Sosyal Hizmetler Kanunu
- Kanun numarası
- 2828
- Kabul tarihi
- 24.05.1983
- Resmî Gazete
- 27.05.1983 / 18059
- Düstur
- 5. tertip, cilt 22
- Son değişiklik
- 08.08.2026
- Madde sayısı
- 61
Metin içindeki değişiklik notlarından ve dipnotlardan derlenmiştir. Toplam 138 kayıt.
-
8 Ağustos 2026
-
Eski ifade
suça sürüklenenYeni ifadeadli süreçtekiDeğişikliğin gerekçesi
Maddeyle, mevzuatımızda yer alan “suça sürüklenen çocuk” ibaresinin, ön yargı oluşturabilecek ve doğrudan suç isnadı içeren bir nitelik taşıması nedeniyle, bu kavram yerine Anayasa’ nın 41 inci maddesinde yer alan çocuğun yüksek yararı ilkesi gözetilerek daha tarafsız, adil ve adli sürecin mahiyetini yansıtan “adli süreçteki çocuk” ibaresinin kullanılması amaçlanmaktadır.
-
-
22 Nisan 2026
-
Değişikliğin gerekçesi
Sosyal Hizmetler Kanununun 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinin (6) numaralı alt bendinde yapılan değişiklik ile; halihazırda Kanunda yer alan Çocuk Destek Merkezi tanımı, hizmet sunumundaki dönüşüme uygun olarak İhtisaslaştırılmış Çocuk Evleri Sitesi şeklinde düzenlenmektedir. Çocuğun yüksek yararı ilkesi gereğince, suça sürüklenen, suç mağduru olan veya sokakta sosyal tehlikelerle karşılaşan çocukların ve ayrıca refakatsiz çocukların rehabilitasyon süreçleri, standart bakım hizmetlerinden farklılaşan uzmanlık gerektiren bir yapıyı zorunlu kılmaktadır.
Bu kapsamda, maddeye eklenen (h) bendindeki ihtisaslaşma tanımı ile birlikte değerlendirildiğinde;
çocukların yaş, cinsiyet ve psikososyal ihtiyaçlarına göre ayrıştırılmış, travma odaklı ve özelleştirilmiş bir bakım modelinin hukuki dayanağı oluşturulmaktadır.
Maddenin birinci fıkrasının (f) bendinin (12) numaralı alt bendinde yapılan değişiklik ile; Çocuk Evleri Sitesi ibaresinin çoğul yapısı ile tanım içeriğindeki birim ifadesi arasındaki uyumsuzluk giderilmiş olup uygulamada oluşabilecek tereddütlerin önüne geçilmesi ve anlam birliğinin sağlanması hedeflenmektedir.
Maddenin birinci fıkrasının (f) bendine eklenen (17) numaralı alt bent ile Çocuk Koruma İlk Müdahale ve Değerlendirme Merkezi müstakil bir sosyal hizmet kuruluşu statüsüne kavuşturulmaktadır.
Mevcut uygulamada, bağlı birim statüsünde hizmet veren ilk müdahale birimlerinde, bürokratik süreçlerin uzadığı ve çocuk hakkında uygun hizmet modelinin belirlenmesinde gecikmeler yaşandığı, Bakanlık tarafından yürütülen izleme, değerlendirme, saha analizleri ve hizmet etkililiği çalışmaları ile elde edilen veriler doğrultusunda tespit edilmiştir. Çocuğun kuruluşa kabulü ile uygun hizmete yönlendirilmesi arasındaki sürenin kısaltılması, travmanın derinleşmemesi adına hayati önem taşımaktadır. Bu birimlerin bağımsız birer Merkez olarak tanımlanmasıyla; karar alma süreçlerinin hızlandırılması, Bakanlığın insan kaynağı ve fiziki kapasitesinin daha verimli kullanılması ve böylece kamu yararının en üst düzeyde gerçekleştirilmesi amaçlanmaktadır.
Maddeye eklenen (ı) ve (j) bentleri ile; Sosyal ve Ekonomik Destek ve Koruyucu Aile kavramları kanuni tanıma kavuşturulmaktadır. Modern sosyal hizmet anlayışı, kuruluş bakımını son çare olarak görmekte, esas olanın çocuğun aile ortamında veya aile odaklı modellerle desteklenmesi olduğunu kabul etmektedir. Bu doğrultuda, temel ihtiyaçlarını karşılayamayan ve hayatını sürdürmekte güçlük çeken ailelerin çocuklarının ve gençlerin desteklenmesi ile çocukların aile ortamında yetişmesini teminen Sosyal Hizmetler Kanununun 1 inci maddesindeki amaca uygun olarak maddi destek ve sosyal hizmet desteği sağlanmakta olup, bu doğrultuda Sosyal ve Ekonomik Destek tanımı yapılmış ve ayrıca Kanunun 23 üncü maddesinde düzenlenen koruma altındaki çocukların kuruluş bakımı yerine aile yanında yetiştirilmelerini amaçlayan Koruyucu Aile modeli tanımlanmıştır.
Maddeye eklenen (k) bendi ile Merkezi İzleme Sistemi tanımlanmıştır. Bu kapsamda; Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına bağlı sosyal hizmet kuruluşlarında sunulan hizmet kalitesini artırmak, hizmet sunumunda kurumlar arası uygulama birliğini temin etmek, güvenliği sağlamak, acil durumlara hızlı müdahale etmek ve alınan veriler ile kuruluşlarda oluşabilecek risklerin tespit edilerek önleyici tedbirlerin alınması, hizmetlerin denetlenebilirliğinin ve şeffaflığın artırılması amacıyla Bakanlık merkez teşkilatında kurulacak yazılım destekli kamera sistemlerinin bağlı olduğu altyapının tanımlanması amaçlanmaktadır.
-
Değişikliğin gerekçesi
Sosyal Hizmetler Kanununun 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinin (6) numaralı alt bendinde yapılan değişiklik ile; halihazırda Kanunda yer alan Çocuk Destek Merkezi tanımı, hizmet sunumundaki dönüşüme uygun olarak İhtisaslaştırılmış Çocuk Evleri Sitesi şeklinde düzenlenmektedir. Çocuğun yüksek yararı ilkesi gereğince, suça sürüklenen, suç mağduru olan veya sokakta sosyal tehlikelerle karşılaşan çocukların ve ayrıca refakatsiz çocukların rehabilitasyon süreçleri, standart bakım hizmetlerinden farklılaşan uzmanlık gerektiren bir yapıyı zorunlu kılmaktadır.
Bu kapsamda, maddeye eklenen (h) bendindeki ihtisaslaşma tanımı ile birlikte değerlendirildiğinde;
çocukların yaş, cinsiyet ve psikososyal ihtiyaçlarına göre ayrıştırılmış, travma odaklı ve özelleştirilmiş bir bakım modelinin hukuki dayanağı oluşturulmaktadır.
Maddenin birinci fıkrasının (f) bendinin (12) numaralı alt bendinde yapılan değişiklik ile; Çocuk Evleri Sitesi ibaresinin çoğul yapısı ile tanım içeriğindeki birim ifadesi arasındaki uyumsuzluk giderilmiş olup uygulamada oluşabilecek tereddütlerin önüne geçilmesi ve anlam birliğinin sağlanması hedeflenmektedir.
Maddenin birinci fıkrasının (f) bendine eklenen (17) numaralı alt bent ile Çocuk Koruma İlk Müdahale ve Değerlendirme Merkezi müstakil bir sosyal hizmet kuruluşu statüsüne kavuşturulmaktadır.
Mevcut uygulamada, bağlı birim statüsünde hizmet veren ilk müdahale birimlerinde, bürokratik süreçlerin uzadığı ve çocuk hakkında uygun hizmet modelinin belirlenmesinde gecikmeler yaşandığı, Bakanlık tarafından yürütülen izleme, değerlendirme, saha analizleri ve hizmet etkililiği çalışmaları ile elde edilen veriler doğrultusunda tespit edilmiştir. Çocuğun kuruluşa kabulü ile uygun hizmete yönlendirilmesi arasındaki sürenin kısaltılması, travmanın derinleşmemesi adına hayati önem taşımaktadır. Bu birimlerin bağımsız birer Merkez olarak tanımlanmasıyla; karar alma süreçlerinin hızlandırılması, Bakanlığın insan kaynağı ve fiziki kapasitesinin daha verimli kullanılması ve böylece kamu yararının en üst düzeyde gerçekleştirilmesi amaçlanmaktadır.
Maddeye eklenen (ı) ve (j) bentleri ile; Sosyal ve Ekonomik Destek ve Koruyucu Aile kavramları kanuni tanıma kavuşturulmaktadır. Modern sosyal hizmet anlayışı, kuruluş bakımını son çare olarak görmekte, esas olanın çocuğun aile ortamında veya aile odaklı modellerle desteklenmesi olduğunu kabul etmektedir. Bu doğrultuda, temel ihtiyaçlarını karşılayamayan ve hayatını sürdürmekte güçlük çeken ailelerin çocuklarının ve gençlerin desteklenmesi ile çocukların aile ortamında yetişmesini teminen Sosyal Hizmetler Kanununun 1 inci maddesindeki amaca uygun olarak maddi destek ve sosyal hizmet desteği sağlanmakta olup, bu doğrultuda Sosyal ve Ekonomik Destek tanımı yapılmış ve ayrıca Kanunun 23 üncü maddesinde düzenlenen koruma altındaki çocukların kuruluş bakımı yerine aile yanında yetiştirilmelerini amaçlayan Koruyucu Aile modeli tanımlanmıştır.
Maddeye eklenen (k) bendi ile Merkezi İzleme Sistemi tanımlanmıştır. Bu kapsamda; Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına bağlı sosyal hizmet kuruluşlarında sunulan hizmet kalitesini artırmak, hizmet sunumunda kurumlar arası uygulama birliğini temin etmek, güvenliği sağlamak, acil durumlara hızlı müdahale etmek ve alınan veriler ile kuruluşlarda oluşabilecek risklerin tespit edilerek önleyici tedbirlerin alınması, hizmetlerin denetlenebilirliğinin ve şeffaflığın artırılması amacıyla Bakanlık merkez teşkilatında kurulacak yazılım destekli kamera sistemlerinin bağlı olduğu altyapının tanımlanması amaçlanmaktadır.
-
Değişikliğin gerekçesi
Sosyal Hizmetler Kanununun 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinin (6) numaralı alt bendinde yapılan değişiklik ile; halihazırda Kanunda yer alan Çocuk Destek Merkezi tanımı, hizmet sunumundaki dönüşüme uygun olarak İhtisaslaştırılmış Çocuk Evleri Sitesi şeklinde düzenlenmektedir. Çocuğun yüksek yararı ilkesi gereğince, suça sürüklenen, suç mağduru olan veya sokakta sosyal tehlikelerle karşılaşan çocukların ve ayrıca refakatsiz çocukların rehabilitasyon süreçleri, standart bakım hizmetlerinden farklılaşan uzmanlık gerektiren bir yapıyı zorunlu kılmaktadır.
Bu kapsamda, maddeye eklenen (h) bendindeki ihtisaslaşma tanımı ile birlikte değerlendirildiğinde;
çocukların yaş, cinsiyet ve psikososyal ihtiyaçlarına göre ayrıştırılmış, travma odaklı ve özelleştirilmiş bir bakım modelinin hukuki dayanağı oluşturulmaktadır.
Maddenin birinci fıkrasının (f) bendinin (12) numaralı alt bendinde yapılan değişiklik ile; Çocuk Evleri Sitesi ibaresinin çoğul yapısı ile tanım içeriğindeki birim ifadesi arasındaki uyumsuzluk giderilmiş olup uygulamada oluşabilecek tereddütlerin önüne geçilmesi ve anlam birliğinin sağlanması hedeflenmektedir.
Maddenin birinci fıkrasının (f) bendine eklenen (17) numaralı alt bent ile Çocuk Koruma İlk Müdahale ve Değerlendirme Merkezi müstakil bir sosyal hizmet kuruluşu statüsüne kavuşturulmaktadır.
Mevcut uygulamada, bağlı birim statüsünde hizmet veren ilk müdahale birimlerinde, bürokratik süreçlerin uzadığı ve çocuk hakkında uygun hizmet modelinin belirlenmesinde gecikmeler yaşandığı, Bakanlık tarafından yürütülen izleme, değerlendirme, saha analizleri ve hizmet etkililiği çalışmaları ile elde edilen veriler doğrultusunda tespit edilmiştir. Çocuğun kuruluşa kabulü ile uygun hizmete yönlendirilmesi arasındaki sürenin kısaltılması, travmanın derinleşmemesi adına hayati önem taşımaktadır. Bu birimlerin bağımsız birer Merkez olarak tanımlanmasıyla; karar alma süreçlerinin hızlandırılması, Bakanlığın insan kaynağı ve fiziki kapasitesinin daha verimli kullanılması ve böylece kamu yararının en üst düzeyde gerçekleştirilmesi amaçlanmaktadır.
Maddeye eklenen (ı) ve (j) bentleri ile; Sosyal ve Ekonomik Destek ve Koruyucu Aile kavramları kanuni tanıma kavuşturulmaktadır. Modern sosyal hizmet anlayışı, kuruluş bakımını son çare olarak görmekte, esas olanın çocuğun aile ortamında veya aile odaklı modellerle desteklenmesi olduğunu kabul etmektedir. Bu doğrultuda, temel ihtiyaçlarını karşılayamayan ve hayatını sürdürmekte güçlük çeken ailelerin çocuklarının ve gençlerin desteklenmesi ile çocukların aile ortamında yetişmesini teminen Sosyal Hizmetler Kanununun 1 inci maddesindeki amaca uygun olarak maddi destek ve sosyal hizmet desteği sağlanmakta olup, bu doğrultuda Sosyal ve Ekonomik Destek tanımı yapılmış ve ayrıca Kanunun 23 üncü maddesinde düzenlenen koruma altındaki çocukların kuruluş bakımı yerine aile yanında yetiştirilmelerini amaçlayan Koruyucu Aile modeli tanımlanmıştır.
