İçeriğe geç
Yürürlükte Temel kanun 7. hâli

Suç Gelirlerinin Aklanmasının Önlenmesi Hakkında Kanun

Kanun numarası
5549
Kabul tarihi
11.10.2006
Resmî Gazete
18.10.2006 / 26323
Düstur
5. tertip, cilt 46
Son değişiklik
18.07.2024
Madde sayısı
32

Kaynak: TBMM 22. Dönem S. Sayısı 1201 (Esas No: 1/1053) · belgeyi aç · TBMM kaydı . Gerekçeler kanun tasarısı ya da teklifi üzerine yazılmıştır; komisyon ve Genel Kurul görüşmelerinde madde numaraları değişebilir. Her gerekçe, metni en çok benzeyen yürürlükteki maddeye bağlanmıştır.

Genel gerekçe

Ülke ekonomileri geliştikçe işlenen suçların niteliği değişmekte, klasik suçlara (cebir ve şiddete dayalı suçlar, cinsel suçlar gibi) oranla ekonomik suçlar artmaktadır.

Klasik suçların birçoğunda ise suçun saiki değişmekte; mesela kan davası veya namusu temizleme gibi saiklerle işlenen cinayetler azalırken, suç çeteleri tarafından gelir elde etmek amacıyla işlenenler artmaktadır.

Gelir elde etme amacıyla işlenen suçlarla mücadelede salt hürriyeti bağlayıcı cezalar yetersiz kalmakta, hapis cezası ile cezalandırılmalarına rağmen suç gelirlerinden mahrum edilemeyen suçlular zamanla organize olarak güçlü suç örgütleri teşkil etme yoluna gidebilmektedir.

Suçların niteliğindeki ve saikindeki değişmeye paralel olarak suç ile mücadele anlayış ve yöntemlerinin de geliştirilmesi gerekmektedir. Ekonomik çıkar amaçlı suçlarla etkin bir mücadele yürütülebilmesi için suçun saiki olan suç gelirinin hangi formda ve nerede olursa olsun bulunabilmesi; fiil, fail ve sonuç arasındaki irtibatın kurulabilmesi gerekir. Suç gelirinin tespit edilebilmesi için ise lüzumlu mali bilgilerin toplanması ve analiz edilmesinin yanı sıra uygun araştırma yöntemlerinin geliştirilmesi şarttır. Eğer suçla mücadele eden kurumlar suç ve suçlu profilindeki değişmeye paralel olarak yöntemlerini geliştiremezse ülkede "suç ekonomisi"nin boyutları artar.

Suçtan gelir elde edilmesiyle ve bu gelirlerin aklanmasıyla mücadele toplumun ekonomik, mali, siyasi, sosyal ve ahlaki yapısını korumak bakımından önemlidir. Bir ekonomide suçtan elde edilen gelirler yaygınlık gösteriyorsa bu durum;

- Ekonomik aktörler arasında rekabet eşitsizliği yaratır. Ekonomik hayatta tersine seçim hakim olur; kurallara uyanlar kaybeder, uymayanlar kazanır.

- Kamu maliyesini zayıflatır. Çünkü verginin gerektiği ölçüde ve adaletli bir biçimde toplanması mümkün olmaz. Ayrıca güvenlik harcamaları da artar.

- Kirli para sahipleri kendilerine siyasetçi, bürokrat ve işadamları arasından yandaşlar bulmak arayışı içine girer. Bu ilişkiler siyaseti, bürokrasiyi, ekonomiyi ve giderek bütün toplumu kirletir.

- Suç çeteleri, toplumun meşru güçlerinin dolduramadıkları iktidar alanlarını doldurur.

- Kamu ekonomisinde "kamusal mal" sayılan ahlâk, özellikle ticaret ahlâkı bozulur.

Ahlâkın bozulması ekonomik sistemin işlem maliyetini artırır bu suretle ekonomik etkinsizliğe yol açar.

- Yukarıda kısaca özetlenen hususlar nihai tahlilde siyasi, idari, adli ve iktisadi karar mekanizmalarının işleyişinde zafiyete ve yanlışlığa ve giderek toplumsal yozlaşmaya yol açar.

İşte bu ve benzeri sebeplerle; rekabetçi bir ekonomi, temiz bir siyaset ve kamu idaresi, sağlam bir sosyal yapı oluşturulmak isteniyorsa suç gelirleriyle ve suç gelirlerinin aklanmasıyla etkin bir şekilde mücadele edilmelidir.

Bu bağlamda ülkemizde aklama suçu ile mücadele konusunda oluşan ulusal bilincin ve uluslararası yükümlülüklerimizin bir gereği olarak çıkarılan 13/11/1996 tarihli ve 4208 sayılı Karaparanın Aklanmasının Önlenmesine Dair Kanunla "karapara" kavramı ile "karapara aklama suçu" hukuk sistemimize dahil edilmiş ve Maliye Bakanlığı teşkilat yapısı içerisinde Mali Suçları Araştırma Kurulu Başkanlığı kurulmuştur.

Bugün gelinen noktada inceleme, soruşturma ve yargı süreçlerinin çok uzun zaman alması, soruşturmaların adli ve mali boyutunun eşzamanlı yürütülememesi, bu süreçlerde ihtiyaç duyulan veri ve bilgi alt yapısının eksikliği ve uluslararası bilgi değişiminde yaşanan zorluklar suçla mücadelede zafiyet yaratmıştır.

Ayrıca, aklama suçu ile mücadelede önleyici tedbirlerin başarıyla uygulanabilmesi mali sektörle yakın işbirliği yapılmasını gerektirmektedir. Ancak, 4208 sayılı Kanunda yükümlülüklerini iyi niyetle yerine getiren gerçek ve tüzel kişilere hukuki ve cezai koruma sağlayan ve bu kişilerin kimliklerinin açıklanmasını yasaklayan hükümler bulunmaması bu işbirliğini zayıflatmış ve mali sektörden beklenen düzeyde şüpheli işlem bildirimi alınamamasının nedenlerinden biri olarak görülmüştür.

