Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK)
- Kanun numarası
- 5271
- Kabul tarihi
- 04.12.2004
- Resmî Gazete
- 17.12.2004 / 25673
- Düstur
- 5. tertip, cilt 44
- Son değişiklik
- 16.04.2027
- Madde sayısı
- 348
Madde 236 geçmişi
Mağdur ile şikâyetçinin dinlenmesi
Metin 2 kez değişmiş, toplam 7 değişiklik kaydı var. Ayrıca 1 geçişte hüküm aynı kalıp yalnızca yazım değişmiş (satır sonu, şapkalı harf, büyük/küçük harf, dipnot işareti ya da sızmış bölüm başlığı); bunlar listeye alınmadı.
Bugünkü metni
Madde 236 – (1) Mağdurun tanık olarak dinlenmesi halinde, yemin hariç, tanıklığa ilişkin hükümler uygulanır.
(2) İşlenen suçun etkisiyle psikolojisi bozulmuş çocuk veya mağdur, bu suça ilişkin soruşturma veya kovuşturmada tanık olarak bir defa dinlenebilir. Maddî gerçeğin ortaya çıkarılması açısından zorunluluk arz eden haller saklıdır.
(3) Mağdur çocukların veya işlenen suçun etkisiyle psikolojisi bozulmuş olan diğer mağdurun tanık olarak dinlenmesi sırasında psikoloji, psikiyatri, tıp veya eğitim alanında uzman bir kişi bulundurulur. (Mülga cümle:17/10/2019-7188/22 md.)
(4) (Ek:17/10/2019-7188/22 md.) Cumhuriyet savcısı veya hâkim tarafından ifade ve beyanının özel ortamda alınması gerektiği ya da şüpheli veya sanık ile yüz yüze gelmesinde sakınca bulunduğu değerlendirilen çocuk veya mağdurların ifade ve beyanları özel ortamda uzmanlar aracılığıyla alınır.
(5) (Ek:17/10/2019-7188/22 md.) Türk Ceza Kanununun 103 üncü maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen suçlardan mağdur olan çocukların soruşturma evresindeki beyanları, bunlara yönelik hizmet veren merkezlerde Cumhuriyet savcısının nezaretinde uzmanlar aracılığıyla alınır. Mağdur çocuğun beyan ve görüntüleri kayda alınır. Kovuşturma evresinde ise ancak, maddi gerçeğin ortaya çıkarılması açısından mağdur çocuğun beyanının alınması veya başkaca bir işlem yapılmasında zorunluluk bulunması hâlinde bu işlem, mahkeme veya görevlendireceği naip hâkim tarafından bu merkezlerde uzmanlar aracılığıyla yerine getirilir. Mağdur çocuk yargı çevresi ve mülkî sınırlara bakılmaksızın en yakın merkeze götürülmek suretiyle bu fıkrada belirtilen işlemler yerine getirilir.
(6) (Ek:17/10/2019-7188/22 md.) Türk Ceza Kanununun 102 nci maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen suçlardan mağdur olanların soruşturma evresindeki beyanları bakımından da beşinci fıkra hükmü uygulanır. Ancak, beyan ve görüntülerin kayda alınmasında mağdurun rızası aranır.
(7) (Ek:17/10/2019-7188/22 md.) Beşinci ve altıncı fıkra kapsamında alınan beyan ve görüntü kayıtları dava dosyasında saklanır, kimseye verilmez ve gizliliği için gerekli tedbirler alınır.
(8) (Ek:17/10/2019-7188/22 md.) Beşinci ve altıncı fıkra kapsamında alınan beyan ve görüntü kayıtları, yazılı tutanağa dönüştürülür. Bu tutanak, talepte bulunan şüpheli, sanık, müdafii, mağdur, vekil veya kanuni temsilciye verilir. Beyan ve görüntü kayıtları bu kişilere soruşturma ve kovuşturma makamlarının gözetiminde gizliliği korunmak suretiyle izletilebilir.
(9) (Ek:14/11/2024-7532/17 md.) Beşinci ve altıncı fıkrada belirtilen merkezler, devlet üniversiteleri tarafından da kurulabilir.
Metnin değiştiği tarihler
-
27 Mart 2025
Bu tarihe bağlanmış bir değişiklik kaydı bulunamadı; fark doğrudan iki hâlin metninden çıkarıldı.
17 Ağustos 2024 tarihli hâliMadde 236 – (1) Mağdurun tanık olarak dinlenmesi halinde, yemin hariç, tanıklığa ilişkin hükümler uygulanır. (2) İşlenen suçun etkisiyle psikolojisi bozulmuş çocuk veya mağdur, bu suça ilişkin soruşturma veya kovuşturmada tanık olarak bir defa dinlenebilir. Maddî gerçeğin ortaya çıkarılması açısından zorunluluk arz eden haller saklıdır. (3) Mağdur çocukların veya işlenen suçun etkisiyle psikolojisi bozulmuş olan diğer mağdurun tanık olarak dinlenmesi sırasında psikoloji, psikiyatri, tıp veya eğitim alanında uzman bir kişi bulundurulur. (Mülga cümle:17/10/2019-7188/22 md.) (4) (Ek:17/10/2019-7188/22 md.) Cumhuriyet savcısı veya hâkim tarafından ifade ve beyanının özel ortamda alınması gerektiği ya da şüpheli veya sanık ile yüz yüze gelmesinde sakınca bulunduğu değerlendirilen çocuk veya mağdurların ifade ve beyanları özel ortamda uzmanlar aracılığıyla alınır. (5) (Ek:17/10/2019-7188/22 md.) Türk Ceza Kanununun 103 üncü maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen suçlardan mağdur olan çocukların soruşturma evresindeki beyanları, bunlara yönelik hizmet veren merkezlerde Cumhuriyet savcısının nezaretinde uzmanlar aracılığıyla alınır. Mağdur çocuğun beyan ve görüntüleri kayda alınır. Kovuşturma evresinde ise ancak, maddi gerçeğin ortaya çıkarılması açısından mağdur çocuğun beyanının alınması veya başkaca bir işlem yapılmasında zorunluluk bulunması hâlinde bu işlem, mahkeme veya görevlendireceği naip hâkim tarafından bu merkezlerde uzmanlar aracılığıyla yerine getirilir. Mağdur çocuk yargı çevresi ve mülkî sınırlara bakılmaksızın en yakın merkeze götürülmek suretiyle bu fıkrada belirtilen işlemler yerine getirilir. (6) (Ek:17/10/2019-7188/22 md.) Türk Ceza Kanununun 102 nci maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen suçlardan mağdur olanların soruşturma evresindeki beyanları bakımından da beşinci fıkra hükmü uygulanır. Ancak, beyan