İçeriğe geç
Yürürlükte Temel kanun 8. hâli

Engelliler Hakkında Kanun

Kanun numarası
5378
Kabul tarihi
01.07.2005
Resmî Gazete
07.07.2005 / 25868
Düstur
5. tertip, cilt 44
Son değişiklik
22.06.2023
Madde sayısı
43

Kaynak: TBMM 22. Dönem S. Sayısı 969 (Esas No: 1/1029) · belgeyi aç · TBMM kaydı . Gerekçeler kanun tasarısı ya da teklifi üzerine yazılmıştır; komisyon ve Genel Kurul görüşmelerinde madde numaraları değişebilir. Her gerekçe, metni en çok benzeyen yürürlükteki maddeye bağlanmıştır.

Genel gerekçe

Anayasamızda özürlü bireylerin temel sorun alanları olan; eğitim, sağlık, çalışma hayatı, sosyal güvenlik ve toplumsal hayata uyum alanlarında özel düzenlemeler yapılmış ve özürlü bireylere bu alanlarda özel olarak korunacak grup olarak yer verilmiştir. Ancak, Anayasamızda yer alan bu hükümlere rağmen özürlü bireylerin sorunlarının azaltılmasında yeterli mesafe alınamamıştır. Mevzuatın dağınıklığı, hizmet sunumunun farklı kurumlar eliyle, koordinasyonsuz biçimde yürütülmesi ve standart uygulamaların olmaması özürlü bireylerin gereksinimlerinin karşılanamamasının başlıca nedenleridir. Özürlü bireylerin diğer toplum kesimleriyle birlikte gereksinimlerinin karşılanması, hizmetlerin sağlıklı bir biçimde planlanması ve toplumsal kaynakların rasyonel dağıtımı, konu ile ilgili özel politika ve hizmet modellerinin oluşturulmasını gerektirmektedir. Bu nedenle, ülkemizde, mevzuat içinde dağınık şekilde bulunan özürlü bireylere yönelik yasal düzenlemelerin ilkesel düzeyde yasal bir bütünlüğe kavuşturulması zorunludur. Bu zorunluluğun yerine getirilmesi, özürlülük konusunda kapsamlı bir bakış açısının gerçekleşmesi ve sorunlara tüm toplum kesimlerinin farkındalık ve duyarlılığının sağlanarak ortak bir anlayışa ulaşılmasıyla mümkün olacaktır.

Bu bakış doğrultusunda dünya genelinde özürlülükle ilgili tartışmalar, insan hakları ve ayrımcılık noktalarında devam etmektedir. Son yıllarda özürlülerin oluşturduğu organizasyonlar, özürlülüğün pozisyonunun yeniden belirlenmesi, insan hakları ve vatandaşlık hakları açısından bir çok çalışmalarda bulunmuşlardır. Bugünkü özürlü politikası kişilerin görme, işitme, zihinsel ve bedensel yetersizlikleri olması gibi fiziksel özelliklerine odaklanmadan kişinin yeteneklerine, topluma kazandırabileceklerine ve vatandaş olarak, insan haklarına saygı duymaya odaklanmaktadır. Bu politika, özürlüler ile ilgili ayrımcılığı vurgulayan yasalarda, özürlülere ve haklarına zarar vermeden uygulanabilir yasal düzenlemelere gidilmesi yönündedir.

Özürlülük; özürlü bireyi, ailesini, yakın çevresini ve ait olduğu toplumsal yapıyı ilgilendiren bir olgudur. Özürlü bireylerin diğer toplum kesimlerinden farklı olmayan temel gereksinimleri bulunmaktadır. Sağlık, bakım ve rehabilitasyon hizmetlerinden yararlanma, eğitim görme, meslek ve iş edinme, sosyal, kültürel, sanatsal ve sportif etkinlikler ile siyasal yaşama katılma bunların başında gelmektedir. Ancak temel gereksinimler açısından bir farklılık bulunmamasına karşın, bir özel gereksinim grubu oluşturan özürlü bireyler, bu hizmetlere ulaşabilirlik açısından diğer bireylere göre eşit olmayan bir konuma sahiptir ve bu anlamıyla da ayrımcılık belirginleşmektedir.

Ayrımcılık açısından değerlendirildiğinde;

toplumsal alan ve yaşam çevresi, özürlü bireyler gözetilmeden düzenlenmektedir.

Bu yapılanma, özürlü bireyi korunmaya muhtaç ve dar bir çevreye bağımlı kılmakta, toplumsal yaşam içinde ulaşabilirliğini sınırlandırmakta ve engelli duruma getirmektedir. Bu düzenlemelerdeki temel ilke; özürlü bireylerin gereksinimlerinin diğer bireylerinkiyle eşit önemde olduğu, bu gereksinimlerin toplumsal planlamalarda esas alınması ve bütün bireylere ayrımcılığı ortadan kaldıracak ve eşit katılım fırsatını tanıyacak biçimde kullanılması olmalıdır.

Bu doğrultuda özürlüler alanında olsun veya olmasın uluslararası ve ulusal mevzuatta yer alan bütün haklar özürlüler için de geçerlidir. Devletler bu hakları ırkı, rengi, dili, cinsiyeti, dini, siyasal veya diğer alanlardaki görüşleri, ulusal, etnik veya toplumsal kökeni, mülkiyet durumu, doğumla ya da başka türlü edinilmiş konumu, özrü nedeniyle hiçbir ayrım yapmaksızın tanırlar.