Uluslararası ekonomik ve finansal ilişkilerin daha önceki dönemlerle mukayese edilemeyecek derecede artması ve teknolojinin sağladığı imkanlar nedeniyle ülke sınırlarını aşan aklama tekniklerinin kullanılması, aklamayla mücadele konusunda ülkeleri daha yoğun bir şekilde işbirliği yapmaya yöneltmiştir. Bunun sonucunda uluslararası düzeyde yapılan ikili ve çok taraflı andlaşmalarla uluslararası işbirliği ve dayanışma güçlendirilmiştir.

Bu konudaki ilk uluslararası belge Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi'nin 27/6/1980 tarihli toplantısında kabul edilen R(80)10 sayılı Tavsiye Kararıdır. Türkiye'nin 16/1/1996 tarihinde onayladığı "Uyuşturucu ve Psikotrop Maddeler Kaçakçılığına Karşı Birleşmiş Milletler Sözleşmesi" (Viyana Konvansiyonu) ile 26/2/2003 tarihinde onayladığı "Sınıraşan Örgütlü Suçlara Karşı Birleşmiş Milletler Sözleşmesi" (Palermo Konvansiyonu) ise milletlerarası ceza hukuku alanında bu tarihe kadar benimsenmiş kapsamlı uluslararası sözleşmelerdir.

G-7 ülkelerinin Temmuz 1989'da yapılan zirve toplantısında da suç gelirlerinin aklanması ile mücadele konusunda ulusal hukuk sistemlerinin geliştirilmesi, mevzuatların uyumlaştırılması, mali sistemin rolünün güçlendirilmesi ve üye ülkeler arasında sürekli bir işbirliğinin tesis edilmesi amacıyla Mali Eylem Görev Grubu (Financial Action Task Force-FATF) kurulmuştur.

Türkiye'nin 1991 yılında üye olduğu FATF'nin 1990 yılında yayınlanan üye ülkeleri bağlayıcı nitelikteki (40) Tavsiye Kararı, yeni aklama teknik ve metotlarının gelişmesi üzerine 1996 ve 2003 yıllarında gözden geçirilerek yenilenmiştir. Diğer taraftan FATF'nin 2001 yılında yayınlanan (8) Özel Tavsiye Kararı ile terörizmin finansmanının suç haline getirilmesi öngörülmüştür. FATF, 22 Ekim 2004 tarihinde, kuryeler aracılığı ile para nakli konusunu düzenleyen 9 uncu Özel Tavsiyeyi yayınlamıştır. Revize edilen (40) Tavsiye Kararı ile (9) Özel Tavsiye Kararı ülkelerin gerek aklama suçu gerekse terörizmin finansmanıyla mücadele konusunda almaları gereken önlemleri içermektedir.

Ulusal gereklerin yanı sıra uluslararası düzenlemeler de göz önünde bulundurularak hazırlanan Kanun ile suçla mücadelede mali sektörle işbirliğinin güçlendirilmesi, güçlü bir bilgi-veri sistemi kurulması, bu suretle mali bilgilerden hareketle suça ve suçluya ulaşılması, yükümlülüklere uyumun takibinde etkinlik ve uluslararası gelişmelere uyum sağlanması hedeflenmektedir.

Aklama suçunun cezalandırılması ve soruşturulması konusunda temel ceza ve usul kanunlarının uygulanması esası benimsendiğinden Kanunda bu yöndeki düzenlemelere yer verilmemiştir. Zira 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda, 4208 sayılı Kanunun 2 nci maddesinde yer alan "karapara" ve "karapara aklama suçu" tanımına karşılık gelmek üzere "suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama" başlıklı 282 nci madde düzenlenerek, aklama suçu özel bir kanundan genel ceza kanununa alınmıştır. Aklama suçunun soruşturulması ve kovuşturulmasına ilişkin hükümler ise 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununda düzenlenmiş bulunmaktadır.

Aklama suçu ile mücadelede kurumsal kapasitenin güçlendirilmesi ve daha etkin olunabilmesini teminen uygulanacak usul ve esaslara ana hatları itibarıyla aşağıda yer verilmiştir.

Kanunda Mali Suçları Araştırma Kurumu, suç gelirlerinin aklanmasının önlenmesi konusunda görevli ve yetkili kılınmıştır. Kurumun düzenleme, denetleme, koordinasyon ve veri toplama-analiz fonksiyonlarının ifasında ihtisaslaşma ve etkinlik sağlanması hedeflendiğinden buna imkan veren bir kurumsal yapı öngörülmüş ve bu sebeple Maliye Bakanlığının bağlı kuruluşu şeklinde teşkilatlandırılması yoluna gidilmiştir.

Suç gelirlerinin aklanmasıyla mücadeleye önemli katkıları bulunan ve Kanunda "yükümlü" olarak tanımlanan gerçek ve tüzel kişilerin yükümlülüklerini yerine getirmelerinden dolayı hukuki ve cezai bakımdan hiçbir şekilde sorumlu tutulamayacakları ve şüpheli işlem bildiriminde bulunanların kimliklerinin, mahkemeler dışında, üçüncü kişi, kurum ve kuruluşlara bildirilemeyeceği hüküm altına alınmıştır.

Yükümlüler ve yükümlüler dışındaki kamu kurum ve kuruluşlarından, belirlenecek usul ve esaslar dahilinde devamlı bilgi istenebileceği öngörülmüş, ayrıca kanunları veya faaliyet konuları gereğince, ekonomik olaylara, servet unsurlarına, vergi mükellefiyetlerine, nüfus bilgilerine ve yasa dışı faaliyetlere ilişkin kayıt tutan kamu kurum ve kuruluşlarının bilgi işlem sistemlerine Başkanlıkça erişim sağlanmasına ilişkin yasal alt yapı oluşturulmuştur. Bu düzenlemelerle hızlı ve güvenli bir bilgi akışının olduğu kapsamlı bir veri tabanı oluşturulması ve verilerin hızlı ve isabetli bir biçimde analizi ve değerlendirilmesi suretiyle suçla mücadeleye yönelik mali araştırmaların en kısa sürede sonuçlandırılması amaçlanmıştır.