Maddeye eklenen (k) bendi ile Merkezi İzleme Sistemi tanımlanmıştır. Bu kapsamda; Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına bağlı sosyal hizmet kuruluşlarında sunulan hizmet kalitesini artırmak, hizmet sunumunda kurumlar arası uygulama birliğini temin etmek, güvenliği sağlamak, acil durumlara hızlı müdahale etmek ve alınan veriler ile kuruluşlarda oluşabilecek risklerin tespit edilerek önleyici tedbirlerin alınması, hizmetlerin denetlenebilirliğinin ve şeffaflığın artırılması amacıyla Bakanlık merkez teşkilatında kurulacak yazılım destekli kamera sistemlerinin bağlı olduğu altyapının tanımlanması amaçlanmaktadır.
-
Değişikliğin gerekçesi
Sosyal Hizmetler Kanununun 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinin (6) numaralı alt bendinde yapılan değişiklik ile; halihazırda Kanunda yer alan Çocuk Destek Merkezi tanımı, hizmet sunumundaki dönüşüme uygun olarak İhtisaslaştırılmış Çocuk Evleri Sitesi şeklinde düzenlenmektedir. Çocuğun yüksek yararı ilkesi gereğince, suça sürüklenen, suç mağduru olan veya sokakta sosyal tehlikelerle karşılaşan çocukların ve ayrıca refakatsiz çocukların rehabilitasyon süreçleri, standart bakım hizmetlerinden farklılaşan uzmanlık gerektiren bir yapıyı zorunlu kılmaktadır.
Bu kapsamda, maddeye eklenen (h) bendindeki ihtisaslaşma tanımı ile birlikte değerlendirildiğinde;
çocukların yaş, cinsiyet ve psikososyal ihtiyaçlarına göre ayrıştırılmış, travma odaklı ve özelleştirilmiş bir bakım modelinin hukuki dayanağı oluşturulmaktadır.
Maddenin birinci fıkrasının (f) bendinin (12) numaralı alt bendinde yapılan değişiklik ile; Çocuk Evleri Sitesi ibaresinin çoğul yapısı ile tanım içeriğindeki birim ifadesi arasındaki uyumsuzluk giderilmiş olup uygulamada oluşabilecek tereddütlerin önüne geçilmesi ve anlam birliğinin sağlanması hedeflenmektedir.
Maddenin birinci fıkrasının (f) bendine eklenen (17) numaralı alt bent ile Çocuk Koruma İlk Müdahale ve Değerlendirme Merkezi müstakil bir sosyal hizmet kuruluşu statüsüne kavuşturulmaktadır.
Mevcut uygulamada, bağlı birim statüsünde hizmet veren ilk müdahale birimlerinde, bürokratik süreçlerin uzadığı ve çocuk hakkında uygun hizmet modelinin belirlenmesinde gecikmeler yaşandığı, Bakanlık tarafından yürütülen izleme, değerlendirme, saha analizleri ve hizmet etkililiği çalışmaları ile elde edilen veriler doğrultusunda tespit edilmiştir. Çocuğun kuruluşa kabulü ile uygun hizmete yönlendirilmesi arasındaki sürenin kısaltılması, travmanın derinleşmemesi adına hayati önem taşımaktadır. Bu birimlerin bağımsız birer Merkez olarak tanımlanmasıyla; karar alma süreçlerinin hızlandırılması, Bakanlığın insan kaynağı ve fiziki kapasitesinin daha verimli kullanılması ve böylece kamu yararının en üst düzeyde gerçekleştirilmesi amaçlanmaktadır.
Maddeye eklenen (ı) ve (j) bentleri ile; Sosyal ve Ekonomik Destek ve Koruyucu Aile kavramları kanuni tanıma kavuşturulmaktadır. Modern sosyal hizmet anlayışı, kuruluş bakımını son çare olarak görmekte, esas olanın çocuğun aile ortamında veya aile odaklı modellerle desteklenmesi olduğunu kabul etmektedir. Bu doğrultuda, temel ihtiyaçlarını karşılayamayan ve hayatını sürdürmekte güçlük çeken ailelerin çocuklarının ve gençlerin desteklenmesi ile çocukların aile ortamında yetişmesini teminen Sosyal Hizmetler Kanununun 1 inci maddesindeki amaca uygun olarak maddi destek ve sosyal hizmet desteği sağlanmakta olup, bu doğrultuda Sosyal ve Ekonomik Destek tanımı yapılmış ve ayrıca Kanunun 23 üncü maddesinde düzenlenen koruma altındaki çocukların kuruluş bakımı yerine aile yanında yetiştirilmelerini amaçlayan Koruyucu Aile modeli tanımlanmıştır.
Maddeye eklenen (k) bendi ile Merkezi İzleme Sistemi tanımlanmıştır. Bu kapsamda; Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına bağlı sosyal hizmet kuruluşlarında sunulan hizmet kalitesini artırmak, hizmet sunumunda kurumlar arası uygulama birliğini temin etmek, güvenliği sağlamak, acil durumlara hızlı müdahale etmek ve alınan veriler ile kuruluşlarda oluşabilecek risklerin tespit edilerek önleyici tedbirlerin alınması, hizmetlerin denetlenebilirliğinin ve şeffaflığın artırılması amacıyla Bakanlık merkez teşkilatında kurulacak yazılım destekli kamera sistemlerinin bağlı olduğu altyapının tanımlanması amaçlanmaktadır.
-
Değişikliğin gerekçesi
Sosyal Hizmetler Kanununun 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinin (6) numaralı alt bendinde yapılan değişiklik ile; halihazırda Kanunda yer alan Çocuk Destek Merkezi tanımı, hizmet sunumundaki dönüşüme uygun olarak İhtisaslaştırılmış Çocuk Evleri Sitesi şeklinde düzenlenmektedir. Çocuğun yüksek yararı ilkesi gereğince, suça sürüklenen, suç mağduru olan veya sokakta sosyal tehlikelerle karşılaşan çocukların ve ayrıca refakatsiz çocukların rehabilitasyon süreçleri, standart bakım hizmetlerinden farklılaşan uzmanlık gerektiren bir yapıyı zorunlu kılmaktadır.
Bu kapsamda, maddeye eklenen (h) bendindeki ihtisaslaşma tanımı ile birlikte değerlendirildiğinde;
çocukların yaş, cinsiyet ve psikososyal ihtiyaçlarına göre ayrıştırılmış, travma odaklı ve özelleştirilmiş bir bakım modelinin hukuki dayanağı oluşturulmaktadır.
Maddenin birinci fıkrasının (f) bendinin (12) numaralı alt bendinde yapılan değişiklik ile; Çocuk Evleri Sitesi ibaresinin çoğul yapısı ile tanım içeriğindeki birim ifadesi arasındaki uyumsuzluk giderilmiş olup uygulamada oluşabilecek tereddütlerin önüne geçilmesi ve anlam birliğinin sağlanması hedeflenmektedir.
Maddenin birinci fıkrasının (f) bendine eklenen (17) numaralı alt bent ile Çocuk Koruma İlk Müdahale ve Değerlendirme Merkezi müstakil bir sosyal hizmet kuruluşu statüsüne kavuşturulmaktadır.
Mevcut uygulamada, bağlı birim statüsünde hizmet veren ilk müdahale birimlerinde, bürokratik süreçlerin uzadığı ve çocuk hakkında uygun hizmet modelinin belirlenmesinde gecikmeler yaşandığı, Bakanlık tarafından yürütülen izleme, değerlendirme, saha analizleri ve hizmet etkililiği çalışmaları ile elde edilen veriler doğrultusunda tespit edilmiştir. Çocuğun kuruluşa kabulü ile uygun hizmete yönlendirilmesi arasındaki sürenin kısaltılması, travmanın derinleşmemesi adına hayati önem taşımaktadır. Bu birimlerin bağımsız birer Merkez olarak tanımlanmasıyla; karar alma süreçlerinin hızlandırılması, Bakanlığın insan kaynağı ve fiziki kapasitesinin daha verimli kullanılması ve böylece kamu yararının en üst düzeyde gerçekleştirilmesi amaçlanmaktadır.
Maddeye eklenen (ı) ve (j) bentleri ile; Sosyal ve Ekonomik Destek ve Koruyucu Aile kavramları kanuni tanıma kavuşturulmaktadır. Modern sosyal hizmet anlayışı, kuruluş bakımını son çare olarak görmekte, esas olanın çocuğun aile ortamında veya aile odaklı modellerle desteklenmesi olduğunu kabul etmektedir. Bu doğrultuda, temel ihtiyaçlarını karşılayamayan ve hayatını sürdürmekte güçlük çeken ailelerin çocuklarının ve gençlerin desteklenmesi ile çocukların aile ortamında yetişmesini teminen Sosyal Hizmetler Kanununun 1 inci maddesindeki amaca uygun olarak maddi destek ve sosyal hizmet desteği sağlanmakta olup, bu doğrultuda Sosyal ve Ekonomik Destek tanımı yapılmış ve ayrıca Kanunun 23 üncü maddesinde düzenlenen koruma altındaki çocukların kuruluş bakımı yerine aile yanında yetiştirilmelerini amaçlayan Koruyucu Aile modeli tanımlanmıştır.
Maddeye eklenen (k) bendi ile Merkezi İzleme Sistemi tanımlanmıştır. Bu kapsamda; Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına bağlı sosyal hizmet kuruluşlarında sunulan hizmet kalitesini artırmak, hizmet sunumunda kurumlar arası uygulama birliğini temin etmek, güvenliği sağlamak, acil durumlara hızlı müdahale etmek ve alınan veriler ile kuruluşlarda oluşabilecek risklerin tespit edilerek önleyici tedbirlerin alınması, hizmetlerin denetlenebilirliğinin ve şeffaflığın artırılması amacıyla Bakanlık merkez teşkilatında kurulacak yazılım destekli kamera sistemlerinin bağlı olduğu altyapının tanımlanması amaçlanmaktadır.
-
Değişikliğin gerekçesi
Sosyal Hizmetler Kanununun 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinin (6) numaralı alt bendinde yapılan değişiklik ile; halihazırda Kanunda yer alan Çocuk Destek Merkezi tanımı, hizmet sunumundaki dönüşüme uygun olarak İhtisaslaştırılmış Çocuk Evleri Sitesi şeklinde düzenlenmektedir. Çocuğun yüksek yararı ilkesi gereğince, suça sürüklenen, suç mağduru olan veya sokakta sosyal tehlikelerle karşılaşan çocukların ve ayrıca refakatsiz çocukların rehabilitasyon süreçleri, standart bakım hizmetlerinden farklılaşan uzmanlık gerektiren bir yapıyı zorunlu kılmaktadır.
Bu kapsamda, maddeye eklenen (h) bendindeki ihtisaslaşma tanımı ile birlikte değerlendirildiğinde;
çocukların yaş, cinsiyet ve psikososyal ihtiyaçlarına göre ayrıştırılmış, travma odaklı ve özelleştirilmiş bir bakım modelinin hukuki dayanağı oluşturulmaktadır.
Maddenin birinci fıkrasının (f) bendinin (12) numaralı alt bendinde yapılan değişiklik ile; Çocuk Evleri Sitesi ibaresinin çoğul yapısı ile tanım içeriğindeki birim ifadesi arasındaki uyumsuzluk giderilmiş olup uygulamada oluşabilecek tereddütlerin önüne geçilmesi ve anlam birliğinin sağlanması hedeflenmektedir.
Maddenin birinci fıkrasının (f) bendine eklenen (17) numaralı alt bent ile Çocuk Koruma İlk Müdahale ve Değerlendirme Merkezi müstakil bir sosyal hizmet kuruluşu statüsüne kavuşturulmaktadır.
Mevcut uygulamada, bağlı birim statüsünde hizmet veren ilk müdahale birimlerinde, bürokratik süreçlerin uzadığı ve çocuk hakkında uygun hizmet modelinin belirlenmesinde gecikmeler yaşandığı, Bakanlık tarafından yürütülen izleme, değerlendirme, saha analizleri ve hizmet etkililiği çalışmaları ile elde edilen veriler doğrultusunda tespit edilmiştir. Çocuğun kuruluşa kabulü ile uygun hizmete yönlendirilmesi arasındaki sürenin kısaltılması, travmanın derinleşmemesi adına hayati önem taşımaktadır. Bu birimlerin bağımsız birer Merkez olarak tanımlanmasıyla; karar alma süreçlerinin hızlandırılması, Bakanlığın insan kaynağı ve fiziki kapasitesinin daha verimli kullanılması ve böylece kamu yararının en üst düzeyde gerçekleştirilmesi amaçlanmaktadır.
Maddeye eklenen (ı) ve (j) bentleri ile; Sosyal ve Ekonomik Destek ve Koruyucu Aile kavramları kanuni tanıma kavuşturulmaktadır. Modern sosyal hizmet anlayışı, kuruluş bakımını son çare olarak görmekte, esas olanın çocuğun aile ortamında veya aile odaklı modellerle desteklenmesi olduğunu kabul etmektedir. Bu doğrultuda, temel ihtiyaçlarını karşılayamayan ve hayatını sürdürmekte güçlük çeken ailelerin çocuklarının ve gençlerin desteklenmesi ile çocukların aile ortamında yetişmesini teminen Sosyal Hizmetler Kanununun 1 inci maddesindeki amaca uygun olarak maddi destek ve sosyal hizmet desteği sağlanmakta olup, bu doğrultuda Sosyal ve Ekonomik Destek tanımı yapılmış ve ayrıca Kanunun 23 üncü maddesinde düzenlenen koruma altındaki çocukların kuruluş bakımı yerine aile yanında yetiştirilmelerini amaçlayan Koruyucu Aile modeli tanımlanmıştır.
