Telgraf ve Telefon Kanunu
- Kanun numarası
- 406
- Kabul tarihi
- 04.02.1924
- Resmî Gazete
- 21.02.1924 / 59
- Düstur
- 3. tertip, cilt 5
- Son değişiklik
- 02.07.2018
- Madde sayısı
- 33
Madde 1 geçmişi
Metin 0 kez değişmiş, toplam 18 değişiklik kaydı var. Ayrıca 1 geçişte hüküm aynı kalıp yalnızca yazım değişmiş (satır sonu, şapkalı harf, büyük/küçük harf, dipnot işareti ya da sızmış bölüm başlığı); bunlar listeye alınmadı.
Bugünkü metni
Madde 1 – (Değişik:10/6/1994-4000/1 md.)
(Değişik birinci fıkra: 5/11/2008-5809/67 md.) Posta ve telgraf tesis ve işletilmesine ilişkin hizmetler T.C. Posta ve Telgraf Teşkilatı Genel Müdürlüğünce (PTT), telekomünikasyon hizmetleri ise yetkilendirilen işletmeciler tarafından yürütülür. Posta ve telgraf hizmetlerinin yürütülmesine ilişkin usul ve esaslar PTT Yönetim Kurulunca belirlenir.
(Mülga ikinci fıkra: 5/11/2008-5809/66 md.)
(Mülga üçüncü fıkra: 27/1/2000-4502/1 md.)
(Mülga dördüncü fıkra: 27/1/2000-4502/1 md.)
(Mülga beşinci fıkra: 5/11/2008-5809/66 md.)
(Ek fıkra: 27/1/2000-4502/1 md. ; Mülga: 5/11/2008-5809/66 md.)
(Ek fıkra: 27/1/2000-4502/1 md.)Türk Telekom, bu Kanun çerçevesinde her türlü telekomünikasyon hizmetlerini yürütmeye ve telekomünikasyon altyapısı işletmeye yetkilidir.
(Ek fıkra: 27/1/2000-4502/1 md. ; Mülga: 5/11/2008-5809/66 md.)
(Ek fıkra: 27/1/2000-4502/1 md.; Değişik : 12/5/2001-4673/1 md.) Türk Telekom, bu Kanun ve özel hukuk hükümlerine tabi bir anonim şirkettir. (Mülga cümleler: 5/11/2008-5809/66 md.)
(Ek fıkra: 27/1/2000-4502/1 md. ; Mülga: 5/11/2008-5809/66 md.)
(Ek fıkra: 27/1/2000-4502/1 md. ; Mülga: 5/11/2008-5809/66 md.)
Metni elimizde olmayan 18 değişiklik kaydı
Bu kayıtlar metin içindeki değişiklik notlarından derlendi. Karşılaştırılacak hâl elimizde yok: belgenin konsolide metninin en eski kopyası 1 Ekim 2009 tarihli, bundan öncesi için metnin o günkü hâli hiçbir arşivde bulunmuyor.
-
Değişikliğin gerekçesi
– Türk Telekom ana sözleşmesinde yapılacak değişikliklerin, kamu payı % 50’nin altına düşünceye kadar Ulaştırma Bakanınca onaylanarak yürürlüğe girmesi hükmü getirilmiştir. Ayrıca, 406 sayılı Kanunun 4502 sayılı Kanunla değişik 1 inci maddesinde; Türk Telekomun Anayasanın 165 inci maddesinde belirtilen düzenleme dışında, tamamen özel hukuk hükümlerine tâbi olacağı, sadece 3346 sayılı Kanunun 9 uncu maddesi hükümlerinin uygulanacağı hususu düzenlenmiştir. Ancak uygulamada, sermayesinin yarıdan fazlası Devlete ait olan kurum ve kuruluşlara uygulanan diğer mevzuat hükümlerinin Türk Telekoma uygulanıp uygulanmayacağı yönünde tereddüt bulunduğundan konu belirgin hale getirilmiştir. Ayrıca, savaş, sıkıyönetim, olağanüstü hâl ve seferberlik durumlarında telekomünikasyon hizmetlerinin yürütülmesine ilişkin olarak 697 sayılı Ulaştırma ve Haberleşme Hizmetlerinin Olağanüstü Hallerde ve Savaşta Ne Suretle Yürütüleceğine Dair Kanun ile millî güvenlik ve kamu düzeniyle ilgili diğer özel kanunların hükümlerinin saklı kalacağı hükme bağlanmıştır.
-
Değişikliğin gerekçesi
– Bu madde ile 406 sayılı Kanunun birinci faslının “İnhisar” başlığı “Temel İlkeler, Esaslar ve Tanımlar” olarak değiştirilmektedir. Yapılan bu değişiklikle, bu fasılda yer alan temel ilke ve esasların, Türk Telekom’un her türlü telekomünikasyon hizmetini yürütmeye yetkili olduğu ve tabi olduğu hukukî rejimin özel hukuk olduğu vurgulanmakta ve kanunda geçen bazı teknik veya hukukî terimlerin tanımı verilerek açıklık ve anlaşılırlık kazandırılmaktadır.
Bu madde ile 406 sayılı Kanunun 4000 sayılı Kanunla değişik 1 inci maddesinin üçüncü fıkrası kaldırılmakta ve Türk Telekom 233 sayılı KHKkapsamı dışına çıkartılmaktadır.
Bu maddeye eklenen ilk fıkra ile, tüm telekomünikasyon hizmetlerinin bu Kanuna tabi olduğu belirtilerek 406 sayılı Kanunun kapsamı açıklığa kavuşturulmaktadır.
Bu maddeye eklenen ikinci fıkra ile, Türk Telekom’a telekomünikasyon hizmetlerini sunma yetkisi genel olarak verilirken, söz konusu yetkinin ve bunun sonucu olan hak ve yükümlülüklerin bir görev sözleşmesi ile düzenlenmesi öngörülmektedir. Telekomünikasyon hizmetlerinin kamu açısından önemine ve vazgeçilmezliğine binaen ve uluslararası mevzuat ve kurumlarda benimsenen çözüm uyarınca, Türk Telekom’a evrensel hizmet niteliğindeki “asgarî hizmetleri” yerine getirmesi yükümlülüğü de açık bir şekilde yüklenmiştir.
