde 94 geçmişi 4761 sayılı Kanun, md. 2
      Değişikliğin gerekçesi

      – Gelir Vergisi Kanununun 94 üncü maddesinin beşinci fıkrasında yapılan değişiklik ve maddeye eklenen bir fıkra ile; Bakanlar Kuruluna Sermaye Piyasası Kanununa göre kurulan aracı kurumlar arasındaki borsa para piyasasında yatırılan paralara ödenen faizler için farklı stopaj oranı belirleme, Maliye Bakanlığına da vergiye tâbi işlemlere taraf veya aracı olanları, verginin ödenmesinden sorumlu tutma yetkisi verilmektedir.

    • Eklendi Geçici Madde 60 geçmişi 4761 sayılı Kanun, md. 3
      Değişikliğin gerekçesi

      – Şirketlerin sermaye yapılarının güçlendirilmesi ve bu kapsamda ortakların mal varlıklarını mevcut veya yeni kurulacak şirketlere sermaye olarak koymasını teşvik açısından, sermaye olarak konulan değerlerden hareketle bir vergi incelemesi yapılmayacağı hükme bağlanmaktadır.

      Madde hükmünden yararlanabilmek için, sermaye olarak konan varlıkların 31.12.2002 tarihine kadar fiilen şirket aktifine girmesi, şirket kuruluş veya sermaye artırımı işlemlerinin yine bu tarihe kadar tamamlanması gerekir.

      Bu suretle bireylerin mal varlıklarını herhangi bir inceleme, soruşturma ve kovuşturma kaygısı duymaksızın sermaye şirketlerine sermaye olarak koymaları ve bu kaynakların ülkemiz ekonomisine katkı sağlayacak şekilde ekonomik olarak daha verimli bir şekilde değerlendirilmesi amaçlanmaktadır.

  71. 15 Mayıs 2002

  72. 10 Kasım 2001

  73. 26 Ağustos 2001

  74. 28 Haziran 2001

    • Değişikliğin gerekçesi

      - Yapılan düzenleme ile Gelir Vergisi Kanununun ücretlerde istisnaları düzenleyen 23 üncü maddesinin 11 numaralı bendinde genel, katma ve özel bütçelerden ödenenler dahil, kanunla kurulan emekli sandıkları tarafından ödenen emekli, maluliyet, dul ve yetim aylıklarına sağlanan istisna korunmuş; tamamen gönüllü katılımın esas olduğu ve aralarında “hizmet, çalışan ve işveren” ilişkisi bulunmayan kişi ve kuruluşların oluşturduğu sigorta sistemi ile yardım sandıklarından elde edilen aylık ve benzeri gelirlere sağlanan istisna ise söz konusu gelir unsurlarının “ücret” mahiyeti arz etmemesi sebebiyle maddeden çıkarılmıştır.

    • Değişikliğin gerekçesi

      - Yapılan düzenleme ile ücretin gerçek safi değerinin tespitinde kanunla kurulmuş emekli sandıklarına ödenen aidat ve primlerinin herhangi bir sınır olmaksızın indirilebilmesine imkân sağlandığı gibi; ücretlinin kendisi, eşi ve küçük çocukları için merkezi Türkiye’de bulunan ve Türkiye’de kain sigorta şirketlerine ödediği şahıs sigorta primleri, tüzel kişiliği haiz emekli sandıkları ve yardım sandıklarına ödediği aidat ve primler ile bireysel emeklilik sistemine gerek işverenin gerekse ücretlinin ödediği katkı tutarlarının da aylık ücretin % 10’unu ve asgari ücretin yıllık tutarının yarısını aşmaması koşuluyla indirimine imkân sağlanmıştır.

    • Değişikliğin gerekçesi

      - Yapılan düzenleme ile ücretin gerçek safi değerinin tespitinde kanunla kurulmuş emekli sandıklarına ödenen aidat ve primlerinin herhangi bir sınır olmaksızın indirilebilmesine imkân sağlandığı gibi; ücretlinin kendisi, eşi ve küçük çocukları için merkezi Türkiye’de bulunan ve Türkiye’de kain sigorta şirketlerine ödediği şahıs sigorta primleri, tüzel kişiliği haiz emekli sandıkları ve yardım sandıklarına ödediği aidat ve primler ile bireysel emeklilik sistemine gerek işverenin gerekse ücretlinin ödediği katkı tutarlarının da aylık ücretin % 10’unu ve asgari ücretin yıllık tutarının yarısını aşmaması koşuluyla indirimine imkân sağlanmıştır.