ve görüntülerin kayda alınmasında mağdurun rızası aranır. (7) (Ek:17/10/2019-7188/22 md.) Beşinci ve altıncı fıkra kapsamında alınan beyan ve görüntü kayıtları dava dosyasında saklanır, kimseye verilmez ve gizliliği için gerekli tedbirler alınır. (8) (Ek:17/10/2019-7188/22 md.) Beşinci ve altıncı fıkra kapsamında alınan beyan ve görüntü kayıtları, yazılı tutanağa dönüştürülür. Bu tutanak, talepte bulunan şüpheli, sanık, müdafii, mağdur, vekil veya kanuni temsilciye verilir. Beyan ve görüntü kayıtları bu kişilere soruşturma ve kovuşturma makamlarının gözetiminde gizliliği korunmak suretiyle izletilebilir.27 Mart 2025 tarihli hâliMadde 236 – (1) Mağdurun tanık olarak dinlenmesi halinde, yemin hariç, tanıklığa ilişkin hükümler uygulanır. (2) İşlenen suçun etkisiyle psikolojisi bozulmuş çocuk veya mağdur, bu suça ilişkin soruşturma veya kovuşturmada tanık olarak bir defa dinlenebilir. Maddî gerçeğin ortaya çıkarılması açısından zorunluluk arz eden haller saklıdır. (3) Mağdur çocukların veya işlenen suçun etkisiyle psikolojisi bozulmuş olan diğer mağdurun tanık olarak dinlenmesi sırasında psikoloji, psikiyatri, tıp veya eğitim alanında uzman bir kişi bulundurulur. (Mülga cümle:17/10/2019-7188/22 md.) (4) (Ek:17/10/2019-7188/22 md.) Cumhuriyet savcısı veya hâkim tarafından ifade ve beyanının özel ortamda alınması gerektiği ya da şüpheli veya sanık ile yüz yüze gelmesinde sakınca bulunduğu değerlendirilen çocuk veya mağdurların ifade ve beyanları özel ortamda uzmanlar aracılığıyla alınır. (5) (Ek:17/10/2019-7188/22 md.) Türk Ceza Kanununun 103 üncü maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen suçlardan mağdur olan çocukların soruşturma evresindeki beyanları, bunlara yönelik hizmet veren merkezlerde Cumhuriyet savcısının nezaretinde uzmanlar aracılığıyla alınır. Mağdur çocuğun beyan ve görüntüleri kayda alınır. Kovuşturma evresinde ise ancak, maddi gerçeğin ortaya çıkarılması açısından mağdur çocuğun beyanının alınması veya başkaca bir işlem yapılmasında zorunluluk bulunması hâlinde bu işlem, mahkeme veya görevlendireceği naip hâkim tarafından bu merkezlerde uzmanlar aracılığıyla yerine getirilir. Mağdur çocuk yargı çevresi ve mülkî sınırlara bakılmaksızın en yakın merkeze götürülmek suretiyle bu fıkrada belirtilen işlemler yerine getirilir. (6) (Ek:17/10/2019-7188/22 md.) Türk Ceza Kanununun 102 nci maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen suçlardan mağdur olanların soruşturma evresindeki beyanları bakımından da beşinci fıkra hükmü uygulanır. Ancak, beyan ve görüntülerin kayda alınmasında mağdurun rızası aranır. (7) (Ek:17/10/2019-7188/22 md.) Beşinci ve altıncı fıkra kapsamında alınan beyan ve görüntü kayıtları dava dosyasında saklanır, kimseye verilmez ve gizliliği için gerekli tedbirler alınır. (8) (Ek:17/10/2019-7188/22 md.) Beşinci ve altıncı fıkra kapsamında alınan beyan ve görüntü kayıtları, yazılı tutanağa dönüştürülür. Bu tutanak, talepte bulunan şüpheli, sanık, müdafii, mağdur, vekil veya kanuni temsilciye verilir. Beyan ve görüntü kayıtları bu kişilere soruşturma ve kovuşturma makamlarının gözetiminde gizliliği korunmak suretiyle izletilebilir. (9) (Ek:14/11/2024-7532/17 md.) Beşinci ve altıncı fıkrada belirtilen merkezler, devlet üniversiteleri tarafından da kurulabilir. -
17 Ekim 2019
-
Değişikliğin gerekçesi
Maddeyle, Ceza Muhakemesi Kanununun 236 ncı maddesinde düzenleme yapılmaktadır.
Maddeye eklenen dördüncü fıkrayla, Cumhuriyet savcısı veya hâkim tarafından ifade ve beyanının özel ortamda alınması gerektiği ya da şüpheli veya sanık ile yüz yüze gelmesinde sakınca bulunduğu değerlendirilen çocuk veya mağdurların ifade ve beyanlarının özel ortamda uzmanlar aracılığıyla alınması öngörülmektedir. Düzenlemeyle, çocukların veya mağdurların kendilerini psikolojik olarak güvende hissederek, daha rahat ve doğru ifade verebilmeleri amaçlanmaktadır.
Maddeye eklenen beşinci fıkrayla, Türk Ceza Kanununun 103 üncü maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen suçlardan mağdur olan çocukların beyanlarının, daha fazla örselenmesine engel olmak ve maddi gerçeğin ortaya çıkarılmasını sağlamak amacıyla bunlara hizmet veren merkezlerde Cumhuriyet savcısının nezaretinde uzmanlar aracılığıyla alınması sağlanmaktadır. Böylelikle suçun unsurlarının tespiti için çocuklara yöneltilecek doğru sorular, Cumhuriyet savcısı tarafından uzmanlara iletilecek ve bu uzmanlar çocukla iletişime geçecektir. Böylelikle çocukların beyanının alınması sırasında uzmanın yer alması ve çocuklara uzman kişinin sorular yöneltmesi, süreci kolaylaştıracak ve çocukların olaydan dolayı yaşadığı travmatik etkileri en aza indirecektir.
Mağdurun beyanının cinsel suç soruşturmasında en önemli delillerden olduğu dikkate alındığında, daha fazla örselenmeyi engellemek amacıyla birden fazla beyan alınmasının önlenmesi ve beyanının doğruluğunun takdiri açısından önem teşkil etmesi nedeniyle hâkim ve savcıların mağdurun beyanı sırasındaki durumunu gözlemlemesi için beyan ve görüntülerin kayda alınması öngörülmektedir. Düzenlemeyle, mağdurun çocuk olması durumunda ses ve görüntülerin kayda alınmasına yönelik Ceza Muhakemesi Kanununun 52 nci maddesinin üçüncü fıkrasındaki zorunluluk hükmü ile uyum sağlanmaktadır.