Yükümlülük denetimlerinin herhangi bir Kanunla verilmiş yetkiye dayanarak yükümlüler nezdinde inceleme ve denetim görevi yürüten denetim elemanları vasıtasıyla gerçekleştirilmesi öngörülmüş, böylece yükümlülük denetimi gerçekleştirecek birimlerin kapsamı genişletilerek yükümlülüklere uyumun takibinde kurumsal kapasite güçlendirilmiştir.

4208 sayılı Kanunda tüm yükümlülük ihlalleri için hürriyeti bağlayıcı ceza öngörülmüştür. Aklama suçunu önlemeye yönelik tedbirlerin alınmamasının bir yaptırımı olarak getirilen yükümlülüklere aykırı davranışın cezası, aklama suçunun yaptırımıyla karşılaştırıldığında ceza adaleti yönünden adil olmadığı tartışmasına yol açmıştır. Ayrıca adli sürecin uzun olması, cezanın ertelenebilmesi gibi hususlar yaptırımın etkinliğini azaltmıştır. Bu itibarla yükümlülüğe aykırı davranışların cezalandırılmasında ikili bir ayrıma gidilmiş ve bazı yükümlülüklere ilişkin olarak idari para cezası uygulaması benimsenmiştir.

Diğer taraftan terörle mücadele amacını güden mevzuatta terörizmin finansmanını açıkça suç sayan düzenlemeler bulunmadığından 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununda değişiklik yapılarak teröre maddi destek ve kaynak sağlanması da suç olarak tanımlanmıştır.

Madde gerekçeleri

Tasarı/teklif madde 1

→ yürürlükteki madde 1

Suç gelirlerinin aklanması ile mücadele konusunda oluşan ulusal bilincin yanı sıra taraf olunan uluslararası andlaşmaların ve üyesi bulunulan girişimlerin de bir gereği olarak, 19/11/1996 tarihinde 4208 sayılı Kanun yürürlüğe girmiş ve Ülkemiz aklamayı suç sayan ülkeler arasında yerini almıştır.

Bugün gelinen noktada uygulamadan ve mevzuat eksikliğinden kaynaklanan sıkıntıların bertaraf edilmesi ve aklama suçuyla mücadele kapasitesinin geliştirilmesi suretiyle etkinlik sağlanması için yeni bir kanun hazırlanması ihtiyacı doğmuştur. Kurumun teşkilat yapısı, görev ve yetkilerini de düzenleyen Kanunun bu maddesi amacı ortaya koymaktadır.

Tasarı/teklif madde 2

→ yürürlükteki madde 2

Maddede, herhangi bir anlam karışıklığına yol açmamak amacıyla Kanunda geçen bazı kavram ve kısaltmalara ilişkin tanım ve açıklamalara yer verilmiştir.

Maddede yer verilen yükümlü tanımı ile halihazırda 4208 sayılı Kanuna istinaden çıkarılan ikincil mevzuatta tanımlanmış olan yükümlü gruplarının kavranmasının yanı sıra mali piyasalardaki gelişmeler paralelinde ortaya çıkacak veya zaman içerisinde uluslararası gerekler de dikkate alınarak yükümlü tutulabilecek finansal aktörlerin ve diğer meslek gruplarının da kapsama alınabilmesi hedeflenmiştir.

Tasarı/teklif madde 3

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

Madde ile düzenleme, denetleme, koordinasyon ve veri toplama-analiz fonksiyonlarını etkin bir biçimde yerine getirebilmesi için Mali Suçları Araştırma Kurumu, Maliye Bakanlığına bağlı kuruluş şeklinde teşkilatlandırılmıştır.

Zira aklama suçu ile mücadele kapsamında mali kurumlar ve mali olmayan iş ve meslek mensuplarına getirilen yükümlülüklerle ilgili düzenlemeler, yükümlü gruplarının eğitimi ve denetimi ile mali istihbarat birimi olarak üstlenilen özel önemi haiz diğer görevlerin ifasında gerekli uzmanlaşma ihtiyacı Kurumun daire başkanlıkları şeklinde örgütlenmesini gerekli kılmaktadır. Ayrıca Başkanlık bünyesinde hukuk müşaviri istihdamına ihtiyaç duyulduğundan buna imkan veren bir teşkilat yapısı öngörülmüştür.

Tasarı/teklif madde 4

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

Maddede Kurumun suç gelirlerinin aklanmasının önlenmesi konusundaki görev ve yetkileri belirtilmiştir.

Tasarı/teklif madde 5

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

Suç gelirlerinin aklanmasıyla mücadele kapsamında etkili önleyici tedbirler geliştirilmesi ve bu tedbirlerin uygulanmasında kurumlararası koordinasyonun sağlanması amacıyla Maliye Bakanlığı Müsteşarının başkanlığında, düzenleyici ve kanun uygulayıcı otoritelerin üst düzey temsilcilerinden müteşekkil Koordinasyon Kurulu kurulmuştur. Mali sistemin yasadışı fonlardan korunmasında finansal sektörle yakın işbirliği tesis edilmesi temel amaç olduğundan bu işbirliğinin bankacılık, sigortacılık, sermaye piyasaları alanında düzenleme ve denetim yetkisine sahip kurumların da katkısıyla optimum seviyede sağlanması hedeflenmektedir.

Suç gelirlerinin aklanmasının önlenmesine yönelik çalışmaların geniş kapsamlı olacağı hususu dikkate alınarak, maddede bilgi ve görüşlerine ihtiyaç duyulan kurum ve kuruluşlardan temsilcilerin de Kurul çalışmalarına katılabilmesine imkan tanınmıştır. Böylece gerek duyulduğunda kamu kurum ve kuruluşlarının yanı sıra mesleki kuruluşlar ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcilerinin de Koordinasyon Kurulu toplantılarına iştirakinin sağlanması amaçlanmıştır.

