İçeriğe geç
Yürürlükte Temel kanun 34. hâli

Gelir Vergisi Kanunu (Gvk) (GVK)

Kanun numarası
193
Kabul tarihi
31.12.1960
Resmî Gazete
06.01.1961 / 10700
Düstur
4. tertip, cilt 1
Son değişiklik
24.06.2026
Madde sayısı
202

Kaynak: Millî Birlik Komitesi S. Sayısı 181 · belgeyi aç · TBMM kaydı . Gerekçeler kanun tasarısı ya da teklifi üzerine yazılmıştır; komisyon ve Genel Kurul görüşmelerinde madde numaraları değişebilir. Her gerekçe, metni en çok benzeyen yürürlükteki maddeye bağlanmıştır.

Genel gerekçe

A) Umumi izahat :

1950 yılında, geniş mikyasta Karineler Vergisi olan Kazanç Vergisiyle, İktisadi Buhran, Muva zene ve Hava Kuvvetlerine Yardım vergileri kaldırılmış, bunların yerine hakiki ve hükmi şahısla rın hakiki kazançlarını en iyi şekilde teklife tâbi tutabilecek olan Gelir Vergisi sisteminin tatbiki ne başlanmıştır.

Bu sistem ile, memleketimizde muasır ve medenî bir vergi sisteminin esasları kurulmuş ve mede nî Vergi Hukukunun temelleri atılmıştır.

Esaslı bir vergi rejimi değişikliğini ihtiva eden mevzuubahis sistemin, bu sistemi kabul eden di ğer bütün medenî memleketlerde olduğu gibi, ilk tatbik yıllarında hayatın bütün realitelerine ve bunların icaplarına tam bir şekilde cevap ve istikamet vermesi düşünülemez.

Nitekim, Gelir Vergimizin on yıllık tatbikatından da, kanunda, bu vergi sisteminin istinadettiği prensiplere muhalefet arz eden hükümlerin mevcudiyeti, bir kısım hükümlerin kifayetsizliği, müphem ve gayrivazıh bulunması sebebiyle, devamlı ihtilâflara, mükellefler arasında farklı muamel'erle icrasına ve binnetice haksızlık ve adaletsizliklere yol açıldığı müşahade ve tespit olunmuştur.

Gelir Vergisinin mevzuuna giren kazanç ve iratların teklif tarzı ve tesbit usullerinin, teknik zaruretler lüzumlu kılmadıkça, farklılık arz etmemesi, muafiyet ve istisnaların, kaçınılmaz iktisadi, _ 2 — içtimai ve bilhassa teknik sebep ve zaruretlere istinadetmesi ve hudut ve şümulünün vazıh şekilde tâyin ve tesbit edilmesi, verginin kendi kendini kontrol etmesini bağlıyacak tedbirlerin Vergi Kanu nunun bünyesi içinde derpişi, bu vergide mevcudiyeti şart olan umumiyet ve eşitlik prensiplerinin tahakkuku bakımından zaruri olduğu kadar verginin randımanına da müessir esaslardır.

Gelir Vergisi randımanının iktisadi inkişafımıza ve millî gelirimizdeki tezayüde mütenazır olarak artmasını temin için yukarda mevzuubahis esasların, Gelir Vergisi Kanununda yer alması veya bu esasları haleldar ettiği müşahede olunan müphemiyet ve vuzuhsuzlukların izalesi lüzumu aşikârdır.

Maddeler hakkında açıklamalar yapılmazdan evvel bu tasarı ile değişikliğe uğrıyan başlıca müesseseler ve değiştirme sebepleri üzerinde durulması faydalı olacaktır.

1. Esnaf muaflığı :

5421 sayılı Gelir Vergisi Kanununda muayyen ölçüler dahilinde iş yapan ticaret ve sanat er babı bu vergiden muaf tutulmuş, bu suretle Gelir Vergisinden muaf tutulmuş olan ticaret ve sanat erbabı, Esnaf Vergisi adiyle adlandırılan ve Gelir Vergisiyle ilişiği olmıyan götürü bir vergiye tâbi tutulmuşlardır.

Tatbikatta tevlidettiği teklif eşitsizliği ve haksızlıkları sebebiyle geniş ölçüde şikâyet ve ihti lâflara sebebiyet veren bu vergi (Esnaf Vergisi) 1955 yılında kabul edilmiş bulunan 6582 sayılı Kanunla sürürlükten kaldırılmış, buna mukabil bu vergi mükelleflerinin büyük kısmı Gelir Ver gisi bünyesi içine alınmıştır. Ancak, bu kanunun henüz tatbikine başlanmadan bu kanunla Gelir Vergisi bünyesine sokulan esnafın büyük bir kısmının vergi dışı bırakılmasını sağlıyan 6838 sayılı Kanun yürürlüğe konulmuştur.

Halen yürürlükte bulunan bu kanunla, bilfarz; yıllık alışları 50 000, satışları 57 500 lirayı aşraıyan bir manifoturaeı, bir bakkal veya tuhafiyeci veya yıllık taşıma ücreti 15 000 lirayı aşmıyan bir kamyon, bir otobüs veya otomobil işleticisi Gelir Vergisine tâbi tutulmadığı gibi götürü şekilde de olsa bu gelirleri giderden her hangi bir vergi ile de teklif olunmamaktadır.

Bu halin Gelir Vergisinin umulimiliğini ve eşitliğini no nispetlerde ihlâl ettiği izahtan varestedir.

Kaldı ki, Gelir Vergisi Kanunu yürürlüğe gireli 10 yıl gibi oldukça uzun bir tecrübe ve tatbi kat devresi geçirmiştir. Anılan kanunun yürürlüğe girdiği tarihlerde duyulan endişeler bugün ya tamamen zail olmuş veya pek mahdut sahalara münhasır olarak yaşamaktadır.

Mükellefleri Gelir Vergisine intibakı bakımından lüzumlu müddet geçmiş bulunmaktadır.

Diğer taraftan, bu kanunun mükelleflere yüklediği mecburiyetlerin mühim bir kısmı esasen bunların bir kısmı tarafından fiilen yerine getirilmektedir.

Binaenaleyh, bu sektörde ipka veya ihdas edilecek muafiyetin ancak bilgi seviyesi gayet düşük ve en basitinden de olsa vergi ödevlerini yerine getirmekten âciz vergilendirilmeleri cihetine gidilme si takdirinde, kazançlermm asgari maişet hadleri civarında olması bakımından fiilen vergi ödemiyecek olan kimselere hasrı iktiza eder.

Diğer taraftan, şimdiye kadar Gelir Vergisinden muaf tutulan bu zümre içinde, gerçek usullere göre mükellefiyetlerini yerine getiremiyecek oldukça mühim bir kütlenin bulunduğu da gözden uzak tutmamak bir zarurettir.

Bu sebep ve zaruretlerledir ki, halen tamamen vergi dışı bırakılmış bulunan esnafın bir kısmını gerçek usulerle Gelir Vergisine tâbi tutmak mümkün olsa bile, bugün için bir kısmının yine götürü usullerde teklifine devam, edilmesi, mükellefler ve idare yönünden a,rz ettiği teknik müşküller sebe biyle bir kısmının tamamen vergi dışı kalması zaruri görülmüştür.

Bu üç esasın ne suretle ve hangi ölçüler dâhilinde yürütüleceği tasarının maddelere ait gerekçe kısmında ayrıca izah olunacaktır.

2. Vergi emniyeti (asgari kâr haddi ve gider esası) Gelir Vergisinde, bâzı istisnai haller hariç, umumiyetle vergilendirme mükellefin beyanına ıstinadetmektedir. İdare bu beyanların doğruluk derecesini lüzum gördükçe kontrol eder. Ancak, sözü edilen beyanlar üzerinde yapılacak kontrollar ne derece şümullü olursa olsun verginin kendi bünyesi içinde lüzumlu emniyet tedbirleri alınmadıkça, ümidedilen neticeye ulaşmak mümkün olamamaktadır.

Bu sebeplerledir ki, bir emniyet tedbiri olarak, Gelir Vergisi Kanunumuzda asgari kâr haddi ve gider esası müesseseleri yer almıştır. Ancak, bu hükümler, lüzumu kadar vazıh olmadığı veya noksan bulunduğu cihetle beklenilen faydayı sağlıyamamaktadır.

Anılan iki emniyet müessesesinin işler hale konulmasını teminen lüzumlu tedbirler ve ilâveler yapılmıştır.

3. Vergi tevkif atı ve mahsuplar:

Gelir vergilerinde, verginin, kaynağında tevkif suretiyle alınması usulüne geniş mikyasta yev verilmektedir. • Ancak, mükelleflerin ileride katı olarak hesap ve beyan edeceği vergiye mahsuben bir kısmının alelhesap alınması maksadiyle, Gelir Vergisi sistemlerinde yer alan bu müessese, Gelir Vergisi Ka nunumuzda (bilhassa şirketlerin kazancı üzerinden % 15 nispetinde tevkif olunan vergilerde) ıi'aksat ve gayesini aşacak ve Gelir Verdisinin umumi prensiplerine aykırılık teşkil edecek şü muide hükümlendirilmiştir.

Nitekim bu şümul sebebiyledir ki, haddizatında Gelir Vergisinin mükellefi olmıyanlarm irat ları üzerinden de Gelir Vergisi alınmakta ve birçok ahvalde bu verginin mahsubu da mümkün ola mamaktadır. Hele bâzı mükellefler ne Gelir ve ne de Kurumlar Vergisi mükellefi olmadıkları hal de, Gelir Vergisi ödemek durumuna dönmektediıler.

Bu mahzurların izalesi düşüncesiyledir ki, iratlarda vergi tevkifatma taallûk eden 82 nci mad de tadil olunmuştur.

Keza, kaynakta alman vergi, ileride mükellefin ödiyeceği katî mahiyetteki vergiye mahsuben İsındığına nazaran her halükârda katî vergiden tevkif suretiyle alman verginin mahsubedilmesi zaruridir. Buna rağmen mahsup müessesesine taallûk eden hükmün kifayetsizliği sebebiyle halen mükelleflerin bir kısmı buna imkân bulamamaktadır. Bu aksaklıklar yapılan tadilâtla giderilmiş tir.

4. Müphemiyet, vuzuhsuzluk ve kifayetsizliklerin izaJesi :

xGelir Vergisi Kanununun, bâzı maddelerinde mevcut müphemiyetler, vuzuhsuzluk ve hüküm noksanlıkları sebebiyle tatbikatta, idare ve mükellefler uygulıyacakları muameleyi tâyinde tered düde düşmekte, kazai ve idari içtihatlarla da bunların izalesi mümkün olamamaktadır.

Tasarının birçok maddelerinde yapılan tadilât bu zarurete dayanmaktadır.

Maddeler hakkında aşağıda verilecek izahattan açıkça 'anlaşılacağı üzere, Gelir Vergisi Kanu nunda yapılan tadiller ve bu kanuna eklenen bâzı münferit hükümler, yukarki esasların tahak kuku ve böylece Gelir Vergimizin mükemmelleştirilmesi maksadına matuf bulunmaktadır.