    • Değişikliğin gerekçesi

      - Gelir Vergisi Kanununun 75 inci maddesine eklenen hüküm ile iradi katılımın esas olduğu ve prim, aidat ve katkı payı gibi ödemelerle nakdi sermayenin oluşturulduğu sigorta ve sandık sistemlerinden elde edilen tutarların, daha önce vergilendirilmemiş prim, aidat ve katkı payına isabet eden kısmı ile prim, aidat ve katkı payı toplamını aşan kısmı menkul sermaye iradı olarak tanımlanmış ve bu suretle söz konusu gelirlerin vergilendirme rejimi basit ve yalın hale getirilmiştir. Yapılan düzenlemeye göre, toplam 5 milyar TL prim, aidat veya katkı payı ödeyen ve bu tutarın 2 milyar TL’sını vergi matrahından indiren bir iştirakçinin herhangi bir şekilde sistemden ayrılması sonucunda 20 milyar TL elde ettiği düşünüldüğünde;

      vergilendirilecek menkul sermaye iradı tutarı, vergi matrahından indirilen prim, aidat, katkı tutarı (2 milyar TL) + ödemenin toplam prim, aidat ve katkı tutarını aşan kısmı (15 milyar TL) = 17 milyar TL olacaktır.

      Ayrıca, yapılan düzenlemede 10 yıl süre ile prim veya aidat ödemiş olanlara, bireysel emeklilik hakkı kazananlara, vefat, maluliyet veya tasfiye gibi zorunlu nedenlerle ayrılanlara yapılan ödemeler ile, 10 yıl süreyle prim veya aidat ödemeden ayrılanlara ve bireysel emeklilik hakkı kazanmadan ayrılanlara yapılan ödemeler, vergi oranlarının farklılaştırılması amacıyla ayrılmış ve bu şekilde sigorta ve sandık sisteminde daha uzun süreyle kalmak teşvik edilmiştir.

    • Değişikliğin gerekçesi

      - Gelir Vergisi Kanununun 75 inci maddesinde yapılan değişiklik çerçevesinde menkul sermaye iradı olarak vergilendirilecek ödemeler üzerinden ödemenin mahiyetine göre farklı oranlarda vergi tevkifatı yapılmasını sağlamaya yönelik düzenleme yapılmaktadır.

      Öte yandan Gelir Vergisi Kanununun 94 üncü maddesinin birinci fıkrasının 6 numaralı bendinin (b/ii) alt bendinde yapılan değişiklik, aynı sonucu yaratacak şekilde farklı yorum ve tereddütleri ortadan kaldırmak amacıyla düzenlemenin yeniden yazılmasından ibarettir. Yatırımı indirimi ötedenberi istisna olarak kabul edilmekte ve uygulanmakta 4369 sayılı Kanunun gerekçesinde de yatırım indiriminin bu niteliği açıkça belirtilmiş olmakla birlikte, uygulamada ortaya çıkan tereddütlerin giderilmesi ve karmaşaya yol açılmaması amaçlanarak, vergi uygulamalarında yatırım indiriminin istisna niteliğinde olduğu ve bu istisnadan yararlanan kazançlar üzerinden, bu kazançların dağıtılıp dağıtılmadığına bakılmaksızın stopaj yapılması gerektiği hiçbir tereddüde yer vermeyecek şekilde açıklığa kavuşturulmaktadır.

    • Değişikliğin gerekçesi

      - Gelir Vergisi Kanununun 75 inci maddesinde yapılan değişiklik çerçevesinde menkul sermaye iradı olarak vergilendirilecek ödemeler üzerinden ödemenin mahiyetine göre farklı oranlarda vergi tevkifatı yapılmasını sağlamaya yönelik düzenleme yapılmaktadır.

      Öte yandan Gelir Vergisi Kanununun 94 üncü maddesinin birinci fıkrasının 6 numaralı bendinin (b/ii) alt bendinde yapılan değişiklik, aynı sonucu yaratacak şekilde farklı yorum ve tereddütleri ortadan kaldırmak amacıyla düzenlemenin yeniden yazılmasından ibarettir. Yatırımı indirimi ötedenberi istisna olarak kabul edilmekte ve uygulanmakta 4369 sayılı Kanunun gerekçesinde de yatırım indiriminin bu niteliği açıkça belirtilmiş olmakla birlikte, uygulamada ortaya çıkan tereddütlerin giderilmesi ve karmaşaya yol açılmaması amaçlanarak, vergi uygulamalarında yatırım indiriminin istisna niteliğinde olduğu ve bu istisnadan yararlanan kazançlar üzerinden, bu kazançların dağıtılıp dağıtılmadığına bakılmaksızın stopaj yapılması gerektiği hiçbir tereddüde yer vermeyecek şekilde açıklığa kavuşturulmaktadır.

