Bazı Yatırım ve Hizmetlerin Yap-işlet-devret Modeli Çerçevesinde Yaptırılması Hakkında Kanun
- Kanun numarası
- 3996
- Kabul tarihi
- 08.06.1994
- Resmî Gazete
- 13.06.1994 / 21959
- Düstur
- 5. tertip, cilt 33
- Son değişiklik
- 16.02.2023
- Madde sayısı
- 25
Metin içindeki değişiklik notlarından ve dipnotlardan derlenmiştir. Toplam 41 kayıt.
-
16 Şubat 2023
-
10 Haziran 2022
-
Değişikliğin gerekçesi
Madde ile, mahalli idarelerin çevre kirliliğini önleyici yatırımlar kapsamında atıksu arıtma, geri kazanım; arıtma çamuru işleme ve bertarafı; sıfır atık yönetimi kapsamında atık toplama, taşıma, işleme, geri kazanım ve bertaraf tesisleri ile mapa-şamandıraların özel sektör eliyle yapılması, işletilmesi, bakımı ve devredilmesine ilişkin düzenlemelerin nasıl hayata geçirileceği belirlenmekte ve 3996 sayılı Kanun kapsamında yapılan bu projelerin hayata geçirilmesi, herhangi bir aksaklık olmaması için Blokajlı Banka Hesabı sisteminin kurulması ve bu sistemin hayata geçirilmesinde ilgili idarelerin görev ve yetkilerine yer verilerek bu projelerin sıhhatli bir şekilde yürütülmesi amaçlanmaktadır.
-
Değişikliğin gerekçesi
Madde ile, Türkiye Çevre Ajansı tarafından 2872 sayılı Çevre Kanunu kapsamında yer alan depozito düzenlemeleri çerçevesindeki yap-işlet-devret projelerinin 3996 sayılı Kanun kapsamında yapılabilmesi amaçlanmaktadır.
-
-
11 Mart 2021
-
Değişikliğin gerekçesi
Covid-19 salgının ilk kez 11 Mart 2020 tarihinde ülkemizde görülmeye başlaması ile birlikte, salgınla mücadele kapsamında pek çok idari tedbir alınmıştır. Bu tedbirler ve küresel olarak içinde bulunulan fınansal koşullar dolayısıyla, ihale kararı alınarak ihalesi yapılmış, ancak henüz uygulama sözleşmeleri imzalanmamış yap-işlet-devret projelerinin finansman temini aşamasında aksaklıkların meydana geldiği, özel sektörün finansman temin ederken zorlandığı görülmektedir. Bu durumda, içinde bulunulan mücbir sebep dolayısıyla, yabancı kreditörlerin özel bütçeli idarelerin harcama ve gelirlerinin birbirini karşılayamayacağı ve idarenin yükümlülüklerini ifa etmekte yetersiz kalabileceği konusunda tereddüt yaşadığı görülmüştür. Özellikle Hazine ve Maliye Bakanlığının borç üstleniminden faydalanamayan ve Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığına bağlı özel bütçeli idarelerce yürütülen yap-işletdevret projelerinde, genel bütçe kapsamındaki kamu idaresi olan Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığının, yabancı kreditörlerce sağlanan finansman için ilave teminat sağlayabilmesini teminen, projeyi yürüten özel bütçe kapsamındaki kuruluşların borç üstlenim anlaşmasından kaynaklanan yükümlülükleri ile sınırlı olmak üzere, 4749 sayılı Kanunun 4 üncü maddesi ile 8/A maddesinde yer alan hükümlere tabi olmaksızın, borç üstlenim anlaşmasına taraf olması öngörülmektedir.
-
-
26 Temmuz 2018
-
26/7/2018 tarihli ve 7146 sayılı Kanunun 9 uncu maddesiyle: bu maddenin birinci fıkrasında yer alan “yük ve/veya yolcu ve yat limanları ile kompleksleri,” ibaresinden sonra gelmek üzere “Kanal İstanbul ve benzeri su yolu projeleri,” ibaresi eklenmiştir.
-
-
2 Temmuz 2018
-
Eski ifade
Bakanlar KuruluYeni ifadeCumhurbaşkanı -
Eski ifade
Maliye, Bayındırlık ve İskan, Ulaştırma, Enerji ve Tabii Kaynaklar bakanlıkları, Devlet Planlama Teşkilatı müsteşarlığı, Hazine müsteşarlığı ve Dış Ticaret müsteşarlığınca müştereken hazırlanarak Bakanlar Kurulu Kararı ileYeni ifadeCumhurbaşkanınca -
Eski ifade
Bakanlar KuruluYeni ifadeCumhurbaşkanı -
Eski ifade
Hazine Müsteşarlığının görüşü ve bağlı olduğu Bakanın teklifi üzerine Bakanlar KuruluYeni ifadeCumhurbaşkanı -
Eski ifade
Bakanlar KuruluYeni ifadeCumhurbaşkanı -
Eski ifade
Bakanlar KuruluYeni ifadeCumhurbaşkanı
-
-
3 Nisan 2013
-
3/4/2013 tarihli ve 6456 sayılı Kanunun 26 ncı maddesiyle, bu maddenin birinci fıkrasında yer alan “haberleşme,” ibaresinden sonra gelmek üzere “kongre merkezi, kültür ve turizm yatırımları, ticari bina ve tesisler, spor tesisleri, yurtlar, tema parklar, balıkçı barınakları, silo ve depo tesisleri, jeotermal ve atık ısıya dayalı tesisler ve ısıtma sistemleri” ibaresi, “demiryolu” ibaresinden sonra gelmek üzere “ve raylı sistemler” ibaresi, “gar kompleksi” ibaresinden sonra gelmek üzere “ve istasyonları, teleferik ve telesiyej tesisleri” ibaresi, “sınır kapıları” ibaresinden sonra gelmek üzere “ve gümrük tesisleri” ibaresi eklenmiştir.
