İçeriğe geç
Yürürlükte Temel kanun 7. hâli

Kalkınma Ajanslarının Hizmetlerine İlişkin Kanun

Kanun numarası
5449
Kabul tarihi
25.01.2006
Resmî Gazete
08.02.2006 / 26074
Düstur
5. tertip, cilt 45
Son değişiklik
14.03.2024
Madde sayısı
10

Kaynak: TBMM 22. Dönem S. Sayısı 920 (Esas No: 1/950) · belgeyi aç · TBMM kaydı . Gerekçeler kanun tasarısı ya da teklifi üzerine yazılmıştır; komisyon ve Genel Kurul görüşmelerinde madde numaraları değişebilir. Her gerekçe, metni en çok benzeyen yürürlükteki maddeye bağlanmıştır.

Genel gerekçe

Ulusal kalkınmanın, çeşitli toplum kesimleri ve bölgeler arasında dengeli bir işbölümü ile gerçekleştirilmesi ve buna paralel olarak kalkınmanın getirilerinin de kesimler ve bölgeler arasında dengeli dağılımı hükümet programları ve kalkınma planlarının en öncelikli konuları arasında yer almıştır. Ekonomik refahın, toplum kesimleri ve iller, bölgeler arasında, kısacası mekanda dengeli dağılımının sağlanması, günümüz toplumlarında sosyal devlet anlayışının bir gereği olarak ortaya çıkmaktadır.

Bu politika, aynı zamanda ekonomik ve sosyal uyum ile toplumsal istikrarın önemli unsurları arasında yer almaktadır.

Günümüzün gelişmiş toplumlarında, genel büyüme oranı ve ortalama gelir düzeyi kalkınmışlığın tek göstergesi olarak görülmemektedir. Artık bu gelirin nasıl bir yapıda, hangi kesimlerin katkısıyla üretildiği ve kesimler arasında ve mekanda nasıl dağıldığı da gelişmişlik göstergeleri arasında zikredilmektedir. Ayrıca, büyümenin ve gelişmenin sürdürülebilirliği bu hususları dikkate alan bir yönetim ve üretim yapısının varlığıyla doğru orantılı görülmektedir. Dengeli dağılımı dikkate almayan yönetim anlayışı ve politikaları, sadece sosyal adaletten uzaklaşmış olmamakta, aynı zamanda istikrarı temin etmekte de zorlanmakta ve sürdürülebilir bir gelişme performansı yakalayamamaktadır.

Yerel ve bölgesel gelişme, diğer kalkınma planlarında olduğu gibi halen yürürlükte olan 8. Beş Yıllık Kalkınma Planının (8. BYKP) da en öncelikli alanlarından biri olmuştur. Planın temel amaç, ilke ve politikaları arasında "İnsanımızın hak ettiği yaşam düzeyinin sağlanması amacıyla gelir dağılımının düzeltilmesine, yoksullukla mücadeleye ve bölgesel gelişmişlik farklarının azaltılmasına önem verilecektir." (madde 185) ifadesi zikredilmektedir. Diğer taraftan, Kalkınma Planının, bölgesel gelişme, bölge planlama, kalkınmada öncelikli yörelerin geliştirilmesi, kamu yatırımları, yatırımlarda devlet yardımları ve kırsal kalkınma ile ilgili amaç, ilke ve politikaları arasında da bölgesel ve yerel kalkınmanın önemi açıkça vurgulanmıştır.

Planda ayrıca; dünyada ve Türkiye'de Yerel Sanayi Odaklarının, küresel ekonomi ve rekabet anlayışında meydana gelen değişimlerin birer ürünü olarak ortaya çıktığı ve yerel kurumların ortak hedefler doğrultusunda organize olması yanında, belirli sektörlerde uzmanlaşmış ve kendi aralarında bütünleşmeyi sağlamış KOBİ'lerin yer aldığı küçük ve orta boy kentlerin dünya ekonomisinde önemini giderek artırdığı vurgulanmaktadır.

Ülkemizin sanayileşme sürecinde, ulusal kaynakların en etkili ve verimli şekilde kullanılmasını teminen, Türkiye'nin sanayi haritasının çıkarılarak, birbirini besleyen, birbirinin altyapısını tesis eden yatırımlar ile bölgesel gelişmeye yönelik projelerin destekleneceği belirtilmektedir.

Bununla birlikte, kırsal kalkınma açısından; kırsal alanda istihdamın artırılması, insangücü kaynaklarının geliştirilmesi, kırsal nüfusun gelirini artırıcı ekonomik faaliyetlerin desteklenmesi, yaşam kalitesinin iyileştirilmesi, etkili örgütlenme ve her düzeyde katılımcılığın önem taşıdığı vurgulanmış, sivil toplum örgütlerinin kalkınma sürecine katılımlarını artırıcı tedbirlerin alınması öngörülmüştür.

Bu kapsamda, 8. BYKP'de; planların, programların ve bölgesel planların hazırlık, uygulama, koordinasyon ve izleme aşamalarının etkinliğini artırmak üzere, ihtiyaç duyulan merkezlerde birimlerin oluşturulması için Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarlığı gerekli düzenlemeleri yapmakla görevlendirilmiştir.

Ülkemizde bölgeler arası gelişmişlik farklarının dengeli bir yapıya kavuşturulması, bölgesel ve yerel kalkınmanın hızlandırılması ve sürdürülebilir dengeli bir gelişmenin sağlanması için çeşitli politikalar ve araçlar uygulanmıştır. Bunların başında, çeşitli büyüklükteki bölgeleri hedef alan bölge planları yer almaktadır. Bölge planları, kalkınma planlarının hedef ve stratejileri çerçevesinde bölgeler arası gelişmişlik farklarının azaltılması, geri kalmış yörelerde yaşayan nüfusun refah düzeyinin yükseltilmesi, metropollere büyük yük getiren göç eğilimlerinin istikrarlı bir dinamiğe kavuşturulması, plansız kentleşme nedeniyle oluşan sorunların çözüme ulaştırılması amacıyla bölgelerin özellikleri, farklılıkları, gelişmişlik düzeyleri ve temel sorunları ile potansiyellerinin belirlenmesine yönelik olarak merkezde hazırlanmaktadır.

Kalkınma planlarının sektörel öncelikleri ile mekansal boyutların bütünleştirilmesine yönelik olarak, bölgeler arası gelişmişlik farklarını azaltmak ve sürdürülebilir kalkınmayı gerçekleştirmek amacıyla, çeşitli dönemlerde muhtelif bölgesel gelişme planları hazırlanmıştır.

Bunların başlıcaları; Doğu Marmara Planlama Projesi, Antalya Projesi, Çukurova Bölgesi Projesi, Güneydoğu Anadolu Projesi, Zonguldak-Bartın-Karabük Bölgesel Gelişme Projesi, Doğu Anadolu Projesi Ana Planı ve Doğu Karadeniz Bölgesel Gelişme Planı'dır.

Ancak, çoğu zaman kalkınmada öncelikli yöreleri hedef alan destek uygulamaları, organize sanayi bölgeleri politikası, yatırımlarda devlet yardımları ve kırsal kalkınma projeleri ile birlikte yürürlüğe konulan bölge planları, bölgeler arası gelişmişlik farklarının azaltılmasında ve hedeflenen gelişme düzeyini ve ortamını oluşturmada beklenen etkiyi doğuramamıştır. Anılan bölgesel kalkınma projelerinden GAP dışında kalanlar kapsamlı bir uygulama şansı bulamamıştır. Baştan bir enerji ve sulama projesi olarak başlatılan ve daha sonra entegre bir bölgesel kalkınma projesine dönüştürülen ve büyük ölçekli sektörel kamu yatırımları ile desteklenen Güneydoğu Anadolu Projesi (GAP) hariç olmak üzere hazırlanan bölge planlarının hemen hemen tamamı beklenen başarıya ulaşamamıştır. Planlı dönemde sağlanan olumlu gelişmelere rağmen, gerek Türkiye'nin tam üye olarak katılmayı hedeflediği AB ülkeleriyle olan gelir farkı, gerekse ülke içinde bölgeler arası gelir ve gelişmişlik farklılıkları somut gelişmeler sağlanması gereken önemli bir sorun alanı olarak gündemdeki yerini korumaya devam etmektedir.

2001 yılı kişi başı gayri safi yurt içi hasıla verilerine göre, ülkemizin en yüksek gelire sahip ili (Kocaeli, 6.165 ABD Doları) ile en düşük gelire sahip ili (Ağrı, 568 ABD Doları) arasında yaklaşık 11 kata varan bir gelir farkı bulunmaktadır (Ek: tablo-1). 2003 yılı illerin sosyo ekonomik gelişmişlik sıralaması çalışmasına göre ise özellikle Ankara'nın doğusunda yer alan illerin sosyo ekonomik gelişmişlik düzeylerinin, genel olarak ülke ortalamasının altında kaldığı gözlenmektedir. Bu durumdan daha da kötüsü, gelişmişlik düzeyi itibarıyla ülke ortalamasının altında yer alan bu illerden çoğunun sıralamadaki yerinin, bir önceki araştırma dönemine (1996) göre, daha aşağılara inmiş olmasıdır (Ek: tablo-2). Bu göstergelerden de görülebileceği gibi, başta kaynak sorunu ve bölgesel gelişme alanındaki kurumsal yapının yetersizliği gibi nedenlerden dolayı bölgeler arası gelişmişlik farklarının azaltılması ve bölgeler arası dengeli büyüme ve gelişmenin sağlanmasında arzu edilen düzeyde bir iyileşme sağlanamamıştır.

Diğer taraftan, AB'ye üyelik ve uyum sürecinde, ülkemizin satın alma gücü paritesine göre kişi başına ortalama gelir düzeyinin, son genişleme öncesinde AB ortalamasının yaklaşık üçte biri düzeyinde olduğu sıkça ifade edilmektedir. Aynı kapsamda özellikle ülke içi gelir ve gelişmişlik farklarının azaltılmasının önemi vurgulanarak, bu alanda katılım öncesi mali yardımı da etkileyen şekilde AB'nin bölgesel gelişme politikası ve uygulamalarına paralel yeni bir yaklaşım, yöntem ve kurumsal örgütlenme modeline dikkat çekilmektedir.

Bölgesel gelişme alanında AB'ye uyum sürecinin bir gereği olarak, yerleşme merkezlerinin kademelenmesini, iller arasındaki fonksiyonel ilişkileri, coğrafi koşulları, istatistik toplama ve plan yapma amacına uygunluğu da dikkate alarak, AB istatistiki sınıflandırmasına (NUTS) paralel bir şekilde, üç düzey halinde İstatistiki Bölge Birimleri Sınıflandırması (İBBS) yapılmıştır. AB yetkilileri tarafından da onaylandıktan sonra, 28 Ağustos 2002 tarih ve 2002/4720 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan bu sınıflandırmanın, yine aynı Karar kapsamında bölgesel politikaların çerçevesinin belirlenmesinde esas alınması kararlaştırılmıştır.

Bu çerçevede, bölgesel gelişme alanında, Türkiye'den 2003 Yılı Katılım Ortaklığı Belgesinde Ulusal Kalkınma Planı ve İstatistiki Bölge Birimleri Sınıflandırması (İBBS) Düzey 2'lerde (NUTS 2) bölgesel kalkınma planları hazırlanması suretiyle, - Bölgesel farklılıkları azaltmayı amaçlayan bir ulusal ekonomik ve sosyal uyum politikasının geliştirilmesi, - Bu başlık altındaki mevzuatın uygulanmasını kolaylaştıracak yasal çerçevenin kabul edilmesi, - Bölgelere yönelik kamu yatırımlarına ilişkin öncelik kriterlerini ortaya koyan çok yıllı bütçeleme usullerinin oluşturulması, - Bölgesel kalkınmayı yürütecek idari yapıların güçlendirilmesi ve - Bölgesel kalkınma planlarını uygulamak üzere, NUTS 2 düzeyinde bölge birimlerinin kurulması istenmektedir.

Katılım Ortaklığı Belgesi temelinde, AB'ye ekonomik ve sosyal uyum sürecinin çerçevesini oluşturan ve 2004-2006 dönemini içine alan Ön Ulusal Kalkınma Planı, Devlet Planlama Teşkilatı (DPT) Müsteşarlığı tarafından hazırlanarak Yüksek Planlama Kurulu tarafından onaylanmıştır. Ekonomik ve sosyal uyumun en önemli yatay önceliği olarak bölgesel gelişmeye ağırlık veren Plan'da, finansman desteğinin en geniş olduğu alan bölgesel gelişme olarak tespit edilmiştir. Planda yönetim otoritesi olarak DPT Müsteşarlığı belirlenmiş olup, uygulamaya ilişkin görevlerin sektörel ve bölgesel kurumlar gibi "ara kurumlar" ile paylaşılması, bölgesel gelişme politikalarını yerel bazda uygulayacak kurumsal bir mekanizmanın geliştirilmesi ve bu alandaki program ve projelerin yönetimine ilişkin bazı görevlerin Kalkınma Ajanslarına (KA) devredilmesi öngörülmüştür.

Ajansların kuruluşu 58. Hükümet tarafından hazırlanarak yürürlüğe konulan ve 59. Hükümet tarafından da aynen benimsenen Acil Eylem Planının (AEP) gerçekleştirmeyi öngördüğü en önemli hukuki, kurumsal ve yapısal düzenlemeler arasında yer almaktadır. Planda ifade edildiği şekliyle, kaynakların hem yerinde ve daha etkin kullanılması, hem de iller ve bölgeler arası gelişmişlik farklılıklarının azaltılması ve yerel yönetimlerin güçlendirilmesi amacıyla İstatistiki Bölge Birimleri Sınıflandırması (NUTS-İBBS) dikkate alınarak alt bölge düzeyinde; planlama, koordinasyon, uygulama, izleme ve değerlendirme fonksiyonları olan yeni hizmet bölgeleri ve birimlerinin oluşturulması hedeflenmektedir.

