İçeriğe geç
Yürürlükte Temel kanun 14. hâli

Çek Kanunu

Kanun numarası
5941
Kabul tarihi
14.12.2009
Resmî Gazete
20.12.2009 / 27438
Düstur
5. tertip, cilt 49
Son değişiklik
04.12.2025
Madde sayısı
16

Metin içindeki değişiklik notlarından ve dipnotlardan derlenmiştir. Toplam 34 kayıt.

  1. 4 Aralık 2025

    • Değiştirildi Geçici Madde 3 geçmişi (fıkra) 7566 sayılı Kanun, md. 31
      Eski ifade
      31/12/2025
      Yeni ifade
      31/12/2028
      Değişikliğin gerekçesi

      5941 sayılı Çek Kanununun geçici 3 üncü maddesinin beşinci fıkrası uyarınca 31/12/2025 tarihine kadar üzerinde yazılı düzenleme tarihinden önce çekin ödenmek için muhatap bankaya ibrazının geçersiz olduğu düzenlenmektedir. Bu düzenleme uyarınca, üzerinde yazılı düzenleme tarihinden önce çek bankaya ibraz edilememekte, borçlu ödemelerini bu uygulama doğrultusunda planlayabilmektedir. Maddede öngörülen sürenin uzatılmaması halinde 1/1/2026 tarihinden itibaren çek üzerindeki düzenlenme tarihinden önce çekin bankaya ibrazı mümkün hale gelecek ve bankada karşılığının bulunması halinde ödenmesi zaruri hale gelecektir.

      Çek Kanununda belirtilen sürenin uzatılmaması durumunda çek hesabı sahiplerinin likidite sorunu ile karşılaşmaları ve ödemelerini gerçekleştirememe ihtimali doğacak ve bu durum piyasa akışını sekteye uğratabilecektir. Çekin ciro yoluyla el değiştirmesinin yaygın bir uygulama olduğu da dikkate alındığında tek bir çekin ödenmemesi birden fazla mağdurun ortaya çıkmasına neden olabilecektir.

      Ticaretin sürdürülebilirliğinin sağlanması ile çek hesabı sahiplerinin nakit akışlarını planlayabilmelerine imkân tanınması bakımından, üzerinde yazılı bulunan düzenleme tarihinden önce çeklerin ödenmek için muhatap bankaya ibrazının geçersiz olmasına ilişkin düzenlemede yer verilen 31/12/2025 tarihinin 31/12/2028 tarihine kadar uzatılması amaçlanmaktadır.

  2. 27 Aralık 2023

    • Değiştirildi Geçici Madde 3 geçmişi (fıkra) 7491 sayılı Kanun, md. 65
      Eski ifade
      31/12/2023
      Yeni ifade
      31/12/2025
      Değişikliğin gerekçesi

      5941 sayılı Çek Kanununun geçici 3 üncü maddesinin beşinci fıkrası uyarınca 31/12/2023 tarihine kadar üzerinde yazılı düzenleme tarihinden önce çekin ödenmek için muhatap bankaya ibrazının geçersiz olduğu düzenlenmektedir. Maddede öngörülen sürenin uzatılmaması halinde 1/1/2024 tarihinden itibaren çek üzerindeki düzenlenme tarihinden önce çekin bankaya ibrazı mümkün hale gelecek ve bankada karşılığının bulunması halinde ödenmesi zaruri hale gelecektir.

      Bu durum, Ülkemiz ticari hayatını yakından etkileyen pandemi, bölgesel savaşlar ve deprem gibi nedenlerle ticari hayatı bozulan ve ekonomik durumunu düzeltmeye çalışan tacirimizin nakit akış yönetiminde sorunlarla karşılaşması ve ödemelerini gerçekleştirememesi ihtimaline sebep olabilecektir.

      Bu alacaklıların da alacağına sağlıklı bir şekilde ulaşmasını olumsuz etkileyecektir.

      6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu ve 5941 sayılı Kanunda geçmişte yapılan muhtelif düzenlemelerle çek hesabı sahibinin, çeki ciro edenlerin ve çek alacaklılarının haklarını korumaya matuf ve ticarette çeke güven kazandıracak tedbirler alınmıştır. Alınan tüm tedbirlerle, çek borçlularının ödemelerini planlayabilmeleri ve alacaklıların da alacaklarına sağlıklı bir şekilde ulaşmaları amaçlanmıştır. Örneğin 1/1/2017 tarihinden sonra bankalarca basılan çeklerde karekod zorunlu unsur haline getirilmiş ve bu çekte güven mekanizmasının gelişmesine önemli katkı sağlamıştır. Böylelikle alacaklının çekle ödemeyi kabul etmesinde çek hesabı sahibinin geçmiş ödeme performansını değerlendirebilmesi mümkün kılınmıştır.

      Yukarıda belirtilen gerekçelere istinaden ve alınan tedbirler göz önünde bulundurularak halihazırda devam eden uygulamanın iki yıl süreyle uzatılması amaçlanmaktadır.

  3. 4 Kasım 2021

    • Değiştirildi Geçici Madde 3 geçmişi (fıkra) 7341 sayılı Kanun, md. 16
      Eski ifade
      31/12/2021
      Yeni ifade
      31/12/2023
      Değişikliğin gerekçesi

      14/12/2009 tarihli ve 5941 sayılı Çek Kanununun geçici 3 üncü maddesinin beşinci fıkrasında yapılması öngörülen değişiklikle, Covid-19 salgını sebebiyle ticari hayatta meydana gelen olumsuzluklar da dikkate alınarak, salgın sonrasında tacirin ödemelerini planlayabilmesine imkan tanınması ve işletmelerin devamlılığı sağlanarak ekonomik büyümeye katkıda bulunulması amaçlarıyla üzerindeki yazılı keşide tarihinden önce çeklerin ödenmek için muhatap bankaya ibrazının geçersiz olmasına ilişkin düzenlemede yer verilen sürenin, bu aşamada mevcut uygulamayı devam ettirerek 31/12/2023 tarihine kadar uzatılması amaçlanmaktadır.