Maddi gerçeğin ortaya çıkarılması açısından çocuk mağdurun kovuşturma evresinde beyanının alınması veya başkaca bir işlem yapılmasında zorunluluk bulunması halinde ise bu işlem, mahkeme veya görevlendireceği naip hâkim tarafından bu merkezlerde uzmanlar aracılığıyla yerine getirilecektir.
Yargı çevresi ve mülkî sınırlara bakılmaksızın, mağdur çocuklar en yakın merkezlere götürülmek suretiyle bu fıkrada belirtilen işlemler yerine getirilecektir. Böylelikle, belirtilen suçlardan mağdur olan çocukların adli işlemlerinin bu merkezlerin dışında yapılmasının önüne geçilerek mağdur çocukların suç sonrasında yapılan işlemler nedeniyle daha fazla örselenmesi engellenecektir.
Maddeye eklenen altıncı fıkrayla, Türk Ceza Kanununun 102 nci maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen suçlardan mağdur olanların soruşturma evresindeki beyanlarının tespiti bakımından da maddenin beşinci fıkrasındaki hükmün uygulanması sağlanmaktadır. Altıncı fıkrayla yapılan düzenlemenin beşinci fıkrada yapılan düzenlemeden farkı, bu hükümlerin yetişkinler hakkında soruşturma evresinde uygulanabilecek olması ve bu kişilerin beyan ve görüntülerinin kayda alınmasında rızalarının aranacak olmasıdır. Diğer usuli hükümler bakımından bir fark bulunmamaktadır.
Maddeye eklenen yedinci fıkraya göre, maddenin beşinci ve altıncı fıkraları kapsamında kayda alınan beyan ve görüntüler dava dosyasında saklanacak ve gizliliği için gerekli tedbirler alınacaktır.
Bu kayıtlara ancak yargılama süjeleri ulaşabilecektir. Bu kapsamda mağdur ve sanıkların da iddia ve savunma hakkı çerçevesinde bu kayıtları alabilmeleri söz konusu olabilecektir. Bu kişilerin söz konusu kayıtları hukuka aykırı olarak başkalarına vermeleri veya yaymaları durumunda Türk Ceza Kanununun 136 ncı maddesinde düzenlenen suç oluşacaktır. Yine hukuken ulaşmaları mümkün olmayan kişilerin, bu kayıtları ele geçirmeleri veya yaymaları durumunda da aynı suç oluşacaktır. Teklifle, ayrıca Türk Ceza Kanununun 136 ncı maddesine bir cümle ilave edilmekte ve belirtilen fiiller anılan suçun nitelikli hali olarak düzenlenmektedir.
Ayrıca, maddeyle 236 ncı maddenin üçüncü fıkrasının son cümlesi yürürlükten kaldırılmaktadır.
Böylelikle, mahkemelerde çalışan uzmanların aynı adliyede Cumhuriyet başsavcılığı veya diğer mahkemelerde görevlendirilmeleri nedeniyle ortaya çıkan bilirkişilik sorunu çözüme kavuşacak ve adliye çalışanı olan uzmanlar tüm adliyeye hizmet sunacaktır. Uzman bulunamadığı takdirde 3/11/2016 tarihli ve 6754 sayılı Bilirkişilik Kanunu hükümlerine göre işlem yapılabilecektir.
-
Değişikliğin gerekçesi
Maddeyle, Ceza Muhakemesi Kanununun 236 ncı maddesinde düzenleme yapılmaktadır.
Maddeye eklenen dördüncü fıkrayla, Cumhuriyet savcısı veya hâkim tarafından ifade ve beyanının özel ortamda alınması gerektiği ya da şüpheli veya sanık ile yüz yüze gelmesinde sakınca bulunduğu değerlendirilen çocuk veya mağdurların ifade ve beyanlarının özel ortamda uzmanlar aracılığıyla alınması öngörülmektedir. Düzenlemeyle, çocukların veya mağdurların kendilerini psikolojik olarak güvende hissederek, daha rahat ve doğru ifade verebilmeleri amaçlanmaktadır.
Maddeye eklenen beşinci fıkrayla, Türk Ceza Kanununun 103 üncü maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen suçlardan mağdur olan çocukların beyanlarının, daha fazla örselenmesine engel olmak ve maddi gerçeğin ortaya çıkarılmasını sağlamak amacıyla bunlara hizmet veren merkezlerde Cumhuriyet savcısının nezaretinde uzmanlar aracılığıyla alınması sağlanmaktadır. Böylelikle suçun unsurlarının tespiti için çocuklara yöneltilecek doğru sorular, Cumhuriyet savcısı tarafından uzmanlara iletilecek ve bu uzmanlar çocukla iletişime geçecektir. Böylelikle çocukların beyanının alınması sırasında uzmanın yer alması ve çocuklara uzman kişinin sorular yöneltmesi, süreci kolaylaştıracak ve çocukların olaydan dolayı yaşadığı travmatik etkileri en aza indirecektir.
Mağdurun beyanının cinsel suç soruşturmasında en önemli delillerden olduğu dikkate alındığında, daha fazla örselenmeyi engellemek amacıyla birden fazla beyan alınmasının önlenmesi ve beyanının doğruluğunun takdiri açısından önem teşkil etmesi nedeniyle hâkim ve savcıların mağdurun beyanı sırasındaki durumunu gözlemlemesi için beyan ve görüntülerin kayda alınması öngörülmektedir. Düzenlemeyle, mağdurun çocuk olması durumunda ses ve görüntülerin kayda alınmasına yönelik Ceza Muhakemesi Kanununun 52 nci maddesinin üçüncü fıkrasındaki zorunluluk hükmü ile uyum sağlanmaktadır.
Maddi gerçeğin ortaya çıkarılması açısından çocuk mağdurun kovuşturma evresinde beyanının alınması veya başkaca bir işlem yapılmasında zorunluluk bulunması halinde ise bu işlem, mahkeme veya görevlendireceği naip hâkim tarafından bu merkezlerde uzmanlar aracılığıyla yerine getirilecektir.
