İçeriğe geç
Yürürlükte Temel kanun 14. hâli

Çek Kanunu

Kanun numarası
5941
Kabul tarihi
14.12.2009
Resmî Gazete
20.12.2009 / 27438
Düstur
5. tertip, cilt 49
Son değişiklik
04.12.2025
Madde sayısı
16
Madde 1

Amaç ve kapsam

(1) Bu Kanunun amacı, çek defterlerinin içeriklerine, çek düzenlenmesine, kullanımına, çek hamillerinin korunmalarına ve kayıt dışı ekonominin denetim altına alınması önlemlerine katkıda bulunmaya ilişkin esaslar ile çekin karşılıksız çıkması ve belirlenen diğer yükümlülüklere aykırılık hâllerinde ilgililer hakkında uygulanacak yaptırımları belirlemektir.

(2) Bu Kanunda hüküm bulunmayan hâllerde genel hükümler uygulanır.

Madde gerekçesi

Birinci fıkrada, Kanunun amacı belirlenmiştir. Bu Kanun Tasarısında yapılan düzenlemelerle, Türk Ticaret Kanununun Cenevre Yeknesak Kurallarını esas alan çekle ilgili hükümlerinde herhangi bir değişiklik yapılmamasına özen gösterilmiştir. Ancak, bir peşin ödeme aracı olmasına rağmen, Türk Ticaret Kanununda ileri tarihli çek düzenlenmesine imkân tanınmıştır.

Bu nedenle, Türk Ticaret Kanunu dışında ayrı bir kanunla çek defterlerinin içeriklerine, çek düzenlenmesine, kullanımına ve çek hamillerinin korunmalarına ilişkin düzenleme yapılmasına gerek duyulmuştur. Bu itibarla, çekin karşılıksız çıkması ve çek hesabı açılmasından çekin karşıtığının tahsiline kadarki süreçle ilgili olarak belirlenen yükümlülüklere aykırılık hâllerinde ilgililer hakkında uygulanabilecek ceza hukuku yaptırımlarını belirlemek amacıyla özel kanuni düzenleme yapılması zarureti ortaya çıkmıştır. Ayrıca, yapılan bu düzenlemelerle, kayıt dışı ekonominin denetim altına alınması önlemlerine katkıda bulunulması amaçlanmıştır.

Tasarıda, Kanunda hüküm bulunmayan hâllerde, başta Türk Ticaret Kanunu olmak üzere genel hükümlerin uygulanacağı belirtilmiştir.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 445 · tasarı/teklifin madde 1 gerekçesi

Madde 2

Bankanın araştırma yükümlülüğü, çek hesapları ve çek defterleri

7 değişiklik

(1) Bankalar, çek hesabı açılması ile ilgili olarak bu Kanunla kendilerine verilen görev ve yükümlülükleri yerine getirirken, çek hesabı açtırmak isteyenin yasaklı olup olmadığını bu Kanun hükümlerine göre araştırırlar; ayrıca ilgili kişinin ekonomik ve sosyal durumunun belirlenmesinde gerekli basiret ve özeni gösterirler.

(2) Bankalar, çek hesabı açtırmak isteyenlerin yasaklılık durumuna ilişkin Risk Merkezi ile adli sicil kayıtlarını ve açık kimliklerini saptamak için fotoğraflı nüfus cüzdanı, pasaport veya sürücü belgesi örneklerini, yerleşim yeri belgelerini, vergi kimlik numaralarını, tacir olanların ayrıca ticaret sicili kayıtlarını, esnaf ve sanatkâr olanların ise esnaf ve sanatkâr sicili kayıtlarını almak ve çek hesabının kapatılması hâlinde bunları, hesabın kapatıldığı tarihten itibaren on yıl süreyle saklamakla yükümlüdür. Yerleşim yeri yurt dışında bulunan kişiler, bankaya kendileri ile ilgili olarak Türkiye’de bir adres bildirmek zorundadır. Çekin karşılığının tamamen veya kısmen bulunmaması hâlinde, çek düzenleyenin bankaca bilinen adresleri, talebi hâlinde hamile verilir.[1][2]

(3) Çek hesabı ilgilinin, vekilin veya yasal temsilcisinin imzası olmadan açılamaz. Çek hesabı açılmasını veya mevcut çek hesabından çek defteri verilmesini isteyen kişi, her defasında tacir veya esnaf ve sanatkâr olup olmadığı ve kendisi hakkında çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı bulunmadığı hususunda bankaya yazılı beyanda bulunur. Tüzel kişiler adına verilecek beyannamede ayrıca, tüzel kişinin yönetim organında görev yapan, temsilcisi olan veya imza yetkilisi olan kişilerin çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı bulunmadığı belirtilir. (Ek cümleler: 15/7/2016-6728/61 md.) Muhatap banka; gerçek veya tüzel kişi adına açılması talep olunan çek hesaplarında bunların, sermaye şirketlerinde ayrıca yönetim organında görev yapanlar ile ticaret siciline tescil edilen şirket yetkililerinin çek hesabı açma yasağının bulunmadığı hususunu kontrol ederek, yasağın bulunmadığına ilişkin sorgulama sonucunu muhafaza eder. Bankalar çek hesabı açtıkları kişiler ile çek hesabı sahibi tüzel kişi ise hesap açılış tarihi itibarıyla tüzel kişi tarafından bildirilen işlem yetkililerini 13/1/2011 tarihli ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 780 inci maddesinin üçüncü fıkrasında belirtilen sisteme kaydeder.

(4) Hakkında çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı kararı bulunan gerçek kişinin, yönetim organında görev yaptığı veya ticaret siciline tescil edilen yetkilisi olduğu tüzel kişiye çek defteri verilmez.[3]

(5) Çek defterleri bankalarca bastırılır.

(6) Çek defterlerinin baskı şeklini belirleyen esaslar, Maliye Bakanlığı, Türkiye Bankalar Birliği ve Türkiye Katılım Bankaları Birliğinin görüşü alınarak, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasınca Resmî Gazete’de yayımlanacak tebliğle düzenlenir. Tacir olan ve tacir olmayan kişilere verilecek çekler ile hamiline düzenlenecek çekler, açıkça ayırt edilebilecek biçimde bastırılır. Hamiline düzenlenecek çekler için sadece bu çeklere ilişkin işlemlerin işlendiği ayrı çek hesapları açılır. Hamiline düzenlenecek çeklerde, hamiline çek defteri yapraklarının kullanılması gerekir. Çek yapraklarının üzerinde “hamiline” ibaresi matbu olarak yer alır.

(7) Çek defterinin her bir yaprağına;

a) Çek hesabının numarası,

b) Çek hesabının bulunduğu banka şubesinin adı,

c) Çek hesabı sahibi gerçek kişinin adı ve soyadı, tüzel kişinin adı,

ç) Çek hesabı sahibi gerçek veya tüzel kişinin vergi kimlik numarası,

d) (Ek: 31/1/2012-6273/1 md.) Çekin basıldığı tarih,

e) (Ek: 15/7/2016-6728/61 md.) Çek hesabı sahibi gerçek kişi ise Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası; tüzel kişilerde ise varsa Merkezi Sicil Kayıt Sistemi (MERSİS) numarası,

f) (Ek: 15/7/2016-6728/61 md.) Çek hesabı sahibi ile düzenleyenin farklı kişiler olması hâlinde, ayrıca düzenleyenin Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası,

yazılır.

(8) Tüzel kişi adına çek düzenleyen kişinin adı ve soyadı, düzenlenen çek üzerine açıkça yazılır.

(9) Türk Ticaret Kanunundaki unsurları taşıması kaydıyla, düzenlenen çekin bu maddede yer alan koşullara aykırı olması çekin geçerliliğini etkilemez.

(10) Çek hesabı, ancak sahibinin veya yasal temsilcisinin yazılı talebi ya da mevduat veya katılım fonu zamanaşımı süresinin dolması üzerine kapatılabilir. Çek hesabı kapatıldıktan sonra, üzerinde yazılı bulunan düzenleme tarihine göre kanunî ibraz süresi içinde ibraz edilen çekler karşılıksızdır işlemine tabi tutulur.

(11) Esnaf ve sanatkâr odalarına kayıtlı olanlardan, tacir kişilere özgü çek hesabı açtıranlar hakkında bu Kanunun tacirlere ilişkin hükümleri uygulanır.

Madde gerekçesi

Birinci fıkrada, bankaların çek hesabı açılmasıyla ilgili olarak araştırma ve özen yükümlülüğü ile bu yükümlülüğün kapsamı düzenlenmiştir. Bankalar, bu kapsamda önce çek hesabı açtırmak isteyen kişinin çek hesabı açmasında yasaklılık durumunun bulunup bulunmadığını araştıracaktır. Yasaklılık durumu bulunmamakla birlikte, kişinin ekonomik ve sosyal durumunun da çek hesabı açmasına imkân tanıması gerekir. Bu bakımdan banka, kişinin ekonomik durumunun çek hesabı açtırmaya müsait olup olmadığını araştıracaktır. Keza, ekonomik durumunun müsait olmasının yanı sıra, kişinin, çek hesabı açtırmayı gerektirecek bir sosyal konuma sahip olması gerekir. Bu suretle bir ödeme aracı olan çeke duyulan güven korunmuş olacaktır.

İkinci fıkrada, bankalarca çek hesabı açtıracak kişilere ilişkin hangi belge ve bilgilerin temin ve ne kadar süreyle muhafaza edilmesi gerektiği belirlenmiştir. Ayrıca, çekin karşılıksız çıkması hâlinde, çek hesabı sahibinin ve varsa adına çeki düzenleyen gerçek kişinin bankaca bilinen adreslerinin çek hamiline talebi üzerine vetileceği hüküm altına alınmıştır.

Üçüncü fıkrada, kendisinin veya yasal temsilcisinin imzası alınmadan kişi adına hesap açılamayacağı hüküm altına alınmıştır. Buna göre, kişi adına hesap açılması yönünde irade açıklamasında bulunulmadıkça, banka hesabı ve çek hesabı açılamayacaktır. Yine söz konusu fıkra hükmüne göre, adına çek hesabı açılmasını isteyen kişi, tacir olup olmadığı ve kendisi hakkında çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı bulunmadığı hususlarında bankaya yazılı beyanda bulunacaktır. Mevcut çek hesabından kendisine çek defteri verilmesini isteyen kişi de, her defasında bu bildirimde bulunmakla yükümlü olacaktır. Tacir tüzel kişiler adına bu fıkra hükmüne göre verilecek beyannamede ayrıca, yönetim organında görev yapan, temsilcisi veya imza yetkilisi kişilerin çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı bulunmadığı belirtilir.

Dördüncü fıkrada, hakkında çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı kararı bulunan kişilerin tacir sıfatını haiz tüzel kişilerin yönetim organında görev yapmasını, temsilcisi veya imza yetkilisi olmasını önlemeye yönelik bir hükme yer verilmiştir. Buna göre, bir tacir tüzel kişinin yönetim organında görev yapan, temsilcisi veya imza yetkilisi olan kişilerden biri hakkında çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı kararı mevcut ise, bu tüzel kişi adına çek hesabı açılmayacak veya bu tüzel kişiye çek defteri verilmeyecektir.

Beşinci fıkrada, çek defterlerinin ancak bankalarca bastırılabileceği hüküm altına alınmıştır.

Bu hükmün gereği olarak, 19/10/2005 tarihli ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu hükümlerine göre “banka” sıfatını taşıyan tüzel kişiliklerin dışında hiçbir gerçek ve tüzel kişi çek defteri bastıramaz.