AEP amaçlarına uygun olarak, bölgeler arası gelişmişlik farklılıklarını azaltıcı politikalar merkezi yönetim tarafından, yereldeki ve iller arasındaki gelişmişlik farklılıklarının giderilmesine yönelik çalışmalar ise merkezin koordinasyonu ve yönlendirmesi altında hizmet bölgeleri (Ajanslar) tarafından yürütülecektir.

Ajanslar başta eski ve yeni AB üyesi ülkeler ve Amerika Birleşik Devletleri (ABD) olmak üzere birçok gelişmiş ülkede bölgesel ve yerel kalkınmanın en önemli kurumları arasında yer almaktadır.

Başta İngiltere olmak üzere çok çeşitli ülkelerde, farklı yapılarda, statülerde ve işlevlerde kurulmuş olan ajanslar, 1950'li yıllardan bu yana hizmet vermektedir. Bölgesel gelişme ve bölge planlama anlayışının köklü değişikliklere uğradığı 1980'li ve 1990'lı yıllarda ajanslar daha da yaygın hale gelmiş ve bölgesel gelişme çabalarının odağında yer alan kurumsal kapasiteleriyle, özellikle Avrupa'da AB yapısal fonlarının da desteğiyle bazı bölgelerin geliştirilmesinde asli rol üstlenmiştir. Günümüzde Avrupa ülkelerinde kendi bölgelerinin kalkınması amacıyla ulusal ve uluslararası düzeyde faaliyet gösteren farklı nitelik, yapı ve statüde 200'ü aşkın kalkınma ajansı bulunmaktadır. Bunların büyük bir kısmının, özellikle Brüksel gibi önemli dış merkezlerde temsilcilikleri bulunduğu gibi Avrupa genelinde 150 üyeye sahip örgütlenmiş bir üst kuruluşları da (Avrupa Bölgesel Kalkınma Ajansları Birliği-EURADA-European Association of Regional Development Agencies) bulunmaktadır.

Bölgesel gelişme, bölge planlama ve yerel kalkınma alanında oluşan bilgi ve tecrübe birikimi, günümüzde "dengeli dağılım" hedefinin yalnızca sanayi faaliyetlerinin yer seçimini etkilemeye yönelik bölgesel politikalara bağlı olamayacağını göstermiştir. Bölgesel gelişme ve bölge planlama alanında, dünyadaki anlayış ve uygulamalar son 20 yılda çok büyük bir değişim göstermiştir. Her şeyden önce bölgesel gelişmenin ülke içi ve dışı çok yönlü bir etkileşim sürecini gerektirdiği anlaşılmış ve merkezden yönlendirilen, sadece içe dönük yerel, kırsal, kentsel veya bölgesel gelişme modellerinin başarılı olamadığı görülmüştür. Aynı şekilde yerel aktörlerin hem planlama, hem de uygulama safhalarında sürekli aktif olması, sahiplenme göstermesi, araştırma ve proje üretme kapasitesi geliştirmesi ve bunu kurumsallaştırması başarılı bölgesel/yerel kalkınma modellerinin en önemli özelliği haline gelmiştir. Buna bağlı olarak, zaman ve mekan boyutunda, planların esnek, dinamik ve paylaşımcı bir anlayışla yapılmasını ve uygulanmasını gerektiren bu değişimi zorlayan etkenlerden biri de küreselleşme olmuştur.

Küresel rekabet süreci, karşılaştırmalı üstünlükler temelinde, yerel ve bölgesel uzmanlaşma sürecini de hızlandırmaktadır. Yerel girişimcilik, yerel kaynakların harekete geçirilmesi, bilgi ve beceri birikimi ve diğer yerel potansiyellere de bağımlı olarak, belirli sektörlerde uzmanlaşabilen yöreler, dünya ekonomisi içerisinde karşılaştırmalı üstünlük elde edebilmekte ve bu sayede ülke ortalamasından daha fazla büyüme ve gelişme şansı bulurken, ülkenin genel büyümesine, refah ve istikrarına da daha fazla katkı sağlayabilmektedir. Mevcut şartlar altında, ülkeler arası rekabetin artık kentler ve bölgeler arası rekabete dönüştüğü gözlenmektedir.

Bölge ekonomilerinin, yeni ulusal ve yerel rekabet koşullarına ayak uydurma yeteneğini geliştirmek ve bunun için gerekli her türlü altyapıyı hazırlayabilmek için ise, çabuk karar alıp uygulayabilen, esnek ve dinamik yeni kurumsal yapılara ihtiyaç bulunmaktadır.

Bu bağlamda, artık, bütün dünyada bölgesel gelişme planlarının hareket noktası sadece bölgeler arası gelişmişlik farklılıklarını gidermeye yönelik değildir. Yeni bölgesel gelişme ve planlama anlayışının en önemli özellikleri; sürdürülebilir, dengeli, insan odaklı, esnek, rekabetçi, katılımcı olması ve yerel aktörlerin çabalarını, yerel potansiyelleri ve dinamikleri, stratejik yaklaşımı, öğrenmeye dayalı uygulamaları içermesidir. Bu bakımdan, yerel/bölgesel dinamiklerin ve potansiyelin tespiti, bunların ulusal öncelikler ile uyumlu olarak yerinde ve katılımcı bir anlayışla, ortak akıl kullanılarak planlanması, esnek, aksiyona dayalı, rol paylaşımına açık ve insan odaklı programlar, gelişme politikaları ve rekabetçi projeler ile desteklenmesi aşamalarında yerelde teknik kapasitesi yüksek bir kurum gerekli olmaktadır. Bu bakımdan, bölgesel gelişme uygulamalarımız ile bölge planlarımızın etkinliğinin ve başarısının yükseltilmesi, bölgelerin ülkemizin genel büyümesi, gelişmesine, refahına ve istikrarına katkısının artırılması, sosyal uyum ve adaletin temini ve değişen küresel rekabet şartlarına adaptasyonun sağlanması amacıyla, çağdaş gereklere uygun olarak, gelişmiş ülkelerde bir çok örnekleri görülen Kalkınma Ajanslarının (KA) en kısa zamanda kuruluşu ve işler hale getirilmesi gerekli görülmektedir.

Bu kapsamda ajansların yukarıda genel olarak ifade edilen işlevleri ve faydalarının ayrıntılı olarak değerlendirilmesi yerinde olacaktır:

1) Ajanslar yerel aktörler ve dinamikler arasında sinerji oluşturacak bütün kaynakları harekete geçirecek ve yerel/bölgesel kalkınma çabalarının etkisini artıracaktır. Burada, Ajansın girişimci ve KOBİ desteği sağlama, devlet yardımlarını uygulama, kırsal kalkınma faaliyetlerini destekleme, altyapı ve çevre projelerini gerçekleştirme gibi alanlarda faaliyet gösteren kurum ve kuruluşların yerine geçmemesi ve doğrudan uygulama yapmaması esas olacaktır. Ajanslar, elinde bulundurduğu kaynaklar ve teknik birikimi ile bu kurum ve kuruluşlar da dahil olmak üzere bütün ilgili tarafları (paydaşları) destekleyecek ve bunlar arasında koordinasyonu sağlayacak, onların faaliyet ve projelerini özellikle bölgesel ölçekte birbirini tamamlar hale getirecek ve dolayısıyla daha yüksek bir büyüme, gelir ve istihdam etkisi meydana getirecektir. Bir diğer ifadeyle, ajanslar uygulayıcı kuruluş ve yerel aktörleri destekleyecek ve bunlar arasında koordinatör, organizatör ve katalizör konumunda olacaktır.

2) Ajanslar yerel düzeyde planlama, programlama, proje üretme ve uygulama kapasitesini artıracaktır. Özellikle yerel yönetimler reformunun hayata geçirilmesinden sonra, yerele çok önemli miktarda kaynak ve yetki transferinin yapılması beklenmektedir. Ancak, reformun ilk yıllarında uygulamada beklenen etkinlik artışının sağlanabilmesi ve ciddi oranlı bir büyüme, gelir artışı ve istihdam etkisi oluşturulabilmesi için başta yerel yönetimlerin kendileri olmak üzere, bütün yerel aktörlerin teknik kapasitesinin desteklenmesine ihtiyaç duyulacaktır. Ajanslar yüksek nitelikli personeli, esnek kaynak ve istihdam yapısı ile bütün yerel aktörlerin, özellikle başlangıçta ihtiyaç duyacağı planlama, programlama, projelendirme, koordinasyon ve izleme kapasitelerinin geliştirilmesine destek olacaktır.

3) Ajanslar bölgelerde ve yerelde kaynakların yerinde ve etkin kullanılmasına yardımcı olacaktır. Hem teknik kapasitesinin sağladığı bilgi birikimini, hem de aracılık ettiği kaynakları etkin bir şekilde kullanarak birden çok ili ilgilendiren projelerin ve faaliyetlerin mükerrerliklere yol açmadan ve kaynak israfı oluşturmadan gerçekleştirilmesini sağlayacaktır. Bölgesel niteliği olan havaalanı, ihtisas hastaneleri, bazı yükseköğretim yatırımları, havza ve kıyı koruma ve geliştirme projeleri, bataklık projeleri, kırsal kalkınma projeleri, organize sanayi bölgeleri gibi projelerin Ajanslar aracılığıyla ulusal, bölgesel ve yerel önceliklere göre planlanması ve desteklenmesi geçmiş yıllarda yanlış örneklerine sıkça rastlanan gereksiz ve verimsiz yatırım israfına mani olacaktır. Ajanslar, bu tür bölgesel nitelikli projelerin en uygun yer seçimine göre, ideal büyüklükte, en uygun şartlarda ve nitelikte ve yeterli finansmanla gerçekleştirilmesi konusunda etkin rol oynayacaktır.

4) Makro ve mikro ölçekli planlama deneyimleri, aslında her iki ölçeğin arasında ihtiyaç duyulan optimum bir plan ölçeğinin ve plan bölgesinin gerekliliğine işaret etmektedir. Esnek olmayan, son derece katı, detaylı, durağan ve her şeyi en ince ayrıntısına kadar kontrol etmeye yönelik olarak merkezden yapılan plan çalışmaları yerelde yeterli sahiplenme oluşturmadığı gibi, yerel ve bireysel farklılıkların hayata geçirilmesine bazen engel bile olmaktadır. Diğer taraftan, fiziksel planlar gibi yerelde yapılan planlama çalışmaları ise ulusal öncelikleri yansıtan, bölgeler arası etkin işbölümüne ve rekabetçi üstünlüklere dayalı stratejik bir vizyon ve hedeften yoksun olmaktadır. Sonuç olarak, yerleşmelerin sorunları uzaktan planlama ile çözülememekte; imkanları, potansiyeli, içerdiği "gömülü" yerel gelişme bilgileri ise uzaktan algılanamamaktadır. Yeni planlama ve idari örgütlenme anlayışı içinde, uygun kurumsal altyapının oluşturulmasıyla birlikte planlamanın ilgili yerleşmelerde, yukarıdan-aşağıya değil aşağıdan-yukarıya başlatılan etkileşimli bir süreçle yapılması ve uygulanması sağlanacaktır. Gelişmiş ülke deneyimleri göstermiştir ki, bunun için en uygun ölçek bölgesel plan ölçeği, en uygun alan ise genellikle birden çok idari sınırı (ili) kapsayan ve Ajansların kuruluşuna baz teşkil edecek olan optimum "plan bölgesi"dir.

5) Artan eğitim seviyesi, ulusal ve uluslararası piyasalarda etkin rekabet için gerekli örgütlenme ve dayanışma kültürü, son yıllarda yaşanan ekonomik sıkıntılar nedeniyle kalkınma amaçlı kullanılabilecek kamu kaynaklarının reel olarak artmaması gibi nedenlerden dolayı yerel aktörlerin kendi sorunlarına çözüm amacıyla oluşturdukları yerel örgütlenmeler ile bunların talepleri ülkemizin bütün yörelerinde hızla artmaktadır. Bu, bir bakıma, gelişen yerel ve bölgesel kalkınma bilincinin bir göstergesi olarak görülmektedir. Bunlara örnek olarak, fahri bir ajans vazifesi gören Ege Ekonomisini Güçlendirme Vakfını (EGEV) ve Mersin Ticaret Odası bünyesinde kurulmuş olan ve aynı zamanda EURADA üyesi de olan Mersin Kalkınma Ajansını vermek mümkündür. Ancak, genellikle, özel kesimin ve sivil toplum kuruluşlarının sektörel uzmanlaşma, üretim ilişkileri, sosyal dayanışma, çevre koruma, hemşehrilik dayanışması ve yerel kalkınma temelinde oluşturdukları bu yerel girişimler çoğu zaman teknik açıdan proje üretme ve uygulama kapasitesinden yoksun durumdadır. Diğer taraftan bu kapasiteye sahip olan kurum ve kuruluşlar ise kendilerine yerelde rehberlik edecek, yerel aktörler arasında koordinasyon ile yeterli kaynak ve destek sağlayacak kurumsal bir yapının eksikliğini hissetmektedir. Ajanslar, gelişen bu dayanışma içinde rekabet ve kalkınma bilincini doğru yöne ve alanlara kanalize etmede çok önemli bir işlev yüklenecek, yerelde bu alanda çok ciddi bir boşluğu dolduracaktır. Ayrıca, karar alma ve uygulama yapılarının katılımcılığa açık olması sayesinde toplumun kalkınma sürecine doğrudan ve aktif katılımını sağlayarak, yerel sahiplenmeyi oluşturacak ve pekiştirecektir.

6) Ulusal ve küresel rekabet, özellikle esnek ve dinamik üretim yapılarıyla değişen koşullara kolay ayak uydurabilen KOBİ'ler için önemli avantajlar sunmaktadır. Bu kapsamda, yerel girişimciliğe ve KOBİ'lere dayalı bir kalkınma modeli bölgelerin ve ülkelerin yerel, ulusal ve küresel piyasalara entegre olabilme şansını artırırken, kalkınmanın sürdürülebilirliğini de temin etmektedir. Bu kalkınma modelinde, yerel girişimcilere ve KOBİ'lere sağladıkları destekler ile ajanslar özel bir önem kazanmaktadır.