Tasarı/teklif madde 6

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

Maddede Mali Suçları Araştırma Kurumu Başkanlığının ana hizmet, danışma ve yardımcı hizmet birimlerinden oluştuğu hükme bağlanmıştır.

Tasarı/teklif madde 7

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

Maddede Başkanın görev, yetki ve sorumlulukları düzenlenmiştir.

Tasarı/teklif madde 8

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

Maddede Başkana yardımcı olmak üzere en fazla iki Başkan yardımcısı atanabileceği hükme bağlanmıştır.

Tasarı/teklif madde 9

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

Maddede Başkanlığın asli görevlerini hangi ana hizmet birimleri vasıtasıyla yerine getireceğine yer verilmiştir.

Daire başkanlıkları, Kurumun düzenleme, denetleme, koordinasyon ve veri toplama-analiz fonksiyonları dikkate alınarak oluşturulmuş ve bu fonksiyonların ifasında gerekli ihtisaslaşma ve etkinliğin sağlanması hedeflenmiştir.

Tasarı/teklif madde 10

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

Maddede ana hizmet birimlerinden Düzenleme Daire Başkanlığının görevlerine yer verilmiştir.

Ana görevi suç gelirlerinin aklanmasının önlenmesine yönelik politika ve stratejiler geliştirmek, belirlenen politikalar çerçevesinde kanun, tüzük ve yönetmelik tasarı ve taslaklarını hazırlamak, kanun ve yönetmeliklerin uygulanması konusunda düzenlemeler yapmak, görev alanında diğer kurum ve kuruluşlarla ortak çalışmalar yapmak, görüş ve bilgi alışverişinde bulunmak olan bu Daire Başkanlığına Koordinasyon Kurulunun sekretarya hizmetlerini yürütmek görevi de verilmiştir.

Tasarı/teklif madde 11

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

Maddede Uluslararası İlişkiler Daire Başkanlığının görevleri düzenlenmiştir.

Kurumun faaliyet alanı ile ilgili olarak diğer ülke kurum ve kuruluşlarıyla ve uluslararası kuruluşlarla ilgili işlemleri yürütecek olan Daire Başkanlığı, Kurumun bu kuruluşlarla yapacağı müzakerelerin koordinasyonu ve uluslararası düzenlemelerin takibinden sorumlu olup uluslararası alandaki düzenlemeleri Kurumun ve diğer kurum ve kuruluşların kullanımına sunacaktır.

Yabancı ülkelerdeki muadil kurumlarla bilgi ve belge değişiminde bulunmak, bu amaçla imzalanacak mutabakat muhtıralarına ilişkin çalışmaları yürütmek de Daire Başkanlığının görevleri arasındadır.

Tasarı/teklif madde 12

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

Maddede Veri Yönetimi ve Değerlendirme Daire Başkanlığının görevleri düzenlenmiştir.

Başkanlığın suç gelirlerinin aklanmasının önlenmesi konusundaki görevini hızlı ve etkin bir şekilde yerine getirebilmesi için Kurumun amaç ve ihtiyaçlarına uygun bilgi işlem sistemleri kurulması, veri tabanları oluşturulması, yazılım ve donanım alt yapısı ile ilgili tüm işlerin yürütülmesi ve koordinasyonu gerekmektedir. Zira suç gelirlerinin aklanmasıyla mücadelede başarı sağlanması güçlü ve güvenli bir veri tabanı ve bilgi sisteminin varlığını zorunlu kılmaktadır. Maddede bu Daire Başkanlığının yukarıda belirtilen konularla birlikte gerekli verileri toplayacağı ve bildirimleri alarak analiz edip değerlendireceği, suç gelirlerinin aklanması alanındaki gelişmeleri takip ederek tipolojiler oluşturacağı, aklama suçunun önlenmesi ve ortaya çıkarılmasına yönelik analiz yöntemleri geliştireceği belirtilmek suretiyle görevleri tanımlanmıştır.

Tasarı/teklif madde 13

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

Maddede Denetim ve Eğitim Daire Başkanlığının görevleri düzenlenmiştir.

Suç gelirlerinin aklanmasının önlenmesi bakımından yükümlü gruplarının yeterli eğitimi almaları ve yükümlülüklerini yerine getirmeleri büyük önem arz etmektedir. Bu itibarla yükümlülerin denetimi ve eğitimi konularında sorumlu olmak üzere Denetim ve Eğitim Daire Başkanlığı kurulmuştur.

Daire Başkanlığı ayrıca, suç gelirlerinin aklanmasının önlenmesi alanındaki ulusal ve uluslararası düzenlemeler ve uygulamalar konusunda diğer kurumlar nezdinde yürütülecek eğitim faaliyetlerini koordine etmek, Başkanlık teşkilatının hizmet içi eğitim planlarını hazırlamak, uygulamak ve değerlendirmek, suç gelirlerinin aklanmasını önlemek amacıyla sektörel çalışmalar yapmak, bu suretle risk alanlarını tespit etmek, önlemler geliştirmek ve uygulamanın izlenmesi konusunda önerilerde bulunmak, kamuoyu duyarlılığı ve desteğini artırmaya yönelik çalışmalar yapmakla görevlidir.

Tasarı/teklif madde 14

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

Maddede Başkanlığın danışma birimlerine yer verilmiştir.

Tasarı/teklif madde 15

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

Maddede Strateji Geliştirme Daire Başkanlığının görevleri düzenlenmiştir.

Tasarı/teklif madde 16

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

Maddede Hukuk Müşavirliğinin görevleri düzenlenmiştir.

Tasarı/teklif madde 17

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

Maddede Basın ve Halkla İlişkiler Müşavirliğinin görevleri düzenlenmiştir.

Tasarı/teklif madde 18

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

Maddede Başkanlığın yardımcı hizmet birimine yer verilmiştir.