  4. 18 Temmuz 2021

    • Değiştirildi Geçici Madde 5 geçmişi 7333 sayılı Kanun, md. 17
      Değişikliğin gerekçesi

      25/3/2020 tarihli ve 7226 sayılı Kanunla 5941 sayılı Çek Kanununa eklenen geçici 5 inci madde uyarınca, 24/3/2020 tarihine kadar işlenen karşılıksız çek düzenleme suçundan mahkûm olanların cezalarının infazı durdurulmuş, hükümlünün (borçlu) tahliye tarihinden itibaren en geç üç ay içinde çek bedelinin ödenmeyen kısmının onda birini alacaklıya ödemek zorunda olduğu belirtilmiştir.

      Kalan kısmının üç aylık sürenin bitiminden itibaren ikişer ay arayla on beş eşit taksitle ödenmesi durumunda mahkemece ceza mahkûmiyetinin bütün sonuçlarıyla ortadan kaldırılmasına karar verileceği düzenlenmiştir. 18/6/2020 tarihli ve 7247 sayılı Kanunun 11 inci maddesiyle, maddenin birinci fıkrasında yer alan ödemeye ilişkin üç aylık süre, bir yıla çıkarılmıştır. Covid-19 salgın hastalığının etkisinin halen devam etmesi ve düzenlemede yer alan bir yıllık ödeme süresinin dolması nedeniyle borçlulara yeni bir ödeme imkânı vermek amacıyla düzenleme yapılması ihtiyacı doğmuştur.

      Maddeyle, önceki hükümde yer alan 24/3/2020 tarihi, 30/4/2021 olarak değiştirilmek suretiyle düzenlemeden yararlanacakların kapsamı genişletilirken, çek bedelinin ödenmeyen kısmının onda birini ödemek için öngörülen süre 30/6/2022 tarihine kadar uzatılmaktadır. Böylelikle, borçluların bu süre içinde ekonomik faaliyetlerini gerçekleştirerek ödeme imkânına ulaşması ve alacaklıların da alacaklarını tahsil etme imkânına kavuşmaları amaçlanmaktadır. Maddenin değişiklikten önceki hükümlerinden faydalanmış olan hükümlülerin cezasının infazı, ödeme sürecinin geldiği aşama dikkate alınmaksızın yeni düzenlemeye göre yapılacaktır. Ayrıca, maddenin ilk halinden faydalanamayan veya faydalanmış olup da taksitlerini aksatan hükümlülere yeni bir fırsat tanınmaktadır. Bu fıkra uygulamasında çek bedelinin ödenmeyen kısmının belirlenmesinde ister haricen ödeme yapılmış olsun, ister icra dosyasına ödeme yapılmış olsun, isterse bu fıkranın uygulanması suretiyle daha önce herhangi bir ödeme yapılmış olsun, yapılan bu ödemelerin hepsi dikkate alınacak ve ödenen bu miktarlar düşüldükten sonra kalan miktar üzerinden onda birin hesabı yapılacak ve buna göre taksit miktarları belirlenecektir.

      Ayrıca bu fıkra hükümlerinin, henüz yargılamasına başlanmamış veya yargılaması devam eden, başka bir ifadeyle henüz infaz aşamasına geçilmemiş suçlar bakımından, bu fıkrada belirtilen şartlara ve sürelere uyulmak koşuluyla uygulanabilmesine imkân tanınmaktadır. Buna göre, 30/4/2021 tarihine kadar işlenmiş ve henüz infaz aşamasına geçilmemiş suçlarda borçlunun, çek bedelinin ödenmeyen kısmının onda birini 30/6/2022 tarihine kadar ve kalan kısmını ise 30/6/2022 tarihinden itibaren ikişer ay arayla on beş eşit taksitle ödemesi durumunda, mahkûmiyet kararı daha sonra verilmiş veya kesinleşmiş olsa bile taksitlerin geldiği aşama dikkate alınarak mahkemece infazın durdurulmasına veya ceza mahkûmiyetinin bütün sonuçlarıyla birlikte ortadan kaldırılmasına karar verilecektir. Düzenleme, kovuşturma evresinin ilerlemesine ilişkin herhangi bir etki doğurmayacak olup, yargılamaya devam edilerek hüküm kurulacaktır. Düzenlemeden faydalanmak isteyenlerin, ceza yargılamasının sonuçlanmasını beklemeden, birinci fıkrada belirtilen koşullara uygun olarak süresinde, kendiliğinden ödemelerini yapması gerekmektedir. Bu husus infaz aşamasında dikkate alınarak hükümlünün bu düzenlemeden faydalanıp faydalanamayacağına karar verilecektir.

      Belirtmek gerekir ki, hükümlünün herhangi bir tebligat beklemeden birinci fıkrada belirtilen sürelere kendiliğinden uyması ve ödemelerini yapması gerekmektedir. Aksi takdirde bu düzenlemeden faydalanamayacak ve cezası infaz edilecektir.

      Son olarak, maddede yer alan düzenlemelerin, infaz rejimine ilişkin olduğu ve Türk Ceza Kanununun 7 nci maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında derhal uygulanacak hüküm mahiyetinde bulunduğu da dikkate alınmalıdır.

  5. 27 Aralık 2020

  6. 25 Mart 2020

  7. 26 Temmuz 2017

    • İptal edildi Madde 5 geçmişi (fıkra) Anayasa Mahkemesi kararı (E.2016/191 K.2017/131)

      Anayasa Mahkemesinin 26/7/2017 tarihli ve E.: 2016/191, K.: 2017/131 sayılı Kararı ile, bu fıkranın ikinci cümlesinde bulunan “çekin üzerinde yazılı bulunan düzenleme tarihine göre kanuni ibraz tarihinden itibaren işleyecek 3095 sayılı Kanuna göre ticari işlerde temerrüt faizi oranı üzerinden hesaplanacak faizi ile takip ve yargılama gideri toplamından” ibaresi iptal edilmiştir.