7) Küreselleşme süreci, bütün toplumlara ve yerel-bölgesel ekonomilere tehditler yöneltirken, aynı zamanda bazı fırsatlar da sunmaktadır. Yerel aktörlerin küreselleşmenin tehditlerine karşı koyabilme yeteneğinin geliştirilmesi ve sunduğu fırsatlardan azami faydanın elde edilebilmesi, bu faktörleri iyi teşhis eden, yorumlayabilen ve bunlara uygun politikalar geliştirebilen kurumların varlığını gerektirmektedir.

Ajanslar, bu bağlamda, bir taraftan küresel düzeyde yaşanan gelişmeleri yerel düzeye aktarırken, diğer taraftan da yerel potansiyeli, varlıkları, üstünlükleri ve özgünlükleri küresel pazarlara taşıyacaktır. Burada, hem küresel şartların iyi yorumlanması ve yerele iyi aktarılması, hem de yerel potansiyelin tespiti ve toplanan yerel-bölgesel bilginin küresel piyasaya özgün ürünler veya hizmetler halinde pazarlanması ajanslar türünde teknik kapasitesi yüksek, uzmanlaşmış bir kurumun varlığını gerektirmektedir. Ajanslar aynı zamanda, uluslararası düzeyde yapılacak tanıtımlara ve bu tanıtımlardan sorumlu birimlere her türlü desteği sağlayacaktır.

8) Ülkemizde proje yapma ve uygulama anlayışı, genelde kendi içine kapalı bir ortamda geliştirilen projelere topyekûn bir finansman aranması mantığına dayalıdır. Oysa özellikle uluslararası kurum ve kuruluşların çeşitli ülkelerde uyguladığı farklı nitelikteki projeler göstermiştir ki, projelerin başarısında yararlanıcının sağlayacağı maliyet paylaşımı veya eş finansmanın çok önemli bir rolü bulunmaktadır. Maliyet paylaşımı yararlanıcın "elini taşın altına koyması" yaklaşımını yansıtmakta ve projelerde baştan ciddi bir sahiplenme ve ortaklık ruhu meydana getirmektedir. Ancak, projenin başarısında bu kadar önemli bir etkiye sahip olan bu uygulamayı yerel/bölgesel kalkınma hedefi doğrultusunda kullanabilecek esnek bir kurumsal yapıya ihtiyaç duyulmaktadır. Ajanslar, bu bakımdan da sağlayacağı proje ve faaliyet desteklerinde kişi, kurum ve kuruluşların eş finansmana dayalı ortak proje üretme kültürü ve yeteneğini geliştirecektir. Bu sayede, farklı tarafların kaynakları gerçekten öncelikli projeler üstünde yoğunlaştırılabilecek ve bu projelerin kısa sürede hayata geçirilmesi sağlanmış olacaktır.

9) Ajansların yürüttüğü faaliyetler sadece yerel ve bölgesel kalkınma ile sınırlı kalmayacaktır. Normalde üreten bölgeler tarafından sübvanse edilen, gelişme zorluğu yaşayan bölgelerin zaman içinde kendi ayakları üzerinde durabilmelerini sağlayacaktır. Gelişme zorluğu çeken bölgelerin ve yörelerin çoğunda, girişimcilik ruhunu ve kültürünü harekete geçirip, yönlendirecek ve bunun için gerekli ilk destekleri sağlayacak kurumsal kapasite bulunmamaktadır. Ajanslar bu alanda faaliyet gösteren kurumlarla aktif işbirliği ve koordinasyon içinde kritik destekler sağlayarak, bölgenin girişimcilik potansiyelini harekete geçirecek ve sürekli olarak geliştirecektir.

İleri aşamalarda, bu bölgeler ülke ortalamasından daha hızlı bir gelişme ivmesi yakalarken, bölgeler arası gelişmişlik farkları azalacak, bu bölgelerin gelişmiş yörelerin kaynaklarına mutlak bağımlılığı azalacaktır. Sonuç olarak, belli bir gelişme eşiğini ve ivmesini yakalayan bölgeler ciddi bir ekonomik hareketlilik yaşarken, ulusal ekonomiye sağladıkları katma değer artacak, ulusal ölçekte oluşturacakları gelir ve istihdam etkisiyle ülkenin genel ekonomik performansına da olumlu katkı sağlayacaktır. Bu etkinin sağlanabilmesi için, bölgesel düzeyde kalkınma politikalarının oluşumuna yardım edecek ve bunların stratejik plan mantığıyla hayata geçirilmesini, izlenmesini ve değerlendirmesini sağlayacak, bölgesel nitelikli teknik bir kurumun (ajansın) varlığına ihtiyaç bulunmaktadır.

10) Bölge planlarının yeterli başarı elde edememesinin başlıca nedenleri, kendine özgü bir finansman (bütçe) mekanizmasının bulunmayışı ve yerelde etkin bir kurumsal yapıyla desteklenmemesi olmuştur. Ajansların kuruluşunu öngören mevcut tasarı, bölgesel gelişme çabalarının ve bölge planlarının uygulama şansını önemli derecede etkileyen bütçe ve kurumsal yapı sorununa da etkin bir çözüm getirmektedir. Bu sayede, bölgesel gelişme planları ve programlarının daha gerçekçi hazırlanması sağlandığı gibi uygulama şansı da büyük oranda artmış olacaktır.

11) Önerilen yapılanma ile Devlet Planlama Teşkilatının genel koordinasyonu içinde ulusal düzeydeki plan ve stratejiler kullanılarak bölgeler arası gelişmişlik farkları giderilirken, ajansların yürüteceği çalışmalar ve projelerle aynı zamanda bölge içi gelişmişlik farklarının giderilmesi hedefi de gözetilmiş olacaktır. Diğer taraftan ajanslar şeklinde önerilen bu yeni yapılanmada; sektörel ve bölgesel politikaların etkin bir şekilde planlanması ve entegre bir şekilde uygulanabilmesi de mümkün olacaktır.

12) Öngörülen bu kurumsal yapılanma ile birlikte, bölgesel gelişme alanında faaliyet gösteren merkezi düzeydeki kurum ve kuruluşlar arasındaki koordinasyon daha da hız kazanacağı gibi bu konudaki hizmet kapasite ve etkinlikleri de artmış olacaktır. Ajanslar kritik nitelikteki yerel bilginin merkeze taşınmasında ve sürekliliğinin sağlanmasında çok önemli bir işlev yüklenecekler ve özellikle program ve proje uygulamalarının izlenmesini kolaylaştıracaklardır. Bu işbirliği sayesinde, başta DPT olmak üzere merkezi kuruluşlar, daha üst ölçekli politikaların ve uygulamaların geliştirilmesindeki enerji ve kapasitelerini daha etkin kullanabilecektir. Performansa dayalı kaynak tahsis mekanizması kullanılabilecek ve bölgesel gelişme, yerel kalkınma alanında verimlilik ve etkinlik teşvik edilmiş olacaktır.

13) Ajansların asli fonksiyonlarından birisi olan uygulamanın izlenmesi ve değerlendirilmesi ile planlamanın ve proje uygulamanın en önemli unsurlarından olan, ancak şu ana kadar gerçekleştirilememiş olan izleme ve değerlendirme etkin hale getirilmiş olacaktır. İzleme ve değerlendirme faaliyetleri ile projelerin genel gidişatı takip edilecek, projenin sorunları ve darboğazları gecikilmeden giderilecek, kaynakların etkin ve yerinde kullanımı sağlanacak, proje ve faaliyetlerin başarısı ölçülebilecek ve performansa dayalı kaynak tahsisi için bir değerlendirme tabanı kurulmuş olacaktır. Ajansların izleme ve değerlendirme faaliyetleri kapsamında derlediği bilgiler gelecekte tasarlanacak politikalar, program ve projeler için de çok değerli girdiler sağlayacaktır. Böylece, ulusal düzeyde genel planlama ve kalkınma çalışmalarının etkinliğini destekleyen bir mekanizma oluşacaktır.

14) Ajanslarla işbirliği içinde hazırlanacak olan bölgesel gelişme stratejileri ve planları il düzeyinde yürütülen fiziksel plan çalışmaları için stratejik bir çerçeve oluşturacaktır.

Ajansların yerel yönetimlerin planlama çalışmalarına sağlayacağı destek;

planların mekansal, bölgesel ve sektörel bütünlüğüne katkı sağlarken, yerel ölçekte bu alanda oluşabilecek teknik açığı da kapatacaktır. Bu sayede plan yapma pratiği merkezden yerele doğru mekan planlamasını da içerecek şekilde uygun bir kademelenme ve uyum içinde gerçekleştirilmiş olacaktır.

15) Bölgesel gelişme alanında AB müktesebatına uyum için çok önemli bir adım atılmış ve Katılım Ortaklığı Belgesinde taahhüt altına alınan üyelik yükümlülüklerinden, ekonomik ve sosyal uyum alanındaki en önemlilerinden bir tanesi hayata geçirilmiş olacaktır. AB'ye tam üyelik müzakereleriyle ilgili kararın verileceği bu yıl içinde, bu konuda sağlanan gelişmenin, üyelik perspektifinin ekonomik ve sosyal uyum boyutuna yatayda tümden kesen bir husus olarak çok olumlu katkı sağlayabileceği düşünülmektedir. Halen katılım öncesi mali yardımların en yoğun olarak kullanılmaya başlandığı bölgesel gelişme programlarının etkin, verimli, başarılı ve AB koşullarına uygun bir şekilde yürütülebilmesi için programları yerel düzeyde yürütecek bölgesel koordinasyon birimlerine ihtiyaç bulunmaktadır. Halihazırda, bu ihtiyaç DPT tarafından bölgelerde kurulan ancak hukuki statüsü, bütçesi, yaptırım gücü ve etkisi itibarıyla sorunlarla karşılaşılan Program Koordinasyon Birimleri marifetiyle giderilmeye çalışılmaktadır.

Ajansların kuruluşu ve işler hale getirilmesiyle AB katılım öncesi hibeleriyle desteklenen bölgesel programların yerelde bu birimler tarafından koordine edilmesi planlanmaktadır. Proje birimlerinde bu alanda elde edilen bilgi, deneyim ve teknik altyapının ise geçici maddelerde yapılan düzenleme ile ajanslara aktarılması ve kaybolmaması sağlanacaktır. Ajanslar bu alanda da çok önemli bir ihtiyacı karşılayacak ve gelecekte genişleyerek devam etmesi beklenen AB destekli bölgesel kalkınma programlarının, yereldeki uygulama ve koordinasyon altyapısını meydana getirecektir.

Türkiye-AB ilişkileri çerçevesinde AB tarafından 2004-2006 döneminde sağlanacak olan Ekonomik ve Sosyal Uyuma yönelik katılım öncesi mali yardımların kullanımına temel teşkil etmek üzere Ön Ulusal Kalkınma Planı (ÖUKP) hazırlanmıştır. ÖUKP, başta Uzun Vadeli Strateji (2001-2023), Sekizinci Beş Yıllık Kalkınma Planı (2001-2005) ve 2003 Yılı Katılım Öncesi Ekonomik Programı olmak üzere diğer ulusal belge ve dokümanlar dikkate alınarak hazırlanmıştır. ÖUKP'nin uygulanması ile katılım öncesi mali yardımların etkili bir şekilde kullanımı ve üyelik sonrası yapısal fonların kullanımına ilişkin altyapının oluşturulmaya başlanması hedeflenmektedir. Diğer AB üyesi ve aday ülkelerde olduğu gibi, ÖUKP'nin en öncelikli hedefi, bölgeler arası gelişmişlik farklarının azaltılması ve bu hedef ile sektörel hedefler arasında etkin bir entegrasyonun sağlanmasıdır. Bu amaçla, ÖUKP kapsamında sosyo-ekonomik gelişmişlik göstergeleri itibarıyla öncelikli olarak tespit edilen 12 bölgede AB katılım öncesi mali yardımı ile desteklenen bölgesel kalkınma programlarının başlatılması öngörülmüştür.

Halihazırda, ÖUKP hedefleriyle uyumlu olarak 11 bölgede bölgesel kalkınma programları başlatılmıştır. Ayrıca, ÖUKP dışında sınır bölgelerinin geliştirilmesi amacıyla Bulgaristan ve Yunanistan ile sınır ötesi işbirliği programları da uygulamaya konmaktadır. Mevcut durumda, uygulaması başlatılan veya hazırlıkları devam eden sınır ötesi işbirliği programları ve bölgesel programlar toplam 43 ili kapsamaktadır.

Bunların toplam bütçesi 232 milyon Euro'su AB hibesi, 42.36 milyon Euro'su Türkiye katkısı olmak üzere 274.36 milyon Euro'ya ulaşmış bulunmaktadır.

AB ile müzakerelerin başlaması halinde bölgesel gelişme için tahsis edilecek kaynakların katlanarak artacağı düşünülmektedir. Bununla birlikte, AB'nin 2007-2013 dönemine ilişkin olarak hazırladığı yeni düzenleme ile AB'ye yeni üye olan ülkelerin müzakereler sürecinde yararlandıkları PHARE, ISPA, SAPARD gibi büyük finansal imkân sağlayan programların benzerlerinin ülkemiz için de uygulanması beklenmektedir.

Bu nedenle, ülkemizin hem müzakere sürecinde yararlanılabilecek büyük ölçekli hibe kaynaklardan, hem de üyelik sonrasında kullandırılacak olan yapısal fonlardan etkin bir şekilde yararlanabilmesi fırsatını yakalayabilmesi, bölgelerde kurumsal altyapının hazırlanmasını bir zorunluluk haline getirmektedir. Aksi takdirde kurumsallaşma sağlanamadığı için ülkemize Ekonomik ve Sosyal Uyum başlığı altında sağlanan hibelerin büyük miktarını oluşturan bölgesel programlara ayrılan kaynaklar kullanılamayacaktır. Bu hem hibelerin geri dönmesi hem de yapısal fonlara hazırlıkta büyük ve önemli bir eksiklik anlamına gelecektir.

