İçeriğe geç
Yürürlükte Temel kanun 44. hâli

Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK)

Kanun numarası
5271
Kabul tarihi
04.12.2004
Resmî Gazete
17.12.2004 / 25673
Düstur
5. tertip, cilt 44
Son değişiklik
16.04.2027
Madde sayısı
348

Birinci Kitap

Genel Hükümler

Birinci Kısım

Kapsam, Tanımlar, Görev ve Yetki

Birinci Bölüm

Kapsam ve Tanımlar

Madde 1

Kanunun kapsamı

(1) Bu Kanun, ceza muhakemesinin nasıl yapılacağı hususundaki kurallar ile bu sürece katılan kişilerin hak, yetki ve yükümlülüklerini düzenler.

Madde gerekçesi

TASLAĞIN GEREKÇESİ

Madde 1. - Maddenin (1) numaralı fıkrası Kanunun kapsamını göstermektedir. Bir suçun işlenmesiyle birlikte Devlet ile fail arasında, değişik evre ve aşamaları kapsayan, bir ilişkinin oluştuğu bilinmektedir. Bu ilişki suçun ve failinin saptanmasından başlayarak verilecek hükmün kesinleşmesine ve hatta bazı hâllerde uygulanacak yaptırımların infazına kadar uzanmaktadır. Devletle fail arasında oluşan bu ilişkinin adil yargılama ilkesine tam uyularak sürdürülmesi, Anayasanın, İnsan Haklarını ve Ana Hürriyetleri Korumaya Dair Sözleşme (kısaca Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi) ve diğer uluslararası hukuk metinlerinin gereğidir. Bu hususlara maddenin izleyen fıkralarında daha ayrıntılı olarak değinilecektir.

Ceza muhakemeleri usulü kanunları, suç işleyenle Devlet arasındaki bu ilişkinin adil yargılama esaslarına uygun olarak yürütülmesini sağlayan bağlayıcı hukuk kurallarını içermektedir; vurgulanması istenen esas da budur. Böylece Tasarı kamu davası bakımından Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun temel bir kanun olduğunu belirtmiş ve diğer kanunlarda yer alan özel usullerin ise saklı bulunduğunu açıklamıştır. O halde diğer kanunlarda yer alan özel usuller yönünden de, Tasarının hükümlerinin tamamlayıcı nitelik taşıyacağı böylece açıklanmak istenilmiştir. Yabancı kanunlarda da benzeri hükümler yer alıyor: Sözgelimi Fransız Ceza Usulü Kanununun 1 inci maddesinde "Cezaların uygulanması maksadıyla açılan kamu davası, hakimler veya kanunla yetkili kılınmış görevliler tarafından harekete geçirilir ve yürütülür. Bu dava, suçtan zarar görenlerce de, bu Kanunun belirlediği koşullar altında harekete geçirilebilir" denilmektedir.

Adil yargılama ilkesi ve cezanın amaçları yönünden ortaya çıkan yeni eğilimler nedeniyle ceza davasında yer alan organların, aktörlerin, ajanların sayısı artmıştır. Zira içerdiği değişik evreler ve aşamalar yönünden ceza davası daha karmaşık hâle gelmiştir. Dava, hâkime aynı zamanda yardım sağlayan savcılar, avukatlar, kolluk unsurları ve diğer elemanlar nedeniyle adeta ortak bir eser niteliğindedir. Madde bütün bu karmaşık mekanizmanın nasıl yürütüleceğini gösteren hükümlerin esas amacını belirtmektedir.

Maddenin (2) ilâ (4) numaralı fıkraları, Türk hukukunda ve hatta Batı hukukunda ceza usulü bakımından meydana getirilmiş gerçekten büyük bir yeniliği ve çağdaş hukuk düzenlerinde insan hakları ve özgürlükleri, suçsuzluk karinesi bakımından her zaman uyulması gerekli esasları göstermekte ve Kanunun uygulanmasında, uyulması zorunlu yorum direktiflerini açıklamaktadır. Madde bu şekliyle 15 Haziran 2000 tarihinde Fransız Ceza Usul Kanununun 1 inci giriş maddesinde gerçekleştirilen değişiklikleri, eklemeleri esas itibarıyla yansıtmaktadır. Avrupa ceza muhakemeleri usulü sistemlerinin hiçbirisinde, henüz belirtildiği biçimde bir ilkeler bütünü, bir giriş maddesi yer almış değildir. Bazı anayasalarda, şart'larda, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinde ve diğer hak sözleşmelerinde değişik yerlerde belirtilmiş ilkeler, bu suretle ana kanunun 1 inci maddesinde, bir "giriş maddesi" olarak yer almıştır. Yeni Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu Tasarısı söz konusu hükme 1 inci maddesinde yer vermek suretiyle ceza usul hukukunda, Fransız hukukuyla birlikte büyük bir yeniliği gerçekleştirmiş ve Avrupa hukukuna göre öncelik kazanmış bulunmaktadır.

(2) numaralı fıkra, Kanunun uygulanmasında daima ne gibi esasların göz önünde bulundurulacağını açıklamaktadır: Bu esaslar adil yargılama, tartışmalılık, iddia ve savunma haklarının dengeliliği yani öteden beri kabul edilen terminolojisi ile silâhların eşitliğidir. Bu ilkelerin uygulanması bakımından, elbette ki, Kanunda yer almış bulunan hükümler esastır ve bunlara uyulacaktır. Ancak yorum gerektiği bütün hâllerde söz konusu ilkeler temel olacaktır.

(2) numaralı fıkranın ikinci paragrafında, ceza usulünün, soruşturma ve kovuşturma evrelerinin mutlaka birbirinden ayrılması ve işlemlerin böylece meydana getirilmesi hususundaki temel ilke vurgulanmıştır. Bu itibarla soruşturma evresinde bir işlemi gerçekleştirmiş bulunan görevli, aynı suç nedeniyle kovuşturma evresinde herhangi bir işleme katılamayacaktır.

(2) numaralı fıkranın üçüncü paragrafı, ceza kanunlarının ve usul kanunlarının uygulanmasında uyulması gerekli ve insanlar arasında daima gözetilmesi zorunlu eşitlik ilkesini vurgulamıştır. Böylece bir bakıma, tabiî hâkim ilkesi de vurgulanmış olmaktadır. Ancak yargılama zorunlulukları nedeniyle kanunların kabul edebilecekleri istisnalar saklıdır. O hâlde istisnalar dışında bu konuda eşitlik kuralı mutlaktır.

Maddenin (3) numaralı fıkrasında, kamu davasının bütün aşamalarında mağdur haklarının saptanması ve güvence altında tutulması, görevliler ve adlî merciler için temel bir görev olarak kabul edilmiştir; mağdurun hakları hem saptanacak ve hem de güvence altında tutulacaktır. İlgililer ve görevliler, iş ister kolluk ister savcılık veya yargı mercileri düzeyinde olsun, bu hususta gerekli dikkati ve özeni göstermekle yükümlü tutulmuşlardır. Bu itibarla, mağdur haklarının belirlenmesi sonucunda bunların kayba uğramamaları için dikkat sarf edilecektir.

Maddenin (4) numaralı fıkrasının birinci paragrafında, çağdaş anayasa hukukunun ve bütünüyle hukuk düzeninin insan hak ve özgürlükleri bakımından en büyük güvencesini oluşturduğu kabul edilen suçsuzluk karinesi vurgulanmaktadır. Suçsuzluk karinesinin sadece anayasalarda veya uluslararası hak beyannamelerinde veya sözleşmelerinde yer almış bulunması yeterli değildir. Fakat insan haklarının en başında gelen bu karineye başta basının, medyanın, Devlet ve siyaset adamlarının, adlî yargı içinde yer almış bulunan herkesin saygılı olması, ihlâllerin engellenmesi, bu hususta hukukî korumaların sağlanması ve yaptırımların ciddiyetle uygulanması gereklidir. Kişilerin, suçsuzluk haklarına yöneltilmiş saldırıların sebep olduğu zararlar giderilmeli ve bu hakkın ihlâline mani olunmalıdır. Fıkra, bu konudaki ilkeyi ve direktifi belirtmiş oluyor. İhlâllerin ayrıca suç oluşturduğu hâllerde ise, ilgili hükümlerin ve müeyyidelerin gerekli usullerine uygun olarak işlem yapılacaktır.

(4) numaralı fıkranın ikinci paragrafında, uygar ve insan haklarına saygılı bir ceza usulünün mutlaka uygulanması gerekli ilke ve direktiflerine yer verilmiştir. Şüpheli ve sanık hakları bakımından temel olan bu iki ilkenin birincisi şüpheli veya sanıklara, haklarındaki iddiaların usulü üzere bildirilmesi hakkındaki zorunluluktur. Adı geçenlere haklarındaki iddia açık olarak bildirilmedikçe hiçbir hukuk işleminin, kovuşturma veya soruşturmanın yapılamaması esastır. Bu kural, suça ilişkin her çeşit işlem veya girişim bakımından da zorunludur. Bir kimsenin, söz gelimi bir karakola davetinde de, hakkındaki iddia, isnat ve talebin usulü üzere bildirilmesi zorunludur.

İkinci temel ilke, kişinin dava veya usul işlemlerinin hangi aşamasında olursa olsun bir avukatın yardımından yararlanmasının hiçbir suretle engellenemeyeceğidir. Doğal olarak avukatın müvekkili ile görüşmesi, dosyayı incelemesi ve diğer işlemler yönünden Kanunun gösterdiği kurallar geçerlidir ve uygulanacaktır. Ancak, ne olursa olsun, bir şüpheli veya sanığın, müdafiinin (avukatın) yardımından yoksun hâle getirilmesi olanaklı bulunmayacaktır.

(4) numaralı fıkranın üçüncü paragrafı, çağdaş uygar ceza hukukunun şüpheli veya sanıklar hakkında uygulanabilmesi olanağını verdiği zorlayıcı tedbirlerin ne gibi koşullar altında ve ne derecelerde geçerli olabileceğini göstermektedir. Böylece usul zorunlulukları, genel ölçüde belirlenmekte ve ölçüler açıklanmaktadır: Bu bakımdan ilk kural kanunların öngördüğü zorlayıcı tedbirlerin ancak hâkim kararı ile ve ikinci olarak yine hâkimlerin etkin denetimleri altında uygulanabilmesidir. Üçüncü olarak tedbirlere ancak kanun ve usullerin zorunlu kıldığı hâllerde ve zorunluluk ölçüsüne sıkı biçimde ve özenle uyulması suretiyle başvurulabilecektir. Zorunluluk yoksa, zorlayıcı tedbirlere başvurulamayacaktır. Ancak zorunluluk hâllerinde de, bu hâlin olanak verdiği ölçülere sıkı suretle uyulması koşulu gözetilerek uygulama yapılacak ve bu bakımdan her türlü özen gösterilecektir.

Diğer bir temel kural, uygulamanın dikkat ve özenle, makul bir süre aşılmadan sürdürülebilmesidir. Herhalde uygulamada kişilik onuru zedelenmeyecektir.

Nihayet (4) numaralı fıkranın son paragrafı mahkûm edilen herkesin, kanunların belirlediği istisnalar dışında, hakkındaki hükmü diğer bir yargı merciinde inceletmek hakkına sahip bulunduğunu açıklamaktadır.

KOMİSYONUN DEĞİŞİKLİK GEREKÇESİ

Tasarının 1 inci maddesinin birinci fıkrasının birinci paragrafı, kapsam bakımından hem yetersiz hem de karmaşık bulunmuş, bu yetersizliğin ve karmaşıklığın giderilmesi amacıyla, muhakeme sürecine katılan kişilerin hak, yetki ve yükümlülüklerinin de bu Kanunda düzenleneceği ifadesine yer verilmiştir.

Birinci fıkranın ikinci paragrafının metinden çıkarılmasının nedeni, bir yandan Ceza Muhakemesi Kanununun temel kanun olması, diğer yandan ise, saklı tutulduğu belirtilen kanun hükümlerinin hemen hepsinin bu Kanun içerisinde düzenlenmiş olmasıdır.

Sonraki fıkraların tasarı metninden çıkarılmasının gerekçesi ise; buradaki düzenlemelerin anlaşılır olmaması ve ayrıca, burada sayılmayan başka ilkelerin, kanunun yorumunda uyulması gereken ilkelerden olmadığı gibi bir anlayışı beraberinde getirmesidir. Muhakkak ki, Ceza Muhakemesi Kanununun yorumunda uyulması gereken ilkeler tasarıda sayılanlardan ibaret olamaz. Bazı ilkelere diğerleri karşısında daha genel ve üstün bir konum verildiği izlenimi doğuran böyle bir tercihin tasarıda yer alması uygun görülmemiş ve tasarının 1 inci maddesi "Kanunun kapsamı" başlığı altında tek fıkra halinde yeniden düzenlenmiştir.

Kaynak: Mevzuat Bilgi Sistemi

Mehaz madde — Fransız CMK m. 1

Cezaların uygulanmasına ilişkin kamu davası, yargıçlar veya kanunla bu yetki kendilerine tanınan görevliler tarafından harekete geçirilir ve yürütülür.

Bu dava, işbu Kanunda belirlenen şartlarda, zarar gören taraf tarafından da harekete geçirilebilir.

Özgün metin (Fransızca)

L'action publique pour l'application des peines est mise en mouvement et exercée par les magistrats ou par les fonctionnaires auxquels elle est confiée par la loi.

Cette action peut aussi être mise en mouvement par la partie lésée, dans les conditions déterminées par le présent code.

Eşleşme madde gerekçesinde belirtilmiştir. Fransız Ceza Muhakemesi Kanunu

Madde 2

Tanımlar

(1) Bu Kanunun uygulanmasında;

a) Şüpheli: Soruşturma evresinde, suç şüphesi altında bulunan kişiyi,

b) Sanık: Kovuşturmanın başlamasından itibaren hükmün kesinleşmesine kadar, suç şüphesi altında bulunan kişiyi,

c) Müdafi: Şüpheli veya sanığın ceza muhakemesinde savunmasını yapan avukatı,

d) Vekil: Katılan, suçtan zarar gören veya malen sorumlu kişiyi ceza muhakemesinde temsil eden avukatı,

e) Soruşturma: Kanuna göre yetkili mercilerce suç şüphesinin öğrenilmesinden iddianamenin kabulüne kadar geçen evreyi,

f) Kovuşturma: İddianamenin kabulüyle başlayıp, hükmün kesinleşmesine kadar geçen evreyi,

g) İfade alma: Şüphelinin kolluk görevlileri veya Cumhuriyet savcısı tarafından soruşturma konusu suçla ilgili olarak dinlenmesini,

h) Sorgu: Şüpheli veya sanığın hâkim veya mahkeme tarafından soruşturma veya kovuşturma konusu suçla ilgili olarak dinlenmesini,

i) Malen sorumlu: Yargılama konusu işin hükme bağlanması ve bunun kesinleşmesinden sonra, maddî ve malî sorumluluk taşıyarak hükmün sonuçlarından etkilenecek veya bunlara katlanacak kişiyi,

j) Suçüstü:

1. İşlenmekte olan suçu,

2. Henüz işlenmiş olan fiil ile fiilin işlenmesinden hemen sonra kolluk, suçtan zarar gören veya başkaları tarafından takip edilerek yakalanan kişinin işlediği suçu,

3. Fiilin pek az önce işlendiğini gösteren eşya veya delille yakalanan kimsenin işlediği suçu,

k) Toplu suç: Aralarında iştirak iradesi bulunmasa da üç veya daha fazla kişi tarafından işlenen suçu,

l) Disiplin hapsi: Kısmî bir düzeni korumak amacıyla yaptırım altına alınmış olan fiil dolayısıyla verilen, seçenek yaptırımlara çevrilemeyen, önödeme uygulanamayan, tekerrüre esas olmayan, şartla salıverilme hükümleri uygulanamayan, ertelenemeyen ve adlî sicil kayıtlarına geçirilmeyen hapsi,

İfade eder.

Madde gerekçesi

TASLAĞIN GEREKÇESİ

Madde 2. - Madde Kanunun değişik yerlerinde sürekli olarak kullanılan terimlerden ne anlaşılması gerektiğini baştan belirlemek amacı ile kaleme alınmıştır. Aşağıda bu kavramlar gösterilmiş ve bir kısım açıklamalar yapılmıştır.

1. Şüpheli:

Yürürlükteki Kanunun kaynağını oluşturan Alman Kanununda suç işlediği sanılan kişi üzerindeki şüphenin kuvvet derecesine göre, değişik terimler kullanılmaktadır. Sanı (zehap) derecesindeki basit şüphe, somut fiilî olgularla desteklenirse, kişi "şüpheli" statüsüne sokulmaktadır. Tasarıda, basit şüphe-kuvvetli şüphe ayırımının, insan hakları açısından taşıdığı önem dikkate alınarak, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6 ncı maddesine ilişkin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin içtihadı da değerlendirilmek suretiyle, hakkında soruşturma yapılan kişi "şüpheli" olarak nitelendirilmiştir.

2. Sanık:

Sanık, iddianamenin kabulüne karar verilmesinden sonra şüphelinin aldığı sıfattır. Kaynak Kanun da, bu ayırıma yer vermiş ve 157 nci maddesinde kamu davası açıldıktan sonra şüphelinin artık "suçlanan kişi" olduğunu belirtmiştir. Kamu davası açıldıktan sonra işin mahkeme önüne gitmesi için "son soruşturmanın açılması kararı"nın verilmesi gerektiğinden, bundan sonra, failin "ceza davalısı" olacağını hükme bağlamıştır. Tasarıda ise, "iddianamenin reddi" kurumu kabul edilmiş olduğundan, iddianamenin kabulüne karar verilmesinden sonra, yeknesak bir terim olarak "sanık" terimi benimsenmiştir. Böylece, soruşturma evresinde hakkında suç şüphesi ile adlî işlem yapılan kişilere "şüpheli", kamu davasının açılmasından ve iddianamenin kabulüne karar verilmesinden sonra ise "sanık" denilmesi kabul edilmiştir.

3. Avukat:

Tasarı, değişik maddelerinde belirttiği şüpheli, sanık, katılan, suçtan zarar gören veya malen sorumlu kişileri müdafi olarak veya vekil sıfatı ile temsil eden meslek mensuplarını, avukat olarak tanımlamış ve belirlemiştir. Herhangi bir tereddüde yer vermemek üzere, avukatın, şüpheli ve sanık bakımından müdafii ve katılan, suçtan zarar gören veya malen sorumlu kişiler bakımından da vekili ifade ettiği (3) numaralı bentte ayrıca belirtilmiştir.

4. Soruşturma:

Tasarının 1 inci maddesinde de açıklandığı üzere, kamu davasında iki temel evre kabul edilmiş bulunmaktadır. Davanın hazırlanmasına ilişkin olup, işlenen suça ilk müdahaleden başlayarak iddianamenin mahkemeye verilmesine kadar geçen bütün işlemleri kapsayan evre, soruşturma olarak isimlendirilmiştir. Elbette ki, bu evre içerisinde birtakım aşamalar da vardır.

5. Kovuşturma:

Kovuşturma ise mahkemenin iddianamenin kabulü kararını verdikten sonra, sanığın beraatine veya hükümlü sıfatını almasına veya davayı sona erdiren diğer nedenlerin gerçekleşmesine kadar geçen evredir. Bu evre kamu davasının en karmaşık dönemini kapsamakta ve karşılaştırmalı hukuk yönünden de çok değişik işlemlerin yapıldığı ve çözümlere ulaşıldığı kısmını oluşturmaktadır.

6. Malen sorumlu:

Malen sorumlu, bentte açıklandığı gibi, işlenmiş olan suçun hükme bağlanması ve bunun kesinleşmesinden sonra, maddî ve malî sorumluluk taşıyarak hükmün sonuçlarından etkilenecek veya bunlara katlanacak kişidir. Tasarının 249 uncu maddesine göre de malen sorumlu kamu davasına katılabilecektir.

7. Gece vakti:

Mevzuat tarafından benimsenmiş olan bu tanımın güneşin batmasından bir saat sonra başlayan ve doğmasından bir saat öncesine kadar geçen süreyi belirttiği yönündeki uygulama aynen korunmuştur.

8. Gecikmesinde sakınca bulunan hâl:

Tasarının değişik maddelerinde belirtildiği üzere, delil, iz, eser ve emarelerin saptanması bakımından adlî mercilerce yetkilerin ne suretle kullanılacağı, insan haklarına saygı ve adil yargılama esasları çerçevesinde gösterilmiştir. Ancak, bir kısım Batı kanunlarında da gösterilmiş olduğu üzere "gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde" bu işlemlerin kolluk tarafından da yapılabilmesi öngörülmüştür. Fakat, bu tür istisnaî uygulama kural hâlini alabildiğinden "gecikmesinde sakınca bulunan hâl"in bu maddede tanımlanması ve bu uygulamanın, gerektiği durumlarda, maddesinde açıkça gösterilmesi uygun görülmüştür. Maddeye göre temel koşul derhâl işlem yapılmadığı takdirde suçun, delil, iz, eser ve emarelerinin ortadan kaybolması olasılığının ortaya çıkmasıdır. Bu hâlin ilgililerce bir takdiri gerektirdiği muhakkaktır. Bu takdirin ölçüsü maddede böylece gösterilmiştir. Gecikmesinde sakınca bulunan hâl kavramı ceza davasının makul süre içinde bitirilmesi hususunda Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6 ncı maddesinin bir tür teminatı olmaktadır.

9. Suçüstü:

Suçüstü (meşhut suç) konusunda verilen tanımlarda 4/4/1929 tarihli ve 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun 127 nci maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan "İşlenmekte olan suç, meşhut suçtur" ve dördüncü fıkrasında yer alan "Henüz işlenmiş olan suç ile suçun işlenmesinden hemen sonra zabıta veya suçtan zarar gören şahıs yahut başkaları tarafından takip edilerek veya suçun pek az evvel işlendiğini gösteren eşya veya izlerle yakalanan kimsenin işlediği suç da meşhut suç sayılır." hükümleri benimsenmiş ve sistematik hâle getirilmiştir. Böylece uygulamada kolaylık sağlanması hedeflenmiştir.

10. Toplu suç:

Tasarının bazı maddelerinde ve 1/3/1926 tarihli ve 765 sayılı Türk Ceza Kanunu dahil, ceza hükümlerini kapsayan diğer mevzuatta yer alan "toplu suç" kavramı bazen iştirak hâli ile karıştırılmakta olduğundan buna ait bir tanımın verilmesi uygun sayılmıştır: Aralarında Türk Ceza Kanununa göre iştirakin önemli koşulunu oluşturan iştirak iradesi bulunmasa da fiilin üç veya daha fazla fail tarafından işlenmesi hâlinde toplu suçun varlığı kabul edilecek ve buna ilişkin hükümler uygulanabilecektir.

11. Disiplin hapsi:

Kısmî bir düzeni, örneğin mahkemenin, disiplin, düzen ve yüceliğini (mehâbetini) veya yargılamanın esenlikle yürütülmesini sağlamak üzere mahkeme başkanı veya hâkime verilmiş olan hapis cezası yaptırımını uygulamak yetkisinin anlam ve sonuçlarını belirtmek üzere bu yaptırımın disiplin hapsi olduğunun her hâlde ayrıca belirlenmesi uygun görülmüş ve niteliği açıklanmıştır. Nitelikleri belirtmek üzere tanımda yer alan sözcük ve cümleler yeterli derecede açıktır.

12. Ağır cezalı işler:

Ağır cezalı işler deyimi, ölüm, ağır hapis ve on yıldan fazla hapis cezalarını gerektiren cürümlere ilişkin davaları belirtmektedir.

KOMİSYONUN DEĞİŞİKLİK GEREKÇESİ

Tasarının 2 nci maddesi, Kanunun değişik yerlerinde sürekli olarak kullanılan terimlerden ne anlaşılması gerektiğini baştan belirlemek amacı ile yeniden düzenlenmiştir. Tasarıda yer alan bazı tanımlar aynen muhafaza edilmiş, bazı tanımların içeriği değiştirilmiş, ayrıca bazı yeni tanımlara yer verilmiştir.

Şüpheli kavramının içeriğinde bir değişiklik yapılmamış, sadece ifade biçimi düzeltilmiştir. Çünkü burada belirtilen bir kişiye verilen sıfatı karşılayan kavram "şüpheli" değil "şüphelilik"tir. "Sıfat" tabiri bir durumu ifade etmektedir. Oysa tanımlanmak istenen, şüphelinin içinde bulunduğu durum değil, bizzat şüphelinin kendisidir. Bu nedenle bent yeniden formüle edilmiştir.

Aynı gerekçelerle, sanık kavramı da yeniden tanımlanmıştır. Ancak, tasarıdaki bazı boşlukları gidermek ve daha sonraki maddelerde yapılan bazı değişikliklere uyum sağlamak amacıyla, sanık kavramı farklı bir şekilde yeniden tanımlanmıştır. Tasarıda ancak, iddianamenin kabulüne karar verilmesinden sonra, kişi sanık sayılmaktadır. Ancak bu durumda, iddianamenin mahkemeye verilmesi ile kabulü arasında geçen sürede, suç şüphesi altında bulunan kişinin durumunda bir belirsizlik olmaktadır. Çünkü bu ara aşama, ne soruşturma ne de kovuşturma evresine dahil sayılmaktadır. Bu boşluğu gidermek ve muhtemel bazı tartışmaları önlemek amacıyla, "kovuşturmanın başlamasından itibaren" sanıklığın başladığı kabul edilmiştir. Aynı şekilde, tasarıda sanıklığın başladığı an belirtildiği halde, bittiği an konusunda bir hüküm yer almamakta idi. Bu noktada çıkabilecek tereddütleri de gidermek amacıyla, sanıklık statüsü geniş anlaşılmış, dolayısıyla, kanun yolu aşamasında dahi kişinin sanıklık durumunun devam ettiğini vurgulamak için, "hükmün kesinleşmesine kadar" ibaresine yer verilmiştir. Böylece, örneğin, istinaf incelemesinde mahkemenin mahkûmiyet kararı onandığı takdirde kişi sanıklıktan hükümlülüğe geçecek, karar bozularak esas mahkemesine geri gönderildiğinde ise sanık olmaya devam edecektir.

Tasarıdaki avukat kavramı yerine, müdafi ve vekil ayırımı tercih edildiği için, bu ayırıma uygun olarak müdafi ve vekil tanımı yapılmıştır.

Keza soruşturma ve kovuşturma kavramları da, şüpheli ve sanık kavramları ile ilgili açıklamalara paralel olarak yeniden tanımlanmıştır. İddianamenin mahkemeye verilmesi ile bunun mahkeme tarafından kabulü arasındaki aşama, tasarıda ne soruşturma ne de kovuşturma içerisinde değerlendirilmekte idi. İki evre arasında bu şekilde isimsiz bir aşama olamayacağı düşünüldüğünden, soruşturma evresi, bu aşamayı da içine alacak şekilde geniş tanımlanmıştır. Yine, soruşturma evresi, suçun işlenmesi anından değil, suç şüphesinin öğrenilmesi anından başlatılmıştır. Çünkü bu aşamada henüz bir suçun işlendiğinden değil, ancak bir suç iddiasının varlığından söz edilebilir. Aksi takdirde, suçun işlendiğinden bahsedildiği yerde; örneğin şüpheli, sanık, soruşturma, kovuşturma gibi muhakeme hukuku kişi ve kurumlarının, suçlu sayılmama karinesi gibi ilkelerin yeri olamazdı.

İfade alma ve sorgu kavramlarının, ilgili maddelerde metin içerisinde tanımlanması yerine, genel tanım maddesinde bu kavramlara yer verilmesinin daha uygun olacağı düşünülmüştür.

"Gecikmesinde sakınca bulunan hal" kavramı, tanımının belirsiz olduğu ve tanımlar maddesinde böyle bir kavrama yer vermenin uygun olmayacağı düşüncesiyle, tasarı metninden çıkarılmıştır.

Diğer kavramlarda; ya hiç değişiklik yapılmamış ya da tasarının bütününde tercih edilen üslûba ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununa uygun sözcük değişiklikleri ile sistem uyumunu sağlamak amacıyla, fıkra ve bent numaralama sistemi değiştirilmiştir.

Kaynak: Mevzuat Bilgi Sistemi

İkinci Bölüm

Görev

Madde 3

Görev

2 değişiklik

(1) Mahkemelerin görevleri kanunla belirlenir.

(2) (Ek: 26/6/2009 – 5918/6 md.) (Mülga:2/7/2018-KHK/700/159 md.)

Madde gerekçesi

Madde 3. - Kamu davasını gören merci, elbette ki, mahkemedir. Türk sisteminde de mahkemelerle ilgili hususlar mahkemeler teşkilâtı hakkındaki kanunlarda yer almalıdır. Burada sadece mahkemelerin görevleri ile ilgili hükümlere yer verilmiştir. Bu hükümlerin, genel hükümler arasında yani soruşturma ve kovuşturma evrelerine ortak Birinci Kitabın Birinci Kısmında yer almış bulunmasının nedeni, böylece Cumhuriyet savcılarının da yetkisinin dolayısıyla belirlenmiş olmasıdır.

Maddede "madde bakımından yetki" türü düzenlenmiş olup, bu hükümle Anayasanın 142 nci maddesindeki ilke de ayrıca vurgulanmaktadır.

Kaynak: Mevzuat Bilgi Sistemi

Mehaz madde — Alman CMK m. 1

Mahkeme Teşkilatı Kanunu'nun uygulanabilirliği

Mahkemelerin görev bakımından yetkisi, Mahkeme Teşkilatı Kanunu ile belirlenir.

Özgün metin (Almanca)

Die sachliche Zuständigkeit der Gerichte wird durch das Gesetz über die Gerichtsverfassung bestimmt.

Eşleşme, iki maddenin içeriğinin karşılaştırılmasıyla önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. Aynı konuyu düzenleyen karşılık hükümdür, kanun koyucunun buradan aldığını kanıtlamaz. Alman Ceza Muhakemesi Kanunu

Madde 4

Re'sen görev kararı ve görevde uyuşmazlık

(1) Davaya bakan mahkeme, görevli olup olmadığına kovuşturma evresinin her aşamasında re'sen karar verebilir. 6 ncı madde hükmü saklıdır.

(2) Görev konusunda mahkemeler arasında uyuşmazlık çıktığında, görevli mahkemeyi ortak yüksek görevli mahkeme belirler.

Madde gerekçesi

Madde 4. - Görev, kamu düzeniyle doğrudan ilgilidir ve şüpheli ve sanık yönünden de tabiî hâkim ilkesine göre güvence oluşturur. Bu nedenle görev "madde bakımından yetki" sorununun, Cumhuriyet savcısı, katılan ve sanık ileri sürmese de mahkemece kovuşturmanın her aşamasında re'sen göz önünde bulundurulması gerekir. Ancak, iddianamenin kabulünden sonra, suçun yargılamasının alt dereceli bir mahkemeye ait olduğundan söz edilerek görevsizlik kararı verilemeyeceğine ilişkin 5 inci madde hükmü saklıdır. Maddenin birinci fıkrası bu kuralı açıklamaktadır.

Maddenin ikinci fıkrasında ise, mahkemeler arasında olumlu veya olumsuz görev uyuşmazlığı çıktığında görevli mahkemeyi ortak yüksek görevli mahkemenin belirleyeceği hükme bağlanmıştır. Bu fıkra çerçevesinde, aynı yargı sistemi içinde yer alan mahkemeler arasındaki görev uyuşmazlıkları söz konusudur.

Kaynak: Mevzuat Bilgi Sistemi

Madde 5

Görevsizlik kararı verilmesi gereken hâl ve sonucu

(1) İddianamenin kabulünden sonra; işin, davayı gören mahkemenin görevini aştığı veya dışında kaldığı anlaşılırsa, mahkeme bir kararla işi görevli mahkemeye gönderir.

(2) Adlî yargı içerisindeki mahkemeler bakımından verilen görevsizlik kararlarına karşı itiraz yoluna gidilebilir.

Madde gerekçesi

TASLAĞIN GEREKÇESİ

Madde 6. - Madde, suçun davayı gören mahkemenin görevini aştığının veya dışında kaldığının saptandığı hâllerde, işin derhâl görevli mahkemeye gönderilmesini öngörmektedir. Böylece hem sanığın güvencesi saklı kalmış ve hem de gecikmeyi gidermek olanağı sağlanmış bulunmaktadır.

Maddenin ikinci fıkrasında bu karara karşı Cumhuriyet savcısının acele itiraz yoluna gidebileceği açıklanmıştır.

KOMİSYONUN DEĞİŞİKLİK GEREKÇESİ

Tasarının 5 inci maddesi ile 6 ncı maddenin yer değiştirmesinin uygun olacağı düşünülmüştür. Çünkü mahkeme görev sorununu incelerken, öncelikle, görevsizlik kararı verebileceği bir hal varsa bu kararı vermek suretiyle davayı, görevli saydığı mahkemeye gönderecektir. Ancak mahkeme başta görevsizlik kararı vermemişse ya da görevli olmadığı iddianamenin kabulünden sonra ortaya çıkmışsa, artık, alt dereceli mahkemenin görevli olduğundan bahisle davadan el çekmeyecektir. Bu gerekçeyle tasarının 6 ncı maddesi redaksiyon yapılarak 5 inci madde, 5 inci maddesi redaksiyon yapılarak 6 ncı madde olarak yeniden düzenlenmiştir.

Kaynak: Mevzuat Bilgi Sistemi

Mehaz madde — Alman CMK m. 270

Üst dereceli bir mahkemenin yetkili olması hâlinde gönderme

(1) Bir mahkeme, duruşmanın başlamasından sonra üst dereceli bir mahkemenin madde bakımından yetkili olduğu kanısına varırsa, kararla işi yetkili mahkemeye gönderir; § 209a Nr. 2 Buchstabe a kıyasen uygulanır. Mahkeme, sanığın süresinde ileri sürdüğü § 6a uyarınca bir itirazı haklı bulursa da aynı şekilde işlem yapılır.

(2) Mahkeme, kararda sanığı ve fiili § 200 Abs. 1 Satz 1 uyarınca belirtir.

(3) Karar, ana duruşmayı açan bir kararın hükümlerini taşır. Kararın itiraz edilebilirliği § 210'a göre belirlenir.

(4) Gönderme kararı bir ceza hâkimi veya bir Schöffengericht tarafından verilmişse, sanık, kararın tebliğinde belirlenecek bir süre içinde duruşmadan önce belirli delillerin toplanmasını talep edebilir. Bu talep hakkında, işin gönderildiği mahkemenin başkanı karar verir.

Özgün metin (Almanca)

(1) Hält ein Gericht nach Beginn einer Hauptverhandlung die sachliche Zuständigkeit eines Gerichts höherer Ordnung für begründet, so verweist es die Sache durch Beschluß an das zuständige Gericht; § 209a Nr. 2 Buchstabe a gilt entsprechend. Ebenso ist zu verfahren, wenn das Gericht einen rechtzeitig geltend gemachten Einwand des Angeklagten nach § 6a für begründet hält.

(2) In dem Beschluß bezeichnet das Gericht den Angeklagten und die Tat gemäß § 200 Abs. 1 Satz 1.

(3) Der Beschluß hat die Wirkung eines das Hauptverfahren eröffnenden Beschlusses. Seine Anfechtbarkeit bestimmt sich nach § 210.

(4) Ist der Verweisungsbeschluß von einem Strafrichter oder einem Schöffengericht ergangen, so kann der Angeklagte innerhalb einer bei der Bekanntmachung des Beschlusses zu bestimmenden Frist die Vornahme einzelner Beweiserhebungen vor der Hauptverhandlung beantragen. Über den Antrag entscheidet der Vorsitzende des Gerichts, an das die Sache verwiesen worden ist.

Eşleşme, iki maddenin içeriğinin karşılaştırılmasıyla önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. Aynı konuyu düzenleyen karşılık hükümdür, kanun koyucunun buradan aldığını kanıtlamaz. Alman Ceza Muhakemesi Kanunu

Madde 6

Görevsizlik kararı verilemeyecek hâl

1 değişiklik

(Değişik: 6/12/2006 – 5560/16 md.)

(1) Duruşmada suçun hukukî niteliğinin değiştiğinden bahisle görevsizlik kararı verilerek dosya alt dereceli mahkemeye gönderilemez.

Madde gerekçesi

TASLAĞIN GEREKÇESİ

Madde 5. - Bu madde ile 4 üncü maddenin birinci fıkrasında yer alan ilkeye bir istisna getirilmektedir. Tasarının temel amaçlarından birisi, adil yargılama esas olmakla beraber, davaların sür'atle sonuçlandırılması olduğundan 181 inci maddeye göre iddianamenin kabulü kararı verildikten sonra, suçun yargılamasının madde itibarıyla alt dereceli bir mahkemenin yetkisinde olduğundan söz edilerek görevsizlik kararı verilemeyecek, madde itibarıyla yüksek dereceli mahkeme artık yargılamayı sürdürerek kovuşturma evresindeki işlemleri gerçekleştirerek davayı hükme ulaştıracaktır. Doğal olarak, iddianamenin iadesine bu nedenle karar verdiğinde görevli mahkeme de gösterilecektir.

KOMİSYONUN DEĞİŞİKLİK GEREKÇESİ

Tasarının 5 inci maddesi ile 6 ncı maddenin yer değiştirmesinin uygun olacağı düşünülmüştür. Çünkü mahkeme görev sorununu incelerken, öncelikle, görevsizlik kararı verebileceği bir hal varsa bu kararı vermek suretiyle davayı, görevli saydığı mahkemeye gönderecektir. Ancak mahkeme başta görevsizlik kararı vermemişse ya da görevli olmadığı iddianamenin kabulünden sonra ortaya çıkmışsa, artık, alt dereceli mahkemenin görevli olduğundan bahisle davadan el çekmeyecektir. Bu gerekçeyle tasarının 6 ncı maddesi redaksiyon yapılarak 5 inci madde, 5 inci maddesi redaksiyon yapılarak 6 ncı madde olarak yeniden düzenlenmiştir.

Kaynak: Mevzuat Bilgi Sistemi

Mehaz madde — Alman CMK m. 269

Alt derece mahkemesinin yetkili olduğu gerekçesiyle gönderme yasağı

Mahkeme, davanın alt derece bir mahkemeye ait olduğu gerekçesiyle kendisini yetkisiz ilan edemez.

Özgün metin (Almanca)

Das Gericht darf sich nicht für unzuständig erklären, weil die Sache vor ein Gericht niederer Ordnung gehöre.

Eşleşme, iki maddenin içeriğinin karşılaştırılmasıyla önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. Aynı konuyu düzenleyen karşılık hükümdür, kanun koyucunun buradan aldığını kanıtlamaz. Alman Ceza Muhakemesi Kanunu

Madde 7

Görevli olmayan hâkim veya mahkemenin işlemleri

(1) Yenilenmesi mümkün olmayanlar dışında, görevli olmayan hâkim veya mahkemece yapılan işlemler hükümsüzdür.

Madde gerekçesi

KOMİSYONUN DEĞİŞİKLİK GEREKÇESİ

Tasarıya 6 ncı maddeden sonra gelmek üzere "Görevli olmayan hâkim veya mahkemenin işlemleri" başlığı altında; görevli olmayan hâkim veya mahkemenin işlemlerinin akibetinin doktrin ve uygulamada tartışmaya yol açmasının önüne geçmek amacıyla tasarıya yeni bir 7 nci madde eklenmiştir.

Kaynak: Mevzuat Bilgi Sistemi

Üçüncü Bölüm

Bağlantılı Davalar

Madde 8

Bağlantı kavramı

(1) Bir kişi, birden fazla suçtan sanık olur veya bir suçta her ne sıfatla olursa olsun birden fazla sanık bulunursa bağlantı var sayılır.

(2) Suçun işlenmesinden sonra suçluyu kayırma, suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme fiilleri de bağlantılı suç sayılır.

Madde gerekçesi

TASLAĞIN GEREKÇESİ

Madde 8. - Maddede "murtabıt" yerine "bağlantılı" sözcüğü kullanılmıştır. Madde iki fıkradan oluşmaktadır. Birinci fıkra, 1412 sayılı Kanunun 3 üncü maddesini tekrarlamakta, ikinci fıkra ise bağlantı kavramını genişletmekte ve aynı Kanunun 230 uncu maddesinin söz konusu ettiği olanağı somutlaştırmaktadır. Böylece ikinci fıkrada, suçun işlenmesinden sonra faile yardım etme, suçun delil, iz, eser ve emarelerini ortadan kaldırma veya suç failine yataklık etme fiillerinin de bağlantılı suç sayıldığı açıklanmıştır.

KOMİSYONUN DEĞİŞİKLİK GEREKÇESİ

Tasarının 8 inci maddesinin ikinci fıkrasında, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu ile uyumun sağlanması amacıyla değişiklik yapılmıştır.

Kaynak: Mevzuat Bilgi Sistemi

Mehaz madde — Alman CMK m. 3

Bağlantı kavramı

Bir kişinin birden fazla suçla itham edilmesi halinde veya bir fiil bakımından birden fazla kişinin fail, iştirakçi ya da veri karartma, suçtan yararlanma, suç delillerini yok etme veya suç eşyasının satın alınması suçlarından itham edilmesi halinde bağlantı mevcuttur.

Özgün metin (Almanca)

Ein Zusammenhang ist vorhanden, wenn eine Person mehrerer Straftaten beschuldigt wird oder wenn bei einer Tat mehrere Personen als Täter, Teilnehmer oder der Datenhehlerei, Begünstigung, Strafvereitelung oder Hehlerei beschuldigt werden.

Eşleşme, iki maddenin içeriğinin karşılaştırılmasıyla önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. Aynı konuyu düzenleyen karşılık hükümdür, kanun koyucunun buradan aldığını kanıtlamaz. Alman Ceza Muhakemesi Kanunu

Madde 9

Davaların birleştirilerek açılması

(1) Bağlantılı suçlardan her biri değişik mahkemelerin görevine giriyorsa, bunlar hakkında birleştirilmek suretiyle yüksek görevli mahkemede dava açılabilir.

Madde gerekçesi

Madde 9. - 1412 sayılı Kanunun 2 nci maddesinin birinci fıkrası hükmü, günümüzün diline uygun hâle getirilerek bu maddeye alınmıştır.

Bu maddeyi karşılayan 1412 sayılı Kanunun 2 nci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan "Bu mahkeme, birleştirilmiş olan ceza davalarının ayrılmasına da karar verebilir" ibaresine 10 uncu maddede yer verilmiştir.

Kaynak: Mevzuat Bilgi Sistemi

Mehaz madde — Alman CMK m. 13

Bağlantılı ceza davalarında yetkili mahkeme

(1) §§ 7 ila 11 hükümlerine göre ayrı ayrı değerlendirildiğinde farklı mahkemelerin yetkisine girecek olan bağlantılı ceza işlerinde, bu işlerden herhangi biri için yetkili olan her mahkemede yetki kurulmuş sayılır.

(2) Birden çok bağlantılı ceza işi farklı mahkemelerde açılmışsa, bunlar tamamen veya kısmen, Cumhuriyet savcılığının taleplerine uygun olarak bu mahkemeler arasında yapılacak bir anlaşma ile aralarından birinde birleştirilebilir. Böyle bir anlaşma sağlanamazsa, Cumhuriyet savcılığının veya sanıklardan birinin başvurusu üzerine, birleştirmenin yapılıp yapılmayacağına ve hangi mahkemede yapılacağına ortak üst mahkeme karar verir.

(3) Birleştirme aynı şekilde yeniden kaldırılabilir.

Özgün metin (Almanca)

(1) Für zusammenhängende Strafsachen, die einzeln nach den Vorschriften der §§ 7 bis 11 zur Zuständigkeit verschiedener Gerichte gehören würden, ist ein Gerichtsstand bei jedem Gericht begründet, das für eine der Strafsachen zuständig ist.

(2) Sind mehrere zusammenhängende Strafsachen bei verschiedenen Gerichten anhängig gemacht worden, so können sie sämtlich oder zum Teil durch eine den Anträgen der Staatsanwaltschaft entsprechende Vereinbarung dieser Gerichte bei einem unter ihnen verbunden werden. Kommt eine solche Vereinbarung nicht zustande, so entscheidet, wenn die Staatsanwaltschaft oder ein Angeschuldigter hierauf anträgt, das gemeinschaftliche obere Gericht darüber, ob und bei welchem Gericht die Verbindung einzutreten hat.

(3) In gleicher Weise kann die Verbindung wieder aufgehoben werden.

Eşleşme, iki maddenin içeriğinin karşılaştırılmasıyla önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. Aynı konuyu düzenleyen karşılık hükümdür, kanun koyucunun buradan aldığını kanıtlamaz. Alman Ceza Muhakemesi Kanunu

Mehaz madde — Fransız CMK m. 387

Mahkeme, birbiriyle bağlantılı fiillere ilişkin birden çok usule bakmakla görevli kılındığında, bunların birleştirilmesine ya kendiliğinden ya Cumhuriyet savcılığının talebi üzerine ya da taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir.

Özgün metin (Fransızca)

Lorsque le tribunal est saisi de plusieurs procédures visant des faits connexes, il peut en ordonner la jonction soit d'office, soit sur réquisition du ministère public, ou à la requête d'une des parties.

Eşleşme, iki maddenin içeriğinin karşılaştırılmasıyla önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. Aynı konuyu düzenleyen karşılık hükümdür, kanun koyucunun buradan aldığını kanıtlamaz. Fransız Ceza Muhakemesi Kanunu

Madde 10

Görülmekte olan davaların birleştirilmesi ve ayrılması

(1) Kovuşturma evresinin her aşamasında, bağlantılı ceza davalarının birleştirilmesine veya ayrılmasına yüksek görevli mahkemece karar verilebilir.

(2) Birleştirilen davalarda, bu davaları gören mahkemenin tâbi olduğu yargılama usulü uygulanır.

(3) İşin esasına girdikten sonra ayrılan davalara aynı mahkemede devam olunur.

Madde gerekçesi

TASLAĞIN GEREKÇESİ

Madde 10. - Madde, davanın her aşamasında aralarında bağlantı bulunan davaların yüksek görevli mahkemece re'sen birleştirilerek yargılamaya devam edilebileceğini veya birleştirilen davaların gerek görüldüğünde aynı şekilde ayrılabileceğini belirtmektedir. Cumhuriyet savcısı veya taraflar da bu hususu mahkemeden isteyebilirler; ancak mahkeme takdirine göre gerekli kararı verecektir.

Dava ekonomisinin sağlanması, yargılamanın sür'atlendirilmesi amacı ile öngörülen bu madde düzenlenirken ikinci fıkrada işin esasına girildikten sonra ayırma kararı verildiğinde, ayrılan davalara aynı mahkemede devam olunması kabul edilmiştir. Davanın esasına girmeden maksat, iddianamenin okunmasından sonraki aşamalardır.