Altıncı fıkrada, çek defterlerinin baskı şeklini belirleyen esasların, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası tarafından çıkarılacak olan tebliğle düzenleneceği hüküm altına alınmıştır. Ancak, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası bu esasları belirlerken, Maliye Bakanlığı, Türkiye Bankalar Birliği ve Türkiye Katılım Bankaları Birliğinin görüşlerini de alacaktır.

Tasarıya göre, tacir olan kişi ile tacir olmayan kişinin düzenleyeceği çeklerin birbirinden ayrılması gerekmektedir. Kişinin, bir ticari ilişki çerçevesinde ve tacir sıfatıyla düzenleyeceği çekin münhasıran tacir kişiye özgü çek olması gerekir. Tasarının amacıyla ilgili olarak belirtildiği gibi, bu suretle, kayıt dışı ekonominin denetim altına alınması önlemlerine katkıda bulunulacaktır. Böylece tacir çeki, ancak kişinin tacir sıfatıyla bulunduğu bir ticari ilişki çerçevesinde düzenlenebilecektir.

Tasarının 7 nci maddesinin birinci fıkrası ile birlikte değerlendirildiğinde, tacir olmayan kişinin, kendi adına tacir çeki düzenleyememesi; keza, tacir kişinin de, iştigal ettiği ticari faaliyet dışında bulunduğu ticari ilişkiler bağlamında tacir çeki düzenleyememesinin sağlanması amaçlanmıştır. Bu düzenlemenin diğer bir sonucu da şudur ki, tacir sıfatını haiz tüzel kişiler, örneğin bir anonim şirket, bir limited şirket adına düzenlenecek olan bütün çekler ancak tacir çeki olabilecektir. Bunların taraf olduğu ticari ilişkilerde, tacir tüzel kişinin borcuna karşılık olarak organlarında görev yapan veya temsilcisi sıfatını taşıyan ya da herhangi bir gerçek kişi adına açılmış çek hesabı ile ilişkilendirilmiş çek düzenlenmeyecektir.

Keza, Tasarıya göre, hamiline düzenlenecek olan çekler de, diğer çek defterlerinden açıkça ayırt edilebilecek şekilde basılırlar. Hamiline düzenlenecek çekler için sadece bu çeklere ilişkin işlemlerin işlendiği ayrı bir çek hesabı açılır. Bu suretle, kayıt dışı ekonominin denetim altına alınması önlemlerine katkıda bulunulacaktır. Bu düzenlemeye göre, hamiline çek, ancak hamiline çek defteri yaprakları kullanılmak suretiyle düzenlenebilir. Diğer çeklerden ayırt edecek özelliklerin yanı sıra, hamiline çek defterindeki çek yapraklarının üzerinde “hamiline” ibaresi matbu olarak yer alacaktır.

Yedinci fıkrada, çek defterinin her bir yaprağında yer alacak olan hususlar gösterilmişür.

Ancak, bu hükümle Türk Ticaret Kanununun çekin şekil şartlarında yani kurucu unsurlarında herhangi bir değişiklik yapılmamaktadır. Bu hususlar, çekin şekil şartlarına ilave olarak çek yaprağı üzerinde bulunmalıdırlar. Buna göre, çek defterinin her bir yaprağına, çek hesabının numarası, çek hesabının bulunduğu banka şubesinin adı, çek hesabı sahibi gerçek kişinin adı ve soyadı, tüzel kişinin tam adı, çek hesabı sahibi gerçek veya tüzel kişinin vergi kimlik numarası, yazılmalıdır.

Burada özellikle, çek hesabi sahibi tüzel kişinin tam adının çek yaprağı üzerinde yazılı olmasına dikkat edilmelidir. Çek hesabı sahibinin tacir olması şart olmadığı için, tüzel kişi ile bağlantılı olarak “unvan” ibaresi kullanılmamıştır.

19/3/1985 tarihli ve 3167 sayılı Çekle Ödemelerin Düzenlenmesi ve Çek Hamillerinin Korunması Hakkında Kanunun uygulamasında bir tüzel kişi adına çek düzenleyen gerçek kişinin kimliği çoğu zaman çek yaprağı üzerindeki bilgilerden anlaşılamamaktadır. Bu nedenle bazen, ilgili tüzel kişi, adına düzenlenen çeke sahip çıkmamaktadır. Bu durum, çekin karşılıksız çıkması hâlinde, yaptırım uygulanmasına engel teşkil edebilmektedir. Bu sakıncanın önüne geçebilmek için, sekizinci fıkrada, tacir olsun veya olmasın, bir tüzel kişi adına çek düzenleyen gerçek kişinin ad ve soyadının düzenlenen çek üzerinde açıkça yazılmasını sağlamaya yönelik düzenleme yapılmıştır.

Tüzel kişi adına çeki düzenleyen gerçek kişinin adı ve soyadı, çek yaprağı üzerine matbu olarak, kaşe basılmak suretiyle veya el yazısı ile yazılabilir.

Dokuzuncu fıkrada, Tasarıda yer alan düzenlemelerle, Türk Ticaret Kanununun, çekin şekil şartlarında yani kurucu unsurlarında herhangi bir değişiklik yapılmadığı özellikle vurgulanmıştır.

Onuncu fikrada, çek hesabının kapatılmasına dair usul ve esaslar belirlenmiştir. Keza bu fıkraya göre, kapatılmış çek hesabıyla irtibatlı olarak daha önce verilmiş çek defterlerinden düzenlenen çeklerin hesap kapatıldıktan sonra tahsil amacıyla bankaya ibrazı hâlinde, bu çeklerle ilgili olarak karşılıksızdır işlemi yapılacaktır.

—g-

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 445 · tasarı/teklifin madde 2 gerekçesi

Madde 3

İbraz, ödeme, çekin karşılıksız olduğunun tespiti ve gecikme cezası

5 değişiklik

(1) Karşılığı bulunan çek, hesabın bulunduğu muhatap bankanın herhangi bir şubesine ibraz edildiğinde hamilin varsa vergi kimlik numarası saptandıktan sonra ödenir. Ancak çek, hesabın bulunduğu şubeden başka bir şubeye ibraz edildiğinde, o şubece karşılığı sorulmak suretiyle ödenir.

(2) “Karşılıksızdır” işlemi, muhatap bankanın hamile kanunen ödemekle yükümlü olduğu miktarın dışında, çek bedelinin karşılanamayan kısmıyla sınırlı olarak yapılır.

(3) Muhatap banka, ibraz eden düzenleyici dışındaki hamile, süresinde ibraz edilen her çek yaprağı için;[4]

a) Karşılığının hiç bulunmaması hâlinde,

1) Çek bedeli bin Türk Lirası veya üzerinde ise bin Türk Lirası,

2) Çek bedeli bin Türk Lirasının altında ise çek bedelini,

b) Karşılığının kısmen bulunması hâlinde,

1) Çek bedeli bin Türk Lirası veya altında ise, çek bedelini aşmamak koşuluyla, kısmî karşılığı bin Türk Lirasına tamamlayacak bir miktarı,

2) Çek bedeli bin Türk Lirasının üzerinde ise, çek bedelini aşmamak koşuluyla, kısmî karşılığa ilave olarak bin Türk Lirasını,

ödemekle yükümlüdür. Bu husus, hesap sahibi ile muhatap banka arasında çek defterinin teslimi sırasında yapılmış olan dönülemeyecek bir gayri nakdî kredi sözleşmesi hükmündedir. Bu fıkradaki miktar, Türkiye İstatistik Kurumu tarafından yayımlanan fiyat endekslerindeki yıllık değişmeler göz önünde tutularak Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası tarafından her yıl Ocak ayında belirlenir ve Resmî Gazete’de yayımlanır.

(4) Hamilin talepte bulunması hâlinde, karşılıksızdır işlemi; çekin arka yüzüne tahsil için bankaya ibraz edildiği tarih, hesap durumu, bankanın yükümlülüğü çerçevesinde ödediği miktar ve ibraz eden gerçek kişinin adı ve soyadı yazılmak, bu kişinin tüzel kişi adına bedeli tahsil etmesi hâlinde bu husus belirtilmek ve bu kişi ile birlikte banka yetkilisi tarafından imzalanmak suretiyle yapılır. Banka tarafından ödenen miktar düşüldükten sonra karşılıksız kalan tutar açıkça belirtilir. Hamilin imzalamaktan kaçınması hâlinde, karşılıksızdır işlemi yapılmaz.

(5) Muhatap bankanın üçüncü fıkraya göre ödemekle yükümlü olduğu tutar dahil, kısmî ödemenin hamil tarafından kabul edilmemesi hâlinde, ikinci fıkra hükmüne göre karşılıksızdır işlemi yapılır; ibraz tarihi ile ödememe nedeni çekin üzerine yazılır ve çek, üzerine imzası alınarak hamiline geri verilir; ön ve arka yüzünün fotokopisi banka tarafından saklanır. Çek hesabında hiç karşılığın bulunmaması ve hamilin sadece muhatap bankanın üçüncü fıkraya göre ödemekle yükümlü olduğu tutarın ödenmesini talep etmesi hâlinde de bu fıkra hükmüne göre işlem yapılır.

(6) Muhatap bankanın üçüncü fıkraya göre ödemekle yükümlü olduğu tutar dahil kısmî ödeme hâlinde, çekin ön ve arka yüzünün onaylı fotokopisi ücretsiz olarak hamile verilir. Çek hamili, bu fotokopiyle müracaat borçlularına veya kambiyo senetleri hakkındaki takip usullerine başvurabileceği gibi, icra mahkemesine şikâyette bulunurken dilekçesine bu fotokopiyi ekleyebilir ve bunu icra daireleri ile mahkemelerde ispat aracı olarak kullanabilir. Mahkeme veya icra dairesinin istemi hâlinde çekin aslı bu mercilere gönderilir.[5][6]

(7) Banka;

a) Çekin karşılığının hesapta bulunmasına rağmen hamiline ödenmesinin geciktirilmesi,

b) Kanunen ödemekle yükümlü olduğu miktarın hamile ödenmesinin geciktirilmesi,

hâllerinde, çek hamiline, her geçen gün için binde üç gecikme cezası öder. Bu hâllerde 4/12/1984 tarihli ve 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun hükümleri uygulanmaz.

(8) Üzerinde yazılı bulunan düzenleme tarihinden önce ibraz edilen çekin karşılığının Türk Ticaret Kanununun 707 nci maddesi uyarınca kısmen veya tamamen ödenmemiş olması hâlinde, bu çekle ilgili olarak hukukî takip yapılamaz. İleri düzenleme tarihli çekle ilgili olarak hukukî takip yapılabilmesi için, çekin üzerindeki düzenleme tarihine göre kanunî ibraz süresi içinde bankaya ibraz edilmesi ve karşılıksızdır işlemine tabi tutulması şarttır.

(9) (Ek: 31/1/2012-6273/2 md.) Çekin, üzerinde yazılı baskı tarihinden itibaren beş yıl içinde ibraz edilmemesi hâlinde, muhatap bankanın üçüncü fıkraya göre ödemekle yükümlü olduğu tutara ilişkin sorumluluğu sona erer.

(10) (Ek: 15/7/2016-6728/62 md.) Lehine karekodlu çek düzenlenen lehdar, teslim aldığı çeki Türk Ticaret Kanununun 780 inci maddesinin üçüncü fıkrasında belirtilen sisteme kaydeder. Karekodlu çekin sisteme kaydedildiği tarihten sonra çek düzenleyen tüzel kişinin temsilcilerinde meydana gelen değişiklikler, çek hesabı sahibi tüzel kişinin sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.