Bu bağlamda dünya ölçeğinde özürlülere yönelik yapılan her türlü çalışmanın ana hedefi özürlülerin toplumsal yaşama tam ve eşit katılımının sağlanması ve güçlendirilmesidir. İnsan hakları ve temel özgürlüklerin tam olarak hayata geçirilmesi, özürlülerin eşit fırsatlara sahip olmaları ve güçlendirilmeleri için esastır. Bölgesel farklılıkların, tarihsel, kültürel ve dini nedenlerin önemi akılda tutulurken, siyasi, ekonomik veya kültürel sistemlerine bakılmaksızın, tüm insan haklarının ve temel özgürlüklerin korunmasını ve geliştirilmesini sağlamak ana hedeftir. Özürlü olmakla hiç kimsenin; bağımsız yaşama, yaşamdan haz duyma, kendi tercihlerini kullanma, topluma katkıda bulunma, bir meslek sahibi olma, ekonomik, siyasi, sosyal, kültürel ve eğitsel alanlardan yararlanma, fırsat eşitliği, tam katılım, istihdam, iyi bir yaşam standardına ulaşma ve kendine yeterli olma, kendi sorunlarının çözümüyle ilgili konularda söz ve karar sahibi olma hakları kısıtlanamaz ve engellenemez. Özürlülerin kendine yeterli, toplumla kaynaşabilen, üretici bireyler olarak yetişmelerini sağlamak için eğitsel, kültürel, ekonomik ve sosyal ihtiyaçlarının karşılanması gerekir. Bütün hizmetler, olanaklar ve avantajlar özürlülerin toplumla kaynaşmalarını engellemeyecek biçimde ve onların durumlarına ve ihtiyaçlarına uygun koşullarda düzenlenmelidir.

Ülkemizdeki özürlülük profiline ilişkin kapsamlı verilere ilk kez Türkiye Özürlüler Araştırması (2002) ile ulaşılmıştır. Bu veriler özürlüler konusunda acil sosyal politikalar oluşturulması ve yasal düzenlemeler yapılması gerekliliğini ortaya koymuştur.

Araştırmanın sonuçlarına göre ülkemizde 8.431.937 kişi özürlü olarak yaşamını sürdürmektedir ve bunun genel nüfusa oranı % 12,29'dur. Bunların 2,58'i (yaklaşık 1,8 milyon) fiziksel özürlü, % 9,70'i (yaklaşık 6,6 milyon) ruhsal ve süreğen hastalığa sahiptir.

Özürlülük olgusu kendi içinde değerlendirildiğinde, özürlüler içinde en dezavantajlı grup, toplumsal hayata yeniden kazandırılması hayli güç olan bakıma muhtaçlardır. Ülkemizde bakıma muhtaç özürlülere yönelik sosyal bakım hizmetleri ise son derece yetersizdir.

Bundan dolayı gerek kurumsal, gerekse eve yönelik bakım hizmetleri alanında bakıma muhtaç özürlülerin günlük yaşamlarını kolaylaştırıcı projelerin hayata geçirilmesi gerekmektedir. Ayrıca, özürlülük alanında temel hak ve hizmetlerden yararlanmada fırsat eşitliği yaratmanın yanı sıra, çalışabilir ve çalışamayacak durumda olan bakıma muhtaç özürlü bireylere yönelik hizmet sunumu ve uygulamalarının belirli bir standarda kavuşturulması, dil ve terminoloji birliğinin sağlanması gerekmektedir.

Tasarı, yukarıda belirtilen gerekçelerle hazırlanmıştır.

Madde gerekçeleri

Tasarı/teklif madde 1

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

Madde ile, Kanunun amacı düzenlenmektedir. Özürlülerin sağlık, eğitim, rehabili-tasyon, istihdam, sosyal yardım alanlarında yaşadıkları sorunların çözümlenmesi ile özürlülere yönelik olarak hizmet veren kurum ve kuruluşlar arasında koordinasyon sağlanması için özürlüler alanında yasal düzenlemelerin yeterli seviyeye çıkarılması ve ilkesel düzeyde yasal bir düzenleme yapılması ve mevzuat arasında uyum sağlanması gerekli bulunmaktadır.

Tasarı/teklif madde 3

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

Madde ile, Kanun içinde geçen terimlerin tanımı yapılmaktadır.

Tasarı/teklif madde 4

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

Özürlülere verilecek hizmetlerin, ulusal ve uluslararası politikalara ve normlara uygun olarak yürütülmesi gereklidir. Madde ile, Kanunda belirtilen hizmetlerin yerine getirilmesinde uyulacak esaslar düzenlenmektedir.

Tasarı/teklif madde 5

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

Günümüzde kişinin fizyolojik, psikolojik veya anatomik yapı ve fonksiyonların kaybı ya da normalden sapmasına yönelik bir sınıflandırma sistemi kullanılmakta, bu sınıflandırmada kişinin bedensel, zihinsel, ruhsal, işitsel ve duyusal yeteneklerinin azalması veya kaybedilmesi, aktivitesinin ve katılımının sınırlandırılması ve kişisel çevresel faktörlerin etkisi üzerinde durulmamaktadır. Özürlülük yalnızca bedensel yapı ve fonksiyonel kısıtlılıklarla değil, çevresel ve kişisel etmenlerin etkisi altında kişinin aktivite ve katılımının kısıtlanması ile ortaya çıkan bir durum olduğuna göre, özürlülerin sınıflandırılmasında asıl temel alınması gereken nokta kişinin aktivite sınırlılığının yanı sıra katılım sınırlılıkları ve bunlara çevresel ve kişisel faktörlerin etkisidir. Kurum ve kuruluşların özürlülerin özür durumları ile ilgili ölçütleri arasında önemli farklılıklar olduğu gözlenmiştir. Ayrıca ülkeler arasında da benzer değerlendirme farklılıkları olması nedeniyle Dünya Sağlık Örgütü uluslararası ve sektörler arası standart dilin oluşturulmasını hedefleyen bir sınıflandırma sistemi olan fonksiyona göre uluslararası sınıflandırma sistemini (International Classification of Functioning = ICF) oluşturmuştur. Bu sınıflandırma sistemi insan fonksiyon ve yetersizliklerini aktivite kısıtlılıkları, katılım kısıtlılıkları, çevresel ve kişisel etkenlerle birlikte değerlendirmektedir. ICF sağlık bilgi sisteminin, sistematik bir kodlama sistemi oluşturmak, özürlülerle ilgili kurumlar arasında standart bir dil geliştirmek, ülkedeki sağlık sistemi ve hizmetlerinin değerlendirilmesini sağlamak gibi amaçları vardır. ICF sağlıkla ilgili bir sınıflandırma olmasına rağmen farklı sektörler tarafından kullanılabilecektir. Sigorta, sosyal güvenlik, insan hakları ve iş sağlığı, eğitim, ekonomi gibi alanlarda yapılacak araştırmalarda, plânlama ve politika oluşturma çalışmalarında kullanılabilir. Madde ile, Türkiye'de hâlihazırda kullanılan ve her kurum için farklı özellikler içeren özürlüler ile ilgili sınıflandırma sistemlerinin değiştirilerek, özürlülüğe yol açan bütün etmenlerin göz önünde tutulduğu standart uluslararası geçerliliği olan bir sınıflandırma sisteminin getirilmesi ve özürlülük tespitinin temellerini dünyada da cari olan bu sınıflandırmaya göre yapılması hedeflenmektedir.