Tasarı/teklif madde 19

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

Maddede İnsan Kaynakları ve Destek Hizmetleri Daire Başkanlığının görevleri düzenlenmiştir.

Tasarı/teklif madde 20

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

Maddede Başkan yardımcıları ve daire başkanlarının başkanın önerisi üzerine Bakan, bunlar dışında kalan personelin ise Başkan tarafından atanacağı hususu ile Başkan, Başkan yardımcısı ve daire başkanı kadrolarına yapılacak atamalara ilişkin genel ve özel şartlar belirlenmiştir.

Başkanlık teşkilatında görevlendirilecek personelin atanma ve görevde yükselme usul ve esaslarının Bakanlık tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenleneceği hükme bağlanmıştır.

Tasarı/teklif madde 21

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

Maddede mali suçları araştırma uzman ve uzman yardımcılığına atanmaya ilişkin hükümlere yer verilmiş, uzman ve uzman yardımcılarının görev, yetki ve sorumlulukları ile mesleğe alınma, meslekte yükselme, çalışma esas ve usullerine ilişkin hususların Bakanlık tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenleneceği hükme bağlanmıştır.

Tasarı/teklif madde 22

→ yürürlükteki madde 3

Maddede kimlik tespiti yükümlülüğü düzenlenmiş olup buna göre yükümlüler, nezdinde yapılan veya aracılık ettikleri işlemlerde işlem yapılmadan önce, işlem yapanlar ile nam veya hesaplarına işlem yapılanların kimliklerini tespit etmek zorundadır.

34 üncü maddede yer alan düzenleme uyarınca yükümlüler nezdinde veya aracılığıyla yapılacak kimlik tespitini gerektiren işlemlerde, kendi adına ve fakat başkası hesabına hareket eden kimse, bu işlemleri yapmadan önce kimin hesabına hareket ettiğini yükümlülere yazılı olarak bildirmek zorunda olduğundan; hesaplarına işlem yapılanların kimlik tespiti, işlem yapanların bu durumu yazılı olarak bildirmesi halinde söz konusu olacaktır.

Kimlik tespitine esas belge nevilerini belirlemeye Başkanlık yetkili olup, kimlik tespiti yükümlüğü ile ilgili usul ve esasların yönetmelikle düzenleneceği hükme bağlanmıştır.

Tasarı/teklif madde 23

→ yürürlükteki madde 4

Maddede şüpheli işlem bildirim yükümlülüğü düzenlenmiş olup buna göre yükümlüler nezdinde veya bunlar aracılığıyla yapılan veya yapılmaya teşebbüs edilen işlemlere konu malvarlığının yasa dışı yollardan elde edildiğine veya yasa dışı amaçlarla kullanıldığına dair herhangi bir bilgi, şüphe veya şüpheyi gerektirecek bir hususun bulunması halinde bu işlemlerin Başkanlığa bildirilmesi zorunluluğu getirilmiştir.

Maddede işleme konu malvarlığının yasadışı amaçlarla kullanıldığına dair bilgi, şüphe veya şüpheyi gerektirecek hususların da Başkanlığa bildirilmesi öngörülmüş ve bu suretle özellikle terörün finansmanının aklama yöntemleri kullanılarak gizlenmesi hususunun şüpheli işlem bildirim sistemi ile kavranması hedeflenmiştir.

Tasarı/teklif madde 24

→ yürürlükteki madde 5

Maddede yükümlülerin eğitim, iç denetim, kontrol ve risk yönetim sistemleri oluşturmak ve yükümlülüklere uyumu sağlamak üzere idari düzeyde görevli tayin etmek de dahil gerekli tedbirleri alma zorunlulukları düzenlenmiştir.

Tasarı/teklif madde 25

→ yürürlükteki madde 6

Suç gelirlerinin aklanmasıyla mücadele kapsamındaki değerlendirmelerde ve uygulamaya ilişkin stratejilerin belirlenmesinde yararlanılacak verilerin elde edilmesi amacıyla yükümlülerin taraf oldukları veya aracılık ettikleri belli bir tutarı aşan işlemleri belirlenecek usul ve esaslar dahilinde Başkanlığa bildirmeleri öngörülmektedir.

Madde ile ayrıca kamu kurum ve kuruluşları ile kamu kurumu niteliğindeki kurum ve kuruluşların bazı bilgileri devamlı olarak Başkanlığa göndermelerini sağlayacak yasal alt yapı oluşturulmaktadır.

Tasarı/teklif madde 26

→ yürürlükteki madde 7

Maddede kamu kurum ve kuruluşları, gerçek ve tüzel kişiler ile tüzel kişiliği olmayan kuruluşların, Başkanlık ile bu Kanun kapsamında yükümlülük denetimi yapacak denetim elemanlarına gerekli kolaylığı sağlama ve istenen bilgi ve belgeleri ve bunlara ilişkin her türlü ortamdaki kayıtları verme yükümlülüğü düzenlenmiştir.

Tasarı/teklif madde 27

→ yürürlükteki madde 8

Yapılan düzenlemeyle yükümlülere, yükümlülüklerine ve işlemlerine ilişkin defter, belge ve kayıtları muhafaza ve yetkililerce istendiğinde ibraz etmek mecburiyeti getirilmektedir.

Tasarı/teklif madde 28

→ yürürlükteki madde 9

Suç gelirlerinin aklanmasıyla mücadelede başarıya ulaşılabilmesi, değerlendirme sürecinde en az aklayıcılar kadar hızlı hareket etme kabiliyetine sahip olunmasıyla yakından ilgilidir.

Mevcut durumda ihtiyaç duyulan bilgilerin uygun sürede temini mümkün olmamakta ve bu husus çalışmalardan sonuç alınmasını güçleştirmektedir. Gerekli bilgilere erişim sağlandığı takdirde yazışmaların yol açtığı zaman ve emek kaybının önüne geçilirken, elektronik erişim sayesinde olayın üçüncü kişilerce öğrenilmesi de engellenmiş olacağından değerlendirmeler sırasında gizliliğin korunması suretiyle kişilerin haklarının zedelenmesi önlenmiş olacaktır.

