İçeriğe geç
Yürürlükte Temel kanun 3. hâli

Telgraf ve Telefon Kanunu

Kanun numarası
406
Kabul tarihi
04.02.1924
Resmî Gazete
21.02.1924 / 59
Düstur
3. tertip, cilt 5
Son değişiklik
02.07.2018
Madde sayısı
33

Metin içindeki değişiklik notlarından ve dipnotlardan derlenmiştir. Toplam 116 kayıt.

  1. 2 Temmuz 2018

  2. 28 Kasım 2017

  3. 10 Eylül 2014

    • 10/9/2014 tarihli ve 6552 sayılı Kanunun 83 üncü maddesiyle, bu fıkranın birinci cümlesinin sonunda yer alan “tabi değildir” ibaresinden önce gelmek üzere “ve 4/7/2001 tarihli ve 631 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede düzenlenen kısıtlamalara” ibaresi eklenmiştir.

  4. 1 Ekim 2009

  5. 5 Kasım 2008

  6. 24 Temmuz 2008

    • Eklendi Ek Madde 37 geçmişi 5793 sayılı Kanun, md. 1
      Değişikliğin gerekçesi

      Ülkemiz mobil telekomünikasyon pazarında onbeş yıllık bir süre için 2 nci Tip Telekomünikasyon Ruhsatıyla yetkilendirilmeleri muhtemel olan sanal mobil işletmeciliğinin mobil telefon ve katma değerli telekomünikasyon hizmetlerinin sunulmasını kapsaması nedeniyle, Sanal Mobil Şebeke Hizmeti işletmecilerinin gelirlerinden Hazine payı alınması ve söz konusu paya ilişkin olarak GSM işletmecilerinden alınan Hazine payının hesaplanmasında geçerli olan tanımın kullanılması öngörülmüştür. Önümüzdeki dönemlerde lisans verilmesi muhtemel 3 üncü Nesil Mobil Telefon işletmeciliği ile şu anda öngörülemeyen diğer hizmetlerin de yetkilendirilerek, bu işletmecilerden de Hazine payı alınmasının sağlanması amaçlanmaktadır. Yapılması öngörülen düzenlemeyle, aynı konuda hizmet veren tüm işletmecilerin mali yükümlülüklerinin eşitlenmesi, haksız rekabetin engellenmesi ve Hazine payından kaynaklanan Hazine kaybına sebebiyet verilmemesi amaçlanmaktadır.

  7. 9 Şubat 2006

    • Değiştirildi Ek Madde 29 geçmişi (son cümle) 5457 sayılı Kanun, md. 1
      Eski ifade
      otuz
      Yeni ifade
      doksan (yüzseksen günlük aylıksız izin süresi aşılmamak kaydıyla ve 15 Ocak 2006 tarihindeki üçüncü fıkraya göre hesaplanan ücretleriyle)
      Değişikliğin gerekçesi

      Türk Telekom personelinden, diğer kamu kurum ve kuruluşlarına nakil hakkı bulunanlardan nakil talebinde bulunmayarak Türk Telekomda çalışmaya devam edenlerin hisse devir tarihinden itibaren en geç beş yıl içinde iş sözleşmesi herhangi bir nedenle sona erdiğinde, söz konusu personelin iş sözleşmesinin sona erdiği tarihten itibaren otuz gün içinde Devlet Personel Başkanlığına başvurmaları halinde diğer kamu kurum ve kuruluşlarına nakledilmelerine imkân sağlanmış;

      ayrıca uzatılan bu süre içinde de personelin önceden bağlı oldukları sosyal güvenlik kurumu ile bağlılıkları devam ettirilerek bu şekilde geçecek beş yıllık hizmet sürelerinin kazanılmış hak aylık derece ve kademesi ile kıdem aylığının hesabında dikkate alınabilmesine imkân sağlanmış ve bu sürelerin kazanılmış hak aylık derece ve kademesi ile kıdem aylığının hesabında dikkate alınabilmesi için öncelikle diğer kamu kurum ve kuruluşlarına naklen atanmış olma şartı da kaldırılmıştır.

    • Eklendi Ek Madde 29 geçmişi (cümleler) 5457 sayılı Kanun, md. 1
      Değişikliğin gerekçesi

      Türk Telekom personelinden, diğer kamu kurum ve kuruluşlarına nakil hakkı bulunanlardan nakil talebinde bulunmayarak Türk Telekomda çalışmaya devam edenlerin hisse devir tarihinden itibaren en geç beş yıl içinde iş sözleşmesi herhangi bir nedenle sona erdiğinde, söz konusu personelin iş sözleşmesinin sona erdiği tarihten itibaren otuz gün içinde Devlet Personel Başkanlığına başvurmaları halinde diğer kamu kurum ve kuruluşlarına nakledilmelerine imkân sağlanmış;

      ayrıca uzatılan bu süre içinde de personelin önceden bağlı oldukları sosyal güvenlik kurumu ile bağlılıkları devam ettirilerek bu şekilde geçecek beş yıllık hizmet sürelerinin kazanılmış hak aylık derece ve kademesi ile kıdem aylığının hesabında dikkate alınabilmesine imkân sağlanmış ve bu sürelerin kazanılmış hak aylık derece ve kademesi ile kıdem aylığının hesabında dikkate alınabilmesi için öncelikle diğer kamu kurum ve kuruluşlarına naklen atanmış olma şartı da kaldırılmıştır.

  8. 3 Temmuz 2005

    • Değiştirildi Ek Madde 29 geçmişi (birinci fıkra) 5398 sayılı Kanun, md. 14
      Eski ifade
      aynı maddenin ikinci fıkrası uyarınca ilgili kamu kurum ve kuruluşlarınca atandıkları tarihe kadar geçen süre içinde
      Yeni ifade
      Devlet Personel Başkanlığına bildirildikleri tarihteki kadro ve pozisyonlarına ilişkin olarak bildirim tarihine kadar geçen süre içinde
      Değişikliğin gerekçesi

      Türk Telekomun özelleştirilmesi sonucunda nakle tâbi personele ilişkin uygulamaların, 4046 sayılı Kanunun 22 nci maddesi ile uyumlu olması amaçlanmıştır. Diğer yandan Türk Telekomun kamu tüzel kişiliğinin sona ermesi halinde iletişim alanında ulusal ve uluslararası düzeyde oluşabilecek telafisi imkânsız aksaklıkların önlenmesi için, işlevsel görevlerde bulunan ve ikamesi kısa sürede imkânsız personelin isteklerine bağlı olarak makul bir süre kamu görevlerinden aylıksız izinli sayılarak çalışmalarına hukuken imkân sağlanmıştır.

    • Eklendi Ek Madde 36 geçmişi 5398 sayılı Kanun, md. 15
    • Eklendi Geçici Madde 12 geçmişi 5398 sayılı Kanun, md. 16
    • Eklendi Ek Madde 29 geçmişi 5398 sayılı Kanun, md. 14

      3/7/2005 tarihli ve 5398 sayılı Kanunun 14 üncü maddesiyle, Ek 29 uncu maddenin ikinci fıkrasının sonuna "ve kapsam dışı personelden nakil hakkından vazgeçenler hakkında 4046 sayılı Kanunun 22 nci maddesinin dördüncü fıkrasının uygulanmasındaki süreler yazılı olarak beyanda bulunanlar için beyan tarihinden, hizmetine ihtiyaç bulunmayanlar için ise kararın kendilerine tebliğ tarihinden başlayarak on gün olarak esas alınır." ibaresi eklenmiştir.

      Değişikliğin gerekçesi

      Türk Telekomun özelleştirilmesi sonucunda nakle tâbi personele ilişkin uygulamaların, 4046 sayılı Kanunun 22 nci maddesi ile uyumlu olması amaçlanmıştır. Diğer yandan Türk Telekomun kamu tüzel kişiliğinin sona ermesi halinde iletişim alanında ulusal ve uluslararası düzeyde oluşabilecek telafisi imkânsız aksaklıkların önlenmesi için, işlevsel görevlerde bulunan ve ikamesi kısa sürede imkânsız personelin isteklerine bağlı olarak makul bir süre kamu görevlerinden aylıksız izinli sayılarak çalışmalarına hukuken imkân sağlanmıştır.

    • Değiştirildi Ek Madde 29 geçmişi (fıkra) 5398 sayılı Kanun, md. 14
      Eski ifade
      satışı
      Yeni ifade
      devri
      Değişikliğin gerekçesi

      Türk Telekomun özelleştirilmesi sonucunda nakle tâbi personele ilişkin uygulamaların, 4046 sayılı Kanunun 22 nci maddesi ile uyumlu olması amaçlanmıştır. Diğer yandan Türk Telekomun kamu tüzel kişiliğinin sona ermesi halinde iletişim alanında ulusal ve uluslararası düzeyde oluşabilecek telafisi imkânsız aksaklıkların önlenmesi için, işlevsel görevlerde bulunan ve ikamesi kısa sürede imkânsız personelin isteklerine bağlı olarak makul bir süre kamu görevlerinden aylıksız izinli sayılarak çalışmalarına hukuken imkân sağlanmıştır.

  9. 16 Haziran 2005

  10. 21 Nisan 2005

    • 21/4/2005 tarihli ve 5335 sayılı Kanunun 1 inci maddesiyle bu fıkrada yer alan “Hazine Müsteşarlığının bağlı bulunduğu Bakan “ ibaresi, “Özelleştirme İdaresi Başkanlığının bağlı olduğu Bakan” olarak değiştirilmiştir.

    • 21/4/2005 tarihli ve 5335 sayılı Kanunun 2 nci maddesiyle, bu fıkraya “işletmek ve ticari faaliyette bulunmak üzere,” ibaresinden önce gelmek üzere “kablo tv altyapısı üzerinden teknik olarak verilebilecek her türlü hizmeti sunmak, televizyon yayıncılığı ve uydu platform işletmeciliğini yürütmek," ibaresi, "Türksat Uydu Haberleşme" ibaresinden sonra gelmek üzere "Kablo TV" ibaresi eklenmiştir.

    • 21/4/2005 tarihli ve 5335 sayılı Kanunun 1 inci maddesiyle, bu fıkraya “Uydu haberleşme” ibaresinden sonra gelmek üzere “ ve kablo tv” ibaresi eklenmiştir.

  11. 17 Eylül 2004

  12. 16 Haziran 2004

    • Yürürlükten kaldırıldı Ek Madde 17 geçmişi (üçüncü fıkra) 5189 sayılı Kanun, md. 2
      Değişikliğin gerekçesi

      - Madde ile; 406 sayılı Kanunun ek 17 nci maddesi yeniden düzenlenmiştir.

      Türk Telekomun telekomünikasyon şebekeleri üzerinden sunulan ulusal ve uluslararası ses iletimini ihtiva eden telefon hizmetlerini tekel olarak yürütmesine ilişkin hak ve yetkisi 1.1.2004 tarihi itibariyle sona ermiş bulunduğundan, “devamı süresince tekel mahiyetinin yaratabileceği sakıncalar da dahil” ibaresinin madde metninden çıkarılması ve fıkranın buna göre yeniden düzenlenmesi gerekmiştir.

      Ayrıca, Türk Telekom gibi katrilyonlarla ifade edilebilen büyüklükte sermayeye sahip olan bir şirketin özelleştirilmesinde, yabancı yatırımcıların da ihaleye katılması yoluyla rekabet ortamı içerisinde hak ettiği değeri bulabilmesini ve bu şekilde değerinin artırılmasını teminen, 406 sayılı Kanunun ek 17 nci maddesinin üçüncü fıkrası yürürlükten kaldırılmıştır.

      Ulusal güvenlik ile ilgili olarak millî yararların korunmasına yönelik tedbirlerin alınması şartıyla Türk Telekomun hisselerinin % 45’inden fazlasının özelleştirilmesine ve yabancı gerçek veya tüzel kişilerin Türk Telekomdaki hisse oranının % 45’in üzerine çıkmasına ilişkin olarak Anayasal bir engel bulunmadığı hususu da gözetilmiştir.

      Türk Telekom, hisselerin çoğunluğunun, hatta tamamının özelleşmesi ve yabancı gerçek veya tüzel kişilerin Türk Telekomdaki hisse oranının % 45’in üzerine çıkması halinde dahi Türk Telekomun üstlendiği hizmetlerde ulusal güvenliğin ve millî yararların korunması ve bağımsızlığın tehlikeye düşmesini etkin olarak engelleyecek başka yasal önlemler bulunmaktadır.

      406 sayılı Kanunun 2 nci maddesinde belirtildiği üzere, Telekomünikasyon Kurumu ile bir görev, imtiyaz sözleşmesi yapılmış veya Telekomünikasyon Kurumu tarafından bir telekomünikasyon ruhsatı veya genel izin verilmiş olmadıkça, telekomünikasyon hizmeti yürütülmesi ve/veya alt yapısı kurulması ve işletilmesi mümkün değildir. Bu bağlamda Türk Telekom da üstlenmiş olduğu telekomünikasyon hizmetlerini Telekomünikasyon Kurum ile imzalamış olduğu görev sözleşmesine istinaden yürütmektedir.

      Keza, idare, genel idare hukuku esaslarına göre imtiyaz sözleşmelerinde denetim ve yaptırım uygulama yetkisi, sözleşmede tek yanlı değişiklik yapma yetkisi ile sözleşmenin tek yanlı fesih yetkisi gibi üstün yetki ve ayrıcalıklarla donatılmıştır. Buna göre, idarî nitelikteki bu sözleşmelerin tarafı olan Telekomünikasyon Kurumu, ulusal güvenliğin ve millî yararların korunması ile bağımsızlığın tehlikeye düşmesini engellemeye yönelik olarak veya başka bir haklı nedenle bu sözleşmeyi tek yanlı olarak değiştirebileceği gibi fesih de edebilecektir.

      Zira, 406 sayılı Kanunun 2 nci maddesinin (f) fıkrası ile de Telekomünikasyon Kurumuna; Türk Telekom dahil işletmecilerle imzaladığı sözleşmelerin ve verdiği genel izin ve telekomünikasyon ruhsatlarının şartlarına uyulmasının sağlanması için gereken tedbirleri almaya, faaliyetlerin mevzuat ile görev ve imtiyaz sözleşmesi, telekomünikasyon ruhsatı veya genel izin şartlarına uygun yürütülmesini izleme ve denetlemeye, aykırılık halinde ilgili işletmecinin bir önceki takvim yılındaki cirosunun % 3’üne kadar idarî para cezası uygulamaya, millî güvenlik, kamu düzeni veya kamu hizmetinin gereği gibi yürütülmesi amaçlarıyla gerekli tedbirleri almaya, gerektiğinde tesisleri tazminat karşılığında devralmaya ya da ağır kusur halinde imtiyaz sözleşmesini, telekomünikasyon ruhsatını ya da genel izni iptal etmeye ilişkin olarak yetki verilmiş bulunmaktadır.

      Dolayısıyla, yabancı gerçek veya tüzel kişilerin Türk Telekomdaki hisse oranlarının % 45’in üzerine çıkması halinde dahi bunların faaliyetlerinin söz konusu Kanun hükümlerine istinaden denetlenmesi, millî güvenlik, kamu düzeni ve kamu hizmetinin gereği gibi yürütülmesine yönelik önlemlerin alınması mümkün bulunmaktadır.

      Geçmişte, Türk Telekomun özelleştirilmesinde hisselerin çoğunluğunun yabancılara satılıp satılamayacağı konusunda Anayasa Mahkemesi “stratejik öneme sahip kamu hizmetlerinin” yabancılar eline geçmesinin, ülke savunması, güvenliği ve bağımsızlığı yönünden sakıncalı bulunduğuna dair kararlar vermiştir. İlk bakışta stratejik öneme sahip bir kamu hizmeti olması nedeniyle, telekomünikasyon hizmetleri için aynı sakıncanın söz konusu olabileceği düşünülebilirse de günümüzde farklı değerlendirmelere varılmaktadır.

      Yüksek Mahkemenin içtihatlarındaki temel kaygı, bazı alanları yabancı yatırımcılara tamamen kapatmak olmayıp ulusal güvenlik ve bağımsızlığın tehlikeye düşme riskidir. Yüksek Mahkemenin söz konusu kararlarında ulusal güvenliğin korunmasına ilişkin yeterli güvenceler aradığı görülmektedir.

      Yüksek Mahkeme, geçmişteki kararlarında, stratejik kamu hizmetlerinin doğal veya hukuksal tekel olduğu varsayımından hareket etmektedir. Yani bu tür hizmetler ile tekel konumu arasında doğrudan bir bağlantı kurmaktadır. Söz konusu kararların verildiği 1990’lı yılların başına kadar telekomünikasyon hizmetleri rekabete açılmamıştır. Bu nedenle, Yüksek Mahkeme, tekel niteliğindeki stratejik kamu hizmetlerinin yabancılar eline geçmesi halinde, Devletin doğrudan denetiminin mümkün olmayacağı gerekçesiyle ulusal güvenlik ve bağımsızlığa aykırı olacağını düşünmüştür.

      406 sayılı Kanunda zaman içerisinde yapılan değişiklikler ile Yüksek Mahkemenin endişeleri giderildiği gibi, Yüksek Mahkemenin kararlarını verdiği tarihlerdeki şartlar ile bugünkü şartlar da farklılık göstermektedir. Günümüzde Türk Telekomun tekel hakkı tamamen ortadan kalkmış, telekomünikasyon sektörü tam rekabete açılmış, mobil telefon ve internet gibi yeni hizmetler üçüncü kişilerce de sunulmaya başlanmış ve yeni nesil telekomünikasyon hizmetleri ortaya çıkmıştır.

      Tamamen rekabete açılmış ve pek çok işletmecinin faaliyet göstermekte olduğu bir sektörde, sadece bir işletmeci olan Türk Telekom hisselerinin % 45’inden fazlasının hatta tamamının yabancı gerçek veya tüzel kişilerin eline geçmesi, bunların tüm telekomünikasyon hizmetlerine ilişkin olarak çoğunluğu ele geçirmesi anlamına da gelmeyecektir. Çünkü, Türk Telekom artık sadece pazarın belirli bir kısmına hâkim olacaktır.

      Diğer taraftan, stratejik kamu hizmetlerinde çoğunluğun yabancıların eline geçmesi durumunda bile Devletin bu hizmetler üzerindeki denetim ve düzenleme yetkileri devam etmektedir. Günümüzde bağımsız idarî otoriteler, düzenleyici ve denetleyici kurum ve kurullar denilen özerk regülasyon kurumları ile Yüksek Mahkemenin endişeleri de giderilmiştir.

      Keza, bu kuruluşlar özel-tekel de olsa, rekabete açık da olsa, o sektördeki tüm işletmecileri, kamu yararına aykırı hareket edip etmedikleri yönünden sürekli olarak denetlemekte ve faaliyetlerini düzenlemektedirler. Telekomünikasyon alanında da 4502 sayılı Kanun ile bu türden bir kurum oluşturulmuş ve faaliyete geçirilmiştir.

      Dolayısıyla, Türk Telekom hisselerinin % 45’inden fazlasının hatta tamamının yabancı gerçek veya tüzel kişilerin eline geçmesinde Yüksek Mahkemenin 1990’lı yılların başında taşıdığı endişelerin günümüzde de sürdürülmesi için bir neden kalmamıştır.

      Anayasanın 47 nci maddesinde 1999 yılında yapılan değişiklik ile Anayasa Mahkemesinin daha önce içtihatlarında ortaya koyduğu gerekçeler maddî hukuk açısından dayanağını yitirmiştir. Söz konusu değişiklikle Anayasanın 47 nci maddesinin sadece “Devletleştirme” olan başlığı “Devletleştirme ve Özelleştirme” olarak değiştirilmiş, ayrıca madde metninin içeriğinde yapılan değişiklik ile Devletin, kamu iktisadî teşebbüslerinin ve diğer kamu tüzel kişilerinin mülkiyetinde bulunan işletme ve varlıkların özelleştirilmesine de olanak tanınmıştır. Aynı maddenin son fıkrasında ise Devlet, kamu iktisadî teşebbüsleri ve diğer kamu tüzelkişileri tarafından yürütülen yatırım ve hizmetlerden hangilerinin özel hukuk sözleşmeleri ile gerçek veya tüzel kişilere yaptırılabileceği veya devredilebileceği hususunun kanunla belirleneceği ifade edilmiştir.

      Öte yandan, düzenleme ile güdülen amaç, Türk Telekom hisselerinin mutlaka yabancı yatırımcılara satılması olmayıp, Türk Telekom gibi çok büyük sermayeye sahip olan bir şirketin yabancı yatırımcıların da ihaleye katılması yoluyla rekabet ortamı içerisinde gerçek değerinde ya da bu değerinin üzerinde özelleştirilmesinin dolayısıyla değerinin artırılmasının sağlanmasıdır.