  75. 23 Kasım 2000

  76. 11 Ağustos 1999

    • Yürürlükten kaldırıldı Madde 9 geçmişi (üçüncü fıkra) 4444 sayılı Kanun, md. 14
      Değişikliğin gerekçesi

      – A) 1. Esnaf muaflığından yararlanabilmek için belediyeden Esnaf Muaflığı Belgesi alma zorunluluğu kaldırılmaktadır.

      2. Ödeme kaydedici cihaz kullanan mükelleflerin basit usulde yararlanmasına imkân tanınmaktadır.

      B) 213 sayılı Kanunun uzlaşmaya ilişkin hükümlerinde yapılan değişikliğe paralel olarak 344 üncü maddenin son fıkrası kaldırılmakta, 368 inci maddenin son fıkrasının yürürlükten kaldırılmasıyla da dava konusu yapılan vergi cezasına gecikme faizi uygulamasından vazgeçilmektedir.

      C) Esnaf Muaflığı belgesi kaldırıldığından, belge alınması sırasında ödenmesi gereken harcı düzenleyen hükümler de kaldırılmaktadır.

      D) 4369 sayılı Kanun ile telif ücretlerinin vergilendirilmesi ile ilgili olarak yapılan düzenleme yürürlükten kaldırılmaktadır.

      Yapılan değişiklikle bu kazançların tutarı ne olursa olsun tevkifat yoluyla nihai olarak vergilendirilmesi öngörülmektedir.

      E) 4393 sayılı Kanunun 69 uncu maddesinin h fıkrasındaki düzenlemeye Kurumlar Vergisi Kanununun geçici 28 inci maddesinde yer verildiğinden bu fıkra kaldırılmaktadır.

    • Yürürlükten kaldırıldı Madde 9 geçmişi (hükümler) 4444 sayılı Kanun, md. 14
      Değişikliğin gerekçesi

      – A) 1. Esnaf muaflığından yararlanabilmek için belediyeden Esnaf Muaflığı Belgesi alma zorunluluğu kaldırılmaktadır.

      2. Ödeme kaydedici cihaz kullanan mükelleflerin basit usulde yararlanmasına imkân tanınmaktadır.

      B) 213 sayılı Kanunun uzlaşmaya ilişkin hükümlerinde yapılan değişikliğe paralel olarak 344 üncü maddenin son fıkrası kaldırılmakta, 368 inci maddenin son fıkrasının yürürlükten kaldırılmasıyla da dava konusu yapılan vergi cezasına gecikme faizi uygulamasından vazgeçilmektedir.

      C) Esnaf Muaflığı belgesi kaldırıldığından, belge alınması sırasında ödenmesi gereken harcı düzenleyen hükümler de kaldırılmaktadır.

      D) 4369 sayılı Kanun ile telif ücretlerinin vergilendirilmesi ile ilgili olarak yapılan düzenleme yürürlükten kaldırılmaktadır.

      Yapılan değişiklikle bu kazançların tutarı ne olursa olsun tevkifat yoluyla nihai olarak vergilendirilmesi öngörülmektedir.

      E) 4393 sayılı Kanunun 69 uncu maddesinin h fıkrasındaki düzenlemeye Kurumlar Vergisi Kanununun geçici 28 inci maddesinde yer verildiğinden bu fıkra kaldırılmaktadır.

    • Değiştirildi Madde 18 geçmişi (birinci fıkra) 4444 sayılı Kanun, md. 4
    • Yürürlükten kaldırıldı Madde 51 geçmişi 4444 sayılı Kanun, md. 14
      Değişikliğin gerekçesi

      – A) 1. Esnaf muaflığından yararlanabilmek için belediyeden Esnaf Muaflığı Belgesi alma zorunluluğu kaldırılmaktadır.

      2. Ödeme kaydedici cihaz kullanan mükelleflerin basit usulde yararlanmasına imkân tanınmaktadır.

      B) 213 sayılı Kanunun uzlaşmaya ilişkin hükümlerinde yapılan değişikliğe paralel olarak 344 üncü maddenin son fıkrası kaldırılmakta, 368 inci maddenin son fıkrasının yürürlükten kaldırılmasıyla da dava konusu yapılan vergi cezasına gecikme faizi uygulamasından vazgeçilmektedir.

      C) Esnaf Muaflığı belgesi kaldırıldığından, belge alınması sırasında ödenmesi gereken harcı düzenleyen hükümler de kaldırılmaktadır.