  8. 15 Temmuz 2016

    • Değişikliğin gerekçesi

      5941 sayılı Çek Kanununun 2 nci maddesinin ikinci fıkrasında bankalar tarafından çek hesabı açtırmak isteyenlerden alınacak belgeler belirlenmiştir. Tasarıyla karşılıksız çek keşide etmek fiili, adli para cezası verilmesini gerektiren bir suç olarak düzenlendiğinden, istenecek bu belgeler arasına adli sicil kayıtları da eklenmektedir.

      Maddenin üçüncü fıkrası uyarınca, çek hesabı açılmasını veya mevcut çek hesabından çek defteri verilmesini isteyen kişi, her defasında tacir veya esnaf ve sanatkâr olup olmadığı ve kendisi hakkında çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı bulunup bulunmadığı hususunda bankaya yazılı beyanda bulunmaktadır ve bankaların alınan beyanın gerçek duruma uygunluğu hususunda araştırma yükümlülüğü bulunmamaktadır. Söz konusu fikraya ilave edilen yeni düzenleme uyarınca; bankalara, gerçek veya tüzel kişi adına açılması talep olunan çek hesaplarında çek hesabı sahibi gerçek veya tüzel kişinin, sermaye şirketlerinde ayrıca yönetim organında görev yapanlar ile ticaret siciline tescil edilen şirket yetkililerinin çek hesabı açma yasağının bulunmadığı hususunu kontrol yükümlülüğü getirilmektedir.

      Böylelikle hakkında çek hesabı açma yasağı bulunan bir kişi gerçeğe aykırı beyanı ile başvuruda bulunsa bile banka tarafından yapılan kontrolün ardından bu kişi adına çek hesabı açılmasının engellenmesi amaçlanmaktadır. Diğer taraftan, çek hesabı açılmasının ardından adına çek hesabı açılan tüzel kişinin yetkililerinin bankalar tarafından sisteme kaydedilmesi öngörülmektedir.

      Tüzel kişinin temsilcisi veya imza yetkilisi tescil edilmediği veya vekalet ilişkisi ile işlem yaptığı takdirde tüzel kişi yetkililerinin kim olduğunun bankalarca tespit edilmesi mümkün olmamaktadır. Bu nedenle dördüncü fıkrada değişiklik yapmak suretiyle ticaret siciline tescil edilen şirket yetkilileri hakkında verilmiş bir çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı kararı bulunması halinde, bunların yetkilisi olduğu tüzel kişilere çek defteri verilmemesi öngörülmektedir.

      Maddenin yedinci fıkrasına eklenmesi öngörülen bentlerle çek hesabı sahibinin gerçek kişi olması durumunda Türkiye Cumhuriyeti Kimlik Numarasının, tüzel kişi ise varsa MERSİS numarasının çek üzerine yazılması öngörülmektedir. Çek hesabı sahibi ile düzenleyenin farklı kişiler olması halinde, ayrıca düzenleyenin Türkiye Cumhuriyeti Kimlik numarasının da yazılması gerekmektedir. Böylelikle çek hesabı sahibinin benzer isimli veya unvanlı kişilerden ayırt edilebilmesi sağlanarak, düzenleyenin net bir şekilde tespit edilebilmesi ve çekin karşılıksız çıkması durumunda çek hesabı sahibine karşı yapılacak başvurularda doğru kişiye ulaşılması hedeflenmektedir. Ayrıca, MERNİS ve MERSİS kayıtlarından çek hesabı sahibinin adres ve iletişim bilgilerine de kolayca ulaşılabilecektir.

    • Değişikliğin gerekçesi

      5941 sayılı Çek Kanununun 2 nci maddesinin ikinci fıkrasında bankalar tarafından çek hesabı açtırmak isteyenlerden alınacak belgeler belirlenmiştir. Tasarıyla karşılıksız çek keşide etmek fiili, adli para cezası verilmesini gerektiren bir suç olarak düzenlendiğinden, istenecek bu belgeler arasına adli sicil kayıtları da eklenmektedir.

      Maddenin üçüncü fıkrası uyarınca, çek hesabı açılmasını veya mevcut çek hesabından çek defteri verilmesini isteyen kişi, her defasında tacir veya esnaf ve sanatkâr olup olmadığı ve kendisi hakkında çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı bulunup bulunmadığı hususunda bankaya yazılı beyanda bulunmaktadır ve bankaların alınan beyanın gerçek duruma uygunluğu hususunda araştırma yükümlülüğü bulunmamaktadır. Söz konusu fikraya ilave edilen yeni düzenleme uyarınca; bankalara, gerçek veya tüzel kişi adına açılması talep olunan çek hesaplarında çek hesabı sahibi gerçek veya tüzel kişinin, sermaye şirketlerinde ayrıca yönetim organında görev yapanlar ile ticaret siciline tescil edilen şirket yetkililerinin çek hesabı açma yasağının bulunmadığı hususunu kontrol yükümlülüğü getirilmektedir.

      Böylelikle hakkında çek hesabı açma yasağı bulunan bir kişi gerçeğe aykırı beyanı ile başvuruda bulunsa bile banka tarafından yapılan kontrolün ardından bu kişi adına çek hesabı açılmasının engellenmesi amaçlanmaktadır. Diğer taraftan, çek hesabı açılmasının ardından adına çek hesabı açılan tüzel kişinin yetkililerinin bankalar tarafından sisteme kaydedilmesi öngörülmektedir.

      Tüzel kişinin temsilcisi veya imza yetkilisi tescil edilmediği veya vekalet ilişkisi ile işlem yaptığı takdirde tüzel kişi yetkililerinin kim olduğunun bankalarca tespit edilmesi mümkün olmamaktadır. Bu nedenle dördüncü fıkrada değişiklik yapmak suretiyle ticaret siciline tescil edilen şirket yetkilileri hakkında verilmiş bir çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı kararı bulunması halinde, bunların yetkilisi olduğu tüzel kişilere çek defteri verilmemesi öngörülmektedir.