      Yabancı yatırımcılar, yönetiminde söz sahibi olamayacakları, başka bir ifade ile şirketin hisselerinin % 50’sinden fazlasına sahip olamadıkları bir ihaleye iştirak etmek istememektedirler. Bunun sonucunda ihaleye katılım hem az olmakta hem de şirketin değeri düşmektedir. Bu konudaki istatistiksel çalışmalar göstermiştir ki yabancılara % 51’in altında ihaleye çıkarılan kamu şirketleri, % 51 ve üzerinde ihale edilenlere oranla peştemaliye parası dahi düşük olmaktadır. Örneğin, şirketin % 49’unu almayı düşünen alıcı (a) lira vermeyi düşünürken bu oran, % 51’e çıktığında fiyatı (a+% 25) oranında artırmaktadır.

      406 sayılı Kanunun ek 17 maddesinin üçüncü fıkrası gibi yabancı yatırımcının alacağı hisse oranını yönetimde söz sahibi olmasını önleyecek şekilde sınırlayan kanun hükümleri yabancı sermayenin ülkeye girişine engel olarak gelir kaybına neden olmaktadır. Madde ile uzun vadede yabancı sermayenin ülkeye girişini sağlayacak düzenlemelere imkân verilmiştir.

      Diğer taraftan madde ile; Türk Telekomun özelleştirilmesinde öngörülen “kapalı teklif usulü” de “pazarlık usulü” olarak değiştirilmektedir. Türk Telekomun özelleştirilmesine ilişkin usul ve esaslar 406 sayılı Telgraf ve Telefon Kanununda düzenlenmiştir. 406 sayılı Kanunun ek 17 nci maddesinde Türk Telekomun özelleştirilmesinde uygulanacak ihale usulü “kapalı teklif” olarak belirtilmiştir. Kapalı teklif usulü, belli ve kesin kuralları olan ve bunlara kısmen dahi uyulmaması halinde, uymayan teklif sahibinin ihale dışı bırakıldığı, kapalı zarf içindeki tekliflerin tek ve nihaî teklif olduğu, bu nedenle fiyat teklifinin artırılmadığı ya da fiyat dışı unsurlar yönünden değişiklik yapılmasının mümkün olmadığı yöntemdir. Kapalı teklif usulünde ihaleye katılanlar arasında oluşturulan rekabet yoğunluğu kapalı zarf içinde tekliflerin verilmesi anındaki koşullara göre oluşmakta ve onunla sınırlı kalmaktadır.

      Bu nitelikleri göz önüne alındığında özelleştirme uygulamaları bakımından kapalı teklif usulünün, örneğin, pazarlık ve açık artırma usullerine oranla daha az etkin olduğu söylenebilir. Zira özelleştirilen unsurların ekonomik değeri ihaleye katılanlar bakımından değişkenlik gösterebilmekte, diğer bir deyişle her özelleştirme konusu unsur, ihaleye katılanlar açısından ayrı bir değer ifade edebilmektedir. Bu nedenle kapalı teklif usulünde ihaleye katılanlar, kendi tekliflerinin diğer tekliflere göre hangi seviyede olduğunu, görememekte, dolayısıyla kendileri için daha farklı bir değer ve anlam ifade edebilen kuruluşa sahip olabilmek için teklifini iyileştirerek yeni bir teklif verme imkânına sahip olamamaktadır.

      Kapalı teklif usulü özelleştirme uygulamaları bakımından eleştiri konusu olmuş ve rekabetin yoğunlaşmasında, gerek fiyat dışı, gerekse fiyat unsuru yönünden tekliflerin iyileştirilmesinde etkili olmadığı, hatta bunu önlediği ileri sürülmüştür.Şirket hisselerinin blok olarak satışı, söz konusu kuruluşla ilgili olarak ihaleye katılanlarla çok çeşitli konularda müzakere yapılmasını gerektirdiğinden, kapalı teklif usulü blok satış suretiyle özelleştirmeler için uygun bir yöntem olarak görülmemektedir.

      Bu cümleden olarak, madde ile kapalı zarf içindeki tekliflerin tek ve nihaî olduğu kapalı teklif usulü, her türlü telekomünikasyon hizmetlerini yürütmeye ve telekomünikasyon alt yapısını işletmeye yetkili bulunan ve yaygın bir teşkilat yapısına sahip olan Türk Telekom için uygun görülmediğinden bunun yerine pazarlık usulünün uygulanması hususu hükme bağlanmıştır.

    • Yürürlükten kaldırıldı Ek Madde 22 geçmişi (ikinci ve üçüncü cümle) 5189 sayılı Kanun, md. 12
      Değişikliğin gerekçesi

      - Madde ile yürürlükten kaldırılan hükümler düzenlenmiştir.

      Bu kapsamda, 406 sayılı Kanunun ek 22 nci maddesinin (a) bendinin birinci paragrafının ikinci ve üçüncü cümleleri, (b) bendinin ikinci paragrafı ile ikinci paragrafında yer alan “Bakanlar Kurulunca bu Kanuna göre belirlenen kadrolarda çalışan personel dışında kalan ve” ibaresi yürürlükten kaldırılarak, Türk Telekomda beş ayrı statüde çalışan personele ilişkin işlemlerin takibi ve farklı düzenlemelerin yapılması ve bunlara ilişkin aksaklıkların giderilmesi amaçlanmış, Türk Telekomun statüsü gereği sadece iş mevzuatına tâbi personel çalıştırılmasına imkân sağlayan düzenleme yapılmış ve düzenleme gereği uygulama imkânı kalmayan hükümler yürürlükten kaldırılmıştır.

      Yapılan düzenlemelerle deniz haberleşmesindeki gelişmelerin takip zorunluluğunun büyük yatırımları gerektirmesi ve tekel hakkı sona ermiş bulunan Türk Telekomun da özelleştirme sürecinde bulunması, telekomünikasyon sektörünün tam rekabete açılması, Türk Telekom bünyesindeki Telsiz İşletme Müdürlüğünün Türk Telekom gelirlerinde yarattığı menfi etki ve benzeri nedenler de gözetilerek, bu Müdürlüğün, Kıyı Emniyeti ve Gemi Kurtarma İşletmeleri Genel Müdürlüğüne devri ile bu hizmetlerin Kıyı Emniyeti ve Gemi Kurtarma İşletmeleri Genel Müdürlüğünde yürütülmesinin öngörülmesi nedenleriyle, mevzuata uygunluğun sağlanmasını teminen, bu hizmetlere yönelik olarak Telsiz Kanunu ile Türk Telekoma verilen çeşitli görev ve yetkileri düzenleyen maddelerin yürürlükten kaldırılması gerekmiştir. Bu cümleden olarak, Telsiz Kanununun 3 üncü maddesinin “Kamu Haberleşmesi” terimi, Posta Telgraf ve Telefon İşletmesi Genel Müdürlüğünün yürütmekle yükümlü olduğu ve kendi kuruluş kanununda belirtilen haberleşmeyi,” hükmünü ihtiva eden (e) bendi, “Deniz taşıtlarının kara ile kamu haberleşmesini sağlayacak olan sahil telsiz istasyonlarını kurma ve işletme yetkisi, sadece Posta Telgraf ve Telefon İşletmesi Genel Müdürlüğüne aittir.” hükmünü ihtiva eden 21 inci maddesi yürürlükten kaldırılmıştır. Ayrıca, aynı Kanunun 9 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan “Posta Telgraf ve Telefon İşletmesi Genel Müdürlüğü imkânları ile haberleşme saglanamaması veya” ibaresi madde metninden çıkarılmış, aynı maddenin “Posta Telgraf ve Telefon İşletmesi Genel Müdürlüğü imkânları ile sağlanamaması nedeniyle verilen izinler, bu idarece imkân sağlanması halinde geri alınabilir.” hükmünü ihtiva eden ikinci fıkrası da yürürlükten kaldırılmıştır.

      Türk Telekom tarafından yürütülmekte olan uydu hizmetlerinin millî güvenlik ve ülke savunması açısından stratejik önemi de dikkate alınarak, bu hizmetleri yürütmek üzere ayrı bir anonim şirket kurulması öngörüldüğünden mevzuata uygunluğun sağlanmasını teminen, 4673 sayılı Kanunun geçici 6 ncı maddesi de yürürlükten kaldırılmıştır.

      Öte yandan, 4502 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesinin üçüncü fıkrası da ihtiyaç kalmadığı için yürürlükten kaldırılmıştır.

      Ayrıca, 4046 sayılı Kanunun 37 nci maddesinin (a) bendinin “Limanlar hakkında mülkiyetin devri suretiyle özelleştirme yapılamaz” cümlesini takip eden hükümlerin de madde metninden çıkarılması öngörülmüş ve özelleştirilmelerde yabancıların % 49’un üzerinde pay sahibi olması imkânı getirilerek, diğer maddelerle uyum sağlanmıştır.

    • Yürürlükten kaldırıldı Ek Madde 22 geçmişi (birinci paragraf) 5189 sayılı Kanun, md. 12
      Değişikliğin gerekçesi

      - Madde ile yürürlükten kaldırılan hükümler düzenlenmiştir.

      Bu kapsamda, 406 sayılı Kanunun ek 22 nci maddesinin (a) bendinin birinci paragrafının ikinci ve üçüncü cümleleri, (b) bendinin ikinci paragrafı ile ikinci paragrafında yer alan “Bakanlar Kurulunca bu Kanuna göre belirlenen kadrolarda çalışan personel dışında kalan ve” ibaresi yürürlükten kaldırılarak, Türk Telekomda beş ayrı statüde çalışan personele ilişkin işlemlerin takibi ve farklı düzenlemelerin yapılması ve bunlara ilişkin aksaklıkların giderilmesi amaçlanmış, Türk Telekomun statüsü gereği sadece iş mevzuatına tâbi personel çalıştırılmasına imkân sağlayan düzenleme yapılmış ve düzenleme gereği uygulama imkânı kalmayan hükümler yürürlükten kaldırılmıştır.

      Yapılan düzenlemelerle deniz haberleşmesindeki gelişmelerin takip zorunluluğunun büyük yatırımları gerektirmesi ve tekel hakkı sona ermiş bulunan Türk Telekomun da özelleştirme sürecinde bulunması, telekomünikasyon sektörünün tam rekabete açılması, Türk Telekom bünyesindeki Telsiz İşletme Müdürlüğünün Türk Telekom gelirlerinde yarattığı menfi etki ve benzeri nedenler de gözetilerek, bu Müdürlüğün, Kıyı Emniyeti ve Gemi Kurtarma İşletmeleri Genel Müdürlüğüne devri ile bu hizmetlerin Kıyı Emniyeti ve Gemi Kurtarma İşletmeleri Genel Müdürlüğünde yürütülmesinin öngörülmesi nedenleriyle, mevzuata uygunluğun sağlanmasını teminen, bu hizmetlere yönelik olarak Telsiz Kanunu ile Türk Telekoma verilen çeşitli görev ve yetkileri düzenleyen maddelerin yürürlükten kaldırılması gerekmiştir. Bu cümleden olarak, Telsiz Kanununun 3 üncü maddesinin “Kamu Haberleşmesi” terimi, Posta Telgraf ve Telefon İşletmesi Genel Müdürlüğünün yürütmekle yükümlü olduğu ve kendi kuruluş kanununda belirtilen haberleşmeyi,” hükmünü ihtiva eden (e) bendi, “Deniz taşıtlarının kara ile kamu haberleşmesini sağlayacak olan sahil telsiz istasyonlarını kurma ve işletme yetkisi, sadece Posta Telgraf ve Telefon İşletmesi Genel Müdürlüğüne aittir.” hükmünü ihtiva eden 21 inci maddesi yürürlükten kaldırılmıştır. Ayrıca, aynı Kanunun 9 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan “Posta Telgraf ve Telefon İşletmesi Genel Müdürlüğü imkânları ile haberleşme saglanamaması veya” ibaresi madde metninden çıkarılmış, aynı maddenin “Posta Telgraf ve Telefon İşletmesi Genel Müdürlüğü imkânları ile sağlanamaması nedeniyle verilen izinler, bu idarece imkân sağlanması halinde geri alınabilir.” hükmünü ihtiva eden ikinci fıkrası da yürürlükten kaldırılmıştır.

      Türk Telekom tarafından yürütülmekte olan uydu hizmetlerinin millî güvenlik ve ülke savunması açısından stratejik önemi de dikkate alınarak, bu hizmetleri yürütmek üzere ayrı bir anonim şirket kurulması öngörüldüğünden mevzuata uygunluğun sağlanmasını teminen, 4673 sayılı Kanunun geçici 6 ncı maddesi de yürürlükten kaldırılmıştır.

      Öte yandan, 4502 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesinin üçüncü fıkrası da ihtiyaç kalmadığı için yürürlükten kaldırılmıştır.

      Ayrıca, 4046 sayılı Kanunun 37 nci maddesinin (a) bendinin “Limanlar hakkında mülkiyetin devri suretiyle özelleştirme yapılamaz” cümlesini takip eden hükümlerin de madde metninden çıkarılması öngörülmüş ve özelleştirilmelerde yabancıların % 49’un üzerinde pay sahibi olması imkânı getirilerek, diğer maddelerle uyum sağlanmıştır.

    • Değiştirildi Ek Madde 29 geçmişi 5189 sayılı Kanun, md. 4
      Değişikliğin gerekçesi

      - Madde ile, Türk Telekom hisselerinin satışı sonucu kamu payının % 50’nin altına düşmesi halinde personelin nakline ilişkin 406 sayılı Kanunun ek 29 uncu maddesi yeniden düzenlenmiştir.

      Ayrıca, Türk Telekomun tekel hakkının sona erdiği ve bir an önce rekabet ortamına hazırlanması gerektiği, bunun için en önemli unsurlardan birinin de personel yapısı olduğu gözetilerek, özelleştirme süreci içerisinde Türk Telekomdaki kamu payı % 50’nin altına düşmese dahi, Türk Telekom Yönetim Kurulu tarafından istihdam yapısının yeniden düzenlenmesi sonucunda, istihdam fazlası olarak belirlenecek olan nakle tâbi personelin başka kamu kurum ve kuruluşlarına nakil işlemleri düzenlenmiş ve bu işlemlerin 4046 sayılı Kanun ile uyumlu hale getirilmesi amaçlanmıştır.

      Diğer taraftan, başka kamu kurum ve kuruluşlarına nakledilen kapsam dışı personele iş mevzuatına göre herhangi bir tazminat ödenmeyeceği, memur olarak nakledilen personelin de kıdem tazminatına esas hizmetlerinin emekli ikramiyelerinin hesabında dikkate alınacağı hususu açıkça düzenlenmiştir.

    • Eklendi Ek Madde 31 geçmişi 5189 sayılı Kanun, md. 5
      Değişikliğin gerekçesi

      - Madde ile; 406 sayılı Kanuna üç madde eklenmiştir.

      Telekomünikasyon sektörünün serbestleştirilmesine ilişkin olarak, yapılan çalışmalar ve yürütülen uygulamalar çerçevesinde 1.1.2004 tarihi itibarıyla, Türk Telekomun telekomünikasyon şebekeleri üzerinden sunulan ulusal ve uluslararası ses iletimini ihtiva eden telefon hizmetlerini tekel olarak yürütmesine ilişkin hak ve yetkisi sona ermiş, telekomünikasyon sektörü tam rekabete açılmıştır.

      Türk Telekom, tekel hakkına sahip olması nedeniyle geçmişte bazı ek maddî yükümlülükler altına sokulmuştur. Tekel hakkının kaldırılmasından sonra bunlar haksız rekabete yol açmaktadır. Ek 31 inci madde ile; Türk Telekomun, 1.1.2005 tarihinden itibaren bunlardan arındırılarak diğer işletmecilerle eşit şartlarda rekabet edebilmesi ve telekomünikasyon sektörünün serbestleştirilmesi yolunda yapılan çalışmaların etkinliğine katkıda bulunulması da hedeflenmiştir.

      Ek 32 nci madde ile; TürkTelekomun istihdam çeşitleri arasında 406 sayılı Kanunun ek 22 nci maddesindeki hükümlere göre yer alan ancak bu Kanun ile yürürlükten kaldırılan aslî ve sürekli görevlere ilişkin kadrolarda çalışan mevcut personelin iş mevzuatına geçmesine imkân sağlandığı gibi, statüsünde çalışmaya devam edenlerin kazanılmış hakları da korunmuş, boş ve boşalacak kadrolar iptal edilmek suretiyle geçiş dönemine ilişkin düzenleme yapılmıştır.

      Kadrolu veya sözleşmeli statüde çalışanlar ile bu statülerde çalışmakta iken iş mevzuatına geçen personelden emeklilik veya yaşlılık aylığı almaya hak kazananların 4046 sayılı Kanun ile uyumlu olarak emekliliğe teşviki sağlanmaya çalışılmıştır.

      Ayrıca başka kamu kurum ve kuruluşlarına gitmek istemeyen ancak emekliliğe veya yaşlılık aylığı almaya hak kazanmamış olan iş mevzuatına tâbi personelin istifası halinde Türk Telekomdan ayrıldıktan sonra mükerrer ödeme yapılmaksızın hak edecekleri kıdem tazminatının ödenerek ayrılması imkânı getirilmiştir. Bu çerçevede 5004 sayılı Kanun ile yapılan düzenleme de dikkate alınarak İş Kanunu hükümlerine göre yasal hakları ödenerek kendi istekleri dışında iş sözleşmeleri feshedilenlere kıdem tazminatının ilaveli olarak ödenmesi imkânı getirilmiştir.

      İş mevzuatına tâbi personele, kadrolu ve sözleşmeli statüde iken 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununa tâbi olarak geçen hizmet süreleri için ödenecek kıdem tazminatının tutarında ayrıldıkları tarihteki 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre hesaplanacak emekli ikramiyesi miktarı esas alınacağı şeklindeki düzenleme ile uygulamada ortaya çıkan tereddütler ortadan kaldırılmaya çalışılmıştır. Emekli olacaklara veya iş sözleşmesi feshedilecek olanlara ödenecek kıdem tazminatının hesabında ve ilave olarak ödenecek teşviklerde (% 20 - % 30) esas alınacak miktarın hesaplanmasına açıklık getirilmiştir.

      Ek 33 üncü madde ile Türk Telekomca yürütülmekte olan uydu hizmetlerinin de ayrı bir anonim şirket tarafından yürütülmesine olanak sağlayan ayrıntılı düzenlemeler yapılmıştır.

      Türk Telekom tarafından yürütülmekte olan uydu hizmetlerinin millî güvenlik ve ülke savunması açısından stratejik önemi dikkate alınarak, bu hizmetleri yürütmek üzere, özelleştirme sürecindeki Türk Telekomdan ayrı bir anonim şirket kurulması zorunlu hale gelmiştir.

      Bu zorunluluk, millî güvenlik ve ülke savunması açısından çok büyük önemi haiz uydu hizmetlerinin özelleştirme kapsamından çıkartılması ile bu hizmetlerin uluslararası sektör uygulama ve ilişkilerinin özel hukuk hükümlerine tâbi bir şirketi gerektirmesinden doğmaktadır.

      Keza, yoğun teknoloji kullanımı gerektiren ve başka alanlarda transferi mümkün olmayan, yetiştirilmesi uzun zaman ve maddi kaynak tüketen az sayıdaki kaliteli elemanın da kamu iktisadi kuruluş statüsündeki bir kuruluşta istihdamında güçlükler bulunmaktadır. Buna karşın, uluslararası uydu operatörleriyle ortaklıklar yapılmasında, yerli veya yabancı üretici ve işleticilerle ülke dışında yatırım ve işletme yapılabilmesinde, ihalelere girilebilmesinde de anonim şirket şeklindeki bir organizasyonun büyük faydaları bulunmaktadır.

      Türkiye’de uydu iletişiminin öz kaynaklarla idamesi ve gelecek nesil uyduların üretim ve işletme maliyetinin sadece Devlet bütçesinden karşılanması gibi zorluklar da gözetildiğinde, uydu işletmesi ve uydu telekomünikasyon hizmetlerinin sadece bu Kanun ile Türk Ticaret Kanunu ve özel hukuk hükümlerine tâbi olmak üzere kurulacak bir anonim şirket tarafından gereği gibi yürütülmesine imkan verecek yasal değişikliklere yer verilmiştir. Türksat A.Ş.’nin çoğunlukla uluslararası sektörde faaliyette bulunacak olması nedeniyle özel hukuk hükümlerine tâbi olarak faaliyet göstermesi amaçlanmış, uluslararası alanda da gerekli işlemlerin bir an önce yapılabilmesini ve aciliyeti bulunan konuların sürüncemede bırakılmamasını teminen, bazı kanunların kapsamı dışında tutulmuştur.

