İçeriğe geç
Yürürlükte Temel kanun 3. hâli

Nüfus Planlaması Hakkında Kanun

Kanun numarası
2827
Kabul tarihi
24.05.1983
Resmî Gazete
27.05.1983 / 18059
Düstur
5. tertip, cilt 22
Son değişiklik
02.07.2018
Madde sayısı
13

Kaynak: Danışma Meclisi S. Sayısı 347 · belgeyi aç · TBMM kaydı . Gerekçeler kanun tasarısı ya da teklifi üzerine yazılmıştır; komisyon ve Genel Kurul görüşmelerinde madde numaraları değişebilir. Her gerekçe, metni en çok benzeyen yürürlükteki maddeye bağlanmıştır.

Genel gerekçe

Cumhuriyetin ilk yıllarında uygulanan Nüfus Artırma politikasının sonucu olarak 11 . 6 . 1936 yılında 3038 sayılı Kanunla 765 sayılı Ceza Kanununun 468 - 469 - 470 ve 472 nci maddeleri fasıl başlığı ile birlikte değiştirilmiştir.

Ancak ikinci dünya harbinden sonra tıp bilimindeki yemlikler bulaşıcı hastalıklarda elde edilen başarı, ölümlerin azalmasına ve hızlı nüfus artışına neden olmuş, nüfus siyasetindeki görüşlerde zamanla değiş miştir.

10.4.1965 tarihli Resmî Gazete'de yayınlanan 557 sayılı (Nüfus Planlaması Hakkında Kanun) bu gö- - nişlerin ışığında çıkarılmıştır.

Kanunun uygulamaya konuşundan bu yana 15 seneyi aşkın bir süre geçmiş olmasına karşın nüfus artış hızının azaltılması konusunda istenilen düzeyde başarı elde edilememiştir. Ayrıca ülkemiz için sorun olan düşük ve bebek ölümleri giderek artmış ve yalnız düşük nedeniyle her yıl binlerce annenin hayatını yitir mesi ya da sakat kalması devaim etmiştir.

Çocuk düşürmeye yasal olarak izin verilmeyen ülkelerde ve ülkemizde düşüklerin ya kadınların kendileri veya ehliyetsiz kişiler elinde çok kötü koşullarla yapılması nedeniyle tüm anne Ölümlerinin yarıdan faz lası bu düşükler nedeniyle olmaktadır.

Türkiye nüfus araştırmalarından alınan sonuçlara göre, araştırma sırasında gebe olan kadınların yarısı bu gebeliklerini istemediklerini belirtmişlerdir. Gebeliğin istenmeme oranı, kadınlann sahip olduğu çocuk sayısı arttıkça yükselmektedir.

örneğin : bir çocuklu gebelerin % 20'si bu gebeliği istemediğini belirtmişken, 4 ve daha fazla çocuk luların % 70 - 80*i bu geberikleri istemediklerini belirtmişlerdir, Türkiye nüfus araştırmalarının örnekleri ülkeyi temsil eder nitelikte dolayısı ile sonuçları da tüm ülkeye genellenebilir düzeydedir. 1978'de araştırmaya katılan kadınların % 75'i 3 veya daha az sayıda çocuğa sahip olmayı istediklerini belirtmişlerdir. Ortalama istenen çocuk sayısı ise 3'tür. Halbuki ailelerin sahip oldukları ortalama çocuk sayısı 5 dolayındadır. Aradaki 2 çocukluk fark istenmeyen gebeliklerin ürünüdür.

Nüfus Planlaması Hakkındaki Kanunun birinci maddesinin 2 nci fıkrası sterilizasyon ve kastrasyon ame liyesini kesinlikle yasaklamaktadır. Bugün nüfus planlaması uygulayan ülkelerde kadın ve erkeğin rızası ile sterilizasyon ameliyesi yapılmaktadır.

Ülkemizde de kadın veya erkeğin arzusu île sterilizasyon ameliyesinin yapılması Nüfus Planlaması ça lışmalarına olumlu yönde katkıda bulunacaktır.