      Maddenin yedinci fıkrasına eklenmesi öngörülen bentlerle çek hesabı sahibinin gerçek kişi olması durumunda Türkiye Cumhuriyeti Kimlik Numarasının, tüzel kişi ise varsa MERSİS numarasının çek üzerine yazılması öngörülmektedir. Çek hesabı sahibi ile düzenleyenin farklı kişiler olması halinde, ayrıca düzenleyenin Türkiye Cumhuriyeti Kimlik numarasının da yazılması gerekmektedir. Böylelikle çek hesabı sahibinin benzer isimli veya unvanlı kişilerden ayırt edilebilmesi sağlanarak, düzenleyenin net bir şekilde tespit edilebilmesi ve çekin karşılıksız çıkması durumunda çek hesabı sahibine karşı yapılacak başvurularda doğru kişiye ulaşılması hedeflenmektedir. Ayrıca, MERNİS ve MERSİS kayıtlarından çek hesabı sahibinin adres ve iletişim bilgilerine de kolayca ulaşılabilecektir.

    • Değişikliğin gerekçesi

      5941 sayılı Çek Kanununun 2 nci maddesinin ikinci fıkrasında bankalar tarafından çek hesabı açtırmak isteyenlerden alınacak belgeler belirlenmiştir. Tasarıyla karşılıksız çek keşide etmek fiili, adli para cezası verilmesini gerektiren bir suç olarak düzenlendiğinden, istenecek bu belgeler arasına adli sicil kayıtları da eklenmektedir.

      Maddenin üçüncü fıkrası uyarınca, çek hesabı açılmasını veya mevcut çek hesabından çek defteri verilmesini isteyen kişi, her defasında tacir veya esnaf ve sanatkâr olup olmadığı ve kendisi hakkında çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı bulunup bulunmadığı hususunda bankaya yazılı beyanda bulunmaktadır ve bankaların alınan beyanın gerçek duruma uygunluğu hususunda araştırma yükümlülüğü bulunmamaktadır. Söz konusu fikraya ilave edilen yeni düzenleme uyarınca; bankalara, gerçek veya tüzel kişi adına açılması talep olunan çek hesaplarında çek hesabı sahibi gerçek veya tüzel kişinin, sermaye şirketlerinde ayrıca yönetim organında görev yapanlar ile ticaret siciline tescil edilen şirket yetkililerinin çek hesabı açma yasağının bulunmadığı hususunu kontrol yükümlülüğü getirilmektedir.

      Böylelikle hakkında çek hesabı açma yasağı bulunan bir kişi gerçeğe aykırı beyanı ile başvuruda bulunsa bile banka tarafından yapılan kontrolün ardından bu kişi adına çek hesabı açılmasının engellenmesi amaçlanmaktadır. Diğer taraftan, çek hesabı açılmasının ardından adına çek hesabı açılan tüzel kişinin yetkililerinin bankalar tarafından sisteme kaydedilmesi öngörülmektedir.

      Tüzel kişinin temsilcisi veya imza yetkilisi tescil edilmediği veya vekalet ilişkisi ile işlem yaptığı takdirde tüzel kişi yetkililerinin kim olduğunun bankalarca tespit edilmesi mümkün olmamaktadır. Bu nedenle dördüncü fıkrada değişiklik yapmak suretiyle ticaret siciline tescil edilen şirket yetkilileri hakkında verilmiş bir çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı kararı bulunması halinde, bunların yetkilisi olduğu tüzel kişilere çek defteri verilmemesi öngörülmektedir.

      Maddenin yedinci fıkrasına eklenmesi öngörülen bentlerle çek hesabı sahibinin gerçek kişi olması durumunda Türkiye Cumhuriyeti Kimlik Numarasının, tüzel kişi ise varsa MERSİS numarasının çek üzerine yazılması öngörülmektedir. Çek hesabı sahibi ile düzenleyenin farklı kişiler olması halinde, ayrıca düzenleyenin Türkiye Cumhuriyeti Kimlik numarasının da yazılması gerekmektedir. Böylelikle çek hesabı sahibinin benzer isimli veya unvanlı kişilerden ayırt edilebilmesi sağlanarak, düzenleyenin net bir şekilde tespit edilebilmesi ve çekin karşılıksız çıkması durumunda çek hesabı sahibine karşı yapılacak başvurularda doğru kişiye ulaşılması hedeflenmektedir. Ayrıca, MERNİS ve MERSİS kayıtlarından çek hesabı sahibinin adres ve iletişim bilgilerine de kolayca ulaşılabilecektir.

    • Değişikliğin gerekçesi

      5941 sayılı Kanunun 3 üncü maddesine eklenen onuncu fıkra ile lehine karekodlu çek düzenlenen lehdarın, teslim aldığı çeki karekod okutma ve bilgi paylaşımı sistemine kaydetmesi öngörülmektedir. Bankalar tarafından çek hesabı sahibi veya çek hesabı sahibi tüzel kişi ise yetkili temsilcisine verilen çek yapraklarının hangilerinin düzenlenerek tedavüle sürüldüğü, hangilerinin halen çek hesabı sahibi veya temsilcisinin elinde bulunduğu tespit edilememektedir. Çeke ilişkin veriler ancak düzenlenen çeklerin bankalara ibrazı sonucunda oluşturulabilmektedir.

      Lehdar tarafından kendisine verilen çekin sisteme kaydedilmesi öngörülerek, bu anlamda oluşan kayıt dışılığın önlenmesi hedeflenmektedir. Diğer taraftan, karekodla çek hesabı sahibine ait ve henüz bankalara ibraz edilmemiş çek adedi ve tutarının da üçüncü kişilerin erişimine açılması öngörülmektedir. Böylelikle lehdar tarafından gerekli bildirimin yapılması üzerine, alacaklı karekod aracılığıyla o çek hesabı sahibine ait piyasada bulunan çek adedi ve bunların tutarları hakkında bilgi sahibi olacak ve böylece çeki kabul edip etmemek hususunda kanaat oluşması sağlanacaktır.

      Çekin lehdar tarafından sisteme kaydedilmemesinin yaptırımı da yine aynı fıkrada düzenlenmektedir. Sisteme girilmeyen çekler geçersiz olmayacak, ancak muhatap bankanın Kanunun 3 üncü maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca ödemekle yükümlü olduğu tutara ilişkin sorumluluğu ortadan kalkacaktır.