      Bu kapsamda, kurulacak anonim şirkete ve bu şirketin kuruluşuna ilişkin usul ve esaslar, bu şirkete uygulanmayacak hükümler, pay sahipliği sıfatı, mülkiyete ilişkin hususlar, mal varlığı ve personelin devri hususları açıkça düzenlenmiştir. Ayrıca, Telekomünikasyon Kurumu ile imzalanacak görev sözleşmesine ve Bakanlar Kurulunca düzenlenecek hususlara da yer verilmiştir.

    • Eklendi Ek Madde 32 geçmişi 5189 sayılı Kanun, md. 5
      Değişikliğin gerekçesi

      - Madde ile; 406 sayılı Kanuna üç madde eklenmiştir.

      Telekomünikasyon sektörünün serbestleştirilmesine ilişkin olarak, yapılan çalışmalar ve yürütülen uygulamalar çerçevesinde 1.1.2004 tarihi itibarıyla, Türk Telekomun telekomünikasyon şebekeleri üzerinden sunulan ulusal ve uluslararası ses iletimini ihtiva eden telefon hizmetlerini tekel olarak yürütmesine ilişkin hak ve yetkisi sona ermiş, telekomünikasyon sektörü tam rekabete açılmıştır.

      Türk Telekom, tekel hakkına sahip olması nedeniyle geçmişte bazı ek maddî yükümlülükler altına sokulmuştur. Tekel hakkının kaldırılmasından sonra bunlar haksız rekabete yol açmaktadır. Ek 31 inci madde ile; Türk Telekomun, 1.1.2005 tarihinden itibaren bunlardan arındırılarak diğer işletmecilerle eşit şartlarda rekabet edebilmesi ve telekomünikasyon sektörünün serbestleştirilmesi yolunda yapılan çalışmaların etkinliğine katkıda bulunulması da hedeflenmiştir.

      Ek 32 nci madde ile; TürkTelekomun istihdam çeşitleri arasında 406 sayılı Kanunun ek 22 nci maddesindeki hükümlere göre yer alan ancak bu Kanun ile yürürlükten kaldırılan aslî ve sürekli görevlere ilişkin kadrolarda çalışan mevcut personelin iş mevzuatına geçmesine imkân sağlandığı gibi, statüsünde çalışmaya devam edenlerin kazanılmış hakları da korunmuş, boş ve boşalacak kadrolar iptal edilmek suretiyle geçiş dönemine ilişkin düzenleme yapılmıştır.

      Kadrolu veya sözleşmeli statüde çalışanlar ile bu statülerde çalışmakta iken iş mevzuatına geçen personelden emeklilik veya yaşlılık aylığı almaya hak kazananların 4046 sayılı Kanun ile uyumlu olarak emekliliğe teşviki sağlanmaya çalışılmıştır.

      Ayrıca başka kamu kurum ve kuruluşlarına gitmek istemeyen ancak emekliliğe veya yaşlılık aylığı almaya hak kazanmamış olan iş mevzuatına tâbi personelin istifası halinde Türk Telekomdan ayrıldıktan sonra mükerrer ödeme yapılmaksızın hak edecekleri kıdem tazminatının ödenerek ayrılması imkânı getirilmiştir. Bu çerçevede 5004 sayılı Kanun ile yapılan düzenleme de dikkate alınarak İş Kanunu hükümlerine göre yasal hakları ödenerek kendi istekleri dışında iş sözleşmeleri feshedilenlere kıdem tazminatının ilaveli olarak ödenmesi imkânı getirilmiştir.

      İş mevzuatına tâbi personele, kadrolu ve sözleşmeli statüde iken 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununa tâbi olarak geçen hizmet süreleri için ödenecek kıdem tazminatının tutarında ayrıldıkları tarihteki 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre hesaplanacak emekli ikramiyesi miktarı esas alınacağı şeklindeki düzenleme ile uygulamada ortaya çıkan tereddütler ortadan kaldırılmaya çalışılmıştır. Emekli olacaklara veya iş sözleşmesi feshedilecek olanlara ödenecek kıdem tazminatının hesabında ve ilave olarak ödenecek teşviklerde (% 20 - % 30) esas alınacak miktarın hesaplanmasına açıklık getirilmiştir.

      Ek 33 üncü madde ile Türk Telekomca yürütülmekte olan uydu hizmetlerinin de ayrı bir anonim şirket tarafından yürütülmesine olanak sağlayan ayrıntılı düzenlemeler yapılmıştır.

      Türk Telekom tarafından yürütülmekte olan uydu hizmetlerinin millî güvenlik ve ülke savunması açısından stratejik önemi dikkate alınarak, bu hizmetleri yürütmek üzere, özelleştirme sürecindeki Türk Telekomdan ayrı bir anonim şirket kurulması zorunlu hale gelmiştir.

      Bu zorunluluk, millî güvenlik ve ülke savunması açısından çok büyük önemi haiz uydu hizmetlerinin özelleştirme kapsamından çıkartılması ile bu hizmetlerin uluslararası sektör uygulama ve ilişkilerinin özel hukuk hükümlerine tâbi bir şirketi gerektirmesinden doğmaktadır.

      Keza, yoğun teknoloji kullanımı gerektiren ve başka alanlarda transferi mümkün olmayan, yetiştirilmesi uzun zaman ve maddi kaynak tüketen az sayıdaki kaliteli elemanın da kamu iktisadi kuruluş statüsündeki bir kuruluşta istihdamında güçlükler bulunmaktadır. Buna karşın, uluslararası uydu operatörleriyle ortaklıklar yapılmasında, yerli veya yabancı üretici ve işleticilerle ülke dışında yatırım ve işletme yapılabilmesinde, ihalelere girilebilmesinde de anonim şirket şeklindeki bir organizasyonun büyük faydaları bulunmaktadır.

      Türkiye’de uydu iletişiminin öz kaynaklarla idamesi ve gelecek nesil uyduların üretim ve işletme maliyetinin sadece Devlet bütçesinden karşılanması gibi zorluklar da gözetildiğinde, uydu işletmesi ve uydu telekomünikasyon hizmetlerinin sadece bu Kanun ile Türk Ticaret Kanunu ve özel hukuk hükümlerine tâbi olmak üzere kurulacak bir anonim şirket tarafından gereği gibi yürütülmesine imkan verecek yasal değişikliklere yer verilmiştir. Türksat A.Ş.’nin çoğunlukla uluslararası sektörde faaliyette bulunacak olması nedeniyle özel hukuk hükümlerine tâbi olarak faaliyet göstermesi amaçlanmış, uluslararası alanda da gerekli işlemlerin bir an önce yapılabilmesini ve aciliyeti bulunan konuların sürüncemede bırakılmamasını teminen, bazı kanunların kapsamı dışında tutulmuştur.

      Bu kapsamda, kurulacak anonim şirkete ve bu şirketin kuruluşuna ilişkin usul ve esaslar, bu şirkete uygulanmayacak hükümler, pay sahipliği sıfatı, mülkiyete ilişkin hususlar, mal varlığı ve personelin devri hususları açıkça düzenlenmiştir. Ayrıca, Telekomünikasyon Kurumu ile imzalanacak görev sözleşmesine ve Bakanlar Kurulunca düzenlenecek hususlara da yer verilmiştir.

    • Eklendi Ek Madde 33 geçmişi 5189 sayılı Kanun, md. 5
      Değişikliğin gerekçesi

      - Madde ile; 406 sayılı Kanuna üç madde eklenmiştir.

      Telekomünikasyon sektörünün serbestleştirilmesine ilişkin olarak, yapılan çalışmalar ve yürütülen uygulamalar çerçevesinde 1.1.2004 tarihi itibarıyla, Türk Telekomun telekomünikasyon şebekeleri üzerinden sunulan ulusal ve uluslararası ses iletimini ihtiva eden telefon hizmetlerini tekel olarak yürütmesine ilişkin hak ve yetkisi sona ermiş, telekomünikasyon sektörü tam rekabete açılmıştır.

      Türk Telekom, tekel hakkına sahip olması nedeniyle geçmişte bazı ek maddî yükümlülükler altına sokulmuştur. Tekel hakkının kaldırılmasından sonra bunlar haksız rekabete yol açmaktadır. Ek 31 inci madde ile; Türk Telekomun, 1.1.2005 tarihinden itibaren bunlardan arındırılarak diğer işletmecilerle eşit şartlarda rekabet edebilmesi ve telekomünikasyon sektörünün serbestleştirilmesi yolunda yapılan çalışmaların etkinliğine katkıda bulunulması da hedeflenmiştir.

      Ek 32 nci madde ile; TürkTelekomun istihdam çeşitleri arasında 406 sayılı Kanunun ek 22 nci maddesindeki hükümlere göre yer alan ancak bu Kanun ile yürürlükten kaldırılan aslî ve sürekli görevlere ilişkin kadrolarda çalışan mevcut personelin iş mevzuatına geçmesine imkân sağlandığı gibi, statüsünde çalışmaya devam edenlerin kazanılmış hakları da korunmuş, boş ve boşalacak kadrolar iptal edilmek suretiyle geçiş dönemine ilişkin düzenleme yapılmıştır.

      Kadrolu veya sözleşmeli statüde çalışanlar ile bu statülerde çalışmakta iken iş mevzuatına geçen personelden emeklilik veya yaşlılık aylığı almaya hak kazananların 4046 sayılı Kanun ile uyumlu olarak emekliliğe teşviki sağlanmaya çalışılmıştır.

      Ayrıca başka kamu kurum ve kuruluşlarına gitmek istemeyen ancak emekliliğe veya yaşlılık aylığı almaya hak kazanmamış olan iş mevzuatına tâbi personelin istifası halinde Türk Telekomdan ayrıldıktan sonra mükerrer ödeme yapılmaksızın hak edecekleri kıdem tazminatının ödenerek ayrılması imkânı getirilmiştir. Bu çerçevede 5004 sayılı Kanun ile yapılan düzenleme de dikkate alınarak İş Kanunu hükümlerine göre yasal hakları ödenerek kendi istekleri dışında iş sözleşmeleri feshedilenlere kıdem tazminatının ilaveli olarak ödenmesi imkânı getirilmiştir.

      İş mevzuatına tâbi personele, kadrolu ve sözleşmeli statüde iken 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununa tâbi olarak geçen hizmet süreleri için ödenecek kıdem tazminatının tutarında ayrıldıkları tarihteki 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre hesaplanacak emekli ikramiyesi miktarı esas alınacağı şeklindeki düzenleme ile uygulamada ortaya çıkan tereddütler ortadan kaldırılmaya çalışılmıştır. Emekli olacaklara veya iş sözleşmesi feshedilecek olanlara ödenecek kıdem tazminatının hesabında ve ilave olarak ödenecek teşviklerde (% 20 - % 30) esas alınacak miktarın hesaplanmasına açıklık getirilmiştir.

      Ek 33 üncü madde ile Türk Telekomca yürütülmekte olan uydu hizmetlerinin de ayrı bir anonim şirket tarafından yürütülmesine olanak sağlayan ayrıntılı düzenlemeler yapılmıştır.

      Türk Telekom tarafından yürütülmekte olan uydu hizmetlerinin millî güvenlik ve ülke savunması açısından stratejik önemi dikkate alınarak, bu hizmetleri yürütmek üzere, özelleştirme sürecindeki Türk Telekomdan ayrı bir anonim şirket kurulması zorunlu hale gelmiştir.

      Bu zorunluluk, millî güvenlik ve ülke savunması açısından çok büyük önemi haiz uydu hizmetlerinin özelleştirme kapsamından çıkartılması ile bu hizmetlerin uluslararası sektör uygulama ve ilişkilerinin özel hukuk hükümlerine tâbi bir şirketi gerektirmesinden doğmaktadır.

      Keza, yoğun teknoloji kullanımı gerektiren ve başka alanlarda transferi mümkün olmayan, yetiştirilmesi uzun zaman ve maddi kaynak tüketen az sayıdaki kaliteli elemanın da kamu iktisadi kuruluş statüsündeki bir kuruluşta istihdamında güçlükler bulunmaktadır. Buna karşın, uluslararası uydu operatörleriyle ortaklıklar yapılmasında, yerli veya yabancı üretici ve işleticilerle ülke dışında yatırım ve işletme yapılabilmesinde, ihalelere girilebilmesinde de anonim şirket şeklindeki bir organizasyonun büyük faydaları bulunmaktadır.

      Türkiye’de uydu iletişiminin öz kaynaklarla idamesi ve gelecek nesil uyduların üretim ve işletme maliyetinin sadece Devlet bütçesinden karşılanması gibi zorluklar da gözetildiğinde, uydu işletmesi ve uydu telekomünikasyon hizmetlerinin sadece bu Kanun ile Türk Ticaret Kanunu ve özel hukuk hükümlerine tâbi olmak üzere kurulacak bir anonim şirket tarafından gereği gibi yürütülmesine imkan verecek yasal değişikliklere yer verilmiştir. Türksat A.Ş.’nin çoğunlukla uluslararası sektörde faaliyette bulunacak olması nedeniyle özel hukuk hükümlerine tâbi olarak faaliyet göstermesi amaçlanmış, uluslararası alanda da gerekli işlemlerin bir an önce yapılabilmesini ve aciliyeti bulunan konuların sürüncemede bırakılmamasını teminen, bazı kanunların kapsamı dışında tutulmuştur.

      Bu kapsamda, kurulacak anonim şirkete ve bu şirketin kuruluşuna ilişkin usul ve esaslar, bu şirkete uygulanmayacak hükümler, pay sahipliği sıfatı, mülkiyete ilişkin hususlar, mal varlığı ve personelin devri hususları açıkça düzenlenmiştir. Ayrıca, Telekomünikasyon Kurumu ile imzalanacak görev sözleşmesine ve Bakanlar Kurulunca düzenlenecek hususlara da yer verilmiştir.

    • Eklendi Ek Madde 34 geçmişi 5189 sayılı Kanun, md. 5
      Değişikliğin gerekçesi

      - Madde ile; 406 sayılı Kanuna üç madde eklenmiştir.

      Telekomünikasyon sektörünün serbestleştirilmesine ilişkin olarak, yapılan çalışmalar ve yürütülen uygulamalar çerçevesinde 1.1.2004 tarihi itibarıyla, Türk Telekomun telekomünikasyon şebekeleri üzerinden sunulan ulusal ve uluslararası ses iletimini ihtiva eden telefon hizmetlerini tekel olarak yürütmesine ilişkin hak ve yetkisi sona ermiş, telekomünikasyon sektörü tam rekabete açılmıştır.

      Türk Telekom, tekel hakkına sahip olması nedeniyle geçmişte bazı ek maddî yükümlülükler altına sokulmuştur. Tekel hakkının kaldırılmasından sonra bunlar haksız rekabete yol açmaktadır. Ek 31 inci madde ile; Türk Telekomun, 1.1.2005 tarihinden itibaren bunlardan arındırılarak diğer işletmecilerle eşit şartlarda rekabet edebilmesi ve telekomünikasyon sektörünün serbestleştirilmesi yolunda yapılan çalışmaların etkinliğine katkıda bulunulması da hedeflenmiştir.

      Ek 32 nci madde ile; TürkTelekomun istihdam çeşitleri arasında 406 sayılı Kanunun ek 22 nci maddesindeki hükümlere göre yer alan ancak bu Kanun ile yürürlükten kaldırılan aslî ve sürekli görevlere ilişkin kadrolarda çalışan mevcut personelin iş mevzuatına geçmesine imkân sağlandığı gibi, statüsünde çalışmaya devam edenlerin kazanılmış hakları da korunmuş, boş ve boşalacak kadrolar iptal edilmek suretiyle geçiş dönemine ilişkin düzenleme yapılmıştır.

      Kadrolu veya sözleşmeli statüde çalışanlar ile bu statülerde çalışmakta iken iş mevzuatına geçen personelden emeklilik veya yaşlılık aylığı almaya hak kazananların 4046 sayılı Kanun ile uyumlu olarak emekliliğe teşviki sağlanmaya çalışılmıştır.

      Ayrıca başka kamu kurum ve kuruluşlarına gitmek istemeyen ancak emekliliğe veya yaşlılık aylığı almaya hak kazanmamış olan iş mevzuatına tâbi personelin istifası halinde Türk Telekomdan ayrıldıktan sonra mükerrer ödeme yapılmaksızın hak edecekleri kıdem tazminatının ödenerek ayrılması imkânı getirilmiştir. Bu çerçevede 5004 sayılı Kanun ile yapılan düzenleme de dikkate alınarak İş Kanunu hükümlerine göre yasal hakları ödenerek kendi istekleri dışında iş sözleşmeleri feshedilenlere kıdem tazminatının ilaveli olarak ödenmesi imkânı getirilmiştir.

      İş mevzuatına tâbi personele, kadrolu ve sözleşmeli statüde iken 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununa tâbi olarak geçen hizmet süreleri için ödenecek kıdem tazminatının tutarında ayrıldıkları tarihteki 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre hesaplanacak emekli ikramiyesi miktarı esas alınacağı şeklindeki düzenleme ile uygulamada ortaya çıkan tereddütler ortadan kaldırılmaya çalışılmıştır. Emekli olacaklara veya iş sözleşmesi feshedilecek olanlara ödenecek kıdem tazminatının hesabında ve ilave olarak ödenecek teşviklerde (% 20 - % 30) esas alınacak miktarın hesaplanmasına açıklık getirilmiştir.

      Ek 33 üncü madde ile Türk Telekomca yürütülmekte olan uydu hizmetlerinin de ayrı bir anonim şirket tarafından yürütülmesine olanak sağlayan ayrıntılı düzenlemeler yapılmıştır.

      Türk Telekom tarafından yürütülmekte olan uydu hizmetlerinin millî güvenlik ve ülke savunması açısından stratejik önemi dikkate alınarak, bu hizmetleri yürütmek üzere, özelleştirme sürecindeki Türk Telekomdan ayrı bir anonim şirket kurulması zorunlu hale gelmiştir.

      Bu zorunluluk, millî güvenlik ve ülke savunması açısından çok büyük önemi haiz uydu hizmetlerinin özelleştirme kapsamından çıkartılması ile bu hizmetlerin uluslararası sektör uygulama ve ilişkilerinin özel hukuk hükümlerine tâbi bir şirketi gerektirmesinden doğmaktadır.

      Keza, yoğun teknoloji kullanımı gerektiren ve başka alanlarda transferi mümkün olmayan, yetiştirilmesi uzun zaman ve maddi kaynak tüketen az sayıdaki kaliteli elemanın da kamu iktisadi kuruluş statüsündeki bir kuruluşta istihdamında güçlükler bulunmaktadır. Buna karşın, uluslararası uydu operatörleriyle ortaklıklar yapılmasında, yerli veya yabancı üretici ve işleticilerle ülke dışında yatırım ve işletme yapılabilmesinde, ihalelere girilebilmesinde de anonim şirket şeklindeki bir organizasyonun büyük faydaları bulunmaktadır.

      Türkiye’de uydu iletişiminin öz kaynaklarla idamesi ve gelecek nesil uyduların üretim ve işletme maliyetinin sadece Devlet bütçesinden karşılanması gibi zorluklar da gözetildiğinde, uydu işletmesi ve uydu telekomünikasyon hizmetlerinin sadece bu Kanun ile Türk Ticaret Kanunu ve özel hukuk hükümlerine tâbi olmak üzere kurulacak bir anonim şirket tarafından gereği gibi yürütülmesine imkan verecek yasal değişikliklere yer verilmiştir. Türksat A.Ş.’nin çoğunlukla uluslararası sektörde faaliyette bulunacak olması nedeniyle özel hukuk hükümlerine tâbi olarak faaliyet göstermesi amaçlanmış, uluslararası alanda da gerekli işlemlerin bir an önce yapılabilmesini ve aciliyeti bulunan konuların sürüncemede bırakılmamasını teminen, bazı kanunların kapsamı dışında tutulmuştur.

      Bu kapsamda, kurulacak anonim şirkete ve bu şirketin kuruluşuna ilişkin usul ve esaslar, bu şirkete uygulanmayacak hükümler, pay sahipliği sıfatı, mülkiyete ilişkin hususlar, mal varlığı ve personelin devri hususları açıkça düzenlenmiştir. Ayrıca, Telekomünikasyon Kurumu ile imzalanacak görev sözleşmesine ve Bakanlar Kurulunca düzenlenecek hususlara da yer verilmiştir.

    • Eklendi Ek Madde 35 geçmişi 5189 sayılı Kanun, md. 5
      Değişikliğin gerekçesi

      - Madde ile; 406 sayılı Kanuna üç madde eklenmiştir.