Tasarı/teklif madde 29

→ yürürlükteki madde 10

4208 sayılı Kanunda şüpheli işlem bildiriminde bulunan kişileri koruyucu özel bir hükmün yer almaması, bildirim sayısını olumsuz yönde etkilediği için, aklama suçuyla mücadelede önemli bir zafiyet oluşturmaktadır. Ayrıca bu durum FATF'nin 14 üncü Tavsiyesi ile de uyumsuzluk göstermekte ve eleştiri konusu yapılmaktadır.

Maddede, yükümlülüklerini yerine getiren gerçek ve tüzel kişilerin hiçbir şekilde hukuki ve cezai sorumluluğa tabi tutulmaması; şüpheli işlem bildiriminde bulunanlar hakkında mahkeme dışında, üçüncü kişi, kurum ve kuruluşlara bilgi verilmemesi; bu kişilerin kimliklerinin saklı tutulması ve güvenliklerinin sağlanması için mahkemece gerekli önlemlerin alınması öngörülmüştür.

Tasarı/teklif madde 30

→ yürürlükteki madde 11

Maddede bu Kanun ve bu Kanuna dayanılarak yapılacak düzenlemelerle getirilen yükümlülüklerin denetiminin Kanunun 2 nci maddesinde tanımlanan denetim elemanları vasıtasıyla yerine getirileceğine dair hüküm yer almaktadır. Böylece yükümlülük denetimini gerçekleştirecek birimlerin kapsamı genişletilerek yükümlülüklere uyumun takibinde kurumsal kapasitenin güçlendirilmesi hedeflenmiştir.

Tasarı/teklif madde 31

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

Aklama suçlarının genellikle sınır aşan özelliğe sahip olması, bu suçların takibinde uluslararası işbirliği yapılmasını zorunlu kılmaktadır.

Aklama sürecinin uluslararası boyutuyla birlikte ortaya çıkarılabilmesi için diğer ülkelerden bilgi sağlanması bir zorunluluk arz etmekte, ancak bu taleplerin adli yardımlaşma hükümleri çerçevesinde karşılanmaya çalışılması uzun zaman almakta ve çoğu kez adli istinabe için yeterli unsurlar oluşmadığından bilgiye ulaşılması mümkün olamamaktadır. Bu sebeple son on yıl içinde uluslararası alanda idari düzeyde istihbari amaçlı bilgi değişimi önem kazanmıştır. Bu kapsamda, ülkelerin mali istihbarat bilgilerini paylaşmalarını sağlamak amacıyla oluşturulan EGMONT Grubunda ülkemizi MASAK temsil etmektedir. Bu çerçevede Başkanlığa çeşitli ülkelerin mali istihbarat birimlerinden talepler geldiği gibi, Başkanlık tarafından da diğer ülkelerden bilgi talebinde bulunulmaktadır.

Maddede, idari düzeyde bilgi değişimi ve işbirliğinin gerçekleştirilmesi amacıyla doğrudan yabancı ülkelerdeki muadil kurumlarla yapılacak olan ve mutabakat muhtırası olarak adlandırılan andlaşmaların Mali Suçları Araştırma Kurumu Başkanınca imzalanacağı, imzalanan andlaşmaları değiştirmeye yine Mali Suçları Araştırma Kurumu Başkanının yetkili olacağı, imzalanacak mutabakat muhtıraları ve değişikliklerin Bakanlar Kurulu kararıyla yürürlüğe gireceği hususları düzenlenmiştir.

Mutabakat muhtıraları uluslararası andlaşma niteliğinde olmayıp ülke kanunlarında bir değişiklik yapılmasını gerektirmemekte, idari düzeydeki karşılıklı bilgi değişiminin iyiniyet esasları çerçevesinde gerçekleştirilmesini amaçlamaktadır.

Tasarı/teklif madde 32

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

Maddede, suç gelirlerinin aklanmasının önlenmesinde, önleyici tedbirler kapsamında Kanunun 22, 23, 24 ve 25 inci maddelerinde yer alan yükümlülüklerini yerine getirmeyen yükümlülere Başkanlıkça idari para cezası verilmesi öngörülmüştür.

Yükümlülerin faaliyet alanları dikkate alınmak suretiyle; mali sektörde faaliyet gösteren ve işletme büyüklüğü ve faaliyet konuları farklılık arz eden yükümlü gruplarından banka, özel finans kurumu, finansman şirketi, faktoring şirketi, ikrazatçı, finansal kiralama şirketi, sigorta ve reasürans şirketi, emeklilik şirketi, sermaye piyasası kurumu ve yetkili müesseseler için idari para cezasının üç kat artırılarak uygulanması öngörülmüştür.

Kimlik tespiti yapılmasını ve şüpheli işlem bildiriminde bulunulmasını öngören 22 ve 23 üncü maddelerdeki yükümlülüklere uyulmaması durumunda yükümlülüğü yerine getirmeyen görevliye de idari para cezası kesilmesi öngörülerek şahsi sorumluluk getirilmiştir.

Sermaye Piyasası Kanunu ve Bankalar Kanunundaki hükümlere paralel olarak, idari para cezalarının verilmesini gerektiren aynı fiillerin beş yıllık bir zaman dilimi içerisinde tekrarı halinde, verilen para cezasının artırılarak uygulanması prensibi benimsenmiştir.

Yükümlülüğün ihlal edildiği takvim yılını takip eden yılın başından itibaren beş yıl geçtikten sonra idari para cezası kesilemeyeceği hükmü ile bu konudaki tahakkuk zamanaşımı süresinin beş yıl olduğu belirtilmiştir.

Tasarı/teklif madde 33

→ yürürlükteki madde 14

Maddede Kanunun 26 ncı maddesindeki bilgi ve belge verme ile 27 nci maddesindeki muhafaza ve ibraz yükümlülüklerinin yerine getirilmemesi halinde uygulanacak adli cezalar ve tüzel kişiler için bunlara özgü güvenlik tedbirlerinin uygulanacağı hüküm altına alınmıştır.