Yargı çevresi ve mülkî sınırlara bakılmaksızın, mağdur çocuklar en yakın merkezlere götürülmek suretiyle bu fıkrada belirtilen işlemler yerine getirilecektir. Böylelikle, belirtilen suçlardan mağdur olan çocukların adli işlemlerinin bu merkezlerin dışında yapılmasının önüne geçilerek mağdur çocukların suç sonrasında yapılan işlemler nedeniyle daha fazla örselenmesi engellenecektir.
Maddeye eklenen altıncı fıkrayla, Türk Ceza Kanununun 102 nci maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen suçlardan mağdur olanların soruşturma evresindeki beyanlarının tespiti bakımından da maddenin beşinci fıkrasındaki hükmün uygulanması sağlanmaktadır. Altıncı fıkrayla yapılan düzenlemenin beşinci fıkrada yapılan düzenlemeden farkı, bu hükümlerin yetişkinler hakkında soruşturma evresinde uygulanabilecek olması ve bu kişilerin beyan ve görüntülerinin kayda alınmasında rızalarının aranacak olmasıdır. Diğer usuli hükümler bakımından bir fark bulunmamaktadır.
Maddeye eklenen yedinci fıkraya göre, maddenin beşinci ve altıncı fıkraları kapsamında kayda alınan beyan ve görüntüler dava dosyasında saklanacak ve gizliliği için gerekli tedbirler alınacaktır.
Bu kayıtlara ancak yargılama süjeleri ulaşabilecektir. Bu kapsamda mağdur ve sanıkların da iddia ve savunma hakkı çerçevesinde bu kayıtları alabilmeleri söz konusu olabilecektir. Bu kişilerin söz konusu kayıtları hukuka aykırı olarak başkalarına vermeleri veya yaymaları durumunda Türk Ceza Kanununun 136 ncı maddesinde düzenlenen suç oluşacaktır. Yine hukuken ulaşmaları mümkün olmayan kişilerin, bu kayıtları ele geçirmeleri veya yaymaları durumunda da aynı suç oluşacaktır. Teklifle, ayrıca Türk Ceza Kanununun 136 ncı maddesine bir cümle ilave edilmekte ve belirtilen fiiller anılan suçun nitelikli hali olarak düzenlenmektedir.
Ayrıca, maddeyle 236 ncı maddenin üçüncü fıkrasının son cümlesi yürürlükten kaldırılmaktadır.
Böylelikle, mahkemelerde çalışan uzmanların aynı adliyede Cumhuriyet başsavcılığı veya diğer mahkemelerde görevlendirilmeleri nedeniyle ortaya çıkan bilirkişilik sorunu çözüme kavuşacak ve adliye çalışanı olan uzmanlar tüm adliyeye hizmet sunacaktır. Uzman bulunamadığı takdirde 3/11/2016 tarihli ve 6754 sayılı Bilirkişilik Kanunu hükümlerine göre işlem yapılabilecektir.
-
Değişikliğin gerekçesi
Maddeyle, Ceza Muhakemesi Kanununun 236 ncı maddesinde düzenleme yapılmaktadır.
Maddeye eklenen dördüncü fıkrayla, Cumhuriyet savcısı veya hâkim tarafından ifade ve beyanının özel ortamda alınması gerektiği ya da şüpheli veya sanık ile yüz yüze gelmesinde sakınca bulunduğu değerlendirilen çocuk veya mağdurların ifade ve beyanlarının özel ortamda uzmanlar aracılığıyla alınması öngörülmektedir. Düzenlemeyle, çocukların veya mağdurların kendilerini psikolojik olarak güvende hissederek, daha rahat ve doğru ifade verebilmeleri amaçlanmaktadır.
Maddeye eklenen beşinci fıkrayla, Türk Ceza Kanununun 103 üncü maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen suçlardan mağdur olan çocukların beyanlarının, daha fazla örselenmesine engel olmak ve maddi gerçeğin ortaya çıkarılmasını sağlamak amacıyla bunlara hizmet veren merkezlerde Cumhuriyet savcısının nezaretinde uzmanlar aracılığıyla alınması sağlanmaktadır. Böylelikle suçun unsurlarının tespiti için çocuklara yöneltilecek doğru sorular, Cumhuriyet savcısı tarafından uzmanlara iletilecek ve bu uzmanlar çocukla iletişime geçecektir. Böylelikle çocukların beyanının alınması sırasında uzmanın yer alması ve çocuklara uzman kişinin sorular yöneltmesi, süreci kolaylaştıracak ve çocukların olaydan dolayı yaşadığı travmatik etkileri en aza indirecektir.
Mağdurun beyanının cinsel suç soruşturmasında en önemli delillerden olduğu dikkate alındığında, daha fazla örselenmeyi engellemek amacıyla birden fazla beyan alınmasının önlenmesi ve beyanının doğruluğunun takdiri açısından önem teşkil etmesi nedeniyle hâkim ve savcıların mağdurun beyanı sırasındaki durumunu gözlemlemesi için beyan ve görüntülerin kayda alınması öngörülmektedir. Düzenlemeyle, mağdurun çocuk olması durumunda ses ve görüntülerin kayda alınmasına yönelik Ceza Muhakemesi Kanununun 52 nci maddesinin üçüncü fıkrasındaki zorunluluk hükmü ile uyum sağlanmaktadır.
Maddi gerçeğin ortaya çıkarılması açısından çocuk mağdurun kovuşturma evresinde beyanının alınması veya başkaca bir işlem yapılmasında zorunluluk bulunması halinde ise bu işlem, mahkeme veya görevlendireceği naip hâkim tarafından bu merkezlerde uzmanlar aracılığıyla yerine getirilecektir.
Yargı çevresi ve mülkî sınırlara bakılmaksızın, mağdur çocuklar en yakın merkezlere götürülmek suretiyle bu fıkrada belirtilen işlemler yerine getirilecektir. Böylelikle, belirtilen suçlardan mağdur olan çocukların adli işlemlerinin bu merkezlerin dışında yapılmasının önüne geçilerek mağdur çocukların suç sonrasında yapılan işlemler nedeniyle daha fazla örselenmesi engellenecektir.
Maddeye eklenen altıncı fıkrayla, Türk Ceza Kanununun 102 nci maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen suçlardan mağdur olanların soruşturma evresindeki beyanlarının tespiti bakımından da maddenin beşinci fıkrasındaki hükmün uygulanması sağlanmaktadır. Altıncı fıkrayla yapılan düzenlemenin beşinci fıkrada yapılan düzenlemeden farkı, bu hükümlerin yetişkinler hakkında soruşturma evresinde uygulanabilecek olması ve bu kişilerin beyan ve görüntülerinin kayda alınmasında rızalarının aranacak olmasıdır. Diğer usuli hükümler bakımından bir fark bulunmamaktadır.
