İçeriğe geç
Yürürlükte Temel kanun 23. hâli

Türk Medeni Kanunu (TMK)

Kanun numarası
4721
Kabul tarihi
22.11.2001
Resmî Gazete
08.12.2001 / 24607
Düstur
5. tertip, cilt 41
Son değişiklik
30.06.2027
Madde sayısı
1019

Kaynak: TBMM S. Sayısı 723 · belgeyi aç · TBMM kaydı . Gerekçeler kanun tasarısı ya da teklifi üzerine yazılmıştır; komisyon ve Genel Kurul görüşmelerinde madde numaraları değişebilir. Her gerekçe, metni en çok benzeyen yürürlükteki maddeye bağlanmıştır.

Genel gerekçe

Türk hukuk devriminin temel taşlarının en büyüğü olarak nitelendirilebilecek olan "Türk Kanunu Medenîsi", Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından 17 Şubat 1926 tarihinde kabul edil miş, 4 Nisan 1926 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanmış ve Borçlar Kanunu ile birlikte 4 Ekim 1926 tarihinde yürürlüğe girmiştir.

Türk Kanunu Medenisinin ve onun yerini alacak olan Yeni Türk Medeni Kanununun amacını ve işlevini iyice kavrayabilmek, özellikle Türk Ulusu için arzettiği önemi belirtmek üzere, dönemin Adalet Bakanı Mahmut Esat Bozkurt imzasını taşıyan ve o günün diliyle ve mükemmel bir üslupla kaleme alınmış olan gerekçenin yeni kuşakların anlayabileceği şekilde sadeleştirilmiş hâlinden özetle aşağıya alınmıştır.

"Günümüzde Türkiye Cumhuriyetinin tevdin edilmiş bir Medenî Kanunu yoktur. Yalnız, söz leşmelerin küçük bir kısmına değinebilen Mecelle vardır. 1851 maddedir. 20 Nisan 1869 tarihinde yazılmaya başlanmış ve 16 Ağustos 1876 tarihinde tamamlanarak yürürlüğe konulmuştur.

Denilebilir ki: bu kanunun günümüz ihtiyaçlarına uyan ancak 300 maddesidir. Geriye kalanı Ül kemizin ihtiyaçlarını ifade edemeyecek kadar ilkel bir takım kurallardan oluştuğundan uy gulanamamaktadır. ...

Ulusal toplum yaşamının düzenleyicisi olan ve yalnız ondan esinlenilmesi gereken tedvin edil miş bir medenî kanundan Türkiye Cumhuriyeti'nin yoksun kalması ne yüzyılımızın uygarlığının gerekleriyle ne de Türk devriminin hedeflediği anlam ve kavramla bağdaşttrılabilir. Yüzyılımızın devletini ilkel siyasal kuruluşlardan ayıran niteliklerin birisi de, toplumun kaderine uygulanan kanunların akılcı bir zihniyetle hazırlanıp tedvin edilerek konulmasıdır. Göçebe dönemlerde hükümler tedvin edilmiş değildir. Hâkim gelenek ve göreneklere dayanarak hüküm verir. Mecelle'nin anılan 300 maddesi bir yana bırakılmak koşulu ile Medenî Kanun içine giren sorunları çöz mek için Türkiye Cumhuriyeti Hâkimleri derme çatma eski hukuk kitaplarından ve din esaslarından çıkartılan bilgilerle yargı işini görmektedirler. Türk Hâkimi hükümlerinde belli bir içtihat, bir söz ve bir esasla bağlı değildir. Bundan dolayı herhangi bir sorunu çözmek için Ülkemizin bir yerinde verilen bir hüküm ile aynı koşullar altında doğan aynı sorunda diğer bir yerde verilen hükümler ek seriya birbirinden farklı ve çelişkili bulunmaktadır. Sonuç olarak Türkiye halkı, adaletin uygulan masında kuralsızlık ve sürekli kargaşa karşısındadır. Halkın kaderi belli ve yerleşmiş bir adalet esasına değil, rastlantı ve talihe bağlı, birbiriyle çelişkili ortaçağ fıkıh kurallarına bağlı bulunmak tadır. Cumhuriyet, Türk adaletinin bu karışıklıktan, yokluktan ve pek ilkel durumdan kurtarıl masını devrimin ve yüzyılımız uygarlığının gereklerine uyan yeni bir Türk Medenî Kanununun hız la vücuda getirilmesini ve uygulamaya konulmasını zorunlu kılmıştır. Bu amaçla hazırlanan Türk Medenî Kanunu, medenî kanunlar içinde en yeni, en eksiksiz ve halkçı olan İsviçre Medenî Kanunundan alınmıştır. Bu görevi! Adalet Bakanlığı tarafından verilen direktifler içinde Ülkemizin seçkin uzman hukukçularından oluşan özel bir komisyon yerine getirmiştir.

Yüzyılımızın uygarlık ailesine mensup olan ulusların ihtiyaçları arasında esaslı bir fark yoktur.

Toplumsal ve ekonomik sürekli ilişkiler insanlığın büyük bir uygar bölümünü bir aile durumuna getirmiştir ve getirmektedir. İlkeleri yabancı bir ülkeden alınmış olan Türk Medenî Kanunu Tasarısının yürürlüğe konulmasından sonra yurdumuzun ihtiyaçları ile bağdaşmayacağı savı geçer li görülmemiştir. Özellikle İsviçre Devleti'nin çeşitli tarih ve geleneklere mensup Alman, Fransız ve İtalyan ırklarını içerdiği bilinmektedir. Bu kadar, hattâ kültür bakımından bile birbirinden farklı bir ortamda uygulanma esnekliğini gösteren bir kanunun Türkiye Cumhuriyeti gibi yüzde doksanı bakımından aynı ırka sahip bir devlette uygulanma yeteneğini bulabilmesi kuşkusuz görülmüştür.

Bundan başka, uygar bir ulusun gelişmiş, ileri bir kanunun Türkiye Cumhuriyetinde uygulanma or tamı bulamayacağı düşüncesi sakat görülmüştür. Bu tez, Türk ulusunun uygarlık yeteneğine sahip bulunmadığını belirten bir mantık dizisine varılmasıyla sonuçlanabilir. Halbuki olayların gerçeği, durum ve tarih bu savın tamamen tersidir. Türk yenileşme tarihi tanık tutularak denilebilir ki: Türk ulusu yüzyılımızın gereklerine uygun olarak vücuda getirilen kabul edilebilir ve sağlam ve akıl ve zekâ ile yoğrulmuş yeniliklerden hiçbirine karşı çıkmamıştır. Bütün bir yenileşme tarihimiz sürecin de kamunun yararı düşüncesiyle vücuda getirilen yeniliklerle yalnız çıkarları bozulmuş olan grup lar mücadele etmek durumunda kalmışlar ve halkı din adına, yanlış ve geçersiz inançlar adına kan dırıp düzensizliğe sürüklemişlerdir. Unutmamak gerektir ki Türk ulusunun kararı çağdaş uygarlığı kayıtsız ve koşulsuz bütün ilkeleri ile kabul etmektir. Bunun en açık ve canlı kanıtı devrimimizin kendisidir. Çağdaş uygarlığın Türk toplumu ile bağdaşmayan noktaları görülüyorsa bu, Türk ulusunun beceri ve yeteneğindeki eksiklikten değil, onu gereksiz bir biçimde sarıp sarmalamış or taçağ örgütü ve dinsel bazı düzenlemeler ve kurumlardandır.

Gerçekten çağdaş uygarlıkla Mecelle hükümleri kuşkusuz bağdaşamaz. Fakat Mecelle ve buna benzer diğer düzenlemeler ile Türk yaşamının uyuşmadığı da açıktır. Adalet Bakanlığı en yeni ve en gelişmiş olan İsviçre Medenî Kanununu ulusumuzun şimdiye kadar bağlı kalan geniş zekâ ve yeteneğini doyuracak ve ona gerçek bir yarış yeri ve alan olabilecek bir uygarlık yapıtı olarak gör mektedir. Bu Kanunda ulusumuzun duygularına ters düşecek hiç bir nokta düşünmemektedir.

Şu yanı da belirtmek gerektir ki: çağdaş uygarlığı almak ve benimsemek kararıyla yürüyen Türk ulusu, çağdaş uygarlığı kendisine değil, kendisi çağdaş uygarlığın gereklerine her neye mal olursa olsun ayak uydurmak zorundadır. Yaşamak kararında olan bir ulus için bu şarttır. Hazırlanan Tasarı bu gereklerin önemli bölümlerini içermektedir. Gelenek ve göreneklere kesin olarak bağlı kalmak davası, insanlığın en ilkel durumundan bir adım dahi ileri götüremeyecek kadar tehlikeli bir kuramdır. Hiç bir uygar ulus böyle bir inanç çevresinde kalmamış ve yaşamın gereklerine uygun hareketle zaman zaman kendini bağlayan gelenek ve görenekleri yıkmakta duraklamamıştır. (Ger çekler karşısında babalardan ve atalardan gelen inançlara her ne olursa olsun bağlı kalmak akıl ve zekâ gereklerinden değildir). Aslında devrimler bu konuda en etkili bir araç olarak kullanılmışlar dır....

Yüzyılımızın uygar uluslara tanıdığı bütün hukuku uygarlık dünyasından kayıtsız koşulsuz is terken, bu hukukun yerine getirilmesi gereken uygarlık görevlerini de Türk ulusu kendi eliyle ken disine yüklemiş bulunuyor. Bu kanun tasarısının anlamlarından birisi de budur.

Türk ulusunun yüksek temsilcisi olan büyük Meclis'in uygun bulunmasına ve onayına sunulan Türk Medenî Kanunu Tasarısı yürürlüğe konulduğu gün ulusumuz on üç yüzyılın kendisini çeviren hastalıklı inançlarından ve kargaşadan kurtulmuş, eski uygarlığın kapılarını kapayarak yaşam ve verimlilik getiren çağdaş uygarlığın içine girmiş bulunacaktır." İşte bu gerekçe ile kabul edilmiş olan ve Türk hukuk hayatında fevkalâde önemli bir yeri ve iş levi olan Türk Kanunu Medenîsi -kısaca Medenî Kanun- yürürlükte bulunduğu 74 yıllık uygulama sürecinde, ilki 1938 yılında olmak üzere çeşitli tarihlerde pek çok değişiklikler geçirmiştir.

Canlı varlıkların, organizmaların zamanla yaşlanması ve beklenen performansı göstermekten yavaş yavaş uzaklaşması gibi, sosyal varlıklar olan kanunlar da zamanla yaşlanmakta ve günün ih tiyaçlarına gereği gibi cevap vermekte zorlanmaktadırlar. Bu sebepledir ki kanunların, özellikle Medenî Kanun, Ceza Kanunu, Ticaret Kanunu ve Usul Kanunları gibi temel kanunların belli bir süre geçtikten sonra baştan aşağıya yeniden gözden geçirilmesi ve yaşanan çağın ve gelişen tek nolojinin ihtiyaçlarına cevap verebilir hâle getirilmesi kaçınılmazdır. Nitekim son yıllarda Alman ya ve İsviçre'de bu yola gidilmiş, Alman Medenî Kanunu (BGB) ve Medenî Kanunumuzun kay nağını oluşturan İsviçre Medenî Kanununda (ZGB) yapılan köklü değişikliklerle bazı kurumlar geliştirilerek yeni sosyal görüşlere ve ihtiyaçlara cevap verebilir duruma getirilmişlerdir.

Türk Medenî Kanununun bu gelişmelerden uzak kalması düşünülemeyeceğinden, Adalet Bakanlığı, yürürlükteki Kanunu baştan sona gözden geçirmek ve günümüzün ihtiyaçlarına cevap verecek yeni bir tasarı hazırlamak üzere bilim adamları ve uygulayıcılardan oluşan bir "Medenî Kanun Komisyonu"nun kurulmasına karar vermiştir.

Oluşturulan Medeni Kanun Komisyonu, 4 yıl gibi oldukça uzun sayılabilecek bir sürede hazır ladığı "Türk Medenî Kanunu Tasarısı"nda yürürlükteki Türk Kanunu Medenîsinin genel yapısını ve sistematiğinin bozulmamasına gayret göstermiş ve böylece, bazı küçük değişiklikler dışında mev cut yapı ve sistematik aynen korunmuştur.

Gerçekten Tasarı, aynen yürürlükteki Kanunda olduğu üzere, "Başlangıç" ile "Kişiler Hukuku" başlığını taşıyan Birinci Kitap, "Aile Hukuku" başlığını taşıyan İkinci Kitap, "Miras Hukuku" baş lığını taşıyan Üçüncü Kitap ve "Eşya Hukuku" başlığını taşıyan Dördüncü Kitap olmak üzere dört kitaptan oluşmaktadır. Kitaplar "kısımlara", kısımlar "bölümlere", bölümler de "ayırımlara" ayrıl mıştır. Kitapların olduğu gibi, bölümlerin ve ayırımların da başlıkları vardır. Ancak, bölümlere numara verilirken yürürlükteki Kanundan farklı bir yol izlenmiştir. Yürürlükteki Kanun bölümlerin numaralarını her kısım içinde ayrı ayrı vermemiş, sonuna kadar devam ettirmiş, böylece de "yirmibeş" bölümden (Bab'tan) oluşmuştur. Oysa Tasanda her kışıma ait bölümlere yeni baştan numara verilmiş, böylece o kısmın kaç bölümden oluştuğu belirtilmek istenmiştir, örneğin Aile Hukuku Kitabının Birinci Kısmı olan "Evlilik Hukuku" dört bölümden oluşmuş, onu izleyen ve "Hısımlık" başlığını taşıyan İkinci Kısmın ilk bölümü "Beşinci Bölüm" şeklinde değil fakat "Birinci Bölüm" olarak isimlendirilmiştir. Oysa aynı bölüm yürürlükteki Kanunda "Yedinci Bab (Bölüm) olarak numaralandırılmıştır. Her kısmın ilk bölümünün baştan beri gelen numarayı izleyeceği yerde, tek rar birden başlayarak numaralandırılması, sistematiğe daha uygun görülmüştür. Böylece her kısma ait bölümler bir bütün olarak ele alınmış olmaktadır.

Alışılmış olması bakımından yürürlükteki Kanunun madde numaralarının aynen korunması, yeni maddelere a, b, c gibi harfler verilmesi düşünülmüş ise de, zorunluluk karşısında bu düşün cenin gerçekleştirilmesi maalesef mümkün olamamıştır. Böylece madde numaralarında da yürür lükteki Kanundan ayrılınmak zorunda kalınmıştır. Çünkü yürürlükteki Kanun 937 maddeden oluş tuğu hâlde, Tasarı 1027 esas madde ile yürürlüğe ait 3 maddeden oluşmaktadır. Tasarıya eklenen yeni maddeler o kadar çoktur ki, neredeyse alfabenin harfleri bunları belirtmeye yetmeyecektir.

Kaldı ki, yürürlükteki Kanunun pek çok maddesi Tasarıya alınmayarak yürürlükten kaldırıldığı için, metinde bir hayli boş madde kalmaktadır. Bu sakıncalar dikkate alınarak madde numaralarının yeni baştan birbirini izler biçimde düzenlenmesi yoluna gitmek zorunlu olmuştur.

Komisyonu bu yolu seçmeye yönelten bir diğer sebep de, Tasarının Türkiye Büyük Millet Meclisinde görüşülmesindeki yöntemle ilgilidir. Tasarı yürürlükteki Kanunun bazı maddelerinin değiştirilmesi, Kanuna bazı yeni maddeler eklenmesi şeklinde düzenlenecek olursa, Tasarının tamamının görüşülerek oylanması mümkün olmayacak, her madde tek tek görüşülerek oya sunulacaktır. Bu ise yapılacak çeşitli değişiklik önerileriyle Tasarının bütünlüğünü ve sistematiğini bozabilecektir.

Maddelerin konu ve kenar başlıkları yürürlükteki Kanunda olduğu gibi aynen korunmuştur.

Ancak madde metinleri kaynak İsviçre Medenî Kanununa uydurulmak ve ifadeler günümüzde geçerli Türkçeye uygun şekilde anlaştırılmak suretiyle maddelerin daha kolay anlaşılır hâle gelmesi sağlanmıştır.

Tasarı hazırlanırken Adalet Bakanlığının daha önce oluşturduğu komisyonlar tarafından hazır lanarak Bakanlıkça 1971 ve 1984 tarihlerinde yayımlanmış bulunan iki Öntasarı ile kaynak İsviçre Medenî Kanunu, Alman Medenî Kanunu, Fransız Medenî Kanunu ve kısmen de İtalyan Medenî Kanunundan yararlanılmıştır. Ayrıca gerek İsviçre gerek Türk doktrin ve yargı içtihatlarında ileri sürülen görüşler ile sayılan ülkelerdeki gelişmeler de gözden geçirilmiş ve bunlar olanak bulunduğu ölçüde maddelere yansıtılmıştır. Böylece yürürlükteki Kanundan farklı pek çok yeni hükümleri içeren, özellikle kadın-erkek eşitliğine her alanda yer veren çağdaş bir Tasarı ortaya çıkarılmıştır.

I- ŞEKLE VE İFADEYE İLİŞKİN YENİLİKLER Yukarıda da açıklandığı üzere Tasanda yürürlükteki Kanunun bölüm ve madde numaralarından ayrılınmış, bölüm ve maddelere birbirini izleyen yeni numaralar verilmiştir.

Tasarıda kullanılan dil oldukça anlaştırılmış, yürürlükteki Kanunun günümüzde geçerli olan dile oranla eskimiş olan ifadeleri kolay anlaşılabilir bir ifadeye dönüştürülmüştür. Daha önceki Öntasarıda olduğu gibi bu Tasarıda da genellikle Anayasada kullanılan dil esas alınmıştır.

Tasarıda kullanılan kavram, deyim ve terimler olanak bulunduğu ölçüde anlaştırılmış ve Tasarının tümünde "terim birliği"nin sağlanmasına büyük çaba harcanmıştır. Bir çok kavram, deyim ve terim günümüzde yerleşmiş olan yeni karşılıkları ile değiştirilmiştir. Ancak, bütün uğraşılara kar şın bazı kavram, deyim ve terimlere uygun arı Türkçe karşılık bulunamamış, bunları aynen kullan mak zorunda kalınmıştır.

A) Yenileştirilen kavram, deyim ve terimler Hüsnüniyet (objektif)=Dürüst davranma; Hüsnüniyet (sübjektif) =İyiniyet, Beyyine külfeti=İspat yükü; Nısfet= Hakkaniyet; Şahıs=Kişi; Şahsiyet=Kişilik; Şahsın Hukuku=Kişiler Hukuku;

Medenî haklardan istifade=Hak ehliyeti; Medenî hakları kullanma=Fiil ehliyeti; Temyiz kudreti=Ayırt etme gücü; Rüşt= Erginlik; Reşit=Ergin; Kazaî rüşt^Ergin kılınma; Mahcur=Kısıtlı;

Hacir=Kısıtlama; İvazsız iktisap=Karşılıksız kazanma; Şahsa merbut haklar=Kişiye sıkı sıkıya bağ lı haklar; Kanunî mümessil = Yasal temsilci; Usul=Üstsoy; Füru = Altsoy; Usul-füru hısımlığı=Üstsoy-Altsoy hısımlığı; Civar hısımlığı=Yan soy hısımlığı; Sihri Hısımhk=Kayın hısımlığı;

İkametgâh=Yerleşimyeri; Mesken=Konut; Tecavüz=Saldırı; Ahvali şahsiye sicilleri=Kişisel durum sicili; Şahsî hâl=Kişisel durum; Hükmî şahıs=Tüzel kişi; Cemiyet=Dernek; Nizamname=Tüzük; İstifa=Çıkma; İhraç=Çıkarılma; Hata=Yanılma; Hile=Aldatma; Tehdit=Korkutma; Müşterek ev=Aile konutu; Evlenme mukavelesi=Mal rejimi sözleşmesi; Nesep=Soybağı; Kanunî mirasçı =Yasal mirasçı; Mahfuz hisse=Saklı pay; Tasarruf nisabı=Tasarruf edilebilir kısım; Mirasçı nasbı=Mirasçı atama; Teberru=Karşılıksız kazandırma; Mirastan ıskat=Mirasçılıktan çıkarma; Alalâde ikame=Yedek mirasçı atama; Fevkalâde ikame= Artmirasçı atama; Muayyen mal vasiyeti= Belli mal bırakma; Vasiyeti tenfız memuru= Vasiyeti yerine getirme görevlisi; Mirasta iade= Mirasta denkleştirme; Mirastan Mahrumiyet^ Mirastan yoksunluk; Taksim= Paylaşma; Gayrimenkul =Taşınmaz; Menkul= Taşınır; Mütemmim cüz= Bütünleyici parça; Teferruat= Eklenti; Müşterek mülkiyet= Paylı mülkiyet; İştirak hâlinde mülkiyet= Elbirliği mülkiyeti; Tabiî semere= Doğal ürün;

Lükata= Bulunmuş eşya; İştira hakkı= Alım hakkı; Şuf a hakkı=Önalım hakkı; Vefa hakkı= Geri alım hakkı; Hukukî tağyir= İşleme; Gayrimenkul mükellefiyeti= Taşınmaz yükü; Sükna hakkı= Oturma hakkı; temettü=kâr payı gibi.

B)Aynen korunması zorunda kalınan kavram ve terimler Aşağıdaki kavram, deyim ve terimlerin arı Türkçe tam karşılığı bulunamadığından aynen korunması zorunda kalınmıştır:

Ehliyet, velayet, veli, vasi, kayyım, nafaka, tazminat, vakıf, irat, tasrıye, ret, miras, tereke, vasiyet, vasiyetname, mirastan feragat, iptal, tenkis, miras sebebiyle istihkak davası, aynî hak, mül kiyet, istihkak davası, define, zilyetlik, irtifak, intifa hakkı, üst hakkı, mecra, rehin, ipotek, ipotekli borç senedi, irat senedi, hapis hakkı, tescil, şerh, beyan, terkin, ihraz.

C) Arı Türkçe olarak karşılığı bulunamayan sözcükler Feragat, temlik, tevdi, tasarruf, intifa, muacceliyet, gaip, menfaat, takyit, müteselsil, miktar, ıs- ' lah, usul, ihbar, halefiyet, zanaatkar, ibraz, rücu, mahsup, gasp, fer'i, fiilî hâkimiyet, ihtar, tahsil, teb liğ, takip, emtia, gibi.

II- ESASA İLİŞKİN YENİLİKLER Tasarıda yürürlükteki Kanuna oranla çeşitli kurumlarda oldukça önemli ve köklü değişiklikler yapılmıştır. Bunlardan bir kısmı, günümüzde ortaya çıkan bir takım yeni ihtiyaçlara cevap vermek amacıyla; diğer bir kısım ise, yabancı hukuk sistemlerinde, özellikle İsviçre ve Alman hukukların da gerçekleşen değişiklikler ve gelişmelerden esinlenmek suretiyle yapılmıştır.

Değişikliklerin önemli ve oldukça büyük bir kısmı aile hukuku alanında ve özellikle kadın-erkek eşitliğini zedelediği iddia edilen hükümlerde yapılmış, böylece bütün modern hukuk sistem lerinde benimsenmiş olan ve yürürlükteki Kanunda da büyük ölçüde yer verilmiş bulunan "eşitlik ilkesi", yeni düzenlemeyle daha da pekiştirilmiş, bu ilkeye ters düşen düzenlemelerin hepsi değiş tirilmiştir. Aşağıda bu değişiklikler yeri geldikçe açıklanacaktır.

A) BAŞLANGIÇ Yürürlükteki Kanunda "Başlangıç" başlığını taşıyan kısımda yedi madde hâlinde düzenlenen konular, Tasarıda da aynen korunmuştur. Bu kısımda "Medenî hukukun kaynakları ve uygulan ması"; "hakların kullanılması ve yükümlerin yerine getirilmesinde uyulması gereken davranış biçimi" (objektif hüsnüniyet); "hakların kazanılmasında aranılan iyiniyet (sübjektif hüsnüniyet)";

"hâkimin takdir yetkisi"; "Borçlar Kanununun genel hükümlerinin medenî hukukun diğer alanların da da uygulanması şartları"; "ispat yükü" ile "resmî sicil ve senetlerin ispat işlevi" düzenlenmek tedir.

Bu konularda önemli değişiklikler yapılmıştır. Öncelikle birinci maddenin kenar başlığı ile içeriği uyumlu hâle getirilmiş "Kanunu medenînin tatbiki" biçimindeki başlık, maddenin içeriğini yansıtır şekilde "Hukukun uygulanması ve kaynakları" olarak değiştirilmiştir.

İkinci ve üçüncü maddelerde geçen "Hüsnüniyet" terimi karışıklığa yol açtığından farklı konulara ilişkin olmaları dikkate alınarak "Dürüstlük kurallarına uymak" ve "İyiniyet" terimlerine dönüştürülmüştür.

Dördüncü maddedeki "hak ve nısfetle" deyimi "hukuka ve hakkaniyete" şekline dönüştürülmüştür.

Beşinci maddenin ifade biçimi değiştirilerek Medenî Kanun ile Borçlar Kanununun genel nitelikteki hükümlerinin uygun düştükleri ölçüde "tüm özel hukuk ilişkilerine" uygulanacağı hük me bağlanmış, böylece maddenin uygulama alanı genişletilmiştir.

B) KİŞİLER HUKUKU Yürürlükteki Kanunda olduğu gibi Tasanda da birinci kitap "Kişiler Hukuku"nu oluşturmak tadır. Bu kitap iki bölüme ayrılmış olup birinci bölümde "Gerçek Kişiler", ikinci bölümde "Tüzel Kişiler" düzenlenmiştir.

1) Gerçek Kişiler Bölümü Bu bölüm biri "Kişilik", diğeri "Kişisel Durum Sicili" başlığını taşıyan iki ayırımdan oluşmak tadır.

"Kişilik" başlığını taşıyan birinci ayırımda kişilere tanınan hak ve fiil ehliyetleri, hısımlık, yerleşimyeri, kişiliğin korunması, kişiliğin başlangıcı ve sonu gibi konular düzenlenmiştir.

Bu ayırımda yer alan hükümlerde terim, deyim ve ifadenin arılaştırılmasından başka esasa iliş kin önemli değişiklikler yapılmıştır.

Hak ehliyetini düzenleyen 8 inci maddenin birinci fıkrasındaki "Her şahıs.." deyimi "Her in san.." şeklinde değiştirilerek bu maddede düzenlenen ehliyetin gerçek kişilerle ilgili olduğu vur gulanmıştır.

Ergin kılınmayı düzenleyen 12 nci maddede vasinin dinlenmesi şartına yer verilmemiştir.

Tasarının 463 üncü maddesi uyarınca, vesayet altındaki küçüğün ergin kılınmasında vesayet ve denetim makamlarının izni gerekli olduğundan, ayrıca vasinin dinlenmesine gerek görülmemiştir.

Yürürlükteki Kanunun ikametgâhı düzenleyen 21 inci maddesinin "Kanunî ikametgâh" biçimindeki kenar başlığı anlaştırılarak "Yasal yerleşimyeri" şeklinde değiştirilmiş, ancak kadın-erkek eşitliğinin sağlanması amacıyla "Kocanın ikametgâhı karının ikametgâhı addolunur" hükmü Tasarıya alınmamıştır.

Kişilerin kısmen bile olsa vazgeçemeyecekleri hususun haklar değil, hak ve fiil ehliyetleri ol duğu 23 üncü maddenin birinci fıkrasında açıklığa kavuşturulmuştur.

Saldırının hukuka aykırılık niteliğini ortadan kaldıran sebeplerden bazıları 24 üncü maddenin ikinci fıkrasında örnek olarak belirtilmiş, bütün sebeplerin sayılması yoluna gidilmemiştir.

Yürürlükteki Kanunun gaiplik kararının verilmesinde yetkili mahkemeyi düzenleyen 31 inci maddesinin ikinci fıkrasında geçen "pederinin mukayyet olduğu mahal" deyimi, kadın-erkek eşit liğini sağlayacak şekilde "anasının veya babasının kayıtlı olduğu yer" biçiminde değiştirilmiştir.

"Kişisel Durum Sicili" başlığı altında düzenlenen ikinci ayırımda sicillerin tutulmasından doğan zararlardan doğrudan doğruya görevli memurların sorumlu olacağını öngören Yürürlükteki Kanunun 37 nci maddesi hükmünün Anayasanın 129 uncu maddesindeki ilkeyle çeliştiği dikkate alınarak, maddeye sorumluluk konusunda "Kişisel durum sicilinin tutulmasından doğan zararlar kusurlu memura rücu edilmek kaydıyla Devletçe tazmin edilir." hükmü konulmuş, böylece medenî hukukta sorumluluk konusunda vesayet organları ve tapu memurları ile nüfus memurları arasındaki farklılık da ortadan kaldırılmıştır.

Yürürlükteki Kanunun 29 uncu maddesine sonradan 3444 sayılı Kanunla eklenen ve cinsiyet değişikliği konusunu düzenleyen hükmün yerine Tasarıya 40 mcı madde olarak yeni bir madde ek lenmiş ve bu önemli konu yeniden düzenlenmiştir. Bu düzenleme ile cinsiyet değiştirebilme bazı şartlara bağlanmıştır. Bunlar, on sekiz yaşını tamamlamış olma, bekâr olma, transseksüel yapıda olup cinsiyet değiştirmenin ruh sağlığı açısından zorunluluğunu ve üreme yeteneğinden sürekli olarak yoksunluğunu uzmanlardan oluşan resmî sağlık kurulu raporuyla belgeleme ve mahkemece izin verilmiş olma şartlarıdır.

2) Tüzel Kişiler Bölümü Bu bölüm üç ayırımdan oluşmaktadır. Bunlar "Genel Hükümler", "Dernekler" ve "Vakıflar" başlıklarını taşıyan bölümlerdir.

Birinci ayırımda tüzel kişilerle ilgili genel kurallara yer verilmiştir. Bu ayırımda yapılan önem li değişiklik, tüzel kişiliğin sona ermesi durumunda tasfiyenin "terekenin resmî tasfiyesi" hüküm lerine göre yürütüleceğidir. Bu değişiklik yürürlükteki Kanunun tasfiyeyi tabî tuttuğu hükümlerin dernek ve vakıflara uygulanmasının isabetli olmaması gerekçesiyle yapılmıştır.

Yürürlükteki Kanunun ikinci ayırımda derneklere ilişkin hükümler, ayrıntılı biçimde düzenlenmemektedir. Buna karşılık vakıflar oldukça ayrıntılı biçimde düzenlenmiştir. Bu durum dikkate alınarak Tasarıda derneklerle ilgili hükümler daha ayrıntılı şekilde düzenlenmiş böylece de düzen leme bakımından dernekler ile vakıflar arasında bir denge sağlanmıştır.

Tasarının 80 inci maddesinin ikinci fıkrasında genel kurulun diğer organları haklı sebeplerle her zaman görevden alabileceği hükme bağlanmıştır. Pek tabiîdir ki, haklı sebeple olsa bile görev den alınan diğer organların, sözleşmeden doğan hakları saklı olacaktır. Tabiî olan bu durumun fık rada ayrıca ifade edilmesine gerek görülmemiştir.

89 uncu madde uyarınca, amacı kanuna ve ahlâka aykırı hâle gelen bir derneğin feshi, Cum huriyet savcısı tarafından resen veya bir ilgilinin ihbarı üzerine açılacak bir dava ile istenebileceği gibi, bir ilgilinin de doğrudan doğruya açacağı bir dava ile istenebilecektir.

Vakıflara ayrılmış bulunan üçüncü ayırımda vakfa özgülenecek olan malların ve hakların "yeterli" olması şartı eklenerek açıklık sağlanmıştır. Yürürlükteki Kanunda Vakıflar Genel Müdür lüğüne tanınan temyiz süresi iki aydan bir aya indirilmiştir. Ayrıca eklenen yeni bir maddeyle Vakıf lar Genel Müdürlüğüne ve diğer ilgililere, vakfın kurulmasını engelleyen sebepleri göstermek suretiyle iptal davası açma hakkı tanınmıştır. Tasarının 110 uncu maddesinin kenar başlığı yürürlük teki Kanunda yeralan "istihdam edilenler" ifadesi "çalıştırılanlar" şeklinde değiştirilmiştir.

Tasarıya yürürlükteki Kanunda mevcut olmayan bir hüküm 115 inci madde olarak konulmuş tur. Bu hüküm vakfın geçici olarak faaliyetten alıkonulmasını düzenlemektedir. Madde vakıf kurma özgürlüğüyle yakından ilgili olduğundan, Anayasanın 23.7.1995 tarih ve 4121 sayılı Kanunla değişik 33 üncü maddesinin dördüncü ve sonuncu fıkraları esas alınmak suretiyle kaleme alınmış tır.

C) AİLE HUKUKU Yürürlükteki Kanunda olduğu gibi Tasarıda da ikinci kitap "Aile Hukuku"nu düzenlemektedir.

Bu kitap "Evlilik Hukuku", "Hısımlık" ve "Vesayet" başlıklarını taşıyan üç kışıma ayrılmıştır.

1) EVLİLİK HUKUKU KISMI Tasarı bu kısımda önemli ve köklü değişiklikler getirmektedir. Bu değişiklikler her şeyden ön ce, günümüzde modern hukuk sistemlerinin istisnasız hepsinde temel ilke olarak kabul edilen "kadın-erkek eşitliği" ilkesinin hukukumuzda da eskiden olduğu gibi sürdürülmesi, bu eşitliğe ters düşen hükümlerin kanundan çıkarılması veya eşitliği sağlayacak şekilde düzenlenmesi düşüncesine dayanmaktadır.

Evlilik Hukuku Kısmı "Evlenme","Boşanma","Evlitiğin Genel Hükümleri" ve "Eşler Arasın daki Mal Rejimi" başlıklarını taşıyan dört bölümden oluşmaktadır.

a) Evlenme Bölümü Evlilik Hukuku Kısmının birinci bölümü olan "Evlenme" bölümü dört ayırımdan oluşmaktadır.

Bunlar "Nişanlılık", "Evlenme Ehliyeti ve Engelleri","Evlenme Başvurusu ve Töreni" ile "Batıl olan evlenmeler"den ibarettir.

"Nişanlılık" başlığını taşıyan birinci ayırımda 123 üncü maddede yürürlükteki Kanunda kul lanılan "nişanlanmaktan mütevellit davalar" ifadesi yerine "nişanlılığın sona ermesinden doğan dava hakları" ifadesi tercih edilmiştir. Böylece madde, nişanlılığın sadece bozulması hâlini değil, fakat ölüm ve gaiplik gibi diğer sona erme sebeplerini de kapsayacak biçimde kaleme alınmıştır.

Ayrıca manevî tazminatı düzenleyen 121 inci madde de, tazminatın "uygun bir miktar para" olarak ödenmesi şeklinde kaleme alınarak açıklığa kavuşturulmuştur.

"Evlenme Ehliyeti ve Engelleri" başlığını taşıyan ikinci ayırımda yapılan en önemli değişiklik, evlenme yaşının hem erkek hem kadın bakımından yükseltilmesidir. Gerçekten, 1984 tarihli Öntasarıda kabul edilmeyen yaşları yükseltme konusu, Komisyonca küçük yaştaki kişilerin, özellikle kızların evlenmesine imkân tanınmış olmasının gerek biyolojik, gerek psikolojik açıdan olumsuz et kiler gösterdiği gerekçesiyle kabul edilmiştir. Bu değişiklikle normal evlenme yaşı kadın-erkek far kı da kaldırılarak on yedi yaşın doldurulması, yani on sekizinci yaşa girilmiş olması biçiminde düzenlenmiştir. Olağanüstü evlenme yaşı ise, aynı şekilde kadın-erkek farkı kaldırılarak on altı yaşın doldurulması, yani on yedinci yaşa girilmiş olması biçiminde düzenlenmiştir.

Yürürlükteki Kanunun 89 uncu maddesinin ikinci fıkrasındaki "Akıl hastalıklarından birine müptelâ olan kimse asla evlenemez" hükmü metinden çıkarılmış, daha sonra 133 üncü madde olarak düzenlenen yeni maddeyle "Akıl hastaları evlenmelerinde tıbbî sakınca bulunmadığı resmî sağlık kurulu raporuyla anlaşılmadıkça evlenemez." hükmü getirilmiştir. Bu değişiklikle evlen meleri tıbbî açıdan sakınca doğurmayacak olan bazı önemsiz akıl hastalarının evlenmelerine imkân tanınmıştır.

Bu değişiklik, Komisyona davet edilen adlî tıp uzmanı öğretim üyelerinin akıl hastalıkları konusunda yaptıkları açıklamalara dayanmaktadır. Bu açıklamalarda bazı akıl hastalarının tedavi sonucunda iyileşebilecekleri, bu gibi akıl hastalıklarının hepsinin aynı mahiyette olmadığı, bunların bu sebeple aynı düzenlemeye tâbi tutulmasının isabetli olmayacağı sonucu ortaya çıkmıştır.

Tasarıya yasal temsilcilerin izni konusunda yürürlükteki Kanunda mevcut olmayan yeni bir madde (m. 128) konulmuştur. Bununla yasal temsilcilerin, evlenme yaşına erişmiş olan kişilerin ev lenmelerine hiç de haklı olmayan sebeplerle engel olmaya kalkmaları hâlinde, özellikle kız kaçır ma ve kocaya kaçma gibi olaylar yüzünden aileler arasında kavgalara sebebiyet verecek sonuçların doğmasını önlemek amacıyla hâkimin evlenmeye izin verebilmesi imkânı getirilmiştir.

"Evlenme Başvurusu ve Töreni" başlığını taşıyan üçüncü ayırımda 134 üncü maddeyle birbiriyle evlenecek erkek ve kadının içlerinden birinin oturduğu yerdeki evlendirme memuruna birlikte başvurabilmeleri imkânı getirilmiştir. Yürürlükteki Kanunun 98 inci maddesi ise baş vurunun evlenecek erkeğin ikametgâhındaki evlendirme memuruna yapılması gerektiğini öngör mektedir. Bu değişiklikle de kadın-erkek eşitliği sağlanmış olmaktadır.

"Batıl olan evlenmeler" başlığını taşıyan dördüncü ayırımda evlenmenin mutlak butlanı yanı sıra nisbî butlanı da düzenlenmektedir. Yürürlükteki Kanunun evlenmenin nisbî butlanını düzen leyen 115, 116, 117 ve 118 inci maddelerinde geçen "evlenmenin feshini" deyimi, Tasarıda doğru olarak "evlenmenin iptalini" şekline dönüştürülmüştür. Çünkü bu maddelerde, geçerli olarak doğ mamış olan bir evliliğin iptal yoluyla ortadan kaldırılması düzenlenmektedir. Fesih ise baştan geçer li olan bir evliliğin sonradan belli bir sebebe dayanılarak ortadan kaldırılması yoludur. Bunun en güzel örneği de Tasarının 119 uncu (yürürlükteki Kanunun 94 üncü) maddesinde düzenlenmiş olan gaiplik hâlinde evliliğin feshidir.

Yürürlükteki Kanunun 119 uncu maddesi fesih (doğru olarak iptal) davasının altı ay ve beş yıl lık sürelerin geçmesiyle zamanaşımına uğrayacağını düzenlemektedir. Doktrin ve yargısal içtihat larda öne sürülen görüşlere göre, yenilik doğuran hak olan iptal davası açma hakkına ilişkin süre zamanaşımı değil, hak düşürücü süredir. Bu sebeple Tasarının bu maddeyi karşılayan 152 nci mad desinin kenar başlığı ve metni bu şekilde düzeltilerek kaleme alınmıştır.

b) Boşanma Bölümü "Boşanma" başlığını taşıyan ikinci bölümde boşanma sebeplen ve boşanmanın sonuçlarıyla il gili bazı değişiklikler yapılmıştır.

Komisyon çalışmaları sırasında Medenî Kanunda ayrı ayrı özel boşanma sebeplerine yer veril meyerek bunların yerine Alman Medenî Kanununda (BGB) olduğu gibi, genel bir sebep olarak sadece "temelden sarsılma" ilkesine dayanan bir boşanma sebebinin kabul edilip edilmemesi konusu uzunca süre tartışılmış, ancak yürürlükteki Kanunun 134 üncü maddesinde 3444 sayılı Kanunla yapılan değişikliğin genel bir boşanma sebebi olarak Alman Medenî Kanununun 1555 ve 1567 nci maddelerine benzer bir hüküm içerdiği, bu genel boşanma sebebi dışında Tasarının 161 ilâ 165 inci maddelerinde öngörülen özel boşanma sebeplerinin uygulamada bugüne kadar herhangi bir sorun yaratmamış olmaları ve özellikle "zina"nın özel bir boşanma sebebi olmaktan çıkartılıp genel boşanma sebebi olarak "evlilik birliğinin temelden sarsılması" sebebi içinde değerlendirilmesinin - 1 0- Türk toplumunda yanlış yorumlara yol açabileceği düşüncesiyle, mevcut durumun aynen korun ması görüşü ağırlık kazanmıştır.

Böylece boşanma sebepleri konusunda yürürlükteki Kanunda mevcut düzenlemeden farklı bir düzenlemeye gidilmemiş, sadece kaynak Kanun olan İsviçre Medenî Kanununun 138 inci mad desinde öngörülmüş iken yürürlükteki Kanunumuza her nedense alınmamış olan "onur kırıcı dav ranış" (Ehrenkraenkung) sebebi, Tasarının 162 nci maddesinde mevcut "hayata kast" ve "pek kötü davranış" sebeplerine üçüncü bir sebep olarak eklenmek suretiyle doktrin ve yargısal içtihatlarda or taya atılan görüşlere yer verilmiş olmaktadır.

Tasarının 163 üncü maddesinde düzenlenen "suç işleme" sebebiyle boşanmaya "çekilmezlik şartı" eklenmiş, böylece aynı madde içinde düzenlenen "haysiyetsiz hayat sürme" sebebi ile uyum sağlanarak her iki sebep "nisbî" boşanma sebebi hâline getirilmiştir.

Tasarının 164 üncü maddesinde düzenlenen "terk" sebebiyle boşanmada yürürlükteki Kanunun öngördüğü üç aylık terk süresi altı aya çıkarılmıştır. Sürenin uzatılmasının dayandığı düşünce, eş lerin barışma ve bir araya gelme ihtimalinin daha uzunca bir sürede gerçekleşebileceğidir. Terkeden eşe dördüncü ayın sonunda ihtarda bulunularak iki ay içinde ortak konuta dönmesi gerektiği hususunda uyarılacaktır.

Yürürlükteki Kanunun 134 üncü maddesinde 3444 sayılı Kanunla yeniden düzenlenmiş olan "evlilik birliğinin sarsılması" adlı genel boşanma sebebi aynen korunmuştur.

Boşanma davalarında yetki konusunu düzenleyen 168 inci madde yeniden kaleme alınmış ve yetkili mahkemenin, eşlerden birinin yerleşimyeri veya eşlerin davadan önce son defa altı aydan beri oturdukları yer mahkemesi olması uygun görülmüştür.

Boşanan kadının kişisel durumuyla ilgili olarak yürürlükteki Kanundan ayrılınmak suretiyle Tasarının 173 üncü maddesi, boşanan kadının "evlenmeden önceki soyadını yeniden alabilmesine imkân verecek şekilde kaleme alınmıştır. Çünkü yürürlükteki Kanunun aynı maddeyi karşılayan 141 inci maddesinde öngörülen "bekârlık soyadını yeniden alması" hükmünün çoğu kez boşanan kadının menfaatine ters düşeceği kabul edilmiştir.

Boşanmada maddî tazminatı düzenleyen 174 üncü madde yürürlükteki maddeden farklı olarak daha az kusurlu tarafın da dava açabilmesi imkânını getirmiştir. Yoksulluk nafakasını düzenleyen 175 inci madde yeniden kaleme alınmış ve yürürlükteki Kanunun 144 üncü maddesinde öngörülen "Ancak, erkeğin kadından yoksulluk nafakası isteyebilmesi için, kadının hâli refahta bulunması gerekir." hükmü kadın-erkek eşitliği ilkesini zedelediği için metinden çıkartılmıştır.

Tasarıyla yeni getirilen 178 inci madde, boşanma sebebiyle açılacak davaların boşanma hük münün kesinleşmesinin üzerinden bir yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrayacağını hükme bağ lamıştır. Yürürlükteki Kanunda böyle bir hüküm mevcut değildir. Aynı şekilde yeni getirilen 177 nci maddeyle de boşanmadan sonra açılacak davalarda yetkili mahkemenin, nafaka alacaklısının yer leşimyeri mahkemesi olduğu hükme bağlanmıştır. Yürürlükteki Kanunda bu konuda da bir hüküm mevcut değildir.

Tasarıyla yeni getirilen 181 inci maddenin ikinci fıkrası, boşanma davası devam ederken davacı eşin ölümü hâlinde diğer eşin mirasçı olup olamayacağının şartını düzenlemektedir. Buna göre, mirasçılardan herhangi birinin davayı devam ettirmesi ve davalı eşin kusurlu olduğunun sabit olması hâlinde, davalı eş ölmüş olan davacı eşe mirasçı olamayacaktır. Bu durumda mirasçıların devam ettirdikleri dava, artık boşanmaya yönelik olmayacak (zira ölümle evlilik zaten sona ermiş- - 1 1- tir), bu davada davalının boşanmada kusurlu olup olmadığı karara bağlanacaktır. Başka bir deyişle, bu durumda devam eden dava, boşanmada hangi eşin kusurlu olduğunun saptanmasına yönelik olacaktır.

c) Evliliğin Genel Hükümleri Bölümü "Evliliğin Genel Hükümleri" başlığını taşıyan üçüncü bölümde yapılan değişikliklerin büyük bir çoğunluğu kadın-erkek eşitliğinin sağlanması amacına yöneliktir.

Konutun seçimi, birliğin yönetimi ve giderlere katılma konularını düzenleyen 186 ncı maddey le yürürlükteki Kanunun konutun seçimini kocaya tanıyan hükmü değiştirilmiş ve eşlerin beraber ce oturacakları ortak konutu birlikte seçmeleri ilkesi getirilmiştir. Böylece konutun seçiminde kadına nazaran üstün konuma getirilmiş bulunan kocanın tek başına konutu seçmesi imkânı ortadan kaldırılmıştır. Aynı şekilde, eşitliği sağlamak amacıyla yürürlükteki Kanunun "koca birliğin reisidir" hükmü kaldırılmış, böylece konut seçiminde olduğu gibi evlilik birliğinin yönetiminde de eşlere eşit söz hakkı tanınmış, eşlerin evlilik birliğini beraberce yönetmeleri ilkesi kabul edilmiştir.

Aynı maddenin üçüncü fıkrasında, eşlerin evlilik birliğinin giderlerine katılmaları konusunda da eşitlik ilkesine yer verilmiştir. "Karı ve çocukların infak ve iaşesinin" kocaya ait olduğuna iliş kin hüküm değiştirilerek, bu konuda her iki eşin de giderlere katılma zorunluluğu kabul edilmiş, fakat giderlere katılmada ölçü olarak eşlerin malî güçleri, emek ve malvarlıkları esas alınmıştır.

Kadının soyadı konusunda yürürlükteki Kanunun 153 üncü maddesinde 4248 sayılı Kanunla yapılan ve kadının kocasının soyadının önünde "önceki" soyadını da taşımasına imkân sağlayan değişiklik, tasarının 187 nci maddesinde aynen korunmuştur.

Evlilik birliğinin temsilinde de kadın-erkek eşitliğini sağlayacak biçimde esaslı değişiklik yapılmıştır. Buna göre 188 inci madde uyarınca eşlerden her biri, ortak yaşamın devamı süresince ailenin sürekli ihtiyaçları için evlilik birliğini temsil etme yetkisine sahip olacaklardır. Eşler aynı zamanda birliğin temsili yetkisini kullandıkları hâllerde, üçüncü kişilere karşı müteselsilen sorumlu tutulacaklardır. 189 uncu maddede düzenlenen bu hükümle, bu tür borçlardan sadece kocanın şahsen sorumlu olmasını öngören ilke değişmiş olmakta ve sonuçta kadın-erkek eşitliği sağlanmaktadır.

Temsil yetkisinin kaldırılması, sınırlanması ve kaldırılan yetkinin geri verilmesi konularında da kadın-erkek eşitliğini sağlayan yeni düzenlemeler yapılmıştır.

Yürürlükteki Kanunun "Karının meslek veya san'atı" kenar başlığını taşıyan 159 uncu mad desi, eşitlik ilkesine aykırı bulunarak Anayasa Mahkemesi tarafından 29.11.1990 tarih ve 30/31 sayılı kararla iptal edilmiştir. Komisyon bu maddeyi kadın-erkek eşitliğine uygun şekilde yeniden kaleme alarak Tasarıya 192 nci madde olarak dahil etmiştir. Bu maddeyle eşlerden her birinin mes lek veya iş seçiminde diğerinin iznine bağlı olmadığı, dilediği meslek ve işi seçmekte ve yürütmek te tamamiyle özgür olduğu açıkça dile getirilmiştir.

Tasarıya konulan yeni 194 üncü maddeye göre, aile konutuyla ilgili hukukî işlemler söz konusu olduğunda, örneğin konutla ilgili kira sözleşmesinin feshedilmesi, konutun devredilmesi veya konut üzerindeki hakların tamamen veya kısmen sınırlandırılması gibi işlemlerde eşlerden her biri, diğerinin açık rızasına muhtaç olacaktır. Rıza verilmedikçe bu işlemler yapılamayacaktır. Bu hüküm, bir önceki maddede kabul edilen "eşlerden her birinin diğeri ve üçüncü kişilerle her türlü hukukî işlemi yapabilme" ilkesine getirilmiş bir istisnadır. Aynı maddeyle, aile konutu olarak öz gülenen taşınmazın maliki olmayan eşe, tapu kütüğüne konutla ilgili gerekli şerhin verilmesini is teme hakkı tanınmaktadır. Eğer bu taşınmaz, eşlerden biri tarafından kira yoluyla sağlanmışsa, kira sözleşmesinin tarafı olmayan eş, kiralayana yapacağı bildirimle taraf haline gelecek, konut da bu bildirimle aile konutu niteliğini kazanacaktır. Bu hükümlerle eşlerin menfaatini koruma amacı güdüldüğü açıktır.

"Birlikte yaşamaya ara verilmesi" kenar başlığını taşıyan yeni 197 nci madde, ortak yaşam nedeniyle eşlerden birinin kişiliği, ekonomik güvenliği veya ailenin huzuru tehlikeye düştüğü sürece, o eşe ayrı yaşama hakkı tanımaktadır. Bu hükmün düzenlenmesinde kaynak Kanunun 175 inci maddesinden esinlenilmiştir.

Tasarının 199 uncu maddesiyle İsviçre Medenî Kanununun 178 inci maddesine uygun olarak özel bir önlem mahiyetinde olmak üzere hâkime eşlerden birinin tasarruf yetkisinin sınırlanmasına karar verme yetkisini tanımaktadır. Bu hükümle, boşanmaya kararlı olan kocanın sırf kadına nafaka veya tazminat ödememek için mevcut mallarını başkalarına devretme imkânı önlenmekte ve bu yol la kadın korunmuş olmaktadır. Aynı maddenin üçüncü fıkrasında, hâkimin eşlerden birinin taşınmazlarıyla ilgili olarak tasarruf yetkisini kaldırması hâlinde, tasarruf yetkisinin kaldırılmasına iliş kin önlemin tapuya şerh edilmesine re'sen karar vermesi imkânı getirilmekte ve böylece eşlerin bir birlerinden mal kaçırmaları yolu da kapatılmış olmaktadır.

Yürürlükteki Kanunun karı koca arasında cebrî icra yasağını ve karının koca lehine yapacağı bazı işlemlerin geçerliliğini hâkimin onayına tâbi tutan 167, 168 ve 169 uncu maddeleri kadın-erkek eşitliğine aykırı görüldüğü ve aynı zamanda günümüz şartlarında hiç de gerekli bulunmadığından Tasarıya alınmamıştır.

d) Eşler Arasındaki Mal Rejimi Bölümü Dördüncü Bölüm "Eşler Arasındaki Mal Rejimi" başlığı altında ve beş ayırım hâlinde eşler arasındaki mal rejimlerini düzenlemektedir.

Yürürlükteki Kanuna göre eşler, evlenmeden önce veya evlilik devam ederken Kanunda belir lenen mal rejimlerinden birini evlenme mukavelesi yapmak suretiyle seçebilirler. Eşler bu konuda bir seçim yapmazlarsa, aralarında Kanundan ötürü "mal ayrılığı" rejimi geçerli olacaktır. Kanun "yasal rejim" olan bu rejimin yanında "akdî rejim" olarak "mal ortaklığı" ve "mal birliği" rejimlerini de düzenlemiştir.

Kaynak Kanun olan İsviçre Medenî Kanunu yasal rejim olarak "mal birliği" rejimini benim semiş idi. Ancak, İsviçre'de Medenî Kanununun eşlerin mal rejimini düzenleyen altıncı bölümü (SechsterTitel) 1 Ocak 1988 tarihinde yürürlüğe giren 5 Ocak 1984 tarihli bir Kanunla yeni baş tan düzenlenmiş, mal birliği olarak geçerli olan yasal mal rejimi bu değişiklikte "Edinilmiş Mallara Katılma" (Errungenschaftsbeteiligung) olarak kabul edilmiştir.

Uygulamada hakkaniyete aykırı sonuçlar doğurduğu gözden kaçırılmayarak Ülkemizde geçer li olan "mal ayrılığı" rejiminin değiştirilmesi cihetine gidilerek bunun yerine Tasanda "Edinilmiş Mallara Katılma" rejimi yasal rejim olarak kabul edilmiştir. Bunun yanında eşler dilerlerse akdî rejim olarak "Mal Ayrılığı", "'Paylaşmalı Mal Ayrılığı" ve "Mal Ortaklığı" rejimlerinden birini seçebileceklerdir. Bunun için yapacakları tek şey, 205 inci madde uyarınca noterde bir mal rejimi sözleşmesi yapmaktan veya aralarında yapacakları yazılı sözleşmeyi notere onaylatmaktan ibaret tir.

Edinilmiş Mallara Katılma rejimi 24 madde halinde ayrıntılı biçimde İkinci Ayırımda düzen lenmiştir.

Bu rejimde iki türlü mal vardır: Eşlerin kişisel malları ve edinilmiş mallar.

Kişisel malların nelerden oluştuğu 220 nci maddede bentler halinde sayılmıştır. Bu mallar kanundan ötürü kişisel mal sayılır. Ayrıca eşler mal rejimi sözleşmesiyle bir mesleğin icrası veya iş letmenin faaliyeti sebebiyle doğan edinilmiş mallara dahil olması gereken malvarlığı değerlerini kişisel mal sayılacağını kabul edebilirler. Tasarının 221 inci maddesi eşlere bu imkânı tanımaktadır.

Edinilmiş malların nelerden oluştuğu ise, 219 uncu maddede beş bent halinde sayılmaktadır.

Aynı maddeye göre edinilmiş mal, her eşin bu mal rejiminin devamı süresince karşılığını vererek elde ettiği malvarlığı değerleridir. Böylece bir eşin çalışmasının karşılığı olan edinimleri, çalışma gücünü kaybetmesi sebebiyle kendisine ödenen tazminatlar, kişisel mallarının gelirleri, sosyal güvenlik ve sosyal yardım kurumlarının, sandık ve benzerlerinin yaptığı ödemeler ve nihayet edinil miş malların yerine geçen değerler, bir eşin edinilmiş malı sayılacaktır. Bir eşin bütün malları aksi ispat edilinceye kadar edinilmiş mal olarak kabul edilecek, eşlerden hangisine ait olduğu ispat edilemeyen mallar, onların paylı mülkiyetinde sayılacaktır, (m. 222) Tasarının 223 üncü maddesine göre, her eş yasal sınırlar içinde kişisel mallan ile edinilmiş malları yönetme, bunlardan yararlanma ve bunlar üzerinde tasarrufta bulunma hakkına sahiptir. An cak bir eş diğerinin rızası olmadıkça paylı mülkiyet konusu maldaki payı üzerinde tasarrufta bulunamaz.

Tasarının 224 üncü maddesi eşlerden her birinin kendi borçlarından dolayı üçüncü kişilere kar şı bütün malvarlığıyla sorumlu olmasını öngörmektedir.

Tasarının 225 ve devamı maddelerinde rejimin sona ermesi halleri ile bu durumda tasfiyenin nasıl yapılacağı, eşlerin paylarının nasıl hesaplanacağı, eklenecek değerler, kişisel mallar ile edinil miş mallar arasında denkleştirme, artık değer ve artık değerin paylaştırılması, aile konutu ve ev eş yası üzerinde sağ kalan eşe tanınan haklar düzenlenmektedir.

Edinilmiş mallara katılma rejiminin düzenlenmesinde kaynak İsviçre Medenî Kanununun 196 ilâ 220 nci maddeleri hükümlerinden geniş ölçüde yararlanılmıştır. Hatta birkaç istisna dışında bu hükümlerin tamamen adı geçen Kanundan alındığı da söylenebilir.

Yürürlükteki Kanunda yasal mal rejimi olarak kabul edilen "mal ayrılığı" rejimi, Tasarıda akdî rejim olarak üçüncü ayırımda düzenlenmiştir.

Dördüncü ayırımı oluşturan paylaşmalı mal ayrılığı rejimi mal ayrılığı rejiminin sakıncalarını gidermek amacıyla kısmen edinilmiş mallara katılma rejimine benzeyen yeni bir rejim olarak düzenlenmiştir.

Paylaşmalı mal ayrılığı rejiminde, eşlerden her biri yasal sınırlar içinde kendi malvarlığı üzerinde yönetim, yararlanma ve tasarruf hakkına sahiptir. Bu husus 244 üncü maddede gayet açık bir ifadeyle dile getirilmiştir. 246 nci madde uyarınca eşlerden her biri, kendi borçlarından bütün malvarlığıyla bizzat sorumlu olacaktır.

Paylaşmalı mal rejimi, eşlerden birinin ölümü, başka bir mal rejiminin kabulü, mahkemece ev liliğin iptaline, boşanmaya veya mal ayrılığına geçilmesine karar verilmesi hâllerinde sona erecek tir. Bu durumda rejimin tasfiyesine geçilecektir.

Tasarının 250 nci maddesi uyarınca, eşlerden biri tarafından bu rejimin kurulmasından sonra edinilmiş olup da ailenin ortak kullanım ve yararlanmasına özgülenmiş olan mallar ile ailenin geleceğini güvence altına alma amacıyla yapılan yatırımlar veya bunların yerine geçen değerler, mal rejiminin sona ermesi hâlinde eşler arasında eşit olarak paylaşılacaktır. Ancak, manevî tazminat alacakları ve miras yoluyla edinilen mallar ile karşılıksız kazandırmada bulunanın iradesinden açık ça anlaşılmadıkça, sağlararası veya ölüme bağlı tasarruflarla edinilen mallar eşler arasında paylaşa mayacaktır.

- 1 4- Getirilen 251 inci madde, eşlerden birinin diğer eşin payını azaltmak kastıyla paylaşmadan ön ce bir malı karşılıksız olarak elden çıkarması hâlinde hâkime, diğer eşin alacağı denkleştirme bedelini hakkaniyete uygun biçimde belirleme yetkisi vermektedir.

Paylaşmanın açıkça hakkaniyete aykırı olduğunun veya istemde bulunan eşin mirasçılıktan çıkarılmasını (ıskatını) gerektirecek davranışlarda bulunduğunun anlaşılması hâlinde hâkim, 252 nci madde uyarınca paylaştırma istemini reddedecektir.

Paylaştırma yöntemi 253 üncü maddede; "Paylaştırmanın aynen yapılmasına olanak yoksa, malın maliki eş diğer eşin payını parayla ödeyebileceği gibi malı ona vererek kendi payına düşen bedelin parayla ödenmesini isteyebilir. Paylaştırmada, paylaşım konusu olan malın edinilmesinden doğan borçlar indirilir." şeklinde düzenlenmiştir.

Tasarı eşlerden birinin katkısından doğan hakkını da düzenlemektedir. Buna göre, eşlerden biri diğerine ait olup paylaştırma dışı kalan bir malın edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunmasına hiç ya da uygun bir karşılık almaksızın katkıda bulunmuşsa, mal rejiminin sona ermesi hâlinde, kat kısı oranında hakkaniyete uygun bir bedel ödenmesini isteyebilecektir.

Tasarı, paylaşmalı mal ayrılığı rejimi sona erdiğinde, eşlerden her birine, paylı mülkiyetteki bir malın kendisine özgülenmesinde üstün yararı olduğunu ispat ederek eşine karşılığını ödemek suretiyle bu malın kendisine özgülenmesini isteme hakkı tanımaktadır.

Tasarının 254 üncü maddesinde ekonomik ve sosyal açıdan korunması gereken eşi koruma amacını taşıyan bir hüküm getirilmektedir. Buna göre, evliliğin iptal veya boşanma kararıyla sona erdirilmesi hâlinde, taraflardan birine ait olmakla beraber paylaşım konusu olan konutta paylaş madan sonra da hangisinin kalmaya ve ev eşyasını kullanmaya devam edeceği konusunda tarafların anlaşmaları mümkündür. Eğer taraflar bu konuda anlaşamazlarsa, hâkim hakkaniyet gerektiriyorsa iptal veya boşanma kararıyla birlikte bu hakka hangisinin sahip olacağına kendiliğinden, yani bir is tem olmaksızın karar verecektir. Hâkim karar verirken, olayın özelliklerini, tarafların ekonomik ve sosyal durumlarını ve varsa çocukların menfaatlerini göz önünde bulunduracaktır.

Anlaşma sonucunda bu hakkı elde eden eş veya anlaşmazlık hâlinde karar veren hâkim, bu hakkın şerh edilmesini sağlamak üzere tapu idaresine bildirimde bulunacaklardır. Şerh süresinin sonunda bu hak kendiliğinden sona erecektir.

Aile konutunda kalmaya ve ev eşyasını kullanmaya devam etmesine mahkemece karar veril miş olan tarafın durumunda değişiklik olması, örneğin ekonomik durumunun iyileşmiş veya bu arada kendisine miras yoluyla yeterince mal varlığı değeri kalmış olması durumunda, diğer taraf hâkimden kararını yeniden gözden geçirmesini isteyebilecektir. Hâkim, şartlar gerektiriyorsa, kararını değiştirebilecektir.

Eşlerden birinin ölümü hâlinde, tereke malları arasında ev eşyası veya birlikte yaşanmış konut varsa, sağ kalan eş bunlar üzerinde kendisine, miras ve paylaşmadan doğan hakkına mahsup edil mek ve yetmezse bir bedel eklenmek suretiyle mülkiyet hakkı tanınmasını 255 inci maddenin birinci fıkrasına dayanarak isteyebilecektir. Bu hüküm sayesinde sağ kalan eşin birlikte yaşadıkları ve acı tatlı hatıralarla dolu olan aile konutunda yaşantısını sürdürmesi mümkün olacaktır.

Beşinci bölümde düzenlenen "mal ortaklığına ilişkin hükümler büyük ölçüde İsviçre Medenî Kanununun 221 ilâ 246 ncı maddelerinden yararlanılarak kaleme alınmıştır.

- 1 5- 2) HISIMLIK KISMI Yürürlükteki Kanunda aile hukuku kitabının ikinci kısmının başlığı "Hısımlar" biçimindedir.

Bu kısımda hısımlardan çok hısımlığın nasıl doğacağı veya kurulacağı ve hısımlık ilişkisinin hukukî sonuçları düzenlenmekte olduğundan, başlık kaynak Kanuna da uygun olarak "Hısımlık" şeklinde değiştirilmiştir.

Yürürlükteki Kanunun bu kısmı, "Nesebi Sahih Çocuklar", "Nesebi Sahih Olmayan Çocuk" ve "Aile" başlıklarını taşıyan üç bölümden (babtan) oluşmakta iken, Tasarıda iki bölüm hâlinde düzen lenmiştir. Zira bu sistematik aynen İsviçre'de 1 Ocak 1978 tarihinde gerçekleşen değişiklikle uyum lu olarak "sahih nesep", "sahih olmayan nesep" ayrılığına son vermektedir. Bu itibarla birinci bölümün başlığı "Nesebi Sahih Çocuklar" yerine "Soybağının Kurulması" şeklinde değiştirilmiştir.

Nesep terimi çok eskimiş olduğu ve çoğu kez "mezhep" terimiyle karışıklığa sebep olduğu için, Tasarıda arı Türkçe bir sözcük olan "soybağı" şekline dönüştürülmüştür. İkinci bölüm "Aile" baş lığını taşımaktadır.

a) Soybağının Kurulması Bölümü Bu bölüm "Genel Hükümler", "Kocanın Babalığı", "Tanıma ve Babalık Hükmü", "Evlât Edin me", "Soybağının Hükümleri", "Velayet" ve "Çocuk Malları" olmak üzere yedi ayırım şeklinde düzenlenmiştir.

"Genel Hükümler" başlığını taşıyan ve yürürlükteki Kanunda olmayan birinci ayırımda çocuk ile ana ve çocuk ile baba arasında soybağının kurulmasına ilişkin genel kurallara yer verilmiştir.

Bu ayırımda 282 nci maddenin birinci fıkrası, aslında doğal ve hukukî bir gerçeği dile getir mekle birlikte, Medenî Kanunun soybağını düzenleyen hükümlerinde çocuk ile baba arasında ol duğu gibi, çocuk ile ana arasındaki soybağının da nasıl kurulduğunu açıklayan bir hükmün bulun ması gereğini yerine getirmektedir. İkinci fıkrada, çocuk ile baba arasında soybağının kurulmasını sağlayan hukukî olaylar sayılmaktadır. Buna göre, çocuk ile baba arasında soybağının kurulmasına kaynaklık eden hukukî olaylar, seçenek olarak evlilik, tanıma veya hâkim kararıdır. Üçüncü fıkrada da soybağının kurulmasını sağlayan "evlât edinme" belirtilmektedir.

Yürürlükteki Kanunda mevcut olmayan 282 nci madde kaleme alınırken kaynak İsviçre Medenî Kanununda yapılan ve 1978 yılı başında yürürlüğe giren değişiklik örnek alınmıştır.

İkinci ayırım "Kocanın Babalığı" başlığını taşımaktadır. Bu ayırımda evliliğe dayalı "babalık karinesi" ile bunun sonuçları düzenlendikten hemen sonra, "sonradan evlenme" sayesinde evlilik içinde doğan çocuklara ilişkin hükümlere kendiliğinden tâbi olma, yani koca ile çocuk arasın da soybağının kurulması, kocanın babalığının bu sayede hukuken kabullenilmesi olanağı da yer al makta ve yürürlükteki Kanunun ikinci fasılında olduğu gibi "Nesebin Tashihi" şeklinde bir başlık altında bağımsız bir ayırıma yer verilmemektedir.

Bu ayırımın başlığı, çocuk ile soybağı ilişkisi kurulan kişinin, çocuğu doğuran kadın ile evli olan kişi olması hâline işaret etmek üzere "Kocanın Babalığı" şeklinde belirlenmiştir. Bu ayırımda çocuğu doğuran kadın ile evli olan veya evliliği sona ermiş bulunan kişinin çocuk ile olan soybağı düzenlenmektedir.

Soybağının reddi konusunu düzenleyen 286 nci maddenin ikinci fıkrasında, ilgili olan çocuğa da dava hakkının tanınması gerektiği görüşü benimsenmiştir.

- 1 6- Tasarının 288 inci maddesinin birinci fıkrasında, yürürlükteki metinden farklı olarak "yüz sek sen günlük süre" bir ölçü olarak zikredilmemiş, sadece "evlenmeden önce...ana rahmine düşmüşse" deyimi kullanılmıştır. Çünkü evlilik içinde ana rahmine düşmüş olma olgusunun hangi durumda kabul edileceği, yüz seksen günlük süre ölçüsü de zikredilmek suretiyle zaten bir önceki maddede düzenlenmiştir ki, o maddenin zıt anlamı, evlenmeden önce ana rahmine'düşmenin ne zaman söz konusu olacağını da ortaya koymaktadır.

Tasarının 289 uncu maddesiyle yürürlükteki Kanunda öngörülen bir aylık dava açma süresi bir ve beş yıllık süreler hâline getirilmiştir.

"Karinelerin çakışması" kenar başlığını taşıyan 290 inci madde ile yürürlükteki Kanunda düzenlenmemiş olan önemli bir konu hükme bağlanmaktadır. Kaynak Kanundan esinlenerek kaleme alınan bu maddeye göre, çocuk evliliğin sona ermesinden başlayarak üç yüz gün geçmeden önce doğmuş ve ana da bu arada, yani çocuk doğmadan önce yeniden evlenmiş olursa, ikinci ev lilikteki koca baba sayılacaktır. Ancak bu karine âdi bir karine mahiyetindedir, yani aksi ispat lanarak çürütülebilir. Bu durumda ise, sona eren birinci evlilikteki koca baba sayılacaktır.

Diğer ilgililerin dava hakkının düzenlendiği 291 inci maddenin ikinci fıkrasıyla, ergin olmayan çocuğun dava hakkı hükme bağlanmaktadır. Davayı çocuk adına kayyım açacaktır. Kayyım, atan ma kararının kendisine tebliğinden itibaren bir yıl içinde soybağının reddi davasını açabilecektir.

292, 293 ve 294 üncü maddeler yürürlükteki Kanunun "Nesebin Tashihi" başlığını taşıyan 247 ve devamı maddelerini karşılamaktadır. Madde sonradan evlenme yoluyla çocuk ile koca arasında soybağı kurabilme imkânını düzenlemektedir. Bu durumda çocuk kendiliğinden evlilik içinde doğan çocuklara ilişkin hükümlere tâbi olacaktır.

Üçüncü ayırım "Tanıma ve Babalık Hükmü" başlığı altında çocuk ile babası arasındaki soy bağının "tanıma" ve "babalığa mahkemece karar verilmesi" yoluyla kurulmasını düzenlemektedir.

Tasarıda "sahih nesep -sahih olmayan nesep" farklılığı kaldırıldığı için tanıma ve babalık hükmü, yürürlükteki Kanunun sistematiğinden farklı olarak, soybağının hükümlerinden önce düzenlenmiş tir. Tanıma ve babalık hükmü çocuk ile baba arasında "sahih olmayan (gayri sahih) nesep" değil, normal bir soybağı kurmaktadır.

Tanımanın koşullarını ve şeklini düzenleyen 295 inci maddede, şartları varsa tanımanın babanın babası tarafından da yapılmasına imkân tanıyan yürürlükteki hükme yer verilmemiştir.

Şekil konusunda yürürlükteki Kanundan farklı olarak, tanımanın resmî senet veya vasiyetname ile yapılabilmesi yanında, nüfus memuruna veya mahkemeye yazılı başvuruda bulunmak suretiyle de yapılmasına imkân sağlanmıştır.

Dördüncü ayırımda "Evlât Edinme" düzenlenmektedir. Tasarıyla getirilen yeni düzenleme, ev lât edinme konusunda büyük değişiklikleri içermektedir. Bu değişiklikler aşağıda ilgili maddelerde açıklanacaktır.

Küçüklerin, yani henüz ergin olmamış bulunan kişilerin evlât edinilmesi, onların evlât edinen tarafından iki yıl süreyle bakılmış ve eğitilmiş olmaları koşuluna bağlanmıştır, (m.305) Bir son raki 306 ncı madde uyarınca, evli olmayanların birlikte evlât edinmeleri mümkün olmayacak, an cak eşler birlikte evlât edinebileceklerdir. Ancak eşlerden biri en az iki yıldan beri evli olmaları veya otuz yaşını doldurmuş bulunması koşuluyla diğer eşin önceki evliliğinden olan çocuğunu ev lât edinebilecektir. Bu hüküm, birinci fıkra hükmünün istisnasını oluşturmaktadır.

- 1 7- Eşlerin bir kimseyi birlikte evlât edinebilmeleri için, en az beş yıldan beri evli olmaları veya otuz yaşını doldurmuş bulunmaları gerekecektir. Böylece yürürlükteki Kanunun öngördüğü yaş, otuz beşten "otuza" indirilmiş olmaktadır. Yapılan bu yeni düzenlemeyle örneğin iki yıldan beri ev li olmakla birlikte otuz yaşını doldurmuş bulunan eşler evlât edinebilecekleri gibi, henüz otuz yaşını doldurmamış olmakla beraber en az beş yıldır evli olan eşler de evlât edinebileceklerdir.

Tek başına evlât edinmenin düzenlendiği 307 nci maddeye göre, evli olmayan bir kimse otuz yaşını doldurmuş olduğu takdirde tek başına evlât edinebilecektir.

Aynı madde uyarınca, otuz yaşını doldurmuş olan eş, diğer eşin ayırt etme gücünden sürekli olarak yoksunluğunu veya iki yılı aşkın süreden beri nerede olduğunun bilinmemesi ya da iki yıl dan beri mahkeme kararıyla eşinden ayrı yaşamakta olması yüzünden birlikte evlât edinmesinin mümkün olmadığını ispat ederse, tek başına evlât edinebilecektir. Bu hüküm bir önceki maddeyle getirilen "eşlerin ancak birlikte evlât edinebilecekleri" kuralının istisnasını oluşturmaktadır.

Tasarıyla yeni getirilen 312 nci maddenin birinci fıkrası, küçüklerin evlât edinilmek amacıyla bu işlerle görevli bir kuruma yerleştirilmesi ve ana ve babadan birinin rızasının bulunmaması hâlin de, kural olarak küçüğün yerleştirilmesinden önce, evlât edinen veya evlât edinmeye aracılık yapan kurumun istemi üzerine, hâkimin bu rızanın aranıp aranmamasına karar verebilmesini düzenlemek tedir. Üçüncü fıkra ise, ana ve babadan birinin küçüğe karşı özen yükümlülüğünü yeterince yerine getirmemesi sebebiyle rızasının aranmaması kararının kendisine yazılı olarak bildirilebileceğini hükme bağlamaktadır.

Tasarı, küçüklerin evlât edinilmesinde yürürlükteki Kanundan ayrılarak, evlât edinenin "nesebi sahih furuunun bulunmaması" şartını benimsememiş, böylece altsoyu bulunsa dahi bir kimsenin bir veya birden fazla küçüğü evlât edinebilmesine olanak tanımıştır. Oysa Tasarıda erginlerin ve kısıt lıların evlât edinilmesi, evlât edinenin altsoyunun bulunmaması koşuluna bağlanmıştır. Böylece küçükler ile erginlerin ve kısıtlıların evlât edinilmelerinde farklı bir yol izlenmiştir. Erginlerin ve kısıtlıların evlât edinebilmeleri 313 üncü maddede üç bent hâlinde şu hâllere indirgenmiştir:

1. Bedensel veya zihinsel özrü sebebiyle sürekli olarak yardıma muhtaç ve evlât edinen tarafın dan en az beş yıldan beri bakılıp gözetilmekte ise, 2. Evlât edinen tarafından, küçükken en az beş yıl süreyle bakılıp gözetilmiş ve eğitilmiş ise, 3. Diğer haklı sebepler mevcut ve evlât edinilen, en az beş yıldan beri evlât edinen ile aile halinde birlikte yaşamakta ise.

Evlât edinme kararının, evlât edinenin oturmayeri; birlikte evlât edinmede eşlerden birinin oturmayeri mahkemesince verileceği 315 inci maddeyle öngörülmüştür. Bunu izleyen maddede, evlât edinmeye ancak esaslı sayılan her türlü durum ve koşulların kapsamlı biçimde araştırılmasın dan ve gerektiğinde uzmanların görüşünün alınmasından sonra karar verileceği vurgulanmaktadır.

Bu aşamada, evlât edinenin altsoyu varsa onların evlât edinmeyle ilgili tavır ve düşüncelerinin de değerlendirilmesi gerekecektir.

Tasarının 320 nci maddesi yürürlükteki Kanunda düzenlenmemiş olan "evlâtlık işlemlerinde aracılık" kurumunu hükme bağlamaktadır. Uygulamada çoğu kişiler evlât edinmeyi, bir çok aileler de kendi çocuklarının evlât edinilmesini arzuladıkları hâlde, bunları bir araya getiren kurumlar ve bu kurumların yasal statülerini düzenleyen hükümler mevcut olmadığı için, Ülkemizde evlât edin me işlemleri sağlıklı ve etkin biçimde gerçekleştirilememektedir. Yeni getirilen bu madde, Ül- - 1 8- kemizde bu alanda mevcut olan söz konusu eksikliği gidermek amacını taşımaktadır. Bu yeni hük me göre, evlât edinme işlemlerinde aracılık sadece Devletin kendi yetkili kurumları tarafından yapılabilecek, gerçek kişiler ve özel hukuk tüzel kişileri bu faaliyetleri yürütemeyeceklerdir.

Küçüklerin evlât edinilebilmeleri için, ayırt etme gücüne sahip bulunan küçüğün rızası gerek li olduğu gibi, ana ve babasının rızası da gerekecektir. Rıza, küçüğün veya ana ve babasının otur dukları yer mahkemesinde sözlü veya yazılı olarak açıklanmak suretiyle tutanağa geçirilecektir (m.309). Ancak, rıza küçüğün doğumunun üzerinden altı hafta geçmeden önce verilemeyecektir.

Ana ve babaya, verdikleri rızayı bir defa geri alabilmeleri imkânı tanınmıştır. Ancak, geri almadan sonra verilecek rıza kesin rıza sayılacaktır (m.310).

Beşinci ayırım "Soybağınm Hükümleri" başlığını taşımakta ve yürürlükteki Kanunun 259 ilâ 261 inci maddelerinin yer aldığı "Nesep Sıhhatinin Umumî Hükümleri" başlıklı dördüncü faslını karşılamaktadır.

Çocuğun soyadı konusunun düzenlendiği 321 inci maddeye göre çocuk, ana ve baba evliyse ailenin soyadını taşıyacaktır. Eğer ana ve baba evli değilse, yani çocuk yasal olmayan bir birleşme sonucunda dünyaya gelmişse, ananın soyadını taşıyacaktır. Ancak, ana önceki evliliğinden dolayı çifte soyadı taşımakta ise, o zaman çocuk onun bekârlık (kızlık) soyadını taşıyacaktır.

Tasarıyla yeni getirilen 323 üncü madde ana ve babanın, kendi velayetleri altında bulunmayan, örneğin ana ve babadan alınarak başka bir kimsenin koruma ve gözetimine bırakılmış olan çocuk ile uygun bir biçimde kişisel ilişki kurulmasını isteme haklarını düzenlemektedir. Bir sonraki 324 üncü madde ise, ana ve babanın bir önceki madde uyarınca çocuk ile kurabilecekleri kişisel ilişkinin sınırlarını belirlemektedir. Buna göre, ana ve babadan herbiri diğerinin çocuk ile kişisel ilişkisini zedelemekten, çocuğun eğitilmesini ve yetiştirilmesini engellemekten kaçınmak zorundadırlar.

İkinci fıkrada belirlenen hâllerde kişisel ilişki kurma hakkının reddedilmesi veya onlardan geri alın ması söz konusu olacaktır.

Yeni getirilen 325 inci madde ise olağanüstü hâllerin mevcut olması durumunda çocuğun men faatine uygun düştüğü ölçüde çocuk ile kişisel ilişki kurulmasını isteme hakkının diğer kişilere, özellikle hısımlara da tanınabilmesini hükme bağlamaktadır. Bu ilişkilerin kurulmasıyla ilgili bütün düzenlemelerde çocuğun oturduğu yer mahkemesi yetkili kılınmıştır, (m.326) Ancak, aynı madde uyarınca, çocuk ile kişisel ilişkiye yönelik bir düzenleme yapılıncaya kadar, velayet hakkına sahip veya çocuk kendisine bırakılmış olan kimsenin rızası dışında kişisel ilişki uygulanması mümkün olmayacaktır. Örneğin çocuğun korunması ve gözetimi bir başka kimseye bırakılmışsa, mahkemece düzenleme yapılıncaya kadar ana ve baba, çocuğun kendisine bırakıldığı bu kimsenin rızası ol madıkça çocukları ile kişisel ilişki kuramayacaklardır.

Çocuğun bakımıyla ilgili olarak getirilen yeni 328 inci madde, ana ve babanın bakım borcunun çocuğun ergin olmasına kadar devam edeceğini, ancak çocuk ergin olmuş olsa bile bakım borcunun çocuğun eğitiminin sona ermesine kadar ana ve babadan durum ve koşullara göre beklenebilecek ölçüde olmak üzere devam edeceğini hükme bağlamaktadır.

Tasarının 329 uncu maddesi yürürlükteki Kanunda mevcut olmayan "nafaka davası açma hakkı"nı düzenlemektedir. Buna göre, küçüğe fiilen bakan ana veya baba diğerine karşı doğrudan doğ ruya kendi adına nafaka davası açabilecektir. Küçük de ayırt etme gücüne sahip ise nafaka davası açabilecek, sahip değilse onun adına bu davayı atanacak kayyım veya vasi açabilecektir. Nafaka miktarı çocuğun ihtiyaçları ile ana ve babanın hayat koşulları ve ödeme güçleri dikkate alınarak belirlenecek ve her ay peşin olarak ödenecektir. Durumun değişmesi hâlinde hâkim, istem üzerine nafaka miktarını yeniden belirleyecek veya kaldıracaktır.

- 1 9- Babalık davası ile birlikte nafaka istenir ve hâkim, babalık olasılığını kuvvetli bulursa, hüküm den önce çocuğun ihtiyaçları için uygun bir nafakaya karar verebilecektir. Soybağı tespit edilirse davalı uygun nafaka miktarını depo etmeye veya geçici olarak ödemeye mahkûm edilebilecektir.

Yürürlükteki Kanunda bulunmayan yeni bir maddede (m.334) ana ve babanın nafaka yüküm lülüklerini ileride de yerine getirmeyeceklerine dair veri oluşturan bazı hâller sayılmakta ve bun ların varlığı hâlinde hâkimin, ana ve babayı uygun bir güvence sağlamaya mahkûm edebileceği yahut başka önlemlerin alınmasına karar verebileceği hükme bağlanmaktadır.

Altıncı ayırım "Velayet" konusunu düzenlemektedir. Bu ayırım yürürlükteki Kanunun yedinci babının beşinci faslını karşılamaktadır. Bu ayırımda yer alan maddelerin bazıları İsviçre Medenî Kanununun 1976 tarihli değişikliğinden esinlenilerek düzenlenmiş, bazıları yürürlükteki Kanundan, bazıları ise 1984 tarihli Öntasarıdan alınmıştır.

Tasarının 335 inci maddesinde ergin olmayan çocuklar üzerinde velayet hakkının ana ve babaya ait olduğu kuralı tekrarlandıktan sonra, 336 ncı maddede evlilik devam ettiği sürece ana ve babanın velayeti birlikte kullanacakları vurgulanmaktadır. Yürürlükteki Kanunun velayetin yürütül mesinde ana ve babanın anlaşamamaları hâlinde babanın oyuna üstünlük tanıyan 263 üncü mad desindeki hüküm, kadın-erkek eşitliğini bozmakta olduğundan Tasarının bu maddesine alınmamıştır.

Tasarıya yeni konulan 337 nci maddeyle, ana ve baba evli değilse velayetin anaya ait olduğu hükme bağlanmıştır. Ancak, aynı maddede ananın küçük, kısıtlı veya ölmüş olması ya da velayetin kendisinden alınmış olması durumunda, hâkimin çocuğun menfaatine göre çocuğa vasi atama ya da velayeti babaya verme konusunda yetkili olduğu açıklanmaktadır.

Yürürlükteki Kanunda düzenlenmemiş olan bir başka konu da yeni 338 inci maddeyle hükme bağlanmıştır. Buna göre, eşler ergin olmayan üvey çocuklarına da özen ve ilgi göstermekle yüküm lüdürler. Bir eş, kendi çocuğu üzerinde velayeti kullanan eşine uygun bir şekilde yardımcı olacak, hatta durum ve koşullar zorunlu kılarsa çocuğun ihtiyaçları için onu temsil edecektir. Bu madde hükmü, bir sosyal ahlâk gerekliliğini, Medenî Kanunda yer alan bir özel hukuk kuralı düzeyine çıkarmaktadır.

"Çocuk Malları" başlığını taşıyan yedinci ayırımda düzenlenen maddelerde yürürlükteki Kanuna nazaran büyük ve önemli değişiklik olmamıştır.

Değişiklik getiren bir hüküm 354 üncü maddededir. Yürürlükteki Kanun çocuk malları üzerin de istifade (yararlanma) hakkı tanırken, Tasarı daha sınırlı bir anlamı olan "kullanma" deyimini ter cih etmiş, böylece de çocuğu korumak amacıyla, ana ve babanın çocuk mallarını sadece kul lanabilecekleri, onlardan yararlanamayacakları hükme bağlanmıştır.

355 inci maddeyle getirilen değişiklik, çocuk mallarının gelirlerinin çocuğa sarfedilmesinden sonra artan kısmın aile ihtiyacına sarfedileceği, kalanın ise çocuğun mallarına katılacağı şeklindedir.

Kısmen kaynak Kanunun 320 nci maddesinden alman yeni 356 ncı maddede, çocuğa yapılan sermaye biçimindeki ödemelerin, tazminat ödemelerinin ve maddî değeri olan benzeri edimlerin, olağan ihtiyaçlar gerektirdiği ölçüde çocuğun bakımı için kısmen kullanılabileceği hükme bağlan maktadır. İkinci fıkra, çocuğun bakımı, eğitimi ve yetiştirilmesi için zorunluluk varsa, hâkimin ana ve babaya, belirlediği miktarlarda çocuğun diğer mallarına da başvurma yetkisi tanıyabileceğini belirtmektedir.

- 2 0- Tasarının 359 uncu maddesinde yürürlükte olan Kanundaki "küçüğün kazancının, yanlarında yaşadığı sürece, ana ve babaya ait olduğuna" ilişkin hükme yer verilmemiş, ancak ana ve baba ile birlikte yaşayan çocuğun kendi bakımı için uygun bir katkıda bulunması esası getirilmiştir. Bir ön ceki 358 inci maddede de yeni bir hüküm olarak ölüme bağlı tasarruf yoluyla çocuğun saklı payının ana ve babanın yönetimi dışında bırakılabileceği hükme bağlanmıştır.

Çocuk mallarının geri verilmesinde ana ve babanın sorumluluğu yürürlükteki Kanundan fark lı biçimde düzenlenmiştir. Yürürlükteki Kanun onların intifa hakkı sahibi gibi sorumlu olacaklarını öngörmüş iken, Tasarı onları "vekil" gibi sorumlu tutmaktadır.

b) Aile Bölümü Bu bölüm "Nafaka Yükümlülüğü", "Ev Düzeni" ve "Aile Malları" başlıklarını taşıyan üç ayırımdan oluşmaktadır.

Ayırımın başlığında yer alan "Nafaka" terimi eski bir terim olmakla beraber, uygulamada geniş ölçüde alışılmış ve anlamı herkes tarafından bilinmekte olduğundan, değiştirilmesi yoluna gidilmeyerek aynen korunmuştur.

Birinci ayırımda 364 üncü maddeye eklenen üçüncü fıkrayla eşin ve ana ve babanın bakım borçlarına ilişkin hükümlerin saklı olduğu vurgulanmıştır.

Kaynak Kanundan esinlenerek kaleme alınan yeni 366 ncı madde, korunmaya muhtaç kişilerin bakımının bununla yükümlü kurumlar tarafından sağlanacağını öngörmektedir. Esasında bu hüküm le korunmaya muhtaç kişilere ilişkin özel kanunlara yollama yapılmaktadır. Maddede özellikle "korunmaya muhtaç çocuklardan" değil, fakat "korunmaya muhtaç kişilerden" söz edilmektedir. Bu kurumlar, söz konusu kişiler için yaptıkları giderleri nafaka yükümlüsü hısımlarından isteyebilecek lerdir.

İkinci ayırımda "Ev Hakimiyeti" düzenlenmektedir.

367 nci madde, sadece "aynı çatı altında" sözcüklerinin çıkarılması suretiyle, yürürlükteki Kanundan aynen alınmıştır. 368 inci maddede yapılan tek değişiklik, ev başkanının göstermesi gereken özenle ilgilidir. Yürürlükteki metinde bu özen, ev başkanının kendi eşyasına göstereceği özen ile aynı iken, maddede bu ölçüden ayrılınmış ve somut olayın özelliğine göre gösterilmesi •gereken objektif bir özen aranmıştır.

Ev başkanının sorumluluğunu düzenleyen 369 uncu maddeye, yürürlükteki Kanunun 320 nci maddesindeki hükme ilâveten, "bu dikkat ve özeni gösterseydi dahi zararın meydana gelmesini en gelleyemeyeceğini" deyimi konulmuş, böylece ev başkanının Borçlar Kanununun 55 ve 56 ncı maddelerinde olduğu gibi sorumluluktan kurtulabilmesi olanağı kabul edilmiştir.

Tasarıya konulan yeni 370 ve 371 inci maddeler uyarınca talep edilebilecek denkleştirme bedelinin istenmesi zamanı düzenlenmektedir.

"Aile Mallan" başlığını taşıyan üçüncü ayırımda yer alan hükümlerde esasa ilişkin önemli değişiklik yapılmamış, sadece bazı deyim ve terimler anlaştırılmıştır. "Aile şirketi emvali" eskimiş bir terim olduğundan "Aile malları ortaklığı" şeklinde; "Hissei temettü şartiyle şirket" terimi ise "Kazanç paylı aile malları ortaklığı" şeklinde değiştirilmiştir.

3) VESAYET KISMI Aile hukuku kitabının üçüncü kısmında düzenlenen vesayet, "Vesayet Düzeni", "Vesayetin Yürütülmesi" ve "Vesayetin Sona Ermesi" başlıklarını taşıyan üç bölümden oluşmaktadır.

- 2 1- Vesayet kısmında düzenlenmekte olan kurumlarda ve bunlara ilişkin hükümlerde önemli ve esaslı değişiklikler söz konusu değildir. Daha çok şekle ilişkin olarak bazı terim ve deyimler anlaş tırılmış, bu suretle maddelerin içerikleri ile uyum sağlanmış ve hükümlerin daha kolay anlaşılması mümkün hâle getirilmiştir. Örneğin alışılmış olmaları sebebiyle vesayet, vasi, vesayet makamı, aile meclisi ve kayyım terimleri aynen korunurken, "kanunî müşavir" yerine "yasal danışman" terimi tercih edilmiştir. Aynı şekilde "vesayet teşkilâtı" yerine "veyaset düzeni"; "vesayet uzuvları" yerine "vesayet organları" terimlerine yer verilmiştir.

a) Vesayet Düzeni Bölümü Özel vesayetin kurulmasında istemde bulunacakları belirleyen 399 uncu maddeye, yürürlük teki metinde geçen "vesayet altındaki kimsenin yakın kan veya sıhrî hısımlarından iki reşidin" deyimi yerine, "vesayet altına alınan kişinin fiil ehliyetine sahip iki yakın hısımının" deyiminin konulması tercih edilmiştir.

"Vesayeti Gerektiren Hâller" başlığını taşıyan ikinci ayırımda istek üzerine kısıtlanmayı düzenleyen 408 inci maddede sayılan hâllere "ağır hastalık" hâli de eklenmiştir.

Yürürlükteki Kanunun 356 ncı maddesini karşılayan 406 ncı maddenin kenar başlığı anlaştırıl mış, ayrıca hem kenar başlığında, hem de madde metninde "ayyaşlık" yerine "alkol veya uyuş turucu madde bağımlılığı" deyiminin kullanılması uygun görülmüştür. Bu suretle ayyaşlığın sadece alkol bağımlılığını ifade etmediği vurgulanmıştır.

409 uncu maddede akıl hastalığı veya akıl zayıflığı sebebiyle kısıtlamaya ancak resmî sağlık kurulu raporu üzerine karar verilebileceği hükmü getirilmiş, bu suretle herhangi bir hekimin raporuyla karar verme imkânı ortadan kaldırılmıştır.

"Vasinin atanması" başlıklı dördüncü ayırımda vasiliği kabul yükümlülüğünü düzenleyen mad dede yapılan değişiklikle, bu yükümlülüğün sadece erkekler için değil, fakat kadınlar için de ön görüldüğünü vurgulamak üzere yürürlükteki Kanunda yer alan "erkekler" sözcüğü "vasiliğe atananlar" şekline dönüştürülmüştür. Böylece erkekler aleyhine bozulan eşitlik de giderilmiş olmak tadır.

Vasilikten kaçınma sebeplerini düzenleyen 417 nci maddeye yürürlükteki metinde sayılanlar dan başka Cumhurbaşkanı, Bakanlar Kurulu üyeleri, hâkimlik ve savcılık mesleği mensupları da eklenmiş, böylece kaçınabilecekleri alanı bir ölçüde genişletilmiştir.

Beşinci ayırımın başlığı yürürlükteki Kanunda "Kayyımlık" iken Tasarıda bu başlığa "Yasal Danışmanlık" da eklenmiştir. Zira bu ayırımda aynı zamanda yasal danışmanlık da düzenlenmek tedir.

429 uncu maddenin kenar başlığı yürürlükteki Kanunda "Mahdut ehliyet" tir. Oysa bu mad dede ehliyet konusu değil, "yasal danışmanlık" düzenlenmektedir. Bu sebeple başlık "Yasal danış manlık" olarak değiştirilmiştir. Ayrıca madde içerisinde de "reyi alınmak üzere müşavir" yerine "yasal danışmanı" deyimi kullanılmıştır. Maddenin birinci bendinde "husumet" deyimiyle kas tedilen, "dava açma"dır. Bu sebeple "dava açma" şeklinde terim değişikliği yapılmıştır.

Yürürlükteki Kanunda beş ayırımdan (fasıldan) oluşan birinci bölüm (bab), Tasarıda "Koruma Amacıyla Özgürlüğün Kısıtlanması" başlıklı yeni bir ayırımın eklenmesiyle altı ayırımdan oluşur duruma gelmiştir.

- 2 2- Yürürlükteki Kanunda ve 1984 tarihli Öntasarıda mevcut olmayan bu altıncı ayırım, İsviçre Medenî Kanununda 1 Ocak 1981 tarihinde yürürlüğe girmiş bulunan yeni düzenlemeden esin lenerek ve aynı düzenlemenin Ülkemiz için de gerekli ve yararlı olduğu düşünce ve inancıyla Tasarıya alınmıştır. Nitekim aynı ihtiyaç Anayasamızın 19 uncu maddesinde de açıkça ifade edil miştir.

432 nci madde ve onu izleyen maddelerde, kişinin korunması amacıyla özgürlüğünün kısıtlan ması söz konusu olup, bu denli önemli bir konunun koşulları, hüküm ve sonuçları, bir takım özel hükümlerin konulmasını gerektirmiştir.

432 nci maddede kişinin bir kuruma yerleştirilmesi veya alıkonulması belli sebeplere bağlan mıştır. Bunlar toplum için tehlike oluşturan akıl hastalığı, akıl zayıflığı, alkol veya uyuşturucu mad de bağımlığı, ağır tehlike arzeden bulaşıcı hastalık veya serserilik hâlleridir. Ağır tehlike arzeden hastalıkların neler olduğunun belirlenmesi tıp biliminin işi olmakla beraber, buraya AİDS, ilerlemiş verem, kolera ve veba gibi bulaşıcı hastalıkların gireceği düşünülebilir. Madde sadece ergin kişilerin bir kuruma yerleştirilmesini veya kurumda alıkonulmasını öngörmektedir. Ergin olmayan kişiler, yani küçükler bu maddenin kapsamına girmemektedir. Bu kişilere ilişkin koruma önlemleri daha önceki maddelerde hükme bağlanmıştır. Ergin kişinin bu madde uyarınca bir kuruma yerleş tirilmesi veya kurumda alıkonulması için, kısıtlı olup olmaması önemli değildir. Kısıtlı olmamasına karşın eğer maddede sayılan sebeplerden biri söz konusu ise, yani kişi toplum için bir tehlike oluş turuyor ise, bu kişi bir kuruma yerleştirilebilecek ya da kurumda alıkonulmaya devam edilecektir.

433 ve devamı maddelerde bu konuda karar vermeye yetkili vesayet makamı, bildirim yüküm lülüğü, itiraz, usul ve yargılama usulü konuları düzenlenmektedir.

b) Vesayetin Yürütülmesi Bölümü Bu bölüm "Vasinin Görevleri", "Kayyımın Görevleri", "Vesayet Dairelerinin Görevleri" ve "Vesayet Organlarının Sorumluluğu" başlıklarını taşıyan dört ayırımdan oluşmaktadır.

Birinci ve daha sonraki ayırımlarda esasa ilişkin olarak büyük ve önemli değişiklik yapıl mamış, bazı küçük değişikliklerle yetinilmiştir. örneğin yürürlükteki Kanunun 392 nci maddesinde vasinin bağış yapamayacağı öngörülmüş iken, Tasarının bu maddeyi karşılayan 449 uncu maddesin de yapılması yasak olan bağışın "önemli" olması şartı getirilmektedir.

454 üncü maddenin kenar başlığı "malların idaresi" yerine "malvarlığının yönetilmesi" şeklin de değiştirilmiştir. Çünkü burada mallar değil, malvarlığının kül hâlinde yönetilmesi söz konusudur.

Aynı şekilde 451 inci maddenin kenar başlığı da içeriğiyle uyumlu olmak üzere "vesayet altındaki kişinin yapabileceği işler" şeklinde kaleme alınmıştır. Yürürlükteki maddenin kenar başlığı ise "Küçüğün tasarrufu" şeklindedir.

Vasilik süresi yürürlükteki Kanunda dört yıl iken, yeni düzenlemede bu süre kaynak Kanuna da uygun olarak iki yıla indirilmiştir.

Vesayet organlarının sorumluluğunun düzenlendiği dördüncü ayırımda, vesayet ve denetim makamı gibi organlarda görevli olanların haksız fiilleriyle verdikleri zararlardan dolayı Devlet'in doğrudan doğruya sorumlu olması esası getirilmiştir. Aynı maddede Devlet, vasi, kayyım ve yasal danışmanların verdikleri zararlardan da sorumlu tutulmuştur. Ancak, burada Devletin sorumluluğu, bu kişilerin zararı ödeyememeleri hâlinde ikinci derecede bir sorumluluk olarak düzenlenmiştir.

— 2 3-

c) Vesayetin Sona Ermesi Bölümü Bu bölüm "Vesayeti Gerektiren Hâllerin Sona Ermesi", "Vasilik Görevinin Sona Ermesi" ve "Vesayetin Sona Ermesinin Sonuçları" olmak üzere üç ayırımdan oluşmaktadır.

Bu ayırımlarda esasa ilişkin önemli değişiklik yapılmamıştır. Değişiklikler daha çok şekil ve ifadenin arılaştırılması yönünde olmuştur.

Esasa ilişkin bir değişiklik, yürürlükteki Kanunun 429 uncu maddesinde hafif yolsuzlukta sulh mahkemesi tarafından vasiye verilmesi öngörülen yirmi beş liralık para cezasının, bu maddeyi kar şılayan 485 inci maddeden kaldırılması olmuştur. Zira Medenî Kanunda para cezasına ilişkin bir hükmün yer alması söz konusu olmamak gerekir.

D) MİRAS HUKUKU Tasarının "Miras Hukuku" başlığını taşıyan üçüncü kitabı iki kısımdan oluşmaktadır. Bunlar "Mirasçılar" ve "Mirasın Geçmesi" başlıkları altında düzenlenmektedir.

1) MİRASÇILAR KISMI Bu kısım biri "Yasal Mirasçılar" diğeri "ölüme Bağlı Tasarruflar" olmak üzere iki bölüme ay rılmıştır.

a) Yasal Mirasçılar Bölümü Tasarının 497 nci maddesine eklenen yeni bir hükümle, büyük analar ve büyük babaların ken di çocukları yani mirasbırakanın amcası, halası, dayısı veya teyzesi hayatta iseler, mirasbırakandan önce ölmüş olan büyük analar ve büyük babalara düşen miras paylarının onların çocuklarına, yani yukarıda sayılan kişilere geçmesi imkânı sağlanmıştır. Yürürlükteki Kanunun 441 inci maddesinde 14.11.1990 tarihli ve 3678 sayılı Kanunla yapılmış olan değişiklik, söz konusu miras paylarının bu kişilere geçmesini önlemektedir. Bu ise, Türk toplumunun aile yapısı ve amca, hala, dayı ve teyze ile yeğenleri arasındaki aile bağlarına ters düşmektedir. Bu sebeple, yapılan değişiklik sayesinde sağ kalan eş varsa, büyük analar ve büyük babalardan birinin mirasbırakandan önce ölmüş olması hâlin de, ona düşen pay kendi çocuğuna, yani mirasbırakanın amca, hala, dayı veya teyzesine geçecektir.

500 üncü maddede, yürürlükteki 447 nci maddede geçen "kendisini evlât edinen kimseye, nesebi sahih füruu gibi mirasçı olurlar" ifadesi tamamen çıkarılmış, bunun yerine evlâtlığın "evlât edinene kan hısımı gibi mirasçı olurlar" ifadesi konulmuştur. Zira yeni düzenlemeyle sahih- sahih olmayan nesep ayırımı kaldırılmış bulunmaktadır.

501 inci maddeye, bunu karşılayan 448 inci maddede "Hazine" sözcüğü yerine daha doğru olan "Devlet" sözcüğü konulmuştur. Zira mirasçı olan Devlettir.

b) Ölüme Bağlı Tasarruflar Bölümü Bu bölüm "Tasarruf Ehliyeti", "Tasarruf özgürlüğü", "Ölüme Bağlı Tasarrufların Çeşitleri", "Ölüme Bağlı Tasarrufların Şekilleri", "Vasiyeti Yerine Getirme Görevlisi", "Ölüme Bağlı Tasarruf ların İptali ve Tenkisi" ve "Miras Sözleşmesinden Doğan Davalar" başlıklarını taşıyan yedi ayırım dan oluşmaktadır.

Birinci ayırımda yer alan ve yürürlükteki Kanunun 450 nci maddesini karşılayan 503 üncü maddeye, miras sözleşmesi yapabilmek için, tasarrufta bulunanın "kısıtlı olmaması" koşulu da ek lenmiş, böylece bilimsel ve yargısal içtihatlardaki görüşlerle uyum sağlanmıştır.

Yürürlükteki 451 inci maddenin "Batıl tasarruflar" şeklindeki kenar başlığı, bunu karşılayan 504 üncü maddede doğru ve içeriğine uygun olarak "irade sakatlığına dönüştürülmüştür. Zira mad dede bu konu düzenlenmektedir.

"Tasarruf Özgürlüğü" başlığını taşıyan ikinci ayırımın saklı paylan düzenleyen 506 ncı mad desinde, mirasbırakanın tasarruf özgürlüğünün genişletilmesi yönündeki eğilimler göz önünde tutularak saklı pay oranlan yeniden belirlenmiştir. Saklı paylı mirasçılarda değişiklik yapılmamış, sadece onların alacakları saklı payların azaltılması yoluna gidilmiştir. Maddenin dördüncü bendin de sağ kalan eşin saklı payı belli miktarda artırılmıştır. Yürürlükteki Kanunun 453 üncü maddesinin ikinci fıkrası, indirilmiş saklı pay oranlarıyla ilgilidir. Sağ kalan eş dışındaki saklı pay sahibi miras çıların saklı pay oranları oldukça düşürülmüş olduğundan, bu fıkra hükmü yeni düzenlemede mad deye alınmamıştır.

Yürürlükteki Kanunun 457 nci maddesinde mirasçılıktan çıkarma sebebi olarak "ağır bir cürüm" öngörülmüş iken, Tasarının bunu karşılayan 510 uncu maddesinde bunun yerine "ağır bir suç" deyimi kullanılmıştır. Kaynak Kanun da "cürüm" yerine "suç" sözcüğünü kullanmaktadır.

Tasarının 513 üncü maddesinde yürürlükteki metinde geçen "keenlemyekün" sözcüğü yerine "iptal olunur" deyimi kullanılmıştır. Bu suretle genel ilkeye uygun olarak mirasçılıktan çıkarma tasarrufunun kendiliğinden hükümsüz kalması yerine, iptal edilmesi gereği kabul edilmiştir. Bunun sonucu olarak buradaki iptal davası da ölüme bağlı tasarrufların iptaline ilişkin 557 nci madde hükümlerine tâbi tutulmuştur.

Üçüncü ayırımda ölüme bağlı tasarrufların çeşitleri düzenlenmektedir. Yürürlükteki Kanunun 464 üncü maddesinin kenar başlığı "Muayyen bir malda tasarruf şeklindedir. Bunun yerine 517 nci maddenin kenar başlığında "belirli mal bırakma" deyimi kullanılmış, böylece konunun daha iyi an laşılması sağlanmıştır. Mirasbırakanın belli bir malını bir başkasına bırakması, bu hükme göre o kimsenin mirasbırakan tarafından mirasçı olarak atandığı anlamına gelmez.

520 nci maddenin kenar başlığı, yürürlükteki 467 nci maddedeki "Alelade ikame" yerine "Yedek mirasçı atama"; 468 inci maddenin kenar başlığı olan "Fevkalâde ikame" yerine de 521 in ci maddenin kenar başlığı "Ardmirasçı atama" şekline dönüştürülmüştür.

Yürürlükteki Kanunun 473 üncü maddesini karşılayan 526 ncı maddeye eklenen ikinci fıkray la, ölüme bağlı tasarrufla kurulması öngörülen vakfın, mirasın açılması anında değil, ancak bundan sonraki yasal koşulların gerçekleşmesiyle tüzel kişilik kazanacağı vurgulanmıştır.

Dördüncü ayırımda ölüme bağlı tasarrufların şekilleri düzenlenmektedir, Yürürlükteki Kanunun 482 nci maddesinde geçen "okuyamama veya imza edememe" yerine bu maddeyi karşılayan 535 inci maddede "bizzat okumaz veya okuyamazsa ve bizzat imzalamaz veya imzalayamazsa" ifadesi kullanılmıştır. Zira bu madde sadece okuyup yazamayan kişilerin vasiyetnamesini düzenlememektedir. Burada okuyup yazma bildiği hâlde, bedensel bir özrü nedeniyle imza yeteneğine sahip olmayan kişilerin vasiyeti de söz konusudur.

536 ncı maddenin kenar başlığı maddenin içeriğine uygun olarak "Düzenlemeye katılma yasağı" şeklinde değiştirilmiştir. Maddeye kaynak Kanunun 503 üncü maddesinin ikinci fıkrasına paralel olarak ikinci fıkra eklenmiş, böylece bize alınmamış olan ikinci fıkranın yarattığı tereddüt ler de giderilmeye çalışılmıştır.

El yazılı vasiyetnamenin düzenlendiği 538 inci maddede "yer" koşulu metinden çıkarılmıştır.

Yer koşulu Fransız Medenî Kanununda da bulunmadığı gibi, daha önce hazırlanan 1971 ve 1984 tarihli Öntasanlar da yer koşulunu metne almamışlardır.

- 2 5- Sözlü vasiyetin düzenlendiği 539 uncu maddede, yürürlükteki metinde geçen "salgın hastalık" yerine sadece "hastalık" deyimine yer verilmiş, böylece sadece hastalık durumu, sözlü vasiyet için yeterli görülmüştür. Üçüncü fıkrada, tanıkların okur yazar olması şartı aranmamıştır. 540 inci maddeye eklenen yeni üçüncü fıkra ile ülke dışında seyreden bir ulaşım aracında yapılan sözlü vasiyetin sorumlu yöneticiye; sağlık kurumlarında tedavi edilmekte olanların vasiyetinin sağlık kurumunun en yetkili yöneticisine tevdi edilmesi imkânı getirilmiştir.

546 ncı maddenin ikinci fıkrasında, mirasbırakanın miras sözleşmesinden tek taraflı olarak dönebilmesi için öngörülen davranışların, miras sözleşmesinin yapılmasından sonra olması koşuluna yer verilmiştir.

Yürürlükteki Kanunun 495 inci maddesi, ölenin mirasçılarının ölüm tarihinde elde kalan mik tarı geri vermekle yükümlü olduklarını öngörmüştür. Bu hüküm haksızlıklara yol açtığından yeni düzenlemede 548 inci maddede "ölüm tarihindeki zenginleşmeyi geri isteyebilirler" şeklinde düzel tilmiştir.

"Vasiyeti Yerine Getirme Görevlisi" başlıklı beşinci ayırımda bazı değişiklikler yapılmıştır. Bu ayırımda yer alan yürürlükteki hükümlerin yetersizliği bilimsel içtihatlarda eleştiri konusu olmuş tur. Bu eleştiriler dikkate alınarak Alman Medenî Kanununun 2197 ilâ 2228 inci maddeleri ile İtal yan Medenî Kanununun 700 ilâ 711 inci maddeleri göz önünde tutularak bu ayırıma yedi madde tahsis edilmiştir.

Bu maddelerde birden çok atanma hâlinde uyulacak esaslar, vasiyeti yerine getirme görev lisinin görev ve yetkileri, tereke malları üzerinde hangi koşullarda tasarrufta bulunabileceği, görevinin sona ermesi, denetlenmesi, sorumluluğu gibi konular düzenlenmektedir.

Altıncı ayırım "Ölüme Bağlı Tasarrufların İptali ve Tenkisi" başlığını taşımaktadır. Yürürlük teki 499 uncu maddede yer alan ilk üç bentte değişiklik yapılmamış, bu maddeyi karşılayan 557 nci maddeye eklenen yeni dördüncü bentle şekle aykırılığın da iptal sebebi oluşturduğu hükme bağlan mıştır. 558 inci maddenin üçüncü fıkrasında yürürlükteki 500 üncü maddeden farklı olarak "vasiyet namenin tanzimine iştirak edenlere veya aileleri efradından birine" ifadesi yerine "ölüme bağlı tasarrufla kendilerine, eşlerine veya hısımlarına" ifadesi kullanılmıştır.

Yürürlükteki 501 inci madde iptal davaları için belirtilen süreleri zamanaşımı olarak öngör mektedir. Oysa bu sürelerin zamanaşımı değil, hak düşümü süresi olduğu görüşü ağır basmaktadır.

Bu sebeple süreler 559 uncu maddede hak düşümü süresi olarak düzenlenmiştir. Yürürlükteki mad dede öngörülen otuz yıllık süre 713 üncü maddede olduğu gibi kaynak Kanundan ayrılmak suretiy le iki madde arasında paralellik sağlamak amacıyla 559 uncu maddede yirmi yıla indirilmiştir.

Yürürlükteki 506 ncı maddenin "Muayyen bir şeyin vasiyeti" şeklindeki kenar başlığı 564 ün cü maddenin kenar başlığında "Bölünmez mal vasiyetinde" şeklinde değiştirilmiştir. Yürürlükteki madde bu konuyu ölüme bağlı tasarruf açısından düzenlemekte ise de, Yargıtay içtihatları bunun belirli mala ilişkin sağlararası kazandırmaların tenkisinde de uygulanmasını kabul etmektedir. İşin mahiyetine uygun olan bu çözüm kabul edilerek maddeye yeni ikinci fıkra eklenmiştir.

Yürürlükteki 511 inci maddede geçen "batıldır" sözcüğü bu maddeyi karşılayan 569 uncu mad deye alınmamıştır. Burada butlan değil, tasarrufun tenkisi söz konusudur. Madde buna uygun olarak kaleme alınmıştır.

- 2 6- 513 üncü maddede öngörülen süreler zamanaşımı süresi olarak düzenlenmiştir. Oysa bilimsel görüşler ve İsviçre Federal Mahkemesi bu sürenin hak düşümü süresi olduğunu kabul etmektedir.

Bu sebeple bunu karşılayan 571 inci madde hem kenar başlığı, hem de içeriği itibarıyla değiş tirilerek, bu sürenin hak düşürücü süre olduğu hükme bağlanmıştır.

"Miras Sözleşmesinden Doğan Davalar" başlığını taşıyan yedinci ayırımda düzenlenen 572 nci madde kaynak Kanuna uygun olarak üç fıkra hâline getirilmiş, yürürlükteki metinde geçen "mal larını teslim eylediği" sözcüğü yeni düzenlemede "malvarlığını miras sözleşmesiyle atadığı miras çıya devretmişse" olarak kaleme alınmıştır.

Yürürlükteki 515 inci maddenin kenar başlığı "B. Tenkis I. Geri verme"dir. Bu başlık isabetli değildir. Zira bu madde mirastan feragat durumunda tenkis; bunu izleyen 516 ncı madde ise geri verme konularını düzenlediğinden, kenar başlıklar bu maddeleri karşılayan 573 ve 574 üncü mad delerde düzeltilmiştir. Ayrıca 515 inci maddede geçen "mallar" sözcüğü yerine, daha üst ve geniş bir kavram olarak kaynak Kanunun 535 inci maddesinde de kullanılan "edimler" deyimine 573 ün cü maddede yer verilmiştir.

Yürürlükteki 516 ncı maddenin "Muhayyerlik" şeklindeki kenar başlığı, bu maddeyi karşılayan 574 üncü maddenin kenar başlığında "Geri verme" şekline dönüştürülmüştür.

2) MİRASIN GEÇMESİ KISMI Bu kısım "Mirasın Açılması", "Mirasın Geçmesinin Sonuçlan" ve "Mirasın Paylaşılması" baş lıklarını taşıyan üç bölümden oluşmaktadır.

a) Mirasın Açılması Bölümü Bu bölümdeki hükümlerde de bir takım değişiklikler yapılmıştır.

Yürürlükteki 517 nci maddenin kenar başlığı "A. Açılma sebebi" şeklindedir. Oysa burada mirasın hangi anda açıldığı ve terekenin hangi andaki değerinin esas alınacağı hususları düzenlen mekte olduğundan, bu maddeyi karşılayan 575 inci maddenin kenar başlığı "Açılma ve değerlen dirme anı" şeklinde değiştirilmiştir.

576 ncı maddenin birinci fıkrasında, miras malları nerede bulunursa bulunsun miras işlerinin tek elden, yani aynı mahkeme tarafından yürütülmesinin uygun olacağı düşüncesiyle, mirasın mal varlığının tamamı için mirasbırakanın yerleşim yerinde açılacağı düzenlenmiş, yürürlükteki metin de yer alan "mahkeme" sözcüğü yeni metne alınmamıştır. Çünkü mahkeme sözcüğü, mirasın mut laka bir dava veya mahkemeye yapılacak bir başvuru ile açılacağı izlenimini yaratmaktadır.

Yürürlükteki 519 uncu maddenin "Ehliyet" şeklindeki konu başlığı bu kez 577 nci maddenin konu başlığında "Mirasa ehliyet" şeklinde ifade edilmiştir. Zira burada söz konusu olan, genel an lamda fiil ehliyeti değil, mirasçı olabilme ehliyetidir.

581 inci maddenin ikinci fıkrasının yeni düzenlemesinde, mirasbırakandan önce ölmüş olan vasiyet alacaklısının vasiyet alacağı hakkının mirasçılarına geçmeyeceği hükme bağlanarak, miras çının haklarının kendi mirasçılarına geçeceğine ilişkin hükmün aksine bir hüküm getirilmiş olmak tadır. Bu durumda vasiyet alacağı vasiyet alacaklısının mirasçılarına geçmeyecek, vasiyeti yerine getirmekle yükümlü olan mirasçılar lehine ortadan kalkacaktır. Ancak, bu düzenleme emredici nitelikte değildir, mirasbırakan dilerse aksini kararlaştırabilir.

b) Mirasın Geçmesinin Sonuçları Bölümü "Mirasın Geçmesinin Sonuçları"nın düzenlendiği bu bölüm, "Koruma Önlemleri", "Mirasın Kazanılması", "Resmî Defter Tutma", "Resmî Tasfiye" ve "Miras Sebebiyle İstihkak Davası" ayırımlarından oluşmaktadır.

- 2 7- Birinci ayırımın "İhtiyatî Tedbirler" şeklindeki başlığı yeni düzenlemede "Koruma Önlemleri" şeklinde değiştirilmiştir.

589 uncu maddeye yeni eklenen bir fıkrayla, koruma önlemleriyle ilgili giderlerin, ileride terekeden alınmak üzere, istemde bulunan kişi tarafından; eğer önleme hâkim re'sen karar vermişse Devlet tarafından karşılanması esası kabul edilmiştir.

598 inci maddenin kenar başlığı, yürürlükteki 538 inci maddenin "Malların itası" şeklindeki kenar başlığının içeriğiyle uyumlu olmaması sebebiyle "Mirasçılık belgesi" şeklinde ifade edilmiş tir. Yürürlükteki madde sadece atanmış mirasçılara mirasçılık belgesi verilmesini öngörmektedir, Oysa yasal mirasçıların da böyle bir belgeye ihtiyaç duyduklarına şüphe yoktur. Bu sebeple yeni düzenlemede yasal mirasçılara da yer verilmiştir.

İkinci ayırımda mirasın kazanılması düzenlenmektedir.

Yürürlükteki Kanunun 549 uncu maddesini karşılayan 609 uncu maddeye eklenen yeni iki fık ra ile reddin şekli ve ret iradesinin açıklanması üzerine yapılacak işlemlere açıklık getirilmiştir.

Yürürlükteki Kanunun 553 üncü maddesini karşılayan 613 üncü madde yeniden kaleme alınarak altsoyun tamamının mirası reddetmesi hâlinde, bunların payının sağ kalan eşe kalacağı hükme bağlanmış ve böylece sağ kalan eş daha fazla korunmuştur.

Üçüncü ayırımın başlığı "Resmî Defter Tutma" şeklinde değiştirilmiştir. Bu ayırımda yer alan maddelerde esasa ilişkin önemli değişiklik yapılmamıştır.

Dördüncü ayırımda "Resmî Tasfiye" başlığı altında terekenin resmen tasfiyesi düzenlenmek tedir. Bu ayırımda yer alan hükümlerde de esasa ilişkin değişiklik yapılmamıştır.

Beşinci ayırımda "Miras Sebebiyle İstihkak Davası" düzenlenmektedir. Bu davanın adının 1971 tarihli Öntasarıda önerildiği gibi "Mirasçılık Davası" şeklinde arılaştırılması düşünülmüş ise de, bu terimin söz konusu davayı tam anlamıyla ifade etmediği ve ayrıca hâlen kullanılmakta olan terimin uygulamada yerleşmiş olduğu dikkate alınarak değiştirme yoluna gidilmemiştir.

637 nci maddeye eklenen yeni bir fıkra ile, miras sebebiyle istihkak davası vesilesiyle miras çılık sıfatı tartışmalı ise, hâkimin bunu da çözmesi hükme bağlanmıştır.

Yürürlükteki Kanunun 579 uncu maddesinde zamanaşımı iyiniyetli olmayanlara karşı otuz yıl dır. Mülkiyetin olağanüstü zamanaşımıyla kazanılmasına ilişkin yirmi yıllık süre ile miras sebebiy le istihkak davası arasında paralellik sağlamak üzere bu süre Tasarının 639 uncu maddesinde yirmi yıla indirilmiştir.

c) Mirasın Paylaşılması Bölümü Bu bölüm "Paylaşımdan Önce Miras Ortaklığı", "Paylaşmanın Nasıl Yapılacağı", "Mirasta Denkleştirme" ve "Paylaşmanın Tamamlanması ve Sonucu" başlıklarını taşıyan dört ayırımdan oluşmaktadır.

Birinci ayırımda "Paylaşımdan Önceki Miras Ortaklığı" düzenlenmektedir.

Yürürlükteki Kanunun 581 inci maddesini karşılayan 640 inci maddeye eklenen yeni bir fıkra ile, mirasçılardan her birinin hakkını korumak için tek başına dava açmasına imkân sağlanmıştır.

641 inci maddenin ikinci fıkrasında yapılan yeni düzenlemeyle, maddede belirtilen çocuklar ile torunlara verilecek uygun tazminat, terekenin paylaşılmasından önce hak sahiplerine ödenecek, bundan sonra geri kalan tereke değerleri mirasçılar arasında paylaşılacaktır.

- 2 8- Mirasbırakanın ölümünde onunla birlikte yaşayan ve onun tarafından bakılan kimselerin geçim masraflarının terekeden sağlanması süresi, yürürlükteki Kanunda bir ay iken 645 inci maddede Ül kenin koşullan da göz önünde bulundurularak üç aya çıkarılmıştır.

İkinci ayırımda "Paylaşmanın Nasıl Yapılacağı" hükme bağlanmıştır.

652 nci maddedeki yeni hüküm, sağ kalan eşin korunması amacıyla getirilmiştir. Bu hükmün kaleme alınmasında İsviçre Medenî Kanununa 1984 yılında eklenen 612 a maddesinden esinlenil miştir. Getirilen yeni hüküm, eşler arasındaki mal rejimiyle ilgili 240 inci maddeyle aynı yöndedir.

Burada, sağ kalan eşe konut ve ev eşyasıyla ilgili olarak mülkiyet ya da haklı sebeplerin varlığı hâlinde talep üzerine intifa veya oturma (sükna) hakkının tanınması olanağı getirilmektedir.

656 ncı maddenin yürürlükteki Kanunda karşılığı yoktur. Bu yeni madde, mirasın paylaşılması sırasında, taşınmazların bölünmelerine kısıtlama getiren özel kanunların dikkate alınacağını vur gulamak için konulmuştur.

Tarımsal işletmelerin varlık ve bütünlüğünü korumaya yönelik olan 662 nci madde hükmü Tasarıya yeni konulmuş bir hükümdür. Bu hükmün Ülkemiz açısından yararlı olacağı düşünülmüştür.

Yeni getirilen 663 üncü maddeyle, mirasçılar arasında ergin olmayan, fakat ayırt etme gücüne sahip bulunan altsoy hısımların bulunması hâlinde, bunların ergin olmalarına kadar paylaşmanın er telenmesi kabul edilmiştir.

667 nci maddenin ikinci fıkrasında tarımsal işletmenin gelir değeriyle, sınaî işletmenin ise sürüm değeriyle özgüleneceği ilkesi kabul edilerek, yine tarımsal işletmenin varlığının korunması amaçlanmıştır. Maddenin kenar başlığı da içeriğine uygun olarak "Yan sınaî işletme" şeklinde kaleme alınmıştır.

668 inci maddenin yürürlükteki Kanunda karşılığı yoktur. Bu yeni madde İsviçre Medenî Kanununa eklenen 625 bis maddesinden alınmıştır. Burada, işletmenin bir bütün olarak özgülenmesini mirasçılardan hiç birisi istemez ya da böyle bir istekte bulunmasına karşın bu istek red dedilirse, mirasçılardan her birinin işletmenin bir bütün hâlinde satılmasını isteyebileceği kabul edilerek, işletmenin varlığının ve bütünlüğünün korunması amaçlanmıştır.

Üçüncü ayırım "Mirasta Denkleştirme" başlığını taşımaktadır. Bu ayırımın başlığı yürürlük teki Kanunda "Mirasta İade" şeklindedir. Bu başlık, düzenlenen kurumu daha iyi açıklaması bakımından "Mirasta Denkleştirme" şeklinde değiştirilmiştir. Zira burada, alınanı fiilen geri verme anlamında bir "iade" değil, terekeye geri verilmiş gibi kâğıt üzerinde değerinin terekenin hesabın da göz önünde tutulması ve paylaşma sonucu mirasçıya düşecek paydan indirilmesi söz konusudur.

Bu ise "iade" değil, bir "denkleştirme"dir.

669 uncu maddenin ikinci fıkrasına yürürlükteki Kanunda bulunmayan, fakat İsviçre Medenî Kanununun 626 ncı maddesinde yer alan "bir malvarlığını devretme" hususu da karşılıksız kazan dırmalar arasına eklenmiştir.

673 üncü maddenin kenar başlığı kaynak Kanuna uygun olarak "Denkleştirme değeri" şeklin de değiştirilmiştir. İkinci fıkrayla getirilen yeni hüküm, maddenin amacına uygun olarak yarar ve zarar ile gelir ve giderler hakkında mirasçılar arasında sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre iş lem yapılacağını düzenlemektedir. Oysa yürürlükteki madde mirasçıların sorumluluğu konusunda "zilyedin haklarına" ilişkin hükümlere yollama yapmaktadır.

Dördüncü ayırım "Paylaşmanın Tamamlanması ve Sonucu"nu düzenlemektedir.

Yeniden kaleme alınan 676 ncı maddenin ikinci fıkrasıyla, paylaşmanın tereke mallarının tamamını kapsamasının zorunlu olmadığı ifade edilmiştir. Mirasçılar, tereke mallarının tamamı - 2 9- veya bir kısmıyla ilgili olarak elbirliği mülkiyetinin paylı mülkiyete dönüştürülmesini kabul edebilirler. Böylece paylaşmanın paylı mülkiyete dönüşüm şeklinde gerçekleşmesine de olanak sağ lanmış olmaktadır.

677 nci maddenin birinci fıkrasına, miras payının devrinin terekenin tamamı veya bir kısmı üzerinde olabileceği hükmü eklenmiştir. Böylece doktrinde ve yargı kararlarında kabul edilen, payın devrinin terekenin tamamı üzerindeki payı kapsamasının zorunlu olmadığı yolundaki görüşe yasal dayanak sağlanmak istenmiştir.

E) EŞYA HUKUKU Medenî Kanunun dördüncü kitabını oluşturan "Eşya Hukuku", "Mülkiyet", "Sınırlı Aynî Hak lar", "Zilyetlik ve Tapu Sicili" başlıklarını taşıyan üç kısımdan oluşmaktadır.

1-MÜLKİYET KISMI Bu kısım, "Genel Hükümler", "Taşınmaz Mülkiyeti" ve "Taşınır Mülkiyeti" bölümlerini içer mektedir.

a) Genel Hükümler Bölümü Yürürlükteki 621 inci maddeyi karşılayan 686 ncı maddenin birinci fıkrasında, yürürlükteki metinde geçen "temliki tasarruflar" deyimi taahhüt işlemlerini hariç bıraktığından sadece "tasarruf lar" şekline getirilmiştir.

Yürürlükteki Kanunun 623 üncü maddesinin "Birden ziyade kimselerin bir şey üzerinde mül kiyeti" ve "Müşterek mülkiyet" şeklindeki konu ve kenar başlığı, bu maddeyi karşılayan 688 inci maddede "Birlikte mülkiyet" ve "Paylı mülkiyet" şeklinde değiştirilmiştir. Konu başlığı olarak seçilen "Birlikte Mülkiyet" terimi her iki tür mülkiyeti de daha iyi şekilde ifade etmektedir. Doktrin ve uygulamada da "müşterek mülkiyet" yerine "paylı mülkiyet" terimi kullanılmaktadır. İsviçre Medenî Kanununun paylı mülkiyete ilişkin hükümleri 1965 yılında yürürlüğe giren kanunla esaslı bir değişikliğe uğramıştır. Yeni düzenlememizde İsviçre'deki bu değişiklikler de göz önünde tutularak bu mülkiyet türü günün şartlarına uygun hâle getirilmiştir. Paylı mülkiyet yeni bir düzen lemeye tâbi tutulduğu için, yürürlükteki maddenin "1. Hissedarlar arasındaki münasebetler" biçimindeki kenar başlığı, "1. Genel kurallar" şeklinde değiştirilmiştir.

Yeni getirilen 689 uncu maddeyle, paydaşların kendi aralarında oybirliğiyle anlaşarak yarar lanma, kullanma ve yönetime ilişkin olarak kanun hükümlerinden farklı düzenleme yapmalarına imkân tanınmıştır.

Tasarının 693 üncü maddesini tamamen karşılayan bir hüküm yürürlükteki kanunda mevcut değildir. Yeniden düzenlenen bu madde, paylı mala ilişkin yararlanma, kullanma ve koruma esas larını belirlemektedir.

695 inci madde kaynak Kanunun 647 nci maddesinden alınmıştır. Paydaşların yararlanma, kul lanma ve yönetime ilişkin konularda yaptıkları düzenleme ve aldıkları kararlar ile mahkemece verilen kararların, sonradan paydaş olanları veya pay üzerinde aynî hak kazananları bağlayacağı, bunun için taşınmazlarda, yararlanmaya, kullanmaya ve yönetime ilişkin kararların tapu kütüğüne şerh edilmesi gerektiği esası getirilmiştir.

Yürürlükteki Kanunun 627 nci maddesini karşılayan 698 inci maddenin ikinci fıkrası ile, taşın mazlarda paylı mülkiyetin devamına ilişkin sözleşmelerin resmî şekilde yapılması ve bunun tapu kütüğüne şerh edilebilmesi öngörülmüştür. Böylece, söz konusu sözleşmelerin sonraki paydaşlara etkili olmasının nasıl sağlanacağı hususunda yürürlükteki Kanun döneminde ortaya çıkan tereddüt lere son verilmek istenmiştir.