Diğer taraftan, 2004 yılı İlerleme Raporunda da AB'nin bölgesel politikasına uyum sağlanması ve bölgesel politikaların uygulanması amacıyla, merkezi ve bölgesel düzeyde yeterli kapasitenin oluşturulması gerektiği hususu yeniden vurgulanmıştır. Halihazırda yürütülen programların koordinasyonu, DPT tarafından bölgelerde kurulan ancak hukuki statüsü, bütçesi, yaptırım gücü ve etkisi itibariyle sorunlarla karşılaşan Proje Koordinasyon (Uygulama) Birimleri marifetiyle sağlanmaya çalışılmaktadır. İlerleme Raporunda ayrıca, bölgesel düzeyde kurulan geçici uygulama birimlerinin ileride yapısal fonları yerelde uygulayacak niteliklere sahip olmadığı belirtilmekte; izleme, değerlendirme, mali yönetim ve kontrol konularında yereldeki işlevleri etkin bir şekilde yerine getiremeyeceği hatırlatılmaktadır.

Ajansların kuruluşu ve işler hale getirilmesiyle, AB katılım öncesi hibeleriyle desteklenen bölgesel programların yerelde bu birimler tarafından koordine edilmesi ve uygulanması planlanmaktadır. Proje birimlerinde bu alanda elde edilen bilgi, deneyim ve teknik altyapının ise geçici maddelerde yapılan düzenleme ile ajanslara aktarılması ve kaybolmaması sağlanacaktır. Ajanslar bu alanda da çok önemli bir ihtiyacı karşılayacak ve gelecekte genişleyerek devam etmesi beklenen AB destekli bölgesel kalkınma programlarının, yereldeki uygulama ve koordinasyon altyapısını meydana getirecektir.

Yukarıda sayılan faydalar çerçevesinde;

- Yerel-bölgesel potansiyeli, dinamikleri ve özgünlükleri ortaya çıkararak bunları en iyi şekilde değerlendirip planlayabilecek;

- Potansiyeli ve dinamikleri rekabetçi, katılımcı, esnek, aksiyona dayalı bir yaklaşımla harekete geçirebilecek ve ulusal, uluslararası pazarlarda ekonomik, sosyal, kültürel birer değer haline dönüştürebilecek;

- Bütün kurum, kuruluş ve şahıslara sağladığı idari, mali, teknik desteklerle başta girişimciler olmak üzere bütün kesimlerde bir kalkınma bilinci ve ivmesi oluşturabilecek;

- Yenilikçi, rekabete dayalı kaynak tahsisi mekanizması, etkin izleme ve değerlendirme işlevleri ile kalkınma planları, bölgesel gelişme planları ve programların uygulama kapasitesini geliştirecek ve - Hem ulusal, hem de bölgesel-yerel düzeyde, başta istihdam ve gelir olmak üzere ekonomik ve sosyal göstergelerin iyileştirilmesine, bölgeler arası ve bölge içi gelişmişlik farklarının azaltılmasına ve dolayısıyla ülkenin genel refah ve istikrarına olumlu katkılar sağlayacak olan Kalkınma Ajanslarının kuruluşu, Sekizinci Beş Yıllık Kalkınma Planı, 58 ve 59 uncu Türkiye Cumhuriyeti Hükümetinin Acil Eylem Planının hedefleri ve AB Katılım Ortaklığı Belgesinde yer alan taahhütlerimiz çerçevesinde gerekli görülmektedir.

Ajanslar, kamu-özel sektör ortaklığı anlayışına uygun bir yapıda kurulmaktadır. Bu bakımdan, normal kamu kuruluşu niteliğinde bir kurum olmadığı gibi tasarıda düzenlenmeyen bütün işlemlerinde özel hukuk hükümlerine tabi olarak faaliyet gösterecektir. Bu yapı, ajansların istihdam ve harcama usullerinde, kamu kurum ve kuruluşlarının tabi olduğu genel bütçe, harcama, ihale, işe alma, işten çıkarma, personel ücret ödemesi, muhasebe yöntemlerinden bağımsız olarak esnek hareket edebilen, küçük fakat etkin ve dinamik bir birim olmasını sağlayacaktır. Hantal, büyük ölçekli, geniş kadrolu bir kuruluş olmayacak, bilakis küçük, etkin, çekirdek bir teknik kadroyla çalışan, destek hizmetlerinin hemen hemen tamamını maliyet etkin bir yöntemle hizmet satın alması ile temin eden, oluşan yeni şartlara çabuk adapte olabilen esnek bir yapı olacaktır.

Ajansların teşkilat yapısı, danışma işlevi daha ağırlıklı olan geniş katılımlı bir Kalkınma Kurulundan, karar alma organı olarak kamu-özel sektör işbirliği ile çalışacak bir yönetim kurulundan ve teknik kapasitesi yüksek, etkin bir özel sektör kuruluşu gibi faaliyet gösterecek olan icra organı niteliğindeki Genel Sekreterlikten Tek Durak Ofislerinden oluşmaktadır. Karar alma organları, özel sektör ve sivil toplumun artık lider bir rol üstlenebileceği Ankara, İstanbul ve İzmir illerinin oluşturduğu tek illi bölgeler hariç olmak üzere, kamu temsilcilerinin çoğunlukta olacağı şekilde tasarlanmaktadır. Bunun temel nedeni ajansların ağırlıklı olarak kamu kaynaklarından oluşan bir kaynak havuzundan proje ve faaliyetlere doğrudan destek verecek olmasıdır. Ancak, kamu-özel sektör ortaklığı anlayışını teşkilat yapısına yansıtmak, özel sektör ve sivil toplum örgütlerinin bölgesel ve yerel kalkınmada hem sahiplenmesini, hem de sorumluluğunu geliştirmek için karar alma organlarında özel sektör ve sivil toplum örgütlerinin temsilcilerine de yer verilmektedir. Ayrıca, özel sektör ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcilerinin gelişmiş yörelerde geniş katılımlı Kalkınma Kurulu tarafından demokratik yollarla, seçimle tayin edilmesi öngörülmektedir. Ayrıca, özel sektör temsilinin aynı yaklaşımla sağlanması amacıyla sanayi ve/veya ticaret odalarının yönetimde doğrudan temsili için gerekli şartlar oluşturulmaktadır.

Ajansların, genel koordinasyondan sorumlu DPT tarafından tanımlanan performans kriterleri, sağlanan bütçe tahsisleri, iyi tarif edilen asgari idari ve mali standartlar ve sorumluluklara göre hareket serbestisi içinde çalışmaları esas olacaktır. Ancak, çalışmalarının, yürüttükleri faaliyetlerin, kişi, kurum ve kuruluşlara sağladıkları desteklerin sonuçlarından şahsen ve hukuken sorumlu olmalarını sağlayacak asgari şartları içeren, ikincil mevzuat veya düzenlemeler de oluşturulmuş olacaktır. Bu kapsamda düşünülen uygulama sistemi en üst seviyeden, en alt seviyeye kadar sorumluluğu dağıtacak olan bir sözleşmeler silsilesinin kurulmasıdır. Buna ilave olarak, kademeli ve sürekli bir izleme ve değerlendirme yöntemiyle kaynakların en alt seviyedeki faaliyet ve projelerden, en üst seviyedeki plan ve programlara kadar etkin, verimli, kurallara uygun ve yerinde kullanılması garanti altına alınmış olacaktır. Ayrıca, kaynakların tahsisinden önce gerekli bütün performans değerlendirme kriterlerinin ve göstergelerin karşılıklı yükümlülüğün bir parçası haline gelmesi zorunluluğu bulunacaktır. Bu bakımdan yerelden merkeze doğru işleyen kademeli bir sorumluluk, izleme, değerlendirme ve denetleme sistemi kurulacaktır.

İstihdam usulleri hem seçim ve işe alma, hem de ücret ödemede uzmanlığa, performansa dayalı ve başarıya odaklı tasarlanacaktır. Çalışanların tamamında istihdam garantisi ancak performansa, takım çalışmasının devamına, hizmet verme heyecanına, kurum içi ve dışında sağlıklı iş ilişkilerine bağlı olacaktır. Ajansın statüsü gereği, çalışanların iş akdiyle istihdam edilmeleri öngörülmekte ve kamu görevlisi istihdamının oluşturduğu verimlilik sorununun bu şekilde aşılması arzu edilmektedir.

Çalışanların kendi alanlarında uzman kişilerden objektif, şeffaf yöntemlerle yarışma esasına göre seçilmesi temin edilecek ve ajansın asli fonksiyonlarının bu uzman nitelikli personel eliyle yürütülmesi sağlanacaktır. Bunun bir gereği olarak tasarıya özellikle uzman personel için asgari bir oran konmuş ve bunlar için yabancı dil (İngilizce) yeterliliği gibi asgari bir takım nitelikler tanımlanmıştır. Personel istihdamının gider bütçesi üzerinde yük oluşturmaması için personel giderlerine de sınırlama getirilmektedir. Ayrıca, bölgelerin ihtiyaçları, potansiyelleri ve gelişmişlik seviyeleri dikkate alınarak yapılacak ikincil düzenlemelerle, bu personelin iş tanımları ve nitelikleri daha açık bir şekilde tarif edilecektir.

Ajanslar yerel yönetimlerin normal işlevlerinde bir mükerrerlik veya bir daralma meydana getirmeyecektir. Bilakis onlara teknik ve idari destek sağlayacak, hem planlama, hem de kalkınma amaçlı uygulamalarında onların kurumsal kapasitelerine katkı verecektir. Ayrıca, yerel yönetimler ile yöredeki kamu kuruluşları diğer kurum ve kuruluşlar gibi hazırlayacakları projelerle ajanstan destek alabilecekler, sağlanan desteklerin yararlanıcısı durumuna gelebileceklerdir. Bu itibarla, ajanslar bölgedeki veya yereldeki kamu kuruluşları ve yerel yönetimlerin yerel kalkınma odaklı, bölgesel nitelikli faaliyetlerine ve projelerine maliyet paylaşımı esasına dayalı olarak ilave destek sağlayacaktır. Bu sayede ajanslar, özellikle bölgesel-yerel kalkınma odaklı, iş ortamını ve yaşam kalitesini iyileştirmeye yönelik kritik orta ve küçük ölçekli altyapı, çevre projelerinin hayata geçirilmesine yardımcı olacaktır.

Önerilen Kalkınma Ajansları, il düzeyinde oluşturulacak her türlü vakıf, dernek, birlik gibi sivil toplum örgütlenmelerine, özel sektör üst kuruluşları ve bunların kurdukları uzmanlaşma örgütlerine engel olmayacak, onların yerine geçmeyecektir. Tüm bu farklı nitelikteki organizasyonlar için katılımcı, etkin temsile önem veren, karar alma ve uygulama aşamalarında işbirliği ortamı sağlayan ortak bir platform oluşturacaktır. Yapılanma içinde özel sektör ve sivil toplum kuruluşları temsilcilerinin ilgisinin, etkisinin, sorumluluğunun ve dolayısıyla sahiplenmesinin en ideal düzeyde sağlanması ve sürdürülmesi esas olacaktır.

Paylaşılan bu yetki ve sorumluluğun bir gereği olarak da bu kesimlerin ajansın finansman mekanizması içinde maliyet paylaşımı veya eş finansman modeline sınırlı da olsa katkı sağlamaları doğal olacaktır.

Ajansların kuruluşu aşamalı olarak gerçekleştirilecektir. Bunun için her bir ajansın kuruluşu Kuruluş Kararnamesi şeklinde isimlendirilen bir Bakanlar Kurulu kararı ile yapılacaktır. Bundan maksat, özellikle öncelikli bir takım bölgelerde pilot uygulamalar yaptıktan sonra buradan çıkarılacak derslere göre ajansların yaygınlaştırılmasını sağlamaktır. Başarılı olduğu takdirde, bütün bölgelere, bölgelerin özgün şartları dikkate alınarak yaygınlaştırılacaktır. Burada ajans kuruluşlarının, ayrı ayrı kuruluş kararnameleri ile yapılmasının nedenlerinden birisi de bölgelerin özgün şartları ve yapılarına göre teşkilat yapılarının, birimlerinin, büyüklüklerinin ve diğer yapısal özelliklerinin özelleştirilmesi ihtiyacının bulunmasıdır. Bu farklılaştırma ancak ayrı ayrı kuruluş kararnameleri ile mümkün olabilecektir. Bu konuda ikincil düzenlemelerden de yararlanılabilecektir.

26 Kalkınma Ajansının kurulması halinde, bu kuruluşların kullanabileceği toplam kamu kaynağının tutarı yıllık yaklaşık 666 Trilyon TL. olarak hesaplanmaktadır.

Söz konusu 666 Trilyonluk bu kaynağın; yüzde 68'inin (450 Trilyon TL.) Genel Bütçe vergi gelirlerinden yapılacak transfer ile, yüzde 19'unun (127 Trilyon TL.) Belediyelerin, yüzde 13'ünün (89 Trilyon TL.) ise İl Özel İdarelerinin bütçelerinden transfer edilmesi suretiyle karşılanması öngörülmektedir. Ayrıca, bölgede bulunan illerin sanayi ve/veya ticaret odalarının da ajanslar tarafından kullanılabilecek bütçeye ortaklık ve maliyet paylaşımı esasına dayalı olarak katkı sağlamaları öngörülmüştür.

Ajansların pilot bölgelerden başlamak üzere tedricen kurulacağı düşünüldüğünden, kurulacak her bir kalkınma ajansının getireceği muhtemel yıllık malî yük yukarıdaki tahminler doğrultusunda yaklaşık 25,6 Trilyon TL. olacaktır. Ancak, yapılan tahminlere göre, ortalama bir ajansın işletme (cari) giderlerinin bu harcama toplamı içinde ortalama yüzde 4,6 gibi cüzi bir paya sahip olması beklenmektedir. Bütçenin geri kalan kısmı kalkınma amaçlı proje ve faaliyetlere destek amacıyla kullanılacaktır.

