İçeriğe geç
Yürürlükte Temel kanun 5. hâli

Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun

Kanun numarası
5233
Kabul tarihi
17.07.2004
Resmî Gazete
27.07.2004 / 25535
Düstur
5. tertip, cilt 43
Son değişiklik
10.07.2025
Madde sayısı
26

Kaynak: TBMM 22. Dönem S. Sayısı 650 (Esas No: 1/793) · belgeyi aç · TBMM kaydı . Gerekçeler kanun tasarısı ya da teklifi üzerine yazılmıştır; komisyon ve Genel Kurul görüşmelerinde madde numaraları değişebilir. Her gerekçe, metni en çok benzeyen yürürlükteki maddeye bağlanmıştır.

Genel gerekçe

Anayasanın dayandığı temel görüş ve ilkeleri belirten ve Anayasa metnine dahil olan Başlangıç Kısmında "Topluca Türk vatandaşlarının millî gurur ve iftiharlarda, millî sevinç ve kederlerde, millî varlığa karşı hak ve ödevlerde, nimet ve külfetlerde ve millet hayatının her türlü tecellisinde ortak olduğu..." belirtilmiş; Cumhuriyetin niteliklerini gösteren Anayasanın 2 nci maddesinde ise Türkiye Cumhuriyetinin "toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı... sosyal bir hukuk devleti" olduğu vurgulanmıştır.

Kural olarak idarenin hukukî sorumluluğu kusur esasına dayanmaktadır. Sözü edilen kuralın istisnası olarak, idarenin önlemekle yükümlü olduğu halde önleyemediği bir takım zararların, nedensellik bağı ve kusur koşulu aranmadan karşılanması gerekmektedir. Objektif sorumluluk anlayışına dayalı sosyal risk adı verilen bu ilke, bilimsel ve yargısal içtihatlarla da kabul edilmiştir.

Temelde Devletin anayasal düzenini yıkmayı amaçlayan terör eylemlerinin zarar gören kişilere karşı kişisel husumetten ileri gelmediği bilinmektedir. Terör eylemlerine hedef olan kişiler kendi kusur ve fiilleri sonucu değil, toplumun bir bireyi olarak zarar görmektedirler. Devleti ve toplumu hedef alan fiillerden doğan zararın mağdur kişinin üzerinde bırakılması, hak ve nasafet kurallarıyla bağdaşmaz. Ortaya çıkan zararın paylaştırılması, toplumun diğer kesimleri ile zarara uğramış kişiler arasında fedakarlığın denkleştirilmesi, hakkaniyet ve sosyal hukuk devleti ilkelerinin bir gereğidir. Kişilere verilen zararlar, ister terör örgütlerinin eylemlerinden, ister terörle mücadele sırasında Devletçe alınan tedbirlerden kaynaklanmış olsun; bu zararların belirtilen ilkeler uyarınca karşılanması, Devlete olan güveni pekiştirecek; vatandaş-Devlet kaynaşmasını artıracak, terörle mücadeleye ve toplumsal barışa önemli katkıda bulunacaktır.

Terörle mücadelede Türk Silâhlı Kuvvetlerinin ve güvenlik güçlerinin kazandığı olağanüstü başarının sosyal ve ekonomik tedbirlerle desteklenmesi zorunluluğu toplumumuzun bütün kesimlerince kabul edilmektedir.

Öte yandan, Bakanlar Kurulunun 23.6.2003 tarihli ve 2003/5930 sayılı Kararıyla kabul edilip 24.7.2003 tarihli ve 25178 mükerrer sayılı Resmî Gazetede yayımlanan "Avrupa Birliği Müktesebatının Üstlenilmesine İlişkin Türkiye Ulusal Programının Uygulanması, Koordinasyonu ve İzlenmesine Dair Karar"ın "Yargının işlevselliği ve kapasitesinin artırılması suretiyle etkin bir yargı sisteminin tesis edilmesi" başlığı altındaki (24.14.1.1.) numaralı tablodaki 18 inci sırada "Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun Tasarısı"nın beklenen yürürlük tarihi 2004 yılı olarak belirlenmiştir.