- 3 0- Yürürlükteki Kanunda Tasarının 700 üncü maddesini karşılayan bir madde yoktur. Yeni getirilen bu madde, bir pay üzerinde intifa hakkı kurulması hâlinde, diğer paydaşlardan biri üç ay içinde paylaşma isteminde bulunursa, satış yoluyla yapılacak paylaşmada pay üzerinde intifa hak kı bulunmaksızın satışın yapılması ve intifa hakkının söz konusu paya düşen bedel üzerinde devam etmesi esasını öngörmektedir. Üç ay geçtikten sonra yapılacak paylaşma istemleri ise, intifa hakkını etkilemeyecektir.

701 inci maddenin kenar başlığı yürürlükteki maddede kullanılan "İştirak hâlinde mülkiyet" yerine "Elbirliği mülkiyeti" şeklinde değiştirilmiştir.

702 nci maddeye eklenen dördüncü fıkra ile, ortaklardan her birinin, topluluğa giren hakların korunmasını sağlayabileceği, bu korumadan da bütün ortakların yararlanacağı öngörülmüştür.

b) Taşınmaz Mülkiyeti Bölümü Bu bölüm, "Taşınmaz Mülkiyetin Konusu, Kazanılması ve Kaybı" ve "Taşınmaz Mülkiyetinin İçeriği ve Kısıtlamaları" başlıklarını taşıyan iki ayırımdan oluşmaktadır.

Birinci ayırımda 704 üncü maddeye üçüncü bent olarak "kat mülkiyeti kütüğüne kayıtlı bağımsız bölümler" eklenmiş, yürürlükteki üçüncü bentte yer alan "madenler" maddeye alınmamış tır.

706 ncı maddenin kenar başlığı "Mülkiyeti nakleden akitler" yerine "Hukukî işlem" şeklinde kaleme alınmıştır. Çünkü devir tek taraflı işlemle, örneğin vasiyet yoluyla da gerçekleşmektedir.

Yeni arazi oluşmasını düzenleyen 708 inci maddeye eklenen bir fıkra ile, yeni oluşan ve Dev lete ait olan arazinin, kamusal bir sakınca bulunmayan hâllerde öncelikle arazisi kayba uğrayan veya bu araziyle bitişik olan arazi sahibine devredilebilmesine olanak sağlanmıştır. Üçüncü fıkra, yeni arazi oluşumunda toprak parçalarının kendi arazisinden koptuğunu kanıtlayan kişiye, bunu öğ renme tarihinden itibaren bir yıl ve her durumda bu arazi oluşumunun gerçekleşmesinden itibaren on yıl içinde geri alabilme olanağını vermektedir.

710 uncu madde İsviçre Medenî Kanununun 660 a maddesinden alınan yeni bir maddedir. Ül kemizde sık sık karşılaşılan heyelan (akı) olayları göz önünde tutularak bu hükmün bizde de büyük bir ihtiyacı karşılayacağı kabul edilmiştir. Bu hükümle, arazi kaymasının sınır değişikliğine yol aç mayacağı ilkesinin, yetkili makamlar tarafından heyelan bölgesi olduğu belirlenen yörelerde uy gulanmayacağı kabul edilmiştir. Üçüncü fıkra ile bir yörenin heyelan yöresi olduğu hususunun o taşınmazın kayıtlı bulunduğu tapu kütüğünün beyanlar hanesinde gösterilmesi zorunluluğu getiril miş ve böylece tapuya güven ilkesi korunmak istenmiştir.

Yeni 711 inci madde ile bir sınırın arazi kayması sebebiyle artık gerçeği yansıtmaması durumunda, ilgili taşınmazın maliklerinin sınırın yeniden belirlenmesini isteyebilecekleri hükme bağlanmıştır.

Yürürlükteki 638 inci maddede geçen "nizasız" deyimi, bu maddeyi karşılayan 712 nci mad dede "davasız" şeklinde ifade edilmiştir. Bu suretle taraflar arasında her türlü niza değil, ancak dava şeklindeki nizaların kazanmayı engelleyeceği vurgulanmıştır. Dava dışı nizalar mülkiyeti kazanacak kişinin iyiniyetini ortadan kaldırmayacaktır.

Yürürlükteki Kanunun "Fevkalâde müruruzaman" başlığını taşıyan 639 uncu maddesi, Tasarının bu maddeyi karşılayan 713 üncü maddesinde kısmen hüküm değişikliği yapılmak suretiyle yeniden kaleme alınmıştır. Birinci fıkrada belirtilen yolla kazanmanın taşınmazın tamamı, bir parçası veya bir payı üzerinde de olabileceği kabul edilmiştir. Doktrinde kazanmanın taşınmazın bir parçası üzerinde de olabileceği savunularak yürürlükteki madde eleştirilmektedir. Maddenin üçüncü fıkrasında yapılan değişiklikle, tescil davasında sadece Hazine ve ilgili kamu tüzel kişilerinin değil, varsa tapuda malik görünen kişinin mirasçılarının da davalı (hasım) gösterilmesi zorunluluğu getirilmiştir. Üç kez gazeteyle ilân koşulu, bir kez ilân şeklinde değiştirilmiş, buna kar şılık gazete dışında uygun araçlarla ilânda üç kez ilân koşulu değiştirilmemiştir. Beşinci fıkrayla doktrinde ve uygulamada uzun süredir tartışmalı olan bir konu açıklığa kavuşturulmuştur. Gerçek ten, mülkiyet hakkının hangi anda kazanılmış olacağı sorusunu cevaplayan bu yeni hükme göre, mülkiyet birinci fıkrada öngörülmüş olan bütün şartların gerçekleştiği anda kazanılmış olacak, yani hâkimin vereceği tescil kararı geriye dönük (makable şamil) sonuç doğuracaktır. Yedinci fıkrası, il gili taşınmazın "uzmanlarca düzenlenen teknik bilgileri içeren krokisinin eklenmesi" koşulunu getirmektedir.

714 üncü maddede yapılan değişiklikle, sürelerle ilgili olarak Borçlar Kanununun zamanaşımına ilişkin hükümlerinin kıyas yoluyla uygulanacağı belirtilmiştir.

İkinci ayırımın başlığı yürürlükteki Kanunda "Gayrimenkul Mülkiyetinin Hükümleri" şeklin dedir. Bu başlık Tasarıda ayırımın içeriğine ve kaynak Kanuna uygun olarak "Taşınmaz Mülkiyetin İçeriği ve Kısıtlamaları" şeklinde değiştirilmiştir.

Yürürlükteki Kanunun 650 nci maddesini karşılayan 724 üncü maddede yapılan değişiklikle malzeme sahibine yapının ve arazinin tamamının veya yeterli bir kısmının verilebileceği kabul edilmiş, böylece uygulamada kısmî devrin mümkün olup olmayacağı konusundaki tereddüt ortadan kaldırılmıştır.

725 inci maddede yapılan değişiklikle, bir irtifak hakkına dayanarak yapılan taşkın yapılar ile böyle bir irtifaka dayanmadan yapılanlar ayrı fıkralarda düzenlenerek konuya açıklık getirilmiştir.

Taşınmaz malikinin sorumluluğunu düzenleyen 730 uncu maddeye eklenen yeni bir fıkra ile, iki koşulun bir arada bulunması hâlinde, taşınmaz malikinin taşkınlıklardan doğan sorumluluğunda çatışan yararların denkleştirilmesine olanak sağlanmıştır. Aranan koşullardan birincisi taşkınlığın "yerel âdete uygun olması", ikincisi bu taşkınlığın "kaçınılmaz olmasfdır. Böylece bu maddede mevcut olan bir boşluk doldurulmuştur.

Onalım (şufa) hakkının düzenlediği maddeleri karşılayan İsviçre Medenî Kanununun 681 ilâ 683 üncü maddelerinde Ocak 1965'de yürürlüğe giren Kanunla esaslı ve önemli değişiklik yapıl mıştır. Bu değişiklikler göz önünde tutulmak suretiyle Tasarının bu kısmında gerekli değişikliklere yer verilmiş, bu amaçla iki yeni madde (733 ve 734) kaleme alınmıştır.

732 nci maddede, paylı mülkiyette herhangi bir paydaşın kendi payını ister tamamen, ister kıs men bir başkasına satması hâlinde, diğer paydaşların onalım haklarını kulanabilecekleri hükme bağ lanmıştır. Böylece onalım hakkının, üçüncü kişiye payın tamamen veya kısmen satılması hâlinde de kullanılabileceği kanuna konulmuştur.

Yeni 733 üncü maddenin birinci fıkrasında, onalım hakkının paylı mülkiyetteki payın cebri ic rayla satışında kullanılmayacağı belirtilmiştir. İkinci fıkrada, onalım hakkından feragatin resmî şekilde yapılması ve tapuya şerh verilmesi zorunluluğu getirilmiştir. Buna karşılık, böyle bir haktan feragati içermeyen, sadece belirli bir satışta onalım hakkını kullanmaktan vazgeçmenin yazılı şekil de yapılabileceği, bu vazgeçmenin satıştan önce veya sonra verilebileceği kabul edilmiştir.

- 3 2- Üçüncü fıkra, satışın alıcı veya satıcı tarafından diğer paydaşlara noter aracılığıyla bildirilmesini, dördüncü fıkra ise onalım hakkının satışın hak sahibine bildirildiği tarihten itibaren bir ay ve her hâlde satıştan itibaren beş yıl geçmekle düşeceğini hükme bağlamaktadır. Bu son fıkrada yürürlük teki maddede öngörülen on yıllık süre oldukça uzun görülerek beş yıla indirilmiştir.

Yürürlükteki Kanunda karşılığı olmayan yeni 734 üncü maddeyle, onalım hakkının dava açıl ması suretiyle kullanılması esası getirilmiştir. Yürürlükteki hükümler uyarınca onalım hakkının dava dışı bir beyanla (açıklamayla) kullanılabilmesi mümkündür. Ancak buna karşın sonuçta bu beyan ile istenilen sonucun elde edilebilmesi bir dava açılmasını gerektirmektedir. Bu sebeple bu durum bir kanun hükmü hâline getirilmiştir. Maddenin ikinci fıkrası, onalım bedelinin depo edil mesi konusunda uygulamada kabul edilen esası, kanun hükmü hâline getirmektedir.

748 inci maddesinin birinci ve ikinci fıkraları, yürürlükteki Kanunda mevcut değildir. Bu fık ralarda zorunlu geçit dışında kalan geçici nitelikteki geçitler ile kırsal alanlarda ihtiyaç duyulan diğer geçitlerin özel kanunla düzenleneceği, özel kanun hükmü yoksa yerel âdetin uygulanacağı belirtilmiştir. Yürürlükteki Kanunun 672 nci maddesini karşılayan, fakat yeniden kaleme alınan üçüncü fıkra ile, doğrudan doğruya kanundan kaynaklanan geçit haklarının tescilsiz olarak doğduğu kabul edilmiş, bunlar arasında sürekli nitelikte olanların ise tapu kütüğünün beyanlar sütununda gösterilmesi öngörülmüştür.

Tasarının 754 üncü maddesinin karşılığı yürürlükteki Kanunda mevcut değildir. Medenî Kanunun İsviçre'den alınması sırasında bir unutkanlık eseri olarak alınmadığı kabul edilen kaynak Kanunun 702 nci maddesi göz önünde tutularak bu yeni madde kaleme alınmıştır. Bu maddede sayılan kısıtlamaların özel kanun kurallarına tâbi olduğu vurgulanmıştır. Nitekim eski eserlere iliş kin olmak üzere bazı kanunlarımız mevcuttur.

Tasarının 760 inci maddesini karşılayan bir hüküm yürürlükteki Kanunda mevcut değildir.

Madde 1984 tarihli Öntasarıdaki düzenleme de göz önünde tutularak kaleme alınmıştır. Maddede özel mülkiyete tâbi arazide bulunan kaynak, kuyu veya derelerden komşuların ve diğerlerinin yararlanmalarının özel kanun hükümlerine tâbi olduğu, özel kanun hükmü yoksa yerel âdetin uy gulanacağı belirtilmektedir.

c) Taşınır Mülkiyeti Bölümü 767 nci maddenin konu başlığında kullanılan "ihraz" terimi aynen korunmuştur.

769 uncu maddenin kenar başlığı, yürürlükteki 693 üncü maddenin kenar başlığında kullanılan "Lükata" teriminin eskiliği ve herkes tarafından kolaylıkla anlaşılamayacak olması sebebiyle anlaş tırılarak "Bulunmuş eşya" şekline dönüştürülmüştür. Yürürlükteki maddede geçen "zabıta memur ları" yerine "kolluk kuvvetleri" deyimi kullanıldığı gibi, bildirimin köylerde "muhtara" da yapılabileceği birinci fıkrada düzenlenmiştir. İkinci fıkrada, bulunan şeyin önemli ölçüde değerli ol ması hâlinde, bildirme kanunî bir zorunluluk durumuna getirilmiştir. Yürürlükteki maddenin üçün cü fıkrasında öngörülmüş olan "bir liralık" değer yerine konulacak miktar ölçüsünün her zaman süb jektif olabileceği ve zaman içinde değersiz hâle gelebileceği düşünülerek miktar belirtme yerine, "önemli ölçüde değerli olma" ölçüsü getirilmiştir.

773 üncü maddede, bilimsel değeri olan eşya Ülkemizde bu alanda çıkarılan, örneğin Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu gibi, özel kanunlarla korunduğundan, özel hükümlere yol lama yapılmıştır.

2) SINIRLI AYNÎ HAKLAR KISMI Bu kısım "îrtifak Haklan ve Taşınmaz Yükü", "Taşınmaz Rehni" ve "Taşınır Rehni" başlık larını taşıyan üç bölümden oluşmaktadır.

a) İrtifak Hakları ve Taşınmaz Yükü Bölümü Bu bölüm "Taşınmaz Lehine İrtifak Hak", "İntifa Hakkı ve Diğer İrtifak Hakları" ile "Taşın maz Yükü" ayırımlarından oluşmaktadır.

Birinci ayırımda 790 inci maddenin birinci fıkrasında, kaynak Kanun göz önünde tutulmak suretiyle, irtifak hakkının kullanılması için gerekli tesislerin bakımının kime ait olacağı düzenlen miştir.

İkinci ayırımda yer alan ve intifa hakkının sona ermesini düzenleyen 796 ncı madde, Tasanda kanunî intifa hakkına yer verilmediği göz önünde tutularak yeniden yazılmış ve yürürlükteki 720 nci maddenin son fıkrası aynı gerekçeyle bu maddeye alınmamıştır.

814 üncü maddenin kenar başlığı içeriğine uygun hâle getirilmek amacıyla "Bir mamelekin borçlannın faizi" yerine "Malvarlığı intifamda borçlann faizi" şeklinde ifade edilmiştir.

Ormanlar üzerindeki intifa hakkının düzenlendiği ve yürürlükteki Kanunun 742 nci maddesini karşılayan 818 inci maddede intifa hakkı sahibinin ormandan yararlanabilmesinin ancak özel kanun hükümlerine uygun bir işletme plânı çerçevesinde mümkün olabileceği esası vurgulanmıştır.

Üçüncü ayırımda düzenlenen "Taşınmaz Yükü"ne ilişkin maddelerde hüküm değişikliği yapıl mamıştır.

b) Taşınmaz Rehni Bölümü Bu bölüm, "Genel Hükümler", "İpotek", "İpotekli Borç Senedi ve İrat Senedi" ile "Taşınmaz Rehni ile Güvence Altına Alınan Ödünç Senetleri" başlıklarını taşıyan dört ayırımdan oluşmaktadır.

Birinci ayırımda 857 nci maddeye yeni bir fıkra eklenmiş ve bu yeni hükümle, bir veya bir kaç pay üzerine rehin kurulduktan sonra, o taşınmazın tümü üzerinde rehin kurulması yasaklanmıştır.

İkinci ayırımda düzenlenen "İpotek" konusunda, üçüncü ayırımda düzenlenen "İpotekli Borç Senedi ve İrat Senedi" konusunda yürürlükteki Kanunun hükümleri esas alınmış, kaynak Kanunun hükümleri dikkate alınarak bazı düzeltme ve değişikliklere yer verilmiştir.

Dördüncü ayırımın başlığı "Taşınmaz Rehni ile Güvence Altına Alınan Ödünç Senetleri" şek linde kaleme alınmıştır. Yürürlükteki başlık ise "Gayrimenkul Karşılık Gösterilerek Senet İhracı"dır.

c) Taşınır Rehni Bölümü Bu bölüm, "Teslime Bağlı Rehin ve Hapis Hakkı", "Alacaklar ve Diğer Haklar Üzerinde Rehin", "Rehin Karşılığında Ödünç Verme İşi ile Uğraşanlar" ve "Rehinli Tahvil" ayırımlarından oluşmaktadır.

Bu ayırımlarda yürürlükteki Kanunun hükümleri esas alınmış, kaynak İsviçre Medenî Kanununun ilgili hükümleri göz önünde bulundurularak bazı değiştirme ve düzeltmeler yapılmıştır.

3) ZİLYETLİK VE TAPU SİCİLİ KISMI Bu kısım biri "Zilyetlik", diğeri "Tapu Sicili" olmak üzere iki bölüme ayrılmıştır.

a) Zilyetlik Bölümü Yürürlükteki Kanunda ve İsviçre Medenî Kanununda karşılığı olmayan yeni 975 inci madde ile, "dolaylı ve dolaysız zilyetlik" tanımları yapılmaktadır.

- 3 4- Gasp ve saldırıdan doğan dava hakkının, zilyedin fiili ve failini öğrendiği tarihten itibaren iki ay geçmekle düşeceği, yürürlükteki Kanundan farklı olarak 984 üncü maddede düzenlenmiştir.

Yürürlükteki Kanunun 901 inci maddesini karşılayan 988 inci maddenin kenar başlığında "is tihkak davası" terimi yerine "taşınır davası" terimine yer verilmiştir. Zaten bu davaya doktrinde "menkul davası" adı verilmektedir.

Bu bölümde yer alan maddelerde değişiklik yapılmamıştır.

b) Tapu Sicili Bölümü Yürürlükteki Kanunun 910 uncu maddesini karşılayan 997 nci maddenin yeni ikinci fıkrası, tapu sicilinin unsurlarını düzenlemektedir. Bu unsurlar arasında kat mülkiyeti kütüğü de yer almak tadır.

Tapu siciline taşınmaz olarak kaydedilecek taşınmazların belirtildiği 998 inci maddede esaslı değişiklik yapılmıştır. Bir defa, madenler madde metnine alınmamıştır. Zira madenler 3213 sayılı Maden Kanunu ile özel mülkiyet konusu olmaktan çıkarılmıştır. Buna karşılık maddeye "kat mül kiyetine konu olan bağımsız bölümler" alınmıştır. Üçüncü fıkrada, bağımsız ve sürekli hakların taşınmaz olarak kaydedilmesi için hakkın süresiz veya en az otuz yıl süreli olması koşulu getiril miştir.

1000 inci maddenin konu ve kenar başlığı "3. Sicilin unsurları" "a.Tapu kütüğü" şeklinde kaleme alınmış, birinci fıkrada yürürlükteki Kanunda yer verilmeyen, tapu sicili sisteminin temelini oluşturan ve taşınmaza sayfa açılması ilkesini belirleyen hükme yer verilmiştir. Maddede ayrıca kütüğün her sayfasındaki özel sütunlara nelerin tescil edileceği belirtilmiştir.

Yürürlükteki Kanunda karşılığı olmayan yeni 1001 inci maddede "kat mülkiyeti kütüğü"ne yazılacaklar düzenlenmiştir.

Yürürlükteki Kanunda karşılığı bulunmayan yeni 1002 ve 1003 üncü maddelerde yevmiye def teri ve belgeler ile plân düzenlenmektedir.

Yürürlükteki Kanunun 919 uncu maddesini karşılayan 1009 uncu maddede şerh verilebilecek haklar arasına "taşınmaz satış vaadi sözleşmesi" ile "arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi" de eklen miştir.

1010 uncu maddenin (1) numaralı bendinde, yürürlükteki Kanunun bu maddeyi karşılayan 920 nci maddesindeki "icraî iddia zımnında müttehaz resmî kararlar" deyimi yerine "çekişmeli hakların korunmasına ilişkin mahkeme kararlan" ifadesine yer verilmiştir.

Son üç maddede 17 Şubat 1926 tarihli ve 743 sayılı Türk Kanunu Medenîsinin yürürlükten kal dırıldığı, yeni kanunun yürürlük tarihi ve kanunu yürütecek makam belirtilmiştir.

Madde gerekçeleri

Tasarı/teklif madde 1

→ yürürlükteki madde 1

Yürürlükteki Kanunun 1 inci maddesini karşılamaktadır.

Madde olduğu gibi korunmuş fakat gerek amaç ve içeriğini daha iyi ifade etmesi bakımından, gerek dilinin daha anlaşılır bir hâle getirilmesi yönünden yeniden kaleme alınmıştır.

Maddenin kenar başlığı "Kanunu Medenînin Tatbiki" şeklindedir. Bu kenar başlık maddenin uygulama alanıyla uyumlu değildir. Çünkü, madde sadece Medenî Kanunun uygulanmasını düzenleyen bir~madde olmayıp genel olarak hukukun kaynaklanm düzenlemektedir. Maddede sayılan kaynaklar medenî hukukta olduğu kadar özel hukukun diğer dallarında da geçerli olan kaynaklardır. Bu sebeple, maddenin kenar başlığı "Hukukun uygulanması ve kaynaklan" şeklinde değiştirilmiştir.

Yürürlükteki maddede yer alan "lâfziyle veya ruhiyle" sözcükleri yerine daha anlaşılır bir ifadeyle "sözüyle ve özüyle"; 'temas ettiği" deyimi yerine "değindiği";

"vazıı kanun" yerine "kanun koyucu"; "vazedecek' yerine "koyacak" sözcükleri kullanılmıştır. Hâkim kanunu hem sözü hem de özüyle birlikte ele alarak uygulayacaktır. Sadece sözüyle veya sadece özüyle uygulaması söz konusu olmayacaktır.

Maddenin üçüncü fikrası "Hâkim, karar verirken bilimsel görüşlerden ve yargı kararlarından yararlanır." şeklinde daha an bir Türkçe ile kaleme alınmış, daha anlaşılır hâle getirilmiştir.

Tasarı/teklif madde 2

→ yürürlükteki madde 2

Yürürlükteki Kanunun 2 nci maddesini karşılamaktadır.

Maddenin konu başlığı "Medenî haklann şümulü" yerine "Hukukî ilişkilerin kapsamı" şeklinde değiştirilmiştir. Gerçekten de yürürlükteki Kanunun 2 ve 3 üncü maddelerinde kişilerin medenî lıaklannın kapsamı değil, kişilerin hukuk ilişkilerinde haklan kazanmaları ile borçlannı ifa etmelerinin kapsamı düzenlenmiştir. Bu sebeple 2, 3 ve 4 üncü maddelerin konu başlığı olarak "Hukukî ilişkilerin kapsamı" deyimi kullanılmıştır.

Yürürlükteki Kanunun 2 nci maddesinde, kişilerin haklanni kullanırken ve borçlannı yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymakla yükümlü olduklan düzenlenmektedir. Gerek öğretide, gerek yargı kararlannda bu maddenin "doğruluk ve dürüstlük kurallarına" ilişkin genel ilkeyi ortaya koyduğu kabul edilmektedir.

Maddenin içerik ve amacına uygun olarak kenar başlığı bu sebeple, "Dürüst davranma" olarak değiştirilmiştir. Bu deyim, bir sonraki maddede yer alan sübjektif iyiniyet ile bu maddede düzenlenen iyiniyeti birbirinden ayırt etmeye hizmet etmesi bakımından da daha isabetli görülmüştür.

- 3 6- Madde içerisinde de iyiniyet sözcüğü yerine "dürüstlük kurallarına uymak" ifadesi kullanılmıştır. Maddenin ifadesi anlaştınlmak suretiyle daha anlaşılır bir şekle sokulmuştur. Maddede, aynca ödevi de ifade edecek şekilde geniş anlamda "borç*' ibaresine yer verilmiştir.

Tasarı/teklif madde 3

→ yürürlükteki madde 3

Yürürlükteki Kanunun 3 üncü maddesini karşılamaktadır.

Maddenin kenar başlığı "İyiniyet" olarak değiştirilmiştir. Burada 1984 tarihli Ontasandaki düzenleme aynen benimsenerek, iyiniyetin rolü, yalnız haldann doğumu alanına indirgenmemiş, kanunun hukukî bir sonuç bağladığı durumlara teşmil olunmuştur. Aynca ifade düzeltilmek suretiyle birinci fıkra, kaynak İsviçre Medenî Kanununun 3 üncü maddesinin Almanca metnine uygun hâle getirilmiştir.

Tasarı/teklif madde 4

→ yürürlükteki madde 4

Yürürlükteki Kanunun 4 üncü maddesini karşılamaktadır.

Maddenin kenar başlığı 1984 tarihli Öntasandan alınmış, maddede yer alan "hak ve msfetle hükmeder." deyimi yerine, "hukuka ve hakkaniyete göre karar verir." deyimi kullanılmıştır. Gerçekten maddede yer alan sadece "hak ve msfetle hükmeder" ifadesi hâkimin önüne gelen olayda, hukuku bir tarafa bırakıp sadece hakkaniyeti gözetecekmiş gibi bir kam uyandırmaktadır. Oysa hâkim, takdir yetkisini kullanırken Önce hukuka, daha sonra hakkaniyete göre karar vermek zorundadır.

Tasarı/teklif madde 5

→ yürürlükteki madde 5

Yürürlükteki Kanunun 5 inci maddesini karşılamaktadır.

Maddenin kenar başlığı "Genel nitelikli hükümler" şeklinde değiştirilmiştir.

Yürürlükteki maddenin Borçlar Kanununun genel hükümlerinin sadece "medenî hukuk ilişkilerinde" uygulanabileceği kanisim uyandıran ifadesi, Medenî Kanun ile Borçlar Kanununun 1 ilâ 181 inci maddelerindeki genel hükümler ile, bunların dışında kalmakla birlikte genel nitelik arzeden diğer hükümlerin de tüm özel hukuk ilişkilerine uygun düştüğü ölçüde uygulanabilmesine olanak sağlayacak şekilde değiştirilmiştir.

Gerçekten tartışmasız olarak kabul edildiği üzere, bu madde, sadece "medenî hukukun diğer kısımlarında" değil, "özel hukukun diğer kısımlarında da" uygulanabilen temel bir kural koymaktadır. Bunun açıklığa kavuşturulması bakımından "medenî hukuk ilişkileri" deyimi yerine, "özel hukuk ilişkileri" deyimine yer verilmiştir.

Tasarı/teklif madde 6

→ yürürlükteki madde 6

Yürürlükteki Kanunun 6 ncı maddesini karşılamaktadır.

Madde 1984 tarihli Öntasarının 6 ncı maddesinden kısmen değiştirilerek alınmış, konu ve kenar başlıklan günümüz diline uyarlanarak aynen korunmuştur.

Tasarı/teklif madde 7

→ yürürlükteki madde 7

Yürürlükteki Kanunun 7 nci maddesini karşılamaktadır.

Maddenin düzenlediği konulan daha iyi anlatması bakımından maddenin kenar başlığı "Resmî belgelerle ispat" şeklinde değiştirilmiştir.

Yürürlükteki maddenin birinci fıkrasında "Resmî sicil ve senetlerin doğru olmadığı sabit oluncaya kadar mündericatı ile amel olunur." şeklindeki anlaşılması güç ifade yerine, kısa ve olumlu bir cümle ile "Resmî sicil ve senetler belgeledikleri olguların doğruluğuna kanıt oluşturur." ifadesi tercih edilmiştir.

- 3 7- Maddenin ikinci fıkrası da aynı amaçla sadeleştirilmiş ve daha anlaşılır bir ifadeyle kaleme alınmıştır. Maddede "kanunlarda başka bir hüküm bulunmadıkça" deyimi, resmî sicil ve senetlerin içeriğinin doğru olmadığının ispaüyla ilgili her türlü kanunu ifade etmektedir. Bu anlamda olmak üzere, bu kanunlar usul kanunları olabileceği gibi, bunun dışındaki diğer kanunlar da olabilir. "Sicil", kayıt, şerh ve tescil gibi bütün işlemleri kapsayan bir üst kavram olduğundan, maddede "sicil" sözcüğüne yer verilmiştir.

BİRİNCİ KİTAP KİŞİLER HUKUKU BİRİNCİ BÖLÜM GERÇEKKİŞİLER BİRİNCİ AYIRIM KİŞİLİK

Tasarı/teklif madde 8

→ yürürlükteki madde 8

Yürürlükteki Kanunun 8 inci maddesini karşılamaktadır.

Maddenin "A.Şahsîyet" şeklindeki konu başlığı bu. maddelerde genellikle ehliyet konusu düzenlenmiş olduğundan "A. Genel olarak" şeklinde değiştirilmiştir.

Maddenin "I. Medenî haklardan istifade" şeklindeki kenar başlığı ise "I. Hak ehliyeti" şeklinde değiştirilmiştir. Bu değişiklik 1984 tarihli Öntasandan aynen alınmıştır.

Gerek öğretide gerek yargı kararlarında bu maddenin "hak ehliyeti", bundan sonraki maddenin ise "fiil ehliyeti" ile ilgili olduğu kabul edildiğinden "medenî haklardan istifade" yerine "hak ehliyeti", "medenî hakların kullanılması" yerine ise "fiil ehliyeti" deyimleri kullanılmıştır.

Maddenin birinci fıkrasında "Her şahıs..." sözcükleri yerine "Her insan..." sözcükleri kullanılmıştır. Gerek İ971 gerek 1984 tarihli öntasanlarda da isabetle kullanılan bu sözcükler, maddede düzenlenen bu ehliyetin insanlarla ilgili olduğunu ve temel bir insan hakkı olmasını vurgulaması açısından amaca daha uygun düşmektedir.

Maddenin ikinci fıkrası da 1971 ve 1984 tarihli Öntasanlara uygun olarak yeniden kaleme alınmıştır. Birinci fıkrada olduğu gibi ikinci fıkrada da hak ehliyetinde eşitlik ilkesinin belirlenmesinde "Herkes" sözcüğü yerine "Bütün insanlar.." sözcükleri kullanılmıştır.

Tasarı/teklif madde 9

→ yürürlükteki madde 9

Yürürlükteki Kanunun 9 uncu maddesini karşılamaktadır.

Maddenin konu başlığında "II.Medenî hakların kullanılması" ifadesi yerine, bir önceki maddede "hak ehliyetinin" düzenlendiği göz önünde tutularak "Il.Fiil ehliyeti" ifadesi, kenar başlığında "1.Mevzuu" yerine "1.Kapsamı" sözcüğü kullanılmıştır.

Gerçekten de bu madde, fiil ehliyeti açısından hak sahibinin hukukî konumunu ve fiil ehliyetinin hak sahibine neler tanıdığını belirleyen bir maddedir. Bu sebeple maddede, fiil ehliyetinin "mevzuu" değil, daha isabetli olarak "kapsamı" ifadesi kullanılmıştır.

Maddede yer alan "iktisaba da iltizama da ehildir" deyimi yerine "kendi fiilleriyle hak edinebilir ve borç altına girebilir',' deyimi kullanılmak suretiyle fiil - 3 8- chliyetinin hak sahibine kapsam itibanyla tanıdığı hukukî durum açıklığa kavuşturulmuştur.

Tasarı/teklif madde 10

→ yürürlükteki madde 10

Yürürlükteki Kanunun 10 uncu maddesini karşılamaktadır.

Maddenin konu başlığında yer alan "2.Şartlan" sözcüğü günümüz diline daha uyumlu ve yerleşik bir sözcük olan "2. Koşullan" şeklinde değiştirilmiştir. Maddenin kenar başlığı fiil ehliyetinin genel olarak koşullarını düzenleyen bir madde olması nedeniyle, "a. Genel olarak" şeklinde değiştirilmiştir. 1971 ve 1984 tarihli Öntasanlar da aynı yöndedir.

Madde fiil ehliyetinin üç genel koşulunu düzenlemeyi amaçlamaktadır. Bu nedenle mevcut maddede olduğu gibi sadece rüşt ve temyiz kudretinden söz edilmesi yeterli görülmemiş, buraya fiil ehliyetinin üçüncü koşulu olan "kısıtlı olmama" durumu da dahil edilmiştir.

Tasarı/teklif madde 11

→ yürürlükteki madde 11

Yürürlükteki Kanunun 11 inci maddesini karşılamaktadır..

Bu maddenin kenar başlığı "Rüşt" yerine günümüz diline uygun olarak "Erginlik" şeklinde değiştirilmiştir. Maddede kullanılan "ikmal" sözcüğü yerine bunu daha iyi ifade eden "doldurma" sözcüğü kullanılmıştır.

Tasarı/teklif madde 12

→ yürürlükteki madde 12

Yürürlükteki Kanunun 12 nci maddesini karşılamaktadır.

Maddenin kenar başlığında "Kazaî rüşt" yerine 1984 tarihli Öntasanya uygun olarak "Ergin kılınma" deyimi kullanılmıştır. Maddede küçüğü ergin kılmada görevli mahkemenin asliye mahkemesi olduğuna ilişkin belirlemenin hukukumuz bakımından gereksiz olduğu kabul edilerek "mahkemei asliyece" yerine "mahkemece" deyimi kullanılmıştır, isviçre'den farklı olarak Ülke genelinde geçerli Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunumuz bulunduğundan, hangi mahkemelerin bu tür işlerde görevli, olduğu konusunun usul kanunlarının işi olduğu düşünülerek bu değişikliğe gidilmiştir.

Maddede yürürlükteki metin esas alınmakla birlikte, ana ve babanın muvafakati yerine nza gösterecek kimsenin veli olması koşulu getirilerek, velayeti kaldınlmış bulunanların rızasının aranmayacağı açıklığa kavuşturulmuştur. 463 üncü maddede küçüğün ergin kılınması için vesayet makamının izni ve1 denetim makamının onayının alınması öngörüldüğünden, yjlrürlükteki maddede yer alan aynca vasinin dinlenilmesi hususuna yer verilmemiştir.

Tasarı/teklif madde 13

→ yürürlükteki madde 13

Yürürlükteki Kanunun 13 üncü maddesini karşılamaktadır.

Maddenin kenar başlığı "Temyiz kudreti" yerine "Ayırt etme gücü" şeklinde günümüz diline uyarlanmıştır. Hüküm değişikliği yoktur.

Tasarı/teklif madde 14

→ yürürlükteki madde 14

Yürürlükteki Kanunun 14 üncü maddesini karşılamaktadır.

Maddenin konu başlığında "Medenî hakları kullanmağa ehliyetsizlik" deyimi yerine daha kısa ve önceki maddelerle terim birliğini sağlayan "Fiil ehliyetsizliği" deyimi kullanılmıştır. Hüküm değişikliği yoktun - 3 9-

Tasarı/teklif madde 15

→ yürürlükteki madde 15

Yürürlükteki Kanunun 15 inci maddesini karşılamaktadır.

Maddenin kenar başlığı terim birliğini sağlamak Üzere "Ayırt etme gücünün bulunmaması" şeklinde değiştirilmiştir. Yürürlükteki Kanunda iki fıkra hâlinde düzenlenmiş olan madde tek fıkra hâline getirilmiştir. Madde ayırt etme gücüne sahip olmayan kişinin tasarruflarının değil, fiillerinin hukukî sonuç doğurmadığını ifade etmek üzere yeniden kaleme alınmıştır. Gerçekten de ayırt etme gücüne sahip olmayan kişilerin hukukî sonuç doğurmayan fiilleri sadece tasarruf işlemleri olmayıp, bu nitelikte olmayan bütün diğer fiilleridir. Maddede bunun kanunlarda öngörülen ayrık durumların âaklı olduğu ifade edilmiştir.

Tasarı/teklif madde 16

→ yürürlükteki madde 16

Yürürlükteki Kanunun 16 ncı maddesini karşılamaktadır.

Maddede ayırt etme gücüne sahip oldukları hâlde küçük ya da kısıtlı olan kişilerin fiil ehliyetleri düzenlenmektedir. Kenar başlık terim birliğini sağlamak üzere "Ayırt etme gücüne sahip küçükler ve kısıtlılar" şeklinde değiştirilmiştir. Maddede kullanılan "kanunî mümessil" deyimi yerine daha güzel bir ifade tarzı olan ve dilimize yerleşmiş bulunan "yasal temsilci" deyimi kullanılmıştır. "İvazsız iktisap" yerine "karşılıksız kazanma", "münhasıran şahsa merbut haklar" yerine de "kişiye sıkı sıkıya bağlı haklar" deyimleri kullanılmıştır.

Tasarı/teklif madde 17

→ yürürlükteki madde 17

Yürürlükteki Kanunun 17 nci maddesini karşılamaktadır.

Yürürlükteki metin esas alınmakla beraber,, isviçre Medenî Kanununun 20 nci maddesinin Fransızca metni dikkate alınarak usul ve füru hısımlığmm "üstsoy-altsoy hısımlığı", civar hısımlığmm ise "yansoy hısımlığı" olduğu belirtilmiştir. • Aynca üstsoy-altsoy hısımlığında usul ve füru deyimlerini karşılamak üzere "üstsoy" ve "altsoy" deyimlerine yer yerilmiş, "civar hısımları" için de "yansoy" deyimi kullanılmıştır.

Tasarı/teklif madde 18

→ yürürlükteki madde 18

Yürürlükteki Kanunun 18 inci maddesini karşılamaktadır.

Maddenin kenar başlığında kullanılan "Simi hısımlık" yerine Ülkemizde halk arasında çok yaygın olan ve dilimize yerleşmiş bulunan "Kayın hısımlığı" terimi kullanılmıştır.

Madde daha anlaşılır biçimde yeniden kaleme alınmış, ikinci fıkradaki "Evlenmenin zevaliyle, sıhrî hısımlık zail olmaz." hükmü yerine amacı daha iyi ifade etmek üzere bu hısımlığı meydana getiren evliliğin sona ermesinin hısımlık ilişkisini ortadan kaldırmayacağı açıkça belirtilmiştir.

Tasarı/teklif madde 19

→ yürürlükteki madde 19

Yürürlükteki Kanunun 19 uncu maddesini karşılamaktadır.

Maddede ve konu başlığında kullanılan "İkametgah" terimi yerine günümüz diline de uygun olarak "Yerleşim yeri" terimi kullanılmıştır. Aynı şekilde maddedeki "ticarî ve smaî müesseseler" deyimi yerine "ticarî ve sınaî kuruluşlar" deyimi kullanılmıştır.

- 4 0-

Tasarı/teklif madde 20

→ yürürlükteki madde 20

Yürürlükteki Kanunun 20 nci maddesini karşılamaktadır.

Madde 1984 tarihli öntasarının 20 nci maddesinden alınmıştır. Maddeye göre henüz bir yercim yeri edinmemiş olan kimsenin hâlen yerleşmek niyeti olmaksızm geçici olarak oturduğu yer, yani "hâlen oturduğu yer" onun yerleşim yeri sayılacaktır.

Bu hüküm herkesin mutlaka bir yerleşim yeri edinmesi zorunluluğunun bir sonucudur.

Tasarı/teklif madde 21

→ yürürlükteki madde 21

Yürürlükteki Kanunun 21 inci maddesini karşılamaktadır.

Maddenin kenar başlığı velayet ve vesayet altında bulunan kişilerin yerleşim yerlerini ifade etmek üzere "Yasal yerleşim yeri" şeklinde kaleme alınmıştır. Maddede ana ve babanm birlikte velayet hakkma sahip olduğu durumlarda velayet altındaki küçüğün yerleşim yerinin ana ve babanm yerleşim yeri olduğu hükme bağlanmıştır.

Ana ve babanm ortak bir yerleşim yerinin bulunmadığı, eşlerin ayrı yaşadığı, boşanma hâlinde henüz velayet hakkma sahip olmayan ana veya babanm söz konusu olduğu durumlarda çocuğun yerleşim yeri, çocuk kendisine bırakılan ana veya babanm yerleşim yeri olacaktır. Buradaki "çocuğun kendisine bırakıldığı" deyimi, fiilen çocuğu yanında alıkoyan ana veya babayı değil, bırakılmanın bir hakka dayanmasını ifade etmek üzere kullanılmıştır. Bir başka ifadeyle buradaki alıkoymak, fiilî durumu değil "hukuka uygun bırakılmayı", ifade eder.

Ana ve baba velayet hakkına sahip değiller ve çocuk bunlardan birinin korumasına bırakılmış da değilse, maddede çocuğun oturma yerini onun yerleşim yeri olarak kabul edilmiştir.

Maddenin ikinci fıkrasında vesayet altındaki kişilerin yerleşim yeri vesayet makamının bulunduğu yer olarak düzenlenmiştir.

Tasarı/teklif madde 22

→ yürürlükteki madde 22

Yürürlükteki Kanunun 22 nci maddesini karşılamaktadır.

Madde günümüz diline uyarlanarak yeniden kaleme alınmıştır. Hüküm değişikliği yoktur.

Tasarı/teklif madde 23

→ yürürlükteki madde 23

Yürürlükteki Kanunun 23 üncü maddesini karşılamaktadır.

Maddenin konu başlığında an bir Türkçe olarak "Kişiliğin korunması" deyimi kullanılmıştır. Yürürlükteki metin esas alınmakla beraber doktrindeki açıklamalar dikkate alınarak ve kaynak İsviçre Medenî Kanununun 27 nci maddesinin Almanca metnine uygun olarak, kişilerin vazgeçemeyecekleri hususların "hak ve fiil ehliyetleri olduğu" açıklığa kavuşturulmuştur.

Yürürlükteki maddenin üçüncü fıkrasına 3678 sayılı Kanunla eklenen hükmün, Ülkemizde bu konu ile ilgili özel bir kanun olan 2238 sayılı "Organ ve Doku Alınması, Saklanması ve Nakli Hakkında Kanım" varken, aynen korunmasının isabetli olup olmadığı tartışılabilirse de kişi haklannm korunması açısından madde metninde yer alması uygun görülmüştür.

Tasarı/teklif madde 24

→ yürürlükteki madde 24

Yürürlükteki Kanunun 24 üncü maddesini karşılamaktadır.

Bu madde ile bir sonraki madde kişilik haklarının "saldınya karşı" korunmasını düzenlemekte olduğundan, "II.Tecavüz hâlinde" biçimindeki konu başlığı "Il.Saldınya - 4 1- karşı" şeklinde değiştirilmiş ve bu maddenin kenar başlığı "Ülke", 25 inci maddenin kenar başlığı ise "2.Davalar" şeklinde kaleme alınmıştır.

Yakın bir tarihte 3444 sayılı Kanunla getirilen yeni düzenleme daha anlaşılır biçimde yeniden kaleme alınmıştır.

Tasarı/teklif madde 25

→ yürürlükteki madde 25

Yürürlükteki Kanunun 24/a maddesini karşılamaktadır.

. Madde yürürlükteki Kanuna 3444 sayılı Kanunla konulmuş yeni bir hükümdür.

Maddenin aslı İsviçre Medenî Kanununun 1985 tarihinde yürürlüğe giren yeni 28 a maddesidir.

Maddenin birinci fıkrasında zarar ve kusur koşullarını gerektirmeyen saldın tehlikesinin önlenmesi, saldırıya son verilmesi ve tespit davaları düzenlenmiştir.

Maddenin ikinci fıkrasında, birinci fıkrada yer alan davalarla birlikte davacıya, mahkemece verilen düzeltmenin (tekzibin) ya da kararın "üçüncü kişilere bildirilmesi" veya "kararın yayımım" isteme hakkı tamnmıştır.

•—Sürürlükteki maddenin üçüncü fıkrası "Manevî tazminat talebi karşı tarafça kabul edilmedikçe devredilemez, ancak miras yoluyla intikal eder." şeklindedir.

Madde bu şekliyle manevî tazminat istemlerinin hak sahibi tarafından ileri sürülmemesine rağmen ölümü hâlinde mirasçılarına intikal etmesini kabul etmiştir.

Böyle bir çözüm tarzının manevî tazminat istemlerinin niteliğiyle bağdaştırılması mümkün değildir. .Zira manevî tazminat istemleri ileri sürülmediği sürece kişilik hakkına yönelik saldırıdan elde edilen kazancın istem hakkının başkasına intikal etmesi düşünülemez. Böyle bir istem ileri sürüldükten sonra, malvarlığı niteliği kazanabilir ve miras yoluyla intikal edebilir. Nitekim bu gerçeği göz önünde tutan İsviçre Medenî Kanunu dâ 93 üncü maddesinin ikinci fıkrasında manevî tazminat isteminin ileri sürülmedikçe miras yoluyla intikal edemeyeceğim kabul etmektedir.

Buna uygun olarak maddenin dördüncü fıkrası yeniden kaleme alınıp, değiştirilmiştir.

Bu değişiklik sonucu olarak manevî tazminat istemlerinde iki nitelik önemle vurgulanmıştır: *•

a) Manevî tazminat istemlerinin bir başkasına devredilebilmesi için, bundan sorumlu olan kişi ya da kişilerin bu istemi kabul etmeleri gerekir.

b) Manevî tazminat istemlerinin miras yoluyla mirasçılara geçebilmesi için, kişilik haklan' saldınya-uğrayan kişinin tazminat jstemini ileri sürmüş olması gerekir.

Maddeye göre ileri sürmenin mutlaka dava yoluyla gerçekleşmesi $art olmayıp saldmya uğrayan kişinin bunu ortaya koyan ve kanıtlanabilen hür iradesi yeterli görülmüştür/Madde bu konuda dava şartım öngören kaynak Kanundan ayrılmıştır.

Tasarı/teklif madde 26

→ yürürlükteki madde 26

Yürürlükteki Kanunun 25 inci maddesini karşılamaktadır.

Maddede ve kenar başlıklarında "isim" yerine dilimizde daha yaygın bir uygulama alanı bulan ve daha güncel olan "ad" sözcüğü kullanılmıştır.

Maddenin birinci^fıkrası aslına uygun olarak arılaştınlmak suretiyle yeniden kaleme alınmıştır.

Maddenin ikinci fıkrası da aynı şekilde aslına uygun olarak yeniden kaleme alınmıştır. Maddenin -sadece "adın gasba karşı korunmasını", yani adın başkalan tarafından haksız olarak kullanılmasını düzenlediği göz önünde tutularak, "buna son - 4 2- verilme davasının" zarar ve kusur koşuUanm gerektirmediği, oysa tazminat davalarının kusur koşullarına bağlı olduğu ifade edilmiştir. Maddenin bu fıkrasında manevî tazminat istemi, İsviçre Medenî Kanununun 29 uncu maddesine uygun olarak sadece bir miktar paranın verilmesine yönelik olmaktadır. Bu niteliği vurgulamak üzere "manevî tazminat ödenmesini" ifadesine yer verilmiştir.

Madede 27- Yürürlükteki Kanunun 26 ncı maddesini karşılamaktadır.

Madde kenar başlığı ile birlikte sadeleştirilmek amacıyla yeniden kaleme alınmıştır. Hüküm değişikliği yoktur.

Tasarı/teklif madde 28

→ yürürlükteki madde 28

Yürürlükteki Kanunun 27 nci maddesini karşılamaktadır.

Madde kenar başlıkları ile birlikte sadeleştirilmek suretiyle yürürlükteki maddeden aynen alınmıştır.

Tasarı/teklif madde 29

→ yürürlükteki madde 29

Yürürlükteki Kanunun 28 inci maddesini karşılamaktadır.

Maddenin "Sağlığın ve ölümün ispatı" şeklindeki konu başlığı daha anlaşılır bir ifade olarak "Sağ olmanın ve ölümün ispatı" şeklinde, "Beyyine külfeti" şeklindeki kenar başlığı, "İspat yükü" şeklinde değiştirilmiştir.

"""Madde 30- Yürürlükteki Kanunun 29 uncu maddesini karşılamaktadır.

Maddenin "Ahvali şahsiye beyyineleri" şeklindeki konu başlığı kaynak Kanuna uygun olarak "İspat araçları" biçiminde düzeltilmiştir.

Maddenin birinci fıkrası sadeleştirilmek suretiyle yeniden kaleme alınmıştır.

Yürürlükteki maddenin ikinci fıkrasında, 3444 sayılı Kanunla yapılan değişiklik sonucu cinsiyet değişikliği sonunda nüfus sicilinde gerekli düzeltmenin yapılması öngörülmüş, bu düzeltmenin yapılabilmesi için kişinin cinsiyetini değiştirdikten sonra mahkemeye başvurarak düzeltjm karan alması hükme bağlanmıştır. Bu fıkra t hükmünün kişisel durum sicilindeki düzeltmelerle ilgili 39 uncu maddeyi izleyen ayrı bir madde hâlinde düzenlenmesinin daha isabetli olacağı düşünülmüş ve 40 mcı madde kaleme alınmıştır.

Tasarı/teklif madde 31

→ yürürlükteki madde 31

Yürürlükteki Kanunun 30 uncu maddesini karşılamaktadır.

Madde kenar başlığı ile birlikte sadeleştirilerek yeniden kaleme alınmıştır.

Tasarı/teklif madde 32

→ yürürlükteki madde 32

Yürürlükteki Kanunun 31 inci maddesini karşılamaktadır.

Maddenin birinci fıkrasında "haklan ölüme muallâk kimselerin talebi" yerine "haklan bu ölüme bağlı olanların başvurusu üzerine" ifadesi kullanılmış ve fücra böylece daha an bir Türkçeyle kaleme alınmıştır.

Yürürlükteki maddenin ikinci fıkrasında yetkili mahkemenin belirlenmesinde son çare olarak "pederinin mukayyet olduğu mahallin hâkimi" öngörülmüştür. Kadınerkek arasındaki eşitliği zedeleyen hükümlerin Medenî Kanunumuzdan tasfiyesi amacıyla bu hüküm "anasının veya babasının kayıtlı bulunduğu yer mahkemesi" şeklinde değiştirilmiştir. Bu değişiklik sayesinde özellikle evlilik dışı doğan ve anasının nüfusuna kayıtlı olan çocuklar ile •babası belli olmayan anasının..nüfusuna :

- 4 3- kayıtlt çocukların gaipliğine karar verilmesinde yetkili mahkemenin anamn kayıtlı bulunduğu yer mahkemesi olduğu açıklanmış olmaktadır.

Tasarı/teklif madde 33

→ yürürlükteki madde 33

Yürürlükteki Kanunun 32 nci maddesini karşılamaktadır.

Maddenin ifadesi anlaştırılmak suretiyle yürürlükteki maddeden aynen alınmıştır. Maddede "gaip hakkında" deyimi "gaipliğine karar verilecek kişi hakkında" şeklinde değiştirilmiştir. Zira "gaiplik" gaipliğine karar verilecek kişi hakkmdaki kurumun adıdır. Gaiplik karan, bu kişiler hakkında verilen karardır.

Tasarı/teklif madde 34

→ yürürlükteki madde 34

Yürürlükteki Kanunun 33 üncü maddesini karşılamaktadır.

1984 tarihli Öntasarının bu maddeyle ilgili metni kısmen düzeltilmek suretiyle yeniden kaleme alınmıştır. Maddede "gaip olan kimse" deyimi yerine "gaipliğine karar verilecek kişi" deyimi kullanılmıştır.

Tasarı/teklif madde 35

→ yürürlükteki madde 35

Yürürlükteki Kanunun 34 üncü maddesini karşılamaktadır.

Madde sadeleştirilmek suretiyle yürürlükteki maddeden aynen alınmıştır. İkinci cümledeki "tıpkı gaibin ölümü tebeyyün etmiş gibi" ifadesi "aynen gaibin ölümü ispatlanmış gibi" şeklinde değiştirilmiştir.

İKİNCİ AYIRIM KİŞİSEL DURUM SİCİLİ

Tasarı/teklif madde 36

→ yürürlükteki madde 36

Yürürlükteki Kanunun 35 inci maddesini karşılamaktadır.

Bu maddenin yer aldığı İkinci Ayırımın "Ahvali Şahsiye Sicil Kayıtlan" şeklindeki başlığı "Kişisel Durum Sicili" biçiminde daha anlaşılır hâle getirilmiştir.

Madde 1984 tarihli Öntasarının 36 ncı maddesinden esinlenilerek kaleme alınmıştır.

Tasarı/teklif madde 37

→ yürürlükteki madde 37

Yürürlükteki Kanunun 36 ncı maddesini karşılamaktadır.

Yürürlükteki maddenin birinci fıkrasındaki "Devletçe mansup memurlan" ifadesi yerine "Devletçe atanan memurlar" ifadesi, maddenin İsviçre aslından aynen alınmıştır. İsviçre'de "Devlet memurlannı" kilise memurlarından ayırt etmek amacıyla bu ifade kullanılmıştır. Çeviri yoluyla bize'de aynen bu şekilde geçmiştir. Oysa Ülkemizde bizde kişisel durum sicilini tutan memurların tamamı Devlet memurudur.

Tasarı/teklif madde 38

→ yürürlükteki madde 38

Yürürlükteki Kanunun 37 nci maddesini karşılamaktadır.

Yürürlükteki Kanunun, Devlet memurlannın verdikleri zararlardan doğrudan doğruya sorumlu olacağım öngören 37 nci maddesi hükmünün, mevcut yasal düzenlememizle bağdaştırılması güçtür. Anayasamız Devlet memurlannın görevleriyle ilgili olarak verdikleri zararlardan dolayı Devletin sonımlu olduğunu, zaran tazmin eden Devletin kendi memuruna rücu edebileceğini öngörmektedir. 657 sayılı Devlet Memurlan Kanununun düzenlemesi de^'^öndedir. Bu nedenle madde, mevcut - 4 4- düzenlemeyle uyumlu hâle gelecek şekilde yeniden kaleme alınmış, 468, 469 ve 1007 nci maddelerle paralellik sağlamak üzere ve Anayasanın 129 uncu maddesine uygun olarak maddeyle kişisel durum sicilinin tutulmasmdan doğan zararm, kusurlu memura rücu edilmek kaydıyla tazmin edileceği hükmü getirilmiştir. Maddede aynca tazminat ve rücu davalannda hangi mahkemenin yetkili olacağı konusuna da açıklık getirilmiştir.

Tasarı/teklif madde 39

→ yürürlükteki madde 39

Yürürlükteki Kanunun 38 inci maddesini karşılamaktadır.

Madde sadeleştirilmek suretiyle yeniden kaleme alınmıştır. Hüküm değişikliği yoktur.

Tasarı/teklif madde 40

→ yürürlükteki madde 40

Bu madde yürürlükteki Kanunun 29 uncu maddesine-04/05/1988 tarih ve 3444 sayılı Kanunla eklenmiş olan ikinci fıkradan değiştirilmek suretiyle alınmıştır.

Yürürlükteki Kanunun 29 uncu maddesinin ikinci fıkrası gereğince cinsiyet değişikliği dolayısıyla nüfus sicilinde gerekli değişikliğin yapılabilmesi için kişinin önceden cinsiyetini değiştirmesi, bu değişikliğin resmî sağlık kurulu raporuna dayandığının belgelendirilmesi yeterli görülmüştür. Madde bu şekliyle mahkemeye, kişinin cinsiyetinin değiştirilmesi sonucu nüfus sicilinde değişiklik yapma konusunda bir takdir yetkisi vermemekte, mahkemeyi âdeta bir onay makamı hâline getirmektedir. Bu durum, gelişigüzel cinsiyet değişiklikleri sonucu mahkemelerimizi, âdeta bir emrivaki ile karşı karşıya bırakmaktadır. Bu amaçla yeni düzenlemede cinsiyet değiştirmek isteyen kişinin bu değişikliğe gitmeden önce bizzat mahkemeye başvurması zorunlu kılınmış; mahkemenin böyle bir izni verebilmesi bazı koşullara bağlanmak suretiyle yürürlükteki 29 uncu maddenin ikinci fıkrasında olduğu gibi gelişigüzel cinsiyet değişikliklerinin önüne geçilmek istenmiştir.

Bu koşulların başında kişinin mahkemeye bizzat başvurması gelmektedir.

Cinsiyet değişikliği şahsa sıkı sıkıya bağlı bir hak olup, bu istemin bizzat cinsiyet değiştirmek isteyen kişiden gelmesi gerekir. Ancak bu durum kişinin böyle bir davayı mutlaka bizzat açması anlamında olmayıp, iradî temsil yolu da açıktır.

Değişiklik için aranan diğer önemli koşul, kişinin onsekiz yaşmı doldurmuş olması ve evli bulunmamasıdır. Henüz cinsiyeti yönünden bir değişiklik zorunluluğu bulunmayan ya da böyle bir zorunluluğun olup olmadığı belli olmayan kişilerin bu yola. başvurmasının önlenmesi bakımından en az onsekiz yaşın doldurmuş olması koşulu aranmış, bunun yanında bu kişinin evli olmaırçgsj] koşulu da getirilmiştir.

Toplumun temeli olan aile kurumunun cinsiyeti belirsiz kişiler nedeniyle sarsılmasını önlemek amacıyla öncelikle kişinin evli olmaması öngörülmüştür. Bu koşul, kişinin bu yandan evliliğini sürdürmesi, öte yandan bu evlilik devam ederken cinsiyet değişikliğine girmesi, bunu eşinin ya da çocuklannm ortak yaşantılan içinde yapmasının psikolojik ve ahlâkî tersliklerinin önüne geçmek üzere konulmuştur.

Getirilen diğer önemli bir koşul, istem sahibinin transseksüel yapıda olması, ruh sağlığı açısından cinsiyet değişikliğinin zorunlu bulunması ve kişinin üreme yeteneğinden sürekli biçimde yoksun olmasıdır. Bu yolla cinsiyet değişikliği sadece biyolojik açıdan d e p, ruhsal açıdan da zorunlu olma koşuluna bağlanmıştır. Bu - 4 5- koşullann gerçekleşip gerçekleşmediğinin gelişigüzel doktor raporlanna bağlanmaması için de uzmanlardan oluşan bir resmi sağlık kurulu raporu alınması öngörülmüştür.

Maddenin ikinci fıkrası, hâkimin iznine bağlı olarak cinsiyet değişikliğinin gerçekleştirilmesi hâlinde, bu hususun yine resmî sağlık kurulu raporuyla saptanması koşuluyla hâkimin cinsiyet değişikliği için nüfus sicilinde değişiklik karan vennesini öngörmüştür.

Tasarı/teklif madde 41

→ yürürlükteki madde 41

Yürürlükteki Kanunun 39 uncu maddesini karşılamaktadır.

Doğum kütüğü ve doğumun bildirilmesi konusunda 1587 sayılı Nüfus Kanunu hükümlerinin uygulanacağı göz önünde tutularak madde yürürlükteki metinden farklı bir şekilde düzenlenmiştir.

Tasarı/teklif madde 42

→ yürürlükteki madde 42

Yürürlükteki Kanunun 40 mcı maddesini karşılamaktadır.

Doğum kütüğünde değişiklik konusu 1587 sayılı Nüfus Kanununda aynca düzenlenmiş bulunduğu için, maddede diğer ilgili kanunlara yollama yapılmaktadır.

Tasarı/teklif madde 43

→ yürürlükteki madde 43

Yürürlükteki Kanunun 41 inci maddesini karşılamaktadır.

Yürürlükteki maddede öngörülen süreler, ilgili kanunlara yollama yapılmak suretiyle metinden çıkarılmıştır. Ölümlere ilişkin bildirimlerin hangi sürelerde yapılması gerektiği konusu 1587 sayılı Nüfus Kanununda düzenlenmiştir. Bu nedenle, bu hususların Medenî Kanunda yer alması isabetli görülmemiştir.

Tasarı/teklif madde 44

→ yürürlükteki madde 44

Yürürlükteki Kanunun 42 nci maddesini karşılamaktadır.

Madde sadeleştirilmeksuretiyle yeniden kaleme alınmış, kaynak Kanuna uygun olarak iki fıkra hâline getirilmiştir.

Tasarı/teklif madde 46

→ yürürlükteki madde 46

Yürürlükteki Kanunun 44 üncü maddesini karşılamaktadır. Hüküm değişikliği yoktur.

İKİNCİ BÖLÜM TÜZELKİŞİLER BİRİNCİ AYIRIM GENEL HÜKÜMLER Yürürlükte olan Medenî Kanunun İkinci Babı "Hükmî Şahıslar", bu Babın İkinci Faslı ise "Umumî Hükümler" başlığını taşımaktadır. Bu bölümün başlıkları günümüz diline uyarlanmış ve "Hükmî Şahıslar" yerine "Tüzel Kişiler", "Umumî Hükümler" yerine ise "Genel Hükümler" başlıkları tercih edilmiştir. "Tüzel Kişiler" terimi bugün hukuk dilinde yerleşmiş bir terimdir.

- 4 6- Mndde 47- Yürürlükteki Kanunun 45 inci maddesini karşılamaktadır.

Maddenin kenar başlığı "Tüzel kişilik" olarak sadeleştirilmiştir. 1984 tarihli Öntasandan farklı olarak birinci fıkradaki "kişi birlikleri" yerine "kişi toplulukları", yine aynı fıkradaki "bağımsız malvarlıklan" yerine "bağımsız mal toplulukları" terimleri tercih edilmiştir.

Birinci fıkrada, hem "tüzel kişilik" kavramının tanımı yapılmakta, hem de tüzel kişiliğin nasıl kazanılacağı belirtilmektedir. Fıkraya, tüzel kişiliğin nasıl kazanılacağı konusunda tüm özel hukuk tüzel kişileri için geçerli olabilecek genel bir hüküm koymaktan özellikle kaçınılmıştır. Çünkü yürürlükteki metin, İsviçre Medenî Kanunundan (m. 51/1) esinlenmek suretiyle kişi ve mal topluluklarının "sicillerine kayıtlarını icra ettirmekle şahsiyet iktisap edeceklerini" belirtiyorsa da, bu hüküm pozitif hukukumuzda yalnızca vakıflar ve ticaret şirketleri ile kooperatif ortaklıklar açısından teyid edilmektedir. Serbest kuruluş sistemine tâbi olan dernekler açısından ise yürürlükteki maddenin ilk fıkrasındaki bu hükmün işlerliği söz konusu değildir. Bu nedenle, yeni düzenleme hazırlanırken bütün özel hukuk tüzel kişileri için geçerli olması amaçlanan bir genel hükümde, her tüzel kişi çeşidinin kendisi için getirilen özel hükümlerde kabul edilen sisteme göre kurulacağını belirtmekle yetinmenin daha doğru olacağı düşünülmüştür.

Öte yandan yürürlükteki metnin "tüzel kişilik" tanımı da yeni düzenlemeye aynen alınmamıştır. Bu yapılırken, kanunda tanımlanmak istenen hukukî bir kavramın kapsamına girecek kurumlan tek tek saymaktan ziyade, bu kurumların ortak özelliklerini ortaya koyan açık bir ifade kullanılması gerektiği düşüncesinden hareket edilmiştir. Dernekler, vakıflar, ticaret şirketleri ve kooperatif ortaklıklar, kendilerini düzenleyen özel hükümlerde zaten ayrı ayrı tanımlanmaktadır.

Bu sebeple maddenin birinci fıkrasında, tüzel kişiliğin nasıl kazanılacağı açıklanırken verilen tanımda tüzel kişi türleri tek tek zikredilmemiş, tüzel kişilere has olan ortak unsurlar belirtilmiştir. Birinci fıkrada yer alan bu unsurlar ise, a. Bir kişi veya mal topluluğunun bulunması, b. Bu topluluğun belirli bir amaç için oluşturulması, c. Bu oluşumun hukuk düzeninde başlıbaşına bir varlığa sahip olmak üzere, bir örgütlenme ile sağlanmasıdır.

Herhangi bir kişi veya mal topluluğunun tüzel kişilik kazanabilmesi için, onun aynca hukuk düzeni tarafından "hak etıliyetine sahip bir varlık" olarak tanınması gerektiği de açıktır. Yukarıdakilere eklenmesi gereken bu dördüncü unsur da birinci fıkrada yer almakta ve tanımda verilen özellikleri taşıyan toplulukların ancak özel hükümlerinde yazılı şartlar uyarınca tüzel kişilik kazanabilecekleri belirtilmektedir.

Maddenin ikinci fıkrasında, yürürlükteki metinden ve 1984 tarihli Öntasandan farklı olarak "Kanuna... aykırı" yerine "hukuka ...aykırı" deyimi tercih edilmiştir.

Böylece, yalnızca teknik ve dar anlamda "kanun"a değil, pozitif hukuktaki diğer yürürlük kaynaklatma aykın amaç güden kişi ve mal topluluklannın da tüzel kişilik kazanamayacağı vurgulanmış olmaktadır. Diğer taraftan ikinci fıkrada, yürürlükteki metinden farklı olarak "kanuna ve ahlâka mugayir" ifadesi yerine "hukuka veya ahlâka aykın" ifadesi kullanılmış ve böylece "ve" yerine "veya" sözcüğü tercih edilmek - 4 7- suretiyle sadece hukuka aykınlığm yahut da ahlâka aykınhğm varlığmm, tek başına tüzel kişiliğin kazanılmasını engellemeye yeterli olduğu vurgulanmıştır.

Tasarı/teklif madde 48

→ yürürlükteki madde 48

YürÜrlükteki Kanunun 46 ncı maddesini karşılamaktadır.

Maddenin kenar başlığında, yürürlükteki metnin kenar başlığındaki "Medenî haklardan istifade" deyimi yerine, teknik ve daha doğru bir ifade olan hem kaynak Kanunda hem de 1984 tarihli Öntasanda kullanılan "Hak ehliyeti" terimi tercih edilmiştir.

Hüküm değişikliği yoktur; madde içerik itibanyla yürürlükteki metnin aynıdır.

Böylece, yaradılış gereği sadece insanlara özgü olan ve maddede "...cins, yaş, hısımlık gibi..." ifadesiyle sınırlayıcı olarak sayılmayan nitelikler dışmdaki bütün haklara ve borçlara tüzel kişilerin de ehil olduğu vurgulanmak suretiyle gerçek ve tüzel kişilerin ehliyet eşitliğini esas alan medenî hukuk yaklaşımı muhafaza edilmektedir.

Ancak, yürürlükteki metinde kullanılan **.." bütün haklan iktisap ve borçlan iltizam edebilirler" tarzındaki ifade, "... bütün haklara ve borçlara ehildirler." şeklinde değiştirilmiştir. Nitekim, hak ehliyeti kavramı, haklara ve borçlara ehil olma şeklinde açıklandığı için kaynak Kanunda da (m. 53) aynı ifade kullanılmaktadır.

1984 tarihli Öntasarının 47 nci maddesinde yer alan "Özel hükümler saklıdır." şeklindeki ikinci fıkranın maddeye alınması, kaynak Kanun da izlenmek suretiyle, gereksiz görülmüştür.

Tasarı/teklif madde 49

→ yürürlükteki madde 49

Yürürlükteki Kanunun 47 nci maddesini karşılamaktadır.

İçerik itibanyla hüküm değişikliği yoktur. Yürürlükteki metin yerine, Türkçe açısından daha sade ve teknik hukuk terimlerini daha özenli kullanan ifadeler tercih edilmiştir.

Maddenin konu ve kenar başlıkları, yürürlükteki metinde yer alan "C.Mcdenî haklan kullanmak salâhiyeti/1. Şartlan" yerine, "C. Fiil ehliyeti/ I.Koşulu" şeklinde değiştirilmiştir. Kaynak Kanunun Fransızca metninde "exercise des droit civils".

deyimi yer almakla birlikte, Almanca metninde "Handlungfaehiğkeit", yani "Fiil ehliyeti" terimi yer almaktadır. Yeni düzenlemede Almanca metnin çevirisinin tercih edilmesinin sebebi, bugün Türk Hukukunda, "kişinin kendi fiilleriyle haklar edinebilmesi ve borç (yüküm) altına girebilmesi" olanağı anlamında "fiil ehliyeti" teriminin yerleşmiş olmasıdır. Nitekim, 9 uncu maddede de kaynak Kanunun Almanca metni izlenilmek suretiyle "fiil ehliyeti" terimi kullanılmış ve "Fiil ehliyetine sahip olan kimse, kendi fılleriyle hak edinebilir ve borç altına girebilir" ifadesine yer verilmiştir.

Diğer taraftan, madde kaleme alınırken, yürürlükteki metnin kullandığı "...nizamnamelerine göre...." ifadesi yerine "... kuruluş belgelerine göre..." ifadesi tercih edilmiştir. Bunun sebebi, özel hukuk tüzel kişilerinin kurulması için düzenlenen belgelerin hepsinin "nizamname" yani "tüzük" kavramı altında toplanmasının mümkün olmamasıdır.

Yürürlükteki metnin içerik itibanyla değiştirilmemesinde ise, doğal olarak, kaynak Kanunun kabulüne temel olan gerekçelerin bugün de aynen geçerli olması gerçeğinden hareket edilmiştir. Gerçek kişilçr gibi .doğal bir iradeye sahjp...olmayan - 4 8- tüzel kişilerin kendi fiilleri ile haklar edinip borç altına girmelerinin mümkün olabilmesi için, bu yöndeki iradeyi oluşturacak ve fiil ve davranışları tüzel kişiye atfedilebilecek organların varlığı gerektiğinden, tüzel kişilerin fiil ehliyetinin başlangıcından da ancak söz konusu organların kurulmasından sonra bahsedilebilecektir.

Tasarı/teklif madde 50

→ yürürlükteki madde 50

Yürürlükteki Kanunun 48 inci maddesini karşılamaktadır.

Yürürlükteki metnin hem kenar başlığı hem de hüküm fıkraları dil açısından sadeleştirildiği gibi, metne hükmün anlam ve amacı açısından önemli ofon bazı eklemeler de yapılmıştır.

Birinci fıkra, 1984 tarihli Öntasarının 49 uncu maddesinde de yapıldığı gibi, yürürlükteki metnin dil açısından sadeleştirilmiş ve günümüz diline çevrilmiş şeklidir.

İkinci fıkrada, yürürlükteki metnin hem dil açısından sadeleştirilmesi, hem de düzenlenmek istenen konunun daha açık ifade edilebilmesi amacıyla bazı açılardan tamamlanması söz konusudur. Bu fıkrada, organların hukukî işlemleri ve diğer bütün hukukîfiilleriyletüzel kişiyi borç altına sokabilecekleri belirtilmiştir.

Üçüncü fıkrada düzenlenmek istenen konu ise, "organdın sorumluluğu değil, orgam oluşturan kişinin veya kişilerin sorumluluğu olduğu için, hüküm, bu açıdan tamamlanmak suretiyle yeniden kaleme alınmıştır. Diğer taraftan hükme, yürürlükteki metinden farklı olarak, bir de ". ayrıca.." sözcüğü eklenmiştir; çünkü orgam oluşturan :

kişilerin kişisel sorumlulukları tüzel kişinin sorumluluğunu ortadan kaldırmayan ve onun yanında yer alan bir sorumluluktur. Kaynak Kanunun 55 inci maddesinin üçüncü fıkrasında ve 1984 tarihli Öntasarının 49 uncu maddesinin üçüncü fıkrasında da aynı hususlar vurgulanmıştır.

Tasarı/teklif madde 51

→ yürürlükteki madde 51

Yürürlükteki Kanunun 49 uncu maddesini karşılamaktadır.

Hüküm değişikliği yoktur. Yürürlükteki metnin "İkametgâh" şeklinde olan kenar başlığı, anlaştırılarak "Yerleşim yeri" şeklinde değiştirilmiş ve ayrıca hüküm cümlesi de sadeleştirilmiştir.

Maddede "nizamname" yerine "tüzük" terimi kullanılmayıp, bütün tüzel kişileri kapsamak üzere "kuruluş belgesi" ifadesi tercih edilmiştir.

Maddede yer alan tüzel kişinin yerleşim yerinin "kuruluş belgesinde başka bir hüküm bulunmadıkça işlerinin yönetildiği yer" olduğuna ilişkin hüküm, tüzel kişilerin kuruluş belgesinde yerleşim yerlerinin belirtilmemiş olması hâlinde, bu eksiklik tamamlanıncaya kadar veya tamamlanmadığı sürece uygulama alanı bulacak ve böylece kişiler hukukunda kabul edilen "yerleşim yerinin zorunluluğu ilkesi" açısından önemli bir işlevi yerine getirecektir.

Tasarı/teklif madde 52

→ yürürlükteki madde 52

Madde, yürürlükteki Kanunda, kaynak Kanunda ve 1984 tarihli Öntasanda yer almayan yeni bir hükmü içermektedir.

Tüzel kişinin kişiliğinin sona ermesinin etkilerini düzenleyen hükümler, yürürlükteki metinde "Şahsiyetin zevali" başlığı altında kaleme alınmıştır. Maddenin konu başlığı "Kişiliğin sona ermesi" şeklinde ifade edilmiştir.» - 4 9- "Sınırlı devam etme" başlığım taşıyan madde, sona erme sebeplerinden birinin ortaya çıkması durumunda bunun sonucunun ne olacağı konusunda, Türk Ticaret Kanununun çeşitli hükümlerinde ticaret ortaklıkları için dile getirilen ve doktrinde bütün özel hukuk tüzel kişileri açısmdan da geçerli olduğu kabul edilen bir ilkenin Medenî Kanunda da bir genel ilke olarak yer alması gerektiği düşüncesinden hareketle kaleme alınmıştır. Bu ilke, sona erme sebeplerinden biri ortaya çıktığında bir tüzel kişinin kişiliğinin ortadan kalkmasmm hemen gerçekleşmeyeceği, tüzel kişinin kuruluş amacının yerini -tasfiye sonuçlanana kadar- tasfiye amacının alacağı ve tüzel kişiliğin de bu amaçla sınırlı olmak üzere devam edeceği ilkesidir. Sona erme sebebi gerçekleşen tüzel kişinin, tasfiye su-asında kişiliğini koruması, bu aşamada yapılacak işlemlerin kime izafe edileceğinin belirlenmesi açısmdan kaçınılmazdır; ancak kişiliğin yalnızca tasfiye amacı çerçevesinde devam etmesi de yeterlidir. Bu amaç, sona erme sebebi gerçekleşen tüzel kişinin malvarlığının paraya çevrilerek borçlarının ödenmesine ve alacaklarının tahsiline yöneliktir.

Tasarı/teklif madde 53

→ yürürlükteki madde 53

Yürürlükteki Kanunun 51 inci maddesini karşılamaktadır.

Maddenin yeri, yürürlükteki hükümden, kaynak Kanundan ve. 1984 tarihli Öntasandan farklı bir sistematik izlenmek suretiyle, "malvarlığının tasfiyesi" konusu "malvarlığının özgülenmesi" konusunun önüne alınmıştır. Bunun sebebi, özgüleme aşamasının ancak tasfiyeden soma söz konusu olabileceği gerçeğidir.

Madde içerik itibarıyla, yürürlükteki metinden ve kaynak Kanundan ayrılarak, 1984 tarihli Öntasarının 52 nci maddesi hükmündeki tercihi izlemiştir. Buna göre, sona erme sebebi gerçekleşen tüzel kişinin tasfiyesi, yürürlükteki metinde olduğu gibi "...kooperatif şirketlere tatbik edilen hükümlere tevfikan..." değil, kanunda ve kuruluş belgesinde aksine hüküm bulunmadıkça, terekenin resmî tasfiyesine ilişkin hükümlere göre yapıhr. Sona erme sebebi gerçekleşen tüzel kişinin tasfiyesinde uygulanacak olan terekenin resmî tasfiyesine ilişkin hükümler ile kasdedilen ise 632 ve 633 üncü madde hükümleri değil, 634 ilâ 636 ncı maddeleri arasında getirilmiş olan tasfiye usulü hükümleridir. Hâkim bu hükümleri doğrudan değil, ancak kıyas yoluyla uygulayabilir.

Tasarı/teklif madde 54

→ yürürlükteki madde 54

Yürürlükteki Kanunun 50 nci maddesini karşılamaktadır.

Yürürlükteki maddenin kenar başlığında kullanılan "Malların tahsisi" ifadesi yerine, günümüz diline uygun olan "Malvarlığının özgülenmesi" ifadesi tercih edilmiştir. Madde, yürürlükteki.metinden farklı olarak, kaynak Kanun (m.57) izlenmek suretiyle ve 1984 tarihli Öntasarının 51 inci maddesinde olduğu gibi üç fıkraya ayrılmıştır.

Maddede hüküm değişikliğine gidilmemiş ve ifade açısmdan ise, büyük ölçüde 1984 tarihli Öntasarı izlenmiştir.

Tasarı/teklif madde 55

→ yürürlükteki madde 55

Yürürlükteki Kanunun 52 nci maddesini karşılamaktadır.

Kaynak Kanundaki kenar başlıktan esinlenen yürürlükteki metnin kenar başlığı, kanun yapma tekniğine uygun olarak kısaltılarak "Saklı hükümler" şeklinde kaleme alınmıştır.

- 5 0- Madde, yürürlükteki metinden ve 1984 tarihli Öntasarının 53 üncü maddesinden farklı olarak, tek fıkraya indirilmiş ve yürürlükteki metnin "İktisadî bir gaye takip eden cemiyetler, şirketler hakkındaki hükümlere tâbidir." şeklindeki ifadesi, gereksiz olduğu düşüncesiyle hükümden çıkarılmıştır. Hukuk sistemimizde dernekler, dar anlamda iktisadî amaç güdemeyecekleri ve üyelerine iktisadî yarar sağlamak yahut kazanç paylaştırmak amacıyla kunılamayacaklan için, bu amaçlar için kurulabilecek ve tüzel kişiliğe sahip bulunacak kişi topluluklan da sadece ticaret şirketleridir. Bu sebeple, maddede sadece "kamu tüzel kişileri ile ticaret şirketleri hakkındaki kanun hükümlerT'nin saklı olduğu belirtilmekle yetinilmiştir.

İKİNCİ AYIRIM DERNEKLER

Tasarı/teklif madde 56

→ yürürlükteki madde 56

Bu maddede derneğin tamım yapılmıştır. Yürürlükteki Kanun 53 ilâ 72 nci maddelerinde demek kurumunu düzenlemiş; fakat dernek tanımına yer vermemiştir.

Bu maddede, 2908 sayılı Dernekler Kanununun 1 inci maddesinde yer alan düzenleme ve yürürlükteki Kanunun 53 üncü maddesi birlikte ele alınmış; doktrinde ileri sürülen görüşlerden yararlanılarak dernek kavramı yeniden tanımlanmıştır.

Böylece dernek kavramının, benzer kavramlardan, örneğin adî ortaklıktan, ticaret şirketlerinden, vakıftan ve gönüllü faaliyetlerden ayırdedilmesi sağlanmıştır.

Maddede verilen tanımdan hareketle, derneğin unsurlarım şu şekilde belirleyebiliriz:

a- En az yedi gerçek kişinin bilgi ve çalışmalannı sürekli olarak birleştirmeleri, b- Kazanç paylaşma dışmda belirli ve ortak amacı gerçekleştirme, c- Tüzel kişiliğe sahip olma, d- Örgütlenmiş kişi topluluğu olma.

İkinci fıkrada demeklerin hukuka veya ahlâka aykurı amaçlarla kurulamayacağı öngörülmektedir.

Tasarı/teklif madde 57

→ yürürlükteki madde 57

Anayasamızda dernek kurma özgürlüğü kişinin haklan ve ödevleri başlıklı bölümde temel haklar arasında sayılmış, böylece anayasal güvence altına alınmıştır. Anayasanın 33 üncü maddesinin birinci fıkrası, birinci fıkra olarak aynen alınmıştır; Bu bakımdan anılan Anayasa hükmünün gerekçesi burada da geçerli olacaktır.

Bu maddede, dernek özgürlüğünün olumlu bir görünümü olan dernek kurma hakkı düzenlenmiştir.

Maddedeki "herkes" sözü ile, Anayasanın 33 üncü maddesinde olduğu gibi gerçek kişiler kastedilmiştir. Dernek kurucusu olacak gerçek kişilerin fiil ehliyetine sahip olmalan yeterli sayılmıştır. Demek kurucu üyesi olabilmek için kişinin ergin olması, ayırt etme. gücüne sahip bulunması ve kısıtlı olmaması gerekir. Demek kumcusu olabilmek için kişinin mutlaka onsekiz yaşını tamamlaması şartı aranmamış;

ergin kılınma (m. 12) veya evlenmeyle ergin olanlann (m. 11) onsekiz yaşım tamamlamadıkları hâlde, kurucu olabilmelerine olanak tanınmıştır.

Tasarı/teklif madde 58

→ yürürlükteki madde 58

Madde dört fıkradan oluşmaktadır. Birinci fıkrada her derneğin mutlaka bir tüzüğünün bulunması gerektiği ifade edilmiştir. Derneklerin tüzüğü âdeta onların temel yasası niteliğindedir. Tüzükte mutlaka yer alması gereken hususların neler olduğu ikinci fikrada belirtilmiştir. Tüzükte ayrıca geçici yönetim kurulu üyelerinin de gösterilmiş olması şarttır.

Üçüncü fıkrada dernek tüzüklerine konulacak hükümlerin kanunun emredici hükümlerine aykın olmaması gereğine işaret edilmekte, son fikrada da tüzükte hakkında hüküm bulunmayan hâllerde kanun hükümlerine başvurulacağı ifade edilmektedir.

Tasarı/teklif madde 59

→ yürürlükteki madde 59

Maddede derneklerin tüzel kişilik kazanması ve özellikle tüzel kişiliğin hangi anda kazanılmış olacağı düzenlenmektedir.

Birinci fıkrada derneklerin tüzel kişilik kazanma anı, kuruluş bildirimi, demek tüzüğü ve gerekli belgelerin yerleşim yerindeki en büyük mülkî amire verildiği an olarak öngörülmektedir. Bu itibarladır ki, demeklerin tüzel kişilik kazanmasında "normatif bildirim sistemi" benimsenmiş olmaktadır. Böylece de yürürlükteki Kanunun kabul etmiş olduğu "serbest kuruluş sistemi" değiştirilmiş olmaktadır.

Tasarı/teklif madde 60

→ yürürlükteki madde 60

Madde demeklerin kuruluş aşamasında yaptıkları başvurunun incelenmesi konusunu oldukça ayrıntılı biçimde düzenlemektedir.

Birinci fıkrada yerleşim yerinin bulunduğu yerin en büyük mülkî amirine, kuruluş bildirimi ve eklerinin, bu arada tüzüğün doğruluğunun, eksiklik veya kanuna aykırılıkların bulunup bulunmadığının en çok altmış gün içinde incelenmesi görevi verilmektedir.

İkinci fıkrada, bu inceleme sonucunda tüzükte, kuruluş bildirimi ve kurucuların hukukî durumunda kanuna aykırılık veya noksanlıklar tespit edildiği takdirde mülkî amirin ne yapması gerektiği açıklanmaktadır.

Tasarı/teklif madde 61

→ yürürlükteki madde 61

Maddede demek tüzüğünün, en büyük mülkî amirin demeğe yaptığı yazılı bildirimi izleyen onbeş gün içinde yerel bir gazete ile ilân edilmesi zorunluluğu getirilmektedir.

Tasarı/teklif madde 62

→ yürürlükteki madde 62

Maddede yeni kurutmuş olan bir derneğin ilk genel kurul toplantısını tüzüğünün gazetede yayımlandığı günü izleyen altı ay içinde yapması ve kanunen kurulması gerekli olan organlarını bu genel kurul toplantısında oluşturması zorunluluğu getirilmektedir. Derneğin fiil' ehliyetinin başlayabilmesi, yani demek adına hukukî işlemlere girişilebilmesi ancak bu zorunlu organların oluşturulmasıyla mümkün olabilecektir.

Tasarı/teklif madde 63

→ yürürlükteki madde 63

Toplantı ve demek kurma hakkı temel hak ve özgürlüklerdendir.

Nitekim, Anayasanın 33 üncü maddesi bu özgürlüğü temel haklar arasında düzenlemiştir.

- 5 2- Madde bir demeğe üyelik konusunu bu anlayışla düzenlemekte ve busu Idşinin iradesine bağlamaktadır.

Tasarı/teklif madde 64

→ yürürlükteki madde 64

Madde bir demeğe üye olma koşullarını düzenlemektedir. Buna göre, demeğe üyelik için özel koşullar aranmamış, kişinin fiil ehliyetine sahip olması yeterli görülmüştür.

Maddenin ikinci fıkrasında üyelik başvurusu üzerine yapılacak işlemler belirtilmiştir.

Tasarı/teklif madde 65

→ yürürlükteki madde 65

Dernek üyeliğinin sona ermesi, bu ve bunu izleyen maddelerde "Kendiliğinden", "çıkma ile" ve "çıkarılma ile" kenar başlıklarıyla Üç ayrı maddede düzenlenmiştir.

Bu hükümde üyeliğin, kanunda veya demek tüzüğünde öngörülen koşulların kaybı hâlinde kendiliğinden sona ereceği belirtilmiştir.

Tasarı/teklif madde 66

→ yürürlükteki madde 66

Madde yürürlükteki Kanunun 63 üncü maddesini karşılamaktadır.

Maddede demeğe girme gibi demekten çıkma da kişinin kendi iradesine bağlanmıştır.

Demekten çıkmak isteyen üyenin bu iradesini altı ay önceden yazılı olarak bildirmesi yeterlidir. Yazılı şekil geçerlilik koşuludur.

Tasarı/teklif madde 67

→ yürürlükteki madde 67

Maddede Idşinin demekten çıkarılması konusu düzenlenmiştir.

Çıkarılma sebeplerinin genelde demek tüzüğünde gösterilmesi yaygın bir uygulamadır. Tüzükte bu konuda bir hüküm yoksa, üye ancak haklı sebeplere dayanılarak demekten çıkarılabilir. Üçüncü fıkra ile bu gibi durumlarda üyelikten çıkarılan kimseye çıkarma kararma karşı itiraz hakkı tanınmıştır.

Tasarı/teklif madde 68

→ yürürlükteki madde 68

Madde, Anayasanın 10 uncu maddesinde öngörülen eşitlik ilkesini tekrarlamaktadır. Buna göre, demek üyeleri arasında herhangi bir ayınm yapılamayacağı ve demek faaliyetlerine katılımda da üyelerin eşit haklara sahip olduğu vurgulanmıştır. Ayrıca maddede, yürürlükteki Kanunun 66 ncı maddesinde olduğu gibi, demekten çıkan her üyenin, demek malvarlığında hak iddia edemeyeceği hüküm altına alınmıştır.

Tasarı/teklif madde 69

→ yürürlükteki madde 69

Maddede üyelerin oy hakkı düzenlenmiştir. Eşitlik ilkesi gereği, her üyenin bir oy hakkına sahip olacağı tabiîdir.

Tasarı/teklif madde 70

→ yürürlükteki madde 70

Madde yürürlükteki Kanunun 64 üncü maddesini karşılamakta olup, İsviçre Medenî Kanununun 71 inci maddesinin Fransızca ve Almanca metnine uygun olarak yeniden düzenlenmiştir. Madde, üyelik yükümlülüklerinden "ödenti verme borcu"nu hükme bağlamakta, bu borcun tüzükle düzenleneceğini, tüzükte hüküm bulunmaması hâlinde ise üyelerin demek amacının gerçekleşmesi ve borçlarının karşılanması için zorunlu ödentilere eşit olarak katılacağını, demekten çıkan veya çıkarılan üyenin, üyelikte bulunduğu sürenin ödentisini vermek zorunda olduğunu onursal üyelerin ödenek vermeye zorlanamayacağım öngörmektedir. Maddeye, ödenti - 5 3- tuzükle belirlenmemişse, üyenin demeğin tüm borçlarını ödemek zorunda olmadığı, sadece amacı ve borçlarının karşılanması için belli bir miktar ödenti vereceği konusunda açıklık getirilmiştir.

Tasarı/teklif madde 71

→ yürürlükteki madde 71

Madde "Diğer yüküınlülükler" kenar başlığı -altında üyelerin manevî yükümlülüklerinin neler olduğunu düzenlemektedir. Bu yükümlülüklerin birer birer belirtilmesindeki güçlük göz önünde tutularak birinci fıkrada genel düzenlemeye yer verilmiş, ikinci fıkrada ise bu kapsamda değerlendirilebilecek bazı özel nitelikli yükümlülükler sayılmıştır.

Tasarı/teklif madde 72

→ yürürlükteki madde 72

Madde demeğin zorunlu organlarının neler olduğunu düzenlemekte ve bunlar dışmda da organlar oluşturabilme olanağını tanımaktadır. Zorunlu organların görev, yetki ve sorumluluklarının oluşturulacak bu organlara devri mümkün değildir.

Zorunlu organlar dışındaki organların neler olabileceği açıklanmamış, böylece demeklere iç örgütlerini serbestçe belirleme olanağı tanınmıştır.

Tasarı/teklif madde 73

→ yürürlükteki madde 73

Madde, yürürlükteki Kanunun 57 nci maddesini karşılamakta olup, kayıtlı tüm üyelerden oluşan genel kumlun, demeğin en yetkili karar organı olduğunu hükme bağlamıştır.

Tasarı/teklif madde 74

→ yürürlükteki madde 74

Maddeyle genel kumlun olağan toplanma koşullan düzenlenmiştir.

Çağrı yönetim kurulunca yapılır. Olağan genel kurul toplantısının yapılma süresi en geç iki yılda bir olarak saptanmış, böylece yönetim kumlunun olağan toplantıya çağırma hak ve yetkisini kötüye kuUanrnasına karşı önlem alınmıştır.

Tasarı/teklif madde 75

→ yürürlükteki madde 75

Madde genel kurulun olağanüstü toplanmasını düzenlemektedir.

Bazı önemli ve zorunlu durumlarda genel kumlun olağanüstü toplantıya çağnlmast gerekebilir.

Birinci fıkrayla olağanüstü çağnyı yapabilecek organlar ile üye sayısı belirlenmiştir.

İkinci fıkrayla da yönetim kurulunun genel kumlu toplantıya çağırmaması hâlinde üyelerden birinin başvurusu üzerine sulh hâkiminin üç üyeyi genel kumlu toplantıya çağırmakla görevlendirebileceği öngörülmüştür.

Tasarı/teklif madde 76

→ yürürlükteki madde 76

Madde, olağan genel kurullar hariç bırakılmak suretiyle, toplantısız veya çağnsız toplantıyla kararlar alınmasını düzenlemektedir.

Birinci fıkrayla genel kurul Üyelerinin tamamının bir araya gelmeksizin yazılı katılımıyla alacaklan kararlar ile demek üyelerinin tümünün kanunda yazılı, çağn usulüne uyulmaksızın bir araya gelerek aldıkları kararlar geçerli kabul edilmiştir.

İkinci fıkrayla, olağan genel kurul toplantısı yerine geçmek üzere bu şekilde karar alınamayacağı öngörülmüştür.

- 5 4- Maddc 77- Madde genel kurulun toplantıya çağrılmasını düzenlemektedir.

Birinci fıkrayla genel kurulun toplantıya çağrılmasının usul ve esasları belirlenmiş, böylece kuruldan bütün üyelerin zamanında haberdar olmalan ve katılımlarının sağlanması öngörülmüştür.

İkinci fıkrayla da toplantıya çağn usulü ve toplantının ertelenmesine ilişkin konuların ayrıntıları, düzenlenecek yönetmeliğe bırakılmıştır.

Tasarı/teklif madde 78

→ yürürlükteki madde 78

Madde toplantı yeri ve toplantı yeter sayısını düzenlemektedir.

Birinci fıkrayla sakıncaları gidermek amacıyla, tüzükte aksine bir hüküm bulunmadıkça, genel kurul toplantılarının demek merkezinde yapılacağı hükmü getirilmiştir.

İkinci fıkrayla toplantı yeter sayısı ayrıntılı olarak belirlenmiştir.

Üçüncü fıkrayla ise genel kurul toplantısının bir defadan fazla geri bırakılamayacağı öngörülmüştür.

Tasarı/teklif madde 79

→ yürürlükteki madde 79

Madde toplantı usulünü düzenlemektedir.

Birinci fıkra toplantıyı yöneteceklerin kimler olacağını ve sayılanın saptamaktadır.

İkinci fıkra genel kurulun toplantılarında gündemle bağlılığım ve bunun yamsıra toplantıda hazır bulunan üyelerin en az onda biri tarafmdan istenilmesi koşuluyla görüşülmesi yazılı olarak istenen -konuların da gündeme alınması zorunluluğunu öngörmektedir.

Üçüncü fıkra hükümet komiserinin katılımını ve katılmamasının toplantının yapılmasını önlemeyeceğini hükme bağlamaktadır.

Tasarı/teklif madde 80

→ yürürlükteki madde 80

Maddeyle demeğin en üst organı olan genel kurulun görev ve yetkilerinin neler olduğu düzenlenmiş, demeğin diğer organlarını denetleyeceği ve onlan haklı sebeplerin varlığı hâlinde her zaman görevden alabileceği hükme bağlanmıştır. Haklı sebeplerle görevden alınan diğer organların sözleşmeden doğan haklarını kullanmaları doğal olduğundan, maddede genel kurulca haklı sebeplerle görevden alman diğer organların, sözleşmeden doğan haklarının saklı tutulması yönünde bir hükme yer verilmemiştir.

Tasarı/teklif madde 81

→ yürürlükteki madde 81

Madde genel kurul kararlarının alınmasında aranacak karar yeter sayısını düzenlemektedir. Genel kurul, toplantıya katılan üyelerin salt çoğunluğuyla karar alacaktır. Tüzük değişikliği ile demeğin feshi kararlarının toplantıya katılan üyelerin üçte iki çoğunluğuyla alınabilmesi öngörülmüştür.

Tasarı/teklif madde 82

→ yürürlükteki madde 82

Madde bir demek üyesinin hangi hâllerde oy kullanamayacağım düzenlemektedir. Bu hüküm sadece genel kurul görüşmelerine ilişkin olmayıp, demeğin diğer organlarında yapılan görüşmelere katılan bir üyenin de kendisi, eşi, üstsoyıı ve altsoyu ile demek arasındaki bir hukukî işlem veya uyuşmazlık konusunda alınması gereken kararlarda oy kullanamayacağını da kapsar niteliktedir.

Msdde 83- Madde genel kurul kararlarının iptalinin kim tarafından ve hangi koşullarda istenebileceğini ayrıntılı biçimde düzenlemektedir.

Medde 84- Maddede demek yönetim kurulunun nasıl oluşturulacağı konusu düzenlenmiştir. Bunun için beş asıl ve beş yedek üye yeterli görülmüştür. Bunlar asgari sayılardır. Demek tüzüğünde yönetim kurulunun daha fazla üyeden oluşacağı öngörülebilir.

Tasarı/teklif madde 85

→ yürürlükteki madde 85

Maddede demek yönetim kurulunun görevleri belirtilmiştir.

Yönetim kumlu, demeğin yürütme ve temsil organı olarak bu görev ve yetkilerini kanun ve tüzüğünde belirtilen hükümler çerçevesinde yerine getirir. Bu görevler demek içinde derneğin yönetimi, dışarıya karşı ise demeğin temsili çerçevesindeki görevlerdir.

Tasarı/teklif madde 86

→ yürürlükteki madde 86

Madde denetim kumlunun oluşum ve görevlerini düzenlemiştir.

Denetim kumlu, kendisini seçen genel kurul adma yönetim kumlunun hesap ve işlemlerini denetler. Denetim kumlu, demeğin işlemleri, hesaplan ve durumu hakkında yönetim kumlundan her zaman bilgi ve belge isteyebilir ve yönetim kumlunun faaliyetlerini sürekli olarak izleyerek sonuçlannı bir raporla yönetim kumluna ve genel kumla sunar.

Tasarı/teklif madde 87

→ yürürlükteki madde 87

Madde yürürlükteki Kanunun 70 inci maddesini karşılamaktadır.

Bu ve bunu izleyen iki maddede, demeğin sona erme sebepleri "Kendiliğinden", "Genel kurul karan ile" ve "Mahkeme karan ile" kenar başhklan altında üç madde hâlinde düzenlenmiştir.

Maddede demeğin kendiliğinden sona ereceği durumlar beş bent hâlinde belirtilmiştir.

Tasarı/teklif madde 88

→ yürürlükteki madde 88

Madde yürürlükteki Kanunun 69 uncu maddesini karşılamaktadır.

Maddede bir demeğin kendi varlığına genel kurul karanyla her zaman son verebileceği belirtilmiştir. Bu konuda tek yetkili organ genel kural olduğundan, bu yetkinin başka organlara devri mümkün değildir.

Tasarı/teklif madde 89

→ yürürlükteki madde 89

Madde yürürlükteki Kanunun 71 inci maddesini karşılamaktadır.

Maddede demeğin amacının kanuna veya ahlâka aylan hâle gelmesi durumunda .Cumhuriyet savcısının veya bir ilgilinin istemi üzerine mahkemece feshine karar verilebileceği belirtilmiştir. Cumhuriyet savcısı da re'sen dava açabileceği gibi, doğrudan veya dolaylı olarak ilgili kişilerin başvurusu üzerine istemi haklı görür ve koşullar gerçekleşmişse demeğin feshine ilişkin davayı açabilecektir. Demeğin feshine karar verecek mahkemenin, dava sırasında gerekli gördüğü takdirde bir önlem olarak demeği geçici olarak faaliyetten alıkoyabileceğine kuşku yoktur.

Tasarı/teklif madde 90

→ yürürlükteki madde 90

Maddede demeklerin amacı dışında faaliyet gösteremeyecekleri belirtilmiştir. Demeğin amacı, tüzel kişi plamkvderneğin hangi alanlarda çalışacağını - 5 6- gösterir. Demek, ilke olarak bu amacın gerçekleşmesini sağlayacak her türlü faaliyette bulunabilir. Demeğin amaç ve faaliyet konularının demek tüzüğünde belirtilmesi yaygın bir uygulamadır. Bu konular aynı zamanda demeğin hak ve fiil ehliyetinin kapsamını da belirler.

Maddenin ikinci fıkrasında, yasaklanan veya izne bağlı faaliyetlerle ilgili olarak özel kanun hükümlerine yollama yapılmıştır.

Tasarı/teklif madde 91

→ yürürlükteki madde 91

Maddeyle, demeklerin uluslararası düzeyde faaliyet göstermelerine olanak sağlanmakta, Türkiye'de kumlan demeklerin, amaçlan doğrultusunda uluslararası alanda işbirliği yapılmasında yarar görülen hâllerde, Bakanlar Kumlunun izniyle yurt dışında kurulmuş demek veya kuruluşlara katılabilecekleri öngörülmektedir.

Tasarı/teklif madde 92

→ yürürlükteki madde 92

Maddede yabancı demeklerin Türkiye'de faaliyet göstermelerinin koşullan düzenlenmiştir. Bunun için Bakanlar Kumlundan izin alınması zorunludur.

Bakanlar Kurulu ekonomik, kültürel ve teknik konularda bilgi ve teknolojilerinden yararlanılmak üzere yabancı bir demeğe Türkiye'de faaliyet izni verebilir.

Tasarı/teklif madde 93

→ yürürlükteki madde 93

Maddede yabancı gerçek kişilerin Türkiye'de yerleşme hakkına sahip olmaları koşuluyla Türkiye'de demek kurabilecekleri veya bir demeğe üye olabilecekleri belirtilmiştir.

Tasarı/teklif madde 95

→ yürürlükteki madde 95

Maddede demeklerin merkezinde olduğu gibi demek şubelerinin de zorunlu organlar olarak yönetim ve denetim kurulları oluşturmaları, denetim kumlu olmadığı takdirde denetçi bulunmasının zorunlu olduğu belirtilmiştir.

Tasarı/teklif madde 96

→ yürürlükteki madde 96

Maddede demeklerin üst kuruluşlar kurabilecekleri öngörülmüştür.

Böylece demeklerin tüzüklerinde belirtilen amaç ve faaliyet alanlarında çalışan diğer demekler ile bir federasyon çatısı altında örgütlenerek güçlerim birleştirmelerine olanak sağlanmıştır. Aynı amaca yönelik demeklerin bir araya gelerek üst örgüt oluşturmalarının, demeklerin faaliyetlerini ülke çapında birleştirme, etkinleştirme ve tek basma yapamadıkları faaliyetleri ülke düzeyinde gerçekleştirmelerini sağlayacağından kuşku yoktur. Yine bu amaçla Demekler Kanununun 34 üncü maddesindeki, üç demeğin amaçlarım gerçekleştirmek üzere biraraya gelerek bir federasyon kurabileceklerine ilişkin hüküm değiştirilerek, daha demokratik katılımın sağlanması ve demeklerin seslerini daha iyi duyurabilmelerinin sağlanması için federasyonların bünyelerinin kalabalık olması gerekliliği göz önüne alınarak, en az beş demeğin bir federasyon kurabilecekleri öngörülmüştür! - 5 7- Maddc 97- Madde kuruluş amaçlan aynı olan federasyonların bu amaçlarım gerçekleştirmek üzere konfederasyon kurabileceklerini belirtmektedir.

Maddenin ikinci fıkrasında, demekler ve federasyonlarda olduğu gibi konfederasyonlann da ancak bir tüzükle kurulabilecekleri öngörülmüş üçüncü fıkrada ise konfederasyon kuruluşunun yöntemi belirtilmiştir..

Tasarı/teklif madde 98

→ yürürlükteki madde 98

Maddede demeklerin federasyonda, federasyonlann konfederas yonda temsil edilmelerinin usul ve esaslan düzenlenmiştir.

Tasarı/teklif madde 100

→ yürürlükteki madde 100

Maddede özel bir kategori oluşturan kamuya yararlı demekler ve özel kanunla kumlan demekler hakkındaki özel kanun hükümlerine yollama yapılmıştır.

ÜÇÜNCÜ AYIRIM VAKIFLAR

Tasarı/teklif madde 101

→ yürürlükteki madde 101

Yürürlükteki Kanunun 73 üncü maddesini karşılamaktadır.

Birinci fıkrada, gerçek kişiler gibi tüzel kişilerin de vakıf kurabilecekleri (vakıf kumcusu olabilecekleri) açıkça ifade edilmiş; vakfın kurulmasının, sadece mal ve hakların özgülenmesi ile değil, ."yeterli" mal ve haklann özgülenmesi ile olacağı vurgulanmıştu*; yine vakfın tüzel kişiliğe sahip mal topluluğu olması niteliği de, vakfın tanımında bir unsur olarak belirlenmiştir.

İkinci fıkrada, vakfedilecek malvarlığı değerleri arasında, bir malvarlığının bütünü, gerçekleşmiş ya da gerçekleşeceği anlaşılan her türlü geliri, ekonomik değeri olan haklar da sayılmıştır.

Üçüncü fıkrada, vakıflarda üyeliğin söz konusu olamayacağı esası getirilmiştir.

Ülkemizde belirli dönemlerde söz konusu olabilen dernekleşme yerine vakıf kurma eğilimleri, böylece yeterli mal ve haklann belirli bir amaca özgülenmesinin aranması ve demeklerden farklı olarak vakıflarda üyelik olamayacağının öngörülmesi ile sınırlandınlmış olacak ve bu suretle demek benzeri vakıflar kurulması değil, gerçek anlamda tarihi gelişimine ve işlevine uygun şekilde vakıf kurulması yolu, yasal güvence altına alınmış olmaktadır. Son fıkra ise, Anayasanın ilkeleri dikkate alınarak düzenlenmiştir.

Tasarı/teklif madde 102

→ yürürlükteki madde 102

Yürürlükteki Kanunun 74 üncü maddesini karşılamaktadır.

Maddenin kenar başlığı, içeriğine uygun olarak, "Kuruluş şekli" olarak düzenlenmiştir. Birinci fıkrada, vakıf kurma iradesinin resmî senetle veya ölüme bağlı tasarnıfla açıklanabileceği ve vakfın tüzel kişilik kazanmasının, yerleşim yeri mahkemesi nezdinde tutulan sicile tescil ile olacağı esaslan getirilmiştir. İkinci fıkrada, resmî senetle vakıf kurma işleminin temsilci aracılığı ile yapılması düzenlenmiş; bu çerçevede, temsil yetkisinin noterlikçe düzenlenmiş bir belgeyle - 5 8- verilmesi ve vakfın amacı ile özgDlenecek mal ve haklann bu belgede belirlenmiş bulunması koşulu aranmıştır.

Mahkemeye başvurmanın; resmî senetle kurulan vakıflarda vakfeden tarafından ölüme bağlı tasarrufla vakıf kurmada, ilgililerin veya vasiyetnameyi açan sulh hâkiminin bildirimi ile ya da Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından re'sen yapılacağı, başvurulan mahkemenin de, mal ve haklann korunması için gerekli önlemleri kendiliğinden alacağı üç ve dördüncü fıkralarda açıklanmıştır.

Tasarı/teklif madde 103

→ yürürlükteki madde 103

Maddenin birinci fıkrası yürürlükteki Kanunun 74 üncü maddesinin üçüncü fıkrasını karşılamaktadır. Mahkemenin vereceği karamı, tebliği tarihinden başlayarak bir ay içinde, başvuru sahibi veya Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından temyiz edilebileceği öngörülmüş olmakla, yürürlükteki metinden farklı olarak, başvuru sahibi ile Vakıflar Genel Müdürlüğü'nün temyiz hakkı aynı esaslara tâbi kılınmış, temyiz süresi de, Vakıflar Genel Müdürlüğü bakımından "iki ay" yerine "bir ay"a indirilmiş olmaktadır: Diğer taraftan, vakfın kurulması istemini reddeden mahkeme kararının da aynı esaslar içinde temyiz edilebileceği kabul edilmiştir.

Temyiz süresinin Vakıflar Genel Müdürlüğü bakımından kısaltılması ile, vakfın kuruluşunun daha fazla geciktirilmemesi, durumun bir an önce yasal yolla aydınlığa kavuşturulması amacı güdülmüş; bu yolla, Ülkemizde yalanmalara yol açan yargılamanın uzamasına ilişkin itirazlar, genel temyiz süresi olan onbeş günün daha fazla uzatılmasının önüne geçilmesi suretiyle kısmen giderilmiştir. Vakfın kurucusu ile Vakıflar Genel Müdürlüğünün temyiz süresinin aynı olması da, bu konuda olması gereken bir eşitliğin gereği olarak düşünülmüştür.

Maddenin ikinci fıkrasında, vakfın kurulmasını engelleyen sebeplerin varlığı hâlinde, Vakıflar Genel Müdürlüğünün veya ilgililerin iptal davası açabileceği esası getirilmiştir. Böylece maddede, başvuranın ve Vakıflar Genel Müdürlüğü'nün temyize başvurma hakkı ile, bundan farklı olarak Vakıflar Genel Müdürlüğü ile ilgililerin vakıf kurma işleminin geçerliliğini engelleyen sebeplere dayanarak iptal davası açma haklan açıklığa kavuşturulmuştur. Ehliyetsizlik ve irade sakatlığı, iptal davası bakımından en önemli sebepleri oluştururlar. Buradaki iptal davası, vakıf kurulduktan sonra, kuruluştaki eksiklik ve hukuka aykınlıklar sebebiyle vakfın tüzel kişiliğine son verilmesi amacıyla açılacak ve verilecek hüküm 2 nci maddenin uygulanmasıyla farklı sonuçlara vanlması gerekmeyen durumlar bakımından, geçmişe etkili olabilecektir.

Tasarı/teklif madde 104

→ yürürlükteki madde 104

Madde kısmen yürürlükteki Kanunun 74 üncü maddesinin birinci fıkrası ile dördüncü fıkrasını karşılamaktadır. Birinci fıkrada vakfın, hem vakfuı yerleşim yeri mahkemesi nezdinde tutulan sicile ve hem de Vakıflar Genel Müdürlüğünde tutulan merkezî sicile tescil edilmesi düzenlenmiştir, ikinci fıkrada tescil kararının başka bir mahkemece verilmesi hâlinde, ilgili belgelerle birlikte tescil için vakfın yerleşim yeri mahkemesine gönderilmesi öngörülmüştür. Vakfm tescili karan, vakfın yerleşim yerinden başka bir yer mahkemesinde verilmiş ise, bu kararı veren mahkeme, karar ile buna dayanak olan belgeleri vakfın yerleşim yeri mahkemesine gönderecek ve geriye kalan işlemler yerleşim yeri mahkemesi tarafından tamamlanacaktır. Üçüncü fıkrada, yerleşim yeri mahkemesinin yapacağı bildirim - 5 9- üzerine,merkezî sicile kaydolunan vakfm Resmî Gazete ile ilân edileceği; dördüncü fıkrada, tescil ve ilânın tüzük hükümlerine göre yapılacağı açıklanmıştır.

Tasarı/teklif madde 105

→ yürürlükteki madde 105

Madde kısmen yürürlükteki Kanunun 74 üncü maddesinin altı ve yedinci fıkralannı karşılamaktadır. Vakfm şekliyle ilgili olmayan bu iki fıkradaki konular, "Mal ve hakların kazanılması ve sorumluluk" başlığı altındaki bu madde içerisinde yer almıştır. Ayrıca ölüme bağlı tasarruf yoluyla kurulan vakfm, mirasçı olarak atanması ihtimali bakımından, mirasbırakanın borçlarından sorumluluğunun, özgülenen mal ve haklarla sınırlı olduğu esası getirilmiştir. Böylece vakfın kurulmasından sonra bazı mal ve haklar elde etmesi ihtimali bakımından, mirasbırakanın alacaklılarının vakfa mirasbırakandan intikal eden mal ve haklar dışmda vakfı sorumlu tutması önlenmek istenmiştir.

Tasarı/teklif madde 106

→ yürürlükteki madde 106

Yürürlükteki Kanunun 75 inci maddesini karşılamaktadır. Bu maddenin kenar başlığı ile birlikte tamamı anlaştırılmak suretiyle yeniden kaleme alınmıştır.

Tasarı/teklif madde 107

→ yürürlükteki madde 107

Madde yürürlükteki Kanunun 77 nci maddesiyle güdülen amacı karşılamaktadır. Maddede kuruluş belgesindeki eksikliklerin etkisi daha açık ve tutarlı bir şekilde düzenlenmiştir. Birinci fıkrada, kuruluş belgesinde vakfm amacı ile bu amaca özgülenen mal ve haklann yeterince belirlenmemiş olmasının tüzel kişilik kazanmaya engel teşkil -etmesine karşılık, diğer eksikliklerin tüzel kişiliğin kazanılmasına engel teşkil etmeyeceği belirtilmiştir. İkinci fıkrada, tüzel kişiliğin kazanılmasını engellemeyen eksikliklerin nasıl tamamlattınlacağı açıklanmıştır.

Böylece bu tür noksanlıklann, tescil karan verilmeden önce mahkemece tamamlattınlabileceği, kuruluştan sonra da denetim makamının başvurusu üzerine mümkünse vakfedenin görüşü alınarak vakfın yerleşim yeri mahkemesince tamamlattınlacağı düzenleme konusu yapılmıştır. Son fıkrada, ölüme bağlı tasarruf yoluyla kurulan vakıflarda, özgülenen mal ve haklann amacın gerçekleşmesine yeterli olmaması ihtimali bakımından, vakfedenin aksine bir irade açıklaması olmadıkça, denetim makamının görüşü alınarak hâkim tarafından benzer amaçlı bir vakfa Özgüleneceği ifade edilmiştir.

Amacı hukuka uygun olan bir vakfm, mal ve haklarının kullanılmasının hukuka veya ahlâka aylan olması, vakfı uygun amaçlı vakıf hâline getirmeyecektir. Zaten hukuka veya ahlâka aykın koşul Ve yüklemeler içeren ölüme bağlı tasarruflar, 515 inci madde gereğince geçersiz olacağından, ayrıca bir düzenleme getirilmesi gerekli görülmemiştir.

Tasarı/teklif madde 108

→ yürürlükteki madde 108

Yürürlükteki Kanunun 76 ncı maddesini karşılamaktadır.

Yürürlükteki maddenin kenar başlığı aynen alınmış; maddeye, "bağışlamaya ilişkin hükümler" yanında "ölüme bağlı tasarruflara ilişkin hükümler" de eklenmek suretiyle, ölüme bağlı tasarruflarla vakıf kurulması ve saklı paylı mirasçıların saklı paylannın ihlâli hâlinde dava haklan bulunduğu hususu, bu madde vesilesiyle de açıklanmıştır.

- 6 0-

Tasarı/teklif madde 109

→ yürürlükteki madde 109

Madde yürürlükteki Kanunun 77 nci maddesinin birinci fıkrasını karşılamaktadır. Yürürlükteki maddenin kenar başlığı, "Vakfın örgütü" şeklinde değiştirilmiş ve kenar başlıktaki "Genellikle" sözcüğü "Genel olarak" şeklinde kaleme alınmıştır. Yürürlükteki maddenin ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkraları ise alınmamıştır. Çünkü ikinci fıkrada güdülen amaç, yukarıda açıklanan 107 nci maddenin ikinci fıkrası ile; üçüncü fıkradaki durum ise 107 nci maddenin üçüncü fıkrası ile düzenlenmiş bulunmaktadır. Ancak unutulmamalıdır ki, 101 inci maddenin son fıkrasına aykırı olarak vakıf kurulması mümkün olamayacağına göre, böyle durumlarda, benzer amaçlı vakfm varlığmdan ve böyle bir vakfa mallarm özgülenmesinden söz edilemeyecektir. Son fikra ise, vakıflarla ilgili davalarda vakfin yerleşim yeri mahkemesinin yetkili olmasına göre, gereksiz yetki kuralı getirdiğinden bu kuralın yeniden tekrar edilmesi yerinde görülmemiştir.

Tasarı/teklif madde 110

→ yürürlükteki madde 110

Yürürlükteki Kanunun 77/A maddesi ile 79 uncu maddesinin ikinci fıkrasının son cümlesini karşılamaktadır. Maddenin kenar başlığı "Çalıştırılanlara ve işçilere yardım vakfı" olarak değiştirilmiş; yürürlükteki metin esas alınmakla birlikte, maddenin ifadesi, açıklık sağlayacak şekilde düzeltilmiştir.

Maddeye eklenen son fıkrada, çalıştırılanlara ve işçilere yardım vakıflarından yararlanma ve yararlananların yönetime katılmaları koşullan ile ilgili hükümlerde yapılacak değişikliklerde uyulacak usul açıklanmıştır.

Tasarı/teklif madde 111

→ yürürlükteki madde 111

Yürürlükteki Kanunun 78 inci maddesini karşılamaktadır.

Maddenin kenar başlığı ve madde metni anlaştırılmak suretiyle yeniden kaleme alınmıştır, "teftiş" sözcüğü yerine dilimize yerleşmiş daha uygun bir sözcük olan "denetim" kullanılmıştır.

Tasarı/teklif madde 112

→ yürürlükteki madde 112

Yürürlükteki Kanunun 79 uncu maddesini karşılamaktadır.

Konu başlığı, "Yönetimin, amacın ve mallann değiştirilmesi" hâline getirilmiş;

fıkra sayısı ikiye indirilmiştir. Yürürlükteki metin esas alınmakla birlikte vakfın yönetiminde değişiklik için, "kesin ihtiyaç" yerine "haklı sebepler" aranmıştır. Aynca, başvuruda bulunacaklar, vakfın yetkili organı veya denetim makamının biri olarak sayılmış ve mahkemenin başvuruda bulunmayan tarafın yazılı görüşünü alması gereği getirilmiştir. Yürürlükteki metin ise, vakfın yönetim organının teklifte bulunacağı ve denetim makamının yazılı görüşünün alınacağı esasını getirmektedir. Getirilen çözüm, vakıflara ilişkin düzenlemede izlenen vakıf veya kuruculan ile denetim makamının aynı kurallara tâbi olması ilkesine uygun düşmektedir. Yürürlükteki 79 uncu maddenin ikinci fıkrasının son cümlesi, yukanda açıklandığı üzere, ilgisi itibanyla 110 uncu maddenin son fıkrası olarak benimsenmiştir. Yürürlükteki 79 uncu maddenin son fıkrası ise, gerekli görülmediğinden metne almmamıştır. Çünkü, aynı sonuca birinci fıkrada belirtilen haklı sebeplerle varmak mümkündür.

- 6 1-

Tasarı/teklif madde 113

→ yürürlükteki madde 113

Yürürlükteki Kanunun 80 ve 80/A maddelerini karşılamaktadır.

Bu iki madde, "Amacın ve malların değiştirilmesi" kenar başlığı ile tek madde hâlinde düzenlenmiştir. 112 nci maddedeki gerekçeler, burada da geçerlidir.

Tasarı/teklif madde 114

→ yürürlükteki madde 114

Yürürlükteki Kanunun 81 inci maddesini karşılamaktadır.

Yürürlükteki maddenin "Vakfın gelirleri ve iktisap" şeklindeki kenar başlığı "Yıllık rapor" olarak değiştirilmiştir. Yürürlükteki metin esas alınmakla beraber, yapılacak işlem, daha basit şekilde ifade edilmiştir. Ancak, raporun her takvim yılı başmda sunulması yerine ilk üç ay içinde sunulması esası benimsenmiştir.

Tasarı/teklif madde 115

→ yürürlükteki madde 115

Madde vakfın "faaliyetten geçici alıkoyma" hâlini düzenlemektedir. Yürürlükteki Kanunda bu konuda bir hüküm bulunmamaktadır.

Ülkemizde, zaman zaman demek yerine vakıf şeklinde örgütlenme eğilimi olabilmektedir. Demekİerin İdarenin yalan takibinde bulunması, genel kurul toplantılarının yapılmasındaki güçlükler, bunun yapılmaması hâlinde demeğin sona erdirilmesi gibi yasal düzenlemeler karşısında, vakıf şeklinde örgütlenme tercih edilmektedir. Bu gelişme, vakıfların da aynen demekler gibi bir düzenlemeye tâbi tutulması zorunluluğunu beraberinde getirmektedir. Maddede, bu amaçla, İçişleri Bakanlığının, denetim makamıhm da görüşünü alarak, mahkemece bir karar verilinceye kadar vakfı geçici olarak faaliyetten alıkoyabileceği şeklinde bir düzenleme getirilmiştir.

Madde, vakıf kurma özgürlüğü ile yalandan ilgili olduğundan, Anayasanın 23.7.1995 tarih ve 4121 sayılı Kanunla değişik 33 üncü maddesinin dördüncü ve son fıkraları esas alınmak suretiyle kaleme alınmıştır.

Tasarı/teklif madde 116

→ yürürlükteki madde 116

Yürürlükteki Kanunun 8 l/A maddesini karşılamaktadır.

Yürürlükteki metin esas alınmakla birlikte, birinci fıkraya, "amacın gerçekleşmesi olanaksız hâle geldiği" deyiminden sonra "ve değiştirilmesine de olanak bulunmadığı" deyimi eklenmiştir. Bu fıkranın sonuna, yürürlükteki maddenin ikinci fıkrası, "ve mahkeme kararıyla sicilden silinir." şeklinde değiştirilerek eklenmiştir.

Böylece sicilden silinmenin yargısal denetim altmda gerçekleştirilmesi amacı güdülmüştür.

Maddenin son fıkrasında "Yasak amaç güttüğü veya yasak faaliyette bulunduğu sonradan anlaşılan veya amacı sonradan yasaklanan vakfın amacının değiştirilmesine olanak bulunmazsa" vakfın denetim makamının veya Cumhuriyet savcısının başvurusu üzerine duruşma yapılarak dağıtılacağı öngörülmüştür.

lyindrfc 117- Yürürlükteki Kanunun 8 l/B maddesini karşılamaktadır.

Yürürlükteki metin, kenar başlığı ile birlikte, "iktisap" yerine daha arı Türkçe bir sözcük olarak "kazanma" sözcüğü kullanılmak suretiyle aynen korunmuştur.

- 6 2- İKİNCİ KİTAP AİLE HUKUKU BİRİNCİ KISIM EVLİLİK HUKUKU BİRİNCİ BÖLÜM EVLENME BİRİNCİ AYIRIM NİŞANLILIK

Tasarı/teklif madde 118

→ yürürlükteki madde 118

Yürürlükteki Kanunun 82 nci maddesini karşılamaktadır.

Maddedeki "evlenmek" sözcüğü «yerine "evlenme" sözcüğü kullanılmak suretiyle bu fıkra Türkçe yazım kurallarına uygun hâle getirilmiştir.

Maddenin ikinci fıkrasında "kanunî mümessillerinin muvafakati" yerine yasal temsilcilerinin rızası" kavramına yer verilmiştir. Bu yolla yasal temsilcisinin nişanlanmaya rızasının sadece izin şeklinde değil icazet şeklinde de olabileceği kabul edilmiştir.

Maddenin ikinci fıkrasında Türkçemize yerleşmiş olan ve gerek yazılış gerek ifade biçimi bakımından daha elverişli bir sözcük olarak "yasal temsilci" sözcükleri kullanılmıştır.

Tasarı/teklif madde 119

→ yürürlükteki madde 119

Yürürlükteki Kanunun 83 üncü maddesini karşılamaktadır.

Madde mevcut haliyle olduğu gibi alınmış, sadece konu ve kenar başlıkları "B.Nişanlılığın hükümleri" "1. Dava hakkının bulunmaması" şeklinde değiştirilmiştir.

Tasarı/teklif madde 120

→ yürürlükteki madde 120

Yürürlükteki Kanunun 84 üncü maddesini karşılamaktadır.

Yürürlükteki metin esas alınmakla beraber açıklık sağlanmak üzere, nişanlıların dava hakları ile diğer şahıslarm dava haklan ayn fıkralarda düzenlenmiştir. Diğer taraftan nişan için yapılan giderlerin de aynı esaslar çerçevesinde istenilebileceği belirtilmiştir.

Tasarı/teklif madde 121

→ yürürlükteki madde 121

Yürürlükteki Kanunun 85 .inci maddesini karşılamaktadır.

Yürürlükteki maddede manevî tazminatın koşullan Borçlar Kanunumuzun 3444 sayılı Kanunla değiştirilmeden önceki hükmüne paralel olarak kaleme alındığından, manevî tazminat "şahsen fahiş bir surette mutazarnr olma" koşuluna bağlanmıştır.

Oysa Borçlar Kanununun 49 uncu maddesinde 3444 sayılı Kanunla yapılan değişiklikle manevî tazminatta "zarann ve kusurun ağırlığı" koşulu kaldmlmıştır. Bu değişikliğe rağmen niteliği ve amacı aynı olan bu maddedeki manevî tazminatın ağır zarar koşuluna bağlı tutulması haklı ve yerinde görülmemiştir. Öte yandan maddede hükmedilecek manevî tazminatın bir miktar paranın ödenmesi şeklindeki bir tazminat olduğu açıkça vurgulanmış, burada manevî tazminatın diğer şekillerine yer verilmediği ifade edilmek istenmiştir.

- 6 3- Yürürlükteki Kanunun 85 inci maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen manevî tazminatın mirasçılara intikal edip etmeyeceği sorunu, 25 inci maddenin dördüncü fıkrasında hükme bağlanmış olan genel kurala bırakılmıştır. Manevî tazminatın mirasçılara intikal edip etmeyeceği, aynca bunun başkalanna devir edilip edilmeyeceği 25 inci maddede hükme bağlanmış olduğundan bu maddede yeniden kaleme alınması yerinde görülmemiştir. 3444 sayılı Kanunla yürürlükteki Kanunun 24/a maddesi hükmü kabul edilmeden önce, bu sorun yürürlükteki Kanunun 85 inci maddesinin ikinci fıkrasında hükme bağlanmış idi. Bu düzenleme karşısında buradaki özel hükmün diğer manevî tazminatlar için de geçerli olup olmadığı konusunda önemli tartışmalar yapılmaktaydı. Bu konu 25 inci maddede genel hüküm olarak düzenlendikten sonra artık manevî tazminatla ilgili özel hükümlerde aynı kuralın tekrarlanması isabetli olmayacaktır.

Tasarı/teklif madde 122

→ yürürlükteki madde 122

Yürürlükteki Kanunun 86 ncı maddesini karşılamaktadır.

Maddede nişanı sona erdiren sebeplerin tek tek (bozulma, ölüm, gaiplik karan şeklinde) sayılması yerine "Nişanlılık evlenme dışındaki bir sebeple sona ererse" ifadesi kullanılmıştır. Böylece nişanlılık evlenme dışında her ne sebeple sona ererse ersin bu madde gereğince hediyelerin geri verilmesi gerektiği hükme bağlanmıştır.

Maddenin ikinci fıkrasında "hediye aynen veya mislen geri verilemiyorsa" karşılığının sebepsiz zenginleşme kurallanna göre geri • verilmesi öngörülmüştür.

Birçok hâllerde aynen mevcut olmayan hediye- mislen mevcuttur. Buna rağmen yürürlükteki hükme göre davalının sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre hediye yerine bir bedel ödemek suretiyle kurtulması, Özellikle paramn değer kaybına uğradığı büyük oranlı enflasyonların yaşandığı dönemlerde haksız sonuçlara yol açmaktadır. Bu nedenle maddeye hediyenin sadece aynen bulunmamasının yeterli olmadığı, mislen mevcut ise yine davalının hediyeyi mislen temin edip tazmin etmesi esası eklenerek, mislen ifası mümkün olmayan bir hediye söz konusu ise, o zaman bunun yerine değerinin sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre para olarak ödenmesine karar verilmesi kabul edilmiştir.

Tasarı/teklif madde 123

→ yürürlükteki madde 123

Yürürlükteki Kanunun 87 nci maddesini karşılamaktadır.

Madde, nişanlılığın sadece bozulması hâlini değil, ölüm, gaiplik gibi diğer sona erme sebeplerini de kapsayacak şekilde kaleme alınmıştır. Böylece maddeye "Nişanlılığın sona ermesinden doğan dava haklan" ifadesi konulmak suretiyle bozma dışındaki diğer sona erme hâllerinde açılan davalann da buradaki özel zamanaşımı süresine tâbi olduğu anlatılmak istenmektedir.

Burada gerek süre gerek bu sürenin işlemeye başladığı tarih itibanyla özel bir hüküm söz konusudur. Maddede zamanaşımı süresinin işlemeye başlaması, sona erme sebebinin öğrenilmesine tabî olmayıp bu süre sona enneden itibaren işlemeye başlayacaktır. Bu yolla taraflann "sona ermeyi daha geç öğrenmiş olduklan" iddiasıyla yıllar sonra bu tür davalarla karşı karşıya getirilmesi yerinde görülmemiştir.

- 6 4- İKİNCİ AYIRIM EVLENME EHLİYETİ VE ENGELLERİ Ayırımın başlığı "Evlenme Ehliyeti ve Engelleri" şeklinde değiştirilmiştir.

Tasarı/teklif madde 124

→ yürürlükteki madde 124

Yürürlükteki Kanunun 88 inci maddesini karşılamaktadır.

Maddenin konu başlığındaki "Ehliyet şartları" yerine amacı daha iyi ifade etmek üzere "Ehliyetin koşullan" deyimi kullanılmıştır.

Küçük yaştaki kızların evlendirilmesinin gerek biyolojik gerek psikolojik açıdan olumsuz etkiler gösterdiği günümüzde tartışmasız olarak kabul edilen bir gerçektir. Daha ortaöğretim çağında bulunan onbeş yaşındaki bir küçüğün evlenmesine izin vermemek gerekir. Ülkemizde Medenî Kanunumuzun kabul edilmesinden bu yana bu konuda halkm bilinçlendiği ve eğitildiği göz önünde tutulmak suretiyle önemli bir kurum olan aile hayatinin kurulmasmda kadınlar için onbeş yaşm bitirilmesi yeterli görülmemiştir. Bu konuda bu kadar küçük yaşta evlenme yaşı itibarıyla aynm erkek ve kadın arasında yapılmasının da anlamlı olmadığı kabul edilmelidir. 8u sebeple evlenme yaşı erkek ve kadın için onyedi yaşm bitirilmesi olarak kabul edilmiştir.

Aynı gerekçelerle erken evlenme yaşının da her iki cins için hem aynı hem daha yükseltilerek onaltı yaşm bitirilmesi olarak kabulü uygun görülmüştür.

Yürürlükteki maddenin ikinci fıkrasında yer alan "Karardan önce ana, baba veya vasinin dinlenmesi şarttır." hükmü bu kişilerin bulunmaması, nerede olduklarının bilinmemesi gibi hâllerde erken evlenmeye izin verilmesini engellemektedir. Bu nedenle bu kişilerin dinlenmesi maddede "mutlak bir zorunluluk" olmaktan çıkarılmış, "olanak bulundukça" dinlenmesi yönünde bir çözüm getirilmiştir.

Tasarı/teklif madde 125

→ yürürlükteki madde 125

Yürürlükteki Kanunun 89 uncu maddesini karşılamaktadır.

