İçeriğe geç
Yürürlükte Temel kanun 44. hâli

Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK)

Kanun numarası
5271
Kabul tarihi
04.12.2004
Resmî Gazete
17.12.2004 / 25673
Düstur
5. tertip, cilt 44
Son değişiklik
16.04.2027
Madde sayısı
348

Madde 63 geçmişi

Bilirkişinin atanması

Metin 1 kez değişmiş, toplam 2 değişiklik kaydı var.

Bugünkü metni

Madde 63 – (1) Çözümü uzmanlığı, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına re'sen, Cumhuriyet savcısının, katılanın, vekilinin, şüphelinin veya sanığın, müdafiinin veya kanunî temsilcinin istemi üzerine karar verilebilir. (Değişik cümle: 3/11/2016-6754/42 md.) Ancak, genel bilgi veya tecrübeyle ya da hâkimlik mesleğinin gerektirdiği hukukî bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamaz. (Ek cümle: 3/11/2016-6754/42 md.) Hukuk öğrenimi görmüş kişiler, hukuk alanı dışında ayrı bir uzmanlığa sahip olduğunu belgelendirmedikçe, bilirkişi olarak görevlendirilemez.

(2) Bilirkişi atanması ve gerekçe gösterilerek sayısının birden çok olarak saptanması, hâkim veya mahkemeye aittir. Birden çok bilirkişi atanmasına ilişkin istemler reddedildiğinde de aynı biçimde karar verilir.

(3) Soruşturma evresinde Cumhuriyet savcısı da bu maddede gösterilen yetkileri kullanabilir.

Metnin değiştiği tarihler

  1. 24 Kasım 2016

    Bu tarihe bağlanmış bir değişiklik kaydı bulunamadı; fark doğrudan iki hâlin metninden çıkarıldı.

    10 Eylül 2016 tarihli hâli
    Madde 63 – (1) Çözümü uzmanlığı, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına re'sen, Cumhuriyet savcısının, katılanın, vekilinin, şüphelinin veya sanığın, müdafiinin veya kanunî temsilcinin istemi üzerine karar verilebilir. Ancak hâkimlik mesleğinin gerektirdiği genel ve hukukî bilgi ile çözülmesi olanaklı konularda bilirkişi dinlenemez. (2) Bilirkişi atanması ve gerekçe gösterilerek sayısının birden çok olarak saptanması, hâkim veya mahkemeye aittir. Birden çok bilirkişi atanmasına ilişkin istemler reddedildiğinde de aynı biçimde karar verilir. (3) Soruşturma evresinde Cumhuriyet savcısı da bu maddede gösterilen yetkileri kullanabilir.
    24 Kasım 2016 tarihli hâli
    Madde 63 – (1) Çözümü uzmanlığı, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına re'sen, Cumhuriyet savcısının, katılanın, vekilinin, şüphelinin veya sanığın, müdafiinin veya kanunî temsilcinin istemi üzerine karar verilebilir. (Değişik cümle: 3/11/2016-6754/42 md.) Ancak, genel bilgi veya tecrübeyle ya da hâkimlik mesleğinin gerektirdiği hukukî bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamaz. (Ek cümle: 3/11/2016-6754/42 md.) Hukuk öğrenimi görmüş kişiler, hukuk alanı dışında ayrı bir uzmanlığa sahip olduğunu belgelendirmedikçe, bilirkişi olarak görevlendirilemez. (2) Bilirkişi atanması ve gerekçe gösterilerek sayısının birden çok olarak saptanması, hâkim veya mahkemeye aittir. Birden çok bilirkişi atanmasına ilişkin istemler reddedildiğinde de aynı biçimde karar verilir. (3) Soruşturma evresinde Cumhuriyet savcısı da bu maddede gösterilen yetkileri kullanabilir.
Metni elimizde olmayan 2 değişiklik kaydı

Bu kayıtlar metin içindeki değişiklik notlarından derlendi. Karşılaştırılacak hâl elimizde yok: belgenin konsolide metninin en eski kopyası 18 Temmuz 2012 tarihli, bundan öncesi için metnin o günkü hâli hiçbir arşivde bulunmuyor.

  • Değiştirildi Madde 63 (cümle) 6754 sayılı Kanun, md. 42
    Değişikliğin gerekçesi

    Bilirkişilik Kanunu Tasarısının 3 üncü maddesinin üçüncü fıkrasında yapılan düzenlemeyle, genel bilgi veya tecrübeyle ya da hâkimlik mesleğinin gerektirdiği hukuki bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamayacağı temel ilke olarak benimsenmektedir.

    Bilirkişilik Kanunu Tasarısının 10 uncu maddesinin üçüncü fıkrasında ise hukuk öğrenimi görmüş kişilerin, ayrı bir uzmanlığa sahip olmaları halinde bilirkişilik siciline ve listesine kaydedilebileceği düzenlenmektedir.

    Anayasanın 138 inci maddesine göre, yargı yetkisini mutlak şekilde kullanmakla görevli ve yetkili hâkim, hukuki uyuşmazlıklara uygulayacağı hukuk kurallarını resen araştırıp, uyuşmazlığı çözmek zorundadır. Usul kanunlarında yer alan, hâkimin Türk hukukunu resen uygulayacağı ilkesi gereğince tarafların, davada hiçbir hukuki sebep ileri sürmeseler yahut yanlış hukuki sebep ileri sürseler dahi herhangi bir hak kaybına uğramamaları gerekir. Zira, görülmekte olan bir davada, doğru hukuk kurallarını bulup uygulamak, hâkime düşen bir görevdir. Bu itibarla, yargılama hukukumuzda hâkimin hukuk bilgisiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurması kesin olarak yasaklanmıştır.