      D) 4369 sayılı Kanun ile telif ücretlerinin vergilendirilmesi ile ilgili olarak yapılan düzenleme yürürlükten kaldırılmaktadır.

      Yapılan değişiklikle bu kazançların tutarı ne olursa olsun tevkifat yoluyla nihai olarak vergilendirilmesi öngörülmektedir.

      E) 4393 sayılı Kanunun 69 uncu maddesinin h fıkrasındaki düzenlemeye Kurumlar Vergisi Kanununun geçici 28 inci maddesinde yer verildiğinden bu fıkra kaldırılmaktadır.

    • Eklendi Mükerrer Madde 120 geçmişi (fıkra) 4444 sayılı Kanun, md. 2
      Değişikliğin gerekçesi

      – Bu madde ile geçici vergi dönemleri altı ay olarak yeniden belirlenmekte, ayrıca Bakanlar Kuruluna geçici vergi dönemlerini üç aya indirme ve geçici verginin beyan ve ödeme sürelerini üç aylık dönemi izleyen ikinci ayın 15 inci günü akşamı olarak belirleme konusunda yetki verilmektedir.

    • Eklendi Geçici Madde 55 geçmişi 4444 sayılı Kanun, md. 3
      Değişikliğin gerekçesi

      – Bu madde ile 1999 - 2002 yıllarında uygulanmak üzere 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununa geçici 55, 56 ve geçici 57 nci maddeler eklenmektedir.

      Geçici 55 inci madde ile; 1.1.1999 - 31.12.2002 tarihleri arasında elde edilen ve tevkif yoluyla vergilendirilmiş bulunan menkul sermaye iratlarından mevduat faizleri, faizsiz olarak kredi verenlere ödenen kâr payları ve repo gelirleri için tutarı ne olursa olsun beyanname verilmemesi öngörülmektedir.

      Geçici 56 ncı madde ile; gerek gelirin tanımı gerekse gelir unsurları ve buna bağlı olarak diğer kazanç ve iratlara ilişkin hükümlerin uygulanması ertelenerek 1999 - 2002 yılları gelirlerinde 4369 sayılı Kanunla değişiklik yapılmadan önceki hükümlerin uygulanması öngörülmektedir.

      Ayrıca menkul kıymetlerin elden çıkarılmasından sağlanan kazançlara ilişkin istisnanın uygulanmasındaki elde bulundurma süresi 1 yıldan 3 aya indirilmektedir.

      Değer artışı ve arızî kazançlardaki istisna haddi günün ekonomik koşullarına uygun hale getirilerek 3 500 000 000 liraya çıkarılmaktadır.

      Malî Milat uygulamasının ertelenmesine paralel olarak bu uygulama nedeniyle Geçici 47 nci madde kapsamındaki değerler ile işlem ve bildirimlerden hareketle bunlara taraf olanlar da dahil olmak üzere herhangi bir vergi incelemesi ve tarhiyat (Vergi Usul Kanununun 30 uncu maddesinin ikinci fıkrasının 7 numaralı bendi dahil) yapılamayacağı hususu açık olarak belirtilmektedir.

      Geçici 57 nci madde ile, 1999 - 2002 yılları gelirlerinin (ücretler hariç) vergilendirilmesinde 103 üncü maddede yazılı vergi oranlarının 5 puan fazlasıyla uygulanacağı öngörülmektedir.

      Ancak, geçici vergi uygulamasında 103 üncü maddedeki tarifede yazılı vergi oranlarının bu madde ile artırılmadan önceki şekli dikkate alınacaktır.

    • Eklendi Geçici Madde 56 geçmişi 4444 sayılı Kanun, md. 3
      Değişikliğin gerekçesi

      – Bu madde ile 1999 - 2002 yıllarında uygulanmak üzere 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununa geçici 55, 56 ve geçici 57 nci maddeler eklenmektedir.

      Geçici 55 inci madde ile; 1.1.1999 - 31.12.2002 tarihleri arasında elde edilen ve tevkif yoluyla vergilendirilmiş bulunan menkul sermaye iratlarından mevduat faizleri, faizsiz olarak kredi verenlere ödenen kâr payları ve repo gelirleri için tutarı ne olursa olsun beyanname verilmemesi öngörülmektedir.

      Geçici 56 ncı madde ile; gerek gelirin tanımı gerekse gelir unsurları ve buna bağlı olarak diğer kazanç ve iratlara ilişkin hükümlerin uygulanması ertelenerek 1999 - 2002 yılları gelirlerinde 4369 sayılı Kanunla değişiklik yapılmadan önceki hükümlerin uygulanması öngörülmektedir.