Yürürlükteki maddenin birinci fıkrasındaki "mümeyyiz" sözcüğü yerine "ayırt etme gücü" sözcüğü kullanılmıştır.

Yürürlükteki maddenin ikinci fıkrasında yer alan "akıl hastalarının" asla evlenemeyeceği hükmü metinden çıkarılmış, 133 üncü maddede ayn bir madde hâlinde düzenlenmiştir. Bu maddede, akıl hastalarının evlenmelerinde tıbbî sakınca bulunmadığının resmî sağlık kurulu raporuyla belgelendirilmesi hâlinde evlenmesi olanaklı hâle getirilmiştir.

Tasarı/teklif madde 126

→ yürürlükteki madde 126

Yürürlükteki Kanunun 90 inci maddesini karşılamaktadır.

Maddenin "Kanunî mümessilin rızası" şeklindeki konu başlığı, iznin, rızanın Önceden verilmesini ifade etmesi sebebiyle, "Yasal temsilcinin izni" şeklinde değiştirilmiştir.

Maddede "Ana ve babasının veya vasisinin" şeklindeki sayma yerine, bunların tamamını ifade etmek üzere "yasal temsilcisinin" deyimine yer verilmiştir.

Yürürlükteki maddenin ikinci cümlesi gereksiz bir hükümdür. Evlenmenin ilânı esnasmda ana ve babadan yalnız biri velayete sahip ise, velayete sahip olan kişi "yasal temsilci" olduğundan ve birinci cümlede de bu kişinin izni arandığından, ister ana isterse baba velayet hakkına sahip olsun, bu durumda velayet hakkına sahip olan bu - 6 5- Idşi yasal temsilci kavramı içerisinde zaten yer aldığından ikinci cümle metne alınmamıştır.

Tasarı/teklif madde 127

→ yürürlükteki madde 127

Yürürlükteki Kanunun 91 inci maddesini karşılamaktadır.

Yürürlükteki maddenin kenar başlığında ve metninde kullanılan "mahcur" terimi yerine daha isabetli ve an Türkçe bir sözcük olan "kısitir sözcüğü tercih edilmiştir. Ayrıca maddede kullanılan "rıza" yerine buradaki anlamına uygun olarak "izin" sözcüğü kullanılmıştır.

Yürürlükteki maddenin ikinci fıkrası, aşağıdaki 128 inci maddede, yasal temsilcilerden her ikisinin de, yani hem velilerin hem de vasilerin izin vermemesi hâlini kapsayacak şekilde kaleme alınmıştır.

Tasarı/teklif madde 128

→ yürürlükteki madde 128

Kanun koyucunun öngördüğü evlenme yaşı, kişilere tanınmış bir temel hak olan evlenme haklanın-kazanılmasını sağlar. Henüz normal rüşt yaşma ermemiş olmaları sebebiyle bu kişilerin evlenmesinde kanun koyucu yasal temsilcilerin de izninin bulunmasında yarar görmüştür. Ancak, uygulamada yasal temsilcilerin, evlenme yaşma erişmiş kişilerin evlenmelerine hiç de haklı olmayan sebeplerle karşı çıktıktan görülmektedir. Özellikle kırsal kesimde evlenme yaşma erişmiş olmalarına rağmen yasal temsilcilerin "tarafların mutlu bir yuva kurma özlemi" dışındaki sebeplerle evliliğe karşı çıktıktan, bu durumun ise "kız kaçırma, aile kavgalan gibi" arzu edilmeyen sonuçlar doğurduğu görülmektedir. Bu sebeple maddede yasal temsilcilerin haldi bir sebep göstermeksizin evlenmeye izin vermemeleri hâlinde, arzu edilmeyen sonuçlan önlemek üzere hâkimin, yasal temsilcinin karşı çıkmasına rağmen evlenmeye izin vermesi imkân dahiline sokulmuştur.

Tasarı/teklif madde 129

→ yürürlükteki madde 129

Yürürlükteki Kanunun 92 nci maddesini karşılamaktadır.

Maddenin "Maniler" şeklindeki konu başlığı "Evlenme engelleri" şeklinde değiştirilmiştir.

Maddenin (1) numaralı bendi kısaltılmak suretiyle daha anlaşılır şekilde kaleme alınmıştır. Maddede sahih ve gaynsahih nesep aynmı yapılmaksızın "üstsoy ile altsoy arasında" evlenme yasağı olduğu ifade edilmiştir. Aynca kardeşlerin ana ve baba bir ya da ana bir baba ayn, baba bir ana ayn aynmı yapılmaksızın bütün bunlan kapsayan bir ifade olarak "kardeşler arasında" denmek suretiyle evlenme yasağı ortaya konulmuştur.

Maddenin (2) numaralı bendi kısaltılarak kaleme alınmıştır.

Maddenin (3) numaralı bendindeki evlenme yasağı, evlât edinen ile evlâtlığı veya bunlardan biri ile diğerinin altsoyu ve eşi arasında olmak üzere genişletilmiştir.

Tasarı/teklif madde 130

→ yürürlükteki madde 130

Yürürlükteki Kanunun 93 üncü maddesini karşılamaktadır.

Maddenin konu ve kenar başlıklan anlaştınlmıştır.

Maddede yeniden evlenmek için önceki evliliğin sona erme sebeplerinin tek tek sayılması yerine "önceki evliliğin sona ermiş olduğunu ispat etmek" şeklinde bir ifade - 6 6- tercih edilmiştir. Bu ifade sayesinde önceki evirtiğin sona erme sebebi ne olursa olsun bunu kanıtlayan kişinin yeniden evlenebileceği ortaya konulmuştur.

Tasarı/teklif madde 131

→ yürürlükteki madde 131

Yürürlükteki Kanunun 94 üncü maddesini karşılamaktadır.

Madde üç fıkra hâlinde düzenlenmiştir.

3444 sayılı Kanunla yürürlükteki 94 üncü maddeye evliliğin sona erdirilmesi hususunda getirilen yeni bir sebep "gaiplik kararım alan eşin bunu kendi istediği zamanda götürüp nüfus idaresine vermesidir. Bu yöntem Medenî Kanunumuzun sistemine yabancıdır. Zira Medenî Kanunumuza göre evlilik ya kendiliğinden sona erer (ölüm); ya da mahkeme kararıyla sona erdirilir (boşanma, iptal, evliliğin feshi).

Bu sebeple 3444 sayılı Kanunla yapılan değişikliğin isabetli olmadığı oyçokluğuyla kabul edilmiş, madde yeniden kaleme alınmıştır.

Tasarı/teklif madde 132

→ yürürlükteki madde 132

Yürürlükteki Kanunun 95 inci maddesini karşılamaktadır.

Maddenin "2. Müddetler" "a. Kadm için" şeklindeki konu ve kenar başlıkları "2. Kadm için bekleme süresi" şeklinde tek başlık hâline getirilmiştir. Zira bunu takip eden eski 96 ncı madde 3444 sayılı Kanunla yürürlükten kaldırılmış olup, artık boşanan kadm için bir cezaî beldeme süresi söz konusu olmadığından, madde bir tek bekleme süresiyle sınırlı hâle getirilmiştir.

Maddenin birinci fıkrası yemden ve daha uygun bir ifadeyle kaleme alınmıştır.

Yürürlükteki 95 inci maddenin birinci fıkrasının son cümlesi ikinci fıkra hâline getirilmiştir.

Maddenin son fıkrasında kadının önceki evliliğinden gebe olmadığının anlaşılması veya önceki eşiyle yeniden evlenmek istemesi hâlinde hâkime süreyi kısaltma yetkisi verilmemiş, hâkimin bu süreyi kaldırması öngörülmüştür. Zira bu iki hâlde de kadının evlenmesini engelleyen süreyi kısaltmanın bir anlamı yoktur. Bu gibi hâllerde mahkemece sürenin tamamen kaldırılması gerekir.

Tasarı/teklif madde 133

→ yürürlükteki madde 133

Akıl hastalığının evlenme engeli oluşturmasına ilişkin hüküm, yürürlükteki Kanunda, evlenme şartlarından temyiz kudretini düzenleyen 89 uncu maddede yer almaktadır. Bu durum, akıl hastalığının, temyiz kudretini kaldırması sebebiyle evlenmeye engel oluşturacağı gibi bir anlam çıkarılmasına müsaittir. Oysa doktrinde isabetle belirtildiği üzere, temyiz kudreti açısından akıl hastalığının ayrıca belirtilmesine ihtiyaç yoktur.

Akıl hastalığı, temyiz kudretini devamlı olarak kaldırmasa ve evlenme merasimi sırasında akıl hastası ayırt etme gücüne sahip bulunsa bile, neslin sağlığı açısından akıl hastalığının bir evlenme engeli oluşturması gerekebilir. Bu sebeple akıl hastalığının evlenme engeli oluşturması, evlenmenin ayırt etme gücü (temyiz kudreti) koşulundan bağımsız olarak ayrı bir maddede düzenlenmiştir. Ancak resmî sağlık kurulu raporu ile evlenmelerinde tıbbî sakınca bulunmadığı tespit edildiği takdirde akıl hastalarının evlenmesine izin verilecektir.

- 6 7- ÜÇÜNCÖ AYIRIM EVLENME BAŞVURUSU VE TÖRENİ

Tasarı/teklif madde 134

→ yürürlükteki madde 134

Yürürliikteki Kanunun 97 nci maddesini karşılamaktadır.

Yürürlükteki metnin "Evlenmenin ilâm ve akdi" şeklindeki üçüncü ayırım başlığı, "Evlenme başvurusu ve töreni" şeklinde değiştirilmiştir. Maddenin konu ve kenar başlıkları içeriğiyle uyumlu olacak şekilde yeniden düzenlenmiştir. Maddede birbiriyle evlenecek erkek ve kadının içlerinden birinin oturduğu yerdeki evlendirme memurluğuna birlikte başvurmalan öngörülmüştür. Bununla erkeğin yerleşim yerinin bulunduğu yer evlendirme memurluğuna başvurulması koşulundan vazgeçilmiş, gerek erkeğin gerek kadının oturduğu yerdeki evlendirme memurluğuna başvurulması yeterli görülmüştür.

Maddenin ikinci fıkrasında evlendirme memurluğu görevinin belediye bulunan yerlerde belediye başkam veya onun bu işle görevlendirdiği memuruna, köylerde ise muhtara ait olduğu hükme bağlamıştır.

Tasarı/teklif madde 135

→ yürürlükteki madde 135

Maddede evlenme başvurusunun ne şekilde yapılacağı düzenlenmiştir. Bu başvurunun eskiden olduğu gibi yazılı veya sözlü olabileceği hükme bağlanmıştır.

Tasarı/teklif madde 136

→ yürürlükteki madde 136

Maddede, evlenme için başvuruda bulunacakların başvuruya eklemeleri gerekli olan belgeler belirlenmiştir.

Madde Î37- Madde başvurunun incelenmesi ve evlenme isteminin reddini düzenlemektedir.

Birinci fıkra, başvuruda bir eksiklik görülmesi hâlinde, eksikliklerin bizzat evlendirme memurluğu tarafından tamamlanmasını veya evleneceklere tamamlattırılması düzenlemektedir. Maddenin ikinci fıkrası ise, evlenme başvurusunun usulüne uygun yapılmadığı ya da tarafların evlenme ehliyetlerinin bulunmaması yahut evlenmelerine yasal bir engelin bulunması hâlinde evlenme isteminin reddedilmesini ve bunun evlenme için başvuruda bulunanlara yazılı olarak bildirilmesini hükme bağlamaktadır.

Tasarı/teklif madde 138

→ yürürlükteki madde 138

Maddede evlenme isteminin reddi kararma karşı taraflara mahkemeye itirazda bulunma olanağı tanınmıştır. Bu itiraz çekişmeli yargı davasıyla değil, evrak üzerinde incelenecek olan bir itiraz şeklinde hükme bağlanmıştır.

Maddenin ikinci fıkrasında, evlendirme memurluğunun evlenme istemini ret kararının mutlak butlan sebeplerinden birine dayanmış olması hâlinde, buna itiraz davasının basit yargılama usulüyle görülen bir dava şeklinde açılması ve davada Cumhuriyet savcısının hazır bulunması öngörülmüştür. Böylece evlenmeye önemli bir engel oluşturan mutlak butlan hâllerinde -kamu düzeniyle ilgisi olması nedeniyledavada Cumhuriyet savcısının hazır bulunmasında zaruret görülmüştür.

- 6 8-

Tasarı/teklif madde 139

→ yürürlükteki madde 139

Maddede, evlendirme memurunun, evlenmelerine engel hâl bulunmayanlara veya evlenme istemleri ret edilmesine rağmen bu reddin mahkemece kaldırılması hâlinde taraflara evlenme gün ve saatini bildirmesi ya da evlenme izin belgesini vermesi hükme bağlanmıştır.

Maddenin ikinci fıkrası, evlenme izin belgesi ile tarafların altı ay içerisinde herhangi bir evlendirme memurluğu önünde evlenme hakkma sahip bulunduklarım tekrarlamaktadır.

Tasarı/teklif madde 140

→ yürürlükteki madde 140

Yürürlükteki Kanunun 106 ncı maddesini karşılamaktadır.

Yapılan düzenlemede daha açık olarak, evlenme koşullarının bulunmadığının tespit edildiği hâllerle, evlendirme belgesi verilmesinden sonra dahi evlenme koşullannın bulunmadığının anlaşılması veya evlenme belgesinin verilmesinden itibaren altı aym geçmesi hâlinde evlendirme memurunun evlenme törenini yapamayacağı belirtilmiştir.

Tasarı/teklif madde 141

→ yürürlükteki madde 141

Yürürlükteki Kanunun 108 inci maddesini karşılamaktadır.

Maddeyle evlenme merasiminin yeri ve usulü düzenlenmektedir. Buna göre evlenme töreni evlendirme memuru ile iki ergin ve ayırt etme gücüne sahip tanığın önünde ve açık (alenî) olarak yapılmak zorundadır. Kural olarak evlenme tören yeri evlendirme dairesidir. Fakat istem üzerine evlendirme memurluğunun uygun bulacağı diğer yerlerde de bu tören yapılabilecektir.

Tasarı/teklif madde 143

→ yürürlükteki madde 143

Madde yürürlükteki Kanunun 110 uncu maddesinden sadeleştirilmek suretiyle alınmış ve kaynak Kanuna uygun olarak üç fıkra hâline getirilmiştir.

Tasarı/teklif madde 144

→ yürürlükteki madde 144

Maddeyle, yürürlükteki Kanunun 111 inci maddesinde öngörülen nizamname yerine yönetmelik çıkarılması öngörülmektedir. Bu yönetmelikle evlenme işlemi, evlenme kütüğü, evlenmeye ilişkin yazışmalar ve evlenme başvurusu ve töreniyle ilgili diğer konular düzenlenecektir.

DÖRDÜıNCÜ AYIRIM BATIL OLAN EVLENMELER

Tasarı/teklif madde 145

→ yürürlükteki madde 145

Yürürlükteki Kanunun 112 nci maddesini karşılamaktadır.

Maddenin konu ve kenar başlıkları "A.Mutlak Butlan" "1.Sebepleri" şeklinde değiştirilmiştir.

Maddenin (2) numaralı bendindeki "akıl hastalığı veya daimî bir sebep neticesi mümeyyiz" olmama hâli iki ayrı bent hâline getirilmiştir. Maddenin (2) numaralı bendinde "sürekli bir sebeple ayırt etme gücünden yoksunluk"; (4) numaralı bendinde ise "evlenmeye engel olacak derecede akıl hastalığı" hâli kaleme alınmıştır. Bu yolla herhangi bir akıl hastalığının değil, ancak "evlenmeye engel olacak derecedeki" akıl hastalığı evliliğin butlanı sebebi sayılmıştır.

Tasarı/teklif madde 146

→ yürürlükteki madde 146

Yürürlükteki Kanunun 113 üncü maddesini karşılamaktadır.

Maddede sadece dava açma hakkı değil aynı zamanda Cumhuriyet savcıları için böyle bir davayı açma, görev olarak düzenlenmiş olduğundan kenar başlık "Dava açma görevi ve hakla" şeklinde değiştirilmiştir.

Madde iki fıkra hâline getirilmiştir. Birinci fıkrada Cumhuriyet savcıları bakımından dava açma görevi, ikinci fıkrada ilgililer babmmdan dava açma hakkı düzenlenmiştir.

Tasarı/teklif madde 147

→ yürürlükteki madde 147

Yürürlükteki Kanunun J14 üncü maddesini karşılamaktadır.

Madde kenar başlığıyla birlikte Türkçeleştirilerek yeniden kaleme alınmıştır.

Yürürlükteki maddenin' ikinci fıkrasında dava hakkı , ayırt etme gücüne sonradan sahip olan veya akıl hastalığı iyileşmiş olan eşe de tanınmıştır. Bu düzenleme isabetli olmadığından, ikinci fıkra değiştirilmek suretiyle dava hakkı sadece ayırt etme gücüne sahip değilken ya da akıl hastası iken ayırt etme gücünü sonradan kazanan ya da akıl hastalığı iyileşen eş için tanınmıştır. Üçüncü fıkrada, evliyken yeniden evlenen bir kimsenin önceki evliliğinin mutlak butlan karan verilmeden önce sona ermesi ve ikinci evlenmede de diğer eşin iyiniyetli olması hâlinde, artık mutlak butlan sebebi kalmadığından, evlenmenin butlanına karar verilemeyeceği öngörülmüştür. Maddede İsviçre Medenî Kanununun Fransızca metninde yer alan "butlan" sözcüğü kullanılmıştır. Bu sözcük hem mutlak butlan hem de nisbi butlan hâllerini ifade etmektedir.

Tasarı/teklif madde 148

→ yürürlükteki madde 148

Yürürlükteki Kanunun 115 inci maddesini karşılamaktadır.

Maddenin konu başlığı "B.Nisbî butlan" şeklinde korunmuş bunu takip eden birinci kenar başlık "I.Eşjerin dava hakkı" şeklinde değiştirilmiştir. Burada eşlerin dava hakkından birincisi olarak, maddenin kenar başlığında "1.Temyiz kudretinden mahrumiyet" ifadesi yerine "Ayırt etme gücünden geçici yoksunluk" ifadesi kullanılmıştır. Bu yolla bu maddenin temyiz kudretinden her yoksunluk hâlini kapsamadığı buraya sadece geçici yoksunluk hâllerinin girdiği ifade edilmek istenmiştir.

Maddede yanlış olarak kullanılan "fesih" sözcüğü yerine doğru olarak "iptal" sözcüğü kullanılmıştır. Zira fesih, geçerli olan bir hukukî ilişkinin sona erdirilmesi olduğu hâlde, iptal geçerli olmayan bir hukukî ilişkinin ortadan kaldırılmasını ifade eder ki, maddede söz konusu olan durum budur.

Tasarı/teklif madde 149

→ yürürlükteki madde 149

Yürürlükteki Kanunun 116 ncı maddesini karşılamaktadır.

Madde kenar başlığıyla birlikte sadeleştirilmek ve daha anlaşılır hâle getirilmek üzere yeniden kaleme alınmış, içeriğinde değişiklik yapılmamıştır.

- 7 0-

Tasarı/teklif madde 150

→ yürürlükteki madde 150

Yürürlükteki Kanunun 117 nci maddesini karşılamaktadır.

Madde kenar başlığıyla birlikte sadeleştirilmek ve daha anlaşılır hâle getirilmek üzere yeniden kaleme alınmış, içeriğinde değişiklik yapılmamıştır.

Tasarı/teklif madde 151

→ yürürlükteki madde 151

Yürürlükteki Kanunun 118 inci maddesini karşılamaktadır.

Madde kenar başlığıyla birlikte anlaştırılmak ve daha anlaşılır hâle getirmek üzere yeniden kaleme alınmış, içeriğinde değişiklik yapılmamıştır.

Tasarı/teklif madde 152

→ yürürlükteki madde 152

Yürürlükteki Kanunun 119 uncu maddesini karşılamaktadır.

Yürürlükteki Kanunda maddenin kenar başlığı ve metni iptal davasına ilişkin sürenin zamanaşımı süresi olduğunu ifade ermektedir. Doktrinde ve mahkeme içtihatlarında çoğunlukla belirtildiği üzere, bir yenilik doğuran hak olan iptal davası açma hakkına ilişkin süre hak düşürücü bir süredir. Bu husus dikkate alınarak maddenin başlığı ve ifadesi düzeltilmiş fakat yürürlükteki Kanunda kabul edilmiş süreler aynen muhafaza edilmiştir.

Tasarı/teklif madde 153

→ yürürlükteki madde 153

Yürürlükteki Kanunun 120 nci maddesini karşılamaktadır.

Maddenin kenar başlığı "Yasal temsilcinin dava hakkı" şeklinde kısaltılmış ve maddenin dili daha anlaşılır bir şekilde kaleme alınmıştır.

Madde evlenmenin feshi değil iptaliyle ilgilidir. Bu nedenle "fesih" yerine "iptal" sözcüğü kullanılmıştır.

Tasarı/teklif madde 154

→ yürürlükteki madde 154

Yürürlükteki Kanunun 122 nci maddesini karşılamaktadır.

Maddede kadın açısından geçerli olan bekleme süresine rağmen yapılan evliliğin butlanının istenemeyeceği düzenlenmiştir. Yürürlükteki Kanunun 142 nci maddesinde öngörülen "kazaî müddetler" 3444 sayılı Kanunla kaldırılmış olduğundan, böyle bir süreye uyulmaması da söz konusu olamayacağmdan maddede bu husus düzenlenmemiştir. Maddede, İsviçre Medenî Kanununun Fransızca metninde olduğu gibi, hem mutlak butlan hem de nisbî butlan hâllerini ifade etmek üzere, yürürlükteki metinde yer alan "fesih" sözcüğü yerine "butlan" sözcüğüne yer verilmiştir.

Tasarı/teklif madde 155

→ yürürlükteki madde 155

Yürürlükteki Kanunun 123 Üncü maddesini karşılamaktadır.

Maddenin kenar başlığı "Şekil noksanı" yerine "Şekil kurallarına uymama" biçiminde değiştirilmiştir. Maddede yetkili memur önünde evlenmenin akdedilmesi hâlinde, bunun dışında kalan diğer şekil eksikliklerinin bir butlan sebebi sayılamayacağı hükme bağlanmıştır. Yürürlükte olan maddedeki evlendirmeye yetkili memurlar olarak "burada belediye reisi veya vekili veya köylerde ihtiyar heyeti" şeklinde sayma yerine "evlendirmeye yetkili memur" ifadesinin kullanılması tercih edilmiştir. Böylece maddede sayılan bu kişiler dışında Nüfus Kanunu ile kendilerine evlendirme memurluğu yetkisi verilmiş kişilerin de bu ifade kapsamında yer alması sağlanmıştır. Maddede, İsviçre Medenî Kanununun Fransızca metninde olduğu gibi, hem mutlak butlan, hem de nisbî butlan hâllerini ifade etmek üzere, "butlan" sözcüğü kullanılmıştır.

Tasarı/teklif madde 156

→ yürürlükteki madde 156

Yürürlükteki Kanunun 124 üncü maddesini karşılamaktadır.

Madde tek fıkra hâlinde sadeleştirilmek ve daha anlaşılır hâle getirilmek suretiyle yeniden kaleme alınmıştır. Kenar başlığı "butlan karan" şeklindedir. Zira bu madde hem mutlak butlan, hem de nisbî butlan sebebiyle geçersiz olan evlilikleri içermektedir.

Tasarı/teklif madde 157

→ yürürlükteki madde 157

Yürürlükteki Kanunun 125 inci maddesini karşılamaktadır.

Madde sade ve daha anlaşılır bir hâle getirilmiştir. Maddede yürürlükteki metinden farklı olarak "fesih" sözcüğü yerine, mutlak butlan ve nisbî butlam ifade etmek üzere "butlan" sözcüğüne yer verilmiştir.

Tasarı/teklif madde 158

→ yürürlükteki madde 158

Yürürlükteki Kanunun 126 ncı maddesini karşılamaktadır.

Madde de, evlenmenin butlanına karar verilmesi durumunda, evlenirken iyiniyetli bulunan eşin, bu evlenme ile kazanmış olduğu kişisel durumunu koruyacağı Öngörülmüştür. Maddenin birinci fıkrasındaki "fakat evlenmeden evvelki aile ismini tekrar alır" cümlesi kaldırılmış, bu cümle ikinci fıkrada "soyadı hakkında boşanmaya ilişkin hükümler uygulanır" hükmüyle daha isabetli bir düzenlemeye kavuşturulmuştur. Gerçekten de evlenmenin butlam sonucu kadmm önceki aile soyadını alması boşanmada buna ilişkin hükümlerde düzenlenmiştir. Bu nedenle boşanmaya ilişkin hükümlere yollama yapan ikinci fıkradaki hâller araşma soyadınm da konulması suretiyle kanun yapma tekniği bakımından daha isabetli davramlmıştır.

Tasarı/teklif madde 159

→ yürürlükteki madde 159

Yürürlükteki Kanunun 127 nci maddesini karşılamaktadır.

Madde sadeleştirilmek suretiyle yeniden kaleme alınmıştır. Maddede, yürürlükteki metmde yer alan "fesih" sözcüğü yerine, mutlak butlan ve nisbî butlan hâllerini kapsamak üzere "butlan" sözcüğüne yer verilmiştir.

Tasarı/teklif madde 160

→ yürürlükteki madde 160

Yürürlükteki Kanunun 128 inci maddesini karşılamaktadır.

Madde sadeleştirilmek ve diğer maddelerde olduğu gibi "fesih" yerine mutlak butlan ve nisbî butlan hâllerini kapsamak üzere "iptal" sözcüğü kullanılmak suretiyle yeniden kaleme alınmıştır.

İKİNCİ BÖLÜM BOŞANMA

Tasarı/teklif madde 161

→ yürürlükteki madde 161

Yürürlükteki Kanunun 129 uncu maddesini karşılamâktadu.

Madde sadeleştirilmek suretiyle yeniden düzenlenmiştir. Hüküm değişikliği yoktur.

Tasarı/teklif madde 162

→ yürürlükteki madde 162

Yürürlükteki Kanunun 130 uncu maddesini karşılamaktadır.

Yürürlükteki Kanunda "cana kast" ve "pek fena muameleler" boşanma sebebi olarak öngörülmüştür. Oysa Uygulamada ve özellikle yargısal içtihatlarda eşlerden birinin diğerine karşı "onur kırıcı davranışta bulunması" da boşanma sebebi — 7 2- sayılmaktadır. Maddeye "onur kinci davranışta bulunma" sebebi de eklenmiş ve böylece "hayata kast", "pek kötü davramş" ve "onur kinci davranış" olmak Üzere madde üç boşanma sebebini kapsayacak hâle getirilmiştir.

Maddenin ikinci ve üçüncü fıkralan sadeleştirilmek suretiyle yeniden kaleme alınmıştır;

Tasarı/teklif madde 163

→ yürürlükteki madde 163

Yürürlükteki Kanunun 131 inci maddesini karşılamaktadır.

Maddedeki "terzil edici cürüm" kavramı yerine "küçük düşürücü suç" kavramı kullanılmıştır. Bu kavrara hem yüz kızartıcı hem de bu nitelikte olmayan diğer cürümleri kapsar mahiyette geniş bir kavramdır.

Yürürlükteki maddede "terzil edici cürüm" işleme mutlak bir boşanma sebebi, buna karşılık haysiyetsiz hayat sürme nisbî bir boşanma sebebi olarak düzenlenmiştir.

Bir başka ifadeyle terzil edici cürüm de çeldlmezlik şartı aranmadan boşanmaya hükmedilebildiği hâlde, haysiyetsiz bir yaşam sürme hâlinde bu durum tek basma boşanma için yeterli olmayıp, bu sebeple eşler için birlikte yaşama çekilmez hâle gelmiş olmalıdır. Değişiklik sonucu her iki sebep de nisbî boşanma sebebi hâline getirilmiştir. Buna göre ister küçük düşürücü suç işlenmiş olsun, ister haysiyetsiz bir hayat sürülmüş olsun, boşanmaya hükmetmek için bu durumların diğer eş için birlikte yaşamayı çekilmez hâle getirmesi zorunlu olacaktır.

Tasarı/teklif madde 164

→ yürürlükteki madde 164

Yürürlükteki Kanunun 132 nci maddesini karşılamaktadır.

Maddede iki önemli değişiklik yapılmıştır. Yürürlükteki maddede üç ay olarak öngörülmüş olan terk süresi altı aya çıkarılmıştır. Sürenin uzatılması, ortak konutu terk etmiş olan eşe düşünme süresi olarak daha fazla zaman sağlayacaktır. Pek de önemli olmayan sebeplerle ortak konutu terk eden eşler, zaman geçtikçe yaptıkları davranışın doğru olmadığım, böyle bir sebeple evliliği sona erdirmenin giderilmesi (telafisi) mümkün olmayacak bir hata olacağım anlayacaklardır. Kaynak Kanunda bu süre iki yıl olarak öngörülmüştür.

İkinci değişiklik ihtardan sonra dava açılabilmesi için aranan sürenin bir aydan İM aya çıkarılmış olmasıdır. Eğer davada hakkı olan eş, terk eden eşin eve dönmesinin yararlı olacağına inanıyorsa, mahkeme kanalıyla dördüncü aym sonunda, iki ay içerisinde ortak konuta dönmesi için ihtarda bulunabilecektir. Maddede aynca bu ihtann gerektiğinde ilân yoluyla da yapılmasına imkân tanınmıştır.

Tasarı/teklif madde 165

→ yürürlükteki madde 165

Yürürlükteki Kanunun 133 üncü maddesini karşılamaktadır.

Madde sadeleştirilmek suretiyle yeniden kaleme alınmıştır. Yürürlükteki Kanunda akıl hastalığı, en az üç yıldan beri devam etmesi ve bu durumun müşterek hayatın devamım diğer taraf için çekilmez hâle getirmesi koşuluyla boşanma sebebi kabul edilmektedir. Hastalığın geçmesine olanak yoksa, sağlıklı olan eşi üç yıl gibi uzun bir süre dayanılmaz hayat şartlan altında bırakmanın adil olmayacağı düşüncesiyle; akıl hastalığının ortak hayatı diğer eş için çekilmez hâle getirmesi ve hastalığın geçmesine olanak bulunmadığının resmî sağlık kurulu raporuyla tespit edilmesi koşuluyla boşanma davası açılabileceği hükme bağlanmıştır. Aynca akıl - 7 3- hastalığt gibi önemli bir konuda herhangi bir bilirkişi raporu ile yetinilmeyip, resmî sağlık kurulu raporunun alınması esası benimsenmiştir.

Tasarı/teklif madde 166

→ yürürlükteki madde 166

Yürürlükteki Kanunun 134 üncü maddesini karşılamaktadır.

Madde yürürlükteki Kanunun 134 üncü maddesinden 3444 sayılı Kanunla yapılmış olan değişikliklerle birlikte aynen alınmış, herhangi bir değişiklik yapılmamıştır.

Tasarı/teklif madde 167

→ yürürlükteki madde 167

Yürürlükteki Kanunun 135 inci maddesini karşılamaktadır.

Bu maddeyle davacıya dilerse boşanma dilerse ayrılığa karar verilmesini isteme yetkisi tanınmıştır. Mevcut maddedeki hüküm sadeleştirilmek suretiyle yeniden kaleme alınmıştır.

Tasarı/teklif madde 168

→ yürürlükteki madde 168

Yürürlükteki Kanunun 136 ncı maddesini karşılamaktadır.

Madde, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununu ilgilendiren bir konuyu düzenlemesine rağmen, ldşi halleriyle ilgili önemli bir özel konu olması nedeniyle burada özel yetki kuralı koymanın yararlan bulunmaktadır. Bu sebeple maddede özel yetki kuralına ilişkin hüküm korunmuştur. Ancak yürürlükteki madde, davacının boşanmada kusursuz, davalının kusurlu olduğu karinesinden hareketle davacıya kolaylık getirip, kendi yerleşim yerinin bulunduğu yer mahkemesinde dava açmasını kabul etmiştir. Oysa boşanmada kusur ilkesi terk edildiğinden yetki konusunda "eşlerden birinin yerleşim yeri veya eşlerin davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesi"nin özel yetkisine yer verilmek suretiyle değişikliğe gidilmiştir.

Tasarı/teklif madde 169

→ yürürlükteki madde 169

Yürürlükteki Kanunun 137 nci maddesini karşılamaktadır.

Madde sadeleştirilmek suretiyle aynen alınmıştır.

Tasarı/teklif madde 170

→ yürürlükteki madde 170

Yürürlükteki Kanunun 138 inci maddesini karşılamaktadır.

Madde üç fıkrasıyla birlikte sadeleştirilmek suretiyle yeniden aynen kaleme alınmıştır.

Tasarı/teklif madde 171

→ yürürlükteki madde 171

Yürürlükteki Kanunun 139 uncu maddesini karşılamaktadır.

Maddede ayrılık süresinin alt ve üst sınırı aynen korunmuştur. Ancak ayrılık süresinin işlemeye başladığı tarihe açıklık getirmek üzere, bu sürenin ayrılığa ilişkin kararın kesinleşmesinden itibaren işlemeye başladığı kabul edilmiştir.

Tasarı/teklif madde 172

→ yürürlükteki madde 172

Yürürlükteki Kanunun 140 mcı maddesini karşılamaktadır.

Ayrılık süresi sonunda her iki eşe de, herhangi bir kayda bağlı olmaksızın boşanmaya karar verilmesini isteme hakkı tanındığından, yürürlükteki Kanunun 140 inci maddesinin birinci ve ikinci fıkralarına gerek kalmamıştır. Üçüncü fıkra ise maddenin yeni durumuna uygun hâle getirilmiştir.

- 7 4-

Tasarı/teklif madde 173

→ yürürlükteki madde 173

Yürürlükteki Kanunun 141 inci maddesini karşılamaktadır.

Yürürlükteki maddenin birinci fıkrası 3678 sayılı Yasa ile değiştirilmiş, eski maddede boşanan kadının evlenmeden önceki soyadım alabilmesi olanağı kaldırılmış, boşanan kadının ancak ve ancak bekârlık soyadını alabileceği kabul edilmiştir. Bu değişiklik isabetli bulunmamıştır. Boşanan kadının bekârlık soyadı yerine, evlenmeden önceki soyadını kullanmasında yaran bulunabilir. Örneğin; dul. iken evlenen ve daha sonra boşanan kadın dulluk soyadmı yani evlenmeden önceki soyadını almakta yarar sahibi olabilir. Zira dul kalmasına yol açan evlilikten doğan çocuklarının soyadı ile aynı soyadmı taşımak isteyebilir. 3678 sayılı Yasa ile yapılan değişiklik, boşanan kadm için bu olanağı kaldırmış, kadının daima bekârlık soyadını alması zorunluluğunu getirmiştir. Bu nedenle yapılan değişiklikle bu maddenin 3678 sayılı Yasa ile değiştirilmeden Önceki şekline dönülmüştür. Kadının dulluk soyadma dönmesi kuralı kabul edilmiş, ancak dilerse hâkimden bekârlık soyadmı taşımasına izin isteyebileceği istisnası öngörülmüştür.

Maddenin ikinci ve üçüncü fıkralarında 3678 sayılı Yasa ile getirilen hükümler korunmuştur.

Tasarı/teklif madde 174

→ yürürlükteki madde 174

Yürürlükteki Kanunun 143 üncü maddesini karşılamaktadır.

Maddenin birinci fıkrası boşanma nedeniyle maddî tazminatı düzenlemektedir.

Yürürlükteki maddeden farklı şekilde davacının kusursuz olması mutlak bir şart olarak aranmamış, daha az kusurlu olan tarafın da bu davayı açabilmesi kabul edilmiştir.

Maddenin ikinci fıkrası boşanma nedeniyle manevî tazminatı düzenlemektedir.

Yürürlükteki maddeden farklı olarak davacının kusursuz olması şartı yasadan çıkanlmış, davalının kusurlu olması yeterli görülmüştür. Davalının kusurlu olması şartının arandığı her olayda, davacının kusursuz olması gerekeceğinden böyle bir koşulun maddede yer almasına gerek görülmemiştir. Davacının da boşanmada kusurunun bulunması genel hükümler gereğince Borçlar Kanununun 42 nci madde ve devamı hükümlerinin uygulanması sonucu tazminattan indirim ya da tazminata hiç hükmetmeme sebebi sayılacaktır.

Maddenin her iki fıkrasında da yürürlükteki maddeden farklı "eş" sözcüğü yerine "taraf sözcüğü kullanılmıştır. Zira maddî ve manevî tazminat davası, boşanma karanndan sonra da açılabilen bir davadır. Bu durumda boşanmış eşlere hâlen "eş" demek mümkün değildir. Bu nedenle, bu hâli de kapsayacak şekilde maddedeki "eş" sözcüğü yerine "taraf sözcüğü kullanılmıştır.

Tasarı/teklif madde 175

→ yürürlükteki madde 175

Yürürlükteki Kanunun 144 üncü maddesini karşılamaktadır.

Maddenin birinci fıkrasının birinci cümlesi yürürlükteki maddeden sadeleştirilmek suretiyle alınmıştır. Yürürlükteki maddenin birinci fıkrasının ikinci cümlesindeki "Ancak, erkeğin kadından yoksulluk nafakası isteyebilmesi için, kadının hâli refahta bulunması gerekir." hükmü kadm-erkek eşitliği ilkesine ters düştüğü için çıkarılmıştır.

Maddenin ikinci fıkrası aynen yürürlükteki Kanundan alınmıştır.

- 7 5-

Tasarı/teklif madde 176

→ yürürlükteki madde 176

Yürürlükteki Kanunun 145 inci maddesini karşılamaktadır.

Maddenin birinci ve ikinci fıkrası yürürlükteki maddeden aynen alınmıştır.

Yürürlükteki maddenin ikinci ve üçüncü fıkrası birleştirilmek suretiyle Üçüncü fıkra olarak kaleme alınmış; iradın arttınlması veya azaltılmasını gerektiren hâller maddede dördüncü fıkra hâlinde; hükme bağlanmıştır.

Maddenin beşinci fıkrasıyla istem hâlinde, hâkime, maddî tazminat ya da nafakanın gelecek yıllarda ne miktarda ödeneceğine ilişkin karar verebilmesi olanağı sağlanarak, ekonomik ve malî açıdan güçsüz olan nafaka alacaklılannm her yıl masraf ve emek sarfı suretiyle arttınm davalan açmaları önlenmek ve bu nedenle mağduriyetlerine son verilmek istenmiştir.

Tasarı/teklif madde 177

→ yürürlükteki madde 177

Madde boşanmadan sonra açılacak yeni nafaka davalan ya da hükmedilmiş nafakanın arttınlması veya azaltılması davalarında nafaka alacaklısının yerleşim yeri mahkemelerini yetkili kılmaktadır. Bu sayede uygulamada çok cüz'i nafaka istemleri dolayısıyla genellikle ekonomik ve malî açıdan güçsüz durumda olan nafaka alacaklılannm, nafaka yükümlüsünün bulunduğu yer mahkemelerine masraf yapıp gelerek dava açması nedeniyle mağduriyeti önlenmek istenmiştir. Burada zayıfı korumak amacıyla genel yetki hükmü getirilmiştir.

Tasarı/teklif madde 178

→ yürürlükteki madde 178

Madde boşanma sebebiyle açılacak davaların, evliliğin boşanma nedeniyle son bulmasından itibaren bir yıllık zamanaşımı süresine tâbi olduğunu hükme bağlamaktadır. Bu hüküm sayesinde evliliğin boşanma nedeniyle son bulmasına rağmen eşlerin yıllar sonra maddî ya da manevî tazminat ya da ilk kez istenilen yoksulluk nafakası dolayısıyla karşı karşıya gelmeleri önlenmek istenmiştir.

Bütün alacak istemleri gibi boşanmadan doğan tazminat ve yoksulluk nafakası istemlerinin de bir zamanaşımı süresinin olması gerekir. Bu süre, evliliğin boşanma sebebiyle son bulmasına ilişkin hükmün kesinleşmesinden itibaren işlemeye başlayacaktır.

Tasarı/teklif madde 179

→ yürürlükteki madde 179

Yürürlükteki Kanunun 146 ncı maddesini karşılamaktadır.

Madde yürürlükteki hüküm yerine daha kısa ve öz bir ifadeyle boşanma hâlinde eşler arasındaki mal rejimi ne ise bu rejimin tasfiyesine ilişkin hükme yollama yapmak suretiyle mal rejiminin tasfiyesi sorununu çözümlemiştir.

Maddenin ikinci fıkrası 181 inci maddede hükme bağlanmıştır.

Tasarı/teklif madde 180

→ yürürlükteki madde 180

Yürürlükteki Kanunun 147 nci maddesini karşılamaktadır.

Yürürlükteki maddeyi karşılayan bu madde ile mahkemece eşlerin ayrılığına karar verilmesi hâlinde, aynı mahkemenin, hükmedilecek aynlığm süresine ve eşlerin dummlanna göre aralarında sözleşmeyle kabul edilmiş olan mal rejimin kaldınlmasına karar verebilecektir.

Tasarı/teklif madde 181

→ yürürlükteki madde 181

Maddenin birinci fıkrası yürürlükteki 146 ncı maddenin ikinci fıkrasını karşılamaktadır. Bu fıkraya eşlerin boşanma hâlinde ölüme bağlı - 7 6- tasarruflardan doğan haklan da kaybetmesi, yapılan ölüme bağlı tasarrufta bunun aksinin kararlaştırılmam^ olması şartına bağlanmıştır.

Maddenin ikinci fıkrasında, boşanma davası devam ederken, davacı eşin ölümü hâlinde, davalının buna rağmen mirasçı olabilmesi belli koşullar altmda engellenmektedir. Buna göre ölen davacının mirasçılarından herhangi birisinin davayı devam ettirmesi ve davalının kusurlu olduğunun sabit olması hâlinde, davalı eş, birinci fıkra hükmünde olduğu gibi davacıya mirasçı olamayacaktır. Davacı eşin Ölümü hâlinde evlilik kendiliğinden son bulur. Bu nedenle davacımn ölümüne rağmen, mirasçılardan birinin devam ettirdiği bu dava, eşlerin boşanmasına yönelik olmayacak, devam edilen davada, boşanmada davalının kusurlu olup olmadığı karara bağlanacaktır. Bir başka ifadeyle bu durumda devam edilen dava, boşanmada hangi eşin kusurlu olduğunun saptanmasına yönelik olacaktır. Bu durum özellikle zina, hayata kast, pek kötü davramş, haysiyetsiz hayat sürme sebeplerinden biriyle açılan boşanma davasmda, davacının ölümü hâlinde, bu eylemlerde bulunan kusurlu davalı eşin buna rağmen mirasçı olabilmesi konusunda haksız ve adaletsiz sonuçların doğmasına da neden olabilecektir. İşte bu haksız durumların önlenmesi amacıyla maddenin ikinci fıkrası kaleme alınmıştır.

Tasarı/teklif madde 182

→ yürürlükteki madde 182

Yürürlükteki Kanunun 148 inci maddesini karşılamaktadır.

Yürürlükteki metin esas alınmakla beraber, çocuk kendisinden alınan eşin çocuk ile ilişkisinin düzenlenmesinde, çocuğun-özellikle sağlık, terbiye ve ahlâk bakımından yararlarının esas alınacağı açıklığa kavuşturulmuştur.

Maddenin ikinci fıkrasında velayetin kullanılması kendisine verilmeyen eşin çocuğun bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katılması esası getirilmiştir.

Maddenin üçüncü fıkrasıyla ise, istem hâlinde hâkime, bu giderlerin gelecek yıllarda ne miktarda ödeneceğine ilişkin karar verebilmesi olanağı sağlanarak, ekonomik ve malî açıdan güçsüz olan alacaklıların her yıl masraf ve emek sarfı suretiyle arttırım davaları açmalarım önlemek ve bu nedenle mağduriyetlerine son vermek amaçlanmıştır.

Tasarı/teklif madde 183

→ yürürlükteki madde 183

Yürürlükteki Kanunun 149 uncu maddesini karşılamaktadır.

Madde İsviçre aslı göz önünde tutulmak ve Türkçeleştirilmek suretiyle yeniden kaleme alınmıştır.

Velayetin yeniden düzenlenmesi için ana veya babanm başkasıyla evlenmesi, başka bir yere gitmesi veya ölmesi gibi yeni olguların zorunlu kılması hâlinde, hâkimin re'sen veya ana veya babadan birinin istemi üzerine gerekli önlemleri alacağı hususu düzenlenmiştir.

Tasarı/teklif madde 184

→ yürürlükteki madde 184

Yürürlükteki Kanunun 150 nci maddesini karşılamaktadır.

Bu maddede belirtilenler dışında, boşanmada yargılama usulünün Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununa tâbi olduğu açıklanmıştır. Maddenin beşinci bendinde "iki taraf arasında" ifadesi mehaza uygun olarak metinden çıkarılmıştır.

Boşanma veya ayrılığın fer'i sonuçlarına ilişkin anlaşma, eşler dışında, çocuğun velayet altında bulunduğu durumlarda vasisinin de katılmasını gerektirebileceğinden, - 7 7- bu anlaşmalann hâkim tarafından onaylanmadıkça geçerli olmayacağı hükmüne yer verilmiştir.

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM EVLİLİĞİN GENEL HÜKÜMLERİ

Tasarı/teklif madde 185

→ yürürlükteki madde 185

Yürürlükteki Kanunun 151 inci maddesini karşılamaktadır.

Yürürlükteki Kanunda kullanılmış olan "evlenme merasimi" deyimi yerine "evlenme" deyimi kullanılmak suretiyle evlilik birliğinin "evlenme" ile kurulacağı açıklanmıştır.

Maddede eşlerin hak ve yükümlülükleri belirtilmiş, çocukların bakım ve eğitiminde eşlerin birlikte yükümlü olduğıı, birlikte yaşayacaklan, birbirlerine sadık kalacakları ve yardımcı olacaklan esasma yer verilmiştir.

Tasarı/teklif madde 186

→ yürürlükteki madde 186

Yürürlükteki Kanunun 152 nci maddesini karşılamaktadır.

Bu madde ile eşlerin birlikte oturacakları konutun seçimi, evlilik birliğini yönetmeleri ve birliğin giderlerine katılmak konulan düzenlenmiştir.

Türkiye'nin de taraf olduğu Kadınlara Karşı Her Türlü Aynmcıhğın Önlenmesine ilişkin Anlaşma'da kadının yerleşim yerini seçme konusunda erkek ile eşit haklara sahip olduğu öngörülmüştür. Bu nedenle konutun seçimini kocaya tanıyan yürürlükteki hüküm İsviçre Medenî Kanununun yeni 162 nci maddesinde olduğu gibi değiştirilmiş, eşlerin bu seçimi birlikte yapmalan sağlanmış, böylece yürürlükteki hükümle konutun seçiminde kadına nazaran üstün konuma getirilmiş olan kocanm tek basma konutu seçmesi olanağı ortadan kaldınlmıştır.

Kadın erkek eşitliğini sağlamak üzere "koca, birliğin reisidir." hükmü kaldırılmış, evlilik birliğinin yönetiminde de eşlere eşit söz hakkı tanınmış ve eşlerin evlilik birliğini birlikte yönetmeleri kabul edilmiştir.

Maddenin üçüncü fıkrası ile eşlerin evlilik birliğinin giderlerine katılma konusunda da eşitlik ilkesi öngörülmüştür. Kadın ve çocukların infak ve iaşesinin kocaya ait olduğuna ilişkin hüküm, İsviçre Medenî Kanununun 163 üncü maddesine paralel bir şekilde değiştirilmiş, her iki eşin de bu giderlere katılmak zorunda olduğu kabul edilmiştir. Giderlere katılmada ölçü olarak eşlerin "güçleri" esas alınmıştır. Bu katılma eşlerin emeklerini ya da malvarlıklannı ortaya koyması şeklinde öngörülmüştür. Böylece bir meslek ya da sanat sahibi olmamasına rağmen, kendi emeğini evlilik birliğine harcayan eşin de katkısı, maddî katkı şeklinde değerlendirilmiştir.

Tasarı/teklif madde 187

→ yürürlükteki madde 187

Yürürlükteki Kanunun 153 üncü maddesini karşılamaktadır.

Yürürlükteki maddenin birinci fıkrasında 14.5.1997 tarihli ve 4248 sayılı Kanunla yapılan değişiklik aynen alınmış, böylece evlenen kadınlann kocalanrun soyadını almakla beraber, dilerlerse evlendinne memuruna veya daha sonra nüfus idaresine yapacakları yazılı başvuruyla kocalannın soyadının önünde evlenmeden - 7 8- önceki soyadlannı kullanmalanna olanak sağlanmıştır. Ancak dalıa önce iki soyadı kullanan kadınlar, bu haktan sadece bir soyadı için yararlanabileceklerdir.

Yürürlükteki maddenin ikinci fıkrası maddeye alınmamış, madde tek fıkra hâline getirilmiştir.

Tasarı/teklif madde 188

→ yürürlükteki madde 188

Yürürlükteki Kanunun 154 ve 155 inci maddelerini kısmen karşılamaktadır. Madde isviçre Medenî Kanununun 166 ncı maddesine uygun olarak yeniden düzenlenmiştir.

Kanunun tümünde olduğu gibi bu maddede de kabul edilen kadın-erkek eşitliği.

esası uyannca evlilik birliğini her iki eş de temsil edebilecektir.

Ailenin sürekli gereksinimleri için her iki eş, temsil yetkisine sahip olacaktır.

Diğer hâllerde bir eşin tek basma hareket etmesi, diğer eşin nzasma veya hâkimden izin alınmasma bağlıdır. Ancak istisnai hâllerde bu nza veya izin alınmadan da hareket edilebilecektir.

Evlilik birliği bir tüzel kişi olmadığı için bu birliğin temsilinin sonuçlan devam eden maddede özel olarak düzenlenmiştir.

Tasarı/teklif madde 189

→ yürürlükteki madde 189

Maddenin birinci ve ikinci fıkrası, 1984 tarihli öntasannın 152 nci maddesinden alınmıştır. Evlilik birliğinin tüzel kişiliği olmadığı için bu birliği temsilin sonuçlannı temsile ilişkin kurallar ile belirlemek olanaklı değildir. Yürürlükteki Kanunda evlilik birliğini temsile ilişkin maddelerde bu konu düzenlenmiş değilse de, eşlerin mal rejimlerine ilişkin fasıllarda kadının birliği temsilen yüklendiği borçlardan kocanın ve aynk durumlarda (istisnaen) kadının sorumluluğu çeşitli maddelerde belirlenmiştir, (md.187,202,203,204,215,216 ve 217) Evlilik birliğini temsilin sonuçlarının hemen temsil yetkisinden sonra düzenlenmesi daha uygun görülmüştür. Böylece buradaki temsilin anlamı ve sonuçlan daha kolay anlaşılacaktır.

Maddenin ikinci fıkrasında, 1984 tarihli Öntasarıda bulunmayan "Ancak, temsil yetkisinin üçüncü kişilerce anlaşılamayacak şekilde aşılması hâlinde eşler müteselsilen sorumludurlar." hükmü eklenmiştir. Böylece bu hüküm sayesinde eşlerin temsil yetkisini aşmaları hâlinde, bundan habersiz iyiniyetli üçüncü kişiler komnmak istenmiş, bu durumda da eşlerin müteselsilen sorumlu olacaklan öngörülmüştür.

Tasarı/teklif madde 190

→ yürürlükteki madde 190

Yürürlükteki Kanunun 156 ncı maddesini karşılamaktadır.

Madde 1984 tarihli Öntasan 153 üncü maddeden yararlanılmak suretiyle yeniden kaleme alınmış, İsviçre Medenî Kanununun 174 üncü maddesinde olduğu gibi üç fıkra hâlinde düzenlenmiştir.

Ancak madde kaleme alınırken, İsviçre Medenî Kanununun 174 üncü madde hükmü göz önünde tutulmak suretiyle kısmen değiştirilmiştir. Bu anlamda olmak üzere 1984 tarihli Öntasandan farklı olarak "Eşlerden birinin evlilik birliğini temsil yetkisini kötüye kullanması" yerine "Eşlerden biri birliği temsil yetkisini aşar" ibaresine yer verilmiştir. Öte yandan 1984 tarihli öntasanda kullanılan "veya bu yetkisini kullanma gücünden yoksun bulunması hâlinde" yerine "veya bu yetkiyi - 7 9- kullanmada yetersiz kalırsa" ibaresi amacı daha iyi ifade etmesi yönünden tercih edilmiştir.

Yürürlükteki Kanunda madde, kadtnm temsil yetkisinin nez'i (kaldırılması) açısından düzenlenmiştir. Maddede ise temsil yetkisi her ild eş acısmdan eşit olarak düzenlendiği cihetle, temsil yetkisinin kaldırılması veya sınırlanması her iki eş açısından ancak hâkimden karar alınmasına bağlıdır. Hâkimin böyle bir karar vermesi için, temsil yetkisinin aşılmış olması veya yetkiyi kullanmada yetersiz kalınmış bulunması gerektiği esası kabul edilmiştir.

Ayrıca maddede, istemde bulunan eşin, temsil yetkisinin kaldırıldığı veya sınırlandığını hâkim karan gerekmeksizin, sadece üçüncü kişilere, kişisel duyuru yoluyla bildirebileceği öngörülmüştür.

İkinci fıkrada ise daima hâkim kararını gerektiren durum düzenlenmiştir. Bu hükme göre temsil yetkisinin kaldırılmasının veya sınırlanmasının iyiniyetli üçüncü kişilere karşı sonuç doğurması, durumun hâkimin kararıyla ilân edilmesine bağlı olacaktır.

Tasarı/teklif madde 191

→ yürürlükteki madde 191

Yürürlükteki Kanunun 157 nci maddesini karşılamaktadır. 1984 tarihli Öntasarının 154 üncü maddesinden aynen alınmıştır. Buna göre evlilik birliğini temsil yetkisi, her iki eş açısından düzenlendiği için, kaldırılan temsil yetkisinin geri verilmesi sorunu da aynı tarzda düzenlenmiştir.

Temsil yetkisinin kaldırılmasına ve sınırlanmasına karar verilmiş ise, temsil yetkisinin kaldırılmasına veya sınırlanmasına sebep olan koşulların değişmesi üzerine eşlerden birinin istemi üzerine hâkimin, kararın kaldırılmasına veya değiştirilmesine karar verebileceği hükme bağlanmıştır.

Temsil yetkisinin kaldırılmasına veya sınırlanmasına dair verilmiş olan ilk karar ilân edilmiş ise, bu kararın değiştirilmesi veya kaldırılması hakkındaki kararın da ilânı gerekecektir.

Tasarı/teklif madde 192

→ yürürlükteki madde 192

İsviçre Medenî Kanununun 167 nci maddesi hükmü göz önünde tutulmak suretiyle kaleme alınmıştır. Kadma Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesine İlişkin Sözleşmede kadınların serbestçe çalışma ve meslek edinme özgürlüğüne sahip olduğu kabul edilmiştir. Nitekim, kadının bir meslek ve sanatla iştigal etmesinin kocanın iznine tâbi olduğuna ilişkin yürürlükteki Kanunun 159 uncu maddesi hükmü Anayasa Mahkemesi tarafından Anayasaya aykırı bulunarak iptal edilmiştir. Maddeyle Sözleşme hükümleri de göz önünde tutulmak suretiyle, sadece kadının değil her iki eşin de meslek veya iş seçiminde diğer eşin iznini almak zorunda olmadığı kabul edilmiştir.

Tasarı/teklif madde 193

→ yürürlükteki madde 193

1984 tarihli Öntasarının 156 nci maddesinden alınmıştır.

Maddede, eşler arasında kabul edilen eşitlik prensibi uyarınca, kadının bazı hukukî işlemleri için hâkimden izin almasına gerek görülmediği gibi eşler arasında cebrî icra yasağı ve istisnalarını muhafaza etmeye de gerek görülmemiştir. Eşler de birbirlerine karşı borçlarını ifa etmeli, aksi hâlde sonuçlarına katlanmalıdır.

- 8 0-

Tasarı/teklif madde 194

→ yürürlükteki madde 194

Bu madde ile İsviçre Medenî Kanununun 169 uncu maddesine uygun olarak eşlerin hukukî işlemlerinde 193 üncü maddeyle kabul edilen genel kuralm bir istisnasına yer verilmiştir. Madde eşlerin aile konutlanyla ilgili hukuld işlemlerde eşlerin serbestliği ilkesine istisna getirmiş ve böylece, aile konutu ile ilgili bazı hukukî işlemlerin diğer eşin nzasma bağlı olduğu kabul edilmiştir. Aile konutu eşlerin bütün yaşam faaliyetlerini gerçekleştirdiği, yaşantısına buna göre yön verdiği» acı ve tatlı günleri içinde yaşadığı, anılarla dolu bir alandır. Bu nedenle bu denli önemli bir malvarlığıyla ilgili olarak eşlerin tek başlarına hukukî işlemleri yapması diğer eşin önemli yararlarını etkileyebilir. Bunun sonucu olarak madde, konutla ilgili kira sözleşmesinin feshini, bu konutun başkalarına devrini ya da konut üzerindeki haklan ve buna benzer diğer hukukî işlemlerle tamamen ya da kısmen sınırlanmasını diğer eşin nzasma bağlamıştır. Maddede, aile konurunu eşlerden birinin kiralaması hâlinde, diğer eşin bir bildirimle sözleşmenin taraû hâline gelmesi öngörülmektedir.

Bu konu İsviçre Medenî Kanununda 7-Temmuz 1998 tarihli Kanunla yapılan değişiklikle "boşanmanın sonuçlan" ile ilgili 121 inci maddede üç fıkra hâlinde düzenlenmiştir. Ancak bizde evliliğinin devamı sırasında da kira sözleşmesine taraf olmayan eşin mağdur olması gündeme gelebilmektedir. Bu nedenle söz konusu hüküm evlenmenin hükümleri kısmında ele alınmıştır.

Diğer eşin kanunun kendisine tanımış olduğu nza verme yetkisini haklı sebep olmaksızın eşinden esirgemesi, bu yolla hakkım kötüye pullanması mümkündür.

Bunun önlenmesi için de maddenin ikinci fıkrasında böyle bir nzaya muhtaç olan eşe hâkime başvurma yetkisi tanınmıştır.

Tasarı/teklif madde 195

→ yürürlükteki madde 195

Yürürlükteki Kanunun 161 inci maddesini karşılamaktadır.

Madde İsviçre Medenî Kanununun 172 nci maddesindeki yeni hükme uygun olarak kaleme alınmıştır. Eşler ayn ayn ya da birlikte hâkime başvurmak suretiyle, evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerin yerine getirilmemesi veya evlilik birliğiyle ilgili önemli bir uyuşmazlığın doğması hâlinde gerekli müdahalenin yapılmasına karar verilmesini isteyebilecektir.

Müdahalesi istenen hâkim, bu konuda eşleri uyarma, onlan uzlaştırma ya da eşlerin birlikte nza göstermesi hâlinde onlann huzur ve mutluluklan için uzman kişilerin önerileri yönünde karar verme yetkisine sahiptir.

Maddenin üçüncü fıkrası hâkime, eşlerden birinin istemi üzerine kanunlarda öngörülen önlemleri alma yetkisini de tanımaktadır. Bu hüküm hâkime, istem üzerine eşlerin ayn yaşamalanna, eşlerin meslek ve işine, eşlerin çocuklarla ilişkilerine, evlilik birliğine ilişkin katkılara yönelik önlem hükmünde kararlar verme yetkisini tanımıştır.

Maddenin ikinci fıkrasındaki "uzman kişilerin yardımım" isteme, İsviçre Medenî Kanununun 172 nci maddesinde "Evlilik veya Aile Danışma Bürolan"nın yardımını isteme ^şeklinde kaleme alınmıştır. Ülkemizde bu tür bürolar bulunmadığından, maddede "uzman kişilerin yardımını isteme" şeklinde genel bir hükme yer verilmiştir.

Tasarı/teklif madde 196

→ yürürlükteki madde 196

Madde isviçre Medenî Kanununun 173 üncü maddesinin yeni hükmü göz önünde tutulmak suretiyle değiştirilerek yeniden kaleme alınmıştır. Burada - 8 1- eşlerin birlikte yaşamlan devam ederken, hâkimin alacağı özel bir önlem hükme bağlanmıştır. Bu hükümle eşlerin evlilik birliğinin devamı sırasında ailenin geçimi için gereldi olan parasal katkıya ilişkin Önlem öngörülmüştür. Hâkimin, parasal katkıda bulunma karan verirken göz Önünde tutması gereken ölçüler ikinci fıkrada belirlenmiştir. Bu fıkra hükmüne göre hâkim katkı miktarını belirlerken eşin ev işlerini görmesini, çocuklara bakmasını, diğer eşin işinde karşılıksız olarak çalışması hususlarını göz Önünde tutacaktır.

Maddenin üçüncü fıkrasında önlem niteliğinde hükmedilecek katkı suresinin başlangıcı gösterilmiştir. Buna. göre bu katkı istemden geriye doğru bir yıl ile gelecek yıllan kapsayacaktır.

Tasarı/teklif madde 197

→ yürürlükteki madde 197

Maddenin birinci fıkrası birlikte yaşamaya ara verilmesine ilişkin özel bir önlem getirmektedir. Bu hüküm İsviçre Medenî Kanununun 175 inci maddesinde hükme bağlanmıştır. -İsviçre'deki hükümde olduğu gibi ortak yaşam nedeniyle eşlerden birinin kişiliği, ekonomik güvenliği veya ailenin huzuru ciddî şekilde tehlikeye düşmesi söz konusu olduğunda eşlerden her birinin ayrı yaşama hakkı öngörülmüştür.

Maddenin ikinci fıkrası yürürlükteki Kanunun 137 nci maddesinde öngörülen koruma önlemlerini düzenlemektedir. İsviçre Medenî Kanununun 176 ncı maddesinin birinci fıkrası hükmünden esinlenmek suretiyle kaleme alman bu yeni hükümle, ayn yaşamanın haklı olduğu hâllerde, hâkimin;

a. Bir eşin diğerine yapacağı parasal katkıya, b. Konut ve ev eşyasından, hangi eşin hangi oranda yararlanacağına, c. Eşlerin mallarının yönetimine, ilişkin önlem karan alması öngörülmüştür.

Maddenin üçüncü fıkrası İsviçre Medenî Kanununun 176 ncı maddesinin ikinci fıkrası hükmünden alınmıştır. Bu fikra hükmü, maddede öngörülen önlemlerin, eşlerden birinin haklı sebep olmaksızın birlikte yaşamaktan kaçınması ya da ortak yaşamın başka bir sebeple olanaksız hâle gelmesi durumunda alınacağını öngörmüştür.

Maddenin son fıkrası İsviçre Medenî Kanununun 176 ncı maddesinin üçüncü fıkrası hükmüne paralel bir hükümdür. Bununla, eşlerin birlikte yaşamasma ara verilmesi hâlinde halcimin ergin olmayan çocuklarla ilgili alacağı Önlemler düzenlenmiştir. Madde, hâkimin, alacağı bu önlemlerin çocuklarla ana ve baba arasındaki ilişkileri düzenleyen velayetle ilgili hükümlere dayanarak almasmı öngönnüştür.

Tasarı/teklif madde 198

→ yürürlükteki madde 198

Yürürlükteki Kanunun 163 üncü maddesini karşılamaktadır.

1984 tarihli öntasarının 160 mcı maddesinden kenar başlık değiştirilmek suretiyle aynen alınmıştır.

Yürürlükteki metin, kocanın "aile vazifelerini ihmal etmesi"ne ilişkindir.

Aslında söz konusu olan, eşlerden birinin birliğin giderlerine katılma yükümlülüğüdür. İsviçre Medenî Kanununun 177 nci maddesinde "bakım yükümlülüğü" (Unterhaltsptlacht) ifadesi kullanılmıştır. Bunun karşılığı olarak maddede, 186 ncı maddede olduğu gibi birliğin giderlerine katılma yükümlülüğü — 8 2- düzenlenmiştir. Bu yükümlülük, eşitlik ilkesi gereği yürürlükteki maddenin aksine her iki eşe yukletilmiştir. Bu sebeple madde, eşlerden birinin birliğin giderlerine katılma yükümlülüğünü yerine getirmemesi hâlinde hâkimin, onun borçlularına borçlarım diğer eşe ödemelerini emredebileceği biçiminde düzenlenmiştir.

Tasarı/teklif madde 199

→ yürürlükteki madde 199

İsviçre Medenî Kanununun 178 inci maddesinden alınmıştır. Bu maddeyle hâkim, özel bir önlem olarak eşlerden birinin tasarruf yetkisinin sınırlanmasına karar verebilmektedir. Bu hükme bizim Ülkemizde İsviçre'den daha fazla ihtiyaç vardır. Çoğu olaylarda aynhk veya boşanmaya kararlı olan koca, sırf kadına nafaka ya da tazminat ödememek için mevcut mallarım başkalarına devretme yoluna gitmekte, nafaka ya da tazminat hükmü alan kadm, kocadan icra yoluyla herhangi bir tahsilat yapamamaktadır. Bu hüküm sayesinde hâkim, eşlerin tasarruf yetkisinin sınırlanmasına yönelik önlem niteliğinde olmak üzere, bu tür tasarrufların diğer eşin rızasına bağlı olduğuna" karar verebilecektir. Ancak bu kararın verilmesi yeterli olmayıp, maddenin ikinci fıkrası bu durumda hâkime gerekli diğer önlemleri de kararlaştırma yetkisini tanımaktadır. Maddenin üçüncü fıkrasında hâkimin, eşlerden birinin taşınmazlanyla ilgili olarak tasarruf yetkisini sınırlaması hâlinde, daha özel nitelikte bir önlemi alabileceği de hükme bağlamıştır. Bu hükme göre, hâkimin tasarruf yetkisinin sınırlanmasına ilişkin önlemin tapuya şerh edilmesine re'sen karar vermesi mümkün olmaktadır. Böylece eşlerin mal kaçırma yolu kapatılmıştır.

Tasarı/teklif madde 200

→ yürürlükteki madde 200

Yürürlükteki Kanunun 164 üncü maddesini karşılamaktadır.

Maddede esasa ilişkin bir değişiklik yapılmamış, sadece ifade tarzı sadeleştirilmiştir. Aynca maddenin kenar başlığı kaynak Kanuna uygun olarak "Durumun değişmesi" biçiminde ifade edilmiştir. Madde birliğin korunması amacıyla alınmış olan her türlü önlemin gerektiğinde değiştirilmesini veya alman önlemin kaldırılmasını içermektedir.

Tasarı/teklif madde 201

→ yürürlükteki madde 201

Madde, İsviçre Medenî Kanununun 180 inci maddesinden alınmıştır. İsviçre'den farklı olarak Ülke çapında uygulanan bir Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununa sahip olmamız sebebiyle Medenî Kanunda ayrıca usule ilişkin hükümlere gerek olmadığı düşünülebilirse de, bu maddede evlilik birliğinin korunmasıyla ilgili önemli bir durum düzenlenmiştir. Bu düzenleme içerisinde "yetkili mahkeme" de büyük bir önem taşımakta olduğundan, İsviçre'de olduğu gibi bu konuda böyle bir yetki hükmünün Medenî Kanunumuzda yer almasının isabetli olacağı düşünülmüştür.

Maddenin birinci fıkrası evlilik birliğinin korunmasına yönelik Önlemler konusunda kural olarak eşlerden herhangi birinin yerleşim yerinin bulunduğu yer mahkemesinin yetkili olduğunu kabul etmiştir.

Maddenin ikinci fıkrası ise eşlerin yerleşim yerlerinin farklı bulunması ve her ikisinin de önlem alınması isteminde bulunması hâlinde, ilk istem sahibi olan eşin yerleşim yeri mahkemesinin özel yetkisini kabul etmiştir.

Maddenin son fıkrası önlem kararının değiştirilmesi, tamamlanması veya hükmedilen Önlemin kaldırılması konularında önlem karan veren mahkemenin yetkili - 8 3- olduğunu öngörmüştür. Ancak önlemden sonra eşlerin yerleşim yerinin değişmiş olabileceği olasılığı karşısında, bu durumda değiştirme, tamamlama ya da kaldırma konusunda yetkili mahkemenin eşlerden herhangi birinin yerleşim yeri mahkemesi olduğu kabul edilmiştir.

DÖRDÜNCÜ BÖLÜM EŞLER ARASINDAKİ MAL REJİMİ BİRİNCİ AYIRIM GENEL HÜKÜMLER

Tasarı/teklif madde 202

→ yürürlükteki madde 202

Yürürlükteki Kanunun 170 inci maddesini karşılamaktadır.

Madde 1984 tarihli öntasandan alınarak dil açısından sadeleştirilmiştir.

Yürürlükteki Kamında eşlef arasın'daki yasal mal rejiminin ""mal ayrılığı" olduğu belirtilmiştir. Evlilik birliği sona erdiğinde, mal ayrılığı rejiminin eşler arasında büyük haksızlıklara yol açtığı, özellikle meslek sahibi kocanın lehine işlediği, ev işlerini yapan ve hatta kocasına mesleğinin icrasında yardımcı olan kadının durumunu hiç nazara almadığı, meslek çevrelerinde ve kamu oyunda ağır eleştirilere uğramıştır, Bu nedenle, "edinilmiş mallara katılma" başlığı altında yeni bir mal rejimi düzenlenmiştir.

Maddenin birinci fıkrasında, eşler arasındaki yasal mal rejiminin "edinilmiş mallara katılma" olduğu belirtilmiştir. Maddenin ikinci fıkrasına göre, eşler mal rejimi sözleşmesi yaparak kanunda belirtilen diğer mal rejimlerinden birisini seçebileceklerdir,

Tasarı/teklif madde 203

→ yürürlükteki madde 203

Yürürlükteki Kanunun 171 inci maddesini karşılamaktadır.

Madde 1984 tarihli öntasandan alınmıştır. Maddeye yürürlükteki 171 inci maddenin son cümlesi alınmamış, ikinci cümlede değişildik yapılmıştır. Bu değişiklikle hukuk güvenliği açısından, eşlerin mal rejimini ancak kanunda gösterilen şuurlar içerisinde kabul edebilecekleri, değiştirebilecekleri veya sona erdirebilecekleri belirtilmiştir.

Mal rejimi sözleşmesi evlenme töreninden önce yapılabileceği gibi, evliliğin devamı süresince de yapılabilir..

213 üncü maddeyle.üçüncü kişilerin, mal rejimi değişikliklerine karşı haklan yeterli bir şekilde korunduğundan, yürürlükteki maddenin son cümlesine gerek görülmemiştir.

Tasarı/teklif madde 204

→ yürürlükteki madde 204

Yürürlükteki Kanunun 172 inci maddesini karşılamaktadır.

Madde sadeleştirilmek suretiyle kaynak Kanuna da uygun olarak iki fıkra hâlinde düzenlenmiştir. Yürürlükteki maddenin "İki tarafın ehliyeti" şeklindeki kenar başlığı, "Sözleşme ehliyeti" şeklinde değiştirilmiştir. Mal rejimi sözleşmesi yapmak isteyen eşlerin ayırt etme gücüne sahip olmalan zorunludur. Küçükler ve kısıtlılar ise ancak yasal temsilcilerinin nzasıyla sözleşme yapabilirler.

Tasarı/teklif madde 205

→ yürürlükteki madde 205

Yürürlükteki Kanunun 173 üncü maddesini karşılamaktadır.

Maddenin birinci fıkrası ile mal rejimi konusunda eşlerin yapacakları sözleşmenin noterde düzenlenmesi gerektiği öngörülmüştür. Bu sözleşme noterce re'sen düzenleme şeklinde yapılabileceği gibi, eşlerin hazırladıklan yazılı sözleşmede imzalarının noterlikçe onaylanması şeklinde de yapılabilir.

Maddenin ikinci fıkrası, mal rejimi sözleşmesinin şahsa sıkı sıkıya bağlı bir hak olduğunu, bu nedenle bizzat eşler tarafından yapılması gerektiğini hükme bağlamaktadır. Aynı fıkrada, eşlerin sözleşme yapma ehliyetine sahip olmadıkları hâllerde, sözleşmeye yasal temsilcilerin de katılması zorunluluğu getirilmiştir.

Tasarı/teklif madde 206

→ yürürlükteki madde 206

Bu madde yürürlükteki Kanunun 175 ve 176 ncı maddelerini karşılamaktadır.

Madde İsviçre Medenî Kanununun 185 inci maddesine uygun olarak kaleme alınmıştır.

Birinci fıkrada eşlerden birinin istemi üzerine, haklı sebep varsa hâkim kararıyla mal ayrılığı.H$HJg$ dönüşüm düzenlenmiştir. .

İkinci fıkrada İcaynak Kanunda olduğu gibi haklı sebeplere örnek niteliğindeki olaylara yer verilmiştir.

Maddenin son fıkrasında eşlerden birinin ayırt etme gücünden sürekli olarak yoksun bulunması hâlinde, yasal temsilcisinin de "ayırt etme gücünden sürekli olarak yoksun olma" haldi sebebine dayanarak mal ayrılığına karar verilmesini isteme yetkisine sahip olduğu öngörülmüştür. Buna göre yasal temsilcisinin mal ayrılığına dönüşüm isteminde bulunması sadece, temsil ettiği eşin ayırt etme gücünden sürekli olarak yoksun olması koşuluna bağlıdır.

Tasarı/teklif madde 207

→ yürürlükteki madde 207

Mal ayrılığına dönüşüm isteminde yetkili mahkemenin istemde bulunan eşin yerleşim yeri mahkemesi olduğu belirtilmiştir. Madde İsviçre Medenî Kanununun 186 ncı maddesi ve 1984 tarihli Öntasarının 167 nci maddesine paralel bir düzenleme getirmiştir.

Tasarı/teklif madde 208

→ yürürlükteki madde 208

Maddenin birinci fıkrası eşlere her zaman için yeni bir mal rejimi sözleşmesiyle önceki ya da başka bir mal rejimi kabul etme olanağı sağlamaktadır.

İkinci fıkra, yürürlükteki Kanunun 179 uncu maddesinin ikinci fıkrasını karşılamaktadır. Buna göre, mal ayrılığına geçişi gerektiren haldi sebeplerin ortadan kalkması hâlinde, eşler arasında kendiliğinden eski rejime dönme söz konusu olmamaktadır. Bunun için eşlerden birinin istemi üzerine hâkim tarafından, mal ayrılığına dönüşten önceki rejime dönme karan verilmesi zorunludur.

Tasarı/teklif madde 209

→ yürürlükteki madde 209

Madde yürürlükteki Kanunun 174 üncü maddesini karşılamaktadır. Buna göre, mal ortaklığı rejiminde yaşayan eşlerden birinin iflâs etmesi hâlinde, iflâs edenin eşinin kişisel mallanm geri almasını sağlamak için, rejimin kendiliğinden mal aynlığına dönüşeceği öngörülmüştür. Kendiliğinden mal aynhğına dönüşmenin iflâs eden eşin alacaklan açısından da yararı vardır. Bu yolla alacaklı muhatabım bilebilecek ve alacağını hangi mallardan tahsil edebileceğini daha kolaylıkla anlayabilecektir.

Tasarı/teklif madde 210

→ yürürlükteki madde 210

Bu madde, İsviçre Medenî Kanununun 189 ve 190 inci maddelerinde iki ayrı madde hâlinde düzenlenmiştir.

Maddenin birinci fıkrası yürürlükteki Kanunun 177 nci maddesini karşılamaktadır. Ancak yürürlükteki maddeden farklı olarak madde sadece mal ortaklığı rejimine hasredilmiş ve bu rejimi kabul eden eşlerden birine karşı icra takibinde bulunan alacaklmm zarara uğraması hâlinde, hâkimden mal ayrılığına karar verilmesini isteyebilmesi öngörülmüştür.

İkinci fıkrada, mal rejiminin sona ermesi yalnız borçlu eşi değil, diğer eşi de ilgilendirdiği için, mal aynlığına dönüşüm isteminin her iki eşe de yöneltilmesi öngörülmüştür.

Maddenin üçüncü fıkrasında bu konudaki istemlerin yöneltilebileceği yetkili mahkemenin, hakkında icra takibinde bulunulan borçlunun yerleşim yeri mahkemesi olduğu belirtilmiştir.

Tasarı/teklif madde 211

→ yürürlükteki madde 211

Madde, İsviçre Medenî Kanununun 191 inci maddesinin birinci fıkrasından alınmıştır. Buna göre cebrî icra nedeniyle mal ayrılığına dönüşün söz konusu olduğu hâllerde, alacaklmm tatmin edilmesi durumunda, eşlerden birinin başvurusu üzerine hâkim kararıyla mal ortaklığmm yeniden kıırulmasma hükmedilebilecektir.

Maddenin ikinci fıkrası ile, olağanüstü mal rejimine dönüş sebebi ortadan kalkınca, eşlere mal ortaklığma tekrar dönme yerine, dilerlerse edinilmiş mallara katılma rejimini seçebilme olanağı tanınmıştır.

Tasarı/teklif madde 212

→ yürürlükteki madde 212

Madde, İsviçre Medenî Kanununun 192 nci maddesini karşılamaktadır. Maddede mal ayrılığına geçildiği takdirde önceki mal rejiminin tasfiyesi öngörülmüş, tasfiyeyi eşlerin kendilerinin yapacakları ve bu konuda eşlerin o ana kadar tâbi oldukları mal rejimi hükümlerinin uygulanacağı kabul edilmiştir. Ancak kanunda aksinin öngörülmüş olduğu hâller maddede saklı tutulmuştur.

Tasarı/teklif madde 213

→ yürürlükteki madde 213

Madde, İsviçre Medenî Kanununun 193 üncü maddesini karşılamaktadır. 1984 tarihli Öntasarının 173 üncü maddesinde de aynı düzenleme getirilmiştir.

Maddenin birinci fıkrası, yürürlükteki Kanunun 171 inci maddesinin son cümlesiyle 180 inci maddenin birinci fıkrasını karşılamaktadır. Bu iki hüküm de mal rejiminin kurulması, değiştirilmesi ve tasfiyesinin eşlerden birinin veya ortaklığın alacaklısının haklarının ihlâl edilmesini önlemeye yönelik olduğundan, maddede tek fıkrada birleştirilmiştir. Böylece, alacaklıların tatminine konu olabilecek malların, mal rejimindeki değişiklikler dolayısıyla tatmine konu olmaktan çıkarılması önlenmiştir.

Maddenin ikinci fıkrası, yürürlükteki Kanunun 180 inci maddesinin ikinci fıkrasını karşılamaktadır. Hüküm değişikliği yoktur.

Tasarı/teklif madde 214

→ yürürlükteki madde 214

Madde, İsviçre , Medenî Kanununun 194 üncü "maddesini karşılamaktadır. 1984 tarihli Öntasarının 174 Üncü maddesinde de aynı hüküm kabul edilmiştir.

Yürürlükteki Kanunda bu maddeyi karşılayan bir hüküm yoktur. Bu madde ile mal rejimine ilişkin genel hükümler arasmda, tasfiyeye ilişkin olarak çıkacak uyuşmazlıkları çözümlemek üzere yetkili mahkemelerin gösterilmesinin uygun olacağı kabul edilmiştir.

(1) numaralı bentte, mal rejiminin ölümle sona ermesi hâlinde, dava ekonomisi bakımından en uygun olan yerin, ölen eşin son yerleşim yeri mahkemesi olduğu kabul edilmiştir.

(2) numaralı bentte, boşanmaya, evliliğin iptaline veya hâkim tarafından mal ayrılığına karar verilmesi durumunda ise, bu davaları görmüş olan mahkemelerin yetkili olacağı belirtilmek suretiyle birbirleriyle ilişkili olan bu davalarm aynı yer mahkemesinde görülmesi sağlanmıştır.

Son bentte ise, diğer hâllerde genel yetki kuralına uygun olarak davalının yerleşim yeri mahkemesinin yetkili olduğu belirtilmiştir.

Tasarı/teklif madde 215

→ yürürlükteki madde 215

Madde, İsviçre Medenî Kanununun 195 inci maddesinin birinci fıkrası hükmünü karşılamaktadır.

Maddede bir eşin açık veya örtülü olarak mallarının yönetimini diğerine bırakması hâlinde, aksi kararlaştınlmadıkça, eşler arasında vekâlet hükümlerinin uygulanacağı kabul edilmiştir. Bu hükme göre, bir eş açıkça veya ses çıkarmamak suretiylefiilen,mallarının yönetimini diğer eşe bırakabilir. Yönetimin açıkça diğer eşe bırakılması için mutlaka bir mal rejimi sözleşmesi yapılması şart değildir. Bir iş veya şirket sözleşmesi çerçevesinde de bu yönetim diğer eşe bırakılabilir. Bu gibi durumlarda vekâlet değil, bu sözleşme hükümlerinin uygulanacağı tabiîdir.

Tasarı/teklif madde 216

→ yürürlükteki madde 216

İsviçre Medenî Kanununun 195 inci maddesi hükmünden alınmıştır.

Maddenin birinci fıkrası eşlerden her birine diğerinden mallarının envanterinin resmî bir senetle tespit edilmesini isteme yetkisini tanımıştır. İstemede bulunulan eş, noterce resmî senedin düzenlenmesine katılmakla yükümlüdür.

İkinci fıkrada böyle bir envanterin malların getirilmesinden'itibaren bir yıl içinde yapılmış olması hâlinde, karine olarak bunun doğru olduğu kabul edilmektedir.

Bu durumda ispat yükü, bu envanterin doğru olmadığını iddia eden eşe düşecektir.

Tasarı/teklif madde 217

→ yürürlükteki madde 217

Madde, 1984 tarihli Öntasarının 176 ncı maddesinden alınmıştır.

Yürürlükteki Kanunda da bu maddeyi karşılayan bir hüküm mevcut değildir.

Maddeyle eşler arasındaki borç ilişkilerine açıklık getirilmiş ve kabul edilen mal rejiminin eşler arasındaki borçların muaccel olmasını engelleyemeyeceği belirtilmiştir. Ancak eşlerin herhangi iki insan değil, evlilik birliğini sürdürmekle görevli ve bu birliğe karşı yükümleri olan kişiler olduğu ve evlilik kurumunu koruma gerektiği düşüncesiyle, ödemede güçlükle karşılaşacak eşe süre tanınması kabul edilmiştir. Bununla beraber, alacaklı eşin yararlarını korumak açısından da hâkime.

- 8 7- gerekirse borçluyu güvence vermekle lyükümlü tutma yetkisi tamnması suretiyle, yararlar durumu dengelenmeye çalışılmıştır.

İKİNCİ AYIRIM EDİNİLMİŞ MALLARA KATILMA

Tasarı/teklif madde 218

→ yürürlükteki madde 218

Edinilmiş mallara katılma rejimi, İsviçre Medenî Kanununda 1 Ocak 1988 tarihinde yürürlüğe giren bir değişiklikle, bu ülkede "yasal mal rejimi" olarak kabul edilmiştir. Yürürlükteki Kanunda eşler arasındaki yasal mal rejiminin "mal ayrılığı" olduğu belirtilmiştir. Evlilik birliği sona erdiğinde, mal aynliğı rejiminin eşler arasında büyük haksızlıklara yol açtığı, özellikle meslek sahibi kocanın lehine işlediği ve ev işlerini yapan ve hatta kocasına mesleğinin icrasında yardımcı olan kaduun durumunu hiç nazara almadığı, meslek çevrelerinde ve kamu oyunda ağır eleştirilere uğramıştır. Bu nedenle, "edinilmiş mallara katılma" rejimi yasal mal rejimi ( olarak kabul edilmiştir.

Yürürlükteki Kanunda bu konuda hüküm olmadığı cihetle, edinilmiş mallara katılma rejimine ilişkin bütün hükümler, İsviçre Medenî Kanunundan çeviri suretiyle alınmıştır.

Madde, İsviçre Medenî Kanununun 196 ncı maddesinin karşılığıdır. Bu hükümle, edinilmiş mallara katılma rejiminde eşlerin iki grup malı olduğu kabul edilmiştir. Bunlar, edinilmiş mallar ile eşlerden hçr birinin kişisel mallandır. Eşlerden her biri evlilik birliğinin devamı süresince her iki grup mal üzerinde de mülkiyet hakkma sahip olduğundan, bu mallar üzerinde yönetim, yararlanma ve tasarrufta bulunma haldan kendilerine aittir.

Tasarı/teklif madde 219

→ yürürlükteki madde 219

Madde İsviçre Medenî Kanununun 197 nci maddesinde olduğu gibi eşlerin edinilmiş mallarının nelerden oluştuğunu hükme bağlamaktadır. Birinci fıkrada edinilmiş mallardan bazılan sayılmıştır. îlke olarak mal rejiminin devamı süresince ivazlı, yani bir karşılık ödemek suretiyle elde ettikleri tüm malvarlıklan edinilmiş,mallardan sayılacaktır.

İkinci fıkranın (1) numaralı bendinde, bir eşin çalışmasının yani emeğinin karşılığı olarak elde ettiği tüm değerler hükme bağlanmıştır. (2) numaralı bentte bir' eşe, sosyal güvenlik ve sosyal yardım kurum ve kuruluşları veya personele yardım amacı ile kurulmuş sandık benzerlerinin yaptığı ödemeler de edinilmiş mallar arasında sayılmıştır. Bu anlamda olmak üzere Emekli Sandığı, Sosyal Sigortalar Kurumu, yardımlaşma sandıkları gibi sosyal güvenlik kurumlannca bir eşe ödenen tazminatlar ya da bağlanan aylıklar buraya girer.

İkinci fıkranın (3) numaralı bendinde, bir eşin çalışma gücünü kaybetmesi nedeniyle ödenen tazminatlar sayılmıştır. Bu anlamda olmak üzere bir iş kazası ya da trafik kazası sonucu çalışma gücünü tamamen veya kısmen kaybeden eşe ödenen tazminatlar edinilmiş mallardan sayılacaktır.

(4) numaralı bentte eşlerin kişisel mallannın gelirleri de edinilmiş mallar arasında, sayılmıştır. Bu anlamda olmak üzere bir eşe miras yoluyla intikal eden ya da ikramiye olarak çıkan bir taşınmazın kira geliri, buraya dahildir.

- 8 8- (5) numaralı bent hükmü edinilmiş malların yerine ikame edilen değerleri de edinilmiş mal olarak korumaktadır. Bu anlamda olmak üzere edinilmiş bir malm bedel karşılığında elden çıkanlması hâlinde bu bedel; edinilmiş mal olan bir arsanm kat karşılığı inşaat sözleşmesine konu edilmesi sonucu edinilen bağımsız bölümler buraya girer. Aynı şekilde edinilmiş bir malm hasara uğraması ya da yok olması hâlinde bunun için ödenen tazminatlar da edinilmiş mal sayılacaktır.

Tasarı/teklif madde 220

→ yürürlükteki madde 220

Madde İsviçre Medenî Kanununun 198 inci maddesinde olduğu gibi, yasa gereği kişisel mallardan sayılan değerleri düzenlemektedir.

Maddenin (1) numaralı bendinde eşlerin sadece kişisel kullanımına yarayan eşya kişisel mal sayılmıştır. Eşlerin giysileri, saati, çantası, spor alet ve malzemeleri, ziynet eşyası bunlara örnek verilebilir. Bunlar evlilik birliğinin başlangıcında mevcut olabileceği gibi karşılıksız olarak sonradan/ da edinilmiş olabilir. Hatta, karşılığı edinilmiş .mallardan da ödenmiş olabilir.-Ancak bu hâlde diğer eşin denkleştirme isteminde bulunması hakkı saklıdır.

Maddenin (2) numaralı bendinde eşlerin edinilmiş mallara katılma rejiminin başlangıcında sahip oldukları veya bu rejimin kurulmasından sonra miras yoluyla ya da herhangi bir şekilde karşılıksız kazanma yoluyla elde ettiği tüm malvarlığı değerleri kişisel mallardan sayılmıştır.

Maddenin (3) numaralı bendi, eşin Idşisel durumu göz önünde tutulmak suretiyle ödendiği, onun acı, üzüntü ve ızdırabı. sonucu tamamen kişisel nitelikteki zararlarının karşılığı olduğu göz önünde tutulmak suretiyle, manevî tazminat alacaklarının da kişisel mal olduğunu kabul etmiştir.

Maddenin (4) numaralı bendinde, tüm kişisel malların herhangi bir şekilde el ya da şekil değiştirmesi hâlinde, onun yerine geçen ikame değerlerin de kişisel mal olacağı kabul edilmiştir. Bir malın tahrip edilmesi dolayısıyla elde edilen sigorta tazminatı veya sair tazminat ya da kamulaştırma karşılığı olarak ödenen meblağ buraya girer.

Tasarı/teklif madde 221

→ yürürlükteki madde 221

Maddede İsviçre Medenî Kanununun 199 uncu maddesinde olduğu gibi eşlere mal rejimi sözleşmesiyle edinilmiş malların kapsamım daraltma olanağı tanınmıştır.

Birinci fıkra, eşlerin mesleklerinin icrası veya sahip oldukları işletmelerinin faaliyetinden elde ettikleri değerlerin edinilmiş mal sayılmayıp, kişisel mal sayılmasının eşlerin yapacakları bir sözleşmeyle kararlaştinlabileceğini hükme bağlamıştır.

Maddenin ikinci fıkrası, 219 uncu maddenin ikinci fıkrasının (4) numaralı bendinde edinilmiş mallar arasında sayılmış bulunan "kişisel malların gelirleri"nin edinilmiş mal değil, kişisel mal olarak kabul edilmesinin eşlerin yapacakları sözleşmeyle öngörülebileceğini hükme bağlamaktadır.

Tasarı/teklif madde 222

→ yürürlükteki madde 222

Madde İsviçre Medenî Kanununun 200 üncü maddesini karşılamaktadır.. Burada eşlerin mallarının, edinilmiş inallardan mı yoksa kişisel mallardan mı olduğu hususunda doğacak uyuşmazlıklarda ispat yükü düzenlenmiştir.

- 8 9- Maddenin birinci fıkrasında genel ispat yükü ile ilgili bir kural tekrarlanmakta,- belli bir malın eşlerden birinin kişisel mülkiyetinde olması yani kişisel malı olduğu iddiasında bulunan kişinin bunu ispat etmesi gerektiği ifade edilmektedir. Bu kişi, eşlerden biri olabileceği gibi üçüncü kişi de olabilir.

Maddenin ikinci fıkrası paylı mülkiyet lehine bir karine öngörmüştür. Buna göre bir malın eşlerden birinin mülkiyetinde olduğu iddia edilir ve fakat bu husus ispat edilmezse, bu malın eşlerin paylı mülkiyetinde olduğu kabul edilecektir. Burada getirilen karine kesin olmayıp, diğer eş bu karineyi çürüterek, çekişme konusu malın paylı mal değil, kendi mülkiyetinde olduğunu kanıtlayabilir.

Aynı şekilde, maddenin üçüncü fıkrasında da, bir eşin tüm mallarının aksi kamtlanıncaya kadar edinilmiş mal sayılması yönünde bir karine getirilmiştir. Bu durumda eş bu malm edinilmiş mal değil kişisel mal olduğunu iddia ederse, birinci fıkradaki kural gereğince bunu bizzat ispatla yükümlü olacaktır. Bunu ispat edemediği takdirde ise söz konusu mal eşlerin edinilmiş malı sayılacaktır.

Tasarı/teklif madde 223

→ yürürlükteki madde 223

Madde isviçre Medenî Kanununun 201 inci maddesini karşılamaktadır.

Maddenin birinci fıkrası mal ayrılığı rejiminde olduğu gibi, evlilik birliğinin devamı süresince eşlerden her birinin gerek kişisel mallan gerek edinilmiş mallan üzerinde yönetim, yararlanma ve tasarruf konusunda serbest olduğunu hükme bağlamaktadır. İkinci fıkrada ise taraflar arasında mal rejimi sözleşmesinde aksi kararlaştmlmamışsa, eşlerden herbirinin diğerinin nzası ve katılımı olmaksızın paylı mülk konusu mal üzerindeki payda tasarrufta bulunmayacağı öngörülmüştür. Burada paylı mülkiyette paydaşlardan herbirinin kendi payı üzerinde serbestçe tasarruf kuralından (m.688) sapma söz konusudur.

Tasarı/teklif madde 224

→ yürürlükteki madde 224

Madde İsviçre Medenî Kanununun 202 inci maddesini karşılamaktadır. Mal rejiminin eşlerin kişisel borçlan üzerinde herhangi bir etkisi yoktur.

Madde eşlerden herbirinin kendi borçlanndan bütün malvarlığıyla sorumlu olacaklannı öngörmüştür. Eşin borcu nedeniyle sorumlu tutulabilecek mal sadece kişisel mallan değil, aynı zamanda bu eşin edinilmiş mallarını da kapsar. Ancak, diğer rejimlerde olduğu gibi, eşlerden birinin evlilik birliğini temsilen ailenin ihtiyaçlan dolayısıyla yapacağı borçlardan dolayı eşlerin müteselsilen sonımlu olacağı tabiîdir.

(m. 189)

Tasarı/teklif madde 225

→ yürürlükteki madde 225

Madde İsviçre Medenî Kanununun 204 üncü maddesini karşılamaktadır.

Birinci fıkrada edinilmiş mallara katılma rejiminin sona erme hâli olarak, eşlerden birinin Ölümü veya başka rejiminin kabul edilmesi önKörüİTni'»«für.

İkinci fıkrada evliliğin iptal veya boşanma sebebiyle sona erdirilmesine ya da mal aynlığına geçilmesine mahkemece karar verilmesi hâllerinde, edinilmiş mallara katılma rejiminin son bulması öngörülmüştür. Burada mahkemenin buna ilişkin kararının kesinleşmesinden itibaren değil, dava tarihinden itibaren mal rejiminin sona - 9 0- ermesi ve tasfiye edilmesi söz konusu olacaktır. Mal rejiminin tasfiyesinde, malların tasfiye anındaki değerleri göz önüne alındığından, bu düzenlemeyle birinin davayı olabildiğince uzatarak diğer eşin edinilmiş mallanndaki artışa ve bu artış dolayısıyla kendi payını arttırmasına engel olunmuştur.

Tasarı/teklif madde 226

→ yürürlükteki madde 226

Madde isviçre Medenî Kanununun 205 inci maddesini karşılamaktadır.

Maddenin birinci fıkrası her eşe, edinilmiş mallara katılma rejiminin tasfiyesinde, diğer eşin zilyetliğinde bulunan mallarını geri alma hakkım tanımıştır.

Aslında her eş gerek kişisel, gerek edinilmiş bütün malvarlığı üzerinde evlilik süresince mülkiyet hakkını muhafaza ettiğinden, kendi mallarından yararlanma veya yönetim amacıyla diğer eşe bıraktığı mallarım geri alacaktır.

İkinci fıkrada eşlerin paylı mülkiyetinde bulunan bir malın belli koşullar altmda taksim edilmeden eşlerden birine verilmesi «öngörülmüştür. Buna göre daha üstün bir yarar sahibi olduğunu kamtlayan ve diğer eşin payım ödeyen eş, taksimi önleyebilecek, paylı mülkün kendisine verilmesini sağlayabilecektir.

Üçüncü fıkrada, eşlerin karşılıklı borçlarım tasfiye etmek için kendi aralarında düzenleme yapabilecekleri kabul edilmiştir.

Tasarı/teklif madde 227

→ yürürlükteki madde 227

Madde İsviçre Medenî Kanununun 206 ncı maddesini karşılamaktadır.

Maddenin birinci fıkrasında, tasfiye sırasında, bir eşin diğerinin mal edinmesine, malının iyileştirilmesine ve korunmasına ivazsız olarak katkıda bulunması hâlinde bu katkısının değerlendirilip ödenmesi hükme bağlanmıştır. Burada katkıda bulunan eşe tanınan hak bir alacak hakkı olup, bu hakkın tasfiye sırasında göz önünde tutulması kabul edilmiştir. Böylece tasfiye sırasındaki değer artışı göz önüne alınarak para değerindeki düşüşler dolayısıyla katkıda bulunan eşin kayba uğraması önlenmiştir.

İkinci fıkrada, eğer mal elden çıkarılmışsa, diğer eşe ödenecek olan alacağı hakkaniyete uygun olarak hâkimin belirleyeceği öngörülmüştür.

Üçüncü fıkrada eşlerin yazılı olmak kaydıyla yapacakları bir anlaşmayla değer.

artışından pay almaktan vazgeçebilecekleri ya da alacakları pay oranım tespit edebilecekleri hükme bağlanmıştır.

Tasarı/teklif madde 228

→ yürürlükteki madde 228

Madde İsviçre Medenî Kanununun 207 nci maddesini karşılamaktadır.

Eşlerden her birinin malvarlığı belirlenip karşılıklı borçlar ödendikten sonra, tasfiye için bu malvarlıklan içinde nelerin kişisel mal, nelerin edinilmiş mal olduğunun belirlenmesi zorunludur.

Maddenin birinci' fıkrası, eşlerin gerek kişisel mallarının gerek edinilmiş mallarının, mal rejiminin sona ermesi anındaki durumlarına göre değerlendirileceğini kabul etmiştir.

Maddenin ikinci fıkrası, edinilmiş mal grubuna dahil kabul edilen sosyal güvenlik ve sosyal yardım kurumlarınca toplu ödemelerin yapılması ya da iş gücünün - 9 1- kaybı nedeniyle toplu tazminat ödenmesi hâllerinde, tasfiye sırasında bunların nasıl değerlendirilebileceğini hükme bağlamaktadır. Buna göre mal rejiminin sona erdiği tarihte, bu toplu ödeme veya tazminat yerine irat şeklinde bir ödeme plâm olsaydı, bu tarih itibarıyla bundan sonraki devreler için hesaplanacak iradın sermaye değeri bu miktar üzerinden kişisel mal olarak hesaba katılacaktır.

- Madde 229- Madde İsviçre Medenî Kanununun 208 inci maddesinden kısmen değiştirilmek suretiyle alınmıştır.

İsviçre Medenî Kanununun 208 inci maddesi iki fıkra hâlinde düzenlenmiştir.

Birinci fıkra iki bent hâlinde olup; aynen alınmıştır. Buna karşılık İsviçre Medenî Kanununun 208 inci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan "Bu tür kazandırma ve devirlere ilişkin uyuşmazlıklarda, kararın, dava kendisine ihbar edilmişse bu devir ve kazandırmalardan yararlanan için verileceğF'ne ilişkin hüküm alınmamıştır. Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunumuzda davarım üçüncü kişiye itibarıyla ilgili hükümler mevcut olduğundan, bu genel hükümler varken aynca böyle bir hükme gerek olmadığı düşünülmüştür.

Maddede eşlerin edinilmiş mallarına ilâvesi gerekli değerler iki bent hâlinde sayılmıştır.

Tasfiyenin adil bir şekilde gerçekleştirilebilmesi için eşlerin bazı işlemlerle devrettiği edinilmiş mallara ait malvarlığı değerlerin tasfiye sırasında edinilmiş mâllara eklenmelidir. Eşlerden her biri diğerinin malvarlığmdaki artıştan pay alacağından, diğerinin bu payı azaltmak maksadıyla yaptığı tasarrufların tasfiye su-asmda hesaba katılması zorunludur. Bu nedenle (1) numaralı bentte, eşlerden birinin mal rejiminin sona ermesinden önceki bir yıl içinde diğer eşin rızası olmaksızın, olağan hediyeler dışmda yaptığı karşılıksız kazandırmaların edinilmiş mallara ek değer olarak eklenmesi öngörülmüştür. İsviçre Medenî Kanununda mal rejiminin sona ermesinden önceki beş yıl içinde yapılan kazandırmaların edinilmiş mallara eklenmesi kabul edilmiştir. Bu hüküm mirasta tenkise tâbi tasarruflara ilişkin 565 inci maddenin (3) numaralı bendi hükmüne paralel olarak kaleme alınmıştır. İsviçre'de tenkisle ilgili bu maddeyi karşılayan İsviçre Medenî Kanununun 527 nci maddesinin (3) numaralı bendinde de bizden farklı olarak beş yıllık süre esas almmıştır.Tenkisle ilgili olarak 563 inci madde ile paralellik sağlamak üzere, bu maddede, İsviçre'den farklı olarak son beş yıl içindeki değil son bir yıl içindeki kazandırmaların edinilmiş mallara ilâvesi kabul edilmiştir.

Maddenin (2) numaralı bendinde, edinilmiş mallara eklenmesi gereken değerlerden ikincisi olarak, bir eşin mal rejiminin devamı süresince diğer eşin paymı azaltmak amacıyla yaptığı devirler değerlendirilmiştir. Burada da bir önceki bentte olduğu gibi mirasta tenkise tâbi tasarruflar arasında yer alan "saklı pay kurallarını etkisiz kılmak amacıyla yaptığı açık olan temliklere" benzer bir hüküm getirilmiştir.

Eşlerden birinin mal rejiminin devam ettiği süre içinde diğer eşin edinilmiş mallardan pay almaşım azaltmak üzere yaptığı devirler de tasfiye sırasında edinilmiş mallara, hiç devir edilmemiş gibi eklenecektir.

- 9 2-

Tasarı/teklif madde 230

→ yürürlükteki madde 230

Madde İsviçre Medenî Kanununun 209 uncu maddesini karşılamaktadır.

Her bir eşin edinilmiş malvarlığının belirlenebilmesi için, tasfiye sırasında ilgili eşin kişisel mallan ile edinilmiş mallan arasındaki alacak borç ilişkileri göz önüne alınmalıdır.

Maddenin birinci fıkrası, bir eşin mal gruplarıyla ilgili bir borcun diğer mal grubundan Ödenmesi hâlinde tasfiye sırasında bunun denMeştirileceğini düzenlemektedir. Buna göre bir eşin kişisel mallarına ilişkin borçlanılın edinilmiş mallardan veya edinilmiş mallarına ilişkin borçlan kişisel mallardan ödenmiş ise, tasfiye şurasında denkleştirme yapılacak, edinilmiş mallarda bu yüzden meydana gelen artma ya da eksilme hesaba katılacaktır.

Maddenin ikinci fıkrası, eşin borçlarının hangi mal kesimine ait ise sadece o kesimi yükümlülük altına sokacağım hükme bağlamıştır. Aynı fıkrada hangi kesime ait olduğu anlaşılmayan borçlar bakımından bu borcun edinilmiş mallara ilişkin olduğu hususunda bir karine getirilmiştir. Burada adî bir karine söz konusudur. Aksini iddia eden ispatla yükümlüdür.

Maddenin üçüncü fıkrasında, denkleştirmenin değerlendirmesi açısından nazara alınacak ölçüler ve zaman konusunda bir hüküm getirilmiştir. Buna göre bir mal kesiminden diğer kesimdeki malm edinilmesine, iyileştirilmesine veya konıninasma katkıda bulunulmuşsa, denkleştirmede katkı oranına ve tasfiye sırasında mal mevcut ise bu andaki değeri, mal daha önce elden çıkmışsa, hakkaniyet ölçüleri göz önünde tutulmak suretiyle belirlenecek değeri esas alınacaktır.

Tasarı/teklif madde 231

→ yürürlükteki madde 231

Madde İsviçre Medenî Kanununun 210 uncu maddesini karşılamaktadır Madde artık değerin nasıl hesaplanacağım düzenlemektedir. Birinci fıkrada artık değerin, eklemelerden ve denkleştirmeden sonra elde edilecek miktarlar da katılmak suretiyle her eşin edinilmiş mallarmın toplam değerinden bu mallarla ilgili borçlar çıktıktan sonra kalan miktardan ibaret olduğu belirtilmiştir.

İkinci fıkra, yapılacak hesaplama sonucu edinilmiş mallarla ilgili bir artık değerin ortaya çıkmaması hâlinde yani değerdeki eksilme hâlinde bunun nazara alınmayacağım öngörmüştür.

Tasarı/teklif madde 232

→ yürürlükteki madde 232

Madde İsviçre Medenî Kanununun 211 inci maddesini karşılamaktadır.

Maddeye göre mal rejiminin tasfiyesinde değerlendirme yapılırken malm sürüm (rayiç) değerleri esas alınacaktır. Böylece bu konuda tasfiye sırasındaki sürüm değerlerin esas alınacağının hükme bağlanması suretiyle kesin bir ölçü konulmak istenmiştir.

Tasarı/teklif madde 233

→ yürürlükteki madde 233

Madde İsviçre Medenî Kanununun 212 nci maddesini karşılamaktadır.

Maddenin birinci fıkrası, bir bütün olarak özgülenecek bir tanmsal işletme söz konusu olduğunda değer artışından alınacak pay ve katılma alaçağmın, bunların gelir - 9 3- değerine göre hesaplanacağını öngörmektedir. Eşlerden biri, bir tanmsal işletmeyi bizzat işletmeye devam ettiği veya böyle bir tanmsal işletmenin sağ kalan eşe ya da altsoyundan birine bir bütün olarak özgülendiğinde, tanmsal işletme için değer artışından bu kişinin alacağı pay ve katılma alacağı bu tanmsal işletmenin gelir değeri esas alınarak hesaplanacaktır.

Maddenin ikinci fıkrası tanmsal işletmenin malik veya mirasçılanna, diğer eşe karşı ileri sürebilecekleri değer artışı paymm veya katılma alacağının, işletmenin sadece sürüm değeri üzerinden hesaplanmasını isteme yetkisini tanımıştır.

Maddenin üçüncü fıkrası bu gibi hâllerde değerlendirmeye ve işletmenin İcazancmdan mirasçılara pay ödenmesine ilişkin olan miras hukukunun ilgili' hükümlerinin de amaca elverişli olduğu oranda uygulanacağını öngörmüştür.

Tasarı/teklif madde 234

→ yürürlükteki madde 234

Madde İsviçre Medenî Kanununun 213 üncü maddesini karşılamaktadır.

Maddenin birinci fıkrası özel hâl ve .koşulların gerektirdiği durumlarda hesaplanan değerin uygun bir miktarda arttınlmasmı öngörmüştür.

Maddenin ikinci fıkrası özel durumlara örnek niteliğinde olmak üzere sağ kalan eşin geçim koşullan, tanmsal işletmenin alım değeri, tanmsal işletme kendisine ait olan eşin yaptığı yatınmlar ve bu eşin malî durumlarım saymıştır. Bunlar göz önünde tutulmak suretiyle hesaplanan değer gerektiğinde uygun bir miktarda arhnlabilecektir.

Tasarı/teklif madde 235

→ yürürlükteki madde 235

Madde isviçre Medenî Kanununun 214 üncü maddesini karşılamaktadır.

Maddenin birinci fikrası katılma rejiminin sona erdiği sırada mevcut olan edinilmiş malların, tasfiye anındaki değerleriyle hesaba katılacağım öngörmüştür.

Burada malların 232 nci maddede öngörülen sürüm değerlerinin hangi andaki sürüm değeri olduğu hükme bağlanmak istenmiştir. Maddede bu an, tasfiye anı olarak öngörülmüştür.

Maddenin ikinci fıkrası yapılacak" hesaplamada, edinilmiş mallara eklenecek olan malların değerinin ise, bu malm temlik edildiği tarihe göre belirleneceğini öngörmüştür.

Tasarı/teklif madde 236

→ yürürlükteki madde 236

Madde İsviçre Medenî Kanununun 215 inci maddesini karşılamaktadır.

Maddenin birinci fıkrası, her eşin diğer eşe ait artık değerin yansı oranında hak sahibi olduğunu hükme bağlamıştır. Mal rejiminin eşlerden birinin ölmesiyle sona ermesi hâlinde maddede bu istem hakkının ölen eşin mirasçılanna ait olduğu ifade edilmiştir.

Maddenin ikinci fıkrası, tasfiye sonunda eşlerin birbirinden alacaklan bulunması hâlinde, artık değere ilişkin alacak ile bu alacaklann takas edilebileceğini öngörmüştür.

Tasarı/teklif madde 237

→ yürürlükteki madde 237

Madde İsviçre Medenî Kanununun 216 ncı maddesini.

karşılamaktadır.

- 9 4- Maddenin birinci fıkrası, eşlere artık değerin paylaştırılması hususunda mal rejimi sözleşmesiyle başka bir esasın kabul edilmesi olanağını tanımıştır. Bunun sonucu olarak eşler yan yarıya paylaşım yerine başka oranlar kabul edebileceklerdir.

Edinilmiş malların önemli bir bölümünü eşlerden birisinin malvarlığuıdalci artışın oluşturması ve mal rejimi sözleşmesiyle bunun tamamının sağ kalan eşe kalmasının öngörülmesi hâlinde, ölen eşin mirasçılarının bundan zarar görecekleri tabiîdir. Bu nedenle maddenin ikinci fıkrası bu tür anlaşmalann, eşlerin müşterek olmayan çocuklarının ve onların altsoylarının saklı paylarım ihlâl edemeyeceğini öngörmektedir. Bu hükümle eşlerin mal rejimi sözleşmesiyle, ortak olmayan çocuMann saldı paylarını ihlâl edecek çözümler getirmeleri önlenmek istenmiştir.

Tasarı/teklif madde 238

→ yürürlükteki madde 238

Madde İsviçre Medeni Kanununun 217 nci maddesini karşılamaktadır.

Evlenmeyi sürdürmek asıl olduğundan eşler genelde boşanmayı düşünmezler.

Mal rejimi sözleşmesinde öngörülen farklı paylaşım şekilleri, özünde bundan yararlanan eşe bir atıfet, mükâfat niteliğindedir. Dolayısıyla buna ilişkin sözleşme hükümlerinin boşanma veya evliliğin iptali sebebiyle son bulması veya mahkeme kararıyla mal aynlığına geçiş hâllerinde uygulanabilmesi için, bunun sözleşmede açıkça öngörülmüş olması gerekir. Bu nedenle maddede eşler arasındaki evliliğin iptali veya boşanma sebepleriyle veya edinilmiş mallara katılma rejimi yerine mahkeme karanyla mal aynlığına geçiş durumunda artık değere katılmanın farklı oranlarda olacağına ilişkin bir anlaşmanın geçerli olabilmesi, mal rejimi sözleşmesinde bu hususun açık bir şekilde belirtilmiş olması koşuluna bağlanmıştır. İsviçre Medenî Kanununun 217 nci maddesinde boşanma ve evliliğin iptali yanında aynhk hâli de sayılmıştır. Fakat aynlık ile evlilik sona ermediğinden bu konuda düzenleme yapılmamıştır.

Tasarı/teklif madde 239

→ yürürlükteki madde 239

Madde İsviçre Medenî Kanununun 218 inci maddesini karşılamaktadır.

Eşlerden birinin katılma alacağının derhâl ödenmesi, borçluyu ciddî güçlüklere sokabilir. Borçlunun bir ticarî işletme işletmesi ve nakit sıkıntısı çekmesi hâlinde böyle bir durum söz konusudur. Bu tür sakıncalan gidermek amacıyla maddenin birinci fıkrasında katılma alacağının ve değer artış payının derhâl ödenmesinin borçlu eş için ciddî güçlükler doğuracağı hâllerde, borçlu eşe ödemelerin uygun süre ertelenmesini isteme yetkisi tanınmıştır.

Maddenin ikinci fıkrası katılma alacağı ve değer artış payına, aksine anlaşma olmadıkça faiz yürütülmesini ve durum ve koşulların gerektirmesi hâlinde borçlu eşten güvence istenmesini kabul etmiştir.

Tasarı/teklif madde 240

→ yürürlükteki madde 240

Madde İsviçre Medenî Kanununun 219 uncu maddesini karşılamaktadır.

Edinilmiş mallara katılma rejiminde, katılma alacağı istemi, ilke olarak belirli malların özgülehmesi hakkını kapsamaz.

- 9 5- Maddcnin birinci fıkrasında buna bir istisna getirilmiş ve ölüm nedeniyle mal rejiminin tasfiyesi hâlinde sağ kalan eşe, o ana kadarki yaşantısını koruyabilmek amacıyla, ölen eşiyle birlikte yaşadıkları konut üzerinde kendisine, katılma alacağına mahsup edilmek üzere, bu yetmez ise bedel eklenmek suretiyle intifa veya oturma hakkı tanınmasını isteme imkâm getirilmiştir. Maddede eşlerin mal rejimi sözleşmesiyle aksine düzenlemeleri yapabilecekleri öngörülmüştür.

Maddenin ikinci fıkrası, birinci fıkradaki koşulların mevcudiyeti hâlinde sağ kalan eşe, ev eşyası Üzerinde mülkiyet hakkı tanınmasını isteme yetkisini tanımıştır.

Maddenin üçüncü fıkrası, birinci fıkradaki intifa veya oturma hakkı yerine, haklı sebeplerin varlığı hâlinde, sağ kalan eşin veya ölenin yasal mirasçıların istemiyle, ölen eşiyle birlikte yaşadıkları konut üzerinde mülkiyet hakkı tanınmasını hükme bağlamıştır. Maddede bu haklı sebeplerin neler olabileceği belirlenmemiştir.

Her somut olaya göre bu sebeplerin haklı olup olmadığı hâkim tarafından değerlendirilecektir.

Maddenin son fıkrasında sağ kalan eşin, ölen eşin meslek ve sanatım icra ettirecek olan altsoylarının varlığı hâlinde, bu meslek ve sanatın icra edileceği bölümlerde intifa, oturma ya da koşullan varsa mülkiyet hakkım, kullanamayacağı ifade edilmiştir. Tarımsal taşınmazlara ilişkin miras hukuku hükümleri, ilgili maddelere yollama yapılarak saklı tutulmuştur.

Tasarı/teklif madde 241

→ yürürlükteki madde 241

Madde İsviçre Medenî Kanununun 220 nci maddesini karşılamaktadır.

Madde bir eşin katılmadan doğan alacağının, borçlu eşin malların ayrılması sonucu ortaya çıkan malvarlığmdan veya borçlu eş ölmüşse terekeye dahil malvarlığından tahsil edilebilmesini düzenlemektedir. Bu malların kişisel veya edinilmiş mal olmasının önemi yoktur. Bu malvarlığı diğer eşin katılma alacağını karşılamadığı takdirde, bu madde ile alacaklı eşe, edinilmiş mallarda hesaba katılması gereken karşılıksız kazandırmaları, bunlardan yararlanan üçüncü kişilerden eksik kalan kısmın tamamlanmasını isteme hakkı tanınmaktadır. Bu düzenleme, katdma alacağı için borçlunun tasfiye sırasmda sahip olduğu veya terekesine dahil bütün malvarlığı ile sorumlu olmasının doğal bir sonucudur.

İkinci fıkrada dava hakkı, alacaklı eşin veya mirasçılarının haklarının ihlâl edildiğini öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her hâlde mal rejiminin sona ermesinden itibaren beş yıllık zamanaşımı süresine tâbi tutulmuştur. Bu maddenin ikinci fıkrasını karşılayan İsviçre Medenî Kanununun 220 nci maddesinin ikinci fıkrasında uzun zamanaşımı süresi on yıl olarak öngörülmüştür. Ancak tenkisle ilgili hak düşümü süresini düzenleyen 571 inci madde ile paralellik sağlamak amacıyla maddede İsviçre aslından ayrılmış ve on yıllık süre yerine beş yıllık süre öngörülmüştür. .

Maddenin üçüncü fıkrası yetkiye ilişkin hükümler hariç olmak üzere, mirastaki tenkis davasına ilişkin hükümlere*yollama yapmıştır.

- 9 6- ÜÇÜNCÜ AYIRIM MAD AYRILIĞI

Tasarı/teklif madde 242

→ yürürlükteki madde 242

Maddeyle eşlerin seçimlik rejim olarak mal aynlığı sistemini seçebilme olanağı getirilmiştir. Ülkemizde geniş bir uygulama alanı bulan ve uzun yıllardan beri toplum tarafından yakından bilinen yürürlükteki Kanunda mevcut mal aynlığı rejiminin tercih edilmesi mümkündür. Eşlere bu olanağın tanmması amacıyla İsviçre'de olduğu gibi klasik mal aynlığı rejimi, seçimlik rejim olarak kabul edilmiştir.

Bu durumda eşlerin herbiri kendi malvarlığının yönetim, yararlanma ve tasarruf yetkisine sahiptir. Ancak, söz konusu yönetim ve yararlanma hakkı maddede belirtildiği üzere "yasal şuurlar" içerisinde mevcuttur. Örneğin hâkim, evlenmenin genel hükümlerinde öngörüldüğü üzere, bu rejimde de eşlerden birisinin istemi üzerine ailenin geçimi için her birinin yapacağı parasal katkıyı belirleyebilir (m. 196) veya ailenin korunması amacıyla eşlerin kendi malvarlıklan üzerindeki tasarruf yetkisini sınırlayabilir.

Tasarı/teklif madde 243

→ yürürlükteki madde 243

Madde seçimlik rejim olarak mal aynlığmda, ispat, borçlardan sorumluluk ve paylı mülkün özgülenmesi konularında paylaştırmalı mal aynlığı rejimine yollama yapmaktadır. Örneğin, bir malın mülldyetinin tartışmalı olması hâlinde, bu malın kendisine ait olduğunu iddia eden eş veya ona ait olduğu öne sürülen üçüncü kişi, bu iddiasını ispatla yükümlüdür, (m.245) DÖRDÜNCÜ AYIRIM PAYLAŞMALI MAL AYRILIĞI

Tasarı/teklif madde 244

→ yürürlükteki madde 244

İsviçre Medenî Kanununun 247 nçi maddesini karşılamaktadır.

Yeni düzenlenen "paylaşmalı mal aynlığı" rejimine ilişkin bu hükümle, eşlerin ilke olarak kendi malvarlığı üzerinde yönetim, yararlanma ve tasarruf haklarını koruduğu kabul edilmiştir.

Tasarı/teklif madde 245

→ yürürlükteki madde 245

Madde, İsviçre Medenî Kanununun 248 inci maddesini karşılamaktadır. Yürürlükteki Kanunda bu maddeyi karşılayan bir hüküm yoktur. Bu madde ile mal aynlığmda herhangi bir malın eşlerden birine ait olduğunu iddia eden İçişinin bunu ispat etmekle yükümlü olduğu hükme bağlanmıştır. İkinci fıkrada ise bu isbatm mümkün olmadığı hâllerde malm eşlerin paylı mülkiyetinde olduğu karinesi getirilmiştir.

Tasarı/teklif madde 246

→ yürürlükteki madde 246

Madde İsviçre Medenî Kanununun 249 uncu maddesini karşılamaktadır.

- 9 7- Yürürlükteki Kanunda iki fıkra olan 187 nci madde tek fıkra hâlinde İsviçre Medenî Kanununun 249 uncu maddesine uygun olarak kaleme altnmiştır. Madde sadeleştirilmek suretiyle, eşlerden her birinin kendi borçlarından dolayı bütün malvarlığıyla sorumlu olduğu belirtilmiştir. Eşlerin kendi borçlan, evlilikten önce ve/veya evliliğin devamı süresince edindiği tüm borçlan kapsar. Ancak, eşlerden birinin 189 uncu madde çerçevesinde evlilik birliğini temsilen yaptığı borçlardan, üçüncü kişilere karşı müteselsilen sorumlu olacakları tabiîdir. Evi geçindirme yükümünün kocaya ait olduğuna ilişkin hüküm kaldınldığından, yürürlükteki Kanunun 187 nci maddesinin ikinci fıkrası hükmüne gerek kalmamıştır.

Tasarı/teklif madde 247

→ yürürlükteki madde 247

Birinci fıkrada paylaşmalı mal ayrılığı sona erme hâli olarak, eşlerden birinin ölümü veya başka rejimin kabul edilmesi öngörülmüştür;

İkinci fıkrada eşlerin evliliğin iptal veya boşanma sebebiyle sona erdirilmesine ya da mal aynlığına geçilmesine mahkemjece karar verilmesi hâllerinde, paylaşmalı mal ayrılığı rejiminin son bulması öngörülmüştür. Burada mahkemenin buna ilişkin karannm kesinleşmesinden itibaren değil, dava tarihinden itibaren mal rejiminin sona ermesi ve tasfiye edilmesi söz konusu olacaktır. Mal rejiminin tasfiyesinde, mallanıl tasfiye anındaki değerleri göz önüne alındığından bu düzenlemeyle eşlerden birinin davayı olabildiğince uzatarak diğer eşin kazanılmış mallarındaki artışa ve bu artış dolayısıyla kendi payını artırmasına engel olunmuştur.

Tasarı/teklif madde 248

→ yürürlükteki madde 248

Madde İsviçre Medenî Kanununun 251 inci maddesini karşılamaktadır. Yürürlükteki Kanunda maddeyi karşılayan hüküm yoktur. Madde, paylaşmalı mal ayrılığı rejimi sona erdiğinde, malların nasıl geri alınacağını düzenlemektedir. Bu mal rejiminde ilke olarak her eş, kendi malım muhafaza eder, malı diğer eşte bulunuyorsa birinci fıkraya göre onu geri istemek hakkına sahiptir.

Maddenin ikinci fıkrasıyla mal aynlığı rejiminin sona ermesi hâlinde, eşlerin paylı mülkü olan bir malm, kendisine özgülenmesinde üstün yaran olduğunu ispat eden eş, ödeme günündeki karşılığını ödemek suretiyle bu malm kendisine özgülenmesini isteme hakkına sahip olmaktadır. Böylece madde ile eşlere özgülemede üstün yarar sahibi olduğunu kanıtlaması koşuluyla bir tür yasal alım (iştira) hakkı tanınmakta, aynca ekonomik değerlerin bölünmeden korunması da sağlanmaktadır.

Tasarı/teklif madde 249

→ yürürlükteki madde 249

Maddede eşlere paylaştırma bedeli dışında, kalan mallarda katkısı oranında bedel isteme hakkı tanınmıştır. Böyle bir malm edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunmasına hiç karşılık almadan ya da uygun karşılık almadan katkısı olan eş, mal rejiminin sona ermesi hâlinde, katkısı oranında hakkaniyete uygun karar verme konusunda hâkimden istemde bulunabilecektir. Hâkimin hakkaniyet ilkeleri çerçevesinde geniş bir takdir hakkı mevcuttur.

Maddenin ikinci fıkrası, katkı istenebilecek malın daha önceden elden çıkanlmış olması hâlinde, onun yerini alan mal ya da bedel üzerinde de bu istemin ileri sürülebileceğini kabul etmiştir.

- 9 8- Maddc 250- Eşlerin rejim olarak paylaştırmalt mal rejimine tâbi ölduklan dönem içinde kazanmış ölduklan ve ailenin ortak kullanım ve yararlanmasına özgûledikleri mallar ile bu amaçla •yaptıkları yatırımlar ya da bunlann yerine geçen ikame değerler üzerinde bu rejimin son bulması hâlinde eşit pay sahibi olması esası kabul edilmiştir. Ailenin ortak kullanım ve yararlanmasına özgülenmiş olma bu fıkranın uygulanmasının ana koşuludur. Eşlerin bu nitelikte olmayan mallan paylaştırmaya tâbi değildir. Ortak kullanım ve yararlanmaya özgülenen mallarda, eşlerin parasal katkılan olmasa bile emek katkılarının olduğu düşüncesinden hareketle bu fıkra kabul edilmiştir. Bu anlamda olmak üzere eşlerin, ailenin oturmasına, yaz tatillerini geçirmesine, ulaşım ihtiyaçlarına özgûledikleri mülkler ya da araçlar, yine bu nitelikteki ev eşyası buraya girer. Örneğin eşlerden birine ait olan işyeri ve işletme (fabrika, tarımsal işletme, ticarî işletme, şirket gibi) ailenin ortak kullammma özgülenmiş sayılamayacağından, burada eşit paylaşım söz konusu olmayacaktır.

Ancak bu fabrikadan elde edilip de aileninrortak kullammma özgülenen kazanç veya bununla elde edilip yine ailenin ortak kullanımına özgülenen mallar paylaşmaya konu olacaktır. Kuşkusuz bu işletme ve işyerinin kurulmasında diğer eşin katkısı varsa 249 uncu madde uyannca mâl rejiminin sona ermesi hâlinde, katkısı oranında hakkaniyete • uygun bir bedel ödenecektir.

Eşlerin ailenin ortak kullanım ve yararlanmasma fiilen özgülememelerine rağmen, bu amaçla yapüklan yatınmlarda da paylaştırma konusu kabul edilmiştir, Bu anlamda olmak üzere eşlerden birinin, kirada oturdukları bir sırada ailenin konut ya da tatil ihtiyacı için kooperatif üyeliği, kooperatif yoluyla edindiği arsası, konut ya da yazlık yapmak üzere aldığı arsalar buraya girmektedir..

Mal rejimi devam ederken, eşlerin bu nitelikteki mallan elden çıkarmaları hâlinde, bunun yerine aldığı bedel ya malın ikame değeri paylaştırmaya tâbi tutulacaktır.

Maddenin ikinci fıkrasında paylaştırma dışında kalan mallar belirlenmiştir.

Buna göre eşlerin ortak kullanım ve yararlanmasına özgülenen bir mal manevî tazminat alacağı, miras yolu ve bağış gibi karşılıksız bir kazandırma yoluyla, elde edilmişse bunlar paylaştırmaya tâbi tutulmayacaktır.

Tasarı/teklif madde 251

→ yürürlükteki madde 251

Madde, paylaştırmaya tâbi bir malm, diğer eşe intikalini önlemek üzere karşılıksız olarak elden çıkanlması hâlinde, hak sahibi eşe denkleştirme isteminde bulunma yetkisini tanımıştır. Bu hüküm hâkime, hakkaniyete uygun olarak karar verme konusunda geniş bir* takdir yetkisi tanimışhr.

Böylece elden çıkarmanın, eşin paylaştırmadan elde edeceği payı azaltmak kastıyla yapılması hâlinde, parasal tazmin yolu açık tutulmuştur.

Elden çıkarma, karşılıksız olabileceği gibi, karşılığı bulunmasına rağmen, karşılıksızmış gibi muvazaalı işlem şeklinde de yapılmış olabilir.

Tasarı/teklif madde 252

→ yürürlükteki madde 252

Hükümde paylaştırma isteminin reddine yer verilmiştir. Böyle bir durum ya paylaşmanın açık bir şekilde hakkaniyet kurallanna aykm olması ya da istemde bulunan eşin 510 uncu maddede Öngörülen mirasçılıktan çıkarmayı gerektiren bir davranışta bulunması hâlinde ortaya çıkabilir. Hakkaniyete açıkça aykınlık, eşler Türkiye Büyük Millet Meclisi (S. Sayısı; 723) - 9 9- arasmdald evlilik süresi, eşlerin malî durumları, özellikle istemde bulunan eşin ekonomik durumu, çocuk sayısı ve çocukların velayetinin kime verilmiş olduğu, mal rejimini sona erdiren sebepler göz önünde tutulmak suretiyle belirlenebilecektir.

Tasarı/teklif madde 253

→ yürürlükteki madde 253

Burada paylaştırma istemi karşısında, aynen taksimin mümkün olmaması hâline benzer bir hüküm getirilmiştir. Böyle bir olanaksızlık hâlinde, malik olan eşe aynen 564 üncü maddede olduğu gibi bir seçim hakkı tanımıştır. İlgili eş, ya malı verip kendi payını bedel olarak isteyebilecek, ya da malı alıp istem sahibine bedel ödeyecektir. Bu fıkraya göre, eşlerden her biri paylaşmadan kaynaklanan alacağına mahsuben, yetmezse üstünü tamamlamak suretiyle, birlikte yaşamış olduklan konutun kendisine bırakılmasını isteyebilecektir.

Maddenin ikinci fıkrası paylaştırma konusu mala ilişkin borçların mevcudiyeti hâlinde, bu borçların çıkarılmasından sonra kalan net değer üzerinden paylaşıma hükmedileceğini öngörmektedir.

Tasarı/teklif madde 254

→ yürürlükteki madde 254

Maddeyle, evliliğin iptal veya boşanma kararıyla sona erdirilmesi üzerine, kanunen paylaşmaya tâbi olan ve ailenin ortak kullanımına özgülenmiş olan konut ve ev eşyasının paylaşmadan sonra nasıl kullanılacağı düzenlenmektedir. Bu hususun iptal veya boşanma davası sonunda çözümlenmesi, eşlerin gerek ekonomik ve gerekse psikolojik gelecekleri bakımından zorunludur. Burada sözü edilen paylaşmanın fiilî değil hukukî paylaşma olduğu kuşkusuzdur. Eşler arasında eşit olarak paylaşmaya konu olan ve ailenin ortak kullanımına özgülenen aile konutunda kalmaya ve ev eşyasını kullanmaya hangisinin devam edeceği konusunda aralarında anlaşabileceklerdir. Eşlerin bu konuda anlaşamamaları hâlinde, hakkaniyet gerektiriyorsa hâkim, somut olayın özelliklerine göre eşlerin ekonomik ve sosyal durumlarını ve varsa özellikle çocukların menfaatlerini göz önünde bulundurarak bu hakka hangisinin ve ne kadar süreyle sahip olacağına iptal veya boşanma kararıyla birlikte re'sen karar verecektir.