B) Tasarı maddeleri hakkında izahat :

Madde 1, 2. — Gelir Vergisi Kanununun, dar mükellefiyet bakımından, ticari kazançların Tür kiye'de elde edilmiş olmasını gerektiren şartları ihtiva eden 7 nci maddesinin 1 numaralı bendi ile bu bentte mevzuubahis (sabit iş yeri) ve (daimî temsilci) tâbirlerinin tarifine taallûk eden 8 r.ci maddesi hükmü kâfi vuzuhu ihtiva etmemektedir.

Filhakika; 7 nci maddenin 1 numaralı bendinde, ticari işlerinden dolayı dar mükellefiyete tâ bi olacak şahısların Türkiye'de bulunması hali derpiş edilmemiştir. Ayrıca aynı bendin parantez içindeki, satınaldıkları malları aynen veya işledikten sonra Türkiye'de veya Türkiye'de satmaksızm ihracedilenlere mütaallik istisna hükmünde yer alan (Türkiye'de veya Türkiye'den satmak) tâbirleri, bu tâbirlerden ne kasdolunduğu tasrih edilmediğinden tatbikatta bâzı ihtilâfların zuhu runa sebebiyet vermektedir.

Bu vuzuhsuzluklar tadil tasarısı ile giderilmiştir.

8 nci maddede Vergi Usul Kanununa atıf yapılarak (sabit iş yeri) inden bahsedilmiş fakat Ver gi Usul Kanununda (sabit iş yeri) değil (iş yerinin) tarifi yapılmış bulunmaktadır. Bu bakımdan (sabit) kelimesinin fuzulen kullanıldığı anlaşılarak maddeden çıkarılmış, diğer taraftan (daimî temsilci) nin tarifine taallûk eden fıkra hükmü, yeni Ticaret Kanunu hükümleri de gözetilmek su retiyle yeniden yazılmıştır.

Bundan başka 8 nci maddenin son fıkrasındaki (Türkiye'de değerlendirme) tarifi, 7 nci mad dede mevzu kazançların bir kısmını kavramadığından, hüküm maksada uygun hale ifrağ olun muştur. . , •

Madde gerekçeleri

Tasarı/teklif madde 3

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

— Gerekçenin umumi izahlar bölümünde belirtilen sebep ve zaruretlerden dolayı, ha len Gelir Vergisinden tamamen muaf oldukları gibi başka bir vergiye de tâbi kılmmıyan esnafın bir kısmının gerçek bir kısmının götürü usullerde Gelir Vergisi bünyesi içine alınması düşünülür ken vergi kanunlarının asgari mecburiyetlerini dahi yerine getirmekten aciz, vergilendirilmeleri idare ve kendileri bakımından büyük zorluklar taşıyan bir kısım ticaret ve sanat erbabının muafi yetinin devam ettirilmesi zaruri görülmüştür.

Tasarının bu maddesinde sözü edilenler, kazançları, umumiyetle en az geçim indirimi hadleri nin dununda kalan ve bu bakımdan da teklifleri cihetine gidilmesinde malî bakımdan fayda mü lâhaza edilmiyecek zümreyi teşkil etmektedirler.

Maddenin 1 ve 2 numaralı fıkralarında muafiyeti derpiş edilenler, iş yeri olmıyarak faaliyet icra eden ticaret ve sanat erbabıdır. Bunların faaliyetlerini köyde veya kasaba yahut şehirlerde icra etmeleri, muafiyetlerini ihlâl eylememektedir.

3 numaralı fıkrada muafiyeti derpiş edilenlerin işlerini köyde yapmaları şart kılınmıştır. îşin bir iş yerinde icrası muafiyetlerine mâni teşkil etmiyecektir.

Her hangi bir gelir geliri için Gelir Vergisi ve Vergi Usul Kanununun mecburiyetlerini ye rine getiremiyeeek durumda olan bir mükellefin, ticari faaliyetleri bakımından bu mecburiyetleri yerine getiremiyeceği mümkün görülemez. Kaldı ki bu ilâve geliri sebebiyle yekûn geliri asgari ( geçim indirimi haddinin fevkine çıktığı v^ vergi Ödeme gücünü ihraz ettiği «ihetle, muafiyetini haklı kılan sebep de zail olmaktadır.

Bu düşünce iledir ki, maddenin son fıkrası ile, her hangi bir gelirinden dolayı gerçek usulde Gelir Vergisine tâbi olanların mevzuubahis muafiyetlerden faydalanamıyacakları hükme bağlan mıştır.

Tasarı/teklif madde 4

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

— Fikir ve sanat eserleri Kanununa göre eser sayılan fikir ve sanat mahsullerinin.

eser sahibine bağladığı çeşitli hakların istimalinden mütevellit kazançlar hakkında, Gelir Vergisi Kanunu, çeşitli hükümleriyle ayrı ayrı istisnalar kabul etmiştir. (Madde 18, 22, 66/3) Bu istisnaların bir hükümde toplanarak aynı esasa raptı, istisnada vahdet ve eşitliği temin ede ceğinden, ayrı ayrı maddelerde yer alan istisna hükümleri 18 nci maddede birleştirilmiş, telif hak larının kiralanması veya satışiyle alâkalı 54 ve 66/3 neü maddelerdeki kayıtlar maksada uygun hale konulmuştur.

Tasarı/teklif madde 5

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

— Gelir Vergisi Kanununun gayrimenkul sermaye iratlarının 2 500 liralık kısmının istisnasına taallûk eden 22 nci maddesinin son fıkrası hükmü, hem maksada uygun değildir hem de gayriâdil neticeler tevlidetmektediı.

Filhakika, bu istisna hükmü, yılda 2 500 lira civarında kira sağlıyan ve birçoğu okur yazar olmıyan bir kısım vatandaşların, masrafların ve diğer indirimlerin tenzilinden sonra üzerinden vergi ödenmesi pek az ihtimal dâhilinde bulunan bu mahdut gelirleri sebebiyle Vergi kanunlarının mecburiyetlerinden vareste tutulması, böylece hem kendilerinin hem de idarenin fuzulen işfal edil mesinin önlenmesi maksadiyle kanunda yer almıştır.

Bir kimsenin eğer yıllık beyanname ile belirtilecek bir geliri mevcutsa yııkarıki mucip sebep lere istinadedilerek muamele yapılması doğru olmaz. Tadilâtla bu mahzur giderilmektediı.

Madde 6, — Emekli, dul ve yetim aylıklariyle alâkalı olarak Gelir Vergisi Kanunumuzda yer alan çeşitli istisnalar mey anında, 60 yaşını doldurmuş olanların bu kabîl aylıkları da vergiden müs tesna tutulmuştur. Ancak fıkrada, bu istisnaden faydalanabilmek emekli, dul ve yetim aylığı dı şında vergiye tâbi yıllık 5 000 lirayı aşan bir gelirin mevcudolmaması şart kılınmıştır.

Bu kayıt tatbikatta birtakım müşküller tevlidetmekte, kontrol ve murakabe imkânsızlığı sebe biyle eşitsizliğe yol açmaktadır. Mükelleflerin de, mezkûr hükmün tatbikinde ölçüde hataya düş tükleri anlaşılmaktadır.

Normal olarak bu çağda bir emeklinin, dul veya yetimin, çalışma gücünü de kaybetmiş olaca ğı nazara alınarak bu kaydın fıkradan çıkarılmışı uygun görülmüş, böylelikle evvelki fıkralar da yer alan istisna hükümlerine tenazuru sağlanmıştır.

Diğer taraftan, tasarının bu • maddesiyle 24 ncü maddenin 1 nci fıkrasına yeni bir hüküm ek lenmiştir.

Mezkûr hükme göre malûllük, emeklilik, dul ve yetim aylıklarının 400 lirası Gelir Vergisinden müstesna tutulmuştur.

Böyle bir hükmün tasarıda yer alması, tamamen sosyal eşit ve adalet mülâhazalarına müstenitt(ir İstisna, kanunda yer alan diğer istisnaları bertaraf etmediği cihetle bu kabil mükelleflerden du rumu, 1 nci fıkranın diğer benltlerinde yazılı şartlara uyanlar aylıkları ne miktara baliğ olursa olsun yine hiçbir vergi ödemeyecekleri gibi, ayrıca en az geçim indiriminden de faydalanılacaklar dır. Bu balkımdan kabul edilmiş olan istisna haddi mevcutlara• ilâveten büyük bir emekli, dul ve ye tim kütlesinin ya hiç vergi ödememelerini veya pek cüzi miktarlarda vergi ödemelerini intacedecektir.

Tasarı/teklif madde 7

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

— Tasarının bu m'adesiyle, Gelir Vergisi Kanununun 24 ncü maddesinin 5 numaralı fıkrası tadil edilmiştir.

Mezkûr fıkranın 6582 sayılı Kanunla değiştirilen hükmüne göre, esnaf muaflığından faydalanan lar yanında çalışanlar da ücretleri üzerinden vergiye tâbi değildir. Bu hüküm muhafaza edilmekle beraber, ayrıca mahalle ve köy muhtarları ile köylerin kâtip, korucu, imam, bekçi ve benzeri müs tahdemlerinin ücretlerini vergiden istisna eden bir hüküm eklenmiştir.

Filhakika, mahalle ve bütçesi olmıyan köylerin muhtarlarından bu husustaki Danıştay içtihat larına göre, esasen ücretleri üzerinden vergi alınmamaktadır.

Bütçesi olara ve olmıyan köylerdeki muhtarlar arasında bir fark yaratılmasını haklı gösterecek bir sebep mevcut değildir. Kaldı ki, köylerdeki ticaret ve sanalt erbab>, ticari kazançlar üzerinden vergiye tâbi tutulmadıklarına- göre köylenin yukarıda sözü edilen müstahdemlerin ücretlerinden (bu ücretleri ekseriya en az geçim indirimi hadleri civarındadır. ) Vergi aranılması, vergi eşitlik ve adaleti prensıiplerine aykırılık arz edecektir.

Tasarı/teklif madde 8

→ yürürlükteki madde 8

— Gelir Vergisinin mevzuuna giren ücretten neyin kasıt olunduğu kanunun 45 nci maddesinde izah edilmiştir. Mezkûr tarif muvacehesinde, hizmet eriba'bma konut tedariki veya konut (bedeli ödenmesi de ücret 'mefhumuna giilmektedir.

Aynı kanunun 24 ncü maddesinde, sosyal mülâhazalarla, bâzı nevi hizmet erbabına (madenler de, fabrikalarda çalışan işçilere, kanunen barındırılması gerekenlere) tahsis olunan konutlar, bun ların aydınlatılması, ısıtılması ve suyunun temini suretiyle sağlanan menfaatler vergiden müstesna tutulmuştur.

Konut tedariki şeklinde değil, de, konut bedeli şeklinde yapılan ödemeler ha'kkmda ise, 25 nci maddenin 4 numaralı bendinde bir istisna hükmü mevcuttur. Bu hükmün vaz'ında, 24 ncü maddede yer alan ve hükmü yukarda iza'lı olunan konut tedariki suretiyle sağlanan, menfaatlerde olduğu gibi, sosyal bir mülâhazanın bulunmadığı, sadece Gelir Vergisi Kanununun yürürlüğe konulduğu tarihlerde mülga vergiler bakımından mevcudolan »bir istisnanın devam ettirilmesi düşüncesinin hâ kim olduğu anlaşılmaktadır.