Tasarı/teklif madde 34

→ yürürlükteki madde 15

Maddeyle yükümlüler nezdinde veya bunlar aracılığı ile yapılan işlemlerde, işlemin esas sahibinin kimliğinin gizli tutulmasının önlenmesi amaçlanmıştır. Kişilerin kendi adına ve fakat başkası hesabına işlem yapması ancak bunu gizlemesi durumunda, kimlik tespit yükümlülüğü ile hedeflenen amaca tam olarak ulaşılamamaktadır. Bu nedenle işlemi yapan kişinin başkası hesabına hareket etmesi halinde bu durumu yükümlülere yazılı olarak bildirmesi, aksi takdirde cezalandırılması hüküm altına alınmıştır.

Tasarı/teklif madde 35

→ yürürlükteki madde 16

Sınır aşan fiziki fon hareketleri tamamen yasal gerekçelere dayanabileceği gibi suç gelirlerinin aklanması ve terörizmin finansmanı amacıyla başvurulan bir yöntem de olabilir. Bu durumun ortaya çıkarılması ve engellenmesinin en etkili yollarından birisi nakledilmeye çalışılan bu kapsamdaki değerlerin fiziki nakil anında tespit edilmesi ve hareketinin durdurulmasıdır.

Nakit para veya bunlarla ödemeyi sağlayan belgelerin sınır ötesi fiziki naklinin kontrolüne yönelik maddenin amacı, suç gelirlerinin aklanmasının ve terörün finansmanının önlenmesi konularında ülke sınırlarında da etkili tedbirlerin alınmasını sağlamak olduğundan, getirilen hüküm, sermayenin serbest dolaşımına bir engel teşkil etmeyecektir. Bilakis yasa dışı yollardan elde edilen veya teröre yönlendirilen fonların yasal sistem içinde kullanılabilirliğinin önlenmesini amaçlayan tedbirler, toplumsal ve ekonomik güven ortamının oluşmasına katkı sağlayacağından yatırımları olumlu yönde etkileyecektir.

Ayrıca ülkemizin de üyesi olduğu FATF'nin Ekim 2004 Genel Kurul toplantısında kabul edilen, sınır ötesi nakit taşıyıcılar konusundaki 9 uncu Özel Tavsiye'de "Ülkeler, nakit para ve para yerine geçen finansal araçların fiziksel sınır ötesi naklini tespit etmek için açıklama veya beyan yükümlülüklerini de içeren önlemler almalıdır ve yanlış beyan ya da açıklama yapan kişilerle ilgili olarak etkili, orantılı ve caydırıcı yaptırımların uygulamaya konmasını sağlamalıdır" denilmektedir.

Dolayısıyla, madde ile tavsiyenin öngördüğü gereklere de uyum sağlanmış olacaktır.

Tasarı/teklif madde 36

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 123 üncü maddesinde eşya ve kazanç müsaderesinin konusunu oluşturan malvarlığı değerlerinin muhafaza altına alınacağı öngörülmekle birlikte 128 inci maddesi taşınmazlara, hak ve alacaklara el koymayı daha detaylı şekilde ancak sınırlı sayıda suç için düzenlemiş, bunlar arasında Türk Ceza Kanununun "Suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama" başlıklı 282 nci maddesine yer verilmemiştir.

Zira, 128 inci maddenin uygulanabilmesi için el konulabilecek malvarlığı değerlerinin soruşturma veya kovuşturma konusu suçtan elde edilmiş olması şartı aranmaktadır. Halbuki aklama suçu dolayısıyla tedbire konu olacak malvarlığı değeri; çoğunlukla aklama suçundan elde edilmemiş, cezasının alt sınırı bir yıl veya daha fazla hapis cezasını gerektiren bir suçtan elde edilerek aklama suçunun konusunu oluşturmuş değerdir. Bu itibarla Ceza Muhakemesi Kanununun 128 inci maddesi kapsamı bakımından aklama suçuna uygulanabilecek bir hüküm niteliği arz etmemektedir.

Ancak kimi zaman şüpheli işlem bildirimine konu malvarlığı hareketleri ile ilgili olarak kısa sürede doğrudan bir suçla bağlantı kurma imkânı bulunmadığından, bu malvarlığı değerlerinin kaçırılmasını önlemek amacıyla acil olarak bu değerlere el konulması zorunluluğu doğmaktadır.

Bu nedenle maddede, aklama suçunun işlendiğine dair kuvvetli şüphenin varlığı halinde malvarlığı değerlerine Ceza Muhakemesi Kanunundaki usuller dairesinde tedbir uygulanabilmesine imkân sağlanmıştır.

Tasarı/teklif madde 37

→ yürürlükteki madde 18

Aklama suçu ile ilgili suç istatistiklerinin oluşturulması, ulusal ve bölgesel bazda aklama eğilimlerinin ortaya çıkarılması amacıyla bu suçtan dolayı yapılan soruşturma sonucunda verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın veya düzenlenen iddianamenin, kovuşturma sonucunda verilen hükmün ve el koyma kararının bir örneğinin kararın veya hükmün verildiği, iddianamenin düzenlendiği ayı takip eden ayın sonuna kadar ilgili Cumhuriyet savcılıkları ve mahkemelerce Başkanlığa gönderileceği hükmü getirilmiştir.

FATF'nin 32 nci Tavsiyesinde de ülkelerin aklama suçu ve terörün finansmanıyla mücadelede, sistemlerinin etkinliğini yukarıdaki bilgileri de içerecek istatistikler yoluyla değerlendirmeleri gerektiği belirtilmiştir.

Tasarı/teklif madde 38

→ yürürlükteki madde 23

Mali Suçları Araştırma Kurumunun yüklendiği görevleri etkin bir şekilde yerine getirebilmesi için ihtiyaç duyduğu kadrolara ilişkin düzenlemeye yer verilmiştir.