Ayrıca, konutta kalma hakkını elde eden eşin bu hakkının tapu kütüğüne şerh edileceği belirtilmekte, diğer eşin bu konutu satış suretiyle el değiştirerek diğer eşin bu yararlanmasını ortadan kaldırması engellenmektedir. Bu şerh süreli olarak verilecek ve sürenin sonunda kendiliğinden sona erecektir. Ancak, şerh süresinin sona ermesinden önce de konutta kalma ve ev eşyasını kullanma hakkı bulunan eşin durumunda değişiklik olması hâlinde diğer taraf hâkimden durumun değiştirilmesini isteyebilecektir.

Maddenin son fıkrası ile eşlerin birlikte yaşadıkları konutun kiralık olması hâlinde, hâkimin, kiracı sıfatına sahip olmayan eşe kullanım hakkını verebileceği ve kira sözleşmesini bu yönde değiştirebileceği kabul edilmiştir. Burada kira sözleşmesinin taraflarında hâkim kararıyla değişiklik söz konusu olacaktır. Madde, bu durumda hâkimin, iptal veya boşanma kararıyla birlikte re'sen, kiralayanın sözleşmeden doğan haklarını güvence altına alabilme yetkisini de hükme bağlamıştır.

örneğin hâkim, kiracı tarafından verilen güvencelerin yerine; yeni eşin kiracılık sıfatının başlaması üzerine güvencenin bu eş tarafından verilmesine karar verebilir.

- 1 00 —

Tasarı/teklif madde 255

→ yürürlükteki madde 255

Bu madde İsviçre Medenî Kanununun yeni 612a maddesine paralel olarak kaleme alınmıştır. Aynı hükmün paylaşmalı mal ayrılığı rejiminde'de tekrar edilmesinde yarar görülmüştür.

Madde evliliğin ölümle son bulması hâlinde sınırlı düzenleme getirmektedir. Bu durumda diğer mirasçılann taksim isteminde bulunmalan sonucunda sağ kalan eşin ortak konuttan çıkmak zorunda kalması veya ey eşyasının elinden alınması suretiyle mağdur edilmesini önlemek üzere eşe bir tür yasal onalım hakkı tanmmış, sağ kalan eşin bunlar üzerinde kendisine miras ve paylaşmadan doğan hakkına mahsup edilmek suretiyle mülkiyet hakkı tanınmasını isteyebileceği öngörülmüştür. Bunlar da yetmezse eksik kalan kısmı tamamlayacağı tabiîdir.

Sağ kalan eşin diğer mirasçılann ortak konut ve ev eşyası üzerindeki miras hisselerini ödeyebilecek durumda olmaması ya da bunların mülkiyet hakkını istemesinin kendisi ya da diğer yasal mirasçılar için elverişli olmaması mümkündür.

Bu durumda maddenin ikinci fıkrası uyarınca sağ kalan eş mülkiyet yerine intifa veya oturma hakkı tanınmasını- isteyebilecektir. Ölenin diğer yasal mirasçıları da eş için aynı yönde istemde bulunabilecektir.

Maddenin son fıkrası sağ kalan eşin belli koşullar altında burada öngörülen haklarını kullanamayacağını öngörmüştür. Bu durum, konut ya da ev eşyası üzerinde mirasbırakanın bir meslek veya sanat icra etmekte olması ve altsoyundan birinin aynı meslek ve sanatı icra etmeleri hâlinde ortaya çıkabilir. Maddenin son cümlesi ile, tarım arazilerinin miras yoluyla taksimine ilişkin hükümler saklı tutulmuştur.

BEŞİNCİ AYIRIM MAL ORTAKLIĞI

Tasarı/teklif madde 256

→ yürürlükteki madde 256

Madde İsviçre Medenî Kanununun 221 inci maddesinden aynen alınmıştır.

Maddeye göre mal ortaklığı rejimi eşlerin ortaklığa giren mallan ile herbirinin kişisel mallarından oluşmaktadır.

Tasarı/teklif madde 257

→ yürürlükteki madde 257

Madde İsviçre Medenî Kanununun 222 nci maddesinden alınmıştır.

Maddeye göre genel mal ortaklığında, eşlerin yasadan dolayı kişisel mal sayılanlar dışında kalan malları ile gelirlerinin ortaklık mallannı oluşturduğu kabul edilmiştir. Burada ortaklığa dahil olduğu kabul edilen gelirler eşlerin ortaklığa dahil mallannın gelirleridir.

Maddenin ikinci fıkrası, İsviçre Medenî Kanununun 222 nci maddesinin Almanca metnine uygun olarak kaleme alınmıştır. Burada "genel mal ortaklığının", bölünmemiş bir bütün olarak eşlere ait olduğu ifade edilerek, "elbirliği mülkiyeti" niteliği anlatılmak istenmiştir. Almanca "ungeteil" ifadesinin karşılığı olarak "bölünmemiş bir bütün" ifadesi kullanılmıştır. Madde genel mal ortaklığında eşler masında ortaklık mallan konusunda el birliği (iştirak hâlinde) mülkiyetinin doğduğu ve buna ilişkin hükümlerin uygulanacağını öngörmektedir.

Maddenin üçüncü fıkrası ise, hiçbir eşin ortaklık payı üzerinde tek basma tasarruf hakkına sahip olmadığım hükme bağlamaktadır. Burada sözü edilen pay, iştirak hâlinde mülkiyetteki ortaklık payıdır.

Tasarı/teklif madde 258

→ yürürlükteki madde 258

Madde İsviçre Medenî Kanununun 223 üncü maddesinden alınmıştır.

Maddede mal ortaklığı rejiminin ikinci türü olarak eşlerin mal rejimi sözleşmelerinde bu ortaklığın sadece edinilmiş mallarla sınırlı olarak kabul edebilecekleri öngörülmüştür. Bu durumda eşler arasında ortaklık rejimi sadece buna ilişkin mal rejimi sözleşmesinin kurulmasından itibaren edinilmiş mallarla sınırlı olarak söz konusu olacaktır.

Maddenin ikinci fıkrası eşlerin kişisel mallarının gelirlerinin de genel mal ortaklığı rejiminden farklı olarak ortaklığa dahil olduğunu vurgulamaktadır.

Bu düzenleme, edinilmiş mallara katılma rejiminin doğal bir sonucudur.

Tasarı/teklif madde 259

→ yürürlükteki madde 259

Madde İsviçre Medenî Kanununun 224 üncü maddesinden alınmıştır.

Maddede eşlerin mal rejimi sözleşmeleriyle genel mal ortaklığı ve edinilmiş mallarda ortaklık yerine bazı malvarlığı değerlerim veya türlerim ortaklık dışmda tutmak suretiyle farklı bir mal ortaklığını kabul edebilecekleri öngörülmüştür. Örneğin eşler belirli tasarruflarını, kazançlarını, meslek veya sanat icrasmm gerektirdiği malvarlığı değerlerinin sözleşmeyle ortaklık rejimi dışmda tutabilirler.

Maddenin ikinci fıkrasında, eşlerin mal sözleşmesiyle ortaklık dışmda tuttukları malların gelirlerinin, aksinin kararlaştınlmamış olduğu hâllerde mal ortaklığına dahil olacağı öngörülmüştür.

Tasarı/teklif madde 260

→ yürürlükteki madde 260

Madde İsviçre Medenî Kanununun 225 inci maddesinden alınmıştır.

Ortaklığa dahil olmayan malların tümü kişisel maldır. Bu madde ile mal ortaklığı rejiminde eşlerin kişisel mallarının üç hâlde ortaya çıkabileceği belirlenmiştir.

Buna göre nelerin kişisel mal olduğu, eşlerin yaptıkları mal rejimi sözleşmesine, böyle bir mamı üçüncü kişi tarafından karşılıksız olarak verilmesine ya da kanuna dayanır.

Maddenin ikinci fıkrasında yasa gereği kişisel mal sayılan mallan belirlenmiştir. Buna göre edilmiş mallara katılma rejiminde olduğu gibi eşlerin kişisel kullanımına hizmet eden eşya ile manevi tazminat alacakları kanun gereği kişisel mallardır.

Maddenin üçüncü fıkrasında eşlerden birinin saklı pay olarak isteyebileceği malvarlığı değerlerinin, mal rejimi sözleşmesiyle ortaklığa dahil edildiği ölçüde, mirasbırakanlan tarafından kişisel mal hâline dönüştürülemeyeceği düzenlenmektedir.' Böylece üçüncü kişiler tarafından karşılıksız kazandırmalanyla mal rejimi sözleşmesinde ortaklığa dahil olmasını öngörmesi ilkesinin bertaraf edilmesi önlenmiştir. Bu yolla mal ortaklığı rejimi ve ortaklık mallan korunmak istenmiştir.

- 1 02 — Kazandırmada.bulunan kişi, mehazın Fransızca aslında "anne ve babası", Almanca aslında ise "yakınları" şeklinde ifade edilmişse de, saklı pay söz konusu olduğundan maddede "mirasbırakanlarT ifadesi kuUamlmıştır.. Zira eşe bu malı karşılılcsız kazandıran kişi mirasbırakan olabilir.

Tasarı/teklif madde 261

→ yürürlükteki madde 261

Madde İsviçre Medenî Kanununun 226 ncı maddesinden aynen alınmıştır.

Madde, eşlerin' tüm mallannm, aksi kanıtlanmadıkça ortaklık mallarına dahil olduğu yönünde çürütülmesi mümkün bir karine getirmiştir. Bunun aksini iddia eden, yani malın ortaklık malı değil, kişisel mal olduğunu iddia eden kişi bunu kanıtlamakla yükümlü olacaktır. Bu kişi eşlerden birisi olabileceği gibi Üçüncü kişi de olabilir.

Tasarı/teklif madde 262

→ yürürlükteki madde 262

Madde İsviçre Medenî Kanununun 227 rici maddesinden aynen alınmıştır.

. Maddenin birinci fıkrasına göre eşler ortaklık mallarını evlilik birliğinin yaranna uygun olarak yöneteceklerdir. Eşlerin eşitliği ilkesi, ortaklık mallarının yönetiminde de eşitliği gerektirdiğinden, bu hükümle eşlerin yönetimde aynı hakka sahip olduğu öngörülmüştür. Yönetimde ölçü, "evlilik birliğinin yaran"dır.

Maddenin ikinci fıkrasına göre ise, her eşin, olağan işlerde ortaklığı yükümlülük altına sokabileceği ve tasarrufta bulunabileceği öngörülmüştür. Bunun sonucu olarak eşlerden her biri tek basma hareket edebilir ve yaptığı işlemler diğer eş açısından da sonuç doğurur. Üstlenilen yüküm dolayısıyla ortaklığın sorumlu olacağı tabiîdir.

Tasarı/teklif madde 263

→ yürürlükteki madde 263

Madde İsviçre Medenî Kanununun 228 inci maddesinden aynen alınmıştır.

Madde olağan yönetim dışındaki işlerde eşlerin birlikte hareket etmeleri zorunluluğunu getirmiştir. Birlikte hareket ya eşlerin söz konusu işi birlikte yapmalan ya da tek basma fakat diğerinin rızasını almak suretiyle söz konusu olabilir. Diğer eş haklı bir sebep olmaksızın nzasını vermekten kaçındığı takdirde, istemi yapan eşin evlilik birliğinin temsili hükümleri çerçevesinde hâkime başvuru hakkı vardır.

Nitekim, bu husus üçüncü fıkrada saldı tutulmuştur.

Maddenin ikinci fıkrası mal ortaklığı rejiminde eşlerin birlikte yapmalan zorunlu işlemleri tek başlarına yapmalan nedeniyle iyiniyetli üçüncü kişileri korumaktadır. Buna göre üçüncü kişiler, tek başına hareket eden eşin yaptığı işleme, diğerinin nzasımn bulunmadığını bilmiyor veya iyiniyetli çabası sonucu bilecek durumda bulunuyorsa, böyle bir rızanın varlığı kabul edilip, işlem diğer eş için de bağlayıcı sayilacakhr.

Tasarı/teklif madde 264

→ yürürlükteki madde 264

Madde İsviçre Medenî Kanununun 229 uncu maddesinden aynen alınmıştır.

. Maddede eşlerden birinin, diğerinin nzasını almak koşuluyla ortaklığa dahil mallan kullanmak suretiyle bir meslek ya da sanatı icra ettiğinde, bu meslek veya sanatın gerektirdiği tüm hukukî işlemleri tek başına yapabileceği kabul edilmiştir. Söz konusu nza açık olabileceği gibi eşin faaliyetine ses çıkarmamak suretiyle örtülü de olabilir. Bu hâlde eş, hukuk güvenliğinin bir gereği olarak, örneğin işlettiği bir işletmenin amaç ve konusunun gerektirdiği işlemleri tek basma yapmaya yetkilidir.

Mehazın Almanca metninde bu maddeyi karşılayan 229 uncu maddede "ortaklık mallan aracılığıyla"'ifadesi kullamlmışnr. Bunun yerine "ortaklık mallarını kullanarak" ifadesi tercih edilmiştir. Bu ifade sâdece ortaklık mallarının kullanılmasını değil, ortaklık mallarının sağladığı diğer olanakları kullanmayı da kapsar.

Tasarı/teklif madde 265

→ yürürlükteki madde 265

Madde İsviçre Medenî Kanununun 230 uncu maddesinden aynen alınmıştır.

Maddede mal ortaklığı rejiminde eşlerden herbirinin diğerinin rızası olmaksızın, eşlerin ortaklık mallarına girecek olan bir mirası reddetmesini yasaklamıştır. Aynı şekilde böyle bir tereke borca batıksa, kanun gereği reddedilmiş sayılan bu terekenin, diğer eşin rızası olmaksızın kabul edilemeyeceği de öngörülmüştür.

Böyle bir mirasın kabulü ya da reddikonusunda diğer eşin nzasımn alınmasının mümkün olmaması veya eşin böyle bir rızayı haklı sebep olmaksızın vermemesi hâlinde, veşin, yerleşim yerinin bulunduğu yerdeki mahkemeden, diğer eşin rızasının yerme geçmek üzere karar alabilmesi kabul edilmiştir.

Tasarı/teklif madde 266

→ yürürlükteki madde 266

Madde İsviçre Medenî Kanununun 231 inci maddesinden aynen alınmıştır.

Maddede eşlerin, mal ortaklığının sona ermesi hâlinde, ortaklık mallarıyla ilgili olarak yaptıkları işlemlerden' dolayı vekâlet sözleşmesinde vekilin sorumluluğu hükümlerine yollama yapılmaktadır. Buradaki sorumluluk öncelikle ortaklığa karşıdır.

Örneğin eşlerden biri kötü yönetim dolayısıyla ortaklığı zarara uğrattığı takdirde, vekâlet hükümleri çerçevesinde ortaklığa karşı sorumlu olacaktır.

Maddenin ikinci fıkrasında ortaklık mallarıyla ilgili yönetim giderlerinin ortaklık mallarından karşılanacağı kabul edilmiştir.

Tasarı/teklif madde 267

→ yürürlükteki madde 267

Madde İsviçre Medenî Kanununun 232 nci maddesinden aynen alınmıştır.

Eşler kişisel mallarının sahibi olduklarından, bu hükümle eşlerden her birinin kendi kişisel mallan üzerinde yönetim ve tasarruf yetkisi olduğu kabul edilmiştir. Bu yetkinin sının olarak da yasalarda öngörülen sınırlara yollama yapılmıştır.

- Kişisel mallarla ilgili olarak bunlara dahil gelirlerin varlığı hâlinde, maddenin ikinci fıkrasında kişisel malların yönetim giderlerinin bu gelirlerden karşılanması kabul edilmiştir. Ancak, 258 inci madde çerçevesinde mal rejimi sözleşmesiyle bu gelirler de ortaklığa dahil edilmişse, yönetim giderleri buradan karşılanamaz.

Tasarı/teklif madde 268

→ yürürlükteki madde 268

Madde İsviçre Medenî Kanununun 233 üncü maddesinden aynen alınmıştır.

Yürürlükteki Kanuna göre, mal ortaklığı rejiminde, evlilik birliği için yapılan borçlardan ilke olarak koca, şahsen ve ortaklık mallanyla sorumludur. Eşlerin eşitliği ilkesinden hareketle sevkedilen bu.hükürnle, evlilik birliğinin borçlarmdan dolayı eşler eşit bir şekilde sorumlu tutulmuştur.

Madde eşlerin hangi borçlardan hem kişisel mallanyla hem de ortaklık mallanyla sorumlu olduğunu hükme bağlamıştu". Buraya giren borçlar dört bent hâlinde sayılmıştır.

Maddenin (1) numaralı bendinde eşlerin evlilik birliğini temsil veya ortaklık mallarını yönetim yetkisine dayanarak yaptıldan borçlar; (2) numaralı bendinde ortaklık mallarını ve ortaklık mallanna giren gelirleri kullanarak bir meslek veya sanatın icra edilmesi nedeniyle yapılan borçlar; (3) numaralı bendinde eşlerden biri tarafından yapılmış olmasma rağmen diğer eş için de kişisel sorumluluk doğuran borçlar; (4) numaralı bendinde ise eşlerin üçüncü kişilerle anlaşmalarında, kişisel mallan yanında, ortaklık mallarının da sorumlu olacağını kararlaştırmış olduğu borçlar hükme bağlanmıştır.

Tasarı/teklif madde 269

→ yürürlükteki madde 269

Madde İsviçre Medeni Kanununun 234 üncü maddesinden aynen alınmıştır.

Maddenin birinci fıkrasında, eşitlik ilkesinin doğal bir sonucu olarak eşlerden herbirinin, bir önceki madde dışmda kalan bütün borçlarından hem kendi kişisel mallanyla hem de ortaklık mallarının değerlerinin yansı oranında sorumlu olduğu hükme bağlanmıştır.

Maddenin ikinci fıkrasında eşlerin kişisel mallarının tamamı ve ortaklık mallarının yansı oranındaki sorumluluğu dışmda, ortaklık mallarının zenginleşmesi oramnda sorumluluk sınırları genişletilmiştir.

Tasarı/teklif madde 270

→ yürürlükteki madde 270

Madde İsviçre Medenî Kanununun 235 inci maddesinden aynen alınmıştır.

Eşitlik ilkesinin sonucu olan bu hüküm, sadece mal ortaklığı için değil, diğer bütün mal rejimleri açısmdan da geçerlidir. Genel hükümler arasında da yer. alan (m.217) bu hükümle, aralarındaki alacak borç ilişkilerinde eşlere bazı kolaylıklar sağlanmıştır.

Maddede eşler arasındaki mal rejiminin, eşlerin birbirlerinden olan alacaklarının muaccel olmasını önlemediği hükme bağlanmıştır. Ancak bunun istisnası olarak, evlilik birliğim tehlikeye düşürecek derecede önemli güçlükler yaratacak bir hâlin söz konusu olmasında, borçlu eşin, mahkemeye başvurarak kendisine borcun ifası için mehil verilmesini isteme yetkisi tanınmıştır. Böyle bir istem durumunda, durum ve koşullara göre istemde bulunan eşin güvence göstermesine de karar verilebilecektir.

Tasarı/teklif madde 271

→ yürürlükteki madde 271

Madde İsviçre Medenî Kanununun 236 ncı maddesinden aynen alınmıştır.

Maddenin birinci fıkrası mal ortaklığı rejiminin, eşlerden birinin ölümü, diğer bir mal rejimine geçmeleri veya iflâs etmesi hâllerinde son bulacağını öngörmüştür.

Maddenin ikinci fıkrasında, mal ortaklığı rejiminin, mahkemece evliliğin iptal veya boşanma sebepleriyle sona erdirilmesine veya mal ortaklığı rejimi yerine mal aynlığına geçilmesine karar verilmesi durumlanrida da, mal ortaklığının son bulması hükme bağlanmıştır. Bu durumlarda mal ortaklığı rejiminin karar tarihinden değil dava açıldığı tarihten itibaren son bulacağı da öngörülmüştür.

Tasarı/teklif madde 272

→ yürürlükteki madde 272

Madde İsviçre Medenî Kanununun 237 inci maddesinden aynen alınmıştır.

Maddede edinilmiş mallara katılma rejiminde olduğu gibi (md.228) mal ortaklığı rejiminde ortaklığa giren bir sosyal yardım ya da güvenlik kurumunca yapılan ödemelerin tasfiye sırasında kişisel mal olarak değerlendirilmesi hükme bağlanmıştır.

Sosyal güvenlik ya da sosyal yardım kurumlarınca yapılmış olan toptan ödemeler veya iş gücü kaybmdan dolayı ödenen tazminatın, toptan ödeme veya tazminat yerine irat şeklinde ödenmiş olması hâlinde, iradın sermayeye çevrilmiş değerinin esas alınması yoluna gidilecektir.

Tasarı/teklif madde 273

→ yürürlükteki madde 273

Madde İsviçre .Medeni Kanununun 238 inci maddesinden aynen alınmıştır.

Edinilmiş mallara katılma rejimindeki hükme (md.230) paralel olarak sevk edilen bu maddede eşlerin kişisel mallarına ilişkin borçların ortaklık mallarından, ya da ortaklık mallarına ilişkin borçların kişisel mallardan ödenmesi hâlinde tasfiyede denkleştirmeye gidilmesi hükme bağlanmıştır.

Maddenin ikinci fıkrası, eşlerin borçlarının, hangi mal kesimine ait ise o mal kesimini yükümlülük altına sokması hükme bağlanmıştır. Aynı fıkranın ikinci cümlesiyle de bir karine hükmü getirilmiştir. Buna göre, bir borcun hangi kesime ait olduğunun anlaşılamaması hâlinde bunun ortaklık mallarına ait olduğu varsayılacaktır.

Tasarı/teklif madde 274

→ yürürlükteki madde 274

Madde İsviçre Medenî Kanununun 239 uncu maddesinden aynen alınmıştır..

Maddede, eşlerden birinin kişisel malı ya da ortaklık malıyla, diğer bir mal kesimine giren malvarlığı değerinin kazanılması, iyileştirilmesi veya korunmasına katkı sağlanmışsa malın sahibi eşe katkıdan doğan hak tanınmıştır. Eşin katkıdan doğan bu hakkıyla ilgili olarak edinilmiş mallara ilişkin aynı hükme yollama yapılmıştır.

Tasarı/teklif madde 275

→ yürürlükteki madde 275

Madde İsviçre Medenî Kanununun 240 inci maddesinden aynen alınmıştır.

Maddede, ortaklık mallarının değerlendirilmesinin, tasfiye anındaki değerlerin esas alınması öngörülmüştür. Değerlendirme sonucu ortaya çıkan aktiften, henüz ödenmeyen borçlarla bir önceki maddeye göre katkıdan doğan borçların düşüleceği tabiîdir.

Tasarı/teklif madde 276

→ yürürlükteki madde 276

Madde isviçre Medenî Kanunuriun 241 inci maddesinden aynen alınmıştır.

Maddede ölüm veya diğer bir mal rejiminin kabulüne dayanan son bulma hâlinde, ortaklık mallarının yan yarıya paylaşılması ilkesi kabul edilmiştir. Bu payı isteme hakkı sağ ise eşin kendisine, ölmüşse mirasçılarına tanınmıştır.

- 1 0 6- Maddenin ikinci fıkrası yan yanya paylaşma esası yerine eşlerin mal rejimi sözleşmesinde başka bir oram kabul edebileceklerini hükme bağlamıştır.

Maddenin son fikrası eşler arasında paylaşma oranıyla ilgili amaşmalann eşlerin altsoylarının saklı paylarını ihlâl edemeyeceğini öngörmüştür.

Tasarı/teklif madde 277

→ yürürlükteki madde 277

Madde İsviçre Medenî Kanununun 242 nci maddesinden aynen alınmıştır.

Bir önceki hükümden farklı olarak, bu hükümle mal ortaklığı rejiminin boşanma veya evliliğin iptali sebeplerinden biriyle ya da kanun veya mahkeme karanyla mal aynlığına geçiş sebebiyle sona ermesi hâllerinde paylaşmanın nasıl yapılacağı düzenlenmiştir.

Madde, mal ortaklığım sona erdiren diğer hâllerde, edinilmiş mallara katılma rejiminde olduğu gibi, eşin kendi kişisel maü sayılan mallarım ortaklık mallanndan ayırdedip alma hakkına yer vermiştir.

Eşlerin edinilmiş mallara katılma rejiminde kişisel mal sayılan mallanm ayırdedip almasından sonra geri kalan ortaklık mallarının eşler arasında yan yanya paylaşılması esası kabul edilmiştir.

Maddenin üçüncü fıkrasında, bu paylaşma oranlarının değiştirilmesine ilişkin anlaşmaların, ancak mal rejimi sözleşmesiyle ve bu sözleşmede bunun açıkça öngörülmesiyle mümkün olduğu hükme bağlanmıştır.

Madde 27$- Madde isviçre Medenî Kanununun 243 üncü maddesinden aynen alınmıştır.

Madde mal ortaklığının ölümle son bulması hâlinde, sağ kalan eşin, edinilmiş mallara katılma rejiminde kişisel malı sayılabilecek olanların payına mahsuben kendisine verilmesini hükme bağlamıştır. Bu hüküm sayesinde, eşin ortaklık mallanndan kendisine isabet edecek payının verilmesi yerine, bu payına mahsuben, edinilmiş mallara katılma rejiminde eşlerin kişisel malı sayılabilecek malların bunun sahibi olan eşe verilmesi mümkün olacaktır.

Tasarı/teklif madde 279

→ yürürlükteki madde 279

Madde İsviçre Medenî Kanununun 244 üncü maddesinden alınmıştır.

Edinilmiş mallara katılma rejiminde yer alan hüküm, maddede mal ortaklığı rejimi için de kabul edilmiştir. Ancak edinilmiş mallara katılma rejiminde yer alan hükümden farklı olarak maddede, sağ kalan eşin, öncelikle mülkiyet hakkı isteyebilmesi öngörülmüştür. Buna göre, ölüm nedeniyle mal ortaklığının son bulmasında, sağ kalan eş, eşlerin birlikte yaşadıklan konut veya ev eşyasının ortaklık mallarına dahil olduğu durumda, kendi tasfiye payına mahsuben bunların mülkiyetini isteyebilecektir. Böylece bu mallar terekeye dahil olmaktan çıkartılıp, diğer mirasçıların bunlar üzerindeki mülkiyet haklarının, sağ kalan eş tarafmdan tasfiye payına mahsuben satın almması sağlanmış olmaktadır.

Maddenin ikinci fıkrası haklı sebeplerin varlığı hâlinde, sağ kalan eş veya ölenin diğer yasal mirasçılarının İstemi üzerine bunlar üzerinde mülkiyet yerine intifa veya oturma hakkı tanınmasını isteyebileceğini Öngönnektedir.

Maddenin üçüncü fıkrasında, ölüm dışındaki sebeplerle mal ortaklığı rejiminin son bulması hâlinde, eşlerden her birinin üstün bir yararın varlığını kanıtlamak suretiyle aynı istemleri ileri sürebilmesi kabul edilmiştir.

Tasarı/teklif madde 280

→ yürürlükteki madde 280

Madde İsviçre Medenî Kanununun 245 inci maddesinden aynen alınmıştır.

Madde konut ve ev eşyası dışında kalan diğer malvarlığı değerlerinin de, üstün yaranmn kamtlanması hâlinde, eşin kendisine tasfiye 'payına mahsuben verilmesini isteyebileceğini öngörmüştür. Eşlerden birisi için hatıra olarak özel değer taşıyan mobilya, sanat eserleri gibi eşyalar buraya girer.

Tasarı/teklif madde 281

→ yürürlükteki madde 281

Madde İsviçre Medenî Kanununun 246 ncı tnaddesinden aynen alınmıştır.

Madde diğer hâllerde paylaşma „ usulünün, paylı mülkiyet ve mirasın paylaşılmasına ilişkin hükümler çerçevesinde belirleneceğini öngörmektedir, İKİNCİlaSIM HISIMLIK BİRİNCİ BÖLÜM SOYBAĞININ KURULMASI BİRİNCİ AYIRIM GENEL HÜKÜMLER Yürürlükteki Medenî Kanunun Aile Hukuku Kitabının İkinci Kısmının başlığı "Hısımlar" olduğu hâlde, kasnak İsviçre Medenî Kanununda aynı kısımda "Hısımlık" terimi kullanılmaktadır. Kaynağa uygun bir şekilde bu ifade tercih edilmiştir.

"Hısımlık" terimi, yürürlükteki metne nazaran daha yerindedir; çünkü Kanun bu kısımda "hısımlar"dan ziyade, hısımlığın nasıl doğacağını veya kurulacağını ve hısımlık ilişkisinin hukukî sonuçlarını düzenlemektedir.

İkinci Kısmın Birinci Bölümünün başlığı da, yürürlükteki metinde kullanılan "Nesebi Sahih Çocuklar" yerine, "Soybağının Kurulması" şeklinde'değiştirilmiştir.

Nitekim kaynak İsviçre Medenî Kanunu da 1 Ocak 1978 tarihi itibarıyla yürürlükte olan 25 Haziran 1976 tarihli değişiklikten sonra, bu bölümde aynı başlığı kullanmaktadır. Birinci Bölüm, "Genel Hükümler", "Kocanın Babalığı", "Tanıma ve Babalık Hükmü", "Evlât Edinme", "Soybağının Hükümleri", "Velayet" ve "Çocuk Mallan" olmak üzere yedi "Ayınm" şeklinde düzenlenmiştir. İkinci Kısmın İkinci Bölümü ise "Aile" başlığı altında, "Nafaka Yükümlülüğü", "Ev Düzeni" ve "Aile Mallan"na âynlmışür. Belirtmek gerekir ki, aynen İsviçre'de yapılan 1976 tarihli değişiklikte olduğu gibi ve çağdaş hukuk anlayışının gereklerine uygun olarak, sahih nesep ve gayrisahih nesep ayınmına son veren bu sistematikte, yürürlükteki metne nazaran önemli farklılıklar söz konusudur. Böylece, yürürlükteki metinde yer alan "Nesebi Sahih Çocuklar" (Yedinci Bab) ve "Nesebi Sahih Olmayan Çocuk" (Sekizinci Bab) şeklindeki bölümleme, bu Kısımda yer almamakta; "Kocanın Babalığı" hakkında hükümler getiren İkinci Ayırımda evliliğe dayalı "babalık karinesi" ile bunun sonuçlan düzenlendikten hemen sonra, "sonradan evlenme" 'sayesinde evlilik içinde doğan çocuklara ilişkin hükümlere kendiliğinden tâbi olma (yani koca ile çocuk arasında soybağmın kurulması; "Içocanm babalığının bu sayede hukuken kabullenümesi) olanağı da yer almakta ve yürürlükteki Kanunun İkinci Faslında olduğu gibi "Nesebin Tashihi" şeklinde bir başlık altında bağımsız bir ayırıma yer verilmemektedir. Bu Bölümün "Genel Hükümler" başlıklı Birinci Ayırımı ise yürürlükteki Kanunda yoktur.

Tasarı/teklif madde 282

→ yürürlükteki madde 282

Yürürlükteki Kanunda mevcut olmayan bu madde yazılırken, kaynak İsviçre Medenî Kanununda yapılan 1976 tarihli değişiklik örnek alınmıştır (md.252). Hüküm/çocuk ile ana ve baba arasındaki soybağının hukuken nasıl kurulacağım düzenleyen ve aynca evlât edinen ile evlât edinilen' arasmda da sözleşmeden doğan bir soybağmın kurulabileceğine işaret eden, genel bir giriş hükmüdür.

Maddenin birinci fikrası, aslında doğal ve hukukî bir gerçeği dile getirmekle birlikte, bir medenî kanunun soybağını düzenleyen hükümlerinde, çocuk ile baba arasmda olduğu gibi, çocuk ile ana arasındaki soybağının da nasıl kurulduğunu açıklayan bir hükmün bulunması gerekliliğim yerine getirmektedir. Maddenin kenar başlığı da zaten "Genel olarak soybağının kurulması"dır ve bu genel hükümde, çocuk ile baba arasındaki soybağının nasıl kurulduğu meselesinden önce, çocuk ile ana arasındaki soybağının nasıl kurulduğu meselesinin açıklanması uygun görülmüştür.

Böylece birinci fıkra, "çocuğun anası, onu doğuran kadındır" şeklindeki doğal hukuk ilkesinin Kanunun soybağma ilişkin hükümlerinin en başında açıkça ifade edilmesini sağlamaktadır. Bu ilke, yürürlükteki Kanunda, "sahih olmayan nesep" açısından 290 inci maddede zikredilmektedir.

İkinci fıkrada, çocuk ile baba arasındaki soybağının kurulmasını sağlayan hukukî olaylar sayılmaktadır. Buna göre, çocuk ile babası arasındaki soybağının hukuken doğmasına veya kurulmasına kaynaklık eden hukukî olaylar, seçenek olarak, evlilik, tanıma veya hâkim karandır. Fıkradaki "evlilik" terimi, hem çocuğun doğduğu sırada ana ile baba (veya babalığı karine olarak kabul edilen koca) arasında mevcut olan evliliği, hem de çocuk doğduktan sonra ana ve baba arasmda yapılan evliliği kapsamakta ve "Kocanın Babalığı" başlığım taşıyan İkinci . Ayınmda düzenlenmektedir. Baba ile çocuk arasında soybağının kurulmasını sağlayan diğer hukukî olaylar, bir başka ifadeyle tanıma ve hâkim kararı (babalık hükmü) ise Üçüncü Ayınmda düzenlenmektedir.

Maddenin üçüncü fıkrasında ise, sözleşmeden doğan (akdî) soybağmın kurulmasını sağlayan "evlât edinme", soybağının kurulmasını sağlayan bir başlça kaynak olarak zikretti lmektedir. Evlât edinmeye ilişkin hükümler, Dördüncü Ayınmda yer almaktadır.

- 1 0 9-

Tasarı/teklif madde 283

→ yürürlükteki madde 283

Kaynak İsviçre Medenî Kanununun 253 üncü maddesinden alman bu madde, soybağma ilişkin davalarda yetkili mahkemeyi belirleyen bir genel hükümdür. Madde, bir an önce sonuçlandırılmasında kamu yaran da bulunduğu kuşku götürmeyen soybağı iddia ve uyuşmazlıklarında, taraflara kolaylık sağlamak üzere, davanın taraflardan birinin dava veya doğum sırasındaki yerleşim yeri mahkemesinde açılabileceğini hükme bağlamaktadır. Hüküm, bu haliyle; yürürlükteki Kanunun 251, 293 ve 299 uncu maddelerindeki yetki kurallarından daha geniş seçenekler sunmaktadır.

Tasarı/teklif madde 284

→ yürürlükteki madde 284

Bu hüküm de, kamu düzeni ile yakından ilgili olan soybağı davalarının yargılama usulü konusunda Özel hükümler koymak ihtiyacını hisseden İsviçre Medenî Kanununun 1976 tarihli değişikliğinden (m.254) esinlenilerek kaleme alınmıştır. Maddede, soybağı davalanndaki yargılama usulünün prensip olarak Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununa tâbi kılınması, ancak bu davaların özelliği gereği, iki hususun özel olarak düzenlenmesi uygun görülmüştür. Böylece, hâkimin, soybağı davalarında, maddî olguları re'sen araştıracağı ve kanıtlan serbestçe değerlendireceği (takdir edeceği) ve taraflar ile üçüncü kişilerin, soybağınm belirlenmesi için zorunlu olan ve sağlıkları yönünden tehlike yaratmayan araştırma ve incelemelere katılmakla zorunlu oldukları hususu, bir kanun hükmü olarak kurallaştınlmak istenmiştir. Ayrıca maddede, davalının, hâkimin öngördüğü araştırma ve incelemeye rıza göstermediği durumlarda, hâkimin durum ve koşullara göre beklenen sonucun, davalı aleyhine doğmuş sayabileceği öngörülmüştür.

İKİNCİ AYIRIM KOCANIN BABALIĞI İkinci Ayınmın başlığı, çocuk ile soybağı ilişkisi kurulan kişinin, çocuğu doğuran kadmla evli olan kişi olması hâline işaret etmek üzere "Kocanın Babalığı" olarak belirlenmiştir. Bu Ayınmda, çocuğu doğuran kadmla evli olan ya da evliliği sona ermiş bulunan kişinin çocuk ile olan soybağı düzenlenmektedir. Bu Ayınma isabet eden bazı hükümler taşıyan yürürlükteki Kanunun Birinci Faslının başlığı "Nesebin Sıhhati"dir. Getirilen düzenlemede ise, soybağı hukuken kurulmuş ve tespit edilmiş olan çocuğun "nesebi"nin "sıhhatli olmaması" yani "gayrisahih olması" ihtimali mevcut değildir. Söz konusu başlığı, bu açıdan da, getirilmek istenen yeni düzenlemeye uygundur.

Tasarı/teklif madde 285

→ yürürlükteki madde 285

Madde 1984 tarihli Öntasannın 223 üncü ve kaynak isviçre Medenî Kanununun 255 inci maddeleri örnek alınarak düzenlenmiştir.

Yürürlükteki Kanunun 241 inci maddesini karşılamaktadır.

Birinci fıkrada, hüküm değişikliği yoktur. Yürürlükteki hükmün birinci cümlesinin daha sade ve açık bir Türkçeyle ifadesi söz konusudur. Böylece, evlilik devam ederken veya evlilik sona erdikten sonraki üçyüz gün içinde doğan çocuğun babasının koca olduğu yönündeki karine aynen korunmuştur. Ancak bu karine, yürürlükteki metnin aksine, bir "sahih nesep karinesi" değil, sahih-gayrisahih farklılığı kaldırıldığına göre, sadece bir soybağı karinesi, yani maddenin kenar başlığının ifadesiyle "babalık karinesi"dir.

İkinci fıkra ise, yürürlükteki metinle içerik açısından bir noktada aynıdır. Bu nokta, hem yürürlükteki metne hem de yeni düzenlemeye göre, aslolanm, evlilik sona erdikten sonraki üçyüz günlük süreden sonra doğan çocuğun koca ile arasında soybağının bulunmadığının kabul edilmesi gereğidir. Ancak madde, yürürlükteki metinden farklı olarak, ana üçyüz günlük süre geçtikten sonra doğurmuş olsa bile onun yine de evlilik sırasında gebe kaldığının kanıtlanması hâlinde, çocuk ile koca arasmda soybağının kurulabileceğini açık ve net bir şekilde ifade etmektedir. Böylece, istisnaî durumlarda gebeliğin üçyüz günden fazla sürmesi nedeniyle çocuğun bu süre geçtikten sonra doğmuş olması hâlinde, gebeliğin evlilik sırasında gerçekleştiğinin kanıtlanmasryla, soybağının kurulabileceği hususu, yürürlükteki metinden farklı olarak, açık bir hüküm hâline getirilmek istenmiştir.

Üçüncü fıkra ise, yürürlükteki metinde mevcut olmayan bir hükümdür.

Gerçekten, yürürlükteki Kanun, kocanın gaipliğine karar verilmesi hâlinde, yukarıda öngörülen üçyüz günlük sürenin ne zamandan itibaren işlemeye başlayacağına dair herhangi bir hüküm içermemekte ve bu durum doktrin ve uygulamada duraksamalara yol açmaktadır. Bugün doktrinde, bu fıkrayla getirilen çözümü kabul eden görüşler vardır; ancak bunlar sadece birer görüş olup, pozitif hukuk açısından konuya herhangi bir açıklık kazandırmamaktadır. Getirilen bu hüküm, gerek 1984 tarihli Öntasanyı gerek kaynak Kanunda yapılan değişikliği izleyerek, sorunun çözümünü pozitif bir hukuk kuralıyla halletmeyi amaçlamaktadır. Böylece, bu fıkra hükmü gereğince, çocuğun doğumu, eğer ölüm tehlikesi veya son haber tarihinden itibaren üçyüz günlük süreden sonra gerçekleşmişse, bu çocuk ile. hakkında gaiplik karan verilen koca arasmda soybağının bulunmadığı kabul edilecektir.

Tasarı/teklif madde 286

→ yürürlükteki madde 286

Yürürlükteki Kanunun 242 nci maddesini karşılamaktadır.

Madde, özellikle ikinci fıkrası açısından, yürürlükteki metinden farklı olarak ve esas itibarıyla kaynak Kanunun 256 ncı maddesi örnek alınmak suretiyle düzenlenmiştir, Birinci fıkrada, esasen, yürürlükteki metinde yer alan ilke, dava açma süresi (yürürlükteki metinden farklı bir süre olarak) ayn bir maddeye bırakılmak suretiyle tekrarlanmaktadır. Buna göre, koca, soybağının reddi davası açarak babalık karinesini çürütebilir. Dava ana ve çocuğa karşı açılır. - İkinci fıkrada ise, çocuğun dava açma hakkının bulunup bulunmadığı ve yürürlükteki Kanun açısından (m.241 ve m.245 hükümleri karşısında) bu konuda bir kanun boşluğu mevcut olup olmadığı sorunu, kaynak Kanunda 1976 yılında yapılan değişiklik (aynen olmasa da, genel tercih açısından) izlenmek suretiyle, açık bir çözüme kavuşturulmaktadır. Yapılan düzenlemede Tasanda, belli koşullarda baba dışındaki kişilere soybağının reddi olanağı tanıyan bir sistemde, soybağıyla birinci derecede ve hem manevî hem de maddî açıdan ilgili olan kişiye, yani çocuğa da dava hakkının, tanınması gerektiği görüşü benimsenmiştir. Bu görüş doğrultusunda kaleme alınan ikinci fıkraya göre/çocuk da soybağınm reddi davası açabilir. Bu durumda, davalı sıfatı, ana ile babalığı karine olarak kabul edilen kocaya aittir.

Kaynak Kanunun 256 ncı maddesindeki "karısının üçüncü kişi tarafından gebe bırakılmasına nza gösteren kocanın dava hakkı yoktur" şeklindeki üçüncü fıkrası alınmamıştır.

Tasarı/teklif madde 287

→ yürürlükteki madde 287

Yürürlükteki Kanunun 243 üncü maddesini karşılamaktadır.

Madde, yürürlükteki metne göre farklı bir ilke getirmemekle birlikte, evlilik içinde ana rahmine düşen çocuğun soybağınm reddinde kanıtlama yükünü, daha kapsamlı olarak ve açık ifadelerle düzenlemektedir. Hüküm kaynak Kanunda 1976 yılında yapılan değişiklik (m.256a) izlenmek suretiyle kaleme alınmıştır.

Birinci fıkra, çocuğun evlilik içinde doğmuş olması hâlinde kanıtlama zorunluluğunun davacıya ait olduğunu ve bu kanıtlamanın da, babalığı karine olarak kabul edilen kocanın baba olmadığının kanıtlanması şeklinde gerçekleştirileceğini düzenlemektedir. Fıkranın, yürürlükteki metne göre bir farkı, davacı olarak "koca" yerine genel bir deyişle "davacı" terimini kullanmış olmasıdır; çünkü soybağınm reddi davasını koca dışındaki kişiler de açabilmektedir, ikinci fark ise, davacının kanıtlama zorunluluğunun çocuğun evlenmeden başlayarak en az yüzseksen gün sonra doğmuş olması hâlinde söz konusu olacağı hususunun bu fıkraya değil, bir sonraki fıkraya alınmış olmasıdır.

Yürürlükteki metinde bulunmayan ikinci, fıkrada, davacının kocanın baba olmadığım kanıtlama zorunluluğunun yukarıda sözü edilen yüzseksen günlük süre ölçüsüne bağlandığı doğrudan ifade edilmek yerine; birinci fıkrada belirtilen "evlilik içinde ana rahmine düşme" kavramı ile neyin kastedildiği açıklanmakta ve evlenmeden başlayarak en az yüzseksen gün geçtikten sonra ve evliliğin sona ermesinden başlayarak en fazla üçyüz gün içinde doğan çocuğun evlilik içinde ana rahmine düşmüş sayılacağı hükme bağlanmaktadır.

Tasarı/teklif madde 288

→ yürürlükteki madde 288

İsviçre Medenî Kanununun 256b maddesinden esinlenen bu madde, yürürlükteki Kanunun 244 üncü maddesini karşılamaktadır.

Birinci fıkrada, yürürlükteki metinden farklı olarak, yüzseksen günlük süre bir ölçü olarak öngörülmemiş ve sadece "evlenmeden önce ana rahmine düşmüşse" ibaresi kullanılmıştır. Çünkü, evlilik içinde ana. rahmine düşmüş olma keyfiyetinin hangi durumda kabul edileceği, yüzseksen günlük süre ölçüsü de belirtilmek suretiyle zaten bir önceki maddede düzenlenmiştir ki, o maddenin zıt anlamı, evlenmeden önce ana rahmine düşmenin ne zaman söz konusu olacağım da ortaya koymaktadır. Ayrıca bu fıkrada, yürürlükteki metinden farklı olarak, ayrılığa hükmedildikten sonra ana rahmine düşmüş olma değil, "ayn yaşama, sırasmda ana rahmine düşmüş" olma şeklinde daha geniş bir ifade kullanılmış ve böylece 1984 tarihli Öntasarının 226 ncı maddesinde olduğu gibi fîilî aynlık da hükmün kapsamma alınmış, burada da davacı olarak "koca" yerine "davacı" terimi kullanılmıştır. Hükme göre, çocuk evlenmeden önce veya eşlerin ayn yaşaması sırasında ana rahmine düşmüşse, davacının bu olguyu kanıtlaması yeterlidir.

İkinci fıkrada, 1984 tarihli Öntasarı ve isviçre Medenî Kanunu örnek alınmıştır.

Yürürlükteki metinde yer alan "...birlikte ikametinin..." ifadesi yerine, "kocanın kansı ile cinsel ilişkide bulunduğu konusunda inandırıcı kanıtlar varsa ..." ibaresi kullanılmıştır. Böylece bu hükme göre, gebe kalma sırasında kocanın kansı ile cinsel ilişkide bulunduğu konusunda inandırıcı kanıtlar varsa, kocanm babalığına ilişkin karine geçerliliğini koruyacaktır.

Tasarı/teklif madde 289

→ yürürlükteki madde 289

Madde soybağının reddi davasının tâbi olduğu süreyi, yürürlükteki Kanundan tamamen farklı bir şekilde yeniden düzenlemekte ve kısmen yürürlükteki Kanunun 242 ve 246 ncı maddelerini karşılamaktadır. Maddede İsviçre Medenî Kanununun 256c maddesi hükmüne paralel bir düzenleme getirilmiştir.

Birinci fıkrada, yürürlükteki Kanunun 242 nci maddesinde yer alan ve davanın dokunduğu menfaatler açısından çok kısa bir süre olan bir aylık süre yerine ve 1984 tarihli Öntasarının 224 üncü maddesindeki^ altı aylık süreden de farklı olarak, bir ve beş yıllık iki süre düzenlenmiştir. Bir yıllık süre kocanın, doğumu ve baba olmadığını veya ananın gebe kaldığı sırada başka bir erkek ile cinsel ilişkide bulunduğunu öğrendiği tarihten itibaren işlemeye başlamaktadır. Beş yıllık süre ise, her hâlde doğumdan itibaren işlemeye başlayacak olan bir süredir. Böylece koca, beş yıllık süre geçtikten sonra, bir yıllık süre henüz dolmamış yahut işlemeye başlamamış olsa bile, soybağının reddi davası açamayacakür.

İkinci fıkrada, çocuğun dava hakkının tâbi olduğu süre, çocuğa dava hakkı tanıyan 1984 tarihli Öntasarının 227 nci maddesinin dördüncü fıkrası hükmünden de farklı bir şekilde hükme bağlanmıştır. Buna göre çocuk, ergin olduğu tarihten başlayarak en geç bir yıl dava açmak zorundadır.

Hem birinci ve hem de ikinci fıkrada düzenlenen süreler, hak düşürücü sürelerdir.

Üçüncü fıkrada ise, dava açmadaki gecikmenin haklı bir sebebe dayanması hâlinde, bir yıllık hak düşürücü sürenin bu sebebin ortadan kalktığı tarihte işlemeye başlayacağı hükme bağlanmıştır. Haklı sebebin neler olabileceği fıkrada belirtilmemiş, herhangi bir olayın haklı sebep oluşturup oluşturmadığını belirleme konusunda hâkime takdir yetkisi verilmiştir.

Tasarı/teklif madde 290

→ yürürlükteki madde 290

"Karinelerin çakışması" kenar başlığını taşıyan ve İsviçre Medenî Kanununun 257 nci maddesinden alman bu hükümde, evlilik sona erdikten sonra üçyüz gün geçmeden önce çocuğun doğmuş olması hâlinde ortaya çıkan babalık karinesi ile çocuğun evlilik devam ederken doğmuş olması hâlinde ortaya çıkan babalık karinesinin çakışması durumu, yine bir karine ile, daha doğrusu çakışan karinelerden birinin tercini ile çözüme kavuşturulmaktadır. Yürürlükteki Kanunda ise bu konu düzenlenmemiştir ve doktrinde de aynı değerde iki hükmün çakışmasından doğan bu örtülü boşluğun nasıl çözüme kavuşturulacağı konusunda bir fikir birliği yoktur.

Birinci fıkraya göre, çocuk evliliğin sona ermesinden başlayarak üçyüz gün geçmeden önce doğmuş ye ana da bu arada, yani çocuk doğmadan önce, yeniden evlenmiş olursa, ikinci evlilikteki koca baba sayılmaktadır. Ancak bu karinenin aksi kanıtlanabilir ve böylece de karine çürütülebilirse, ilk evlilikten doğan karine canlanır ve bu evlilikte koca ikinci fıkra gereğince baba sayılır.

Tasarı/teklif madde 291

→ yürürlükteki madde 291

Yürürlükteki Kanunun 245 inci maddesini karşılamaktadır.

Birinci fıkrada, dava açma süresinin geçmesinden önce kocanın ölmesi veya gaipliğine karar verilmesi ya da sürekli olarak ayırt etme gücünü kaybetmesi hâllerine özgü olmak üzere, kocanm altsoyunun, anasının, babasının veya baba olduğunu iddia eden kişinin dava hakkı düzenlenmiştir. Hükümde, hem yürürlükteki metin, hem-1984 tarihli Öntasarının 227 nci maddesi ve hem de İsviçre Medenî Kanununun 258 inci maddesi karşısında önemli farklılıklar mevcuttur. Bu hüküm, dava hakkı olan üçüncü kişilerin çevresini, yürürlükteki Kanunun 245 inci maddesi karşısmda bir açıdan sınırlamakta, diğer bir açıdan ise genişletmektedir. Sınırlama, "çocukla, mirasçı veya çocuk sebebiyle mirastan yoksun kalanların tümüne değil, bunlardan sadece kocanm altsoyuna, anasına ve bâbasma dava hakkı tanınmış olmasında; genişletme ise, çocuğun babası olduğunu iddia eden kişiye de dava açma hakkı verilmiş olmasında söz konusudur. Dava açma süresi burada da bir yıl olarak belirlenmiştir. Fıkraya göre, bir yıllık süre, doğumu ve kocanm ölümünü, sürekli olarak ayırt etme gücünü kaybettiğini veya onun hakkında gaiplik karan alındığım öğrenmeden itibaren işlemeye başlamaktadır.

İkinci fıkrada, ergin olmayan çocuğun dava hakkı düzenlenmektedir. Davayı çocuk adma, kayyım açar. Davanın tâbi olduğu süre ise, atanma kararının kayyıma tebliğinden itibaren bir yıldır.

Üçüncü fıkrada, yukarıda belirtilen ilgililerin açtıkları davalarda da önceki maddelerde bağlanan karineler ve ispat kurallarına yollama yapılmaktadır.

Tasarı/teklif madde 292

→ yürürlükteki madde 292

Bu ve bunu takip eden iki madde, yürürlükteki Kanunun "Nesebin Tashihi" başlığım taşıyan İkinci Fasıldaki hükümlerini karşılamakta ve "Kocanın Babalığı" başlığını taşıyan İkinci Aynımda "Sonradan evlenme" konu başlığı altında düzenlenmektedir. Maddede bu anlamda ve sadece konuya sistematik olarak verilen yer açısından, İsviçre Medenî Kanununun 1976 tarihli değişikliği örnek alınmıştır.

Madde, sonradan evlenme yoluyla, çocuk ile koca arasında soybağı kurulabilmesi olanağım düzenlemektedir. Buna göre, evlilik dışında doğan çocuk, ana ve babasınm birbiriyle evlenmesi hâlinde,* kendiliğinden evlilik içinde doğan çocuklara ilişkin hükümlere tabî olmakta ve böylece, babası ile kendisi arasında, herhangi bir hâkim hükmüne veya babanın çocuğu tanımasına gerek kalmaksızın, soybağı kurulmaktadır. Madde hem yürürlükteki metinden hem de İsviçre Medenî Kanununun 259 uncu maddesinden farklı biçimde kaleme alınmıştır. Madde, çocuğu sonradan evlenme şartı gerçekleşince evlilik içinde doğan çocuklara ilişkin hükümlere tâbi tuttuğunu belirtmesi açısından İsviçre Medenî Kanununun 259 uncu maddesinin birinci fıkrası hükmüne, bu sonucun doğrudan doğruya gerçekleşeceğini düzenlemesi açısından ise yürürlükteki Kanunun 247 nci maddesine benzemektedir. Evvelce de belirtildiği üzere "sahih" ve "gayrisahih nesep" farklılığı ortadan kaldırıldığından yürürlükteki metinde yer alan "sahih olur" ifadesi maddeye alınmamıştır.

- 1 1 4-

Tasarı/teklif madde 293

→ yürürlükteki madde 293

Yürürlükteki Kanunun 248 inci maddesini karşılayan bu madde, birinci fıkrasında, evlilik dışında doğmuş olmakla birlikte ana ve babasının evlenmesi sayesinde koca (baba) ile soybağı kurulan çocuğu, eşlerin nüfus memurluğuna' bildirme zorunluluğunu düzenlemektedir. Bildirimde bulunulacak nüfus memuru, evlenme sırasında veya evlenmeden sonra eşlerin yerleşim yerlerindeki veya evlenmenin yapıldığı yerdeki nüfus memurudur.

Yürürlükteki Kanunun 248 inci maddesinin ikinci cümlesini karşılayan ikinci fıkra gereğince ise, bildirimin yapılmamış olması çocuğun evlilik içinde doğan çocuklara ilişkin hükümlere tâbi olmasını, yani onunla babası (koca) arasında soybağının kurulmasını engellememektedir.

Üçüncü fıkrada ise, daha önce tanıma veya babalığa hükümle soybağı kurulmuş çocukların ana ve babası birbiriyle evlenince, nüfus memurunun gerekli işlemi re'sen yapacağı hükme bağlanmaktadır.

Tasarı/teklif madde 294

→ yürürlükteki madde 294

Madde yürürlükteki Kanunun 251 inci maddesini karşılamaktadır.

İsviçre Medenî Kanununun 259 uncu maddesinin ikinci ve üçüncü fıkralarından bazı değişikliklerle alınmıştır. N Maddenin birinci fıkrasına göre, çocuğun soybağınm evlenme yoluyla kurulmasına ana ve babanın yasal mirasçıları, çocuk ve Cumhuriyet savcısı itiraz edebilecektir. îtiraz eden, kocanın baba olmadığını kanıtlamak zorundadır. İkinci fıkrada ise, çocuğun ölmüş ya da ayırt etme gücünü sürekli olarak kaybetmiş olması hâlinde, çocuğun altsoyuna da itiraz hakkı tanınmıştır. Madde bu haliyle, yürürlükteki Kanuna göre itiraz hakkı olanların çevresini, çocuğu ve koşullan gerçekleşirse onun altsoyunu eklemek suretiyle genişletmiştir.

- Üçüncü fıkrada ise, Tasarının tanımanın iptaline ilişkin hükümlerine yollama yapılmıştır.

ÜÇÜNCÜ AYIRIM TANIMA VE BABALIK HÜKMÜ Bu Aynımda, çocuk ile babası arasındaki soybağınm tanıma ve babalığa dair hâkim hükmü araoıhğıyla kurulması düzenlenmektedir. Yeni düzenlemede "sahihgayrisahih nesep" farklılığı kaldırıldığı için, tanıma ve babalık hükmü, yürürlükteki Kanunun sistematiğinden farklı olarak, soybağınm hükümlerinden önce düzenlenmiştir. Tanıma ve babalık hükmü, çocuk ile baba arasında "sahih olmayan nesep" değil, normal bir soybağı kurmaktadır.

Tasarı/teklif madde 295

→ yürürlükteki madde 295

Yürürlükteki Kanunun 291 inci maddesini karşılamaktadır.

Madde, 1984 tarihli Öntasarının 281 inci maddesinin ilk üç fıkrasından aynen alınmıştır. Yürürlükteki metinde yer, alan, babanın ölümü veya ayırt etme gücünden devamlı surette yoksun bulunması hâlinde çocuğun babanın babası tarafından (la - 1 15 - tanınabilmesi olanağı maddeye alınmamıştır. Ölüm veya ayırt etme gücünün kaybı hâllerinde ana veya çocuk babalık davası açabilir.

Yapılan düzenlemede, yürürlükteki Kanundan farklı olarak, tanımanın resmî senet veya vasiyetname ile yapılabilmesi yanında, nüfus memuruna veya mahkemeye yazılı başvuruda bulunmak suretiyle yapılması olanağı da öngörülmüştür.

İkinci fıkrada, tanıyacak kimsenin küçük veya kısıtlı olması hâlinde, tanıma işlemi için velisinin ya da vasisinin rızasına ihtiyaç duyduğu belirtilmiştir. Bu, tanımanın doğurabileceği mal! külfetler nedeniyle gerekli görülmüştür.

Üçüncü fıkra ise, başka bir erkek ile soybağı bulunan çocuğun bu bağ geçersiz kılınmadıkça tanınamayacağını, bu hususta doğabilecek bazı duraksamalan gidermek için, hükme bağlamaktadır.

Yürürlükteki Kanunun 292 nci maddesinde yer alan ve kısmen 1984 tarihli Öntasarının 281 inci maddesinin son fıkrasında da, birbirleriyle evlenmeleri yasak olan hısimlann evlenmelerinden doğan çocuklann tanmamayacağı hususunda korunan düzenleme ise, çocuğun menfaatleri bakımından uygun olmadığı gerekçesiyle alınmamıştır.

Tasarı/teklif madde 296

→ yürürlükteki madde 296

Bu maddede tanımanın alenîleşmesi ve hukukî sonuçlarının gerçekleşmesinin kolaylaştırılması için yapılması gerekli işlemler, 1984 tarihli Öntasarının 282 nci maddesi örnek alınarak düzenlenmiştir. Madde, yürürlükteki Kanunun 291 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmünü karşılamakta ve daha geniş bir düzenleme içermektedir.

Tasarı/teklif madde 297

→ yürürlükteki madde 297

1984 tarihli Öntasarının 283 üncü maddesinden esinlenilerek kaleme alınan bu madde, tanımanın irade sakatlığı nedeniyle iptalini düzenlemektedir.

Maddede, "hata, hile, tehdit" yerine, "yanılma, aldatma, korkutma" sözcükleri tercih edilmiştir. Maddenin ikinci fıkrasına göre dava, ana ve çocuğa karşı açılacaktır.

Tasarı/teklif madde 298

→ yürürlükteki madde 298

19B4 tarihli öntasarının 298 inci maddesinin ilk iki fıkrasından alınmıştır. Yürürlükteki Kanunun 293 ve 294 üncü maddeleri, itiraz hakkını anaya, çocuğa, çocuğun ölümü hâlinde onun altsoyuna, Hazineye ve diğer ilgililere tanımaktadır. Maddede ise anaya, çocuğa ve çocuğun ölümü hâlinde onun altsoyuna, Cumhuriyet savcısına, Hazineye ve diğer ilgililere tanımanın iptali davası açma hakkı tanınmıştır. Dava, ikinci fikra gereğince, tanıyana veya tanıyan ölmüşse mirasçılarına yöneltilecektir.

Tasarı/teklif madde 299

→ yürürlükteki madde 299

Maddede İsviçre Medenî Kanununun 260b maddesi örnek alınmıştır.

Birinci fıkraya göre davacı tanıyanın baba olmadığını kanıtlamak zorundadır.

Ancak yürürlükteki Kanunun 293 ve 294 üncü maddelerinde yer alan, tanımanın çocuk için zararlı olduğu ve- tanımanın kanunen yasak olduğu gerekçesiyle iptal "davası açılması olanağı ve bu olanak kullanılırsa bu hususların kanıtlanması zorunluluğu maddeye alınmamıştır.

— 116 7- İkinci fıkrada ise hem 1984 tarihli öntasansı ve hem de İsviçTe Medenî Kanununun düzenlemesi takip edilerek, ana veya çocuk tarafından açılan iptal davasında, önce davalının baba olması olasılığım kanıtlaması aranmak suretiyle;

davacının ispat yükü haflfletilmektedir.

Tasarı/teklif madde 300

→ yürürlükteki madde 300

Maddenin ilk üç fıkrası, içerik itibarıyla, isviçre Medenî Kanununun 260c maddesinin ilk iki fıkrasının büyük oranda aynısıdır. Madde, tanımanın iptali davasının tâbi olduğu hak düşürücü süreleri düzenlemektedir.

Birinci fıkrada, tamyanm iptal davası açma hakkının yanılma veya aldatmanın öğrenildiği veya korkunun etkisinin ortadan kalktığı tarihten başlayarak bir yıl ve herhalde tanımanın üzerinden beş yıl geçmekle düşeceği hükme bağlanmıştır.

İkinci fıkrada, ilgililerin davası hakkının hak düşürücü süreleri yine bir ve beş yıl olarak düzenlenmiş; bir yıllık sürenin davacınm tanımayı ve tamyanm çöcuğuiı babası olamayacağım öğrendiği tarihten, beş«yıllık sürenin.ise yine tanıma tarihinden itibaren işlemeye başlayacağı belirtilmiştir.

Üçüncü fıkrada çocuğun dava haklanın ergin olmasından başlayarak bir yıl geçmekle düşeceği hüküm alana alınmıştır.

Son fıkrada ise, hak düşürücü süreler geçtiği hâlde davanın haklı bir sebeple açılamıyor olması durumu için, haklı sebebin ortadan kalktığı tarihten itibaren bir aylık ek süre tanınmaktadır. İsviçre Medenî Kanununun bu hükmünü karşılayan 260c maddesinin son fıkra hükmünde ise herhangi bir. ek süreden söz edilmemektedir.

Maddede, haklı sebep ortadan kalktıktan sonra davanın ne zamana kadar açılabileceğinin kanunda açıkça düzenlenmesi gerektiğinden harekede, bir aylık bir süre belirlenmesi uygun görülmüştür.

Tasarı/teklif madde 301

→ yürürlükteki madde 301

Madde çocuk ile babası arasındaki soybağının hâkim hükmü ile kurulabilmesi olanağım, bu olanağın gerçekleşmesini dava açma yoluyla sağlayabilecek kişileri, davanın kime karşı açdacağıhı ve kime ihbar edileceğim düzenlemektedir. Yürürlükteki Kanunun 295 inci maddesini karşılayan bu maddede İsviçre Medenî Kanununun 261 inci maddesinden esinlenilmiş olmakla birlikte, İsviçre Medenî Kanununun anılan maddesinin aynen alınması söz konusu değildir.

Birinci fikra ana ve çocuğun, baba ile çocuk arasındaki soybağının mahkemece belirlenmesini isteyebileceklerini, yani ana ve çocuğun babalık davası açabileceklerini hükme bağlamaktadır. Kaynak maddenin birinci fıkrasının aynısıdır. Dava hakkına hem anne hem de çocuk ayn ayrı sahiptirler.

İkinci fıkrada ise, davalılar belirlenmiştir. Bunlar baba ve babanın ölümü hâlinde onun mirasçılarıdır. Kaynak maddede ise, davanın, babaya veya onun ölümü hâlinde, sırasıyla, babanın altsoyuna, anne ve babasına veya kardeşlerine yahut bunlar da yoksa babanm son yerleşim yerindeki yetkili resmî makama karşı açılacağı öngörülmüştür. Buna karşılık davalı olabilecek mirasçılar maddede sınırlanmamış ve resmî makamlar olarak Cumhuriyet savcısı ile babalık davasının dokunduğu çıkartan korunması gereken Hazine dava kendilerine ihbar edilecek kişiler olarak üçüncü fıkraya alınmıştır. Üçüncü fıkra gereğince dava kendisine ihbar edilecek diğer kişi, dava ana tarafından açılmışsa kayyım, kayyım tarafından açılmışsa ana olacaktu4.

- 1 1 7- Cumhuriyet savcısma ihbar zorunluluğu, babalık davalarının kamu düzenini de ilgilendirmesi nedeniyle getirilmiştir.

Tasarı/teklif madde 302

→ yürürlükteki madde 302

Yürürlükteki Kanunun 301 inci maddesini karşılamaktadır ve içerik olarak hem İsviçre Medenî Kanununun 262 nci maddesinin hem de onu örnek alan 1984 tarihli Öntasarının 288 inci maddesinin aynısı olmakla birlikte ifade farklılıkları taşımaktadır.

Maddenin ilk iki fıkrasında babalık karinesi düzenlenmiştir. Birinci fıkrada, esasen, yürürlükteki metnin birinci fıkrasındaki karine tekrar edilmektedir. Böylece, davalının çocuğun doğumundan önceki üçyüzüncü gün ile yüzsekseninci gün arasında ana ile cinsel ilişkide bulunmuş olması, onun babalığına bir karine oluşturacaktır.

İkinci fıkrada ise, yürürlükteki metinde yer almayan bir hususa açıklık getirilmektedir.

Buna göre, birinci fıkrada belirlenen kritik devrenin dışında olsa bile, davalmın ana ile fiilî gebe kalma döneminde cinsel ilişkide bulunduğu tespit edilirse, aynı karine yine geçerli olacaktır.

Üçüncü fıkra, yürürlükteki maddenin son cümlesinde yer alan ve "ciddî şüphe" savunması olarak adlandırılan savunmaya ilişkin belirsizliği ortadan kaldıran açık bir ifadeyle kaleme almmışür. Fıkrada, davalmın, çocuğun babası olmasmm olanaksızbğmı veya bir üçüncü kişinin baba olma olasılığının kendisininkinden daha fazla olduğunu kanıtlaması durumunda, ilk iki fıkrada düzenlenen karinenin geçerliliğinin kaybolacağı hükme bağlanmıştır.

Tasarı/teklif madde 303

→ yürürlükteki madde 303

Yürürlükteki Kanunun 296 nci maddesini karşılamaktadır.

Birinci fıkrada, babalık davasının çocuğun doğumundan önce veya sonra açılabilmesi öngörülmüş olmakla beraber uygulamada davanın daha çok doğumdan sonra açıldığı dikkate alınarak, ananın dava hakkının, doğumdan başlayarak bir yıl geçmekle düşeceği hükme bağlanmıştır. İkinci fıkrada, çocuğun davacı olması durumunda işleyecek bir yıllık süre düzenlenmiş ve bu sürenin, çocuğa kayyım atanmışsa atamanın kayyıma tebliği tarihinde, kayyım atanmamışsa çocuğun ergin olduğu tarihte işlemeye başlayacağı açıkça ifade edilmiştir. Üçüncü fıkrada, çocuğun başka bir erkek ile soybağı ilişkisi varsa, bu ilişki hukuken ortadan kalkmadıkça babalık davası açılamayacağına göre, dava süresinin de bu ilişkinin ortadan kalktığı tarihte işlemeye başlayacağı belirtilmiştir. Dördüncü fıkra ise, haklı sebeple dava süresinin geçirilmiş olması hâlinde, davanın açılabilmesi için, haklı sebebin ortadan kalktığı tarihten itibaren işleyecek bir aylık ek bir süre öngörülmüştür.

Maddede öngörülen süreler, kenar başlığının da gösterdiği üzere, hak düşürücü sürelerdir.

Tasarı/teklif madde 304

→ yürürlükteki madde 304

Maddede babalık davasında, yürürlükteki Kanundan farklı olarak, malî ve şahsî sonuçlu babalık davası ayırımına yer verilmemiş; ancak ananın malî taleplerde bulunma olanağı da doğal olarak gözardı edilmemiştir. Yürürlükteki Kanunun 304 üncü maddesini karşılayan bu madde, ananın gebelik ve doğumdan kaynaklanan giderlerin karşılanmasını isteyebilme olanağını düzenlemektedir, istemin - 1 1 8- muhatabı baba veya -onun ölümü hâlinde- rnirasçılandır. Maddenin üçüncü fıkrasmda bir denkleştirme hükmü yer almaktadır.

DÖRDÜNCÜ AYIRIM EVLÂT EDİNME Bu Ayırımda soybağmm sözleşme ile kurulması olanağı düzenlenmektedir.

Ayırımda yer alan hükümler kaleme alımrken, isviçre Medenî Kanununun 264 ve devamı maddelerinden esinlenilmiştir.

Tasarı/teklif madde 305

→ yürürlükteki madde 305

Yürürlükteki Kanunun 253 üncü maddesini karşılamaktadır.

Maddede, İsviçre Medenî Kanununun 264 üncü maddesi ömek alınmıştır. Madde, henüz ergin olmayanların evlât edinilmelerini, onların evlât edinen tarafından iki yıl süreyle bakılmış ve eğitilmiş olmaları koşuluna bağlamaktadır. Böylece, bir kimsenin bakmadığı ve eğitimine hiçbir katkısı olmadığı herhangi bir küçüğü evlât edinmesi engellenmekte ve bir çeşit deneme süresiyle, tarafların birbirlerini tanımalarına da olanak sağlanmaktadır.

Maddenin ikinci fıkrasmda, evlât edinme işleminin olmazsa olmaz bir koşulu olarak, bu işlemin küçüğün yararına olması gerektiği belirtilmekte ve ayrıca evlât edinme işleminin evlât edinenin diğer çocuklarının yararlarım hakkaniyete aykırı bir şekilde zedelememesi koşulu öngörülmektedir. Hâkime takdir yetkisi tanıyan bu hüküm, yürürlükteki Kanunun 253 üncü maddesinde aranan, evlât edinenin (düzgün soybağlı) altsoyunun bulunmaması şartım, küçüklerin evlât edinilmesi açısından ortadan kaldırmaktadır.

Tasarı/teklif madde 306

→ yürürlükteki madde 306

Madde İsviçre Medenî Kanununun 264a maddesinden bazı değişiklikler yapılmak suretiyle alınmıştır.

Birinci fıkrada, hem birlikte evlât edinmenin ancak birbiriyle evli olan kişilerce yapılabileceği hem de eşlerin (üçüncü fıkra ve bir somaki madde göz önüne alınnsa) kural olarak tek başlarına evlât cdincmeyecekleri hükme bağlanmıştır. Birbiriyle evli olmayan kişiler ise birlikte evlât edinemezler.

İkinci fıkra, eşlerin evlât edinebilmelerini en az beş yıldan beri .birbirleriyle evli olmaları veya otuz yaşmı doldurmuş bulunmaları koşuluna bağlamaktadır. Örneğin ilci yıldan beri evli olmakla birlikte otuz yaşım doldurmuş bulunan eşler evlât edinebilecekleri gibi; otuz yaşmı doldurmuş olmamakla birlikte en az beş yıldır evli olan eşler de evlât edinebilirler. Madde böylece, eşlerin ya evlenme yoluyla ya da yaş itibarıyla belli bir olgunluğa erişmelerini, evlât edinme için gerekli kılmaktadır.

Üçüncü fıkrada, eşlerin birlikte evlât edinmesi gerekliliğine bir istisna getirilmektedir. Buna göre, eşlerden biri diğerinin çocuğunu tek başına evlât edinebilir.

Bunun için, ya eşler en az iki yıldır evli bulunmalıdırlar ya da evlât edinecek eş otuz yaşını doldurmuş olmalıdır.

Maddedeki yaş sının, İsviçre Medenî Kanunundan farklı olarak ve otuz yaşın gerekli olgunluğu sağlayabileceği düşüncesiyle otuzbeşten otuza indirilmiştir.

Tasarı/teklif madde 307

→ yürürlükteki madde 307

Tek basma evlât edinmeyi düzenleyen bu madde, İsviçre Medenî Kanununun 264b maddesinden bazı değişiklikler yapılmak suretiyle alınmıştır.

Birinci fıkraya göre, evli olmayan kişi otuz yaşım doldurmuş ise tek basma evlât edinebilir.

İkinci fıkrada ise, eşlerin ancak birlikte evlât edinebilecekleri kuramım ikinci istisnası yer almaktadır. Buna göre, otuz yaşını doldurmuş olan eş, diğer eşin ayırt etme gücünden sürekli olarak yoksunluğu veya iki yılı aşkın süreden beri nerede olduğunun bilinmemesi ya da mahkeme kararıyla en az iki yılı aşkın süreden beri eşinden ayn yaşamakta olması yüzünden birlikte evlât edinmelerine olanak bulunmadığım kanıtlaması hâlinde, tek basma evlât edinebilir.

Böylece, bir kimse evli ise-ve evliliği de beş yılı doldurmuş ise otuz yaşını doldurmamış olsa bile eşiyle birlikte evlât edinebilecekken; tek basma evlât edinme için her zaman otuz yaşının dolmuş olması gerekmektedir.

Tasarı/teklif madde 308

→ yürürlükteki madde 308

Madde İsviçre Medenî Kanununun 265 inci maddesinden, bu hükmün birinci fıkrasında değişiklik yapılmak suretiyle alınmıştır. Söz konusu değişiklik, kaynak maddedeki onalu yaş farkı sınırının birinci fıkrada onsekize çıkarılmış olmasıdır. İkinci ve üçüncü fıkralar, yürürlükteki Kanunun 254 Üncü maddesini karşılamaktadır.

Tasarı/teklif madde 309

→ yürürlükteki madde 309

Madde İsviçre Medenî Kanununun 265a maddesinden alınmıştır.

Birinci fıkra, ana. ve babasının rızası alınmayan küçüğün evlât edinilemeyeceğini, yürürlükteki Kanunun 254 üncü maddesinin ikinci cümlesini kısmen karşılar şekilde hükme bağlamaktadır. İkinci fıkra, uzanın verilme şeklini düzenlemekte ve üçüncü fıkrada ise, verilen rızanın, evlât edinenlerin adlan belirtilmemiş veya evlât edinenler henüz belirlenmemiş olsa dahi geçerli olacağı hükme bağlanmaktadır.

Tasarı/teklif madde 310

→ yürürlükteki madde 310

Ana ve babanın verdiği rızanın zamanım ve geri alınma koşullarını düzenleyen bu madde İsviçre Medenî Kanununun 265b maddesinden aynen alınmıştır.

Ana ve baba çocuklannın evlât edinilmesine ilişkin nzalannı en erken çocuğun doğumundan altı hafta geçtikten sonra verebilir ve bu nzayı da tutanağa geçirilme tarihinden itibaren altı hafta geçmeden -aynı usulle- geri alabilirler. Ancak, geri almadan sonra yeniden rıza verilirse, artık bunun geri alınması mümkün değildir.

Tasarı/teklif madde 311

→ yürürlükteki madde 311

Hükümde sınırlayıcı olarak sayılan hâllerden biri kendisi açısından gerçekleşmiş olan ana veya babamn nzasının aranmayacağuu belirten bu madde İsviçre Medenî Kanununun 265 c maddesinden alınmıştır. Madde, esasen, yürürlükteki Kanunun 254a maddesinin kısmen yeniden kuleme alınmış şeklidir. Maddenin (II) numaralı bendindeki özen gösterme ihlâli, çocuğa karşı ciddî özen yükümlülüğünün - 1 20 — yeterince yerine gçtirilmemesidir. Özen yükümlülüğünün yeterince yerine getirilip getirilmediğini, takdir yetkisine dayanarak hâkim değerlendirir.

Tasarı/teklif madde 312

→ yürürlükteki madde 312

Madde İsviçre Medenî Kanununun 265d maddesinden alınmıştır.

Birinci fıkra, küçüklerin evlât edinilmek amacıyla bu işlerle görevli bir kuruma yerleştirilmesi ve ana-babadan birinin rızasının bulunmaması hâlinde, evlât edinen veya evlât edinmeye aracılık yapan kurumun istemi üzerine, kural olarak küçüğün yerleştirilmesinden önce, hâkimin bu rızanın aranıp aranmamasına karar vermesini düzenlemektedir. Yetkili mahkeme, küçüğün yerleşim yeri mahkemesidir.

İkinci fıkra, birinci fıkradaki durum dışmda kalan hâllerde ana ve babanın rızasının aranıp aranmayacağı hususunda evlât edinme usulüne ilişkin maddelere yollama yapmakta; üçüncü fıkra ise, ana ve babadan birinin küçüğe Özen yükümlülüğünün yeterince yerine getirmemesi sebebiyle rızasının aranmaması karannın, bu ana veya babaya yazılrolarak bildirileceğini hükme bağlamaktadır.

Tasarı/teklif madde 313

→ yürürlükteki madde 313

Erginlerin ve kısıtlıların evlât edinilmesi koşullarını düzenleyen bu madde, İsviçre Medenî Kanununun 266 ncı maddesinden alınmıştır.

Üç bentten oluşan birinci fıkrada, erginlerin veya kısıtlıların hangi hâllerde evlât edinilebilecekleri, alternatif şartlar olarak, ancak sınırlayıcı bir şekilde sayılmaktadır. Üç alternatif hâlde de geçerli olan ortak koşul, fıkranın ilk cümlesine göre, evlât edinenin altsoyunun bulunmamasıdır: Yürürlükteki Kanunun 253 üncü maddesinde ise, altsoya sahip olmama koşulu hem erginlerin hem de küçüklerin evlât edinilmesinde aranmaktadır. Fıkranın (3) numaralı bendindeki "Diğer haklı sebepler mevcut... ise*' deyimi, "yukarıda sayılanlardan başka haldi sebepler mevcut ise ..." anlamındadır.

İkinci fıkrada, evli kişinin ancak eşinin rızasıyla evlât edinilebileceği hükme bağlanmakta ve son fıkrada ise, bu maddede getirilen ayrık kurallar dışmda, küçüklerin evlât edinilmesine ilişkin hükümlerin kıyas yoluyla, ergin ve kısıtlıların evlât edinilmesinde de uygulanacağı açıklanmaktadır.

Tasarı/teklif madde 314

→ yürürlükteki madde 314

Evlât edinmenin hukukî sonuçlarını düzenleyen bu madde, yürürlükteki Kanunun 257 nci maddesini karşılamaktadır.

Birinci fıkrada, ana ve babaya ait hak ve yükümlülüklerin (velayetin ve velayetten doğan hak ve yükümlülüklerin) evlât edinmenin gerçekleşmesiyle birlikte evlât edinene geçeceği hükme bağlanmaktadır.

İkinci fıkrada, evlât edinmenin mirasçılık üzerindeki etkileri düzenlenmiştir.

Buna göre, evlâtlık, evlât edinenin mirasçısı olur, ancak kendi ailesine karşı kan bağından doğan mirasçılığım da korur.

Üçüncü fıkrada, evlâtlığın ergin olmaması hâlinde evlât edinenin soyadmı alacağı; evlât edinenin isterse, ergin olmayan evlâtlığa yeni bir ad verebileceği ve ergin olan evlâtlığın işe, ancak evlât edinme şuasında o isterse, evlât edinenin soyadını alabileceği hükme bağlanmaktadır. Böylece, evlâtlık ergin ise, evlât edinenin soyadmı kendiliğinden almış olmaz; onun evlât edinenin soyadını alıp almaması tamamen kendi seçimine bağlıdır.

Dördüncü fıkra, eşler tarafından evlât edinilen ve ayırt etme gücüne sahip olmayan küçüklerin nüfus kaydına ana ve baba adı olarak evlât edinen eşlerin adlarının yazılacağını düzenlemektedir.

Nüfus idaresine hitap eden bir düzenleme hükmü olan beşinci fıkra ise, evlâtlığın miras ve başka haklannm zedelenmemesi, aile bağlarının kaybolmaması için alınması gerekli önlemleri göstermektedir.

Maddenin son fıkrası, evlât edinme işleminin dokunduğu menfaatler göz önüne alınarak getirilen bir gizlilik kuralıdır.

Tasarı/teklif madde 315

→ yürürlükteki madde 315

Madde ilk fıkrada yapılan bazı gerekli değişiklikler dışında, îsviçre Medenî Kanununun 268 inci maddesinden alınmıştır.

Birinci fıkrada, evlât edinmenin, evlât edinenin veya birlikte evlât edinmede eşlerden birinin oturma yeri mahkemesince verilecek bir kararla gerçekleşeceği hükme bağlanmış; ikinci fıkrada, evlât edinenin evjât edinme başvurusundan sonra ölmesinin veya ayırt etme gücünü kaybetmesinin, evlât edinmenin diğer koşullan bundan etkilenmemiş olmak koşuluyla, evlât edinmeye engel olmayacağı düzenlenmiş ve son fıkrada da, küçüğün başvurudan sonra ergin olması hâlinde, koşullan daha önceden yerine getirilmiş olmak kaydıyla, küçüklerin evlât edinilmesine ilişkin hükümlerin uygulanacağı belirtilmiştir.

Tasarı/teklif madde 316

→ yürürlükteki madde 316

İsviçre Medenî Kanununun 268a maddesinden alınan bu maddede, hâkimin evlât edinme karan vermeden önce ciddî bir araştırma yapması zorunluluğu ile bu araştırmanm kapsam ve içeriği düzenlenmektedir. Evlât edinme şahsa bağlı bir hak olduğundan, hâkim, evlât edinenin şahsî durumu hakkında tam bir kanaata sahip olmak bakımından, evlât edinen ile evlât edinileni birlikte dinleyecektir.

Hâkim bu araştırmayı yaparken örneğin, Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu gibi koruyucu kurum ve kuruluşların bu konudaki yazılı görüşlerinden de yararlanabilecektir.

Tasarı/teklif madde 317

→ yürürlükteki madde 317

Bu ve bunu takip eden iki maddede, evlatlık ilişkisinin kaldınlması düzenlenmektedir. Madde, îsviçre Medenî Kanunu 269 uncu maddesinin birinci fıkrasından alınmıştır. Buna göre, evlât edinmede nzası alınması gereken kişilerin nzası yasal sebep bulunmaksızın alınmamışsa, bu kişiler evlâtlık ilişkisinin kaldınlması için dava açabilirler. Ancak evlâtlık ilişkisinin kaldınlması evlâtlığın menfaatini ağır biçimde zedeleyecek olursa, iptal davası açılamaz.

Tasarı/teklif madde 318

→ yürürlükteki madde 318

Madde bazı değişikliklerle, îsviçre Medenî Kanununun 269a maddesinden alınmıştır ve evlât edinme işleminin nzanın bulunmaması dışında kalan sebeplerle iptaline ilişkindir.

Birinci fıkra, evlât ediıunc işleminin esasa ilişkin noksanlıklardan biriyle sakatlanmış olması hâlinde, Cumhuriyet savcısı veya her ilgili tarafından evlâtlık işleminin kaldırılmasının istenebileceğini hükme bağlamaktadır.

İkinci fıkraya göre ise, noksanlıkların sonradan ortadan kalkmış olması hâlinde ilişkinin kaldırılması yolu tamamen kapatılmaktadır. Buna karşılık sadece usule ilişkin - 1 2 2- noksanlıklar devam etmekle birlikte bunlara dayanarak ilişkinin kaldmlması yoluna gitme, evlâtlığın menfaatini ağır biçimde zedelemeyecekse bu yola gidilebilinecektir.

Tasarı/teklif madde 319

→ yürürlükteki madde 319

İptal davasının tâbi olduğu hak düşürücü süreleri düzenleyen bu madde, İsviçre Medenî Kanununun 269b maddesinden aynen alınmıştır.

Tasarı/teklif madde 320

→ yürürlükteki madde 320

Evlât edinme işlemlerinde aracılık faaliyetlerini düzenleyen bu madde, bazı gerekli değişiklikler dışında, İsviçre Medenî Kanununun 269c maddesinden alınmıştır.

İkinci fıkrada ise, aracılık faaliyetlerinin yürütülmesine ilişkin kuralların tüzükle düzenleneceği hükme bağlanmıştır.

Maddeye göre Devlet, küçüklerin evlât edinilmesine ilişkin aracılık faaliyetlerini bizzat kendi kurumlan aracılığı ile yerine getirecektir.

BESİNCİ AYIRIM SOYBAGININ HÜKÜMLERİ Yürürlükteki Kanunun 259 ilâ 261 inci maddelerinin yer aldığı "Nesep Sıhhatinin Hükümleri" başlıklı Faslını karşılayan bu Ayınmda soybağımn genel hükümleri düzenlenmektedir.

Tasarı/teklif madde 321

→ yürürlükteki madde 321

Yürürlükteki Kanunun 259 uncu maddesini karşılamaktadır.

Madde, îsviçre Medenî Kanununun (birinci fıkrası 1978 tarihinde yürürlüğe giren 1976 tarihli, ikinci fıkrası ise 1988 tarihinde yürürlüğe giren 1984 tarihli kanunlarla düzenlenen) 270 inci maddesinden alınmıştır.

Maddeye göre çocuk, ana ve baba birbirleriyle evli ise ailenin, birbirleriyle evli değilse yani çocuk yasal olmayan bir birleşme sonucunda dünyaya gelmişse ananın soyadını taşır. Baba ile çocuk arasında tanıma ve babalık hükmü ile soybağı kurulduğu hâlde dahi çocuk ananın soyadını alacaktır. Bu durumda, eğer ana önceki evliliğinden dolayı çifte soyadı taşıyorsa, çocuk ananın bekârlık yani ilk (kızlık) soyadını alır.

Fakat, ana ve babanın birbirleriyle evli olmamalan hâlinde çocuğun ananın soyadını taşıyacağı yolundaki hükmün, ana ve babası evli olan çocuğun ana ve babasının evliliğinin sonradan sona ermesi hâlini kapsamadığına dikkat edilmesi gerekir. Başka bir ifadeyle, evliliğin sona ermesi, çocuğun soyadının değişmesine yol açmaz.

Tasarı/teklif madde 322

→ yürürlükteki madde 322

Yürürlükteki Kanunun 260 mcı ve İsviçre Medenî Kanununun 272 nci maddelerini karşılayan bu madde, ana, baba ve çocuğun karşılıklı hak ve yükümlülüklerini düzenlemektedir. Madde, yürürlükteki metae göre daha an bir Türkçe ve daha kapsamlı bir ifadeyle yeni baştan kaleme alınmıştır.

Tasarı/teklif madde 323

→ yürürlükteki madde 323

Madde yürürlükteki Kanunda mevcut değildir; isviçre Medenî Kanununun 273 üncü maddesinden alınmıştır.

- 1 23 — Maddede, ana ve babanın, velayetleri altında bulunmayan veya kendilerine bırakılmayan çocuk ile uygun bir biçimde kişisel ilişki kurulmasmı isteme hakkına sahip oldukları şeklindeki doğal ilke, açık bir Medenî Kanun hükmü olarak kaleme alınmıştır.

Maddede, çocuğun ana ve babaya bırakılmamış olmasıyla kastedilen, esasen velayet hakkı ana ve babadan alınmamakla (nezedilmemelde) birlikte, çocuğun başka bir kimsenin koruma (himaye) ve gözetimine bırakılmış olmasıdır ki, bu husus Kanunun 347 nci maddesinde düzenlenmiş bulunmaktadır.

Diğer taraftan, bu madde, bir bakıma 182 nci maddede düzenlenen, boşanan eşlerden velayetin kullanılması kendisine verilmeyen eşin çocuk ile kişisel ilişki kurma haklanın da dayanağıdır. 182 nci madde hükmü ise, boşanma hâlinde, velayet hakkmm kullanılmasının hangi eşe bırakılacağının ve boşanan eşin (veya, çocuk vesayet altında ise, eşlerin) çocuk ile kişisel ilişki kurma hakkmm nasıl kullanılacağının hâkim tarafından kararlaştırılmasına ilişkindir.

Tasarı/teklif madde 324

→ yürürlükteki madde 324

Yürürlükteki Kanunda bulunmayan ve İsviçre Medenî Kanununun 274 üncü maddesinin ilk iki fıkrasını örnek alan bu maddede, ana ve babanın çocuk ile bir önceki madde gereğince kurabilecekleri kişisel ilişkilerinin sınırları belirlenmiştir.

Birinci fıkraya göre, ana ve babadan her biri çocuğun diğeri ile kişisel ilişkisini zedelemekten ve çocuğun eğitilmesini ve yetiştirilmesini engellemekten kaçınmak zorundadır.

İkinci fikrada ise, ana ve babanın çocuk iİe kişisel ilişki kurma taleplerinin reddedilebileceği veya bu hakkın ellerinden alınabileceği hâller sayılmaktadır. Buna göre, kişisel ilişki sebebiyle çocuğun huzurunun tehlikeye girmesi, ana ve babanın bu haklarını birinci fıkrada öngörülen yükümlülüklerine aykın olarak kullanmaları veya çocuk ile ciddî olarak ilgilenmemeleri yahut başka önemli sebeplerin varlığı hâlinde, kişisel ilişki kurma talebi reddedilebilir ya da kişisel ilişki kurma hakkı ana ve babadan alınabilir.

Tasarı/teklif madde 325

→ yürürlükteki madde 325

Yürürlükteki Kanunda mevcut olmayan ve İsviçre Medenî Kanununun 274a maddesinden alman bu maddede, ana ve baba dışında kalan üçüncü kişilerin, özellikle de hısımların, olağanüstü sebeplerin varlığı hâlinde ve çocuğun menfaatine uygun düştüğü Ölçüde, çocuk ile kişisel ilişki kurabilecekleri hükme bağlanmaktadır. Madde, bugün sadece büyükana ve büyükbabaların torunlarıyla kişisel ilişki kurma haklan açısından bir Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararıyla sonuca bağlanmış olan bir sorunu, üçüncü kişilerin çocuk ile kişisel ilişki kurmaları için gerekli olan koşullan da belirten bir Medenî Kanun hükmüyle açıklığa kavuşturmak amacım taşımaktadır.

İkinci fikrada, ana ve babanın çocuk ile kişisel ilişki kurma haklanyla ilgili sınırlamaların burada da kıyas yoluyla uygulanacağı belirtilmiştir.

Tasarı/teklif madde 326

→ yürürlükteki madde 326

Madde İsviçre Medenî Kanununun 275 inci maddesinden alınmıştır.

- 1 2 4- Birinci fıkrada, ana ve babamn yahut üçüncü kişilerin çocuk ile kişisel ilişki kurmasıyla ilgili düzenlemeleri yapacak yetkili mahkeme belirlenmekte, ikinci fıkrada boşanmaya ve evlilik birliğinin korunmasına ilişkin yetki kurallarının sakh olduğu belirtilmektedir.

Son fıkrada ise, çocuk velayetleri altında bulunmayan veya çocuk kendisine bırakılmamış olan ana ve/veya babamn yahut üçüncü kişilerin çocuk ile kişisel ilişki kurmalarına ilişkin mahkemece bir düzenleme yapılıncaya kadar, bu kişisel ilişkinin, ancak velayet hakkına sahip ana ve/veya babamn yahut çocuk kendisine bırakılmış olan kişinin rızasıyla kurulabileceği hükme bağlanmaktadır. Böylece örneğin çocuğun hısımları, mahkemece bir karar verilinceye kadar, velayet hakkına sahip ana ve babamn nzası olmadıkça veya babadan velayet alınmışsa (nezedilmişse) ve velayet anada ise, ananın nzası olmadıkça ve mahkemece düzenleme yapılıncaya kadar baba, ananın nzası olmadıkça yahut çocuğun koruma ve gözetimi bir başka kimseye bırakılmışsa, mahkemece düzenleme yapılmcaya kadar, ana ve baba, çocuk kendisine bırakılan bu kişinin nzası olmadıkça, çocuk ile kişisel ilişki kuramayacaklardır.

Tasarı/teklif madde 327

→ yürürlükteki madde 327

Yürürlükteki Kanunun 261 inci maddesini karşılamaktadır.

Madde 1984 tarihli Öntasarının 247 nci maddesinden bazı değişikliklerle ve daha an bir Türkçeyle iki fıkra hâlinde yeniden kaleme alınmıştır. Esaslı bir hüküm değişikliği yoktur.

Bu maddede düzenlenen, ana ve babamn çocuklarına bakma, onu koruma ve eğitme ödevlerinin velayet hakkından bağımsız olduğu açıktır. Yani velayet hakkı kendisinden alınmış olsa dahi onların bu ödevleri yine de devam edecektir. Maddede, yürürlükteki hukukta olduğu gibi, bir tabiî hukuk kuralının pozitif hukuk kuralı hâline getirilmiş olması söz konusudur.

Tasarı/teklif madde 328

→ yürürlükteki madde 328

Yürürlükteki Kanunda bu maddeyi karşılayan bir hüküm yoktur.

Maddenin yazımında, İsviçre Medenî Kanununun 277 nci maddesini göz önünde tutan 1984 tarihli Öntasarmın 248 inci maddesi örnek alınmıştır.

Birinci fikra, ana ve babanın bakım borcunun çocuğun ergin olmasma kadar devam edeceği kuralını koymaktadır. Ancak ikinci fıkraya göre, çocuk ergin olmuş olsa bile, bakım borcu, çocuğun eğitiminin sona ermesine kadar, ana ve babadan durum ve koşullara göre beklenebilecek ölçüde olmak üzere devam edebilir.

Tasarı/teklif madde 329

→ yürürlükteki madde 329

Yürürlükteki Kamında bu maddeyi karşılayan bir hüküm yoktur.

Madde, günümüz diline uygun olarak bazı değişiklikler yapılmak suretiyle 1984 tarihli öntasarmın 249 uncu maddesinden alınmıştır.

Birinci ve ikinci fıkralarda, uygulamadaki duraksamalan da gidermek üzere, küçüğe fiilen bakan ana veya babanm diğerine karşı çocuk adma nafaka davası açabileceği düzenlenmiş ve ayırt etme gücüne sahip olmayan küçük için, gereken hâllerde ana ve babaya karşı nafaka davasının kayyım ya da varsa vasi tarafından açabileceği belirtilmiştir.

Üçüncü fıkrada ise, ayırt etme gücüne sahip küçüğün de herhangi bir izne tâbi olmadan tek basma nafaka davası açabileceği hükme bağlanmaktadır. Çünkü ayırt - 1 2 5- etme gücüne sahip küçüğün nafaka istemesi kişiye sıkı sıkıya bağlı bir hakkın kullanılması niteliğindedir ve küçük için önemli bir malî külfete de yol açmaz.

Tasarı/teklif madde 330

→ yürürlükteki madde 330

Yürürlükteki Kanunda bu maddeyi karşılayan bir hüküm yoktur.

Maddede İsviçre Medenî Kanununun 285 inci maddesinin birinci fıkrasından etkilenen 1984 tarihli Öntasarının 250 nci maddesi örnek alınmıştır. Birinci fıkrada, nafakanın belirlenmesinde dikkate alınacak hususlar düzenlenmiş; ikinci fıkrada ise, belirlenecek nafakanm her ay peşin olarak ödeneceği belirtilmiştir. Üçüncü fıkrada da, hâkimin istem hâlinde, irat biçiminde ödenmesine karar verilen nafakanm gelecek yıllarda tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına göre ödenmesi gereken miktarı belirleyebileceği öngörülmüştür.

Tasarı/teklif madde 331

→ yürürlükteki madde 331

Yürürlükteki Kanunda bulunmayan bu hüküm de 1984 tarihli Öntasarının 251 inci maddesinden alınmıştır. Maddede, çocuğun ihtiyaçlarında veya ana ve babanın ödeme gücünde veya benzeri hayat koşullarının değişmesi hâlinde, hâkim tarafmdan nafaka miktarmın yeniden belirlenmesi veya nafakanm tamamen kaldırılması olanağı düzenlenmiştir.

Tasarı/teklif madde 332

→ yürürlükteki madde 332

Yürürlükteki Kanunda bulunmayan ve nafaka davasmda geçici önlem alınabilmesi olanağım genel olarak düzenleyen bu madde, İsviçre Medenî Kanununun 281 inci maddesinin ilk iki fıkrasından alınmıştır. Birinci fıkra, hâkimin nafaka davası süresince gerekli olan önlemleri alabileceğini hükme bağlamaktadır.

Ancak hâkim, bu önlemleri kendiliğinden değil, davacının istemi üzerine alabilir.

İkinci fıkrada ise, hâkimin, soybağmın tespiti hâlinde, davalıyı uygun nafaka miktarını depo etmeye veya geçici olarak ödemeye mahkûm edebileceği hükme bağlanmıştır.

İkinci fıkrada düzenlenen de bir geçici önlemdir.

Tasarı/teklif madde 333

→ yürürlükteki madde 333

İsviçre Medenî Kanununun 282 ve 283 üncü maddelerinden esinlenilerek fakat onlardan farklı bir şekilde kaleme alman bu maddede, babalık davası ile birlikte nafaka istenmesi hâlinde alınacak bir geçici önlem düzenlenmektedir. Buna göre, hâkim babalık olasılığım kuvvem' bulursa, hükümden önce çocuğun ihtiyaçlarının karşılanması için uygun bir nafakanm ödenmesine karar verebilecektir.

Tasarı/teklif madde 334

→ yürürlükteki madde 334

Yürürlükteki Kanunda bulunmayan bu madde, İsviçre Medenî Kanununun 292 nci maddesini örnek almaktadır. Maddede, ana ve babanın nafaka yükümlülüklerini ileride de yerine getirmeyeceklerine dair veri oluşturan bazı hâller sayılmakta ve bunların varlığı hâlinde hâkimin, ana ve babayı uygun bir güvence sağlamaya mahkûm edebileceği yahut başka önlemlerin alınmasına karar verebileceği hükme bağlanmaktadır. Maddeye göre, güvence sağlanmasını veya başka önlemler alınmasını gerektiren hâller, seçimlik olarak, ana ve babamn nafaka yükümlülüklerini sürekli olarak ve ısrarla yerine getirmemeleri veya kaçma hazırlığı içinde bulunduklarının anlaşılması ya da mallarını gelişigüzel harcadıklarının yahut heba ettiklerinin açıkça görülmesidir. Bu koşullardan biri kendi açısından gerçekleşmiş olan nafaka yükümlüsünden istenebilecek güvencenin veya bunun dışmda alınacak Önlemlerin ne olduğu maddede belirtilmemiş, bu hususta hâkime takdir yetkisi bırakılmıştır. Böylece, istenecek güvence aynî veya şahsî bir güvence (rehin veya kefalet) olabileceği gibi, alınacak diğer önlem de örneğin belli bir miktar paramn hâkimin göstereceği bir banka hesabma depo edilmesi olabilir.

ALTINCI AYIRIM VELAYET Bu Ayırımda, soybağının özel bir hukukî sonucu olarak "Velayet" düzenlenmiştir. Ayırım, yürürlükteki Kanunun Aile Hukuku Kitabı'ıun İkinci Kısmının Yedinci Babının Beşinci Faslım karşılamaktadır. Ayırımda yer alan maddelerin bazıları, İsviçre Medenî Kanununun 1976 tarihli değişikliğinden esinlenmiş, bazıları yürürlükteki Kanundan, bazıları ise 1984 tarihli Ûntasandan alınmıştır.

Tasarı/teklif madde 335

→ yürürlükteki madde 335

Ergin olmayan çocuğun velayet hakkının ana ve babaya ait olduğunu, yasal sebep olmadıkça velayetin ana ve babadan alınamayacağını ve hâkim vasi atanmasına gerek görmedikçe yani kural olarak kısıtlanan ergin çocukların bile ana ve babanın velayeti altında olacağını düzenleyen bu hüküm, yürürlükteki Kanunun 262 nci maddesinden sadeleştirilmek suretiyle alınmıştır. Hüküm değişikliği yoktur.

Tasarı/teklif madde 336

→ yürürlükteki madde 336

Madde İsviçre Medenî Kanununun 297 nci maddesinden aynen alınmıştır.

Birinci fıkrada, evlilik devam ettiği sürece ana ve babanın velayeti birlikte kullanacakları şeklinde yürürlükteki Kanunun 263 üncü maddesinin birinci cümlesinde dile getirilen kural korunmuştur. Ancak yürürlükteki metnin ikinci cümlesindeki "Anlaşamazlarsa, babanın reyi muteberdir" hükmü, kadın erkek eşitliğine aykın bulunduğu için, maddeye alınmamıştır.

İkinci fıkrada,' eşlerin ortak yaşamlarına fiilen son verilmesi veya ayrılık hâlinin gerçekleşmesi durumunda, velayetin kime verileceğinin hâkim kararıyla belirleneceği hükme bağlanmıştır.

Üçüncü fıkrada ise, ana ve babadan birinin ölümü hâlinde velayetin sağ kalana, boşanma hâlinde ise çocuk kendisine bırakılan tarafa ait olduğu düzenlenmektedir.

Fıkra, esasen, yürürlükteki Kanunun 264 üncü maddesinin birinci fıkrasının sadeleştirilmiş hâlidir.

Tasarı/teklif madde 337

→ yürürlükteki madde 337

Madde İsviçre Medenî Kanununun 298 inci maddesinden alınmıştır. Maddeye göre, ana ve babanın evli olmaması hâlinde velayet kural olarak anaya ait olmakla birlikte; eğer ana ölmüşse, küçükse ya da kısıtlanmışsa veya velayet anadan alınmışsa, hâkim, çocuğun menfaatine göre, velayeti ya babaya verir ya da çocuğa bir vasi atar.

- 1 2 7-

Tasarı/teklif madde 338

→ yürürlükteki madde 338

Yürürlükteki Kanunda bu maddeyi karşılayan bir hüküm yoktur.

Madde, İsviçre Medenî Kanununun 299 uncu maddesinden esinlenen 1984 tarihli ûntasarımn 254 üncü maddesinden alınmıştır. Bir kimsenin, ergin olmayan üvey çocuklarına da özen ve ilgi göstermesini, bu üvey çocuklar üzerinde velayeti kullanan eşine uygun bir şekilde yardımcı olmasını ve durumun gerektirdiği ölçüde bu çocuğun ihtiyaçları için onu temsil etmesini hükme bağlayan bu madde, bir sosyal ahlâk gerekliliğini Medenî Kanunda yer alan bir özel hukuk kuralı düzeyine çıkarmaktadır.

Tasarı/teklif madde 339

→ yürürlükteki madde 339

Madde kısmen yürürlükteki Kanunun 264 üncü maddesinin ikinci ve üçüncü fıkralarını karşılamaktadır. Yürürlükteki maddenin birinci fikrası velayetin kapsamıyla ilgili olmadığı için, bu maddeye alınmıştır.

Madde, isviçre Medenî Kanununun dört fıkralık 301 inci maddesi hükmü örnek alınmak suretiyle beş fıkra hâlinde kaleme alınmıştır.

Birinci fıkraya göre, ana ve baba çocuğun menfaatini göz önünde tutarak onun bakımı ve eğitimi hususunda karar alır ve uygularlar.

İkinci fıkra ise, içerik olarak, yürürlükteki Kanunun 264 üncü maddesinin ikinci fıkrasının birinci cümlesi hükmüyle aynıdır.

Üçüncü fıkradaki hüküm, velayet altındaki ayırt etme gücüne sahip çocuğun kendi işlerinde olanak bulundukça söz sahibi olabilmesindeki yarar fikrine dayanmaktadır. Yürürlükteki metnin ikinci fıkrasında yer alan, beden ve akılca sakatlarla ilgili olan hüküm, bir sonraki "Eğitim" kenar başlıklı maddeye alınmıştır.

Dördüncü fıkra, yürürlükteki Kanunun 262 nci maddesinin birinci cümlesinde dile getirilen ve çocuğun yasal sebep olmadıkça ana ve babadan alınamayacağını ifade eden esas ile birlikte çocuğun da evi ana ve babasının rızası dışında terkedemeyeceğini belirtmektedir.

Beşinci fıkra, yürürlükteki Kanunun 264 üncü maddesinin son fıkrasındaki kuralı tekrar etmektedir.

Tasarı/teklif madde 340

→ yürürlükteki madde 340

İsviçre Medenî Kanununun 302 nci maddesinin ilk iki fıkrasını örnek alan 1984 tarihli Öntasarının 256 nci maddesinin birinci fıkradaki bazı ifade ve terim farklılıkları dışında içerik bakımından aynıdır. Maddede sadece meslekî eğitim değil, onu da kapsamak üzere, genel olarak' eğitim düzenlenmiştir. Madde, yürürlükteki Kanunun 264 üncü maddesinin ikinci fıkrasının ikinci cümlesi hükmünü karşılamakla birlikte, o hükme göre daha kapsamlı ve açık bir ifadeyle kaleme alınmıştır.

Tasarı/teklif madde 341

→ yürürlükteki madde 341

Madde 1984 tarihli öntasarının 257 nci maddesinden, ifadede bazı değişiklikler yapılmak suretiyle aynen alınmıştır ve yürürlükteki Kanunun 266 nci maddesini karşılamaktadır. Yürürlükteki metne göre bir hüküm değişikliği yoktur.

Tasarı/teklif madde 342

→ yürürlükteki madde 342

Yürürlükteki Kanunun 268 inci ve kısmen 269 uncu maddelerini karşılayan bu madde, İsviçre Medenî Kanununun 304 üncü maddesini örnek alan 1984 tarihli Öntasarının 259 uncu maddesinden alınmıştır.

- 1 2 8- Birinct fıkrada, yürürlükteki metne göre hüküm değişikliği yoktur.

İkinci fıkra, iyiniyetli üçüncü kişileri korumak amacıyla düzenlenmiştir.

îyiniyetli üçüncü kişilere çocuğun temsili konusunda ana ve babadan her birinin diğerinin rızasıyla hareket ettiğini varsayma olanağı tanınmıştır. Zira Kanun, velayetin kullamlmasında ana ve babanın birlikte hareket etmesi ve hiç birine üstünlük tanınmaması ilkesini benimsemiştir.

Üçüncü fıkra, yürürlükteki Kanunim 269 uncu maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesini karşılamaktadır ve çocuğun temsilini ilgilendirdiği için bu maddeye alınmıştır.

Tasarı/teklif madde 343

→ yürürlükteki madde 343

Yürürlükteki Kanunun 269 uncu maddesini kısmen karşılamaktadır.

Madde, İsviçre Medenî Kanununun 305 inci maddesini Örnek alan 1984 tarihli Öntasarının 260 mcı maddesinin aynıdır. Yürürlükteki metne göre hüküm değişikliği yoktur. Yalmz yürürlükteki metnin birinci fıkrasınm ikinci cümlesi Tasannm bir önceki maddesine alınmıştır.

Tasarı/teklif madde 344

→ yürürlükteki madde 344

Yürürlükteki Kanunun 270 inci maddesini karşılamaktadır. İsviçre Medenî Kanununun 306 ncı maddesinin birinci fıkrasını örnek alan 1984 tarihli Öntasannm 261 inci maddesinden alınmıştır. Yürürlükteki metne göre hüküm değişikliği yoktur; ancak ana ve babanın borç altına girmesinde mal rejimine atıf yapılmasına gerek görülmemiştir.

Tasarı/teklif madde 345

→ yürürlükteki madde 345

Madde 1984 tarihli Öntasannm 262 nci maddesinden alınmıştır.

Yürürlükteki metinde yer, alan "hususi vasi"nin kayyım olduğu açıklığa kavuşturulmuştur. Hüküm değişikliği yoktur.

Tasarı/teklif madde 346

→ yürürlükteki madde 346

Yürürlükteki Kanunun 272 nci maddesini karşılayan bu madde, 1984 tarihli Öntasannm 263 üncü maddesinden bazı ufak ifade değişiklikleri yapılmak suretiyle alınmıştır. Yürürlükteki metinde yer alan ana ve babanın "vazifelerini ifa etmemeleri" koşulu dar görülmüş ve çocuğun menfaati ve gelişmesinin tehlikeye düşmesi, ana ve babanın bu duruma çare bulamamaları veya buna güçlerinin yetmemesi hâlini de kapsayacak şekilde daha geniş bir ifade şekli tercih edilmiştir.

Tasarı/teklif madde 347

→ yürürlükteki madde 347

Yürürlükteki Kanunun 273 üncü maddesini karşılayan bu madde, ifadede bazı değişiklikler yapılmak suretiyle, 1984 tarihli Öntasannm 264 üncü maddesinden alınmıştır. Yürürlükteki metne göre hüküm değişikliği yoktur.

Tasarı/teklif madde 348

→ yürürlükteki madde 348

Yürürlükteki Kanunun 274 üncü maddesini karşılayan bu hüküm, İsviçre Medenî Kanununun 311 inci maddesinden alınmıştır.

Maddenin birinci fıkrası, velayetin bu maddede öngörülen sebeplerle kaldırabilmesinin ana koşulunu hükme bağlamıştır. Buna göre, velayetin kaldınlabilmesi için çocuğun korunmasıyla ilgili diğer önlemlerin uygulanmış ve bundan bir sonuç alınmamış ya da bu önlemlerin daha başlangıçta yetersiz kalacağının - 1 2 9- anlaşılmış olması gerekir. Önceden aldığı önlemlerden bir sonuç alamayan veya alınması söz konusu olabilecek önlemlerin hiçbirinin sonuç vermeyeceğini daha baştan anlayan hâkim, aşağıdaki sebeplerden birinin varlığı hâlinde, velayetin kaldırılmasına karar vermelidir.

Velayetin kaldırılması sebeplerinden birincisi, maddenin ilk fıkrasının (1) numaralı bendine göre, ana ve babanm velayet görevini bazı sebeplerle gereği gibi yerine getirememesidir. Görevin gereği gibi yerine getirilememesi ana ve babamn deneyimsizliği veya hastalığı ya da özürlü olması yahut başka bir yerde bulunması sebebiyle meydana gelebileceği gibi, başka bir sebeple de meydana gelebilir. Böylece, (1) numaralı bentteki bu sayım sınırlı bir sayım değildir. Sayımda yer alan sebeplerin ortak özelliği, velayet görevinin gereği gibi yerine getirilmesini engelleyen ve belli bir süreklilik arzeden sebepler olmasıdır. Bu bentte yapılan ve velayet görevinin yerine getirilmesini engelleyen sebepler sınırlayıcı olmadıkları için, bu maddede, yürürlükteki . metinden farklı olarak, yer almayan "kısıtlılık" da velayet görevinin gereği gibi yerine getirilmesini engelleyen sebepler arasında değerlendirilecektir; çünkü, "kısıtlı" bir kişinin, o kişi ayırt etme gücüne sahip olsa bile, zaten kendisi sınırlı ehliyetsiz olan bir kişi olarak, velayet görevini gereği gibi yerine getiremeyeceği açıktır. Kısıtlı ayırt etme gücüne sahip değilse, o zaman da tam ehliyetsizdir ve elbetteki o da -öncelüdebu bendin kapsamına girer.

Maddenin birinci fıkrasının (2) numaralı bendinde belirtilen ikinci sebep ise, ana ve babanm çocuğa yeterli ilgiyi göstermemesi veya ona karşı olan yükümlülüklerim ağır bir biçimde savsaklamasıdır.

Maddenin üçüncü fikrasma göre, velayet ana ve babanm her ikisinden de kaldırılırsa, çocuğa bir vasi atanır.

Son fıkrada ise, kaldırma kararında aksi belirtilmedikçe, velayetin kaldırılmasının mevcut ve doğacak bütün çocuktan kapsayacağı hükme bağlanmıştır.

Tasarı/teklif madde 349

→ yürürlükteki madde 349

Yürürlükteki Kanunun 275 inci maddesini karşılamaktadır. Birinci cümlede, ana veya babanm yemden evlenmesinin kural olarak velayetin kaldırılmasını gerektirmediği açıkça ifade edilmiş ve böylece bugün uygulamada var olan bazı duraksamalar giderilmek istenmiştir. İkinci cümle ise, velayet hakkına sahip ana veya babanın yeniden evlenmesinin, velayetin değiştirilmesine veya kaldırılarak çocuğa vasi atanmasına sebep olabilmesinin koşulunu belirtmektedir ki, o da çocuğun menfaatidir.

Tasarı/teklif madde 350

→ yürürlükteki madde 350

Madde yürürlükteki Kanunun 277 nci maddesini karşılamaktadır ve velayetin kaldırılmasının sonuçlarını ilgilendirdiği için sistematik olarak burada düzenlenmiştir. Yürürlükteki metne göre hüküm değişikliği yoktur.

Tasarı/teklif madde 351

→ yürürlükteki madde 351

Yürürlükteki Kanunun 276 ncı maddesinin birinci fıkrasını karşılamaktadır. Yürürlükteki metinde sadece velayetin kaldırılması sebebinin ortadan kalkması hâlinin düzenlenmiş olmasına karşılık, maddede, genel olarak koruma önlemlerine esas olan durumların değişmesi de göz önünde tutulmuştur.

YEDİNCİ AYIRIM ÇOCUK MALLARI

Tasarı/teklif madde 352

→ yürürlükteki madde 352

Yürürlükteki Kanunun 278 inci maddesinden ifadesi sadeleştirilmek suretiyle aynen alınmıştır.

Tasarı/teklif madde 353

→ yürürlükteki madde 353

Yürürlükteki Kanunun 279 uncu maddesinden ifadesi sadeleştirilmek suretiyle aynen alınmıştır.

Tasarı/teklif madde 354

→ yürürlükteki madde 354

Yürürlükteki Kanunun 280 inci maddesini karşılamaktadır ve 1984 tarihli Öntasarının 271 inci maddesinden aynen alınmıştır. Yürürlükteki metinde kullamlan intifa terimi maddenin asıl amacım tam olarak yansıtmamaktadu-. Çünkü maddede ana ve babanın çocuk mallan üzerinde intifa haklan değil, ana ve babanm çocuk mallan üzerinde kullanma hakkına sahip oldukları ifade edilmek istenmiştir.

Her iki terim birbirinden çok farklı olduğundan maddede "intifa" terimi yerine doğru terim olan "kullanma hakla" ifadesine yer verilmiştir.

Tasarı/teklif madde 355

→ yürürlükteki madde 355

Yürürlükteki Kanunun 281 inci maddesini karşılamaktadır.

Madde, İsviçre Medenî Kanununun 316 ncı maddesini örnek alan 1984 tarihli Öntasarının 272 nci maddesinden alınmıştır. Çocuk mallarının gelirlerinin çocuğun bakımına, yetiştirilmesine ve eğitimine sarfedilen miktardan artan kısmının aile ihtiyacına sarfedilebileceği, kalanın ise çocuğun mallarına katılacağı esası getirilmiştir.

Yürürlükteki metinden farkı, çocuğun gelirinden ona sarfedilenden artan miktarın önce -hakkaniyete uyduğu ölçüde- aile ihtiyaçlarına harcanabileceği; gelir fazlasının ise çocuk mallarına katılacağıdır.

Tasarı/teklif madde 356

→ yürürlükteki madde 356

Kısmen İsviçre Medenî Kanununun 1978 yılında yürürlüğe giren 320 nci maddesinden alınan bu maddede, çocuğa yapılan sermaye biçimindeki ödemelerin, tazminat Ödemelerinin ve maddî değeri olan benzeri edimlerin, olağan ihtiyaçlar gerektirdiği Ölçüde çocuğun bakımı için kısmen kullanılabileceği hükme bağlanmıştır. Maddenin ikinci fıkrası ise, çocuğun bakımı, yetiştirilmesi ve eğitimi için zorunluluk bulunduğu hâllerde hâkimin ana ve babaya, belirlediği miktarda çocuğun diğer mallanna da başvurma yetkisi tanıyabileceğini öngörmektedir. Ana ve babanm, ikinci fıkradaki olanaktan yararlanabilmesi, ancak hâkim karan ile mümkündür.

Tasarı/teklif madde 357

→ yürürlükteki madde 357

Yürürlükteki Kanunun 282 nci maddesini karşılamaktadır.

Madde, esas itibanyla isviçre Medenî Kanununun 321 inci maddesini izleyen 1984 tarihli Öntasanmn 273 üncü maddesinden esinlenilerek kaleme alınmıştır.

Yürürlükteki metinde çocuğun serbest mallan belirlenirken, "intifa hakkTnm maddede sayılan bağışlama konusu mallara şamil olmadığı belirtilmektedir. Maddede ise, serbest mallar olarak sayılan kazandırma konusu malların gelirlerinin ana ve baba tarafından kendi menfaatlerine sarfedilemeyeceği belirtilmek suretiyle, hükümde düzenlenmek istenen olgunun mahiyetine daha uygun bir ifade seçilmiştir. Serbest malların neleri kapsadığı hususunda hüküm değişikliği yoktur.

Tasarı/teklif madde 358

→ yürürlükteki madde 358

Madde birinci fıkra itibarıyla aynen ve ikinci fıkra itibarıyla kısmen isviçre Medenî Kanununun 322 nci maddesinden alınmıştır. Maddede çocuk için koruyucu bir hüküm getirilmekte ve çocuğun kendi mirasburakanmm malvarlığı üzerinde sahip olduğu saldı payının, ölüme bağlı tasarruf yoluyla ana ve babanın yönetimi dışında bırakılabileceği ve böylece bu saklı payın da serbest mallar arasında yer alabileceği hükme bağlanmaktadır. İkincifikradaise, mirasbırakanm çocuğun saklı payının yönetimini bir üçüncü kişiye bırakması hâlinde, ölüme bağlı tasarrufunda, bu kişinin belirli zamanlarda sulh hâkimine hesap vermesini de öngörebileceği belirtilmektedir.

Tasarı/teklif madde 359

→ yürürlükteki madde 359

Yürürlükteki Kanunun 283 ve 284 üncü maddelerim karşılamaktadır.

Madde, İsviçre Medenî Kanununun 323 üncü maddesinden esinlenen 1984 tarihli Öntasarının 274 üncü maddesinden alınmıştır. Maddede, küçüğün kazancının, yanlarında yaşadığı sürece ana ve'babaya ait olduğuna ilişkin hükme yer verilmemiş, ancak ana ve baba ile birlikte yaşayan çocuğun kendi bakımı için uygun bir katkıda bulunması esası getirilmiştir.

Tasarı/teklif madde 360

→ yürürlükteki madde 360

Yürürlükteki Kanunun 285 inci maddesini karşılamaktadır.

Madde, İsviçre Medenî Kanununun 324 üncü maddesini Örnek alan 1984 tarihli Öntasarının 275 inci maddesinden alınmıştır. Maddenin birinci fikrası, 1984 tarihli Öntasarının 275 inci maddesinin birinci fıkrasıyla aynıdır; ikinci fıkraya ise İsviçre Medenî Kanununun 324 üncü maddesinin ikinci fıkrasındaki "malların tevdi edilmesi" olanağı da eklenmiştir.

Tasarı/teklif madde 361

→ yürürlükteki madde 361

İsviçre Medenî Kanununun 325 inci ve 1984 tarihli Öntasarının 276 nci maddelerinden alınmıştır. Maddede, çocuğun ekonomik geleceğinin mallan yönünden tehlikeye girmesi hâlinde bu tehlikeyi başka önlemlerle önlemek mümkün olmadığında, hâkim kararıyla çocuk mallarının yönetiminin bir kayyıma devredilmesi kabul edilmiştir./Maddenm ikinci fıkrası 1984 tarihli öntasanda mevcut değildir ve İsviçre Medenî Kanunundaki metinde yer almaktadır. Buna göre, hâkim, yönetimi ana ve babaya ait olmayan çocuk mallarının tehlikeye düşmesi hâlinde de aynı önlemin alınmasına, yani malların yönetiminin bir kayyıma devrine karar verebilecektir.

1984 tarihli Öntasarı metninden alman üçüncü fıkrada ise, çocuk mallarının gelirlerinin veya bu mallardan ayrılmış belli miktarların kanuna uygun bir şekilde sarfedilmesinden kuşku duyulan hâllerde, bunların yönetimini de bir kayyıma bırakma yetkisi hâkime tanınmaktadır.

Tasarı/teklif madde 362

→ yürürlükteki madde 362

Yürürlükteki Kanunun 287 nci maddesini karşılamaktadır.

Madde, İsviçre Medenî Kanununun 326 nci maddesinden aynen alınmıştır.

— 1 3 2- Ytirürlükteki metne göre tek içerik farkı, devrin (gerektiğinde) kayyıma yapılmasıdır.

1984 tarihli Öntasarının 277 nci maddesi de kaynak maddeyi izlemiştir.

. Madde 363- Yürürlükteki Kanunun 288 inci maddesini karşılamaktadır.

Madde, İsviçre Medenî Kanununun 327 nci maddesinden alınmıştır; 1984 tarihli Öntasarının 278 inci maddesi de, anılan kaynak maddeden esinlenmiştir.

Yürürlükteki metnin birinci fıkrasından farklı olarak, ana ve baba çocuk mallarının geri verilmesinde "intifa hakkı sahibi gibi" değil, "vekil gibi" sorumludur. İkinci fıkra, esasen, içerik açısından, yürürlükteki metnin birinci fıkrasındaki cümlenin ikinci bölümünün aynı olmalda birlikte, daha açık bir dille kaleme alınmıştır. Üçüncü fıkrada ise, ana ve babanın çocuk mallarından yaptıkları ve tazminatla yükümlü tutulamayacaklan harcamalann çerçevesi, yürürlükteki metne nazaran genişletilmiş ve bu harcamalar içine aile için yapılanlar da eklenmiştir. Yürürlükteki metnin üçüncü fıkrasının sözü ise, yalnızca çocuk için yapılan harcamaları kapsamaktadır.

İKİNCİ BÖLÜM AİLE BİRİNCİ AYIRIM NAFAKA YÜKÜMLÜLÜĞÜ

Tasarı/teklif madde 364

→ yürürlükteki madde 364

Yürürlükteki Kanunun 315 ve kısmen de 316 net maddesini karşılamaktadır.

Madde, İsviçre Medenî Kanununun 328 inci maddesinden esinlenen 1984 tarihli Öntasarının 297 nci maddesinden alınmıştır. Ancak birinci fıkrada "...Önemli ölçüde geçim sıkıntısına" düşmekten söz eden Öntasan yerine, kaynaktaki gibi "...yoksulluğa düşmek" deyimi tercih edilmiştir. "Nafaka" terimi ise çok yerleşmiş olması itibanyla aynen konulmuştur. Maddenin ikinci fıkrasındaki hüküm, yürürlükteki Kanunun 316 nci maddesinin ikinci fıkrasında yer almaktadır. Maddeye eklenen üçüncü fıkra ile eşlerin birbirine, ana ve babanın ergin olmayan çocuklarına karşı bakıra borçlanna ilişkin özel hükümlerin saklı olduğu vurgulanmıştır.

Tasarı/teklif madde 365

→ yürürlükteki madde 365

Yürürlükteki Kanunun 316 inci maddesini karşılayan bu madde, 1984 tarihli Öntasarının 298 inci maddesinden aynen alınmıştır;, ancak Öntasannın anılan maddesindeki birinci fıkra, maddede iki fıkraya bölünmüştür. Maddenin ilk üç fıkrası aynca, İsviçre Medenî Kanununun 329 uncu maddesinin ilk iki fıkrasının içeriğiyle de aynıdır.

Birinci fıkrada çeşitli sorumlular arasındaki sıra belirlenmiş; ikinci fıkrada ise nafaka alacaklısının ihtiyaçlan göz önünde bulundurulmakla beraber, nafaka miktarının borçlunun malî gücüne uygun ve onu geçim sıkıntısına düşürmeyecek miktarda olması gerektiği de vurgulanmıştır. Üçüncü fıkrada, nafakanın borçluya yükletilmesinin hakkaniyete aykırı düşmesi hâlinde hâkime miktarın azaltılması >£yi} — 1 3 3- tamamıyla kaldınlması hususunda yetki tanınmaktadır. Hâkim, nafaka yükümlüsünün bir veya birden çok olması hâlinde, bunlardan hangisinden nafaka istenebileceğini veya bir kaç nafaka yükümlüsünün her birinin yükümlü olduğu nafaka miktarını hakkaniyete göre belirleyeceği gibi, nafakanın miktarım durum ve koşullara göre hakkaniyet ölçüsünde kaldırabilecek veya azaltabilecektir. Ayrıca hâkim, istem hâlinde, irat biçiminde ödenmesine karar verilen nafakanın gelecek yıllarda .tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına göre ne miktarda ödeneceğine de karar verebilecektir, Dördüncü fıkrada ise nafaka alacaklısına bakan resmî veya kamuya yararlı kurumlanıl da dava hakkına sahip olduğu belirtilmektedir.

Maddenin son fıkrası ile nafaka alacaklısına dava açmada kolaylık sağlamak üzere, yetkili mahkemeye ilişkin özel bir hüküm getirilmiştir. Ekonomik açıdan oldukça zayıf durumda olan nafaka alacaklısının nafaka yükümlüsünün bulunduğu yere gidip dava açması çoğu kez mümkün, olmamakta ya da nafaka yükümlüsü için büyük masraflara neden olmaktadır. Bunun önlenmesi için nafaka alacaklısının dilerse kendi bulunduğu yerdeki mahkemeye, dilerse nafaka yükümlüsünün bulunduğu yerdeki mahkemeye başvurma olanağı getirilmiştir..

Tasarı/teklif madde 366

→ yürürlükteki madde 366

İsviçre Medenî Kanununun 330 uncu maddesinden esinlenilerek kaleme alman bu madde, korunmaya muhtaç kişilerin bakımının, bununla yükümlü kurumlar tarafından sağlanacağım öngörmektedir. Bu hükümle, esasen, korunmaya muhtaç kişilere ilişkin özel yasalara yollama yapılmaktadır. Maddede özellikle "korunmaya muhtaç çocuklar"dan değil, "korunmaya muhtaç kişiler"den söz edilmiştir. Maddeye göre, bu kişilerin bakımım sağlayan kurumlar, bu nedenle yaptıkları masrafları, nafaka ile yükümlü kişilerden isteyebileceklerdir.

İKİNCİ AYIRIM EV DÜZENİ

Tasarı/teklif madde 367

→ yürürlükteki madde 367

Yürürlükteki Kanunun 318 inci maddesini karşılamaktadır.

Madde, 1984 tarihli Öntasarının 299 uncu maddesinden sadece "Aynı çatı altoda..." sözcükleri çıkarılmak suretiyle aynen alınmıştır. Yürürlükteki metne göre hüküm değişikliği yoktur.

Tasarı/teklif madde 368

→ yürürlükteki madde 368

Yürürlükteki Kanunun 319 uncu ve isviçre Medenî Kanununun 332 nci maddelerini karşılayan bu maddedeki tek hüküm değişikliği, ev başkanın göstermesi gereken özenin ölçüsünü düzenleyen üçüncü fıkrada yapılmıştır.

Yürürlükteki metne ve 1984 tarihli Öntasansıyla İsviçre Medenî Kanunundaki kaynak maddeye göre bu özen, ev başkanın kendi eşyasına göstereceği özenle - aynı iken;

maddede bu ölçüden aynlmmış ve somut olayın özelliğine göre gösterilmesi gereken objektif bir özen aranmıştır.

Tasarı/teklif madde 369

→ yürürlükteki madde 369

Yürürlükteki Kanunun 320 nci maddesini karşılayan ve İsviçre Medenî Kanununun 333 üncü maddesiyle onu örnek alan 1984 tarihli Öntasarının 301 inci maddesinden bsmen değiştirilmek suretiyle alman bu maddede, ev başkanın ev halkmdan olan küçük, kısıtlı, akıl hastası ya da akıl zayıfı olan kişilerin başkalanna verdikleri zararlardan dolayı sorumluluğu düzenlenmektedir. Madde, ev başkanın sorumluluktan kurtulması için ona "durum ve koşulların gerektirdiği dikkatle gözetim alana bulundurduğunu veya bu dikkat ve özeni gösterseydi dahi zararın meydana gelmesini engelleyemeyeceğini" İcamtlama olanağını da tanımaktadır. Böylece, ev başkanın sorumluluğu ile Borçlar Kanunu 55 ve 56 ncı maddelerinde düzenlenen sorumluluklar arasında da bir uyum sağlanmış olmaktadır.

Tasarı/teklif madde 370

→ yürürlükteki madde 370

Madde yürürlükteki Kanunun 321 inci maddesini karşılamakla birlikte, içerik açısından farklılıklar taşıyan İsviçre Medenî Kanununun 334 üncü maddesinden alınmıştır.