Madde 11. - 10 uncu maddede, soruşturması ve kovuşturulması ayrı ayrı yürütülen davaların sonradan birleştirilmesine veya daha önce birleştirilen davaların ayrılmasına karar vermek yetkisinin yüksek görevli mahkemeye ait olduğu belirtildiğinden ve kovuşturma yüksek görevli mahkemede yapılacağından, izlenecek yargılama usulünün, bu mahkemenin tâbi bulunduğu usul olması davaların sür'atle sonuçlandırılması ilkesi gereği uygun görülmüştür.

KOMİSYONUN DEĞİŞİKLİK GEREKÇESİ

Tasarının 10 uncu ve 11 inci maddeleri birleştirilmiş ve 10 uncu madde olarak kabul edilmiştir.

Kaynak: Mevzuat Bilgi Sistemi

Mehaz madde — Alman CMK m. 4

Görülmekte olan ceza davalarının birleştirilmesi ve ayrılması

(1) Bağlantılı ceza davalarının birleştirilmesi veya birleştirilmiş davaların ayrılması, ana muhakemenin açılmasından sonra dahi, savcılığın veya sanığın talebi üzerine ya da resen mahkeme kararıyla emredilebilir.

(2) Karar için görevli mahkeme, diğer mahkemeler kendi yargı çevresine dahil ise, daha üst dereceli mahkemedir. Böyle bir mahkeme yoksa, müşterek üst mahkeme karar verir.

Özgün metin (Almanca)

(1) Eine Verbindung zusammenhängender oder eine Trennung verbundener Strafsachen kann auch nach Eröffnung des Hauptverfahrens auf Antrag der Staatsanwaltschaft oder des Angeklagten oder von Amts wegen durch gerichtlichen Beschluß angeordnet werden.

(2) Zuständig für den Beschluß ist das Gericht höherer Ordnung, wenn die übrigen Gerichte zu seinem Bezirk gehören. Fehlt ein solches Gericht, so entscheidet das gemeinschaftliche obere Gericht.

Eşleşme, iki maddenin içeriğinin karşılaştırılmasıyla önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. Aynı konuyu düzenleyen karşılık hükümdür, kanun koyucunun buradan aldığını kanıtlamaz. Alman Ceza Muhakemesi Kanunu

Madde 11

Geniş bağlantı sebebiyle birleştirme

(1) Mahkeme, bakmakta olduğu birden çok dava arasında bağlantı görürse, bu bağlantı 8 inci maddede gösterilen türden olmasa bile, birlikte bakmak ve hükme bağlamak üzere bu davaların birleştirilmesine karar verebilir.

Madde gerekçesi

TASLAĞIN GEREKÇESİ

Madde 12. - Madde, 8 inci maddenin ikinci fıkrasında yer alan hâlleri de kapsamak üzere, bağlantı kavramını genişletmiştir.

KOMİSYONUN DEĞİŞİKLİK GEREKÇESİ

Tasarının 12 nci maddesi geniş bağlantı olarak kabul edilen bağlantı çeşidini düzenlediğinden, başlığı "Geniş bağlantı sebebiyle birleştirme" olarak değiştirilmiş ve 11 inci madde olarak kabul edilmiştir.

Kaynak: Mevzuat Bilgi Sistemi

Mehaz madde — Alman CMK m. 237

Birden çok ceza davasının birleştirilmesi

Mahkeme, nezdinde derdest olan birden çok ceza davası arasında bağlantı bulunması hâlinde, bu bağlantı § 3'te belirtilen bağlantı olmasa dahi, eş zamanlı olarak görülmeleri amacıyla bunların birleştirilmesine karar verebilir.

Özgün metin (Almanca)

Das Gericht kann im Falle eines Zusammenhangs zwischen mehreren bei ihm anhängigen Strafsachen ihre Verbindung zum Zwecke gleichzeitiger Verhandlung anordnen, auch wenn dieser Zusammenhang nicht der in § 3 bezeichnete ist.

Eşleşme metin benzerliğine göre önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. Alman Ceza Muhakemesi Kanunu

Dördüncü Bölüm

Yetki

Madde 12

Yetkili mahkeme

1 değişiklik

(1) Davaya bakmak yetkisi, suçun işlendiği yer mahkemesine aittir.

(2) Teşebbüste son icra hareketinin yapıldığı, kesintisiz suçlarda kesintinin gerçekleştiği ve zincirleme suçlarda son suçun işlendiği yer mahkemesi yetkilidir.

(3) Suç, ülkede yayımlanan bir basılı eserle işlenmişse yetki, eserin yayım merkezi olan yer mahkemesine aittir. Ancak, aynı eserin birden çok yerde basılması durumunda suç, eserin yayım merkezi dışındaki baskısında meydana gelmişse, bu suç için eserin basıldığı yer mahkemesi de yetkilidir.

(4) Soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı olan hakaret suçunda eser, mağdurun yerleşim yerinde veya oturduğu yerde dağıtılmışsa, o yer mahkemesi de yetkilidir. Mağdur, suçun işlendiği yer dışında tutuklu veya hükümlü bulunuyorsa, o yer mahkemesi de yetkilidir.

(5) Görsel veya işitsel yayınlarda da bu maddenin üçüncü fıkrası hükmü uygulanır. Görsel ve işitsel yayın, mağdurun yerleşim yerinde ve oturduğu yerde işitilmiş veya görülmüşse o yer mahkemesi de yetkilidir.

(6) (Ek:8/7/2021-7331/10 md.) Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının ya da banka veya kredi kartlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenen suçlarda mağdurun yerleşim yeri mahkemeleri de yetkilidir.

Madde gerekçesi

TASLAĞIN GEREKÇESİ

Madde 13. - Madde, sadece yer bakımından yetki konusunu düzenlemektedir. Esasta Cumhuriyet savcısı, yer bakımından yetkili mahkeme önünde dava açmak zorundadır. Bu hususta hata varsa, mahkeme bunu araştırır. Madde yargılamanın engelsiz, kesintisiz olarak yürütülmesini sağlamak için düzenlenmiştir.

Tasarı, derece derece tahsis yetkisini kabul eden İtalyan Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunundan bu konuda esinlenmiş ve yetkili mahkemeleri sırasıyla belirlemiştir: Suçun işlenmesinden en çok ilgilenen, delillerin bulunması ve kolaylıkla toplanabilmesi yönünden kuşkusuz önemli olan yer, suçun işlendiği yerdir. Ayrıca önemli suçlarda, suçun işlendiği yerde kamuoyunun duyarlılığı daha fazladır. Bunun için, suçun işlendiği yer mahkemesi yetkili sayılmış ve yetkide ana kural, maddenin birinci fıkrasında belirtilmiştir.

Maddenin ikinci fıkrasında, teşebbüs hâlinde kalan suçlarla, mütemadî ve müteselsil suçlarda yetki kuralı düzenlenmiştir.

Üçüncü fıkrada ise, suçun, ülkede yayımlanan basılı bir eserin içeriğinde yer aldığı hâllerde, basılı eserin yayın merkezi olan yer mahkemesinin yetkili bulunduğu hükme bağlanmaktadır. Ancak, uygulamada eserin birden çok yerde basıldığı ve bu baskılarda da içerik farklılığı olduğu, bazı durumlarda ise yayın merkezindeki basıda suç unsuru bulunmayan bir basılı eserin, başka yerdeki basısında suç unsuru taşıdığı görülmektedir. Bu itibarla, basın davalarının en kısa sürede sonuçlandırılmasını sağlamak üzere yetkili mahkemenin, içeriği suç oluşturan eserin basıldığı yerdeki mahkeme olması kabul edilmiştir.

Maddenin dördüncü fıkrasında, basılı eser ile yayın merkezinin dışında ikamet eden bir kimseye karşı kovuşturulması şikâyete bağlı hakaret ve sövme fiilleri işlendiğinde ve eser o kimsenin yerleşim yerinde veya oturduğu yerde dağıtılmışsa, o yer mahkemesinin de yetkili olması hakkaniyete uygun sayılmıştır. Zira, saldırılan kimsenin basılı eserin yayın merkezi olan yer mahkemesine gidip davasını takip etmesi kendisi için büyük bir yük oluşturacaktır.

Maddenin beşinci fıkrasında ise, görsel ve işitsel yayınlarla işlenen suçlarda da, basılı eserle işlenen suçlara ilişkin yetki kuralının uygulanması öngörülmüştür. Görsel ve işitsel yayınlarla suçun işlenmesi hâlinde, bunun saldırıya uğrayan nezdinde yaptığı etki diğer suç vasıtalarına göre daha hızlı bir şekilde ortaya çıkacağından görsel ve işitsel yayın, saldırıya uğrayan kimsenin yerleşim yerinde veya oturduğu yerde işitilmiş veya görülmüşse o yer mahkemesi de yetkili olacaktır. Öte yandan, saldırıya uğrayanın yerleşim yerindeki mahkemeye yetki verilmesi suça karşı duyulan tepkinin giderilmesini ve adaletin daha çabuk gerçekleştirilmesini sağlayacak, daha sür'atli bir yargılama olanağını ortaya çıkaracaktır.

Maddenin son fıkrası önemli bir yenilik getirmektedir: Karşılaştırmalı ceza yargılama usulü yönünden temel ilke sanığın mutlaka, hükmü verecek mahkemede ifadesinin alınması, belirli istisnalar dışında duruşmalarda hazır bulunması ve savunmasını yapmasıdır. Ülkemizde belirli güvenlik nedenleri ile bazı sanıklar, yargılamayı yapan mahkemeden çok uzaktaki tutukevlerinde bulunduklarından ifade ve savunmaları yerel mahkeme tarafından istinabe suretiyle alınıp asıl yani suçun işlendiği yer mahkemelerine gönderilmekte ve bunlar da göz önüne alınarak hüküm verilmektedir. Oysa Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin değişik kararlarında bu uygulama adil yargılama ilkelerine aykırı görülmüştür. İşte bu nedenlerle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kararları doğrultusunda, esas hakkındaki hükmü veren mahkemenin sanığı şahsen dinleyebilmesi amacıyla ikili yetki kabul edilmiştir.

KOMİSYONUN DEĞİŞİKLİK GEREKÇESİ

Tasarının 13 üncü maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu ile uyum sağlanması için kısmen değiştirilmiştir. Dördüncü ve beşinci fıkralarda ayrıca, daha uygun olacağı düşüncesiyle bazı sözcükler değiştirilmiş; örneğin "saldırılan kimse" yerine "mağdur" kavramı tercih edilmiştir. Keza, ilişkisi dolayısıyla, tasarıdaki son fıkra dördüncü fıkra ile birleştirilmiş ve 12 nci madde olarak kabul edilmiştir.

Kaynak: Mevzuat Bilgi Sistemi

Mehaz madde — Alman CMK m. 7

Suçun işlendiği yer mahkemesinin yetkisi

(1) Yetkili mahkeme, suçun işlendiği yerin bulunduğu yargı çevresindeki mahkemedir.

(2) Suç, bu Federal Kanun'un uygulama alanında yayımlanan bir basılı eserin içeriği ile gerçekleştirilmişse, 1. fıkraya göre yetkili mahkeme olarak yalnızca basılı eserin yayımlandığı yer yargı çevresindeki mahkeme kabul edilir. Ancak hakaret hâllerinde, kovuşturmanın şahsi dava yoluyla yapılması durumunda, basılı eserin yayıldığı yer yargı çevresinde mağdurun yerleşim yeri veya mutad meskeni bulunuyorsa, o yer mahkemesi de yetkilidir.

Özgün metin (Almanca)

(1) Der Gerichtsstand ist bei dem Gericht begründet, in dessen Bezirk die Straftat begangen ist.

(2) Wird die Straftat durch den Inhalt einer im Geltungsbereich dieses Bundesgesetzes erschienenen Druckschrift verwirklicht, so ist als das nach Absatz 1 zuständige Gericht nur das Gericht anzusehen, in dessen Bezirk die Druckschrift erschienen ist. Jedoch ist in den Fällen der Beleidigung, sofern die Verfolgung im Wege der Privatklage stattfindet, auch das Gericht, in dessen Bezirk die Druckschrift verbreitet worden ist, zuständig, wenn in diesem Bezirk die beleidigte Person ihren Wohnsitz oder gewöhnlichen Aufenthalt hat.

Eşleşme, iki maddenin içeriğinin karşılaştırılmasıyla önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. Aynı konuyu düzenleyen karşılık hükümdür, kanun koyucunun buradan aldığını kanıtlamaz. Alman Ceza Muhakemesi Kanunu

Madde 13

Özel yetki

(1) Suçun işlendiği yer belli değilse, şüpheli veya sanığın yakalandığı yer, yakalanmamışsa yerleşim yeri mahkemesi yetkilidir.

(2) Şüpheli veya sanığın Türkiye'de yerleşim yeri yoksa Türkiye'de en son adresinin bulunduğu yer mahkemesi yetkilidir.

(3) Mahkemenin bu suretle de belirlenmesi olanağı yoksa, ilk usul işleminin yapıldığı yer mahkemesi yetkilidir.

Madde gerekçesi

- Maddede, delil elde etme ölçütünden yola çıkılarak, 13 üncü maddeye göre yetkinin saptanması olanağı bulunmayan hâllerde, yetkili mahkemenin ne suretle belirleneceği gösterilmektedir. Delillerin en iyi toplanabileceği yer, esas itibarıyla suçun işlendiği yerdir.

Fakat bu yer belli değilse veya saptanamıyorsa, suç delillerinin en iyi toplanabileceği yer olarak ona en yakın yer mahkemesi yetkili sayılmıştır: Buna göre suçun işlendiği yer belli değilse sanığın yakalandığı yer, yakalanmamışsa yerleşim yeri, o da yoksa en son oturduğu yer mahkemesi yetkili olacaktır.

Bütün bu seçeneklere göre de yetkili mahkeme belirlenemiyorsa, yargılama usulüne ilişkin ilk işlemin yapıldığı yer mahkemesi yetkili olacaktır. Böylece basamaklı bir yetki sistemi kurularak çekişmelerin ortaya çıkması önlenmek istenilmiştir.

Kaynak: TBMM 22. Dönem S. Sayısı 698 · tasarı/teklifin madde 14 gerekçesi

Madde 14

Yabancı ülkede işlenen suçlarda yetki

(1) Yabancı ülkede işlenen ve kanun hükümleri uyarınca Türkiye'de soruşturulması ve kovuşturulması gereken suçlarda yetki, 13 üncü maddenin birinci ve ikinci fıkralarına göre belirlenir.

(2) Bununla birlikte Cumhuriyet savcısının, şüphelinin veya sanığın istemi üzerine Yargıtay, suçun işlendiği yere daha yakın olan yer mahkemesine yetki verebilir.

(3) Bu gibi suçlarda şüpheli veya sanık Türkiye'de yakalanmamış, yerleşmemiş veya adresi yoksa; yetkili mahkeme, Adalet Bakanının istemi ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının başvurusu üzerine Yargıtay tarafından belirlenir.

(4) Yabancı ülkelerde bulunup da diplomatik bağışıklıktan yararlanan Türk kamu görevlilerinin işledikleri suçlardan dolayı yetkili mahkeme Ankara mahkemesidir.

Madde gerekçesi

- Maddede yabancı ülkede işlenen suçtan söz edildiğine göre bundan icra hareketi veya doğrudan neticesi Türkiye'de meydana gelmeyen fiiller anlaşılacaktır. Yurt dışında işlenen ve Türk Ceza Kanununun 4, 5, 6, 7 ve 8 inci madde hükümleri gereğince, sanığa veya mağdura göre kişisellik veya adalet, gerçeklik ilkelerine göre Türkiye'de soruşturulması ve kovuşturulması gereken bu suçlarda sanığın Türkiye'de yakalandığı ve yakalanmamışsa Türkiye'deki yerleşim yeri mahkemesi yetkilidir. Sanığın Türkiye'de yerleşim yeri yoksa, Türkiye'de en son oturduğu yer mahkemesi yetkilidir.

Ancak yargılama hukuku gerekleri açısından yukarıdaki kurallara göre belirlenen mahkeme yerine, suçun işlendiği yabancı ülkeye coğrafi bakımdan daha yakın yer mahkemesinin yetkili kılınmasına Cumhuriyet başsavcısının veya sanığın istemi üzerine, Yargıtay tarafından karar verilebilir.

Maddenin üçüncü fıkrasına göre sanığın yabancı olması veya yurt dışında doğup yaşamış bir Türk olması gibi nedenlerle Türkiye'de yakalanamaması veya Türkiye'de yerleşim yeri veya en son oturduğu yer bulunmaması hâlinde yetkili mahkeme Adalet Bakanının istemi ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının başvurusu üzerine Yargıtay tarafından belirlenir.

Maddenin son fıkrasına göre ise, yabancı ülkelerde bulunup da 1961 tarihli Viyana Diplomatik İlişkiler Sözleşmesi gibi çok taraflı veya ikili sözleşmelere veya uluslararası hukukun karşılıklılık, örf ve adet hukuku kurallarına göre bulundukları yerde diplomatik bağışıklıklardan yararlanmaları nedeniyle haklarında soruşturma yapılamayan Türk memurlarının kişisel suçları ile görev suçları Ankara mahkemesince kovuşturulur.

Yabancı ülkede bulunup da diplomatik bağışıklıktan yararlanan Türk memurlarının görevleri sebebiyle işledikleri suçlarından dolayı soruşturma ve kovuşturma; 2/12/1999 tarihli ve 4483 sayılı "Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun"a göre yapılacaktır. Yetkili soruşturma ve kovuşturma makamları da buna göre belirlenecektir. Örneğin, büyükelçiler hakkında ilgili bakan tarafından izin verildikten sonra, soruşturma yapma yetkisi, 4483 sayılı Kanunun 9 uncu maddesinin (a) bendi uyarınca Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı veya Başsavcıvekiline ait olup, davaya bakmaya yetkili ve görevli mahkeme ise, aynı Kanunun 13 üncü maddesi uyarınca Yargıtayın ilgili ceza dairesidir. Ancak, görevleri ve sıfatları sebebiyle özel soruşturma ve kovuşturma usullerine tâbi olanlara ilişkin kanun hükümleri ile suçun niteliği yönünden kanunlarda gösterilen soruşturma ve kovuşturma usullerine ilişkin hükümler saklıdır.

Örneğin, suçun niteliği bakımından, 2845 sayılı Devlet Güvenlik Mahkemelerinin Kuruluş ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun, 1402 sayılı Sıkıyönetim Kanunu, 3628 sayılı Mal Bildiriminde Bulunulması, Rüşvet ve Yolsuzluklarla Mücadele Kanunu ve 4422 sayılı Çıkar Amaçlı Suç Örgütleriyle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlar bakımından, yetkili mahkeme, bu kanunlarda gösterilen soruşturma ve kovuşturma usullerine göre belirlenir.

Kaynak: TBMM 22. Dönem S. Sayısı 698 · tasarı/teklifin madde 15 gerekçesi

Madde 15

Deniz, hava ve demiryolu taşıtlarında veya bu taşıtlarla işlenen suçlarda yetki

(1) Suç, Türk bayrağını taşıma yetkisine sahip olan bir gemide veya böyle bir taşıt Türkiye dışında iken işlenmişse, geminin ilk uğradığı Türk limanında veya bağlama limanında bulunan mahkeme yetkilidir.

(2) Türk bayrağını taşıma hakkına sahip olan hava taşıtları ile demiryolu taşıtları hakkında da yukarıdaki fıkra hükümleri uygulanır.

(3) Ülke içerisinde deniz, hava veya demiryolu taşıtlarında ya da bu taşıtlarla işlenen suçlarda, bunların ilk ulaştığı yer mahkemesi de yetkilidir.

(4) Çevreyi kirletme suçu, yabancı bayrağı taşıyan bir gemi tarafından Türk kara suları dışında işlendiği takdirde, suçun işlendiği yere en yakın veya geminin Türkiye'de ilk uğradığı limanın bulunduğu yer mahkemesi yetkilidir.

Madde gerekçesi

- Maddede, deniz ve hava taşıtlarında veya bu taşıtlarla işlenen suçlarda yetki, ayrı fıkralar hâlinde düzenlenmiştir.

Üçüncü fıkrada, çevreyi kirletme suçlarında hangi mahkemenin yetkili olacağı gösterilmiştir. Türk kara suları dışında, yabancı gemi tarafından denizin kirletildiği ve kirlenmenin etkisinin, Türk kara sularında görüldüğü hâllerde, Türk mahkemelerinin yetkili olacağı ve suçun işlendiği yere yakınlığına göre fıkrada gösterilen liman şehirlerindeki mahkemelerden işe ilk elkoyan mahkemenin yer bakımından yetkili bulunacakları açıklanmıştır.

Kaynak: TBMM 22. Dönem S. Sayısı 698 · tasarı/teklifin madde 16 gerekçesi

Mehaz madde — Alman CMK m. 10

Gemilerde veya hava taşıtlarında işlenen yurt dışı suçlarında yetki

(1) Suç, federal bayrağı taşımaya yetkili bir gemide, bu Kanun'un uygulama alanı dışında işlenmişse, yetkili mahkeme, geminin suçtan sonra ilk ulaştığı bu Kanun'un uygulama alanındaki liman veya bağlama limanının bulunduğu yargı çevresindeki mahkemedir.

(2) 1. fıkra, Federal Almanya Cumhuriyeti'nin tabiiyet işaretini taşımaya yetkili hava taşıtları bakımından kıyasen uygulanır.

Özgün metin (Almanca)

(1) Ist die Straftat auf einem Schiff, das berechtigt ist, die Bundesflagge zu führen, außerhalb des Geltungsbereichs dieses Gesetzes begangen, so ist das Gericht zuständig, in dessen Bezirk der Heimathafen oder der Hafen im Geltungsbereich dieses Gesetzes liegt, den das Schiff nach der Tat zuerst erreicht.

(2) Absatz 1 gilt entsprechend für Luftfahrzeuge, die berechtigt sind, das Staatszugehörigkeitszeichen der Bundesrepublik Deutschland zu führen.

Eşleşme, iki maddenin içeriğinin karşılaştırılmasıyla önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. Aynı konuyu düzenleyen karşılık hükümdür, kanun koyucunun buradan aldığını kanıtlamaz. Alman Ceza Muhakemesi Kanunu

Mehaz madde — Fransız CMK m. 697-2

697. maddede belirtilen ve yargı çevresinde ya bir deniz kuvvetleri gemisinin bağlama limanı ya da bir askerî hava aracının bağlı bulunduğu hava alanı yer alan, askerî işlerde uzmanlaşmış mahkemeler, bu gemi veya hava aracının bulunduğu her yerde, bu gemi veya hava aracında ya da bunlara karşı işlenen her türlü suça bakmaya yetkilidir.

Özgün metin (Fransızca)

Les juridictions spécialisées en matière militaire mentionnées à l'article 697, dans le ressort desquelles est situé soit le port d'attache d'un navire de la marine nationale, soit l'aérodrome de rattachement d'un aéronef militaire, sont compétentes pour connaître de toute infraction commise à bord ou à l'encontre de ce navire ou de cet aéronef, en quelque lieu qu'il se trouve.

Eşleşme, iki maddenin anlam benzerliğine göre önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. Aynı konuyu düzenleyen karşılık hükümdür, kanun koyucunun buradan aldığını kanıtlamaz. Fransız Ceza Muhakemesi Kanunu

Madde 16

Bağlantılı suçlarda yetki

(1) Yukarıdaki maddelere göre her biri değişik mahkemelerin yetkisi içinde bulunan bağlantılı ceza davaları, yetkili mahkemelerden herhangi birisinde birleştirilerek görülebilir.

(2) Bağlantılı ceza davalarının değişik mahkemelerde bakılmasına başlanmış olursa, Cumhuriyet savcılarının istemlerine uygun olmak koşuluyla, mahkemeler arasında oluşacak uyuşma üzerine, bu davaların hepsi veya bir kısmı bu mahkemelerin birinde birleştirilebilir.

(3) Uyuşulmazsa, Cumhuriyet savcısı veya sanığın istemi üzerine ortak yüksek görevli mahkeme birleştirmeye gerek olup olmadığına ve gerek varsa hangi mahkemede birleştirileceğine karar verir.

(4) Birleştirilmiş olan davaların ayrılması da bu suretle olur.

Madde gerekçesi

- Maddede, değişik mahkemelerin yer itibarıyla yetkisi içinde bulunan bağlantılı ceza davalarının, bu mahkemelerden herhangi birisinde birleştirilerek görülebilmesi hükme bağlanmıştır. Bir sanığın ayrı ayrı yerlerde suç işlemesi hâlinde kural, her suç için suçun işlendiği yerde yargılama yapılmasıdır. Ancak bağlantılı suçların birleştirilmesinde ve uyuşmazlığın tek bir mahkemede çözülmesinde yarar umulduğu için bu kuraldan ayrılmak zorunluluğu varsa bu tür suçlara ilişkin ceza davalarının mahkemelerden herhangi birisinde birleştirilmesine olanak sağlanmıştır.

Bağlantılı yargılamalar Cumhuriyet savcılarının anlaşması ile davaların birlikte açılması suretiyle gerçekleşebileceği gibi görülmekte olan bir dava ile birleştirilmek üzere ikinci davanın açılması suretiyle de bu yola gidilebilir. Hatta açılmış olan davaların sonradan birleştirilmesi olanaklıdır. Ancak ayrı ayrı açılmış olan davaların birleştirilmesi için bu davalardan her birini kanunen soruşturmaya yetkili Cumhuriyet savcılarının davaların birleştirilerek görülmesi isteminde ittifak etmeleri, mahkemelerin de bu konuda anlaşmaları gerekir.

Maddenin üçüncü fıkrasında birleştirme için uyuşma olmaması hâlinde başvurulabilecek işlem gösterilmiştir: Cumhuriyet savcısı veya sanığın istemi üzerine ortak yüksek görevli mahkeme birleştirmeye yer olmadığına veya birleştirmeye, birleştirilecek mahkemeyi de belirlemek suretiyle, karar verecektir.

Maddenin son fıkrasında birleştirilmiş olan davaların ayrılmasının da aynı usule tâbi olduğu açıklanmıştır.

Kaynak: TBMM 22. Dönem S. Sayısı 698 · tasarı/teklifin madde 17 gerekçesi

Mehaz madde — Alman CMK m. 2

Ceza davalarının birleştirilmesi ve ayrılması

(1) Ayrı ayrı ele alındığında farklı derecedeki mahkemelerin görevine girecek olan bağlantılı ceza davaları, birleştirilerek daha üst görevli mahkemede açılabilir. Ayrı ayrı ele alındığında Mahkeme Teşkilatı Kanunu'nun § 74 fıkra 2 ile §§ 74a ve 74c hükümlerine göre özel ceza dairelerinin görevine girecek olan bağlantılı ceza davaları, Mahkeme Teşkilatı Kanunu'nun § 74e hükmüne göre önceliği bulunan ceza dairesinde birleştirilerek açılabilir.

(2) Uygunluk gerekçeleriyle, bu mahkemenin kararıyla birleştirilmiş ceza davalarının ayrılmasına karar verilebilir.

Özgün metin (Almanca)

(1) Zusammenhängende Strafsachen, die einzeln zur Zuständigkeit von Gerichten verschiedener Ordnung gehören würden, können verbunden bei dem Gericht anhängig gemacht werden, dem die höhere Zuständigkeit beiwohnt. Zusammenhängende Strafsachen, von denen einzelne zur Zuständigkeit besonderer Strafkammern nach § 74 Abs. 2 sowie den §§ 74a und 74c des Gerichtsverfassungsgesetzes gehören würden, können verbunden bei der Strafkammer anhängig gemacht werden, der nach § 74e des Gerichtsverfassungsgesetzes der Vorrang zukommt.

(2) Aus Gründen der Zweckmäßigkeit kann durch Beschluß dieses Gerichts die Trennung der verbundenen Strafsachen angeordnet werden.

Eşleşme, iki maddenin anlam benzerliğine göre önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. Aynı konuyu düzenleyen karşılık hükümdür, kanun koyucunun buradan aldığını kanıtlamaz. Alman Ceza Muhakemesi Kanunu

Madde 17

Yetkide olumlu veya olumsuz uyuşmazlık

(1) Birkaç hâkim veya mahkeme arasında olumlu veya olumsuz yetki uyuşmazlığı çıkarsa, ortak yüksek görevli mahkeme, yetkili hâkim veya mahkemeyi belirler.

Madde gerekçesi

- Madde olumlu veya olumsuz yetki uyuşmazlığının nasıl çözüleceğini göstermektedir. Madde bu tür uyuşmazlıkların çözümü yetkisini ortak yüksek görevli mahkemeye vermektedir.

Kaynak: TBMM 22. Dönem S. Sayısı 698 · tasarı/teklifin madde 18 gerekçesi

Mehaz madde — Alman CMK m. 14

Ortak üst mahkeme tarafından yetki tayini

Birden çok mahkeme arasında yetki konusunda uyuşmazlık bulunması hâlinde, soruşturma ve kararı hangi mahkemenin üstleneceğini ortak üst mahkeme belirler.

Özgün metin (Almanca)

Besteht zwischen mehreren Gerichten Streit über die Zuständigkeit, so bestimmt das gemeinschaftliche obere Gericht das Gericht, das sich der Untersuchung und Entscheidung zu unterziehen hat.

Eşleşme metin benzerliğine göre önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. Alman Ceza Muhakemesi Kanunu

Madde 18

Yetkisizlik iddiası

(1) Sanık, yetkisizlik iddiasını, ilk derece mahkemelerinde duruşmada sorgusundan, bölge adliye mahkemelerinde incelemenin başlamasından ve duruşmalı işlerde inceleme raporunun okunmasından önce bildirir.

(2) Yetkisizlik iddiasına ilişkin karar, ilk derece mahkemelerinde sanığın sorgusundan önce, bölge adliye mahkemelerinde duruşmasız işlerde incelemenin hemen başlangıcında, duruşmalı işlerde inceleme raporu okunmadan önce verilir. Bu aşamalardan sonra yetkisizlik iddiasında bulunulamayacağı gibi mahkemeler de bu hususta re'sen karar veremez.

(3) Yetkisizlik kararlarına karşı itiraz yoluna gidilebilir.

Madde gerekçesi

- Tasarının temel amacı, davanın işlemler sürdürülerek gerek ilk derece mahkemelerinde ve gerek bölge adliye mahkemelerinde bir duruşmada bitirilmesi olduğundan ve davanın ertelenmesine neden olabilecek hususları önlemek zorunlu sayıldığından, yetkisizlik iddiasının, ilk derece mahkemelerinde duruşmanın başlangıcında iddianame okunmadan, bölge adliye mahkemelerinde incelemenin başlamasından ve duruşmalı işlerde inceleme raporunun okunmasından önce ileri sürülebilmesi kabul edilmiştir; bu aşamalardan sonra yetkisizlik iddiasında bulunamayacağı gibi anılan mahkemelerce de yetkisizlik kararı verilemeyecek, davaya bakmayı sürdüreceklerdir.

İlk derece mahkemelerinde yukarıda açıklanan zaman ve koşullara göre yetkisizlik kararı verilebileceği gibi 178 inci madde gereğince iddianame Cumhuriyet savcılığına iade de edilebilecektir.

Kaynak: TBMM 22. Dönem S. Sayısı 698 · tasarı/teklifin madde 19 gerekçesi

Mehaz madde — Alman CMK m. 16

Yer yönünden yetkinin incelenmesi; yetkisizlik itirazı

(1) Mahkeme, yer yönünden yetkisini ana duruşmanın açılmasına kadar re'sen inceler. Bundan sonra yetkisizliğini ancak sanığın itirazı üzerine açıklayabilir. Sanık, itirazını ancak ana duruşmada esasa ilişkin sorgusunun başlamasına kadar ileri sürebilir.

(2) İddianame Avrupa Cumhuriyet Savcılığı tarafından düzenlenmişse, mahkeme, sanığın itirazı üzerine, Avrupa Cumhuriyet Savcılığının Avrupa Cumhuriyet Savcılığının Kurulmasına İlişkin Güçlendirilmiş İşbirliğinin Uygulanmasına Dair 12 Ekim 2017 tarihli ve (AB) 2017/1939 sayılı Konsey Tüzüğü'nün (ABl. L 283, 31.10.2017, s. 1) 36. maddesinin 3. fıkrası uyarınca bu kanunun uygulama alanındaki bir mahkeme önünde iddianame düzenlemeye yetkili olup olmadığını da inceler. 1. fıkranın 3. cümlesi kıyasen uygulanır.

Özgün metin (Almanca)

(1) Das Gericht prüft seine örtliche Zuständigkeit bis zur Eröffnung des Hauptverfahrens von Amts wegen. Danach darf es seine Unzuständigkeit nur auf Einwand des Angeklagten aussprechen. Der Angeklagte kann den Einwand nur bis zum Beginn seiner Vernehmung zur Sache in der Hauptverhandlung geltend machen.

(2) Ist Anklage von der Europäischen Staatsanwaltschaft erhoben worden, so prüft das Gericht auf Einwand des Angeklagten auch, ob die Europäische Staatsanwaltschaft gemäß Artikel 36 Absatz 3 der Verordnung (EU) 2017/1939 des Rates vom 12. Oktober 2017 zur Durchführung einer Verstärkten Zusammenarbeit zur Errichtung der Europäischen Staatsanwaltschaft (EUStA) (ABl. L 283 vom 31.10.2017, S. 1) befugt ist, vor einem Gericht im Geltungsbereich dieses Gesetzes Anklage zu erheben. Absatz 1 Satz 3 gilt entsprechend.

Eşleşme, iki maddenin içeriğinin karşılaştırılmasıyla önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. Aynı konuyu düzenleyen karşılık hükümdür, kanun koyucunun buradan aldığını kanıtlamaz. Alman Ceza Muhakemesi Kanunu

Madde 19

Davanın nakli ve duruşmanın başka yerde yapılması

2 değişiklik

(1) Yetkili hâkim veya mahkeme, hukukî veya fiilî sebeplerle görevini yerine getiremeyecek hâlde bulunursa; yüksek görevli mahkeme, davanın başka yerde bulunan aynı derecede bir mahkemeye nakline karar verir.

(2) Kovuşturmanın görevli ve yetkili olan mahkemenin bulunduğu yerde yapılması kamu güvenliği için tehlikeli olursa, davanın naklini Adalet Bakanı Yargıtaydan ister.

(3) (Ek: 24/11/2016-6763/21 md.) Mahkeme, fiili sebepler veya güvenlik gerekçesiyle duruşmanın il sınırları içinde başka bir yerde yapılmasına karar verebilir. Bu karara karşı itiraz yolu açıktır.

Madde gerekçesi

- Madde davanın naklini düzenlemiştir. Tabiî hâkim kavramı ile olan ilişki nedeniyle madde, davanın nakline ilişkin koşulları özenle belirlemiştir. Madde metnine göre dava aynı derecede olan bir mahkemeye nakledilebilir. Davanın nakline karar verilebilmesi için, mahkemenin hukukî veya fiilî nedenlerle görevini yerine getiremeyecek hâlde bulunması veya kovuşturmanın esas yetkili mahkemede yapılmasının kamu güvenliği için tehlikeli olması gerekir.

Kovuşturmanın esas görevli ve yetkili mahkemede yapılmasının kamu güvenliği için tehlikeli olması hususunun takdiri, ister istemez Devletin icra gücünün işlevi içinde olacağından, bu hâlde nakil isteminin Adalet Bakanı tarafından yapılması uygun görülmüştür.

Hukukî veya fiilî nedenlerle görevin yerine getirilememesi durumunda davanın nakline yüksek görevli mahkemece, kamu güvenliği gerekçesiyle nakle ise yalnızca Yargıtay tarafından karar verilecektir.

Bu hükmün sadece kovuşturma evresini ilgilendirdiği açıktır.

Kaynak: TBMM 22. Dönem S. Sayısı 698 · tasarı/teklifin madde 20 gerekçesi

Mehaz madde — Alman CMK m. 15

Yetkili mahkemenin engellenmesi hâlinde devir yoluyla yetki

Aslen yetkili olan mahkeme, tek bir olayda hâkimlik görevini yerine getirmekten hukuken veya fiilen engellenmişse yahut bu mahkeme önünde yapılacak duruşmadan kamu güvenliğinin tehlikeye düşmesi endişesi varsa, en yakın üst mahkeme, soruşturma ve kararı başka bir yargı çevresindeki eşdeğer mahkemeye devreder.

Özgün metin (Almanca)

Ist das an sich zuständige Gericht in einem einzelnen Falle an der Ausübung des Richteramtes rechtlich oder tatsächlich verhindert oder ist von der Verhandlung vor diesem Gericht eine Gefährdung der öffentlichen Sicherheit zu besorgen, so hat das zunächst obere Gericht die Untersuchung und Entscheidung dem gleichstehenden Gericht eines anderen Bezirks zu übertragen.

Eşleşme, iki maddenin içeriğinin karşılaştırılmasıyla önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. Aynı konuyu düzenleyen karşılık hükümdür, kanun koyucunun buradan aldığını kanıtlamaz. Alman Ceza Muhakemesi Kanunu

Madde 20

Yetkili olmayan hâkim veya mahkemenin işlemleri

(1) Yetkili olmayan hâkim veya mahkemece yapılan işlemler, sadece yetkisizlik nedeniyle hükümsüz sayılmaz.

Madde gerekçesi

- Madde yetkili olmayan hâkim veya mahkemece yapılan işlemlerin, hukukî değerini belirleyen ilkeyi saptamaktadır. Buna göre yetkili olmayan hâkim veya mahkemenin işlemleri, yetkili merci tarafından sadece yetkisizlik nedeniyle hükümsüz sayılamayacaktır. Bunun anlamı, yetkili merciin söz konusu işlemleri değerlendireceği ve takdirine göre bunları geçerli sayabileceğidir. Böylece madde, söz konusu hükümlerin, sadece şeklî bakımdan hükümsüz sayılamayacağını belirtmiş olmaktadır.

Kaynak: TBMM 22. Dönem S. Sayısı 698 · tasarı/teklifin madde 21 gerekçesi

Mehaz madde — Alman CMK m. 20

Yetkisiz mahkemenin soruşturma işlemleri

Yetkisiz bir mahkemenin tek tek soruşturma işlemleri, salt bu yetkisizlik nedeniyle geçersiz sayılmaz.

Özgün metin (Almanca)

Die einzelnen Untersuchungshandlungen eines unzuständigen Gerichts sind nicht schon dieser Unzuständigkeit wegen ungültig.

Eşleşme, iki maddenin içeriğinin karşılaştırılmasıyla önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. Aynı konuyu düzenleyen karşılık hükümdür, kanun koyucunun buradan aldığını kanıtlamaz. Alman Ceza Muhakemesi Kanunu

Madde 21

Gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde yapılan işlemler

(1) Bir hâkim veya mahkeme, yetkili olmasa bile, gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde, yargı çevresi içerisinde gerekli işlemleri yapar.

Madde gerekçesi

- 21 inci maddede kendisini, hatalı olarak yetkili sayan hâkim veya mahkemenin yaptığı araştırma işlemlerinin sonuçları belirtilmiştir. Bu maddede ise yetkili olmadığını bile bile bu işlemi yapmak zorunluluğunda kalan hâkim veya mahkemenin durumu düzenlenmektedir. Gerçekten burada, ivediliğin getirdiği zorunluluktan kaynaklanan bir hâl söz konusudur; ancak bu hâl yalnızca yetki bakımından geçerli olup, görev yönünden uygulanmaz.

Gecikmesinde sakınca bulunan hâl kavramı için 2 nci maddenin (8) numaralı bendi ve gerekçesine bakılmalıdır. Somut olarak, söz gelimi yetkili olmayan mahkeme, usul işlemini yapmasa idi, o işlem ya hiç yapılamayacak veya bu konuda esaslı zorluklar ortaya çıkacaktır.

İlke olarak Cumhuriyet savcısının acele işlemin yapılmasını istemesi gerekecektir. Ancak, hâkim veya mahkeme, acil hâllerde istem olmasa da re'sen bu hususta karar verebilecektir.

Kaynak: TBMM 22. Dönem S. Sayısı 698 · tasarı/teklifin madde 22 gerekçesi

Mehaz madde — Alman CMK m. 21

Tehlikenin gecikmesi halinde yetkiler

Yetkisiz bir mahkeme, kendi yargı çevresi içinde yapılması gereken ve gecikmesinde tehlike bulunan soruşturma işlemlerine tabi olur.

Özgün metin (Almanca)

Ein unzuständiges Gericht hat sich den innerhalb seines Bezirks vorzunehmenden Untersuchungshandlungen zu unterziehen, bei denen Gefahr im Verzug ist.

Eşleşme, iki maddenin içeriğinin karşılaştırılmasıyla önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. Aynı konuyu düzenleyen karşılık hükümdür, kanun koyucunun buradan aldığını kanıtlamaz. Alman Ceza Muhakemesi Kanunu

Beşinci Bölüm

Hâkimin Davaya Bakamaması ve Reddi

Madde 22

Hâkimin davaya bakamayacağı hâller

(1) Hâkim;

a) Suçtan kendisi zarar görmüşse,

b) Sonradan kalksa bile şüpheli, sanık veya mağdur ile aralarında evlilik, vesayet veya kayyımlık ilişkisi bulunmuşsa,

c) Şüpheli, sanık veya mağdurun kan veya kayın hısımlığından üstsoy veya altsoyundan biri ise,

d) Şüpheli, sanık veya mağdur ile aralarında evlât edinme bağlantısı varsa,

e) Şüpheli, sanık veya mağdur ile aralarında üçüncü derece dahil kan hısımlığı varsa,

f) Evlilik sona ermiş olsa bile, şüpheli, sanık veya mağdur ile aralarında ikinci derece dahil kayın hısımlığı varsa,

g) Aynı davada Cumhuriyet savcılığı, adlî kolluk görevi, şüpheli veya sanık müdafiliği veya mağdur vekilliği yapmışsa,

h) Aynı davada tanık veya bilirkişi sıfatıyla dinlenmişse,

Hâkimlik görevini yapamaz.

Madde gerekçesi

- Madde, Anayasamızda ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinde belirtilen yargının bağımsızlığını ve tarafsızlığını güvence altına almanın, adil yargılama kurallarının gereği olarak Tasarıda yer almıştır. Bu çerçevede hâkimin gördüğü dava ile kişisel ilişkisinin bulunması, taraf tutma açısından mutlak bir karine olarak kabul edilmiş ve bu nedenle hâkimin davaya bakamayacağı hâller sayılmıştır. Bu hâller, ceza davasının özelliklerinden kaynaklanmakta ve bu nedenle 18/6/1927 tarihli ve 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu hükümlerinden kısmen farklılık göstermektedir.

Maddede beş bent hâlinde sayılan hâllerde hâkimin davadan kendiliğinden çekilmesi gerekmektedir; kamu düzeninden sayılan bu hâller yargılamanın her aşamasında geçerlidir ve sonuç doğuracaktır.

Bu hâller:

1. Suçtan zarar görenin bizzat hâkimin kendisi olması, 2. Sonradan kalksa bile şüpheli, sanık veya mağdur ile aralarında evlilik veya vesayet veya kayyımlık ilişkisi bulunması, 3. Şüpheli, sanık veya mağdurun kan hısımlığından veya kayın hısımlığından üstsoy ve altsoy veya bunlarla evlât edinme bağlantısı veya şüpheli, sanık veya mağdur ile aralarında üçüncü dereceye kadar (bu derece dahil) kan hısımlığı veya kendisi ile kayın hısımlığından ileri gelen evlilik kalmasa bile aralarında ikinci dereceye kadar (bu derece dahil) sebepten yansoy hısımlığı olması, 4. Aynı davada Cumhuriyet savcılığı, adlî kolluk görevini veya şüpheli veya sanık veya mağdurun avukatlığını yapmış olması, 5. Aynı davada tanık veya bilirkişi sıfatıyla dinlenmiş bulunması, olarak belirlenmiştir.

Kaynak: TBMM 22. Dönem S. Sayısı 698 · tasarı/teklifin madde 23 gerekçesi

Mehaz madde — Alman CMK m. 22

Hakimlik görevinin ifasından kanun gereği yasaklılık

Bir hakim, aşağıdaki hallerde kanun gereği hakimlik görevinin ifasından yasaklıdır:

1. Suçtan bizzat zarar görmüşse;

2. Şüphelinin veya mağdurun eşi, hayat arkadaşı, vasisi veya yasal danışmanı ise veya olmuşsa;

3. Şüpheli veya mağdur ile usul çizgisinde kan veya kayın hısımlığı bulunuyorsa veya bulunmuşsa, yansoy çizgisinde üçüncü dereceye kadar kan hısımlığı veya ikinci dereceye kadar kayın hısımlığı bulunuyorsa veya bulunmuşsa;

4. İşte savcılık memuru, polis memuru, mağdurun avukatı veya müdafi olarak görev almışsa;

5. İşte tanık veya bilirkişi olarak dinlenmişse.

Özgün metin (Almanca)

Ein Richter ist von der Ausübung des Richteramtes kraft Gesetzes ausgeschlossen,

1. wenn er selbst durch die Straftat verletzt ist;

2. wenn er Ehegatte, Lebenspartner, Vormund oder Betreuer des Beschuldigten oder des Verletzten ist oder gewesen ist;

3. wenn er mit dem Beschuldigten oder mit dem Verletzten in gerader Linie verwandt oder verschwägert, in der Seitenlinie bis zum dritten Grad verwandt oder bis zum zweiten Grad verschwägert ist oder war;

4. wenn er in der Sache als Beamter der Staatsanwaltschaft, als Polizeibeamter, als Anwalt des Verletzten oder als Verteidiger tätig gewesen ist;

5. wenn er in der Sache als Zeuge oder Sachverständiger vernommen ist.