Maddeye eklenen (k) bendi ile Merkezi İzleme Sistemi tanımlanmıştır. Bu kapsamda; Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına bağlı sosyal hizmet kuruluşlarında sunulan hizmet kalitesini artırmak, hizmet sunumunda kurumlar arası uygulama birliğini temin etmek, güvenliği sağlamak, acil durumlara hızlı müdahale etmek ve alınan veriler ile kuruluşlarda oluşabilecek risklerin tespit edilerek önleyici tedbirlerin alınması, hizmetlerin denetlenebilirliğinin ve şeffaflığın artırılması amacıyla Bakanlık merkez teşkilatında kurulacak yazılım destekli kamera sistemlerinin bağlı olduğu altyapının tanımlanması amaçlanmaktadır.
-
Değişikliğin gerekçesi
Sosyal Hizmetler Kanununun 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinin (6) numaralı alt bendinde yapılan değişiklik ile; halihazırda Kanunda yer alan Çocuk Destek Merkezi tanımı, hizmet sunumundaki dönüşüme uygun olarak İhtisaslaştırılmış Çocuk Evleri Sitesi şeklinde düzenlenmektedir. Çocuğun yüksek yararı ilkesi gereğince, suça sürüklenen, suç mağduru olan veya sokakta sosyal tehlikelerle karşılaşan çocukların ve ayrıca refakatsiz çocukların rehabilitasyon süreçleri, standart bakım hizmetlerinden farklılaşan uzmanlık gerektiren bir yapıyı zorunlu kılmaktadır.
Bu kapsamda, maddeye eklenen (h) bendindeki ihtisaslaşma tanımı ile birlikte değerlendirildiğinde;
çocukların yaş, cinsiyet ve psikososyal ihtiyaçlarına göre ayrıştırılmış, travma odaklı ve özelleştirilmiş bir bakım modelinin hukuki dayanağı oluşturulmaktadır.
Maddenin birinci fıkrasının (f) bendinin (12) numaralı alt bendinde yapılan değişiklik ile; Çocuk Evleri Sitesi ibaresinin çoğul yapısı ile tanım içeriğindeki birim ifadesi arasındaki uyumsuzluk giderilmiş olup uygulamada oluşabilecek tereddütlerin önüne geçilmesi ve anlam birliğinin sağlanması hedeflenmektedir.
Maddenin birinci fıkrasının (f) bendine eklenen (17) numaralı alt bent ile Çocuk Koruma İlk Müdahale ve Değerlendirme Merkezi müstakil bir sosyal hizmet kuruluşu statüsüne kavuşturulmaktadır.
Mevcut uygulamada, bağlı birim statüsünde hizmet veren ilk müdahale birimlerinde, bürokratik süreçlerin uzadığı ve çocuk hakkında uygun hizmet modelinin belirlenmesinde gecikmeler yaşandığı, Bakanlık tarafından yürütülen izleme, değerlendirme, saha analizleri ve hizmet etkililiği çalışmaları ile elde edilen veriler doğrultusunda tespit edilmiştir. Çocuğun kuruluşa kabulü ile uygun hizmete yönlendirilmesi arasındaki sürenin kısaltılması, travmanın derinleşmemesi adına hayati önem taşımaktadır. Bu birimlerin bağımsız birer Merkez olarak tanımlanmasıyla; karar alma süreçlerinin hızlandırılması, Bakanlığın insan kaynağı ve fiziki kapasitesinin daha verimli kullanılması ve böylece kamu yararının en üst düzeyde gerçekleştirilmesi amaçlanmaktadır.
Maddeye eklenen (ı) ve (j) bentleri ile; Sosyal ve Ekonomik Destek ve Koruyucu Aile kavramları kanuni tanıma kavuşturulmaktadır. Modern sosyal hizmet anlayışı, kuruluş bakımını son çare olarak görmekte, esas olanın çocuğun aile ortamında veya aile odaklı modellerle desteklenmesi olduğunu kabul etmektedir. Bu doğrultuda, temel ihtiyaçlarını karşılayamayan ve hayatını sürdürmekte güçlük çeken ailelerin çocuklarının ve gençlerin desteklenmesi ile çocukların aile ortamında yetişmesini teminen Sosyal Hizmetler Kanununun 1 inci maddesindeki amaca uygun olarak maddi destek ve sosyal hizmet desteği sağlanmakta olup, bu doğrultuda Sosyal ve Ekonomik Destek tanımı yapılmış ve ayrıca Kanunun 23 üncü maddesinde düzenlenen koruma altındaki çocukların kuruluş bakımı yerine aile yanında yetiştirilmelerini amaçlayan Koruyucu Aile modeli tanımlanmıştır.
Maddeye eklenen (k) bendi ile Merkezi İzleme Sistemi tanımlanmıştır. Bu kapsamda; Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına bağlı sosyal hizmet kuruluşlarında sunulan hizmet kalitesini artırmak, hizmet sunumunda kurumlar arası uygulama birliğini temin etmek, güvenliği sağlamak, acil durumlara hızlı müdahale etmek ve alınan veriler ile kuruluşlarda oluşabilecek risklerin tespit edilerek önleyici tedbirlerin alınması, hizmetlerin denetlenebilirliğinin ve şeffaflığın artırılması amacıyla Bakanlık merkez teşkilatında kurulacak yazılım destekli kamera sistemlerinin bağlı olduğu altyapının tanımlanması amaçlanmaktadır.
-
Eski ifade
Maliye Bakanlığının uygun görüşü üzerine Aile ve Sosyal Politikalar BakanlığıYeni ifadeHazine ve Maliye Bakanlığının uygun görüşü üzerine Aile ve Sosyal Hizmetler BakanlığıDeğişikliğin gerekçesi
Anayasamız, ailenin korunmasını ve çocukların her türlü ihmal ve istismardan korunarak sağlıklı bir şekilde yetiştirilmesini devlete bir ödev olarak yüklemiştir. Yine sosyal güvenlik hakkı, devletin vatandaşlarını sosyal risklere karşı korumasını zorunlu kılar. Modern sosyal hizmet anlayışı, kuruluş bakımını son çare olarak görmekte ve çocuğun aile odaklı modellerle bakımını esas almaktadır.
Maddede yapılan düzenleme ile; Devlet korumasındaki çocukların aile ortamında büyümelerini sağlamak, bireysel gelişimlerini desteklemek ve topluma sağlıklı bireyler olarak kazandırılmalarını temin etmek açısından büyük önem taşıyan koruyucu aile sosyal hizmet modeline daha fazla ailenin katılımının teşvik edilmesi için sosyal güvencesi olmayan koruyucu ailelerin sosyal güvenlik kuruluşlarına tabi olarak isteğe bağlı sigorta prim ödemelerinin yapılması amaçlanmaktadır.
Yapılan düzenlemede, devlet tarafından karşılanacak prim tutarı 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 82 nci maddesi uyarınca belirlenen prime esas kazanç alt sınırı ile sınırlandırılmıştır.
-
Değişikliğin gerekçesi
Sosyal Hizmetler Kanununa eklenen madde ile, aile birliğinin korunması, çocukların aileleri ve sosyal çevreleri yanında desteklenmesi, temel ihtiyaçlarını karşılayamayan ve hayatını sürdürmekte güçlük çeken ailelerin çocukları ve yükseköğrenime devam eden gençler ile kuruluş bakımından veya koruyucu aile hizmetinden yararlanıp reşit olarak ayrılanların, sosyal çalışma görevlisi tarafından yapılan bütüncül ve bağımsız çalışma neticesinde düzenlenen sosyal inceleme raporuna göre sosyal ve ekonomik yönden desteklenmesi amaçlanmaktadır.
Sosyal ve Ekonomik Destek mekanizması ile; çocuğun yüksek yararı gözetilerek, biyolojik ailesi veya yakınları yanında desteklenmesinin sağlanması ve böylece çocuğun psikososyal gelişimi açısından bölgesel şartlar ve ailenin sosyoekonomik durumu dikkate alınarak esnek ve yerinde çözüm üretme olanağı getirilmektedir.
Devlet koruması altındayken reşit olan ve yükseköğrenime devam eden gençlerin, koruma kararının kalkmasıyla birlikte ani bir sosyal ve ekonomik boşluğa düşmeleri, eğitim haklarının kesintiye uğramasına ve sosyal risklere açık hale gelmelerine neden olabilmektedir. Madde ile getirilen düzenleme sayesinde, bu gençlerin eğitim hayatları boyunca en fazla 25 yaşını tamamlayıncaya kadar desteklenmeye devam edilmesi sağlanarak devletin koruma yükümlülüğünün sürdürülebilirliği hedeflenmektedir.
Son fıkrada yer alan düzenleme ile; kamu kaynaklarının etkin ve verimli kullanılması ilkesi gereğince, yardımdan haksız yere yararlandığı tespit edilenler hakkında rücu mekanizması işletileceği hüküm altına alınmaktadır. Bu hüküm, sosyal yardımların sadece gerçek ihtiyaç sahiplerine ulaşmasını temin etmekte ve kamu vicdanını zedeleyebilecek suiistimallerin önüne geçerek sistemin mali disiplinini ve hukuki güvenliğini sağlamaktadır.
-
Değişikliğin gerekçesi
Sosyal hizmet, niteliği gereği kamu hizmeti vasfını haizdir ve bu hizmetin özel hukuk tüzel kişileri eliyle gördürülmesi, devletin gözetim ve denetim sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Madde ile, çeşitli sebeplerle faaliyetine son verilen veya kapatılan özel sosyal hizmet kuruluşlarında bakım gören engelli ve yaşlıların bu süreçte mağdur olmamaları için güvence mekanizması oluşturulmaktadır. Bu kapsamda; Sosyal Hizmetler Kanunu uyarınca kapatılmasına karar verilen sosyal hizmet kuruluşlarından hizmet alan bireylerin farklı kuruluşlara yerleştirilmelerinin sağlanacağı bir tasfiye süreci ile hakkında adli kovuşturma bulunması halinde merkezin olağan idari, mali, hukuki, mesleki ve diğer tüm işlerinin Valilikçe yürütülerek hizmetin devamı ile bakım faaliyetlerinin aksamaması amaçlanmaktadır.
Maddenin ikinci fıkrasında yapılan düzenleme ile; Kanunun 35/B maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendindeki eylemlerden dolayı kurucu veya sorumlu müdür hakkında adli kovuşturma süreci devam ederken, bu kişilerin yönetim yetkileri askıya alınarak, yönetimin Valilikçe üstlenilmesi sağlanmaktadır.
Böylece, olası mağduriyetlerin önüne geçilmesi ve idari denetimin daha etkin olması hedeflenmektedir.
-
Değişikliğin gerekçesi
Anayasanın 2 nci maddesinde yer alan sosyal devlet ilkesi ve 61 inci maddesinde yer alan “Devlet, korunmaya muhtaç çocukların topluma kazandırılması için her türlü tedbiri alır.” hükmü uyarınca; devlet koruması altında yetişen gençlerin istihdam yoluyla toplumsal hayata uyumu hayati önem taşımaktadır.
Mevcut uygulamada karşılaşılan tereddütleri gidermek ve kamu kaynaklarının etkin kullanımını sağlamak amacıyla; istihdam hakkından yararlanabilmek için aranan şartlar somutlaştırılmaktadır.
Bu kapsamda maddede yapılan değişiklikle; en az iki yıl olan kuruluş bakımı veya koruyucu aile hizmetinden fiilen yararlanma şartı beş yıla çıkarılmaktadır. Türk vatandaşlığı şartı ve başvuru tarihi itibarıyla 30 yaş sınırının getirilmesiyle kamu hizmetine girişteki genel prensiplerle yeknesaklığın sağlanması amaçlanmaktadır.
Ayrıca, atamaların kura yerine merkezi sınav sonuçlarına göre yapılması hükme bağlanmaktadır.
Bu değişiklik, devlet korumasındaki gençleri eğitim hayatına ve akademik başarıya teşvik edecek, kişilerin yetenek ve eğitim durumlarına uygun kadrolarda istihdam edilmesini sağlayarak kamu hizmetinde verimliliği artıracaktır.
-
Değişikliğin gerekçesi
Anayasanın 2 nci maddesinde ifadesini bulan sosyal devlet ilkesi ve 5 inci maddesiyle devlete yüklenen, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlama görevi; devlet koruması ve bakımı altında bulunan, kendini ifade etme yetisi kısıtlı veya özel gereksinimli bireylerin güvenliğinin sağlanması konusunda kamu idaresine pozitif yükümlülükler getirmektedir.
Anayasanın temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılması rejimini düzenleyen 13 üncü maddesinde hak ve özgürlüklerin ancak kanunla sınırlanabileceği ve bu sınırlamanın ölçülülük ilkesine aykırı olamayacağı temel bir ilke olarak benimsenmiştir. Bunun yanında Anayasanın 20 nci maddesinin üçüncü fıkrasının üçüncü cümlesinde kişisel verilerin ancak kanunda öngörülen hallerde veya kişinin açık rızasıyla işlenebileceği belirtilmiş, aynı fıkranın dördüncü cümlesinde ise kişisel verilerin korunmasına ilişkin esas ve usullerin kanunla düzenleneceği hüküm altına alınmıştır.
Anayasa Mahkemesi kararları uyarınca ölçülülük ilkesi, sınırlayıcı önlemin öngörülen amaç için zorunlu ve amaca ulaşmaya elverişli olmasını ayrıca amaç ve araç arasında hakkaniyete uygun bir dengenin bulunması gereğini ifade eder. Günümüzde sosyal hizmet modellerinin değişmesi ve kurum bakımındaki standartların yükselmesi, teknolojinin sunduğu imkanlardan azami ölçüde yararlanılmasını zorunlu kılmaktadır.