Birinci fıkrada, ana ve baba veya büyük ana ve baba ile birlikte yaşayan ve emeklerini ya da gelirlerini aileye özgüleyen ergin altsoylara, bu emek ya da gelirlerinin karşılığında uygun bir bedel ödenmesi kabul edilmiştir. Burada ergin altsoyların aileye özgüledilderi emek ya d& gelirleri nedeniyle bir denkleştirme alacaktan söz konusudur.

İkinci fikra, uyuşmazlık hâlinde, denkleştirme alacağının miktarı, güvence altına alınması ve ödeme sekimin hâkim tarafından belirleneceği düzenlenmektedir.

Tasarı/teklif madde 371

→ yürürlükteki madde 371

İsviçre Medenî Kanununun 334bis maddesinden alman bu madde, bir önceki maddede düzenlenen denkleştirme bedelinin istenmesi zamamyla ilgili bir hükümdür.

Birinci fıkraya göre, altsoyun denkleştirme bedelini isteyebilmesi, kural olarak, bedel borçlusunun ölümü hâlinde mümkündür. İkinci fıkrada ise bu kuralın istisnası, yani bedel borçlusu hayattayken bu bedelin istenebileceği birlikte yaşamın sona ermesi veya işletmenin el değiştirmesi yahut borçluya karşı icra takibi yapılması yahut da borçlunun iflâs etmesi gibi hâller gösterilmiştir.

Maddenin son fıkrası ise denkleştirme bedeli alacağının zamanaşımına uğramayacağını, ancak bu alacağın en geç borçlunun terekesinin taksimi anına kadar istenebileceğini hükme bağlamaktadır. Fıkradaki "taksim anı"ndan kasıt, terekenin fiilen taksimidir.

ÜÇÜNCÜ AYIRIM AİLE MALLARI

Tasarı/teklif madde 372

→ yürürlükteki madde 372

Yürürlükteki Kanunun 322 nci maddesini karşılamaktadır.

Madde, 1984 tarihli Öntasarının 303 üncü maddesinden sadece "tahsis" sözcüğü "özgüleme" sözcüğüyle değiştirilmek suretiyle aynen alınmıştır. Ancak yürürlükteki metinde son fıkra olarak yer alan "Bu tarzda tasarruf, tesisat ihdası illeriyle dahi meczolunamaz" ibaresi anlamsız bulunduğu için maddeden çıkarılmış ve önceki fıkra hükmünü tamamlayıcı nitelikte olmak Üzere, böyle bir özgülemenin vakıf yoluyla da yapılamayacağı, ikinci fıkranın son cümlesinde belirtilmiştir.

Tasarı/teklif madde 373

→ yürürlükteki madde 373

Yürürlükteki Kanunun 323 üncü maddesini karşılamaktadır Madde, 1984 tarihli öntasarının 304 üncü maddesinden alınmıştır. Yürürlükteki metne göre hüküm değişikliği yoktur.

Yürürlükteki Kanunun 323 ilâ 325 inci maddelerinin konusu "aile şirketi emvali" adındaki mal topluluğudur. Bu hükümlerle düzenlenmek istencin kurum, bir kısım malların bir tüzel kişilik oluşturulmaksızın ailenin ihtiyaçlarına özgülenmesidir, Kaynak isviçre Medenî Kanununun 336 ilâ 348 inci maddelerinde düzenlenen bu kurumun Almanca adı "Gemeiderschaft" ve Fransızca adı "lndivision" terimine karşılık olmak üzere yürürlükteki merinde kullanılan "aile şirketi emvali" ifadesi, kurumun niteliğine uygun düşmemektedir. Bu nedenle, yeni düzenlemede "aile mallan ortaklığı" ifadesi tercih edilmiştir.

Hısımların kendilerine geçen mirasın tümü veya bir bölümüyle ya da ortaya başka mallar koymak suretiyle oluşturabilecekleri bu maddede öngörülen ortaklıkta bir elbirliği mülkiyeti söz konusudur.

Tasarı/teklif madde 374

→ yürürlükteki madde 374

1984 tarihli Öntasarının 305 inci maddesi örnek alınarak yazılan bu madde, yürürlükteki Kanunun 324 üncü maddesini karşılamaktadır. Hüküm değişikliği yoktur; ancak daha sade ve açık bir dille kaleme alınmıştır.

Tasarı/teklif madde 375

→ yürürlükteki madde 375

1984 tarihli Öntasarının 306 ncı maddesini örnek alan bu madde, yürürlükteki Kanunun 325 inci maddesini karşılamaktadır. Yürürlükteki metinde yer alan ziraat mevsimi ifadesi, hasat olarak değiştirilmiştir.

Tasarı/teklif madde 376

→ yürürlükteki madde 376

1984 tarihli Öntasarının 307 nci maddesini örnek alan bu madde, yürürlükteki Kanunun 326 ncı maddesini karşılamaktadır. Maddede, yürürlükteki metinden farklı olarak, aile mal ortaklığının ortaklan elbirliği ile iktisadî faaliyette bulunmak üzere birleştirdiği öngörülmüştür. Nitekim İsviçre Medenî Kanununun 339 uncu maddesinin birinci fıkrasında da bu husus vurgulanmaktadır.

Tasarı/teklif madde 377

→ yürürlükteki madde 377

1984 tarihli Öntasarının 308 inci maddesini örnek alan.bu madde, yürürlükteki Kanunun 327 nci maddesini karşılamaktadır. Hüküm değişikliği yoktur.

Tasarı/teklif madde 378

→ yürürlükteki madde 378

1984 tarihli Öntasarının 309 uncu maddesinden alınan bu madde, yürürlükteki Kanunun 328 inci maddesini karşılamaktadır. Madde İsviçre Medenî Kanununun 341 inci maddesinde olduğu gibi üç fıkra hâlinde düzenlenmiştir.

Maddede belirtilen "ticaret siciline kayıt" keyfiyetinin temsilcinin tacir sıfatı kazanmasına neden olmayacağı açıktır.

Tasarı/teklif madde 379

→ yürürlükteki madde 379

1984 taıihli Öntasarının 310 uncu maddesinden alman bu madde, yürürlükteki Kanunun 329 uncu maddesini karşılamaktadır. Yürürlükteki metinden , farklı olarak üç fıkra hâlinde kaleme alınan maddenin hem yürürlükteki metin hem de - 1 3 6- kaynak İsviçre Medenî Kanununun 342 nci maddesine göre içerik açısından sahip olduğu önemli fark, ortaklık döneminde ortaklar tarafından, bedelli veya bedelsiz ya da miras yoluyla, edinilen bütün malların, aksi kararlaştırılmış olmadıkça, onu edinen ortağın kişisel malı olduğunun kabul edilmesidir. Böylece madde, söz konusu kurumun amacına daha uygun hâle getirilmiştir.

Tasarı/teklif madde 380

→ yürürlükteki madde 380

1984 tarihli Öntasarının 311 inci maddesinden alınan bu madde, yürürlükteki Kanunun 330 uncu maddesini karşılamaktadır. Yürürlükteki metnin üç numaralı bendinde sadece icra dairesince konulan haciz esas alınmışken, maddede, özel kanunlarla bazı kurumlara tanınan haciz imkânları da göz önünde tutularak .metindeki "icra dairesi" deyimi kaldırılmış ve sadece "haciz"den söz edilmek suretiyle kapsam genişletilmiştir. Aym bentte, hacizden sonra satışm istenmiş olması fesih için yeterli görülmüştür. Başka değişiklik yoktur.

Tasarı/teklif madde 381

→ yürürlükteki madde 381

1984 tarihli Öntasarının 312 nci maddesinden alman bu madde, yürürlükteki Kanunun 331 inci maddesini karşılamaktadır. Daha sade ve anlaşılır bir dille kaleme alınmıştır. Hüküm değişikliği yoktur.

Tasarı/teklif madde 382

→ yürürlükteki madde 382

1984 tarihli Öntasarının 313 üncü maddesinden alman bu hüküm, yürürlükteki Kanunun 332 nci maddesini karşılamaktadır. Daha sade ve anlaşılır bir dille kaleme alınmıştır. Hüküm değişikliği yoktur.

Tasarı/teklif madde 383

→ yürürlükteki madde 383

1984 tarihli Öntasarının 314 üncü maddesinden alman bu hüküm, yürürlükteki Kanunun 333 üncü maddesini karşılamaktadır. Daha sade ve anlaşılır bir dille kaleme alınmıştır. Hüküm değişikliği yoktur.

Tasarı/teklif madde 384

→ yürürlükteki madde 384

1984 tarihli Öntasarının 315 inci maddesini örnek alan bu madde, yürürlükteki Kanunun 334 üncü maddesini karşılamaktadır. Hüküm değişikliği yoktur;

ancak madde daha sade ve açık bir dille kaleme alınmıştır. Ayrıca maddenin konu başlığı da "Hissei temettü şartiyle şirket" yerine. "Kazanç paylı aile mal Ortaklığı" şeklinde değiştirilmiştir.

Tasarı/teklif madde 385

→ yürürlükteki madde 385

1984 tarihli Öntasarının 316 inci maddesini örnek alan bu hüküm, yürürlükteki Kanunun 335 inci maddesini karşılamaktadır. Hüküm değişikliği yoktur.

Tasarı/teklif madde 386

→ yürürlükteki madde 386

1984 tarihli öntasarının 317 inci maddesinden alınan bu bir cümlelik hüküm, yürürlükteki Kanunun 336 ncı maddesini karşılamaktadır. "Aile yurdu" kurumu ülkemizde şimdiye kadar uygulama alam bulmamış olmakla birlikte, bu kurumun aynen korunması uygun görülmüştür. Madde aile yurdunun kurulmasına imkân veren bir ana hüküm niteliğindedir. Yapılan değişiklik, sadece, yürürlükteki Kanunun 337 nci maddesinin ilk fıkrasının buraya alınması ve hangi mâlların aile yurdu hâline getirilebileceğinin bu maddede belirtilmesinden ibarettir.

- 1 3 7-

Tasarı/teklif madde 387

→ yürürlükteki madde 387

1984 tarihli Öntasarının 318 inci maddesinden alman bu hüküm, yürürlükteki Kanunun 337 nci maddesini kısmen karşılamaktadır. Yürürlükteki maddenin ilk fıkrası, bir önceki maddeye alınmış; ikinci fıkradaki "aynî haklar " deyimi yerine İsviçre Medenî Kanununun 350 nci maddesindeki gibi "rehin hakkı" deyimi kullanılmıştır.

Tasarı/teklif madde 388

→ yürürlükteki madde 388

1984 tarihli Öntasarının 319 uncu maddesinden alman bu hüküm, yürürlükteki Kanunun 338 inci maddesini karşılamaktadır. Aile yurduna konu olan taşınmazlar üzerindeki tasarruf hakkı sınırlanmış olacağından, alacaklılarm veya diğer kişilerin bu yüzden zarar görmelerini önlemek ve itiraz etmelerine olanak tammak için mahkeme aracılığıyla bir ilân yapılması zorunlu görülmüştür. İkinci fıkrada, durumun rehinli ve hacizli alacaklılara da doğrudan doğruya bildirilmesi yükümü getirilmiştir.

Tasarı/teklif madde 389

→ yürürlükteki madde 389

1984 tarihli Öntasarının 320 inci maddesinden alman bu hüküm, yürürlükteki Kanunun 339 uncu maddesini karşılamaktadır. Yürürlükteki metinde, ikinci fıkrada sadece itiraz eden alacaklılarm ilgilerinin kesilmesi Öngörülmüş ise de Tasanda "taşınmaz üzerindeki rehin ve hacizlerin" kaldırılmış olması da izin için zorunlu görülmüştür.

Tasarı/teklif madde 390

→ yürürlükteki madde 390

1984 tarihli Öntasarının 321 inci maddesinden aynen alman bu hüküm, yürürlükteki Kanunun 340 mcı maddesini karşılamaktadır. Hüküm değişikliği olmamakla birlikte, yürürlükteki metinde yer alan "Sicile Kayıt" kenar başlığı ile metin içindeki "... tapu siciline kayıt ..." ifadeleri yerine "tapu kütüğüne şerh verilmesi" ifadesi kullanılmıştır; çünkü burada söz konusu olan bir tasarruf' hakkı sınırlamasının sicile yazılmasıdır.

Tasarı/teklif madde 391

→ yürürlükteki madde 391

1984 tarihli Öntasarının 322 nci maddesini örnek alan bu madde, yürürlükteki Kanunun 341 inci maddesini karşılamaktadır. Hüküm değişikliği yoktur.

Tasarı/teklif madde 392

→ yürürlükteki madde 392

1984 tarihli Öntasarının 323 üncü maddesinden alınan bu hüküm, yürürlükteki Kanunun 342. nci maddesini karşılamaktadır. Yürürlükteki metinde bulunan "...kabullerine mâni bulunmayan..." deyimi yerine, maddede "...kabullerine engel olacak durumları olmayan..." ifadesi kullanılmıştır. Bu maddeye göre, İsviçre Medenî Kanununun 355 inci maddesinde de olduğu gibi, yurda alınacak kişinin manevî ve ahlâkî yönden uygun olmayan bir durumunun bulunmaması gerekir. Madde bu hususu yürürlükteki metne nazaran daha iyi ifade etmektedir.

Tasarı/teklif madde 393

→ yürürlükteki madde 393

1984 tarihli Öntasarının 324 üncü maddesinden alman bu hüküm, yürürlükteki Kanunun 343 üncü maddesini karşılamaktadır.- Üç fıkra hâlinde düzenlenmiştir. Yürürlükteki metinden esaslı bir içerik farkı yoktur: Ancak maddenin ilk fıkrasında, mahkeme karan için alacaklılarm başvuruda bulunması gerektiğinin belirtilmesine, yürürlükteki metnin aksine, gerek görülmemiştir.

- 1 3 8-

Tasarı/teklif madde 394

→ yürürlükteki madde 394

1984 tarihli Öntasarının 325 inci maddesinden alman bu hüküm, yürürlükteki Kanunun 344 üncü maddesini karşılamaktadır. Hüküm değişikliği yoktur.

Tasarı/teklif madde 395

→ yürürlükteki madde 395

1984 tarihli öntasarının 345 inci maddesinden alman bu hüküm, yürürlükteki Kanunun 345 inci maddesini karşılamaktadur. Yürürlükteki metinden farklı olarak üç fıkra hâlinde düzenlenmiştir. Hüküm değişikliği yoktur.

ÜÇÜNCÜ KISIM VESAYET BİRİNCİ BÖLÜM VESAYET DÜZENİ BİRİNCİ AYIRIM VESAYET ORGANLARI

Tasarı/teklif madde 396

→ yürürlükteki madde 396

Bu madde ile başlayan vesayet konusunda yürürlükteki Kanunun sistemi esas itibarıyla korunduğu gibi kurumla ilgili terimlere, çok alışılmış ve yerleşmiş olmalan sebebiyle aynen yer verilmiştir. Özellikle vesayet, vasi, vesayet makamı, aile vesayeti, aile meclisi, kayyım terimleri aynen korunmuş, sadece "kanunî müşavir" yerine "yasal danışman" deyimi kullanılmıştır. Buna karşılık "vesayet teşkilâtı" deyimi yerine "vesayet düzeni", " vesayet uzuvları" yerine "vesayet organları" ve "vesayet daireleri" yerine de "vesayet makamları" deyimleri kabul olunmuştur. Madde, yürürlükteki Kanunun 346 inci maddesini karşılamaktadır.

Yürürlükteki Kanunda olduğu gibi, "vesayet organlan"mn vesayet daireleri ile vasi ve kayyımlardan oluştuğu belirtilmiştir.

Tasarı/teklif madde 397

→ yürürlükteki madde 397

Yürürlükteki Kanunun 347 nci maddesini karşılamaktadur.

Sulh hukuk mahkemesi vesayet makamı, asliye hukuk mahkemesi ise denetim makamı olduğundan bu terimler tercih edilmiştir.

Tasarı/teklif madde 399

→ yürürlükteki madde 399

Madde yürürlükteki 349 uncu maddeyi karşılamakta olup, kısmen değiştirilmek suretiyle yeniden kaleme alınmıştır. Yürürlükteki'metin vesayet altındaki kişinin, yakın kan ve sıhrî hısımlarından iki ergin kişiden söz etmişken, yeni madde bunun yerine kaynak Kanuna uygun olarak bu kişilerin fiil ehliyetine sahip olması koşulunu getirmiştir.

Tasarı/teklif madde 400

→ yürürlükteki madde 400

Madde yürürlükteki 350 nci madde arılaştırmak suretiyle yeniden kaleme alınmıştır. Maddede yürürlükteki merinden farklı olarak asliye mahkemesi yerine denetim makamı denilmiştir.

- 1 3 9- Maddenin ikinci fıkrasında yürürlükteki metinden farklı olarak uygulamada tereddütleri gidermek amacıyla "Kan ve koca, aile meclisine aza olabilir." hükmü yerine "Vesayet altına almalım eşi de aile meclisine üye olabilir." hükmü konulmuştur.

Tasarı/teklif madde 401

→ yürürlükteki madde 401

Yürürlükteki Kanunun 351 inci maddesini karşılamaktadır.

Başlıkta ye metinde, yürürlükteki Kanundan farklı olarak, "maddî teminat" yerine sadece "güvence" terimi kullanılmıştır. Hüküm değişikliği yoktur.

Tasarı/teklif madde 402

→ yürürlükteki madde 402

Yürürlükteki Kanunun 352 nci, İsviçre Medenî Kanununun 365 inci maddelerini karşılamaktadır. Maddede aile meclisinin görevini yapmaması veya vesayet altmdaki kişinin yararlanmn gerektirmesi hâlinde, denetim makammm her zaman için, aile meclisini değiştirme ya da özel vesayete son verme yetkisi Öngörülmüştür.

Tasarı/teklif madde 403

→ yürürlükteki madde 403

Yürürlükteki Kanunun 353 üncü maddesini karşılamaktadır.

Yürürlükteki Kanunda mevcut "küçüğün ve mahcurun şahsına takayyüt ve mallarım idare ve medenî tasarruflarda onu temsil" şeklindeki ifade, maddede "küçüğün veya kısıtlının kişiliği ve malvarlığı ile iİgili bütün menfaatlerini korumak ve hukukî işlemlerde onu temsil" şekline dönüştürülmüş ve böylece vasinin yetkisi, Yargıtay içtihatlarına uygun olarak genişletilmiş, vasiye vesayet altmdaki kişinin kişilik haklarına ilişkin davaları açma yetkisi de tanınmıştır. Başka hüküm değişikliği yoktur.

İKİNCİ AYIRIM VESAYET GEREKTİREN DURUMLAR

Tasarı/teklif madde 404

→ yürürlükteki madde 404

Yürürlükteki Kanunun 3 54 üncü maddesini karşılamaktadır, Madde iki fıkraya ayrılmıştır. Birinci fıkrada velayet altında bulunmayan her küçüğün vesayet altına alınmasının zorunlu olduğu hükmüne yer verilmiştir. İkinci fıkrada bildirimle yükümlü resmî görevliler araşma nçterlerde eklenmiştir.

Tasarı/teklif madde 405

→ yürürlükteki madde 405

Yürürlükteki Kanunun 355 inci maddesini karşılamaktadır.

Maddede kısıtlama sebebi olarak akıl hastalığı ile akıl zayıflığı hâlini düzenlenmektedir. Akıl hastalığı veya akıl zayıflığı sebebiyle bir kişinin kısıtlanması için, akıl hastalığı veya akıl zayıflığı yüzünden işlerim göremez olması veya korunması ya da bakımı için sürekli yardıma muhtaç bulunması veyahut bu yüzden başkalarının güvenliği için bir tehlikenin mevcut olması gerektiği açıklığa kavuşturulmuştur. Hüküm değişikliği yoktur.

Tasarı/teklif madde 406

→ yürürlükteki madde 406

Yürürlükteki Kanunun 356 ncı maddesini karşılamaktadır.

Madde savurganlık, alkol veya uyuşturucu madde bağımlılığı, kötü yaşama tarzı veya malvarlığını kötü yönetme sebebiyle ergin bir kişinin kısıtlanması için bu kişinin bu Yüzden kendisini veya ailesini darlık veya yoksulluğa düşürme tehlikesine - 1 4 0- yol açması veya bu yüzden devamlı korunmaya ve bakıma muhtaç olması ya da başkasmm güvenliğini tehdit etmesi gerektiği açıklığa kavuşturulacak şekilde düzenlenmiştir. Bir hüküm değişikliği yoktur.

Tasarı/teklif madde 408

→ yürürlükteki madde 408

Yürürlükteki Kanunun 358 inci maddesini karşılamaktadır.

Ancak yeni düzenlemede isteğe dayanan kısıtlılık hâline yeni sebepler eklenmiştir. Yaşlılık, sakatlık ve tecrübesizlik sebeplerine ilâve olarak ağu* hastalık sebebi de eklenmiştir.

Tasarı/teklif madde 409

→ yürürlükteki madde 409

Madde yürürlükteki 359 uncu maddeden kısmen değiştirilerek ve anlaştırılarak alınmıştır. Savurganlık, alkol "Veya uyuşturucu madde bağımlılığı, kötü yaşam tarzı, kötü yönetim ve isteğe bağlı kısıtlama hâllerinde kişinin dinlenmesi zorunluluğu öngörülmüştür.

Maddenin ikinci fıkrasında akıl hastalığı ve akıl zayıflığı sebepleriyle kısıtlamanın ancak resmî sağlık kurulu raporu ile mümkün olduğu kabul edilmektedir.

Bu fıkraya eklenen yeni bir hükümle, hâkimin kurul raporuna rağmen, bu rapor göz Önünde tutularak kısıtlanması istenen kişiyi dinleyebilmesi Öngörülmüştür. Bu hüküm sayesinde, uygulamada zaman zaman yakınmalara neden olan, kötüniyetli olarak, aslında akıl hastası ya da akıl zayıfı olmadığı hâlde kişilerin gıyaplarında mahkeme kararlarıyla kısıtlanmalarının önüne geçilmek istenmiştir.

Tasarı/teklif madde 410

→ yürürlükteki madde 410

Yürürlükteki Kanunun 360 inci maddesini karşılamaktadır.

Yürürlükteki hükümden farklı olarak maddede ilânın yerleşim yerinden başka, kısıtlının doğduğu yerde değil "nüfusa kayıtlı bulunduğu" yerde yapılması uygun görülmüştür.

İlanın geciktirilmesi sakıncalı görüldüğünden yürürlükteki maddenin ikinci fıkrasındaki bu hususa ilişkin hükme maddede verilmemiştir.

îyiniyetli üçüncü kişiler hakkında kısıtlamanın ilânından itibaren hüküm ifade edeceği esası korunmakla beraber, ayırt etme gücüne sahip olmayanlar tarafından yapılan hukukî fiillerin sonuç doğurmadığı hususundaki hükümlerin saklı bulunduğu son fıkrada vurgulanmıştır. Böylelikle madde üç fıkra hâline getirilmiştir.

ÜÇÜNCÜ AYIRIM YETKİ

Tasarı/teklif madde 411

→ yürürlükteki madde 411

Yürürlükteki Kanunun 361 inci maddesini karşılamaktadır.

Yürürlükteki maddenin kenar başlığı, metne tam olarak uymadığı için "Salahiyettar makam" deyimi yerine maddede "Vesayet işlerinde yetki" deyimine yer verilmiştir. Vesayet işlerinde yetkili mahkemeler şimdiye kadar olduğu gibi vesayet altına alınan kişinin yerleşim yerindeki sulh ve asliye mahkemeleridir. Bir hüküm değişikliği yoktur.

Tasarı/teklif madde 412

→ yürürlükteki madde 412

Yürürlükteki Kanunun 362 inci maddesini karşılamaktadır.

"Sulh mahkemesi" deyimi "vesayet makamı*' olarak değiştirilmiştir.

DÖRDÜNCÜ AYIRIM VASİNİN ATANMASI

Tasarı/teklif madde 413

→ yürürlükteki madde 413

Yürürlükteki Kanunun 363 üncü maddesi, "sulh mahkemesi" yerine "vesayet makamı" deyimi kullanılmak suretiyle üç fıkra hâline getirilmiştir.

Hüküm değişikliği yoktur.

Tasarı/teklif madde 414

→ yürürlükteki madde 414

Yürürlükteki Kanunun 364 üncü maddesini karşılamaktadır, "sulh mahkemesi" yerine "vesayet makamı" kullanılmış, kenar başlığında geçen "kan ve kocanın" deyimi yerine "eşin" sözcüğü kullanılmıştır.

Tasarı/teklif madde 415

→ yürürlükteki madde 415

Yürürlükteki Kanunun 365 inci maddesini karşılamaktadır.

Madde daha anlaşılır hâle getirilmek suretiyle yeniden kalem& alınmıştır.

Maddede isteği göz Önünde tutulacak ana ve babanın "vesayet altına alınanın ana veya babası" olduğunu ifade etmek üzere "onun ana ya dâ babasının" ifadesi kullanılmıştır.

Tasarı/teklif madde 416

→ yürürlükteki madde 416

Yürürlükteki Kanunun 366 ncı maddesini karşılamaktadır.

Ancak farklı olarak mahkemece vasiliğe atanan kişinin bu görevi kabul etme yükümlülüğü, sadece erkekler için değil kadınlar için de getirilmiş ve böylece kadm erkek eşitliği de sağlanmıştır.

Tasarı/teklif madde 417

→ yürürlükteki madde 417

Yürürlükteki Kanunun 367 nci maddesini karşılamaktadır.

Kenar başlık "Mazeretler" yerine "Vasilikten kaçınma sebepleri" şeklinde değiştirilmiştir. Maddenin (4) numaralı bendinde yürürlükteki hükümden farklı olarak hâlen bir vesayet görevini üstlenmiş olan kişilerin de bu görevden kaçınabilecekleri belirtilmiştir. Bu değişiklik vesayet görevinin daha sağlıklı bir şekilde yürütülebilmesi amacıyla yapılmıştır.

Yürürlükteki maddenin (5) numaralı bendinde vasilikten kaçınabilecekler arasında Cumhurbaşkanı sayılmamış iken, maddeye Cumhurbaşkanı da eklenmiştir.

Türkiye Büyük Millet Meclisi ve Bakanlar Kurulu üyeleri için tanınmış olan kaçınma sebebinin onlardan daha önemli bir makamda bulunan Cumhurbaşkanı için tanınmamış olması bir çelişki kabul edilmiştir.

Yürürlükteki maddenin (5) numaralı bendinde sadece "Temyiz mahkemesi reis ve azalan" için tanınmış olan kaçınma hakkı, yeni düzenlemede bütün "hâkim ve savcılan" içerecek şekilde genişletilmiştir.

- 1 4 2- Modde 418-Yürürlükteki Kanunun 368 inci maddesi anlaştınlmalc vc lasmen değiştirilnıek suretiyle almmışur.

Maddenin (1) numaralı bendinde İsviçre Medenî Kanununun 368 inci maddesinin (1) numaralı bendi ve bunu tekrarlayan yürürlükteki 368 inci maddenin (1) numaralı bendinden farklı olarak "vesayet alanda bulunanlar" yerine "kısıtlılar" sözcüğü kullanılmıştır. Zira vesayet altında bulunanlar küçükler ve kısıtlılardır.

Küçükler vasi olamayacağına göre (1) numaralı benddeki yasak sadece kısıtlılar içindir.

Maddenin (4) numaralı bendinde "İlgili vesayet daireleri hâkimliği" vesayete engel sebep sayılmaktadır. Bu bendin İsviçre Medenî Kanununun 384 üncü maddesinin (4) numaralı bendindeki karşılığı bu yasağı vasilik için "buna elverişli başka bir kişinin bulunması" koşuluyla öngörmüştür. Madde İsviçre'den farklı olarak böyle bir koşul aramaksızm, vasilik için elverişli bir kişi bulunsa da bulunmasa da vesayet makamı ya da denetim makamı hâkimleri için vasi olmayı yasaklamaktadır.

Tasarı/teklif madde 419

→ yürürlükteki madde 419

Yürürlükteki Kanunun 369 uncu maddesini karşılamaktadır.

Henüz ergin olmayanların gerekli görülerek kısıtlanmasına karar verilen hâllerde, ikinci fıkraya kısıtlama kararının ancak ergin olma tarihinden itibaren sonuç meydana getireceği hakkında bir ibare eklenmek suretiyle maddeye açıklık getirilmiştir. Madde, kaynak İsviçre Medenî Kanununun 385 inci maddesine uygun olarak üçfikrahâline getirilmiştir. Hüküm değişikliği yoktur.

Tasarı/teklif madde 420

→ yürürlükteki madde 420

Yürürlükteki Kanunun 370 inci maddesini karşılamaktadır.

Ancak ondan farklı olarak madde iki fikra hâline getirilmiştir. İsviçre Medenî Kanununun bu maddeyi karşılayan 386 ncı maddesi üç fıkra hâlinde düzenlenmiştir.

Mehazın ilk iki fikrası tek fikra hâline getirilmiş, vesayet makamınm kararının ilân edilmesi iki hâli de kapsadığından ayrıfikrahâline getirilmiştir.

Tasarı/teklif madde 421

→ yürürlükteki madde 421

Yürürlükteki Kanunun 371 indi maddesini karşılamaktadır.

Yürürlükteki maddeden farklı olarak iki fikra hâlinde düzenlenmiştir. Birinci fıkra vasiliğe atama kararının hemen vasiye tebliğ edilmesiyle ilgilidir. İsviçre Medenî Kanununun bu maddeyi karşılayan 387 nci maddesinin birinci fıkrasında bu bildirimin yazılı olması hükme bağlanmıştır. Maddede geçen "tebliğ" sözcüğü yazılı bildirimi ifade etmek üzere kullamlmışnf.

İkinci fıkrada sadece kısıtlamaya ve vasi atanmasına ilişkin kararların değil, kısıtlanan kişi velayet altında bırakılmışsa, buna ilişkin kararların da ilân edilmesi kabul edilmiştir.

Tasarı/teklif madde 422

→ yürürlükteki madde 422

Yürürlükteki Kanunun 372 nci maddesini karşdamaktadır.

Arılaştırmak suretiyle kaleme alınmıştır. Maddedeki "sulh mahkemesi" yerine "vesayet makamı" deyimi kullanılmıştır.

Tasarı/teklif madde 423

→ yürürlükteki madde 423

Yürürlükteki Kanunun 373 üncü maddesini karşılamak tadır.

Anlaştırılmak suretiyle yeniden kaleme aljujmıshr. Hüküm değişikliği yoktur. _ J " — 1 4 3-

Tasarı/teklif madde 424

→ yürürlükteki madde 424

Yürürlükteki Kanunun 374 üncü maddesini karşılamak tadır.

Anlaştırılmak ve "asliye mahkemesi" yerine "denetim makamı", "sulh mahkemesi" yerine "vesayet makamı" deyimleri kullanılmak suretiyle yeniden kaleme alınmıştır.

Tasarı/teklif madde 425

→ yürürlükteki madde 425

Yürürlükteki Kanunun 375 inci maddesini karşılamaktadır.

Maddenin kenar başlığı İsviçre Medenî Kanununun 391 inci maddesindeki aslıyla uyumlu olmak üzere "Görevin verilmesi" şeklinde değiştirilmiştir. Maddedeki "sulh mahkemesi" yerine "vesayet makamı" deyimi kullanılmıştır. Hüküm değişikliği yoktur.

BEŞİNCtAYIRIM KAYYIMLIK VE YASAL DANIŞMANLIK

Tasarı/teklif madde 426

→ yürürlükteki madde 426

Yürürlükteki Kanunun 376 ncı maddesini karşılamaktadır. Bu madde ile başlayan birinci bölümün beşinci ayırımın başlığı içeriğine uygun olarak, "yasal danışmanlık" deyiminin de eklenmesi suretiyle "Kayyımlık Ve Yasal Danışmanlık" biçiminde düzenlenmiştir. Yürürlükteki metinde yer alan "sulh mahkemesi" deyimi yerine "vesayet makamı" deyimi kullanılmıştır.

Maddede başka bir hüküm değişikliği yoktur. Sadece (1) numaralı bendindeki "gaip olmak" ifadesi gaiplik kurumu ile karıştırmaya elverişli olduğundan bunun yerine "başka bir yerde bulunma" ifadesine yer verilmiştir. Buna göre, kayyım atanması için kişinin mutlaka nerede olduğunun bilinmemesi gerekmeyip* nerede olduğu bilinmesine rağmen ivedi bir işini kendisi görebilecek durumda olmaması yeterli sayılmıştır.

Tasarı/teklif madde 427

→ yürürlükteki madde 427

Yürürlükteki Kanunun 377 nci maddesini karşılamaktadır.

Yürürlükteki madde yönetim kayyımlığının bir koşulu olarak "idaresi kimseye ait olmayan mallar"dan söz etmektedir. İsviçre Medenî Kanununun bu maddeyi karşüayan 393 üncü maddesinde ise bunun yerine "zorunlu yönetimden yoksun mallar" dan söz edilmektedir. Bu deyim daha isabetli olduğundan yeni düzenlemede bu ifadeye yer verilmiştir, Maddenin (1) numaralı bendinde, yürürlükteki hükmü aynen tekrarlanmakla beraber, gaiplik kurumu ile karıştırmayı önlemek üzere, "gaip" sözcüğü yerine "uzun süreden beri bulunamaz ve oturduğu yer de bilinemez" ifadesine yer verilmiştir.

Maddenin (2) numaralı bendi "vekil" yerine maddenin amacına daha uygun olarak "temsilci" sözcüğü kullanılmak suretiyle yürürlükteki maddeden alınmıştır.

Maddenin (3) numaralı bendi kaynak Kanuna uygun olarak yeniden kaleme alınmıştır.

Maddenin (4)'numaralı bendi bir kısım tüzel kişilerin sayılması yerine bütün tüzel kişileri kapsayacak şekilde kaleme alınmıştır. Buna göre herhangi bir tüzel kişi - 1 4 4- gerekli organlardan yoksun kalmışsa ve yönetimi başka bir yasal yolla sağlanamıyorsa yönetim kayyımı tayin edilebilecektir.

Maddenin (5) numaralı bendinde bir hayır işi veya genel yarar amacı için halktan toplanan para ve sair yardımın yönetibne veya harcama yolunun sağlanamaması hâlinde yönetim kayyımı atanması öngörülmüştür. • Bu konuda 2860 sayılı "Yardım Toplama Kanunu" mevcut olup, özel hükümler içermektedir. Özel hükmün bulunmadığı hâller de düşünülerek (5) numaralı bent korunmuştur.

Tasarı/teklif madde 428

→ yürürlükteki madde 428

Yürürlükteki Kanunun 378 inci maddesini karşılamaktadır.

İsteğe bağlı kısıtlama sebepleri 408 inci maddede belirlenmiştir. Sayılan sebeplerden birinin bulunması yeterli olmayıp, aynca kişinin kendisine kayyım atanması isteminde bulunması da zorunludur.

. Madde 429- Yürürlükteki Kanunun 379 uncu maddesini karşılamaktadır.

Yürürlükteki maddenin "Mahdut ehliyet" şeklindeki kenar başlığı, Beşinci Ayırımın başbğa uygun olarak "Yasal danışmanlık" biçiminde değiştirilmiştir.

Maddedeki "reyi alinmak üzere müşavir" yerine "yasal danışmanı" deyimi kabul edilmiştir.

Maddenin (1) numaralı bendinde "husumet" den söz edilmiş iken usul hukukuna uygunluk sağlamak ve maksadı daha iyi anlatabilmek için "dava açma ve sulh olma" deyimleri kullanılmıştır.

Maddenin ikinci fıkrası anlaştırılmak ve kısaltılmak suretiyle yeniden kaleme alınmıştır. Hüküm değişikliği yapılmamıştır.

Tasarı/teklif madde 430

→ yürürlükteki madde 430

Yürürlükteki Kanunun. 380 inci maddesini karşılamaktadır.

tkinci fıkrada "sulh mahkemesi" yerine "vesayet makamı" deyimi kullanılmıştır. Madde iki fıkra hâlinde kaleme alınmıştır. Birinci fıkra temsil kayyımı atanmasında, ikinci fıkra ise yönetim kayyımı atanmasında yetkiyi düzenlemektedir.

Tasarı/teklif madde 431

→ yürürlükteki madde 431

yürürlükteki Kanunun 381 inci maddesini karşılamaktadır.

Yürürlükteki metinde sadece kayyımın atanmasından söz edildiği hâlde maddede buna "yasal danışman" da eklenmiştir.

ALTINCI AYIRIM KORUMA AMACIYLA ÖZGÜRLÜĞÜN KISITLANMASI Yürürlükteki Kanunda ve 1984 tarihli öntasanda mevcut olmayan bu Ayırım, İsviçre Medenî Kanununda 1 Ocak 1981 tarihinde yürürlüğe girmiş olan yeni düzenlemeden esinlenerek, aynı düzenlemenin Ülkemiz için de gerekli olduğu düşüncesiyle yeni bir Ayırım olarak Kanuna almmıştır. Nitekim aynı ihtiyaç Anayasanın 19 uncu maddesinde de açıkça ifade edilmiştir.

- 1 4 5-

Tasarı/teklif madde 432

→ yürürlükteki madde 432

Madde kenar başlığıyla birlikte İsviçre Medenî Kanununun yeni 397 a maddesinden aynen alınmıştır.

Bu ve bunu izleyen maddelerde, kişinin korunması amacıyla özgürlüğünün kısıtlanması söz konusu olup, bu denli önemli bir konunun koşullan, hüküm ve sonuçlan özel hükümlerin konulmasını gerektirmiştir.

Maddede kişinin bir kuruma yerleştirilmesi veya alıkonulması belli sebeplere bağlanmıştır. Bunlar toplum için tehlike oluşturan akıl hastalığı, akıl zayıflığı, alkol veya uyuşturucu madde bağımlılığı, ağu- tehlike arzeden bulaşıcı hastalık veya serserilik hâlleridir. Ağır tehlike arzeden bulaşıcı hastalıkların neler olduğunun belirlenmesi tıp biliminin işi olmakla beraber, buraya AİDS, kolera, ilerlemiş verem ve veba gibi hastalıkların geleceği söylenebilir.

Madde sadece toplum için tehlike oluşturan ergin kişilerin kuruma yerleştirilmesi veya kurumda alıkonulmasmı öngörmektedir. Ergin olmayan kişiler bu maddenin kapsamma girmemektedir. Bu kişilere ilişkin koruma önlemleri daha önceki maddelerde hükme bağlanmıştır. Ergin kişinin bu madde gereğince kuruma yerleştirilmesi ya da kurumda alıkonulması için kısıtlı olması ya da olmaması önem taşımamaktadır. Kısıtlı olmamasına rağmen maddede sayılan sebeplerden biri varsa toplum için tehlike oluşturan bu kişiler bir kuruma yerleştirilebilecek veya kurumda alıkonulmaya devam edilecektir.

Maddenin ikinci fikrası kişinin koruma altına alınmasında çevresine getirdiği külfetlerin de göz önünde tutulmasını öngörmektedir. Buna göre koruma kararı verilirken bu unsur da etkili olacaktır. Buradaki "çevre" kavramına, kişinin ailesi, kendisine bakmakla yükümlü olanlar ve vasisi gibi kişiler girer. Bu hâllerde dahi kişinin bir kuruma yerleştirilebilmesi için bakım ve tedavisinin başka şekilde sağlanamaması şartı aranacaktır.

Maddenin üçüncü fıkrası, kişi özgürlüğünün önemli olması nedeniyle, koruma altına alman kişinin durumu uygun hâle gelir gelmez hemen kurumdan çıkarılmasını, yani Özgürlüğünün geri verilmesini öngörmektedir.

Tasarı/teklif madde 433

→ yürürlükteki madde 433

Madde İsviçre Medenî Kanununun yeni 397 b maddesinden kısmen değiştirilmek suretiyle alınmıştır. Bu madde üç fikra halinde olup, ikinci fıkrası Kantonal sistemle ilgili yetki kuralı getirdiğinden alınmamıştır.

Birinci fıkrada kural olarak yerleştirme Veya alıkoymaya, ilgilinin yerleşim yeri vesayet makamlarının yetkili olduğu belirtilmekte, ancak gecikmede salanca bulunan hâllerde ilgilinin bulunduğu yerdeki vesayet makamlannın da karar yetkisine sahip olduğu ifade edilmektedir.

Maddenin ikinci fıkrasında yerleştirmeye veya alıkoymaya yetkili vesayet makamının kurumdan çıkarmaya da yetkili olduğu belirtilmektedir.

Tasarı/teklif madde 434

→ yürürlükteki madde 434

Madde İsviçre Medenî Kanununun yeni 397c maddesinden alınmıştır. Burada kısıtlı bir kişinin kuruma yerleştirilmesine veya alıkonulmasına ya da ergin bir kişi hakkında vesayete ilişkin diğer önlemlerden birinin alınmasına gerek görüldüğü takdirde bildirim yükümlülüğü getirilmektedir. Bildirim yükümlülerinden birisi, kişinin bulunduğu yerdeki vesayet makamı» diğeri ise özel kanunlarda öngörülen ilgililerdir. Bildirimin yapılacağı yer ilgilinin verleşjm yeri vesayet makamı olarak belirlenmiştir.

Tasarı/teklif madde 435

→ yürürlükteki madde 435

Madde isviçre Medenî Kanununun 397d maddesinden aynen alınmıştır.

Birinci fıkrada kuruma yerleştirilen kişiye veya yalanlarına yerleştirme kararma karşı karann kendilerine bildirilmesinden itibaren on gün içinde denetim makamına itiraz olanağı getirilmiştir.

İkinci fıkrada aynı olanak kurumdan çıkarılma isteminin reddi hâlinde de Öngörülmüştür.

Tasarı/teklif madde 436

→ yürürlükteki madde 436

Madde İsviçre Medenî kanununun 397e maddesinden alınmıştır.

Maddede koruma amacıyla özgürlüğün tatlanmasında yargılamaya ilişkin Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunundaki' genel "hükümler dışında özel hükümlere yer verilmiştir. Bu Özel hükümler boşanmada yargılama usulüne ilişkin 184 üncü madde hükmüne benzer bir hüküm niteliğindedir. Maddede, kişinin özgürlüğünün kısıtlanması gibi önemli bir karar verilirken, özgürlüğü kısıtlanan kişinin başvurabileceği yasal yollar ve haklan konusunda aydınlatılması gereği özellikle vurgulanmıştır.

Tasarı/teklif madde 437

→ yürürlükteki madde 437

Madde İsviçre Medenî Kanununun 397f maddesinden kısmen değiştirilmek suretiyle alınmıştır. Birinci fikrada bu konudaki yargılamanın basit yargılama usulüne tâbi olduğu ifade edilmiştir.

Maddenin ikinci fıkrasında gerekli hâllerde ilgilinin adlî yardım yoluyla mahkemede temsil edilmesinin sağlanması kabul edilmiştir. Kişinin özgürlüğünün kısıtlanması gibi Önemli bir kararda, kişinin kendi hak ve yetkilerini bilememesi durumu göz önünde tutulmak suretiyle gerekiyorsa bu kişinin yargılama sırasında adlî yardım yoluyla barolarca görevlendirilecek bir avukat tararından temsil edilmesinin sağlanması öngörülmüştür.

Maddenin üçüncü fıkrası yine özgürlüğün kısıtlanması gibi önemli bir karann verilirken kişinin sadece vekil ya da temsilcisinin isteminin yeterli olmadığım, hâkimin bizzat bu kişiyi dinlemesinin de gerekli olduğunu belirtmektedir.

İKİNCİ BÖLÜM VESAYETİN YÜRÜTÜLMESİ BİRİNCİ AYIRIM VASİNİN GÖREVLERİ

Tasarı/teklif madde 438

→ yürürlükteki madde 438

Yürürlükteki Kanunun 382 hci maddesini karşılamaktadır.

İsviçre Medenî Kanununun 398 inci maddesi hükmüne paralel olarak üç fıkra hâlinde düzenlenmiştir..

- 1 4 7- Birinci fikrada malvarlığının defterinin tutulabilmesi için, vasinin atanmasına ilişkin kararın kesinleşmiş olması öngörülmüştür. Aynı fıkrada "sulh mahkemesi" yerine "vesayet makamı" denilmiştir.

İkinci fıkraya göre, ayırt etme gücüne sahip olan vesayet altındaki kişi, defter tutulurken olanak bulunduğu taktirde hazır bulundurulacaktır.

Maddenin üçüncü fıkrasında sözü edilen İçişinin malvarlığı için tutulacak resmî defter, mirasta söz konusu olan 619 uncu maddede öngörülen defterle benzerlik arzetmektedir. Bu nedenle defterin tutulması, alacaklılara karşı hüküm ve sonuçlun konularında 619 ve devamı maddelere yollama yapılmıştır.

Tasarı/teklif madde 439

→ yürürlükteki madde 439

Yürürlükteki Kanunun 383 üncü maddesini karşılamak tadır.

Madde İsviçre Medenî Kanununun bu maddeyi karşılayan 399 uncu madde göz önünde tutulmak suretiyle yeniden kaleme alınmıştır.

Tasarı/teklif madde 440

→ yürürlükteki madde 440

Yürürlükteki Kanunun 384 üncü maddesini karşılamak tadır.

"Sulh mahkemesi" yerine "vesayet makamı" deyimi kullanılmıştır.

Tasarı/teklif madde 441

→ yürürlükteki madde 441

Yürürlükteki Kanunun 385 inci maddesini karşılamaktadır.

Konu başlığı İsviçre Medenî Kanununun 401 inci maddesine uygun olarak "Paraların yatırılması" biçiminde düzeltilmiştir. Madde yürürlükteki metinden farklı olarak kaynak Kanuna uygunluğu sağlanarak iki fıkra hâlinde düzenlenmiştir.

Birinci fıkradaki "Sulh mahkemesi veya'hükümetçe tayin edilmiş malî bir müesseseye faiz mukabilinde ikraz edilir." ifadesi yerine "faiz getirmek üzere, vesayet makamı tarafmdan belirlenen milli bir bankaya yatınlır veya Hazine tarafmdan çıkarılan menkul kıymetlere çevrilir." ifadesine yer verilmiştir.

İkinci fikrada paranın' yatırılmasını bir aydan fazla geciktiren vasinin, bu yüzden uğranılan faiz kaybını ödemekle yükümlü olduğu öngörülmüştür.

Tasarı/teklif madde 442

→ yürürlükteki madde 442

Yürürlükteki Kanunun 386 ncı maddesini karşdamaktadır.

Kaynak Kanunun 402 nci maddesiyle paralellik sağlamak üzere yeniden kaleme alınarak ikifikrahâlinde düzenlenmiştir.

Tasarı/teklif madde 443

→ yürürlükteki madde 443

Yürürlükteki Kanunun 387 nci maddesini karşılamaktadır.

. Kaynak Kanunun 403 üncü madde göz önünde tutulmak suretiyle yeniden kaleme alınmıştır. Hüküm değişikliği yoktur. Sadece maddedeki "sulh mahkemesi" yerine "vesayet makamı" deyimi kullanılmıştır.

Tasarı/teklif madde 444

→ yürürlükteki madde 444

Yürürlükteki Kanunun 388 inci maddesini karşılamaktadır.

Taşınmazların satışına ilişkin olan bu madde, İsviçre Medenî Kanununun 404 üncü maddesinde olduğu gibi üç fıkra hâlinde düzenlenmiştir. Maddede kullanılan "sulh mahkemesi" yerine "vesayet makamı" deyimi kullanılmıştır. Birinci fıkrada satışın ancak vesayet altındaki kişinin menfaati gerekli kıldığı hâllerde yapılabileceği öngörülmüştür. Yapılan açık arttırmanın hâkim tarafmdan "gecikmeksizin" onanmasına ilişkin ikinci fıkranın son cümlesine, açıklık sağlamak üzere, "onamaya ilişkin karann ihale gününden başlayarak on gün içinde verilmesi" zorunluluğu kabul edilmiştir. Son fıkradaki "asliye mahkemesi" deyimi yerine "denetim makamı" denilmiştir.

Tasarı/teklif madde 445

→ yürürlükteki madde 445

Yürürlükteki Kanunun 389 uncu maddesini karşılamaktadır.

Birinci fıkrada yürürlükteki metindeki "infak ve terbiyesine itina eder" ifadesi yerine, /'balamı ve eğitimi için gereken önlemleri almakla yükümlüdür." ifadesi kullanılmıştır.

Madde, isviçre Medenî Kanununun 405 inci maddesine paralel olarak iki fıkra hâlinde düzenlenmiştir.

Tasarı/teklif madde 446

→ yürürlükteki madde 446

Yürürlükteki Kanunda mevcut olmayan bu madde, kenar başlığıyla birlikte İsviçre Medenî Kanununun 405a maddesinden aynen alınmıştır.

Birinci fıkrada, küçüklerin -koruma- amacıyla bir kuruma yerleştirilmesinde vasinin başvurusu koşuluyla vesayet makamuun yetkili olduğu belirlenmiş, ancak gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde bu yetkiyi vasinin de kullanabileceği kabul edilmiştir.

İkinci fıkrada yetkiye ilişkin birinci fıkra hükmü dışındaki usul ve yetkiyle ilgili diğer konularda ergin kişilerin korunması amacıyla özgürlüklerin kısıtlanmasını düzenleyen 432 ve devamı maddelere yollama yapılmıştır.

Üçüncü fıkrada onaltı yaşım doldurmamış çocukların koruma amacıyla kuruma yerleştirilmeyi bizzat talep edemeyecekleri öngörülmüştür.

Tasarı/teklif madde 447

→ yürürlükteki madde 447

Yürürlükteki Kanunun 390 inci maddesini karşılamaktadır.

Maddenin amacına uygun olarak kenar başlık "Kısıtlılarda" şeklinde değiştirilmiştir. Madde, İsviçre Medenî Kanununun 406 ncı maddesinin 6 Ekim 1978'de değiştirilip, 1 Ocak 1981'de yürürlüğe giren yeni metnine uygun olarak iki fıkra hâlinde, düzenlenmiştir. Maddenin ikinci fıkrasında gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde vasi koruma amacıyla özgürlüğün kısıtlanmasına ilişkin hükümler uyarınca kısıtlıyı bir kuruma yerleştirme veya orada alıkoyma yetkisine sahip kılınmıştır. Vasinin bu yetkisini kullanabilmesi için kısıtlı hakkında 432 nci maddede teker teker sayılan sebeplerden birinin mevcut olması gerektiği gibi, aynı zamanda kısıtlının kişisel korumasının başka şekilde yeterince sağlanamaması şartının da gerçekleşmiş olması aranmaktadır.

Tasarı/teklif madde 449

→ yürürlükteki madde 449

Madde, yürürlükteki 392 net maddeyi karşılamaktadır.

Yürürlükteki maddede vasinin bağış yapamayacağı öngörülmüşken yeni düzenlemede yasak olarak yapılan bağışın önemli olması koşulu getirilmiştir.

Tasarı/teklif madde 450

→ yürürlükteki madde 450

Yürürlükteki Kanunun 393 üncü maddesini karşılamaktadır.

Maddede vasinin önemli işlerde vesayet altındaki kişinin görüşünü alma yükümlülüğü getirilmiştir. İsviçre Medenî Kanununun 409 uncu maddesinde bu görüşün alınmasında küçük için bir yaş ölçüsü getirilmiştir. Buna göre küçük onaltı yaşmda ise görüşüne başvurulabilecektir. Ancak böyle bir yaş smınnm getirilmesi isabetli görülmemiştir. Çocuk Haklan Sözleşmesinin 12 nci maddesinin (1) numaralı bendinde "görüşlerini oluşturma yeteneğine sahip çocuğun kendini ilgilendiren her konuda görüşlerini açıklama, bu görüşlerde çocuğun yaşı ve olgunluğuna göre gereken özenin gösterilmesine" riayet hükmü öngörülmüştür. Bu nedenledir ki, Alman Medenî Kanununun 1827 nci maddesinden, görüşüne başvurma konusunda getirilmiş bulunan yedi yaş sının kaldırılmıştır.

Bu gerekçelerle maddeye bir yaş sının konulmadan, çocuğun görüşlerine başvurmada ölçü olarak "görüşlerini oluşturma ve açıklama yeteneğine sahip" olma ölçüsü getirilmiştir.

Maddenin ikinci fıkrası yürürlükteki ikinci fıkradan anlaştırmak suretiyle aynen alınmıştır.

Tasarı/teklif madde 451

→ yürürlükteki madde 451

Yürürlükteki Kanunun 394 üncü maddesini karşılamaktadır.

Maddenin kenar başlıkları içeriğiyle uygun hâle getirilmiştir. Yürürlükteki nladdenin ikinci fıkrasının son cümlesindeki "vasi icazet vermezse, o tasarruf hükümsüz kalır" şeklindeki ifade, maddede yapılan işlemin onamaya kadar sadece vesayet altındaki kişi hakkında etkisiz olduğunu belirtmek üzere, işlem onanmazsa "diğer taraf bununla bağlı olmaktan kurtulur" şeklinde düzeltilmiştir.

Tasarı/teklif madde 452

→ yürürlükteki madde 452

Yürürlükteki Kanunun 395 inci maddesini karşılamaktadır.

Kısıtlının sorumluluğunun "geri isteme zamanmda"ki zenginleşmesi ile sınırlı olduğu vurgulanmıştır. Hüküm değişikliği yoktur.

Tasarı/teklif madde 453

→ yürürlükteki madde 453

Yürürlükteki Kanunun 396 nci maddesini karşılamaktadır. Sadece "sulh mahkemesi" deyimi yerine "vesayet makamı" deyimi kullanılmıştır.

Tasarı/teklif madde 454

→ yürürlükteki madde 454

Yürürlükteki Kanunun 397 nci maddesini karşılamaktadır.

Maddenin konu başlığı kaynak Kanunun 413 üncü maddesine uygun olarak "Malvarlığının yönetilmesi" şeklinde değiştirilmiştir. İsviçre Medenî Kanununun 413 üncü maddesinde vasinin iki yılda bir hesap vermesi öngörüldüğü hâlde maddede bu süre bir yıl olarak korunmuştur. Yine isviçre Medenî Kanununun 413 üncü maddesi ile yürürlükteki 397 nci maddesinin ikinci fıkrasında vesayet altındaki kişinin temyiz kudretine sahip olması ve onaltı yaşmda.bulunması hâlinde hesabın hâkim tarafından incelenmesi sırasında hazır bulundurulması öngörülmüştür. Böyle bir yaş sınırının her zaman doğru bir çözüm olamayacağı göz önünde tutulmak ve Çocuk Haklan Sözleşmesi ile uyumu sağlamak üzere yaş sının koyma yerine 450 nci maddede olduğu gibi "görüşlerini oluşturma ve açıklama yeteneğine sahip" olma ölçüsü getirilmiştir.

Madde İsviçre Medenî Kanununun 413 üncü maddesine uygun olarak üç fıkra hâline getirilmiştir.

Tasarı/teklif madde 456

→ yürürlükteki madde 456

Yürürlükteki Kanunun 399 uncu maddesini karşılamaktadır.

İsviçre Medenî Kanununun bu maddeyi karşılayan 415 inci maddesinde vasilik görevinin iki yıl devam ettiği, bu sürenin dolması hâlinde yeniden iki yıl için atanabileceği öngörülmüştür. Yürürlükteki 399 uncu madde ise vasinin dört yıl için atanmasını öngörmüş, vasinin yeniden atanmasına ve yeniden atanmaya ilişkin süreye yer vermemiştir.

Vasilik görevinin Önemi ve nezaketi göz önüne alınırsa bugünkü yaşam koşullan bakımından bu dört yıllık süre uzundur. Vasinin, vesayet makamı tarafindan azledilmesi ve görevden uzaklaştırılması oldukça uzun, güç ve merasime bağlı bir iştir.

Bu sebeple İsviçre Medenî Kanununun 415 inci maddesi esas alınmak suretiyle göreve atamanın iki yıl için olması, bu sürenin sonunda yemden her defasında iki yıl için görev süresinin uzatılması öngörülmüş, ancak dört yılın bitiminde vasinin görevden çekilmesi hükmüne yer verilmiştir. Bu sayede, vesayet makamı, vasinin işlerinden memnun olmazsa iki yıllık süresi bitince bu süreyi uzatmamak yetkisine sahip olacak, bu ise vasilere görevlerini gereği gibi yapmaları için bir tür yaptırım teşkil edecektir. Vesayet makamı, vasinin işlerinden memnun kalırsa, görev süresini iki yılda bir aym süreyle uzatabilecektir. Ancak dört yıldan sonra görev süresinin uzatılması vasinin isteğine bağlıdır. Bu nedenle son fıkrada vasiye, dört yılın bitiminde görevden çekilebilme hakkı tanınmıştır. Maddenin üçüncü fıkrası yürürlükteki 399 uncu maddenin ikinci cümlesiyle aynıdır.

Tasarı/teklif madde 457

→ yürürlükteki madde 457

Yürürlükteki Kanunun 400 üncü maddesini karşılamaktadır.

Ancak yürürlükteki metinden farklı olarak maddeye, vasinin ücretinin vesayet altındaki kişinin malvarlığuıdan karşılanmasının mümkün olmadığı hâllerde bu ücretin Hazine tararından karşılanması hükmü eklenmiştir. Vesayet alandaki kişinin malvarlığı yok ise, bu kişiye vasi bulmak ya da vasi bulunsa bile, kendisine ücret ödenmediği için vasinin işleri gereği gibi ifa etmek mümkün olmamaktadır. Bu sakıncaları gidermek üzere bu durumda vasinin ücretinin Hazine tarafından karşılanması kabul edilmiştir.

İKİNCİ AYIRIM KAYYIMIN GÖREVİ

Tasarı/teklif madde 458

→ yürürlükteki madde 458

Yürürlükteki Kanunun 401 inci maddesini karşılamaktadır.

Maddenin kenar başlığı İsviçre Medenî Kanununun 417 nci maddesine uygun olarak "Kayyımın konumu" şeklinde düzenlenmiştir.

- 1 5 1- Madde İsviçre Medenî Kanununun 417 nci maddesine uygun olarak yeniden kaleme alınmış ve daha anlaşılır hâle getirilmiştir. İkinci fıkradaki "sulh mahkemesi" yerine 'Vesayet makamı" deyimi kullanılmıştır.

Tasarı/teklif madde 459

→ yürürlükteki madde 459

Yürürlükteki Kanunun 402 nci maddesini karşılamaktadır.

Sadece "sulh mahkemesi" deyimi yerine ' "vesayet makamı" deyimi kullanılmıştır. Hüküm değişikliği yoktur.

Tasarı/teklif madde 460

→ yürürlükteki madde 460

Yürürlükteki Kanunun 403 Üncü maddesini karşılamaktadır.

İkinci fıkrada "sulh mahkemesi" deyimi yerine "vesayet makamı" deyimi kullanılmıştır. Hüküm değişikliği yoktur.

ÜÇÜNCÜ AYIRIM VESAYET DAİRELERİNİN GÖREVLERİ

Tasarı/teklif madde 461

→ yürürlükteki madde 461

Yürürlükteki Kanunun 404 üncü maddesini karşılamaktadır.

Sadece "Sulh mahkemesi" deyimi yerine "vesayet makamı", "asliye mahkemesi" deyimi yerine de "denetim makamı" deyimleri kullanılmıştır. Hüküm değişikliği yoktur.

Tasarı/teklif madde 462

→ yürürlükteki madde 462

Yürürlükteki Kanunun 405 inci maddesini karşılamaktadır.

Ancak (2) numaralı bende "diğer hak ve değerlerin alımı, sarımı, devri ve rehnedilmesi" ifadesi eklenmiştir.

(3) numaralı benddeki "Alelade idare ihtiyaçları haricinde inşaat" yerine "olağan yönetim sınırlarını aşan yapı işleri" deyimi kullanılmıştır.

Maddenin (6) numaralı bendindeki "bir yıl veya daha uzun süreli ürün ..." hükmündeki ürün kirası, yürürlükteki maddede "arazi kirası" olarak geçmektedir. Bu değişiklikle "arazi" sözcüğü yerine "ürün" sözcüğü kullanılmıştır. Böylece buraya sadece bir yıl veya daha uzun süreli taşınmazların değil, koşullan varsa taşınırların da ürün kirası dahil edilmiştir.

Maddenin (8) numaralı bendindeki "husumet" sözcüğü yerine "dava açma" sözcüğü kullanılmıştır. Açılan davada vesayet, altındaki kişiyi temsilen vasinin davayı yürütmesi için aynca vesayet makamından izin almasına gerek olmadığmdan buraya eklenmesine gerek duyulmamıştır.

Yürürlükteki maddenin (9) numaralı bendinde, sadece miras taksim sözleşmesi izne tâbi tutulmuşken, yeni düzenlemede bu hükme aynca "miras payının devri sözleşmelerime dahil edilmiştir. Zira miras taksim sözleşmesi yeni deyimiyle "paylaşma sözleşmesi" kadar önemli olan, vesayet alımdaki kişinin miras payının devri sözleşmelerinin, vesayet makamının izninden bağışık tutulmasının haklı bir gerekçesi olamaz.

- 1 5 2-

Tasarı/teklif madde 463

→ yürürlükteki madde 463

Yürürlükteki Kanunun 406 ncı maddesini karşılamaktadır.

Maddede "sulh mahkemesi" deyimi yerine "vesayet makamı", "asliye mahkemesi" deyimi yerine "denetim makamı" deyimi kullanılmıştır. Hüküm değişikliği yoktur.

Tasarı/teklif madde 464

→ yürürlükteki madde 464

Yürürlükteki Kanunun 407 nci maddesini karşılamaktadır.

"Sulh mahkemesi" deyime yerine "vesayet makamı" deyimi kullanılmıştır.

Hüküm değişikliği yoktur.

Tasarı/teklif madde 465

→ yürürlükteki madde 465

Yürürlükteki Kanunun 408 inci maddesini karşılamaktadır.

Yürürlükteki madde sulh mahkemesinin izni alınmadan yapılan tasarrufların hukuksal durumunu düzenlemiştir. Maddenin aslı olan İsviçre Medenî Kanununun 424 üncü maddesi göz önünde tutularak, madde, asliye mahkemesinin (denetim makamının) izninin bulunmaması hâlini de^kapsayacak şekilde kaleme alınmış ve yetkili vesayet dairelerinin iznini almadan yapılan işlemlerin hukuksal durumu belirlenmiştir.

DÖRDÜNCÜ AYIRIM VESAYET ORGANLARININ SORUMLULUĞU

Tasarı/teklif madde 466

→ yürürlükteki madde 466

Yürürlükteki Kanunun 409 uncu maddesini karşılamaktadır.

Maddede öngörülen özen iyi bir yönetimin gerektirdiği özendir.

Tasarı/teklif madde 467

→ yürürlükteki madde 467

Madde vasinin sorumluluğunu düzenlemektedir. Burada kusur esasına dayanan bir sorumluluk söz konusudur. Maddenin ikinci fıkrası buradaki sorumluluk esasının kayyım ve yasal danışmanlar hakkında da aynen geçerli olduğunu belirtmektedir.

Tasarı/teklif madde 468

→ yürürlükteki madde 468

Yürürlükteki Kanunun 410 uncu maddesini karşılamaktadır.

Birinci fıkrada vesayet makamı ve denetim makamı gibi vesayet dairelerinde görevli olanların haksız fiilleri ile başkalarına verdikleri zarardan dolayı Devletin sorumlu tutulması esası getirilmiştir. Türk hukukunda geçerli olan memurların memuriyet görevleri nedeniyle verdikleri zarardan memurun değil, doğrudan doğruya Devlefin sorumlu olduğu, zararı tazmin eden Devlel'in kendi memuruna rücu etmesine ilişkin genel ilke maddede aynen tekrar edilmiştir. Aynı kural Anayasanın 129 uncu maddesinde de yer almıştır.

Aym fıkrada Devlet, vesayet makamlarında görevli olanlar dışında, vasi, kayyım ve yasal damşmanlann verdikleri zararlardan da sorumlu tutulmuştur. Ancak Devletin vasi, kayyım ve yasal damşmanlann verdikleri zararlardan sorumluluğu, ancak bu kişilerden zararın tanzim edilmemesi hâlinde ikinci derece bir sorumluluk olarak düzenlenmiştir.

Maddenin ikinci fıkrası Devlet'in, zarardan sorumlu kusuru olan kişilere rûcu hakkım düzenlemektedir.

Maddenin üçüncü fıkrasında kusurlu kişilerin, rûcu hakkım kullanan Devlet karşısında müteselsilen sorumlu olduktan hükmüne yer verilmiştir.

Tasarı/teklif madde 469

→ yürürlükteki madde 469

Madde vesayet makamında görevli kişilere karşı Devletin rücu davasına bakmaya,vesayet makammın bulunduğu yere en yakm asliye mahkemesinin yetkili olacağım belirtmektedir. Böyle bir hükme kanunda ihtiyaç vardır. Zira vesayet makamında görevli kişilerin,hâkim olarak bulundukları yerde bu davanm görülebileceğini kabul etmek isabetli bir çözüm olamaz. Buna karşılık, tazminat davaları ve diğer rücu davaları vesayet makamının bulunduğu yerdeki asliye mahkemelerinde görülebilecektir.

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM VESAYETİN SONA ERMESİ BİRİNCİ AYIRIM VESAYETİ GEREKTİREN HÂLLERİN SONA ERMESİ

Tasarı/teklif madde 470

→ yürürlükteki madde 470

Yürürlükteki Kanunun 414 üncü maddesini karşılamaktadır.

Madde yeniden kaleme alınmak suretiyle anlaştırılarak iki fıkra hâline getirilmiştir.

Birinci fıkra küçüklerin normal yolla erginleşmesi hâlinde vesayetin kendiliğinden sona ereceğini öngörmektedir.

İkinci fıkra mahkeme kararıyla erginliğin kazanılması hâlinde mahkemenin aynı zamanda küçüğün hangi tarihte ergin olacağını belirlemesini ve bu kararın ilân edilmesini hükme bağlamaktadır.

Tasarı/teklif madde 471

→ yürürlükteki madde 471

Yürürlükteki Kanunun 415 inci maddesini karşılamaktadır.

Madde anlaştırılmak suretiyle yeniden kaleme alınmış, yürürlükteki maddenin ikinci cümlesi çıkanlmıştır. Yürürlükteki maddenin birinci cümlesini karşılayan, yeni düzenlemede, özgürlüğü bağlayıcı bir cezaya mahkûmiyet sebebine dayanan kısıtlılık hâlinin, kişinin hapis hâlinin sona ermesiyle yani cezasını çekmek veya şartlı salıverilme yoluyla cezaevinden çıkmasıyla birlikte kendiliğinden kalkacağı öngörülmüştür.

Yürürlükteki 415 inci maddenin yeni düzenlemeye alınmayan ikinci cümlesi geçici veya şartlı olarak salıverilmenin vesayet hâlini ortadan kaldırmayacağını öngörmektedir. Bu hüküm iki açıdan isabetli değildir. Öncelikle, bir kişinin şartla olsa bile salıverilmesine rağmen, kısıtlılık hâlinin devam ettiğini ve dolayısıyla fiil ehliyetinin tam olmadığım kabul etmek bir çelişkidir. Kişi salıverildiği yani özgür - 1 5 4- kılındığı hâlde, vesayet hâlinin devam ettiğini kabul etmek özgürlüğü bir başka açıdan kısıtlamaktır.

Kişi salıverildiği hâlde vesayet hâlinin hâlâ devam ettiği kabul edüeoek olursa, bundan haberdar olmayan iyiniyetli üçüncü kişiler bu hüküm dolayısıyla mağdur olabileceklerdir. Şartla salıverilmesine rağmen, bunu gizleyerek iyiniyetli üçüncü kişilerle hukukî işlem yapan kişinin, bu işlemi kendi yararına görmediği durumda "kısıtlılık hâlinin devam ettiği" iddiasıyla hukukî işlemin ehliyetsizlik nedeniyle iptalini istemesi haksız sonuçlar doğurabilecektir.

Tasarı/teklif madde 472

→ yürürlükteki madde 472

Yürürlükteki Kanunun 416 ncı maddesini karşılamaktadır.

Madde kenar başlığıyla birlikte yeniden kaleme alınmıştır. Kaynak Kanunda bu maddeyi karşılayan 433 üncü maddenin kenar başlığı "Vesayetin sona erme koşullan" şeklindedir. 1984 tarihli öntasanda da aynı deyim kullanılmıştır. Oysa bu maddede vesayetin sonra erme sebepleri düzenlenmiştir. Bu nedenle "vesayetin ref i şartlan" biçimindeki kenar başlık "Kaldırılması" olarak değiştirilmiştir.

Maddenin birinci fıkrası anlaştırılmak suretiyle yeniden kaleme alınmıştır. Bu maddede yer alan "asliye mahkemesi" deyimi yerine vesayete son verme görev ve yetkisi vesayet makamına ait olduğundan "vesayet makamı" deyimi kuUanılmıştır.

İkinci fıkrada vesayeti gerektiren sebebin ortadan kalkmış olması durumunda vesayet makamının vesayetin sona ermesine karar vermesi gerektiği' hükme bağlanmıştır.

Maddenin üçüncü fıkrası kısıtlı ve menfaati bulunan ilgililerden her birinin vesayetin kaldırılmasını istemesine olanak tanımaktadır.

Tasarı/teklif madde 473

→ yürürlükteki madde 473

Yürürlükteki Kanunun 417 nci maddesini karşılamaktadır.

Madde anlaştırılmış ve İsviçre Medenî Kanununun 435 inci maddesine uygun olarak ikifikrahâlinde düzenlenmiştir. Hüküm değişikliği yoktur.

Tasarı/teklif madde 474

→ yürürlükteki madde 474

Yürürlükteki Kanunun 418 inci maddesini karşılamaktadır.

Maddeye açıklık getirmesi bakımından görüşüne başvurulacak olan bilirkişinin resmî sağlık kurulu olması gereğine işaret edilmiştir.

Tasarı/teklif madde 475

→ yürürlükteki madde 475

Yürürlükteki Kanunun 419 uncu maddesini karşılamaktadır.

Madde anlaştırılmak ve bazı kavramlara yeni karşılıldan verilmek suretiyle kaleme alınmıştır. Hüküm değişikliği yoktur.

Tasarı/teklif madde 476

→ yürürlükteki madde 476

Yürürlükteki Kanunun 420 nci maddesini karşılamaktadır.

Madde anlaştmlmak suretiyle yeniden kaleme alınmıştır. Hüküm değişikliği yoktur.

Tasarı/teklif madde 477

→ yürürlükteki madde 477

Yürürlükteki Kanunun 421 inci maddesini karşılamaktadır.

Maddenin konu ve kenar başlıklan "Kayyımın vesayeti" yerine "Kayyımlıkta ve yasal danışmanlıkta"; "Mutlak surette hitam" yerine "Genel olarak" deyimleri konulmak suretiyle yeniden kaleme alınmıştır. Maddenin birinci fıkrasında "temsil - 1 5 5- kayyımlığı", "ikinci fıkrasında" ise "yönetim kayyımlığı,, deyimlerine yer verilmiş, böylece önceki maddelerle uyum sağlanmıştır.

Üçüncü fıkrada yasal danışmanlığın vesayet makamının kararıyla sona erdirileceği hükme bağlanmıştır.

Tasarı/teklif madde 478

→ yürürlükteki madde 478

Yürürlükteki Kanunun 422 nci maddesini karşılamaktadır.

Madde anlaştırılmak suretiyle yeniden kaleme alınmış, maddedeki "sulh hâkimi" yerine doğru olarak "vesayet makamı" deyimi kullanılmıştır.

İKİNCİ AYIRIM VASİLİK GÖREVİNİN SONA ERMESİ

Tasarı/teklif madde 479

→ yürürlükteki madde 479

Yürürlükteki Kanunun 423 üncü maddesini karşılamaktadır.

Hüküm değişikliği yoktur. Anlaştırılmak suretiyle yeniden kaleme alınmıştır.

Tasarı/teklif madde 480

→ yürürlükteki madde 480

Yürürlükteki Kanunun 424 üncü maddesini karşılamaktadır.

HUküm değişikliği yoktur. Anlaştuılmak suretiyle yeniden kaleme alınmıştır.

Tasarı/teklif madde 481

→ yürürlükteki madde 481

Yürürlükteki Kanunun 425 inci maddesini karşılamaktadır.

Maddenin birinci fikrası "vasiliğe engel bir sebebin" ortaya çıkması hâlinde vasinin görevinden çekilmek zorunda olduğunu hükme bağlamaktadır. Buradaki "vasiliğe engel bir sebep" deyimi, yürürlükteki metinde yer alan "ehliyete mani veya vasilikle telifi gayrikabil sebebi" içerecek genişlikte bir kavramdır.

Maddenin ikinci fıkrasında, bir kaçınma sebebinin ortaya çıkması durumunda vasinin görev süresinin bitiminden önce görevinden almmasmı isteme olanağı tanınmaktadır. Ancak önemli sebepler varsa vasi süresinin sonuna kadar görevine devam etmekle yükümlüdür.

Tasarı/teklif madde 482

→ yürürlükteki madde 482

Yürürlükteki Kanunun 426 ncı maddesini karşılamaktadır. Hüküm değişikliği yoktur. Yürürlükteki metinde yer alan "zaruri olan idari tasarruflar" yerine "zorunlu işler" deyimi kullanılmıştır.

Tasarı/teklif madde 483

→ yürürlükteki madde 483

Yürürlükteki Kanunun 427 nci maddesini karşılamaktadır.

Anlaştırılmak suretiyle yeniden ve iki fıkra hâlinde kaleme alınmıştır. Maddede "sulh hâkimi" yerine "vesayet makamı" deyimi kullanılmıştır. Bu şekilde madde İsviçre Medenî Kanununun 445 inci maddesine uygun hâle getirilmiştir.

Tasarı/teklif madde 484

→ yürürlükteki madde 484

Yürürlükteki Kanunun 428 inci maddesini karşılamaktadır.

Anlaştuılmak suretiyle yeniden kaleme alınmıştır. Maddenin ikinci fıkrasında "sulh hâkimi" yerine "vesayet makamı" denilmiştir.

Tasarı/teklif madde 485

→ yürürlükteki madde 485

Madde isviçre Medenî Kanununun 447 nci maddesine uygun olarak iki fıkra hâline getirilmiştir. Yürürlükteki 429 uncu madde anlaştırılmak ve "sulh hâkimi" yerine "vesayet makamı" deyimi kullanılmak suretiyle yemden kaleme alınmıştır.

Tasarı/teklif madde 486

→ yürürlükteki madde 486

Yürürlükteki Kanunun 430 uncu maddesini karşılamaktadır.

Anlaştırılmak suretiyle yeniden kaleme alınmıştır. Önceki maddelerde olduğu gibi, bu madde de "sulh mahkemesi" yerine "vesayet makamı" deyimi kullanılmıştır.

Yürürlükteki Kanunun 430 uncu maddesine göre, vesayet makamı olan sulh mahkemesi vasi tutuklatabilir ve mallarım haczettirebilir. Vesayet makamı vasinin mallarmı doğrudan doğruya kendi karanyla haczedebilmelidir. Zira haczi icra dairelerinden veya başka mahkemeden isteme zonınluğu bulunursa bu işlem gecikebilir, suistimallere ve mal kaçırmalara imkân ve fırsat sağlanmış olabilir ve vesayet altma alınanın haklan tehlikeye düşebilir. Bu sebeple maddede vesayet makamının gerekirse muhtemel zaran göz Önünde bulundurarak vasinin mallanna ihtiyati haciz koyabileceği belirtilmiştir. Yürürlükteki metinde "icabında tevkif ettirebilir." denilmektedir. Bu ifade ile vasilik makamı olan sulh mahkemesine bir direktif verilmemiştir. Bu eksikliği gidermek üzere Tasanda, "tutuklanmasını isteyebilir." denilmek suretiyle bir kural değişikliği yapılmıştır. Böyle bir istem karşısında kalan ceza mercii suç unsurlarına bakarak bu istemi yerine getirebilir veya reddedebilir. Bu nokta medenî hukuku ilgilendirmediğinden maddeye bununla ilgili bir kayıt eklenmesi gerekli görülmemiştir.

Tasarı/teklif madde 487

→ yürürlükteki madde 487

Yürürlükteki Kanunun 43 linçi maddesini karşılamaktadır.

Anlaşnnlmak ve "sulh mahkemesi" yerine "vesayet makamı" deyimi kullanılmak suretiyle yeniden kaleme alınmıştır. Hüküm değişikliği yoktur.

Tasarı/teklif madde 488

→ yürürlükteki madde 488

Yürürlükteki Kanunun 432 inci maddesini karşılamaktadır.

Anlaştuılmak ve "sulh mahkemesi" yerine "vesayet makamı", "asliye mahkemesi" yerine "denetim makamı" deyimleri kullamlmak suretiyle yeniden kaleme almmıştır.

Maddeye "Denetim makamı, gerektiğinde duruşma da yaparak bu itirazı kesin karara bağlar" hükmü eklenmiştir. Bu hükümle vesayet makamı kararlarına karşı denetim makamı nezdinde yapılan itirazın nasıl inceleneceği ve karara bağlanacağı düzenlenmektedir. Buna göre denetim makamı bu itirazı dosya üzerinden veya gerek gördüğünde duruşma yaparak inceleyecektir. Maddeye eklenen yeni hüküm, denetim makamı kararlarının kesin olduğunu hükme bağlamak suretiyle, vesayet işlerinde itiraza ilişkin kararların bir an önce yürürlüğe girmesi olanağını getirmiştir.

ÜÇÜNCÜ AYIRIM VESAYETİN SONA ERMESİNİN SONUÇLARI

Tasarı/teklif madde 489

→ yürürlükteki madde 489

Yürürlükteki Kanunun 433 üncü maddesini karşılamaktadır.

Anlaştırılmak ve "sulh hâkimi" yerine "vesayet makamı" deyimi kullamlmak suretiyle yeniden kaleme alınmıştır. Hüküm değişikliği yoktur.

Tasarı/teklif madde 490

→ yürürlükteki madde 490

Yürürlükteki Kanunun 434 üncü maddesini karşılamaktadır.

Anlaştırılmak ve "sulh hâkimi" yerine "vesayet makamı" deyimi kullamlmak suretiyle yeniden kaleme alınmıştır. Hüküm değişikliği yoktur.

Tasarı/teklif madde 491

→ yürürlükteki madde 491

Yürürlükteki Kanunun 435 inci maddesini karşılamaktadır.

Maddenin kenar başlığı İsviçre Medenî Kanununun 453 üncü maddesine uygun olarak "Vasinin görevine son verilmesi" şeklinde değiştirilmiştir.

Madde anlaştırılmak suretiyle kaleme alınmıştır. Maddedeki "sulh hâkimi" deyimi yerine "vesayet makamı" deyimi kullanılmıştır. Hüküm değişikliği yoktur.

Tasarı/teklif madde 492

→ yürürlükteki madde 492

Yürürlükteki Kanunun 436 ncı maddesini karşılamakta olan madde konu ve kenar başlıklarıyla birlikte yeniden kaleme alınmıştır.

Yeni düzenleme vesayet organlarının sorumluluğu eskisinden farklı esaslara bağlandığından sorumluluğa ilişkin zamanaşımının düzenlenmesinde de bu husus dikkate alınmıştır.

Sorumlu vasi ve kayyıma karşı açılacak tazminat davası kesin hesabın tebliğ edildiği tarihten itibaren bir yıllık zamanaşımına tâbi olacaktır.

Yasal danışmanlar için kesin hesap söz konusu olmayacağı cihetle bunlara karşı açılacak davaların zamanaşımı genel hükümlere tâbi olacaktır.

Devlete karşı açılacak tazminat davalarında, vasi, kayyım ve yasal danışmana tazmin ettirilmeyeceği anlaşılan zararlar açısından, bu durumun anlaşılmasından itibaren bir yıllık bir zamanaşımı söz konusu olacaktır. Buna karşılık, vesayet makamlarında görevli olanların sebebiyet verdikleri zararlardan dolayı Devlete karşı açılacak davaların zamanaşımı genel hükümlere tâbi olacaktır.

Tasarı/teklif madde 493

→ yürürlükteki madde 493

Yürürlükteki Kanunun 437 nci maddesini karşılamaktadır.

Yürürlükteki metin esas alınmakla beraber madde daha sade biçimde düzenlenmiştir.

İstisnaî bir zamanaşımı niteliğinde olan olağanüstü zamanaşımı ancak olağan zamanaşımı süresi işlemeye başlamadan önce zarar gören tarafmdan bilinmesi veya anlaşılması olanağı bulunmayan bir hesap yanlışlığmm veya bir sorumluluk sebebinin sonradan öğrenilmesi hâlinde uygulanacaktır.

Tasarı/teklif madde 494

→ yürürlükteki madde 494

Yürürlükteki Kanunun 438 inci maddesini karşılamaktadır.

Madde anlaştırılmak suretiyle yeniden kaleme alınmıştır. Hüküm değişikliği yoktur.

ÜÇÜNCÜ KİTAP MİRAS HUKUKU BİRİNCİ KISIM MİRASÇILAR BİRİNCİ BÖLÜM YASAL MİRASÇILAR

Tasarı/teklif madde 495

→ yürürlükteki madde 495

Yürürlükteki Kanunun 439 uncu maddesini karşılamaktadır.

Anlaştırılmak suretiyle kenar başhklanyla birlikte yeniden kaleme alınmıştır. Hüküm değişikliği yoktur.

Tasarı/teklif madde 496

→ yürürlükteki madde 496

Yürürlükteki Kanunun 440 inci maddesini karşılamaktadır.

Anlaştırılmak suretiyle yeniden kaleme almmıştır. Hüküm değişikliği yoktur.

Maddenin kenar başlığı "Baba ve ana" yerine, Türk. dilinde bu iki sözcüğün kullanılışında ana sözcüğünün önde kullanılması ve anaya verilen önem göz önünde tutularak "Ana ve baba" deyimi kullanılmıştır.

Tasarı/teklif madde 497

→ yürürlükteki madde 497

Yürürlükteki Kanunun 44 J inci maddesini karşılamaktadır.

Maddenin ilk dört fıkrası yürürlükteki maddeden anlaştınlmak ve esaslı bir değişiklik yapılmadan alınmıştır.

Büyük ana ve büyük babanın kendi çoculdan varken, yani miras bırakanın amcası, halası, teyzesi veya dayısı hayatta iken, kendisinden önce ölmüş olan büyük ana veya büyük babanın miras hisseleri bu kişilere intikal edememektedir. Bu durum haksızlıklara yol açacak niteliktedir.

Türk toplumunun aile yapısı düşünüldüğünde, amca, hala, dayı ve teyze ile yeğenler arasında yalan aile bağlamım mevcut olduğu, çoğu kez babanın ölümü hâlinde bu kişilerin yeğenlerine sahip çıktığı yadsınamaz bir gerçektir. Bu nedenle yalan aile bağlan olan kişilerle sınırlı olmak üzere sağ kalan eş ile birlikte miras hakkı tanımak, Türk toplumunun yapısına daha uygundur. Böylece sağ kalan eş varsa, yürürlükteki hüküm uyarınca mirasbırakandan önce ölmüş olan büyük ana ve büyük babalann miras paylarının kendi tarafında bulunan ya da bu taraftakilerin ikisinin de ölmüş bulunması hâlinde diğer taraftaki büyük ana ve büyük babaya intikal etmesi yerine, bu kişilerin miras paylanılın kendi çocuklanna intikal etmesi daha uygun görülmüştür. Bu suretle yeni düzenleme uyarınca mirasbırakandan önce ölmüş olan büyük ana ve büyük babalann miras paylan, kendi çocuklanna, yani mirasbırakamn amca, hala veya dayı ve teyzesine geçecek, bunlar da ölmüş ise onlann çocuklanna yani mirasbıfakanın kuzin ve kuzenlerine geçmeyecek, bu zümrede başkaca mirasçı bulunmadığından sağ kalan eşe geçecek, böylece sağ kalan eş mirasın tamamına sahip olacaktır.

Tasarı/teklif madde 498

→ yürürlükteki madde 498

Yürürlükteki Kanunun 443 üncü maddesini karşılamaktadır.

Madde evlilik dışmda doğmuş olmakla beraber soybağı sonradan tanıma vâya hâkim hükmü ile oluşturulanlann evlilik içi hısımlar gibi mirasçı olacakları ilkesini getirmektedir. Evlilik dtşı doğanlarla ilgili olarak, Anayasa Mahkemesinin 11.9.1987 tarih ve E. 1987/1, K.1987/18 sayılı, sahih nesepli çocuklarla gayri sahih nesepli çocukların baba tarafından birlikte mirasçı olmaları hâlinde farklı oranlarda mirasçı olmalarını düzenleyen Medenî Kanunun 443 üncü maddesinin ikinci fıkrasını iptal karan vermesini takiben, yürürlükteki Kanunun 443 üncü maddesini tekrar düzenleyen 3678 sayılı Kanunun getirdiği, "Nesebi sahih olmayan hısımlar, nesebi sahih hısunlar gibi mirasçılık hakkına haizdir." şeklindeki düzenlemenin ortaya çıkan sorunlar ve bu sorunların çözümü için Yargıtaym 22.2.1997 tarihli 1996/1 esas ve 1997/1 karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararının yaklaşımı dikkate alınarak, evlilik dışı doğan çocuklara ilişkin olarak baba ile olan soybağma ilişkin farklı ve yeni düzenlemeler ışığında, evlilik dışmda doğmuş ve soybağı tanıma veya hâkim hükmüyle kurulanlar evlilik içi hısunlar gibi mirasçı olacağı düzenlemesi getirilmiştir.

Tasarı/teklif madde 499

→ yürürlükteki madde 499

Yürürlükteki Kanunun 444 üncü maddesini karşılamaktadır.

Maddenin (3) numaralı bendinde bentte sağ kalan eşin miras bırakanın büyük ana ve büyük babalan ve onların çocukları ile mirasçı olması hali düzenlenmiş, bende "ve onların çocuktan" deyimi eklenmiştir. Böylece 497 nci maddede yapılan değişiklikle uyura sağlanmıştır.

Yürürlükteki maddenin son fıkrası değiştirilmek suretiyle 497 nci maddenin son fıkrasına alındığından madde metnine alınmamıştır.

Tasarı/teklif madde 500

→ yürürlükteki madde 500

Yürürlükteki Kanunun 447 nci maddesini karşılamaktadır.

Yeni düzenlemede sahih-gayrisahih nesep ayrımı kaldırılmış olduğundan yürürlükteki maddenin birinci fıkrasında yer alan "kendisini evlât edinen kimseye, nesebi sahih füruu gibi mirasçı olurlar" deyimindeki, nesebi sahih ftinıu gibi sözcükleri maddeden çıkanlmış, bunun yerine "evlât edinene, kan hısımı gibi" mirasçı olurlar ifadesi konulmuştur.

Maddenin ikincifikrasıyürürlüktekifikrayıaynen tekrar etmektedir. Bu fıkrada hüküm değişikliği yoktur.

Tasarı/teklif madde 501

→ yürürlükteki madde 501

Yürürlükteki Kanunun 448 inci maddesini karşılamaktadır.

Maddenin kenar başlığı yürürlükteki 448 inci maddede "Hazine" şeklindedir.

Bunun yerine maddede Devlet sözcüğüne yer verilmiş ve bunun anlamı daha iyi ifade edeceği düşünülmüştür.

- 1 6 0- İKİNCİBÖLÜM ÖLÜME BAĞLI TASARRUFLAR BİRİNCİ AYIRIM TASARRUF EHLİYETİ

Tasarı/teklif madde 502

→ yürürlükteki madde 502

Yürürlükteki Kanunun 449 uncu maddesini karşılamaktadır.

Anlaştırılmak suretiyle yeniden kaleme alınmıştır.

Tasarı/teklif madde 503

→ yürürlükteki madde 503

Yürürlükteki Kanunun 450 nci maddesini karşılamaktadır.

Yürürlükteki maddeden ve kaynak Kanundan farklı olarak uygulamada ve doktrinde kabul edildiği üzere, miras sözleşmesi yapabilmek için tasarrufta bulunamn kısıtlı olmaması koşulu da maddeye dahil edilmiştir.

Tasarı/teklif madde 504

→ yürürlükteki madde 504

Yürürlükteki Kanunun 451 inci maddesini karşılamaktadır.

Yürürlükteki Kanunun 451 inci maddesinin kenar başlığı "Batıl tasarruflar" şeklindedir. Durum, İsviçre Medenî Kanununda da böyledir. Fakat madde incelendiği zaman, genel olarak ölüme bağlı tasarrufların hükümsüzlüğünü genel olarak düzenlemenin söz konusu olmadığı, sadece irade sakatlığı hâlinde, miras bırakanın yanıldığım veya aldatildığmı öğrenmesinden ya da korkutma veya zorlamamn etkisinden kurtulmasından sonraki davranışına- göre, ölüme bağlı tasarrufun (akıbetinin) düzenlendiği görülmektedir. Söz konusu tarihten itibaren bir yıl içinde, mirasbırakan tasarruftan dönmediği takdirde, tasarruf geçerlilik kazanacaktır.

Mirasbırakamn sakat irade beyanı ile yaptığı vasiyetnameden; bir yıllık hak düşürücü süre içinde dönmemiş olması hâlinde, ölümünden soma artık onun mirasçıları iptal davası açma hakkına sahip değildir. Miras sözleşmeleri açısından ise, mirasbırakan artûc bir yıllık sürenin geçmesiyle, sözleşmeden tek taraflı olarak dönemeyeceği gibi, ölümünden soma mirasçıları da ölüme bağlı tasarrufu iptal ettiremeyeceklerdir.

Maddenin düzenlediği asıl konu dikkate alınarak kenar başlık "İrade sakatlığı" tarzında ifade edilmiştir.

İKİNCİ AYIRIM TASARRUF ÖZGÜRLÜĞÜ

Tasarı/teklif madde 505

→ yürürlükteki madde 505

Yürürlükteki Kanunun 452 nci maddesini karşılamaktadır.

Madde anlaştırılmak suretiyle yeniden kaleme alınmıştır. Hüküm değişikliği yoktur.

Tasarı/teklif madde 506

→ yürürlükteki madde 506

Yürürlükteki Kanunun 453 üncü maddesini karşılamaktadır.

Maddede dört bent hâlinde saklı paylı mirasçılar ve bunların saklı paylan hükme bağlanmıştır.

Mirasbırakanın tasarruf özgürlüğünün genişletilmesi yönündeki eğilimler göz önünde tutularak saklı pay oranlan yeniden belirlenmiştir. Saldı paylı mirasçılarda değişiklik yapılmamasına rağmen, bunlarm alacakları saldı pay oranlarmda mirasbırakanın tasarruf özgürlüğü lehine azaltma yoluna gidilmiştir. Bu anlamda olmak üzere yürürlükteki metinde altsoy için miras payının dörtte Üçü olarak öngörülen saklı pay oram, miras payının yansına; ana ve baba için miras payının yansı olarak öngörülen saklı payın dörtte bire; kardeşler için miras payının dörtte bir olarak öngörülen saklı paym sekizde bire indirilmesi uygun bulunmuştur.

Yapılan bu değişiklik İsviçre Medenî Kanununun 471 inci maddesindeki ilk iki bent ile paralellik göstermektedir. İsviçre Medenî Kanununda kardeşler saklı paylı mirasçı olmaktan çıkanldığı hâlde, Türk aile yapısı ve yakm aile bağları göz önünde tutularak kardeşlerin hiç olmazsa miras payının sekizde biri oranında saldı paylı olmaları kabul edilmiştir.

Maddenin (4) numaralı bendi, sağ kalan eşin saklı payı ile ilgilidir. Bu bent hükmü 23/11/1990 tarihinde yürürlüğe konulan 3678 sayılı Kanunla yakm bir tarihte değiştirilmiş idi. Bu değişikliğin amacı, genel eğilime uygun olarak sağ kalan eşin daha etkin bir şekilde korunmasıydı. Ancak 3678 sayılı Kanunun bu genel amacıyla, Yürürlükteki Kanunun 453 üncü maddesinin (4) numaralı bendinde yapılan değişikliği bağdaştırmak mümkün olmamıştır. Zira (4) numaralı bent hükmü ile sağ kalan eşin üçüncü zümrede büyük ana ve babalarla birlikte mirasçı olması hâlinde, saklı pay oram mevcut düzenlemeye nazaran arttınlmamış, azaltılmıştır. (4) numaralı bent hükmü 3678 sayılı Kanunla değiştirilmeden önce,' sağ kalan eş, üçüncü zümre ile birlikte mirasçı olduğunda miras payı 1/2 mülkiyet ve 1/4 intifa hakkına sahip idi.

Buna göre sağ kalan eşin saklı payı 1/2 oluyordu. 3678 sayılı Kanunla yapılan değişiklikte sağ kalan eşin üçüncü zümrede büyük ana ve babalarla mirasçı olduğunda yasal miras haklanın yansı oranında saklı pay alması kabul edilmiştir. Sağ kalan eş büyük ana ve babalarla mirasçı olduğunda terekeden 3/4 mülkiyet payı aldığından, saklı payı ise bunun yansı olan 3/8 olmaktadır. Bu oran, değişildikten önce sağ kalan eşin 4/8 oranındaki saklı payından daha az olmaktadır.

3678 sayılı Kanunla getirilen bu olumsuz değişikliği gidermek üzere, aynca sağ kalan eşin ikinci zümre ile birlikte mirasçı olması hâlinde saklı pay oranım arttırmak amacıyla bu bent hükmü yeniden düzenlenmiştir. Bu yeni düzenlemeyle sağ kalan eşin altsoy ile birlikte mirasçı olması hâlinde terekeden alacağı 1/4 oranındaki miras payının tamamını; ana ve baba zümresiyle birlikte mirasçı olması hâlinde terekeden alacağı 1/2 oranındaki miras payının tamamını; büyük ana ve büyük babalar ile birlikte mirasçı olması hâlinde ise terekeden alacağı miras payının 3/4 ünü saldı pay olarak alması sağlanmıştır.

Yürürlükteki Kanunun 453 üncü maddesinin ikinci füo-ası indirilmiş saklı pay oranlanyla ilgilidir. Bu fıkra hükmü maddeye alınmamıştır. Zira yasal mirasçılardan saklı paylı mirasçıların saklı pay oranlan, sağ kalan eş dışında oldukça düşürülmüş olduğundan, aynca maddenin ikinci fıkrasında öngörülen amaçlara yönelik tasarruflann bulunması hâlinde indirilmiş saklı pay oranlannın kabul edilmesine gerek görülmemiştir. Kaynak Kanuna uygun olarak saklı pay miktarlan tek tip olarak düzenlenmiş; saklı paym azaltılmış diğer bir şekline yani saklı payın niteliğinden farklı - 1 6 2- bir saklı pay kurumuna yer verilmemiştir. Diğer taraftan, 570 inci maddeye eklenen bir fıkra ile kamu tüzel kişileri ile kamuya yararlı vakıf ve demeklere yapılan ölüme bağlı tasarruflar ile sağlararası kazandırmalarm tenkiste sıra açısından en son tenkis edileceğine ilişkin özel bir düzenleme yapılması uygun ve yararlı görülmüştür.

Tasarı/teklif madde 507

→ yürürlükteki madde 507

Yürürlükteki Kanunun 454 Üncü maddesini karşılamaktadır.

Maddenin birinci fıkrasına göre terekede mevcut hak ve borçlar ile ilâve edilecek ve çıkarılacak unsurlar, mirasbırakamn ölümü anındaki değerleri ile dikkate alınacaktır. Terekenin yükümlü olduğu intifa hakla ve iratların kapitalize değerleri de bu tarih itibarıyla nazara alınır.

Yürürlükteki Kanunun esasları muhafaza edilmiş, sadece terekeden indirilecek "mirasbırakan ile birlikte yaşayan ve onun tarafından bakılan kimselerin geçim giderleri" için süre, bir aydan üç aya çıkarılmıştır. Böylece insani düşüncelerle anılan kimselerin durumlarım ayarlayabilmeleri tçh kendilerine biraz daha süre tanınmış olmaktadır.

8u yöndeki değişiklik, 1984 tarihli Öntasandan alınmıştır.

Tasarı/teklif madde 508

→ yürürlükteki madde 508

Yürürlükteki Kanunun 455 inci maddesini karşılamaktadır.

Madde anlaştırılmak suretiyle yeniden kaleme alınmıştır. Hüküm değişikliği yoktur.

Tasarı/teklif madde 509

→ yürürlükteki madde 509

Yürürlükteki Kanunun 456 ncı maddesini karşılamaktadır.

"İvazsız" terimi yerine "karşılıksız*' terimi; "iştira kıymeti" deyimi yerine de "satın alma değeri" terimi kullanılmıştır. Hüküm değişikliği yoktur.

Tasarı/teklif madde 510

→ yürürlükteki madde 510

Yürürlükteki Kanunun 457 nci maddesini karşılamaktadır.

Yürürlükteki maddenin (1) nolu bendinde mirasçılıktan çıkarma sebebi olarak "ağır bir cürüm" Öngörülmüş iken, yapılan değişiklikle bunun yerine "ağır bir suç" deyimi kullanılmıştır. Nitekim maddenin İsviçre Medenî Kanunundaki aslı olan 477 nci maddesinde ve bundan esinlenen 1984 tarihli Öntasanda da "cürüm" yerine "suç" sözcüğü kullamlmıştır.

Mirasçılıktan çıkarılanın işlediği suçun ağır suç oluşturup oluşturmadığına hukuk hâkimi, ceza hukukunun buna ilişkin kurallarıyla bağlı olmaksızın karar verecektir.

Maddenin (2) numaralı bendinde "Murisine veya ailesine karşı kanunen mükellef olduğu vazifeleri" yerine daha anlaşılır bir ifade olarak "Mirasbırakana veya mirasbırakamn ailesi üyelerine karşı aile hukukundan doğan yükümlülükleri" terimi kullanılmıştır. Bu değişiklik de 1984 tarihli Öntasarının düzenlemesine uygundur.

Tasarı/teklif madde 511

→ yürürlükteki madde 511

Yürürlükteki Kanunun 458 inci maddesini karşılamaktadır.

Maddenin birinci fıkrası yürürlükteki metnin tekrarından ibarettir.

İkinci fıkra hükmü uygulamada bu konuda doğan tereddütleri gidermek amacıyla, açık hâle getirilmiştir. Mirasçılıktan çıkarılan (mirastan ıskat edilen) kimsenin miras payının, mirasbırakan^sadece çıkarma ile yetinmiş ve çıkardığı mirasçının hissesi Üzerinde tasarrufta bulunmamışsa bu kişi mirasbırakandan önce ölmüş gibi diğer mirasçılara intikali hükme bağlanmıştır. Bu hükme göre mirasçılıktan çıkarılanın miras hissesinin diğer mirasçılara intikalinin ön koşulu, mirasbırakanın bu pay üzerinde tasarrufta bulunmamasıdır. Böyle bir tasarruf yoksa maddeye göre, birinci plân da mirasçılıktan çıkanlanm altsoyu varsa, mirasçıbktan çıkarılana ait pay bunlara verilecektir. Altsoy yoksa, mirasçılıktan çıkarılana ait miras hissesi, mirasbırakanın diğer yasal mirasçılarına verilecektir.

Mirasbırakan sadece çıkarma ile yetinmeyip, çıkardığı mirasçının hissesinde tasarruf etmesi hâli üçüncü fıkrada düzenlenmiştir.

Çıkarılan mirasçının altsoyu varsa ve bu altsoy mirasbırakanın mahfuz hisseli mirasçısı ise, bunlar kendi saldı paylarım isteyebilecekler; bu saklı paya tecavüz eden tasarrufun tenkisim talep edebileceklerdir.

Çıkarılan mirasçının altsoyu yoksa veya çıkardan mirasçının altsoyu saklı paylı mirasçı değil ise, mirasbırakan çıkardığı mirasçının hissesinde dilediği gibi tasarrufta bulunabilir.

Tasarı/teklif madde 512

→ yürürlükteki madde 512

Yürürlükteki Kanunun 459 uncu maddesini karşılamaktadır.

Birinci fıkra yürürlükteki birinci fıkra hükmünü aynen tekrar etmektedir. Ancak kenar başlık "Beyyine külfeti" yerine "İspat yükü" olarak değiştirihniştir.

Maddenin ikinci fıkrası, birbirinden farklı iki konuyu düzenlemekte olduğundan kaynak Kanunun 479 uncu maddesine uygun olarak anlattırılarak daha anlaşılır hâle getirilmiştir. Hüküm değişikliği yoktur.

Tasarı/teklif madde 513

→ yürürlükteki madde 513

Yürürlükteki Kanunun 460 inci maddesini karşılamaktadır.

Kaynak Kanunun 480 inci maddesinde olduğu gibi madde iki fıkra hâline getirilmiştir.

1984 tarihli Öntasarı da bu maddeyi iki fıkra hâlinde düzenlemiştir.

Yürürlükteki maddenin bir ve üçüncü cümlesinde koruyucu mirasçılıktan çıkarılmaya neden olan borç ödemeden aciz belgesinin hükmünün kalmaması veya bu belgenin içerdiği borç tutarının mirasçılıktan çıkanlanm. miras payının yansım aşmıyorsa, mirasçdıktan çıkarma tasarrufunun "keenlemyekün" olacağını öngörmektedir. Bu cümle maddenin ikinci fıkrası hâline getirilerek "keenlemyekün" yerine "iptal olunur" deyimi kullanılmıştır. Miras Hukukunda kural olarak yokluk ve mutlak butlan söz konusudur. Fıkrada da bu genel ilkeye uygun olarak mirasçılıktan çıkarma tasarrufunun kendiliğinden hükümsüz kalması yerine iptal edilmesi gerektiği kabul edilmiştir. Bunun sonucu olarak buradaki iptal davası da ölüme bağlı tasarrufların iptaliyle ilgili 557 nci madde hükümlerine tâbi tutulmuştur. Bu düzenlemenin en önemli sonucu, bu gibi hâllerde, mirasçılıktan çıkarma tasarrufunun her zaman için geçersiz olduğunu ileri sürme yerine, iptal davasmakonu olmasıdır.

ÜÇÜNCÜ AYIRIM ÖLÜME BAĞLI TASARRUFLARIN ÇEŞİTLERİ

Tasarı/teklif madde 514

→ yürürlükteki madde 514

Yürürlükteki Kanunun 461 inci maddesini karşılamaktadır.

Kaynak Kanunun 481 inci maddesinde olduğu gibi maddeye ikinci fıkra eklenmek suretiyle, mirasbırakamn üzerinde tasarruf etmediği terekenin yasal mirasçılarına kaldığı hükme bağlanmıştır.

Tasarı/teklif madde 515

→ yürürlükteki madde 515

Yürürlükteki Kanunun 462 nci maddesini karşılamaktadır.

Yürürlükteki maddenin kenar başlığıyla birlikte birinci ve ikinci fikralan anlaştırılmak suretiyle yeniden kaleme alınmıştır. Yürürlükteki maddenin ikinci fikrasmda "kanuna yahut âdabı umumiyeye mugayir" deyimi yerine "hukuka veya ahlâka ayktn" deyimi kullanılmıştır. Yürürlükteki ikinci fikra bu tür yükümlülükler ve sarfların "batıl" olduğunu ifade etmektedir? Oysa Miras Hukukunda butlan yaptırımı değil iptal yaptırımı söz konusudur. Bu genel ilkeye uygun olarak ikinci fıkranın birinci cümlesindeki hukuka veya ahlâka aylan koşullann ve yüldemelerin ilişkin bulundukları tasarrufu geçersiz kıldıkları ifade edilmiştir.

Yürürlükteki maddenin ikinci fıkrasının ikinci cümlesinde yer alan hüküm, değişiklik sonunda kaynak Kanunun 482 nci maddesinde olduğu gibi üçüncü fıkra hâline getirilmiştir. 1984 tarihli Öntasarı da aynı esası kabul etmiştir. Üçüncü fikra yürürlükteki hükümden farklı olarak anlamsız veya yalmz başkalarını rahatsız edici olan koşullar ve yüklemelerin "lağıv" olması yerine "yok sayılır" olduğunu kabul etmiştir. "Lağıv" sözcüğü, İsviçre aslındaki "nicht vorhanden" sözcüklerini karşılamamaktadır. Bunun yerine daha uygun bir çeviri olarak "yok sayılma" sözcükleri kullanılmıştır.

Tasarı/teklif madde 516

→ yürürlükteki madde 516

Yürürlükteki Kanunun 463 üncü maddesini karşılamaktadır.

Anlaştırılmak suretiyle yeniden kaleme alınmıştır. Yürürlükteki ikinci cümlede yer alan "Terekenin tamamı veya şayi bir cüz'ünü almak üzere" ifadesi yerine "mirasın tamamım veya belli bir oramm almasını içeren" demek suretiyle, terekede tek varlık olan belli bir malın vasiyet edilmesi hâlinde, somut olayın özelliğine göre bu tasarrufun gerektiğinde mirasçı atama (nasbi) olarak yorumlanabilmesi olanağı getirilmiştir.

Tasarı/teklif madde 517

→ yürürlükteki madde 517

Yürürlükteki Kanunun 464 üncü maddesini karşılamaktadır.

Madde konu ve kenar başlıklanyla birlikte anlaşnnlmak ve sadeleştirilmek suretiyle yeniden kaleme alınmış ve İsviçre Medenî Kanununun 484 üncü maddesinde olduğu gibi üç fıkra hâline getirilmiştir.

"Muayyen malda tasarruf ve "muayyen mal vasiyeti" deyimleri yerine "belirli mal bırakma" deyimi, anlamı daha iyi ifade etmesi nedeniyle tercih edilmiştir.

Maddede hüküm değişikliği yoktur.

Mirasbırakamn belirli bir malını başkasına bırakması bu hükme göre o kimsenin mirasbırakan tarafından mirasçı olarak atandığı anlamına gelmez.

- 1 65 —

Tasarı/teklif madde 518

→ yürürlükteki madde 518

Yürürlükteki Kanunun 465 inci maddesini karşılamaktadır.

Maddenin kenar başlığı içeriğine uygun olarak "Teslim borcu" şeklinde değiştirilmiştir.

Madde anlaştinlmak ve sadeleştirilmek suretiyle yeniden kaleme alınmıştır.

Hüküm değişikliği yoktur.

Tasarı/teklif madde 519

→ yürürlükteki madde 519

Yürürlükteki Kanunun 466 ncı maddesini karşılamaktadır.

Maddenin "Tenkis" şeklindeki kenar başlığı maddenin içeriğine uygun olarak, İsviçre Medenî Kanununun 486 ncı maddesinde olduğu gibi "Tereke ile ilgisi" şeklinde kaleme alınmıştır. Bununla "belirli mal bırakma"nın tereke karşısındaki durumu ifade edilmek istenmiştir.

Yürürlükteki maddenin ikinci fıkrasının son cümlesi, İsviçre Medeni Kanununun 486 ncı maddesinde olduğu gibi ayn fıkra hâline getirilmek suretiyle madde üç fıkraya dönüştürülmüştür..

Tasarı/teklif madde 520

→ yürürlükteki madde 520

Yürürlükteki Kanunun 467 nci maddesini karşılamaktadır.

Maddenin "Alalâde ikame" şeklindeki kenar başlığı, isviçre Medenî Kanununun 487 nci maddesinde olduğu gibi, öğreti ve mahkeme kararlarında çoğunlukla ve 1984 tarihli Ontasanda kabul edildiği şekliyle yeni bir deyim olarak "Yedek mirasçı atama" şeklinde değiştirilmiştir.

Madde anlaştinlmak suretiyle yeniden kaleme alınmıştır. Hüküm değişikliği yoktur.

Yedek mirasçı atanmaya ilişkin hükmün, mirasçı atama açısından düzenlendiği dikkate alınarak bu düzenlemenin belirli mal bırakmada da uygulanacağı eklenen ikinci fıkrada vurgulanmıştır.

Tasarı/teklif madde 521

→ yürürlükteki madde 521

Yürürlükteki Kanunun 468 inci maddesini karşılamaktadır.

Maddenin "Fevkalâde ikame" şeklindeki konu başlığı İsviçre Medenî Kanununun 488 inci maddesinde olduğu gibi ve öğretiyle uygulamada çoğunlukla ve 1984 tarihli öntasarının da 455 inci maddesinde benimsendiği üzere "Artmirasçı atama" şeklinde değiştirilmiştir. Maddenin "Namzet tâyini" olan kenar başlığı "Belirlenmesi" şeklinde kaleme alınmıştır. Zira bu madde artmirasçımn belirlenmesiyle ilgilidir.

Yürürlükteki maddenin birinci fıkrası iki fıkra hâline getirilmek suretiyle madde üç fıkraya dönüştürülmüştür. Hüküm değişikliği yoktur. Maddenin birinci fıkrasındaki "namzet" tanımıyla ilgili hüküm, kanunlarda bu tür tanımlann isabetli olmayacağı düşüncesiyle maddeye alınmamıştır. Kaynak Kanunda da böyle bir tanım yoktur.

Tasarı/teklif madde 522

→ yürürlükteki madde 522

Yürürlükteki Kanunun 469 uncu maddesini karşılamaktadır.

Madde, 1984 tarihli Öntasannın 446 inci maddesi esas alınmak suretiyle, İsviçre Medenî Kanununun 489 uncu maddesi göz önünde tutularak ve anlaştinlmak suretiyle üç fıkra hâlinde yeniden kaleme alınmıştır.

- 1 6 6-

Tasarı/teklif madde 523

→ yürürlükteki madde 523

Yürürlükteki Kanunun 470 inci maddesini karşılamaktadır.

Madde, 1984 tarihli öntasarının 447 inci maddesinde olduğu gibi İsviçre Medenî Kanununun 490 inci maddesi göz önünde tutulmak suretiyle üç fıkra hâlinde anlaştırılmak suretiyle yeniden kaleme alınmıştır.

Maddenin ikinci fıkrasında önmirasçımn "güvence vermesi" yerine "güvence göstermesi" deyimi kullamlmıştır. Bununla, güvencenin sadece rehin'şeklindeki maddî güvenceler olması gerekmediği, kefalet şeklinde güvencelerin de gösterilebileceği ifade edilmek istenmiştir.

Tasarı/teklif madde 524

→ yürürlükteki madde 524

Yürürlükteki Kanunun 471 inci maddesini karşılamaktadır.

Madde, 1984 tarihli öntasarının 468 inci maddesinde olduğu gibi anlaştırılmak suretiyle yeniden kaleme alınmıştır. Hüküm değişikliği yoktur.

Tasarı/teklif madde 525

→ yürürlükteki madde 525

Yürürlükteki Kanunun 472 nci maddesini karşılamaktadır.

Madde, 1984 tarihli Öntasarının 449 uncu maddesinde olduğu gibi, İsviçre Medenî Kanununun 492 nci maddesine uygun olarak üç fıkra hâlinde kaleme alınmıştır. Hüküm değişikliği yoktur.

Tasarı/teklif madde 526

→ yürürlükteki madde 526

Yürürlükteki Kanunun 473 üncü maddesini karşılamaktadır.

Madde, 1984 tarihli Öntasarının 450 nci maddesinde kabul edildiği gibi, İsviçre Medenî Kanununun 493 üncü maddesine uygun olarak iki fikra hâlinde ve anlaştırılmak suretiyle yeniden kaleme alınmıştır.

İkinci fıkra ile vakfın, ancak tüzel kişilik kazanması için gerekli yasal koşulların gerçekleştirilmesiyle doğmuş olacağı ifade edilmiştir. Bu hükümle, ölüme bağlı bir tasarrufla kurulması öngörülen vakfın, mirasın açılması anında değil, ancak bundan sonraki aşamalarda kurulmayı gerektiren yasal koşulların gerçekleşmesiyle tüzel kişilik kazanmış olacağı vurgulanmak istenmiştir.

Tasarı/teklif madde 527

→ yürürlükteki madde 527

Yürürlükteki Kanunun 474 üncü maddesini karşılamaktadır.

Madde, 1984 tarihli Öntasarının 451 inci maddesinde kabul edildiği gibi, İsviçre Medenî Kanununun 494 üncü maddesindeki aslına uygun olarak ve anlaştınlmak suretiyle yeniden kaleme alınmıştır.

Maddenin konu başlığındaki "Miras mukaveleleri" yerine "Miras sözleşmeleri" başlığı kullanılmıştır.

Yürürlükteki maddenin kenar başlığındaki "Mirasçı nasbi ve muayyen bir şeyi vasiyet" ifadesi İsviçre Medenî Kanununun 494 üncü maddesinde de kullamlmıştır.

Bunun yerine öğretide ve birçok mahkeme kararlarında kabul edildiği gibi, bu maddenin bir sonraki maddenin aksine olumlu bir miras sözleşmesiyle ilgili olması ve anlamı daha iyi ifade etmesi nedeniyle maddenin kenar başlığında "Olumlu miras sözleşmesi" deyimi kullanılmıştır. Maddenin birinci fıkrasında, mirasçı atama veya belirli mal vasiyeti şeklindeki ölüme bağlı tasamıtlann olumlu miras sözleşmesinin konusunu oluşturduğu düzenlenmiştir. Mirasçı atananın veya lehine mal vasiyet edilenin mutlaka sözleşmenin karşı tarafı olması şart değildir; üçüncü kişi lehine de miras sözleşmesi yapılabilir.

- 1 67 — Madde isviçre Medenî Kanununun 494 üncü maddesinin ikinci fıkrasındaki "mirasbırakan malvarlığında eskisi gibi, serbestçe tasarruf edebilir" hükmü aynbir fıkra yerine üçüncü fikra ile birleştirilmek suretiyle tek fıkra hâline getirilmiş ve böylece madde üç değil iki fıkradan oluşmuştur. Miras sözleşmesi yapan mirasbırakamn ölüme bağlı tasarruftan tek taraflı dönememesi, onun sözleşme konusu malvarlığı üzerinde tasarruf etmesine engel olmaz. Bağışlamalar ve ölüme bağlı tasarruflar bunun dışında kalmaktadır. Mirasbırakamn sağlığında ivazlı temlik yapabilmesi mümkündür. Vasiyet alacaklısı, bu tasarruflara itirazda bulunamaz, sadece bu takdirde yapılan vasiyetin yerine getirilmesi imkânsız olacağından vasiyet hükümsüz olur.

Buna karşılık, .mirasbırakamn miras sözleşmesinin konusunu oluşturan ölüme bağlı tasarrufla bağdaşmayacak şekilde sonradan yapılan bağışlama veya ölüme bağlı tasarruflara itiraz edilebilir. Bu takdirde tenkis hükümleri kıyas yoluyla uygulanır.

Madde 528; Yürürlükteki Kanunun 475 inci maddesini karşılamaktadır.

Madde konu ve kenar başlıklarıyla birlikte anlaştırılmak suretiyle yeniden kaleme alınmıştır. Madde, İsviçre Medenî Kanununun 495 inci maddesine olduğu gibi üç fikra hâline getirilmiştir. Mirasbırakamn, bir mirasçısı ile birlikte karşılıksız veya bir karşılık sağlanarak mirastan feragat sözleşmesi yapabileceği ifade edilmiştir. Bir mirasçının mirastan feragatini temin etmek, mirasbırakan yönünden ölüme bağlı tasarruftur. Mirastan feragat sözleşmesi kural olarak, saklı paylı mirasçıyı mirastan uzaklaştırmak için başvurulan bir yoldur. Saklı payı olmayan bir mirasçı ile veya vasiyet alacaklısı ya da atanan mirasçı ile de feragat sözleşmesi yapılmasına engel yoktur.

Feragat eden, mirasbırakamn ölümünde artık ona mirasçı olmaz; bunun sonucu olarak da mirasçılara ait hak ve yetkilere sahip olmadığı gibi, tereke borçlarından da sorumlu değildir.

Maddenin son fıkrasında, feragatin, feragat edenin altsoyuna etkisi bakımından, yürürlükteki Kanunun karşılıklı ve karşılıksız feragat ayırımı yapmadan feragatin altsoya etkisini kabul eden İsviçre Medenî Kanununun 495 inci maddesinden farklı ve doğru düzenlemesi Türk toplumunun düşünce biçimine ve aile yapışma uygun olarak muhafaza edilmiştir. Böylece feragat karşılıklı sağlanarak yapılmış ise, feragat sözleşmesinde belirtilmedikçe, feragat, feragat edenin altsoyuna etkili olacak ve onların da mirasçılık sıfatlarım kaldıracaktır. Düzenlemenin zıt anlamından da feragat karşılık sağlanmadan yapılmışsa, feragat, feragat edenin füruunu etkilemeyecektir. Bu prensibin aksi de mirastan feragat sözleşmesi ile kararlaştınlabilir; ancak feragat edenin altsoyunun mirasbırakana karşı saklı paydan doğan haklan saklıdır.

Tasarı/teklif madde 529

→ yürürlükteki madde 529

Yürürlükteki Kanunim 476 ncı maddesini karşılamaktadır.

Maddenin kenar başlığı İsviçre Medenî Kanununun 496 ncı maddesine uygun olarak "Hükümden düşmesi" şeklinde değiştirilmiştir. Madde İsviçre aslına uygun olarak daha anlaşılır biçimde yeniden kaleme alınmıştır. Hüküm değişikliği yoktur.

Maddenin birinci fıkrasında, mirastan feragat sözleşmesinin lehine yapıldığı kişinin - 1 68 — herhangi bir sebeple mirasçı olamaması hâlinde feragatin geçersiz olacağı belirtilmiştir.

Maddenin ikinci fıkrasında, yürürlükteki Kanunun çok açık olarak belirtilmeyen hükmüne açıklık getirilmiş; feragat sözleşmesi belli bir kişi veya kişiler lehine yapılmamış ve mirasbırakan bu paydan sonradan da tasarruf etmemişse, feragatten feragat edenin en yakın ortak kökün altsoyu lehine olduğu kabul edilmiştir.

Şayet feragat edene en yakın ortak kökün altsoyunda başka bir mirasçı yoksa feragat yine hükümsüzleşecektir.

Birlikte mirasçılar lehine feragat edilmişse, mirasbırakan feragat edenin hissesinde tasarruf edemez. Bu hisse feragat edenle birlikte mirasçı olan mirasçılarda kalır. Şayet birlikte mirasçı olanların hepsi mirasçı olamazsa feragat hükümsüzleşir.

Tasarı/teklif madde 530

→ yürürlükteki madde 530

Yürürlükteki Kanunun 477 nci maddesini karşılamaktadır.

Madde, 1984 tarihli Öntasarının 434 üncü maddesinde olduğu gibi, İsviçre Medeni Kanununun 497 nci maddesi esas alınmak suretiyle ve anlaştırılarak yeniden kaleme alınmıştır. Hüküm değişikliği yoktur.

DÖRDÜNCÜ AYIRIM ÖLÜME BAĞLI TASARRUFLARIN ŞEKİLLERİ

Tasarı/teklif madde 531

→ yürürlükteki madde 531

Yürürlükteki Kanunun 478 inci maddesini karşılamaktadır.

Madde, kısmen ifade değişikliğiyle yeniden kaleme alınmıştır. Hüküm değişikliği yoktur.

Tasarı/teklif madde 532

→ yürürlükteki madde 532

Yürürlükteki Kanunun 479 uncu maddesini karşılamaktadır.

Madde kısmen ifade değişikliğiyle yeniden kaleme alınmıştır. Hüküm değişikliği yoktur.

Tasarı/teklif madde 533

→ yürürlükteki madde 533

Yürürlükteki Kanunun 480 inci maddesini karşılamaktadır.

Madde kenar başhğıyla birlikte İsviçre Medenî Kanununun 500 üncü maddesine uygun olarak üç fıkra hâline getirilmiş ve anlaştırılmak suretiyle yeniden kaleme alınmıştır. Hüküm değişikliği yoktur.

Tasarı/teklif madde 534

→ yürürlükteki madde 534

Yürürlükteki Kanunun 481 inci maddesini karşılamaktadır.

Madde, İsviçre Medenî Kanununun 501 inci maddesindeki aslına uygun olarak uç fıkra hâline getirilmiş ve anlaştırılmak suretiyle yemden kaleme alınmıştır. Hüküm değişikliği yoktur.

Tasarı/teklif madde 535

→ yürürlükteki madde 535

Yürürlükteki Kanunun 482 nci maddesini karşılamaktadır.

Maddenin kenar başlığı kaynak Kanunun 502 nci maddesinde olduğu gibi kaleme alınmıştır. Zira bu madde sadece okuyup yazamayan kişilerin vasiyetnamesini düzenlememektedir. Burada okuyup yazma bildiği hâlde bedensel bir özür nedeniyle imza yeteneğine sahip olmayan ldşilerin vasiyeti de söz konusudur.

Maddenin birinci fıkrası kenar başlığına uygun olarak yeniden kaleme alınmıştır. "Okuyamama veya imza edememe" yerine "bizzat okumaz veya okuyamazsa ve bizzat imzalamaz veya imzalayamazsa" ifadesi kullanılmıştır.

Maddenin ikinci fıkrası anlaştınlmak suretiyle yeniden kaleme alınmıştır.

Tasarı/teklif madde 536

→ yürürlükteki madde 536

Yürürlükteki Kanunun 483 üncü maddesini karşılamaktadır.

Maddenin kenar başlığı maddenin içeriğine uygun olarak "Düzenlemeye kaülma yasağı şeklinde" kaleme alınmıştır. Gerçekten de bu madde, vasiyatnameye katılması yasak olan kişileri belirlemiştir.

Maddenin birinci fıkrasında hüküm değişikliği yapılmamıştır. Anlaştırılmak suretiyle yeniden kaleme alınmıştır.

Kaynak İsviçre Medenî Kanununun 503 üncü maddesinde ikinci bir fıkra ile bir kısıtlamaya daha yer verilmiş iken bu fikra yürürlükteki Kanuna alınmamıştır. Bu fıkra vasiyetnameyi düzenleyen resmî memura ve tanıklara, bunların üstsoy ve altsoy kan hısımlarına, kardeşlerine ve bu kişilerin eşlerine vasiyetname ile kazandırmada bulunulmasını yasaklamaktadır.

Bu hükmün yürürlükteki Kanunda yer almamasının bir unutkanlık sonucu olduğu, yürürlükteki Kanunun 500 üncü maddesinin ikinci fıkrasında müeyyideyi düzenleyen bir hükme yer verilmiş olmasından anlaşılmaktadır.

Bu sebeple, söz konusu eksikliği gideren bir ikinci fikra maddeye ilâve edilmiştir.

Tasarı/teklif madde 537

→ yürürlükteki madde 537

Yürürlükteki Kanunun 484 üncü maddesini karşılamaktadır.

Madde anlaştınlmak ve sadeleştirilmek suretiyle yeniden kaleme alınmıştır.

Hüküm değişikliği yoktur.

Maddede resmî vasiyetnameyi düzenleyen kişiler tek tek sayılmamış kısaca "Resmî vasiyetnameyi düzenleyen memur" ifadesi kullanılmıştır.

Tasarı/teklif madde 538

→ yürürlükteki madde 538

Yürürlükteki Kanunun 485 inci maddesini karşılamaktadır.

Madde, anlaştınlmak ve İsviçre Medenî Kanununun 505 inci maddesindeki aslına uygun olarak şeklen iki fıkra hâline getirilmek suretiyle yeniden kaleme alınmıştır.

El yazılı vasiyetnamede yer koşulu, Fransız Medenî Kanununun 970 inci maddesinde mevcut değildir.

Hem 1971 tarihli hem de 1984 tarihli öntasanlarda da yer koşuluna yer verilmemiştir. Bu nedenlerle (mahal) yer koşulu maddeye alınmamıştır.

Yürürlükteki maddenin ikinci cümlesinde el yazılı vasiyetnamenin vasiyetçinin arzusuna bağlı olarak "tevdi olunur*' deyimi, mutlaka tevdi olunması zorunlu imiş kanisim uyandırdığından bu ifade, anlaştırılarak "bırakılabilir" şeklinde değiştirilmiştir.

Tasarı/teklif madde 539

→ yürürlükteki madde 539

Yürürlükteki Kanunun 486 ncı maddesini karşılamaktadır.

Maddenin birinci fıkrasında olağanüstü durumlar arasında yer alan "salgın hastalık" yerine sadece "hastalık" koşulu yeterli görülmüştür. Sözlü vasiyet için tek - 1 7 0- başma bu olağanüstü koşullar içinde bulunmanın yeterli olmadığı, buna ilâveten, vasiyetçinin diğer vasiyetlerden birine başvunna olanağına sahip bulunmaması arandığından, olağanüstü hâllere örnek olan hastalığın salgın bir hastalık olmasının şart olmadığı Öngörülmüştür. Buna göre bir trafik kazası sonunda hastaneye kaldırılan bir kişi de, diğer vasiyetlerden birini yapma olanağına sahip değilse, sözlü vasiyet yapabilecektir.

Maddenin birinci fıkrasındaki bu değişiklik dışında, gerek birinci gerek ikinci fıkrada başka bir hüküm değişikliği yapılmamış, bu fıkralar anlaştırılmak suretiyle yemden kaleme alınmıştır.

Maddenin ikinci fıkrasının ikinci cümlesi kaynak Kanunun 506 ncı maddesine uygun olarak üçüncü fıkra hâline getirilmiştir.

Maddenin üçüncü fıkrasında, "tanıkların okur yazar olma koşulu"na yer verilmemiştir. Yani tanıkların okur yazar olması koşulunun sözlü vasiyette zorunlu olması uygun görülmemiştir. ÇÜnkü..Ülkemizdeki okur yazar insan sayısı ve özellikle sözlü vasiyetin olağanüstü koşullarda yapılabilen bir vasiyet olduğu göz önünde tutularak bir de tanıkların "okur yazar" olması koşulu arandığında bu vasiyetin hemen hemen hiçbir zaman yapılamaması gibi bir sonuç doğmaktadır. Bunun önlenmesi ve vasiyete işlerlik kazandırabilmek amacıyla maddede bu yönde bir değişiklik yapılmıştır. Öte yandan tanıkların okur yazar olması önemli görülmemiştir. Zira tanıklar vasiyetçinin son arzularını her durumda mahkemeye ulaştırmakla yükümlü bulunmaktadırlar. Bu durumda bunların okur yazar olmalan çok Önemli bir etki göstermemektedir.

Tasarı/teklif madde 540

→ yürürlükteki madde 540

Yürürlükteki Kanunun 487 nci maddesini karşılamaktadır.

Hüküm değişikliği yoktur. Buna karşılık madde, kaynak Kanunun 507 nci maddesinde olduğu gibi üç fıkra hâline getirilmiştir. Anlaştırılmak suretiyle yeniden kaleme alınmıştır.

Maddenin üçüncü fıkrasına eklenen yeni bir hükümle ülke sınırlan dışında ulaşım araçlarında seyreden kişilerin yaptıkları sözlü vasiyetlerin ilgili ulaşım aracının sorumlu yöneticisinin; sağlık kurumlarında tedavi edilmekte olan kişilerin sözlü vasiyetlerinde ise sağlık kurumunun en yetkili yöneticisinin hâkim yerine geçeceği öngörülmüştür. Ülke sınırlan içinde seyahat edenlerin olağanüstü koşullar içinde bulunması hâlinde yapacağı sözlü vasiyetin Türk mahkemelerine ulaştuılmasmda güçlükler yaşanmadığı hâlde, yurt dışına seyahat esnasmda yapılan sözlü vasiyetlerde çoğu kez tanıkların bu vasiyeti mahkemeye götürüp teslim etmekte gayret göstermeyeceği, bu yolla kişinin son arzulanan yaşatmanın mümkün olmayacağı düşünülmüştür. Aynı şekilde sağlık kurumlannda tedavi edilmekte olan kişiler için de kolaylık sağlanmak üzere sözlü vasiyetin tevdi edileceği makam konusunda yeni bir hüküm getirme ihtiyacı doğmuştur.

Tasarı/teklif madde 541

→ yürürlükteki madde 541

Yürürlükteki Kanunun 488 inci maddesini karşılamaktadır.

Maddenin kenar başlığı değiştirilerek anlaştırılmak suretiyle yeniden kaleme alınmıştır. Hüküm değişikliği yoktur.

Tasarı/teklif madde 542

→ yürürlükteki madde 542

Yürürlükteki Kanunun 489 uncu maddesini karşılamaktadır.

Maddenin konu başlığı "Vasiyetten dönme" olarak değiştirilmiştir. Çünkü bu ve bundan, sonraki maddelerde vasiyetçinin yapmış olduğu vasiyetten hangi yollarla dönebileceğini düzenlemektedir. Maddenin kenar başlığı "Yeni vasiyetname ile" şeklinde düzenlenmiştir. Madde kaynak Kanuna uygun olarak iki fıkra hâline getirilmiştir. Hüküm değişikliği yoktur.