Eşleşme, iki maddenin içeriğinin karşılaştırılmasıyla önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. Aynı konuyu düzenleyen karşılık hükümdür, kanun koyucunun buradan aldığını kanıtlamaz. Alman Ceza Muhakemesi Kanunu

Mehaz madde — Fransız CMK m. 668

Herhangi bir hâkim veya müşavir, aşağıdaki nedenlerle reddedilebilir:

1° Hâkim veya onun eşi ya da medeni dayanışma sözleşmesiyle bağlı olduğu partneri ya da birlikte yaşadığı kişi, taraflardan birinin veya onun eşinin, medeni dayanışma sözleşmesiyle bağlı olduğu partnerinin ya da birlikte yaşadığı kişinin, ikinci dereceden kuzenlere kadar (bu derece dahil) hısımı veya sıhri hısımı ise. Hâkim, eşinin, medeni dayanışma sözleşmesiyle bağlı olduğu partnerinin veya birlikte yaşadığı kişinin boşanması veya ölümü halinde dahi, taraflardan biriyle ikinci dereceye kadar (bu derece dahil) sıhri hısımlık bağı bulunmuşsa reddedilebilir;

2° Hâkim veya onun eşi ya da medeni dayanışma sözleşmesiyle bağlı olduğu partneri ya da birlikte yaşadığı kişi, hâkimin vasi, kayyım, hasım vasi veya hukuki danışman olduğu kişiler, hâkimin yönetim veya denetiminde bulunduğu şirket veya dernekler uyuşmazlıkta menfaat sahibi ise;

3° Hâkim veya onun eşi ya da medeni dayanışma sözleşmesiyle bağlı olduğu partneri ya da birlikte yaşadığı kişi, yukarıda belirtilen dereceye kadar, taraflardan birinin vasisi, kayyımı, hasım vasisi veya hukuki danışmanının ya da davada taraf olan bir şirketin yöneticisi, müdürü veya idarecisinin hısımı veya sıhri hısımı ise;

4° Hâkim veya onun eşi ya da medeni dayanışma sözleşmesiyle bağlı olduğu partneri ya da birlikte yaşadığı kişi, taraflardan birine karşı bağımlılık durumunda ise;

5° Hâkim, davayı hâkim, hakem veya danışman sıfatıyla incelemişse veya davanın olguları hakkında tanık olarak ifade vermişse;

6° Hâkim, eşi, medeni dayanışma sözleşmesiyle bağlı olduğu partneri veya birlikte yaşadığı kişi, bunların üstsoy veya altsoydaki hısımları veya sıhri hısımları ile taraflardan biri, onun eşi veya aynı hatta hısımları veya sıhri hısımları arasında dava bulunmuşsa;

7° Hâkim veya onun eşi ya da medeni dayanışma sözleşmesiyle bağlı olduğu partneri ya da birlikte yaşadığı kişi, taraflardan birinin hâkim olduğu bir mahkeme önünde bir davaya sahipse;

8° Hâkim veya onun eşi ya da medeni dayanışma sözleşmesiyle bağlı olduğu partneri ya da birlikte yaşadığı kişi, bunların üstsoy veya altsoydaki hısımları veya sıhri hısımları, taraflar arasında tartışılan konuyla aynı konuda bir anlaşmazlığa sahipse;

9° Hâkim veya onun eşi ya da medeni dayanışma sözleşmesiyle bağlı olduğu partneri ya da birlikte yaşadığı kişi ile taraflardan biri arasında, tarafsızlığından şüphe edilmesine yol açacak kadar ciddi olaylar meydana gelmişse.

Özgün metin (Fransızca)

Tout juge ou conseiller peut être récusé pour les causes ci-après : 1° Si le juge ou son conjoint ou son partenaire lié par un pacte civil de solidarité ou son concubin sont parents ou alliés de l'une des parties ou de son conjoint, de son partenaire lié par un pacte civil de solidarité ou de son concubin jusqu'au degré de cousin issu de germain inclusivement. La récusation peut être exercée contre le juge, même au cas de divorce ou de décès de son conjoint, de son partenaire lié par un pacte civil de solidarité ou de son concubin, s'il a été allié d'une des parties jusqu'au deuxième degré inclusivement ; 2° Si le juge ou son conjoint ou son partenaire lié par un pacte civil de solidarité ou son concubin, si les personnes dont il est tuteur, subrogé tuteur, curateur ou conseil judiciaire, si les sociétés ou associations à l'administration ou à la surveillance desquelles il participe ont intérêt dans la contestation ; 3° Si le juge ou son conjoint ou son partenaire lié par un pacte civil de solidarité ou son concubin, est parent ou allié, jusqu'au degré indiqué ci-dessus, du tuteur, subrogé tuteur, curateur ou conseil judiciaire d'une des parties ou d'un administrateur, directeur ou gérant d'une société, partie en cause ; 4° Si le juge ou son conjoint ou son partenaire lié par un pacte civil de solidarité ou son concubin, se trouve dans une situation de dépendance vis-à-vis d'une des parties ; 5° Si le juge a connu du procès comme magistrat, arbitre ou conseil, ou s'il a déposé comme témoin sur les faits du procès ; 6° S'il y a eu procès entre le juge, son conjoint, son partenaire lié par un pacte civil de solidarité ou son concubin leurs parents ou alliés en ligne directe, et l'une des parties, son conjoint, ou ses parents ou alliés dans la même ligne ; 7° Si le juge ou son conjoint ou son partenaire lié par un pacte civil de solidarité ou son concubin, ont un procès devant un tribunal où l'une des parties est juge ; 8° Si le juge ou son conjoint ou son partenaire lié par un pacte civil de solidarité ou son concubin, leurs parents ou alliés en ligne directe ont un différend sur pareille question que celle débattue entre les parties ; 9° S'il y a eu entre le juge ou son conjoint ou son partenaire lié par un pacte civil de solidarité ou son concubin et une des parties toutes manifestations assez graves pour faire suspecter son impartialité.

Eşleşme, iki maddenin içeriğinin karşılaştırılmasıyla önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. Aynı konuyu düzenleyen karşılık hükümdür, kanun koyucunun buradan aldığını kanıtlamaz. Fransız Ceza Muhakemesi Kanunu

Madde 23

Yargılamaya katılamayacak hâkim

(1) Bir karar veya hükme katılan hâkim, yüksek görevli mahkemece bu hükme ilişkin olarak verilecek karar veya hükme katılamaz.

(2) Aynı işte soruşturma evresinde görev yapmış bulunan hâkim, kovuşturma evresinde görev yapamaz.

(3) Yargılamanın yenilenmesi halinde, önceki yargılamada görev yapan hâkim, aynı işte görev alamaz.

Madde gerekçesi

- Madde, hâkimi bazı yargısal işlemleri yapmaktan yasaklamaktadır. Maddede yer alan bu hüküm "kamu davasını açmakla ve bu husustaki işlemleri yürütmekle görevli olanlarla, hüküm mercileri arasındaki kesin ayırım"ın muhafaza edilmesine ilişkin ilkeyi vurgulamaktadır.

1412 sayılı Kanunun 22 nci maddesinde "hüküm"den söz edilmektedir. Bu maddeye ilişkin gerekçede bu sözcüğün hem hükmü, hem de kararı tanımlayan geniş anlamda kullanıldığı belirtilmiş olmakla birlikte, uygulamada tereddüt ve yanılgıya ortam bırakmamak için maddede "karar veya hüküm" denilerek her iki sözcüğe de yer verilmiştir.

Hâkim, vermiş olduğu ve itiraz yoluna başvurulmuş kararı veya temyiz edilmiş hükmü inceleyecek yüksek görevli mahkemedeki karara katılamaz. Toplanan delilleri tartışıp suçun nitelendirilmesini yapmak suretiyle görevsizlik kararı veren hâkim de yargılamayı yapacak yüksek görevli mahkemede görev alamaz.

Karşılaştırmalı yargılama hukukunda bu konu daha kapsamlı olarak ele alınmıştır: Genel ilke, hâkimlerin önceden aynı işte soruşturmaya katılmamış olmalarıdır. Hâkimlerin, bir işe müdahale ettiklerinde önceden bir fikir veya düşüncelerinin olmaması gereklidir ve tarafsız kalmanın bir koşulu da budur. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Sözleşmenin 6 ncı maddesine dayanarak hâkimin önce soruşturmasını veya bir soruşturma işlemini yaptığı davadaki usul işlemlerine katılmasını hukuka aykırı saymıştır. Avrupa usul kanunlarında da benzeri hükümler yer almaktadır. Ancak, pratik nedenlerle ilkeyi ihlâl eden kanunlar varsa da bu istisnalar Avrupa hukuklarında giderek gerilemektedir.

Kaynak: TBMM 22. Dönem S. Sayısı 698 · tasarı/teklifin madde 24 gerekçesi

Mehaz madde — Alman CMK m. 23

Temyiz edilen bir kararda görev almış olan hâkimin yasaklanması

(1) Bir kanun yoluyla temyiz edilen bir kararda görev almış olan hâkim, üst derece mahkemesinde verilecek karara katılmaktan kanun gereği yasaklıdır.

(2) Yargılamanın yenilenmesi talebiyle temyiz edilen bir kararda görev almış olan hâkim, yargılamanın yenilenmesi usulünde verilecek kararlara katılmaktan kanun gereği yasaklıdır. Temyiz edilen karar üst derece mahkemesinde verilmişse, bu kararın dayandığı alt derece mahkemesi kararına katılmış olan hâkim de yasaklıdır. Birinci ve ikinci cümleler, yargılamanın yenilenmesi usulünün hazırlanmasına ilişkin kararlara katılma bakımından da kıyasen uygulanır.

Özgün metin (Almanca)

(1) Ein Richter, der bei einer durch ein Rechtsmittel angefochtenen Entscheidung mitgewirkt hat, ist von der Mitwirkung bei der Entscheidung in einem höheren Rechtszug kraft Gesetzes ausgeschlossen.

(2) Ein Richter, der bei einer durch einen Antrag auf Wiederaufnahme des Verfahrens angefochtenen Entscheidung mitgewirkt hat, ist von der Mitwirkung bei Entscheidungen im Wiederaufnahmeverfahren kraft Gesetzes ausgeschlossen. Ist die angefochtene Entscheidung in einem höheren Rechtszug ergangen, so ist auch der Richter ausgeschlossen, der an der ihr zugrunde liegenden Entscheidung in einem unteren Rechtszug mitgewirkt hat. Die Sätze 1 und 2 gelten entsprechend für die Mitwirkung bei Entscheidungen zur Vorbereitung eines Wiederaufnahmeverfahrens.

Eşleşme, iki maddenin içeriğinin karşılaştırılmasıyla önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. Aynı konuyu düzenleyen karşılık hükümdür, kanun koyucunun buradan aldığını kanıtlamaz. Alman Ceza Muhakemesi Kanunu

Madde 24

Hâkimin reddi sebepleri ve ret isteminde bulunabilecekler

(1) Hâkimin davaya bakamayacağı hâllerde reddi istenebileceği gibi, tarafsızlığını şüpheye düşürecek diğer sebeplerden dolayı da reddi istenebilir.

(2) Cumhuriyet savcısı; şüpheli, sanık veya bunların müdafii; katılan veya vekili, hâkimin reddi isteminde bulunabilirler.

(3) Bunlardan herhangi biri istediği takdirde, karar veya hükme katılacak hâkimlerin isimleri kendisine bildirilir.

Madde gerekçesi

- Maddede, hâkimin davaya bakmaktan yasaklı olduğu hâller ve tarafsızlığı konusunda kuşku yaratacak diğer nedenlerle reddinin istenebilmesi kabul edilmiş, böylece taraflar yönünden güvence sağlanması amaçlanmıştır.

Hâkimin davaya bakmaktan yasaklı olduğu, görevini yapamayacağı hâller 23 üncü maddede sayılmıştır. Tarafsızlık konusunda kuşku yaratacak diğer nedenleri önceden belirleme olanağı bulunmadığından, öne sürülecek hâllerin değerlendirilmesi, reddi inceleyecek mercie bırakılmıştır. Ancak ileri sürülecek ret nedeninin nesnel ve akla uygun olması gerekir.

Maddenin ikinci fıkrasında hâkimi ret isteminde bulunabilecekler açıklanmıştır. Kişisel dava usulü Tasarıda kabul edilmediği için, buna metinde yer verilmemiştir.

Hâkimlerin isimlerinin istendiğinde bildirilmesi, taraflar için ek bir güvence oluşturmakta ve ayrıca, ret işlemlerinin ciddîliğini sağlayabilecek bir tedbir niteliğini göstermektedir.

Kaynak: TBMM 22. Dönem S. Sayısı 698 · tasarı/teklifin madde 25 gerekçesi

Mehaz madde — Alman CMK m. 24

Bir hâkimin reddi; tarafsızlığından kuşku duyulması

(1) Bir hâkim, gerek kanun gereği hâkimlik görevini yerine getirmekten yasaklı olduğu hallerde, gerek tarafsızlığından kuşku duyulması sebebiyle reddedilebilir.

(2) Bir hâkimin tarafsızlığına güveni haklı kılacak nitelikte bir sebep bulunması halinde, tarafsızlığından kuşku duyulması sebebiyle ret talebinde bulunulabilir.

(3) Ret hakkı savcılığa, özel davacıya ve şüpheliye tanınmıştır. Ret hakkına sahip olanların talebi üzerine, karara katılmaya çağrılı mahkeme mensuplarının kimlikleri bildirilir.

Özgün metin (Almanca)

(1) Ein Richter kann sowohl in den Fällen, in denen er von der Ausübung des Richteramtes kraft Gesetzes ausgeschlossen ist, als auch wegen Besorgnis der Befangenheit abgelehnt werden.

(2) Wegen Besorgnis der Befangenheit findet die Ablehnung statt, wenn ein Grund vorliegt, der geeignet ist, Mißtrauen gegen die Unparteilichkeit eines Richters zu rechtfertigen.

(3) Das Ablehnungsrecht steht der Staatsanwaltschaft, dem Privatkläger und dem Beschuldigten zu. Den zur Ablehnung Berechtigten sind auf Verlangen die zur Mitwirkung bei der Entscheidung berufenen Gerichtspersonen namhaft zu machen.

Eşleşme, iki maddenin içeriğinin karşılaştırılmasıyla önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. Aynı konuyu düzenleyen karşılık hükümdür, kanun koyucunun buradan aldığını kanıtlamaz. Alman Ceza Muhakemesi Kanunu

Madde 25

Tarafsızlığını şüpheye düşürecek sebeplerden dolayı hâkimin reddi isteminin süresi

(1) Tarafsızlığını şüpheye düşürecek sebeplerden dolayı bir hâkimin reddi, ilk derece mahkemelerinde sanığın sorgusu başlayıncaya; duruşmalı işlerde bölge adliye mahkemelerinde inceleme raporu ve Yargıtayda görevlendirilen üye veya tetkik hâkimi tarafından yazılmış olan rapor üyelere açıklanıncaya kadar istenebilir. Diğer hâllerde, inceleme başlayıncaya kadar hâkimin reddi istenebilir.

(2) Sonradan ortaya çıkan veya öğrenilen sebeplerle duruşma veya inceleme bitinceye kadar da hâkimin reddi istenebilir. Ancak bu istemin, ret sebebinin öğrenilmesinden itibaren yedi gün içinde yapılması şarttır.

Madde gerekçesi

- Hâkimin davaya bakmaktan yasaklı olduğu hâllerde ret istemleri yargılamanın her aşamasında ileri sürülebilir. Oysa, kanun, tarafsızlığı konusunda kuşku yaratan nedenlerden dolayı hâkimin reddi için zaman bakımından sınırlama getirmiş, reddin ilk derece mahkemelerinde iddianame okununcaya, duruşmalı işlerde bölge adliye mahkemelerinde inceleme raporu ve Yargıtayda görevlendirilen üye veya tetkik hâkimi tarafından yazılmış olan rapor üyelere açıklanıncaya, diğer hâllerde de inceleme başlayıncaya kadar istenmesi gerektiği öngörülmüştür; bu sürelerin geçirilmesi durumunda istem dikkate alınmayacaktır.

Madde, yalnızca kovuşturma evresinde uygulanmak amacıyla düzenlenmiş olmakla birlikte, hâkimin tarafsızlığının yargılamanın tüm evrelerinde korunması zorunlu bulunmaktadır.

Sonradan ortaya çıkan nedenlere dayanılarak, duruşma bitinceye kadar, tarafsızlık konusunda kuşku yaratan nedenin öğrenilmesinden itibaren yedi gün içinde hâkimin reddinin istenebilmesi Tasarının getirdiği yeni bir hüküm niteliğindedir. İstemin yedi gün içinde ileri sürülmesi koşulu, davanın uzatılmasına yönelik çabaları önlemek için gerekli ve yararlı sayılmıştır.

Kaynak: TBMM 22. Dönem S. Sayısı 698 · tasarı/teklifin madde 26 gerekçesi

Mehaz madde — Alman CMK m. 25

Ret zamanı

(1) Hükmü verecek bir hakimin taraflılık kuşkusu sebebiyle reddi, sanığın kişisel durumu hakkındaki sorgusuna başlanmasına kadar; istinaf veya temyiz üzerine yapılan duruşmada ise raportörün sunumuna başlanmasına kadar caizdir. Mahkemenin oluşumu, § 222a fıkra 1 cümle 2 uyarınca duruşmanın başlamasından önce bildirilmişse, ret talebi gecikmeksizin yapılmalıdır. Bütün ret sebepleri aynı anda ileri sürülmelidir.

(2) Bunun dışında bir hakim ancak

1. reddin dayandırıldığı hallerin sonradan ortaya çıkmış veya ret hakkına sahip kişi tarafından sonradan öğrenilmiş olması ve

2. reddin gecikmeksizin ileri sürülmesi

halinde reddedilebilir.

Sanığın son sözünden sonra ret artık caiz değildir.

Özgün metin (Almanca)

(1) Die Ablehnung eines erkennenden Richters wegen Besorgnis der Befangenheit ist bis zum Beginn der Vernehmung des ersten Angeklagten über seine persönlichen Verhältnisse, in der Hauptverhandlung über die Berufung oder die Revision bis zum Beginn des Vortrags des Berichterstatters, zulässig. Ist die Besetzung des Gerichts nach § 222a Absatz 1 Satz 2 schon vor Beginn der Hauptverhandlung mitgeteilt worden, so muss das Ablehnungsgesuch unverzüglich angebracht werden. Alle Ablehnungsgründe sind gleichzeitig vorzubringen.

(2) Im Übrigen darf ein Richter nur abgelehnt werden, wenn

1. die Umstände, auf welche die Ablehnung gestützt wird, erst später eingetreten oder dem zur Ablehnung Berechtigten erst später bekanntgeworden sind und

2. die Ablehnung unverzüglich geltend gemacht wird.

Nach dem letzten Wort des Angeklagten ist die Ablehnung nicht mehr zulässig.

Eşleşme, iki maddenin içeriğinin karşılaştırılmasıyla önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. Aynı konuyu düzenleyen karşılık hükümdür, kanun koyucunun buradan aldığını kanıtlamaz. Alman Ceza Muhakemesi Kanunu

Madde 26

Ret isteminin usulü

(1) Hâkimin reddi, mensup olduğu mahkemeye verilecek dilekçeyle veya bu hususta zabıt kâtibine bir tutanak düzenlenmesi için başvurulması suretiyle yapılır.

(2) Ret isteminde bulunan, öğrendiği ret sebeplerinin tümünü bir defada açıklamak ve süresi içinde olguları ile birlikte ortaya koymakla yükümlüdür.

(3) Reddi istenen hâkim, ret sebepleri hakkındaki görüşlerini yazılı olarak bildirir.

Madde gerekçesi

- Ret isteminin nasıl yapılacağı ve hangi kurallara uyulacağına ilişkin maddenin birinci fıkrasında, mahkemeye dilekçe verme veya zabıt kâtibine konu ile ilgili sözlü başvuruda bulunma ve onun tutanak düzenlemesini sağlama olarak iki yol öngörülmüştür.

Maddenin ikinci fıkrasına göre, reddi isteyen taraf öğrendiği ret nedenlerinin tümünü, süresi içinde, inandırıcı biçimde ve bir defada açıklamak zorundadır. Böylece bir önceki maddedeki düzenlemeyle birlikte, hâkimin reddi istemleriyle duruşmaların sürüncemede kalmaması sağlanmak istenmiştir.

Her şeyin delil olabileceğini ilke olarak benimseyen ceza yargılamasında, hâkimin reddi bakımından yeminin kanıt olmayacağının madde metnine ayrıca yazılmasına gerek görülmemiştir.

Maddenin son fıkrasında ise, reddi istenen hâkimin ret nedenleri hakkındaki görüşlerini yazılı olarak bildireceği hükme bağlanmıştır.

Kaynak: TBMM 22. Dönem S. Sayısı 698 · tasarı/teklifin madde 27 gerekçesi

Mehaz madde — Alman CMK m. 26

Ret usulü

(1) Ret talebi, hâkimin mensup olduğu mahkemeye yöneltilir; talep, yazı işleri müdürlüğü huzurunda tutanağa geçirilmek suretiyle de yapılabilir. Mahkeme, duruşmada yapılan bir ret talebinin uygun bir süre içinde yazılı olarak gerekçelendirilmesini talep edenden isteyebilir.

(2) Ret sebebi ve § 25 fıkra 1 cümle 2 ile fıkra 2'deki hallerde zamanında ileri sürme koşulları inandırıcı kılınmalıdır. İnandırıcı kılma aracı olarak yemin kullanılamaz. İnandırıcı kılmak için reddedilen hâkimin tanıklığına başvurulabilir.

(3) Reddedilen hâkim, ret sebebi hakkında hizmet gereği açıklamada bulunmalıdır.

Özgün metin (Almanca)

(1) Das Ablehnungsgesuch ist bei dem Gericht, dem der Richter angehört, anzubringen; es kann vor der Geschäftsstelle zu Protokoll erklärt werden. Das Gericht kann dem Antragsteller aufgeben, ein in der Hauptverhandlung angebrachtes Ablehnungsgesuch innerhalb einer angemessenen Frist schriftlich zu begründen.

(2) Der Ablehnungsgrund und in den Fällen des § 25 Absatz 1 Satz 2 und Absatz 2 die Voraussetzungen des rechtzeitigen Vorbringens sind glaubhaft zu machen. Der Eid ist als Mittel der Glaubhaftmachung ausgeschlossen. Zur Glaubhaftmachung kann auf das Zeugnis des abgelehnten Richters Bezug genommen werden.

(3) Der abgelehnte Richter hat sich über den Ablehnungsgrund dienstlich zu äußern.

Eşleşme, iki maddenin içeriğinin karşılaştırılmasıyla önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. Aynı konuyu düzenleyen karşılık hükümdür, kanun koyucunun buradan aldığını kanıtlamaz. Alman Ceza Muhakemesi Kanunu

Madde 27

Hâkimin reddi istemine karar verecek mahkeme

(1) Hâkimin reddi istemine mensup olduğu mahkemece karar verilir. Ancak, reddi istenen hâkim müzakereye katılamaz. Bu nedenle mahkeme teşekkül edemezse bu hususta karar verilmesi;

a) Reddi istenen hâkim asliye ceza mahkemesine mensup ise bu mahkemenin yargı çevresi içerisinde bulunan ağır ceza mahkemesine,

b) Reddi istenen hâkim ağır ceza mahkemesine mensup ise o yerde ağır ceza mahkemesinin birden fazla dairesinin bulunması hâlinde, numara olarak kendisini izleyen daireye, son numaralı daire için (1) numaralı daireye; o yerde ağır ceza mahkemesinin tek dairesi bulunması hâlinde ise, en yakın ağır ceza mahkemesine,

Aittir.

(2) Ret istemi sulh ceza hâkimine karşı ise, yargı çevresi içinde bulunduğu asliye ceza mahkemesi ve tek hâkime karşı ise, yargı çevresi içerisinde bulunan ağır ceza mahkemesi karar verir.

(3) Bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin başkan ve üyelerinin reddi istemi, reddedilen başkan ve üye katılmaksızın görevli olduğu dairece incelenerek karara bağlanır.

(4) Ret isteminin kabulü halinde, davaya bakmakla bir başka hâkim veya mahkeme görevlendirilir.

Madde gerekçesi

- Maddenin birinci ve ikinci fıkralarında hâkimin reddi istemini inceleyip karara bağlayacak mahkemeler, uygulamada tereddüde yer bırakmayacak bir açıklıkla belirtilmiştir. 1412 sayılı Kanunun 26 ncı maddesinin ikinci fıkrasının son cümlesinde yer alan "Ret olunan hâkim, ret talebinin haklı olduğunu kabul ederse ret talebi hakkında bir karar verilmez." hükmüne yer verilmemiş, böylece, her hâlde merciin karar vermesi zorunluğu kabul edilmiştir.

Maddenin üçüncü fıkrasında ise bölge adliye mahkemesi ceza dairesi başkan ve üyelerinin reddi isteminin, reddedilen başkan ve üye katılmaksızın görevli olduğu dairece incelenerek karara bağlanacağı ve dairelerin toplantılarını engelleyen toplu ret istemlerinin dinlenmeyeceği hükme bağlanmıştır.

Hâkimin reddi hususunda ileri sürülen nedenlerin geçersiz olmasından dolayı istemin kabul edilmemesi hâlinde beşyüzmilyon liraya kadar hafif para cezasına hükmedilebilmesine olanak sağlanmıştır.

Geçerli nedenlerle hâkimi reddetmek yetkisi yasal bir haktır. Ancak, taraflar için güvence sağlayan bu hakkın kötüye kullanılması ve bu yolla hâkimin kişilik haklarına saldırıda bulunulması veya kendisine karşı suç işlenmesi hâllerinde, hâkimin de herkes gibi dava ve şikâyette bulunma hakkı olduğundan 1412 sayılı Kanunun 26 ncı maddesinin son fıkrası gibi bir hükme maddede ayrıca yer verilmemiştir.

Kaynak: TBMM 22. Dönem S. Sayısı 698 · tasarı/teklifin madde 28 gerekçesi

Mehaz madde — Alman CMK m. 27

Caiz bir ret talebi hakkında karar

(1) Ret talebi caiz olmadığı gerekçesiyle reddedilmezse, ret talebi hakkında, reddedilen hâkimin mensup olduğu mahkeme, onun katılımı olmaksızın karar verir.

(2) Yargılamayı yürüten ceza dairesinin hâkim üyelerinden biri reddedilirse, ceza dairesi, duruşma dışındaki kararlar için öngörülen oluşumla karar verir.

(3) Sulh ceza mahkemesindeki bir hâkim reddedilirse, bu mahkemenin başka bir hâkimi karar verir. Reddedilen hâkim ret talebini haklı bulursa, ayrıca bir karara gerek yoktur.

(4) Karar vermeye çağrılı mahkeme, reddedilen üyenin ayrılması sebebiyle karar yeter sayısını kaybederse, bir üst derece mahkemesi karar verir.

Özgün metin (Almanca)

(1) Wird die Ablehnung nicht als unzulässig verworfen, so entscheidet über das Ablehnungsgesuch das Gericht, dem der Abgelehnte angehört, ohne dessen Mitwirkung.

(2) Wird ein richterliches Mitglied der erkennenden Strafkammer abgelehnt, so entscheidet die Strafkammer in der für Entscheidungen außerhalb der Hauptverhandlung vorgeschriebenen Besetzung.

(3) Wird ein Richter beim Amtsgericht abgelehnt, so entscheidet ein anderer Richter dieses Gerichts. Einer Entscheidung bedarf es nicht, wenn der Abgelehnte das Ablehnungsgesuch für begründet hält.

(4) Wird das zur Entscheidung berufene Gericht durch Ausscheiden des abgelehnten Mitglieds beschlußunfähig, so entscheidet das zunächst obere Gericht.

Eşleşme, iki maddenin içeriğinin karşılaştırılmasıyla önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. Aynı konuyu düzenleyen karşılık hükümdür, kanun koyucunun buradan aldığını kanıtlamaz. Alman Ceza Muhakemesi Kanunu

Madde 28

Ret istemi üzerine verilecek kararlar ve başvurulacak kanun yolları

(1) Ret isteminin kabulüne ilişkin kararlar kesindir; kabul edilmemesine ilişkin kararlara karşı itiraz yoluna gidilebilir. İtiraz üzerine verilen ret kararı hükümle birlikte incelenir.

Madde 29

Reddi istenen hâkimin yapabileceği işlemler

(1) Reddi istenen hâkim, ret hakkında bir karar verilinceye kadar yalnız gecikmesinde sakınca olan işlemleri yapar.

(2) Ancak, hâkimin oturum sırasında reddedilmesi hâlinde, bu konuda bir karar verilebilmesi için oturuma ara vermek gerekse bile ara vermeksizin devam olunur. Şu kadar ki, 216 ncı madde uyarınca tarafların iddia ve sözlerinin dinlenilmesine geçilemez ve ret konusunda bir karar verilmeden reddedilen hâkim tarafından veya onun katılımıyla bir sonraki oturuma başlanamaz.

(3) Ret isteminin kabulüne karar verildiğinde, gecikmesinde sakınca bulunan hâl nedeniyle yapılmış işlemler dışında, duruşma tekrarlanır.

Madde gerekçesi

- Madde, reddi istenilen hâkimin, istem hakkında merciince bir karar verilinceye kadar yapabileceği işlemleri ve bunların geçerlilik derecelerini düzenlemektedir.

Hâkimin reddi istemi, 23 üncü maddede yazılı görevi yerine getiremeyeceği yasaklılık hâllerinden birine dayandığı takdirde, istem kovuşturma evresinden önce veya sırasında da ileri sürülmüş olsa da hâkim, kesinlikle hiçbir işlem yapamayacaktır.

26 ncı maddede belirtilen ve hâkimin tarafsızlığı konusunda kuşku yaratan diğer nedenlerle reddi hâlinde yapabileceği işlemler bu maddede gösterilmiştir.

Ret isteği kovuşturma evresinde ileri sürülmüşse hâkim, reddi hakkında bir karar verilinceye kadar yalnızca gecikmesinde sakınca bulunan işlemleri yapabilir; duruşma sırasında reddi hâlinde ise, o duruşmaya devam olunarak 225 inci maddede tanımlanan son iddia, görüş ve savunma dışında, gecikmesinde sakınca bulunan veya bulunmayan diğer tüm yargısal işlemler yerine getirilir. Ancak ret olunan hâkim istemle ilgili bir karar verilmeden, sonraki duruşmaya katılamaz.

Hâkimin reddi isteminin kabul edilmemesi hâlinde yapılmış olan işlemlerin geçerliliğini sürdüreceği açıktır. Ret isteminin kabulüne karar verildiği takdirde, gecikmesinde sakınca olması nedeniyle yapılmış işlemler dışındaki işlemlerin tekrarlanması zorunludur.

Kaynak: TBMM 22. Dönem S. Sayısı 698 · tasarı/teklifin madde 30 gerekçesi

Mehaz madde — Alman CMK m. 29

Bir hakimin reddedilmesinden sonraki usul

(1) Reddedilen bir hakim, ret talebi sonuçlanıncaya kadar yalnızca ertelenmesi mümkün olmayan işlemleri yapar.

(2) Duruşmanın yürütülmesi ertelenmeye elverişli değildir; duruşma, ret talebi hakkında karar verilinceye kadar reddedilen hakimin katılımıyla yapılmaya devam eder. Duruşma dışında da verilebilecek kararlar, ancak ertelenmeye elverişli olmadıkları takdirde reddedilen hakimin katılımıyla alınabilir.

(3) Ret hakkında en geç iki hafta içinde ve her halükarda hüküm açıklanmadan önce karar verilmelidir. Ret hakkında karar verilmesi için öngörülen iki haftalık süre,

1. bir hakim duruşmadan önce veya duruşma sırasında reddedildiğinde, ret talebinin yapıldığı gün;

2. mahkeme, § 26 fıkra 1 cümle 2 uyarınca başvurana ret talebini mahkemece belirlenen süre içinde yazılı olarak gerekçelendirmesini emrettiğinde, yazılı gerekçenin girdiği gün

itibarıyla işlemeye başlar. Bir sonraki duruşma gününden sonraki duruşma günü ancak iki haftanın geçmesinden sonra gerçekleşecekse, ret hakkında en geç o günün başlamasına kadar karar verilebilir.

(4) Ret haklı bulunur ve bu sebeple duruşmanın ertelenmesi gerekmezse, ret talebinin yapılmasından sonraki duruşma bölümü tekrarlanır. Bu, duruşmanın tekrarlanması mümkün olmayan veya ancak katlanılamaz bir çabayla mümkün olan bölümleri için geçerli değildir.

Özgün metin (Almanca)

(1) Ein abgelehnter Richter hat vor Erledigung des Ablehnungsgesuchs nur solche Handlungen vorzunehmen, die keinen Aufschub gestatten.

(2) Die Durchführung der Hauptverhandlung gestattet keinen Aufschub; sie findet bis zur Entscheidung über das Ablehnungsgesuch unter Mitwirkung des abgelehnten Richters statt. Entscheidungen, die auch außerhalb der Hauptverhandlung ergehen können, dürfen nur dann unter Mitwirkung des abgelehnten Richters getroffen werden, wenn sie keinen Aufschub gestatten.

(3) Über die Ablehnung ist spätestens vor Ablauf von zwei Wochen und stets vor Urteilsverkündung zu entscheiden. Die zweiwöchige Frist für die Entscheidung über die Ablehnung beginnt

1. mit dem Tag, an dem das Ablehnungsgesuch angebracht wird, wenn ein Richter vor oder während der Hauptverhandlung abgelehnt wird,

2. mit dem Tag des Eingangs der schriftlichen Begründung, wenn das Gericht dem Antragsteller gemäß § 26 Absatz 1 Satz 2 aufgegeben hat, das Ablehnungsgesuch innerhalb der vom Gericht bestimmten Frist schriftlich zu begründen.

Findet der übernächste Verhandlungstag erst nach Ablauf von zwei Wochen statt, so kann über die Ablehnung spätestens bis zu dessen Beginn entschieden werden.

(4) Wird die Ablehnung für begründet erklärt und muss die Hauptverhandlung nicht deshalb ausgesetzt werden, so ist ihr nach der Anbringung des Ablehnungsgesuchs liegender Teil zu wiederholen. Dies gilt nicht für solche Teile der Hauptverhandlung, deren Wiederholung nicht oder nur mit unzumutbarem Aufwand möglich ist.

Eşleşme, iki maddenin içeriğinin karşılaştırılmasıyla önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. Aynı konuyu düzenleyen karşılık hükümdür, kanun koyucunun buradan aldığını kanıtlamaz. Alman Ceza Muhakemesi Kanunu

Madde 30

Hâkimin çekinmesi ve inceleme mercii

(1) Hâkim, yasaklılığını gerektiren sebeplere dayanarak çekindiğinde; merci, bir başka hâkimi veya mahkemeyi davaya bakmakla görevlendirir.

(2) Hâkim, tarafsızlığını şüpheye düşürecek sebepler ileri sürerek çekindiğinde, merci çekinmenin uygun olup olmadığına karar verir. Çekinmenin uygun bulunması halinde, davaya bakmakla bir başka hâkim veya mahkeme görevlendirilir.

(3) Gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde yapılan işler hakkında 29 uncu madde hükmü uygulanır.

Mehaz madde — Alman CMK m. 30

Kendiliğinden bildirim ve resen ret hâlinde bir hâkimin reddi

Ret talebinde bulunulmamış olsa dahi, bir hâkim reddedilmesini haklı kılabilecek bir durumu bildirdiğinde veya başka bir sebeple bir hâkimin kanun gereği hariç tutulup tutulmadığı hususunda tereddüt doğduğunda, ret talebini karara bağlamakla görevli mahkeme bu konuda karar vermek zorundadır.

Özgün metin (Almanca)

Das für die Erledigung eines Ablehnungsgesuchs zuständige Gericht hat auch dann zu entscheiden, wenn ein solches Gesuch nicht angebracht ist, ein Richter aber von einem Verhältnis Anzeige macht, das seine Ablehnung rechtfertigen könnte, oder wenn aus anderer Veranlassung Zweifel darüber entstehen, ob ein Richter kraft Gesetzes ausgeschlossen ist.

Eşleşme, iki maddenin içeriğinin karşılaştırılmasıyla önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. Aynı konuyu düzenleyen karşılık hükümdür, kanun koyucunun buradan aldığını kanıtlamaz. Alman Ceza Muhakemesi Kanunu

Madde 31

Ret isteminin geri çevrilmesi

(1) Mahkeme, kovuşturma evresinde ileri sürülen hâkimin reddi istemini aşağıdaki durumlarda geri çevirir:

a) Ret istemi süresinde yapılmamışsa.

b) Ret sebebi ve delili gösterilmemişse.

c) Ret isteminin duruşmayı uzatmak amacı ile yapıldığı açıkça anlaşılıyorsa.

(2) Bu hâllerde ret istemi, toplu mahkemelerde reddedilen hâkimin müzakereye katılmasıyla, tek hâkimli mahkemelerde de reddedilen hâkimin kendisi tarafından geri çevrilir.

(3) Bu konudaki kararlara karşı itiraz yoluna başvurulabilir.

Madde gerekçesi

- Madde, uygulamada gerçekleşmesini sağladığı olumlu sonuçlar gözetilerek, 1412 sayılı Kanundan kelime değişiklikleri ile aynen alınmış ve kovuşturma evresine ulaşmış davaların, tarafların iyi niyete dayanmayan ret istemleriyle sürüncemede kalmasını önlemeyi amaçlamıştır. Bu maksatla ret isteminin mutlaka geri çevrileceği hâller: Kovuşturma evresinde ileri sürülen hâkimin reddi isteminin süresinde yapılmaması, ret nedeni veya inandırıcı delilin gösterilmemesi, duruşmayı uzatmak için ileri sürüldüğünün açıkça anlaşılmasıdır. Bu hâllerde istem reddedilen hâkim tarafından doğrudan doğruya veya onun katılımıyla mahkemece geri çevrilir.

"Geri çevirme" kararına karşı hükümle birlikte, ilk derece mahkemesince verilmişse istinaf yoluna, bölge adliye mahkemesince verilmişse temyiz yoluna başvurulabilir.

Kaynak: TBMM 22. Dönem S. Sayısı 698 · tasarı/teklifin madde 32 gerekçesi

Mehaz madde — Alman CMK m. 26a

Caiz olmayan bir ret talebinin reddi

(1) Mahkeme, bir hakimin reddedilmesi talebini aşağıdaki hallerde caiz olmadığı gerekçesiyle reddeder:

1. Ret talebi süresinde yapılmamışsa,

2. Bir ret sebebi veya inandırıcı kılma vasıtası hiç gösterilmemiş veya § 26 fıkra 1 cümle 2 uyarınca belirlenen süre içinde gösterilmemişse veya

3. Ret ile açıkça yalnızca yargılamanın sürüncemede bırakılması veya yargılamaya yabancı amaçların güdülmesi hedefleniyorsa.

(2) Mahkeme, fıkra 1 uyarınca reddedilme hakkında, reddedilen hakim çekilmeksizin karar verir. Fıkra 1 bent 3 halinde oybirliğiyle verilmiş bir karar ve reddin sebebini oluşturan hallerin belirtilmesi gereklidir. Görevlendirilmiş veya istinabe edilmiş bir hakim, hazırlık soruşturmasındaki bir hakim veya bir ceza hakimi reddedildiğinde, ret talebinin caiz olmadığı gerekçesiyle reddedilip reddedilmeyeceğine kendisi karar verir.

Özgün metin (Almanca)

(1) Das Gericht verwirft die Ablehnung eines Richters als unzulässig, wenn

1. die Ablehnung verspätet ist,

2. ein Grund zur Ablehnung oder ein Mittel zur Glaubhaftmachung nicht oder nicht innerhalb der nach § 26 Absatz 1 Satz 2 bestimmten Frist angegeben wird oder

3. durch die Ablehnung offensichtlich das Verfahren nur verschleppt oder nur verfahrensfremde Zwecke verfolgt werden sollen.

(2) Das Gericht entscheidet über die Verwerfung nach Absatz 1, ohne daß der abgelehnte Richter ausscheidet. Im Falle des Absatzes 1 Nr. 3 bedarf es eines einstimmigen Beschlusses und der Angabe der Umstände, welche den Verwerfungsgrund ergeben. Wird ein beauftragter oder ein ersuchter Richter, ein Richter im vorbereitenden Verfahren oder ein Strafrichter abgelehnt, so entscheidet er selbst darüber, ob die Ablehnung als unzulässig zu verwerfen ist.

Eşleşme, iki maddenin içeriğinin karşılaştırılmasıyla önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. Aynı konuyu düzenleyen karşılık hükümdür, kanun koyucunun buradan aldığını kanıtlamaz. Alman Ceza Muhakemesi Kanunu

Madde 32

Zabıt kâtibinin reddi veya çekinmesi

(1) Bu Bölümde yazılı hükümler zabıt kâtipleri hakkında da uygulanır.

(2) Zabıt kâtibinin reddi veya kendisinin reddini gerektiren sebepleri bildirerek görevden çekinmesi hâlinde gereken karar, yanında çalıştığı mahkeme başkanı veya hâkim tarafından verilir.

(3) Aynı işte zabıt kâtibinin hâkim ile birlikte reddi istemi hakkında veya çekinmelerine karar verecek merci, hâkime göre belirlenir.

Madde gerekçesi

- Maddede, yargılama işlemlerinde tutanakların düzenlenmesinde hâkimin yardımcısı olarak görev yapan zabıt kâtiplerinin, yerine getirdikleri görevin önemi gözetilerek ret veya davadan çekinme yönünden hâkimlerle aynı hükümlere tâbi olmaları öngörülmüştür.

Zabıt kâtibinin reddi veya çekindiğini bildirmesi hâllerinde, nedenlerin yerinde olup olmadığını inceleme ve karara bağlama yetkisi, yanında görev yaptığı başkan veya hâkime aittir. Hâkim ve zabıt kâtibi birlikte reddedilmiş veya davadan çekinmişlerse;

karar verecek mahkeme hâkime göre belirlenir.

Kaynak: TBMM 22. Dönem S. Sayısı 698 · tasarı/teklifin madde 33 gerekçesi

Mehaz madde — Alman CMK m. 31

Meslekten olmayan hâkimler, zabıt kâtipleri

(1) Bu Ayırımın hükümleri, meslekten olmayan hâkimler ile yazı işleri müdürlüğü zabıt kâtiplerine ve zabıt kâtibi olarak görevlendirilen diğer kişilere de kıyasen uygulanır.

(2) Karara başkan tarafından hükmolunur. Büyük ceza dairesinde ve ağır ceza mahkemesinde, hâkim üyeler karar verir. Zabıt kâtibi bir hâkime bağlı ise, reddi veya hariç tutulması hakkında bu hâkim karar verir.

Özgün metin (Almanca)

(1) Die Vorschriften dieses Abschnitts gelten für Schöffen sowie für Urkundsbeamte der Geschäftsstelle und andere als Protokollführer zugezogene Personen entsprechend.

(2) Die Entscheidung trifft der Vorsitzende. Bei der großen Strafkammer und beim Schwurgericht entscheiden die richterlichen Mitglieder. Ist der Protokollführer einem Richter beigegeben, so entscheidet dieser über die Ablehnung oder Ausschließung.

Eşleşme metin benzerliğine göre önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. Alman Ceza Muhakemesi Kanunu

Mehaz madde — Fransız CMK m. 376

Zabıt kâtibi kararı yazar; uygulanan kanun hükümleri kararda belirtilir.

Özgün metin (Fransızca)

Le greffier écrit l'arrêt ; les textes de loi appliqués y sont indiqués.

Eşleşme, iki maddenin anlam benzerliğine göre önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. Aynı konuyu düzenleyen karşılık hükümdür, kanun koyucunun buradan aldığını kanıtlamaz. Fransız Ceza Muhakemesi Kanunu

İkinci Kısım

Kararlar, Açıklanması ve Tebliği, Süreler ve Eski Hâle Getirme

Birinci Bölüm

Kararlar, Açıklanması ve Tebliği

Madde 33

Kararların verilmesi usulü

(1) Duruşmada verilecek kararlar, Cumhuriyet savcısı, duruşmada hazır bulunan müdafi, vekil ve diğer ilgililer dinlendikten; duruşma dışındaki kararlar, Cumhuriyet savcısının yazılı veya sözlü görüşü alındıktan sonra verilir.

Madde gerekçesi

- Madde, kararların nasıl verileceği hususundaki temel usul ilkesini belirtmektedir.

Buna göre, kovuşturma evresinde duruşmada verilecek kararlar Cumhuriyet savcısı ve taraflar dinlendikten sonra verilecektir. Kanunun, taraflar hazır bulunmasalar da duruşma yapılabileceğini belirttiği hâllerde ise, elbette ki, sadece hazır bulunan taraflar dinlenecek ve karar verilecektir.

Duruşma dışında verilecek kararlar için ise, sadece Cumhuriyet savcısının yazılı veya sözlü görüşü alınacaktır.

Kaynak: TBMM 22. Dönem S. Sayısı 698 · tasarı/teklifin madde 34 gerekçesi

Mehaz madde — Alman CMK m. 33

Bir karardan önce hukuki dinlenilme hakkının tanınması

(1) Mahkemenin bir duruşma sırasında verdiği karar, ilgililerin dinlenmesinden sonra verilir.

(2) Mahkemenin bir duruşma dışında verdiği karar, savcılığın yazılı veya sözlü beyanından sonra verilir.

(3) İkinci fıkrada belirtilen bir kararda, henüz kendisine ilişkin olarak dinlenilmediği olgular veya delil sonuçları, başka bir ilgilinin aleyhine değerlendirilmeden önce, o ilgili dinlenmelidir.

(4) Tutuklama, el koyma veya diğer önlemlerin emredilmesinde, önceden dinlemenin emrin amacını tehlikeye sokacağı hallerde üçüncü fıkra uygulanmaz. İlgililerin dinlenmesini özel olarak düzenleyen hükümler üçüncü fıkradan etkilenmez.

Özgün metin (Almanca)

(1) Eine Entscheidung des Gerichts, die im Laufe einer Hauptverhandlung ergeht, wird nach Anhörung der Beteiligten erlassen.

(2) Eine Entscheidung des Gerichts, die außerhalb einer Hauptverhandlung ergeht, wird nach schriftlicher oder mündlicher Erklärung der Staatsanwaltschaft erlassen.

(3) Bei einer in Absatz 2 bezeichneten Entscheidung ist ein anderer Beteiligter zu hören, bevor zu seinem Nachteil Tatsachen oder Beweisergebnisse, zu denen er noch nicht gehört worden ist, verwertet werden.

(4) Bei Anordnung der Untersuchungshaft, der Beschlagnahme oder anderer Maßnahmen ist Absatz 3 nicht anzuwenden, wenn die vorherige Anhörung den Zweck der Anordnung gefährden würde. Vorschriften, welche die Anhörung der Beteiligten besonders regeln, werden durch Absatz 3 nicht berührt.

Eşleşme, iki maddenin içeriğinin karşılaştırılmasıyla önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. Aynı konuyu düzenleyen karşılık hükümdür, kanun koyucunun buradan aldığını kanıtlamaz. Alman Ceza Muhakemesi Kanunu

Madde 34

Kararların gerekçeli olması

(1) Hâkim ve mahkemelerin her türlü kararı, karşı oy dahil, gerekçeli olarak yazılır. Gerekçenin yazımında 230 uncu madde göz önünde bulundurulur. Kararların örneklerinde karşı oylar da gösterilir.

(2) Kararlarda, başvurulabilecek kanun yolu, süresi, mercii ve şekilleri belirtilir.

Madde gerekçesi

- Madde, her türlü kararların ve karşı oyların gerekçeli yazılması zorunluğunu getirmiştir. Anayasa gerekçe zorunluğunu koymaktadır. "Karar" terimi, hâkimlik kararı ve mahkeme hükmünü kapsamaktadır.