Zira, sosyal mülâhaza hâkim, olsa idi, istisnanın kamu idare ve müesseseleri, 36S9 sayılı Ka nuna tâlbi teşekküller ve ıkamu menfaatlerine yararlı dernekler tarafından yapılan ödemelere hasrediknemesi lâzım gelirdi. ' Kaldı ki, bu kabil bir tediyenin umumi olarak vergiden istisnası, konut tedarikinde olduğu gibi sosyal bir menfaat de temin etmemekte, bilâkis hizmet karşılığı olarak yapılan ödemelerin bu namla parçalanarak vergi dışı kalmalarına ve binnetice haksızlık ve adaletsizliklere yol açmak tadır.

_6 — Diğer taraftan, fıkrada geçici tazminatlardan bahsedilmektendir. Gelir Vergisi Kanununun ka bulü tarihlerinde, Ankara'da vazifeli memurlara bu adla konut bedeli ödenmekte idi. Bu ödeme ler 9 . 2. 1951 tarihinde yürürlüğe giren: 5715 'sayılı Kamınla kaldırılınıştır.

îstisna hükmünün mesnedi bulunan konut (bedeli tediiyatına mütaallik kanunlar yürürlükten kalktığına nazaran, 'fıkradaki buna ait hükmün tatbik yeri kalmamak lâzımıgelirse de, hüküm açık ça yürürlükten kaldırılmamış olması, hükmün vaz'mı zaruri kılan sebepler dışırida tatbikime imkân vermekte ve bu yüzden idare ile mükellef der arasında anlaşmazlıklara yol açmaktadır.

Bu sebepledir ki, fıkradaki istisna hükmü (yakacak zamlarına) hasredilmek suretiyle değişti rilmiştir.

Tasarı/teklif madde 9

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

— Kanunun 26 ncı. maddesinin 1 ve 7 numaralı fıkralarında yer alan tazminatlara ait istisna hükümleri, birtakım ücret Ödemelerimin bu sahaya aktarılarak vergi dışı kalmalarına imkân verecek mahiyettedir.

İyi niyet sahibi olmıyan mükelleflerin muvazaa yollarına sapmalarım önlemek maiksadiyle, bu katoîl ödemelerin kanun, tüzük, mukavelename veya ilâma, îstümadetmesi 'belirtilmiştir ki, gerçek ten de bu nevilerden mesnedi ölmıyan bir tazminat ödemesi pek tasavvur edilemez.

Tasarı/teklif madde 10

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

— Gelir Vergisi Kanununun 27 nci maddesiyle askerî malûllere verilen terfih zam ları, harb malûllerine tefviz edilen arazinıim değeri vergiden müstesna tutulmuştur.

Mezkûr fıkra hükümlerinin kabul tarihi 561 sayılı Kanunun yürürlükte bulunduğu zaman rast ladığı, halbuki bu kanun, 5434 sayılı Kanunla, 1950 yılında yürürlükten kalktığı buna mukabil terfih zamları yerine aynı kanunun 64 ncü maddesiyle (ıharb malûllüğü zamlı) kaim olduğu cihetle, tatbik yeri kalmıyan bu fıkra hükümlerinim; kaldırılarak yerine harb malûllüğü zamlarının vergiden istisnaisini sağlıyacak bir fıkranın ikamesi uygun: görülmüştür.

Gelir Vergisi Kanununun sözü edilen 27 nci maddesinin 4 numaralı fıkrasındaki şeiıitlıilk tâbiri nin, delâlet ettiği mânaya genişlik ve vuzuh verilmiş, böylece benzerlik arz eden bu kabîl ödetmeler de istisna tatbiki bakımından yeknesaklık sağlanmıştır.

Maddenin diğer fıkralarında bir değişiklik yapılmamıştır.

Tasarı/teklif madde 11

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

— Tasarının bu maddesiyle, Gelir Vergisi Kanununun 29 ncu maddesinin 3 numaralı fıkrasındaki öğrencilere tatbikat dolayısiyle, verilen paraların vergiden istisnıaisma müteallik hüküm değiştirilmiştir.

Fıkranın vaz'ı maksadı, öğrencilerin tatbikat sebebiyle ihtiyar edecekleri masraflarının karşılığı nı teşkil edecek ödemelerin vergi dışında tutmak oHuğuna göre, bu gibilere yapılan ödemenin ifa olunan bir hizmetin karşılığını teşkil etmemesi; tabiîdir. Bu ölçüyü ise, ödemeyi yapanın durumuna bakarak tâyin etmek mümkündür.

Tadilât bu maksadı sağlamak üzere yapılmıştır.

Tasarı/teklif madde 12

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

— Memleketin kültürü, sağlığı ve emniyetiyle alâkalı bir kısım mükellefiyetleri teşvik maksadiyle yapılan bir kısım ödemeler Gelir Vergisi Kanununun 30 ncu maddesi ile vergiden müs tesna tutulmuştur.

Ezcümle, bu maddenin 1 numaralı fıkrasında, ilmi, fenni, güzel sanatları, tarımı, hayvan yetişti rilmesini teşvik maksadiyle verilen; ikramiyeler ve mükâfatlar vergiden müstesnadır. Ancak fıkrada teşvike lâyık görülen faaliyetler bu şekilde sayılmakla kalimamış, fıkra içinde gayet umumi ve suiisti male daima müsait 'bir ibare (memleket bakımından faydalı olan diğer işleri ve faaliyetleri ibaresi) kullanılmıştır. İbarenin delâlet ettiği mânadaki genişlik -bir kısım hususi maksatlar ve menfaatler içim yapılan ödemelerin bu fıkra içinde mütalâasınaimkân vermektedir.

Buna mukabil aynı maddenin 2 nci fıkrasında yer alan hüküm kâfi vuzuhu ihtiva etmediğinden maksat dısırida dar tatbikatta imkân vermektedir.

Tasarının bu maddesiyle, anılan fıkra hükümleri vaz'ı maksadına uygun hale ifrağ olunmuştur.

Tasarı/teklif madde 13

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

— Gelir Vergisi ve Vergi Usul kanunlarında ve bu tasarı ile kanuna eklenen bâzı hü kümlerde, ticari kazancın tesbit usulleri nazara alınarak gerçek veya götürü usullerinden bahse dilmektedir.

_ 7 — Ticari kazancın tesbit asililerini gösteren 38 nci maddenin son fıkrasında, bu tâbirlere yer veril memiş olmasının ileride bâzı tereddütlere yol açabileceği düşünülerek hükme vuzulh verilmiş bulun maktadır.

Mad4e 14. — Tasarının bu maddesiyle, ticarî kazançların işletme hesalbı esasında tesbit usulünü tâyin eden 40 ncı maddesine ilk fıkradan sonra bir fıkra hükmü eklenmektedir. Eklenen hıı fıkra ile (elde edilen: ticari hasılattan ve giderlerden) neyin kasdolundıığıı izah edilmekte böylece tatbikat taki tereddütlerin izalesi cihetine gidilmektedir.

Madde îf>. — Ticari kazancın tesbitindc nazara alman giderler meyanımda, işletmede kullanılan amortismana, tâbi kıymetlerin amortismanları da zikredilmiş, ancak değeri 50 liraya kadar olan alet ye demirbaşların, bu bedellerinin defaten masraf kaydına cevaz verilmiştir.

50 liralık had 500 liraya çıkarılmış, diğer taraftan masraf meyanında ıtasrih olunmadığı cihetle tereddütler doğuran peştamallıklar hükme eklenmiştir.

Tasarı/teklif madde 16

→ yürürlükteki madde 16

— Gelir Vergisi Kanununun iner'i 43 ucü maddesinde, birden fazla takvim yılına sâri inşaat ve onarım işleri için her yıl beyanname verilmesi, şu 'kadar ki, hakiki kazancın işin hi tamında tesbiti mümkün olduğundan, bu suretletesbit edilecek kazanca (kâr veya zarara) .göre işin devam 'ettiği yılların beyanlarının düzeltilmesi kabul edilmiştir.

Tatbikatta bu hüküm, mükellefleri içinden çıkılmaz ameliyelerle karşılaştırmış, hatalı beyan lara ve mükelleflerin mağduriyetlerine .yol açmıştır.

•Beliren mahzurların izalesi için, tasarının bumaddesi ile mezkûr 43 ncü madde hükmü tadil olunmuştur. Yeni hükme göre, mükellefler bu neviden işlerin kazancını işin hitamında, tesbit ve o yılın beyannamesine ithal edeceklerdir. Ancak, bu vergi tarifelerindeki müterakkıyet sebebiyle mağdur 'olmalarını önlemek maksadi'yle diliyenlerin, bu 'suretle tesbit edecekleri kazancı, İşin si rayet ettiği yıllara taksim ederek her yıl için ayrı vergi 'ödemelerine imkân verilmiş bulunmak tadır.

İşin devam ettiği yıllar zarfında kazanç tesbitindeki müşkülât 'daha çok inşaat onarım işlei'indedir. Bu gibi işlerde müşkülât doğuran husus ise. emtia stoklarının çeşitli safha'lardaki de ğerlerinin tesbitindedir.

Ulaştırma işlerinde böyle bir mahzur mütalâa edilemediğinden, madde metninde, ulaştırma iş leri hariç tutulmuştur.

Kazancın işin hitamında tesbiti, verginin yıllarca sonra ödenmesini iııtacedceektir. Verginin, yıllarca $onra, işin sonunda topluca ödenmesi, Hazinenin olduğu kadar mükellef yönünden de mah zurlar 'tevlidedeeeğinden ve 'hakiki vergiye ntahsuben bir ^miktar verginin membada alınması işin mahiyetine de uygun düştüğünden bu gibi kazançlar için vergi tevkifatı esası kabul edilmiş bu lunmaktadır.

Tasarı/teklif madde 17

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

— Kanunun 47 nci maddesinin birinci fıkrasının bir numaralı bendindeki ifade za'fı sebebiyle, gerek ücretin tesbitinde emekli aidatından 'başka sosyal sigorta primi ödenmesi takdirinde, her ikisinin de vergi dışı kalacağı gibi bir mâna çıkarılmaktadır.

Bu şekilde bir anlayış, mütaakıp fıkra hükmündeki anlayışa da aykırı düşeceğinden hükümler arasındaki yeknesaklığı temin maksadiyle 1 numaralı bende vuzuh verildi.

Tasarı/teklif madde 18

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

— Kanunun 48 nci maddesinin 1 numaralı bendi, kazançları götürü usulde tesbit edilecek (ticaret erbabı yanında çalışanların ücretlerinin 'götürü usulde tespitine imkân vermek, yürürlükteki 3 ve 4 numaralı bentleri daha vazıh hale koymak maksatları ile değiştirilmiş bulun maktadır.

Tasarı/teklif madde 19

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

— Tasarının bu maddesiyle, kanunun serbest meslek kazancının tarifine taallûk eden 49 nen maddesi daha vazıh 'hale konulmuş, tereddütlere yol açan bâzı ibareler, bu arada iş yeri açmak kaydı metinden çıkarılmış, işin arızî veya devamlı yapılmasının kazancın mahiyetine müessir olmadığım gösltermek bakımından ilk fıkraya (arızî veya devamlı) ibaresi eklenmiş bu lunmaktadır.