Tasarı/teklif madde 6

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

Özürlülük ölçütüne göre ağır özürlüler rehabilitasyon hizmeti alamamaktadırlar. Bakım hizmetlerine ihtiyacı olan kişinin bunu talep etmesi hakkıdır. Konuya insan hakları çerçevesinde yaklaşılması ve sosyal bakım hizmetlerine ihtiyacı olan kişinin bu hizmetleri talep etmesinin insan haklarından kaynaklanan bir hak olduğunun kabul edilmesi gerekmektedir. Madde ile, özürlü kişilerin bakım ve rehabilitasyonlarının yapılması, bunlardan ihtiyacı olanların geçici veya sürekli bakım altına alınması veya evde bakım hizmeti sunulması öngörülmektedir.

Tasarı/teklif madde 7

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

Bakım hizmetlerinin sunumunda merkezî idarenin yanında yerel yönetimlerin, gönüllü kuruluşların, sosyal denetimli serbest piyasa modeline uygun olarak gerçek ve özel hukuk tüzel kişilerinin de görev ve yetki sahibi olmasında yarar görülmektedir. Ancak yerel yönetim kurumlarının, gönüllü kuruluşlarının, gerçek ve özel hukuk tüzel kişilerinin bu alanda hizmetlerini yaygınlaştırmalarını müteakiben merkezî idarenin uygulamadan çekilmesi hedeflenmektedir. Merkezî idareden beklenen; bu alanda hizmet sunacak kurum ve kişilere örnek hizmeti göstermesi, resmî ve özel kuruluşlar için yasal düzenlemeleri yapması, hizmetin standartlarını ve ilkelerini belirlemesi, rehberlik ve denetim hizmetlerini sunması, ulusal plânlama ve politikaları yönlendirmesidir. Madde ile, bakım hizmetlerini Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Genel Müdürlüğünden ruhsat alan gerçek ve tüzel kişiler ile kamu kurum ve kuruluşlarının verebilmesi öngörülmektedir.

Tasarı/teklif madde 8

→ yürürlükteki madde 6

Sosyal hayatta pratik olarak uygulanması gereken bir hizmetin teorik ve akademik bir alt yapısının oluşturulması ve geliştirilmesi, toplam kalite anlayışı çerçevesinde kalıcı etkinliğinin sağlanması açısından şarttır. Nitekim bakım hizmetleri alanında ileri bir seviyede olan gelişmiş ülkelerde, bakım, geniş anlamda sosyal hizmetler, dar anlamda bakım bilimine ait alt dallardan oluşan disiplinler arası bir bilim dalı olarak yüksek okullarda okutulmaktadır. Sosyal bakım hizmetlerinin sunumunda kişinin psiko-sosyal, biyolojik ve fiziksel özelliklerinin ve ihtiyaçlarının bir bütün olarak ele alınmasında ve hizmetlerin bu anlayış çerçevesinde plânlanmasında fayda görülmektedir. Aksi hâlde biyolojik veya fiziksel ihtiyaçları giderilen, ancak psiko-sosyal ihtiyaçları ihmal edilen kişiye sunulan hizmetler yeterli olmayacağı gibi, bakıma muhtaç kişinin hayata bağlılığı da olumsuz yönde etkilenecektir. Sosyal bakım biliminin içeriğini, temel esaslarını ve aksiyon alanlarını belirlemek, sosyal bakım çerçevesinde sunulan ders programlarını güncelleştirmek, gerek eve gerekse kurumsal bakım hizmetlerine yönelik teorik olarak oluşturulan standart bakım modellerinin hayata geçirilmesindeki etkinlikleri değerlendirmek, bakım kalitesini artırıcı tedbirleri ve uygulamaları tasarlamak gibi bilimsel ve kurumsal yönden uzmanlık gerektiren bir çok konunun ve sorunun ortaklaşa yürütülmesi zaruridir. Ayrıca sosyal bakım hizmetleri kapsamında özürlüler önemli bir yer almaktadır. Bu nedenle madde ile, ortak çalışmaların koordinatörlüğü görevi Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Genel Müdürlüğüne verilmektedir. Sosyal bakım hizmetleri, gerek bilimsel gerekse meslekî açıdan birçok disiplin ve çalışma alanı ile yakından ilgilidir. Bakıma muhtaç kişinin demografik ve şahsi özelliklerinin yanında hastalık veya özürlülük türüne göre de farklı branşların elemanlarına veya bu branşlarda da eğitim almış sosyal bakıcılara ihtiyaç vardır. Örneğin bakıma muhtaç yaşlıların, hastaların bakım ihtiyacının, gerontoloji ve geriatri, sosyal tıp ve sağlık psikolojisi gibi disiplinlerin temel eğitimini almış sosyal bakıcı tarafından karşılanması isabetli olacaktır.

Tasarı/teklif madde 9

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

Evde bakım hizmetleri hastalık, özürlülük, yaşlılık ve analık durumunda aileye verilen her türlü desteği kapsar. Bu hizmetin temel amacı, muhtaç bireyin ihtiyaçlarını en iyi şekilde karşılayarak aileye destek vermek ve böylece hem bir bütün olarak ailenin hem de tüm aile üyelerinin işlevselliğini artırmaktır. Bakıma muhtaç birey için ise amaç, ev dışında kurumsal yardım almayı geciktirmek ve böylece bireylerin kendi evlerinde olabildiğince uzun, bağımsız, rahat ve huzurlu bir şekilde yaşamalarını sağlamaktır. Kurum bakımı ise, sosyal ve ekonomik yoksunluk içinde bulunan veya evde bakım istemeyen bireylerin sağlık, sosyal, psikolojik ihtiyaçlarının giderildiği, boş zamanlarını değerlendirici etkinliklerin yapıldığı, sosyal ilişkilerinin ve aktivitelerinin artırıldığı, toplu bakımın yapıldığı kurum bakımıdır. Bakım hizmetlerinde; sürekli destek, bakım, tedavi ve korunmaya gereksinimi olan bireylere yaşadıkları ortamda yaşam desteği verecek hizmetlerin devamını sağlamak ve yaşam kalitelerini artırıcı önlemlerle, insanca ve özel ihtiyaçları karşılanarak yaşam haklarının güvence altına alınması hedeflenmektedir.