Madde gerekçesi

Birinci fikrada, çekin bankaya ibrazı ve karşılığının ödenmesi düzenlenmiştir.

Buna göre çek, çek hesabının bulunduğu muhatap bankanın herhangi bir şubesine ibraz edilebilir.

Çekin karşılığının banka tarafından ödenebilmesi için, Türk Ticaret Kanununda belirlenen koşullar çerçevesinde, kanuni ibraz süresi zarfında bankaya ibraz edilmesi gerekir. Karşılığı ödenmek üzere çekin bankaya ibrazı hâlinde, ilgili şube görevlileri, çeki ibraz eden hamilin kimliğini ve bu bağlamda vergi kimlik numarasını belirlemekle yükümlüdürler. Çekin, hesabın bulunduğu şubeden başka bir şubeye ibraz edildiğinde, karşılığının ödenebilmesi için, ibraz edilen şube görevlileri tarafından, hesabın bulunduğu banka şubesinden ilgili hesapta karşılığının olup olmadığının sorulması gerekir. Çek, karşılığı ilgili hesapta bulunduğu takdirde ödenir.

İkinci fikra hükmüne göre, bankaya ibraz edilen çekin karşılığının bulunmaması hâlinde, banka görevlileri bu çekle ilgili olarak karşılıksızdır işlemi yapmakla yükümlüdürler. Ancak, bu yükümlülük, dördüncü fıkrada açıkça belirtildiği gibi, ibraz eden hamilin talepte bulunması hâlinde söz konusu olacaktır. Çekle ilgili olarak karşılıksızdır işlemi yapılabilmesi için, çekin kanuni ibraz süresi içinde bankaya ibraz edilmesi gerekir. Karşılıksızdır işlemi, üçüncü fıkra hükmüne göre bankanın hamile kanunen ödemekle yükümlü olduğu miktarın dışında, çek bedelinin karşılanamayan kısmıyla sınırlı olarak yapılır.

Üçüncü fıkrada, süresinde ibraz edilen çekin karşılıksız çıkması hâlinde, ibraz eden düzenleyici dışındaki hamile bankaca ödenmesi gereken asgari miktara ilişkin hükümler yer almaktadır. Banka, karşılıksız çıkan her bir çek yaprağı ile ilgili olarak ödemekle yükümlü olduğu miktarı, ancak ibraz eden hamil talep ettiği takdirde öder. Bu ödeme, karşılıksızdır işlemi yapıldığı anda yapılır.

Çek bedeli, karşılıksız çıkması hâlinde bankanın kanunen ödemekle yükümlü olduğu miktardan az ise, banka, ancak çek bedeli kadar parayı ibraz eden hamile ödemekle yükümlüdür. Bu durumda, çekle ilgili olarak karşılıksızdır işlemi yapılmaz.

Çekin kısmen karşılıksız çıkması hâlinde üç ihtimalle karşılaşılabilir:

Birinci ihtimalde, çekin karşılıksız kalan kısmı, bankanın kanunen ödemekle yükümlü olduğu miktardan az olabilir. Bu durumda banka, ibraz eden hamile ancak çek bedelini tamamlayacak kadar para ödemekle yükümlüdür, Bu ihtimalde, çekle ilgili olarak karşılıksızdır işlemi yapılmaz.

İkinci ihtimalde, çekin karşılıksız kalan kısmı, bankanın kanunen ödemekle yükümlü olduğu miktara eşit olabilir. Bu durumda birinci ihtimale göre işlem yapılır.

Üçüncü ihtimalde, çekin karşılıksız kalan kısmı, bankanın kanunen ödemekle yükümlü olduğu miktardan fazla olabilir. Bu durumda banka, ibraz eden hamile, hesapta bulunan paranın yanı sıra, ancak kanunen ödemekle yükümlü olduğu miktarı öder. Bu ihtimalde, çekle ilgili olarak karşılıksızdır işlemi yapılır. Bu karşılıksızdır işlemi, maddenin ikinci fıkrası hükmü gereğince, bankanın hamile kanunen ödemekle yükümlü olduğu miktarın dışında, çek bedelinin karşılanamayan kısmıyla sınırlı olarak yapılır.

Üçüncü fıkra gereğince ayrıca, çekin karşılıksız çıkması hâlinde banka tarafından ibraz eden düzenleyici dışındaki hamile ödenmesi gereken asgari miktarla ilgili olarak, kanunen, hesap sahibi ile muhatap banka arasında çek defterinin teslimi sırasında dönülemeyecek bir gayri nakdi kredi sözleşmesi yapılmış sayılmaktadır.

—9g.

Çekin karşılıksız çıkması hâlinde banka tarafından ibraz eden hamile ödenmesi gereken miktar kanunda asgari olarak belirlenmiştir. Bu itibarla, banka ile hesap sahibi arasında akdedilen dönülemeyecek gayri nakdi kredi sözleşmesiyle, çekin karşılıksız çikması hâlinde ibraz eden hamile daha yüksek bir miktarın ödeneceği kabul edilerek, bu miktar çek üzerinde gösterilebilir.

Çekin karşılıksız çıkması hâlinde banka tarafından ibraz eden düzenleyici dışındaki hamile ödenmesi gereken kanuni miktar, Tasarıda dörtyüz yetmiş Türk Lirası olarak belirlenmiştir. Ancak, bu miktar, Türkiye İstatistik Kurumu tarafından yayımlanan fiyat endekslerindeki yıllık değişmeler göz önünde tutularak Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası tarafından her yıl Ocak ayında yeniden belirlenecek ve Resmi Gazetede yayımlanacaktır.

Dördüncü fikrada, çekle ilgili olarak kayşılıksızdır işleminin ne suretle yapılacağı belirlenmiştir. Öncelikle belirtilmelidir ki, çekin tamamen veya kısmen karşılıksız çıkması hâlinde, ibraz eden hamil talepte bulunduğu takdirde, karşılıksızdır işlemi yapılır. Karşılıksızdır işlemi, çekin arka yüzüne, tahsil için bankaya ibraz edildiği tarih, hesap durumu, ibraz eden gerçek kişinin ad ve soyadı yazılmak ve ayrıca, bu bilgilerin altının, banka yetkilisi ile ibraz eden gerçek kişi tarafından birlikte imzalanması suretiyle yapılır. Hamilin imzalamaktan kaçınması hâlinde, karşılıksızdır işlemi yapılmaz.

Beşinci fıkraya göre, çekin ibrazında karşılığının tamamen ödenmemesi veya çek hamili tarafından sorumluluk tutarı dâhil kısmi ödemenin kabul edilmemesi hâlinde, ibraz tarihi ile ödememe nedeni çekin arka yüzüne yazılır ve çek, banka görevlisi ile ibraz eden hamil tarafından birlikte imzalanır. Yazılı ve imzalı çek, ön ve arka yüzünün fotokopisi bankada muhafaza edilmek üzere fotokopisi çekildikten sonra, ibraz eden hamile geri verilir.

Altıncı fıkrada, sorumluluk tutarı dâhil kısmi ödeme hâlinde nasıl bir yol izleneceğine dair düzenleme yapılmıştır. Bu durumda çekin aslı, çek hesabının bulunduğu banka şubesinde saklı tutulacaktır; ancak, çekin ön ve arka yüzünün fotokopisi, ibraz edildiği banka şubesi yetkilisi tarafından onaylandıktan sonra, kısmi ödemeyi kabul eden hamile verilir. Çek hamili, bu fotokopiyle müracaat borçlularna veya kambiyo senetleri hakkındaki takip usullerine başvurabileceği gibi, Cumhuriyet başsavcılığına şikâyette bulunurken dilekçesine bu fotokopiyi ekleyebilir ve bunu icra daireleri ile mahkemelerde ispat aracı olarak kullanabilir. Ancak, mahkeme, Cumhuriyet savcısı veya icra dairesinin istemi hâlinde, çekin aslı banka tarafından bu mercilere gönderilir.

Yedinci fıkrada, bankanın ibraz eden çek hamiline gecikme cezası ödeyeceği hâller ile gecikme cezası oranı belirlenmiştir.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 445 · tasarı/teklifin madde 3 gerekçesi

Madde 4

Bankaların bildirim yükümlülüğü

(1) Hamiline çek hesabı sahiplerinin açık kimlikleri, adresleri, vergi kimlik numaraları, bu hesaplardan ödeme yapılan kişilere ait bu bilgiler ile bu kişilere yapılan ödemelerin tutarları ve üzerinde vergi kimlik numarası bulunmayan çeklere ilişkin bilgiler, ilgili bankalar tarafından, dönemler itibarıyla, Gelir İdaresi Başkanlığına elektronik ortamda bildirilir. Bildirim dönemleri ve süreleri Türkiye Bankalar Birliği ve Türkiye Katılım Bankaları Birliğinin görüşleri alınarak Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından belirlenir.

(2) Tacir tüzel kişi veya onun faaliyetleri ile ilişkilendirilmek kaydıyla, tüzel kişinin gerçek kişi ortakları, ortakların ilgili bulunduğu veya tüzel kişinin veya ortaklarının etkisi altında bulundurduğu gerçek kişiler ile tüzel kişinin yönetim organında görev alan veya temsilcisi sıfatını taşıyan gerçek kişiler adına açılmış olan çek hesapları, tacir tüzel kişiye ait kabul edilir. Söz konusu ilişkinin varlığına yönelik emarelerin bulunması hâlinde, hesabın bulunduğu banka şubesi durumu Gelir İdaresi Başkanlığına bildirir.

(3) Bankalar, hamiline çek defteri yaprağını kullanmadan hamiline çek düzenlendiğini tespit etmeleri hâlinde, mevcut delilleriyle birlikte durumu, tespit tarihinden itibaren en geç bir hafta içinde Cumhuriyet başsavcılığına ve Gelir İdaresi Başkanlığına bildirmekle yükümlüdür.

Madde gerekçesi

Bu maddede, çek hesabı veya çekle ilgili çeşitli iştemler bağlamında bankalara terettüp eden bildirim yükümlülükleri belirlenmiştir.

Birinci fıkraya göre, hamiline çek hesabı sahiplerinin açık kimlikleri, adresleri, vergi kimlik numaraları, bu hesaplardan ödeme yapılan kişilere ait bu bilgiler ile bu kişilere yapılan ödemelerin tutarları ve üzerinde vergi kimlik numarası bulunmayan çeklere ilişkin bilgiler, ilgili bankalar tarafından, dönemler itibarıyla, Gelir İdaresi Başkanlığına elektronik ortamda bildirilecektir.

Bildirim dönemleri ve süreleri Türkiye Bankalar Birliği ve Türkiye Katılım Bankaları Birliğinin görüşleri alınarak Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından belirlenecektir.