Ancak, kürtajın tıbbî nedenler haricinde ekonomik, sosyal nedenlerle yapılmasının yasaklanması giz liliğe neden olmuştur. Gizli yapılan kürtaj ile fiyatlarının çok yükselmesi sonucunu doğurmuştur. Neticede ekonomik gücü olan aileler kürtaj olabilir, ekonomik gücü olmayan aileler ise, insanlık için yüz kızartıcı ve utanç verici vasıtalarla ölüme terkedilir olgusunu doğurmuştur. Çocuk düşürmek zorunda olan ve gerekli ekonomik gücü olmayan kadınların başvurmak zorunda oldukları araç, gereç ve ilaçlar dehşet verici olduğu gibi son derece ilkeldir, örneğin : Kibrit çöpü, sabun, çivi, tavuk teleği, ayakkabı çirişli, şiş, tığ, süpürge çö pü, çıra, aspirin, kinin, v.s.

Bugün dünyada kürtajın serbestleşmesi için hızlı ve yoğun çalışmalar yapılmaktadır. Kürtajın yasaklan masından en fazla zarar gören ülkelerden olmamıza rağmen henüz Türkiye'de böyle bir çalışmanın mevcut olmîaması da ilginç bir durum yaratmaktadır.

Bu tehlikeyi gören bir çok ülke : Amerika, Bulgaristan, Tunus, Batı Almanya, Danimarka, Finlandiya, Hindistan, İsveç, Macaristan, ingiltere, Belçika, Polanya, Çekoslovakya, Japonya, Rusya ve Yugoslavya gibi ülkeler bu sorunu çözümlemek için 3 aya kadar olan gebeliklerde rahim tahliyesini serbest bırakmışlardır.

Konunun hukukî durumuna gelince, ülkemizde çocuk düşürme fiili çok sayıda işlendiği halde bunların içinde ancak tesadüfi bir iki tanesi yargı organlarına intikal etmektedir. Bu oran istatistiklere göre en yük sek olasılıkla yüzbinde dört'dür. Yüz bin aynı fiili işleyenden ancak dördünün cezalandırılması sonucunu do ğuran kanun hükmü adalet duygularıyla tamamen çelişmektedir. Bugün toplumumuz çocuk düşürme fiilini müsamaha ile karşılamakta ve çocuğunu düşürmek isteyen her kadın bunu rahatlıkla başarmaktadır. Diğer bir deyişle söz konusu hükümlerin genel önleme özelliği hemen hemen hiç yoktur. Her yıl en azından 500 000 aykırı fiilin işlendiği bîr olayda kanun hükmünün genel önleme özelliğinden söz edilemez. Türk Ceza Kanu nundaki hükümlerin özel önleme özelliğinden de söz etmek olanaksızıdır. Bir kerre bu hükümlerin özel ön leme özelliği ancak yüzbinde dört kişide gösterilebİlmek tödir. Ayrıca, çocuk düşürme fiilinin mahiyeti icabı, hürriyeti bağlayıcı cezanın bu dört kişi üzerinde de ıslah edidi bir niteliği bulunmadığı kanısındayız. Bütün bu olgular, sosyal, ekonomik ve psikolojik nedenlerle rızalı çocuk düşürme fiilinin suç olmaktan çıkarılması görüşüne kuvvet kazandırmaktır. Kanunî yasağın kaldı rılması, bu fiilleri re artıracak değildir.

Zira bu fiili işlemeye kararlı olan bugün dahi bu olanağa sahip bülunmlaktadır. Bu nedenle, söz konusu fiili suç olmaktan çıkarma, fiil sayısında bir artırmaya neden olmayacak; buna karşın bugün yasağın sonucu gizlilik nedeniyle gerekli tıbbî kontrolden uzak yapılan düşük sayısını azaltarak kadının hayat ve sağlığı daha fazla korunmuş olacaktır.

Hiçbir önleyici niteliği bulunmayan, uygulama oranı yüz binde dört olan ve herkes tarafından kolaylıkla işlendiği nedenle kanuna saygıyı da azaltan rızalı çocuk düşürmenin suç olmaktan çıkarılmasının zorunlu olduğu inancındayız.

Danışma Meclisi (Ş. Sayısı : 347)

Madde gerekçeleri

Tasarı/teklif madde 1

→ yürürlükteki madde 2

— 557 sayılı Kamunun 2 nci maddesinde yapılan değişiklikle gebeliği önleyici ilaç ve araçları temin veya imal etme, ya da ettirme yetkisi de Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığına verilmiş ve bu tür ilaç ve araçların imal ya da ithali de yine aynı Bakanlığın iznine tabi kılınmıştır. Bu tür ilaç ve araçların niteliği nin nasıl saptanacağı da maddede belirtilmiş ve yasanın öngördüğü şekilde niteliği saptanmayan ve izin ve rilmeyen ilaç ve araçların hangi nedenle olursa olsun kısanlar üzerinde uygulanması, insanların sağlıklarının korunması amacıyla yasaklanmıştır.