Hüküm ve kararlara ne suretle ve ne ölçüde gerekçe getirmek gerektiği konusu, karşılaştırmalı ceza usul hukukunda tartışılan bir konudur. Gerekçe getirmenin, ceza davalarının görülmesinde önemli bir gecikme nedeni oluşturduğu kabul edilmekte ve bu sorun giderek gerilemektedir: Hollanda usul hukukuna göre temyiz başvurusu önemli bir hukuk sorunu getirmemiştir. Yüksek mahkemenin gerekçesiz bir ret kararı verebileceği kabul edilmektedir. 1996 yılında çıkarılan bu kanun, özet hükümlerin uygulanmasını resmîleştirmiş ve bu tür kararlarda sadece delillerin kaynaklarının gösterilmesini yeterli saymıştır. İsviçre'de hemen verilen hükümlerin sadece sözlü olacağı ve itiraz hâlinde gerekçeye yer verilmesi öngörülmüştür. Yukarıda da açıklandığı üzere, Anayasa hükümleri karşısında bizde bu tür uygulamalara yer verilemez.

Kaynak: TBMM 22. Dönem S. Sayısı 698 · tasarı/teklifin madde 35 gerekçesi

Madde 35

Kararların açıklanması ve tebliği

1 değişiklik

(1) İlgili tarafın yüzüne karşı verilen karar kendisine açıklanır ve isterse kararın bir örneği de verilir.

(2) Koruma tedbirlerine ilişkin olanlar hariç, aleyhine kanun yoluna başvurulabilecek hâkim veya mahkeme kararları, hazır bulunamayan ilgilisine tebliğ olunur.[2]

(3) İlgili taraf serbest olmayan bir kişi veya tutuklu ise tebliğ edilen karar, kendisine okunup anlatılır.

Madde gerekçesi

- Madde, kararların açıklanması ve tebliği zorunluğuna ilişkin temel ilkeyi içermektedir.

Son fıkrada, haklarını daha etkin bir biçimde kullanabilmesini sağlamak amacıyla, ilgili taraf serbest olmayan bir kişi veya tutuklu olduğunda tebliğ edilen kararın, adı geçenin istemi hâlinde kendisine okunacağı ve anlatılacağı belirtilmiştir. Böylece söz gelimi, başvurulabilecek olan kanun yolu, süresi, mercii ve şekil koşulu konusunda açıklamada bulunulması zorunlu hâle getirilmiştir.

Maddede geçen serbest olmayan bir kişiden maksat, Kanunun öngördüğü işlemler çerçevesinde yakalanmış, gözaltına alınmış veya bu maksatla bir yerden başka bir yere götürülmekte olan kişinin durumudur.

Kaynak: TBMM 22. Dönem S. Sayısı 698 · tasarı/teklifin madde 36 gerekçesi

Mehaz madde — Alman CMK m. 35

Tebliğ

(1) Kendisiyle ilgili olan kişinin huzurunda verilen kararlar, ona tefhim suretiyle tebliğ edilir. Talep üzerine kendisine bir suret verilir.

(2) Diğer kararlar tebligat yoluyla bildirilir. Kararın bildirilmesiyle herhangi bir süre işlemeye başlamıyorsa, şekle bağlı olmayan bir bildirim yeterlidir.

(3) Serbest bulunmayan kişiye, kendisine tebliğ edilen belge, talebi üzerine okunmalıdır.

Özgün metin (Almanca)

(1) Entscheidungen, die in Anwesenheit der davon betroffenen Person ergehen, werden ihr durch Verkündung bekanntgemacht. Auf Verlangen ist ihr eine Abschrift zu erteilen.

(2) Andere Entscheidungen werden durch Zustellung bekanntgemacht. Wird durch die Bekanntmachung der Entscheidung keine Frist in Lauf gesetzt, so genügt formlose Mitteilung.

(3) Dem nicht auf freiem Fuß Befindlichen ist das zugestellte Schriftstück auf Verlangen vorzulesen.

Eşleşme, iki maddenin içeriğinin karşılaştırılmasıyla önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. Aynı konuyu düzenleyen karşılık hükümdür, kanun koyucunun buradan aldığını kanıtlamaz. Alman Ceza Muhakemesi Kanunu

Madde 36

Tebligat ve yazışma usulü

(1) Mahkeme başkanı veya hâkim, her türlü tebligatı, tüm gerçek veya özel hukuk tüzel kişileri veya kamu kurum ve kuruluşları ile ilgili yazışmaları yapar.

(2) İnfaz edilecek kararlar, Cumhuriyet Başsavcılığına verilir.

Madde gerekçesi

- 1412 sayılı Kanunun 34 üncü maddesinde tebligat işlerinin Cumhuriyet savcılığı tarafından yapılacağı hükme bağlanmışken, bu maddeyle, mahkeme ile ilgili tebligat işlerinin doğrudan doğruya mahkeme tarafından yapılması kabul edilerek, adaletin işleyişi hızlandırılmıştır. Genel olarak bütün hâkimlere verilen bu yetki, elbette ki, sulh ceza hâkimini de kapsamaktadır.

İnfaz edilecek kararlar ise, Cumhuriyet savcılığına verilecek ve Cumhuriyet savcısı bu görevini yerine getirmek üzere gerekli bütün tedbirleri alacaktır. Ancak maddenin ikinci fıkrasında belirtildiği üzere, duruşma düzeninin sağlanması yönünden bütün tedbirlere ilişkin kararlar doğrudan mahkeme başkanı veya hâkim tarafından alınacak ve bu hususla ilgili tedbirler de onlar tarafından yerine getirilecektir.

Kaynak: TBMM 22. Dönem S. Sayısı 698 · tasarı/teklifin madde 37 gerekçesi

Mehaz madde — Alman CMK m. 36

Tebligat ve icra

(1) Kararların tebliğine başkan karar verir. Yazı işleri müdürlüğü tebligatın yerine getirilmesini sağlar.

(2) İcrayı gerektiren kararlar, gerekli işlemleri yapacak olan savcılığa verilir. Bu hüküm, oturumlardaki düzeni ilgilendiren kararlar bakımından uygulanmaz.

Özgün metin (Almanca)

(1) Die Zustellung von Entscheidungen ordnet der Vorsitzende an. Die Geschäftsstelle sorgt dafür, daß die Zustellung bewirkt wird.

(2) Entscheidungen, die der Vollstreckung bedürfen, sind der Staatsanwaltschaft zu übergeben, die das Erforderliche veranlaßt. Dies gilt nicht für Entscheidungen, welche die Ordnung in den Sitzungen betreffen.

Eşleşme, iki maddenin içeriğinin karşılaştırılmasıyla önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. Aynı konuyu düzenleyen karşılık hükümdür, kanun koyucunun buradan aldığını kanıtlamaz. Alman Ceza Muhakemesi Kanunu

Madde 37

Tebligat usulleri

(1) Tebligat, bu Kanunda belirtilen özel hükümler saklı kalmak koşuluyla, ilgili kanunda belirtilen hükümlere göre yapılır.

(2) Uluslararası andlaşmalar, yazılı belgelerin doğrudan doğruya postayla veya diğer iletişim araçlarıyla gönderilmesini kabul ettiğinde; yurt dışına yapılan tebligat, iadeli taahhütlü posta veya diğer iletişim araçları ile gerçekleştirilir.

Madde gerekçesi

- Mevzuatımızda adlî işlerde tebligatın ne suretle yapılacağı, buna ilişkin hâller 11/2/1959 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat Kanununda düzenlemiştir. Bu açıdan Tasarıda da, esas olarak ceza yargılaması işlemlerinin tebliğinin aynı Kanun hükümleri uyarınca yapılması kabul edilmiştir. Ancak yargılama işlemlerinin ilgililere bildirimi konusunda genel kurallar Tebligat Kanununda yer almakla birlikte, mevzuatımızda gerek 1412 sayılı Kanunda gerek başka özel ceza kanunlarında tebligata ilişkin hükümlerin yer aldığı göz önüne alınarak, Tasarının bu maddesinin birinci fıkrasında, tebligatın kanunlarda ayrı hüküm bulunması hâlinde bunlara göre yapılacağı kabul edilmiştir.

Maddenin ikinci fıkrasında da, 1412 sayılı Kanunun 35 inci maddesinden farklı olarak, uluslararası andlaşmaların kabul ettiği hâllerde doğrudan iadeli taahhütlü posta ile yargılama işlemlerinin ilgililere tebliği öngörülmüştür. Tebligat Kanunu hükümlerine göre, yargılama işlemlerinin yabancı ülkede bulunan kişilere tebliği, çeşitli resmî makamlar aracılığı ile gerçekleştirilmektedir. Bu, yargılamaların uzamasına neden olabilecek bir usuldür. Bu bakımdan Tasarıda getirilen düzenlemeyle ikili ya da çok taraflı uluslararası andlaşmaların öngörmesi hâlinde, ilgili yabancı ülkelere tebligatın doğrudan postayla veya diğer iletişim araçları ile yapılması kabul edilmiştir.

Kaynak: TBMM 22. Dönem S. Sayısı 698 · tasarı/teklifin madde 38 gerekçesi

Mehaz madde — Alman CMK m. 37

Tebligat usulü

(1) Tebligatlarda usul bakımından Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümleri kıyasen uygulanır.

(2) Bir ilgili için yapılması gereken tebligat birden fazla tebellüğe yetkili kişiye yapılırsa, bir sürenin hesabı en son yapılan tebligata göre belirlenir.

(3) Bir dava ilgilisine, Mahkemeler Teşkilatı Kanunu'nun 187. maddesinin 1. ve 2. fıkraları uyarınca hükmün bir çevirisinin verilmesi gerekiyorsa, hüküm bu çeviriyle birlikte tebliğ edilir. Bu hâllerde diğer dava ilgililerine tebligat, birinci cümle uyarınca yapılan tebligatla aynı anda yapılır.

Özgün metin (Almanca)

(1) Für das Verfahren bei Zustellungen gelten die Vorschriften der Zivilprozeßordnung entsprechend.

(2) Wird die für einen Beteiligten bestimmte Zustellung an mehrere Empfangsberechtigte bewirkt, so richtet sich die Berechnung einer Frist nach der zuletzt bewirkten Zustellung.

(3) Ist einem Prozessbeteiligten gemäß § 187 Absatz 1 und 2 des Gerichtsverfassungsgesetzes eine Übersetzung des Urteils zur Verfügung zu stellen, so ist das Urteil zusammen mit der Übersetzung zuzustellen. Die Zustellung an die übrigen Prozessbeteiligten erfolgt in diesen Fällen gleichzeitig mit der Zustellung nach Satz 1.

Eşleşme, iki maddenin içeriğinin karşılaştırılmasıyla önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. Aynı konuyu düzenleyen karşılık hükümdür, kanun koyucunun buradan aldığını kanıtlamaz. Alman Ceza Muhakemesi Kanunu

Mehaz madde — Fransız CMK m. 803-1

I. - Bu kanun hükümleri uyarınca bir avukata iadeli taahhütlü mektupla veya alındı bildirimli iadeli taahhütlü mektupla tebligat yapılmasının öngörüldüğü hâllerde, tebligat ayrıca alındı belgeli bir faks yoluyla veya avukatın elektronik adresine, yazılı bir izinin saklandığı bir telekomünikasyon aracıyla gönderilen bir yazışma yoluyla da yapılabilir.

II. - Bu kanunun, adli merci tarafından bir kişiye her türlü araçla, adi mektupla, iadeli taahhütlü mektupla veya alındı bildirimli iadeli taahhütlü mektupla ihbarname, davetiye veya belgeler gönderilmesini öngördüğü hâllerde, ilgili kişinin işlem sırasında alınan açık bir beyanla önceden buna rıza göstermiş olması koşuluyla, gönderim elektronik yolla da yapılabilir. Bu rıza, kişinin kabul ettiği elektronik iletişim biçimini belirtir. Bu gönderime ilişkin yazılı bir kanıt dosyada saklanır.

Bu gönderimlerin iadeli taahhütlü mektupla yapılmasının öngörüldüğü hâllerde, kullanılan teknik usuller gönderim tarihinin kesin olarak tespitine imkân vermelidir. Bu gönderimlerin alındı bildirimli iadeli taahhütlü mektupla yapılmasının öngörüldüğü hâllerde, kullanılan teknik usuller ayrıca muhatap tarafından teslim alınma tarihinin de tespitine imkân vermelidir.

Belgelerin gönderilmesi hâlinde, bu usuller, adalet bakanının kararnamesiyle belirlenen esaslara göre, elektronik iletişimin taraflarının kimliğinin belirlenmesinin güvenilirliğini, gönderilen belgelerin bütünlüğünü, yazışmaların güvenlik ve gizliliğini ve yapılan gönderimlerin saklanmasını güvence altına almalıdır.

Bu II numaralı fıkra, düzenleyici işlemle belirlenen esaslara göre, bu kanunun Cumhuriyet savcılığına, katılanlara, bilirkişilere ve tanıklara ve tutuklu olmayan sanıklara veya hükümlülere adli icra memuru aracılığıyla tebligat yapılmasını zorunlu kıldığı hâllerde de uygulanır.

Özgün metin (Fransızca)

I. - Dans les cas où, en vertu des dispositions du présent code, il est prévu de procéder aux notifications à un avocat par lettre recommandée ou par lettre recommandée avec demande d'avis de réception, la notification peut aussi être faite sous la forme d'une télécopie avec récépissé ou par un envoi adressé par un moyen de télécommunication à l'adresse électronique de l'avocat et dont il est conservé une trace écrite.

II. - Lorsque le présent code prévoit que des avis, convocations ou documents sont adressés à une personne par l'autorité judiciaire par tout moyen, par lettre simple, par lettre recommandée ou par lettre recommandée avec demande d'avis de réception, l'envoi peut être effectué par voie électronique, à la condition que la personne y ait préalablement consenti par une déclaration expresse recueillie au cours de la procédure. Cet accord précise le mode de communication électronique accepté par la personne. Il est conservé au dossier une trace écrite de cet envoi.

Lorsqu'il est prévu que ces envois sont effectués par lettre recommandée, les procédés techniques utilisés doivent permettre d'établir de manière certaine la date d'envoi. Lorsqu'il est prévu que ces envois sont effectués par lettre recommandée avec demande d'avis de réception, les procédés techniques utilisés doivent également permettre d'établir la date de réception par le destinataire.

Lorsque sont adressés des documents, ces procédés doivent, selon des modalités prévues par arrêté du ministre de la justice, garantir la fiabilité de l'identification des parties à la communication électronique, l'intégrité des documents adressés, la sécurité et la confidentialité des échanges ainsi que la conservation des transmissions opérées.

Le présent II est également applicable, selon des modalités précisées par voie réglementaire, lorsque le présent code impose une signification par voie d'huissier de justice à destination du ministère public, des parties civiles, des experts et des témoins ainsi que, lorsque ces personnes ne sont pas détenues, des prévenus ou des condamnés.

Eşleşme, iki maddenin anlam benzerliğine göre önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. Aynı konuyu düzenleyen karşılık hükümdür, kanun koyucunun buradan aldığını kanıtlamaz. Fransız Ceza Muhakemesi Kanunu

Madde 38

Cumhuriyet Başsavcılığına yapılan tebligat

(1) Cumhuriyet Başsavcılığına yapılan tebligat, tebliği gereken evrakın aslının verilmesi suretiyle olur. Tebliğ ile bir süre işlemeye başlıyorsa verildiği gün, Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından evrakın aslına yazılır.

Madde gerekçesi

- Maddeye göre, Cumhuriyet savcılığına yapılacak tebligat, tebliği gereken yazının aslının verilmesi suretiyle yapılacaktır.

Tebliğ ile başlayan sürelerin başladığı tarihe açıklık getirilmesi amacıyla, Cumhuriyet savcılığına verildiği günün, verilen yazının aslına kaydedilmesi zorunluğuna maddede yer verilmiştir.

Kaynak: TBMM 22. Dönem S. Sayısı 698 · tasarı/teklifin madde 39 gerekçesi

Madde 38/A

Elektronik işlemler

1 değişiklik

(Ek: 2/7/2012-6352/95 md.)

(1) Her türlü ceza muhakemesi işlemlerinde Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) kullanılır. Bu işlemlere ilişkin her türlü veri, bilgi, belge ve karar, UYAP vasıtasıyla işlenir, kaydedilir ve saklanır.

(2) Kanunlarda gösterilen istisnalar hariç olmak üzere, dosyalar güvenli elektronik imza kullanılarak UYAP’tan incelenebilir ve her türlü ceza muhakemesi işlemi yapılabilir.

(3) Bu Kanun kapsamında fiziki olarak hazırlanması öngörülen her türlü belge ve karar elektronik ortamda düzenlenebilir, işlenebilir, saklanabilir ve güvenli elektronik imza ile imzalanabilir.

(4) Güvenli elektronik imza ile imzalanan belge ve kararlar diğer kişi veya kurumlara elektronik ortamda gönderilir. Güvenli elektronik imza ile imzalanarak gönderilen belge veya kararlar, gerekmedikçe fiziki olarak ayrıca düzenlenmez ve ilgili kurum ve kişilere gönderilmez.

(5) Elektronik imzalı belgenin elle atılan imzalı belgeyle çelişmesi halinde UYAP’ta kayıtlı olan güvenli elektronik imzalı belge geçerli kabul edilir.

(6) Güvenli elektronik imza ile imzalanan belge ve kararlarda, mühürleme işlemi ile kanunlarda birden fazla nüshanın düzenlenmesini öngören hükümler uygulanmaz.

(7) Zorunlu nedenlerle fiziki olarak düzenlenmiş belge veya kararlar, yetkili kişilerce taranarak UYAP’a aktarılır ve gerektiğinde ilgili birimlere elektronik ortamda gönderilir.

(8) Elektronik ortamdan fiziki örnek çıkartılması gereken hallerde tutanak veya belgenin aslının aynı olduğu belirtilerek hâkim, Cumhuriyet savcısı veya görevlendirilen yetkili kişi tarafından imzalanır ve mühürlenir.

(9) Elektronik ortamda yapılan işlemlerde süre gün sonunda biter.

(10) Yargı birimlerinin ihtiyaç duyduğu nüfus, tapu, adlî sicil kaydı gibi dış bilişim sistemlerinden UYAP vasıtasıyla temin edilen bilgi, belge ve kayıtlar, zorunlu olmadıkça ayrıca fiziki olarak istenilmez. UYAP’tan dış bilişim sistemlerine gönderilen bilgi ve belgeler ayrıca zorunlu olmadıkça fiziki ortamda gönderilmez.

(11) Ceza muhakemesi işlemlerinin UYAP’ta yapılmasına dair usul ve esaslar, Adalet Bakanlığı tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.

İkinci Bölüm

Süreler ve Eski Hâle Getirme

Madde 39

Sürelerin hesaplanması

(1) Gün ile belirlenen süreler, tebligatın yapıldığının ertesi günü işlemeye başlar.

(2) Süre, hafta olarak belirlenmiş ise, tebligatın yapıldığı günün, son haftada isim itibarıyla karşılığı olan günün mesai saati bitiminde sona erer.

(3) Süre, ay olarak belirlenmiş ise tebligatın yapıldığı günün, son ayda sayı itibarıyla karşılığı olan günün mesai saati bitiminde sona erer. Son bulduğu ayda sayı itibarıyla karşılığı olan gün yoksa; süre, ayın son günü mesai saati bitiminde sona erer.

(4) Son gün bir tatile rastlarsa süre, tatilin ertesi günü biter.

Madde gerekçesi

- Madde, hafta veya ay olarak belirlenmiş sürelerin ne zaman sona ereceğini göstermektedir:

Hafta olarak belirlenen süreler, takip eden hafta veya haftaların, sürenin işlemeye başladığı günün isim itibarıyla karşılığı olan günde sona erecektir.

Ay itibarıyla belirlenen süreler ise izleyen ay veya aylarda sayı itibarıyla karşılığı olan günde, sürenin son bulduğu ayda o sayıda gün yoksa, örneğin sürenin işlemeye başladığı ay 31 gün ise, izleyen ay veya ayların son gününde sona erecektir. Ancak son gün bir tatile rastlarsa, süre, tatilin ertesi günü yani tatilin bittiği günün ertesi günü sona erecektir.

Ülkemizde, kanunlarla belirli olan tatil günleri dışında, bazen "idarî izin" de verilmektedir. Maddenin ikinci fıkrasında yer alan hüküm, bu tür izinleri de kapsamaktadır.

Maddenin son fıkrasında, kendisine süre verilen kimsenin yerleşim yeri işlem yapacağı yerden uzaksa, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 164 üncü maddesinin uygulanacağı bir madde hükmü olarak yer almaktadır.

Kaynak: TBMM 22. Dönem S. Sayısı 698 · tasarı/teklifin madde 41 gerekçesi

Mehaz madde — Alman CMK m. 43

Hafta ve ay olarak belirlenen sürelerin hesabı

(1) Hafta veya ay olarak belirlenen bir süre, adı veya sayısıyla, sürenin başladığı güne tekabül eden son haftanın veya son ayın günü sona erer; bu gün son ayda yoksa süre, bu ayın son gününün bitimiyle sona erer.

(2) Bir sürenin sonu bir pazar gününe, genel bir tatil gününe veya cumartesi gününe rastlarsa, süre bir sonraki iş gününün bitimiyle sona erer.

Özgün metin (Almanca)

(1) Eine Frist, die nach Wochen oder Monaten bestimmt ist, endet mit Ablauf des Tages der letzten Woche oder des letzten Monats, der durch seine Benennung oder Zahl dem Tag entspricht, an dem die Frist begonnen hat; fehlt dieser Tag in dem letzten Monat, so endet die Frist mit dem Ablauf des letzten Tages dieses Monats.

(2) Fällt das Ende einer Frist auf einen Sonntag, einen allgemeinen Feiertag oder einen Sonnabend, so endet die Frist mit Ablauf des nächsten Werktages.

Eşleşme, iki maddenin içeriğinin karşılaştırılmasıyla önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. Aynı konuyu düzenleyen karşılık hükümdür, kanun koyucunun buradan aldığını kanıtlamaz. Alman Ceza Muhakemesi Kanunu

Madde 40

Eski hâle getirme

(1) Kusuru olmaksızın bir süreyi geçirmiş olan kişi, eski hale getirme isteminde bulunabilir.

(2) Kanun yoluna başvuru hakkı kendisine bildirilmemesi halinde de, kişi kusursuz sayılır.

Mehaz madde — Alman CMK m. 44

Süre kaçırılması halinde eski hale getirme

Kusuru olmaksızın bir süreye uymakta engellenmiş olan kimseye, talebi üzerine eski hale getirme tanınır. Bir kanun yolu süresinin kaçırılması, § 35a cümle 1 ve 2, § 319 fıkra 2 cümle 3 veya § 346 fıkra 2 cümle 3 uyarınca bilgilendirmenin yapılmamış olması halinde kusursuz sayılır.

Özgün metin (Almanca)

War jemand ohne Verschulden verhindert, eine Frist einzuhalten, so ist ihm auf Antrag Wiedereinsetzung in den vorigen Stand zu gewähren. Die Versäumung einer Rechtsmittelfrist ist als unverschuldet anzusehen, wenn die Belehrung nach den § 35a Satz 1 und 2, § 319 Abs. 2 Satz 3 oder nach § 346 Abs. 2 Satz 3 unterblieben ist.

Eşleşme metin benzerliğine göre önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. Alman Ceza Muhakemesi Kanunu

Madde 41

Eski hâle getirme dilekçesi

1 değişiklik

(1) Eski hâle getirme dilekçesi, engelin kalkmasından itibaren iki hafta içinde, süreye uyulduğunda usule ilişkin işlemleri yapacak olan mahkemeye verilir.[3]

(2) Dilekçe sahibi, sürenin geçmesinde kusuru olmadığına ilişkin olguları, varsa belgelerini de ekleyerek açıklar. Dilekçe verildiği anda usule ilişkin yapılamayan işlemler de yerine getirilir.

Madde gerekçesi

- Madde, eski hâle getirmenin usulünü göstermektedir: Buna göre bir dilekçe usule ilişkin işlemleri yapacak olan mahkemeye verilecek ve dilekçede süreye uyulmamasının nedenleri açıkça ve inandırıcı bir biçimde yani ciddiyetle ve özenle bildirilecektir, gerektiğinde belgeler de eklenecektir. Kişi dilekçesini vermekle beraber aynı anda usule ilişkin olarak, 42 nci maddede belirlenen nedenlerle yapamadığı işlemleri de yerine getirecektir.

Kaynak: TBMM 22. Dönem S. Sayısı 698 · tasarı/teklifin madde 43 gerekçesi

Mehaz madde — Alman CMK m. 45

Eski hale getirme talebine ilişkin şartlar

(1) Eski hale getirme talebi, engelin ortadan kalkmasından itibaren bir hafta içinde, süresine uyulması gereken işlemin yapılacağı mahkemede yapılır. Sürenin korunması için, talebin, hakkında karar verecek mahkemeye süresi içinde ulaşmış olması yeterlidir.

(2) Talebi dayandıran olgular, talebin yapılması sırasında veya talep hakkındaki usulde inandırıcı kılınmalıdır. Talep süresi içinde kaçırılan işlem tamamlanmalıdır. Bu yapılmışsa, eski hale getirme talep olmaksızın da tanınabilir.

Özgün metin (Almanca)

(1) Der Antrag auf Wiedereinsetzung in den vorigen Stand ist binnen einer Woche nach Wegfall des Hindernisses bei dem Gericht zu stellen, bei dem die Frist wahrzunehmen gewesen wäre. Zur Wahrung der Frist genügt es, wenn der Antrag rechtzeitig bei dem Gericht gestellt wird, das über den Antrag entscheidet.

(2) Die Tatsachen zur Begründung des Antrags sind bei der Antragstellung oder im Verfahren über den Antrag glaubhaft zu machen. Innerhalb der Antragsfrist ist die versäumte Handlung nachzuholen. Ist dies geschehen, so kann Wiedereinsetzung auch ohne Antrag gewährt werden.

Eşleşme, iki maddenin içeriğinin karşılaştırılmasıyla önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. Aynı konuyu düzenleyen karşılık hükümdür, kanun koyucunun buradan aldığını kanıtlamaz. Alman Ceza Muhakemesi Kanunu

Madde 42

Eski hâle getirme dilekçesi üzerine verilecek karar

(1) Süresi içinde usul işlemi yapılsaydı, esasa hangi mahkeme hükmedecek idiyse, eski hâle getirme dilekçesi hakkında da o mahkeme karar verir.

(2) Eski hâle getirme isteminin kabulüne ilişkin karar kesindir; reddine ilişkin karara karşı itiraz yoluna gidilebilir.

(3) Eski hâle getirme dilekçesi, kararın yerine getirilmesini durdurmaz; ancak, mahkeme yerine getirmeyi erteleyebilir.

Madde gerekçesi

- Maddenin birinci fıkrası eski hâle getirme dilekçesinin verileceği mahkemeyi belirlemektedir. Bu mahkeme, usul işlemi süresi içinde yapılsa idi esasa hükmedecek olan mahkemedir ve istemin kabul veya reddi hakkında karar verecektir.

Maddenin ikinci fıkrasında eski hâle getirme isteminin kabulü hakkındaki kararın kesin olduğu belirtilmektedir. Karşılaştırmalı usul hukukunda lehe olan hak doğurucu bu tür kararlar aleyhine kanun yoluna gidilemeyeceği eğilimi vardır. Ret kararına karşı ise acele itiraz yoluna gidilebilir.

Maddenin üçüncü fıkrasında verilen dilekçenin hukukî sonuçları açıklanmıştır. Eski hâle getirme dilekçesi, kararın yerine getirilmesini durdurmaz. Buna karşılık dilekçe üzerine mahkeme kararın yerine getirilmesini, merciince karar verilinceye kadar erteleyebilir.

Kaynak: TBMM 22. Dönem S. Sayısı 698 · tasarı/teklifin madde 44 gerekçesi

Mehaz madde — Alman CMK m. 46

Yetki; kanun yolu

(1) Talep hakkında, süresi içinde yapılan işlem üzerine esas hakkında karar vermeye yetkili olacak olan mahkeme karar verir.

(2) Talebi kabul eden karara karşı hiçbir kanun yoluna başvurulamaz.

(3) Talebi reddeden karara karşı acele şikayet yoluna başvurulabilir.

Özgün metin (Almanca)

(1) Über den Antrag entscheidet das Gericht, das bei rechtzeitiger Handlung zur Entscheidung in der Sache selbst berufen gewesen wäre.

(2) Die dem Antrag stattgebende Entscheidung unterliegt keiner Anfechtung.

(3) Gegen die den Antrag verwerfende Entscheidung ist sofortige Beschwerde zulässig.

Eşleşme, iki maddenin içeriğinin karşılaştırılmasıyla önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. Aynı konuyu düzenleyen karşılık hükümdür, kanun koyucunun buradan aldığını kanıtlamaz. Alman Ceza Muhakemesi Kanunu

Üçüncü Kısım

Tanıklık, Bilirkişi İncelemesi ve Keşif

Birinci Bölüm

Tanıklık

Madde 43

Tanıkların çağrılması

(1) Tanıklar çağrı kâğıdı ile çağrılır. Çağrı kâğıdında gelmemenin sonuçları bildirilir. Tutuklu işlerde tanıklar için zorla getirme kararı verilebilir. Karar yazısında bu yoldan getirilmenin nedenleri gösterilir ve bunlara çağrı kâğıdı ile gelen tanıklar hakkındaki işlem uygulanır.

(2) Bu çağrı telefon, telgraf, faks, elektronik posta gibi araçlardan yararlanılmak suretiyle de yapılabilir. Ancak, çağrı kâğıdına bağlanan sonuçlar, bu durumda uygulanmaz.

(3) Mahkeme, duruşmanın devamı sırasında hemen dinlenilmesi gerekli görülen tanıkların belirteceği gün ve saatte hazır bulundurulmasını görevlilere yazılı olarak emredebilir.

(4) Cumhurbaşkanı kendi takdiri ile tanıklıktan çekinebilir. Tanıklık yapmayı istemesi halinde beyanı konutunda alınabilir ya da yazılı olarak gönderebilir.

(5) Bu madde hükümleri, kişinin ancak Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkeme önünde tanık olarak dinlenmesi halinde uygulanabilir.

Madde gerekçesi

- Madde, en önemli delillerden birisini oluşturan tanıklık konusunda yenilikler getirmektedir. Tanıklık, kamu yararının ağırlık taşıdığı toplumsal bir görev olup kişiler bu görevi yerine getirmekle yükümlüdürler.

Tanıkların bu yükümlülüklerini yerine getirmeleri için öncelikle davetiye ile çağrılmaları gerekir. Esas bu olmakla beraber yargılamada sür'ati sağlamak amacı ile telefon, telgraf, faks ve benzeri haberleşme araçlarından da yararlanılması uygun görülmüş ve davetin bu araçlarla da yapılabilmesi kabul edilmiştir.

Karşılaştırmalı ceza yargılama hukukunda da bu usullere yer verilmiştir.

Davet üzerine gelmemenin yasal sonuçları, davetiye, telgraf, faks gibi yazı ile yapılan çağrılarda yazılı ve telefonla gerçekleştirilen çağrıda sözlü olarak tanığa bildirilecektir. Tebligatın yapıldığı ve yasal sonuçlarının bildirildiği çağrının türüne göre ilgilinin imzasının alınması veya görevli tarafından tutanak düzenlenmesi suretiyle belgelendirilecektir.

Mahkeme tutuklu veya ivedi işler ile davanın özellik ve niteliği bakımından zorunlu gördüğü hâllerde, açıklanan kuraldan ayrılarak tanıklar için ihzar müzekkeresi verebilecek, müzekkerede zorla getirmenin nedenleri gösterilecek ve davetiye ile gelen tanıklarla ilgili hükümler uygulanacaktır.

Mahkeme, duruşma sürerken gelmemiş olan veya o aşamada davayla ilgisi bulunduğunu belirlediği bir kişinin dinlenmesi hâlinde davanın hüküm aşamasına ulaşabileceğini saptayabilir.

Davaların kısa sürede sonuçlanmasına olanak sağlamak için maddenin üçüncü fıkrası bu ve benzeri durumlarda, mahkemenin, görevlilere tanığı duruşmaya getirmeleri konusunda yazılı olarak emir verebileceğini kabul etmiştir.

Maddenin dördüncü fıkrasında Cumhurbaşkanının tanıklığı ile ilgili çağırma ve ifade alma yönünden özel hükümlere yer verilmiştir: Cumhurbaşkanının tanık olarak çağrılamaması esas kuraldır; tanık sıfatıyla beyanı konutuna gidilerek alınacaktır.

Cumhurbaşkanı isterse beyanını yazılı olarak da gönderebilir; ancak esas, beyanın hâkim tarafından tutanağa geçirilmesidir.

Maddenin son fıkrasına göre Başbakan, bakanlar ve Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri esas itibarıyla yetkili mahkeme veya merci tarafından dinleneceklerdir; ancak Ankara mahkemelerinde de dinlenebilirler.

Kaynak: TBMM 22. Dönem S. Sayısı 698 · tasarı/teklifin madde 45 gerekçesi

Mehaz madde — Alman CMK m. 48

Tanıklık yükümlülükleri; çağrı

(1) Tanıklar, dinlenmeleri için belirlenen duruşmada hakim önünde hazır bulunmakla yükümlüdürler. Kanunda öngörülen bir istisna bulunmadıkça, ifade verme yükümlülüğü altındadırlar.

(2) Tanıkların çağrılması, tanığın menfaatine hizmet eden usul hükümlerine, mevcut tanık destekleme imkanlarına ve gelmemenin kanuni sonuçlarına işaret edilerek yapılır.

(3) (mülga)

Özgün metin (Almanca)

(1) Zeugen sind verpflichtet, zu dem zu ihrer Vernehmung bestimmten Termin vor dem Richter zu erscheinen. Sie haben die Pflicht auszusagen, wenn keine im Gesetz zugelassene Ausnahme vorliegt.

(2) Die Ladung der Zeugen geschieht unter Hinweis auf verfahrensrechtliche Bestimmungen, die dem Interesse des Zeugen dienen, auf vorhandene Möglichkeiten der Zeugenbetreuung und auf die gesetzlichen Folgen des Ausbleibens.

(3) (weggefallen)

Eşleşme, iki maddenin içeriğinin karşılaştırılmasıyla önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. Aynı konuyu düzenleyen karşılık hükümdür, kanun koyucunun buradan aldığını kanıtlamaz. Alman Ceza Muhakemesi Kanunu

Madde 44

Çağrıya uymayan tanıklar

1 değişiklik

(1) Usulüne uygun olarak çağrılıp da mazeretini bildirmeksizin gelmeyen tanıklar zorla getirilir ve gelmemelerinin sebep olduğu giderler takdir edilerek, kamu alacaklarının tahsili usulüne göre ödettirilir. Zorla getirilen tanık evvelce gelmemesini haklı gösterecek sebepleri sonradan bildirirse aleyhine hükmedilen giderler kaldırılır. (Ek cümle:8/7/2021-7331/11 md.) Zorla getirme kararı; telefon, telgraf, faks, elektronik posta gibi iletişim bilgilerinin dosyada bulunması hâlinde bu araçlardan yararlanılmak suretiyle de tanığa bildirilir.

(2) Fiilî hizmette bulunan askerler hakkındaki zorla getirme kararı askerî makamlar aracılığıyla infaz olunur.

Mehaz madde — Alman CMK m. 51

Tanığın gelmemesinin sonuçları

(1) Usulüne uygun olarak çağrıldığı halde gelmeyen bir tanığa, gelmemesinden kaynaklanan giderler yükletilir. Aynı zamanda hakkında bir disiplin para cezası ve bunun tahsil edilememesi halinde disiplin hapsi kararlaştırılır. Tanığın zorla getirilmesi de caizdir; § 135 hükmü buna kıyasen uygulanır. Tekrar gelmeme halinde disiplin tedbiri yeniden kararlaştırılabilir.

(2) Tanığın gelmemesi zamanında yeterli şekilde mazur gösterilirse giderlerin yükletilmesinden ve disiplin tedbirinin kararlaştırılmasından vazgeçilir. Mazeretin 1. cümleye göre zamanında bildirilmemesi halinde, giderlerin yükletilmesinden ve disiplin tedbirinin kararlaştırılmasından ancak tanığın mazeretin gecikmesinde kusuru bulunmadığının inandırıcı kılınması halinde vazgeçilir. Tanık sonradan yeterli şekilde mazur gösterilirse, 2. cümledeki şartlar altında alınmış olan tedbirler kaldırılır.

(3) Bu tedbirleri alma yetkisi, soruşturma hâkimine ve görevlendirilen veya istinabe olunan hâkime de aittir.

Özgün metin (Almanca)

(1) Einem ordnungsgemäß geladenen Zeugen, der nicht erscheint, werden die durch das Ausbleiben verursachten Kosten auferlegt. Zugleich wird gegen ihn ein Ordnungsgeld und für den Fall, daß dieses nicht beigetrieben werden kann, Ordnungshaft festgesetzt. Auch ist die zwangsweise Vorführung des Zeugen zulässig; § 135 gilt entsprechend. Im Falle wiederholten Ausbleibens kann das Ordnungsmittel noch einmal festgesetzt werden.

(2) Die Auferlegung der Kosten und die Festsetzung eines Ordnungsmittels unterbleiben, wenn das Ausbleiben des Zeugen rechtzeitig genügend entschuldigt wird. Erfolgt die Entschuldigung nach Satz 1 nicht rechtzeitig, so unterbleibt die Auferlegung der Kosten und die Festsetzung eines Ordnungsmittels nur dann, wenn glaubhaft gemacht wird, daß den Zeugen an der Verspätung der Entschuldigung kein Verschulden trifft. Wird der Zeuge nachträglich genügend entschuldigt, so werden die getroffenen Anordnungen unter den Voraussetzungen des Satzes 2 aufgehoben.

(3) Die Befugnis zu diesen Maßregeln steht auch dem Richter im Vorverfahren sowie dem beauftragten und ersuchten Richter zu.

Eşleşme, iki maddenin içeriğinin karşılaştırılmasıyla önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. Aynı konuyu düzenleyen karşılık hükümdür, kanun koyucunun buradan aldığını kanıtlamaz. Alman Ceza Muhakemesi Kanunu

Madde 45

Tanıklıktan çekinme

(1) Aşağıdaki kimseler tanıklıktan çekinebilir:

a) Şüpheli veya sanığın nişanlısı.

b) Evlilik bağı kalmasa bile şüpheli veya sanığın eşi.

c) Şüpheli veya sanığın kan hısımlığından veya kayın hısımlığından üstsoy veya altsoyu.

d) Şüpheli veya sanığın üçüncü derece dahil kan veya ikinci derece dahil kayın hısımları.

e) Şüpheli veya sanıkla aralarında evlâtlık bağı bulunanlar.

(2) Yaş küçüklüğü, akıl hastalığı veya akıl zayıflığı nedeniyle tanıklıktan çekinmenin önemini anlayabilecek durumda olmayanlar, kanunî temsilcilerinin rızalarıyla tanık olarak dinlenebilirler. Kanunî temsilci şüpheli veya sanık ise, bu kişilerin çekinmeleri konusunda karar veremez.

(3) Tanıklıktan çekinebilecek olan kimselere, dinlenmeden önce tanıklıktan çekinebilecekleri bildirilir. Bu kimseler, dinlenirken de her zaman tanıklıktan çekinebilirler.

Madde gerekçesi

- Tanık, bildiklerini söylemek zorundadır. Ancak, bazı hâllerde bu zorunluk biyolojik gerçeklere veya sosyo psikolojik ilişkilere ters düşmektedir. Nitekim, kendisinin veya bir yakınının cezalandırılması sonucuna götürecek zorunluk, tanığı yalan beyana zorlama anlamını taşıyacaktır. Oysa tanıklık gerçeğin öğrenilmesi için bir araçtır. Bunun en iyi şekilde elde edilmesi, samimi, doğru tanıklıkla gerçeğe ulaşılması gerekmektedir. Bunun için tanığa yemin verdirilir;

tarafsızlığını sağlamaya çalışılır. Tarafsız olmayacağını bile bile kişiyi tanıklığa mecbur tutmak bu gerçeklerle bağdaşmayacağı için bu madde ile, aşağıda belirtilen kimselere tanıklıktan çekinme olanağı tanınmıştır.

Şüpheli veya sanığın:

1. Nişanlısı, 2. Evlilik bağı kalmasa bile karısı veya kocası, 3. Kan hısımlığı veya kayın hısımlığından üstsoy ve altsoyu, 4. Üçüncü dereceye kadar (bu derece dahil), kan hısımlığından yansoy hısımı ile evlilik bağı kalmasa bile üçüncü dereceye kadar bu derece dahil kayın hısımlığından yansoy hısımı, 5. Evlâtlığı veya evlât edineni.

Maddede sözü edilen kayın hısımlığı sadece eşlerden biri ile diğerinin kan hısımları arasındaki bağdır.

Baldız ile görümce, iki kayınpeder arasında böyle bir bağ bulunmadığı için adı geçenler madde kapsamına girmeyecekleri gibi, tanınmama veya babalığa hükmedilmeme sonucu hukuken koca ile hısımlık ilişkisi kurulmayan kişi ile sanık durumunda bulunan kadın arasında da kişisel hısımlık bulunmadığı için sözü edilen kişi, sanık durumundaki analığı hakkında tanıklıktan çekinemeyecektir.

Bunun dışındaki kişiler analığı veya babalığı ile kayın hısımı olduklarından madde kapsamı içinde olacaklardır.

Maddede tanıklıktan çekinmenin isteğe bağlı olduğu açıkça belirtilmiştir. Şu kadar ki, tanığın beyanını takdir hâkime ait bulunduğundan, tanıklık yapmak isteyenlere yemin gerekip gerekmeyeceğine yine hâkim karar verecektir. Maddenin (2) numaralı fıkrasına göre yaş küçüklüğü veya akıl hastalığı veya akıl zayıflığı nedeniyle tanıklıktan çekinmenin anlamını kavrayamayacak kişiler yasal temsilcilerinin rızasıyla tanık olarak dinlenebilirler. Yasal temsilci şüpheli veya sanık ise, çekinme hususunda karar veremez.

Bu husus bildirilmeden alınan beyanın hükmü yoktur. Mahkeme tarafından, tanıklıktan çekinebilecek olan kimselere dinlenmeden önce tanıklıktan çekinebilecekleri bildirilecektir.

Kaynak: TBMM 22. Dönem S. Sayısı 698 · tasarı/teklifin madde 47 gerekçesi

Mehaz madde — Alman CMK m. 52

Şüphelinin yakınlarının tanıklıktan çekinme hakkı

(1) Aşağıdakiler tanıklıktan çekinmeye yetkilidir:

1. Şüphelinin nişanlısı;

2. Şüphelinin eşi, evlilik artık mevcut olmasa dahi;

2a. Şüphelinin hayat arkadaşı, hayat ortaklığı artık mevcut olmasa dahi;

3. Şüpheli ile usul çizgisinde kan veya kayın hısımlığı bulunan veya bulunmuş olan, yansoy çizgisinde üçüncü dereceye kadar kan hısımlığı veya ikinci dereceye kadar kayın hısımlığı bulunan veya bulunmuş olan kişi.

(2) Reşit olmayanlar, akıl olgunluğunun eksikliği nedeniyle veya reşit olmayanlar ya da yasal danışmanlık altındakiler bir ruhsal hastalık ya da zihinsel veya ruhsal bir engellilik nedeniyle tanıklıktan çekinme hakkının önemi hakkında yeterli fikre sahip değillerse, ancak ifade vermeye hazır olmaları ve yasal temsilcilerinin de sorguya rıza göstermesi halinde dinlenebilirler. Yasal temsilcinin kendisi şüpheli ise, tanıklıktan çekinme hakkının kullanımı hakkında karar veremez; bu, yasal temsil yetkisinin her iki ebeveyne ait olması halinde şüpheli olmayan ebeveyn için de geçerlidir.

(3) Tanıklıktan çekinmeye yetkili kişiler, fıkra 2 hallerinde tanıklıktan çekinme hakkının kullanımına karar vermeye yetkili temsilcileri de dahil olmak üzere, her sorgudan önce bu haklarına ilişkin bilgilendirilirler. Bu haktan vazgeçme, sorgu sırasında da geri alınabilir.

Özgün metin (Almanca)

(1) Zur Verweigerung des Zeugnisses sind berechtigt

1. der Verlobte des Beschuldigten;

2. der Ehegatte des Beschuldigten, auch wenn die Ehe nicht mehr besteht;

2a. der Lebenspartner des Beschuldigten, auch wenn die Lebenspartnerschaft nicht mehr besteht;

3. wer mit dem Beschuldigten in gerader Linie verwandt oder verschwägert, in der Seitenlinie bis zum dritten Grad verwandt oder bis zum zweiten Grad verschwägert ist oder war.

(2) Haben Minderjährige wegen mangelnder Verstandesreife oder haben Minderjährige oder Betreute wegen einer psychischen Krankheit oder einer geistigen oder seelischen Behinderung von der Bedeutung des Zeugnisverweigerungsrechts keine genügende Vorstellung, so dürfen sie nur vernommen werden, wenn sie zur Aussage bereit sind und auch ihr gesetzlicher Vertreter der Vernehmung zustimmt. Ist der gesetzliche Vertreter selbst Beschuldigter, so kann er über die Ausübung des Zeugnisverweigerungsrechts nicht entscheiden; das gleiche gilt für den nicht beschuldigten Elternteil, wenn die gesetzliche Vertretung beiden Eltern zusteht.

(3) Die zur Verweigerung des Zeugnisses berechtigten Personen, in den Fällen des Absatzes 2 auch deren zur Entscheidung über die Ausübung des Zeugnisverweigerungsrechts befugte Vertreter, sind vor jeder Vernehmung über ihr Recht zu belehren. Sie können den Verzicht auf dieses Recht auch während der Vernehmung widerrufen.

Eşleşme metin benzerliğine göre önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. Alman Ceza Muhakemesi Kanunu

Madde 46

Meslek ve sürekli uğraşıları sebebiyle tanıklıktan çekinme

(1) Meslekleri ve sürekli uğraşıları sebebiyle tanıklıktan çekinebilecekler ile çekinme konu ve koşulları şunlardır:

a) Avukatlar veya stajyerleri veya yardımcılarının, bu sıfatları dolayısıyla veya yüklendikleri yargı görevi sebebiyle öğrendikleri bilgiler.

b) Hekimler, diş hekimleri, eczacılar, ebeler ve bunların yardımcıları ve diğer bütün tıp meslek veya sanatları mensuplarının, bu sıfatları dolayısıyla hastaları ve bunların yakınları hakkında öğrendikleri bilgiler.

c) Malî işlerde görevlendirilmiş müşavirler ve noterlerin bu sıfatları dolayısıyla hizmet verdikleri kişiler hakkında öğrendikleri bilgiler.

(2) Yukarıdaki fıkranın (a) bendinde belirtilenler dışında kalan kişiler, ilgilinin rızasının varlığı halinde, tanıklıktan çekinemez.