Tasarı, kişinin tacir sıfatıyla düzenleyeceği çekle tacir olmayan kişinin düzenleyeceği çeki birbirinden ayırmayı amaçlamıştır. Kişinin bir ticari ilişki çerçevesinde ve tacir sıfatıyla düzenleyeceği çekin münhasıran tacir kişiye özgü çek olması sağlanmaya çalışılmaktadır. Yine, tacir kişinin, iştigal ettiği ticari faaliyet dışında bulunduğu ticari ilişkiler bağlamında tacir çeki düzenlememesi gerekmektedir. Tacir olmayan kişi, kendi adına tacir çeki düzenleyemeyecek;

ancak, tacir sıfatını haiz bir tüzel kişiyi temsilen, bu tüzel kişi adına düzenlenen tacir çekini imzalayabilecektir. Tasarıyla güdülen diğer bir amaç da, tacir sıfatını haiz tüzel kişinin taraf olduğu ticari ilişkilerde, bu tüzel kişinin borcuna karşılık olarak, organlarında görev yapan veya temsilcisi sıfatını taşıyan ya da herhangi bir gerçek kişi adına açılmış çek hesabı ile ilişkilendirilmiş çek düzenlenmesinin önüne geçmektir. İkinci fikra, bu amacın gerçekleşmesini sağlamaya yönelik olarak bankalar bakımından bir bildirim yükümlülüğü ihdas etmektedir. Buna göre, tacir tüzel kişi veya onun faaliyetleri ile ilişkilendirilmek kaydıyla, tüzel kişinin gerçek kişi ortakları, ortakların ilgili bulunduğu veya tüzel kişinin veya ortaklarının etkisi altında bulundurduğu gerçek kişiler ile tüzel kişinin yönetim organında görev alan veya temsilcisi sıfatını taşıyan gerçek kişiler adına açılmış olan çek hesapları, tacir tüzel kişiye ait çek hesapları olarak kabul edilecektir. Bu itibarla, söz konusu ilişkinin varlığına yönelik emarelerin bulunması hâlinde, hesabın bulunduğu banka şubesi, durumu Gelir İdaresi Başkanlığına bildirecektir.

Tasarı, hamiline düzenlenecek olan çeki diğer çeklerden ayırmayı amaçlamıştır. Hamiline çekle ilgili olarak 2 nci maddede yer alan hükümlerin uygulanabilirliğini sağlamak amacıyla bir kontrol sistemi oluşturulmak istenmiştir. Bu sistemin gereği olarak, üçüncü fıkrada bankalar bakımından ayrı bir bildirim yükümlülüğü ihdas edilmiştir. Buna göre; bankalar, hamiline çek defteri yaprağını kullanmadan hamiline çek düzenlendiğini tespit etmeleri hâlinde, mevcut delilleriyle birlikte durumu, tespit tarihinden itibaren en geç bir hafta içinde Cumhuriyet savcılığına ve Gelir İdaresi Başkanlığına bildirmekle yükümlü olacaklardır.

Dördüncü fıkrada, çekin kısmen veya tamamen karşılıksız çıkması hâlinde, muhatap banka bakımından bildirim yükümlülüğü düzenlenmiştir. Buna göre, muhatap banka, yeterli karşılığı olmadığı için çekin ödenmediğini ve hesap sahibi hakkında gereken bilgileri, ibraz tarihinden itibaren on gün içinde Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasına bildirmekle yükümlüdür. Bu bildirimden sonra çek tutarının hamile veya hamile ödenmek üzere muhatap bankaya ödenmesi hâlinde de, muhatap banka durumu ödeme tarihinden itibaren on gün içinde Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasına bildirmekle yükümlü olacaktır. Çek bedelinin hamile ödenmesi hâlinde bu sürenin işleyebilmesi için, bankanın hamile yapılan ödemeyi öğrenmiş olması gerekir. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası da bu bildirimleri en geç onbeş gün içinde bankalara duyurur. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası tarafından, bu duyurunun diğer mali kurumlara yapılmasına ilişkin esas ve usuller Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumunun görüşü alınarak belirlenir.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 445 · tasarı/teklifin madde 4 gerekçesi

Madde 5

Ceza sorumluluğu, çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı

13 değişiklik

(1) (Değişik: 15/7/2016-6728/63 md.) Üzerinde yazılı bulunan düzenleme tarihine göre kanuni ibraz süresi içinde ibrazında, çekle ilgili olarak “karşılıksızdır” işlemi yapılmasına sebebiyet veren kişi hakkında, hamilin şikâyeti üzerine, her bir çekle ilgili olarak, binbeşyüz güne kadar adli para cezasına hükmolunur. Ancak, hükmedilecek adli para cezası; çek bedelinin karşılıksız kalan miktarı, (…)[8] az olamaz. Mahkeme ayrıca, çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağına; bu yasağın bulunması hâlinde, çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağının devamına hükmeder. Yargılama sırasında da resen mahkeme tarafından koruma tedbiri olarak çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağına karar verilir. Çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı, çek hesabı sahibi gerçek veya tüzel kişi, bu tüzel kişi adına çek keşide edenler ve karşılıksız çekin bir sermaye şirketi adına düzenlenmesi durumunda ayrıca yönetim organı ile ticaret siciline tescil edilen şirket yetkilileri hakkında uygulanır. Koruma tedbiri olarak verilen çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı kararlarına karşı yapılan itirazlar bakımından 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 353 üncü maddesinin birinci fıkrası hükmü uygulanır. Bu suçtan dolayı açılan davalar icra mahkemesinde görülür ve İcra ve İflas Kanununun 347, 349, 350, 351, 352 ve 353 üncü maddelerinde düzenlenen yargılama usulüne ilişkin hükümler uygulanır. Bu davalar çekin tahsil için bankaya ibraz edildiği veya çek hesabının açıldığı banka şubesinin bulunduğu yer ya da hesap sahibinin yahut şikâyetçinin yerleşim yeri mahkemesinde görülür.

(2) (Mülga: 31/1/2012-6273/3 md.; Yeniden düzenleme: 15/7/2016-6728/63 md.) Birinci fıkra hükmüne göre çek karşılığını ilgili banka hesabında bulundurmakla yükümlü olan kişi, çek hesabı sahibidir. Çek hesabı sahibinin tüzel kişi olması hâlinde, bu tüzel kişinin mali işlerini yürütmekle görevlendirilen yönetim organının üyesi, böyle bir belirleme yapılmamışsa yönetim organını oluşturan gerçek kişi veya kişiler, çek karşılığını ilgili banka hesabında bulundurmakla yükümlüdür. Birinci fıkra uyarınca hakkında çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı kararı verilenler, yasaklılıkları süresince sermaye şirketlerinin yönetim organlarında görev alamazlar. Ancak, hakkında yasaklama kararı verilenlerin mevcut organ üyelikleri görev sürelerinin sonuna kadar devam eder.

(3) Çek hesabı sahibi gerçek kişi, kendisi adına çek düzenlemek üzere bir başkasını temsilci veya vekil olarak tayin edemez. Gerçek kişinin temsilcisi veya vekili olarak çek düzenlenmesi hâlinde, bu çekten dolayı hukukî ve cezai sorumluluk çek hesabı sahibine aittir.[9][10]

(4) (Mülga: 31/1/2012-6273/3 md.)

(5) Çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı kararı ile ilgili olarak, herhangi bir adres değişikliği bildiriminde bulunulmadığı sürece ilgilinin çek hesabı açtırırken bildirdiği adrese 11/2/1959 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat Kanununun 35 inci maddesine göre derhal tebligat çıkarılır. Adresin bankaya yanlış bildirilmesi veya fiilen terkedilmiş olması hâlinde de, tebligat yapılmış sayılır.

(6) Hakkında çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı kararı verilmiş olan kişi, elindeki bütün çek yapraklarını ait olduğu bankalara iade etmekle yükümlüdür. Bu kişi adına yeni bir çek hesabı açılamaz.

(7) Hakkında çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı kararı verilmiş olan kişi, kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren on gün içinde, düzenlemiş bulunduğu ve henüz karşılığı tahsil edilmemiş olan çekleri, düzenleme tarihlerini, miktarlarını ve varsa lehtarlarını da göstermek suretiyle, muhatap bankaya liste hâlinde vermekle yükümlüdür.

(8) (Değişik: 15/7/2016-6728/63 md.) Çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı kararına ilişkin bilgiler, güvenli elektronik imza ile imzalandıktan sonra, Adalet Bakanlığı Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla MERSİS ile Risk Merkezine elektronik ortamda bildirilir. Hakkında çek hesabı açma yasağı kararı verilen kişiler, Risk Merkezi tarafından bankalara bildirilir. Bu bildirimler ile bankalara yapılacak duyurulara ilişkin esas ve usuller, Adalet Bakanlığının uygun görüşü alınarak Risk Merkezi tarafından belirlenir.

(9) (Mülga: 31/1/2012-6273/3 md.; Yeniden düzenleme: 15/7/2016-6728/63 md.) Karşılıksız kalan bir çekle ilgili olarak yapılan yargılama neticesinde mahkeme tarafından beraat, ceza verilmesine yer olmadığı, davanın düşmesi veya davanın reddine karar verilmesi hâlinde, aynı kararda, çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağının kaldırılmasına karar verilir. Çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağının kaldırılmasına ilişkin kararların kesinleşmesi üzerine, bu kararlar, MERSİS ile Risk Merkezine sekizinci fıkradaki usullere göre bildirilir ve ilan olunur.

(10) (Değişik: 15/7/2016-6728/63 md.) Birinci fıkrada tanımlanan suç nedeniyle, ön ödeme, uzlaşma ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin hükümler uygulanmaz.

(11) (Mülga: 31/1/2012-6273/3 md.; Ek: 15/7/2016-6728/63 md.) Birinci fıkra uyarınca verilen adli para cezalarının ödenmemesi durumunda, bu ceza, 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 106 ncı maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan kamuya yararlı bir işte çalıştırma kararı verilmeksizin doğrudan hapis cezasına çevrilir.

Madde gerekçesi

Maddede, çekin karşılıksız çıkması hâlinde ceza sorumluluğu düzenlenmiştir.

Karşılıksız çıkması dolayısıyla ceza sorumluluğundan söz edebilmek için, çekin, üzerinde yazılı bulunan düzenleme tarihine göre kanuni ibraz süresi içinde, bankaya ibraz edilmiş olması gerekir.

Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre, ileri tarihli çek, üzerinde yazılı düzenleme tarihi gelmeden önce de tahsil amacıyla bankaya ibraz edilebilir. Bu tarihten önce ibraz edilen çekin kısmen veya tamamen karşılıksız çıkması hâlinde, çekle ilgili olarak bu Tasarı hükümlerine göre karşılıksızdır işlemi yapılacaktır. Kısmen veya tamamen karşılıksız çıkan bu çekle ilgili olarak ibraz eden hamil Türk Ticaret Kanununun verdiği yetkileri kullanabilir. Ancak, bu tarihten önce ibraz edilen çekin kısmen veya tamamen karşılıksız çıkması, ceza sorumluluğunu gerektirmemektedir.

Birinci fıktada tanımlanan suç, üzerinde yazılı bulunan düzenleme tarihine göre kanuni ibraz süresi içinde ibraz edildiğinde, çek karşılığının ilgili banka hesabında tam olarak bulundurulmaması suretiyle oluşur. Çekin karşılığın ibraz anında ilgili çek hesabında bulundurmamak, söz konusu suçun oluşmasını sağlayacaktır. Bu itibarla, çekin bankaya ibraz edildiği, üzerinde yazılı bulunan düzenleme tarihinde karşılığı ilgili hesapta mevcut olmamakla birlikte, bilahare, üzerinde yazılı bulunan düzenleme tarihine göre kanuni ibraz süresi içinde hesapta karşılığının bulundurulması, söz konusu suçun oluşmasına engel teşkil etmeyecektir. Ancak, bu durum, bir sonraki maddedeki etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması bakımından dikkate alınacaktır.