Ajansların merkezi düzeyde koordinasyonu Devlet Planlama Teşkilatı (DPT) tarafından sağlanacaktır. DPT içinde bölge planı yapma ve yaptırma, bölgesel gelişme politikalarını oluşturma ve AB destekli bölgesel programların yürütülmesi görevini üstlenmiş olan Bölgesel Gelişme ve Yapısal Uyum Genel Müdürlüğü, ajansların genel koordinasyonunu ve izlemesini de yapacaktır. Düşünülen yapılanma içinde ulusal düzeyde bölgesel, yerel kalkınma stratejileri ile üst ölçekli bölge planları yeni bir yöntem ve içerikle DPT tarafından yapılmaya/yaptırılmaya devam edecektir. İBBS Düzey 2 bölgelerinin plan ve stratejileri ise ajanslar tarafından DPT ile etkileşimli bir süreç içinde karşılıklı işbirliği ile hazırlanacak ve DPT'nin onayına sunulacaktır. Böylece, Düzey 2 gelişme planı ve stratejilerinin, bu çerçevede desteklenecek faaliyet ve projelerin genel makro hedeflere, ulusal kalkınma planları ve politikalarına, ulusal önceliklere ve bölgeler, kentler arası etkin bir işbölümüne, rol paylaşımına uygun olması sağlanacaktır.

Ajansların, yerel düzeyde uygulayıcı nitelikteki kamu kuruluşları ve yerel yönetimler bakımından üstlendiği koordinatörlük ve katalizörlük işlevi, benzer şekilde merkezde DPT tarafından yürütülecektir. Ajansların başarısı merkezde; Maliye Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı, Hazine Müsteşarlığı, Dış Ticaret Müsteşarlığı, Millî Eğitim Bakanlığı, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı, Bayındırlık ve İskân Bakanlığı, Çevre ve Orman Bakanlığı, Kültür ve Turizm Bakanlığı, Küçük ve Orta Ölçekli Sanayi Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığı (KOSGEB), Türkiye Bilimsel ve Teknik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK), Kalkınma Bankası, Halk Bankası gibi kuruluşların sürece etkin katılım ve katkı sağlamalarıyla da doğru orantılıdır. Bu katkı ve katılımın merkezde DPT koordinatörlüğünde yapılması yerinde olacaktır. Ajansların uygulayıcı ve yatırımcı kurum ve kuruluşların yerine geçmemesi, doğrudan uygulama yaparak mükerrerliklere ve gereksiz yetki çatışmalarına girmemesi esastır. Bölgesel ve yerel kalkınma gibi çok sektörlü, yatay ve mekan boyutu olan bir konuda koordinatör, organizatör, katalizör rol alması, kaynak tahsis mekanizmasını kullanarak bütün ilgili kurum ve kuruluşları yönlendirmesi, yerel aktörleri harekete geçirmesi, özel sektöre, yerel yönetimlere, sivil topluma ve kamu kuruluşlarına teknik, idari ve mali destek sağlayarak uygulamaların ve yatırımların bölgesel/yerel/ulusal kalkınma bakımından etkinliğinin artırılmasını sağlaması, ajansın esas fonksiyonu olacaktır. Merkezi kuruluşlar Kamu Yönetimi Reformu ve Mahalli İdareler Reformu sonrasındaki yeni standart koyucu, düzenleyici, uygulayıcı, yatırımcı ve denetleyici rollerine devam edeceklerdir. Bu bakımdan ajansların onların ve yerel yönetimlerin uygulama alanına mükerrer bir uygulayıcı olarak girmemesi, onların işlevlerini kalkınma amacına yönlendirici, tamamlayıcı, destekleyici olması gerekmektedir.

Bir örnek vermek gerekirse, Hazine Müsteşarlığı ülkemize daha çok yabancı sermaye çekilmesi ve doğrudan yabancı sermaye yatırımlarının artırılması gibi bir işleve sahiptir ve bu açıdan yabancı sermayeye yönelik bir promosyon yapması gereklidir. Ajansların ise bölgesel/yerel, potansiyeli, dinamikleri tespit edip değerlendirerek, yerel aktörleri örgütleyerek bu potansiyeli ulusal ve uluslararası piyasalara, yatırımcılara hazır bir paket halinde sunma kapasitesi olacaktır. Bu bakımdan, ajansların, Hazine Müsteşarlığı kanalıyla, yabancı yatırımcıya yer seçimi de dahil bütün ilgili destekleri ve potansiyelleri içeren somut önerileri bir paket halinde sunması Hazine Müsteşarlığının yabancı sermaye alanındaki işlevini tamamlayıcı, destekleyici ve etkinleştirici olacaktır. Bir bakıma, bu kuruluşlar Hazine Müsteşarlığının yurt içi destek ağı gibi çalışabileceklerdir.

Ajansların buna benzer uygulamaları yatırımı ve girişimciyi destekleme, kırsal kalkınma, küçük altyapının temini, turizm ve çevre gibi alanlarda da ilgili bütün kuruluşlarla işbirliği içinde yürütmesi hedeflenmektedir.

Sonuç olarak;

- bölgeler arası gelişmişlik farklılıkları, - yerel ve küresel rekabetteki değişimler, - AB'ye uyum sürecindeki yükümlülükler, - finansal ve beşeri kaynakların rasyonel dağılımı zorunluluğu, - çevresel duyarlılıktaki artış, - yerel kalkınma ve örgütlenme taleplerinin artışı ve bu taleplerin etkin yönlendirilmesi ihtiyacı gibi nedenler;

- katılımcı, - esnek bir yapıya sahip, - teknik kapasitesi güçlü, yerel ve bölgesel gelişmeyi hızlandırmaya odaklı kalkınma birimleri konumundaki söz konusu kalkınma ajanslarının oluşumunu ihtiyaçtan öte bir zorunluluk haline getirmiştir.

Ek Tablo-1: 2001 Yılı İller İtibariyle Kişi Başına Gayri Safi Yurtiçi Hasıla Değeri (ABD Doları) SIRA İLLER $ SIRA İLLER Kocaeli 6 165 Tunceli 1 584 Bolu 4 216 Kahramanmaraş 1 584 Kırklareli 3 590 Konya 1 554 Yalova 3 463 Isparta 1 510 Muğla 3 308 Trabzon 1 506 İzmir 3 215 Kırşehir 1 488 İstanbul 3 063 Sinop 1 459 Zonguldak 2 969 Giresun 1 443 Ankara 2 752 Amasya 1 439 Kırıkkale 2 725 Uşak 1 436 Bilecik 2 584 Malatya 1 417 Eskişehir 2 513 Sivas 1 399 Bursa 2 507 Tokat 1 370 Tekirdağ 2 498 Diyarbakır 1 313 Manisa 2 459 Afyonkarahisar 1 263 İçel 2 452 Batman 1 216 Edirne 2 403 Erzincan 1 158 Adana 2 339 Osmaniye 1 157 Çanakkale 2 335 Düzce 1 142 Antalya 2 193 Çankırı 1 136 TÜRKİYE 2 146 Siirt 1 111 Artvin 2 137 Gümüşhane 1 075 Denizli 2 133 Ordu 1 064 Nevşehir 2 117 Erzurum 1 061 Sakarya 2 108 Bartın 1 061 Aydın 2 017 Bayburt 1 017 Karaman 2 012 Şanlıurfa 1 008 Balıkesir 2 005 Mardin Burdur 1 951 Aksaray Rize 1 897 Adıyaman Kilis 1 817 Kars Kayseri 1 806 Van Kütahya 1 805 Iğdır Kastamonu 1 781 Yozgat Niğde 1 781 Ardahan Hatay 1 757 Hakkâri Elazığ 1 704 Bingöl Samsun 1 680 Bitlis Çorum 1 654 Şırnak Gaziantep 1 593 Muş Karabük 1 587 Ağrı Ek Tablo-2: İllerin Sosyo-Ekonomik Gelişmişlik Sıralaması (2003) SIRASI SIRASI SIRASI SIRASI (81 İl İçinde) (76 İl İçinde) İL (81 İl İçinde) İL (76 İl İçinde) İstanbul Kırşehir Ankara Artvin İzmir Afyon Kocaeli Düzce Bursa Çorum Eskişehir Osmaniye Tekirdağ K.Maraş Adana Niğde Yalova Giresun Antalya Kastamonu Kırklareli Tunceli Denizli Sivas Muğla Kilis Bolu Bartın Balıkesir Aksaray Edirne Sinop Mersin Erzincan Bilecik Çankırı Kayseri Erzurum Gaziantep Tokat Zonguldak Ordu Aydın Diyarbakır Sakarya Yozgat Çanakkale Adıyaman Manisa Bayburt Konya Kars Karabük Şanlıurfa Isparta Iğdır Hatay Batman Uşak Gümüşhane Burdur Mardin Samsun Siirt Kırıkkale Ardahan Nevşehir Van Karaman Bingöl Elazığ Hakkâri Rize Şırnak Trabzon Bitlis Amasya Ağrı Kütahya Muş Malatya

Madde gerekçeleri

Tasarı/teklif madde 1

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

Kalkınma Ajanslarının kurulmasıyla ulaşılması öngörülen hedefler bu maddede belirtilmektedir. Piyasa mekanizması ya da merkezi hükümet uygulamalarının yerelde kamu kesimi, özel kesim ve sivil toplum kuruluşları arasındaki işbirliğini geliştirmekte yetersiz kalması, bölgesel gelişme ve yerel kalkınma anlayışının kurumsallaşmasının sağlanamaması, sektör bazlı kaynak kullanımından mekan bazlı kaynak kullanımına dönüşümün gerçekleşmesi, yerelde Kalkınma Ajansları gibi esnek, şeffaf ve katılımcı kurumların oluşturulmasını kaçınılmaz kılmıştır. Bunun yanında, kaynakların etkin ve verimli bir şekilde kullanılabilmesi ancak bu kaynakların kullanımının yerelde izlenmesi, değerlendirilmesi ve denetimiyle mümkün olmaktadır. Zira, merkezi bir denetim mekanizması, çoğu zaman kaynakların yerinde ve verimli kullanılmasını temin edememekte, yalnızca hukuki bir denetim ile yetinmek zorunda kalmaktadır.

Bu Kanun ile; Türkiye'de selektif olmayan teşvikler ve yerel ekonomik stratejilerden yoksun "yerleşik bölgesel politikalardan" uzaklaşılarak; her yerel/bölgesel ekonominin kendine has sosyo-ekonomik dokusuna ait kaynaklarının harekete geçirilmesi sonucunda "bölgesel rekabetçi üstünlüğü" ön plana çıkaran, "modern/yeni bölgesel politikalara" geçiş yapılması hedeflenmektedir.

Yerel/bölgesel ekonomide gelişmenin sağlanması kamu kesimi, özel kesim ve sivil toplum kuruluşlarının karşılıklı etkileşimli işbirliğinin "kurumsal bir yapıya" kavuşmasını zorunlu kılmaktadır. Bölge ölçeğinde kamu kesimi-özel kesim ve sivil toplum kuruluşları arasında etkileşim ve çok düzeyli yönetişim, bu kanunun temel prensibi olarak karşımıza çıkmaktadır. Kanunda belirtilen "kaynakların yerinde ve etkin kullanımını sağlamak" ifadesi ile "hizmette halka yakınlık ve yerinden uygulama ilkesinin" de gözetildiği ve hatta bu temel ilkenin kanunun tüm ruhuna yansıtılmış olduğu açıktır.

Tasarı/teklif madde 2

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

Kanunda geçen bazı terim ve kavramların tanımı yapılmıştır. Bu maddede "bölge" kavramı ile "Düzey 2 İstatistiki Bölge Birimi" ifade edilmekte olup; böylece ajansların kuruluş ölçekleri "subjektif kararlara" değil, bilimsel olarak tespit edilmiş "plan bölgelerine" dayandırılmıştır.

Tasarı/teklif madde 3

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

Bu madde ile Kalkınma Ajanslarının kurulması düzenlenmektedir. 28.8.2002 tarihli ve 2002/4720 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile ülkemizdeki bölge tanımını netleştiren ve Avrupa Birliği'ne uyum için gerekli olan İstatistiki Bölge Birimleri Sınıflandırması belirlenmiştir. Bu kararnamede; bölgesel istatistiklerin toplanması, geliştirilmesi, bölgelerin sosyo-ekonomik analizlerinin yapılması, bölgesel politikaların çerçevesinin belirlenmesi ve Avrupa Birliği Bölgesel İstatistik Sistemine uygun karşılaştırılabilir istatistiki veri tabanı oluşturulması için İstatistiki Bölge Birimlerinin temel birimler olduğu ifade edilmiştir.

Ayrıca; Avrupa Birliği fonlarının önemli bir kısmı, bölgesel gelişme amacıyla Düzey 2 İstatistiki Bölge Birimleri esas alınarak kullandırılmaktadır. Buna paralel olarak, İlerleme Raporlarında, Avrupa Birliği ile uyum çerçevesinde bölgesel düzeyde yapıların kurulması gerektiği ifade edilmektedir.

Tüm bu nedenlerle Kalkınma Ajanslarının Düzey 2 İstatistiki Bölge Birimleri esas alınarak kurulması öngörülmektedir.

Ancak; Kalkınma Ajanslarının işleyişinin izlenmesi, altyapı ve kapasitenin oluşması, işleyişteki aksaklıkların tespit edilip çözülmesi amacıyla ajansların 26 adet Düzey 2 İstatistiki Bölge Biriminde bir anda kurulması yerine, Avrupa Birliği bölgesel programlarının uygulandığı bölgelerimize öncelik verilerek birkaç bölgede pilot uygulama başlatılacaktır. Uygulama sonuçlarına ve ajansların performanslarına göre gerekli düzenlemeler yapılarak, diğer bölgelerimizde de ajansların tedricen yaygınlaştırılması öngörülmektedir. Böylece hem görece geri kalmış bölgelerin gelişmişlik düzeylerinin ülke ortalamalarına yakınlaşma süreci hızlandırılmış olacak, hem de Avrupa Birliğine uyum süreci ivme kazanacaktır.

Diğer taraftan, her bölgenin kendine özgü sorunları, potansiyeli ve gelişme öncelikleri bulunmakta, bölgeler farklı sosyo-ekonomik özellikler sergilemektedir. Buna bağlı olarak ajansların yapıları farklılık arz edecektir. Bu nedenlerle; esneklik sağlamak ve dinamik bir yapı oluşturmak için, ajansların kuruluşuna dair düzenleme yapma yetkisi Bakanlar Kuruluna verilmektedir.

Kalkınma Ajanslarının; bürokratik hiyerarşiyi ve işlemleri esas alan bir kamu kuruluşu şeklinde yapılanması yerine, bölgelerin rekabet gücünü arttırmak üzere hızlı karar alabilen, hızla hizmet sunabilen, değişen koşullara uyum sağlayabilen, özel sektör mantığı ile çalışan, bölgedeki tarafları katılımcı bir platformda toplayarak ortak bölgesel kalkınma hedefi doğrultusunda yönlendirebilen, hesap verebilir, saydam, esnek bir yapıda kurulmaları öngörülmektedir. Bu nedenle Kalkınma Ajansları bu kanun hükümleri dışında özel hukuk hükümlerine tabidir. Diğer taraftan, 25 inci madde ile kademeli bir denetim yapısı öngörülmektedir. Böylece, kamu kaynaklarının saydamlık ve hesap verebilirlik ilkeleri çerçevesinde kullanılması tasarlanmaktadır. Bunun yanında, ajansın icra organı özel kesim mantığıyla çalışacak, kamu kurumlarının hantallığından uzak, etkin ve dinamik bir mekanizmanın oluşturulması sağlanmış olacaktır.

Tasarı/teklif madde 4

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

Madde ile ajansların ulusal düzeyde koordinasyonu ile ilgili görev ve yetkiler Devlet Planlama Teşkilatına verilmektedir.

Ajanslar arası eşgüdümün sağlanması ve yerel/bölgesel kalkınma politikalarının etkisinin ve başarısının artırılması amacıyla; ulusal düzeyde genel koordinasyon Devlet Planlama Teşkilatınca yapılacaktır. Ajanslar kuruldukları bölgelerin ekonomik, sosyal ve kültürel gelişimine yerel ve mikro bazda yaklaşırken, Devlet Planlama Teşkilatı makro bazda bölgeler arası gelişmişlik farklarını asgariye indirme, ulusal kalkınmayı hızlandırma ve uluslararası rekabet gücünü artırma misyonunu ifa edecektir.

Diğer taraftan; her ajans kendi bölgesinin rekabet gücünü artırmak suretiyle ekonomik ve sosyal gelişimini hızlandırma çabasına girişirken; aynı zamanda ajans faaliyetlerinin ulusal kalkınma sürecine katkıda bulunmak üzere yönlendirilmesi, bölgeler arası rekabetin aynı zamanda bölgeler arası ortak proje geliştirme ve işbirliği zeminine dayandırılması ve yerel inisiyatifler arasında sinerji yaratılması ile ulusal bazda ekonomik ve sosyal gelişim mümkün olacaktır.

Ajansların faaliyetlerini en iyi şekilde yerine getirebilmeleri önemli ölçüde kurumsal ve teknik kapasitelerinin gelişimine bağlı kalmaktadır. Planlama, programlama ve projelendirme gibi teknik işlerin gerçekleştirilebilmesi ve Avrupa Birliği ve diğer yabancı kaynaklardan sağlanan fonların finansman anlaşmaları çerçevesinde en iyi şekilde kullanılabilmesi, ajanslara gerekli teknik yardım ve danışmanlık hizmetlerinin sağlanması ile mümkün olacaktır. Aynı zamanda ajansların tecrübelerini birbirleri ile paylaşmaları ve iyi uygulama örneklerinin yaygınlaştırılması Devlet Planlama Teşkilatınca sağlanacaktır. Bu durum, rehberlik ve danışmanlık hizmetlerinin önemli bir aracı olacaktır.

Ajansların verimli ve etkin çalışmaları, birbirleri ile eşgüdüm içinde olmaları kadar ulusal düzeydeki kurum ve kuruluşlarla da eşgüdüm içinde olmalarına bağlıdır. Bu kapsamda, Devlet Planlama Teşkilatının üstleneceği diğer bir görev, merkezi düzeydeki kurum ve kuruluşlarla ajansların işbirliği ve koordinasyon içinde çalışmasını sağlamak olacaktır.

İzleme ve değerlendirme süreçleri sonuca yönelik planlamanın en önemli halkalarından birini oluşturmaktadır. Uygulama süresince edinilen deneyimlerin sistematik biçimde gelecekteki planlama ve programlama çalışmalarına ışık tutması, hem ajansların hem bölgelerin performanslarının değerlendirilmesi kaynak tahsisinin rasyonel ve performansı dikkate alan bir şekilde yapılmasını sağlayacaktır. Bu çerçevede; diğer ölçütlerin (nüfus, gelişmişlik düzeyi gibi) yanında, ajansların ve programların performansları kaynak tahsisini belirlemede etkili olacaktır. Böylece, ajanslar ve bölgedeki diğer aktörlerin daha fazla kaynak sağlayabilmek amacıyla performanslarını artırmaları yönünde, rekabete dayalı, teşvik edici bir mekanizma konulmaya çalışılmaktadır.

Bu gereklilikler doğrultusunda, ajansların ulusal düzeyde koordinasyonu ile ilgili ikincil mevzuatın oluşturulmasını teminen plan ve programlara, yapılacak yardım ve transferlere, personelin nitelik ve istihdamına, bütçe ve muhasebe standartlarının kullanımına, faaliyet raporlarına, izleme, değerlendirme ve denetime ilişkin esas ve usuller ile Tek Durak Ofislerin çalışma esas ve usullerini (başvuruların kapsamı, hangi yatırım ve tesisler, hangi izin, ruhsat, iş ve işlemler için yapılacağı, izin, ruhsat, iş ve işlemler için alınacak ücretler ve bunlara ilişkin usul ve esaslar), ilgili kamu kurum ve kuruluşlarının görüşünü de almak suretiyle belirleme yetkisi Devlet Planlama Teşkilatına verilmektedir.

Tasarı/teklif madde 5

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

Madde ile ajansın görev ve yetkileri düzenlenmektedir. Ajansların temel görevi; bölgedeki kamu kesimi, özel kesim ve sivil toplum kuruluşları arasındaki işbirliğini geliştirmek ve bölgedeki tarafların karar alma ve uygulama süreçlerine katılımını sağlamaktır.

Ayrıca; bölge plan ve programları hedeflerine ulaşılmasında bölgedeki faaliyet ve projelere destek verilmesi, söz konusu faaliyet ve projelerin izlenmesi, değerlendirilmesi ve sonuçların DPT Müsteşarlığına bildirilmesi görevi ajanslara verilmektedir. Faaliyet ve projelere destek verilmesi sadece mali destek sağlanması ile sınırlı kalmayacak, özellikle nispeten az gelişmiş bölgelerimizde teknik ve idari kapasitenin geliştirilmesi suretiyle de bölgedeki tarafların proje oluşturma becerisi geliştirilecektir.

Bölgelerde gelişmenin sağlanması, önemli ölçüde bölgeye yatırım yapılması ile mümkün olmaktadır. Bölgede bulunan tabii, iktisadi ve beşeri kaynak ve imkanların tespit edilmesi ve rekabet gücünü artırmaya yönelik araştırmalar yapılması; bölge potansiyelinin ve gelişme önceliklerinin yatırım imkanlarını da dikkate alarak, bölgenin girişimciler için cazibe merkezi haline getirilmesi konusunda atılacak ilk adımdır. Bölgenin iş ve yatırım imkanlarının tanıtılması bölge dışından bölgeye yatırımcı çekilmesini sağlarken; yönetim, üretim, tanıtım, pazarlama, teknoloji, finansman, örgütlenme ve işgücü eğitimi gibi konularda, küçük ve orta ölçekli işletmeler ve yeni girişimcilere destekler sunulması da bölgesel gelişme hedeflerine uygun olarak bölgede girişimciliğin gelişmesine olanak sağlayacaktır.

Ülkemizde çevre, sağlık, işçi sağlığı ve iş güvenliği gibi temel konularda ve ayrıca gıda, ilaç, madencilik, turizm gibi sektörel konularda çeşitli mevzuatla düzenlenen izinler bulunmaktadır. Gıda, madencilik, turizm sektörlerindeki izinlerin genel olarak ilgili bakanlık veya kuruluşça verilmesi düzenlenmiş bulunmaktadır. Ancak diğer izinler ilgili bakanlık ve kuruluşların merkez teşkilatları, taşra teşkilatları, valilikler, büyükşehir belediye başkanlıkları veya diğer belediye başkanlıklarınca verilmektedir. İlgili mevzuatında izinlerin verilmesi için çok sayıda ve kısmen mükerrer belgeler istenmekle birlikte, bazı izin başvurularının cevaplanması için de süreler tanımlanmamıştır. Ayrıca, yatırımcıların her izin için ayrı ayrı makamlara başvurması gerekmekte, izin başvurularında diğer bazı izin belgelerinin beyanı istenmektedir.

Yukarıda belirtilen sorunları çözmek üzere; yatırımcının "tek merci"e mümkün olduğu kadar az sayıda başvuruda bulunarak izinleri alması ve izinlerle ilgili işlemlere mutlaka süreler getirilmesi; sektörel izinlerin çevresel etki değerlendirilmesi, yatırım aşaması ve işletmeye alma aşaması olarak 3 aşamada toplulaştırılması;

yatırımcının sektörel izinlerle ilgili tek muhatabının Tek Durak Ofislerin olması; Tek Durak Ofisler bünyesinde izin başvurularının hızlı ve etkin şekilde takip edilerek sonuçlandırılması amaçlanmıştır.

Tasarı/teklif madde 6

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

Madde ajansın bilgi toplama yetkisini düzenlemektedir.

4982 Sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanunu demokratik ve şeffaf yönetimin gereği olan eşitlik, tarafsızlık ve açıklık ilkelerine uygun olarak kişilerin bilgi edinme hakkını kullanmalarına ilişkin esas ve usulleri düzenlemektedir.

Bu madde hükümleri ile ajans tarafından özel kanunlarla gizli tutulması güvence altına alınmış bilgiler dışındaki tüm bilgilerin kurum ve kuruluşlarından zamanında edinilmesi sağlanacaktır.

Tasarı/teklif madde 7

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

Madde ile ajansın; Kalkınma Kurulu, Yönetim Kurulu, Genel Sekreterlik ve Tek Durak Ofislerden oluşan teşkilat yapısı düzenlenmektedir. Ajansın, danışma ve yönlendirme organı olarak Kalkınma Kurulu, karar alma organı olarak Yönetim Kurulu ve icra organı olarak da Genel Sekreterlik belirlenmiştir. Ayrıca, bölge illerinde yapılacak yatırımlar bakımından girişimciye kolaylık sağlamak ve izin ve ruhsat gibi işlemlerin daha kısa sürede sonuçlanmasını sağlamak üzere Tek Durak Ofisler oluşturulmuştur.

Ajansın teşkilat yapısı ortaya konurken; kamu kesimi ile özel kesim ve sivil toplum kuruluşları arasında dengenin gözetildiği, karmaşıklıktan uzak, sade, basit, anlaşılır, organların fonksiyonlarının net olarak tanımlandığı, dikey hiyerarşiden ziyade yatay hiyerarşik yapının ön planda olduğu bir iç yapının oluşturulması amaçlanmıştır.

Tasarı/teklif madde 8

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

Madde ile ajansta, Yönetim Kuruluna üye seçme göreviyle birlikte daha çok danışma fonksiyonu icra edecek olan Kalkınma Kurulu oluşturulmaktadır. Kurulun oluşturulmasındaki temel amaç;

bir yandan bölgedeki yerel potansiyeli harekete geçirmek üzere, kamu ve özel kesim ile sivil toplum kuruluşları arasındaki ortak iş yapabilme kapasitesini artırarak bölgenin gelişmesinde yerel tarafları söz sahibi yapmak; diğer yandan da, bölgede demokratik katılımcılık, paylaşım ve işbirliği kültürünü yerleştirerek bunu kurumsal bir çerçeveye oturtmaktır.

Ajansta ortak aklı harekete geçiren, yörenin sosyal sermayesini ajansa taşıyan ve böylece ajans faaliyetlerini yönlendiren bir mekanizma, ancak Kalkınma Kurulu gibi yörenin hemen hemen örgütlü tüm kesimlerinin temsil edildiği bir platformun oluşturulmasıyla mümkün olacaktır. Böylece, hem ajansın yöre insanınca sahiplenmesi sağlanacak hem de yöre halkının yaşam kalitesini artırmada ajans önemli bir fonksiyon icra etmiş olacaktır.

Kalkınma Kurulu en fazla yüz kişiden oluşacaktır. Kalkınma Kuruluna katılacak temsilci sayıları belirlenirken iller arasında denge gözetilecektir. Buradaki en önemli husus; herhangi bir ilin, aynı bölgede bulunan diğer iller üzerinde haksız bir şekilde üstünlük sağlamasının ve olası yıkıcı rekabetin önüne geçilmesidir. Ancak; bölge içindeki illerde özel sektör ve sivil toplum kuruluşları sayıca ve gelişmişlik düzeyleri bakımından heterojen yapı arz etmektedir. Bu nedenle, illerin Kalkınma Kuruluna eşit sayıda temsilci göndermesinin mümkün bulunmadığı illerimizde de denge sağlayıcı tedbirler Devlet Planlama Teşkilatınca alınacaktır.

Tasarı/teklif madde 9

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

Madde ile Kalkınma Kurulunun görev ve yetkileri düzenlenmektedir.

Kalkınma Kurulu; ajansın yıllık faaliyet ve iç denetim raporlarını görüşmek, değerlendirmek ve önerilerde bulunmakla görevlendirilmiş, ajansın tüm faaliyetlerinde katılım, hesap verebilirlik ve saydamlık ilkelerine uygunluk gözetilmiştir.

Kalkınma Kurulunda bölgenin potansiyeli, öncelikleri ve sorunları hemen hemen bütün toplum kesimlerinin katılımı ile tartışılarak, ortak akılla oluşturulan çözüm önerileri gerek Yönetim Kuruluna, gerekse bir bildiri ile kamuoyuna iletilmektedir. Böylece, hem ajansı yönlendirme görevi yerine getirilmekte, hem de bölge ile ilgili konular yöre halkının ilgisine sunulmuş olmaktadır.

Kalkınma Kurulunun görevlerinden biri de, tek ilden oluşan bölgelerde Yönetim Kuruluna yedekleriyle birlikte özel kesim ve/veya sivil toplum kuruluşu temsilcilerini seçmektir. Bu yolla, Kalkınma Kurulunda temsil edilen kesimlerin kendi inisiyatifleri ile karar alma süreçlerine de katılım imkanı sağlanmaktadır.

Yönetim Kuruluna bu kapsamda seçilecek yedek üyeler; Yönetim Kurulu özel kesim ve/veya sivil toplum kuruluşu temsilcilerinin görevlerinin sona ermesi durumunda, görev almak üzere, Kalkınma Kurulu tarafından sırasıyla belirlenecektir.

Tasarı/teklif madde 10

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

Madde ile karar organı olan Yönetim Kurulunun yapısı, çalışma usul ve esasları düzenlenmiştir. Yönetim Kurulu oluşturulurken; katılımcılık, iller ve taraflar arası eşgüdüm ve her ilin eşit temsili ilkeleri göz önünde bulundurulmaya çalışılmıştır. Kesimler arası denge ise; kamu kesimini temsilen valiler; yerel siyaseti temsilen büyükşehir veya büyükşehir belediyesi bulunmayan illerde il merkezinin bulunduğu yerlerin belediye başkanları; özel kesim ve sivil toplum kuruluşlarını temsilen de il ticaret ve sanayi odası başkanlarına Yönetim Kurulunda yer verilmek suretiyle sağlanmaktadır.

Bir ilden oluşan bölgelerde (Ankara, İstanbul ve İzmir) kamusal yatırımlardan ziyade, katma değeri yüksek, teknoloji, inovasyon ve hizmet sektörü odaklı uluslar arası rekabete konu özel sektör yatırımlarına yönelik politikalar ön planda olacaktır. Bu bölgelerin gelişmiş olması, özel sektörün ve sivil toplum kuruluşlarının yaygın ve etkin çalışması nedeniyle, bu bölgelerde kurulacak ajansların Yönetim Kurulunda özel sektör ve sivil toplum kuruluşlarına ağırlık verilmektedir. Söz konusu bölgelerde, Yönetim Kuruluna, ticaret ve sanayi odaları temsilcilerinin yanında Kalkınma Kurulu tarafından seçilecek üç özel kesim ve/veya sivil toplum kuruluşu temsilcisi dahil edilmektedir.

Diğer bölgelerde ise, Yönetim Kurulu kamu kesimi ağırlıklıdır. Genelde az gelişmiş veya gelişmekte olan söz konusu bölgelerimizde; kamusal altyapı yatırımlarına daha çok gereksinme duyulmakta;

özel sektör ve sivil toplum kuruluşlarının kurumsal kapasiteleri de dikkate alındığında, kamunun kurumsal kapasitesinden, yönlendirmesinden ve liderliğinden daha fazla yararlanma ihtiyacı bulunmaktadır.

Birden fazla ilden oluşan bölgelerimizde, Yönetim Kurulu Başkanlığı; kuruluş aşamasındaki yoğun işlemlerin yürütülmesini teminen, ilk yıla mahsus olmak üzere ajansın kurulacağı ilin valisi tarafından;

müteakip yıllarda ise illerin alfabetik sırasına göre, bölge illerinin valileri tarafından bir yıl süre ile yürütülecektir.

Yönetim Kurulunda; valiler, belediye başkanları ve ticaret ve sanayi odaları başkanlarının üyelik süresi, kurumlarındaki görev süreleri ile sınırlı tutulmakta; tek ilden oluşan bölgelerimizde Kalkınma Kurulu tarafından seçilecek özel sektör ve sivil toplum kuruluşu temsilcilerinin görev süresi ise iki yıl olarak belirlenmektedir.

Kalkınma Kurulu tarafından seçilecek özel sektör ve sivil toplum kuruluşu temsilcilerinin görev süreleri dolmadan, herhangi bir şekilde üyeliklerinin sona ermesi halinde; yedek üyeler, Kalkınma Kurulu tarafından belirlenen sırayla asil üyenin görev süresini tamamlayacaktır.

İcra organının başında bulunan Genel Sekreterin, oy hakkı bulunmaksızın Yönetim Kurulu toplantılarına katılmasına imkan sağlanarak; Yönetim Kuruluna karar verirken ihtiyaç duyacağı teknik bilginin anında sağlanması hedeflendiği gibi, icra organının alınan kararları anlayıp, hızlı ve etkin şekilde uygulaması amaçlanmaktadır. Genel Sekreterin oy hakkının bulunmaması, aynı zamanda icra organının karar organına karşı hesap verebilirliğini kolaylaştırıcı ve muhtemel bir çıkar ilişkisi sorununun ortaya çıkmasını engelleyici bir düzenlemedir.

Tasarı/teklif madde 11

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

Bu maddede Yönetim Kurulunun görev ve yetkileri belirlenmektedir. Yönetim Kurulu, karar organı olarak ajansın sevk ve idaresine ilişkin görevleri ifa etmekte, bölgenin gelişimine yönelik genel politikaları belirlemektedir.

Bölgesel ve yerel kalkınma kapsamında önemli görülen ve Genel Sekreterlik tarafından sunulan program, proje ve faaliyetlerin desteklenmesine karar vermek ve yapılacak yardımları onaylamak Yönetim Kurulunun görevleri arasındadır.

Ajansın mali yapısı ile ilgili olarak, kurul; yıllık çalışma programını Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarlığının onayına sunmak ve bütçeyi Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarlığına göndermek, ajansa yapılacak bağış ve hibeleri kabul etmek, yıl içinde ihtiyaçlara göre bütçeyi revize etmek ve yıllık mali raporu ve kesinleşen bütçe sonuçlarını onaylamakla görevli ve yetkili kılınmıştır. Ayrıca, Yönetim Kurulu; kesinleşen bütçeyi ve çalışma programını, altı aylık ara rapor ve yıllık faaliyet raporunu, Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarlığına gönderecektir.

Kanunda icra organının başında yer alacak olan Genel Sekreterin ve diğer personelin seçimine özel bir önem verilmiştir.

Ajans Genel Sekreter adaylarını uygunluğuna karar verilmek üzere Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarlığına sunma ve diğer personelin işe alınması ve işine son verilmesi hakkında karar verme görevleri Yönetim Kuruluna bırakılmıştır.

Ajansın esnek çalışabilmesi ve değişik bölgelerin nüfusu, sektörel yapısı, öncelikleri, potansiyeli ve sorunları gibi kendine özgü nitelikleri ile değişen koşullara uyum sağlayabilmesi amacıyla, Genel Sekreterliğin yapısı ve hizmet birimlerinin, Genel Sekreterin teklifi ile Yönetim Kurulu tarafından belirlenmesi veya değiştirilmesi öngörülmüştür.

Ajans faaliyetlerinin hızlı ve etkin bir şekilde yürütülebilmesi açısından, Yönetim Kurulu gerekli gördüğü hallerde görev ve yetkilerinden bir kısmını, sınırlarını açıkça belirlemek şartıyla Genel Sekretere devredebilmektedir.

Tasarı/teklif madde 12

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

Madde ile ajansın icra organı olan Genel Sekreterliğe ilişkin düzenleme yapılmıştır. Genel Sekreterliğin ve Tek Durak Ofislerin en üst amiri Genel Sekreterdir. Genel Sekreter ajansın icraatı ile ilgili olarak Yönetim Kuruluna karşı sorumludur.

Tasarı/teklif madde 13

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

Madde ile Genel Sekreterin nitelikleri belirlenmiştir. Genel Sekreterliğin görev ve yetkileri incelendiğinde, hizmetin gerektirdiği nitelik ve koşulları haiz bilgili ve deneyimli bir Genel Sekreterin istihdamı zorunluluk arz etmektedir. Bu nedenle yüksek öğrenim şartının yanında, yüksek öğrenim sonrasında kamu ya da özel kesimde uzmanlık gerektiren konularda en az on yıl çalışmış olmak şartı aranmaktadır.

Diğer taraftan; başta Avrupa Birliği ile olmak üzere ülkemizin katıldığı ikili ve çok taraflı uluslararası program ve projeler ajans faaliyetleri içerisinde büyük öneme sahip olup, Genel Sekreter bunların sevk ve idaresinden sorumlu bulunmaktadır. Ayrıca, konuyla ilgili literatür ve mevzuat ile uluslararası kurumlar ve kişilerle ilişkilerde ağırlıklı olarak İngilizce dili kullanılmaktadır. Bu nedenlerle, Genel Sekreterin; Kamu Personeli Yabancı Dil Bilgisi Seviye Tespit Sınavında (KPDS) İngilizce dilinden asgari (70) düzeyinde puan almış veya buna denk kabul edilen uluslararası geçerliliği bulunan belgeye sahip olan adaylar arasından istihdam edilmesi gerekmektedir.

Tasarı/teklif madde 14

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

Bu madde ile Genel Sekreterin görev ve yetkileri düzenlenmektedir. Genel Sekreter, ajansın bütçe imkanları çerçevesinde etkin ve verimli çalışarak görevlerini tam ve zamanında ifa etmesinden ve ajansın ulusal ve uluslararası bütün temas ve ilişkilerinden sorumludur. Genel Sekreter, bölgenin kalkınma öncelikleriyle uyumlu olacak şekilde; bölgedeki kişi, kurum ve kuruluşların proje üretme ve uygulama kapasitesini geliştirici faaliyetlerde bulunmak; özel kesim, sivil toplum kuruluşları ve yerel yönetimlerin proje ve faaliyet tekliflerini değerlendirerek, mali destek sağlamak üzere Yönetim Kuruluna öneri götürmek;

desteklenen proje ve faaliyetleri izlemek, değerlendirmek, denetlemek ve raporlamak; yerel yönetimlerin planlama çalışmalarına teknik destek sağlamak konusundaki görevleri, planlama ve programlama süreçlerini tamamlayıcı ve destekleyici faaliyetler olmaktadır. Böylece, mali destek verilmekle yetinilmeyerek, kamu ve özel kesim ile sivil toplum kuruluşlarının idari ve teknik kapasitelerinin geliştirilmesi ve bölgede proje üretiminin artırılması sağlanmış olacaktır.

Bölgesel kalkınma ile ilgili diğer kurumlarla karşılıklı bilgi ve tecrübe aktarımını teminen Genel Sekreterlik yurt içinde ve dışındaki kuruluş ve ajanslarla işbirliği yapma ve ortak proje geliştirme konusunda yetkili kılınmıştır. Genel Sekreter, Ajans Genel Sekreterliğini temsilen; bölgesel gelişme ile ilgili ulusal ve uluslar arası toplantılara katılır ve temasları yürütür. Bu kapsamda değişik bölgeler arasında koordinasyonun sağlanmasına ve işbirliği imkanlarının geliştirilmesine katkıda bulunmakla da görevlidir.

Ayrıca, Genel Sekreter; Yönetim Kurulu kararlarını uygulamak, Kanunda öngörülen idari ve mali işlemleri yürütmek, ajansın Yönetim Kurulunun yanında Kalkınma Kurulunun da sekretarya işlerini ve görev alanına giren diğer hizmetleri yürütmek ve Yönetim Kurulunun devrettiği yetkileri kullanmakla görevlendirilmiştir.

Tasarı/teklif madde 15

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

Bölge illerinde yatırımcıların kamu kurum ve kuruluşlarının görev ve yetki alanına giren izin ve ruhsat işlemleri ile diğer idari iş ve işlemlerini, ilgili mevzuatta belirtilen süre içinde sonuçlandırmak üzere tek elden takip ve koordine etmek amacıyla bölge illerinde, Yönetim Kurulu kararı ile biri koordinatör olmak üzere, en çok beş uzmandan oluşan Tek Durak Ofisler teşkil edilir. Tek Durak Ofisler, görevleri ile ilgili olarak Genel Sekreterliğe karşı sorumludur. Ayrıca buralara müracaat edenlerin ek bir maliyetle karşılaşmasını önlemek için sunulan hizmetlerin ücretsiz olması öngörülmüştür.

Tasarı/teklif madde 16

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

Bu madde ile Tek Durak Ofislerin görev ve yetkileri düzenlenmektedir.

Tek Durak Ofisler ile yatırımcının, izin ve ruhsat işlemlerinde çok sayıdaki kurumla muhatap olması yerine, tek nokta ile muhatap olması hedeflenmiştir. Bu merkezlerin temel görevi, yatırım ortamının iyileştirilmesi kapsamında yatırımcılara, yatırım öncesi ve yatırım döneminde işletme ruhsatı verilene kadar izin ve onayları yatırımcı adına takip etmek ve sonuçlandırmak olacaktır.

Söz konusu özel sektör yatırımlarının işletmeye açıldıktan sonra da il ve bölge ekonomilerine katkıları izlenecektir.

Tasarı/teklif madde 17

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

Madde ile özellikle küçük ölçekli yatırımcıların, Tek Durak Ofislere başvurmadan daha basit bir şekilde ilgili kuruluşlardan doğrudan izin almaları imkanı getirilmiştir. Ayrıca öngörülen sistemin çalıştırılabilmesi için, öncelikle izin başvuruları konusunda diğer kanunlarda yapılması gereken değişiklikler düzenlenmiştir.

Tasarı/teklif madde 18

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

Madde ile ajans personelinin nitelik, statü ve hakları düzenlenmektedir. Ajansa bu kanun kapsamında yüklenilen görevlerin istenilen şekilde ifa edilebilmesi için nitelikli Genel Sekreterin altında çalışacak, ajans hizmetlerinin gerektirdiği nitelik ve koşulları haiz yeterli uzman personel ve ajansın iç denetimine ilişkin faaliyetleri yürütecek tecrübeli bir iç denetçi istihdamı zorunlu olmaktadır.

İstihdam edilecek iç denetçide; ajansın faaliyetlerinin niteliği gereği, kamuda en az on yıl denetim elemanı olarak çalışma şartı aranmaktadır.

Ancak, yapının daha esnek olabilmesi, çalışanların performanslarının değerlendirilebilmesi açısından personelin 4857 sayılı İş Kanunu hükümlerine göre iş akdiyle istihdam edilmesi önem arz etmektedir. Böylece, ajanslar klasik kamu kurumlarının hantallığından uzak, dinamik bir yapıda kurulmuş olacaktır. Ajansın teknik kapasitesi yüksek, esnek ve etkin bir personel yapısına sahip olmasını teminen, destek personeli sayısının toplam personel sayısına oranı da yüzde yirmi olarak belirlenmiştir.

Diğer kamu kurum ve kuruluşlarında çalışan personelin de ajansta istihdam edilebilme imkanı bulunmaktadır. Bu yolla, diğer kamu kurum ve kuruluşlarında çalışan, özellikle bölgesel gelişme ve proje yönetimi konularında tecrübesi olan personelden de faydalanma imkanı doğmuş olacaktır. Kamu kurum ve kuruluşlarında ajansın ihtiyaç duyduğu nitelikli personelin ajanslarda çalışmalarını özendirmek amacıyla, ajanstan ayrıldıktan sonra eski kurumlarına dönebilme imkanı sağlanmaktadır. Bu kişilerden müşterek kararname ile atanması gerekenlerin kurumlarına dönüşünde bu uzun sürecin yaşanmaması için yalnızca ilgili bakan onayı aranmıştır. Kişilerin kurumlarına geri dönüşünde bu imkan sağlanırken, bu kişilerin önceki görevlerindeki idari unvanlara (genel müdür, daire başkanı gibi) göre atanma zorunluluğu bulunmamaktadır. Burada kişilerin kariyerlerine (uzman gibi) göre atanması amaçlanmaktadır.

Ancak, ajansın idari kapasitesinin tamamıyla kamu kurumlarından gelen personelle sınırlandırılmaması ve özel sektör ile sivil toplum kuruluşlarının da kapasitelerinden yararlanılmasının sağlanması, genç ve nitelikli işgücünün ajansta istihdam edilebilmesi yolunun açılması için, bu şekilde istihdam edilecek olan personelin sayısı da toplam ajans personeli sayısının yüzde otuzu ile sınırlandırılmıştır.

Kamu kurum ve kuruluşlarından muvafakat almaksızın ajansta istihdam edilenlerin ajansta görevlerinin son bulması ve ayrılmış oldukları kurum ve kuruluşlara geri dönmeleri nedeniyle yapılacak işlemler genel hükümlere tabidir.

Ajans Genel Sekreteri ile uzman personel ve iç denetçinin ücret ve sosyal hakları için; iş akdi hükümlerine göre çalıştırılmaları, emeklilik ve sosyal güvenlik yönünden 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununa tabi olmaları, iş güvencelerinin sınırlılığı, taşrada nitelikli eleman bulmanın ve istihdam etmenin zorluğu gibi nedenler söz konusu olduğundan asgari; ajans personeline keyfi yüksek ücret ödenmesi suretiyle kaynakların israf edilmesinin önüne geçilmesi bakımından da azami sınırların belirlenmesi zorunluluk arz etmektedir. Bu hususlarda Yüksek Planlama Kurulu yetkili kılınmıştır.

Tasarı/teklif madde 19

→ yürürlükteki madde 19

Madde ile ajansın gelirleri düzenlenmiştir. Kalkınma Ajanslarının başarısını belirleyen önemli bir husus da ajansın sürekli ve yeterli bir finansal kaynağa sahip olmasıdır. Dünya örneklerinde, Kalkınma Ajanslarının gelirleri hizmet ettikleri alana, yasal yapılarına ve sundukları hizmetlere göre farklılık göstermektedir. Ancak, birçok kalkınma ajansı özerk bir yapıya sahip olmasına rağmen, finansal yapısının sağlam olması için özellikle kuruluş aşamasında ağırlıklı olarak ajanslar kamu tarafından finanse edilmektedir. Bu nedenle, genel bütçe vergi gelirlerinin binde beşi oranında bir payın bölgesel gelişme için ayrılması öngörülmüştür. Bu kaynak Yüksek Planlama Kurulunca nüfus, gelişmişlik düzeyi ve performans ölçütleri dikkate alınmak suretiyle ajanslara tahsis edilecektir.

Performans ölçütlerinin dikkate alınması, ajansların performanslarını geliştirmeleri için özendirici bir işlev görecektir.

Diğer taraftan, Yönetim Kurulunun yapısının bir yansıması olarak, bölgedeki tarafların ajans faaliyetleri ve ortak bölgesel kalkınma hedeflerini sahiplenmelerinin ve kalkınmanın faydalarından yararlanmalarının yanında maliyetlerine de iştirak etmelerinin sağlanması açısından, bölgedeki il özel idareleri için yüzde beş, belediyeler ile sanayi ve ticaret odaları için ise bir önceki yıl kesinleşmiş bütçe gelirlerinin yüzde biri oranında bir payın cari yıl bütçesinden bölgelerindeki ajansa aktarılması öngörülmüştür.

Avrupa Birliği fonlarından sağlanacak kaynaklar ve ajans faaliyetlerinden sağlanan gelirler de ajans bütçesi için büyük önem arzetmektedir.

Tasarı/teklif madde 20

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

Madde ile ajansın giderleri düzenlenmektedir. Ajansın bölge plan ve programlarında öngörülen hedeflere ulaşabilmesi için kaynaklarını ekonomik olarak en verimli alanlarda değerlendirmesi gerekmektedir. Ayrıca, ajans bütçesinden araştırma ve geliştirme faaliyetlerine, tanıtıma ve eğitime de kaynak ayrılmıştır. Böylece, bölgesel gelişme anlayışına sürdürülebilir bir perspektif kazandırmak amaçlanmaktadır.

Ajans kaynaklarının etkinliğinin ve verimliliğinin sağlanması bakımından, ajansın personel giderleri, gerçekleşen en son yıl bütçe gelirlerinin yüzde onbeşi ile sınırlandırılmıştır.

Tasarı/teklif madde 21

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

Bütçenin hazırlanmasında, genel kabul görmüş olan saydamlık, hesap verebilirlik, açıklık ve alenilik ilkeleri esastır.

Tasarı/teklif madde 22

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

Madde ile ajansın bütçesi düzenlenmektedir. Ajans büçesinin, ulusal ve bölgesel plan ve programlar ile yıllık çalışma programına uygun ve gerçekçi bir şekilde hazırlanması gerekmektedir. Ayrıca, ajansların harcamalarının kontrol edilebilmesi ve mali gücü oranında harcama ve yükümlülük altına girmesi için bütçe dışı harcamalara izin verilmemiştir. Ajans bütçesi ulusal ve bölgesel programlara uygun olarak hazırlanacaktır.

Tasarı/teklif madde 23

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

Madde ile bütçenin hazırlanma ve kabul süreci düzenlenmiştir. Bu madde ile Yüksek Planlama Kurulunun gösterge niteliğinde pay tavanlarını belirlemesinden başlayarak Yönetim Kurulunda kabulü ve kesinleşmesine kadar geçen süreç ve bu süreç içinde göz önünde bulundurulması gereken nüfus, gelişmişlik düzeyi, ajansın bir önceki yıl içerisindeki performansı, ulusal ve bölgesel plan ve programlara, çalışma programına uygunluk, gelir ve gider tahminlerinin gerçekliği gibi ölçütler düzenlenmiştir.

Tasarı/teklif madde 24

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

Bu maddede bütçe sonuçları ile ilgili düzenlemeler yer almaktadır.

Tasarı/teklif madde 25

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

Madde ile ajansın iç ve dış denetim esasları belirlenmektedir. Klasik denetim anlayışından farklı olarak, iş ve işlemlerin yalnızca hukuki denetimi değil performans denetiminin de yapılması öngörülmektedir.

İç denetim faaliyetlerinin sürekliliğinin sağlanması, gerek ajans faaliyetlerinin hesap verilebilirliği ve şeffaflığı, gerekse ajans faaliyetleri ile ilgili risklerin zamanında tespit edilerek gerekli tedbirlerin alınması açısından büyük önem arz etmektedir. Bu nedenle denetim konusunda uzmanlaşmış bir iç denetim istihdamı öngörülmektedir.

Ayrıca, Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Sekretere de iç denetim konusunda yetki verilmektedir. Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Sekreter, ajans faaliyetlerini görevlerinin gerektirdiği gibi yerine getirmek ve bu konuda gerekli tedbirleri almakla görevlidirler.

Dış denetimin ise; hukuka uygunluk açısından İçişleri Bakanlığı, performans değerlendirmesi açısından ise Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarlığı tarafından gerçekleştirilmesi öngörülmektedir.

Ajans faaliyetlerinin hukuka uygunluğu, yerindeliği, etkinliği ve verimliliği ile ajansların performansı, her bir bölgenin niteliği ve her ajansın faaliyeti de dikkate alınmak suretiyle belirli aralıklarla incelenerek denetime tabi tutulacaktır.

İlgili mevzuat hükümleri ile düzenlenen Sayıştayın denetim yetkisi saklıdır.

Tasarı/teklif madde 26

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

Bu maddede ajansın muaf olduğu vergi, resim, harç ve katkı payları belirtilmektedir.

Tasarı/teklif madde 27

→ yürürlükteki madde 27

Bu maddede uygulanmayacak hükümler düzenlenmektedir.

Ajans, mali özerkliğinin korunması, esnek ve dinamik yapısıyla değişen şartlara kolay uyum sağlayıp ihtiyaçlara acilen cevap verebilmesi amacıyla, ilgili bazı kanunların kapsamı dışında bırakılmıştır.

Tasarı/teklif madde 28

→ yürürlükteki madde 28

Bu madde ile 540 sayılı Devlet Planlama Teşkilatı Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin ilgili hükümlerinde gerekli değişiklikler yapılmıştır.

Tasarı/teklif madde 29

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

Bu madde ile 540 sayılı Devlet Planlama Teşkilatı Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin ilgili hükümlerinde gerekli değişiklikler yapılmıştır.

Tasarı/teklif geçici madde 1

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

Kalkınma Ajansları Bakanlar Kurulu kararları ile aşamalı olarak kurulacaktır. Bunun için, 26 adet Kalkınma Ajansının tamamı kuruluncaya kadar genel bütçe vergi gelirlerinden gerçekleştirilecek olan transferin kurulmuş ajans sayısı dikkate alınarak düzenlenmesi gerekmektedir. Ayrıca ajanslar yıl içerisinde kuruldukları tarih itibarıyla yılın geri kalanı için kendilerine düşen payı kullanabileceklerdir.

Tasarı/teklif geçici madde 2

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

Bu madde ile ilk yıl için ajansta çalıştırılacak olan azami personel sayısının kuruluş kararnamesinde belirtileceği hükmü getirilmiştir.

Tasarı/teklif geçici madde 3

→ yürürlükteki geçici madde 3

Türkiye - Avrupa Birliği Mali İşbirliği kapsamında Güneydoğu Anadolu Bölgesi hariç toplam dört bölgede bölgesel program yürütülmektedir. Doğu Anadolu Kalkınma Programı kapsamında Van ilinde "Proje Koordinasyon Merkezi"; Samsun-Kastamonu-Erzurum NUTS II Bölgeleri Kalkınma Programı kapsamında, merkezi Amasya'da olmak üzere Yeşilırmak Havzası İl Özel İdareleri Hizmet Birliği, merkezi Kastamonu'da olmak üzere Orta Karadeniz Kalkınma Birliği ve merkezi Erzurum'da olmak üzere Erzurum-Erzincan-Bayburt İlleri Kalkınma Birliği kurulmuştur. Söz konusu programların başarıyla yürütülmesi için bölgelerde programların yürütülmesinden sorumlu birimlerin kurulması ön koşuldur. Kalkınma Ajansları henüz kurulmadığından, geçici olarak bu görevleri üstlenecek olan proje birimleri kurulmuş ve bu kapsamda personel istihdam edilmiştir. Söz konusu bölgelerde Kalkınma Ajanslarının kurulması ile birlikte bu birimlerin yürütmekte olduğu iş ve işlemler, bunlara ilişkin hak ve yükümlülükler ile her türlü taşınır malların ilgili ajanslara devredilmesi gerekmektedir. Ayrıca, bu birimlerde oluşan teknik kapasitenin ve bilgi birikiminin korunması ve uygulanan bölgesel programların devamlılığının sağlanması için; zaten detaylı bir inceleme ve ön eleme sonucunda seçilen proje birimi personelinin istekleri halinde ve yeterli nitelikleri taşımaları şartı ile ajanslarda istihdamı sağlanacaktır.

Tasarı/teklif geçici madde 4

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

Bu madde ile Kalkınma Kurulunun ilk toplantısına ilişkin düzenlemeler yapılmaktadır.

Tasarı/teklif geçici madde 5

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

Güneydoğu Anadolu Projesi Bölge Kalkınma İdaresine ve bu İdarenin görev alanına giren illeri kapsayan Ajansların bir yıl içerisinde kurularak İdarenin yürüttüğü projeler ve bunlarla ilgili görev, yetki ve sorumlulukları da devralmasına ilişkin düzenlemeler yapılmaktadır.

Bu maddede; bir taraftan tasfiye sürecinde hizmette herhangi bir aksamaya meydan vermemek üzere gerekli tedbirler alınırken, diğer taraftan çalışanların mağdur edilmemesine yönelik düzenlemelere de yer verilmiştir.

Ayrıca, Güneydoğu Anadolu Projesi Bölge Kalkınma İdaresi Teşkilatında çalışan personelin, bölgesel gelişme ve proje yönetimi konularındaki bilgi ve tecrübelerinden yararlanılması amacıyla bölgedeki ajanslarda çalışmalarına da imkan sağlanmaktadır.

Avrupa Birliği