-
21 Şubat 2013
-
31 Mart 2012
-
Değişikliğin gerekçesi
Bu madde ile 3996 sayılı Bazı Yatırım ve Hizmetlerin Yap-İşlet-Devret Modeli Çerçevesinde Yaptırılması Hakkında Kanun çerçevesinde yürütülen yatırımlarda, yapılan işin asıl sahibinin kamu olduğu da dikkate alınarak, söz konusu yatırımlara ilişkin sözleşmelerin feshedilerek yatırım ve hizmetin süresinden önce ilgili idare tarafından devralınması halinde, görevli şirket tarafından temin edilen dış finansmanın, gerçekleştirilmiş yatırım ve hizmetlere ilişkin kısmının üstlenimine ilişkin usul belirlenmiş, aynı zamanda dış finansmanın gerçekleştirilmemiş yatırım ve hizmetlere ilişkin kısmının idare tarafından kullanımına imkan tanınmıştır.
-
Değişikliğin gerekçesi
Bu madde ile 3996 sayılı Kanuna geçici madde eklenerek, anılan Kanuna eklenen 11/A maddesi ile yapılan düzenlemelerin, sözleşmesi imzalanmış ancak finansman çalışmaları henüz sonuçlandırılmamış yap-işlet-devret modeli projeleri için de uygulanmasına imkan tanınması amaçlanmıştır.
-
Eski ifade
genel bütçeli idarelerinYeni ifademerkezi yönetim kapsamındaki kamu idarelerininDeğişikliğin gerekçesi
Bu maddede öngörülen değişiklikle genel bütçe kapsamındaki kamu idarelerine tanınan, taahhüt ettikleri garanti kapsamında doğabilecek ödeme yükümlülüklerinin katkı payı için getirilen sınırlamalara tabi olmadan idare bütçelerinden ödenmesi imkanı, merkezi yönetim kapsamındaki kamu idarelerinin tümüne tanınarak kamu idareleri ve yatırımları arasında denge sağlanması amaçlanmıştır.
-
-
13 Şubat 2011
-
Değişikliğin gerekçesi
Yap-işlet-devret (YİD) yatırım projelerinin karar ve uygulama süreçlerinin hızlandırılması, uygulamanın kolaylaştırılması, sözleşme onayına ilişkin YPK süreci nedeniyle uzayan sürelerin kısaltılması ve YİD projeleri uygulama sözleşmelerinin doğrudan ilgili bakanlık nezdinde onaylanabilmesine imkan tanınması ve böylece 3996 sayılı Kanunun kullanımının yaygınlaştırılması amacıyla bu madde hazırlanmıştır. YİD projelerinin yüksek maddi kaynak veya ileri teknoloji gerektirmesi ve uluslararası boyutunun bulunması uzun bir hazırlık sürecini de beraberinde getirmekte olup, bu projelerin hazırlanması ve yürütülmesi safhasındaki müşavirlik hizmeti alımının 4734 sayılı Kamu İhale Kanunundan muaf tutulması ile sürecin kısaltılması ve uygulamanın kolaylaştırılması amaçlanmaktadır. Söz konusu hizmet alımına ilişkin esas ve usullerin Bakanlar Kurulu kararı ile belirlenmesi öngörülmektedir.
3996 sayılı Kanunun 4 üncü maddesine dayanılarak hazırlanan ve 1/10/1994 tarihli ve 22068 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6/8/1994 tarihli ve 94/5907 sayılı Kararnamenin eki Bazı Yatırım ve Hizmetlerin Yap-İşlet-Devret Modeli Çerçevesinde Yaptırılması Hakkında 3996 Sayılı Kanunun Uygulama Usul ve Esaslarına İlişkin Kararın; “Taşınmaz Malların Kullanılması” başlıklı 38 inci maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında; “uygulama sözleşmesinde gösterilmek kaydı ile kamulaştırma bedelinin kısmen idarece ödenmesi halinde, taşınmazın tamamı üzerinde görevli şirket lehine daimi ve müstakil nitelikli üst hakkı tesis edilebileceği, bedeli idarece ödenen taşınmazlar için kullanım bedeli alınacağı, taşınmazın mülkiyetinin Hazineye veya ilgili kamu kurum veya kuruluşuna ait olması halinde, bedeli mukabilinde görevli şirket lehine daimi ve müstakil nitelikte üst hakkı tesis edilebileceği” yönünde düzenlemeler yapılmıştır.