Çevresel, fiziksel, sosyal ve duygusal gereksinimi olan ve bakım hizmetinden yararlanmak isteyen bireylere geniş bir seçme özgürlüğü sunulmalıdır. Esas olan; bireyin özrünün etkisinin azaltılarak ev ve çevresel düzenlemelerle bulunduğu ortam içinde bağımsızlığını sağlayarak destek vermektir. Ancak, özürlülük ve bağımlılık oranı yüksek olan bireylerin kurum bakımını, bağımlılık oranı düşük olanların ise evde bakım hizmetini seçme hakları vardır. Madde ile, bakım hizmetlerinin öncelikle kişinin sosyal ve fiziksel çevresinden ayrılmadan sunulması öngörülmektedir.

Tasarı/teklif madde 10

→ yürürlükteki madde 10

Rehabilitasyonun özürlü bireyin günlük yaşamda, sosyoekonomik alanda bağımsızlığının geliştirilmesi ve sağlanmasında, toplumsal yaşam içerisinde tam ve eşit koşullarda yer almasının sağlanmasında çok büyük önemi bulunmaktadır. Bu hizmetin sunulması bütün özürlülerin hakkıdır. Özürlünün; özrünün türü, derecesi, nedeni, özürlünün sosyoekonomik seviyesi, yahut sair nedenlerle rehabilitasyon hizmetlerinin verilmesinde ayrım yapılarak, özürlü bireylerin bu hizmetlerden elde edebileceği yarar ve gelişme engellenemez. Rehabilitasyon hizmetlerinin bütün özürlülere verilmesinin yanı sıra, rehabilitasyonun her aşamasında özürlü ve ailelerinin aktif katılımının sağlanması rehabilitasyon hizmetlerinden beklenen yararın en üst düzeyde olmasını sağlayacaktır. Rehabilitasyon organizasyonunda, bireylerin yetenekleri, yaşam biçimleri ve beklentileri dikkate alınarak plânlama yapılması gerekir. Rehabilitasyon programlarının bireysel ihtiyaç ve taleplerini kapsayacak şekilde düzenlenmesi rehabilitasyondan elde edilecek yararların en üst düzeyde olması açısından önem taşımaktadır. Madde ile, özürlü bireylerin rehabilitasyon hizmetinden eşit şekilde yararlanmaları;

rehabilitasyon programlarının bireysel ihtiyaçlarına, beklentilerine ve yaşam biçimlerine uygun olarak düzenlenmesi hedeflenmektedir.

Tasarı/teklif madde 11

→ yürürlükteki madde 11

Özür oranının azaltılması;

özürlülüğe yol açan risk faktörlerinin önlenmesi ile mümkündür ve bu rehabilitasyonun temel hedeflerinin başında gelir. Bu nedenle koruyucu hizmetleri, tarama ve erken müdahale programları önem kazanmaktadır. Özürlülüğün tümünü önlemek mümkün olmayabilir, ancak önlenebilecekler konusunda gerekli önlemleri almak, önlenemeyenlere yönelik rehabilite edici hizmetleri de nitelik ve nicelik olarak yeterli hâle getirmek gerekir. Rehabilitasyon, sadece özürlülük ortaya çıktıktan sonra devreye girmez, koruyucu ve tedavi edici sağlık hizmetlerini de içerir. Bu nedenle rehabilitasyon alanlarına göre hizmetler organize edilmelidir. Bir çok özürlülük önlenebilir niteliktedir. Özürlülüğün önlenmesindeki en önemli faktör, toplumun bilgi ve bilinç düzeyinin yükseltilmesidir. Bu nedenle özürlülükle ilgili; beslenme, gerekli vitamin kullanımı, enfeksiyon hastalıklarına karşı aşılama gibi koruyucu önlemler konusunda yapılacak toplumu bilgilendirici kampanyaların büyük önemi bulunmaktadır. Gelişim dönemleri içinde en önemli dönem 0-6 yaş dönemidir. Bu dönemde çocuğun gelişiminin desteklenmesi, fiziksel, motor, sosyal, ruhsal ve zihinsel gelişimlerinin izlenmesi, genetik geçişli ve özürlülüğe neden olabilecek hastalıkların erken teşhis edilmesinin ve erken müdahale edilmesinin sağlanması, özürlülüğün önlenmesi, var olan özrün şiddetinin olabilecek en düşük seviyeye çekilmesi, ilerlemesinin durdurulması çocuğun ruhsal, bedensel her açıdan sağlıklı bir yetişkinlik dönemi geçirilebilmesi için çok önemlidir.

Bu dönemde ailelerin çok önemli rolü ve etkisi bulunmaktadır. Bu nedenle ailelere sosyal, ekonomik, psikolojik destek, danışmanlık ve rehberlik hizmetlerinin verilmesi gereklidir. Madde ile, yeni doğan, erken çocukluk ve çocukluğun her döneminde çocukların fiziksel, motor, sosyal, ruhsal ve zihinsel gelişimlerinin izlenmesi, genetik geçişli ve özürlülüğe neden olabilecek hastalıkların erken teşhis edilmesi sağlanarak, özürlülüğün önlenmesi, daha pahalı olan tedavi maliyetlerinin azaltılması, var olan özrün ilerlemesinin durdurulması amaçlanmaktadır.

Tasarı/teklif madde 12

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

Özürlü bireylerin bireysel özellikleri, ilgi, istek ve yetenekleri doğrultusunda meslekî eğitim hizmetlerinden yararlanabilmeleri iş ve meslek analizlerinin yapılarak işin özellikleri ile bireyin özelliklerinin karşılaştırılması ile mümkün olabilecektir. Özürlüler için iş ve meslek analizlerinin yapılması ve bu doğrultuda özürlülerin kendileri için en uygun olan meslekte eğitim almaları hedeflenmektedir. Eğitim öğretimin her aşamasında özürlü bireylerin bireysel özellikleri, ilgi, istek ve yetenekleri doğrultusunda meslekî eğitime yönlendirilmeleri gerekmektedir. Madde ile, özürlü kişi ile işin özelliklerinin karşılaştırılmasına yönelik danışmanlık hizmetlerinin yerine getirilerek, meslekî yönlendirme hizmetlerinin geliştirilmesi ve yaygınlaştırılması hükme bağlanmaktadır.