      Diğer taraftan, Ülkemizde çekler ileri tarihli düzenlenebilmektedir. İleri tarihli düzenlenen çekler bakımından, ibraz süresi geldiğinde çekin düzenlendiği tarihte şirket adına çek keşide etme yetkisi bulunan yönetici ve/veya temsilcinin yetki süresinin sona ermesi halinde, şirket tarafından düzenlenen çekin yetkisiz kişilerce düzenlendiği öne sürülerek banka veya şirket tarafından karşılığın ödenememesi gündeme gelebilecek ve çek alacaklısı zarara uğrayabilecektir. Bu itibarla, karekodlu çekin sisteme kaydedildiği tarihten sonra çek düzenleyen kişinin temsilcilerinde meydana gelen değişikliklerin, çek hesabı sahibi tüzel kişinin sorumluluğunu kaldırmayacağı düzenlenmektedir.

      Karşılıksız çek keşide etme fiili için adli para cezası yaptırımı uygulanacağı için birinci fıkrada yer alan talep ibaresi şikayet şeklinde değiştirilmektedir.

    • Eski ifade
      sorumluluk ile idarî yaptırım sorumluluğu
      Yeni ifade
      ve cezai sorumluluk
      Değişikliğin gerekçesi

      5941 sayılı Kanunun 5 inci maddesinde çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı düzenlenmektedir. Birinci fıkrada yapılan değişiklikle, üzerinde yazılı bulunan düzenleme tarihine göre kanuni ibraz süresi içinde ibrazında, çekle ilgili olarak karşılıksızdır işlemi yapılmasına sebebiyet veren kişi hakkında, hamilin şikayeti üzerine, her bir çekle ilgili olarak, binbeşyüz güne kadar adli para cezası verilmesi ve adli para cezasının çek bedelinin karşılıksız kalan miktarından az olmayacağı öngörülmektedir. Bu suçlara ilişkin yargılamaların icra mahkemeleri tarafından 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 347, 349, 350, 331,352 ve 353 üncü maddelerinde düzenlenen usule göre yapılması öngörülmektedir.

      İcra ve İflas Kanununun mevcut düzenlemesinde de suçlara yer verilmiş olup, bu suçlar bakımından da belirtilen hükümler uygulanmaktadır.

      Mahkeme, ayrıca gerek koruma tedbiri olarak yargılama aşamasında gerekse hükümle birlikte çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağına karar verebilecektir.

      Dokuzuncu fıkrada yapılan düzenlemeyle mahkemelerce mahkumiyet dışında bir karar verilmesi halinde bu kararla birlikte çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağının kaldırılmasına da karar verilecek ve bu kararlar Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası ve MERSİS ile Risk Merkezine bildirilecektir. Birinci fıkra uyarınca koruma tedbiri olarak verilen çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı kararına itiraz edilmesi halinde bu yasağın kaldırılması durumunda da aynı bildirim yapılacaktır.

    • Değişikliğin gerekçesi

      5941 sayılı Kanunun 5 inci maddesinde çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı düzenlenmektedir. Birinci fıkrada yapılan değişiklikle, üzerinde yazılı bulunan düzenleme tarihine göre kanuni ibraz süresi içinde ibrazında, çekle ilgili olarak karşılıksızdır işlemi yapılmasına sebebiyet veren kişi hakkında, hamilin şikayeti üzerine, her bir çekle ilgili olarak, binbeşyüz güne kadar adli para cezası verilmesi ve adli para cezasının çek bedelinin karşılıksız kalan miktarından az olmayacağı öngörülmektedir. Bu suçlara ilişkin yargılamaların icra mahkemeleri tarafından 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 347, 349, 350, 331,352 ve 353 üncü maddelerinde düzenlenen usule göre yapılması öngörülmektedir.

      İcra ve İflas Kanununun mevcut düzenlemesinde de suçlara yer verilmiş olup, bu suçlar bakımından da belirtilen hükümler uygulanmaktadır.

      Mahkeme, ayrıca gerek koruma tedbiri olarak yargılama aşamasında gerekse hükümle birlikte çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağına karar verebilecektir.

      Dokuzuncu fıkrada yapılan düzenlemeyle mahkemelerce mahkumiyet dışında bir karar verilmesi halinde bu kararla birlikte çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağının kaldırılmasına da karar verilecek ve bu kararlar Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası ve MERSİS ile Risk Merkezine bildirilecektir. Birinci fıkra uyarınca koruma tedbiri olarak verilen çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı kararına itiraz edilmesi halinde bu yasağın kaldırılması durumunda da aynı bildirim yapılacaktır.

    • Değişikliğin gerekçesi

      5941 sayılı Kanunun 5 inci maddesinde çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı düzenlenmektedir. Birinci fıkrada yapılan değişiklikle, üzerinde yazılı bulunan düzenleme tarihine göre kanuni ibraz süresi içinde ibrazında, çekle ilgili olarak karşılıksızdır işlemi yapılmasına sebebiyet veren kişi hakkında, hamilin şikayeti üzerine, her bir çekle ilgili olarak, binbeşyüz güne kadar adli para cezası verilmesi ve adli para cezasının çek bedelinin karşılıksız kalan miktarından az olmayacağı öngörülmektedir. Bu suçlara ilişkin yargılamaların icra mahkemeleri tarafından 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 347, 349, 350, 331,352 ve 353 üncü maddelerinde düzenlenen usule göre yapılması öngörülmektedir.

      İcra ve İflas Kanununun mevcut düzenlemesinde de suçlara yer verilmiş olup, bu suçlar bakımından da belirtilen hükümler uygulanmaktadır.

      Mahkeme, ayrıca gerek koruma tedbiri olarak yargılama aşamasında gerekse hükümle birlikte çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağına karar verebilecektir.