Diğer taraftan, 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu ile bu Kanun hükümlerine göre yürürlüğe konulan Hazine Taşınmazlarının İdaresi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre; çeşitli yatırımların yapılması amacıyla Hazinenin özel mülkiyetinde bulunan taşınmazların üzerinde ilgilileri lehine bedeli karşılığında irtifak hakkı tesis edilmekte, Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerler üzerinde ise yine bedeli karşılığında kullanma izni verilmektedir.
Ayrıca, 4706 sayılı Hazineye Ait Taşınmaz Malların Değerlendirilmesi ve Katma Değer Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun ek 2 nci maddesinin birinci fıkrasında;
“Hazinenin özel mülkiyetinde bulunan taşınmazlar üzerinde tesis edilecek irtifak hakları ile Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerler üzerinde verilecek kullanma izinlerinden, irtifak hakkı veya kullanma izni bedellerine ilave olarak, bu alanlarda yürütülen faaliyetlerden elde edilecek tüm hâsılatın yüzde 1’i oranında Hazinece pay alınacağı” yönünde hükme yer verilmiş ve aynı maddenin ikinci fıkrasında ise hasılat payının indirimli olarak alınacağı veya hiç alınmayacağı irtifak hakkı ve kullanma izinleri belirtilerek istisnalar sayılmıştır.
DİLEK 606 - Yukarıda açıklanan mevzuat hükümlerine göre; YİD modeliyle gerçekleştirilecek yatırım ve hizmetler için görevli şirketin kullanımına bırakılacak olan mülkiyeti kamu kurum veya kuruluşlarına (kamu iktisadi teşebbüsleri dahil) ve Hazineye ait taşınmazlar ile bedeli idare tarafından ödenmek suretiyle kamulaştırılarak tapuda idare veya Hazine adına tescil ya da tapudan terkin edilen taşınmazlar ile Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerler için yatırımcılar lehine tesis edilecek irtifak hakları veya yatırımcılara verilecek olan kullanma izinleri için her yıl irtifak hakkı ve kullanma izni bedelleri ve ayrıca, bunların işletmeye geçmesinden sonra ise, bunların işletilmelerinden elde edilecek tüm hasılattan Hazinece % 1 oranında ayrıca pay alınmasının, bir kamu yatırımı olan YİD modeliyle yürütülecek proje ve yatırımlara özel sektörün ilgisini azaltabileceği değerlendirilmektedir.
Ayrıca, kamu-özel sektör işbirliği çerçevesinde veya özel sektörün finansman imkanlarından faydalanmak üzere YİD modeli çerçevesinde yapılacak sözleşmelerde kamu mallarının kullanımı ile ilgili alınacak paylar çok yüksek maliyet getireceği için, bu projeleri verimli olmaktan çıkaracaktır. Bu projeler, özel sektörün dinamizminden ve sermaye gücünden yararlanmak için yapılmaktadır. Ancak, yukarıda belirtilen bedeller ve hasılat payı önemli bir maliyet oluşturmakta ve projelerin yapılamaz hale gelme riski bulunmaktadır. Bu durumda ise idarece daha yüksek garantiler verilmek zorunda kalınmaktadır.
Açıklanan sebeplerle, madde ile; Kanun kapsamında gerçekleştirilecek yatırım ve hizmetler için görevli şirketin kullanımına bırakılacak olan mülkiyeti kamu kurum veya kuruluşlarına (kamu iktisadi teşebbüsleri dahil) ve Hazineye ait taşınmazlar ile bedeli idare tarafından ödenmek suretiyle kamulaştırılarak tapuda idare veya Hazine adına tescil ya da tapudan terkin edilen taşınmazlar ile Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerler için kullanım bedeli ve hasılat payı alınmaması amaçlanmıştır.
-
Değişikliğin gerekçesi
Yap-işlet-devret (YİD) yatırım projelerinin karar ve uygulama süreçlerinin hızlandırılması, uygulamanın kolaylaştırılması, sözleşme onayına ilişkin YPK süreci nedeniyle uzayan sürelerin kısaltılması ve YİD projeleri uygulama sözleşmelerinin doğrudan ilgili bakanlık nezdinde onaylanabilmesine imkan tanınması ve böylece 3996 sayılı Kanunun kullanımının yaygınlaştırılması amacıyla bu madde hazırlanmıştır. YİD projelerinin yüksek maddi kaynak veya ileri teknoloji gerektirmesi ve uluslararası boyutunun bulunması uzun bir hazırlık sürecini de beraberinde getirmekte olup, bu projelerin hazırlanması ve yürütülmesi safhasındaki müşavirlik hizmeti alımının 4734 sayılı Kamu İhale Kanunundan muaf tutulması ile sürecin kısaltılması ve uygulamanın kolaylaştırılması amaçlanmaktadır. Söz konusu hizmet alımına ilişkin esas ve usullerin Bakanlar Kurulu kararı ile belirlenmesi öngörülmektedir.