Mobil telefon hizmetlerine ilişkin olarak Türk Telekom’un, mevcut mobil telefon işletmeleri de dikkate alınarak, ayrı bir görev sözleşmesi imzalaması öngörülmüştür.
Üçüncü fıkrada ise, Türk Telekom’un statüsü, sistemine tam olarak uymadığı 233 sayılı KHK kapsamından çıkartılarak açıklığa kavuşturulmuştur. Her türlü tereddüdü önlemek için, KİT’lere uygulanan mevzuat kapsamından da çıkarılmıştır. Anayasa’nın 165 inci maddesinin emri olan Meclis denetimine tabi olma durumu, Türk Telekom sermayesinin yarıdan fazlası Devlete ait bir ortaklık olmaya devam edeceğinden, tereddüde mahal vermemek amacıyla açıkça belirtilmiştir. Tanımlardan önceki son fıkrada ise, personelinin statüsünün, genel iş ve sosyal sigortalar mevzuatına atıf yapılmak suretiyle açıklığa kavuşturulması ve personelin değişik statülerde istihdam edilmesinin yarattığı dengesizliklerin ve karışıklıkların giderilmesi sağlanmıştır. Bu suretle Türk Telekom’un yetişmiş uzman personelini kaybetmesinin önüne geçilmiş olacaktır. Hemen belirtmek gerekir ki, personelin mevcut hakları yeni eklenen Ek Madde 22 ve Geçici Madde 10 ile saklı tutulmuş ve mevcut personelin herhangi bir hak kaybına uğraması engellenmiştir.
Tanımlar kısmında, kanunda kullanılan bazı terimlerin tanımları verilmek suretiyle açıklık sağlanmıştır. Bu tanımlar hazırlanırken, özellikle ITU tanımları, Avrupa Birliği mevzuatında yer alan tanımlar ve telekomünikasyon sektöründe önde gelen çeşitli ülke mevzuatları gözden geçirilmiş ve hem teknik açıdan doğru hem de uluslararası uygulamalarda ve Türkiye’nin de taraf olduğu ITU gibi uluslararası kuruluşlarda kabul gören tanımlara öncelikle yer verilmiştir.
Tanım maddesi, ayrıca, uluslararası terminolojide yerleşmiş olmalarına rağmen tam Türkçe karşılığı olmayan terimleri açık bir şekilde ifade etmek ve tam olarak neyin kasdedildiğini belirtmek açısından da önem taşımaktadır. “Public Switched Telephone Network” terimi, “ana telekomünikasyon şebekesi” olarak tanımlanmakta ve Türkiye’de mevcut telefon sistemleri şebekesi anlamında kullanılmakta ve bu hususun altı açık tanımla da çizilmeye çalışılmaktadır. Katma değerli telekomünikasyon hizmetleri için de gerçek anlamını ifade eden yeni bir tanım getirilmiş, böylelikle hem Ek Madde 18’de yapılmış olan ancak aslında ana hizmetleri belirten tanım düzeltilmekte, hem ileride doğabilecek bir kavram karmaşası engellenmekte hem de uluslararası kuruluşlar, uluslarüstü kuruluşlar ve ileri gelen ülkelerde yerleşmiş gerçek anlam mevzuatımıza kazandırılmaktadır.
Böylece, hem Türk telekomünikasyon sektörünün gelişmesi, liberalleşmesi ve bunun uzantısı olarak çokuluslu şirketlerin sektöre girmesi halinde doğabilecek tanım problemi aşılmakta, aynı zamanda katma değerli hizmetler ile Türk Telekom’un tekeline tabi olan ses iletimini içeren telefon hizmetlerinin birbirinden farklı kavramlar olduğu vurgulanmaktadır.
-
Değişikliğin gerekçesi
– Bu madde ile 406 sayılı Kanunun birinci faslının “İnhisar” başlığı “Temel İlkeler, Esaslar ve Tanımlar” olarak değiştirilmektedir. Yapılan bu değişiklikle, bu fasılda yer alan temel ilke ve esasların, Türk Telekom’un her türlü telekomünikasyon hizmetini yürütmeye yetkili olduğu ve tabi olduğu hukukî rejimin özel hukuk olduğu vurgulanmakta ve kanunda geçen bazı teknik veya hukukî terimlerin tanımı verilerek açıklık ve anlaşılırlık kazandırılmaktadır.
Bu madde ile 406 sayılı Kanunun 4000 sayılı Kanunla değişik 1 inci maddesinin üçüncü fıkrası kaldırılmakta ve Türk Telekom 233 sayılı KHKkapsamı dışına çıkartılmaktadır.
Bu maddeye eklenen ilk fıkra ile, tüm telekomünikasyon hizmetlerinin bu Kanuna tabi olduğu belirtilerek 406 sayılı Kanunun kapsamı açıklığa kavuşturulmaktadır.
Bu maddeye eklenen ikinci fıkra ile, Türk Telekom’a telekomünikasyon hizmetlerini sunma yetkisi genel olarak verilirken, söz konusu yetkinin ve bunun sonucu olan hak ve yükümlülüklerin bir görev sözleşmesi ile düzenlenmesi öngörülmektedir. Telekomünikasyon hizmetlerinin kamu açısından önemine ve vazgeçilmezliğine binaen ve uluslararası mevzuat ve kurumlarda benimsenen çözüm uyarınca, Türk Telekom’a evrensel hizmet niteliğindeki “asgarî hizmetleri” yerine getirmesi yükümlülüğü de açık bir şekilde yüklenmiştir.
Mobil telefon hizmetlerine ilişkin olarak Türk Telekom’un, mevcut mobil telefon işletmeleri de dikkate alınarak, ayrı bir görev sözleşmesi imzalaması öngörülmüştür.