Tasarı/teklif madde 20

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

—Serbest meslek erbabının tarifine ınütaalli'k 50 nci maddedeki vuzuhsuzluk, tatbikatta bir kısım serbest meslek kazançlarının vergi dışında bırakılması gibi kanunun umumi esasla rına açıkça muhalefet arz eden neticeler tevlidet nektedir.

Bu sebepledir ki, bir taraftan umumi tarif f rkrası daha vazılh hale konulmuş, diğer taraftan, bâzı meslek mensupları zikrolunarak bu gibilerinserbest meslek erbabı olduğu açıklanmıştır.

Madde 2 1 .— Gelir Vergisi Kanununun, serbest meslek kazancının tesibitine taallûk eden 51 nci maddesinde, 'serbest meslek hasılatına nelerin dl'hil olduğu sarahatle zikredilmediğinden, bilfarz müşterilerden tahsil olunan masraf karşılıklarının hasılat meyanmda gösterilip gösterilmiyeceği, keza, devamlı olarak serbest meslek işleriyle iştigal etmemekle 'beraber, serbest meslek kazancı sağlıyanlarm bu kazançlarını ne suretle tesbit edecekleri 'hususunda tereddüt hâsıl olmakta, ih tilâflar doğmaktadır.

Mevcut noksanlık ve vuzuhsuzluklar giderilmiş ve tahsil addedilen hallerin şümulü gerçeğe uyacak şekilde tâyin edilmiştir.

Tasarı/teklif madde 22

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

— Serbest meslek kazancının safi miktarını tesbitte nazara alınacak giderler, kanu nun 52 nci maddesinde tadat ve tasrih olunmuştur.

Umumiyetle işletmelerde, bir yıldan fazla kullanılabilecek 'demirbaş eşya, makina ve tesisat bedelleri defaten masraf yazılmıyarak amortismanlarının masraf kaydına cevaz verilmektedir.

Bu hareket tarzı, her vergilendirme dönemine ait hasılat ve masrafın o döneme ait vergilendir mede nazara alınması ve bu suretle gerçek kazancın vergi mevzuunda mütalâası prensibine uy gundur.

Halbuki 52 nci maddede serbest meslek erbabı, bu gibi masraflarını, diledikleri takdirde, ya pıldığı yılın hasılatından düşmekte, isterlerse amortismana tâbi tutmaktadırlar.

(Bu hal mükellef arasında izahı gayrika'bil i'kiük tevlidettiği gibi kârlı veya zararlı yıllara göre Ihtiyarilik hakkının istimali vergi aihlâkmın teessüsüne, mâni bir durumun ihdasına da sebebiyet vermektedir.

Bu sebeplere binaen fıkradaki ihtiyarilik hak'^ı maddeden çıkarılmıştır.

Keza maddenin birinci fıkrası sonuna, bu gibi meslek erbabının, meslekî faaliyetiyle alâkalı olarak ödiyece'kleri tazminatları masraf yazmalarına imkân veren bir bent hükmü ilâve edilmiş, son fıkrasında sözü edilen götürü gider nispe'tle''nin gerçek masrafların çok fevkinde olduğu ya pılan tetkiklerle anlaşıldığından, haddi lâyıkma "ıfra<? edilmiştir.

Tasarı/teklif madde 23

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

— Tasarının bu maddesiyle, gayrimenkul sermaye iradı tarifine taallûk eden ka nunun 54 ncü maddesi hükmündeki bâzı vuzuhsuzluklar ve noksanlıklar (gayrimenkul olarak mü talâa edilen haklar meyanma tuğla ve kiremit harmanları, tuzlalar, kum ve çakıl istihsal yer leri, gemilerin ithali gibi) giderilmiş, telif (hakla1 irinin, müellif dışında kalanlar tarafından (kira lama veya intikal veya satmalına suretiyle iktisarıeden tarafından) kiralanması hali bu maddede muhafaza edilmiş, vakıfların gelirinden hizmet karşılımı olmıyarak alman hisselerin de gayri menkul sermaye iradı olduğu madde sonuna ekhnen fıkra ile sağlanmış bulunmaktadır.

Tasarı/teklif madde 24

→ yürürlükteki madde 24

— Gayrimenkul sermaye iradında gayrisâfi hasılatın mahiyeti, kanunun 56 nci mad desinde .tâvin olunmuştur.

Mezkûr hükmün tatbikinde bâzı boşlukların bulunduğu, bu halin içtihatlarla da giderilemediği görülmüştür.

Filhakika, (kiracılar tarafından gayrimenkulu genişletecek veya iktisadi değerini devamlı su rette artıracak şekilde gayrimenkule ilâve olman 'değerlerin, kiralayana bedelsiz veya emsal bede s linden düşük bedellerle devri halinde bu değerledin, kiralanan gayrimenkulun mütemmim bir ki rası olmasına rağmen, kiralıyan tarafından hangİ'arihte elde edilmiş addolunacağı maddede hükme bap-lanmış'tır.

K^za, gslecek vıllara aidolarak peşin tahsil olunan kiralar saPırplerinin o yıllara ait geliri addo lunmakta ve taallûk ettiği yıllar hulul ettikçe ve-Tİlendirilmeık'tedir. Ancak, bu suretle mütaakıp vdlarm kirasiPi tahsil eden bir mükellefin ölümü veya memleketi terk etmesi takdirinde, ne mua mele yapılacağı kanunda meskûttur., Bu haller tatbikatta tereddüt ve ihtilâflar tevlit etmektedir. !Bu tereddüt ve ihtilâfların izalesi düşüneesiyledir ki, maddeye lüzumlu hükü.nler eklenmiştir.

Maddenin son iki fıkrasındaki tadilât, tahsil addolunacak hallere bâzı gelirlerinin ilâvesi vo yabancı parasiyle yapılan ödemelerde bu parala »m ne suretle değerleneceğine taallûk etmektedir.

Tasarı/teklif madde 25

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

— Gayrimenkullerin bedelsiz olarak veya düşük bedelle başkalarına intifama terki t halinde hasılatın ne suretle nazara alınacağı, 'kanınım 57 nei maddesinde tasrih olunmuştur. An cak hüküm noksan ve tatbik kabiliyeti zayıftır.

Bir kere bu madde hükmüne göre, düşük bedalli .kiralamalarda emsal kira bedeline gidebilmek için evvel emirde, kiralanan gayrimenkulun ayni şartlarla kiraya verilen emsallerini bulmak ve bunların kiralariyle alman kirayı mukayese etmek, bu mukayesede emsallerine nispetle bariz şekilde kirada düşüklük mevcutsa o zaman emsal kirası ölçüsüne müracaat etmek lâzımgelecektir. Bu su ret] e muamele icrasındaki müşkülât sarihtir. Bu hal hükmün tatbik sahasını daraltmakta, hük mü hemen hemen işlemez hale getirmektedir.

Keza, maddede, gayrimenkullerden sadece binalar için emsal kira bedelinin ne olduğu tas rih edilmiş, diğer gayrimenkuller hakkında ne yapılacağı gösterilmemiştir.

Yapılan tadillerle, emsal kira bedeli müessese işler hale konulmuş, bina dışındaki gayrimen kuller için emsal bedellerinin ne olduğu tasrih edilmiştir.

Tasarı/teklif madde 26

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

— Gayrimenkul sermaye iratlarının tesbitinde nazara alınacak, giderlerin mahi yeti kanunun 58 nci maddesinde açıklanmıştır.

Bu arada kiraya verilen mal ve haklar için ödenen vergi, resim ve harçlar (birinci fıkra 5 numaralı bent) ve ayrılan amortismanlar (birinci fıkra 6 numaralı bent) masraflar meyanmda zikredilmiştir.

5 numaralı bendin sonunda parantez içindeki vergi mahsubu ile alâkalı hükmün, mezkûr mahsup müessesesi kaldırıldığından, fıkra metn"nden çıkarılmış, dolayısiyle mevzuubahis ver gilerin de masraf olarak hasılattan düşülmesine imkân sağlanmıştır. (Mahsubun kaldırılması sebebi alâkalı maddede izah olunmuştur.) Kiraya verilen mal ve hakların hangi değer üzerinden amortismanı ayrılacağı, maddede tas rih edilmediğinden,, tatbikatta tereddütlere ve ihtilâflara yol açmıştır. 6 numaralı fıkrada yapı lan tadilât, bu tereddütleri izale maksadına matuftur.

Mezkûr maddenin 3 ncü fıkrasında yapılan tadilât, birinci fıkranın 5 numaralı bendinde ya pılan tadilâtta tenazuru temininden ibarettir.

Tasarı/teklif madde 27

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

— Tasarının bu maddesi ile, Gelir Vergisi Kanununun 59 ncu maddesinin 2 nci fık rasının 3 numaralı bendinde, iştirak hisselerinden doğan kazançlar meyanmda zikrolunan koope ratif, şirket hisselerinden doğan kazançlara, vuzuh verilmiştir.

Filhakika, mer'i hükme göre bu kabil şirketlerin sadece sermaye üzerinden dağıttıkları ka zançlar menkul sermaye iradı addedilmiş, rişturn karekterinde olmıyan ve bu sebeple vergi mev zuunda mütalâası gereken kazançların bir kısmının mahiyeti, diğer bölümlerde de belirtilmediğin den. ne suretle teklif olunacağı tereddütlere yol açmıştır.

Bilfarz kooperatif şirketin ortakları ile yaptığı muamelelerden tahassul etmiyeen üçüncü şahıs larla yaptığı muamelelerden doğan kazançların (ortaklara sermayeleri nispetinde dağılmıyarak bunların muameleleri nispetinde dağıtılsa dahi) ortaklar bakımından, risturn addine imkân yok tur. Teklifi gereken bir kazançtır. Binaenaleyh fıkradaki (sermaye üzerinden) kaydı metinden çı karılarak umumiyetle kazanç dağıtımından bahsetmekle ve ayrıca risturnun umumi bir tarifi yapı larak bu tarife uyan dağıtımların kazanç dagıtımisayılmıyacağı tasrih olunmakla, bugün teklif zorluğu ile karşılaşılan risturu dışında dağıtılan kazançların, menkul sermaye iradı olarak teklifi sağ] anmış bulunmaktadır.

Tasarı/teklif madde 28

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

— Menkul sermaye iratlarında elde etme fiilen veya hukukan tasarruf ile mümkün okluğuna fiilî tahsil dışında da elde etme halleri mevcut bulunduğuna nazaran, bütün bu halleri karşılıyacak şekilde yabancı parası olarak elde etmek hallerinde uygulanacak muameleyi göstermek maksadiyle madde hükmü değiştirilmiştir.

( S. Sayısı : 18X )

Tasarı/teklif madde 29

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

— Sair kazanç olarak Gelir Vergisi mevzuuna dâhil bulunan (gayrimenkullerin ve hakların, menkul kıymetlerin satışından, hisselerin devir ve temlikinden doğan kazançların mahi yeti ve teklif şartları kanunun 66 neı maddesinde belirtilmiştir.

Mezkûr maddenin birinci fıkrasının 1 numaralı bendinden doğrudan doğruya satmalmayıp veya inşa etmeyip de, bir kooperatif şirket ortağı olarak bir gayrimenkule tesahubedejılerin, gayrimeııkule tesahup tarihi, gayrimenkulun ortaklara tahsis tarihi olması ve bu tarihten itibaren fık rada belirtilen süre içinde vâki satışların vergi mevzuu içinde mütalâası lâzım geldiği halde, mad dede, lüzumlu sarahat bulunmaması sebebiyle tatbikatla tereeddütler hâsıl olmaktadır. Bent so nuna bu vuzuhu sağlıyacak bir hüküm eklenmiştir.