3996 sayılı Kanunun 4 üncü maddesine dayanılarak hazırlanan ve 1/10/1994 tarihli ve 22068 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6/8/1994 tarihli ve 94/5907 sayılı Kararnamenin eki Bazı Yatırım ve Hizmetlerin Yap-İşlet-Devret Modeli Çerçevesinde Yaptırılması Hakkında 3996 Sayılı Kanunun Uygulama Usul ve Esaslarına İlişkin Kararın; “Taşınmaz Malların Kullanılması” başlıklı 38 inci maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında; “uygulama sözleşmesinde gösterilmek kaydı ile kamulaştırma bedelinin kısmen idarece ödenmesi halinde, taşınmazın tamamı üzerinde görevli şirket lehine daimi ve müstakil nitelikli üst hakkı tesis edilebileceği, bedeli idarece ödenen taşınmazlar için kullanım bedeli alınacağı, taşınmazın mülkiyetinin Hazineye veya ilgili kamu kurum veya kuruluşuna ait olması halinde, bedeli mukabilinde görevli şirket lehine daimi ve müstakil nitelikte üst hakkı tesis edilebileceği” yönünde düzenlemeler yapılmıştır.
Diğer taraftan, 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu ile bu Kanun hükümlerine göre yürürlüğe konulan Hazine Taşınmazlarının İdaresi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre; çeşitli yatırımların yapılması amacıyla Hazinenin özel mülkiyetinde bulunan taşınmazların üzerinde ilgilileri lehine bedeli karşılığında irtifak hakkı tesis edilmekte, Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerler üzerinde ise yine bedeli karşılığında kullanma izni verilmektedir.
Ayrıca, 4706 sayılı Hazineye Ait Taşınmaz Malların Değerlendirilmesi ve Katma Değer Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun ek 2 nci maddesinin birinci fıkrasında;
“Hazinenin özel mülkiyetinde bulunan taşınmazlar üzerinde tesis edilecek irtifak hakları ile Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerler üzerinde verilecek kullanma izinlerinden, irtifak hakkı veya kullanma izni bedellerine ilave olarak, bu alanlarda yürütülen faaliyetlerden elde edilecek tüm hâsılatın yüzde 1’i oranında Hazinece pay alınacağı” yönünde hükme yer verilmiş ve aynı maddenin ikinci fıkrasında ise hasılat payının indirimli olarak alınacağı veya hiç alınmayacağı irtifak hakkı ve kullanma izinleri belirtilerek istisnalar sayılmıştır.
DİLEK 606 - Yukarıda açıklanan mevzuat hükümlerine göre; YİD modeliyle gerçekleştirilecek yatırım ve hizmetler için görevli şirketin kullanımına bırakılacak olan mülkiyeti kamu kurum veya kuruluşlarına (kamu iktisadi teşebbüsleri dahil) ve Hazineye ait taşınmazlar ile bedeli idare tarafından ödenmek suretiyle kamulaştırılarak tapuda idare veya Hazine adına tescil ya da tapudan terkin edilen taşınmazlar ile Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerler için yatırımcılar lehine tesis edilecek irtifak hakları veya yatırımcılara verilecek olan kullanma izinleri için her yıl irtifak hakkı ve kullanma izni bedelleri ve ayrıca, bunların işletmeye geçmesinden sonra ise, bunların işletilmelerinden elde edilecek tüm hasılattan Hazinece % 1 oranında ayrıca pay alınmasının, bir kamu yatırımı olan YİD modeliyle yürütülecek proje ve yatırımlara özel sektörün ilgisini azaltabileceği değerlendirilmektedir.
Ayrıca, kamu-özel sektör işbirliği çerçevesinde veya özel sektörün finansman imkanlarından faydalanmak üzere YİD modeli çerçevesinde yapılacak sözleşmelerde kamu mallarının kullanımı ile ilgili alınacak paylar çok yüksek maliyet getireceği için, bu projeleri verimli olmaktan çıkaracaktır. Bu projeler, özel sektörün dinamizminden ve sermaye gücünden yararlanmak için yapılmaktadır. Ancak, yukarıda belirtilen bedeller ve hasılat payı önemli bir maliyet oluşturmakta ve projelerin yapılamaz hale gelme riski bulunmaktadır. Bu durumda ise idarece daha yüksek garantiler verilmek zorunda kalınmaktadır.
Açıklanan sebeplerle, madde ile; Kanun kapsamında gerçekleştirilecek yatırım ve hizmetler için görevli şirketin kullanımına bırakılacak olan mülkiyeti kamu kurum veya kuruluşlarına (kamu iktisadi teşebbüsleri dahil) ve Hazineye ait taşınmazlar ile bedeli idare tarafından ödenmek suretiyle kamulaştırılarak tapuda idare veya Hazine adına tescil ya da tapudan terkin edilen taşınmazlar ile Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerler için kullanım bedeli ve hasılat payı alınmaması amaçlanmıştır.