    5271 sayılı Kanunun 63 üncü maddesinin birinci fıkrasına cümle eklemek suretiyle, hukuk öğrenimi görmüş kişilerin, hukuk alanı dışında ayrı bir uzmanlığa sahip olduklarını belgelendirmedikçe bilirkişilik sicili ve listesine kaydedilmeyeceği açıkça düzenlenmektedir.

    5271 sayılı Kanunun 63 üncü maddesinin birinci fıkrasında, hâkimlik mesleğinin gerektirdiği genel ve hukuki bilgiyle çözülmesi olanaklı konularda bilirkişi dinlenemeyeceği düzenlenmiştir. Fıkradaki “genel ve hukuki bilgi” ibaresinden kastedilen, “genel bilgi” veya “hukuki bilgi” olup, “genel hukuki bilgi” değildir. Anılan düzenlemenin ifade tarzının uygulamada tereddütlere neden olduğu ve “özel hukuki bilgi”yle çözümlenmesi mümkün davalarda hukukçu bilirkişilere inceleme yaptırıldığı görülmektedir. Bu nedenle, mevcut birinci fıkranın ikinci cümlesindeki tereddüdü gidermek ve Tasarının ilgili maddeleriyle uyum sağlamak amacıyla fıkraya “genel bilgi veya tecrübeyle” ibaresi eklenmektedir.

    Düzenlemenin amacı, Anayasayla hâkime verilen mutlak yargı yetkisinin, bilirkişi vasıtasıyla dahi olsa bir başkasına devrini önlemek, hukuk kurallarını araştırmak, yorumlamak ve bizzat uygulamakla görevli hâkimin uyuşmazlık hakkında bir kez de bilirkişi atayarak gereksiz yere yargılama giderlerinin artmasına ve buna bağlı olarak yargılama sürelerinin uzamasına sebep olmasını önlemek, bilirkişilik kurumunu gerçek fonksiyonuyla buluşturmak ve “bilirkişi adaleti” olarak adlandırılan uygulamalara son vermektir.

  • Değişikliğin gerekçesi

    Bilirkişilik Kanunu Tasarısının 3 üncü maddesinin üçüncü fıkrasında yapılan düzenlemeyle, genel bilgi veya tecrübeyle ya da hâkimlik mesleğinin gerektirdiği hukuki bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamayacağı temel ilke olarak benimsenmektedir.

    Bilirkişilik Kanunu Tasarısının 10 uncu maddesinin üçüncü fıkrasında ise hukuk öğrenimi görmüş kişilerin, ayrı bir uzmanlığa sahip olmaları halinde bilirkişilik siciline ve listesine kaydedilebileceği düzenlenmektedir.

    Anayasanın 138 inci maddesine göre, yargı yetkisini mutlak şekilde kullanmakla görevli ve yetkili hâkim, hukuki uyuşmazlıklara uygulayacağı hukuk kurallarını resen araştırıp, uyuşmazlığı çözmek zorundadır. Usul kanunlarında yer alan, hâkimin Türk hukukunu resen uygulayacağı ilkesi gereğince tarafların, davada hiçbir hukuki sebep ileri sürmeseler yahut yanlış hukuki sebep ileri sürseler dahi herhangi bir hak kaybına uğramamaları gerekir. Zira, görülmekte olan bir davada, doğru hukuk kurallarını bulup uygulamak, hâkime düşen bir görevdir. Bu itibarla, yargılama hukukumuzda hâkimin hukuk bilgisiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurması kesin olarak yasaklanmıştır.

    5271 sayılı Kanunun 63 üncü maddesinin birinci fıkrasına cümle eklemek suretiyle, hukuk öğrenimi görmüş kişilerin, hukuk alanı dışında ayrı bir uzmanlığa sahip olduklarını belgelendirmedikçe bilirkişilik sicili ve listesine kaydedilmeyeceği açıkça düzenlenmektedir.

    5271 sayılı Kanunun 63 üncü maddesinin birinci fıkrasında, hâkimlik mesleğinin gerektirdiği genel ve hukuki bilgiyle çözülmesi olanaklı konularda bilirkişi dinlenemeyeceği düzenlenmiştir. Fıkradaki “genel ve hukuki bilgi” ibaresinden kastedilen, “genel bilgi” veya “hukuki bilgi” olup, “genel hukuki bilgi” değildir. Anılan düzenlemenin ifade tarzının uygulamada tereddütlere neden olduğu ve “özel hukuki bilgi”yle çözümlenmesi mümkün davalarda hukukçu bilirkişilere inceleme yaptırıldığı görülmektedir. Bu nedenle, mevcut birinci fıkranın ikinci cümlesindeki tereddüdü gidermek ve Tasarının ilgili maddeleriyle uyum sağlamak amacıyla fıkraya “genel bilgi veya tecrübeyle” ibaresi eklenmektedir.

    Düzenlemenin amacı, Anayasayla hâkime verilen mutlak yargı yetkisinin, bilirkişi vasıtasıyla dahi olsa bir başkasına devrini önlemek, hukuk kurallarını araştırmak, yorumlamak ve bizzat uygulamakla görevli hâkimin uyuşmazlık hakkında bir kez de bilirkişi atayarak gereksiz yere yargılama giderlerinin artmasına ve buna bağlı olarak yargılama sürelerinin uzamasına sebep olmasını önlemek, bilirkişilik kurumunu gerçek fonksiyonuyla buluşturmak ve “bilirkişi adaleti” olarak adlandırılan uygulamalara son vermektir.