Tasarı/teklif madde 13

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

Çağımızda çalışma, bir insan hakkı olarak değerlendirilmektedir. İnsan hakları kavramının gelişim süreci içinde bir sosyal hak olarak kabul gören çalışma; her çağdaş toplumda tüm bireyler için ulaşılmak istenen bir hedeftir. Herkes için temel bir hak olan çalışma, günümüzde insanlar için maddî kazanç sağlamak ve yaşamı devam ettirmenin ötesinde anlamlar taşımaktadır. Çalışma; aidiyet duygusu, kendine güven ve benlik saygısının gelişmesi ve sosyalleşme için, yani temelde psikolojik sağlığın korunması için gerekli bir koşuldur. Toplumun tüm bireyleri için önemli olan çalışma hakkı, özürlüler için, yaşadıkları topluma ulaşmada kilit rol oynamaktadır. Bir şey üretmek için bedensel ve zihinsel olarak çaba harcama anlamına gelen çalışma, birey ve içinde yaşadığı toplum açısından çok önemli anlamlar içermektedir. Her şeyden önce bireyin güven içinde var olabilmesi, kendini gerçekleştirebilmesi ve varlığını sürdürebilmesi çalışmasına bağlıdır. Herkes gibi özürlü bireyler de yetenekleri doğrultusunda istediği mesleği seçmekte ve çalışmak istediği alanı belirlemekte özgürdür.

Ancak, toplumsal önyargılar ve varsayımlar nedeniyle özürlü bireyler istedikleri mesleği seçmekte, çalışmak istedikleri alanı belirlemekte engellerle karşılaşmaktadırlar. Madde ile, özürlülerin mesleğini seçme ve bu alanda eğitim alma hakkı önündeki engellerin kaldırılması hedeflenmekte, ayrıca bu hizmetlerin belediyeler tarafından da verilebilmesi öngörülmektedir.

Tasarı/teklif madde 14

→ yürürlükteki madde 14

Özürlülerin istihdam edilmeleri; hem özürlü hem de özürlünün ailesi ve çevresinde bulunan bireyler için yararlar sağlamaktadır. Buna karşılık özürlülerin toplumla bütünleşmesinde kilit rol oynayan istihdamın önündeki engeller çeşitlidir. Bu engellerden biri ülkenin ekonomik yapısından kaynaklanan işsizlik sorunudur. Özürlüler, işsizliğin ekonomik ve sosyal sonuçlarından en ağır şekilde etkilenen toplumsal kesimlerin başında gelmektedir. İşverenlerin özürlülere karşı salt özürlü olmalarından kaynaklanan bireyin çalışamayacağı veya belirli işleri yapamayacağına yönelik varsayımları, bilgi eksiklikleri ve önyargıları bulunmakta ve bu önyargılar özürlülerin istihdamında önemli bir engel teşkil etmektedir. Özürlüler işgücü piyasasında diğer bireylerle aynı eğitim düzeyine ve aynı vasıflara sahip olsalar bile tercih edilmemekte, özürleri nedeniyle işe alımda ayrımcılıkla karşılaşabilmektedirler. Özürlü bireylerin kişisel olarak değerlendirilmesi sonucu, işini yapmasına herhangi bir engeli yok ise ve işverenin özürlü bireyi istihdam etmesinde hiçbir zararı olmuyor ise özürlülük bireyin istihdam edilmesine hiçbir şekilde engel değildir. Özürlü bireyler diğer insanlara tanınan istihdam olanaklarından yoksun kalmamalıdır.

Özürlü bireylerin iş piyasasına entegrasyonlarını iyileştirmeye yönelik stratejilerin temel ilkelerinden birisi de, iş bulma aşamasında yaşanan güçlüklere özel bir önem verilmesidir. Bu süreçte yaşanan varsayımlar, bilgi eksikliği ve önyargılar nedeniyle özürlüler bir çok engelle karşılaşmaktadırlar. Bunun yanı sıra doğrudan işle ilgili olmayan özelliklerin aranması, örneğin; bir daktilograf alımında enerjik bireylerin arandığının ilan edilmesi gibi, başvuruların ve seçimin özürlüler için ulaşılabilir ve uygun olmayan mekanlarda yapılması, başvuru formunda uygun olmayan bilgilerin doldurulması veya elle yazılmasının istenmesi, istenen çalışma süreleri ve şartlarının özürlü bireye uygun olmaması gibi nedenler de özürlülerin iş başvurusunda ve seçim sürecinde karşılaştıkları engellerden bazılarını oluşturmaktadır. Bunlar özürlülerin fırsat eşitliğini engellemekte ve ayrımcılığa neden olabilmektedir.

Çalışan veya iş başvurusunda bulunan özürlüler diğer bireylere nazaran farklı uygulamalarla karşılaşabilmektedir.

Özürlüler zaman zaman özrü nedeniyle işe tercih edilmeme, uygun olmayan şartlarda çalışmaya zorlanma, eşit işe eşit ücret alalamama, terfi ettirilmeme gibi adil olmayan davranışlarla karşılaşabilmektedirler. Madde ile, özürlü bireylerin işgücü piyasasında karşılaştıkları ayrımcı uygulamaların engellenmesi, özürlülerin iş başvurusunda, seçim sürecinde karşılaştıkları engellerin en aza indirilmesi, mümkünse ortadan kaldırılması, yarışma şartlarının eşitlenerek istihdamlarının kolaylaştırılması amaçlanmaktadır.

Tasarı/teklif madde 15

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

Eğitim, uluslararası belgeler ile iç hukukumuzda özürlülere tanınması hükme bağlanmış temel bir haktır.

Özürlü bireylerin de herkes gibi; genel kültürlerine katkıda bulanacak ve kendilerine eşit fırsatlar sunacak, yeteneklerini, düşünme yetisiyle, manevî ve sosyal sorumluluk duygusunu geliştirmelerini ve toplumun yararlı bir üyesi olmalarını sağlayacak eğitimden yararlanma hakkı vardır. Ancak, yasalar ile özürlülere tanınmış olmasına karşın, bu hak, ülkemizde yeterli düzeyde sağlanamamaktadır.