-
Değişikliğin gerekçesi
Yap-işlet-devret (YİD) yatırım projelerinin karar ve uygulama süreçlerinin hızlandırılması, uygulamanın kolaylaştırılması, sözleşme onayına ilişkin YPK süreci nedeniyle uzayan sürelerin kısaltılması ve YİD projeleri uygulama sözleşmelerinin doğrudan ilgili bakanlık nezdinde onaylanabilmesine imkan tanınması ve böylece 3996 sayılı Kanunun kullanımının yaygınlaştırılması amacıyla bu madde hazırlanmıştır. YİD projelerinin yüksek maddi kaynak veya ileri teknoloji gerektirmesi ve uluslararası boyutunun bulunması uzun bir hazırlık sürecini de beraberinde getirmekte olup, bu projelerin hazırlanması ve yürütülmesi safhasındaki müşavirlik hizmeti alımının 4734 sayılı Kamu İhale Kanunundan muaf tutulması ile sürecin kısaltılması ve uygulamanın kolaylaştırılması amaçlanmaktadır. Söz konusu hizmet alımına ilişkin esas ve usullerin Bakanlar Kurulu kararı ile belirlenmesi öngörülmektedir.
3996 sayılı Kanunun 4 üncü maddesine dayanılarak hazırlanan ve 1/10/1994 tarihli ve 22068 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6/8/1994 tarihli ve 94/5907 sayılı Kararnamenin eki Bazı Yatırım ve Hizmetlerin Yap-İşlet-Devret Modeli Çerçevesinde Yaptırılması Hakkında 3996 Sayılı Kanunun Uygulama Usul ve Esaslarına İlişkin Kararın; “Taşınmaz Malların Kullanılması” başlıklı 38 inci maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında; “uygulama sözleşmesinde gösterilmek kaydı ile kamulaştırma bedelinin kısmen idarece ödenmesi halinde, taşınmazın tamamı üzerinde görevli şirket lehine daimi ve müstakil nitelikli üst hakkı tesis edilebileceği, bedeli idarece ödenen taşınmazlar için kullanım bedeli alınacağı, taşınmazın mülkiyetinin Hazineye veya ilgili kamu kurum veya kuruluşuna ait olması halinde, bedeli mukabilinde görevli şirket lehine daimi ve müstakil nitelikte üst hakkı tesis edilebileceği” yönünde düzenlemeler yapılmıştır.
Diğer taraftan, 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu ile bu Kanun hükümlerine göre yürürlüğe konulan Hazine Taşınmazlarının İdaresi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre; çeşitli yatırımların yapılması amacıyla Hazinenin özel mülkiyetinde bulunan taşınmazların üzerinde ilgilileri lehine bedeli karşılığında irtifak hakkı tesis edilmekte, Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerler üzerinde ise yine bedeli karşılığında kullanma izni verilmektedir.
Ayrıca, 4706 sayılı Hazineye Ait Taşınmaz Malların Değerlendirilmesi ve Katma Değer Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun ek 2 nci maddesinin birinci fıkrasında;
“Hazinenin özel mülkiyetinde bulunan taşınmazlar üzerinde tesis edilecek irtifak hakları ile Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerler üzerinde verilecek kullanma izinlerinden, irtifak hakkı veya kullanma izni bedellerine ilave olarak, bu alanlarda yürütülen faaliyetlerden elde edilecek tüm hâsılatın yüzde 1’i oranında Hazinece pay alınacağı” yönünde hükme yer verilmiş ve aynı maddenin ikinci fıkrasında ise hasılat payının indirimli olarak alınacağı veya hiç alınmayacağı irtifak hakkı ve kullanma izinleri belirtilerek istisnalar sayılmıştır.
DİLEK 606 - Yukarıda açıklanan mevzuat hükümlerine göre; YİD modeliyle gerçekleştirilecek yatırım ve hizmetler için görevli şirketin kullanımına bırakılacak olan mülkiyeti kamu kurum veya kuruluşlarına (kamu iktisadi teşebbüsleri dahil) ve Hazineye ait taşınmazlar ile bedeli idare tarafından ödenmek suretiyle kamulaştırılarak tapuda idare veya Hazine adına tescil ya da tapudan terkin edilen taşınmazlar ile Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerler için yatırımcılar lehine tesis edilecek irtifak hakları veya yatırımcılara verilecek olan kullanma izinleri için her yıl irtifak hakkı ve kullanma izni bedelleri ve ayrıca, bunların işletmeye geçmesinden sonra ise, bunların işletilmelerinden elde edilecek tüm hasılattan Hazinece % 1 oranında ayrıca pay alınmasının, bir kamu yatırımı olan YİD modeliyle yürütülecek proje ve yatırımlara özel sektörün ilgisini azaltabileceği değerlendirilmektedir.
