Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK)
- Kanun numarası
- 6100
- Kabul tarihi
- 12.01.2011
- Resmî Gazete
- 04.02.2011 / 27836
- Düstur
- 5. tertip, cilt 50
- Son değişiklik
- 20.10.2026
- Madde sayısı
- 457
Madde 266 geçmişi
Bilirkişiye başvurulmasını gerektiren hâller
Metin 1 kez değişmiş, toplam 2 değişiklik kaydı var.
Bugünkü metni
MADDE 266- (1) Mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir. (Değişik cümle: 3/11/2016-6754/49 md.) Ancak genel bilgi veya tecrübeyle ya da hâkimlik mesleğinin gerektirdiği hukukî bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamaz. (Ek cümle: 3/11/2016-6754/49 md.) Hukuk öğrenimi görmüş kişiler, hukuk alanı dışında ayrı bir uzmanlığa sahip olduğunu belgelendirmedikçe, bilirkişi olarak görevlendirilemez.
Metnin değiştiği tarihler
-
24 Kasım 2016
Bu tarihe bağlanmış bir değişiklik kaydı bulunamadı; fark doğrudan iki hâlin metninden çıkarıldı.
3 Kasım 2016 tarihli hâliMADDE 266- (1) Mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir. Hâkimlik mesleğinin gerektirdiği genel ve hukuki bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamaz.24 Kasım 2016 tarihli hâliMADDE 266- (1) Mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir. (Değişik cümle: 3/11/2016-6754/49 md.) Ancak genel bilgi veya tecrübeyle ya da hâkimlik mesleğinin gerektirdiği hukukî bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamaz. (Ek cümle: 3/11/2016-6754/49 md.) Hukuk öğrenimi görmüş kişiler, hukuk alanı dışında ayrı bir uzmanlığa sahip olduğunu belgelendirmedikçe, bilirkişi olarak görevlendirilemez.
Metni elimizde olmayan 2 değişiklik kaydı
Bu kayıtlar metin içindeki değişiklik notlarından derlendi. Karşılaştırılacak hâl elimizde yok: belgenin konsolide metninin en eski kopyası 17 Nisan 2013 tarihli, bundan öncesi için metnin o günkü hâli hiçbir arşivde bulunmuyor.
-
Değişikliğin gerekçesi
Bilirkişilik Kanunu Tasarısının 3 üncü maddesinin üçüncü fıkrasında yapılan düzenlemeyle, genel bilgi veya tecrübeyle ya da hâkimlik mesleğinin gerektirdiği hukuki bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamayacağı temel ilke olarak benimsenmektedir.
Bilirkişilik Kanunu Tasarısının 10 uncu maddesinin üçüncü fıkrasında ise hukuk öğrenimi görmüş kişilerin, ayrı bir uzmanlığa sahip olmaları halinde bilirkişilik siciline ve listesine kaydedilebileceği düzenlenmektedir.
Anayasanın 138 inci maddesine göre, yargı yetkisini mutlak şekilde kullanmakla görevli ve yetkili hâkim, hukuki uyuşmazlıklara uygulayacağı hukuk kurallarını resen araştırıp, uyuşmazlığı çözmek zorundadır. Usul kanunlarında yer alan, hâkimin Türk hukukunu resen uygulayacağı ilkesi gereğince tarafların, davada hiçbir hukuki sebep ileri sürmeseler yahut yanlış hukuki sebep ileri sürseler dahi herhangi bir hak kaybına uğramamaları gerekir. Zira, görülmekte olan bir davada, doğru hukuk kurallarını bulup uygulamak, hâkime düşen bir görevdir. Bu itibarla, yargılama hukukumuzda hâkimin hukuk bilgisiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurması kesin olarak yasaklanmıştır.
6100 sayılı Kanunun 266 ncı maddesinin birinci fıkrasına cümle eklemek suretiyle, hukuk öğrenimi görmüş kişilerin, hukuk alanı dışında ayrı bir uzmanlığa sahip olduklarını belgelendirmedikçe bilirkişilik sicili ve listesine kaydedilmeyeceği açıkça düzenlenmektedir.
6100 sayılı Kanunun 266 ncı maddesinin birinci fıkrasında, hâkimlik mesleğinin gerektirdiği genel ve hukuki bilgiyle çözülmesi olanaklı konularda bilirkişinin dinlenemeyeceği düzenlenmiştir. Fıkradaki “genel ve hukuki bilgi” ibaresinden kastedilen, “genel bilgi” veya “hukuki bilgi” olup, “genel hukuki bilgi” değildir. Anılan düzenlemenin ifade tarzının uygulamada tereddütlere neden olduğu ve “özel hukuki bilgi”yle çözümlenmesi mümkün davalarda hukukçu bilirkişilere inceleme yaptırıldığı görülmektedir. Bu nedenle, mevcut birinci fıkranın ikinci cümlesindeki tereddüdü gidermek ve Bilirkişilik Kanunu Tasarısının ilgili maddeleriyle uyum sağlamak amacıyla fıkraya “genel bilgi veya tecrübeyle” ibaresi eklenmektedir.