Yükseköğretim Kurulu bünyesinde kurulması öngörülen Özürlüler Danışma ve Koordinasyon Merkezi ile, üniversitelerde bulunan bu açık kapatılacak ve özürlü öğrencilere uygun eğitim, araştırma ve barındırma ortamları ile özel ders materyallerinin hazırlanması ve temini gibi konularda çalışmalar yapılacaktır.

Madde ile, özürlü bireylerin eğitim haklarını engellenmeden kullanmalarının sağlanması ve görme özürlüler için eğitim sisteminin her kademesinde ihtiyaç duydukları, kabartma kitap, sesli kitap ve benzeri materyallerin Millî Eğitim ve Kültür ve Turizm bakanlıklarınca temini öngörülmektedir.

Tasarı/teklif madde 16

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

Özürlü çocukların alanında uzmanlaşmış kişilerden oluşan bir kurul tarafından eğitsel yönden değerlendirilmesi, tanılanması, ihtiyaçlarının tespit edilmesi ve bu doğrultuda eğitim plânlanması yapılmasının büyük önemi bulunmaktadır. Böylece çocuk her yönüyle değerlendirilebilecek, ihtiyaçları ve gereksinimleri belirlenebilecek, yeterlilikleri ve sınırlılıkları göz önünde bulundurularak, uygun düzenleme ve desteklerle eğitim alması ve bu eğitimden en yüksek seviyede yarar elde etmesi sağlanabilecektir. Bu değerlendirme ve plânlamada ailenin aktif ve etkin katılımının sağlanması da özellikle önemlidir. Çocuğu her yönüyle en iyi şekilde tanıyan, isteklerini beklentilerini en iyi şekilde bilen ailelerdir.

Aileler bu anlamda yol göstericidir. Aynı zamanda eğitim, eğitim ortamında başlayıp, eğitim ortamında bitmez. Günün her saatinde ve her ortamda devam eden bir süreçtir. Burada ailenin katılımının ve desteğinin sağlanması gerekmektedir. Plânlanan eğitim programından beklenen yararın sağlanması plânlama aşamasından uygulamaya kadar ailenin her süreçte katılımıyla sağlanabilir. Eğitim programları her yıl gözden geçirilerek, yararı tartılmalı, eksikleri belirlenmeli ve çocukta yaşanan gelişmelere göre yeniden gözden geçirilerek, plân yenilenmelidir. Madde ile, özürlülerin eğitsel değerlendirme ve tanılamasının il millî eğitim müdürlükleri rehberlik araştırma merkezlerinde uzman kişilerden oluşan ve özürlünün ailesinin de yer aldığı kurul tarafından yapılması ve eğitim plânlamasının geliştirilmesi öngörülmektedir.

Tasarı/teklif madde 17

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

Özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerine hem Millî Eğitim Bakanlığı Özel Öğretim Kurumları Genel Müdürlüğünce hem de Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Genel Müdürlüğünce açılış izni verilmesi uygulamada sorunlara yol açmaktadır. Madde ile, özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerine açılış izni verilmesi yetkisi Millî Eğitim Bakanlığı Özel Öğretim Kurumları Genel Müdürlüğüne verilerek bu sorunun ortadan kaldırılması öngörülmektedir.

Tasarı/teklif madde 18

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

Madde ile, daha önce 2828 sayılı Kanun hükümleri gereğince Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Genel Müdürlüğünce açılma izni verilmiş olan özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerinin 31.12.2006 tarihine kadar Millî Eğitim Bakanlığınca belirlenen esaslara uygun olarak açılış izinlerinin yenilemeleri öngörülmektedir.

Tasarı/teklif madde 19

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

Mevcut yapılarda özürlüler için fizikî düzenlemeler bulunmamakta, bu düzenlemelerin gerçekleştirilmesi ise kat malikleri kurulunun oybirliğini gerektirmektedir. Madde ile, apartmanlarda özürlülere yönelik olarak yapılması gereken düzenlemelerin, oybirliği sağlanamaması durumunda, bir komisyon tarafından değerlendirilmesine yönelik düzenleme yapılmaktadır. Tadilatın yapılması halinde giderler, 634 sayılı Kanunun 42 nci maddesine göre yeniliklerden faydalanan tarafından faydalanma oranına göre karşılanacaktır.

Tasarı/teklif madde 20

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

Madde ile, kariyer mesleği olan özürlülerin durumlarına uygun kadrolarda çalışabilmelerine yönelik düzenleme yapılmaktadır.

Tasarı/teklif madde 21

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

Madde ile, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa tabi çalışanların atamalarının, geçindirmekle yükümlü oldukları kişilerden, hayatını başkasının yardım ve bakımı olmadan devam ettiremeyecek derecede özürlü ve özel eğitim alması gerektiğini belgeleyenlerin eğitim göreceği il veya ilçe sınırları içine yapılması öngörülmektedir.

Tasarı/teklif madde 22

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

Madde ile, ekonomik güçlükler yaşayan ve emsallerine oranla daha fazla harcama yapmak durumunda olan özürlülerin yurt sınırları içinde brüt 200 metrekareyi geçmeyen tek meskeni olması hâlinde emlak vergisi muafiyetinden yararlanmaları öngörülmektedir.

Tasarı/teklif madde 23

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

Madde ile, görme özürlülerle, işitme ve konuşma özürlülerin noterlik işlemlerinde, isteğe bağlı olarak iki tanığa gerek kalmadan işlem yaptırabilmeleri öngörülmektedir.

Tasarı/teklif madde 24

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

Madde ile, imza atabilen görme özürlülerin noterlik işlemlerinde mühür kullanması ve parmağının bastırılması zorunluluğunun kaldırılması öngörülmektedir.

Tasarı/teklif madde 25

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

Madde ile, 2022 sayılı 65 Yaşını Doldurmuş Muhtaç, Güçsüz ve Kimsesiz Türk Vatandaşlarına Aylık Bağlanması Hakkında Kanunda değişiklik yapılarak 65 yaşını doldurmadığı halde başkasının yardımı olmaksızın hayatını devam ettiremeyecek şekilde malûl olduklarını tam teşekküllü hastanelerden alacakları sağlık kurulu raporu ile kanıtlayanlar ile herhangi bir işe yerleştirilemeyen özürlülere, anılan Kanun uyarınca yapılan aylık ödemelerin artırılması öngörülmektedir.