Madde gerekçesi

- Madde, esasta meslek ve sürekli uğraşılar nedeniyle tanıklıktan çekinmeyi düzenlemektedir. Bu bakımdan tanıklıktan çekinme, hizmet sunulan kişilere güven verdikleri takdirde hizmet verebilecek meslek grupları bakımından kabul edilmiştir. Madde tanıklıktan çekinebilecek meslek gruplarının sayısını çoğaltmıştır. Bu hususta göz önünde tutulan ölçüt, "güven ilişkisi"dir;

"orantılılık" ilkesi gereğince maddî gerçeğin ortaya çıkarılması hedefi ile güven ilişkisinin korunmasından doğan yarar tartılmış ve maddede kabul edilen hâllerde güven ilişkisinin daha ağır bastığı kabul edilmiştir.

Meslekî sır tutma nedeniyle, karşılaştırmalı ceza yargılama hukukunda avukatların, hekimlerin veya din görevlilerinin, sıfatları nedeniyle öğrendikleri müvekkillerinin, hastalarının, kendilerine itirafta bulunmuş din cemaatleri mensuplarının sırları hakkında tanıklıktan çekinebilmeleri kabul edilmektedir. Buna karşılık meslekî sır gazeteciler için genel olarak kabul edilmemektedir. Kolluk mensuplarının meslekî sırları konusu ise tartışmalı olmakla beraber, İtalyan Ceza Usulü Kanununun 201 inci maddesi ile, Fransa'da, mahkeme içtihatları ile kamu yararına bağışıklığın kabul edildiği İngiltere'de, kolluk mensuplarının kendilerine sürekli bilgi getiren kişilerin (indicateur) isimlerini açıklamayı reddedebilecekleri kabul edilmiştir.

Maddede, değişik ülkelerin karşılaştırmalı kanun ve içtihatları ve bu husustaki eğilimler göz önünde bulundurulmak suretiyle dört meslek grubu mensupları bakımından belirli koşullarla meslekî sırdan dolayı tanıklıktan çekinme kabul edilmiştir.

1. Avukatlar veya stajyerleri veya yardımcıları, bu sıfatları dolayısıyla veya yüklendikleri yargı görevi nedeniyle öğrendikleri sırlar hakkında tanıklıktan çekinebilirler.

Görülüyor ki, avukatın meslekî sırrı koruma yükümü, avukatın sıfatı veya yüklendiği yargı görevi nedeniyle elde ettiği bütün sırları kapsamaktadır. Bu itibarla avukatın müvekkili ile bütün haberleşmesi de meslekî sır içindedir. Meslekî sıfat dolayısıyla veya yargı görevi nedeniyle elde edilmemiş olan bilgiler bakımından tanıklıktan çekinilemeyecektir. Hâkimin, bilginin ne suretle elde edildiğine dair beyanları takdir yetkisi vardır.

2. Hekimler, diş hekimleri, eczacılar, ebeler ve bunların yardımcıları ve diğer bütün tıp meslek veya sanatları mensupları, bu sıfatları dolayısıyla hastaları ile bunların yakınlarına ait öğrendikleri sırlar hakkında tanıklıktan çekinebilirler.

3. Malî işlerde görevlendirilmiş müşavirler ve noterler, hizmet verdikleri kişilerin, sıfatları dolayısıyla öğrendikleri sırları hakkında tanıklıktan çekinebileceklerdir.

4. Kolluk mensupları, bu sıfatları nedeniyle üç grup kişi hakkında öğrendikleri bazı bilgiler hususunda tanıklıktan vazgeçebileceklerdir. Bu hüküm, Türk hukukunda tam bir yeniliktir ve suçla mücadelede etkin bir araç oluşturabilecek niteliktedir.

Gruplar şunlardır:

a) Kolluk mensubu, kendilerinin veya yakınlarının hayat ve sağlıklarını korumak amacıyla kimliklerini açıklamayı reddetmiş bulunan tanıkların kimliklerini açıklamaktan çekinebilir.

b) Aynı nedenle suçu ihbar etmiş olanların kimlikleri hususunda da tanıklıktan çekinilebilir.

c) Kolluğa suçlar ve suçlular hakkında sürekli bilgi veren kimselerin de kimliklerini kolluk mensupları açıklamaktan çekinebilirler.

Görülüyor ki, çekinme sadece bu üç grup kişinin kimliklerini kapsamaktadır.

Yukarıda açıklanan (1) ilâ (3) numaralı bentlerde belirtilen kişilerin tanıklıktan çekinmeleri zorunlukları mutlaktır; bunlar ilgilinin rızası bulunsa bile belirtilen hususlarda tanıklık yapamazlar. (4) numaralı bentte yazılı hâlde ise ilgilinin rızası varsa çekinme zorunlu değildir; ancak kolluk mensubu takdirine göre yine de tanıklıktan çekinebilecektir.

Ancak maddenin son fıkrasında belirtildiği üzere, bilginin verilmemesinin suç sayıldığı hâllerde çekinmede bulunulamaz. Fakat bu fıkra, avukatlar veya stajyerleri veya yardımcıları hakkında, hiçbir hâlde uygulanmayacaktır.

Kaynak: TBMM 22. Dönem S. Sayısı 698 · tasarı/teklifin madde 48 gerekçesi

Mehaz madde — Alman CMK m. 53

Meslek sırrı saklama yükümlüsü olanların tanıklıktan çekinme hakkı

(1) Ayrıca aşağıdakiler tanıklıktan çekinmeye yetkilidir:

1. Din görevlileri, ruhani danışman sıfatlarıyla kendilerine emanet edilmiş veya bu sıfatla bilgi sahibi oldukları hususlar bakımından;

2. Sanığın müdafileri, bu sıfatla kendilerine emanet edilmiş veya bu sıfatla bilgi sahibi oldukları hususlar bakımından;

3. Avukatlar ve baro hukuk danışmanları, patent vekilleri, noterler, yeminli mali müşavirler, yeminli denetçiler, vergi danışmanları ve vergi temsilcileri, hekimler, diş hekimleri, psikoterapistler, psikolog psikoterapistler, çocuk ve gençlik psikoterapistleri, eczacılar ve ebeler, bu sıfatla kendilerine emanet edilmiş veya bu sıfatla bilgi sahibi oldukları hususlar bakımından; şirket avukatları (Federal Avukatlık Kanunu § 46 fıkra 2) ve şirket patent vekilleri (Patent Vekilliği Kanunu § 41a fıkra 2) bakımından ise, § 53a hükmü saklı kalmak kaydıyla, bu sıfatla kendilerine emanet edilmiş veya bu sıfatla bilgi sahibi oldukları hususlar için bu geçerli değildir;

3a. Gebelik Uyuşmazlıkları Kanunu §§ 3 ve 8 fıkra 1 uyarınca tanınmış bir danışma merkezinin üyeleri veya görevlileri, bu sıfatla kendilerine emanet edilmiş veya bu sıfatla bilgi sahibi oldukları hususlar bakımından;

3b. Bir makam veya kamu hukuku tüzel kişisi, kurum ya da vakıf tarafından tanınmış veya bünyesinde kurulmuş bir danışma merkezinde uyuşturucu madde bağımlılığı sorunları konusunda danışmanlık yapan kişiler, bu sıfatla kendilerine emanet edilmiş veya bu sıfatla bilgi sahibi oldukları hususlar bakımından;

4. Alman Federal Meclisi, Federal Kurul, Federal Almanya Cumhuriyeti'nden Avrupa Parlamentosu veya bir eyalet meclisi üyeleri, bu organların üyesi sıfatlarıyla kendilerine bilgi veren kişiler ve bu kişilerin kendilerine bu sıfatla emanet ettikleri olgular ile bu olguların kendisi bakımından;

5. Basılı eserlerin, radyo yayınlarının, film haberlerinin veya bilgilendirme ya da kanaat oluşumuna hizmet eden bilgi ve iletişim hizmetlerinin hazırlanmasında, üretilmesinde veya yayılmasında mesleki olarak katkıda bulunan veya bulunmuş olan kişiler.

1. cümlenin 5 numaralı bendinde belirtilen kişiler, katkıların ve belgelerin yazarının veya gönderenin ya da başkaca bilgi kaynağının kimliği ile faaliyetleri dolayısıyla kendilerine yapılan bildirimler, bunların içeriği ve bizzat hazırladıkları materyallerin içeriği ve mesleki gözlemlerin konusu hakkında tanıklıktan çekinebilirler. Bu, ancak yayın kuruluşunun içerik bölümü için veya editoryal olarak hazırlanmış bilgi ve iletişim hizmetleri için hazırlanan katkılar, belgeler, bildirimler ve materyaller söz konusu olduğu ölçüde geçerlidir.

(2) Fıkra 1, cümle 1, 2 ila 3b numaralı bentlerde belirtilenler, susma yükümlülüğünden bağışık kılınmışlarsa tanıklıktan çekinemezler. Fıkra 1, cümle 1, 5 numaralı bentte belirtilenlerin bizzat hazırladıkları materyallerin içeriği ve buna karşılık gelen gözlemlerin konusu hakkındaki tanıklıktan çekinme hakkı, ifadenin bir cürmün aydınlatılmasına katkı sağlaması gerekiyorsa veya soruşturma konusu

1. barışa ihanet ve demokratik hukuk devletinin tehlikeye atılması veya vatana ihanet ve dış güvenliğin tehlikeye atılmasına ilişkin bir suç (Ceza Kanunu §§ 80a, 85, 87, 88, 95, ayrıca § 97b ile bağlantılı olarak, §§ 97a, 98 ila 100a),

2. Ceza Kanunu §§ 174 ila 174c, 176a, 176b, 177 fıkra 2 bent 1 uyarınca cinsel dokunulmazlığa karşı bir suç veya

3. alt suçu asgari haddi artırılmış hürriyeti bağlayıcı ceza ile tehdit edilen, Ceza Kanunu § 261 uyarınca bir kara para aklama suçu

ise ve olayın araştırılması veya sanığın bulunduğu yerin tespiti başka türlü sonuçsuz kalacak veya esaslı ölçüde güçleşecekse, ortadan kalkar. Ancak tanık bu hallerde dahi, katkıların ve belgelerin yazarının veya gönderenin ya da başkaca bilgi kaynağının kimliğinin veya fıkra 1, cümle 1, 5 numaralı bent uyarınca faaliyeti dolayısıyla kendisine yapılan bildirimlerin ya da bunların içeriğinin açığa çıkarılmasına yol açacağı ölçüde ifadeden çekinebilir.

Özgün metin (Almanca)

(1) Zur Verweigerung des Zeugnisses sind ferner berechtigt

1. Geistliche über das, was ihnen in ihrer Eigenschaft als Seelsorger anvertraut worden oder bekanntgeworden ist;

2. Verteidiger des Beschuldigten über das, was ihnen in dieser Eigenschaft anvertraut worden oder bekanntgeworden ist;

3. Rechtsanwälte und Kammerrechtsbeistände, Patentanwälte, Notare, Wirtschaftsprüfer, vereidigte Buchprüfer, Steuerberater und Steuerbevollmächtigte, Ärzte, Zahnärzte, Psychotherapeuten, Psychologische Psychotherapeuten, Kinder- und Jugendlichenpsychotherapeuten, Apotheker und Hebammen über das, was ihnen in dieser Eigenschaft anvertraut worden oder bekanntgeworden ist; für Syndikusrechtsanwälte (§ 46 Absatz 2 der Bundesrechtsanwaltsordnung) und Syndikuspatentanwälte (§ 41a Absatz 2 der Patentanwaltsordnung) gilt dies vorbehaltlich des § 53a nicht hinsichtlich dessen, was ihnen in dieser Eigenschaft anvertraut worden oder bekanntgeworden ist;

3a. Mitglieder oder Beauftragte einer anerkannten Beratungsstelle nach den §§ 3 und 8 Absatz 1 des Schwangerschaftskonfliktgesetzes über das, was ihnen in dieser Eigenschaft anvertraut worden oder bekanntgeworden ist;

3b. Berater für Fragen der Betäubungsmittelabhängigkeit in einer Beratungsstelle, die eine Behörde oder eine Körperschaft, Anstalt oder Stiftung des öffentlichen Rechts anerkannt oder bei sich eingerichtet hat, über das, was ihnen in dieser Eigenschaft anvertraut worden oder bekanntgeworden ist;

4. Mitglieder des Deutschen Bundestages, der Bundesversammlung, des Europäischen Parlaments aus der Bundesrepublik Deutschland oder eines Landtages über Personen, die ihnen in ihrer Eigenschaft als Mitglieder dieser Organe oder denen sie in dieser Eigenschaft Tatsachen anvertraut haben, sowie über diese Tatsachen selbst;

5. Personen, die bei der Vorbereitung, Herstellung oder Verbreitung von Druckwerken, Rundfunksendungen, Filmberichten oder der Unterrichtung oder Meinungsbildung dienenden Informations- und Kommunikationsdiensten berufsmäßig mitwirken oder mitgewirkt haben.

Die in Satz 1 Nr. 5 genannten Personen dürfen das Zeugnis verweigern über die Person des Verfassers oder Einsenders von Beiträgen und Unterlagen oder des sonstigen Informanten sowie über die ihnen im Hinblick auf ihre Tätigkeit gemachten Mitteilungen, über deren Inhalt sowie über den Inhalt selbst erarbeiteter Materialien und den Gegenstand berufsbezogener Wahrnehmungen. Dies gilt nur, soweit es sich um Beiträge, Unterlagen, Mitteilungen und Materialien für den redaktionellen Teil oder redaktionell aufbereitete Informations- und Kommunikationsdienste handelt.

(2) Die in Absatz 1 Satz 1 Nr. 2 bis 3b Genannten dürfen das Zeugnis nicht verweigern, wenn sie von der Verpflichtung zur Verschwiegenheit entbunden sind. Die Berechtigung zur Zeugnisverweigerung der in Absatz 1 Satz 1 Nr. 5 Genannten über den Inhalt selbst erarbeiteter Materialien und den Gegenstand entsprechender Wahrnehmungen entfällt, wenn die Aussage zur Aufklärung eines Verbrechens beitragen soll oder wenn Gegenstand der Untersuchung

1. eine Straftat des Friedensverrats und der Gefährdung des demokratischen Rechtsstaats oder des Landesverrats und der Gefährdung der äußeren Sicherheit (§§ 80a, 85, 87, 88, 95, auch in Verbindung mit § 97b, §§ 97a, 98 bis 100a des Strafgesetzbuches),

2. eine Straftat gegen die sexuelle Selbstbestimmung nach den §§ 174 bis 174c, 176a, 176b, 177 Absatz 2 Nummer 1 des Strafgesetzbuches oder

3. eine Geldwäsche nach § 261 des Strafgesetzbuches, deren Vortat mit einer im Mindestmaß erhöhten Freiheitsstrafe bedroht ist,

ist und die Erforschung des Sachverhalts oder die Ermittlung des Aufenthaltsortes des Beschuldigten auf andere Weise aussichtslos oder wesentlich erschwert wäre. Der Zeuge kann jedoch auch in diesen Fällen die Aussage verweigern, soweit sie zur Offenbarung der Person des Verfassers oder Einsenders von Beiträgen und Unterlagen oder des sonstigen Informanten oder der ihm im Hinblick auf seine Tätigkeit nach Absatz 1 Satz 1 Nr. 5 gemachten Mitteilungen oder deren Inhalts führen würde.

Eşleşme, iki maddenin içeriğinin karşılaştırılmasıyla önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. Aynı konuyu düzenleyen karşılık hükümdür, kanun koyucunun buradan aldığını kanıtlamaz. Alman Ceza Muhakemesi Kanunu

Madde 47

Devlet sırrı niteliğindeki bilgilerle ilgili tanıklık

(1) Bir suç olgusuna ilişkin bilgiler, Devlet sırrı olarak mahkemeye karşı gizli tutulamaz. Açıklanması, Devletin dış ilişkilerine, milli savunmasına ve milli güvenliğine zarar verebilecek; anayasal düzeni ve dış ilişkilerinde tehlike yaratabilecek nitelikteki bilgiler, Devlet sırrı sayılır.

(2) Tanıklık konusu bilgilerin Devlet sırrı niteliğini taşıması halinde; tanık, sadece mahkeme hâkimi veya heyeti tarafından zâbıt kâtibi dahi olmaksızın dinlenir. Hâkim veya mahkeme başkanı, daha sonra, bu tanık açıklamalarından, sadece yüklenen suçu açıklığa kavuşturabilecek nitelikte olan bilgileri tutanağa kaydettirir.

(3) Bu madde hükmü, hapis cezasının alt sınırı beş yıl veya daha fazla olan suçlarla ilgili olarak uygulanır.

(4) Cumhurbaşkanının tanıklığı söz konusu olduğunda sırrın niteliğini ve mahkemeye bildirilmesi hususunu kendisi takdir eder.

Madde 48

Kendisi veya yakınları aleyhine tanıklıktan çekinme

(1) Tanık, kendisini veya 45 inci maddenin birinci fıkrasında gösterilen kişileri ceza kovuşturmasına uğratabilecek nitelikte olan sorulara cevap vermekten çekinebilir. Tanığa cevap vermekten çekinebileceği önceden bildirilir.

Madde gerekçesi

- Madde, evrensel kural olan ve Anayasanın 38 inci maddesinin beşinci fıkrasında yer alan "Hiç kimse kendisini ve kanunda gösterilen yakınlarını suçlayan bir beyanda bulunmaya veya bu yolda delil göstermeye zorlanamaz." biçimindeki ilkeyi iç hukukta yinelemektedir.

Getirilen kuralın anlamı esasta beyanda bulunan tanığın maddede söz konusu olanağı bazı sorular yönünden kullanabilmesidir. Yakınların kim olduğu 47 nci maddenin (1) numaralı fıkrasında gösterilmiştir.

Her hâlde tanığa tanıklıktan çekinebileceği ve sorulara cevap vermeyebileceği önceden bildirilecektir. Kişiye, haklarının yargı mercii tarafından hatırlatılması, adil yargılama yönünden çok esaslı bir güvence sayılmaktadır.

Kaynak: TBMM 22. Dönem S. Sayısı 698 · tasarı/teklifin madde 50 gerekçesi

Mehaz madde — Alman CMK m. 55

Bilgi vermekten çekinme hakkı

(1) Her tanık, cevaplandırılmasının kendisine veya § 52 fıkra 1'de belirtilen yakınlarından birine bir suç ya da kabahat nedeniyle kovuşturulma tehlikesi getirecek sorulara ilişkin bilgi vermekten çekinebilir.

(2) Tanık, bilgi vermekten çekinme hakkı konusunda bilgilendirilir.

Özgün metin (Almanca)

(1) Jeder Zeuge kann die Auskunft auf solche Fragen verweigern, deren Beantwortung ihm selbst oder einem der in § 52 Abs. 1 bezeichneten Angehörigen die Gefahr zuziehen würde, wegen einer Straftat oder einer Ordnungswidrigkeit verfolgt zu werden.

(2) Der Zeuge ist über sein Recht zur Verweigerung der Auskunft zu belehren.

Eşleşme, iki maddenin içeriğinin karşılaştırılmasıyla önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. Aynı konuyu düzenleyen karşılık hükümdür, kanun koyucunun buradan aldığını kanıtlamaz. Alman Ceza Muhakemesi Kanunu

Madde 49

Tanıklıktan çekinme sebebinin bildirilmesi

(1) Mahkeme başkanı veya hâkim veya Cumhuriyet savcısı tarafından gerekli görüldüğünde 45, 46 ve 48 inci maddelerde gösterilen hâllerde tanık, tanıklıktan çekinmesinin dayanağını oluşturan olguları bildirir ve bu hususta gerektiğinde kendisine yemin verdirilir.

Madde gerekçesi

- Maddede düzenlenen husus, mahkeme başkanının, hâkim veya Cumhuriyet savcısının, gerekli gördüğünde tanığı çekinmesinin nedenlerini bildirmeye davet etmeleri ve nedenler hakkında yemin de verilebilmeleridir. Nedenler, tanığın tanıklıktan çekinmesini dayandırdığı olaylardır; mesleğinin icrası sırasında veya mesleği nedeniyle öğrenmiş olduğu olaylar gibi.

Madde, istem üzerine bildirmeyi öngörmüştür. Böyle bir istemi sadece ifadeyi alan (hâkim veya savcı) kişiler yapabilir. Bir başka deyişle diğer süjeler, bunu uygulayamazlar. Söz gelimi katılana bu yetki tanınmamıştır.

Esas dava hâkimi, tanığın yaptığı bazı açıklamaları, tanıklıktan çekinmeyi gerektirici nitelikte olup olmadığını bizzat kendisi değerlendirebilir. Ancak bu konuda şüpheye düştüğü takdirde tanığı yemine davet edecektir.

Tanık, vereceği ifadelerin kendisini veya yakınlarını suçlayıcı sonuçlar doğuracağını düşünürse, bu konuda hâkim kendisinden neden göstermesini istememelidir. Aksi takdirde 50 nci maddenin ratio legis'ine uyulmamış bulunulur. Bu düşünce ile maddede "tarafından gerekli görüldüğünde" sözcüklerine yer verilmiştir.

Kaynak: TBMM 22. Dönem S. Sayısı 698 · tasarı/teklifin madde 51 gerekçesi

Mehaz madde — Alman CMK m. 56

Çekinme sebebinin inandırıcı kılınması

Tanığın §§ 52, 53 ve 55'te belirtilen hallerde tanıklıktan çekinmesini dayandırdığı olgu, talep üzerine inandırıcı kılınmalıdır. Tanığın yeminli beyanı yeterlidir.

Özgün metin (Almanca)

Die Tatsache, auf die der Zeuge die Verweigerung des Zeugnisses in den Fällen der §§ 52, 53 und 55 stützt, ist auf Verlangen glaubhaft zu machen. Es genügt die eidliche Versicherung des Zeugen.

Eşleşme, iki maddenin içeriğinin karşılaştırılmasıyla önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. Aynı konuyu düzenleyen karşılık hükümdür, kanun koyucunun buradan aldığını kanıtlamaz. Alman Ceza Muhakemesi Kanunu

Madde 50

Yemin verilmeyen tanıklar

(1) Aşağıdaki kimseler yeminsiz dinlenir:

a) Dinlenme sırasında onbeş yaşını doldurmamış olanlar.

b) Ayırt etme gücüne sahip olmamaları nedeniyle yeminin niteliği ve önemini kavrayamayanlar.

c) Soruşturma veya kovuşturma konusu suçlara iştirakten veya bu suçlar nedeniyle suçluyu kayırmaktan ya da suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirmekten şüpheli, sanık veya hükümlü olanlar.

Madde gerekçesi

- Tasarının 56 ilâ 59 uncu maddeleri tanıklara verilmesi gerekli yemini düzenlemektedir.

Ceza usul hukukuna göre tanığın ilke olarak üç yükümü vardır: Çağrıya uyarak hazır bulunmak, beyanda bulunmak ve verilecek yemini eda etmek. Yemin, tanığın anlatacakları hususunda vicdanına hitap edilerek doğru söylemesini ve adalet yararına olarak tanığın beyanının içtenliğini sağlamak amacı ile verildiğinden, kamu düzenine ilişkindir.

Açıklanan nedenlerle bazı kişiler tanık olarak yemin etme yükümü altında değildirler. Bu kişiler, maddenin (1) ilâ (3) numaralı bentlerinde sayılı olarak gösterilmişlerdir.

Yeminden ayrık tutulmuş bulunan bu kişilerin bir kısmı hakkında psikolojik noksanlık veya zaaf karinesi vardır; maddenin (1) ve (2) numaralı bentlerinde gösterilmiş bulunanlar gibi. (1) numaralı bende göre tanığın olay sırasındaki değil ve fakat beyanda bulunduğu sıradaki yaşı onbeşi aşmamış bulunacaktır.

Diğer bir neden aklî veya ruhsal noksanlıktır. Maddenin (2) numaralı bendinde bunlar "ayırt etme gücüne sahip olmamaları nedeniyle yeminin niteliği ve önemini kavrayamayanlar" olarak belirlenmiştir.

Nihayet (3) numaralı bendinde yeminden ayrık tutulmuş kişiler bakımından neden, taraf tutabilme olasılığıdır.

Kaynak: TBMM 22. Dönem S. Sayısı 698 · tasarı/teklifin madde 52 gerekçesi

Mehaz madde — Fransız CMK m. 108

On altı yaşından küçük çocuklar yeminsiz olarak dinlenir. Aynı hüküm, şüpheli sıfatıyla soruşturmaya alınan kişi veya yardımcı tanık ile 335. maddenin 1° ilâ 5° bentlerinde öngörülen ilişkilerden birine sahip kişiler hakkında da uygulanır.

Özgün metin (Fransızca)

Les enfants au-dessous de l'âge de 16 ans sont entendus sans prestation de serment. Il en est de même pour les personnes présentant avec la personne mise en examen ou avec le témoin assisté une des relations prévues aux 1° à 5° de l'article 335.

Eşleşme, iki maddenin içeriğinin karşılaştırılmasıyla önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. Aynı konuyu düzenleyen karşılık hükümdür, kanun koyucunun buradan aldığını kanıtlamaz. Fransız Ceza Muhakemesi Kanunu

Mehaz madde — Alman CMK m. 60

Yeminden yasaklanma halleri

Aşağıdaki hallerde yeminden vazgeçilir:

1. Dinlenme sırasında 18 yaşını doldurmamış olan veya akli olgunluk eksikliği ya da bir ruhsal hastalık veya zihinsel ya da ruhsal bir engellilik nedeniyle yeminin niteliği ve önemi hakkında yeterli fikre sahip olmayan kişilerde;

2. Soruşturma konusunu oluşturan fiile veya bu fiile iştirake ya da veri hırsızlığına, suç ortağına yardım etmeye, cezadan kurtulmayı sağlamaya veya suç eşyasının satın alınmasına yönelik suçlardan şüpheli olan ya da bu nedenle daha önce mahkûm edilmiş kişilerde.

Özgün metin (Almanca)

Von der Vereidigung ist abzusehen

1. bei Personen, die zur Zeit der Vernehmung das 18. Lebensjahr noch nicht vollendet haben oder die wegen mangelnder Verstandesreife oder wegen einer psychischen Krankheit oder einer geistigen oder seelischen Behinderung vom Wesen und der Bedeutung des Eides keine genügende Vorstellung haben;

2. bei Personen, die der Tat, welche den Gegenstand der Untersuchung bildet, oder der Beteiligung an ihr oder der Datenhehlerei, Begünstigung, Strafvereitelung oder Hehlerei verdächtig oder deswegen bereits verurteilt sind.

Eşleşme, iki maddenin içeriğinin karşılaştırılmasıyla önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. Aynı konuyu düzenleyen karşılık hükümdür, kanun koyucunun buradan aldığını kanıtlamaz. Alman Ceza Muhakemesi Kanunu

Madde 51

Tanıklıktan çekinebilecek kimsenin çekinmemesi

(1) 45 inci madde gereğince tanıklıktan çekinebileceklere yemin verip vermemek hâkim veya mahkemenin takdirine bağlıdır. Ancak, tanık yemin etmekten çekinebilir. Bu hususun kendisine bildirilmesi gereklidir.

Madde gerekçesi

- Madde, 47 nci madde gereğince tanıklıktan çekinebileceklere yemin verilip verilmemesini hâkim veya mahkemenin takdirine bırakmıştır. Ancak madde ile tanığa yemin etmekten çekinme olanağı da verilmiş ve bu hususun hâkim veya mahkeme tarafından bildirilmesi zorunlu hâle getirilmiştir. Bu hatırlatma yapılmadan yemin ettirilen ve yalan beyanda bulunan kişi suçlu sayılamaz.

Kaynak: TBMM 22. Dönem S. Sayısı 698 · tasarı/teklifin madde 53 gerekçesi

Madde 52

Tanıkların dinlenmesi

(1) Her tanık, ayrı ayrı ve sonraki tanıklar yanında bulunmaksızın dinlenir.

(2) Tanıklar, kovuşturma evresine kadar ancak gecikmesinde sakınca bulunan veya kimliğin belirlenmesine ilişkin hâllerde birbirleri ile ve şüpheli ile yüzleştirilebilirler.

(3) Tanıkların dinlenmesi sırasındaki görüntü veya sesler kayda alınabilir. Ancak;

a) Mağdur çocukların,

b) Duruşmaya getirilmesi mümkün olmayan ve tanıklığı maddî gerçeğin ortaya çıkarılması açısından zorunlu olan kişilerin,

Tanıklığında bu kayıt zorunludur.

(4) Üçüncü fıkra hükmünün uygulanması suretiyle elde edilen ses ve görüntü kayıtları, sadece ceza muhakemesinde kullanılır.

Madde gerekçesi

- Tanıklar, dava konusu olay hakkında bildiklerini doğru ve eksiksiz anlatmakla yükümlü olduklarından, madde bunun gerçekleşmesi için tanıkların birbirlerini etkilememeleri ve yönlendirmemeleri maksadıyla her tanığın ayrı ayrı ve sonraki tanıklar yanında bulunmaksızın dinlenmesi gerektiğini hükme bağlamıştır.

Soruşturma evresi, delillerin toplandığı ve esasta gizliliğin egemen olduğu, kovuşturma ise, açıklık ilkesinin ışığında tarafların yüzlerine karşı delillerin tartışılıp değerlendirilmesinin yapıldığı bir evredir. Bu kapsamda; mahkemeye tanık anlatımlarını ayrıntılı olarak ve serbestçe değerlendirme olanağını sağlamak üzere, tanıkların birbirleri veya sanıkla yüzleştirilmeleri kovuşturma evresinde yapılabilir. Soruşturma evresinde tanıklar ancak gecikmesinde sakınca bulunan veya kimlik belirleme zorunluğu doğan hâllerde yüzleştirilebilirler.

Kaynak: TBMM 22. Dönem S. Sayısı 698 · tasarı/teklifin madde 54 gerekçesi

Mehaz madde — Alman CMK m. 58

Dinleme; yüzleştirme

(1) Tanıklar, sonradan dinlenecek tanıkların yokluğunda ve tek tek dinlenir.

(2) Soruşturma evresinde diğer tanıklarla veya şüpheli ile yüzleştirme, sonraki usul bakımından gerekli görülüyorsa caizdir. Şüpheli ile yüzleştirmede müdafiin hazır bulunmasına izin verilir. Duruşma tarihi müdafie önceden bildirilir. Müdafiin mazereti nedeniyle duruşma tarihinin ertelenmesini talep etme hakkı yoktur. Şüphelinin müdafii yoksa, § 140'ta belirtilen hallerde § 141 fıkra 1 ve § 142 fıkra 1 hükümleri uyarınca zorunlu müdafi atanmasını talep edebileceği kendisine bildirilir.

Özgün metin (Almanca)

(1) Die Zeugen sind einzeln und in Abwesenheit der später zu hörenden Zeugen zu vernehmen.

(2) Eine Gegenüberstellung mit anderen Zeugen oder mit dem Beschuldigten im Vorverfahren ist zulässig, wenn es für das weitere Verfahren geboten erscheint. Bei einer Gegenüberstellung mit dem Beschuldigten ist dem Verteidiger die Anwesenheit gestattet. Von dem Termin ist der Verteidiger vorher zu benachrichtigen. Auf die Verlegung eines Termins wegen Verhinderung hat er keinen Anspruch. Hat der Beschuldigte keinen Verteidiger, so ist er darauf hinzuweisen, dass er in den Fällen des § 140 die Bestellung eines Pflichtverteidigers nach Maßgabe des § 141 Absatz 1 und des § 142 Absatz 1 beantragen kann.

Eşleşme, iki maddenin içeriğinin karşılaştırılmasıyla önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. Aynı konuyu düzenleyen karşılık hükümdür, kanun koyucunun buradan aldığını kanıtlamaz. Alman Ceza Muhakemesi Kanunu

Madde 53

Tanığa görevinin önemini anlatma

(1) Tanığa;

a) Dinlenmeden önce, gerçeği söylemesinin önemi,

b) Gerçeği söylememesi halinde yalan tanıklık suçundan dolayı cezalandırılacağı,

c) Doğruyu söyleyeceği hususunda yemin edeceği,

d) Duruşmada mahkeme başkanı veya hâkimin açık izni olmadan mahkeme salonunu terk edemeyeceği,

Anlatılır.

Mehaz madde — Alman CMK m. 57

Bilgilendirme

Dinlenmeden önce tanıklar doğruyu söylemeye davet edilir ve yanlış veya eksik beyanın ceza hukuku sonuçları konusunda bilgilendirilir. Yeminle dinlenme olasılığı kendilerine hatırlatılır. Yeminle dinlenme halinde, yeminin önemi ve yeminin dini teminat ile veya dini teminatsız yapılabileceği konusunda bilgilendirilirler.

Özgün metin (Almanca)

Vor der Vernehmung werden die Zeugen zur Wahrheit ermahnt und über die strafrechtlichen Folgen einer unrichtigen oder unvollständigen Aussage belehrt. Auf die Möglichkeit der Vereidigung werden sie hingewiesen. Im Fall der Vereidigung sind sie über die Bedeutung des Eides und darüber zu belehren, dass der Eid mit oder ohne religiöse Beteuerung geleistet werden kann.

Eşleşme, iki maddenin içeriğinin karşılaştırılmasıyla önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. Aynı konuyu düzenleyen karşılık hükümdür, kanun koyucunun buradan aldığını kanıtlamaz. Alman Ceza Muhakemesi Kanunu

Madde 54

Tanıklara yemin verilmesi

(1) Tanıklar, tanıklıktan önce ayrı ayrı yemin ederler. Gerektiğinde veya bir kimsenin tanık sıfatıyla dinlenilmesinin uygun olup olmadığında tereddüt varsa yemin, tanıklığından sonraya bırakılabilir.

(2) Soruşturma evresinde Cumhuriyet savcıları da tanıklara yemin verirler.

Madde gerekçesi

- Madde, yeminin esas itibarıyla tanıklıktan önce verileceğini kabul etmiştir; yeminin, cezaî sonuçları önceden bilinirse doğrunun daha büyük bir olasılıkla söyleneceği düşünülmüştür.

Yeminin önemini, anlamını kavraması için, hâkim yemin edecek olanlara, dinlemeden önce yeminin önemini anlatmalıdır.

Soruşturma evresinde Cumhuriyet savcısının tanığa yemin verebilmesi ayrık hâllerde olasıdır. Zira esas hakkında hüküm verecek olan hâkim tanığı bizzat dinlemelidir. Tasarının sisteminde hastalık gibi bir nedenle, tanığın duruşmada bulunamayacağının anlaşıldığı hâllerde istinabe yolu ile tanığın dinlenmesi istinaen kabul edilmiştir.

İstisna, doğrudan doğruyalık kuralına aykırı olmakla birlikte davaları hızlandırmak amacı ile tanığın Cumhuriyet savcısı huzurunda da ceza tehdidi altında doğruyu söylemesi için, Cumhuriyet savcısının da yemin verebilmesi kabul edilmiştir.

Cumhuriyet savcısının yemin verebilmesi, hukukumuzda ilk soruşturmanın kaldırılmış olmasının bir sonucu olarak da kabul edilebilir.

Kaynak: TBMM 22. Dönem S. Sayısı 698 · tasarı/teklifin madde 56 gerekçesi

Mehaz madde — Fransız CMK m. 446

Tanıklar, ifadelerine başlamadan önce, gerçeğin tamamını, yalnızca gerçeği söyleyeceklerine dair yemin ederler.

Özgün metin (Fransızca)

Avant de commencer leur déposition, les témoins prêtent le serment de dire toute la vérité, rien que la vérité.

Eşleşme, iki maddenin içeriğinin karşılaştırılmasıyla önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. Aynı konuyu düzenleyen karşılık hükümdür, kanun koyucunun buradan aldığını kanıtlamaz. Fransız Ceza Muhakemesi Kanunu

Mehaz madde — Alman CMK m. 59

Yemin ettirme

(1) Tanıklar, ancak mahkemenin ifadenin belirleyici önemi nedeniyle veya gerçeğe uygun bir ifade elde etmek için takdirine göre gerekli görmesi halinde yemin ettirilir. Tanığın duruşma dışında dinlenmesi hali hariç, yemin ettirilmesinin gerekçesinin tutanağa geçirilmesi gerekmez.

(2) Tanıkların yemin ettirilmesi tek tek ve dinlenmelerinden sonra yapılır. Aksi belirtilmedikçe bu, duruşmada gerçekleştirilir.

Özgün metin (Almanca)

(1) Zeugen werden nur vereidigt, wenn es das Gericht wegen der ausschlaggebenden Bedeutung der Aussage oder zur Herbeiführung einer wahren Aussage nach seinem Ermessen für notwendig hält. Der Grund dafür, dass der Zeuge vereidigt wird, braucht im Protokoll nicht angegeben zu werden, es sei denn, der Zeuge wird außerhalb der Hauptverhandlung vernommen.

(2) Die Vereidigung der Zeugen erfolgt einzeln und nach ihrer Vernehmung. Soweit nichts anderes bestimmt ist, findet sie in der Hauptverhandlung statt.

Eşleşme, iki maddenin içeriğinin karşılaştırılmasıyla önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. Aynı konuyu düzenleyen karşılık hükümdür, kanun koyucunun buradan aldığını kanıtlamaz. Alman Ceza Muhakemesi Kanunu

Madde 55

Yeminin biçimi

(1) Tanığa verilecek yemin, tanıklıktan önce "Bildiğimi dosdoğru söyleyeceğime namusum ve vicdanım üzerine yemin ederim." ve 54 üncü maddeye göre tanıklıktan sonra verilmesi hâlinde "Bildiğimi dosdoğru söylediğime namusum ve vicdanım üzerine yemin ederim." biçiminde olur.

(2) Yemin edilirken herkes ayağa kalkar.

Madde gerekçesi

- Madde yeminin biçimini belirtmektedir. 1412 sayılı Kanunun 57 nci maddesine göre yemin formülü daha kısadır; yeminin duyurması gerekli duyguları ifade edebilmesi ve mahkemenin görkemliliği (mahabeti) korunarak ruhsal etkiyi yapabilmesinin bu suretle kolaylaşacağı düşünülmüştür.

Yemin, toplumbilim yönünden bir tür sosyal tören olduğundan eda edilirken herkesin ayağa kalkması uygun görülmüştür.

Ancak uygulamada bu hususa dikkat gösterildiğinde istenilen sonuçlar elde edilebilecektir.

Kaynak: TBMM 22. Dönem S. Sayısı 698 · tasarı/teklifin madde 57 gerekçesi

Mehaz madde — Alman CMK m. 64

Yemin formülü

(1) Dini içerikli yemin, hâkimin tanığa şu sözleri yöneltmesi suretiyle edilir:

"En iyi bildiğiniz üzere yalnızca gerçeği söylediğinize ve hiçbir şeyi gizlemediğinize Yüce ve Her Şeyi Bilen Allah'a yemin ediyorsunuz"

ve bunun üzerine tanık şu sözleri söyler:

"Yemin ediyorum, Allah bana yardım etsin."

(2) Dini içerik taşımayan yemin, hâkimin tanığa şu sözleri yöneltmesi suretiyle edilir:

"En iyi bildiğiniz üzere yalnızca gerçeği söylediğinize ve hiçbir şeyi gizlemediğinize yemin ediyorsunuz"

ve bunun üzerine tanık şu sözleri söyler:

"Yemin ediyorum."

(3) Tanık, bir din veya inanç topluluğunun üyesi olarak bu topluluğun bir teyit formülünü kullanmak istediğini beyan ederse, bunu yemine ekleyebilir.

(4) Yemin eden kişi, yemin ederken sağ elini kaldırmalıdır.

Özgün metin (Almanca)

(1) Der Eid mit religiöser Beteuerung wird in der Weise geleistet, dass der Richter an den Zeugen die Worte richtet:

"Sie schwören bei Gott dem Allmächtigen und Allwissenden, dass Sie nach bestem Wissen die reine Wahrheit gesagt und nichts verschwiegen haben"

und der Zeuge hierauf die Worte spricht:

"Ich schwöre es, so wahr mir Gott helfe".

(2) Der Eid ohne religiöse Beteuerung wird in der Weise geleistet, dass der Richter an den Zeugen die Worte richtet:

"Sie schwören, dass Sie nach bestem Wissen die reine Wahrheit gesagt und nichts verschwiegen haben"

und der Zeuge hierauf die Worte spricht:

"Ich schwöre es".

(3) Gibt ein Zeuge an, dass er als Mitglied einer Religions- oder Bekenntnisgemeinschaft eine Beteuerungsformel dieser Gemeinschaft verwenden wolle, so kann er diese dem Eid anfügen.

(4) Der Schwörende soll bei der Eidesleistung die rechte Hand erheben.

Eşleşme, iki maddenin içeriğinin karşılaştırılmasıyla önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. Aynı konuyu düzenleyen karşılık hükümdür, kanun koyucunun buradan aldığını kanıtlamaz. Alman Ceza Muhakemesi Kanunu

Madde 56

Yeminin yerine getirilmesi, sağır veya dilsizin yemini

(1) Tanık, yüksek sesle tekrar ederek veya okuyarak yemin eder.

(2) Okuma ve yazma bilen sağır veya dilsizler yemin biçimini yazarak ve imzalarını koyarak yemin ederler. Okuma ve yazma bilmeyen sağır veya dilsizler işaretlerinden anlayan bir tercüman aracılığıyla ve işaretle yemin ederler.

Madde gerekçesi

- Madde, yeminin nasıl yerine getirileceğini göstermektedir; önce hâkim yemin biçimini tekrarlayacak, sonra tanık yüksek sesle bunları tekrarlayacaktır. Hâkim veya yetkili yemin biçimini söyledikten sonra tanığın "ederim" sözcüğünü söylemesi yeterli değildir.

Sağır ve dilsizler, yemin şeklini yazıp imzalarını koyunca yemini yerine getirmiş sayılırlar, okuma yazma bilmiyorlarsa, işaretle yemin ederler. Bu takdirde işaretlerden anlayan bir kimsenin aracılığına başvurulur. Geçici olarak konuşma yeteneğini kaybetmiş olanlar hakkında da aynı usule başvurulur. Kişi, sağır ve dilsiz olmadığı hâlde, sağır ve dilsiz gibi hareket ederek yemin etmiş ise ettiği yemin geçerli sayılmalıdır.

Kaynak: TBMM 22. Dönem S. Sayısı 698 · tasarı/teklifin madde 58 gerekçesi

Mehaz madde — Alman CMK m. 66

İşitme veya konuşma engeli hâlinde yemin edilmesi

(1) İşitme veya konuşma engeli bulunan bir kişi yemini, seçimine göre, yemin formülünü tekrarlamak, yemin formülünü yazıp imzalamak veya mahkemece görevlendirilecek, iletişimi sağlayan bir kişinin yardımıyla eda eder. Mahkeme, uygun teknik yardımcı araçları hazır bulundurmakla yükümlüdür. İşitme veya konuşma engeli bulunan kişi, bu seçim hakkı hususunda bilgilendirilir.

(2) Mahkeme, işitme veya konuşma engeli bulunan kişi fıkra 1 uyarınca seçim hakkını kullanmamışsa veya seçilen şekilde yemin edilmesi mümkün değilse ya da ancak orantısız bir çabayla mümkünse, yazılı yemin edilmesini isteyebilir veya iletişimi sağlayan bir kişinin görevlendirilmesine karar verebilir.

(3) §§ 64 ve 65 kıyasen uygulanır.

Özgün metin (Almanca)

(1) Eine hör- oder sprachbehinderte Person leistet den Eid nach ihrer Wahl mittels Nachsprechens der Eidesformel, mittels Abschreibens und Unterschreibens der Eidesformel oder mit Hilfe einer die Verständigung ermöglichenden Person, die vom Gericht hinzuzuziehen ist. Das Gericht hat die geeigneten technischen Hilfsmittel bereitzustellen. Die hör- oder sprachbehinderte Person ist auf ihr Wahlrecht hinzuweisen.

(2) Das Gericht kann eine schriftliche Eidesleistung verlangen oder die Hinzuziehung einer die Verständigung ermöglichenden Person anordnen, wenn die hör- oder sprachbehinderte Person von ihrem Wahlrecht nach Absatz 1 keinen Gebrauch gemacht hat oder eine Eidesleistung in der nach Absatz 1 gewählten Form nicht oder nur mit unverhältnismäßigem Aufwand möglich ist.

(3) Die §§ 64 und 65 gelten entsprechend.

Eşleşme, iki maddenin içeriğinin karşılaştırılmasıyla önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. Aynı konuyu düzenleyen karşılık hükümdür, kanun koyucunun buradan aldığını kanıtlamaz. Alman Ceza Muhakemesi Kanunu

Madde 57

Tanığın tekrar dinlenmesi

(1) Yemin ile dinlenen tanığın aynı soruşturma veya kovuşturma evresinde tekrar dinlenmesi gerektiğinde, yeniden yemin verilmeyip önceki yemini hatırlatılmakla yetinilebilir.

Madde gerekçesi

- Aynı soruşturma veya kovuşturma evresinde tanığın tekrar dinlenmesi gerektiğinde eski yemini hatırlatılarak yeniden yemin ettirilmeyebilir. Yemin, 57 nci madde gerekçesinde de açıklandığı üzere bir tür sosyal tören olduğundan, aynı kişiye tekrar tekrar ettirilirse ruhsal etkisi kaybolabileceğinden bu madde kaleme alınmıştır. Böylece aynı gün içinde birkaç kez yemin ettirilmesi önlenmek istenmiştir. Ancak soruşturma evresinde yemin verilen tanığa, kovuşturma evresine geçildiğinde tekrar yemin verilmesi zorunludur.

Kaynak: TBMM 22. Dönem S. Sayısı 698 · tasarı/teklifin madde 59 gerekçesi

Mehaz madde — Fransız CMK m. 450

Yemin etmiş olan tanık, duruşma sırasında ikinci kez dinlenmesi hâlinde yemini yenilemek zorunda değildir. Başkan, gerektiğinde ona etmiş olduğu yemini hatırlatır.

Özgün metin (Fransızca)

Le témoin qui a prêté le serment n'est pas tenu de le renouveler, s'il est entendu une seconde fois au cours des débats. Le président lui rappellera, s'il y a lieu, le serment qu'il a prêté.

Eşleşme, iki maddenin anlam benzerliğine göre önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. Aynı konuyu düzenleyen karşılık hükümdür, kanun koyucunun buradan aldığını kanıtlamaz. Fransız Ceza Muhakemesi Kanunu

Mehaz madde — Alman CMK m. 67

Önceki bir yemine dayanma

Tanık, yeminli olarak dinlendikten sonra aynı hazırlık soruşturmasında veya aynı esas duruşmada tekrar dinlenirse, hâkim, yeniden yemin ettirmek yerine tanığa, beyanının doğruluğunu daha önce ettiği yemine dayanarak teyit ettirebilir.