Düzenlemenin amacı, Anayasayla hâkime verilen mutlak yargı yetkisinin, bilirkişi vasıtasıyla dahi olsa bir başkasına devrini önlemek, hukuk kurallarını araştırmak, yorumlamak ve bizzat uygulamakla görevli hâkimin uyuşmazlık hakkında bir kez de bilirkişi atayarak gereksiz yere yargılama giderlerinin artmasına ve buna bağlı olarak yargılama sürelerinin uzamasına sebep olmasını önlemek, bilirkişilik kurumunu gerçek fonksiyonuyla buluşturmak ve “bilirkişi adaleti” olarak adlandırılan uygulamalara son vermektir.
-
Değişikliğin gerekçesi
Bilirkişilik Kanunu Tasarısının 3 üncü maddesinin üçüncü fıkrasında yapılan düzenlemeyle, genel bilgi veya tecrübeyle ya da hâkimlik mesleğinin gerektirdiği hukuki bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamayacağı temel ilke olarak benimsenmektedir.
Bilirkişilik Kanunu Tasarısının 10 uncu maddesinin üçüncü fıkrasında ise hukuk öğrenimi görmüş kişilerin, ayrı bir uzmanlığa sahip olmaları halinde bilirkişilik siciline ve listesine kaydedilebileceği düzenlenmektedir.
Anayasanın 138 inci maddesine göre, yargı yetkisini mutlak şekilde kullanmakla görevli ve yetkili hâkim, hukuki uyuşmazlıklara uygulayacağı hukuk kurallarını resen araştırıp, uyuşmazlığı çözmek zorundadır. Usul kanunlarında yer alan, hâkimin Türk hukukunu resen uygulayacağı ilkesi gereğince tarafların, davada hiçbir hukuki sebep ileri sürmeseler yahut yanlış hukuki sebep ileri sürseler dahi herhangi bir hak kaybına uğramamaları gerekir. Zira, görülmekte olan bir davada, doğru hukuk kurallarını bulup uygulamak, hâkime düşen bir görevdir. Bu itibarla, yargılama hukukumuzda hâkimin hukuk bilgisiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurması kesin olarak yasaklanmıştır.
6100 sayılı Kanunun 266 ncı maddesinin birinci fıkrasına cümle eklemek suretiyle, hukuk öğrenimi görmüş kişilerin, hukuk alanı dışında ayrı bir uzmanlığa sahip olduklarını belgelendirmedikçe bilirkişilik sicili ve listesine kaydedilmeyeceği açıkça düzenlenmektedir.
6100 sayılı Kanunun 266 ncı maddesinin birinci fıkrasında, hâkimlik mesleğinin gerektirdiği genel ve hukuki bilgiyle çözülmesi olanaklı konularda bilirkişinin dinlenemeyeceği düzenlenmiştir. Fıkradaki “genel ve hukuki bilgi” ibaresinden kastedilen, “genel bilgi” veya “hukuki bilgi” olup, “genel hukuki bilgi” değildir. Anılan düzenlemenin ifade tarzının uygulamada tereddütlere neden olduğu ve “özel hukuki bilgi”yle çözümlenmesi mümkün davalarda hukukçu bilirkişilere inceleme yaptırıldığı görülmektedir. Bu nedenle, mevcut birinci fıkranın ikinci cümlesindeki tereddüdü gidermek ve Bilirkişilik Kanunu Tasarısının ilgili maddeleriyle uyum sağlamak amacıyla fıkraya “genel bilgi veya tecrübeyle” ibaresi eklenmektedir.
Düzenlemenin amacı, Anayasayla hâkime verilen mutlak yargı yetkisinin, bilirkişi vasıtasıyla dahi olsa bir başkasına devrini önlemek, hukuk kurallarını araştırmak, yorumlamak ve bizzat uygulamakla görevli hâkimin uyuşmazlık hakkında bir kez de bilirkişi atayarak gereksiz yere yargılama giderlerinin artmasına ve buna bağlı olarak yargılama sürelerinin uzamasına sebep olmasını önlemek, bilirkişilik kurumunu gerçek fonksiyonuyla buluşturmak ve “bilirkişi adaleti” olarak adlandırılan uygulamalara son vermektir.