Tasarı/teklif madde 543

→ yürürlükteki madde 543

Yürürlükteki Kanunun 490 inci maddesini karşılamaktadır.

Maddenin kenar başlığı "Yok etme ile" şeklinde değiştirilmiştir. Kaynak Kanunun 510 uncu maddesine uygun olarak iki fıkra hâlinde düzenlenmiştir.

Tasarı/teklif madde 544

→ yürürlükteki madde 544

Yürürlükteki Kanunun 491 inci maddesini karşılamaktadır.

Madde İsviçre Medenî Kanununun 511 inci maddesine uygun olarak iki fıkra hâlindeyenidenkaleme alınmıştır.

Maddenin kenar başlığı yürürlükteki Kanunda "Vasiyetlerin taaddüdü" şeklinde iken, "Sonraki tasarruflar" şeklinde kaleme alınmıştır. Maddede sadece vasiyetnamelerin birbirini takip etmesinin değil, bir vasiyetle bağdaşmayan tasarrufta bulunulmasının da düzenlendiği göz önünde tutulmak suretiyle maddenin başlığı, İsviçre Medenî Kanununun 511 inci maddesine uygun olarak "Sonraki tasarruflar" şeklinde değiştirilmiştir.

Tasarı/teklif madde 545

→ yürürlükteki madde 545

Yürürlükteki Kanunun 492 nci maddesini karşılamaktadır.

Maddenin kenar başlığı "Miras mukavelesi" yerine "Miras sözleşmesi" şeklinde değiştirilmiştir. Madde anlaştırılmak suretiyle yeniden kaleme alınmıştır. Hüküm değişikliği yoktur.

Tasarı/teklif madde 546

→ yürürlükteki madde 546

Yürürlükteki Kanunun 493 üncü maddesini karşılamaktadır.

Madde İsviçre Medenî Kanununun 513 üncü maddesine uygun olarak üç fıkra hâlinde düzenlenmiş, anlaştırılmak suretiyle konu ve kenar başlıklarıyla birlikte, ashna uygun olarak yeniden kaleme alınmıştır.

Maddenin ikinci fıkrasında, mirasbırakanın miras sözleşmesinden tek taraflı olarak dönebilmesi için öngörülen "mirasbjrakana karşı mirasçılıktan çıkarma sebebi oluşturan davranışların" miras sözleşmesinin yapılmasından sonra olması koşuluna yer verilmiştir. Mirasçı atanan veya kendisine belli mal bırakılan kişinin, miras sözleşmesinden önceki bu tür davranışlarının, miras sözleşmesi yapıldıktan sonra bir dönme sebebi oluşturmaması uygun görülmüştür. Bu nedenle mirasçılıktan çıkarma sebebi oluşturan bu davranışlardan miras sözleşmesinin yapılmasından sonraki tarihlerde gerçekleşmiş olması zorunluluğu aranmıştır.

Bu değişiklikler yoluyla madde İsviçre Medenî Kanununun 513 üncü maddesinin ikinci fıkrasına uygun hâle getirilmiştir.

Tasarı/teklif madde 547

→ yürürlükteki madde 547

Yürürlükteki Kanunun 494 üncü maddesini karşılamaktadır.

Yürürlükteki metinde bir tarafın borcunu ifa etmemesi hâlinde diğer tarafın borçlar hukuku kuralları uyarınca mukaveleyi feshetmesinden söz edilmiştir. Borçlar Kanununun 106 ve 108 inci maddelerine yollama yapılan bu hükümde kullanılmış olan "fesih" deyimi, bugün öğretide "sözleşmeden dönme" olarak ifade edilmektedir ve bu ifade yerleşmiştir. Bu sebeple maddenin gerek başlığmda gerek metninde bu deyim kullanılmıştır.

Tasarı/teklif madde 548

→ yürürlükteki madde 548

Yürürlükteki Kanunun 495 inci maddesini karşılamaktadır.

Madde İsviçre Medenî Kanununun 515 inci maddesine uygun olarak iki fıkra hâlinde anlaştırılmak suretiyle yeniden kaleme alınmıştır.

Yürürlükteki maddenin ikinci cümlesinde, mirasbırakandan önce ölüm nedeniyle miras sözleşmesinin son bulması üzerine, ölenin mirasçılarının ölüm tarihinde elde kalan miktarı geri vermekle yükümlü oldukları öngörülmüştür. Bu hüküm uygulamada haksızlıklara yol açtığından, İsviçre Medenî Kanununun 515 inci maddesinin ikinci fıkrasına uygun olarak "Ölüm tarihindeki zenginleşmeyi geri isteyebilirler." şeklinde düzeltilmiştir. Buna göre ölenin mirasçıları ölüm tarihinde elde kalan miktarı değil, bu tarih itibarıyla bu yolla zenginleştiği miktarı geri vermekle yükümlü olacaklardır.

Tasarı/teklif madde 549

→ yürürlükteki madde 549

Yürürlükteki Kanunun 496 ncı maddesini karşılamaktadır.

Madde kenar başlığıyla birlikte İsviçre Medenî Kanununun 516 ncı maddesine uygun olarak anlaştırılmak suretiyle yeniden kaleme alınmıştır. Hüküm değişikliği yoktur.

BEŞİNCİ AYIRIM VASİYETİ YERİNE GETİRME GÖREVLİSİ Bu maddeler yürürlükteki Kanunun 497 ve 498 inci maddelerinde yer alan kurumu daha ayrıntılı bir şekilde düzenlemektedirler.

Vasiyeti yerine getirme görevlisi ile ilgili hükümlerin yetersizliği öğretide bir eleştiri olarak dile getirilmektedir. Bu husus göz önünde tutulmak suretiyle Alman Medenî Kanununun 2197-2228 ve İtalyan Medenî Kanununun 700-711 inci maddeleri göz önünde tutularak, bu ayırıma yedi madde tahsis edilmiştir.

Tasarı/teklif madde 550

→ yürürlükteki madde 550

Yürürlükteki Kanunun 497 nci maddesini karşılamaktadır.

Maddede, yürürlükteki aynı maddede olduğu gibi vasiyeti yerine getirme görevlisinin atanması ve ehliyeti düzenlenmektedir. Yeni metinde vasiyeti yerine getirme görevlisinin atandığı tarihte değil göreve başladığı sırada fiil ehliyetine sahip olması gerektiği açıklığa kavuşturulmuş, kendisine görevin sulh hâkimi tarafından bildirildiği tarihten başlayarak onbeş gün içinde kabul etmediğini açıklamadığı takdirde görevi kabul etmiş sayılacağı esası getirilmiştir.

Tasarı/teklif madde 551

→ yürürlükteki madde 551

Madde birden çok vasiyeti yerine getirme görevlisi atanmış olması hâlinde uyulacak esaslan düzenlemektedir. Bu husus, yürürlükteki Kanunun 498 inci maddesinde "mütaaddit tenfız memurlan, bir akit ile tevkil edilen müteaddit vekillerin - 1 7 3- salâhiyetini haizdirler" tarzmda bir cümle ile düzenlenmek istenmiştir. Bu konuda açıklık sağlamak amacıyla, maddede önce tasarruftan veya işin niteliğinden aksi anlaşılmadıkça birden çok vasiyeti yerine getirme görevlisinin görevi birlikte yürütecekleri, içlerinden birinin kabul etmemesi veya başka bir sebeple görevinin sona ermesi hâlinde, diğerlerinin göreve devam edeceği, birden çok vasiyeti yerine getirme görevlisi birlikte hareket etmek üzere atanmış olsa dahi acele hâllerde her birinin gerekli işlemleri yapabileceği belirtilmiştir.

Tasarı/teklif madde 552

→ yürürlükteki madde 552

Maddede vasiyeti yerine getirme görevlisinin görev ve yetkileri düzenlenmiştir. Yürürlükteki Kanunun 498 inci maddesinde bu hususta mirası resmen idareye memur kimsenin hak ve vazifelerine yollama yapılmış ise de, mirasm resmen idaresi kısmında bu konuda yeterli bir açıklık yoktur.

Birinci fıkrada önce kural ifade edilmiş ve mirasbırakan tasarrufunda aksini öngörmüş veya sınırlı bir görev vermiş olmadıkça, vasiyeti yerine getirme görevlisinin nıirasbırakanın son arzularının yerine getirilmesi için gerekli bütün işlemleri yapmakla görevli ve yetkili olacağı belirtilmiştir.

İkinci fıkrada, yürürlükteki Kanunun 498 inci maddesinin ikinci fıkrası ile Alman ve İtalyan Medenî Kanunlarının hükümleri göz önünde tutularak vasiyeti yerine getirme görevlisinin özellikle yapması gereken işler sayılmıştır.

Tasarı/teklif madde 553

→ yürürlükteki madde 553

Maddede vasiyeti yerine getirme görevlisinin tereke mallan üzerinde hangi koşullarla tasarruf edebileceği düzenlenmiştir.

Bir vasiyetin ifası veya bir tereke borcunun yerine getirilmesi söz konusu ise, vasiyeti yerine getirme görevlisinin, bu hususta tasarruf yetkisine sahip olduğu bir önceki maddeden anlaşılmaktadır. Fakat mirasbırakan tarafından taahhüt edilmiş olmaksızın terekeye dahil mallarda tasarruf edilmesi söz konusu olursa, kural olarak, vasiyeti yerine getirme görevlisine bu yetki ancak sulh hâkimi tarafindan verildiği takdirde vasiyeti yerine getirme görevlisi tereke mallarında tasarruf edebilecektir.

Olağan giderleri karşılayacak nitelikteki tasarruflar için yetki almaya gerek yoktur.

Tasarı/teklif madde 554

→ yürürlükteki madde 554

Maddede, vasiyeti yerine getirme görevlisinin görevinin sona ermesi düzenlenmiştir.

Yürürlükteki Kanunda bu hususta bir hüküm yoktur. Bu sebeple kıyas yoluyla vekâlet sözleşmesine ilişkin hükümleri uygulamak gerekmektedir. Bu husus dikkate alınarak yeni düzenlemede görevin sona ermesi, vekâletin sona ermesine benzer bir şekilde aynca düzenlenmiştir. Maddede geçen "atanmasını geçersiz kılan bir sebebin varlığı" ifadesi ehliyeti kaybetme veya iflâs hâllerini de kapsamaktadır.

Tasarı/teklif madde 555

→ yürürlükteki madde 555

Maddede, vasiyeti yerine getirme görevlisinin denetlenmesi düzenlenmiştir. Bu hususta yürürlükteki Kamında bir hüküm yoktur. Ancak yapılan yollama uyarınca terekeyi resmen idareye memur olan kimse gibi vasiyeti yerine getirme görevlisinin de sulh hâkiminin kontroluna tâbi olduğu kabul edilmektedir.

Sorunun maddede açıkça düzenlenmesi uygun görülmüştür. • - 1 7 4- Denetleme; yetersizlik veya görevi kötüye kullanma ya da ağır ihmal hâllerinde görevden alma yetkisini de içerir. Madde, bu husus göz Önünde tutularak düzenlenmiştir.

Tasarı/teklif madde 556

→ yürürlükteki madde 556

Madde, vasiyeti yerine getirme görevlisinin sorumluluğunu düzenlemekte, özen gösterme yükümlülüğünü açıkladıktan sonra sorumluluk hususunda vekâlet sözleşmesine ilişkin sorumluluk hükümlerinin uygulanacağmı belirtmektedir.

ALTINCI AYIRIM ÖLÜME BAĞLI TASARRUFLARIN İPTALİ VE TENKİSİ

Tasarı/teklif madde 557

→ yürürlükteki madde 557

Yürürlükteki Kânunun 499 uncu maddesini karşılamaktadır.

Maddenin konu başlığındaki "İptal davası" ifadesi aynen korunmuş ancak kenar başlıkta iptal sebeplerini sayma yerine sadece "Sebepleri" denilmekle yetimlmiştir.

Madde anlaştırılmak suretiyle yeniden kaleme alınmıştır. İlk üç bentte hüküm değişikliği yoktur. Şekle aykırılık hâllerinin de iptal sebebi oluşturduğuna ilişkin yürürlükteki Kanunun 500 üncü maddesinin birinci fikrası hükmü, (4) numaralı bent olarak düzenlenmiştir. Böylece Kanunda iptal sebeplerinin tamamı bir maddede toplu olarak hükme bağlanmıştır.

Yürürlükteki maddenin son fikrası iptal davası ile ilgili olduğundan, buradan çıkarılıp dava hakkım düzenleyen 558 inci maddenin birinci fıkrasına alınmıştır.

Tasarı/teklif madde 558

→ yürürlükteki madde 558

İptal sebepleri bir önceki maddede düzenlenmiş olduğundan, burada sadece iptal davası hakkı bir bütün olarak ele alınmıştır.

Maddenin birinci fıkrası yürürlükteki Kanunun 499 uncu maddesinin son fıkrasını karşılamaktadır. Yürürlükteki Kanunun 499 uncu maddesinin son fıkrasında mirasçılara tanınmış olan iptal davası hakkı, "tasarrufun iptal edilmesinde menfaati bulunma" koşuluna bağlanmıştır. Aynı koşul vasiyet alacaklıları için de söz konusu olacaktır.

Maddenin ikinci fıkrasında iptal davasının tasarrufun tamamına yönelik olmasının şart olmadığı hükme bağlanmıştır.

Maddenin son fıkrası yürürlükteki Kanunun 500 üncü maddesinin ikinci fıkrasını karşılamaktadır. Bu fıkra, vasiyetin düzenlenmesine katılanlara kazandırma yasağının yaptırımını düzenlemektedir. Bu yasak vasiyetin düzenlenmesine katılanlara kazandırma yapılmasıyla ilgili olup, madde bu durumda vasiyetin değil, sadece yapılan bu kazandırmanın iptaliyle yetinilmesini öngörmektedir. Bu hükümle Ölüme bağlı tasarrufları yaşatma (favor testamenti) ilkesinin bir uygulaması Öngörülmüştür. Bu fıkrada, yürürlükteki 500 .üncü maddenin ikinci fıkrasından farklı olarak "vasiyetnamenin tanzimine iştirak edenlere veya aileleri efradından birine" deyimi yerine "ölüme bağlı tasarrufla kendilerine, eşlerine veya hısımlarına kazandırma yapılanlar" ifadesi kullanılmıştır.

- 1 7 5- Maddc 559- Yürürlükteki Kanunun SOI inci maddesini karşılamaktadır.

Gerek yürürlükteki bu maddede gerek İsviçre Medenî Kanununun bunu karşılayan 521 inci maddesinde iptal davaları için belirtilen süreler zamanaşımı süresi olarak öngörülmüştür. Bu sürenin niteliği tartışmalı olmakla birlikte, bunun zamanaşımı değil, bir hak düşürücü süre olduğu görüşü ağırlık kazanmaktadır. İsviçre Özel Hukuku ile ilgili şerhin yazan Paul Piotet, Schweizerischcs Privatrecht, Erbrecht IV/l,sh.276-277'de buradaki sürenin Federal Mahkeme kararlarına (BGE 86II340; 98 II176) da dayanarak bir hak düşürücü süre olduğunu kabul etmektedir.

. Burada düzenlenen davamn yenilik doğurucu bir hakkın kullanılması niteliği taşıdığı, bu davamn bir eda davası olmadığı göz önünde tutularak madde hak düşürücü süre olarak düzenlenmiş ve kaleme alınmıştır.

Maddede öngörülen bir, beş ve otuz yıllık süreler yerine bir, on ve yirmi yıllık süreler kabul edilmiştir. Maddenin aslı olan İsviçre Medenî Kanununun 521 inci maddesinde bu süreler bir, on ve otuz yıl olarak öngörülmüştür.

Bizde olağanüstü zamanaşımı ile mülkiyetin kazanılmasında zamanaşımı süresi 20 yıl iken, İsviçre Medenî Kanununun bunu karşılayan 662 nci maddesinde bu süre otuz yıl kabul edilmiştir. İsviçre Medenî Kanununun 521 inci maddesinde otuz yıllık sürenin kabul ediliş gerekçesi budur. Bu nedenle 713 üncü maddede olduğu gibi bu maddede de Kaynaktan ayrılmak suretiyle iki madde arasmda paralellik sağlamak üzere otuz yıllık süre yirmi yıla mdirilmiş, beş yıllık süre kaynak Kanuna paralel olarak 10 yıla çıkarılmıştır.

Tasarı/teklif madde 560

→ yürürlükteki madde 560

Yürürlükteki Kanunun 502 nci maddesini karşılamaktadır.

Madde kenar başlıkları ile birlikte anlaştırılmak suretiyle yeniden kaleme alınmıştır. Hüküm değişikliği yoktur.

Tasarı/teklif madde 561

→ yürürlükteki madde 561

Yürürlükteki Kanunun 503 üncü maddesini karşılamaktadır.

Madde kenar başlığıyla birlikte anlaştınlmak suretiyle yeniden kaleme alınmış ve maddeye yeni ikinci cümle eklenmiştir.

Yürürlükteki metnin "mahfuz hisseli mütaaddit mirasçılara" biçimindeki ifadesi ölüme bağlı tasarrufla kazandırmada bulunulmuş olması hâlinde uygulanacak bir hükmün düzenlendiğim göstermektedir. Oysa, benzer bir hükme, saklı paylı mirasçılar dışındaki kişilere yapılmış kazandırmalann bulunması hâlinde veya üçüncü kişilerin yanında bir tek saldı paylı mirasçıya yapılmış kazandırma bulunması hâlinde de ihtiyaç vardır. Öğretide bu boşluğun maddedeki ilke uyarınca doldurulması gerektiği görüşü hâkim- bulunduğu gibi, bu husus Birinci Türk Hukuk Kongresinde de kabul edilmiştir. Bu nedenle madde, bütün bu ihtimalleri kapsayacak şekilde yeni bir cümle de eklenmek suretiyle düzenlenmiştir.

Tasarı/teklif madde 562

→ yürürlükteki madde 562

Yürürlükteki Kanunun 504 üncü maddesini karşılamaktadır.

Maddenin kenar başlığı, kaynak Kanunun 524 üncü maddesinde "Alacaklılarının haklan" şeklinde olup, yürürlükteki metinde yer alan "bir" sözcüğü gereksiz bulunup çıkanlmak suretiyle "Mirasçının alacaklılarının haldan" şeklinde değiştirilmiştir.

Madde anlaştınlmak ve sadeleştirilmek suretiyle İsviçre aslı olan 524 üncü madde göz önünde tutularak yeniden kaleme alınmıştır. Yürürlükteki metinde, mirasçının dava hakkının alacaklılara intikal edeceği ifade edilmiştir. Oysa Kanunun alacaklılara tanıdığı dava hakkı ayn bir haktır. Bu husus dikkate alınarak madde yeniden düzenlenmiştir.

Tasarı/teklif madde 563

→ yürürlükteki madde 563

Yürürlükteki Kanunun 505 inci maddesini karşılamaktadır.

Hüküm değişikliği yoktur. Ancak ikincifikradaölüme bağlı tasarrufla kendisine kazandırma yapılan kimseye bazı vasiyetleri yerine getirme borcu yüldetildiği hallerde, yapılan kazandırma tenkise tâbi tutulduğu takdirde, bu kimsenin, vasiyet borçlarının tenkisini isteme hakkı bulunduğu açıldığa kavuşturulmuştur.

Tasarı/teklif madde 564

→ yürürlükteki madde 564

Yürürlükteki Kanunun 506 ncı maddesini karşılamaktadır.

Maddenin kenar başlığı içeriğine uygun olarak değiştirilmiş "Muayyen bir şeyin vasiyeti" yerine "Bölünmez mal vasiyetinde" deyimi kullanılmıştır.

Maddeye eklenen ikinci fıkra ile, tasarruf konusu malm vasiyet alacaklısında kalması durumunda, malın tenkis sebebiyle vasiyet borçlusuna verilmesi gerekeninin, aksi hâlde tasarruf oranı içinde kalanın karar günündeki değerinin para olarak ödetilmesine karar verileceği hükme bağlanmıştır. • Yürürlükteki madde bu konuyu, ölüme bağlı tasarruf açısından düzenlemiş ise de, Yargıtay İçtihatları bunun belirli mala ilişkin sağlararası kazandırmaların tenkisinde de uygulanmasını kabul etmektedir. İşin mahiyetine uygun olan bu çözüm, yeni düzenlemede de kabul edilerek maddeye yeni üçüncü fıkra eklenmiştir.

Tasarı/teklif madde 565

→ yürürlükteki madde 565

Yürürlükteki Kanunun 507 nci maddesini karşılamaktadır.

Maddenin konu ve kenar başlıklan içeriğine ve amacına uygun olarak değiştirilmiştir.

Madde dört bent hâlinde anlaştınlmak suretiyle yeniden kaleme alınmıştır.

Maddenin (3) numaralı bendinde yer alan "serbestçe dönme hakkı saklı tutularak yapılan bağışlamalar" kavramı geniş yoruma elverişli bir ifadedir. Yargıtay kararlarında buraya intifa hakkı saklı tutularak yapılan bağışlamaların da girdiği kabul edilmektedir. Maddeye bu hususu da kapsayacak bir ifade eklenmesi düşünülmüşse de metnin söz konusu hususu da kapsadığı dikkate alınarak bu eklemenin gereksiz olduğu kabul edilmiştir.

Tasarı/teklif madde 566

→ yürürlükteki madde 566

Yürürlükteki Kanunun 508 inci maddesini karşılamaktadır'.

Maddenin kenar başlığı "Geri verilecek miktar" yerine "Geri verme borcu" şeklinde, İsviçre aslındaki 528 inci maddeye uygun olarak, değiştirilmiştir. Maddede hüküm değişikliği yoktur.

Maddenin birinci fıkrası iyiniyetli kişinin geri verme borcu konusunda sebepsiz zenginleşme hükümlerine; iyiniyetli olmayan kişiler bakımından iyiniyetli olmayan zilyedin geri verme borcuna ilişkinjhükümlere yollama yapmaktadır.

Tasarı/teklif madde 567

→ yürürlükteki madde 567

Yürürlükteki Kanunun 309 uncu maddesini karşılamaktadır.

Hüküm değişikliği yoktur. Ancak, öğretideki açıklamalar dikkate almarak maddenin öngördüğü ihtimalleri açıklığa kavuşturacak bir ifade düzeltmesi yapılmıştır.

Gerçekten madde, mirasbırakamn:

1. Kendi ölümünde ödenmek üzere üçüncü kişi lehine hayat sigortası yapmış olması, 2. Üçüncü kişiyi böyle bir sigorta için lehdar olarak sonradan tayin etmesi, 3. Sigortacıya karşı olan istem hakkını sağlararası veya ölüme bağlı tasarrufla karşılıksız olarak üçüncü kişiye temlik etmiş olması hâllerini kapsamaktadır.

Tasarı/teklif madde 568

→ yürürlükteki madde 568

Yürürlükteki Kanunun 510 uncu maddesini karşılamaktadır.

Maddenin kenar başlığı kısaltılmak suretiyle "İntifa hakkı veya irat bakımından" şeklinde, kaleme alınmıştır. 'Maddenin ifadesi arüaşünlmışhr. Hüküm değişikliği yoktur.

Tasarı/teklif madde 569

→ yürürlükteki madde 569

Yürürlükteki Kanunun 511 inci maddesini karşılamaktadır.

Madde kenar başlığında kullanılan 'fevkalâde ikame" ifadesi, "ürtmirnsçı" olarak değiştirilmiştir. Yürürlükteki maddede artmirasçıya ilişkin ölüme bağlı tasarrufun, önmirasçının saklı payına tecavüz etmesi hâlinde, bu tasarrufun batıl olduğu ifadesi yanlıştır. Bu nedenle yürürlükteki metinde yer alan "batıldır" sözcüğü maddeden çıkarılmıştır. Burada butlan değil, sözü edilen tasarrufun tenkisi söz konusudur. Madde buna uygun olarak kaleme alınmıştır.

Tasarı/teklif madde 570

→ yürürlükteki madde 570

Yürürlükteki Kanunun 512 nci maddesini karşılamaktadır. Hüküm değişikliği yoktur.

Maddeye yürürlükte olmayan ikinci fıkra eklenmiştir. Bu fıkrada tenkiste sırada, mirasbırakanm kamu tüzel kişilerine veya kamuya yararlı vakıf ve derneklere yapılan ölüme bağh tasarruflarla veya sağlararası kazandırmalarla ilgili olarak bir ayrıcalık getirilmiştir. Bu nitelikteki tasarruf veya kazandırmaların en son şuada tenkis edileceği ilkesi kabul edilmiş ve bu suretle genel ilkeden aynlınarak, kamu tüzel kişilerine ya da kamuya yararlı vakıf veya derneklere yapılacak ölüme bağh tasarruf ya da kazandırmalar özendirilmiş ve mahfuz hisse ihlâline yol açacak nitelikte ise en son olarak tenkise tâbi tutularak korunmuştur.

Tasarı/teklif madde 571

→ yürürlükteki madde 571

Yürürlükteki Kanunun 513 üncü maddesini karşılamaktadır.

Bu maddede öngörülen sürenin zamanaşımı süresi olduğu kabul edilmiş, aynca tenkis davasınm, vasiyetlerin açılmasından, diğer tasarruflarda ise mirasın açılmasından itibaren beş yılda zamanaşımına uğrayacağı öngörülmüştür.

Öğretide, maddede öngörülen sürenin zamanaşımı değil, hak düşürücü süre olduğu kabul edilmektedir. İsviçre Federal Mahkemesi de yayımlanan kararında (98II 176) bu sürenin hak düşürücü süre olduğunu kabul etmiştir.

Bu nedenlerle, maddenin hem kenar başlığı hem de içeriği itibarıyla değiştirilerek, buradaki sürenin hak düşürücü süre olduğu vurgulanmıştır.

- 1 78 — öte yandan maddede öngörülen beş yıllık hak düşürücü süre İsviçre Medenî Kanununun 533 üncü maddesindeki aslına uygun olarak on yıl olarak değiştirilmiştir.

Maddenin diğer hükümleri anlaştırılmak suretiyle yeniden kaleme alınmış, hüküm değişikliği yapılmamıştır.

YEDİNCİ AYIRIM MİRAS SÖZLEŞMESİNDEN DOĞAN DAVALAR

Tasarı/teklif madde 572

→ yürürlükteki madde 572

Yürürlükteki Kanunun 514 üncü maddesini karşılamaktadır.

Madde İsviçre Medenî Kanununun 534 üncü maddesine uygun olarak üç fıkra hâline getirilmiştir.

Birinci fıkrada "mallarını teslim eylediği mirasçı" ifadesi yerine, anlamı daha iyi ifade etmek üzere "malvarlığını miras sözleşmesiyle atadığı mirasçıya devretmişse" ifadesi kullanılmıştır. * Maddenin İsviçre Medenî Kanununun 534 üncü maddenin birinci fıkrasının Fransızca metninde "resmî defter" tutma yanında aynca "resmî ilân" koşuluna da yer verilmiştir. Maddenin Almanca metninde ise resmî ilân koşulu yoktur. Almanca metnindeki düzenleme isabetlidir. Zira İsviçre Medenî Kanununun resmî defter tutulmasıyla ilgili 560 mcı maddesi ve devamı hükümlerinde resmî ilân koşulu zaten aranmıştır. Aynca burada böyle bir koşula yer vermek gereksizdir.

Tasarı/teklif madde 573

→ yürürlükteki madde 573

Yürürlükteki Kanunun 515 inci maddesini karşılamaktadır.

Yürürlükteki maddenin konu ve kenar başhMan "B. Tenkis ve geri verme", "I.

Tenkis" ve "ILGeri verme" şeklindedir. Bu başlıklar isabetli değildir. Zira bu maddede mirastan feragat durumunda "tenkis", bunu izleyen 574 üncü maddede ise mirastan feragat durumunda "geri verme" konuları düzenlendiğinden, İsviçre aslı olan 535 ve 536 ncı maddelerde olduğu gibi kenar başlıklar düzeltilmiştir.

Yürürlükteki 515 inci maddede mirasbırakanın sağlığında yerine getirdiği "mallar" sözcüğü yerine İsviçre Medenî Kanununun 535 inci maddesinde kullanılan daha üst ve geniş bir kavram olarak "edimler" ifadesine yer verilmiştir.

Tasarı/teklif madde 574

→ yürürlükteki madde 574

Yürürlükteki Kanunun 516 ncı maddesini karşılamaktadır.

Maddenin "Muhayyerlik" şeklindeki konu başlığı, maddenin içerik ve amacına uygun olarak "Geri verme" şeklinde değiştirilmiştir. Maddede, mirastan feragat edenin tenkis sebebiyle geri verme yükümünde sahip olduğu seçim olanaMan düzenlenmektedir.

İKİNCİ KISIM MİRASIN GEÇMESİ BİRİNCİ BÖLÜM MİRASIN AÇILMASI Mnddc 575- Yürürlükteki Kanunun 517 nci maddesini karşılamaktadır.

İsviçre Medenî Kanununun 537 nci maddesinin kenar başlığı "Mirasbırakan yönünden şartı" şeklindedir. Ancak, maddede mirasın hangi anda açıldığı ve terekenin hangi andaki değerinin esas alınacağı hususları düzenlenmekte olduğundan, yürürlükteki "Açılma sebebi" şeklindeki kenar başlığm bu amaca uygun olarak "Açılma ve değerlendirme anı" biçiminde değiştirilmiştir.

Böylelikle mirasbırakanın, ölüme bağlı kazandırmaların konusu olan tereke mallan ile mirasçılar arasında paylaşılması söz konusu olan tereke mallanılın ölüm anındaki değerlerinin esas alınacağı açıklık kazanmaktadır.

Hüküm değişikliği yoktur.

Tasarı/teklif madde 576

→ yürürlükteki madde 576

Yürürlükteki Kanunun 518 inci maddesini karşılamaktadır.

Miras mallan nerede bulunursa bulunsun, miras işlerinin tek elden, yani aynı mahkeme tarafından yürütülmesinin uygun olacağı düşüncesiyle birinci fıkrada, mirasın, malvarlığının tamamı için mirasbırakanm yerleşim yerinde açılacağı düzenlenmiştir.

Birinci fikrada yürürlükteki metinde yer alan "mahkeme" sözcüğü çıkanlmıştır.

Çünkü mahkeme sözcüğü mirasın mutlaka bir dava veya mahkemeye yapılacak bir başvuru ile açılacağı telermıuni yaratmaktadır. Bu yanlıştır. Amaç, miras işleri nedeniyle yapılacak işlemler için bir yer belirlenmesi olup, bu yerin "mirasbırakanın yerleşim yeri" olduğu maddenin birinci fıkrasında belirtilmiştir. Mahkeme ve yetki konusu ikinci fikrada düzenlenmiş bulunmaktadır.

Maddenin birinci fıkrasında sözü edilen "son ikametgah" yerine sadece "yerleşim yeri" sözcükleri kullanılmıştır. Yerleşim yerinin ne olduğu 19 uncu maddede belirlenmiştir. Yerleşim yerinin tekliği ilkesi olduğuna göre, mevcut ifadenin, "son" yerleşim yeri yanında sanki "önceki" yerleşim yerinin de geçerli olabileceği kanısını uyandıracağı düşüncesiyle, sadece yerleşim yeri sözcüğü kullanılmıştır. Bir kimsenin birden fazla yerleşim yeri olamayacağına göre, mirasbırakanm yerleşim yeri mirasın açılma yeri olacaktır.

Yürürlükteki maddenin ikinci cümlesindeki "ölüme bağlı tasarrufların" deyimi yerine "mirasbırakanm tasarruflannın" sözleri kullanılmıştır. Buna göre mirasbırakanın ister ölüme bağlı tasarrufu ister sağlararası tasarruftan olsun, iptali bu madde hükmüne tâbi tutulmuştur. Bu hüküm maddeye ikinci fıkra olarak eklenmiştir..

Tasarı/teklif madde 577

→ yürürlükteki madde 577

Yürürlükteki Kanunun 519 uncu maddesini karşılamaktadır.

Bu maddenin konu başlığı "I. Ehliycf' şeklindedir. Genel işlem ehliyeti ile bazı işlemlerde aranan özel ehliyetin kanştınlmaması için, başlığın "I. Mirasa ehliyet" şeklinde düzenlenmesi daha isabetlidir. Örneğin bağışlamayla ilgili Borçlar - 1 8 0- Kanununun 235 inci maddesinde kenar başlık sadece ehliyet değil "Bağışlamaya ehliyet" şeklindedir. Bu nedenle maddenin bu konu başlığı "Mirasa ehliyef' şeklinde değiştirilmiştir. Böylece mirasçı olabilme ehliyetinin ifade edilmek istendiği açıklık kazanmaktadır.

Madde, İsviçre Medenî Kanununun 539 uncu maddesindeki aslına uygun olarak iki fıkra hâline getirilmiştir.

Maddenin birinci fıkrasında "Mirasa ehil olmayanlar" bu Kanuna göre ehil olmayanlarla sınırlı tutulmuştur. Zira Anayasamızın 35 inci maddesi herkesin miras ve mülkiyet hakkma sahip olduğu temel kuralım koymuştur. 1984 tarihli Ontasanda olduğu gibi "Mirasçı olma ehliyeti kanunen kaldırılanlar" şeklindeki bir ifade kullanılacak olursa, bu ifade dolayısıyla maddenin Anayasaya aylan olması sorunu gündeme gelebilecektir. Bu nedenle maddede "Bu Kanuna göre mirasa ehil olmayanlar dışındaki herkes" ifadesi kullanılmıştır.

Maddenin ikinci fıkrasına tüzel kişiliği olmayan kişi topluluklarına belli bir amacı gerçekleştirmek üzere yapılan kazandırmalarda bu kişilerin mirası hep birlikte edinmiş olacaktan ifadesi konulmuştur. Zira, ancak kişiliğe sahip olanlar hak edinebilecekleri için, tüzel kişiliği, yani kişiliği olmayan topluluHara yapılan kazandırmaları, bu topluluğu oluşturan kişilerin hep birlikte edinebilmeleri olanağı getirilmiştir.

Tasarı/teklif madde 578

→ yürürlükteki madde 578

Yürürlükteki Kanunun 520 nci maddesini karşılamaktadır.

Maddede, mirasbırakana ya da onun ölüme bağlı tasarruflarına yönelik ağır davranışlarda bulunanların mirasçı olmaya ya da ölüme bağlı herhangi bir hak edinmeye ehil olmadığı, dolayısıyla mirastan ve ölüme bağlı diğer haklardan yoksun kalacakları düzenlenmiştir. Mirasbırakana ve onun ölüme bağlı tasarruflarına yönelik davranışlardan hangilerinin mirastan yoksun kalmayı gerektirdiği maddede sayılmıştır.

Madde kenar başlığı ile birlikte anlaştinlmak suretiyle yeniden kaleme alınmıştır. Hüküm değişikliği yoktur.

Tasarı/teklif madde 579

→ yürürlükteki madde 579

Yürürlükteki Kanunun 521 inci maddesini karşılamaktadır.

Maddenin kenar başlığı ve metni anlaştırılmak suretiyle yeniden kaleme alınmıştır. Hüküm değişikliği yoktur.

Mirastan yoksun olan kişinin, altsoyu yoksunluktan etkilenmemekte, yoksun olan kişi, mirasbırakandan önce ölmüş gibi mirasçı olabilmektedir. Bu durum, altsoyun henüz velayet altında bulunduğu dönemde, yoksun olan kişinin dolaylı yolla terekeye sahip olabilmesine neden olmaktadır. Fransız Medenî Kanununun 730 uncu maddesinde bunu önleyen hüküm mevcuttur. Yoksun olanm altsoyunun henüz velayet altında bulunduğu hâllerde, altsoya düşen miras payına, velisi olan yoksun kişinin el koymasını önleyen bu çeşit bir çözümün bizde de kabul edilmesinin doğru olup olmayacağı Komisyonda tartışılmıştır. Fakat bu gibi hâllerde velayetle ilgili hükümlerin göz önünde tutulmasıyla sorunun çözülebileceği gerekçesiyle, maddenin mevcut haliyle kalması görüşü ağır basmıştır.

Tasarı/teklif madde 580

→ yürürlükteki madde 580

Yürürlükteki Kanunun 522 nci maddesini karşılamaktadır.

Mirasçılığın koşullarından olmak üzere, sadece mirasa ehil (lâyık) olmak yani mirastan yoksunluk, ret, mirastan feragat gibi durumlar içerisinde bulunmamak yeterli değildir. Mirasçılık hakkı, rnirasbırakanın ölümü ile kanun gereği doğduğundan, mirasa ehil olan kişinin, rnirasbırakanın ölümünde sağ olması da gerekir.

Mirasbırakanm ölümü ile miras hakları kanun gereği kazanıldığından, bu kazanma tarihinden sonra mirasçı durumunda bulunan kişi ölürse, ona düşen miras hakları kendi mirasçılarına geçecektir. Madde bunu yansıtacak biçimde, kenar başlıkları ile birlikte anlaştırılarak yeniden kaleme alınmıştır. Hüküm değişikliği yoktur.

Tasarı/teklif madde 581

→ yürürlükteki madde 581

Yürürlükteki Kanunun 523 üncü maddesini karşılamaktadır.

Yürürlükteki maddenin ikinci cümlesinde, vasiyet alacaklısının mirasbırakandan önce ölmesi hâlinde tasarruftan aksi anlaşılmadıkça, vasiyet olunan malın terekeye dönmesi kabul edilmiştir. Yapılan değişiklikle, bu durumda vasiyeti yerine getirme yükümlülüğünün, vasiyet yükümlüsünün yararma olarak ortadan kalkacağı kabul edilmek suretiyle, ikinci cümle, İsviçre Medenî Kanununun bu maddeyi karşılayan 543 üncü maddesinde olduğu gibi, ikincifikrahâline getirilmiştir.

Ayrıca madde, başlığı ile birlikte anlaşhnlmıştır.

Maddenin yeni şekliyle, birinci fikra hükmüne göre, mirasçıhktan olduğu gibi, vasiyet alacaklısı olabilmek için de, mirasbırakanm ölümü anında, lehine vasiyet yapılanın ehil olarak sağ bulunması gerekmektedir..

Ancak maddenin ikinci fıkrasının vasiyet alacağı hakkının mirasçılarına geçmeyeceği düzenlenerek, mirasçının haklarının kendi mirasçılarına geçeceğine ilişkin hükmün aksine bir hüküm getirilmiştir. Zümre mirasçılannm, mirasbırakandan önce ölmesi durumunda, hâlefiyet ilkesi gereğince, onun miras haklarına mirasçıları halef olmaktadır ve bu nedenle mirasbırakandan önce Ölen mirasçının haklan, kendi mirasçılarına geçer (m.495, 496, 497). Buna karşılık maddenin ikinci fıkrasmda öngörüldüğü üzere, vasiyet alacaklısının mirasbırakandan önce Ölmesi durumunda, onun vasiyet alacağı kendi mirasçılanna geçmez, vasiyet yükümlüsü mirasçılar lehine ortadan kalkar. Ancak bu düzenleme emredici nitelikte değildir. Böylece mirasbırakan dilerse vasiyetinde, vasiyet alacaklısının kendisinden önce ölmesi durumunda vasiyet alacağının, onun mirasçılanna geçeceğini kararlaştırabilecektir.

Tasarı/teklif madde 582

→ yürürlükteki madde 582

Yürürlükteki Kanunun 524 üncü maddesini karşılamaktadır.

"Çocuk hak ehliyetini, sağ doğmak koşuluyla ana rahmine düştüğü andan başlayarak elde eder." biçimindeki 28 inci maddede yer alan genel hüküm, miras haklan bakımından bu maddede yinelenmiştir. Böylelikle, mirasçılık koşullarından olan, "mirasbırakanm ölümünde sağ olma" koşulunun bir istisnası düzenlenmektedir.

Madde, başlığı ile birlikte anlaşhnlmıştır. Hüküm değişikliği yoktur.

Tasarı/teklif madde 583

→ yürürlükteki madde 583

Yürürlükteki Kanunun 525 inci maddesini karşılamaktadır.

Maddenin kenar başlığı içerik ve amacma uygun olarak değiştirilmiştir.

Maddede ileride doğacak kişilerin ölüme bağlı tasarrufla mirasçı olmalan düzenlenmekte olduğundan, kenar başlığı "İleride doğacak çocuk" şeklinde kaleme - 1 8 2- alınmıştır. İleride doğacak çocuğun artmirasçı veya art vasiyet alacaklısı olabilmesi için, mirasbırakamn ölümü anında cenin durumunda bulunması şart değildir.

Mırasbırakanm Ölümünden sonra da ana rahmine düşecek kişiler bu yolla miras haklan elde edebilirler. Böyle bir durumda, mirasbırakan, önmirasçmın ya da ön vasiyet alacaklısının, yani hakkı artmirasçıya ya da art vasiyet alacaklısına geçirecek olan kişinin kim olacağım da kararlaştırabilir. Mirasbu-akanm bunun kim olacağını kararlaştırmadıği hâlde, yasal mirasçı önmirasçı sayılacaktır.

Yürürlükteki maddede "Miras açıldığı zaman henüz mevcut olmayan bir kimse"den söz edilmektedir. Bu ifade isabetli olmayıp, bunun yerine anlamı daha iyi ifade etmek üzere "Mirasın açıldığı anda, henüz var olmayan bir kimseye" ifadesi kullanılmıştır.

Madde İsviçre Medenî Kanununun 545 inci maddesindeki aslına uygun olarak iki fıkra hâline getirilmiştir. Yürürlükteki maddenin ikinci cümlesi anlaştırılmak suretiyle daha anlaşılır şekilde kaleme alınmıştır. Hüküm değişikliği yapılmamıştır.

Tasarı/teklif madde 584

→ yürürlükteki madde 584

Yürürlükteki Kanunun 526 ncı maddesini karşılamaktadır.

Maddenin konu başlığı "D. Gaiplik hükmü" yerine sadece "D. Gaiplik" şekline, "1. Mirasa vaz'ıyed ve teminat iraesi" şeklindeki kenar başlığı ise "1.Güvence karşılığı teslim" şekline dönüştürülmüştür. Zira maddede, ileride ortaya çıkabilecek üstün hak sahibinin ya da çıkıp gelecek gaibin haklarının güvenceye alınması amaçlanmıştır.

Bu değişiklikler dışında madde İsviçre Medenî Kanununun 546 ncı maddesindeki aslına uygun olarak üç fıkra hâline getirilmiştir.

Maddenin birinci fıkrasında "müstefit olacak diğer kimse" ifadesindcki "diğer" sözcüğü gereksiz bulunup çıkarılmıştır.

Bunun dışında hüküm değişikliği yoktur.

Tasarı/teklif madde 585

→ yürürlükteki madde 585

Yürürlükteki Kanunun 527 nci maddesini karşılamaktadır. Hüküm değişikliği yoktur.

Yürürlükteki metinde kenar başlık "Geri verme mükellefiyeti" şeklinde iken, "mükellefiyet" sözcüğü gereksiz görülerek çıkarılmıştır.

Maddeye göre, üstün hak sahibi olanlar ya da gaip, kanunda öngörülen güvence süreleri içinde ortaya çıkarsa, tereke mallarım elinde bulunduranlar, bunlan üstün hak sahibine ya da gaibe geri vermekle yükümlüdürler. Ancak geri verme yükümlüsünün, tereke mallarına el koyarken gösterdiği güvencenin süresi dolduktan soma üstün hak sahibinin ya da gaibin çıkagelmesi durumunda, güvence süresi dolmuş olmasına rağmen, zilyedin geri verme yükümü devam eder. Ancak bu geri verme yükümlülüğü, daha önce gösterilen güvencenin miktarına göre daha az olabilir. Zira böyle bir durumda geri verme 993-995 inci maddeler hükümlerine, yani zilyetlikte geri verme hükümleri uyarınca yapılacaktır. Bu hükümler uyarınca, geri verme yükümlüsünün iyiniyetli olup olmamasına göre geri verme yükümlülüğünün kapsamı değişecektir. ' Tereke mallarını ellerinde bulunduranlar iyiniyetli iseler, üstün hak sahibine karşı geri verme yükümlülükleri miras sebebiyle istihkak davasının bağlı olduğu zamanaşımına (m.639) bağlıdır. Geri verme yükümlüsünün iyiniyetli olmaması durumunda ise, bu yükümlülük herhangi bir süreye bağlı olmayacaktır.

Geri verme yükümlüsünün gaibe karşı olan geri verme yükümlülüğü ise, iyiniyetli olup olmamasına bakılmaksızın, herhangi bir süreye bağlı tutulmamıştır.

Tasarı/teklif madde 586

→ yürürlükteki madde 586

Yürürlükteki Kanunun 528 inci maddesini karşılamaktadır. Hüküm değişikliği yoktur.

Kenar başlığı madde metnine uydurulmuş ve İsviçre Medenî Kanununun 548 inci maddesine uygun olarak üç fıkra hâlinde düzenlenmiştir.

önceki iki maddede (m.584, 585), mirasbırakanm gaip olması durumunda, tereke ile ilgili bazı önlemler söz konusu olduğu hâlde, bu maddede, mirasçı olacak kişinin mirasbırakanm Ölümünde gaip olması olasılığında, onun haklarım güvenceye alıcı düzenlemeler getirilmiştir.

Maddenin ikinci fıkrasında gaipliğe ilişkin sürelerin tekrarlanması yerine bu kuruma genel bir yollama yapmanın kanun tekniğine daha uygun olacağı düşünülmüştür.

Tasarı/teklif madde 587

→ yürürlükteki madde 587

Yürürlükteki Kanunun 529 uncu maddesini karşılamaktadır.

Hüküm değişikliği yoktur. Madde İsviçre Medeni Kanununun 549 uncu maddesine uygun olarak iki fıkra hâlinde düzenlenmiştir.

Kendilerine gaip olandan miras kalanların, gaibin mirasına el koyabilmeleri, her şeyden önce gaiplik karan aldırmalarına bağlıdır. Gaiplik lcarannın verilmesinden sonradır ki, tereke mallan güvence karşıbğı gaibin mirasçılanna teslim edilir. Gaibin mallarının bunlara teslim edilmesinden sonra, bizzat gaibe bir başkasından miras kalırsa, ona düşecek miras payının, gaipliği nedeniyle kendilerine kalacak kişiler, aynca gaiplik karan aldırmak zorunda kalmaksızın, onun mirasçılanmn elde ettikleri gaiplik kararma dayanabilirler. Gaibin miîasçılan da gaip olması nedeniyle miras payı kendilerine kalacak kimselerin elde etmiş bulunduklan gaiplik kararma aynı şekilde dayanabilirler. Her iki gruba dahil olanların da, gaibin mallarına el koyabilmeleri için, gaiplik karan aldırımdan zorunludur. Ancak gruplardan birine girenler bir gaiplik karan aldırmışlarsa, diğerlerinin artık böyle bir karar aldurmalanna gerek kalmayacaktır.

Tasarı/teklif madde 588

→ yürürlükteki madde 588

Yürürlükteki Kanunun 530 uncu maddesini karşılamaktadır.

Madde, kaynak Kanundaki aslına uygun olarak üç fıkra hâlinde anlaştınlmak suretiyle kaleme alınmıştır. Gaibin mirasçılanmn kimler olduğunun kesin olarak bilinmemesi durumunda, mirası resmen yönetilir. Aynı şekilde, gaibe düşen bir miras payı da resmen yönetilir. Resmen yönetim on yıl sürmüşse ya da gaip sağ olsaydı yüz yaşım dolduracağı süre geçerse, Hazinenin istemi üzerine mahkemece o kişinin gaipliğine karar verilir.

İlân süresi sonunda hiçbir hak sahibi çıkmazsa, miras Devlete geçer. Ancak bu kural bu konudaki istisnaî özel hükümlere ters düşebilir. Bunu önlemek amacıyla metne "aksine hüküm bulunmadıkça" kaydı eklenmiştir. Örneğin: 2762 sayılı Vakıflar Kanununun 2888 sayılı Kanunla değişik 29 uncu maddesinin son fıkrasında belli koşullar altında gaibin mallarının vakfa geçmesi kabul edilmiştir.

- 1 8 4- Devletin mallara el koymasından sonra gaibin çıkagelmesi durumunda da, Devlet, aynen gaibin mirasım teslim alanlar gibi (m.585) geri vermekle yükümlü olacaktır.

İKİNCİ BÖLÜM MİRASIN GEÇMESİNİN SONUÇLARI BİRİNCİ AYIRIM KORUMA ÖNLEMLERİ

Tasarı/teklif madde 589

→ yürürlükteki madde 589

Yürürlükteki Kanunun 531 inci maddesini karşılamaktadır.

Aynım başlığı "İhtiyatî Tedbirler" yerine İsviçre Medenî Kanununun 551 inci maddesine uygun olarak "Koruma_Önlemleri" şeklinde değiştirilmiştir. Yürürlükteki maddenin birinci fıkrası İsviçre aslına uygun olarak iki fıkra hâline getirilmiş, ayrıca maddeye üçüncü fıkradan önce gelmek üzere yeni bir fıkra eldenerek, toplam dört fıkraya dönüştürülmüştür. Eklenen yeni üçüncü fıkra ile koruma önlemleriyle ilgili giderlerin, ileride terekeden alınmak koşuluyla, istemde bulunan kişiden; hâkimin re'sen Önleme karar vermesi hâlinde ise Devlet' tarafından karşılanması kabul edilmiştir. Yapılacak giderlerin doğuracağı isteksizlik ve çekingenlik göz önünde tutulursa, bu fıkra sayesinde, terekeye ilişkin bu tür tedbirlerin alınmasının kolaylaştırılması amaçlanmıştır.

Maddenin son fıkrasında, yürürlükteki metinden farklı olarak, mirasbırakanın yerleşim yerinden başka yerde ölmesi hâlinde, o yerin sulh hfıkiminin gerekli koruma önlemlerini aldıktan sonra dosyayı, mirasbırakanın yerleşim yeri sulh mahkemesine göndermesi kabul edilmiştir. Yürürlükteki metinde bu konu düzenlenmemiş olduğundan bu hususa açıklık getirilme gereği duyulmuştur.

Tasarı/teklif madde 590

→ yürürlükteki madde 590

Madde yürürlükteki Kanunun 532 nci maddesinden kısmen alınmıştır. Birinci fıkra hükmü anlaştırılmak suretiyle kaleme alınmıştır. Hüküm değişikliği yoktur.

(1) ve (2) numaralı bent hükümleri daha anlaşılır bir şekilde kaynak Kanuna uygun olarak kaleme alınmıştır.

Maddenin (3) numaralı bent hükmünde, mirasçılardan veya ilgililerden birinin istemi üzerine defter tutma istemi, bir aylık bir süreye tâbi tutulmuştur.

Maddenin ikinci fıkrasında, yürürlükteki metinden farklı olarak defter tutma işleminin "bir ay içinde ikmal olunması" hükmü yerine bu işlemlerin "gecikmeksizin tamamlanması" hükmü getirilmiştir. Zira defter tutma ile ilgili işlemin bir çok olaylarda bir ay içinde tamamlanması olanaksızdır. Kanunda böyle bir sürenin konulması çoğu zaman kağıt üzerinde kalmaktadır. Gerçekçi bir yaklaşımla, uygulanması olanaksız böyle bir süre konulması yerine, "gecikmeksizin" ölçüsü konularak, her somut olayın niteliğine göre bu işlemlerin tamamlanması olanağı getirilmiştir.

Defter tutma ve mühürleme işlemleri, yürürlükteki metinde bir arada düzenlenmiştir: Uygulamadaki ihtiyaçlar göz önüne alınarak bu hususların ayn hükümlerde ve ayrmtılı olarak düzenlenmesinin uygun olacağı düşünülmüş ve bu maksatla defter tutma ve mühürleme farklı maddelerde düzenlenmiştir.

Tasarı/teklif madde 591

→ yürürlükteki madde 591

Madde yürürlükteki Kanunun 532 nci maddesinin mühürlemeye ilişkin kısmını karşılamaktadır. Konunun burada ayn bir madde hâlinde düzenlenmesi uygun görülmüştür.

Maddede, hangi malların mühürlenmeye tâbi olacağı, hangi malların mühürleme dışı bırakılacağı, mühürlenmeyen mallar için uygun koruma önlemi alınacağı düzenlenmiştir.

Maddenin ikinci fıkrasında terekenin mühürlenmesi şurasında mirasbırakanla birlikte oturanların mağduriyetlerinin önlenmesi amacıyla bu kişilere ihtiyaçlarım karşılayabilecek oranda eşyanın bir tutanaklabıralalabileceği kabul edilmiştir. Yine bu ikinci fıkrada bir taşınmazın mühürlenmesi söz konusu olduğunda, mirasbırakanla birlikte oturmaları için zorunlu bölümlerin mühürleme dışı tutulması öngörülmüştür.

Maddenin üçüncü fıkrasında, alacaklının istemi üzerine yapılan mühürlemenin, güvence altma alman miktarla sınırlı olduğu, alacaklıya güvence gösterilmesi hâlinde artık mühürlemenin gerekli olmadığı, yapılmış olan mühürlemenin ise kaldırılacağı vurgulanmaktadır.

Tasarı/teklif madde 592

→ yürürlükteki madde 592

Yürürlükteki Kanunun 533 üncü maddesini karşılamaktadır.

Kenar başlıklarıyla birlikte anlaştırılmak suretiyle yeniden kaleme alınmıştır.

Yürürlükteki maddenin (1) numaralı bendinde yer alan ''mirasçının... hissesi hakkında" şeklindeki ifade metinden çıkarılmıştır. Zira mirasçılar arasında miras ortaklığı söz konusu olup, paylı bir hak sahipliği mevcut değildir. Bu nedenle maddede hisseden söz edilmesi isabetli görülmemiştir.

Maddenin ikinci fıkrasında resmen yönetme görevini kimin yerine getireceği düzenlenmiştir. Maddenin üçüncü fıkrasında, tereke yönetiminin mirasbırakanın veli veya vasisine verilmesi, bunda bir sakınca bulunmaması koşuluna bağlanmıştır. İsviçre Medenî Kanununun 554 üncü maddesinin beşinci bendinde bu husus vesayetle sınırlı olarak düzenlenmiştir. Ancak aynı ihtiyacın velayette de doğacağı düşüncesiyle, velayet altında ölen kişiler için de hüküm getirilmiştir.

Yürürlükteki maddede terekeyi resmen yöneten kimseye verilecek ücret konusunda bir boşluk bulunduğundan, bunu gidermek amacıyla, resmî yöneticilerin istemleri üzerine kendilerine uygun bir ücret ödenmesi maddeye son fıkra olarak eklenmiştir.

Tasarı/teklif madde 593

→ yürürlükteki madde 593

Yürürlükteki Kanunda bu maddeyi karşılayan bir hüküm yoktur.

Bu madde ile terekeyi resmen yöneten kişinin hukukî durumu açıklığa kavuşturulmuş ve kendisinin görevi, temsil yetkisi ve sorumluluğu, uygulamada ortaya çıkan ihtiyaçlar göz önüne alınarak aynntılı bir şekilde düzenlenmiştir.

- 1 86 —

Tasarı/teklif madde 594

→ yürürlükteki madde 594

Yürürlükteki Kanunun 534 üncü maddesini karşılamaktadır.

Yürürlükteki metinde ilânla ilgili hususlar yeterli görülmediğinden ilânın nasıl yapılacağı açıklanmış ve başvuru süresi de ülke koşulları dikkate alınarak uzatılmıştır:

Tasarı/teklif madde 595

→ yürürlükteki madde 595

Yürürlükteki Kanunun 535 inci maddesini karşılamaktadır.

Maddede, mirasbırakan tarafından düzenlenmiş olup da belirli kişi veya makamlarca saklanmakta olan ya da rastlantı sonucu ele geçirilen vasiyetnamelerin korunması güvence altına alınmaktadır. Korumanın etkili olabilmesi için mirasbırakanm vasiyetnamesini elinde bulunduran ya da ele geçirenlerin, geçerli olup olmadığına bakmaksızın, bunları mahkemeye teslim etme yükümlülüğü altında bulunduktan düzenlenmiştir.

Maddenin kenar başlığı, madde metniyle uyumlu hâle getirilme amacıyla değiştirilmiştir. Hüküm değişikliği yoktur. Ancak maddenin ikinci fıkrasında vasiyetnameyi teslim görevini yerine getirme yükümlülüğü altında bulunanların, bu yükümlülüğü yerine getirmemelerinin ne gibi sonuçlar doğuracağı yürürlükteki metinde düzenlenmemiş bulunduğundan, bu hususa açıklık getirmek ve yükümlülüğün yerine getirilmesini etkili kılmak amacıyla, bu yüzden doğacak zarardan sorumlu olacakları hükmü eklenmiştir.

Tasarı/teklif madde 596

→ yürürlükteki madde 596

Yürürlükteki Kanunun 536 ncı maddesini karşılamaktadır.

Maddenin kenar başlığı kaynak Kanunda "Açılması" şeklindedir. Maddenin içeriğiyle uyum sağlamak üzere kenar başlık "Vasiyetnamenin açılması" şeklinde değiştirilmiştir. Hüküm değişikliği yapılmamış, ancak, kaynak Kanunda olduğu gibi birinci fıkra iki fıkraya bölünmek suretiyle madde üç fıkra hâline getirilmiştir.

Tasarı/teklif madde 597

→ yürürlükteki madde 597

Yürürlükteki Kanunun 537 nci maddesini karşılamaktadır.

Yürürlükteki maddenin"Alâkadarlara tebliğ" şeklindeki kenar başlığı "İlgililere tebliğ" şeklinde değiştirilmiştir. Maddede hüküm değişikliği yapılmamış, anlaştırılmak suretiyle daha anlaşılır bir şekilde kaleme alınmıştır.

Maddenin ikinci fıkrasında, yürürlükteki metinde "ikametgâhı malûm olmayanlara" ilân yolu ile bildirim öngörüldüğü hâlde, yapılan değişiklikle, "nerede olduğu bilinmeyenlere" bu tebligatın ilân yolu ile yapılacağı kabul edilmiştir. Buna göre önemli olan ilgilinin "yerleşim yerinin" bilinmemesi değil, nerede olduğunun bilinmemesidir. Kişinin yerleşim yeri bilindiği hâlde, nerede olduğu belli olmayabilir.

Bu durumda da ilân yolu ile bildirim yapılacaktır.

Tasarı/teklif madde 598

→ yürürlükteki madde 598

Yürürlükteki Kanunun 538 inci maddesini karşılamaktadır.

Maddenin kaynak Kanundaki ve yürürlükteki kenar başlığı içeriğiyle uyumlu değildir. Bu nedenle bu kenar başlık "Malların itası" yerine, "Mirasçılık belgesi" şeklinde değiştirilmiştir.

Yürürlükteki madde, kaynak Kanunda olduğu gibi, sadece atanmış mirasçılara mirasçılık belgesi verilmesini düzenlemiştir. Oysa uygulamada yasal mirasçılara mirasçılıklarım belirleyen belge verilmesi büyük bir gereksinim olarak görülmektedir.

Bu nedenle maddenin birinci fıkrasında yasal mirasçılara, ikinci fıkrasında ise, atanmış mirasçılara ve vasiyet alacaklılarına belge verilmesi düzenlenmiştir.

Mirasçılık belgesinin mirasçılık konusunda kesin bir hüküm oluşturmadığı, bunun geçersizliğinin her zaman ileri sürülebileceği maddenin üçüncü fıkrasında hükme bağlanmıştır. Dördüncü fıkrada ise, mirasçılık belgesi verilmesi istendiğinde, ölüme bağlı tasarrufa dayanan mirasçılık hâlinde, bunların iptaline ilişkin dava haklanın saklı olduğu hükme bağlanmıştır.

İKİNCİ AYIRIM MİRASIN KAZANILMASI

Tasarı/teklif madde 599

→ yürürlükteki madde 599

Yürürlükteki Kanunun 339 uncu maddesini karşılamaktadır.

İsviçre Medenî Kanununun 560 mcı maddesine uygun olarak maddenin ayırım başlığı "Mirasm Kazamlması" şeklinde, konu başbğı "Kazanma" ve kenar başlığı "Mirasçılar tarafından" şeklinde, düzenlenmiştir.

Yürürlükteki maddenin birinci fıkrası kaynak Kanuna uygun olarak iki fıkra hâline getirilmek suretiyle madde üç fıkra hâlinde düzenlenmiştir.

Birincifikrada,kanunî hâleflyet ilkesinin gereği olarak, miras haklarının ölüm anında ve kanun gereği kazanılacağı düzenlenmiştir.

İkinci fıkrada,miras yoluyla kazanılan hakların türleri kaynak Kanuna uygun olarak ayrıntılı bir şekilde düzenlenmiş ve bu hakların kanunî hâlefîyet ilkesi gereğince, doğrudan doğruya, yani tescil, teslim, temlik gibi işlemlere gerek olmaksızın kazanılacağı belirtildiği gibi, yine külli hâlefıyetin gereği olarak hakların yanında borçların da kişisel sorumluluğu gerektirecek biçimde, mirasçılar tarafından mirasbırakanın ölümü ile kazanılacağı düzenlenmiştir.

Üçüncü fıkrada, atanmış mirasçıların da, mirası aynı yasal mirasçılar gibi, rnirasbırakanın ölümü anında, malları genellikle yasal mirasçılarının elinde bulunacağından, bu mallardan atanmış mirasçılara düşenlerin zilyetlik hükümlerine göre kendilerine teslim edileceği de hükme bağlanmıştın

Tasarı/teklif madde 600

→ yürürlükteki madde 600

Yürürlükteki Kanunun 541 inci maddesini karşılamaktadır.

Madde kaynak Kanunun 562 nci maddede olduğu gibi bu madde, üç fıkra hâline getirilmiştir. Hüküm değişikliği yoktur. Anlaştırılmak suretiyle yeniden kaleme alınmıştır.

Maddede, vasiyet alacaklısının mirasçı değil, kişisel bir istem hakkı sahibi olduğu ve bu hakkı, vasiyeti yerine getirme görevlisi varsa ona, yoksa mirasçılara karşı ileri sürebileceği düzenlenmiştir. Mirasçıların bu konudaki yükümlülükleri onların mirasçılık sıfatına bağlı bulunduğundan, bu sıfatın kesinleşmesini sağlayan mirasm kabulü ya da ret hakkının düşmesi anı, vasiyet alacaklısının hakkının muacceliyet anı olarak öngörülmüştür. Ancak, mirasbırakan bunun aksini kararlaştırarak muacceliyet anının başka bir tarihte olacağını öngörebilir.

- 1 8 8- Mnddc 601- Yürürlükteki Kanunun 542 hci maddesini karşılamaktadu-.

Maddenin kenar başlığı, kaynak Kanunun 563 üncü maddesinde ve yürürlükteki metinde "Mevzuu" şeklindedir. Ancak bu kenar başlık maddenin içeriğiyle uyumlu değildir. Maddede vasiyet alacakları ile ilgili bütün konular değil, sadece bazı konular düzenlenmiştir. Bu nedenle kenar başlık "Özel durumlar" şeklinde kaleme alınmıştır.

Maddede hüküm değişikliği yoktur. Anlaştırılmak suretiyle daha anlaşılır bir hâle getirilmiştir.

Tasarı/teklif madde 602

→ yürürlükteki madde 602

Yürürlükteki Kanunun 580 inci maddesini karşılamaktadu:. İsviçre Medenî Kanununun 601 inci maddesinde olduğu gibi yürürlükteki metinde de vasiyet alacağının zamanaşımı, miras sebebiyle istihkak davasıyla ilgili kısımda (m.63 7 vd.) düzenlenmiştir. Oysa öğretide kabul edildiği üzere, vasiyet alacaklısının istem haklanın miras sebebiyle istihkak davası ile ilgisi yoktur. Bu nedenle bu maddenin, vasiyet alacağım düzenleyen maddeleri takiben burada yer alması uygun bulunmuştur.

Maddede hüküm değişikliği yoktur. Madde anlaştırılmak suretiyle yeniden kaleme alınmıştır.

Tasarı/teklif madde 603

→ yürürlükteki madde 603

Yürürlükteki Kanunun 543 üncü maddesini karşılamaktadu'.

Birinci fıkrada, vasiyet alacaklıları ile mirasçıların alacaklıları karşılaştığında, ldme Öncelik tanınacağı hususuna açıldık getirilmiş ve vasiyet alacaklıları, alacaklarım safi tereke üzerinden (tereke borçlan ödendikten* sonra) alacaktan için, vasiyet alacaklılarının, mirasçıların alacaklılarına göre önceliği olduğu belirtilerek bu konuda mevcut boşluk doldurulmuştur.

Aynca mirasçılar, vasiyet alacaklan ifa edildikten sonra kalan terekeyi paylaşacaklarından ve mirasçıların alacaklıları da, borçlusuna (mirasçıya) düşecek pay üzerinde istem hakkına sahip olacağından, vasiyet alacaklılarının haklarının, mirasçının alacaklılarının haklarından önce gelmesi olağandır.

İkinci fıkrada, sözü edilen iki alacaklı arasındaki eşitlikten maksat, tüm tereke üzerinde eşit hakka sahip olduklan değildir. Burada sözü edilen eşitlik mirası kayıtsız şartsız kabul eden mirasçıların alacaklılarının ona terekeden düşecek haklar üzerinde, rnirasbırakanm alacaklılarının da terekeye yönelik haklannm aynısına sahip olmaları bakımındandır.

Tasarı/teklif madde 604

→ yürürlükteki madde 604

Yürürlükteki Kanunun 544 üncü maddesini karşılamaktadır. Kenar başlık maddeyle uyumlu hâle getirilerek "Tenkis ve geri isteme" şekline dönüştürülmüştür.

Birinci fıkrada, vasiyet yükümlülüğünün yerine getirilmesinden soma ortaya çıkan tereke borcunu ödemek zorunda kalan mirasçılann, ödedikleri bu borç miktarını vasiyet alacaklıtanna ifa edilen değerlerin miktan ile orantılı olarak geri isteyebilecekleri düzenlenmiştir.

Yürürlükteki maddenin ikinci fıkrasında geri vermekle yükümlü kişinin "istirdat davasının ikame edildiği günde vasiyet olunan şeyden veya hasılatından ellerinde kalan miktardan fazlası ile" sorumlu tutulmasına ilişkin hüküm, değiştirilerek, vasiyet alacaklısının ancak geri isteme zamanında var olan zenginleşmesi tutannda sorumlu olması esası getirilmiştir.

Tasarı/teklif madde 605

→ yürürlükteki madde 605

Yürürlükteki Kanunun 545 inci maddesini karşılamaktadır.

Maddenin konu ve kenar başlıklan İsviçre Medenî Kanununun 566 ncı maddesindeki aslına uygun olarak "Ret", "Ret beyanı" ve "Ret hakkı" şeklinde değiştirilmiştir. Aynı şekilde madde, kaynak Kanuna uygun olarak iki fıkra hâline getirilmiştir. Hüküm değişikliği yoktur. Anlaştırılmak suretiyle yeniden kaleme alınmıştır.

Yürürlükteki maddenin ikinci fıkrasında "borca müştağrak olduğu şayi ve sabit olursa" ifadesi yerine "ödemeden aczi açıkça belli veya resmen tespit edilmiş ise" ifadesi tercih edilmiştir.

Tasarı/teklif madde 606

→ yürürlükteki madde 606

Yürürlükteki Kanunun 546 ncı maddesini karşılamaktadır.

Maddenin kenar başlıklan ile metni anlaştırılmak suretiyle yeniden kaleme alınmıştır.

Aynca kaynak Kanunun 567 nci maddesinde olduğu gibi madde iki fıkra hâline getirilmiştir. Hüküm değişikliği yoktur.

Tasarı/teklif madde 607

→ yürürlükteki madde 607

Yürürlükteki Kanunun 547 nci maddesini karşılamaktadır.

Maddenin kenar başlığındaki "İhtiyatî defteri tutmada mebde" ifadesi yerine 589 uncu maddede kullanılan ifadeyle uyumlu olarak "Terekenin yazımında" ifadesi kullamlmıştır.

Hüküm değişikliği yoktur. Madde anlaştınlmak suretiyle yeniden kaleme alınmıştır.

Tasarı/teklif madde 608

→ yürürlükteki madde 608

Yürürlükteki Kanunun 548 inci maddesini karşılamaktadır.

Madde İsviçre Medenî Kanununun 569 uncu maddesinde olduğu gibi üç fıkra hâline getirilmiştir.

Maddede hüküm değişikliği yoktur. Anlaştınlmak suretiyle daha anlaşılır bir hâle getirilmiştir.

Tasarı/teklif madde 609

→ yürürlükteki madde 609

Yürürlükteki Kanunun 549 uncu maddesini karşılamaktadır^.

Yürürlükteki maddenin birinci fıkrasının ikinci cümlesi İsviçre Medenî Kanununun 570 inci maddesinde olduğu gibi ayn bir fıkraya dönüştürülmüş, maddenin ilk üç fikrası anlaştınlmak suretiyle daha anlaşılır hâle getirilmiştir.

Maddeye dördüncü ve beşinci fıkralar eklenmiştir. Bu fıkralar kaynak Kanunda yoktur. Bu yeni iki fıkra ile reddin şekline ve ret iradesinin açıklanması üzerine yapılması gereken işlemlere açıklık getirilmiştir.

Tasarı/teklif madde 610

→ yürürlükteki madde 610

Yürürlükteki Kanunun 550 nci maddesini karşılamaktadır.

Yürürlükteki maddenin kenar başlığındaki "mahrumiyet" sözcüğü mirastan yoksun olma ile kanşhnlabileceği için, onun yerine "düşme" sözcüğü tercih edilmiştir.

Madde İsviçre Medenî Kanununun 571 inci maddesinde olduğu gibi iki fikra hâline getirilmiş, aynca maddeye yeni bir üçüncü fıkra eklenmiştir.

- 1 9 0- Maddeye üçüncü fıkranın eklenmesi zorunlu görülmüştür. Bir mirasçı mirası ret için kanun tarafından kendisine tanmmış olan üç aylık süre içinde, herhangi bir zamanaşımını veya bir hak düşümü süresini kesmek için dava açmak zorunluğuyla karşı karşıya kalabilir. Eğer bu nokta göz önüne alınmazsa, dolmak üzere bulunan zamanaşımı süresini kesmek için dava açmak zorunda kalan bir mirasçının artık mirası ret hakkım kullanamayacağı sonucuna varmak gerekecektir. Zira böyle bir dava o kimsenin mirasçı sıfatıyla tereke işlerine el atması sayılacaktır. Oysa mirasçı bu davayı açmasa, zamanaşımı süresi dolacak ve terekeye ait bir hak kaybolacaktır. Böyle bir durumda, mirasçı gayet güç bir durum içerisine girecek, yani dolmak üzere bulunan zamanaşımını kesmek için dava açsa mirası ret hakkı düşecek, açmasa terekedeki bu nak kaybolacaktır. Bu gibi adaletsiz sonuçlara meydan vermemek için bu maddeye üçüncü fıkra eklenmiş, zamanaşımı veya hak düşümü sürelerini kesmek için açılacak dava ve yapılacak icra takibi işlemlerinin ret hakkım kullanmaya engel olmayacağı düzenlenmiştir,

Tasarı/teklif madde 611

→ yürürlükteki madde 611

Yürürlükteki Kanunun 551 inci maddesini karşılamaktadır. îsviçre Medenî Kanununun 572 nci maddesindeki aslına uygun olarak yeniden kaleme alınmıştır. Hüküm değişikliği yapılmamıştır.

Yürürlükteki metnin birinci fıkrasındaki "Ölüme bağlı bir tasarrufta bulunmaksızın vefat eden kimsenin mirasçılarından biri" ifadesi çıkarılmış ve "Yasal mirasçılardan biri" ifadesine yer verilmiştir. Zira ortada bir Ölüme bağlı tasarruf yoksa, mirası reddetmesi söz konusu olanlar zaten yasal mirasçılardır ve atanmış mirasçılar söz konusu olamaz. Bu nedenle atanmış mirasçıları da içerecek biçimde "mirasçılar" ifadesi yerine "yasal mirasçılar" ifadesinin kullanılması daha uygun bulunmuştur.

Tasarı/teklif madde 612

→ yürürlükteki madde 612

Yürürlükteki Kanunun 552 nci maddesini karşılamaktadır.

Yürürlükteki maddenin, kaynak îsviçre Medenî Kanununun 573 üncü maddesiyle ve Medenî Kanunun ruhu ile bağdaşmayan metninin uygulanamayacağı öğretide ve Yargıtay İçtihatlarında belirtilmiş, bu konuda ortaya çdcan boşluğun kaynak îsviçre Medenî Kanununun 573 üncü maddesi göz önünde tutularak doldurulması kabul edilmiştir.

Madde bu esas dikkate alınarak yeniden düzenlenmiştir.

Tasarı/teklif madde 613

→ yürürlükteki madde 613

Yürürlükteki Kanunun 553. üncü maddesini karşılamaktadır.

Yürürlükteki hüküm, eşin birinci zümre ile birlikte mirasçı olması ve 1/2 intifa hakkım seçmiş bulunduğu hâllerde uygulanacak bir hükümdür. Birinci zümre mirasçıların tamamının mirası reddetmesi hâlinde, daha Önce bu mirasçıların varlığını düşünerek seçimini, 1/4 mülkiyet veya 1/2 intifa yönünde kullanan eşe, birinci zümredekilerin mirası reddetmeleri üzerine, bu seçimini değiştirebilme olanağı tanınmak istenmiştir. .Ancak sağ kalan eşin intifa hakkı kaldırıldığından artık reddin sulh mahkemesince sağ kalan eşe bildirilmesi ve sağ kalan eşin mirası kabul etmesinin anlamı kalmamıştır. Bu nedenle madde bu yönde değiştirilmiş, bu yöndeki hükümler maddeden çıkarılmıştır.

Birinci zümredekilerin mirası reddetmeleri hâlinde bunlarm paylarının sağ kalan eşe geçmesi esası kabul edilmiştir. Dar anlamda aile ve sağ kalan eşin mirasta daha fazla korunması yönündeki çağdaş eğilimlere uygun olarak, birinci zümrede yer alan ölenin alt soyunun tamamının mirası reddetmeleri hâlinde, bu redden sağ kalan eşin yararlanması gerektiği,, böyle bir redden mirasbırakanın ikinci zümrede mirasçılarının yararlanmasının mantıklı olamayacağı düşünülmüştür.

Tasarı/teklif madde 614

→ yürürlükteki madde 614

Yürürlükteki Kanunun 554 üncü maddesini karşılamaktadır.

Madde İsviçre Medenî Kanununun 575 inci maddesindeki aslma uygun olarak iki fikra hâline getirilmiş, ayrıca maddeye yeni bir üçüncü fıkra eklenmiştir. Bu yeni fıkra ile kendilerine bildiride bulunulan sonraki mirasçıların da mirası kabul ermemesi hâlinde ne yapılacağı düzenlenmiştir. Buna göre mirasın, iflâs hükümlerine göre tasfiye edilmesi ve tasfiye sonunda arta kalan değerler olursa, bunlarm önce gelen mirasçılara verilmesi kabul edilmiştir.

Tasarı/teklif madde 615

→ yürürlükteki madde 615

Yürürlükteki Kanunun 555 inci maddesini karşılamaktadır.

Madde, kenar başlığıyla birlikte İsviçre Medenî Kanununun 576 ncı maddesindeki aslma uygun olarak anlaştırılmak suretiyle yeniden kaleme alınmıştır.

Yürürlükteki metinde yer alan "muhik (haklı) sebep" deyimi, kaynak Kanunun Almanca metnine uygun olarak "önemli sebep" deyimi olarak değiştirilmiştir. Çünkü "haklı sebep" kavramı, daha geniş bir kavram olup, önemli olmayan sebepleri de içerecek niteliktedir. Ne var ki, her haklı sebep aynı zamanda önemli sebep sayılmaz.

Bu nedenle ret süresinin uzatılması için haklı olan her sebep değil, önemli sebeplerin bulunması gerektiği kabul edilmiştir.

Tasarı/teklif madde 616

→ yürürlükteki madde 616

Yürürlükteki Kanunun 556 ncı maddesini karşılamaktadır.

Kenar başlığıyla birlikte anlaştırılmak suretiyle yeniden kaleme alınmıştır ve vasiyet alacaklısının reddetmesi durumunda, onun hakkının mirasçılara kalacağı, fakat mirasbırakanın bunun aksini kararlaştırabileceği hususu daha açık düzenlenmiştir.

Hüküm değişikliği yoktur.

Tasarı/teklif madde 617

→ yürürlükteki madde 617

Yürürlükteki Kanunun 557 nci maddesini karşılamaktadır.

Maddenin kenar başlığı İsviçre Medenî Kanununun 578 inci maddesindeki aslma uygun olarak değiştirilmiştir. Madde, kaynak Kanuna uygun olarak üç fikra hâline getirilmiştir. Maddenin birinci fıkrasındaki reddin iptali davası için öngörülen üç aylık süre, kaynak Kanunda olduğu gibi altı aya çıkarılmıştır. Çünkü ret hâlinde, alacaklıların reddinden kişinin yerine geçen mirasçılan saptamalan ve gerekli güvencenin verilip verilmeyeceğini araştırmalan uzun zaman alabilecek ve yürürlükteki metinde öngörülen üç aylık süre de buna yeterli olamayacaktır.

Maddenin birinci fıkrasındaki "itiraz" sözcüğü yerine, kaynak Kanunun Almanca metninde daha isabetli olarak kullanılan "Anfechtung" karşılığı olarak "iptal" sözcüğü konulmuştur.

- 1 9 2- Möddc 618- Yürürlükteki Kanunun 558 inci maddesini karşılamaktadır.

Yürürlükteki maddenin kenar başlığındaki "mesuliyet" sözcüğü yerine "sorumluluk" sözcüğü kullanılmıştır. Madde isviçre Medenî Kanununun 579 uncu maddesindeki aslma uygun olarak üç fıkra hâline getirilmiş ve anlaştırilmak suretiyle yeniden kaleme alınmıştır.

Yürürlükteki metinde "terbiye ve talim için sarf olunan şeyler" ile ilgili olarak hiç bir sınırlama getirilmemiştir. Oysa günümüzde eğitim ve öğretim masrafları, yapılış biçimine göre çok büyük rakamlara ulaşabilmektedir. Örneğin, yurt dışmda yapılan bir eğitimle, yurt içinde yapılan nonnal bir eğitim ve öğretimin gerektirdiği harcamalar farklıdır. Bu nedenle maddenin ikinci fıkrasında bu tür harcamalara "olağan" olma koşulu getirilmiş, "olağan eğitim ve öğrenim giderlerinin" geri verme kapsamının dışmda tutulacağı kabul edilmiştir. Öte yandan "evlenme esnasmda âdet üzere verilen şeyler" çeyizi ifade ettiğinden, maddenin ikinci fıkrasında "âdet üzere verilen çeyiz"in geri verme kapsamı dışmda tutulmuş olduğu ifade edilmiştir.

ÜÇÜNCÜ AYIRIM RESMÎ DEFTER TUTMA

Tasarı/teklif madde 619

→ yürürlükteki madde 619

Yürürlükteki Kanunun 559 uncu maddesini karşılamaktadır.

İsviçre Medenî Kanunundaki aslma uygun olarak bu ayırımın başlığı önlem niteliğindeki defter yazımından ayırdedilmesini sağlamak üzere "Resmî Defter Tutma" şeklinde değiştirilmiştir.

Madde İsviçre'deki aslma uygun olarak üç fıkraya dönüştürülmüştür. Hüküm değişikliği yapılmamıştır.

Madde ile, mirası reddetme hakkına sahip mirasçıya, terekenin durumu hakkında resmî bilgi edinebilme olanağını sağlamak üzere, resmî defter tutulmasını isteme hakkı tanınmıştır. Bu yolla bilgi edinecek olan mirasçı, dilerse daha sonra mirası reddedip etmeme konusunda karar verme olanağım koruyacaktır.

Tasarı/teklif madde 620

→ yürürlükteki madde 620

Yürürlükteki Kanunun 560 mcı maddesini karşılamaktadır.

Madde kenar başlığıyla birlikte İsviçre Medenî Kanununun 581 inci maddesindeki aslma uygun olarak üç fıkra olarak kaleme alınmış, ayrıca maddeye yeni bir dördüncü fıkra eklenmiştir. Maddenin birinci fıkrasında, deftere geçirilecek "alacak ve borç müfredatı" ifadesi yerine daha tutarlı olan "terekeye ait aktif ve pasif' ifadesi kullanılmıştır.

Maddeye eklenen bu yeni fıkra ile, defter tutulmasına ilişkin hükümlerin kanunda yer alması teknik açıdan uygun olmadığından, resmî defterin nasıl tutulacağının tüzükle düzenleneceği esasına yer verilmiştir.

Tasarı/teklif madde 621

→ yürürlükteki madde 621

Yürürlükteki Kanunun 561 inci maddesini karşılamaktadır.

İsviçre Medenî kanununun 582 nci maddesinde yer alan kenar başlık "hesaplaşmaya çağn" şeklinde olduğu hâlde, maddenin kenar başlığı, yürürlükteki metinden esinlenerek ..anlaştırılmak suretiyle "İlân yoluyla çağn" şeklinde düzenlenmiştir. Kaynak Kanunda ilânm bir kez yapılması ve birinci ilândan itibaren bir aylık sürenin geçmesi kabul edilmiştir. Yürürlükteki metin de buna paraleldir.

Ancak ülke gerçekleri göz .önünde tutulmak suretiyle ilânm iki kez yapılması ve bir aylık sürenin de ikinci ilândan itibaren başlaması kabul edilmiş, yürürlükteki madde bu yönde değiştirilmiştir.

Madde, yürürlükteki maddenin birinci fıkrası kaynak Kanuna uygun olarak iki fikra hâline getirilmek suretiyle üç fıkra hâlinde kaleme alınmıştır.

Tasarı/teklif madde 622

→ yürürlükteki madde 622

Yürürlükteki Kanunun 562 nci maddesini karşılamaktadır.

Madde İsviçre Medenî Kanununun 583 üncü maddesinde olduğu gibi iki fıkra hâline getirilmiştir. Yürürlükteki maddede yer alan "müteveffanın evrakı" deyimi yerine "rniraşbırakanın belgeleri" deyimi tercih edilmiştir. Madde anlaştırılmak suretiyle daha anlaşılır hâle getirilmiştir. Hüküm değişikliği yoktur.

Tasarı/teklif madde 623

→ yürürlükteki madde 623

Yürürlükteki Kanunun 563 üncü maddesini karşılamaktadır.

Madde İsviçre Medenî Kanununun 584 üncü maddesine uygun olarak iki fıkra hâline getirilmiştir. Hüküm değişikliği yoktur. Anlaştırılmak suretiyle kaleme alınmıştır.

Tasarı/teklif madde 624

→ yürürlükteki madde 624

Yürürlükteki Kanunun 564 üncü maddesini karşılamaktadır.

Hüküm değişikliği yoktur. İsviçre Medenî Kanununun 585 inci maddesindeki aslına uygun olarak iki fıkra hâline getirilmiştir.

Tasarı/teklif madde 625

→ yürürlükteki madde 625

Yürürlükteki Kanunun 565 inci maddesini karşılamaktadır.

Madde İsviçre Medenî Kanununun 586 ncı maddesinin aslına uygun olarak üç fikra hâline getirilmiştir. Hüküm değişikliği yoktur. Anlaştırılmak suretiyle yeniden kaleme alınmıştır.

Tasarı/teklif madde 626

→ yürürlükteki madde 626

Yürürlükteki Kanunun 566 ncı maddesini karşılamaktadır.

İsviçre Medenî Kanununun 587 nci maddesinin kenar başlığı "Beyana çağn süresi" şeklinde, yürürlükteki metinde ise "Müddet" şeklindedir. Her iki merinden farklı olarak kenar başlık "Beyana çağn" şeklinde değiştirilmiştir. Hüküm değişikliği yoktur. İsviçre'deki aslma uygun olarak madde iki fikra hâline getirilmiştir.

Tasarı/teklif madde 627

→ yürürlükteki madde 627

Yürürlükteki Kanunun 567 nci maddesini karşılamaktadır.

Resmî defter tutulmasını isteyen mirasçı, defter tutma işleminin tamamlanmasından sonra, dört seçenekten birini seçebilecektir. Bunlar, kayıtsız şartsız kabul, ret, tutulan deftere göre kabul ve resmî tasfiyeyi istemedir. Mirasçı bunlardan hangisini seçtiğim bildirmemişse, mirası tutulan deftere göre kabul ettiği varsayılır.

Maddedeki düzenlemede, mirasçının hangi yolu seçtiğini açıklaması söz konusu olduğundan, maddenin kenar başlığı İsviçre medenî Kanununun 588 inci maddesinde olduğu gibi kısaca "Beyan" şeklinde değiştirilmiştir. Madde İsviçre'deki aslma uygun olarak iki fikra hâline getirilmiştir. Hüküm değişikliği yoktur.

Medde 628- Yürürlükteki Kanunun 568 inci maddesini karşılamaktadır.

Madde İsviçre Medenî Kanununun 589 uncu maddesindeki aslı göz önünde tutulmak suretiyle üç fıkra hâline getirilmiş ve anlaşünlmak suretiyle yeniden kileme alınmıştır. Hüküm değişikliği yoktur.

Tasarı/teklif madde 629

→ yürürlükteki madde 629

Yürürlükteki Kanunun 569 uncu maddesini karşılamaktadır.

Madde İsviçre Medenî Kanununun 590 inci maddesindeki aslına uygun olarak üç fıkra hâlinde düzenlenmiş, kenar başlığı ile birlikte anlaşünlmak suretiyle daha anlaşılır hâle getirilmiştir.

Maddenin ikinci fıkrasında, yürürlükteki merinden farklı olarak, mirasçıların deftere yazılmayan borçlardan sorumluluklarında "mirastan kendisine düşen miktar ile sorumlu" olmaları esası yerine "zenginleşmeleri ölçüsünde sorumlu" olmaları esası kabul edilmiştir. Bu yolla, mirasçının iymiyetli olup olmaması, sebepsiz zenginleşme.

hükümlerine göre göz önünde tutularak karara bağlanacaktır. Çünkü yürürlükteki mirasçıları, iymiyetli olup olmamalanna bakmaksızın sorumlulukları bakımından eş değerde tutmaktadır.

Yürürlükteki metinde yer alan "rehin veya teminat" ifadesi yerine, bu tür' teminatlar dışında kalan tcminatlan da içerecek şekilde "güvence" sözcüğü kullanılmıştır.

Tasarı/teklif madde 630

→ yürürlükteki madde 630

Yürürlükteki Kanunun 570 inci maddesini karşılamaktadır.

Madde anlaşünlmak suretiyle yeniden kaleme alınmıştır. Hüküm değişikliği yoktur.

Medde 631-Yürürlükteki Kanunun 571 inci maddesini karşılamaktadır.

Medde farklı konulan düzenlemekte olduğundan iki fıkra hâline dönüştürülmüştür. Birinci fıkrada terekenin resmî defterinin sulh mahkemesince düzenleneceği belirtilmek suretiyle maddeye açıklık getirilmiştir. İkinci fıkrada ise Devletin sorumluluğu açıklanmaktadır. Başkaca hüküm değişikliği yoktur.

Anlaşünlmak suretiyle yeniden kaleme alınmıştır.

DÖRDÜNCÜ AYIRflM RESMİ TASFİYE

Tasarı/teklif madde 632

→ yürürlükteki madde 632

Yürürlükteki Kanunun 572 nci maddesini karşılamaktadır.

Hüküm değişikliği yoktur. İsviçre Medenî Kanununun 593 üncü maddesine uygun olarak üç fıkra hâline getirilmiştir. Anlaşünlmak suretiyle yeniden kaleme alınmıştır.

Maddede, mirası reddetme ya da resmî deftere göre kabul etme hakkına sahip bulunan mirasçıya, bunların yerine terekenin resmî tasfiyesini isteyebilme olanağı tanınmıştır. Ancak birlikte mirasçı olanlardan birinin mirası kabul etmesi durumunda, - 1 9 5- kabul eden mirasçı terekenin borçlarmdan şahsen sorumlu olacağından, arak terekenin resmen tasfiyesinin anlamı kalmamaktadır. Böyle olunca da diğer mirasçıların resmî tasfiyeyi istemeleri göz önünde tutulmayacaktır.

Tasarı/teklif madde 633

→ yürürlükteki madde 633

Yürürlükteki Kanunun 573 üncü maddesini karşılamaktadır.

Yürürlükteki maddenin kenar başlığı "Alacaklılann talebi üzerine" şeklinde iken, içeriğiyle uyumu sağlamak ve bu alacaklılann kimin alacaklıları olduğunu kenar başlıkta ortaya koymanm daha uygun olacağı düşüncesiyle "Mirasbırakanın alacaklılarının istemi ile" şeklinde kaleme alınmıştır.

Hüküm değişikliği yoktur. Anlaştırılmak suretiyle yeniden kaleme alınmıştır.

Alacaklarını istedikleri hâlde alamayan ve inandıncı nedenlerle alamayacaklarından kuşku duyan alacaklılara, resmî tasfiyeyi isteme hakkı tanınmış, böylece terekenin aktifinden borçların çıkanlması yoluyla gerçekleştirilecek resmî tasfiye ile alacaklarına kavuşma olasılığı yaratılmak istenmiştir.

Tasarı/teklif madde 634

→ yürürlükteki madde 634

Yürürlükteki kanunun 574 üncü maddesini karşılamaktadır.

Konular bakımından madde dört fıkra hâlinde düzenlenmiş ve üçüncü fıkrada terekenin daha önce resmî defteri düzenlenmişse, resmî tasfiyenin bu deftere göre yapılacağım belirten yeni bir hükme yer verilmiştir.

Yürürlükteki maddenin ikinci fıkrasının ikinci cümlesi dördüncü fıkra hâline getirilmiştir. Bu fıkrada yürürlükteki metinde yer almayan şikayet süresine yer verilmiş, bu süre yedi gün olarak kabul edilmiştir. Böylece İcra ve İflâs Kanununun 16 ncı maddesinde öngörülen benzer şikâyet süresi ile paralellik sağlanmıştır.

Tasarı/teklif madde 635

→ yürürlükteki madde 635

Yürürlükteki Kanunun 575 inci maddesini karşılamaktadır.

1984 tarihli Öntasanda maddeyle ilgili yapılan değişildik önerisi yönünde madde dört fıkra hâline getirilmiştir. Bilinci fıkrada alacakların takibi ve borçların ödenmesi kavramlarının alacakların teshirini de kapsadığı düşünülerek ayrıca tesbitten söz edilmemiştir. Maddeye yeni eklenen ikinci fıkra hükmü ile, tasfiye memurunun mirasçılara bilgi verme yükümü açıklığa kavuşturulmuştur.

Tasarı/teklif madde 636

→ yürürlükteki madde 636

Yürürlükteki Kanunun 576 ncı maddesini karşılamaktadır. Hüküm değişikliği yoktur. Sadece maddede tasfiyeyi yapmakla görevli mahkemenin "sulh hukuk1' mahkemesi olduğu açıklanmıştır.

BEŞİNCİ AYIRIM MİRAS SEBEBİYLE İSTİHKAK DAVASI

Tasarı/teklif madde 637

→ yürürlükteki madde 637

Yürürlükteki Kanunun 577 nci maddesini karşılamaktadır.

Yürürlükteki metnin ikinci ve üçüncü cümleleri üçüncü fıkra hâline dönüştürülmüş ve ayrıca metne yeni ikinci fıkra eklenmiştir.

Yürürlükteki maddenin birinci fıkrasındaki "racih bir hakka malik olduğuna zahip olan kimse" ifadesi yerine "mirasçılıktaki üstün hakkını" ifadesi kullanılmıştır.

Bunun yerine maddeye eklenen yeni ikinci fıkra ile davacının üstün hak sahibi olduğunu iddia etmesi hâllerini de içine alacak şekilde hâkimin, mirasçılık sıfatıyla ilgili uyuşmazlıkları da çözmesi esası kabul edilmiştir.

Maddenin ikinci fıkrasıyla getirilen yeni hükme benzer hüküm 3402 sayılı Kadastro Kanununun 25 inci maddesinde de yer almaktadır. Bu yeni hüküm ile usul ekonomisi sağlanmak istenmiştir. Hâkimin miras sebebiyle istihkak davası vesilesiyle mirasçılık sıfatı tartışmalı ise, öncelikle bunu da çözmesi düşünülmüştür.

Tasarı/teklif madde 638

→ yürürlükteki madde 638

Yürürlükteki Kanunun 578 inci maddesini karşılamaktadır.

Madde İsviçre Medeni Kanununun 599 uncu maddesine uygun olarak iki fıkra hâline getirilmiştir. Hüküm değişikliği yoktur. Anlaştırılmak suretiyle yeniden kaleme alınmıştır. Bu maddeyi karşılayan 1984 tarihlî Öntasarının 562 nci maddesinde terekenin ya da tereke malmm zilyetlik hükümlerine göre 'teslim edileceğinden söz edilmektedir. Buradaki "teslim edilir" sözcüğü isabetli bulunmamış, bunun yerine "verilir" sözcüğü kullanılmıştır, Zira tereke ya da terekeye dahil mal sadece teslim edilerek değil, başka yolla da verilebilir. Paranın havale edilmesi, hesaplar arası mahsup ve takas, hesaba virman geçilmesi vb.

Maddenin ikinci fıkrası, yürürlükteki maddenin ikinci cümlesinin anlaştırılmak suretiyle tekrarından ibarettir.

Tasarı/teklif madde 639

→ yürürlükteki madde 639

Yürürlükteki Kanunun 579 uncu maddesini karşılamaktadır.

Madde İsviçre Medenî Kanununun 600 üncü maddesindeki aslına uygun olarak iki fıkra hâline getirilmiştir.

Yürürlükteki maddenin birinci fıkrasındaki "kendi hakkının racih olduğuna" ifadesi "kendisinin mirasçı olduğunu" şeklinde değiştirilmiştir. Ayrıca aynı fıkrada "zilyet bulunduğuna" ifadesi, "elinde bulundurduğunu" şeklinde değiştirilmiştir. Zira zilyet olma kavramı "elinde bulundurma" kavramından daha dar bir kavramdır. Kişi zilyet olmaksızın da tereke malını elinde bulundurabilir.

Kaynak Kanunun 600 üncü maddesinde miras sebebiyle istihkak davasının zamanaşımı süresi iyiniyetli olmayan zilyetlere karşı otuz yıldır. Bu süre yürürlükteki Kanuna bu şekilde alınmıştır, Ancak bu süre İsviçre'de olağanüstü zamanaşımı ile taşınmaz mülkiyetini kazanma süresi ile paraleldir. Bizde ise olağanüstü zamanaşımı ile taşınmaz mülkiyetin kazanılmasında İsviçre'den farklı olarak otuz yıl değil, yirmi yıllık süre kabul edilmiştir. Bizde de, olağanüstü zamanaşımı yoluyla kazanmaya ilişkin yirmi yıllık süre ile miras sebebiyle istihkak davası arasında paralellik sağlanmak üzere bu süre yirmi yıl olarak kabul edilmiştir.

Yürürlükteki Kanunun 580 inci maddesinde muayyen mal vasiyeti alacaklısına tanınmış olan zamanaşımı süresiyle ilgili hüküm 602 nci maddeye alınmıştır. Çünkü 602 nci maddenin gerekçesinde de ifade edildiği gibi, 580 inci madde vasiyet alacaklılarıyla ilgilidir. Bu nedenle, bu alacaklıların zamanaşımı ile ilgili sorunun da kaynak Kanunun 601 inci maddesinden farklı olarak orada.çözümlenmesinin daha isabetli olacağı düşünülmüştür.

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM MİRASIN PAYLAŞILMASI BİRİNCİ AYIRIM PAYLAŞIMDAN ÖNCE MİRAS ORTAKLIĞI

Tasarı/teklif madde 640

→ yürürlükteki madde 640

Yürürlükteki Kanunun 581 inci maddesini karşılamaktadır.

İlk üç fıkra, kaynak İsviçre Medenî Kanununun 602 nci maddesi dikkate alınarak düzenlenmiştir. Maddeye yeni konulan dördüncü fikra ile, uygulamada karşılaşılan bazı güçlükleri gidermeye yönelik bir hüküm getirilmek istenmiştir. Buna göre, mirasta terekenin tâbi olduğu elbirliği mülkiyetine yöneltilen en güçlü eleştiri, birlikte hareket etme zorunda olmalan nedeniyle mirasçıların bireysel olarak terekedeki hakların korunması amacıyla hareket edememesıdir. Maddeye eklenen yeni dördüncü fıkra, bu eksikliği giderme amacına yöneliktir. Bu hüküm, mirasçılarm her birinin hakkmı korumak için tek basma dava açmasına imkân sağlamakta ve sağlanan korumadan mirasçılarm hepsinin yararlanmasmı öngörmektedir. Davacı mirasçı davayı kaybederse, bundan diğer mirasçılar etkilenmeyecektir.

Maddeye eklenen beşinci fıkradaki, bir mirasçmm ödemeden aciz hâlinde olması durumunda, diğer mirasçıların, hâkimden haklarının korunması için gerekli önlemlerin gecikmeksizin alınmasını isteyebileceği hükmü ise yürürlükteki Kanunun 583 üncü maddesinin ikinci fıkrasını karşılamaktadır. Konu taksim davasından çok miras ortaklığında mirasçının korunmasını ilgilendirdiği için söz konusu hüküm bu maddeye alınmıştır.

Tasarı/teklif madde 641

→ yürürlükteki madde 641

Maddenin birinci fıkrası yürürlükteki 582 nci maddenin anlaştırılmak suretiyle tekrarından ibarettir.

ikinci fıkra ise, İsviçre'de 6 Ekim 1972 tarihinde 633 üncü ve 603 üncü maddelerde yapılan değişiklik göz önünde tutulmak suretiyle kaleme alınmıştır. İsviçre Medenî Kanununun 633 üncü maddesi 6 Ekim 1972 tarihinde yürürlükten kaldınlmış, bu madde hükmü 603 üncü maddeye alınmıştır. İsviçre Medenî Kanununun 633 üncü maddesinin karşılığı olan yürürlükteki Kanunun 610 uncu maddesi, bu nedenle maddenin ikinci fıkrası olarak kaleme alınmıştır.

Bu fıkra sayesinde, yürürlükteki Kanunun 610 uncu maddesinde yer alan bu tür borçlar da mirasçılarm müteselsil sorumluluklarına dahil edilmiştir. Böylelikle, maddede belirtilen çocuklar ile torunlara verilecek uygun tazminat, terekenin paylaşılmasından önce hak sahiplerine ödenecek, bundan sonra, geri kalan tereke değerleri mirasçılar, arasında paylaşılacaktır. Ancak bunun için terekenin borç ödemeden acze düşmemesi gerekir. Aksi takdirde belirtilen çocuk ve torunlara böyle bir tazminat ödenmesi yoluna gidilemeyecektir.

Tasarı/teklif madde 642

→ yürürlükteki madde 642

Yürürlükteki Kanunun 583 üncü maddesini karşılamaktadır.

Madde İsviçre Medenî Kanununun 604 üncü maddesindeki aslına uygun olarak üç fıkra hâline getirilmiştir.

Birinci fıkrada, sözleşme veya kanun gereğince "ortaklığı sürdürmekle yükümlü" olmadıkça mirasçılardan her birinin her zaman mirasın paylaşılmasını isteme hakkı düzenlenmiştir.

İkinci fıkrada mirasçılardan her birine, tereke mallarının tamamının ya da bir kısmının paylaşılmasını isteme yetkisi tanınmıştır. Böylece paylaşmanın kısmen dahi yapılabilmesine olanak sağlanmış olmaktadır. Bu tür bir istem karşısmda, öncelikle aynen paylaşmanın, buna olanak bulunmaması (örneğin terekedeki bir taşınmazın belli yüzölçümunden küçük olması nedeniyle parçalara aynlamaması) durumunda ise, paylaşmanın satış yoluyla gerçekleştirileceği hükmü tekrarlanmıştır. Uygulamada, terekede yer alan değerler (taşınmazlar) tek tek ele alınmakta ve mirasçılar arasında bu değerin, taşınmazın aynen paylaşılması mümkün olup olmadığı araştırılmaktadır.

Böylelikle bu parçaların tek basma paylaşılması mümkün görülmemektedir. Özellikle taşınmazla ilgili olarak getirilen emredici hükümler (arazilerde beş dönümden küçük bölünmelere imkân tanınmaması; arsalarda imar kurallarmdaki özel hükümler sebebiyle) aynen paylaşılması mümkün kılmamaktadır. Bu da taşınmazdaki ortaklığın satış yoluyla giderilmesi • sonucunu doğurmaktadır. Böylelikle taşınmazlar el değiştirmekte ve tarımsal amaçlı taşınmazlar üçüncü kişilerin eline geçmekte, mirasçılar mirasbırakanın terekesinden uzaklaştırılmakta ve aile malvarlığı el değiştirmektedir. Bu nedenle, hâkime, istem hâlinde terekenin tamamının aynen parçalara bölerek paylaştuılmasma karar verebilme imkânı getirilmiştir. Hâkim, paylaşma istemiyle karşılaştığında terekede yer alan parçalan dikkate alarak, bu parçalan, özellikle taşınmazları, mirasçılar arasında aynen bölerek paylaştıracaktır.

Eğer bölünen parçaların değerleri birbirine denk değilse, eksik değerdeki parçaya para ekleyerek denkleştirme sağlayacaktır.

Bir bütün olarak değerlendirilmesi sonucunda, terekede yer alan parçaların mirasçılar arasında yukarıdaki esaslar dairesinde aynen paylaşılması mümkün görülmüyorsa, terekenin satımına gidilebilecektir.

Üçüncü fıkrada, derhâl yapılacak olan bir paylaşmanın, paylaşım konusu malın veya terekenin değerini önemli ölçüde azaltacak olması hâlinde, mirasçılardan birinin istemi üzerine, bu malm veya terekenin paylaşılmasının ertelenmesine karar verilebileceği düzenlenmiştir.

Tasarı/teklif madde 643

→ yürürlükteki madde 643

Yürürlükteki Kanunun 584 üncü maddesini karşılamaktadır.

Kenar başlığı, madde içeriğini kapsayacak biçimde "Cenin nedeniyle erteleme" olarak değiştirilmiştir.

Maddenin İsviçre Medenî Kanununun 605 inci maddesindeki aslında "ana rahmine düşmüş çocmV'tan söz edilmemiştir. Yürürlükteki metinde de "mirasçılar arasında cenin varsa" ifadesi kullanılmıştır. Bu ifadeler isabetlidir. Zira tıp alanında, çocuğun ana rahminde.olması zorunluluğunu ortadan kaldıran, henüz ana rahminde olmayıp da ana ralımine yerleştirilecek biçimde embriyo durumunda belirli yerlerde ve belirli yöntemlerle saklandığı gibi gelişmeler olmuştur.

Madde kaynak Kanuna uygun olarak iki fıkra hâline getirilmiştir. İkinci fıkrada "nafakaya muhtaç ise" sözleri yerine amaca daha uygun olarak "muhtaç ise" deyimi — 1 9 9- Maddc 644- Yürürlükteki Kanunun 584 a maddesini karşılamaktadır.

Elbirliği mülkiyetinde malikler kural olarak hep birlikte hareket etmek zorunda olduklarından, bir çok konuda maliklerden birinin karşı koyması durumunda sorunlar çözümsüz kalabilir. Bu da ilişkileri işlemez duruma sokar. Bu sakıncaları dikkate alan kanun koyucu 3678 sayılı Kanunla 584/a maddesini kabul ederek, bu gibi durumlara çözüm bulmak üzere, paylaşım davası açılmaksızm, yani paylaşıma gidilmeksizin de elbirliği mülkiyetinin paylı mülkiyete dönüştürülmesi yoluyla maliklerden her birine elde edeceği pay üzerinde tasarruflarda bulunabilme olanağını getirmiştir. 3678 sayılı Kanunla getirilmiş bulunan yürürlükteki hüküm aynen korunmuştur. Sadece maddedeki "iştirak hâlinde mülkiyet'' ya da "iştirak hali" yerine, "elbirliği mülkiyeti" terimi kullanılmıştır.

Tasarı/teklif madde 645

→ yürürlükteki madde 645

Yürürlükteki Kanunun 585 inci maddesini karşılamaktadır.

Mirasbırakamn ölümünde onunla birlikte yaşayan ve onun tarafından bakılan kimselerin geçim masraflarının terekeden sağlanma süresi, yürürlükteki maddede bir ay iken, Ülkenin koşullan dikkate alınarak üç aya çıkarılmıştır.

İKİNCİ AYIRIM . PAYLAŞMANIN NASIL YAPILACAĞI

Tasarı/teklif madde 646

→ yürürlükteki madde 646

Yürürlükteki Kanunun 586 ncı maddesini karşılamaktadır. Madde İsviçre Medenî Kanununun 607 nci maddesindeki aslına uygun olarak üç fıkra hûline getirilmiştir.

Hüküm değişikliği yoktur.

Birinci fıkra hükmüne göre, genelde mirasçılar arasında geçerli olan eşitlik ilkesi uyarınca, yasal ve atanmış mirasçılar, mirasın paylaşılmasında aynı kurallara bağlı olacaldardır. Mirasçılardan bir kısmı, arolarmda farklı paylaşma kurallanmn geçerli olacağını kararlaştınp, diğer mirasçıları bunun dışında bırakamazlar. Aynı şekilde, mirasbırakamn ölüme bağlı tasarrufla ya da mirasçıların kendi aralarında paylaşma kuralları kararlaştırmadığı durumlarda, 649 uncu ve devamı maddelerinde yer alan paylaşma kuralları bütün mirasçılar için aynı biçimde geçerli olacaktır.

İkinci fıkrada aksine düzenleme olmaması koşuluna bağlı olarak mirasçılar paylaşmanın nasıl yapılacağı konusunda serbest bırakılmıştır. Bu aksine düzenleme, mirasbırakan tarafından yapılmış bir ölüme bağlı tasarruf olabileceği gibi, yürürlükteki kanunlardım kaynaklanan engeller de olabilir.

Üçüncü fıkrada mirasçıların paylaşma sırasında eksiksiz olarak bilgi vermeleri yükümlülüğü getirilmiştir. Eksiksiz bilgi verme hem gerçeğe uygun olmayı hem de verilen bilginin eksik olmamasını ifade eder.

Tasarı/teklif madde 647

→ yürürlükteki madde 647

Yürürlükteki Kanunun 587 inci maddesini karalamaktadır.

Yürürlükteki maddenin "Müteveffanın şartlan" şeklindeki kenar başlığı İsviçre Medeni Kanununun 608 inci maddesindeki aslına uygun olarak "Mirasbırakanm tasarrufu1* şeklinde değiştirilmiştir.

Hüküm değişikliği yoktur. Arüaştrnlmak suretiyle yeniden kaleme alınmıştır.

Mirasbırakan, paylaşmanın yöntemi, payların belirlenmesi, hangi tereke malının kime verileceği vb. konularda ölüme bağlı tasarruf yoluyla paylaşma kurallan koyabilir. Bu kurallar mirasçılar yönünden bağlayıcıdır. Ancak mirasbırakan öyle olmasmı kasdetmediği hâlde, koyduğu paylaşma kurallan mirasçılar arasmda eşitsizlik doğuruyorsa, o takdirde eşitsizliği giderici denkleştirmeye başvurulacaktır.

Mirasbırakan, belirli bir tereke malının belirli bir kişiye verilmesini öngörmüşse/ bu vasiyet değil, paylaştırma kuralı sayılacaktır. Bu durumda, mirasçıya verilen bu malm değerine göre, gerektiğinde paylaşmanın gerçekleştirilebilmesi için denkleştirmeye de gidilecektir.

Tasarı/teklif madde 648

→ yürürlükteki madde 648

Yürürlükteki Kanunun 588 inci maddesini karşılamaktadır.

Maddenin kenar başlığı içeriğine uygun olarak değiştirilmiştir.

Yürürlükteki metinde hâkimin, mirasçı yerine kaim olarak taksime iştirak edeceği belirtilmiştir. Ancak hâkim, mirasçılar uyuşmadığı zaman paylaştırmayı gerçekleştirmekle de görevlidir. Aynı hâkimin hem paylaştırmayı gerçekleştirmesi hem de mirasçılardan biri yerine onun (dolayısıyla alacaklının) yararlanm korumak için paylaştırmaya katılması uygun bir çözüm değildir. Bu sebeple maddede sulh hâkiminden, maddedeki koşullar gerçekleştiğinde, paylaşmaya katılmak üzere bir kayyım atanmasımn istenebileceği kabul edilmiştir.

Tasarı/teklif madde 649

→ yürürlükteki madde 649

Yürürlükteki Kanunun 589 uncu maddesini karşılamaktadır.

Maddede, paylaşma ile ilgili hak ve yükümde, mirasçılar arasmda her bakımdan eşitliğin egemen olduğu düzenlenmiştir. Hüküm değişikliği yoktur.

Tasarı/teklif madde 650

→ yürürlükteki madde 650

Yürürlükteki Kanunun 590 mcı maddesini karşılamaktadır.

Madde İsviçre Medenî Kanununun 611 inci maddesindeki aslına uygun olarak üç fikra hâline getirilmiştir. Hüküm değişikliği yoktur. Anlaştırılmak suretiyle yemden kaleme alınmıştır.

Yürürlükteki maddenin birinci fıkrasında yer alan "Hisseler mirasçılardan sağ olanlar ile istihlâf edilenlerin adedince teşkil olunur" ifadesi yerine "Mirasçılar, tereke mallarından mirasçı veya ortak kök sayısınca pay oluştururlar" ifadesine yer verilerek, hüküm açıkça anlaşılır hâle getirilmiştir.

Tasarı/teklif madde 651

→ yürürlükteki madde 651

Yürürlükteki Kanunun 591 inci maddesini karşılamaktadır.

Yürürlükteki metinde bulunmayan fakat kaynak İsviçre Medenî Kanununun 612 nci maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan hükme uygun olarak maddenin üçüncü fıkrasında da satışın mirasçılardan birinin istemi üzerine artırma yoluyla yapılacağı Öngörülmüştür. Böylece mirasçılardan hiç birinin artırma yoluyla satış isteminde - 2 0 1- bulunrnaması hâlinde satışın artırma yoluna gidilmeksizin de gerçekleştirilebileceği açıklanmış olmaktadır.

Tasarı/teklif madde 652

→ yürürlükteki madde 652

Yürürlükteki Kanunda maddeyi karşılayan bir hüküm yoktur.

Madde İsviçre Medenî Kanununa 1984 yılmda eklenen 612a maddesinden esinlenerek kaleme alınmıştır. Bu maddeyle sağ kalan eşin korunması amacı güdülmektedir. Kaldı ki mal rejimiyle ilgili 240 inci maddede benzer bir hüküm mevcuttur. Burada, sağ kalan eşe konut ve ev eşyasıyla ilgili olarak tanınmış olan mülkiyet ya da haklı sebeplerin varlığı hâlinde istem üzerine intifa ya da oturma hakkı tanınmasının olanağı getirilmektedir.

Tasarı/teklif madde 653

→ yürürlükteki madde 653

Yürürlükteki Kanunun 592 inci maddesini karşılamaktadır.

Maddenin aslı olan İsviçre Medenî Kanununun 613 üncü maddesinde bu madde üç fıkra hâlinde düzenlenmiştir. İkinci ve üçüncü fıkra arasındaki yalan ilgi nedeniyle bu ila fıkra birleştirilmek suretiyle madde iki fıkraya dönüştürülmüş ve İsviçre Medenî Kanununda olmayan kısa bir üçüncü fîkra eklenmiştir.

Hüküm değişikliği yoktur. Maddenin kenar başlığı içeriğiyle uyumlu hâle getirilip anlaştırılmak suretiyle yeniden kaleme alınmıştır.

Maddeye yeni eklenen üçüncü fıkrada "Özel kanun hükümleri saklıdır." denilmek suretiyle, kanunlarda öngörülen Özel hükümler nedeniyle bu tür eşyanın paylaşımında bu hüküm yerine, ilgili özel yasa hükümlerinin uygulanacağı vurgulanmak istenmiştir.

Tasarı/teklif madde 654

→ yürürlükteki madde 654

Yürürlükteki Kanunun 593 inci maddesini karşılamaktadır.

Hüküm değişikliği yoktur. Anlaştırılmak suretiyle yeniden kaleme alınmıştır.

Maddede, mirasçının mirasbırakana olan borcunu fiilen ödemesi yerine, bu borcun mirasçının alacağı paydan düşüleceği öngörülmek suretiyle, yapılacak işler ve giderler azaltılarak ekonomi sağlanmak istenmiştir.

Tasarı/teklif madde 655

→ yürürlükteki madde 655

Yürürlükteki Kanunun 594 inci maddesini karşılamaktadır.

Hüküm değişikliği yoktur. Anlaşünlmak suretiyle yeniden kaleme alınmıştır.

Bu maddede, rehinli bir taşınmazın devredilmesi durumunda, taşınmazın yeni malike rehinle yüklü geçeceği kuralının, mülkiyetin miras yoluyla (mirasçılara) geçmesi hâlinde de söz konusu olacağı hükme bağlanmıştır.

Tasarı/teklif madde 656

→ yürürlükteki madde 656

Yürürlükteki kanunda bu maddeyi karşılayan bir hüküm yoktur.

Bu madde mirasın paylaşılması sırasında, taşınmazların bölünmelerine kısıtlama getiren özel kanun hükümlerinin dikkate alınacağını vurgulamak için konulmuştur.

Tasarı/teklif madde 657

→ yürürlükteki madde 657

Yürürlükteki Kanunun 595 inci maddesini karşılamaktadır.

Maddeye taşınmazların değeri ile ilgili olarak yeni bir fıkra eklenmiştir.

Terekedeki tarımsal taşınmaz malların, mirasçılara satış değeri ile değil, gelir değeri ile özgülenmesi, mirasçılar aşın değer dalgalanmalan karşısında korumaya daha - 2 0 2- elverişli ve hakkaniyete de daha uygun olacağından, tarımsal taşınmazlann gelir değeri, diğer taşınmazların da sürüm değeri ile özgüleneceği düzenlenmiştir.

Tasarı/teklif madde 658

→ yürürlükteki madde 658

Yürürlükteki Kanunun 596 ncı maddesini karşılamaktadır.

Yürürlükteki metinde taşınmazın değerinin resmî bilirkişiler tarafından tespit edileceği belirtilmekle beraber, bilirkişileri kimin seçeceği açıklanmamıştır. Maddede değer tespitinin sulh hâkimi tarafından yapılacağı açık bir şekilde ifade edilmiştir. Sulh hâkimi, bir uzmanlık işi olan değer tespitinde bilirkişilerden yararlanma yoluna gidecektir.

Tasarı/teklif madde 659

→ yürürlükteki madde 659

Yürürlükteki Kanunun 597 nci maddesini karşılamaktadır.

Maddenin kenar başlığı maddenin içeriğiyle uyumlu hâle getirilmiştir. Madde İsviçre Medenî Kanununun yürürlükten kalkan 620 nci maddesindeki aslmda olduğu gibi üç fıkra olarak düzenlenmiştir.

Birinci fıkrada İsviçre Medenî Kanununda olduğu gibi, işletmenin özgülenmesiniiı gelir değeri üzerinden yapılacağı düzenlenerek, yürürlükteki metinde hangi değer üzerinden özgüleme yapılacağımn belirtilmemiş olmasmdan doğan boşluk doldurulmaya çalışılmaktadır. Ayrıca bu düzenleme, "gelir değeri üzerinden bölünmeksizin özgülenir." biçiminde emredici olarak yazılmış, hâkime hangi değer üzerinden özgüleneceği konusunda bir takdir hakkı bırakılmamış, dolayısıyla tarımsal işletmenin varlığı ve mirasçılarının çıkan da korunmaya çalışılmıştır.

İkinci fıkrada, bir işletme, değerinde bir azalma olmaksızın yeteri kadar gelir sağlayan birden çok tarım işletmesine bölünebilecek nitelikte ise, sulh hâkiminin bunları isteyen ve işletmeye ehil bulunan mirasçılara ayn ayrı özgülenebileceği belirtilmiştir.

Üçüncü fıkrada, işletmenin yeterli gelir sağlayıp sağlamayacağım tayinde dikkate alınacak hususların ilgili Bakanlıkça çıkarılacak yönetmelikle belirleneceği öngörülmüştür.

Mndde 660-Yürürlükteki Kanunun 597 nci maddesinin ikinci cümlesini karşılamaktadır. Bu hüküm, İsviçre Medenî Kanununun yürürlükten kaldırılan 620 bis maddesini tekrarlamaktadır ve İsviçre Medenî Kamınundaki gibi ayn bir madde hâline getirilmiştir.

Tasarı/teklif madde 661

→ yürürlükteki madde 661

Yürürlükteki Kanunun 598 inci maddesini kısmen karşılamaktadır.

Madde İsviçre Medenî Kanununun 6 Elam 1972 tarihli Kanunla değişik eski 621 inci maddesine uygun olarak ve Üç fıkra hâlinde yeniden düzenlenmiştir.

Birinci fıkrada, özgülemede, mahallî âdetlerin ve âdet yoksa mirasçıların hâl ve şanının göz önünde bulundurulmasını arayan yürürlülcteki metinden farklı olarak kişisel yetenek ve durumların esas alınacağı belirtilmiştir. İşletmenin satılması ayrıca 668 inci maddede düzenlendiğinden satım ve taksim hususlarına bu fıkrada yer verilmemiştir.

İkinci fıkra, kaynak Kanunun anılan hükmünün ikinci fıkrası dikkate alınarak yeniden düzenlenmiştir.

- 2 0 3- Üçüncü fıkrada da kaynak Kanunun üçüncü fıkrası hükmü göz önüne alınmış ve yürürlükteki metinden farklı olarak işletmeye ehil olmanın belirlenmesinde özgüleme isteyen mirasçının eşinin yeteneklerinin de göz önünde tutulacağı belirtilmiş, yürürlükteki metinde yer alan, mirasbırakanın oğullarından hiç birisi işletmeyi üzerine almayı istemezse, o takdirde işletmeye ehil kız çocuklara özgûlenebileceği yolundaki ifade maddeden çıkanlmış ve böylece kadın ve erkek mirasçılar arasında özgüleme bakımından eşitlik sağlanmıştır.

Tasarı/teklif madde 662

→ yürürlükteki madde 662

Madde, İsviçre Medenî Kanununun yürürlükten kalkan 621 bis maddesini tekrar etmektedir. İsviçre'de kabul edilen ve tarımsal işletmelerin varlık ve bütünlüğünü korumaya yönelik olan bu yeni hükmün tarım sektörünün önem taşıdığı Ülkemiz açısmdan yararlı olacağı düşünülmüştür.

Maddenin birinci fıkrasıyla, işletmenin özgülenmesini isteyen ve bu işletmeyi yürütmeye ehil olan mirasçının bu yöndeki istem hakkınm mirasbırakan tarafından ölüme bağlı bir tasarrufla ortadan kaldırılamayacağı kabul edilerek, mirasbırakanın arzusundan önce, tarımsal işletmenin varlığım sürdürebilmesi yoluyla yurt ekonomisinin korunması amaçlanmıştır.

İkinci fıkrada, mirasbırakanın özgüleme isteyen mirasçıyı ölüme bağlı bir tasarrufla mirasçılıktan çıkarma (mirastan ıskat) ve bu mirasçının bir mirastan feragat sözleşmesiyle bu istem hakkınm ortadan kalkmasına yol açan hukukî işlem yapma hâlleri istisna tutulmuştur. Bu gibi hâllerde, özgüleme isteminin bu yollarla ortadan kaldırılabileceği kabul edilmiştir.

Üçüncü fıkrada aynı anda birden çok mirasçının özgüleme koşullarına sahip bulunması hâlinde, kendisine özgüleme yapılacak mirasçının bir ölüme bağlı tasarrufla belirlenebileceği kabul edilmiştir.

Tasarı/teklif madde 663

→ yürürlükteki madde 663

Madde, kaynak İsviçre Medenî Kanununa 12 Aralık 1940 tarihli Kanunla eklenen eski (621 ter) maddesi hükmünden alınmıştır. Bununla, mirasçılar arasında ergin olmayan ayırt etme gücüne sahip altsoy hısımların bulunması hâlinde bu kişilerin ergin olmalarına kadar paylaşmanın ertelenmesi kabul edilmiştir. Madde bu ertelemeyi mutlak bir erteleme olarak öngörmemiştir. Maddede kullanılan "ertelenebilir" sözcüğü, hâkimin takdir hakkına yer veren bir ifadedir.

Tasarı/teklif madde 664

→ yürürlükteki madde 664

Madde İsviçre MedenîJK.anununun eski 622 nci maddesindeki aslı göz önünde tutulmak suretiyle yeniden kaleme alınmış ve anlaştırılmak suretiyle anlaşılır hâle getirilmiştir. Hüküm değişikliği olarak, maddede erteleme için bir süre sının olmadığı hâlde, Tasanyla bu ertelemenin uygun bir süre ile sınırlı olduğu kabul edilmiştir.

Tasarı/teklif madde 665

→ yürürlükteki madde 665

Madde İsviçre Medenî Kanununun yürürlükten kalkan 623 üncü maddesindeki aslından alınmıştır. Anlaşünlmak suretiyle yeniden kaleme alınmış olup, hüküm değişikliği yoktur.

- 2 0 4-

Tasarı/teklif madde 666

→ yürürlükteki madde 666

Madde İsviçre Medenî Kanununun yürürlükten kalkan 624 Üncü maddesindeki aslına uygun olarak yeniden kaleme alınmış ve orada olduğu gibi üç fikra hâlinde düzenlenmiştir.

Maddenin ikinci fıkrasında taksit süresi İsviçre aslmda on yıl iken, bu süre beş yıla indirilmiştir.

Miras paylarının, teminatı aşan miktarının mirasçı irat senedi ile Ödenmesini öngören ikinci ve üçüncü fıkralar, İsviçre Medenî Kanununun 624 üncü maddesi Örnek alınarak hazırlanmış ve maddeye eklenmiştir. Bu eklemenin biri hukuksal' diğeri ise ekonomik olmak üzere iki sebebi vardır: 1) Hukuksal sebep; Medenî Kanunumuzun Eşya Hukuku kitabında irat senedine ilişkin kuralların bulunması dolayısıyla, bu madde ile o kurallar arasmda bağlantı sağlamaktadır. 2) Ekonomik sebep; daha önemlidir. Şöyle ki: Ülkemizde tarım alanındaki gelişme dolayısıyla tarımsal işletmelerin çok küçük parçalara ayrılmadan varlığını devam ettirmesine olanak vermek gerekir. Bunun için, kendisine böyle bir işletme özgülenmiş olan mirasçıya öteki mirasçılara olan borcunu ödeyebilmesi için, mirasçı irat senedi yolundan yararlanabilmesine olanak tanımak gerekir. Maddeye eklenen yeni ikinci ve üçüncü fıkralar ile bu olanak tanınmıştır.

Tasarı/teklif madde 667

→ yürürlükteki madde 667

Maddenin kenar başlığı İsviçre Medenî Kanununun yürürlükten kalkan 625 inci maddesinin kenar başlığındaki "Nebengewerbe" karşılığı olarak "Yan sınaî işletme" şeklinde değiştirilmiştir.

Maddenin birinci fıkrasında değişiklik yoktur.

İkinci fıkrada ziraî işletmenin gelir değeriyle, sınaî işletmenin ise sürüm değeriyle özgüleneceği ilkesi kabul edilerek, yine tarımsal işletmenin varlığının korunması amaçlanmıştır.

Maddenin üçüncü fıkrası İsviçre Medenî Kanununun 625 inci maddesinin 6 Ekim 1972 tarihli Kanunla değiştirilmiş yeni şeklinden esinlenilerek kaleme alınmıştır.

Tasarı/teklif madde 668

→ yürürlükteki madde 668

Yürürlükteki Kanunda bu maddeyi karşılayan bir hüküm yoktur.

Madde İsviçre Medenî Kanununa 12 Aralık 1940 tarihinde eklenen eski 625 bis maddesinden alınmıştır. Burada işletmenin bir bütün olarak Özgülenmesini mirasçılardan hiç biri istemez ya da böyle bir istekte bulunmasma rağmen bu istek reddedilirse, mirasçılardan her birinin işletmenin bir bütün hâlinde satılmasını isteyebileceği kabul edilerek, işletmenin varlığının ve bütünlüğünün korunması amaçlanmıştır.

ÜÇÜNCÜ AYIRIM MİRASTA DENKLEŞTİRME Ayırımın başlığı yürürlükteki metinde "Mirasta İade" iken, kurumu daha iyi açıklaması bakımından "Mirasta Denkleştirme" olarak ifade edilmiştir. Zira burada, almam fiilen geri verme anlamında bir iade değil, terekeye geri verilmiş bir kağıt üzerinde değerinin tereke hesabında göz önünde tutulması ve paylaşım sonucu mirasçıya düşecek paydan indirilmesi söz konusudur. Bu ise bir denkleştirmedir.

- 2 0 5- Modde 669-Yürürlükteki -Kanunun 603 üncü maddesini karşılamaktadır.

Kenar başlık madde ile uyumlu hâle getirilmiştir.

Birinci fıkrada hüküm değişikliği yoktur.

İkinci fıkrada denkleştirmeye tâbi olan ve örnek olarak sayılan sağlaması karşılılcsız kazandırmalar araşma, İsviçre Medenî Kanununun 626 ncı maddesinin ikinci fıkrasında yapılan, fakat yürürlükteki metinde bulunmayan "bir malvarlığını devretmek" hususu da eklenmiştir.

Tasarı/teklif madde 670

→ yürürlükteki madde 670

Yürürlükteki Kanunun 604 üncü maddesini karşılamaktadır.

Yürürlükteki metnin ikinci cümlesi Ülkemiz koşullarına ve hakkaniyete uymadığından metinden çıkartılmıştır.

Mirasta denkleştirme yükümlülüğünün, mirasçılık sıfatını yitiren kişinin yerini alan mirasçılara geçmesi, bunların miras payının artması esasma dayanmaktadır. Bu nedenle denkleştirme yükümlülüğünün kapsamı, miras paylarının artış oramyla sınırlandırılmıştır. Bu hükümle denkleştirme ile yükümlü kılman mirasçıların, terekeden miras paylan artmadan önceki durumda elde edebilecekleri miktardan daha az miras menfaati elde etme tehlikesi önlenmiştir.

Tasarı/teklif madde 671

→ yürürlükteki madde 671

Yürürlükteki Kanunun 605 inci maddesini karşılamaktadır.

Maddede hüküm değişikliği yoktur. Kaynak İsviçre Medenî Kanununun 628 inci maddesi göz önünde tutulmak suretiyle iki fıkra hâlinde düzenlenmiştir.

Madde ile geri verme yükümlüsü mirasçıya bir seçim hakkı tanınmıştır. Mirasçı dilerse aldığının tamamını aynen geri verir ve terekeden payına düşecek olanı alır.

Dilerse mirasbu-akamn sağlığında ondan aldığım ahkoyar, eğer aldığı şeyin değeri miras payından fazla ise, fazlalığı diğer mirasçılara öder, azsa eksikliği terekeden talep edebilir. Ancak diğer mirasçıların tenkise ilişkin haklan saklıdır. Bu seçim hakkı, mirasbırakanm tasarrufu ile engellenebilir. O takdirde geri verme, mirasbırakan tarafından öngörüldüğü şekilde yapılacaktır.

Tasarı/teklif madde 672

→ yürürlükteki madde 672

Yürürlükteki Kanunun 606 ncı maddesini karşılamaktadır.

Mirasçının geri vermekle yükümlüğü olduğu değer onun miras payından fazlaysa, mirasçı bu fazlalığın kendisinde kalmasını mirasbırakanm arzu ettiğini kanıtlarsa, geri vermekten kurtulur. Ancak bu durumda da diğer mirasçıların tenkise ilişkin haklan saklıdır.

Maddede hüküm değişikliği yoktur. Yalnız, yürürlükteki maddenin son cümlesi, ilişkisi nedeniyle "Hediyeler ve evlenme giderleri" kenar başlıklı 675 inci maddeye alınmıştır.

Tasarı/teklif madde 673

→ yürürlükteki madde 673

Yürürlükteki Kanunun 607 nci maddesini karşılamaktadır.

Maddenin kenar başlığı kaynak İsviçre Medenî Kanununun 630 uncu maddesine uygun olarak "Denkleştirme değeri" şeklinde düzeltilmiştir. Madde İsviçre Medenî Kanununun 630 uncu maddesinde olduğu gibi iki fıkra hâlinde düzenlenmiştir.