Üçüncü fıkrada ise, Türk Telekom’un statüsü, sistemine tam olarak uymadığı 233 sayılı KHK kapsamından çıkartılarak açıklığa kavuşturulmuştur. Her türlü tereddüdü önlemek için, KİT’lere uygulanan mevzuat kapsamından da çıkarılmıştır. Anayasa’nın 165 inci maddesinin emri olan Meclis denetimine tabi olma durumu, Türk Telekom sermayesinin yarıdan fazlası Devlete ait bir ortaklık olmaya devam edeceğinden, tereddüde mahal vermemek amacıyla açıkça belirtilmiştir. Tanımlardan önceki son fıkrada ise, personelinin statüsünün, genel iş ve sosyal sigortalar mevzuatına atıf yapılmak suretiyle açıklığa kavuşturulması ve personelin değişik statülerde istihdam edilmesinin yarattığı dengesizliklerin ve karışıklıkların giderilmesi sağlanmıştır. Bu suretle Türk Telekom’un yetişmiş uzman personelini kaybetmesinin önüne geçilmiş olacaktır. Hemen belirtmek gerekir ki, personelin mevcut hakları yeni eklenen Ek Madde 22 ve Geçici Madde 10 ile saklı tutulmuş ve mevcut personelin herhangi bir hak kaybına uğraması engellenmiştir.
Tanımlar kısmında, kanunda kullanılan bazı terimlerin tanımları verilmek suretiyle açıklık sağlanmıştır. Bu tanımlar hazırlanırken, özellikle ITU tanımları, Avrupa Birliği mevzuatında yer alan tanımlar ve telekomünikasyon sektöründe önde gelen çeşitli ülke mevzuatları gözden geçirilmiş ve hem teknik açıdan doğru hem de uluslararası uygulamalarda ve Türkiye’nin de taraf olduğu ITU gibi uluslararası kuruluşlarda kabul gören tanımlara öncelikle yer verilmiştir.
Tanım maddesi, ayrıca, uluslararası terminolojide yerleşmiş olmalarına rağmen tam Türkçe karşılığı olmayan terimleri açık bir şekilde ifade etmek ve tam olarak neyin kasdedildiğini belirtmek açısından da önem taşımaktadır. “Public Switched Telephone Network” terimi, “ana telekomünikasyon şebekesi” olarak tanımlanmakta ve Türkiye’de mevcut telefon sistemleri şebekesi anlamında kullanılmakta ve bu hususun altı açık tanımla da çizilmeye çalışılmaktadır. Katma değerli telekomünikasyon hizmetleri için de gerçek anlamını ifade eden yeni bir tanım getirilmiş, böylelikle hem Ek Madde 18’de yapılmış olan ancak aslında ana hizmetleri belirten tanım düzeltilmekte, hem ileride doğabilecek bir kavram karmaşası engellenmekte hem de uluslararası kuruluşlar, uluslarüstü kuruluşlar ve ileri gelen ülkelerde yerleşmiş gerçek anlam mevzuatımıza kazandırılmaktadır.
Böylece, hem Türk telekomünikasyon sektörünün gelişmesi, liberalleşmesi ve bunun uzantısı olarak çokuluslu şirketlerin sektöre girmesi halinde doğabilecek tanım problemi aşılmakta, aynı zamanda katma değerli hizmetler ile Türk Telekom’un tekeline tabi olan ses iletimini içeren telefon hizmetlerinin birbirinden farklı kavramlar olduğu vurgulanmaktadır.
-
Değişikliğin gerekçesi
– Bu madde ile 406 sayılı Kanunun birinci faslının “İnhisar” başlığı “Temel İlkeler, Esaslar ve Tanımlar” olarak değiştirilmektedir. Yapılan bu değişiklikle, bu fasılda yer alan temel ilke ve esasların, Türk Telekom’un her türlü telekomünikasyon hizmetini yürütmeye yetkili olduğu ve tabi olduğu hukukî rejimin özel hukuk olduğu vurgulanmakta ve kanunda geçen bazı teknik veya hukukî terimlerin tanımı verilerek açıklık ve anlaşılırlık kazandırılmaktadır.
Bu madde ile 406 sayılı Kanunun 4000 sayılı Kanunla değişik 1 inci maddesinin üçüncü fıkrası kaldırılmakta ve Türk Telekom 233 sayılı KHKkapsamı dışına çıkartılmaktadır.
Bu maddeye eklenen ilk fıkra ile, tüm telekomünikasyon hizmetlerinin bu Kanuna tabi olduğu belirtilerek 406 sayılı Kanunun kapsamı açıklığa kavuşturulmaktadır.
Bu maddeye eklenen ikinci fıkra ile, Türk Telekom’a telekomünikasyon hizmetlerini sunma yetkisi genel olarak verilirken, söz konusu yetkinin ve bunun sonucu olan hak ve yükümlülüklerin bir görev sözleşmesi ile düzenlenmesi öngörülmektedir. Telekomünikasyon hizmetlerinin kamu açısından önemine ve vazgeçilmezliğine binaen ve uluslararası mevzuat ve kurumlarda benimsenen çözüm uyarınca, Türk Telekom’a evrensel hizmet niteliğindeki “asgarî hizmetleri” yerine getirmesi yükümlülüğü de açık bir şekilde yüklenmiştir.
Mobil telefon hizmetlerine ilişkin olarak Türk Telekom’un, mevcut mobil telefon işletmeleri de dikkate alınarak, ayrı bir görev sözleşmesi imzalaması öngörülmüştür.
Üçüncü fıkrada ise, Türk Telekom’un statüsü, sistemine tam olarak uymadığı 233 sayılı KHK kapsamından çıkartılarak açıklığa kavuşturulmuştur. Her türlü tereddüdü önlemek için, KİT’lere uygulanan mevzuat kapsamından da çıkarılmıştır. Anayasa’nın 165 inci maddesinin emri olan Meclis denetimine tabi olma durumu, Türk Telekom sermayesinin yarıdan fazlası Devlete ait bir ortaklık olmaya devam edeceğinden, tereddüde mahal vermemek amacıyla açıkça belirtilmiştir. Tanımlardan önceki son fıkrada ise, personelinin statüsünün, genel iş ve sosyal sigortalar mevzuatına atıf yapılmak suretiyle açıklığa kavuşturulması ve personelin değişik statülerde istihdam edilmesinin yarattığı dengesizliklerin ve karışıklıkların giderilmesi sağlanmıştır. Bu suretle Türk Telekom’un yetişmiş uzman personelini kaybetmesinin önüne geçilmiş olacaktır. Hemen belirtmek gerekir ki, personelin mevcut hakları yeni eklenen Ek Madde 22 ve Geçici Madde 10 ile saklı tutulmuş ve mevcut personelin herhangi bir hak kaybına uğraması engellenmiştir.