      Telekomünikasyon sektörünün serbestleştirilmesine ilişkin olarak, yapılan çalışmalar ve yürütülen uygulamalar çerçevesinde 1.1.2004 tarihi itibarıyla, Türk Telekomun telekomünikasyon şebekeleri üzerinden sunulan ulusal ve uluslararası ses iletimini ihtiva eden telefon hizmetlerini tekel olarak yürütmesine ilişkin hak ve yetkisi sona ermiş, telekomünikasyon sektörü tam rekabete açılmıştır.

      Türk Telekom, tekel hakkına sahip olması nedeniyle geçmişte bazı ek maddî yükümlülükler altına sokulmuştur. Tekel hakkının kaldırılmasından sonra bunlar haksız rekabete yol açmaktadır. Ek 31 inci madde ile; Türk Telekomun, 1.1.2005 tarihinden itibaren bunlardan arındırılarak diğer işletmecilerle eşit şartlarda rekabet edebilmesi ve telekomünikasyon sektörünün serbestleştirilmesi yolunda yapılan çalışmaların etkinliğine katkıda bulunulması da hedeflenmiştir.

      Ek 32 nci madde ile; TürkTelekomun istihdam çeşitleri arasında 406 sayılı Kanunun ek 22 nci maddesindeki hükümlere göre yer alan ancak bu Kanun ile yürürlükten kaldırılan aslî ve sürekli görevlere ilişkin kadrolarda çalışan mevcut personelin iş mevzuatına geçmesine imkân sağlandığı gibi, statüsünde çalışmaya devam edenlerin kazanılmış hakları da korunmuş, boş ve boşalacak kadrolar iptal edilmek suretiyle geçiş dönemine ilişkin düzenleme yapılmıştır.

      Kadrolu veya sözleşmeli statüde çalışanlar ile bu statülerde çalışmakta iken iş mevzuatına geçen personelden emeklilik veya yaşlılık aylığı almaya hak kazananların 4046 sayılı Kanun ile uyumlu olarak emekliliğe teşviki sağlanmaya çalışılmıştır.

      Ayrıca başka kamu kurum ve kuruluşlarına gitmek istemeyen ancak emekliliğe veya yaşlılık aylığı almaya hak kazanmamış olan iş mevzuatına tâbi personelin istifası halinde Türk Telekomdan ayrıldıktan sonra mükerrer ödeme yapılmaksızın hak edecekleri kıdem tazminatının ödenerek ayrılması imkânı getirilmiştir. Bu çerçevede 5004 sayılı Kanun ile yapılan düzenleme de dikkate alınarak İş Kanunu hükümlerine göre yasal hakları ödenerek kendi istekleri dışında iş sözleşmeleri feshedilenlere kıdem tazminatının ilaveli olarak ödenmesi imkânı getirilmiştir.

      İş mevzuatına tâbi personele, kadrolu ve sözleşmeli statüde iken 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununa tâbi olarak geçen hizmet süreleri için ödenecek kıdem tazminatının tutarında ayrıldıkları tarihteki 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre hesaplanacak emekli ikramiyesi miktarı esas alınacağı şeklindeki düzenleme ile uygulamada ortaya çıkan tereddütler ortadan kaldırılmaya çalışılmıştır. Emekli olacaklara veya iş sözleşmesi feshedilecek olanlara ödenecek kıdem tazminatının hesabında ve ilave olarak ödenecek teşviklerde (% 20 - % 30) esas alınacak miktarın hesaplanmasına açıklık getirilmiştir.

      Ek 33 üncü madde ile Türk Telekomca yürütülmekte olan uydu hizmetlerinin de ayrı bir anonim şirket tarafından yürütülmesine olanak sağlayan ayrıntılı düzenlemeler yapılmıştır.

      Türk Telekom tarafından yürütülmekte olan uydu hizmetlerinin millî güvenlik ve ülke savunması açısından stratejik önemi dikkate alınarak, bu hizmetleri yürütmek üzere, özelleştirme sürecindeki Türk Telekomdan ayrı bir anonim şirket kurulması zorunlu hale gelmiştir.

      Bu zorunluluk, millî güvenlik ve ülke savunması açısından çok büyük önemi haiz uydu hizmetlerinin özelleştirme kapsamından çıkartılması ile bu hizmetlerin uluslararası sektör uygulama ve ilişkilerinin özel hukuk hükümlerine tâbi bir şirketi gerektirmesinden doğmaktadır.

      Keza, yoğun teknoloji kullanımı gerektiren ve başka alanlarda transferi mümkün olmayan, yetiştirilmesi uzun zaman ve maddi kaynak tüketen az sayıdaki kaliteli elemanın da kamu iktisadi kuruluş statüsündeki bir kuruluşta istihdamında güçlükler bulunmaktadır. Buna karşın, uluslararası uydu operatörleriyle ortaklıklar yapılmasında, yerli veya yabancı üretici ve işleticilerle ülke dışında yatırım ve işletme yapılabilmesinde, ihalelere girilebilmesinde de anonim şirket şeklindeki bir organizasyonun büyük faydaları bulunmaktadır.

      Türkiye’de uydu iletişiminin öz kaynaklarla idamesi ve gelecek nesil uyduların üretim ve işletme maliyetinin sadece Devlet bütçesinden karşılanması gibi zorluklar da gözetildiğinde, uydu işletmesi ve uydu telekomünikasyon hizmetlerinin sadece bu Kanun ile Türk Ticaret Kanunu ve özel hukuk hükümlerine tâbi olmak üzere kurulacak bir anonim şirket tarafından gereği gibi yürütülmesine imkan verecek yasal değişikliklere yer verilmiştir. Türksat A.Ş.’nin çoğunlukla uluslararası sektörde faaliyette bulunacak olması nedeniyle özel hukuk hükümlerine tâbi olarak faaliyet göstermesi amaçlanmış, uluslararası alanda da gerekli işlemlerin bir an önce yapılabilmesini ve aciliyeti bulunan konuların sürüncemede bırakılmamasını teminen, bazı kanunların kapsamı dışında tutulmuştur.

      Bu kapsamda, kurulacak anonim şirkete ve bu şirketin kuruluşuna ilişkin usul ve esaslar, bu şirkete uygulanmayacak hükümler, pay sahipliği sıfatı, mülkiyete ilişkin hususlar, mal varlığı ve personelin devri hususları açıkça düzenlenmiştir. Ayrıca, Telekomünikasyon Kurumu ile imzalanacak görev sözleşmesine ve Bakanlar Kurulunca düzenlenecek hususlara da yer verilmiştir.

    • Eklendi Geçici Madde 8 geçmişi 5189 sayılı Kanun, md. 6
    • Metinden çıkarıldı Ek Madde 17 geçmişi (fıkra) 5189 sayılı Kanun, md. 2

      16/6/2004 tarihli ve 5189 sayılı Kanunun 2 maddesiyle bu fıkranın birinci cümlesinde yer alan “devamı süresince tekel mahiyetinin yaratabileceği sakıncalar da dahil” ibaresi ile ikinci cümlesinde yer alan “yeni şirketler kurulması veya kurulu bulunan şirketlere iştirak edilmesi, uluslararası telekomünikasyon birliklerine katılınması veya uluslararası anlaşmalara taraf olunması” ibaresi madde metninden çıkarılmıştır.

      Değişikliğin gerekçesi

      - Madde ile; 406 sayılı Kanunun ek 17 nci maddesi yeniden düzenlenmiştir.

      Türk Telekomun telekomünikasyon şebekeleri üzerinden sunulan ulusal ve uluslararası ses iletimini ihtiva eden telefon hizmetlerini tekel olarak yürütmesine ilişkin hak ve yetkisi 1.1.2004 tarihi itibariyle sona ermiş bulunduğundan, “devamı süresince tekel mahiyetinin yaratabileceği sakıncalar da dahil” ibaresinin madde metninden çıkarılması ve fıkranın buna göre yeniden düzenlenmesi gerekmiştir.

      Ayrıca, Türk Telekom gibi katrilyonlarla ifade edilebilen büyüklükte sermayeye sahip olan bir şirketin özelleştirilmesinde, yabancı yatırımcıların da ihaleye katılması yoluyla rekabet ortamı içerisinde hak ettiği değeri bulabilmesini ve bu şekilde değerinin artırılmasını teminen, 406 sayılı Kanunun ek 17 nci maddesinin üçüncü fıkrası yürürlükten kaldırılmıştır.

      Ulusal güvenlik ile ilgili olarak millî yararların korunmasına yönelik tedbirlerin alınması şartıyla Türk Telekomun hisselerinin % 45’inden fazlasının özelleştirilmesine ve yabancı gerçek veya tüzel kişilerin Türk Telekomdaki hisse oranının % 45’in üzerine çıkmasına ilişkin olarak Anayasal bir engel bulunmadığı hususu da gözetilmiştir.

      Türk Telekom, hisselerin çoğunluğunun, hatta tamamının özelleşmesi ve yabancı gerçek veya tüzel kişilerin Türk Telekomdaki hisse oranının % 45’in üzerine çıkması halinde dahi Türk Telekomun üstlendiği hizmetlerde ulusal güvenliğin ve millî yararların korunması ve bağımsızlığın tehlikeye düşmesini etkin olarak engelleyecek başka yasal önlemler bulunmaktadır.

      406 sayılı Kanunun 2 nci maddesinde belirtildiği üzere, Telekomünikasyon Kurumu ile bir görev, imtiyaz sözleşmesi yapılmış veya Telekomünikasyon Kurumu tarafından bir telekomünikasyon ruhsatı veya genel izin verilmiş olmadıkça, telekomünikasyon hizmeti yürütülmesi ve/veya alt yapısı kurulması ve işletilmesi mümkün değildir. Bu bağlamda Türk Telekom da üstlenmiş olduğu telekomünikasyon hizmetlerini Telekomünikasyon Kurum ile imzalamış olduğu görev sözleşmesine istinaden yürütmektedir.

      Keza, idare, genel idare hukuku esaslarına göre imtiyaz sözleşmelerinde denetim ve yaptırım uygulama yetkisi, sözleşmede tek yanlı değişiklik yapma yetkisi ile sözleşmenin tek yanlı fesih yetkisi gibi üstün yetki ve ayrıcalıklarla donatılmıştır. Buna göre, idarî nitelikteki bu sözleşmelerin tarafı olan Telekomünikasyon Kurumu, ulusal güvenliğin ve millî yararların korunması ile bağımsızlığın tehlikeye düşmesini engellemeye yönelik olarak veya başka bir haklı nedenle bu sözleşmeyi tek yanlı olarak değiştirebileceği gibi fesih de edebilecektir.

      Zira, 406 sayılı Kanunun 2 nci maddesinin (f) fıkrası ile de Telekomünikasyon Kurumuna; Türk Telekom dahil işletmecilerle imzaladığı sözleşmelerin ve verdiği genel izin ve telekomünikasyon ruhsatlarının şartlarına uyulmasının sağlanması için gereken tedbirleri almaya, faaliyetlerin mevzuat ile görev ve imtiyaz sözleşmesi, telekomünikasyon ruhsatı veya genel izin şartlarına uygun yürütülmesini izleme ve denetlemeye, aykırılık halinde ilgili işletmecinin bir önceki takvim yılındaki cirosunun % 3’üne kadar idarî para cezası uygulamaya, millî güvenlik, kamu düzeni veya kamu hizmetinin gereği gibi yürütülmesi amaçlarıyla gerekli tedbirleri almaya, gerektiğinde tesisleri tazminat karşılığında devralmaya ya da ağır kusur halinde imtiyaz sözleşmesini, telekomünikasyon ruhsatını ya da genel izni iptal etmeye ilişkin olarak yetki verilmiş bulunmaktadır.

      Dolayısıyla, yabancı gerçek veya tüzel kişilerin Türk Telekomdaki hisse oranlarının % 45’in üzerine çıkması halinde dahi bunların faaliyetlerinin söz konusu Kanun hükümlerine istinaden denetlenmesi, millî güvenlik, kamu düzeni ve kamu hizmetinin gereği gibi yürütülmesine yönelik önlemlerin alınması mümkün bulunmaktadır.

      Geçmişte, Türk Telekomun özelleştirilmesinde hisselerin çoğunluğunun yabancılara satılıp satılamayacağı konusunda Anayasa Mahkemesi “stratejik öneme sahip kamu hizmetlerinin” yabancılar eline geçmesinin, ülke savunması, güvenliği ve bağımsızlığı yönünden sakıncalı bulunduğuna dair kararlar vermiştir. İlk bakışta stratejik öneme sahip bir kamu hizmeti olması nedeniyle, telekomünikasyon hizmetleri için aynı sakıncanın söz konusu olabileceği düşünülebilirse de günümüzde farklı değerlendirmelere varılmaktadır.

      Yüksek Mahkemenin içtihatlarındaki temel kaygı, bazı alanları yabancı yatırımcılara tamamen kapatmak olmayıp ulusal güvenlik ve bağımsızlığın tehlikeye düşme riskidir. Yüksek Mahkemenin söz konusu kararlarında ulusal güvenliğin korunmasına ilişkin yeterli güvenceler aradığı görülmektedir.

      Yüksek Mahkeme, geçmişteki kararlarında, stratejik kamu hizmetlerinin doğal veya hukuksal tekel olduğu varsayımından hareket etmektedir. Yani bu tür hizmetler ile tekel konumu arasında doğrudan bir bağlantı kurmaktadır. Söz konusu kararların verildiği 1990’lı yılların başına kadar telekomünikasyon hizmetleri rekabete açılmamıştır. Bu nedenle, Yüksek Mahkeme, tekel niteliğindeki stratejik kamu hizmetlerinin yabancılar eline geçmesi halinde, Devletin doğrudan denetiminin mümkün olmayacağı gerekçesiyle ulusal güvenlik ve bağımsızlığa aykırı olacağını düşünmüştür.

      406 sayılı Kanunda zaman içerisinde yapılan değişiklikler ile Yüksek Mahkemenin endişeleri giderildiği gibi, Yüksek Mahkemenin kararlarını verdiği tarihlerdeki şartlar ile bugünkü şartlar da farklılık göstermektedir. Günümüzde Türk Telekomun tekel hakkı tamamen ortadan kalkmış, telekomünikasyon sektörü tam rekabete açılmış, mobil telefon ve internet gibi yeni hizmetler üçüncü kişilerce de sunulmaya başlanmış ve yeni nesil telekomünikasyon hizmetleri ortaya çıkmıştır.

      Tamamen rekabete açılmış ve pek çok işletmecinin faaliyet göstermekte olduğu bir sektörde, sadece bir işletmeci olan Türk Telekom hisselerinin % 45’inden fazlasının hatta tamamının yabancı gerçek veya tüzel kişilerin eline geçmesi, bunların tüm telekomünikasyon hizmetlerine ilişkin olarak çoğunluğu ele geçirmesi anlamına da gelmeyecektir. Çünkü, Türk Telekom artık sadece pazarın belirli bir kısmına hâkim olacaktır.

      Diğer taraftan, stratejik kamu hizmetlerinde çoğunluğun yabancıların eline geçmesi durumunda bile Devletin bu hizmetler üzerindeki denetim ve düzenleme yetkileri devam etmektedir. Günümüzde bağımsız idarî otoriteler, düzenleyici ve denetleyici kurum ve kurullar denilen özerk regülasyon kurumları ile Yüksek Mahkemenin endişeleri de giderilmiştir.

      Keza, bu kuruluşlar özel-tekel de olsa, rekabete açık da olsa, o sektördeki tüm işletmecileri, kamu yararına aykırı hareket edip etmedikleri yönünden sürekli olarak denetlemekte ve faaliyetlerini düzenlemektedirler. Telekomünikasyon alanında da 4502 sayılı Kanun ile bu türden bir kurum oluşturulmuş ve faaliyete geçirilmiştir.

      Dolayısıyla, Türk Telekom hisselerinin % 45’inden fazlasının hatta tamamının yabancı gerçek veya tüzel kişilerin eline geçmesinde Yüksek Mahkemenin 1990’lı yılların başında taşıdığı endişelerin günümüzde de sürdürülmesi için bir neden kalmamıştır.

      Anayasanın 47 nci maddesinde 1999 yılında yapılan değişiklik ile Anayasa Mahkemesinin daha önce içtihatlarında ortaya koyduğu gerekçeler maddî hukuk açısından dayanağını yitirmiştir. Söz konusu değişiklikle Anayasanın 47 nci maddesinin sadece “Devletleştirme” olan başlığı “Devletleştirme ve Özelleştirme” olarak değiştirilmiş, ayrıca madde metninin içeriğinde yapılan değişiklik ile Devletin, kamu iktisadî teşebbüslerinin ve diğer kamu tüzel kişilerinin mülkiyetinde bulunan işletme ve varlıkların özelleştirilmesine de olanak tanınmıştır. Aynı maddenin son fıkrasında ise Devlet, kamu iktisadî teşebbüsleri ve diğer kamu tüzelkişileri tarafından yürütülen yatırım ve hizmetlerden hangilerinin özel hukuk sözleşmeleri ile gerçek veya tüzel kişilere yaptırılabileceği veya devredilebileceği hususunun kanunla belirleneceği ifade edilmiştir.

      Öte yandan, düzenleme ile güdülen amaç, Türk Telekom hisselerinin mutlaka yabancı yatırımcılara satılması olmayıp, Türk Telekom gibi çok büyük sermayeye sahip olan bir şirketin yabancı yatırımcıların da ihaleye katılması yoluyla rekabet ortamı içerisinde gerçek değerinde ya da bu değerinin üzerinde özelleştirilmesinin dolayısıyla değerinin artırılmasının sağlanmasıdır.

      Yabancı yatırımcılar, yönetiminde söz sahibi olamayacakları, başka bir ifade ile şirketin hisselerinin % 50’sinden fazlasına sahip olamadıkları bir ihaleye iştirak etmek istememektedirler. Bunun sonucunda ihaleye katılım hem az olmakta hem de şirketin değeri düşmektedir. Bu konudaki istatistiksel çalışmalar göstermiştir ki yabancılara % 51’in altında ihaleye çıkarılan kamu şirketleri, % 51 ve üzerinde ihale edilenlere oranla peştemaliye parası dahi düşük olmaktadır. Örneğin, şirketin % 49’unu almayı düşünen alıcı (a) lira vermeyi düşünürken bu oran, % 51’e çıktığında fiyatı (a+% 25) oranında artırmaktadır.

      406 sayılı Kanunun ek 17 maddesinin üçüncü fıkrası gibi yabancı yatırımcının alacağı hisse oranını yönetimde söz sahibi olmasını önleyecek şekilde sınırlayan kanun hükümleri yabancı sermayenin ülkeye girişine engel olarak gelir kaybına neden olmaktadır. Madde ile uzun vadede yabancı sermayenin ülkeye girişini sağlayacak düzenlemelere imkân verilmiştir.

      Diğer taraftan madde ile; Türk Telekomun özelleştirilmesinde öngörülen “kapalı teklif usulü” de “pazarlık usulü” olarak değiştirilmektedir. Türk Telekomun özelleştirilmesine ilişkin usul ve esaslar 406 sayılı Telgraf ve Telefon Kanununda düzenlenmiştir. 406 sayılı Kanunun ek 17 nci maddesinde Türk Telekomun özelleştirilmesinde uygulanacak ihale usulü “kapalı teklif” olarak belirtilmiştir. Kapalı teklif usulü, belli ve kesin kuralları olan ve bunlara kısmen dahi uyulmaması halinde, uymayan teklif sahibinin ihale dışı bırakıldığı, kapalı zarf içindeki tekliflerin tek ve nihaî teklif olduğu, bu nedenle fiyat teklifinin artırılmadığı ya da fiyat dışı unsurlar yönünden değişiklik yapılmasının mümkün olmadığı yöntemdir. Kapalı teklif usulünde ihaleye katılanlar arasında oluşturulan rekabet yoğunluğu kapalı zarf içinde tekliflerin verilmesi anındaki koşullara göre oluşmakta ve onunla sınırlı kalmaktadır.

      Bu nitelikleri göz önüne alındığında özelleştirme uygulamaları bakımından kapalı teklif usulünün, örneğin, pazarlık ve açık artırma usullerine oranla daha az etkin olduğu söylenebilir. Zira özelleştirilen unsurların ekonomik değeri ihaleye katılanlar bakımından değişkenlik gösterebilmekte, diğer bir deyişle her özelleştirme konusu unsur, ihaleye katılanlar açısından ayrı bir değer ifade edebilmektedir. Bu nedenle kapalı teklif usulünde ihaleye katılanlar, kendi tekliflerinin diğer tekliflere göre hangi seviyede olduğunu, görememekte, dolayısıyla kendileri için daha farklı bir değer ve anlam ifade edebilen kuruluşa sahip olabilmek için teklifini iyileştirerek yeni bir teklif verme imkânına sahip olamamaktadır.