Bu çerçevede yapılan çalışmalar sonunda, terör eylemlerinin ülkemizde yoğun olarak yaşandığı 19.7.1987 tarihi ile 30.11.2002 tarihi arasında, terör eylemleri veya terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle zarar gören kişilerin maddi zararlarının yargı yoluna gitmelerine gerek kalmadan, idarece en kısa süre içinde ve sulh yoluyla karşılanması, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine ancak bu yolla sonuç alamayanların başvurmaları, verilen tazminat miktarlarının haksız zenginleşme aracı olarak kullanılmasının önlenmesi amacıyla bu Tasarı hazırlanmıştır.

Madde gerekçeleri

Tasarı/teklif madde 1

→ yürürlükteki madde 1

- Bilindiği üzere, Anayasal düzenin ortadan kaldırılmasına yönelik terör eylemlerinin yoğunlaşması üzerine, terör eylemleriyle daha etkili mücadele amacıyla 19.7.1987 tarihinde yürürlüğe giren, 10.7.1987 tarihli ve 285 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile Olağanüstü Hal Bölge Valiliği kurulmuştur. Kanun Hükmünde Kararname kapsamındaki illerde olağanüstü hal uygulaması 30.11.2002 tarihine kadar sürdürülmüştür.

Madde ile, Kanunun amacının, 19.7.1987 tarihi ile 30.11.2002 tarihi arasında, olağanüstü hal ilan edilen illerde meydana gelen terör eylemleri veya terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle maddi zarara uğrayan kişilerin bu zararlarının karşılanmasına ilişkin esas ve usulleri düzenlemek olduğu belirtilmiştir.

Tasarı/teklif madde 2

→ yürürlükteki madde 2

- Madde ile Kanunun kapsamı belirlenmiştir.

Birinci fıkrada genel olarak terör eylemleri ile terör suçlarına ve terör amacı ile işlenen suçlara ilişkin somut fiiller 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun 1 inci, 3 üncü ve 4 üncü maddelerine yollama yapmak suretiyle gösterilerek, l inci maddedeki "terör eylemleri" deyimine açıklık getirilmiş; bu eylemler dışında da terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetlerden zarar görenlerin her türlü maddi zararlarının sulhen karşılanacağı belirtilerek zararı doğuran davranışlar ile zararlar arasında ilişki kurulmuştur. Zararların sulhen karşılanması yöntemi ile mağdurların yargı yoluna gitmelerine gerek kalmaksızın kısa sürede zararlarının giderilmesi amaçlanmıştır. Maddede geçen her türlü maddi zararlar kavramına cismani zararların da dahil olduğu aşikardır.

İkinci fıkrada Kanunun kapsamı dışında kalan zararlar bentler halinde açıklanmış; daha önce çeşitli mekanizmalar kullanılarak karşılanmış zararlar, kişilerin kendi kasıtları sonucunda oluşan zararlar ile terörle bağlantılı olmayan sebeplerden dolayı uğradıkları zararlar ve 3713 sayılı Kanunun 1 inci, 3 üncü ve 4 üncü maddelerinde yazılı suçlardan hüküm giyenlerin bu fiillerinden dolayı uğradıkları zararların kapsam dışında bulunduğu vurgulanmıştır. Kişilerin bizzat yer aldığı terör eylemleri sebebiyle uğradıkları zararlar Kanunun kapsamı dışında tutulmuştur. Kanun, kendi kusur ve fiilleri sonucu değil, toplumun bir bireyi olarak terör eylemlerinin hedefi olan mağdur kişilerin zararlarını karşılamayı hedeflemektedir.

Üçüncü fıkrada ise, ikinci fıkranın (f) bendinde yazılı 3713 sayılı Kanunun 1 inci, 3 üncü ve 4 üncü maddeleri kapsamındaki suçlardan dolayı ceza kovuşturması açılmış bulunanlar hakkında kovuşturma sonuçlanıncaya kadar bu Kanuna göre işlem yapılmayacağı hükme bağlanmıştır. Kovuşturmanın mahkumiyetle sonuçlanması halinde, bu kişilerin bu fiillerinden dolayı uğradıkları zararlar Kanunun kapsamı dışında kalacaktır.