Tanımlar kısmında, kanunda kullanılan bazı terimlerin tanımları verilmek suretiyle açıklık sağlanmıştır. Bu tanımlar hazırlanırken, özellikle ITU tanımları, Avrupa Birliği mevzuatında yer alan tanımlar ve telekomünikasyon sektöründe önde gelen çeşitli ülke mevzuatları gözden geçirilmiş ve hem teknik açıdan doğru hem de uluslararası uygulamalarda ve Türkiye’nin de taraf olduğu ITU gibi uluslararası kuruluşlarda kabul gören tanımlara öncelikle yer verilmiştir.
Tanım maddesi, ayrıca, uluslararası terminolojide yerleşmiş olmalarına rağmen tam Türkçe karşılığı olmayan terimleri açık bir şekilde ifade etmek ve tam olarak neyin kasdedildiğini belirtmek açısından da önem taşımaktadır. “Public Switched Telephone Network” terimi, “ana telekomünikasyon şebekesi” olarak tanımlanmakta ve Türkiye’de mevcut telefon sistemleri şebekesi anlamında kullanılmakta ve bu hususun altı açık tanımla da çizilmeye çalışılmaktadır. Katma değerli telekomünikasyon hizmetleri için de gerçek anlamını ifade eden yeni bir tanım getirilmiş, böylelikle hem Ek Madde 18’de yapılmış olan ancak aslında ana hizmetleri belirten tanım düzeltilmekte, hem ileride doğabilecek bir kavram karmaşası engellenmekte hem de uluslararası kuruluşlar, uluslarüstü kuruluşlar ve ileri gelen ülkelerde yerleşmiş gerçek anlam mevzuatımıza kazandırılmaktadır.
Böylece, hem Türk telekomünikasyon sektörünün gelişmesi, liberalleşmesi ve bunun uzantısı olarak çokuluslu şirketlerin sektöre girmesi halinde doğabilecek tanım problemi aşılmakta, aynı zamanda katma değerli hizmetler ile Türk Telekom’un tekeline tabi olan ses iletimini içeren telefon hizmetlerinin birbirinden farklı kavramlar olduğu vurgulanmaktadır.
-
Değişikliğin gerekçesi
– Bu madde ile 406 sayılı Kanunun birinci faslının “İnhisar” başlığı “Temel İlkeler, Esaslar ve Tanımlar” olarak değiştirilmektedir. Yapılan bu değişiklikle, bu fasılda yer alan temel ilke ve esasların, Türk Telekom’un her türlü telekomünikasyon hizmetini yürütmeye yetkili olduğu ve tabi olduğu hukukî rejimin özel hukuk olduğu vurgulanmakta ve kanunda geçen bazı teknik veya hukukî terimlerin tanımı verilerek açıklık ve anlaşılırlık kazandırılmaktadır.
Bu madde ile 406 sayılı Kanunun 4000 sayılı Kanunla değişik 1 inci maddesinin üçüncü fıkrası kaldırılmakta ve Türk Telekom 233 sayılı KHKkapsamı dışına çıkartılmaktadır.
Bu maddeye eklenen ilk fıkra ile, tüm telekomünikasyon hizmetlerinin bu Kanuna tabi olduğu belirtilerek 406 sayılı Kanunun kapsamı açıklığa kavuşturulmaktadır.
Bu maddeye eklenen ikinci fıkra ile, Türk Telekom’a telekomünikasyon hizmetlerini sunma yetkisi genel olarak verilirken, söz konusu yetkinin ve bunun sonucu olan hak ve yükümlülüklerin bir görev sözleşmesi ile düzenlenmesi öngörülmektedir. Telekomünikasyon hizmetlerinin kamu açısından önemine ve vazgeçilmezliğine binaen ve uluslararası mevzuat ve kurumlarda benimsenen çözüm uyarınca, Türk Telekom’a evrensel hizmet niteliğindeki “asgarî hizmetleri” yerine getirmesi yükümlülüğü de açık bir şekilde yüklenmiştir.
Mobil telefon hizmetlerine ilişkin olarak Türk Telekom’un, mevcut mobil telefon işletmeleri de dikkate alınarak, ayrı bir görev sözleşmesi imzalaması öngörülmüştür.
Üçüncü fıkrada ise, Türk Telekom’un statüsü, sistemine tam olarak uymadığı 233 sayılı KHK kapsamından çıkartılarak açıklığa kavuşturulmuştur. Her türlü tereddüdü önlemek için, KİT’lere uygulanan mevzuat kapsamından da çıkarılmıştır. Anayasa’nın 165 inci maddesinin emri olan Meclis denetimine tabi olma durumu, Türk Telekom sermayesinin yarıdan fazlası Devlete ait bir ortaklık olmaya devam edeceğinden, tereddüde mahal vermemek amacıyla açıkça belirtilmiştir. Tanımlardan önceki son fıkrada ise, personelinin statüsünün, genel iş ve sosyal sigortalar mevzuatına atıf yapılmak suretiyle açıklığa kavuşturulması ve personelin değişik statülerde istihdam edilmesinin yarattığı dengesizliklerin ve karışıklıkların giderilmesi sağlanmıştır. Bu suretle Türk Telekom’un yetişmiş uzman personelini kaybetmesinin önüne geçilmiş olacaktır. Hemen belirtmek gerekir ki, personelin mevcut hakları yeni eklenen Ek Madde 22 ve Geçici Madde 10 ile saklı tutulmuş ve mevcut personelin herhangi bir hak kaybına uğraması engellenmiştir.