      Kapalı teklif usulü özelleştirme uygulamaları bakımından eleştiri konusu olmuş ve rekabetin yoğunlaşmasında, gerek fiyat dışı, gerekse fiyat unsuru yönünden tekliflerin iyileştirilmesinde etkili olmadığı, hatta bunu önlediği ileri sürülmüştür.Şirket hisselerinin blok olarak satışı, söz konusu kuruluşla ilgili olarak ihaleye katılanlarla çok çeşitli konularda müzakere yapılmasını gerektirdiğinden, kapalı teklif usulü blok satış suretiyle özelleştirmeler için uygun bir yöntem olarak görülmemektedir.

      Bu cümleden olarak, madde ile kapalı zarf içindeki tekliflerin tek ve nihaî olduğu kapalı teklif usulü, her türlü telekomünikasyon hizmetlerini yürütmeye ve telekomünikasyon alt yapısını işletmeye yetkili bulunan ve yaygın bir teşkilat yapısına sahip olan Türk Telekom için uygun görülmediğinden bunun yerine pazarlık usulünün uygulanması hususu hükme bağlanmıştır.

    • Değiştirildi Ek Madde 24 geçmişi (fıkra) 5189 sayılı Kanun, md. 3
      Eski ifade
      tâbidir
      Yeni ifade
      tâbi değildir
  13. 21 Ocak 2004

    • Değiştirildi Ek Madde 17 geçmişi (ikinci fıkra) 5071 sayılı Kanun, md. 1
      Değişikliğin gerekçesi

      - Bu Kanunun ikinci maddesiyle, Kanunun birinci maddesinde yapılan değişikliğin doğal bir neticesi olarak, imtiyazlı hisseyi temsil eden üyenin Ulaştırma Bakanlığınca atanması öngörülmektedir.

    • Eklendi Ek Madde 30 geçmişi 5071 sayılı Kanun, md. 2
  14. 1 Ağustos 2003

    • Eklendi Ek Madde 17 geçmişi (cümle) 4971 sayılı Kanun, md. 14
      Değişikliğin gerekçesi

      - 406 sayılı Kanunda Türk Telekomünikasyon A.Ş. hisselerinin satışında kullanılabilecek yöntemler tek tek sayılarak sınırlandırılmış, hisse değerinin saptanmasının ardından hisselerin ne kadarının hangi satış yöntemiyle satılacağına ise Özelleştirme İdaresi Başkanlığının görüşü Ulaştırma Bakanlığının önerisi üzerine Bakanlar Kurulunca karar verileceği hükme bağlanmıştır. Global telekomünikasyon sektöründe yaşanan gelişmeler karşısında Türk Telekomünikasyon hisselerinin satışına ilişkin olarak, Kanunda sayılan yöntemlerin, piyasada uygulanabilirliği olan hisse senedi ile değiştirilebilir veya hisse senedine çevrilebilir menkul kıymet satışı gibi alternatif enstrümanları da kapsayacak şekilde genişletilmesi önem arz etmektedir. Bu çerçevede, madde ile, 406 sayılı Kanunun ek 17 nci maddesinin yedinci fıkrasına "Usul ve Esasları Bakanlar Kurulunca belirlenmek üzere hisse senedi ile değiştirilebilir veya hisse senedine çevrilebilir menkul kıymetler çıkartılabilir." cümlesi eklenerek Türk Telekomun özelleştirilmesinde, hisse senedi ile değiştirilebilir veya hisse senedine çevrilebilir menkul kıymetlerin çıkartılabilmesi ve bunun usul ve esaslarının Bakanlar Kurulunca belirlenmesi öngörülmüştür.

    • Eklendi Ek Madde 21 geçmişi (cümle) 49 sayılı Kanun, md. 16
    • Eklendi Geçici Madde 7 geçmişi 4971 sayılı Kanun, md. 17
      Değişikliğin gerekçesi

      - Madde ile;

      hisselerinin tamamı Hazineye ait olan Türk Telekom tarafından, GSM 1800 mobil telefon hizmeti sunmak üzere kurulmuş bulunan Aycell Haberleşme ve Pazarlama Hizmetleri Anonim Şirketinin; GSM 1800 imtiyaz sözleşmesi imzalayarak, Türkiye'deki mobil telekomünikasyon hizmetleri pazarında faaliyet yürüten başka bir işletmeci şirket ile Türk Ticaret Kanunu hükümleri çerçevesinde kurulacak yeni bir şirket aracılığı ile birleşebilmesi, bu birleşme sonucu gerekli tüm lisans düzenlemelerini ve işlemlerini yapmaya Telekomünikasyon Kurumunun yetkili kılınması öngörülmüştür.

    • Eklendi Ek Madde 19 geçmişi (madde) 49 sayılı Kanun, md. 15

      1/8/2003 tarihli ve 49 sayılı Kanunun 15 inci maddesiyle bu maddeye “ve hisse senedi ile değiştirilebilir veya hisse senedine çevrilebilir menkul kıymetlerin” ibaresi eklenmiştir.

  15. 12 Mayıs 2001

    • Değiştirildi Madde 1 geçmişi 4673 sayılı Kanun, md. 1
      Değişikliğin gerekçesi

      – Türk Telekom ana sözleşmesinde yapılacak değişikliklerin, kamu payı % 50’nin altına düşünceye kadar Ulaştırma Bakanınca onaylanarak yürürlüğe girmesi hükmü getirilmiştir. Ayrıca, 406 sayılı Kanunun 4502 sayılı Kanunla değişik 1 inci maddesinde; Türk Telekomun Anayasanın 165 inci maddesinde belirtilen düzenleme dışında, tamamen özel hukuk hükümlerine tâbi olacağı, sadece 3346 sayılı Kanunun 9 uncu maddesi hükümlerinin uygulanacağı hususu düzenlenmiştir. Ancak uygulamada, sermayesinin yarıdan fazlası Devlete ait olan kurum ve kuruluşlara uygulanan diğer mevzuat hükümlerinin Türk Telekoma uygulanıp uygulanmayacağı yönünde tereddüt bulunduğundan konu belirgin hale getirilmiştir. Ayrıca, savaş, sıkıyönetim, olağanüstü hâl ve seferberlik durumlarında telekomünikasyon hizmetlerinin yürütülmesine ilişkin olarak 697 sayılı Ulaştırma ve Haberleşme Hizmetlerinin Olağanüstü Hallerde ve Savaşta Ne Suretle Yürütüleceğine Dair Kanun ile millî güvenlik ve kamu düzeniyle ilgili diğer özel kanunların hükümlerinin saklı kalacağı hükme bağlanmıştır.

    • Değiştirildi Ek Madde 17 geçmişi (birinci fıkra) 4673 sayılı Kanun, md. 3
      Değişikliğin gerekçesi

      – Türk Telekom hisselerinin blok satışı ile ilgili olarak 2000 yılında açılan iki ihaleye de yatırımcıların yeterli ilgi göstermedikleri görülmüştür. Gerek uluslararası telekomünikasyon sektöründe yaşanan durgunluk, gerekse bahsekonu ihalelerin koşulları nedeniyle, blok satış ihalesinde satışa sunulacak hisse oranının yükseltilmesi gündeme gelmiştir. Bu doğrultuda, telekomünikasyon hizmetlerinin ulusal güvenlik ve bağımsızlık açısından önemine binaen, daha önce gerek 4502 sayılı gerekse 697 sayılı Kanunlarla yasal bazda düzenlenmiş ve bu Kanunla da getirilmekte olan yeni düzenlemelerin destekleyici bir öğesi olarak, devamı süresince tekel mahiyetinin yaratabileceği sakıncalar da dahil ekonomik ve güvenlik ile ilgili olarak millî yararların korunması amacıyla, Şirketin yetkili kurullarında alınacak stratejik kararlarda Devlete söz ve onay hakkı verecek bir imtiyazlı hisse dışındaki tüm hisselerin satılabileceği hükmü getirilmektedir.

      Telekomünikasyon sektörünün kendine has yapısı nedeniyle ulusal güvenlik ve bağımsızlık açısından millî yararların korunabilmesini teminen, imtiyazlık hisseyi temsilen Hazine Müsteşarlığının Türk Telekom Yönetim Kurulunda bir üye bulundurması, imtiyazlı hisse sahibine Genel Kurula katılma ve konuşma hakkı verilmesi, imtiyazlı hisse sahibinin millî yararların korunması amacıyla ana sözleşme değişiklikleri, yeni şirketler kurulması veya kurulu bulunan şirketlere iştirak edilmesi, uluslararası telekomünikasyon birliklerine katılınması veya uluslararası anlaşmalara taraf olunması, yönetim kontrolünü etkileyecek oranlardaki nama yazılı hisselerin devri ve nama yazılı hisselerin devrinin pay defterine işlenmesi konularında onay vermesi, imtiyazlı hisse sahibinin sermaye artırımlarına katılmayacağı ve kârdan pay almayacağı hükümleri getirilmektedir.

      Yabancı gerçek veya tüzel kişilerin Türk Telekomdaki hisse oranının % 45’i geçemeyeceği ve bunların doğrudan ya da dolaylı olarak şirketin çoğunluk hisselerine sahip olamayacakları ve yönetim ve denetimde oy çoğunluğuna sahip olamayacakları ile tüm satış işlemlerinde bu şart ve karşılıklılık ilkesinin gözönünde bulundurulacağı da getirilen hükümler arasında bulunmaktadır.

      Türk Telekom hisselerinin % 5’inin Türk Telekom ve T.C.

      Posta ve Telgraf Teşkilâtı çalışanları ile küçük tasarruf sahiplerine halka arz yöntemiyle satışı öngörülmüş olup, bu şekilde öncelikle çalışanlar olmak üzere küçük tasarruf sahiplerinin de Şirkete ortak olması amaçlanmaktadır.

      Türk Telekom hisselerinin ne oranda satılacağına, uluslararası telekomünikasyon sektöründe yaşanan gelişmeler ve ulusal ekonominin seyri de dikkate alınarak, Özelleştirme İdaresi Başkanlığının görüşü ve Ulaştırma Bakanlığının teklifi üzerine Bakanlar Kurulunca karar verileceği, blok satış yapılması halinde ihale şartlarının ihale tarihinden en az 45 gün önce, kesinleşmiş ihale sonuçlarının ise 15 gün içinde Resmî Gazete'de ve Türkiye çapında yayımlanan yüksek tirajlı iki gazetede, yurt dışında ise uygun görülecek basın ve yayın organında en az bir defa yayımlanacağı, blok satışta 4046 sayılı Kanunda yer alan kapalı teklif usulünün uygulanacağı ve satışa ilişkin nihai devir işlemlerinin Bakanlar Kurulunca onaylanacağı hükme bağlanmıştır.

    • Değiştirildi Ek Madde 17 geçmişi 4673 sayılı Kanun, md. 3
      Değişikliğin gerekçesi

      – Türk Telekom hisselerinin blok satışı ile ilgili olarak 2000 yılında açılan iki ihaleye de yatırımcıların yeterli ilgi göstermedikleri görülmüştür. Gerek uluslararası telekomünikasyon sektöründe yaşanan durgunluk, gerekse bahsekonu ihalelerin koşulları nedeniyle, blok satış ihalesinde satışa sunulacak hisse oranının yükseltilmesi gündeme gelmiştir. Bu doğrultuda, telekomünikasyon hizmetlerinin ulusal güvenlik ve bağımsızlık açısından önemine binaen, daha önce gerek 4502 sayılı gerekse 697 sayılı Kanunlarla yasal bazda düzenlenmiş ve bu Kanunla da getirilmekte olan yeni düzenlemelerin destekleyici bir öğesi olarak, devamı süresince tekel mahiyetinin yaratabileceği sakıncalar da dahil ekonomik ve güvenlik ile ilgili olarak millî yararların korunması amacıyla, Şirketin yetkili kurullarında alınacak stratejik kararlarda Devlete söz ve onay hakkı verecek bir imtiyazlı hisse dışındaki tüm hisselerin satılabileceği hükmü getirilmektedir.

      Telekomünikasyon sektörünün kendine has yapısı nedeniyle ulusal güvenlik ve bağımsızlık açısından millî yararların korunabilmesini teminen, imtiyazlık hisseyi temsilen Hazine Müsteşarlığının Türk Telekom Yönetim Kurulunda bir üye bulundurması, imtiyazlı hisse sahibine Genel Kurula katılma ve konuşma hakkı verilmesi, imtiyazlı hisse sahibinin millî yararların korunması amacıyla ana sözleşme değişiklikleri, yeni şirketler kurulması veya kurulu bulunan şirketlere iştirak edilmesi, uluslararası telekomünikasyon birliklerine katılınması veya uluslararası anlaşmalara taraf olunması, yönetim kontrolünü etkileyecek oranlardaki nama yazılı hisselerin devri ve nama yazılı hisselerin devrinin pay defterine işlenmesi konularında onay vermesi, imtiyazlı hisse sahibinin sermaye artırımlarına katılmayacağı ve kârdan pay almayacağı hükümleri getirilmektedir.

      Yabancı gerçek veya tüzel kişilerin Türk Telekomdaki hisse oranının % 45’i geçemeyeceği ve bunların doğrudan ya da dolaylı olarak şirketin çoğunluk hisselerine sahip olamayacakları ve yönetim ve denetimde oy çoğunluğuna sahip olamayacakları ile tüm satış işlemlerinde bu şart ve karşılıklılık ilkesinin gözönünde bulundurulacağı da getirilen hükümler arasında bulunmaktadır.

      Türk Telekom hisselerinin % 5’inin Türk Telekom ve T.C.

      Posta ve Telgraf Teşkilâtı çalışanları ile küçük tasarruf sahiplerine halka arz yöntemiyle satışı öngörülmüş olup, bu şekilde öncelikle çalışanlar olmak üzere küçük tasarruf sahiplerinin de Şirkete ortak olması amaçlanmaktadır.

      Türk Telekom hisselerinin ne oranda satılacağına, uluslararası telekomünikasyon sektöründe yaşanan gelişmeler ve ulusal ekonominin seyri de dikkate alınarak, Özelleştirme İdaresi Başkanlığının görüşü ve Ulaştırma Bakanlığının teklifi üzerine Bakanlar Kurulunca karar verileceği, blok satış yapılması halinde ihale şartlarının ihale tarihinden en az 45 gün önce, kesinleşmiş ihale sonuçlarının ise 15 gün içinde Resmî Gazete'de ve Türkiye çapında yayımlanan yüksek tirajlı iki gazetede, yurt dışında ise uygun görülecek basın ve yayın organında en az bir defa yayımlanacağı, blok satışta 4046 sayılı Kanunda yer alan kapalı teklif usulünün uygulanacağı ve satışa ilişkin nihai devir işlemlerinin Bakanlar Kurulunca onaylanacağı hükme bağlanmıştır.

    • Değiştirildi Ek Madde 19 geçmişi 4673 sayılı Kanun, md. 4
      Değişikliğin gerekçesi

      – Yaşanan son ekonomik gelişmeler neticesinde, Türk Telekom özelleştirmesi kapsamında hisse satışından elde edilecek satış gelirleri ile telekomünikasyon hizmetlerine ilişkin görev ve imtiyaz sözleşmesi, ruhsat ve genel izin satışlarından elde edilecek gelirlerin tamamının Hazineye aktarılması hükme bağlanmıştır.

    • Değiştirildi Ek Madde 21 geçmişi 4673 sayılı Kanun, md. 5
      Değişikliğin gerekçesi

      – Hisseleri satışa çıkartılacak olan bir kuruluşun, kendisi ile ilgili değer tespiti ve satış işlemlerini yürütecek komisyonlarda temsilci bulundurmasının sakıncaları olacağı düşüncesinden hareketle, bu madde ile, söz konusu komisyonlarda şirket hisselerinin sahibi olan kuruluşun yanı sıra, telekomünikasyon sektörü ve özelleştirme konularında uzmanlaşmış kuruluşların daha fazla katılımının sağlanması hedeflenmiştir. Aynı şekilde, telekomünikasyon sektöründe yer alan tüm işletmecilere aynı mesafede olması gereken Sermaye Piyasası Kurulu gibi düzenleyici kurumların da bahse konu komisyonlarda temsilci bulundurmamaları gerektiği mütalâa edilmiştir.

      Bu itibarla, anılan madde ile Türk Telekomun özelleştirme sürecinde teşkil edilen değer tespit ve ihale komisyonlarında sektör ve özelleştirme tecrübesi daha fazla olan Ulaştırma Bakanlığı ile Özelleştirme İdaresi Başkanlığının ikişer, hissedar konumundaki Hazine Müsteşarlığının ise bir temsilci bulundurması hükme bağlanmıştır.

      Anılan madde ile bahse konu komisyonların teşkili ve çalışma esasları düzenlenmiş, komisyonların karar alma süreci açıklığa kavuşturulmuştur.

      Ayrıca, 406 sayılı Kanunda aynı değerlendirme prosedürüne tâbi tutulmuş bulunan Türk Telekom hisselerinin değer tespiti ile telekomünikasyon hizmetlerinin yürütülmesine ilişkin verilecek lisansların (görev ve imtiyaz sözleşmesi, telekomünikasyon ruhsatı, genel izin) ücretlerinin tespitinin, hisse değerinin tespitinin özelleştirmeye yönelik bir işlem olması ve telekomünikasyon hizmetlerinin yürütülmesine yönelik olarak verilecek lisansların ücretlerinin belirlenmesinin ise pazar liberalizasyonuna yönelik bir mahiyet arz etmesi nedeniyle, söz konusu lisans ücretlerinin asgari değerlerinin tespiti Kuruma bırakılmıştır. Kurumun belirleyeceği bu asgari değerler Bakanlar Kurulu tarafından onaylanacaktır.

    • Eklendi Ek Madde 22 geçmişi (ibare) 4673 sayılı Kanun, md. 6
      Değişikliğin gerekçesi

      – Türk Telekomun, yakın bir gelecekte tam rekabete açılacak sektörde faaliyetlerini başarı ile sürdürebilmesini teminen, misyonu şirketi özelleştirmeye hazırlamak olan profesyonel yöneticiler eliyle yönetilmesi ve bu sayede hızla ticarileşmesi önkoşul olarak görülmektedir.

      Bu önkoşulun yerine getirilebilmesi amacıyla, işletme, finans-muhasebe, bankacılık, pazarlama ve hukuk gibi değişik alanlardan da profesyonel yöneticilerin atanabilmesini mümkün kılmak üzere 4502 sayılı Kanun ile getirilen "telekomünikasyon alanında sekiz yıl tecrübe sahibi olmak" koşulunun kaldırılması hükme bağlanmaktadır. Ayrıca, değişen telekomünikasyon piyasalarında, Türk Telekom'un dünyanın dev telekom şirketleri ile rekabet etmesi Şirketin nitelikli personel istihdam edebilmesine bağlı olup, yöneticilerin Genel Kurulda belirlenmekte olan ücretlerine Kanunla getirilen üst sınır yükseltilmektedir. Bunun yanında, Şirket Yönetim Kuruluna atanacaklarda Devlet memurluğuna atanabilme genel şartlarına sahip olma ve en az dört yıllık yüksek öğrenim görme şartları aranacağı hükmü getirilmektedir.

    • Eklendi Ek Madde 27 geçmişi 4673 sayılı Kanun, md. 7
      Değişikliğin gerekçesi

      – Madde ile 406 sayılı Kanuna üç ek madde eklenmektedir.

      Ek 27 nci madde ile; telekomünikasyon hizmetlerine ilişkin görev ve imtiyaz sözleşmesi yapma ve telekomünikasyon ruhsatı ve genel izin verme yetkisi bu madde ile Telekomünikasyon Kurumuna devredilmekte, imtiyaz sözleşmesi akdedilerek yürütülecek olan telekomünikasyon hizmetleri veya alt yapısına yönelik yetkilendirmeye ilişkin planların Kurum tarafından hazırlanarak Ulaştırma Bakanlığına gönderilmesi ve Ulaştırma Bakanlığının teklifi üzerine Bakanlar Kurulu tarafından belirlenmesi ve Kurum tarafından yürütülmesi esası getirilmekte, ayrıca görev ve imtiyaz sözleşmeleri, telekomünikasyon ruhsatı ve genel izinlerin asgari değerlerinin, Kurumun teklifi üzerine Bakanlar Kurulu tarafından belirleneceği hükmü de getirilmektedir.