Yürürlükteki maddenin ikinci cümlesinde noksanlardan dolayı mirasçıların sorumluluğu konusunda "zilyedin haklarına" i|işkin hükümlere yollama yapılmıştır.

Bu hüküm değiştirilmek suretiyle maddenin amacına uygun olarak yarar ve zarar ile gelir ve giderler hakkında mirasçılar arasında sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre işlem yapılacağı düzenlenmiştir.

Denkleştirmede gerek geri verme yükümlüsünün, gerek mirasçıların birbirlerinin zararına hak elde etmemesi için, denkleştirme anındaki değeri göz önünde tutulur.

Tasarı/teklif madde 674

→ yürürlükteki madde 674

Yürürlükteki Kanunun 608 inci maddesini karşılamaktadır.

Maddede hüküm değişikliği yoktur. Anlaştırılmak suretiyle kenar başlığıyla birlikte yeniden kaleme alınmış ve mirasbırakanın aksine arzu ettiği ispat edilmediği sürece, alışılmış ölçüleri aşan eğitim ve öğrenim giderlerinin olağanı aşan kısmının geri verileceği doğrultusundaki hüküm korunmuştur.

Tasarı/teklif madde 675

→ yürürlükteki madde 675

Yürürlükteki Kanunun 609 uncu maddesiyle, 606 ncı maddesinin son cümlesini karşılamaktadır.

Altsoya, evlenmelerinde alışılan ölçüler içinde yapılan çeyiz masraflarına ilişkin hüküm, bu maddeye ikinci fıkra olarak konulmuştur. Böylelikle altsoya yapılan çeyiz niteliğindeki kazandırmaların, aksi öngörülmedikçe denkleştirmeye tâbi olacağına ilişkin 669 uncu maddenin ikinci fıkrasındaki kuralın istisnasına yer verilmiş ve alışılan ölçüleri aşmayan çeyiz giderlerinin denkleştirme dışı kalacağı öngörülmüştür.

DÖRDÜNCÜ AYIRIM PAYLAŞMANIN TAMAMLANMASI VE SONUCU

Tasarı/teklif madde 676

→ yürürlükteki madde 676

Yürürlükteki Kanunun 611 inci maddesini karşılamaktadır.

Maddenin birinci fıkrası kenar başlığıyla birlikte yürürlükteki maddeden anlaştırılmak suretiyle yeniden kaleme alrnmıştrr.

Maddenin ikinci fıkrası kaynak İsviçre Medenî Kanununun 634 üncü maddesinde yer almayan bir hükümdür. Bununla paylaşmanm tereke mallarının tamamım kapsamasınm zorunlu olmadığı ifade edilmiştir. Mirasçılar tereke mallannm tamamı veya bir kısmıyla ilgili olarak elbirliği mülkiyetinin paylı mülkiyete dönüştürülmesini de kabul edebilirler. Böylece paylaşmanm, paylı mülkiyete dönüşüm şeklinde gerçekleşmesine de olanak sağlanmış olmaktadır.

Maddenin üçüncü fıkrası yürürlükteki maddenin ikinci fıkrasında olduğu gibi, paylaşma sözleşmesinin geçerliliğinin yazılı şekilde olmasını yeterli görmektedir.

Burada adî yazılı şekil koşulu korunmuştur. Paylaşma sözleşmesine işlerlik kazandırmak amacıyla ve Ülke gerçekleri göz önünde tutularak 1984 tarihli Ûntaşandan farklı olarak paylaşma sözleşmesinde resmî yazılı şekil koşulu aranmamıştır.

Türkiye Büyük Millet Meclisi (S, Sayısı: 723), - 2 0 7- Mcdde 677- Yürürlükteki Kanunun 612 nci maddesini karşılamaktadır.

Madde İsviçre Medenî Kanununun 635 inci maddesinde olduğu gibi iki fıkra halinde düzenlenmiştir. Kenar başlığıyla birlikte anlaştırılmak suretiyle kaleme alınmıştır.

Maddenin birinci fıkrasına miras payının devrinin terekenin tamamı veya bir kısmı üzerinde olabileceği hükmü eklenmiştir. Böylece öğretide ve yargı kararlannda kabul edilen, payın devrinin terekenin tamamı üzerindeki payı kapsamasının zorunlu olmadığı yönündeki görüş yasal dayanak bulmuştur.

Yürürlükteki maddenin birinci fıkrasında yer alan "ana yahut babanın müteveffa kan ve kocasından olan çocuklarıyla bu çocuklara müteveffadan isabet eden hissenin temlikine müteallik akdedecekleri mukavelenin" sözleri çıkartılmış ve fıkra İsviçre Medenî Kanununun 635 inci maddesine uygun hâle getirilmiştir. Sağ kalan eşe intifa hakkı tanıyan yürürlükteki Kanunun 445 ve 446 ncı madde hükümleri kaldırılmış olduğundan artık 612 nci maddedeki bu cümlenin bir anlamı kalmamış, dolayısıyla bu hüküm de madde metninden çıkartılmıştır.

Tasarı/teklif madde 678

→ yürürlükteki madde 678

Yürürlükteki Kanunun 613 üncü maddesini karşılamaktadır.

Maddenin kenar başlığı içeriğini daha iyi anlatması bakımından yeniden kaleme alınmıştır.

Kaynak İsviçre Medenî Kanununun 636 ncı maddesinde olduğu gibi madde iki fıkra hâline getirilmiştir. Hüküm değişikliği yoktur. Anlaştırılmak suretiyle yeniden düzenlenmiştir.

Tasarı/teklif madde 679

→ yürürlükteki madde 679

Yürürlükteki Kanunun 614 üncü maddesini karşılamaktadır.

Madde kenar başlıklarıyla birlikte anlaştınlmak suretiyle yeniden kaleme alınmıştır. İsviçre Medenî Kanununun 637 nci maddesinde olduğu gibi üç fıkra hâline getirilmiştir. Maddenin birinci fıkrasında, paylaşma (taksim) konusunun bir mal olması hâlinde, paylaşmada kendisine bir tereke malı düşen mirasçıya karşı diğer mirasçıların satım hükümlerine göre sorumlu olması hükme bağlanmıştır. Bunun sonucu olarak, böyle bir malın ayıbından ya da zaptından doğan sorumluluk tamamen satım hükümlerine göre çözümlenecektir.

Maddenin ikinci fıkrası ise paylaşmada kendisine, üçüncü kişilerdeki alacak hakkı düşen mirasçıya karşı diğer mirasçıların sorumluluğu öngörülmüştür. Bu durumda diğer mirasçıların paylaşmada hissesine alacak hakkı düşen mirasçıya karşı, alacağın varlığından ve borçlunun ödeme gücünden sorumluluğunun gündeme geleceği kabul edilmektedir. Alacağın varlığından sorumluluk, alacağın temliki ile ilgili hükümlerde ivazlı temlik söz konusu ise kabul edilmektedir. Maddenin ikinci fıkrasında bu genel ilkeden ayrılarak, paylaşmada mirasçıya düşen alacağın ivazlı olması koşulu aranmaksızın, diğer mirasçıların her zaman bunun varlığından sorumluluğu kabul edilmiştir.

Maddenin ikinci fıkrasında, diğer mirasçıların bir başka sorumluluğu olarak, paylaşmada hissesine alacak düşen mirasçıya karşı bu alacağın borçlusunun ödeme gücünden sorumluluğu öngörülmüştür. Bu sorumlulukların adi kefalet gibi olduğu kabul edilmiştir.

- 2 0 8- Maddenin üçüncü fıkrası ise, paylaşmada alacak nedeniyle gerek alacağın varlığından gerekse borçlunun ödeme gücünden sorumluluğun bir yıllık zamanaşımı süresine tâbi olduğu hükme bağlanmıştır. Bir yıllık sürenin başlangıcı, paylaşma tarihidir. Ancak paylaşmadan soma muaccel olacak alacaklar için ise muacceliyet tarihi esas alınacaktır.

Modde 680- Yürürlükteki Kanunun 615 inci maddesini karşılamaktadır.

Madde kenar başlığıyla birlikte anlaştırılmak suretiyle yeniden kaleme alınmıştır. Hüküm değişikliği yoktur.

Tasarı/teklif madde 681

→ yürürlükteki madde 681

Yürürlükteki Kanunun 616 nci maddesini karşılamaktadır.

Madde İsviçre Medeni Kanununun 639 uncu maddesine uygun olarak iki fıkra hâline getirilmiştir. Kenar başlığıyla birlikle anlaştınlmak suretiyle yeniden kaleme alınmıştır. Hüküm değişikliği yoktur.

Tasarı/teklif madde 682

→ yürürlükteki madde 682

Yürürlükteki Kanunun 617 nci maddesini karşılamaktadır.

Madde İsviçre Medenî Kanununun 640 inci maddesinde olduğu gibi üç fıkra hâline getirilmiştir. Kenar başlığıyla birlikte anlaştırılmak suretiyle yeniden kaleme alınmıştır. Hüküm değişikliği yoktur.

DÖRDÜNCÜ KİTAP EŞYA HUKUKU BİRİNCİ KISIM MÜLKİYET BİRİNCİ BÖLÜM GENEL HÜKÜMLER

Tasarı/teklif madde 683

→ yürürlükteki madde 683

Yürürlükteki Kanunun 618 inci maddesini karşılamaktadır.

Madde İsviçre Medenî Kanununun 641 inci maddesine uygun olarak iki fikra hâline getirilmiş, kenar başlığıyla birlikte anlaştınlmak suretiyle yeniden kaleme alınmıştır. Hüküm değişikliği yoktur.

Birinci fıkrada, mülkiyetin sağladığı en önemli üç unsur olan, kullanma, yararlanma ve tasarrufta yetkileri sayılmıştır.

İkinci fıkrada ise mülkiyet hakkından kaynaklanan davalara yer verilerek, mUlkiyet hakkının yaptırımı olarak istihkak davası ve her türlü haksız ihlâle karşı elatmanın önlenmesi davası özel olarak belirtilmiştir.

Tasarı/teklif madde 684

→ yürürlükteki madde 684

Yürürlükteki Kanunun 619 uncu maddesini karşılamaktadır.

Madde İsviçre Medenî Kanununun 642 nci maddesine paralel olarak iki fıkra hâlinde düzenlenmiş, anlaştınlmak suretiyle kenar başhklanyla birlikte yeniden kaleme alınmıştır. Hüküm değişikliği yoktur.

- 2 0 9- MĞĞÛO 685- Yürürlükteld Kanunun 620 nci maddesini karşılamaktadır.

Madde İsviçre Medenî Kanununun 643 üncü maddesi göz önünde tutulmak suretiyle anlaştırılarak yemden kaleme alınmıştır. İsviçre Medenî Kanununun 643 üncü maddesinde olduğu gibi üç filmi hâlinde düzenlenmiştir. Hüküm değişikliği yoldur.

Tasarı/teklif madde 686

→ yürürlükteki madde 686

Yürürlükteki Kanunun 621 inci maddesini karşılamaktadır.

Madde İsviçre Medenî Kanununun 644 üncü maddesine paralel olarak üç fıkra hâlinde düzenlenmiştir.

Yürürlükteki maddenin birinci fıkrasında yer alan 'temliki tasarruflar" ifadesi taahhüt işlemlerini (borçlandıncı işlemleri) kapsamadığından sadece "tasarruflar" ifadesi kullanılmıştır.

Madde anlaştırılmak suretiyle yeniden kaleme alınmıştır. Başkaca hüküm değişikliği yoktur.

Mndde 687- Yürürlükteki Kanunun 622 nci maddesini karşılamaktadır.

Hüküm değişikliği yoktur. Kenar başlığıyla birlikte anlaştırılmak suretiyle yeniden kaleme alınmıştır.

Mndde 688- Yürürlükteki Kanunun 623 üncü maddesini karşılamaktadır.

Yürürlükteki Kanunda konu başlığı "Birden ziyade kimselerin bir şey üzerinde mülkiyeti" deyimi kullanılmıştır. Ancak, bu başlık, kurumu tam ifade etmemektedir.

Bu sebeple, konu başlığı paylı mülkiyet ile elbirliği mülkiyetini daha iyi anlatacak şekilde "C.Birlikte müllrîyef' olarak değiştirilmiştir. Yürürlükteld maddenin kenar başlığmda yer alan "I.Müşterek mülkiyet" deyimi yerine de "I.Paylı mülkiyef * deyimi konulmuştur. Öğreti ve uygulamada da "müşterek mülkiyet" yerine "paylı mülkiyet" deyimi kullanılmaktadır. İsviçre Medenî Kanununun "Birlikte mülkiyet" paylı mülkiyet türüne ilişkin 647-650 nci maddeleri 19 Aralık 1963 tarihli Kanunla esaslı bir şekilde değiştirilmiş ve bu değişiklikler 1 Ocak 1965 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Bu değişiklikler de göz önünde tutularak maddenin konu ve kenar başlıklan ile içeriği günün koşullarına uygun bir hâle getirilmiştir. Paylı mülkiyet yeni bir düzenlemeye tâbi tutulduğu için yürürlükteki maddenin " 1. Hissedarlar arasındaki münasebetler" şeklinde kenar başlığı "1. Genel kurallar*' şeklinde değiştirilmiştir.

Maddede hüküm değişikliği yapılmamış, sadece kaynak Kanuna uygun olarak daha açık bir düzenlemeye gidilmiştir.

Tasarı/teklif madde 689

→ yürürlükteki madde 689

Madde İsviçre Medenî Kanununun 647 nci maddesinden alınmıştır. Maddenin birinci fıkrasında paydaşların kendi aralarında oybirliğiyle anlaşarak paylı mülkiyetin yararlanma, kullanma ve yönetimine ilişkin konularda kanun hükümlerinden farklı bir düzenleme yapmalarına olanak getirilmiştir. Ancak böyle bir anlaşmanın ilâ bent hâlinde sayılan konulan kapsamayacağı öngörülmüştür.

Maddenin ikinci fıkrasında, bu tür anlaşmalann noterlikçe imzaların onaylanması - 2 1 0- koşuluyla herhangi bir paydaşın başvurusu üzerine tapu kütüğüne şerh edilebilmesi de kabul edilmiştir.

Tasarı/teklif madde 690

→ yürürlükteki madde 690

Yürürlükteki Kanunun 624 üncü maddesini karşılamaktadır.

Madde İsviçre Medeni Kanununun 647 nci maddesi göz önünde tutulmak suretiyle kaleme alınmıştır. Yürürlükteki maddede yer alan "ekseriyet hilafma karar vermedikçe" ifadesi madde metnine alınmamıştır.

Tasarı/teklif madde 691

→ yürürlükteki madde 691

Yürürlükteki Kanununun 624 üncü maddesinin üçüncü fıkrasını karşılamaktadır. Maddenin düzenlenmesinde İsviçre Medenî Kanununun yeni 647b ve 647c maddelerinden yararlanılmıştır. Paylı mülkiyete konu olan şeyden yararlanma veya bu şeyin işletme usulünün değiştirilmesi adî kiraya veya ürün kirasına ilişkin sözleşmelerin yapılması veya feshi, toprağın ıslahı gibi işler önemli yönetim işleri olarak birinci fıkraya konulmuştur.

Maddenin ikinci fıkrasında da olağan yönetim sınırlarını aşan ve paylı malın değerinin veya yarar sağlamaya elverişliliğinin korunması için gerekli bakım, onarım ve yapı işleri önemli işler olarak gösterilmiştir.

Üçüncü fıkrada çoğunluk sağlanamaması hâlinde, paydaşlardan her birine hâkime başvurma hakkı tanınmıştır.

Tasarı/teklif madde 692

→ yürürlükteki madde 692

İsviçre Medenî Kanununun 647c, 647d, 647e maddeleri "İnşaatla ilgili işlerde" üç ayrı madde hâlinde özel olarak hükümler koymuştur. Bizde inşaatla ilgili olarak ayrı üç özel madde konulmasına gerek bulunmadığı kabul edilerek yürürlükteki 625 inci maddenin bu ihtiyacı karşılayabileceği öngörülmüştür.

Madde kısmen yürürlükteki Kanunun 625 inci maddesinin ikinci fıkrasından, kısmen de İsviçre Medenî Kanununun 647 nci ve 648 inci maddelerinden yararlanılarak kaleme alınmıştır.

Maddede, paylı malın özgülendiğj amacın değiştirilmesi, korumanın veya olağan şekilde kullanmanın gerekli kıldığı Ölçüyü aşan yapı işlerine girişilmesi, olağanüstü yönetim işleri; paylı malın tamamı üzerinde tasarruf işlemleri yapması ise tasarruf işlemi olarak nitelendirilmiştir. Bu gibi olağanüstü yönetim işleriyle tasarruf işlemlerinin yapılması, oybirliği ile aksi kararlaşnnlmamış ise, bütün paydaşların kabulüne bağlıdır.

Tasarı/teklif madde 693

→ yürürlükteki madde 693

Yürürlükteki Kanunda, bu maddeyi tam olarak karşılayan bir hüküm yoktur. Yeniden düzenlenen madde, paylı mala ilişkin yararlanma, kullanma ve koruma esaslarım belirlemektedir. Maddenin birinci fıkrası yürürlükteki Kanunun 625 inci maddesinin birinci fıkrasını kısmen karşılamaktadır.

Maddenin ikinci fıkrasıyla, paydaşlar arasında paylı malı kullanma ve bu maldan yararlanma şekliyle ilgili olarak ortaya çıkacak uyuşmazlıkların çözümünde hâkimin yetkili olduğu; bu bölünmenin paylı malın kullanılmasının zaman veya yer itibarıyla bölünmesi biçiminde mümkün okcağ\ belirtilmiştir. Böylece yürürlükteki Kanunda paylı mülkiyeti düzenleyen hükümlerdeki bir boşluk doldurulmuş olmaktadır.

- 2 1 1- Maddenin üçüncü fıkrası uygulamadaki tereddütleri gidermek amacıyla, paydaşlardan her birinin, bölünemeyen ortak menfaatlerin korunmasmı diğer paydaşlan temsilen sağlayabileceği hükmünü öngörmektedir. Böylece, paydaşlardan her birinin müşterek menfaatler için, diğer paydaşlan temsil edebileceği hususunda yürürlükteki Kanunim 625 inci maddesinde de yer alan hüküm, öğretideki açıklamalar ve Yargıtay içtihatlarına uygun olarak açıldığa kavuşturulmuştur.

Tasarı/teklif madde 694

→ yürürlükteki madde 694

Yürürlükteki Kanunun 626 ncı maddesini karşılamaktadır. Kenar başlığıyla birlikte anlaştınlmak suretiyle yeniden kaleme alınmıştır.

Hüküm değişikliği yoktur.

Tasarı/teklif madde 695

→ yürürlükteki madde 695

Yürürlükteki Kanunda bu maddeyi karşılayan bir hüküm yoktur.

Madde İsviçre Medenî Kanununun 647 ve 649a maddelerinden alınmıştır. Paydaşların yararlanma, kullanma ye yönetime ilişkin -konularda yaptıklan düzenleme ve almış oldukları kararlarla mahkemece verilen kararlann, sonradan paydaş olanları veya pay üzerinde aynî hak kazananlan bağlayacağı, bunun için taşınmazlarda, yararlanmaya, kullanmaya ve yönetime ilişkin kararlann tapu kütüğüne şerh edilmesi gerektiği esası getirilmiştir.

Tasarı/teklif madde 696

→ yürürlükteki madde 696

Yürürlükteki Kanunun, 626a maddesinden alınmıştır. Hüküm değişikliği yoktur. Kenar başlığıyla birlikte anlaştınlmak ve terim birliği sağlanmak suretiyle yeniden kaleme alınmıştır. Kaynak Kanunun 649b maddesi, bu maddeyi karşılamaktadır.

Tasarı/teklif madde 697

→ yürürlükteki madde 697

Madde .yürürlükteki Kanunun 626b maddesinden alınmıştır.

Hüküm değişikliği yoktur. Kenar başlığıyla birlikte anlaştınlmak ve terim birliği sağlanmak suretiyle yeniden kaleme alınmıştır. Yürürlükteki Kanunun 626b maddesinin birinci cümlesi, İsviçre Medenî Kanununun 649c maddesini karşılamaktadır.

Tasarı/teklif madde 698

→ yürürlükteki madde 698

Yürürlükteki Kanunun 627 nci maddesini karşılamaktadır.

İsviçre Medenî Kanununun 650 nci maddesi göz önüne almarak düzenlenmiştir.

Yürürlükteki maddenin "Müşterek mülkiyetin nihayeti" şeklindeki konu başlığı "Paylı mülkiyetin sona ermesi" şeklinde değiştirilmiştir. Zira düzenlenmek istenen konu, paylaşma yoluyla sona ermedir. Kenar başlıktaki "dava" sözcüğü yerine de "istem" sözcüğü konulmuştur. Paydaşlar dava açmadan da kendi aralarında paydaşlardan birinin istemi üzerine paylaşma yapabilirler. îstem sözcüğü, bu anlamda davayı da içine alan daha geniş bir ifadedir. Bu sebeple tercih edilmiştir.

Madde üç fıkra hâlinde düzenlenmiş ve ikinci fıkra ile, kaynak Kanuna uygun olarak, taşınmazlarda paylı mülkiyetin devamına ilişkin sözleşmelerin resmî şekilde yapılması ve bunun tapu kütüğüne şerh verilebilmesi öngörülmüştür. Böylece söz konusu sözleşmelerin, sonraki paydaşlara etkili olmasının nasıl sağlanacağı hususunda yürürlükteki Kanundan doğan tereddütlere son verilmiştir.

- 2 1 2- Maddenin son fıkrasında, uygun olmayan zamanda paylaşma isteminde bulunulamayacağı öngörülerek yürürlükteki maddenin son cümlesi tekrar edilmiştir.

Tasarı/teklif madde 699

→ yürürlükteki madde 699

Yürürlükteki Kanunun 628 inci maddesini karşılamaktadır.

Madde İsviçre Medenî Kanununun 651 inci maddesi de göz önünde tutulmak suretiyle kaleme almmış ve aynca maddeye bir fıkrada eklenmiştir. Kaynak Kanunun 651 inci maddesinin Almanca metni dikkate alınarak kenar başlık "Paylaşma biçimi" şeklinde değiştirilmiştir. Yürürlükteki metindeki Üçüncü fıkra, maddenin ikinci fıkrasının sonuna eklenmiştir.

Maddenin üçüncü fıkrasına eldenen ikinci cümle ile, satışın paydaşlar arasında artana ile yapılmasına karar verilmesi, bütün paydaşların rızasına bağlı tutulmuştur.

Madde 7GÖ- Yürürlükteki Kanunda bu maddeyi karşılayan bir hüküm yoktur.

Oysa uygulamada pay üzerinde intifa hakkı tesis edilmesinin yarattığı huzursuzlukları önleyecek bir hükme ihtiyaç duyulmaktadır. Bu nedenle yeni getirilen bu maddeyle, bir pay üzerinde intifa haldi kurulması hâlinde diğer paydaşlardan biri üç ay içinde paylaşma talebinde bulunursa, satış yolu ile yapılacak paylaşmada, pay üzerinde intifa hakkı bulunmaksızın satışın yapılması ve intifa hakkının söz konusu paya düşen bedel üzerinde devam etmesi esası getirilmiştir. Üç ay geçtikten sonra yapılacak paylaşma istemleri ise intifa hakkım etkilemeyecektir.

Tasarı/teklif madde 701

→ yürürlükteki madde 701

Yürürlükteki Kanunun 629 uncu maddesini karşılamaktadır.

Madde İsviçre Medenî Kanununun 652 nci maddesine uygun olarak iki fıkra hâlinde düzenlenmiştir.

Yürürlükteki metnin "İştirak hâlinde mülkiyet" şeklindeki konu başlığı "Elbirliği mülkiyeti", "Sebepleri" şeklindeki kenar başlığı da "Kaynaklan ve niteliği" olarak değiştirilmiştir. Hüküm değişikliği yoktur.

Tasarı/teklif madde 702

→ yürürlükteki madde 702

Yürürlükteki Kanunun 630 uncu maddesini karşılamaktadır.

Maddenin ilk üç fıkrası yürürlükteki hükmün tekrarından ibarettir.

Anlaştırılmak suretiyle kenar başlığıyla birlikte yeniden kaleme alınmıştır.

Maddeye 1984 tarihli Ontasan da olduğu gibi yeni bir dördüncü fıkra eklenmiştir. Bu yeni fıkra kaynak Kanunda mevcut değildir. Bu yeni fikra ile ortaklardan her bilinin, topluluğa giren hakların korunmasını sağlayabileceği, bu korumadan da bütün ortaklann yararlanacağı kabul edilmiştir. Yeni eklenen bu fıkra ile uygulamada duyulan ihtiyaç karşılanmakta, yürürlükteki Kanun karşısında içtihatlar ile çözülmesinde güçlük çekilen bir sorun giderilmekte, elbirliği mülkiyeti kurumuna yöneltilen eleştirilerin en önemlisini giderecek bir hüküm kabul edilmektedir. Elbirliği mülkiyeti ortaklardan her biri ortaklığa giren haklan dava yolu ile veya diğer yollarla koruma yetkisine sahip olacaktır. Bu korumadan bütün ortaklar yararlanır, fakat davacının davasını kaybetmesi diğer ortaklann haklannı etkilemez.

Mnddc 703- Yürürlükteki Kanunun 631 inci maddesini karşılamaktadır.

Madde İsviçre Medenî Kanununun 654 üncü maddesinde olduğu gibi iki fikra hâline getirilmiştir. Hüküm değişikliği yoldur. Anlaştırılmak suretiyle kenar başlığıyla birlikte yeniden kaleme alınmıştır.

İKİNCİ BÖLÜM TAŞINMAZ MÜLKİYETİ BİRİNCİ AYIRIM TAŞINMAZ MÜLKİYETİNİN KONUSU, KAZANILMASI VE KAYBI Mnddc 704- Yürürlükteki Kanunun 632 nci maddesini karşılamaktadır.

Madde kenar başlığıyla birlikte anlaştırılmak suretiyle yeniden kaleme alınmıştır. (2) numaralı bendine, bağımsız ve sürekli hakların taşınmaz sayüabilmesi için, tapu kütüğünde ayrı sayfaya kaydedilmiş olma unsuru eklenmiştir. Maddenin (3) numaralı bendine 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu ile getirilen yeni bir taşınmaz konusu olan "Kat mülkiyeti kütüğüne kayıtlı bağımsız bölümler" de burada taşınmaz mülkiyetinin konusunu oluşturan varlıklar araşma alınmıştır. Yürürlükteki maddenin (3) numaralı bendinde yer alan "Madenler*1, ayrı bir kanunla özel bir rejime tâbi tutulmuş olduğundan maddeden çıkanlmışur.

Tasarı/teklif madde 705

→ yürürlükteki madde 705

Yürürlükteki Kanunun 633 üncü maddesini karşılamaktadır.

Madde konu ve kenar başlıklarıyla birlikte anlaştmlmak suretiyle yeniden kaleme alınmıştır. Birinci fıkra, İsviçre Medenî Kanununun 656 ncı maddesinde olduğu gibi tescil ilkesini, ikinci fikra ise tescilsiz kazanma hâllerini hükme bağlamaktadır. Yürürlükteki maddenin birinci fıkrasının ikinci cümlesi ile ikinci fıkrası hükümleri kaynak Kanunda olduğu gibi maddeye ikincifikraolarak alınmıştır.

Tasarı/teklif madde 706

→ yürürlükteki madde 706

Yürürlükteki Kanunun 634 üncü maddesini karşılamaktadır.

Madde konu başlığı ile birlikte anlaştırılmak suretiyle yeniden kaleme alınmış, kaynak Kanunda olduğu gibi yürürlükteki maddenin birinci ûkrası iki fıkra hâline getirilmiştir.

Yürürlükteki maddenin "Mülkiyeti nakleden akitler" şeklindeki kenar başlığı "Hukukî işlem" olarak değiştirilmiştir. Çünkü mülkiyetin hukukî işleme dayalı devri, sadece sözleşme şeklinde değil, tek taraflı bir hukukî işlem, örneğin vasiyetname şeklinde de yapılabilir.

Tasarı/teklif madde 707

→ yürürlükteki madde 707

Yürürlükteki Kanunun 635 inci maddesini karşılamaktadır.

Birinci fıkranın ifadesi, kaynak İsviçre Medenî Kanununun 658 inci maddesi de dikkate alınarak düzeltilmiştir.

- 2 1 4- Yürürlükteki Kanundan farklı olarak ikinci fikra, tapuya kayıtlı olmayan taşınmazlar üzerinde işgal yolu ile mülkiyet kazamlamayacağı esasma yer vermektedir.

Tasarı/teklif madde 708

→ yürürlükteki madde 708

Yürürlükteki Kanunun 636 ncı maddesini karşılamaktadır.

Madde yeniden kaleme alınmıştır.

Madde İsviçre aslında olduğu gibi üç fıkra hâline getirilmiştir.

Birinci fıkra yürürlükteki metinden anlaştırılmak suretiyle alınmıştır. .

İkinci fıkra, yeni oluşan ve Devlet'c ait olan arazinin, kamusal bir sakınca bulunmayan hâllerde öncelikle arazisi kayba uğrayan veya bu araziyle bitişik olan arazi sahibine devredilebilmesini olanaklı hâle getirmiştir.

Üçüncü fıkra yeni arazi oluşumunda toprak parçalarının kendi arazisinden koptuğunu kamtlayan kişiye, bunu öğrenme tarihînden itibaren bir yıl ve her durumda bu arazi oluşumunun gerçekleşmesinden itibaren on yıl içinde geri alabilmesini sağlamaktadır.

İsviçre Medenî Kanununun bu maddemizi karşılayan 659 uncu maddesinin üçüncü fıkrasında bir ve on yıl gibi süreler yerine "uygun süre içinde" ifadesi kullanılmıştır. Ancak, hak sahibinin isteminin, "uygun bir süre" gibi belirsiz bir koşula bağlanmasının isabetli olamayacağı düşünülerek, bunun yerine haksız fiillere ve sebepsiz zenginleşmelere ilişkin genel sürelerle paralellik sağlanması düşüncesiyle, bir ve on yıllık sürelerin kabul edilmesi uygun görülmüştür.

Tasarı/teklif madde 709

→ yürürlükteki madde 709

Yürürlükteki Kanunun 637 nci maddesini karşılamaktadır.

Madde anlaştırılmak suretiyle yeniden kaleme alınmıştır. Hüküm değişikliği yoktur. Ancak İsviçre Medeni Kanununun bu maddeyi karşılayan 660 mcı maddesinden sonra gelmek üzere 1 Ocak 1994 tarihinde yürürlüğe konulan bir Kanunla iki yeni madde daha eklenmiştir. İsviçre'deki bu değişikliğe uygun olarak bu maddeyi takiben "Heyelan" kenar başlığı altında 710 uncu madde; "Sınırın yeniden belirlenmesi" kenar başlığı altuıda 711 inci madde düzenlenmiştir.

Tasarı/teklif madde 710

→ yürürlükteki madde 710

Madde İsviçre Medenî Kanununun 660a maddesinden alınmıştır.

Ülkemizde sık sık karşılaşılan heyelan olayları göz Önünde tutularak bu maddenin bizde de büyük bir ihtiyacı karşılayacağı kabul edilmiştir. Maddeyle, arazi kaymasının sınır değişikliğine yol açmayacağı ilkesinin, yetkili makamlar tarafından heyelan bölgesi olduğu belirlenen yörelerde uygulanmayacağı kabul edilmiştir. Böylece heyelan bölgesi olarak belirlenen yerlerde arazi kayması sonucu sınır değişikliği gerçekleşebilecektir.

Maddenin ikinci fıkrasıyla bir yörenin heyelan yöresi olarak belirlenmesinde arazinin yapısının göz önünde tutulması zorunluluğu getirilmiştir.

Maddenin üçüncü fıkrasıyla bir yörenin heyelan yöresi olduğu hususunun, o taşınmazların bulunduğu tapu kütüğünün beyanlar sütununda gösterilmesi zorunluğu getirilmiş ve böylece tapu siciline güven ilkesi korunmak istenmiştir.

Tasarı/teklif madde 711

→ yürürlükteki madde 711

Madde İsviçre Medenî Kanununun 660 b maddesinden alınmıştır.

Birinci fıkrayla bir sınırın, arazi kayması nedeniyle artık gerçeği yansıtmaması karşısında, ilgili taşınmaz maliklerinin sınırın yeniden belirlenmesini isteyebilecekleri kabul edilmiştir.

Maddenin ikinci fıkrası ile de bu tespit ve belirlenme sırasında fazlalık ve eksikliklerin denkleştirilmesi öngörülmüştür. Burada fedakârlığın denkleştirilmesi hâlinin özel bir uygulaması söz konusudur.

Tasarı/teklif madde 712

→ yürürlükteki madde 712

Yürürlükteki Kanunun 638 inci maddesini karşılamaktadır.

Yürürlükteki maddenin "Müruruzaman" şeklindeki kenar başlığı "Kazandırıcı zamanaşımı" şeklinde, "Adî müruruzaman" şeklindeki kenar başlığı "Olağan zamanaşımı" şeklinde değiştirilmiştir. Maddede yer alan "nizasız" olma unsuru yerine "davasız" olma unsuruna yer verilmiştir. Çünkü "nizasız" yani "çekişmesiz" kelimesi de belirsizdir; örneğin noterlik aracılığıyla gönderilen bir protesto veya fiilî bir müdahale ve çatışma da "niza" olarak nitelendirilebilir. Oysa amaç, İsviçre Medenî Kanununu şerh ve tevsii eden bütün hukuk bilginlerinin birleştikleri gibi, zilyede karşı bir istihkak veya müdahalenin önlenmesi davası açılmış olmasmm niza (çekişme) sayılacağıdır. 3091 sayılı Taşınmaz Mal Zilyetliğine Yapılan Tecavüzlerin Önlenmesi Hakkında Kanuna idarî makamlar nezdinde zilyetliğe tecavüzün önlenmesinin istenmesi buradaki anlamda "niza" sayılmaz ve zilyetliği kesintiye uğratmaz; zira Medenî Kanun anlaşmazhklann kesin olarak çözümlenmesini yargı makamlanna bırakmış, yalnız fiilî müdahalelerin geçici bir zaman için önlenmesi gayesi ile 3091 sayılı Kanun çıkarılmıştır. Bütün bu nedenlerle maddedeki "nizasız" sözcüğü yerine "davasız" sözcüğünün kullanılması uygun bulunmuştur. Böylece olağan zamanaşımı süresince taraflar arasındaki her türlü niza değil, ancak dava şeklindeki nizalar kazanmayı engelleyecektir. Dava dışı nizalar kazanacak kişinin iyiniyetini ortadan kaldıramayacaktır.

Tasarı/teklif madde 713

→ yürürlükteki madde 713

Yürürlükteki Kanunun 639 uncu maddesini karşılamaktadır.

Anlaştırılmak ve kısmen de hüküm değişikliği yapılmak suretiyle yeniden kaleme alınmıştır.

Maddenin birinci fıkrasında olağanüstü kazandırıcı zamanaşımı ile kazanmanın taşınmazın tamamı, bir parçası ya da bir payı üzerinde de olabileceği kabul edilmiştir.

Maddenin ikinci fıkrasında da birinci fıkrada olduğu gibi, kazanmanın taşınmazın tamamı, bir parçası ya da bir payı üzerinde olabileceği kabul edilmiştir.

Bunun sonucu olarak bir taşınmaz paylı mülkiyet konusu olup da paydaşlardan birinin payı için, olağanüstü zamanaşımı ile kazanmanın koşullan mevcut ise, zilyet, taşınmazın tamamım değil, sadece bir payım kazanabilecektir. Olağanüstü zamanaşımı ile kazanmanın taşınmazın tamamı için değil, bir parçası ya da bir payı için de olabileceği hususu öğretide savunulmakta ve yürürlükteki madde bu yönüyle eleştirilmekte idi.

Maddenin üçüncü fıkrasında yapılan değişiklikle, tescil davasında sadece Hazine ve ilgili kamu tüzel kişilerinin değil, varsa tapuda malik görünen kişinin mirasçılanmn da davalı gösterilmesi zorunluluğu getirilmiştir.

- 2 1 6- Yürürlükteld maddenin üçüncü fıkrasında öngörülen gazetede Üç kez ilân yerine, maddenin dördüncü fıkrasında bir kez ilân yapılması yeterli görülmüştür.

Ülkemizde, gazete ile ilânlann amaçlarına hizmet etmediği, bu tür ilânlarla kimsenin ilgilenmediği, ilânlann çoğu kez bilinmeyen ve ilgi gösterilmeyen gazetelerde sırf yasadaki bir zorunluluğu şeklen yerine getirmek amacıyla yapıldığı göz önünde tutularak, bir kez ilânm yeterli olduğu kabul edilmiştir. Buna karşılık gazete dışındaki uygun araçlarla ilânda üç kez ilân koşulu değiştirilmemiştir.

Maddenin beşinci fıkrasında, yürürlükteki maddenin dördüncü fıkrasından farklı olarak, mülkiyetin birinci fıkrada öngörülen koşuUann gerçekleştiği anda kazanılmış olacağı ifade edilmiştir.

Maddenin yedinci fıkrasına ilgili taşınmazın "uzmanlarca düzenlenen teknik bilgileri içeren krokisi"nin eklenmesi koşulu da getirilmiştir.

Maddede aynca "nizasız" sözcüğü yerine "davasız" sözcüğüne yer verilmiştir.

Çünkü "nizasız" yani "çekişmesiz" kelimesi de belirsizdir; örneğin noterlik aracılığıyla gönderilen bir protesto veya fiilî bir müdahale ve çatışma da "niza" olarak nitelendirilebilir. Oysa amaç, İsviçre Medenî Kanununu şerh ve tevsii eden bütün hukuk bilginlerinin birleştikleri gibi, zilyede karşı bir istihkak veya müdahalenin önlenmesi davası açılmış olmasının niza (çekişme) sayılacağıdır. 3091 sayılı Taşınmaz Mal Zilyetliğine Yapılan Tecavüzlerin Önlenmesi Hakkında Kanuna idarî makamlar nezdinde zilyetliğe tecavüzün önlenmesinin istenmesi buradaki manada "niza" sayılmaz ve zilyetliği kesintiye uğratmaz; zira Medenî Kanun anlaşmazlıkların kesin olarak çözümlenmesini yargı makamlarına bırakmış, yalnız fiilî müdahalelerin geçici bir zaman için önlenmesi gayesi ile 3091 sayılı Kanun çıkarılmıştır. Bütün bu nedenlerle maddedeki "nizasız" sözcüğü yerine "davasız" sözcüğünün kullanılması uygun bulunmuştur.

Tasarı/teklif madde 714

→ yürürlükteki madde 714

Yürürlükteki Kanunun 640 mcı maddesini karşılamaktadır.

Madde, sürelerin hesaplanmasıyla ilgili olduğundan, kenar başlık da buna uygun olarak değiştirilmiştir. Kaynak Kanunda bu maddenin kenar başlığı hem Almanca hem de Fransızca metinde, sadece "süreler" şeklindedir. Bu sözcük de tek basma maddenin kenar başlığını ortaya koymaya elverişli bulunmamış ve "Surelerin hesabı" kenar başlığı tercih edilmiştir.

Yürürlükteki maddede, sürelerle ilgili olarak "alacak mürüruzamam"na yollama yapılmıştır. Oysa maddenin yollama yapmak istediği kurum "Borçlar Kanununun zamanaşımına ilişkin hükümleri" olup, maddede bu yönde değişiklik yapılmıştır.

Tasarı/teklif madde 715

→ yürürlükteki madde 715

Yürürlükteki Kanunun 641 inci maddesini karşılamaktadır.

Maddenin kenar başlığı içeriğine uygun olarak değiştirilmiştir. Maddede sadece taşınmaz mallar söz konusu olduğundan, "şey" terimi yerine "yer" terimi kullanılmıştır.

Madde kaynak Kanuna uygun olarak üç fıkra hâline getirilmiştir.

— 2 1 7- Modd© 716- Yürürlükteki Kanunun 642 nti maddesini karşılamaktadır.

Madde İsviçre Medeni Kanununun »665 inci maddesinde olduğu gibi üç fikra hâline getirilmiştir. Anlaştuılmak suretiyle yeniden kaleme alınmıştır. Hüküm değişikliği yoktur.

Tasarı/teklif madde 717

→ yürürlükteki madde 717

Yürürlükteki Kanunun 643 üncü maddesini karşılamaktadır.

Madde İsviçre Medenin Kanununun 666 ncı maddesine uygun olarak iki fıkra hâline getirilmiştir. Anlaştınlmalc suretiyle yemden kaleme alınmıştır. Hüküm değişikliği yoktur.

İKİNCİ AYIRIM TAŞINMAZ MÜLKİYETİNİN İÇERİĞİ VE KISITLAMALARI Yürürlükteki metinde yer alan "Gayrimenkul mülkiyetinin hükümleri" şeklindeki ayırım başlığı, içeriğine ve kaynak Kanuna uygun olarak "Taşınmaz MtiMyetinin İçeriği ve Kısıtlamalan" şeklinde değiştirilmiştir.

Medde 718- Madde yürürlükteki Kanunun 644 üncü maddesini karşılamaktadır. Maddenin "Gayrimenkul mülkiyetinin şümulü" şeklindeki konu başlığı, "Taşınmaz mülkiyetinin içeriği", "Umumiyet itibariyle" şeklindeki kenar başlığı "I.Kapsam" şeklinde değiştirilmiştir.

Madde anlaştırılmak suretiyle yeniden kaleme alınmıştır. Hüküm değişikliği yoktur.

Tasarı/teklif madde 719

→ yürürlükteki madde 719

Yürürlükteki Kanunun 645 inci maddesini karşılamalctadır.

Madde konu ve kenar başlıklanyla birlikte kaynak Kanuna ve maddenin içeriğine uygun olarak değiştirilmiştir. Maddenin ikinci fikrasına 710 uncu maddeyle getirilen "Heyelan" ile ilgili hükme uygun olarak yem bir cümle eklenmiştir. Bu yeni hükümle, tapu plânlan ile arz üzerindeki işaretlerin birbirini tutmaması hâlinde, plândaki-sınıra itibar edileceği kuralının heyelan bölgesi olduğu ilân edilen yerlerde uygulanmayacağı öngörülmüştür. Maddeye eklenen yeni hüküm, İsviçre Medenî Kanununun 668 inci maddesinin üçüncü fıkrasına 04/10/1991 tarihli ve 01/01/1994'de yürürlüğe giren hükümle paraleldir.

Tasarı/teklif madde 720

→ yürürlükteki madde 720

Yürürlükteki Kanunun 646 ncı maddesini karşılamaktadır.

Anlaştuılmak suretiyle yeniden kaleme alınmıştır. Hüküm değişikliği yoktur.

Tasarı/teklif madde 721

→ yürürlükteki madde 721

Yürürlükteki Kanunun 647 nci maddesini karşılamaktadır.

Yürürlükteki maddenin "Tahdit eden şeylerin hükmü" şeklindeki kenar başlığı İsviçre Medenî Kanununun 670 inci maddesine uygun olarak "Sııurlıklar üzerinde paylı mülkiyet" şeklinde değiştirilmiştir. Madde anlaştırılmak suretiyle yeniden kaleme alınmıştır. Hüküm değişikliği .yoktur.

- 2 1 8-

Tasarı/teklif madde 722

→ yürürlükteki madde 722

Yürürlükteki Kanunun 648 inci maddesini karşılamaktadır.

Madde kaynak Kanuna uygun olarak üç fıkra hâline getirilmiş, konu ve kenar başlıklarıyla birlikte anlaştırılmak suretiyle yeniden kaleme alınmıştır.

Böylece yürürlükteki Kanunun 648 inci maddesinin birinci fıkrası İsviçre Medenî Kanununda olduğu gibi iki fıkra hâline getirilmiştir.

Yürürlükteki madde yapının, malzeme sahibi tarafından başkasının arazisi üzerine veya başkasının malzemeleriyle kendi arazisi üzerine yapılabileceğim öngörmektedir. Oysa, yapının bir üçüncü kişi tarafından başka birisine ait arazi üzerinde, başkasının malzemeleriyle yapılabileceği olasılığı da bulunmaktadır. Bu nedenle madde, tüm olasılıkları karşılayacak biçimde düzenlenmiştir.

Yürürlükteki maddenin birinci fıkrasının ikinci cümlesindeki "masarifi arsa sahibine ait" ifadesi yanlış olarak Medenî Kanuna geçmiş bulunduğundan, yerine "gideri yapıyı yaptırana ait olmak üzere" sözcükleri konulmuştur. Zira yapıyı yaptıran kimse, arazinin maliki olabileceği gibi, bir üçüncü kişi veya malzemelerin sahibi de olabilir. Bütün bu durumlarda sökme giderlerinin yapıyı yaptırana yüklenmesi gerekir.

Başka bir anlarımla, malzeme sahibinin rızası olmaksızın o malzemelerle bir arazi üzerine yapı yaptıran kimse, doğrudan doğruya o arazinin maliki olabileceği gibi, bir üçüncü kişi de olabilir. îşte bu olasılıkların ikisini de kapsamak üzere "malzeme sahibi, gideri yapıyı yaptırana ait olmak üzere bunların sökülüp kendisine verilmesini isteyebilir." denilmesi daha uygun bulunmuştur.

Tasarı/teklif madde 723

→ yürürlükteki madde 723

Yürürlükteki Kanunun 649 uncu maddesini karşılamaktadır.

Madde İsviçre Medeni Kanununun 672 nci maddesine uygun olarak birinci fıkra iki fıkra hâline getirilmek suretiyle üç fıkra hâlinde kaleme alınmıştır. Hüküm değişikliği yoktur.

Tasarı/teklif madde 724

→ yürürlükteki madde 724

Yürürlükteki Kanunun 650 nci maddesini karşılamaktadır.

Maddenin kenar başlığı "Bina sahibinin arsayı temellük edebilmesi" iken, bunun yerine "Arazinin mülkiyetinin malzeme sahibine verilmesi" ifadesi kullanılmıştır. Böylece arazinin mülkiyetinin yapı sahibine değil, malzeme sahibine verilebileceği vurgulanmıştır.

Maddede yapılan değişiklikle, malzeme sahibine yapının ve arazinin tamamının veya yeterli bir kısmının verilebileceği kabul edilmiştir. Böylece uygulamada kısmî devrin mümkün olup olmayacağı konusundaki tereddüt ortadan kaldırılmıştır.

Ayrıca İsviçre Medenî Kanununun 673 üncü maddesine uygun olarak, arazi malikine arazinin mülkiyetini malzeme sahibine devrim teklif etme hakkı tanınmıştır.

Tasarı/teklif madde 725

→ yürürlükteki madde 725

Yürürlükteki Kanunun 651 inci maddesini karşılamaktadır.

Maddenin kenar başlığı içeriğine uygun olarak "Taşlan yapılar" şeklinde ifade edilmiştir. Değişiklikle bir irtifak hakkına dayanılarak yapılan taşlan yapılarla, böyle bir irtifaka dayanmadan yapılan taşlan yapılar ayn fıkralarda düzenlenerek konuya açıklık getirilmek istenmiştir.

- 2 1 9-

Tasarı/teklif madde 726

→ yürürlükteki madde 726

Yürürlükteki Kanunun 652 nci maddesini karşılamaktadır.

Madde anlaştırılmak ve kısmen değiştirilmek suretiyle yeniden kaleme alınmıştır. Birinci fıkrada "inşaat ve imalât" sözcükleri yerine "yapı" sözcüğü kullanılmıştır. Bu sözcük Borçlar Kanununun 58 inci maddesinde ifade edilen bina veya imal olunan şeyleri de kapsayacak niteliktedir. Maddeye eklenen ikinci fikra, kat mülkiyeti veya kat irtifakı kunılmasınm Kat Mülkiyeti Kanununa tâbi olduğunu belirtmektedir. Yürürlükteki maddenin üçüncü fıkrasını karşılayan son fıkrada, bağımsız bölümler üzerinde ûynca üst hakkının kurulamayacağı belirtilmiştir.

Tasarı/teklif madde 727

→ yürürlükteki madde 727

Yürürlükteki Kanunun 653 üncü maddesini karşılamaktadır.

Madde İsviçre Medenî Kanununun 676 ncı maddesinde olduğu gibi üç fıkra hâline getirilmiş. Anlaştırılmak suretiyle yeniden kaleme alınmıştır.

Birinci fikrada, yürürlükteki maddede yer alan "sınai teşebbüs" ifadesi yerine "işletme" sözcüğü kullanılmış ve mecraların o işletmenin eklentisi ve işletme malikinin malı sayılması esası kabul edilmiştir.

Maddenin ikinci fıkrası İsviçre Medenî Kanununun 676 ncı maddesinin ikinci fıkrası esas alınmak suretiyle kaleme alınmıştır. Bu hükme göre komşuluk hukukunun gerektirdiği hâller dışında, bir taşınmazın böyle bir mecra ile aynî hak olarak yüklenmesi, ancak bir irtifak hakla kurulması suretiyle olabilecektir.

Maddenin üçüncü fıkrasında yapılan değişiklikle, mecranın dışarıdan görüldüğü hâllerde, mecra irtifakının ancak noterce düzenlenecek bir sözleşme ile kurulabileceği esası getirilmiştir. Maddede bu irtifakın, taraflar arasmda noterce sözleşmenin düzenlenmesiyle değil, bu sözleşmeye dayanılarak mecranın yapılmasıyla kurulabileceği esası getirilmiştir. Bunun sonucu olarak taraflar arasmda noterce sözleşmenin düzenlenmesine rağmen, mecra kurulmamışsa irtifak hakkı doğmayacaktır.

Mecranın dışarıdan görülmediği hâllerde ise, irtifak hakkının tapu kütüğüne tescil ile kurulabileceği esası yürürlükteki metinde olduğu gibi korunmuş ve tekrar edilmiştir.

Tasarı/teklif madde 728

→ yürürlükteki madde 728

Yürürlükteki Kanunun 654 üncü maddesini karşılamaktadır.

Madde İsviçre Medenî Kanununun 677 nci maddesinde olduğu gibi iki fikra hâline getirilmiş, kenar başlığıyla birlikte, anlaştırılmak suretiyle yeniden kaleme alınmıştır.

Maddenin birinci fıkrasında taşınır yapılara verilen örnekler Ülkemizde yaygın olan türleri göz önünde tutulmak suretiyle çoğaltılmıştır. İkinci fıkrada ise bu tür yapılatın taşınır mallara ilişkin hükümlere tâbi olduğu vurgulanmış ve yürürlükteki metinde olduğu gibi bunların tapu kütüğünde gösterilmeyeceği ifade edilmiştir.

Tasarı/teklif madde 729

→ yürürlükteki madde 729

Yürürlükteki Kanunun $55 inci maddesini karşılamaktadır.

Madde İsviçre Medenî Kanununun 678 inci maddesinde olduğu gibi iki fıkra hâline getirilmiş ve kenar başlığıyla birlikte anlaştırılmak suretiyle yeniden kaleme alınmıştır.

- 2 2 0- Maddenin kenar başlığı "Araziye dikilen fidanlar*' olarak düzenlenmiştir.

Maddede 1984 tarihli Öntasandan farklı olarak bitki sözcüğü yerine, mevcut merinde olduğu gibi, kalıcı, bağımlı ve devamlı olması bakımından fidan sözcüğü kullamlmıştır. Maddede başkasmm malzemesini kullanarak yapılan yapılara veya taşınır yapılara ilişkin hükümlere yollama yapılmaktadır. Böylece bu hükümlerin kıyas yoluyla değil, aynen uygulanacağı öngörülmüştür.

Maddenin ikinci fıkrası yürürlükteki maddenin son cümlesinin anlaştırılmak suretiyle tekrarından ibarettir. Buradaki orman kavramı, 6831 sayılı Orman Kanunundaki anlamda kullamlmıştır.

Tasarı/teklif madde 730

→ yürürlükteki madde 730

Yürürlükteki Kanunun 656 ncı maddesini karşılamaktadır.

Kenar başlığıyla birlikte anlaştırılmak suretiyle yemden kaleme alınmış ve maddeye yeni bir fıkra eklenmiştir.

Eklenen yeni fıkrayla, iki koşulun bir arada bulunması hâlinde, taşınmaz malikinin taşkınlıklardan doğan sorumluluğunda çatışan yararların denkleştirilmesine olanak sağlanmıştır. Aranan koşullardan birincisi, taşınmaz malikinin sorumluluğuna yol açan taşkınlığın "yerel âdete uygun olması", ikincisi ise bu taşkmlığm "kaçınılmaz" olmasıdır. Böylece bu maddede mevcut olan bir boşluk fedakarlığın denkleştirilmesi ilkesi doğrultusunda doldurulmuştur. Kanunda böyle bir boşluğun bulunduğu hususu, İsviçre ve Almanya'da da hissedilmiştir. İsviçre Federal Mahkemesinin bu konuda aldığı boşluk doldurucu nitelikteki kararına karşın İsviçre Medenî Kanununun 679 uncu maddesinde de bu yönde bu güne kadar henüz bir değişiklik yapılmamıştır. Alman Federal Mahkemesi bu konuda maddede yer alan ifadelerden daha da ileri giderek, yerel âdete uygun olmasa bile Ülke ekonomisine hizmet ediyorsa, taşınmaz malikinin taşkınlıklara katlanma zorunluluğunu Öngörmekte, buna karşılık bu taşkınlığın doğurduğu zararın uygun bir bedel ile denkleştirilmesini kabul etmektedir.

Tasarı/teklif madde 731

→ yürürlükteki madde 731

Yürürlükteki Kanunun 657 nci maddesini karşılamaktadır.

Madde İsviçre Medenî Kanununun 680 inci maddesine uygun olarak üç fıkra hâline getirilmiş ve kenar başlığı ile birlikte anlaştırılmak suretiyle yeniden kaleme alınmıştır.

İkinci fıkrada, kısıtlamaların ortadan kaldırılması veya değiştirilmesine ilişkin sözleşmelerin tapu kütüğünde nereye kaydedileceği hususundaki tereddütleri gidermek üzere, bunların şerh verilmeleri gerektiği belirtilmiştir.

Tasarı/teklif madde 732

→ yürürlükteki madde 732

Onalım hakkıyla ilgili olarak bu maddeleri karşılayan İsviçre Medenî Kanununun 681-683 üncü maddelerinde Ocak 1965'de yürürlüğe giren yasayla önemli değişiklikler yapılmıştır. Bu değişiklikler göz önünde tutulmak suretiyle bu kısımda yeni 733 üncü madde düzenlenmiştir.

Maddede paylı mülkiyette herhangi bir paydaşın kendi payım ister tamamen ister kısmen bir başkasına satması hâlinde, diğer paydaşların onalım haklarını kullanabilecekleri öngörülmüştür. Bu suretle, onalım hakkının, bir payın üçüncü kişiye tamamen veya kısmen satılması durumunda da kullanılabileceği vurgulanmıştır.

Tasarı/teklif madde 733

→ yürürlükteki madde 733

Maddenin birinci fıkrası 1984 tarihli öntasarının 653 üncü maddesinin üçüncü fıkrasından alınmıştır. Bununla onalım haklanın, paylı mülkiyetteki paym, pay sahibinin iradî satışlarmda kullamlabileceği vurgulanmış, bu satış pay sahibinin kendi serbest iradesine dayanmıyor, cebrî arttırmaya dayanıyorsa Onalım hakkının kullanılamayacağı öngörülmüştür.

Maddenin ikinci fıkrası isviçre Medenî Kanununda 1991 yılında yapılan değişiklikle yürürlükten kaldırılmış bulunan 682 nci maddenin üçüncü fıkrasında Öngörülen "onalım hakkının kaldırılması veya değiştirilmesine ilişkin anlaşmaların resmî şekle tâbi olduğu ve tapu siciline şerhedilmesi gerektiği" şeklindeki hükmünden alınmıştır; 1984 tarihli Öntasarının 653 üncü maddesinin dördüncü fıkrasında da mevcuttur. Bu fıkra ile onalım hakkından feragatin resmî şekilde yapılması ve tapu siciline şerh edilmesi koşulu getirilmiştir. Buna karşılık, böyle bir haktan feragati içermeyen, sadece belirli bir satışta önahırHıakkını kullanmaya yönelik vazgeçmenin herhangi bir yazılı şekilde yapılabileceği, bu vazgeçmenin satıştan önce ya da sonra verilebileceği kabul edilmiştir. Böylece onalım hakkından feragati içeren anlaşmalar, feragat eden açısından önemli sonuçlar doğurduğundan resmî yazılı şekle tâbi tutulmuş ve tapuya şerh edilme koşuluna bağlanmış iken, belirli bir satışta onalım hakkım kullanmaktan vazgeçmenin adî yazılı şekilde de yapılabileceği öngörülmüştür. Ancak bu ikinci hâlde de, öngörülen yazılı şekil ispat değil geçerlilik şekli olarak düzenlenmiştir.

Maddenin üçüncü fıkrası satışın alıcı ya da satıcı tarafmdan diğer paydaşlara bildirilmesi yükümü getirmiştir. Bu bildirimin noter aracılığı ile yapılması Öngörülmüştür. 1984 tarihli Öntasarının 653 üncü maddesinin beşinci fıkrasında da yer alan bu hüküm sayesinde uygulamada en büyük sıkıntıya neden olan, "onalım hakkı sahibinin, satıştan haberdar olmadığı iddiasıyla bu hakkın kullamlabileceği üst süre olan 10 yılın bitimine kadar" bu hakkım kullanmasının önlenmesi amaçlanmıştır.

Maddenin dördüncü fıkrası onalım hakkının kullanılma süresiyle ilgilidir.

Yürürlükteki 658 inci maddenin son fıkrası satışm öğrenilmesinden itibaren bir ay, satıştan itibaren on yıllık bir süre öngörmüştür. İsviçre Medenî Kanununda 1991 yılında yapılan değişiklikle yeni 681a maddesiyle bu süreler üç ay ve iki yıl olarak düzenlenmiştir.

Yürürlükteki metinde onalım hakkının kullanılması için öngörülen on yılın uzun, İsviçre'de yapılan değişiklikte kabul edilen iki yılın ise kısa bir süre olduğu düşünülerek, 1984 tarihli öntasarının 653 üncü maddesinin altıncı fıkrasında olduğu gibi, bu süre beş yıla indirilmiştir. Yürürlükteki metinde bu konuda on yıllık sürenin başlangıcı olarak öngörülen "herhalde sicile şerh verildiği tarihten itibaren" ifadesi yerine daha anlaşılır ve açık bir anlatım olarak beş yıllık sürenin başlangıcı olarak "her hâlde satışın üzerinden" ifadesine yer verilmiştir.

Tasarı/teklif madde 734

→ yürürlükteki madde 734

Yürürlükteki Kanunda bu maddeyi karşılayan bir hüküm mevcut değildir.

Maddenin birinci fıkrası ile onalım hakkının alıcıya karşı dava açılması suretiyle kullanılması esası getirilmiştir. Yürürlükteki hükümler onalım hakkının, dava dışı bir beyanla kullanılabilmesine olanak sağlamaktadır. Ancak buna rağmen bu beyanla istenilen sonucun elde edilebilmesi sonuçta daima bir dava açılmasını gerektirmektedir. Yeni düzenlemeyle, uygulamada onalım hakkının gerçeMeşmesinin daima bir davayı gerektirmesi, kanun hükmü hâline getirilmiş bulunmaktadır.

Maddenin ikinci fıkrası, onalım bedelinin depo edilmesine ilişkin uygulamada kabul edilen esası kanun hükmü hâline getirmektedir. Burada hak sahibinin saüş bedeliyle birlikte, alıcıya düşen tapu giderlerinin hâkim tarafından belirlenen süre içinde ve belirlenen yere depo edilmesi öngörülmüştür, onalım hakkı sahibinin depo edeceği bedelin, zaman zaman uygulamada sorunlar yaratan ve haksızlıklara yol açan banka teminat mektubu olarak da tevdi edilebilmesine son verilmiştir. Bedelin "nakden" yatırılması koşulu öngörüldüğünden, nakit dışmda yapılacak tevdiatlar geçerli kabul edilmeyecektir.

Tasarı/teklif madde 735

→ yürürlükteki madde 735

Yürürlükteki Kanunun 658 inci maddesini karşılamaktadır.

Maddenin birinci fıkrası yürürlükteki metnin birinci ve ikinci fıkraları esas alınarak düzenlenmiştir.

İkinci fıkra, şerhin etki süresini belirlemektedir ve yürürlükteki metinde öngörülen süreye uymaktadır.

Maddenin üçüncü fıkrasında, yasal onalım hakkınm kullanılmasına ve vazgeçmeye ilişkin hükümlerin, sözleşmeden doğan onalım hakkında da uygulanacağı bu hükümlere yollama yapılmak suretiyle belirtilmiştir.

Tasarı/teklif madde 736

→ yürürlükteki madde 736

Yürürlükteki Kanunun 660 inci maddesini karşılamaktadır.

Kenar başlığıyla birlikte anlaştırılmak suretiyle yeniden kaleme alınmıştır.

Hüküm değişikliği yoktur.

Tasarı/teklif madde 737

→ yürürlükteki madde 737

Yürürlükteki Kanunun 661 inci maddesini karşılamaktadır.

Yürürlükteki maddenin kenar başlığı olan "Komşu hakkı" konu başlığı yapılmış, maddenin kenar başlığı "Kullanma biçimi" şeklinde ifade edilmiştir.

Anlaştırılmak suretiyle yeniden kaleme alınmış, ayrıca maddeye yeni bir fıkra eklenmiştir.

Maddeye eklenen yeni üçüncü fıkra ile, taşınmaz malikinin sorumluluğuna ilişkin 730 uncu maddeye eklenen yeni fıkrada olduğu gibi yerel âdete uygun ve kaçınılmaz taşkınlıklardan doğan denkleştirme istemlerinin ileri sürülebileceği kabul edilmiştir. Komşuluk kuralları, komşuların taşınmaz mülkiyetinden doğan yetkilerini kullanırken ve bunlar arasında özellikle işletme faaliyetlerini sürdürürken olumsuz, yani, komşularım rahatsız edecek taşkınlıktan yasaklamaktadır. Bu taşkınlıklar yerel âdetin öngördüğü sınırlar içinde kalmasına rağmen kaçınılmaz olması hâlinde, bundan doğan zararların denkleştirilmesi istemlerinde fedakârlığın denkleştirilmesi ilkesi uygulanacaktır.

Tasarı/teklif madde 738

→ yürürlükteki madde 738

Yürürlükteki Kanunun 662 nci maddesini karşılamaktadır.

Maddede hüküm değişikliği yoktur. Madde konu ve kenar başlıklarıyla birlikte anlaştırılmak suretiyle yemden kaleme alınmıştır.

- 2 2 3- Mnddc 739-Yürürlükteki Kanunun 663 üncü maddesini karşılamaktadır.

Maddenin kenar başlığı kaynak Kanundaki 686 ncı maddeye uygun olarak, "özel kurallar'* olarak değiştirilmiştir. İsviçre'de bu kenar başlık "Kantonal kurallar" şeklindedir. Bizde kantonal bir sistem olmadığından bunun yerine "Özel kurallar" deyimi kullanılmıştır.

Tasarı/teklif madde 740

→ yürürlükteki madde 740

Yürürlükteki Kanunun 664 üncü maddesini karşılamaktadır.

Maddenin konu başlığı İsviçre aslı olan 687 nci maddede olduğu gibi "Bitkiler" şeklinde değiştirilmiştir.

Madde kenar başlığı ile birlikte anlaştırılmak suretiyle yeniden kaleme alınmıştır. Hüküm değişikliği yoktur.

Tasarı/teklif madde 741

→ yürürlükteki madde 741

Yürürlükteki Kanunun 665 inci maddesini karşılamaktadır.

Maddenin kenar başlığı İsviçre aslında "Kantonal kurallar" şeklindedir. Bunun yerine maddenin içeriğine uygun bir kavram olarak "özel kurallar" şeklinde değiştirilmiştir. Hüküm değişikliği yoktur. Anlaştırılmak suretiyle yeniden kaleme alınmıştır.

Tasarı/teklif madde 742

→ yürürlükteki madde 742

Yürürlükteki Kanunun 666 ncı maddesini karşılamaktadır.

Madde İsviçre aslı olan 689 uncu maddeye uygun olarak Üç fıkra hâline getirilmiştir. Maddenin kenar başlığı da içeriğine uygun olarak ve artık dilimize yerleşmiş daha uygun sözcüklerle ifade edilerek "Kendi kendine akan suların cereyanı" yerine "Doğal olarak akan su" şeklinde değiştirilmiştir.

Tasarı/teklif madde 743

→ yürürlükteki madde 743

Yürürlükteki Kanunun 667 nci maddesini karşılamaktadır.

Yürürlükteki maddenin "Kurutma" şeklindeki kenar başlığı İsviçre aslına uygun olarak "Fazla suyun akıtılması" şeklinde değiştirilmiştir. Madde, İsviçre aslı olan 690 mcı maddede olduğu gibi iki fıkra hâline getirilmiş, ayrıca maddeye bir üçüncü fikra eklenmiştir.

İlk iki fıkra yürürlükteki metinden anlaştırılmak suretiyle kaleme alınmıştır, Bu fıkralar kaleme alınırken, bu hükümler bataklıklarla smırlı olmayacak şekilde düzenlenmiştir.

Eklenen son fıkrayla Ülkemizde bataklıklann kurutulması hakkında özel kanun bulunduğundan bu hükümlerin saklı olduğu belirtilmiştir.

Tasarı/teklif madde 744

→ yürürlükteki madde 744

Yürürlükteki Kanunun 668 inci maddesini karşılamaktadır.

Yürürlükteki maddenin birinci fıkrası yine birinci fıkra, ikinci fıkrası ise üçüncü fıkra olarak anlaştırılmak suretiyle düzenlenmiştir.

Maddeye eklenen ikinci fıkra ile de mecra geçirilmesinin kamulaştırma kurallan uygulanmak suretiyle yapılması hâlinde, bu Kanunun mecralara ilişkin komşuluk hükümlerinin uygulanmayacağı öngörülmüştür.

- 2 2 4-

Tasarı/teklif madde 745

→ yürürlükteki madde 745

Yürürlükteki Kanunun 669 uncu maddesini karşılamaktadır.

Madde İsviçre aslı olan 692 nci maddeye uygun olarak iki fıkra hâline getirilmiş, kenar başlığı ile birlikte anlaştırılmak suretiyle yeniden kaleme alınmıştır'.

Maddenin ikinci fıkrasında öngörülen hâllerde, mecra geçirilecek taşuım&sm kamulaştırılması söz konusu değildir. Burada gerçek kişiler lehine kundan mecralarda, satın alınmasını isteme hakkı düzenlenmiştir. Maddede bu hak "olağanüstü durumlann varlığına" bağlanmıştır. Olağanüstü durumlann bulunduğu hâllerde haklı sebepler vardır. Bu nedenle 1984 tarihli Ûntasanda olduğu gibi "olağanüstü durumlar haklı gösterirse" şeklindeki ifadede yer alan "haklı gösterirse" unsuruna aynca yer vermeye gerek görülmemiştir.

Tasarı/teklif madde 746

→ yürürlükteki madde 746

Yürürlükteki Kanunun 670 inci maddesini karşılamaktadır.

Madde kaynak Kanunun 693 üncü maddesine uygun olarak kenar başlığıyla birlikte yeniden kaleme alınmış ve üçfikrahâlinde düzenlenmiştir. Hüküm değişikliği yoktur.

Tasarı/teklif madde 747

→ yürürlükteki madde 747

Yürürlükteki Kanunun 671 inci maddesini karşılamaktadır.

Madde kaynak Kanunun 694 üncü maddesine uygun olarak üç fıkra hâline getirilmiş, konu ve kenar başlıklarıyla birlikte anlaştırılmak suretiyle yeniden kaleme alınmıştır.

Maddenin birinci fıkrasında sözü edilen "genel yol", umuma (genele) açık olan yolu ifade etmektedir. Toplu yapıİanmalardaki özel yollardan ayırt etmek için genel yol kavramı kullamlmıştır. Maddede malikin ödemesi gereken karşılık bilinçli bir şekilde "tazminat" olarak adlandırılmamıştır. Zira tazminat bir zararın karşılığıdır.

Burada ise bir tazminat değil denkleştirme bedeli söz konusudur.

Maddenin birinci fıkrasında kullanılan "malik" deyimi paylı mülkiyetteki pay sahiplerini de içerecek genişliktedir. Paylı mülkiyette paydaşlardan birinin zorunlu geçit isteminde bulunması, diğer paydaşların yararına ve paylı mülkiyetin kullamlabilirliğini arttıran bir tasarruftur. Bu nedenle bu koşullarda paylı mülkiyette, paydaşlardan her biri de bu hükümden yararlanabilecektir.

Tasarı/teklif madde 748

→ yürürlükteki madde 748

Maddenin birinci ve ikinci fıkrasını karşılayan hükümler yürürlükteki Kanunumuzda mevcut değildir. Bu fdcralarda, İsviçre Medenî Kanununun 695 inci maddesi göz önünde tutularak zorunlu geçit dışında kalan geçici nitelikte geçitler ile kırsal alanlarda ihtiyaç duyulan diğer geçitlerin özel kanun hükümleri ile düzenleneceği, özel kanun hükmü yoksa yerel âdetin uygulanacağı belirtilmiştir. 1984 tarihli Öntasandan alman maddenin birinci fıkrasında sayılan örneklere, 1971 tarihli Tasanda da aynı maddede sayılmış bazı örnekler de eklenmiştir.

Maddenin üçüncü fıkrası yürürlükteki Kanunun 672 nci maddesini karşılamaktadır. Ancak bu fıkra 672 nci maddenin aslı olan İsviçre Medenî Kanununun 696 nci maddesi göz önünde tutulmak suretiyle yeniden kaleme alınmıştır.

Bufikraile doğrudan doğruya kanımdan kaynaklanan geçit haldannm tescilsiz olarak doğduğu kabul edilmiştir. Bunlar arasında sürekli nitelikte olanların ise tapu kütüğünün beyanlar sütununda gösterilmesi öngörülmüştür.

- 2 2 5- MaÖde 749-Yürürlükteki Kanunun 673 üncü maddesini karşılamaktadır.

Yürürlükteki Kanunda maddenin kenar başlığı "Hail" şeklindedir. 1971 tarihli Tasanda bu madde, için kullanılan "Sınırlık" ifadesi isabetli bulunduğundan, bu ifadeden esinlenerek maddenin kenar başlığı "Sınırlıklar" olarak düzenlenmiştir.

Madde İsviçre aslı olan 697 nci maddeye uygun olarak iki fıkra hâline getirilmiştir. Birinci fıkrada sınırlıklar üzerinde paylı mülkiyete ilişkin hükümler saklı tutulmuştur. Bu saklı tutulan hükümler dışında, her arazi malikinin, taşınmazının sınırımn çit veya duvar gibi sınırhklarla çevrilmesi giderlerine katlanması zorunluluğu getirilmiştir.

Maddenin ikinci fıkrasında sınırhklarla çevrilme yükümlülüğü ve biçimine ilişkin özel kanun hükümlerinin saklı olduğu hükme bağlanmıştır.

Medde 750-Yürürlükteki Kanunun 674 üncü maddesini karşılamaktadır.

Maddenin kenar başlığı İsviçre aslı olan 698 inci maddede "Giderlere katılma yükümlülüğü*' şeklindedir. 1984 tarihli Öntasarının 669 uncu maddesinde de aym kenar başlığı kullanılmaktadır. Oysa bu madde sadece giderlere değil, diğer bir işin yapılmasına katılmayı da düzenlemektedir. Bu nedenle kenar başlık hem giderlere hem de diğer işlere katılmayı kapsayacak şekilde, sadece "Katılma yükümlülüğü" şeklinde kaleme alınmıştır. Örneğin, gideri gerektirmediği hâlde, bir kararm alınmasına katılma da bir yükümlülüktür.

Madde kenar başlığı ile birlikte yemden kaleme alınmıştır. Hüküm değişikliği yoktur.

Modde 751- Yürürlükteki Kanunun 675 inci maddesini karşılamaktadır.

Maddenin konu ve kenar başlıkları içeriğine uygun olarak yeniden düzenlenmiş, madde metni anlaştırılmak suretiyle kaleme alınmıştır.

Madde İsviçre aslı olan 699 uncu madde gibi iki fıkra hâline getirilmiştir.

Yürürlükteki maddenin birinci fıkrasında yer alan "Kanunen menedilmedikçe" ifadesi yerine maddede kaynak Kanuna uygun olarak "Yetkili makamlar tarafından bitki örtüsünü korumak amacıyla yasaklanmadıkça" ifadesi kullanılmıştır. Buna göre girme yasağının mutlaka kanun hükmüne dayanması zorunlu olmayacak, kanunların bu konuda yetkili kıldığı makamların koyduğu yasakların bu alanda yeterli ve geçerli olacağı kabul edilecektir.

Tasarı/teklif madde 752

→ yürürlükteki madde 752

Yürürlükteki Kanunun 676 ncı maddesini karşılamaktadır.

Madde İsviçre aslı olan 700 üncü maddeye uygun olarak iki fıkra hâline getirilmiş, kenar başlığıyla birlikte anlaştırılmak suretiyle yeniden kaleme alınmıştır.

Hüküm değişikliği yoktur.

Maddenin ikinci fıkrasında, yürürlükteki metinden farklı olarak tazminat yerine "zararın denkleştirilmesi" ifâdesine yer verilmiştir. Gerçekten de bu fıkrada söz konusu olan bir tazminat değildir. Zira tazminat doğan bir zararın giderilmesini ifade eder. Oysa burada tam bir tazminat değil, denkleştirme bedelinin ödenmesi söz konusu olup, fedakârlığın denkleştirilmesi ilkesine uygun olarak, mülkiyet baklana getirilmiş bir sınırlama söz konusu bulunduğundan, malike katlanma yükümlülüğü yanında, karşılık denkleştirme bedelini isteyebilme olanağı sağlanmaktadır.

Tasarı/teklif madde 753

→ yürürlükteki madde 753

Yttrürlükteki Kanunun 677 nci maddesini karşüamaktadn-.

İsviçre aslı olan 701 inci maddede olduğu gibi, madde iki fıkra hâline getirilmiştir, ikinci fıkrada tazminat yerine "denkleştirme bedeli" ifadesine yer verilmiştir. Çünkü burada da zarar verenle,, malüc arasındaki fedakârlığın denkleştirilmesi söz konusu olduğundan, istenen tazminat değil, denkleştirme bedelidir.

Tasarı/teklif madde 754

→ yürürlükteki madde 754

Yürürlükteki Kanunda bu maddeyi karşılayan bir madde bulunmamaktadır. Madde İsviçre Medenî Kanununun 702 inci maddesinden alınmıştır.

Bu maddede sözü edilen konular için özel kanunlar yapılması zorunludur; eski eserlere ilişkin olarak bazı kanunlarımız vardır. Kamu yorarını doğrudan doğruya ilgilendiren bu gibi konuların daha esaslı ve ayrıntılı bir biçimde düzenlemesi gerektiğinden, bunlara temel olmak üzere madde düzenlenmiştir.

İsviçre Medenî Kanununun bu maddeyi karşılayan 702 nci maddesinde "doğal afetlerce yer verilmemiştir. Ülke koşullan göz önünde tutulmak suretiyle doğal afetler de madde metnine eklenmiştir.

Tasarı/teklif madde 755

→ yürürlükteki madde 755

Yürürlükteki Kanunun 678 inci maddesini karşılamaktadır.

Madde, kenar başlığı ile birlikte anlaştırılmak suretiyle yemden kaleme alınmıştır. Birinci fikramn son cümlesi yeni bir hüküm olup, bu yönde alman kararların tapu kütüğünün beyanlar sütununda gösterilmesi suretiyle, aleniyetin sağlanması istenmiştir.

Maddenin ikinci ûkrasıyla özel kanun hükümleri saklı tutulmuştur.

Tasarı/teklif madde 756

→ yürürlükteki madde 756

Yürürlükteki Kanunun 679 uncu maddesini karşılamaktadır.

Yürürlükteki maddenin birinci fıkrasındaki ikinci cümle yeni birfikri*hü%e getirilmek suretiyle madde dörtfikraolarak düzenlenmiştir.

"Kaynaklar" şeklindeki konu başlığı, "Kaynak ve yeraltı sulan" olarak değiştirilmiş, madde anlaştırılmak suretiyle yeniden kaleme alınmıştır, Yürürlükteki maddenin ikinci fikrası 138 sayılı Kanun ile değiştirilip, yeraltı sularının kamu yararına ait oldukları kabul edilmiş idi. Ancak bu değişildikten sonra 167 sayılı Yeraltı Sulan Hakkındaki Kanun yürürlüğe konulmuştur. Bu Kanunun 1 inci maddesi, 679 uncu maddenin ikinci fıkrasında yer alan hükmü tekrar etmiştir.

İkinci fıkrada yer alan "genel olarak" deyimi, gereksiz bir deyim olup, maddeye alınmamıştır. Zira yeraltı sulan daima menfaati umuma ait sulardır. Bunun özel olan bir hâli yoktur.

Maddenin son fıkrasında sözü edilen "arazi sahipleri" deyimi, hem suyun çıktıfr arazi malilânj, hem de komşu malikleri içerecek genişliktedir,

Tasarı/teklif madde 757

→ yürürlükteki madde 757

Yürürlükteki Kanunun 680 inci maddesini karşılamaktadır.

Maddenin aslı olan İsviçre Medenî Kanununun 706 nci maddesinin Almanca metni esas alınarak; kuyuları da kapsayacak şekilde kaleme alınmıştır.

Maddenin, kaynak Konunun Almanca konu başlığı "kaynaklatın kesilmesi" şeklinde ise de, maddenin içeriğine uygun olarak konu başlığı "Kaynaklara zarar verilmesi" şeklinde düzenlenmiştir.

Medde 758- Yürürlükteki Kanunun 681 inci maddesini karşılamaktadır.

Maddenin, "Kaynakların evvelki halinin iadesi" şeklindeki kenar, başlığı "Eski duruma getirme" olarak değiştirilmiştir. Madde, kaynak Kanunun 707 nci maddesinde olduğu gibi iki fıkra hâlinde düzenlenmiştir. Birinci fıkraya "kullanma suyu"da eklenmiştir. Maddede hüküm değişikliği yapılmamıştır.

Mnddc 759- Yürürlükteki Kanunun 682 nci maddesini karşılamaktadır.

Maddenin "Müşterek kaynaklar" şeklindeki kenar başlığı, "Aynı yataktan beslenen kaynaklar" olarak değiştirilmiştir.

Madde İsviçre aslı olan 708 inci maddeye uygun olarak üç fıkra hâline getirilmiştir. Hüküm değişikliği yoktur. Ancak maddenin son fıkrasının son cümlesinde yürürlükteki metinde "tazminat" deyimi isabetli bulunmamış, burada gerçek bir tazminat değil "denkleştirme bedelr" olduğu düşüncesinden hareketle "tazminat" deyimi yerine "bedel" deyimi kullanılmıştır.

Tasarı/teklif madde 760

→ yürürlükteki madde 760

Yürürlükteki Kanunda bu maddeyi karşılayan bir hüküm yoktur.

Buna karşılık kaynak Kanunun 709 uncu maddesinde bu konuyla ilgili olarak özel mülkiyete tâbi kuyu, kaynak ve göllere yer verilmiştir. Ülkemizde kuyu, kaynak, göl ya da dereler özel mülkiyete konu olmadığmdan,maddede îsviçreden farklı olarak "özel mülkiyete tâbi arazide bulunan kaynak, kuyu veya dereler" ifadesi kullanılmıştır.

Maddede ayrıca özel mülkiyete tâbi arazide bulunan kaynak, kuyu veya derelerden komşuların ve diğerlerinin yararlanmalarının özel kanun hükümlerine tâbi olduğu, özel kanun hükmü yoksa yerel âdetin uygulanacağı belirtilmiştir.

Madde 1984 tarihli öntasandaki düzenleme de göz önünde tutularak kaleme alınmıştır.

Mndde 761-Yürürlükteki Kanunun 683 üncü maddesini karşılamaktadır.

Madde, İsviçre aslı olan 710 uncu maddeye uygun olarak üç fıkra hâline getirilmiştir, kaynak Kanundaki hükümler göz önünde tutularak, madde kenar başlığıyla birlikte yeniden kaleme alınmıştır.

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM TAŞINIR MÜLKİYETİ

Tasarı/teklif madde 762

→ yürürlükteki madde 762

Yürürlükteki Kanunun 686 nci maddesini karşılamaktadır.

Hüküm değişikliği yoktur. Kenar başlıklarıyla birlikte anlaştırılmak suretiyle yeniden M e me alınmıştır. Kenar başlık, kısaca "Konusu" olarak yazılmıştır.

Mndde 763- Yürürlükteki Kanunun 687 nci maddesini karşılamaktadır, Hüküm değişikliği yoktur. Kenar başlıklarıyla birlikte anlaştırılmak suretiyle yemden kaleme alınmıştır. Kaynak hüküm olan İsviçre Medenî Kanununun 714 üncü maddesine uygun olarak iki fıkra hâline getirilmiştir. Birinci fıkrada, doktrindeki açıklamalar ve mehaz madde göz Önünde tutularak, taşınır mülkiyetinin nakli için "teslim"in değil "zilyetliğin devri"nin gerekli olduğu belirtilmiştir. Çünkü zilyetUk, teslim ile devredilebileceği gibi teslim olmadan da devredilebilir.

Maddenin ikinci fıkrasındaki "kazanmanın korunduğu hâllerde" ifadesi, "iyiniyetle ve malik olmak üzere devralan kimse"nin, bu andan itibaren bir taşınır mahn mülkiyetim kazanacağım da açıklamaktadır.

Tasarı/teklif madde 764

→ yürürlükteki madde 764

Yürürlükteki Kanunun 688 inci maddesini karşılamaktadır.

Hüküm değişikliği yoktur. Kenar başlıklarıyla birlikte anlaştırılmak suretiyle yemden kaleme alınmıştır. Yürürlükteki metinde, mülkiyeti saklı tutma anlaşmasınm alıcının yerleşim yerindeki noter tarafından onaylanması ve sicile tescil edilmesi koşulu aranmıştır. Buna karşılık maddede, sözleşmenin herhangi bir noterde resmî şekilde düzenlenmesi, fakat alıcının yerleşim yeri noterliğinde sicile kaydedilmesi esası getirilmiştir. Resmî şekil, sözleşmeyi daha güvenilir hâle getirecektir. Bunun herhangi bir noterde düzenlenebilmesi ise, büyük bir kolaylık sağlar. Bu sözleşme, alıcının yerleşim yeri noterliğinde sicile kaydedilecektir. Alıcının durumunu öğrenmek isteyenler için en uygun yer burasıdır.

Hayvan satışlarında mülkiyeti saklı tutma sözleşmesi yapma gereği bulunmamaktadır. Çünkü hayvan satışlarında teslimsiz rehin tesisi imkânı vardır;

böylece satış parası, teslimsiz rehinde güvence altına alınabilecektir, (m.940.)

Tasarı/teklif madde 765

→ yürürlükteki madde 765

Yürürlükteki Kanunun 689 uncu maddesini karşılamaktadır.

Hüküm değişikliği yoktur. Kenar başlığıyla birlikte anlaştırılmak suretiyle yeniden kaleme alınmıştır. Maddede mülkiyeti saklı tutma sözleşmesine dayamlarak taksitle bir mal satılması hâlinde, satıcının, sattığı malı geri alma hakla düzenlenmektedir. Taksitle satımda, satıcının, malın geri verilmesini istemesi hâlinde ne gibi haklara sahip olduğu, Borçlar Kanununun 222 ve devamı maddelerinde yer almıştır. Bu nedenle burada yürürlükteki metinde olduğu gibi, eskimeden doğan tazminat ve münasip bir ücret tenzil ederek satış bedelim verme koşuluyla geri istemeden söz etmenin, gereksiz bir tekrar olacağı düşünülmüş ve bu yöndeki hükümler alınmamıştır. Geri istemenin koşullan ve kapsamı, Borçlar Kanununda özel olarak düzenlendiğinden, burada sadece satıcının geri isteme hakkı, mülkiyet hakkıyla.

ilgili olduğu oranda düzenleme konusu yapılmıştır. Bu bağlamda, maddede, "bu satımlara ilişkin özel hükümlere uymak koşuluyla" ifadesine yer verilmiştir. Bu satımlara ilişkin özel hükümler, Borçlar Kanununun taksitle satıma ilişkin hükümleri olabileceği gibi, Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun hükümleri de olabilir.

Tasarı/teklif madde 766

→ yürürlükteki madde 766

Yürürlükteki Kanunun 690 mcı maddesini karşılamaktadır.

Hüküm değişikliği yoktur; anlaştırılmak suretiyle yemden kaleme alınmıştır.

İsviçre Medenî Kanununun 717 nci maddesine uygun olarak iki fikra hâline getirilmiştir. Madde başlığmın "Hükmen teslim" olarak muhafazası uygun görülmüştür.

Mcdds 767- Yürürlükteki Kanunun 691 inci maddesini karşılamaktadır.

Hüküm .değişikliği yokftır. Yürürlükteki'"Sahipsiz eşya" olan kenar başlık, "Sahipsiz şeyler" olarak değiştirilmiş, maddede "Sahipsiz bir malı ihraz eden..." ifadesi yerine "zilyetliğine ğeçirenM ifadesi Manılrmşür.

Tasarı/teklif madde 768

→ yürürlükteki madde 768

Yürürlükteki Kanunun 692 nci maddesini karşılamaktadır.

Madde anlaştırılmak suretiyle yemden kaleme alınmıştır. İsviçre Medenî Kanununun 719 uncu maddesine uygun olarak üç fikra hâline getirilmiştir. Madde başlığında "Kaçmış hayvanlar" yerine, m&dde metniyle uyumlu olacak şekilde, "Sahipsiz duruma gelen hayvanlar" sekimde ifade edilmesi uygun görülmüştür.

Tasarı/teklif madde 769

→ yürürlükteki madde 769

Yürürlükteki Kanunun 693 üncü madde sim karşılamaktadır.

Hüküm değişikliği yoktur. Anlaştırılmak suretiyle yeniden kaleme alınmıştır.

"Lülcata" şeklindeki-konu başlığı "Bulunmuş eşya" olarak değiştirilmiştir. Eşyanın bulunduğunun bildirileceği makam olarak" "kolluk kuvvetleıTnden başka "köylerde muhtar6 da öngörülmüştür. Böylece "kotiük kuvveti" bulmak için uzağa gitmek zorunda kalmadan köylerde muhtara da başvurulabilecektir. Yine bulunmuş eşya ile ilgili, bulan kimseye, sahibini bulma konusunda araştırma yapmak ve gerekiyorsa ilân etme ödevi de' yttldenmiştir. "Bulunan şey önemli ölçüde değerüyse", "kolluk.

kuvvetlerine veya. muhtara" bildirim bir zorunluluk olacaktır; burada yürürlükteki metinde "bir lira" denmesi gibi, belirli bir miktardan söz edilmemiştir.. Çünkü konulabilecek bir miktar; her zaman sübjektif olabilecek ve zaman içinde değersiz, hûîe gelebilecektir

Tasarı/teklif madde 770

→ yürürlükteki madde 770

Yürürlükteki Kanunun 694 üncü maddesini karlamaktadır.

Hüküm değişikliği yoktur. İsviçre Medenî Kanununun 721 inci maddesine uygun olarak üçfikrahâline getirilmiştir.

Yürürlükteki maddede yer alan her zaman için gerekli görülen -"müzayede ile 'çatma" koşulu değiştirilmek suretiyle, somut olayın niteliği gerektiriyorsa önceden ilân edilerek açık artırma yoluyla sansın yapılacağı esası getirilmiştir. Koşullar varsa.açık, artırma aranmadan pazarlık suretiyle sarış yapılabileceği gibi, ilân gerekmeden, açık artırma ile ya da olayın niteliği gerektiriyorsa ilân da yapılarak açık artırma üe satım yapılabilecektir.

Tasarı/teklif madde 771

→ yürürlükteki madde 771

Yürürlükteki Kanonun 695 inci maddesini karşılamaktadır.

Hüküm değişikliği yoktur; ^nlaştmlmak suretiyle yemden kaleme alınmıştır, İsviçre Medenî Kanununun 722 nci maddesine uygun olacak madde metniyle uyumlu hâle getirilmiştir.

Tasarı/teklif madde 772

→ yürürlükteki madde 772

Yürüdükteki Kanunun 696 nci maddesini karşılamaktadır.

Hüküm değişikliği yoktur; anlaşrınlrnak' suretiyle yeniden kaleme alınmıştır.

İsviçre Medenî Kanununun 723-üncü maddesine uygun olarak üç fıkra galine ggtirilrnişrir.

Tasarı/teklif madde 773

→ yürürlükteki madde 773

Yürürlükteki Kanunun 697 nci maddesini karşjlamakfradır.

Hüküm değişikliği yoktur. Kenar başlığıyla birlikte anlaştırılmak suretiyle yeniden kaleme alınmıştır.' Kenar başlık, İsviçre Medenî Kanununun 724 üncü maddesinde olduğu gibi, metinle uyumlu hâle getirilmiş ve "Fenni bir kıymeti haiz eşya" yerine "Bilimsel değeri olan eşya" denilmiştir. Bilimsel jleğeri olan eşya, Ülkemizde bu alanda çıkarılan özel kanunlarla korunduğundan? özel hükümlere yollama yapılmıştır. Bu nedenle yürürlükteki iki fıkra hâlinde bulunan bu uzun madde, kısa bir cümle ile özel yasalara yollama yapan madde hâline dönüştürülmüştür.

Tasarı/teklif madde 774

→ yürürlükteki madde 774

Yürürlükteki Kanunun 698 inci maddesini karşılamaktadır.

Hüküm değişikliği yoktur. Madde anlaştırılmak suretiyle yeniden .kaleme alınmıştır. İsviçre Medenî Kanununun 725 inci maddesine uygun olarak ild fıkra hâline getirilmiştir. Başlık "Enkaz* yerinen*Düşen veya sürüklenen şeyler" denilmek suretiyle, metinle uyumlu hâle getirilmiştir.

Tasarı/teklif madde 775

→ yürürlükteki madde 775

Yürürlükteki Kanunun 699 uncu maddesini karşılamaktadır.

Hüküm'değişikliği yoktur. Madde anlaştırılmak suretiyle yeniden kaleme alınmıştır.. Kenar başlık, "Hukuld tağyir" yerine "işleme" olarak değiştirilmiştir.

İsviçre Medenî Kanununun 726 ncı maddesine uygun olarak üç fıkra hâline getirilmiştir.

Tasarı/teklif madde 776

→ yürürlükteki madde 776

Yürürlükteki Kanunün.700 üncü maddesini karşılamaktadır.

Hüküm değişikliği yoktur. Madde ardaşürılmak suretiyle yeniden kaleme alınmıştır. Kenar başlık "Kanşma ve birleşme" olarak ifade edilmiştir. Kaynak İsviçre Medenî Kanununun Almanca metni .göz önünde tutularak, madde, yeniden düzenlenmiş ve Özellikle ikinci fıkrada, bir taşınır diğer taşınırla onun ikincil nitelikte bütünleyici parçası olacak şekilde karışır veya birleşirse eşyanın tamamının ana parçanın malikine ait olacağı hususu açıldığa kavuşturulmuştur. .Üçüncü fıkrada ise tazminat ve sebepsiz zenginleşmeden doğan istem haklan ^saklı tutulmuştur.

Tasarı/teklif madde 777

→ yürürlükteki madde 777

Yürürlükteki Kanunun 701 inci maddesini karşılamaktadır.

Hüküm değişikliği yoktur, Kenar başlığıyla birlikte anlaştırılmak, suretiyle yeniden kaleme alınmıştır. Madde, İsviçre Medenî Kanununun 728 inci maddesine uygun olarak üç fıkra hâline getirilmiştir. Maddenin son fıkrasında, "alacak müruru - zaman hakkındaki hükümler" yerine yapılan yollamanın daha anlaşılır hâle gelmesini sağlamak üzere, "Borçlar Kanununun zamanaşımına ilişkin hükümleri"; birinci fıkrada da, 712 ve 713 üncü maddelerde olduğu gibi, bu düzenlemelerle uyumlu olmasını sağlamak üzere, "njzasız" yerine "davasız" deyimi kullanılmıştır. Aynca, "nizasız" yani "çekişmesiz" kelimesi de belirsizdir; örneğin noterlik aracılığıyla gönderilen bir protesto'veya fiilî bir müdahale ve çatışma da "niza" olarak nitelendirilebilir. Oysa amaç, İsviçre Medenî Kanununu şerh. ve tefsir eden bütün hukuk bilginlerini birleştikleri gibi, zilyede karşı bir istihkak veya müdahalenin önlenmesi davası açılmış olmasının niza (çekişme) sayılacağıdır.

- 2 3 1- Mcdde 778- Yürürlükteki Kanunun 702 nci maddesini karşılamaktadır.

Hüküm değişikliği yoktur. Kenar başlıklarıyla birlikte anlaştırılmak suretiyle yeniden kaleme alınmıştır. Kenar başlık lasaca'"Kaybedilmesi" şeldinde yazılmıştır.

İKİNCİ KISIM SINIRLI AYNÎ HAKLAR BİEİNCİ BÖLÜM İRTİFAK HAIO.ARI VE TAŞINMAZ YÜKÜ BİRİNCİ AYIRIM TAŞINMAZ LEHİNE İRIİFAK HAKia « Yürürlükteki metnin "Mülkiyetin gayri aynî haklar" şeklindeki Kısım başlığı kaynak' Kanunun Almanca metnine uygun olarak "Sınırlı Aynî haklar" şeldinde değiştirilmiştir. Aynca Bölüm başlığı "İrtifak Haklan ve Taşınmaz Yükü" olaralc değiştirilmiş, Ayfnm başlığında düzenlenen konulara uyum sağlamak bakımından "Taşınmaz Lehine İrtifak Hakla" ifadesi kullanılmıştır.

Tasarı/teklif madde 779

→ yürürlükteki madde 779

Yürürlöîtteld Kanunun 703 üncü maddesini karşılamaktadır.

Hüküm değişikliği yoktur. Kenar başlığıyla birlikte anlaştırılmak suretiyle yeniden kaleme alınmıştır. Kenar başlık kısaca "Konusu" şeklinde yazılmıştır.

Yürürlükteki metinde, yer alan' "kullanmağa ait bazı tasarruflara- rıza göstermeğe" ibaresi yerine "yüklü taşınmazı belirli şekilde kullanmasma katlanmaya" ibaresi kullanılmıştır. Çünkü "tasarruf' deyimi, teknik bir kavram olarak, haklar üzerinde doğrudan doğruya etkili hukukî işlemler için kullanılmaktadır.

Tasarı/teklif madde 780

→ yürürlükteki madde 780

Ytirûrlülcteîd Kanunun 704 üncü maddesini karşılamaktadır.

Hüküm değişikliği yoktur. İsviçre Medenî Kanununun 731 inci maddesine uygun olarak, üç fıkra hâlinde düzenlenmiştir. Maddenin "İrtifak hakkının tesisi" şeklindeki konu başlığı "Kurulması ve sona ermesi" olarak değiştirilmiş, madde kenar başlıklarıyla birlikte, kaynak Kanun göz önünde tutularak, anlaştırılmak suretiyle yeniden İmleme alınmıştır.

Tasarı/teklif madde 781

→ yürürlükteki madde 781

Yürürlükteki Kanunun 705 inci maddesini karşılamaktadır.

Hüküm değişikliği yoktur. Kenar başlığıyla birlikte, anlaştırılmak suretiyle yeniden kaleme alınmıştır. •

Tasarı/teklif madde 782

→ yürürlükteki madde 782

Yürürlükteki Kanunun 706 ncı maddesini karşılamaktadır.

Hüküm değişikliği yoktur. Kenar başlığıyla birlikte, anlaştırılmak suretiyle yeniden kaleme alınmıştır. Maddenin kenar başlığı, içeriğine uygun hâle getirilmiştir.

- 2 3 2- Mnddc 783- Yürürlükteki Kanunun 707 nci maddesini karşılamaktadır.

Hüküm değişikliği yoktur. Maddenin 'irtifak hakkının sakıt olması" şeklindeki konu başlığı "Sona ermesi" şeklinde değiştirilmiş, kenar başlığıyla birlikte, anlaştırılmak suretiyle yeniden kaleme alınmıştır. Ancak yürürlükteki metinde yer alan "kaydın terkini" deyimi; kayıt ve tescil kelimelerinin teknik anlamlan göz önüne alınmak suretiyle "tescilin terkini" olarak değiştirilmiştir.

Tasarı/teklif madde 784

→ yürürlükteki madde 784

Yürürlükteki Kanunun 708 inci maddesini karşılamaktadır.

Hüküm değişikliği yolttur. Kenar başlığıyla birlikte, anlaştırılmak suretiyle yenidejn kaleme alınmıştır. Yürürlükteki metinde "GajTİmenkullerin bir kimsenin mülkünde birleşmesi" şeklindeki madde başlığı, yanlış anlamlara'-yo} açabilecek nitelikte olmakla; "Her iki taşınmaza ' Aynı kimsenin malik olması" şeklinde değiştirilmiştir. Gerçekten burada ild taşınmazın birlejşmesi değil, fakat her ikisine de aynı kimsenin malik olması söz konusudur.

Tasarı/teklif madde 785

→ yürürlükteki madde 785

Yürürlükteki Kanunun 709 uncu maddesini karşılamaktadır.

Hüküm değişikliği yoktur. Kenar başlığıyla birlikte, kaynak'Kanun .göz önünde tutularak anlaştırılmak suretiyle yeniden kaleme alınmıştır. Çünkü bu maddede, önceki iki maddede olduğu .gibi bir sona erme hâli düzenlendiğinden madde başlığında aynca "Terkin" sözcüğünün kullanılmasına gerek görülmemiştir. Yürürlükteki metinde yer alan "menfaatleri büsbütün kaybetmiş ise" deyimi, aslı olan İsviçre Medenî Kanununun 736 ncı maddesine uygun olarak "hiç bir yarar kalmamışsa" seklinde değiştirilmiştir.

Tasarı/teklif madde 786

→ yürürlükteki madde 786

YürÜrlükteki Kanunun710 unemmaddesmi karşılamaktadıf. .

Hüküm değişikliği yoktur.' Madde. İsviçre Medenî Kanununun 737 nci maddesine uygun olarak iki fıkra hâlinde düzenlenmiştir. Korlu ve kenaf başlıklarıyla birlikte, kaynak Kanun da göz önünde tutularak,. anlaştuılmak suretiyle yeniden kaleme alınmıştır. Maddenin birinci fıkrasındaki "iktiza eden bütün tedbirleri ittihaz edebilir" ifadesi yerine, kaynağa uygun olarak, "gerekli olan önlemleri alabilir." denilmiştir.

Tasarı/teklif madde 787

→ yürürlükteki madde 787

Yürürlükteki Kanunun 711 inci maddesini karşılamaktadır.

Hüküm değişikliği yoktur. Maddenin "Sicil kaydına-göre şümulün tayini" şeklindeki kenar başlığı, "Tescile göre" olarak değiştirilmiştir. Madde kaynak Kanun da göz Önünde tutularak anlaşhnlmak suretiyle yeniden kaleme alınmıştır. İrtifak' hakkının kapsamının nasıl saptanacağını belirleyen maddede, kural olarak bir hüküm değişikliği yapılmamıştır. Ancak bu belirlemede tescilin esas olması gerektiği düşüncesinden hareketle, yürürlükteki metnin birinci fıkrasındaki "tapu sicilindeki.

kayıtlar" ibaresi "tescil" sözcüğü ile değiştirilmiş; aynca İsviçre Medenî Kanununun 738 inci maddesine uygun olarak, irtifaktan doğan yetki ve' yükümlülükleri açıkça belirlediği ölçüde irtifalon kapsamını tayinde tescilin esas olacağı kabul edümiştir.

Zaten doktrinde de yürürlükteki metnin birinci fıkrasında' "açıkça belirleme" ifadesi yer almamış olmasına rağmen, İsviçre Medenî Kanununa dayanılarak, tescile ancak bu Ölçü* içerisinde itibar olunabileceği belirtilmektedir.

İkinci fıkrada da, irtifak hakkının kapsamının, bunun kazanılma sebebine veya uzun süreden beri davasız ve iyiniyetle kullamlış biçimine göre belirlenmesinin, ancak tescilden yetki ve yükümlülüklerin açıkça anlasüamadığı hâllerde söz konusu olabileceği hususu, daha belirgin bir şekilde açıklanmıştır.

Tasarı/teklif madde 788

→ yürürlükteki madde 788

Yürürlükteki Kanunun 712 nci maddesini karşılamaktadır.

Hüküm değişikliği yoktur. Maddenin kenar başlığı "İhtiyaçların değişmesi" şeklinde kısaltılmış, madde anlaştırılmak suretiyle yemden kaleme alınmıştır.

Tasarı/teklif madde 789

→ yürürlükteki madde 789

Yürürlükteki Kanunda bu maddeyi karşılayan bir hüküm yoktur.

Kaynak İsviçre Medenî Kanununun tarla yolu, yaya veya araba geçidi gibi geçit haklan ile hayvan .otlatma, hayvan sulama, tarlalara veya arklara su alma gibi hakların özel olarak düzenlenmedikleri takdirde, bunların kanton hukukuna ve mahallî âdete göre belirleneceklerini öngören 740 inci maddesi, yürürlükteki Kanunumuza alınmamıştır. Oysa, tarımsal özelliği ağır basan Ülkemizde de sözü geçen hakların yerel âdetlere dayalı olarak, yaygın biçimde ortaya çıktığı bir gerçektir. Bu'durum göz önüne alındığında, İsviçre Medenî Kanununun 740 mcı maddesinin yürürlükteki Kanuna alınmamış olması, bir eksiklik olarak ortaya çıkmaktadır. İşte bu eksikliği gidermek,, özellikle Ülkemizde de kendini gösteren bir ihtiyaca cevap vermek Üzere, Ülkemiz yapışma uygun düşecek şekilde, taraflar .arasındaki anlaşmanın uzun süreden beri davasız ve iyiniyeüi kullanım biçimini de kapsadığı kabul edilerek, "anlaşma veya özel kanun hükümleri, yoksa yerel âdet uygulanır." şeldinde kaleme alınarak, bu madde konulmuştur.

Tasarı/teklif madde 790

→ yürürlükteki madde 790

Yürürlükteki Kanunun 713 üncü maddesini karşılamaktadır.

Hüküm değişikliği' yoktur. Madde İsviçre Medenî Kanununun 741 inci maddesine uygun olarak, iki fıkra hâlinde düzenlenmiştir. Kenar başlığıyla birlikte kaynak Kanun da göz önünde tutularak, aralaştınlmak. suretiyle yeniden kaleme alınmıştır. Bu madde, irtifak hakkının kullanılması için gerekli tesislerin bakımının ve bu balonun giderlerinin kime ait olacağı sorununu düzenlemektedir.

Tasarı/teklif madde 791

→ yürürlükteki madde 791

Yürürlükteki Kanunun 714 üncü maddesini karşılamaktadır.

Hüküm değişikliği yoktur. Madde İsviçre Medenî Kanununun 742 nci maddesine uygun olarak, üç fıkra hâlinde düzenlenmiştir. Konu ve kenar başlıklarıyla birlikte kaynak Kanun.da göz önünde tutularak, anlaştırılmak suretiyle yeniden kaleme alınmıştır.

Tasarı/teklif madde 792

→ yürürlükteki madde 792

Yürürlükteki Kanunun 715 inci maddesini karşılamaktadır.

Hüküm değişikliği - yoktur. • Madde İsviçre- Medenî -Kanununun 743 üncü maddesine uygun olarak üç fıkra hâlinde düzenlenmiştir. Konu ve kenar başlıklarıyla birlikte, kaynak Kanun da göz önünde tutularak, anlaştınlmak' suretiyle yeniden kaleme alınmıştır. Bu konuda, yürürlükteki maddenin ikinci cümlesindeki "bu haktan - 2 3 4- fiilen yalnız bir lasım istifade edebiliyorsa" ifadesi, "durum ve koşullara göre irtifak hakkı- yalnız bir parselin yaranna kullanılabiliyorsa'' biçiminde değiştirilmiştir. Bu değişikliğe gidilmesinin nedeni^ terkini isteme açısından, sadece "fiilen kullanamama"nın değil, bunun yanmda olaym diğer somut özelliklerinin de değerlendirmeye katılması gerektiği düşüncesine dayanmaktadır.

Maddenin birinci, fıkrasında sözü edilen taşınmazın parsellere bölünmesi'' ifadesindeki "parsel" sözcüğü mutlaka 3402 sayılı Kadastro Kanunu kapsamında.ve anlamındaki "parsel" şeklinde anlaşılmamalıdır. Bu Kanun kapsamına girmeyen "parseller" de buraya girer. Hukukumuz açısından "parsel" sözcüğü, Tapu Sicil Tüzüğünde de (m.65-6§ kullanılmıştır. - 7 Haziran 1994 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Tapu Sicil Tüzüğünün 65 ve 68 inci maddelerinde bir taşınmaz malın ayrılmasında (ifrazında) her yeni parça için "parsel" sözcüğünü kullanmış olması ve yurdumuzun kadastrosunun tamamlanması hâlinde tüm* taşınmazların da teknik olarak parsel şeklinde anılacağı hususları göz önünde tutularak; maddenin birinci fıkrasında "taşınmazın parçalara bölünmesi!' şeklindeki bu ifade yerine, "taşınmazın parsellere bölünmesi" ifadesine yer verilmesi uygun görülmüştür. Bu nedenledir ki, maddede geçen "parsel" sözcüğünün mutlaka kadastro görmüş bir taşınmazı anlatmadığı, henüz kadastrosu tamamlanmamış yerlerde maddenin öngördüğü anlamdaki bölünmeler sonudU oluşan parçalan da içerdiği unutulmamalıdır.

Tasarı/teklif madde 793

→ yürürlükteki madde 793

Yürürlükteki Kanunun 716 ncı maddesini karşılamaktadır.

Hüküm değişikliği yoktur. Madde İsviçre. Medenî Kanununun -744 üncü maddesine uygun olarak, üç fıkra hâlinde düzenlenmiştir. Kenar başlıklarıyla birlikte mehaz hüküm de göz önünde tutularak, anlaştırılmak suretiyle yeniden kaleme 'alınmıştır. Bu bağlamda, bir önceki maddede olduğu gibi, "fiilen bir kısım Üzerinde kullanılmaz veya kullanılamaz ise" yerine "irtifak hakkı belirli parseller üzerinde kullanılmıyorsa, durum ve koşullara göre de kullamlamayacaksa" denilmiştir.

Maddede "parsel" deyiminin kullanılış amaç ve nedeni 79? nci maddenin gerekçesinde açıklandığından burada tekrara gerek duyulmamıştır.

İKİNCİ AYIRIM İNTİFA HAKKI VE DİĞÎER İRTİFAK HAKLARI

Tasarı/teklif madde 794

→ yürürlükteki madde 794

Yürürlükteki Kanunun 717 nci maddesini karşılamaktadır.

Madde İsviçre Medenî Kanununun 745 inci'maddesine uygun olarak, iki fıkra.

hâlinde düzenlenmiştir. Hüküm değişikliği yoktur. İntifa hakkının konusu ve konu üzerinde sağladığı yetki tanımlanmıştır.

Tasarı/teklif madde 795

→ yürürlükteki madde 795

Yürürlükteki Kanunun 718 inci maddesini karşılamaktadır.

Madde, İsviçre Medenî Kanununun 746'ncı maddesine uygun olarak, iki fikra hâlinde düzenlenmiştir. Hüküm değişikliği yoktur. İntifa haklanın kurulmasının ;

- 2 3 5- konusuna göre taşıdığı özellik ile mülkiyete ilişkin hükümlerin uygulanacağı esası açıklanmıştır.

Tasarı/teklif madde 796

→ yürürlükteki madde 796

Yürürlükteki Kanunun 720 nci maddesini karşılamaktadır.

İntifa hakkının sona erme sebeplerini düzenleyen bu madde, kanunî intifa hakkmın düzenlenmediği göz önüne alınarak, yeniden kaleme alınmıştır. Bu çerçevede yürürlükteki maddenin son fıkrasına yer verilmemesi dışında, hüküm değişikliği yoktur.

Tasarı/teklif madde 797

→ yürürlükteki madde 797

Yürürlükteki Kanunun 721 inci maddesini karşılamaktadır.

- Madde, intifa hakkı sahibinin gerçek kişi veya tüzel kişi olmasına göre, intifa hakkmın süresini düzenlemektedir. Bu çerçevede tüzel kişilerde intifa haldenim en çok yüz yıl devam edebileceği ifade edilmiştir.

Tasarı/teklif madde 798

→ yürürlükteki madde 798

Yürürlükteki Kanunun 722 inci maddesini karşılamadadır.

Maddenin "İntifa haklanın taallûk ettiği şeyin bedeli" şeklindeki kenar başlığı", .maddenin düzenlediği husus göz Önünde tutularak- "Harap olma veya kamulaştırma" şeklinde yazılmıştır. Madde, İsviçre Medenî Kanununun 750 nci maddesine uygun' olarak, ikifikrahâlinde düzenlenmiştir. Hüküm değişikliği yoktur. İntifa hakkı konusu malın harap olması durumunda, malin malikinin malı yararlanılacak hâle getirmekle yükümlü olmadığı; getirirse intifa hakkmın. yemden kurulmuş olacağı; sigorta ve kamulaştırma gibi durumlarda ise, intifa haklarım, hakkın konusu yerine geçen karşılık üzerinde devam edeceği ifade edilmiştir.

Tasarı/teklif madde 799

→ yürürlükteki madde 799

Yürürlükteki Kanunun 723 üncü maddesini karşılamaktadır.

Madde, konu ve kenar başlığıyla birlikte anlaştırılarak yemden düzenlenmiştir.

Madde, intifa haklanın sona ermesi ile hakkın konusu olan malın malike geri verilmesi yükümlülüğünü düzenlenmektedir. Hüküm değişikliği yoktur. Sadece yürürlükteki metinde yer alan "zilyed" sözcüğü yerine "hak sahibi" ifadesi kullanılmıştır.

Tasarı/teklif madde 800

→ yürürlükteki madde 800

Yürürlükteki Kanunun 724 Üncü maddesini karşılamaktadır.

Madde, İsviçre Medenî Kanununun 752 nci maddesine uygun olarak, üç fıkra hâlinde düzenlenmiştir. Bu madde düzenlemesinde birinci fıkrada, intifa hakki sahibinin, malın yok olmasından veya değerinin azalmasından sorumluluğu, kusurlu sorumluluk olarak düzenlenmiş ve bu durumlarda, kusursuzluğunu ispat ederek sorumluluktan kurtulabileceği ifade edilmiştir.

İkinci fıkrada, yararlanma için gereldi olmadığı hâlde .intifa hakkı konusunun tüketilmesi durumunda, intifa hakla sahibinin, kusursuz olsa dahi, sorumlu olacağı belirtilmektedir.

Üçüncü fıkrada ise, "âdet üzere kullanılma" ölçüsü yerine, maddede açıklık sağlama amacıyla,- "malın olağan kullanılması" Ölçüsü kabul edilmiştir; zaten kaynak Kanun metni de bu ifadeyi taşımaktadır.

- 2 3 6- Moddc 801- Yürürlükteki Kânunun' 725 inci maddesini karşılamaktadır.

Madde, iki fıkra hâlinde düzenlenmiştir.

Birinci fıkrada, yürürlükteki metinde yer alan "başkasının .işlerini idareye mahsus hükümler" ibaresi ile, "vekâletsiz iş görme hükttmleri"ne yollama yapıldığı dikkate alınarak, ifade düzeltilmiştir: Böylece intifa hakkı sahibinin, yükümlü olmadığı hâlde yaptığı giderler, yenilemeler ye eklemeler için, hak sona erdiğinde sahip olabileceği alacağın kapsamı belirlenmiştir.' İkinci.fıkrada da, intifa hakkı sahibine, yaptığı eklemeler için, malikin gerekli ödemeyi yapmaktan kaçınması hâli bakımından, malı eski hâline getirerek söküp alma > haklq tanınmıştır.

Tasarı/teklif madde 802

→ yürürlükteki madde 802

Yürürlükteki Kanunun 726 ncı maddesini karşılamaktadır.

Maddede, geri verme anında, malikin ve intifa hakkı sahibinin ileri sürebileceği tüm istemlerin, malın geri verilmesi arandan başlayarak bir yıl • geçmekle zamanaşımına uğrayacağı belirtilmiştir. Böylece'yürürlükteki metinde geçen "sakıt olur" deyimi yerine "zamanaşımına uğrar" ifadesine yer verilmiştir.

Tasarı/teklif madde 803

→ yürürlükteki madde 803

Yürürlükteki Kanunun 727 nci maddesini karşılamaktadır.

Madde, iki fıkra hâlinde kaleme alınmıştır,* Birinci fıkrada, intifa hakkı sahibinin, malı zilyetliğinde bulundurma, yönetme, kullanma, ve yararlanma yetkileri düzenlenmiş; ikinci -fıkrada da, intifa hakla- sahibinin bu yetkilerini kullanırken * göstereceği özenin ölçüsü, "iyi bir yönetici gibi" şeklinde açıklanmıştır.

Tasarı/teklif madde 804

→ yürürlükteki madde 804

Yürürlükteki Kanunun 728 inci maddesini karşılamaktadır.

Madde, İsviçre Medenî Kanununun 756 ncı maddesine Uygun olarak, üç fikra hâlinde düzenlenmiştir Birinci fıkra düzenlemesinde, intifa hakla süresince olgunlaşan doğal ürünlerin intifa hakkı sahibine ait olduğu; ikinci fıkrada, ekimi veya dikimi yapanın toplayan taraftarı, ürün değerini aşmamak üzere yaptığı giderler için uygun bir bedel isteyebileceği; son fikrada ise doğal verim veya ürün niteliğinde olmayan bütünleyici parçaların malike ait olacağı ifade edilmiştir.

Madde 805rYürürlükteki Kanunun 729 uncu maddesini karşılamaktadır.

Madde, .sermaye lizerinde intifa hakkı olması ihtimali bakımından, faiz ve diğer dönemsel gelirlerin, intifa hakkı .süresince intifa hakkı sahibine.ait olduğunu; bu konuda daha geç muaccel olmanın etkisinin bulunmayacağını ifade etmektedir.

Hüküm değişikliği getirmemektedir. Yürürlüktejci maddede geçen "taksite bağlı olan diğer varidatı" ifadesi yerine, "diğer dönemsel gelirleri" ifadesi kullanılmıştır. *

Tasarı/teklif madde 806

→ yürürlükteki madde 806

Yürürlükteki Kanunun 730 uncu maddesini karşılamaktadır.

Hüküm değişikliği yoktur. Ancak, hükmün daha iyi anlaşılabilmesini sağlamak üzere, yürürlükteki metinde yer alan ve anlam karışıldıklarına yoLaçan "zata mahsus olmıyan" ibaresi maddeye alınmamıştır. Yürürlükteki metnin bu ibaresi, intifa baklanın kişisel hak olma niteliğiyle bağdaşmamakta ve-sanki kişiye bağlı olmayan intifa haklarının var olabileceği- gibi yanlış bir düşünceye yol açabilmektedir. Zaten burada düzenlenen husus, intifa hakkının ldşisel hak olma özelliği değil, intifa hakla Çerçevesinde malın kullanılmasıdır. Böylece maddede,-intifa" hakla konusu malın lcullanılmasımn bir başkasına devrinin mümkün olup olmadığı olumlu yönde çözümlenmiş olmaktadır. Maddede, "zata mahsus" deyimi yerine, "sözleşmede aksine hüküm yoksa veya durum ve koşullardan hak sahibince şahsen kullanılması gerektiği anlaşılmıyorsa" açıklaması yapılmıştır. '

Tasarı/teklif madde 807

→ yürürlükteki madde 807

Yürürlükteki Kanunun 731 inci maddesini karşılamaktadır.

Hüküm değişikliği yoktur. 'Yürürlükteki metindeki "haksız" sözcüğü yerine "hukuka aykın" ifadesi kullanılmıştır. Bu düzenleme ile, intifa hakkının konusu malın malikine, gözetim hakkı tanınmış olmakta ye bu haklan şuurları gösterilmektedir.

Tasarı/teklif madde 808

→ yürürlükteki madde 808

Yürürlükteki Kanunun 732 nci maddesini karşılamaktadır.

Madde İsviçre Medenî Kanununun 760 inci maddesine uygun olarak, üç fıkra hâlinde düzenlenmiştir. Birinci fıkrada,malikin, haklarının tehlikeye düştüğünü ispat ederek, intifa hakkı sahibinden güvence isteyebileceği; ikinci fıkrada tüketilebilen şey veya kıymetli evrak söz konusu olduğunda, tehlikenin ispatına gerek olmadan teslimden önce de güvence istenebileceği; son fıkrada kıymetli evrakın bir yere tevdi edilmesinin güvence yerine geçeceği ifade edilmiştir. Ayrıca yürürlükteki maddenin son cümlesindeki, "depo edilme'1 ifadesi yerine, daha doğru olarak "tevdi edilme" deyimi kullanılmıştır.

Tasarı/teklif madde 809

→ yürürlükteki madde 809

Yürürlükteki Kanunun 733 üncü maddesini karşılamaktadır..

Madde, bağışlayanın intifa hakkı kendisinde kalmak üzere yaptığı bağışlamalar bakımından kendisinden güvence istenemeyeceği esasını getirmiş; yürürlükteki metinden faıkh olarak, kanunî intifa hakkı düzenlenmediğinden sadece bağışlama esas •alınarak kaleme alınmıştır. £enar başlık maddeyle uyumlu hâle getirilmiştir,

Tasarı/teklif madde 811

→ yürürlükteki madde 811

Yürürlükteki Kamınım 735 inci maddesini karşılamaktadır.

Hüküm değişikliği yoktur. Yürürlükteki metninden farklı olarak, maddede,' malik ve intifa hakkı sahibinden herhangi birinin talebiyle defter tutmanın söz konusu olabileceğini ifade etmek üzere, "ye" yerine "veya" denilmiştir. Ayrıca talebin karşı tarafa yöneltilmesi gerektiği -düşüncesinden hareketle, malik veya intifa hakkı sahibinin defter tutmayı diğerinden talep edebileceği açıkça vurgulanmıştır. Yine yürürlükteki metinde olduğu- gibi "resmî defter" denilmemiş;, asıl olanın defterin resmen tutulması • olduğu göz Önünde tutularak "noterlikçe "resmen ' defterinin tutulması" denilmiştir.

Tasarı/teklif madde 812

→ yürürlükteki madde 812

Yürürlükteki Kanunun 736 ncı maddesini karşılamaktadır.

Hüküm değişikliği yoktur. Ancak İsviçre Medenî Kanununun 764 üncü maddesine uygun olarak, yürürlükteki metnin "bakım" sözcüğü yerine, "olağan balam" denilmiştir.

Tasarı/teklif madde 813

→ yürürlükteki madde 813

Yürürlükteki Kanunun 737 nci maddesini lmrşdamaktadır.

Hüküm değişikliği yoktur. Madde üç fileni hâlinde düzenlenmiştir.

Tasarı/teklif madde 814

→ yürürlükteki madde 814

Yürürlükteki Kanunun 738 inci maddesini karşılamaktadır.

Hüküm değişikliği yoktur. Ancak, maddenin kenar başlığı içeriğine uygun olarak, "Bir mamelekin, borçlarının faizi" yerine "Malvarlığı intifamda borçların faizi" şeklinde düzenlenmiştir.

Tasarı/teklif madde 817

→ yürürlükteki madde 817

Yürürlükteki Kanunun 741. inci maddesini karşılamaktadır.

Hüküm değişikliği yoktur. Madde iki fıkra hâlinde düzenlenrniştir..

Tasarı/teklif madde 818

→ yürürlükteki madde 818

Yürürlükteki Kanunun 742 nci maddesini karşılamaktadır.

Burada ormanlar üzerindeki intifa hakkı düzenlenmiştir. Maddede, intifa hakla sahibinin ormandan yararlanabilmesinin ancak bir işletme .plânı çerçevesinde olabileceği esası vurgulanmıştır. Ayrıca, Ülkemizde ormanların, kamu karakterli kanunlarla düzenlendiği göz önüne alınarak, bu işletme plânının Özel kanun hükümlerine uygun olarak hazırlanması gereği, kaynak İsviçre Medenî Kanununun 770 inci maddesinden farklı olarak belirtmiştir.

Tasarı/teklif madde 819

→ yürürlükteki madde 819

Yürürlükteki Kanunun 744 üncü maddesini karşdamaktadu'.

Maddenin " İstihlak suretiyle vukubulan veya kıymetleri takdir edilen şeyler" şeklindeki, kenar başlığı, "Tüketilebilen ve değeri biçilen şeyler" olarak değiştirilmiştir. Hüküm değişikliği yoktur. Ancak, burada geri vermenin aynen mümkün olmaması karşısında, "değer ödemekle yükümlü olunacağı" şeklinde ifadeye yer verilmiştir; bu ifade, kaynak Kanunun metnine de uygun düşmektedir. Maddede geçen intifam başladığı gündeki kıymet "ölçütü", "geri verme sırasında bu şeylerin o günkü değeri" şeklinde değiştirilmiştir. Bu suretle değerlerde meydana gelecek değişmelerin malikin aleyhine sonuç doğurması önlenmektedir.

Tasarı/teklif madde 821

→ yürürlükteki madde 821

Yürürlükteki Kanunun 746 nci maddesini karşılamaktadır.

Hüküm değişikliği yoktur. Ancak madde, üç fıkra hâlinde kaleme alınmıştır.

Ayrıca yürürlükteki metnin birinci fıkrasında yer alan "notere tevdi" hükmü, Borçlar - 2 39 — Kanununun 91 inci maddesine paralel olarak "hâkimin belirleyeceği yere tevdi" biçiminde değiştirilmiştir.

Tasarı/teklif madde 822

→ yürürlükteki madde 822

Yürürlükteki Kanunun 747 nci maddesini karşılamaktadır.

Hüküm değişikliği yoktur. Madde, İsviçre Medenî Kanununun 775 inci maddesine uygun olarak üçfikrahâlinde düzenlenmiştir. Üçüncü fıkrada "temlik veya devrin, ancak güvence gösterildikten sonra hüküm ifade edeceği" belirtilmiştir.

Tasarı/teklif madde 823

→ yürürlükteki madde 823

Yürürlükteki Kanunun 748 inci maddesini karşılamaktadır.

Hüküm değişikliği yoktur. Madde İsviçre Medenî Kanununun 776 ncı maddesine uygun olarak üç fikra hâlinde düzenlenmiştir. Yürürlükteki metinde yer alan "Sükna hakkı" terimi "oturma hakkı" ile karşılandığından, konu ve kenar başlığı buna göre düzenlenmiştir.

Tasarı/teklif madde 824

→ yürürlükteki madde 824

Yürürlükteki Kanunun 749 uncu maddesini karşılamaktadır.

Hüküm değişikliği yoktur. Madde, İsviçre Medenî Kanununun 777 nci maddesine uygun olarak üçfikrahâlinde düzenlenmiştir.

Tasarı/teklif madde 825

→ yürürlükteki madde 825

Yürürlükteki Kanunun 750 nci maddesini karşılamaktadır.

. Hüküm değişikliği yoktur. Ancak maddenin kenar başlığı, "Mükellefiyetler" yerine "Gidprler" olarak değiştirilmiştir. Yürürlükteki maddede geçen "ev veya apartmanın tamamından" ifadesi yerine "binanın veya bir bölümünün tamamından" ifadesi, "muhafaza masrafları" ifadesi yerine "onarım ve yenileme giderleri" ve "bakım ve onarım giderleri" denilmiştir.

Tasarı/teklif madde 826

→ yürürlükteki madde 826

Yürürlükteki Kanunun 751 inci maddesini karşılamaktadır.

Hüküm değişikliği yoldur. Madde İsviçre Medenî Kanununun 779 uncu maddesi göz önünde bulundurularak, 14.11.1990 tarihli ve 3678 sayılı Kanunla getirilen değişikliğe uygun olarak üç fikra hâlinde düzenlenmiştir. Konu başlığında, 3678 sayılı Kanunla getirilen değişikliğe de uygun olarak bugüne kadar benimsenmiş olan "üst hakkı" deyimi kullanılmıştır. Ancak bu haklan sürekli nitelikte olması için, yürürlükteki metinde aranan "en az yirmi yıl" süre koşulu "otuz yıTa çıkarılmıştır.

Tasarı/teklif madde 827

→ yürürlükteki madde 827

Yürürlükteki Kanunun 75 l/a maddesini karşılamaktadır.

Hüküm değişikliği yoktar. İsviçre Medenî Kanununun 779/b maddesinden yararlanılarak kaleme alman maddede, üst hakkının içerik ve kapsamına ilişkin sözleşmenin aynî etkisi düzenlenmektedir. Esasmda üst haklarım içerik ve kapsamıyla ilgili olarak resmî senette yer alan, özellikle yapının konumuna, şekline, niteliğine, boyutlarına, özgülenme amacına ve üzerinde yapı bulunmayan alandan faydalanmaya ilişkin sözleşme kayıtlarının, kural olarak sadece tarafları bağlaması gerekmektedir.

Bu durumda ise, arazinin veya Üst hakkının el değiştirmesi ile yeni malik veya yeni hak sahibinin bu sözleşme ile bağlı olması mümkün olamayacaktır. Bu sonucun, uygulamada önemli bir gelişme gösteren üst hakkından beklenen yararların elde edilmesini engelleyeceği açıktır. İşte bu sakıncayı gidermek için, üst hakkının içerik ye - 2 4 0- kapsnmıyla ilgili sözleşme kayıtlarının, üst hakkım veya yüklü taşınmazı iktisap eden.

herkes için bağlayıcı olacağı kabul edilmiştir.

Tasarı/teklif madde 828

→ yürürlükteki madde 828

Yürürlükteki Kanunun 75 l/b maddesini karşılamaktadır.

Hüküm değişikliği yoktur. İsviçre Medenî Kanununun 779/c maddesinden yararlanılarak kaleme alman maddede, üst hakkının sona ermesi halinde arazideki yapıların hukuld akıbeti belirlenmiştir. Bilindiği gibi üst hakkı, bütünleyici parça kuralına bir istisna oluşturmaktadur. Üst hakkı sona erince, haliyle bütünleyici parça kuralı uygulama alanına girecek; böylece bu hakka dayanılarak arazide yapılan yapılar da arazinin bütünleyici parçası olarak arazi malikine ait olacaktır. Aynı şeldlde, taşınmaz olarak kaydedilen üst hakkı sona erince de, bu sayfa kapatılacak ve bu sayfada yer alan üst .hakkı üzerindeki tüm sınırlı aynı haklar, kısıtlamalar ve yükümler de sona erecek; ancak bedele ilişkin hükümler sajdı olacaktır. Bu düzenleme yürürlükteki metinden farklı olarak sadece sürenin geçmesiyle değil tüm sona erme hâllerini kapsayacak şekilde kaleme alınmıştır.

Tasarı/teklif madde 829

→ yürürlükteki madde 829

Yürürlükteki Kanunun 75 l/c maddesini karşılamaktadır.

Hüküm değişikliği yoktur'. İsviçre Mecjenî Kanununun 119lü maddesinden yararlanılarak kaleme alınan maddede, üst haklanın sona ermesi hâlinde arazideki yapıların karşılığı olarak taşınmaz malikinin bir bedel ödemeyeceği esası getirilmiştir/ ancak bu kuralın aksi kararlaşonlabilecekrir. Böyle bir kararlaştırma hâlinde, ödenecek uygun bedelin miktarının, ve hesaplanış biçiminin belirleneceği; bu bedelin, rehinli alacaklıların güvencesini oluşturacağı ve rızaları olmadıkça üst hakkfsalübine ödeme yapılamayacağı açıklığa kavuşturulmuştur. Kararlaştırılan bedel alacağının Ödenmemesi veya güvence altına alınmaması halinde, üst hakla sahibi veya rehinli alacaklı, bedel alacağına güvence olmak üzere terkin edilen üst hakla yerine ayniderecede ve sırada bir' ipoteğin tescilini, isteyebilecektir. Bu ipotek üst hakkının SQna ermesinden başlayarak üç ay içinde tescil edilecektir. Burada teknik bir anlamda tazminat söz konusu olmayıp bir denkleştirme bedeli söz konusu olduğundan • 'tazminat" yerine ."bedel" terimi kullanılmıştır.,

Tasarı/teklif madde 830

→ yürürlükteki madde 830

Yürürlükteki Kanunun 75 l/d maddesini karşılamaktadır.