—-u— Bu itibarla, söz konusu suç, çekin, üzetinde yazılı bulunan düzenleme tarihine göre kanuni ibraz süresi içinde bankaya ibraz edildiğinde karşılığının tam olarak bulundurulmaması hâlinde tamamlanmış olmaktadır. Bu husus, özellikle şikâyet ve zamanaşımı sürelerinin işlemesi bakımından büyük bir önem taşımaktadır. ' Söz konusu suçun oluşabilmesi için, çekin karşılığının, dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı olarak, yani en azından taksirle, ilgili çek hesabında bulundurulmaması gerekir. Anayasanın 38 inci maddesinin yedinci fıkrasında düzenlenen ceza sorumluluğunun şahsiliği ilkesi bağlamında güvence altına aldığı kusursuz ceza olmaz kuralının gereği olarak, söz konusu suç, objektif (kusursuz) sorumluluğu gerektiren bir suç olarak değil, en azından taksire dayalı kusurluluğu gerektiren bir suç olarak tanımlanmıştır. Bu itibarla, kişinin, elinde olmayan sebeplerle ortaya çıkan zorunluluk hâli dolayısıyla, örneğin doğal afet, savaş, kaza geçirmesi gibi bir sebeple, çekin karşılığını ilgili hesapta zamanında bulunduramamış olması hâlinde, ceza sorumluluğu olmayacaktır.

Söz konusu suç, soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı suçtur. Bu itibarla, şikâyet üzerine soruşturma başlatıldıktan sonra, dördüncü fikra hükmüne göre, Cumhuriyet savcısının talebi üzerine, sulh ceza hâkimi tarafından özel bir koruma tedbiri olarak çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı kararı verilebilir.

Söz konusu suçun karşılığında ceza olarak sadece adli para cezası öngörülmüştür. Bu ceza, gün para cezası sistemine göre belirlenmekle birlikte, sonuçta hükmedilecek adli para dezasının miktarı, çek bedelinin karşılıksız kalan miktarından az olamayacaktır.

Adli para cezası, suçun faili hakkında hükmolunacaktır. Suçun faili, ancak bir gerçek kişi olabilir. Maddenin ikinci fıkrasına göre, bu gerçek kişi, çek üzerinde yazılı düzenleme tarihi itibarıyla karşılığını ilgili çek hesabında bulundurmakla yükümlü olan kişidir. Bu gerçek kişi, çeki düzenleyen kişi olabileceği gibi, başka bir kişi de olabilir. Örneğin, bir limited şirket adına ileri tarihli çek düzenleyen müdürün, bilahare, çek üzerinde yazılı düzenleme tarihi itibarıyla şirketle ilişkisi kalmamış olabilir. Bu durumda çekin karşılığını ilgili hesapta tam olarak bulundurmakla yükümlü olan, şirketin bu tarih itibarıyla müdürlük görevini fiilen yürüten kişi veya kişilerdir.

Mahkeme ayrıca, güvenlik tedbiri olarak çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağına hükmedecektir. Ancak, daha önce soruşturma evresinde sulh ceza hâkimi veya kovuşturma evresinde mahkeme tarafından koruma tedbiri olarak çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı kararı verilmiş olabilir. Bu durumda mahkeme adli para cezasının yanı sıra, çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağının güvenlik tedbiri olarak devamına hükmedecektir.

Bu suçla ilgili olarak 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 43 üncü maddesinin birinci fıkrası hükümleri uygulanmayacaktır. Yani, her bir çekle ilgili olarak, lehtarı aynı kişi olsa bile, zincirleme suç hükümleri uygulanmayacaktır. Başka bir deyişle, karşılıksız çıkan her bir çekle ilgili olarak ayrı suçun oluştuğu kabul edilerek gerçek içtima hükümleri uygulanmak gerekir. Aynı durum, gerek koruma tedbiri olarak gerek güvenlik tedbiri olarak çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı bakımından da söz konusudur. Yani, karşılıksız çıkan her bir çekle irtibatlı olarak ilgililer. hakkında gerek koruma tedbiri olarak gerek güvenlik tedbiri olarak ayrı ayrı çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağına karar verilecektir.

Birinci fıkrada tanımlanan suçtan dolayı yetkili ve görevli mahkeme, çekin tahsil için bankaya ibraz edildiği veya çek hesabının açıldığı şubenin bulunduğu yer ya da hesap sahibinin veya müştekinin yerleşim yerinin bulunduğu yer sulh ceza mahkemesidir.

İkinci fikrada, çek karşılığını ilgili banka besabında bulundurmakla yükümlü olan kişiler belirlenmiştir. Bu hüküm, birinci fıkrada tanımlanan suçun failinin belirlenmesi bakımından büyük önem taşımaktadır. Kural, çek karşılığını ilgili banka hesabında bulundurmakla yükümlü olan kişi, çek hesabı sahibi gerçek kişidir. Çek hesabı sahibinin tüzel kişi olması hâlinde, bu tüzel kişinin mali işlerini yürütmekle görevlendirilen yönetim organının üyesi, böyle bir belirleme yapılmamışsa yönetim organını oluşturan gerçek kişi veya kişiler, çek karşılığını ilgili banka hesabında bulundurmakla yükümlü olacaktır.

Üçüncü fıkrada çek hesabı sahibinin gerçek kişi olması halinde, ikinci fıkrada benimsenen ilke çerçevesinde, kendisi adına çek düzenlemek üzere bir başkasını temsilci olarak tayin edemeyeceğine ilişkin hüküm düzenlenmiştir.

Dördüncü fıkrada, gerek koruma tedbiri olarak gerek güvenlik tedbiri olarak çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı kararının kimler hakkında verilebileceği hususuna açıklık getirilmiştir.

Buna göte çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı kararı, karşılıksız çıkan çeki düzenleyen gerçek kişi, adına karşılıksız çek düzenlenen gerçek veya tüzel kişi, tüzel kişi adına düzenlenen ileri düzenleme tarihli çek üzerinde yazılı tarihe göre kanuni ibraz süresi içinde karşılığını ilgili banka hesabında bulundurmakla yükümlü olan gerçek kişi hakkında verilir.

Gerek koruma tedbiri olarak gerek güvenlik tedbiri olarak çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı kararı tüzel kişiler hakkında da verilebilir. 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununa göre, tüzel kişinin faaliyeti çerçevesinde veya yararına olarak işlenen suçlardan dolayı bu tüzel kişi hakkında güvenlik tedbirlerine hükmolunabilecektir. Ancak, çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı, 5237 sayılı Kanunda belirlenen tüzel kişilere özgü güvenlik tedbirlerinden ayrı bir güvenlik tedbiridir.

Dördüncü fıkrada, hakkında gerek koruma tedbiri olarak gerek güvenlik tedbiri olarak çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı kararı verilecek kişiler, ceza yaptırımı uygulanacak kişilere nazaran geniş tutulmuştur. Bu itibarla, örneğin bir limited şirket adına ileri tarihli çek düzenleyen müdür hakkında, çek üzerinde yazılı düzenleme tarihi itibarıyla şirketle ilişkisi kalmaması hâlinde, adli para cezasına hükmedilememekle birlikte, gerek koruma tedbiri olarak gerek güvenlik tedbiri olarak çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı kararı verilebilecektir.

Koruma tedbiri olarak çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı kararı, soruşturma evresinde Cumhuriyet savcısının talebi üzerine, sulh ceza hâkimi tarafından verilir. Kovuşturma evresinde ise, mahkeme talep üzerine veya re'sen koruma tedbiri olarak çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı kararı verebilecektir, Koruma tedbiri olarak verilen çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı kararına karşı 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu hükümlerine göre itiraz kanun yoluna başvurulabileceği kuşkusuzdur.

Güvenlik tedbiri gibi, koruma tedbiri olarak çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı kararı, karşılıksız çıkan her bir çekle ilgili olarak ayrı ayrı verilir. Çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı kararında, bu kararın hangi çekle ilgili olarak verildiği açık bir şekilde gösterilir.

Beşinci fıkraya göre, koruma tedbiri olarak verilen çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı kararı ile ilgili olarak, herhangi bir adres değişikliği bildiriminde bulunulmadığı sürece ilgilinin çek hesabı açtırırken bildirdiği adrese 11/2/1959 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat Kanununun 35 inci maddesine göre derhal tebligat çıkarılacaktır. Adresin bankaya yanlış bildirilmesi veya fiilen terkedilmiş olması hâlinde de, tebligat yapılmış sayılacaktır.

Altıncı fıkra hükmüne göre, hakkında gerek koruma tedbiri olarak gerek güvenlik tedbiri olarak çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı kararı verilmiş olan kişi, elindeki bütün çek yapraklarını ait olduğu bankalara iade etmekle yükümlüdür. Bu kişi adına yeni bir çek hesabı açılamaz. Çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı kararına karşı kanun yoluna başvurulmuş olması, bu yükümlülüğü ortadan kaldırmaz.

Yedinci fıkraya göre, hakkında gerek koruma tedbiri olarak gerek güvenlik tedbiri olarak çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı verilmiş olan kişi, kararın kendisine tebliği tarihinden itibaren on gün içinde, düzenlemiş bulunduğu ve henüz karşılığı tahsil edilmemiş olan çekleri, düzenleme tarihlerini, miktarlarını ve varsa lehtarlarını da göstermek suretiyle, muhatap bankaya liste hâlinde vermekle yükümlüdür. Keza, çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı kararına karşı kanun yoluna başvurulmuş olması, bu yükümlülüğü ortadan kaldırmaz.

Sekizinci fikrada, gerek koruma tedbiri olarak gerek güvenlik tedbiri olarak verilmiş olan çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı kararlarının yayımlanmasına ilişkin usul ve esaslar belirlenmiştir. Buna göre, çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı kararına ilişkin bilgiler, kararın kesinleşmesi beklenilmeksizin, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının ilgili birimine elektronik iletişim araçlarıyla bildirilecektir. Bu bildirimde yer alan bilgiler, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası tarafından internet ortamında yayımlanacaktır. Bu bildirime ilişkin esas ve usuller, Adalet Bakanlığının görüşü alınarak Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası tarafından belirlenecektir.

Ayrıca belirtilmek gerekir ki, sekizinci fıkrada belirlenen gerek koruma tedbiri olarak gerek güvenlik tedbiri olarak verilmiş olan çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı kararlarının yayımlanmasına ilişkin usul ve esaslar bağlamında Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasına bildirilmesi ve burada bir sisteme kaydedilmesi, güvenlik tedbiri olarak hükmedilmiş olan çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı kararlarının kesinleşmeleri hâlinde 25/5/2005 tarihli ve 5352 sayılı Adli Sicil Kanununun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (6) bendinin (2) numaralı alt bendine göre adli sicile kaydedilmesine engel teşkil etmemektedir. Başka bir deyişle, adli para cezası gibi, güvenlik tedbiri olarak çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağına ilişkin hükümler, kesinleştikleri takdirde, 5352 sayılı Kanunda belirlenen esas ve usuller çerçevesinde adli sicile kaydedileceklerdir.

Dokuzuncu fikrada, koruma tedbiri olarak verilen çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı kararının kaldırılabileceği hâller belirlenmiştir. Buna göre; karşılıksız kalan bir çekle ilgili olarak yapılan soruşturma veya kovuşturma neticesinde, Cumhuriyet savcısı tarafından kovuşturmaya yer olmadığına; mahkeme tarafından, beraat, ceza verilmesine yer olmadığı, davanın düşmesi veya davanın reddine, karar verilmesi hâlinde, aynı kararda, çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağının kaldırılmasına da karar verilecekür. Bu karar, kesinleşmesi hâlinde, sekizinci fıkradaki esas ve usullere göre Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasına bildirilecek ve ilân olunacaktır.