Tanımlar kısmında, kanunda kullanılan bazı terimlerin tanımları verilmek suretiyle açıklık sağlanmıştır. Bu tanımlar hazırlanırken, özellikle ITU tanımları, Avrupa Birliği mevzuatında yer alan tanımlar ve telekomünikasyon sektöründe önde gelen çeşitli ülke mevzuatları gözden geçirilmiş ve hem teknik açıdan doğru hem de uluslararası uygulamalarda ve Türkiye’nin de taraf olduğu ITU gibi uluslararası kuruluşlarda kabul gören tanımlara öncelikle yer verilmiştir.
Tanım maddesi, ayrıca, uluslararası terminolojide yerleşmiş olmalarına rağmen tam Türkçe karşılığı olmayan terimleri açık bir şekilde ifade etmek ve tam olarak neyin kasdedildiğini belirtmek açısından da önem taşımaktadır. “Public Switched Telephone Network” terimi, “ana telekomünikasyon şebekesi” olarak tanımlanmakta ve Türkiye’de mevcut telefon sistemleri şebekesi anlamında kullanılmakta ve bu hususun altı açık tanımla da çizilmeye çalışılmaktadır. Katma değerli telekomünikasyon hizmetleri için de gerçek anlamını ifade eden yeni bir tanım getirilmiş, böylelikle hem Ek Madde 18’de yapılmış olan ancak aslında ana hizmetleri belirten tanım düzeltilmekte, hem ileride doğabilecek bir kavram karmaşası engellenmekte hem de uluslararası kuruluşlar, uluslarüstü kuruluşlar ve ileri gelen ülkelerde yerleşmiş gerçek anlam mevzuatımıza kazandırılmaktadır.
Böylece, hem Türk telekomünikasyon sektörünün gelişmesi, liberalleşmesi ve bunun uzantısı olarak çokuluslu şirketlerin sektöre girmesi halinde doğabilecek tanım problemi aşılmakta, aynı zamanda katma değerli hizmetler ile Türk Telekom’un tekeline tabi olan ses iletimini içeren telefon hizmetlerinin birbirinden farklı kavramlar olduğu vurgulanmaktadır.
-
Değişikliğin gerekçesi
– Bu madde ile 406 sayılı Kanunun birinci faslının “İnhisar” başlığı “Temel İlkeler, Esaslar ve Tanımlar” olarak değiştirilmektedir. Yapılan bu değişiklikle, bu fasılda yer alan temel ilke ve esasların, Türk Telekom’un her türlü telekomünikasyon hizmetini yürütmeye yetkili olduğu ve tabi olduğu hukukî rejimin özel hukuk olduğu vurgulanmakta ve kanunda geçen bazı teknik veya hukukî terimlerin tanımı verilerek açıklık ve anlaşılırlık kazandırılmaktadır.
Bu madde ile 406 sayılı Kanunun 4000 sayılı Kanunla değişik 1 inci maddesinin üçüncü fıkrası kaldırılmakta ve Türk Telekom 233 sayılı KHKkapsamı dışına çıkartılmaktadır.
Bu maddeye eklenen ilk fıkra ile, tüm telekomünikasyon hizmetlerinin bu Kanuna tabi olduğu belirtilerek 406 sayılı Kanunun kapsamı açıklığa kavuşturulmaktadır.
Bu maddeye eklenen ikinci fıkra ile, Türk Telekom’a telekomünikasyon hizmetlerini sunma yetkisi genel olarak verilirken, söz konusu yetkinin ve bunun sonucu olan hak ve yükümlülüklerin bir görev sözleşmesi ile düzenlenmesi öngörülmektedir. Telekomünikasyon hizmetlerinin kamu açısından önemine ve vazgeçilmezliğine binaen ve uluslararası mevzuat ve kurumlarda benimsenen çözüm uyarınca, Türk Telekom’a evrensel hizmet niteliğindeki “asgarî hizmetleri” yerine getirmesi yükümlülüğü de açık bir şekilde yüklenmiştir.
Mobil telefon hizmetlerine ilişkin olarak Türk Telekom’un, mevcut mobil telefon işletmeleri de dikkate alınarak, ayrı bir görev sözleşmesi imzalaması öngörülmüştür.
Üçüncü fıkrada ise, Türk Telekom’un statüsü, sistemine tam olarak uymadığı 233 sayılı KHK kapsamından çıkartılarak açıklığa kavuşturulmuştur. Her türlü tereddüdü önlemek için, KİT’lere uygulanan mevzuat kapsamından da çıkarılmıştır. Anayasa’nın 165 inci maddesinin emri olan Meclis denetimine tabi olma durumu, Türk Telekom sermayesinin yarıdan fazlası Devlete ait bir ortaklık olmaya devam edeceğinden, tereddüde mahal vermemek amacıyla açıkça belirtilmiştir. Tanımlardan önceki son fıkrada ise, personelinin statüsünün, genel iş ve sosyal sigortalar mevzuatına atıf yapılmak suretiyle açıklığa kavuşturulması ve personelin değişik statülerde istihdam edilmesinin yarattığı dengesizliklerin ve karışıklıkların giderilmesi sağlanmıştır. Bu suretle Türk Telekom’un yetişmiş uzman personelini kaybetmesinin önüne geçilmiş olacaktır. Hemen belirtmek gerekir ki, personelin mevcut hakları yeni eklenen Ek Madde 22 ve Geçici Madde 10 ile saklı tutulmuş ve mevcut personelin herhangi bir hak kaybına uğraması engellenmiştir.
Tanımlar kısmında, kanunda kullanılan bazı terimlerin tanımları verilmek suretiyle açıklık sağlanmıştır. Bu tanımlar hazırlanırken, özellikle ITU tanımları, Avrupa Birliği mevzuatında yer alan tanımlar ve telekomünikasyon sektöründe önde gelen çeşitli ülke mevzuatları gözden geçirilmiş ve hem teknik açıdan doğru hem de uluslararası uygulamalarda ve Türkiye’nin de taraf olduğu ITU gibi uluslararası kuruluşlarda kabul gören tanımlara öncelikle yer verilmiştir.