Tasarı/teklif madde 26

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

Madde ile, Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Genel Müdürlüğünce verilecek bakım hizmetine ilişkin olarak, ilgili mevzuata bakıma muhtaç özürlü tanımı eklenmiştir.

Tasarı/teklif madde 27

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

Özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerinin, Millî Eğitim Bakanlığı Özel Öğretim Kurumları Genel Müdürlüğü ile Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Genel Müdürlüğü tarafından ruhsatlandırılmaları uygulamada sorunlara yol açmaktadır. Madde ile, bu merkezlerin ruhsatlandırılmasındaki ikili uygulamanın kaldırılması amaçlanmaktadır.

Tasarı/teklif madde 28

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

Madde ile, 2828 sayılı Kanuna iki madde eklenmektedir.

Ek 7 nci madde ile, Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Genel Müdürlüğünce verilecek bakımın ağır özürlü hizmetine ilişkin olarak, ilgili mevzuatta hizmet sunumu, izin, denetim, ücretlendirme ve ödemelerin usul ve esasları düzenlenmektedir.

Ek 8 inci madde ile de, ülkemizde profesyonel olarak işaret dili tercümanlığı yapacak uzmanlar bulunmadığından Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Genel Müdürlüğünde işaret dili bilen personelin yetiştirilmesi amaçlanmaktadır.

Tasarı/teklif madde 29

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

Madde ile, özürlülerin araçları için ayrılmış park yerlerine park etme yasağı getirilmekte ve çoğu dünya ülkesinde olduğu gibi özürlüler için ayrılmış park yerlerine park edenler için cezaların artırılması öngörülmektedir.

Tasarı/teklif madde 30

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

Madde ile, özürlülerin eğitimleri, meslekleri ve günlük yaşamlarında kullanmaları için özel olarak üretilmiş her türlü araç-gerecin katma değer vergisinden muaf tutulması amaçlanmaktadır.

Tasarı/teklif madde 31

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

Sportif aktivitelere katılan özürlüler, sağlam bireylerle bir araya gelerek bir gruba ait olma, paylaşma, işbirliği duygularını yaşayarak olumsuz duygulardan kurtulmakta, kendilerine ve topluma karşı olumlu tutum geliştirmektedirler.

Spor kişilere özrü ile başa çıkmasını ve özrünü hafifletmesini öğreten, kas ve sinir sistemini, zihinsel reaksiyonlarını, vücudun fizyolojik ve metabolik gelişimini destekleyen bir araçtır. Bu nedenle de spor konusunda teşvik edilmeleri ve önlerindeki engellerin kaldırılmasına ihtiyaç duyulmaktadır.

Madde ile, Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğünün görevleri arasına özürlülerin spor yapabilmelerinin sağlanması ve bunun yaygınlaştırılması hususu eklenmektedir.

Tasarı/teklif madde 32

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

Madde ile, genel olarak işsizliğin özel olarak da özürlü işsizliğinin önlenmesinde çok önemli bir yere sahip olan çıraklık eğitiminden özürlülerin de fırsat eşitliği ilkesi doğrultusunda yararlanabilmeleri için özürlü bireyin bilgi, istek, yetenek ve becerileri doğrultusunda eğitim göreceği mesleği bir arada ele alacak olan ve bu alanda uzman kişilerden oluşan bir kurul oluşturulması öngörülmektedir.

Tasarı/teklif madde 33

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

Rehabilite edici hizmetlerde kullanılan ortopedik ve diğer yardımcı araç ve gereçleri üreten kuruluşlar, standarda ve özürlü bireyin durumuna uygun olarak üretim yapmamakta, cihaza uyum için yeterli hizmetleri verememektedir. Madde ile, bu kuruluşların açılışının, işleyişinin, üretim ve personel standardı sağlanmasının Sağlık Bakanlığı tarafından yürütülmesi öngörülmektedir.

Tasarı/teklif madde 34

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

Madde ile görme, ortopedik, işitme, dil-konuşma, ses bozukluğu, zihinsel ve ruhsal özürlü çocuklardan Özel Eğitim Değerlendirme Kurulları tarafından, özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerine devam etmeleri uygun görülenlerin eğitim giderlerinin, uygulamada birliği sağlamak için her yıl bütçe uygulama talimatında belirlenen miktarı kadarının Millî Eğitim Bakanlığı bütçesine konulması öngörülmektedir.

Tasarı/teklif madde 35

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

3960 sayılı Kalıtsal Hastalıklarla Mücadele Kanununda, kalıtsal kan hastalıklarından thalassemia ve orak hücreli anemi dâhil olmak üzere bütün kan hastalıklarıyla koruyucu sağlık hizmetleri kapsamında mücadele etmek hedeflenmiştir. Bu Kanunda belirtilen kalıtsal hastalıklar sadece kalıtsal kan hastalıkları ile sınırlı tutulmuştur.

Madde ile, mücadele edilmesi düşünülen hastalıklar ihtiyaçlara göre yeniden düzenlenmektedir.

Tasarı/teklif madde 36

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

Madde ile, radyo ve televizyon programlarında özürlülük olgusunun olumsuz bir biçimde yer almaması ve topluma bu şekilde yansıtılmaması öngörülmektedir.

Tasarı/teklif madde 37

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

Madde ile, özürlü ve eski hükümlü çalıştırmamaktan doğan para cezalarının Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının bölge müdürlüğü yerine Türkiye İş Kurumu bölge müdürlükleri tarafından tahakkuk ettirilerek işlemlerin uzamasının önlenmesi ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının bölge müdürlüklerinin iş yüklerinin azaltılması öngörülmektedir.

Tasarı/teklif madde 38

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

Ülkemizin toplam nüfusunun yarısına yakını büyükşehir belediyeleri sınırları içinde yaşamaktadır. Madde ile, özürlülerin yerel düzeydeki sorunlarının çözüme kavuşturulması amacıyla kendilerine en yakın birimler olan belediyeler bünyesinde danışmanlık hizmeti vermek üzere büyükşehir belediyeleri, bağlı ilçe ve ilk kademe belediyelerinde özürlü hizmet birimleri oluşturulması öngörülmektedir.