Yapılan düzenleme ile anılan Anayasal ilkeler gözetilerek; yatılı sosyal hizmet kuruluşlarında sunulan sosyal hizmet kalitesinin artırılması, bireylerin ve kuruluşların güvenliğinin sağlanması, bireylerin iyi olma halinin temini, acil durumlara hızlı ve etkili bir şekilde müdahale edilmesi ve suç işlenmesinin önlenmesi amacıyla teknolojik çözümlerden yararlanılması elzem hale geldiğinden yazılım destekli kamera sistemleri kurulması amaçlanmaktadır.
Bununla birlikte, kişisel verilerin mahremiyetini sağlamak ve bireylerin özel hayatlarının gizliliğini korumak amacıyla, Kişisel Verilerin Korunması Kanunu ve ilgili mevzuat hükümleri doğrultusunda hareket edilmesi öngörülmektedir. Adli veya idari soruşturmaya esas teşkil etmemesi halinde, bu verilerin kayıt tarihinden itibaren iki yıl sonra silinmesi şartı getirilmektedir. Bunun yanı sıra, bu verilerin mahkeme kararı olmaksızın hiçbir kurum, kuruluş veya kişi ile paylaşılamayacağı, yalnızca kamu hizmetlerinin kalitesini artırmak ve planlama ile politika geliştirme amacıyla anonimleştirilerek kullanılabileceği düzenlenmiş olup bireylerin verilerinin güvenliğini sağlarken aynı zamanda kamu yararına yönelik analiz ve iyileştirme çalışmalarının yapılmasını amaçlamaktadır.
-
Değişikliğin gerekçesi
Sosyal yardımların etkili, verimli ve adil bir şekilde sunulması, ihtiyaç sahiplerinin doğru ve hızlı bir şekilde tespit edilmesine bağlıdır. Bu doğrultuda, sosyal yardıma ilişkin politikalarının geliştirilmesi ve kamu kaynaklarının en etkin şekilde kullanılması, sosyal yardımlarda mükerrerliğin önlenmesi için, ilgili kurum ve kuruluşlardan gelir, gider, sosyal güvenlik, varlık, nüfus ve benzeri bilgilere erişim sağlayacak bir kanuni altyapı oluşturulması gerekliliği ortaya çıkmıştır. Düzenlemeyle, bu bilgilerin güvenilir bir şekilde toplanmasını, işlenmesini ve kanuni sınırlar çerçevesinde kullanıma sunulmasını mümkün kılmaktadır.
Ayrıca, Anayasanın 20 nci maddesinde korunan kişisel verilerin korunması hakkı ile kamu yararı arasında ölçülülük ilkesine uygun hassas bir denge kurulmaktadır. Veri toplama yetkisi, yalnızca başvuru konusuyla sınırlı tutulmuş, elde edilen verilerin işlenmesi, arşivlenmesi ve imhası Kişisel Verilerin Korunması Kanunu hükümlerine tabi kılınarak hukuki güvenlik sağlanmıştır.
Bu düzenleme, sosyal yardım ve hizmetlere erişimde nesnel ölçütlerin belirlenmesi, ihtiyaç sahiplerinin daha hızlı tespiti ve yardım süreçlerinde oluşabilecek olası aksaklıkların önlenmesi amacıyla kurulmuş bir veri tabanı yapısını desteklemektedir. Özellikle gelir ve mali durum bilgilerine erişimin güvence altına alınması, yardımların gerçek ihtiyaç sahiplerine ulaşmasını sağlayarak sosyal yardım sisteminin etkinliğini artıracaktır. Ayrıca, bu düzenleme ulusal politika ve stratejilerin geliştirilmesine katkı sunarak sosyal yardımların planlama, uygulama ve değerlendirme süreçlerine bütüncül bir yaklaşım getirmektedir.
Düzenleme, kişisel verilerin korunmasına ilişkin gerekli önlemleri de içermektedir. 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu çerçevesinde belirlenen usul ve esaslara uygun olarak verilerin işlenmesi, kaydedilmesi ve arşivlenmesi sağlanacaktır. Verilerin, yalnızca kanuni çerçeve içinde ve kamu yararı gözetilerek kullanılabileceği; kullanıma açık hale gelmesi ya da 6698 sayılı Kanunda verilerin imha edilmesine ilişkin şartların gerçekleşmesi halinde imha edileceği hüküm altına alınmaktadır. Bu yaklaşım, bireylerin mahremiyetini ve veri güvenliğini koruma açısından önemli bir güvence sağlamaktadır.
-
Değişikliğin gerekçesi
Kadın konukevleri; fiziksel, duygusal, cinsel, ekonomik ve sözlü istismara veya şiddete uğrayan kadınların, şiddetten korunması, psikososyal sorunlarının çözülmesi, güçlendirilmesi ve bu dönemde kadınların varsa çocukları ile birlikte ihtiyaçlarının da karşılanmak suretiyle geçici süreyle kalabilecekleri yatılı sosyal hizmet kuruluşlarıdır. Şiddete uğrayan ya da uğrama tehlikesi bulunan bütün kadınlar ve beraberindeki çocukları hiçbir ayrım yapılmadan konukevine kabul edilir. Kadın konukevlerinde kadın ve çocuklara güvenlik, danışmanlık, yönlendirme, psikolojik destek, hukuki destek, mesleki eğitim kursu, kreş başta olmak üzere çeşitli alanlarda doğrudan ya da Şiddet Önleme ve İzleme Merkezleri aracılığıyla ilgili kuruluşlara yönlendirmek suretiyle destek sunulmaktadır. Bu destek mekanizmaları ile öncelikle kadın ve beraberindeki çocuğun şiddetten korunması, psikolojik iyilik halinin sağlanması, sürdürülmesi ve böylece kadının güçlenmesine katkı verilmesi amaçlanmaktadır.
Sosyal çalışma görevlisi tarafından yapılan bütüncül ve bağımsız çalışma neticesinde düzenlenen sosyal inceleme raporu ve değerlendirme komisyonunun kararına göre yeterli geliri olmadığı değerlendirilen kadınların ve beraberindeki çocukların ekonomik güçlenme sürecine katkı sağlamak ve bu dönemde ihtiyaçlarını karşılayabilmeleri için harçlık desteği sağlanarak sosyal ve ekonomik yönden desteklenmesi, kadın konukevlerinden hizmet alan kadına ve beraberindeki çocuğa verilecek harçlık oranının ve harçlığın ödeme usulünün belirlenmesi gibi konularda yeknesaklığı sağlayacak bir dayanağa kavuşturularak harçlık ödemesi konusunda uygulama birliğinin sağlanması amaçlanmaktadır.
-
Değişikliğin gerekçesi
Madde ile; Sosyal Hizmetler Kanununda yapılan değişiklikler nedeniyle hak kaybı oluşmasının ve mağduriyet yaşanmasının önlenmesi için geçiş sürecine ilişkin düzenleme yapılmaktadır.
-
Eski ifade
ikinciYeni ifadeüçüncüDeğişikliğin gerekçesi
Anayasamız, ailenin korunmasını ve çocukların her türlü ihmal ve istismardan korunarak sağlıklı bir şekilde yetiştirilmesini devlete bir ödev olarak yüklemiştir. Yine sosyal güvenlik hakkı, devletin vatandaşlarını sosyal risklere karşı korumasını zorunlu kılar. Modern sosyal hizmet anlayışı, kuruluş bakımını son çare olarak görmekte ve çocuğun aile odaklı modellerle bakımını esas almaktadır.
Maddede yapılan düzenleme ile; Devlet korumasındaki çocukların aile ortamında büyümelerini sağlamak, bireysel gelişimlerini desteklemek ve topluma sağlıklı bireyler olarak kazandırılmalarını temin etmek açısından büyük önem taşıyan koruyucu aile sosyal hizmet modeline daha fazla ailenin katılımının teşvik edilmesi için sosyal güvencesi olmayan koruyucu ailelerin sosyal güvenlik kuruluşlarına tabi olarak isteğe bağlı sigorta prim ödemelerinin yapılması amaçlanmaktadır.
Yapılan düzenlemede, devlet tarafından karşılanacak prim tutarı 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 82 nci maddesi uyarınca belirlenen prime esas kazanç alt sınırı ile sınırlandırılmıştır.
-
-
3 Kasım 2022
-
Değişikliğin gerekçesi
Ülkemizde, engellilerin evde bakımına yardımın uygulaması; 2006 yılında başlatılmıştır. Bu yardım için hane içerisinde kişi başına düşen aylık gelirin, asgari ücretin aylık net tutarının 2/3’ünden az olması gerekmektedir. Hane içerisinde kişi başına düşen gelir, asgari ücretin net tutarının 2/3’ünü geçtiği takdirde ise 2828 sayılı Sosyal Hizmetler Kanununun ek 7 nci maddesi kapsamında evde bakım desteği kesilmekte ve varsa yapılan yersiz ödemelerin tamamı yasal faizi ile birlikte geri alınmaktadır.
Bununla birlikte, yersiz yapılan ödemeler çoğunlukla kişinin kusurundan değil sağlık kurulu raporlarında yer alan engel oranlarının değişmesinden veya önceden öngörülemeyen ve süreklilik arz etmeyen gelir elde edilmesinden kaynaklanmaktadır.
Sağlık kurulu raporlarında yer alan engel oranlarının değişmesinin nedeni, çoğunlukla engelliliğin tespit edilmesine ilişkin mevzuatta belirlenen engel oranlarının, mevzuatın değişmesiyle birlikte değişikliğe uğramasıdır. Bu durumda, kişinin engel durumunda herhangi bir değişiklik meydana gelmemekte, ancak engelliliğin ölçülmesi, değerlendirilmesi ve tespitine ilişkin mevzuatın ekinde belirlenen oranlar değiştiğinden yeniden sağlık kurulu raporu aldığı takdirde engel oranı değişmektedir.
Bu da yersiz ödeme yapıldığı gibi bir çıkarım yapılmasına neden olmaktadır.
Bu açıklamalar çerçevesinde kanun hükmü gereği tahsil edilmesi gereken tutarların tahsilinin hem güç olduğu, hem hakkaniyete uygun düşmeyeceği değerlendirilmektedir. Nitekim bu amaçla daha önce 2828 sayılı Kanuna eklenen geçici maddelerle de bu tutarların iki kez affı yoluna gidilmiştir.
Açıklanan nedenlerle, kişinin kusurundan kaynaklanmayan ve kanunda belirlenen sınırın aşılması veya engel durumunu bildirir sağlık kurulu raporlarında yaşanan sorunlar nedeniyle ortaya çıkan ve tahsil edilmesi gereken tutarların, hedef grubun sosyoekonomik durumları ve yapılan yersiz ödemeler için kişilere kusur atfedilememesi göz önünde bulundurularak tahsili yoluna gidilmemesi gerekmektedir.
Bu nedenle, daha önce 18/1/2017 tarihli ve 6770 sayılı Kanunun 6 ncı maddesiyle 2828 sayılı Kanuna eklenen geçici 15 inci maddeyle yapılan uygulamanın tekrarı amaçlanmaktadır.
-
-
8 Eylül 2022
-
İptal edildi Geçici Madde 16 geçmişi (birinci fıkra) Anayasa Mahkemesi kararı (E.2022/65 K.2022/102)
-
-
16 Nisan 2020
-
21 Şubat 2019
-
Değişikliğin gerekçesi
Bakıma ihtiyacı olan engellilerin resmî veya özel bakım merkezlerinde bakım hizmeti alması ya da sosyal yardım yapılmak suretiyle evde bakımına destek verilmesi için hane içinde kişi başına düşen ortalama aylık gelirin asgari ücretin aylık net tutarının 2/3’ünden az olması gerekmektedir.
Bununla birlikte 2018 yılında SGK tarafından başlatılan Ramazan ve Kurban bayramlarında ikramiye verilmesi uygulaması nedeniyle bahsi geçen gelir şartının aşılması söz konusu olabilmektedir. Madde ile, bu ikramiyelerin hane içinde kişi başına düşen ortalama aylık gelir hesaplamasına dâhil edilmemesi suretiyle bakıma ihtiyacı olan engellilerin mevcut yardım ve hizmetlerden faydalanmaya devam edebilmesi amaçlanmaktadır.
-
Değişikliğin gerekçesi
Madde ile, evde bakım yardımı almakta iken 2018 yılı içerisinde Ramazan ve Kurban bayramlarında SGK tarafından ödenen ikramiyeler nedeniyle hane içinde kişi başına düşen ortalama aylık gelir şartının aşılması halinde; henüz bir tespit yapılamadığı için evde bakım yardımı kesilmeyenlerin yardımlarının kesilmeksizin ödenmeye devam olunması, maddenin yürürlüğe girdiği tarihe kadar tespiti yapılarak kesilmiş olanların yardımlarının kesildiği tarih itibarıyla tekrar başlatılarak kesilen döneme ilişkin yardım tutarlarının defaten kendilerine ödenmesi amaçlanmaktadır.
-
-
2 Temmuz 2018
-
Eski ifade
Bakanlar KuruluncaYeni ifadeCumhurbaşkanınca -
Eski ifade
Bakanlar KuruluYeni ifadeCumhurbaşkanı
-
-
21 Mart 2018
-
6 Aralık 2017
-
Değişikliğin gerekçesi
Madde ile, 2828 sayılı Sosyal Hizmetler Kanununun 3 üncü maddesinde değişiklik yapılarak yaşlılar için de gündüzlü bakım merkezleri açılabilmesi amaçlanmaktadır.
MADDE. 6- Madde ile, “Ankara Güzel Sanatlar Üniversitesi”nin adının 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununa ekli (11) sayılı Cetvelde de “Ankara Müzik ve Güzel Sanatlar Üniversitesi” şeklinde değiştirilmesi öngörülmektedir.