Tanım maddesi, ayrıca, uluslararası terminolojide yerleşmiş olmalarına rağmen tam Türkçe karşılığı olmayan terimleri açık bir şekilde ifade etmek ve tam olarak neyin kasdedildiğini belirtmek açısından da önem taşımaktadır. “Public Switched Telephone Network” terimi, “ana telekomünikasyon şebekesi” olarak tanımlanmakta ve Türkiye’de mevcut telefon sistemleri şebekesi anlamında kullanılmakta ve bu hususun altı açık tanımla da çizilmeye çalışılmaktadır. Katma değerli telekomünikasyon hizmetleri için de gerçek anlamını ifade eden yeni bir tanım getirilmiş, böylelikle hem Ek Madde 18’de yapılmış olan ancak aslında ana hizmetleri belirten tanım düzeltilmekte, hem ileride doğabilecek bir kavram karmaşası engellenmekte hem de uluslararası kuruluşlar, uluslarüstü kuruluşlar ve ileri gelen ülkelerde yerleşmiş gerçek anlam mevzuatımıza kazandırılmaktadır.
Böylece, hem Türk telekomünikasyon sektörünün gelişmesi, liberalleşmesi ve bunun uzantısı olarak çokuluslu şirketlerin sektöre girmesi halinde doğabilecek tanım problemi aşılmakta, aynı zamanda katma değerli hizmetler ile Türk Telekom’un tekeline tabi olan ses iletimini içeren telefon hizmetlerinin birbirinden farklı kavramlar olduğu vurgulanmaktadır.
-
Değişikliğin gerekçesi
– Bu madde ile 406 sayılı Kanunun birinci faslının “İnhisar” başlığı “Temel İlkeler, Esaslar ve Tanımlar” olarak değiştirilmektedir. Yapılan bu değişiklikle, bu fasılda yer alan temel ilke ve esasların, Türk Telekom’un her türlü telekomünikasyon hizmetini yürütmeye yetkili olduğu ve tabi olduğu hukukî rejimin özel hukuk olduğu vurgulanmakta ve kanunda geçen bazı teknik veya hukukî terimlerin tanımı verilerek açıklık ve anlaşılırlık kazandırılmaktadır.
Bu madde ile 406 sayılı Kanunun 4000 sayılı Kanunla değişik 1 inci maddesinin üçüncü fıkrası kaldırılmakta ve Türk Telekom 233 sayılı KHKkapsamı dışına çıkartılmaktadır.
Bu maddeye eklenen ilk fıkra ile, tüm telekomünikasyon hizmetlerinin bu Kanuna tabi olduğu belirtilerek 406 sayılı Kanunun kapsamı açıklığa kavuşturulmaktadır.
Bu maddeye eklenen ikinci fıkra ile, Türk Telekom’a telekomünikasyon hizmetlerini sunma yetkisi genel olarak verilirken, söz konusu yetkinin ve bunun sonucu olan hak ve yükümlülüklerin bir görev sözleşmesi ile düzenlenmesi öngörülmektedir. Telekomünikasyon hizmetlerinin kamu açısından önemine ve vazgeçilmezliğine binaen ve uluslararası mevzuat ve kurumlarda benimsenen çözüm uyarınca, Türk Telekom’a evrensel hizmet niteliğindeki “asgarî hizmetleri” yerine getirmesi yükümlülüğü de açık bir şekilde yüklenmiştir.
Mobil telefon hizmetlerine ilişkin olarak Türk Telekom’un, mevcut mobil telefon işletmeleri de dikkate alınarak, ayrı bir görev sözleşmesi imzalaması öngörülmüştür.
Üçüncü fıkrada ise, Türk Telekom’un statüsü, sistemine tam olarak uymadığı 233 sayılı KHK kapsamından çıkartılarak açıklığa kavuşturulmuştur. Her türlü tereddüdü önlemek için, KİT’lere uygulanan mevzuat kapsamından da çıkarılmıştır. Anayasa’nın 165 inci maddesinin emri olan Meclis denetimine tabi olma durumu, Türk Telekom sermayesinin yarıdan fazlası Devlete ait bir ortaklık olmaya devam edeceğinden, tereddüde mahal vermemek amacıyla açıkça belirtilmiştir. Tanımlardan önceki son fıkrada ise, personelinin statüsünün, genel iş ve sosyal sigortalar mevzuatına atıf yapılmak suretiyle açıklığa kavuşturulması ve personelin değişik statülerde istihdam edilmesinin yarattığı dengesizliklerin ve karışıklıkların giderilmesi sağlanmıştır. Bu suretle Türk Telekom’un yetişmiş uzman personelini kaybetmesinin önüne geçilmiş olacaktır. Hemen belirtmek gerekir ki, personelin mevcut hakları yeni eklenen Ek Madde 22 ve Geçici Madde 10 ile saklı tutulmuş ve mevcut personelin herhangi bir hak kaybına uğraması engellenmiştir.
Tanımlar kısmında, kanunda kullanılan bazı terimlerin tanımları verilmek suretiyle açıklık sağlanmıştır. Bu tanımlar hazırlanırken, özellikle ITU tanımları, Avrupa Birliği mevzuatında yer alan tanımlar ve telekomünikasyon sektöründe önde gelen çeşitli ülke mevzuatları gözden geçirilmiş ve hem teknik açıdan doğru hem de uluslararası uygulamalarda ve Türkiye’nin de taraf olduğu ITU gibi uluslararası kuruluşlarda kabul gören tanımlara öncelikle yer verilmiştir.