Tasarı/teklif madde 2

→ yürürlükteki madde 3

— 557 sayılı Kanun II sayılı bölüm başlığı yeni tasarıda kabul edilen hükümlere uygun ola rak değiştirilmiştir.

Tasarı/teklif madde 3

→ yürürlükteki madde 4

— 557 sayılı Kanunun 3 üncü maddesinde yapılan değişiklikle tıbbî sakınca bulunmaması kay dıyla sterilizasyon kişinin iradesine bırakılmıştı. Kişi evli ise eşin de rızası öngörülmüştür.

Aynı maddeye göre kastrasyonun ise ancak tıbbî nedenlerle yapılması kabul edilmiştir ve bu halde kişi nin rızasına bakılmayacağı belirtilmiştir.

Tasarı/teklif madde 4

→ yürürlükteki madde 5

— 557 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinde yapılan bu değişiklikle gebeliğin onikinci haftasına kadar rahim tahliyesinin tıbbî nedenler yanında kişinin isteği ile de yapılması kabul edilmiştir. Gebeliğin onikinci haftadan fazla olması halinde bu işlemin ancak tıbbî nedenlerle yapılabileceğini öngören tasarıda tıbbî nedenlerin ve izin belgesinin şekil ve doldurulması usulünün bir tüzükle belirleneceği hükme bağlanmış tır. Acil hallerde yetkili uzman raporu olmadan rahim tahliyesinin nasıl yapılacağı ve bu müdahaleyi yapa cak hekimin yükümlülükleri maddede belirlenmiştir. Maddenin son fıkrasında sterilizasyon ve rahim tahliye si yapılacak yerlerde bulunması gerekecek koşullar ve bunların denetlenmesi ile acil müdahalelerin saptanma sı tüzük hükmüne bırakılmıştır.

Tasarı/teklif madde 5

→ yürürlükteki madde 6

— 557 sayılı Kanunun 5 inci maddesinde yapılan değişiklik ile rahim tahliyesine rıza gösterecek kişinin gebe kadın olduğu belirlenmiş, ancak kadın evli ise eşinin ayrıca küçüklerde ve vesayet altındaki şa hıslarda velinin ya da sulh yargıcının izni öngörülmüş, ancak kişinin haklarına sıkı sıkıya bağlı olması nede niyle veli ya da sulh yargıcının izni yanında küçük ya da vesayet altında olan şahsın da izninin aranacağı belirtilmiştir. Akıl maluliyeti nedeni ile şuur serbestisine sahip olmayan gebe kadınlarda rahim tahliyesi için kendi rızasının aranmaması hükmü getirilmiştir.

Tasarı/teklif madde 6

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

— 557 sayılı Kanunun II nci bölümüne yeni bir madde olarak 6 ncı madde eklenmiştir. Bu madde ile gebeliği önleyici yöntemleri uygulayacak hekim, hemşire ve ebelerin eğitimlerinin, görevlendiril melerinin ve uygulayacakları yöntemlere ilişkin yetkilerinin Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığınca çıkarıla cak bir yönetmelikle saptanması öngörülmüştür. Bu kişilerin yetki konusunda özel kanunlarındaki hükümle re değil, bu kanunun verdiği yetki ile çıkarılacak, anılan yönetmelik hükümlerine tabi olacakları da maddede belirlenmiştir.

Tasarı/teklif madde 7

→ yürürlükteki madde 7

— 557 sayılı Kanunun 6 ncı maddesinin 7 nci madde olarak değiştirildiğini belirtmektedir.

Tasarı/teklif madde 8

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

— 557. sayılı Kanunun 7 nci maddesi 8 inci madde olarak değiştirilmiş, ayrıca madde met ninde yapılan değişiklikle 2 nci maddenin son fıkrasına aykırı hareket edenler hakkında ceza hükmü getiril miştir. İkinci maddenin son fıkrasına aykırı hareketler bir müessir fiil olarak görülmüş, ancak bu işlemin rı za ile dahi yapılmaması için bu madde çerçevesinde müessir fiilin basit şekli dahi resen takip edilmesi ge rekli bir suç haline dönüştürülmüştür.