Maddeye eklenen yedinci fıkraya göre, maddenin beşinci ve altıncı fıkraları kapsamında kayda alınan beyan ve görüntüler dava dosyasında saklanacak ve gizliliği için gerekli tedbirler alınacaktır.
Bu kayıtlara ancak yargılama süjeleri ulaşabilecektir. Bu kapsamda mağdur ve sanıkların da iddia ve savunma hakkı çerçevesinde bu kayıtları alabilmeleri söz konusu olabilecektir. Bu kişilerin söz konusu kayıtları hukuka aykırı olarak başkalarına vermeleri veya yaymaları durumunda Türk Ceza Kanununun 136 ncı maddesinde düzenlenen suç oluşacaktır. Yine hukuken ulaşmaları mümkün olmayan kişilerin, bu kayıtları ele geçirmeleri veya yaymaları durumunda da aynı suç oluşacaktır. Teklifle, ayrıca Türk Ceza Kanununun 136 ncı maddesine bir cümle ilave edilmekte ve belirtilen fiiller anılan suçun nitelikli hali olarak düzenlenmektedir.
Ayrıca, maddeyle 236 ncı maddenin üçüncü fıkrasının son cümlesi yürürlükten kaldırılmaktadır.
Böylelikle, mahkemelerde çalışan uzmanların aynı adliyede Cumhuriyet başsavcılığı veya diğer mahkemelerde görevlendirilmeleri nedeniyle ortaya çıkan bilirkişilik sorunu çözüme kavuşacak ve adliye çalışanı olan uzmanlar tüm adliyeye hizmet sunacaktır. Uzman bulunamadığı takdirde 3/11/2016 tarihli ve 6754 sayılı Bilirkişilik Kanunu hükümlerine göre işlem yapılabilecektir.
-
Değişikliğin gerekçesi
Maddeyle, Ceza Muhakemesi Kanununun 236 ncı maddesinde düzenleme yapılmaktadır.
Maddeye eklenen dördüncü fıkrayla, Cumhuriyet savcısı veya hâkim tarafından ifade ve beyanının özel ortamda alınması gerektiği ya da şüpheli veya sanık ile yüz yüze gelmesinde sakınca bulunduğu değerlendirilen çocuk veya mağdurların ifade ve beyanlarının özel ortamda uzmanlar aracılığıyla alınması öngörülmektedir. Düzenlemeyle, çocukların veya mağdurların kendilerini psikolojik olarak güvende hissederek, daha rahat ve doğru ifade verebilmeleri amaçlanmaktadır.
Maddeye eklenen beşinci fıkrayla, Türk Ceza Kanununun 103 üncü maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen suçlardan mağdur olan çocukların beyanlarının, daha fazla örselenmesine engel olmak ve maddi gerçeğin ortaya çıkarılmasını sağlamak amacıyla bunlara hizmet veren merkezlerde Cumhuriyet savcısının nezaretinde uzmanlar aracılığıyla alınması sağlanmaktadır. Böylelikle suçun unsurlarının tespiti için çocuklara yöneltilecek doğru sorular, Cumhuriyet savcısı tarafından uzmanlara iletilecek ve bu uzmanlar çocukla iletişime geçecektir. Böylelikle çocukların beyanının alınması sırasında uzmanın yer alması ve çocuklara uzman kişinin sorular yöneltmesi, süreci kolaylaştıracak ve çocukların olaydan dolayı yaşadığı travmatik etkileri en aza indirecektir.
Mağdurun beyanının cinsel suç soruşturmasında en önemli delillerden olduğu dikkate alındığında, daha fazla örselenmeyi engellemek amacıyla birden fazla beyan alınmasının önlenmesi ve beyanının doğruluğunun takdiri açısından önem teşkil etmesi nedeniyle hâkim ve savcıların mağdurun beyanı sırasındaki durumunu gözlemlemesi için beyan ve görüntülerin kayda alınması öngörülmektedir. Düzenlemeyle, mağdurun çocuk olması durumunda ses ve görüntülerin kayda alınmasına yönelik Ceza Muhakemesi Kanununun 52 nci maddesinin üçüncü fıkrasındaki zorunluluk hükmü ile uyum sağlanmaktadır.
Maddi gerçeğin ortaya çıkarılması açısından çocuk mağdurun kovuşturma evresinde beyanının alınması veya başkaca bir işlem yapılmasında zorunluluk bulunması halinde ise bu işlem, mahkeme veya görevlendireceği naip hâkim tarafından bu merkezlerde uzmanlar aracılığıyla yerine getirilecektir.
Yargı çevresi ve mülkî sınırlara bakılmaksızın, mağdur çocuklar en yakın merkezlere götürülmek suretiyle bu fıkrada belirtilen işlemler yerine getirilecektir. Böylelikle, belirtilen suçlardan mağdur olan çocukların adli işlemlerinin bu merkezlerin dışında yapılmasının önüne geçilerek mağdur çocukların suç sonrasında yapılan işlemler nedeniyle daha fazla örselenmesi engellenecektir.
Maddeye eklenen altıncı fıkrayla, Türk Ceza Kanununun 102 nci maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen suçlardan mağdur olanların soruşturma evresindeki beyanlarının tespiti bakımından da maddenin beşinci fıkrasındaki hükmün uygulanması sağlanmaktadır. Altıncı fıkrayla yapılan düzenlemenin beşinci fıkrada yapılan düzenlemeden farkı, bu hükümlerin yetişkinler hakkında soruşturma evresinde uygulanabilecek olması ve bu kişilerin beyan ve görüntülerinin kayda alınmasında rızalarının aranacak olmasıdır. Diğer usuli hükümler bakımından bir fark bulunmamaktadır.
Maddeye eklenen yedinci fıkraya göre, maddenin beşinci ve altıncı fıkraları kapsamında kayda alınan beyan ve görüntüler dava dosyasında saklanacak ve gizliliği için gerekli tedbirler alınacaktır.
Bu kayıtlara ancak yargılama süjeleri ulaşabilecektir. Bu kapsamda mağdur ve sanıkların da iddia ve savunma hakkı çerçevesinde bu kayıtları alabilmeleri söz konusu olabilecektir. Bu kişilerin söz konusu kayıtları hukuka aykırı olarak başkalarına vermeleri veya yaymaları durumunda Türk Ceza Kanununun 136 ncı maddesinde düzenlenen suç oluşacaktır. Yine hukuken ulaşmaları mümkün olmayan kişilerin, bu kayıtları ele geçirmeleri veya yaymaları durumunda da aynı suç oluşacaktır. Teklifle, ayrıca Türk Ceza Kanununun 136 ncı maddesine bir cümle ilave edilmekte ve belirtilen fiiller anılan suçun nitelikli hali olarak düzenlenmektedir.