Tasarı/teklif madde 4

→ yürürlükteki madde 4

- Madde ile zarar tespit komisyonlarının kuruluşu ve oluşum şekli düzenlenmiştir.

İllerde vali yardımcısının başkanlığında ilgili kamu kurum ve kuruluşların temsilcilerinin komisyonda görev alması ve iş yoğunluğuna göre aynı ilde birden fazla zarar tespit komisyonu oluşturulabileceği öngörülmüştür. Ayrıca, 19.7.1987 tarihi ile 30.11.2002 tarihi arasında olağanüstü hal ilan edilen illerden hangilerinde komisyon oluşturulacağına ilişkin olarak Bakanlar Kuruluna yetki verilmiştir.

Zarar tespit komisyonlarının illerde Bakanlar Kurulu kararından sonra on gün içinde kurulması ve gerektiğinde birden fazla komisyon oluşturulması öngörülerek kısa sürede sonuç alınması amaçlanmıştır.

Üçüncü fıkrada ise, zarar tespit komisyonlarının çalışma esas ve usullerinin yönetmelikle düzenleneceği, komisyonların salt çoğunlukla toplanacağı ve kararlarının üye sayısının salt çoğunluğuyla alınacağı hükme bağlanmıştır.

Tasarı/teklif madde 5

→ yürürlükteki madde 5

- Madde ile zarar tespit komisyonlarının görevleri sayılmıştır. Komisyonlar, öncelikle başvuru konusu zararın Kanun kapsamına girip girmediğini tespit edecek; böyle bir zarar varsa, ifa tarzını ve mahsup miktarını belirleyecek, buna göre sulhname tasarısını hazırlayacak ve mahsubu gereken miktarları tespit edecektir. Ayrıca sulhname tasarısının kabul edilmemesi veya 12 nci maddenin ikinci fıkrasına göre kabul edilmemiş sayılması hallerinde uyuşmazlık tutanağı düzenleyerek ilgiliye tebliğ etme ve Bakanlığa bildirme de Komisyonun görevleri arasında sayılmıştır.

Tasarı/teklif madde 6

→ yürürlükteki madde 6

- Madde ile zarar tespit komisyonlarının çalışma usulü düzenlenmiştir.

Birinci fıkrada zarar gören kişi veya mirasçılarının veya yetkili temsilcilerinin başvuru süresi ve başvuracakları makam gösterilmiştir.

İkinci fıkrada komisyonların her başvuru ile ilgili çalışmalarını başvuru tarihinden itibaren altı ay içinde tamamlayacakları, bu sürenin zorunlu hallerde vali tarafından üç ay uzatılabileceği öngörülmüş; böylece her başvuru ile ilgili çalışmanın en geç dokuz ay içinde tamamlanması, işlerin sürüncemede bırakılmaması amaçlanmıştır.

Üçüncü fıkrada, komisyonların görevlerini yerine getirirken, kamu kurum ve kuruluşlarından her türlü bilgi ve yardımı isteyebileceği ve buralarda çalışanları bilirkişi olarak görevlendirebileceği ile gerekli gördüğü uzmanları çalıştırabileceği veya bunlardan görüş alabileceği hükme bağlanmıştır.

Dördüncü fıkrada komisyon başkan ve üyelerinin kendileri ve yakınları ile ilgili toplantılara katılamayacağı öngörülerek tarafsız hareket etmeleri sağlanmıştır.

Beşinci fıkrada komisyonların sekreterlik hizmetlerini yürütecek birim gösterilmiştir.

Altıncı fıkrada komisyon tarafından bilirkişi olarak görevlendirilenlere hizmetleri karşılığında yapılacak ödemelerle ilgili hükümlere yer verilmiştir.

Yedinci fıkrada ise, komisyonun giderlerinin İçişleri Bakanlığı bütçesinden karşılanacağı hükme bağlanmıştır.

Tasarı/teklif madde 8

→ yürürlükteki madde 8

- Madde ile zararın tespitinde hangi bilgi, belge ve bulguların esas alınacağı açıklanmış, hakkaniyet ilkesine yer verilerek zarar tespit komisyonlarına takdir hakkı tanınmıştır. Aynca taşınmazlara ilişkin zararların tespitinde 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 11 inci maddesindeki kıymet takdiri esaslarının kıyasen uygulanacağı belirtilmiştir.