-
-
18 Ocak 2017
-
Değişikliğin gerekçesi
Mevcut durumda 2828 sayılı Kanunun ek 7 nci maddesinin son fıkrasına göre, hane içinde kişi başına düşen gelir, asgari ücretin aylık net tutarının 2/3'ünü geçtiği takdirde evde bakım yardımı kesilmekte ve yapılan yersiz ödemelerin tamamı yasal faizi ile birlikle geri alınmaktadır. Madde ile, 2828 sayılı Kanuna geçici madde eklenmek suretiyle, mevcut muhtaçlık sınırı (asgari ücretin aylık net tutarının 2/3'ü) gelir artışı nedeniyle hangi oranda aşıldıysa yine aynı oranda (gelir artış oranı kadar) yersiz ödemenin tahsili yoluna gidilmesi sağlanarak daha önce 4/7/2012 tarihli ve 6353 sayılı Kanunun 13 üncü maddesiyle 2828 sayılı Kanuna eklenen geçici 9 uncu maddeyle uygulanan hükmün yeniden uygulanması amaçlanmaktadır.
-
-
6 Şubat 2014
-
Değişikliğin gerekçesi
Ev Tipi Sosyal Hizmet Birimleri ile çocuk, kadın, engelli ve yaşlılar ile bakım veya barınma ihtiyacı olan kişilere hizmet verilen mesken niteliğindeki yatılı sosyal hizmet birimlerinin oluşturularak toplu yaşamın getirdiği olumsuzlukları yaşamamaları amaçlanmaktadır.
Madde ile haklarında korunma ve bakım tedbir kararı bulunan, aile odaklı hizmet modellerinden yararlandırılamayan 0-18 yaş arası korunma ihtiyacı olan çocuklar ile 18 yaşın üzerinde korunma/bakım tedbir kararının devamını gerektiren şartları taşıyan gençlerin koruması topluma yararlı bireyler olarak yetiştirilmesi amacıyla yeni bir bakım modeli oluşturulması öngörülmektedir.
Kuruluş bakımı ülkemizde çok sayıda çocuğun bir çatı altında toplandığı toplu bakım modelidir.
Kuruluşlar ev ortamına yakın tefriş edilmeye başlanmış Çocuk Evleri Sitesi kuruluş bakımı yerine daha küçük birimlerde, aile ortamına benzer yapılar ve ilişki sistemi içerisinde çocukların yetiştirilebileceği küçük müstakil binalardan oluşturulan site içerisinde bakımının sağlanmasıdır.
Çocuk Evleri Sitesi 10-12 çocuğun barınıp yaşamlarını sürdürebileceği, temel gereksinimlerinin karşılanabileceği, toplu yaşamın getirdiği olumsuzlukları yaşamadan yetiştirilebilecekleri, aile ortamına benzer yapılar ve ilişki sistemi içinde çocukların yetişebileceği kuruluşların yaygınlaştırılmasına yönelik çalışmalar yapılmaktadır. Aile ortamı şeklinde düzenlenmiş çocuk evleri, az sayıda personel tarafından sürekli ve değişmeyen hizmetin sağlanması ile çocuklarda temel güven duygusunu kazandırmaktadır.
murat / Bu açıklamalar ışığında ev tipi sosyal hizmet modellerinin uygulanmasının yaygınlaştırılmasının bu hizmetin kişilere sağlayacağı faydaların arttıracağı değerlendirilerek bu düzenlemeye ihtiyaç duyulmuştur.
-
Değişikliğin gerekçesi
Ev Tipi Sosyal Hizmet Birimleri ile çocuk, kadın, engelli ve yaşlılar ile bakım veya barınma ihtiyacı olan kişilere hizmet verilen mesken niteliğindeki yatılı sosyal hizmet birimlerinin oluşturularak toplu yaşamın getirdiği olumsuzlukları yaşamamaları amaçlanmaktadır.
Madde ile haklarında korunma ve bakım tedbir kararı bulunan, aile odaklı hizmet modellerinden yararlandırılamayan 0-18 yaş arası korunma ihtiyacı olan çocuklar ile 18 yaşın üzerinde korunma/bakım tedbir kararının devamını gerektiren şartları taşıyan gençlerin koruması topluma yararlı bireyler olarak yetiştirilmesi amacıyla yeni bir bakım modeli oluşturulması öngörülmektedir.
Kuruluş bakımı ülkemizde çok sayıda çocuğun bir çatı altında toplandığı toplu bakım modelidir.
Kuruluşlar ev ortamına yakın tefriş edilmeye başlanmış Çocuk Evleri Sitesi kuruluş bakımı yerine daha küçük birimlerde, aile ortamına benzer yapılar ve ilişki sistemi içerisinde çocukların yetiştirilebileceği küçük müstakil binalardan oluşturulan site içerisinde bakımının sağlanmasıdır.
Çocuk Evleri Sitesi 10-12 çocuğun barınıp yaşamlarını sürdürebileceği, temel gereksinimlerinin karşılanabileceği, toplu yaşamın getirdiği olumsuzlukları yaşamadan yetiştirilebilecekleri, aile ortamına benzer yapılar ve ilişki sistemi içinde çocukların yetişebileceği kuruluşların yaygınlaştırılmasına yönelik çalışmalar yapılmaktadır. Aile ortamı şeklinde düzenlenmiş çocuk evleri, az sayıda personel tarafından sürekli ve değişmeyen hizmetin sağlanması ile çocuklarda temel güven duygusunu kazandırmaktadır.
murat / Bu açıklamalar ışığında ev tipi sosyal hizmet modellerinin uygulanmasının yaygınlaştırılmasının bu hizmetin kişilere sağlayacağı faydaların arttıracağı değerlendirilerek bu düzenlemeye ihtiyaç duyulmuştur.
-
Değişikliğin gerekçesi
Ev Tipi Sosyal Hizmet Birimleri ile çocuk, kadın, engelli ve yaşlılar ile bakım veya barınma ihtiyacı olan kişilere hizmet verilen mesken niteliğindeki yatılı sosyal hizmet birimlerinin oluşturularak toplu yaşamın getirdiği olumsuzlukları yaşamamaları amaçlanmaktadır.
Madde ile haklarında korunma ve bakım tedbir kararı bulunan, aile odaklı hizmet modellerinden yararlandırılamayan 0-18 yaş arası korunma ihtiyacı olan çocuklar ile 18 yaşın üzerinde korunma/bakım tedbir kararının devamını gerektiren şartları taşıyan gençlerin koruması topluma yararlı bireyler olarak yetiştirilmesi amacıyla yeni bir bakım modeli oluşturulması öngörülmektedir.
Kuruluş bakımı ülkemizde çok sayıda çocuğun bir çatı altında toplandığı toplu bakım modelidir.
Kuruluşlar ev ortamına yakın tefriş edilmeye başlanmış Çocuk Evleri Sitesi kuruluş bakımı yerine daha küçük birimlerde, aile ortamına benzer yapılar ve ilişki sistemi içerisinde çocukların yetiştirilebileceği küçük müstakil binalardan oluşturulan site içerisinde bakımının sağlanmasıdır.
Çocuk Evleri Sitesi 10-12 çocuğun barınıp yaşamlarını sürdürebileceği, temel gereksinimlerinin karşılanabileceği, toplu yaşamın getirdiği olumsuzlukları yaşamadan yetiştirilebilecekleri, aile ortamına benzer yapılar ve ilişki sistemi içinde çocukların yetişebileceği kuruluşların yaygınlaştırılmasına yönelik çalışmalar yapılmaktadır. Aile ortamı şeklinde düzenlenmiş çocuk evleri, az sayıda personel tarafından sürekli ve değişmeyen hizmetin sağlanması ile çocuklarda temel güven duygusunu kazandırmaktadır.
murat / Bu açıklamalar ışığında ev tipi sosyal hizmet modellerinin uygulanmasının yaygınlaştırılmasının bu hizmetin kişilere sağlayacağı faydaların arttıracağı değerlendirilerek bu düzenlemeye ihtiyaç duyulmuştur.
-
Değişikliğin gerekçesi
Ev Tipi Sosyal Hizmet Birimleri ile çocuk, kadın, engelli ve yaşlılar ile bakım veya barınma ihtiyacı olan kişilere hizmet verilen mesken niteliğindeki yatılı sosyal hizmet birimlerinin oluşturularak toplu yaşamın getirdiği olumsuzlukları yaşamamaları amaçlanmaktadır.
Madde ile haklarında korunma ve bakım tedbir kararı bulunan, aile odaklı hizmet modellerinden yararlandırılamayan 0-18 yaş arası korunma ihtiyacı olan çocuklar ile 18 yaşın üzerinde korunma/bakım tedbir kararının devamını gerektiren şartları taşıyan gençlerin koruması topluma yararlı bireyler olarak yetiştirilmesi amacıyla yeni bir bakım modeli oluşturulması öngörülmektedir.
Kuruluş bakımı ülkemizde çok sayıda çocuğun bir çatı altında toplandığı toplu bakım modelidir.
Kuruluşlar ev ortamına yakın tefriş edilmeye başlanmış Çocuk Evleri Sitesi kuruluş bakımı yerine daha küçük birimlerde, aile ortamına benzer yapılar ve ilişki sistemi içerisinde çocukların yetiştirilebileceği küçük müstakil binalardan oluşturulan site içerisinde bakımının sağlanmasıdır.
Çocuk Evleri Sitesi 10-12 çocuğun barınıp yaşamlarını sürdürebileceği, temel gereksinimlerinin karşılanabileceği, toplu yaşamın getirdiği olumsuzlukları yaşamadan yetiştirilebilecekleri, aile ortamına benzer yapılar ve ilişki sistemi içinde çocukların yetişebileceği kuruluşların yaygınlaştırılmasına yönelik çalışmalar yapılmaktadır. Aile ortamı şeklinde düzenlenmiş çocuk evleri, az sayıda personel tarafından sürekli ve değişmeyen hizmetin sağlanması ile çocuklarda temel güven duygusunu kazandırmaktadır.
murat / Bu açıklamalar ışığında ev tipi sosyal hizmet modellerinin uygulanmasının yaygınlaştırılmasının bu hizmetin kişilere sağlayacağı faydaların arttıracağı değerlendirilerek bu düzenlemeye ihtiyaç duyulmuştur.
-
Değişikliğin gerekçesi
Madde ile, ev tipi sosyal hizmet birimlerinde ev ortamında kesintisiz olarak hizmet verilmesi öngörülmektedir. Bakım elemanlarının kısa zaman aralığında değişmesi, istenilen faydaların elde edilememesine yol açabilecektir. Bu nedenle de anne-baba, abla, ağabey gibi rol modelleri gereği gibi gerçekleşememektedir. 24 saat esasına göre çalışılması durumunda kişilerin bu hizmetten daha olumlu yararlanacakları açıktır.
Özellikle çocukların ne tür davranışlar geliştirdikleri çoğunlukla model aldıkları yetişkinlere bağlıdır. Temel güven duygusunun oluşumunda, gelişiminde, bir yetişkine güvenli bağlanma önemli bir unsur olup yaşamın ilk yıllarında başlayıp ömrünün son yıllarını etkileyecek bir öneme sahiptir.
Güvenli bağlanma çocuğa bakım veren kişi ile sürekli ve tutarlı ilişki gerektirmektedir. Bu kapsamda çocuğun aile ortamına hazırlanmasında çocuk ile bakım veren arasındaki ilişkinin niteliği çok önemlidir. Burada özellikle dikkate alınması gereken husus, bakım elemanı/bakıcı annenin sürekliliği, tutarlılığı ve kararlı tutumudur. Bakım elemanlarının vardiya usulü ile çalışması, kendi özel hayatındaki yaşamın yanında çocuk evlerini iş ortamı olarak algılamalarına sebep olmaktadır. Oysa ki çocuk evleri hizmeti ile, aile ortamına en yakın hizmet verilmesi amaçlanmaktadır. Bu bağlamda vardiya usulü çalışma sık sık personel değişmesine ve çocukların psikososyal gelişimini olumsuz etkilenmesine neden olmaktadır. Çocuk evlerinde çalışan bakım elemanlarının vardiya usulü ile değil, 24 saat süre ile çocuk evinde bulunmaları çocuklarımızın sağlıklı gelişimi açısından önemlidir. Bakım elemanları 24 saat süreyle kesintisiz olarak çocuğun bakımı ile sorumlu olmakla birlikte, 24 saat süresince çalışmamaktadır. Çocuğun okulda olduğu, uyuduğu zamanlarda dinleneceği açıktır.
-
Değişikliğin gerekçesi
Madde ile; Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığına bağlı döner sermaye işletmesi kurulmaktadır.
-
Değişikliğin gerekçesi
Madde ile, 2828 sayılı Sosyal Hizmetler Kanununda yer alan “yetkili ve görevli mahkemece” ibaresi uygulama birliğinin sağlanması açısından “3/7/2005 tarihli ve 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanununa göre yetkili ve görevli mahkemece” şeklinde değiştirilmiş ve sosyal hizmet kuruluşlarının kendisine teslim edilen çocuk hakkında yapacakları inceleme sonucu hazırlayacakları raporda çocuğun derhal koruma altına alınmasını gerektiren bir durumun olmadığı ve ailesine teslim edilmesinde herhangi bir sakınca bulunmadığı kanaatine varılması halinde mülki idare amirinin onayı ile çocuğun ailesine teslim edilebilmesi sağlanarak bu durumdaki çocuklar hakkında daha hızlı ve çocuğun mağdur olmasını engelleyecek şekilde karar verilmesi amaçlanmıştır.