Tasarı/teklif madde 39

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

Madde ile, Özürlüler İdaresi Başkanlığının görevleri arasında bulunan özürlü kimlik kartı hazırlama veya verme yetkisinin ilgili kamu kurumlarına devrine imkan tanıyan düzenleme yapılmaktadır.

Tasarı/teklif madde 40

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

Madde ile, Kültür ve Turizm bakanlıklarının birleştirilmesi sonucunda Özürlüler Yüksek Kurulunda açığa çıkan üyeliğe, duyulan ihtiyaç nedeniyle Devlet Personel Başkanının üyeliği öngörülmektedir. Yine, "en fazla üyesi bulunan işçi ve işveren konfederasyonlarının başkanı" ibaresi konuyla ilgili uzman katılımının sağlanabilmesi amacıyla "en fazla üyesi bulunan işçi ve işveren konfederasyonlarının temsilcileri" olarak değiştirilmekte ve Özürlüler Yüksek Kurulu üyeleri arasına Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Genel Müdürü, İçişleri Bakanlığı, Radyo ve Televizyon Üst Kurulu Başkanlığı ve Türkiye Barolar Birliği Başkanlığını temsilen birer üyenin katılması öngörülmektedir.

Tasarı/teklif madde 41

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

Madde ile, Özürlüler Yüksek Kurulunun görevleri arasına; özürlü haklarının korunması, geliştirilmesi, uygulanmasının izlenmesi, izleme sonuçlarının değerlendirilmesi ve mevzuatta ve uygulamada görülen aksaklıkların giderilmesi, ulusal mevzuat ile uluslararası mevzuat arasındaki uyumsuzlukların giderilmesi amacıyla özürlülerle ilgili hakları izlemek ve değerlendirmek ile özürlü haklarına ilişkin ulusal politikanın oluşturulmasına yardımcı olmak ve uygulamalarda birliktelik sağlamak görevlerinin eklenmesi öngörülmektedir.

Tasarı/teklif madde 42

→ yürürlükteki madde 50

Görme, ortopedik, işitme, dil-konuşma, ses bozukluğu, zihinsel ve ruhsal özürlü çocuklardan özel eğitim değerlendirme kurullarınca özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerine devam etmeleri uygun görülenlerin eğitim giderlerinin her yıl bütçe uygulama talimatında belirlenen miktarı kadarı Millî Eğitim Bakanlığı bütçesine konulacak ödenekten karşılanması öngörüldüğünden madde ile 506 sayılı Kanunun ek 37 nci maddesi yürürlükten kaldırılarak mükerrerliğin önlenmesi amaçlanmaktadır.

Tasarı/teklif geçici madde 1

→ yürürlükteki geçici madde 1

Madde ile, Kanunda öngörülen yönetmeliklerin Kanunun yayımı tarihinden itibaren bir yıl içinde yürürlüğe konulması amaçlanmaktadır.

Tasarı/teklif geçici madde 2

→ yürürlükteki geçici madde 2

1997 yılında 3194 sayılı İmar Kanununda yapılan değişikliğe rağmen mevcut yapı ve alanlarda özürlülere yönelik düzenlemelere rastlanmamaktadır. Bugün kullanılmakta olan ve tamamına yakını özürlüler için ulaşılabilir olmayan okul, hastane, belediye, sağlık ocağı gibi resmî binalar ile özel eğitim, özel sağlık, sinema, tiyatro, çarşı, otel, yurt, kütüphane, müze, konferans salonu gibi umumî binaların özürlüler açısından erişilebilir duruma getirilmesi büyük önem arz etmektedir. Aynı durum özürlüler için erişilebilirlik koşullarını taşımayan mevcut yaya yolları, yaya geçitleri ve açık alan düzenlemeleri için de geçerlidir. Madde ile, mevcut bina ve açık alanların uzun süre kullanılacağı göz önüne alındığında, mevcut resmî ve umumî binalar ve kamusal açık alanlar için makul düzenleme koşullarının tanımlanması ve bir uygulama programının yapılması, mevcut umumî yapı ve kamusal açık alanların beş yıl içinde özürlülerin erişimine uygun duruma getirilmesi amaçlanmaktadır.

Tasarı/teklif geçici madde 3

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

Madde ile, beş yıl içerisinde, şehir içinde kullanılan belediye ve özel tüm toplu taşıma araçlarının özürlülerin erişebilirliğine uygun duruma getirilmesi amaçlanmaktadır.

Tasarı/teklif madde 43

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

Yürürlük maddesidir.

Tasarı/teklif madde 44

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

Yürütme maddesidir.

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA Özürlüler İdaresi Başkanlığı Teşkilatı ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifim gerekçesi ile birlikte ilişikte sunulmuştur.

Gereğini arz ederim.

Saygılarımla.

Mehmet Nuri Saygun Tekirdağ GEREKÇE Özürlülerle ilgili olarak yapılacak çalışmaların ve planların, etkin ve verimli bir biçimde yapılabilmesi için özürlülerle ilgili güncel ve geçerli bilgilerin araştırmalar yoluyla elde edilebilmesine ve derlenmesine ihtiyaç duyulmaktadır. Çeşitli yollardan edinilen bu bilgilerin tek bir yerde toplanarak, bir veri tabanı oluşturulması ve bunların güncelleştirilmesi gerekmektedir. Başbakanlık Özürlüler İdaresi Başkanlığının kuruluş amacı doğrultusunda ulusal ve uluslar arası kurum ve kuruluşlar arasında etkin ve verimli şekilde işbirliği ve koordinasyonun sağlanması her şeyden önce çağdaş bilgi teknolojilerini kullanmaktan geçmektedir. Madde ile, Özürlüler İdaresi Başkanlığının görevleri çerçevesinde, özürlülerle ilgili tüm bilgilerin saklanması, değerlendirilmesi ve ihtiyaç sahiplerine en kısa yoldan ulaştırılması ve bilgilerin tek merkezde toplanması için değişiklik ihtiva edilen bilgilerin bir ay içinde gönderilmesi hükme bağlanmalıdır.

TEKİRDAĞ MİLLETVEKİLİ MEHMET NURİ SAYGUN’UN TEKLİFİ ÖZÜRLÜLER İDARESİ BAŞKANLIĞI TEŞKİLAT VE GÖREVLERİ HAKKINDA KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMEDE