Suç Gelirlerinin Aklanmasının Önlenmesi Hakkında Kanun
- Kanun numarası
- 5549
- Kabul tarihi
- 11.10.2006
- Resmî Gazete
- 18.10.2006 / 26323
- Düstur
- 5. tertip, cilt 46
- Son değişiklik
- 18.07.2024
- Madde sayısı
- 32
Metin içindeki değişiklik notlarından ve dipnotlardan derlenmiştir. Toplam 33 kayıt.
-
18 Temmuz 2024
-
Değişikliğin gerekçesi
5549 sayılı Kanun kapsamında Mali Suçları Araştırma Kurulu Başkanlığı (MASAK) tarafından düzenlenen idari para cezalarına 5326 sayılı Kabahatler Kanununun 27 nci maddesi gereğince sulh ceza mahkemesine; sulh ceza mahkemesi kararlarına karşı da yine sulh ceza hakimliğine itiraz edilmektedir.
MASAK tarafından idari para cezası uygulanan fiiller, idare hukuku kapsamında uzmanlık gerektiren, karmaşık ve teknik konulardır. Ayrıca mevcut durumda, itiraz yolunun kısıtlı, temyiz yolunun kapalı olması nedeniyle davalar yüksek yargı denetiminden geçmemektedir. Kabahatler için ceza uygulananlar genellikle gerçek kişiler olmasına karşılık MASAK tarafından hakkında ceza uygulanan yükümlüler çoğunlukla bankalar, aracı kurumlar ve yetkili müesseseler gibi finansal kuruluşlardır. Bunun yanı sıra 5549 sayılı Kanun kapsamında uygulanan idari para cezalarının tutar ve üst sınırları diğer idari para cezalarına kıyasla oldukça yüksektir.
Bu kapsamda madde ile Sermaye Piyasası Kurulu, Rekabet Kurumu, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu gibi düzenleyici ve denetleyici kurumlar tarafından uygulanan cezalarda olduğu gibi, MASAK tarafından düzenlenen idari para cezaları için 5326 sayılı Kanunda öngörülen sulh ceza mahkemesine başvuru yolu yerine, idari yargı yoluna başvuru yönteminin uygulanabilmesi amacıyla düzenleme yapılmaktadır.
-
18/7/2024 tarihli ve 7521 sayılı Kanunun 20 nci maddesi ile bu bende “spor kulüpleri” ibaresinden sonra gelmek üzere “, 19/3/1969 tarihli ve 1136 sayılı Avukatlık Kanununun 35 inci maddesinin birinci ve üçüncü fıkrası ile alternatif uyuşmazlık çözüm yolları kapsamında yürütülen mesleki faaliyetler sırasında edinilen bilgiler hariç olmak, savunma hakkı ile hukuki dinlenilme hakkı bakımından diğer kanun hükümlerine aykırı olmamak ve yalnızca avukatların yapabileceği işlerle ilgili olarak 1136 sayılı Kanunun 36 ncı maddesi hükümleri saklı kalmak kaydıyla, taşınmaz alım satımı, sınırlı ayni hak kurulması ve kaldırılması, şirket, vakıf ve dernek kurulması, birleştirilmesi ile bunların idaresi, devredilmesi ve tasfiyesi işlerine ilişkin finansal işlemlerin gerçekleştirilmesi, banka, menkul kıymet ve her türlü hesaplar ile bu hesaplarda yer alan varlıkların idaresi işleriyle sınırlı olmak üzere serbest avukatlar” ibaresi eklenmiştir.
Değişikliğin gerekçesi
5549 sayılı Suç Gelirlerinin Aklanmasının Önlenmesi Hakkında Kanunun 2 nci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendine 7262 sayılı Kitle İmha Silahlarının Yayılmasının Finansmanının Önlenmesine İlişkin Kanunla eklenen ve serbest avukatların yükümlüler arasında sayıldığı ibare, Anayasa Mahkemesinin 18/1/2024 tarihli ve E.: 2021/28, K.: 2024/11 sayılı Kararı ile iptal edilmiş bulunmaktadır. İptal kararının yürürlüğe girmesi için bir süre tayin edilmediği için iptal kararı yürürlüğe girmiş bulunmaktadır.
Avukatların taşınmaz alım satımı, şirket, vakıf ve dernek kurulması, birleştirilmesi ile bunların idaresi, devredilmesi ve tasfiyesi, banka, menkul kıymet ve her türlü hesaplarda yer alan varlıkların idaresi gibi işlerle ilgili olarak önleyici tedbirler bakımından yükümlü sayılmaları, serbest avukatların, mevzuat tarafından öngörülen şekilde kimlik tespiti yapmaları, aklama ya da terörizmin finansmanı ile ilgili şüpheli bir durumla karşılaşmaları durumunda ise bu durumu MASAK’a bildirmeleri anlamına gelmektedir.
Avukatların taşınmaz alım satımı, şirket, vakıf ve dernek kurulması gibi işlerle sınırlı olarak MASAK yükümlüleri arasında sayılmaları, suç gelirlerinin aklanması ve terörizmin finansmanının önlenmesi bakımından büyük bir öneme sahip olduğu gibi üyesi bulunduğumuz Mali Eylem Görev Gücü’nün (FATF) 22 no’lu Tavsiyesi bakımından bir gereklilik arz etmektedir.
Bazıları FATF üyesi de olan pek çok gelişmiş ülkede (Belçika, Rusya, İspanya, Japonya, Kanada vb.) serbest avukatlar, finansal istihbarat birimlerinin yükümlüsü olarak kabul edilmektedir. Örneğin Belçika hukukuna göre avukatlar; gayrimenkul veya ticari teşebbüslerin alımı/satımı, müşterilere ait fonların, menkul kıymetlerin veya diğer varlıkların yönetimi, banka veya tasarruf hesaplarının veya portföylerinin açılması veya yönetimi, şirketlerin kurulması gibi işlemlerde yükümlü kabul edilmektedir. Keza İtalya hukukuna göre avukatlar, müvekkilleri adına veya hesabına, mali işlemleri veya gayrimenkul niteliğindeki herhangi bir işlemi yürüttüklerinde ya da kanunda sayılan bazı işlemlerin hazırlanmasında veya uygulanmasında müvekkillerine yardımcı olduklarında yükümlülüklere uygun davranmalıdır.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi de avukatların finansal istihbarat birimlerinin yükümlüsü olmaları konusunda olumlu bir yaklaşım sergilemiştir. Mahkeme Michaud/Fransa Davasında (Başvuru no: 12323/11) verdiği kararında;
- Avukatların meslek sırrının hem avukat ve müvekkili, hem de adaletin iyi işlemesi için büyük bir öneme sahip olduğunu, ancak meslek sırrının dokunulmaz olmadığını, - Devletler için, yasadışı faaliyetlerden elde edilen ve özellikle uyuşturucu ticareti veya uluslararası terörizm alanındaki suç faaliyetlerinin finanse edilmesine hizmet edebilecek paraların aklamasıyla mücadelenin, meslek sırrı kadar önem teşkil ettiğini, - Fransız hukukuna göre avukatların sadece iki durumda (ilk olarak mesleki faaliyetleri çerçevesinde müvekkilleri adına ve onların hesabına mali veya gayrimenkul işlemi gerçekleştirdiklerinde, ikinci olarak yine mesleki faaliyetleri çerçevesinde bazı belli işlemlerin -ticari fon ya da gayrimenkul alım satımı; müşteriye ait para, tahvil ve diğer aktiflerin yönetimi; banka, tasarruf ya da tahvil hesabı açılması veya sigorta sözleşmesi düzenlenmesi; şirketlerin oluşturulması, yönetimi veya idaresi; vakıf ve benzer yapılanmaların oluşturulması, yönetimi veya idaresi- hazırlanması veya gerçekleştirilmesiyle ilgili olarak müvekkillerine yardım ettiklerinde) şüpheli işlem bildirimi yükümlülüğüne tabi olduklarını, - Dolayısıyla şüpheyi finansal istihbarat birimine bildirme yükümlülüğünün avukatlara verilen savunma görevinden uzak olan ve bu yükümlülüğe tabi olan diğer meslek üyelerinin faaliyetlerine benzeyen faaliyetleri ilgilendirdiğini, şüphe bildirme yükümlülüğünün, daha önce de belirtildiği gibi avukatların meslek sırrının temelini oluşturan, savunma görevinin özüne dokunmadığını, - Bu meşru amaç ve bu amacın demokratik bir toplumdaki özel önemi göz önünde bulundurulduğunda, Fransa’da yürürlüğe konulduğu kadarıyla şüpheyi bildirme yükümlülüğünün avukatların meslek sırrına orantısız bir müdahale teşkil etmediğini, karara bağlamıştır.
Yapılan düzenleme ile bir taraftan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin yukarıda bahsedilen kararındaki ilkeler doğrultusunda Anayasa Mahkemesinin iptal kararında belirtilen eleştirilerin karşılanması ve serbest avukatlar için belirli güvencelerin sağlanması amaçlanmakta, diğer taraftan Ülkemizin Mali Eylem Görev Gücü’nün Tavsiye Kararlarına tam uyumlu hale gelmesini sağlamak üzere serbest avukatlar, yükümlülüklerinin sınırı daha net bir biçimde çizilerek ve madde metninde sayılan işlemlerle (taşınmaz alım satımı vb.) sınırlı olarak 5549 sayılı Kanunun 2 nci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde sayılan yükümlüler arasına eklenmektedir.
Bu kapsamda öncelikle avukatların, sadece madde metninde sayılan işlerle (taşınmaz alım satımı, sınırlı ayni hak kurulması ve kaldırılması, şirket, vakıf ve dernek kurulması vb.) sınırlı olarak MASAK yükümlüsü oldukları açıkça düzenlenerek, savunma hakkı kapsamında icra edilen görevlerin ve edinilen bilgilerin (meslek sırrı olarak), MASAK yükümlülüğü kapsamında olmadığı vurgulanmaktadır.
Ayrıca 1136 sayılı Avukatlık Kanununun 35 inci maddesinin birinci ve üçüncü fıkrası ile alternatif uyuşmazlık çözüm yolları kapsamında yürütülen mesleki faaliyetler sırasında edinilen bilgiler ile müvekkilin savunma hakkı ile hukuki dinlenilme hakkı kapsamındaki durumların bu yükümlülük kapsamında olmadığı açıkça hüküm altına alınmaktadır. Son olarak 1136 sayılı Avukatlık Kanununun 35 inci maddesi kapsamında yalnızca avukatların yapabileceği işlerle ilgili olarak 1136 sayılı Kanunun 36 ncı maddesi hükümlerinin saklı kaldığı belirtilmek suretiyle, yalnızca avukatlar tarafından yapılan işler nedeniyle öğrenilen bilgilerin ve yapılan işlerin bu yükümlülük kapsamında olmadığı hüküm altına alınmaktadır. Bu sayede, avukatların, avukat olarak savunma hakkı bakımından yaptıkları görevler ile bu görevler sırasında edinilen mesleki sırların MASAK yükümlülüğü kapsamında olmadığı vurgulanarak ve Anayasa Mahkemesinin Kararındaki iptal gerekçeleri dikkate alınarak serbest avukatlar için belirli güvencelerin sağlanması hedeflenmektedir.
-
-
18 Ocak 2024
-
Anayasa Mahkemesinin 18/1/2024 Tarihli ve E: 2021/28, K: 2024/11 Sayılı Kararı ile bu bentte yer alan “…, savunma hakkı bakımından diğer kanun hükümlerine aykırı olmamak ve 19/3/1969 tarihli ve 1136 sayılı Avukatlık Kanununun 35 inci maddesinin birinci fıkrası ile alternatif uyuşmazlık çözüm yolları kapsamında ifa edilen mesleki çalışmalar nedeniyle edinilen bilgiler hariç olmak üzere, taşınmaz alım satımı, sınırlı ayni hak kurulması ve kaldırılması, şirket, vakıf ve dernek kurulması, birleştirilmesi ile bunların idaresi, devredilmesi ve tasfiyesi işlerine ilişkin finansal işlemlerin gerçekleştirilmesi, banka, menkul kıymet ve her türlü hesaplar ile bu hesaplarda yer alan varlıkların idaresi işleriyle sınırlı olmak üzere serbest avukatlar…” ibaresi iptal edilmiştir.
-
-
27 Aralık 2020
-
Değişikliğin gerekçesi
Maddeyle, 5549 sayılı Suç Gelirlerinin Aklanmasının Önlenmesi Hakkında Kanunun 2 nci maddesinde değişiklik yapılarak, “yükümlü” tanımının kapsamına serbest avukatlar da dâhil edilmektedir. Bu değişiklikle serbest avukatların, savunma haklarına halel getirilmeksizin, 1136 sayılı Avukatlık Kanununun 35 inci maddesinin ikinci fıkrası kapsamındaki taşınmaz alım satımı, şirket, vakıf ve dernek kurulması, idaresi ve devredilmesi gibi işlerle sınırlı olmak üzere, noterler dahil diğer yükümlülerin de tabi olduğu ve 5549 sayılı Kanun ile bu Kanuna dayanılarak çıkartılan ikincil düzenlemelerde belirtilen kimlik tespiti, gerçek faydalanıcının tanınması, müşterinin durumunun ve işlemlerin izlenmesi gibi müşterinin tanınmasına ilişkin yükümlülükleri, şüpheli işlem bildirimi, bilgi ve belge verme, muhafaza ve ibraz yükümlülüklerini yerine getirmeleri öngörülmektedir.
Yine 5549 sayılı Kanunun 2 nci maddesinde değişiklik yapılarak, Kanunun 5 inci maddesi kapsamında yeni yükümlülükler getirilen “finansal grup”lara ilişkin düzenleme ile uyumlu olması açısından, (h) bendinde “finansal grup” tanımı yapılmaktadır.
-
Değişikliğin gerekçesi
Maddeyle, 5549 sayılı Kanunun 5 inci maddesinde değişiklik yapılarak, 2 nci maddede tanımlanan “finansal grup” düzenlemesine bağlı olarak yükümlülerin finansal grup seviyesinde uyum programı oluşturmaları, uyum programının kapsamı içerisinde yer alan risk yönetimi, izleme ve kontrol faaliyetleri ile iç denetim faaliyetlerinin etkili bir şekilde oluşturulması ve doğal olarak uyum programının etkili bir şekilde uygulanması öngörülmektedir. Bu amaca matuf olmak üzere, grup içinde yer alan kuruluşlar nezdinde tutulan müşterinin kimliğinin tespit edilmesine, hesaplarına ve işlemlerine ilişkin bilgilerin grup seviyesinde oluşturulacak uyum programı çalışmalarında kullanılmak amacıyla grup içinde yer alan kuruluşlar arasında paylaşılabilmesi öngörülmektedir. Böylelikle finansal grup içerisinde bulunan yükümlülerin suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerinin aklanması ve terörizmin finansmanı suçlarıyla daha etkin mücadele etmelerinin sağlanması amaçlanmaktadır.
-
Değişikliğin gerekçesi
Maddeyle, 5549 sayılı Kanunun 13 üncü maddesi değiştirilerek, bu Kanunda yer alan yükümlülüklerin ihlali bakımından caydırıcılığın sağlanması amacıyla idari para cezaları artırılmakta ve bazı yeni tedbirler öngörülmektedir.
Düzenlemeyle, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerinin aklanması ve terörizmin finansmanı suçlarıyla mücadele kapsamında getirilen yükümlülüklerin ihlal edilmesi durumunda daha etkili ve caydırıcı cezaların verilmesi ve yaptırımların uygulanması sağlanmaktadır. Düzenlemeyle ayrıca, idari para cezası için öngörülen zamanaşımı süresi, Kanunun 8 inci maddesinde belirlenen muhafaza ve ibraz süresine uygun olarak artırılmaktadır.
-
Eski ifade
ElkoymaDeğişikliğin gerekçesi
Maddeyle, 5549 sayılı Kanunun 17 nci maddesinin ikinci fıkrasında değişiklik yapılması ve maddeye yeni bir fıkra eklenmesi suretiyle suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama ve terörizmin finansmanı suçlarında uygulanan bazı koruma tedbirleri bakımından düzenleme yapılmaktadır.
-
Değişikliğin gerekçesi
Maddeyle, 5549 sayılı Kanunun 17 nci maddesinin ikinci fıkrasında değişiklik yapılması ve maddeye yeni bir fıkra eklenmesi suretiyle suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama ve terörizmin finansmanı suçlarında uygulanan bazı koruma tedbirleri bakımından düzenleme yapılmaktadır.
-
Değişikliğin gerekçesi
Maddeyle, 5549 sayılı Kanunun 19/A maddesine yeni bir fıkra eklenerek, askıya alınan veya gerçekleşmesine izin verilmeyen işlemi, alınan karara aykırı şekilde gerçekleştiren yükümlülere işlem tutarı kadar idari para cezası verilmesi ve bu cezanın elli bin Türk Lirasından az olamayacağı hüküm altına alınmaktadır. Suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerinin aklanması ve terörizmin finansmanı suçlarıyla mücadele sürecinde caydırıcılığın sağlanması amacıyla söz konusu hüküm getirilmektedir. Ayrıca, yetki devrine ilişkin düzenleme yapılmaktadır.
-
Değişikliğin gerekçesi
Maddeyle, 5549 sayılı Kanunun 19/A maddesine yeni bir fıkra eklenerek, askıya alınan veya gerçekleşmesine izin verilmeyen işlemi, alınan karara aykırı şekilde gerçekleştiren yükümlülere işlem tutarı kadar idari para cezası verilmesi ve bu cezanın elli bin Türk Lirasından az olamayacağı hüküm altına alınmaktadır. Suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerinin aklanması ve terörizmin finansmanı suçlarıyla mücadele sürecinde caydırıcılığın sağlanması amacıyla söz konusu hüküm getirilmektedir. Ayrıca, yetki devrine ilişkin düzenleme yapılmaktadır.
-
Eski ifade
Kimlik tespitiDeğişikliğin gerekçesi
Maddeyle, 5549 sayılı Kanunun 3 üncü maddesinde yapılan düzenlemeyle “kimlik tespiti” ibaresi “müşterinin tanınması” ibaresi ile değiştirilmektedir. Bu değişiklikle yükümlülerin, kendileri nezdinde yapılan veya aracılık ettikleri işlemlerde işlem yapılmadan önce, işlem yapanlar ile nam veya hesaplarına işlem yapılanların kimliklerini tespit etmek, kimlik tespit edilirken alınan bilgilerin teyidine esas belgelerin gerçekliğini kontrol etmek, karmaşık ve olağandışı büyüklükteki işlemler ile görünürde makul, hukuki ve ekonomik amacı bulunmayan işlemlere özel dikkat göstermek, müşterileri tarafından gerçekleştirilen işlemlerin, müşterinin mali durumu ile uyumlu olup olmadığını izlemek gibi müşterinin tanınmasına ilişkin gerekli tedbirleri almaları sağlanmaktadır.
-
-
25 Mart 2020
-
25/3/2020 tarihli ve 7226 sayılı Kanunun 31 inci maddesiyle bu bende “Vergi Müfettişleri,” ibaresinden sonra gelmek üzere “Başkanlıkta istihdam edilen Hazine ve Maliye Uzmanları,” ibaresi eklenmiştir.
Değişikliğin gerekçesi
Madde ile 5549 sayılı Kanunun 2 nci maddesinde değişiklik yapılarak; aklama suçunun araştırılması ve incelenmesi ile yükümlülük denetimi görevlerini yapacak denetim elemanları arasına Mali Suçları Araştırma Kurulu Başkanlığında istihdam edilen Hazine ve Maliye Uzmanlarının da dâhil edilmesi amaçlanmaktadır.
-
-
12 Kasım 2019
-
Eski ifade
UzmanlarınıYeni ifadeUzmanları ile Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Denetçileri ve UzmanlarınıDeğişikliğin gerekçesi
Madde ile, BDDK’nın 6493 sayılı Kanun kapsamındaki görev ve yetkilerinin Bankaya devredilmesi suretiyle Banka, ödemeler alanındaki yetkili otorite haline geldiğinden, ödeme ve elektronik para kuruluşlarının MASAK yükümlülük uyum-ihlal denetiminin de Banka tarafından yapılması gerektiği değerlendirilerek 11/10/2006 tarihli ve 5549 sayılı Suç Gelirlerinin Aklanmasının Önlenmesi Hakkında Kanunun 2 nci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinde konuya ilişkin gerekli değişiklik yapılmaktadır.
-
-
2 Temmuz 2018
-
Eski ifade
Bakanlar KuruluncaYeni ifadeCumhurbaşkanınca -
Eski ifade
Bakanlar Kurulunca, Kanunun yayımı tarihini izleyen altı ay içinde çıkarılacakYeni ifadeCumhurbaşkanınca çıkarılan
-
14 Nisan 2016
-
Değişikliğin gerekçesi
Mali istihbarat birimlerine veya diğer yetkili makamlara işlemleri askıya alma ve gerçekleşmesine izin vermeme yetkisi verilmesini öngören uluslararası düzenlemeler 198 sayılı Suç Gelirlerinin Aklanması, Araştırılması, El Konulması, Müsaderesi ve Terörizmin Finansmanına İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi (m.14 ve m.47) ile Avrupa Birliği 2015/849 No.lu Direktifidir (m.32/7).
Sözleşmenin 14’üncü maddesi; bir işlemin kara para aklama ile ilgili olduğu konusunda şüphe bulunması halinde, işlemi analiz etmek ve şüpheyi teyit etmek amacıyla, devam eden bir işlemi askıya almak veya sonuçlanmasını ertelemek için ivedilikle harekete geçilmesine imkân sağlayacak yasal ve gerekli görülebilecek diğer önlemlerin alınmasını gerektirmektedir. Diğer taraftan. Sözleşmenin 47 nci maddesinde bu yetkinin yabancı bir mali istihbarat biriminin gerekçeli talebi üzerine kullanılması da öngörülmüştür.
Benzer bir düzenlemeye 2015/849 Numaralı Avrupa Birliği Direktifinde de yer verilmiştir.
Söz konusu düzenlemelere de uygun olarak aklama ve terörizmin finansmanı ile etkin mücadele edilebilmesi için işlemlerin askıya alınması ve gerçekleşmesine izin verilmemesi maddede belirtilen şekilde düzenlenmiştir.
-
-
18 Haziran 2014
-
Değişikliğin gerekçesi
Bilgi ve iletişim teknolojileri kullanılarak aklama ve terörün finansmanına yönelik eylemlerin anlık olarak gerçekleştirilebildiği günümüzde, bu suçlarla mücadelenin de aynı ölçüde sürat ve gizlilik içerisinde yürütülmesi gerekmektedir. Bu nedenle 5549 sayılı Kanun ile 6415 sayılı Kanun kapsamında Malî Suçları Araştırma Kurulu Başkanlığına verilen bir kısım görevlerin ifası ve icrası aşamasında, talep ve bildirimlerin anlık iletilme zorunluluğunun yanı sıra iletişiminde kolay, etkin ve hızlı şekilde gerçekleştirilme ihtiyacı bulunmaktadır. Söz konusu görevler kapsamında kamu kurum ve kuruluşları ile gerçek ve tüzel kişilere yapılacak tebligatların süratli ve güvenli yapılması ve bu yükümlülüklerin derhal yerine getirilmesi zorunluluk arz etmektedir.
Bu çerçevede ivedilik ve gizlilik gereksinimleri göz önünde bulundurularak anılan yasal düzenlemeler ve ilgili mevzuat kapsamında yapılacak talep ve bildirimlere ilişkin tebligat işlemlerinin, Başkanlığın iş süreçlerini destekleyici özel düzenlemelerle yürütülmesi gerekmektedir.
Maddeyle Başkanlığa verilen görevlerin yerine getirilmesini temin etmek üzere elektronik yoldan anlık güvenli iletişim yapılarak gizlilik içerisinde hızlı çalışma ortamının sağlanması amaçlanmaktadır. Bu şekilde kamu kurum ve kuruluşları ile gerçek ve tüzel kişilere iletilecek talep ve bildirimlerin mümkün olabilecek en hızlı ve güvenli şekilde sorumlusuna ulaştırılması ve cevapların yine bu güvenli ağ aracılığıyla alınması planlanmaktadır. Bu vesile ile kuruma verilen aklama ve terörün finansmanıyla mücadele görevlerinin daha etkin yürütülebilmesi hedeflenmektedir.
-
-
27 Aralık 2012
-
11/10/2011 tarihli ve 666 sayılı KHK ile bu maddede yapılan düzenlemeler; 10/10/2013 tarihli ve 28791 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Anayasa Mahkemesi’nin 27/12/2012 tarihli ve E.: 2011/139, K.: 2012/205 sayılı Kararı ile iptal edilmiştir.
-
-
11 Ekim 2011
-
11/10/2011 tarihli ve 662 sayılı KHK’nin 70 inci maddesi ile bu bentte yer alan “Hazine Kontrolörleri,” ibaresinden sonra gelmek üzere “Sigorta Denetleme Uzman ve Aktüerleri,” ibaresi eklenmiştir.
-
26 Eylül 2011
-
7 Temmuz 2011