Ayrıca, maddeyle 236 ncı maddenin üçüncü fıkrasının son cümlesi yürürlükten kaldırılmaktadır.
Böylelikle, mahkemelerde çalışan uzmanların aynı adliyede Cumhuriyet başsavcılığı veya diğer mahkemelerde görevlendirilmeleri nedeniyle ortaya çıkan bilirkişilik sorunu çözüme kavuşacak ve adliye çalışanı olan uzmanlar tüm adliyeye hizmet sunacaktır. Uzman bulunamadığı takdirde 3/11/2016 tarihli ve 6754 sayılı Bilirkişilik Kanunu hükümlerine göre işlem yapılabilecektir.
-
Değişikliğin gerekçesi
Maddeyle, Ceza Muhakemesi Kanununun 236 ncı maddesinde düzenleme yapılmaktadır.
Maddeye eklenen dördüncü fıkrayla, Cumhuriyet savcısı veya hâkim tarafından ifade ve beyanının özel ortamda alınması gerektiği ya da şüpheli veya sanık ile yüz yüze gelmesinde sakınca bulunduğu değerlendirilen çocuk veya mağdurların ifade ve beyanlarının özel ortamda uzmanlar aracılığıyla alınması öngörülmektedir. Düzenlemeyle, çocukların veya mağdurların kendilerini psikolojik olarak güvende hissederek, daha rahat ve doğru ifade verebilmeleri amaçlanmaktadır.
Maddeye eklenen beşinci fıkrayla, Türk Ceza Kanununun 103 üncü maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen suçlardan mağdur olan çocukların beyanlarının, daha fazla örselenmesine engel olmak ve maddi gerçeğin ortaya çıkarılmasını sağlamak amacıyla bunlara hizmet veren merkezlerde Cumhuriyet savcısının nezaretinde uzmanlar aracılığıyla alınması sağlanmaktadır. Böylelikle suçun unsurlarının tespiti için çocuklara yöneltilecek doğru sorular, Cumhuriyet savcısı tarafından uzmanlara iletilecek ve bu uzmanlar çocukla iletişime geçecektir. Böylelikle çocukların beyanının alınması sırasında uzmanın yer alması ve çocuklara uzman kişinin sorular yöneltmesi, süreci kolaylaştıracak ve çocukların olaydan dolayı yaşadığı travmatik etkileri en aza indirecektir.
Mağdurun beyanının cinsel suç soruşturmasında en önemli delillerden olduğu dikkate alındığında, daha fazla örselenmeyi engellemek amacıyla birden fazla beyan alınmasının önlenmesi ve beyanının doğruluğunun takdiri açısından önem teşkil etmesi nedeniyle hâkim ve savcıların mağdurun beyanı sırasındaki durumunu gözlemlemesi için beyan ve görüntülerin kayda alınması öngörülmektedir. Düzenlemeyle, mağdurun çocuk olması durumunda ses ve görüntülerin kayda alınmasına yönelik Ceza Muhakemesi Kanununun 52 nci maddesinin üçüncü fıkrasındaki zorunluluk hükmü ile uyum sağlanmaktadır.
Maddi gerçeğin ortaya çıkarılması açısından çocuk mağdurun kovuşturma evresinde beyanının alınması veya başkaca bir işlem yapılmasında zorunluluk bulunması halinde ise bu işlem, mahkeme veya görevlendireceği naip hâkim tarafından bu merkezlerde uzmanlar aracılığıyla yerine getirilecektir.
Yargı çevresi ve mülkî sınırlara bakılmaksızın, mağdur çocuklar en yakın merkezlere götürülmek suretiyle bu fıkrada belirtilen işlemler yerine getirilecektir. Böylelikle, belirtilen suçlardan mağdur olan çocukların adli işlemlerinin bu merkezlerin dışında yapılmasının önüne geçilerek mağdur çocukların suç sonrasında yapılan işlemler nedeniyle daha fazla örselenmesi engellenecektir.
Maddeye eklenen altıncı fıkrayla, Türk Ceza Kanununun 102 nci maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen suçlardan mağdur olanların soruşturma evresindeki beyanlarının tespiti bakımından da maddenin beşinci fıkrasındaki hükmün uygulanması sağlanmaktadır. Altıncı fıkrayla yapılan düzenlemenin beşinci fıkrada yapılan düzenlemeden farkı, bu hükümlerin yetişkinler hakkında soruşturma evresinde uygulanabilecek olması ve bu kişilerin beyan ve görüntülerinin kayda alınmasında rızalarının aranacak olmasıdır. Diğer usuli hükümler bakımından bir fark bulunmamaktadır.
Maddeye eklenen yedinci fıkraya göre, maddenin beşinci ve altıncı fıkraları kapsamında kayda alınan beyan ve görüntüler dava dosyasında saklanacak ve gizliliği için gerekli tedbirler alınacaktır.
Bu kayıtlara ancak yargılama süjeleri ulaşabilecektir. Bu kapsamda mağdur ve sanıkların da iddia ve savunma hakkı çerçevesinde bu kayıtları alabilmeleri söz konusu olabilecektir. Bu kişilerin söz konusu kayıtları hukuka aykırı olarak başkalarına vermeleri veya yaymaları durumunda Türk Ceza Kanununun 136 ncı maddesinde düzenlenen suç oluşacaktır. Yine hukuken ulaşmaları mümkün olmayan kişilerin, bu kayıtları ele geçirmeleri veya yaymaları durumunda da aynı suç oluşacaktır. Teklifle, ayrıca Türk Ceza Kanununun 136 ncı maddesine bir cümle ilave edilmekte ve belirtilen fiiller anılan suçun nitelikli hali olarak düzenlenmektedir.
Ayrıca, maddeyle 236 ncı maddenin üçüncü fıkrasının son cümlesi yürürlükten kaldırılmaktadır.
Böylelikle, mahkemelerde çalışan uzmanların aynı adliyede Cumhuriyet başsavcılığı veya diğer mahkemelerde görevlendirilmeleri nedeniyle ortaya çıkan bilirkişilik sorunu çözüme kavuşacak ve adliye çalışanı olan uzmanlar tüm adliyeye hizmet sunacaktır. Uzman bulunamadığı takdirde 3/11/2016 tarihli ve 6754 sayılı Bilirkişilik Kanunu hükümlerine göre işlem yapılabilecektir.