Tasarı/teklif madde 39

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

Madde ile 178 Sayılı Maliye Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamede değişiklik yapılarak Mali Suçları Araştırma Kurulu Başkanlığı, Maliye Bakanlığı ana hizmet birimleri arasından çıkarılmış ve bağlı kuruluşlar bölümüne Mali Suçları Araştırma Kurumu Başkanlığı olarak eklenmiş, 5018 sayılı Kanuna da gerekli ilave yapılmıştır.

Ayrıca, Başkanın atanmasıyla ilgili olarak 2451 sayılı Kanunda gerekli düzenleme yapılmıştır.

Tasarı/teklif madde 40

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

Mali Suçları Araştırma Kurumu Başkanı, Başkan yardımcısı ve daire başkanı için görev, yetki ve sorumlulukları ile mütenasip özlük ve mali haklara ilişkin hükümlere yer verilmiştir.

Tasarı/teklif madde 41

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

Mevzuatımızda terörle mücadele amacını güden hükümlerin terörizmin mali boyutunu tam olarak kavramamış olması ve terör eylemlerinin desteklenmesine yönelen fonların müsaderesine ilişkin hükümlerin eksikliği, terörizmin finansmanını açıkça suç sayan düzenlemelerin yapılmasını gerektirmiştir.

Bu nedenle, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun 7 nci maddesinde yer alan terör örgütü mensuplarına yardım fiilinden ayrı olarak Kanuna eklenen 7/A maddesi ile terörizmin finansmanı suçu düzenlenmiştir.

Bu düzenleme ile, Türkiye'nin 27/9/2001 tarihinde imzaladığı ve 1/3/2002 tarihinde onayladığı "Terörizmin Finansmanının Önlenmesine Dair Birleşmiş Milletler Sözleşmesi"ne uyum sağlanmış olmaktadır.

Tasarı/teklif madde 42

→ yürürlükteki madde 26

Gerek bu Kanunla gerekse 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunuyla düzenlenen konulara ilişkin olarak 4208 sayılı Kanunda yer alan ve maddenin (a) bendinde belirtilen hükümler yürürlükten kaldırılmıştır.

Ayrıca maddenin (b) bendinde yapılan düzenleme ile 4208 sayılı Kanunun 2/a ve 2/b maddelerinde tanımlanan kavramların, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 282 nci maddesindeki kavramlara uyumu sağlanmıştır.

Tasarı/teklif madde 43

→ yürürlükteki madde 27

Bu Kanunun 2 nci maddesinin (g) ve (h) bendi ile 5, 22, 23, 25 26, 30, 34 ve 35 inci maddelerinde belirtilen hususlara ilişkin usul ve esasların, Kanunun yayım tarihini izleyen altı ay içinde Bakanlar Kurulunca çıkarılacak yönetmeliklerle düzenleneceği hükme bağlanmıştır.

Tasarı/teklif madde 44

→ yürürlükteki madde 28

Bu Kanuna göre belirlenecek yükümlülüklerle ilgili maktu tutarların, enflasyon nedeniyle etkisiz kalmasını önlemek için, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu uyarınca tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılarak uygulanmasına yer verilmiştir.

Tasarı/teklif geçici madde 1

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

Maddede, 4208 sayılı Kanunun ilgili maddelerinin yürürlükten kaldırılması sebebiyle Kurulun kadrolarında bulunan personelin bir hak kaybına uğramadan aynı unvan ve kadrolara atanmasının yanı sıra Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Bakanlığa ait personelden fiilen Mali Suçları Araştırma Kurulu Başkanlığında görev yapan (2/5/2005 tarihi itibarıyla otuzbir kişi) personelin hiçbir işleme gerek kalmaksızın Kurumda aynı usulle görevlendirilmiş sayılacaklarına dair düzenlemeye yer verilmiştir.

Tasarı/teklif geçici madde 2

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla 4208 sayılı Kanun uyarınca devam etmekte olan araştırma ve incelemelerle ilgili olarak herhangi bir aksaklığa meydan verilmemesini teminen, incelemelerin aynı usul ve esaslara göre yürütülmesi hususu düzenlenmiştir.

Tasarı/teklif geçici madde 3

→ yürürlükteki geçici madde 1

Madde ile, yeni düzenlemeler yapılıncaya kadar doğabilecek mevzuat boşluğunun önlenmesi bakımından, Kanunda öngörülen düzenlemeler yürürlüğe girinceye kadar, mevcut düzenlemelerin bu Kanuna aykırı olmayan hükümlerinin uygulanmasına devam olunması öngörülmüştür.

Ayrıca, diğer mevzuatta Mali Suçları Araştırma Kuruluna yapılmış atıfların Kuruma yapılmış sayılması öngörülmüştür.

Tasarı/teklif geçici madde 4

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

Madde ile, Maliye Bakanlığına ait her türlü taşınır mallar, araç, gereç, malzeme, demirbaş ve taşıtlardan Mali Suçları Araştırma Kurulu Başkanlığınca kullanılanların hiçbir işleme gerek kalmaksızın Kuruma devredilmiş, taşınmaz malların ise tahsis edilmiş sayılması, harcamaların Mali Suçları Araştırma Kurulu Başkanlığına ait ödeneklerden karşılanması ve Kanunun uygulanmasında teşkilat, personel, kadro, demirbaş devri ve benzeri hususlarda ortaya çıkabilecek sorunları gidermeye Maliye Bakanının yetkili olması öngörülmektedir.

Tasarı/teklif geçici madde 5

→ yürürlükteki geçici madde 2

Muhtemel hak kayıplarının önlenmesi amacıyla, Kanunun 21 inci maddesinin ikinci fıkrasında mali suçları araştırma uzmanlığına atanmak için aranan belli seviyede yabancı dil bilme şartının, halihazırda Mali Suçları Araştırma Kurulunda uzman yardımcısı olarak görev yapanlara uygulanmayacağı öngörülmüştür.

Tasarı/teklif madde 46

yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı

Yürütme maddesidir.

Avrupa Birliği Uyum