-
Değişikliğin gerekçesi
Koruyucu ailelere yapılan ödemeler, yanına yerleştirilen korunmaya muhtaç çocuğun yetiştirilmesine ilişkindir. Çocukların aile ortamında yetiştirilmesinin önemi nedeniyle kuruluşlar yerine koruyucu aile hizmetinin yaygınlaştırılması önem taşımaktadır. Bu nedenle hizmetin çeşitlendirilmesi yoluna gidilmiştir. Çocukların kuruluşa girmemeleri için planlanan geçici koruyucu aile ve özel ihtiyaçları nedeniyle daha nitelikli bakım gerektiren uzmanlaşmış koruyucu aile modelleri düzenlenmiştir. Profesyonel koruyucu aile sistemine geçişin bir parçası olarak, koruyucu ailelerden sosyal güvencesi olmayan eşlerden birinin Sosyal Güvenlik Kurumu kapsamında isteğe bağlı sigortasını yaptırması ve ödeme belgesini ibrazı halinde primlerin aylık ödemelere ilave edilerek Bakanlıkça gönderilen ödenekten karşılanması yönünde düzenleme yapılmıştır.
murat /
-
Değişikliğin gerekçesi
Koruyucu ailelere yapılan ödemeler, yanına yerleştirilen korunmaya muhtaç çocuğun yetiştirilmesine ilişkindir. Çocukların aile ortamında yetiştirilmesinin önemi nedeniyle kuruluşlar yerine koruyucu aile hizmetinin yaygınlaştırılması önem taşımaktadır. Bu nedenle hizmetin çeşitlendirilmesi yoluna gidilmiştir. Çocukların kuruluşa girmemeleri için planlanan geçici koruyucu aile ve özel ihtiyaçları nedeniyle daha nitelikli bakım gerektiren uzmanlaşmış koruyucu aile modelleri düzenlenmiştir. Profesyonel koruyucu aile sistemine geçişin bir parçası olarak, koruyucu ailelerden sosyal güvencesi olmayan eşlerden birinin Sosyal Güvenlik Kurumu kapsamında isteğe bağlı sigortasını yaptırması ve ödeme belgesini ibrazı halinde primlerin aylık ödemelere ilave edilerek Bakanlıkça gönderilen ödenekten karşılanması yönünde düzenleme yapılmıştır.
murat /
-
Değişikliğin gerekçesi
Özel sosyal hizmet kuruluşlarının kapasitelerinin %3’ü, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığınca tespit edilecek kişilerin ücretsiz yararlanması için ayrılması amaçlanmıştır.
-
Değişikliğin gerekçesi
Madde ile, 2828 sayılı Kanunun ek 7 nci maddesi yeniden düzenlenmiştir.
Düzenleme ile engelliye evde bakım hizmeti uygulamasında köklü değişikliklere gidilmiştir. Evde bakım hizmeti, engellinin evde bakımına destek yardımı olarak tanımlanmış ve sosyal yardım kapsamına alınmıştır. Evde bakım hizmeti uygulamasının yapısı itibarıyla, bir hizmet modelinden ziyade bakıma ihtiyacı olan engellinin evde bakımını sağlayan bir sosyal yardım ve destek modeli olarak değerlendirilmelidir. Bu itibarla yeni düzenlemede, uygulama sosyal yardım verilmek suretiyle bakıma muhtaç engellinin evde bakımına destek verilmesi olarak formüle edilmektedir.
Söz konusu yardımdan faydalanmaya ilişkin gelir kriteri, Bakanlığın tüm yardım uygulamaları için belirlediği hane halkı yaklaşımı çerçevesinde yeniden belirlenmiştir. Hanedeki bireylerin gelir ve ortak harcamaları hane içerisindeki ortak yoksulluk durumunu ve bu durumun başvuruda murat / bulunan kişinin muhtaçlık haline yansımasını etkilemektedir. Refah hanede paylaşılan bir durumdur.
3294 sayılı Kanun kapsamında yapılan yardımlarda ve 2022 sayılı Kanun uyarınca bağlanan yaşlı ve engelli aylıklarında uygulanan bu yaklaşımın bu yardım türünde de uygulanması sosyal yardımlar için geçerli ekonomik muhtaçlık kriterinde farklılıkları ve yanlış anlamaları ortadan kaldıracaktır.
Bütünleşik Sosyal Yardım Hizmetleri Bilgi Sistemi ile birlikte hane ölçeğinde kişinin tüm gelirleri elektronik ortamda temin edilebildiği için, gelir kriteri, tüm sosyal yardımlarda uygulanabilir ve genel bir kriter olan hane halkı yaklaşımı ile ilişkilendirilmiştir.
2828 sayılı Kanunun ek 7 nci maddesinde yapılan değişiklikle birden fazla bakıma muhtaç engellinin bulunduğu hanelerde gelir kriterinin hesaplanmasında, hanede bulunan birinciden sonraki her bakıma muhtaç engellinin iki kişi olarak dikkate alınması öngörülmüştür. Hanede bir engellinin bulunması aileye psikososyal ve ekonomik açıdan önemli bir yük getirmektedir. Bu durum bir taraftan engellinin bakımına yönelik ihtiyaçların giderilmesi için ilave ekonomik yük doğurmakta, diğer taraftan da engellilerin özellikle annelerini istihdam sürecinin dışında kalmaya zorlamaktadır. Hanede birden fazla bakıma ihtiyacı olan engellinin bulunması halinde ise aileler üzerindeki yük daha da artmakta ve aile fertlerinin birinin istihdam ile ilişkisi tamamen kopmaktadır. Evde bakım hizmetine ilişkin uygulamalarda, tespit edilen ortalama hane gelirinin söz konusu madde ile belirlenen gelir kriterini çok düşük bir tutarda dahi geçmesi halinde aileler söz konusu hizmetten faydalanamamakta ve aile birden fazla engellisi ile hiçbir ekonomik destek alamadan hayatını sürdürmektedir. Bu durum engelli ailelerinin yaşadığı travmanın derinliğini arttırmaktadır. Engelli ailelerinden gelen talep ve şikayetler arasında önemli bir yer tutan bu problemin çözümü amacıyla bu düzenlemeye ihtiyaç duyulmuştur. Birden fazla bakıma ihtiyacı olan engellisi bulunan aileler açısından, durumun aile fertlerinin psikososyal ve ekonomik durumları üzerindeki olumsuz etkileri ve ailenin genellikle anne olmak üzere bir ferdinin istihdam ile ilişkisini koparması hususu dikkate alınarak, söz konusu gelir kriterine ilişkin hesaplama yapılırken hanede bulunan birden fazla bakıma ihtiyacı olan engellinin hesaplamada hane lehine etki yapacak şekilde değerlendirilmesi amaçlanmıştır.
Ayrıca, söz konusu sosyal yardıma ilişkin iş ve işlemlerin Bakanlık ile Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıflarınca gerçekleştirilmesi amaçlanmıştır. Bakıma ihtiyacı olan engellinin evde bakımına destek için (9.500) gösterge rakamı ile memur aylık katsayısının çarpımı sonucu bulunacak tutar kadar aylık sosyal yardım yapılması öngörülmüştür.
Yoksulluk kriterine göre yürütülen sosyal yardım programları kapsamında farklı ekonomik muhtaçlık kriterlerinin uygulanması, yararlanıcılar ve kamuoyu tarafından eleştirilmekte olup, düzenlemenin bu durumu ortadan kaldıracağı, ayrıca, ekonomik muhtaçlık kriterlerinin günümüz ekonomik şartlarına uyumlu şekilde değiştirilmesini sağlayacağı değerlendirilmektedir. Yine, söz konusu yardım programının Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıfları tarafından uygulanması sosyal yardımları tek çatı altında toplayacağından yardımlarda mükerrerlik ve kaynak israfı riskini azaltacaktır.
İkinci olarak, halen yürütülmekte olan bakıma muhtaç engellilere özel bakım merkezlerinde verilen bakım hizmetine ilişkin değişiklikler yer almaktadır. Bu kapsamda, bakıma ihtiyacı olan engellilere Özel bakım merkezlerinde sunulacak bakım hizmetinin karşılığı olarak belirlenecek kişi başına aylık bakım ücreti tutarı (20.000) gösterge rakamı ile memur aylık katsayısının çarpımı sonucu bulunacak tutardan fazla olamayacağı öngörülmüş, ücretleri Bakanlık bütçesinden karşılanmak suretiyle sağlanan bu hizmetin, önceki mevzuatta olduğu gibi, 4/1/2002 tarihli ve 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu hükümlerine tabi olmaksızın temin edilmesi ancak uygulamanın nasıl yapılacağına dair usul ve esasların Maliye Bakanlığının görüşü alınarak Bakanlıkça çıkarılan yönetmelikle belirlenmesi öngörülmüştür.
murat / Üçüncü olarak, kapsamdaki engellilere bakım hizmeti veren resmî kurumlara bu hizmetten dolayı yardım yapılabilmesi amaçlanmıştır. Söz konusu hizmetlerin yerel düzeyde yaygınlaştırılmasının sağlanması amacı doğrultusunda, Bakanlık dışında bakım hizmeti veren resmî kurumların teşvik edilmesi öngörülmüştür. Bu suretle, bakıma ihtiyacı olan engellilerin ailelerinin bulunduğu şehirlerdeki yerel yönetimlerin de bakım merkezleri açmaya teşvik edilerek hizmetin yaygınlaştırılması ve engellilerin yaşadıkları yerde bakımlarının sağlanması amaçlanmıştır.
-
Değişikliğin gerekçesi
Madde ile, 2828 sayılı Kanuna iki ek madde eklenmektedir.
Ek 9 uncu madde ile, haklarında korunma ve bakım veya barınma tedbir kararı bulunan çocuklar hakkında mülkiyet ve miras hakkı dışında, tedavi, seyahat, kişisel haller gibi durumlarda, velayet hakkından kaynaklanan yetkilerin kuruluşlar tarafından kullanılmasına imkân tanınması amaçlanmıştır.
Ek 10 uncu madde ile, ihtiyacı olan yaşlılara 4734 sayılı Kamu İhale Kanununun 21 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendine göre hizmet alımıyla bakım hizmeti verilebilmesinin sağlanması amaçlanmıştır. Bakanlık bünyesinde hizmet vermekte olan Huzurevleri ve Huzurevi Yaşlı Bakım ve Rehabilitasyon Merkezlerinde Nisan 2013 itibarıyla 5.082 yaşlı bakım hizmeti almak için sıra beklemektedir. Özellikle büyükşehirlerdeki resmi kuruluşlarımızda bakım hizmeti almak için sıra bekleyen yaşlı sayısında artış gözlenmektedir. TÜİK verileri dikkate alındığında ülkemiz nüfusunun yaşlanmakta olduğu, sosyal, ekonomik ve kültürel değişimlerin yaşlı nüfusun huzurevlerine olan talebini arttırdığı görülmektedir. Bu durum, yaşlılarımızın resmî kuruluşlara, yönelik talebinin karşılanamaması riskini doğurmaktadır. Resmî kuruluşlarımızda bakım hizmeti almakta olan bir yaşlının yaklaşık maliyeti 2.750 TL ile 3.000 TL arasında değişmektedir. Özel huzurevlerinde ise, standartlarına göre farklılaşmakla birlikte 900 TL’den başlayan bir fiyatlandırma görülmektedir. Söz konusu düzenleme ile, kapsama 2828 sayılı Kanunda tanımlanan “muhtaç yaşlı” statüsündeki bireylerin alınması öngörülmektedir. 633 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ve 2828 sayılı Kanunla Bakanlık tarafından yapılması öngörülen bu hizmetin aksatılmadan ve daha uygun bir maliyetle verilmesinin sağlanması amacıyla söz konusu düzenlemeye ihtiyaç duyulmuştur.
-
Değişikliğin gerekçesi
2828 sayılı Kanuna üç geçici madde eklenmiştir.
Evde bakım hizmetinden faydalanmakta olanlara ilişkin analizlerde, mevcut durumda bu programdan faydalanan yaklaşık 400.000 vatandaşımızın yaklaşık %12’sinin hane içinde kişi başına düşen gelirin asgari ücretin aylık net tutarının 2/3’ünden fazla olduğu anlaşılmaktadır. Bu kapsamdaki vatandaşların mağduriyetinin önlenmesi için geçici 10 uncu madde ile hizmetten halihazırda faydalananların ve 1/1/2014 tarihine kadar başvurmuş olanların durumunun eski gelir kriteri çerçevesinde değerlendirilerek muhafaza edilmesi öngörülmüştür.
Geçici 11 inci madde ile, Döner Sermaye Merkez Müdürlüğünce işletmelere verilen borçların, maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla bir defaya mahsus olmak kaydıyla ödenmemesi ve Döner Sermaye Merkez Müdürlüğü hesabına gider kaydedilmesi öngörülmüştür.
Geçici 12 nci madde ile, 2828 sayılı Kanunun 19 uncu maddesinde öngörülen yönetmeliğin altı ay içinde çıkarılması öngörülmüştür.
-
Eski ifade
muhtaçYeni ifadeihtiyacı olanDeğişikliğin gerekçesi
Madde ile, 2828 sayılı Kanunda yer alan muhtaç ibareleri ihtiyacı olan şeklinde değiştirilmiştir.
-
Eski ifade
muhtaçYeni ifadeihtiyacı olanDeğişikliğin gerekçesi
Madde ile, 2828 sayılı Kanunda yer alan muhtaç ibareleri ihtiyacı olan şeklinde değiştirilmiştir.
-
6/2/2014 tarihli ve 6518 sayılı Kanunun 30 uncu maddesiyle, bu bentte yer alan “muhtaç” ibaresi “ihtiyacı olan”şeklinde değiştirilmiştir.
Değişikliğin gerekçesi
Madde ile, 2828 sayılı Kanunda yer alan muhtaç ibareleri ihtiyacı olan şeklinde değiştirilmiştir.