Keza aynı fıkrada, bu kabil satışların vergi mevzuunda mütalâa edilebilmesi için, satışın ik tisap tarihinden itibaren iki yıl içinde vukubulması ve tahassui eden kazancın 5 000 lirayı aşması şarttır.

Fıkrada zikrolunan iki yıllık müddet, gerçekte Gelir Yergisi mevzuunda mütalâası icabeden bir kısım büyük mikyastaki kazançların vergi dışında kalmasını mucibolmaktadır.

Bu sebeple mevzuubahis müddet. 4 yıl olarak tâyin edilmiş, buna mukabil, para değerindeki tahavvülâtı vergi dışında tutulmasını teminen kazanç haddi 10 000 liraya çıkarılmıştır.

Aynı fıkranın 3 numaralı bendine, telif kazançları istisnası ile alâkalı olarak tasarının 4 ncü maddesinde yapılmış olan tadile mütenazır parantez içinde bir hüküm eklenmiştir.

Aynı fıkranın 4 numaralı bendinde, iştirak hisselerinin devir ve temliki ve kazancı bilanço ese asma göre tesbit edilen bir işletmenin faaliyeti durdurulduktan sonra tamamen veya kısmen sa tılmasından sağlanan kazançların sair kazanç olarak vergilendirileceği tasrih olunmuştur.

İştirak hissesinden ne kasdolunduğunu vergi kanunlarında sarahatle gösteren bir hüküm mevcudolmamakla beraber, daha ziyade hisse senetleri ile temsil edilmiyen sermaye şirketlerindeki hisseleri ifade ettiği kabul olunmaktadır.

Bu haliyle, bilfarz, bir âdi şirket veya kolektif komandit yahut bir kooperatif şirketteki his sesini satan bir ortağın bu satıştan sağladığı kazancın mahiyetini tâyin ve dolayısiyle teklif mev zuuna almak mümkün olmamaktadır. Bunun haklı bir sebebini bulmak mümkün olamadığından, bent hükmü ikmal ve ıslah olunmuştur.

Diğer taraftan, işletmenin, durdurularak kısmen veya tamamen satılması, kazançların işletme hesabı esasına göre tesbit edenlerde de mümkün ve vâkıdır. Bu ahvalde tahassui eden kazancın mahiyetinin tâyini zaruridir. Bu bakımdan hükümdeki tahdideedici kayıt kaldırılmıştır.

Mezkûr maddenin birinci fıkrasının 1 ilâ 8 numaralı bentlerinde, bu kabîl kazançların vergi lendirilmesi için, kazanç, miktarının muayyen bir haddin üstünde olması şart kılınmıştır. Bu had ler mükellefiyetin şümulünü tâyine matuf olmakla beraber tatbikatta, birer istisna hükmü olarak mütalâaya imkân vermektedir. Bu tereddüdü gidermek düşüncesiyledir ki, birinci fıkrayı taki ben ayrı bir fıkra hükmü maddeye eklenmiştir.

Keza, mezkûr maddenin sonunda, sair kazancı tevlideden muamelelerin devamlı olarak icrası nın veya faaliyetine devam eden işletmelere dâhil kıymetlerin satılması hallerinin ticari faaliyet addolunacağı tasrih edilmiştir. Bu fıkra hükmü,ilk fıkranın bâzı hükümlerinde yapılan tadiller le alâkalı olarak değiştirilmiştir. Diğer taraftan, spekülatif maksatlarla yapıldıkları aşikâr olan bâzı tarzdaki gayrimenkul alım ve satımlarda, sutf alım - satımda tekerrürü mevcudolmadığı ile ri sürülerek alım - satım ticari addedilmemesi büyük mikyastaki kazanca sahip bir kısım va tandaşların vergisiz kalmalarını teVlidetmektedir. Bunu önlemek maksadiyledir ki, maddenin son fıkrasına 4 ve 5 numaralı bent hükümleri ilâve edilmiştir. Bu maddede geçen gayrimenkul terimi nin 54 ncü maddede zikredilen gayrimenkul maF ve hakların tamamını kavradığı aşikârdır.

Tasarı/teklif madde 30

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

— Tasarının bu maddesiyle, 69 ncu maddenin münferit beyannamenin tarifine taallûk eden fıkrası, bu beyannamenin kullanıldığı halleri kapsayacak şekle ifrağ olunmuştur.

Tasarı/teklif madde 31

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

—• Gelirin toplanması ve yıllık beyanname verilmesi mecburiyetini vaz'eden kanu nun 70 nei maddesi hükmünde bâzı noksanlıklar bulunduğu, bu noksanlıklar sebebiyle, mükellef - — İ l lerin bir kısmının beyanname vermesi zaruri olan hallerde dahi beyanname vermedikleri tesbit ve müşahade edilmektedir.

r Bilfarz, gelirin en az geçim indirimi hadlerinin dununda kalması, faaliyetlerinin zararla netice lenmesi (bilhassa tüccarlar ve serbest meslek erbabında) hallerinde gelir beyannamesi verilmemekte dir. Bu hal Gelir Vergisinin esaslanna aykırı düştüğü gibi, ticari ve meslekî faaliyetlerde olduğu üzere, mükellefiyet yıllarının yekdiğeri ile irtibatlı bulunması zarar nakilleri, gider bildirimi ve sai re sebebiyle bâzı karışıklıklara ve mükellef haklarının ziyama d» sebebiyet vermektedir.

Bu maksadı teminen 70 nci maddenin 2 nei fıkrası, sonuna parantez içinde bir hüküm ve takiben ikinci bir fıkra ilâve edilmiştir.

Ayrıca yalbancı memleketlerde elde edilip de tasarruf imkânı bulunmıyan gelirlerin hangi yılda beyan olunacağı hususunda 3 ncü fıkranın 2 numaralı bendine lüzumlu sarahat verilmiştir.

Tasarı/teklif madde 32

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

— Geliri, asgari nisibet tarifesinin tatbik olunacağı gelir dilimi civarında bulunanlar dan bu gelirleri stopaja tâbi olanların, stopaj nispetiyle, esas tarifedeki vergi nispeti aynı olması ha sebiyle mezkûr gelirlerinden dolayı ayrıca yıllık beyanname alınmaması Hazine aleyhine bir durum ihdas etmemekte bilâkis, mükellef ve idare, birtakım fuzuli külfetlere katlanma'ktan kurtarılmış olur.

Bilfarz, yıllık geliri 2 500 liralık bir serbest meslek kazancından ibaret olan bir mükellefin, bu kazancı tediyesi sırasında vergi tevkif atma tâbi bulunursa, bu miktar üzerinden peşinen 375 lira ver gi ödemiş demektir. Aynı miktarın yıllık beyanname ile birleştirilmesi takdirinde, eğer mükellef en az geçim indiriminden faydalanmakta ise ödiyecek bir vergi mevcut değildir, indirimden faydalan makta ise, faydalanılacak indirim hadlerine göre kellemahal evvelce peşin alman verginin bir kısmı nın kendisine iadesi gerekecektir.

Böyle bir mükellefin sırf' bu bakımdan yıllık beyana. icbar edilmesinde Hazine bakımından bir fayda mevcut değildir. Alma netice mükellef lehine tecelli edecekse yıllıfe beyanname verebilmelidir.

Kanunun 72 nci maddesiyle tevkif suretiyle alınan vergiden fazla bir vergi ödemiyeeek olan mü kellefler beyanname vermek külfetinden kurtarılmış, idarenin de fuzuli birtakım muamelelerle işti gali önlenmiştir.

Filhakika, mezikûr hükümle yıllık geliri 5 000 lirayı aşmıyanlarm, bu gelirlerine dâhil stopaja tâbi bulunmıyan kazanç ve iratları mevcutsa, bu kazanç ve iratlar için beyanname alınacak ve fakat stopaja tâbi bakiye kazanç ve iratları yine verilecek beyannameye dercedilmiyebilecektir.

Üzerinden bidayette tevkif suretiyle vergisi alınmamış kazanç ve iratların vergisiz bırakılma ması tabiî olduğundan bunlardan beyan suretiyle vergi alınması tabiîdir. Şu kadar ki, bu şekilde beyanname tanzim edip veren mükellefin, artık bu beyannamesine, vergisi tevkif suretiyle alın mış kazanç ve iratlarını ithal etmemesini haklı (gösterecek bir sebep mevcut değildir.

Bu bakımdan, maddenin ilk fıkrası değiştirilmiş ve bu değişikliğe mütenazır olarak mütaakıp fıkrası da maksada uygun hale konulmuştur.

Tasarı/teklif madde 33

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

— Aile reisi beyanlarında eşlerin ve küçük çocukların gelirleri toplanarak mecmuuna müterakki vergi nispeti tarifeleri uygulandığına göre, toplanan ve gelirlere dâhil gelir mem balarından bir kısmında fahassül eden zararlar aile fertlerinden hangisine ait bulunursa bulun sun, 73 ncü maddedeki esaslar dâhilinde diğerlerinin kazanç ve iratlarından ma'hsübedilmesi bu müessesenin (Aile reisi beyanı müessesesinin) tabiî -ve zaruri bir neticesidir.

Kanunun 73 ncü maddesine, bunu sağlıyacak hüküm konulmuş bulunmaktadır.

Gelir Vergisi Kanununun, menkul ve gayrimenkul sermaye iratlarında, eğer bu iratlar ticari sermayeye dâhil değilse, sadece men'kul ve gayri menkullerin gelirleriyle ilgilenmiş, bu geliri tevlideden sermayenin şu veya bu şekilde kıymet tezayüdü veya kıymet tenezzülü üzerinde durma mıştır.

Ancak, bu demek değildir ki, mezkûr gelir membamdan zarar olmasın, masrafların hasılatın fevkinde olma-sı takdirinde bu membada da zarar tailıassul edebilir.

Bu hususları belirtmek üzere madde sonuna gereken hüküm ilâve edilmiştir.

Tasarı/teklif madde 34

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

— Tasarının bu maddesiyle, kanunun, yıllık beyannamenin şekil ve muhtevasını tâyin eden 76 nci maddesi hükmü tadil olunmuştur.

Maddenin A ve B fıkralarında yapılan tadilât.şekli mahiyette ve hükme vuzuh, vermeye matuf tur.

Gider bildirimi ile alâkalı C fıkrasında, umumiyetle mükelleflerin müşterek masrafları meyanmda yer aldığından ve gelirin masraf mahallini tâyininde müşterek bir ölçü olarak kullanılabile ceğinden (tahsil masrafları) ile alâkalı bir bent hükmü eklenmiştir.

İşletme hesabı esasına göre ticari kazancını tesbit edenler, işletme hesabı hulâsasında mevcut malûmata uygun şekilde hareket ettiklerinden, ayrıca bir cetvele bu malûmata dercedip beyan nameye raptetmelerinde, pratik bir fayda mevcut değildir. Buna muka'bil emtia üzerine iş yapan bu sınıf mükelleflerin emtia hesaplarının muvazenelerini beyannamelerine dercetmeleri gerçek ka zançlarını tesbit yönünden daha faydalı görülmüştür.