İsviçre Medeni Kanununun 779/c maddesinden yararlanılarak kaleme alınan maddede, üst hakkı sahibine bedel ödenmesi veya arazinin ilk hâline getirilmesi! konulu anlaşmaların geçerliliğinin resmî şekle tâbi tutulması ve tapu kütüğüne şerh verilmesi hususları düzenlenmiştir. Böylece bu şerh, bu anlaşmaların, üst hakkını ve yüklü taşınmazı iktisap eden herkes için bağlayıcı olmasını sağlayacaktır. Yürürlükteki metinde şerh koşulu aranmamakta ve-bu anlaşmalara, kanun gereği bu sonuç bağlanmaktadır.- Bu durum eşya hukukunun taşınmazlarla ilgili kişisel nitelikli 'hakların ancak kanunla öngörülen durumlarda şerh edilmesi ve bu suretle herkese karşı etkili olmasının sağlanması ilkesiyle bağdaşmamaktadır. Bu nedenle, madde, eşya hukuku ilkeleriyle uyumlu hâle getirilmiştir.

Madde 83İ-* Yürürlükteki Kanunun 751/e maddesini karşılamaktadır,' Hülcüm değişikliği yoktur. İsviçre Medenî Kanununun 119li maddesinden yararlanılarak kaleme alman maddede, arazi malikine, sürenin bitiminden önce üst haklanın kendisine devrim isteyebilme olanağı tanınmaktadır. Ancak bu olanağı kullanma, üst hakkı sahibinin yetkilerinin sınırlanın ağır şekilde aşması veya sözleşmeden doğan yükumlülülderine önemli ölçüde aylan davranması hâlinde mümkürrolabiİecekrir. Bu durumda da, üst haklanın arazi malikine geçmesi,- bütün hale' ve yükümlülükleri ile birlikte' olacaktır. Böylece özellikle, rehinli alacaklıların haklarının tehlikeye düşmesi önlenmiş olmaktadır.

Tasarı/teklif madde 832

→ yürürlükteki madde 832

Yürürlükteki Kanunun 75 l/f maddesini karşılamaktadır.

Hüküm değişikliği yoktur. İsviçre Medenî Kanununun 779/g maddesinden .yararlanılarak kaleme alman maddede, Üst îıaldanın süresinden önce arazi malikine devri isteminin kullanılmasında uygun bedel Ödeme borcu düzenlenmektedir. Ancak üst hakkı sahibinin kusuru, bedelin belirlenmesinde indirim sebebi olacaktır. Bu suretle, tarâflarm karşılıklı menfaatleri arasmda adil bir denge kurulmaya çalışılmıştır.

Bu bedelin Ödenmesi veya güvence altına alınmasıyla, malike devir gerçekleşecektir.

Bu düzenleme, bir taraftan güvence verilmesi suretiyle daha geç ödeme olanağı tanınmış olmakla arazi malikini ve diğer taraftan da bedelin ödenmesi veya güvence altına alınmasından sonra devre olanak tanımakla üst hakkı sahibim korumaktadır.

Madde- 833- Yürürlükteki Kanunun 75 l/g maddesini karşılamaktadu'.

Hüküm değişikliği yoktur. İsviçre Medenî Kanununun 779/h maddesinden yararlanılarak kaleme alman maddede, Üst hakla sahibinin yükümlülüklerine aykın davranması hâlinde sözleşmede malik lehine saldı tutulan üst hakkım süresinden önce sora erdirme veya devrini isteme yetkisinin, süresinden önce devir istemine ilişkin hükümlere tâbi olacağı öngörülmüştür. Bu hüküm, kuruluş sözleşmelerinde ' öngörülmüş olsun veya olmasın bütün üst haklarına uygulanabilecektir. Bu hükmün varlığı, tarafların yapacakları sözleşmede üst hakkını vaktinden önce sona erdirme konusunda^ üst hakla sahibinin yükümlülüklerini, 831 inci maddeden farklı olarak "önemli ölçüde" değil sadece 'Yükümlülüklerine aykırı davranması hâlinde" arazi malikinin böyle bir isteme yetkisini kararlaştırmalarına engel değildir. İşte madde, boyhrbir anlaşma yapıldığıtekdirde,sözleşmeden kaynaklanan süresinden önce devir isteminin kanundan doğan devir istemi hükümlerine tâbi olacağım açıklamaktadır.

Tasarı/teklif madde 834

→ yürürlükteki madde 834

Yürürlükteki Kanunun 75 l/h maddesini karşılamaktadır.

Hüküm değişikliği yoktur. İsviçre Medenî Kanununun 779/i maddesinden yararlanılarak kaleme alman maddede, üst hakkının irat biçiminde Ödenecek bir bedel karşılığı kurulması hâlinde, arazi malikinin irat alacaklarına bir güvence sağlamak amacıyla düzenleme getirilmiştir. Bu güvence, en çok üç yıllık irat için üst haklanın ipotek edilmesini isteme şeklindedir; ancak şüphesiz güvence tesisi, sadece taşınmaz niteliğine kavuşturulmuş üst haklan için mümkün olabilecektir.

Maddede öngörülen kanunî ipotek, ancak tescille kurulabilecektir. Aynca Medenî Kanunun gayrimenkul rehnimn ancak alacak.miktarı belli edilmek suretiyle - 2 4 2- kurulabileceğine ilişldn temel ilkesi uyarınca, maddede söz konusu ipoteğin tescilinde esas alınacak miktarın, taşınmazın uzun süreli ağır bir yük altına girmemesi için, en çok ûç yıllık irat miktan ile belirleneceği olgusu göz önüne almarak, ikincifikrada,bu durumda üç yıllık miktarın nasıl tespit edileceğini gösteren bir kural getirilmiştir.

Tasarı/teklif madde 835

→ yürürlükteki madde 835

Yürürlükteki Kanunun 75 l/î maddesini karşılamaktadır.

Hüküm değişikliği yoktur. İsviçre Medenî Kanununun 779/k maddesinden yararlanılarak kaleme alman maddede, bir önceki maddede söz konusu edilen kanunî ipoteğin tescili düzenlenmektedir. Getirilen bu düzenlemeye göre, tescilin, üst hakkı suresi içinde her zaman istenebileceği ve icra yoluyla satışta terkin olunmayacağı ilkeleri getirilmiştir. Böylece arazi malikinin irata ilişkin alacağınm her zaman güvence altına alınabilmesi olanağı sağlanmış ve zaman açısından bir sınırlama getirilmemesinin, ipoteği tescil borcunun eşyaya bağlı bulunması sebebiyle, üst hakkının el değiştirmesi açısından bir salonca oluşturmayacağı düşünülmüştür. Çünkü üst haklanın her devrinde, bunun'yeni sahibi, tescili yapma borcu alanda olmaktadır.

İcra yolu ile satışta.terldn olunmama da, arazi malikine getirilen bir diğer korumayı oluşturmaktadu*.

Ayrıca, bu ipoteğin kurulmasında, yapı alacağı ipoteğinin kurulmasına ilişkin hükümlerin kıyas' yoluyla uygulanacağı kabul edilmek suretiyle, bu konuda çıkabilecek sorunlara çözüm getirilmiş olmaktadır.

Tasarı/teklif madde 836

→ yürürlükteki madde 836

Yürürlükteki Kanunun 75 l/j maddesini karşılamaktadır. - Hüküm değişikliği yoktur. İsviçre Medenî Kanununun 779/1 maddesinden yararlanılarak kaleme alman maddede, üst hakkının bağımsız bir hak olarak en çok yüz yıl için kurulabileceği; süre uzatımının da üst hakkı süresinin dörtte üçü dolduktan sonra ve kurulması için öngörülen şekle uyularak, her zaman en çok yüz yıllık yeni bir süre için olabileceği; uzatmaya ilişkin önceden verilen taahhüdün bağlayıcı olmayacağı belirlenmiştir. Hükümde bir alt şuur getirilmekten kaçınılmış ve bunun saptanması, tarafların serbest iradesine bırakılmıştır.

Tasarı/teklif madde 837

→ yürürlükteki madde 837

Yürürlükteki Kanunun 752 nci maddesini karşılamaktadır.

Hüküm değişikliği yoktur. İsviçre Medenî Kanununun 780 inci maddesine uygun olarak üç fıkra hâlinde düzenlenmiştir. Ancak üst hakkıyla aynı doğrultuda olmak üzere, bağımsız nitelikteki kaynak irtifakının tapu kütüğüne taşınmaz olarak kaydedilmede, süreklilik niteliği için "en az otuz yıl için kurulmuş olma" koşulu öngörülmüştür.

Tasarı/teklif madde 838

→ yürürlükteki madde 838

Yürürlükteld Kanunun 753 üncü maddesini karşılamaktadır.

Hüküm değişikliği yoktur. Ancak maddenin birinci fıkrasında yer alan amaçlar araşma, Ülkemizde spor faaliyetlerinin gösterdiği gelişme göz önüne almarak, "spor alanı" da eklenmiş; ayrıca maddenin son fıkrasında, bu tür'irtifak haklarına, "taşınmaz . lehine irtifaklara ilişkin hükümler" in uygulanacağı öngörülmüştür.

— 2 4 3- ÜÇÜNCÜAYÎMM TAŞINMAZ YÖICÜ "Gayrimenkul Mülcellefıycti" şeklindeki Ayırım başlığı, 'Taşınmaz Yülcû" olarak değiştirilmiştir.

. Medde 839-YürürlÜîrteld Kanunun 754 üncü maddesini karsdamakfadu*.

Hüküm değişikliği yoktur. Madde kenar başlığıyla birlikte ardaştınlmıştar.

Tasarı/teklif madde 840

→ yürürlükteki madde 840

Yürürlükteki Kanunun 755 inci maddesini karşılamaktadır.

Hüküm değişikliği yoktur. Madde, konu ve kenar başlığıyla birlikte anlaştırılmak suretiyle yeniden kaleme alınmıştır. İsviçre Medenî Kanununun 783 üncü maddesine uygun olarak üç fıkra hâlinde 'düzenlenmiştir. Yürürlükteki metinden farMı olarak, yükümün değeri olarak Türk parasının yamsıra bu konudaki Ülkemiz pozitif hukukundaki gelişmelere uygun olarak yabancı para ile belirlenmiş bir miktar gösterilme olanağı da getirilmiştir.

Tasarı/teklif madde 841

→ yürürlükteki madde 841

Yürürlükteki Kanunun 756 ncı maddesini karşılamaktadır.

.Hüküm değişikliği yoktur. Madde kenar başlığıyla birlikte anlaştırılmak suretiyle kaleme alınmıştır.

Tasarı/teklif madde 842

→ yürürlükteki madde 842

Yürürlükteki Kanunun 757 nci maddesini lcarşılamaktadır.

Hüküm değişikliği yoktur. Madde kenar başlığıyla birlikte anlaştırılmak suretiyle yeniden lâleme alınmıştır. Ancak, yürürlükteki metinden farklı olarak "alacağın", "para alacağı" olduğu vurgulanmışur.

Tasarı/teklif madde 843

→ yürürlükteki madde 843

Yürürlükteki Kanunun 758 inci maddesini karşılamaktadır.

Hüküm değişikliği yoktur. Madde konu ve kenar başlıklarıyla birlikte anlaştırılmak suretiyle kaleme alınmıştır.

Tasarı/teklif madde 844

→ yürürlükteki madde 844

Yürürlükteki Kanunun 759 uncu maddesini karşılamaktadır.

Hüküm değişikliği yoktur. Maddenin "İştira" şeklindeki kenar başlığı da "Yükten kurtarma" olarak değiştirilmiştir.

Tasarı/teklif madde 845

→ yürürlükteki madde 845

Yürürlüktekt Kanunun 760 uncu maddesini karşılamaktadır.

Maddenin "Takyit edilen gayrimenkul malikinin iştirayı istemek hakkı" şeklindeki, kenar başlığı "Yükümlünün yetkisi" olarak değiştirilmiştir.

Madde 846» Yürürlükteki Kanunun 761 inci maddesini karşılamaktadır. .

Hüküm değişikliği yoktur.

- 2 4 4- Maddc 847- Yürürlükteki Kanunun 762 nci maddesini karşılamaktadır.

Hülcttm değişikliği yoktur. İsviçre Medenî Kanunun 790 inci maddesine uygun olarak iki fıkra hâlinde düzenlenmiştir. Yürürlükteki metinden farldı olarak;

"yapılacak've verilecek şeyler" yerine her ikisini de»kapsayacak "edimler" denilmiştir.

Tasarı/teklif madde 848

→ yürürlükteki madde 848

Yürürlükteki Kanunun 763 üncü maddesini karşılamaktadır.

Hüküm değişikliği yoktur. İsviçre Medenî Kanununun 791. inci maddesine uygun olarak iki fıkra hâlinde düzenlenmiştir. Yürürlükteki metinden farldı olarak "verilecek ve yapılacak şey" yerine her ikisini de kapsayacak şekilde "edim1' denilmiştir.

'Madde 849-Yürürlükteki Kanunun 764 üncü maddesini karşılamaktadır.

Hüküm değişikliği yoktur. İsviçre.Medenî Kanununun 792' nci maddesine uygun olarak iki fıkra hâlinde düzenlenmiştir.

İKİNCİ BÖLÜM TAŞINMAZ REHNÎ BİRİNCİ AYIRIM GENEL HÜKÜMLER

Tasarı/teklif madde 850

→ yürürlükteki madde 850

Yürürlükteki Kanunun 765 inci maddesini karşılamakta ve taşınmaz relini türlerini sınırlayıcı olarak belirlemektedir.

Yürürlükteki maddenin ikinci cümlesine gerek görülmemiştir. Çünkü maddede yer alan "ancak" sözcüğü ikinci cümleyi gerektirmeyecek kadar açıklık sağlamaktadır.

Maddede başka hüküm değişikliği yoktur.

Tasarı/teklif madde 851

→ yürürlükteki madde 851

Yürürlükteki Kanunun 766 ve 766/a maddelerini karşılamaktadır.

Hüküm değişikliği yoktur.

Tasarı/teklif madde 854

→ yürürlükteki madde 854

Yurürlülcteki Kanunun 769 uncu maddesini karşılamaktadır.

İsviçre Medenî Kanununun 797 nci maddesine uygun olarak iki fıkra hâlinde düzenlenmiştir. Hüküm değişikliği yoktur. Maddede "parsel" deyiminin kullanılış -amaç ve nedeni 792 nci maddenin gerekçesinde açıklandığından burada tekrara gerek duyulmamıştır.

- 2 4 5- Maddc 855-Yürürlükteki Kanunun 770 inci maddesini karşılamaktadır.

İsviçre Medenî Kanununun 798 inci maddesine- uygun olarak üç fıkra hâlinde düzenlenmiştir. Hüküm değişikliği yoktur.

Tasarı/teklif madde 857

→ yürürlükteki madde 857

Yürürlükteki Kanunun 772 nci maddesini karşılamaktadır.

Yürürlükteki Kanundan farklı olarak-ve İsviçre Medenî Kanununun 648 inci maddesinin son fıkrasında 19 Aralık 1963 tarihinde yapılan değişikliğe uygun şekilde maddeye yeni bir fıkra eldenmiştir. Bu yeni hükümle, bir veya bir kaç pay üzerine rehin kujulduktan sonra o taşınmazın tümü üzerinde rehin kurulması yasaklanmıştır.

Bu suretle böyle bir rehnin paraya çevrilmesinde karşılaşılacak zorluklar önlenmek istenmiştir. Başka bir hüküm değişikliği yoktur.

Madde 858;YürÜılülcteki Kanunun 773 üncü maddesini karşılamaktadır.

Hüküm değişikliği yoktur.

Tasarı/teklif madde 859

→ yürürlükteki madde 859

Yürüılülcteld Kanunun 774 üncü maddesini karşılamaktadır.

Yürürlükteki metnin birinci, fıkrasındaki "Hükümet" deyimi, amaca ve kaynak isviçre Medenî Kanununun 802 nci maddesine uygun biçimde "kamu kurum ve kuruluşu" olarak değiştirilmiştir. Bu suretle çeşitli kamu kurum-ve kuruluşları tarafindan yapılan birleştirmeler maddenin kapsamı .içine alınmıştır. Bunun yanında, aynı fıkradaki "Hükümetin eliyle veya Hükümetin nezareti alanda" ibaresi yerine "Yetkili kamu kurum ve kuruluşu tarafından "gerçekleştirilen" denmek suretiyle birleştirmeyi yapan makamın rolü vurgulanmışur. Bunun dışında bir hüküm değişikliği yoktur. Maddede "parsel" deyiminin kullanılış amaç ve nedeni 792 nci maddenin gerekçesinde açıklandığından burada tekrara gerek duyulmamıştır.

Tasarı/teklif madde 860

→ yürürlükteki madde 860

Yürürlükteki Kanunun 775 inci maddesini karşılamaktadır.

Yürürlükteki metindeki "rehin haklarını satıh alabilir." ibaresi yerine "karşılığını ödeyerek taşınmazı rehinden kurtarabilir." ibaresi kullanılmıştır. Zira söz konusu olan, satin alma değil, birleştirmeye konu olan taşmmazm borçlu tarafindan rehinden kurtarılması imkânıdır. Bu nedenle "Borçlunun iştira hakkı1' şeklindeki kenar başlık da "Borçlunun taşınmazı rehinden kurtarması" şeklinde düzeltilmiştir.

Tasarı/teklif madde 861

→ yürürlükteki madde 861

Yürürlükteki Kanunun 776 nci maddesini karşılamaktadır.

Madde, taşınmaz için ödenen bedelin muhtelif alacaklılar arasında dağıtım şeklim düzenlemektedir. Birinci fıkrada sözü edilen "sıra", deyimi, Almanca "Rangordnunğ", Fransızca "Rang" terimlerinin karşılığıdır. Rehin hukukunda üstünlük, aynî hakkın doğuşu tarihine göre değil, tarafların ona, rehnin kumlusu esnasında verdikleri sıraya göre belirlenebilir. Madde, İsviçre Medenî Kanununun 804 üncü maddesine uygun olarak iki fıkra hâlinde düzenlenmiştir. Hüküm değişikliği yoktur.

- 2 4 6-

Tasarı/teklif madde 862

→ yürürlükteki madde 862

Yürürlükteki Kanunun 777 nci maddesini karşılamaktadır. .

Yürürlükteki metnin ikinci fıkrasındaki "tapu sicilinde zikrolunan şeyler*' deyimi niteliğine ve İsviçre Medenî Kanununun 805 inci maddesine uygun olarak "tapu kütüğünde beyanlar sütununa yazılan şeyler** şeklinde düzeltilmiştir. Ayrıca madde, kaynak Kanuna uygun olarak üç fikra hâlinde düzenlenmiştir. Hüküm .değişikliği yoktur.

Tasarı/teklif madde 863

→ yürürlükteki madde 863

Yürürlükteld Kanunun 778 inci maddesini karşılamaktadır. - Yürürlükteki metnin birinci fıkrasındaki "merhunün nakde tahvili için alacaklı tarafından başlayan takibattan ve borçlunun iflâsına hükümden'* ifadesi yerine.

"borçluya karşı rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takibe başlanmasından veya borçlunun iflâsının ilânmdan başlayarak" ifadesi kullanılmak .suretiyle madde,- İcra ve İflâs Kanunu hükümleriyle uyumlu hâle getirilmiştir. Madde, İsviçre Medenî Kanununun 806 ncı maddesine uygun olarak üçfikrahâlinde düzenlenmiştir. Hüküm değişikliği yoktur.

Tasarı/teklif madde 865

→ yürürlükteki madde 865

Yürürlüktelrî Kanunun 780 inci maddesini karşılamaktadır.

İsviçre Medenî Kanununun 808 inci maddesine uygun olarak Üçfikrahalinde düzenlenmiştir. Hüküm değişikliği yoktur.

Tasarı/teklif madde 867

→ yürürlükteki madde 867

Yürürlükteki Kanunun 782 nci maddesini karşılamaktadır.

İsviçre Medenî Kanununun 810 uncu maddesine uygun olarak İMfikrahâlinde düzenlenmiştir. Hüküm değişikliği yoktur.

Tasarı/teklif madde 869

→ yürürlükteki madde 869

Yürürlükteki Kanunun 784 üncü maddesini karşılamaktadır.

İsviçre Medenî Kanununun 812 nci maddesine uygun olarak üç fıkra hâlinde düzenlenmiştir. Hüküm değişikliği yoktur. ~ '

Tasarı/teklif madde 870

→ yürürlükteki madde 870

Yürürlükteki Kanunun 785 inci maddesini kanamaktadır.

Madde kaynak Kanunun 813 üncü maddesine göre iki fikra hâlinde düzenlenmiş "teminat" sözcüğü "güvence" olarak değiştirilmiştir.

Birinci fıkrada rehnin sağladığı güvencenin sırasının tesis anında tapu kütüğüne tescil edüen rehin derecesi ile sınırlı olduğu, ikinci fıkrada ise önceki sırada olacak güvence miktarının tapu kütüğünde belirtilmesi süresince ikinci veya daha sonraki - 2 4 7- ' çırada taşınmaz rehni kurulabileceği düzenlenmektedir. Her taşınmaz rehninin belli bir rehin derecesi içinde kurulması zorunlu sayılmıştır. „ TJıra ve derece terimleri benzer anlamlar için kullanılmaktadır. "Sıra" sözcüğü genel olarak bütün sınırlı aynî haklarda öncelik durumunu açıklamak için kullanılırken, "derece" sözcüğü taşınmaz rehinlerinde, taşınmazın farazi bir- değer parçası karşılığı relinin tescil edildiği sabit "kutuyu" ifade etmektedir.

önceki sıradaki yani takaddüm edecek miktarın, belirtilmesinden kasıt, önceki derecenin farazi olarak tayin olunacak miktarıdır. Bîr derece içinde bu farazi miktarı geçmeyecek bir veya birden fazla taşınmaz rehni kurulabilir. Bir derece içindeki bu rehinlerin birbirine bir önceliği olmayacaktır.

Kaçıncı dereceye kadar rehin tesis edilebileceği hususunda bir sınırlama yapılmamıştır. Taşınmaz malikinin bir dereceyi boş tutup sonraki bir derecede rehin tesis ettirmesine de olanak verilmiştir.

ön sıradaki rehin derecelerinin farazi değer miktarının belirtilmesi geçerlilik unsuru sayılacaktır.

Medde 871-Yürürlükteki Kanunun 786 ncı maddesini karşılamaktadır.

Maddenin "Tertip" şeklindeki kenar başlığı içeriğine uygun olarak "Rehin dereceleri arasındaki ilişki" şeklinde değiştirilmiştir.

Maddede her taşınmaz rehninin sabit bir derecesi olduğu önceki şuradaki derece içindeki rehin ve rehinlerin sona ermesi, bu derecenin kısmen veya tamamen boşalması hâlinde, sonraki sıradaki taşınmaz rehinlerinin bu önceki sıraya jlerleyemeyeceği ve malikin boşalan rehin derecelerine yeniden taşınmaz rehni tesis edebilecek düzenlenmektedir.

Bu kural, yani her taşınmaz rehninin sabit bir derecesi olacağı kuralı emredici nitelikte sayılmamıştır. Aksine yapılacak sözleşmeler, yani bir taşınmaz rehninin boşalan öndeki bir dereceye ilerleyebileceği hususunda yapılacak sözleşmeler kaynak Kanunun bu maddeyi karşılayan 814 üncü maddesinin üçüncü fıkrasından farklı olarak, resmî şekle tâbi tutulmuştur. Bu bir geçerlilik şartıdır. Bu tür bir sözleşme rehin loınılurken yapılabileceği gibi, rehnin kumlmasmdan soma yapılması da mümkündür.

Boşalan dereceye ilerleme hakla veren sözleşmelerin tapu kütüğüne şerhi, birgeçerlilik şartı olmayıp, bu hakkın taşınmaz üzerinde daha sonra hak sahibi .olabilecek kişilere karşı ileri sürülebiimesini sağlayabilmek için öngörülmektedir. Bu şekilde yürürlükteki metinde yer alan ve yanlış yorumlara sebebiyet veren ''muteber olması tapu siciline şerh verilmesine bağlıdır" şeklindeki ifade düzeltilmiştir.

• Bir alacaklının boşalan dereceye ilerleme hakkı varsa, ona ait rehin haklanın, Önceki sırada bulunan her hangi bir rehin derecesi boşaldığında bu boşalan dereceye' tescili, bu alacaklı tarafından istenebilecektir. Boşalan bu derece bir önceki sırada, olabileceği gibi, daha Önceki bir şuada da olabilir. Tarafların bu konuda daha somut sözleşmeler yapması, örneğin boşalan dereceye ilerleme hakkım sadece bir önceki şuaya veya daha önceki herhangi bir şuraya hasretmeleri mümkün kılınmıştır.

- 2 4 8- Mndde 872-Yflrürlükteld Kanunun 787 nci maddesini karşılamaktadır.

Bu madde Kanuna 1984 tarihli Öntasarının 790 inci maddesinden aynen alınmıştır. ' * Maddeyle, relinin paraya çevrilmesinde ön sıraca yer alan bir rehin derecesinin boş olması halinde nasıl bir işlem yapılması gerektiği düzenlenmiştir. Buna göre öp sıradaki bir rehin derecesi boş tutulmuş veya sonradan boşaldığı hâlde malik-bu dereceye yeniden rehin tesis ettirmemiş ise veya ön sıradaki rehinlerin değeri, o derecenin farazi değerinden daha az ise, bu boş derece veya dereceler veya derece içi boşluklar dikkate almmaksızm satış parası arka şuradaki rehinli alacaklılar arasmda yine,bunların birbirine Öncelik derecesi dikkate alınarak paylaştırılacaktır Bunun anlamı,- arka şuradaki rehinlerin bu boş derece veya derecelere kendiliğinden ilerlemesi olup, taşınmaz rehnindeki sabit derece ilkesine bir istisna oluşturmasıdır..

Örneğin birinci derecenin farazi değeri .200 milyon, ikinci derecenin 150 milyon, üçüncü derecenin 50 milyon, birinci derece tamamen boş, ikinci derecedeki rehinli alacak miktarı sadece 125 milyon liradan ibaret kalmış ve taşınmazın satış - bedeli 150 milyon lira ise, boş birinci derece dikkate alınmayacağından, bu satış parasının 125 milyonu ikinci derecedeki rehinli alacaklının, 25 milyonumda üçüncü .

derecedeki rehinli alacaklının olacaktır. Eğer bu olayda malik birinci derece içine 200 milyon liralık rehin tesis ettirmiş olsa idi, ikinci ve üçüncü derecedeki rehinli alacaklılar satış parasından hiç bir pay alamayacaklardı.

Maddenin bu hükmü emredici niteliktedir. Bu sebeple arka sıradaki rehinli alacaklıların, ön sıradaki bu boş derecenin karşılığı olan satış parasından istifade etmeyecekleri, boş kalan derecenin farazi karşılıldannm taşınmaz malikine ait olacağı yolunda taahhütleriJaüküm ifade etmeyecektir.

Doğaldır ki taşınmaz maliki, alt sıradaki bir rehinli alacaklıya bir önceki madde hükmüne göre boşalan dereceye ilerleme hakkı tanımış ise, ön sıradaki bu boş derecelerden yararlanma hakla sadece bu alacaklıya ait olur ve diğer rehinli alacaklılar . bu boş dereceden yararlanmazlar. Bu itibarla, arka sıradaki rehinli alacaklıların, ön snadaH boş derecelerden relinin paraya çevrilmesi esnasında yararlanabilmesi, diğer rehinli alacaklılara taşınmaz maliki tarafından tanınan boşalan dereceye ilerleme hakkı ile sınırlıdır.

Madde .873* Yürürlükteki Kanunun 788 inci maddesini karşılamaktadır.

Madde 1984 tarihli öntasarının 791 inci maddesinden aynen-alınmıştır. İsviçre Medenî Kanununun 816 ncı maddesine uygun olarak üç fıkra hâline getirilmiştir.

Bu maddeyle rehinli alacaklıya, sadece relini icra vasıtasıyla paraya çevirtip alacağım bu satış parasından öncelikle tahsil .etine hakkı verildiği, alacak birden fazla taşınmazla güvence alana alınsa bile, alacaklının bunların ayrı ayn satışını işleyemeyeceği, hepsinin birlikte sarisini istemesinin zorunlu olduğu, fakat icra memurunun bunlardan sadece alacak için yeterli ve gerekli olan taşınmazların satışını yapabileceği, alacaklıya bunların ötesinde haklar verilmediği, özellikle borcun ifa edilmemesi hâlinde rehin konusu taşınmazın mülkiyetinin alacaklıya geçeceği hususunda önceden yapılacak sözleşmelerin geçersiz olacağı yani temellük yasağı (lex commissaria) belirtilmektedir.

- 2 4 9- Ma'dde 074-Yürürlükteki Kanunun 780 uncu maddesini karşılamaktadır.

Bu madde hükmünde.iki ilke yer almaktadır. Bunlardan birincisi, satış parasının, rehin öncelik sıralarına göre paylaşılacağı, ön-sıradaki rehinli alacaklı veya alacaklıların alacaktan tamamen karşılanmadan bir alt sıradaki rehin derecelerinde yer alan rehinli alacakhlarm satış bedelinden pay alamayacaklarıdır. İkinci ilke ise, aynı.

rehin derecesi içinde birden fazla taşınmaz relini varsa, bunların birbirlerine karşı üstünlüğü olmayacağıdır.

Bu ilkeler, taşınmaz rehninde benimsenen sabit derece ilkesinin sonucudur. Her şeyden önce bir ön sıradaki rehinli alacaklılar satış parasından alacaklarının tamamım .tahsil etmedikçe daha sonrald dereceli rehinli alacakhlarm satış bedelinden bir pay alabilmeleri mümkün sayılmamıştır.

Aynı sıradaki rehin derecesi içinde birden fazla taşınmaz relini varsa, bunlar arasında bir öncelik sırası olmadığı ve kendi rehin derecelerine kalan satış parası meblağı, bu alacakhlarm alacağının tamamını karşılamaz ise, bu derece içindeki rehinli alacaklılar arasında satış parası orantılı olarak paylaşılacaktır. Yan derece adı verilen aynı rehin derecesi içindeki taşınmaz rehinleri arasında bir öncelik şurası olmaması benimsenmiştir. 1984 tarihli öntasarının 792 nci maddesinin ikinci fıkrasındaki yan derecelerin "tescil tarihine göre" öncelik sırasına sahip olacağı kuralı bilinçli olarak kabul edilmemiştir. Bu nedenle bir sıra içinde, öncelikli alt rehin dereceleri tesisine imkân verilmemiştir.

örnek olarak, bir taşınmaz üzerinde üç rehin derecesi olduğu, bunlardan birinci derecede (A) lehine 100, (B) lehine 150 milyon liralık, ikinci derecede (C) lehine 150, (D) lehine 300 milyon liralık, üçüncü derecede ise (E) lehine 200 milyon liralık taşınmaz relini olduğu, taşınmazın icra masrafları .çıktıktan sonra satış bedelinin 500 milyon lira olduğu farz edilirse; birinci derecede olan (A) ve (B) toplam 250 milyon liralık alacaklarım tam olarak tahsil edecekler, buna karşılık geriye kalan 250 milyon lira, ikinci derecedeki (C) ve (D) nin toplam 450 milyon liralık alacağım karşılamadığından (C) ve (D), geriye 250 milyon lirayı aralarında alacaktan ile orantılı Olarak paylaşacaklar ve Üçüncü derecedeki (E) satış bedelinden hiçbir pay alamayacaktır.

• (C) ve (D) nin payı ise, bakiye 250 milyon liranın kendi alacaklarına oranlanması ile bulunulacaktır.

(C) için 450 milyonun karşılığı 250 milyon lira ise 150 milyonun karşılığı ne.olur (x) 150x250 X = '= 83.33, aynı şekilde (D) için 300x250 X = i = 166.66

Tasarı/teklif madde 875

→ yürürlükteki madde 875

Yürûrlükteîd Kanunun 790 inci maddesini karşılamaktadır.

Madde hükmünde taşınmaz rehnine konu olan taşınmaz rehninin paraya çevrilmesi suretiyle satılması hâlinde, satış paıasmdan hangi .alacak ve alacak kalemlerinin güvenceli olarak karşılanacağı düzenlenmektedir.

Buna göre, taşınmaz rehni kararlaştınlan ve tapuda gösterilen ana alacak miktarı yanında bunun ferilerini oluşturan alacak faizleri ile takip ve dava giderlerini kapsamı içine almaktadır..Gecikme (temerrüt) faizinin rehnin kapsamı içinde sayılması için tapuda gösterilmesi gerekmez. Ancak kanun! gecikme faizinin üzerinde bir gecikme faizi kararlaştırılmış ise, bunun güvenceli olabilmesi, tapuda gösterilmesine' bağlı olacaktır. Aynı şekilde kanunî faiz oram üzerinde kararlaştırılan akdi faiz oranlarının da tapu kütüğünde yazılması gerekecektir. * Gerek akdi faiz olsun, gerekse gecikme faizi olsun, sadece bu hükümde belirtilen Ölçüde güvencelidir. Bütün akdi-ve gecikme faizleri değil sadece rehnin paraya çevrilmesi istendiği veya iflâsın açıldığı anda muaccel olmuş son üç yılın faizleri ile bu andan itibaren rehnin paraya çevrilmesine kadar muaccel olacak alacak faizleri güvenceli alacak olarak kabul olunmaktadır.

Yukarıda belirtilen faizlerin güvenceli sayılması kuralı, azamî meblağ ipoteğinde, tapuda yazılan azamî meblağı ile sınırlıdır. Azamî meblağı aşan faiz miktarları adî alacak sayılacaktır. Anapara ipoteğinde ise, böyle bir sınır olmadığından rehin, tapuda yazılı ana alacak milctannın yarûsıra bu hükmün içerdiği alacak faizlerinin de güvencesi sayılacaktır.

Belirtilmesi gerekir ki rehin ayrıca, aşağıda düzenlenen, alacaklı tarafından ödenen sigorta primleri ile alacaklı tarafından rehin konusu taşınmazın korunması için yapılan masrafların aynı derecede güvencesi sayılmaktadır.

Son fıkra hükmüne göre, önceki derecedeki rehinlerin kapsamının, faiz oranlarını yükseltmek suretiyle, sonraki sıradaki derecede bulunan rehinli alacaklıların aleyhine olarak genişletilmesi uygun görülmemiştir.

Tasarı/teklif madde 876

→ yürürlükteki madde 876

Yürürlükteki Kanunun 791 inci maddesini karşılamaktadır.

Bu maddeyle taşınmaz maliki tarafından ödenmesi gereken sigorta primleri ile yapılması gereken zorunlu koruma masraflarım rehinli alacaktı ödemiş ise, bunlara karşılık olarak kendisine kanunî rehin hakkı tanınmaktadır. Ancak bu maddedeki alacaklıya tanınan kanunî rehin haldenim 866 ncı maddeye göre yapılan masraflardan doğan kanunî rehin hakkından farklı olarak bir önceliği yoktur.

. Madde 877-Yürürlükteki Kanunun 792 nci maddesini karşılamadadır.

Maddeyle bir tarım arazisinin ıslahı için kredi verenler lehine taşınmaz üzerindeki her türlü teminattan Önce gelecek şekilde.rehin kurulmasına olanak verilmiştir. Bu krediyi veren kamu kurumu ve kuruluşu değilse, kurulacak rehin yapılan ıslah masraflarının üçte ikisi ile, sınırlanmıştır. Yürürlükteki metindeki "Hükümet marifetiyle icra olunan" ifadesi yerine kapsamı genişletmek için' "kamu kurum ve kuruluşlarının katkısıyla" ibaresi kullanılmıştır.

— 2 5 1- Modde 878-Yürürlükteki Kanunun 793 üncü maddesini karşılamaktadır.

Maddenin "Alacağın ve rehnin sukutu" şeklindeki kenar başlığı içeriğine uygun olarak "Borcun ödenmesi ve rehnin sona ermesi" şeklinde değiştirilmiştir.

Maddeyle ıslah kredileri için öngörülen öncelikli rehin hakkının azamî süresi ve sona ermesi düzenlenmiştir

Tasarı/teklif madde 879

→ yürürlükteki madde 879

Yürürlükteki Kanunun 794 üncü maddesini karşılamaktadır.

Maddeyle muaccel hâle gelen sigorta alacağının taşınmaz malikine ödenmesi rehinli âlacaklılann nzasma bağlı tutularak, sigorta tazminatı takınmazın yerine geçen kaim bir değer olarak kabul olunmuş ve bu tazminatın ancak malik tarafindan yeterli güvence gösterilmesi hâlinde ve taşınmazın eski hâle getirilmesi amacıyla malike ödenebileceği kabul olunmuştur. Rehinli alacaklı birden fazla ise bunların hepsinin nzası gerekir. Kaynak Kanunda 822 nci maddesinin üçüncü fikrasmdaki "yangın sigortası" ile ilgili hüküm, İsviçre'deki Kanfönal Hukuka ilişkin olduğundan madde metnine alınmamıştır.

Tasarı/teklif madde 880

→ yürürlükteki madde 880

Yürürlükteld Kanunun 795 inci maddesini karşılamaktadır.

Maddeyle yerleşim yeri, adı, soyadı ve adresi, daha başka bir anlatımla "adı veya nerede olduğu bilinmeyen" alacaklıya, hakkında acele bir kararın alınması gerektiği hâllerde bir kayyım atanması öngörülmektedir. Bu hususta rehinli taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi yetkili kılınmıştır.

İKİNCİ AYIRIM İPOTEK

Tasarı/teklif madde 881

→ yürürlükteki madde 881

Yürürlükteki Kanunun 796 ncı maddesini karşılamadadır.

Maddeyle hangi alacaklar için ipotek tesis edilebileceği ve rehin konusu taşınmazın borçluya ait olması zorunluluğu olmadığı hususları düzenlenmiştir.

İpotekle güvence altına alınacak alacağın rehnin tesisi anında mevcut olması aranmamış, ilerde doğması olasılığının olması dahi yeterli görülmüştür. Alacağın şarta bağlı olup olmaması da bu bakımdan önem taşımamaktadır.

Tasarı/teklif madde 882

→ yürürlükteki madde 882

Yürürlükteki Kanunun 797 nci maddesini karşılamaktadır.

Maddeyle rehnin tesisi anında miktarı kesin olmayan veya sonradan değişebilen alacaklar için tapu kütüğünde "azamî bir meblağ" göstermek suretiyle ipotek tesisine ve alacaklıya bunu belgeleyebilmesi için bir rehin belgesi verilmesine imkân yaratılmıştır.

Tasarı/teklif madde 883

→ yürürlükteki madde 883

Yürürlükteki Kanunun 798 inci maddesini karşılamaktadır.

Maddeyle alacağın sona ermesinin, rehnin de otomatik olarak sona ermesine yol açması kabul olunmamış, alacak sona ermiş ise, alacaklıya ipoteğin terkinini talep - 2 5 2- hakla verilmiştir. Bu sebeple mevcut bir ipotek ancak alacağın sona ermesi ve ipoteğin tapu kütüğünden terkini ile ortadan kâlkrnalctadır.

Tasarı/teklif madde 884

→ yürürlükteki madde 884

Yürürlükteki Kanunun 799 uncu maddesini karşılamaktadır.

Maddeyle borçtan şahsen sorumlu olmayan rehinli taşınmaz malikine borcu ödemek suretiyle, taşınmazını takipten lcurtarma ve alacaklıya halef olma hakkı verilmektedir.

Tasarı/teklif madde 885

→ yürürlükteki madde 885

Yürürlükteki Kanunun 800 Üncü maddesini karşılamaktadır.

Maddeyle'ipotekli bir taşınmazı sonradan iktisap eden ve borçtan şahsen sorumlu olmayan yeni maliklere belirtilen koşullar çerçevesinde taşınmazı rehinden kurtarma hakla tanınmaktadır. Taşınmazı miras yoluyla sonradan edinme madde kapsamı dışında kalmaktadır.

Tasarı/teklif madde 886

→ yürürlükteki madde 886

Yürürlükteki Kanunun 801 inci maddesini karşılamaktadır.

Maddeyle alacaklılara yeni malikin ipotekten kurtarma istemine karşılık olarak " taşınmazı açık artırma ile" sattırma hakkı tanınmaktadır.

Tasarı/teklif madde 887

→ yürürlükteki madde 887

Yürürlükteki Kanunun 802 nci maddesini karşılamaktadır.

Maddeyle rehinli taşınmaz maliki borçtan şahsen, sorumlu değilse, alacaklının ödeme ihbarlarının borçlu ile birlikte ona da yapılması zorunlu kılınmaktadır. Aksi takdirde ihbara bağlanacak alacağın muacceliyeti sonucu gerçekleşmeyecektir.

Tasarı/teklif madde 888

→ yürürlükteki madde 888

Yürürlükteki Kanunun 803 üncü maddesini karşılamaktadır.

Maddeyle taşınmaz malikinin değişmesinin borçlunun şahsında bir değişiklik yaratmayacağı, ancak yeni malik, borcu yüklendiğini alacaklıya bildirmiş ise, alacaklının bir yıl içinde önceki borçluya karşı, hakkını saldı tuttuğunu yazdı olarak bildirmemesi hâlinde, önceki borçlunun borçtan kurtulacağı kabul olunmuştur: Borçlar Kanununun 173 üncü maddesinden farklı olarak alacaklının susması,'kabul anlammda varsayılmıştır.

Tasarı/teklif madde 889

→ yürürlükteki madde 889

Yürürlükteki Kanunun 804 üncü maddesini karşılamaktadır.

• Maddeyle rehin konusu taşınmazın bölünmesi veya müşterek rehin konusu taşınmazlardan birinin başkasına devri hâlinde,' rehnin nasıl bölüneceği belirtilmektedir. Yürürlükteki metinden farklı olarak 1984 tarihli ûntasanda olduğu gibi "alacaklının, yapılan dağılımı kabul etmediğini bildirme süresinin tebligattan itibaren işleyeceği" ve alacaldmm borcun ödenmesini isteme hakkım ise, "borçluya yapacağı yazılı bildirim ile" kullanabileceği esasları kabul olunmuştur.

Tasarı/teklif madde 890

→ yürürlükteki madde 890

Yürürlükteki Kanunun 805 inci maddesini karşılamaktadır.

Maddeyle ipotekli taşınmazı somadan edinen yeni maliklerin borcu yüklenip eski borçluyu borçtan kurtarma olanağı düzenlenmekte ve 888 inci maddeyle paralellik kurulmaktadır.

Tasarı/teklif madde 891

→ yürürlükteki madde 891

Yürürlükteki Kanunun 806 ncı maddesini karşılamaktadır.

Maddeyle ipotekli bir alacağm temliki, tapu kütüğünde bir tescile bağlı {alınmayarak, .Borçlar Kanunundaki alacağm temlikine ilişkin hükümlere (m. 162 vd ) dolaylı yollama yapılmış olmaktadır.

Tasarı/teklif madde 892

→ yürürlükteki madde 892

Yürürlükteld Kanunda bu maddeyi karşılayan hüküm yoktur.

Madde İsviçre Medenî Kanununun 836 ncı maddesinden esinlenerek konulmuş, aksi kanunda belirtilmedikçe, kanundan doğan ipotek haklarının doğumu için tapuya tescil zorunlu sayılmamıştır.

Tasarı/teklif madde 893

→ yürürlükteki madde 893

Ytirürlüktelri Kanunun 807 nci maddesini karşılamaktadır.

Maddeyle tescile tâbi olan kanunî ipotek haklan belirtilmektedir. Madde 1984 tarihli öntasarının 811 iner maddesinden alınmıştır. 1 inci bentte yürürlükteki metindeki "semen" sözcüğü yerine "satışdan doğan alacak" ve 2 nci bentte de, eski.

metindeki ifade yerine diğer maddelerle terim birliğini sağlamak için "elbirliği ortaklığına giren taşınmazlarda paylaşımdan doğan alacaklar için..." ifadesi konulmuştur. 3 üncü bentte "müteahhit" sözcüğü yerine "yüklenici", "işçi" yerine de bilinçli olarak kaynak Kanunda olduğu gibij'zahaatkarlâr" (Handwerker, les artisan) kelimesi kullanılmıştır. Bununla ipotek isteyebilecek kişilerin, işçiler gibi hizmet akdi ile değil, eser sözleşmesi ile çalışan kişiler olması gerektiği anlatılmak istenilmiştir.

Tasarı/teklif madde 894

→ yürürlükteki madde 894

Yürürlükteld, Kanunun 808 inci maddesini karşılamaktadır.

Maddeyle yapı ipoteği dışında kanunî ipotek haklarının tescili isteme süresi tayin olunmaktadır. Madde başlığında yürürlükteki metinde yer alan ' <(hissedarlar" sözcüğü yerine "elbirliği ortaklığı" ifadesi kullanılmıştır.

Tasarı/teklif madde 895

→ yürürlükteki madde 895

Yürürlükteki Kanunun 809 uncu maddesini karşılamaktadır.

Madde, yapı alacaklılarının hangi andan itibaren ne zamana kadar yapı ipoteğinin tescilim isteyebilecekleri belirtilerek ve bunun için alacağm taşınmaz maliki tarafından kabul edilmiş veya mahkeme tarafından karara bağlanmış olması koşuluna bağlanmıştır.- Taşınmaz maliki yeterli teminat .gösterirse yapı alacaklıları tescil isteminde bulunamayacaklardır.

Tasarı/teklif madde 896

→ yürürlükteki madde 896

Yürürlükteki Kanunun 810 uncu maddesini karşılamaktadır.

Kanunî ipotek hakları tescil tarihlerine göre sıra almaktadır. Ancak bu maddeyle bir taşınmaz üzerinde farldı tarihlerde birden fazla yapı ipoteği kurulmuş ise bunların birbirlerine karşı önceliği olmayacağı, aynı şuada işlem göreceği düzenlenmektedir.

Tasarı/teklif madde 897

→ yürürlükteki madde 897

Yürürlükteki Kanunun 811 inci maddesini karşılamaktadır.

Madde İsviçre Medenî Kanununun 841 inci maddesine paralel olarak üç fıkra hâline getirilmiş, yürürlükteki metnin "İmtiyaz" şeklinde olan başlığı "öncelik" plarak düzeltihniştir. Maddeyle, bir arsa üzerinde bir yapı eseri inşaa ederek, arsanın değerini artıran yapı alacaklılarının, bu değer artışından öncelikle yararlandırılması - 2 5 4- amaçlanmaktadır. Kural olarak kanunî yapı ipoteğinin daha Önce tesis edilmiş olan iradî ipotek haklarına karşı bir önceliği yoktur. Rehnin paraya çevrilmesi hâlinde saüş parası iradî ve kanunî ipotek haklan arasmda sıralarına göre dağıtılacaktır. Fakat bu şekilde yapılacak dağıtım sonunda yapı alacaklıları alacağının tamamım veya bir lasmını tahsil edemezler ise, karşılanamayan bu yapı alacağı, ön sıradaki rehinli bu alacaklılara özgülenen .satış bedelinden, arsanın (yapışız olarak) değerinin çıkarılmasıyla elde edilecek farktan karşılanır. Maddede bir tazminattan söz ediliyorsa da esasen burada bir tazminat yükümlülüğü değil değer artışının öncelikle yapı alacaklılarına özgülenmesi söz konusudur, örneğin saüş parası bir milyar, arsanın yapışız olarak değeri dört yüz. milyon lira ise aradaki altı yüz milyon liralık değer artışı farkı, Öncelikle bunu yaratan yapı alacaklılarına Özgülenecektir. Fakat böyle bir öncelik hakkı, önceki şurada bulunan rehinli alacaklıların îyiniyetli • olmâmalan koşuluna bağlı kılınmıştır. Yani onların lehlerine tesis edilmiş olan önceki sıradaki rehin haklarının, yapı alacaklılarının' zararma olduğunu bilmeleri veya durum ve koşullara göre bilmeleri kendilerinden beldenilmelidir.

ön şuradaki îyiniyetli olmayan rehinli alacaklılar, alacaklarını devir ederlerseonların bu haklarım devir alan alacaklılar da, maddenin ikinci fıkrasına göre yapı alacaklılarının öncelik haklarına birinci fıkradaki şuurlar içinde katlanmak zorundadır.

Bunların iyiniyetli olmaları durumu değiştirmeyecektir. Bu sebepledir ki üçüncü fıkrada yapı işine başlandığı tapuya işaret edilmişse, ipotekten başka ( ipotekli borç senedi veya irat senedi şeklinde ) rehin tesisi yasaklanmıştır.

. ÜÇÜNCÜAtlRIM İPOTEKLİ BORÇ SENEDİ VE İRAT SENEDİ

Tasarı/teklif madde 898

→ yürürlükteki madde 898

Yürürlükteki Kanunun 812 nci maddesini karşılamaktadır.

Maddeyle ipotekli borç senedinin, taşınmaz relini ile güvence altına alınmış kişisel bir alacak hakkı doğurduğu düzenlenmektedir!

Tasarı/teklif madde 899

→ yürürlükteki madde 899

Yürürlükteki Kanunun 813 üncü maddesini karşılamaktadır.

Marlde, kaynak Kanuna uygun olarak iki fıkra hâlinde düzenlenmiştir. İpotekli borç senedi soyut olarak taşınmaz değerini tedavül (dolanım) işlevi olduğundan kişilerin zarar görmelerini önlemek için taşınmazın kıymetinin tapu idaresince takdir edilmesi zorunlu kılınmış ve taşınmazın değerini aşan miktar için ipotekli borç senedi yoluyla rehin kurulması yasaklanmıştır.

Tasarı/teklif madde 900

→ yürürlükteki madde 900

Yürürlükteki Kanunun 814 üncü maddesini karşılamaktadır.

Maddeyle taraflara, .ipotekli borç ilişkisini ihbar suretiyle fesih hakla tanınmaktadır.

- 2 5 5-

Tasarı/teklif madde 901

→ yürürlükteki madde 901

YürürlOkteki Kanunun 815 inci maddesini karşılamaktadır.

İpotekli borç senedinde, borçlu ile rehin konusu taşınmaz maliki farklı kişiler olabilir. Bu hâlde malikin hukukî durumu,- ipotekdeki malikin durumuna yollama yapılarak düzenlenmiş, taşınmaz malikine, borçluya tanınan tüm defi haklan tanınmıştır.

Medde 902-Yürürlükteki Kanunun 816 ncı maddesini karşılamaktadır.

İpotekli borç/senedine konu taşınmazın temliki veya bölünmesi hâlinde nasıl bir işlem yapılacağı hususu, bu konuda'ipotekle ilgili hükümlere yollama yapılarak düzenlenmiştir.

Tasarı/teklif madde 903

→ yürürlükteki madde 903

Yürürlülcîeld Kanunun 817 nci maddesini karşılamaktadır.

Maddeyle, kişisel nitelikte borç doğurmayan ve borç sebebinin açıklanması gerekmeyen irat senedinin, taşınmaz yükü şeMinde, sadece tanm arazileri ve.konutlar üzerinde kurulabileceği düzenlenmektedir. Eski • metindeki "gayrimenkul mükellefiyeti" yerine "taşınmaz yükü", "ziraî gayrimenkul" yerine "tanm arazisi" ve "ev^l yerine de "konuf sözcükleri kullanılmıştır. Bu taşmmaz rehninde taşmmaz maliki ile borçlu şahıs özdeştir, taşmmaz devir edildiğinde borç da yeni* malike intikal edecektir.

Tasarı/teklif madde 904

→ yürürlükteki madde 904

Yürürlükteld Kanunun 818 inci maddesini karşılamaktadır.

Kaynak Kanunun 848 inci. maddesi göz önüne alınarak, irat senedinde azamî teminat miktarı, tanm arazilerinde bu arazilerin gelir değerinin, .diğer taşınmazlarda ise taşınmazın "gelir değeri ile bina ve arsa değerleri ortalamasının" beşte üçü ile sınırlanmıştır.

Tasarı/teklif madde 905

→ yürürlükteki madde 905

Yürürlüldeki Kanunun 819 uncu maddesini karşılamaktadır. .

Maddeyle irat senedine konu taşınmazın değerinin takdirinde, Devlete bir özen borcu yüklenmekte, bu özenin yerine getirilmemesi -hâlinde uğranılan zararlardan Devlet sorumlu tutularak; Devlete kusurlu memurlara rücu hakkı tanınmaktadır.

Tasarı/teklif madde 906

→ yürürlükteki madde 906

Yürürlükteki Kanunun 820 nci maddesini karşılamaktadır;

Kaynak-Kanunun 850 nci maddesi göz önüne alınarak madde yeniden .düzenlenmiştir. Madde hükmünde yüklü taşınmazın malikine, sözleşmeyle daha uzun bir süre kararlaştınlmış olsa bile, her altı ydlık dönemin sonu için bir yıl önceden bildirmek ve bedelini ödemek koşulu ile taşınmazı yükten kurtarma hakkı tanınmaktadır. Alacaklıya ise buna karşılık olarak, kanunda öngörülen diğer hâller dışında ,her'on yılın sonu için bir yıl önceden bildirme koşulu ile borcun ifasını isteme hakkı verilmektedir. Yürürlükteki metinde olmayan bu on yıllık süre, İsviçre Medenî Kanununun 850 nci maddesinde 15 yıldır.

Tasarı/teklif madde 907

→ yürürlükteki madde 907

Yürürlükteki Kanunun 821 inci maddesini karşılamaktadır.

Maddeyle irat senedinde borç ile taşmmaz arasındaki ilişki düzenlenmekte, irat senedinde güvence altına alman borcun yükümlüsünün daima yüklü taşınmazın maliki - 2 5 6- olacağı, yüldü taşınmaz başkasma intikal ettiğinde başka bir işleme gerek olmadan yeni malikin aynı şekilde bu borçtan sorumlu olacağı, ancak senedin faiz borçlan, güvencenin kapsamından çıktığı tarihten itibaren taşınmaz malikinin kişisel borcu hâline geleceği ve bunun artıkyeni malikejntikal etmeyeceği belirtilmektedir.

Tasarı/teklif madde 908

→ yürürlükteki madde 908

Yürürlülcteld Kanunun 822 nci maddesini karşılamakladır.

Maddeyle irat senediyle yüldü taşınmazın bölünmesi hâlinde oluşan her parsel malikinin irat senedinin borçlusu sayılacağı, bu borcun parsellere dağıtdmasmda ipotekli bir taşınmazın bölünmesine ilişkin kuralların uygulanacağı, bu dağdıma karşılık senet alacaldılannın bir aylık sûre içinde bildirimde bulunmalc koşulu ile bir yıl içinde irat senedinin satın alınmasını maliklerden istenebileceği düzenlenmiştir.

Maddede "parsel" deyiminin kullanılış amaç ve nedeni 792 nci maddenin gerekçesinde açıklandığından burada tekrara gerek duyulmamıştır.

Medde 909-Yürürlükteki Kanunun 823 üncü-maddesini karşılamaktadır.

Maddeyle kayıtsız ve şartsız »mücerret bir borç ilişkisine dayanan ipotekli borç ve irat senedindebir koşul ve bir karşı edim konulamayacağı düzenlenmektedir.

Tasarı/teklif madde 910

→ yürürlükteki madde 910

Yürürlükteki Kanunun 824 üncü maddesini karşılamaktadır.

Maddeyle Borçlar Kanununun 114 üncü maddesinin ikinci fıkrasından farklı olarak, mevcut bir borç ilişkisi için irat veya ipotekli borç senedi düzenlenmiş ise, bununla mevcut borcun yenileme ile sona ereceği, bu kuralın aksine sözleşmelerin senetlerin sonradan edinen iyiniyetli üçüncü şahıslan bağlamayacağı düzenlenmiştir.

Tasarı/teklif madde 911

→ yürürlükteki madde 911

Yürürlülcteld Kanunun 825 inci maddesini karşılamaktadır.

İrat ve ipotekli borç senetlerinde sadece 'tapuya yapılacak tescil yeterli görülmemiş, ayrıca kıymetli evrak niteliğinde senetlerin düzenlemesi de öngörülmüştür. Senetler tescilden önce veya sonra düzenlenebilir, tapuya tescil yapılmadıkça bu senetlere hukukî, bir sonuç bağlanmaz. Senetler tescilden sonra düzenlenmişse, bunlar geçmişe etkili olarak tescil tarihinden sonra hukukî sonuçlar doğuracaktır.

Tasarı/teklif madde 912

→ yürürlükteki madde 912

Yürürlükteki Kanunun 826 nci maddesini karşılamaktadır.

Maddede ipoteldi borç ve irat senedini düzenlemeye yetkili memurların kimler olduğu belirtilmekte ve düzenlenen senetlerin alacaklılara verilmesi borçlu ve yüldü taşınmaz maliklerinin rızalarına tâbi tutulmaktadır. Yüriirlükteldmetindelanden farklı olarak "selahiyettâr hâMmin imzası" ifadesi.yerine "yetkili Hazine temsilcisinin imzası" aranmıştır. Hâkimin bu konu ile ilgilenmesi güçtür. Devletin sorumluluğuna yol açacak bu konuda Hazine yetkilisinin imzası bulunması daha uygundur.

' Madde 913-Yürürlükteki Kanunun 827 nci maddesini karşılamaktadır.

Maddeyle ipotekli borç ve irat senelerinin düzenleniş biçimleri tüzüğe bırakılmaktadır.

Mr.ddc914-YürilrlükteîdKimunım828mcimoddfisiıülcQrçılamaktadır.

Maddeyle ipotekli borç senedi ve irat senetlerinin nama veya hamile yazdı kıymetli evrak olarak düzenlenebileceği belirtilerek, yüklü taşınmaz maliki adma ûa * düzenlenmesine olanak verilmektedir.

Mnddc 915-Yürürlükteki Kanunun 829 uncu maddesini karşilamaktadır.

Maddeyle tapu sicili ve senetlerde* belirtilmek suretiyle alacaklı, borçlu ve taşınmaz malikinin haklarını karşılıklı olarak Özenle korumak üzere, bunlara ortak bir temsilci atanabilmesine imkân yaratdraaktadır.

Tasarı/teklif madde 916

→ yürürlükteki madde 916

Yürürlükteki Kanunun 830 uncu maddesini karşılamaktadır.

Maddeyle senet borçlanılın nerede ödenmesi gerektiği belirtilmektedir.

Alacaklının yerleşim yeri ödeme yeri olarak öngörülmektedir . Ancak taraflar senet metninde açıklamak suretiyle bunun-aksini düzenleyebilirler. Alacaklının yerleşim yerinin bilinememesi veya alacaklının borçlunun zararına-yerleşim yerini değiştirmesi hallerinde borçluya, hakime tevdi yeri. tayin ettirme ve buraya borcunu tevdi suretiyle borçtan kurtulma olanağı tanımaktadır. Yürürlükteki metindeki 'tapu dairesine yatırma" ifadesi yerine maddede Borçlar Kanununun 91 inci maddesme uygun olarak "hâkime tevdi yeri tayinim isteme1' esası benimsenmiştir. Son fıkraya göre kupona bağlanmış faiz olacaklarında borçlu, faiz kuponunu kim ibraz* ederse ona- ödeme yaparak faiz borcundan kurtulabilecektir.

Tasarı/teklif madde 917

→ yürürlükteki madde 917

Yürürlükteld Kanunun 831 inci maddesini karşılamaktadır.

Maddeyle alacak temlik edilmiş ise borçlu, bu durum kendisme-bUdirilmediği takdirde, kupona bağlanmamış faiz ve yıllık diğer edimleri, senet hamile yazdı olsa dahi, eski senet hamile ödeyerek bu borçlarından, kurtulma imkânına, sahip kılınmaktadır. Buna mukabil ana paramn tamamen veya kısmen ifasında borçlu ancak ifa zamanında alacaklı olduğunu lamıtlayahjlen kişilere ifa'yaparak -borcundan kurtulabilir.

Tasarı/teklif madde 918

→ yürürlükteki madde 918

Yürürlükteki Kanunun 832 nci maddesini karşılamaktadır.

Alacaklının olmaması veya alacaklının rehin hakkından feragat 'etmesi hâllerinde, madde hükmü senet borçlusuna rehni, tapu kütüğünden sildirtip sildirmeme konusunda seçim haMa vermektedir. Borçlu, borcu ifa ile alacaklıdan geri almış olduğu senetleri bu surette tapudan terkin ettirmeyerek, bunları tekrar tedavüle ' sunabilme hakkına sahip kdınmışnr.

Tasarı/teklif madde 919

→ yürürlükteki madde 919

Yürürlükteki Kanunun 833'Üncü maddesini karşılamaktadır.

Maddeyle ipotekli borç veya irat senedinin tapudan silinmesini bu senetlerin iptal edilmiş olması koşuluna bağlanmaktadır. Senetlerin iptali ise, ya alacaklı ve borçlunun bu hususta anlaşmaları veya mahkemenin bu senetlerin iptaline karar vermesi ile gerçekleşmektedir.

Tasarı/teklif madde 920

→ yürürlükteki madde 920

Yürürlülcteld Kanunun 834 üncü maddesini karşılamaktadır.

Maddeyle ipotekli borç ve irat senedinde tapuya güven korunmaktadır. Buna göre, ipotekli borç ve irat senedinden doğan alacaklar, tapu sicil kayıtları uyarınca, bu kayıtlann doğruluğuna iyiniyetlc güvenen herkes için geçerli sayılmaktadır.

Tasarı/teklif madde 921

→ yürürlükteki madde 921

Yürürlükteki Kanunun 835 inci maddesini karşılamaktadır.

ipotekli borç ve irat senedi usulüne uygun olarak düzenlenmiş ise, içerikleri yanlış da olsa, bu madde hükmüne göre, bu içerilder bunlann doğruluğuna iyiniyetle dayanan kişiler için geçerli sayılmaktadır.

Tasarı/teklif madde 922

→ yürürlükteki madde 922

Yürürlükteld Kanunun 836 höı maddesini karşılamaktadır.

Madde, ipotekli borç ve irat senetlerinin metinleri ile tapu sicil kayıtlarının birbirinden farklı olması durumunda nasıl işlem yapılacağını düzenlemektedir. Buna göre böyle bir durumda tapu kütüğü kayıtlan (Gnındbuch) tercih olunacaktır. Ancak iyiniyetle bu senetlere dayanan kişilerin tazminat haklan saldı tutulmuştur.

' Madde 923-Yürürlükteki Kanunun 837 nci maddesini karşılamaktadır.

Maddeyle nama veya hamile yazılı ipotekli borç ve irat senetleri üzerindeki her türlü tasarruf işlemleri, bu senetler üzerinden zilyetliğin devri koşuluna bağlanmıştır.

Senedin henüz düzenlenmemiş olduğu veya düzenlenip de mahkeme karan ile iptal olunduğu hâllerde, alacak mevcutsa, alacaklının bunu. ileri sürme hakkı saklı tutulmuştur.

Tasarı/teklif madde 924

→ yürürlükteki madde 924

Yürürlükteki Kanunun 838 inci maddesini karşılamaktadır.

Maddeyle ipotekli borç ve irat senedinden doğan alacağın devri, rehin senedinin alacağı devir alana teslimi şartına bağlanmıştır. Nama yazılı olanlarda aynca devir hususu ve devir alanın adının senet üzerine yazılması zorunlu sayılmıştır.

Tasarı/teklif madde 925

→ yürürlükteki madde 925

Yürürlükteki Kanunun 839 uncu maddesini karşılamaktadır.

Kaynak Kanunun 870 inci maddesine uygun olarak üç fikra hâlinde düzenlenmiş ve maddenin ifadesi de kaynak Kanun dikkate alınarak düzeltilmiştir.

Maddeyle borçlu ve alacaklıya kaybolan veya yok olan rehin senedini mahkeme karanylâ iptal ettirme ve bunun yerine, yeni rehin senedi ve kupon düzenlenmesini isteyebilme hakkı getirilmektedir. Türk Ticaret Kanununun 575 inci maddesi göz önüne alınarak ikinci fıkrada yürürlükteki Kanundan farklı olarak "itiraz" yerine "ibraz" sözcüğü kullanılmıştır.

Tasarı/teklif madde 926

→ yürürlükteki madde 926

Yürürlükteki Kanunun.840 inci maddesini karşılamaktadır. Kaynak isviçre Medenî Kanununun 871 inci maddesine uygun Olarak iki fıkra hâlinde düzenlenmiştir.

Maddeyle senet alacaklısının kim olduğu en az on yıldan beri bilinmemesi hâlinde, ilân yapılmak suretiyle senet borçlusuna mahkeme karan ile ipotekli borç ve irat senedini iptal ettirme hakkı düzenlenmiştir.

- 2 5 9- Mûdde 927-Yürürlükteki Kaıwmuv841 inci maddesini karşılamaktadır.

Maddede borçluya tanınan defiler, tescilden veya senetten doğan def iler ile istemde bulunan alacaklıya karşı sahip olunan kişisel defiler olarak belirtilmektedir..

Tasarı/teklif madde 928

→ yürürlükteki madde 928

Yürürlükteki Kanunun' 842 nci maddesini karşılamaktadır.

Maddenin 'Tediye*' .şeklindeki kenar başlığı madde içeriğine uygun olarak "ödenen senedin geri verilmesi" şeklinde değiştirilmiştir.

Maddeyle senetten doğan borçlanma tamamım ödeyen borçluya,' ipotekli borç ve irat senedini iptal edilmeksizin geri isteme hakkı verilmiştir. Bu durumda alacaklıbu senetleri geri vermekten kaçınamayacağı gibi, onlan geri vermemek için iptal edemez veya her hangi bir şekilde geçersiz hâle getiremez.

Tasarı/teklif madde 929

→ yürürlükteki madde 929

Yürürlükteki Kanunun 843 Üncü maddesini karşılamaktadır.

Kaynak Kanunun 874 üncü maddesine uygun olarak üç fıkra hâlinde düzenlenmiştir..

Maddeyle borçlunun sorumluluğunda bir azalma meydana gelmiş ise, borçluya bu azalmayı tapu kütüğüne tescil ve senet üzerine yazdırma hakkı verilmektedir. Bu yöndeki bir değişiklik eğer tapuya tescil edilmemiş ise, bu senetleri iyiniyetle kazananlara (iktisap edenlere) karşı borçlu bu değişiklikleri ileri süremeyecektir.

DÖRDÜNCÜ. AYIRIM TAŞINMAZ REHNİYLE GÜVENCE ALTINA ALINAN ÖDÜNÇ SENETLERİ Yürürlükteki Faslm "Gayrimenkul karşılık gösterilerek senet ihraci" şeklindeki başlığı, Dördüncü Aynım başlığı olarak "Taşınmaz Rehniyle' Güvence Altma Alman ödünç Senetleri" şeklinde de^ştirilmiştir.

Tasarı/teklif madde 930

→ yürürlükteki madde 930

Yürürlükteki Kanunun 844 üncü maddesini karşılamaktadır.

Maddeyle nama veya hamile yazılı tahvilleri taşınmaz rehniyle güvence altma alma olanağı yaratılmaktadır.

Tasarı/teklif madde 931

→ yürürlükteki madde 931

Yürürlükteki Kanunun 845 inci maddesini karşılamaktadır.

Maddeyle tek bir senet yerine birbirini takip eden numaralarla seri hâlinde ipotekli borç ve irat senedi çıkarılması olanağı yaratılmaktadır. Maddenin konu başlığı da buna göre değiştirilmiştir.

Tasarı/teklif madde 932

→ yürürlükteki madde 932

Yürürltikteki Kanunun .846 ncı maddesini karşılamaktadır. Madde" kaynak Kanunun 877'nci maddesine uygun olarak üç fıkra hâlinde düzenlenmiş ve "Senetlerin mahiyeti" şeklindeki kenar başlığı da maddenin içeriğine uygun olarak "Düzenlenmesi" şeklinde değiştirilmiştir.

Maddeyle seri hâlinde çıkarılacak senetlerin asgari kıymetleri ve bunların katlan, senetlerin şekilleri belirtilerek bu senetler taşınmaz maliki tarafından - 2 6 0- çıkanlmamış ise aracı Icurumun alacaldılair ve borçlunun temsilcisi olduğunun senet metnine yazılmasının zorunlu bulunduğu, düzenlenmektedir.

Tasarı/teklif madde 933

→ yürürlükteki madde 933

Yürürlükteki Kanunun 8.47 nci maddesini karşüamaktadır. Kaynak Kanunun 878 inci maddesine uygun olarak iki fıkra halinde düzenlenmiş ve "itfa" şeklindeki kenar başlık "Borcun kısım kısım ödenmesi" şeklinde değiştirilmiştir.

Maddeyle ana borç ile faizlerin ödeme zamanı belirtilmektedir.

Mnddc 934-Yürürlükteki Kanunun 848 inci maddesini karşılamaktadır.

Maddeyle seri hâlinde çıkarılan senetlerin tapuya nasıl. tescil edileceğ belirtilmektedir.

Tasarı/teklif madde 935

→ yürürlükteki madde 935

Yürürlükteki Kanunun 849 uncu maddesini karşılamaktadır.

Maddeyle senedi çıkaran aracı kurumların, kendilerine özel yetki verilmedikçe borcun kapsam ve koşullarında bir değişiklik yapamayacağı düzenlenmektedir.

Tasarı/teklif madde 936

→ yürürlükteki madde 936

YürürlÜkteld Kanunun 850 nci maddesini Jcarşılamalctadvr.

Maddeyle seri hâlinde çıkarılan senetlerin ödeme plânlan ve bunların tapudan terkin edilebilme koşulları düzenlenmektedir. İkinci fıkrada geri verilmemiş kuponları karşılayacak miktarın hâkimin belirleyeceği yere tevdi edileceği açıklanmıştır.

Tasarı/teklif madde 937

→ yürürlükteki madde 937

Yürürlükteki Kanunun 8S1 inci maddesini karşılamaktadır.

Rehin senetlerinin kura çekilerek ödeme plânına göre.ödenmesi ve iptali ile irat senedinde bu işlemlerin Devletçe denetlenmesi düzenlenmiştir.

Tasarı/teklif madde 938

→ yürürlükteki madde 938

Yürürlükteki Kanunun 852 nci maddesini karşılamaktadır.

Maddeyle rehinli taşınmaz yerine elde edilecek paraların hangi .senetlerin ödenmesinde kullanılacağına ilişkin bir düzenleme yapılmaktadır.

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM TAŞINIR REHNİ BİRİNCİ AYIRIM TESLİME BAĞLI REHİN VE HAPİS HAKKI

Tasarı/teklif madde 939

→ yürürlükteki madde 939

Yürürlükteki Kanunun 853 üncü maddesini karşılamaktadır.

Maddeyle genel olarak taşınır rehninin kurucu unsurları düzenlenmiş, yürürlükteki metindeki ifadeler anlaştırılmış, madde kaynak Kanunun 884 üncü maddesine uygun olarak üç fıkra hâlinde düzenlenmiştir. Yürürlükteki metinden farklı olarak, rehnin tesisi için eşyanın teslimi yerine zilyetliğin devri gerektiği vurgulanmıştır. Maddede zilyetliğin alacaklıya devri ifadesi yer almaktadır. Ancak burada belirtmek gerekir ki taşınır eşyanın zilyetliğinin alacaklı yerine, tarafların mutabık kaldıktan güvenilir bir şahsa devri de yeterli kabul olunacaktır.

Maddenin ikinci fıkrasında yetkisiz zilyedin taşınır rehni düzenlenmiş ve bu konuda iyiniyetle yetkisiz zilyetten aynî hak edinimine (iktisabına) ilişkin düzenlemelere (m.988) paralel bir hüküm konulmuştur. Üçüncü kişilerin önceki zilyetlikten doğan haklan şaldıtutulmuştur.

Üçüncü fıkrayla taşınır rehninin- kurulması, taşınır eşyanın rehnedenin fiilî hâkimiyetinden çıkarılması şartına bağlı lalınmışbr. Rehnedenin eşya üzerindeki fiilî hakimiyetinin kaldırılmasından kasıt, rehnedilen eşyanın rehnedenin doğrudan zilyetliğinden çıkarılmasıdır. Çünkü rehnedenin eşya üzerinde dolaylı (vasıtalı) zilyetliği devam edecektir.

Tasarı/teklif madde 945

→ yürürlükteki madde 945

Yürürlükteki Kanunun 854 üncü maddesini karşılamakta olup, iki fikra halinde düzenlenmiştir.

Maddeyle teslim koşuluna bağlı olmaksızın icra- dairesinde tutulacak özel sicile yazılmak suretiyle hayvanlar üzerinde taşınır relini kurulması öngörülmüştür.

Maliklerinin, rehnedilen hayvandan yararlanmasına olanak sağlanması ve aynca hayvanların alacaklı için yaratacağı bakim külfeti dikkate alınarak bu istisnaî taşınır rehnirie olanak yaratılmıştır. Kaynak Kanundaki gibi rehnin konusu olabilecek hayvanların "çiftlik hayvanı" olması unsuruna madde metninde yer verilmemiş ise de, maddeyle sadece belirli kurumlar lehine bu yolla rehin kurulmasına izin verilerek, "hayvancılık" yapan çiftçilere teslim koşulsuz rehin ile kredi temini amaçlandığından, bu madde hükmünün uygulanması îsviçre'dekinden farklılık göstermeyecektir.

Yürürlükteki metindeki "mahallin hükümeti mülkiyesi" ifadesi yerine daha açık ve kapsamlı olan "yetkili makam" ifadesi tercih olunmuştur.

Mnrîdc 941-Yürürlükteki Kanunun 855 inci maddesini karşılamaktadır.

Maddeyle-taşınır bir eşya üzerinde bir rehin kıvrılmasından sonra alt şualarda tekrar rehin'kurulmasına olanak tanınmaktadır. Ancak bu suretle alt şurada rehin kurulması için, ön şuadaki rehinli alacaklıya, kendi alacağı ödendikten sonra rehnedileni, alt şuadaki rehinli alacaklıya teslim etmesinin bildirilmesi zorunlu sayılmıştır. Birden fazla ön sırada'taşınır rehni varsa, bu bildirimin hepsine ayrı ayrı yapılması gerekli olacaktır. Taşınır rehninde saldı boş dereceler olamayacağı gibi, boşalan bir ön şuaya rehnedenin yeni bir rehin kurması da olanaklı görülmemiştir.

Yürürlükteki metindeki "muahhar rehin" ve 1984 tarihli öntasardaki "yeniden rehin" ifadesi yerine bunu karşılamak üzere "art rehin" denilmesi uygun bulunmuştur.

Tasarı/teklif madde 942

→ yürürlükteki madde 942

Yürürlükteki Kanunun 856 ncı maddesini karşılamaktadır.

• Maddeyle rehinli alacaklıya rehnedileni, ancak rehnedenin rızasıyla rehnetme hakkı verilmekte* ve bu şekilde rehneden tarafından kurulan menkul rehnine, alt kira teriminden hareketle "alt rehin" adı verilmiştir. Ancak rehinli alacaklı emin sıfatıyla zilyet olduğundan, rehnedenin bu şekilde rızası olmasa bile alt rehin alan kişi iyiniyetli.

ise, edinimi 988 inci madde uyarınca korunacaktır. Rehneden, bu maddede anılan alt rehin için rızayı, önceden verebileceği gibi, daha sonra muvafakat şeldinde de verebilecektir. Alt rehnin, rehnedilen üzerindeki önceki rehinlere göre sırası, tereddüt yaratabilir. Alt rehin alana, ön şuradaki taşınır rehinleri bildirilmemiş ise, bunlan bilmeyen, bilecek durumda da olmayan alt rehin alana karşı, bu Ön sıradaki taşınır rehinleri ileri sürülemeyecektir.

Tasarı/teklif madde 943

→ yürürlükteki madde 943

YürÜrlükteld Kanunun 857 nci maddesini karşılamaktadır.

Birinci fıkrayla taşınır rehninin sona ermesi, rehinli alacaklının rehhedilene zilyet olmaktan çıkması ve buna haksız zilyet olandan rehnedileni geri alma hakkım yitirmesi koşuUarma bağlanmıştır. Geri alma hakkının kaybmdan kasıt, rehinli alacaklının rehin konusuna zilyet olan üçüncü kişilere karşı açabileceği zilyetliğin iadesi davası açma hakkını kaybetmesidir, (m.982- 984) İkinci fıkrayla da, rehnedenin, rehinli alacaklının nzası ile rehnedilene zilyet olması, taşınır rehnini sona erdiren bir sebep olarak sayılmamış, ancak bu süre içinde taşınır relinin hükümleri askıya alınmıştır. Buradaki askıdan kasıt, bu süre içinde rehinli alacaklının relinin paraya çevrilmesini isteyememesi fakat rehnin önceden mevcut sırasını koruması anlamındadır. Rehneden, rehnedilen taşının rehin alanın nzası olmaksızın doğrudan zilyetliğine geçirmiş ise, bu taşınır rehnini doğrudan sona erdirmeyecek, bu hâlde taşınır rehni ancak birinci fıkradaki gibi, rehinli alacaklının ona karşı zilyetlik davası açma hakkım kaybettiği anda sona erecektir.

Tasarı/teklif madde 944

→ yürürlükteki madde 944

Yürürlükteki Kanunun 858 inci maddesini karşılamaktadır. Kaynak Kanunun 889 uncu maddesine uygun olarak iki fıkra hâlinde düzenlenmiştir.

Maddede güvence altına alman alacağın sona ermesi ile rehninin de sona ermesi, sebebiyle, rehinli alacaklının taşının iade borcu belirtilmiş ve rehnin bölünmezliği ilkesi gereğince, alacağın tamamı ödenmedikçe rehinli alacaklı, rehnedileni veya onun bir kısmım rehnedene iade zorunda tutulmamıştır.

Tasarı/teklif madde 945

→ yürürlükteki madde 945

Yürürlükteki Kanunun 859 uncu maddesini karşılamaktadır.

Kaynak Kanunun 890 inci maddesine uygun olarak ikifikrahâlinde düzenlenmiştir.

Maddeyle rehin alan alacaklı, rehnedilen taşınırın hasarlarından kusursuzluğunu kamtlamadıkça sorumlu tutulmuş ve aynca rehnedenin nzası dışında taşının başkasını devretmiş veya yeniden rehnetmiş (alt rehin) ise, rehnedenin bu sebeple uğradığı zararlardan sorumlu tutulmuştur.

Madde kapsamına yalnız satış değil, bağışlama veya trampa suretiyle devir hâllerinin gireceği dikkate alınarak ikinci fıkrada, yürürlükteki metindeki "satar" sözcüğü yerine "devreder" sözcüğü konulmuştur.

Tasarı/teklif madde 946

→ yürürlükteki madde 946

Yürürlükteki Kanunun 860 inci maddesini karşılamaktadır.

Kaynak Kanunun 891 inci maddesine uygun olarak iki fıkra hâlinde düzenlenmiştir.

Maddeyle alacaklının rehni paraya çevirme hakkı ve taşınır rehni ile güvence altına alman alacağın kapsamı düzenlenmektedir. Yürürlükteki metnin birinci cümlesindeki " alâkası kesilmemiş olan mürtehin alacağı" ifadesi yerine, daha açık olarak "ödenmeyen alacak" ifadesi tercih olunmuştur. İkinci fıkrada alacağın kapsamı içinde asıl . alacak (resülmal), sözleşme faizleri, takip giderleri ve gecikme faizi sayılmaktadır.

- 2 6 3- Relınin kapsamı içinde sayılan faizler açısından taşınmaz rehninde olduğu gibi bir smırlama konulmamıştır. Yürürlükteki metinden farklı olarak Kaynak Kanunun 891 inci maddesi göz önünde tutularak takip giderleri de rehnin kapsamı içinde sayılarak bu konudaki boşluk giderilmiştir.

Tasarı/teklif madde 947

→ yürürlükteki madde 947

Yürürlükteki Kanunun 861 inci maddesini karşılamaktadır.- Kaynak Kanunun 892 nci maddesine uygun olarak üç fıkra hâlinde düzenlenmiştir.

Maddeyle,taşınırrchnininkapsamı;taşmınn eklentileri (teferruatları), taşmınn asıldan ayrılmamış doğal ürünleri (tabii semereler) olarak belirtilmiştir.

İkinci fıkrada doğal ürünlerin asıldan ayrılınca, malike verilmesi gerektiği açıklanarak, bunların rehnin kapsamı içinde olması, asılla birleşik olması ile sınırlı tutulmuştur. Madde metninde taşınırın bütünleyici parçalan (mütemim cüzleri) sayılmamış ise de, bunların taşınır relulinin kapsamı içinde olması 684 üncü maddeden çıkan zorunlu bir sonuçtur. Madde metninde rehin verilen taşımım "sigorta tazminatı'' rehnin kapsamı içinde sayılmamış ise de, rehnedilenin kaim değeri olarak, sigorta tazminatı da doğal olarak rehnin kapsamı içinde olacaktır. Taşmınn medenî semereleri ise, taşınır rehninin kapsamı içinde sayılmamaktadır. Alacak üzerinde kurulan taşınır rehinlerinde, rehnedilen alacağm faizleri 959 uncu maddede özel olarak düzenlediği üzere, rehnin kapsamı içinde sayılmıştır.

Taşınır eşyanın korunması için alacaklının yaptığı giderler, rehnin kapsamı içinde görülmemiş ise de, alacaklının bunlar için 950 nci madde uyarınca genel hapis hakkı çerçevesinde kanunî bir rehin hakkı olacağı göz önünde bulundurulmalıdır.

Tasarı/teklif madde 948

→ yürürlükteki madde 948

Yürürlükteki Kanunun 862 inci maddesini karşılamaktadır.

Kaynak Kanunun 893 üncü maddesine uygun olarak maddeye rehin hakkının sırasını belirleyen bir ikinci frkra eklenmiştir.

Maddeyle, aynı taşınır üzerinde birden fazla rehni varsa, satış parasının rehin sıralarına göre paylaştırılacağı ve rehin sıralarının da rehnin kuruluş tarihlerine göre tesbit olunacağı düzenlenmiştir. Taşınır rehninde sabit derece, saklı derece, boş derece gibi kavramlara yer verilmemektedir.

Tasarı/teklif madde 949

→ yürürlükteki madde 949

Yürürlükteki Kanunun 863 inci maddesini karşılamaktadır.

Madde hükmü ile taşınmaz rehnine. paralel olarak alacaklının rehnedilen taşınıra " temellükü" (lex commissoria) yasaklanmaktadır.

Tasarı/teklif madde 950

→ yürürlükteki madde 950

Yürürlülcteki Kanunun 864 üncü maddesini karşılamaktadır.

Maddeyle alacaklıya, zilyetliğinde bulunan ve borçluya* ait taşınır eşya ve kıymetli evrak üzerinde kanunî bir rehin hakkı tanınmaktadır. Bunun için alacaklının bu nesnelere borçlunun nzası ile zilyet olması, borcun muaccel olması, borç ile bu nesneler arasında bir irtibatın olması şartları aranmıştır. Ticari ilişkilerden tacirler arasında doğan alacaklarda bu irtibat karine olarak varsayılmıştır. Son fıkra ile iyiniyetin korunabildiği hâllerde (m. 988 ve 990) alacaklıya borçluya ait olmayan taşınır nesneler üzerinde de hapis hakkı (Rcttentionsrecht ) tanınmıştır. Maddeyle - 2 6 4- hapis hakkı ile alacaklıya tanman hak ''hapsetme*' şeklinde ifade olunmuşsa da, alacaklıya tanman yetîa aşağıdaki madde hflkmflnde de açıklandığı gibi sadece eşyayı vermekten kaçınma değil, teslime bağli rehin htilcttmlerine göre rehin konusunu paraya çevrilmesini isteme hakkı da vardır.

Tasarı/teklif madde 951

→ yürürlükteki madde 951

Yürürlükteki Kanunun 865 inci maddesini karşılamaktadır.

Maddeyle hapis hakkının (istisnaim) ayrık durumları belirtilmektedir. Buna.

göre paraya çevrilmeye elverişli olmayan taşınır nesneler, üzerinde rehin hakla olmadığı gibi, kamu düzeni ile bağdaşmayacak şekilde bu hakkın kullanılması yasaklanmakta ve alacaklı hapis hakkım kullanmayacağını beyan etmiş ise hapis hakkı doğmayacağı gibi, borçluya taşınır eşyanın tesliminden önce beyan etmek suretiyle hapis haklanın doğumunu engelleme imkânı verilmektedir.

Madj!eJ£2-Yürürlükteki Kanunun 866 ncı maddesini karalamaktadır.

Maddeyle borçlunun ödemeden acze düşmesi hâlinde/ hapis haklanın doğumu için öngörülen muacceljyet koşuluna ve tarafların hapis hakkım ortadan kaldıracak - işlemlerine karşı aynk durumlar getirilmektedir.

Tasarı/teklif madde 953

→ yürürlükteki madde 953

Yürürlükteki Kanunun 867 inci maddesini karşılamaktadır.

Maddeyle alacaklıya borcun yerine getirilmesi ve yeterli güvence de gösterilmemesi hâllerinde, hapis hakkının konusu plan taşınır nesneleri »taşınır rehni hükümlerine göre paraya çevirme hakkı verilmekte ve hapis hakkı kıymetli'evrak üzerinde ise borçlunun yapması gereken işler için de icra dairesine yetki tanınmaktadır.

İKİNCİ AYIRIM ALACAKLAR VE DİĞER HAKLAR ÜZERİNDE REHİN

Tasarı/teklif madde 954

→ yürürlükteki madde 954

YürürlÜlrteld Kanunun 868 inci maddesini karşÜamaktadır. Madde kaynak Kanunun 899 uncu maddesine uygun olarak iki fıkra halinde düzenlenmiştir.

Maddeyle taşınır eşyalardan başkasına devrine olanak bulunacak ve, diğer haklar Üzerinde taşınır rehni kurulmasına olanak verilmektedir.

Tasarı/teklif madde 955

→ yürürlükteki madde 955

Yürürlüktela Kanunun 869 uncu maddesini karşılamaktadır.

Madde kaynak Kanunun 900 uncu maddesine uygun olarak Üç fıkra hâlinde düzenlenmiştir.

Maddeyle hak ve alacaklar üzerinde rehin kurulmasının kurucu unsurları düzenlenmektedir. Bunun için alacak haklarının rehninde, yazılı bir rehin sözleşmesi ile senede bağlı alacaklarda senedin alacaklıya teslimi şart kılınmıştır. Diğer hakların rehninde ise'yazılı rehin sözleşmesi ve bu hakların devri için loınunda Öngörülen usule uyulması zorunlu sayılmıştır. Relinin, rehnedilen alacağın borçlusuna ihbarı, bir geçerlilik unsuru değil, borçlunun rehinli alacaklının oluru bulunmadan borçlu alacaklıya ödemesini önlemek içindir. -

Tasarı/teklif madde 956

→ yürürlükteki madde 956

Yürürlülcteld Kanunun 870 inci maddesini karşılamaktadır. .

Madde kaynak Kanunun 901 inci maddesine uygun olarak iki fıkra hâlinde düzenlenmiştir.

Maâdeyle • kıymetli evrak niteliğinde senetlerin rehni özel • olarak' düzenlenmektedir.

Tasarı/teklif madde 957

→ yürürlükteki madde 957

Yürürlükteki Kanunun 871 inci maddesini karşılamaktadır.

Madde kaynak Kanunun 902 nci maddesine uygun olarak iki- fıkra hâlinde düzenlenmiştir.- Maddeyle emtiayı temsil eden kıymetli evrakın rehninin, bunların temsil ettiği eşyanın rehni sonucunu doğuracağı düzenlenmektedir. Eşya temsil eden seneâerden .başka, bu taşınır eşyaları rehnedebilmek için özel bir rehin' senedi (varant) düzenlenmiş ise, bu eşyaların rehni için, rehinle güvence altına alman alacak miktarı ile .muaccelîyet tarihinin bu senet üzerine yazılması ve senedin rehin alana teslimi yeterli sayılmıştır. Bu sayede bu eşyaların mülkiyetinin eşyayı temsil eden senetlerin devri ile bir şahsa, düzenlenen özel senedin (varant) devri ile diğer bir şahsa rehnedilmesi olanağı sağlanmaktadır.'

Tasarı/teklif madde 958

→ yürürlükteki madde 958

Yürürlükteki Kanunun 872 inci maddesini karşılamaktadır.

Maddeyle rehinli bir alacak üzerinde, sonraki sunda bir taşınır rehni kurulması, önceki sıradaki rehinli alacaklı veya alacaklılara, art rehnin (muahhar relinin ) yazılı olarak bildirilmesi koşuluna bağlı kılınmıştır.

Tasarı/teklif madde 959

→ yürürlükteki madde 959

Yürürlükteki Kanunun 873 üncü maddesini karşılamaktadır.

Madde kaynak Kanunun 904 üncü maddesine uygun olarak iki fıkra hâlinde düzenlenmiş olup, kenar başlığı da içeriğine uygun hâle getirilmiştir.

Maddeyle alacak rehninin, rehnedilen alacağın rehnin tesisi arımda vadesi gelmemiş faiz ve kâr- payı gelirini ve benzeri yan edimleri kapsayacağı belirtildiğinden, rehnin kurulması anında muaccel olmuş faizler ve kâr paylan rehnin kapsamı dışında sayılmıştır. Taraflar bunun aksini kararlaştırabilirler. Rehnin kapsamı içinde sayılan faiz ve kâr paylan için özel senetler düzenlenmiş ise, aksi kararlaştınlmadıkça bunların Tehnedilmiş sayılması, bu senetler için Öngörülmüş özel şekil kurallarına uyulmasına bağlı tutulmuştur.

Tasarı/teklif madde 960

→ yürürlükteki madde 960

Yurürlükteki Kanunun 874 üncü maddesini karşılamaktadır.

Madde pay senetlerinin rehninde, ortaklık genel kurulunda temsil yetkisinin kime ait olacağı düzenlenmektedir.

Tasarı/teklif madde 961

→ yürürlükteki madde 961

Yürürlükteki Kanunun 875 inci maddesini karşılamaktadır.

Madde kaynak Kanunun 906 ncı maddesine uygun olarak üç. fıkra hâlinde düzenlenmiştir.

Maddeyle rehinli alacaklıya, alacaklı tarafından yapılması gereken muaccelîyet ihban ve diğer işlemleri yapabilme yetkisi tanınmakta, rehin kendisine ihbar edilmiş borçluya, rehinli alacaklının rızası olmadan ödemede bulunması yasaklanmaktadır.

- 2 6 6- Üçüncü fıkrada yürürlükteki metinde yer alan "resmî bir mevkie yatırma" ifadesi yerine Borçlar Kanununun 91 inci maddesi anlamında "tevdi" terimi kullanılmıştır.

ÜÇÜNCÜ AYIRIM REHİN KARŞILIĞI ÖDÜNÇ VERME İŞİ İLE UĞRAŞANLAR

Tasarı/teklif madde 962

→ yürürlükteki madde 962

Yürürlükteki Kanunun 876 ncı maddesini karşılamaktadır.

Maddeyle kimlerin taşınır rehni karşılığı ödünç para verme işi ile uğrâbileceği düzenlenmiştir. Yürürlükteki metindeki "hükümetten izin" ifadesi yerine "yetkili makamdan izin" ve "san'atı icra" yerine "işletme" ifadesi tercih olunmuştur.

Tasarı/teklif madde 963

→ yürürlükteki madde 963

Yürürlükteki Kanunun 877 inci maddesini karşılamaktadır.

Madde kaynak Kanunun 908 inci maddesine uygun olarak iki fıkra hâlinde düzenlenmiştir.

Maddeyle, yetkili makamca verilen iznin süresi ve işletme kurallarına uyulmaması hâlinde bunun yaptırımı belirtilmektedir.

Tasarı/teklif madde 964

→ yürürlükteki madde 964

Yürürlükteki Kanunun 878 inci maddesini karşılamaktadır.

Maddeyle taşınır rehni kurulması, rehnedilen taşımım işletmeye teslimi ve karşılığında bir makbuz verilmesi koşuluna bağlanmıştır.

Tasarı/teklif madde 965

→ yürürlükteki madde 965

Yürürlükteki Kanunun 879 uncu maddesini karşılamaktadır.

Madde kaynak Kanunun 910 uncu maddesine uygun olarak iki fıkra hâlinde düzenlenmiştir.

Maddeyle relinin paraya çevirme koşullan ile borçlunun rehin verene karşı ayrıca kişisel olarak sorumlu olmayacağı düzenlenmiştir.

Tasarı/teklif madde 966

→ yürürlükteki madde 966

Yürürlükteki Kanunun 880 inci maddesini karşılamaktadır.

Madde kaynak Kanunun 911 inci maddesine uygun olara üç fıkra hâlinde düzenlenmiştir..

Maddeyle satış bedelinden arta kalan para hakkında yapılacak işlem düzenlenmiş ve bunu isteme hakkımn tâbi olduğu sürenin yûrürlukteld metinden farklı olarak zamanaşımı süresi olduğu belirtilmiştir.

Tasarı/teklif madde 967

→ yürürlükteki madde 967

Yürürlükteki Kanunun 881 inci maddesini karşılamaktadır.

Madde kaynak Kanunun 912 nci maddesine uygun olarak üç fıkra hâlinde düzenlenmiş olup, konu başlığı içeriğe uygun olarak "relinin sona ermesi" şeklinde kaleme alınmıştır.

Maddeyle rehnedenin, rehnedilen taşının makbuzu geri vererek rehinden kurtarma hakkı düzenlenmektedir.

Tasarı/teklif madde 968

→ yürürlükteki madde 968

Yürürlülcteki Kanunun 882 inci maddesini karşılamaktadır.'Madde.

kaynak Kanunun 913 üncü maddesine uygun olarak iki fıkra hâlinde düzenlenmiştir.

Maddeyle ödünç veren işletme sahibinin haklan düzenlenmektedir.

Tasarı/teklif madde 969

→ yürürlükteki madde 969

Yürürlükteki Kanunun 883 üncü maddesini karşılamaktadır.

Maddede geri alım hakkı (bey'i bilvefa) tanınmak suretiyle taşınır eşya satın almayı meslek edinenler hakkmda da taşınır rehni karşılığında ödünç verenlere ilişkin hükümlerin uygulanacağı belirtilmekte ve böylece kanuna karşi hile engellenmektedir.

DÖRDÜNCÜ AYIRIM REHİNLİ TAHVİL

Tasarı/teklif madde 970

→ yürürlükteki madde 970

Yürürlükteki Kanunun 884 Üncü maddesini karşılamaktadır.

Maddeyle taşınmaz rehni karşılığı ödünç verme işiyle uğraşan kredi işletmelerine, sahip oldukları .taşınmaz rehinleri/ ve cari işlemlerinden doğan alacaklarını güvence göstererek, bunlann karşılığı olarak rehinli tahvilat çıkarma olanağı yaratılmaktadır. Yürürlükte metindeki "Hükümetçe tayin edilenler" ifadesi yerine "yetkili makamdan izin alanlar" ifadesi tercih edilmiştir.

Tasarı/teklif madde 971

→ yürürlükteki madde 971

Yürürlükteki Kanunun 885 inci maddesini karşılamaktadır.

Maddeyle alacaklıların rehinli tahvilleri öngören zamandan önce ödenmesini işleyemeyecekleri, bunlann hamile ve nama yazılı olarak çıkanlacağı kuponlannm ise yalnız hamile yazılması olarak düzenlenebileceği öngörülmüştür.

Tasarı/teklif madde 972

→ yürürlükteki madde 972

Yürürlükteki Kanunun 886 ncı maddesini karşılamaktadır.

Maddeyle kimlerin tahvil çıkarma yetkisine sahip olacağı, bu hususta izin vermeye yetkili resmî mercilerin kimler olacağı ve tahvil çıkarma işinin koşullarının tesbitine ilişkin hususların kanunla belirleneceği ifade edilmektedir.

ÜÇÜNCÜ KISIM ZİLYETLİK VE TAPU SİCİLİ BİRİNCİ BÖLÜM ZİLYETLİK

Tasarı/teklif madde 973

→ yürürlükteki madde 973

Yürürlükteki Kanunun 887 nci maddesini karşılamaktadır.

Hüküm değişikliği yoktur. Zilyetlik kavramı düzeltilmiştir.

Tasarı/teklif madde 974

→ yürürlükteki madde 974

Yürürlükteki Kanunun 888 inci maddesini karşılamaktadır.

Hüküm değişikliği yoktur. Ancak madde İsviçre Medenî Kanununun 920 nci maddesine uygun olarak iki fıkra hâlinde düzenlenmiştir.

- 2 6 8- _ t • Birinci ,fikradâ, yürürlükteki metinde yer alan "bir irtifak yahut irtihan hakkı yahut şahsî' hak tevfız etmek" ifadesi yerine "bir sınırlı aynî hak.veya kişisel haklan kurulmasını ya da kullanılmasını sağlamak" ifadesi tercih edilmiştir. Çünkü "sınırlı aynî hak" deyimi hem irtifak hem de rehin haklarını ifade eden tek bir deyimdir. , Aynca'kişisel hakların doğumu değil, kişisel hakların kullanılması için malın teslimi söz konusu olur.

Tasarı/teklif madde 975

→ yürürlükteki madde 975

Yürürlükteki Kanunda ve kaynak İsviçre Medenî Kanununda bu maddeyi karşılayan bir hüküm yoktur. Böyle .bir hükmün yürürlükteki Kânunda bulunmaması, Alman Medenî Kanununda yer alan dolaylı zilyetlik ve dolaysız .zilyetlik aynımı ile İsviçre Medenî Kânunu ve yürürlükteki Kanunda yer alan aslî ve fer'î zilyetlik ayırımlarının bazen birbirine karıştırılmasına yol açmıştır. Oysa bir önceki maddede sözü edilen aslî ve fer'î zilyet aynımı, zilyedin mal üzerinde iddia ettiği hakka göre yapılan bir ayırımdır. Bun&karşıkk dolayh ve dolaysız zilyet aynımı, malın zilyedin fiilî hâkimiyeti altında olup olmaması balonundan yapılmıştır. Bir fer'î zilyet, çoğu kez dolaysız zilyet olmakla beraber bazı hâllerde dolaylı zilyed de olabilir. ' Bu kavramlar gerekli şekilde ayrılmadığı takdirde, kavram kanşıkhğı doğabilir.

Dolaylı ve dolaysız zilyetlik ayırımı, özellikle zilyetliğin korunmasında önem taşır. Çünkü zilyedin kuvvet kullanma hakkından ille önce dolaysız zilyetler yararlanırlar.

Tasarı/teklif madde 976

→ yürürlükteki madde 976

Yürürlükteld Kanunun 889 uncu maddesini karşılamaktadır.

Hüküm değişikliği yoktur. Ancak fiilî hâîdmiyetiri kullanılmasını engellenmesi ve kesilmesi arasındaki farkın anlaşılabilmesi için maddenin ifadesi değiştirilmiştir; -

Tasarı/teklif madde 977

→ yürürlükteki madde 977

Yürürlükteki Kanunun 890 inci maddesini karşılamaktadır.

Madde, zilyetliğin hem teslimle hem de teslim yerine geçen sözleşmeyle devredilmesini düzenlemektedir. Bunların birbirinden farklı olduğunu ifade edebilmek için, yürürlükteki maddenin iki cümlesi birleştirilerek madde tek cümle* hâlinde düzenlenmiştir.

Tasarı/teklif madde 979

→ yürürlükteki madde 979

Yürürlükteki Kanunun '891 inci maddesini karşılamaktadır.

Maddenin başlığı isviçre Medenî Kanununun 923 üncü maddesine uygun hâle getirilmiştir. Teslim zilyetliği edinene yapılıyorsa, 'bunun hazırlar veya hazır olmayanlar arasında olması bir fark yaratmayacağından, bu konu bir önceki maddede düzenlenmiştir.

Bu maddenin önemi, zilyetliğin temsilci vasıtasıyla kazanılmasını düzenlemiş olmasıdır. Madde metni bu konu dikkate .alınarak düzenlenmiştir.

Tasarı/teklif madde 979

→ yürürlükteki madde 979

Yürürlükteki Kanunun 892 nci maddesini karşılamaktadır.

Hüküm değişikliği yoktur. Ancak kaynak Kanunun 924 üncü maddesinin Almanca metni dikkate alınarak maddede ifade düzeltilmesi yapılmıştır.

- 2 6 9- Mnddc 980-Yürürlükteîd Kanunun 893 üncü maddesini karşılamaktadır.

Birinci fıkra, yürürlükteki merinde kullanılan "antrepo*' deyimi ile "umumî mağazalar/'m kastedildiği dikkate alınarak düzenlenmiştir.

İkinci fıkrada ise "iktisap eden" sözü ile "teslim alan"ın ifade edilmek istendiği göz önünde tutularak fıkranın ifadesi buna göre düzeltilmiştir.

Tasarı/teklif madde 981

→ yürürlükteki madde 981

Yürürlükteki Kanunun 894 üncü maddesini karşılamaktadır.

Ancak ikinci fıkrada "şiddetle veya hafiyyen kendisinden alman" ifadesi yerine "rızası dışında, kendisinden alınan" ifadesinin kullanılması uygun görülmüş,, "ctirmti meşhut hâlinde tutulan" biçimindeki ifadenin ceza hukukunun suçüstü kavramı ile karıştırılmasını önlemek için, "eylem çırasında veya kaçarken" ifadesine yer verilmiş, "ahvalin haklı göstermediği cebir ve şiddet kullanmak" ifadesi yerine de, kaynat:

İsviçre Medenî Kanununun 926 ncı maddesinin üçüncü fıkrasının ifadesi de dikkate .alınarak "durumun haldi göstermediği derecede kuvvet kullanmak" ifadesinin kullanılması uygun görülmüştür.

Tasarı/teklif madde 982

→ yürürlükteki madde 982

Yürürlükteki Kanunun 895 inci maddesini karşılamaktadır.

Hüküm değişikliği yoktur.Ancak kaynak Kanunun 927 nci maddesi dikkate alınarak madde üç fikra hâlinde düzenlenmiş ve maddenin "Yedin iadesi" şeklindeki kenar başlığı, içeriğe uygun olarak "Zilyetliğin gasbında daim hakkı" şeklinde değiştirilmiştir;

Tasarı/teklif madde 983

→ yürürlükteki madde 983

Yürürlükteki Kanunun 896 ncı maddesini karşılamaktadır.

Hüküm değişikliği yoktur.Ancak kaynak Kanunun 928 nci maddesine uygun olarak madde ikifikrahâlinde düzenlenmiştir;

Tasarı/teklif madde 984

→ yürürlükteki madde 984

Yürürlükteki Kanunun 897 nci maddesini karşılamaktadır..

Yürürlükteîd metinde, gasp ve saldın öğrenildiği hâlde derhâl dava açılmaz ise, dava hakkının düşeceği ve daha geç öğrenilmiş olsa dahi, gasp ve saldırının meydana geldiği günden itibaren bir yıl geçmekle dava hakkının zamanaşımına uğrayacağı ifade edilmiştir. Ancak bir yıllık sürenin zamanaşımı mı, hak düşürücü süre mi olduğu tartışma konusu olduğundan, maddede, gasp ve tecavüz hâlinde dava haklanın, fiilîn ve failin öğrenilmesinden itibaren iki ay içinde açılabilmesi babnundan daha uygun görülmüş ve gerek bu iki yıllık süreningerek fiil tarihinden itibaren işleyecekbır yıllık sürenin hak düşürücü süre olduğu kabul edilerek, maddenin kenar başlığı Ve metni buna göre yeniden düzenlenmiştir.

Tasarı/teklif madde 985

→ yürürlükteki madde 985

Yürürlükteki Kanunun 898 inci maddesini karşılamaktadır.

Maddenin konu başlığı "Zilyetlik dolayısıyla haklan korunması" biçiminde ifade edilmiştir. Hüküm değişikliği yoktur. Ancak kaynak Kanunun 930 uncu maddesine uygun olarak madde iki fıkra hâlinde düzenlenmiştir.

- 2 7 0- Mndde 986-Yürürlükteki Kanunun 899 uncu maddesini karşılamaktadır.

yürürlükteki maddenin kenar başlığı "Zilyetlik hâlinde karine*' biçimindedir.

Gerek maddenin düzenlemek istediği konu, gerek kaynak İsviçre Medenî Kanununun 931 inci maddesi dikkate alınarak metnin kenar başhğı "Fer'i zilyetlikte kârine" olarak ifade edilmiştir. Hüküm değişikliği yoktur.

Tasarı/teklif madde 987

→ yürürlükteki madde 987

Yürürlükteki Kanunun 900 üncü maddesini karşılamaktadır.

Düzenlemek istediği konu dikkate alınarak maddenin başhğı "Davaya karşı savunma1' biçiminde ifade edilmiştir. Hüküm değişikliği yoktur. Ancak İsviçre Medeni Kanununun 932 nci maddesi dikkate alınarak madde iki fıkra hâlinde düzenlenmiştir.

Birinci fıkrada kaynak Kanunda olduğu gibi "Üstün hakka sahip olduğu karinesine" ifadesine yer verilmiştir.

Tasarı/teklif madde 988

→ yürürlükteki madde 988

Yürürlükteki Kânunun 901 inci maddesini karşılamaktadır.

Yürürlükteki maddenin konu başlığında yer alan "İstihkak davası" deyimi mülkiyete dayanan istihkak davası ile kanştinlmaya elverişli bulunmaktadır. Bu nedenle öğretide bu davaya "menkul davası" adı verilmiştir. Buna uygun olarak maddenin konu başlığında "taşınır davası" ifadesine de yer verilmiştir.

Tasarı/teklif madde 989

→ yürürlükteki madde 989

Yürürlükteki Kanunun 902 nci maddesini karşılamaktadır.

Hüküm değişikliği yoktur.Ancak İsviçre Medenî Kanununun 934* üncü maddesine uygun olarak madde üç fıkra halinde düzenlenmiştir. İkinci fikrada "tacirden" deyimi kaynak Kanunun 934 üncü maddesine uygun olarak metinden çıkarılmıştır.

Tasarı/teklif madde 992

→ yürürlükteki madde 992

Yürürlükteki Kanunun 905 inci maddesini karşılamaktadır.

Hüküm değişikliği yoktur.Ancak kaynak Kanunun 937 nci maddesi dilekate alınarak madde iki fıkra hâlinde düzenlenmiştir.

- Madde 993- Yürürlükteki Kanunun 906 nci maddesini karşılamaktadır.

Hüküm değişikliği yoktur.Ancak birinci fıkranın ifadesi kaynak Kanunun 938 inci maddesinin Almanca metni dikkate alınarak düzeltilmiştir.

Tasarı/teklif madde 994

→ yürürlükteki madde 994

Yürürlükteki Kanunun 907 nci maddesini karşılamaktadır.

Hüküm değişikliği yoktur. Ancak-kaynak Kanunun 939 uncu maddesinin Almanca metni dikkate alınarak düzeltilmiştir.

öte yandan yürürlükteki metinde birinci fikrada iyiniyetli zilyedin tediye zamanına kadar o şeyi hapsedebileceği; ifade edilmişse de, öğretideki egemen görüşe göre, burada bir hapis hakkı değil, alıkoyma hakla söz konusu olduğundan, fıkranın ifadesi bu görüşe uygun olarak düzeltilmiş ve kaynak Kanunun Almanca metni göz - 2 7 1- önflnde tutularak "geri vermekten kaçınabilir." ifadesi tercih edilmiştir. Maddede ildnci.. fıkranın ifadesi de kaynak Kanunun Almanca metni 'dikkate almarak düzeltilmiştir.

.Madde $95- Yürürltikteki.Kanunım 908 inoi maddesini karşılamaktadır.

Hüküm değişikliği yoktur. Ancak kaynak Kanunun 940 mcı maddesi dikkate almarak madde üçfikrahâlinde düzenlenmiştir.

Yürürlükteki methin son cümlesinde "yedinde bulunan şeyin geri iadesi lazım geldiğini bilmediği müddetçe ancak kendi kusuru ile vuku bulan zararlardan mesul olur" biçiminde bir ifadeye yer verilmiştir. Oysa zilyetin iyiniyetli olmaması demek, geri verme ile yükümlü olduğunu bilmesi veya bilmesi gerekmesi demek olduğundan, metindeki bu ifade uygun değildir. 'Kaynak Kanun göz önüne almarak "iyiniyetli olmayan zilyet, şeyi kime geri vereceğini bilmediği sürece" biçiminde düzeltilmiştir.

Tasarı/teklif madde 996

→ yürürlükteki madde 996

Yürürlüktelri Kanunun 909 uncu maddesmîTcarşılamaktadır.

Hüküm değişikliği yoktur. Ancak kenar başlık madde içeriğiyle uygun hâle getirilerek "Kazandırıcı zamanaşımından yararlanma" biçiminde ifade edilmiştir.

İKİNCİ BÖLÜM TAPU SİCİLİ

Tasarı/teklif madde 997

→ yürürlükteki madde 997

Yürürlükteki Kanunun 910 uncu maddesini karşılamaktadır.

Madde metni, kaynak Kanunun 942 nci maddesi dikkate almarak yeniden düzenlenmiştir.

Birinci fikra, kaynak Kanunun Almanca metninde olduğu gibi, taşınmazlar üzerinde haklan göstermek üzere tapu sicili tutulacağım belirtmektedir.

Yürürlükteki Kanunda yer almayan ikinci fıkra, tapu sicilinin unsurlarım düzenlemektedir. Kaynak Kanundan farklı olarak Ülkemizde 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu uyarınca tutulan "Kat mülkiyeti kütüğü"de.bu unsurlar araşma eklenmiştir.

Tasarı/teklif madde 998

→ yürürlükteki madde 998

Yürürlükteki Kanunun 911 inci maddesini karşılamaktadır.

Yürürlükteki madde, tapu siciline "gayrimenkul" olarak * kaydedilecekler '. arasında "madenler"i öngörmektedir. Ülkemizde madenler 6309 sayılı Maden Kanunu ile özel mülkiyet konusu olmaktan çıkarılmış ve Medenî Kanun dışında ayn bir rejime tâbi tutulmuştur. Bu nedenle maddede madenlere yer verilmemiştir. Buna karşılık 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu, kat mülkiyeti kütüğünde ayn sayfalara kaydedilmesini ve böylelikle ayn sayfaya kaydedilen her bağımsız bölümün ayn bir taşınmaz niteliğini kazanmasını kabul etmiş bulunmaktadır. (Kat Mülkiyeti Kanunu, m. 13, f.4).

Bu nedenle, maddede, tapu siciline taşınmaz olarak kaydedilecekler arasında "kat mülkiyetine konu olan bağımsız bölümler1' de alınmış son fikra bunların taşınmaz olarak. kaydedilmesinin kat mülkiyetini düzenleyen özel kanuna tâbi olacağım belirtmektedir. ' Üçüncü fıkrada bağımsız ve süreldi hakların taşınmaz olarak kaydedilmesi için süreklilik şartının ne zaman gerçekleşmiş sayılacağı belirtilmiştir. İsviçre'de bu konu Tapu Sicili Tüzüğünde düzenlenmiştir. Ülkemizde Tapu Sicili Tüzüğüne bu kaydm konulması ihmal edilmiş, ancak 3678 sayılı Kanunla yürürlükteki.Kanunun 751 inci maddesinin üçüncü fıkrasında yapılan değişiklik sonucu, üst hakkının, en az yirmi yıl için tesis edilmişse sürekli sayılacağı, hükme bağlanmıştır. Konunun bütün bağımsız ve bu hükümde sürenin kaynak Kanunda olduğu gibi otuz yıl olarak.belirlenmesi uygun görülmüştür.

Tasarı/teklif madde 1000

→ yürürlükteki madde 1000

Maddenin konu başlığı "Sicilin unsurları" şeklinde düzeltilmiştir.

Kaynak Kanunun tapu kütüğüne ilişkin 945, 946 ve 947 nci maddeleri dikkate alınarak maddenin kenar başlığı "Tapu kütüğü'* olarak ifade edilmiştir.

\ Maddenin birinci füâası, kaynak Kanunun 945 inci maddesinin birinci fıkrası dikkate alınarak düzenlenmiştir.-Böylelikle yürürlükteki Kanunda yer verilmeyen" tapu sicili sisteminin temelmf'oluşturan ve taşınmaza sayfa .açılması ilkesini belirleyen hükme maddede yer verilmiştir.

İkincifikra,yürürlükteki Kanunun 913 üncü maddesin karşılamaktadır. .

Üçüncü ve dördüncü fıkralar, kaynak Kanunun 946 ncı maddesinde yer alan iki fıkrayı karşılamaktadır. Üçüncü fıkrada tapu kütüğünün ayrı sayfasına tescil edilecek aynî haklar- belirtilmiş; dördüncü fıkrada ise, eklentilerin beyanlar sütununa yazılmasına dayanak sağlanmış olmaktadır. • Aynı malike ait taşınmazlara tapu kütüğünde ortak sayfa açılması hakkındaki beşinci fıkra, yürürlükteki Kanuna alınmamış olan kaynak Kanunun 947 nci maddesindeki hüküm örnek alınarak düzenlenmiştir.

Tasarı/teklif madde 1001

→ yürürlükteki madde 1001

Yürürlükteki Kanunda bu maddeyi karşılayan bir hüküm yoktur.

634 sayıb Kat Mülkiyeti Kanununun 11 irici .maddesine göre kat mülkiyetine tâbi bağımsız bölümler- kat mülkiyeti kütüğüne kaydedilmektedir. Bu nedenle maddede tapu sicilinin unsurları arasındaki kat mülkiyeti kütüğüne kaydedilmektedir. Bu nedenle maddede .tapu sicilinin-unsurlan arasındaki kat mülkiyeti kütüğüne de yer verilmiştir. ,

Tasarı/teklif madde 1002

→ yürürlükteki madde 1002

Yürürlükteki Kanunda bu maddeyi karşılayan bir hüküm yoktur.

Oysa kaynak Kanunun 948 inci maddesinde, tescil istemlerinin, şurasına göre derhâl yevmiye defterine, yazılacağı belirtilmiş; 972 nci maddenin ikinci fıkrasında da tescilinin yevmiye defterine yapılan kayıt tarihinden itibaren hüküm ifade edeceği belirtilmiştir.

Kaynak Kanunun 948 inci maddesini karşılayacak bir hükme yürürlükteki Kanunda yer verilmediği için 972 nci maddeyi karşılayan yürürlükteki 930 uncu maddenin ikinci fıkrası da anlamsız hale gelmiştir, öğretide önemle işaret edilen bu aksaklığı gidermek için maddede, kaynak Kanunun 948 inci maddesini karşılayacak bir hükme yer verilmiştir.

- 2 7 3- Msıjde 1003- Yürürlükteki Kanunda bu maddeyi karşılayan bir hüküm yoktur.

Oysa kaynak Kanunun 950 nci'maddesinde .tapu sicilinin en önemli tamamlayıcısı .

unsurlardan biri olan '*plân"a ilişkin hüküm yer almaktadır. Madde, bu hüküm örnek alınarak düzenlenmiştir.

Mnddc 1004- Yürürlükteki-Kanunun 914 üncü maddesini karşılamaktadır.

Taşınmazın tek bir bölgede bulunması durumu düzenlendiğinden, kenar başlık da buna göre düzeltilmiştir.

Tasarı/teklif madde 1005

→ yürürlükteki madde 1005

Yürürlükteki Kanunun 915 inci maddesini karşılamaktadır.

Hüküm değişikliği yoktur. Ancak yürürlükteki maddenin ikinci fıkrası, tek bir cümle halinde düzenlenmiştir.

Tasarı/teklif madde 1006

→ yürürlükteki madde 1006

Yürürlükteki Kanunun 916 nci maddesini karşılamaktadır.

Hüküm değişikliği yoktur. Ancak maddeye "Tapu İdareleri" şeklinde konu başlığı eklenmiş, kenar başlığı "Kuruluş" olarak kaleme alınmıştır.

Tasarı/teklif madde 1007

→ yürürlükteki madde 1007

Yürürlükteki Kanunun 917 nci maddesini karşılamaktadır.

Hüküm değişikliği yoktur. Yürürlükteki maddenin ikinci fıkrasındaki "aledderecat" sözcüğü, özel bir anlamı olmadığından metinden çıkarılmıştır. Ayrıca maddeye bir üçüncü fikra eklenerek Devletin sorumluluğuna ilişkin davaların, tapu sicilinin bulunduğu yer mahkemesinde görüleceği belirtilmiştir. Burada asliye hukuk mahkemesinin görevli mahkeme olması amaçlanmaktadır.

Yürürlükteki Kanunda böyle bir hükmün bulunmaması, - uyuşmazlık mahkemesinin zaman zaman farklı kararlar vererek bu konuda bazen adlî mahkemeleri bazen idare mahkemeleri görevli saymasına yol açmıştır. Maddeye konulan bu hükümle konu açıldığa kavuşturulmuştur.

Tasarı/teklif madde 1008

→ yürürlükteki madde 1008

Yürürlükteki Kanunun 918 inci maddesini karşılamaktadır.

Maddenin konu ve kenar başlıkları devam eden maddeleri de kapsayacak şekilde düzenlenmiştir.

Bu maddeye ait kenar başlıkta ise, aynî hakların tapu kütüğüne yazılması için kullanılan Tescil" sözcüğüne yer verilmiştir.

Madde metninde de yürürlükteki metinden farklı olarak "kayıt" yerine doğru olarak "tescil" deyimi kullanılmıştır.

Tasarı/teklif madde 1009

→ yürürlükteki madde 1009

Yürürlükteki Kanunun 919 uncu maddesmrkarşılamaktadır.

Yürürlükteki merînde şerh verilebilecek kişisel haklara örnek olarak sayılanlar dışında, 6217.sayılı'Kanunla taşınmaz satış vaadi sözleşmesinin şerh verilmesi olanağı tanınmıştır. Bundan başka Ülkemizde yaygın bir uygulaması bulunan arsa payı karşılığı inşaat sözleşmelerinin de şerh verilebileceği Tapu Sicili Tüzüğünde (m. SS/c) belirtilmiştir. Oysa Tüzükteki bu düzenlemenin kanunî bir dayanağı bulunmalıdır. Bu' nedenle örnekler araşma bu sözleşmelerin konulması da uygun görülmüştür.

Maddenin ikinci fıkrasının ifadesi, kaynak Kanunun 959 uncu maddesi göz önünde tutularak düzeltilmiş ve* şerh verilen kişisel hakkın "aynî etki" adı verilen etlcisi açıldığa kavuşmuştur.

Tasarı/teklif madde 1010

→ yürürlükteki madde 1010

Yürürlükteki Kanunun 920 nci maddesini karşılamaktadır.

Yürürlükteki maddenin, birinci fıkrasının (1) numaralı bendindeki, haklann korunmasma ilişkin'mahkeme kararianndan başka, şerh verilebileceği ifade edilen \.

"icrai iddia zumunda müttehaz resmî kararlar" m, bu bentte, yer almasının anlamı bulunmadığı öğretide açıklanmış bulunmaktadır. Bu açıklamalar dikkate alınarak maddede "çekişmeli hakların korunmasma ilişkin mahkeme kararlan" ifadesine yer verilmiştir.

Tasarı/teklif madde 1011

→ yürürlükteki madde 1011

Yürürlükteki Kommınv92 linçi maddesini karşılamaktadır.

- Hüküm değişikliği yoldur. Ancak, kaynak Kanunun 961 inci maddesine uygun.

olarak yürürlükteki maddenin üçüncüfikrasınınilk cümlesi, maddenin ikinci fıkrasına alınmıştır.

Üçüncü fıkrada, amacın en çabuk şeldlde ve sadece dosya üzerinde inceleme yaparak ve gerektiğinde taraflan dinleyerek şerhe karar verme olduğu göz önünde tutularak ifade düzeltilmiştir.

Tasarı/teklif madde 1012

→ yürürlükteki madde 1012

Yürürlükteki Kanunda bu maddeyi karşılayan bir hüküm yoktur.

Ancak konu Tapu Sicil Tüzüğünün 60 ilâ 64 üncü maddelerinde düzenlenmiştir. Oysa Tüzükteki bu hükümlerin .kanunda bir dayanağının bulunması gerekir. Nitekim konu, kaynak Kanunun 962 nci. maddesinde Kantonlara yapılan bir atıf tarzında düzenlenmiştir. Ayrıca eklentilerin beyanlar sütununa kaydedilmesi de kaynak Kanunun 946 nci maddesinde bir fıkra olarak yer almıştır.

Tescil ve şerhlerde olduğu gibi beyanlar sütununa kayıt hususunda da bir madde konulması uygun bulunmuştur. Maddenin birinci fıkrasında, bir taşınmazın eklentisinin beyanlar sütununa kaydedilmesi ve bu kaydın terkini sorununa ilişkin kurala yer verilmiştir. İkinci fıkrada, kamu hukukundan doğan kısıtlamaların beyanlar sütununa yazılmasının ve bu sütuna yazılabilecek diğer hususların Tüzükle belirleneceği açıklanmıştır. Böylece tüzük hükümlerine dayanak sağlanmış olmaktadır.

Beyanlar sütununa kaydedilebilecek hususlar Medenî Kanunda ve Tapu Sicili Tüzüğünde öngörülenlerden ibaret değildir. Bu sebeple maddeye özel kanun hükümlerinin saklı olduğunu belirten bir Üçüncü fıkra eldenmiştir.

Tasarı/teklif madde 1013

→ yürürlükteki madde 1013

Maddenin ilk iki fıkrası yürürlükteki Kanunun 922 nci maddesini karşılamaktadır. Bu fıkralarda hüküm değişikliği yoktur. Maddeye eklenen üçüncü fıkra ise, aynî haklann tescilden önce edinildiğî hallerde yapılacak açıklayıcı tescile ilişkin istemi düzenlemekte ve yürürlükteki Kanunun 642 nci maddesinin ikinci fıkrasını karşılamaktadır. Maddenin, konu başlığı kendisinden sonra gelen maddeleri de içerecek şekilde "Tescilin ve terkinin koşullan" şeklinde düzenlenmiştir.

- 2 7 5- Mad'de 1014- Yürürlükteki Kanunun 923 üncü maddesini karşılamaktadır.

Yürürlükteki metinde yanlış olarak, bir tescilin taşınmaz malikinin yazılı beyanı üzerine terkin edileceği belirtilmiştir. Bu hüküm yazılı olduğu biçimde uygulanırsa, bir taşınmaz maliki, taşınmaz üzerinde başkası lehine kurulu bulunan bir irtifak veya rphia hakkım kolayca terkin ettirebilecektir. Kaynak Kanunun 964 üncü maddesine göre ise, bir tescilin terkin edilmesi veya değiştirilmesi için, bu knyduı kendilerine hak sağladığı kimselerin yazılı beyanı gereklidir. Maddenin ifadesi bu esas uyarinca düzeltilmiştir.

Yürürlükteki Kanunun ikinci fıkrasında yer alan, "Hak sahiplerinin sicile vazedecekleri imza, bu beyan yerine kaim* olu?' biçimindeki hüküm, Ülkemizde • uygulama yeri olmadığından, maddeye alınmamıştır.

Tasarı/teklif madde 1015

→ yürürlükteki madde 1015

Yürürlükteld Kanunun 924 üncü maddesini karşılamaktadır.

Hüküm değişikliği yoktur. Ancak kaynak Kanunun 965 inci maddesine uygun olarak madde üç fikra hâlinde -düzenlenmiştir. Yürürlükteld maddenin iîdnci fıkrasındaki 'temliki tasarruf hakla" deyimi yerine maddede "tasarruf yetkisi" deyimi kullanılmıştır.

Tasarı/teklif madde 1016

→ yürürlükteki madde 1016

Yürüıiükteld Kanunun 925 inci maddesini karşılamaktadır.

Yürürlükteki metinde yanlış olarak hukukî sebebe ilişkin belgenin tamamlanması gereken hallerde geçici tescil şerhi verilebileceği imde edilmiştir.

Kaynak Kanunun 961 inci maddesine göre geçici tescil şerhinin, tasarruf yetkisini1.

belirten belgenin tamamlanması gereken hâllerde söz konusu olacağından bu doğrultuda maddenin ikincifikrasıyeniden düzenlenmiştir.

. Madde 1017- Yürürlükteki Kanunun 926 ncı maddesini lmrşdamaktadır.

Hüküm değişikliği yoktur! Ancak kaynak Kanunun 967' nci maddesine uygun olarak madde üç fıkra hâlinde düzenlenmiş, maddeye, içeriğine ve devam eden maddeye göre "Tescilin biçimi"' şeklinde konu başlığı eklenmiştir.

Tasarı/teklif madde 1018

→ yürürlükteki madde 1018

Yürürlükteki Kanunda bu maddeyi karşılayan bir hüküm yoktur.

Konu, kaynak Kanunun 968 inci maddesinde düzenlenmiştir. Bu eksikliğin giderilmesi için, taşınmaz lehine kurulan irtifaldardald tescile ilişkin özel hükme bu maddede yer verilmiştir.

Tasarı/teklif madde 1019

→ yürürlükteki madde 1019

Yürürlükteki Kanunun 927 nci maddesini karşılamaktadır.

Hüküm değişikliği yoktur. Ancak kaynak Kanunun 969 uncu maddesine uygun olarak madde ikifikrahâlinde düzenlenmiştir.

Mndde 1020-Yüriirlükteki Kanunun 928 inci maddesini karşılamaktadır.

Hüküm değişikliği yoktur. Ancak kaynaft Kanunun 970 inci maddesine uygun olarak madde .Üç fıkra hâlinde düzenlenmiştir. Ayrıca kaynak Kanun dikkate alınarak ikinci fıkrada yürürlükteki metinde yer alan "Alakası olduğunu ispat eden" ifadesi yerine "İlgisini inanılır kılan" ifadesi; üçüncü fıkrada yürürlükteki metinde yer alan - 2 7 6- "tapu sicilinde mukayyet olan bir keyfiyetin kendisine, meçhul olduğu", ifadesi yerine de "tapu sicilindeki bir kaydı bilmediğini" ifadesine yer verilmiştir.

Tasarı/teklif madde 1021

→ yürürlükteki madde 1021

Yürürlükteki Kanunun 929 uncu maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesindeki hükmü karşılamaktadır. Yürürlükteki Kanunda yer alan ikinci ' cümle, tescille, kurulan aynî haklan içeriğinin belirlenmesine ilişkin olduğundan, bu hükme tescilin sonuçlan hakkındakM022 nci maddede yer verilmiştir.

Tasarı/teklif madde 1022

→ yürürlükteki madde 1022

Yürürlükteki Kanunun 930 uncu maddesini karşılamaktadır.

Yürürlükteki metnin ikinci fıkrasında, tescilin hükmünün İcayıt tarihinde başlayacağı ifade edilmiştir, öğretide belirtildiği ve Icaynak Kanunun 972 ncimaddesinde açıklandığı üzere, bununla amaçlanan tescilin etkisinin yevmiye defterine yapılan kayıt tarihinde başlayacağıdır. İkinci fıkra bu esasa göre yeniden düzenlenmiştir.

Yürürlükteki metinde, tescilin aynî hakkın içeriğini belirleme bakımından, . etkisini düzenleyen hükme, bu konuyu düzenleyen 1021 inci maddede yer verilmiştir.

Oysa tescilin aynî haklan içeriğini belirlemesi betonundan etkisi, tescilin yapılmasının bir sonucu olduğuna göre, bu hükme maddenin üçüncü fıkrasında yer verilmesi uygun görülmüştür.

Tasarı/teklif madde 1023

→ yürürlükteki madde 1023

Yürürlülçteld Kanunun 931 inci maddesini karşılamaktadır.

Hüküm değişikliği yoktur.

Madde İ024- Yürürlükteki Kanunun 932 nci maddesini karşılamaktadır.

Hüküm değişikliği yoktur. Ancak kaynak Kanunun 974 üncü maddesi dikkate alınarak madde üç fıkra halinde düzenlenmiştir.

Modrk.l025r Yürürlükteki Kanunun 933 üncü maddesini karşılamakladır.

Hüküm değişikliği yoktur. Ancak kaynak Kanunun 9'75 inci maddesi dikkate alınarak madde iki fıkra halinde düzenlenmiştir. İkinci fıkrada iyimyetli üçüncü kişilerin saldı olan haklarının aynî haklar olduğu konusuna açıklık getirilmiştir.

Tasarı/teklif madde 1026

→ yürürlükteki madde 1026

Yürürlükteki Kanunun 934 üncü maddesini karşılamaktadır.

Hüküm değişikliği yoktur. İkinci fıkrada itiraz süresinin, itiraz edecek olan ilgiliye işlemin tebliği tarihinden itibaren başlayacağı açıklanmıştır.