Özgün metin (Almanca)

Wird der Zeuge, nachdem er eidlich vernommen worden ist, in demselben Vorverfahren oder in demselben Hauptverfahren nochmals vernommen, so kann der Richter statt der nochmaligen Vereidigung den Zeugen die Richtigkeit seiner Aussage unter Berufung auf den früher geleisteten Eid versichern lassen.

Eşleşme, iki maddenin içeriğinin karşılaştırılmasıyla önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. Aynı konuyu düzenleyen karşılık hükümdür, kanun koyucunun buradan aldığını kanıtlamaz. Alman Ceza Muhakemesi Kanunu

Madde 58

Tanığa ilk önce sorulacak hususlar ve tanığın korunması

(1) Tanığa, ilk önce adı, soyadı, yaşı, işi ve yerleşim yeri, işyerinin veya geçici olarak oturduğu yerin adresi, varsa telefon numaraları sorulur. Gerekirse tanıklığına ne dereceye kadar güvenilebileceği hakkında hâkimi aydınlatacak durumlara, özellikle şüpheli, sanık veya mağdur ile ilişkilerine dair sorular yöneltilir.

(2) Tanık olarak dinlenecek kişilerin kimliklerinin ortaya çıkması kendileri veya yakınları açısından ağır bir tehlike oluşturacaksa; kimliklerinin saklı tutulması için gerekli önlemler alınır. Kimliği saklı tutulan tanık, tanıklık ettiği olayları hangi sebep ve vesile ile öğrenmiş olduğunu açıklamakla yükümlüdür. Kimliğinin saklı tutulması için, tanığa ait kişisel bilgiler, Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkeme tarafından muhafaza edilir.

(3) Hazır bulunanların huzurunda dinlenmesi, tanık için ağır bir tehlike teşkil edecek ve bu tehlike başka türlü önlenemeyecekse ya da maddî gerçeğin ortaya çıkarılması açısından tehlike oluşturacaksa; hâkim, hazır bulunma hakkına sahip bulunanlar olmadan da tanığı dinleyebilir. Tanığın dinlenmesi sırasında ses ve görüntülü aktarma yapılır. Soru sorma hakkı saklıdır.

(4) Tanıklık görevinin yapılmasından sonra, kişinin kimliğinin saklı tutulması veya güvenliğinin sağlanması hususunda alınacak önlemler, ilgili kanunda düzenlenir.

(5) İkinci, üçüncü ve dördüncü fıkra hükümleri, ancak bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili olarak uygulanabilir.

Mehaz madde — Alman CMK m. 68

Kimliğe ilişkin dinleme; bilgilerin sınırlandırılması, tanık koruması

(1) Dinleme, tanığın ad, soyad, doğum adı, yaş, meslek ve tam adresi hakkında sorgulanmasıyla başlar. Sanığın hazır bulunduğu hâkim önündeki dinlemelerde ve esas duruşmada, tanığın kimliği hakkında tereddüt bulunması hâli dışında, tam adres değil, yalnızca ikametgâh veya bulunduğu yer sorulur. Resmî sıfatla edindiği bilgileri bildiren bir tanık, tam adres yerine görev yerini belirtebilir.

(2) Ayrıca, tam adresin bildirilmesi nedeniyle tanığın veya başka bir kişinin hukuki değerlerinin tehlikeye girmesinden veya tanık ya da başka bir kişi üzerinde haksız şekilde etki yapılmasından korkulmasını gerektiren makul bir sebep varsa, tanığa, tam adres yerine işyeri veya görev yerini ya da kendisine tebligat yapılabilecek başka bir adresi bildirmesine izin verilmelidir. Sanığın hazır bulunduğu hâkim önündeki dinlemelerde ve esas duruşmada, cümle 1'deki koşulların bulunması hâlinde, tanığa ikametgâh veya bulunduğu yeri bildirmemesine izin verilmelidir.

(3) Tanığın kimliğinin veya ikametgâh ya da bulunduğu yerin açıklanması nedeniyle tanığın veya başka bir kişinin hayatının, vücut bütünlüğünün veya özgürlüğünün tehlikeye girmesinden korkulmasını gerektiren makul bir sebep varsa, tanığa kimliğine ilişkin bilgi vermemesine veya yalnızca önceki bir kimliğine ilişkin bilgi vermesine izin verilebilir. Ancak, esas duruşmada, sorulduğunda, bildirdiği olguları hangi sıfatla öğrendiğini belirtmek zorundadır. Cümle 1'deki koşullar altında tanığa kimliğine ilişkin bilgi vermemesine veya yalnızca önceki bir kimliğine ilişkin bilgi vermesine izin verilmişse, Mahkeme Teşkilatı Kanunu'nun § 176 fıkra 2 cümle 1 hükmüne aykırı olarak, yüzünü tamamen veya kısmen örtebilir.

(4) Fıkra 2 veya 3'teki koşulların bulunduğuna dair emareler varsa, tanık orada öngörülen yetkiler hakkında bilgilendirilir. Fıkra 2 hâlinde, tanığa tebligat yapılabilecek bir adres bildirmesi konusunda destek olunmalıdır. Tanığın ikametgâhının veya bulunduğu yerin, tam adresinin ya da kimliğinin tespitini sağlayan belgeler, Cumhuriyet savcılığında saklanır. Bu belgeler, tehlikeye düşme endişesi ortadan kalkmadıkça dosyaya alınmaz. Tanığa fıkra 2 cümle 1 uyarınca beyanlarını sınırlandırma izni verilmişse, Cumhuriyet savcılığı, tanığın rızası bulunması hâlinde, resen nüfus idaresi nezdinde Federal Nüfus Kayıt Kanunu'nun § 51 fıkra 1 uyarınca bir bilgi verme yasağı tesisini sağlar.

(5) Fıkra 2 ilâ 4, tanığın dinlenmesinin sona ermesinden sonra da uygulanır. Tanığa bilgi vermemesine izin verilen veriler bakımından, fıkra 2 ve 3 anlamında bir tehlikenin bulunmadığı açıkça anlaşılmadıkça, dosyalardan bilgi verilmesi ve dosya incelenmesi sırasında bu verilerin başka kişilerce öğrenilmemesi güvence altına alınır.

Özgün metin (Almanca)

(1) Die Vernehmung beginnt damit, dass der Zeuge über Vornamen, Nachnamen, Geburtsnamen, Alter, Beruf und vollständige Anschrift befragt wird. In richterlichen Vernehmungen in Anwesenheit des Beschuldigten und in der Hauptverhandlung wird außer bei Zweifeln über die Identität des Zeugen nicht die vollständige Anschrift, sondern nur dessen Wohn- oder Aufenthaltsort abgefragt. Ein Zeuge, der Wahrnehmungen in amtlicher Eigenschaft gemacht hat, kann statt der vollständigen Anschrift den Dienstort angeben.

(2) Einem Zeugen soll zudem gestattet werden, statt der vollständigen Anschrift seinen Geschäfts- oder Dienstort oder eine andere ladungsfähige Anschrift anzugeben, wenn ein begründeter Anlass zu der Besorgnis besteht, dass durch die Angabe der vollständigen Anschrift Rechtsgüter des Zeugen oder einer anderen Person gefährdet werden oder dass auf Zeugen oder eine andere Person in unlauterer Weise eingewirkt werden wird. In richterlichen Vernehmungen in Anwesenheit des Beschuldigten und in der Hauptverhandlung soll dem Zeugen gestattet werden, seinen Wohn- oder Aufenthaltsort nicht anzugeben, wenn die Voraussetzungen des Satzes 1 bei dessen Angabe vorliegen.

(3) Besteht ein begründeter Anlass zu der Besorgnis, dass durch die Offenbarung der Identität oder des Wohn- oder Aufenthaltsortes des Zeugen Leben, Leib oder Freiheit des Zeugen oder einer anderen Person gefährdet wird, so kann ihm gestattet werden, Angaben zur Person nicht oder nur über eine frühere Identität zu machen. Er hat jedoch in der Hauptverhandlung auf Befragen anzugeben, in welcher Eigenschaft ihm die Tatsachen, die er bekundet, bekannt geworden sind. Ist dem Zeugen unter den Voraussetzungen des Satzes 1 gestattet worden, Angaben zur Person nicht oder nur über eine frühere Identität zu machen, darf er sein Gesicht entgegen § 176 Absatz 2 Satz 1 des Gerichtsverfassungsgesetzes ganz oder teilweise verhüllen.

(4) Liegen Anhaltspunkte dafür vor, dass die Voraussetzungen der Absätze 2 oder 3 vorliegen, ist der Zeuge auf die dort vorgesehenen Befugnisse hinzuweisen. Im Fall des Absatzes 2 soll der Zeuge bei der Benennung einer ladungsfähigen Anschrift unterstützt werden. Die Unterlagen, die die Feststellung des Wohn- oder Aufenthaltsortes, der vollständigen Anschrift oder der Identität des Zeugen gewährleisten, werden bei der Staatsanwaltschaft verwahrt. Zu den Akten sind sie erst zu nehmen, wenn die Besorgnis der Gefährdung entfällt. Wurde dem Zeugen eine Beschränkung seiner Angaben nach Absatz 2 Satz 1 gestattet, veranlasst die Staatsanwaltschaft von Amts wegen bei der Meldebehörde eine Auskunftssperre nach § 51 Absatz 1 des Bundesmeldegesetzes, wenn der Zeuge zustimmt.

(5) Die Absätze 2 bis 4 gelten auch nach Abschluss der Zeugenvernehmung. Soweit dem Zeugen gestattet wurde, Daten nicht anzugeben, ist bei Auskünften aus und Einsichtnahmen in Akten sicherzustellen, dass diese Daten anderen Personen nicht bekannt werden, es sei denn, dass eine Gefährdung im Sinne der Absätze 2 und 3 ausgeschlossen erscheint.

Eşleşme, iki maddenin içeriğinin karşılaştırılmasıyla önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. Aynı konuyu düzenleyen karşılık hükümdür, kanun koyucunun buradan aldığını kanıtlamaz. Alman Ceza Muhakemesi Kanunu

Mehaz madde — Fransız CMK m. 706-58

Ağır cürüm veya en az üç yıl hapis cezasını gerektiren bir cürüm ile ilgili bir usul söz konusu olduğunda, 706-57. maddede belirtilen bir tanığın dinlenmesinin, bu kişinin, ailesinin veya yakınlarının hayatını ya da beden bütünlüğünü ciddi biçimde tehlikeye düşürebilecek nitelikte olması hâlinde, Cumhuriyet savcısının veya sorgu hâkiminin gerekçeli talebi üzerine kendisine başvurulan özgürlükler ve tutukluluk hâkimi, gerekçeli bir kararla, bu kişinin beyanlarının kimliği usul dosyasında görünmeksizin alınmasına izin verebilir. Bu karara karşı, 706-60. maddenin ikinci fıkrası hükümleri saklı kalmak kaydıyla, herhangi bir kanun yolu başvurusu yapılamaz. Özgürlükler ve tutukluluk hâkimi, tanığın dinlenmesini bizzat kendisi yapmaya karar verebilir.

Kimliği ortaya çıkarmayan özgürlükler ve tutukluluk hâkiminin kararı, ilgilinin imzasının yer almadığı tanık dinleme tutanağına eklenir. Kişinin kimliği ve adresi, ilgilinin imzaladığı ve bir önceki fıkrada öngörülen talebin de yer aldığı, usul dosyasından ayrı bir dosyaya konulan başka bir tutanağa yazılır. Kişinin kimliği ve adresi, bu amaçla adliyede açılan, sayfaları numaralanmış ve mühürlenmiş bir sicile kaydedilir.

Özgün metin (Fransızca)

En cas de procédure portant sur un crime ou sur un délit puni d'au moins trois ans d'emprisonnement, lorsque l'audition d'un témoin mentionné à l'article 706-57 est susceptible de mettre gravement en danger la vie ou l'intégrité physique de cette personne, des membres de sa famille ou de ses proches, le juge des libertés et de la détention, saisi par requête motivée du procureur de la République ou du juge d'instruction, peut, par décision motivée, autoriser que les déclarations de cette personne soient recueillies sans que son identité apparaisse dans le dossier de la procédure. Cette décision n'est pas susceptible de recours, sous réserve des dispositions du deuxième alinéa de l'article 706-60. Le juge des libertés et de la détention peut décider de procéder lui-même à l'audition du témoin.

La décision du juge des libertés et de la détention, qui ne fait pas apparaître l'identité de la personne, est jointe au procès-verbal d'audition du témoin, sur lequel ne figure pas la signature de l'intéressé. L'identité et l'adresse de la personne sont inscrites dans un autre procès-verbal signé par l'intéressé, qui est versé dans un dossier distinct du dossier de la procédure, dans lequel figure également la requête prévue à l'alinéa précédent. L'identité et l'adresse de la personne sont inscrites sur un registre coté et paraphé, qui est ouvert à cet effet au tribunal judiciaire.

Eşleşme, iki maddenin içeriğinin karşılaştırılmasıyla önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. Aynı konuyu düzenleyen karşılık hükümdür, kanun koyucunun buradan aldığını kanıtlamaz. Fransız Ceza Muhakemesi Kanunu

Madde 59

Tanığa söylenecek şeyler ve sorulacak sorular

(1) Tanık, dinlenmeden önce hakkında tanıklık yapacağı olayla ilgili olarak mahkeme başkanı veya hâkim tarafından, kendisine bilgi verilir; hazır olan sanık, tanığa gösterilir. Sanık hazır değilse kimliği açıklanır. Tanıktan, tanıklık edeceği konulara ilişkin bildiklerini söylemesi istenir ve tanıklık ederken sözü kesilmez.

(2) Tanıklık edilen konuları aydınlatmak, tamamlamak ve bilgilerinin dayandığı durumları gereğince değerlendirebilmek için tanığa ayrıca soru yöneltilebilir.

Madde gerekçesi

- Maddenin koyduğu temel kural, tanığa, kovuşturmanın konusunu ve sanık kişinin kim olduğunu açıklamaktır. Bu kural, gerek mahkemece yapılan ifade almalarda, gerek istinabe yolu ile alınan ifadelerde ve savcının ifade almaya yetkili olduğu hâllerde geçerlidir. Ancak, polisin aldığı ifadelerde bu kural uygulanmaz.

Çünkü polisin araştırma çerçevesi cümlesinden olarak aldığı ifadelerde, suç olayının ortaya çıkarılması için başvurulan taktik nedenleri ağırlık kazanacaktır. Bu nedenle tanığın polisçe ifadesinin alınmasında, soruşturmanın konusu söylenmeyebilir.

Tanığın bildiklerini söylemeye davet olunması ve sözünün kesilmemesi kuralı ihlâl olunduğunda bir kanun yoluna başvuru nedeni doğabilir, çünkü bu durum hukuka aykırılık anlamındadır. Ancak bozma kararı vermek için doğal olarak nedensellik bağı da araştırılacak ve aksi hâlde bu aykırılık bir bozma nedeni olmayacaktır.

Tanığa, dinlenmesinden önce davanın anlatılması, sanık hazır ise, onun gösterilmesi, düzenleyici bir kuraldır, ihlâl edilmesi kanun yolu nedeni olmaz.

Maddenin ikinci fıkrasında, tanıklık edilen konuları aydınlatmak, tamamlamak ve adı geçenin bilgilerinin dayandığı durumları gereğince değerlendirebilmek için tanığa ayrıca sorular da yöneltilebilir. Maddenin amacı gerçeği bulmak, ortaya çıkarmaktır. Bu nedenle yetkililer bu amaç doğrultusundaki soruları, elbette ki, yöneltebileceklerdir.

Kaynak: TBMM 22. Dönem S. Sayısı 698 · tasarı/teklifin madde 61 gerekçesi

Mehaz madde — Alman CMK m. 69

Esasa ilişkin dinleme

(1) Tanık, dinlenme konusuna ilişkin bildiklerini bir bütünlük içinde anlatmaya sevk edilir. Dinlenmesinden önce tanığa, soruşturma konusu ve varsa sanığın kimliği bildirilir.

(2) Beyanın aydınlatılması ve tamamlanması ile tanığın bilgisinin dayandığı temelin araştırılması için gerektiğinde başka sorular da sorulur. Suçtan zarar gören tanıklara, özellikle fiilin kendileri üzerindeki etkileri hakkında görüş bildirme imkânı tanınmalıdır.

(3) § 136a hükmü, tanığın dinlenmesine kıyasen uygulanır.

Özgün metin (Almanca)

(1) Der Zeuge ist zu veranlassen, das, was ihm von dem Gegenstand seiner Vernehmung bekannt ist, im Zusammenhang anzugeben. Vor seiner Vernehmung ist dem Zeugen der Gegenstand der Untersuchung und die Person des Beschuldigten, sofern ein solcher vorhanden ist, zu bezeichnen.

(2) Zur Aufklärung und zur Vervollständigung der Aussage sowie zur Erforschung des Grundes, auf dem das Wissen des Zeugen beruht, sind nötigenfalls weitere Fragen zu stellen. Zeugen, die durch die Straftat verletzt sind, ist insbesondere Gelegenheit zu geben, sich zu den Auswirkungen, die die Tat auf sie hatte, zu äußern.

(3) Die Vorschrift des § 136a gilt für die Vernehmung des Zeugen entsprechend.

Eşleşme, iki maddenin içeriğinin karşılaştırılmasıyla önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. Aynı konuyu düzenleyen karşılık hükümdür, kanun koyucunun buradan aldığını kanıtlamaz. Alman Ceza Muhakemesi Kanunu

Madde 60

Tanıklıktan ve yeminden sebepsiz çekinme

(1) Yasal bir sebep olmaksızın tanıklıktan veya yeminden çekinen tanık hakkında, bundan doğan giderlere hükmedilmekle beraber, yemininin veya tanıklığının gerçekleştirilmesi için dava hakkında hüküm verilinceye kadar ve her hâlde üç ayı geçmemek üzere disiplin hapsi verilebilir. Kişi, tanıklığa ilişkin yükümlülüğüne uygun davranması halinde, derhâl serbest bırakılır.

(2) Bu tedbirleri almaya naip hâkim ve istinabe olunan mahkeme ile soruşturma evresinde sulh ceza hâkimi yetkilidir.

(3) Davanın görüldüğü sırada bu tedbirler alındıktan ve yukarıdaki süreler suçun türüne göre tümüyle uygulandıktan sonra o dava veya aynı işe ilişkin diğer davada tekrar edilmez.

(4) Disiplin hapsi kararına itiraz edilebilir.

Madde gerekçesi

- Maddede tanıklıktan ve yeminden çekinmenin yaptırımları ve uygulama koşulları yer almıştır. Ceza muhakemesi faaliyeti süreklilik arz ettiğinden ve en kısa sürede bitirilmesi de gerektiğinden tanığın gelmemesi, bu iki hedefe ulaşılmasını engelleyecektir. Bu nedenle, gelmeyen tanığa, o celsenin giderlerinin yüklenmesi âdil ve etkili bir yaptırımdır. Mazeretsiz gelmemenin büyük ölçüde önünün alınması böylece söz konusu olabilecektir.

Tanımlardaki düzenleme doğrultusunda "hapis yolu ile tazyik" yerine "disiplin hapsi" kelimesi kullanılmıştır.

Beyanda bulunmaktan veya yeminden kaçınan tanığın, üç ayı geçmemek ve herhâlde dava hakkında hüküm verilinceye kadar disiplin hapsine konacağı maddede belirtilmiştir. Disiplin hapsi için 2 nci maddenin gerekçesine bakılmalıdır. Süre kabahatlere ilişkin davalarda en çok bir aydır.

Maddenin üçüncü fıkrasında açıklandığı üzere disiplin hapsi aynı işte yeniden verilse bile tümü için cürümlerde üç, kabahatlerde bir ayı aşamaz.

Disiplin hapsine karşı itiraz yolu açıktır.

Kaynak: TBMM 22. Dönem S. Sayısı 698 · tasarı/teklifin madde 62 gerekçesi

Mehaz madde — Alman CMK m. 70

Haksız tanıklıktan veya yeminden kaçınmanın sonuçları

(1) Tanıklık veya yemin yasal bir sebep olmaksızın reddedilirse, kaçınmadan doğan giderler tanığa yükletilir. Bununla birlikte tanık hakkında bir disiplin para cezasına ve bunun tahsil edilememesi halinde disiplin hapsine hükmolunur.

(2) Tanıklığın yerine getirilmesini sağlamak amacıyla hapis de emredilebilir; ancak bu hapis, ilgili derecedeki muhakemenin sona ermesini ve her halükârda altı ayı aşamaz.

(3) Bu tedbirlere karar verme yetkisi, hazırlık soruşturmasındaki hâkime ile talimat verilen ve istinabe olunan hâkime de tanınmıştır.

(4) Bu tedbirler tüketilmişse, aynı olayı konu alan aynı veya başka bir muhakemede tekrarlanamaz.

Özgün metin (Almanca)

(1) Wird das Zeugnis oder die Eidesleistung ohne gesetzlichen Grund verweigert, so werden dem Zeugen die durch die Weigerung verursachten Kosten auferlegt. Zugleich wird gegen ihn ein Ordnungsgeld und für den Fall, daß dieses nicht beigetrieben werden kann, Ordnungshaft festgesetzt.

(2) Auch kann zur Erzwingung des Zeugnisses die Haft angeordnet werden, jedoch nicht über die Zeit der Beendigung des Verfahrens in dem Rechtszug, auch nicht über die Zeit von sechs Monaten hinaus.

(3) Die Befugnis zu diesen Maßregeln steht auch dem Richter im Vorverfahren sowie dem beauftragten und ersuchten Richter zu.

(4) Sind die Maßregeln erschöpft, so können sie in demselben oder in einem anderen Verfahren, das dieselbe Tat zum Gegenstand hat, nicht wiederholt werden.

Eşleşme, iki maddenin içeriğinin karşılaştırılmasıyla önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. Aynı konuyu düzenleyen karşılık hükümdür, kanun koyucunun buradan aldığını kanıtlamaz. Alman Ceza Muhakemesi Kanunu

Madde 61

Tanığa verilecek tazminat ve giderler

(1) Cumhuriyet savcısı veya mahkeme başkanı veya hâkim tarafından çağrılan tanığa, her yıl Adalet Bakanlığınca hazırlanan tarifeye göre kaybettiği zaman ile orantılı bir tazminat verilir. Tanık hazır olmak için seyahat etmek zorunda kalmışsa, yol giderleriyle tanıklığa çağrıldığı yerdeki ikamet ve beslenme giderleri de karşılanır.

(2) Birinci fıkra hükmüne istinaden ödenmesi gereken tazminat ve giderler, hiçbir vergi, resim ve harç alınmaksızın, ödenir.

Madde gerekçesi

- Maddede tanığa verdiği hizmet dolayısıyla ödenecek tazminat ve giderler düzenlenmiştir.

Tazminatın belirlenmesinde mahrum kalınan kâr, zorunlu yol masrafları, beslenme giderleri, duruşmaya gelmek için olağandışı giderler göz önünde tutulmakla beraber esas, Adalet Bakanlığınca hazırlanan tarifedir.

Tanık görevini yerine getirebilmek için seyahat etmek durumunda kalmış ise yol giderleri ile ikamet giderleri de karşılanacaktır.

1412 sayılı Kanunun 64 üncü maddesinde de davet olunan tanığın "...tarifeye göre kaybettiği vakit ile mütenasip bir tazminat istihsaline hakkı vardır..." hükmü yer almış, ancak sözü edilen tarifenin hangi merci tarafından hazırlanacağı ve ne kadar süre için geçerli olacağı belirtilmemiştir. Maddede yapılan düzenleme ile sözü edilen tarifenin Adalet Bakanlığınca her yıl için hazırlanacağı vurgulanmak suretiyle belirsizlik giderilmiştir.

Diğer yandan ceza yargılamasında tanıklığın önemi dikkate alınarak bu görevin herhangi bir parasal kaygı duyulmaksızın yapılmasını sağlamak için tanığa ödenecek tazminat ve giderlerin her türlü vergi, resim ve harçtan muaf olduğu hususuna ikinci fıkrada yer verilmiştir.

Kaynak: TBMM 22. Dönem S. Sayısı 698 · tasarı/teklifin madde 63 gerekçesi

Mehaz madde — Alman CMK m. 71

Tanığın tazminatı

Tanığa, Adli Ücret ve Tazminat Kanunu hükümlerine göre tazminat ödenir.

Özgün metin (Almanca)

Der Zeuge wird nach dem Justizvergütungs- und -entschädigungsgesetz entschädigt.

Eşleşme, iki maddenin içeriğinin karşılaştırılmasıyla önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. Aynı konuyu düzenleyen karşılık hükümdür, kanun koyucunun buradan aldığını kanıtlamaz. Alman Ceza Muhakemesi Kanunu

İkinci Bölüm

Bilirkişi İncelemesi

Madde 62

Bilirkişilere uygulanacak hükümler

(1) Tanıklara ilişkin hükümlerden aşağıdaki maddelere aykırı olmayanlar bilirkişiler hakkında da uygulanır.

Madde gerekçesi

- Bu madde ile başlayan hükümler bilirkişilik konusunda 1412 sayılı Kanuna göre çok önemli değişiklikler getirmiş bulunmaktadır. Bunlara aşağıda yer alan madde gerekçelerinde değinilecektir.

Bu madde, genel bir hüküm getirmekte ve esas olarak bilirkişilikte Birinci Kitabın Üçüncü Kısmının İkinci Bölümünde yer alan hükümlerin uygulanacağını, ancak bu hükümlere aykırı olmayan tanıklığa ilişkin Birinci Bölümde yer alan hükümlerin de uygulanacağını açıklamaktadır; söz gelimi tanıkların çağırılması hakkındaki hükümler bilirkişiler hakkında da uygulanacaktır. Tasarı bazı hâllerde ise, 73 ve 74 üncü maddelerde olduğu gibi, doğrudan doğruya ve madde numarası açıklayarak tanıklık hakkındaki hükümlere yollama yapmaktadır.

Bilirkişiliğin kendisi bir delil olmamakla birlikte, bilirkişi incelemesi sonucu elde edilen delil, iz, eser ve emare delildir. Başka bir deyişle bilirkişilik, delillere ulaşmak için bir araçtır. Bu hususlar göz önüne alınarak bilirkişi incelemesi ile ilgili hükümler bu Bölümde düzenlenmiştir.

Kaynak: TBMM 22. Dönem S. Sayısı 698 · tasarı/teklifin madde 64 gerekçesi

Mehaz madde — Alman CMK m. 72

Tanıklara ilişkin hükümlerin bilirkişilere uygulanması

Aşağıdaki maddelerde aksine hüküm bulunmadıkça, tanıklara ilişkin altıncı bölüm hükümleri bilirkişilere de kıyasen uygulanır.

Özgün metin (Almanca)

Auf Sachverständige ist der sechste Abschnitt über Zeugen entsprechend anzuwenden, soweit nicht in den nachfolgenden Paragraphen abweichende Vorschriften getroffen sind.

Eşleşme metin benzerliğine göre önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. Alman Ceza Muhakemesi Kanunu

Madde 63

Bilirkişinin atanması

2 değişiklik

(1) Çözümü uzmanlığı, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına re'sen, Cumhuriyet savcısının, katılanın, vekilinin, şüphelinin veya sanığın, müdafiinin veya kanunî temsilcinin istemi üzerine karar verilebilir. (Değişik cümle: 3/11/2016-6754/42 md.) Ancak, genel bilgi veya tecrübeyle ya da hâkimlik mesleğinin gerektirdiği hukukî bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamaz. (Ek cümle: 3/11/2016-6754/42 md.) Hukuk öğrenimi görmüş kişiler, hukuk alanı dışında ayrı bir uzmanlığa sahip olduğunu belgelendirmedikçe, bilirkişi olarak görevlendirilemez.

(2) Bilirkişi atanması ve gerekçe gösterilerek sayısının birden çok olarak saptanması, hâkim veya mahkemeye aittir. Birden çok bilirkişi atanmasına ilişkin istemler reddedildiğinde de aynı biçimde karar verilir.

(3) Soruşturma evresinde Cumhuriyet savcısı da bu maddede gösterilen yetkileri kullanabilir.

Madde gerekçesi

- Madde, ilke olarak bilirkişinin ne gibi hâllerde atanabileceğini göstermektedir. Hâkimlik mesleğinin gerektirdiği genel (yani herkese ortak toplumsal kültür verileri) ve hukukî bilgilerle çözülmesi olanaklı konularda bilirkişi atanamayacak ve dinlenemeyecektir. Böylece, uygulamada bazen görüldüğü üzere, örneğin "fiilin hangi suçu oluşturduğunu" belirlemek amacı ile bilirkişi atanması söz konusu olamayacaktır.

Madde bu hususu açıklamakla yetinmemiş ve fakat ayrıca bilirkişi oy ve görüşünün hangi hâllerde alınabileceğini de açıklamıştır: Çözümü özel veya teknik bir bilgiyi gerektiren hâllerde re'sen, Cumhuriyet savcısının, tarafların veya avukatlarının istemi üzerine bilirkişi atanabilecektir. Açıklanmalıdır ki, bu ölçü çerçevesinde bugün bilirkişiye başvurulması gerekli konular çok geniştir ve genişlemektedir:

Psikiyatri ve adlî tıp bilgileri, ceset üzerinde incelemeler, parmak izleri ve benzeri metodlar, toksikoloji, bilimsel polis, silâhlar, daktilolar, biyoloji, kimya, muhasebe, mimarî, mekanik, trafik, arkeoloji, yabancı dil, Türkiye'de eski harfler.

Maddeye göre bilirkişiyi atamak yetkisi soruşturma evresinde Cumhuriyet savcısına, kovuşturma evresinde ise hâkim veya mahkemeye aittir. Bilirkişinin sayısının belirlenmesi de hâkim, mahkeme veya Cumhuriyet savcısının takdirine bırakılmıştır. Birden çok bilirkişi atanmasına ilişkin istemin reddinde de aynı usul uygulanacaktır.

1412 sayılı Kanunun 66 ncı maddesine göre Cumhuriyet savcısının bilirkişi atama yetkisinin, hâkim ile aynı düzeye getirilmesinin nedeni, soruşturmanın noksansız yapılmasını sağlamaktır.

Madde ile güdülen amaç (maddenin "ratio legis"i) bilirkişiyi gerçek rolüne döndürmek ve bilirkişi adaleti olarak adlandırılan uygulamalara son vermektir.

Kaynak: TBMM 22. Dönem S. Sayısı 698 · tasarı/teklifin madde 65 gerekçesi

Madde 64

Bilirkişi olarak atanabilecekler

5 değişiklik

(1) (Değişik: 3/11/2016-6754/43 md.) Bilirkişiler, bölge adliye mahkemelerinin yargı çevreleri esas alınmak suretiyle bilirkişilik bölge kurulu tarafından hazırlanan listede yer alan kişiler arasından seçilir. Ancak, kendi bölge listesinde ilgili uzmanlık alanında bilirkişi olmasına rağmen, diğer bir bölgedeki bilirkişinin, görevlendirme yapılan yere daha yakın bir mesafede bulunması durumunda, bu listeden de görevlendirme yapılabilir.

(2) (Değişik: 3/11/2016-6754/43 md.) Bölge kurulunun hazırladığı listede bilgisine başvurulacak uzmanlık dalında bilirkişi bulunmaması hâlinde, diğer bölge kurullarının listelerinden, burada da bulunmaması hâlinde, Bilirkişilik Kanununun 10 uncu maddesinin (d), (e) ve (f) bentleri hariç birinci fıkrasında yer alan şartları da taşımak kaydıyla listelerin dışından bilirkişi görevlendirilebilir. Listelerin dışından görevlendirilen bilirkişiler, bölge kuruluna bildirilir.[5]

(3) Kanunların belirli konularda görevlendirdiği resmî bilirkişiler öncelikle atanırlar. Ancak kamu görevlileri, bağlı bulundukları kurumla ilgili davalarda bilirkişi olarak atanamazlar.

(4) (Mülga: 3/11/2016-6754/43 md.)

(5) Listelere kaydedilen bilirkişiler, bilirkişilik bölge kurulu veya bulunduğu yer il adlî yargı adalet komisyonu huzurunda "Görevimi adalete bağlı kalarak, bilim ve fenne uygun olarak, tarafsızlıkla yerine getireceğime namusum ve vicdanım üzerine yemin ederim." sözlerini tekrarlayarak yemin ederler. Bu bilirkişilere görevlendirildikleri her işte yeniden yemin verilmez.[6]

(6) Listelerde yer almamış bilirkişiler, görevlendirildiklerinde kendilerini atamış olan merci huzurunda yukarıdaki fıkrada öngörülen biçimde yemin ederler. Yeminin yapıldığına ilişkin tutanak hâkim veya Cumhuriyet savcısı, zabıt kâtibi ve bilirkişi tarafından imzalanır.

(7) Engel bulunan hâllerde yemin yazılı olarak verilebilir ve metni dosyaya konulur. Ancak bu hâle ilişkin gerekçenin kararda gösterilmesi zorunludur.

Madde gerekçesi

- Madde, esas itibarıyla bilirkişi olarak kimlerin atanabileceklerini göstermektedir. Aslında bilirkişi bir sanat adamı, bir uzmandır. 65 inci madde ne gibi hâllerde bilirkişi atanacağını gösterirken dolayısıyla bilirkişinin niteliğini de göstermiştir: Bilirkişi özel bir bilgiye veya teknik bilgiye sahip bulunan bir kişi ve genellikle bir teknisyendir. Ancak teknisyen olmak bilirkişinin tanımı için yeterli değildir. Zira bilirkişi yalnız bir saptama değil aynı zamanda bir takdirde bulunacak, bir değerlendirme de yapacaktır. Bu itibarla bilirkişinin bilgi ve teknik alanında belirli bir deney sahibi olmuş kişilerden seçilmesi ve bu bakımdan adlî otoritenin, bir tür tasvibini (agrément) elde etmiş bulunması gerekir. İşte bu nedenle madde birinci fıkrasında her yıl il adlî yargı adalet komisyonlarınca bir liste hazırlanmasını ve yukarıda belirtilen niteliklere sahip bilirkişilere bu listede yer verilmesini uygun görmüştür. Madde listelerin meydana getirilmesi ve listelerde yer verilenlerin, listelerden çıkarılmaları hususundaki esas ve usullerin, Adalet Bakanlığınca çıkarılacak bir yönetmelikte belirlenmesini uygun görmüştür. Bilirkişiler ilke olarak bu listelerde yer alan kişiler arasından seçileceklerdir: Listelerde gerçek ve tüzel kişilere yer verilecektir. Üçüncü fıkrada bilirkişi olarak bir tüzel kişi seçildiğinde (Örneğin bir araştırma veya muhasebe şirketi gibi) incelemeyi yapacak kişi veya kişilerin isimleri atayan mercie bildirilecek ve bunlar yargı merciinin onayından sonra işlerine başlayacaklardır; onaylanmadıklarında ise istem olursa yeniden isim bildirebileceklerdir. Böylece madde, çok yerinde olarak bilirkişilerin, önceden bir elemeden geçirilerek atanmalarına olanak sağlamış bulunmaktadır; bu suretle bilirkişilik kurumuna disiplin sağlanması ile kalınmayacak ayrıca bilirkişinin hâkim gibi görev yapması da önlenmiş olacaktır.

Sistem esasta böylece işleyecektir; ancak, işin özelliği gereği listeye dahil olmayanlar arasından da bilirkişi atanması gerekebilir. Bu ihtiyacı karşılamak üzere de maddenin ikinci fıkrasında, istisnaî olarak ve gerekçesi de gösterilmek suretiyle, listelere girmeyenler arasından da bilirkişi seçilebilmesi olanağı tanınmıştır. Diğer yandan kanunların özel olarak görevlendirdiği resmî bilirkişiler varsa bunlar öncelikle atanacaklardır. Ancak yetkili merci sunulan görüş veya oydan tatmin olmazsa listeden ve liste dışından yeni bilirkişi atayabilecektir.

Maddenin beşinci ve izleyen fıkralarında bilirkişilerin yemin şekli, ne suretle yemin edecekleri, yemini saptayan tutanağın nasıl düzenleneceği gösterilmiştir.

Cumhuriyet savcısı ve hâkimler, yalnız bulundukları il bakımından yapılmış listelerden değil ve fakat diğer illerde oluşturulmuş listelerden de bilirkişi seçebilirler.

Kaynak: TBMM 22. Dönem S. Sayısı 698 · tasarı/teklifin madde 66 gerekçesi

Mehaz madde — Fransız CMK m. 157

Bilirkişiler, Yargıtay tarafından düzenlenen ulusal listede veya adli bilirkişilere ilişkin 29 Haziran 1971 tarihli ve 71-498 sayılı kanunda öngörülen koşullar çerçevesinde istinaf mahkemeleri tarafından düzenlenen listelerden birinde yer alan gerçek veya tüzel kişiler arasından seçilir. İstisnai olarak, mahkemeler, gerekçeli bir kararla, bu listelerin hiçbirinde yer almayan bilirkişileri seçebilirler.

Özgün metin (Fransızca)

Les experts sont choisis parmi les personnes physiques ou morales qui figurent sur la liste nationale dressée par la Cour de cassation ou sur une des listes dressées par les cours d'appel dans les conditions prévues par la loi n° 71-498 du 29 juin 1971 relative aux experts judiciaires. A titre exceptionnel, les juridictions peuvent, par décision motivée, choisir des experts ne figurant sur aucune de ces listes.

Eşleşme, iki maddenin içeriğinin karşılaştırılmasıyla önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. Aynı konuyu düzenleyen karşılık hükümdür, kanun koyucunun buradan aldığını kanıtlamaz. Fransız Ceza Muhakemesi Kanunu

Madde 65

Bilirkişiliği kabul yükümlülüğü

(1) Aşağıda belirtilen kişi veya kurumlar, bilirkişilik görevini kabul etmekle yükümlüdürler:

a) Resmî bilirkişilikle görevlendirilmiş olanlar ve 64 üncü maddede belirtilen listelerde yer almış bulunanlar.

b) İncelemenin yapılması için bilinmesi gerekli fen ve sanatları meslek edinenler.

c) İncelemenin yapılması için gerekli mesleği yapmaya resmen yetkili olanlar.

Mehaz madde — Alman CMK m. 75

Bilirkişinin rapor verme yükümlülüğü

(1) Bilirkişi olarak atanan kişi, istenen türdeki raporları vermek üzere resmî olarak atanmışsa veya bilgisi raporun ön koşulu olan bilim, sanat ya da meslek dalını kamuya açık şekilde icra ediyorsa yahut bunları icraya resmen atanmış veya yetkilendirilmişse, atamaya uymak zorundadır.

(2) Mahkeme huzurunda buna hazır olduğunu beyan eden kişi de rapor vermekle yükümlüdür.

Özgün metin (Almanca)

(1) Der zum Sachverständigen Ernannte hat der Ernennung Folge zu leisten, wenn er zur Erstattung von Gutachten der erforderten Art öffentlich bestellt ist oder wenn er die Wissenschaft, die Kunst oder das Gewerbe, deren Kenntnis Voraussetzung der Begutachtung ist, öffentlich zum Erwerb ausübt oder wenn er zu ihrer Ausübung öffentlich bestellt oder ermächtigt ist.

(2) Zur Erstattung des Gutachtens ist auch der verpflichtet, welcher sich hierzu vor Gericht bereit erklärt hat.

Eşleşme, iki maddenin içeriğinin karşılaştırılmasıyla önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. Aynı konuyu düzenleyen karşılık hükümdür, kanun koyucunun buradan aldığını kanıtlamaz. Alman Ceza Muhakemesi Kanunu

Madde 66

Atama kararı ve incelemelerin yürütülmesi

1 değişiklik

(1) Bilirkişi incelemesi yaptırılmasına ilişkin kararda, cevaplandırılması uzmanlığı, özel veya teknik bilgiyi gerektiren sorularla inceleme konusu ve görevin yerine getirileceği süre belirtilir. Bu süre, işin niteliğine göre üç ayı geçemez. Özel sebepler zorunlu kıldığında bu süre, bilirkişinin istemi üzerine, kendisini atayan merciin gerekçeli kararıyla en çok üç ay daha uzatılabilir.

(2) Belirlenen süre içinde raporunu vermeyen bilirkişi hemen değiştirilebilir. Bu durumda bilirkişi, o ana kadar yaptığı işlemleri açıklayan bir rapor sunar ve görevi sebebiyle kendisine teslim edilmiş olan eşya ve belgeleri hemen geri verir. (Değişik son cümle : 3/11/2016-6754/44 md.) Ayrıca, hukukî ve cezaî sorumluluğuna ilişkin hükümler saklı kalmak kaydıyla, bilirkişiye ücret ve masraf adı altında hiçbir ödeme yapılmamasına karar verilebilir ve gerekçesi gösterilerek gerekli yaptırımların uygulanması bilirkişilik bölge kurulundan istenir.

(3) Bilirkişi, görevini, kendisini atamış olan merci ile ilişki içinde yerine getirir, gerektiğinde bu mercie incelemelerindeki gelişmeler hakkında bilgi verir, yararlı görülecek tedbirlerin alınmasını isteyebilir.

(4) Bilirkişi, görevini yerine getirmek amacıyla bilgi edinmek için şüpheli veya sanık dışındaki kimselerin de bilgilerine başvurabilir. Bilirkişi, uzmanlık alanına girmeyen bir sorun bakımından aydınlatılmasını isteyecek olursa; hâkim, mahkeme veya Cumhuriyet savcısı, nitelikli ve konusunda bilgisiyle tanınmış kişilerle bir araya gelmesine izin verebilir. Bu şekilde çağrılan kişiler yemin eder ve verecekleri raporlar, bilirkişi raporunun tamamlayıcı bir bölümü olarak dosyaya konulur.

(5) İlgililer de merciinden, incelemeler yapılırken bilirkişiye teknik nitelikte bilgiler verebilecek olan ve ismen belirleyecekleri kişileri dinlemeleri veya bazı araştırmaların yapılması hususlarında karar verilmesini isteyebilir.

(6) Gerekli olması halinde, bilirkişi, mağdur, şüpheli veya sanığa mahkeme başkanı, hâkim veya Cumhuriyet savcısı aracılığı ile soru sorabilir. Ancak, mahkeme başkanı, hâkim veya Cumhuriyet savcısı, bilirkişinin doğrudan soru sormasına da izin verebilir. Muayene ile görevlendirilen hekim bilirkişi, görevini yerine getirirken zorunlu saydığı soruları, hâkim, Cumhuriyet savcısı ve müdafi bulunmadan da mağdur, şüpheli veya sanığa doğrudan doğruya yöneltebilir.

(7) Bilirkişiye inceleyeceği şeyler mühür altında verilmeden önce bunların listesi ve sayımı yapılır. Bu hususlar bir tutanakla belirlenir. Bilirkişi, mühürlerin açılmasını ve yeniden konulmasını yine tutanakla belirtmek ve bir liste düzenlemekle yükümlüdür.

Madde gerekçesi

- Numara verilmiş altı fıkra ve fıkralar içerisinde yer alan paragraflardan oluşan bu madde bilirkişilikle ilgili önemli sorunlara çözüm yolları getirmektedir. Bu çözüm yolları aşağıda fıkra sıralamasında gösterilmiştir.

1. Bilirkişi incelemesine ilişkin karar: (1) numaralı fıkrada yer alan hükme göre karar iki hususu içerecektir:

a) İnceleme konusu belirtilecek ve bu konu teknik nitelikte veya özel bilgilerle çözülebilecek nitelikte olacaktır. Bunlar dışındaki sorunlar için bilirkişi incelemesi kararı verilemeyecektir.

b) Bilirkişinin görevini yerine getireceği süre belirtilecektir yani bilirkişiye belirli bir süre verilecektir. Özel nedenler zorunlu kılmadıkça bilirkişi görevini bu süre içinde bitirmekle yükümlüdür. (2) numaralı fıkrada da belirtildiği üzere bu bilirkişi hemen değiştirilebilir. Ancak yetkili merci özel nedenleri kabul ettiğinde ve bilirkişinin de istemi varsa, süre bütün bu hususları belirten gerekçeli bir kararla en çok üç ay daha uzatılabilir.

2. Bilirkişinin süresi içinde görevini bitirememesi hâli: Bilirkişi, belirlenen süre içinde raporunu vermemiş ve süre de uzatılmamış ise yine de merciine bir rapor vermek ve bunda o ana kadar giriştiği işlemleri açıklamak ve görevi nedeniyle kendisine teslim edilmiş olan eşya ve belgeleri derhâl geri vermekle yükümlüdür. Bu bilirkişi, bilirkişiler listesinden çıkarılabilir. Fıkrada görevlerini zamanında yerine getirmemiş bulunan bilirkişinin bu yüzden uğranılan zararları tazmine mahkûm edilip edilmemeleri, kendilerini atayan merciin takdirine bırakılmıştır.

3. Bilirkişinin görevini yerine getirmesi biçimi: Birinci olarak görevin, atayan merci ile ilişki kurularak yerine getirilmesi, örneğin bazı konularda hâkim veya Cumhuriyet savcısından ek bilgi istenebilmesi esastır. İkinci olarak bilirkişi gerektiğinde incelemelerinin gelişmeleri hakkında merciine bilgi verecektir;

böylece bilirkişinin görevini ihmal etmesi önlenmek istenilmektedir. Bilirkişi yararlı gördüğü tedbirlerin alınmasını da merciden isteyebilecektir.

4. Bilirkişinin bazı kimselerle teması: Bilirkişi görevin yerine getirilmesi gerektiriyorsa şüpheli veya sanığın bilgisine başvurabileceği gibi (aşağıda 5 numaraya bakınız) aynı maksatla sanık dışındaki kimselerin de bilgilerine başvurabilir. Bilirkişinin, uzmanlığına girmeyen bir hususta aydınlanma gereksinimi duyduğu hâllerde, hâkime veya mahkemeye veya Cumhuriyet savcısına başvurması ve gereksinimi bildirmesi hâlinde adı geçenlerin, nitelikli ve konusunda bilgisiyle tanınmış kişilerle bir araya gelmelerine izin vermeleri (4) numaralı fıkrada öngörülmüştür.

Böylece çağırılan kişiler de yemin edecekler ve rapor vereceklerdir. Bu rapor bilirkişi raporunun tamamlayıcı bir kısmı sayılacaktır. Cumhuriyet savcısı ve taraflar da hâkimden aynı nitelikteki istemde bulunabileceklerdir.

5. Bilirkişinin şüpheli veya sanığa soru yöneltmesi: Bilirkişinin şüpheli veya sanığa soru yöneltmesi mahkeme başkanı veya hâkim veya Cumhuriyet savcısının iznine bağlıdır. Adı geçenler bu hususta gerekçeli bir karar ile izin vereceklerdir. İzin verilmezse sorular mahkeme başkanı, hâkim veya Cumhuriyet savcısı aracılığı ile yani onlar tarafından yöneltilir.