      Ek 28 inci madde ile; millî yararların korunmasını teminen Türk Telekom ile Türk Silâhlı Kuvvetleri, Millî Savunma Bakanlığı ve ülke güvenliği, emniyet ve asayiş ile ilgili diğer kamu kurum ve kuruluşları arasında telekomünikasyon hizmetlerinin yürütülmesine ilişkin olarak imzalanan tüm sözleşme ve protokollerin geçerliliğini aynen koruyacağı esasa bağlanmaktadır.

      Ek 29 uncu madde ile; Türk Telekom hisselerinin satışı sonucu kamu payının % 50'nin altına düşmesi durumunda, bu kuruluşta çalışan 657 sayılı Kanuna tâbi personel ile sözleşmeli personelin özlük haklarının güvence altına alınması amacıyla yeni düzenlemeler gerçekleştirilmiştir.

      Bu çerçevede, Türk Telekom hisselerinin satışı sonucu kamu payının % 50'nin altına düşmesi durumunda, hisse devir sözleşmesinin imzalanmasından itibaren 30 gün içerisinde, bu kuruluşta çalışan 657 sayılı Kanuna tâbi personel ile sözleşmeli personel olup başka kamu kurum ve kuruluşlarına nakledilecek personele ilişkin hükümler getirilmiştir.

      Nakledilecek personelin başka kamu kurum ve kuruluşlarına atanmasına kadar geçecek süredeki aylık, ücret, ikramiye ve sosyal hak ve yardımlar ile bu döneme ilişkin harcırah, sağlık yardımı gibi özlük hakları ile yine aynı personelin başka kamu kurum ve kuruluşlarına nakli sürecinde aylık, ek gösterge, ikramiye, her türlü zam ve tazminat haklarında meydana gelebilecek farkın Hazinece karşılanması öngörülmektedir.

      Bu madde gereğince nakledilecek personelden 399 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin eki I sayılı cetvelde belirtilen personelin, eski kadrolarına ait aylık, ek gösterge ve her türlü zam ve tazminat (ek tazminat hariç) haklarının şahıslarına bağlı olarak atandıkları görevlerde kaldıkları sürece saklı tutulması esası getirilmektedir.

    • Eklendi Ek Madde 28 geçmişi 4673 sayılı Kanun, md. 7
      Değişikliğin gerekçesi

      – Madde ile 406 sayılı Kanuna üç ek madde eklenmektedir.

      Ek 27 nci madde ile; telekomünikasyon hizmetlerine ilişkin görev ve imtiyaz sözleşmesi yapma ve telekomünikasyon ruhsatı ve genel izin verme yetkisi bu madde ile Telekomünikasyon Kurumuna devredilmekte, imtiyaz sözleşmesi akdedilerek yürütülecek olan telekomünikasyon hizmetleri veya alt yapısına yönelik yetkilendirmeye ilişkin planların Kurum tarafından hazırlanarak Ulaştırma Bakanlığına gönderilmesi ve Ulaştırma Bakanlığının teklifi üzerine Bakanlar Kurulu tarafından belirlenmesi ve Kurum tarafından yürütülmesi esası getirilmekte, ayrıca görev ve imtiyaz sözleşmeleri, telekomünikasyon ruhsatı ve genel izinlerin asgari değerlerinin, Kurumun teklifi üzerine Bakanlar Kurulu tarafından belirleneceği hükmü de getirilmektedir.

      Ek 28 inci madde ile; millî yararların korunmasını teminen Türk Telekom ile Türk Silâhlı Kuvvetleri, Millî Savunma Bakanlığı ve ülke güvenliği, emniyet ve asayiş ile ilgili diğer kamu kurum ve kuruluşları arasında telekomünikasyon hizmetlerinin yürütülmesine ilişkin olarak imzalanan tüm sözleşme ve protokollerin geçerliliğini aynen koruyacağı esasa bağlanmaktadır.

      Ek 29 uncu madde ile; Türk Telekom hisselerinin satışı sonucu kamu payının % 50'nin altına düşmesi durumunda, bu kuruluşta çalışan 657 sayılı Kanuna tâbi personel ile sözleşmeli personelin özlük haklarının güvence altına alınması amacıyla yeni düzenlemeler gerçekleştirilmiştir.

      Bu çerçevede, Türk Telekom hisselerinin satışı sonucu kamu payının % 50'nin altına düşmesi durumunda, hisse devir sözleşmesinin imzalanmasından itibaren 30 gün içerisinde, bu kuruluşta çalışan 657 sayılı Kanuna tâbi personel ile sözleşmeli personel olup başka kamu kurum ve kuruluşlarına nakledilecek personele ilişkin hükümler getirilmiştir.

      Nakledilecek personelin başka kamu kurum ve kuruluşlarına atanmasına kadar geçecek süredeki aylık, ücret, ikramiye ve sosyal hak ve yardımlar ile bu döneme ilişkin harcırah, sağlık yardımı gibi özlük hakları ile yine aynı personelin başka kamu kurum ve kuruluşlarına nakli sürecinde aylık, ek gösterge, ikramiye, her türlü zam ve tazminat haklarında meydana gelebilecek farkın Hazinece karşılanması öngörülmektedir.

      Bu madde gereğince nakledilecek personelden 399 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin eki I sayılı cetvelde belirtilen personelin, eski kadrolarına ait aylık, ek gösterge ve her türlü zam ve tazminat (ek tazminat hariç) haklarının şahıslarına bağlı olarak atandıkları görevlerde kaldıkları sürece saklı tutulması esası getirilmektedir.

    • Eklendi Ek Madde 29 geçmişi 4673 sayılı Kanun, md. 7
      Değişikliğin gerekçesi

      – Madde ile 406 sayılı Kanuna üç ek madde eklenmektedir.

      Ek 27 nci madde ile; telekomünikasyon hizmetlerine ilişkin görev ve imtiyaz sözleşmesi yapma ve telekomünikasyon ruhsatı ve genel izin verme yetkisi bu madde ile Telekomünikasyon Kurumuna devredilmekte, imtiyaz sözleşmesi akdedilerek yürütülecek olan telekomünikasyon hizmetleri veya alt yapısına yönelik yetkilendirmeye ilişkin planların Kurum tarafından hazırlanarak Ulaştırma Bakanlığına gönderilmesi ve Ulaştırma Bakanlığının teklifi üzerine Bakanlar Kurulu tarafından belirlenmesi ve Kurum tarafından yürütülmesi esası getirilmekte, ayrıca görev ve imtiyaz sözleşmeleri, telekomünikasyon ruhsatı ve genel izinlerin asgari değerlerinin, Kurumun teklifi üzerine Bakanlar Kurulu tarafından belirleneceği hükmü de getirilmektedir.

      Ek 28 inci madde ile; millî yararların korunmasını teminen Türk Telekom ile Türk Silâhlı Kuvvetleri, Millî Savunma Bakanlığı ve ülke güvenliği, emniyet ve asayiş ile ilgili diğer kamu kurum ve kuruluşları arasında telekomünikasyon hizmetlerinin yürütülmesine ilişkin olarak imzalanan tüm sözleşme ve protokollerin geçerliliğini aynen koruyacağı esasa bağlanmaktadır.

      Ek 29 uncu madde ile; Türk Telekom hisselerinin satışı sonucu kamu payının % 50'nin altına düşmesi durumunda, bu kuruluşta çalışan 657 sayılı Kanuna tâbi personel ile sözleşmeli personelin özlük haklarının güvence altına alınması amacıyla yeni düzenlemeler gerçekleştirilmiştir.

      Bu çerçevede, Türk Telekom hisselerinin satışı sonucu kamu payının % 50'nin altına düşmesi durumunda, hisse devir sözleşmesinin imzalanmasından itibaren 30 gün içerisinde, bu kuruluşta çalışan 657 sayılı Kanuna tâbi personel ile sözleşmeli personel olup başka kamu kurum ve kuruluşlarına nakledilecek personele ilişkin hükümler getirilmiştir.

      Nakledilecek personelin başka kamu kurum ve kuruluşlarına atanmasına kadar geçecek süredeki aylık, ücret, ikramiye ve sosyal hak ve yardımlar ile bu döneme ilişkin harcırah, sağlık yardımı gibi özlük hakları ile yine aynı personelin başka kamu kurum ve kuruluşlarına nakli sürecinde aylık, ek gösterge, ikramiye, her türlü zam ve tazminat haklarında meydana gelebilecek farkın Hazinece karşılanması öngörülmektedir.

      Bu madde gereğince nakledilecek personelden 399 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin eki I sayılı cetvelde belirtilen personelin, eski kadrolarına ait aylık, ek gösterge ve her türlü zam ve tazminat (ek tazminat hariç) haklarının şahıslarına bağlı olarak atandıkları görevlerde kaldıkları sürece saklı tutulması esası getirilmektedir.

  16. 27 Ocak 2000

    • Yürürlükten kaldırıldı Madde 1 geçmişi (üçüncü fıkra) 4502 sayılı Kanun, md. 1
      Değişikliğin gerekçesi

      – Bu madde ile 406 sayılı Kanunun birinci faslının “İnhisar” başlığı “Temel İlkeler, Esaslar ve Tanımlar” olarak değiştirilmektedir. Yapılan bu değişiklikle, bu fasılda yer alan temel ilke ve esasların, Türk Telekom’un her türlü telekomünikasyon hizmetini yürütmeye yetkili olduğu ve tabi olduğu hukukî rejimin özel hukuk olduğu vurgulanmakta ve kanunda geçen bazı teknik veya hukukî terimlerin tanımı verilerek açıklık ve anlaşılırlık kazandırılmaktadır.

      Bu madde ile 406 sayılı Kanunun 4000 sayılı Kanunla değişik 1 inci maddesinin üçüncü fıkrası kaldırılmakta ve Türk Telekom 233 sayılı KHKkapsamı dışına çıkartılmaktadır.

      Bu maddeye eklenen ilk fıkra ile, tüm telekomünikasyon hizmetlerinin bu Kanuna tabi olduğu belirtilerek 406 sayılı Kanunun kapsamı açıklığa kavuşturulmaktadır.

      Bu maddeye eklenen ikinci fıkra ile, Türk Telekom’a telekomünikasyon hizmetlerini sunma yetkisi genel olarak verilirken, söz konusu yetkinin ve bunun sonucu olan hak ve yükümlülüklerin bir görev sözleşmesi ile düzenlenmesi öngörülmektedir. Telekomünikasyon hizmetlerinin kamu açısından önemine ve vazgeçilmezliğine binaen ve uluslararası mevzuat ve kurumlarda benimsenen çözüm uyarınca, Türk Telekom’a evrensel hizmet niteliğindeki “asgarî hizmetleri” yerine getirmesi yükümlülüğü de açık bir şekilde yüklenmiştir.

      Mobil telefon hizmetlerine ilişkin olarak Türk Telekom’un, mevcut mobil telefon işletmeleri de dikkate alınarak, ayrı bir görev sözleşmesi imzalaması öngörülmüştür.

      Üçüncü fıkrada ise, Türk Telekom’un statüsü, sistemine tam olarak uymadığı 233 sayılı KHK kapsamından çıkartılarak açıklığa kavuşturulmuştur. Her türlü tereddüdü önlemek için, KİT’lere uygulanan mevzuat kapsamından da çıkarılmıştır. Anayasa’nın 165 inci maddesinin emri olan Meclis denetimine tabi olma durumu, Türk Telekom sermayesinin yarıdan fazlası Devlete ait bir ortaklık olmaya devam edeceğinden, tereddüde mahal vermemek amacıyla açıkça belirtilmiştir. Tanımlardan önceki son fıkrada ise, personelinin statüsünün, genel iş ve sosyal sigortalar mevzuatına atıf yapılmak suretiyle açıklığa kavuşturulması ve personelin değişik statülerde istihdam edilmesinin yarattığı dengesizliklerin ve karışıklıkların giderilmesi sağlanmıştır. Bu suretle Türk Telekom’un yetişmiş uzman personelini kaybetmesinin önüne geçilmiş olacaktır. Hemen belirtmek gerekir ki, personelin mevcut hakları yeni eklenen Ek Madde 22 ve Geçici Madde 10 ile saklı tutulmuş ve mevcut personelin herhangi bir hak kaybına uğraması engellenmiştir.

      Tanımlar kısmında, kanunda kullanılan bazı terimlerin tanımları verilmek suretiyle açıklık sağlanmıştır. Bu tanımlar hazırlanırken, özellikle ITU tanımları, Avrupa Birliği mevzuatında yer alan tanımlar ve telekomünikasyon sektöründe önde gelen çeşitli ülke mevzuatları gözden geçirilmiş ve hem teknik açıdan doğru hem de uluslararası uygulamalarda ve Türkiye’nin de taraf olduğu ITU gibi uluslararası kuruluşlarda kabul gören tanımlara öncelikle yer verilmiştir.

      Tanım maddesi, ayrıca, uluslararası terminolojide yerleşmiş olmalarına rağmen tam Türkçe karşılığı olmayan terimleri açık bir şekilde ifade etmek ve tam olarak neyin kasdedildiğini belirtmek açısından da önem taşımaktadır. “Public Switched Telephone Network” terimi, “ana telekomünikasyon şebekesi” olarak tanımlanmakta ve Türkiye’de mevcut telefon sistemleri şebekesi anlamında kullanılmakta ve bu hususun altı açık tanımla da çizilmeye çalışılmaktadır. Katma değerli telekomünikasyon hizmetleri için de gerçek anlamını ifade eden yeni bir tanım getirilmiş, böylelikle hem Ek Madde 18’de yapılmış olan ancak aslında ana hizmetleri belirten tanım düzeltilmekte, hem ileride doğabilecek bir kavram karmaşası engellenmekte hem de uluslararası kuruluşlar, uluslarüstü kuruluşlar ve ileri gelen ülkelerde yerleşmiş gerçek anlam mevzuatımıza kazandırılmaktadır.

      Böylece, hem Türk telekomünikasyon sektörünün gelişmesi, liberalleşmesi ve bunun uzantısı olarak çokuluslu şirketlerin sektöre girmesi halinde doğabilecek tanım problemi aşılmakta, aynı zamanda katma değerli hizmetler ile Türk Telekom’un tekeline tabi olan ses iletimini içeren telefon hizmetlerinin birbirinden farklı kavramlar olduğu vurgulanmaktadır.

    • Yürürlükten kaldırıldı Madde 1 geçmişi (dördüncü fıkra) 4502 sayılı Kanun, md. 1
      Değişikliğin gerekçesi

      – Bu madde ile 406 sayılı Kanunun birinci faslının “İnhisar” başlığı “Temel İlkeler, Esaslar ve Tanımlar” olarak değiştirilmektedir. Yapılan bu değişiklikle, bu fasılda yer alan temel ilke ve esasların, Türk Telekom’un her türlü telekomünikasyon hizmetini yürütmeye yetkili olduğu ve tabi olduğu hukukî rejimin özel hukuk olduğu vurgulanmakta ve kanunda geçen bazı teknik veya hukukî terimlerin tanımı verilerek açıklık ve anlaşılırlık kazandırılmaktadır.

      Bu madde ile 406 sayılı Kanunun 4000 sayılı Kanunla değişik 1 inci maddesinin üçüncü fıkrası kaldırılmakta ve Türk Telekom 233 sayılı KHKkapsamı dışına çıkartılmaktadır.

      Bu maddeye eklenen ilk fıkra ile, tüm telekomünikasyon hizmetlerinin bu Kanuna tabi olduğu belirtilerek 406 sayılı Kanunun kapsamı açıklığa kavuşturulmaktadır.

      Bu maddeye eklenen ikinci fıkra ile, Türk Telekom’a telekomünikasyon hizmetlerini sunma yetkisi genel olarak verilirken, söz konusu yetkinin ve bunun sonucu olan hak ve yükümlülüklerin bir görev sözleşmesi ile düzenlenmesi öngörülmektedir. Telekomünikasyon hizmetlerinin kamu açısından önemine ve vazgeçilmezliğine binaen ve uluslararası mevzuat ve kurumlarda benimsenen çözüm uyarınca, Türk Telekom’a evrensel hizmet niteliğindeki “asgarî hizmetleri” yerine getirmesi yükümlülüğü de açık bir şekilde yüklenmiştir.

      Mobil telefon hizmetlerine ilişkin olarak Türk Telekom’un, mevcut mobil telefon işletmeleri de dikkate alınarak, ayrı bir görev sözleşmesi imzalaması öngörülmüştür.

      Üçüncü fıkrada ise, Türk Telekom’un statüsü, sistemine tam olarak uymadığı 233 sayılı KHK kapsamından çıkartılarak açıklığa kavuşturulmuştur. Her türlü tereddüdü önlemek için, KİT’lere uygulanan mevzuat kapsamından da çıkarılmıştır. Anayasa’nın 165 inci maddesinin emri olan Meclis denetimine tabi olma durumu, Türk Telekom sermayesinin yarıdan fazlası Devlete ait bir ortaklık olmaya devam edeceğinden, tereddüde mahal vermemek amacıyla açıkça belirtilmiştir. Tanımlardan önceki son fıkrada ise, personelinin statüsünün, genel iş ve sosyal sigortalar mevzuatına atıf yapılmak suretiyle açıklığa kavuşturulması ve personelin değişik statülerde istihdam edilmesinin yarattığı dengesizliklerin ve karışıklıkların giderilmesi sağlanmıştır. Bu suretle Türk Telekom’un yetişmiş uzman personelini kaybetmesinin önüne geçilmiş olacaktır. Hemen belirtmek gerekir ki, personelin mevcut hakları yeni eklenen Ek Madde 22 ve Geçici Madde 10 ile saklı tutulmuş ve mevcut personelin herhangi bir hak kaybına uğraması engellenmiştir.

      Tanımlar kısmında, kanunda kullanılan bazı terimlerin tanımları verilmek suretiyle açıklık sağlanmıştır. Bu tanımlar hazırlanırken, özellikle ITU tanımları, Avrupa Birliği mevzuatında yer alan tanımlar ve telekomünikasyon sektöründe önde gelen çeşitli ülke mevzuatları gözden geçirilmiş ve hem teknik açıdan doğru hem de uluslararası uygulamalarda ve Türkiye’nin de taraf olduğu ITU gibi uluslararası kuruluşlarda kabul gören tanımlara öncelikle yer verilmiştir.

      Tanım maddesi, ayrıca, uluslararası terminolojide yerleşmiş olmalarına rağmen tam Türkçe karşılığı olmayan terimleri açık bir şekilde ifade etmek ve tam olarak neyin kasdedildiğini belirtmek açısından da önem taşımaktadır. “Public Switched Telephone Network” terimi, “ana telekomünikasyon şebekesi” olarak tanımlanmakta ve Türkiye’de mevcut telefon sistemleri şebekesi anlamında kullanılmakta ve bu hususun altı açık tanımla da çizilmeye çalışılmaktadır. Katma değerli telekomünikasyon hizmetleri için de gerçek anlamını ifade eden yeni bir tanım getirilmiş, böylelikle hem Ek Madde 18’de yapılmış olan ancak aslında ana hizmetleri belirten tanım düzeltilmekte, hem ileride doğabilecek bir kavram karmaşası engellenmekte hem de uluslararası kuruluşlar, uluslarüstü kuruluşlar ve ileri gelen ülkelerde yerleşmiş gerçek anlam mevzuatımıza kazandırılmaktadır.

      Böylece, hem Türk telekomünikasyon sektörünün gelişmesi, liberalleşmesi ve bunun uzantısı olarak çokuluslu şirketlerin sektöre girmesi halinde doğabilecek tanım problemi aşılmakta, aynı zamanda katma değerli hizmetler ile Türk Telekom’un tekeline tabi olan ses iletimini içeren telefon hizmetlerinin birbirinden farklı kavramlar olduğu vurgulanmaktadır.

    • Değişikliğin gerekçesi

      – Bu madde ile 406 sayılı Kanunun birinci faslının “İnhisar” başlığı “Temel İlkeler, Esaslar ve Tanımlar” olarak değiştirilmektedir. Yapılan bu değişiklikle, bu fasılda yer alan temel ilke ve esasların, Türk Telekom’un her türlü telekomünikasyon hizmetini yürütmeye yetkili olduğu ve tabi olduğu hukukî rejimin özel hukuk olduğu vurgulanmakta ve kanunda geçen bazı teknik veya hukukî terimlerin tanımı verilerek açıklık ve anlaşılırlık kazandırılmaktadır.

      Bu madde ile 406 sayılı Kanunun 4000 sayılı Kanunla değişik 1 inci maddesinin üçüncü fıkrası kaldırılmakta ve Türk Telekom 233 sayılı KHKkapsamı dışına çıkartılmaktadır.