Yıllık beyannameye dâhil kazanç ve iratları üzerinden tevkif suretiyle ödenen vergiler, beyan name üzerinden hesaplanan vergiden mahsubolunabilmekte ve hattâ kesilen vergi fazla ise, fazlası mükellefe iade olunmaktadır.

Gerek mahsubun sıhhatini tahkik gerekse iade edilecek mebaliğin gerçek miktarını tâyin bakı mından, bu vergilerin kim tarafından, ne zaman ve hangi vergi dairesine yatırıldığının bilinmesi zaruridir. Bu, halen, mükelleften ayrıca bilgi istemek suretiyle yapılmaktadır. Beyannameye bu ma lûmatın âerci mükellefin ayrıca rahatsız edilmesini önliyecek ve bilhassa iadelerde zamandan tasar ruf sağlanacaktır.

Bu maddeye, aynı kanunun 43 ncü maddesinde yapılmış bulunan tadillerle alâkalı olarak, bir li) fıkrası eklenmiştir. Bu fıkra ile beyannameye derci istenen malûmat, birden fazla yıllara sira yet eden inşaat ve onarım işlerinin katî kâr ve zararlarının tesbiti bakımından lüzumlu ve fayda lıdır, Madde sonuna, eklenen bir fıkra ile, ilk defa bayan esnasında Gelir Vergisine giren mükellefle rin, beyanname tanziminde uğrryalbilecekleri zorlukların giderilmesi için idareye, mükellefler le hine bâzı tasarruflarda bulunma imkânı verilmiştir.

Tasarı/teklif madde 35

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

— Gelir Vergisi Kanununun 77 nci maddesi hükmü, vergi tarhına yetkili daireyi tâyin eden 93 ncü madde hükmü ile mütenazır bir hale konulmuş ve ayrıca dar mükellefiyette yıl lık gelir beyannamesinin verileceği vergi dairesi tâyin olunmuştur.

Halen yıllık gelir beyannameleri, mükellefiyetin kalkması halleri hariç, 1 - 31 Mart içinde vergi dairesine tevdi olunabilir. Kurumlar Vergisinde, hesap dönemini takibeden 4 ay içinde beyanname tevdii mümkün olduğuna göre, Gelir Vergisi beyannamesinin 1 Ocak - 31 Mart tarihine kadar tevdii imkân dâhilinde bulunmalı, böylece bâzı zaruri sebeplerle daha önce beyannamesini vermek istiyenlere bu imkân sağlanmıştır.

Maddenin ilk fıkrası bu maksadı tedvin edecek tarzda değiştirilmiştir.

Tasarı/teklif madde 36

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

— Bu tasarı ile kaldırılmış olan kanunun 79 ncu maddesinin 4 numaralı bendinin muhafazası zaruri görüldüğünden, mezkûr hüküm bu maddeye nakledilmiş bulunmaktadır.

Tasarı/teklif madde 37

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

— Gelir Vergisi Kanununun vergi tevkif edecekleri ve üzerinden tevkifat yapa cak kazançları gösterir 80 nci maddesinde yapılan tadille, vergi kesecekler daha vazıh olarak be lirtilmiş ve gerçek gider usulünü kabul eden gayrimenkul sermaye iratları sahipleri de, masrafla rının gerçekleştiğini teshit zarureti sebebiyle bu mecburiyete tâbi tutulmuş, ayrıca 43 ncü madde yapılan tadille alâkalı izahlarımızda belirtilen sebeplerle, bu madde, şümulüne giren kazançlar içinde kaynakta vergi tevljifatı esası kabul edilmiştir.

Maddenin sonuna eklenen fıkra ile, yergi tevkif atı müessesesinin işleyişinde de gerçek kazanç esasına uyulması sağlanmıştır.

Tasarı/teklif madde 38

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

— Ücretlerde yıllık beyanname verilmesini zaruri kılan haller kanunun 81 nci maddesinde iki fıkra halinde zikredilmiştir. Halbuki tatbikatta o neviden ücret ödemeleri yapıl maktadır ki, bunların götürü usulde teklifleri muvafık olmadığı gibi vergilerinin tevkif suretiyle alınması da mümkün bulunmamaktadır.

Hususiyet arz eden bu ahval için her defasında kanun yoluna gidebilmekten ise, Maliye Ba- — İ3 - kanlığına, bu gibi alhvalde yıllı'k beyana davet yetkisi tanınması pratik bir hal çaresi olarak mütalâa edilmiştir.

Tasarı/teklif madde 39

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

— Menkul sermaye iratlarında vergi tevkif atını tâyin eden kanunun 82 nci mad desi hükmüne göre, sermaye şirketleriyle sermaye üzerinden kazanç dağıtan'kooperatif şirketler, safi kazançlarından Kurumlar Vergisi çıktıktan sonra kalan kâr kısmı üzerinden Gelir Vergisi kesmeye mecburdurlar.

Vergi kesilmesi için sözü edilen kâr kısmının ortaklara dağıtılıp dağıtılmaması üzerinde durulmadığı gibi bu kârların hakiki veya hükmi şahıslara - hattâ vergiden muaf olsalar bile - taallûku üzerinde de durulmamaktadır.

Diğer taraftan, ödeme sırasında tevkifata tabi diğer nevi menkul sermaye iratlarında da - tahvilât faizleri, mevduat faizleri, âdi komandit şirketlerde komanditlerin kâr hisseleri gibi - istihkak sahibinin hakiki veya hükmi şahıs olması veya bu vergiye tâbi bulunup bulunmaması vergi tevkifatma müessir değildir.

Bu durum, gerçekten Gelir Vergisi mükellefi olmıyan kimselerden Gelir Vergisi alınması neti cesini tevlidetmektedir.

Hele, bu gibilerden Kurumlar Vergisi gibi bir verginin mükellefi olmıyanların, tevkif suretiyle alınan bu vergiyi mahsup imkânları da mevcudolmadığmdan, nevanma, Gelir Vergisinin mükellef ve mevzuunu tâyin eden hükümleri hilâfına, bu verginin mükellefi durumuna düşmektedirler.

Halbuki, menkul sermaye iratlarında, rradın tekevvünü sırasında tevkif edilen vergi, bu irat d> layısiyle, ileride vergi ödiyeceklerden bu vergilerine mahsuben alınmaktadır.

Kanunun esaslarına aykırı şekilde tecelli eden bu durumun ıslahı düşüncesiyiedir ki, tadil olu nan madde ile, prensibolarak, gerçek kişilere nakden veya hesaben ödenen iratlar ödeme sırasında Gelir Vergisi tevkifatma tâbi tutulmakta, şu kadar ki, şahıs ve aile hâkimiyetinde bulunan şirketlerin (şirket kazancı üzerinde ortakların tasarruf imkânları daima mevcudolmasma rağmen kârı tevzi et memiş göstererek), ödemeleri gereken Gelir Vergisini asgari hadde tutmalarına imkân vermemek için şirket kazançlarından, gerçekten ortaklara tevzii kabil olan kısmı, Gelir Vergisi tevkifatma tâbi kılın maktadır.

Ancak, bu sonuncu halde, yani; sermaye şirketleri ile kazanç dağıtan kooperatif şirketlerin ka zançları üzerinden tevkif at yapılırken, eskisinden tamamen farklı olarak gerçekten yapılan ve hiçbir zaman ortaklarının eline geçmiyecek olan masrafların, stopaj matrahının tenzili cihetine gidilmiş, ayrıca bu kazançlardan kesilen verginin, kazancın ortaklara tevzii sırasında kesilecek vergiden mah subu sağlanmış, ortağın gerçek kişi olmadığı anlaşıldığı takdirde, evvelce kesilen verginin şirket^ iadesi derpiş olunmuştur.

Tasarı/teklif madde 40

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

— Gelir Vergisi Kanununun yürürlükte bulunan 87 nci maddesi hükmüne göre, dar mükellefiyete tâbi kimselerden yıllık beyanname vermiyenler, aynı kanunun 66 ve 67 nci maddele rinde yer alan kazançları için, münferit beyanname vermek suretiyle vergilerini ödemektedirler.

Diğer taraftan, aynı mükelleflerin, ücretleri, serbest meslek kazançları ve menkul sermaye irat ları da yıllık beyana tâbi değildir. Filhakika bu kazanç ve iratlardan bir kısmının vergisi tevkif su retiyle alınmaktadır ve bu suretle alman vergi ile iktifa edilmesi kâfi görülmüştür denilebilirse de, mezkûr kazanç ve iratların tamamı tevkifata tâbi olmadığından, bu gibi kazanç ve iratları sağlıyanlarm, bu kazanç ve iratlarından ne suretle vergi ödiyecekleri kanunda belirtilmediğinden, tereddüt- - ler hâsıl olmaktadır.

Eğer bu kazanç ve iratlardan tevkif suretiyle vergi alınmamış ise, bunların, münferit beyanname ile bildirilerek vergilerinin ödenmesi tabiîdir. Tadilâtla bu sağlanmış bulunmaktadır.

Tasarı/teklif madde 41

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

— Gelir Vergisi Kanununun 91 n3İ maddesinde, gelirin vergilendirilmesinde, bu ka nuna bağlı cetveller nazara alınacağı hükme bağlanmıştır. Cetvellerin ilki, yıll.k vo münferit beyan name ile bildirilen gelirle yıllık ücret ödemelerine diğerleri ise sırasiyle aylık, haftalık ve gündelik v ücret ödemelerine taallûk etmektedir.

Ancak kanunda yıllık, aylık, haftalık ve gündelik ücretlerden neyin kast olunduğu açıklanmadıy-mdan, cetvelleri uygulamada tereddütler hâsıl olmakta ve yanlışlıklar yapılmaktadır.

Keza, aynı maddede, muhtelif ücret ödemelerinden bahsolunmakta, fakat bunun ifade ettiği mâna tasrih olunmadığından çeşitli tatbikata sebebiyet verilmektedir.

Bütün bu mahzurların izalesi maksadiyle, 91 nci madde sonuna, bâzı hükümler eklenmiş bulun maktadır.

Tasarı/teklif madde 42

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

— Kanunun 92 nci maddesinde yapılan değişiklik, birden fazla yıllara sâri inşaat ve onarım işleriyle alâkalı ödemelerden kesilecek verginin nispetini tâyinden ibarettir. Bu sonuncu ödemelerden kesilecek verginin nispeti bu gibi işlerden sağlanabilecek ortalama kazanç miktarı na zara alınmak suretiyle % 3 olarak tesbit edilmiştir.

Tasarı/teklif madde 43

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

— Kanunun 93 ncü maddesinde yapılan tadil, türlü usulde vergiye tâbi olanların vergilerinin tarha salahiyetli vergi dairesini tâyin bakımındandır.

Filhakika, bu gibi mükellefler umumiyetle işlerini gezici olarak ve yurdun muhtelif yerlerinde icra etmekte ve bâzı ahvalde, ikametgâhları ile alâka ve irtibatları hemen hemen kaybolmuş vaziyettedir.

Bu durum, kendilerinin vergi dışı kalmalarını veya vergi tarh hususunda, vergi dairelerinin hataya düşmelerini mucibolmaktadır.

Maddelerin değişik şekli, bu gibilerin vergileri ikametgâhları mahallindeki vergi dairesince tarh edilmemişse, faaliyette bulundukları mahal vergi dairelerince tarhına imkân vermektedir.