Ayrıca, kamu-özel sektör işbirliği çerçevesinde veya özel sektörün finansman imkanlarından faydalanmak üzere YİD modeli çerçevesinde yapılacak sözleşmelerde kamu mallarının kullanımı ile ilgili alınacak paylar çok yüksek maliyet getireceği için, bu projeleri verimli olmaktan çıkaracaktır. Bu projeler, özel sektörün dinamizminden ve sermaye gücünden yararlanmak için yapılmaktadır. Ancak, yukarıda belirtilen bedeller ve hasılat payı önemli bir maliyet oluşturmakta ve projelerin yapılamaz hale gelme riski bulunmaktadır. Bu durumda ise idarece daha yüksek garantiler verilmek zorunda kalınmaktadır.
Açıklanan sebeplerle, madde ile; Kanun kapsamında gerçekleştirilecek yatırım ve hizmetler için görevli şirketin kullanımına bırakılacak olan mülkiyeti kamu kurum veya kuruluşlarına (kamu iktisadi teşebbüsleri dahil) ve Hazineye ait taşınmazlar ile bedeli idare tarafından ödenmek suretiyle kamulaştırılarak tapuda idare veya Hazine adına tescil ya da tapudan terkin edilen taşınmazlar ile Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerler için kullanım bedeli ve hasılat payı alınmaması amaçlanmıştır.
-
-
9 Mayıs 2008
-
Değişikliğin gerekçesi
Madde ile; Dünyada katkı payı olarak bilinen uygulamanın tanımı yapılmakta ve bu suretle çerçevesi belirlenmektedir.
Bilindiği üzere, günümüzde kamu-özel sektör işbirliği kavramı kapsamında, yatırımlara ilişkin inşaat ve talep riski gibi risklerin kamu ve özel sektör arasında paylaşılması yoluna gidilmektedir. Bu suretle, yatırımı gerçekleştiren şirketlerin yatırımı zamanında ve kaliteli bir biçimde bitirmesi sağlanmaktadır.
Riskler, yap-işlet-devret yönteminde genellikle görevlendirilen şirketin yatırım sonucu ortaya çıkan mal ve hizmetleri kullanıcılarına doğrudan satmaları, böylece talebin az olmasının sonuçlarının şirkete yansıtılması yoluyla paylaşılmış olmaktadır. Bu şekilde, şirket yatırımı bir an önce tamamlayarak ve kaliteyi de sağlayarak kullanımı, dolayısıyla gelirlerini yükseltmeyi hedeflemektedir.
Ancak, bazı yatırımlar sonucu üretilen mal ve hizmetler için kullanıcıların ücretlendirilmesi fiilen zor olabilmektedir.
Bu durumlarda, riskin paylaşımı için yaygın olarak kullanılan yöntemlerden birisi, Devletin mal veya hizmeti genel uygulamalara paralel olarak kullanıcılara ücretsiz sunması; ancak, bu mal ve hizmeti kendisi satın alırken görevlendirilen şirkete ortaya çıkan talep ve kullanım miktarlarına göre ödeme yapmasıdır. Bu yöntemin en önemli avantajı, fiili kullanıcıların ücretlendirilemediği durumlarda da, görevlendirilen şirketin yatırımı en kısa zamanda ve en yüksek kaliteyle tamamlaması ve kaliteyi sürdürmesi için gerekli saikleri içinde barındırmasıdır.
-
Değişikliğin gerekçesi
Madde ile; yap-işlet-devret sözleşmelerinde, ödemelerde gecikme olması halinde, uygulanacak gecikme faizine ilişkin hükümlere de yer verilebileceği hüküm altına alınmaktadır.
Böylece, ödemelerin gecikmesi nedeniyle görevli şirketin uğrayabileceği bazı zararların sözleşme hükümleri çerçevesinde giderilmesine imkân tanınmaktadır.
-
Değişikliğin gerekçesi
Madde ile; yap-işlet-devret görevlendirmeleri kapsamında katkı payı uygulaması veya diğer uygulamalar çerçevesinde gelecek yıllarda idarece ödeme yapılması öngörülen yılların bütçelerine gerekli ödeneklerin konulması sağlanmaktadır. Bu suretle, bir taraftan ödenek yokluğu nedeniyle sözleşme hukuku açısından birtakım sorunların çıkmasının önlenmesi, diğer taraftan, yapişlet-devret modeliyle finanse edilen yatırımların, gelecek yıllar bütçelerine getireceği yüklerin, bütçelerin imkânlarıyla uyumlu olmalarının sağlanması amaçlanmaktadır. Yap-işlet-devret modelindeki Yüksek Planlama Kurulu onayı müessesesi, bütçe ile uyumun sağlanmasında önemli bir unsur olmaya devam edecektir.
Maddede ayrıca ücretin bir türü olan katkı payı hakkında da ücrete ilişkin diğer usul ve esasların uygulanacağı hükme bağlanmaktadır.
Diğer taraftan, maddeyle, ücretlerin her bir tüketim veya kullanım miktarları ya da kalite, güvenlik ve diğer değerlendirme kriterleri itibarıyla dilimlerine göre farklılaştırılmasına imkan tanınmaktadır.