      Dokuzuncu fıkrada yapılan düzenlemeyle mahkemelerce mahkumiyet dışında bir karar verilmesi halinde bu kararla birlikte çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağının kaldırılmasına da karar verilecek ve bu kararlar Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası ve MERSİS ile Risk Merkezine bildirilecektir. Birinci fıkra uyarınca koruma tedbiri olarak verilen çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı kararına itiraz edilmesi halinde bu yasağın kaldırılması durumunda da aynı bildirim yapılacaktır.

    • Değişikliğin gerekçesi

      5941 sayılı Kanunun 5 inci maddesinde çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı düzenlenmektedir. Birinci fıkrada yapılan değişiklikle, üzerinde yazılı bulunan düzenleme tarihine göre kanuni ibraz süresi içinde ibrazında, çekle ilgili olarak karşılıksızdır işlemi yapılmasına sebebiyet veren kişi hakkında, hamilin şikayeti üzerine, her bir çekle ilgili olarak, binbeşyüz güne kadar adli para cezası verilmesi ve adli para cezasının çek bedelinin karşılıksız kalan miktarından az olmayacağı öngörülmektedir. Bu suçlara ilişkin yargılamaların icra mahkemeleri tarafından 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 347, 349, 350, 331,352 ve 353 üncü maddelerinde düzenlenen usule göre yapılması öngörülmektedir.

      İcra ve İflas Kanununun mevcut düzenlemesinde de suçlara yer verilmiş olup, bu suçlar bakımından da belirtilen hükümler uygulanmaktadır.

      Mahkeme, ayrıca gerek koruma tedbiri olarak yargılama aşamasında gerekse hükümle birlikte çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağına karar verebilecektir.

      Dokuzuncu fıkrada yapılan düzenlemeyle mahkemelerce mahkumiyet dışında bir karar verilmesi halinde bu kararla birlikte çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağının kaldırılmasına da karar verilecek ve bu kararlar Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası ve MERSİS ile Risk Merkezine bildirilecektir. Birinci fıkra uyarınca koruma tedbiri olarak verilen çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı kararına itiraz edilmesi halinde bu yasağın kaldırılması durumunda da aynı bildirim yapılacaktır.

    • Değişikliğin gerekçesi

      5941 sayılı Kanunun 5 inci maddesinde çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı düzenlenmektedir. Birinci fıkrada yapılan değişiklikle, üzerinde yazılı bulunan düzenleme tarihine göre kanuni ibraz süresi içinde ibrazında, çekle ilgili olarak karşılıksızdır işlemi yapılmasına sebebiyet veren kişi hakkında, hamilin şikayeti üzerine, her bir çekle ilgili olarak, binbeşyüz güne kadar adli para cezası verilmesi ve adli para cezasının çek bedelinin karşılıksız kalan miktarından az olmayacağı öngörülmektedir. Bu suçlara ilişkin yargılamaların icra mahkemeleri tarafından 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 347, 349, 350, 331,352 ve 353 üncü maddelerinde düzenlenen usule göre yapılması öngörülmektedir.

      İcra ve İflas Kanununun mevcut düzenlemesinde de suçlara yer verilmiş olup, bu suçlar bakımından da belirtilen hükümler uygulanmaktadır.

      Mahkeme, ayrıca gerek koruma tedbiri olarak yargılama aşamasında gerekse hükümle birlikte çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağına karar verebilecektir.

      Dokuzuncu fıkrada yapılan düzenlemeyle mahkemelerce mahkumiyet dışında bir karar verilmesi halinde bu kararla birlikte çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağının kaldırılmasına da karar verilecek ve bu kararlar Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası ve MERSİS ile Risk Merkezine bildirilecektir. Birinci fıkra uyarınca koruma tedbiri olarak verilen çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı kararına itiraz edilmesi halinde bu yasağın kaldırılması durumunda da aynı bildirim yapılacaktır.

    • Değişikliğin gerekçesi

      5941 sayılı Kanunun 5 inci maddesinde çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı düzenlenmektedir. Birinci fıkrada yapılan değişiklikle, üzerinde yazılı bulunan düzenleme tarihine göre kanuni ibraz süresi içinde ibrazında, çekle ilgili olarak karşılıksızdır işlemi yapılmasına sebebiyet veren kişi hakkında, hamilin şikayeti üzerine, her bir çekle ilgili olarak, binbeşyüz güne kadar adli para cezası verilmesi ve adli para cezasının çek bedelinin karşılıksız kalan miktarından az olmayacağı öngörülmektedir. Bu suçlara ilişkin yargılamaların icra mahkemeleri tarafından 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 347, 349, 350, 331,352 ve 353 üncü maddelerinde düzenlenen usule göre yapılması öngörülmektedir.

      İcra ve İflas Kanununun mevcut düzenlemesinde de suçlara yer verilmiş olup, bu suçlar bakımından da belirtilen hükümler uygulanmaktadır.

      Mahkeme, ayrıca gerek koruma tedbiri olarak yargılama aşamasında gerekse hükümle birlikte çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağına karar verebilecektir.

      Dokuzuncu fıkrada yapılan düzenlemeyle mahkemelerce mahkumiyet dışında bir karar verilmesi halinde bu kararla birlikte çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağının kaldırılmasına da karar verilecek ve bu kararlar Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası ve MERSİS ile Risk Merkezine bildirilecektir. Birinci fıkra uyarınca koruma tedbiri olarak verilen çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı kararına itiraz edilmesi halinde bu yasağın kaldırılması durumunda da aynı bildirim yapılacaktır.

    • Değişikliğin gerekçesi

      Bu Kanunun yürürlüğe girmesinden önce verilen çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağına ilişkin kayıtların, bu Kanun gereğince silinmesini gerektiren şartlar oluşuncaya kadar Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasında tutulmaya devam edileceği düzenlenmektedir.

    • 15/7/2016 tarihli ve 6728 sayılı Kanunun 61 inci maddesi ile bu fıkrada yer alan “Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası kayıtlarını,” ibaresi “Risk Merkezi ile adli sicil kayıtlarını ve” şeklinde, değiştirilmiştir.