Onuncu fikrada, kotuma tedbiri olarak verilen çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı kararına yapılan itirazın kabulü hâlinde bu kararın ilânı ile ilgili olarak nasıl bir usul izleneceği belirlenmiştir. Buna göre, itirazın kabulüne ilişkin karar, sekizinci fıkradaki esas ve usullere göre Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasına bildirilecek ve yayımlanacaktır.

Onbirinci fıkrada, birinci fıkrada tanımlanan suç nedeniyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, önödemeye karar verilemeyeceği;

ayrıca, tanımlanan suçtan dolayı verilen hükme karşı temyiz kanun yoluna başvurulması hâlinde, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen tebliğname, sanık veya müdafii ile katılan veya vekillerine tebliğ edilmeyeceği hükme bağlanmıştır.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 445 · tasarı/teklifin madde 5 gerekçesi

Madde 6

Etkin pişmanlık ve çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağının kaldırılması

(Başlığı ile Birlikte Değişik: 15/7/2016-6728/64 md.)

(1) Karşılıksız kalan çek bedelinin, çekin üzerinde yazılı bulunan düzenleme tarihine göre kanunî ibraz tarihinden itibaren işleyecek 3095 sayılı Kanuna göre ticarî işlerde temerrüt faiz oranı üzerinden hesaplanacak faizi ile birlikte tamamen ödeyen kişi hakkında,

a) Yargılama aşamasında mahkeme tarafından davanın düşmesine,

b) Mahkûmiyet hükmünün kesinleşmesinden sonra mahkeme tarafından hükmün bütün sonuçlarıyla ortadan kaldırılmasına,

karar verilir. Çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağının kaldırıldığı, MERSİS ile Risk Merkezine 5 inci maddenin sekizinci fıkrasındaki usullere göre bildirilir ve ilan olunur.

(2) Şikâyetten vazgeçme hâlinde de birinci fıkra hükmü uygulanır.

(3) Kişi, mahkûm olduğu cezanın tamamen infaz edildiği tarihten itibaren üç yıl ve her halde yasağın konulduğu tarihten itibaren on yıl geçtikten sonra, hükmü veren mahkemeden çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağının kaldırılmasını isteyebilir; mahkemenin vereceği karara itiraz edebilir. Bu itiraz bakımından İcra ve İflas Kanununun 353 üncü maddesinin birinci fıkrası hükmü uygulanır. Çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağının kaldırılmasına ilişkin karar kesinleştiğinde, yasağın kaldırıldığı, MERSİS ile Risk Merkezine 5 inci maddenin sekizinci fıkrasındaki usullere göre bildirilir ve ilan olunur.

Madde gerekçesi

Maddede, 5 inci maddenin birinci fikrasında tanımlanan suça özgü etkin pişmanlık hükümleri düzenlenmiştir.

Birinci fıkra hükmüne göre, etkin pişmanlıktan söz edebilmek için, karşılıksız kalan çek bedelinin, faizi ile birlikte tamamen ödenmiş olması gerekir. Burada söz konusu olan faiz, 4/12/1984 tarihli ve 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanuna göre ticari işlerde temerrüt faiz oranı üzerinden hesaplanacak olan faizdir. Bu faiz, çekin üzerinde yazılı bulunan düzenleme tarihine göre kanuni ibraz tarihinden itibaren işleyecek şekilde hesaplanır.

Etkin pişmanlık gösterilmesi hâlinde, soruşturma aşamasında Cumhuriyet savcısı tarafından kovuşturmaya yer olmadığına; kovuşturma aşamasında mahkeme tarafından davanın düşmesine;

mahkümiyet hükmünün kesinleşmesinden sonra mahkeme tarafından hükmün bütün sonuçlarıyla ortadan kaldırılmasına, karar verilir.

Şikayetten vazgeçme hâlinde de birinci fıkra hükmü uygulanacaktır. 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 73 üncü maddesinin dördüncü fıkrası çerçevesinde soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete. bağlı suçlarda, kanunda aksi yazılı olmadıkça, ancak büküm kesinleşinceye kadar şikâyetten vazgeçilebilir. Bu kuralın bir istisnasını, 5 inci maddenin birinci fıkrasında tanımlanan suç oluşturmaktadır. Zira, şikâyetten vazgeçme hâlinde de, mahküm olunan ceza bütün sonuçlarıyla ortadan kalkacağına göre, söz konusu suçtan dolayı verilmiş olan hüküm kesinleştikten sonra da şikâyetten vazgeçmek mümkün olabilecektir.

Ayrıca belirtilmek gerekir ki, 5352 sayılı Adli Sicil Kanununun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi hükmü gereğince, gerek şikâyetten vazgeçme gerek etkin pişmanlık dolayısıyla verilen kararlar adli sicile kaydedileceklerdir.

Üçüncü fıkrada, güvenlik tedbiri olarak hükmolunan çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağının ne kadar süreyle geçerli olacağına ve kaldırılması usulüne dair düzenleme yapılmıştır.

Buna göre; kişinin, mahküm olduğu adli para cezası tamamen infaz edildikten veya bu cezayı ödemediği için hakkında hapis uygulanıp serbest bırakıldıktan itibaren üç yıl ve her hâlde yasağın konulduğu tarihten itibaren on yıl geçtikten sonra başvurması hâlinde, hükmü veren mahkeme tarafından hakkındaki çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı kararı kaldırılır. Çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağının kaldırılmasına ilişkin karar kesinleştiğinde, yasağın kaldırıldığı, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasına 5 inci maddenin sekizinci fıkrasındaki usullere göre bildirilir ve ilân olunur.

Çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı hükmünün kaldırılmasına dair karara istinaden, bu hükümle ilgili adli sicil kaydının 5352 sayılı Adli Sicil Kanununda belirlenen esas ve usuller çerçevesinde silineceğinde kuşku yoktur.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 445 · tasarı/teklifin madde 6 gerekçesi

Madde 7

Diğer ceza hükümleri

1 değişiklik

(1) Tacirin ticarî işletmesiyle ilgili iş ve işlemlerinde, tacir olmayan kişinin çek defterini kullanarak çek düzenleyen ve düzenleten kişi altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(2) Tacir olmayan kişiye tacir kişiye verilmesi gereken çek defteri veren banka görevlisi hakkında elli günden yüzelli güne kadar adlî para cezasına hükmolunur.

(3) 2 nci maddenin üçüncü fıkrasındaki yükümlülüğe aykırı olarak bankaya gerçek dışı beyanda bulunan kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Beyanname almadan veya beyannameye rağmen, hakkında çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı bulunan kişiye veya bu kişinin yönetim organında görev yaptığı veya temsilcisi ya da imza yetkilisi olduğu tüzel kişiye çek defteri veren banka görevlileri elli günden yüzelli güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır.

(4) Kısmen veya tamamen karşılığı bulunmayan çekle ilgili olarak, talebe rağmen, karşılıksızdır işlemi yapmayan banka görevlisi, şikâyet üzerine bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(5) Karşılığı tahsil edilmek üzere bankaya ibraz edilen çekin karşılığının hesapta mevcut olmasına rağmen, hamile ödemede bulunmayan ya da bankanın kanunen ödemekle yükümlü olduğu miktarı hamile ödemeyen banka görevlisi, şikâyet üzerine bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(6) Hakkında çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı kararı verilmiş olan kişi, buna rağmen çek düzenlerse, fiil daha ağır cezayı gerektiren başka bir suç oluşturmadığı takdirde, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(7) Hakkında çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı kararı verilmiş olan kişi adına çek hesabı açan banka görevlisi, üç aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(8) Çek defteri basmaya veya bastırmaya kanunen yetkili kılınanlar dışında çek defteri basanlar ve bastıranlar iki yıldan beş yıla kadar hapis ve binbeşyüz güne kadar adlî para cezasıyla cezalandırılır.

(9) Hamiline çek defteri yaprağını kullanmadan hamiline çek düzenleyen kişi, bu aykırılığı içeren her bir çekle ilgili olarak, Cumhuriyet savcısı tarafından üçyüz Türk Lirasından üçbin Türk Lirasına kadar idarî para cezası ile cezalandırılır.[11]

(10) 2 nci maddenin, sağlanması ve saklanması gereken bilgi ve belgelere ilişkin hükmüne aykırı hareket edilmesi veya çekin karşılıksız çıkması dolayısıyla hamili tarafından talep edilmesi üzerine düzenleyicinin banka kayıtlarındaki adreslerinin kendisine verilmemesi hâlinde, ilgili bankaya Cumhuriyet savcısı tarafından beşyüz Türk Lirasından beşbin Türk Lirasına kadar idarî para cezası verilir.

Madde gerekçesi

Bu maddede, çekle ilgili çeşitli yükümlülüklere aykırılıklar, suç veya kabahat olarak tanımlanmıştır.

Birinci fıkrada yapılan suç tanımına göre, tacirin ticari işletmesiyle ilgili iş ve işlemlerinde tacir olmayan kişinin çek defteri kullanılarak çek düzenleyen ve düzenleten kişi altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılacaktır.

İkinci fıkrada, banka görevlileriyle ilgili bir suç tanımına yer verilmiştir. Buna göre, tacir olmayan kişiye tacir kişiye verilmesi gereken çek defteri veren banka görevlileri elli günden yüzelli güne kadar adli para cezası ile cezalandırılacaklardır.

2 nci maddenin üçüncü fıktasına göre, kendi adına çek hesabı açılmasını veya mevcut hesaptan kendisine çek defteri verilmesini isteyen kişi, her defasında tacir olup olmadığı ve kendisi hakkında çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı bulunmadığı hususunda bankaya yazılı beyanda bulunmakla yükümlüdür. Tacir tüzel kişiler adına verilecek beyannamede ayrıca, yönetim organında görev yapan, temsilcisi veya imza yetkilisi kişilerin çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı bulunmadığı belirtilir. Bu yükümlülüklere aykırı olarak bankaya gerçek dışı beyanda bulunulması, üçüncü fıkrada suç olarak tanımlanmıştır, Keza, banka görevlilerinin beyanname almadan veya beyannameye rağmen hakkında çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı bulunan kişiye veya bu kişinin yönetim organında görev yaptığı veya temsilcisi ya da imza yetkilisi olduğu tüzel kişiye çek defteri vermesi, ayrı bir suç olarak tanımlanmıştır.

Dördüncü fıkrada, banka görevlisinin kısmen veya tamamen karşılığı bulunmayan çekle ilgili olarak, talebe rağmen, karşılıksızdır işlemi yapmaması, soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı bir suç olarak tanımlanmıştır. Özgü suç niteliği taşıyan bu suç, ancak ihmali davranışla işlenebilir.

Beşinci fikrada, banka görevlisinin karşılığı tahsil edilmek üzere bankaya ibraz edilen çekin karşılığının hesapta mevcut olmasına rağmen, hamile ödemede bulunmaması, soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı bir suç olarak tanımlanmıştır. Özgü suç niteliği taşıyan bu suç da, ancak ihmali davranışla işlenebilir.

5 inci maddenin altıncı fıkrasına göre, hakkında çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı kararı verilmiş olan kişi, elindeki bütün çek yapraklarını ait olduğu bankalara iade etmekle yükümlüdür. Buna rağmen kişinin elindeki çek yapraklarını ilgili bankalara iade etmeyerek çek düzenlemeye devam etmesi, maddenin altıncı fıkrasında, müstakil bir suç olatak tanımlanmıştır.