Tanım maddesi, ayrıca, uluslararası terminolojide yerleşmiş olmalarına rağmen tam Türkçe karşılığı olmayan terimleri açık bir şekilde ifade etmek ve tam olarak neyin kasdedildiğini belirtmek açısından da önem taşımaktadır. “Public Switched Telephone Network” terimi, “ana telekomünikasyon şebekesi” olarak tanımlanmakta ve Türkiye’de mevcut telefon sistemleri şebekesi anlamında kullanılmakta ve bu hususun altı açık tanımla da çizilmeye çalışılmaktadır. Katma değerli telekomünikasyon hizmetleri için de gerçek anlamını ifade eden yeni bir tanım getirilmiş, böylelikle hem Ek Madde 18’de yapılmış olan ancak aslında ana hizmetleri belirten tanım düzeltilmekte, hem ileride doğabilecek bir kavram karmaşası engellenmekte hem de uluslararası kuruluşlar, uluslarüstü kuruluşlar ve ileri gelen ülkelerde yerleşmiş gerçek anlam mevzuatımıza kazandırılmaktadır.
Böylece, hem Türk telekomünikasyon sektörünün gelişmesi, liberalleşmesi ve bunun uzantısı olarak çokuluslu şirketlerin sektöre girmesi halinde doğabilecek tanım problemi aşılmakta, aynı zamanda katma değerli hizmetler ile Türk Telekom’un tekeline tabi olan ses iletimini içeren telefon hizmetlerinin birbirinden farklı kavramlar olduğu vurgulanmaktadır.
-
Değişikliğin gerekçesi
– Bu madde ile 406 sayılı Kanunun birinci faslının “İnhisar” başlığı “Temel İlkeler, Esaslar ve Tanımlar” olarak değiştirilmektedir. Yapılan bu değişiklikle, bu fasılda yer alan temel ilke ve esasların, Türk Telekom’un her türlü telekomünikasyon hizmetini yürütmeye yetkili olduğu ve tabi olduğu hukukî rejimin özel hukuk olduğu vurgulanmakta ve kanunda geçen bazı teknik veya hukukî terimlerin tanımı verilerek açıklık ve anlaşılırlık kazandırılmaktadır.
Bu madde ile 406 sayılı Kanunun 4000 sayılı Kanunla değişik 1 inci maddesinin üçüncü fıkrası kaldırılmakta ve Türk Telekom 233 sayılı KHKkapsamı dışına çıkartılmaktadır.
Bu maddeye eklenen ilk fıkra ile, tüm telekomünikasyon hizmetlerinin bu Kanuna tabi olduğu belirtilerek 406 sayılı Kanunun kapsamı açıklığa kavuşturulmaktadır.
Bu maddeye eklenen ikinci fıkra ile, Türk Telekom’a telekomünikasyon hizmetlerini sunma yetkisi genel olarak verilirken, söz konusu yetkinin ve bunun sonucu olan hak ve yükümlülüklerin bir görev sözleşmesi ile düzenlenmesi öngörülmektedir. Telekomünikasyon hizmetlerinin kamu açısından önemine ve vazgeçilmezliğine binaen ve uluslararası mevzuat ve kurumlarda benimsenen çözüm uyarınca, Türk Telekom’a evrensel hizmet niteliğindeki “asgarî hizmetleri” yerine getirmesi yükümlülüğü de açık bir şekilde yüklenmiştir.
Mobil telefon hizmetlerine ilişkin olarak Türk Telekom’un, mevcut mobil telefon işletmeleri de dikkate alınarak, ayrı bir görev sözleşmesi imzalaması öngörülmüştür.
Üçüncü fıkrada ise, Türk Telekom’un statüsü, sistemine tam olarak uymadığı 233 sayılı KHK kapsamından çıkartılarak açıklığa kavuşturulmuştur. Her türlü tereddüdü önlemek için, KİT’lere uygulanan mevzuat kapsamından da çıkarılmıştır. Anayasa’nın 165 inci maddesinin emri olan Meclis denetimine tabi olma durumu, Türk Telekom sermayesinin yarıdan fazlası Devlete ait bir ortaklık olmaya devam edeceğinden, tereddüde mahal vermemek amacıyla açıkça belirtilmiştir. Tanımlardan önceki son fıkrada ise, personelinin statüsünün, genel iş ve sosyal sigortalar mevzuatına atıf yapılmak suretiyle açıklığa kavuşturulması ve personelin değişik statülerde istihdam edilmesinin yarattığı dengesizliklerin ve karışıklıkların giderilmesi sağlanmıştır. Bu suretle Türk Telekom’un yetişmiş uzman personelini kaybetmesinin önüne geçilmiş olacaktır. Hemen belirtmek gerekir ki, personelin mevcut hakları yeni eklenen Ek Madde 22 ve Geçici Madde 10 ile saklı tutulmuş ve mevcut personelin herhangi bir hak kaybına uğraması engellenmiştir.
Tanımlar kısmında, kanunda kullanılan bazı terimlerin tanımları verilmek suretiyle açıklık sağlanmıştır. Bu tanımlar hazırlanırken, özellikle ITU tanımları, Avrupa Birliği mevzuatında yer alan tanımlar ve telekomünikasyon sektöründe önde gelen çeşitli ülke mevzuatları gözden geçirilmiş ve hem teknik açıdan doğru hem de uluslararası uygulamalarda ve Türkiye’nin de taraf olduğu ITU gibi uluslararası kuruluşlarda kabul gören tanımlara öncelikle yer verilmiştir.
Tanım maddesi, ayrıca, uluslararası terminolojide yerleşmiş olmalarına rağmen tam Türkçe karşılığı olmayan terimleri açık bir şekilde ifade etmek ve tam olarak neyin kasdedildiğini belirtmek açısından da önem taşımaktadır. “Public Switched Telephone Network” terimi, “ana telekomünikasyon şebekesi” olarak tanımlanmakta ve Türkiye’de mevcut telefon sistemleri şebekesi anlamında kullanılmakta ve bu hususun altı açık tanımla da çizilmeye çalışılmaktadır. Katma değerli telekomünikasyon hizmetleri için de gerçek anlamını ifade eden yeni bir tanım getirilmiş, böylelikle hem Ek Madde 18’de yapılmış olan ancak aslında ana hizmetleri belirten tanım düzeltilmekte, hem ileride doğabilecek bir kavram karmaşası engellenmekte hem de uluslararası kuruluşlar, uluslarüstü kuruluşlar ve ileri gelen ülkelerde yerleşmiş gerçek anlam mevzuatımıza kazandırılmaktadır.