Tasarı/teklif madde 9

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

— 557 sayılı Kanuna yeni bir 6 No.lu madde ilave edilmiş olması nedeniyle, onu takip eden madde numaralarının kaydırılmasını öngörmektedir.

Tasarı/teklif madde 10

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

— Türk Ceza Kanununun 468 inci maddesinin 2 nci fıkrası değiştirilerek oniki haftadan faz la gebelik halinde rızalı çocuk düşürmenin suç olduğu belirtilmiştir. Ayrıca çocuk düşürmede uygulanacak yöntemler 557 sayılı Kanunda hükme bağlandığına ve rızaya ilişkin hüküm 557 sayılı Kanunun 5 inci madde sinde yer aldığına göre Türk Ceza Kanununun 468 inci maddesi buna göre düzenlenmiştir.

Tasarı/teklif madde 11

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

— Türk Ceza Kanununun 469 uncu maddesinin 1 inci fıkrasında yapılan değişiklikler fıkra 468 inci maddenin 2 nci fıkrasında yapılan değişikliğe uygun hale getirilmiştir.

Tasarı/teklif madde 12

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

— Türk Ceza Kanununun 470 inci maddesi değiştirilerek 557 sayılı Kanuna yeni ilave edilen 6 ncı madde hükümlerince belirlenecek yetkili kişiler dışında çocuk düşürme amacıyla işlemlerde bulunacak kişilere verilecek cezalar öngörülmüştür. Maddenin son fıkrası ile de gebe sayılan kadın üzerinde kadının rı zası hilafına rahim tahliye ameliyatı yapmaya yetkili kişilerin fiilleri ceza hükmüne bağlanmıştır.

Tasarı/teklif madde 13

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

— Türk Ceza Kanununun 471 inci maddesi değiştirilmiş, bir erkek ya da kadın üzerinde rıza hilafına sterilizasyon yapma suç olarak öngörülmüş, ayrıca yetkisiz kişilerin rızalı ya da rızasız sterilizasyon fiilleri cezaya bağlanmıştır.

Tasarı/teklif madde 14

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

— Türk Ceza Kanununun 472 nci maddesinin 2 nci fıkrası kanunda yapılan son değişikliklere uygun hale getirilmiştir.

Tasarı/teklif madde 15

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

— Kanun yayınlandıktan sonra Tüzük ve Yönetmeliğin hazırlanabilmesi için, 6 aylık bir süre tanınmıştır.

Tasarı/teklif madde 16

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

— 557 sayılı Kanunun 1 inci maddesinin 2 nci fıkrası sadece tıbbî zaruretlerle gebeliği sona erdirmeyi ve sterlizasyonu kabul ediyordu. Bu tasarıda gebeliğin sona erdirilmesi onikinci haftaya kadar eko nomik ve sosyal nedenlerle de kabul edildiği ve sterlizasyon tamamen kişinin rızasına bırakıldığı, kişi evli ise eşinin de rızası arandığı için iş bu fıkra yürürlükten kaldırılmıştır.

Tasarı/teklif madde 17

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

— Yürürlük hükmüdür.

Tasarı/teklif madde 18

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

— Yürütme hükmüdür.

DANIŞMA MECLİSİ BAŞKANLIĞINA Anayasanın 41 inci maddesine göre düzenlenen «Aile Planlaması Hakkında Kanun Teklifi» ekli olarak sunulmuştur.

Gereğine delaletleri saygıyla arz olunur.

Feridun GÜR\AY Kamer GENÇ Enis MURAT OĞLU İsa VARDAL Akif ERGİN AY Remzi BAN AZ Fikri DEVRİMSEL Mustafa ALPDÜNDAR Cahit TUTUM Dr. Cavidan TERCAN GEREKÇE Anayasanın 41 inci maddesinin ikinci fıkrası «Devlet, ailenin huzur ve refahı ile özellikle ananın ve ço cukların korunması ve aile planlamasının öğretimi ile uygulanmasını sağlamak için gerekli tedbirleri alır, teşkilatı kurar.» hükmünü getirmiştir. Bu amir hüküm karşısında 1.4.1965 tarih ve 557 sayılı Nüfus Planlama sı Hakkında Kanunun yürürlükten kaldırılması ve yerine yenisinin ikamesi gerekli görülmüştür.