Bunun yanında uygulamada kolaylık sağlamak ve ödemelerdeki aşırı değişkenliği sınırlandırabilmek bakımından, ücretlerin her bir tüketim veya kullanım yerine topluca ve tüketim veya kullanım miktarlarının belirli aralıkları itibarıyla gruplar halinde belirlenebilmesine de imkan sağlamaktadır. Bu suretle, örneğin kullanım miktarının belirli bir aralıkta kalması durumunda, o aralık için tek bir toplam ücret uygulanması mümkün olabilecektir.
-
Değişikliğin gerekçesi
Madde ile; yap-işlet-devret görevlendirmeleri kapsamında katkı payı uygulaması veya diğer uygulamalar çerçevesinde gelecek yıllarda idarece ödeme yapılması öngörülen yılların bütçelerine gerekli ödeneklerin konulması sağlanmaktadır. Bu suretle, bir taraftan ödenek yokluğu nedeniyle sözleşme hukuku açısından birtakım sorunların çıkmasının önlenmesi, diğer taraftan, yapişlet-devret modeliyle finanse edilen yatırımların, gelecek yıllar bütçelerine getireceği yüklerin, bütçelerin imkânlarıyla uyumlu olmalarının sağlanması amaçlanmaktadır. Yap-işlet-devret modelindeki Yüksek Planlama Kurulu onayı müessesesi, bütçe ile uyumun sağlanmasında önemli bir unsur olmaya devam edecektir.
Maddede ayrıca ücretin bir türü olan katkı payı hakkında da ücrete ilişkin diğer usul ve esasların uygulanacağı hükme bağlanmaktadır.
Diğer taraftan, maddeyle, ücretlerin her bir tüketim veya kullanım miktarları ya da kalite, güvenlik ve diğer değerlendirme kriterleri itibarıyla dilimlerine göre farklılaştırılmasına imkan tanınmaktadır.
Bunun yanında uygulamada kolaylık sağlamak ve ödemelerdeki aşırı değişkenliği sınırlandırabilmek bakımından, ücretlerin her bir tüketim veya kullanım yerine topluca ve tüketim veya kullanım miktarlarının belirli aralıkları itibarıyla gruplar halinde belirlenebilmesine de imkan sağlamaktadır. Bu suretle, örneğin kullanım miktarının belirli bir aralıkta kalması durumunda, o aralık için tek bir toplam ücret uygulanması mümkün olabilecektir.
-
Değişikliğin gerekçesi
Madde ile; yap-işlet-devret görevlendirmeleri kapsamında katkı payı uygulaması veya diğer uygulamalar çerçevesinde gelecek yıllarda idarece ödeme yapılması öngörülen yılların bütçelerine gerekli ödeneklerin konulması sağlanmaktadır. Bu suretle, bir taraftan ödenek yokluğu nedeniyle sözleşme hukuku açısından birtakım sorunların çıkmasının önlenmesi, diğer taraftan, yapişlet-devret modeliyle finanse edilen yatırımların, gelecek yıllar bütçelerine getireceği yüklerin, bütçelerin imkânlarıyla uyumlu olmalarının sağlanması amaçlanmaktadır. Yap-işlet-devret modelindeki Yüksek Planlama Kurulu onayı müessesesi, bütçe ile uyumun sağlanmasında önemli bir unsur olmaya devam edecektir.
Maddede ayrıca ücretin bir türü olan katkı payı hakkında da ücrete ilişkin diğer usul ve esasların uygulanacağı hükme bağlanmaktadır.
Diğer taraftan, maddeyle, ücretlerin her bir tüketim veya kullanım miktarları ya da kalite, güvenlik ve diğer değerlendirme kriterleri itibarıyla dilimlerine göre farklılaştırılmasına imkan tanınmaktadır.
Bunun yanında uygulamada kolaylık sağlamak ve ödemelerdeki aşırı değişkenliği sınırlandırabilmek bakımından, ücretlerin her bir tüketim veya kullanım yerine topluca ve tüketim veya kullanım miktarlarının belirli aralıkları itibarıyla gruplar halinde belirlenebilmesine de imkan sağlamaktadır. Bu suretle, örneğin kullanım miktarının belirli bir aralıkta kalması durumunda, o aralık için tek bir toplam ücret uygulanması mümkün olabilecektir.
-
Eski ifade
ileri teknoloji ve yüksek maddi kaynakYeni ifadeileri teknoloji veya yüksek maddi kaynakDeğişikliğin gerekçesi
Yap-işlet-devret modelinin otoyollar dışında trafiği yoğun karayollarında da uygulanması gerekmekte olup, ülkemizin coğrafi konumunun gerektirdiği ihtiyaçlar ve giderek artan ticaret hacmine bağlı olarak araç ve yolcu trafiğindeki artışlar karşısında, özellikle sınırlarımızda bulunan gümrük tesislerinde bina ve alt yapı tesislerinin işlemlerin aksatılmadan yürütülmesini sağlayacak kapasiteye ulaştırılması büyük önem arzetmektedir. Bu nedenle madde ile, 3996 sayılı Kanunun kapsamına trafiği yoğun karayolları, gar kompleksi, lojistik merkezi, kruvazier liman ve entegre tesisleri ile sınır kapıları dahil edilmektedir.