      Değişikliğin gerekçesi

      5941 sayılı Çek Kanununun 2 nci maddesinin ikinci fıkrasında bankalar tarafından çek hesabı açtırmak isteyenlerden alınacak belgeler belirlenmiştir. Tasarıyla karşılıksız çek keşide etmek fiili, adli para cezası verilmesini gerektiren bir suç olarak düzenlendiğinden, istenecek bu belgeler arasına adli sicil kayıtları da eklenmektedir.

      Maddenin üçüncü fıkrası uyarınca, çek hesabı açılmasını veya mevcut çek hesabından çek defteri verilmesini isteyen kişi, her defasında tacir veya esnaf ve sanatkâr olup olmadığı ve kendisi hakkında çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı bulunup bulunmadığı hususunda bankaya yazılı beyanda bulunmaktadır ve bankaların alınan beyanın gerçek duruma uygunluğu hususunda araştırma yükümlülüğü bulunmamaktadır. Söz konusu fikraya ilave edilen yeni düzenleme uyarınca; bankalara, gerçek veya tüzel kişi adına açılması talep olunan çek hesaplarında çek hesabı sahibi gerçek veya tüzel kişinin, sermaye şirketlerinde ayrıca yönetim organında görev yapanlar ile ticaret siciline tescil edilen şirket yetkililerinin çek hesabı açma yasağının bulunmadığı hususunu kontrol yükümlülüğü getirilmektedir.

      Böylelikle hakkında çek hesabı açma yasağı bulunan bir kişi gerçeğe aykırı beyanı ile başvuruda bulunsa bile banka tarafından yapılan kontrolün ardından bu kişi adına çek hesabı açılmasının engellenmesi amaçlanmaktadır. Diğer taraftan, çek hesabı açılmasının ardından adına çek hesabı açılan tüzel kişinin yetkililerinin bankalar tarafından sisteme kaydedilmesi öngörülmektedir.

      Tüzel kişinin temsilcisi veya imza yetkilisi tescil edilmediği veya vekalet ilişkisi ile işlem yaptığı takdirde tüzel kişi yetkililerinin kim olduğunun bankalarca tespit edilmesi mümkün olmamaktadır. Bu nedenle dördüncü fıkrada değişiklik yapmak suretiyle ticaret siciline tescil edilen şirket yetkilileri hakkında verilmiş bir çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı kararı bulunması halinde, bunların yetkilisi olduğu tüzel kişilere çek defteri verilmemesi öngörülmektedir.

      Maddenin yedinci fıkrasına eklenmesi öngörülen bentlerle çek hesabı sahibinin gerçek kişi olması durumunda Türkiye Cumhuriyeti Kimlik Numarasının, tüzel kişi ise varsa MERSİS numarasının çek üzerine yazılması öngörülmektedir. Çek hesabı sahibi ile düzenleyenin farklı kişiler olması halinde, ayrıca düzenleyenin Türkiye Cumhuriyeti Kimlik numarasının da yazılması gerekmektedir. Böylelikle çek hesabı sahibinin benzer isimli veya unvanlı kişilerden ayırt edilebilmesi sağlanarak, düzenleyenin net bir şekilde tespit edilebilmesi ve çekin karşılıksız çıkması durumunda çek hesabı sahibine karşı yapılacak başvurularda doğru kişiye ulaşılması hedeflenmektedir. Ayrıca, MERNİS ve MERSİS kayıtlarından çek hesabı sahibinin adres ve iletişim bilgilerine de kolayca ulaşılabilecektir.

    • Eski ifade
      yaptığı, temsilcisi veya imza
      Yeni ifade
      yaptığı veya ticaret siciline tescil edilen
      Değişikliğin gerekçesi

      5941 sayılı Çek Kanununun 2 nci maddesinin ikinci fıkrasında bankalar tarafından çek hesabı açtırmak isteyenlerden alınacak belgeler belirlenmiştir. Tasarıyla karşılıksız çek keşide etmek fiili, adli para cezası verilmesini gerektiren bir suç olarak düzenlendiğinden, istenecek bu belgeler arasına adli sicil kayıtları da eklenmektedir.

      Maddenin üçüncü fıkrası uyarınca, çek hesabı açılmasını veya mevcut çek hesabından çek defteri verilmesini isteyen kişi, her defasında tacir veya esnaf ve sanatkâr olup olmadığı ve kendisi hakkında çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı bulunup bulunmadığı hususunda bankaya yazılı beyanda bulunmaktadır ve bankaların alınan beyanın gerçek duruma uygunluğu hususunda araştırma yükümlülüğü bulunmamaktadır. Söz konusu fikraya ilave edilen yeni düzenleme uyarınca; bankalara, gerçek veya tüzel kişi adına açılması talep olunan çek hesaplarında çek hesabı sahibi gerçek veya tüzel kişinin, sermaye şirketlerinde ayrıca yönetim organında görev yapanlar ile ticaret siciline tescil edilen şirket yetkililerinin çek hesabı açma yasağının bulunmadığı hususunu kontrol yükümlülüğü getirilmektedir.

      Böylelikle hakkında çek hesabı açma yasağı bulunan bir kişi gerçeğe aykırı beyanı ile başvuruda bulunsa bile banka tarafından yapılan kontrolün ardından bu kişi adına çek hesabı açılmasının engellenmesi amaçlanmaktadır. Diğer taraftan, çek hesabı açılmasının ardından adına çek hesabı açılan tüzel kişinin yetkililerinin bankalar tarafından sisteme kaydedilmesi öngörülmektedir.

      Tüzel kişinin temsilcisi veya imza yetkilisi tescil edilmediği veya vekalet ilişkisi ile işlem yaptığı takdirde tüzel kişi yetkililerinin kim olduğunun bankalarca tespit edilmesi mümkün olmamaktadır. Bu nedenle dördüncü fıkrada değişiklik yapmak suretiyle ticaret siciline tescil edilen şirket yetkilileri hakkında verilmiş bir çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı kararı bulunması halinde, bunların yetkilisi olduğu tüzel kişilere çek defteri verilmemesi öngörülmektedir.