      Ayrıca menkul kıymetlerin elden çıkarılmasından sağlanan kazançlara ilişkin istisnanın uygulanmasındaki elde bulundurma süresi 1 yıldan 3 aya indirilmektedir.

      Değer artışı ve arızî kazançlardaki istisna haddi günün ekonomik koşullarına uygun hale getirilerek 3 500 000 000 liraya çıkarılmaktadır.

      Malî Milat uygulamasının ertelenmesine paralel olarak bu uygulama nedeniyle Geçici 47 nci madde kapsamındaki değerler ile işlem ve bildirimlerden hareketle bunlara taraf olanlar da dahil olmak üzere herhangi bir vergi incelemesi ve tarhiyat (Vergi Usul Kanununun 30 uncu maddesinin ikinci fıkrasının 7 numaralı bendi dahil) yapılamayacağı hususu açık olarak belirtilmektedir.

      Geçici 57 nci madde ile, 1999 - 2002 yılları gelirlerinin (ücretler hariç) vergilendirilmesinde 103 üncü maddede yazılı vergi oranlarının 5 puan fazlasıyla uygulanacağı öngörülmektedir.

      Ancak, geçici vergi uygulamasında 103 üncü maddedeki tarifede yazılı vergi oranlarının bu madde ile artırılmadan önceki şekli dikkate alınacaktır.

    • Eklendi Geçici Madde 57 geçmişi 4444 sayılı Kanun, md. 3
      Değişikliğin gerekçesi

      – Bu madde ile 1999 - 2002 yıllarında uygulanmak üzere 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununa geçici 55, 56 ve geçici 57 nci maddeler eklenmektedir.

      Geçici 55 inci madde ile; 1.1.1999 - 31.12.2002 tarihleri arasında elde edilen ve tevkif yoluyla vergilendirilmiş bulunan menkul sermaye iratlarından mevduat faizleri, faizsiz olarak kredi verenlere ödenen kâr payları ve repo gelirleri için tutarı ne olursa olsun beyanname verilmemesi öngörülmektedir.

      Geçici 56 ncı madde ile; gerek gelirin tanımı gerekse gelir unsurları ve buna bağlı olarak diğer kazanç ve iratlara ilişkin hükümlerin uygulanması ertelenerek 1999 - 2002 yılları gelirlerinde 4369 sayılı Kanunla değişiklik yapılmadan önceki hükümlerin uygulanması öngörülmektedir.

      Ayrıca menkul kıymetlerin elden çıkarılmasından sağlanan kazançlara ilişkin istisnanın uygulanmasındaki elde bulundurma süresi 1 yıldan 3 aya indirilmektedir.

      Değer artışı ve arızî kazançlardaki istisna haddi günün ekonomik koşullarına uygun hale getirilerek 3 500 000 000 liraya çıkarılmaktadır.

      Malî Milat uygulamasının ertelenmesine paralel olarak bu uygulama nedeniyle Geçici 47 nci madde kapsamındaki değerler ile işlem ve bildirimlerden hareketle bunlara taraf olanlar da dahil olmak üzere herhangi bir vergi incelemesi ve tarhiyat (Vergi Usul Kanununun 30 uncu maddesinin ikinci fıkrasının 7 numaralı bendi dahil) yapılamayacağı hususu açık olarak belirtilmektedir.

      Geçici 57 nci madde ile, 1999 - 2002 yılları gelirlerinin (ücretler hariç) vergilendirilmesinde 103 üncü maddede yazılı vergi oranlarının 5 puan fazlasıyla uygulanacağı öngörülmektedir.

      Ancak, geçici vergi uygulamasında 103 üncü maddedeki tarifede yazılı vergi oranlarının bu madde ile artırılmadan önceki şekli dikkate alınacaktır.

  77. 22 Temmuz 1998

  78. 21 Ocak 1998

  79. 25 Mayıs 1995

  80. 24 Haziran 1994

  81. 26 Aralık 1993

  82. 25 Haziran 1992

  83. 12 Kasım 1991

  84. 15 Aralık 1990

  85. 7 Kasım 1989

  86. 14 Haziran 1989

  87. 3 Aralık 1988

  88. 24 Mart 1988

  89. 19 Haziran 1987

  90. 12 Haziran 1987

  91. 4 Aralık 1985

  92. 18 Nisan 1984

  93. 31 Aralık 1982

  94. 31 Aralık 1981

  95. 1 Mayıs 1981

  96. 24 Aralık 1980

  97. 27 Mart 1969

  98. 28 Aralık 1967

  99. 27 Aralık 1963

  100. 19 Şubat 1963

  101. Tarihi belirtilmemiş