      Bu maddeye eklenen ilk fıkra ile, tüm telekomünikasyon hizmetlerinin bu Kanuna tabi olduğu belirtilerek 406 sayılı Kanunun kapsamı açıklığa kavuşturulmaktadır.

      Bu maddeye eklenen ikinci fıkra ile, Türk Telekom’a telekomünikasyon hizmetlerini sunma yetkisi genel olarak verilirken, söz konusu yetkinin ve bunun sonucu olan hak ve yükümlülüklerin bir görev sözleşmesi ile düzenlenmesi öngörülmektedir. Telekomünikasyon hizmetlerinin kamu açısından önemine ve vazgeçilmezliğine binaen ve uluslararası mevzuat ve kurumlarda benimsenen çözüm uyarınca, Türk Telekom’a evrensel hizmet niteliğindeki “asgarî hizmetleri” yerine getirmesi yükümlülüğü de açık bir şekilde yüklenmiştir.

      Mobil telefon hizmetlerine ilişkin olarak Türk Telekom’un, mevcut mobil telefon işletmeleri de dikkate alınarak, ayrı bir görev sözleşmesi imzalaması öngörülmüştür.

      Üçüncü fıkrada ise, Türk Telekom’un statüsü, sistemine tam olarak uymadığı 233 sayılı KHK kapsamından çıkartılarak açıklığa kavuşturulmuştur. Her türlü tereddüdü önlemek için, KİT’lere uygulanan mevzuat kapsamından da çıkarılmıştır. Anayasa’nın 165 inci maddesinin emri olan Meclis denetimine tabi olma durumu, Türk Telekom sermayesinin yarıdan fazlası Devlete ait bir ortaklık olmaya devam edeceğinden, tereddüde mahal vermemek amacıyla açıkça belirtilmiştir. Tanımlardan önceki son fıkrada ise, personelinin statüsünün, genel iş ve sosyal sigortalar mevzuatına atıf yapılmak suretiyle açıklığa kavuşturulması ve personelin değişik statülerde istihdam edilmesinin yarattığı dengesizliklerin ve karışıklıkların giderilmesi sağlanmıştır. Bu suretle Türk Telekom’un yetişmiş uzman personelini kaybetmesinin önüne geçilmiş olacaktır. Hemen belirtmek gerekir ki, personelin mevcut hakları yeni eklenen Ek Madde 22 ve Geçici Madde 10 ile saklı tutulmuş ve mevcut personelin herhangi bir hak kaybına uğraması engellenmiştir.

      Tanımlar kısmında, kanunda kullanılan bazı terimlerin tanımları verilmek suretiyle açıklık sağlanmıştır. Bu tanımlar hazırlanırken, özellikle ITU tanımları, Avrupa Birliği mevzuatında yer alan tanımlar ve telekomünikasyon sektöründe önde gelen çeşitli ülke mevzuatları gözden geçirilmiş ve hem teknik açıdan doğru hem de uluslararası uygulamalarda ve Türkiye’nin de taraf olduğu ITU gibi uluslararası kuruluşlarda kabul gören tanımlara öncelikle yer verilmiştir.

      Tanım maddesi, ayrıca, uluslararası terminolojide yerleşmiş olmalarına rağmen tam Türkçe karşılığı olmayan terimleri açık bir şekilde ifade etmek ve tam olarak neyin kasdedildiğini belirtmek açısından da önem taşımaktadır. “Public Switched Telephone Network” terimi, “ana telekomünikasyon şebekesi” olarak tanımlanmakta ve Türkiye’de mevcut telefon sistemleri şebekesi anlamında kullanılmakta ve bu hususun altı açık tanımla da çizilmeye çalışılmaktadır. Katma değerli telekomünikasyon hizmetleri için de gerçek anlamını ifade eden yeni bir tanım getirilmiş, böylelikle hem Ek Madde 18’de yapılmış olan ancak aslında ana hizmetleri belirten tanım düzeltilmekte, hem ileride doğabilecek bir kavram karmaşası engellenmekte hem de uluslararası kuruluşlar, uluslarüstü kuruluşlar ve ileri gelen ülkelerde yerleşmiş gerçek anlam mevzuatımıza kazandırılmaktadır.

      Böylece, hem Türk telekomünikasyon sektörünün gelişmesi, liberalleşmesi ve bunun uzantısı olarak çokuluslu şirketlerin sektöre girmesi halinde doğabilecek tanım problemi aşılmakta, aynı zamanda katma değerli hizmetler ile Türk Telekom’un tekeline tabi olan ses iletimini içeren telefon hizmetlerinin birbirinden farklı kavramlar olduğu vurgulanmaktadır.

    • Değişikliğin gerekçesi

      – Bu madde ile 406 sayılı Kanunun birinci faslının “İnhisar” başlığı “Temel İlkeler, Esaslar ve Tanımlar” olarak değiştirilmektedir. Yapılan bu değişiklikle, bu fasılda yer alan temel ilke ve esasların, Türk Telekom’un her türlü telekomünikasyon hizmetini yürütmeye yetkili olduğu ve tabi olduğu hukukî rejimin özel hukuk olduğu vurgulanmakta ve kanunda geçen bazı teknik veya hukukî terimlerin tanımı verilerek açıklık ve anlaşılırlık kazandırılmaktadır.

      Bu madde ile 406 sayılı Kanunun 4000 sayılı Kanunla değişik 1 inci maddesinin üçüncü fıkrası kaldırılmakta ve Türk Telekom 233 sayılı KHKkapsamı dışına çıkartılmaktadır.

      Bu maddeye eklenen ilk fıkra ile, tüm telekomünikasyon hizmetlerinin bu Kanuna tabi olduğu belirtilerek 406 sayılı Kanunun kapsamı açıklığa kavuşturulmaktadır.

      Bu maddeye eklenen ikinci fıkra ile, Türk Telekom’a telekomünikasyon hizmetlerini sunma yetkisi genel olarak verilirken, söz konusu yetkinin ve bunun sonucu olan hak ve yükümlülüklerin bir görev sözleşmesi ile düzenlenmesi öngörülmektedir. Telekomünikasyon hizmetlerinin kamu açısından önemine ve vazgeçilmezliğine binaen ve uluslararası mevzuat ve kurumlarda benimsenen çözüm uyarınca, Türk Telekom’a evrensel hizmet niteliğindeki “asgarî hizmetleri” yerine getirmesi yükümlülüğü de açık bir şekilde yüklenmiştir.

      Mobil telefon hizmetlerine ilişkin olarak Türk Telekom’un, mevcut mobil telefon işletmeleri de dikkate alınarak, ayrı bir görev sözleşmesi imzalaması öngörülmüştür.

      Üçüncü fıkrada ise, Türk Telekom’un statüsü, sistemine tam olarak uymadığı 233 sayılı KHK kapsamından çıkartılarak açıklığa kavuşturulmuştur. Her türlü tereddüdü önlemek için, KİT’lere uygulanan mevzuat kapsamından da çıkarılmıştır. Anayasa’nın 165 inci maddesinin emri olan Meclis denetimine tabi olma durumu, Türk Telekom sermayesinin yarıdan fazlası Devlete ait bir ortaklık olmaya devam edeceğinden, tereddüde mahal vermemek amacıyla açıkça belirtilmiştir. Tanımlardan önceki son fıkrada ise, personelinin statüsünün, genel iş ve sosyal sigortalar mevzuatına atıf yapılmak suretiyle açıklığa kavuşturulması ve personelin değişik statülerde istihdam edilmesinin yarattığı dengesizliklerin ve karışıklıkların giderilmesi sağlanmıştır. Bu suretle Türk Telekom’un yetişmiş uzman personelini kaybetmesinin önüne geçilmiş olacaktır. Hemen belirtmek gerekir ki, personelin mevcut hakları yeni eklenen Ek Madde 22 ve Geçici Madde 10 ile saklı tutulmuş ve mevcut personelin herhangi bir hak kaybına uğraması engellenmiştir.

      Tanımlar kısmında, kanunda kullanılan bazı terimlerin tanımları verilmek suretiyle açıklık sağlanmıştır. Bu tanımlar hazırlanırken, özellikle ITU tanımları, Avrupa Birliği mevzuatında yer alan tanımlar ve telekomünikasyon sektöründe önde gelen çeşitli ülke mevzuatları gözden geçirilmiş ve hem teknik açıdan doğru hem de uluslararası uygulamalarda ve Türkiye’nin de taraf olduğu ITU gibi uluslararası kuruluşlarda kabul gören tanımlara öncelikle yer verilmiştir.

      Tanım maddesi, ayrıca, uluslararası terminolojide yerleşmiş olmalarına rağmen tam Türkçe karşılığı olmayan terimleri açık bir şekilde ifade etmek ve tam olarak neyin kasdedildiğini belirtmek açısından da önem taşımaktadır. “Public Switched Telephone Network” terimi, “ana telekomünikasyon şebekesi” olarak tanımlanmakta ve Türkiye’de mevcut telefon sistemleri şebekesi anlamında kullanılmakta ve bu hususun altı açık tanımla da çizilmeye çalışılmaktadır. Katma değerli telekomünikasyon hizmetleri için de gerçek anlamını ifade eden yeni bir tanım getirilmiş, böylelikle hem Ek Madde 18’de yapılmış olan ancak aslında ana hizmetleri belirten tanım düzeltilmekte, hem ileride doğabilecek bir kavram karmaşası engellenmekte hem de uluslararası kuruluşlar, uluslarüstü kuruluşlar ve ileri gelen ülkelerde yerleşmiş gerçek anlam mevzuatımıza kazandırılmaktadır.

      Böylece, hem Türk telekomünikasyon sektörünün gelişmesi, liberalleşmesi ve bunun uzantısı olarak çokuluslu şirketlerin sektöre girmesi halinde doğabilecek tanım problemi aşılmakta, aynı zamanda katma değerli hizmetler ile Türk Telekom’un tekeline tabi olan ses iletimini içeren telefon hizmetlerinin birbirinden farklı kavramlar olduğu vurgulanmaktadır.

    • Değişikliğin gerekçesi

      – Bu madde ile 406 sayılı Kanunun birinci faslının “İnhisar” başlığı “Temel İlkeler, Esaslar ve Tanımlar” olarak değiştirilmektedir. Yapılan bu değişiklikle, bu fasılda yer alan temel ilke ve esasların, Türk Telekom’un her türlü telekomünikasyon hizmetini yürütmeye yetkili olduğu ve tabi olduğu hukukî rejimin özel hukuk olduğu vurgulanmakta ve kanunda geçen bazı teknik veya hukukî terimlerin tanımı verilerek açıklık ve anlaşılırlık kazandırılmaktadır.

      Bu madde ile 406 sayılı Kanunun 4000 sayılı Kanunla değişik 1 inci maddesinin üçüncü fıkrası kaldırılmakta ve Türk Telekom 233 sayılı KHKkapsamı dışına çıkartılmaktadır.

      Bu maddeye eklenen ilk fıkra ile, tüm telekomünikasyon hizmetlerinin bu Kanuna tabi olduğu belirtilerek 406 sayılı Kanunun kapsamı açıklığa kavuşturulmaktadır.

      Bu maddeye eklenen ikinci fıkra ile, Türk Telekom’a telekomünikasyon hizmetlerini sunma yetkisi genel olarak verilirken, söz konusu yetkinin ve bunun sonucu olan hak ve yükümlülüklerin bir görev sözleşmesi ile düzenlenmesi öngörülmektedir. Telekomünikasyon hizmetlerinin kamu açısından önemine ve vazgeçilmezliğine binaen ve uluslararası mevzuat ve kurumlarda benimsenen çözüm uyarınca, Türk Telekom’a evrensel hizmet niteliğindeki “asgarî hizmetleri” yerine getirmesi yükümlülüğü de açık bir şekilde yüklenmiştir.

      Mobil telefon hizmetlerine ilişkin olarak Türk Telekom’un, mevcut mobil telefon işletmeleri de dikkate alınarak, ayrı bir görev sözleşmesi imzalaması öngörülmüştür.

      Üçüncü fıkrada ise, Türk Telekom’un statüsü, sistemine tam olarak uymadığı 233 sayılı KHK kapsamından çıkartılarak açıklığa kavuşturulmuştur. Her türlü tereddüdü önlemek için, KİT’lere uygulanan mevzuat kapsamından da çıkarılmıştır. Anayasa’nın 165 inci maddesinin emri olan Meclis denetimine tabi olma durumu, Türk Telekom sermayesinin yarıdan fazlası Devlete ait bir ortaklık olmaya devam edeceğinden, tereddüde mahal vermemek amacıyla açıkça belirtilmiştir. Tanımlardan önceki son fıkrada ise, personelinin statüsünün, genel iş ve sosyal sigortalar mevzuatına atıf yapılmak suretiyle açıklığa kavuşturulması ve personelin değişik statülerde istihdam edilmesinin yarattığı dengesizliklerin ve karışıklıkların giderilmesi sağlanmıştır. Bu suretle Türk Telekom’un yetişmiş uzman personelini kaybetmesinin önüne geçilmiş olacaktır. Hemen belirtmek gerekir ki, personelin mevcut hakları yeni eklenen Ek Madde 22 ve Geçici Madde 10 ile saklı tutulmuş ve mevcut personelin herhangi bir hak kaybına uğraması engellenmiştir.

      Tanımlar kısmında, kanunda kullanılan bazı terimlerin tanımları verilmek suretiyle açıklık sağlanmıştır. Bu tanımlar hazırlanırken, özellikle ITU tanımları, Avrupa Birliği mevzuatında yer alan tanımlar ve telekomünikasyon sektöründe önde gelen çeşitli ülke mevzuatları gözden geçirilmiş ve hem teknik açıdan doğru hem de uluslararası uygulamalarda ve Türkiye’nin de taraf olduğu ITU gibi uluslararası kuruluşlarda kabul gören tanımlara öncelikle yer verilmiştir.

      Tanım maddesi, ayrıca, uluslararası terminolojide yerleşmiş olmalarına rağmen tam Türkçe karşılığı olmayan terimleri açık bir şekilde ifade etmek ve tam olarak neyin kasdedildiğini belirtmek açısından da önem taşımaktadır. “Public Switched Telephone Network” terimi, “ana telekomünikasyon şebekesi” olarak tanımlanmakta ve Türkiye’de mevcut telefon sistemleri şebekesi anlamında kullanılmakta ve bu hususun altı açık tanımla da çizilmeye çalışılmaktadır. Katma değerli telekomünikasyon hizmetleri için de gerçek anlamını ifade eden yeni bir tanım getirilmiş, böylelikle hem Ek Madde 18’de yapılmış olan ancak aslında ana hizmetleri belirten tanım düzeltilmekte, hem ileride doğabilecek bir kavram karmaşası engellenmekte hem de uluslararası kuruluşlar, uluslarüstü kuruluşlar ve ileri gelen ülkelerde yerleşmiş gerçek anlam mevzuatımıza kazandırılmaktadır.

      Böylece, hem Türk telekomünikasyon sektörünün gelişmesi, liberalleşmesi ve bunun uzantısı olarak çokuluslu şirketlerin sektöre girmesi halinde doğabilecek tanım problemi aşılmakta, aynı zamanda katma değerli hizmetler ile Türk Telekom’un tekeline tabi olan ses iletimini içeren telefon hizmetlerinin birbirinden farklı kavramlar olduğu vurgulanmaktadır.

    • Değişikliğin gerekçesi

      – Bu madde ile 406 sayılı Kanunun birinci faslının “İnhisar” başlığı “Temel İlkeler, Esaslar ve Tanımlar” olarak değiştirilmektedir. Yapılan bu değişiklikle, bu fasılda yer alan temel ilke ve esasların, Türk Telekom’un her türlü telekomünikasyon hizmetini yürütmeye yetkili olduğu ve tabi olduğu hukukî rejimin özel hukuk olduğu vurgulanmakta ve kanunda geçen bazı teknik veya hukukî terimlerin tanımı verilerek açıklık ve anlaşılırlık kazandırılmaktadır.

      Bu madde ile 406 sayılı Kanunun 4000 sayılı Kanunla değişik 1 inci maddesinin üçüncü fıkrası kaldırılmakta ve Türk Telekom 233 sayılı KHKkapsamı dışına çıkartılmaktadır.

      Bu maddeye eklenen ilk fıkra ile, tüm telekomünikasyon hizmetlerinin bu Kanuna tabi olduğu belirtilerek 406 sayılı Kanunun kapsamı açıklığa kavuşturulmaktadır.

      Bu maddeye eklenen ikinci fıkra ile, Türk Telekom’a telekomünikasyon hizmetlerini sunma yetkisi genel olarak verilirken, söz konusu yetkinin ve bunun sonucu olan hak ve yükümlülüklerin bir görev sözleşmesi ile düzenlenmesi öngörülmektedir. Telekomünikasyon hizmetlerinin kamu açısından önemine ve vazgeçilmezliğine binaen ve uluslararası mevzuat ve kurumlarda benimsenen çözüm uyarınca, Türk Telekom’a evrensel hizmet niteliğindeki “asgarî hizmetleri” yerine getirmesi yükümlülüğü de açık bir şekilde yüklenmiştir.

      Mobil telefon hizmetlerine ilişkin olarak Türk Telekom’un, mevcut mobil telefon işletmeleri de dikkate alınarak, ayrı bir görev sözleşmesi imzalaması öngörülmüştür.

      Üçüncü fıkrada ise, Türk Telekom’un statüsü, sistemine tam olarak uymadığı 233 sayılı KHK kapsamından çıkartılarak açıklığa kavuşturulmuştur. Her türlü tereddüdü önlemek için, KİT’lere uygulanan mevzuat kapsamından da çıkarılmıştır. Anayasa’nın 165 inci maddesinin emri olan Meclis denetimine tabi olma durumu, Türk Telekom sermayesinin yarıdan fazlası Devlete ait bir ortaklık olmaya devam edeceğinden, tereddüde mahal vermemek amacıyla açıkça belirtilmiştir. Tanımlardan önceki son fıkrada ise, personelinin statüsünün, genel iş ve sosyal sigortalar mevzuatına atıf yapılmak suretiyle açıklığa kavuşturulması ve personelin değişik statülerde istihdam edilmesinin yarattığı dengesizliklerin ve karışıklıkların giderilmesi sağlanmıştır. Bu suretle Türk Telekom’un yetişmiş uzman personelini kaybetmesinin önüne geçilmiş olacaktır. Hemen belirtmek gerekir ki, personelin mevcut hakları yeni eklenen Ek Madde 22 ve Geçici Madde 10 ile saklı tutulmuş ve mevcut personelin herhangi bir hak kaybına uğraması engellenmiştir.

      Tanımlar kısmında, kanunda kullanılan bazı terimlerin tanımları verilmek suretiyle açıklık sağlanmıştır. Bu tanımlar hazırlanırken, özellikle ITU tanımları, Avrupa Birliği mevzuatında yer alan tanımlar ve telekomünikasyon sektöründe önde gelen çeşitli ülke mevzuatları gözden geçirilmiş ve hem teknik açıdan doğru hem de uluslararası uygulamalarda ve Türkiye’nin de taraf olduğu ITU gibi uluslararası kuruluşlarda kabul gören tanımlara öncelikle yer verilmiştir.

      Tanım maddesi, ayrıca, uluslararası terminolojide yerleşmiş olmalarına rağmen tam Türkçe karşılığı olmayan terimleri açık bir şekilde ifade etmek ve tam olarak neyin kasdedildiğini belirtmek açısından da önem taşımaktadır. “Public Switched Telephone Network” terimi, “ana telekomünikasyon şebekesi” olarak tanımlanmakta ve Türkiye’de mevcut telefon sistemleri şebekesi anlamında kullanılmakta ve bu hususun altı açık tanımla da çizilmeye çalışılmaktadır. Katma değerli telekomünikasyon hizmetleri için de gerçek anlamını ifade eden yeni bir tanım getirilmiş, böylelikle hem Ek Madde 18’de yapılmış olan ancak aslında ana hizmetleri belirten tanım düzeltilmekte, hem ileride doğabilecek bir kavram karmaşası engellenmekte hem de uluslararası kuruluşlar, uluslarüstü kuruluşlar ve ileri gelen ülkelerde yerleşmiş gerçek anlam mevzuatımıza kazandırılmaktadır.

      Böylece, hem Türk telekomünikasyon sektörünün gelişmesi, liberalleşmesi ve bunun uzantısı olarak çokuluslu şirketlerin sektöre girmesi halinde doğabilecek tanım problemi aşılmakta, aynı zamanda katma değerli hizmetler ile Türk Telekom’un tekeline tabi olan ses iletimini içeren telefon hizmetlerinin birbirinden farklı kavramlar olduğu vurgulanmaktadır.