      Maddenin yedinci fıkrasına eklenmesi öngörülen bentlerle çek hesabı sahibinin gerçek kişi olması durumunda Türkiye Cumhuriyeti Kimlik Numarasının, tüzel kişi ise varsa MERSİS numarasının çek üzerine yazılması öngörülmektedir. Çek hesabı sahibi ile düzenleyenin farklı kişiler olması halinde, ayrıca düzenleyenin Türkiye Cumhuriyeti Kimlik numarasının da yazılması gerekmektedir. Böylelikle çek hesabı sahibinin benzer isimli veya unvanlı kişilerden ayırt edilebilmesi sağlanarak, düzenleyenin net bir şekilde tespit edilebilmesi ve çekin karşılıksız çıkması durumunda çek hesabı sahibine karşı yapılacak başvurularda doğru kişiye ulaşılması hedeflenmektedir. Ayrıca, MERNİS ve MERSİS kayıtlarından çek hesabı sahibinin adres ve iletişim bilgilerine de kolayca ulaşılabilecektir.

    • Eski ifade
      Cumhuriyet Başsavcılığına talepte
      Yeni ifade
      icra mahkemesine şikâyette
      Değişikliğin gerekçesi

      5941 sayılı Kanunun 3 üncü maddesine eklenen onuncu fıkra ile lehine karekodlu çek düzenlenen lehdarın, teslim aldığı çeki karekod okutma ve bilgi paylaşımı sistemine kaydetmesi öngörülmektedir. Bankalar tarafından çek hesabı sahibi veya çek hesabı sahibi tüzel kişi ise yetkili temsilcisine verilen çek yapraklarının hangilerinin düzenlenerek tedavüle sürüldüğü, hangilerinin halen çek hesabı sahibi veya temsilcisinin elinde bulunduğu tespit edilememektedir. Çeke ilişkin veriler ancak düzenlenen çeklerin bankalara ibrazı sonucunda oluşturulabilmektedir.

      Lehdar tarafından kendisine verilen çekin sisteme kaydedilmesi öngörülerek, bu anlamda oluşan kayıt dışılığın önlenmesi hedeflenmektedir. Diğer taraftan, karekodla çek hesabı sahibine ait ve henüz bankalara ibraz edilmemiş çek adedi ve tutarının da üçüncü kişilerin erişimine açılması öngörülmektedir. Böylelikle lehdar tarafından gerekli bildirimin yapılması üzerine, alacaklı karekod aracılığıyla o çek hesabı sahibine ait piyasada bulunan çek adedi ve bunların tutarları hakkında bilgi sahibi olacak ve böylece çeki kabul edip etmemek hususunda kanaat oluşması sağlanacaktır.

      Çekin lehdar tarafından sisteme kaydedilmemesinin yaptırımı da yine aynı fıkrada düzenlenmektedir. Sisteme girilmeyen çekler geçersiz olmayacak, ancak muhatap bankanın Kanunun 3 üncü maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca ödemekle yükümlü olduğu tutara ilişkin sorumluluğu ortadan kalkacaktır.

      Diğer taraftan, Ülkemizde çekler ileri tarihli düzenlenebilmektedir. İleri tarihli düzenlenen çekler bakımından, ibraz süresi geldiğinde çekin düzenlendiği tarihte şirket adına çek keşide etme yetkisi bulunan yönetici ve/veya temsilcinin yetki süresinin sona ermesi halinde, şirket tarafından düzenlenen çekin yetkisiz kişilerce düzenlendiği öne sürülerek banka veya şirket tarafından karşılığın ödenememesi gündeme gelebilecek ve çek alacaklısı zarara uğrayabilecektir. Bu itibarla, karekodlu çekin sisteme kaydedildiği tarihten sonra çek düzenleyen kişinin temsilcilerinde meydana gelen değişikliklerin, çek hesabı sahibi tüzel kişinin sorumluluğunu kaldırmayacağı düzenlenmektedir.

      Karşılıksız çek keşide etme fiili için adli para cezası yaptırımı uygulanacağı için birinci fıkrada yer alan talep ibaresi şikayet şeklinde değiştirilmektedir.

  9. 31 Ocak 2012

    • Eklendi Madde 2 geçmişi 6273 sayılı Kanun, md. 1
    • Eklendi Madde 3 geçmişi 6273 sayılı Kanun, md. 2
    • Yürürlükten kaldırıldı Madde 5 geçmişi 6273 sayılı Kanun, md. 3
    • Yürürlükten kaldırıldı Madde 5 geçmişi 6273 sayılı Kanun, md. 3
    • Yürürlükten kaldırıldı Madde 5 geçmişi 6273 sayılı Kanun, md. 3
    • Yürürlükten kaldırıldı Madde 5 geçmişi 6273 sayılı Kanun, md. 3
    • Eklendi Geçici Madde 3 geçmişi 6273 sayılı Kanun, md. 6
    • Değiştirildi Madde 2 geçmişi (fıkra) 6273 sayılı Kanun, md. 1
      Eski ifade
      adlî sicil
      Yeni ifade
      Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası
    • Değiştirildi Madde 3 geçmişi (madde) 6273 sayılı Kanun, md. 2
      Eski ifade
      altıyüz
      Yeni ifade
      bin
    • Değiştirildi Madde 3 geçmişi (fıkra) 6273 sayılı Kanun, md. 2
      Eski ifade
      şikâyette
      Yeni ifade
      talepte
    • Değiştirildi Madde 5 geçmişi (madde başlığı) 6273 sayılı Kanun, md. 3
      Eski ifade
      Ceza sorumluluğu, çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı
    • Değiştirildi Madde 5 geçmişi (fıkra) 6273 sayılı Kanun, md. 3
      Eski ifade
      hukukî ve cezaî sorumluluk
      Yeni ifade
      hukukî sorumluluk ile idarî yaptırım sorumluluğu
    • Değiştirildi Madde 7 geçmişi (fıkra) 6273 sayılı Kanun, md. 5
      Eski ifade
      bir yıla kadar hapis
      Yeni ifade
      Cumhuriyet savcısı tarafından üçyüz Türk Lirasından üçbin Türk Lirasına kadar idarî para