Böylece, hem Türk telekomünikasyon sektörünün gelişmesi, liberalleşmesi ve bunun uzantısı olarak çokuluslu şirketlerin sektöre girmesi halinde doğabilecek tanım problemi aşılmakta, aynı zamanda katma değerli hizmetler ile Türk Telekom’un tekeline tabi olan ses iletimini içeren telefon hizmetlerinin birbirinden farklı kavramlar olduğu vurgulanmaktadır.
-
Değişikliğin gerekçesi
– Bu madde ile 406 sayılı Kanunun birinci faslının “İnhisar” başlığı “Temel İlkeler, Esaslar ve Tanımlar” olarak değiştirilmektedir. Yapılan bu değişiklikle, bu fasılda yer alan temel ilke ve esasların, Türk Telekom’un her türlü telekomünikasyon hizmetini yürütmeye yetkili olduğu ve tabi olduğu hukukî rejimin özel hukuk olduğu vurgulanmakta ve kanunda geçen bazı teknik veya hukukî terimlerin tanımı verilerek açıklık ve anlaşılırlık kazandırılmaktadır.
Bu madde ile 406 sayılı Kanunun 4000 sayılı Kanunla değişik 1 inci maddesinin üçüncü fıkrası kaldırılmakta ve Türk Telekom 233 sayılı KHKkapsamı dışına çıkartılmaktadır.
Bu maddeye eklenen ilk fıkra ile, tüm telekomünikasyon hizmetlerinin bu Kanuna tabi olduğu belirtilerek 406 sayılı Kanunun kapsamı açıklığa kavuşturulmaktadır.
Bu maddeye eklenen ikinci fıkra ile, Türk Telekom’a telekomünikasyon hizmetlerini sunma yetkisi genel olarak verilirken, söz konusu yetkinin ve bunun sonucu olan hak ve yükümlülüklerin bir görev sözleşmesi ile düzenlenmesi öngörülmektedir. Telekomünikasyon hizmetlerinin kamu açısından önemine ve vazgeçilmezliğine binaen ve uluslararası mevzuat ve kurumlarda benimsenen çözüm uyarınca, Türk Telekom’a evrensel hizmet niteliğindeki “asgarî hizmetleri” yerine getirmesi yükümlülüğü de açık bir şekilde yüklenmiştir.
Mobil telefon hizmetlerine ilişkin olarak Türk Telekom’un, mevcut mobil telefon işletmeleri de dikkate alınarak, ayrı bir görev sözleşmesi imzalaması öngörülmüştür.
Üçüncü fıkrada ise, Türk Telekom’un statüsü, sistemine tam olarak uymadığı 233 sayılı KHK kapsamından çıkartılarak açıklığa kavuşturulmuştur. Her türlü tereddüdü önlemek için, KİT’lere uygulanan mevzuat kapsamından da çıkarılmıştır. Anayasa’nın 165 inci maddesinin emri olan Meclis denetimine tabi olma durumu, Türk Telekom sermayesinin yarıdan fazlası Devlete ait bir ortaklık olmaya devam edeceğinden, tereddüde mahal vermemek amacıyla açıkça belirtilmiştir. Tanımlardan önceki son fıkrada ise, personelinin statüsünün, genel iş ve sosyal sigortalar mevzuatına atıf yapılmak suretiyle açıklığa kavuşturulması ve personelin değişik statülerde istihdam edilmesinin yarattığı dengesizliklerin ve karışıklıkların giderilmesi sağlanmıştır. Bu suretle Türk Telekom’un yetişmiş uzman personelini kaybetmesinin önüne geçilmiş olacaktır. Hemen belirtmek gerekir ki, personelin mevcut hakları yeni eklenen Ek Madde 22 ve Geçici Madde 10 ile saklı tutulmuş ve mevcut personelin herhangi bir hak kaybına uğraması engellenmiştir.
Tanımlar kısmında, kanunda kullanılan bazı terimlerin tanımları verilmek suretiyle açıklık sağlanmıştır. Bu tanımlar hazırlanırken, özellikle ITU tanımları, Avrupa Birliği mevzuatında yer alan tanımlar ve telekomünikasyon sektöründe önde gelen çeşitli ülke mevzuatları gözden geçirilmiş ve hem teknik açıdan doğru hem de uluslararası uygulamalarda ve Türkiye’nin de taraf olduğu ITU gibi uluslararası kuruluşlarda kabul gören tanımlara öncelikle yer verilmiştir.
Tanım maddesi, ayrıca, uluslararası terminolojide yerleşmiş olmalarına rağmen tam Türkçe karşılığı olmayan terimleri açık bir şekilde ifade etmek ve tam olarak neyin kasdedildiğini belirtmek açısından da önem taşımaktadır. “Public Switched Telephone Network” terimi, “ana telekomünikasyon şebekesi” olarak tanımlanmakta ve Türkiye’de mevcut telefon sistemleri şebekesi anlamında kullanılmakta ve bu hususun altı açık tanımla da çizilmeye çalışılmaktadır. Katma değerli telekomünikasyon hizmetleri için de gerçek anlamını ifade eden yeni bir tanım getirilmiş, böylelikle hem Ek Madde 18’de yapılmış olan ancak aslında ana hizmetleri belirten tanım düzeltilmekte, hem ileride doğabilecek bir kavram karmaşası engellenmekte hem de uluslararası kuruluşlar, uluslarüstü kuruluşlar ve ileri gelen ülkelerde yerleşmiş gerçek anlam mevzuatımıza kazandırılmaktadır.
Böylece, hem Türk telekomünikasyon sektörünün gelişmesi, liberalleşmesi ve bunun uzantısı olarak çokuluslu şirketlerin sektöre girmesi halinde doğabilecek tanım problemi aşılmakta, aynı zamanda katma değerli hizmetler ile Türk Telekom’un tekeline tabi olan ses iletimini içeren telefon hizmetlerinin birbirinden farklı kavramlar olduğu vurgulanmaktadır.