Tasarı/teklif madde 44

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

— Tasarının bu maddesiyle, Gelir Vergisi Kanununun 94 ncü maddesi daha vazıh hale konulmuş, aile reisi beyanları ile dar mükellefiyette vergiye kimin muhatabolunacağı sarahatle gösterilmiştir.

Tasarı/teklif madde 45

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

— Mer'i hükümlere göre, götürü usulde vergilendirilen ücretlerin vergilendirme dö nemi, bütçe yılmm altışar aylık devreleridir. Yılın bu şekilde ikiye tefriki suretiyle vergilendirme döneminin tâyin edilmiş bulunması, yıldan az veya dönemler içinde işe başlıyanlarm vergi matrah larını tâyinde ve en az geçim indiriminin tatbikinde geniş mikyasta ihtilâflara ve karşılıklara se bebiyet vermektedir.

Bu bakımdan, vergilendirme döneminin bütçe yılının tamamma sâri olarak tâyini, yıllık beyan nameye bu gibi ücretlerin ithali halinde, mezkûr ücretlerin, hangi takvim yılmm geliri addedilece ğinin tasrihi lüzumlu görülmüştür.

Tasarı/teklif madde 46

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

— Beyannamelerin, başka vergi daireleri vasıtasiyle gönderilmesi, tatbikatta, bâzı karşılıklara ve mükelleflerin mağduriyetlerine hebebiyet vermektedir.

Kaldıki, beyannamelerin, posta ile gönderilmesi imkânı da mevcudolduğuna nazaran, bu usulü muhafazada bir fayda da mevcut değildir.

Bu bakımdan, bu usule imkân veren hükümler, 96 nci maddeden çıkarılmıştır.

Götürü usulde tesbit olunacak ücretlerde vergilendirme dönemi, bundan evvelki maddede izah olunan sebeplerle, bütçe y_lı olarak tadil edildiğinden, bu kabîl ücretlerin vergilerine ait tarh za manını da buna göre değiştirmek gerektir.

Maddenin 3 numaralı fıkrası, iltibaslara sebebiyet verdiğinden, daha vazıh hale konulmuş ve götürü usulde vergilendirileceklerin vergilerini, karnelerini ibraz ederek tarh ettirecekleri hususu, ayrıca hükme bağlanmıştır.

Tasarı/teklif madde 47

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

— Bu madde ile kanunun 97 nci maddesinde yapılan değişikliklerden, götürü üc retlere taallûk eden kısmı, bundan evvelki maddelerde yapılan tadillerle alâkalıdır.

Diğer taraftan, yürürlükteki madde hükmüne göre, kazançları götürü usulde tesbit edilenler den, vergilendirme döneminden noksan bir müddetle çalışanların vergilerinin, sanki aylık esasın da sal nacağı gibi bir mâna çıkmaktadır. Aslında bu hükmün götürü matrahların yıllık takdir edilmesi sebebiyle, bir yıldan az çalışanlardan, çalışılan süreye ait vergi matrahlarının nasıl he saplanacağına taallûk etmesi lâzımgelir.

Tadilât ile, madde hükmü, maksada uygun hale ifrağ edilmiştir.

Tasarı/teklif madde 48

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

— Gelir Vergisi Kanununda, gerçek hasılatlarını tesbitteki müşküller sebebiyle, tamamen mükelleflerin hüsnüniyetine terk edilen bir sahada, idare lehine mukabil bir tedbir ola rak yer alan müesseselerden birisi, hükümleri 48 nci maddede belirtilen (ortalama kâr haddi esa sını) müessesesidir. ' Ancak madde hükmü, noksan ve vuzuhsuz olduğu için beklenen neticeyi vermemektedir.

Bir kere, hasılat tesbitindeki müşkülât, sadece perakendecilere inhisar etmemekte, imalâtçı lardan ve taşıma işleriyle iştigal edenlerde de aynı zorluklar mevcut bulunmaktadır.

Diğer taraftan, gerek ortalama kâr hadderini tesbit edecekleri gerekse tesbit olunan bu had lere göre beyanların sıhhat ve derecesini kontroi vazifesini yapacakların tutumlarına tâyin eyliyeeek hükümler noksan bulunduğundan, tatbikatta madde hükmü çeşitli şekillerde anlaşılarak yürütülmektedir.

Bu sebep ve mülâhazalarla 98 nci madde hükmü tasarıda belirtildiği şekilde değiştirilmiştir.

Tasarı/teklif madde 49

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

— Kanunun, 98 nci maddesi gibi bir emniyet maddesi olan 99 ncu maddesinde ya pılan tadilât, hükme vuzuh vermek ve bâzı nokssan görülen taraflarını ikmalden ibarettir.

Tasarı/teklif madde 50

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

— Tasarının bu maddesiyle kanunun 101 nci maddesinde yapılmış olan tadilât; ta sarının, 44, 45 ve 46 nci madeleriyle götürü usulde tesbit olunan ücretlerin vergilendirilme döne mi, tarh zamanı ve matrah te&biti ile alâkalı hükümlerinde yapılmış olan değişikliklerle alâkalıdır.

Tasarı/teklif madde 51

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

— Kanunun, yürürlükteki 104 ncü maddesi hükmüne göre, yıllık beyannamede gös terilen kazanç ve iratlar üzerinden evvelce kesilmiş bulunan Gelir vergilerinin, beyanname üze rinden hasaplanan Gelir Vergisinden mahsubu cihetine gidilebilmek için, vergi tevkifatmm beyan namenin taallûk ettiği yıl içinde yapılmış olması şarttır. Vergi, daha evvelki yıllarda, kesilmiş ve fa kat üzerinden vergi kesilen kazanç ve irat mükellefe daha sonraki yıllarda intikal etmişse, bu mahsup imkânı, mükellef için, zail olmaktadır.

Bu suretle zuhur eden neticeyi, vergi tevkifatı müessesesinin ihdası sebepleriyle teklif etmek imkânsızdır. Bidayette ileride katı mahiyette tesbit edilecek miktara mahsuben alman bir vergide, bu mahsup imkânın bertaraf edilmesi, bariz bir vergi mükerrerliğine sebebiyet vermektedir.

Yapılan tadille, bu mükerrerlik giderilmiş bulunmaktadır.

Tasarı/teklif madde 52

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

— Tasarı gerekçesinin umumi izahat kısmında, esnaf muaflığının kaldırılmasını zaruri kılan sebepler etraflıca açıklanmış, muafiyetin pek mahdut sahada tatbikine devam edil mekle beraber, diğer büyük kısmın, Gelir Vergisi bünyesi içine alınması, ancak bu zümrenin de bir kısmının gerçek, diğerlerinin götürü usulde teklifi gerektiği izah olunmuştur.

Muafiyetleri devam edecek ticaret ve sanat erbabının mahiyeti, tasarının 3 ncü maddesine ait gerekçe kısmında belirtilmiştir.

Tasarının bu maddesi ile ticari kazançların tesbiti usulüne (bilanço ve işletme hesabı esas larına) bir yenisi ilâve edilmektedir. Bu götürü usuldür, Filhakika, Gelir Vergisi sistemimizde, kazanç ve iratların gerçek ve safi değerleri üzerinden vergilendirilmesi bir prensibolarak kabul edilmiş bulunmakla beraber, istisnai ahvalde ve şüphe siz kaçınılmaz sebep ve zaruret tahdmda, bu prensipten ayrılmak zaruretinde kalmılmıştır.

Nitekim, bâzı nevi serbest meslek kazançları ve ücretler için halen bu esas caridir.

Tasarının bu maddesiyle, cari bu usule, gelir unsurlarından bir yenisi (ticari kazançlar) da ithal edilmektedir.

Ticari kazancın tesbit usulleri Gelir Vergisi Kanununun 3 ncü kısım birinci bölümünde yer almıştır.

Götürü usule ait hükümlerinde bu bölümü ve 44 cü maddeyi takiben ve yeni madde numa rası ihdas etmemek amaciyle 44/A, 44/B, 44/C, 44,/D, 44/E ve 44/F olarak altı madde kanuna eklenmiştir.

Bu maddelerden ilkinde, ticari kazançlarda, götürü usulün esası tâyin olunmaktadır.

Bu madde hükmüne göre, götürü ticari kazançlarda, götürü ücretler ve serbest meslek kazanç larında olduğu gibi il takdir komisyonları tarafından, Maliye Bakanlığınca tesbit olunacak iş nevileri nazara alınmak suretiyle ve ilçeler itibariyle, ayrı ayrı üçer derece üzerinden tesbit olunacaktır.

Aynı maddeye göre, ticaret ve sanat işleriyle iştigal edenlerin bu kazançlarının, götürü usul de tesbit edilebilmesi için mütaakıp 44/B ve 4 4 /0 maddelerinde yazılı şartları topluca haiz ol maları îâzımgelir.

T S. Sayısı: 181) - 1 6- Ayrıca bu şartları haiz olanlar bile 44/F maddesinde yazılı olanlar, kazançlarını gerçek usul lerde tesbit zaruretindedirler.

Bunların bir kısmı esasen bu gün dahi esnaf muafiyetinden istifade etmiyen ve kazançlarım gerçek usullerde tesbit edegelen kimselerdir. (Kolektif şirket ortakları, komandit şirketlerin ko mandite ortakları, ikrazat işleriyle uğraşanlar gibi) yeni hükümde bu sayılanlara ilâveten sar raflar, Gelir Vergisine tâbi mütaahhitlerden iş alan taşronlar, sigorta prodüktörleri, ilân ve reklâmcılık işleriyle uğraşanlar veya bu işlere tavassut edenler ayrıca zikredilmiştir.

Filhakika, bu zümre mükellefler, işlerinin mahiyet icabı gerçek usulde kazançlarını tesbit edebilecek seviyede ve bu usulün gerektirdiği birçok kayıtları fiilen tutmakta' olan kimselerdir.

Götürü usule tâbi olacaklar, esnaf muaflığında olduğu gibi umumi ve yapılan işlerin mahiye tine göre değişen özel şartlar derpiş edilmek suretiyle tâyin ve tesbit olunmuşlardır.

Bu arada, esnaf muaflığının mer'i bulunduğu devrede müşahede ve tesbit edilen bâzı aksaklık lar, bu vesile ile giderilmiştir.

özel şartlarda zikrolunan alım - satım ve ücret ölçüleri, yıllık 2 000 - 2 500 lira civarında safi kâr tevlidedebilecek hadlerde tutulmuş, bu miktarlar civarındaki kazanç sahiplerinin götürü usulde teklifleri uygun görülmüştür.

Bir kere gerçek usulde teklife tâbi tutulmuş olanların (ister kendi talep, isterse ölçüleri kay betmeleri sebebiyle olsun) artık aynı işe devam ettikleri müddetçe götürü usulden faydalandırılnramaları işin mahiyetine uygun mütalâa edilmitir.

Tasarı/teklif madde 53

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

— îş yeri veya mesken olarak kullanılan binaların gayrisafi iratları bilhassa, umumi tahrirleri uzun fasılalardan sonra tekrar edilmesi sebebiyle (iratların, takdir tarihin deki rayice göre tesbit edilmiş bulunması sebebiyle), büyük ölçüde farklılıklar göstermektedir.