Cumhuriyet savcısı veya taraflar, bilirkişiye sorularını hâkim aracılığı ile sorarlar; ancak hâkim adı geçenlere doğrudan soru yöneltmek yetkisini verebilir. Ancak hekim bilirkişiler muayene yaparken, zorunlu saydıkları soruları, hâkim, Cumhuriyet savcısı ve avukat bulunmadan da doğrudan şüpheli veya sanığa yöneltebilirler.

6. Bilirkişiye eşyanın veya belgelerin verilmesi: Bilirkişilere, incelemek üzere şeyler mühür altında verilmeden önce sayım yapılır ve bir liste meydana getirilir. Bütün bu hususlar tutanağa bağlanır; mühürlerin açılması ve yeniden konulması yine bir tutanağa bağlanır ve bir liste düzenlenir. Bu ikinci liste ve tutanak bilirkişilerce düzenlenecektir.

Kaynak: TBMM 22. Dönem S. Sayısı 698 · tasarı/teklifin madde 67 gerekçesi

Mehaz madde — Fransız CMK m. 161

Bilirkişileri görevlendiren her karar, görevlerini yerine getirmeleri için onlara bir süre tanımalıdır.

Özel nedenler gerektirdiği takdirde, bu süre, bilirkişilerin talebi üzerine ve onları görevlendiren yargıç veya mahkeme tarafından verilecek gerekçeli bir kararla uzatılabilir. Kendilerine tanınan süre içinde raporlarını sunmayan bilirkişiler derhal değiştirilebilir ve o zamana kadar yapmış oldukları araştırmalar hakkında hesap vermek zorundadırlar. Ayrıca, görevlerinin yerine getirilmesi amacıyla kendilerine emanet edilmiş olan eşya, belge ve evrakı kırk sekiz saat içinde iade etmek zorundadırlar. Bunun yanında, 157 nci maddede öngörülen listelerin birinden veya diğerinden silinmeye varan disiplin tedbirlerine tabi tutulabilirler.

Bilirkişiler, görevlerini sorgu hâkimi veya görevlendirilen yargıçla bağlantı içinde yerine getirmek zorundadırlar; işlemlerinin gelişiminden onu haberdar etmek ve her an gerekli tüm tedbirleri almasına imkân vermek zorundadırlar.

Sorgu hâkimi, işlemleri sırasında, gerekli görmesi hâlinde, her zaman bilirkişilerin yardımından yararlanabilir.

Özgün metin (Fransızca)

Toute décision commettant des experts doit leur impartir un délai pour remplir leur mission.

Si des raisons particulières l'exigent, ce délai peut être prorogé sur requête des experts et par décision motivée rendue par le magistrat ou la juridiction qui les a désignés. Les experts qui ne déposent pas leur rapport dans le délai qui leur a été imparti peuvent être immédiatement remplacés et doivent rendre compte des investigations auxquelles ils ont déjà procédé. Ils doivent aussi restituer dans les quarante-huit heures les objets, pièces et documents qui leur auraient été confiés en vue de l'accomplissement de leur mission. Ils peuvent être, en outre, l'objet de mesures disciplinaires allant jusqu'à la radiation de l'une ou de l'autre des listes prévues par l'article 157.

Les experts doivent remplir leur mission en liaison avec le juge d'instruction ou le magistrat délégué ; ils doivent le tenir au courant du développement de leurs opérations et le mettre à même de prendre à tout moment toutes mesures utiles.

Le juge d'instruction, au cours de ses opérations, peut toujours, s'il l'estime utile, se faire assister des experts.

Eşleşme, iki maddenin içeriğinin karşılaştırılmasıyla önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. Aynı konuyu düzenleyen karşılık hükümdür, kanun koyucunun buradan aldığını kanıtlamaz. Fransız Ceza Muhakemesi Kanunu

Madde 67

Bilirkişi raporu, uzman mütalaası

1 değişiklik

(1) İncelemeleri sona erdiğinde bilirkişi yaptığı işlemleri ve vardığı sonuçları açıklayan bir raporu, kendisinden istenen incelemeleri yaptığını ayrıca belirterek, imzalayıp ilgili mercie verir veya gönderir. Mühür altındaki şeyler de ilgili mercie verilir veya gönderilir ve bu husus bir tutanağa bağlanır.

(2) Birden çok atanmış bilirkişiler değişik görüşleri yansıtmışlarsa veya bunların ortak sonuçlar üzerinde ayrık görüşleri varsa, bu durumu gerekçeleri ile birlikte rapora yazarlar.

(3) (Değişik: 3/11/2016-6754/45 md.) Bilirkişi, raporunda ve sözlü açıklamaları sırasında çözümü uzmanlığı, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hususlar dışında açıklama yapamaz; hâkim tarafından yapılması gereken hukukî nitelendirme ve değerlendirmelerde bulunamaz.

(4) Bilirkişi tarafından düzenlenen rapor örnekleri, duruşma sırasında Cumhuriyet savcısına, katılana, vekiline, şüpheliye veya sanığa, müdafiine veya kanunî temsilciye doğrudan verilebileceği gibi; kendilerine iadeli taahhütlü mektupla da gönderilebilir.

(5) Bilirkişi incelemeleri tamamlandığında, yeni bilirkişi incelemesi yapılması veya itirazların bildirilmesi için istemde bulunabilmelerini sağlamak üzere Cumhuriyet savcısına, katılana, vekiline, şüpheliye veya sanığa, müdafiine veya kanunî temsilciye süre verilir. Bu kişilerin istemleri reddedildiğinde, üç gün içinde bu hususta gerekçeli bir karar verilir.

(6) Cumhuriyet savcısı, katılan, vekili, şüpheli veya sanık, müdafii veya kanunî temsilci, yargılama konusu olayla ilgili olarak veya bilirkişi raporunun hazırlanmasında değerlendirilmek üzere ya da bilirkişi raporu hakkında, uzmanından bilimsel mütalaa alabilirler. Sadece bu nedenle ayrıca süre istenemez.

Madde gerekçesi

- Madde, bilirkişinin düzenleyeceği raporun yazılış biçimini, merciine verilmesini, rapor hakkındaki itirazları, yeni bilirkişi atanması konularını düzenlemektedir.

Rapor, bilirkişilerin yaptıkları işlemleri, vardıkları sonuçları içerecek, incelemelerin bizzat bilirkişilerce yapıldığını ifade edecektir. Birden çok bilirkişi atanmış ve değişik görüşler yansıtılmış ise bu görüşler, ortak sonuçlar üzerinde ayrık görüşler varsa bunlar da gerekçeleri ile birlikte rapora geçirilecektir. Sonra rapor ve mühür altındaki şeyler kaleme verilecek ve bu hususu belirten bir tutanağa bağlanacaktır.

Rapor örnekleri duruşma aşamasında Cumhuriyet savcısına, taraflara ve avukatlara verilebileceği gibi adı geçenlere iadeli taahhütlü bir mektup ile de gönderilebilecektir.

Bu işlem yerine getirilmekle beraber Cumhuriyet savcısı ve taraflara itirazlarını veya yeni bir bilirkişi incelemesi isteyip istemediklerini bildirmek üzere bir süre verilecek, bunu hâkim veya mahkeme belirleyecektir.

Mahkeme veya hâkim bu istemleri inceleyecek ve reddi hâlinde üç gün içinde gerekçeli bir karar verecektir.

Kaynak: TBMM 22. Dönem S. Sayısı 698 · tasarı/teklifin madde 68 gerekçesi

Mehaz madde — Fransız CMK m. 166

Bilirkişi işlemleri sona erdiğinde bilirkişiler, söz konusu işlemlerin tanımını ve vardıkları sonuçları içermesi gereken bir rapor düzenlerler. Bilirkişiler raporlarını imzalar ve kendilerine verilen görevin yerine getirilmesi için gerekli gördükleri işlemlerin gerçekleştirilmesinde, kendi denetim ve sorumlulukları altında kendilerine yardımcı olan kişilerin ad ve sıfatlarını belirtirler. Birden fazla bilirkişi görevlendirilmiş olup da farklı görüşte iseler ya da ortak sonuçlar hakkında çekince belirtecek olurlarsa, her biri görüşünü veya çekincesini gerekçeleriyle birlikte belirtir. Rapor ile mühürlü delil parçaları veya bunların artıkları, bilirkişi incelemesini emreden yargı merciinin zabıt kâtibinin eline teslim edilir; bu teslim bir tutanakla saptanır. Sorgu hâkiminin izniyle bilirkişiler, raporlarının sonuçlarını doğrudan ve her türlü araçla, adli müzekkerenin yerine getirilmesiyle görevli adli kolluk memurlarına, Cumhuriyet savcısına veya tarafların avukatlarına bildirebilirler.

Özgün metin (Fransızca)

Lorsque les opérations d'expertise sont terminées, les experts rédigent un rapport qui doit contenir la description desdites opérations ainsi que leurs conclusions. Les experts signent leur rapport et mentionnent les noms et qualités des personnes qui les ont assistés, sous leur contrôle et leur responsabilité, pour la réalisation des opérations jugées par eux nécessaires à l'exécution de la mission qui leur a été confiée. Lorsque plusieurs experts ont été désignés et s'ils sont d'avis différents ou s'ils ont des réserves à formuler sur des conclusions communes, chacun d'eux indique son opinion ou ses réserves en les motivant. Le rapport et les scellés, ou leurs résidus, sont déposés entre les mains du greffier de la juridiction qui a ordonné l'expertise ; ce dépôt est constaté par procès-verbal. Avec l'accord du juge d'instruction, les experts peuvent, directement et par tout moyen, communiquer les conclusions de leur rapport aux officiers de police judiciaire chargés de l'exécution de la commission rogatoire, au procureur de la République ou aux avocats des parties.

Eşleşme, iki maddenin içeriğinin karşılaştırılmasıyla önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. Aynı konuyu düzenleyen karşılık hükümdür, kanun koyucunun buradan aldığını kanıtlamaz. Fransız Ceza Muhakemesi Kanunu

Madde 68

Duruşmada bilirkişinin açıklaması

(1) Mahkeme, her zaman bilirkişinin duruşmada dinlenmesine karar verebileceği gibi, ilgililerden birinin istemesi halinde de açıklamalarda bulunmak üzere duruşmaya çağırabilir.

(2) Yaptıkları açıklamalardan sonra mahkeme başkanı veya hâkim, çekilmelerine izin vermedikçe, bilirkişiler duruşma salonunda kalırlar; ancak salona teker teker alınıp birbirinden ayrı olarak dinlenmeleri zorunlu değildir.

(3) Cumhuriyet savcısının, katılanın, vekilinin, şüphelinin veya sanığın, müdafiin veya kanunî temsilcinin istemi üzerine bilimsel mütalaa hazırlayan uzmanın duruşmada dinlenmesi hususunda da yukarıdaki fıkralar hükümleri uygulanır.

Mehaz madde — Fransız CMK m. 168

Bilirkişiler, adalete onur ve vicdanlarıyla katkıda bulunacaklarına yemin ettikten sonra, gerektiğinde duruşmada gerçekleştirdikleri teknik işlemlerin sonucunu açıklarlar. İfadeleri sırasında raporlarına ve eklerine başvurabilirler. Başkan, kendiliğinden veya Cumhuriyet savcılığının, tarafların ya da danışmanlarının talebi üzerine, kendilerine verilen görev kapsamına giren her türlü soruyu bilirkişilere yöneltebilir. Cumhuriyet savcılığı ve tarafların avukatları da, 312 ve 442-1 inci maddelerde öngörülen usullere göre bilirkişilere doğrudan soru yöneltebilirler. Açıklamalarından sonra bilirkişiler, başkan kendilerine ayrılmalarına izin vermedikçe, duruşmalara katılmaya devam ederler.

Özgün metin (Fransızca)

Les experts exposent à l'audience, s'il y a lieu, le résultat des opérations techniques auxquelles ils ont procédé, après avoir prêté serment d'apporter leur concours à la justice en leur honneur et en leur conscience. Au cours de leur audition, ils peuvent consulter leur rapport et ses annexes. Le président peut soit d'office, soit à la demande du ministère public, des parties ou de leurs conseils, leur poser toutes questions rentrant dans le cadre de la mission qui leur a été confiée. Le ministère public et les avocats des parties peuvent également poser directement des questions aux experts selon les modalités prévues par les articles 312 et 442-1. Après leur exposé, les experts assistent aux débats, à moins que le président ne les autorise à se retirer.

Eşleşme, iki maddenin içeriğinin karşılaştırılmasıyla önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. Aynı konuyu düzenleyen karşılık hükümdür, kanun koyucunun buradan aldığını kanıtlamaz. Fransız Ceza Muhakemesi Kanunu

Madde 69

Bilirkişinin reddi

(1) Hâkimin reddini gerektiren sebepler, bilirkişi hakkında da geçerlidir.

(2) Cumhuriyet savcısı, katılan, vekili, şüpheli veya sanık, müdafii veya kanunî temsilci, ret hakkını kullanabilirler. Hâkim veya mahkeme tarafından atanan bilirkişinin adı ve soyadı, engel sebepler olmadıkça ret hakkına sahip olanlara bildirilir.

(3) Ret istemini davayı görmekte olan hâkim veya mahkeme inceler. Soruşturma evresinde, Cumhuriyet savcısınca kabul edilmeyen ret istemi sulh ceza hâkimince incelenir. Reddi isteyen kişi, bunun nedenini, dayandığı olguları göstererek açıklamakla yükümlüdür.

Madde gerekçesi

- Madde, bilirkişinin reddini düzenlemektedir. Ret nedenleri, hâkimler bakımından söz konusu olanların aynıdır. Bu hususta 23 üncü ve izleyen maddelerin gerekçelerine bakılmalıdır.

Madde ikinci fıkrasında tanıklığın bilirkişi olarak atanmaya engel olmadığını belirtmiş ve ret hakkına sahip bulunanları göstermiştir.

Üçüncü fıkrada ret istemini inceleyecek merciler soruşturma ve kovuşturma evreleri için ayrı ayrı gösterilmiştir.

1412 sayılı Kanunda geçen ve reddi isteyenin nedenleri "ispat" etmesine ilişkin ifade yerine "inandırıcı bir şekilde açıklama" ibaresine yer verildiğinden ayrıca, "yemin delil olmaz" hükmü uygun görülmemiştir.

Kaynak: TBMM 22. Dönem S. Sayısı 698 · tasarı/teklifin madde 70 gerekçesi

Mehaz madde — Alman CMK m. 74

Bilirkişinin reddi

(1) Bir bilirkişi, hâkimin reddini gerektiren aynı sebeplerle reddedilebilir. Ancak bilirkişinin tanık olarak dinlenmiş olması, ret sebebi oluşturmaz.

(2) Ret hakkı savcılığa, özel davacıya ve şüpheliye/sanığa tanınmıştır. Özel durumlar aksini gerektirmedikçe, atanan bilirkişilerin adları ret hakkına sahip olanlara bildirilir.

(3) Ret sebebi inandırıcı kılınmalıdır; yemin, inandırıcı kılma aracı olarak kullanılamaz.

Özgün metin (Almanca)

(1) Ein Sachverständiger kann aus denselben Gründen, die zur Ablehnung eines Richters berechtigen, abgelehnt werden. Ein Ablehnungsgrund kann jedoch nicht daraus entnommen werden, daß der Sachverständige als Zeuge vernommen worden ist.

(2) Das Ablehnungsrecht steht der Staatsanwaltschaft, dem Privatkläger und dem Beschuldigten zu. Die ernannten Sachverständigen sind den zur Ablehnung Berechtigten namhaft zu machen, wenn nicht besondere Umstände entgegenstehen.

(3) Der Ablehnungsgrund ist glaubhaft zu machen; der Eid ist als Mittel der Glaubhaftmachung ausgeschlossen.

Eşleşme, iki maddenin içeriğinin karşılaştırılmasıyla önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. Aynı konuyu düzenleyen karşılık hükümdür, kanun koyucunun buradan aldığını kanıtlamaz. Alman Ceza Muhakemesi Kanunu

Madde 70

Bilirkişilikten çekinme, bilirkişi olarak dinlenemeyenler

(1) Tanıklıktan çekinmeyi gerektirecek sebepler bilirkişiler hakkında da geçerlidir. Bilirkişi, geçerli diğer sebeplerle de görüş bildirmekten çekinebilir.

Mehaz madde — Alman CMK m. 76

Bilirkişinin rapor vermekten kaçınma hakkı

(1) Bir tanığı tanıklıktan kaçınmaya yetkili kılan sebepler, bilirkişiyi de rapor vermekten kaçınmaya yetkili kılar. Ayrıca başka sebeplerle de bilirkişi, rapor verme yükümlülüğünden muaf tutulabilir.

(2) Hâkimlerin, memurların ve diğer kamu görevlilerinin bilirkişi olarak dinlenmesinde, özel memuriyet hukuku hükümleri uygulanır. Federal veya bir eyalet hükûmeti üyeleri için kendilerine ilişkin özel hükümler geçerlidir.

Özgün metin (Almanca)

(1) Dieselben Gründe, die einen Zeugen berechtigen, das Zeugnis zu verweigern, berechtigen einen Sachverständigen zur Verweigerung des Gutachtens. Auch aus anderen Gründen kann ein Sachverständiger von der Verpflichtung zur Erstattung des Gutachtens entbunden werden.

(2) Für die Vernehmung von Richtern, Beamten und anderen Personen des öffentlichen Dienstes als Sachverständige gelten die besonderen beamtenrechtlichen Vorschriften. Für die Mitglieder der Bundes- oder einer Landesregierung gelten die für sie maßgebenden besonderen Vorschriften.

Eşleşme, iki maddenin içeriğinin karşılaştırılmasıyla önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. Aynı konuyu düzenleyen karşılık hükümdür, kanun koyucunun buradan aldığını kanıtlamaz. Alman Ceza Muhakemesi Kanunu

Madde 71

Görevini yapmayan bilirkişi hakkındaki işlem

1 değişiklik

(1) Usulünce çağrıldığı hâlde gelmeyen veya gelip de yeminden, oy ve görüş bildirmekten çekinen bilirkişiler hakkında 60 ıncı maddenin birinci fıkrası hükmü uygulanır ve durum bilirkişilik bölge kuruluna bildirilir.[7]

Madde gerekçesi

- Madde usulünce çağrıldığı hâlde gelmeyen veya yemin etmekten veya görüş bildirmekten çekinen bilirkişiler hakkında, tanıklar hakkında uygulanan zorlama tedbirlerinin uygulanmasını kabul etmiştir. Bilirkişilikten çekinildiğinde ve çekinme mercii tarafından kabul edildiğinde, elbette ki, bu hüküm uygulanmayacaktır.

Kaynak: TBMM 22. Dönem S. Sayısı 698 · tasarı/teklifin madde 74 gerekçesi

Madde 72

Bilirkişi gider ve ücreti

1 değişiklik

(Değişik: 3/11/2016-6754/47 md.)

(1) Bilirkişiye sarf etmiş olduğu emek ve mesaiyle orantılı bir ücret ile inceleme, ulaşım, konaklama ve diğer giderleri ödenir. Bu konuda, Adalet Bakanlığı tarafından çıkarılan ve her yıl güncellenen tarife esas alınır.

Mehaz madde — Alman CMK m. 84

Bilirkişi ücreti

Bilirkişiye, Adli Ücret ve Tazminat Kanunu uyarınca bir ücret ödenir.

Özgün metin (Almanca)

Der Sachverständige erhält eine Vergütung nach dem Justizvergütungs- und -entschädigungsgesetz.

Eşleşme, iki maddenin içeriğinin karşılaştırılmasıyla önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. Aynı konuyu düzenleyen karşılık hükümdür, kanun koyucunun buradan aldığını kanıtlamaz. Alman Ceza Muhakemesi Kanunu

Madde 73

Sahte para ve değerler üzerinde yapılacak incelemeler

(1) Para ve Devlet tarafından çıkarılan tahvil ve Hazine bonosu gibi değerler üzerinde işlenen sahtecilik suçlarında, elkonulan para ve değerlerin hepsi, bunların asıllarını tedavüle çıkaran kurumların merkez veya taşra birimlerine incelettirilir.

(2) Yabancı devletlerin paraları ve değerleri hakkında da, yetkili Türk makamlarının görüşlerinin alınmasına karar verilir.

Madde gerekçesi

- Madde, para ve Devlet tarafından çıkarılan tahvil ve Hazine bonosu gibi değerler üzerinde işlenen sahtecilik suçlarında, gerektiğinde bu şeylerin, asıllarını tedavüle çıkaran makamlara incelettirilmesini öngörmektedir. Madde, ayrıca bu makamların hangi hususlarda görüş bildireceklerini de belirtmektedir: Taklit veya sahteciliğin neden ibaret bulunduğu ve ne suretle gerçekleştirildiği ve eserlerinin neden ibaret bulunduğu görüşte yer alacaktır.

Yabancı devletlerin paraları ve değerlerinin her türü için de yetkili Türk makamlarının görüşleri mutlaka alınacaktır.

Kaynak: TBMM 22. Dönem S. Sayısı 698 · tasarı/teklifin madde 76 gerekçesi

Mehaz madde — Alman CMK m. 92

Para veya değerli kâğıt sahteciliği şüphesinde bilirkişi raporu

(1) Para veya değerli kâğıt sahteciliği şüphesi bulunması hâlinde, gerekmesi durumunda para veya değerli kâğıtlar, bu türden gerçek para veya değerli kâğıtları tedavüle çıkaran makama sunulur. Bu makamdan, sahteliği veya tahrif edilmiş olup olmadığı ile sahteciliğin muhtemelen ne şekilde yapıldığı hususunda rapor alınır.

(2) Söz konusu olan yabancı bir para birimi alanına ait para veya değerli kâğıtlar ise, yabancı para birimi alanının makamının raporu yerine bir Alman makamının raporu istenebilir.

Özgün metin (Almanca)

(1) Liegt der Verdacht einer Geld- oder Wertzeichenfälschung vor, so sind das Geld oder die Wertzeichen erforderlichenfalls der Behörde vorzulegen, von der echtes Geld oder echte Wertzeichen dieser Art in Umlauf gesetzt werden. Das Gutachten dieser Behörde ist über die Unechtheit oder Verfälschung sowie darüber einzuholen, in welcher Art die Fälschung mutmaßlich begangen worden ist.

(2) Handelt es sich um Geld oder Wertzeichen eines fremden Währungsgebietes, so kann an Stelle des Gutachtens der Behörde des fremden Währungsgebietes das einer deutschen erfordert werden.

Eşleşme, iki maddenin içeriğinin karşılaştırılmasıyla önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. Aynı konuyu düzenleyen karşılık hükümdür, kanun koyucunun buradan aldığını kanıtlamaz. Alman Ceza Muhakemesi Kanunu

Üçüncü Bölüm

Gözlem Altına Alınma, Muayene, Keşif ve Otopsi

Madde 74

Gözlem altına alınma

(1) Fiili işlediği yolunda kuvvetli şüpheler bulunan şüpheli veya sanığın akıl hastası olup olmadığını, akıl hastası ise ne zamandan beri hasta olduğunu ve bunun, kişinin davranışları üzerindeki etkilerini saptamak için; uzman hekimin önerisi üzerine, Cumhuriyet savcısının ve müdafiin dinlenmesinden sonra resmî bir sağlık kurumunda gözlem altına alınmasına, soruşturma evresinde sulh ceza hâkimi, kovuşturma evresinde mahkeme tarafından karar verilebilir.

(2) Şüpheli veya sanığın müdafii yoksa hâkim veya mahkemenin istemi üzerine, baro tarafından bir müdafi görevlendirilir.

(3) Gözlem süresi üç haftayı geçemez. Bu sürenin yetmeyeceği anlaşılırsa resmî sağlık kurumunun istemi üzerine, her seferinde üç haftayı geçmemek üzere ek süreler verilebilir; ancak sürelerin toplamı üç ayı geçemez.

(4) Gözlem altına alınma kararına karşı itiraz yoluna gidilebilir; itiraz, kararın yerine getirilmesini durdurur.

(5) Bu madde hükmü, 223 üncü maddenin sekizinci fıkrası gereğince yargılamanın durması kararı verilmesi gereken hâllerde de uygulanır.

Madde gerekçesi

- 1412 sayılı Kanunun 74 üncü maddesinin birinci fıkrasında "tedavi ve muhafazaya hükmolunması veya Ceza Kanununun 47 nci maddesinin uygulanması bakımından yapılan incelemede" ibaresine yer verilmiştir. Tasarının bu maddesiyle Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu Tasarısı ile Türk Ceza Kanunu arasında uyum sağlanmıştır.

İkinci fıkrasında, "Birinci fıkra hükmü, ancak şüpheli veya sanığın fiili işlediği yolunda kuvvetli şüpheler varsa uygulanabilir" hükmü yer almaktadır. Böylece, Anayasanın 19 uncu maddesinde belirtilen gözlem altına alma gibi kişi hürriyeti ve güvenliğini ve Anayasanın 17 nci maddesinde belirtilen kişi dokunulmazlığını çok yakından ilgilendiren ağır bir işlemin ancak kuvvetli şüphelerin bulunması hâlinde söz konusu olabilmesi uygun sayılmıştır ve ayrıca çağdaş ceza muhakemesinin evrensel ilkelerinden biri olan orantılılık ilkesine de gereken önem verilmiştir.

Üçüncü fıkra, şüpheli veya sanık hakkında alınacak bu tedbirin kişi haklarını, adeta tutuklama gibi ihlâl edici nitelikte bulunması nedeniyle, bu hâlde zorunlu avukat atanması esasını getirmiştir.

Dördüncü fıkra, gözlem altında bulundurmayı belirli sürelerle kısıtlamış bulunmaktadır. Bu kararlara karşı acele itiraz yoluna gidilebilecek ve itiraz kararın yerine getirilmesini durduracaktır.

Fiili işlediği zaman şuur ve hareket serbestliği yerinde olan sanığın, sonradan bilincini veya hareket serbestliğini tamamen kaldıracak veya önemli derecede azaltacak surette aklî malûliyet hâli ortaya çıkarsa, hakkında kovuşturma yapılamıyacağından, bu madde hükmü gereğince işlem yapılması ve sonucuna göre yargılamanın durması kararının verilmesi gerekir.

Kaynak: TBMM 22. Dönem S. Sayısı 698 · tasarı/teklifin madde 77 gerekçesi

Mehaz madde — Alman CMK m. 81

Görüşün hazırlanması amacıyla sanığın yerleştirilmesi

(1) Sanığın ruhsal durumu hakkında bir görüşün hazırlanması amacıyla mahkeme, bir bilirkişi ve savunmanın dinlenmesinden sonra, sanığın bir kamu psikiyatri hastanesine götürülmesine ve orada gözlem altına alınmasına karar verebilir.

(2) Mahkeme, birinci fıkra uyarınca kararı ancak sanığın fiili işlediğine dair kuvvetli şüphe bulunması hâlinde verir. Bu karar, işin önemi ile beklenen ceza veya güvenlik tedbiri arasında orantısızlık bulunması hâlinde verilemez.

(3) Hazırlık soruşturması sırasında, esas hakkındaki yargılamanın açılmasına yetkili olacak mahkeme karar verir.

(4) Karara karşı derhâl itiraz caizdir. İtiraz erteleyici etkiye sahiptir.

(5) Birinci fıkra uyarınca psikiyatri hastanesinde yerleştirme toplam altı haftayı aşamaz.

Özgün metin (Almanca)

(1) Zur Vorbereitung eines Gutachtens über den psychischen Zustand des Beschuldigten kann das Gericht nach Anhörung eines Sachverständigen und des Verteidigers anordnen, daß der Beschuldigte in ein öffentliches psychiatrisches Krankenhaus gebracht und dort beobachtet wird.

(2) Das Gericht trifft die Anordnung nach Absatz 1 nur, wenn der Beschuldigte der Tat dringend verdächtig ist. Das Gericht darf diese Anordnung nicht treffen, wenn sie zu der Bedeutung der Sache und der zu erwartenden Strafe oder Maßregel der Besserung und Sicherung außer Verhältnis steht.

(3) Im vorbereitenden Verfahren entscheidet das Gericht, das für die Eröffnung des Hauptverfahrens zuständig wäre.

(4) Gegen den Beschluß ist sofortige Beschwerde zulässig. Sie hat aufschiebende Wirkung.

(5) Die Unterbringung in einem psychiatrischen Krankenhaus nach Absatz 1 darf die Dauer von insgesamt sechs Wochen nicht überschreiten.

Eşleşme, iki maddenin içeriğinin karşılaştırılmasıyla önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. Aynı konuyu düzenleyen karşılık hükümdür, kanun koyucunun buradan aldığını kanıtlamaz. Alman Ceza Muhakemesi Kanunu

Madde 75

Şüpheli veya sanığın beden muayenesi ve vücudundan örnek alınması

1 değişiklik

(Değişik: 25/5/2005 – 5353/2 md.)

(1) Bir suça ilişkin delil elde etmek için şüpheli veya sanık üzerinde iç beden muayenesi yapılabilmesine ya da vücuttan kan veya benzeri biyolojik örneklerle saç, tükürük, tırnak gibi örnekler alınabilmesine; Cumhuriyet savcısı veya mağdurun istemiyle ya da re'sen hâkim veya mahkeme, gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısı tarafından karar verilebilir. Cumhuriyet savcısının kararı, yirmidört saat içinde hâkim veya mahkemenin onayına sunulur. Hâkim veya mahkeme, yirmidört saat içinde kararını verir. Onaylanmayan kararlar hükümsüz kalır ve elde edilen deliller kullanılamaz.

(2) İç beden muayenesi yapılabilmesi veya vücuttan kan veya benzeri biyolojik örnekler alınabilmesi için müdahalenin, kişinin sağlığına zarar verme tehlikesinin bulunmaması gerekir.

(3) İç beden muayenesi veya vücuttan kan veya benzeri biyolojik örnekler alınması, ancak tabip veya sağlık mesleği mensubu diğer bir kişi tarafından yapılabilir.

(4) Cinsel organlar veya anüs bölgesinde yapılan muayene de iç beden muayenesi sayılır.

(5) Üst sınırı iki yıldan daha az hapis cezasını gerektiren suçlarda, kişi üzerinde iç beden muayenesi yapılamaz; kişiden kan veya benzeri biyolojik örneklerle saç, tükürük, tırnak gibi örnekler alınamaz.

(6) Bu madde gereğince alınacak hâkim veya mahkeme kararlarına itiraz edilebilir.

(7) Özel kanunlardaki alkol muayenesine ve kan örneği alınmasına ilişkin hükümler saklıdır.

Mehaz madde — Alman CMK m. 81a

Sanığın bedensel muayenesi; bedensel müdahalelerin caiz olması

(1) Yargılama bakımından önem taşıyan olguların tespiti için sanığın bedensel muayenesine karar verilebilir. Bu amaçla, sağlığı bakımından bir zarar beklenmediği sürece, bir hekim tarafından tıp kurallarına uygun olarak muayene amacıyla yapılan kan örneği alınması ve diğer bedensel müdahaleler, sanığın rızası olmaksızın da caizdir.

(2) Bu karar hâkime; incelemenin başarısının gecikme nedeniyle tehlikeye girmesi hâlinde ise Cumhuriyet savcılığına ve onun soruşturma görevlilerine (Mahkemeler Teşkilatı Kanunu m. 152) de aittir. Belirli olguların, Ceza Kanunu'nun 315a maddesi birinci fıkra birinci bendi, ikinci ve üçüncü fıkraları, 315c maddesi birinci fıkra birinci bendi (a) alt bendi, ikinci ve üçüncü fıkraları veya 316. maddesi uyarınca bir suçun işlendiğine dair şüphe oluşturması hâlinde, birinci cümleden farklı olarak kan örneği alınması için hâkim kararı gerekmez.

(3) Sanıktan alınan kan örnekleri veya diğer vücut hücreleri, yalnızca alınmalarına dayanak olan veya derdest başka bir ceza yargılaması amaçları için kullanılabilir; bunlar bu amaçla artık gerekli olmadıkları anda gecikmeksizin imha edilir.

Özgün metin (Almanca)

(1) Eine körperliche Untersuchung des Beschuldigten darf zur Feststellung von Tatsachen angeordnet werden, die für das Verfahren von Bedeutung sind. Zu diesem Zweck sind Entnahmen von Blutproben und andere körperliche Eingriffe, die von einem Arzt nach den Regeln der ärztlichen Kunst zu Untersuchungszwecken vorgenommen werden, ohne Einwilligung des Beschuldigten zulässig, wenn kein Nachteil für seine Gesundheit zu befürchten ist.

(2) Die Anordnung steht dem Richter, bei Gefährdung des Untersuchungserfolges durch Verzögerung auch der Staatsanwaltschaft und ihren Ermittlungspersonen (§ 152 des Gerichtsverfassungsgesetzes) zu. Die Entnahme einer Blutprobe bedarf abweichend von Satz 1 keiner richterlichen Anordnung, wenn bestimmte Tatsachen den Verdacht begründen, dass eine Straftat nach § 315a Absatz 1 Nummer 1, Absatz 2 und 3, § 315c Absatz 1 Nummer 1 Buchstabe a, Absatz 2 und 3 oder § 316 des Strafgesetzbuchs begangen worden ist.

(3) Dem Beschuldigten entnommene Blutproben oder sonstige Körperzellen dürfen nur für Zwecke des der Entnahme zugrundeliegenden oder eines anderen anhängigen Strafverfahrens verwendet werden; sie sind unverzüglich zu vernichten, sobald sie hierfür nicht mehr erforderlich sind.

Eşleşme, iki maddenin içeriğinin karşılaştırılmasıyla önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. Aynı konuyu düzenleyen karşılık hükümdür, kanun koyucunun buradan aldığını kanıtlamaz. Alman Ceza Muhakemesi Kanunu

Madde 76

Diğer kişilerin beden muayenesi ve vücuttan örnek alınması

1 değişiklik

(Değişik: 25/5/2005 – 5353/3 md.)

(1) Bir suça ilişkin delil elde etmek amacıyla, mağdurun vücudu üzerinde dış veya iç beden muayenesi yapılabilmesine veya vücudundan kan veya benzeri biyolojik örneklerle saç, tükürük, tırnak gibi örnekler alınabilmesine; sağlığını tehlikeye düşürmemek ve cerrahî bir müdahalede bulunmamak koşuluyla; Cumhuriyet savcısının istemiyle ya da re'sen hâkim veya mahkeme, gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısı tarafından karar verilebilir. Cumhuriyet savcısının kararı, yirmidört saat içinde hâkim veya mahkemenin onayına sunulur. Hâkim veya mahkeme, yirmidört saat içinde kararını verir. Onaylanmayan kararlar hükümsüz kalır ve elde edilen deliller kullanılamaz.

(2) Mağdurun rızasının varlığı halinde, bu işlemlerin yapılabilmesi için birinci fıkra hükmüne göre karar alınmasına gerek yoktur.

(3) Çocuğun soy bağının araştırılmasına gerek duyulması halinde; bu araştırmanın yapılabilmesi için birinci fıkra hükmüne göre karar alınması gerekir.

(4) Tanıklıktan çekinme sebepleri ile muayeneden veya vücuttan örnek alınmasından kaçınılabilir. Çocuk ve akıl hastasının çekinmesi konusunda kanunî temsilcisi karar verir. Çocuk veya akıl hastasının, tanıklığın hukukî anlam ve sonuçlarını algılayabilecek durumda olması hâlinde, görüşü de alınır. Kanunî temsilci de şüpheli veya sanık ise bu konuda hâkim tarafından karar verilir. Ancak, bu hâlde elde edilen deliller davanın ileri aşamalarında şüpheli veya sanık olmayan kanunî temsilcinin izni olmadıkça kullanılamaz.

(5) Bu madde gereğince verilen hâkim veya mahkeme kararlarına itiraz edilebilir.

Mehaz madde — Alman CMK m. 81c

Diğer kişilerin muayenesi

(1) Sanık dışındaki kişiler, tanık olarak dikkate alınabilecekleri takdirde, ancak gerçeğin araştırılması için vücutlarında bir suçun belirli bir izinin veya sonucunun bulunup bulunmadığının tespit edilmesi zorunlu olduğu ölçüde, rızaları olmaksızın muayene edilebilirler.

(2) Sanık dışındaki kişilerde, soybağının tespiti amacıyla muayeneler ve kan örneği alınması, muayene edilecek kişinin sağlığı bakımından bir zarar beklenmemesi ve işlemin gerçeğin araştırılması için zorunlu olması hâlinde, onun rızası olmaksızın da caizdir. Muayeneler ve kan örneği alınması daima yalnızca bir hekim tarafından yapılabilir.

(3) Muayeneler veya kan örneği alınması, tanıklıktan çekinme ile aynı nedenlerle reddedilebilir. Reşit olmayanların anlayış olgunluğu yetersizliği nedeniyle veya reşit olmayanların ya da vesayet altındakilerin ruhsal bir hastalık veya zihinsel ya da ruhsal bir engellilik nedeniyle çekinme hakkının önemi hakkında yeterli fikre sahip olmamaları hâlinde, kanuni temsilci karar verir; 52. madde ikinci fıkra ikinci cümlesi ve üçüncü fıkrası kıyasen uygulanır. Kanuni temsilcinin karardan dışlanmış olması (52. madde ikinci fıkra ikinci cümlesi) veya başka nedenlerle zamanında karar vermesinin engellenmiş olması ve delillerin güvence altına alınması için derhâl muayene veya kan örneği alınmasının gerekli görünmesi hâlinde, bu işlemler ancak mahkemenin, mahkemeye zamanında ulaşılamıyorsa Cumhuriyet savcılığının özel kararı ile caizdir. İşlemleri emreden karara karşı kanun yolu kapalıdır. Üçüncü cümle uyarınca elde edilen deliller, sonraki yargılamada ancak buna yetkili kanuni temsilcinin rızasıyla değerlendirilebilir.

(4) Birinci ve ikinci fıkralar uyarınca işlemler, tüm koşullar değerlendirildiğinde ilgiliden beklenemeyecek nitelikte ise caiz değildir.

(5) Karar mahkemeye; incelemenin başarısının gecikme nedeniyle tehlikeye girmesi hâlinde ise Cumhuriyet savcılığına ve onun soruşturma görevlilerine (Mahkemeler Teşkilatı Kanunu m. 152) de aittir; üçüncü fıkra üçüncü cümlesi saklıdır. 81a maddesi üçüncü fıkrası kıyasen uygulanır.

(6) İlgilinin direnmesi hâlinde 70. madde hükmü kıyasen uygulanır. Doğrudan zorlayıcı güç ancak hâkimin özel kararı ile uygulanabilir. Bu kararın verilebilmesi, ilgilinin bir disiplin para cezası tayin edilmesine rağmen direnmesinde ısrar etmesini veya gecikmesinde tehlike bulunmasını gerektirir.

Özgün metin (Almanca)

(1) Andere Personen als Beschuldigte dürfen, wenn sie als Zeugen in Betracht kommen, ohne ihre Einwilligung nur untersucht werden, soweit zur Erforschung der Wahrheit festgestellt werden muß, ob sich an ihrem Körper eine bestimmte Spur oder Folge einer Straftat befindet.

(2) Bei anderen Personen als Beschuldigten sind Untersuchungen zur Feststellung der Abstammung und die Entnahme von Blutproben ohne Einwilligung des zu Untersuchenden zulässig, wenn kein Nachteil für seine Gesundheit zu befürchten und die Maßnahme zur Erforschung der Wahrheit unerläßlich ist. Die Untersuchungen und die Entnahme von Blutproben dürfen stets nur von einem Arzt vorgenommen werden.

(3) Untersuchungen oder Entnahmen von Blutproben können aus den gleichen Gründen wie das Zeugnis verweigert werden. Haben Minderjährige wegen mangelnder Verstandesreife oder haben Minderjährige oder Betreute wegen einer psychischen Krankheit oder einer geistigen oder seelischen Behinderung von der Bedeutung ihres Weigerungsrechts keine genügende Vorstellung, so entscheidet der gesetzliche Vertreter; § 52 Abs. 2 Satz 2 und Abs. 3 gilt entsprechend. Ist der gesetzliche Vertreter von der Entscheidung ausgeschlossen (§ 52 Abs. 2 Satz 2) oder aus sonstigen Gründen an einer rechtzeitigen Entscheidung gehindert und erscheint die sofortige Untersuchung oder Entnahme von Blutproben zur Beweissicherung erforderlich, so sind diese Maßnahmen nur auf besondere Anordnung des Gerichts und, wenn dieses nicht rechtzeitig erreichbar ist, der Staatsanwaltschaft zulässig. Der die Maßnahmen anordnende Beschluß ist unanfechtbar. Die nach Satz 3 erhobenen Beweise dürfen im weiteren Verfahren nur mit Einwilligung des hierzu befugten gesetzlichen Vertreters verwertet werden.

(4) Maßnahmen nach den Absätzen 1 und 2 sind unzulässig, wenn sie dem Betroffenen bei Würdigung aller Umstände nicht zugemutet werden können.

(5) Die Anordnung steht dem Gericht, bei Gefährdung des Untersuchungserfolges durch Verzögerung auch der Staatsanwaltschaft und ihren Ermittlungspersonen (§ 152 des Gerichtsverfassungsgesetzes) zu; Absatz 3 Satz 3 bleibt unberührt. § 81a Abs. 3 gilt entsprechend.

(6) Bei Weigerung des Betroffenen gilt die Vorschrift des § 70 entsprechend. Unmittelbarer Zwang darf nur auf besondere Anordnung des Richters angewandt werden. Die Anordnung setzt voraus, daß der Betroffene trotz Festsetzung eines Ordnungsgeldes bei der Weigerung beharrt oder daß Gefahr im Verzuge ist.