-
Eski ifade
muhtaçYeni ifadeihtiyacı olanDeğişikliğin gerekçesi
Madde ile, 2828 sayılı Kanunda yer alan muhtaç ibareleri ihtiyacı olan şeklinde değiştirilmiştir.
-
Eski ifade
muhtaçYeni ifadeihtiyacı olanDeğişikliğin gerekçesi
Madde ile, 2828 sayılı Kanunda yer alan muhtaç ibareleri ihtiyacı olan şeklinde değiştirilmiştir.
-
Eski ifade
yetkili ve görevli mahkemeceYeni ifade3/7/2005 tarihli ve 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanununa göre yetkili ve görevli mahkemeceDeğişikliğin gerekçesi
Madde ile, 2828 sayılı Sosyal Hizmetler Kanununda yer alan “yetkili ve görevli mahkemece” ibaresi uygulama birliğinin sağlanması açısından “3/7/2005 tarihli ve 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanununa göre yetkili ve görevli mahkemece” şeklinde değiştirilmiş ve sosyal hizmet kuruluşlarının kendisine teslim edilen çocuk hakkında yapacakları inceleme sonucu hazırlayacakları raporda çocuğun derhal koruma altına alınmasını gerektiren bir durumun olmadığı ve ailesine teslim edilmesinde herhangi bir sakınca bulunmadığı kanaatine varılması halinde mülki idare amirinin onayı ile çocuğun ailesine teslim edilebilmesi sağlanarak bu durumdaki çocuklar hakkında daha hızlı ve çocuğun mağdur olmasını engelleyecek şekilde karar verilmesi amaçlanmıştır.
-
Eski ifade
muhtaçYeni ifadeihtiyacı olanDeğişikliğin gerekçesi
Madde ile, 2828 sayılı Kanunda yer alan muhtaç ibareleri ihtiyacı olan şeklinde değiştirilmiştir.
-
Eski ifade
muhtaç durumda bulunanYeni ifadeihtiyacı olanDeğişikliğin gerekçesi
Madde ile, 2828 sayılı Kanunda yer alan muhtaç ibareleri ihtiyacı olan şeklinde değiştirilmiştir.
-
Eski ifade
muhtaçYeni ifadeihtiyacı olanDeğişikliğin gerekçesi
Madde ile, 2828 sayılı Kanunda yer alan muhtaç ibareleri ihtiyacı olan şeklinde değiştirilmiştir.
-
Eski ifade
muhtaçYeni ifadeihtiyacı olanDeğişikliğin gerekçesi
Madde ile, 2828 sayılı Kanunda yer alan muhtaç ibareleri ihtiyacı olan şeklinde değiştirilmiştir.
-
Eski ifade
muhtaçYeni ifadeihtiyacı olanDeğişikliğin gerekçesi
Madde ile, 2828 sayılı Kanunda yer alan muhtaç ibareleri ihtiyacı olan şeklinde değiştirilmiştir.
-
-
12 Temmuz 2013
-
25 Nisan 2013
-
Eski ifade
özürlüYeni ifadeengelli -
Eski ifade
ÖzürlüYeni ifadeEngelli -
25/4/2013 tarihli ve 6462 sayılı Kanunun 1 inci maddesiyle, bu bentte yer alan “Özürlü”, “özürlülük” ve “özürlü” ibareleri sırasıyla “Engelli”, “engellilik” ve “engelli” şeklinde değiştirilmiştir.
-
Eski ifade
özürleriYeni ifadeengellilikleri -
Eski ifade
özürlüYeni ifadeengelli -
Eski ifade
özürlülerinYeni ifadeengellilerin -
25/4/2013 tarihli ve 6462 sayılı Kanunun 1 inci maddesiyle, 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (b) bendinde yer alan “özürlüler” ibaresi “engelliler”, (c) bendinde yer alan “özürlülere” ibaresi “engellilere”, (d) bendinde yer alan “özürlülerin” ve “özürlülerce” ibareleri sırasıyla “engellilerin” ve “engellilerce”, (e) bendinde yer alan “Özürlülerin” ibaresi “Engellilerin”, (f) bendinde yer alan “Özürlülere” ve “özürlülerin” ibareleri sırasıyla “Engellilere” ve “engellilerin” şeklinde değiştirilmiştir.
-
Eski ifade
özürleriYeni ifadeengellilikleri -
Eski ifade
özürlüYeni ifadeengelli -
Eski ifade
özürleriYeni ifadeengellilikleri -
Eski ifade
özürlüYeni ifadeengelli -
25/4/2013 tarihli ve 6462 sayılı Kanunun 1 inci maddesinde; bu Kanunun 26 ncı maddesinin başlığında ve birinci fıkrasında yer alan “özürlü” ibaresi “engelli” şeklinde … değiştirilmiştir.” hükmü yer almakla birlikte Meclis tutanakları, kanun gerekçesinin incelenmesiyle, madde başlığında yer alan “sakat” ibaresinin değiştirilmek istendiği tespit edilmiş ve düzenleme bu şekilde yapılmıştır.
-
25/4/2013 tarihli ve 6462 sayılı Kanunun 1 inci maddesiyle, bu maddenin birinci fıkrasında yer alan “özürlülerine” ve “Özürlüler İdaresi Başkanlığı ve Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Genel Müdürlüğünün müştereken hazırlayacakları” ibareleri sırasıyla “engellilere” ve “Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığınca hazırlanacak” şeklinde değiştirilmiştir.
-
Eski ifade
özürlüyeYeni ifadeengelliye
-
-
4 Temmuz 2012
-
11 Ekim 2011
-
3 Haziran 2011
-
Bu Kanunun adı “Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Kanunu” iken, 3/6/2011 tarihli ve 633 sayılı KHK’nin 35 inci maddesiyle metne işlendiği şekilde değiştirilmiştir.
-
14 Mart 2007
-
Değişikliğin gerekçesi
Madde ile, bu Kanunun yürürlüğe girmesiyle, uygulamada yeknesaklığın sağlanması, mükerrer vergilendirme ve kaynak aktarımlarına meydan verilmemesi amacıyla, mevzuatın, şans oyunları hasılatı üzerinden vergi alınması ve kaynak aktarımını düzenleyen ilgili maddeleri yürürlükten kaldırılmış ve diğer kanun ve kanun hükmünde kararnameler ile bunlara dayanılarak çıkarılan mevzuatın bu Kanuna aykırı hükümlerinin uygulanmayacağı hükme bağlanmıştır.
-
Değişikliğin gerekçesi
Madde ile, bu Kanunun yürürlüğe girmesini müteakiben, katma değer vergisi ve şans oyunları vergisi ile çeşitli kamu kurum ve kuruluşlarına aktarılacak kaynak tutarlarının hesaplanmasında ve ödenmesinde, herhangi bir sorun ve karmaşa yaşanmaması için gerekli değişiklikler yapılmıştır.
-
-
1 Şubat 2007
-
1 Temmuz 2005
-
Değişikliğin gerekçesi
Madde ile, Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Genel Müdürlüğünce verilecek bakım hizmetine ilişkin olarak, ilgili mevzuata bakıma muhtaç özürlü tanımı eklenmiştir.
-
Değişikliğin gerekçesi
Madde ile, Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Genel Müdürlüğünce verilecek bakım hizmetine ilişkin olarak, ilgili mevzuata bakıma muhtaç özürlü tanımı eklenmiştir.
-
Değişikliğin gerekçesi
Madde ile, 2828 sayılı Kanuna iki madde eklenmektedir.
Ek 7 nci madde ile, Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Genel Müdürlüğünce verilecek bakımın ağır özürlü hizmetine ilişkin olarak, ilgili mevzuatta hizmet sunumu, izin, denetim, ücretlendirme ve ödemelerin usul ve esasları düzenlenmektedir.
Ek 8 inci madde ile de, ülkemizde profesyonel olarak işaret dili tercümanlığı yapacak uzmanlar bulunmadığından Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Genel Müdürlüğünde işaret dili bilen personelin yetiştirilmesi amaçlanmaktadır.
-
Değişikliğin gerekçesi
Madde ile, 2828 sayılı Kanuna iki madde eklenmektedir.
Ek 7 nci madde ile, Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Genel Müdürlüğünce verilecek bakımın ağır özürlü hizmetine ilişkin olarak, ilgili mevzuatta hizmet sunumu, izin, denetim, ücretlendirme ve ödemelerin usul ve esasları düzenlenmektedir.
Ek 8 inci madde ile de, ülkemizde profesyonel olarak işaret dili tercümanlığı yapacak uzmanlar bulunmadığından Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Genel Müdürlüğünde işaret dili bilen personelin yetiştirilmesi amaçlanmaktadır.
-
-
7 Aralık 2004
-
16 Temmuz 2004
-
Bu fıkrada yer alan“ nakdî bağışlar“ ibaresi, 16/7/2004 tarihli ve 5228 sayılı Kanunun 59 uncu maddesiyle,“ nakdî ve aynî bağışlar“ olarak 31/7/2004 tarihinden geçerli olmak üzere değiştirilmiştir.
Değişikliğin gerekçesi
- Bankalar Kanununda Değişiklik Yapan 4672 sayılı Kanunun 11 inci maddesinin (e) bendinde yer alan hüküm uyarınca özel finans kurumları, 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu, 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun ve 3167 sayılı Çekle Ödemelerin Düzenlenmesi ve Çek Hamillerinin Korunması Hakkında Kanun ile diğer mevzuatın çeke ve teminat mektuplarına ilişkin hükümleri ile 213 sayılı Vergi Usul Kanununun mükerrer 298 inci maddesi hükümlerinin uygulanması bakımından banka addolunmuştu.
Ancak günümüz koşullarında özel finans kurumları ile bankalar arasındaki farklılıklar bir hayli azalmış durumdadır. Maddenin (1) numaralı fıkrasının (a) bendinde düzenlemeyle vergi kanunları uygulaması yönünden banka-özel finans kurumu ayrımından kaynaklanan sorunları gidermek amacıyla, vergi kanunları uygulamasında özel finans kurumlarının banka olarak addolunması öngörülmektedir.
Maddenin (1) numaralı fıkrasının (b) bendinde yapılan düzenlemeyle, azalan bakiyeler usulünde uygulanacak amortisman oranının üst sınırı belirlenmektedir.
Maddenin (2) numaralı fıkrası ile 3065 sayılı Kanunun 1 inci maddesinin 3 numaralı fıkrasının (d) bendinde yer alan "Hazinece yapılan taşınmaz mal satışları hariç müzayede mahallerinde" ibaresi Hazinece yapılacak taşınmaz satışları ile ilgili istisnanın Katma Değer Vergisi Kanununun 17 nci maddesine taşınmış olması sebebiyle bu bentte yer alan hüküm "Müzayede mahallerinde" olarak değiştirilmiştir.
Maddenin (3) numaralı fıkrasının (a) bendinde ilgili Kanuna yapılan atıf düzeltilmekte, (b) bendinde yapılan düzenlemeyle ise, Gelir Vergisi Kanununun 42 nci maddesinin ikinci fıkrasında değişiklik yapılarak, yıllara sari inşaat ve onarma işlerinden elde edilen kazançlarda beyan zamanı, gelir vergisi beyan zamanı ile uyumlu hale getirilmektedir.
Maddenin (4) numaralı fıkrası ile Damga Vergisi Kanununda yapılan değişiklikle;
- Madde ile damga vergisine tâbi kağıtlar terimi, manyetik ortamda ve elektronik veri şeklinde oluşturulan belgeleri de kapsayacak şekilde yeniden tanımlanmıştır.
- İstihkaktan kesinti suretiyle hesaplanan verginin ödeme süresi muhtasar beyanname ile beyan edilen vergilerin ödeme süresine paralel hale getirilmektedir.
- Kanuna ekli (1) sayılı tablosunun "IV. Makbuzlar ve diğer kâğıtlar" başlıklı bölümünün (2) numaralı fıkrasının (b) bendinin (5) numaralı alt bendinde yer alan "Diğerleri" ibaresi "Diğer vergi beyannameleri", olarak değiştirilerek, bentte sayılanların dışındaki beyannamelerden sadece vergi beyannamelerinin vergiye tâbi olması sağlanmaktadır.
- Ayrıca yapılan düzenleme ile Bakanlar Kuruluna, elektronik ortamda verilen belgeler için de, damga vergisi oranını her bir kâğıt için ibraz yeri itibarıyla ayrı ayrı sıfıra kadar indirme hususunda yetki verilmiştir.
- Kanuna ekli (1) sayılı tablosunun "IV. Makbuzlar ve diğer kağıtlar" başlıklı bölümünün (2) numaralı fıkrasında yapılan değişiklikle de birden fazla beyanname alınan hallerde, bunlardan sadece bir nüshasının vergiye tâbi tutulması şeklinde olan mevcut uygulamaya açıklık getirilmektedir.
Maddenin (5) numaralı fıkrası ile Harçlar Kanununda yapılan değişikliklerle;
- Sadece gazete muhabirleri için var olan ikamet tezkeresi harcı muafiyeti, bütün basın ve yayın muhabirlerini kapsayacak şekilde yeniden düzenlenmiştir.
- Avcılık belgelerine ait yıllık olarak tahsil olunan harçlar yeniden belirlenmiştir. Böylece, kaçak avcılığın artacağı yönündeki endişe ve tereddütlerin önüne geçmek, avcılık faaliyetinin bilinçli ve kontrollü bir şekilde icra edilmesi ortamının oluşmasına katkıda bulunmak amaçlanmış olup, avcılık belgelerinden alınan harç tutarları makul bir seviyeye çekilmektedir.