-
Eski ifade
hava limanlarıYeni ifadehava alanları ve limanları -
Eski ifade
İleri teknoloji ve yüksek maddi kaynakYeni ifadeİleri teknoloji veya yüksek maddi kaynakDeğişikliğin gerekçesi
Madde ile; Dünyada katkı payı olarak bilinen uygulamanın tanımı yapılmakta ve bu suretle çerçevesi belirlenmektedir.
Bilindiği üzere, günümüzde kamu-özel sektör işbirliği kavramı kapsamında, yatırımlara ilişkin inşaat ve talep riski gibi risklerin kamu ve özel sektör arasında paylaşılması yoluna gidilmektedir. Bu suretle, yatırımı gerçekleştiren şirketlerin yatırımı zamanında ve kaliteli bir biçimde bitirmesi sağlanmaktadır.
Riskler, yap-işlet-devret yönteminde genellikle görevlendirilen şirketin yatırım sonucu ortaya çıkan mal ve hizmetleri kullanıcılarına doğrudan satmaları, böylece talebin az olmasının sonuçlarının şirkete yansıtılması yoluyla paylaşılmış olmaktadır. Bu şekilde, şirket yatırımı bir an önce tamamlayarak ve kaliteyi de sağlayarak kullanımı, dolayısıyla gelirlerini yükseltmeyi hedeflemektedir.
Ancak, bazı yatırımlar sonucu üretilen mal ve hizmetler için kullanıcıların ücretlendirilmesi fiilen zor olabilmektedir.
Bu durumlarda, riskin paylaşımı için yaygın olarak kullanılan yöntemlerden birisi, Devletin mal veya hizmeti genel uygulamalara paralel olarak kullanıcılara ücretsiz sunması; ancak, bu mal ve hizmeti kendisi satın alırken görevlendirilen şirkete ortaya çıkan talep ve kullanım miktarlarına göre ödeme yapmasıdır. Bu yöntemin en önemli avantajı, fiili kullanıcıların ücretlendirilemediği durumlarda da, görevlendirilen şirketin yatırımı en kısa zamanda ve en yüksek kaliteyle tamamlaması ve kaliteyi sürdürmesi için gerekli saikleri içinde barındırmasıdır.
-
-
21 Nisan 2005
-
21/4/2005 tarihli ve 5335 sayılı Kanunun 28 inci maddesiyle, bu maddede yer alan; “bu çerçevede malî yükümlülük altına giren fonlar lehine garanti vermeye” ibaresi, “sözleşme hükümleri gereği malî yükümlülük altına giren kamu kurum ve kuruluşları ile fonlar lehine garanti vermeye” şeklinde ve aynı maddenin sonunda yer alan “Hazine Müsteşarlığının bağlı olduğu bakan yetkilidir.” İbaresi, “Hazine Müsteşarlığının görüşü ve bağlı olduğu Bakanın teklifi üzerine Bakanlar Kurulu yetkilidir.” Şeklinde değiştirilmiştir.
-
-
21 Ocak 2000
-
Değişikliğin gerekçesi
– Madde ile, 8.6.1994 tarihli ve 3996 sayılı Kanunun geçici 1 inci maddesinde değişiklik yapılarak, 3096 ve 3465 sayılı kanunlara tabi olarak yap-işlet-devret modeline göre başlatılmış proje ve işlere ilişkin sözleşmelerin, görevli şirketin başvurusu ve ilgili idarenin müracaatı üzerine Bakanlar Kurulunca karar verilmesinden itibaren üç ay içerisinde özel hukuk hükümlerine göre yeniden düzenlenebilmesi hükme bağlanmıştır.
-
-
20 Aralık 1999
-
Değişikliğin gerekçesi
Getirilen düzenleme ile Anayasanın 47 inci maddesi değişikliğine uyum sağlanarak, kanun kapsamındaki yatırım ve hizmetlerin özel hukuk sözleşmeleri çerçevesinde yaptırılacağı belirtilmiştir.
Kanunda öngörülen yatırımların gerçekleştirilmesi için yerli ve yabancı sermayenin gelmesi özendirilerek, hızlı kalkınma sürecine gidilmesi hedeflenmiştir.
-
20/12/1999 tarihli ve 4493 sayılı Kanunun 1 inci maddesiyle, bu fıkrasında yer alan “haberleşme” ibaresinden sonra gelmek üzere “elektrik üretim, iletim, dağıtım ve ticareti” ibaresi eklenmiştir.
Değişikliğin gerekçesi
– 3996 sayılı Bazı Yatırım ve Hizmetlerin Yap-İşlet-Devret Modeli Çerçevesinde Yaptırılması Hakkında Kanunun 2 nci maddesine, “enerji, üretim, iletim, dağıtım ve ticareti” ilgili faaliyetler dahil edilmiştir. Böylece Kanunun kapsamı genişletilerek, ülkemizdeki enerji yatırım projelerinin gerçekleştirilmesi amaçlanmaktadır.
-
-
30 Ağustos 1996
-
24 Kasım 1994