    • Değişikliğin gerekçesi

      – Bu madde ile 406 sayılı Kanunun birinci faslının “İnhisar” başlığı “Temel İlkeler, Esaslar ve Tanımlar” olarak değiştirilmektedir. Yapılan bu değişiklikle, bu fasılda yer alan temel ilke ve esasların, Türk Telekom’un her türlü telekomünikasyon hizmetini yürütmeye yetkili olduğu ve tabi olduğu hukukî rejimin özel hukuk olduğu vurgulanmakta ve kanunda geçen bazı teknik veya hukukî terimlerin tanımı verilerek açıklık ve anlaşılırlık kazandırılmaktadır.

      Bu madde ile 406 sayılı Kanunun 4000 sayılı Kanunla değişik 1 inci maddesinin üçüncü fıkrası kaldırılmakta ve Türk Telekom 233 sayılı KHKkapsamı dışına çıkartılmaktadır.

      Bu maddeye eklenen ilk fıkra ile, tüm telekomünikasyon hizmetlerinin bu Kanuna tabi olduğu belirtilerek 406 sayılı Kanunun kapsamı açıklığa kavuşturulmaktadır.

      Bu maddeye eklenen ikinci fıkra ile, Türk Telekom’a telekomünikasyon hizmetlerini sunma yetkisi genel olarak verilirken, söz konusu yetkinin ve bunun sonucu olan hak ve yükümlülüklerin bir görev sözleşmesi ile düzenlenmesi öngörülmektedir. Telekomünikasyon hizmetlerinin kamu açısından önemine ve vazgeçilmezliğine binaen ve uluslararası mevzuat ve kurumlarda benimsenen çözüm uyarınca, Türk Telekom’a evrensel hizmet niteliğindeki “asgarî hizmetleri” yerine getirmesi yükümlülüğü de açık bir şekilde yüklenmiştir.

      Mobil telefon hizmetlerine ilişkin olarak Türk Telekom’un, mevcut mobil telefon işletmeleri de dikkate alınarak, ayrı bir görev sözleşmesi imzalaması öngörülmüştür.

      Üçüncü fıkrada ise, Türk Telekom’un statüsü, sistemine tam olarak uymadığı 233 sayılı KHK kapsamından çıkartılarak açıklığa kavuşturulmuştur. Her türlü tereddüdü önlemek için, KİT’lere uygulanan mevzuat kapsamından da çıkarılmıştır. Anayasa’nın 165 inci maddesinin emri olan Meclis denetimine tabi olma durumu, Türk Telekom sermayesinin yarıdan fazlası Devlete ait bir ortaklık olmaya devam edeceğinden, tereddüde mahal vermemek amacıyla açıkça belirtilmiştir. Tanımlardan önceki son fıkrada ise, personelinin statüsünün, genel iş ve sosyal sigortalar mevzuatına atıf yapılmak suretiyle açıklığa kavuşturulması ve personelin değişik statülerde istihdam edilmesinin yarattığı dengesizliklerin ve karışıklıkların giderilmesi sağlanmıştır. Bu suretle Türk Telekom’un yetişmiş uzman personelini kaybetmesinin önüne geçilmiş olacaktır. Hemen belirtmek gerekir ki, personelin mevcut hakları yeni eklenen Ek Madde 22 ve Geçici Madde 10 ile saklı tutulmuş ve mevcut personelin herhangi bir hak kaybına uğraması engellenmiştir.

      Tanımlar kısmında, kanunda kullanılan bazı terimlerin tanımları verilmek suretiyle açıklık sağlanmıştır. Bu tanımlar hazırlanırken, özellikle ITU tanımları, Avrupa Birliği mevzuatında yer alan tanımlar ve telekomünikasyon sektöründe önde gelen çeşitli ülke mevzuatları gözden geçirilmiş ve hem teknik açıdan doğru hem de uluslararası uygulamalarda ve Türkiye’nin de taraf olduğu ITU gibi uluslararası kuruluşlarda kabul gören tanımlara öncelikle yer verilmiştir.

      Tanım maddesi, ayrıca, uluslararası terminolojide yerleşmiş olmalarına rağmen tam Türkçe karşılığı olmayan terimleri açık bir şekilde ifade etmek ve tam olarak neyin kasdedildiğini belirtmek açısından da önem taşımaktadır. “Public Switched Telephone Network” terimi, “ana telekomünikasyon şebekesi” olarak tanımlanmakta ve Türkiye’de mevcut telefon sistemleri şebekesi anlamında kullanılmakta ve bu hususun altı açık tanımla da çizilmeye çalışılmaktadır. Katma değerli telekomünikasyon hizmetleri için de gerçek anlamını ifade eden yeni bir tanım getirilmiş, böylelikle hem Ek Madde 18’de yapılmış olan ancak aslında ana hizmetleri belirten tanım düzeltilmekte, hem ileride doğabilecek bir kavram karmaşası engellenmekte hem de uluslararası kuruluşlar, uluslarüstü kuruluşlar ve ileri gelen ülkelerde yerleşmiş gerçek anlam mevzuatımıza kazandırılmaktadır.

      Böylece, hem Türk telekomünikasyon sektörünün gelişmesi, liberalleşmesi ve bunun uzantısı olarak çokuluslu şirketlerin sektöre girmesi halinde doğabilecek tanım problemi aşılmakta, aynı zamanda katma değerli hizmetler ile Türk Telekom’un tekeline tabi olan ses iletimini içeren telefon hizmetlerinin birbirinden farklı kavramlar olduğu vurgulanmaktadır.

    • Değişikliğin gerekçesi

      – Bu madde ile 406 sayılı Kanunun birinci faslının “İnhisar” başlığı “Temel İlkeler, Esaslar ve Tanımlar” olarak değiştirilmektedir. Yapılan bu değişiklikle, bu fasılda yer alan temel ilke ve esasların, Türk Telekom’un her türlü telekomünikasyon hizmetini yürütmeye yetkili olduğu ve tabi olduğu hukukî rejimin özel hukuk olduğu vurgulanmakta ve kanunda geçen bazı teknik veya hukukî terimlerin tanımı verilerek açıklık ve anlaşılırlık kazandırılmaktadır.

      Bu madde ile 406 sayılı Kanunun 4000 sayılı Kanunla değişik 1 inci maddesinin üçüncü fıkrası kaldırılmakta ve Türk Telekom 233 sayılı KHKkapsamı dışına çıkartılmaktadır.

      Bu maddeye eklenen ilk fıkra ile, tüm telekomünikasyon hizmetlerinin bu Kanuna tabi olduğu belirtilerek 406 sayılı Kanunun kapsamı açıklığa kavuşturulmaktadır.

      Bu maddeye eklenen ikinci fıkra ile, Türk Telekom’a telekomünikasyon hizmetlerini sunma yetkisi genel olarak verilirken, söz konusu yetkinin ve bunun sonucu olan hak ve yükümlülüklerin bir görev sözleşmesi ile düzenlenmesi öngörülmektedir. Telekomünikasyon hizmetlerinin kamu açısından önemine ve vazgeçilmezliğine binaen ve uluslararası mevzuat ve kurumlarda benimsenen çözüm uyarınca, Türk Telekom’a evrensel hizmet niteliğindeki “asgarî hizmetleri” yerine getirmesi yükümlülüğü de açık bir şekilde yüklenmiştir.

      Mobil telefon hizmetlerine ilişkin olarak Türk Telekom’un, mevcut mobil telefon işletmeleri de dikkate alınarak, ayrı bir görev sözleşmesi imzalaması öngörülmüştür.

      Üçüncü fıkrada ise, Türk Telekom’un statüsü, sistemine tam olarak uymadığı 233 sayılı KHK kapsamından çıkartılarak açıklığa kavuşturulmuştur. Her türlü tereddüdü önlemek için, KİT’lere uygulanan mevzuat kapsamından da çıkarılmıştır. Anayasa’nın 165 inci maddesinin emri olan Meclis denetimine tabi olma durumu, Türk Telekom sermayesinin yarıdan fazlası Devlete ait bir ortaklık olmaya devam edeceğinden, tereddüde mahal vermemek amacıyla açıkça belirtilmiştir. Tanımlardan önceki son fıkrada ise, personelinin statüsünün, genel iş ve sosyal sigortalar mevzuatına atıf yapılmak suretiyle açıklığa kavuşturulması ve personelin değişik statülerde istihdam edilmesinin yarattığı dengesizliklerin ve karışıklıkların giderilmesi sağlanmıştır. Bu suretle Türk Telekom’un yetişmiş uzman personelini kaybetmesinin önüne geçilmiş olacaktır. Hemen belirtmek gerekir ki, personelin mevcut hakları yeni eklenen Ek Madde 22 ve Geçici Madde 10 ile saklı tutulmuş ve mevcut personelin herhangi bir hak kaybına uğraması engellenmiştir.

      Tanımlar kısmında, kanunda kullanılan bazı terimlerin tanımları verilmek suretiyle açıklık sağlanmıştır. Bu tanımlar hazırlanırken, özellikle ITU tanımları, Avrupa Birliği mevzuatında yer alan tanımlar ve telekomünikasyon sektöründe önde gelen çeşitli ülke mevzuatları gözden geçirilmiş ve hem teknik açıdan doğru hem de uluslararası uygulamalarda ve Türkiye’nin de taraf olduğu ITU gibi uluslararası kuruluşlarda kabul gören tanımlara öncelikle yer verilmiştir.

      Tanım maddesi, ayrıca, uluslararası terminolojide yerleşmiş olmalarına rağmen tam Türkçe karşılığı olmayan terimleri açık bir şekilde ifade etmek ve tam olarak neyin kasdedildiğini belirtmek açısından da önem taşımaktadır. “Public Switched Telephone Network” terimi, “ana telekomünikasyon şebekesi” olarak tanımlanmakta ve Türkiye’de mevcut telefon sistemleri şebekesi anlamında kullanılmakta ve bu hususun altı açık tanımla da çizilmeye çalışılmaktadır. Katma değerli telekomünikasyon hizmetleri için de gerçek anlamını ifade eden yeni bir tanım getirilmiş, böylelikle hem Ek Madde 18’de yapılmış olan ancak aslında ana hizmetleri belirten tanım düzeltilmekte, hem ileride doğabilecek bir kavram karmaşası engellenmekte hem de uluslararası kuruluşlar, uluslarüstü kuruluşlar ve ileri gelen ülkelerde yerleşmiş gerçek anlam mevzuatımıza kazandırılmaktadır.

      Böylece, hem Türk telekomünikasyon sektörünün gelişmesi, liberalleşmesi ve bunun uzantısı olarak çokuluslu şirketlerin sektöre girmesi halinde doğabilecek tanım problemi aşılmakta, aynı zamanda katma değerli hizmetler ile Türk Telekom’un tekeline tabi olan ses iletimini içeren telefon hizmetlerinin birbirinden farklı kavramlar olduğu vurgulanmaktadır.

    • Değişikliğin gerekçesi

      – Bu madde ile 406 sayılı Kanuna 4000 sayılı Kanunla eklenen ve Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarına konu olan özelleştirme ile ilgili mevcut Ek 17 nci maddesine bir ekleme ile uluslararası halka arz işlemlerinin kamu adına kimin tarafından yapılacağı konusundaki hukukî belirsizlik giderilmekte ve Kanun gereği alınacak Bakanlar Kurulu kararları çerçevesinde satış ve hisse devrine ilişkin işlemleri yapmaya Hazine Müsteşarlığının bağlı bulunduğu Bakan açıkça yetkili kılınmaktadır.

    • Değişikliğin gerekçesi

      – 406 sayılı Telgraf ve Telefon Kanununa Ek 22, 23, 24, 25 ve 26 maddeleri eklenmiştir.

      Ek Madde 22 ile T.C. Merkez Bankası ve Ereğli Demir Çelik Fabrikaları A.Ş.’de uygulanan model örnek alınmak sureti ile, telekomünikasyon hizmetlerinin gerektirdiği aslî ve sürekli görevleri yerine getirecek olan “Telekomünikasyon memuru” belirlenmekte ve bu memurların nitelikli, statü ve kadroları belirtilmekte, ücret rejimi, emeklilik hususları ve sorumluluk meseleleri açıklığa kavuşturulmaktadır.

      Ek Madde 23 ile halen mevcut olan ancak PTT ile Türk Telekom’un ayrılmasından sonra statüsü belirsiz hale gelen PTT Sağlık ve Yardım Sandığının durumuna açıklık getirilmekte ve sandığın niteliği devam ettirilmekte, kaynakları belirlenmekte, teşkilât ve işleme usullerinin ne şekilde saptanacağı açıklığa kavuşmaktadır.

      Ek Madde 24 ile PTTMensupları Müteselsil Kefalet Sandığının, PTTile Türk Telekom arasında yapılacak bir protokol ile bölüştürülmesi ve malvarlığı, hak, yetki ve borçları ile personelinin de bu surette iki kuruluş arasında paylaştırılması hususu düzenlenmektedir.

      Ek 25 inci ve 26 ncı maddeler, uygulamada Türk Telekom’un karşılaştığı bazı güçlükleri aşmak amacı ile hazırlanmış olup, özellikle telefon numarası gibi kıt kaynakların ilgili numaranın kullanıcısı şahsın borcu nedeni ile işleyemez ve kullanılamaz hale gelmesinin önüne geçmeye çalışılmaktadır.

    • Değişikliğin gerekçesi

      – 406 sayılı Telgraf ve Telefon Kanununa Ek 22, 23, 24, 25 ve 26 maddeleri eklenmiştir.

      Ek Madde 22 ile T.C. Merkez Bankası ve Ereğli Demir Çelik Fabrikaları A.Ş.’de uygulanan model örnek alınmak sureti ile, telekomünikasyon hizmetlerinin gerektirdiği aslî ve sürekli görevleri yerine getirecek olan “Telekomünikasyon memuru” belirlenmekte ve bu memurların nitelikli, statü ve kadroları belirtilmekte, ücret rejimi, emeklilik hususları ve sorumluluk meseleleri açıklığa kavuşturulmaktadır.

      Ek Madde 23 ile halen mevcut olan ancak PTT ile Türk Telekom’un ayrılmasından sonra statüsü belirsiz hale gelen PTT Sağlık ve Yardım Sandığının durumuna açıklık getirilmekte ve sandığın niteliği devam ettirilmekte, kaynakları belirlenmekte, teşkilât ve işleme usullerinin ne şekilde saptanacağı açıklığa kavuşmaktadır.

      Ek Madde 24 ile PTTMensupları Müteselsil Kefalet Sandığının, PTTile Türk Telekom arasında yapılacak bir protokol ile bölüştürülmesi ve malvarlığı, hak, yetki ve borçları ile personelinin de bu surette iki kuruluş arasında paylaştırılması hususu düzenlenmektedir.

      Ek 25 inci ve 26 ncı maddeler, uygulamada Türk Telekom’un karşılaştığı bazı güçlükleri aşmak amacı ile hazırlanmış olup, özellikle telefon numarası gibi kıt kaynakların ilgili numaranın kullanıcısı şahsın borcu nedeni ile işleyemez ve kullanılamaz hale gelmesinin önüne geçmeye çalışılmaktadır.

    • Değişikliğin gerekçesi

      – 406 sayılı Telgraf ve Telefon Kanununa Ek 22, 23, 24, 25 ve 26 maddeleri eklenmiştir.

      Ek Madde 22 ile T.C. Merkez Bankası ve Ereğli Demir Çelik Fabrikaları A.Ş.’de uygulanan model örnek alınmak sureti ile, telekomünikasyon hizmetlerinin gerektirdiği aslî ve sürekli görevleri yerine getirecek olan “Telekomünikasyon memuru” belirlenmekte ve bu memurların nitelikli, statü ve kadroları belirtilmekte, ücret rejimi, emeklilik hususları ve sorumluluk meseleleri açıklığa kavuşturulmaktadır.

      Ek Madde 23 ile halen mevcut olan ancak PTT ile Türk Telekom’un ayrılmasından sonra statüsü belirsiz hale gelen PTT Sağlık ve Yardım Sandığının durumuna açıklık getirilmekte ve sandığın niteliği devam ettirilmekte, kaynakları belirlenmekte, teşkilât ve işleme usullerinin ne şekilde saptanacağı açıklığa kavuşmaktadır.

      Ek Madde 24 ile PTTMensupları Müteselsil Kefalet Sandığının, PTTile Türk Telekom arasında yapılacak bir protokol ile bölüştürülmesi ve malvarlığı, hak, yetki ve borçları ile personelinin de bu surette iki kuruluş arasında paylaştırılması hususu düzenlenmektedir.

      Ek 25 inci ve 26 ncı maddeler, uygulamada Türk Telekom’un karşılaştığı bazı güçlükleri aşmak amacı ile hazırlanmış olup, özellikle telefon numarası gibi kıt kaynakların ilgili numaranın kullanıcısı şahsın borcu nedeni ile işleyemez ve kullanılamaz hale gelmesinin önüne geçmeye çalışılmaktadır.

    • Değişikliğin gerekçesi

      – 406 sayılı Telgraf ve Telefon Kanununa Ek 22, 23, 24, 25 ve 26 maddeleri eklenmiştir.

      Ek Madde 22 ile T.C. Merkez Bankası ve Ereğli Demir Çelik Fabrikaları A.Ş.’de uygulanan model örnek alınmak sureti ile, telekomünikasyon hizmetlerinin gerektirdiği aslî ve sürekli görevleri yerine getirecek olan “Telekomünikasyon memuru” belirlenmekte ve bu memurların nitelikli, statü ve kadroları belirtilmekte, ücret rejimi, emeklilik hususları ve sorumluluk meseleleri açıklığa kavuşturulmaktadır.

      Ek Madde 23 ile halen mevcut olan ancak PTT ile Türk Telekom’un ayrılmasından sonra statüsü belirsiz hale gelen PTT Sağlık ve Yardım Sandığının durumuna açıklık getirilmekte ve sandığın niteliği devam ettirilmekte, kaynakları belirlenmekte, teşkilât ve işleme usullerinin ne şekilde saptanacağı açıklığa kavuşmaktadır.

      Ek Madde 24 ile PTTMensupları Müteselsil Kefalet Sandığının, PTTile Türk Telekom arasında yapılacak bir protokol ile bölüştürülmesi ve malvarlığı, hak, yetki ve borçları ile personelinin de bu surette iki kuruluş arasında paylaştırılması hususu düzenlenmektedir.

      Ek 25 inci ve 26 ncı maddeler, uygulamada Türk Telekom’un karşılaştığı bazı güçlükleri aşmak amacı ile hazırlanmış olup, özellikle telefon numarası gibi kıt kaynakların ilgili numaranın kullanıcısı şahsın borcu nedeni ile işleyemez ve kullanılamaz hale gelmesinin önüne geçmeye çalışılmaktadır.

    • Değişikliğin gerekçesi

      – 406 sayılı Telgraf ve Telefon Kanununa Ek 22, 23, 24, 25 ve 26 maddeleri eklenmiştir.

      Ek Madde 22 ile T.C. Merkez Bankası ve Ereğli Demir Çelik Fabrikaları A.Ş.’de uygulanan model örnek alınmak sureti ile, telekomünikasyon hizmetlerinin gerektirdiği aslî ve sürekli görevleri yerine getirecek olan “Telekomünikasyon memuru” belirlenmekte ve bu memurların nitelikli, statü ve kadroları belirtilmekte, ücret rejimi, emeklilik hususları ve sorumluluk meseleleri açıklığa kavuşturulmaktadır.

      Ek Madde 23 ile halen mevcut olan ancak PTT ile Türk Telekom’un ayrılmasından sonra statüsü belirsiz hale gelen PTT Sağlık ve Yardım Sandığının durumuna açıklık getirilmekte ve sandığın niteliği devam ettirilmekte, kaynakları belirlenmekte, teşkilât ve işleme usullerinin ne şekilde saptanacağı açıklığa kavuşmaktadır.

      Ek Madde 24 ile PTTMensupları Müteselsil Kefalet Sandığının, PTTile Türk Telekom arasında yapılacak bir protokol ile bölüştürülmesi ve malvarlığı, hak, yetki ve borçları ile personelinin de bu surette iki kuruluş arasında paylaştırılması hususu düzenlenmektedir.

      Ek 25 inci ve 26 ncı maddeler, uygulamada Türk Telekom’un karşılaştığı bazı güçlükleri aşmak amacı ile hazırlanmış olup, özellikle telefon numarası gibi kıt kaynakların ilgili numaranın kullanıcısı şahsın borcu nedeni ile işleyemez ve kullanılamaz hale gelmesinin önüne geçmeye çalışılmaktadır.

  17. 1 Ağustos 1996

  18. 3 Mayıs 1995

  19. 22 Aralık 1994

  20. 10 Haziran 1994

  21. 18 Mayıs 1935