Eşleşme, iki maddenin içeriğinin karşılaştırılmasıyla önerilmiştir; gerekçede belirtilmemiştir. Aynı konuyu düzenleyen karşılık hükümdür, kanun koyucunun buradan aldığını kanıtlamaz. Alman Ceza Muhakemesi Kanunu

Dipnotlar

  1. [1]Bu madde başlığı “Davanın nakli” iken, 24/11/2016 tarihli ve 6763 sayılı Kanunun 21 inci maddesiyle metne işlendiği şekilde değiştirilmiştir.
  2. [2]25/5/2005 tarihli ve 5353 sayılı Kanunun 1 inci maddesiyle; bu fıkrada geçen "hukuken geçerli mazerete dayanarak" ibaresi madde metninden çıkarılmış ve "bulanamayan" ibaresi "bulunamayan" olarak değiştirilmiştir.
  3. [3]2/3/2024 tarihli ve 7499 sayılı Kanunun 37 nci maddesi ile bu fıkrada “yedi gün” ibaresi “iki hafta” şeklinde değiştirilmiştir.
  4. [4]Bu maddede yer alan tazminat miktarlarının 1/1/2026 tarihinden itibaren uygulanması ile ilgili olarak, 26/12/2025 tarihli ve 33119 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 2026 yılı Tanıklık Ücret Tarifesine bakınız.
  5. [5]15/8/2017 tarihli ve 694 sayılı KHK’nin 140 ıncı maddesiyle, bu fıkrada yer alan “(ç), (d) ve (e)” ibaresi “(d), (e) ve (f)” şeklinde değiştirilmiş, daha sonra bu hüküm 1/2/2018 tarihli ve 7078 sayılı Kanunun 135 inci maddesiyle aynen kabul edilerek kanunlaşmıştır.
  6. [6]3/11/2016 tarihli ve 6754 sayılı Kanunun 43 üncü maddesiyle, bu fıkrada yer alan “bilirkişiler,” ibaresinden sonra gelmek üzere “bilirkişilik bölge kurulu veya bulunduğu yer” ibaresi eklenmiştir.
  7. [7]3/11/2016 tarihli ve 6754 sayılı Kanunun 46 ncı maddesiyle, bu fıkraya “uygulanır” ibaresinden sonra gelmek üzere “ve durum bilirkişilik bölge kuruluna bildirilir” ibaresi eklenmiştir.
  8. [8]Bu madde başlığı “Diğer kişilerin beden muayenesi “ iken, 25/5/2005 tarihli ve 5353 sayılı Kanunun 3 üncü maddesiyle metne işlendiği şekilde değiştirilmiştir.
  9. [9]Anayasa Mahkemesinin 25/12/2025 tarihli ve E.: 2025/141, K.: 2025/274 sayılı Kararı ile bu madde “80. Maddenin (2) numaralı fıkrası” yönünden edilmiştir. Bu Karar Resmî Gazete’de yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra (18/12/2026) yürürlüğe girer.
  10. [10]21/2/2014 tarihli ve 6526 sayılı Kanunun 6 ncı maddesiyle bu fıkrada yer alan “işlediğini düşündürebilecek emarelerin” ibaresi “işlediği şüphesini gösteren somut delillerin” şeklinde değiştirilmiştir.
  11. [11]27/3/2015 tarihli ve 6638 sayılı Kanunun 13 üncü maddesiyle, bu maddenin üçüncü fıkrasından sonra gelmek üzere dördüncü fıkra eklenmiş ve diğer fıkralar buna göre teselsül ettirilmiştir.
  12. [12]21/2/2014 tarihli ve 6526 sayılı Kanunun 8 inci maddesiyle bu fıkrada yer alan “olguların” ibaresi “somut delillerin” şeklinde değiştirilmiştir.
  13. [13]8/7/2021 tarihli ve 7331 sayılı Kanunun 13 üncü maddesiyle, bu fıkraya “hususunda” ibaresinden sonra gelmek üzere “somut delillere dayanan” ibaresi eklenmiştir.
  14. [14]Bu bende 6/12/2006 tarihli ve 5560 sayılı Kanunun 17 nci maddesiyle, (2) ve (5) numaralı alt bentlerinden sonra gelmek üzere, sırasıyla (3) ve (7) numaralı alt bentler eklenmiş ve diğer alt bent numaraları buna göre teselsül ettirilmiştir.
  15. [15]6/12/2019 tarihli ve 7196 sayılı Kanunun 58 inci maddesiyle, (1) numaralı alt bentten sonra gelmek üzere (2) numaralı alt bent eklenmiş ve diğer alt bentler buna göre teselsül ettirilmiştir.
  16. [16]12/5/2022 tarihli ve 7406 sayılı Kanunun 9 uncu maddesiyle bu bentte yer alan “Silahla işlenmiş kasten yaralama (madde 86, fıkra 3, bent e)” ibaresi “Kasten yaralama (madde 86, fıkra 3, bent b, e ve f)” şeklinde değiştirilmiştir.
  17. [17]24/11/2016 tarihli ve 6763 sayılı Kanunun 22 nci maddesiyle, bu fıkrada yer alan “veya” ibaresi “suçlarda veya vücut dokunulmazlığına karşı kasten işlenenler hariç olmak üzere” şeklinde değiştirilmiştir.
  18. [18]15/8/2017 tarihli ve 694 sayılı KHK’nin 141 inci maddesiyle, bu fıkrada yer alan “üç yılı” ibaresinden sonra gelmek üzere “, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun İkinci Kitap Dördüncü Kısım Dördüncü, Beşinci, Altıncı ve Yedinci Bölümünde tanımlanan suçlar ile 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlarda beş yılı” ibaresi eklenmiş, daha sonra bu hüküm 1/2/2018 tarihli ve 7078 sayılı Kanunun 136 ncı maddesiyle aynen kabul edilerek kanunlaşmıştır.
  19. [19]20/11/2017 tarihli ve 696 sayılı KHK’nin 93 üncü maddesiyle bu fıkrada yer alan “Ret kararına” ibaresi “Bu kararlara” şeklinde değiştirilmiş, daha sonra bu hüküm 1/2/2018 tarihli ve 7079 sayılı Kanunun 88 inci maddesiyle aynen kabul edilerek kanunlaşmıştır.
  20. [20]11/4/2013 tarihli ve 6459 sayılı Kanunun 16 ncı maddesiyle, bu fıkrada yer alan “bulundurularak” ibaresinden sonra gelmek üzere “, şüpheli veya müdafii dinlenilmek suretiyle” ibaresi eklenmiştir.
  21. [21]25/5/2005 tarihli ve 5353 sayılı Kanunun 14 üncü maddesiyle, üçüncü fıkradan sonra gelmek üzere (4) numaralı fıkra eklenmiş ve diğer fıkralar buna göre teselsül ettirilmiştir.
  22. [22]8/7/2021 tarihli ve 7331 sayılı Kanunun 15 inci maddesiyle, bu fıkrada yer alan “(e) bendinde” ibaresi “(e) ve (j) bentlerinde” şeklinde değiştirilmiştir.
  23. [23]2/7/2012 tarihli ve 6352 sayılı Kanunun 98 inci maddesiyle, bu fıkrada yer alan “birinci fıkradaki süre koşulu aranmaksızın” ibaresi madde metninden çıkarılmıştır.
  24. [24]7331 sayılı Kanunun 16 ncı maddesiyle bu fıkrada yer alan “bu madde hükümleri,” ibaresi “bu maddenin birinci ve ikinci fıkra hükümleri,” şeklinde değiştirilmiştir.
  25. [25]21/2/2014 tarihli ve 6526 sayılı Kanunun 9 uncu maddesiyle, bu fıkrada yer alan “makul” ibaresi “somut delillere dayalı kuvvetli” şeklinde değiştirilmiş, daha sonra 2/12/2014 tarihli ve 6572 sayılı Kanunun 40 ıncı maddesiyle bu fıkrada yer alan “somut delillere dayalı kuvvetli” ibaresi “makul” şeklinde değiştirilmiştir.
  26. [26]21/2/2014 tarihli ve 6526 sayılı Kanunun 10 uncu maddesiyle, bu fıkrada yer alan “elde edildiğine dair” ibaresinden sonra gelmek üzere “somut delillere dayanan” ve “Elkonulabilir.” ibaresinden sonra gelmek üzere “Somut olarak belirlenen” ibareleri eklenmiştir.
  27. [27]24/11/2016 tarihli ve 6763 sayılı Kanunun 25 inci maddesiyle, bu fıkranın (a) bendinin (2) numaralı alt bendine “(madde 79, 80)” ibaresinden sonra gelmek üzere “ ile organ veya doku ticareti (madde 91)” ibaresi eklenmiş, aynı bende (12) numaralı alt bendinden sonra gelmek üzere (13) numaralı alt bent eklenmiş ve diğer alt bentler buna göre teselsül ettirilmiştir.
  28. [28]20/11/2017 tarihli ve 696 sayılı KHK’nin 94 üncü maddesiyle 129 uncu maddeye bu fıkra eklenmiş ve diğer fıkralar buna göre teselsül ettirilmiş, daha sonra bu hüküm 1/2/2018 tarihli ve 7079 sayılı Kanunun 89 uncu maddesiyle aynen kabul edilerek kanunlaşmıştır.
  29. [29]1/7/2016 tarihli ve 6723 sayılı Kanunun 32 nci maddesiyle, bu fıkrada yer alan “yetkilerinin” ibaresinden sonra gelmek üzere “ya da yönetim organının yetkileri ile birlikte ortaklık payları veya menkul kıymetler idare yetkilerinin” ibaresi eklenmiştir.
  30. [30]21/2/2014 tarihli ve 6526 sayılı Kanunun 11 inci maddesiyle, bu maddenin birinci fıkrasında yer alan “soruşturmada,” ibaresinden sonra gelmek üzere “somut delillere dayanan kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı ve” ibaresi eklenmiş ve dördüncü fıkrasında yer alan “İstemesi halinde, bu” ibaresi “Üçüncü fıkraya göre alınan” şeklinde değiştirilmiştir.
  31. [31]25/7/2018 tarihli ve 7145 sayılı Kanunun 16 ncı maddesiyle, bu maddenin birinci fıkrasında yer alan “Cumhuriyet savcısının istemi üzerine” ibaresi “hâkim veya gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısı tarafından” şeklinde değiştirilmiş, fıkrada yer alan “hâkim tarafından” ibaresi madde metninden çıkarılmış, ikinci fıkrasına “bilgilere ulaşılamaması” ibaresinden sonra gelmek üzere “ya da işlemin uzun sürecek olması” ibaresi eklenmiştir.
  32. [32]Anayasa Mahkemesinin 12/2/2026 tarihli ve E: 2023/128, K: 2026/36 sayılı Kararı ile bu madde iptal edilmiştir. Kararın Resmî Gazete’de yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra (25/2/2027) yürürlüğe gireceği hüküm altına alınmıştır.
  33. [33]21/2/2014 tarihli ve 6526 sayılı Kanunun 12 nci maddesiyle, bu maddeye birinci fıkrasından sonra gelmek üzere ikinci fıkra eklenmiş ve fıkra numaraları buna göre teselsül ettirilmiş; dördüncü fıkrasında yer alan “üç ay”, “bir defa” ve “hâkim bir aydan fazla olmamak üzere sürenin müteaddit defalar” ibareleri sırasıyla, “iki ay”, “bir ay” ve “mahkeme yukarıdaki sürelere ek olarak her defasında bir aydan fazla olmamak ve toplam üç ayı geçmemek üzere” şeklinde değiştirilmiştir.
  34. [34]24/11/2016 tarihli ve 6763 sayılı Kanunun 26 ncı maddesiyle, bu maddenin birinci birinci fıkrasında yer alan “ağır ceza mahkemesi” ibaresi “hâkim” şeklinde, “mahkemenin” ibaresi “hâkimin” şeklinde, “mahkeme” ibareleri “hâkim” şeklinde, aynı maddenin dördüncü fıkrasında yer alan “mahkeme” ibaresi “hâkim” şeklinde değiştirilmiştir.
  35. [35]21/2/2014 tarihli ve 6526 sayılı Kanunun 12 nci maddesiyle, bu maddenin beşinci fıkrasında yer alan “üç ay” ve “bir defa” ibareleri sırasıyla “iki ay” ve “bir ay” şeklinde değiştirilmiş; mevcut altıncı fıkrasının (a) bendinin (5) numaralı alt bendinden sonra gelmek üzere “6. Nitelikli hırsızlık (madde 142) ve yağma (madde 148, 149),” alt bendi eklenmiş, diğer alt bentler buna göre teselsül ettirilmiş ve yedinci fıkrasının (a) bendinin (10) numaralı alt bendinde yer alan “, fıkra 3” ibaresi madde metninden çıkarılmıştır.
  36. [36]2/12/2014 tarihli ve 6572 sayılı Kanunun 42 nci maddesiyle, bu maddeye beşinci fıkradan sonra gelmek üzere (6) numaralı fıkra eklenmiş ve diğer fıkralar buna göre teselsül ettirilmiş, mevcut yedinci fıkranın (a) bendinin (14) numaralı alt bendi metne işlendiği şekilde değiştirilmiş, bu alt bentten sonra gelmek üzere (15) numaralı alt bent eklenmiş ve diğer alt bent buna göre teselsül ettirilmiştir.
  37. [37]24/11/2016 tarihli ve 6763 sayılı Kanunun 26 ncı maddesiyle, 135 inci maddenin altıncı fıkrasına “hâkim” ibaresinden sonra gelmek üzere “veya gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısı” ibaresi eklenmiş; sekizinci fıkrasının (a) bendinin (1) numaralı alt bendine “(madde 79, 80)” ibaresinden sonra gelmek üzere “ile organ veya doku ticareti (madde 91)” ibaresi eklenmiş, aynı bendin (6) numaralı alt bendine “(madde 148, 149)” ibaresinden sonra gelmek üzere “ile nitelikli dolandırıcılık (madde 158)” ibaresi eklenmiş, aynı bende (11) numaralı alt bendinden sonra gelmek üzere (12) numaralı bent eklenmiş ve diğer alt bentler buna göre teselsül ettirilmiştir.
  38. [38]2/12/2014 tarihli ve 6572 sayılı Kanunun 42 nci maddesiyle, bu fıkrada yer alan “tespit edilebilir,” ibaresi madde metninden çıkarılmıştır.
  39. [39]25/5/2005 tarihli ve 5353 sayılı Kanunun 17 nci maddesiyle; bu fıkrada geçen "Şüphelinin" ibaresi "Şüpheli veya sanığın" olarak değiştirilmiştir.
  40. [40]25/5/2005 tarihli ve 5353 sayılı Kanunun 17 nci maddesiyle; bu fıkrada geçen "kullanmakta olduğu" ve "kullanılan" ibareleri madde metninden çıkarılmıştır.
  41. [41]25/5/2005 tarihli ve 5353 sayılı Kanunun 17 nci maddesiyle (b) bendinden sonra gelmek üzere (c) bendi eklenmiş ve diğer bentler buna göre teselsül ettirilmiştir.
  42. [42]25/5/2005 tarihli ve 5353 sayılı Kanunun 18 inci maddesiyle bu fıkrada geçen "halinde" ibaresinden sonra gelmek üzere "soruşturma evresinin bitiminden itibaren" ibaresi eklenmiştir.
  43. [43]8/7/2021 tarihli ve 7331 sayılı Kanunun 18 inci maddesiyle, bu fıkraya “soruşturma” ibaresinden sonra gelmek üzere “veya kovuşturma” ibaresi eklenmiş ve fıkrada yer alan “Başsavcılığı,” ibaresi “başsavcılığı veya mahkeme,” şeklinde değiştirilmiştir.
  44. [44]24/11/2016 tarihli ve 6763 sayılı Kanunun 27 inci maddesiyle, bu maddenin birinci fıkrasında yer alan “ağır ceza mahkemesince oy birliğiyle” ibaresi “hâkim tarafından” şeklinde değiştirilmiş, aynı maddenin yedinci fıkrasının (a) bendinin (1) numaralı alt bendinde yer alan “Uyuşturucu” ibaresi “Örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenip işlenmediğine bakılmaksızın uyuşturucu” şeklinde değiştirilmiştir.
  45. [45]21/2/2014 tarihli ve 6526 sayılı Kanunun 14 üncü maddesiyle, bu fıkrada yer alan “hususunda” ibaresinden sonra gelmek üzere “somut delillere dayanan” ibaresi eklenmiş; aynı fıkranın (a) bendinin (2) numaralı alt bendinden sonra gelmek üzere “3. Nitelikli hırsızlık (madde 142) ve yağma (madde 148, 149),” alt bendi eklenmiş, diğer alt bentler buna göre teselsül ettirilmiş, mevcut (5) numaralı alt bendi yürürlükten kaldırılmış, mevcut (6) numaralı alt bendinde yer alan “, fıkra 3” ibaresi madde metninden çıkarılmıştır.
  46. [46]24/11/2016 tarihli ve 6763 sayılı Kanunun 28 inci maddesiyle, bu bendin (1) numaralı alt bendine “(madde 79, 80)” ibaresinden sonra gelmek üzere “ile organ veya doku ticareti (madde 91)” ibaresi, (3) numaralı alt bendine “(madde 148, 149)” ibaresinden sonra gelmek üzere “ile nitelikli dolandırıcılık (madde 158)” ibaresi eklenmiş, aynı bende (8) numaralı alt bendinden sonra gelmek üzere (9) numaralı alt bent eklenmiş ve diğer alt bentler buna göre teselsül ettirilmiştir.
  47. [47]25/5/2005 tarihli ve 5353 sayılı Kanunun 19 uncu maddesiyle, bu bente (5) numaralı alt bentten sonra gelmek üzere (6) numaralı alt bent eklenmiş, diğer alt bentler buna göre teselsül ettirilmiştir.
  48. [48]2/12/2014 tarihli ve 6572 sayılı Kanunun 43 üncü maddesiyle, (11) numaralı alt bentten sonra gelmek üzere alt bent eklenmiş ve diğer alt bent buna göre teselsül ettirilmiştir.
  49. [49]24/11/2016 tarihli ve 6763 sayılı Kanunun 28 inci maddesiyle, bu fıkrada yer alan “mahkeme” ibaresi “hâkim” şeklinde değiştirilmiştir.
  50. [50]2/3/2024 tarihli ve 7499 sayılı Kanunun 12 nci maddesi ile bu maddenin birinci fıkrasının (k) bendinde yer alan “Yakalama” ibaresi “Yakalama, adli kontrol” şeklinde değiştirilmiş, ikinci fıkrasında yer alan “(e) ve (f) bentlerinde” ibaresi “(e), (f) ve (l) bentlerinde” şeklinde değiştirilmiştir.
  51. [51]2/3/2024 tarihli ve 7499 sayılı Kanunun 13 üncü maddesi ile bu fıkrada yer alan “onbeş gün” ibaresi “iki hafta” şeklinde değiştirilmiştir.
  52. [52]2/3/2024 tarihli ve 7499 sayılı Kanunun 14 üncü maddesi ile birinci fıkrada yer alan “yakalanan” ibaresi “yakalanan, adli kontrol altına alınan” şeklinde ve fıkranın (e) bendinde yer alan “gözaltına alınmasına” ibaresi “gözaltına alınmasına, adli kontrol altına alınmasına” şeklinde değiştirilmiştir.
  53. [53]Bu madde başlığı “Şüpheli veya sanığın zorla getirilmesi “ iken, 6/12/2006 tarihli ve 5560 sayılı Kanunun 20 nci maddesiyle metne işlendiği şekilde değiştirilmiştir.
  54. [54]Bu madde başlığı " Müdafi görevini yerine getirmediğinde yapılacak işlem" iken 25/5/2005 tarihli ve 5353 sayılı Kanunun 22 nci maddesiyle metne işlendiği şekilde değiştirilmiştir.
  55. [55]3/10/2016 tarihli ve 676 sayılı KHK’nin 2 nci maddesiyle, bu fıkrada yer alan “tutuklu ve” ibaresi “şüpheli, sanık veya” şeklinde, “kovuşturma açılması halinde tutuklu veya hükümlünün müdafilik veya vekilliğini” ibaresi “soruşturma ya da kovuşturma bulunması halinde müdafilik veya vekillik görevini” şeklinde değiştirilmiştir.
  56. [56]Anayasa Mahkemesinin 24/7/2019 tarihli ve E.:2018/73; K.:2019/65 sayılı Kararı ile bu fıkrada yer alan “soruşturma ya da” ibaresi iptal edilmiştir.
  57. [57]3/10/2016 tarihli ve 676 sayılı KHK’nin 2 nci maddesiyle, bu fıkrada yer alan “müdafi veya vekil hakkında açılan kovuşturmanın yapıldığı” ibaresi “hâkim veya” şeklinde, “Kovuşturma sonunda” ibaresi “Soruşturma sonunda kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmesi veya kovuşturma sonunda” şeklinde değiştirilmiş, aynı fıkraya “Müdafilik görevinden yasaklama kararı,” ibaresinden sonra gelmek üzere “avukat hakkındaki soruşturma veya” ibaresi ve “Ancak,” ibaresinden sonra gelmek üzere “soruşturma veya” ibaresi eklenmiş, daha sonra bu hüküm 1/2/2018 tarihli ve 7070 sayılı Kanunun 2 nci maddesiyle aynen kabul edilerek kanunlaşmıştır.
  58. [58]Anayasa Mahkemesinin 24/7/2019 tarihli ve E.:2018/73; K.:2019/65 sayılı Kararı ile bu fıkrada yer alan “avukat hakkındaki soruşturma veya” ibaresi ve “soruşturma veya” ibaresi iptal edilmiştir.
  59. [59]3/10/2016 tarihli ve 676 sayılı KHK’nin 2 nci maddesiyle, bu fıkrada yer alan “tutuklu” ibaresi “şüpheli, sanık” şeklinde değiştirilmiş, daha sonra bu hüküm 1/2/2018 tarihli ve 7070 sayılı Kanunun 2 nci maddesiyle aynen kabul edilerek kanunlaşmıştır.
  60. [60]15/8/2017 tarihli ve 694 sayılı KHK’nin 145 inci maddesiyle, bu fıkra eklenmiş ve diğer fıkra buna göre teselsül ettirilmiş, daha sonra bu hüküm 1/2/2018 tarihli ve 7078 sayılı Kanunun 140 ıncı maddesiyle aynen kabul edilerek kanunlaşmıştır.
  61. [61]Bu fıkraya 25/5/2005 tarihli ve 5353 sayılı Kanunun 24 üncü maddesiyle; "4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun Hükümleri" ibaresinden sonra gelmek üzere ", en üst dereceli kolluk amirleri hakkında ise, hâkimlerin görevlerinden dolayı tâbi oldukları yargılama usulü" ibaresi eklenmiştir.
  62. [62]25/5/2005 tarihli ve 5353 sayılı Kanunun 25 inci maddesiyle; bu fıkrada bulunan "3 üncü" ibaresi "4 üncü" olarak değiştirilmiştir.
  63. [63]21/2/2014 tarihli ve 6526 sayılı Kanunun 16 ncı maddesiyle; bu fıkrada yer alan “zamanı” ibaresi “tarihi, başlama ve bitiş saatini” şeklinde değiştirilmiştir.
  64. [64]8/7/2021 tarihli ve 7331 sayılı Kanunun 19 uncu maddesiyle, bu fıkrada yer alan “açıklanır.” ibaresi “açıklanır; yüklenen suçu oluşturan olaylar ve suçun delilleriyle ilgisi bulunmayan bilgilere yer verilmez.” şeklinde değiştirilmiştir.
  65. [65]17/10/2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanunun 19 uncu maddesiyle bu fıkrada yer alan “, uzlaşmaya ilişkin hükümler saklı kalmak üzere” ibaresi madde metninden çıkarılmış, (d) bendinde yer alan “uğradığı zararın,” ibaresi “uğradığı ve Cumhuriyet savcısı tarafından tespit edilen zararın,” şeklinde değiştirilmiştir.
  66. [66]25/7/2018 tarihli ve 7145 sayılı Kanunun 17 nci maddesiyle, bu fıkrada yer alan “tespit edilmesi” ibaresinden sonra gelmek üzere “veya bu karar aleyhine Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yapılan başvuru hakkında dostane çözüm ya da tek taraflı deklarasyon sonucunda düşme kararı verilmesi” ibaresi eklenmiştir.
  67. [67]31/3/2011 tarihli ve 6217 sayılı Kanunun 22 nci maddesiyle, bu maddenin birinci fıkrasında yer alan “ağır ceza mahkemesi başkanına” ibaresi “ağır ceza mahkemesine”, üçüncü ve dördüncü fıkralarında yer alan “Başkan” ibareleri “Mahkeme” ve altıncı fıkrasında yer alan “ağır ceza mahkemesi başkanının” ibaresi “ağır ceza mahkemesinin” şeklinde değiştirilmiştir.
  68. [68]18/6/2014 tarihli ve 6545 sayılı Kanunun 71 inci maddesiyle, bu maddenin birinci fıkrasında yer alan “ağır ceza mahkemesine en yakın ağır ceza mahkemesine” ibaresi “ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine” şeklinde; dördüncü fıkrasında yer alan “Mahkeme” ibaresi “Sulh ceza hâkimliği” şeklinde değiştirilmiştir.
  69. [69]2/3/2024 tarihli ve 7499 sayılı Kanunun 37 nci maddesi ile bu fıkrada yer alan “onbeş gün” ibaresi “iki hafta” şeklinde değiştirilmiştir.
  70. [70]20/11/2017 tarihli ve 696 sayılı KHK’nin 96 ncı maddesiyle bu fıkrada yer alan “mazeretsiz olarak” ibaresinden sonra gelmek üzere “duruşmaya gelmemesi veya” ibaresi eklenmiştir.
  71. [71]24/1/2013 tarihli ve 6411 sayılı Kanunun 1 inci maddesiyle, bu fıkrada yer alan “Bu madde hükümleri,” ibaresi “Birinci ve ikinci fıkra hükümleri,” şeklinde değiştirilmiştir.
  72. [72]24/11/2016 tarihli ve 6763 sayılı Kanunun 30 uncu maddesiyle, bu bentte yer alan “okunması” ibaresi “anlatılması” şeklinde değiştirilmiştir.
  73. [73]20/11/2017 tarihli ve 696 sayılı KHK’nin 97 nci maddesiyle bu maddenin başlığında yer alan “okunması” ibaresi “anlatılması” şeklinde, birinci fıkrasında yer alan “okunur” ibaresi “anlatılır” şeklinde ve ikinci fıkrasında yer alan “okunmasına” ibaresi “anlatılmasına” şeklinde değiştirilmiş, daha sonra bu hüküm 1/2/2018 tarihli ve 7079 sayılı Kanunun 91 inci maddesiyle aynen kabul edilerek kanunlaşmıştır.
  74. [74]Anayasa Mahkemesinin 26/3/2026 tarihli ve E.:2025/18; K.:2026/66 sayılı Kararı ile bu fıkranın üçüncü cümlesi iptal edilmiştir. Kararın Resmî Gazete’de yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra (16/4/2027) yürürlüğe gireceği hüküm altına alınmıştır.
  75. [75]23/6/2022 tarihli ve 7413 sayılı Kanunun 21 inci maddesiyle bu fıkrada yer alan “mahkemesinde staj yapmakta olan hâkim ve” ibaresi “hâkim ve savcı yardımcıları ile mahkemesinde staj yapmakta olan” şeklinde değiştirilmiştir.
  76. [76]Bu madde başlığı “Hükmün açıklanması” iken, 6/12/2006 tarihli ve 5560 sayılı Kanunun 23 üncü maddesiyle metne işlendiği şekilde değiştirilmiştir
  77. [77]24/11/2016 tarihli ve 6763 sayılı Kanunun 31 inci maddesiyle, bu fıkrada yer alan “Hükmün gerekçesi” ibaresinden sonra gelmek üzere “ve varsa karşı oy gerekçesi” ibaresi eklenmiştir.
  78. [78]8/7/2021 tarihli ve 7331 sayılı Kanunun 21 inci maddesiyle bu fıkraya “yapılacak çağrı” ibaresinden sonra gelmek üzere “ve zorla getirme” ibaresi eklenmiştir.
  79. [79]12/5/2022 tarihli ve 7406 sayılı Kanunun 10 uncu maddesiyle, birinci fıkranın (a) bendinin (3) numaralı alt bendi ile (b) bendinin (5) numaralı alt bendinde yer alan “cinsel saldırı suçu ile” ibareleri “cinsel saldırı, çocukların cinsel istismarı veya ısrarlı takip suçları ile kadına karşı işlenen kasten yaralama, işkence veya eziyet suçlarında ve” şeklinde değiştirilmiştir.
  80. [80]Anayasa Mahkemesi’nin 17/5/2012 tarihli ve E.: 2011/37, K.: 2012/69 sayılı Kararı ile bu alt bentte yer alan “… vekili aracılığı ile…” ibaresi iptal edilmiştir.
  81. [81]12/5/2022 tarihli ve 7406 sayılı Kanunun 11 inci maddesiyle bu fıkrada yer alan “cinsel saldırı suçu ile” ibaresi “cinsel saldırı, çocukların cinsel istismarı veya ısrarlı takip suçları ile kadına karşı işlenen kasten yaralama, işkence veya eziyet suçlarında ve” şeklinde değiştirilmiştir.
  82. [82]24/11/2016 tarihli ve 6763 sayılı Kanunun 32 nci maddesiyle, bu maddenin birinci fıkrasına “Hakkındaki” ibaresinden sonra gelmek üzere “soruşturmanın veya” ibaresi, “bu nedenle” ibaresinden sonra gelmek üzere “Cumhuriyet savcısı veya” ibaresi, ikinci fıkrasına “dolayı” ibaresinden sonra gelmek üzere “soruşturma veya” ibaresi, “olan” ibaresinden sonra gelmek üzere “şüpheli veya” ibaresi, “yetkili” ve “ise,” ibarelerinden sonra gelmek üzere “Cumhuriyet savcısı veya” ibaresi ve aynı fıkranın (a) bendine “gazete ile” ibaresinden sonra gelmek üzere “şüpheli veya” ibaresi eklenmiştir.
  83. [83]Bu maddeye 25/5/2005 tarihli ve 5353 sayılı Kanunun 31 inci maddesiyle ikinci fıkra eklenmiş ve diğer fıkralar buna göre teselsül ettirilmiştir.
  84. [84]2/1/2017 tarihli ve 680 sayılı KHK’nin 12 nci maddesiyle, bu bende “başvurmayan” ibaresinden sonra gelmek üzere “şüpheli veya” ibaresi eklenmiş, daha sonra bu hüküm 1/2/2018 tarihli ve 7072 sayılı Kanunun 11 inci maddesiyle aynen kabul edilerek kanunlaşmıştır.
  85. [85]24/11/2016 tarihli ve 6763 sayılı Kanunun 33 üncü maddesiyle, bu maddenin birinci fıkrasına “sanığın” ibaresinden sonra gelmek üzere “Cumhuriyet savcısına başvurmasını veya” ibaresi ve “orantılı olarak” ibaresinden sonra gelmek üzere “Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi veya” ibaresi eklenmiş; ikinci fıkrasının (a) bendine (16) numaralı alt bendinden sonra gelmek üzere (17) numaralı alt bent eklenmiş, diğer alt bentler buna göre teselsül ettirilmiştir.
  86. [86]2/1/2017 tarihli ve 680 sayılı KHK’nin 13 üncü maddesiyle, bu fıkrada yer alan “Kaçak sanığın” ibaresi “Kaçağın” şeklinde değiştirilmiş, daha sonra bu hüküm 1/2/2018 tarihli ve 7072 sayılı Kanunun 12 nci maddesiyle aynen kabul edilerek kanunlaşmıştır.
  87. [87]24/11/2016 tarihli ve 6763 sayılı Kanunun 33 üncü maddesiyle, bu fıkrada yer alan “ilânına” ibaresinden sonra gelmek üzere “sulh ceza hâkimince veya” ibaresi eklenmiştir.
  88. [88]24/11/2016 tarihli ve 6763 sayılı Kanunun 33 üncü maddesiyle, bu fıkrada yer alan “Mahkeme” ibaresi “Sulh ceza hâkimi veya mahkeme” şeklinde değiştirilmiştir.
  89. [89]24/12/2025 tarihli ve 7571 sayılı Kanunun 23 üncü maddesiyle bu alt bentte yer alan “(madde 170)” ibaresi “(madde 170, birinci ve üçüncü fıkra)” şeklinde değiştirilmiştir.
  90. [90]21/11/2024 tarihli ve 7533 sayılı Kanunun 34 üncü maddesi ile bu bentte yer alan “birinci, üçüncü ve beşinci fıkraları” ibaresi “üçüncü fıkrası” şeklinde değiştirilmiştir.
  91. [91]8/7/2021 tarihli ve 7331 sayılı Kanunun 22 nci maddesiyle, bu fıkraya “temel cezadan” ibaresinden sonra gelmek üzere “ve koşulları bulunduğu takdirde zincirleme suça ilişkin hükümler uygulandıktan sonra belirlenen cezadan” ibaresi eklenmiştir.
  92. [92]8/7/2021 tarihli ve 7331 sayılı Kanunun 22 nci maddesiyle, bu fıkrada yer alan “şartların gerçekleştiği ve eylemin seri muhakeme usulü kapsamında olduğu kanaatine varırsa talepte belirlenen yaptırım doğrultusunda” ibaresi “şartların gerçekleştiği, eylemin seri muhakeme usulü kapsamında olduğu ve dosyadaki mevcut delillere göre mahkûmiyet kararı verilmesi gerektiği kanaatine varırsa talep yazısında belirtilen yaptırımdan daha ağır olmamak üzere dört ila yedinci fıkra hükümleri doğrultusunda” şeklinde değiştirilmiştir.
  93. [93]Anayasa Mahkemesinin 5/11/2024 Tarihli ve E: 2024/66, K: 2024/188 Sayılı Kararı ile bu fıkrada yer alan "… ile sağır ve dilsizlik..." ibaresi iptal edilmiştir.
  94. [94]Anayasa Mahkemesinin 10/9/2025 Tarihli ve E: 2025/51, K: 2025/184 Sayılı Kararı ile bu fıkrada yer alan “ya da başka bir nedenle şüpheliye ulaşılamaması” ibaresi iptal edilmiştir.
  95. [95]2/3/2024 tarihli ve 7499 sayılı Kanunun 37 nci maddesi ile bu fıkrada yer alan “on beş gün” ibaresi “iki hafta” şeklinde değiştirilmiştir.
  96. [96]Anayasa Mahkemesinin 5/11/2024 Tarihli ve E: 2024/66, K: 2024/188 Sayılı Kararı ile bu fıkrada yer alan "…sağır ve dilsizlik..." ibaresi iptal edilmiştir.
  97. [97]Bu madde başlığı “Uzlaşma” iken, 24/11/2016 tarihli ve 6763 sayılı Kanunun 34 üncü maddesiyle metne işlendiği şekilde değiştirilmiş, aynı maddenin birinci fıkrasının (b) bendine mevcut (2) ve (3) numaralı alt bentlerinden sonra gelmek üzere (3), (5) ve (6) numaralı alt bentler eklenmiş ve diğer alt bentler buna göre teselsül ettirilmiştir.
  98. [98]17/10/2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanunun 26 ncı maddesiyle üçüncü fıkraya “birlikte” ibaresinden sonra gelmek üzere “aynı mağdura karşı” ibaresi eklenmiş, onikinci fıkrada yer alan “en çok yirmi gün daha” ibaresi “her defasında yirmi günü geçmemek üzere en fazla iki kez” şeklinde değiştirilmiştir.
  99. [99]24/11/2016 tarihli ve 6763 sayılı Kanunun 34 üncü maddesiyle, bu maddenin onbeşinci ve yirmibirinci fıkralarında yer alan “Cumhuriyet savcısına” ibareleri “uzlaştırma bürosuna” şeklinde değiştirilmiştir.
  100. [100]17/10/2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanunun 26 ncı maddesiyle, (b) bendinin mevcut (4), (5) ve (6) numaralı alt bentlerinden sonra gelmek üzere sırasıyla alt bentler eklenmiş ve bent numaraları buna göre teselsül ettirilmiştir.
  101. [101]24/12/2025 tarihli ve 7571 sayılı Kanunun 24 üncü maddesiyle bu alt bentte yer alan “(madde 155)” ibaresi “(üçüncü fıkra hariç, madde 155)” şeklinde değiştirilmiştir.
  102. [102]8/8/2026 tarihli ve 7593 sayılı Kanunun 15 inci maddesiyle bu bentte yer alan “suça sürüklenen” ibaresi “adli süreçteki” şeklinde değiştirilmiştir.
  103. [103]24/11/2016 tarihli ve 6763 sayılı Kanunun 34 üncü maddesiyle, bu fıkrada yer alan “etkin pişmanlık hükümlerine yer verilen suçlar ile” ibaresi madde metninden çıkarılmıştır.
  104. [104]12/5/2022 tarihli ve 7406 sayılı Kanunun 12 nci maddesiyle bu fıkrada yer alan “suçlarda,” ibaresi “suçlarda ve ısrarlı takip suçunda (madde 123/A),” şeklinde değiştirilmiştir.
  105. [105]7/11/2024 tarihli ve 7531 sayılı Kanunun 16 ncı maddesiyle üçüncü fıkrasında yer alan “suçlarda ve ısrarlı takip suçunda (madde 123/A), uzlaştırma” ibaresi “suçlarda, ısrarlı takip suçunda (madde 123/A) ve hakaret suçunda (125 inci maddenin ikinci fıkrası), uzlaştırma” şeklinde ve dördüncü fıkrasında yer alan “üç gün” ibaresi “yedi gün” şeklinde değiştirilmiştir.
  106. [106]24/12/2025 tarihli ve 7571 sayılı Kanunun 24 üncü maddesiyle bu fıkrada yer alan “(125 inci maddenin ikinci fıkrası),” ibaresi “(madde 125)” şeklinde değiştirilmiştir.
  107. [107]24/11/2016 tarihli ve 6763 sayılı Kanunun 34 üncü maddesiyle, bu fıkrada yer alan “hâlinde, Cumhuriyet savcısı veya talimatı üzerine adlî kolluk görevlisi” ibaresi “ve kamu davası açılması için yeterli şüphenin bulunması hâlinde, dosya uzlaştırma bürosuna gönderilir. Büro tarafından görevlendirilen uzlaştırmacı” şeklinde ve “Cumhuriyet savcısı” ibaresi “Uzlaştırmacı,” şeklinde değiştirilmiştir.
  108. [108]24/11/2016 tarihli ve 6763 sayılı Kanunun 34 üncü maddesiyle, bu fıkrada yer alan “Cumhuriyet savcısı” ibaresi “Uzlaştırma bürosu” şeklinde değiştirilmiştir.
  109. [109]Anayasa Mahkemesinin 26/7/2023 Tarihli ve E: 2023/43, K: 2023/141 Sayılı Kararı ile bu fıkrada yer alan " Uzlaşmanın sağlanması halinde, soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamaz;..." ibaresi iptal edilmiştir.
  110. [110]7/11/2024 tarihli ve 7531 sayılı Kanunun 16 ncı maddesiyle bu fıkranın beşinci cümlesinin başına “Uzlaşmanın sağlanması halinde, uzlaşma anında tespit edilemeyen veya uzlaşmadan sonra ortaya çıkan zararlar hariç, soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamaz;” ibaresi eklenmiştir.
  111. [111]7/11/2024 tarihli ve 7531 sayılı Kanunun 16 ncı maddesiyle bu fıkrada yer alan “avukatların veya hukuk öğrenimi görmüş kişilerin” ibaresi “hukuk fakültesi mezunlarının” şeklinde değiştirilmiştir.
  112. [112]24/11/2016 tarihli ve 6763 sayılı Kanunun 35 inci maddesiyle, bu maddenin birinci fıkrasında yer alan “uzlaştırma işlemleri” ibaresi “kovuşturma dosyası, uzlaştırma işlemlerinin” şeklinde ve “göre, mahkeme tarafından yapılır.” ibaresi “göre yerine getirilmesi için uzlaştırma bürosuna gönderilir.” şeklinde değiştirilmiştir.
  113. [113]2/3/2024 tarihli ve 7499 sayılı Kanunun 37 nci maddesi ile bu fıkrada yer alan “yedi gün” ibaresi “iki hafta” şeklinde değiştirilmiştir.
  114. [114]2/3/2024 tarihli ve 7499 sayılı Kanunun 37 nci maddesi ile bu bentte yer alan “üçbin” ibaresi “onbeşbin” şeklinde değiştirilmiştir.
  115. [115]2/3/2024 tarihli ve 7499 sayılı Kanunun 18 inci maddesi ile birinci fıkrasında yer alan “hükmün açıklanmasından itibaren yedi gün” ibaresi “hükmün gerekçesiyle birlikte tebliğ edildiği tarihten itibaren iki hafta” şeklinde, üçüncü ve beşinci fıkralarında yer alan “yedi gün” ibareleri “iki hafta” şeklinde değiştirilmiştir.
  116. [116]2/3/2024 tarihli ve 7499 sayılı Kanunun 37 nci maddesi ile bu fıkrada yer alan “yedi gün” ibaresi “iki hafta” şeklinde değiştirilmiştir.
  117. [117]15/8/2016 tarihli ve 674 sayılı KHK’nin 15 inci maddesiyle, bu fıkrada yer alan “sunulmak üzere, Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığına” ibaresi yürürlükten kaldırılmış olup, daha sonra bu hüküm 10/11/2016 tarihli ve 6758 sayılı Kanunun 15 inci maddesiyle aynen kabul edilerek kanunlaşmıştır.
  118. [118]Bu madde başlığı “Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısının görevi” iken, 15/8/2016 tarihli ve 674 sayılı KHK’nin 14 üncü maddesiyle metne işlendiği şekilde değiştirilmiş olup, daha sonra bu hüküm 10/11/2016 tarihli ve 6758 sayılı Kanunun 14 üncü maddesiyle aynen kabul edilerek kanunlaşmıştır.
  119. [119]20/7/2017 tarihli ve 7035 sayılı Kanunun 15 inci maddesiyle, bu fıkranın (a) bendinde yer alan “(c)” ibaresi “(a), (c), (d)” şeklinde değiştirilmiş, aynı fıkraya (a) bendinden sonra gelmek üzere (b) ve (c) bentleri eklenmiş, mevcut (b) ve (c) bentleri (d) ve (e) bentleri olarak teselsül ettirilmiştir.
  120. [120]18/6/2014 tarihli ve 6545 sayılı Kanunun 77 nci maddesiyle, bu fıkranın (a) bendine “303 üncü maddenin birinci fıkrasının (c), (e), (f), (g) ve (h) bentlerinde yer alan ihlallerin varlığı hâlinde hukuka aykırılığın düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine,” ibaresi eklenmiş; (c) bendinde yer alan “ilk derece mahkemesinin kararını kaldırarak” ibaresi madde metninden çıkarılmıştır.
  121. [121]15/8/2016 tarihli ve 674 sayılı KHK’nin 15 inci maddesiyle, bu fıkrada yer alan “Cumhuriyet Başsavcılığının tebliğnamesini,” ibaresi yürürlükten kaldırılmış olup, daha sonra bu hüküm 10/11/2016 tarihli ve 6758 sayılı Kanunun 15 inci maddesiyle aynen kabul edilerek kanunlaşmıştır.
  122. [122]17/10/2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanunun 27 nci maddesiyle (b) bendinden sonra gelmek üzere (c) bendi, mevcut (d) bendinden sonra gelmek üzere (f) bendi eklenmiş ve bentler buna göre teselsül ettirilmiştir.
  123. [123]20/11/2017 tarihli ve 696 sayılı KHK’nin 98 inci maddesiyle, bu maddenin birinci fıkrasının (d) bendinde yer alan “maddede” ibaresi “maddenin birinci fıkrasının (g) ve (h) bentleri hariç diğer bentlerinde” şeklinde değiştirilmiş, daha sonra bu hüküm 1/2/2018 tarihli ve 7079 sayılı Kanunun 92 nci maddesiyle aynen kabul edilerek kanunlaşmıştır.
  124. [124]24/12/2025 tarihli ve 7571 sayılı Kanunun 25 inci maddesiyle bu bentte yer alan “maddenin birinci fıkrasının (g) ve (h) bentleri hariç diğer bentlerinde” ibaresi “maddede” şeklinde değiştirilmiştir.
  125. [125]20/7/2017 tarihli ve 7035 sayılı Kanunun 16 ncı maddesiyle, bu fıkraya “mahkemesi” ibaresinden sonra gelmek üzere “daire” ibaresi eklenmiştir.
  126. [126]20/7/2017 tarihli ve 7035 sayılı Kanunun 17 nci maddesiyle, bu fıkranın (a) bendinde yer alan “okunur” ibaresi “anlatılır” şeklinde, (b) bendinde yer alan “de okunur” ibaresi “anlatılır” şeklinde değiştirilmiş, aynı fıkraya (c) bendinden sonra gelmek üzere (d) bendi eklenmiş ve mevcut (d) bendi (e) bendi olarak teselsül ettirilmiştir.
  127. [127]20/11/2017 tarihli ve 696 sayılı KHK’nin 99 uncu maddesiyle, bu bentte yer alan “okunur” ibaresi “anlatılır” şeklinde değiştirilmiş, daha sonra bu hüküm 1/2/2018 tarihli ve 7079 sayılı Kanunun 93 üncü maddesiyle aynen kabul edilerek kanunlaşmıştır.
  128. [128]20/7/2017 tarihli ve 7035 sayılı Kanunun 18 inci maddesiyle, bu fıkraya “yoluna” ibaresinden sonra gelmek üzere “yalnız” ibaresi eklenmiştir.
  129. [129]20/7/2017 tarihli ve 7035 sayılı Kanunun 19 uncu maddesiyle, bu fıkrada yer alan “Türk Ceza Kanununun” ibaresi “23/4/2016 tarihli ve 6706 sayılı Cezaî Konularda Uluslararası Adlî İş Birliği Kanununun” şeklinde değiştirilmiştir.
  130. [130]18/6/2014 tarihli ve 6545 sayılı Kanunun 78 inci maddesiyle bu fıkranın (d) bendinde yer alan “suç niteliğini değiştirmeyen” ibaresi “her türlü” şeklinde değiştirilmiş; (f) bendinde yer alan “bölge adliye mahkemesince verilen beraat kararları ile” ibaresi madde metninden çıkarılmıştır.
  131. [131]20/7/2017 tarihli ve 7035 sayılı Kanunun 20 nci maddesiyle, (b) bendinden sonra gelmek üzere (c) bendi eklenmiş ve diğer bentler buna göre teselsül ettirilmiştir.
  132. [132]13/10/2022 tarihli ve 7418 sayılı Kanunun 30 uncu maddesiyle, (6) numaralı alt bentten sonra gelmek üzere alt bent eklenmiş ve diğer alt bentler buna göre teselsül ettirilmiştir.
  133. [133]2/3/2024 tarihli ve 7499 sayılı Kanunun 19 uncu maddesi ile bu fıkrada yer alan “hükmün açıklanmasından itibaren on beş gün” ibaresi “hükmün gerekçesiyle birlikte tebliğ edildiği tarihten itibaren iki hafta” şeklinde değiştirilmiştir.
  134. [134]2/3/2024 tarihli ve 7499 sayılı Kanunun 37 nci maddesi ile bu fıkrada yer alan “yedi gün” ibaresi “iki hafta” şeklinde değiştirilmiştir.
  135. [135]2/3/2024 tarihli ve 7499 sayılı Kanunun 37 nci maddesi ile birinci fıkrada yer alan “yedi gün” ibaresi “iki hafta” ve üçüncü fıkrada yer alan “bir hafta” ibaresi “iki hafta” şeklinde değiştirilmiştir.
  136. [136]15/8/2016 tarihli ve 674 sayılı KHK’nin 15 inci maddesiyle, bu fıkrada yer alan “Cumhuriyet Başsavcılığı” ibaresi yürürlükten kaldırılmış olup, daha sonra bu hüküm 10/11/2016 tarihli ve 6758 sayılı Kanunun 15 inci maddesiyle aynen kabul edilerek kanunlaşmıştır.
  137. [137]20/11/2017 tarihli ve 696 sayılı KHK’nin 100 üncü maddesiyle, bu fıkranın birinci cümlesinde yer alan “sanığın veya katılanın temyiz başvurusundaki istemi üzerine veya re’sen duruşma yoluyla yapar” ibaresi “uygun görmesi halinde duruşma yoluyla yapabilir” şeklinde değiştirilmiş, daha sonra bu hüküm 1/2/2018 tarihli ve 7079 sayılı Kanunun 94 üncü maddesiyle aynen kabul edilerek kanunlaşmıştır.
  138. [138]20/2/2019 tarihli ve 7165 sayılı Kanunun 9 uncu maddesiyle, ikinci fıkradan sonra gelmek üzere fıkra eklenmiş ve diğer fıkralar buna göre teselsül ettirilmiştir.
  139. [139]20/7/2017 tarihli ve 7035 sayılı Kanunun 23 üncü maddesiyle, bu bölüm başlığında yer alan “Yargıtay” ibaresi metinden çıkarılmıştır.
  140. [140]Anayasa Mahkemesinin 26/1/2022 tarihli ve E.:2021/48; K.:2022/7 sayılı Kararı ile bu fıkranın birinci cümlesi “sanığın aleyhine itirazlar” yönünden iptal edilmiştir.
  141. [141]2/3/2024 tarihli ve 7499 sayılı Kanunun 37 nci maddesi ile bu fıkrada yer alan “otuz gün” ibaresi “bir ay” ve “yedi gün” ibaresi “iki hafta” şeklinde değiştirilmiştir.
  142. [142]6/12/2006 tarihli ve 5560 sayılı Kanunun 26 ncı maddesiyle bu fıkrada yer alan "Adalet Bakanı" ibaresi, "Adalet Bakanlığı" olarak değiştirilmiştir.
  143. [143]6/12/2006 tarihli ve 5560 sayılı Kanunun 26 ncı maddesiyle bu fıkrada yer alan "Adalet Bakanı" ibaresi, "Adalet Bakanlığı" olarak değiştirilmiştir.
  144. [144]25/7/2018 tarihli ve 7145 sayılı Kanunun 18 inci maddesiyle, bu bentte yer alan “tespit edilmiş olması” ibaresinden sonra gelmek üzere “veya ceza hükmü aleyhine Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yapılan başvuru hakkında dostane çözüm ya da tek taraflı deklarasyon sonucunda düşme kararı verilmesi” ibaresi eklenmiştir.
  145. [145]2/3/2024 tarihli ve 7499 sayılı Kanunun 37 nci maddesi ile bu fıkrada yer alan “yedi gün” ibaresi “iki hafta” şeklinde değiştirilmiştir.
  146. [146]2/3/2024 tarihli ve 7499 sayılı Kanunun 37 nci maddesi ile bu fıkrada yer alan “yedi günlük” ibaresi “iki haftalık” şeklinde değiştirilmiştir.
  147. [147]Anayasa Mahkemesinin 25/6/2020 tarihli ve E.:2020/16; K.:2020/33 sayılı Kararı ile bu fıkrada yer alan “kovuşturma evresine geçilmiş” ibaresinin aynı bentte yer alan "basit yargılama usulü" yönünden Anayasa'ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiştir.
  148. [148]Anayasa Mahkemesinin 14/1/2021 tarihli ve E.:2020/81; K.:2021/4 sayılı Kararı ile bu fıkrada yer alan “…hükme bağlanmış…” ibaresinin aynı bentte yer alan "basit yargılama usulü" yönünden Anayasa'ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiştir.
  149. [149]Anayasa Mahkemesinin 21/4/2022 tarihli ve E.:2020/87; K.:2022/44 sayılı Kararı ile bu bentte yer alan “…kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış…” ibaresinin "seri muhakeme usulü" yönünden Anayasa'ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiştir.
  150. [150]Bu maddede yer alan "1 Nisan 2005“ ibaresi, 31/3/2005 tarihli ve 5328 sayılı Kanunun Geçici 1 inci maddesiyle "1 Haziran 2005“ şeklinde değiştirilmiştir.