Ancak, bu fiil daha ağır cezayı gerektiren başka bir suç, örneğin dolandırıcılık suçu, oluşturmadığı takdirde, bu suçtan dolayı cezaya hükmolunacaktır.

Keza, 5 inci maddenin altıncı fıkrasına göre, hakkında çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı kararı verilmiş olan kişi adına yeni bir çek hesabı açılamaz. Buna rağmen, adına çek hesabı açılarak kendisine çek defteri verilen kişinin çek düzenlemesi, maddenin altıncı fıkrasında tanımlanan suçu oluşturacaktır. Maddenin yedinci fıkrasında da, bu kişi adına çek hesabı açan banka görevlisinin fiili, bağımsız bir suç olarak tanımlanmıştır.

Sekizinci fıkraya göre, çek defteri basmaya veya bastırmaya kanunen yetkili kılınanlar dışında başka birisinin çek defteri basması veya bastırması, suç oluşturmaktadır.

Tasarıya göre, hamiline düzenlenecek çekler için sadece bu çeklere ilişkin işlemlerin işlendiği ayrı bir çek hesabı açılır. Hamiline düzenlenecek olan çekler de, diğer çek defterlerinden açıkça ayırt edilebilecek şekilde basılırlar. Hamiline çek, ancak hamiline çek defteri yaprakları kullanılmak suretiyle düzenlenebilir. Diğer çeklerden ayırt edecek özelliklerin yanı sıra, hamiline çek defterindeki çek yapraklarının üzerinde “hamiline” ibaresi matbu olarak yer alacaktır. Kayıt dışı ekonominin önüne geçmek ve yolsuzlukla mücadele etmek amacına yönelik olarak kabul edilen bu hükmün uygulanabilirliğini sağlayabilmek için, dokuzuncu fikrada bir suç tanımına yer verilmiştir.

Buna göre, hamiline çek defteri yaprağını kullanmadan hamiline çek düzenleyen kişi, bu aykırılığı içeren her bir çekle ilgili olarak, üç aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılacaktır. Dikkat edilmelidir ki, bu suç tanımıyla ilgili olarak da 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun zincirleme suçu düzenleyen 43 üncü maddesinin birinci fıkrası hükmü uygulanmayacaktır.

Onuncu fıkrada, çekle ilgili çeşitli yükümlülüklere aykırı davranışlar, kabahat olarak tanımlanmıştır. Buna göre, 2 nci maddenin ikinci fıkrasındaki yükümlülüklerden her birine aykırı davranış, idari para cezası verilmesini gerektiren ayrı bir kabahati oluşturacaktır.

Madde $- Madde metninde, 3167 sayılı Kanunun 6 ncı maddesinde düzenlenen “hesaben tesviye” hükümleri, Tasarı metnine uyarlanarak yeniden düzenlenmiştir.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 445 · tasarı/teklifin madde 7 gerekçesi

Madde 8

Hesaben ödeme

(1) Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, çeklerin banka şubeleri arasında hesaben ödenmesini sağlayacak tüzel kişiliği haiz sistemi kurmaya ve gözetimi altında yürütmeye yetkilidir. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, bu yetkiyi uygun göreceği başka bir kuruluş aracılığıyla da kullanabilir.

(2) Hesaben ödeme sisteminin kuruluş ve işleyişi, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasınca çıkarılacak ve Resmî Gazete’de yayımlanacak bir yönetmelikle düzenlenir.

(3) Yönetmelikte belirtilen esaslar çerçevesinde çeklerin fizikî olarak ibraz edilmeksizin sadece çek bilgileri üzerinden bankalararası takas odaları aracılığı ile elektronik ortamda muhatap bankaya gönderilerek işlem görmesi, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanununun 710 uncu maddesine göre takas odasına ibraz hükmündedir.

(4) Takas odaları aracılığıyla ibraz edilmiş çekler için, 3 üncü maddenin üçüncü fıkrasında belirlenen sorumluluk miktarı dâhil, kısmî ödeme yapılmaz. Bu durum, muhatap bankanın sorumluluk tutarını ödeme yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz. Ancak, takas odaları aracılığıyla ibraz edilen çekin, hesapta yeterli karşılığının olmadığının belirlenmesi hâlinde muhatap banka tarafından, hesapta bulunan kısmî karşılık tutarı, çeki ibraz eden hamil lehine onbeş gün süreyle bloke edilir.

Madde 9

Yürürlükten kaldırılan mevzuat

(1) 19/3/1985 tarihli ve 3167 sayılı Çekle Ödemelerin Düzenlenmesi ve Çek Hamillerinin Korunması Hakkında Kanun ile 26/2/2003 tarihli ve 4814 sayılı Çekle Ödemelerin Düzenlenmesi ve Çek Hamillerinin Korunması Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanunun geçici 1 ilâ geçici 5 inci maddeleri yürürlükten kaldırılmıştır.

Madde gerekçesi

Madde metninde, Tasarının kanunlaşması hâlinde yayımı tarihi itibarıyla 3167 sayılı Kanun ile 4814 sayılı Kanunun geçici 1 ilâ geçici 5 inci maddelerinin yürürlükten kaldırılması hüküm altına alınmıştır.

Geçici Madde i- Maddenin birinci ve ikinci fikralarında, yeni çek defterlerinin bastırılıp dağıtılmasına ve eski çek defterlerinin toplatılmasına ilişkin usul ve esaslar belirlenmiştir.

Bankalar, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasınca bu Kanunun yayımını izleyen bir ay içinde 2 nci madde hükmünce çıkarılıp yayımlanacak tebliğde belirlenen esaslara uygun olarak yeni çek defterleri bastıracaklardır. Bankaların, öngörülen tarihe kadar müşterilerine yeni çek defterleri vermesi ve ellerindeki eski çek defterlerini imha etmesi öngörülmüştür.

Üçüncü fıkrada, bankaların, ikinci fıkrada yazılı sürenin sonuna kadar müşterilerine verdikleri çek defterlerinden keşide edilen çekler, Türk Ticaret Kanununda aranan koşulları taşıması kaydıyla geçerli kabul edilmiştir. Ancak, üzerinde yazılı düzenleme tarihi henüz gelmemiş olsa bile, bu çeklerin en geç 1/7/2010 tarihine kadar muhatap bankaya ibraz edilmesi öngörülmektedir. Bu tarihe kadar ibraz edilmeyen çekler adi senet hükmünde kabul edilecektir.

Dördüncü fıkrada, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce düzenlenmiş çeklerle ilgili olarak 3167 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanmasına devam olunacağı hükme bağlanmıştır.

Beşinci fikra hükmüyle, 3167 sayılı Kanunun hükümlerine istinaden karşılıksız çek keşidesi suçundan dolayı açılmış olan davalarla ilgili olarak Tasarı hükümlerinden hareketle görevsizlik kararı verilmesinin önüne geçecek düzenleme yapılmıştır.

Altıncı fıkrada, 3167 sayılı Kanuna 18/ 2/2009 tarihli ve 5838 sayılı Kanunla geçici 2 nci madde olarak eklenen hükmün Tasarıya alınarak, belirli bir süreyle çekin, üzerinde yazılı düzerileme tarihinden önce ödenmek için muhatap bankaya ibrazı geçersiz kabul edilerek ekonomik sıkıntılarla çeklerin zamanında ödenememesi sonucunda ticari hayatta karşılaşılan sorunlara ve mağduriyetlere çözümn üretilmesi amaçlanmaktadır.

Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 445 · tasarı/teklifin madde 9 gerekçesi

Geçici Maddeler

Geçici Madde 1

Geçiş hükümleri

(1) Bankalar, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasınca bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir ay içinde, 2 nci maddeye göre yayımlanacak tebliğde belirlenen esaslara uygun olarak yeni çek defterleri bastırırlar.

(2) Bankalar, 1/7/2010 tarihine kadar müşterilerine yeni çek defterlerini verir ve ellerindeki eski çek defterlerini imha ederler.

(3) Bankaların müşterilerine verdikleri eski çek defterleriyle ilgili olarak, 3167 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanmasına devam olunur. 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 7 nci maddesi hükmü saklıdır.

(4) Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihe kadar 3167 sayılı Kanunun 16 ncı maddesinde tanımlanan suçtan dolayı açılmış olan davalar bakımından asliye ceza mahkemesinin görevi devam eder.

(5) 31/12/2011 tarihine kadar, üzerinde yazılı düzenleme tarihinden önce çekin ödenmek için muhatap bankaya ibrazı geçersizdir.

(6) Bu Kanunun 5 inci maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca yapılacak bildirimler, 1/7/2010 tarihine kadar yazılı ortamda yapılabilir.

(7) Bu Kanunla yürürlükten kaldırılan 3167 sayılı Kanunun 6 ncı maddesi uyarınca kurulmuş olan Bankalararası Takas Odaları Merkezi, bu Kanunun 8 inci maddesinde öngörülen tüzel kişiliği haiz sistem kuruluncaya kadar faaliyetlerine devam eder ve yeni kurulacak tüzel kişiliğe herhangi bir işleme gerek kalmaksızın devrolunur. Yeni kurulacak tüzel kişilik bu devir nedeniyle doğacak her türlü vergi, resim, harç ve fondan muaftır.

Geçici Madde 2

(1) 3167 sayılı Kanunun 16 ncı maddesinde tanımlanan suçtan dolayı, 1/11/2009 tarihi itibarıyla, haklarında soruşturma veya kovuşturma başlatılmış ya da kesinleşmiş bir hükümle mahkûm olan kişilerin;

a) Şikâyetçi ile belirledikleri miktarın belirli vadelerde ödenmesi hususunda anlaşmaya varmaları ve anlaşmanın bir nüshasının şikâyetçi veya yasal temsilcisi tarafından Cumhuriyet başsavcılığına veya mahkemeye verilmesi hâlinde, anlaşmada öngörülen süre kadar soruşturma veya kovuşturmanın durmasına, hükmün infazının ertelenmesine veya durdurulmasına karar verilir. Anlaşmaya varılmış olması, şikâyetçi bakımından şikâyetin geri alınması sonucunu doğurmaz.

b) Bu Kanunun 6 ncı maddesi hükmüne göre ödenmesi gereken miktarı belirli vadelerde ödeyeceğini taahhüt etmesi ve taahhütnamenin, kendisi veya yasal temsilcisi tarafından Cumhuriyet başsavcılığına veya mahkemeye verilmesi hâlinde, anlaşma aranmaksızın, taahhütnamede belirtilen süre kadar, soruşturma veya kovuşturmanın durmasına, hükmün infazının ertelenmesine veya durdurulmasına karar verilir. Bu durumda, ödeme süresi, taahhütnamenin yapıldığı tarihten itibaren iki yılı geçemez. Taahhütnamede yer alacak birinci yıl taksidi, borcun üçte birinden az olamaz. Taahhütnamenin bir örneği alacaklıya gönderilir.

(2) Birinci fıkrada yazılı anlaşma veya taahhütnamenin en geç 1/4/2010 tarihine kadar düzenlenmiş ve mercîlerine verilmiş olması şarttır. Birinci fıkranın (b) bendinden yararlanan kişi, taahhütnamede belirttiği süre içinde şikâyetçi ile anlaşmaya varması ve bu anlaşmanın bir nüshasının şikâyetçi veya yasal temsilcisi tarafından mercilerine verilmiş olması hâlinde, aynı fıkranın (a) bendi hükmünden yararlanır.