Tasarı/teklif madde 9

→ yürürlükteki madde 9

- Madde ile yaralanma, sakatlanma ve ölüm hallerinde ödenecek nakdi tazminat gösterge, katsayı ve miktarları belirtilmiş; bu Kanun kapsamındaki zararlardan dolayı, zarar gören kişilere, gerçek veya özel hukuk tüzel kişileri tarafından yapılan ödemeler sebebiyle Devlete rücu edilemeyeceği hükmüne yer verilmiş ve yönetmelikle düzenlenecek hususlar belirtilmiştir.

Tasarı/teklif madde 10

→ yürürlükteki madde 10

- Madde ile zararların karşılanma şekli açıklanmış, bireysel veya genel nitelikli projeler çerçevesinde aynî ifaya öncelik verileceği vurgulanmış; aynî ifa tarzları ile ilgili esas ve usullerin yönetmelikte belirtileceği öngörülmüştür.

Tasarı/teklif madde 11

→ yürürlükteki madde 11

- Madde ile aynî ifa ve nakdi ödeme miktarlarından mahsup edilecek değerler gösterilmiş;

bunların hesaplanması ile ilgili esas ve usullerin yönetmelikle belirleneceği öngörülmüştür.

Tasarı/teklif madde 12

→ yürürlükteki madde 12

- Sulhname yöntemi bir belgelendirme şeklidir. Maddede sulhnamenin içeriği, imzalanması, hak sahibinin sulhname tasarısını kabul etmemesinin veya etmemiş sayılmasının sonuçları düzenlenmiştir.

Hukukumuzda feragat, kabul ve sulh gibi işlemler, görülmekte olan davaları sona erdiren işlemlerdir.

Sulh işlemi, dava öncesi yapılmışsa dava açılmasını engelleyici özelliktedir.

Sulh işlemine rağmen dava açılırsa bu durum itiraz olarak ileri sürülebilir ve dava ortadan kaldırılır. Böylece dostane bir çözüm şekli olan sulh, bağlayıcı niteliktedir.

Tasarı/teklif madde 13

→ yürürlükteki madde 13

- Madde ile sulhnamede öngörülen zararlar karşılığının ödenmesine ilişkin usul düzenlenmiştir.

Devletin ödeme nedeniyle, genel hükümlere göre sorumlular hakkında rücu hakkının saklı olduğu maddede belirtilmiştir.

Tasarı/teklif madde 14

→ yürürlükteki madde 14

- Maddenin birinci fıkrasında zarar tespit komisyonlarının denetimi düzenlenmiştir.

İkinci fıkrada, zarar tespit işlemlerinde görevlendirilen kişilerin mağdur ve sanık sıfatıyla memur gibi işlem görecekleri açıklanmıştır.

Tasarı/teklif madde 15

→ yürürlükteki madde 15

- Maddenin birinci fıkrasında Kanunun uygulanmasıyla ilgili işlemler ile bu Kanunda belirtilen amaçlar doğrultusunda kullanılmak üzere yapılacak bağış ve yardımların her türlü vergi, resim ve harçtan muaf oldukları açıklanmıştır.

İkinci fıkrada bu Kanunda belirtilen amaçlar doğrultusunda kullanılmak üzere yapılacak bağış ve yardımların gelir ve kurumlar vergisi matrahından indirilebilecek miktarlarının ilgili mevzuata göre belirleneceği hükme bağlanmıştır.

Tasarı/teklif madde 16

→ yürürlükteki madde 16

- Madde ile Kanun gereğince yapılacak tebligatın 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine göre yapılacağı hükme bağlanmış, ancak Kanunda düzenlenen konuların süreli ve acele hallerden olması nedeniyle ve çabukluk ilkesi gözetilerek memur vasıtası ile yapılmasının esas olduğu belirtilmiştir.

Tasarı/teklif madde 17

→ yürürlükteki madde 17

- Madde ile Kanunun uygulanmasına yönelik olarak yönetmelikle düzenlenecek hususlar belirtilmiştir.