-
Değişikliğin gerekçesi
Maddeyle, Ceza Muhakemesi Kanununun 236 ncı maddesinde düzenleme yapılmaktadır.
Maddeye eklenen dördüncü fıkrayla, Cumhuriyet savcısı veya hâkim tarafından ifade ve beyanının özel ortamda alınması gerektiği ya da şüpheli veya sanık ile yüz yüze gelmesinde sakınca bulunduğu değerlendirilen çocuk veya mağdurların ifade ve beyanlarının özel ortamda uzmanlar aracılığıyla alınması öngörülmektedir. Düzenlemeyle, çocukların veya mağdurların kendilerini psikolojik olarak güvende hissederek, daha rahat ve doğru ifade verebilmeleri amaçlanmaktadır.
Maddeye eklenen beşinci fıkrayla, Türk Ceza Kanununun 103 üncü maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen suçlardan mağdur olan çocukların beyanlarının, daha fazla örselenmesine engel olmak ve maddi gerçeğin ortaya çıkarılmasını sağlamak amacıyla bunlara hizmet veren merkezlerde Cumhuriyet savcısının nezaretinde uzmanlar aracılığıyla alınması sağlanmaktadır. Böylelikle suçun unsurlarının tespiti için çocuklara yöneltilecek doğru sorular, Cumhuriyet savcısı tarafından uzmanlara iletilecek ve bu uzmanlar çocukla iletişime geçecektir. Böylelikle çocukların beyanının alınması sırasında uzmanın yer alması ve çocuklara uzman kişinin sorular yöneltmesi, süreci kolaylaştıracak ve çocukların olaydan dolayı yaşadığı travmatik etkileri en aza indirecektir.
Mağdurun beyanının cinsel suç soruşturmasında en önemli delillerden olduğu dikkate alındığında, daha fazla örselenmeyi engellemek amacıyla birden fazla beyan alınmasının önlenmesi ve beyanının doğruluğunun takdiri açısından önem teşkil etmesi nedeniyle hâkim ve savcıların mağdurun beyanı sırasındaki durumunu gözlemlemesi için beyan ve görüntülerin kayda alınması öngörülmektedir. Düzenlemeyle, mağdurun çocuk olması durumunda ses ve görüntülerin kayda alınmasına yönelik Ceza Muhakemesi Kanununun 52 nci maddesinin üçüncü fıkrasındaki zorunluluk hükmü ile uyum sağlanmaktadır.
Maddi gerçeğin ortaya çıkarılması açısından çocuk mağdurun kovuşturma evresinde beyanının alınması veya başkaca bir işlem yapılmasında zorunluluk bulunması halinde ise bu işlem, mahkeme veya görevlendireceği naip hâkim tarafından bu merkezlerde uzmanlar aracılığıyla yerine getirilecektir.
Yargı çevresi ve mülkî sınırlara bakılmaksızın, mağdur çocuklar en yakın merkezlere götürülmek suretiyle bu fıkrada belirtilen işlemler yerine getirilecektir. Böylelikle, belirtilen suçlardan mağdur olan çocukların adli işlemlerinin bu merkezlerin dışında yapılmasının önüne geçilerek mağdur çocukların suç sonrasında yapılan işlemler nedeniyle daha fazla örselenmesi engellenecektir.
Maddeye eklenen altıncı fıkrayla, Türk Ceza Kanununun 102 nci maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen suçlardan mağdur olanların soruşturma evresindeki beyanlarının tespiti bakımından da maddenin beşinci fıkrasındaki hükmün uygulanması sağlanmaktadır. Altıncı fıkrayla yapılan düzenlemenin beşinci fıkrada yapılan düzenlemeden farkı, bu hükümlerin yetişkinler hakkında soruşturma evresinde uygulanabilecek olması ve bu kişilerin beyan ve görüntülerinin kayda alınmasında rızalarının aranacak olmasıdır. Diğer usuli hükümler bakımından bir fark bulunmamaktadır.
Maddeye eklenen yedinci fıkraya göre, maddenin beşinci ve altıncı fıkraları kapsamında kayda alınan beyan ve görüntüler dava dosyasında saklanacak ve gizliliği için gerekli tedbirler alınacaktır.
Bu kayıtlara ancak yargılama süjeleri ulaşabilecektir. Bu kapsamda mağdur ve sanıkların da iddia ve savunma hakkı çerçevesinde bu kayıtları alabilmeleri söz konusu olabilecektir. Bu kişilerin söz konusu kayıtları hukuka aykırı olarak başkalarına vermeleri veya yaymaları durumunda Türk Ceza Kanununun 136 ncı maddesinde düzenlenen suç oluşacaktır. Yine hukuken ulaşmaları mümkün olmayan kişilerin, bu kayıtları ele geçirmeleri veya yaymaları durumunda da aynı suç oluşacaktır. Teklifle, ayrıca Türk Ceza Kanununun 136 ncı maddesine bir cümle ilave edilmekte ve belirtilen fiiller anılan suçun nitelikli hali olarak düzenlenmektedir.
Ayrıca, maddeyle 236 ncı maddenin üçüncü fıkrasının son cümlesi yürürlükten kaldırılmaktadır.
Böylelikle, mahkemelerde çalışan uzmanların aynı adliyede Cumhuriyet başsavcılığı veya diğer mahkemelerde görevlendirilmeleri nedeniyle ortaya çıkan bilirkişilik sorunu çözüme kavuşacak ve adliye çalışanı olan uzmanlar tüm adliyeye hizmet sunacaktır. Uzman bulunamadığı takdirde 3/11/2016 tarihli ve 6754 sayılı Bilirkişilik Kanunu hükümlerine göre işlem yapılabilecektir.