Vereyi kanunlarında, .»avrisâfi iradın karine vreya ölçü olarak ele alındığı ahvalde, bu farklılığın, göz önünde tutulması tabiîdir. Nitekim Gelir Vergisi Kanununda da, bu yolda hareket edilmiş ve geçici 6 nci maddesinde kanunun 10 ve 57 nci maddelerinde sözü edilen gayrisafi iratların, takdir ta rihine göre, muayyen emsaller tatbik edilerek kullanılacağı hükme bağlanmıştır.

Ancak, bu yeknasaklığı sağlamaya matuf geçici madde hükmü, uygulanacak emsallerin süre sini, Millî Korunma Kanununun kiralar üzerine koyduğu takyitlerin kaldırıldığı tarihi takibeden ikinci vılın sonu olarak takyidetmiştir.

Millî Karanma Kanunu hükümleri kaldırılsa dahi, yeni umumi bir tahrire gidilmedikçe iratlar arasında tam bir tevazün hâsıl olamıyaeağma göre, madde hükmünün, yeni umumi tahrir esas alı narak tedvini maksada daha uygun düşecektir.

Kaldı ki. 6570 savılı Kanunun 17 nci maddesi ile Millî Korunma Kanununun 30 ncu maddesi hük mü kaldırılmış ve kiralar yeni takyitlere bağlanmış olmasına ramnen Millî Korunma Kanunu ile mü esses takvitler kaldırıldığı mülâhazasiyle mevzuubahis geçici madde hükmünün yürürlükten kalktığı iddi alanda dermevan edilmeye başlanmıştır. Tadil hükmünün kabulü ile mezuubahis tereddütler de izale edilmiş olacaktır.

Tasarı/teklif madde 54

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

— Gelir Vergisi Kanununun esnaf muaflığı ile alâkalı hükümleri gerekçenin umumi izahat kısmında belirtilen sebeplerle kaldırılmıştır.

Tasarının bu maddesi ile kaldırılan diğer hükümlere ve kaldırılma sebeplerine gelince:

1. (Madde 25/5) 25 nci maddenin 5 numaralı fıkrasivle özel kanunlarla kurulan komisyonların memur olmıyan üyelerine yapılan ödemeler, A^ergiden müstesna tutulmuştur.

Tatbikatta, bu komisyonların nelerden ibaret olduğu birtakım ihtilâflara yol açtığı gibi, ücret sektörü içinde böyle bir istisnanın vaz'mı zaruri kılan sebeplerde istisnai haklı kılacak mahiyette görülmemiştir.

2. (Madde 79) Gelir Vergisi Kanununun bu maddesi toplanamıyacak aile gelirlerine taalûk etmektedir. '•? «>* *" Aile gelirinin, o geliri tevlideden malların iktisap tarihlerine ve iktisap şekline göre parçalanarak bir kısmının aile reisi beyannamesine ithali, diğerlerinin müstakilen teklif altına alınması, bu müessesenin vaz'ı sebeplerine aykırılık teşkil ettği karar, mükelleflere, bu yoldan tahmil olunan külfet ler bakımından da bir takım mahzurları mevcut bulunmaktadır.

Bilfarz, eşin, babasından irsen intikal etmiş ve evlilik sırasında iktisabeylemiş bulunduğu çeşitli gayrimenkulleri mevcutsa, bunların bir kısmını şahsan vereceği beyannameye, değerlerini aile reisi tarafından verilecek beyannameye derceylemesi ve eğer istisnalardan faydalanmakta ise, bu gelir lerin toplamını nazara alarak durumunu tâyin etmesi lâzımgelmektedir ki, bunun tatbikmdeki zorluk aşikârdır.

Bütün bu mahzurlarına binaen, bu maddenin son fıkrası hariç (bu fıkra 78 nci maddenin so nuna eklenmiştir.) diğer hükümleri yürürlükten ^kaldırılmıştır.

3. (Madde 107) Kanunun bu maddesi ile Bina ve Arazi vergilerinin Gelir Vergisinden mahsu bu esası kabul edilmiştir.

Bina ve Arazi vergileri, ayna bağlı reel bir vergi olduğu halde, Gelir Vergisi şahsi bir vergidir.

Karakteri tamamen yekdiğerinden farklı bu iki verginin yekdiğerinden mahsubu, vergi anlayışı na uygun değildir.

Yabancı memleket tatbikatında da duranı böyle olduğu gibi Gelir Vergisi Kanunumuzun ana mahsup maddelerinde de (104 ve 105 maddeleri) konu bu şekilde anlaşılmıştır.

Kaldı ki, Bina ve Arazi vergilerinin Gelir vergilerinden mahsubu için dermeyan olunan, kıs men ikisinin de irada müteveccih bir vergi oirnrsı iddiası, fiilen vâki da değildir. Zira, Bina ve Arazi vergileri yıllarca evvel, muayyen komisyonlar tarafından takdir olunan kıymet ve iratlar üzerinden alınmaktadır. Her geçen yıl verginin matrahının, gerçeklerle tamamen alâkası kesil mekte ve bu sebepledir ki, verginin bina ve arazinin gelirleriyle olan irtibatı zail olmaktadır.

Keza bu verginin mahsubu, tatbikatta içinden çıkılmaz ihtilâflara ve tereddütlere sebebiyet vermekte hesap zorlukları, beyanname tanziminde müşküller doğurmaktadır.

Nihayet aynı bir karekteri haiz olan Bina ve Araızi vergilerinin, bu kabil diğer vergiler 'gibi gelirin tesbitinde, masraf olarak mütalâa edilmesi Gelir Vergisinin, kazançların tesbitindeki pren sip ve esaslarına da uygun düşmektedir.

4. Geçici madde 7, Gelir Vergisi Kanununun bu maddesi bu kanun içinde kiranın ölçü olarak kullanıldığı - Esnaf muaflığmd-ı iş yeri kirası ölçüsü gibi - devrede kabili tatbik bir hükmü ihti va etmektedir. îş yerleâ kiralarının ölçü olarak kullanılmasından 6582 sayılı Kanunla sarfınazar edilmiş bulunduğundan, bu kanunu-ı kabvJ tarihinden itibaren mezkûr hükmün esasen tatbik ye ri kalmamıştır.

5. 5820 sayılı Kanun:

Bu :kanun, 152 liraya kadarki emekli, dul ve yetim aylıklarının 75 lirasının Gelir Vergisinden istisnasını sağlıyan hükümleri ihtiva eder.

Bu kanun tasarısının 6 ncı maddesiyle bu kabil aylıklar için daha şümullü bir istisna kabul edildiğinden sözü edilen kanunun tatbik yeri kalmamaktadır.

HÜKÜMETTİN TEKLİFİ 5421 sayılı Gelir Vergisi Kanununun bâzı mad de ve fıkralarının değiştirilmesi ve bu kanuna bâzı hükümler eklenmesi hakkında kanun tasarısı MADDE 1. 5421 sayılı Gelir Vergisi Ka 1. Ticari mümessiller, ticaret vekilleri ve nununun 7 nci maddesinin 1 numaralı bendi tüccar memurları ile * Ticaret Kanununun hü ile sonuncu fıkrası aşağıdaki şekillerde değiş kümlerine göre acenta durumunda bulunanlar;

tirilmiştir. 2. Giderleri devamlı olarak kısmen veya ta 1. Ticari kazançlarda; Kazanç sahibinin mamen tesil edilen tarafından ödenenler;

Türkiye'de bulunması, Türkiye'de bulunmadığı 3. Mağaza veya depolarında temsil edilen hallerde Türkiye'de iş yerinin olması veya dai hesabına konsinyasyon suretiyle satmak üzere mî temsilci bulundurması ve kazancın bu yer devemlı olarak mal bulunduranlar.

lerde veya bu temsilci vasıtasiyie yapılan işler Bir kimsenin birkaç kişiyi aynı zamanda den doğması (bu şartları haiz olsalar dahi iş temsil etmesi daimî temsilcilik vasfını değiş merkezi Türkiye'de bulunmıyanlardan mer tirmez.

kezleri hesabına ihracedilmek üzere Türkiye'de MADDE o. — Aynı ikanunurı 9 ncu maddesi satiinaldıkları veya imal ettikleri malları Tür aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

kiye'de satmaksızm, yabancı memleketlere gön derenlerin bu işlerden doğan kazançları Tür Vergiden muaf esnaf kiye'de elde edilmiş sayılmaz.

Türkiye'de satmaktan maksat alıcı veya sa Madde 9. — Ticaret ve sanat erbabından tıcının Türkiye'de olması veya satış akdinin aşağıda yazılı şekil ve suretlerle çalışanların bu Türkiye'de inikadeylem esidir. İş merkezinden işlerinden doğan kazançları. Gelir Vergisinden maksat ise, iş bakımından muamelelerin bilfiil müstesnadır: ^ toplandığı ve idare edildiği merkezdir) 1. Elde, sırtta, başta, el arabası veya hay Bu maddenin 2 nci, 3 ncü ve G seı bentle vanla taşımak suretiyle köylerde, mahalle ara rinde sözü edilen değerlendirmeden maksat, larında ve pazarlarda dolaşarak yenilecek, içi ödemenin Türkiye'de yapılması veya ödeme lecek, yakılacak, zat ihtiyaçlarından veya ev yabacı memlekette yapılmışsa, Türkiye'de bir lerde kullanılacak madde ve malzemeleri satan mükellefin veya müessesenin hesaplarına inti larla aynı suretle gazete, mecmua, kitap, piyan kal ettirilmesi veya kârından ayrılmasıdır. go bileti, kartpostal, zarf, mektup ikağıdı, ço cuk: oyuncakları satanlar;

MADDE 2. — Aynı kanunun 8 nci maddesi 2. Bir iş yeri açmaksızın geçici olarak çalı aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

şan hallaçlar, kalaycılar, lehimciler, musluk ta mircileri, çilingirler, kundura boyacıları, ber îş ve daimi temsilci berler, nalbantlar, fotorafçılar, odun ve kö

Tasarı/teklif madde 8

→ yürürlükteki madde 8

— 7 nci maddenin 1 numaralı ben mür kıranlar, çamaşır yıkayıcılar, hamallar;

dinde yazılı iş yeri, Vergi Usul Kanunu hü 3. Gezici olarak vetya bir iş yeri açmak su kümlerine göre tâyin olunur. retiyle köylerle yenilecek, içilecek, giyilecek, Aynı maddede yazılı daimî temsilci, bir yakılacak, zat ihtiyaçlarından, evlerde ve tarım hizmet veya vekâlet akdi ile temsil edilene işlerinde kullanılacak madde ve malzemeleri pabağlı olup onun nam ve hesabına muayyen veya rekende olarak müstehliklere satanlarla aynı gayrimuayyen bir müddetle veya mütaaddit ti suretle nalbantlık, marangozluk, dülgerlik, doğ cari muameleler ifasına yetkili bulunan kim- ramacılık, bıçkıeılık, terzilik, berberlik ve ben vsedir. zeri küçük sanat işleriyle iştigal edenler;

Aşağıda yazılı kimseler, başkaca şartlar 4. Hayvanla veya bir adet hayvan arabaaranmaksızın temsil edilenin daimî temsilcisi sa siyle nakliyecilik yapanlarla 50 rüsum tonilâ yılırlar. toya (50 rüsum tonilâto dâhil) kadar nehir, göl