Maddenin (6) numaralı fıkrası ile, Vergi Barışı Kanununun 18 inci maddesinde değişiklik yapılmakta, vergi barışı kapsamında yeniden yapılandırılan borçların taksitlerinin zamanında yapılmaması durumunda, borcun ödenmeyen kısmının % 10 fazlası ile ödeneceğine ilişkin hükümde yer alan oran, vergi barışı uygulamasının gelinen noktadaki başarısı ve faiz oranlarında yaşanan kalıcı düşüş nedeniyle % 5 olarak yeniden belirlenmektedir.
Maddenin (7) numaralı fıkrasıyla 18.2.1963 tarihli ve 197 sayılı Motorlu Taşıtlar Vergisi Kanununun 13 üncü maddesinin (d) fıkrasında yer alan "Taşıtlarla ilgili fenni muayene komisyonları," ibaresi "Taşıtlarla ilgili fenni muayene komisyonları, fenni muayene yapma yetkisi verilen gerçek ve tüzel kişiler" olarak değiştirilmektedir.
Maddenin 8 inci fıkrasının (a) bendiyle yapılan değişiklikle Karayolları Genel Müdürlüğünün görev ve yetkileri arasında yer alan 2918 sayılı Kanunun 35. maddesine aykırı hareket edenler hakkında suç ve ceza tutanağı düzenleme yetkisi kaldırılarak bu yetki Ulaştırma Bakanlığına verilmiştir. Karayolları Trafik Kanununun 114 üncü maddesinin beşinci fıkrasındaki mevcut düzenlemeye göre, yetkili memurlarca düzenlenen trafik para cezası tutanakları doğrudan doğruya mal sandıklarına teslim edilmektedir.
Maddenin (8) numaralı fıkrasının (b) bendiyle yapılması önerilen değişiklikle trafik para cezası tahsilatlarının Maliye Bakanlığınca PTT vasıtasıyla yaptırılması halinde bu tutanakların mal sandığı yerine doğrudan PTT İdaresine teslimini temin etmek amacıyla söz konusu ibare değişikliği yapılmaktadır.
Fıkranın (c) bendiyle, araç tescil plakalarına göre yazılan trafik ceza tutanaklarının tebligat işlemlerinin posta yoluyla yapılmasına ve bu şekilde tebliğ edilemeyenlerin vergi dairesinin ilan tahtasına asılmak suretiyle tebliğine ilişkin özel bir tebligat usulü getirilmektedir.
Maddenin 9 uncu fıkrasıyla 4706 sayılı Kanunda yapılan ibare değişikliklerine ilişkin açıklamalar aşağıda yer almaktadır.
a) 4706 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin son fıkrasında yer alan "plan kararlarına uyulmak kaydıyla" ibaresi uygulamaya ilişkin bir uymayı ifade etmekle birlikte, fıkranın sonunda yer alan bu yerlerin amacı dışında kullanılamayacağına dair tapu kütüğüne şerh konulacağına ilişkin ifade karşısında mükerrerlik oluşturmakta ve karışıklıklara yol açmaktadır. Plan kararlarına uyma, amaca uygun kullanma ile aynı sonucu doğurduğundan, karışıklıkların ortadan kaldırılması amaçlanmaktadır. Ayrıca, değiştirilmesi öngörülen ikinci ibare ile sınai amaçlı yatırımları teşvik ederek istihdam yaratılması amaçlanmışken, uygulamada, sınai yatırım dışında diğer yatırımların bulunmaması, yatırım tutarı ile istihdam sayısının yüksek olması nedeniyle müracaat olmamıştır. Kanun hükmü ile amaçlanan yatırım ve istihdam hedeflerine ulaşabilmek ve diğer yatırımların da önünü açmak bakımından böyle bir değişiklik öngörülmektedir.
b) Maddenin uygulamasında tek bir parsel üzerinde çok sayıda yapı bulunmakta, madde metnindeki "alan" ifadesi birden fazla taşınmaz olması gerekeceği gibi yanlış yorumlara yol açabilmektedir. Bu karışıklığı ortadan kaldırmak amacıyla böyle bir düzenlemeye gidilmektedir.
c) Maddenin mevcut hali, imar planı yapılmış parsellere ilişkin olarak da yeniden plan yapılması gerektiği gibi yanlış anlaşılmalara neden olabilmektedir. Bu yanlış anlaşılmaları ortadan kaldırmak ve parsel bazında değerlendirme yapabilmek amacıyla böyle bir düzenlemeye gidilmektedir.
d) 2886 sayılı Devlet İhale Kanununun 9 uncu maddesinde tahmin edilen bedelin nasıl tespit edileceği belirtilmiştir. 4706 sayılı Kanunun 7 nci maddesinin altıncı fıkrasında, ekspertiz şirketlerine değer tespit ettirileceğine ilişkin hüküm bulunmasına rağmen, bu bedelin doğrudan rayiç bedel olarak ve 2886 sayılı Kanun hükümleri dışında tahmin edilen bedel olarak dikkate alınacağına ilişkin açıklık bulunmamaktadır. Emlak vergisine esas bedelin yüksek tespit edildiği taşınmazlarda bu bedelin, rayiç bedelin de üzerinde olması durumları ile karşılaşılmakta, ihale mevzuatına göre tahmin edilen bedelin emlak vergisine esas bedelin altında olamayacağına ilişkin hüküm karşısında bu taşınmazlar değerlendirilememekte ve gereksiz ilan masrafları ve mesai kaybı ile karşılaşılmaktadır. Bu olumsuzluğun ortadan kaldırılması bakımından, olayı tamamen genelleştirmeden, yalnızca ekspertiz şirketleri ile Maliye Bakanlığı merkez denetim elemanlarına yaptırılan rayiç bedel tespitlerinde; bir istisna hükmü olarak, emlak vergisine esas bedele bağlı kalınmaksızın, bu rayiç bedellerin tahmin edilen bedel olarak dikkate alınması ve böylece emlak vergisine esas bedeli yüksek tespit edilmiş Hazineye ait taşınmazların değerlendirilmesine yönelik olumsuzluklar ile gereksiz masrafların ortadan kaldırılması amacıyla böyle bir düzenlemeye gidilmektedir.
e) 4706 sayılı Kanunun 7/B maddesi, konut yapı kooperatiflerine, kooperatif birliklerine veya bu birliklerin oluşturduğu üst birliklere, Hazineye ait taşınmazların, bunlar arasında yapılacak ihale ile rayiç bedel üzerinden satışını düzenlemektedir.
Buradaki amaç, Hazineye ait imarlı, imarsız veya imar planında başka amaca ayrılmış taşınmazların konut amaçlı olarak satılabilmesine imkân tanımak olmasına rağmen, "imar planlarına uygun olarak konut yapılmak üzere ibaresi" imar planı yapılmamış veya imarda başka amaca ayrılmış taşınmazların bu madde kapsamında değerlendirilmesi konusunda tereddütlere neden olmaktadır. İmar planlarında konut amacına ayrılmış veya ayrılacak taşınmazlarda zaten plana uygun olarak konut yapılması gerektiği açıktır.
Burada imar planlarına uygun olmayan bir yapılaşmanın olması düşünülmemektedir ve bu esasen mümkün de değildir. Bu nedenle (9) numaralı fıkra ile, madde metninde yer alması gerekli olmayan ibarenin metinden çıkarılması tereddütlerin ortadan kalkmasını sağlayacaktır.
Maddenin (10) numaralı fıkrasının (a) bendi ile, 16.2.1995 tarihli ve 4070 sayılı Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanunun 10 uncu maddesinde 3.7.2003 tarihli ve 4916 sayılı Kanunla yapılan değişiklik paralelinde, bu maddenin değişiklikten önceki hükümlerine atıfta bulunan 8 inci maddesinde yer alan ibare madde metninden çıkarılmaktadır.
22.11.1984 tarihli ve 3083 sayılı Sulama Alanlarında Arazi Düzenlemesine Dair Tarım Reformu Kanununun 7 nci maddesinin ikinci fıkrası 3.7.2003 tarihli ve 4916 sayılı Kanunun 18 inci maddesi ile değiştirilerek, Kanun kapsamında kalan arazinin uygulayıcı kuruluşça uygun görülmesi durumunda satılmak, sınırlı ayni hak tesis edilmek ve kiralanmak veya kendilerine özel kanunlarla verilen görev ve yetki içinde kullanmaları şartı ile kamu kuruluşlarına tahsis edilmek üzere, Hazinenin tasarrufuna bırakılabileceği hükmü getirilmiştir. Bu yetkinin kullanılmasında tereddütlerin giderilmesi bakımından tarım arazilerinin satışında da bu kapsamda açıklık getirmek bakımından (10) numaralı fıkranın (b) bendi ile böyle bir düzenlemeye gidilmektedir.
1164 sayılı Kanunun mevcut ek 4 üncü maddesi hükmü, Hazineye ait arsa ve arazilerin bedelsiz devrinin iki Bakanın müşterek teklifi ve Başbakanın onayı ile gerçekleştirilmesini öngörmektedir. Oysa buradaki amaç, Arsa Ofisi Genel Müdürlüğü ile Toplu Konut İdaresi Başkanlığının önemli projeleri gerçekleştirmek üzere belirleyeceği arsa üretim alanlarının Başbakan onayı ile tespit edilmesi ve bu alanlar içinde bulunan Hazineye ait taşınmazların Maliye Bakanlığınca ilgili idarelere devredilmesidir. Bu durum aynı zamanda, belirlenen arsa üretim alanları içinde kalan tescilsiz alanların Hazine adına tescil edilmesinde karşılaşılan bürokratik formalitelerin kısaltılmasını ve kolaylaştırılmasını da sağlayacaktır. Ayrıca, bu şekilde devredilen bazı taşınmazlara, değişik şekillerde değerlendirilmesine yönelik olarak ihtiyaç duyulmaktadır. Böyle durumlarda, kamu hizmetine ayrılan yerlerde olduğu gibi devredilen taşınmazların bedelsiz olarak Hazineye iade edilmesi gerekmektedir. Belirtilen gerekçelerle maddede yer alan ibarelerin değiştirilmesi öngörülmektedir.
29.1.2004 tarihli ve 5084 sayılı Kanunun 5 inci maddesi, bu Kanunun 2 nci maddesinin (b) bendi kapsamındaki illerde en az on kişilik istihdam öngören yatırımcılara Hazineye ait arazi veya arsaların bedelsiz devrini öngörmektedir. Organize sanayi bölgelerinde bulunan parsellerin de bu kapsamda değerlendirilmesi, uygulamada bu alanların her türlü alt yapı, plan ve parselasyon çalışmalarını yürüten organize sanayi bölgelerinin arsa tahsislerinde yatırımcılar yönünden farklı muhataplar olması açısından yetki karmaşasına neden olmakta ve teşvik amacının tam olarak gerçekleştirilememesine yol açmaktadır. Bütün bu sakıncaların ortadan kaldırılarak yatırımcıların tek bir muhatapla karşılaşmalarını ve bürokratik formalitelerin azaltılmasını teminen (12) numaralı fıkra ile böyle bir düzenlemeye gidilmektedir.
Maddenin 5083 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Devletinin Para Birimi Hakkında Kanunun 2 nci maddesinde ibare değişikliği yapan fıkrası ile, Yeni Kuruşa tamamlama işlemlerinin birim fiyatlarda değil, işlem sonuçlarında ve ödeme aşamasında gerçekleştirilmesi ve ödeme kayıtlarının virgülden sonra en çok iki hane ile yapılması amaçlanmaktadır. Bu değişiklikle, Türk Lirası değerlerin Yeni Türk Lirasına dönüşüm işlemlerinin ve Yeni Türk Lirası cinsinden yapılan işlemlerin sonuçlarında ve ödeme aşamalarında bir Yeni Kuruşun altındaki tutarları ödemeye olanak verecek madeni para bulunmaması nedeniyle, yarım Yeni Kuruş ve üzerindeki değerlerin bir üst Yeni Kuruşa tamamlanması, yarım Yeni Kuruşun altındaki değerlerin dikkate alınmaması yönünde düzenleme getirilmektedir. Bu düzenleme doğrultusunda, sayısal işlem yapan elektronik cihazların ve bilgisayar yazılımlarının yenilenmesi gibi bazı teknik güçlüklerin de önüne geçilmiş olunacaktır.
Mal ve hizmetlerin fiyatları bir Yeni Kuruşun altında olabileceği gibi, bir Yeni Kuruşun altındaki değer küsuratlı olarak da belirlenebilecektir. Vergiler, yabancı para alım satımı ve benzeri belli sabit sayılarla çarpım yapılarak elde edilen sonuç üzerinde tahakkuk, tahsil ve ödeme işlemlerinde, işlem sonuçları da bir Yeni Kuruşun altında veya değer küsuratı bir Yeni Kuruşun altında olabilecek şekilde sonuç verebilecektir.
Maddenin 14 numaralı fıkrasıyla 29.7.1970 tarihli ve 1319 sayılı Emlak Vergisi Kanununda yapılan değişiklikle Kanunun 4 ve 14 üncü maddelerinde yer alan muafiyet uygulamalarında geçerli olan kiraya verilmeme şartının Özelleştirme uygulamaları çerçevesinde yapılan işletme hakkı devirlerini kapsamaması yönünde düzenleme yapılmaktadır.
-
-
21 Ocak 2000
-
30 Mayıs 1997
-
5 Temmuz 1991
-
14 Mart 1991
-
24 Ocak 1989
-
25 Şubat 1988
-
6 Mayıs 1986
-
İthalde alınan her türlü vergi, resim ve harç muafiyeti hükümleri, 6/5/1986 tarihli ve 3283 sayılı Kanunun 1 inci maddesi ile yürürlükten kaldırılmıştır.
-
-
14 Mayıs 1985
-
13 Aralık 1983
-
Bu maddenin ikinci fıkrası ile ihdas olunan kadrolar, 13/12/1983 tarihli ve 190 sayılı KHK.'nin 13 üncü maddesi ile yürürlükten kaldırılmıştır.
-