20 Şubat 2019 tarihli hâliMadde 236 – (1) Mağdurun tanık olarak dinlenmesi halinde, yemin hariç, tanıklığa ilişkin hükümler uygulanır. (2) İşlenen suçun etkisiyle psikolojisi bozulmuş çocuk veya mağdur, bu suça ilişkin soruşturma veya kovuşturmada tanık olarak bir defa dinlenebilir. Maddî gerçeğin ortaya çıkarılması açısından zorunluluk arz eden haller saklıdır. (3) Mağdur çocukların veya işlenen suçun etkisiyle psikolojisi bozulmuş olan diğer mağdurun tanık olarak dinlenmesi sırasında psikoloji, psikiyatri, tıp veya eğitim alanında uzman bir kişi bulundurulur. Bunlar hakkında bilirkişilere ilişkin hükümler uygulanır.17 Ekim 2019 tarihli hâliMadde 236 – (1) Mağdurun tanık olarak dinlenmesi halinde, yemin hariç, tanıklığa ilişkin hükümler uygulanır. (2) İşlenen suçun etkisiyle psikolojisi bozulmuş çocuk veya mağdur, bu suça ilişkin soruşturma veya kovuşturmada tanık olarak bir defa dinlenebilir. Maddî gerçeğin ortaya çıkarılması açısından zorunluluk arz eden haller saklıdır. (3) Mağdur çocukların veya işlenen suçun etkisiyle psikolojisi bozulmuş olan diğer mağdurun tanık olarak dinlenmesi sırasında psikoloji, psikiyatri, tıp veya eğitim alanında uzman bir kişi bulundurulur. (Mülga cümle:17/10/2019-7188/22 md.) (…) (4) (Ek:17/10/2019-7188/22 md.) Cumhuriyet savcısı veya hâkim tarafından ifade ve beyanının özel ortamda alınması gerektiği ya da şüpheli veya sanık ile yüz yüze gelmesinde sakınca bulunduğu değerlendirilen çocuk veya mağdurların ifade ve beyanları özel ortamda uzmanlar aracılığıyla alınır. (5) (Ek:17/10/2019-7188/22 md.) Türk Ceza Kanununun 103 üncü maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen suçlardan mağdur olan çocukların soruşturma evresindeki beyanları, bunlara yönelik hizmet veren merkezlerde Cumhuriyet savcısının nezaretinde uzmanlar aracılığıyla alınır. Mağdur çocuğun beyan ve görüntüleri kayda alınır. Kovuşturma evresinde ise ancak, maddi gerçeğin ortaya çıkarılması açısından mağdur çocuğun beyanının alınması veya başkaca bir işlem yapılmasında zorunluluk bulunması hâlinde bu işlem, mahkeme veya görevlendireceği naip hâkim tarafından bu merkezlerde uzmanlar aracılığıyla yerine getirilir. Mağdur çocuk yargı çevresi ve mülkî sınırlara bakılmaksızın en yakın merkeze götürülmek suretiyle bu fıkrada belirtilen işlemler yerine getirilir. (6) (Ek:17/10/2019-7188/22 md.) Türk Ceza Kanununun 102 nci maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen suçlardan mağdur olanların soruşturma evresindeki beyanları bakımından da beşinci fıkra hükmü uygulanır. Ancak, beyan ve görüntülerin kayda alınmasında mağdurun rızası aranır. (7) (Ek:17/10/2019-7188/22 md.) Beşinci ve altıncı fıkra kapsamında alınan beyan ve görüntü kayıtları dava dosyasında saklanır, kimseye verilmez ve gizliliği için gerekli tedbirler alınır. (8) (Ek:17/10/2019-7188/22 md.) Beşinci ve altıncı fıkra kapsamında alınan beyan ve görüntü kayıtları, yazılı tutanağa dönüştürülür. Bu tutanak, talepte bulunan şüpheli, sanık, müdafii, mağdur, vekil veya kanuni temsilciye verilir. Beyan ve görüntü kayıtları bu kişilere soruşturma ve kovuşturma makamlarının gözetiminde gizliliği korunmak suretiyle izletilebilir. -
Metni elimizde olmayan 1 değişiklik kaydı
Bu kayıtlar metin içindeki değişiklik notlarından derlendi. Karşılaştırılacak hâl elimizde yok: belgenin konsolide metninin en eski kopyası 18 Temmuz 2012 tarihli, bundan öncesi için metnin o günkü hâli hiçbir arşivde bulunmuyor.
-
Değişikliğin gerekçesi
17/10/2019 tarihli ve 7188 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunla Ceza Muhakemesi Kanununun 236 ncı maddesine eklenen beşinci fıkra ile Türk Ceza Kanununun 103 üncü maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen suçlardan mağdur olan çocukların soruşturma evresindeki beyanlarının, bunlara yönelik hizmet veren merkezlerde (çocuk izlem merkezleri) Cumhuriyet savcısının nezaretinde uzmanlar aracılığıyla alınacağı, mağdur çocuğun beyan ve görüntülerinin kayda alınacağı ve kovuşturma evresinde ise ancak, maddi gerçeğin ortaya çıkarılması açısından mağdur çocuğun beyanının alınması veya başkaca bir işlem yapılmasında zorunluluk bulunması hâlinde bu işlemin, mahkeme veya görevlendireceği naip hâkim tarafından bu merkezlerde uzmanlar aracılığıyla yerine getirileceği düzenlenmiştir.
63 sayılı Suç Mağdurlarının Desteklenmesine Dair Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 9 uncu maddesinin birinci fıkrasında, Ceza Muhakemesi Kanununun 236 ncı maddesinin beşinci ve altıncı fıkralarının uygulanması bakımından cinsel suç mağdurlarının tekrarlanan mağduriyetini önlemek, adli ve tıbbî işlemlerin bu alanda eğitimli görevliler tarafından tek seferde gerçekleştirilmesini temin etmek amacıyla Adalet Bakanlığının talebi üzerine Sağlık Bakanlığı tarafından cinsel suç mağdurlarına yönelik hizmet veren merkezlerin kurulacağı düzenlenmiştir. Ayrıca bu merkezlerin üniversiteler tarafından da kurulabileceği belirtilmiştir.
Anayasa Mahkemesinin 8/11/2023 tarihli ve E: 2020/65; K: 2023/187 sayılı kararıyla, 63 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 9 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan “Üniversiteler tarafından da bu merkezler kurulabilir.” hükmü iptal edilmiş ve iptal kararının Resmî Gazete’de yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine karar verilmiştir. Söz konusu iptal kararı, 12/3/2024 tarihli ve 32487 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmıştır.
Anayasa Mahkemesi iptal kararında, üniversiteler tarafından cinsel suç mağdurlarına yönelik hizmet veren merkezlerin kurulabilmesinin Anayasanın 130 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası uyarınca münhasıran kanunla düzenlenmesi gereken konulardan olduğu, bu nedenle Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle düzenlenen kuralın Anayasanın 104 üncü maddesinin onyedinci fıkrasının üçüncü cümlesine aykırı olduğu belirtilmiştir.
Maddeye eklenen fıkrayla, Ceza Muhakemesi Kanununun 236 ncı maddesinin beşinci ve altıncı fıkrasında belirtilen merkezlerin, devlet üniversiteleri tarafından da kurulabilmesine imkân tanınmaktadır.