(3) Soruşturma veya kovuşturmanın durması hâlinde dava zamanaşımı; hükmün infazının ertelenmesi veya durdurulması hâlinde ise ceza zamanaşımı işlemez.

(4) Anlaşmanın gereği gibi ifa edilmiş veya bu Kanunun 6 ncı maddesi hükmüne göre ödenmesi gereken miktarın ödenmiş olması hâlinde; kovuşturmaya yer olmadığına, davanın düşmesine veya hükmün bütün sonuçlarıyla ortadan kaldırılmasına karar verilir.

(5) Şikâyetçinin başvurusu üzerine, anlaşma veya taahhüde uyulmadığının tespiti hâlinde, soruşturmaya, kovuşturmaya veya hükmün infazına devam edilir.

(6) Soruşturma veya kovuşturması durdurulan ya da hükmün infazı ertelenen veya durdurulan kişi hakkında Ceza Muhakemesi Kanununun 109 uncu maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendinde yer alan adlî kontrol tedbirine karar verilebilir.

Geçici Madde 35 değişiklik

(Ek: 31/1/2012-6273/6 md.)

(1) Bankalar, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasınca bu maddenin yayımı tarihinden itibaren bir ay içinde 2 nci maddeye göre yayımlanacak tebliğde belirlenen esaslara uygun olarak yeni çek defterleri bastırırlar.

(2) Bankalar, 31/12/2012 tarihine kadar müşterilerine yeni çek defterlerini verir ve ellerindeki eski çek defterlerini imha ederler.

(3) Bu Kanunun bu maddenin yayımı tarihinden önce yürürlükte bulunan hükümleri ile mülga 3167 sayılı Kanun hükümleri gereğince düzenlenmiş olan eski çeklerin hukukî geçerliliği devam eder.

(4) Bankaların müşterilerine verdikleri eski çek defterleriyle ilgili olarak, muhatap bankanın 3 üncü maddenin üçüncü fıkrasına göre ödemekle yükümlü olduğu tutara ilişkin sorumluluğu 30/6/2018 tarihinde sona erer.

(5) 31/12/2028 tarihine kadar, üzerinde yazılı düzenleme tarihinden önce çekin ödenmek için muhatap bankaya ibrazı geçersizdir.[12][13][14][15]

(6) Bu maddenin yayımı tarihinden önce verilen çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı kararlarına ilişkin kayıtlar, 6 ncı maddede düzenlenen yasağın kaldırılmasına ilişkin şartlar oluşuncaya kadar Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasında tutulmaya devam olunur.

(7) Bu Kanun hükümlerine göre suç karşılığı uygulanan yaptırımı, idarî yaptırıma dönüştürülen fiiller nedeniyle,

a) Soruşturma evresinde bulunan dosyalar hakkında Cumhuriyet başsavcılığınca,

b) Kovuşturma evresinde bulunan dosyalar hakkında mahkemece,

idarî yaptırım kararı verilir. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığında bulunan dosyalar hakkında Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca, Yargıtayın ilgili dairesinde bulunan dosyalar hakkında ise ilgili dairece, bu Kanuna göre işlem yapılmak üzere dava dosyası hükmü veren mahkemeye gönderilir ve bu mahkeme tarafından duruşma yapılmaksızın karar verilir.

Geçici Madde 41 değişiklik

(Ek: 15/7/2016-6728/65 md.)

(1) Bu maddenin yürürlüğe girmesinden önce verilen çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağına ilişkin kayıtlar, bu Kanun gereğince silinmesini gerektiren şartlar oluşuncaya kadar Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasında tutulmaya devam olunur.

Geçici Madde 52 değişiklik

(Ek:25/3/2020-7226/49 md.)

(1) (Değişik:18/7/2021-7333/17 md.) 5 inci maddede tanımlanan ve 30/4/2021 tarihine kadar işlenen suçtan dolayı mahkûm olanların cezalarının infazı durdurulur. Hükümlü 30/6/2022 tarihine kadar çek bedelinin bu fıkrada değişiklik yapan Kanunun yayımı tarihi itibarıyla ödenmeyen kısmının onda birini alacaklıya ödemek zorundadır. Kalan kısmını 30/6/2022 tarihinden itibaren ikişer ay arayla on beş eşit taksitle ödemesi durumunda mahkemece, ceza mahkûmiyetinin bütün sonuçlarıyla ortadan kaldırılmasına karar verilir. 30/6/2022 tarihine kadar çek bedelinin ödenmeyen kısmının onda birinin ödenmemesi halinde alacaklının şikâyeti üzerine mahkemece hükmün infazının devamına karar verilir. Hükümlü taksitlerden birini süresi içinde ilk defa ödemediği takdirde ödemediği bu taksit, sürenin sonuna bir taksit olarak eklenir. Kalan taksitlerden birini daha ödemediği takdirde alacaklının şikâyeti üzerine mahkemece hükmün infazının devamına karar verilir. Bu fıkra hükümleri, 30/4/2021 tarihine kadar işlenmiş ve yargılaması devam eden suçlar bakımından, çek bedelinin ödenmeyen kısmının onda birinin 30/6/2022 tarihine kadar ve bu fıkrada belirtilen taksitlerin süreleri içinde alacaklıya ödenmesi koşuluyla, infaz aşamasında uygulanabilir.

(2) Hükmün infazının durdurulması hâlinde ceza zamanaşımı işlemez.

(3) Bu madde uyarınca infazı durdurulan kişi hakkında mahkemece Ceza Muhakemesi Kanununun 109 uncu maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendinde yer alan adlî kontrol tedbirine karar verilebilir.

(4) Bu madde uyarınca verilecek kararlarda, hükmü veren icra ceza mahkemesi yetkilidir. Mahkemece bu madde uyarınca verilecek tüm kararlar alacaklıya tebliğ edilir.

(5) Bu madde uyarınca verilecek kararlara karşı itiraz kanun yoluna gidilebilir. İtirazın incelenmesinde İcra ve İflas Kanununun 353 üncü maddesinin birinci fıkrasında belirlenen itiraz usulü uygulanır.

(6) Bu madde hükümleri her bir suç için ancak bir kez uygulanabilir.

Madde 11

Yürütme

(1) Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

5941 SAYILI KANUNA EK VE DEĞİŞİKLİK GETİREN MEVZUATIN VEYA

ANAYASA MAHKEMESİ TARAFINDAN VERİLEN İPTAL KARARLARININ

YÜRÜRLÜĞE GİRİŞ TARİHLERİNİ GÖSTERİR LİSTE

Değiştiren Kanunun/ KHK’nin veya İptal Eden Anayasa Mahkemesi Kararının Numarası 4688 Sayılı Kanunun Değişen veya İptal Edilen Maddeleri Yürürlüğe Giriş Tarihi
6273 2, 3, 5, 6, 7, Geçici Madde 3 3/2/2012
6728 2, 5, 6, Geçici Madde 4 9/8/2016
3 31/12/2017
Anayasa Mahkemesinin 26/7/2017 tarihli ve E.: 2016/191, K.: 2017/131 sayılı Kararı 5 10/10/2017
7061 Geçici Madde 3 5/12/2017
7226 Geçici Madde 5 26/3/2020
7247 Geçici Madde 5 26/6/2020
7262 Geçici Madde 3 31/12/2020
7333 Geçici Madde 5 28/7/2021
7341 Geçici Madde 3 6/11/2021
7491 Geçici Madde 3 28/12/2023
7566 Geçici Madde 3 19/12/2025

Dipnotlar

  1. [1]31/1/2012 tarihli ve 6273 sayılı Kanunun 1 inci maddesiyle, bu fıkrada yer alan “adlî sicil” ibaresi “Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası” şeklinde değiştirilmiş ve metne işlenmiştir.
  2. [2]15/7/2016 tarihli ve 6728 sayılı Kanunun 61 inci maddesi ile bu fıkrada yer alan “Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası kayıtlarını,” ibaresi “Risk Merkezi ile adli sicil kayıtlarını ve” şeklinde, değiştirilmiştir.
  3. [3]15/7/2016 tarihli ve 6728 sayılı Kanunun 61 inci maddesi ile bu fıkrada yer alan “yaptığı, temsilcisi veya imza” ibaresi “yaptığı veya ticaret siciline tescil edilen” şeklinde değiştirilmiştir.
  4. [4]31/1/2012 tarihli ve 6273 sayılı Kanunun 2 nci maddesiyle, bu maddenin üçüncü fıkrasında yer alan “altıyüz” ibareleri “bin” şeklinde değiştirilmiştir.
  5. [5]31/1/2012 tarihli ve 6273 sayılı Kanunun 2 nci maddesiyle, bu fıkrada yer alan “şikâyette” ibaresi “talepte” şeklinde değiştirilmiştir.
  6. [6]15/7/2016 tarihli ve 6728 sayılı Kanunun 62 nci maddesi ile bu fıkrada yer alan “Cumhuriyet Başsavcılığına talepte” ibaresi “icra mahkemesine şikâyette” şeklinde değiştirilmiştir.
  7. [7]Bu madde başlığı “Ceza sorumluluğu, çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı” iken, 31/1/2012 tarihli ve 6273 sayılı Kanunun 3 üncü maddesiyle metne işlendiği şekilde değiştirilmiştir.
  8. [8]Anayasa Mahkemesinin 26/7/2017 tarihli ve E.: 2016/191, K.: 2017/131 sayılı Kararı ile, bu fıkranın ikinci cümlesinde bulunan “çekin üzerinde yazılı bulunan düzenleme tarihine göre kanuni ibraz tarihinden itibaren işleyecek 3095 sayılı Kanuna göre ticari işlerde temerrüt faizi oranı üzerinden hesaplanacak faizi ile takip ve yargılama gideri toplamından” ibaresi iptal edilmiştir.
  9. [9]31/1/2012 tarihli ve 6273 sayılı Kanunun 3 üncü maddesiyle, bu fıkrada yer alan “hukukî ve cezaî sorumluluk” ibaresi “hukukî sorumluluk ile idarî yaptırım sorumluluğu” şeklinde değiştirilmiştir.
  10. [10]15/7/2016 tarihli ve 6728 sayılı Kanunun 63 üncü maddesi ile bu fıkrada yer alan “sorumluluk ile idarî yaptırım sorumluluğu” ibaresi “ve cezai sorumluluk” şeklinde değiştirilmiştir.
  11. [11]31/1/2012 tarihli ve 6273 sayılı Kanunun 5 inci maddesiyle, bu fıkrada yer alan “bir yıla kadar hapis” ibaresi “Cumhuriyet savcısı tarafından üçyüz Türk Lirasından üçbin Türk Lirasına kadar idarî para” şeklinde değiştirilmiştir.
  12. [12]27/12/2020 tarihli ve 7262 sayılı Kanunun 26 ncı maddesiyle bu fıkrada yer alan “31/12/2020” ibaresi “31/12/2021” olarak değiştirilmiştir.
  13. [13]4/11/2021 tarihli ve 7341 sayılı Kanunun 16 ncı maddesiyle bu fıkrada yer alan “31/12/2021” ibaresi “31/12/2023” şeklinde değiştirilmiştir.
  14. [14]27/12/2023 tarihli ve 7491 sayılı Kanunun 65 inci maddesi ile bu fıkrada yer alan “31/12/2023” ibaresi “31/12/2025” şeklinde değiştirilmiştir.
  15. [15]4/12/2025 tarihli ve 7566 sayılı Kanunun 31 inci maddesiyle bu fıkrada yer alan “31/12/2025” ibaresi “31/12/2028” şeklinde değiştirilmiştir.